“İNSANLI UZAY UÇUŞUNUN AMACI BAYRAK YARIŞIDIR”
Astronotlardan ikisi, Wenteyn Laboratuvar Modülü’nden güvenlik kabloları ile uzaya çıkış yaptı. Bir astronot ise uzay istasyonunda kalarak teknik destek verdi. Mutluluklarını teşekkürlerle dile getiren astronotlar şunları söyledi: “Uzay yürüyüşü yapma şansı elde etmemizi sağlayan sıkı çalışmanız için hepinize teşekkür ederim. İnsanlı uzay uçuşunun amacı bir bayrak yarışıdır ve biz her adımda bunun içindeyiz. Çabalamaya devam edelim ve birlikte geleceğe doğru ilerleyelim.”
2025 MAYIS’A KADAR GÖREVDELER
Ekim 2023’te Tiangong Uzay İstasyonu’na ulaşan Shenzhou-19 mürettebatı, 2025 yılı Nisan veya Mayıs ayına kadar görevde kalacak. Ekip, yeni uzay yürüyüşleri ve bilimsel deneyler yapacak. Görev sonunda İç Moğolistan’a iniş gerçekleştirecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İTALYA’nın Ankara Büyükelçiliği, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) tarafından üniversitedeki Tarihi Hamam’da 2024 İtalyan Uzay Günü etkinliği yapıldı. ‘The Italian Spaceway’ temasıyla yapılan etkinlikte uzay inovasyonu ve İtalya- Türkiye bilimsel iş birliğine odaklanıldı. Aynı zamanda içerisinde 40 panel olan İtalya’nın uzay inovasyonuna katkısını sergileyen ‘The Italian Spaceway’ isimli sergi de açıldı.
İtalya’nın uzay sektöründeki merkezi rolünü kutlamak ve ileri teknolojilere, dünya gözlemine dikkat çekmek amacıyla yapılan etkinlikte, İtalyan ve Türk uzmanlar arasında bilimsel diyaloğu teşvik ederek gelecekteki iş birliklerine kapı aralayacak görüşmeler gerçekleştirildi. Ayrıca, genç öğrenciler ve katılımcılar bilim ve uzay konularında interaktif bir şekilde eğitim aldı. Uzay biliminin sürdürülebilir kalkınma ve çevresel kaynakların yönetimi üzerindeki önemi vurgulandı.
Programın sabah oturumu, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ve İtalya’nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi’nin resmi açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Dr. Murat Turhan, uluslararası iş birliğinin bilimdeki rolüne dair bir konuşma yaptı. Daha sonra, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi Direktörü Salvatore Schirmo, konuşmacıları tanıttı. Plenyer oturumda, Avrupa Uzay Ajansı’ndan (ESA) Prof. Paolo Cipollini, ESA/ Copernicus programı çerçevesindeki dünya gözlem görevlerini anlattı. YTÜ’den Prof. Murat Hüdaverdi ise uzay kirliliği konusunu ele aldı.
Ardından, İtalya’nın uzay inovasyonuna katkısını sergileyen ‘The Italian Spaceway’ sergisinin açılışı yapıldı. Sergi, ESA görevlerine, Leonardo, ThalesAlenia, Telespazio ve e-GEOS gibi şirketler tarafından geliştirilen ileri teknolojilere, İtalyan üniversitelerinin uzay araştırmalarındaki rollerine odaklanan 40 panelden oluşuyor. Ayrıca, CIRA ve İtalyan Uzay Ajansı (ASI) gibi kurumlarla iş birlikleri ve AVIO gibi şirketlerin uzay itki sistemlerindeki çalışmaları ele alındı. Özel bir bölüm, Franco Achilli’nin sanatsal yönetimiyle uzay temasına yaratıcı bir yorum sunarak sanat ve uzayı bir araya getirdi.
Etkinlik sırasında, YTU Astrofizik Laboratuvarı tarafından düzenlenen uygulamalı gösteriler içeren interaktif bir bölüm de yer aldı.
MARRAPODİ: İTALYA VE TÜRKİYE ARASINDA OLDUĞU GİBİ İŞ BİRLİĞİ VE ORTAK BİR VİZYON GEREKTİRMEKTEDİR
Programda konuşan İtalya’nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, “İtalya, sektördeki şirketlerinin ve bilim adamlarının yetkinliği sayesinde uzay araştırmaları alanında lider bir aktördür. İtalya, Aralık 1964’te ABD ve SSCB’den sonra uzaya uydu gönderen üçüncü ülke olmuştur. Bu başarıyı hatırlamak için bugünlerde kutladığımız Ulusal Uzay Günü oluşturulmuştur. Uzayda ilerleme, İtalya ve Türkiye arasında olduğu gibi iş birliği ve ortak bir vizyon gerektirmektedir. Örneğin, İtalyan astronot Walter Villadei ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın bu yılın başlarında Axiom 3 Görevi sırasında Uluslararası Uzay İstasyonuna birlikte ulaştı” ifadelerini kullandı.
PROF. DR. DEBİK: TÜRKİYE’NİN UZAY ÇALIŞMALARI KÖKLÜ BİR GEÇMİŞE DAYANIYOR
Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ise “Türkiye’nin uzay çalışmalarına olan ilgisi, köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Ali Kuşçu ve Lagari Hasan Çelebi gibi isimlerle başlayan bilim serüvenimiz, günümüzde TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü ve Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulmasıyla kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Ülkemizin kendi uydularını uzaya göndermesi, bu alandaki yetkinliğimizin önemli bir göstergesidir. Türkiye’nin Milli Uzay Misyonu kapsamında ilk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 13 deney gerçekleştirdi. Bu deneylerden ikisi, Yıldız Teknik Üniversitesi araştırmacılarımızın yürütücülüğünde tasarlandı. Alper Gezeravcı, uzay ortamında deneylerin nasıl yapılacağı konusunda üniversitemizde detaylı bir hazırlık sürecinden geçti. Öğretim üyemiz Prof. Dr. Didem Özçimen tarafından yürütülen ilk deney, ‘Uzay Koşullarında Antarktika ve Ilıman Mikroalg Yetiştiriciliğinin Karşılaştırmalı Bir Çalışması’ üzerineydi. Bu çalışma, kutup alglerinin uzayda kullanımına yönelik literatürde bir ilk niteliği taşımaktadır” dedi.
‘SERGİ AKADEMİ VE SANAYİ İŞ BİRLİĞİNİN ÖNEMİNİ VURGULUYOR’
Prof. D. Debik, konuşmasına şöyle devam etti:
“İtalyan bilim insanlarıyla, sadece yeryüzünde değil, uzayda da gerçekleştireceğimiz iş birliklerinden büyük mutluluk duyarız. Üniversitemizin astrofizik alanında çalışan değerli fizikçileri, bugüne kadar 6 bilimsel çalışmayı projeye ve makaleye dönüştürerek önemli başarılara imza attılar. Bu çalışmalar, artan bir hızla devam ediyor. İtalya Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi ile birlikte düzenlediğimiz bu etkinlik kapsamında, İtalya’nın uzay sektöründeki başarılarını anlatan sergiyi de katılımcıların beğenisine sunuyoruz. Bu sergi, akademi ve sanayi iş birliğinin önemini vurgularken, teknolojik yeniliklere yapılan bilimsel katkıları da gözler önüne seriyor. Etkinliğimizin partnerleri arasında Milano ve Torino Politeknik Üniversiteleri, Padua Üniversitesi ve Erasmus iş birliği çerçevesinde sıkı bağlarımızın olduğu Bologna Üniversitesi de yer alıyor.”
Program, katılımcıların fikir ve deneyimlerini paylaşabilecekleri, üniversitenin ikram edeceği kahve ve çay eşliğinde bir networking oturumu ile sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DÜNYA DIŞI VARLIKLAR GÖRÜLECEK”
Davis’e göre iklim değişikliği yoluyla gezegeni yok etmeyi bırakmamıza yardımcı olmaya çalışan dünya dışı varlıklar olarak daha fazla Tanımlanamayan Hava Olayı (UAP) veya UFO görmemiz mümkün.
“UZAYLILAR ARTIK BİZDEN SAKLANMAYACAK”
Dailystar’a açıklamalarda bulunan Davis, “2025’te daha önce UFO olarak bilinen UAP’lerde büyük bir artış görülecek. Uzaylılar artık bizden saklanmayacak, iktidardaki insanlar tarafından yakalanıp esir alındıklarını biliyorlar, bize zarar vermek istemiyorlar. Tıpkı yıllar önce medeniyet kurmamıza yardım ettikleri gibi, bir kez daha gezegenimizi yok etmeyi bırakmamıza yardım edecekler. Yani uzaylıların göklerimizde büyük bir artışını göreceğiz ancak 2025’in sonlarına doğru iktidardaki insanların sessiz kalma çabalarına rağmen onlarla fiziksel temasta büyük bir artış göreceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, ilk günü değerlendirdi
ADANA – TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “‘Bir çocuk gelsin, uçağa dokunsun’ sloganıyla yola çıktık. Adana bugüne kadar online kayıt açısından en fazla kayıt alan festivalimiz oldu” dedi.
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında olduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapılarını açtı.
Açılıştan sonra gazetecilere Kızılelma’nın önünde açıklamalarda bulunan TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “Bu yıl 1 milyon 600 binden fazla gencimiz yarışmalarımıza başvurmuştu. Artık 50 farklı kategoride olan yarışmaların sadece birkaçı devam ediyor. 25 farklı yarışmanın büyük bir kısmı Antalya’da gerçekleşti. Bunun yanında son döneme de sadece birkaç yarışma kaldı. İnanılmaz bir coşkuyla bu yıla girmiştik. Adana’nın sıcaklığıyla benzer bir şekilde muhteşem bir coşkuyla Şakirpaşa’da da Adana TEKNOFEST kapılarını açmış oldu” diye konuştu.
Bayraktar, “Çok yoğun bir katılım ve ilgi var. Bu ilgi hafta sonu daha da artacaktır. Bu nedenle tüm ziyaretçilerimize hafta içini ve toplu taşımayı kullanmalarını öneriyoruz. Teknolojinin yeni sürprizleri olacak. ‘Bir çocuk gelsin, uçağa dokunsun’ sloganıyla yola çıktık. Adana bugüne kadar online kayıt açısından en fazla kayıt alan festivalimiz oldu. On binlerce genç kardeşimizi biz buraya getiriyoruz. Onların hayallerine dokunarak nice eserler geliştirmesi için katkı sunuyoruz. Bizim amacımız genç kardeşimizin, en imkanı olmayan çocukların dahi hayallerine girebilmek” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “TEKNOFEST’ler bu ateş çemberindeki zor coğrafyada Türkiye’nin tam bağımsız yolculuğuna güçlü bir şekilde devam etmesi için en önemli kazanımlarımız olmayı sürdürecek” dedi.
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında olduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapılarını açtı.
“TEKNOFEST’ler birçok girişimi inşa ediyor”
Açılış sonrası GÖKBEY helikopterin önünde basın mensuplarına konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “2018 yılından bu yana TEKNOFEST’leri gerçekleştiriyoruz. TEKNOFEST Akdeniz’de bu sene de bu heyecanı yaşıyoruz. TEKNOFEST milli teknolojilerin milletimizle buluştuğu adres. 50 teknoloji yarışmasına 790 bin takımdan 1 milyon 650 bin gencimiz katıldı. Bu yılın TEKNOFEST’inde 11 yeni yarışma var. 11 yeni yarışmayı TEKNOFEST’e ilave ettik. Artık sadece araştırma, geliştirme projelerini değil, teknoloji girişimlerini de TEKNOFEST’lerde inşa ediyorlar” dedi.
2030 için Türkiye’nin 100 bin tekno girişim hedefi olduğuna dikkat çeken Bakan Kacır, daha sonra şunları söyledi:
“2030 için 100 bin tekno girişimin bu topraklardan doğup dünyaya açılmasını hedefliyoruz. TEKNOFEST’ler adeta girişimci fabrikası olarak bizi bu hedefe taşıyan en önemli unsurlar. Burada çok keyifli vakit geçireceğiz. Bilim merkezi alanlarında birçok farklı etkinlikte muhteşem hatıralar yaşatacağız. TEKNOFEST’ler bu ateş çemberindeki zor coğrafyada Türkiye’nin tam bağımsız yolculuğuna güçlü bir şekilde devam etmesi için en önemli kazanımlarımız olmayı sürdürecek. Bizler de her daim bütün teknolojik çalışmalarda Türk gençliğinin önünü açmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Cumhuriyet Anaokulu’nda “Gökyüzü ve Ay Gözlem Gecesi” düzenlendi.
Tatvan İlçe Milli Eğitim Müdürü, veliler ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen etkinlik kapsamında çocuklar, teleskoplarla gökyüzünü gözlemleme fırsatı bulurken, sanal gerçeklik gözlükleriyle uzay deneyimi yaşadılar. Gecede ayrıca dönme salıncak gibi çocuk oyunları ve maskotlarla eğlence aktiviteleri de yer aldı. Velilerin de yoğun ilgi gösterdiği program, minik katılımcılara hem eğlenceli hem de öğretici anlar yaşattı.
Okul Müdürü Okan Katar, 2024-2025 eğitim öğretim yılı kapsamında okulöncesi şenliği adı altında gökyüzü gözlem gecesi şenliğini düzenlediklerini belirterek, “Toplam 120 öğrencimizle muhteşem bir eğlence düzenledik. Bu programla birlikte öğrencilerimizi yeni döneme hazırlamış olacağız. Bu programdaki asıl amacımız, çocuklarımızda merak uyandırarak onları öğrenmeye yönlendirmektir” dedi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görevli astronot Matthew Dominick, ‘kırmızı ve yeşil aurora akımları’ arasında Ay’ın batışını ve güneşin doğuşunu gösteren bir video paylaştı.
NASA’nın astronotu Matthew Dominick görüntülerle ilgili olarak, “Ayın kırmızı ve yeşil aurora akıntılarına batışının ve ardından Soyuz’u açık mavi ile aydınlatan gün doğumunun hızlandırılmış görüntüsü. Aurora (yeryüzünün manyetik alanı ile Güneş’ten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal ışımalar) son birkaç gündür inanılmazdı. Yakın zamanda Cygnus’a gelen yeni bir lensi denemek için harika bir zamanlama” dedi. Görüntülerde ayrıca, ISS’nin bir kısmı, Dünya atmosferinde parlayan auroralar ve yoğun bir yıldız kümesi yer aldı. Dominick, “Hala binlerce kareye bakıyorum, bunların çoğunda aurora var, ancak bu karede Samanyolu öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çin’in uydu bazlı yüksek hızlı internet projesi, global iletişim pazarında yeni bir dönem başlatabilir.
Ülke, yörüngeye fırlattığı 18 uyduyla Starlink gibi büyük oyunculara rakip olmayı hedefliyor.
Shanghai Spacecom Satellite Technology şirketinin geliştirdiği proje kapsamında, geniş kapsamlı bir internet erişimi sunulacak ve doğrudan Starlink’e rakip olacak bir uydu takımyıldızı kurulacak.
İLK FIRLATMA YÖRÜNGEYİ ENKAZ ALANINA ÇEVİRDİ
Çin, geçtiğimiz günlerde Long March 6A roketiyle birlikte Qianfan genişbant ağı için ilk 18 uyduyu başarıyla fırlattı.
Ancak aktarılanlara göre Long March 6A roketinin üst kademesi uyduları 800 kilometre yükseklikteki alçak Dünya yörüngesine ulaştırdıktan sonra parçalandı ve ciddi bir enkazın oluşmasına neden oldu.

Aktarılanlara göre 300’den fazla izlenebilir enkaz parçası halihazırda yörüngede dolaşıyor. Bunların Starlink için de tehlikeler oluşturabileceği söyleniyor.
Uydu izleme şirketi LeoLabs gibi diğer şirketler ise kazanın en az 700, potansiyel olarak da 900’den fazla parçaya yol açtığını tahmin ediyor.
Bu parçaların Çin’in Qianfan uyduları dahil olmak üzere 550 km ve 400 km’de yükseklikte bulunan Starlink uyduları ve Uluslararası Uzay İstasyonu için de tehlike oluşturabileceği belirtiliyor.
PROJE 2030’DA TAMAMLANACAK
İlerleyen dönemde alçak yörüngede konumlanacak güçlü bir uydu ağı oluşturmak isteyen Çin, 2027’ye kadar küresel ağ erişimi sağlamak, 2030’da ise tüm bu uyduları fırlatarak projeyi tamamlamak istiyor.
Çin’in bu projesi, özellikle kırsal bölgeler ve internet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerdeki milyonlarca insanın hayatını değiştirebilir.
Yüksek hızlı internet sayesinde bu bölgelerdeki insanlar, eğitim, sağlık ve diğer hizmetlere daha kolay ulaşabilecek.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer alabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giren başka bir ülke yok. Geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Devletimizin bu konudaki iradesi de sağlam.” dedi.
Gezeravcı, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te gerçekleştirilen “Gençlik Paneli”nde yaptığı konuşmada, uzaya çıkma başarısının kendisine değil Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi.
Fırlatma aşamasında bir korku ya da heyecan hissetmediğini ifade eden Gezeravcı, o süreçte heyecanlanması gereken son kişi olduğunu, görevini en iyi şekilde yapmayı düşündüğünü dile getirdi.
Gezeravcı, görevi bittikten sonra okullarda çocuklarla buluştuğunda onların kendisi için yaptıkları uzay resimlerini görünce ya da panellerde gençlerle bir araya gelince heyecanlandığını belirterek, “Ülkemizin 100. yılında koyulmuş bu kadar önemli bir hedef için bütün gerekliliği sağlayıp sağlamadığım noktasında başvuru sürecinde astronotların biyografilerini inceledim, açıklamalarını okudum. Bir defa başvurduktan sonra bu işin dönüşü yoktu. Yapabileceğime inandım ve başvurdum.” dedi.
Uzay turizminin bu alanda yatırım yapan şirketlerin en önemli hedeflerinden olduğuna dikkati çeken Gezeravcı, bir insanın turist modunda oraya gidip gelmesini sağlayacak hava taşıtlarının yapılması gerektiğini söyledi.
Gezeravcı, son yıllarda uzay diplomasisinin tartışıldığını, uzaya “turist” adı altında erişimin sağlanması için bazı yasal gerekliliklerin temin edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı”
Türkiye’nin uzaya kendi insanını gönderen 22’nci ülke olduğu bilgisini veren Gezeravcı, “Uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer alabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giren başka bir ülke yok. Geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Devletimizin bu konudaki iradesi de sağlam.” diye konuştu.
Türkiye’nin insanlı uzay misyonunun bir defaya mahsus olmadığına işaret eden Gezeravcı, “Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Surda bir delik açtık. Devletimizin kararlılığı ile devamı gelecek.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı resmi açıklamaya kadar ailesinin uzaya gideceğinden haberinin olmadığını anlatan Gezeravcı, şöyle konuştu:
“Mülakat sürecinde bu sürecin gizli olduğu söylenmişti. Asker olduğum için benim için gizlilik anne ve babamdan bile gizlemek anlamına geliyor. Resmi açıklama yapılmadan önce ABD’ye eğitime gittim. Aileme farklı bir görev gerekçesiyle gittiğimi beyan ettim. Ailem, bana F-16 pilotu olduğum için bu memleketin yetiştirdiği bir kişi olarak kendi evlatları gözüyle değil memlekete borcunu ödemesi gereken bir evlat olarak bakıyorlardı. Açıklama yapıldıktan sonra yine aynı gözle baktılar ve beni hep desteklediler. Tabii anne yüreği yufkadır. Fırlatma günü annemin gözlerindeki yaştan ve yüzündeki ifadede endişeyi gördüm. Kendilerine aldığım eğitimler dolayısıyla görevi başaracağımı, gönüllerinin ferah olmasını hep söyledim. Bir roket içinde değil bisiklete binerken de mukadderatınız gelmişse her şey olabilir. Kadere inanan insanlarız. Helalleştik.”
“Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı”
Bir çocuğun mesajla gönderdiği “Uzayda denizyıldızı gördünüz mü?” sorusu üzerine Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Yıldızın her çeşidini gördük ama denizyıldızının ayrımını yapamadık. Biraz daha çalışmam gerekecek. Türk pratik zekası ile gurur duyuyorum. Genç yaşta kardeşlerimizden gelen sorular hayran bırakıyor. Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı bu. Bana ’70 yıldır birçok milletin yaptığından neyi farklı yaptın?’ diye soruyorlar. Farklı işler yaptık ama aynısını da yapabilirdik. Milyarlarca insan sokakta her gün rutin olarak yürüyor ama bir anne ve baba için çocuğunun ilk adımı hiç unutulmuyor. Benim attığım adım da bu ülkenin çocuğunun ilk adımıydı. Başlangıçtı.”
Panele katılan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar da Alper Gezeravcı’nın birçok kişinin çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.
Uzay teknolojilerinin haberleşmeden istihbarata, savunmadan doğal afetlerle mücadeleye kadar birçok kritik noktada kullanıldığına işaret eden Akçapar, “Bunlardan geri kalırsanız küresel ortamda geri kalıyorsunuz. Uzay programında bu kadar hızlı yol alıyor olmamız çok önemli. Uluslararası mücadelede Türkiye’nin hak ettiği yeri alabilmesi için artık yeryüzünde değil gökyüzünde de güçlü bir mevcudiyet sergilememiz gerekiyor. Bu nedenle uzay programımız çok önemli.” diye konuştu.
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Uzay Diplomasisi: Yeni Fırsatlar Keşfetmek” başlıklı panelde, uzay diplomasisi ile uluslararası işbirliğini artırmanın yolları tartışıldı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Ayhan İncirci’nin üstlendiği “Uzay Diplomasisi: Yeni Fırsatlar Keşfetmek” paneline Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Asya Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Genel Sekreteri Yu Çi, Uluslararası Uzay Federasyonu (IAF) Genel Müdürü Christian Feichtinger ve eski Belçika Senatosu Üyesi ve Switch to Space Başkanı Dominique Tilmans katıldı.
Gezeravcı, panelde, uzay diplomasisinin önemine dikkati çekerek, “Dünyanın farklı alanlarında ne tür krizler olursa olsun, ne tür çatışmalar ve anlaşmazlıklar yaşanırsa yaşansın, uzay her zaman birleştirici bir platform olmuş, insanların çabalarını iyi bir sonuca dönüştürmüştür.” dedi.
Uzay yolculuğunu başarıyla tamamlayıp 9 Şubat’ta dünyaya dönen Gezeravcı, “Çok şükür ki 7 ulusu ve 9 milleti tek bir platformda bir araya getiren, sadece bir araya getirmekle kalmayıp onlara birlikte çalışmak ve insanlığın geleceğine katkıda bulunmak için çok iyi bir şans veren büyük misyonun bir parçası olduk.” diye konuştu.
“Bu önemli misyon bize, çocuklarımıza hayal kurma fırsatı verdi. Türkiye çocuklarına ve aynı zamanda Türkiye’yi rol model olarak gören diğer ülkelerin çocuklarına da kendilerine ve potansiyellerine güvenme imkanı verdi.” diyen Gezeravcı, “Çocukken film ve belgesellerde uzayla ilgili bir şey gördüğümde, kendime, ‘Bu rüya diğer uluslara ve diğer ulusların çocuklarına ait.’ derdim. (Uzay misyonu), Türk çocuklarına hayallerinin önünde hiçbir sınır olmadan potansiyellerini yerine getirmelerini sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk astronotu, “Gençler, bu alandan sakın korkmayın, harika potansiyelinizi uzay alanına da yansıtmaktan sakın çekinmeyin. Uzay endüstrisi büyüyor, kendinizi bunun bir parçası haline getirin ve buraya imzanızı atın.”çağrısı yaptı.
“Uzayla alakalı gelişen ve değişen bir trend var olduğunu söyleyen Gezeravcı, “Tüm dünyada yatırımlar artıyor. Bu alanda yapılan çalışmalar ve katılımcı ülkeler burada bir çalışma imkanı buluyor. Bizim ülkemizin uzayda bir yer hak ettiğini her zaman düşünmüştüm. Uzayla alakalı faaliyetlere katılmayı hak ediyoruz. Uzay alanında çok ciddi bir potansiyelimiz var. Türk vatandaşlarıyla her zaman gurur duydum. Pratik zekamızla, çözümlerimizle büyük potansiyelimiz var. Bırakın çocuklarımız bizim başlattığımız bu yolda yürüsünler.” diye konuştu.
Türkiye’nin yaş ortalaması genç nüfusa sahip olduğunu belirten Gezeravcı, genç nesillerin uzay alanında gerçekleştirilecek her türlü gelişmenin parçası olmasını dört gözle beklediğini dile getirdi.
Türkiye’nin uzay alanındaki uluslararası ortaklığa aktif şekilde katıldığına vurgu
TUA Başkanı Kıraç ise Türkiye’nin uzay alanındaki uluslararası ortaklığa aktif şekilde katıldığını ve bu alanda işbirliği yapmaya da kararlı olduğunu belirtti.
Gezeravcı’nın uzay misyonu sırasında diplomatik ilişkiler de yürüttüğünü belirten Kıraç, “Uzay keşfi ve teknolojik gelişmelere karşı daha kapsayıcı bir yaklaşım kullanmayı amaçlıyoruz. İşte bu noktada eğitim, vizyonumuzun temel taşıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Kıraç, 2023’de düzenlenen uzay kampına Türk devletlerinden 100’den fazla gencin geldiğini ve bu yıl da düzenlenmesi planlanan kampa Türk devletlerinden gençlerin katılımını beklediğini ifade etti.
TUA’nın geleceği şekillendirmekte önemli rol oynamak istediğini ifade eden Kıraç, “Küresel uzay sektörü için daha eşitlikçi ve umut verici bir gelecek inşa etmeye inanıyoruz.” dedi.
Havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’e 2023’de 4,5 milyon kişinin katıldığını ifade eden Kıraç, bu yüzden festivalin Türkiye’deki genç girişimciler için çok önemli olduğunun altını çizdi.
Kıraç, “TEKNOFEST Türkiye’nin ilk uzay ve teknoloji festivali olarak, pek çok partner ile birlikte ülkedeki teknolojinin gelişmesinde nemli rol oynadı.” şeklinde konuştu.
TUA Başkanı Kıraç, geçen yıl İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen festivalin, bu yıl da Adana’da düzenleneceğini sözlerine ekledi.
Türkiye uzay alanında “olağanüstü bir rol model ve örnek”
IAF Genel Müdürü Feichtinger, uzayı, “dostane ilişkileri olmayan ülkelerin bile bir araya gelebildiği, bilgi alışverişinde bulunabildiği ve ortaklıklar kurabildiği ortak bir payda” olarak değerlendirdi.
Antalya’nın 2026’da ev sahipliği yapacağı Uluslararası Uzay Kongresi’ne değinen Feichtinger, “2026’da Antalya’ya tekrar gelerek uzayın diplomasi için çok etkili bir araç olduğunu göstermekten büyük heyecan duyuyoruz.” dedi.
Feichtinger, birkaç yıl öncesine kadar uzayın, sadece “uzay ülkeleri” olarak adlandırılan ülkelere mahsus bir alan olduğunu söyledi.
“Türkiye birkaç yıl içinde bir uzay ajansı kurarak, uzay stratejisi oluşturarak ve bir insanlı uzay uçuşu programı geliştirerek gerçekten uzayı gelişimlerinin odağı oldu.” diyen Feichtinger, Türkiye’yi uzay alanında “olağanüstü bir rol model ve örnek” olarak gösterdi.
Feichtinger, Türkiye’nin gelecekte Ay’a gitmek için gerçekten iddialı planları olduğuna dikkati çekti.
Uzay, “uluslararası işbirliği ve çalışma için mükemmel bir alan”
Tilmans da uzayın herkese ait olduğunu, bu yüzden ekonomik veya teknolojik gelişmesine bakılmaksızın uzaydan herkesin faydalanması gerektiğini belirtti.
Uzayı “uluslararası işbirliği ve çalışma için mükemmel alan” olarak tanımlayan Tilmans, tüm kurum ve kuruluşları, uzayı, uzay dışı sektör arasındaki diyaloğu teşvik etmek için köprü olarak kullanmaya davet etti.
Tilmans, uzay alanındaki gelişimlerin yeni işler ve yeni iş fırsatları yarattığını, bunun gelecekte küresel ekonomi üzerinde çok büyük etkisi olacağını kaydetti.
APSCO Genel Sekreteri Yu da, uluslararası uzay işbirliğine dikkati çekerek, uzay diplomasisinin ülkeler arasındaki kardeşliği ve yardımlaşmayı artıracağını ifade etti.
Yu, havacılık ve uzay alanında, özellikle genç elemanlara yönelik geleceğin parlak olacağını belirtti.
]]>
Alper Gezeravcı uzay yolculuğu sonrası ilk gençlik buluşmasını Konya Bilim Merkezi’nde yaptı
KONYA – Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün geçirerek çeşitli deneyler yapan Alper Gezeravcı, görevini tamamlayıp dünyaya döndükten sonra ilk gençlik söyleşişini, Konya Bilim Merkezi’nde öğrencilerle bir araya gelerek yaptı.
Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’nın, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan TÜBİTAK destekli Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim merkezi Konya Bilim Merkezi’nde gerçekleştirdiği söyleşiye Konyalı çocuklar ve gençler büyük ilgi gösterdi. Türkiye’nin uzay alanında hedef koyduğu 10 kutlu programdan bir tanesini başarılı bir şekilde tamamlamanın gururunu yaşadıklarını ifade eden Gezeravcı, gençlere hayallerinin peşini bırakmamaları tavsiyesinde bulunarak, “Sizlerin yaşında küçük bir çocukken çok daha kısıtlı televizyon imkanlarında, çok daha kısıtlı sinema imkanlarında uzaya dair bir şey gördüğümde, izlediğimde şöyle bir durup bir adım geriye çekilirdim. Bu izlediğimiz şeyler başka milletlerin hayali, başka insanların hayali. ‘Başka insanların hayaliyle mutlu olmaya çalışma, elinde ne varsa ona sarıl ve sadece onunla mutlu ol’ diye kendime telkin ederdim. Cumhurbaşkanımızın yeni yüzyılımıza ışık tutan vizyonuyla, Cumhuriyetimizin koyduğu 10 uzaya ilişkin stratejik hedeften tamamı, kademe kademe ilerleyecek olgunlaşma aşamalarını tamamlayarak hedefe ulaşacak şekilde devam ediyor. Kendi potansiyelinizden hiçbir zaman şüpheye düşmeyin. Ben sizlerle gurur duyuyorum” dedi.
Öğrencilerin sorularını cevapladı
Söyleşi esnasında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda geçirdiği günlerden bahsederek uzay deneyimlerini paylaşan Gezeravcı, kendisini heyecanla dinleyen öğrencilerden gelen soruları da cevapladı. Programdan sonra açıklamalarda bulunan Gezeravcı, Konya Bilim Merkezi’yle ilgili, “Bütün güzergahların buluşma noktasında memleketimizin her tarafından kardeşlerimize kapılarını açmış, bilimle ilgili her türlü merak ettiklerini cevaplayacak ve ülkemizin ikinci dalyaya adım attığı yeni Türkiye Yüzyılı’nda hedeflediği bütün yollara imkan tanıyacak, oraya gidişe vesile olacak bütün araştırma imkanlarını bünyesinde barındıran harika bir merkez” ifadelerini kullandı.
“Bu buluşmalar gençlerimizin kapasitesinin farkındalığına vesile oluyor”
Türk gençlerinin enerjisiyle, heyecanıyla, varlıklarını her ortamda belli eden müthiş bir kapasiteye sahip olduğunu dile getiren Gezeravcı, “Bu kapasitenin farkında olmayabilirler. İşte bu buluşmalar bu farkındalığa vesile oluyor. Ben onların yaşındayken şu anda gerçekleşen şeylerin hiçbirisini hayal edemiyordum. Devletimizin kararlığıyla bugünlere gelindi. Ülkemizin hakikaten bu alandaki güçlü iradesiyle devlet büyüklerimizin başka milletlerin hali hazırda yaşadıkları rüyayı bu memleketin çocuklarının da yaşama hakkı olduğunu, bu rüyanın paydaşı olmaları gerektiğini inançlarıyla bugünlere gelindi. İnşallah bundan sonra çok daha güzel işlere onlar imza atacak” dedi
Gençlik buluşmalarının ilk durağı Konya’da, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşadığı deneyimleri, geleceğin bilim insanları, mühendisleri ve astronotlarıyla paylaşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Gezeravcı, “Uzaya adım atma hayali kuran genç kardeşlerimin, bu buluşmayı bir ilham kaynağı olarak görmesi ve gelecekte kendi başarı hikayelerini yazmaları en büyük temennim” şeklinde konuştu.
Gezeravcı, Konya’yı güzel hizmetleriyle bugünlere getiren ve bu imkanları tanıyan Başkan Altay’a da teşekkür etti.
]]>
Bakan Kacır: “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu”
Bakan Kacır ve Alper Gezeravcı,Gaziantep’te Gaziantep Üniversitesi öğrencileri ile buluştu
GAZİANTEP – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Gaziantep Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Programda ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” dedi.
GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikayelerine şahitlik ettik” dedi.
Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, “Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır” ifadelerine yer verdi.
“TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak”
Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı
Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ‘Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu.
GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi.
Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti.
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle bir araya geldi. Programda ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” dedi.
GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikayelerine şahitlik ettik” dedi.
Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, “Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır” ifadelerine yer verdi.
“TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak”
Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı
Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ‘Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu.
GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi.
Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti. – GAZİANTEP
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde bir araya geldiği programa katıldı.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu ilan ettiklerinde Gezeravcı’nın uzaydan dönüşünde 81 ili ziyaret edeceğinin sözünü verdiklerini dile getiren Kacır, Gezeravcı’nın Konya’dan sonra Gaziantep’te gençlerle buluştuğunu söyledi.
Gaziantep’in milli teknoloji hamlesinin öncü şehri olmasını istediklerini dile getiren Kacır, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini, havacılıkta özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye gelindiğinin çok iyi bilindiğini belirtti.
Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türk mühendislerin imza attığını, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağını kendi imkanlarıyla üretebilen, gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, “Bu başarı, dünyayı yeniden adaletle, merhametle buluşturma iddiasındaki Türkiye için muazzam bir kazanç olmuştur.” dedi.
Bakan Kacır, son yıllarda insansız hava araçlarında peşi sıra başarı hikayelerine şahitlik edildiğini, daha yapılacak çok işin olduğunu aktararak, “Aslında bu 20. yüzyılın havacılık devi ülkelerinden biri olmamış olan Türkiye’nin 21. yüzyılda paradigma değişimini yakalaması sayesinde oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 20 yılda silahlı kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa onu yerli ve milli geliştirmek, üretmek konusunda başlattığımız programların, uzun vadeli gayretlerin, dökülen akıl, alın terinin sonucu olarak bu başarılar ortaya çıktı. Türkiye, insansız hava araçlarında dünyada bir numara.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye Uzay Ajansının hazırladığı Milli Uzay Programı’nı dünyaya ilan ettiğini, 10 alanda Türkiye’yi uzay ligine taşıyacak projeleri açıkladıklarını, bunlardan ilkinin uluslararası uzay istasyonuna bir Türk astronotun gönderilmesi olduğunu anlatan Bakan Kacır, uzay bilim misyonuyla Alper Gezeravcı’nın tarihe geçtiğini vurguladı.
Roket teknolojileri çalışmaları
Bu misyonun gerçekleştirilmesinin ardından karalama sınırına varacak eleştirilerin de yapıldığını belirten Kacır, şöyle konuştu:
“‘Uzaya gönderiyoruz ama bunu kendi roketimizle yapmıyoruz, niçin bunla gurur duyalım?’ diyenler oldu. Roket bilimi, teknolojileri konusunda Türkiye pek çok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Milli markalarımız, uzaya bağımsız erişimi sağlayacak roket geliştirmeye devam ediyorlar. 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle uydularımızı uzaya gönderebilen insanlar değiliz. Roket teknolojilerinde başladığımız projeler önümüzdeki dönemde özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan sağlayacak. Dünyada bunu yapan, insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirecek roketleri geliştiren 3 ülke var, ABD, Rusya ve Çin. Bugüne kadar 40’dan fazla milletin mensubu uluslararası uzay istasyonuna gitmiş. Biz de bilim insanlarımızın çalışmalarını en ileri düzeye taşımak adına uluslararası uzay istasyonunun sahip olduğu altyapıyı değerlendirerek küresel literatüre katkı sunabilecek aynı zamanda Türkiye’nin de uzay bilimi yarışında ‘Ben de varım’ demesini sağlayacak ülkelerden biri olması adına bir Türk vatandaşını uzaya gönderme kararı aldık.
Türkiye için çok önemli kazanımdır. Bilim insanlarımızın hiçbir alanda, kendi alanlarında çalışan diğer ülkelerdeki bilim insanlarından geri kalmamaları adına ortaya konmuş iradedir. Cumhurbaşkanımızın iradesiyle Türk bilim insanları bu misyon kapsamında yürüttükleri projeleri dünya ligine çıkarmış oldular. Uzay bilim misyonu olsa da bu gerçekleştirilen, en önemli çıktısı işte bugün Gaziantep’te şahit olduğumuz, dün Konya’da şahit olduğumuz aslında fırlatma günü bütün Türkiye’de gece yarısı olmasına rağmen milyonlarca insanın ekran başına kilitlenerek bu heyecanı, coşkuyu paylaşmasıyla şahit olduğumuz hakikat belki de ilk kez bir bilimsel misyon kapsamında Türk milletinin ortak bir heyecanla ortak coşkuyla bu denli birlikte olmasıdır. Bu heyecanın Türk gençlerine, çocuklarına taşınmış olmasıdır. Milyonlarca genç, çocuk ülkede gözünü gökyüzünün ötesine çevirmiş oldu. Artık Türkiye’de hiç bir gencin, hiç bir çocuğun başka milletin evlatlarına ait olduğu gerekçesiyle kurmaktan vazgeçecekleri bir hayali kalmamıştır.”
TÜRKSAT 6A birkaç ay içerisinde uzaya gönderilecek
Milli Uzay Programı’ndaki tüm projeleri bir bir hayata geçireceklerinin altını çizen Bakan Kacır, Türkiye’nin kendi uydularını yerli ve milli olarak ürettiğini belirterek, “Görüntüleme uydularıyla kazandığımız tecrübeyi şimdi haberleşme uydularına taşıyoruz. TÜRKSAT 6A ilk milli haberleşme uydumuz olacak. Birkaç ay içinde TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek ve bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olacağız.” ifadelerini kullandı.
Dünyanın pek çok ülkesinin uzay bilim ve teknolojileri alanında birçok projeyi hayata geçirme gayreti içinde olduğuna işaret eden Bakan Kacır, “Ama biz Türkiye olarak sahip olduğumuz kabiliyetin, yetkinliğin ve özellikle genç insan gücünün farkındayız. Belki başkalarından daha geri alanlarımız olabilir. Tıpkı havacılık gibi, uzay teknolojilerinde de paradigma değişimini hedeflersek onların önüne geçme imkanına sahip olduğumuzu biliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz, hedeflediğimiz projelerden biri ay misyonu. Ay misyonundan bahsettiğimizde bunu da alaya alanlar oluyor. ‘Siz nasıl olacak da aya erişeceksiniz, hani 2023’de aya erişecektiniz?’ diye alaya almak isteyenler oluyor. Tabii bilmiyorlar ki biz ne proje geliştiriyor olursak olalım aslında bu milletin milli kazanımlarını hedefleriz. Kendi bilim insanlarımızın, mühendislerimizin önünü açmayı hedefleriz ve bütün projelerin her birinden Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda önemli çıktılar elde etmeyi hedefleriz.” diye konuştu.
Türkiye’nin hibrit roket motorları geliştirdiğini, bunun uzayda kullanılabileceğini öngördüklerini dile getiren Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında ilerleyen dönemde dünya yörüngesinden uluslararası işbirliğiyle Türk mühendislerinin geliştirdiği uzay aracını yerli hibrit motorla dünya yörüngesinden ateşleyeceklerini, ay çevresinde araştırma yaparak aya ineceklerini kaydetti.
Bakan Kacır, “Siz bu işleri hafife alanlara aldırmayın. Türk mühendislerinin, bilim insanlarının neler başarabileceklerini bugüne kadar havacılıkta son 10 yılda nasıl gördüysek önümüzdeki dönemde uzayda da benzer şeklide bu neticeleri elde edeceğiz. Bize düşen bu projelerde gayret gösteren bilim insanlarının, araştırmacıların yanında, arkasında durmaktır. Türkiye, insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştirdi, bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.
Kacır, daha sonra Şahinbey Millet Camisi ve Külliyesi ile inşaatı devam eden Şahinbey Millet Kütüphanesi’ni ziyaret etti.
]]>
Bilim Merkezi’nde Gezeravcı’nın uzay yolculuğunu ilk kez heyecanla izlediler
Öğrenciler, astronot Gezeravcı’yı Kırıkkale Bilim Merkezine davet etti
KIRIKKALE – Türkiye’nin uzay misyonunu başarıyla tamamlayan astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidişini ilk kez Kırıkkale Bilim Merkezi’nde izleyen öğrenciler, heyecanını gizleyemedi. Buradaki uzmanlar tarafından eğitim alan öğrenciler, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı Bilim Merkezi’ne davet etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılında Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nı ilan etmesinin ardından Alper Gezeravcı, 19 Ocak 2024 günü Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmesiyle birlikte Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçti. Türkiye’nin uzay misyonunu başarıyla tamamlayan Gezeravcı, özellikle çocuk ve gençlerde heyecan oluşturdu. Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’nde yer alan kulede Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan esinlenerek tasarlanan uzay sergisine gelen öğrenciler, Milli Uzay Programı’nın ilk ayağı olan “ilk insanlı uzay misyonu” hakkında uzman eğitmenler tarafından bilgilendiriliyor. Öğrenciler, sergi alanındaki dev ekrandan Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilen ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın yolculuğunu izleme fırsatı buluyor. Anaokulu öğrencileri, çevre illerden de rağbet gören Bilim Merkezi’ne Gezeravcı’yı davet etti.
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi ve Bilim Merkezi görevlisi Hilal Uysal, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Alper Gezeravcı’nın uzay istasyonuna girişiyle beraber Türkiye ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdiğini söyledi.
“Gezeravcı, mikro yer çekimi ortamında 13 tane deney yaptı”
Alper Gezeravcı’nın mikro yer çekimi ortamında Türkiye için 13 tane deney yaptığını belirten Uysal, “Türkiye’deki bilime çok büyük bir katkısı var. Alper Gezeravcı mikro yer çekimi ortamında 13 tane deney yaptı Türkiye için. Türkiye’deki bilim adına çok değerli. Çünkü; fizik, malzeme bilimi, matematik gibi birçok alana katkı sağlayacak. Aynı zamanda da insan biyolojisini genetiğini işte bağışıklık sistemini uzay ortamında nasıl değiştiğini anlattı” ifadelerini kullandı.
“Gezeravcı’nın çocuklara cesaretlendirme açısından çok büyük bir örnek”
Gezeravcı’nın özellikle çocuklara örnek olduğunu ifade eden Uysal, “Alper Gezeravcı’nın uzay görevinden önce ziyaretçiler bize geldiklerinde ‘Uzaylılar var mıdır? Kara delikler nasıl oluşur? Kara delikler bizden uzakta mıdır?’ gibi sorular alıyorken artık Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışıyla beraber ‘Astronotlar uzaya nasıl gidiyorlar? Roketler bütün olarak mı gidiyor? Ne gibi kıyafetler giyiyor? ya da neler yiyor?’ bu tarz sorular alıyoruz. Bu anlamda da Alper Gezeravcı’nın çocuklara cesaretlendirme açısından çok büyük bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum. Özellikle Ankara’dan Kırşehir’den ziyaretçilerimiz oluyor. Belediye Başkanımız Mehmet Saygılı’nın da yapmış olduğu bu çalışmayı da oldukça taktir ediyorlar. Çünkü burası Kırıkkale halkının yanı sıra çevre illere de örnek teşkil ediyor. Özellikle burası insana bir yatırım. İnsana yatırım demek geleceğe yatırım demek” diye konuştu.
“Burası eğitici alanda başarılı öğretmenlerimizin olduğu bir merkez”
Bilim Merkezi danışmanı Dilara Aykulise Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’ne çevre illerden de çok sayıda ziyaretçinin geldiğini belirterek, “Belediye Başkanımız Mehmet Saygılı Bilim Merkezi projesini gençlerimiz ve çocuklarımıza yönelik yaptı. ‘Okul dışı bir eğitim olsun’ diye Bilim Merkezi’ni kurdu. Bu projeden de birçok kişi yararlandı. Halende yararlanmaya devam ediyor. Sayısız okul grubu aldık bu zamana kadar. Ziyaretçilerimiz geliyor. Çevre illerden de gelen çok oluyor. Çünkü burası çok rağbet görmeye başladı. Burası eğitici alanda başarılı öğretmenlerimizin olduğu bir merkez” dedi.
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Gaziantep’te öğrencilerle buluştu
Gezeravcı, uzayda geçirdiği 14 günlük süreyi ve yaşadığı deneyimleri anlattı
GAZİANTEP – Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçen Alper Gezeravcı, Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde öğrencilerle bir araya geldi.
Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçen Alper Gezeravcı, Gaziantep’te Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezimizde düzenlenen bir etkinlikte öğrencilerle bir araya geldi. Gezeravcı, uzayda geçirdiği 14 günlük süreyi ve yaşadığı deneyimleri anlattı. Öğrencilerin merak ettikleri soruları da samimi bir şekilde cevapladı. Gezeravcı, uzayda nasıl yemek yedikleri, uyudukları, spor yaptıklarını ve bilimsel çalışmalar yaptıkları ile ilgili merak edilenleri anlattı.
Öğrenciler ise Gezeravcı’nın anlattıklarını büyük bir ilgi ve hayranlıkla dinledi. Bazı öğrenciler, uzaya gitmek istediklerini ve Gezeravcı’nın onlara ilham verdiğini söyledi. Gezeravcı, öğrencilere uzayla ilgili tavsiyelerde bulunarak uzayın sadece bir hayal olmadığını, çalışarak ve azmederek ulaşılabilecek bir yer olduğunu vurguladı.
“Attıkları adım sıra dışıydı”
Çocukların hayallerini gerçekleştirmek için günümüzde çok fazla imkan olduğuna değinen Alper Gezeravcı, “Cumhurbaşkanımızın vizyonunda Türkiye Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında benim gibi belli bir nesli aşmış insanların hayal bile edemediği, yeni nesil gençlerimize geleceğimizin teminatı olan kardeşlerimize ilerleyen yıllarında yürüyecekleri yollarda ilham kaynağı olacak bir sürece, uzay alanına yönelmeleri konusunda bir hayali gerçek kılma noktasında attıkları adım sıra dışıydı. Bu sürecin içerisinde yüzyıllık tarihimizde fazlasıyla hak ettiğimiz dünyanın ileri düzeyde bilimsel araştırmalar gerçekleştiren ülkeleri arasında yerimizi almamıza vesile olan bu görevi gerçekleştirmiş olmaktan son derece mutluyuz. Şahinbey’de bizi etkileyen bir salonda öğrencilerde buluşmaktan çok mutlu oldum. Sunulan imkanlar çocuklarımızın hayallerini şekillendirdiği bu yaşlarda bir şeylere dokunarak hayallerine kendilerinin belirlemesine imkan tanıyor. Bu setlerle çalışarak geleceğin bilim insanlarının yerini alacak bu kardeşlerimiz. Dolayısıyla bu çağda bir şeyleri zihinlerinde yapamamayı akıllarından silen bir adım bu” dedi.
“Dünya devleri arasında anılacak seviyeye gelmiş durumdayız”
Öğrencileri Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı’yla buluşturan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ise, “Şanlı bayrağımızı uzayda gururla taşıyan Alper Gezeravcı’yı milletimizle birlikte dualarla uğurladık, coşkuyla karşıladık. Bugün de Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezimizde ağırlamanın gururun yaşıyoruz. Teknoloji dünyası, her geçen gün yeni bir adım atarak önemli bir gelişme sağlıyor. Uzay çağındayız. Dünya devleri arasında anılacak seviyeye gelmiş durumdayız. Her gün yeni başarılara, ilklere imza atıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız liderliğinde bugün havada, karada, denizde altın çağını yaşıyor. Ülkemizin 100. yılı kalkınmanın, sürdürülebilirliğin, verimliliğin, üretimin yüzyılı, gençliğin, istikbalin, ülkünün, değerlerimizin, milletimizin yüzyılı olarak şahlanıyor. Bugün meydanlarda kendi teknolojimizin, kendi mühendislerimizin yapmış olduğu yerli ve milli gururumuz olan TOGG aracımız ile varız. Kızıl Elma, İHA, SİHA, Hürjet, Gökbey, Aksungur, Akıncı, Milli Muharip Uçağımız Kaan’la, uzay yolcularımızla varız. Bu gurur hepimizin. Bizler de Şahinbey Belediyesi olarak bilimle yoğrulmuş bir neslin yetişmesine imkan sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Teknofestlerin genç, taze yüreklerine destek veriyoruz” diye konuştu.
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık.” dedi.
Gezeravcı, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerle birlikte olmaktan büyük heyecan duyduğunu ifade etti.
Uzay yolculuğunun başladığı günlere ilişkin anısını paylaşan Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık. Yüz yıllık tarihimizde bu alanda herhangi bir tecrübe imkanı bulamamış olmamıza rağmen insanlı uzay görevlerinde ilk defa gittiğimiz ve vatanımızda insanımızın tecrübelerinden faydalanma imkanımızın olmadığı bir alanda alnımızın akıyla hedef koyduğumuz bütün deneyleri, bütün hedefleri gerçekleştirerek, çok şükür hakkını vererek bu görevi tamamlayıp ülkemize döndük.” diye konuştu.
Ayağının tozuyla sonrasındaki çalışmalara hazırlık talimatı almış
Gezeravcı, bilim misyonları sonuç aşamalarının tahlil ve analiz sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Yıllardır fazlasıyla hak ettiğimiz, bünyemizde bulunan potansiyel gücümüzü tetikleyecek, özgüvenimizin ayağa kaldırmasına vesile olması açısından artık tereddütsüz, kuşkusuz istediğiniz şekilde yürüme şansınız var. 19 Ocak’ta başlattığımız görevi 9 Şubat tarihinde tamamladık. 3 gün sonrasında Türkiye’ye ulaştık. Daha bir haftası geçmeden ayağımız tozuyla girdiğimiz ilk toplantıda verilen talimat, bir an önce bundan sonra yapılacak görevlerin de planlaması yönünde işlem adımlarına başlamamız yönünde oldu.” ifadelerini kullandı.
“Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor”
Gezeravcı, bir öğrencinin, uzay yolculuğu sürecinde yaşadıklarını sorması üzerine, “Atmosfere geliş aşaması, dönüş kısmındaki en riskli bölüm. Gidişte de fırlatma gerçekleştikten sonra maksimum dinamik basıncın yakalandığı bir nokta var. En kritik bölümü teşkil ediyor. Roketin üzerinde yanma ve hızlı katediş ve farklı reaksiyonların gerçekleşmesi neticesinde, üzerine gelen fiziksel şartların maksimum seviyeye ulaştığı an. Yaklaşık 3 ila 55 kilometre arasında bir kısım var. ‘Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor. Eğer tabire karşılık edecek bir şey varsa orası bir kara delik. Bu bölüm kontrolsüz bir bölüm. Hiç kimsenin oraya müdahale etmeye gücü yetmiyor. Kontrollü bir şekilde giriyorsunuz. Kontrolsüz bir bölgenin içinden geçiyorsunuz. O alan içerisine girdiğiniz andan itibaren her türlü dışarıdan iletişim kesiliyor. Hiçbir komut alamıyor, iletişim kurulamıyor.” diye cevap verdi.
Kapsülden kendi çıkmak istemiş
Dünyaya ayak bastığında yaşadıklarına ilişkin Gezeravcı, “Kapsülün dışına çıkmak için normalde iki kişi eşlik ediyor. Diğer iki arkadaşımız onların eşliğinde alındıktan sonra sıra bana geldiğinde, ‘Müdahale etmeyin. kendim çıkmak istiyorum’ dedim. Önce biraz tereddüt ettiler. Rahat bir şekilde çıktığımı gördüler. Dışarıda iki doktorumuz karşıladı.” dedi.
Gezeravcı, astronotluğun zorlu taraflarının sorulmasına ise her mesleğin kolay veya zorlu yanları olduğunu söyledi.
Her meslek dalının biraz daha emek sarf edilmesi gereken yerleri olduğuna işaret eden Gezeravcı, “Niyet ettikten ve bir yola başvurduktan sonra herkes bu işi yapabilir. Hayallerimi bugüne kadar hep engellemiş olmam sebebiyle olmaması gereken en son kişi belki bendim. Yani hayallerime bile almamış bir insan olarak, devletimiz buna imkan verdi, bize yürüyecek bir yolu açtıktan sonra ben olduysam, şu anda bu yaşta sizin hayallerinizi engellemenize gerek yok. Dolayısıyla astronot olmak birçok zor meslek dalını icra eden başka insanlarımızın meslekleriyle eş değer zorluklara sahip. Fiziksel şartları farklı ama nihayetinde uzaydan gelen insanlar değil. Uzaya geçici, gidip dönen insanlar. İçinizden çıkmış insanlar.” diye konuştu.
En keyifli zamanı dünyayı izlemek olmuş
Gezeravcı, görevin en keyifli anlarının ne olduğu sorusuna, “Bize de verilen ödevler, oraya götürdüğünüz 13 tane deneyin tamamlanmasıydı. Çok şükür planlı takvim dahilinde ödevlerimizi, deneylerimizi tamamladık. Kalan zamanda Türkçe’de ‘kubbe’ anlamına gelen, içi de camlarla bezenmiş bütün dünyayı gözleyebildiğim, geceyle gündüzü her 90 dakikada rüya aleminde gibi izleyebildiğimiz bir ortam vardı. Orada geçirdiğimiz zaman dilimi de en keyifli zamandı.” karşılığını verdi.
ISS, 2-3 günde bir Türkiye’nin üzerinden geçmiş
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) dünyayı gözlemlediğindeki duygularının sorulmasına da Gezeravcı, “Yeryüzündeki gördüğünüzde büyülendiğiniz mekanlar oluyor. Bu mekanların tamamını bir arada olduğunu, hepsini aynı anda gördüğünüz anı düşünün. O anın cazibesi, mükemmel bir şey. ISS’nin üzerinden geçtiği bir noktada ülkemizin dünya haritasında bile yerini gördüğümde her zaman heyecanlanmışımdır. Arkadaşlardan ülkesinin üzerinden geçmediği için üzülenler vardı. Ülkemizin üzerinden her 2-3 gün içinde geçiş yaptık. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Kendi ülkesini, güzelliklerini aynı anda tek bir karede görebilmek müthiş bir tecrübeydi.” diye konuştu.
]]>
NASA’dan ayrılıp ABD’den Türkiye’ye dönen Dr. Umut Yıldız, ODTÜ’de “uzay teknolojileri” konusunda dersler vermeye başladı, gelen yoğun talep üzerine seçmeli dersin öğrenci kontenjanı artırıldı.
Umut Yıldız, ODTÜ’deki ilk dersinin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ Fizik Bölümünden teklif aldığını, bunun üzerine Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) üniversiteler dışında çalışan doktora derecesine sahip araştırmacılara ilişkin ek-46 adı verilen düzenlemesi kapsamında ders vermeye başladığını söyledi.
ODTÜ’de öğrencilerle buluşmaktan duyduğu heyecanı dile getiren Yıldız, şöyle devam etti:
“Dersimin içeriği uzay teknolojileri ve enstrümanlar. Derslerimde uzaya gönderilen ve gönderilecek tüm araçların nasıl planlandığını öğrencilerle beraber tartışacağız. Belki birlikte yeni bir uzay görevi de oluşturabiliriz. İnanıyorum ki ODTÜ’deki öğrencilerle çok güzel projeler geliştireceğiz. NASA’da ve diğer kuruluşlarda uzay alanında edindiğim tecrübeleri öğrencilere aktarmayı çok istiyordum. Buradaki öğrencilerin uzay konusunda çok heyecanlı olması ve gelecekte bu alanda kariyer yapmak istemeleri beni çok mutlu etti. Umuyorum daha fazla öğrenciye ulaşırız ve uzayla alakalı çok daha güzel bir geleceği hep beraber kurarız.”
Yıldız, üniversite öğrencilerinin sadece derse girip çıkmalarının yanında kulüplerde farklı projeleri hayata geçirmelerini yıllardır önerdiğini ifade etti.
Öğrencilerin kendi inisiyatifleri ile projelerde çalışıp bir şeyler yaptığında bir fark ortaya koyacaklarını vurgulayan Yıldız, “ODTÜ’de pek çok öğrenci kulübü var, bu kulüplere zaman içerisinde elimden gelen destekler olursa bunu da vermeyi çok isterim.” dedi.
“Uzay misyonları için üniversitelerden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar”
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzayda yaptığı deneylerle ilgili değerlendirmesi sorulan Yıldız, şöyle konuştu:
“13 deneyi öneren üniversite hocalarımız, deney sonuçlarına göre makalelerini yazacaklar ve bilime katkıda bulunacaklar. Gelecekteki insanlı uzay misyonları için de umarım ODTÜ’den ve Türkiye’nin diğer üniversitelerinden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar ve bundan sonra uzaya daha fazla insan götürmemiz için bir motivasyon olur.”
Üniversite öğrencilerinin yorumları
Yıldız, dersin ardından öğrencilerle sohbet etti.
Bazı öğrenciler, daha önce yayınlarından tanıdıkları Umut Yıldız’la ilgili “İyi ki geldiniz hocam”, “Videolarınızı izliyordum, şimdi dersinize girdim çok mutlu oldum”, “Sizin sayenizde ODTÜ Fizik Bölümündeyim”, “Bana NASA logolu arma yollamıştınız, o hala duruyor”, “TEDx konuşmanızda size sürekli soru soranlardan biri bendim” şeklindeki yorumlarını dile getirdi.
ODTÜ bünyesindeki Uzay Takımı öğrencileri ise NASA’nın desteklediği model uydu yarışması CanSat’a hazırlanan öğrencilerin daveti üzerine Yıldız, “Yarışmayı biliyorum, takıma da gelirim, artık beraberiz. Kulüplerdeki öğrencilerimin projeleri için elimden geleni yapmaya çalışırım.” değerlendirmesinde bulundu.
“Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir”
İnşaat mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gökser Pirik, AA muhabirine, “Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir. Derse erkenden geldim, heyecanla bekliyorum. Zaten kendisini sürekli takip ediyordum.” dedi.
Fizik bölümü birinci sınıf öğrencisi Ömer Faruk Altan ise Umut Yıldız’ı fizik ve bilimle ilgilenen her öğrenci gibi kendisinin de lise yıllarından itibaren internet üzerinden yakından takip ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“İnternet sayesinde bilim iletişimi çok gelişti. Hatta fizik okumamda Umut hocanın etkisi olmuştur. Umut hocamızın prestijli üniversitemiz ODTÜ’de ders vermesinden çok mutluyuz. Derse kayıt oldum, hatta bir-iki saat önceden derse geldim ve bekledim. Onunla tanışmak bile yeterli, ondan bir şeyler öğrenmeyi, birlikte bir projede çalışmayı çok isterim.”
Bilgisayar mühendisliği bölümü dördüncü sınıf öğrencisi Mustafa Berentürk de derse kayıt olmadığını, sadece dinlemeye geldiğini belirterek, “Umut hocanın ODTÜ’ye geldiğini herkes biliyor artık. Daha önce fizik yazmayı düşünüyordum, konferanslarına gittiğim Umut hocanın ODTÜ’ye gelmesinden çok mutluyum. Umarım sayesinde yeni Umut hocalar çıkar.” diye konuştu.
Elektrik elektronik mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Yusuf Berkin Güler ise kontenjan bularak dersi seçebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Siyaset bilimi ve kamu yönetimi ikinci sınıf öğrencisi Zeynep Kara da “Umut hocanın NASA’dan geldiğini biliyorum ve kendisini yakından takip ediyordum. Böyle değerli bir hocanın bizim üniversitemizde ders veriyor olması nedeniyle çok şanslı hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu arada, ders seçim süreci devam eden ODTÜ’de açılan Dr. Umut Yıldız’ın verdiği “uzay teknolojileri” dersi için daha önce 20 olan öğrenci kontenjanı, önce 100’e ardından 400’e çıkarıldı.
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, uzay teknolojisi alanındaki çalışmalara devam edilerek, gelecek 10 yıl içerisinde bölgede ve dünyada uzay ekosisteminin önemli oyuncularından biri olunması hedefine doğru kararlı adımlarla ilerlendiğini bildirdi.
Kacır, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Son yıllarda uzay alanında önemli kazanımların elde edildiğini belirten Kacır, 2018’de Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulması ve 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesiyle uzay çalışmalarının ön plana çıktığını vurguladı.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın 19 Ocak’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilerek, ilk kez insanlı uzay operasyonlarında yer alındığını ve bu alanda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını aktardı.
Türkiye’nin uzay çalışmalarında çok sayıda uydu ve roket projesinin bulunduğunun altını çizen Kacır, uydu üretiminde birçok yerli firmayla çalışıldığını ifade etti.
“Yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır”
Mehmet Fatih Kacır, TÜRKSAT’ın haberleşme uyduları ile GÖKTÜRK uzaktan algılama uydularının sabit yörüngede hizmet verdiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Kendi ürettiğimiz TÜRKSAT 6A uydusunun 2024 yılı içinde fırlatılıp yörüngesine yerleştirilmesi planlanmaktadır. 2017 yılında başlanan metre altı çözünürlüğe sahip yerli ve milli ilk gözlem uydusu İMECE Projesi vasıtasıyla ise sıfırdan yer gözlem uydusu ve yer istasyonu alt sistemlerini tasarlayıp üretebilecek kabiliyete sahip ülke konumuna gelinmiştir. Ayrıca gelecekteki gözlem ve haberleşme uydularının yurt içinde üretilmesine yönelik kritik bir altyapı olan Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test Merkezi kurulmuştur. Önümüzdeki dönemlerde küp uydu geliştirme faaliyetlerine devam edilmesi de planlanmakta, uydu itki sistemleri ve diğer alt sistemler üzerine yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır.”
Yerli uyduları uzaya çıkaracak bağımsız ve yerli fırlatma sistemlerinin tasarlanmasına yönelik yurt içi ve yurt dışı ortaklıklar üzerinden çalışmaların sürdüğünü aktaran Bakan Kacır, Milli Uzay Programı kapsamındaki “Ay Projesi” için gerekli yerli ve milli Hibrit İtki Sistemleri, uçuş bilgisayarı ve çeşitli yerli uydu ekipmanlarının tasarımına, geliştirilmesine devam edildiğini bildirdi. Mehmet Fatih Kacır, gözlem ve haberleşme uydu projelerinde elde edilen bilgi ile tecrübenin “Ay Projesi”ne taşınacağını kaydetti.
Uzay Havası Uygulama Merkezi’nin bu yıl içerisinde kurulmasının öngörüldüğünü ifade eden Kacır, yerli ve milli kaynakların verimli, etkin kullanılması amacıyla TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’nin entegre edilerek tek bir ulusal araştırma alt yapısı haline getirildiğini belirtti.
Uzay Kanunu vurgusu
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, uzay farkındalığını artırmak, insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla TEKNOFEST, bilim şenlikleri, kariyer fuarları gibi proje ve etkinliklerde çalışmalar yapıldığını, çeşitli illerde gökyüzü gözlemlerini kolaylaştırmak için “Karanlık Gökyüzü Parkları”nın inşasına başlandığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının programı kapsamında Türkiye Uzay Ajansı tarafından uzay konusunda ihtiyaç görülen alanlarda eğitim almaları için yurt dışına öğrenci gönderildiğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Öncelikli hedeflerimiz, uzaya uydu sistemleri götürebilecek roket sistemleri vasıtasıyla uzaya bağımsız erişim sağlamak ve uzay limanı kurma projesidir. Önümüzdeki dönemde insanlı uzay araştırmaları, uzay keşifleri, uzay istasyonları gibi bütün değer zincirinde daha fazla rol üstlenebilmek amacıyla Türk sanayi ve teknoloji ekosisteminin güçlü şekilde desteklenip yönlendirilmesine devam edilecektir. Bu bağlamda; Türkiye’de uzay alanında uluslararası bir çalıştay düzenlenmesi, TUA’nın uzun vadeli programlar başlatmasına imkan tanıyacak düzenlemeleri kapsayacak bir uzay kanununun TBMM’ye sunulması ve Ankara’da bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulması da planlanmaktadır. Ülkemizin, Milli Uzay Programı kapsamında 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği önemli projeleri bulunmaktadır. Uzay teknolojisi alanındaki çalışmalara yoğun bir şekilde devam edilerek, önümüzdeki 10 yıl içerisinde bölgede ve dünyada uzay ekosisteminin önemli oyuncularından biri olunması hedefine doğru kararlı adımlarla ilerlenmektedir.”
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) sürdürdüğü çalışmalara ilişkin, “Mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.” dedi.
Gezeravcı, Samsun Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleriyle canlı yayın bağlantısı gerçekleştirerek, merak edilen soruları yanıtladı.
“Uzayda olmak nasıl bir duygu?” sorusuna Gezeravcı, şu cevabı verdi:
“Ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşımak şerefine nail olmak, tarif ötesi bir duygu. Sizlerin de benim his ve düşüncelerime paydaş olduğunuzu bilmek, mutlulukların aileyle paylaşıldığında çoğalması gibi deneyimlerimi daha da değerli hale getiriyor. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığıyla bu büyük adımı atan devletimizin, milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Hatta yer çekimsiz ortamda olmasam, ayaklarımın yerden kesildiğini söylerdim ancak bu deyimin mevcut ortamda fiziki bir karşılığı yok.”
Gezeravcı, “Türkiye’nin ilk astronotu olmak sana neler hissettiriyor?” sorusu üzerine, “Çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan ve gelecek nesillerimizin hayallerini, gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan son derece mutluyum. Benim buradaki varlığımdan ziyade, ülkemizin buradaki varlığını temsil etmenin sorumluluğu ağır basıyor. Kendimi milletimizin uzaya erişen eli olarak görüyorum. Ben, aslında geri kalanı yerde olan çok büyük bir ekibin parçasıyım. Biz ekip olarak, siz değerli gençlerin ve gelecek nesillerin göklere baktığında, Türkiye’nin orada da var olduğunu bilmesi için çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
ISS ile ilgili merak edilenleri ise Gezeravcı, şöyle anlattı:
“Dünya yüzeyinden ortalama 400 kilometre yükseklikte, saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla hareket eden bu uzay üssü, düşük yer çekimi ortamında bilimsel deneyler yapılmasına imkan veren bir laboratuvar görevi görüyor. Eş zamanlı dünyayı gözleyebildiğimiz insanlı yapay bir uydu niteliği de taşıyor. İstasyon yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. 74 metreye 110 metrelik ölçüleriyle bu istasyon, insanoğlu tarafından bugüne kadar uzayda inşa edilmiş en büyük yapı. Ağırlığı yaklaşık 420 ton. Burada devletler bilimsel alanda çalışmalar gerçekleştiriliyor. İnsanlığın barışçıl ve iş birliği içinde geleceğini şekillendirdiği bir anıt niteliğinde diyebiliriz.”
Uzaya uyum eğitimleri
ISS’e uyum sağlayabilmek için hangi aşamalardan geçtiği sorusu üzerine Gezeravcı, “Öncelikle, görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç odası ve santrifüj eğitimleri aldık. Ardından, fırlatmanın gerçekleştirileceği Falcon-9 roketi ve üzerindeki Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve olası acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri tamamladık. Bu kısım çok önemliydi. Nitekim, olası acil durum senaryolarının çeşitlendirilebileceği yüzlerce farklı senaryo kombinasyonu mevcuttu. Uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini, Türk bilim insanlarının da katılımlarıyla kendi ülkemizde tamamladık. Son olarak, görevin sonunda dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryolarını çalıştık. Bu tür durumlarda hayatta kalma eğitimleri aldık.” ifadelerini kullandı.
Yer çekimsiz ortamda “bir konumda sabit şekilde durabilme”nin zor olduğunu ancak “havada uçarcasına hareket ederken kendisini çok rahat hissettiğini” vurgulayan Gezeravcı, “Çelik kanatlarım olmaksızın, bir kuş gibi gerçekten serbest ve özgür hissediyorum.” dedi.
Dünyaya dönüş rotası
Gezeravcı, görev sonrası nereye iniş yapacaklarına ilişkin de şu bilgiyi verdi:
“Dragon kapsülü, görev dönüşü suya iniş yapmak üzere tasarlanmış bir uzay aracı. Planlı inişimiz, Florida eyaletinin doğusundaki Atlas Okyanusu ve batısındaki Meksika Körfezi’nde yer alan toplam 7 potansiyel iniş noktasından birisine olacak. İnişe karar verilen gün ve saate ilişkin fırlatma öncesinde yapılan istatistiki değerlendirmeler güncel bilgiler ışığında gözden geçirilerek karar veriliyor. Meteorolojik bilgiler, dalga yükseklikleri ve bunun gibi iniş planlamasında etkili olan birçok faktörün, planlanan iniş zamanındaki durumuna göre iniş noktasına karar vermek gerekiyor. Tüm bu bahsettiğim detaylar, planlı iniş için geçerli. Bir de plansız inişler var ki bu beklenmeyen durumlarda, acil durum senaryoları devreye giriyor. Bu tür bir durumda, dünya üzerinde meteoroloji ve arama-kurtarma şartları açısından değerlendirmesi yapılmış, risk faktörleri minimize edilmeye çalışılmış herhangi bir noktaya iniş gerçekleşebilir.”
Yer çekimsiz ortamın deneylere faydası
ISS’de yaptığı deneyleri değerlendiren Gezeravcı, deney konularının malzeme bilimi, biyoloji, fizik, tıp ve genetik alanlarında farklı disiplinlerde araştırma konularını içerdiğini bildirdi.
Gezeravcı, “gMetal” deneyinde kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklarla akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yer çekiminin etkisini, radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisini, yer çekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkilerini araştırdıklarını anlattı.
MİYOKA deneyinde ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretimi teknolojisini test edeceklerini aktaran Gezeravcı, PRANET deneyinde ise propolis maddesinin etkilerini inceleyeceklerini söyledi.
Gezeravcı, tüm bu deneylerden elde edilen verileri dünyaya geri getirerek, bilim insanlarına teslim edeceğini, değerlendirme sonrası Türkiye’nin uzaydaki ilk bilimsel araştırmalarının sonuçlarının elde edileceğini dile getirdi.
Dünyadaki yer çekiminin biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçlere etkisine değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Bu etkiyi ortadan kaldırdığımızda, hücrelerin iletişim şekilleri ve maddeleri oluşturan kristal yapıların oluşumu gibi hassas süreçler de farklılaşıyor. Bilim insanlarının kanser, virüsler, genetik bozukluklar ve kalp hastalığıyla bağlantılı anahtar proteinlerin kristal yapılarını incelemelerini zorlaştırıyor. Oysa bu istasyondaki mikro yer çekimi ortamında bu kristalleri incelemek, bir tümörün nasıl geliştiğini analiz etmek ve bununla mücadele edecek yeni bir ilaç yapmak için araştırma yapmak mümkün. Dolayısıyla, mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.”
Yeni fotoğraflar paylaşacak
Gezeravcı, “Uzaydan dünyayı izlemek nasıl bir duygu?” sorusuna yönelik de şu değerlendirmede bulundu:
“Tek kelimeyle harika. Bu görüntü, uzay boşluğundaki yaşam alanımızın eşsiz değerini derinden hissetmeme ve bu güzelliği muhafaza etmek için elimden geleni yapmam gerektiğini bir kere daha idrak etmeme vesile oluyor. Gezegenimizi korumak için biz de ülke olarak yeşil ve temiz enerji üretimi projelerine odaklanmalıyız. Buradan uzaya baktığımda Güneş’in sınırsız kaynağını görüyorum. Bu kaynağı dünya üzerinde çok sınırlı bir şekilde kullanabiliyoruz. Yeterince uzaklaştığınızda, tüm dünya sizin yuvanız oluyor. Şehirleri, ülkeleri, dağları, okyanusları ve üzerindeyken sanki birbirinden ayrı ve farklıymış gibi görünen tüm ayrıntılarıyla onun aslında tüm insanlığın yuvası olduğunu fark ediyorsunuz.”
Karanlık evrene baktığında uçsuz bucaksız bir boşluğa bakıyormuş gibi hissettiğini belirten Gezeravcı, “Galaksiler ve yıldızlarla süslenmiş bir boşluk bu. Galaksilerin ve yıldızların büyüleyici görüntülerini gördükten sonra, evrenin sırlarının keşfinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Gezeravcı, uzaydan fotoğraf paylaşmanın da görevinin bir parçası olduğunu belirterek, öncelikle bilim insanlarının ihtiyaç duyduğu, deneylerle ilgili fotoğraf ve videoları çektiğini ifade etti.
Uzay istasyonu içinde çekimler yapmaya çalıştığını vurgulayan Gezeravcı, “Sizler için dünyanın fotoğraflarını çekiyorum. Dünya’mız okyanuslarının maviliğiyle, bulutlarının beyazıyla ve daha birçok rengiyle çok fotojenik bir gezegen, bunların fotoğrafları sizinle yakın bir süreçte buluşacak.” diye konuştu.
]]>
Hava ve Uzay Hukuku Uzmanı Doç. Dr. İlyas Gölcüklü, Türkiye’nin uzay yarışında öncü olması için iç mevzuatını oluşturmasının şart olduğunu belirterek, “‘Ulusal ve Ticari Uzay Programları Kanununu ya da Ticari Uzaya Fırlatma Kanunu’gibi kapsamlı bir Uzay Kanunu yapılmalı. Akabinde mutlaka özel sektörün de uzay yarışına teşvik edilmesi gerekliliğini vurguladı” dedi.
Türkiye’nin uzay yarışında hak ettiği payı almak için çalışmalarına hız verdiği ve uzay çalışmalarının sistematik olarak yürütülmesi bakımından Türkiye Uzay Ajansı’nın (“TUA”) kurulması önemli bir aşamaydı. Nitekim bunun önemli bir sonucu olarak ‘insanlığın ortak keşif alanı’ olan uzayda, Türk vatandaşımız Sayın Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na (“ISS”) bir takvim çerçevesinde çeşitli çalışmalar yürütmek üzere gitmiş olması, Türkiye için ortak bir gurur ve mutluluk vesilesi oldu. Konuyla ilgili hususların altını çizen Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Hava ve Uzay Hukuku Uzmanı Doç. Dr. İlyas Gölcüklü, Türkiye Cumhuriyeti’nin bununla yetinmeyerek bir sonraki adıma hazırlık yapması ve mutlaka uzay hukukuna dair iç mevzuat temelini de güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede Ulusal ve Ticari Uzay Programları Kanununu ya da Ticari Uzaya Fırlatma Kanunu gibi kapsamlı bir Uzay Kanunu yapılmasını önererek, akabinde mutlaka özel sektörün de uzay yarışına teşvik edilmesi gerekliliğini vurguladı. Yakın zamanda Azerbaycan’ın kendi ulusal uzay kanununu yapmış olmasının da bu konuda iyi bir örnek olduğunu belirtti.
Hukuki bir zemine oturması neden önemli
Doç. Dr. İlyas Gölcüklü, “istikbal göklerdedir” sözünün haklılığını teyit eden güncel gelişmelere dayanarak, “ABD bu tür işlerin hukuki altyapısını yıllar önce oturttu. Bu nedenle özel bir şirket olan SpaceX, sadece kendi ülkesinde değil Türkiye dahil yabancı ülkelerdeki uzay çalışmalarına da yön verir durumda” dedi. Bu yolculuktan geri kalmamak için sadece bu tür bilimsel çalışmalar için değil, uzay turizmi kapsamında da ISS ziyaretlerinin mümkün kılındığını anlattı. Gölcüklü, milli gurur yaşadığımız bu gelişmede dikkat çeken önemli detaylara işaret ederek hukuki alt yapının neden önemli olduğunu şöyle açıkladı:
“Ticari şirketlerin uzay çalışmalarına dahil olabileceğini düşünmeden yapılmış Birleşmiş Milletler antlaşmaları ve düzenlemeleri var. Bunlar artık yeterli olmuyor. Bu nedenle Türkiye’nin de bu adımlarla yetinmeyerek özellikle ABD’de yapıldığı üzere Ulusal ve Ticari Uzay Programları Kanunu ya da Ticari Uzaya Fırlatma Kanunu gibi kapsamlı bir Uzay Kanunu yapması ve bu düzenleme kapsamında mutlaka özel sektörün de uzay yarışına teşvik etmesi gerekiyor. Söz konusu şirketlerin teknoloji ve uzay araçları üretecek, know-how ve bilimsel birikimleriyle Türkiye’nin uzay hedeflerine katkıda bulunacak şekilde uzay yarışına dahil edilmesi önemlidir. Nitekim şu anda SpaceX, Blue Origin gibi şirketler hem gücünü bu hukuki altyapıdan ve desteklerden alıyor hem de yaptıkları özel sektör çalışmalarıyla kanuni düzenlemelerin şekillenmesinde önemli rol oynuyorlar” dedi.
Altınbaş Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlyas Gölcüklü gerek TUA’nın kuruluşu gerek Türk vatandaşımız Sayın Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) belirli çalışmalar yürütmek üzere gönderilmiş olmasının, Türkiye Cumhuriyeti adına çok önemli adımlar olduğunu kaydetti. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay hukuku alanındaki yol haritasının da en kısa zamanda belirlemesi gerekliliğinin altını çizdi. Gölcüklü son olarak bu tür bir yol haritasıyla, Türkiye’nin ancak bu şekilde uzay yarışından salt hizmet alan değil hem Türk vatandaşlarına ve hem de yabancı devletlere hizmet veren öncü konumda bir güçlü devlet statüsüne erişebileceğini ifade etti. – İSTANBUL
]]>
Son 10 yıldır Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nde (NASA) çalışan astrofizikçi Umut Yıldız, Türkiye’ye dönerek çalışmalarına orada devam etme kararı aldı. Uzay alanında Türkiye’deki gelişmelerden dolayı heyecanlandığını belirten Yıldız, “Burada şu ana kadar yapılandan çok daha büyük planlar var. Bu gelişmelere kayıtsız kalmak istemedim” diyor.
Yıldız, astrofizikçi olarak ve derin uzay iletişimi alanında çalıştığı NASA’dan ayrılarak Türkiye’deki Plan-S şirketinde çalışmaya başlıyor.
Bundan iki buçuk yıl önce, şirketin kuruluş aşamasında Türkiye’ye davet edilen ve sonraki aylarda sürekli gelişmelere dahil olan astrofizikçi, “Bu süreçte sisteme adapte olmaya başladım. Bu iki buçuk sene içerisinde uzaya beş tane uydu gönderdik. Normal şartlar altında bu; bütçe, mühendislerin ayarlanması, bürokratik işer gibi sebeplerden kolay değildir. Dünyada fazla eşi benzeri yok” diyor.
Yıldız, bunu yapan insanların uzayla doğrudan ilgili olmadığını ancak Türkiye’nin en iyi elektronik, bilgisayar, iletişim mühendislerinin bir araya gelerek bunları başardığını ifade ediyor:
“Türkiye’nin bu potansiyeli bir anda doğru yere kanalize olduğunda, çok güçlü bir şekilde iş yapabileceğimizi gördük.”
Türkiye’nin uzay yolculuğu
Yıldız, bir süredir uzayla alakalı çalışma yapan, TÜBİTAK Uzay, TAI, ASELSAN gibi kurumlara dikkat çekiyor ve buna sivil uzay şirketlerinin de katılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye’nin ilk Türk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesi, Ay programı, navigasyon uyduları gibi farklı projeleri olan bir milli uzay programı var.
Yıldız, bu projelerin hayata geçirilmesi için gerekli irade ve bütçenin sağlanması gerektiğini söylüyor:
“Bence şimdiden daha da ileri projelerin ortaya çıkması lazım. Ay projesi var evet. Ama örneğin şimdiden Mars’a gidecek bir projenin de en azından dillendirilmesi gerekiyor.
“Düşünsenize bugün bir ortaokul öğrencisi 10 sene, 15 sene sonra Mars’a gidecek aracın fikrini duysa, ‘bu aracı ben yapmak istiyorum’ ya da ‘onun verilerini ben kullanmak istiyorum’ der.”
Türkiye uzay yarışında nerede?
Uzay konusunda çok gelişmiş ve biraz daha az bütçeli ülkelerin ardından grafiğin bir anda aşağı düştüğünü, burada “hiçbir şey yapmayanlar ya da çok az şey yapanlar” olduğunu belirtiyor Yıldız.
Ona göre, Türkiye ise ortada; ne çok gelişmiş ne de çok düşük konumda.
“Özellikle ülkenin bir programı olduğu için, bu program dahilinde bir şeyler yapabiliriz, ben burada gelecek görebiliyorum” diyen Yıldız şunları ekliyor:
“Türkiye’de bugüne kadar bütün TÜRKSAT uydularını hep dışarıda yaptırmıştık ve Türkiye’de yapılmasına destek olmak için mühendislerimiz dışarıya gitmişlerdi. Şu anda örneğin TÜRKSAT 6A Türkiye’de yapılıyor.
“Bunun yanında özellikle benim şu anda geldiğim uzay şirketinin uydularının yüzde 95’i Ankara Bilkent CYBERPARK’taki merkezde yapılıyor.
“Sadece bu şirket bile önümüzdeki yıllar içerisinde uzaya birkaç yüz uydu gönderecek. Bunların hepsinin Türkiye’de yapılıyor olması çok büyük bir şans ve biz bunu yapabilecek insanlara sahibiz.”
‘Bu büyük riski alan iş insanları var’
Yıldız, uzay teknolojileri sektörünün her zaman devletlerle başladığını ancak daha sonra özel uzay şirketlerinin kurulduğunu ve devletlerin geri çekilmeye başladığını belirtiyor:
“Örneğin şu anda Amerika, özellikle roketler, uzaya ulaştırma işini özel şirketlere verdi. Özel şirketlerle bürokratik engeller ya da gecikmeler azalıyor.
“ Elon Musk, SpaceX’i kurduktan sonra sürekli bir yerlerden imza beklese, çok daha uzun yıllar sürebilirdi bugünkü konumuna ulaşması.”
Bu nedenle özel şirketlerin desteklenmesi gerektiğini belirten Yıldız’a göre, Türkiye’de de uzay şirketleri desteklenmeli çünkü bu projeler çok büyük risk gerektiriyor. Ancak bu riski alan Plan-S gibi şirketler olduğunu ekliyor.
Yıldız Türkiye’de aynı zamanda INFINIA şirketi ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde bilim merkezlerinin yapılması için çalışmalarda bulunacak.
“Benim diğer amaçlarımdan bir tanesi de Türkiye’de bilim merkezleri yapmak, yaptırmak, inşa edilmesine katkıda bulunmak” diyor.
]]>
GEZERAVCI, MUŞLU ÖĞRENCİLERİN PROJESİNİ UZAYDA TEST EDECEK
Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğu Muş’ta ayrı bir önemle takip edildi. Pranet projeleri uzayda test edilecek Muşlu öğrenciler, aileleriyle birlikte Türkiye’nin ilk uzay yolcusu astronot Alper Gezeravcı’nın fırlatma törenini dev ekranda canlı izledi.
Gece saat 00.49’da ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Üssü’nde düzenlenen fırlatma işlemini, Muş Valisi Avni Çakır, beraberinde Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Muş Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, öğretmen ve projeleri uzayda test edilecek öğrenci ile aileleri Muş Bilim ve Sanat Merkezi’nde izledi. Öğrenci Zeynep Nehir Çamlıca, Dilşah İmran Avcı ve Baver Bedirhan Bingöl’ün öğretmenleri Birsen Geçer ile hayata geçirdikleri ‘Propolisin Antibakteriyel Etkisi’ (PRANET) projesinin uzayda test edileceğinin mutluluğunu yaşıyor.
‘MÜTHİŞ BİR GURUR’
Canlı olarak izledikleri fırlatma anının ardından gazetecilere açıklama yapan Muş Valisi Avni Çakır, “Tabi biz de bu anlamda iki kat daha heyecanlıyız. Türkiye’nin insanlı başlayan uzay misyonunda biz de Muş’ta Bilim ve Sanat Merkezi’nde 3 tane öğrencimizin öğretmeniyle birlikte hazırlamış oldukları PRANET deneyi ile bu misyona büyük bir katkı vermenin onur ve gururunu yaşıyoruz. Bildiğiniz gibi Türk astronotumuz tarafından uzayda 13 tane deney yapılacak. Bu deneylerden bir tanesi de buradaki çocuklarımız tarafından hazırlandı. Bu deneyi aynı zamanda Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlardan seçilen tek deney. Bu da bu deneyin başarısını çok güçlü bir şekilde de ortaya koyan bir sonuç. Neticede müthiş bir gurur. Bize bu gururu yaratan, yaşatan öğrencilerimizle, öğretmenleri ile velilerimizle gurur duyuyoruz. İnşallah Muş Bilim ve Sanat Merkezi ve diğer bağlı kurum ve kuruluşlarıyla Türkiye’nin böyle marka projelerine inşallah biz de ilerleyen süreçlerde katkılar vermeye hep beraber devam edeceğiz. Başta astronotumuz Alper Gezeravcı’ya ve diğer astronot ekibin uzaydaki görevlerinde başarılar diliyorum. İnşallah kazasız belasız görevlerini tamamlayıp dönerler. Tekrar öğrencilerimiz, öğretmenlerimizi ve idarecilerimizi tebrik ediyorumö diye konuştu.
‘BİZE AYRI BİR GURUR VERİYOR’
Deneylerinin uzayda denenmesinden ötürü heyecan duyduklarını anlatan öğrencilerden Baver Bedirhan Bingöl, “Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu çerçevesinde uzaya gönderilen Türk astronot Alper Gezeravcı, bugün uzaya gönderildi. Uluslararası uzay istasyonunda 13 deney denenecek. Bu deneylerden bir tanesi de bizim yapmış olduğumuz PRANET adlı deney. Deneyimiz uluslararası uzay istasyonunda denenecek olmasından gurur duyuyoruz. Deneyimizin sonuçlarını merakla bekliyoruzö dedi.
Baver Bedirhan Bingöl’ün babası Ekrem Bingöl de, “Ülkemiz tümüyle heyecan duyarken biz veli olarak oğlumun ekipte yer alması münasebetiyle herkesten daha fazla heyecan yaşadım. Çok gurur duydum. İnşallah uzaya giden ilk astronotumuz bütün deneylerini başarılı bir şekilde sonuçlandırıp ülkemize dönecek. Verdiği emeğe çok yakından tanık olduğum oğluma ekipteki arkadaşlarına başarılar diliyorumö ifadesini kullandı.
‘DENEYİMİZ, UZAYA FIRLATILDI’
projelerinin uzayda denenecek olmasından dolayı mutluluk duyduklarını ifade eden öğrencilerden Dilşah İmran Avcı ise, “Uzayda gerçekleştirilecek PRANET deneyimiz az evvel uzaya fırlatıldı. Alper Gezeravcı’yı taşıyan roketle birlikte deneyimiz de uzaya gönderildi. Biz de buradan canlı bir şekilde izledik. Çok mutlu ve gururluyuz. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu canlı bir şekilde izledik ve gurur duyduk” dedi.
]]>
Türkiye’nin uzay yolculuğu başladı: İstanbullular Taksim Meydanı’nda canlı izledi
İSTANBUL – Türkiye’nin uzay yolculuğu Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı SpaceX’e ait uzay aracının Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatılması ile başladı. Taksim Meydanı’na kurulan dev ekranda fırlatma canlı olarak yayınlanırken İstanbullular da geri sayım eşliğinde canlı yayını izlediler.
Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu SpaceX’e ait uzay aracı NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatıldı. Günlerdir beklenen fırlatmayı izlemek isteyen vatandaşlar için ise Taksim Meydanı’na dev ekran kuruldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın meydana kurduğu dome çadır adı verilen kubbeli planetaryumun önünde fırlatmayı izlemek için bekleyenler fırlatma saatine kadar temel eğitimleri de izledi. Saatler 00.49’u gösterdiğinde ise heyecanlı kalabalık da son saniyelerde geri sayıma eşlik etti.
Fırlatmayı izleyen coşkulu kalabalıktan Mehmet Hasan Tokgöz duygularını anlattı,
“Kendisini canı gönülden tebrik ediyorum ve kendisiyle bütün Türk milleti adına gurur duyuyoruz. Türkiye’mizi temsil edecek. Dilerim ki inşallah kendi araçlarımızla çıkmak nasip olur. Çok güzel bir duygu. Çok güzel bir his. Hepimiz burada birleştik, onu izliyoruz. Gururla, mutlulukla ve heyecanla. Başka diyecek bir şey yok. Heyecanla o saatin gelmesini bekliyoruz. İnşallah daha güzel günleri göreceğiz.” dedi.
Fırlatmayı izlerken duygulanan bir kadın vatandaş ise şunları söyledi, “Ayağına taş değmesin ama benim düşüncelerim çok farklı. Aşırı gurur duyuyorum. Elim ayağım titriyor şu an. Nasıl diyeyim, ifade edecek gibi değilim. Vakit doldukça ben heyecanlanıyorum. Bunun devamı gelecek. Türkiye ile gurur duyuyorum.” dedi.
Yetkin Altıntaş ise şu sözleri söyledi, “Şu anda onun Türkiye Cumhuriyeti ve Türk insanları adına çok gururlu olduğunu düşünüyorum. Bizim içimizdeki şu gururu kendisinin de yaşadığına inanıyorum. Gururlu bir şekilde geldik. Şu anda buradaki ekrandan izleyeceğiz. İnsanlarla beraber bu coşkuyu yaşamak istedik. Mutluyuz, gururluyuz. İlk defa bir Türk uzaya çıkıyor. Hayırlısı olsun. İnşallah sağ salim gider gelirler.” dedi.
Engin Tugay fırlatmayla ilgili duygularını ifade etti, “Kendi adıma çok gurur verici bir şey. Hangi görüşten olursak olalım hiç fark etmez. Sonuçta bizden birisi uzaya çıkacak. Bizim için gerçekten mutluluk verici.” ifadelerini kullandı.
Heyecanla fırlatmayı izleyen Çağatay Aksoy,
“Bu arkadaşın ellerini değil ayaklarını öpüyorum. Çünkü şu anda Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk bayrağını uzaya taşıyor. Çok mutluyuz, huzurluyuz, bu güzel günleri bizlere yaşattıkları için.” sözlerini sarf etti.
Muhammed Cemil Yaman ise şunları ifade etti,
“Gururluyuz. Çünkü 100 yıl boyunca böyle bir olayın ilk defa gerçekleşmesi ve bizim de bunu görmemiz çok gurur verici bir an. Bu işte emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” dedi.
Şeref Mercan fırlatmayı izledikten sonra duygularını anlattı, “Hayırlı uğurlu olsun öncelikle ülkemiz adına. Çok gurur duydum inşallah bunun devamı gelir. Her alanda bayrağımızı dalgalandımaya devam edeceğiz inşallah.” şeklinde konuştu.
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na yolculuğu, 00.49’da başladı. ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Kennedy Uzay Merkezi’nde düzenlenen fırlatma töreni, vatandaşlar tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Taksim Meydanı’na kurulan çadırdan takip edildi. Taksim’de kurulan çadırda, fırlatma törenini takip edenler arasında İstanbul Valisi Davut Gül, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Gezeravcı’nın serüveni bir video ile tanıtıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleştirilecek çalışmalardan bahsedildi. Gezeravcı ile birlikte ABD ve İspanya’yı temsilen misyon lideri Michael Lopez-Alegria, İtalyan Hava Kuvvetlerinden pilot Walter Villadei ve Avrupa Uzay Ajansı adına katılan İsveçli Marcus Wandt’ın yer aldığı Falcon 9 isimli roketin başarılı bir şekilde fırlatılmasıyla uzay yolculuğu başladı. Falcon 9 roketi, SpaceX Dragon uzay aracıyla birleşecek ve yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gidecek. 4 kişilik mürettebat, ISS’de 14 günlük bir görev gerçekleştirecek. “Message” bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atılacak.
“UZAY MİSYONU BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAK”
ABD’den bağlantı ile mesajlarını ileten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Aziz Türk Milletinin her bir ferdini selamlıyorum. Millet olmak acı ve kederde bir olmak gibi sevinç, heyecan ve coşkuda da bir ve beraber olabilmektir. İşte şimdi tarihi bir gururu hep birlikte yaşıyoruz. Kalbimiz Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile atıyor. Milli gururumuz Alper Gezeravcı’nın uzay aracıyla yapacağı yolculuk ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca gerçekleştirecekleri uzay misyonu bilim dünyasına önemli katkılar sunacak” dedi.
“AY YILDIZIMIZ UZAYDA BULUNACAK”
T3 Vakfı Üyesi Yiğithan Mangır, “Türkiye yüzyılında gerçekten çok önemli bir adımdı. İlk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı şimdi uzayda. Hep birlikte roketin uzaya fırlatılışını izledik. Gerçekten tarihi bir andı. Bununla birlikte mutlaka Türkiye’de ilerleyen süreçte kendi uzay mekiğimizle kendi astronotlarımızı daha fazla uzaya göndereceğiz. Ay yıldızımız uzayda da bulunacak. Teknofest kuşağıyla çalışmalar son hızıyla devam edecek” dedi.
“UMARIM DAHA FAZLASINI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”
Kevser Yörük, “Çok heyecanlıydık. Hep uzaya gitme hayalini kurduğumuz şeyi bugün yaşıyoruz. Hem Türkiye hem de bizim için bir adım olacak. Olanak sağlamak amacıyla yapılan projeler çok önemliydi umarım daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Kendi uzay araçlarını gönderdiğimiz güzel bir Türkiye yılı bizleri bekliyor” sözlerini kullandı.
“TARİHİ ANA TANIKLIK ETMEK MUTLULUK VERİCİYDİ”
Edanur Yavuz ise, “Biz çok heyecanlıydık. Burada az sayıda kişiyle tarihi ana tanık olmak çok mutluluk vericiydi. Aynı şekilde şu anda yalnızca bir Türk gönderildi ama biz yüzlerce Türk’ümüzü yine aynı şekilde uzaya göndermenin mutluluğunu yaşayacağız. Yüzlerce Türk’ün umudunu yeşertecek olan bir olay oldu. O nedenle çok mutluyuz” şeklinde konuştu.
]]>
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugünü hiç unutmayacağız. Türkiye’nin artık bilimde, uzay teknolojisinde, sanayide ve diğer alanlarda nasıl ilerlediğini hep beraber görüyoruz. Türkiye Yüzyılı bilimin de yüzyılı olacak inşallah. Bu yüzyıl çocuklarımızın, gençlerimizin omuzunda yükselecek.” dedi.
Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu SpaceX’e ait uzay aracı, ABD yerel saatiyle 16.49’da (TSİ 00.49) NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatıldı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gezeravcı’nın uzay yolculuğunu vatandaşlarla birlikte Bursa’daki Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) takip etti.
Tarihi ana tanıklık eden Bakan Tunç ve beraberindekiler, uzay aracının fırlatılmasını ve başarılı bir şekilde yol almasını kurulan dev ekranda izledi.
Bakan Tunç, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında Türkiye’nin uzay yolculuğuna çıkan Alper Gezeravcı’nın uzaya gidişini Bursa’da vatandaşlarla beraber izlediğini söyledi.
Türkiye için çok büyük bir an olduğunu aktaran Tunç, “Bugünü hiç unutmayacağız. Türkiye’nin artık bilimde, uzay teknolojisinde, sanayide ve diğer alanlarda nasıl ilerlediğini hep beraber görüyoruz. Türkiye Yüzyılı bilimin de yüzyılı olacak inşallah. Bu yüzyıl çocuklarımızın, gençlerimizin omuzunda yükselecek.” dedi.
GUHEM’in Bursa’nın ve Türkiye’nin bilim yolculuğunda kazandırılan çok önemli bir eser olduğunu ifade eden Tunç, GUHEM’e ilk kez geldiğini ve gurur duyduğunu belirterek buranın Türkiye’ye kazandırılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür etti.
“Türkiye Yüzyılı inşallah bilimin yüzyılı olacak”
Bakan Tunç, Alper Gezeravcı’nın uzayda 13 deney yapacağını belirterek, şunları kaydetti:
“Gezeravcı 14 gün sonra inşallah aramıza dönecek. Türkiye’de onu coşkuyla karşılayacağız ve orada yaptığı deneyleri milletimize anlatacak. Bu ilk olacak ama bundan sonrası artık peşi sıra gelecek. Özellikle uzay teknolojisi alanında çok sayıda bilim insanı ülkemizden yetişecek. Bunu hep beraber göreceğiz. Bugün bu bir başlangıç. Türkiye’nin uzayda kendi ürettiği uyduları var. Haberleşme uyduları var ve sürekli geliştirdiği uyduları var. Savunma sanayi teknolojisinde belli bir noktaya geldik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, onun gösterdiği hedefte hiç durmadan ilerlemeye devam ediyoruz. İşte bugün de bunun en güzel örneğini gördük. Alper’e hayırlı yolculuklar diliyoruz. 14 gün sonra aramıza inşallah sağ salim gelmesine ve orada gördüklerini, yaşadıklarını, yaptığı deneyleri anlatmasını bekliyoruz. Nice uzay yolculukları inşallah. Türkiye Yüzyılı inşallah bilimin yüzyılı olacak, teknolojinin yüzyılı olacak. Gençlerin ve çocukların yüzyılı olacak. Ben tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ülkemizin daha nice başarılara adım atmasını Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.”
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da bugün Türkiye olarak bir gurur yaşadıklarını vurgulayarak, “Allah kısmet ederse kardeşimiz 14 gün sonra tekrar aramıza katılacak ve orada yaşadıklarını bize anlatacak. Bugün bu noktaya gelmemizde Sayın Cumhurbaşkanımızın çok büyük katkıları var. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bakanlarımıza, milletimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Kendimize güvenmemiz lazım. Çok büyük bir şey başardık. Ülkemizin bundan sonra daha güzel şeyleri yapacağın yürekten inanıyorum.” diye konuştu.
Bakan Tunç’a, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Büyükşehir Başkanı Alinur Aktaş ve AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan eşlik etti.
Bakan Tunç, canlı yayın öncesi GUHEM’i gezerek merkezdeki interaktif düzenekleri inceledi, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Bu arada GUHEM’in Gezeravcı’nın uzay yolculuğuyla ilgili Youtube üzerinden yaptığı canlı yayını 300 bin kişi izledi.
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na yolculuğu, 00.49’da başladı. ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Kennedy Uzay Merkezi’nde düzenlenen fırlatma töreni, vatandaşlar tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Taksim Meydanı’na kurulan çadırdan takip edildi. Taksim’de kurulan çadırda, fırlatma törenini takip edenler arasında İstanbul Valisi Davut Gül, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Gezeravcı’nın serüveni bir video ile tanıtıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleştirilecek çalışmalardan bahsedildi. Gezeravcı ile birlikte ABD ve İspanya’yı temsilen misyon lideri Michael Lopez-Alegria, İtalyan Hava Kuvvetlerinden pilot Walter Villadei ve Avrupa Uzay Ajansı adına katılan İsveçli Marcus Wandt’ın yer aldığı Falcon 9 isimli roketin başarılı bir şekilde fırlatılmasıyla uzay yolculuğu başladı. Falcon 9 roketi, SpaceX Dragon uzay aracıyla birleşecek ve yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gidecek. 4 kişilik mürettebat, ISS’de 14 günlük bir görev gerçekleştirecek. “Message” bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atılacak.
“UZAY MİSYONU BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAK”
ABD’den bağlantı ile mesajlarını ileten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Aziz Türk Milletinin her bir ferdini selamlıyorum. Millet olmak acı ve kederde bir olmak gibi sevinç, heyecan ve coşkuda da bir ve beraber olabilmektir. İşte şimdi tarihi bir gururu hep birlikte yaşıyoruz. Kalbimiz Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile atıyor. Milli gururumuz Alper Gezeravcı’nın uzay aracıyla yapacağı yolculuk ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca gerçekleştirecekleri uzay misyonu bilim dünyasına önemli katkılar sunacak” dedi.
“AY YILDIZIMIZ UZAYDA BULUNACAK”
T3 Vakfı Üyesi Yiğithan Mangır, “Türkiye yüzyılında gerçekten çok önemli bir adımdı. İlk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı şimdi uzayda. Hep birlikte roketin uzaya fırlatılışını izledik. Gerçekten tarihi bir andı. Bununla birlikte mutlaka Türkiye’de ilerleyen süreçte kendi uzay mekiğimizle kendi astronotlarımızı daha fazla uzaya göndereceğiz. Ay yıldızımız uzayda da bulunacak. Teknofest kuşağıyla çalışmalar son hızıyla devam edecek” dedi.
“UMARIM DAHA FAZLASINI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”
Kevser Yörük, “Çok heyecanlıydık. Hep uzaya gitme hayalini kurduğumuz şeyi bugün yaşıyoruz. Hem Türkiye hem de bizim için bir adım olacak. Olanak sağlamak amacıyla yapılan projeler çok önemliydi umarım daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Kendi uzay araçlarını gönderdiğimiz güzel bir Türkiye yılı bizleri bekliyor” sözlerini kullandı.
“TARİHİ ANA TANIKLIK ETMEK MUTLULUK VERİCİYDİ”
Edanur Yavuz ise, “Biz çok heyecanlıydık. Burada az sayıda kişiyle tarihi ana tanık olmak çok mutluluk vericiydi. Aynı şekilde şu anda yalnızca bir Türk gönderildi ama biz yüzlerce Türk’ümüzü yine aynı şekilde uzaya göndermenin mutluluğunu yaşayacağız. Yüzlerce Türk’ün umudunu yeşertecek olan bir olay oldu. O nedenle çok mutluyuz” şeklinde konuştu.
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın, 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece 01.11’de ülkenin insanlı ilk uzay misyonu için yola çıkacağını belirterek, “Dün itibarıyla 14 günlük karantina süreci de başlamış oldu.” dedi.
Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki TÜBİTAK Marmara Teknokent’te düzenlenen Yapay Zeka Ekosistem Çağrısı İmza Töreni’ne katılan Kacır, ardından basın mensuplarına açıklamada bulundu.
Kacır, Yapay Zeka 2023 ekosistem çağrısı vesilesiyle programa katıldıklarını belirterek, geçen dönem TÜBİTAK çatısı altında Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Enstitüsünü kurduklarını söyledi.
Yapay zeka alanındaki çalışmaları çok değerli gördüklerini vurgulayan Kacır, özellikle büyük veriden değer üretmeyi amaçladıklarını, böylelikle tarımdan enerjiye, sağlıktan ulaşıma pek çok alanda katma değerli ürünler ve hizmetler geliştirmeye dönük projeleri desteklemeye devam ettiklerini anlattı.
Bu anlamda, üniversitelerin özel sektör firmalarıyla, teknoloji geliştiren startupların, teknoloji girişimlerinin, büyük firmalarla işbirliği projelerine de öncelik verdiklerini dile getiren Kacır, “Bu kapsamda TÜBİTAK Yapay Zeka Ekosistem Çağrılarını sürdürüyoruz. Bugün özel sektör çağrısının ikincisinin imza törenini gerçekleştirmiş olduk. 17 projeye daha 50 milyon liranın üzerinde TÜBİTAK bu vesileyle katkı sunuyor olacak. Önümüzdeki haftalarda özellikle kamudaki büyük verinin yapay zeka geliştiricilerine açılması ve böylelikle katma değerli çözümler geliştirilmesine yönelik kamu yapay zeka çağrımızın sonuçlarını da inşallah açıklayacağız.” diye konuştu.
“Her şey yolunda gidiyor”
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna değinerek, “Dün de NASA saati ilan etmiş oldu. Türkiye saatiyle 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece 01.11’de Alper Gezeravcı, ilk insanlı uzay misyonumuz için yola çıkmış olacak. Dün itibarıyla 14 günlük karantina süreci de başlamış oldu.” dedi.
Gezeravcı’yla her gün haberleştiklerini aktaran Kacır, her şey yolunda gittiğini söyledi.
Kacır, çok uzun bir eğitim ve hazırlık döneminin geride bırakıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Çok kapsamlı eğitimler aldı ilk astronotumuz. Aynı zamanda uluslararası uzay istasyonunda gerçekleştirileceği 13 bilimsel deneyle ilgili de burada Türkiye’de üniversitelerimizde araştırma merkezlerimizle birlikte hazırlıklarını tamamladı. Ümit ediyoruz ki bu yolculuk; hem uluslararası bilim literatürüne önemli katkılar sunacak hem Türkiye’nin uzay çalışmalarında önemli bir merhale, önemli bir kilometre taşı olacak hem de gelecek nesiller için büyük bir ilham kaynağı olacak. Uzay misyonlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İlk insanlı uzay misyonu olarak bu projeyi tanımlıyor olmamız hem geçmişte gerçekleştirmediğimiz bir işi yapıyor olduğumuz için hem de aslında önümüzdeki dönemde devamını getirme iradesine sahip olduğumuz için.”
Milli Uzay Programı’nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılında dünya kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Kacır, Cumhurbaşkanı’nın bu programdaki hedefleri hem Türkiye’ye hem dünyaya duyurduğunu belirtti.
Kacır, bu programın önemli projelerinden birisinin de insanlı uzay misyonunu gerçekleştirmek olduğunu anlatarak, “Böylelikle Milli Uzay Programımızda bir projeye daha imza atmanın da onurunu yaşıyoruz. Ümit ediyorum hayırlısıyla inşallah 14 gün boyunca gerçekleştirilecek bu misyonu tamamlayacağız ve böylelikle Türkiye’nin uzay çalışmalarında bir ilke daha imza atacağız.” ifadesini kullandı.
]]>
Dünyanın önde gelen uzay ajansları, gezegenimizi ve güneş sistemini daha iyi tanıyabilmek, temel sorulara yanıt bulabilmek için karmaşık ve zorlu uzay seyahatleri gerçekleştirdi.
Hindistan, Ay’ın güney kutbu yakınına iniş yaparak tarihe geçti. Çin uzaya ilk sivili gönderdi, NASA’nın Perseverance aracı Mars’ta başarıyla numune toplama görevini tamamladı. Avrupa Uzay Ajansı da Jüpiter’in uydularını keşfetmek için bir göreve başladı.
Aynı zamanda dünyadaki araştırmacılar “mükemmel güneş sistemini” buldular. James Webb Teleskobu da muhteşem görüntüler göndermeyi bu sene de sürdürdü.
Ve 2024’te, insanlar 50 yıl aradan sonra ilk kez Ay’a geri dönüyor.
2023’te uzay araştırmaları alanında yapılan çığır açıcı gelişmeleri derledik.
Perseverance ‘kaya örneği’ görevini tamamladı
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Perseverance uzay aracı, önemli bir dönüm noktasını hayata geçirdi ve kaya numunelerini topladı.
Bu karmaşık görevde Perseverance, depoladığı örneklerin olduğu numune tüplerini belirlenen yerlere bıraktı.
Perseverance ile bir şekilde bağlantı kesilmesi durumunda, bu örnekler Dünya’ya geri getirilecek.
Bilim insanları kaya örneklerini laboratuvarda incelemek üzere Dünya’ya getirmeyi amaçlıyor. Kızıl Gezegen’de yaşam olup olmadığını öğrenmenin en iyi yolu bu.
Perseverance, Jezero Krateri adı verilen 45 km genişliğindeki bir keşif alanında araştırma yapmak için Mars’a gönderildi. Burada milyarlarca yıl önce bir gölün bulunduğu düşünülüyor.
Bilim insanları buradan elde edilecek örneklerin, mikrobik organizmaların kanıtlarının bulunması için de elverişli ortamlar sunduğunu düşünüyor.
50 yıl sonra insanlı Ay seyahati
Senenin en heyecan verici seyahatlerden biri Nisan ayında NASA tarafından duyuruldu.
Artemis 2 olarak adlandırılan uçuşla Ay’a ilk kez bir kadın ve bir siyah astronot da gönderilecek
Kasım 2024’ten önce gerçekleşmesi planlanan fırlatma için Amerikalı astronotlar Christina Koch, Victor Glover ve Reid Wiseman ile Kanadalı astronot Jeremy Hansen seçildi.
NASA Direktörü Vanessa Wyche, dört astronotun da “insanlığın en iyilerini” temsil ettiklerini söyledi.
Artemis 2 görevinde astronotlar Ay’a iniş yapmayacak.
Ay’a seyahat edecek astronotların gelecekte izleyecekleri rotanın test edilmesi gibi bir dizi görev yerine getirilecek.
Avrupa Uzay Ajansı’nın Jüpiter seyahati
NASA’nın insanlı Ay uçuşunu duyurduğu Nisan ayında, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) iddialı seyahati başladı.
Ajans, Jüpiter’in buzlu uydularını incelemek için Ariane-5 adlı uzay aracını Fransız Guyanası’ndan fırlattı.
Roketin Jüpiter’in uydularına ulaşması yaklaşık 8 yıl sürecek.
Bilim insanları, Callisto, Europa ve Ganymede adlı uyduların derinliklerinde okyanuslar olduğunu düşünüyor.
ESA’nın Jüpiter’in Buzlu Aylarını Keşif (Juice) adlı misyonu, Jüpiter’in uydularında mikroorganizmaların yaşamı için gerekli koşulların olup olmadığını anlamayı hedefliyor.
ESA Bilim Direktörü Prof. Carole Mundell, bunun çok çılgın bir fikir olmadığını söylüyor:
“Örneğin Dünya’daki okyanusların dibindeki yanardağlar bile bize bambaşka gezegenler gibi gözükebiliyor. Başka yerlerde de benzer koşullar varsa mikropların yaşamaması için hiçbir neden yok. Biz Juice misyonuyla bu koşulları incelemek istiyoruz.”
Çin uzaya ilk sivili gönderdi
Pekin, Tiangong Uzay İstasyonuna gönderdiği üç astronot arasında ilk kez bir sivil de yer aldı.
Shenzhou-16 uzay aracı, Mayıs ayında ülkenin kuzeybatısındaki Gobi çölünde bulunan Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlatıldı.
Mürettebat Jing Haipeng, Zhu Yangzhu ve Gui Haichao’dan oluşuyor.
Bu üçlü Çin’in yeni tamamlanan Tiangong Uzay İstasyonu’nda Kasım ayından beri bulunan ekipten görevi devralmaları için gönderildi.
Shenzhou-16 mürettebatındaki Beihang Üniversitesi’nden profesör Gui uzay istasyonuna çıkan ilk Çinli sivil oldu. Diğer tüm astronotlar Çin Halk Kurtuluş Ordusu üyesiydi.
Hindistan tarih yazdı
Hindistan Chandrayaan-3 isimli uzay aracı ile Ağustos ayında, Ay’ın güney kutbu yakınına inen ilk ülke oldu.
Bu başarı ile Hindistan, Ay’a yumuşak iniş gerçekleştiren dördüncü ülke oldu.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi inişi canlı yayında takip etti ve ilk yorumu “Hindistan artık Ay’da” oldu.
Rusya’nın aynı amaçla yaptığı uzay seyahati başarısız olmuştu.
Chandrayaan-3’ün hedeflerinden biri, bilim insanlarının gelecekte Ay’da insan yerleşimini destekleyebileceğini söylediği su bazlı buzları keşfetmek.
Mükemmel güneş sistemi bulundu
Astronomlar, Kasım ayı sounda, Dünya’dan 100 ışık yılı uzakta, milyarlarca yıldır değişmemiş 6 gezegenden oluşan bir güneş sistemi keşfetti.
Sistemdeki gezegenlerin hepsi hemen aynı büyüklükte ve yaklaşık 12 milyar yıl önce oluşmalarından bu yana çok az yapısal değişiklik geçirdiler.
Bu da bu sistemin nasıl oluştuğuna ve canlı yaşamı barındırıp barındırmadığına dair çalışma yapma olanağı sunuyor.
Araştırmayı yöneten Chicago Üniversitesi’nden Dr Rafael Luque, bulunan sistemi “mükemmel güneş sistemi” olarak tanımlıyor: “Bu gezegenler, oluşumlarını gözlemlemek için çok ideal çünkü başlangıçları kaotik değil ve oluştuklarından bu yana değişmediler.”
Geçen 30 yılda astronomlar binlerce güneş sistemi keşfetti ama bunlardan hiçbiri gezegenlerin oluşumunu araştırmak için bu kadar uygun şartlar sunmuyordu.
James Webb’ten gelen olağanüstü görüntüler
2022’de uzaya gönderilen James Webb teleskobu, 2023’te birçok ‘ilk görüntüyü’ uzay meraklılarının önüne koydu.
Dünyanın en büyük teleskobunun gönderdiği bir fotoğraf, patlayan bir yıldıza ait en detaylı görüntüye ilişkindi.
Nebula Halkası da Webb sayesinde eriştiğimiz inanılmaz fotoğraflar arasında yer aldı.
]]>