Ver – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Wed, 17 Jul 2024 21:57:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Özgür Özel, Manisa Soma’da: “Tayyip Erdoğan Diyor Ki ‘Emekliye Para Yok’. Siz de ‘Sana da Oy Yok’ Deyin” https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/ https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:57:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10345

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Soma’da; “Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

SEÇİM AKŞAMI BÜTÜN TÜRKİYE SOMA MANİSA’YI KONUŞACAK”

“Soma faciasından sonra geldik. Soma Kaymakamlığı önünde oturduk, kalkmadık. Ta Ankara’dan heyetler gelene kadar. Sözleri aldık. O sözler tutulana kadar Ankara’da meclisi kapattırmadık. Madencilere verilen sözler kısmen tutuldu ancak madenlerin güvenli olması, madenler güvenli olmadan madenlerin açılmamasına yönelik sözler çok azı tutuldu ama o günden bugüne Türkiye’nin dört bir yanında, Ermenek’ten başlayarak en son İliç’e kadar yine madenciler emeklerinin karşılığını almak yerine hayatlarını veriyorlarsa eğer bu Türkiye’de madencilerin ve emekçilerin daha verecek çok mücadelesi, yürüyecek çok yolu ve hep beraber elde edecek çok kazanımları olduğunu gösteriyor. Benim de size canım feda. Soma’ya gelince böyle duygular çok yüksek oluyor. Madenci kardeşim sesini duyurmak istiyor, emekçi, emekli kardeşim sesini duyurmak istiyor. Biz, o gün buradan yola çıktık. Somalı kardeşlerimizle birlikte büyük bir mücadeleyi verdik. Ama sonrasında çok üzüldük. Çünkü birileri Türkiye’nin başka bir yerinde, sıcak odalarında, ellerinde cep telefonları Twitter’da her seçim akşamı Soma’nın seçim sonuçlarına baktılar, bilir bilmez Soma’ya laf ettiler. Soma’da seçim kaybettiğimiz oldu, belediye başkan adayı gösterdiğimiz kazanamadığımız oldu. Ama Soma’ya, Somalının iradesine, Somalının oyuna, Somalının iyi niyetine, Somalının açık alınlığı, başı dik duruşuna hiçbir zaman laf söyletmedim, söyletmeyeceğim. Ama bu 31 Mart’ta yine Soma konuşulacak. Daha önce seçim kaybettiğimizde konuşanları susturdum. Sen biliyor musun Soma’daki zorluğu. Sen biliyor musun Soma’daki mücadeleyi? Sen anlar mısın açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dedim. Seçim akşamları onları susturdum. Ama bu seçim akşamı kimseyi susturmayacağım. Bu seçim akşamı bütün Türkiye Soma’yı konuşacak, Manisa’yı konuşacak. Çünkü bu sefer bu meydanı doldurduk ve Somalıların karşısına bu sefer kırk dört yaşında yirmi yıllık bir avukat, Soma davasını ilk günden son güne takip eden, Soma’da siz garibanın, Soma’da bir mağdurun, parası olmayan birinin devlette adliyede ne işi olsa her telefonda git onu bul dediğimiz Soma’nın bir civan mert delikanlısını benim çok değerli bir kardeşimi sizin evladınız Sercan Okur’u aday gösterdik. Gerçekten siyasetçinin telefonu yirmi dört saat durmaz çalar. Gece arar gündüz arar. Bayramda arar. Pazar günü arar. Telefonu açtığında karşındakinin derdini dinlediğinde önemli olan ona bir çözümü söyleyebilmek, onu doğru birine yönlendirebilmektir. Ben siyasete girdiğim günden beri Soma’da kimin başı sıkışsa Sercan’ı biliyor musun dediğimde bilirim der. Sizin Sercan Okur’u tanımayana tanıtmanız lazım. Bilmeyene bildirmeniz lazım. Ben Özgür Özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Sercan Okur’a kefilim, yanındayım, arkasındayım. Ona kefil olun ona bu seçimi siz kazandıracaksınız.

“CENGİZ ERGÜN VERDİĞİ SÖZLERİN HİÇBİRİSİNİ TUTMADI GİTTİ AKP’YE TESLİM OLDU”

Sandık başına gidince dört tane oy kullanılacak. Bu oylardan bir tanesi çok kıymetli, o oy, yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, tek başına çıkmış sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. O oy demokrasi açısından en kıymetli oylardan bir tanesi. Bunun için sizden ricamdır. Hangi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Ben hepsine başarı diliyorum. Yolları açık olsun. Hepsine kolay gelsin muhtar adaylarımızın. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Soma’mız için, Sercan Başkanımız için ve dördüncü oy Manisa Büyükşehir Belediyesi için. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir. Manisaspor başkanıymış. Efendim eşi İzmir’denmiş. Ailesi CHP’liymiş diye laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün seçildi. Ne yaptı verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı. Ne yaptı Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı. Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz Cengiz Ergün yüzünden. Ne yaptı ulaşımı aksattı, arap saçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz. Önce ben de Atatürkçüyüm, ben de cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AKP ile işbirliği yaptı. Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendi astığı Atatürk resimlerine söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti AKP’ye teslim oldu.

“PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE FERDİ BAŞKAN ENGEL OLDU”

Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu tamamen yapmaz oldu. Ama, Manisa’nın en güzel varlıklarını TÜGVA var ya Erdoğan’ın oğulları TÜGVA’lara, okçuluk vakıflarına, ENSAR vakıflarına peşkeş çekmeye başladı. Tayyip Erdoğan bunu en zayıf yerinden, bir takım davalarından dosyalarından yakaladı. Manisa’nın ne kadar güzel yeri varsa hepsini bunlara vermeye başladı. Verdi verdi verdi en sonunda hepimizin evlendiği nikah dairesini bile TÜGVA’ya verdi. SGK’ya ait Beyaz Fil’i aldılar, yıkmaya kalktılar, peşkeş çekmeye kalktılar, hepimiz itiraz ettik ama Cengiz Ergün nerede, Manisa’nın aleyhine bir şey varsa ona destek verdi. Peki karşısına kim dikildi? Bizim Ferdi. Sonra bir gün Manisa’da eko-turizm yapacaklar. Bir dağın başı. Oradaki alanda eko-turizm alanı ilan etmişler. Oyları vermişler, güzelim ormanın tepesindeki ağaçları kesiyorlar. Sonra bir baktık. Oraya villa yapıyorlar. Ferdi başkan peşine düştü. Yazdık, çizdik. ya bu eko-turizmdi. Bu olmaz. Yürütmeyi durdurma verin diye. Mahkeme davayı açacak ya. Taraflara tebliğ edecek ya. Adrese mektubu celbi yollayacak ya. Yolladığı kağıda bir baktık. Cengiz Ergün’ün kızının ismi. Meğersem o eko-turizm alanını bilinmedik bir turizm diye vermiş. Üstünden üç-beş ay geçmiş. Kızına devretmiş. Güzelim ormanın ortasında kızına villa yaptırıyormuş. Orayı kızına verdi. Kim engel oldu? Yine bizim Ferdi.

“350 DAİRE PARASINI KENDİNE ALMAK İÇİN DEĞİŞİKLİK YAPTI”

Yine bir gün Manisa’da imar plan değişikliği yapıldı. Ana cadde üzerindeki beş katlar, on beş kata çıkarıldı. Oradaki o değişiklik yapılırken oraya bir cümle koymuş. Eğer caddenin üstünde yeri olan bir arsanın devamında içeride de yerleri varsa onlara da on beş kat verilir. Bizim belediye başkanının orada küçük bir yeri varmış. Arkadaki parkla kendi arkasını değiş tokuş yapmış. Arkadaki koca arsaları da beş kattan on beş yapmış. Kaç daire fark ediyor? Üç yüz elli daire. Kaç para fark ediyor? Tam beş yüz milyon lira. Yani üç yüz elli daire parasını bir cümleyle kendine almak için değişikliği yaptı. Önergeyi verdi, verdi kim engel oluverdi yine bizim Ferdi. Şunun için anlatıyorum. Vicdansız, insafsız, gözü doymayan ve iktidarda kaldığı her gün kendini, ailesini, yandaşlarını bu yaptıkları görülünce de tehdit edilince de bütün Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çeken birisine karşı tertemiz. Sütte leke var onda yok. Yaptığı işi güzelce yapan her türlü kent suçunun karşısında dimdik ayakta duran, sokakta gezen ve asla ve asla surat asmayan, enerjisi bitmeyen yoksulu gördüğünde, emekçiyi gördüğünde yüzü gülen bir adayımız var. Mimar Ferdi Zeyrek.

“BU İŞİN AK PARTİ’Sİ MHP’Sİ KALMADI”

Bu işin AK Parti’si MHP’si kalmadı. Bu bir genel seçim değil. Bu seçimde artık, belediye başkan adayı seçiliyor. ve dürüst, çalışkan, namuslu sorun çözecek kişilere şehrin anahtarını vereceğiz. Belediyenin anahtarını vereceğiz. Ben size bir şey söyleyeyim. Kendi partisinde olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin karşısına götür. Bir tarafa mevcut belediye başkanını bir tarafa, Ferdi Zeyrek’i. Vallahi de billahi de Devlet Bey kendisi düzgün bir seçim yapacak olsa o belediye başkanı yerine elli kere Ferdi’yi seçer. Elli kere Ferdi’yi seçer. Cengiz Ergün bir kefeye Ferdi Zeyrek’i bir kefeye koyduğunda adaletin terazisi de, vicdanın terazisi de siyasetin terazisinde de Ferdi Zeyrek, ağır basıyor, ağır basıyor, ağır basıyor. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak adaylarımızı sadece Cumhur Halk Partililere değil, şehrini seven, ilçesini seven herkese emanet ediyoruz.

“BEŞLİ ÇETEYE PARA VAR EMEKLİYE YOK”

Bugün sadece Soma’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler televizyonlarda bir umut, bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler, geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler, zamlardan ezilenler, en çok da kimler, en çok da emekliler. Bakın meydanlarda bunu soruyorum. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor. Meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz, on taneden sekiz tanesi neredeyse on bin lira alıyor. Daha iki gün önce TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının altı bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar. Yokluğa, felakete, açlığa sürükleniyorlar. Yani TÜRK-İŞ’in hesaplarına göre, DİSK’in hesabı falan değil. Son bir ayda gıda enflasyonu yüzde on beşleri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabıyla zam yaptılar ki yüzde otuz üç zam yaptılar, yedi bin beş yüz lirayı on bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben emekliye para ver deyince, emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Emekli başına yedi bin lira seyyanen zam sekiz yüz milyon para tutuyor, sekiz yüz milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene beşli çeteden, zengin müteahhitlerden, holdinglerden, yandaşlardan alması gerekip de vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani beşli çeteye para var. Emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına fakat para var, emekliye yok. Uçan sarayına para var, emekliye para yok. Yazlık sarayına para var, emekliye para yok. Eğer emekliye para yoksa, 31 Mart’ta oy da yok. Öyle mi? Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.

“TEK ÇARE VAR O DA BİRLEŞMEK, BİRLİKTE OLMAK, BİZ BUNA TÜRKİYE İTTİFAKI DİYORUZ”

Soma olmuş, ders gibi. Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi söylüyor. On lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı diyor, ben emekliyim diyor. Cebimde bu kaldı diyor. Bu çarelerin, bu sorunların hepsinin çaresi vallahi ne bende, ne bir başkasında. Çaresi sizde, çaresi sandıkta. Şimdi bundan sonra hep birlikte yapacağımız bir şey var. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarına oy vereceğiz. Ama bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Manisa’da Manisa ittifakı Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar var. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz. Türk’ünü, Kürt’ünü, Laz’ını, Çerkez’ini, Karadenizlisini, doğulusunu, güneydekini, Manisa’dakini ayırmıyoruz. Soma’mızda, Karadeniz’den olanlar var. Güneydoğu’dan olanlar var, İç Anadolu’dan olanlar var. Buraların yerli olanları var. Ama herkes var. Sorun var. Ama, çözümde bir tek çare var. O da birleşmek, birlikte olmak. O yüzden biz buna Türkiye İttifakı diyoruz. Türkiye İttifakı kimden oy bekler. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları kazandığında kim gözyaşı döküyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Türkiye ittifakının renkleri bayrağımızın renkleridir. Kırmızı ve beyaz. Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken, emeği sömürülen işçiden, fukaralardan, garibanlardan, emeklilerden, emekçilerden, genciyle, yaşlısıyla, bu memleketin güzel insanlarından oy istiyoruz. 31 Mart günü, Soma’yı Sercan Okur’a, Manisa’yı Ferdi Zeyrek’e. Bu iki genç adayımız, yaşları birbirine denk, ikisi de birbirinden yakışıklı, ikisi de birbirinden çalışkan, ikisi de birbirinden namuslu, bu iki evladımızı, bu iki kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. Onları 1 Nisan sabahının belediye başkanları yapmaya söz mü? Size güveniyorum, size inanıyorum. Onları size, sizi de allaha emanet ediyorum.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-manisa-somada-tayyip-erdogan-diyor-ki-emekliye-para-yok-siz-de-sana-da-oy-yok-deyin/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Emekliye para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-emekliye-para-bulamayan-erdogana-hesap-sormaya-davet-ediyoruz/ https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-emekliye-para-bulamayan-erdogana-hesap-sormaya-davet-ediyoruz/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:48:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10141

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Çok net olarak şunu ifade etmek isteriz, emekli karta ihtiyaç var. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil 780 milyon liraya ihtiyaç var.” dedi.

Özel, Bursa’da Osmangazi İlçe Başkanlığını ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini söyledi.

TÜRK-İŞ tarafından açıklanan açlık sınırının 16 bin 200 lira civarında olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:

“Emekli 10 bin lira alacak, tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Bu büyük bir haksızlıktır. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum, tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım, o diyor ki ‘Bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem.’ Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir, yan yanadır. Yarın da bu çalışanlar emekli olacak. Bu emekliler de bu memleket için yıllarca çalıştılar. Herkes bir gün emekli olacak. Onları karşı karşıya getirmek büyük bir haksızlıktır ve gerçekten emeklinin halinden anlamamaktır. Sen dünyanın en pahalı arabalarına para buluyorsun. Dünyanın en pahalı 10 makam arabasından ikisi birden bunda. Avrupa’da en pahalı makam aracına binen lider Recep Tayyip Erdoğan, onun arabası diğer liderlerinkinden pahalı ama Tayyip Erdoğan’da aynısından bir de iki tane var. Avrupa’da, dünyada 13 uçağı birden olan bir cumhurbaşkanı yok. Dünyanın en pahalı uçağına para buluyor. En pahalı makam arabasına para buluyor. Dünyanın en pahalı sarayına para buluyor. Uçan saraya para buluyor. Yüzen saraya para buluyor. Kışlık saraya para buluyor. Yazlık saraya para buluyor. Emekliye para bulamıyor. Erdoğan’ın beşli çeteye bulduğu parayı emekliye bulamamasını emeklilere şikayet ediyoruz. Erdoğan’ın, saray müteahhitlerine bulduğu parayı emekliye bulamamasını emeklilere şikayet ediyoruz.”

Özel, “Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,6 asgari ücret. Erdoğan geldiğinde emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Erdoğan geldiğinden beri emeklilerin cebinden her ay 5,5 çeyrek altını aldı. Erdoğan geldiğinde 8 çeyrek altın alan emekliye söylüyorum. Bugün 8 çeyrek altın alsan nasıl geçinirsin, şimdi nasıl geçinemiyorsun?” değerlendirmesini yaptı.

“Emekli kart” çağrısını yineleyen Özel, şunları kaydetti:

“Çok net olarak şunu ifade etmek isteriz, emekli karta ihtiyaç var. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil 780 milyon liraya ihtiyaç var. Hesabı yanıltıp 1,4 trilyon diyor, bu gerçeği yansıtmamaktadır. Erdoğan’ın sadece İliç’teki ve Türkiye’deki bütün madencilerin, iş adamlarının, holdinglerin ödemeleri gerekip de ödettirmediği vergi, emekliye lazım olan paraya yetmektedir. Sen İliç’teki katil firmadan Anagold’dan vergiyi al, holdinglerden vergiyi al, beşli çeteden vergiyi al, emekliye ver kardeşim. İşte kaynak sana ortada. Affettiğin vergileri affetmesen, vazgeçtiğin vergilerden vazgeçmesen, zenginin zenginliğine zenginlik katmasan, emeklinin sofrasına ekmek katarsın, et katarsın, süt katarsın, sobasına odun atarsın, doğal gazına para bulursun. Bu yüzden ben bu seçimin sokaktaki gündemini konuşuyorum, o da emekli yoksulluğu çalışan yoksulluğudur, kent yoksulluğudur. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün işsizleri 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum.”

Özel, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u seçim çalışmaları kapsamında dün yaptığı bir ziyaret sırasındaki sözleri dolayısıyla eleştirdi.

Konuşmasının ardından Havvanur adlı SMA hastası çocuğun teyzesiyle görüşen ve kumbaraya bağışta bulunan Özel’e, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey, ilçe belediye başkan adayları, partisinin il ve ilçe yöneticileri ile partililer eşlik etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-emekliye-para-bulamayan-erdogana-hesap-sormaya-davet-ediyoruz/feed/ 0
Özgür Özel, Balıkesir’de: İliç’te Faciasına Sebebiyet Veren Çed Raporunun Altında İmzası Olan Dönemin Bakanı Murat Kurum’dur. https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-balikesirde-ilicte-faciasina-sebebiyet-veren-ced-raporunun-altinda-imzasi-olan-donemin-bakani-murat-kurumdur/ https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-balikesirde-ilicte-faciasina-sebebiyet-veren-ced-raporunun-altinda-imzasi-olan-donemin-bakani-murat-kurumdur/#respond Mon, 20 May 2024 21:33:40 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7887

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Belediye Başkanları Aday Tanıtım Toplantısı’nda, “Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, kabusu bitiriyordu. Dürüst, çalışkan, insan ve parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Vallahi biz ikilettik, Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı, ağlaya ağlaya ama ‘madem ittifaktır’ dedi ve çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı, aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Eğer Ahmet Akın gelirse hem vallahi hem billahi Balıkesir’de kavga olmaz, huzur gelir. Ahmet Akın’a oy verince Balıkesir kendine gelir” dedi. İliç’te yaşanan maden faciasına da değinen Özel, “İliç’te facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, ÇED raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benimle’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı, evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini İstanbul’un felaketi yapmasınlar, İstanbul’un felaketine engel olsunlar” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Kurtdereli Spor Salonu’ndaki tanıtım toplantısında konuşan Özel, şunları söyledi:

“Elbette ‘Memleketin neresi’ dendiğinde Manisalıyım ancak Trabzon’da, Gaziantep, Erzurum, Trakya’da pek çok partilimiz şöyle söylüyor, ‘Kızım sizde’ diyor ya da ‘Damadım hemşehrin’ diyor. Nereliler diyorum, kimi Balıkesirli, kimi Edremitli diyor. Kimse Türkiye’de Balıkesir ile Manisa’yı birbirinden ayrı görmüyor. Ben de CHP’nin Genel Başkanı olarak Balıkesir’i memleketim görüyorum.

“ADAYLAŞTIRAMADIKLARIMIZA DA KEFİLİZ”

Bizim belediye başkanlarımız bir başka şeyle meşgul olmak yerine işine motive olan, kentine motive olan, kenti geliştirmeye, işini iyi yapmaya motive olmuş kişilerdir. Ben burada aday gösterdiğimiz her arkadaşımızın, geçmişte partimizde bu görevi yapmış herkesin işini gücünü bırakıp kentine yoğunlaştığını, kendi gelirini, varlığını, çevresini, partisini zenginleştirmeyi, kendi etrafını zenginleştirmeyi değil kenti güzelleştirmeyi tercih eden namuslu, çalışkan arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyor ve onlara alkış istiyorum. Bizde birileri gibi yolsuzluklar, birtakım örgütlere bağlı olduğu için zorla istifa ettirmeler yok. Göreve getirdiğimiz arkadaşlara, görev verdiğimiz, aday yaptığımız arkadaşlara ne kadar güveniyor ve kefilsek aday adayı olup adaylaştıramadıklarımıza bu görevi yapıp adaylaştıramadıklarımıza da kefiliz. CHP’nin Genel Başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyuyorum. Görevdeyken iyi olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler, oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3, 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide, 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var, onları yürekten alkışlıyoruz.

“İSTANBUL’DA BÜYÜK BİR ZAFER ELDE ETTİK”

Ben yerel seçimleri çok önemsiyorum. Hem öğretici seçimler hem hepimizin tarihlerinde unutamayacağı şeyleri yaşadığımız anılar biriktiriyoruz. 2019 seçimlerini 11 büyükşehirde kazanırken bunlardan bir tanesi İstanbul’du. İstanbul’daki başarımızı hazmedemediler, YSK’ya gittiler, olur olmaz belgeler sundular, yalanlar attılar. 31 Mart seçimlerini iptal ettirdiler. 23 Haziran’a kadar gece gündüz çalıştık. O bütün çalışmanın sonunda büyük bir zafer elde ettik. Çok memnunuz. Büyük mutluluklar elde ettik, hepsi zihnimizin en müstesna köşesinde. Ama ben o seçimde bir şey öğrendim, bir ders aldım ve onu hiçbir zaman unutamam. Fatih’teki arkadaşların yanına vardım, esnaf gezmeye başladık beraber. Şimdi gitsem bulacağım bir sokağın hemen başındaki bir dükkan, bakkal ile market arası. Kapının içinde böyle ak sakallı bir hacı amca var. Girince ben tam kendimi tanıtacağım. Bana güldü, ‘Gel bakalım Özgür Bey’ dedi. Böyle muzipçe gülünce anladım ki bizden değil. ‘Ne yapmaya geldin’ dedi, dedim ki ‘Ekrem Başkana oy istemeye geldim’. ‘Yok öyle hiç konuşma’ dedi. Biraz canım sıkıldı, sustum. ‘Sen beni dinleyeceksin’ dedi. ‘Buyur hacı amca’ dedim, ‘Gel bak’ dedi. Böyle üstüne vurdu elektronik terazinin, ‘Burada yenisi var ama bak bununla bir eşit kefeli terazi var. Bu hacı bu dükkanda 40 yıl nohut, fasulye, pirinç, bulgur tarttı. Böyle kefeleri yamuk yumuk olmuş koca bir terazi geldi arkadan. Bu dedi dengeye gelir böyle. Hacı amcan tutar, pirinçse pirinç, nohutsa nohut ucundan bir atar ki öbür taraf bassın. Müşterinin tarafına atar.’ Niye dedim. Dedi ki ‘Ben hak geçmesin isterim, ben belki 40 senede o tarafa 2 kamyon nohut atmışımdır. 2 kamyon bulgur, fasulye atmışımdır ama hak geçirmemişimdir. Bak bu hacı amcan 25 senedir Tayyip Bey’e oy veriyor, o kime ver dediyse ona veriyorum. Bu sefer de Binali’ye verdim. Gelecek sefer de Tayyip Bey kimi derse ona vereceğim’ dedi. ‘Tamam mı’ dedi. ‘Tamam canın sağ olsun’ dedim. ‘Dur anlamadın’ dedi. ‘Ama bu sefer Ekrem’e vereceğim’ dedi. ‘Niye’ dedim. ‘Bu sefer hak geçti evladım’ dedi. ‘Bu hacı amcan hiç hak geçirmedi, bu sefer de geçirmez. Bu sefer oyu hak geçti diye Ekrem’e vereceğim’ dedi. Bunu Balıkesir’de niye anlattım biliyor musunuz? Bu milletin feraseti o bakkal hacı amcanın feraseti Balıkesir’in tamamında var.

“GÖZLERİ YAŞLIYDI, AĞLAYA AĞLAYA AMA ‘MADEM İTTİFAKTIR’ DEDİ VE ÇEKİLDİ”

Bütün Balıkesir’e şunu hatırlatmak isterim. Geçen sefer başka olabilir, gelecek sefer başka olabilir. Ama adalet yerini bulacaksa ben Ahmet Akın’ı Balıkesirlilerin vicdanına emanet ediyorum. Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa vallahi, billahi Balıkesir kurtuluyor. Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ı Balıkesir adayı yaptık, vallahi övünmek gibi olmasın, ‘Ahmet Akın, herkese yakın’ sloganını kullanıyor ama sloganın sahibi benim. Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, kabusu bitiriyordu. Dürüst, çalışkan, insan ve parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Vallahi biz ikilettik, Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı, ağlaya ağlaya ama madem ittifaktır dedi ve çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı, aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Balıkesir geçen sefer karar vermiş, diyor ki ‘Büyükşehri AK Parti’den alacağım, Ahmet Akın’a vereceğim. Yani milletin hizmetine vereceğim.’ Adayı çekin, çekelim. Şu arkadaşa verin, verelim. Seçimi kaybetti, ne yapalım? O süreçte şu söz kulağımın içindedir. Hem vallahi hem billahi. ‘Kimseye borcum yok ama Ahmet sana borcum var’ dediler. Şimdi siyasettir, eyvallah. Bugünün şartları bunu gerektiriyordur. Eyvallah. Şimdi o verilen söz tutulamıyordur, şahsen. Eyvallah. Balıkesir’deki iyi insanların, sosyal demokratların yanında milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların, Balıkesir’i seven herkesin vicdanına sesleniyorum. Bu adaletsizliği siz gidereceksiniz. Bunu sizden bekliyoruz. Balıkesir’e bu yakışır. Eğer Ahmet Akın gelirse hem vallahi hem billahi Balıkesir’de kavga olmaz, huzur gelir. Balıkesir’e adalet gelir, refah gelir, sevgi gelir, güven gelir. Ahmet Akın’a oy verince Balıkesir kendine gelir. Ona güveniyor ve onu destekliyoruz.

“SANDIKTAN BU İKTİDARA KIRMIZI IŞIĞI YAKACAĞIZ”

Zor bir yıl geçirdik, büyük ekonomik krizler var. Kur korumalı mevduat diye bir rezaletle yoksulun cebinden paraları alıp bir avuç zengine veren bir sistem oldu. Bunun yükü ağır. Seçimden sonra doların yaşadığı seyri gördünüz. Mazotu, benzini gördünüz. Ne diyorlar, acı reçete geliyor, bundan sonra kemer sıkacağız, sıkı para politikası yapacağız. Seçmen 1 Nisan’da eğer bir cevap vermezse önümüzdeki süreçte çok tehlikeli, 4 yıl bir daha sandığı bulamayacağı, sesini duyuramayacağı bir süreç başlayacak. Bu sürecin başlamaması için seçmenin elinde bir imkan var. 1 Nisan günü gelecek zammı, krizi, pahalılığı, enflasyonu mutlaka durdurabilirsiniz. Eğer 31 Mart’ta sandığa gidilip de her şeye rağmen Cumhur İttifakı’na, AKP’ye oy verilirse denecek olan şu, ne yaparsak yapalım veriyorlar. 10 bin lira emekliye para veriyoruz, evi olmayanın kirasına yetmiyor. Yine veriyorlar. Çocuğunun boğazına yetmiyor, veriyorlar. Yakacağına, giyeceğine yetmiyor, veriyorlar. 17 bin lira gibi bir asgari ücret, açlık sınırında bu parayı veriyoruz, 5 kişilik aileye. Yine oy veriyorlar derlerse işte o zaman 1 Nisan’dan sonra acı reçete herkesin gırtlağında, her çocuğun kursağında, her yoksulun damağında. Eğer acı reçeteye engel olacaksak 2 Nisan’a değil 31 Mart günü sandık başına gideceğiz ve sandıkta bu iktidara sarı kartı göstereceğiz. Kırmızı ışığı yakacağız. Dur artık, yeter diyeceğiz. Hep zengini düşündün, söz artık milletindir, diyeceğiz. Başka çaresi yok.”

“SABAHIN 4’ÜNDE KUYRUĞA GEÇMİŞ İNSANLAR…”

“Ben dün Et ve Süt Kurumu’nun önündeki 600 metrelik kuyruğu gördüm, gırtlağım düğümlendi. 600 metre kuyruk var, kuyruğun sonunda 1 kilo kıyma, piyasanın yarı fiyatına. Sabahın 4’ünde, 5’inde kalkmış, kuyruğa geçmiş insanlar. Oysa biraz önce söylenen sosyal projeleri yapan ve örnek aldığımız CHP’li belediyeler bundan sonra bir belediye bir şeyi iyi yapıyorsa, o proje bütün belediyelerle paylaştırılıyor. Ahmet Akın iktidara geldiğinde, Balıkesir’de mazbatayı aldığında, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı unvanını aldığında, Yılmaz Büyükerşen’in Genel Koordinatörü olduğu CHP’li belediyelerin eşgüdüm birimi tarafından Ahmet Akın’a başarılı projeler verilecek. Bu projelerinde yapmak istediklerine bütün destek verilecek. Ayrıca hem yapmış olduğu kart projesi ile nasıl Mansur Başkan Ankara’da yoksullara ayda 1 kilo et veriyorsa, doğalgaz yardımı dedi, 500 liralık doğalgazı hesabına yüklüyorsa, emeklilere yardım yapacağız dedi, nasıl Mansur Başkan her emekliye bin lira kartına yüklüyorsa, bu projeleri ortaklaştırarak hem Ahmet Akın’ın sözlerini hızla tutmasını sağlayacağız, hem de Balıkesir’deki yoksulun, ihtiyaç sahibinin, emekçinin ve emeklinin yüzünü güldüreceğiz. Bunu hemen yapacağız.

“İSRAİL’İN GÖRÜLMEZ EN BÜYÜK MÜTTEFİKİ TAYYİP ERDOĞAN’DIR”

Dün Madrid’deydim. Sosyalist Enternasyonal toplantısına gittik. 140 ülkenin temsilcisi var. Dünyadaki sol, sosyal demokrat, sosyalist partiler. Dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız. Orada imkanı bulunca, bunların 30’dan fazlası ülkelerinde iktidar. Örneğin İspanya’nın Başbakanı Pedro Sánchez, Sosyalist Enternasyonel’in başkanı. Dünyada çok etkili liderler orada olunca onlara Hamas’ın yaptığı saldırılardan sonra İsrail devletinin giriştiği zalimce saldırıları, 30 bin kişinin hayatını kaybettiğini, Filistin’de çocuk ve kadınların katledildiğini, solculara, sosyal demokratlara zulme karşı susmanın, çocuk ölümlerine karşı sessiz kalmanın yakışmayacağını, bu konuya hep beraber müdahale etmemiz gerektiğini, nisan ayında benim Filistin’e gideceğimi, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğundan hareketle, önemli çağrılarda bulundum. İkili temaslarda bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin akan kanı durdurması, Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış söylemine uygun olarak barış için mücadele etmemiz gerektiğini söyledim. Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine ‘Filistin’deki mezalimi durduralım’ derken, Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydanda bir tane pankart açılmış, pankartta diyor ki ‘İsrail ile utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler. O pankartı açanlar geçmişten beri milli görüşçüyüz, diyenler. O pankartı Türk polisine toplatan, işte üzerindeki milli görüş ceketini, gömleğini çıkardım diyen, BOP’un eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken, o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.

“9 ARKADAŞIMIZ TOPRAK ALTINDA BIRAKILDI”

Balıkesir bizim komşu kentimiz. Soma’da 301 madenci hayatını kaybettiğinde 31’i Savaştepe’dendi. Soma maden faciasını anlatırken hep şunu söylerim, Soma sadece Manisa’nın değil hem İzmir’in Kınık ve Bergama üzerinden, hem Balıkesir’in Savaştepe üzerinden, hatta Bartın, Zonguldak, Kastamonu’nun faciasıdır. Çünkü bu memleketlerden madenciler orada hayatlarını kaybettiler. İliç’te 9 evladımız toprak altında kaldı, maalesef artık orada bırakıldı. Bunun tek sebebi vardı, birileri paraları istiflesin diye çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler. Soma’daki tehlikeye dikkat çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar. Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak dendiği gibi bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var, bir gün hepimizi önüne katacak diyenleri dinlemeyip paranın peşinde koşanlar, İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, ÇED raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benimle’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı, evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini İstanbul’un felaketi yapmasınlar, İstanbul’un felaketine engel olsunlar.

“SAYIŞTAY BALIKESİR’DEKİ YOLSUZLUKLARI GÖRMEZDEN GELEMEDİ”

“Ahmet Akın, parti ayırmadan Balıkesir’in yüzünü güldürecek. Ama bir de Balıkesir’in yüzünü öne eğdirenler, Balıkesir’in anasını ağlatanlar, Balıkesir’in soyup soğana çevirenler var. Şu anki belediye başkanı Yücel Yılmaz. Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kevgire dönmüş’. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş’. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler’ demiş. Suç duyurusunda bulunmuş, ‘Dava açılsın’ demiş ama soruşturma iznini İçişleri Bakanı vermemiş. Danıştay’ a başvurulmuş, Danıştay kimin elinde, malum şahsın elinde ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi soruşturmaya gerek yoktur kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış. Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar, başaramıyor, hemen alıp atıyorlar. Birkaç müfettişi cezalandırıyorlar ya da göstermelik cezalar veriyorlar. Bu pislikle vallahi ne yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi ‘dur’ diyebilir, o bir kişi Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşerilerimize bırakıyoruz. 31 Mart’ta Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir’i kazandığında, Balıkesir’deki belediye sayılarımızı artırıp, keşke mümkün olsa hepsinde iktidara geldiğimizde, bizim yapacağımız bir şey var. Ahmet Akın belediyeye gidecek ya belediyenin kapısına gelecek ya, hep birlikte içeri gireceğiz ya, girmeden duracak, cebinden mal varlığını çıkaracak, Balıkesir Belediyesi’nin girişindeki cama Ahmet Akın mal varlığını asacak. Ahmet Akın ve 31 Mart’ta belediyeyi kazanan bütün belediye başkanlarımız mal varlıklarını belediyenin girişine asacaklar. Söz mü Ahmet? Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda mal varlığını belediyenin girişine asacak mısın, söz mü? Bizden de sana söz. Biz de seni belediye başkanı yapacağız.

“BALIKESLİRLİ İTTİFAKI YAPMIŞ”

Balıkesir’de seçim kazanılsın diye biz Ankara’da bir ittifak yapamadık ama Balıkesirliler Balıkesir İttifakı yapmış. Bir de Türkiye’de bir ittifak var, o ittifakı anlatacağım ama onu anlatmam için bizim ittifaka diyorduk ki bir tarafta Cumhur İttifakı var, içinde iki parti var, biri AK Parti, biri MHP. Her geçen gün birbirine benzeyen partiler. Yanlarına ‘Kadınlar sahiplendirilmelidir’ diyen, domuz bağcıları. Bir dönemin, Türkiye’nin travmasını almışlar. Kendilerine yakışır, hayırlı olsun. Onlar oraya yakışır. Bir Cumhur İttifakı var. Rengi koyu gri. Yağmur yağmadan önce şehrin üstünü yağmur bulutları kaplar ya, kurşuni gri. Cumhur İttifakı’nın rengi kurşuni gri. Oysa bizim Türkiye İttifakı var. Bunun içinde CHP var ama her siyasi partiden insan var. Bizim ittifakın adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakı’nın içinde kimler var biliyor musunuz? Milli takım gol attığında kim seviniyorsa, ittifakımızda onlar var. Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya, İstiklal Marşı okunurken onlar ağladı, biz ağladık ya. Filenin Sultanları ağlarken kimin gırtlağı düğümleniyorsa Türkiye İttifakı’nda onlar var. Türkiye İttifakında bu ülkeyi sevenler var. Türkiye işgal tehlikesi olduğunda, işgal donanması gelince ona kırmızı halı serenleri de işgal donanması gelince Kartal istimbotunun üstüne çıkıp, yanındaki yaverine ‘Üzülme çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyor. Eğer bir gün Türkiye’de yeniden bir beka sorunu olursa o gün Tayyip Bey çağırdı diye havaalanına gidip kot pantolon üzerine göstermelik perdelik kumaştan kefen çekenler değil bu salonda Çanakkale, Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları çıkar karşılarına. Kimse CHP’lilere, Türkiye İttifakı’nın bileşenlerine milliyetçilik dersi vermeye kalkmasın. CHP Türkiye’dir, Türkiye sevdalılarının, ay yıldızı al bayrağı kendine bayrak bilenlerin, onun uğruna ölenlerin partisidir. Ben diyordum ki ‘Bu Cumhur İttifakının koyu gri bir rengi var ama bizim bayrağımızın renkleri Türkiye İttifakının renkleridir. Buna bir bayrak yapalım’ derken, Şeref Çiçek geldi ve yolumu kesti. İl başkalığının önünde. Bana dedi ki ‘Aha sana Türkiye İttifakı. Ahmet ile beraber Türkiye İttifakının bayrağını şöyle bir tutalım.’ İşte size Türkiye İttifakı, işte Türkiye İttifakının bayrağı. Türkiye İttifakının renkleri. İki renk. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye İttifakının bayrağını bir gösterelim. Türkiye İttifakını Balıkesirlilere emanet ediyorum, Ahmet Akın’ı Balıkesirlilere emanet ediyorum. Balıkesirlileri Allah’a emanet ediyorum. Kalkın ve bu seçimi alın. Biz size güveniyoruz, inanıyoruz. Biz Balıkesir’in vicdanı, insafı, feraseti ve iyi niyetine inanıyoruz. Ahmet Akın sizin evladınız, onu size emanet ediyorum.”

]]> https://www.akittvhaber.com.tr/ozgur-ozel-balikesirde-ilicte-faciasina-sebebiyet-veren-ced-raporunun-altinda-imzasi-olan-donemin-bakani-murat-kurumdur/feed/ 0 Erdoğan: Muhalefet yapay zekaya soruyor, acemileri aday yapıyor https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-muhalefet-yapay-zekaya-soruyor-acemileri-aday-yapiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-muhalefet-yapay-zekaya-soruyor-acemileri-aday-yapiyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:42:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6642

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin milletten ve siyasetin temel değerlerinden kopuk olduğunu belirterek, “Belediye başkan adaylarını dahi vatandaşa değil nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar.” dedi.

Erdoğan, partisince Zafer Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, muhalefetin ne kendileri gibi güçlü bir tecrübesinin ne örnek gösterilebilecekleri bir eserinin ne de ortaya koyabileceği geniş vizyonunun olduğunu söyledi.

Muhalefetin parti içi iktidar kavgaları dışında hiçbir şeyle ilgilenmediğini, dün baş tacı ettiğini bugün yerin dibine sokmaktan çekinmediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin sorunlarına çare olacak, şehirlerimizin sıkıntılarını giderecek doğru düzgün tek bir önerileri dahi yok. Milletten ve siyasetin temel değerlerinden öyle kopuklar ki belediye başkan adaylarını dahi vatandaşa değil, nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Sonra bir de utanmadan millete, ‘adaylarımıza tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunuyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin. Bırakın yeni projelerle milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine, yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye hayır gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir. Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular, al gülüm ver gülüm pazarlığa giriştiler. Hatalarından ders almak yerine sırf şahsi kariyerleri için bölücü örgütün uzantılarıyla demlenmeyi tercih ettiler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı okumayanların 31 Mart’ta bu sefer milletin tokadını yemekten kurtulamayacaklarını söyledi.

Kelime oyunlarıyla gerçekleri gizleyebileceklerini zannedenlerin, milletin ferasetini hafife almanın ne demek olduğunu 31 Mart’ta sandıklar açılınca bir kez daha göreceğini belirten Erdoğan, “Biz de kelime hokkabazlıklarının arkasına saklanmaya çalışılan hakikatleri insanımıza anlatmaktan geri durmayacağız.” diye konuştu.

“Milletimizin bağrına basacağına yürekten inanıyoruz”

“AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak rakiplerimizin bu içler acısı haline bakıp da asla rehavete katılmıyoruz” diyen Erdoğan, bu tablonun sorumluluklarını daha da arttırdığını ve kendilerine oy verenlerle birlikte siyasi tercihi farklı vatandaşlara da el uzatmaya, onların da hislerine tercüman olmaya, sesine kulak vermeye, beklentilerini karşılamaya çalıştıklarını vurguladı.

Sadece seçim beyannamelerini değil, milletin huzuruna çıkaracakları başkan adaylarını tespit ederken de bu hassasiyetle hareket ettiklerini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

“Kuşatıcı, kucaklayıcı, nitelikli, vizyoner ve toplumun tüm kesimlerini temsil eden adaylar olmasına özellikle dikkat ettik. Milletimizin de belediye başkan adaylarımızı bağrına basacağına yürekten inanıyoruz. Şimdi burada öyle bir ses vermenizi istiyorum ki Ege’den Akdeniz ve Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın.”

Alandakilere “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Afyon ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye soran ve “Evet” yanıtını alan Erdoğan, “Rabb’im hepinizden razı olsun.” dedi.

“Belediyecilik hesap kitap işidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim meydanının er meydanı olduğunu vurgulayarak, “İster genel seçim ister yerel seçim olsun milletimiz, karşısına çıkan adaylara bakar, sandıkta da kararını ortaya koyar. Adayları değerlendirirken tabii sadece boyuna posuna bakmayıp, bu adayların şehrine ve kendi hayatına ne gibi katkısı olacağının, eser ve hizmet konusunda nasıl performans sergileyeceğinin hesabını yapar.” dedi.

Türk siyasetinde geçmişte kaldığını ümit ettikleri ama hala kalıntılarına şahit oldukları kötü alışkanlıklar bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Milletimizin karşısına çıkan adaylardan bazıları öyle hesapsız, kitapsız, öyle ölçüsüz vaatlerle kendini göstermeye çalışıyor ki bazen insan şaşıp kalıyor. Türkiye bir önceki seçimlerde, her konuda atıp tutan, sonra da verdiği sözleri inkar eden zübük siyasetçi tiplerini gördü, tanıdı. Eski Türkiye’de ülkemizin hazine değerindeki yıllarını heba ve imkanlarını çarçur edenleri de en iyi sizler biliyorsunuz. Aynı şekilde belediyelerde de şehrine yıllar kaybettiren başkanlar oldu. Halbuki belediyecilik hesap kitap işidir, bütçeniz bellidir, ihtiyaçlar bellidir, imkanlar bellidir, hepsini bir araya getirip en ideal eser ve hizmet planlamasını yaparsınız. Hükümet olarak biz de elinde doğru dürüst programı, projesi olan belediyeleri, bakanlıklarımız vasıtasıyla destekleriz.

Afyon’dan 81 vilayetimizdeki vatandaşlarımızın tamamına sesleniyorum. Her konuda atıp tutan adayları kendi haline bırakın. Varsın onlar kendi tiyatrolarını çevire dursunlar, Afyon’da başka, Ankara’da başka konuşanlardan bu şehre hayır gelmez. Siz, sandıktan şehrinize aşkla hizmet edecek, eser kazandıracak adayları çıkarmaya bakın. Günümüzde vakit en kıymetli hazine haline geldi.”

“Ülkemizin de şehirlerimizin de kaybedecek tek bir günü yoktur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK gençler ve AK kadınlarla gurur duyduğunu belirterek, “Biz buralara sizlerle geldik. Ülkemizin de şehirlerimizin de kaybedecek tek bir günü yoktur. Kimin geçmişte ne olduğu değil, asıl bugün nerede durduğu önemlidir. Şehirlerimize herhangi bir eser veya hizmet kazandırmak yerine sırf bize kaybettirmek amacıyla ortaya dökülen enaniyet abidelerine itibar etmeyin.” dedi.

Partiyi kurduklarında hangi heyecan ve azimle yola çıktılarsa bugün de aynı şekilde yola devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, yolunu kaybedenlerin, yolunu değiştirenlerin, yolunu şaşıranların tercihlerinin kendilerini ilgilendirdiğini, bunları, nazarıdikkate almadıklarını sadece işlerine odaklandıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını yaparken en büyük güç kaynaklarının 21 yılda ülkeye ve şehirlere kazandırdıkları olduğunu kaydetti.

(Sürecek)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-muhalefet-yapay-zekaya-soruyor-acemileri-aday-yapiyor/feed/ 0
Erdoğan: Yapay zeka ile aday belirleyen CHP’ye akıl fikir versin https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-yapay-zeka-ile-aday-belirleyen-chpye-akil-fikir-versin/ https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-yapay-zeka-ile-aday-belirleyen-chpye-akil-fikir-versin/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:09:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6628

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin yapay zeka uygulamasını eleştirerek, “Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin. Milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye yarar gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir” dedi.

31 Mart yerel seçim çalışmaları çerçevesinde il ziyaretlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisar’a geldi. Zafer Kent Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, CHP’nin ‘yapay zeka’ uygulamasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin ne bizim gibi güçlü bir tecrübesi, ne örnek gösterebilecekleri bir eserleri ne de ortaya koyabilecekleri geniş vizyonları var. Parti içi iktidar kavgaları dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar. Dün baş tacı ettiklerini bugün yerin dibine sokmaktan çekinmiyorlar. Türkiye’nin sorunlarına çare olacak, şehirlerimizin sıkıntılarını giderecek doğru, düzgün tek bir önerileri dahi yok. Milletin ve siyasetin temel değerlerinden öyle kopuklar ki belediye başkan adaylarını dahil vatandaşa değil, nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse kimi seçerse bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Sonra bir de utanmadan millete ‘adaylarımıza tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunuyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin” diye konuştu.

“Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular”

CHP’den ülkeye hayır gelmeyeceğini ve aday belirleme sürecini yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bırakın yeni projeler ile milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye yarar gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir. Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular, al gülüm ver gülüm pazarlığına giriştiler. Hatalarından ders almak yerine sırf şahsi kariyerleri için bölücü örgütün uzantılarıyla demlenmeyi tercih ettiler. Açık ve net söylüyorum 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı okumayanlar, 31 Martta milletin tokatını yemekten kurtulmayacaklar. Kelime oyunları ile gerçekleri gizleyebileceklerini zannedenler, milletin ferasetini hafife almanın ne demek olduğunu 31 martta sandıklar açılınca bir kez daha göreceklerdir.”

“AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmıyoruz”

AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de kelime hokkabazlıklarının arkasına saklanılmaya çalışılan hakikatleri insanımıza anlatmaktan geri durmayacağız. Bir kez daha şu hususu hatırlatmakta fayda görüyorum, AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmıyoruz. Bilakis bu tablo bizim sorumluluğumuzu daha da arttırıyor. Bize oy veren kardeşlerimizle birlikte siyasi tercih farklı olan kardeşlerimize el uzatmaya onlarında hislerine tercüman olmaya, onların da beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Sadece seçim beyannamemizi değil milletimizin huzuruna çıkaracağımız başkan adaylarını da belirlerken bu hassasiyetle hareket ettik. Kuşatıcı, kucaklayıcı, vizyonel ve toplumun tüm kesimlerini temsil eden adaylar olmasına özellikle dikkat ettik. Milletimizin de belediye başkan adaylarımızı bağrına basacağına inanıyorum” diye konuştu. – AFYONKARAHİSAR

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-yapay-zeka-ile-aday-belirleyen-chpye-akil-fikir-versin/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayda-sayin-lutfu-savasla-yola-devam-etmeye-karar-verdik/ https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayda-sayin-lutfu-savasla-yola-devam-etmeye-karar-verdik/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:39:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6331

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Hatay’ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen, Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracaklara karşı bütün veriler, bütün bilgiler, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik. Hepimize hayırlı olsun.” dedi.

Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, geçiş garantisi verilen köprü ve otoyollar için sadece ocak ayında vatandaşların 36,5 milyon lira ödediğini söyledi.

“Türkiye’de iyi işleri AK Parti’nin, kötü işleri ise devletin yaptığını” ifade eden Özel, “Örneğin Oslo görüşmelerini devlet, bölünmüş yolları AK Parti yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Osmangazi Köprüsü’nden ceberut devlet 290 lira geçiş ücreti alıyor. Malkara-Çanakkale Otoyolu’ndan 410 lira ücret alanlara yazıklar olsun. Reisin haberi olsa çok kızar. Bu ülkede iyi bir şey yapılıyorsa hepimizin emeğiyle, biriktirdiğimiz, kazandığımız paradan ödediğimiz vergiyle, hepimizin alın teriyle yapılıyor. Övünmesi birilerine, cefası bizim üzerimize olamaz.” diye konuştu.

Diyanet-Sen tarafından yaptırılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağını söyleyen Özel, Diyanet-Sen üyesi imam ve müezzinlerin yüzde 80’inin “diyanet işlerinde torpil olduğunu düşündüğünü” öne sürdü. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık sözün bittiği noktadayız. Bunu bütün vatandaşlarımıza anlatmak, Adalet ve Kalkınma Partisinin ‘ezanı durduracaklar oyu bana ver ey gariban’ demesinin nasıl bir sömürü, nasıl bir hile olduğunu anlatmak hepimizin boynunun borcudur. ‘CHP iktidara gelirse ezanı susturur’ dediği CHP, o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya; ‘vatanı böldürür’ dedikleri CHP, orada canı pahasına nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını savunmaya; ‘bayrağı indirecekler’ dediği CHP, günü gelirse o bayrak için can verecek milliyetçiliği göstermeye her zaman hazırdır.”

“Millete faydası olmayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız”

Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarıyla ilgili gazetecilerden çok soru aldığını ifade ederek, “Sayın Akşener’in açıklamalarını dikkatçe takip ettim. Ona karşı vereceğim cevap çok sert ve iki kelime; canı sağ olsun.” dedi.

Muhalefetle kavga etmeyeceklerini belirten Özel, “Biz, geçtiğimiz seçimlerde cumhurbaşkanı yardımcılığına layık gördüğümüz büyükşehir belediye başkanlarımızın da cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da liyakatlerine kefiliz, verdiğimiz her oy da helal olsun. Biz muhalefetle kavga edip Recep Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmeyiz. Millete faydası olmayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız, hiçbir gerilimin içinde yer almayacağız. Bize ne söylenirse söylesin, bu laf bize eğer muhalefetten geliyorsa cevabımız iki kelime; canınız sağ olsun.” değerlendirmesinde bulundu.

Özel, eski milletvekillerinden Şevki Yılmaz’ın, 2. Abdulhamid’in torunlarından Orhan Osmanoğlu’nun kızının düğün töreninde “Osmanlı’yı süren soysuzları lanetliyorum.” dediğini aktardı. Özel, “Şevki Yılmaz gibi bir çukura, seviyesine inmeye utanacağım birisine, Şevki Yılmaz ile siyasi mücadele edemezsiniz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane fosseptik kamyonu bulacaksınız, alıp onu layık olduğu yere deşarj edeceksiniz.” diye konuştu. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birileri çok sevdikleri bir soydan geliyor olabilirler. İşgal donanması boğaza demirlediğinde kırmızı halı serip, ona selam duranların, kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler. Biz, o donanmanın arasından Kartal İstimbotu ile geçerken ‘ne olacak paşam?’ diyen yaverine, ‘Geldikleri gibi gidecekler çocuk’ diyenlerin soyundan geliyoruz. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor, biz onları denize dökenlerin soyuyuz. Bu ülkede Şevki Yılmazlar bir avuçtur, biz bütün Türkiye’yiz. Memleketimizle gurur duyuyoruz.”

“Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik”

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ı, 31 Mart’taki seçimlerde yeniden CHP’den aday gösterme kararı aldıklarını belirten Özel, bu kararı vermek için ince eleyip sık dokuduklarını vurguladı.

Hatay’ın üzerinde titizlikle durduklarını ve 5 büyük araştırma yaptırdıklarını aktaran Özel, anketlerde en üstte yer alan Lütfü Savaş’ı 10 Ocak’ta yeniden aday gösterdiklerini anımsattı. Savaş’ın yeniden aday gösterilmesinin ardından hem Hatay’dan hem de Türkiye’nin çeşitli yerlerinden eleştiri ve tepkiler yükseldiğini anlatan Özel, yaşanan süreci, şu şekilde aktardı:

“Biz oradaki mesajı aldık. Arkadaşlarımız ‘üzerinde çalışacağız, gereğini yapacağız’ dediler. Hatta bir reklam filmi çekiliyordu, Sayın Lütfü Savaş ‘ben reklam filminde oynamayım’ dedi, anlayışla karşıladık. Son güne kadar sahada olan bir anket istedik. Sayın Savaş da anlayış gösterdi, lansman toplantısında olmadı. Ertesi gün genel merkezde toplandık. MYK salonumuzda Hatay’da aday gösterdiğimiz tüm adaylarımız, ilçe başkanlarımız ve il başkanımızla birlikte toplam 40 kişi oturduk. Bütün anketler, bütün ihtimaller değerlendirildi. Bir yanda Adalet ve Kalkınma Partisinin tehdit ettiği, şantaj yaptığı depremzedeler, bir yanda anket sonuçlarımız ve örgütümüzün talepleri doğrultusunda dün gece saat 03.00’e gelirken CHP olarak üzerimize düşen bütün öz eleştiriyi yaparak, Lütfü Savaş’ın deprem sonrası yakınlarını kaybeden bir depremzede olarak ilk günlerde kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de duyduğu üzüntüyü not ederek ama bir yandan da Hatay’ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen, Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracaklara karşı bütün veriler, bütün bilgiler, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik. Hepimize hayırlı olsun.”

Özel, 31 Mart’ta kazanacakları tüm il ve büyükşehir belediyelerinin yanı sıra siyasi akrabalıkları bulunan dünyadaki yerel yönetimlerle Hatay’ı ayağa kaldırmak için ellerinden gelenin fazlasını yapacaklarını söyledi.

“Herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum”

Siyasi partilerin aday listelerinin saat 17.00’ye kadar Yüksek Seçim Kuruluna sunulacağını anımsatan Özel, “Bugün saat 17.00’ye kadar konuştuk, tartıştık. Kırılanımız, üzülenimiz oldu, hak verdik. Hakkı yenmiş olanlar olabilir, helallik istedik, geleceğe dönük olarak hanemize borç kaydettik ama 17.01’den itibaren artık tartışmanın, konuşmanın değil hep birlikte çalışmanın, Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmenin vaktidir.” dedi.

“Cumhur İttifakı’nın karşısında CHP’ye değil Türkiye’nin bütün milliyetçilerini, Atatürkçülerini, Cumhuriyetçileri, vatanseverleri; haram ve yalandan korkan, talana karşı çıkan herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum.” ifadelerini kullanan Özel, şunları kaydetti:

“‘Türkiye İttifakı’ndan kime oy istiyorsun?’ diye sorana şöyle yanıt veriyorum; Milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan, Filenin Sultanları şampiyon olunca kim gözyaşı dökerek İstiklal Marşı okuyorsa onlardan istiyoruz. Türkiye İttifakı’na inanıyoruz, güveniyoruz. Bu seçimleri Türkiye İttifak’ı kazanacak, Türkiye kazanacak. Gidin bu seçimi kazanın, hepinize güveniyorum.”

(Bitti)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayda-sayin-lutfu-savasla-yola-devam-etmeye-karar-verdik/feed/ 0
Kürşad Zorlu: “Vatandaşın, İktidara Oy Verenler ve Vermeyenler Şeklinde Ayrılamayacağını İktidara 31 Mart’ta Anlatmamız Gerekiyor” https://www.akittvhaber.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:03:43 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6014

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ordu konuşmasındaki ” Biz varsak doğal gaz var, biz yoksak doğalgaz yok” sözlerini eleştirerek, “Muhalefette olmayı bir tarafa bırakın, nereden bakarsanız bakın kabul edilemeyeceğimiz bir açıklama bu. Günler öncesinde de Hatay’da, ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir hizmet gelmez’ demişti Sayın Erdoğan. Bu tehdit siyasetine hep beraber karşı durmamız lazım. Böyle demokrasi olmaz. İllerin AK Partili olan ve olmayan belediyeler şeklinde ayrılamayacağını daha kaç kere hatırlatmamız gerekecek? Aslında vatandaşın, iktidara oy verenler ve vermeyenler şeklinde ayrılamayacağını da siyasi iktidara 31 Mart’ta anlatmamız gerekiyor” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zorlu şunları söyledi:

DAĞLARI SİYANÜRLE YERLE BİR OLURKEN SESSİZLİĞE GÖMÜLEN SİYASİ İKTİDARA SORUMLULARI AKLAMA FIRSATI VERMEYECEĞİZ”

“Erzincan’ın İliç’te bir felaket yaşadık. Kimsenin sorumluluk almadığı ve yanlışı üstlenmediği; konuşanların cezalandırıldığı ve yine vicdanlarımızın yaralandığı bir felaketle karşı karşıyayız. Günlerdir veriler, resmi rakamlar, belgeler, izinler, teknik ve bilimsel raporlarla ihmalin fotoğrafı açıkça ortaya çıkarıldı. Yani yalanın, talanın ve rantın fotoğrafından bahsediyoruz. Kamu sağlığı, sırf sermayenin daha fazla katkı sağlamadı için esasında bu yanlışlıklara kurban edilmiş. Zira toprağa, suya ve havaya karışan siyanür, bölge halkının sağlığını hala tehlikeye düşürüyor. 9 canımız hala bu göçüğün altında. Adeta ‘Al takke ver külah’ ilişkilerinde ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan eden bu iktidara seslenmek istiyoruz: Deprem oldu, enkaz altındaki vatandaşın üzerine sela okuttunuz. Heyelan oldu, maden ocağında göçük ortaya çıktı, yeri geldi şiddetli yağmurlar sel oldu, vatandaşlarımız hayatını kaybetti. Her türlü değerimizi oy almak için kullanan ama dağları siyanürle zehirlenip yerle bir olurken sessizliğe gömülen siyasi iktidara facianın sorumlularını aklama fırsatını vermeyeceğiz ve biz kamu vicdanının sesi ve vekili olacağız. Bu itibarla İliç’teki felaketin sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için İYİ Parti olarak sürecin birebir takipçisi olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum.

“İKTİDAR HER GENCE ÜNİVERSİTE DİPLOMASI VERMEYE ANT İÇMİŞ AMA İŞ ÜNİVERSİTE MEZUNLARINI MUTLU ETMEYE GELİNCE SINIFTA KALMIŞ”

Memnuniyetsizlik ve mutsuzluk artışı, ‘Türkiye İleri Sallama Kurumu’ -ben onu öyle tarifliyorum- TÜİK tarafından bile artık göz ardı edilemez hale geldi. Ülkenin son dönemine baktığımızda genel olarak mutsuzluğun yaygınlaştığını ve yaşamından çok memnun olanların sayısının ciddi şekilde azalmakta olduğunu görüyoruz. Kamu hizmetlerinden duyulan memnuniyetsizlik de yine TÜİK rakamlarına yansımış. 2013-2023 dönemine baktığınızda, kamu hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı; eğitim, sağlık ve ulaştırma alanında yüzde 10 seviyesinde azalmış. Bir anlamda ‘vatandaştan vergi toplamaya gelince oranları istediğin gibi artır ama bu vergilerle yeterli hizmeti verme’ anlayışı siyasi iktidarın düsturu haline gelmiş. Çok övünülen hizmet anlayışının sayısal karşılığı işte burada yatıyor. Eğitim düzeyine göre en mutsuz kesiminin yükseköğretim mezunları olduğunu söyleyelim. Siyasi iktidar neredeyse her gence üniversite diploması vermeye ant içmiş ama iş üniversite mezunlarını mutlu etmeye gelince sınıfta kalmış. Yükseköğretim mezunlarının mutluluk oranında, 2006’dan 2023’e 17,2 puanlık bir azalma dikkat çekiyor. Peki üniversitelerin eğitim kalitesi her geçen yıl daha da düşerken üniversitelerdeki gençlerimiz ‘Ben neden burada zaman geçiriyorum’ diye düşünmeyecek mi sandınız? Üniversite sayısını ve kontenjanları çılgınlar gibi artırıp diğer yandan bütçe içinde yükseköğretimin payını azaltırken üniversitelerin hizmet kalitesinin düşeceğini hiç mi öngörmediniz? Yeni üniversite mezunlarının ortalama ücreti her geçen gün asgari ücrete biraz daha yakınsarken bu gençler ‘Biz neden üniversitede okuduk’ diye sormayacak mı zannettiniz? Bu soruları soran gençlerin mutsuz olacaklarını ve ilk fırsatta ‘Başka bir ülkeye nasıl yerleşirim’ diye düşüneceklerini hiç mi tahmin etmiyorsunuz? İnsan bunları sormadan edemiyor. Yoksa bunlar kasıtlı bir biçimde mi yapılıyor?

“BİR SİYASİ İKTİDAR DÜŞÜNÜN Kİ EMEKLİSİNİN FERYADINA KULAK TIKIYOR, EĞİTİM ORDUSUNU İSE GÖRMEZDEN GELİYOR”

Bugün emeklilerle öğretmenlerin feryadı artık ortaklaşmıştır. Açlık sınırının altında yaşamaya mecbur bırakılan milyonlarca emekli bir yanda, yıllarca öğrenim görüp mesleği için hak kazandığı halde açıkta bırakılan yüz binlerce öğretmen diğer yanda. Bir siyasi iktidar düşün ki emeklisinin feryadına kulak tıkıyor, eğitim ordusunu ise görmezden geliyor. Siyasi iktidarın beğenmediği eski Türkiye’de ikramiyesiyle ev alabilen bir emekli kesimi vardı. Emekli ikramiyesi toplumun büyük kısmını oluşturan asgari ücretlilerin mülk edinmesinin tek imkanıydı. Ev sahibi olan emekliler en azından maaşlarıyla kıt kanaat de olsa geçinebiliyordu. Bu imkan da ellerinden alındı ve ailesinden serveti olmayanlar mülksüzlüğe mahkum edildi. Bugün bırakın ev alabilmeyi, emekli ikramiyesiyle bir araba dahi alınamaz bir ekonomik ortamdayız. Emekliler çalışırken girdikleri borçları ancak ödeyip yetmeyen maaşları sebebiyle bir kez daha borçlanarak, ezilerek, kırılarak yaşamaya çalışıyorlar. Biz onun için acilen öğretmenler için atama, emekliye zam diyoruz. Gelinen bu koşullarda en düşük emekli maaşı asgari ücretten az olamaz. Verilen onca sözden, beylik laftan sonra öğretmene 100 binden aşağı bir kadro atamasını asla kabul etmiyoruz.

Mülakat konusuna gelince de bunu kaldırmaya yönelik kanun teklifine ilişkin bir ilerleme kaydedilmediğini de öğretmenlerimiz ve aileleriyle buradan paylaşmak isterim. Siyasi iktidar emeklilerin yaşam koşullarını yaşanamaz hale getirmekle kalmamış bir de kademeli emeklilik problemine neden olmuştur. Tıpkı aylık bağlama oranları düzeltilmeden emekli maaşlarına köklü bir çözüm üretilemeyeceği gibi EYT düzenlemesinin ardından adil bir emeklilik sistemi tesis etmeden iş ve emek barışı asla sağlanamayacaktır. Dün, EYT düzenlenmesinden yararlanamayan çok sayıda insan Ankara’da miting düzenlediler. Bir günlük farkla 17-20 yıl kaybetmenin adaletsizliğini dile getiriyorlar. Bu adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik derhal bir çalışma yapılması gerekiyor. Biz böyle bir düzenlemeyi Meclis çatısı altında konuşmaya hazırız.

“VATANDAŞIN İKTİDARA OY VERENLER BE VERMEYENLER ŞEKLİNDE AYRILAMAYACAĞINI İKTİDARA 31 MART’TA ANLATMAMIZ GEREKİYOR”

Ocak ayındaki 15,1 milyar TL açıkla son 12 aydaki bütçe açığında rekor kırıldı. Hükümeti bu anlamda tebrik etmek lazım. Bütçe açığının ve faiz dışı açığın, GSYH’ye oranı 2001 krizinden beri en yüksek seviyeye ulaştı. ve dahası, vergi adaletsizliğinde sürekli el yükselttikleri için kendilerini tebrik etmek de istiyorum. Ocak 2024 bütçe gerçekleşmelerine baktığımızda, merkezi yönetimin vergi tahsilatı KDV’de yüzde 165, ÖTV’de yüzde 118, gelir vergisinde yüzde 107, kurumlar vergisinde ise sadece yüzde 10 arttı. Türkiye adeta sömürü ve rant ekonomisiyle can çekişiyor. Yoksuldan zengine servet transferiyse mevcut sistemin ana bir unsuru haline gelmiş durumda. Vatandaş artık iktidarın açılımını 3 şekilde yapıyor; Adaletsizliği Kutsama Partisi, Ağaları Kollama Partisi diğeri de Açlık ve Kutuplaştırma Partisi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ordu’da yaptığı konuşmayı aynen okumak istiyorum: ‘Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi, kusura bakmayın açık konuşuyorum, doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var, biz yoksak doğal gaz yok.’ Muhalefette olmayı bir tarafa bırakın, nereden bakarsanız bakın kabul edilemeyeceğimiz bir açıklama bu. Günler öncesinde de Hatay’da, ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir hizmet gelmez’ demişti Sayın Erdoğan. Bu tehdit siyasetine hep beraber karşı durmamız lazım. Böyle demokrasi olmaz. İllerin AK Partili olan ve olmayan belediyeler şeklinde ayrılamayacağını daha kaç kere hatırlatmamız gerekecek? Aslında vatandaşın iktidara oy verenler ve vermeyenler şeklinde ayrılamayacağını da siyasi iktidara 31 Mart’ta anlatmamız gerekiyor. Bizim için 81 ilin, 922 ilçenin her biri Türkiyemizdir. Ülkemizdeki 85 milyon kişinin her biri Türkiyemizdir. Eğer Türkiye’yi temsil ediyorsanız, bunu böyle bilmek ve buna göre davranmak, gücümüzü de aldığınız bu milli iradeye olan borcumuzdur.

“SİYASİ İKTİDAR YANLIŞ POLİTİKALARIYLA, EKONOMİDE YARATTIĞI TAHRİBATLA ÜLKENİN DEMOGRAFİK DENGELERİNİ BOZMAYI BAŞARDI”

TÜİK, 2023 yılı nüfus verilerini açıkladı. Nüfusumuz, 2023’te sadece 92 bin 824 kişi artmış. Artış oranı da binde 1,1. Oysa 2002-2022 dönemine baktığınızda nüfusumuzun artış oranı yıllık ortalama yüzde 1,3’tür. Öte yandan 2023’ü nüfus açısından diğer yıllardan ayran 6 Şubat afetini de unutmamalıyız. Resmi kayıtlara göre, vefat eden kişi sayısı 53 bin 537 kişidir. Yani afet olmasaydı, afette hayatını kaybeden kimse olmasaydı dahi nüfus artışımız yüzde 0,17 olacaktı. Bu nüfus verilerine göre, ülkemizde üç kaygı verici gelişme veya ihtimal dikkatimizi çekiyor. Birincisi doğurganlık hızındaki azalmadır. Zira 2014’ten beri sıfır yaşındaki azalma devam ediyor. Sıfır yaşındaki nüfusta bir önceki seneye göre yüzde 7 buçukluk bir azalma yaşanmış. Oysa genç nüfusun fazlalığı ülkemizin en güçlü özelliklerinden biriydi. Ancak siyasi iktidar, yanlış politikalarıyla, ekonomide yarattığı tahribatla ülkenin demografik dengelerini bozmayı başardı. Peki bugün neden bu hız azalıyor? Çünkü AK Parti enflasyonla mücadele etmeyince, gelir dağılımını bozunca vatandaş bu yeni ekonomik düzene kendince uyum sağlamak durumunda kalıyor.

Cumhurbaşkanı her fırsatta ‘çocuk yapın’ dese de vatandaş gelecek kaygısıyla bu yönelime karşı duruyor. Gençler ise ‘Ne evlenmesi, daha kendimize bakamıyoruz cebimize giren üç kuruşla’ diyecek noktaya getirildi. Netice olarak da Türkiye’nin demografik fırsat penceresi yavaş yavaş kapanıyor. Üzülerek görüyoruz ki nüfus dinamizmini kaybolduğu ve nüfusu hızla yaşlanan bir ülke haline geliyor ülkemiz. İkinci kaygımız, depremde vefat edenlerin sayısının resmi açıklamadan fazla olması ihtimali. Nüfus artış hızının tarihsel ortalamasından bir yılda aşırı derecede sert bir sapma yapması, kolay açıklanabilir bir durum değil. Peki nedir bu sapmanın kaynağı? ya kaygı duyduğumuz gibi afette aslında açıklanandan daha fazla vatandaşımız vefat etti ya da çok ciddi dış göç verdik. Dış göç de zaten nüfus dinamikleriyle ilgili üçüncü kaygımız. 2022’de ülkemizden yurt dışına göç eden vatandaşlarımızın sayısı 140 bine yaklaşmış. 2018-2022 döneminde ise 500 binden fazla vatandaşımızın yurt dışına göç ettiğini görüyoruz. Henüz TÜİK’in 2023 göç verileri açıklanmadı ama dış göçte çok ciddi bir artış yaşanmış olma ihtimalini de burada saklı tutuyoruz.

“ÜLKEMİZDE YAŞAYAN KAÇAK AFGANLARA, İLTİCA SİSTEMİNE ALINARAK GEÇİCİ KORUMA VERİLMESİ İÇİN HAZIRLIK YAPILDIĞI DUYUMUNU ALDIK”

Genç nüfusu azalan ve dış göçün hızla arttığı bir ülke yaptılar ülkemizi. Dış göç diye sayılarla ifade edilen nüfus kaybının da büyük çoğunluğunun iyi yetişmiş insan kaynağımız olduğunu hatırlatmaya gerek yok. ya kalanlar ne durumda? Allah’a emanet yaşıyorlar. Çünkü biliyorlar ki bir depremde bina altında kalabilirler. Maden işçisi iseler yine her an toprak altında kalabilirler. Bunları da geçtim, ülkedeki adalet yoksunluğundan güç alan bir psikopat sokakta ya da trafikte ansızın canlarını alabilir. Sözün özü; ne yazık ki ülkemizi mutluluk vaat edemeyen bir yer kıldılar. Bugün ülkemiz, 10 milyondan fazla sığınmacıyla dünyanın en büyük sığınmacı deposu haline getirilmiştir. Bugün tamamlanan Münih Konferansı’nda en önemli tehlikenin savaş ve iklim değişikliğinden kaynaklanan göç olduğu ortaya konuldu. Siyasi iktidar buna çözüm bulmak yerine sığınmacıları kalıcı hale getirecek uyum projelerine var gücüyle devam ediyor. Geçen hafta gündeme getirdiğimiz bazı illerde Hazine arazilerinin Suriyeli sığınmacılara tahsisini hedefleyen BM destekli proje, bunun küçük bir örneğidir. Hükümet cephesi hızlıca bu iddiayı inkar etmeye kalksa da böyle bir tahsis projesi için illere gidildiği kayıtlarda mevcuttur. Şimdi duyuyoruz ki ülkemizde yaşayan kaçak Afganlara iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapıldığı duyumunu aldık. Afganistan vatandaşları, Türkiye’ye Pakistan ve İran üzerinden gelmektedir. İran ilk iltica ülkesi ve Afganlar için güvenli üçüncü ülkedir. Bu nedenle Türkiye’nin gerek ulusal mevzuatı, gerekse taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında; Afganları Türkiye’ye alma yükümlülüğü yoktur. Suriyeliler konusunda yapılan yanlışlar, Afgan vatandaşlar yönünden de yapılmamalıdır. Ülkemizde bulunan Afganlar, gerekli girişimler yapılarak ivedilikle ülkelerine iade edilmelidirler. Bakın buradan İYİ Parti olarak uyarıyoruz: Bu yoldan dönün, bunu asla hayata geçiremezsiniz. Türk milleti olarak buna asla izin vermeyeceğiz. Konuyla ilgili tarafımca iBakanlığa bir soru önergesi de verdim, cevaplarını bekliyorum. Bu duyumun takipçisi olacağız.”

“BAŞKA PARTİNİN HATAY’DA GÖSTERDİĞİ ADAYLA İLGİLENMİYORUZ”

Zorlu, açıklamanın arından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Lütfü Savaş’ın isminin aday tanıtım toplantısında okunmaması ve adayların yapay zekayla belirlendiğinin açıklanmasıyla ilgili sorular üzerine Zorlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Başka bir partinin Hatay’da göstereceği adayla çok fazla ilgilendiğimizi söyleyemem ama bizim bir adayımız var. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, Nusret Cömert. İnanın, yarış daha da rekabetli bir iklimde geçecek. Bu yarışı İYİ Parti’nin göğüsleyeceğini ifade etmek isterim. İkinci husus ise, yapay zeka konusu. Bunu ben de takip ettim. Böyle teknolojilerin siyasete uyarlanması faydalı bir şey ama keşke bu anlayışı, 14 Mayıs’tan önce İYİ Parti bu kaygılarını ortaya koyduğunda, Sayın Meral Akşener; o masada bu iddiasını, bu teklifini getirdiğinde de yapmış olsalardı bugün belki çok farklı bir Türkiye’ye uyanmış olacaktık.”

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Ayşen Kurt’un adının karıştığı suikast iddiaları sorulan Zorlu, “Yargıya intikal etmiş bir konu. Biz de takip ediyoruz. Soruşturma büyük bir özenle devam ettiriliyor. Bunun şahsi bir mesele olduğu kanaatindeyiz. Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak somut delillere göre yeniden bir açıklama yapmayı planlarız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/feed/ 0
Muharrem İnce: CHP’yi eleştiren Memleket Partisi Genel Başkanı https://www.akittvhaber.com.tr/muharrem-ince-chpyi-elestiren-memleket-partisi-genel-baskani/ https://www.akittvhaber.com.tr/muharrem-ince-chpyi-elestiren-memleket-partisi-genel-baskani/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:03:30 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3606

CHP’yi eleştiren Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Sen FETÖ’yle PKK’yla böyle yavşak bir ilişki içinde olursan bu millet dolar 100 lira olsa yine sana oy vermez. Bu millet güvenliği, terörle mücadeleyi, ekmeğin, etin önüne koyar” dedi.

Mersin’in Tarsus ilçesinde temaslarda bulunan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan’la birlikte gazetecilere açıklama yaptı. Açıklamasında CHP’yi eleştiren İnce, “Kimin kaybettiğine iyi bakın. Televizyonlara çıkıyordu anketçiler, ‘yüzde 62,3 Kemal Kılıçdaroğlu’, dediler mi bunu, dediler. ‘Muharrem İnce çekil, çekil’. ‘Cumhuriyetin son seçimi’. ‘Batıyoruz, bitiyoruz, çekil Muharrem İnce’. Bir anketçiler, yalan söylediler millete. Gazeteciler çıktılar televizyondan, milletin gözünün içine baka baka yalan söylediler. Sanatçılar hakaret ettiler bize. Salon siyasetçileri kaybetti. ‘Ya yapmayın etmeyin, 7 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olmaz’ dedik. Olur mu ya 7 cumhurbaşkanı yardımcısı? Boncuk gibi diziliyorlardı böyle, tespih gibi ‘Olmaz bu, yapmayın’ dedim. ‘Bak ben bir şey istemiyorum, şu Ali Babacan’la Davutoğlu’nu at kenara’ dedim. ‘Ben bir şey istemiyorum. Yanına geleceğim, duracağım. Bakanlık da istemiyorum. Sadece Meral Hanım cumhurbaşkanı yardımcısı olsun, bir yardımcı olsun’ dedim” ifadelerini kullandı.

“Davutoğlu’nun, Babacan’ın oyu yok”

Kendi açıklamalarının ortada olduğuna dikkat çeken İnce, “Bunu televizyonda söyledim. Sözcü Televizyonunda söyledim. ‘Yahu Davutoğlu’nun, Babacan’ın bunların oyu yok’ dedim. Yok bunların oyu. ‘Oy bizde, bizde var’ dedim. ‘Ben geleceğim yanına, duracağım’ dedim, ‘söz’. Ne cumhurbaşkanı yardımcılığı istiyorum. Ne bakanlık istiyorum. Hiçbir şey istemiyorum. ‘Altılı masa da altılı masa. 7 cumhurbaşkanı yardımcısı’. Yedi cumhurbaşkanı ya dersem millet seni ciddiye almaz. Ciddiye almaz. ‘Bu son seçim, hep bu son seçim’, korkutarak oy alacaksın milletten. Yok böyle bir dünya ya. ‘Bu son seçim yoksa batar cumhuriyet. Son seçim gidiyoruz’. Bu yalanı söylemeyin artık. MİT’i verdin, milli savunmayı verdin, emniyeti verdin, eğitimi verdin, ulaşımı her şeyi verdin. Belediyenin park bahçelerini mi veremeyeceksin? Ver gitsin. Bir şey olmaz. Yalan söyleme millete yeter ki” ifadelerini kullandı.

“Hep aynı yalanı söylüyorlar”

Konuşmasını sürdüren ince, “Tencere, iktidarı yıkar, doğrudur. Ama güvenlik, tencereyi yıkar. Sen FETÖ’yle PKK’yla ilişkini böyle yavşak bir ilişki içinde olursan bu millet dolar 100 lira olsa yine sana oy vermez. FETÖ’ye mesafe koyamazsan, PKK’ya mesafe koyamazsan dolar 100 lira olsun, millet sana oy vermez” dedi.

Sosyal medya trollerinin de kaybettiğini anlatan İnce, “Baronlar vardı, hep aynı yalanı söylüyorlardı. Ben anlatmaya çalıştım. ‘Böyle yüzde 60 falan yok. Yapmayın, etmeyin. ya bu FETÖ’den uzak durun. Bu millet terörden korkar’. Niye biliyor musunuz? Bakın. Bin yıldır bu topraklarda Moğollar’ı gördü, Bizans’ı gördü, Yunanı gördü, İngiliz’i gördü, Fransız’ı, İtalyan’ı gördü, Rus gördü. Onun için bu millet güvenliği, terörle mücadeleyi, ekmeğin, etin önüne koyar. Ben bunları anlatmaya çalıştım” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/muharrem-ince-chpyi-elestiren-memleket-partisi-genel-baskani/feed/ 0
Kripto Para Borsasında Yatırım Yapan Eş, Zorla Alınan Bilezikler Nedeniyle Boşandı https://www.akittvhaber.com.tr/kripto-para-borsasinda-yatirim-yapan-es-zorla-alinan-bilezikler-nedeniyle-bosandi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kripto-para-borsasinda-yatirim-yapan-es-zorla-alinan-bilezikler-nedeniyle-bosandi/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:12:24 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2097

KONYA’da Esma K., kolundaki 8 adet bileziği zorla alarak, kripto para borsasında yatırım yapıp kaybettiğini ileri sürdüğü eşi Davut K.’dan boşanmak için dava açtı. Mahkeme, Davut K.’nin eşinin bileziklerini zorla alarak, kripto para borsasında harcaması nedeniyle kusurlu olduğuna hükmederek çiftin boşanmasına karar verdi.

Davut K., pandemi döneminde eşi Esma K.’nin kolundaki 8 bileceği zorla alarak, kripto para borsasında yatırım yaptı. Esma K., bilezikleri bozdurup, parayı kripto para borsasında kaybeden eşi D.K.’dan boşanmak için dava açtı. Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada hakim, davalı Davut K.’nın, davacı Esma K.’nin bileziklerini kolundan zorla alıp, kripto para borsasında harcadığının birbiriyle uyumlu tanık beyanlarıyla ispatlandığını belirtti. Mahkeme, Davut K.’nin evliliğinin ilk yıllarında düzenli bir işinin olmadığını, daha sonra gazinoda çalışmaya başladığını, pandemi döneminde kripto para borsasına girdiğini, pandemi döneminde eşinin kolundaki bilezikleri zorla alarak borsada harcaması nedeniyle kusurlu olduğunu belirtti. Esma K.’nın da evlilik birliği içinde eşine yönelik hakaretlerde bulunması nedeniyle kusurlu bulunduğu belirtilerek, çiftin boşanmasına karar verildi.

‘PARAYI KAYBEDİNCE BİZE ZARAR VERMEYE KALKTI’

Esma K., Davut K. bilezikleri zorla alırken kolunda çizikler oluştuğunu belirterek, “Gecenin 03.00’ünde geldi. ‘Ben bunaldım, sıkıldım’ dedi. ‘Bilezikleri ver bana’ dedi. Ben ‘vermek istemiyorum’ dedim. Gecenin 03.00’ünde kollarımı çizip bilezikleri aldı. 03.30’da evi terk etti, çocukla ikimizi bırakıp gitti. Telefonu kapattı, aramadı sormadı bizi. 8 tane 35 gramlık bilezik aldı, hepsini kaybetti. Onlar bitene kadar bir hafta eve gelmedi. Sonra geldiğinde telefonda borsayı takip ettiğini gördüm. Kaybedince telefonu yere attı, bize zarar vermeye kalktı” dedi.

‘ORTAK KARAR VERMELERİ GEREKİR’

Esma K.’nin avukatı Taha Burak Özkan, kararın kesinleştiğini belirterek, “Burada önemli olan husus eşlerin birinin dahi rızasının olmadan ortak tasarrufta bulunulan mallar üzerinde bireysel tasarrufta bulunulması. Yani bilezikler kadının yahut erkeğin de olsa iki tarafın evlilik birliği içerisinde bunun tasarrufuna ortak karar vermeleri gerekir. Burada davalı erkek zorla bilezikleri almış, yaklaşık 35 gramdan 8 adet bileziği almış, bu esnada da eşinin yaralanmasına sebebiyet vermiş, ağır kusurlu sayılmıştır. Mahkeme boşanma kararını verdi. Mağdur olan eşe nafaka bağladı. Ortak çocuğun velayetini anne üzerine tesis etti. ve bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmetti. Burada eşin zorla aldığı altınlarla ilgili ise ayrıca hukuksal davalar sürmektedir” dedi.

‘EMSAL BİR KARAR’

Avukat Özkan, verilen kararın emsal nitelikte olduğunu belirterek, “Kararın farklı noktalarda, farklı davalarda emsal gösterilmesi şüphesiz ki mümkündür. Gerekçesi açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Kusur oranı ve dosyadaki delil değerlendirilmesi doğru bir şekilde yapılmıştır. Dolayısıyla kendileri şu an benzer durumlara maruz kalan tarafların ve kişilerin de bu tür durumlarda bu kararı göstererek mahkemeye başvurması durumunda davayı kazanması şüphesiz gerçek olacaktır. Eşlerin birbirinden gizli biriktirdiği para veya yatırım yine aynı şekilde bir boşanma sebebi sayılabilecektir. Zira kişisel mallar ve edinilmiş mallar zaten kanunda ayrılmıştır. Bu hususlar belliyken eşlerin birbirinden para saklaması kanuna aykırılık teşkil edecektir ve bir boşanma sebebi olacaktır. Güven sarsıcı davranış olarak atfedilecektir. Eşlerin bütün birikimlerini, mutluluklarını, mutsuzluklarını, huzurlarını, evlenme memurunun dediği gibi iyi günde ve kötü günde beraber tasarruf etmeleri, beraber değerlendirmeleri gerekmektedir” diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kripto-para-borsasinda-yatirim-yapan-es-zorla-alinan-bilezikler-nedeniyle-bosandi/feed/ 0
Tohum Firması Çiftçileri Dolandırarak Yurt Dışına Kaçtı https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/ https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:00:23 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1951

Uzun süredir tarım sektöründe faaliyet gösteren bir tohum firmasının kurucuları yüksek kar vaadiyle çiftçilerden aldıkları mahsullerin bedellerini ödemeyerek 150 milyon TL ile vurgun yapıp yurt dışına kaçtığı öne sürüldü.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde faaliyet gösteren bir buğday tohum firması iddialara göre, birden fazla firma ve 100’ün üzerinde çiftçinin ürünlerinin parasını vermeden ortadan kayboldu. Toplamda piyasa değeri 150 milyon TL’nin üzerinde olan mahsullerinin tahsilatını alamayan çiftçiler durumdan şikayetçi oldu. Şikayet üzerine firmanın kapılarına polis ekipleri tarafından mühür vuruldu.

Ayrıca firma sahipleri, 2017 yılından beri güven oluşturarak çiftçilerden tarım ürünlerini topladıkları ve belli bir süre sonra karşılığında yüksek kazanç vaadiyle geri ödeme yapacaklarını iddia ettikleri belirtiliyor.

Çiftçilerin yaptığı şikayetler sonucunda Polatlı Cumhuriyet Savcılığına ulaşan 100’den fazla mağdur olduğu ve bazılarının ellerinde senet bile olmasına rağmen ürünleri gizlice ellerinden çıkardıkları için mağduriyet yaşadıkları ifade edildi. Firma sahibi S.C.’nin bu faaliyetler içindeyken aynı zamanda 1926 Polatlı Belediyespor Başkanı görevini de sürdürdüğü ortaya çıktı.

“Bürolarını kapatıp ortadan kayboldular”

Polatlı Devlet Hastanesi’nde 22 yıllık başhekimlik görevinin arından emekli olarak çiftçilik yaptığını aktaran mağdur Ali Rıza Koçoğlu, “Buğdayı kaldırdığımızda TMO’ya verecektim. Geldiler, ‘Buğdayı bize ver hocam, 6 Aralık’ta parasını vereceğiz’ dediler. 259 ton buğdayı onlara teslim ettik. Bunlar tohumluk yaptılar, millette sattılar. 6 Aralık’ta paramızı verecekti. 5 Aralık’ta bürolarını kapatıp ortadan kayboldular” ifadelerini kullandı.

Bir sene önce de aynı kişilere buğdayını teslim ettiğini ve borcunu geri alması ile güven sağladıklarını dile getiren Ali Rıza Koçoğlu, “Gübre ve tohum üretip satıyorlardı. Tohum ve gübre bayisiydi. Biz de bu sene hatta tohumu ve gübreyi oradan aldık. Ondan sonra gerisini alıp gittiler” dedi.

“Depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik”

Ailesi ile tarlalarında bu yıl 600 dönümlük bir araziye buğday ektiklerini dile getiren mağdur Edem Koçoğlu, “Buğday ekilişinden verim aldık. Gayet güzel bir yıldı. O bütün ürünümüzle birlikte Ahi Tohum’un sahipleri Sevgi Coşkun ve eşi Cihangir Coşkun’un işlettiği işletmeye ürünümüzü teslim ettik. Polatlı’da tanınıyorlardı. Bilindik bir aileydi. Bizler de güvendik. Dolayısıyla ürünümüzü verdikten sonra geri belli bir süre bekletip daha sonra da depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik. Sonra da belli bir karla birlikte o zamanın aralık ayının fiyatıyla bize verdiğimiz mahsulü sattıktan sonra parayı iade edeceklerdi. Ancak işte bu Ahi Tohum ürünümüzün parasını vermedi” diye konuştu.

“Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar”

Polatlı’da 100’ün üzerinde çiftçinin mağduriyetinin olduğunu belirten Koçoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Her gün birbirimizi arıyoruz, diğer çiftçilerle konuşuyoruz. Elimizde senet vardı. O senedi mahkemeye verdik. Haciz ve benzeri işlemler devam ediyor. Şu anda takip altında. Sevgi Demir Coşkun, biz bu şikayeti bulunmadan önce yurtdışına kaçtı. Onun yanında eşi Cihangir Coşkun da İstanbul’da yakalandı. Silivri Cezaevine konulmuş. Yüzün üzerinde kişi ve 150 milyon TL’nin üzerinde miktarı vermedikleri, alıp kaçtıkları söyleniyor ama üzerlerinde ne bir ev, ne bir arabada yok. Dolayısıyla haciz edilecek bir şey de bulamadık. Burası Ankara’nın ve Türkiye’nin tarım ambarı. Dolayısıyla güven esaslı biz depoya bıraktık. Ayrıca, Sevgi Coşkun 1926 Polatlı Belediyespor kulübünün başkanlığını da yapıyordu. Dolayısıyla tüm Polatlı güveniyordu. Onlara kulüp başkanlığını da emanet etmişlerdi. Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar. Herkesi yanıttılar, herkes mağdur. Dolayısıyla tarım, çiftçilikte bu nedenden dolayı her gün geriliyor ve gerilemekte. Dolayısıyla insanlar bundan sonra çiftçilik belki yapamayacak, bu kayıplarını karşılanmasını talep ediyorlar. Bu nedenle biz yasal hakkımızı da kullanıyoruz.” – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/feed/ 0