Geçim sıkıntısı yaşayan ve evlerine et alamayan emekli vatandaşların imdadına, Aydın Büyükşehir Belediyesi yetişti. Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Ege Et marketlerinde başlattığı uygulamayla ‘Emekli Kart’larını kullanan vatandaşlar, yüzde 20 indirimle et alabiliyor.
Aydın’da emekli vatandaşların yüzü, Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı yeni uygulama ile güldü.
Uygulama ile ‘Emekli Kart’ sahibi vatandaşlar, Halk Ege Et marketlerinde yüzde 20 indirimle et alışverişi yapabiliyor.
Giderek zorlaşan ekonomik şartlar nedeniyle evlerine et alamayan emekli vatandaşlar, uygulamadan yararlanarak yaklaşan Ramazan ayı öncesinde indirimli et alma imkanı yakaladı.
Aydınlı emekliler, uygulamadan memnuniyetlerini şu cümlelerle paylaştı:
-Erdal Gülle: “2 saat içerisinde kartımı aldım, bugün de geldim 500 liralık et aldım, yüzde 20 indirimle 400 lira para ödedim. Allah razı olsun belediyeden. Çok güzel, mükemmel bir hizmet. Zaten üç seçimdir kazanıyor Özlem Hanım, nereye giderseniz gidin herkes Özlem Çerçioğlu diyor. Bu hizmet emekliler için çok güzel bir uygulama. Ben iki senedir ilk defa bir kasaba et almaya giriyorum.”
-Nevzat Uyar: “Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun çalışmalarını takdirle karşılıyorum, teşekkür ederiz. Ayda bir alacağımıza şimdi 15 günde bir kıyma alma şansımız olacak. Emeklilerimiz mağdur durumda, eziliyor. Bu hizmetten çok memnun kaldım.”
-Salih Yıldız: “Aydın’da böyle fedakar bir başkanımız yetişmiş, ondan çok memnunum. 200 lira ucuza almak ne demek? Bu az bir şey değil. ve ramazan ayı geliyor, bu eti tüketeceğiz. Bu uygulama her yere nasip olan bir şey değil. Televizyonlarda görüyoruz; et satılan bazı kurumlarda çok erken saatlerde 200-300 kişi sıraya girip et almaya çalışıyor. Ben beş dakika içerisinde geldim, aldım ve gidiyorum. Hayatımda Aydın’da 10 tane belediye başkanı gördüm, ama böyle bir belediye başkanı görmedim, görmem de…”
-Tahsin Pehlivanoğlu: “Bu hizmetten çok memnun kaldım. Ramazan ayında ihtiyacım olan eti aldım. Etsiz ramazan olmaz, bugün geldim ve buradan dolu dolu aldım. Bu hizmet emekliler için süper bir hizmet. Emeklilerin durumu çok kötü, et yiyemez duruma düştüler. Tüketenler tüketti, fakat biz eti tüketemedik. Teşekkür ederim, Özlem bacımız sayesinde bu etleri aldık. Bu aldığım eti dışarıda 1500 liraya zor alırdım, şu an 1200 lira. En az 1 kilo et avantajım oldu.”
-Ercan Güngör: “Bu imkanı bize sağlayanlardan Allah razı olsun. Ama bundan 10 yıl önce emekli olan arkadaşlarımın emekli maaşları asgari ücretin üç-dört katıyken şu anda maaşları asgari ücretin çok altında kaldı. Ben yeni emekliyim. Ama aynı zamanda da çalışıyorum. Evim kira olmamasına rağmen emekli maaşımın bana yetmesi mümkün değil. 10 bin lira ile geçinebilecek birisi varsa gelsin alnından öpeyim. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.”
-Hatice Dirik: “Emeklinin hali ortada, çok memnun kaldım. Çoğu insanın evine et çok zor giriyor. Belediyeler sosyal belediyecilik yapmak zorunda. Bu tür projeler çok önemli. Ben avukatlıktan emekliyim. İnsanlar gelip bir dava açacak ücreti bulamıyor, harçlar çok yüksek olduğu için dava açmaktan vazgeçiyorlar. Yaşamak mümkün değil. İnsanlar pazaryerlerinden akşam kalan sebzeleri seçiyor. Ben Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnunum. Aydın sosyal belediyecilik anlamında başarılı bir şehir.”
]]>
Diyarbakır’da kadın astsubaylar, İçişleri Bakanlığınca hayata geçirilen Kadın Destek Uygulamasının (KADES) kullanımını yaygınlaştırmak, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önüne geçmek için kilometrelerce yol katederek, bilgilendirme yapıyor.
İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, kent merkezlerinden en ücra yerleşim yerlerine kadar ulaşarak, kahvehanelerde erkeklerle görüşüp şiddetin önlenmesi için bilgi veriyor.
Şiddete karşı “Sıfır tolerans” ve “Kadına el kalkmaz” sloganlarıyla kanun maddelerine dair erkeklere bilgilendirme yapan kadın astsubaylar, ziyaret ettikleri evlerde de kadınlara şiddet veya cinsel saldırı gibi zor durumlarda KADES uygulamasından nasıl faydalanacaklarını anlatıyor.
Bu kapsamda yola koyulan ekiplerin bir adresi de kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Çüngüş ilçesinin kırsal Atalar Mahallesi oldu.
İlk olarak köy kahvesinde soba etrafında toplanan erkeklere bilgiler veren kadın astsubaylar, onlardan gelen soruları yanıtladı.
Daha sonra da evleri gezen astsubaylar görüştüğü kadınlara broşür dağıttı, telefonlarına indirdikleri KADES programını nasıl kullanacaklarını anlattı.
“Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz”
Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amiri Astsubay Üstçavuş Karanfil Tayfur, AA muhabirine, fabrikalar, tarlalar, kahvehaneler başta olmak üzere her bir noktaya ulaşıp, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin bilinçlendirme eğitimi vermek için azim ve kararlılıkla görev yaptıklarını söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı ve etkin bir başarının elde edilmesi için “Sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Tayfur, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Ayrıca KADES uygulaması, 183 Kadın Destek Hattı ve 112 Acil Çağrı Merkezine ilişkin afiş ve broşürler vasıtasıyla eğitimler veriyoruz. Kadınlarımızın KADES uygulamasını telefonlarına yüklemesini sağlamaktayız.” dedi.
Türkiye genelinde Jandarma Genel Komutanlığınca yürütülen çalışmalarla 5 milyon erkeğe ilgili kanunun ve yaptırımların anlatıldığını dile getiren Karanfil, ziyaretlerde hem erkeklere hem de kadınlara fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet konularında bilgilendirmede bulunduklarını aktardı.
Karanfil, ayrıca sorumluluk bölgelerinde yer alan okullarda öğrencilere ve ailelerine yönelik de kaybolma ve kaçırılma, güvenli internet kullanımı, uyuşturucu ve alkolün zararları hakkında bilgilendirme faaliyeti yürüttüklerini kaydetti.
“Komutanlarımız kilometrelerce yol geldi”
Atalar Mahallesinde çiftçilik yapan Zülfü Kızılelma (58), bu eğitimi faydalı bulduğunu belirterek, “Kadına el kaldırmak acizliktir. Komutanlarımız Diyarbakır’dan kalkıp kilometrelerce yol geldi. Gençlerimiz var, bilen var bilmeyen var. Bu eğitim güzel bir şey.” dedi.
Köydeki gençlerden Gurbet Başkurt, bilgilendirmenin kadınlar için çok önemli olduğunu ifade etti.
Öğrenci olduğunu, il dışında okuduğunu belirten Başkurt, şunları söyledi:
“Dışarda güvende olamayabiliyoruz. Bunun için KADES uygulaması telefonumda kayıtlı. Kendimi güvende hissetmediğim bir durum yaşarsam uygulamayı kullanırım. Köyümüz merkeze çok uzak. Ulaşımı zor olduğu için kimse kolay kolay buraya gelmez diye düşünüyordum. Jandarma ekibimiz buraya geldi. Böyle bir uygulama yaptıkları için çok sevindim. Bu uygulama çok yararlı çünkü burada KADES’i bilmeyen, uygulamadan haberi olmayan çok insan var. Köyümüze geldikleri için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar ve KADES uygulaması çok iyi.”
]]>
Bursa iş dünyasının eğitim ve gelişim platformu BTSO Akademi projesi çerçevesinde, Bursa Yeminli Mali Müşavirler (YMM) Odası iş birliğinde ‘Vergi Usul Kanununa Göre Enflasyon Muhasebesi Uygulaması’ eğitimi düzenlendi. Yeminli Mali Müşavir Abdullah Kiraz’ın sunumuyla gerçekleştirilen eğitime iş dünyası temsilcileri büyük ilgi gösterdi.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), iş dünyasına dönük eğitim programlarına ara vermeden devam ediyor. Enflasyon düzeltmesine ilişkin mefhuma dair çerçeve ve uygulama prensiplerine yönelik farkındalık oluşturmayı hedefleyen ‘Vergi Usul Kanununa Göre Enflasyon Muhasebesi Uygulaması Eğitimi’, BTSO Hizmet Binası’nda düzenlendi. BTSO Akademi ve Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası iş birliğinde gerçekleştirilen programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Bursa Vergi Dairesi Başkanı Hüseyin Erol, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı İhsan Akar ile çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı.
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye ekonomisinin ve üretim şartlarının tüm dünya ile birlikte çetin sınavlardan geçtiği bir dönemde olduklarını kaydetti. Mevcut durumda iş dünyası için en önemli stres kaynağının enflasyon olduğuna dikkati çeken Batmaz, “Ülke olarak enflasyonla mücadeleyi mutlaka kazanmamız gerekiyor. Ekonomi yönetimimiz yüksek enflasyonla mücadeleyi önceleyen bir politika belirlemiş durumda. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye çekme hedefine ilerlerken, ekonomik aktivitenin de devam etmesi büyük önem taşıyor” dedi.
“BTSO Akademi eğitimleri farkındalığı artırıyor”
Enflasyonun finansal verilerde de bozulmalara yol açtığını kaydeden Batmaz, bunun giderilmesi hedefiyle enflasyon düzeltmesi uygulamasının yeniden gündeme geldiğini ifade etti. İş dünyasının beklentileri doğrultusunda enflasyon muhasebesine geçiş için hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Batmaz, “Uygulamaya yönelik gerek iş dünyamızın gerekse de meslek mensuplarımızın merak ettiği birçok husus var. BTSO Akademi projesi kapsamında, TÜRMOB Genel Başkan Danışmanı Yeminli Mali Müşavir Abdullah Kiraz’ın katılımıyla düzenlediğimiz eğitimin bu anlamda bilgilerimizin tazelenmesi açısından faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Finansal tablolar faaliyet sonuçlarını gerçeğe uygun yansıtmıyor”
Bursa YMM Odası Başkanı İhsan Akar, yüksek enflasyonlu ekonomilerde tarihi maliyet esasına dayalı muhasebe sistemlerinden elde edilen finansal tablolardaki bilgilerin işletmelerin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını doğru ve gerçeğe uygun olarak yansıtmadığını ifade etti. Akar, “Enflasyon dönemlerinde, alınan vergiler gerçek kar veya kazanç yerine sermaye üzerinden alınan vergiye dönüşerek işletmelerin öz sermayelerinin azalmasına neden olmaktadır. Bu durumu önlemek için Vergi Usul Kanununun 298. maddesinde finansal tabloların fiyat hareketlerine göre enflasyon düzeltmesine yönelik bir düzenleme yapıldı. Bu seminerde meslek mensupları ve uygulayıcılara enflasyon düzeltmesinin detayları hakkında bilgi vermeyi amaçladık” dedi.
Uygulamaya ilişkin merak edilenler yanıtlandı
TÜRMOB Genel Başkan danışmanı YMM Abdullah Kiraz ise eğitimde Vergi Usul Kanunu uyarınca enflasyon muhasebesine hangi mükelleflerin dahil olduğu, enflasyon muhasebesinin işletmelerin bilançoları üzerine etkileri, enflasyon düzeltmesinin bilanço kalemlerine nasıl uygulanması gerektiği, 2024 yılında kurumlar vergisi matrahına etkisi, uygulamada tereddüt edilen konulara ilişkin bilgilendirmede bulundu. – BURSA
]]>
Sakarya’da evde hemodiyaliz hizmeti başladı
Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”
“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”
SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.
“Bu bizim için velinimet”
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.
“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”
‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.
“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”
Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
]]>
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde (MAKÜ) iki yıldır devam eden proje kapsamında yetiştiriciler, veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri için hayvancılıkta verimi artıracak, kayıpları önleyecek hayvan refahı uygulamalarının anlatıldığı eğitici kitaplar oluşturuldu.
Hayvancılık alanında ihtisaslaşan MAKÜ koordinatörlüğünde, Lizbon ve Milano üniversitelerinden bilim insanları, “Büyükbaş ve Küçükbaş Çiftliklerinde Hayvan Refahı Uygulamalarının Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında Türkiye, İtalya ve Portekiz’deki verimli çiftlikleri inceledi.
Çalışmalar sonucu ortaya çıkan hayvancılıkta buzağı, kuzu ve oğlak ölümleri, döl tutmama, kötü beslenme, sağlıksız barınak, et ve süt verimsizliği gibi sorunları ortadan kaldıracak yeni bilgiler ve yenilikçi uygulamalar, Türkiye Ulusal Ajansı ve Avrupa Birliği (AB) Erasmus programı desteğiyle kitaplaştırıldı.
İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İtalyanca hazırlanan 6 kitapta, veteriner fakültesi ve ziraat fakültelerinde okutulan hayvan refahı dersi için yenilikçi müfredat, süt ve besi sığırı, koyun, keçi ve buzağı yetiştiriciliği ile ilgili refah değerlendirilmesi ve iyi uygulamaları anlatılıyor.
Uluslararası yayın olarak da çıkan kitaplardaki uygulamalar, Burdur Tarım ve Orman Müdürlüğü, Burdur Veteriner Hekimler Odası ve MAKÜ tarafından meslek içi eğitimlerle veteriner hekimlere ve yetiştiricilere anlatılarak yaygınlaştırılacak, bölge ve ülke hayvancılığının gelişiminde ve verim artışı çalışmalarında kullanılacak. Ayrıca MAKÜ’de düzenlenen projenin seminerinde basılan 200 kitap yetiştiricilere ve veteriner hekimlere dağıtıldı.
Proje Koordinatörü MAKÜ Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Elmaz, AA muhabirine, hayvancılıkta basit uygulama hataları yüzünden çok fazla ekonomik kayıp yaşandığını söyledi.
Artık dünyada tüketicilerin hayvan refahı iyi olan çiftliklerde üretilen sağlıklı ve kaliteli ürünleri satın alma eğiliminde olduklarına dikkati çeken Elmaz, iyi uygulama örneklerinin denenmesiyle elde edilen bilimsel verilerle hazırladıkları kitaplardaki tekniklerin uygulanması ve yaygınlaşmasıyla hayvancılıkta kayıpların önlenebileceğini dile getirdi.
Kitapları ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin ve yetiştiricilerin anlayacağı düzeyde sade ve anlaşılır hazırladıklarını vurgulayan Elmaz, “Hayvan refahı alanında dünyanın takip ettiği yeni bilgileri ve uygulamaları ülkemizde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” dedi.
“Akademik dille yazılmadı”
Hayvan refahının iyi uygulamalarıyla hayvancılıkta büyük kayıplara yol açan sorunların ortadan kalkacağını anlatan Elmaz, şöyle konuştu:
“İlk önce ilgili fakülteler için yenilikçi eğitim müfredatı yazdık. İkincisi süt sığırlarının refah değerlendirilmesi ve iyi uygulamalarını ele aldık. Süt sığırı yetiştiriciliğinde barınaktan tutun beslenme teknikleri, yem ve suyun nasıl verileceğine kadar teknik özellikleri vurguladık. Besi sığırlarıyla ilgili refah değerlendirilmesini ve iyi uygulama el kitabını yazdık. Buzağı refahı ve korunmasıyla ilgili kitap. Keçi ve koyun refahı ve iyi uygulamalarını anlatan 6 kitabımız İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İtalyanca olmak üzere saygın bir yayınevi tarafından basılarak yayımlandı. Akademik dille yazılmadı, fotoğraflarla desteklendi. Bu kitapları okuyan yetiştiricilerimiz çiftliklerinde ufak tefek yapacakları dokunuşlarla kayıplarını önleyecek, verim artışı sağlayacak.”
Elmaz, eğitici el kitaplarına yetiştiricilerin, veteriner hekimlerin ve ziraat mühendislerinin şubat sonunda “welfaruminant.org” internet sitesinden ücretsiz olarak ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.
“Sektör açısından önemli bir kaynak”
Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanı Kazım Üstüner de hayvansal üretimin artması bakımından hayvan refahının büyük önem taşıdığını kaydetti.
Günümüzde hayvancılık sektörünün hayvan refahı temelinde ilerlediğini vurgulayan Üstüner, “Çalışmanın kitaplaşmasının sektör açısından önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki Türkiye’deki hayvancılık sektörüne mesafe alması konusunda katkı sunacak.” ifadelerini kullandı.
]]>
Günümüzde, sosyal medya platformlarının kullanıcı verilerini toplaması ve bunları kullanması konusu sık sık dile getiriliyor.
Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak”
-Adalet Bakanı Tunç:
“1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar”
“Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler”
“Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır”
“Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz”
ANTALYA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hakim ve savcı adaylığı döneminin sona erdiğini, artık hakim, savcı yardımcılığı döneminin başladığını açıkladı. İlk sınavların bugün ve yarın gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar” dedi. Bakan Tunç ayrıca, cezaevindeki hükümlülerin Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi ile sorun ve şikayetini aracı olmaksızın, yazılı, sesli ya da görüntülü bir şekilde Adalet Bakanlığına direk ulaştırabileceğini söyledi.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları 12. Yıllık Değerlendirme Toplantısı, Aksu ilçesindeki ATGV Eğitim ve Sosyal Tesisinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın katılımıyla başladı. 23-26 Aralık tarihleri arasında “Türkiye Yüzyılında Ceza İnfaz Sistemi” temasıyla gerçekleşen toplatıda bir konuşma yapan Bakan Zafer Koç, son 21 yılda yapılan reformlarla ceza infaz kurumlarının ulaştığı modern ve çağın gereklerine uygun yüksek seviyeyi görmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi. Bakan Tunç, bununla yetinmediklerini belirterek, “Sürekli daha iyinin peşinde olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı her alanda olduğu gibi Adalet Yüzyılı olsun istiyoruz. Bu anlamda da Adalet Bakanlığı’na düşen tüm kurum ve bağlı ilgili kuruluşlarıyla tüm teşkilatımız adaletin yüzyılı için büyük bir seferberlik içinde çalışmalarını sürdürüyorlar” dedi.
Hakim, savcı yardımcılığı müessesi geliyor
23-24 Aralık tarihlerinde hakimlik ve savcılık sınavlarının başladığını aktaran Bakan Tunç, 800 adli yargı, 100 avukatlıktan geçiş, 100 idari yargı olmak üzere toplamda 1000 hakim v savcı yardımcısı adayının 2 gün boyunca ter dökeceğini söyledi. 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine artık 3 yıl süren hakim, savcı yardımcılığı dönemi olacağını açıklayan Tunç, “Bu yeni bir uygulama. Önceki yargı paketinde yasalaşmıştı, yürürlülük tarihi itibariyle de ilk sınavı bugün ve yarın gerçekleştiriyoruz. Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl süren tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar. Yargısal kararlara imza atmayacaklar ama tecrübeli hakim ve savcılarımıza yardımcı olurken de usta-çırak ilişkisi içerisinde mesleğe güçlü bir şekilde başlamış olacaklar” şeklinde konuştu.
“İnfaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var”
Ceza adaleti sisteminde adaletin tecellisi için soruşturma, kovuşturma ve infaz aşaması olan 3 bölüm aksamadan ilerlemesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, bu 3 aşamayı oldukça fazla önemsediklerini yineledi. Tunç, infaz aşamasında yasalara, mevzuata ve insan onuru ile haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Suçlunun topluma kazandırılması ve toplumu suçtan koruma anlamında hem gerçekleştirilen fiilin bir karşılığı olan yaptırımı, yani cezayı çekmesi, aynı zamanda o cezayı çekerken suçlunun topluma kazandırılmasına yönelik süreçlerin infaz aşamasında gerçekleşmesi, sonrasında da bir daha o kişinin suç işlemesini önlenmesi ve topluma kazandırması anlamında infaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var” dedi.
“Standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık”
Son 21 yılda ceza adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik soruşturma, kovuşturma ve infaz sistemine ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ve uygulanmasına yönelik çok önemli adımlar attıklarını kaydeden Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öncelikle ceza adalet sistemine yönelik temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Türk Ceza Kanunumuz, Ceza Mahkemesi Kanunumuz, Ceza İnfaz Kanunumuz, Kabahatler ve Çocuk Koruma kanunumuz gibi birçok temel mevzuatımızı, günün ihtiyaçlarına uygun hale getirdik, güncelledik. Artık dünyanın en yeni, en çağdaş, hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu temel mevzuat çerçevesinde, alt düzenlemelerle uygulamaları da hayata geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ceza infaz kurumlarına ilişkin faaliyetlerimizi, insan onuruna uygun şekilde, hükümlülerin devlete emanet olduğu düşüncesiyle sürdürüyoruz. İnsana dokunmaya ve insanı kazanmaya odaklanan çağdaş infaz anlayışımızın bir sonucu olarak fiziki şartları yetersiz olan cezaevlerini kapattık. Yerlerine insanı ihtiyaçlara uygun, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, mesleki eğitim merkezlerinin, okulların, iş yurtları marifetiyle üretime yönelik faaliyetlerin olduğu, kütüphanelerle donatılmış çağdaş ceza infaz kurumlarını hayata geçirdik. Bu kapsamda 2002 yılından itibaren standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık. Bundan sonra da ceza infaz kurumlarımızın iyileştirilmesine devam edeceğiz.”
Cezaevindeki hükümlü sorun ve şikayetini aracı olmaksızın direk bakanlığa bildirilebilecek
Bakan Tunç, yenilikçi ve dijital teknolojileri SEGBİS, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP), Bireyselleştirilmiş Personel Eğitim Sistemi gibi uygulamalarla adalet sistemine kazandırmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:
“ACEP Projesi kapsamında yakın zamanda hayata geçireceğimiz, bakanlık iletişim uygulaması, kendimize olan güvenimizi en net şekilde ortaya koyduğumuz uygulama olacaktır. Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler. Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır. Hiçbir aracı olmadan hükümlümüz direk şikayetini bakanlığımıza iletilecek. Bu şikayetler değerlendirilecek, talebin ne olduğuna ve iddiaya bakılacak ve sizlerle istişareler gerçekleştirilecek. Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz.”
Toplantıda geçen yılın değerlendirmesini, uygulamada karşılaştıkları aksaklıkları ve sorunları genel müdürlük yöneticileriyle kurum yöneticilerin bir araya geldiklerini söyleyen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, insanı ve insan onurunu esas alan bir anlayışla haklarında mahkemelerce verilmiş mahkumiyet ya da tedbir kararlarını infaz ettiğimi hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumları içerisinde bulundukları süre içerisinde topluma yararlı bir birey olarak tekrar topluma geri dönmelerini temin etmek ve kurumda geçirdikleri süreyi kayıp zaman olmaktan çıkartarak eğitim ve donanımlarını arttırarak hayata tutumlarını sağlamanın en temel hedeflerin olduklarına vurgu yaptı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç da, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmasında temel amacın hükümlülerin haklarında verilmiş cezalarının çektirilmesinin yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etmenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğunu kaydetti.
]]>
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hakim ve savcı adaylığı döneminin sona erdiğini, artık hakim, savcı yardımcılığı döneminin başladığını açıkladı. İlk sınavların bugün ve yarın gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar” dedi. Bakan Tunç ayrıca, cezaevindeki hükümlülerin Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) ile sorun ve şikayetini aracı olmaksızın, yazılı, sesli ya da görüntülü bir şekilde Adalet Bakanlığına direk ulaştırabileceğini söyledi.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları 12. Yıllık Değerlendirme Toplantısı, Aksu ilçesindeki ATGV Eğitim ve Sosyal Tesisinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın katılımıyla başladı. 23-26 Aralık tarihleri arasında “Türkiye Yüzyılında Ceza İnfaz Sistemi” temasıyla gerçekleşen toplantıda bir konuşma yapan Bakan Zafer Koç, son 21 yılda yapılan reformlarla ceza infaz kurumlarının ulaştığı modern ve çağın gereklerine uygun yüksek seviyeyi görmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi. Bakan Tunç, bununla yetinmediklerini belirterek, “Sürekli daha iyinin peşinde olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı her alanda olduğu gibi Adalet Yüzyılı olsun istiyoruz. Bu anlamda da Adalet Bakanlığı’na düşen tüm kurum ve bağlı ilgili kuruluşlarıyla tüm teşkilatımız adaletin yüzyılı için büyük bir seferberlik içinde çalışmalarını sürdürüyorlar” dedi.
Hakim, savcı yardımcılığı müessesi geliyor
23-24 Aralık tarihlerinde hakimlik ve savcılık sınavlarının başladığını aktaran Bakan Tunç, 800 adli yargı, 100 avukatlıktan geçiş, 100 idari yargı olmak üzere toplamda 1000 hakim v savcı yardımcısı adayının 2 gün boyunca ter dökeceğini söyledi. 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine artık 3 yıl süren hakim, savcı yardımcılığı dönemi olacağını açıklayan Tunç, “Bu yeni bir uygulama. Önceki yargı paketinde yasalaşmıştı, yürürlülük tarihi itibariyle de ilk sınavı bugün ve yarın gerçekleştiriyoruz. Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl süren tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar. Yargısal kararlara imza atmayacaklar ama tecrübeli hakim ve savcılarımıza yardımcı olurken de usta-çırak ilişkisi içerisinde mesleğe güçlü bir şekilde başlamış olacaklar” şeklinde konuştu.
“İnfaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var”
Ceza adaleti sisteminde adaletin tecellisi için soruşturma, kovuşturma ve infaz aşaması olan 3 bölüm aksamadan ilerlemesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, bu 3 aşamayı oldukça fazla önemsediklerini yineledi. Tunç, infaz aşamasında yasalara, mevzuata ve insan onuru ile haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Suçlunun topluma kazandırılması ve toplumu suçtan koruma anlamında hem gerçekleştirilen fiilin bir karşılığı olan yaptırımı, yani cezayı çekmesi, aynı zamanda o cezayı çekerken suçlunun topluma kazandırılmasına yönelik süreçlerin infaz aşamasında gerçekleşmesi, sonrasında da bir daha o kişinin suç işlemesini önlenmesi ve topluma kazandırması anlamında infaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var” dedi.
“Standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık”
Son 21 yılda ceza adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik soruşturma, kovuşturma ve infaz sistemine ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ve uygulanmasına yönelik çok önemli adımlar attıklarını kaydeden Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öncelikle ceza adalet sistemine yönelik temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Türk Ceza Kanunumuz, Ceza Mahkemesi Kanunumuz, Ceza İnfaz Kanunumuz, Kabahatler ve Çocuk Koruma kanunumuz gibi birçok temel mevzuatımızı, günün ihtiyaçlarına uygun hale getirdik, güncelledik. Artık dünyanın en yeni, en çağdaş, hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu temel mevzuat çerçevesinde, alt düzenlemelerle uygulamaları da hayata geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ceza infaz kurumlarına ilişkin faaliyetlerimizi, insan onuruna uygun şekilde, hükümlülerin devlete emanet olduğu düşüncesiyle sürdürüyoruz. İnsana dokunmaya ve insanı kazanmaya odaklanan çağdaş infaz anlayışımızın bir sonucu olarak fiziki şartları yetersiz olan cezaevlerini kapattık. Yerlerine insanı ihtiyaçlara uygun, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, mesleki eğitim merkezlerinin, okulların, iş yurtları marifetiyle üretime yönelik faaliyetlerin olduğu, kütüphanelerle donatılmış çağdaş ceza infaz kurumlarını hayata geçirdik. Bu kapsamda 2002 yılından itibaren standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık. Bundan sonra da ceza infaz kurumlarımızın iyileştirilmesine devam edeceğiz.”
Cezaevindeki hükümlü sorun ve şikayetini aracı olmaksızın direk bakanlığa bildirilebilecek
Bakan Tunç, yenilikçi ve dijital teknolojileri SEGBİS, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP), Bireyselleştirilmiş Personel Eğitim Sistemi (BİPES) gibi uygulamalarla adalet sistemine kazandırmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:
“ACEP Projesi kapsamında yakın zamanda hayata geçireceğimiz, bakanlık iletişim uygulaması, kendimize olan güvenimizi en net şekilde ortaya koyduğumuz uygulama olacaktır. Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler. Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır. Hiçbir aracı olmadan hükümlümüz direk şikayetini bakanlığımıza iletilecek. Bu şikayetler değerlendirilecek, talebin ne olduğuna ve iddiaya bakılacak ve sizlerle istişareler gerçekleştirilecek. Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz.”
Toplantıda geçen yılın değerlendirmesini, uygulamada karşılaştıkları aksaklıkları ve sorunları genel müdürlük yöneticileriyle kurum yöneticilerin bir araya geldiklerini söyleyen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, insanı ve insan onurunu esas alan bir anlayışla haklarında mahkemelerce verilmiş mahkumiyet ya da tedbir kararlarını infaz ettiğimi hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumları içerisinde bulundukları süre içerisinde topluma yararlı bir birey olarak tekrar topluma geri dönmelerini temin etmek ve kurumda geçirdikleri süreyi kayıp zaman olmaktan çıkartarak eğitim ve donanımlarını arttırarak hayata tutumlarını sağlamanın en temel hedeflerin olduklarına vurgu yaptı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç da, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmasında temel amacın hükümlülerin haklarında verilmiş cezalarının çektirilmesinin yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etmenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğunu kaydetti. – ANTALYA
]]>
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bakanlık İletişim Uygulaması”nın altyapı çalışmalarının tamamlandığını belirterek, “Uygulamayla hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın ve bir denetime tabi olmadan, bakanlığımıza doğrudan sesli, görüntülü veya yazılı olarak şikayet ve önerilerini iletebilecekler.” dedi.
Bakan Tunç, Antalya’da Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı (ATGV) Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları Yıllık Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nda, son 21 yılda yapılan reformlarla, ceza infaz kurumlarının ulaştığı, modern ve çağın gereklerine uygun yüksek seviyeyi görmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti.
Ceza adaleti sisteminin, dünyadaki birçok ülkeye örnek olacak düzeyde yetkinliğe ve olgunluğa eriştiğini vurgulayan Bakan Tunç, “Ancak tüm bunlarla yetinmiyoruz. Sürekli daha iyinin peşindeyiz. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı’nı her alanda olduğu gibi ‘Adalet Yüzyılı’ olsun istiyoruz. Bu anlamda da Adalet Bakanlığının tüm teşkilatları Adaletin Yüzyılı için büyük bir seferberlik içerisinde çalışmalarını sürdürüyorlar.” diye konuştu.
“Bakanlık İletişim Uygulaması” hayatı geçiyor
Yenilikçi dijital teknolojileri ceza adalet sistemine kazandırdıklarını belirten Tunç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS), Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP), Bireyselleştirilmiş Personel Eğitim Sistemi (BİPES) gibi uygulamaları ceza adaleti alanında aktif olarak kullandıklarını söyledi.
ACEP kapsamında yakın zamanda hayata geçirilecek “Bakanlık İletişim Uygulaması”nın, kendilerine olan öz güveni en net şekilde ortaya koydukları uygulama olacağını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:
“Uygulamayla hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın ve bir denetime tabi olmadan, bakanlığımıza doğrudan sesli, görüntülü veya yazılı olarak şikayet ve önerilerini iletebilecekler. Bu uygulama, ceza infaz sisteminin geldiği öz güveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır. Uygulamanın altyapı çalışmaları tamamlanmış olup kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz. Hiçbir aracı olmadan oradaki hükümlümüz direkt şikayetini bakanlığımıza iletebilecektir. Tabii ki bu şikayetler değerlendirilecek. Geriye dönüşler yapılacaktır. Nedir bu talep, nedir bu şikayet, nedir işin aslı diye. Elbette ki bu iddialar değerlendirilecek. Bu uygulamayı da önemsiyoruz. Uygulamanın altyapı çalışmaları tamamlandı. Kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz.”
Hakim ve savcı yardımcılığı dönemi başladı
Tunç, 23-24 Aralık tarihlerinde hakim ve savcı yardımcılığı sınavlarının olduğunu belirterek, toplam bin hakim ve savcı adayının iki gün boyunca ter dökeceğini ifade etti.
İki yıl süren hakim-savcı adaylığı yerine bundan sonra üç yıl süren hakim-savcı yardımcılığı döneminin başladığını dile getiren Tunç, şöyle konuştu:
“Bu yeni bir uygulama. Önceki yargı paketinde yasalaşmıştı. Yürürlük tarihi itibarıyla da ilk sınavı bugün ve yarın gerçekleştiriyoruz. Artık hakim-savcı adaylığı müessesesi olmayacak. Hakim-savcı yardımcılığı müessesesi olacak. İki yıl sürmeyecek, üç yıl sürecek. Bir yıl adalet akademisinde ciddi bir eğitim alacaklar. Orada ara sınavları da geçecekler. Sonrasında da iki yıl, tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar. Yargısal kararlara imza atmayacaklar ama tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında onlara yardımcı olurken de usta çırak ilişkisi içerisinde gerçekten güçlü bir şekilde mesleğe hazırlanmış olacaklar. Tabii 2024’te yine bununla bağlantılı olarak bir husus daha yürürlüğe giriyor. O da hukuk mesleklerine giriş sınavı. Hukuk fakültesini bitiren kardeşlerimiz direkt avukatlık stajına artık başlayamayacaklar. Öncelikle bir ön elemeden geçecekler. avukatlık stajı başvurusu için hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması gerekecek. Yine hakim-savcı yardımcıları sınavına girebilmek için de hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması gerekecek. Dolayısıyla hukuk fakültesi eğitimini önemsiyoruz. Müfredatın geliştirilmesi, çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi noktasında çalışmalarımız var. Özellikle başarı sıralamasını 190 binden 120 bine düşürmüştük.Bu anlamda hukuk fakültelerimizdeki eğitim kalitesinin, akademik kadro güçlendirilmesi noktasındaki kararlılığımız, çalışmalarımız da devam ederken, diğer yandan mezun olan kardeşlerimizin öncelikle bir hukuk mesleklerine giriş sınavı, sonrasında avukat olacaksa, hakim, savcı yardımcısı olacaksa, ilgili staj ve sınav süreçlerini takip etmesi gerekecek. Böylece kürsüdeki hakim ve savcılarımızın meslek öncesi daha donanımlı bir şekilde kürsüye hazırlanmasını inşallah sağlamış olacağız.”
“Artık dünyanın, Avrupa’nın en yeni, en çağdaş hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahibiz”
Bakan Tunç, ceza infaz sisteminin amacının, yalnızca suçluyu cezalandırmak değil aynı zamanda suçluları yeniden topluma kazandırmak ve toplumu suçtan korumak olduğunu vurguladı.
Son 21 yılda ceza adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik gerek soruşturma gerek kovuşturma gerekse infaz sistemine ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ve bu mevzuatın uygulanmasına yönelik çok önemli adımlar attıklarını aktaran Tunç, “Öncelikle ceza adalet sistemine yönelik temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Türk Ceza Kanunumuz, Ceza Muhakemesi Kanunumuz, Ceza, Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanunumuz, Kabahatler Kanunumuz, Çocuk Koruma Kanunumuz başta olmak üzere ceza mevzuatımızla ilgili bütün temel kanunlarımızı güncelledik. Artık dünyanın, Avrupa’nın en yeni, en çağdaş hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahibiz.” dedi.
Tunç, 2002 yılından itibaren standartlara uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattıklarını vurgulayarak, Sinop, Diyarbakır ve Ulucanlar’ın bir müze olarak yaşatılmasının ve gelecek kuşaklara gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi.
Fiziki şartların yanı sıra insan kaynağını da güçlendirmeye devam ettiklerini ifade eden Tunç, 2002’de Ceza İnfaz Kurumu personel sayısı 25 bin 407 iken bu sayıyı 77 bin 330’a çıkardıklarını aktardı.
“İnfaz kurumlarında 1 milyon 480 kitap bulunuyor”
Bakan Tunç, ceza infaz kurumlarında okuma yazma, sosyal ve kültürel kurslar, din eğitimi ve mesleki eğitimi alanlarında kurslar düzenlediklerini ifade ederek, 2023 yılında 2 bin 505 kişinin ceza infaz kurumuna girdikten sonra okuryazar hale geldiğini söyledi.
Toplam 59 bin 969 hükümlü ve tutuklunun öğrenimlerine devam ettiğini belirten Tunç, infaz kurumlarında bulunan kütüphanelerde hükümlülerin kullanımına tahsis edilmiş yaklaşık 1 milyon 480 bin kitap bulunduğunu belirtti.
Tunç, hükümlülerin meslek edindirilmesine yönelik faaliyetlere de önem verdiklerinin altını çizerek, tekstilden, mobilyaya, gıdadan tarımsal işletmelere varıncaya kadar birçok alandaki fabrikalar ve atölyelerde 30 bin 548 hükümlünün üretim faaliyetlerine katıldığını, ülke ekonomisine katkı sunduğunu, aynı zamanda meslek öğrendiğini ifade etti.
Konuşmasının ardından Bakan Tunç ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, 2024 yılında emekliye ayrılacak ceza infaz kurumu müdürlerine plaket takdim etti.
(Bitti)
]]>