Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “85 milyonun tamamının başımızın üzerinde yeri vardır, biz hiçbir ayrım yapmadan tüm vatandaşlarımızın, milletimizin her bir ferdinin oyuna talibiz.” dedi.
Erdoğan, partisinin Tarihi Kent Meydanı’nda düzenlenen Sivas mitinginde vatandaşlara hitap etti.
Bölücü terör örgütü ile 40 yıldır mücadele eden bir ülke olduklarını anımsatan Erdoğan, dünyanın en eli kanlı örgütlerinin hedefinde yer aldıklarını belirtti.
Şimdiye kadar binlerce vatan evladını terör saldırılarında şehit verdiklerini ifade eden Erdoğan, teröre karşı daha etkin tedbirler almak amacıyla terörle mücadelede strateji değişikliğine gittiklerini söyledi.
Türkiye’nin bir süredir terörle mücadelesini bu alanda uzman, donanımlı, profesyonel kadrolarla yürüttüğünü vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yükümlü askerlerimiz sadece destek görevleri yapıyor. Bu şekilde azalan asker ihtiyacımızdan kaynaklanan yığılmayı ise bedelli uygulamasıyla eritiyoruz. CHP Genel Başkanı herhalde bunları bilmeyecek kadar cahil olamaz. Eğer öyleyse ayrı bir felaketle, değilse başka bir oyunla karşı karşıyayız. Bize düşen, bu ayrıntılara girmeden değerlendirmemizi söz konusu kişinin ağzından çıkan sözlere göre yapmaktır. Varsın, CHP’nin Genel Başkanı askerlik vazifesini bedelli olarak yerine getirenlerden oy istemesin. Varsın, CHP Genel Başkanı çeşitli ithamlarla toplumun başka kesimlerini dışlasın. Varsın, CHP Genel Başkanı tüm bunları yaparken aynı zamanda bölücü örgütün uzantılarıyla demlenmekten geri durmasın. Biz bölücülük ve bozgunculuk peşinde koşanlardan asla olmayacağız. Millete karşı kibirlenenlerden, küstahlık taslayanlardan da olmayacağız. 85 milyonun tamamının başımızın üzerinde yeri vardır, biz hiçbir ayrım yapmadan tüm vatandaşlarımızın, milletimizin her bir ferdinin oyuna talibiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin mevcut durumuna bakıp da karamsarlığa kapılan, umudu sönen insanlardan bu seçimlerde çok güçlü destek beklediklerini de dile getirdi.
“Sivas’tan rekor bir destek bekliyoruz”
“Muvafık veya muhalif, fark etmeksizin hiçbir vatandaşımız, bu çapsızlığa, ufuksuzluğa, vizyonsuzluğa mahkum ve mecbur değildir” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, Türkiye’yi bölgesel ve küresel bir güç haline getirme azmimizle, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla aziz milletimizin hizmetindeyiz. Geçtiğimiz 21 yılda, ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma devrimlerini bundan sonra hayata geçireceğimiz eser ve hizmetlerin altyapısı olarak görüyoruz. Sivas, bu büyük atılımın şahididir. Amacımız, 31 Mart’ta, 81 vilayetimizin tamamını Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle buluşturarak ülkemizin önünde yeni bir dönemin kapılarını açmaktır. Bunun için Sivas’tan rekor bir destek bekliyoruz.”
“Sivas’tan öyle bir ses verin ki tıpkı yaklaşık 105 yıl önceki Sivas Kongresi gibi ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yankılansın” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
“31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız, Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Sivas ile Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?”
(Sürecek)
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz”
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Kurum’dan Özgür Özel’in ‘bedelli askerlik’ eleştirisine cevap: “Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz” dedi.
Sakarya’da bir dizi ziyaretler gerçekleştiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ‘Darbeler ve Dersler’ programının ardından Serdivan ilçesindeki bir restoranda sivil toplu kuruluşları (STK) ve iş insanlarıyla bir araya geldi. Programda konuşma yapan Sakaya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 28 Şubat darbesinin tarihe postmodern darbe olarak geçtiğini ve sürecin en büyük ayrımcılığı ile psikolojik şiddetin kadınlara yönelik yapıldığını söyledi. Sakarya Valisi yaşar Karadeniz ise Türkiye’de olan darbeleri hatırlatarak Türk milletinin Cumhuriyet ve demokrasiyle özleştiğini söyledi.
“28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik”
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bizim derdimiz, gayemiz geçmişte takılıp kalmak değil. Geçmişte yaşanan olayların şahıslar üzerinden müzakere etmekti. Geçmişi bir masal okuyup anlatmak değil, tam tersine geçmişte yaşanan yanlışlıklardan kurtulma, ders almak ve ileriye bakmak için bir daha böylesine dönemler yaşamamak ve tecrübe etmek gayesiyle 28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik. Bunları sadece bir hatıra olarak sadece geçmişi yad etmek geçmişteki şahıslar üzerinden olayları tartışmak ve hatta o olayların bizzat kendisini tartışmak için değil oralardan ders çıkartarak, çok ağır bedellerle bu demokratik kazanımları daha iyi ileriye götürebilmek için müzakere etmemiz lazım. Bu anlamda Türkiye’nin 74 yıllık çok partili siyasi hayatındaki yaşadığı bu antidemokratik müdahaleleri de hiç unutmadan esas gayemiz olan yeniden güçlü bir Türkiye istikametinde yürüyeceksek böyle bir Türkiye’nin en temel direklerinden birisi olan demokraside güçlü hale getirilmesini de hep birlikte tesis edeceğiz. Bu çerçevede şunu çok rahat söyleyebiliriz. Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türkiye’deki demokrasidir Bu demokrasiye gözümüzün içi gibi bakmak bunu kendi en ön varlığımız olarak telakki etmek daha da ileriye taşımak mecburiyetindeyiz” dedi.
“Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir”
Türkiye Yüzyılı’ndan bahseden Kurtulmuş, “Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir. Hele bizim gibi bir ülkenin hele bizim gibi bir milletin gününü gün eden ve vakit geçiren sağdan soldan esen rüzgarlara göre istikametine tayin eden bir şekilde özgür değildir. Eğer öyle yürüseydi ecdadımız, bugün bize miras olarak bırakılan bir Anadolu’dan bir vatandan bahsedemedik. Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Eğer gücümüzü artırırsak gücümüzü dış politikada da hissettirebilmeniz mümkündür. Uluslararası camiada gücü olmayan bir devletin sözünün tesirli olması mümkün değil. Ama Türkiye’nin şöyle bir avantajı var. Hem bölgesel büyük bir gücümüz var Hem de çok şükür artık Türkiye her alanda daha ileri noktalara doğru gidiyor” diye konuştu.
“Türkiye ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor”
Dünya ülkelerinin Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Dolayısıyla yeni dönemde Türkiye her alandaki gücünü kullanarak sözünü çok daha etkili bir hale getirecektir. Bu istikamette yürüyoruz. Allah nasip etti bir çok ülkenin meclis başkanlarıyla uluslararası platformlarda görüşmek, ikili görüşmeler yapma imkanımız oldu. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ister Batı Ülkeleri, ister Doğu ülkeleri olsun dünyanın her tarafındaki ülkeler ve halklar Türkiye’yi çok dikkatle izliyor. Türkiye’de bizim için sıradan bir haber maliyeti oluşturan herhangi bir sorun dünyadaki farklı ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor. Örneğin Türkiye’nin milli savunma sanayinde gerçekleştirdiği hamleler arka arkaya atmış olduğu hamleler, yüksek teknolojilerle kazanımları bu alanda ortaya koyduğu çabaları Türkiye’nin içten İHA’larıyla SİHA’larıyla milli muhalif gemileriyle milli muhalif uçaklarıyla inanın ki dünyanın dört bir tarafında bütün ülkeler ve halka lehine geliyor. ANKA’nın uçması ya da TCG gelişiminin denize indirilerek faaliyetlerine başlaması sadece Türkiye’de Türk kamuoyu tarafından takip edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde ben bütün bu görüşmelerde de görüyoruz. Dostlarım Türkiye’nin güçlenmesi dolayısıyla büyük memnuniyet duyuyor, sizin öne geçmenizi ve dünya masum milletlerine öncülük yapmanızı bekliyoruz diyerek güzel temennilerini ifade ediyor, Türkiye’nin gelişmesinden hoşlanmayanlar da Türkiye’ye nasıl çelme takarız çalışmaları içerisinde oluyor. Bunu önlemenin yolu millet olarak bir, beraber bütünleşik bir şekilde hareket etmemizdir. Bütün bu alanları güçlü bir ekonomi, sağlam bir demokrasi, güçlü bir toplumsal yapı Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmek için iyi bir altyapının hazırlanmasıyla önümüzdeki dönem Allah’ın izniyle Türkiye’nin yüzyılı olacaktır. Buna gayretle bu dönemi hep birlikte aşacağız” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>
Bağcılar’da düzenlenen Yozgatlılar Buluşması’nda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Beraber yol yürüdüğün ve yoldaşım dediğin il başkanını ve genel başkanını arkasından hançerledin. Ablam dediğin İYİ Parti genel başkanını yolda görsen yolunu değiştiriyorsun. Hani yoldaşındı bunlar? Burada tamamen kötü niyet var” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Yozgatlılar Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra AK Parti Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, MHP MYK Üyesi Gökhan Türkeş Öngel, MHP Bağcılar İlçe Başkanı Onur Yeşil, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, Yozgat Konfederasyonu Genel Sekreteri Ferhat Karabulut ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Yozgat, bu vatanın en sağlam kalelerinden biridir”
Programda konuşan Kurum, “Yozgat’ımız, kültür ve medeniyetimizin çok önemli değerlerime sahip ülkemize büyük zenginlikler katmış bir şehrimizdir. Vatan için feda ettiği yiğitleriyle, göğsü iman dolu, gönlü geniş insanlarıyla Yozgat, bu vatanın en sağlam kalelerinden biridir. Yozgat, bu vatanın sağlam burçlarından biridir. Yozgat, milli ve manevi değerlerimize, ay yıldızlı bayrağımıza sıkı sıkıya sarılan 783 bin kilometre kare vatan toprağı için en ön safta yer alan, yiğit ve Mert insanlarımızın şehridir. Yozgat bu ülkenin çimentosudur. Yozgat bu ülkenin birleştirici gücüdür. Sizler hiç bir zaman bizi yalnız bırakmadınız. Biz de Yozgat’ımız için her zaman sizlerin yanında olduk. Her zaman Yozgatlı kardeşlerimize yaraşır eserler sunmanın derdinde olduk. Millet bahçeleriyle kentsel dönüşüm projeleri ile, sosyal konutlarımızla Yozgat’ın her ilçesine hizmet etmiş bir kardeşinizim” dedi.
“CHP’li İBB yönetimi ve başındaki kişi ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dedi”
Kentsel dönüşümü ve depremin yaşandığı şehirlerde yapılan konutlar hakkında konuşan Kurum “6 Şubat’ta milletimizi yasa boğan ve 11 ilimizi etkileyen bir deprem yaşadık. 53 bin canımızı toprağa verdik. 14 milyon vatandaşımız bu da depremden etkilendi. biz yine oradaydık. Milletimize el ele verip 11 ilimizde 3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı bu konutları yapamazsınız dediler. Kaynağı bulamazsınız. Biz kaynağımızda, motivasyonumuzda aziz milletimizdir dedik. 15 gün önce Cumhurbaşkanımız bitirdiğimiz 46 bin konutun anahtarlarını depremzede kardeşlerimize teslim etti. Biz size bedava konut vereceğiz dediler. Deprem zedelerle alakalı her türlü desteği yapacağız dediler. depremzede kardeşlerimiz yine sayın Cumhurbaşkanı’mızdan yana tercihini kullandı. İstanbul’da 39 ilçede acil dönüşmesi gereken konutları dönüştüreceğiz dedik. 5 yılda 115 bin konut sözü verip 5 bin konut üretenler, sonrada ben böyle bir söz vermedim diyen, yarı zamanlı belediyecilik yapan, sosyal medya belediyeciliği yapan CHP’li İBB yönetimi ve başındaki kişi ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dedi. Bilim insanları deprem olacak diyor. Biz dönüşüm yapmayalım insanlarımız riskli evlerde mi otursun? İşte bunların zihniyeti bu. Bunların İstanbul gibi bir derdi yok. Hatırlayın israf ettiler dediler, o arabaları Yenikapı’ya dizdiler” şeklinde konuştu.
“Ablam dediğin İYİ Parti genel başkanını yolda görsen yolunu değiştiriyorsun”
İmamoğlu’nu eleştiren Murat Kurum “Beraber yol yürüdüğün ve yoldaşım dediğin il başkanını ve genel başkanını arkasından hançerledin. Ablam dediğin İYİ Parti genel başkanını yolda görsen yolunu değiştiriyorsun. Hani yoldaşındı bunlar? Burada tamamen kötü niyet var. Kirli kirli ittifaklarla kurduğu, masa arkasında kime nereye hizmet ettiği belli olan ama sokağa çıktığında da hiç bir ittifaktan söz etmeyen bir anlayış var. Biz 31 Mart’ta geleceğiz ve bu israfın hesabını sizlerden bir bir soracağız. 31 Mart’ta İstanbul gereken cevabı sandıkta verecek. İstanbul göz ardı edilebilecek bir şehir değil. İstanbul bir çocuk gibi her zaman sevgi ve ilgi gösterilmesi, hizmet edilmesi gereken bir şehir. Bu şehirde tüm medeniyetlerimizle, kültürlerimizle, inançlarımızla birlikte huzur içerisinde yaşayacağız. 31 Mart seçimi bu kararları vereceğimiz seçim” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile birlikte ilçe turu attı. Türkiye Bosna Sancak Derneği’nde Boşnak vatandaşlarla buluşan İmamoğlu, “Sizin hem enerjiniz hem yetenekleriniz bu kente iyi geldiği gibi, bizim de bu yolculuğumuza iyi geliyor; iyi de gelecektir. Bu duygularla, desteğinizle, iddia ediyorum ki; 2014, 1 Nisan sabahı, tahmininizden çok daha güzel günlere uyanacağız ve hep birlikte, her şeyin çok güzel olacağı bir döneme başlayacağız” dedi.
İmamoğlu, Bulgur Palas açılışının ardından Bayrampaşa’ya geçti. Öğle yemeğini, CHP milletvekili Yunus Emre ve CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile birlikte, İsmetpaşa Mahallesi Tuna Caddesi’ndeki bir esnaf lokantasında yiyen İmamoğlu, ilk ziyaretini aynı cadde üzerindeki Giresun Gönüllüleri Derneği’ne yaptı. Ardından esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İmamoğlu ve Mutlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Daha sonra Yıldırım Mahallesi’ne geçen İmamoğlu ve Mutlu, “Türkiye Bosna Sancak Derneği”nde Boşnak vatandaşlarla bir araya geldi. Derneğin etkinlik salonunu dolduran vatandaşlar, İmamoğlu ve Mutlu’ya sevgi gösterilerinde bulundu.
PROF. ZİYADE: “BUNDAN ÖNCE EN COŞKULU HALK KATILIMI SİZİN BİR ÖNCEKİ ZİYARETİNİZDİ”
Buluşmada ilk konuşmayı yapan Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Prof. Dr. Sedat Ziyade’nin, “Yaklaşık 10 yıldır dernekteyim. Birçok organizasyonu burada icra ediyoruz Başkanım. Bundan önce en aktif, coşkulu halkı ne zaman bir araya getirdiklerini sorduklarında; sizin bir önceki ziyaretinizdi. O heyecanı nasıl egale ederiz diye düşünüyordum, yine sizle egale ettik” sözleri salondan büyük alkış aldı.
Yakın geçmişte büyük acılar yaşayan Boşnak yurttaşların, ‘vatan’ kavramını en iyi bilen insanlar olduğunun altını çizen İmamoğlu şunları söyledi:
“SİZLERİ ÇOK ÖZEL SEVİYORUM”
“Geçmişinde bir kısım acılar yaşayan, bir kısım trajedileri yaşayan ve vatansızlığı da gören, bilen insanlar, vatanı daha iyi hissederler ve daha iyi savunurlar. Bunu temsil eden, ülkemizde bizimle birlikte bu topraklarda, hep beraber yaşadığımız, Boşnak hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız da bu duyguyu en yoğun hisseden, en yoğun yaşayan, vatan duygusu, millet duygusu, birlikte yaşam duygusu, barışın ne kadar değerli olduğunu bilme noktasında; bazen gözü nemli, bazen içten, kalben, vicdanen en iyi anlatan insanlarımız, vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz olmuştur. ve gerçekten bu duyguyla sizleri çok özel seviyorum; öyle seven bir insanım.
“İSTANBUL, BALKANLAR’I DA EN YÜKSEK SEVİYEDE TEMSİL EDEN BİR ŞEHİR”
Balkanlar’ı da en yüksek seviyede, en yüksek nüfusta, en yüksek duyguyla temsil eden şehir İstanbul. O bakımdan ben kendimi, sadece burada bir belediye başkanı olarak görmüyorum. Aynı zamanda, örneğin; Balkanlar’a hizmet etmesi gereken, Balkanlar’a sağlıklı ve iyi duyguları taşıması gereken de bir belediye başkanı olarak görüyorum. Onun için ilk ziyaretimi belediye seçimlerini kazandıktan sonra Bosna Hersek’e yaptım ve Saraybosna ziyaretini gerçekleştirdim. Çok da mutlu oldum. O günden bugüne çok iyi gelişen dostluklarımız var. Ama belediye başkanlarıyla ama farklı kimlikler üzerinden ve çok iyi iş birlikleri oluşturduk. Hele ki; üç-beş belediye başkanımızla tartıştığımız, ‘Acaba olur mu’ dediğimiz, Saraybosna olsun, işte o dönem Sofya, Atina gibi, Tiran gibi belediye başkanlarıyla yaptığımız sohbetle, şu anda 60’ın üstünde Balkan şehirlerinin bir arada olduğu, muhteşem B40 Balkan Şehirleri Ağı, Balkan Şehirleri Zirvesi şeklinde, işbirliği ortamını kurduk, devam ediyoruz. İstanbul, bunun kurucu şehri oldu. Bizim kurucu şehir olmamız ve ilk dönem başkanlığımızdan sonra, Atina bir dönem başkanlığı yaptı. Şimdi ocak ayında Tiran’a devrettik. Seneye ocak ayında da dönem başkanlığını Saraybosna yapacak. İnşallah el ele kol kola yapacağız.
“B40 BALKAN ŞEHİRLERİ AĞI, ACILARA KARŞI BARIŞIN TEMİNATI OLACAKTIR”
B40 Ağı’nın, geçmişte Balkanlarda yaşanan acılara karşı barışın teminatı olmasını dileyorum. İnşallah görevimiz, sizlerin desteği olursa, zaten devam edecektir. Buna yürekten inanıyorum. Daha iyi, daha güçlü bir işbirliği zeminini sağlayarak, sizlerle birlikte, göreceksiniz Balkanlar’da yaşayan bütün soydaşlarımıza, her birisine ama Bosna Hersek’te ama Bulgaristan’da, Yunanistan’da, onların oradaki mutluluğunu, huzurunu, oradaki çağdaş bir ortamda varlıklarını eğitimden birçok konuya kadar desteklenmeleri hususunda da güçlü işbirliklerine ve programlara imza atacağız. ve her zaman kulağımız, gözümüz Balkan coğrafyasında olacak. Bu hem Türkiye’nin asla vazgeçilmez dış politika prensibidir hem de İstanbul halkının, 16 milyon insanın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de asla vazgeçmeyeceği ve mutlak üzerinde duracağı işbirliği ve diyalog prensibi olacaktır. Bu noktada da bizim en önemli rehberimiz, en önemli ışığımız ya da masadaki ortak aklımızın önemli bir parçası, elbette ki Bosna Sancak gibi köklü bir dernek olacaktır.
“SİZLERİN EMEK VE HİZMET VERMEK İSTEDİĞİ NE VARSA, BENİM DE EMEK VE HİZMET VERECEĞİM SAHA OLACAKTIR”
Yönetim katını ziyaretinde Başkan Prof. Ziyade bana, ‘Biz sizi bir Boşnak ve kendimizden bir parça olarak görüyoruz’ demişti. Bu konumlanma, elbette ki benim 16 milyon insanımıza karşı sorumluluğumuzu, elbette ki bir eşitlik içerisinde yürütme sözümün olduğunu asla unutmuyorum, ama içimde de vicdanımı ısıtan sıcacık bir pozitif ayrımcılık sahası oluşturmadı değil. Buradan elbette popülist cümlelerle sizi ayağa kaldıracak değilim. Ben öyle birisi değilim. Ama göreceksiniz; icraatlarımla, bugün burada kalbimde, vicdanımda hissettiğim sıcaklığı, önümüzdeki beş yılda ve ondan sonraki zaman diliminde, konumun, makamım ne olursa olsun, buradaki sözümü hiçbir zaman unutmayacağım. Duyarlılıklarınız, duyarlılığım; değer verdiğiniz projeleriniz, projelerim ve sizlerin emek ve hizmet vermek istediği ne varsa, benim de emek ve hizmet vereceğim saha olacaktır. Bu duygularla sizleri selamlıyorum.
“BAYRAMPAŞA ŞEHRİN GÖBEĞİNDEDİR, AMA SANKİ DIŞINDA KALMIŞTIR”
“Bayrampaşa’nın çok özel bir konumda olduğunu, İstanbul haritasına baktığımızda zaten görürüz. Aslında göbeğindedir, ama sanki dışında kalmıştır. Hatta köhneleşmiş bir kısım sahaları, burayı da çok değersizleştirmektedir. Bunun farkındayız. Buraya gelir gelmez, Bayrampaşa sınırları içerisinde bir suç merkezine dönüşmüş olan otogarı, 2-2,5 yıllık çalışmayla rehabilite etmemizin, düzenlememizin o bölgedeki birtakım adli sorunların, birtakım emniyet güçlerini ilgilendiren sorunların ne denli azaldığını bize yaşatmıştır. Bu ve buna benzer çalışmalarımız devam etmekte.
“SİZİN ENERJİNİZ VE YETENEKLERİNİZ BU KENTE İYİ GELDİĞİ GİBİ, BİZİM DE BU YOLCULUĞUMUZA İYİ GELİYOR; İYİ DE GELECEKTİR”
Günün sonunda, 31 Mart akşamı, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin, ileriye umutla bakan milletinin, 1 Nisan sabahına uyandığında demokraside, adalette daha güçlü nefes alabildiği, kendini çok değerli hissettiği ve asla baskı altında hissetmediği bir dönemin, özgür ve özgün bir dönemin başladığı bir sabaha uyanmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Biz o soluğu, bu şehre 2019’da sizlerle birlikte aldırdık. Şimdi daha güçlü, daha derin bir rahatlama ve geleceğe daha umutla bakabilme yolculuğuna hep birlikte çıkalım istiyoruz. ve desteğiniz, bizim için inanılmaz değerli. Sizin hem enerjiniz hem yetenekleriniz bu kente iyi geldiği gibi, bizim de bu yolculuğumuza iyi geliyor; iyi de gelecektir. Bu duygularla, desteğinizle, iddia ediyorum ki, 2014, 1 Nisan sabahı, tahmininizden çok daha güzel günlere uyanacağız ve hep birlikte, her şeyin çok güzel olacağı bir döneme başlayacağız.”
]]>
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Büyükşehir tarafından düzenlenen ‘Veli Buluşması’na katılarak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Anamur ve Bozyazı Eğitimi ve Öğretimi Kurs Merkezleri’ndeki öğrencilerin aileleriyle bir araya geldi.
Buluşmaya Başkan Seçer’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Anamur Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz, Bozyazı Belediye Başkan Adayı Baykal Arıdeniz ve veliler katıldı. Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün çalışmalarının anlatıldığı videonun gösterimiyle başlayan etkinlik, konuşmalarla devam etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kentteki her vatandaşın her sorunuyla ilgilendiğini söyleyen Seçer, “Sizin çocuklarınızın eğitim konusunda sıkıntıları olduğunu biliyorduk göreve geldiğimizde. Şuanda 27 eğitim merkezimiz var. İmkanı olan aile çocukları daha iyi bir okula girsin diye öğretmen ya da dershane kaydı yapabiliyor, olmayan ne yapacak? O çocuğunda hakkı değil mi iyi bir eğitim almak? Devlet dediğiniz budur; devlet karşısında her yurttaş eşittir. Anayasal hükümlülüktür; ayrımcılık olmaz, her zümreye her kişiye, her bireye eşit davranmak zorundadır. Eşit yurttaşlık hakkı budur. Sosyal devlet anlayışından, sosyal belediyecilik anlayışından uzaklaştığınız noktada insanları yalnızlaştırırsınız, kimsesizleştirirsiniz” diyerek, yöneticilerin bu imkanları sağlamak zorunda olduğunu vurguladı.
Mersin genelinde 27 eğitim merkezi ile 7 bin 200 öğrenciye hizmet sunduklarını kaydeden Seçer, “Biz hem liseye geçiş sınavlarında, hem üniversiteye hazırlık sınavlarında mahallelere dahi eğitim kurumları açtık. Bütün bölgelerde var. İşte eğitimde fırsat eşitliği bu” diye konuştu. Velilerin öğretmenlerden memnuniyetinin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Seçer, “Sizlerin huzurunda öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Onların emeğine, yüreğine sağlık” dedi.
“MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAPTIĞI İŞİ KALİTELİ YAPAR”
Mersin’in 2,5 milyon nüfusu ile kozmopolit bir şehir olduğunu kaydeden Seçer, kentteki huzurun kendisinin en büyük serveti olduğunu belirtti. Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi yaptığı işi kaliteli yapar, lafta, mottoda değil önce halkını başının üstüne koyar. Benim 11 binden fazla mesai arkadaşım hiçbir Mersinliye kaba davranamaz, parmak sallayamaz. Bu belediyeye siyaset girmez, ben her yerde övünerek söylerim. Ben Cumhuriyet Halk Partimle, Mustafa Kemal Atatürk’le övünç duyabilirim ama ben herkesin belediye başkanıyım” diyerek, her siyasi görüşten vatandaşını da çok sevdiğini ve başını üstünde gördüğünü kaydetti.
“BİZE VATAN SEVGİSİNİ AŞILAYAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR”
Vatan sevgisinin hiç kimsenin tekelinde olmadığını sözlerine ekleyen Başkan Seçer, şöyle devam etti:
“Kim ki toplumun milli ve dini duygularını siyaset adına istismar eder, bu ülkeye kötülük yapar. Onları reddediyorum, kınıyorum. Bu ülke hepimiz için, hepimizin. Hiçbirimiz bir diğerimizden daha fazla vatansever olduğumuzu iddia edemeyiz. Vatan sevgisi bizim kalbimizde. Bu vatan sevgisinin mihmandarı, bize aşılayan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz onun peşinden gidiyoruz. Onun için eğitim diyoruz.”
Eğitimin bilimle ve akılla ilerlediğini kaydeden Başkan Seçer, “Eğitim her şeyin başı. Eğitim demek; zenginlik demek, temiz toplum demek. Hep beraber çocuklarımıza sahip çıkacağız. Biz devlet olarak siz de ebeveynler olarak topluma sahip çıkacağız” diye konuştu.
“5 YIL BOYUNCA ADALETLİ HİZMET YAPTIK”
Mersin’in her noktasının adil hizmeti hak ettiğini ve 5 yıl boyunca bu inançla çalıştıklarını belirten Başkan Seçer, “İşte adalet burada başlar. Herkese adaletli hizmet götürmek, ihtiyacı olana götürmek. Beş yıl boyunca bunu yaptık. Umarım sizlerin desteğiyle ikinci beş yılda da aynı anlayış ile devam edeceğiz” dedi.
Vatandaşa hizmeti oy vermeleri şartıyla yapmadıklarını vurgulayan Başkan Seçer, şunları söyledi:
“‘Bize oy verirseniz, belediyemizi seçerseniz daha iyi hizmet alırsınız’ demeyiz. Şunu diyebiliriz: Bozyazı’da Baykal bey, Anamur’da Durmuş Bey belediye başkanı adaylarımız. Arkadaşlarımıza destek olunuz. Seçilmeleri halinde daha eşgüdümlü, daha koordineli çalışabiliriz. Çünkü aynı siyasi partiyi temsil ediyoruz. Birbirimizi daha iyi anlayabiliriz. Birbirimizi engellemeyip önümüzü açabiliriz.”
Etkinlik, rehberlik sunumu ve ardından da toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
]]>

Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106’ncı yıl dönümü etkinlikleri dahilinde ‘Şühedaya Saygı Yürüyüşü’ düzenlendi, Bayburt Belediyesi organizasyonu ile Kop Dağı’nda gerçekleşen saygı yürüyüşüne binlerce vatandaş katıldı.
2 bin 400 rakımlı Kop Dağı’nda toplanan çok sayıda vatandaş, metrelerce uzunlukta bayrağın gölgesinde Kop Şehitliği önüne kadar yürüyerek, marşlar okuyup, kahramanlık ezgileri söylediler.
Bayburt halkı tarafından yoğun ilgi gösterilen yürüyüş öncesi vatandaşlara Bayburt Belediyesi tarafından üzerinde ay yıldız motifli kırmızı renkli atkı, bere ve Türk bayrakları dağıtıldı. Açılan dev Türk Bayrakları yaklaşık 2 kilometrelik güzergah boyunca katılımcılar tarafından omuzlarda taşındı.
Bayrak ve flamalar eşliğinde yürüyen kortejin şehitliğe ulaşmasının ardından törende şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının sonrasında Vali Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci ve Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya tarafından şehitliğe çelenk bırakıldı. Daha sonra İl Müftülüğü görevlilerince Kur’an-ı Kerim okunarak şehitler için dualar edildi.
Dua sonrası konuşan Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, “Bugün burada bundan 106 yıl önce Kop Dağları’nda verilen mücadelenin ruhunu hissetmek adına düzenlediğimiz Şühedaya Saygı Yürüyüşü ile onları yad etmek üzere toplandık. Mareşal Fevzi Çakmak’ın ifadesiyle “Kazanılmış ikinci Plevne Destanı”nı yazanları rahmetle anıyoruz. 16 Şubat 1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük üslerinden biri Erzurum’un işgali ile başlayan harekatta Rusların Komutanı Yudenic sayısı yaklaşık 200 bin kişiyi bulan ordusuna şöyle diyor: “Artık bundan sonra önümüzde Türk askeri, Türk ordusu yok. Çar’ın emri gereği haziran başlarında İstanbul önlerinde olacağız.” Ama dedikleri gibi olmadı. Kop Dağı’ndan bugün geçerken hürriyetine susamış bir milletin evlatları olarak o günleri ihtiramla yad ediyoruz.
Bu topraklar için can veren, kan veren aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan gazilerimize ise hayırlı ve sağlıklı bir ömür diliyorum” ifadelerini kullandı.
Bayburt Valisi Mustafa Eldivan ise Şühedaya saygı yürüyüşü ile başlayan anma programlarının büyük bir milletin zaferinin habercisi durumunda olduğunu belirterek, “Al bayrağımız dalgalandığı sürece, bu topraklar bizlere vatan olmaya devam edecektir. Bu toprakları bizlere vatan eden başta aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle, şükranla anıyorum. Bu soğukta bizleri yalnız bırakmayarak, buraya gelen değerli hemşerilerimize teşekkürlerimi iletiyorum. Allah devletimizi var etsin, milletimizi bir etsin” dedi.
Konuşmaların ardından yürüyüşe katılan askeri birliklerin okuduğu Komando Andı ve Remzi Çavuldak’a ait “Kop Dağı Oldu Duman” isimli türkünün sözleri alanda bulunanlar tarafından büyük bir coşku ve gururla izlendi.
Program, Bayburt Belediyesi tarafından katılımcılara şehrin geleneksel lezzetlerinden olan kavut çorbası ikram edilmesiyle sona erdi.
Programa, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Yardımcı, İl Emniyet Müdürü Nihat Uzun, İl Jandarma Komutanı Albay Dr. Talha Övet, Belediye Başkan Yardımcısı Süreyya Türkmenli, Kurum Müdürleri, Belediye Meclis Üyeleri, İl Genel Meclisi Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcileri, Bayburt Belediyesi birim müdürleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, emniyet teşkilatı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenciler ve binlerce vatandaş katıldı. – BAYBURT
]]>
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ecdadın 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüğünü belirterek, “Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz. Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak en büyük sorumluluğumuz.” dedi.
Göktaş, Sarıkamış Harekatı’nın 109. yılı anma etkinlikleri kapsamında, Ay Yıldızlı Tören Alanı’nda Sarıkamış Şehitlerini Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, bu toprakların kahramanlıklarının şahidinin yine bu topraklar olduğunu belirtti.
Bakan Göktaş, “Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır. İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır.” dedi.
Sarıkamış Harekatı’nın önemini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti:
“Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz. Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğümüz bünyesinde yürütüyoruz. Bakanlık olarak biliyoruz ki, şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçası. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için her türlü destekleri sürdürüyoruz.”
Son 10 yılda 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve yakınının kamuda istihdamı sağlandı
2014’ten bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınının kamuda istihdamını sağladıklarını anlatan Göktaş, Cumhuriyet’in 100. yılı kapsamında, “Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları Projemiz” ile gazileri ve gençleri bir araya getirdiklerini vurguladı.
Bugün aynı şuurla tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırladıklarını ve o mücadelelerin kendilerine yüklediği bilinçle hareket ettiklerini bildiren Göktaş, “Ecdadımız bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı. Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız.” diye konuştu.
Yeni destanlar yazmak için Türkiye Yüzyılı’nın önemini dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz. Hepimiz bu toprakların kahraman evlatları olarak geçmişten aldığımız güç ve ilhamla ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın. Rabb’im bizlere şanlı bayrağımızın gölgesinde kutsal vatanımızda birlik ve huzur içinde yaşamayı nasip etsin. Kahraman ecdadımızın hatırasını yaşatmak için, soğuk demeden, uzak demeden, Türkiye’nin dört bir yanından gelen siz değerli kardeşlerimle gurur duyuyorum.”
]]>
Sarıkamış Harekatı’nın 109’uncu yıl dönümü nedeniyle Kars’ta ‘Türkiye Şehitleriyle Yürüyor’ etkinliği yapıldı. Sabah saatlerinde toplanma merkezinde bir araya gelen vatandaşlar, ellerinde bayraklarla yürüyüş için hazırlandı. Termometrelerin eksi 10 dereceyi gösterdiği Sarıkamış’ta yürüyüşe katılanlara Kars Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Sarıkamış Belediyesi ve Kızılay ekipleri, sıcak çorba ikramında bulundu. Kars Müftüsü Hamza Bayram’ın ettiği duanın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Ziya Polat, AK Parti Milletvekili Adem Çalkın, protokol ile çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüş, komando andıyla başladı. Yürüyüşte gençler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı nedeniyle 100 metre uzunluğunda Türk bayrağı taşıdı. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Vatan sana canım feda” sloganlarının atıldığı yürüyüş sırasında gençler de marşlar okudu. Muharip uçak ve ‘Çelik Kanatlar’ helikopter gösterisi yaparak törene katılanları selamladı.
ŞEHİTLER ANISINA SAYGI ATIŞI
5,5 kilometrelik yürüyüşün ardından katılımcılar, ay-yıldızlı tören alanına geldi. Tören alanında İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından soğuk heykel performansı gerçekleştirildi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı da kahramanlık türküleri seslendirdi. Türk Hava Kurumu ekiplerince paraşütlü para motor gösterisi yapılarak Türk bayrağıyla vatandaşlar selamlandı. Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin kıyafetleriyle törende yer alan Sarıkamış 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, alandaki dev Türk bayrağının altında nöbet tuttu. Şehitler için saygı atışı yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından da Bakan Bak, Bakan Göktaş, anıta çelenk sundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli Piyade Üsteğmen Mutlu Çelik, 109 yıl önceki Sarıkamış Harekatı ile ilgili bilgileri paylaştı.
‘VATAN UĞRUNA ÖLÜME YÜRÜDÜLER’
‘Bu Toprakta İzin Var’ temasıyla düzenlenen törende konuşan Bakan Göktaş, “Bugün üzerimize yağan kar, esen rüzgar, kar altındaki toprak, bizi çevreleyen dağlar, bize zemin olan yer, hepsi bir şeye şahitlik ediyor; Anadolu, kahramanlar yurdudur. Bu toprakların kahramanlıklarının şahidi yine bu topraklardır. Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi, Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır. İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır. Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz. Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak, en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’müz bünyesinde yürütüyoruz. Bakanlık olarak biliyoruz ki şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçasıdır. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için manevi, ekonomik ve sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. 2014 yılından bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın kamuda istihdamını sağladık” dedi.
‘UMUT YEŞERTMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ’
Göktaş, “Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ projemiz ile gazilerimizi gençlerimizle bir araya getiriyoruz. Kahramanlarımız gençlerimizle hikayelerini paylaşıyor. Bugün burada, aynı şuurla, tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırlıyor, o mücadelelerin bizlere yüklediği bilinçle hareket ediyoruz. Ecdadımız, bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı. Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz. Hepimiz, bu toprakların kahraman evlatları olarak, geçmişten aldığımız güç ve ilhamla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz, gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada. İnşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın” diye konuştu.
‘BİZLERE DÜŞEN BU YİĞİTLERİ UNUTMAMAK’
Bakan Bak da konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün, burada bu destanı hep beraber dinliyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Yürüyüşe başlamadan önce komando birliklerimizin komando marşını dinlerken yüreğimiz coştu. İşte bu Türk ordusudur, Türk askeridir. Hep beraber onların coşkusunu hissettik. İşte bu dağlarda bu aslan parçaları yatıyor. Bizlere düşen de bu yiğitleri unutmamak, toprağa düşen bu yiğitleri asla unutmamak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu topraklarda vatanın dört bir köşesinde şehit düşmüş yiğitlerimiz için Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak programlar düzenliyoruz. Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya gidiyoruz. 57’nci Alay için gidiyoruz. Yine Kütahya’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da efsanevi mücadelelerinin olduğu yerlerde gençlerimize bu efsaneleri anlatıyoruz. Gençlerimize şunu söylüyoruz; ‘bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır. Bu topraklarda izin var. Bu topraklarda senin parçan var. Bu topraklar, bu coğrafyanın bedeli çok ağır.’ İşte gençlerimize bunları hatırlatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle beraber buradayız. 109’uncu Sarıkamış Harekatı’nı anma törenlerindeyiz. Buraya uzaktan, yakından çevre illerden gelen vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hep beraber coşkuyla yürüdük. Bayrağımızla beraber yürüdük. Aslan parçası, yiğit askerlerimizle yürüdük. Onların komutanlarıyla yürüdük. İşte bu askerlerle, bu vatanda, bu milletle, bu ülkeyle, gurur duyuyoruz. Yine Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, efsanevi komutanlar Fevzi Çakmak Paşa’ya, Doğu’nun yiğit evladı Kazım Karabekir’e, burada şehit düşenlere selam olsun. Onları asla unutmayacağız. Onlarla beraber bu vatanı ilelebet payidar kalması için savaşacağız. İşte vatanın dört bir köşesinde sınırları bekleyen yiğitlerimize, askerlerimize, güvenlik güçlerimize onlara selamlarımızı iletiyoruz. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”
‘VATANIMIZLA GURUR DUYUYORUZ’
?Bakan Bak, ” NATO Parlamenter Asamblesi’nde görev yaptım. Milletvekili olduğum zaman toplantılarda NATO’yla ilgili toplantılarda askeri brifing verirken NATO komutanları şunu ifade ediyordu. Bu da bizi gururlandırıyordu. ‘Savaştığınız zaman Türk askeri gibi savaşacaksınız.’ İşte böyle bir orduya sahibiz. Böyle bir milletiz. Türkler, bu coğrafyada böyle bir millet. Sarıkamış’ta hüzün var ama gurur var, ruh var, heyecan var, vatan var, millet var, bayrak var. Bununla gurur duyuyoruz. Yine bize karşı düzenlenen her türlü emperyalist oyunlar, onların maşaları, terör örgütleri hepiniz ne yaparsanız yapın asla ve asla bu millete diz çöktüremezsiniz. Bu millete diz çöktüremezsiniz. Bayrak asla inmeyecek, ezan susmayacak, ilelebet bu millet payidar kalacak. Bu topraklarda bu millet payidar kalacak. İşte göstergesi burada. Vatan burada, gençler burada, Türkiye burada. Teknolojiyi anlatıyoruz. Savunma sanayinde devasa yatırımlar yapıyoruz. Anadolu’nun gemisi orada, SİHA’lar orada, Altay tankı orada, savunma sanayi orada. Bu coğrafyada güçlü Türk ordusu burada. İşte vatan işte millet burada. Şehitlerimizin huzurunda yine şöyle tamamlayalım. Yolun sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti diyoruz. Ülkemizle gurur duyuyoruz. Vatanımızla gurur duyuyoruz. Şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Ordumuzla gurur duyuyoruz” diye konuştu.
]]>
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 2023 yılının son saatlerinde, vatandaşların huzuru ve güvenliği ile can ve mal emniyetini sağlayan kolluk kuvvetlerini nöbet yerlerinde ziyaret etti.
Şehrin girişlerinde bulunan Karskapı ve Aşkale Emniyet uygulama noktaları ile Dumlu Jandarma Karakolu ve Jandarma uygulama noktalarındaki ekipleri ziyaret eden Vali Mustafa Çiftçi, görevi başındaki personelin yeni yılını kutladı. Yılbaşı akşamı çalışan personele baklava ikramında bulunan Vali Çiftçi’ye, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz ve İl Emniyet Müdürü Kadir Yırtar eşlik etti.
Vali Mustafa Çiftçi, yayınladığı yeni yıl mesajında ise şunları söyledi, “Tüm Erzurumlu hemşerilerimi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Asrın felaketinin ve Filistin topraklarında yaşanan zulmün üzüntüsüyle 2023 senesini uğurlarken, 2024 yılını barışa, kardeşliğe, refaha ve muhtelif coğrafyalarda yaşanan katliamların son bulmasına vesile olması; taze başlangıçlar eşliğinde dünya üzerinde yaşayan tüm mazlumların gözyaşlarının dinmesi umuduyla karşılıyoruz. Herkesin hayat hakkının kutsal olduğu ilkesinden yola çıkarak, 2023 yılında derin krizler içinde insanlık dışı olaylara maruz kalan mazlumların hunharca katledildiğini, en güvenli yer bildikleri annelerinin kucağına kıvrılan çocukların acımasızca yok edildiğini görmek, milletimizin vicdan sahibi her ferdinin sabır ve tahammül sınırlarını tahrip etmiştir. Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimsenin sürdürülebilir barış ve refah içinde olamayacağına olan inancımızla tüm dünya ülkelerinin meselelere adil ve eşit yaklaşması beklentileriyle 2024 yılına giriyoruz. Maalesef 2023 yılında yaşanan ve “asrın felaketi” olarak nitelendirdiğimiz Kahramanmaraş merkezli deprem, çok büyük kayıplara sebep olmuştur. On ilimizi etkilemiş gibi görülse de 85 milyon vatandaşımızın hepsini derinden yaralayan bu imtihandan devletimizin iradesi ve milletimizin dayanışma irfanıyla bihakkın çıkmayı başardık. Bu zorlu günlerde milletimizin hakiki karakterini ortaya çıkaran tarihi dayanışma, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlamış ve asrın dayanışması tüm dünyaya örnek olmuştur. Aynı dayanışmayı teröre karşı duruşuyla da veren aziz milletimiz, yakın zamanda on iki vatan evladını ülkemizin bekası için vatan toprağına emanet bırakmıştır. Asırlardır bu toprakları vatan kılmak için gösterilen kutlu mücadele, devletimizin ikinci asrına adım attığı Türkiye Yüzyılı’nda da terörün karşısında dimdik durmak suretiyle bertaraf edilecektir. 2024 yılının aydınlık bir geleceğe adım atılması yolunda milletçe bağlarımızı güçlendirmesi, umutlarımızın gerçekleşmesi için azim ve gayretlerimizi daha da artırması; ülkemize, aynı coğrafyada yaşadığımız komşularımıza ve bütün dünyaya huzur ve istikrar getirmesi en büyük temennimdir. Başta tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere, yerel yönetimlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve toplumun tüm kesimleri ile birlikte; ilimizin gelişip kalkınması, vatandaşlarımızın refahı ve müreffeh yarınlara ulaşılması yönünde çalışmalarımız 2024 yılında da aynı kararlılıkla devam edecektir. Miladi yıl değişiminin, ilimizdeki, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” – ERZURUM
]]>
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrif ettiği AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı’na katıldı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle ATO Congresium Salonu’nda düzenlenen Mehmet Akif’i Anma Günleri programına AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm ile birlikte katılarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın merhum Akif’e ve gündeme dair gerçekleştirdiği konuşmayı dinledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan; Merhum Akif’in, İstiklal Harbi’nin en müşkül, en zor günlerinde ‘Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın, doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın’ diye seslendiğini hatırlatarak, zulmü hiçbir zaman alkışlamayacaklarını, haktan ve haklıdan yana olmaya devam edeceklerini söyledi. 31 Mart yerel seçimlerin önemine vurgu yapan Erdoğan; “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız. 31 Mart’ta tarih yazmaya var mıyız? 31 Mart’ta hep yeni, hep ileri diyerek koşmaya var mıyız? 31 Mart’ta belediyelerde de Türkiye Yüzyılı’nı başlatmaya var mıyız? 31 Mart’ta yeniden İstanbul diyor muyuz? 31 Mart’ta yeniden Ankara, yeniden Antalya diyor muyuz? Rabb’im sizlerden razı olsun” diye konuştu. Öte yandan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 20-27 Aralık Mehmet Akif Ersoy’u Anma Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Mehmet Akif Ersoy’un, ‘Vatan Şairi’, ‘Milli Şair’ ve ‘İstiklal Şairi’ gibi manidar unvanlar ile anılan ülkemizin en büyük ve etkili şairlerinden birisi, hatta en önemlisi olduğunu vurgulayarak; “Türkiye’mizin kutlu, şanlı ve bir o kadar da zorlu mücadelesini içeren yıllarda, bir fikir adamı, ülkesi için bir nefer, bir şair düşünün ki Anadolu’nun bağrından çıkmış. Hem eliyle, hem diliyle, hem fikriyle, tüm varlığı ile vatanını savunmakta, sonra kendisinden bu vatan için bir milli marş kaleme alması talep edilmekte ve kaleme aldığı bizim milli marşımız, İstiklal Marşımız ayakta dakikalarca alkışlanarak kabul edilmekte ve kendisine para ödülü sunulmasına rağmen bunu kabul etmeden geri çevirmekte. İşte kendisine bugün Vatan Şairi’, ‘Milli Şair’ ve ‘İstiklal Şairi’ gibi manidar unvanlar verilmesini umuyorum ki bu necip Türk milleti gayet isabetli buluyordur” şeklinde konuştu. Başkan Büyükkılıç mesajının sonunda, şu ifadelere yer verdi;
“İstiklal Harbi’nin manevi mimarlarından olan merhum Mehmet Akif Ersoy’un, kaleme aldığı ve milli birliğimizin, beraberliğimizin, bağımsızlığımızın sembolü olan İstiklal Marşı’nı tüylerimiz diken diken olarak okuyor, dinliyor ve idrak ediyoruz. ‘Korkma’ diye başlayan, zorlu ve şanlı mücadelemizi anlatan, umudu aşılayan ve kararlılığı ortaya koyan İstiklal Marşı’mız, milli birliğin, beraberliğin, bağımsızlığın temsilcisidir. İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz ecdadımıza yönelik bir minnettarlık göstergesi ve geleceğimizi emanet edeceğimiz evladımıza karşı bir nasihat, rehber niteliğinde olan marşımızı hep bir ağızdan söylüyor, tek yürek idrak ediyor ve buradan tüm dünyaya haykırıyoruz; Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak, o benim milletimin yıldızıdır parlayacak, o benimdir o benim, milletimindir ancak.” – KAYSERİ
]]>