Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Merkezi idare olarak Antalya’ya bugüne kadar her türlü desteği vermeye çalıştık, yatırımlarda hiçbir şekilde Antalya’yı ihmal etmedik. Tam aksine bütün gücümüzle destek olduk. Cumhurbaşkanı’mızın Antalya’ya olan ilgisini, sevgisini herhalde buradaki herkes görüyordur, takdir ediyordur.” dedi.
Yılmaz, Antalya’nın Kemer ilçesindeki bir otelde düzenlenen “İş Dünyası ve Kanaat Önderleri Buluşması” programına katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türkiye’ye geçen yıl 57 milyondan fazla yabancı turist geldiğini ve bunun 16 milyondan fazlasının Antalya’da misafir edildiğini belirterek, böylece Antalya’daki en yüksek rakama ulaşıldığını söyledi.
Turizmin çok kıymetli bir sektör, Antalya’nın da turizmin başkenti olduğunu ifade eden Yılmaz, Antalya’nın özellikle örtü altı denilen tarımda, seracılıkta öncü illerden biri olduğunu ve çok önemli bir katma değer ürettiğini kaydetti.
Yılmaz, yeni organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleriyle Antalya’nın sanayide de adından söz ettirir hale geldiğini dile getirerek, ayrıca araştırma, geliştirme, teknolojik bazı yatırımlar noktasında Antalya’nın iyi bir yolda olduğunu ifade etti.
“Merkezi idare olarak Antalya’ya bugüne kadar her türlü desteği vermeye çalıştık, yatırımlarda hiçbir şekilde Antalya’yı ihmal etmedik. Tam aksine bütün gücümüzle destek olduk. Cumhurbaşkanı’mızın Antalya’ya olan ilgisini, sevgisini herhalde buradaki herkes görüyordur, takdir ediyordur” diyen Yılmaz, Antalya’da ulaştırma sektöründen hastanelere, üniversitelere, barajlardan göletlere yatırımlar yaptıklarını, Expo gibi uluslararası fuarların da bu vesileyle gerçekleşen yatırımlar olduğunu söyledi.
Projeleri anlattı
Yılmaz, gelecek dönemde de Antalya’ya ilişkin çok önemli projelerinin bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Kara yollarında Alanya-Gazipaşa 5. Bölge Hududu projesine bu sene 800 milyon lira ödenek ayırdık. Devam eden bir projemiz, yaklaşık tutarı 6,6 milyar, 74 kilometre uzunluğunda. Diğer taraftan yine Korkuteli-Çavdır Ayrımı-Fethiye-Kalkan Ayrımı projesine 700 milyon lira ayırdık. Antalya-Burdur Ayrımı-Kızılkaya-Korkuteli-Elmalı-Finike projesi için 540 milyon lira ödenek ayırdık. Kalkan-Fethiye 2. Bölge Hududu projesine 390 milyon lira ayırdık. Alanya Ayrımı-Hadim projesi için 320 milyon lira ayırdık. Manavgat-Alanya Ayrımı-Akseki 3. Bölge Hududu için 300 milyon, Taşkent-Alanya Ayrımı-Sarıveliler projesine 173 milyon lira ayırdık. Bunlar sadece 2024 yılı için ayırdığımız ödenekler ve yürüttüğümüz çok önemli kara yolu projeleri.”
Kara yolunda en önemli projelerinin Alanya-Antalya otoyolu olduğunu bildiren Yılmaz, bu projeyi kamu özel işbirliği olan yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştireceklerini, ihalesinin yapıldığını aktararak, otoyolun toplam uzunluğunun 119 kilometre, 84 kilometresinin 3 gidiş 3 geliş şeklinde olacağını söyledi.
Yılmaz, Antalya Havalimanı dış hatlar terminaline yeni ilaveler yaptıklarını, bu projenin 750 milyon avro değerinde olduğunu anlatarak, bunun bitirilmesiyle 35 milyon yolcu-yıl kapasitesine sahip olan havalimanının 80 milyon yolcuyu ağırlayacak hale geleceğini, bunun da turizm açısından önemli olduğu ifade etti.
Antalya’nın aynı zamanda Türkiye’nin çok önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğunu hatırlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Geçen yıl sadece Antalya ilinde toplam 402 milyon lira destekleme ödemesi yapmışız çiftçilerimize. Bunun dışında da yaptığımız birçok projeler var. Antalya içme suyu ikinci merhale projesi 3,7 milyarla yatırım programımızda yer alıyor. Toplam proje bedeli 7,9 milyar olan yaklaşık 8 milyar bedele sahip 9 adet müstakil sulama projesini gerçekleştiriyoruz. Bunlar da programımızda yer alan yatırımlar. Ayrıca yaklaşık 2,2 milyar bedelinde 7 adet gölet çalışması yapıyoruz. Bunlar da Antalya’nın bereketine bereket katacak inşallah. Ayrıca bahsettim sanayide de iyi gidiyor Antalya. Manavgat OSB’nin altyapı çalışmalarını sürdürüyoruz, devam ettiriyoruz. Başka birtakım organize sanayi bölgelerine sanayi bakanlığımız birtakım izinler veriyor, projeler yapıyor ve çalışmalar yürütüyor.”
Akdeniz Üniversitesinin bir marka üniversite olduğunu ifade eden Yılmaz, üniversitenin özellikle sağlık alanında, dünyada ses getiren birtakım projelere imza attığını, kurdukları Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi ile de sağlık altyapısının güçlenmiş olacağını söyledi.
Yılmaz, Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya’da yürütülen toplam yatak kapasitesi 1130 olan 8 adet ikinci basamak yatırımın olduğunu, yatırım programı kapsamında 2 ağız diş sağlığı tesisi, 2 AMATEM, 34 birinci basamak sağlık projesinin yer aldığını belirtti.
Antalya Şehir Hastanesi’nin ilin uzun zamandır özlemini çektiği bir proje olduğunu, projenin devreye girmesiyle Antalya’nın sağlıkta çok farklı bir yere geleceğini ve bu projelerle sağlık turizmine de aynı zamanda bir altyapı oluşturulduğunu vurgulayan Yılmaz, bu projenin bedelinin ise 9,7 milyar Türk lirası olduğunu ifade etti.
Özellikle antik kentlerin ihyasına dönük çalışmalara hız verdiklerini, Side Antik Kenti Bakım Onarım ve Çevre Düzenlemesi Projesi’nin 340 milyon lirayla yatırım programında yer aldığını dile getiren Yılmaz, Perge Antik Kenti ve Alanya Atatürk Evi Restorasyonu çalışmasına ciddi bir kaynak tahsis ettiklerini kaydetti.
Akseki Kentsel Tasarım ve Tarihi Kent Dokusunun Sağlıklaştırılması Projesi ve Antalya İbradı İlçe Halk Kütüphanesi yapım işinin kültür turizmi programlarında bulunduğunu aktaran Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Halk plajlarına da önem veriyoruz. Buradaki otel sahipleri takdir ederler ki halkımızın da plajlardan faydalanması lazım. Bu projemize de halkın çok büyük ilgisi oldu doğrusu, çok büyük memnuniyeti oldu. Dolayısıyla bu projeyi de sürdürüyoruz. Şu anda 45 milyon bedelle Manavgat Ilıca Mahallesi Halk Plajı, 25 milyon proje bedeliyle Kemer Tekirova Mahallesi Halk Plajı, 50 milyon proje bedeliyle Manavgat Sorgun Mahallesi Halk Plajı, 15 milyon bedelli Belek Halk Plajı Çevre Düzenleme ve diğer projelerimiz devam ediyor. Halk plajları kapsamında yöresel ürün satışı, çocuk parkları, bisiklet ve yürüyüş yolları da yer alıyor. Dolayısıyla halkımız için gerçekten Antalya’da yaşayan insanlar için turistlerin faydalandığı imkanlardan, halkımızın da daha fazla faydalanması adına çok önemli bir proje olduğunu ifade etmek isterim. Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ni de programımıza almış durumdayız.”
(Sürecek)
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ” Antalya’nın kaybedecek 5 yılı daha yok. Antalyalı hizmet bekliyor. Lafla olmuyor bu işler.” dedi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden zaferle çıkacaklarına inandığını belirtti.
Yılmaz, adayları Hakan Tütüncü’nün belediyeciliği lafla değil icraatla yaptığını söyledi.
Tütüncü’nün Kepez’de elde ettiği tecrübelerle büyükşehir belediye başkanı olarak hizmetlerini katlayacağını ifade eden Yılmaz, Tütüncü’nün projelerinin takipçisi ve destekçisi olduklarını kaydetti.
Belediyenin reklam ve algı yeri olmadığını, millete hizmet edecek bir yer olduğunu vurgulayan Yılmaz, adayları Tütüncü’nün kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışla birlik siyaseti izlediğini dile getirdi.
Merkezi idare olarak 2002’den bu yana her zaman Antalya’nın yanında olduklarının altını çizen Yılmaz, “Antalya’ya yollar yaptık, havalimanları inşa ettik. Bugün de 1500 yataklı şehir hastanesi açılacak. Bu hastane ile Antalyamız sınıf atlayacak. Ulaşımda da Antalya- Alanya otobanı ihale edildi. Büyük bir kısmı 3 geliş ve 3 gidiş şeklinde modern bir yolu kente kavuşturuyoruz. EXPO’dan raylı sistemlere kadar birçok hizmete Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde kentte imza attık. Bundan sonra da aynı anlayışla devam edeceğiz.” diye konuştu.
Antalya’nın geçen yıl turizmde rekorlar kırdığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Antalya’da 16 milyon, Türkiye genelinde de 57 milyonu aşkın turist ağırladık. Geçen yıl 54 milyar dolar gelir elde ettik. Bu yıl hedefimiz 60 milyon dolar. Antalya, bu yıl da turizmde öncü ilimiz olacak. Antalya aynı zamanda önemli bir tarım kenti. Örtü altı tarımcılık başta olmak üzere geçen yıl çiftçilerimize 400 milyondan fazla destek verdik. Tarımı daha da ileriye taşıyacağız. Planlı tarım kavramı çerçevesinde tarımdaki desteklerimizi çok daha sistemli ve etkili hale getirmek için çalışıyoruz.”
Cevdet Yılmaz, sağlığı, turizmi ve tarımıyla Antalya’yı “Türkiye Yüzyılı”nın öncü şehirlerinden yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Güçlerini milletten aldıklarını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bütün bu çalışmaların merkezi idare ve yerel yönetim olarak çok daha güçlü bir şekilde hayata geçmesi için 31 Mart’ta Antalya’yı Cumhur İttifakı renkleriyle boyamaya kararlı mıyız? Antalya’nın kaybedecek 5 yılı daha yok. Antalyalı hizmet bekliyor. Lafla olmuyor bu işler. Laf üstüne laf değil taş üstüne taş koyacak mıyız? Sosyal medyada, medyada oluşturulan algılara bakmayacağız. Sadece sosyal medya ile bu işler olmaz. Onu da kullanalım ama asıl olan yüz yüze konuşmaktır. Bu yapıldığı sürece Antalya’da 1 Nisan sabahı zafere ulaşacağız. Sonrasında kutlamalarla vakit geçirmeden işe koyulacağız. Merkezi idare ve yerel yönetim gönül ve akıl birliği içinde ortak bir şekilde uyum içinde Antalya’ya hizmet edeceğiz. Siyasetimiz eser ve hizmet siyaseti. Siyasetimiz, halkın ihtiyaçlarını karşılama, refahını arttırma siyaseti.”
Asrın felaketi depremi yaşadıklarını, sınırların ötesinde terörle mücadele ettiklerine dikkati çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Depremin yaralarını sarıyoruz. Siyasi istikrarımız olmazsa güçlü bir liderimiz olmazsa bunları yapamazdık. Tüm gücümüzle ülkemizin daha ileriye gitmesi için gayret ediyoruz. Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. İstihdamımız 32 milyonu aştı, ekonomi büyüklüğümüz tarihimizde ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini geçti. Şimdi daha büyük hedeflere yürüme, ‘Türkiye Yüzyılı’ zamanı. Ülkemizi en gelişmiş 10 ülke arasına sokma hedefimizi adım adım hayata geçireceğiz. Savunma sanayiinde geldiğimiz yeri görüyorsunuz. İhracatımız, turizm ve tarımımızda bütün ülkemizin gücünü kullanarak, 85 milyonun gayretiyle, alın teriyle, 81 ilin potansiyelini en yüksek düzeyde değerlendirerek ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Kalkınma, demokrasi yerelden başlar. Bu nedenle yerel seçimler önemli. ‘Türkiye Yüzyılı’nı merkezi idare ve yerel yönetim olarak el birliğiyle kuracağız.”
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ukrayna ve Rusya çatışması için barışçıl bir çözüm bulunabilirse Gazze’deki felakete bir çözüm bulunabilirse Afrika’da istikrar sağlanabilirse bu tarz çeşitli bölgelerdeki bu jeopolitik sorunlar çözülebilirse bunun ticarete ve ekonomiye yansımalarının da olacağı aşikar.” dedi.
Cevdet Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu’nda “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, küresel ticaretin yavaşladığını belirterek, pandemi ve jeopolitik gerilimlerin bunda rol aldığını, dünya genelinde ise refahın olumsuz etkilendiğini söyledi.
İkinci dünya savaşından sonra dünyada yeni gelişmelerin ortaya çıktığını, küresel yapıların değiştiğini, üretimin batıdan doğuya kaymaya başladığını ifade eden Yılmaz, uluslararası kurumların yeni gerçeklere göre kendini güncelleyemediğini, dünyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesinden, ekonomik olarak da ise yediden büyük olduğunu kaydetti.
Yılmaz, bu sorunların ikili ve bölgesel işbirlikleriyle ele alınabileceğini dile getirerek, “İnsanlık olarak her zaman elimize fırsatlar geçiyor, bu sorunları çözme anlamında. O yüzden de olumsuz bakmamak, kötümser olmamak gerekiyor. Geleceğe bakmamız ve bu sorunları ele almaya yönelik yenilikçi yöntemlerin peşinden koşmamız gerekiyor. Bu yüzden de ikili ve bölgesel ilişkilerin bu anlamda önemli bir gündem maddesi olacağını düşünüyorum. Türkiye olarak da bizler komşuluk ilişkilerimizi geliştirmeyi bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu bağlantısallığı artırmak adına fiziksel altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra aynı zamanda düzenlemelerin de basitleştirilmesi, kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Yasamaya yönelik düzenlemelerin de daha basit hale getirilmesi gerekiyor ki böylelikle ikili ve bölgesel işbirliği potansiyelini değerlendirebiliriz. Bu ikili ve bölgesel işbirliklerinin, yeni bir küresel ortamın peşinde koşmamızı da engellememesi gerekiyor. Dünyanın bağlantısallığının arttığı bir dönemdeyiz. O yüzden de bu ikili ve bölgesel işbirlikleri devam ederken yeni bir küresel ortamın, yeni bir küresel çerçevenin oluşturulması için de çalışmaya devam etmek durumundayız. Burada daha dengeli, daha adil bir ortam yaratılması için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Çünkü küresel sorunların içerisinde iklim değişikliğinin de bulunduğu pek çok sorunla karşı karşıyayız.”
“Diplomasi ekonomi için de çok önemli”
Yılmaz, ülke içinde politik istikrar ve inanılırlık olmadan ulusal, bölgesel ve küresel anlamda başarılı olunamayacağını vurgulayarak, Türkiye son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyürken, dünya ekonomisinin yüzde 3,6 büyüdüğünü, bunun siyasi istikrar, öngörülebilir politikalar, yurt içindeki güvenlik ve emniyet sayesinde başarıldığını kaydetti.
Enflasyonla mücadele politikalarının, sadece ekonomik öngörülebilirlik anlamında değil kalıcı ve sürdürülebilir bir sosyal refah için de önemli olduğuna işaret eden Yılmaz, uygun politikalarla hem enflasyonla mücadele edilip hem de kalıcı büyümenin sağlanabileceğini ifade etti.
Yılmaz, bunun için politik ekonomi görüşünün olmasını gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü politika ekonomi ve ticareti etkiliyor. Ticaret ve ekonomi de siyaseti etkiliyor. Dolayısıyla bu ikisi arasında sürekli bir etkileşim var. Ukrayna ve Rusya çatışması için barışçıl bir çözüm bulunabilirse Gazze’deki felakete bir çözüm bulunabilirse Afrika’da istikrar sağlanabilirse bu tarz çeşitli bölgelerdeki bu jeopolitik sorunlar çözülebilirse bunun ticarete ve ekonomiye yansımalarının da olacağı aşikar. Tabii bu arada diplomasiye ihtiyacımız var, savaşa değil. Çünkü savaş hiç kimseye bir şey kazandırmaz ama barış herkese kazandırır. O yüzden biz bunu Kafkasya’da da görmek istiyoruz. Afrika’da da Orta Doğu’da da dünyanın her yerinde görmek istiyoruz. Hem insani nedenlerden ötürü hem de ekonomik büyüme ve bütün dünyanın refahı için. Dolayısıyla diplomasi sadece siyaset için değil aynı zamanda ekonomi için de çok önemli. Bu çünkü ikili bir etkileşim.”
Türkiye ile ABD ve Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde fırsatlar bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye’nin Gümrük Birliği üyesi olduğunu, ama çok ciddi vize problemleri yaşadığını vurgulayarak, “Eğer ticareti ve ekonomiyi desteklemek istiyorsak insanların hayatını kolaylaştırmamız gerekiyor. Özellikle iş insanlarının, öğrencilerin, kültür sanat sektörlerindeki kişilerin.” şeklinde konuştu.
Yılmaz, Gümrük Birliği anlaşmasının da yenilenmesi gerektiğine dikkati çekerek, bunun yenilenmesi durumda AB’nin geleceğine ve Türkiye-AB ilişkilerine fayda sağlayacağını dile getirdi.
Dünyadaki teknolojik gelişmelerin çok hızlı yaşandığını aktaran Yılmaz, artık sadece ürünlerin değil, hizmetlerin ve soyut varlıkların ticaretinin de söz konusu olduğunu, birbirlerinden çok uzakta olan ülkelerin, dijital altyapılarla aralarındaki ticareti geliştirebildiğini, bunu destekleyecek bir takım akıllı kanunların yapılması gerektiğini kaydetti.
]]>
Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, garantörlük meselesini, İsrail’i verdiği sözleri tutmaya yönlendirecek bir mekanizma olarak düşündüklerini belirtti.
Yılmaz, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
ADF’nin önemine dikkati çeken Yılmaz, “Antalya Diplomasi Forumu, dünyadaki diğer benzerlerinden, kendisini ‘konuşulamayan konuları konuşan, mazlumların, mağdurların sesi olan ve şu anda özellikle kuzey ülkelerinin kendi içinde oluşturduğu bir yankı odasında konuşulmasına izin verilmeyen konukların ve konuların ağırlandığı bir yer olarak’ öne çıkaran bir platform.” dedi.
Yılmaz, ADF’de, Münih, Halifax, Berlin, Londra ya da Washington’da görülmeyecek tartışma konularının ve katılımcıların bulunduğunu dile getirdi.
ADF’de Afrika, Latin Amerika, Asya ve Avrupa’dan gelen çok değerli isimlerin bulunduğunu aktaran Yılmaz, ADF’nin, Türkiye’nin sorunlarına ülkenin bulunduğu yerden bakan bir misyonla yeniden yapılandırıldığını ve konumlandırıldığını ifade etti.
Forumun “bölgesel sahiplenmeyi öne çıkaran bir platform” olmaya devam edeceğini belirten Yılmaz, dünyanın farklı yönlerinden gösterilen teveccühün memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Dünya düzeninin gittiği yönün ve dünyada yaşanan diğer sorunların yeterince gündeme gelmediğini anlatan Yılmaz, ADF’nin bu sorunların gündeme getirileceği bir platform olarak formüle edildiğini bildirdi.
Garantörlük mekanizması
Yılmaz, üç farklı panelde üç konuya odaklandıklarını, bunlardan birincisinin “garantörlük mekanizması” olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü Gazze konusundaki en temel sorun, İsrail’in üzerine herhangi bir yaptırım ya da herhangi bir ağırlık konulamaması, İsrail’in belli hareket tarzlarına yönlendirilememesidir. O yüzden de garantörlük meselesini, biz Türkiye olarak, Türk Dışişleri olarak, bu soruna çözüm olabilecek, İsrail’in verdiği sözleri tutmak için üzerinde etki oluşturabilecek, bir şekilde İsrail’i verdiği sözleri tutmaya yönlendirecek bir mekanizma olarak düşünüyoruz.”
Garantörlük mekanizmasını tartışmak üzere dünyadan 8 ayrı uzmanı bir araya getirdiklerini söyleyen Yılmaz, ortaya çıkacak görüşlerin gelecek süreçte nasıl daha detaylı işlenebileceğini değerlendireceklerini belirtti.
Yılmaz, ikinci panelde, Gazze’de devam eden katliamlardan sonra dünyada nasıl bir Filistin vizyonu olması gerektiğini ve bu sorunun alışılmış çerçevenin dışında nasıl tartışılabileceğini konuştuklarını bildirdi.
Güney Afrika’dan katılan panelistin “apartheid rejim” tecrübesini anlattığını kaydeden Yılmaz, panelistin Güney Afrikalı lider Desmond Tutu’ya referans vererek Gazze’deki durumun Güney Afrika’dakinden çok daha kötü olduğunu dile getirdiğini aktardı.
“Filistin sorunu, özellikle İsrail’in 1948’de kurulmasından beri yeni dünya düzeninin tam olarak üzerine kurulduğu sistemdir.” diyen Yılmaz, bu sebeple söz konusu soruna çözüm üretilemediğini söyledi.
Yılmaz, “Bir başka panelimiz de yine dünyanın önde gelen akademisyenlerinden oluşan bir panel olacak. Bu da şu andaki dünya düzeninin neden adalet üretemediğini, neden mazlumların, mağdurların hakkını koruyamadığını, daha adil bir dünyanın nasıl mümkün olabileceğini, dünya düzeninin nasıl dönüşebileceğini anlatan farklı bir panel olacak.” ifadelerini kullandı.
“(Kanıt) Görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip”
AA’nın, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, “Öncelikle bu konunun son derece önemli olduğuna elbette inanıyorum.” dedi.
Yılmaz, görsel teoride bir fotoğrafın “sanat”, “belge” ve “delil” işlevine sahip olduğunu kaydetti.
Fotoğrafın, hukuki anlamda bir dava yürürken delil olma durumunun teorik olarak tartışıldığını ve bunun çok az örneği bulunduğunu belirten Yılmaz, “Anadolu Ajansı şu yaptığı çalışmayla aslında diğer iki işlevin yanında, belki de en önemlisi olan, hem bizim için hem hayatımız için hem dünya için, insanlık için en önemli fonksiyonlarından biri olan fotoğrafın delil olma işlevini, hukuki bir delil olma işlevini burada inanılmaz iyi bir şekilde kanıtladı.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bence Anadolu Ajansının bu yaptığı iş, Kanıt kitabı ve bunun işlevi sadece hukuk alanında, sadece uluslararası ilişkiler anlamında değil, aynı zamanda görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip. Onun için de Anadolu Ajansını tebrik ediyorum, teşekkürlerimi, şükranlarımı iletiyorum.”
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerine ilişkin, “1 Nisan sabahı Allah’ın izniyle bu yarışın, bu koşturmanın, bu mücadelenin galibi AK Parti olacak.” dedi.
Yılmaz, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin yaklaşmasıyla ülkenin de seçim havasına girmeye başladığını söyledi.
Bunu sokaklarda, meydanlarda ayrıntılı bir şekilde hissetmeye başladıklarını anlatan Yılmaz, “Ben de 3 gündür Samsun’dayım. Samsunumuzda ilçelerimizde seçimin heyecan ve dinamik hareketliliklerini hissediyoruz. Ama çok daha önemlisi İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, büyük şehirlerimizde AK Partimizin çok büyük iddiası var.” dedi.
Halkın, kimin samimi ve içten olduğunu bildiğini anlatan Yusuf Ziya Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kazasız belasız olsun. Rekabet, siyasetin rekabeti ölçeğinde kalsın, incitici, kırıcı, aşağılayıcı dil olmasın. Herkes yapacağı işleri anlatsın. Seçildiği takdirde o şehirlere kazandıracakları inandırıcı projeleri konuşanların kimler olduğunu zaten milletimiz çok iyi bilir. Halkımız şeyi bilir, yani kimin ne kadar içten ve ne kadar samimi, ne kadar, insanların gözünün içine bakarak konuşup konuşmadığından hemen anlar. Yani ‘bu yandan çarklı’ der, ‘bu konuşuyor ama aklı başka yerlerde’ der, samimiyetini sorgulamaya başlar. Ben yıllardır bu seçim kampanyalarında içten ve samimi olanın kazandığını gördüm. Niyeti halis olanın akıbetinin de hayır olduğunu gördüm. Bizim niyetimiz çok halis, akıbet de hayır olacak inşallah. 1 Nisan sabahı Allah’ın izniyle bu yarışın, bu koşturmanın, bu mücadelenin galibi AK Parti olacak. Cumhurbaşkanımız olacak, genel başkanımız olacak, Allah’ın izniyle… Biz, kendimizi, Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı yerelde hizmet belediyeciliği kampanyasını sindirmiş, içselleştirmiş, onu sadece sözle değil, hakikaten sahada, eylemlerde, hareketlerde veya aksiyonlarda ve projelerde benimsemiş olan bir siyasi hareketin mensupları olarak hissediyoruz.”
AK Parti’nin aday belirleme süreci hakkında da bilgi veren Yılmaz, “Bizim adaylarımızın belirlenmesi sürecini tamı tamamına millet belirledi. Biz millete sorduk, yani öyle kuru kuruya da yapılmış olan saha anketleriyle de değil, sahada bizzat arkadaşlarımızı, farklı şehirlerde yani kimsenin tanımadığı arkadaşlarımızı şehirlere gönderip, orada esnafla çarşıda, pazarda, bakkalda, kasapta, kuyumcuda ve berberde yaptıkları sohbetlerden elde ettikleri çıktıları biz, sahanın milletimizin dili, milletimizin bize yönelttiği tembih olarak aldık. Tembih diyorum bakın yani milletimiz bizi nasıl tembihlediyse, nasıl milletimiz bize istek ve arzularını ilettiyse, biz o istek ve arzuların dili olduk ve onun gereğini yapma yönünde de kararlarımızı aldık.” değerlendirmesini yaptı.
Dünyada ülkeler gibi kentlerin de yarıştığını, tüm ülkelerin kişi başına düşen gayrisafi milli hasılayı büyütmek için çabaladığını, savunma sanayilerini kurmak için yarıştıklarını aktaran Yılmaz, “Dünyanın çok kutuplu hale gelmesinden sonra gelişmiş ülkeler birbirleriyle acımasız ve kural tanımazca yarış içerisindeler. Ülkeler yarışırken şehirler de yarışıyor.” dedi.
Kentlerin, turizm pastasından pay almak, kişi başına düşen geliri, hayat konforunu, güvenliğini artırmak için yarıştığını dile getiren Yılmaz, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Sayın Murat Kurum’un verdiği mücadeleyi görüyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da depreme karşı bir güvensizlik var. Bu güvensizliği güvene döndürmeye çalışıyor.” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“İstanbul, dünyanın en büyük ve en güzel metropolü. Bu metropolün tehdidi altında olduğu depreme karşı teknolojinin, bilimin, 21. yüzyılın bu ikinci çeyreğine girmek üzere olduğumuz bir süreçte Türkiye Yüzyılı diye ifade ettiğimiz bu süreçte depreme karşı tedbir ve güvenliğin alınmasıyla ilgili mücadele Murat Kurum Bey’in en büyük amacı. Diğer depremden etkilenmiş olan 11 büyük şehrimizin kalkınması, onların yeniden ihya edilmesi ile ilgili oralardaki adaylarımızın çok güzel projeleri var.”
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Yılın ikinci yarısında yıllık bazda enflasyon düşüşü çok belirgin bir şekilde göreceğiz”
” Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu Eylem Planı’nı yarın kamuoyuna deklare etmeyi planlıyoruz.”
ANKARA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Yılın ikinci yarısında yıllık bazda enflasyon düşüşü çok belirgin bir şekilde göreceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin düzenlendiği TOBB Türkiye Sektörel Ekonomi Şurasına katıldı. Yılmaz, 2024 -2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programımız ve 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planımız başta olmak üzere yol haritalarımızı sizlerle fikir birliği içerisinde hazırladık ve hayata geçirdiklerini ifade etti. Yapısal reform gündemini yine yatırımcıdan gelen geri dönüşler ve beklentiler yönünde şekillendirdiklerini belirtti. Yılmaz, Türkiye’nin dört bir köşesinde üretimi, istihdamı, yatırımı, ihracatı üstlenen sektör temsilcilerinin dile getireceği hususlar bizler için son derece kıymetli ve önemli olduğunu vurguladı.
İl ziyaretlerinde de hangi ile gidersek gidelim mutlaka özel sektörle ve bilhassa ekonominin kanaat önderleri olarak gördükleri oda-borsa başkanları ve üyeleriyle buluşmaya hassasiyet gösterdiklerini ifade eden Yılmaz, “TOBB çatısı altında Oda-Borsalar aracılığı ile iş dünyamızın bizden talep ettiği pek çok konuyu hayata geçirdik. Mesleki eğitimin yaygınlaşmasından, kara gümrük kapılarının modernize edilmesine, lisanslı depoculuk sisteminin ülkemize kazandırılmasından, oda-borsaların dijitalleşmesine pek çok adımı birlikte attık. Biz sizlerin yanında olduk, sizler de bizi gayretlerimizde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.
Hükümet kanadından ilgili Bakanlarla her zaman olduğu gibi üreticilerin yanında olduklarını aktaran Yılmaz, “Ülkemizin ekonomi ve finans alanındaki kazanımlarını artırmaya ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğe güvenle bakmaya kararlıyız. 100 yıllık cumhuriyeti hep birlikte ileriye taşıyacağız” dedi.
Yılmaz, Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının devam eden etkileriyle küresel büyümedeki zayıf seyir sürerken jeopolitik riskler, fiyatların oynaklığını ve riskleri artırdığını söyledi.
“Enflasyonla mücadele, mali disiplinin sağlanması, büyümenin dengelenmesi, cari açığın azaltılması ve rezervlerin güçlendirilmesi için çalışıyoruz”
Geçen ay yayınlanan Dünya Bankası Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda küresel büyüme beklentisi; 2024 yılı için değiştirilmeyerek yüzde 2,4, 2025 yılı için 0,3 puan düşürülerek yüzde 2,7 olarak açıklandığını hatırlatan Yılmaz, “Böyle bir küresel iklimde geçtiğimiz yıldan bu yana ekonomimizde belirsizliği azaltıcı, tüm sektörlerin önünü daha net görebileceği politikaları hayata geçiriyoruz. Enflasyonla mücadele, mali disiplinin sağlanması, büyümenin dengelenmesi, cari açığın azaltılması ve rezervlerin güçlendirilmesi için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
2023 Mayıs seçimleri sonrası güçlü bir siyasi istikrar ortamı sağladıklarını vurgulayan Yılmaz, “Siyasi güven ve istikrar ekonominin de temeli. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir iradeyle desteklediği politika belgelerimizle toplumumuzla paylaştık” ifadelerini kullandı.
Bugün açıklanan verilere göre Türkiye’nin 2023 yılında yüzde 4,5 oranında büyüdüğünü ve OVP tahminin üzerine çıktığını açıklayan Yılmaz, “Açıklanan küresel büyüme verilerine göre dördüncü çeyrekte ve 2023 yıl genelinde OECD ve G-20 ülkeleri arasında büyüme oranında ikinci sırada yer alarak küresel ölçekte üst sıralardaki konumumuzu sürdürüyoruz. Ekonomi programımız yatırımcı güvenini tekrar inşa etmeye destek oluyor. 2023 yılı Aralık ayında istihdam edilenlerin sayılarında iyi rakamlar gördük. Büyümemiz istihdam dostu bir büyüme oldu diyebiliriz. Aralık ayında yayımlanan işsizlik oranı 8.8’di yıllık rakam henüz çıkmadı tek haneli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İlk defa tarihimizde 32 milyonun üzerinde bir istihdam rakamına ulaşmış olduk. İhracatımız bir önceki yıla göre yüzde 0,6 oranında artışla 255 milyar dolarla tarihi bir süreç yaşadı. Avrupa başta olmak üzere ihraç pazarlarımızdaki durgunluğa rağmen ihracatımız bu performansı sergiledi” şeklinde konuştu.
2024 yılı Ocak ayında ihracat, %3,5 arttığını yaklaşık 20 milyar dolara ulaştığını gördüklerini belirten Yılmaz ithalatta ise farklı bir tablo var olduğunu söyledi.
Dış ihracat açığının daralma eyleminin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Tarihimizde ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini geçtik. Böylece nominal olarak dünyada on yedinci büyük ekonomi konumumuzu pekiştirmiş olduk. Ayrıca satın alma gücünde 11. konumumuz devam ediyor. Oransal baktığımızda cari açık bizim için kritik bir hadise. Geçen yılın ortalarda altmış milyar dolarlara kadar çıkmıştı bir araya açılmış. Yıl sonunda 45 milyar dolar seviyelerine kadar geriledi. Yeni milli gelirimiz birlikte yüzde 4 oranına düştüğünü görüyoruz. Cari açığın milli gelire oranını. Bu tam olarak orta vadeli programda da yaptığımız tahmindi bu tahminin tuttuğunu görüyoruz. Bütçe açığı açısından da yine olumlu bir yansıması oldu. Bu büyümemizin. malum bütçe açığı da milli gelire oranla ifade edilen bir rakam. Orta vadeli programda 6.4 diye tahmin edilmiştik bütçe açığının milli gelire oranını daha sonra bunu 5.4 revize ettik bütçe görüşmeleri esnasında. Son geldiğimiz rakam ise bunun da altında yüzde 5 nokta seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor şu an milli gelir rakamlarıyla. Depremin toplamda üç nokta altı puan katkısına rağmen bütçe açığımız oldukça iyi bir noktada gerçekleşti. Deprem etkisi hariç baktığımızda bütçe hattımızın milli gelire oranı yüzde 1.6 bir civarında. Deprem harcamaları, tek seferlik harcamalar, yatırım niteliğinde harcamalar dolayısıyla bütçede yapısal bir bozulmaya yol açmıyor. Bu açıdan da geldiğimiz nokta bütçe dengeleri açısından da son derece iyi bir nokta diye ifade isterim” şeklinde konuştu.
Büyümenin kompozisyonu da çok önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz sözlerini şu şekilde sürdürdü:
” Büyümenin kompozisyonunda henüz tam istediğimiz yerde olmasak da trende baktığımızda, gelişmelere baktığımızda yatırımın ve ihracatın daha fazla yol oynadığı bir büyüme yapısına doğru adım adım yürüyoruz. Büyümenin kompozisyonu son çeyrekte özellikle bu anlamda yine umut verici yatırımların son çeyrekteki katkısı hepimiz için yine sevindirici bir rakam. Onu da buradan ifade etmiş olayım. Tabii ki bu analizlerimizi önümüzdeki günlerde daha detaylı bir şekilde ortaya koyacağız. İhracattaki bu gelişmelerin dışında sermaye akımlarında da yine olumlu bir seyir içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Özellikle dünyada yılın ikinci yarısından itibaren başlayacak olan yeni para politikaları ve bunun gelişmekte olan ülkelere yönelik ortaya çıkaracağı sermaye akımlarından ülkemiz hak ettiği payı alacaktır. Yeni politikalarımızla da birlikte ülkemize bu yılın ikinci yarısından sonra daha güçlü bir sermaye atılımında beklediğimizi etmek isterim. İhracatı ve yatırımları destekliyoruz. Yeni politikalarımızın bazı şirketlerimiz için faaliyetler için finans açısından bazı sorunlar doğurduğunun farkındayız. Ama makro dengelerimiz açısından bir takım gelişmeler de sağlamak durumdayız. Bunu yaparken özellikle ihracatçılarımızı yer ve yatırımcılarımızın selektrik politikalarla desteklemeye gayret ediyoruz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan büyümenin kompozisyonunu yatırım ve ihracata ağırlıklı bir şekilde dönüştürerek ekonomimizi kalkınmanın daha üst noktalara taşıdıklarını belirtti.
“Rezervlerimiz istikrar siyasi güven ortamı bütçe açıklarımızın kontrol devam etmesi risk primimizi de düşürmüş durumda”
Yılmaz konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Dış finansman koşulları, rezervlerin seviyesi, cari dengedeki iyileşme ve Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin güçlenerek artması, döviz kuru istikrarı ve para politikasının etkinliğine güçlü katkıda bulunmaktadır. Bütün bunlarla birlikte artan rezervlerimiz istikrar siyasi güven ortamı bütçe açıklarımızın kontrol devam etmesi risk primimizi de düşürmüş durumda.”
“Çok güçlü bir eylem planı hazırladık. Bunu da yarın itibariyle kamuoyuna deklare etmeyi düşünüyoruz”
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu çalışmalarımız kapsamında yatırımlarla ilgili özel sektörden gelen ihtiyaç ve taleplere yönelik olarak TOBB dahil özel sektör çatı STK’ları ve kamu kurumlarından oluşan paydaşlarla kapsamlı toplantılar yaptıklarını belirten Yılmaz, “Bir eylem planı üzerinde kamu ve özel sektör olarak uzlaştık çok güçlü bir eylem planı hazırladık. Bunu da yarın itibariyle kamuoyuna deklare etmeyi düşünüyoruz. Yatırım ortamıyla ilgili mevzuatın, idari ve yargısal süreçlerinin kolaylaştırılması ve sadeleştirilmesi, sanayi için öncelikli olmak üzere yatırım yeri imkanlarının geliştirilmesi, hedef odaklı ve seçici yatırım finansmanı sağlanması, sanayide dijital ve yeşil dönüşümün hızlandırılması, mesleki eğitim ve iş gücü piyasalarındaki ihtiyaçların giderilmesi gibi alanlarda iyileştirme hedefleyen 57 maddelik YOİKK Eylem Planında tüm paydaşlar ile mutabık kaldık” diye konuştu.
Yılmaz,halihazırda eylem planındaki yapısal reformların bazı başlıkları uygulamaya konulmaya başlandığını bir kısmı ise Meclis Genel Kurulunda görüşülmeye başlandığını ifade etti. 2024 yılında Eylem Planındaki alanlarda yapısal dönüşümü tamamlayıcı adımlar atacaklarını vurguladı.
“Yılın ikinci yarısında yıllık bazda enflasyon düşüşü çok belirgin bir şekilde göreceğiz”
Enflasyondaki gelişmeler kritik ve önemli olduğunun altını çizen Yılmaz, “Aylık bazda düşüş bir trendi görmüştük, Ocak ayında geçici yükseliş olduğunu düşünüyoruz. Yıllık bazdaki bazı ayarlamalar ücretler ve fiyatlardaki gelişmeler nedeniyle bir miktar yüksek geldi ama önümüzdeki aylarda bunun azaldığını göreceğiz. Yılın ikinci yarısında yıllık bazda enflasyon düşüşü çok belirgin bir şekilde göreceğiz. 2025’de ise bu süreç çok daha ileri aşamalara taşınmış olacak. OVP yüzde 15 hedefimiz var. 2026’da ise yeniden tek haneli rakamlara kavuşturmaya kararlıyız. Bunu sadece ekonomik mesele olarak görmüyoruz. Hem de sosyal refah açısından son derece önemli diye düşünüyoruz. Öncelikle temel hedefimiz enflasyonu düşürmek” dedi.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, muhalefetin insanların hizmetine amade olma duygusunu bir kenara bıraktığını belirterek, “Kendi dertlerindeler, makam dertlerindeler. Kendilerinin hangi makamda olacakları ile ilgili bir gelgitin içindeler.” dedi.
Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığında, kentteki gazetecilerle bir araya geldi.
AK Parti’nin seçim çalışmalarını değerlendiren Yılmaz, “Seçimi hatırlayıp da seçim kampanyası planlayalım” diyen bir siyasi hareket olmadıklarını vurguladı.
Her seçim sonrası, bir sonraki seçimin hazırlıklarına başladıklarına işaret eden Yılmaz, “Yani öyle inanıyorum ki 1 Nisan 2024 sabahından itibaren biz işte eğer tam beş yıl sonra olacaksa 1 Nisan 2029’a kadar olan süre içerisinde seçim hazırlıklarımızı başlatacağız. Bizler seçilmiş olan belediye başkanlarımızın hem motivasyonunu hem eğitimini hem onların elde ettiğimiz deneyimlerle şehirlere daha güzel hizmetler, daha değerli katkılar verebilmeleriyle ilgili eğitim ve organizasyon programları yapacağız, yani 2029’a giden sürecin hazırlıkları.” diye konuştu.
Aday belirleme sürecine de değinen Yılmaz, Cumhur İttifakı olarak seçime girdiklerini hatırlattı.
Cumhur İttifakı’nın paydaşlarının Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Onlarla uzun süre ittifak görüşmeleri yaptık. İşbirliği, perspektifleri hazırladık, bu aslında üç ayımızı aldı. Son derece nezaket, disiplin ve ciddiyet içinde geçti bu süreç. Ülkemizin geleceğiyle ilgili objektifler ortaya kondu. Yani gerçekçi baktık sürece. Nerede ne yapmamız gerektiğine baktık. Onu takip eden süre içerisinde artık aday belirleme süreci başladı. Türkiye’de işte 1390 belediye var, bu büyükşehir il, ilçe, belediyeleri. Bunların her biri dikkatlice saha araştırmalarıyla, sosyolojik araştırmalarla, anket çalışmalarıyla yapıldı. Milletimizin partisi olan AK Parti, insanımızın istekleri kim doğrultusundaydı? Hangi adayımıza daha yönelik insanımızın eğilimi var? Bunları istişare ederek adaylarımızı belirledik.”
Dava bilinci olan bir siyasi hareket olduklarının altını çizen Yılmaz, muhalefete yönelik de eleştirilerde bulunarak, şunları kaydetti:
“Davamızın temel felsefesinde de insanın hayatını iyileştirmek, insanın hayatını, konforunu yükseltmek var. Dolayısıyla bu olunca gerisi teferruat oluyor. Allah’ım bizi muvaffak edecektir. Çünkü niyetimiz halis, akıbetimiz de hayır olacaktır. Peki biz böyleyiz. Bizim rakiplerimiz ne? Bizim rakiplerimizin Allah işlerini rast getirsin. Onları konuşsak herhalde bugün akşama kadar konuşmamız lazım. Yani onların ne yaptığı bizleri şaşırtıyor. Kimi işte, ‘Seçimden sonra büyük kongre yapacağız herhalde’ diyor, işte genel başkanlarını değiştirmenin programlarını yapıyorlar. Kimi işte halk gezisi, esnaf gezisi yaparken karşına çıkan bir insanı azarlıyor. Bunların hepsi öncelikli görevin, insana hizmet olduğunu unutmuşluğun belirtileri. İnsanların hizmetine amade olmak duygusunu bir kenara bırakmışlar, kendi dertlerindeler, makam dertlerindeler. Kendilerinin hangi makamda olacakları ile ilgili bir gelgitin içindeler. Onların işini Allah rast getirir, onlarla bizim bir şeyimiz yok, biz kendi işimizi iyi yapacağız.”
Programa, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, Çarşamba Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halit Doğan, partililer ve gazeteciler katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da Türk iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da temaslarına devam ediyor. Yılmaz, Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda buluştu. Yılmaz yaptığı konuşmada, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı. Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız” dedi.
“Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor”
Türkiye ekonomisinin ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aştığını belirten Yılmaz, “Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin açıklamalar da yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de bildirdi. Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu kaydetti.
“Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var”
Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor” dedi.
“Ticaret dengemizdeki iyileşme devam ediyor”
Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, “İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor” dedi.
Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu” ifadelerini kullandı.
“Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indi”
Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu bildirdi. Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun şartlarda ulaşması bakımından çok önemli olduğuna dikkat çekti.
“Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz”
Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu belirtti. Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, “İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder” dedi.
“Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu belirten Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz” dedi.
AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefini bildirdi. Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.
Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağını belirtti. İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program” ifadelerini kullandı. Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.
Yılmaz, Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi
Yılmaz, Londra’daki temasları çerçevesinde İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi. Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.
Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı. – LONDRA
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirdiği temaslar kapsamında Türk iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle buluştu.
Yılmaz, İngiltere temasları kapsamında ilk olarak Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda bir araya geldi.
Burada bir konuşma yapan Yılmaz, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihsel ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek, Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı.
Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız.” dedi.
Yılmaz, “Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor. Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız.” diye konuştu.
Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmeler de yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de ifade etti.
“Ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor”
Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkati çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu belirtti.
Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor.” ifadelerini kullandı.
Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, şunları söyledi:
“İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor.”
İşsizlikte tek hane beklentisi
Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu.” ifadelerini kullandı.
Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu kaydetti.
Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun koşullarda ulaşması bakımından çok önemli olduğunun altını çizdi.
Yapısal reformlar OVP’ye girdi
Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu kaydetti.
Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu kaydeden Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz.” dedi.
“Cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira kredi”
AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini anımsatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefine işaret etti.
Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağının altını çizdi.
İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.
Toplum temsilcileriyle bir araya geldi
Yılmaz, Londra’daki temasları kapsamında İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi.
Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.
Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir uyum, gönül ve vizyon birliği içinde Ankara’ya, Ankaralılara hizmet edeceğiz. Bu şehrimizi Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir noktaya hep birlikte taşıyacağız. Bunu da Ankaralılarla, Ankara’nın tüm kesimleriyle birlikte yapacağız.” dedi.
Yılmaz, ATO Congresium’da düzenlenen, AK Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Proje Tanıtım Toplantısı’na katıldı.
Programın ardından basına değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı Turgut Altınok’un çok iyi bir hazırlık yaptığını ve projelerinde bütüncül bir yaklaşım sergilediğini belirterek, “Altyapıdan sosyal desteklere, ekonomik belediyecilikten kültür sanata çok geniş bir yelpazede son derece iyi yapılmış bir hazırlığa şahitlik yaptık.” diye konuştu.
Siyasetin aynı zamanda bir hesap verme mekanizması olduğunu ifade eden Yılmaz, demokratik siyasetin hesap vermeyi gerektirdiğini, bir seçime girilirken ne söylediği ve ardından nelerin yapıldığının çok önemli olduğunu kaydetti.
Yılmaz, siyasete güvenin temelinin de bu olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yapamayacağınız şeyi söylemeyeceksiniz. Söylediğiniz şeyi de sonuna kadar takip edip, yapmaya çalışacaksınız. Özellikle Ankara’nın son 5 yılda söylenen, vadedilen birçok projeye kavuşmadığını, bunların gerçekleşmediğini çok somut verilerle Turgut Bey ortaya koymuş oldu. Bunun hesabını vermesi gerekenler, Ankara halkına bu hesabı vermeli diye inanıyorum. Demokrasinin gereği de siyasete olan güvenin gereği de budur.”
“Şehirlerimizin çeperlerinde, kırsalında, gıdayı, tarımı geliştirmemiz lazım”
Yılmaz, Altınok’un altyapıya ilişkin projelerinin çok önemli olduğunu, Ankara’nın uzun bir süre daha altyapıya yatırım yapmadan devam etme imkanının bulunmadığını dile getirerek, “Özellikle havaalanı metrosu gibi altyapı projeleri, ulaşıma yapılacak altyapı yatırımları, şehirleşme, kavşaklar çok çeşitli projeleriyle Turgut Başkanımız yeniden Ankara’nın sermayesine sermaye ekleyecek. Sermayeden yiyen bir anlayışla değil, sermayeyi tüketen bir anlayışla değil, üstüne yeni projeler, eserler, hizmetler sağlayan bir anlayışla hazırlıklarını yapmış durumda.” ifadelerini kullandı.
Altınok’un, Ankara’nın uzun yıllardır beklediği fuar alanı konusunda da çok somut bir takvim ortaya koyduğunu ve bir yılda bitirmeyi vadettiğini aktaran Yılmaz, diğer yandan sosyal belediyecilik anlamında da çok geniş yelpazede projelerin bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, tanıtım toplantısında, sosyal kültürel faaliyetlerden ulaşım desteklerine, barınmadan beslenmeye her alanda, özellikle gençlerle birlikte olacak bir belediye vizyonunun Altınok tarafından ortaya konulduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ekonomik belediyecilik anlamında da şehir ekonomileri anlamında da gerçekten örnek olabilecek nitelikte bir çerçeveyi yine hep birlikte dinledik. Turgut Başkanımız tarıma çok büyük vurgu yaptı. Kent tarımı, şehir tarımı diyoruz. Artık bizim şehirlerimizin çeperlerinde, kırsalında, gıdayı, tarımı geliştirmemiz lazım. Bu makro olarak da bizim hükümet olarak da hep desteklediğimiz bir yaklaşım. İnşallah genç çiftçiler başta olmak üzere, çiftçilerimize tarıma yapılacak bu destekle hem tarımsal üretimi arttırmış olacağız hem daha güvenli, daha ucuza Ankara halkının beslenmesi de temin edilmiş olacak. Tarım sektörü stratejik bir sektördür. Bir ülkenin, şehrin tarımda kendine yeterliliği son derece kıymetlidir. Turgut Başkanımız da ata tohumundan çiftçi desteklerine çok çeşitli alanlarda tarıma ne yapacağını ortaya koydu. Tarımı şehirle entegre bir yaklaşım içinde ele aldı.”
“Büyük hizmetlere, büyük projelere hep birlikte imza atacağız”
Ankara’nın başkent olmasının yanı sıra bir üretim ve ekonomi merkezi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye Yüzyılı’nın ekonomisini inşa ederken Ankara’nın öncü rol oynayacağını söyledi. Yılmaz, “Değerli başkanımız da az önce yeni organize sanayi bölgeleriyle araştırma altyapısına, teknolojiye vereceği desteklerle benim ekonomik belediyecilik dediğim belediyeciliğin çok güzel bir modelini ortaya koydu. Huzurunuzda kendisini, ekibini bunun için ayrıca tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Yılmaz, toplantıda, turizm alanında da Altınok’un, Ankara’nın tarihi dokusunu ayağa kaldıran ve sağlık turizmine yönelik projeleriyle Ankara’ya çok güzel bir perspektif sunduğunu söyledi.
Merkezi yönetim olarak Ankara’yla ilgili her türlü olumlu düşünce ve projenin her zaman yanında olduklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bir uyum, gönül ve vizyon birliği içinde Ankara’ya, Ankaralılara hizmet edeceğiz. Bu şehrimizi Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir noktaya hep birlikte taşıyacağız. Bunu da Ankaralılarla, Ankara’nın tüm kesimleriyle birlikte yapacağız. Benim bir önerim var ekonomik belediyecilikle ilgili. Bence bu şehrin belediye başkanı en az üç ayda bir, tüm iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelmeli, istişareler yapmalı. Yol haritasını, detaylarını ona göre şekillendirmeli. Bizim Ankara’da çok işe ihtiyacımız var ama çok iş göremedik son 5 yılda maalesef. Keşke görebilseydik. Önümüzdeki dönem inşallah lafla değil eserlerle, icraatlarla çok işi görmüş olacağız. Büyük hizmetlere, büyük projelere hep birlikte imza atacağız.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye Yüzyılı’nın, Ankara’nın, üretimin, sanatın, kültürün yüzyılı olacağını vurgulayarak, Ankaralıların desteğine ve duasına talip olduklarını söyledi ve Altınok’a başarılar diledi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin istikrarlı ve güçlü bir yönetim sayesinde son 20 yılda dünyadan çok daha hızlı şekilde büyüdüğünü söyledi.
Yılmaz, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Dimes Fabrikası ve Beymetal Alüminyum-Linea Rossa üretim tesislerini ziyaret etti.
Daha sonra Alsancak Gençlik Merkezi’nde “Gençlerle Buluşma” programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gençlere yönelik her alanda çok önemli adımlar atıldığını söyledi.
Eğitime büyük yatırım yaptıklarını ifade eden Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığını anlattı.
Yılmaz, yüz binlerce derslik yaptıklarını ve çok sayıda öğretmeni istihdam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün eğitimde farklı bir yerdeyiz. 81 ilde üniversite açtık, şu anda 200’ün üzerinde üniversitemiz var. Artık erişim problemi büyük oranda çözülmüş durumda. Yurtlar yaptık. Şu anda 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var. Bu sene duydunuz mu bir şikayet? Dünyada öğrenci sayısına oranla en fazla yurt inşa eden ülkelerden biri Türkiye. Yine Cumhurbaşkanımız çok tarihi bir adım attı. Üniversiteler paralıydı biliyorsunuz. Belli bir ücret ödeniyordu. Dünyada da birçok ülke bu durumda. Bunu kaldırdı Cumhurbaşkanımız, artık paralı eğitimden parasız eğitime geçirmiş oldu. Burslar, krediler, hem sayı olarak hem de miktar olarak çok çok arttırıldı. İşte bütün bu adımlarla eğitimde özellikle gençlerimizin yetişmesinde çok farklı bir yere gelmiş bulunuyoruz.”
-“Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin istihdam edilmesiyle ilgili de önemli işler gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, istihdamın ekonomideki büyümeyle sağlandığının altını çizdi.
Ekonominin gelişmesi için de siyasi istikrar gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Son 20 yılda biz dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdük, istikrarlı, güçlü bir yönetim sayesinde. Bazen eleştiriyorlar bizi, olabilir ama başarıyı neye göre ölçeceğiz? Dünyayla mukayese edeceğiz değil mi? Son 20 yılda dünya ortalama yüzde 3,6 büyüdü, bütün dünyanın ortalamasını söylüyorum. Biz ne kadar büyümüşüz? 5,4. Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz. Bir zamanlar toplam istihdamımız 19 milyonmuş, şimdi 32 milyonu geçtik. Bakın 13 milyonu aşan bir istihdam oluşturmuşuz bu dönemde. Buna da devam ediyoruz. Sadece bu makro politikalarla değil, daha özel teşviklerle de genç istihdamını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, istihdamda gençler ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, gençlerin siyasette etkin olması noktasında gerçekleştirdikleri reformları anlattı.
Katılım anlamında sadece siyasette değil, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetleri de desteklediklerini belirten Cevdet Yılmaz, “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan uzak dursun diye elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Ama bir taraftan da özgür düşünen, eleştiren, kendini iyi ifade eden, öz güveni olan, dünyayla rekabet edebilecek bir gençliğimiz olsun istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz.” dedi.
Yılmaz, AK Parti’nin gençlerin partisi olduğunu, bunu da icraatlarıyla ortaya koyduklarını ifade etti.
Her zaman değişimci olduklarını dile getiren Yılmaz, statükocuların gençlerin partisi olamayacağını söyledi.
Yılmaz, Cumhuriyet’in yüzyılının geride bırakıldığını, önemli bir birikim bulunduğunu kaydederek, bu mirası temel alarak geleceğe baktıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz programın ardından İzmir Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz’ı Valilik önünde, programları dolayısıyla kentte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ karşıladı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Para ve maliye politikalarımızın uyumunu günden güne pekiştiriyoruz. Attığımız adımlar ve aldığımız kararların göstergelere olumlu yansıdığını da görüyoruz.” dedi.
Yunusemre Belediyesi İrfan Meclisi’nde düzenlenen “Hemşehrilerle Buluşma Programı”na katılan Yılmaz, büyük ve güçlü Türkiye yolunda gece gündüz çalışmaya devam ettiklerini, geçen yılki iki seçimin ardından pekişen güven ve istikrar zemininde “Türkiye Yüzyılı”na adım attıklarını söyledi.
Cumhur İttifakı olarak, ekonomik alanda belirsizliği azaltarak depremin etkilerini de bertaraf etmeyi odaklarına alıp gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Yılmaz, bu süreçte yatırım, istihdam, üretim-ihracat odaklı dengeli ve sürdürülebilir büyüme hedefiyle ilerlediklerini ifade etti.
Enflasyonu düşürmek, kamu maliyesini güçlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve cari açıkta kalıcı düşüş sağlamak için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Yılmaz, “Para ve maliye politikalarımızın uyumunu günden güne pekiştiriyoruz. Attığımız adımlar ve aldığımız kararların göstergelere olumlu yansıdığını da görüyoruz. Bizim asıl amacımız ekonomide gerçek ve kalıcı refah artışını sürdürecek güçlü altyapımızı geliştirmektir. Hayat pahalılığı sorununu çözdüğümüzde diğer alanlarda çok daha hızlı yol alabilecek bir iklime sahibiz.” diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye’yi olumsuz etkileyen enflasyonun üstesinden geleceklerine işaret etti.
Emeklilerin bayram ikramiyelerinde yüzde 50 artış yaptıklarını hatırlatan Yılmaz, büyüyen ve gelişen Türkiye’de bütün toplumsal kesimlerin bu refahtan daha fazla payını alacağını vurguladı.
Ekonomik istikrarı sağlama çalışmalarının yanında yerli ve milli teknoloji hamlesiyle büyük adımlar attıklarına dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:
“TUSAŞ tarafından geliştirilen milli muharip uçak KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Hepimize gerçekten gurur veren bir anı daha yaşamış olduk. Tüm Türkiye’nin duasıyla ilk kez gök vatanla buluşan beşinci nesil savaş uçağımız ile yılların emeği meyvelerini vermeye başladı. Önümüzdeki süreçte daha da gelişerek inşallah Hava Kuvvetlerimizin envanterine girdiğini de hep birlikte göreceğiz. Buna başlangıçta neler denildiğini hatırlıyorsunuz. ‘Kalorifer peteği’, ‘Demir yığını’ diyen oldu. Küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Yeni projelerle mahcup etmeye de devam edecekler inşallah. Savunma sanayimizin geldiği nokta ve mühendislerimizin başarısıyla gurur duyuyoruz.”
Türkiye’nin, ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TURKSAT 6A’yı uzaya göndermeye hazırlandığını anlatan Yılmaz, haberleşme uydusu üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını dile getirdi.
Türkiye’nin enerji yatırımlarıyla da büyük bir atılım yaptığının altını çizen Yılmaz, enerjide kurulu gücün 22 yılda 32 bin megavattan 107 bin megavata ulaştığına vurgu yaptı.
Hükümete yönelik, “Rakamlar üzerinden büyüyor, aslında bir şey değişmedi” diyen muhalif çevrelerin olduğunu aktaran Yılmaz, “İşte Halep oradaysa arşın burada. Parasal olarak bahsetmiyoruz bakın, kurulu güçten bahsediyorum. 32 binden 107 bine çıkmış. Bu ne demektir? İşte bu ülkenin gelişmişliği, kalkınmışlığının en güzel göstergelerinden bir tanesi.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmaların devam ettiğini, bulunan petrol ve doğal gaz kaynaklarının da ekonomiye kazandırıldığını belirtti.
Keşfedilen kaynaklar ve verimliliği arttırıcı yatırımlarla enerji bağımlılığını en alt düzeye çekmeye çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, bu yönde de kararlılıkla ilerlediklerini kaydetti.
“Biz topyekun bir kalkınmaya inanıyoruz”
Manisa’nın hem tarımı hem de sanayisiyle ülkenin büyümesine ve kalkınmasına önemli katkı sunduğuna değinen Yılmaz, “Her ilimiz potansiyelini harekete geçirdiği zaman Türkiye Yüzyılı’nı da inşa etmiş olacağız. Biz topyekun bir kalkınmaya inanıyoruz. Bütün bölgelerimizin, bütün yörelerimizin üstünlüklerini harekete geçirdiğimizde, üretim potansiyelini harekete geçirdiğimizde işte Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir süreci de zaten sürdürmüş oluyoruz. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde daha yüksek demokratik standartlara, daha yüksek kalkınma standartlarına doğru yürümeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Manisa’da Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarına destek isteyen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gerçek belediyecilik nedir derseniz ben şöyle tarif ediyorum. Amacı doğrultusunda belediye imkanlarını, kaynaklarını kullanmak. Bunu da verimli bir şekilde kullanmak. Eğer siz belediyenin kaynaklarını şan, şöhret için kullanırsanız, ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız. Halka hizmet edemezsiniz. Ama bu kaynakları halkın ihtiyaçları için kullanırsanız verimli bir şekilde, o zaman işte algı belediyeciliği değil gerçek belediyecilik yapmış olursunuz. Manisa bunun güzel örneklerinden, bunu daha da üst seviyelere çıkaracak inşallah.”
Programa, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner ve kentteki hemşehri derneklerinin temsilcileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, programın ardından bir kahvehanede vatandaşlarla çay içti ve sohbet etti.
Cumhur İttifakı’nın AK Partili Şehzadeler Belediye Başkan adayı Yavuz Kurt ile MHP’li Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cengiz Ergün’ün seçim standına da uğrayan Yılmaz, temaslarının son bölümünde Manisa Valisi Enver Ünlü’yü makamında ziyaret etti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “O sözleri söyleyenleri mahcup ettiler”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da hemşeri dernekleri ile buluştu
Cevdet Yılmaz:
“Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum”
“Siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız”
MANİSA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçtiğimiz gün ilk uçuşunu yapan Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’a yönelik daha önce yapılan eleştirilere atıfta bulunarak, “‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler” dedi.
Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi’nin ev sahipliğinde hemşeri dernekleri temsilcileriyle İrfan Meclisi’nde bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Ekonomide istikrar yönünde çalışmalarımızın yanı sıra yerli milli teknolojide büyük bir dönüm nokta noktasını bu hafta içinde yine birlikte yaşadık. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Hepimize gerçekten gurur veren bir anı daha yaşamış olduk. Tüm Türkiye duasıyla ilk kez gök vatan ile buluşan 5. nesil savaş uçağımız KAAN ile yılların emeği meyvelerini vermeye başladı. Önümüzdeki süreçlerde daha bir gelişerek inşallah hava kuvvetlerimizin envanterine girdiğini de hep birlikte göreceğiz. Buna başlangıçta neler dendiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. ‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler inşallah yeni projelerle. Savunma sanayimizin geldiği noktayla ve mühendislerimizin başarısıyla gurur duyuyoruz. Tabii bunlar kendiliğinden gerçekleşmiyor. Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi, siyasi istikrar zemininde bunları gerçekleştiriyoruz. Kararlı olunca işte bunlar başarılıyor, gerçekleştiriliyor. Daha da ileriye inşallah gideceğiz. Şimdi önümüzde Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın uzaya fırlatılması var. Dünya üzerinde haberleşme uydusu üretebilen ilk 11 ülkeden birisi olarak Türksat 6A ile uzayda inşallah iş sahibi olacağız. Yine geçtiğimiz günlerde astronotumuz biliyorsunuz gitti, geldi. Bu da uzayı artık yeni nesillerin gündemine tam anlamıyla yerleştirdi. İnanıyorum ki gelecekte uzayda da Türkiye çok farklı bir konumda olacaktır. Bu işler bir anda olmuyor. İşte bir süreçle adım adım kararlı bir şekilde bu yönde hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı yönetiminde Manisa’yı Türkiye yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehirlerinden biri olarak gördüğünü anlatan Yılmaz, “Mart seçimlerine hazırız. Az önce büyükşehir belediye başkanımızı dinledik. Gerçekten örnek bir belediyecilik. Bütçesinin yüzde 40’nı yatırıma harcayan bir belediye. Şimdi gerçek belediyecilik nedir derseniz ben şöyle tarif ediyorum; amacı doğrultusunda belediye imkanlarını, kaynaklarını kullanmak ve bunu da verimli bir şekilde kullanmak. Eğer siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız,ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız ve halka hizmet edemezsiniz Ama bu kaynakları halkın ihtiyaçları için kullanırsanız, verimli bir şekilde kullanırsanız o zaman işte algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapmış olursunuz” diye konuştu.
Muhalefeti de eleştiren Yılmaz, “Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu kadar didişme, çekişme, partiler arası, partiler için böyle bir yapı sadece karşıtlık üzerinden bir araya gelmiş yapının ülkemize ne tür bedeller ödetebilir olduğunu ifade etmek istiyorum. Vatandaşımızın bu anlamda basiretine, ferasetine ve bize verdiği desteğe şükranlarımı sunmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız da her zaman söylüyor. ‘Biz bu halka efendilik yapmak için gelmedik, hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Dolayısıyla yerelde merkezde aynı anlayışla insanı odağına alan, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ zihniyeti içinde bir belediyeciliği de devam ettireceğiz. Mehmet başkanımız yılların tecrübesiyle sizlerin desteğiyle, duasıyla inşallah bu hizmetleri daha üst noktalara taşıyacağız” dedi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Burada Türkiye ekonomisine yönelik son durum hakkında bilgiler paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik büyümede Avrupa’nın da önünde olduğunun altını çizdi. Yılmaz, “Dünyada malum zor bir dönem yaşanıyor. Ticaretteki artış hızı tarihi ortalamaların altında. Diğer taraftan tarihimizin en büyük afetlerinden birini yaşadık. En büyük afetini yaşadık aslında geçen yıl. Tekrar Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz bütün kaybettiğimiz canlarımız için. Depremin yaralarını sardığımız bir dönem. Bir yandan da gerek kuzeyimizde gerek güneyimizde çok farklı jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen büyümemizi, ekonomik gelişmemizi devam ettiriyoruz. Türkiye ekonomisi 2022’de 5,5 büyümüştü. Son 20 ortalamamıza baktığımızda 5,4. Dünya 3,6 büyürken biz yıllık ortalama 5,4 büyümüşüz. Dünyanın 1,8 puan üstündeyiz. İlk üç çeyrek yani ilk 9 ay yüzde 4,7 büyüme kaydetti Türkiye ekonomisi. Dünya yüzde 3 civarında bir ülke. Yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir büyüme performansımız var. Son çeyrekte yüzde 3,7 dahi büyüsek orta vadeli programımızdaki hedefimiz olan dört nokta dördü yakalayacağımızı düşünüyoruz” dedi.
“1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz”
Ekonominin 2023 yılında 1 trilyon dolar seviyesini geçtiğini söyleyen Yılmaz, “İlk defa bu geçen 2023’te 1 trilyon dolar seviyesini geçti ekonomimiz. Bunun geçtiğini artık görüyoruz ama tam rakamı yine ay sonunda göreceğiz. 1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimizin de 2022 10 bin 600 dolarlar seviyesinden 13 bin dolara yakın bir seviyeye geleceğini düşünüyoruz. Şu anki tahminlerimiz bu yönde. Ay sonunda bunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. Reel ekonomide son derece iyi bir performans sergiliyoruz ama enflasyon dünyada da bizde de temel öncelik, temel mesele. Bir taraftan tabii resesyona düşmeden, büyümeyi tamamen etmeden enflasyonu düşürmek. Ana gündemimiz bu. Fiyat istikrarı enflasyonla mücadele. Vatandaşımızın da önceliği bizim de önceliğimiz. Dolayısıyla son dönemdeki programlarımızı buna odaklamış durumdayız. Geçen yıl yüzde 64,27 gerçekleşti. OVP’de 65 diye tahmin etmiştik. Bir miktar altında gerçekleşti. Bu yıl ocak ayında biraz yükseliş var. Bunu geçici olarak görüyoruz. Ocak ayları genelde yıllık fiyat ayarlamalarının yapıldığı diğer bir takım ücret ve fiyat ayarlamalarından dolayı 6,7 gibi geldi. Bundan sonraki aylarda kademeli bir şekilde düşmesini bekliyoruz. Özellikle yıl ortasından itibaren daha belirgin bir düşüşü göreceğimizi düşünüyoruz. enflasyonda bunun için gerekli planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Bir taraftan para politikalarımız, bir taraftan maliye politikalarımız, yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşürme gayreti içindeyiz. Bunun da özünün şu oluşturuyor. İç tasarruf oranlarımızı arttırmak tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Kaynaklarımızı tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin önünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz. Bir taraftan da cari dengemizi iyileştirme gayreti içindeyiz. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı cari açık. 2023 yılını 45,2 milyar dolarla kapattık. Yani oldukça önemli bir iyileşme var cari açıkta” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var”
Hizmet sektöründe Türkiye olarak başarılı bir performans sergilendiğini söyleyen Yılmaz, “Hizmet ticaretinde daha iyiyiz. Hizmetlerde geldiğimiz noktaya baktığımız zaman 100 milyar dolar seviyelerine gelen bir hizmet gelirimiz söz konusu. Bunun için de tabii en ağırlıklı olan turizm gelirleri. Turizm gelirimiz 2023’te 54,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Bu rakamı az önce bahsettiğim bütün o olumsuzluklara, jeopolitik gelişmelere rağmen başardık. Kişi başı gecelemelerdeki getirinin de arttığını görüyoruz. Bu da olumlu. Yani sadece turist sayısı artmıyor. Turist başına katma değer de yükseliyor” diye konuştu.
“İhracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl”
Dünyadaki talep şartlarının olumsuzluğuna rağmen ihracatta başarıyı yakaladıklarını söyleyen Yılmaz, “Sermaye hareketlerine baktığımız zaman. Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece” dedi.
“Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim”
Dış ticaret dengesinde iyileşmenin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Ocak ayında da ihracatın yüzde 3,6 arttığını görüyoruz bu yılın ocak ayında. İthalatın ise yüzde 26,2 azaldığını görüyoruz. Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim. Biraz geçen yıl ticaretimizde altın ithalatının fazla olduğunu görüyoruz. Bu cari açıkta da önemli bir paya sahip. Bu yıl burada da bir yavaşlamaya bekliyoruz. İş gücü piyasalarına baktığımızda, istihdama baktığımızda en son aralık verisi açıklandı biliyorsunuz. Yüzde 8,8 aylık bazda. Yıllık veriyi yani hesaplamak biraz zaman alıyor. Henüz belli değil. Ama aralıkta gelen bu rakamla birlikte şunu artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz. 2023 yılını tek haneli bir işsizlikle kapatmış olduk. 32 milyonu ilk defa aştı istihdamımız. İyi bir performans sergiliyoruz yine istihdamda. OVP’de 10,1 olacak demiştik. Burada pozitif bir şey var. Tek haneye düşmüş oldu. Ocak ayında da yine istihdam üretmeye devam ediyor ekonomimiz. Katılım oranı da yükseldi, 53,5’e çıktı. Kadın ve genç işsizliğinde azalma var. Özellikle genç işsizliğinde yıllık bazda 4 puanlık düşüş bizim için son derece sevindirici” diye konuştu.
Merkez bankası rezervlerinin güçlendiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervleri güçlendi. Geçen yılın ortalarında 198,5 milyar dolarlardayken bugün 134 milyar doların üzerinde bunun da daha üzerindeydi. Son dön emde bir miktar bir azalma var ama yine artmaya devam edecek inşallah rezervlerimiz. Bu rezervlerle ilgili KKM dediğimiz kur korumalı mevduatın çözülme süreci de etkili oluyor burada. Ocak ayında biraz daha yüksekti bu çözülme. KKM’de de önemli bir azalış olduğunu ifade etmek isterim. En yükseldiği dönem ağustos 2023 3,4 trilyona yükselmişti. 16 şubat itibariyle 2 trilyon 343 milyara düşmüş durumda yani 1 trilyonu aşan bir azalış söz konusu. Yaklaşık 50 milyar dolar burada bir düşüş söz konusu. Bunu da finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı bir şekilde, dikkatli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bir taraf bu çözümler süreci devam ediyor” dedi.
Son 20 yılda en önem verdikleri konunun bütçe disiplini olduğunu belirten Yılmaz, “Bütçe disiplini anlamında da kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılın en önemli özelliklerinden biri nedir derseniz bütçe disiplinine verilen önemdir. Gerçekten bu konuda Cumhurbaşkanımız son derece titiz bir yaklaşım sergiledi. Avrupa’dan birçok ülkeden çok daha iyi bir performans sergiledik son 20 yılda. Geldiğimiz noktada bir miktar bütçe açığımızda artış var. Onun da temel sebebi deprem depreme yaptığımız harca Geçen yıl OVP’de bütçe açığının milli gelire oranını 6,4 diye tahmin etmiştik. Gerçekleşme bundan çok daha iyi oldu doğrusu. 5,4 gerçekleşti. Yani düşündüğümüzden daha düşük bir bütçe açığıyla kapattık. Bu 5,4’ün 3,8 puanı sadece deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Geriye kalan sadece 1,6’sı normal diyelim bütçe açığı. Bu da master kriteri denen Avrupa Birliği’nin en fazla yüzde 3 olmalı kriterinin oldukça altında. Dolayısıyla bütçede de disiplinli bir şekilde devam ediyoruz. Bu sene yine depreme önemli bir kaynak ayırmış durumdayız. 1 trilyonun üzerinde bütçemizde gerek deprem yaralarının sarılması, gerekse şehirlerimizin afetlere, depreme daha hazırlıklı hale getirilmesi noktasında yatırımlarımız var. Bunlar bütçe açısından yapısal bozulma oluşturmayan açıklardır. Çünkü belli bir süre bu harcamaları yaparsınız. Sonra devam edersiniz yolunuza. Dolayısıyla bunlar yapısal bozulma oluşturmazlar. Bir de şunun altını çizmek lazım. Deprem harcamaları yatırım niteliğinde harcamalar sonuçta ülkemizi geleceğe daha güvenli daha dirençli şehirlerle hazırlayan harcamalar. Bunlar konusunda gerekli adımları atıyoruz. Depremle ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Konutları teslim etmeye başladık biliyorsunuz ama sadece konutlardan ibaret değil. Bir taraftan kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Diğer yandan altyapıyı tamir ediyoruz. İşte yolu, suyu, doğal gazı, eğitim, sağlık tesisleri. Bunları tamir ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik sosyal hayatı canlandırıcı harcamalar yapıyoruz. Sanayinin, tarımın, istihdamın artması için gayret ediyoruz. Bunu da devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasının ardından iş dünyasıyla basına kapalı toplantısına devam etti.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç Arınç, MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi Doç. Dr. Ayşe Nevin Sert, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi katıldı. – MANİSA
]]>
“Yaylanın Çimenine”, “Şelale” ve “Yüreğin Gözyaşları” adlı şarkılarıyla tanınan Karadeniz müziği sanatçısı Salih Yılmaz, Karadeniz’e olan sevgisine işaret ederek, “Ben bütün kliplerimi Karadeniz’de çekerim. Karadenizliyim. Beni dinleyen de memleketimi görsün isterim.” dedi.
Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aslen Artvin Kemalpaşalı olduğunu belirterek, “İlkokuldan liseye kadar Rize’deydim. Üniversiteyi de Eskişehir’de okudum. Ardından İstanbul serüveni başladı. Babam Çaykur fabrikasında çalıştığı için Rize’de doğdum, büyüdüm.” diye konuştu.
Şarkı söylemeye ilkokulda öğretmeninin ısrarıyla başladığını, okul yolunda şarkı ve türküler söylediğini aktaran Yılmaz, müziğe başlama hikayesini şu sözlerle aktardı:
“Liseye geçince komşumuzdan ödünç bir gitar aldım. Onunla çalıştım biraz, kendimi geliştirdim. Sonra bir gitar aldım ve serüven başladı. Aslında hikaye biraz yayla kısmında kopuyor. Bizde bir yayla kültürü var. İlkokuldan itibaren 15 yaşıma kadar yazları yaylada olurdum. Kesinlikle elektrik yok. Hiçbir zaman okulun ilk günü okula gidememişimdir. Hep bir hafta geç gelmişizdir yayladan. Okulun ilk gününü o yüzden hiç hatırlamam. Bu benim zamanla karakterimin oluşumunda büyük etki yapmıştır. Ben müzikteki bütün farklılıkları bir dereden karşıya geçmeye benzetiyorum. O dönem Karadeniz müziğinde İsmail Türüt, Birol Topaloğlu, Volkan Konak, Fuat Saka ve Kazım Koyuncu gibi isimler vardı.”
“O kültürle büyüyünce o bağlardan kurtulamıyorsun”
Salih Yılmaz, müziğin hisle alakalı olduğuna dikkati çekerek, yapılan her işe aşkla bağlanmak gerektiğini söyledi.
Geleneksel Karadeniz müziğini çok sevdiğini ve bu müziği yapma arzusunun Karadenizli olmaktan kaynaklandığını vurgulayan Yılmaz, şu bilgileri verdi:
“Bunun nedenini ben iklim olarak görüyorum. Çok basit düşünüyorum. Bir hava düşünün yarım saat içinde yağmur yağar, 5 dakika sonra güneş vurur, yakar, sonra bir rüzgar eser. Bu senin psikolojini, söylemlerini, hayatını, kurduğun işini, her şeyini etkiliyor. Bütün Karadenizlilerin göç ettiği yerler istisnasız olarak Karadeniz’e benzeyen yerlerdir. Bunu İstanbul’da test edebilirsin. Ben tamamen buna bağlıyorum. Hemşinlilikten kaynaklı sosyal yönlerimiz güçlüdür. Şenlikli bir bölgedeyiz. O kültürle büyüyünce o bağlardan kurtulamıyorsun.”
Yılmaz, ilk albümün heyecanını hala yaşadığını, “Yaylanın Çimeni” albümünden sonra fiziki olarak tanınmasa da insanların bildiği bir sese dönüştüğünü kaydederek, “İlk albümde öyle bir başarı elde edince güzel bir özgüven geldi. İlk albümdeki o tecrübe ikinci albümü getirdi. ‘Şelale’ o çıtayı biraz daha yukarı taşıdı. Ben de artık bir müzik yapımcısı oldum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Halkın zekasını ve hafızasını hafife almamak lazım”
Sanatçı Yılmaz, çocukluğundaki Karadeniz müziğiyle bugünün müziğini kıyasladığında sound değişse de duygunun aynı şekilde devam ettiğine işaret ederek, “Kazım Koyuncu belgeseli benim hayatımı ciddi anlamda etkilemiştir. Orada, ‘Herkesle iyi olan adam şüphelidir.’ diyor. İnsan herkesle iyi olamaz. Ben bunu biraz sonra anladım. O yüzden kötü olman gereken insanlarla kötü olmalısın.” diye konuştu.
Değişen teknolojiyle müzik üretim formunun da değiştiğini vurgulayan Yılmaz, “Ben bu dönemi ilk 45’liklerin çıktığı döneme benzetiyorum. Türkiye’nin müzikle ilk tanıştığı plaklarda da böyle olmuş. Halkın zekasını ve hafızasını hafife almamak lazım. Bir sanatçı olarak insanlara tepeden bakmazsan onlar seni sever, bağrına basar, yol gösterir. Ben bütün kliplerimi Karadeniz’de çekerim. Karadenizliyim. Beni dinleyen de memleketimi görsün isterim.” ifadelerini kullandı.
Salih Yılmaz, hayatı kaçırmamayı hedeflediğini ve keyif aldığı biçimde müzik üretimine devam etmeyi arzuladığını söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düğündür, festivaldir, gidiyorum, geliyorum. Öncelikle her zaman hissettiğim şeyi yapmaya çalışacağım. Kariyer olarak hedeflerime şu an tam ulaşamadım. İnşallah güzel şarkılarla hissettiklerimi yapmaya devam edeceğim. Karadeniz iklimi bize yol gösteriyor, bütün duygularımızı şekillendiriyor. Ben Karadeniz insanının siyasetinde de sanatında da kesinlikle iklimin rolünün olduğunu düşünüyorum. Yerel müzik yapıyoruz neticede. Karadeniz müziği bence bu anlamda muhafazakar. Bu müziği yapanlara değer veriliyor. Köyde benim albümümü almış veya şu anda dinleyen adam hala daha fazla. Bizde çünkü kültür yaşatma arzusu daha fazla. O yüzden ben Karadeniz müziğinin geleceğini de parlak görüyorum. Karadenizlilerin müziğini bırakacağını asla düşünmüyorum.”
Karadeniz müziğinde zaman içinde enstrüman çeşitliğinin de arttığına değinen Yılmaz, kemençe ve tulumun yanı sıra dilli kaval, davul ve zurnanın da eklendiğini, horon tepme kültürünün de ilçeden ilçeye değişiklik gösterebildiğini dile getirdi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” dedi.
Yılmaz, Türk ve Çinli şirketler arasındaki Giga Enerji Depolama Tesisi Anlaşması İmza Töreni’ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Harbin Electric (HEI) ve Kontrolmatik firmaları tarafından hayata geçirilen işbirliğini, büyük bir mutlulukla karşıladıklarını belirterek, projenin hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, Türkiye’nin, küresel piyasalarda rekabet gücünü artırdığını ve kritik teknolojilerin üretimi noktasında gelişme kaydettiğini ifade eden Yılmaz, “Bağımsız enerji, güçlü Türkiye” diyerek yerli kaynaklara dayalı bir enerji ekosistemi oluşturduklarını söyledi.
“Temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız”
Yılmaz, 2002 yılında 32 bin megavat seviyelerinde olan elektrik kurulu gücünü, 107 bin megavatın üzerine çıkardıklarını aktararak, halihazırda kurulu gücün yerlilik oranının yüzde 66, yenilenebilir enerjinin payının ise yüzde 55 seviyelerinde olduğunu kaydetti.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücün içindeki payının 2010’da yüzde 3 iken, 2022 yılında yüzde 22’ye kadar yükseldiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Yenilenebilir enerji kaynak destek mekanizması ve yenilenebilir kaynak alanlarıyla, ülkemizin toplam enerji kurulu gücünü ve üretimini hızla arttırırken temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız. Bu kapsamda ülkemiz Avrupa’da jeotermal enerji kurulu gücünde birinci, hidroelektrik kurulu gücünde ikinci, rüzgarda yedinci, güneş enerjisi kurulu gücünde ise sekizinci sıradadır. Önümüzdeki dönemde yıllık ortalama 3 bin 500 megavat güneş, 1500 megavat da rüzgar enerjisi santralinin devreye alınması planlanıyor. Toplam 5 bin megavat deniz üstü rüzgar enerjisi kurulu gücünü enerji portföyümüze katmayı da planlıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerjiyi güçlendirerek cari açığa katkı sağlama konusunda da çalışıyoruz.”
Yılmaz, Türkiye’nin temel problemlerinden biri olan cari açıkta enerji ithalatının önemli bir rolü olduğuna işaret ederek, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” diye konuştu.
Aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji güvenliğine katkıda bulunmayı ve enerjide bölgesel bir ticaret merkezi olmayı hedeflediklerini anlatan Yılmaz, jeopolitik gelişmelerin, özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde Türkiye’nin rolünü bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çekti.
Yılmaz, Türkiye’nin sadece kendi enerji ihtiyacını karşılamanın ötesinde bir bölgesel hub ve ticaret merkezi olarak geniş bir coğrafyanın enerji arz güvenliği konusunda önemli bir rol oynayacak konumda olduğunu söyledi.
“Daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz”
2003’ten bu yana 261,3 milyar dolarlık uluslararası yatırımı Türkiye’ye çektiklerini ifade eden Yılmaz, ilerleyen dönemde bu alanda güçlü politikalarla yollarına devam edeceklerini, bir yandan da 2053’te karbon nötr ekonomiye ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.
Yılmaz, Türkiye’nin bu anlamda çok önemli yatırımların yapılacağı bir ülke konumunda olduğuna işaret ederek, Çin ile 50 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaştıklarını ancak burada sürdürebilir olmayan dengesiz bir yapının bulunduğunu anlattı.
Türkiye’den Çin’e değişik sektörlerde ihracatın artması ve bu konuda işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ticaretteki dengesizlikleri telafi edici bir anlayış içinde, turizm ve doğrudan yatırımların desteklenmesi gerekiyor. Daha fazla Çinli turisti Türkiye’de görmek istiyoruz, daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz. Bunları yaptığımız zaman ticarette dengeleyici bir rol oynayacaktır diye inanıyorum. Bu konularda Çin Halk Cumhuriyeti’yle Türkiye Cumhuriyeti olarak daha fazla işbirliği yapmamız lazım. O anlamda bu proje güzel bir işaret fişeği diye düşünüyorum. Olumlu bir gelişme ama yetmez, daha fazla Çinli doğrudan yatırımcıyı Türkiye’ye bekliyoruz. Türkiye çok önemli bir lokasyona sahip, çok geniş bir pazara erişme imkanı olan bir ülke, genç dinamik bir nüfusu var, girişimci kültürü var. Çinli yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmasıyla hem kendileri kazanacaktır hem de Türkiye kazanacaktır.”
Yılmaz, 2002-2022 döneminde, Çin’in diğer ülkelere yıllık 100 milyar dolar civarında doğrudan yatırımlar gerçekleştirdiğini, Türkiye’nin buradan aldığı payın ise binde 2’nin altında olduğunu aktararak, bu payın hedef olarak ilk aşamada mutlaka yüzde 1’in üstüne çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.
“Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak”
Bugün imzası atılan projenin, Türkiye’nin en büyük şebeke ölçekli enerji depolama projesi olduğunu, 1 gigawatt/saat depolama kapasitesine sahip olacağını anlatan Yılmaz, bunun çok önemli bir kapasite olduğunu ve bu depolama tesisiyle yıllık 875 milyon kilowatt/saat elektrik üretimine sahip rüzgar santralinin de hayata geçirilmiş olacağını kaydetti.
Yılmaz, toplam 600 milyon dolarlık bir yatırımın söz konusu olduğunu, bunun 375 milyon dolarının ilk faz olarak sözleşmesinin imzalanabilir aşamaya geldiğini anlattı. Buna göre Harbin Electric’in 300 milyon dolar tutarında finans sağlayacağını belirten Yılmaz, Progresiva şirketinin de öz sermayesiyle bu yatırımın gerçekleştirileceğini bildirdi.
“Bu projeyle milli imkanlarımız geliştirilecek, batarya teknolojilerinde Türkiye yeni bir safhaya geçmiş olacak ve Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak.” diyen Yılmaz, bu projeye emek harcayan iki firmanın yetkililerine teşekkür etti, buna benzer yeni işbirliklerini görme temennisinde bulundu.
Konuşmaların ardından, Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan ve HEI Baş Temilcisi Pan Sheng, Progresiva Enerji Yatırımları Ticaret AŞ ile Harbin Electric arasındaki 1000 MWh Elektrik Depolama ve 250 MW Rüzgar Santrali Projesi’ne imza attı.
Programa Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Şaobin de katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor.” dedi.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve KKTC Ankara Büyükelçiliği tarafından, TÜRKSOY Genel Sekreterliği’nde “Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı Anma Toplantısı” düzenlendi.
Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, hayatını Kıbrıs Türk halkının onurlu varoluş mücadelesine adayan Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla andığını söyledi.
Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direndiğini, can ve kan verdiğini ama hürriyetinden vazgeçmediği vurgulayan Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmadığını ve egemenliğinden asla taviz vermediğini ifade etti.
Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin efsanevi direniş destanının, adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplandığını, Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden dünyaya azmin zaferini gösterdiğini kaydetti.
Rauf Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik ettiğine, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk dünyasında yakın tarihin sembol isimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Denktaş’ın KKTC başta olmak üzere eserlerinin nefes almaya devam ettiğini ve en önemli eserinin KKTC olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, Denktaş’ın hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırdığına işaret ederek, bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer aldığını söyledi.
“Sayın Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğraflarla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlatıyor.” diyen Yılmaz, fotoğraf dışında mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlamasının, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliğini gösterdiğini ifade etti.
“Kuzey Kıbrıs’ı her alanda destekliyoruz”
Yılmaz, Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgi, muhabbetle hatırladıklarını ve mirasını kalplerinde taşıdıklarını anlatarak, “Bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarına anlattıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözüme giden yolu açacak anahtardır. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Bu şekilde olacak bir çözüm tüm taraflara, tüm paydaşlara fayda sağlayacaktır. Daha huzurlu, daha müreffeh, geleceği daha güçlü bir Doğu Akdeniz’in oluşumunu da ortaya koyacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor. Bir kapı kapalıysa diğer kapıyı açarız diyoruz. Hiçbir zaman yılmadan, yorulmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyayla olan ilişkilerini, bağlarını üst seviyelere çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda, İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmamız çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz.”
Yılmaz, KKTC yetkilileriyle yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Programı üzerinde çalıştıklarını aktararak, bunu da şekillendirirken Kıbrıs Türkü’nün önceliklerini esas alıp hep birlikte bunu geliştirdiklerini ve yeni işbirliği programı tamamlandığında paylaşacaklarını söyledi.
Denktaş’ın ileri taşıdığı milli dava yolunda, Kıbrıs Türklerine hak ettikleri güzel yarınları sunmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmaya, her türlü gayreti ortaya koymaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, merhum Denktaş’ın tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla tarihteki müstesna yerini her zaman muhafaza edeceğini ifade etti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Haksız hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla TÜRKSOY’da düzenlenen ‘Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı’ ve fotoğraf sergisi açılışına katıldı. Yılmaz, Rauf Raif Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla yad etti. Yılmaz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) ev sahipliğinde merhum Denktaş’ı bugün yalnızca lider kişiliğiyle değil, aynı zamanda sanatçı yanıyla anacaklarını belirtti.
Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direnmiş; can vermiş, kan vermiş ama hürriyetinden vazgeçmediğinin altını çizen Yılmaz, “EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmamış; egemenliğinden asla taviz vermemiştir. Kıbrıs Türkleri’nin efsanevi direniş destanı, Ada’nın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplanmış; Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden Dünya’ya azmin zaferini göstermiştir” diye konuştu.
Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik etmiş, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk Dünyası’nda yakın tarihin sembol isimlerinden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Sayın Denktaş’ın ahirete irtihalinin 12. yılını geçtiğimiz ay geride bırakmış olsak da, KKTC başta olmak üzere eserleri nefes almaya devam etmektedir. Hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer etmiştir” diye konuştu.
Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğrafla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlattığına dikkat çeken Yılmaz, “Kendi ifadeleriyle adada ‘güne yeni başlamışken ışığı yakalamak ve günü bitirirken, doğanın güzelliklerini görmemiz ve tadını çıkarmamız için bize göz veren o kusursuz ressamın renklerini izlemek eşsiz bir deneyimdir’. Fotoğraf dışında; mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlaması, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı merhum Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgiyle hatırlıyor ve mirasını kalbimizde taşıdıklarını belirterek bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan çalıştıklarını vurguladı.
“Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır”
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarımıza anlattıklarının altını çizen Yılmaz, “Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi çözüme giden yolu açacağına inanıyoruz. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.
Yılmaz, iktisadi ve mali iş birliği anlaşması çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda desteklediklerini ifade etti. – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Biz, birtakım başka siyasi anlayışlar gibi ‘laf ola beri gele’ yaklaşımıyla hareket etmiyoruz. Ne diyorsak onu belli bir program ve eylem planı çerçevesinde, bütçesini, finansmanını düşünerek gerçekçi şekilde ortaya koyuyoruz.” dedi.
Yılmaz, Suphi Öner Öğretmenevi’nde düzenlenen “Kanaat Önderleri Buluşması”nda, her fırsatta vatandaşlarla istişareler yaptıklarını, bütün politikaları millete göre şekillendirdiklerini söyledi.
Mersin’in tarım, turizm ve ihracatıyla ” Akdeniz’in incisi” olduğunu dile getiren Yılmaz, kentte bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu anlattı.
“Başka siyasi anlayışlar gibi ‘laf ola beri gele’ yaklaşımıyla hareket etmiyoruz”
Yılmaz, dünyadaki çeşitli sıkıntılara rağmen Türkiye’nin güçlü şekilde yoluna devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Seçim beyannamelerimizde ortaya koyduğumuz vaatleri birer birer hayata geçirmek için her türlü çabayı sarf ediyoruz. Buna dönük planlar, programlar, eylem planları hazırlıyoruz. Biz, birtakım başka siyasi anlayışlar gibi ‘laf ola beri gele’ yaklaşımıyla hareket etmiyoruz. Ne diyorsak onu belli bir program ve eylem planı çerçevesinde, bütçesini, finansmanını düşünerek gerçekçi şekilde ortaya koyuyoruz. Halkımızın da bize güveninin en önemli sebeplerinden bir tanesi bu.”
Milletin önceliğinin kendi öncelikleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Enflasyonla kararlı mücadele yürütüyoruz. İnşallah bunun sonuçlarını bu yılın ortalarından itibaren daha net şekilde göreceğiz. Orta vadede tek haneli rakamlara geri döneceğiz. Bu bir süreç, bir anda olmuyor bu işler ama adım adım bu hedefi gerçekleştireceğiz. Bunun planını, programını yapmış durumdayız. Uygulamayı da kararlı şekilde sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin ulaşım, sağlık, turizm, enerji ve savunma sanayisi gibi her alanda dünyayla rekabet ettiğini, her geçen gün ileriye gittiğini dile getirdi.
“Herkesin kimliğine, tercihlerine, inancına, mezhebine saygılıyız”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na geçen yıl yapılan seçimlerde verilen destekten dolayı şükranlarını sunan Yılmaz, şöyle devam etti:
“İçeride, dışarıda bir sürü odak Türkiye’nin istikrarını bozmak için gayret sarf etti ama başaramadılar. Muhalefetin şu anki halini görüyorsunuz. Allah korusun bu zihniyetle seçimi kazanıp iktidara gelmiş olsalardı Türkiye’deki politikaların nereye savrulacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Kendi içlerinde kavga, birbirleriyle kavga… Böyle bir anlayışla Türkiye’de ne siyasi ne ekonomik istikrar olurdu ne de dış politikada milli menfaatlerimizi koruyabilirdik. Çok şükür milletimiz buna geçit vermedi ve çok asil bir tavır ortaya koydu. Biz de buna layık olmaya çalışıyoruz.”
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’ye ve Mersin’e hizmet ettiklerini, her alanda kentin marka değerini yükseltmek, çehresini değiştirmek için gayreti sürdürdüklerini anlattı.
Herkesin huzur içerisinde yaşayacağı ortamı tesis etme amacında olduklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle dedi:
“Herkesin kimliğine, tercihlerine, inancına, mezhebine saygılıyız. Yeter ki bunlar, siyasi çatışma konusu haline getirilmesin, ülkemizin birliğine, beraberliğine zeval vermeye çalışan birtakım odakların aracına dönüştürülmesin. Bu olmadığı sürece biz hiçbir zaman hiçbir insanın kimliğiyle, inancıyla uğraşmadık. Tam aksine herkesin kimliğine saygılıyız. Herkes kendi nasıl istiyorsa, inancı neyi gerektiriyorsa o şekilde yaşasın, kendisini ifade etsin diyoruz. Biz, birlik içinde, vatanımızın, milletimizin gücünü artırarak, üzerimizde birtakım oyunlar kurgulamaya çalışanların oyunlarını da boşa çıkararak yolumuza devam ediyoruz. Daha güçlü bir Türkiye’yi inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. 81 ilimizle, 85 milyon nüfusumuzla, her kesimden ve inançtan insanımızla bunu birlikte başaracağız. Fitne, fesat yapmaya çalışanlar, bölmeye parçalamaya çalışanlar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir şekilde başarılı olamayacaklar inşallah.”
Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarının, uyum ve koordinasyon içerisinde Mersin’de hizmet edeceğini söyleyen Yılmaz, adayların kenti gerçek belediyecilikle tanıştıracağını belirtti.
Yılmaz, kentin ciddi yatırım ve projelere ihtiyacının olduğuna dikkati çekerek, “Önümüzdeki dönem inşallah Mersin’de sermayeden yiyen değil sermayeye ilave yapan bir belediyecilik anlayışıyla, şeffaf, hesap verebilir, hizmet odaklı bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Dış pazarlardaki talep geliştikçe, yeni pazarlara biz eriştikçe, ihracatçılarımızı farklı desteklerle takviye ettikçe, kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.” dedi.
Yılmaz, Mersin programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan tarafından karşılanan, tören mangasını selamlayan ve şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra bir otelde iş insanlarıyla bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında Türkiye’nin ekonomik büyüme konusunda oldukça iyi bir performans ortaya koyduğunu vurgulayan Yılmaz, Kovid-19 pandemisinin etkilerinin yoğun yaşandığı 2020-2022 döneminde dünya ekonomisi yüzde 7 büyürken, Türkiye ekonomisinin kümülatif olarak yüzde 20 büyüdüğüne dikkati çekti.
Yılmaz, bu dönemde Türkiye’nin ihracat ve istihdamının arttığını, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,7, son 20 yılda ise yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdüğünü kaydetti.
İhracatta tarihi bir seviyenin yakalandığını, geçen yıl itibarıyla 256 milyar dolar ihracat rakamına ulaşıldığını anımsatan Yılmaz, ihracatta bu yıl ocak ayına iyi başlandığını, ihracatın aylık bazda yüzde 3,6 artış gösterdiğini ve ithalatın ise yüzde 22 oranında azaldığını ifade etti.
“Seçici ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat” sözüne işaret ederek, bu perspektifi hiçbir zaman kaybetmeden bütün politikalarını organize ettiklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bir yandan yeni para politikalarımızla birlikte finans maliyetlerinin arttığını görüyoruz. Diğer taraftan özellikle yatırımcılar, nitelikli yatırım yapanlar ve ihracatçılar için finansal şartları iyileştirici birtakım adımlar da atıyoruz. Neler yaptık bu kapsamda? Bir defa ihracatçıyı desteklemeye yönelik seçici kredi kullanımı ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankamız, reeskont kredilerinde günlük limiti 10 kat arttırdı ve uygulanan faiz oranı politika faizinin oldukça altında. Bu, ihracatçılarımızı desteklemek için uyguladığımız bir politika. Bu politikaları uygularken KOBİ’lerimizi önceliklendiriyoruz ve yine ihracat performansını dikkate alarak bunları hayata geçiriyoruz.”
İhracatçıları gözetme noktasında geçen yıl kurumlar vergisi sisteminde bir değişiklik yapıldığını, genel oranın yüzde 25 olarak belirlendiğini aktaran Yılmaz, “Bankacılık ve finans kesimi için bunu yüzde 30 olarak tayin ettik. İhracatçı firmalarımız için de yüzde 20 dedik. Bu yine ihracatı destekleme politikalarımızın bir yansıması, daha az vergi yüküyle ihracatçılarımız çalışsın diye bunu yaptık.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, son dönemde Meclis’te yapılan düzenlemeyle, dış ticaret şirketleri kanalıyla ihracat yapan KOBİ’lerin de bundan istifade edebilmesinin önünün açıldığını, doğrudan veya dolaylı ihracat yapan firmaların hepsinin bu vergi avantajından faydalanması için gerekli mevzuat düzenlemesinin hayata geçirildiğini kaydetti.
“Toplumsal Yatırım Notu” uygulaması hayata geçirilecek
Cari açığın, katma değerin yükseltilmesi ve ihracatın arttırılmasıyla azaltılabileceğine işaret eden Yılmaz, nitelikli yatırımları desteklemek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni (YTAK) hayata geçirdiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Toplumsal Yatırım Notu’na ilişkin çalışmaların devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu not bankalara verilecek bir not. Şahıslara veya firmalara değil. Merkez Bankamız, Bankalar Birliğiyle bu konuyu çalışıyor. Bankalar yatırımcıya, ihracatçıya, nitelikli alanlara krediyi arttırdıkça bankaların notu yükselecek ve bu not artışına göre de Merkez Bankamız onlara teşvik edici bir takım uygulamalar yapacak. Böylece bankalarımızı sistematik olarak yatırımcıya, ihracatçıya daha fazla kredi vermeye sevk etmiş olacağız. Böyle bir uygulamayı da önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
“6 saat 23 dakikalık seyahat süresi, 2 saat 15 dakikaya düşecek”
Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakalandığını, 2023’te ihracatının 7,7 milyar dolara yükseldiğini, toplam ihracattan aldığı payın da yüzde 1,6’dan yüzde 3’e çıktığını anlatan Yılmaz, Mersin’in ihracatın öncü ve sürükleyici illerinden biri olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu dile getirdi.
Mersin, Adana ekseninde bakıldığında bölgenin lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara, yüksek rekabet potansiyeline sahip olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz. Lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bunun da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşıyacağına inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Silifke, Taşucu otoyolu projesini hayata geçirmek üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için.
Demir yolunda, ulaşımda farklı projelerimiz var. Yine en öne çıkan projelerden biri Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşecek. İşte bu projeler bölgemizin çehresini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olması ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra Körfezi’ne kadar inen, Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar, yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz.”
Merkezi idare olarak son 20 yılda Mersin’e toplam 98 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’nın açılışı için gün sayıldığını, havalimanının devreye girmesiyle hava yolu anlamında da bölgenin farklı bir üstünlük kazanmış olacağını ifade etti.
“Kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Dış pazarlardaki talep geliştikçe, yeni pazarlara biz eriştikçe, ihracatçılarımızı farklı desteklerle takviye ettikçe, kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuya yönelik politikaları dikkatli bir şekilde değerlendireceklerinin de altını çizen Yılmaz, konuşmasının ardından düzenlenen toplantıda, iş insanların taleplerini dinledi, sorularına yanıt verdi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, gelecek dönemde büyümeye, istihdam üretmeye devam ederken enflasyonla da kararlı şekilde mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Yılmaz, Yüreğir Kültür Merkezi’nde düzenlenen STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda, Türkiye’nin son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük atılımlar yaptığını söyledi.
Ülkenin, eğitim, altyapı, sanayi ve tarım gibi birçok alanda geliştiğini dile getiren Yılmaz, Cumhur İttifakı olarak Türkiye Yüzyılı’nda da gece gündüz çalışmaya devam ettiklerini anlattı.
Yılmaz, yapılan yatırımlardan daha fazlasının gelecek dönemlerde gerçekleştirileceğini vurgulayarak, “Cumhurbaşkanı’mız konuşmalarında hep yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı vurguluyor, ‘Ülkemizi bunlarla büyüteceğiz’ diyor. Bu 4 şeyi inşallah çoğaltmaya çalışacağız, enflasyonu, fırsatçılığı, dezenformasyonu ve belirsizlikleri de önümüzdeki süreçte azaltmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Siyaset anlayışlarının, millete hizmet etmek olduğunu aktaran Yılmaz, her mezhep ve kesimden insana eşit yaklaştıklarını, hiçbir ayrımcılık gözetmeden 81 kente eşit hizmet etmeye devam edeceklerini belirtti.
“Merkezi idare olarak güçlü şekilde yolumuza devam ediyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, milletin 14 ve 28 Mayıs 2023’teki seçimlerde verdiği destekle siyasi istikrarın ve güven ortamının pekiştiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Merkezi idare olarak güçlü şekilde yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde bir taraftan büyümeye, istihdam üretmeye devam ederken bir taraftan da enflasyonla kararlı şekilde mücadelemizi inşallah sürdüreceğiz. Orada da aşama aşama bir başarıyı hep birlikte göreceksiniz. Özellikle bu yılın ortalarından itibaren buradaki politikalarımızın sonuçlarını daha net şekilde göreceksiniz Allah’ın izniyle.”
Ekonomi, sosyal politikalar, dış ilişkiler ve terörle mücadele gibi her konuda güçlü politikalar hayata geçirdiklerinin altını çizen Yılmaz, halkın huzur, güven ve istikrar içinde gelecek inşa etmesi için gayret ettiklerini dile getirdi.
Yılmaz, önceki seçimler gibi 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin de demokratik olgunluk içerisinde gerçekleştirileceğini belirterek, ” Adana’mızda da inanıyoruz ki tarihi bir seçim olacak. Adana’da yerel yönetimler anlamında bir milat olacak inşallah. Buna yaklaşıyoruz. Adana’ya geldiğim andan itibaren bunu hissediyorum. Adana değişim istiyor, ‘yeter artık’ diyor.” ifadelerini kullandı.
“Eser ve hizmet siyaseti yapan bir partiyiz, ittifakız”
Yerel seçimin ardından Adana’da yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti:
“İlçe belediye başkanlarımızla, büyükşehrimizle, merkezi idareyle Adana’nın yıllar yılı beklemiş olan sorunlarını birer birer çözme gayreti içinde olacağız. Bizim anlayışımız bu. Biz, eser ve hizmet siyaseti yapan bir partiyiz, ittifakız. Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyan bir anlayışı temsil ediyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde inşallah Adana’mız, bu bereketli topraklar, eşsiz coğrafya, çok önemli mirasa sahip bölgemiz, Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Türkiye’nin öncü illerinden, yerel yönetimlerinden biri olacak Allah’ın izniyle. Bu anlayışla yolumuza, Adana’mızı büyütmeye devam ediyoruz.”
Kente 21 yılda yapılan yatırımlar ile gerçekleştirilmesi planlanan projeleri anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu bölge için çok daha geniş bir ufka sahibiz. Orta Anadolu ile Akdeniz’i çeşitli ulaşım sistemleriyle entegre edip hem Orta Anadolu’nun hem de Akdeniz’in potansiyelini bir sinerjiyle daha üst noktalara taşıyacağız inşallah. Demir ve kara yollarıyla, çeşitli bağlantılarla bu entegrasyonu güçlendireceğiz. Bunu da Türkiye’nin rekabet gücünü artırıcı bir anlayış içinde hayata geçireceğiz.”
Programda Dünya Türkmenler Birliği Genel Başkanı İsmail Demirdüzen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a Yörük kefiyesi ile porselen hediye etti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Dirençli bir Adana şehri oluşturmamız lazım ve kentsel dönüşümü vatandaşımızla birlikte, vatandaşımızla istişare içinde hızlandırmamız lazım. Çok daha sağlam, sağlıklı şehirler kurmamız lazım.” dedi.
Yılmaz, Adana ziyareti kapsamında, Yüreğir Belediyesi Doğankent Kültür Evi önünde vatandaşlara hitap etti.
Gerçek belediyeciliğin halka hizmet etmek olduğunu vurgulayan Yılmaz, bazılarının kişisel kariyerleri ve ideolojik amaçları için belediyeyi bir araç olarak kullandığını söyledi.
Yılmaz, Adana’yı AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyeciliğiyle geleceğe taşıyacaklarını belirterek, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın, ideolojik birtakım amaçlarla, sloganik laflarla değil, vatandaşların gerçek ihtiyaçlarına göre belediye kaynaklarını kullanacağını anlattı.
Adana ve ilçelerine merkezi idare olarak ellerinden gelen tüm desteği vermeye çalıştıklarını dile getiren Yılmaz, “Hastaneleriyle, yollarıyla, değişik hizmetleriyle, eğitimiyle birtakım ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza yaptığımız desteklerle her bakımdan elimizden geldiğince destek olduk. Ama takdir edersiniz ki sadece merkezi idareyle bir bölgenin kalkınması, gelişmesi mümkün değil. Merkezi idarenin yanı sıra yerel yönetim de çok önemli.” ifadelerini kullandı.
“Kentsel dönüşümü hızlandırdığımız, afet risklerini azalttığımız bir dönem olacak”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Adana’ya selam, sevgi, hürmetlerini ileten ve ilerleyen günlerde ili ziyaret edeceğini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Biliyorsunuz bütün bölgelerimizde depremin yaralarını sarıyoruz. Adana’da da çeşitli inşaat çalışmalarımız var. Hak sahipliği çalışmalarımızı bitirdik. Onları en kısa sürede sonuçlandırıp yaraları saracağız. Ancak bu yetmez. Esas yapmamız gereken Adana’da, gelecek afetleri önlemek. Bunun da yolu belli. Dirençli bir Adana şehri oluşturmamız lazım ve kentsel dönüşümü vatandaşımızla birlikte, vatandaşımızla istişare içinde hızlandırmamız lazım. Çok daha sağlam, sağlıklı şehirler kurmamız lazım. Bunun için kentsel dönüşüm kanunumuzu yeniledik. Meclisimiz, sağ olsun Gazi Meclisimiz onay verdi. Artık yeni bir kentsel dönüşüm kanunumuz var. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı’mız da Kentsel Dönüşüm Başkanlığını kurdu. Yeni bir kurum kurduk geçtiğimiz aylarda. İçinde farklı genel müdürlükler var. İnşallah önümüzdeki dönem kentsel dönüşümü hızlandırdığımız, afet risklerini azalttığımız bir dönem olacak.”
“Adana’yı çok daha fazla hizmetle buluşturalım”
Adana’nın kentsel dönüşüm ve ulaşımda hak ettiği yerde olmadığını, sanayi ve tarım başta olmak üzere her alanda potansiyellerinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, bugüne kadar merkezi idare olarak Adana’ya 126 milyar lira yatırım yaptıklarını hatırlattı.
Yılmaz, “Yeter mi yetmez. Helali hoş olsun Adana’ya. Hastaneler inşa etmişiz. Üniversiteler kurmuşuz. Yollar yapmışız. Kırsal alana hizmetler götürmüşüz. Okullar açmışız. Ama şimdi istiyoruz ki büyükşehirle birlikte el ele verelim, gönül gönüle verelim. Adana’yı çok daha fazla hizmetle, çok daha kaliteli, çok daha geniş hizmetlerle buluşturalım.” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını anımsatan Yılmaz, ilk önce deprem bölgesinden başlayarak yeni evlenen gençlere faizsiz ve 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi verdiklerini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilk başvuruları almaya başladığını, ilerleyen dönemde bunu daha da yaygınlaştıracaklarını söyledi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “31 Mart’ta bu seçimin demokrasi anlamında bir olgunluk içerisinde tamamlanacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki dönem, kentsel dönüşümü hızlandırıp afet risklerini azalttığımız dönem olacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Doğankent Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.
Burada konuşan Yılmaz, 31 Mart yerel seçimlerinde Adana’nın gerçek belediyecilikle tanışacağını söyledi. Yılmaz, “Bugün Adana’da çok güzel bir gün yaşıyoruz. İnşallah 31 Mart seçimlerinden sonra 1 Nisan’da sadece iklim açısından değil siyasi açıdan da çok güzel bir mevsim başlayacak Adana’da. Adana çok kıymetli bir ilimiz. Buralara merkezi idare olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye çalıştık. Bir takım ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza elimizden geldiğince destek olduk. Sadece merkezi idareyle bir bölgenin kalkınması mümkün değil. Yerel yönetim de çok önemli. Fatih Mehmet Kocaispir’e yürekten teşekkür ediyorum. Yüreğir’de çok başarılı işlere imza attı. Gerçek belediyeciliğin örneğini koydu. Gerçek belediyecilik Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koymaktır. Bunu değerli kardeşimiz yaptı. Fatih Mehmet Kocaispir hazırlıklarını yaptı, ekibiyle birlikte yönetime hazır. Ona onay vermekte size düşer. Adana’da yeni bir milat, yeni bir dönem başlatacağız. Fatih bey mirası inşallah sizlerin desteğiyle Dr. Halil Nacar’a bırakacak. Halil bey idarecilikten gelen bir arkadaşımız. Ben Yüreğir’e her geldiğimde Bingöllü hemşerilerim bize hep sağlık birinci mesele diyorlar. Yüreğir’e sağlıktan gelen bir başkan geliyor. Hastanemizde zaten bitiyor. Halil kardeşimiz güzel bir hazırlık yaptı. Başarılı bir yönetici. Deprem zamanında bunu gösterdi. Sadece Adana’nın değil, bütün deprem illerinin lojistiğini Adana’dan kendisi yönetti. İnşallah o konularda gösterdiği beceriyi belediye başkanı olarak gösterecek. Pandemi döneminde yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak. Türkiye yüzyılında gerçek belediyecilikle, ak belediyecilikte Adanamızı geleceğe taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
“Sonuna kadar başkanlarımızın arkasındayız”
AK Parti belediyelerinin halka hizmet için çalıştıklarını aktaran Cevdet Yılmaz, “Gerçek belediyecilikten biz şunu anlıyoruz. Bazıları kişisel kariyerleri için veya ideolojik amaçlarlar belediyeyi araç olarak kullanıyorlar. Biz belediyeyi halka hizmet amacıyla kullanacağız. Kanunlarda yapması gereken neyse bizim başkanlarımız onu yapacak. Bizim başkanlarımız başka yerlere basamak yapmak için değil, sizlere hizmet etmek için belediye kaynaklarını kullanacaklar. Bizde sonuna kadar arkalarında, yanlarında olacağız. Elimizden gelen tüm imkanlarımızla Adana’ya destek olacağız. Yüreğirliler de kendi bölgelerinden çıkan büyükşehir belediye başkanının artısını görecekler” diye konuştu.
“Esas amacımız gelecek afetleri önlemek”
31 Mart seçimlerinin demokrasi anlamında bir olgunluk içerisinde tamamlanacağını beklediklerini vurgulayan Yılmaz, kentsel dönüşüm çalışmalarının da hızlanacağını belirterek şunları söyledi:
“Hiç kimse süper kahraman. Bu işler ekip işi. Herkes hep birlikte çalışınca bereket ortaya çıkıyor. Önümüzdeki dönem bu seçimi demokrasi anlamında bir olgunluk içerisinde tamamlanacağına yürekten inanıyoruz. Cumhurbaşkanımızın Adana’ya sevgilerini, selamlarını iletmek istiyorum. İnşallah cumhurbaşkanımız Adana’ya gelecek. Adana’da çeşitli çalışmalarımız var. Depremin yaralarını saracağız. Ancak bu yetmez. Esas yapmamız gereken gelecek afetleri önlemek. Bunun da yolu belli. Dirençli Adana şehri oluşturmamız lazım. Kentsel dönüşümü hızlandırmamız, çok daha sağlam, sağlıklı şehirler kurmamız lazım. Gazi meclisimiz onay verdi ve artık yeni bir kentsel dönüşüm kanunumuz var. Cumhurbaşkanımız kentsel dönüşüm ile ilgili yeni bir kurum kurdu. İnşallah önümüzdeki dönem kentsel dönüşümü hızlandırıp afet risklerini azalttığımız dönem olacak. Adana her alanda hak ettiği yerde değil. Çok daha fazla potansiyeli olan bu kentimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bugüne kadar merkezi idare olarak 126 milyar lira yatırım ve harcama yapmışız. Ancak bu yetmez. İnşallah yerel yönetim ve merkezi yönetim el ele verip Adana’yı çok daha kaliteli hizmetlerle buluşturalım” dedi.
“Evlenen gençlere destek olacağız”
Aile ve Gençlik Fonu’ndan bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Yeni evlenen gençlere destekler veriyoruz. İlk başvuruları almaya başladık. Yeni evlenen gençlerimize 150 bin lira faizsiz kredi veriyoruz. 4 yılda geri ödeyecekler. İlk başvuruları deprem bölgesinden almaya başladık. Bunu daha da geliştirip yeni evlenen gençlere de destek olmuş olacağız” ifadelerini kullandı. – ADANA
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacim, 10 bin 659 dolar kişi başı gelir olduğuna işaret ederek, “Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor.” dedi.
Yılmaz, Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması’nda, iş dünyasıyla her fırsatta bir araya geldiklerini söyledi.
Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçmediğini, belirten Yılmaz, geçen yıl henüz rakamlar tam çıkmamakla birlikte dünya ekonomisinin yüzde 3 civarında büyüdüğünü dile getirdi.
Son 20 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Yılmaz, tarihsel ortalamalarının altında giden bir dünya büyümesiyle karşı karşıya olunduğunu, bunun da ticarete de başka alanlara da yansıdığını ifade etti.
Türkiye’nin ihraç pazarı olan ülkelerin büyümesinin daha önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Orada da geçen yıl yüzde 1,5 civarında bir büyüme gerçekleşti. Bu yıl ve önümüzdeki iki yılda yüzde 2-2,5 gibi bir büyüme bekleniyor. Dolayısıyla dünyada ekonomik büyümenin, ekonomik şartların çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Malum pandemi yaşandı. Ardından birçok jeopolitik gelişmeler oldu. Dünya ekonomisi hala arzu edilen düzeyde değil. Bir taraftan da dünyada sıkı para politikaları, talebi kontrol eden politikalar izleniyor. Enflasyonla mücadele ediliyor. Bunun da büyümeye yansımaları var. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.” ifadesini kullandı.
“Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada”
Yılmaz, şubat sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin rakamların ortaya çıkmasını beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“İlk 9 aylık veriler itibarıyla Türkiye ekonomisi, geçen yıl itibarıyla dünya yüzde 3 civarında büyürken 4,7 gibi bir büyüme performansı gösterdi. Yıllık bazda da Orta Vadeli Programımızda yüzde 4,4 olarak tahmin etmiştik. Son çeyrek yüzde 3,7 civarında dahi gelse bu hedefimizi yakalayacağız gibi görünüyor. Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada. Son 20 yıllık dönemde de bunu başardı Türkiye. Dünya yüzde 3,6 hızla büyürken, yıllık ortalama büyümeden bahsediyorum 20 yıllık bir dönemde Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti, dünyadan aşağı yukarı yılda 1,8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya getirdi. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz, 10 bin 659 dolar kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor. Bu artık kesinleşmiş gibi ama seviyesini göreceğiz. Bu rakamla birlikte kişi başına gelirimizin de 13 bin dolara yakın bir seviyelere gelmesini yine nominal dolar bazında bekliyoruz. Bu rakamlarla IMF’nin tahminlerine göre, Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumunda. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha iyi noktalara kamusuyla özel sektör birlikte yürüyeceğiz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadeleye önem verdiklerini, güncellenmiş para politikaları ve yapısal reformlarla bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi.
Aşamalı şekilde enflasyonu düşüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Aylık bazda politikamızın etkisini görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu düşündüğümüz bir yükseliş var. Ocak aylarında hep yükseliş olur doğrusu. Yıllık ayarlamalar yapılır. Dolayısıyla ocak ayları biraz istisnai aylardır. Bundan sonraki dönemde kademeli bir şekilde yine bir düşüş göreceğiz. Yaptığımız tahminlere göre, yılın ortalarından sonra ikinci yarısında enflasyonun düştüğünü daha belirgin şekilde görmüş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cari işlemler dengesinin “Türkiye ekonomisinin klasik problemi” olduğunu belirten Yılmaz, “Hükümetimiz, Cumhur İttifakı’mız, Meclis’imiz hep birlikte uyguladığımız politikalarla Türkiye’de yerli, milli üretimi, ihracatımızı, hizmet gelirlerimizi turizm başta olmak üzere artırarak, cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde bir engel olmaktan çıkarmak istiyoruz.” diye konuştu.
2024’te 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi
Geçen yıl ilk yarısında 60 milyar dolara kadar yükselen cari açığın alınan tedbirlerle seneyi 45 milyar dolar civarında bitirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Orta Vadeli Programda öngördüğümüz oranın biraz üstünde ama çok fazla değil. Yaşadığımız birtakım jeopolitik gelişmelerin de etkisi oldu ama 4,2 civarında bir milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda tabi altının payı da yüksek. Geçen yıl 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Onu düştüğünüz zaman çok daha düşük düzeylerde cari açığımız. Bunu kalıcı şekilde aşağılara düşürmek istiyoruz. Burada turizm gelirlerimizin önemli, olumlu bir katkısı var. Geçen yıl 50 milyonu aşan turist sayımız var. 54,3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.”
“Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz”
Yılmaz, ülke ihracatının dünyadaki sıkıntılara, talep daralmalarına, jeopolitik olumsuz gelişmelere rağmen 256 milyar dolarla tarihi seviyesine ulaştığını, bunun her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.
İhracat rakamlarını çok daha yüksek seviyelere çıkaracaklarını vurgulayan Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dörtlü bir formülü var. ‘Yatırım, istihdam, üretim, ihracat’. Sıralama da rastgele değil. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç. İşte bizim bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz. Tüketim tabi ki kıymetli ama aşırı tüketim çok da olumlu değil. İthalatı tetikleyen, cari açığı arttıran bir mesele. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp asıl büyümemizi yatırımlar, ihracat üzerinden sürdüren bir anlayışla hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Aralık ayı istihdam rakamlarına da değinen Yılmaz, Türkiye ekonomisinin ilk defa 32 milyonun üzerinde bir istihdam ortaya koyduğunu ve bunun rekor seviye olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarına girişimci kadınlar ve gençlerin dahil olmasını önemsediklerini vurguladı.
Türkiye’nin kredi risk primi hızlı şekilde düştü
Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) değinen Yılmaz, “CDS’ler, ülkemizin risk primi mali piyasalarda aşağıya gelmiş durumda. Bütçe açığını disiplinli şekilde yürüttüğümüz, cari işlemler açığını düşürdüğümüz, riskleri azalttığımız, öngörülebilirliği artırdığımız, siyasi güven ve istikrar iklimini pekiştirdiğimiz için Türkiye’nin ülke risk primi de hızlı şekilde düştü. Geçen yılın mayıs aylarında 700’lere kadar çıkmıştı. Son dönemlerde 300 civarına gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. Türkiye bu politikaları ısrarla güçlü şekilde devam ettirdikçe ‘CDS’ dediğimiz ülke risk primimizi düşürmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın geçici bir düzenleme olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O dönemin şartları içerisinde bir ihtiyacı karşıladı. Şimdi aşama aşama yine finans piyasalarında bir istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz. En son geçen yıl ağustosta en yüksek rakamına ulaşmıştı, 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine gelmişti. 126,4 milyar ediyor dolar bazında. 9 Şubat itibarıyla 2 trilyon 368 milyar liraya düşmüş durumda yani Kur Korumalı Mevduat’ta 1 trilyondan lira fazla gerileme söz konusu. Toplam seviyesi 77,7 milyar dolara inmiş durumda. Aşağı yukarı 49 milyar dolar burada bir çözülme oldu ve bunun da çok büyük kısmı, hemen hemen tamamına yakını, Türk lirasını destekleyici politikalarımızın da etkisiyle Türk lirası mevduatına geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan aşama aşama farkı bir çerçeveye doğru gidiyoruz.”
Bütçe ve mali disiplinine çok önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bunun AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en başarılı alanlarından biri olduğunu anlattı.
Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Bir taraftan da yerel yönetim, merkezi yönetim hep birlikte afete dönük çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız, riskleri azaltmamız, kriz yönetmek istemiyorsak risk yönetmemiz lazım. Riskleri iyi tespit edip özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yoğun bir çalışmayla bu riskleri azaltmamız lazım. Geleceğimiz için çok daha dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bu konuda Adana’da da yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Depremler nedeniyle bütçeden yapılan harcamalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin, siyasi istikrarla ve güvenle yönetildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde sağlam zemin oluşturduğu için büyük afeti “omuzladığını” dile getirdi.
“Deprem harcamaları yapısal bozulmaya yol açmaz”
Yılmaz, deprem harcamalarının kalıcı olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Orta Vadeli Program’da bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak tahmin etmiştik. Çok şükür bu konuda olumlu yönde bir sürpriz yaşadık. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5,4 ile kapatmış olduk. Bunun 3,8 puanı deprem harcamasından kaynaklanıyor. Bunu düştüğünüz zaman bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6 civarında aslında. Bütçe süreçlerinde yapısal harcama vardır, bir de tek seferlik harcamalar vardır. Bazı harcamalara bir başlarsanız her yıl devam eder onlar yapısal açık oluştururlar. Deprem harcaması öyle değil. Birkaç yıl süren, daha çok geçici diyebileceğimiz nitelikte harcamalardır, yapısal bozulmaya yol açmazlar. İnşallah bu deprem harcamalarını yaptıktan sonra bütçe açığımız, yine Maastricht Kriterleri dediğimiz Avrupa Birliğinin o kriterinin altında olmaya devam edecek. Orta Vadeli Program’ımızda da bunun çerçevesini çizmiş durumdayız. Bu yıl yüksek bir harcamamız var, 2025-2026 dönemlerinde de kısmen devam edecek ama Türkiye, bu yaraları kamusuyla, özeliyle saracak inşallah.”
Son dönemde yatırım ve istihdam gibi kritik alanlarda destekleyici çalışmalar yaptıklarını belirten Yılmaz, Merkez Bankasının ihracatçıları destekleyecek politikalar takip ettiğini söyledi.
Toplumsal yatırım notu üzerine çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu konuyla ilgili gelinen noktayı ele alacaklarını belirtti.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı başlattıklarını anımsatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı aşağıya çekecek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi sağlanacağını ifade etti.
Yılmaz, Adana ve Mersin ile Çukurova Bölgesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçlerde hem merkezi hem de yerel idare olarak bu perspektifle bölgemize farklı bir ivme katacağımıza yürekten inanıyorum. İş dünyamızın da burada büyük rolünün olacağına inanıyorum. Diğer taraftan Orta Anadolu-Akdeniz aksı dediğimiz vizyonumuz, perspektifimiz var. Ulaşım hatlarını iyileştirerek Orta Anadolu ile Akdeniz’i daha entegre şekilde planlamamız gerekiyor. Afet risklerine karşı bu bölgelerimizde belli, stratejik sanayilerin gelişmesi önemli. Turizm, hizmet, sanayide Orta Anadolu-Akdeniz entegrasyonunun, Türkiye’ye büyük rekabet gücü katacağına inanıyorum. Bütün bu konularda Adana’mızın, Adana iş dünyamızın çok ciddi katkıları olacaktır.”
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, milletvekilleri ile iş insanları katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da “Kanaat Önderleri Buluşması”na katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz” dedi.
Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde “Kanaat Önderleri Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dünyada büyüme ortalaması yüzde 3 civarında olduğunu, Türkiye olarak bu seneyi 4,4 ile kapatmayı öngördüklerini söyledi. Ülke ekonomisinin ilk 9 ayda 4.7 ile gerçekleştiğini belirten Yılmaz, son çeyrek henüz belli olmadığını, bu ayın sonunda netleşmiş olacağını ve son çeyrekte 3.7 dahi büyüme sağlanması takdirde 4.4’ü yakalayacaklarını, programdaki hedefin bu olduğunu belirtti. Bunun için gayret ettiklerini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023’ü rekor seviyede istihdam ile kapattık. Aralık ayı işsizlik oranı yüzde 8.8’e kadar geriledi. Biz, orta vadeli programda yıl boyu 10.1 olur diye düşünüyorduk. Ama şimdi son ay bu veri ile birlikte tek haneli kapattığımız kesinleşti. 32 milyona aşkın artık çalışanı olan bir ülke konumundayız. Bunu da istihdam dostu politikalar ile çok daha ileriye taşıyacağız. Geçen yıl ihracatını yine rekor ile kapattık. 256 milyar dolar ihracat yaptık. Bu da tarihimizin en yüksek ihracat oranı. 2024 için turizmde 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Bütün illerimiz payını alacak. Sadece deniz, kum turizmi istemiyoruz. Kültür, inanç turizmini de çok önemli görüyoruz.”
“Şehirlerimizi bu afetlere hazırlamak için 1 trilyon Türk lirası üzerinde bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız”
“Temel meselemiz enflasyon. Vatandaşımızın sorunu bizimde sorunumuz” diyen Yılmaz, “Dolayısıyla bu konuda da büyük bir gayret içerisindeyiz. Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadık. 14 milyon insanımızı, 11 ilimizi doğrudan etkiledi. İlk yaptığımız hesaplara göre 104 milyar dolar maliyet getiren bir afetten bahsediyoruz. Bunun yaralarını sarıyoruz. Geçen yıl önemli harcamalar yaptık. Bu sene senede sadece depremin yaralarını sarmak ve şehirlerimizi bu afetlere hazırlamak için 1 trilyon Türk lirası üzerinde bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız” dedi.
2024’ün en yoğun dönem olacağını, 2025’ten itibaren daha rahat bir döneme geçiş yapılacağını, enflasyonda da yüzde 15’ler civarlarında bir seviye tahmin ettiklerini kaydeden Yılmaz, “2026’da ise, tek haneli rakamlara hep birlikte ulaşacağız. Bütün dengeleri gözeterek aşamalı bir şekilde gidiyoruz. Bir taraftan enflasyonu düşüreceğiz, bir taraftan da büyümemizi belli bir oranda sürdürme. Bunun getirdiği bir yol haritası var, bunu adım adım uyguluyoruz” ifadelerinde bulundu.
Sabah, vekillerin Erbil’le uçuşun olmadığını söylediklerini aktaran Yılmaz, “Bizim bu buradaki bölgeye bunun çok ciddi bir canlılık getireceğini söylediler. Ben de Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdülkadir Bey’le temas kurdum. Kendisine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Hemen gerekli görüşmeleri yapıp döndü bana. Aradan bir saat geçmeden haftada üç gün her gün her gün uçuşlarının başlayacağını söyledi” ifadelerine yer verdi.
Buluşmaya Vali Ali İhsan Su, kanaat önderleri, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve partililer katıldı. – DİYARBAKIR
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Burada yatırım ortamı farklılaştı son yıllarda. Niçin arttı bu turistler; İşte huzur güven ortamı sebebiyle. Yeni yeni yatırımlar yapılıyor, organize sanayi bölgeleri büyüyor, ticaret ve ihracat artıyor. Bunlar bu huzur güven ortamının sonuçları.” dedi.
Cevdet Yılmaz, bir otelde kanaat önderlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, siyasetlerinin özünde milletin olduğunu, her gittikleri yerde iş dünyası ve kanaat önderleriyle bir araya gelip fikirlerini dinlediklerini söyledi.
Hükümet olarak ekonomi konusunda son derece kararlı, planlı, programlı bir takım adımlar attıklarını anlatan Yılmaz, kalkınma planını adım adım hayata geçirdiklerini belirtti.
Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceklerini, ekonomide programların adım adım sonuçlarını verdikçe daha güçlü şekilde yollarına devam edeceklerini kaydeden Yılmaz, ekonominin insan için olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“2023 yılını rekor seviyede bir istihdamla kapattık. Aralık ayı işsizlik oranı yüzde 8.8’e kadar geriledi. Biz orta vadeli programda yıl boyu 10.1 olur diye düşünüyorduk. Ama şimdi son ay bu veri ile tek haneli kapattığımız kesinleşti. Onun yıllık hesabının yapılması biraz zaman alıyor ama aylık bazdaki rakamlara baktığımızda 2023 yılını tek haneli işsizlik oranıyla kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Artık 32 milyonu aşkın çalışanı olan bir ülke konumundayız. İnşallah bunu da istihdam dostu politikalarımızla çok daha ilerilere taşıyacağız.”
Geçen yıl ihracatı rekor bir rakamla kapattıklarını anımsatan Yılmaz, ihracatçıların gösterdiği bu performansın takdiri hak ettiğini bildirdi.
Turizmde de Türkiye’nin çok ciddi performans sergilediğine dikkati çeken Yılmaz, bu yıl da turizm konusunda hedefleri adım adım gerçekleştireceklerini belirtti.
Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Temel meselemiz enflasyon. Vatandaşımızın sorunu bizim de sorunumuz. Dolayısıyla bu konuda da büyük bir gayret içindeyiz. Bir taraftan Merkez Bankamızın politikaları, bir taraftan maliye politikalarımız, diğer taraftan yapısal reform dediğimiz Türkiye’de kurumsal ve piyasaların verimliliğini, rekabet gücünü arttırıcı değişimlerle inşallah bunu da adım adım çözeceğiz. Özellikle bu yılın ortasından sonra enflasyonda belirgin düşüşleri hep birlikte göreceğiz inşallah. Bu tahminlerimizi hep birlikte yapıyoruz, arkadaşlarımızla bir ekip olarak bu gayretimizi, enflasyonla mücadelemizi sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle, siyasi iradesiyle, programımıza verdiği destekle bu süreci adım adım gerçekleştiriyoruz.”
“2025’ten itibaren daha rahat bir döneme inşallah geçiş yapacağız”
Tarihin en büyük afetini yaşadıklarını, bu afetin en gelişmiş ülkede dahi olsa ekonomilerini büyük oranda etkileyebilecek ölçekte olduğunu vurgulayan Yılmaz, depremin yaralarını sardıklarını aktardı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Geçen yıl önemli harcamalar yaptık. Bu sene de sadece depremin yaralarını sarmak ve şehirlerimizi bu afetlere hazırlamak için 1 trilyon liranın üzerinde bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız. Daha üzerinden 1 yıl geçti depremin, Sayın Cumhurbaşkanımız bazı illerde deprem konutlarını dağıtmaya başladı, kura çekimlerine iştirak etti. Diyarbakır’da da 1300’ün üzerinde tamamlanmış konutumuzu teslim edeceğiz. Daha sonra hak sahiplerine peyderpey bu teslimler yapılacak. Sadece konutlardan ibaret değil harcamalarımız. Bir taraftan kalıcı konutlar yapıyoruz diğer taraftan alt yapıyı tamir ediyoruz. Deprem bölgesindeki illerimizin ekonomik ve sosyal kalkınması için gayret ediyoruz. Bu yönde de çeşitli teşvikler, programlar, çalışmalar yürütüyoruz, yürütmeye devam edeceğiz. 2024 bu anlamda en yoğun dönemimiz. 2025’ten itibaren daha rahat bir döneme inşallah geçiş yapacağız.
Enflasyonda da yüzde 15’ler civarında bir seviye şu anda tahmin ediyoruz. 2026’da ise tek haneli rakamlara Allah’ın izniyle hep birlikte tekrar ulaşacağız. Niye hemen yapmıyorsunuz diye bir soru gelebilir aklınıza. Bir anda niye düşmesin diye düşünebilirsiniz. Birçok denge var. Sadece buna odaklansanız çok kısa sürede de düşebilir belki ama bunun maliyeti çok büyük olur. Büyüme, istihdam, sosyal dengeler üzerinde maliyetleri olur. Dolayısıyla biz niçin daha aşamalı bir şekilde gidiyoruz? Bütün dengeleri gözeterek. Bir taraftan enflasyonu düşüreceğiz ama bir taraftan da büyümemizi, istihdamımızı sürdürme, çeşitli sosyal kesimleri destekleme, bu enflasyon karşısında alım güçlerindeki erimeyi engelleme, bütün bu çabaları bir arada sürdürmek durumundayız. Bunun getirdiği bir yol haritası var. Bunu adım adım uyguluyoruz. Enflasyonun özellikle geniş toplumsal kesimler üzerindeki etkilerini en aza indirmek için gayret ediyoruz. Dar gelirli, ücretli kesimlere dönük elimizdeki tüm imkanları, yaşadığımız depreme rağmen, çevremizdeki jeopolitik gerginliklere rağmen, terörle mücadele ve başka konulardaki sıkıntılara rağmen her türlü imkanımızı da bu anlamda değerlendiriyoruz. Değerlendirmeye de devam edeceğiz.”
Son dönemde Aile ve Gençlik Fonu kurduklarını, bunu da ilk olarak deprem bölgesinde uygulayacaklarını anımsatan Yılmaz, daha sonra tüm Türkiye’ye yaygınlaştıracaklarını söyledi.
“Ekonominin de temeli siyasi istikrardır”
Geçen yıl yapılan seçime değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Genel itibariyle baktığımızda gerçekten iftihar edeceğimiz bir seçim süreci yaşadık. Çok da yüksek bir katılım oranı gördük. Meclis’te Cumhur İttifakı’na çok güçlü bir destek, net bir destek verilmiş oldu. Bununla birlikte siyasi belirsizlikler azaldı, güven ve istikrar, siyasi istikrar pekişmiş oldu. Öngörülebilirlik de artmış oldu. Ekonominin de temeli siyasi istikrardır. Siyasi istikrarın olmadığı, güven veren politikaların olmadığı yerde ekonomik sorunlar da çözülmez, tam tersine daha da ağırlaşır. Ama çok şükür halkımız bu güveni ortaya koydu ve şu anda adım adım dünyanın şartlarına rağmen Türkiye güçlü politikalarıyla yoluna devam ediyor. Demokraside reformlar yaptık. Temel hak ve hürriyetleri genişlettik. Vatandaşımızın daha özgür bir ortamda hayatını devam ettirecek şartlar oluşturduk. Bir taraftan da Türkiye’yi her alanda, savunma, sanayi başta olmak üzere farklı bir noktaya taşıdık. Sağlıkta, ulaşımda bir devrim yaşandı, birçok alanda Türkiye gerçekten çok farklı bir noktaya gelmiş durumda. İnşallah önümüzdeki dönem yeni hamlelerle buna devam edeceğiz.”
Yılmaz, huzur ve güven ortamının çok kıymetli olduğunu, huzurun ve güvenin olmadığı yerde ekonomik gelişmenin olamayacağını, temel hak ve hürriyetleri insanların kullanamayacağını dile getirdi.
Özellikle bölge ve Diyarbakır’da uzun yıllar terörün acısını yaşadıklarını, terör nedeniyle büyük maliyetler ödendiğini aktaran Yılmaz, tüm Türkiye olarak bunun maliyetini ödediklerini ama bölgede yaşayan insanların çok daha ağır bir faturasını ödediğini belirtti.
“Bugün Diyarbakır ekonomik olarak belki çok farklı bir yerde olacaktı. Terörün iki türlü zararı var. Bir doğrudan zarar yani yaptığı şiddet ve terör eylemleriyle cana, mala getirdiği zarar var. Bir de ekonomik ve sosyal açıdan bir bölgeye verdiği dolaylı zararlar var. Terör nedeniyle gelmeyen turist, doktor, mühendis, yaylasına gidip hayvancılık yapamayan insan, yatırım yapmayan yatırımcı. Tam aksine sermayesini buradan alıp başka yerlere götüren insanlar. Bütün bunlar terörün dolaylı maliyetleri ve gerçekten çok büyük dolaylı maliyetler ödedi bu bölgemiz. Hem nitelikli insan gücünü hem sermayesini kaybetti.” ifadelerini kullanan Yılmaz, ama şimdi farklı bir ortamda bulunduklarını bildirdi.
Huzur ve güven ortamı içerisinde bulunduklarını, çok etkili ve kararlı politikalarla terörle mücadele ettiklerini vurgulayan Yılmaz, sınırların içinde ve dışında vatandaşın huzuru için her türlü gayreti sarf ettiklerini bildirdi.
“81 ilimizi aynı eşit mesafede görerek hizmet etmeye devam edeceğiz”
Yılmaz, bu mücadelede şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilere şükranlarını sunduğunu dile getirerek, onların fedakarlıkları sayesinde bugün huzur ortamında yaşadıklarını, demokratik ortamda haklarını kullandıklarını anlattı.
Terörün ortadan kalkmasının en büyük faydasının bölgeye olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şunları dile getirdi:
“Burada yatırım ortamı farklılaştı son yıllarda. Niçin arttı bu turistler; İşte huzur güven ortamı sebebiyle. Yeni yeni yatırımlar yapılıyor, organize sanayi bölgeleri büyüyor, ticaret ve ihracat artıyor. Bunlar bu huzur güven ortamının sonuçları. Henüz tam da görmüş değiliz. Şundan dolayı tam görmüyoruz. Terörün olumsuz etkileri daha kısa süreli çıkıyor ortaya. Yani gelip yakıp yıktıklarında bir yeri hemen bunun zararı çok hızlı çıkıyor. Ama terörün ortadan kalkması sonrası rehabilitasyon diyebileceğimiz süreç zaman alıyor. Yeniden o güvenin oluşması, sonuçlarının ortaya çıkması biraz zaman alıyor. Göreceksiniz önümüzdeki yıllarda bu huzur güven ortamıyla çok daha farklı bir noktaya ekonomik ve sosyal olarak bölgemiz gelmiş olacak. Biz de kararlı şekilde devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Diyarbakır’a, bölgeye hiçbir ayrım gözetmeksizin, 81 ilimizi aynı eşit mesafede görerek hizmet etmeye devam edeceğiz. Gerçekten bu bölgeye emek veren, alın teri döken halk hizmetine koşan herkese müteşekkiriz. Bu anlayışla devam edeceğiz.”
Yerel seçimlerde de aynı anlayışla hareket edeceklerini aktaran Yılmaz, gerçek belediyecilikten yana olduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:
“Türkiye Yüzyılı diyoruz. Bu Diyarbakır’ın da yüzyılı. Neden Silvan Barajı bittiği zaman tarımda muazzam bir üretim patlamasının olduğu bir Diyarbakır’dan bahsetmeyelim, bunlarla birlikte sanayisi hızla gelişen değişik alanlarda madencilikte başka çok daha katma değeri yüksek bir sanayi inşa eden bir Diyarbakır olmasın? Gençlerimize daha fazla iş imkanları, girişimcilik imkanları sunan bir Diyarbakır olmasın? Bu gayet mümkün. Son dönemlerde yapılan hizmetler de bunun gayet mümkün olduğunu, kaynaklar doğru kullanılırsa nelerin yapılabileceğini gayet güzel gösteriyor. Birtakım ideolojik çevrelerin gerçeklikten kopuk algıları zihnimize nakşetmesine müsaade etmememiz, algılara değil hakikate bakmamız lazım. Hakikat neyse sözlere değil davranışlara bakmak lazım, yapılana bakmak lazım. Her türlü şiddete müsamaha gösterirken barış kelimesini kullanmasının en hafif deyimiyle samimiyetsizlik olduğunu görmemiz lazım. Hizmet, diyenin hizmetleri bir taraftan baltalarken bundan bahsetmesini hiçbir şekilde doğru olmadığını görmemiz lazım. Diyarbakır’ın ihtiyacı olan enerjisini boşa sarf etmek değil, ideolojik çatışmalarla zaman geçirmek değildir. Diyarbakır’ı daha iyi yerlerde görmek istiyoruz. Daha kalkınmış, gelişmiş ve imkanlar sunan Diyarbakır istiyoruz. Bunu yaptığımızda inanın sadece Diyarbakır değil, çevresi de daha geniş coğrafyalarda çok olumlu etkilenecektir.”
Diyarbakır-Erbil uçuşlarına değinen Yılmaz, uçuşların haftada 3 gün yapılacağını bildirdi.
“Yerel seçimlerin huzur ortamında, demokratik olgunluk içinde tamamlanmasını diliyorum”
Cevdet Yılmaz, her zaman Diyarbakır’ın yanında olduklarını anlatarak, “Bütün hizmetlerde, projelerde yanınızdayız. Merkezi idare olarak yapmamız gereken ne varsa hiçbir zaman şuna bakmadık biz, ‘Bize oy verilmiş, verilmemiş’ diye. Bütün gücümüzle Diyarbakır’a hizmet etmeye çalıştık. Önümüzdeki dönemde de inşallah Halis Bey’in başkanlığında ilçe belediyeleriyle vatandaşımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Şimdiden yerel seçimlerin hayırlı olmasını diliyorum. Huzur ortamında, demokratik olgunluk içinde tamamlanmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Toplantıya, Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Sait Yaz, Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden ve kanaat önderleri katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sloganlarla, laflarla, ideolojilerle kimsenin karnı doymuyor, gençlerimize, çoluk çocuğumuza bir gelecek hazırlanmıyor. Bunu yaşayarak gördük, biliyoruz. Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye, daha fazla hizmete, yatırıma ihtiyacı var. Tek yapmamız gereken Diyarbakır’a ve geleceğine sahip çıkmak, aklı fikri Diyarbakır olan adayları desteklemek.” dedi.
Yılmaz, Şanlıurfa Bulvarı’nda AK Parti Seçim Bürosu’nun açılışında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakırlılara selamını, sevgisini ve muhabbetini ilettiğini belirterek, kalplerinin her zaman Diyarbakır ile attığını, ellerinden gelen tüm imkanlarla Diyarbakır’ın ve Diyarbakırlıların yanında olduklarını söyledi.
Diyarbakır’da yaptıkları hizmetlere değinen Yılmaz, “Silvan Barajımız, duble yollarımız, hastanelerimiz, okullarımız, kırsal alana, köylere yaptığımız hizmetler, tarımsal faaliyetler, çiftçimize verdiğimiz destekler, ihtiyaç sahibi, yetime yaptığınız destekler hepsi ortada. Vatandaş bunları yaşayarak görüyor.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların AK Parti öncesindeki durumu, AK Parti döneminde yapılanları yaşayarak bildiğini, takdir ve dua ettiğini anlatan Yılmaz, bu anlamda vatandaşlara müteşekkir olduklarını dile getirdi.
“İnşallah hep birlikte Diyarbakır’ı geleceğe hazırlayacağız”
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Sloganlarla, laflarla, ideolojilerle kimsenin karnı doymuyor. Gençlerimize, çoluk çocuğumuza bir gelecek hazırlanmıyor. Bunu yaşayarak yine gördük, biliyoruz. Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye, daha fazla hizmete, yatırıma ihtiyacı var. Bu noktada da kritik bir seviyeye gelmiş durumda. Aslında her şey uygun. Tek yapmamız gereken Diyarbakır’a ve geleceğine sahip çıkmak. Sadece ve sadece aklı fikri Diyarbakır olan adayları desteklemek. Bunu yaptığımızda emin olun Diyarbakır çok şey kazanacak. Çok hızlı bir şekilde bir değişim, dönüşüm süreci yaşayacak. İnşallah hep birlikte Diyarbakır’ı geleceğe hazırlayacağız. Biz buna gerçek belediyecilik diyoruz. Şimdi belediyeyi amacı için kullanmak var, kanunlarda amacı belli. Belediye yerel hizmetler yapacak. Halka hizmet edecek. Bunun için mi kullanacaksınız belediyeyi, yoksa başka amaçlar için mi kullanacaksınız? Mesele budur. Kişisel kariyer için veya ideolojik için mi belediye kullanılacak? Bir enstrüman, bir araç olarak mı kullanılacak başka amaçlar için? Yoksa belediyeye tahsis edilen kaynaklar bu halka yeşil alanlar, spor tesisleri yapmak, içme suyunu temiz bir şekilde ulaştırmak, havanın kalitesini korumak, mesleki eğitimler vermek, girişimciliği desteklemek, yine ihtiyaç sahibi olan insanlara destek olmak gibi hizmetleri için mi kullanılacak? Biz işte bundan yanayız.”
Gerçek belediyecilikten yana olduklarını belirten Yılmaz, olması gerekenin bugüne kadar çeşitli dönemlerde yapılmadığı için halkın artık gerçek belediyecilik hizmeti istediğini, bunu da AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın adaylarının yerine getireceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz de onları takip edeceğiz. Gerçek belediyecilik anlamında her yaptıkları hizmetlerde de yanlarında olacağız, destek olacağız, güç vereceğiz. AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak gerçekten ehil bir arkadaşımızı aday yaptık. Halis Bey yıllardır tanıdığımız, bildiğimiz bir arkadaşımız. Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden biri nedir? Tarım sektörü, tarımda daha fazla üretim. Silvan Barajı’mız da devam ediyor. Bittiğinde Diyarbakır çok farklı bir yere gelecek. Halis Bey tam bu işin adamı. Tarım sektöründen geliyor. TİGEM Genel Müdürlüğü yaptı, yıllarca çok başarılı işlere imza attı. Ben o dönem daha yakından tanıdım. Kalkınma Bakanıydım. Gelip bizden ödenekler istedi, Ceylanpınar ve başka yerler için. Hakikaten çok büyük projelere imza attı. İnanıyorum ki; Diyarbakırlılar takdir ederlerse, seçerlerse Halis Bey bu bölgenin tarımına, üretimine, çiftçisine çok büyük destekler sunacak. Çok daha bilinçli bir şekilde bütün bu alandaki kurumlarımızın da gücünü, kapasitesini doğru bir şekilde organize ederek çiftçimize çok önemli yeni imkanlar açacak.”
“Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak”
Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden birinin de “afet” olduğuna işaret eden Yılmaz, depremde canların gittiğini belirterek, her birine Allah’tan rahmet diledi.
Bu sonuçların bir daha yaşanmaması için dirençli şehirler inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Çok daha iyi bir şehirleşme oluşturmamız lazım. Bu noktada da eski AFAD başkanımız bu işlerden en iyi anlayan insanlardan biri. Halis Bey inanıyorum ki; hem depremin yaralarını sarma, 16 binden fazla hak sahibimiz var, onlara konutlarını teslim etme hem de Diyarbakır’ın ihtiyaç duyduğu bu dönüşümü gerçekleştirme, çok daha dirençli bir şehir haline Diyarbakır’ı getirme noktasında çok güzel hizmetler yapacaktır. Yine Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden biri de şehir içi ulaşım meselesi. Görüyoruz, Diyarbakır artık çok daha canlı. Kent içi ulaşımda da projelerini açıklayacaktır. Sonuna kadar yanındayız, arkasındayız, her türlü desteği vereceğiz.” diye konuştu.
İlçe belediye başkanlığı için gösterdikleri adayların göreve seçilmesiyle de Diyarbakır’da farklı bir dönemin başladığını göreceklerini ifade eden Yılmaz, bu farklı dönemin sadece Diyarbakır’a değil ülkeye, çok daha geniş bir coğrafyaya da büyük bir güç ve destek vereceğini kaydetti.
Diyarbakır’ın önemli bir merkez, bir medeniyet şehri olduğuna işaret eden Yılmaz, yıllardır birilerinin bunu heba ettiğini aktardı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Birtakım uluslararası güç odakları bu bölge üzerindeki hesaplarına Diyarbakır’ın gençlerini maalesef kurban ettiler. Bunlara müsaade etmememiz, gençlerimizi geleceğe hazırlamamız lazım. Çoluk çocuğumuzu çok daha güvenli bir şekilde, daha demokrat, daha kalkınmış bir Türkiye’ye hazırlamamız lazım. Kim ne derse desin Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak. Bu vatana, bu bayrağa, bu devlete sahip çıkacak ve emperyalist birtakım güçlerin bu bölge üzerinde kurduğu hesapları boşa çıkaracak. İnşallah bu vesileyle Gazze’den Yemen’e, Balkanlar’dan, Kafkaslar’a çok daha geniş bir coğrafyaya birlik, bütünlük mesajı verecek.”
Parti teşkilatlarının çok kıymetli çalışmalar yürüttüğünü belirten Yılmaz, kapı kapı dolaşılıp, insanlara ulaşılması ve yüz yüze görüşülmesi tavsiyesinde bulundu.
Yılmaz, “Diyarbakırlıların gönlünü kazanacağız. Bunu da sonuca dönüştüreceğiz. Seçim koordinasyon merkezimizin hayırlı olmasını diliyorum. Cenabıallah yolumuzu, bahtımızı açık etsin.” dedi.
Daha sonra Yılmaz, merkez Sur ilçesi Gazi Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir müjdeyi de vermiş olalım. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız ile görüştük, inşallah Diyarbakır-Erbil uçuşlarını da başlatıyoruz.” dedi.
Dicle Üniversitesi (DÜ) 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Diyarbakır’ın Gelecek Tasavvuru Kongresi”nde konuşan Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam ve sevgilerini iletti.
Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel önemine değinen Yılmaz, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan bir medeniyet şehrinde olduklarını, köklü bir mirasla geleceğe baktıklarını söyledi.
“Geleneği olmayan bir şehrin geleceği de olmaz. Geçen İbrahim Kalın Bey’in bir kitabına bakıyordum. Gelenek kelimesini güzel yorumlamış. ‘Gelene ek’ diyor. Geleneğiniz yoksa ekleyecek bir şeyiniz de yok demektir. Bu miras üzerinde geleceğe bakıyoruz” diyen Yılmaz, 33 medeniyetin mirasını geleceğe taşımak, “Türkiye Yüzyılı”na Diyarbakır’ın mührünü vurmak için fikirlerin ortaya konulacağına inandığı “Gelecek Tasavvuru Kongresi”nin hayırlara vesile olmasını diledi.
“Geleceği kimin tasavvur ettiği” konusunun çok önemli olduğuna işaret eden Yılmaz, geleceği, bu topraklarda yaşayanlar, bu topraklara ait olanlar, bu toprakların öz evladı olanların inşa etmesi gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Başkalarının bizim için yaptığı tasavvurların hangi amaçlarla bizi nerelere götürmek istediğinin çok iyi farkında olmamız lazım. Bizi düşünmediklerini, kendi menfaatleriyle, ölçütleriyle tasavvurlarda bulunduklarını ve bizi sadece onun için bir araç olarak gördüklerini iyi anlamamız, bunun şuurunda olmamız lazım. Bunu yaptığımız zaman gerçek anlamda güçlü bir gelecek tasavvurunu, geleneğin, geçmişimizin, mirasımızın gerektirdiği bir tasavvuru ortaya koyabiliriz. Sadece bu bölge ve ülkemiz için değil, tüm insanlık için önemli değerler üreten topraklardayız. Bu mürşit şehrin geçmişinden alınan ilhamla geleceğe dönük paylaşılacak fikirlerin ilimize, bölgemize ve ülkemize katkılar sağlayacağına inanıyorum.”
“Hendekler, çukurlar kazarak çocukları ölüme gönderenlere geçit vermedik, vermeyeceğiz”
Yılmaz, Cumhurbaşkanı’nın güçlü liderliğinde en kaliteli kamu hizmetini millete en hızlı şekilde sunmaya, tüm illerin bu hizmetlerden hakkaniyetli şekilde yararlanmasına gayret ettiklerini belirterek, her zaman anlayışlarının batıda ne varsa doğuda, kuzeyde ne varsa güneyde de olması gerektiği yönünde olduğunu aktardı.
“Hiçbir şekilde bölgesel milliyetçilik olmamalı bu ülkede. Belli standartları ülkemizin bütün coğrafyasına yaymak, fırsat eşitliği oluşturmak, temel birtakım hizmetleri herkese hakkaniyetli bir şekilde sunmak anlayışıyla hareket ettik. Son 20 yılda sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadık, geçmişteki ihmalleri de kapatma gayreti içinde olduk. İki şeyi aynı anda yapmaya çalıştık ve bunu da zorlu koşullar altında gerçekleştirmeye gayret ettik. Çok şükür bütün sıkıntılara, sorunlara rağmen önemli bir mesafe de almayı başardık. Bugün ülke genelinde dünyada ve bölgemizdeki sıkıntılara rağmen siyasi güven ve istikrar ikliminde yatırıma, istihdama, üretime devam ediyoruz” ifadelerini kullanan Yılmaz, ülkeyi güçlendirmeye, illeri daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımaya gayret ettiklerini kaydetti.
Cumhuriyet’in 100. yılını geride bıraktıklarına, yeni bir döneme girildiğine dikkati çeken Yılmaz, buna “Türkiye Yüzyılı” dediklerini, yeni dönemde “Türkiye Yüzyılı”nı bütün illerle, coğrafya ile hayata geçireceklerini belirtti.
Yılmaz, her kesimin katkısıyla, çabasıyla Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirerek “Türkiye Yüzyılı”nı inşa edeceklerini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Bu çerçevede de en önem verdiğimiz hususlardan biri huzur ve güven iklimi. Huzurun ve güvenin olmadığı bir yerde ne demokrasi ne kalkınma ne kültür ne sanat ne yaşam kalitesi olur. Dolayısıyla her şeyden önce huzur ve güven ortamını sağlamak için her türlü gayreti sarf ettik ve bugün çok şükür çevremizdeki ülkelere, coğrafyalara baktığımız zaman Türkiye adeta bir istikrar adası gibi bütün olumsuzluklara rağmen istikrarını koruyan, huzurunu, barışını, güvenini geliştiren bir noktadadır. Bu da aslında gelecek tasavvuru için çok sağlam bir zemin oluşturuyor. İnsanların güvenlik endişesi, kendileri, aileleri için kaygı duyduğu bir ortamda sağlıklı bir gelecek tasavvuru da yapılamaz. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın teröre ve terörü besleyen odaklara karşı kararlı duruşu sayesinde Diyarbakır bugün, son 40 yılda hiç olmadığı kadar huzur ve emniyet içinde. Yıllarca Diyarbakır’ın potansiyelini, zenginliğini çatışmalarla, kavgalarla, kısır çekişmelerle heba edenlerin yol açtığı kayıplar artık durmuştur. Hendekler, çukurlar kazarak gencecik çocukları ölüme gönderenlere geçit vermedik, vermeyeceğiz.”
“Terörü sokaklardan söküp atmaya kararlıyız”
“Diyarbakır annelerinin gözlerindeki yaşı silmeye, terörü sokaklardan söküp atmaya kararlıyız ve hiçbir şekilde buradan bir geri dönüş söz konusu değildir. Bu çabamızda en büyük cesareti Diyarbakır annelerinden ve bölgemizde yaşayan insanımızdan alıyoruz” diyen Yılmaz, terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgede yaşayan insanların gördüğünü belirtti.
Yılmaz, şimdi de terörün ortadan kalkması, huzurun, güvenin gelişmesinin de en fazla faydasını bu bölgede yaşayan insanların göreceğini dile getirerek, “Demokrasiyi daha güçlü bir şekilde yaşayacaklar, temel hak ve hürriyetlerden daha fazla istifade edecekler, kamu ve özel sektörün yatırım ortamı çok daha iyi bir noktaya gelecek, refah, ticaret artacak. Kültür, sanat, turizm, hangi alana bakarsanız bakın bu ortam bu bölgemize büyük katkı sunacak.” dedi.
Allah’ın tüm nimetleri Diyarbakır’a verdiğini, kentin gelişmemesi, kalkınmaması için hiçbir mazeretinin olmadığını belirten Yılmaz, tarım, ticaret, kültür, genç nüfus, geçmişten gelen büyük bir miras, bunların hepsinin Diyarbakır’da olduğunu aktardı.
Yılmaz, “Diyarbakır’ın bu halde olmaması lazım. Bunun gerçekten bir izahı yok. Cenabıallah’ın verdiği bütün bu nimetleri daha olumlu bir gelecek kurmak için kullanmak bizim elimizde ve bunu da yapacağımıza yürekten inanıyorum. Diyarbakır inşallah sadece kendi sınırları içinde değil çok daha geniş coğrafyaları etkileyen bir gelişim, bir sıçrama yapacaktır.” diye konuştu.
“Diyarbakır gelişmeye devam edecek”
Milletin kardeş, bir ve beraber olduğunu vurgulayan Yılmaz, kapsayıcı, kucaklayıcı ve bütün bu değerleri kendi içinde barındıran bir millet anlayışına sahip olduklarını, “hukuk devleti”, “eşit vatandaşlık” gibi kavramları da çok önemli bulduklarını belirtti.
Yılmaz, Diyarbakır’ın gelişmeye devam edeceğini, bunu da bütün farklılıklarıyla, çeşitlilikleriyle, zenginliğiyle yapacağını dile getirerek, şunları söyledi:
“Büyük bir ortak zemin, değerlerimiz var. Farklılıklarımızı çatışma konusu yapmadan, bir zenginlik olarak görüp bu anlayış içinde inşallah geleceğimizi inşa edeceğiz. Diyarbakır’ın ideolojik çatışmaya, kavgaya, sloganlara değil gerçek anlamda fikirlere, projelere, planlara, gelecek tasavvuruna ve hizmete ihtiyacı var. Son dönemlerde bunun farkını zaten insanımız adeta tadarak görmüş oldu. Önümüzdeki dönem de inşallah daha da farkına varacağız. Bunu her birimizin katkısıyla, katılımıyla, desteğiyle başaracağız. Son 20 yılda Diyarbakır’a toplam 126 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik ama önümüzdeki dönem daha da fazlasını inşallah özel sektör başta olmak üzere göreceğiz. Çok daha hızlı bir şekilde Diyarbakır gelişmeye devam edecek. Sur ilçemiz başta olmak üzere Suriçi’ndeki yapıları neredeyse baştan sona yeniliyoruz.”
“Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz”
Cevdet Yılmaz, sağlık sistemini geliştirdiklerini, son olarak 1000 yataklı hastanenin inşasına başlandığını belirterek, bu sabah Vali’den sıcak su termal kaynakların keşfedildiği müjdesini de aldığını söyledi.
Diyarbakır’ın sağlık altyapısı ve termal kaynaklarla sağlık turizmi açısından çok önemli bir merkeze rahatlıkla dönüşebileceğini dile getiren Yılmaz, kentin sadece çevre illere, ülkeye değil uluslararası hizmet de verebileceğini aktardı.
Yılmaz, “Bu arada bir müjdeyi de vermiş olalım. Sabah Diyarbakır’ı konuşurken Erbil’e uçuş olmadığını söyledi Sayın Valimiz ve vekillerimiz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız ile görüştük sabah. Az önce aradı, inşallah Diyarbakır-Erbil uçuşlarını da başlatıyoruz. Yalnız bir talebi var Bakanımızın, meslek kuruluşlarımız da buradayken, uçakların dolması. Dolduğu sürece devam eder. Ama boş kalırsa yapılacak bir şey yok.” diye konuştu.
Hastaneler yaptıklarını, konutlar inşa ettiklerini, kentsel dönüşümleri hayata geçirdiklerini dile getiren Yılmaz, 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi.
Yılmaz, kentte yapımı tamamlanan 1374 konutun İçişleri Bakanı tarafından hak sahiplerine teslim edileceğini ifade ederek, 16 bin 708 hak sahibine de konutlar tamamlandıkça anahtarlarının peyderpey teslim edileceğini söyledi.
Organize sanayi bölgelerinin hızlı bir şekilde geliştiğini, ilaveler yapıldığını ancak tüm bu gelişmelere rağmen Diyarbakır’a bu sanayi seviyesinin yakışmadığını dile getiren Yılmaz, Silvan gibi çok devasa projelerle sulamalar ve tarımsal üretim arttıkça tarıma dayalı sanayinin, gıda sanayinin de çok farklı bir yere gelmesi gerektiğini kaydetti.
Madencilikte, başka alanlarda katma değeri yüksek üretimlerin gelişmesi gerektiğini aktaran Yılmaz, genç nüfusun olduğunu, emek yoğun sektörlerde daha hızlı bir gelişim gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Silvan Barajı bittiğinde çok büyük tarımsal üretim artışı olacak”
Kadın girişimciliğinin önemine değinen Yılmaz, kadınların daha aktif bir şekilde sosyal hayata katılmalarına, daha fazla değer üretmelerine, yeni fikirlere, çalışmalara ihtiyaç olduğunu aktardı.
Yapımı süren Silvan Barajı’na değinen Yılmaz, şöyle dedi:
“Bu büyük proje bitince Atatürk Barajından sonra GAP’ın en önemli sulama projesi olacak. Aslında klasik GAP projesinin en büyük halkası. Çok engellemeye çalıştılar, çok saldırılar yaptılar. Çok şükür devam ediyoruz. Teknik bazı sıkıntılar da yaşandı maalesef. Bu proje gerçekleştiğinde, bittiğinde çok büyük tarımsal üretim artışı olacak. Buna kendimizi hazırlamamız lazım. Şehirleşme, ticaret ve sanayide Silvan Barajı’nın etkilerini iyi değerlendirmeli, etki analizlerini yapıp buna göre geleceğe sanayi, kamu ve özel sektör ile yerel yönetimiyle hazırlanmamız lazım.”
Yılmaz, Diyarbakır’a gelen turist sayısının her geçen gün arttığını belirterek, kentin depremin etkilerini de atlatmış durumda olduğunu söyledi.
Önümüzdeki dönem çok daha katma değeri yüksek bir turizm sektörünün inşa edilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, konaklama tesisleriyle, restoranlarıyla, diğer hizmetleriyle turizmin büyük bir istihdam kaynağı olduğunu, inanç ve kültür turizmi ile Diyarbakır’ın çok muazzam bir zenginliğe sahip olduğunu vurguladı.
Diyarbakır’ın gelecek tasavvurunda barışı, özgürlüğü, demokrasiyi, eşitliği, kalkınmayı, kardeşliği işbirliğini, beraberliği esas alacağına inandığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
“Yerli olacaktır, milli olacaktır, bu toprakların gelecek tasavvuru olacaktır. Bu tasavvurla Diyarbakır’ın bütün coğrafyamızın, çevrenin de geleceğini inşa edeceğine inanıyorum. Bugün insanlığın geldiği nokta maalesef üzüntü verici. Bunun en çarpıcı örneği de Gazze’de yaşananlar. Bundan hepimizin ibret alması gerekir. Bize medeniyet, modernlik dersi verenler, birtakım standartları olduğunu söyleyenler Gazze’de tüm insanlığın gözü önünde bir imtihandan geçtiler ve maalesef hiçbir değer, hukuk, ahlak tanımadıklarını, merhametten ve hikmetten uzak olduklarını ortaya koydular. İnsanlığın yeni bir tasavvura ihtiyacı olduğuna ve bunun da er ya da geç sağlanacağını hepimizin inanması, bu yönde gayret sarf etmemiz gerekiyor. Hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez. Er ya da geç haklı olanlar, mazlum olanlar gerçek değerlerle hareket edenler kazanacaktır. Gücüne güvenip, saldırganlık politikalarını izleyenler, insanlık değerlerini ayakları altına alanlar er veya geç kaybedecekler. Buna da yürekten inanıyoruz. Lütfen uluslararası alanda da ülkemizde de söylenen sözlerden çok davranışlara bakalım. Lafa, söze gelince herkes en güzel kelimeleri kullanıyor. Demokrasi, barış, özgürlük, hak-hukuk diyorlar ama gerçekten bu kelimelerin altını davranışlarıyla dolduruyorlar mı, buna uygun hareket ediyorlar mı yoksa tam aksine bu kelimelerle hiçbir şekilde bağdaşmayacak davranışlar mı sergiliyorlar? Buna hepimizin çok dikkat etmesi lazım. Tutarlı olanlara, samimi olanlara, gerçekten bu topraklar için, insanımız için kaygısı olanlara bakmak gerekir.”
Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su da kentin sağlıkta, eğitimde, turizmde, sanatta, ticarette, sanayide hızlı bir dönüşüm, gelişim ve değişim içerisinde olduğunu söyledi.
Kongrede Diyarbakır’ın gelişmesi için önemli bir yol haritası oluşturulacağını ifade eden Su, “Bu kongrede ortaya konacak olan vizyoner projeler, fikirler, düşüncelerin konuşulabilmesi, gerçekleşebilmesi için bir gündem lazım. O da ülkemizde olduğu gibi ilimizde var olan huzur, güven ve istikrardır. Burada ortaya konulacak görüşler, fikirler ancak bu huzur, güven ve istikrar ortamında neşvünema olacaktır. İlimizde var olan huzur, güven ve istikrarı asla bozdurmamalı ve buna her zaman sahip çıkmalıyız.” dedi.
Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker de, kongreyi önemli ve anlamlı bulduğunu belirtti.
Eker, “Orta Doğu’ya, insanlığa, barışın, huzurun, sevginin sükunetini sağlayacağız. Diyarbakır’ın gelecek tasavvurunu bu anlamda önemli ve anlamlı buluyorum. Yaşatacak, huzur verecek, dünyayı tüketmeyecek, tükettirmeyecek ve yok etmeyecek, aksine ihya edecek bir sistemi ortaya koyalım.” ifadelerini kullandı.
AK Parti MKYK üyesi ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Ali Karakaş ise 1 Aralık 2023 itibarıyla yurt içi ve yurt dışından 400 civarında bilimsel bildirinin kongreye ulaştırıldığını, bunlardan 50 farklı üniversiteden gönderilen 250 bildirinin sunulmaya değer görüldüğünü söyledi.
Kongre sonucu bu bildirilerin tam metin halinde kitaplaştırılıp, bilim dünyasının istifadesine sunulacağını aktaran Karakaş, böylece kadim şehir Diyarbakır’ın geleceğine dair bir vizyon oluşturma ve yol haritası belirleme çabasının amacına ulaşacağını kaydetti.
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç da kongrede bir konuşma yaptı.
Kongre, açılış konuşmalarının ardından oturumlarla devam etti. Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyenin katıldığı kongre 18 Şubat’a kadar sürecek.
Kongreye, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Sait Yaz, vali yardımcıları, kaymakamlar, AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın teröre ve terörü besleyen odaklara karşı kararlı duruşu sayesinde Diyarbakır bugün, son 40 yılda hiç olmadığı kadar huzur ve emniyet içinde” dedi.
Sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vali Ali İhsan Su, yardımcıları ve kaymakamlar tarafından karşılandı. Valilikte şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra basına kapalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Dicle Üniversitesi’nde düzenlenen “Diyarbakır’ın Gelecek Tasavvuru Uluslararası Kongresi”ne katılan Yılmaz, yaptığı konuşmada 33 medeniyetin mirasını geleceğe taşımak, Türkiye Yüzyılı’na Diyarbakır mührünü vurmak için fikirlerin ortaya konduğu konferansın hayırlara vesile olmasını diledi. Ülkede bölgesel milliyetçilik olmaması gerektiğini ifade eden Yılmaz, belli standartları tüm coğrafyaya yaymak, fırsat eşitliği oluşturmak, temel hizmetleri herkese hakkaniyetli şekilde sunmak anlayışı ile hareket ettiklerini aktardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son 20 yılda sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadık. Geçmişteki ihmalleri de kapatma gayreti içinde olduk. Dünyadaki ve bölgemizdeki sıkıntılara rağmen siyasi güven ve istikrar ikliminde yatırıma, istihdama, üretime devam ediyoruz. En önem verdiğimiz hususlardan biri güven ve huzur iklimi. Huzur ve güvenin olmadığı yerde ne demokrasi olur, ne kalkınma olur, ne kültür, sanat olur ne de yaşam kalitesi olur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın teröre ve terörü besleyen odaklara karşı kararlı duruşu sayesinde Diyarbakır bugün, son 40 yılda hiç olmadığı kadar huzur ve emniyet içinde” dedi.
“Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü”
Yıllarca Diyarbakır’ın potansiyelini, zenginliğini çatışmalarla, kavgalarla, kısır çekişmelerle heba edenlerin yol açtığı kayıpların artık durduğunu ifade eden Yılmaz, “Hendekler, çukurlar kazarak gencecik çocukları ölüme gönderenlere geçit vermedik, vermeyeceğiz. Diyarbakır annelerinin gözlerindeki yaşı silmeye, terörü sokaklardan söküp atmaya kararlıyız ve hiçbir şekilde buradan bu geri dönüş söz konusu değildir. Bu çabamızdaki en büyük cesareti Diyarbakır annelerinden, bölgemizde yaşayan insanlarımızdan alıyoruz. Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü. Terörün ortadan kalkmasının en fazla bu bölgedeki insanlarımıza faydası olacak. Diyarbakır’ın gelişmemesi için, kalkınmaması için hiçbir mazeret yok. Tarım, ticaret, kültür, genç nüfus, geçmişten gelen büyük bir miras; Diyarbakır’ın bu halde olmaması lazım” diye konuştu.
“Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz”
Diyarbakır’ın ideolojik çatışmaya, kavgaya değil gerçek anlamda fikirlere, projelere, planlara, gelecek tasavvurlarına ve hizmete ihtiyacı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Son dönemlerde bunun farkını zaten insanımız adeta tadarak görmüş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah daha da farkına hep birlikte varacağız. Son 20 yılda Diyarbakır’a toplam 126 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Ama önümüzdeki dönem daha da fazlasını inşallah özel sektör başta olmak üzere göreceğiz. Çok daha hızlı bir şekilde Diyarbakır gelişmeye devam edecek. Bu arada bir müjdeyi de vermiş olalım. Ulaştırma Bakanımızla görüştüm sabah. İnşallah Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Depremi hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu vesileyle tekrar depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Diyarbakır’da hızlı bir şekilde onarım faaliyeti var. Yakın bir zamanda İçişleri Bakanımız gelecek ve bin 374 konutumuz tamamlandı, onların kuraları çekilecek. 16 bin 708 hak sahibi var. Peyderpey bunların da konutları tamamlandıkça inşallah teslim edilecek. Bunun yanında Silvan gibi devasa projelerle sulamalar arttıkça tarıma dayalı sanayinin, gıda sanayisinin çok farklı bir yere gelmesi lazım. Yine madencilikte, başka alanlarda katma değeri yüksek üretimlerin gelişmesi lazım. Barajlara yatırımlar yaptık ve devam ediyoruz. Özellikle Silvan Barajı’nı çok önemsiyorum. Silvan Barajı’nın belli kısımlarını bitirdik. Atatürk Barajı’ndan sonra GAP’ın en büyük sulama projesidir. Çok engellemeye çalıştılar, çok saldırılar yaptılar. Çok şükür devam ediyoruz. Maalesef teknik bazı sıkıntılar da yaşandı. Bu proje gerçekleştiğinde çok büyük bir tarımsal üretim artışı olacak. Buna kendimizi hazırlamamız lazım.”
Bugün insanlığın geldiği noktanın üzüntü verici olduğunu belirten Yılmaz, “Bunun en çarpıcı örneği de Gazze’de yaşanan olay. Bundan hepimizin ders alması lazım. Bize medeniyet dersi verenler, modellik dersi verenler, bir takım standartları olduğunu söyleyenler Gazze’de insanlığın önünde bir imtihandan geçtiler. Maalesef hiçbir değer tanımadıklarını, hukuk tanımadıklarını, ahlak tanımadıklarını, merhametten tamamen uzak olduklarını, hikmetten uzak olduklarını Gazze’de yaşananlarla ortaya koydular” dedi.
Kongreye Yılmaz’ın yanı sıra Vali Ali İhsan Su’nun yanı sıra AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Galip Ensarioğlu, Mehmet Emin Yaz, kurum müdürleri, amirleri, STK temsilcileri ve öğrenciler katıldı. – DİYARBAKIR
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Suudi Arabistan ile 2023’te ikili ticaret hacminin 6,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyoruz. Orta vadedeki hedefimiz ise ikili ticaretimizdeki sektörel çeşitliliği artırarak 30 milyar dolara ulaşmak ve bunun ötesine geçmektir.” dedi.
Yılmaz, Beşiktaş’taki bir otelde düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun galasında yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan heyetini İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, geniş kapsamlı bir perspektifle karşılıklı yatırımlar ve turizm işbirliklerini artırmak için organize edilen forumun hayırlara vesile olmasını diledi.
Türkiye ve Suudi Arabistan ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olmasının ticari ilişkilerin gelişmesinde itici bir rol oynadığını belirten Yılmaz, Suudi Arabistan ile ilişkilerinin yeni döneminde, ticari ilişkileri iki ülkenin potansiyeline yakışır noktalara getirme gayretinde olduklarını ifade etti.
Yılmaz, iki ülke liderlerinin sergilediği güçlü siyasi irade sayesinde ikili ticari ilişkileri geliştirme yönünde önemli adımlar attıklarına işaret ederek, “2023 yılında ikili ticaret hacmimiz 6,8 milyar dolara ulaştı. Burada ticaret hacminde iki yılda yüzde 50’ye yakın bir artış söz konusu. Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyoruz. Orta vadedeki hedefimiz ise ikili ticaretimizdeki sektörel çeşitliliği artırarak 30 milyar dolara ulaşmak ve bunun ötesine geçmektir.” diye konuştu.
Suudi firmalarının bugüne kadar Türkiye’ye 2 milyar dolar yatırım yaptığını aktaran Yılmaz, özellikle ülkelerin iş çevrelerini bir araya getirebilecek etkinliklerin sıklaştırılmasıyla karşılıklı yatırımların kolaylıkla arttırılabileceğine inandıklarını dile getirdi.
Yılmaz, Suudi Kamu Yatırım Fonu ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin başlattığı yakın temas ve işbirliğinin ülkeler için büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inandığını ifade etti.
“Yatırım ortamını reformlarla iyileştirmeye devam ediyoruz”
Türkiye’nin geride kalan 21 yıllık dönemde ekonomik gelişimine katkı sağlayan en temel unsurlardan birinin uluslararası doğrudan yatırımlar olduğuna değinen Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Uluslararası yatırımlar, ülkemiz ekonomisinin büyümesine, teknolojik dönüşümüne, nitelikli istihdamın oluşumuna, kaynaklarımızın etkin kullanılmasına ve ihracatımızın artmasına etki etmiştir. Bu süreçte, uluslararası yatırımların ülkemize çekilmesi amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiş, Türkiye’nin iş ve yatırım ortamının cazibesi ve rekabetçiliği artırılmıştır. Nitekim, 2002 yılından bugüne 260 milyar doların üzerinde bir doğrudan yatırım Türkiye’ye gelmiştir. Özellikle salgın sonrası süreçte Türkiye, uluslararası araştırmaların sonuçlarına göre hem tedarik hem de yatırım yeri olarak ön plana çıkmaktadır. Uluslararası yatırımcıların farklı ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan kapsamlı bir ekosistem sunarken, yatırım ortamını reformlarla iyileştirmeye devam ediyoruz.”
Başkanlığını yaptığı Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunun son dönemlerde yoğun mesai sarf ettiğini, yeni bir eylem planı hazırladıklarını dile getiren Yılmaz, gelecek dönemde bu eylem planının da hayata geçmesiyle yatırım ortamının daha da iyileşeceğini düşündüklerini söyledi.
Yılmaz, uluslararası yatırımlar kapsamında teknoloji, savunma, yenilenebilir enerji, petro-kimya, finans, turizm ve konut gibi çeşitli sektörlerin yatırımcılar için fırsatlar sunduğunu kaydetti.
Suudi Arabistan’dan yatırımcılara hitap eden sektörler arasında özellikle kimyasallar, makineler, gıda ve içecek işleme, otomotiv, havacılık, ilaç ve biyoteknoloji, tıbbi cihazlar ve malzemeler, askeri üretim, yenilenebilir enerji, inşaat malzemeleri ve madencilik alt sektörlerinin öne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, “Her alanda Suudi Arabistan’ın Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yatırım vizyonuyla örtüşen Türk şirketlerinin fizibilitelerini değerlendirmek üzere işbirliğine açığız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile ekonomisini çeşitlendirmeyi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçladığını aktararak, “Türkiye Yüzyılı ve 2053 vizyonlarımız ile Suudi 2030 Vizyonu’nun sadece iki ülkeye değil, tüm bölgeye önemli büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inanıyoruz. 3,3 trilyon dolarlık bir yatırımı içeren Suudi 2030 Vizyonu kapsamında Neom, Diriyah Gate, Qiddiya ve Kızıldeniz projesi gibi mega projelerde firmalarımızın aktif rol almasını arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Irak Kalkınma Yolu Projesi’nde de yakın bir işbirliği yürütebileceğimize inanıyoruz”
Suudi Arabistan’ın, müteahhitlik sektörü için dünyadaki en önemli ülkelerden biri olduğunu belirten Yılmaz, Türk müteahhitlerinin Suudi Arabistan’da bugüne kadar 27,6 milyar dolar tutarında 402 proje üstlendiğini, bu rakamlarla Suudi Arabistan’ın, Türkiye’nin değer bazında en fazla proje üstlendiği 6’ncı ülke konumunda olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu minvalde, özellikle Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu vasıtasıyla finanse edilen dev projelerde, Türk müteahhitlerinin beceri ve kabiliyetlerinden istifade edilmesinde fayda gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Türk müteahhitlik firmalarının Yeşil Mutabakat alanındaki ilerlemelerinin de Suudi 2030 Vizyonu kapsamındaki hedeflerinizle son derece uyumlu olduğunu belirtmek isterim. Bizler de iş modellerini daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru yeniden yapılandırıyoruz. Gerek Suudi Arabistan’ın fosil yakıtların giderek payının düşeceği bir dünyaya gerçekçi bir şekilde hazırlandığı yeni vizyonu gerekse bizim 2053 Karbon Nötr Ekonomi Vizyonumuz birbiriyle örtüşen vizyonlardır. Bu konuda da çok önemli işbirliği alanlarının olduğunu ifade etmek isterim. Bildiğiniz üzere Türkiye olarak Paris Anlaşması’nı onayladık ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini belirledik. Bu bağlamda yeşil ve dijital dönüşümü, bütün planlarımızda, programlarımızda önemli bir eksen olarak tarif etmiş durumdayız.”
İş çevrelerinin üçüncü ülkelerde de işbirliği yapabileceğine inandıklarını, Suudi Arabistan’ın başta Afrika ve diğer gelişmekte olan ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapmak istediğini gördüklerini belirten Yılmaz, “Türkiye olarak Afrika ve diğer gelişmekte olan ülke pazarlarına erişim konusunda önemli fırsatlara sahibiz. Ayrıca, Ukrayna’nın yeniden inşası sürecinin yanı sıra bölgemizin refahına katkıda bulunacak olan Irak Kalkınma Yolu Projesi gibi yeni projelerde de işbirliği imkanlarının olduğunu düşünüyoruz. Körfez İşbirliği Konseyi ve ülkemiz arasında imzalanacak bir serbest ticaret anlaşması, ülkelerimiz arasındaki büyüyen ekonomik ortaklığı daha ileriye taşıyacaktır. Bu konuda da özellikle önümüzdeki dönem özellikle Suudi yetkililerin desteğini beklediğimizi ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
“Önceki yıla göre Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstermiştir”
Kültür ve turizm alanında işbirliğinin geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Yılmaz, Suudi makamlarının Türk vatandaşlarının elektronik vize uygulamasına imkan tanıyan yeni düzenlemeleri hayata geçirmesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Yılmaz, bu durumun, iş insanlarının vize sorunlarının çözülmesine büyük katkı sağlayacağını, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerde önemli bir ilerleme kaydedilmesini getireceğini söyledi.
Türkiye’nin son 20 yılda turizm alanında büyük bir aşama kaydettiğini, geçen yıl itibarıyla 50 milyon turisti ve 54 milyar dolar geliri aşan bir performansın söz konusu olduğunu aktaran Yılmaz, 2024 yılında ise 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedeflediklerini dile getirdi.
İki ülke arasındaki turizm verilerine değinen Yılmaz, şunları kaydetti:
“Geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstererek 830 bini buldu. Kısa vadede 1 milyonu geçmemiz ve uzun vadede çok daha yüksek rakamlara çıkmamız gerekiyor. Türkiye’den de Suudi Arabistan’a sadece hac ve umre için değil, Suudi Arabistan’ın yaptığı yeni yatırımlarla oluşturduğu fırsatları düşündüğümüzde farklı amaçlarla Türkiye’den Suudi Arabistan’a turizmin de yakın gelecekte çok farklı noktalara geleceğine inanıyorum.”
Yılmaz, forum kapsamında turizm alanında işbirliği anlaşması imzalayacak firmaların yeni işbirliklerine örnek olacağına ve turizmde yeni kapılar açacağına inandığını ifade ederek, “Dünya çapında bir etkinlik olan World Expo 2030’a ev sahipliği yapmak üzere seçilmesinden dolayı Suudi Arabistan’ı kutluyoruz. Bu başarı sadece Suudi Arabistan’ın uluslararası imajını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel katkılar da sağlayacaktır. Çok sayıda saygın Türk firmasının katılacağı World Expo 2030’da inşallah Türkiye’yi prestijli pavilyonumuzla temsil edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan’ın turizm sektöründe mega projelere yönelik vizyonunu takdirle takip ettiklerini aktaran Yılmaz, Türkiye’nin bu projelerde işbirliğini artırmak istediklerini ve mega projeler alanında önemli turizm ortaklıkları kurabileceklerine inandıklarını dile getirdi.
Ülkelerinin potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme içinde işbirliğini artırmak ve iş çevrelerini küresel rekabetin zirvesine taşımak için birlikte çalışmaya kararlı olduklarının altını çizen Yılmaz, forumda imzalanacak işbirliği anlaşmalarının pek çok başarı hikayesine vesile olacağına inandığını sözlerine ekledi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Altyapı bakımından İstanbul’un 5 yılı kaybedildi. Bu 5 yıl nispeten idare edildi çünkü geçmişte büyük yatırımlar yapıldı. Bir sermaye vardı, o sermaye kullanılmış. İstanbul’un ciddi yatırımlara ihtiyacı var. Şovlarla, algılarla, laflarla olabilecek bir şey değil bu.” dedi.
Yılmaz, Arnavutköy Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen “Arnavutköy Sivil Toplum Kuruluşları Buluşmaları”na katıldı.
Buradaki konuşmasında, Erzincan’da meydana gelen toprak kaymasında şu ana kadar ulaşılamayan 9 kişinin yakınlarına geçmiş olsun dileklerini ileten Yılmaz, Antalya’daki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin yakınlarına da başsağlığı diledi.
Yılmaz, olayın ilk anından itibaren devlet ve hükümet olarak bütün imkanlarıyla sahada olduklarını belirtti. Temel önceliğin göçük altında kalanlara ulaşmak olduğunu aktaran Yılmaz, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilerin olduğunu kaydeden Yılmaz, bütün sorumluluğun devlet anlayışı ve adalet mekanizması içinde ele alınacağını dile getirdi.
“Afeti siyasi ranta dönüştürmeye çalışmak en büyük siyasi afettir”
Maden ocağında yaşanan toprak kaymasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin TBMM kararının bugün Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Yılmaz, “Bu araştırma elbette geleceğe dönük hepimiz için yol gösterici, ışık tutucu bir çalışma olacaktır.” dedi.
Cevdet Yılmaz, bu tür afetleri siyasi ranta dönüştürmeye çalışanlar olduğunu ifade ederek, “Afeti siyasi ranta dönüştürmeye çalışmak en büyük siyasi afettir. Bunu yapmaya çalışanları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi ifade etmek istiyorum. Bizim şu an önceliğimiz canlara ulaşmak, oradaki çalışmaları en iyi şekilde yerine getirmek, elbette bütün hukuki süreçleri, bütün teknik süreçleri işletmek.” diye konuştu.
“Türkiye büyümeye, gelişmeye devam ediyor”
“Arnavutköy Sivil Toplum Kuruluşları Buluşmaları” programında iş dünyasından temsilcilerle bir araya geldiklerini kaydeden Yılmaz, yatırımdan ve istihdamdan yana olduklarını söyledi.
Güçlü bir ekonomi ekibine sahip olduklarının altını çizen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde etkin bir koordinasyonla, para politikası, maliye politikası, yapısal reformlar olmak üzere bütün tedbirlerle yollarına devam ettiklerini kaydetti.
Yılmaz, hazırladıkları orta vadeli programı da adım adım hayata geçirdiklerini aktardı.
Ekonomik istikrarın siyasi istikrara bağlı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bir ülkede siyasi istikrar ve güven ortamı varsa, ekonomide her türlü zorluklar içinden çıkılabiliyor. Ama siyasi istikrarın olmadığı, güvenin olmadığı, kargaşanın olduğu ülkelerde de hep görüyoruz. Ekonomi maalesef gelişemiyor, güçlenemiyor. Türkiye son 20 yılda bu kadar atılım yaptıysa, ekonomisi belli bir yere geldiyse işte bu siyasi istikrar ve güven sayesinde oldu.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, geçen yılı da bu anlamda olumlu bir şekilde kapattıklarını, büyümenin geçen yıl yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu söyledi.
Milli gelirin de ilk defa 1 trilyon dolar mertebelerine ulaştığını aktaran Yılmaz, bu büyüklükle birlikte Türkiye’nin, nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu kaydetti.
Yılmaz, son 20 yılda yaşanan birçok hadiseye rağmen, istikrar içinde güçlü bir yönetime sahip oldukları için bugünlere gelindiğini vurgulayarak, “Bütün bu olumsuzluklar içinde Türkiye bir istikrar adası gibi yoluna devam ediyor. Büyümeye, gelişmeye devam ediyor.” dedi.
“2026 hedefi tekrardan tek haneler”
Bu yılın ortalarından itibaren Haziran, Temmuz gibi bu sonuçların çok daha net bir şekilde görüleceğini belirten Yılmaz, enflasyonu 2025’te yüzde 15 civarına düşürmeyi öngördüklerini, 2026 yılında ise tekrardan tek haneli rakamları hedeflediklerini vurguladı.
Yılmaz, istihdamın da iyi gittiğini belirterek, son açıklanan rakamlara göre işsizliğin geçen yıl itibarıyla tek haneli rakamlara düştüğünü, genç işsizliğinde yaşanan yüzde 4 puanlık düşüşün de son derece olumlu olduğunu kaydetti.
İhracatın 256 milyar dolara ulaştığını, turizm gelirinin de 54 milyar doları aştığını kaydeden Yılmaz, “Bütün bu rakamlarla yolumuza devam ediyoruz.” dedi.
Arnavutköy’de Türkiye’nin en büyük mega projelerinden biri olan İstanbul Havalimanı’nı kamu-özel işbirliği modeliyle yaptıklarını hatırlatan Yılmaz, “Bütçemizden tek bir kuruş çıkmadı. Özel sektöre bu işi yaptırdık. Tam aksine bütçeye buradan her yıl belli bir kira ödeniyor. Bunlar işte AK Parti’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın farkı. Sadece bütçeyle yatırım yapalım deseydik ne bu havalimanını ne şehir hastanelerini ne de birçok otobanı, köprüyü yapabilirdik.” ifadelerini kullandı.
“Bu eserler yapıldıysa gerçek belediyecilik sayesinde oldu”
Cevdet Yılmaz, belediyelerin yapacaklarının kanunlarla belirlendiğine dikkati çekerek, “Bir belediye başkanı, çalışanları belediyenin kuruluş amacına uygun bir şekilde hizmet için çalıştırıyorsa, ihtiyaçların karşılanması için belediyenin bütçesini kullanıyorsa işte gerçek belediyecilik yapıyor demektir.” diye konuştu.
Arnavutköy Belediyesi’nde yapılan hizmetlere işaret eden Yılmaz, “Bu eserler yapıldıysa gerçek belediyecilik sayesinde oldu. Buralardaki bütün hizmetler, projeler bu anlayışın sonucunda gerçekleşti. Ama bunu yapmayan bir belediye başkanı şu veya bu gerekçeye sığınarak, bahaneler üreterek başarısızlığını başkalarına fatura etmeye çalışıyorsa, burada gerçek belediyecilik yok demektir.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemine değinerek, “O tarihlerde İstanbul’un dev gibi problemleri vardı. Çöp dağları vardı, içme suyu bile istasyonlarda satılıyordu. O gün merkezi idarede de farklı bir hükümet vardı. Cumhurbaşkanımız bahane üretmedi. Topu başkalarına da atmadı. Kaynaklarını iyi kullandı. Belediye çalışanlarını, yönetimini iyi oluşturdu. Projeler üretti ve o dağ gibi sorunları çok kısa bir sürede çözdü.” şeklinde konuştu.
İstanbul’a da çok ciddi kaynaklar gönderildiğinin altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanımız, o belediyecilikten gelen tecrübelerinin de etkisiyle Belediye kanunlarını hemen iktidarımızın ilk yıllarında değiştirdi. Hem yetkilerini arttırdı belediyelerin hem kaynak tahsisi sistemini çok daha objektif eşit bir zemine kavuşturdu. Dolayısıyla şu anda hangi partide olursa olsun merkezi idareden belediyelerin ne kadar para alacağı belli. Gerisi artık o belediye başkanının ve ekibinin kabiliyetine bağlı. Kafanızda başka şeyler varsa, belediyeyi bir kariyer basamağı olarak görüyorsanız, kaynakları çarçur ederseniz, vatandaşa hizmet için harcamazsanız, kendi reklamınız için harcarsınız, başarılı olamazsınız.”
Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı’nın da bu konuda ilçeye önemli hizmetler sunduğunu belirterek teşekkür eden Yılmaz, AK Parti’nin Arnavutköy yeni Belediye Başkan adayı Mustafa Candaroğlu’na da başarılar diledi.
Yılmaz, belediye başkanlarının aldıkları oyun çok önemli olduğunu kaydederek, “Ne kadar oy alırsa kendisini o kadar güçlü hisseder ve hizmetleri de çok daha güçlü bir şekilde sahiplenir. Biz de merkezi idare olarak her zaman belediyelerimizin yanındayız. Onlarla uyum içinde, onlarla işbirliği içinde halka hizmet etmeye hazırız.” dedi.
“Murat kardeşimiz ilçe belediyelerimizle birlikte İstanbul’u farklı bir yere taşıyacak”
AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un da çok iyi yetişmiş, genç ve enerjik bir kişi olduğunu aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kentsel dönüşümünden millet bahçelerine, kent meydanından altyapı projelerine, belediyelerimize araç takviyesine varıncaya kadar çok sayıda konuda destek oldu. Kendisine teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz. Bakan olarak nerede bir afet varsa, hadise varsa çizmelerini giydi sahada oldu. Elazığ depreminden, Karadeniz’deki sel, heyelan afetlerine varıncaya kadar her türlü konuda koşturdu. Murat kardeşimiz ilçe belediyelerimizle birlikte İstanbul’u farklı bir yere taşıyacak. İstanbullunun gerçek sorunlarıyla uğraşacak.”
Yılmaz, Murat Kurum’un “Sadece İstanbul” sloganıyla polemiklere, gereksiz tartışmalara girmeden, İstanbul’un meseleleri neyse ona odaklandığını belirtti.
Kurum’un, afetlere karşı dirençli bir şehir, kentsel dönüşüm ve trafik sorununa ilişkin önemli projelerinin olduğunu belirten Yılmaz, gençlere, yaşlılara ve kadınlara dönük çok çeşitli projeler açıkladığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları söyledi:
“Altyapı bakımından İstanbul’un 5 yılı kaybedildi. Bu 5 yıl nispeten idare edildi çünkü geçmişte büyük yatırımlar yapıldı. Bir sermaye vardı, o sermaye kullanılmış. Ama bir 5 yıl daha yatırımsızlığa bu ilin, bu şehrin, bu dünya şehrinin tahammülü yok. İstanbul’un ciddi yatırımlara ihtiyacı var. Şovlarla algılarla, laflarla olabilecek bir şey değil bu. Çok ciddi kaynak ve enerji tahsis ederek İstanbul’un altyapı problemlerini, ulaşım problemlerini, yerleşim problemlerini çözmek gerekiyor ve inşallah Murat Kurum ve ilçelerde değerli başkanlarımız bu yükü omuzlayacaklar. Biz de her zaman bu konularda belediyelerimizin yanındayız.”
]]>
GÖKSEL YILDIRIM/ERHAN CİHAN ÜNAL – Malatya’da perakende ticaretin kalbi olan ve kuşaklar boyunca esnafa ev sahipliği yapan tarihi Şire Pazarı, depremin birinci yılında yeniden inşa ediliyor.
Pazarın olduğu yerde enkaz kaldırma çalışmalarının ardından başlayan inşaat yoğun şekilde sürüyor.
Deprem öncesinde tarihi Şire Pazarı ve çevresinde faaliyet gösteren işletmeciler, kendilerine sağlanan geçici iş yerlerinde hem ticari hayatın bir parçası olmayı sürdürüyor hem de yıllardır kendilerinden alışveriş yapan müşterileriyle buluşuyor.
Baba mesleğini sürdüren ve bölgede gıda ürünleri toptan ticaretiyle uğraşan Erdal Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pazar’da bakırcı, tekstilci, ayakkabıcı ve kuruyemişçilerin bir arada olduklarını, Malatya’ya her gelenin mutlaka Pazar’a uğradığını ancak depremin çarşıyı yıktığını söyledi.
Depremin yol açtığı olumsuzlukların hala devam ettiğini dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Buna rağmen ben hiçbir zaman şehri terk etmedim. Niye? Bizden bir şeyler bekleyen insanlar olduğu için. Hayat ve yaşam şartlarımızın gerçekten çok zor olduğu dönemden geçtik. Ama süreç içerisinde gördük, projelerin içerisinde iyi şeyler olacağına inanıyoruz. Eskisinden daha farklı, daha yenilikçi bir proje gördüğümüz kadarıyla.”
Depremden sonra yaşanan sürecin maddi ve manevi olarak insanları yorduğuna işaret eden Yılmaz, “Süreçte herkes çaba sarf etti. Bu çabaları kimse inkar edemez. Esnaf için konteyner çarşılar yaptılar. Kısmen esnaflar gitti, orada çalışmaya devam ediyorlar. Herkes bir şekilde ayaklarının üstünde durmaya çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda toparlanır. Bu memleket bizim. Bizler bu memleketi bırakamayız. Burada doğduk, burada büyüdük, buranın ekmeğini yedik.” diye konuştu.
Bir başka esnafa dokundu, ikisi Malatya’ya tutundu
Şehri neden terk etmediğini başından geçen bir olayla anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Ben toptan gıda pazarlamacılığını yapıyorum. Depremden sonra eşimle oturduğum zaman, ‘Hadi biz de gidelim. Burada bir umudumuz kalmadı.’ dedim. Kendimizi geçtik çocuklarımızı düşünmeye başladık. Benden ürün alan bir adam geldi. Dükkanda oturuyorum. Dükkan da demeyeyim. Kısmen arabamızda malımız var… Dükkan tutmamıştık daha. Geldi dedi ki, ‘Abi bana ürün verir misin, ilçelerde satıyorum, üzerimde para da yok.’ Bir an vicdan yaptım. Adama ürünü verdim. Bugün o adam kendi ayaklarının üstünde durdu. Eve gittiğim zaman hanıma dedim ki, ‘Hadi biz bir şekilde ayaklarımızın üstünde dururuz ama bizim yaptığımız, ürettiğimiz, sattığımız ürünleri birilerinin de satıp evine ekmek götürmesi lazım.’ Bizim Malatya’da kalmamızın en büyük sebebinden biri bu. Bu yüzden kaldık. Hala buradayız.”
Yılmaz, şehrin yeniden ayağa kalkacağına inandıklarını belirterek, bu süreçte emeği geçenlere teşekkür etti.
Şehirde inşaatların devam ettiğini dile getiren Yılmaz, her şeyin iyi olması umuduyla yaşadıklarını söyledi.
Pazarın yıkılışı hayat akışını değiştirdi
Tarihi Şire Pazarı’nın deprem öncesindeki durumu hakkında da bilgi veren Yılmaz, Pazar’ın “Malatya’nın göbeği”nde olduğunu söyledi.
Birçok sektörün pazarda faaliyet gösterdiğini ifade eden Yılmaz, pazarın yıkılmasının insanların hayatını değiştirdiğini belirtti.
Yılmaz, depremde insanların hem evlerini hem de işlerini kaybettiklerine işaret ederek, “Konteynerde öyle insanlar gördüm ki milyonlarca lira parası var, çay almak için sıraya girmiş. Çok zor bir süreçti. Bunların hepsine şahit olduk. Bizim için deprem bitmiş değil. Bugün Malatya’da kime sorarsanız sorun, evinde huzurlu bir şekilde yatmıyordur.” dedi.
Asgari ücretle çalışan insanların çoğunun şehri terk ettiğini bildiren Erdal Yılmaz, Malatya’da sağlam olan binaların kiralarındaki artışın da şehirde kalanlar hayatını zorlaştırdığına dikkati çekti.
“1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz”
Konteynerde, arasında kuru kayısının da yer aldığı, gıda maddeleri satan Kaya Doğan da 1987’den bu yana Malatya’da faaliyet gösterdiklerini söyledi.
Depremden önce tarihi Şire Pazarı’nda faaliyet gösterdiklerini bildiren Doğan, “Bildiğiniz gibi 6 Şubat’ta deprem oldu. Çarşıda büyük hasar oldu. Şire Pazarı’nda 3 tane yerimiz vardı. Şu anda gördüğünüz gibi konteynere geldik. Hayatımızı idame etmek zorundayız. Bir haftadır buradayız.” diye konuştu.
Depremin ardından geçen bir yılın kendileri için zor olduğunu ifade eden Doğan, bu süreçte ellerindeki ürünlerin hepsinin bozulduğunu kaydetti.
Yeni ürünlerle faaliyete devam ettiklerini anlatan Doğan, “Önümüzde bir seçim var. İnşallah 1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz. İki yıl içerisinde kuyumcular, kayısıcılar, perakendeciler, kasaplar bunların hepsinin taşınacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” dedi.
Yılmaz, Haber Global canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gerçek belediyeciliğin halkın taleplerine, beklentilerine karşılık vermek, işine odaklanmak olduğunu belirten Yılmaz, halkın gerçek belediyecilik yapanlar ile belediyeyi kişisel ve ideolojik araç olarak kullananları gayet iyi gördüğünü söyledi.
Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un deprem çalışmalarından sosyal konut çalışmalarına kadar çok başarılı bir geçmişi olduğunu anlatarak, “Sorun çözücü, soruna odaklı bir yaklaşım sergiledi her zaman. İstanbul’un tam da böyle bir yaklaşıma ihtiyacı var. Afetleri, büyük kentsel dönüşüm süreçlerini, dirençli şehirler oluşturmayı konuştuğumuz bir dönemde kafasında başka bir şey olmayan, sadece ve sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanmış ve bunlara da somut, gerçekçi çözümler ortaya koyan bir kişiye ihtiyaç vardı diye düşünüyorum ve Murat Kurum’un da bu profile tam anlamıyla uyduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin afetlere açık bir ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, dirençli şehrin, afetlerin risklerini azaltan, toplumu, yapıları, bütün sistemi buna göre kurgulayan şehir anlamına geldiğini ve İBB Başkan adayı Kurum’un programında bunu vurguladığını kaydetti.
Yılmaz, afet risklerini azaltmaya dönük programların hayata geçirilmesi için yerel ile merkezi yönetimin işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Merkezi idare, yerel idare demeden aynı hedefe odaklanmamız lazım. Kaynaklarımızı hem politika anlamında, hem finansal kaynaklar, insan kaynakları, altyapı bütün unsurlarıyla işbirliği içinde bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım.” diye konuştu.
Metropollerde nüfusu belli ölçüde azaltmaya dönük tedbirlerin önemli olduğunu, ancak özellikle emek yoğun üretimi daha çok Anadolu’ya doğru kaydıracak teşvik politikalarının da çok daha güçlü bir şekilde uygulanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, bunun için sadece belli sınırlar içinde değil, bütün coğrafyayı düşünen bütüncül politikalara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Yılmaz, yerel seçimlerde vatandaşın, daha derli toplu, ne yaptığını bilen, planı, programı olanlardan ve hizmet odaklı anlayıştan yana olacağını belirterek, muhalefet belediyeciliğine karşı AK Parti belediyeciliğinin seçimlerden çok daha güçlü şekilde çıkacağına inandığını ifade etti.
“Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır”
Ekonomideki güncellenmiş politikalarla öngörülebilirliğin arttığını ve bunun sahaya çok hızlı yansıyan sonuçları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Artan Merkez Bankası rezervi, azalan cari açık, azalan bütçe açığı, bütün bunlar risklerimizi azaltmış durumda. Dolayısıyla CDS dediğimiz risk primimiz düşmüş durumda. Bu da dış borçlanmada Türkiye’yi daha avantajlı; kamusuyla, özel sektörüyle, daha az maliyetle borçlanır hale getiriyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da istediğimiz hızda olmasa bile olumlu yönde açıklamalar yapmaya başladılar. Bu giderek daha da iyi noktaya gidecektir.” diye konuştu.
Türk lirasının güçlendiğini, ciddi bir büyüklüğe ulaşan Kur Korumalı Mevduat’ta da (KKM) ciddi bir çözülme olduğunu anlatan Yılmaz, Merkez Bankasının izlediği politikalarla, yapılan düzenlemelerle, finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan, kademeli şekilde KKM’den çıkıldığını, döviz hesaplarında gelişme olmadığını, Türk lirası mevduatın ise arttığını belirtti.
Yılmaz, bunun olumlu bir durum olduğunu söyleyerek, “Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır.” dedi.
Yatırım ortamının iyileştirilmesinin yurt içi ve dışındaki yatırımcı için fırsat oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, “Dolayısıyla önümüzdeki dönem biz çok daha fazla doğrudan uluslararası yatırım bekliyoruz. Belli bir fon akışı oldu ama daha uzun vadeli yatırımlar bir süre daha belki politikalarımıza bakıyorlar, hazırlıklarını yapıyorlar. Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” şeklinde konuştu.
“Amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek”
Enflasyondaki gelişmeler olumlu yönde seyrettikçe Türkiye’nin daha farklı bir döneme doğru gideceğini, enflasyonla mücadelede zorlukları ortadan kaldırmanın biraz zaman aldığını dile getiren Yılmaz, “Doğru bir rotaya girdiyseniz, doğru bir hedefe doğru yürüyorsanız her geçen süre sizi hedefinize daha çok yaklaştıracaktır. Dolayısıyla amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek ve bu yönde de bütün araçları, enstrümanları kararlı bir şekilde kullanıyoruz. Bir taraftan Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde kendi kararlarını alıyor. Bir taraftan maliye politikamızla biz bunu bütünlüyoruz. Diğer taraftan da üçüncü bir ayağı var bunun; yapısal reformlar.” dedi.
Yılmaz, enflasyonda, yıl ortasından itibaren yıllık bazda, belirgin şekilde düşüş görüleceğini anlatarak, “2025 ise çok daha net bir şekilde bu mücadelenin sonuçlarını gördüğümüz bir yıl olacak. Orta Vadeli Programda yüzde 15 civarında bir beklentimiz var. 2026’da ise asıl hedefimize ulaşacağız. O da tek haneli enflasyon. Türkiye geçmişte başardı. Önümüzdeki dönemde para politikaları, maliye politikaları, yapısal reformlar, etkin bir koordinasyon, kararlı bir tutumla 2026 perspektifinde enflasyonda tek haneyi yeniden yakalayacağız.” diye konuştu.
Kripto paraya ilişkin düzenleme
Kripto paralara ilişkin düzenleme ihtiyacının tüm dünyada hissedildiğini, Türkiye’nin de bu çerçevede düzenleme yapacağını belirten Yılmaz, “Kurumları yetkilendiren, gelişmelere göre nasıl pozisyon alacaklarına ilişkin kanuni bir altyapı oluşturan çerçeve bir düzenleme olacaktır. Bu gri liste açısından da önemli. Gri listede belli şartlar var, ülkelerin karşılaması gereken. Bütün yasal şartları tamamlamış durumdayız. Bir tek bu eksik kalmıştı. Bunu yaptığımız zaman o liste anlamında da olumlu bir adım atmış olacağız.” dedi.
Yılmaz, kayıt dışılıkla mücadelenin sosyal adalet ve haksız rekabeti önlemek açısından önemli olduğunun altını çizerek, özellikle dijitalleşmenin sağladığı imkanlar ve yapay zekayla daha fazla veriye ve risk analizlerine dayalı bir denetim sistemine doğru geçiş yapacaklarını kaydetti.
Türkiye’nin uzay programı açısından 10 yıllık eylem planı yaptığını ve bunu adım adım hayata geçirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu alanda aşamalı olarak çok farklı yerlere geleceğini ve Türkiye Yüzyılı’nda uzayda da varlığını bütün dünya ülkeleri arasında hissettiren ülkelerden biri haline geleceğini söyledi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız”
Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin ardından kalıcı konutlar inşa etmek, altyapıyı rehabilite etmek ve bölgeyi sosyoekonomik açıdan yeniden canlandırmak için çalıştıklarını dile getirerek, konutlarla ilgili kura çekimlerinin şubat ayında başlayacağını ve sürecin devam edeceğini kaydetti.
Deprem bölgesindeki vatandaşlar için fedakarca çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız. Bütçede çok dikkat ediyoruz, çok disiplinli davranıyoruz ama bir konuda hiçbir şekilde kaynak problemimiz yok, o da deprem bölgesi hususunda. Yeter ki teknik çalışmalarımız tamamlansın. Hemen kaynak ayırıyoruz ve gereği neyse hemen yapmaya çalışıyoruz ama kolay değil. Bu tür büyük bir alanda, ihaleler, inşaatlar, teknik süreçler, projelendirmeler, bir rezerv alanda konut yapıyorsunuz diyelim. Oraya yol götüreceksiniz, doğal gaz bağlayacaksınız, elektrik götüreceksiniz, sosyal donatılar yapacaksınız, bütün bu unsurlarıyla planlamak durumundasınız. Dolayısıyla bunu başarıyor Türkiye. Gelişmiş dediğimiz bazı ülkelerde bile afetlerden sonra ne kadar uzun süre rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü biliyoruz. Türkiye bu alanda iyi bir performans ortaya koyuyor. Ağırlıklı yükümüz 2024’te, 2024’te büyük oranda toparlamış olacağız. 2025-2026’da da azalan oranlarda kalan eksiklerimizi tamamlayacağız inşallah ve Türkiye bu depremin yaralarını sarmış olacak.”
“İnsanlık vicdanı Filistinlilerden yana”
Gazze’de bütün insanlığın gözü önünde masum çocuklar, kadınlar, hastalar, mülteciler ve gazetecilerin katledildiğini hatırlatan Yılmaz, dünyada bazı ülkelerin hala bu politikanın yanında durduğunu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu konuda tavrını çok net ortaya koyduğunu, ilk andan itibaren mazlum Filistinlilerin yanında olup, yüksek sesle hakikati haykırdığını söyledi.
Yılmaz, bir an önce ateşkesin sağlanması ve katliamların kalıcı şekilde durması gerektiğini vurgulayarak, 1967 sınırları çerçevesinde egemen, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadığı sürece sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.
Türkiye’nin bu konuda garantörlük dahil olmak üzere ne gerekirse yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Yılmaz, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı “soykırım” suçlamasıyla dava açtığını anımsattı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Şu anda bir hesap verme sürecine İsrail yönetimi girmiş durumda. İnsanlık bir imtihandan geçiyor. Çok şükür insanlığın çoğu sokaklara baktığınızda Birleşmiş Milletlerdeki oylamalara baktığınızda insanlık vicdanı Filistin’den yana, Filistinlilerden yana ama maalesef dünyadaki güç yapılanması ve uluslararası kurumların zaafı nedeniyle bu acı hadiseler devam ediyor. Burada da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ mottosunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin her zaman haklının ve mazlumun yanında olduğunu ve er geç Filistin’in kazanacağına inandığını kaydetti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) Gazze’deki insanlık dışı saldırılarla ilgili alınan ihtiyati tedbir kararına ilişkin, “Bu kararla, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımdan dolayı yargılanacağı kesinleşti. İnsanlık vicdanında çoktan hüküm giymiş olanlar yaptıkları zulmün hesabını uluslararası mahkemelerde de verecekler inşallah. İsrail’in bu yargılanma sürecini çok yakından Türkiye Cumhuriyeti olarak da takip edeceğiz.” dedi.
Yılmaz, Sancaktepe Belediyesi ile Sancaktepe Bingöllüler İl Derneği ev sahipliğinde, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Hemşehri Buluşması” kapsamında, Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Bingöllüler Gecesi’ndeki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, her zaman olduğu gibi yoğun çalıştıklarını söyledi.
Bugün UAD’nin Gazze’yle ilgili aldığı kararı anımsatan Yılmaz, “Bu kararla, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımdan dolayı yargılanacağı kesinleşti. İnsanlık vicdanında çoktan hüküm giymiş olanlar yaptıkları zulmün hesabını uluslararası mahkemelerde de verecekler inşallah. İsrail’in bu yargılanma sürecini çok yakından Türkiye Cumhuriyeti olarak da takip edeceğiz.” diye konuştu.
Amaçlarının bir an önce bu vahşetin sona ermesi, kanın durması ve ateşkes ilan edilmesi olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Ama öyle göstermelik duraklamalar değil, kalıcı bir ateşkes sağlanması, ardından kalıcı barış için müzakerelerin başlaması. Türkiye olarak her fırsatta bunu ifade ediyoruz, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız bir Filistin Devleti oluşmadan bu sorunun kalıcı çözümü mümkün değil.”
Yılmaz, tüm Türkiye’nin kalbinin Gazzelilerle, Filistinli masum kardeşleriyle birlikte attığını bildiğini aktararak Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde konuyu yakından takip ettiklerini, er veya geç haklı olanın kazanacağını, güçlü olduğundan hareketle zulüm işleyenlerin de hesap vereceğini kaydetti.
“Bu millet onlara müsaade etmedi”
2023 Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerini anımsatan Yılmaz, “Türkiye o seçimde çok ciddi bir sınavdan geçti. İçeride, dışarıda ne kadar çevre varsa, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ı düşürelim. AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nı zayıflatalım’ diyen, hepsinin güç birliği yaptığı bir seçim oldu ama başaramadılar. Bu millet onlara müsaade etmedi.” ifadelerini kullandı.
Siyasi istikrarın olmadığı yerde ekonomik istikrarın da olmayacağını söyleyen Yılmaz, “Son 20 yılda tüm illeriyle, bölgeleriyle Türkiye bu kadar mesafe aldıysa bunun temelinde siyasi istikrar ve güven ortamı var. Mayısta milletimiz istikrara, güven ortamına sahip çıktı. Biz de bu zeminde çalışmalarımıza başladık.” dedi.
Bu dönem ekonominin halkın en temel önceliklerinden olduğunu aktaran Yılmaz, gelir gelmez Orta Vadeli Program hazırladıklarını anlattı.
Yılmaz, dünyanın pandemiden çıktığını; savaşların, çatışmaların yaşandığını, bir taraftan da tarihin en büyük afetini yaşadıkları bir sene olduğunu, tüm bunlara rağmen Türkiye’nin yoluna devam ettiğini kaydetti.
“Cumhur İttifakı’nın net çoğunluğuyla, desteğiyle yolumuza devam ediyoruz”
Siyasi belirsizlikleri bitirdikleri gibi politika belirsizliklerini de ortadan kaldırdıklarını vurgulayan Yılmaz, “Dokümanlarımızı hazırladık. Yol haritalarımızı çıkardık. 12’nci 5 yıllık planımızı yaptık. Bütçemizi hazırlayıp Meclis’imize sunduk. Dolayısıyla 5 yıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Meclis’te Cumhur İttifakı’nın net çoğunluğuyla, desteğiyle yolumuza devam ediyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, 2023’ün büyüme hızıyla ilgili sonuçların henüz tam olarak çıkmadığını belirterek şöyle devam etti:
“Mart’ta belli olacak ama ilk 9 aylık büyüme hızımız 4,9 olur. Dünyanın yüzde 3’ler civarında olduğunu düşünürseniz oldukça iyi bir performans olduğunu söyleyebiliriz. İhracatımız Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 256 milyar dolar ihracat yaptık. Turizm gelirlerimizde rakam henüz tam çıkmış değil ama orada da 55 milyar dolar civarında gelir tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığımızda azalma süreci başladı. Türkiye’ye doğru daha fazla sermaye girişi olmaya başladı. Bütçe açığı öngördüğümüzden çok daha düşük seviyede gerçekleşti. Bunlarla birlikte ülkemizin risk primini düşürmüş olduk. Dış kaynak kullanımının maliyetini de dolayısıyla düşürmüş olduk.”
Kalkınma sürecini devam ettireceklerini kaydeden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat”la ilgili ifadesini hatırlatarak bu dörtleme çerçevesinde yollarına devam ettiklerini, 2024’te de devam edeceklerini belirtti.
Yılmaz, enflasyona işaret ederek “Dünyanın da sorunu, bizim de sorunumuz. Bizde oldukça yüksek seviyelere geldi. Şimdi tüm gayretimiz bunu aşağıya doğru çekmek. Yalnız bunu bir anda yapamıyorsunuz. Birçok denge var. Bir taraftan ekonomiyi büyütmeniz, gençlere istihdam sağlamanız lazım. İstihdamımız da iyi gidiyor, 32 milyona geldik istihdamda. Sosyal refahı korumamız, çeşitli kesimlere satın alma gücü anlamında destek olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Bu dengeler içinde enflasyonu kademeli şekilde düşürdüklerini söyleyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen yılı öngördüğümüz şekilde yüzde 65 civarlarında hatta 65’in az da olsa altında tamamlamış olduk. Bu sene de son olarak Merkez Bankamızın tahmini 36 civarında. Bunu gerçekleştirmek için gayret ediyoruz. Yılın ilk yarısında biraz daha yüksek görünecek enflasyon. Geçen yılın yaz aylarında yüksek olduğu için o hesabımızı yıl ortasına kadar biraz yüksek tutacak ama yıl ortasından itibaren izlediğimiz yeni politikaların etkisini çok daha net şekilde göreceğiz. Enflasyonda 2024’ün ikinci yarısında belirli bir düşüşün gerçekleştiğini hep birlikte göreceğiz.”
Yılmaz, bu seneki bütçelerinde afetin yaralarını sarmak ve Türkiye’yi yeni afetlere karşı dirençli hale getirmek için öngördükleri kaynağın 1 trilyonun üzerinde olduğunu, bunun sadece merkezi yönetim bütçesi olduğunu kaydetti.
Son dönemde geniş kitlelerin refahı, satın alma gücü için çok önemli bir adım attıklarını belirten Yılmaz, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yapılan zammı anımsatarak “Amacımız yaşlısıyla, genciyle, emeklisiyle, çalışanıyla, geniş toplumsal kesimlere daha fazla ve kalıcı refah artışı sağlamak. İşte enflasyonu düşürdüğümüzde, bu depremin yaralarını sarmış bir ülke olarak 2025’e girdiğimizde çok daha güçlü ve kalıcı bir şekilde bu sosyal refahı arttırma politikamızı sürdüreceğiz.” dedi.
“İstanbul, bir 5 yıl daha kaybetmeye tahammül edemez”
Yerel seçimlere işaret ederek İstanbul’un kaybedecek vakti olmadığını kaydeden Yılmaz, “Geçen 5 yıl biraz sermayeden harcandı. Geçmişten miras alınan güçlü bir sermaye vardı ama o sermaye bitti artık. Dolayısıyla önümüzdeki dönem İstanbul, bir 5 yıl daha kaybetmeye tahammül edemez. İstanbul’un hizmete ihtiyacı var, lafa, reklama, tanıtıma değil. Birileriyle polemikler yaparak, yapamadığı işlerin faturasını hep birilerine çıkarmaya çalışarak buradan sıyrılamazsınız. Kusura bakmayın.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bunun en güzel örneğinin 90’lı yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu belediyecilik olduğunu belirterek “Biz buna gerçek, samimi belediyecilik diyoruz. Hizmete, insana odaklı belediyecilik diyoruz. 90’lı yıllarda Cumhurbaşkanımız İstanbul’da belediye başkanlığı yaparken merkezi hükümet başka bir anlayışın kontrolündeydi. O dönem çok ciddi engellemeler, müdahaleler olmasına rağmen ve İstanbul’un dev gibi sorunları olduğu halde, işte içme suyunu benzinliklerden alan bir İstanbul vardı. Çöp dağları altında bir İstanbul vardı.” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o dönem bahane aramayarak gece-gündüz çalıştığını söyleyen Yılmaz, “İstanbul’un dev gibi sorunlarını birer birer çözdü. Kaynaklarınızı doğru, verimli kullanırsanız sonuç alırsınız. Hiç topu başka yere atmaya çalışmasın bu yönetici. Bir belediye başkanı kaynaklarını iyi kullanırsa, önceliklerini iyi tayin ederse, vatandaşın ne istediğine çok iyi bakarsa, işine odaklanırsa, kafası başka yerlerde olmazsa başarılı olmaması için hiçbir sebep yok. Başarısızlıklarına, kaynakları verimsiz kullanmalarına bahane arayanlara prim vermemek lazım.” diye konuştu.
Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u uzun yıllardır tanıdığını, bakan olarak iyi bir performans ortaya koyduğunu, özellikle depremde, afetlerde gece-gündüz çalıştığını anlattı.
Kurum’un, İstanbul’a lazım olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:
“İstanbul afete hazırlanması, trafik çilesini bitirmesi, her bakımdan daha kaliteli, daha fazla hizmet görmesi gereken bir şehir. Lafa, polemiğe ihtiyacı yok İstanbul’un, Murat Kurum’a ihtiyacı var. İstanbul muradına kavuşacak inşallah ve Murat Bey de aşkla İstanbul’a hizmet edecek. Çıktığı bu yolda başarılar diliyoruz.”
Sancaktepe’de yapılan projeleri anlatan Yılmaz, buradaki kentsel dönüşüm çalışmalarını da sürdüreceklerini söyledi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Doğu’da, Güneydoğu’da devrim yaşandığını belirterek buralara hizmetle, eğitimle, sağlıkla, yatırımla önem ve ayrıcalık verildiğini dile getirdi.
Yılmaz’a, Sancaktepe Bingöllüler İl Derneği Başkanı Hasan Lütfü Dilsiz tarafından hediye takdim edildi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, AK Parti Bingöl Milletvekilleri Zeki Korkutata ile Feyzi Derbidek, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü ve Bingöllüler katıldı.
Sancaktepe’de 5 yılda gerçekleştirilen projelerin anlatıldığı filmin izletildiği programda, protokol üyeleri selamlama konuşması yaptı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı, özel sektör, çalışan tarafı var. Bu üçü arasında bir müzakere yürütülüyor”” dedi.
Genel Kurulda, bütçe üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, milletvekilleri tarafından “Başka ülkelerde ek bütçe var mı?” sorusunun yöneltildiğini belirterek, ek bütçenin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını söyledi.
Son dönemde küresel piyasalardaki dalgalanmalar, Kovid-19 nedeniyle belirli ülkelerde ek bütçe ihtiyacının yaşandığını kaydeden Yılmaz, “2023 yılında ABD, Finlandiya, Norveç, Hırvatistan, Belçika, Polonya gibi birçok ülkede ek bütçe yapılmıştır. Sadece bize özgü bir hadise değil.” ifadelerini kullandı. Yılmaz, bu sene ek bütçenin hazırlanmasında Kahramanmaraş merkezli depremlerin de etkili olduğunu söyledi.
Cevdet Yılmaz, AK Parti hükümetleri döneminde çalışan ve emeklilerinin aylıklarında ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde reel artışlar ve iyileştirmeler yapıldığını belirtti. Emekli aylıklarının ocak ayında yüzde 30, temmuz ayında yüzde 25 olmak üzere kümülatif yüzde 62,5 artırıldığını dile getiren Yılmaz, “2023 yılında en düşük emekli aylığında da iyileştirme yapılmış, 3 bin 500 lira olan en düşük emekli aylığı, 2023 yılı ocak ayından geçerli olmak üzere 5 bin 500 liraya yükseltilmiştir. Nisan ayında ikinci bir düzenleme ile ikinci bir artış yapılmış, 7 bin 500’e çıkarılmıştır. Böylece birikimli kümülatif artış en düşük emekli aylığında bu yıl için yüzde 114 olmuştur. 2002 yılında 377 lira olan en düşük emekli aylığı, 2023 yılı temmuz ayı itibarıyla 9 bin 876 liraya yükseltilmiştir. Burada da reel artış, yüzde 71’dir.” diye konuştu.
-“Yüzde 50 civarında olacaktır”
En düşük SSK aylığının 2023 yılı temmuz ayı itibarıyla 7 bin 617 liraya yükseltildiğini ifade eden Yılmaz, reel artışın yüzde 93 olduğunu söyledi. En düşük tarım Bağ-Kur emekli aylığının 2002 yılında 66 lira olduğunu hatırlatan Yılmaz, bugün ise 7 bin 500 lira olduğunu, reel artışın yüzde 642 seviyesinde olduğunu belirtti. Yılmaz, şöyle devam etti:
“2002 yılında 149 lira olan en düşük esnaf Bağ-Kur emekli aylığı, bugün 7 bin 500 liradır, reel artış yüzde 228 olmuştur. 2002 yılında sadece 24 lira olan 65 yaş üstü aylığı, 2023 yılı temmuz ayı itibarıyla 2 bin 348 liraya yükselmiştir. Reel artış yüzde 524 seviyesindedir.
Öte yandan 2024 yılı ocak ayında memur emeklilerinin emekli aylıkları, memurlar gibi hem enflasyon farkı hem de toplu sözleşme gereği alınacak ücretler dahil edildiğinde yüzde 50 civarında olacaktır. Diğer emeklilerimiz için de yasal çerçeve içerisinde, çalışanımızı, emeklimizi enflasyona ezdirmeyecek bir anlayış içinde gerçekleştirilecektir.”
“Külliye ile ilgili zihninizde farklı algı oluşmuş durumda”
Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüksek olduğuna dair eleştirilere yanıt veren Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı bütçesinde yer alan mal ve hizmet alım giderlerinin yaklaşık yüzde 63’ünün, barışı destekleme giderleri olarak ilgili bakanlık ve kuruluşlara aktarıldığını söyledi.
Milletvekillerinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesine yönelik “Saray” söylemine de tepki gösteren Yılmaz, “Ya sarayın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz veya hiç görmediğiniz için Külliye ile ilgili zihninizde farklı algı oluşmuş durumda. Bir gün gelin misafir edelim, saray mıymış yoksa bir hizmet alanı mıymış kendiniz yaşayarak görün.” dedi.
Yılmaz, demokratik hukuk devletinde, halkın oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ve ekibi olarak, halka bir hizmet mekanında hizmet ettiklerini söyleyerek, Külliye’nin milletin mekanı olduğunu vurguladı.
Üniversite ve öğrenci sayısına ilişkin sorular geldiğini hatırlatan Yılmaz, üniversite sayısının 209’a çıktığını kaydetti. Yurt kapasitesine ilişkin bilgi veren Yılmaz, “955 bine ulaşmış bir yurt kapasitemiz var. İnşallah 1 milyonu aşacağız. İspanya’da sadece 91 bin yurt var. Hollanda’da 113 bin, Almanya’da 290 bin, Fransa’da 365 bin, İngiltere’de 550 bin… Yurtlar konusunda nerede olduğumuzu bu rakamlar gösteriyor.” diye konuştu.
Asgari ücret
Asgari ücret ile ilgili sorulara da yanıt veren Yılmaz, asgari ücrette 2023 yılının ocak ayında yüzde 54,7, temmuz ayında yüzde 34 olmak üzere kümülatif olarak yüzde 107,3 artış sağlandığını anımsattı. Yılmaz, şöyle devam etti:
“2002 yılında 184 lira olan net asgari ücret, 2023 yılı temmuz ayı itibarıyla 11 bin 402 liraya yükselmiştir, reel artış yüzde 303 seviyesindedir. 2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı, özel sektör, çalışan tarafı var. Bu üçü arasında bir müzakere yürütülüyor.
Bu müzakerelerin sonucunu görmeden herhangi bir rakam telaffuz etmemiz doğru olmaz. Bizim anlayışımız ortada, hiçbir zaman çalışanımızı enflasyona ezdirmedik. Her zaman çalışanımızın refahını öncelikli gördük. Elimizdeki tüm imkanlarla hareket edeceğiz. Ancak burada bir denge söz konusu. Bir taraftan çalışanlarımızın refah talepleri var, diğer taraftan işletmelerimizin rekabet gücü, istihdamı, kayıt dışına kaymama meselesi var. Bu ikisi arasında bir denge oluşmak durumunda.”
-“Amacı dışında kullanılmamakta”
Milletvekilleri tarafından “Kamu çalışanları ne kadar iyileştirme gördü?” sorusunun yöneltildiğini belirten Yılmaz, 2023 yılı kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve anlaşma protokolü ile brüt ücreti 15 bin lira altında olan kamu işçilerinin aylık brüt ücretlerinin 15 bin liraya çıkarıldığını belirtti. Yılmaz, “Bu iyileştirmeye ilave olarak 2023 yılının birinci dönemi için yüzde 45, ikinci dönemi için yüzde 15 oranında artış yapılmıştır.” yanıtını verdi.
Cevdet Yılmaz, milletvekillerinin “Örtülü ödenekte yasal limit aşılmakta mı?” sorusu üzerine ise şunları söyledi:
“2022 yılında harcanan miktar, genel bütçe başlangıç ödeneğinin binde 1’ni teşkil etmektedir. Yani yüzde 5’lik oranın oldukça uzağındadır. 2023 yılı aralık ayı itibarıyla harcanan miktar ise genel bütçe başlangıç ödeneğinin on binde 6’sı olarak yasal sınırın oldukça altındadır. Amacı dışında elbette kullanılmamaktadır. Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleriyle, devletin gerektirdiği değişik amaçlar neticesinde, kanunu çerçevede kullanılmaktadır.”
Diyanet İşleri Başkanlığının halkı din konusunda aydınlatmak için 35 farlı dil ve lehçede yapılan Kur’an-ı Kerim mealleri ve 50 dil ve lehçede yaptığı dini faaliyetleri arasında Kürtçenin yer aldığını vurgulayan Yılmaz, “Bizim Kürtçe ile sorunumuz yok. Bizim bu ülkenin birliği ve beraberliği, terörün olmadığı vatandaşımızın burnunun kanamadığı bir ülke arayışımız var.” dedi.
Öte yandan bütçe üzerinde şahsı adına söz alan Demokrat Parti İzmir Milletvekili Mehmet Salih Uzun da Meclis’in bütçe yapma yetkisinin budandığını savundu. Bütçenin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu dahil olmak üzere iki aydır Meclis’te görüşüldüğünü belirten Uzun, “Tek bir kelimesi değişmedi, değiştirilemedi. Noktasının, virgülünün yerini değiştiremedik. Noterlik yapıyoruz iki aydır.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2024 yılı bütçeleri Genel Kurulda kabul edildi.
Daha sonra 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.
]]>
CEVDET YILMAZ: SON 20 YILDA ORTALAMA YÜZDE 5,4 BÜYÜME
Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının, 2024 yılı bütçeleri üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son 20 yıl Türkiye’nin istikrar içinde, siyasi istikrar içinde, güven ortamı içinde yüksek büyüme oranı sağlamış bir ülke olduğunu söyledi. Son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlandığına dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Dünya son 20 yılda ortalama yüzde 3,6 büyümüş, 20 yıllık bir süreçte dünyanın 1,8 puan üstünde, yüksek büyüme gerçekleştirmişiz. Küresel finansal kriz sonrası döneme baktığımızda yani 2008- 2009 dönemi sonrasına baktığımızda, bu büyüme hızımızın yüzde 6’lara çıktığını görüyoruz, oldukça önemli bir performans sergilediğimizi, küresel finansal krizin etkilerinin oldukça sınırlı kaldığını görüyoruz” dedi.
‘NEREDEYSE DÜNYANIN 3 KATI DAHA FAZLA BİR BÜYÜME PERFORMANSI SERGİLEMİŞİZ’
Kovid- 19 salgınının Türkiye ekonomisine nispi olarak diğer ülkelere göre, dünya ortalamalarına göre daha az etkide bulunduğunu anlatan Yılmaz, “Dünya performansı ile Türkiye performansını mukayese ettiğimizde 2020, 2021, 2022’yi; son 3 yılı dikkate aldığımızda dünya ekonomisinin kümülatif olarak büyümesi yüzde 7 civarında baktığınızda yani bu 3 yılın toplam büyümesi yüzde 7 olmuş. Türkiye’nin bu süreçte, bu son 3 yıldaki kümülatif birikimli büyümesi ise yüzde 20 civarında olmuş, neredeyse dünyanın 3 katı daha fazla bir büyüme performansı sergilemişiz. Bütün bunlar Türkiye ekonomisinin doğru yolda olduğunu gösteren, dünyadaki konumunu yükselttiğini gösteren göstergeler” diye konuştu.
‘1 TRİLYON DOLARI GEÇEN BÜYÜME OLACAK’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonominin iyiye gittiğini kaydederek, şöyle dedi:
“Bugün baktığınızda, bu yıl itibarıyla nominal dolar bazında ilk defa 1 trilyon doları geçen bir ekonomik büyüklüğümüz olacak, bundan 20 yıl önce 230 milyar dolar civarındayken 1 trilyon doları geçecek. Bugünden 12 ay geriye gittiğimizde 1 trilyon 70 milyar doları aşmış durumdayız, yılsonu itibarıyla 1,1 trilyon dolara yakın büyüklükte bir ekonominin hesap edileceğini tahmin ediyoruz. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği de bu şekilde aşmış durumda. İlk defa nominal dolar bazında 1 trilyon doları aşacağımız bir yıl olacak. Nominal dolar bazında dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundayız IMF’nin yaptığı tahminlere göre.”
‘BÜYÜME PERFORMANSI DEVAM EDİYOR’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2023’te büyüme performansını devam ettirdiklerini kaydederek, “3 çeyreklik döneme baktığınız zaman 9 aylık performansımız yüzde 4,7 civarında. Son dönemlerde dünya ekonomisinde de bir yavaşlama var, ticarette bir daralma var. Bir taraftan jeopolitik gelişmeler, olumsuzluklar bölgemizi ve dünyayı etkiliyor, deprem var, bir de bize özgü yaşanan. Bütün bu şartlar altında 4,7 büyüme ilk 9 ayda oldukça tatminkar bir büyüme. Yılsonu itibarıyla da orta vadeli programımız çerçevesinde 4,4 büyümeyi bu durumda yakalayacağımıza, hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz” açıklamasında bulundu.
‘YÜZDE 4 BÜYÜMEYİ SAĞLAMAK İSTİYORUZ’
Büyümede sevindirici hususların da olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu büyümede sevindirici olan bir husus makine, teçhizat yatırımlarının sabit sermaye yatırımlarının içinde gösterdiği performans; yüksek bir büyümeyle artıyor makine, teçhizat yatırımlarımız. Bu da potansiyel büyümemizi, geleceğe dönük büyümemizi, perspektifimizi güçlendiren unsurlardan bir tanesi. Enflasyonla mücadelemiz kapsamında tüketim harcamalarında gözlenen ivme kaybı olmakla birlikte büyümemizin kompozisyonunda özellikle yatırım ve ihracat odaklı bir şekilde büyümeyi devam ettirme, sürdürme kararlılığı içindeyiz. 2024 yılında hem üretim hem talep yönüyle dengeli bir görünüm içinde büyümemizi devam ettirip yüzde 4 büyümeyi sağlamak istiyoruz” dedi.
‘ENFLASYONLA MÜCADELE’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonla mücadele hedeflerine ilişkin, “Enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda geçmiş ortalamalarımızdan bir miktar daha düşük bir büyüme var. Dünyada da aslında geçmiş ortalamalarının daha gerisinde bir büyüme ortalaması söz konusu. Ancak, sürdürülebilir büyüme, istikrar içinde büyüme anlamında da 2024 yılı kazançlı çıkacağımız bir yıl olacak diye ifade etmek istiyorum” dedi.
‘İSTİHDAM DA BÜYÜME KADAR ÖNEMLİ’
Yılmaz, istihdamın da büyüme kadar önemli olduğuna dikkat çekerek, “Büyüme ve istihdam temel 2 gösterge. İstihdama baktığınızda, 2023 yılı ekim ayında mevsimsel etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 8,5 olarak gerçekleşmiş durumda. En son 2012 yılında bu civarda bir rakam görmüştük dolayısıyla son on bir yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız, bu da çok sevindirici. Bir taraftan enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda diğer taraftan işsizlikte bir kazanım elde etmiş olmak gerçekten son derece sevindirici” diye konuştu. Yılmaz, genç işsizlikte de bir önceki yıla göre 5 puan civarında bir düşüşün söz konusu olduğunu da sözlerine ekledi.
‘İSTİHDAM PROGRAMLARI DEVAM EDECEK’
İstihdamı artırmaya dönük politikaların devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, “İstihdam dostu bir büyüme politikasıyla yolumuza devam edeceğiz. Aynı büyüme oranıyla farklı istihdam oranları üretmeniz mümkün dolayısıyla büyümeyi istihdam dostu bir şekilde organize etme yönünde yine bir yaklaşımımız söz konusu. Önümüzdeki yıllarda her yıl, yıllık, ortalama 900 bin ilave istihdamla istihdamımızı çok daha yukarılara taşımak istiyoruz” dedi.
‘GELİR TARAFINDA DAHA OLUMLU BİR PERSPEKTİFİMİZ VAR’
Ocak- kasım dönemi bütçe açığının 532,4 milyar lira olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bizim, orta vadeli programda bu yıl için tahminimiz 1,6 trilyon liralık bir açıktı, bugün itibarıyla 532 milyar lira görünüyor. Yalnız, bu yanıltmasın bizleri. Son ay, son haftalar birçok hesabın kapandığı dolayısıyla harcamaların yükseldiği dönemlerdir. Bu ay itibarıyla özellikle depremle ilgili yapılan harcamalardaki birtakım hak edişler, kesinleşmeler, ödemeler, diğer birtakım harcama kalemlerindeki ödemelerle bütçe açığımız daha yüksek bir seviyede gerçekleşecek. Ancak şunu da rahatlıkla söyleyebilirim; orta vadeli programda öngördüğümüz açık oranının altında kalmış olacağız. Bir taraftan da gelir tarafında da daha olumlu bir perspektifimiz var, gelirlerimiz de artmaya devam ediyor ve orta vadeli programda öngördüğümüz gelirin üzerinde bir gelirle bu yılı kapatacağız. Bütün bunlarla baktığınızda 6,4 olarak öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranı bunun altında gerçekleşecek.”
‘ENFLASYONLA MÜCADELE KAPSAMINDA PARA VE MALİYE POLİTİKALARIYLA HAREKET EDİYORUZ’
Yılmaz, enflasyonla mücadele kapsamında bir taraftan para politikaları, bir taraftan maliye politikalarıyla hareket ettiklerini belirterek, “Diğer taraftan sağlam bir bankacılık yapısını da sürdürüyoruz. 15 Aralık tarihi itibarıyla tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 1,5’la tarihi ortalamalarının altında seyretmektedir, dolayısıyla sağlam bir bankacılık sistemimiz var. Sektörün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 18,4’le kanuni oranların oldukça üzerindedir, dolayısıyla belli risklere karşı güvenceli bir yapı içinde olduğumuzu rahatlıkla ifade edebilirim. Yine, mali sistem içinde Türk Lirası mevduatların payının hızla arttığını ifade etmek isterim. Bugün geldiğimiz noktada TL mevduatlarının payı yaklaşık yüzde 62 civarındadır” diye aktardı.
Yılmaz, rezerv artışlarına ilişkin verileri paylaşarak, “7 aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu; bu da ülkemize ilişkin risk algılarını yine oldukça etkileyen, olumlu yönde etkileyen bir durum” dedi.
‘HENÜZ SON AYA İLİŞKİN RAKAM ÇIKMIŞ DEĞİL’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, orta vadeli programda bu yıl için öngördükleri enflasyon oranın yüzde 65 civarında olduğunu kaydederek, “Henüz son aya ilişkin rakam çıkmış değil, o çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü, yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.
‘4 PUANLIK BİR DÜŞÜŞ’
12 aylık enflasyon beklentilerinde aralık ayı itibarıyla ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu da sevindirici, giderek enflasyonda daha olumlu beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Otomotiv gibi, işte, dayanıklı birtakım tüketim malları gibi bazı piyasalarda bunun yansımalarını görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz” diye konuştu. Yılmaz, dış ticaret açısından da oldukça iyi bir performans gösterdiklerini söyledi.
Yılmaz, orta vadeli program ile ilgili hedeflere ilişkin ise şöyle dedi:
“Orta vadeli dönemi tamamlamak için gayret ediyoruz. Bir taraftan enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırma politikası izlerken ve belli finansal koşullarda maliyet artışları yaşanırken diğer taraftan yatırımlar ve ihracat için özellikle, bu iki kalem için daha nitelikli, seçici bir şekilde buralarda finansman maliyetlerini düşürücü tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Bunlardan bir tanesi, YTAK dediğimiz yatırım taahhütlü avans kredisi, bunun başvurularını 20 Aralık itibarıyla başlatmış durumdayız. En az 1 milyar lira büyüklüğünde, teknolojik, stratejik içeriği belli kriterlerle tespit edilmiş projelere Merkez Bankamızın kaynaklarından ve aracı bankaların finansal değerlendirilmesiyle birlikte düşük faizlerle finans desteği vereceğiz, yüzde 15’le 30 arasında alınan puana göre değişen faiz oranlarıyla ve on yıla kadar varan vadelerle kredi imkanı sağlayacağız.”
‘DEPREM HARCAMALARI’
Yılmaz, deprem bölgesine ilişkin yapılan ve yapılacak olan harcamalara ilişkin, “Bütçemiz içinde bu yıl deprem harcamaları için 762 milyar ödenek ayırdık. Gelecek yıl için bu rakamı 1 trilyon 28 milyar liraya çıkardık. Çok ağırlıklı bir kalem bütçelerimiz içinde; bu yılki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yılki ödeneğin gelecek yılki milli gelire oranı yüzde 2,5 civarında. Dolayısıyla oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar, 2025’te ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Dolayısıyla bu yıl ve gelecek yıl depremin yaralarını kalıcı bir şekilde, büyük oranda sarmış olacağız. Şöyle bir özelliği var deprem harcamalarının; bunlar aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan tek seferlik harcamalar. Dolayısıyla bütçemizde yapısal bir bozulma oluşturmadan şehirlerimizi, ülkemizi daha dirençli hale getiriyoruz” diye konuştu.
KENTSEL DÖNÜŞÜM
Yılmaz, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek şöyle dedi:
“Kentsel dönüşüm konusunda da son dönemde çok önemli bir inisiyatif geliştirdik. Bütçe ve bütçe dışı imkanlarla kentsel dönüşümü hızlandırmak ve deprem, afet risklerini genelde aşağıya çekmek istiyoruz; bu konuda önemli bir çalışma içindeyiz. 2024 yılında, afet konutları yapımı ve altyapı giderleri için 649,8 milyar lira ödenek ayırdık. Deprem bölgesi yerinde dönüşüm kampanyası için kendi evini yerinde dönüştürene hibe ve hibe içeriği olan krediler veriyoruz biliyorsunuz, bunlar için 135 milyar lira ödenek ayırdık. İstanbul’da bu daha önce ‘yarısı bizden’ diye ifade edilen, şimdi yeniden gündeme getirdiğimiz proje için 78,9 milyar lira gelecek yılın bütçesine para koymuş durumdayız. Bunu özellikle İstanbul’daki dönüşüm için değerlendireceğiz.”
‘SİSTEMİN EKSİKLERİ VARSA GİDERİLEBİLİR’
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilere cevap verdi, sistem de varsa aksaklıkların giderilebileceğini söyledi. Yılmaz, bütün sistemlerde mutlaka bir zaaf olduğunu ifade ederek, “Eksiklik vardır, iyileştirilecek taraflar vardır, tecrübeyle oluşacak, geliştirilecek hususlar vardır. Bunlar, elbette her zaman konuşulabilir, tartışılabilir ama milletimiz yeni sistemi onaylamıştır. Yeni sistem de aslında çeşitli testlerden geçmiştir. Milletimizin testinden geçtiği gibi, kovidin testinden de geçmiştir, dünya da yaşanan ekonomik krizlerin testinden de geçmiştir, terörle mücadele testinden de geçmiştir, dış politika testinden de geçmiştir; başarılı bir sistem olarak yoluna devam etmektedir” diye konuştu.
KABUL EDİLDİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kuruluşların tek tek tanımını da yaptı. Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının bütçeleri kabul edildi. Ardından bütçenin maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Kentsel dönüşümü karalama, gölgeleme kampanyası yapanlar, kentsel dönüşüme ‘rantsal dönüşüm’ diyen kesimler de var. Bence bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar.” dedi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2024 yılı bütçeleri üzerinde yaptığı konuşmada, 12 Aralık’taki bütçe görüşmelerinde konuştuğu sırada fenalaşan ve tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’e rahmet diledi.
Bugünkü oturumda, tansiyon problemi yaşaması nedeniyle hastaneye kaldırılan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’e de geçmiş olsun dileklerini ileten Yılmaz, ayrıca Sarıkamış Harekatı’nın 109’uncu yılı dolayısıyla tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı.
Türkiye’nin siyasi istikrar ve güven ortamında yüksek büyüme oranı sağlayan bir ülke olduğunu; son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlandığını ifade eden Yılmaz, bu süreçte dünyanın ise ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü, Türkiye’nin 1,8 puan üstünde bir büyüme gerçekleştirdiğini söyledi.
Yılmaz, 2020, 2021 ve 2022 yılları dikkate alındığında, dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 7, Türkiye’nin ise son 3 yılda kümülatif büyümesinin yüzde 20 civarında olduğuna dikkati çekerek, “Neredeyse dünyanın 3 katı daha fazla bir büyüme performansı sergilemişiz. Bütün bunlar Türkiye ekonomisinin doğru yolda olduğunu, dünyadaki konumunu yükselttiğini gösteren göstergeler.” diye konuştu.
Bu yıl itibarıyla nominal dolar bazında ilk defa 1 trilyon doları geçen ekonomik büyüklüğe ulaşacaklarının altını çizen Yılmaz, şunları aktardı:
“Bundan 20 yıl önce 230 milyar dolar civarındayken 1 trilyon doları geçecek. Bugünden 12 ay geriye gittiğimizde 1 trilyon 70 milyar doları aşmış durumdayız. Yıl sonu itibarıyla 1,1 trilyona yakın büyüklükte bir ekonominin hesap edileceğini tahmin ediyoruz. Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği de bu şekilde aşmış durumda. İlk defa nominal dolar bazında 1 trilyonu aşacağımız bir yıl olacak.”
Yılmaz, satın alma gücü paritesine göre milli gelirde dünyanın 11’inci büyük ekonomisi olduklarını dile getirdi.
“Son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız”
Bu yıl itibarıyla da büyüme performansını devam ettirdiklerini belirten Yılmaz, “Yıl sonu itibarıyla Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 4,4 büyümeyi yakalayacağımıza, hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu büyümede sevindirici olan bir husus makine teçhizat yatırımlarının, sabit sermaye yatırımlarının içerisinde gösterdiği performans yüksek bir büyümeyle artıyor. Bu da potansiyel, geleceğe dönük büyümemizi güçlendiren unsurlarımızdan bir tanesi.” ifadelerini kullandı.
Gelecek yıla ilişkin büyüme tahminine de değinen Yılmaz, “2024’te hem üretim hem talep yönüyle dengeli bir görünüm içerisinde büyümemizi devam ettirip yüzde 4 büyümeyi sağlamak istiyoruz. Bunun için hedeflerimizi, programımızı ortaya koymuş durumdayız. Enflasyonla mücadele ettiğimiz ortamda bir miktar geçmiş ortalamalarımızdan daha düşük bir büyüme var. Dünyada da aslında geçmiş ortalamaların gerisinde bir büyüme söz konusu ancak sürdürülebilir, istikrar içinde büyüme anlamında da 2024 yılı kazançlı çıkacağımız bir yıl olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranının ekim ayında 8,5 olarak gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, en son 2012 yılında böyle bir rakam görüldüğünü; son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıya olduklarını vurguladı. Yılmaz, “Enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda işsizlikte bir kazanım elde etmiş olmak son derece sevindirici. Son dönemdeki istihdam artışında gençlerin ve kadınların daha fazla pay aldığını görüyoruz. Genç işsizliğinde bir önceki yıla göre 5 puan civarında bir düşüş söz konusu.” dedi.
“Toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonunda, OVP’ye göre öngördükleri bütçe açığının altında kalacaklarını ifade ederek, “Gelirlerimiz de artmaya devam ediyor. OVP’de öngördüğümüz gelirin üzerinde bu yılı kapatacağız. Tüm bunlarla baktığımızda 6,4 olarak öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranı, bunun altında gerçekleşecek, yüzde 6’nın altında olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. OVP’de öngördüğümüz 6,4’lük açığın 3 puanı sadece deprem harcamasından geliyordu. Deprem dışı açığımız 3,4’tü aslında. Bu 3,4’ün de oldukça altında iyi bir performansla bu dönemi kapatacağımızı rahatlıkla ifade edebilirim.” bilgisini paylaştı.
Yılmaz, Merkez Bankasının rezervlerine ilişkin de şu bilgileri verdi:
“Merkez Bankamızın rezervlerinde çok güçlü bir artış, tarihi seviyeler görüyoruz. Tüm zamanların en yüksek rakamına çıkmış durumda rezervlerimiz. 15 Aralık haftasında brüt döviz rezervimiz 95,4 milyar dolara, brüt altın rezervimiz ise 47,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda. Mayıs ayında 98,5’lara kadar inmişti, şimdi geldiği nokta çok önemli bir artış. 7 aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu. Bu da ülkemize ilişkin risk algılarını olumlu yönde etkileyen bir durum.”
Yılmaz, OVP’nin en temel önceliğinin enflasyonu düşürmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“OVP’de bu yıl için öngördüğümüz yüzde 65 civarında bir enflasyon oranıydı ve bu oran civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Son aya ilişkin rakam çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Aylık bazda politikalarımızın etkisini görmeye başladık. Gelecek yılın ortalarından itibaren yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz.”
“Bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar”
Yılmaz, en önemli gündem maddelerinden birinin de deprem olduğunu, 11 kenti ve 14 milyon nüfusu etkileyen tarihin en büyük afetinin, OVP’ye de bütçeye de damgasını vurduğunu söyledi.
Deprem için bütçeden bu yıl 762 milyar, gelecek yıl için de 1 trilyon 28 milyar lira çıkardıklarını aktaran Yılmaz, “Bütçelerimiz içinde çok ağırlıklı bir kalem. Bu yıl ki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yıl ki ödeneğin oranı yüzde 2,5 civarında. Oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar. 2025 ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Bu yıl ve gelecek yıl büyük oranda depremin yaralarını kalıcı bir şekilde sarmış olacağız.” diye konuştu.
Deprem harcamalarının, aynı zamanda yatırım niteliğinde ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan, tek seferlik harcamalar olduğunu vurgulayan Yılmaz, bütçede yapısal bozulma oluşturmadan şehirleri ve ülkeyi daha dirençli hale getirdiklerinin altını çizdi.
Deprem risklerini azaltmaya yönelik harcamalar da yaptıklarını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kentsel dönüşüm konusunda son dönemde çok önemli bir inisiyatif geliştirdik. Birincisi yeni bir kentsel dönüşüm kanununu Meclis’imiz onayladı. Çok daha etkili hükümler getirildi. Diğer yandan Cumhurbaşkanı’mızın kararnamesiyle Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk. Bunun içinde üç tane genel müdürlük var. Bir tanesi sadece Marmara Bölgesi’ndeki riskleri azaltmaktan sorumlu, diğeri Marmara dışı Türkiye’den sorumlu, üçüncüsü de bütün bu çalışmalara kaynak üretme sorumluluğu olan bir genel müdürlük. Bu Başkanlığımıza sağladığımız imkanlarla kentsel dönüşümü hızlandırmak ve afet risklerini aşağıya çekmek istiyoruz.”
Yılmaz, afet konutları yapımı ve altyapı giderleri için 649,8 milyar lira; kendi evini yerinde dönüştürene hibe içeren krediler için 135 milyar lira; İstanbul’daki dönüşüm için 78,9 milyar lira; kamu kurumlarının hizmet binası ve tesislerine ilişkin yapım ve onarım giderleri için de 164,7 milyar lira olmak üzere gelecek yılın bütçesinden toplam 1 trilyon 28 milyar lira ayırdıklarını aktardı.
Bugüne kadar 2 milyon 200 bin bağımsız konutun dönüşümünü gerçekleştirdiklerini bildiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi ki de gerçekleştirmişiz. Kentsel dönüşümü karalama, gölgeleme kampanyası yapanlar, kentsel dönüşüme ‘rantsal dönüşüm’ diyen kesimler de var. Bence bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar. Bir yanlış varsa elbette söylersin, hep birlikte mücadele edelim ama Türkiye bir afet bölgesi, kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Bunu sağlamadığımız sürece insanımızın canıyla oynamış oluruz. Bugüne kadar 480 milyar lira kaynak ayırmış durumdayız. Bundan sonra yeni kurumsal yapımız ve yeni yasamızla daha hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme devam edeceğiz.”
(Sürecek)
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2022 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, büyümeye değinerek, “Son 20 yıl içinde Türkiye siyasi istikrar içinde yüksek büyüme sağlamış bir ülke. Son 20 yılda yüzde 5.4 büyüme sağlamış. Dünya son 20 yılda yüzde 3.6 büyümüş. Küresel finans krizi sonrası dönemine baktığımızda büyüme hızımızın yüzde 6 çıktığını görüyoruz. Son üç yılda dünya kümülatif yüzde 7 büyümüş. Türkiye bu son üç yılda kümülatif yüzde 20 civarında olmuş. Bugün baktığımızda nominal bazda Türkiye bir trilyon doları geçen bir ekonomik büyüklüğümüz olacak. 12 ay geriye gittiğimizde nominal dolar bazında bir triyon 70 milyar doları aşmış durumdayız. Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği aşmış durumda. Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“İstihdamda 2023 yılı Ekim ayında mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.5 azalarak yüzde 8.5 gerçekleşmiş durumdadır. En son 2012 yılında bu civarda bir rakam görmüştük. Son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız. Genç işsizliğin bir önceki yıla göre 5 puan düşüş söz konusu. İstihdama arttırma dönük politikalarımızı devam ettireceğiz. İstihdam dostu büyüme politikasıyla devam edeceğiz. Önümüzdeki yıllarda her yıl yıllık ortalama ilave 900 bin istihdamla istihdamımızı çok daha yukarılara taşımak istiyoruz.”
Yılmaz, yıl sonunu daha olumlu kapatacaklarını söyleyerek, “Ocak-Kasım bütçe açığı 532.4 milyar TL. Orta Vadeli Programın öngördüğümüz bir bütçe açığı altında kalmış olacağız. Enflasyonla mücadele kapsamında bir taraftan para politikaları bir taraftan mali politikalar ile hareket ediyoruz. 15 Aralık tarihi itibarıyla tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 1.5 ile tarihi ortalamaların altında gerçekleşmektedir. Sektörün yeterlilik rasyosu 18.4 ile kanuni oranların oldukça üzerindedir. Mali sistem içinde TL mevduatların oranı yüzde 60 civarında. Geçen yılın aynı dönemine göre CDS’lerde yüzde 257 baz puan düşüş var. Son 2.5 yılın en düşük oranlarına geldiğimizi ifade edebilirim. 20 Aralık tarihi itibarıyla 284 rakamını görmüş durumdayız. Bütçe açığının kontrol altında olması, rezervlerimizdeki artış etkili politikalarımız, siyasi güven istikrarın pekişmiş olması gibi nedenlerle düşüş var” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, açıklamalarına şöyle devam etti:
“15 Aralık haftasında brüt döviz rezervimiz 95,4 milyar dolara, brüt altın rezervimiz ise 47,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Dolayısıyla toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda, mayıs ayında 98,5’lara kadar inmişti, şimdi geldiği nokta çok önemli bir artış, yedi aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu; bu da ülkemize ilişkin risk algılarını yine oldukça etkileyen, olumlu yönde etkileyen bir durum. Enflasyona gelecek olursak, halkımızın gündemi neyse bizim de gündemimiz o, halkımız neyi sorun olarak görüyorsa bizim için de sorun o, halkımız neye öncelik vermemizi istiyorsa biz onu öncelikli görüyoruz. Dolayısıyla reel ekonomide, büyümede, ihracatta, birçok istihdamda yüksek performansımız var, şimdi içinden geçtiğimiz dönemde ise bunu istikrarla, özellikle fiyat istikrarıyla tamamlamaya kararlıyız, bu yönde de planımızı, programımızı yapmış durumdayız. Orta vadeli programımızın en temel önceliği enflasyonu düşürmek, bunun için para politikaları, maliye politikaları, gelirler politikaları, yapısal reformlar, bütün bunları kuşatan bir çerçeveyi oluşturmuş durumdayız ve yolumuza devam ediyoruz. Orta vadeli programda öngördüğümüz, bu yıl için öngördüğümüz yüzde 65 civarında bir enflasyon oranıydı ve bu oran civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Tabii, henüz son aya ilişkin rakam çıkmış değil, o çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Aylık bazda politikalarımızın etkilerini görmeye başladık. Özellikle kasım ayı itibarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinde ciddi bir yavaşlama var ve öte yandan, tabii, jeopolitik gerilimler, hizmet fiyatlarındaki katılıklar gibi unsurlar da bu mücadelemizi elbette zorlaştırıyor, sorun oluşturuyor. Ancak aylık bazda geçen yaz dönemindeki artışlar ile sonbahardaki aylık artışları mukayese ettiğinizde enflasyonda ciddi bir ivme kaybı olduğunu görüyoruz, bunun yıllığa yansıması tabii ki zaman alacak. Çünkü yaz aylarındaki o yüksek artışlar bazımıza, hesabımıza girmiş durumda. Bunu bir yıl taşımak zorundayız. Geçti, gerimizde kaldı ama yıllık hesaplar içinde bir yıl boyunca o yüksek artışlar kalmak durumunda. Gelecek yılın ortaları gibi baz etkisi nedeniyle oluşan bu yükseklik ortadan kalkmış olacak ve gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü, yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz.”
Enflasyonla ilgili olarak Yılmaz, “Enflasyonda beklentileri kırmak gerçekten çok önemli. On iki aylık enflasyon beklentilerinde Aralık ayı itibarıyla Ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu da sevindirici, giderek enflasyonda daha olumlu beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Otomotiv gibi, işte, dayanıklı birtakım tüketim malları gibi bazı piyasalarda bunun yansımalarını görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz. Dış ticaret açısından da oldukça iyi bir performans gösteriyoruz. Belki geçen yılla mukayese ettiğinizde ‘Bakın, ihracat çok artmamış’ diyeceksiniz ama dünyanın büyüme performansının düştüğünü, özellikle de temel ihraç pazarımız olan Avrupa Birliğinin çok ciddi anlamda ekonomik durgunluk yaşadığını dikkate aldığımız zaman ihracattaki performansımız da takdire şayan bir performans. Pandeminin yoğun yaşandığı 2020 yılında ihracatımız 170 milyar doların altına düşmüştü. Geçtiğimiz yıl itibarıyla 254 milyar doların üstüne yükseldi. Bu sene 255 milyar doları aşacağımızı öngörüyoruz, geçen yılın üstünde bir rakamla bu yılı kapatacağız. Yine, son yirmi yıla baktığımızda, uzun vadeli baktığımızda da şunu rahatlıkla ifade edebilirim: 2000’li yılların başlarında dünya ihracatından, mal ticaretinden aldığımız pay 0,4 civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 1’i aşmış durumdayız” şeklinde konuştu.
Cari açık konusunda ise Yılmaz, “Cari açığı her zaman için kalkınmamızın önünde bir engel olarak yaşadık biz tarihimizde çeşitli dönemlerde. Dolayısıyla ihracat performansımızı artırarak, turizm gelirlerimizi artırarak, ihracatı sadece miktar olarak değil nitelik olarak da artırarak, katma değeri daha yüksek bir üretim ve ihracat yapısı oluşturarak cari açığımızı aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. Bu sene milli gelire oranla yüzde 4 civarında kapatmayı öngörüyoruz, Orta Vadeli Program’ımızdaki hedefimiz bu. Dönem sonunda ise yüzde 2’ler civarına düşen bir cari açık, dolayısıyla kalkınmamız önünde engel teşkil etmeyen bir cari açıkla bu dönemi, orta vadeli dönemi tamamlamak için gayret ediyoruz. Bu çerçevede, şunun da altını çizmek isterim: Bir taraftan enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırma politikası izlerken ve belli finansal koşullarda maliyet artışları yaşanırken diğer taraftan yatırımlar ve ihracat için özellikle, bu iki kalem için daha nitelikli, seçici bir şekilde buralarda finansman maliyetlerini düşürücü tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Bunlardan bir tanesi, YTAK dediğimiz yatırım taahhütlü avans kredisi, bunun başvurularını 20 Aralık itibarıyla başlatmış durumdayız. En az bir milyar lira büyüklüğünde, teknolojik, stratejik içeriği belli kriterlerle tespit edilmiş projelere Merkez Bankamızın kaynaklarından ve aracı bankaların finansal değerlendirilmesiyle birlikte düşük faizlerle finans desteği vereceğiz, yüzde 15’le 30 arasında alınan puana göre değişen faiz oranlarıyla ve on yıla kadar varan vadelerle kredi imkanı sağlayacağız. Bu da ülkemizin teknolojik atılımını ve cari açığı düşürme perspektifini güçlendiren bir yaklaşımla oluşturduğumuz bir program” ifadelerini kullandı.
Depremin Orta Vadeli Programa ve bütçeye damga vurduğunu kaydeden Yılmaz, “Tarihimizin en büyük afetini yaşadık; 11 ilimizi, 14 milyon nüfusumuzu etkileyen çok derin bir afet hadisesi yaşadık. Dolayısıyla bütçemiz içinde bu yıl deprem harcamaları için 762 milyar ödenek ayırdık. Gelecek yıl için bu rakamı bir trilyon 28 milyar liraya çıkardık. Çok ağırlıklı bir kalem bütçelerimiz içinde; bu yılki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yılki ödeneğin gelecek yılki milli gelire oranı yüzde 2,5 civarında. Dolayısıyla oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar, 2025’te ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Dolayısıyla bu yıl ve gelecek yıl depremin yaralarını kalıcı bir şekilde, büyük oranda sarmış olacağız. Şöyle bir özelliği var deprem harcamalarının: Bunlar aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan tek seferlik harcamalar. Dolayısıyla bütçemizde yapısal bir bozulma oluşturmadan şehirlerimizi, ülkemizi daha dirençli hale getiriyoruz. Belki bir-iki yıl bütçe açığımızı normalden daha yukarıya taşıyacak bu harcamalar ama ülkemizi daha dirençli hale getirecek ve bu birkaç yıl sonrasında da bütçe açığımız yine normal seyrine geri dönmüş olacak” diye konuştu.
Deprem konusuna ilişkin de Yılmaz, “Deprem bölgesi yerinde dönüşüm kampanyası için, kendi evini yerinde dönüştürene hibe ve hibe içeriği olan krediler veriyoruz biliyorsunuz, bunlar için 135 milyar lira ödenek ayırdık. İstanbul’da bu daha önce ‘yarısı bizden’ diye ifade edilen, şimdi yeniden gündeme getirdiğimiz proje için 78,9 milyar lira gelecek yılın bütçesine para koymuş durumdayız. Bunu özellikle İstanbul’daki dönüşüm için değerlendireceğiz. Kamu kurumlarının hizmet binaları ve tesislerine ilişkin yapım ve onarım giderleri için ise 164,7 milyar lira olmak üzere toplam bir trilyon 28 milyar lira ayırmış durumdayız. Kentsel dönüşümün detaylarına çok girmek istemiyorum ama bir iki tane genel bilgi vereyim: Bugüne kadar 2 milyon 200 bin bağımsız konutun dönüşümünü gerçekleştirmişiz. İyi ki de gerçekleştirmişiz. Değerli arkadaşlar, kentsel dönüşümü karalama, gölgeleme kampanyası yapanlar da var. Kentsel dönüşüme ‘rantsal dönüşüm’ diyen kesimler de var. Bence bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar. Yanlış varsa, bakın, bir yanlış varsa, noktasal bir hata varsa onu elbette söylersin; hep birlikte mücadele edelim. Ama Türkiye bir afet bölgesi, kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Bunu sağlamadığımız sürece insanımızın canıyla oynamış oluruz. Bundan sonra -az önce bahsettim- yeni kurumsal yapımız ve yeni yasamızla daha hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme devam edeceğiz” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>