Üretim – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Mon, 30 Sep 2024 21:35:48 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İbrahim Yumaklı’dan ‘2024 yılı ihracat rakamı’ değerlendirmesi https://www.akittvhaber.com.tr/ibrahim-yumaklidan-2024-yili-ihracat-rakami-degerlendirmesi/ https://www.akittvhaber.com.tr/ibrahim-yumaklidan-2024-yili-ihracat-rakami-degerlendirmesi/#respond Mon, 30 Sep 2024 21:35:48 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/ibrahim-yumaklidan-2024-yili-ihracat-rakami-degerlendirmesi/ İbrahim Yumaklı'dan '2024 yılı ihracat rakamı' değerlendirmesi

AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından Ali Ulvi Kurucu Gençlik Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Buluşmaları Konya Toplantısı’na katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, üretim planlamasının önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Öte yandan Yumaklı, ilk defa tarımsal üretim desteklerinin artık 3 yıllığına ve üretim sezonu açılmadan önce açıklandığını duyurdu.

“FAZLASINI İHRAÇ ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Üretim planlamasına ilişkin konuşan Bakan yumaklı, şu sözleri sarf etti:

Bu ülkeye gelen turistlerin veya diğer misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak, fazlasını da ihraç etmeye devam edeceğiz.

2024 yılı ihracat rakamının 35 milyar dolara doğru gittiğini de buradan belirtmek istiyorum. Tarımsal üretim destekleri artık 3 yıllığına ve üretim sezonu açılmadan önce açıklanmış oldu bu da ilk olarak yapılanların bir tanesi.

Desteklerin nakdi olarak verilmesi uygulamasını tekrar yürürlüğe soktuk. En önemlisi de çoğumuz gençlerimizin ve kadınların, kadın girişimcilerimizin mutlaka ama mutlaka üretimin içerisinde tarımsal üretimin içerisinde olmasını sağlamak adına birçok pozitif ayrımcılık yaptık.

Bunu buradan net bir şekilde söyleyeyim ve bunu da yapmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılının inşasında herkes yorulmak bilmeden gece gündüz çalışacak’ sözüne istinaden çalışarak enerjimizi harcıyoruz.

“BU ÇALIŞMA 2 YILDIR ÇOK İVME KAZANDI”

Bakan Yumaklı, Konya’daki sürdürülebilir tarım hakkında konuşarak şu ifadelerde bulundu:

Konya’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin çok önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu konumunu koruması için suyu merkeze alan bir üretim plan ve AR-GE çalışmaları şart.

Bu nedenle Konya’da diğer bütün Türkiye’mizin illerinde olduğu gibi suyu merkeze alarak bir üretim planlaması çalışması yaptık. Bu çalışma elbette 2 yıldır çok ivme kazandı ya da onun öncesindeki çalışmaları da belki zaman zaman gündeme geldi ama bu konuda bundan önceki dönemlerde gayret sarf etmiş, bu konuya kafa yormuş, emek vermiş bütün bakanlığımıza, bütün bürokrat arkadaşlarımıza da buradan sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum.

Çünkü ben eminim Konya başta olmak üzere diğer bütün illerimizdeki vekillerimizden, teşkilatlarımızdan, üreticimizden o ile ait, o ile dair fikir beyan eden, ileri gelenlerden herkesin eminim katkısı olmuştur. Dolayısıyla bu konudaki başarı Türkiye’nin başarısı olacaktır.

“ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDECEK”

Hayvansal üretim ve su konusuna dikkat çeken Bakan yumaklı, sözlerine şöyle devam etti:

Hayvansal üretimle alakalı da yine Konya’nın çok önemli üretim merkezi olduğunu biliyoruz. Özellikle burada mevcut hayvancılık tesislerinin altyapılarının güçlendirilmesiyle ilgili bundan sonraki dönemde çalışmalarımız devam edecek.

Atıl durumda olanların da aktif hale getirilmesi için özellikle Ziraat Bankası desteklerinin veya kredilerinin ekstradan ilave indirimlerle bunlara sevk edileceğini söylemek istiyorum.

“BİR TARAFTA VAHŞİ SULAMA BİR TARAFTA DAMLA SULAMA”

Konya’ya havza dışından su getirme konusu en önemli başlıklardan bir tanesi. Su konusu kendi içinde hakikaten yerini çok fazla artıran bir konuma gelmiş durumda. Hep söyledik, tekrar söyleyelim bunu.

Su konusu iklim değişikliği başta olmak üzere çok farklı etkenlerle sadece bizim ülkemizin değil Akdeniz başta olmak üzere ülkelerin tamamının bundan sonra yönetmek zorunda oldukları bir sorun.

Yönetmekten kastım ne? Elbette bir iklim değişikliğiyle ilgili konulara direkt etki edemeyeceğiz. Ancak elimizde bir suyu kullanmakla alakalı eğer yapılması gerekenleri yapmazsak çok değil sadece 5-6 sene sonra bugünkü pozisyonumuzdan çok daha farklı ve istemeyeceğimiz sonuçları görebiliriz.

Bir tarafta vahşi sulama bir tarafta damla sulama. Devlet damla sulama yatırımlarının yarısını bunu yapan üreticilerimize veriyor. Sulama kanallarını kapalı sulama sistemlerine çevirmek için bütçesinin büyük bir kısmını harcamaya devam ediyor.
Belediyelerimizin kayıp kaçak oranlarının arttırılması konusunda Ulusal Su Kurulunda başta olmak üzere çok yoğun çalışmalar var.

Sanayimizin kullandığı suyu yani gri su dediğimiz suyu arıtarak tekrar üretim proseslerinde bir daha bir daha mümkün olduğu kadar kullanılmasının da yine suyun yönetiminin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğunu söylemek istiyorum.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)ensonhaber iconÖznur Kaya
Editör

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ibrahim-yumaklidan-2024-yili-ihracat-rakami-degerlendirmesi/feed/ 0
HÜRKUŞ gökyüzünde yaklaşık 5 bin saate ulaştı https://www.akittvhaber.com.tr/hurkus-gokyuzunde-yaklasik-5-bin-saate-ulasti/ https://www.akittvhaber.com.tr/hurkus-gokyuzunde-yaklasik-5-bin-saate-ulasti/#respond Thu, 29 Aug 2024 16:05:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/hurkus-gokyuzunde-yaklasik-5-bin-saate-ulasti/ HÜRKUŞ gökyüzünde yaklaşık 5 bin saate ulaştı

Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından geliştirilen Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ, ilk uçuşunu 11 yıl önce bugün yaptı.

HÜRKUŞ’a geçen sürede birçok milli donanım ve mühimmat entegre edildi. HÜRKUŞ’un silahlı ve silahsız versiyonlarının yanı sıra farklı görevlere yönelik çözümleri geliştirildi.

KAAN İLE ZİRVEYE ÇIKTI

Adını Türk havacılık tarihinin öncü isimlerinden Vecihi Hürkuş’tan alan HÜRKUŞ, daha sonra geliştirilen milli platformların kapısını araladı.

HÜRKUŞ ile başlayan serüvende insanlı ve insansız hava araçlarıyla atılan adımlar, Milli Muharip Uçak KAAN ile zirveye çıktı.

HÜRKUŞ, test, eğitim ve görev uçuşlarında yaklaşık 5 bin saate ulaştı. HÜRKUŞ, geçen sürede önemli yetenekler kazandı ve ihracat başarıları yakaladı.

HÜRKUŞ-C BÖYLE DOĞDU

Türk Havacılık Uzay Sanayii, temel, tekamül uçuş eğitimi ve savaş pilotu harbe hazırlık uçuş eğitimleri arasındaki tüm kademelerde kullanılmak ve zorlu operasyonlarda yakın hava desteği görevlerini yerine getirmek üzere yeni nesil gelişmiş eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRKUŞ’u geliştirdi.

Başlangıçta eğitim uçağı varyantı üzerinde yoğunlaşan çalışmalara, ilerleyen aşamada hafif taarruz ve silahlı keşif varyantı faaliyetleri eklendi.

HÜRKUŞ-C olarak isimlendirilen silahlı varyanta çeşitli mühimmat ve ekipmanlar entegre edildi, başarılı uçuş ve atış testleri yapıldı. Yurt dışında ilgi gören HÜRKUŞ-C, Afrika ülkelerine ihracat başarıları yakaladı.

Şirket ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığının Muharebe Ateş Destek Timi ve ileri hava kontrolörü eğitim faaliyetlerinde kullanılması amacıyla HÜRKUŞ Hava Yer Entegrasyon Uçağı varyantını geliştirdi.

HÜRKUŞ 2’DE SON DURUM

Türk Havacılık Uzay Sanayii, HÜRKUŞ Programı’nda geliştirdiği kabiliyetlerle bir süredir HÜRKUŞ 2 Projesi yürütüyor.

Önemli iyileştirme faaliyetlerini içeren proje kapsamında HÜRKUŞ 2’nin üretimi devam ediyor.

2025 yılında mevcut uçaklardan daha gelişmiş bir temel eğitim uçağının Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor.

Parça üretimi ve uçak üzeri ekipman yerleşimi süren HÜRKUŞ 2’nin üretimi büyük oranda tamamlandı ve yakın zamanda ilk uçuşunu yapması bekleniyor.

HÜRKUŞ’LARIN AFRİKA GÖREVİ

Türk Hava Kuvvetlerinin, HÜRKUŞ-C’ye yurt dışından gelen taleplerin karşılanması sürecinde bir anlamda fedakarlık yapmasıyla 15 uçak, acil ihtiyacı bulunan Afrika ülkelerine ihraç edildi.

Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından çok daha gelişmiş 55 adet HÜRKUŞ 2’nin Türk Hava Kuvvetleri 122’nci Temel Jet Uçuş Eğitim Filosu envanterine kazandırılması amaçlanıyor.

Mevcut ve uzun vadeli yurt içi ve dışı ihtiyaçlar dikkate alındığında silahlı HÜRKUŞ’un oldukça yüksek satış rakamlarına ulaşacağı öngörülüyor.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/hurkus-gokyuzunde-yaklasik-5-bin-saate-ulasti/feed/ 0
Dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC’nin gelirleri yüzde 45 arttı https://www.akittvhaber.com.tr/dunyanin-en-buyuk-cip-ureticisi-tsmcnin-gelirleri-yuzde-45-artti/ https://www.akittvhaber.com.tr/dunyanin-en-buyuk-cip-ureticisi-tsmcnin-gelirleri-yuzde-45-artti/#respond Wed, 14 Aug 2024 23:20:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/dunyanin-en-buyuk-cip-ureticisi-tsmcnin-gelirleri-yuzde-45-artti/ Dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC'nin gelirleri yüzde 45 arttı

Dünyanın en büyük çip üreticilerinden Tayvan Yarı-iletken İmalat Şirketi (TSMC), Apple’ın A serisi ve M serisi işlemcilerinin yanı sıra AMD işlemcilerini üretmesiyle tanınıyor.

Ekran kartları ve güç yönetimi için de çipler üreten TSMC, yüksek talep sayesinde gelirlerini yüzde 45 artırmayı başardı.

TEMMUZDA 7,9 MİLYAR DOLAR GELİR ELDE ETTİ

TSMC’nin temmuz ayı satışları 7,9 milyar dolara ulaştı. Bu da şirketin gelirinin geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 45 oranında arttığını gösteriyor.

Yapay zeka endüstrisi için çiplere olan yüksek talep nedeniyle TSMC’nin kapasite kullanımı da çeyrekten çeyreğe artıyor.

Üçüncü çeyrekte TSMC, gelirlerinde yıllık bazda yüzde 37’lik bir artış bekliyor. Beklenen gelir hacmi ise tam 23,1 milyar dolar.

Artan satışlar ışığında şirket, yıllık gelir tahminini de revize etti. TSMC, geçen yıla göre büyümenin yüzde 20’yi aşacağını öngörüyor.

836.35 milyar dolar piyasa değeriyle dünyanın en değerli 9. şirketi konumunda olan TSMC, kısa süre önce 1 trilyon dolar değere ulaşarak bir basamak yükselmişti.

Talebe yetişemeyen TSMC’nin, üretim süreçlerinde maliyet artışı yapacağı ve bunun da sektör genelinde bir fiyat artışıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/dunyanin-en-buyuk-cip-ureticisi-tsmcnin-gelirleri-yuzde-45-artti/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ramazan denetimlerini sıklaştırdıklarını açıkladı https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/#respond Wed, 31 Jul 2024 09:00:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11173

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ramazan ayı öncesi denetimleri sıklaştırdıklarını belirterek, “Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum.” dedi.

Yumaklı, AK Parti Konya İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Konya’nın hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında 189 milyar lira yatırım yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek için Konya Büyükşehir Belediyesi ile birçok çalışma yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini dile getirdi.

Yumaklı, son aylarda tarımda özellikle bazı konuları çözüme kavuşturmak ya da iyileştirmek adına devrim niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Örneğin işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili gerekli altyapı çalışması bitti ve bunun izleme dönemine geçtik. 2 yıl üst üste işlenmeyen tarım arazilerinin 2 yıl sonra mülkiyeti sahiplerinde kalmak üzere bakanlığımız tarafından kiraya verilerek, kira bedelinin mülkiyet sahiplerine ama bu arazinin tarıma, Türkiye ekonomisine kazandırılması işlemi olacak inşallah. Çiftçi kayıt sistemine kaydolamayan miras veya veraset konularıyla alakalı büyük bir kesim vardı. Bununla ilgili de düzenlemeleri yaptık. Şu ana kadar yaklaşık 4,6 milyon dekarlık ilave arazi için de çiftçi kayıt sistemine kaydolmak üzere başvuru geldi.”

Sözleşmeli üretimin de yeni bir konu olmadığını ama uygulamada istedikleri rakamları bulamadıklarını vurgulayan Yumaklı, farklı sektörlere ait 7 tip sözleşme yaparak bakanlığın garantörlüğünü koyduklarını, tarımsal üretim planlamasını eylülde, hayvansal üretim planlamasını da 2024 başında devreye koymayı hedeflediklerini bildirdi.

“2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı”

Hayvancılık yol haritasını kısa süre önce açıkladıklarını hatırlatan Yumaklı, “Bu konuda sektörden gelen destek bizi ziyadesiyle memnun etti. Ben buradan üretim yapan, üretim için gayret sarf eden ve bizlerle omuz omuza veren bütün üreticilerimize tekraren teşekkür ediyorum. Üretim planlamasından hayvan hastalıklarıyla mücadeleye, ıslah planlarından gençlerin ve kadın girişimcilerin sektörde yer almasında, aile işletmelerinin desteklenmesine kadar bütün unsurları kapsayan bir yol haritası. Bunların alt başlıklarını önümüzdeki birkaç gün içerisinde arkadaşlarımız yayınlamaya başlayacak.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, AK Parti hükümetleri olarak kalıcı çözümler üretmeye odaklandıklarını vurguladı.

Bakanlık olarak sorumluluk alanlarından birinin vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımını sağlamak olduğuna değinen Yumaklı, şöyle konuştu:

“Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’te de denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum. Başta ramazanda tüketimi çok fazla olan un ve unlu mamuller, pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. İftar yapılan yerlerdeki, toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen koşulları, saklama koşulları, gıdaların son kullanım sürelerini aşıp aşmadıkları gibi içerik denetimleri, analiz denetimleri dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ramazan kolileriyle alakalı denetimlerimiz de olacak. Burada etiket ve son tüketim tarihlerini incelemiş olacağız.”

Bakan Yumaklı, en büyük gıda denetçisinin halkın kendisinin olduğunu her zaman vurguladıklarına işaret ederek, “Buradan da bir kez daha ifade edelim, vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemi, her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak.” dedi.

AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı’nın seçim çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği toplantıda, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ibrahim Altay ve AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da konuşma yaptı.

Toplantıya Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ile bazı milletvekilleri ve teşkilat mensupları da katıldı.

Bakan Yumaklı, toplantının ardından beraberindekilerle Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.akittvhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/ https://www.akittvhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/#respond Sun, 21 Jul 2024 09:00:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10555

Antalya Diplomasi Forumu 2024’te düzenlenen “Enerji Güvenliğinde Değişen Paradigmalar” başlıklı panelde enerji jeopolitiğinde yaşanan paradigma değişiklikleri, Ukrayna’daki savaşın dünya enerji piyasaları ve enerji siyasetine etkileri, temiz enerjiye geçiş ve sıfır emisyon hedefleri ile enerji arzının kesintisiz, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir biçimde sağlanmasında uluslararası işbirliği ve stratejik diyaloğun önemi ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Defne Sadıklar Arslan üstlendi.

Panelde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Kamal Abbasov, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Romanya Enerji Bakanı Sebastian-Ioan Burduja konuşmacı olarak yer aldı.

Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Arslan, Ukrayna’daki savaşın küresel enerji piyasasında hızlı fiyat artışlarına ve belirsizliğe yol açtığını, ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye, sıfır emisyon kapsamında sürdürülebilir, erişilebilir ve yenilebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini söyledi.

Arslan, Türkiye ile Türkmenistan arasında 1 Mart’ta imzalanan Mutabakat Zaptı ve Niyet Beyanı’nın enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

“Enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Demircan, son 3 yılda yaşanan küresel olayların, iklim değişikliğinin, bölgesel çatışmaların, küresel ekonomik sorunlar ile tedarik zincirindeki sorunların eş zamanlı olarak enerji sektörüne darbe vurduğunu belirtti.

Türkiye’de iklim değişikliği sorunu nedeniyle sıfır emisyon hedefine uygun yeni enerji yaklaşımının benimsendiğini ve ulusal eylem planının hazırlandığını dile getiren Demircan, bu planla Türkiye enerji sektörünün dönüşümünün hedeflendiğini, 2002’den itibaren enerji sektörünün devlet tekelinden alınarak özel sektöre devredildiğini anlattı.

Demircan, enerji üretimi, dağıtımı ve ücretlendirmeyle ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını, Ulusal Enerji Eylem Planı’nın ikinci safhasına geçildiğini, 2035-2053 yılları için sıfır karbondioksit emisyonunun hedeflendiğini, Türkiye’deki elektrik üretim kapasitesinin 100 gigavat olduğunu, 2035’te yaklaşık 190 gigavata çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Yenilenebilir enerjinin dağıtım, depolama ve tüketici maliyetleri gibi zorlukları beraberinde getirdiğini, elektriğe erişimin insan hakkı olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’de 2035’e kadar üretimdeki yenilenebilir enerji kapasitesini büyük ölçüde artırmayı planladıklarını söyledi.

Demircan, Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretim ve dağıtım planlarını açıkladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Burada bir paradigma değişikliği var, enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor çünkü yenilenebilir kaynaklar kesintiye uğrayabiliyor. Bunun için yenilenebilir enerji kapasitesinin çok iyi yönetilmesi lazım, akıllı şebeke gibi, talebin daha iyi yönetilmesi gibi, depolama kapasitesi gibi ilave ihtiyaçlar var.

Elektrik sektörünün yenilenebilir enerji dönüşümü konusunda bir başka ayağı da nükleer enerji. Türkiye’nin üç farklı nükleer enerji projesi var. Bunlardan birisinin inşası Akkuyu’da devam ediyor, diğer ikisi de farklı ülkelerle pazarlık aşamasında. Karbondioksit salınımımızı azaltmak için nükleer enerjiyi kapasitemize katmamız gerekiyor. Akkuyu, önümüzdeki sene devreye girecek, ticari üretime başlayacak ve 3 yıl içinde toplam 4,8 gigavatlık kapasiteye ulaşacak. Daha sonra da diğer projelerimiz başlayacak. 2053’e kadar yaklaşık 20 gigavatlık enerji kapasitesine ulaşmayı planlıyoruz. Aynı zamanda küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisi için farklı ülkelerle görüşüyoruz. 7,5 gigavatlık kapasiteyi portföyümüze eklemeyi planlıyoruz.”

Demircan, 2035’e kadar 6 gigavatlık doğal gaz üretimi, hidrojen depolama ve enerji verimliliği konusunda yatırım yapılacağını ifade ederek, “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın ilk safhası bitti ve tüm hedeflere ulaştık. İkinci safha için 10 milyar dolarlık yatırım ayırdık ve beklentimiz karbondioksit salınımını 2035’e kadar yüzde 15 azaltmak.” dedi.

Alandaki politikaların kazan-kazan prensibiyle oluşturulması gerektiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin jeopolitik konumu gereği Avrupa’ya aktarabileceği enerji kaynaklarına sahip üs olabileceğini belirtti.

Demircan, sıvılaştırılmış gaz üretim ve depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik planlamalar yapıldığını, Tuz Gölü Projesi’yle kapasitenin artacağını kaydetti.

İstanbul’da kurulacak ajans aracılığıyla doğal gaz piyasalarında borsa niteliğinde bir sistem geliştirileceğini ancak uluslararası finansman sorununun çözülmesi gerektiğini dile getiren Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin güvenli hatların tesis edilmesi halinde elektrik enerjisi iletiminde de merkez olabileceğini söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız”

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto da enerjinin ideolojiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız.” uyarısında bulunan Szijjarto, şunları ifade etti:

“Ülkemi Enerji Konseyinde temsil ettiğimde Avrupa’daki enerji tedariki tartışmalarının ideolojik çerçevede yürütüldüğünü gördüm. Eğer Avrupa’da enerji tedarikini fiziksel bir konu olarak konuşamazsak doğru ve sürdürülebilir, ülkelerimizin ve uluslarımızın faydasına olacak çözüm bulamayız.”

Bakan Szijjarto, enerji alımında kaynakların çeşitlendirilmesinin düşünülebileceğini ancak gaz veya petrol satın alabilmek için boru hatlarına muhtaç olunduğunu, hükümetlerin enerjinin satın alınacağı kaynağı ve taşıma güvenliğini sağlamakla yükümlü bulunduğunu kaydetti.

Szijjarto, AB’deki karar mekanizmalarının yaptırım kararlarının, Macaristan’ın enerji güvenliğini dahil olmadığı bir savaş için feda etmeye hazır olmadığını gösterdiğini savundu.

Macaristan’ın Rusya petrolünün aktarımında istisna olduğunu, bu nedenle AB’nin gaz nakli konusunda yaptırım uygulamadığını, Rusya’dan gelen bağlantının kesilmesi halinde ülkesinin ihtiyaçlarını karşılamayacağını dile getiren Szijjarto, mevcut boru hatlarıyla Rusya’ya alternatif bulunmadığı için bu ülkeyle enerji işbirliğinden, miktar, fiyat ve temin imkanları dolayısıyla memnun olduklarını söyledi.

Bakan Szijjarto, makul maliyetle çevreci elektrik üretimi için nükleer enerji kapsamında 50 yıldır Rusya’yla çalıştıklarını, ana ortakları Rusya olmasına rağmen alt yüklenicilerin Alman, Fransız ve Amerikalı olduğunu kaydetti.

Çeşitlilik açısından Romanya, Türkiye ve Azerbaycan’la gaz iletimi konusunda sözleşme imzaladıklarını söyleyen Szijjarto, Azerbaycan’ın da Gürcistan ve Romanya üzerinden yeşil enerji sağlayacağını vurguladı.

Szijjarto, inşa halindeki iki yeni nükleer santralle 4 bin 600 megavatlık kapasiteye ulaşacaklarını ve ülkesinin karbondioksit salınımının yıllık 17 milyon ton azaltılacağını, bu kapsamda “Nükleer Koalisyon” adıyla anılan Fransa, Romanya ve Çekya’yla işbirliği yapıldığını, Macaristan’ın batarya üretiminde dünya ikincisi olmayı planladığını söyledi.

Bakan Szijjarto, Azerbaycan, Romanya ve Gürcistan’la 1100 kilometrelik dünyanın en uzun elektrik hattı olacak projenin üzerinde çalıştıklarını, Türkiye’den gaz satın almayı ve Azerbaycan gazını da Türkiye üzerinden aktarmayı planladıklarını dile getirdi.

Romanya Enerji Bakanı Burduja da ucuz enerji ve güvenlik sağlanmadan ekonomik kalkınma ve büyümenin mümkün olmayacağını belirterek, güneş, rüzgar ve diğer yeşil enerji için 15 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını, karbondioksit salınımını azaltma amacıyla 2026 itibarıyla yüzde 1’in altına inmeyi planladıklarını ifade etti.

Burduja, “Neptun Deep Projesi”yle Karadeniz’deki 100 milyar kübik metrenin (bcm) üzerindeki rezervden yılda 18-20 bcm üretim kapasitesine ulaşarak Karadeniz’in ikinci büyük üreticisi olacaklarını, bunun için de yatırım bankaları ve Dünya Bankası kredileriyle doğal gaz altyapısı ve boru hatlarını geliştirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Nükleer enerji kapsamında Rusya ile işbirliği yapmadıklarını, 1970’lerden itibaren reaktörlerle enerji ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Rumen Bakan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adaletsiz olduğunu söyledi.

Burduja, yeşil enerji kapsamında kömürle üretim yapan tesislerini doğal gaza dönüştürdüklerini, Romanya’nın 2027’de 29 bcm’lik üretimle Avrupa’nın bir numaralı üreticisi konumuna geleceğini belirtti.

“Enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor”

Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Abbasov da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına teşekkür ederek, Gürcistan, Macaristan, Türkiye ve Azerbaycan arasında imzalanan, Slovakya ve SOCAR’ın da dahil olduğu anlaşmaların, enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

Abbasov, Azerbaycan’ın doğal gaz rezervleriyle 2017’den itibaren gaz ihracatçısı konumunda olduğunu, yıllık 48 bcm üretimin 28 bcm’sinin ihraç edildiğini söyledi.

Azerbaycan’ın yenilenebilir enerji kaynakları konusunda da projeler yürüttüğünü ve güneş enerjisi alanında çalıştığını belirten Bakan Yardımcısı, ulaşılan yüzde 20 oranının 2030 itibarıyla yüzde 30’a çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Abbasov, Azerbaycan, Gürcistan, Macaristan ve Romanya arasında yeşil enerji odaklı anlaşma imzalandığını, Hazar Denizi çevresinde 247 gigavat kapasiteli proje yapılacağını, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan iktisat, ekonomi ve enerji bakanlarının üretilen enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz yoluyla Avrupa’ya aktarımı için çalıştıklarını dile getirdi.

Bakan Yardımcısı Abbasov, “Azerbaycan, TANAP, TAP ve Güney Gaz Koridoru üyesidir, enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’nın (COP29) kasımda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılacağını anlatan Abbasov, ülkesinin ekolojik dengeyi bozmadan güvenli enerji üretimine dair uluslararası çabaların öncüsü olacağını vurguladı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatiflerini Destekliyoruz https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/ https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/#respond Wed, 10 Jul 2024 09:03:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9817

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretimin çok büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz.” dedi.

Bolat, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’nda yaptığı konuşmada, iş dünyası temsilcileriyle istişareye önem verdiklerini ifade ederek, bakanlık görevine getirilmesinden bu yana sektörel meslek kuruluşları, odalar, esnaf kooperatifleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere yaklaşık 9 ayda bine yakın istişare toplantısı yaptıklarını söyledi.

Organize sanayi bölgelerinin düzenli bir sanayinin oluşturulması, şehirlerin bir plan dahilinde geliştirilmesine destek olunması, üretimde verimlilik ve kar artışı sağlanması, az gelişmiş bölgelerde üretimin yaygınlaştırılması, nitelikli bir altyapı oluşturularak çevre kirliliğinin önüne geçilmesi gibi konularda büyük katkılar sağladığını belirten Bolat, Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinin bu maksatların hasıl olmasında son derece önemli rol oynadığını vurguladı.

Bolat, organize sanayi bölgeleri arasında en önemlilerinden olan İOSB’nin 24 bin 864 aktif firmasıyla yıllık ortalama 5-6 milyar dolarlık bir katma değer ürettiğini belirterek, bu yönüyle, Türkiye’nin her şehrine ve dünya çapında neredeyse her ülkeye üretim gücü ile ulaşan önemli bir ekonomik güç merkezi olduğunu ifade etti.

İOSB’nin 32 bin aktif işletmenin faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, 380 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Bolat, İOSB ve içinde faaliyet gösteren 37 kooperatifle Türkiye’nin en büyük organize bölgesi olduğunu belirtti.

“İOSB’nin yenilenebilir enerji alanını dikkate almalarını tavsiye ediyoruz”

Ömer Bolat, son 21 yılda organize sanayi bölge sayısının 190’dan 355’e çıktığını, teknopark sayısının da 5’ten 96’yı aştığını ve hiç olmayan AR-GE ve teknoloji merkezlerinde de 1600’e ulaşıldığını kaydetti.

Ticaret Bakanlığı olarak Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile kooperatiflerin yanında olduklarını ifade eden Bolat, esnaf ve şirketlere özel destekleme programının da olduğunu söyledi.

Bolat, iki gün önce, esnaf ve sanatkarların Bakanlığa bağlı kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı genel işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 650 bin liradan 750 bin liraya yükseltildiğini hatırlatarak, makul maliyetlerle gerçekleşecek bu destek paketinin dünden itibaren kullanıma açıldığını kaydetti.

Esnaf ve kooperatiflere son 21 yılda yaptıkları destekleri anlatan Bolat, Türk Eximbank ile ihracatçıları desteklediklerini ve geçen yıldan bu yana Türk Eximbank’ın sermayesini 3 kez artırdıklarını belirtti.

Bir yandan üretip, bir yandan tüketirken, ortaya çıkan en önemli hususlardan birisinin de çevrenin korunması ve yeşil dönüşüm olduğuna dikkati çeken Bolat, şöyle devam etti:

“Bu anlamda, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretim çok büyük önem taşıyor. Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını da destekliyoruz. Mesela, Kayseri’de Cumhurbaşkanımızın açtığı böyle bir kooperatif vardı. İOSB ve ona bağlı 37 kooperatifin de bu alanı ciddiyetle dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatifleri hem üyelerine enerji maliyetlerini düşürme noktasında hem de gelir elde etme noktasında çok ciddi bir başarı sağlayacaktır. Ayrıca, karbon salınımını da engelleyecektir.”

“İthalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var”

Ticaret Bakanı Bolat, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI’nın şubatta 50,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, “Türkiye İmalat PMI 8 ay boyunca 50’nin altındaydı. Bunun anlamı pozitiftir arkadaşlar. 50 üstü olumluya geçti demektir. Firmalar üretim noktasında demek ki siparişler alıyor. PMI endeksinin yükselmesi sevindirici.” dedi.

Dün açıklanan büyüme performansıyla Türkiye’nin 37 üyeli OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığına dikkati çeken Bolat, geçen yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiğinin aşıldığını, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını aktardı.

Böylece kişi başına milli gelirin yüzde 23 artışla 13 bin 110 dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:

“Büyümede imalatın, sanayinin ve yatırımların payı önemli. Sevindirici olan bir husus da bu büyümede imalatın, üretimin, yatırımların ve ihracatın payının yüksek olmasıdır. İhracatta da Allah’a şükür iyi gidiyoruz. Geçen yıl dünya ticareti gerileme kaydetti. Dünya ekonomik büyümesi durgunluk gösterdi ama Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Türkiye’nin ihracatı geçen yıl artış gösterdi ve 255,8 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin mal ihracat rekorunu kırdık, 100 milyar dolarla da Cumhuriyet tarihimizin hizmetler ihracat rekorunu kırdık. Bu yıl hedefimiz sizlerle beraber 265 milyar dolar mal ihracatı ve 100 milyar dolar hizmet ihracatı rekorunu kırmak.

Güzel bir gelişme de ithalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var. Yarın sabah erkenden Adıyaman’a gidiyoruz. Adıyaman’da şubat ayının ihracat, ithalat, dış ticaret açığı ve ihracatı ithalatı karşılama oranları gibi önemli göstergeleri orada halkımızla, kamuoyuyla ve Adıyamanlılarla paylaşacağız. Oradan da size inşallah müjdeli haberler açıklayacağız. İnşallah bu olumlu gelişmeler ve iyimser beklentileri koruduğumuz takdirde, 2024 yılında da ekonomimizde halkımız için olumlu bilgiler vereceğiz.”

Bütün bu olumlu tablonun istihdam verilerine de yansıdığı belirten Bolat, ekonomi yönetimi olarak iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/feed/ 0
TGDF Başkanı: Tarım ve gıda sektöründe üretim maliyetlerine destek mekanizması gerekiyor https://www.akittvhaber.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:48:46 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9617

Tarım ve gıda sektöründe artan üretim maliyetlerine dikkat çeken TGDF Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını vurguladı.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, tarım ve gıda sektörünün önündeki en temel sorunun girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri olduğunu söyledi. Şarman, bu sorunların önüne geçerek üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek için etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu vurguladı. Şarman, bu kapsamda ‘Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını düşündüklerini kaydetti.

Şarman, küresel jeopolitiğin, tedarik zincirlerinin, enerji yollarının ve güç dengelerinin değiştiğini, Türkiye’nin yaşadığı birçok sorunun dünyanın sorunlarıyla ortak olduğunu belirterek, “Güvenilir gıdaya ulaşmak, gıda arz ve güvenliğinin sağlanması da en stratejik konulardan biri. Çünkü dünyada tarımsal üretimi etkileyen koşullar hızla değişiyor. Toprak ve su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, küresel gıda arz güvenliği, gıda milliyetçiliği, gıda ticaretindeki korumacı eğilimler ve tarımsal girdi fiyatlarındaki istikrarsızlık, küresel ısınma gibi etkenler, bu sektörde gelecek planlamamızı daha gerçekçi, verimli ve sürdürülebilir temeller üzerine oturtmamızı zorunlu hale getiriyor” diye konuştu.

“Tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor”

Türkiye’nin tarım hasılasında Avrupa’da birinci ve dünyada ilk onda yer aldığının altını çizen Şarman, şöyle devam etti: “Ancak gerek ülke ekonomisine katkısı gerekse istihdama katkısı nedeniyle tartışmasız olarak stratejik bir sektör olan tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor. Sektörün önündeki en önemli sorun; artan girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri gibi unsurların üretim maliyetlerini ciddi oranda artırması olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2023 yılı aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) tarımda girdi maliyetlerinin bir yılda yüzde 41 arttığını gösteriyor.”

İşçiliğin çok yoğun olarak kullanıldığı tarım ve gıda sektöründe, aralık ayında açıklanan zam oranıyla birlikte Asgari Ücret’in yıllık bazda yüzde 99,9 oranında arttığını kaydeden Şarman, “Bir diğer temel girdimiz mazot ise yıllık bazda yüzde 68 yükseldi. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış sadece üreticiye değil, aynı zamanda tüketiciye de olumsuz yansıyor. Ayrıca bu durum üreticilerimizin küresel piyasalarda rekabet gücünü zayıflatmanın yanı sıra ihracat potansiyelini de olumsuz yönde etkiliyor” ifadelerini kullandı.

“Efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor”

Sektördeki üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek amacıyla etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu düşündüklerini vurgulayan Şarman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmiş dönemlerde olduğu gibi DFİF mekanizmasıyla seçili sektör ve ürünlerde ihracatçıların desteklenmesi, tarım ve gıda sektöründeki bazı sıkıntıların çözümünde önemli bir adım olabilir. Yani efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor. Bu yöntemle, enflasyon ve devalüasyon ile mücadele edilirken, ihracatçıların döviz kuru dalgalanmalarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebileceği gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artırılması, iç piyasada fiyat istikrarı ve tüketici refahının korunması gibi başlıklarda da katkı sağlanabilir.”

Şarman, “Enflasyon ve devalüasyon ile eşzamanlı mücadelede gıda sektörü ihracat desteği bekliyor. Sonuç olarak, mevcut ekonomik koşullar altında tarım ve gıda sektöründe girdi maliyetlerindeki artışla etkili şekilde mücadele etmek için ihracat yapan üreticilerimizin desteklenmesinin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. DFİF benzeri mekanizmaların devreye sokulması, tarım ve gıda sektörünün uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırabilir ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.

“Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız”

Çok zorlu, belirsizlik ve dönüşümlerin giderek daha yoğunlaştığı bir dönemde, ekonomide bazı adımlarının vakit kaybetmeden atılması gerektiğine dikkati çeken Şarman, “Ekonomide rasyonel politikalarla yürürken, enflasyonla mücadelede para politikasının sosyal politikalar, maliye politikası ve yapısal tedbirlerle de desteklenmesinin bu dönemdeki önemli adımlardan biri olması gerektiğine inanıyoruz. Üretim yapımızı daha planlı, verimli ve teknolojik gelişmelere uygun hale getirmeliyiz. Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız. Ekonomimizin rekabetçiliğini artırmak için, kayıt dışı ile mücadeleyi daha da güçlendirmeliyiz” dedi.

Şarman, sözlerini “TGDF üyeleri olarak, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında müreffeh, adil, çevreci ve saygın bir Türkiye hedefi için ortak akılla, yan yana, birbirimizden güç alarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdama katkı vermeye, ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” diyerek tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Şubatta Yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:48:20 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9514

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, şubatta 50,2’ye yükseldi.

İSO Türkiye İmalat PMI anketinin şubat ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ocak ayında 49,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, şubatta 50,2’ye yükselerek yeniden 50,0 eşik değerinin üzerine çıktı. Son veri, faaliyet koşullarının ılımlı düzeyde de olsa 8 aydır ilk kez iyileştiğine işaret etti.

Şubat ayında genel faaliyet koşullarının güçlenmesinde imalat sanayisi üretiminin yeniden büyümeye geçmesi belirleyici oldu. Üretim geçen yılın haziran ayından bu yana ilk kez artış kaydetti ve güçlü şekilde toparlandı.

Üretimde artış bildiren anket katılımcıları, müşteri talebinin iyileşme sinyalleri verdiğine dikkati çekti. Yeni siparişler azalmaya devam etse de şubattaki düşüş, 8 aydır süren yavaşlama döneminin en hafif düzeyinde gerçekleşti. Benzer şekilde, yeni ihracat siparişlerindeki gerileme hız kesti.

Yeni siparişlerin iyileştiği yönündeki kısmi sinyaller ve artan üretim gereksinimleri, firmaların satın alma faaliyetlerini son 8 ayda ilk kez genişletmelerini sağladı. Buna rağmen girdi stokları azalmaya devam etti. Söz konusu azalışta, Süveyş Kanalı’nın kullanımına ilişkin sorunlar nedeniyle tedarikçilerin girdi teslimlerinde yaşanan gecikmeler etkili oldu.

Satın alma faaliyetlerindeki toparlanmaya karşın gönüllü istifalar ve yeni personel bulmakta yaşanan zorluklara bağlı olarak istihdam düşüş kaydetti. Yine de imalatçıların birikmiş işlerindeki azalma eğilimi sürdü.

Ham madde ve nakliye fiyatlarındaki yükseliş, Türk lirasındaki değer kayıpları ve asgari ücrete yapılan zamma bağlı olarak girdi maliyetleri keskin şekilde artmaya devam etti. Öte yandan söz konusu artış önceki aya göre hafif hız kesti. Buna rağmen, nihai ürün fiyatlarında son 6 ayın en hızlı artışı gerçekleşti.

4 sektörde üretim arttı

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Gıda üretimindeki keskin artış büyümede belirleyici olurken sektördeki genişleme, anket geçmişinin ikinci en yüksek hızında kaydedildi. Elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk sektörlerinde güçlü iyileşmeler görüldü. Kara ve deniz taşıtlarında ise büyüme sınırlı kaldı. Buna karşılık, üretimdeki en belirgin yavaşlama metalik olmayan mineral ürünler sektöründe kaydedildi.

Talep cephesinde ise üretimdeki kadar belirgin bir iyileşme gözlenmedi. Toplam yeni siparişler, gıda ürünlerindeki keskin artış haricinde tüm sektörlerde düşüş kaydetti. Yeni siparişlerdeki en sert gerileme ağaç ve kağıt ürünlerinde kaydedildi. Benzer bir görünüm, yeni ihracat siparişleri için de söz konusu oldu.

Anket kapsamında takip edilen sektörlerin yarısı şubat ayında personel sayılarını artırdı. İstihdam hacminde en güçlü artışlar “gıda ürünleri” ile “kimyasal, plastik ve kauçuk” sektörlerinde gözlendi. İstihdamdaki en belirgin azalışlar giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Satın alma faaliyetlerinde ise büyümenin yaygınlığı daha sınırlı kaldı ve sadece 3 sektör girdi alımlarını artırdı.

Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle tedarikçilerin teslimat süreleri baskı altında kalmaya devam etti. Sürelerde en belirgin uzama kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşanırken sadece 3 sektörde tedarikçi performansı iyileşti.

Şubatta girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seviyelerini korudu ancak çoğu sektörde ocak ayına göre düşüş gösterdi. Girdi fiyatlarındaki en hızlı yükseliş kara ve deniz taşıtlarında görülürken, en ılımlı artış ise metalik olmayan mineral ürünlerde kaydedildi.

Metalik olmayan mineral ürünler, aynı zamanda nihai ürün fiyatları enflasyonunun en düşük seviyede gerçekleştiği sektör oldu. Buna karşılık, gıda imalatçılarının satış fiyatları geçen yılın temmuz ayından bu yana en yüksek hızda arttı.

“Üretimdeki toparlanma, sektörlere ivme kazandırdı”

Açıklamada verilere ilişkin görüşleri yer alan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şubatta üretimin yeniden artışa geçmesinin Türk imalat sektörüne ivme kazandırdığını ve bu durumun gelecek aylarda resmi verilerde de güçlü gerçekleşmeler yaşanabileceğine işaret ettiğini bildirdi.

Harker, “Yeni siparişlerin azalmaya devam etmesine rağmen talepteki düşüşün neredeyse durma noktasına gelmesi umut verici bir gelişme oldu. Önümüzdeki süreçte firmalar, yeni siparişlerin de üretimdeki olumlu trende eşlik edebileceği beklentisinde olacak.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’nin tarımsal üretiminde problem yok https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:51:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9224

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut.” dedi.

Kırşehir’de MALYA Tarım İşletmesi Müdürlüğünü ziyaret ederek, kuzu katımı programına iştirak eden Bakan Yumaklı, gazetecilere açıklamada bulundu.

Kırşehir’deki ziyaretleri kapsamında kendileri için çok önemli olan bu işletmeyi de ziyaret ettiklerini belirten Yumaklı, “Kuzu katımı yaptık. Gerçekten ifade edilmesi zor görüntüler, sadece hissedilebilir. Ben de kendimi şanslı addediyorum bu noktada.” ifadesini kullandı.

Bu yerin 219 bin dönümlük hari bir işletme olduğunu dile getiren Yumaklı, işletmede 12 bine yakın Akkaraman ve Malya cinsi koyun bulunduğunu anlattı.

Pazartesi günü açıkladıkları hayvancılık yol haritasında söyledikleri hususların aslında burada tezahürünü gördüklerini vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne demiştik orada biz, büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi arttıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi arttıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı çok ciddi mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı hem de koyun, oğlak vebası ile alakalı aşıları bakanlık olarak bizler karşılayacağız. Yine aile işletmelerimizi destekleyeceğiz. Onlara ilk defa verilecek birçok destek programı belirledik. Çok kısa bir süre içerisinde de detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar. Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Bir konu daha söylemiştik. O da Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılık hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et ve Süt Kurumu ile TİGEM işbirliğiyle çok daha üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşturmak. Bunlar zaten yapılıyor idi. Ancak biz bunu bir üst seviyeye taşıyarak, üreticilerimizin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileriyle değiştirilerek, onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini arttırmak istiyoruz.”

Bakan Yumaklı, işletmedeki kuzuların her birinin besicilerin, üreticilerin çiftliklerine gideceğini ve ülke üretimine katkıda bulunacağını söyledi.

Geçen yıl burada yüzde 46 olan ikiz kuzulamanın, bu yıl yüzde 51’e çıktığına dikkati çeken Yumaklı, verimlilikle alakalı çıtayı çok daha yukarılara taşıyacak uygulamaları devam ettirdiklerini aktardı.

“Bunun adı fırsatçılıktır”

Son dönemde özellikle et üzerinden devam eden bir tartışma olduğunu kaydeden Yumaklı, şunları söyledi:

“Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut. Peki bu tartışma neden çıkıyor, bu tartışmayı, Rekabet Kurulu bugün açıkladı, sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz, Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Şöyle bir algı var, sanki Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor, değil. Yani bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Maalesef bu biraz da ‘kuşa bak’ diye bakışların yönünü o tarafa çevirip, fırsatçıların bu taraftan hakikaten tüketicilerin, bu ülke halkının cebinden tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Bugün bu içinde bulunduğumuz işletme gibi işletmeler bizim üreticilerimizin sürülerinin ya da bizim üreticilerimizin üretim yaptıkları alanların verimli üretim kapasitesini arttırmaya devam edecek. Buna da birebir sizler de şahit oldunuz. Ben şimdiden bütün besicilerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gerçekten bu üstün nitelikte hem büyükbaşta hem küçükbaşta ırkların, bizim hayvansal üretim kapasitemizi çok daha yukarılara taşıyacağını tekraren ifade etmek istiyorum.”

Yumaklı, hayvancılık yol haritaları açıklandığı andan itibaren sektörden çok güzel dönüşler aldıklarını belirtti.

Ülkenin gıda arz güvenliği açısından herhangi bir problemi olmadığını da vurgulayan Bakan Yumaklı, “Biz üretimimize devam edeceğiz. Hem kendi vatandaşlarımızın hem ülkemize gelen turistlerin ihtiyacını karşılayacağız. 2023 yılı ihracat rakamımız 31 milyar dolardı, bunu 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkaracak gerekli üretim artışını yapacağız inşallah, üreticilerimizle birlikte. Bu konuda hem onlar kararlı hem de biz kararlıyız.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı, açıklamasının ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi tamamlanan puhuyu doğaya saldı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: 786 milyon avroluk IPARD finansmanını çiftçilerle buluşturacağız https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:12:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9116

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Yaklaşık 786 milyon avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’deki üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Bakan Yumaklı, Kırşehir Valisi Hüdayar Mete Buhara’yı ziyaret etti.

Buradan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen TAKE Projesi Tohum Dağıtım Programı’na katılan Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nı üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma parolasıyla yola çıktıklarını, bu yoldaki en büyük destekçilerinin de çiftçiler olduğunu söyledi.

Yumaklı, çiftçilerin kullandığı tohumun sertifikalı olma zorunluluğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siz bir dönümlük yere ektiğiniz tohumdan 300 kilogram yerine 400 kilogram alabilecek potansiyele sahipseniz ve bunun da başlangıç noktası tohumsa bunun da temel şartı o tohumun sertifikalı olmasıdır. Milli ve yerli sertifikalı tohumlarımızı üretmek için tohum firmalarımız, bakanlık teşkilatımız çok yoğun çaba içerisinde. Neden? Çünkü iklim değişikliği dediğimiz mevzu var. Bugün 29 Şubat, normalde bu mevsimde kar yağması gerekiyordu ama yok. Günlük, güneşlik bir ortam. Elbette şu an için bu bağlamda bizi etkileyecek bir şey yok bugün itibarıyla ancak bu gelişmeleri çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Çünkü iklim değişikliğine uyumlu ektiğiniz zaman sizin beklediğiniz hatta üzerinde verim verecek tohumları yetiştirmeniz gerekir. İşte bugün burada dağıtımını yapacağımız tohumlar da bu mesafede olan tohumlar.”

Türkiye’de 100 kilogram tohum kullanıyorlarsa 97 kilogramının bu memleketin topraklarında üretildiğini anlatan Yumaklı, patates gibi tohumlarla ilgili de çok yoğun çalışmalarının olduğunu belirtti.

Bakan Yumaklı, son 22 yılda tarımsal üretim anlamında Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin çok ciddi bir muhasebesini yapmak gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Güçlü altyapı, son 22 yılda yapılan politikalarla ve desteklerle sağlandı. Kırşehir, gıda arz güvenliği açısından önemli bir şehir. Bütün yatırımları bugünün parasıyla hesap ettiğimizde yaklaşık 18,2 milyar liralık yatırım yapılmış Kırşehir’e. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başta Kırşehir olmak üzere, üretim yapan bütün illere karşı gösterdiği ilgi ve teveccühün çok önemli bir göstergesi bu. 44 tane tesis var mesela. Yaklaşık 5 milyar hatta bunun da üzerinde bir rakamla yine kırsal kalkınma destekleri var. Bugün valilikte konuştuk, TKDK ile alakalı bunu 81 ile yaygınlaştırdık. Buradan da bunun duyurusunu yapmış olayım. Kırşehir’e de TKDK ofisi açıldı. Ben bütün üreticilerimizin projeleriyle buradan sağlamış olduğumuz hibe desteklerini mutlaka arkadaşlarımızla konuşmalarını istiyorum. Yaklaşık 786 milyon Avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’de üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız. Bu manada da bugün Kırşehir’deyiz. Kırşehir’deki bütün üreticilerimizi bu desteklerden yararlanmaya davet ediyorum.”

“Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu”

Kırşehir’de tarla bitkileri üretimindeki artışın yaklaşık yüzde 55, büyükbaş hayvan varlığındaki artışın 5 kat, küçükbaş hayvan varlığındaki artışın da 4 kat olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, bu sayede son 20 yılda Kırşehir’in tarımsal hasılasının yaklaşık 18 kat arttığına işaret etti.

Tarımsal üretimin yararlı ve kaliteli yapılmasının önemine değinen Yumaklı, TAKE projesi hakkında da bilgiler verdi.

Yumaklı, bu projenin yaklaşık 3 yıl önce başladığını anımsatarak, şöyle devam etti:

“Son 2 yılda büyük bir ivme kazandı. 3 yılda 1241 projeye ayırmış olduğumuz kaynak tutarı yaklaşık 1 milyar lira. 2024 yılında, son 3 yılda harcamış olduğumuz bu rakamın yarısı kadar, yani 520 milyon liralık bir kaynağı bu projeye ayırmış durumdayız. Anlatmaya çalıştığımız, sizlerle paylaşmaya çalıştığımız şey şu; Türkiye’nin kendi vatandaşına gıda arz güvenliği açısından herhangi bir sorun yaşatmayacak potansiyele sahip olduğunu biliyoruz hatta daha fazlasını da yapabilir. Ülkeye gelen turistlerin, misafirlerin ihtiyacını karşılayabilir. Bunların da ötesinde ihracat yaparak ülkeye döviz kazandırmak mümkün. Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu. Bunlar hep sizin sayenizde, sizin ürettiğiniz ürünlerden oldu. Biz istiyoruz ki daha fazlası olsun. Elde edilen bu refahtan herkes eşit bir şekilde faydalanmış olsun inşallah.”

Bugün 500 çiftçiye yüzde 60 hibeli sertifikalı yağlık ayçiçeği tohumunu, 575 çiftçiye yüzde 50 hibeli yerli ve milli nohut tohumunu dağıtacaklarını ifade eden Yumaklı, bu kadim toprakların boş kalmaması için çiftçilerin kararlılığının önemine dikkati çekti.

Bakan Yumaklı ve il protokolü, konuşmaların ardından çiftçilere tohum dağıttı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye’yi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-turkiyeyi-dunyanin-onde-gelen-tedarikcileri-arasina-cikartacagiz/ https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-turkiyeyi-dunyanin-onde-gelen-tedarikcileri-arasina-cikartacagiz/#respond Mon, 17 Jun 2024 09:15:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8806

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’nde konuştu. Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikalarının ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkanına kavuştuğuna dikkati çekerek, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da taktirle karşıladığını kaydetti. Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, “Sadece kağıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı haline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.” dedi.

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım.” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.

“MİLLETİMİZE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ TÜRKİYE YÜZYILI BAYRAĞINI ZİRVEYE ÇIKARMAKTIR”

Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkar edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

TÖRENDEN NOTLAR

NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Törende daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-turkiyeyi-dunyanin-onde-gelen-tedarikcileri-arasina-cikartacagiz/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Organize Tarım Bölgelerinin Sayısını Artırmayı Hedefliyor https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:06:29 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8753

Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde yapımı devam eden Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz” dedi.

Tarım ve Orman Bakanlı İbrahim Yumaklı Kastamonu’daki programları çerçevesinde Devrekani ilçesinde yapımı devam eden Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. 2025 yılının ortalarında hizmet vermeye başlaması planlanan bölgedeki çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Yumaklı’ya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Kastamonu Milletvekili Devrekani Belediye Başkanı Engin Altıkulaç ve yetkililer eşlik etti. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, Türkiye genelindeki organize tarım bölgelerinin sayısını 100’e çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.

“Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz”

Organize tarım bölgeleri için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaların en önemli ayağı da şehrin özelliklerine uygun olarak, eğer jeotermal varsa jeotermal kaynakların enerjide kullanılmasını sağlayacak organize tarım bölgeleri yapıyoruz. ya da şeylerin farklı özelliklerine göre besi organize tarım bölgeleri kurulmaya devam ediyor. Hali hazırda Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz. Inşallah çok farklı bölgelerde, farklı illerimizde öncelikle o bölgenin ihtiyacını karşılayacak, ondan sonra da etrafındaki yakın illerin ihtiyacını karşılayacak hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapacak, organize tarım bölgelerini hayata dahil etmiş olacağız, faaliyetlerini başlatmış olacağız” dedi.

“Şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek”

Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi ile ilgili de bilgi veren Bakan Yumaklı, ” Burada, bu bölgenin özelliklerine uygun olarak hayvancılık konusunda ciddi bir tecrübe var. Bu tecrübeyi hayata geçirecek olan, biraz dağınık olan bir yapıyı toplayacak, aynı zamanda ekonomik olarak da hayata geçirilmesini sağlayacak bir proje. Şu anda planlamalar 2025’in Haziran ayı gibi göstermekle birlikte, eğer şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek. Burası işletmelerimizin kendi alanları itibariyle üretime başlayabilecekleri bir alan olmuş olacak. Yaklaşık 20 bin hayvanlık bir bölge burası. 81’e yakın işletme olmuş olacak”

“Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz”

Organize tarım bölgelerini illerin tarımsal üretimlerine göre şekillendirdiklerini kaydeden Yumaklı, “Bazı illerin kendi durumlarına göre, kendi tarımsal üretimle alakalı kabiliyetlerine göre bu organize tarım bölgelerini planlamak bizim için çok önemli. Çünkü her yere bir standart organize tarım bölgesi düşünmüyoruz. Bütün bunları üreticimizin daha fazla üretmesini sağlamak, verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, bunların sonucunda da yakın bölgelerden başlayarak ülkenin ihtiyacı olan hem bitkisel hem daha hayvansal üretimin tüketicilere uygun şartlarda, uygun fiyatlarda ulaşmasını sağlamak hedefiyle yapıyoruz. Bunların etkileri bu yılın ortalarından itibaren faaliyete geçecek olan diğer organize tarım bölgeleriyle birlikte hissedilmiş olacak. Bütün amacımız hem bitkisel hem de hayvansal üretimi arttırmak, bütün bunları da verimli ve kaliteli bir şekilde yaparak sektörün gelişmesini ve güçlenmesini sağlamak. Elbette sadece ülkemizin ihtiyaçları için değil. Aynı zamanda çok ciddi tarımsal ürün ihracatı yapan bir ülkeyiz. Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz” şeklinde konuştu. – KASTAMONU

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da yeni fabrikaların açılışında konuştu https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:03:40 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8750

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hep söylediğimiz gibi, Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri çerçevesinde saat 14.00’da partisinin Kütahya mitinginde halka hitap etmesinin ardından NG Kütahya Seramik’in 100’üncü yıl fabrikalarının açılışına katıldı. Günün anısına Güral ailesi tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Nur üstüne nur yazılı’ ayetinin yer aldığı el yapımı porselen tabak hediye takdim edildi. Yaklaşık 2 yıl önce inşasına başlanan fabrikanın açılışı Erdoğan’ın kurdele kesimiyle gerçekleşti. Programda konuşan Erdoğan, ekonomiyle ilgili önemli mesajlar vererek fabrikanın Türkiye’ye ve Kütahya’ya hayırlı olmasını diledi.

“Kütahya’da üretilen bu seramikler 81 vilayetimizin yarısına, 5 kıtada 79 ülkeye ihraç ediliyor”

Açılışta konuşma yapan Erdoğan, “Daha önce burada yine bir başka birimin açılışını yapmıştık ve buranın da yapılacağının müjdesini o zaman Nafi beyden ve oğlundan almıştık ve hamdolsun şimdi de bu devasa eserin açılışında bir aradayız. Nafi Güral beyefendinin kurduğu Kütahya Seramik, üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bırakırken, 8 fabrikaya ve 54 milyon metre kare üretim kapasitesine ulaştı. Kütahya’da üretilen bu seramikler 81 vilayetimizin yarısına, 5 kıtada 79 ülkeye ihraç ediliyor. Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon Euro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan 2 yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz” diyerek fabrikaların ülkeye hayırlı olmasını diledi.

“Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir”

Böylece Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkanına kavuştuğunu belirten Erdoğan, “Aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubumuzun istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşılıyorum. Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyede uygulayan grubumuz su, ham, madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santralleri yenilenebilir enerji anlamında da örnek bir yaklaşıma işaret ediyor. Hep söylediğimiz gibi, Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir. Sadece kağıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karını haline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

“Birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti”

Bu bakımdan Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir üretimin gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Kütahya’daki bu ivme aynı zamanda ülkemizin Türkiye yüzyılına hazırlanışının bir işaretidir. 2. Dünya Savaşı sonrasında başlayıp bizim iktidarımıza kadar devam eden dönemdeki siyasi ve ekonomik gecikmeleri yaşamasaydık hiç şüphesiz bugün çok daha farklı bir yerde olurduk. Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen, kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hep eskinin kayıplarını telafi etmek, hep geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım. Şimdi de milletimize Türkiye yüzyılı sözümüz var. Bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında milletimize sunduk. Biliyorsunuz, biz birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan asla değiliz. Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkar edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye yüzyılının inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikalarımızın hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz. Ne kadar tekrar, o kadar güzeldir, iyidir. Bu eserleri şehrimize ve ülkemize kazandıran Nafi Güral beyefendiye ve Erkan Güral kardeşime teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle saygıyla, selamlıyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kurdele kesiminde Kütahya Valisi Musa Işın, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve AK Parti Kütahya milletvekilleri eşlik etti. Programda kurdele kesimine katılanlar dışında il protokol mensupları, partililer ve iş adamları yer aldı. – KÜTAHYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türk Havacılığı Altın Çağını Yaşıyor https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:09:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8366

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, havacılık sektörünün; ana ve alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracat potansiyeliyle ülkenin en önemli ve gelişim gösteren sektörlerinden biri haline geldiğini belirterek, “Bayraktar TB2, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB3, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, ATAK, GÖKBEY, HÜRKUŞ, HÜRJET ve KAAN ile Türk havacılığının altın çağını yaşıyoruz.” dedi.

Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesindeki (ESTÜ) İleri Prototip İstasyonu Projesi açılış töreni öncesi üniversitenin öğrenci kulüplerinin stantlarını ziyaret etti.

ESTÜ Konferans Salonu’ndaki törende konuşan Kacır, Eskişehir’in, geçmişte Yunus Emre ve Nasreddin Hoca gibi önemli şahsiyetlerle Anadolu irfanına değer kattığı gibi şimdi de üreticisiyle, akademisyeniyle, çalışkan genç nüfusuyla ülkeye değer kattığını söyledi.

Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesi bünyesinde Avrupa Birliği eş finansmanıyla hayata geçirilen “İleri Prototip İstasyonu” ile inşa edilen ekosisteme bir altyapı daha eklemenin gururu içinde olduklarını anlatarak, şöyle konuştu:

“21. yüzyılda katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyeti, ülkelerin kalkınma yolculuğunda yönünü ve hızını tayin ediyor. İnovasyon ve AR-GE çalışmalarına yapılan yatırımlar, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturuyor. Gelişmiş teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin benimsenmesi, toplumların refah seviyesini artırıyor ve geleceğe yönelik güçlü bir vizyon sunuyor. Bu yaklaşımla, Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde son 22 yılda, kapsamlı bir AR-GE, yenilikçilik ve girişimcilik ekosistemi inşa ettik. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uygulayarak Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik.”

“Yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi”

Son 22 yılda AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara, AR-GE personeli sayısını 29 binden 272 bine çıkardıklarını vurgulayan Kacır, “Havacılıkta teknolojide paradigma değişimlerinin öncüsü olduk. 60 yıllık hayalimiz yerli ve milli aracımızı Türkiye’nin yollarıyla buluşturduk. Şimdi yeni nesil uydulardan endüstriyel robotlara, biyoteknolojiden bataryaya 5G’den uçan hızlı trenlere birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirmenin arifesindeyiz. Yüksek teknolojide üretim altyapımızı güçlendireceğiz. Tabii yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinin, AR-GE’de, inovasyonda ve üretimde uzun vadeli bakış açısı, paradigma değişimlerine odaklanan yaklaşımıyla havacılıkta üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerini üst düzeye taşıdığını dile getiren Kacır, “Havacılık sektörümüz ana ve alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracat potansiyeli ile Türkiye’nin en önemli ve gelişim gösteren sektörlerinden biri haline geldi. Bayraktar TB2, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB3, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, ATAK, GÖKBEY, HÜRKUŞ, HÜRJET ve KAAN ile Türk havacılığının altın çağını yaşıyoruz. 100 yılı bulan havacılık tarihi ve sanayisi ile Eskişehir kuşkusuz bu başarının önemli merkezlerinden.” diye konuştu.

Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, yatırım teşvikleriyle, sanayi sektörüne, KOBİ’lere sağladıkları imkanlarla Eskişehirli girişimcilerin ve sanayicilerin teknoloji odaklı üretim yolculuğunda yanında yer aldıklarını belirtti.

“Şehrimizin araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak”

Bakan Kacır, Eskişehir ekonomisinin lokomotifi KOBİ’leri de asla yalnız bırakmadıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce 100’den az KOBİ’miz bu desteklerden faydalanırken biz bu sayıyı 2 milyar liranın üzerinde bir destekle 15 bin 500’e çıkardık. Bakanlık olarak sağladığımız 176 milyon lira finansmanla bugüne gelen organize sanayi bölgelerimizde 23 binin üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Eskişehir’imize 2 teknopark, 20 AR-GE merkezi ve 4 tasarım merkezi kazandırarak şehrimizin katma değerli üretim odaklı kalkınmasının yolunu açtık. Son 22 yılda, TÜBİTAK bilim insanı, AR-GE ve özel sektör destek programlarıyla 974 proje ve 2 bin 201 bilim insanımıza 4,1 milyar lira destek sağladık.”

İleri Prototip İstasyonu ile Eskişehir’in katma değerli üretim yolculuğuna yeni bir soluk getireceklerini bildiren Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“4,4 milyon avro kaynak ile hayata geçirdiğimiz üretim ve ileri malzemeler, bilgi ve iletişim teknolojileri ve animasyon gibi geleceğin katma değerli sektörlerine hizmet edecek bu tesis ile girişimcilerimizin prototiplerini nihai ürünlere dönüştürmelerini sağlıyoruz. Aynı zamanda, mentorluk, teknoloji değerlendirme, kaynak yaratma, hukuk, fikri haklar gibi alanlarda sunduğumuz danışmanlık hizmetleriyle girişimcilerimizin fikirden ürüne giden yolda yanlarında yer alıyoruz. Bu proje ülkemizin stratejik endüstrilerinde faaliyet gösteren girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ulusal ve uluslararası pazarlara erişimini sağlayacak. KOBİ’lerin talaşlı imalat, tersine mühendislik ve eklemeli imalat alanlarında ihtiyaçlarına cevap verecek bu merkez ile Eskişehir sanayisinin özellikle havacılık ve raylı sistemler sektöründe sahip olduğu yetkinlikleri de güçlendireceğiz. KOBİ’lerimizin, uluslararası rekabet gücü yüksek daha yenilikçi ve verimli üretim yöntemlerini benimsemelerine ve bu teknolojileri geliştirmelerine olanak tanıyacağız. İnanıyorum ki bu merkez, şehrimizin nitelikli üretim altyapısı, AR-GE kabiliyetleri, araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak.”

Törende, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan da katılımcılara hitap etti.

Bakan Kacır, törenin ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanlığını ziyaret etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024-2028 Hayvancılık Yol Haritasını Paylaştı https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/#respond Thu, 23 May 2024 21:30:45 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7983

2024-2028 hayvancılık yol haritasını paylaşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun keçi vebası aşısı yapılacak” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin 2024-2028 hayvancılık yol haritasını paylaştı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Gazi Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında hayvan hastalıkları ile mücadele, anaç hayvan üretimini arttırma, ‘Islah Eylem Planı’ gibi konu başlıkları masaya yatırıldı.

“Sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırıyoruz”

Kırmızı et, beyaz et, süt ve yumurtada; kaliteli, yeterli ve sağlıklı üretiminin devamlılığı için suyu merkeze alan ve doğal kaynakların korunduğu bir sistemle üretim planladıklarını kaydeden Bakan Yumaklı, “Hayvansal üretimin en temel girdisi kaliteli kaba yem üretim kapasitesini, Mera varlığımızı ve yapılarını, Pazarlama imkanlarını dikkate alarak gerçekleştiriyoruz. Hem alıcıyı hem satıcıyı güvence altına alan sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırıyoruz” diye konuştu.

“Üreten herkese ürettiği kadar destek veriyoruz”

Aşısı ve kaydı olan her buzağıya destek verdiklerini hatırlatan Bakan Yumaklı, “Mevcut desteklemelerimizde işletme büyüklüğüne göre belirli sınırlandırmalar vardı. Yeni desteklemelerimizde bu sınırlandırmaları kaldırıp, üreten herkese ürettiği kadar destek veriyoruz” ifadesini kullandı.

“İlk defa genç ve kadın üreticilerimize yüzde 70 ilave destek veriyoruz”

Aile işletmelerine tüm hayvancılık desteklemelerinde ilk defa ilave destek verdiklerine işaret eden Bakan Yumaklı, “Bu sayede aile işletmeleri temel destekle aynı oranda ilave destek alarak en az iki kat destek almış olacak. Kırsalda üretimin ana direği olan kadınlara ve geleceğimizin teminatı gençlere pozitif ayrımcılık yapıyoruz. İlk defa genç ve kadın üreticilerimize yüzde 70 ilave destek veriyoruz. Ayrıca suni tohumlama, yerli sperma, soy kütüğü, ari işletme gibi verimliliği artırıcı destekleri artırarak vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Sahibi kadın olan aile işletmeleri daha fazla destek alacak

Yeni destekleme modelinden örnek veren Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Mesela sahibi kadın olan bir aile işletmesi düşünelim. Tüm şartları yerine getirdiğinde, buzağı başına mevcut modelde 2 bin 68 lira destek alırken, yeni sistemde, ilave verdiğimiz aile işletmesi, kadın desteği ve diğer verimlilik destekleriyle 5 bin 200 lira alacak. Yani 2 buçuk kat fazla destek alacak. Eğer bu işletme, ari işletme olursa ilave destek vereceğiz ve bu rakam buzağı başına 7 bin 900 liraya kadar çıkabilecek. Böylece desteği yaklaşık 4 kat artmış olacak.”

Bakan Yumaklı, besici aile işletmelerin 20 buzağıyı kesimine kadar beslediği takdirde, kesim anında dana başına ilave olarak 4 bin 500 liraya kadar destek verileceğini belirtti.

IPARD kredi üst limiti 40 milyon liradan 60 milyon liraya çıkartıldı

Kırsal kalkınma destek programlarından biri olan IPARD desteklerini 42 ilden 81 ile yaygınlaştırıldığını ve faydalanıcı sayısını arttırdıklarını dile getiren Bakan Yumaklı, “Sübvansiyonlu kredilerde; kadınlara, gençlere ve planlı üretim bölgelerine ilave indirim oranları uyguluyoruz. Ayrıca hayvancılıkta işletme başına 40 milyon lira olarak verilen kredi üst limitini 60 milyon liraya, eğer ari işletme olursa 80 milyon liraya çıkardık” ifadelerine yer verdi.

Ari işletme sayısının 2024 yılında 2 bin 500’e çıkartılması hedefleniyor

Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vereceğimiz ilave desteklerle ari işletme sayısını bin 136’dan 2024 yılında 2 bine, 2025 yılında ise 2 bin 500’e çıkarmayı hedefliyoruz. Hastalıktan ari işletmelerden, ülkenin ihtiyacı olan genetik kapasitesi yüksek anaç hayvan üretimini sağlamış olacağız”

Şap aşısı sayısı 2 dozdan 3’e çıkartıldı

Hayvansal hastalıklara karşı alınan tedbirlere değinen Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Bulaşıcı hastalıklardan koruyucu aşı uygulamasını da yaygınlaştırıyoruz. Şap hastalığına karşı her yıl rutin olarak 2 doz uygulanan aşı sayısını bu yıl 3’e çıkarttık. Bu ek aşının ücretini bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Aile işletmelerinde buzağı, kuzu ve oğlak sağlığını koruyucu tedbirlere ağırlık vererek gerekli aşı desteğini bakanlık olarak biz sağlayacağız. Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla, ülke genelindeki tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun keçi vebası aşısı yapılacak. Bahsettiğim tüm bu aşıların ücretlerini bakanlık olarak biz karşılayacağız.”

Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açılıyor

Hayvansal hareketliliğin kontrolü amacıyla Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açacaklarına işaret eden Bakan Yumaklı, “Buradaki amacımız, hastalıklı hayvanın başka bir bölgeye giderek hastalığın yayılmasını engellemek. Ayrıca bu istasyonlarda yapılan kontrollerle hastalığa yerinde ve erken müdahale etmek. 7 gün 24 saat görev yapacak bu istasyonlardan ilkini Erzurum’da açtık. Önümüzdeki günlerde ikincisini Elazığ’da açıyoruz. Yılsonunda bu sayıyı 7’ye çıkartacağız” kaydetti.

Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezi oluşturulacak

Pendik Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğü’n yeni bir Ulusal Aşı Üretim Tesisi kurduklarına dikkati çeken Yumaklı, “Burada daha modern ve teknolojik imkanlarla yüksek kapasiteli aşı üretimleri gerçekleştireceğiz. Ayrıca Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezini de oluşturuyoruz. Burada da her türlü ilaç, aşı ve tıbbi malzemenin testlerini yapacağız” dedi.

100 bin yetiştiriciye farkındalık eğitimi verilecek

Buzağı ve kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla her ilçede eğitimler düzenlediklerini belirten Yumaklı, bu yıl ve gelecek yıl içinde 100 bin yetiştiriciye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yapacaklarını aktardı.

Soğuk zincir izleme sistemi kurulacak

Bunun yanı sıra Yumaklı, hayvan hastalıklarından korunmak amacıyla aşıların ve ilaçların üretimden uygulama aşamasına kadar geçen süreçte, soğuk zincir izleme sisteminin bu yılın ilk yarısında kuracaklarını belirtti.

“Dişi buzağılara ilave destek veriyoruz”

Bir başka hedeflerinin ise anaç hayvan üretiminin arttırılması olduğunu dile getiren Yumaklı, “Bu kapsamda; hastalıktan ari işletmelerde cinsiyeti belirli sperma kullanımını teşvik ediyoruz. Anaç hayvan sayısının arttırılması amacıyla dişi buzağılara ilave destek veriyoruz. Bir diğer önemli adımımız ise TİGEM ve ESK iş birliğinde hayata geçireceğimiz yeni bir proje” dedi.

TİGEM işletmeleri damızlık merkezi olacak

‘Yerli Üreticimizi Güçlendirmek’ parolasıyla yola çıktıklarına işaret eden Yumaklı, söz konusu projede TİGEM işletmelerinin damızlık merkezi olacağını söyledi. ESK’nın desteğiyle sayıları artacak damızlık aile işletmelerine uygun maliyetle dağıtılacağını söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bu sayede yerli üreticinin damızlık ihtiyacını kamu güvencesiyle kaşılaşmış olacaklarını belirtti.

Türkiye’de en yaygın sütçü ırk olan Siyah Alaca ırkına vurgu yapan Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Ülkemizde en yaygın sütçü ırk olan Siyah Alaca ırkında yaklaşık 22 bin hayvanı verimlilik durumlarını genetik olarak ortaya koyarak referans popülasyonumuzu oluşturduk. Bu sayıyı her geçen yıl artırıyoruz. 2024 yılında artık bu ırktan doğan buzağılarda genetik yapısına bakarak, damızlık değerini belirlemeye başladık. Bu testi yaptıran yetiştiricilerimizin test maliyetini bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Yine bu yıl içerisinde ülkemizde sayısı en fazla ikinci ırk olan Simental ırkında da genetik testler ile damızlık değerini belirlemeye başlıyoruz. Her iki ırk için bu hizmeti yetiştiricimizin hizmetine sunuyoruz. Bu testin yaygınlaşması amacıyla Genomik Test Merkezi’ni Haziran 2024’te Ankara’da açmış olacağız. Genomik seleksiyon ve embriyo transferi yöntemiyle, yüksek genetik kapasiteli üretim boğalarını Ocak 2025’te üretmeye başlıyoruz.”

Açıklamalarını tamamlayan Bakan Yumaklı, gazeteciler ile birlikte hatıra fotoğrafı çekindi. – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/feed/ 0
Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/ https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/#respond Wed, 22 May 2024 21:57:40 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7962

Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek

Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor

Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı

ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/feed/ 0
Şanlıurfa’da Üretilen 20 Bin Ton Balık Dünya Ülkelerine İhraç Ediliyor https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/#respond Wed, 22 May 2024 21:27:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7944

Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su Ürünleri Mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/feed/ 0
Güney Koreli implant firması Türkiye’ye sağlık yatırımına geliyor https://www.akittvhaber.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/#respond Wed, 22 May 2024 21:03:41 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7928

Güney Koreli diş implantı üreticisi MegaGen firması, Türkiye’ye kuracağı fabrikayla ilk aşamada 15 milyon dolarlık, 5 yıl sonra 100 milyon dolarlık yatırım yapacak.

Dünyanın ilk 10 diş implantı üreticisi arasında yer alan MegaGen, implant yanında diş hekimi koltuğu, görüntüleme sistemleri ve bu alandaki yazılımları da üretiyor. MegaGen, dünyada 120’yi aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.

Firma, Güney Kore dışındaki ilk üretim tesisini Türkiye’de İstanbul’a kurma kararı aldı ve buna yönelik çalışmalarını da hızlandırdı.

“Biz Türkiye’yi seçtik”

MegaGen Implant CEO’su Kwang Bum Park, AA muhabirine, firmanın Güney Kore’nin Daegu kentinde yer alan fabrikasında değerlendirmede bulundu.

Uzun zamandır yurt dışına açılma planları yaptıklarını belirten Park, çoğu şirketin yurt dışındaki ilk yatırımları için daha çok ABD ve Avrupa’yı düşündüğünü ancak kendilerinin geleceğe dair farklı fikirleri olduğunu söyledi. İş yapmak için belirli kararların verilmesi gerektiğini aktaran Park, “Yatırım için ABD ve Avrupa mantıklı olabilirdi ancak biz daha fazla gelişime açık olduğu için Türkiye’yi seçtik.” dedi.

Park, Kore’de robotik sistemlerle akıllı üretim yapan bir firma olduklarını, İstanbul’a kuracakları fabrikaya da Kore’deki gibi robotik sistem kuracaklarını belirtti.

Türkiye’deki üretimleriyle farklı ülkelere ve Avrupa’ya da yönelmeyi düşündüklerini vurgulayan Park, “Türkiye’de üretimi sağlayıp ‘Made in Türkiye’ etiketiyle ürünlerimizi Avrupa’ya göndermek gibi bir hayalimiz var. Türkiye, medikal turizmde oldukça meşhur bir ülke olduğu için Avrupa ve yurt dışından birçok hasta geliyor, bu hastalarla da ürünlerimizi duyurabileceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.

Park, Türkiye’de ilk olarak bir üretim bandıyla yatırıma başlayacakları bilgisini vererek, şöyle devam etti:

“Türkiye’ye ilk aşamada 15 milyon dolarlık başlangıç yatırımı yapacağız. İlerleyen dönemde yatırımın karşılığı alındıkça daha fazla yatırım yapıp iş büyütülecek. Bu üretim bandında sonuçlar alındıkça büyümek istiyoruz. Türk devletinin desteklerinden faydalanarak daha büyük bina kurup, üretim bandını çoğaltıp her şeyi daha çok büyütmek hayalimiz. Çok daha büyük bir fabrika için 5 sene gibi bir sürenin ardından daha büyük yatırımlar yapmayı planlıyoruz. O zaman muhtemelen 100 milyon doların üzerinde yatırım yapılacaktır. Bu üretim tesisimizde dünyanın farklı yerlerinden gelecek diş hekimlerine eğitimler de verilecek.”

“İhracata da başlayacağız”

Türkiye’den İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Afrika ülkelerine de yönelme planları olduğunu bildiren Park, 5 yıllık üretim planının yarısında gelindiğinde ihracata başlamayı hedeflediklerini anlattı.

Park, kendisinin de diş hekimi olduğuna ve şirketi diş hekimleriyle birlikte kurduklarına dikkati çekerek, hekimlerin ihtiyaçlarını bilerek bu doğrultuda en doğru ürünleri ürettiklerini kaydetti.

İmplantın ardından diğer ürünlerinin de Türkiye’de üretimini sağlayıp “Made in Türkiye” etiketiyle dünyaya tanıtabileceklerini dile getiren Park, “Türkiye, iş bağlantısı kurmak için çok önemli bir ülke. Asya şirketlerinin bağlantı kurma eksikliği var. Türkiye üzerinden bağlantı kurup beraber başka yerlerde iş yapmak da istiyoruz. Biz Türkiye’deki şirketlere rakip olarak gelmek istemiyoruz. Biz teknik bilgi ve birikimimizi paylaşıp ülkedeki kalite ve standartların artırılmasına katkı sağlayabiliriz. Türkiye’deki ürün kalitemiz de Güney Kore’deki ile aynı olacak. Beraber güzel sonuçlar alabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Park, vergi gibi devletle ilişkiler ile çalışanlara karşı sorumluluk gibi konulara çok önem verdiklerini belirterek, Türkiye’deki yatırımlarını tamamlamaları için bazı izin ve işlem süreçlerinin hızlandırılmasını talep etti.

“Daha fazla Güney Kore şirketi gelecek”

Şimdiden MegaGen’in yatırımını izleyerek Türkiye’ye yatırım planı yapan Güney Koreli firmalar olduğuna işaret eden Park, “Daha fazla Güney Kore şirketinin Türkiye’ye gelip yatırım yapıp büyüyeceğini düşünüyorum. Türkiye’ye şu anda yapılan yatırımlar da sürekli büyüyor. Bizim ardımızdan global ve Güney Koreli yatırımcıların Türkiye’ye geleceklerini düşünüyorum.” dedi.

Park, dental pazarda dünyada 8’inci sırada yer aldıklarını, 2030’a kadar hedeflerinin 3. sıraya yükselmek olduğunu vurguladı. Sadece implant alanında değil, dental ve sağlık alanında da daha fazla inovasyon yapıp, yapay zekanın kullanıldığı dijital ürünler oluşturup farklı alanlara yönelmek istediklerini dile getiren Park, bu alanda AR-GE’ye de çok önem verdiklerini söyledi.

Türk Şehitliği’ni ziyaret etti

Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Güney Kore’ye yardım eden ülkelerden biri olduğunu anımsatan Park, “Türkiye’den ‘kardeş ülke’ olarak bahsediyoruz. İki ülke halkları birbirine çok yardımcı oluyor. Fiziksel olarak Japonya ve Çin bize yakın ama duygusal olarak Türkiye’yi kendimize daha fazla yakın hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Park ile MegaGen Türkiye CEO’su Cem Dergin ve diğer şirket yöneticileri, basın mensuplarıyla yaptıkları görüşmenin ardından Güney Kore’nin Busan kentinde yer alan BM Anıtsal Mezarlığı’ndaki Türk Şehitliği’ni ziyaret etti. Şehitlik anıtına çiçek bırakan Park ve Dergin, saygı duruşunda da bulundu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/feed/ 0
TÜRASAŞ, Türkiye’nin En Büyük Boji Fabrikasını Sivas’ta Kuruyor https://www.akittvhaber.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/#respond Fri, 17 May 2024 21:12:48 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7769

SİVAS (İHA) – Sivas’ta üretim faaliyetlerine hız kesmeden devam eden TÜRASAŞ, 3 ana fabrikasına bir yenisini eklemenin hazırlığını yapıyor. Mart ayında üretime başlayacak olan fabrika, Türkiye’nin en büyük boji fabrikası olarak üretim gerçekleştirecek.

TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ’ın, vagon üretimi ve onarımında öncü bir fabrika olduğunu belirterek Mart ayında üretime girecek olan boji fabrikasının Türkiye’nin en büyük boji üretim tesisi olacağını kaydetti. Kurulacak olan fabrikada yılda yaklaşık 4 bin 500 boji üretimi gerçekleştirileceğini belirten Karadağ, boji üretimde oluşacak artışın ardından yılda bin 500 vagon üretebileceklerini ifade etti. Karadağ, yeni kurulacak fabrikanın 10 bin metrekarelik bir alanı kapsadığını belirterek, “2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz. Biz de onu şiar edindik ve şu an TÜRASAŞ’ı inadına büyütüyoruz” dedi.

“Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak”

Türkiye’nin en büyük boji fabrikası olarak Mart ayında üretime başlayacaklarını belirten TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, “TÜRASAŞ, 1939 yılında kurulmuş bir fabrikadır. Vagon yapar, vagon imalatı onarımı yapar. Bundan kırk yıl öncesine kadar lokomotif üretip onarım yapan bir kurumken, daha sonra sadece büyük vagonlara odaklanıp devam eden bir fabrika oldu. Seksen beş yıllık bir kurumuz. Kurulduğumuz günden bugüne Cer atölyesi, SİDEMAS, TÜDEMSAŞ, en sonunda TÜRASAŞ, Sivas Bölge Müdürlüğü olarak ismimiz değişti ama içeriğimiz hiç değişmedi. Bizim vagon imalat sektöründeki ağırlığımız hiç değişmedi. Biz şu an TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü olarak üç yıldır -ki 2020 yılından bu yana TÜRASAŞ olarak devam ediyoruz- buna katkı sağlamaya çalışıyoruz. Yaptığımız üretimlerle, yeni projelerimizle ki şu an içinde bulunduğumuz boji üretim fabrikası da bu yeni projelerimizden birisi. Şu ana kadar üç ana fabrikayla faaliyetlerimizi sürdürürken, şu an dördüncü ana fabrikayı açacak olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yeni fabrika, Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak. Senede yaklaşık 4 bin 500 boji civarında bir üretim yapacağız, bu bin 500 vagona tekabül eden bir üretim sayısıdır. Burada önce vagon üretim sayımızı arttırmayı amaçladık. Bunun için bojiyi artırmak gerekiyordu. Altyapıyı hazırladık. Allah nasip ederse Mart ayı içinde açılışını yapacağız. Bu fabrikanın bütün ihale süreçlerini tamamladık. Bir kısmını şu anda görüyorsunuz, sistemlerimiz kuruldu, kuruluyor. Kumlama, plazma kesim tezgahımız gibi işte test ünitelerimiz gibi fikstürlerimiz gibi tezgahlarımız geldi. Gelmeye devam ediyor. Bütün tezgah bağlantılarımızı yaptık. Personel alımlarımızı gerçekleştirdik. Hazineden gerekli izinleri alarak şu an personelimizin kadrolu bir kısmı geldi, gelmeye devam ediyor. İnşallah Mart ayı içerisinde ilk kaynağımızı vurarak bojiye Bismillah diyeceğiz” dedi.

“Tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta”

Tank taşıma vagonu gibi projeler ile üretim konusunda da hız kesmediklerini belirten Karadağ, “Yaklaşık 400 bin metrekare alan üzerinde, 110 bin metrekare kapalı alan olmak üzere faaliyet gösteriyoruz. Kapalı alanın 26 bin metrekarelik bir kısmı vagon onarımı için ayrılmış durumda. 20 bin metrekarelik kısım vagon üretimine ayrılmış durumda. 15 bin metrekarelik bir metal işleri bölümümüz var ve en son fabrikamızda 10 bin metrekarelik bir boji üretim fabrikası olarak faaliyet göstereceğiz, Allah nasip ederse. Boji fabrikası projemizin de yanında normal üretimimizi yapmanın yanı sıra, milli vagon ve ikiz vagon dediğimiz yurt dışında da rağbet gören konteyner vagonumuzu üretmek için çalışıyoruz. Ayrıca, 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Şöyle bir şiarımız var, Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, ‘TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz” diye konuştu. – SİVAS

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu olduğunu açıkladı https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/#respond Wed, 01 May 2024 21:00:46 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7249

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz.” dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Yumaklı, salgın hastalıklar, doğal afetler, ülkeler arasındaki savaşlar, iklim değişikliği gibi hususların gıdanın neden stratejik bir sektör olduğunu öğrettiğini söyledi.

Ülkeler için gıda arz güvenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu dile getiren Yumaklı, bir yandan üretmeye devam ederken bir yandan da bütün dünyayı baskısı altına alan enflasyonla, üretimi baskılayan girdi maliyetleri gibi süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını, bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak için de gece gündüz çalıştıklarını belirtti.

Bakan Yumaklı, son 21 yılda Bakanlığın Kayseri’ye yaptığı bütün yatırımların, desteklerin toplam tutarının yaklaşık 60 milyar lira olduğu bilgisini vererek şöyle devam etti:

“Kayseri’de 110 milyon tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Kayseri’de 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz. Burada bir itiraz süreci var, çok da önemli olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. O sürecin tamamlanmasını da yakından takip ediyoruz. Her ne kadar Memduh (Büyükkılıç) başkanımla Kastamonu pastırması mı Kayseri pastırması mı tartışması yapıyor olsak da… Biz her halükarda bu tatlı tartışmayı başkanımızla devam ettireceğiz. Ama şuna karar verdik, her ikisi de ayrı kategoriler, birbirleriyle yarıştırmayalım. Her ikisini de ayrı kulvarlarda takip etmiş olalım.”

“Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”

İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Yumaklı, “Son dönemde yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindeki düzenlemelerdir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla alakalı düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik, suya göre tarım yapmamız gerekir çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Yumaklı, sözleşmeli tarım konusunda bazı sektörlerin, sözleşmenin koruyucu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak bunu bir bağlayıcılık olarak gördüklerini dile getirdi.

Planlı üretime geçişle alakalı çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde hangi üründen ne kadar üreteceğiz, ne kadar fazlamız var, ne kadar eksiğimiz var, hangi ili nereye yönlendireceğiz konusunu da çalışmak istiyoruz. Bu basit bir yasal düzenleme değildir, sizlerle beraber bizim Bakanlığımızın, tüm arkadaşlarımızın el ele, omuz omuza vererek ortaya koyması gereken bir husustur. Başladığı andan itibaren 3 yıllık bir planlamayı gerektirecek, yani sadece 1 yıla ait bir şey değil. Dolayısıyla üretim yapacak olanlar da önündeki 3 yılı görmüş olacaklar.” ifadesini kullandı.

Planlı ve suya göre tarıma örnek veren Yumaklı, Kayseri’de sulama amaçlı kullanılan Sarıoğlan Barajı’nın yağışların yetersiz olmasından dolayı yeterli doluluk oranına ulaşamadığını, bölgede şeker pancarı üreten üreticilerin endişelendiklerini, il müdürlüğü ve büyükşehir belediyesinin bir proje başlattığını ve üreticiye yüzde 100 hibe nohut tohumu dağıtılarak 10 bin dekarda ekim yapılmasının sağlandığını anlattı.

Bakan Yumaklı, tarımsal arazilerin boş kalmamasıyla ilgili TAKE projesi olduğunu dile getirerek, “Bununla ilgili de çiftçilerimize yine yüzde 50 hibeli, suyu az tüketen nohut, aspir ve yeşil mercimek tohumlarını Bakanlık olarak dağıtacağız.” dedi.

TAKE projesine ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:

“Resmi Gazete’de dün gece yayımlanan hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. TAKE projesiyle 3 yılda yaklaşık 950 milyon lira tutarında 1241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl için de Türkiye’ye 520 milyon liralık bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer gelişme de hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz bilir. Onlar, uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden, tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle para alışverişi olmayacak. Kendilerine olan desteklerimiz içinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”

Toplantı, sektör temsilcilerinin sorularının cevaplanmasıyla basına kapalı devam etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/feed/ 0
Çanakkale’de Kadın Çiftçiler Süs Bitkileri Üretimine Başlıyor https://www.akittvhaber.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:21:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7129

Türkiye’de süs bitkileri sektöründe yeni alternatifler oluşturulması için Çanakkale’de kadın çiftçilerin bu yaz üretime başlaması planlanan çalışma kapsamında protokol imzalanarak yol haritası belirlendi.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Çanakkale Ziraat Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi ile Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamuller İhracatçılar Birliği arasında protokol imzalandı.

Çanakkale Ziraat Odası aracılığıyla yapılan çağrı üzerine bir araya gelen 21 kadın çiftçi, “süs bitkilerinin üretim potansiyelinin belirlenmesi” konusunda yürütülecek projenin detaylarına ilişkin bilgilendirildi.

Protokole göre, hazırlanacak proje kapsamında Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üreticilere başlangıç materyali sağlayacak, hasat edilen ürünlerin satış ve pazarlamasına destek olacak.

Ziraat Odası, çiftçilerin organizasyonuna, ÇOMÜ eğitim ve desteklenmesine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik ve sosyal yönden gelişimlerine, Ziraat Mühendisleri Odası ise birimlerin koordinasyon ve mühendislik desteklerine katkı verecek.

Özellikle kadın üreticilerin, kooperatif ve dernek benzeri oluşumlarla bir arada bulunabilecekleri bir organizasyon oluşturulmasının hedeflendiği çalışmanın ilk aşamasında, İstanbul’da mezat ziyareti yapılacak. Ayrıca, satış ve pazarlama üzerine görsel hafızalarını geliştirmek üzere toplantılar düzenlenecek, üretim seraları gezilecek, ÇOMÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde eğitim verilecek, ihracata yönelik üretim desteklenecek.

Koordinasyon sağlandıktan sonra altyapıları, üretim alanları, iş gücü ve üretim kapasiteleri değerlendirilerek, süs bitkisi üretimine temmuz ayında geçilecek. Her çiftçiye ortalama 600 metrekare alanda üretim materyali sağlanarak, kalite ve standardına bağlı olarak ürün ihracatı desteklenecek.

“Termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz”

Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine, Çanakkale’nin hem iç hem de dış pazara yakınlığı nedeniyle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda avantajlı bir konumda yer aldığını söyledi.

Çanakkale’nin iklimsel olarak kışın birkaç ayın dışında süs bitkileri için uygun olduğunu ifade eden Yılmaz, “Burada üretim olursa yeni bir üretim alanı açmış oluruz. Şu anda süs bitkilerinde kesme çiçekte Antalya ağırlıkta bir ihracatımız söz konusu. Antalya’da yaz sıcağından dolayı iklimsel dezavantajlarımız var. Karanfilin dışında başka çeşitleri pazara sunamıyoruz. Daha fazla çeşitliliğin sağlanacağını düşündüğümüz bir bölge olduğu için Çanakkale’de birtakım çalışmalar yapılması adına iyi niyet protokolü imzaladık.” diye konuştu.

Yılmaz, Çanakkale’de kısa sürede süs bitkisi denemelerinin yapılacağını, birçok çeşidin uyumlu olacağını düşündüklerini aktardı.

Süs bitkisi üretiminin Çanakkale ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunacağına inandığını ifade eden Yılmaz, “Bundan 10 yıl önce Sakarya’da süs bitkileri sektörü yokken şu an ciddi bir sektör oluştu. Tokat’ta böyle bir sektör yokken yeni yeni oluşmaya başlıyor.” dedi.

“Çanakkale’de de neden olmasın?” düşüncesiyle hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, bu işi layıkıyla yapabilecek üreticilerle başlanıp projenin kendiliğinden büyüyeceğini öngördüklerini anlattı.

Yılmaz, Çanakkale’de üretilecek süs bitkilerin yerel esnafın ihtiyacını karşılayacak düzeyde olacağını, daha sonra büyük hedeflerin ortaya konulacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Bir adım sonra kentin etrafındaki büyükşehirler, sektör daha da büyüdüğünde ihracat boyutuna taşınması gerekiyor. Bunu Isparta’da da yaşadık. Isparta’da 15 yıl önce sektör yokken şu an 1500-2 bin dönüm kapalı alanda yazlık karanfil üretimi yapılıyor. Bu ürünlerin tamamının Hollanda ve İngiltere’de satışı yapılıyor. Burada hem serada kesme çiçekler hem de dış mekanda üretimler gerçekleştiriliyor. Çanakkale’de termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz. Süs bitkileri üretiminin neredeyse tamamı burada yapılabilecek potansiyele sahip.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Son 21 yılda sebze üretimini neredeyse dört kat artırdık https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/#respond Thu, 25 Apr 2024 09:00:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7093

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlarla son 21 yılda sebze üretimini neredeyse dört kat artırdık. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı beş eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi inceleme ve açılışlara katılmak üzere geldiği Nevşehir’de sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Yumaklı toplantıda yaptığı konuşmada, “Gıdanın, su ve ormanın her geçen gün öneminin ve değerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sektörlerde küresel alandaki gelişmeleri takip ederken yereldeki potansiyelimizi tespit edip, etkin politikalarla süreci yürütmemiz gerekiyor. Tabii bu çalışmalar masa başından olmuyor. Yerelde veya sahada üreticimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, STK’larımız ve mesai arkadaşlarımızla bir araya gelerek sektörün dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenle görevi devraldığım günden bu yana illerimizi ziyaret ediyor, sektöre ait sorunlara el atıyoruz. Sorunların çözümü noktasında yapabileceklerimizi kısa, orta ve uzun vadeli çalışma ajandamıza not ediyoruz. Yapamayacaklarımız konusunda da neden olmayacağını gerekçeleri ile paydaşlarımıza aktarıyoruz” dedi.

Tarımın stratejik öneminin artmasına son dönemde yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışının sebep olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Biz bunları yeni normal olarak tanımlıyoruz. Nüfus artışıyla bir yandan daha çok ürün üretmemiz gerekirken, üretimi baskılayan, girdi maliyetlerini yükselten süreçlerle de karşı karşıya kalıyoruz. Ben inanıyorum ki bu süreci etkin ve verimli politikalar üreterek ve çiftçimizin üretme azmiyle hep birlikte geride bırakacağız. Son dönemde yaşadığımız yeni normal çerçevesinde gıda arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaşamadıysak, bunu illerimize sağladığımız güçlü üretim ve sanayi altyapısı, ayrıca siz değerli kardeşlerimizin üretimlerine borçluyuz. Su alanında 2,9 milyar lira yatırım yaparak 59 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma desteklerimizle Nevşehir’in tarım ve orman altyapısını güçlendirdik. 20 milyon 300 bin fidanı toprakla buluşturduk. ORKÖY kapsamında 43 milyon lira hibe ve kredi desteği sağlayarak, yaklaşık 221 projenin hayata geçmesine vesile olduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 366 bin dekar alana sahip Hacıbektaş ve Nevşehir Acıgöl ovalarımızı koruma altına aldık. Bu ovalarımızı gıda arz güvenliğimizin teminatı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Nevşehirli üreticilerimiz hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini arttırdı. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlar ile son 21 yılda; sebze üretimini neredeyse 4 kat artırdı. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı 5 eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz. Bu çalışmaları yaparken üreticimizi belli bir ürün üretmeye zorlamayacağız, çiftçimizin ekonomik kazanç sağlayacağı, ülkemizin gıda arz ihtiyacının karşılanacağı bir sistem yürüteceğiz. Yani, kazan-kazan prensibi ile hareket edeceğiz. Kırsal kalkınma desteklerimizden gençlerimiz ve kadınlarımızın daha çok yararlanması için pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. 1,3 milyar lira tutarındaki 12 su ve sulama projemizi Nevşehir’e hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdüreceğiz. İnşallah bizim teşvikimiz, sektör paydaşlarının da gayreti ile evelallah üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiği düsturuyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – NEVŞEHİR

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/feed/ 0
Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti” https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/ https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:42:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7039

Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti”

KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.

Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.

“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”

Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”

Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.

“Konya tam bir tarım şehri”

Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.

“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”

Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.

“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/feed/ 0
Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti” https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/ https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:48:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7016

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.

Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.

“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”

Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”

Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.

“Konya tam bir tarım şehri”

Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.

“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”

Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.

“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti. – KONYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’de Tohum Üretimi Sorunu Yok https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:21:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6905

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok.” dedi.

Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde kayadan oyma doğal soğuk hava deposunda incelemede bulunan Yumaklı, dünyada farklı doğal depolama örnekleri bulunduğunu ancak kenttekilerin çok özel olduğunu dile getirdi.

Yumaklı, bu depolarda hem havalandırma hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmadan başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiğini belirtti.

Türkiye’de 5,7 milyon tonluk patates üretimi olduğunu aktaran Yumaklı, “Nevşehir, patates üretiminde Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bu, verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculukta dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:

“Türkiye, ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates tohumu. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız Ar-Ge yaparak patatesteki tohum üretiminde şu anda yaklaşık yüzde 10-15’ler civarındayız. Yüzde 50-60’lara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var. İçinde bulunduğumuz bu alan, yaklaşık 100 bin tonluk patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip.”

Bazı ürünler sembolleştirilerek bunların üzerinden siyaset yapıldığını vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular, siyaset malzemesi yapılmamalı. Çünkü bu üreticiye de haksızlık, bu oluşan ortamdan olumsuz etkilenen tüketiciye de haksızlık. Geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir dönemi belki de 3-5 günlük ya da bir haftalık bir dönemi sanki o üretim yılının tamamında varmış gibi lanse etmekle alakalı maalesef gündemimiz oldu. Bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum, sadece Nevşehir’de şu anda ki sezonun yeni ürünlerinin çıkmasına doğru gidiyoruz, sezonun toplamında şu anda Nevşehir’de 660 bin tonluk patates stoku var. Bunun 100 bin ton civarındaki kısmını eğer tohum olarak düşünürsek 500 bin tonluk sadece Nevşehir’de bir stok söz konusu.”

Diğer illerin depolarında da yeteri kadar ürün olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye, bazı ürünlerin üretimi konusunda kendi ihtiyaçları için ve ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılama anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda arz güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum. Bu dönemde artık hepimiz de biliyoruz ki ne patatesle alakalı ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil, olmayacaktır da, olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız.” diye konuştu.

Hem üretici hem de tüketici için haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacaklarını kaydeden Yumaklı, tüm ürünlerde haksız ortam oluşmasını engelleyeceklerini, bu konuda Ticaret Bakanlığıyla koordineli çalıştıklarını aktardı.

Türkiye’nin gıda arz güvenliğiyle alakalı bir sorununun olmadığını dile getiren Yumaklı, “Fiyat hareketlerini gıda arz güvenliği üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da yani tüketicinin zararına olacak eylemlere de hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda hem bizler Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı son derece kararlıyız.” dedi.

Açıklamasının ardından depodaki yetkililerden bilgi alan Yumaklı, burada çalışan işçilerle sohbet etti ve patates ayıkladı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/feed/ 0
Oba Makarnacılık halka arzında talep toplama başladı https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:30:35 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6801

Oba Makarnacılık Sanayi ve Ticaret AŞ’nin halka arzında talep toplama başladı.

Oba Makarnacılık’ın halka arzı OBAMS kodu ile Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, Ünlü Menkul Değerler, Ziraat Yatırım Menkul Değerler ve QNB Finans Yatırım Menkul Değerler liderliklerinde oluşturulan konsorsiyum tarafından gerçekleştirilecek.

Halka arz fiyatı pay başına 39,24 lira olarak belirlenen şirketin 72 milyon 252 bin 259 lira sermaye artırımı, 24 milyon 84 bin 86 lira ortak satışı olmak üzere nominal değeri 96 milyon 336 bin 345 lira olan payları satışa çıkacak. Böylece şirketin yüzde 20,1’i halka açılmış olacak. Şirket, 22-23 Şubat’ta talep toplayacak.

Halka arz edilecek hisselerin yüzde 49’u yurt içi bireysel yatırımcıya, yüzde 45’i yurt içi kurumsal yatırımcıya, yüzde 5’i yurt dışı kurumsal yatırımcıya ve yüzde 1’i de Oba Makarnacılık çalışanlarına ayrıldı.

“Günlük 3 bin ton buğday kırma, 2 bin ton makarna üretimi gerçekleştiriyoruz”

Oba Makarnacılık Yönetim Kurulu Üyesi İpek Cıncıkcı, AA muhabirine, 2005’te tesisi aldıklarında 80 ton kapasiteli bir üretim tesisi olduğunu ve 2010’da yaptıkları yeni yatırımlarla Türkiye’nin en büyük makarna üretim tesisini hayata geçirdiklerini söyledi.

Cıncıkcı, “2010’da Gaziantep 4. organize sanayi bölgesinde yeni fabrikamızın inşaatına başladık ve o zamanın en yüksek üretim kapasitelerinden birine ulaştık. Ardından 2017’de stratejik bir kararla Sakarya Hendek’te üretim tesisi aldık. Bu tesisi satın aldığımızda üç hat vardı ve yeni yaptığımız yatırımlarla birlikte Hendek fabrikamızın kapasitesini neredeyse Gaziantep fabrikamıza ulaştırdık. İki fabrika toplamında günlük 3 bin ton buğday kırma, 2 bin ton makarna üretimi gerçekleşmekte.” şeklinde konuştu.

Cıncıkcı, 2019’da Sakarya fabrikasında tek hatla üretime başladıkları noodle ürününde 2020 sonunda kapasitenin yeterli gelmemeye başladığını ve yeni bir yatırım ihtiyacı doğduğunu belirterek, bu yatırımla noodle hattı sayısını 1’den 4’e çıkarttıklarını ve 90 milyon porsiyondan 985 milyon porsiyon kapasiteye ulaştırdıklarını ifade etti.

“Türkiye küresel makarna pazarında kritik bir oyuncu”

Küresel makarna pazarının yaklaşık 66 milyar dolar tutarında olduğunu bildiren Cıncıkcı, “Türkiye küresel makarna pazarında kritik bir oyuncu, hem üretim anlamında hem ihracat anlamında. Üretimde Türkiye, Amerika ve İtalya’dan sonra üçüncü. Türkiye’de yapılan makarna üretiminin yüzde 25’i Oba Makarnacılık tesislerinde gerçekleşiyor. Türkiye ihracatta da oldukça kilit bir aktör. İtalya’nın ardından 2. sırada yer almakta. Biz de Türkiye’nin ihracatından yaklaşık yüzde 30 pay almaktayız.” bilgisini paylaştı.

Cıncıkcı, halka arzdaki en büyük motivasyonlarının şirketlerinin, global ölçekte gıda liderleri arasındaki sıralamasını sağlamlaştırmak ve uzun vadede bu sıralamayı daha üst sıralara taşımak olduğunu söyledi.

Halka arzın şirkete kurumsallaşma anlamında önemli katkılar sağladığını belirten Cıncıkcı, “İkinci nesil kuşak olarak bizden sonraki nesillere de şirketimizi daha sürdürülebilir kılmak amacıyla bu yola baş koyduk. İnanıyorum ki Oba Makarnacılık, yatırımcı ve şirket ilişkisini en güzel şekilde yönetecektir. Halka arz öncesi de büyük yatırımlar yaptık. Halka arz gelirlerimizin yaklaşık yüzde 50’sini ürün çeşitlendirme, kapasite yatırımları ve enerji yatırımlarında değerlendiriyor olacağız.” diye konuştu.

Cıncıkcı, yabancı para pozisyonunda net artıda olduklarının bilgisini vererek, “30 Eylül 2023 itibarıyla ciromuz 12 milyar lira oldu. Ciromuzun yüzde 70’i ihracattan geliyor. Yeni dönemde de nakit akışımızı artırırken düşük borç düzeyi ile kendimizi karşımıza çıkabilecek fırsatlara karşı daima hazır hissetmek istiyoruz. Aynı zamanda risklere karşı da korunaklı bir hale geleceğiz.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/feed/ 0
Topraksız Tarım ile Mahsul Verimi Artıyor https://www.akittvhaber.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:48:43 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6680

3 kez mahsul alınırken, topraksız tarım ile bu sayı 6’ya kadar çıkabiliyor.

İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Terme ilçesi Akçay Mahallesinde bulunan topraksız tarım yapan modern sera işletmesini ziyaret etti. Müdür Sağlam, burada yaptığı incelemelerin ardından topraksız tarımın özellikleri ve sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmede bulundu.

Topraksız tarımın her türlü tarımsal üretimin durgun veya akan besin eriyiklerinde veya besin eriyiklerince zenginleştirilmiş katı yetiştirme ortamlarında gerçekleştirilmesine verilen ad olduğunu ifade eden Müdür İbrahim Sağlam, ” Türkiye’de topraksız tarım yapan modern sera işletmelerinde ağırlıklı olarak sebze (domates ve biber) yetiştiriciliği yapılmakla beraber, son yıllarda su kültüründe marul ve katı ortam kültüründe topraksız çilek üretimine yönelim artmaktadır” dedi.

“Toprakta dekar 5 bin bitki dikilirken, topraksız olarak ise 25 bin bitki dikiliyor”

Topraksız tarımın, topraklı tarıma oranla avantajlarından bahseden Müdür Sağlam, “Topraksız tarımın seralarda yaygınlaşmasında monokültür sera toprağının yağmurdan ve normal hava hareketlerinden yoksun oluşu, gübre kullanımı, sera bitkilerinin ömrünün uzun olması, serada bitki artığının kalmaması, seradaki aşırı yaz sıcakları etkili olmaktadır. Topraksız kültürde kök ortamının ph, tuzluluk, besin madde dengesi ve hava su oranı daha sağlıklı bir şekilde ayarlanabilir. Toprak kaynaklı hastalık ve zararlılar ile yabancı otlar sorunu yoktur. Bundan dolayı kullanılan tarımsal ilaç miktarı da düşer. Topraksız tarım, ekim nöbeti zorunluluğunu ortadan kaldırır. Birim alandaki bitki sayısı artırılabilir. (Topraklı çilek yetiştiriciliğinde dekara 5 bin bitki dikilirken topraksız çilek yetiştiriciliğinde bu sayı 25 bine çıkmaktadır. Buda dekara verimi 2,5-3 tonlardan 12-13 tona çıkarmaktadır. Topraksız marul yetiştiriciliğinde üretim periyodu kısaldığından yılda 6 kez ürün alınmaktadır. (Bu üretim topraklı yapılsa 2 veya 3 dönem olacaktır). Topraksız kültürde her zaman temiz ürün alındığından insan sağlığı için önem taşımaktadır. Erkencilik, topraklı tarıma kıyasla daha belirgindir. Verim daha yüksektir” diye konuştu.

İlde topraksız tarım yapan tek yer hakkında da bilgi veren Sağlam, şunları söyledi:

“İlimizde su kültüründe marul üretimi ile başlayan topraksız tarıma yönelim çilek yetiştiriciliği ile artmaya başlamıştır. Hali hazırda ilimizde 2 dekar su kültüründe marul üretiminin yanında yeni yapılan 20 dekar domates ve 13 dekar çilek olmak üzere toplam 35 dekara ulaşmıştır. Tesisimiz Terme ilçemiz Akçay mahallesinde 2 dekar alan üzerine kurulmuş olup 2017 yılında üretime başlamıştır. Tesisin sera ve diğer eklentileri ile birlikte kurulum maliyeti bu günkü kur üzerinden yaklaşık 2,5 milyon TL olarak hesaplanmıştır. Tesisimizde yıllık 75 bin adet marul üretimi yapılmaktadır. Yeni uygulamaya başladığımız 2. kat üretim ilavesi ile bu üretimin 100 bin adetin üzerine çıkarılması hedeflenmektedir. Tesisimizin yıllık elektrik, tohum, gübre, kaya yünü, su, ilaç ve işçilik gideri 467 bin TL’dir. 75 bin üretim kapasitesine göre; 1 adet marulun maliyeti 6,23 TL olup üretim kapasitesi 100 bin adete çıkarıldığında 1 adet marulun maliyeti 5 TL ye düşecektir. Üreticimizin 2 kat haline dönüştürülecek modelde kazancı yıllık net işçilik de dahil 1 milyon TL’yi geçecektir. Bu yöntem ilimizde ilk defa uygulanmaktadır. Tesisimizin teknik iş ve işlemleri, tüm teknik programları il müdürlüğümüz teknik elemanları tarafından yürütülmektedir. Bu konuda yatırımcılarımızı il/ilçe müdürlüğümüze davet ediyoruz.” – SAMSUN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/feed/ 0
Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB, Bölgenin Üretim Üssü Olacak https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/#respond Wed, 10 Apr 2024 21:36:26 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6606

Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile ilgili düzenlenen basın toplantısında, “Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB bölgenin üretim üssü olacaktır” dedi.

Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış, Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB ile ilgili düzenlenen basın toplantısında Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri arasında ilk ve tek acele kamulaştırma kararı alınan OSB olma özelliğini taşıyan Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB’nin 1 Milyon 277 metrekare alanda MTA tarafından etüt çalışmalarına başlandığını söyledi. Başkan Recep Bağlamış, “OSB’nin genel yerleşim planı, üst yapı modülleri, imar planları, parselasyon planlarının hazırlanması amacıyla da yapılan ihale sonuçlandı. Acele kamulaştırma hükümleri kapsamında da kamulaştırma işlemleri mahkemelerce yürütülüyor. Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas OSB olarak diğer OSB’lere kıyasla çok kısa sürede birçok aşamayı geçerek, ön tahsis için hazırlıklarına başlıyoruz. Kayseri Tarımının Sanayi ile entegrasyonu açısından çok önemli olan projede çalışmalar titizlikle ve hızla devam ediyor. Yöre için mega bir proje olması hedeflenen OSB de 11 ay boyunca üretim yapılması, öncelik kadınlarda olmak üzere en az 2 bin kişiye istihdam sağlanması hedeflenmektedir. Bu sayede ilimiz ekonomisine yılda 3 milyar TL katkı sağlanacağına inanıyoruz. Kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz, OSB’de, sera işletmeleri ile birlikte üretilen ürünlerin işlenmesine yönelik sanayi tesisleri de yer alacaktır. Kayseri iline 58, Nevşehir iline 65 Yozgat iline 116 Aksaray iline 147 Sivas iline 198 ve Ankara iline ise 288 kilometre mesafede bulunan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, nakliyeden kaynaklanan kayıpların azaltılması açısından da ön plana çıkmaktadır. Ayrıca projeyle; Kayseri ilinde tarımda ihtisaslaşmanın sağlanması, üretim döneminde iç ve dış pazarın ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle yetiştiriciliği yapılacak ürünlere yönelik üretim planlaması yapılması, Kayseri ilinin sebze tüketiminin yüzde 30’unun buradan karşılanması ve Kayseri sebze ve meyve ihracatının yüzde 25 oranında artırılması da projenin hedefleri arasında yer almaktadır” şeklinde konuştu.

Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB’nin kullanılacak yenilebilir enerji kaynakları ve kullanılan teknolojiyle bölgeye büyük katma değer kazandıracağını ifade eden Bağlamış, “Yaklaşık 2 yıl içinde bacasız fabrikaların hizmete alınması ve yıllık 40 bin ton ürün yetiştirilmesi hedeflenen OSB’de, Özellikle vurgulamak istiyorum, Hollanda’ya da Rusya’ya da Arap ülkelerine de sebze meyvelerimiz ihraç edilecektir. Buradaki asıl hedef, şehrin etrafındaki üretim alanlarının, kendi ihtiyaçlarını karşılamasının önemini vurgulamaktadır. Aslında sebzelerdeki fiyat dalgalanmalarındaki en önemli unsurlardan biri nakliyedir. Antalya’da ürettiğimizi Kayseri’ye taşıyoruz. Belki de ürünün kendi bedelinden daha fazla kilogram başına maliyet bindiriyoruz. İnşallah her şehir kendi etrafında, kendisine yetebilecek kadar alanda üretim yapabilirse tüketicilerimizin eline de çok daha uygun fiyata ürünler ulaşmış olacaktır. Kışın sebze meyvenin Antalya’dan gelmesini beklemeyeceğiz. Kayseri’mizde üretilen sebze meyve yaklaşık 60 kilometre öteden buraya gelecek. Bu da maliyeti düşürecek unsurlardan birisi olacaktır. Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB; topraksız, tam otomasyonlu, ısıtma için jeotermal, RES, GES ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan modern ve tam otomasyonlu teknolojik seralardaki yüksek verim sayesinde ilimizin ve bölgemizin ekonomisine büyük katma değer sağlayacaktır. Teknolojik, çevreye uyumlu, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı, güçlü altyapısı olan, atık yönetimi süreçleri verimli ve sürdürülebilir şekilde tasarlanmış, sıfır atık ilkesiyle faaliyet gösterecek olan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB bölgenin üretim üssü olacaktır” diye konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/feed/ 0
Nevşehir’de Kadınlar Tarım Kooperatifi Kurarak Ürünlerini İhraç Ediyor https://www.akittvhaber.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:00:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6566

Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.

Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.

‘Hazine arazilerini kiraladılar’

Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.

“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”

Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.

‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’

İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi. – NEVŞEHİR

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/feed/ 0
Susurluk Şeker Fabrikası 68. Kampanya Döneminde Üretim Rekoruna İlerliyor https://www.akittvhaber.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:33:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6510

Balıkesir’in Susurluk ilçesinde 1955 yılından bu yana faaliyet gösteren şeker fabrikası, 68. kampanya döneminde üretim rekoruna ilerliyor.

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) bünyesindeki Susurluk Şeker Fabrikası, Balıkesir- Bursa kara yolunda 21 bin 322 metrekare alanda yaklaşık 700 kişiden oluşan çalışanlarıyla faaliyet gösteriyor.

Susurluk Şeker Fabrikası, 69 yıllık tarihinde en fazla üretim miktarına 1998 yılında ulaştı. O dönem 1 milyon ton pancar işleyip 105 bin ton şeker imal ederek rekor kıran fabrika, 2000’li yıllardaki en yüksek üretimini ise 83 bin 410 ton şekerle 2020-2021 sezonunda yaptı.

Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Manisa ve İzmir’de üretimin artırılmasına yönelik çalışmalarla son yıllarda üretimde artış ivmesi yakalanan tesiste, geçen sezon 521 ton pancar işlenerek 60 bin ton şeker üretildi.

Fabrikada 68. kampanya dönemi ise 21 Ekim 2023’te başladı. Şu ana kadar 900 bin pancar işleyerek 100 bin ton şeker, 350 bin ton küspe ve 50 bin ton melas üreten Susurluk Şeker Fabrikası, kampanyanın sona ereceği mart ayının ilk haftasına kadar 1998’deki rakamları geçerse tarihinin rekorunu kıracak.

“Şeker stratejik bir üründür”

Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker-İş) Susurluk Şube Başkanı Yavuz Gürsoy, AA muhabirine, kuruluşundan bu yana Susurluk Şeker Fabrikası’nın, bölgenin ekonomisine ve istihdamına, çiftçinin kalkınmasına önemli katkılarının bulunduğunu söyledi.

Kampanya döneminin çok iyi geçtiğini belirten Gürsoy, “Genel Müdürlüğümüz fabrikamıza desteğini çok fazla artırdı. Fabrikamızın geçen yıl kullanım kapasitesinde birinci olması, bu yıl da 1 milyon ton pancar işlenebilecek seviyeye gelmesi önemli. Bundan sonra bunun sürdürülebilir olmasını istiyoruz. Seneye de muhtemelen 800-900 bin ton pancar işleyerek sürdürülebilirliği devam ettireceğiz.” dedi.

Gürsoy, bu başarıdaki en önemli etkenlerden birinin fabrika müdürü, teknik birimler, yeni yetişen personel ile emekliye ayrılan 100 çalışanın yerlerine alınan işçilerin de şevk, heyecan ve özveriyle işlerini yapmaları olduğunu vurguladı.

Fabrikanın başarıyla yönetildiğini dile getiren Gürsoy, şöyle konuştu:

“İnanıyorum ki bundan sonra Susurluk Şeker Fabrikası ilelebet üretime devam edecektir. Şeker üretmek meşakkatli bir iştir, emek ister. Bizim emeğimiz tarlada çiftçiyle başlar. Nakliye yapan kişilerin ve fabrika çalışanlarının büyük emeği vardır. Son 2 yılda Fabrika Müdürümüz Kürşad Erdoğan’ın çabalarının yanı sıra yatırım taleplerini kabul eden ve tüm yatırımları gönderen Genel Müdürümüz Muhiddin Şahin’in emekleri çok büyüktür. Şeker-İş Genel Başkanımız İsa Gök ve yönetiminin katkısı çok büyüktür. Şeker stratejik bir üründür. Fabrikamıza değer katan herkese teşekkür ediyoruz.”

Susurluk Belediye Başkanı Nurettin Güney de fabrikanın birçok iş kolundaki esnafa katkı sağladığını aktardı.

Belediyenin arazilerine şeker pancarı ekerek çalışmalara destek olduklarını bildiren Güney, “Üreticileri teşvik eden bir çalışma oldu. Bu sene 67 dönüm arazimize şeker pancarı ektik. Bölgemizde 350 bin ton pancar üretimi yapıldı. Bazı yıllarda 40 gün süren kampanya bu sene 6 aya çıktı; bundan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/feed/ 0
Oba Makarna halka açılıyor https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:54:45 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6221

1966 yılından bu yana modern üretim tesisleri, teknolojik alt yapısı ve Ar-Ge’ye verdiği önemle sektörünün önde gelen kuruluşları arasında yer alan, son 10 yıllık dönemde makarna ihracat şampiyonu olan Oba Makarna pay başına 39,24 TL sabit fiyatla 22-23 Şubat tarihlerinde talep toplayacak.

Oba Makarna CEO’su Alpaslan Özgüçlü, “Köklü şirket tarihimizde önemli bir eşiği ifade eden halka arz sonrasına ilişkin planlarımız ve projelerimiz hazır. Ürün bandımızın genişletilmesi, çeşitlendirilmesi ile üretim kapasitemizi büyütüp, Oba Makarna’nın büyüme planlarına paralel olarak şirket sermayemizi güçlendireceğiz. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda yeşil enerjiyi daha fazla kullanmayı planlıyoruz. Halka açık bir marka olarak, büyüme yolculuğumuza daha kurumsal ve stratejik yepyeni adımlarla devam etmek istiyoruz” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin makarna sektöründe son 10 yıllık dönemde ihracat şampiyonu olan ve İstanbul Sanayi Odası tarafından 2022 yılsonu itibarıyla açıklanan ülkemizin en büyük sanayi şirketleri arasında yer alan Oba Makarna halka arzı için 22-23 Şubat tarihlerinde talep toplanacak. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, ÜNLÜ Menkul Değerler, Ziraat Yatırım ve QNB Finansinvest liderliğinde, toplam 43 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla gerçekleştirilecek halka arzda pay başına satış fiyatı 39,24 TL olarak belirlendi.

Altı kıtada 100’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren Oba Makarna’nın halka arzında, çıkarılmış sermayesinin 407 milyon 169 bin 500 TL’den 479 milyon 421 bin 759 TL’ye çıkarılması nedeniyle ihraç edilecek 72 milyon 252 bin 259 TL nominal değerli paylar ile mevcut ortaklardan Alpinvest Yatırım Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ve Turkey Pasta Holding LTD’ye ait toplam 24 milyon 84 bin 86 TL nominal değerli paylar olmak üzere toplamda 96 milyon 336 bin 345 adet pay satışa sunulacak olup, halka arz büyüklüğü 3 milyar 780 milyon 238 bin 178 TL olarak hedefleniyor. Bireysel yatırımcıya eşit dağıtım yöntemi uygulanacak halka arzda halka açıklık oranının da yüzde 20,1 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

Minimum yüzde 10 kar dağıtım taahhüdü

Oba Makarna, kar dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem karının asgari yüzde 10’unun dağıtılacağı taahhüdünde bulunurken, hakim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Oba Makarna paylarına yönelik olarak Borsa’da veya Borsa dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacak. Bununla birlikte, şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dahil olmak üzere, şirket payları dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde satışa veya halka arza konu edilmeyecek.

Katılım Endeksine uygun ve fiyat istikrarı planlanıyor

Şirket payları Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da #OBAMS koduyla Katılım Endeksi’ne uygun olarak işlem görecek olup, payların işlem görmeye başlamasından itibaren 30 gün boyunca fiyat istikrarı işlemlerinin uygulanması planlanıyor.

“Sürdürülebilir büyüme stratejimizle geleceğe doğru emin adımlarla yürüyeceğiz”

Oba Makarna’nın halka arzına ilişkin olarak açıklamalarda bulunan ve halka arz sonrası ürün çeşitliliğini ve yatırımlarını daha da artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Oba Makarna CEO’su Alpaslan Özgüçlü, “Bin 200’ün üzerinde çalışanımızın emeği sayesinde artan üretim hacmimiz, ihracatımız ve satış gelirlerimizle daima ileriyi hedefliyoruz. 2020 yılında 3 milyar 99 milyon TL olan ciromuzu, 2021 yılında yüzde 68 artışla 5 milyar 215 milyon TL’ye, 2022 yılında ise yüzde 112 artışla 11 milyar 69 milyon TL’ye çıkardık. 2023 yılının ilk 9 ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artışla 11 milyar 997 milyon TL ciro elde ettik. Yenilikçi ve kalite odaklı yaklaşımımızdan ödün vermeden, global ölçekte pazar payımızı artırarak, hızlı, sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme stratejimizle geleceğe doğru emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Hedef ülke ekonomisine katma değer sağlamak”

Oba Makarna olarak dünya makarna ticaretinde sahip oldukları yüzde 7’lik pay ile küresel anlamda da söz sahibi bir oyuncuyu olduklarına işaret eden Özgüçlü, “Köklü şirket tarihimizde önemli bir eşiği ifade eden halka arz sonrası sürece ilişkin planlarımız ve projelerimiz hazır. Hedefimiz sektörümüzde küresel ölçekte her alanda kilit bir aktör olmak olduğu için halka arz ile birlikte yatırımlarımıza güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Oba Makarna olarak, entegre modern üretim tesislerimizde el değmeden, en gelişmiş kontrol cihazlarıyla donatılmış laboratuvar analizleri ile hizmet vermeye devam ediyoruz. Halka arzdan elde edilecek gelir ile birlikte öncelikli olarak ürün kapasitemizi ve çeşitliliğimizi büyütüp yatırımlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ürün bandımızın genişletilmesi, çeşitlendirilmesi ile üretim kapasitemizi büyütüp, Oba Makarna’nın büyüme planlarına paralel olarak şirket sermayemizi güçlendireceğiz. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda yeşil enerjiyi daha fazla kullanmayı planlıyoruz. Halka açık bir marka olarak, büyüme yolculuğumuza daha kurumsal ve stratejik yepyeni adımlarla devam etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Son 10 yıllık dönemde ihracat şampiyonu”

Makarna, noodle, un ve irmik alanlarında faaliyet gösteren Oba Makarna’nın Gaziantep Fabrikası günlük bin 155 ton buğday kırma, yıllık 332 bin ton makarna üretim kapasitesine sahip. Gaziantep Fabrikası’nda gelişmekte olan pazarlar için makarna üretiminin yanı sıra un ve irmik üretimi de gerçekleştiriliyor. Hendek Fabrikası ise yıllık 450 bin ton buğday kırma kapasitesi ve yıllık 174 bin ton makarna üretim kapasitesi ile faaliyetlerine devam ediyor. Şirketin Hendek Fabrikası’ndaki 2 yeni makarna hattının tamamlanması ile yıllık 174 bin ton olan makarna üretim kapasitesinin 2024 yılı başında yıllık 253 bin tona ulaşması öngörülüyor. Öte yandan, 2019 yılında noodle sektörüne yatırım yapan Oba Makarna, 2021-2022 yıllarında gerçekleştirdiği ilave yatırımlar ile Hendek Fabrikası’nda yıllık 950 milyon porsiyon noodle üretim kapasitesine ulaştı. Bu sayede hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en yüksek noodle üretim kapasitelerinden birini yakalamış oldu.

Dünya standartlarında, yüksek teknoloji ile üretim yapan Oba Makarna, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2022 yılsonuna kadar açıklanan Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı araştırma verilerine göre makarna sektöründeki şampiyonluğunu son 10 yıllık dönemde sürdürüyor. Şirket, 2022 yılında Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) sıralamasında 118’nci, Fortune 500 Türkiye listesinde ise 117’nci sırada yer alıyor. Oba Makarna, yurt içi pazarda Oba Makarna ve Obamie Noodle markalarıyla ürün satışı gerçekleştirirken, yurt dışı pazarda Oba Makarna’nın yanı sıra, Oba Gold, Obalino, Nido, Eva, Omelia, Pasta Layla, Pasta Savana, Vera, Rosa Linda markaları ile faaliyetlerine devam ediyor.

Ar-Ge çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor

Pazardaki genel ihtiyaçların ve müşterilerin isteklerini analiz eden, değişen tüketim alışkanlıkları ve tüketici beklentilerini yakından takip eden Oba Makarna, araştırma, geliştirme ve iyileştirme çalışmalarına sürekli devam ediyor. Ar-Ge çalışmalarını daha ileri taşımak için 2022 yılında Hendek Fabrikası’nda yüzde 200 metrekare alana sahip Ar-Ge Merkezi’nin inşaatına başlayan şirket, merkezi 2024 yılının ilk çeyreğinde devreye almayı planlıyor.

Ar-Ge Merkezi’nde Mikrobiyoloji, Enstrumental, Formülasyon laboratuvarlarının yanı sıra üretimde kullanılan Noodle hattının minyatürünün ve otomatik sos karışımlarının yapılabileceği minyatür sos makinasının yer aldığı pilot tesis laboratuvarı ile çeşitli tariflerin uygulaması için endüstriyel mutfak ve ofislerin yer alması planlanıyor. Şirket ürettiği ürünlere ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yanı sıra, ambalaj ve atıkların geri kazanılması konularında da Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor.

Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yıllık 3 bin 500 ton karbon emisyonunu engellemeyi hedefliyor

Sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde karbon izini ve atıklarını azaltmaya yönelik faaliyetlerine devam eden Oba Makarna, tükettiği enerjinin bir kısmını kendi ürettiği temiz enerjiden karşılıyor. Şirket, Hendek Fabrikası’nın çatısındaki 2,4 MW kapasiteli GES ile noodle üretim hatlarının elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 50’sini yenilenebilir enerjiden karşılamayı, hem de yıllık bin 700 ton karbon emisyonunu engellemeyi hedefliyor. Gaziantep Fabrikası için de 2,1 MW kurulu güce sahip GES’i devreye alan şirket, yılda bin 800 ton karbon emisyonunu engellemeyi amaçlıyor. – GAZİANTEP

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/feed/ 0
Türkiye’de Çiftçi Sayısı 2 Milyon 177 Bine Düştü https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:27:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6140

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:

“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”

Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.

2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.

“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”

Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.

Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.

Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.

Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.

“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”

AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.

]]> https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/feed/ 0 Trabzon’da Özel Gereksinimli Bireyler İstihdama Kazandırılıyor https://www.akittvhaber.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:24:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5938

Trabzon’da mesleki eğitim ve rehabilitasyona yönelik hazırlanan proje kapsamında doğanın içinde kurulan “En Mutlu Köy”de okul çağı dışındaki 20 özel gereksinimli birey istihdama kazandırıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından “Çalışan ve Üreten Gençler Programı” kapsamında finanse edilen ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı desteğiyle Ortahisar Belediyesince yürütülen proje kapsamında, Geçit Mahallesi’ndeki 11 bin 500 metrekarelik alana “En Mutlu Köy” kuruldu.

Özel gereksinimli bireylerin hem doğanın içinde köy hayatını deneyimleyebilmesi hem de günlerini keyifli uğraşılarla geçirmesi hedeflenen proje çerçevesinde seralar, üretim atölyeleri, kümes ve kafe yaptırılan “En Mutlu Köy”, 26 Ekim 2023’te faaliyete geçti.

Proje kapsamında istihdam edilen 20 özel gereksinimli birey, seralarda sebze, fide ve süs bitkisi yetiştiriciliğini, kümeste yumurta tavukçuluğunu, atölyelerde dokuma, pasta yapımı, tekstil ile ahşap işlemeciliğini öğreniyor.

Ortahisar Belediyesine ait servislerle geldikleri köyde el becerilerine göre branşlara ayrılan özel bireyler, mesai bitimine kadar ziraat mühendisleri ve usta öğreticiler eşliğinde çalışıyor.

Ortahisar Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Sıddık Yılmaz, AA muhabirine, ilk olarak çeri domates ürettikleri köydeki 4 serada şu anda marul çeşitleri yetiştirdiklerini söyledi.

Süs bitkisi, sebze fidesi ve istiridye mantarı da yetiştirmeyi planladıklarını belirten Yılmaz, “Tavuk kümesimiz ve üretim atölyelerimiz var. Burası çok fonksiyonlu ama ilerleyen aşamalarda daha da çeşitlendirmeyi planlıyoruz. Özel gereksinimli bireylerin burada engelsiz bireyler gibi çalışabileceğini göstermek açısından önemli bir proje.” dedi.

“Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor”

Yılmaz, proje kapsamında istihdam sağladıkları özel gereksinimli bireylere sosyal ve psikolojik anlamda destek de verdiklerine dikkati çekerek, “Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor. Çalışanlarımız hem doğal ortamda çalışıyor hem de para kazanıyor. Domates ve marul üretim ve hasat dönemleri onların rehabilitasyonuna katkı sağlıyor. Çalışanlarımız gerçekten mutlu, onların iyi olmalarına ne oranda katkı sunduğumuz çok önemli.” diye konuştu.

Projenin akademik çalışmalara da örnek olabileceğine işaret eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En mutlu insanların En Mutlu Köy’de daha da mutlu olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Ziraat mühendisleri, sera görevlimiz, usta öğreticilerimiz, özel eğitim hocalarımız, güvenliğimiz olmak üzere toplamda 35 personelin 20’si, otizmli, zihinsel, görme ve işitme engelli özel gereksinimli bireylerden oluşuyor. Özel gereksinimli bireyler saat 08.00’de belediye önünde toplanıp 09.00’da işbaşı yapıyor. Görev tanımı yaptıklarımızın bir kısmı tarımsal üretimle ilgileniyor, kümeste günlük kontroller, yemleme, yumurta toplama gibi işlemler yapılıyor.”

Sıddık Yılmaz, üretim atölyelerinde ise günlük eğitim gördüklerini kaydederek, ilerleyen zamanlarda oluşturulacak satış reyonlarında ürünlerin alıcıyla buluşturulacağını sözlerine ekledi.

Çalışmaktan mutlular

Yöresel dokuma tezgahında çalışan 20 yaşındaki Rafet Kalfa, çalışmayı çok sevdiğini söyledi.

Sera ve kümeste çalışan 27 yaşındaki Yusuf Yavuz ise kıvırcık, düz ve yağlı marul yetiştirerek bakımlarını yaptığını, çalışmaktan mutlu olduğunu dile getirdi.

Ahşap atölyesinde görevli 29 yaşındaki Alperen Ergin de “Bizim arkadaş grubuyla çalışıyoruz. 4 öğrenci, 1 öğretmen var. Güzel vakit geçiriyoruz, çalışmak güzel ve zevkli bir şey, hepimiz mutluyuz.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremden etkilenen metal mutfak eşyası üretimi artıyor https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:15:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4923

Türkiye’deki metal mutfak eşyalarının yaklaşık yüzde 90’ının üretildiği Kahramanmaraş’ta, depremden etkilenen esnafın üretimi her geçen gün artıyor.

6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Dulkadiroğlu ilçesindeki Küçük Sanayi Sitesi’nde yer alan Bakırcılar Çarşısı’nda tencere, çaydanlık gibi küçük ev eşyaları üreten birçok iş yeri de zarar gördü.

Sağlanan destek ve yapılan çalışmalarla iş yerlerini onaran işletmeler, deprem sonrasında yüzde 5’e kadar düşen üretimlerini yüzde 40’a çıkardı.

Kahramanmaraş Bakırcılar, Alüminyum Ürün İmalatçıları ve Dökümcüleri Esnaf ve Sanatkar Odası Başkanı Selamet Atlı, AA muhabirine, 6 Şubat depremlerinden herkes gibi kendilerinin de olumsuz etkilendiğini, Küçük Sanayi Sitesi’nde yer alan 400 iş yerinin kullanılamaz hale geldiğini anlattı.

Atlı, sitedeki iş yerlerinin bakır, granit, teflon, çelik, alüminyum mutfak eşyaları ürettiklerini bildirerek, “Türkiye’de metal mutfak eşyalarının yüzde 90’ı Kahramanmaraş’ta üretiliyor. Geçen yıl mart, nisan aylarında üretim yüzde 5 civarında seyrediyordu. KOSGEB’in katkısıyla, devletin gücüyle yüzde 40’a şu an çıkmış durumdayız.” dedi.

“Eski günlerimize ulaşmak istiyoruz”

Depremde yıkılan iş yerlerinin yapılması için ilk kazmanın bir süre önce vurulduğunu aktaran Atlı, “Biz daha hızlı, devlet, vatandaş, esnaf olarak bir an önce eski günlerimize ulaşmak istiyoruz. Eski samimi ortamı, esnafımızın eski çalışma dönemini özledik, o günlere dönmek istiyoruz.” diye konuştu.

Atlı, kentte metal sektöründe büyük fabrikalarla birlikte yaklaşık 50 bin kişinin istihdam edildiğini vurgulayarak, ailelerle 200 bin kişinin bu sektörden ekmek yediğini sözlerine ekledi.

Üretim kapasitesi artıyor

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Mustafa Buluntu ise ciddi bir sanayi kenti olduklarını, 2002’de 1,5 milyar dolar olan ihracatlarının depremin etkisiyle geçen yıl 1 milyar 20 milyon dolara, 200 bin civarında olan istihdam rakamlarının ise 150-170 binlere düştüğünü belirtti.

Organize sanayi bölgelerindeki hasarları toparlamaya çalıştıklarını, kapasite oranlarının şu anda yüzde 40-50 civarında olduğunu dile getiren Buluntu, kentte kalıcı konutların tamamlanması, yıkılan yerlerin yeniden ayağa kaldırılmasıyla birlikte ticari hayatın normale döneceğini kaydetti.

Buluntu, 12 bin dolayında odaya kayıtlı şirket olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Organize sanayi bölgelerinin içerisinde de 2 binin üzerinde sanayi kuruluşumuz var. Bunların hasarsız olanı hiç yok gibi. Bir kısmı çok ciddi manada ağır hasar almış ve yıkılmıştı. Çelik mutfak eşyalarının şu an en büyük pazar payı Mısır. Mısır, Afrika’ya acılan bir kapı gibi. Biz hedef pazarlar belirlemiştik. Kanada olsun, Amerika olsun. İhracat yaptığımız ülkeleri de ciddi manada geliştiriyorduk. Tekstil konusunda Kahramanmaraş çok güçlüydü. Onlarla ilgili de yeni hedeflerimiz yeni pazarlarımız vardı. Depremden önce bir çok çalışmamızı tamamlamıştık. 2023 yılında hedefimiz 1,5 milyar dolardan 2,5 milyar dolara seviyesine çıkarmaktı şehrimizi. Asrın felaketini yaşadık. Bir taraftan travmalarla uğraşırken bir taraftan da üretimsel faaliyetleri de hayata geçirmek için TSO olarak çok ciddi manada depremin ilk anından itibaren mücadele veriyoruz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/feed/ 0
OSBÜK Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.akittvhaber.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 09:00:20 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4908

OSBÜK Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ile bölgedeki 32 organize sanayi bölgesinin başkan ve bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda OSB’lerin sorunları ve talepleri istişare edildi.

Toplantının açılışında konuşan Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, Türk sanayisinin gücünü OSB’lerden aldığını vurgulayarak, Türkiye’deki OSB sayısının 401’e, istihdamın ise 2 milyon 600 bin kişiye ulaştığını söyledi. 67 binin üzerinde fabrikanın üretim yaptığı organize sanayi bölgelerinin, Türkiye’nin toplam sanayi üretiminin yüzde 45’ini gerçekleştirdiğini kaydeden Kütükcü, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin üretim iştahının yüksek olduğunu ifade etti. Kütükcü, “Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, bizim üreten, istihdam sağlayan, sanayileşme motivasyonu en yüksek bölgelerimiz arasında. Özellikle son 20 yılda yaşanan gelişmeler, Güneydoğu Anadolu Bölgemizin yatırım ve üretim motivasyonunu en somut şekilde ortaya koyuyor. Bölgedeki toplam 32 organize sanayi bölgemizin, 25’i son 20 yılda kuruldu. Bu hem Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin üretim iştahını, hem de devletimizin bu bölgeye olan güvenini ve desteğini ortaya koyuyor. Ayrıca şu anda bölgedeki organize sanayi bölgelerimizde 3 bin 372 fabrikamız üretim yapıyor ve 400 binin üzerinde insanımıza istihdam sağlıyor. Bu rakamların daha da artacağına, bölgenin sanayileşme sürecinin tüm zorluklara rağmen kesintisiz devam edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.

Depremden etkilenen OSB’lerde toparlanma sürüyor

Konuşmasında 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilden 5’inin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olduğunun altını çizen Kütükcü, bölgedeki organize sanayi bölgelerinde toparlanma sürecinin devam ettiğini kaydetti. Kütükcü, “Rabbimden bizlere bir daha böylesine büyük acılar yaşatmamasını temenni ediyorum. Elbette millet olarak bu acıyı hiçbir zaman unutmayacağız. Ancak şehitlerimizin hatıralarına sahip çıkmak, yaralarımızı sarmak için, her gün bir önceki güne göre daha çok çalışacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgemizde, depremin üretimi adeta vurduğu 5 şehrimiz Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis de tam olarak böyle yaptı. Hamdolsun bu 5 ilimiz de, depremden sonra yaşanan üretim kayıplarını telafi ederek, pozitif alana geçmeyi başardı. Yaşadığımız büyük acılara rağmen adeta bağrına taş basarak üretime devam etme gayretinde olan tüm organize sanayi bölgelerimizi, katılımcı sanayicilerimizi, değerli başkanlarımı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

OSB’lerinin talepleri istişare edildi

Toplantıda söz alan Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mustafa Fidan ise, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinin bölgedeki gelişmeler ve yatırımlar hakkında bilgi verdi. Yatırımcılar konusunda artık seçici davranmaya başladıklarını söyleyen Fidan, toplantının bölgede düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Bölge toplantısının Diyarbakır’da yapılması dolayısıyla OSBÜK’e teşekkür eden Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise, OSBÜK’ün bölge ile ilişkilerini her dönemde yüksek tuttuğunu belirtti. Kaya, şehirdeki sanayi üretimi ve yatırımları hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmaların ardından toplantının istişare bölümüne geçildi ve bölge OSB’lerin başkan ile bölge müdürleri, OSB’lerle ilgili talep, sorun ve çözüm önerilerini Başkan Kütükcü’ye iletti. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın yeşil mercimek kararını eleştirdi https://www.akittvhaber.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:57:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4906

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın yeşil mercimekte gümrük vergisinin sınırlandırılmasına yönelik kararını eleştirdi.  Gürer, “Mercimeğin anavatanı olan Türkiye’de üretilen mercimekler, dünyanın en kaliteli mercimekleriydi. Buna rağmen uygulanan yanlış tarım politikaları, mercimek üretiminde ülkemizi sorunla hale getirdi” dedi. Gürer, Bakan Yumaklı’ya “Gübre fiyatlarına neden müdahale edilmiyor?” diye sordu.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın, yeşil mercimek ithalatında 30 Haziran’a kadar gümrük vergisinin sıfırlanmasına yönelik kararının, ürün fiyatını düşürmeyeceği için ne tüketiciye ne de üreticiye faydasının olacağını belirtti.  Bu uygulamanın ithalatçının vurgun yapmasına zemin hazırlayacağı gibi üreticinin de ‘ürünüm para etmeyecek kaygısıyla’ üretimden uzaklaşmasına neden olacağını belirten Gürer, ithalatın sınırlandırıp yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Konuyu Meclis gündemine taşıyan Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya “Gübre fiyatlarına neden müdahale edilmiyor?” diye sordu.

“YANLIŞ UYGULANAN TARIM POLİTİKALARI, MERCİMEK ÜRETİMİNDE ÜLKEMİZİ SORUNLU HALE GETİRDİ”

Ticaret Bakanlığı’nın söz konusu uygulamayı ‘Yerli üretimin korunması da göz önünde bulundurularak çiftçilerin üretim motivasyonuna zarar vermeyecek şekilde, hasat dönemi de dikkate alınarak belirlenmiştir’ ifadesiyle kamuoyuna duyurduğunu aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mercimeğin anavatanı olan Türkiye’de üretilen mercimekler, dünyanın en kaliteli mercimekleriydi. Buna rağmen uygulanan yanlış tarım politikaları, mercimek üretiminde ülkemizi sorunla hale getirdi” dedi.  Gürer, “Kırmızı mercimek üretimi 1990 yılında 630 bin ton iken, 2013 yılında 395 bin tona geriledi. 2023 yılında 424 bin ton oldu. Mercimek ithalatı ise geçen yıl üretim kadar gerçekleşti. Yeşil mercimek üretimi ise 1990 yılında 216 bin ton iken, 2023 yılında 22 bin ton, 2022 yılında 45 bin ton ve 2023 yılında 50 bin ton olarak yetiştirildi. İthalat miktarı da yine geçen yıla göre üretim miktarı kadar oldu” diye konuştu.

“NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN MERCİMEĞİ İTHAL EDİYORUZ”

Türkiye’de  mercimeğin organik düzeye yakın üretildiğine ve bunun için de kalitesinin daha yüksek olduğuna işaret eden Gürer, “Biz ürettiğimiz organik mercimeğin bir kısmını da yurtdışına ihraç ediyoruz. Dışarıdan da içeriğinde ne olduğunu bilmediğimiz mercimeği ithal ediyoruz. Dışarıdan ithal ettiğimiz mercimekle ülkemizde üretilen organik mercimek arasındaki fark, net bir şekilde görülebiliyor. Yeşil mercimek Orta Anadolu’da, kırmızı mercimek ise Doğu Anadolu’da  yetişiyor” dedi.

“İTHALAT RAKAMLARININ YÜKSEK OLMASI GIDA İÇİN BİR FAYDA SAĞLAMIYOR”

Üretim alanlarının daralmasının en önemli nedeninin bu ürünlerle ilgili uygulanan yanlış tarım politikalar olduğunu ifade eden  Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse ürettiğimiz kadar dışarıdan mercimek ithal eder duruma gelmemizi önleminin yolu, ekim alanlarını geliştirip, çiftçinin ürününü maliyetine göre değerlendirip destek vermektir. Çiftçiden ürün çıktığı zaman fiyat artıyor, sonra ithal ürün getiriliyor. Sanayici koruyan, ithalatçıyı destekleyen bir politika izleniyor. İthalat rakamlarının yüksek olması gıda için bir fayda sağlamıyor” diye konuştu.

“ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTI”

Gürer, kararın yaratacağı olumsuzlukları örneklendirerek, şöyle devam etti:

“Tarım Bakanlığına verdiği soru önergesine gelen yanıtta, 2022 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2.177.880 kişi olarak açıklandı. 167.547 çiftçi sözleşmeli bitkisel üretim yapmış. Ziraat Odasına kayıtlı 5 milyon çiftçi varken ÇKS kaydı yapanların sayısı 2 milyon 177 bine kadar düşmüş. Çiftçi bir yıl ürettiğinden para kazanamazsa farklı ürün arayışına giriyor. Yine kazanamazsa üretimden uzaklaşıyor. Çiftçi 2 yıldır neredeyse aynı fiyatla mercimek ürünü tüccara verebildiği için üretimden uzaklaştı. Bu konuda sıkıntı artabilir.”

“ÇİFTÇİNİN İHTİYACI OLAN GÜBRELERİN FİYATLARI ARTIYOR”

Girdi maliyetlerindeki artış devam etiğini belirten Gürer, “Tarım Kredi Kooperatifleri bile gübre fiyatlarını piyasa değerlerinin üzerinde satmaya başladı. Hangi gübreye çiftçinin ihtiyacı var ise o gübrenin fiyatı artıyor. TÜİK de çiftçinin ihtiyacı olmayan gübreyi dikkate aldığı için ortalamayı düşük gösteriyor. Üre gübreye ihtiyaç varken üre gübrenin fiyatı yükseliyor, dap gübreye ihtiyaç varken dap gübrenin fiyatı yükseliyor. Böyle de gübre fiyatlarındaki artışın bir kısmı TÜİK eliyle düşük gösteriliyor. Oysa çiftçinin ihtiyacı olan gübrenin fiyatı önemli, çiftçinin bu dönem ihtiyacı olan gübrenin fiyatı son günlerde yine artmaya başladı. Üst gübre atılacak. Üst gübre için genel olarak üre gübre kullanılıyor. O nedenle üre gübrenin fiyatlarındaki artış devam ediyor” dedi.

“GÜBRE FİYATLARINA NEDEN MÜDAHALE EDİLMİYOR?”

Bu konuyu da soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini aktaran CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ” İlgili bakanlığa verdiğimiz soru önergesinde, Tarım Kredi Kooperatifleri ile Gübretaş arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında fiyatların neden sürekli artığını sordum. Gübre fiyatları geçen yıl şubat ayında 9 bin 450 lira iken ağustos ayında neden 19 bin 250 liraya çıktığının açıklanmasını istedim. Bakan ise soruya doğrudan bir yanıt vermiyor. Sağlanan desteklemeleri anlatıyor. Bakan, Kimyasal gübre kullanımının etkinliğin artırılmaması ve yerli imkanlarla üretilen organik ve orgamineralli gübre kullanımının teşvik edilerek çevre kirliliğinin azaltılması ve topraklarımızın sağlığını koruyarak, sürdürülebilir tarımın devamının sağlanması için gübre desteği verildiğini belirtiyor. Bakanın verdiği yanıtın içeriğinde, şu ana kadar kullanılan gübrelerin çevre kirliliğine neden oluyor deniliyor. Pekiyi bunu kim teşvik etti? Türkiye’de gübre fabrikaları kamunun elindeyken, bunların özel sektöre devri sonrası, ülkeyi yurtdışından gübre ithal eder duruma kim getirdi? İran’dan, Mısır’dan, gübre getirilip kullanılması, döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle de gübre fiyatlarının da dövize endeksli olarak artmasına neden olmadı mı? Kamunun bu alandan çekilmesi üzerine, üretici sahipsiz bırakılmadı mı?” diye sordu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/feed/ 0
Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı Demir: “Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar dolar yatırım hedefimiz var” https://www.akittvhaber.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/ https://www.akittvhaber.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:24:26 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4887

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (Kardemir) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, şirketin stratejik yatırım planlarından söz ederek, “Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimiz var. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz” dedi.

Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, Kardemir A.Ş.’nin çizdiği stratejik plan, yatırım hedefi, üretim tonajı, Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi ve yeşil çelik yatırımlarında atılabilecek yerli ve milli teknoloji adımları hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kardemir’in ham çelik üretin tonajını 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı amaçladıklarını ifade eden Demir, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir stratejik plan hazırlandığını ve önümüzdeki 5 yılda 1,5 milyar doları bulacak yatırım hedefleri olduğunu ifade etti. Demir, Kardemir’in demir çelik sektöründe yerli ve milli üretim stratejileriyle sektörel bağımsızlığı sağlayacağını ve küresel bir güç olmak vizyonuyla yoluna devam edeceğini belirterek, “Kardemir, bu kapsamda yenilikçi teknoloji ve sürekli iyileştirme anlayışının vurgulandığı, çevresel sosyal sürdürülebilirliğin ve paydaş değerlerinin ön planda tutulduğu mevcut üretimin ötesinde değer katan ve fark oluşturan operasyonları ile değişime liderlik etmeyi hedeflemektedir” diye konuştu.

“5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum”

Hazırlanan 5 yıllık stratejik plandan ve Türkiye Yüzyılı’nın ilkelerinden hareketle uzun vadeli iş modellerinde yatırımlar yapmaya öncelik gösterdiklerini söyleyen Demir, “Stratejik planlarımız doğrultusunda önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz. Katma değerli çelik üretimini önümüzdeki 5 yıl içerisinde iki katına çıkaracak planlamalar içindeyiz. Süreç boyunca uygulanacak kontrol mekanizmaları ile yarı mamul ve nihai mamul kaliteli teknolojiler ve nitelikleri sürekli iyileştirilecek, bunu destekleyen operasyonel verimlilik artırılacaktır” açıklamasında bulundu.

“Özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz”

Demir, kapasite açısından lojistik kısıtlamaların aşılması gerektiğine dikkati çekerek, bu bağlamda lojistik master planı hazırlanacağını ve alternatif taşıma kanallarının ortaya konacağını sözlerine ekledi. Lojistik master planı dahilinde görüşülen liman işletmeciliği ve demiryolu işletmeciliği projelerinin de hayata geçirileceğini söyleyen Demir, “Yük taşımacılığı hizmetlerimizin verimliliğini artırmaya ve daha yeşil ulaşım seçeneklerine geçişi desteklemeye yönelik başladığımız bu serüvende büyüklüğümüzü sürdürecek atılımların bir parçası olarak gördüğümüz özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda alınan kararlar ile başlanılan projede onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz. Bu konuları stratejik iş birliği yapılabilecek paydaşlarla yapmakta planlarımızın bir parçası olabilir. Bu formülle liman ve demiryolu projeleri ile kritik stok seviyeleri etkin olarak takip edilecek, fırsat alımları değerlendirilecek ve stok maliyetleri kontrol altında tutulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e verdiği değer kritik bir role sahip”

Demir, büyüme stratejileri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kardemir’e verdiği desteğin çok kıymetli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e vermiş olduğu değer, ülkemizin sanayi ve ekonomik kalkınması açısından kritik bir role sahiptir. Bu destek, Kardemir’in sadece bir sanayi kuruluşu olmanın ötesinde, ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilirlik gücünü artırarak Türkiye’nin sanayi potansiyelini daha da geliştirmesine katkı sağladığı gibi bu desteği, yerli üretimin teşvik edilmesi ve istihdamın artırılması gibi stratejik hedeflerimizi ve ülkemizin sanayideki önemli konumunu korumasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.

“2024 yılı için çevre yatırımlarımıza yaklaşık 40 milyon dolar bütçe ayırdık”

Mali yapıyı güçlendirmek adına sürdürülebilir bir Kardemir oluşturmak istediklerini aktaran Demir, Kardemir’in çevre yatırımları, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlenmesi hakkında atılacak adımların öneminin altını çizdi. Kardemir’in mali yapılarını güçlendirmesinin sürdürülebilirlik açısından en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen Demir, “Kardemir’in sürdürülebilir rekabet gücünü artıracak etkin finansal sistem yapısı geliştirilecek, maliyet azaltıcı ve karlılık artırıcı faaliyetler ile ‘Mali Yapıyı Güçlendirmek amaçlanmaktadır. Katma değer ve karlılık konuları önceliğimiz olacaktır. Bu sayede karlılığımız yeni ve yenilikçi yatırımları mümkün kılacağı gibi temettü dağıtımı ile hissedarlarımıza değere ortak etmeyi sürdürmek isteriz. Hisselerinin tamamı Borsa İstanbul’da işlem gören Şirketimiz yaptığı yatırımlar ve karşılığındaki kazanç potansiyelini ortaya koyarak yatırımcı çekmeye devam edecektir. Demir-çelik şirketlerinin önünde artık AB Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi vardır. Şirketimizde bu düzenlemeye uygun bir şekilde 2053 hedefleri doğrultusunda yola devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

Demir, Kardemir’in ‘Sağlıklı Çevre ve Verimli Üretim’ ilkesinden hareketle tüm üretim ve yatırım faaliyetlerinde çevreye duyarlı olmayı ve sürekli geliştirmeyi temel prensipler olarak kabul ettiğini de dile getirdi.

“2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz”

Demir, karbon nötr tesis hedefi ile alakalı çizdikleri yol haritasından da söz ederek, 2020 yılı sonuna kadar 250 MW yenilenebilir enerji üretimine ulaşılmasını hedeflediklerini dile getirdi. Misyonlardan bir tanesinin efektif bir demir çelik ekosistemini kurmak olduğunu dile getiren Demir, “Bu kapsamda rekabet öncesi iş birliği geliştirilerek ürünlerin sektörler arası kullanımı artırılacak ve demir çelik geleceğini inşa edecek ARGE projeleri sektör firmaları ile geliştirmeyi planlamaktayız. Demiryolu sektöründe ray ve tekerde tek üretici konumunda olan şirketimiz, geliştirmekte olduğu ürünlerde de yol haritasını sektör temsilcileriyle birlikte oluşturacaktır. Demir çelik sanayiini geliştirecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak yeşil çelik stratejilerini ortaya koyacak Yeşil Çelik Strateji Yol Haritası son haline getirilecektir. Burada önemle altını çizdiğimiz konu ise yeşil çelik konusundaki teknolojiyi yerli ve milli firmalarla ortak payda da buluşarak geliştirmeyi planlıyoruz. Karbon nötr yolunda karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 15 azaltmayı ve 2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu.

Demir, enerji tüketimlerinin verimli yönetilmesi için enerji verimliliği projeleri geliştirileceğini ve alternatif yenilenebilir enerji kaynakları yatırımları yapılacağını da duyurdu. Böylece ton ham çelik başına düşen enerji tüketim miktarının düşürüleceğini ifade eden Demir, değişen çevre koşulları ve iklim krizine bağlı olarak yüzey suyu ve yer altı sularının azalarak tehlike arz ediyor olmasından dolayı toplam tüketilen su miktarının yüzde 15 oranında düşürüleceğini aktardı.

“Ortaklık yapısıyla yeni iş modeli tasarlayacağız”

Kardemir, bağlı ortaklık yapısını da yeniden değerlendirilerek, yeni iş modeli tasarlayacaklarını ifade ederek, “Şirketlerimizin mühendislik kabiliyetlerini ön plana çıkaran ve pazarlayan kuruluşlar haline getireceğiz. Kardökmak’ı demir çelik sektörünün Ar-Ge mühendislik, tasarım ve Ür-Ge firması haline getirmeyi, Enbatı’yı yeni ve yenilenebilir enerji teknolojileri alanında uzmanlaştırmayı, Karçel’i ise yapısal çelikte imalat montaj ve tesis kurulumunda bir çelik servis merkezi kurulumuyla beraber daha da etkin ve yetkin hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi.

“Savunma sanayii alanı için kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahibiz”

Demir, savunma sanayii alanında kendi tecrübelerini de aktararak, Kardemir’in gelişmiş alt yapısı ile faydalı işlere imza atılabileceğini söyledi. Demir, şu ifadeleri kullandı:

“Kardemir, demir ve çelik üretimindeki uzmanlığıyla başta savunma sanayii olmak üzere nitelikli alaşım ihtiyacı olan kritik sanayi alanlarının ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahiptir. Kardemir’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ve esnek üretim yetenekleri, bağlı ortaklıklar ile sağladığı esneklik ile kritik ve stratejik sanayimizin taleplerini karşılamak için ideal bir altyapı sunmaktadır. Kardemir’in bu katkıları; yerli ve milli üretimdeki güçlü adımlarımızı destekleyerek ülke güvenliğimizi daha da sağlamlaştırabilir. Savunma sanayiinde kazandığımız uzun yıllara dayanan deneyimleri, Kardemir’in operasyonlarına entegre ederek hem ulusal hem de uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz.” – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/feed/ 0
Organize Sanayi Bölgeleri Üretimin Ötesine Odaklanıyor https://www.akittvhaber.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:24:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4858

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, “Türkiye’de sanayi üretiminin yüzde 45’inin gerçekleştirildiği organize sanayi bölgeleri artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda. Bunların başında da karbon vergisi uygulaması ve yeşil dönüşüm süreci geliyor. İhracatımızın yüzde 50’sinin Avrupa Birliğine ve Avrupa kıtasına olduğunu düşünürsek sanayi işletmelerimizin artık bu sürece hazırlanması gerekiyor.” dedi.

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğünce Mehmet Şirin Açar Kongre Salonu’nda düzenlenen, “Sanayici Buluşması” programında konuşan Kütükcü, OSBÜK olarak Türkiye’deki 401 organize sanayi bölgesinin kanunla kurulmuş çatı kuruluşu olduklarını söyledi.

Kütükcü, organize sanayi bölgelerinin artık sanayi üretiminin yapıldığı alanlar olmanın çok ötesine geçtiğini, birer yaşam alanı olduğunu aktardı.

“OSB’ler artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda”

Organize sanayi bölgelerinin sadece üretimle değil artık mesleki eğitimle, geri dönüşümle ve yenilenebilir enerji tesisleriyle, yaşamın tüm alanlarına dokunan faaliyetleriyle öne çıktığına işaret eden Kütükcü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de sanayi üretiminin yüzde 45’inin gerçekleştirildiği organize sanayi bölgeleri artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda. Bunların başında da karbon vergisi uygulaması ve yeşil dönüşüm süreci geliyor. İhracatımızın yüzde 50’sinin Avrupa Birliğine ve Avrupa kıtasına olduğunu düşünürsek sanayi işletmelerimizin artık bu sürece hazırlanması gerekiyor. OSBÜK olarak bu konuda yoğun çalışıyoruz. Ankara OSBÜK merkezinde Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Merkezi kurduk. Organize sanayi bölgelerimize ve şirketlerimize buradan destek vermeye çalışacağız.”

Kütükcü, eğer “Türkiye Yüzyılı”nın mottosu üretim, yatırım, istihdam ve ihracatsa bunun gerçekleşeceği alanların da organize sanayi bölgeleri olduğunu vurguladı.

Ülkenin üretim yapısını ve üretimini güçlendirmenin yolunun organize sanayi bölgelerini güçlendirmekten geçtiğini belirten Kütükcü, organize sanayi bölgelerini gelecek yüzyıla hazırlamak için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Kütükcü, OSBÜK’de uzaktan izleme sistemiyle her gün 176 organize sanayi bölgesinin enerji tüketimini anlık izlediklerini ifade ederek, şunları söyledi:

“Bunu her ayın sonunda devletimize rapor ediyoruz. Üretim verileri bir ay sonra açıklanıyor ancak elektrik tüketimi, üretim hakkında en kesine yakın veri oluşturan öncü veridir. Dolayısıyla deprem bölgemiz de hamdolsun 6 Şubat öncesine hızla dönüyor. Üretim kayıplarını büyük oranda telafi etti, etmeye de devam ediyor. Bunların tamamı sizin çalışmanız, gayretiniz, azminiz, kararlılığınızla oluyor.”

“Fabrika sayımız 400’lere doğru gidiyor”

Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan da OSB’deki 1’inci, 2’nci, 3’üncü ve 4’üncü etaplardaki arsaların tahsis edildiğini belirterek, 5’inci etap için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.

Yönetime geldikleri 2018’de OSB’de fabrika sayısının 205, çalışan sayısının da 7 bin civarında olduğunu, bugün 300 yatırımcının yatırım yapmak için sırada beklediğini ifade eden Fidan, şöyle dedi:

“Şu an çalışan sayımız 20 bin civarında, fabrika sayımız da 400’lere doğru gidiyor. Hedefimiz çalışan sayısını 40 binlere çıkarmaktır. Üretim yapmaktan başka şansımız yok. Kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve geleceğimiz için üretim yapmaya devam edeceğiz. Diyarbakır’ı dünyada marka haline getireceğiz.”

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya da bir konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden programa, Vali Yardımcısı Ömer Coşkun, KOSGEB İl Müdürü Vedat Güler, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, sanayiciler ve iş insanları katıldı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/feed/ 0
Türk Somonu ve Balık Çeşitleri Dünyada Aranır Ürünler Haline Geldi https://www.akittvhaber.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:27:22 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4626

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Türk somonu ve balık çeşitlerinin dünyada aranır ürünler olduğunu belirterek, “Yaklaşık 100 ülkeye balık ihracatımız var.” dedi.

Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliğince Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “9. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Çalıştayı” başladı. Programa, 11 ülkeden aralarında mühendisler, birlik başkanları, Tarım ve Orman müdürlerinin de bulunduğu 800 sektör paydaşı katıldı.

Bakan Yardımcısı Gizligider, açılışta yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın, Amasya’daki programlar nedeniyle çalıştaya katılamadığını söyledi.

Daha çok su ürünleri mühendisine ihtiyaç olduğundan 111 personelin yakında istihdam edileceğini anlatan Gizligider, Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa’nın ortasında önemli bir merkez olduğuna dikkati çekti.

Üretimde yeni sürece girdiklerine işaret eden Gizligider, şunları kaydetti:

“Su varsa biz varız, yoksa yokuz. Temele suyu aldığımız, ihracatımızı, ithalatımızı, ihtiyacımızı ve uzun vadede yeni ihtiyaçlarımızı planlayarak üretim planlamasına 2024 itibarıyla geçiyoruz. Bundan sonra kimin, nerede, ne kadar, nasıl ve ne şekilde üretim yapacağına toprağın doğal mirası karar verecek. Devlet de bunun düzenlemesini yapacak. Destekler, teşvikler, yönlendirmeler yer yer yaptırımlar buna yönelik olacak. Sözleşmeli üretim modeline de bu yıl itibarıyla geçiriyoruz. Sözleşme örnekleri yayımlandı. Tam hukuki koruma altına alındığı yeni model şimdiden sadece Türkiye’de değil, yakın coğrafyada da ciddi yansıma buldu.”

“Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz”

Gizligider, sürdürülebilirliğin her sektör için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, su ürünlerinde de üretim planlamasına ihtiyaç olduğuna değindi.

Türkiye’nin, levrek üretiminde dünyada birinci, alabalıkta ise dünyada ikinci, Avrupa’da da birinci olduğuna dikkati çeken Gizligider, Türk somonunda da ciddi başarı sağlandığını aktardı.

Gizligider, 2002’de 97 milyon dolar olan su ürünleri ihracatının 2023’te 1,7 milyar doları aştığını vurgulayarak, “Türk somonu ve balık çeşitlerimiz dünyada aranır ürünler oldu. Yaklaşık 100 ülkeye balık ihracatımız var. Japonya’dan tutun ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e, Güney Kore’ye, Orta Doğu ve Balkanlar’ın tamamına ihracatımız söz konusu. Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz. Çok daha fazla ihraç edebiliriz. Balık tüketiminde de üç katına ulaşmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Sünger şehirler oluşturulacak”

Antalya’daki su baskınlarına değinen Gizligider, “İklim değişiyor, Antalya’da bunu gördük. Artık bir yılda yağması gereken yağmur, bir, iki günde yağıyor, afet boyutuna geçen yeni dünya düzenine karşı yeni tedbirler almamız gerekiyor. Sadece tarım ve ormancılık sektörüyle değil, aynı zamanda yeni şehircilik sistemine geçmemiz gerekiyor. Artık sünger şehirleri net şekilde konuşmamız, bu sürece geçmekle ilgili altyapı yatırımları gerekiyor. Bu alanda önemli hazırlıklarımızı yaptık. Yakında müjdesi paylaşılacaktır.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da sektörün her yıl büyüdüğünü, 2030’da ihracat hedeflerinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti.

Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal ise su ürünleri sektörünün önemli girdi sağladığını bildirdi.

Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Coşkun, doğayla çevreyi koruyarak kaliteli mal satmanın önemli olduğunu hatırlatarak, küresel iklim değişikliğinden sektörün etkilenmemesi için kapalı devre sistemler kurmak gerektiğini söyledi.

Çalıştay 17 Şubat’ta sona erecek.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/feed/ 0
TUSAŞ, Kahramanmaraş’ta Uçak ve Helikopter Parçası Üretim Tesisi Kuruyor https://www.akittvhaber.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:33:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4581

Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek amacıyla Kahramanmaraş’ta kurulan uçak ve helikopter parçası üretim tesisinin, istihdam ve ihracata büyük katkı sağlaması bekleniyor.

TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yapacağı yatırımların ilk etabı olarak Türkoğlu Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 yıllığına kiralanan binada, altyapı, makina ve ekipman kurulumunda son aşamaya gelindi.

Uçak ve helikopter parçası üretimi yapılacak tesiste ilk aşamada TUSAŞ tarafından eğitimden geçirilen 100 kişi istihdam edilecek.

Açılış 22 Şubat’ta

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, AA muhabirine, Savunma Sanayii Başkanlığınca şehirde yatırım yapılması kararı alınmasının ardından TUSAŞ’a yer tahsis edildiğini söyledi.

Depremlerin ardından savunma sanayisi şirketlerinin bölgede yatırım yaptığını belirten Buluntu, “Kahramanmaraş’taki adımlar kapsamında TUSAŞ bu yatırımı üstlendi. Geçtiğimiz nisan ayı gibi Türkoğlu OSB’deki bir binada işe koyuldular ve şu anda deneme üretimleri başladı. 22 Şubat’ta da bu tesisin açılışını yapacağız.” dedi.

Buluntu, Kahramanmaraş’ın, Türkiye’nin pamuk ipliğinin yüzde 55’ini, dokuma, örme ve denim kumaşlarda yaklaşık yüzde 20’sini ürettiğini, çelik mutfak eşya sektöründe de ülke üretiminin yüzde 70’ini yaptığını dile getirerek, yeni dönemde katma değeri yüksek ürünlerle ihracatta lig değiştireceklerine inandığını ifade etti.

Kahramanmaraş’ın ihracatının yüzde 80’inin tekstil ve çelik mutfak eşyalarından oluştuğunu belirten Buluntu, şöyle konuştu:

“İki alanda kümelenme söz konusuydu. Biz istiyorduk ki Kahramanmaraş biraz daha değişik sektörlerde yatırım yapsın, ekonomik bakımdan çeşitlilik sahibi olsun. TUSAŞ yatırımıyla beraber biz savunma sanayisinde de iddialı hale geleceğiz. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan, TUSAŞ Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanı’mız, Kahramanmaraş’a pozitif ayrımcılık yaptı. Bizim de gayretli ve istekli olduğumuz görülünce işin daha ileri taşınacağını düşünüyoruz. 22 Şubat’ta önemli isimlerle beraber bu tesisin açılışını yapacağız. Kahramanmaraş, 100 yılın felaketini yaşadı ama tekrar küllerinden doğacak ve 100 yılın yatırımını da alacağız.”

İlk üretimi Boeing’e yapmak istiyorlar

Tesisin TUSAŞ’ın ortaklığında Kahramanmaraş iş dünyasının girişimleriyle faaliyet göstereceğini ve Kahramanmaraş Uzay ve Havacılık Sanayi AŞ adlı şirket üzerinden çalışmalarını yürüteceğini anlatan Buluntu, “Bu şirket, ilk etapta üretimlerini TUSAŞ’a yapacak. Türkiye, Boeing firmasından uçak almıştı. Bunun yüzde 20’sinin Türkiye’de üretilme şartı var. İnşallah biz bu tesisi hızlı bir şekilde faaliyete geçirebilirsek belki ilk üretimlerimizi Boeing’e yaparız. Bu anlamda çok istekliyiz.” dedi.

Savunma sanayisi yatırımıyla kentin büyük bir sıçrama yaşayacağını vurgulayan Buluntu, şunları kaydetti:

“Savunma sanayisiyle beraber yüzlerce yeni iş kolları, yeni sektörler oluşacak. Özellikle nitelikli iş gücü dediğimiz alanda gelişmeler olacak. Gençlerimizin de bu alana çok ilgi duyduğunu gözlemliyoruz. Savunma sanayisiyle Kahramanmaraş ihracat çıtasını yükseltecek ve devler liginde olacak.”

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı da kentin böyle bir yatırıma kavuşmasının önemine işaret ederek, “Yeni bir müjde var; TUSAŞ… İnşallah Sayın Cumhurbaşkanı’mız bize müjdeyi verecek. Bir TUSAŞ şirketi kuruyoruz Kahramanmaraş’ta halkla beraber, sanayiciyle beraber. Devletimiz bizim yanımızda oldu. Biz de inşallah onun altından kalkacağız. Bir de borcumuzu ödemiş olacağız devletimize.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/feed/ 0
İstanbul Modern’de Dijital Kültüre Odaklanan Sergi Açıldı https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:18:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4546

Dijital kültüre odaklanan “Zamansız Meraklar” sergisi, İstanbul Modern Kısa Süreli Sergi Salonunda sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Çalışmalarında özgün unsurlar barındıran ve deneysel bakış açılarını koruyarak üretimlerinde yenilikler sergileyen sanatçıları bir araya getiren sergi, sürece tanıklık eden sanatçıların bakış açılarıyla dijital dönüşümü yansıtıyor.

Sergide, araştırma sürecinde olağan bir unsur olarak dijital kültürü benimseyen ve yeni teknolojileri denemeyi öncelik olarak gören sanatçılar ile sanatçı kolektiflerinin çalışmaları yer alıyor.

“Dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmalar inceleniyor”

Serginin ön izlemesinde basın mensuplarına açıklama yapan küratör Ümit Mesci, özellikle genç sanatçıların üretimlerine katkı sağlayan sergideki yapıtların tarih boyunca sanat üretiminde öne çıkan doğa, tarih, mimarlık, kent, kimlik ve toplum gibi konuları merkezine aldığını söyledi.

Mesci, sergide dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmaların sanat tarihinin ilk döneminden bugüne bir bütün olarak incelendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sergi, dijitalleşmenin olanak tanıdığı ifade tekniklerinin, sanatçıların farklı temalara ilişkin bakış açılarını nasıl dönüştürdüğünü kayıt altına almayı amaçlıyor. Mutlak sonuçlara ulaşmaya değil, sorgulamaya ve soru sormaya odaklanan sergi, sanatçıların araştırma ve anlatımlarındaki özgün unsurları görünür kılıyor.”

“Ödüllü projeler ilk kez bu sergide izleyiciyle buluşuyor”

Küratör Nilay Dursun ise İstanbul Modernin, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirdiği “Dijital Sanat Alanında Genç Üretimler” programının, serginin araştırma ve geliştirme sürecinde etkili olduğunu dile getirdi.

Müzenin proje kapsamında, farklı disiplinlerde üretim yapan genç sanatçıları “dijital üretim” odağında buluşturduğunu vurgulayan Dursun, şöyle devam etti:

“Yeni müze binamızın açılış hazırlıkları sürerken hayata geçirdiğimiz program, İstanbul Modern’in genç sanatçılarla hayata geçireceği çok yönlü çalışmaların başlangıcı niteliğindeydi. Program süresince katılımcılar tarafından hazırlanan ve müzenin bulunduğu bölge başta olmak üzere, İstanbul’a odaklanan projeler de sergi kapsamında değerlendirildi. Ödül kazanarak üretim desteği alan projeler arasından Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat’a ait ‘Rastlantı’ ile Beste İleri’nin ‘Sentimap Istanbul’ adlı çalışmalarını ilk defa bu sergide izleyiciye sunuyoruz.”

Sergi hakkında

Sergide, çoğunlukla çevrim içi kanallarda ve dijital uygulamalarda görülmeye alışılan üretim biçimleriyle çeşitli imge ve ifadeler, onları farklı yöntemlerle ele alan sanatçıların yapıtlarıyla müze içinde fiziksel olarak sunuluyor.

Küratörlüğünü Ümit Mesci ve Nilay Dursun’un üstlendiği sergide, Cem A., Atıf Akın, Ozan Atalan, Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Berk Bostancı, Cihad Caner, Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat, Beste İleri, Alican İnal, Yelta Köm, Ebru Kurbak, Oddviz, Özcan Saraç, Ahmet Rüstem Ekici-Hakan Sorar, Meltem Şahin ve Berkay Tuncay’ın çalışmaları yer alıyor.

Müze koleksiyonundaki ana başlıklarla ilişki kuran sergideki yapıtlar, aralarında kesin sınırlar olmayan üç çerçevede bir araya getiriliyor.

Dijitalleşmenin olanak sağladığı yeni anlatım olasılıklarından yola çıkılan ilk bölüm, dil ve ifade üzerine yoğunlaşarak, dijital araçların getirdiği yeni eleştirel düşünme alışkanlıklarına eğiliyor.

Dijitalleşmenin ve sürekli dönüşen teknolojik araçların doğa ve tarih eksenindeki tartışma alanlarını inceleyen ikinci başlıkta bu yönelimle bir araya gelen yapıtları üreten sanatçılar, bilim ve sanat arasındaki kesişimde arkeoloji ve felsefe gibi alanları incelerken yapay zeka ve benzer teknolojilerin de yönlendiriciliğine başvuruyor.

Sergideki mimarlık ve kent zemininde odaklanan son alanda ise İstanbul’a ait duyusal manzaralarla kent topografyasını oluşturan bileşenler, dijital araçlar yardımıyla çözümleniyor.

Sergi, 11 Ağustos’a kadar görülebilecek.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/feed/ 0
Özdemir: “Bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında” https://www.akittvhaber.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/ https://www.akittvhaber.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:12:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4231

Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında olduğunu söyledi.

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.

Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”

Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.

“Ana vatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız”

Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.

“Üretim arzında giderek bir artış söz konusu”

Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.

Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.

Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.

Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu. – MERSİN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/feed/ 0
Türkiye’nin Kedi Köpek Maması İhracatı 10 Yılda 122 Milyon Dolara Ulaştı https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/#respond Thu, 08 Feb 2024 09:39:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3668

Türkiye’nin 2014 yılında 4,5 milyon dolar olan kedi köpek maması ihracatı, geçen 10 yılda gösterdiği hızlı ivmeyle 122 milyon dolara ulaştı.

İhracattaki artış, yeni yatırımlar ile mevcut tesislerdeki kapasite artırımını beraberinde getirdi. Kedi köpek maması ihracatının yarıdan fazlasının yapıldığı Ege Bölgesi’nde bu yıl 4-5 yeni üretim tesisinin devreye girmesi, bazı firmaların da yeni yatırımlarla kapasite artırımına gitmesi planlanıyor.

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, sevimli dostların mama ihracatı son 5 yılda katlandı. Sektörün ihracatı 2018’de 8 milyon, 2019’da 16 milyon, 2020’de 30 milyon dolara çıktı.

Artış geçen yıl da devam etti, ihracat önceki yıla göre yüzde 38’lik artışla 122 milyon dolara yükseldi. Böylece kedi köpek maması ihracatı 10 yıl içerisinde 27 kat arttı.

İhracatın yüzde 60’ı EİB kanalıyla gerçekleşti. EİB’nin 10 yıldır kesintisiz artan ihracatı 1 milyon dolar seviyesinden 74 milyon dolara çıktı.

En fazla ihracat yapılan ülkeler Malezya, İsrail, Irak, ABD ve İngiltere oldu.

Üretim ve ihracat üssü Ege

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Öztürk, AA muhabirine, ülkenin ihracatının yüzde 60’ının bölgeden yapıldığını söyledi.

Birliğin bu yıl için 150 milyon dolar ihracat hedefi koyduğunu belirten Öztürk, “Yeni yatırımları da gördükçe bunu da aşmak için, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda önlerini açmak için elimizden geleni yapacağız.” dedi.

Öztürk, üretimde özellikle Manisa, Muğla ve Balıkesir’de kümelenme olduğunu kaydederek, “Önümüzdeki 5 yıl içinde bu sektörü 500 milyon dolar seviyelerine kadar arttırmayı düşünüyoruz. 4 milyon dolar seviyelerinden 120 milyon dolarlara geldik. Ama henüz alacak çok yolumuz var. Dünyadaki pazar 10 milyarlarca dolar diyebiliriz. Sektördeki yeni yatırımlarla beraber ihracatın daha da çok artacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Sektörün yatırımcıların ilgisini çektiğini ifade eden Öztürk, bu yıl 4-5 firmanın yeni yatırımlarla üretime başlamasının planlandığını aktardı. Öztürk, yerli üretimle pazardaki ithal ürün oranının da azaldığını dile getirerek, sektöre ciddi yatırımların yapıldığını ve yatırımların devam ettiğini söyledi.

Mevcut tesisler kapasite artırıyor

Salihli ilçesinde üretim yapan Lider Group’un Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Oktay Diker de 2009 yılında yıllık 35 bin ton üretimle faaliyete başladıklarını, yıllar içinde tesisi büyüterek yıllık 220 bin ton üretim miktarına ulaştıklarını ifade etti.

Diker, üretimlerinin yüzde 35’inin ihracata gittiğini anlatarak, şöyle konuştu:

“4 kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracatımız mevcut. Önümüzdeki yıllarda hem kapasite artışı hem de ürün çeşitlendirmesiyle, yaş mama anlamında da bir yatırımımız var, yeni pazarlar elde etmek üzere hedeflerimizi oluşturduk. Kuru mama tarafında yatırımımızla 60 bin tonluk bir ilave tesis yatırımı yapıyoruz. Onunla birlikte de kapasitemiz artmış olacak. Artışın temel nedeni hayvan sahiplenme oranlarının dünya üzerinde özellikle pandemiyle ciddi anlamda artması. O dönemde gelen talepleri hazırlığımız çerçevesinde karşıladık. ve gittikçe de bu yaşam tarzlarının farklılaşması, gelir yükselmesiyle birlikte mamadaki ihtiyaç artıyor.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/feed/ 0
TOBB Başkanı: Türkiye, çelik üretiminde Avrupa’nın en büyük üreticisi olmayı hedefliyor https://www.akittvhaber.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:24:27 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2813

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi Başkanı Veysel Yayan, çelik sektörünün 2022’de terk ettiği Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olma pozisyonunu, 2024 yılından itibaren tekrar yakalayabileceğini ümit ettiğini belirterek, “Uzun vadeli hedefimiz ise Kore’yi de yakalayarak dünyada 6. sıraya yerleşmek olacaktır” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi Başkanı Veysel Yayan, Türkiye’nin çelik üretimi ve tüketimindeki farkı, güncel verileri, çelik sektöründeki sorunları ve çözüm önerilerini İHA muhabirine değerlendirdi.

Yayan, Türkiye’nin çelik üretiminin, 2023’ün Kasım ayı itibariyle 30 milyon 500 bin tona ulaştığını belirterek, “Bu rakam 2022 yılına göre 30 milyon 500 bin tonun üzerine 3 milyon ton daha ilave edersek yıl sonu itibariyle 33 milyon 500 bin ton olacak. 33 milyon 500 bin ton 2022 yılının 35,2 milyon tonluk rakamına göre yaklaşık bir buçuk milyon ton, buna karşılık 2021 yılının 40,4 milyon tonluk rakamına göre ise yaklaşık 7 milyon ton civarında daha düşük bir üretim seviyesini ifade ediyor. Bu üretimdeki gerilemede özellikle, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi sonrasında enerji fiyatlarındaki olağanüstü artışların Türk çelik sektörünü uluslararası piyasada rekabet edemez duruma getirmesi etkili oldu” diye konuştu.

“Yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor”

Kahramanmaraş depremlerinin Türk çelik sektörü açısından ciddi olduğunu söylediği kayıplara yol açtığını aktaran Yayan, “Bölgede bulunan çelik üreticilerimiz, belirli bir süre için üretimlerini durdurmak mecburiyetinde kaldı. Yaklaşık bir buçuk milyon ton civarında bir üretim kaybı yaşadık. Ama haziran ayından itibaren bu üretim kayıplarını telafi ettik. Tüm üreticilerimiz tekrar faaliyete geçmeye başladı. 2023 yılının ikinci yarısından itibaren tekrar üretimimiz artmaya başladı ama bu üretim artışları aylık ortalama 2 milyon 900 bin ton civarında bir üretime tekabül ediyor. Oysa biz, 2021 yılında aylık ortalama 3,4 milyon ton civarında bir üretim yapıyorduk. Dolayısıyla son yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor” dedi.

Çelik üretimindeki düşüşün sebeplerini ele alan Yayan, “Birincisi yılın başında enerji fiyatları konusundaki şartların belli ölçülerde etkisini sürdürüyor olması. Bir de depremden ortaya çıkan kayıplar. Bugün geldiğimiz noktada birincisi yeni tesislerimizin devreye girmiş olmasının birtakım katkıları var. İkincisi enerji fiyatları makul seviyelere inmiş vaziyette. Buradan dolayı Enerji Bakanlığına müteşekkiriz. Üçüncüsü de Ticaret Bakanlığımızın almış olduğu birtakım tedbirler var. Son olarak Türkiye’deki ithalat eğilimini göz önünde bulundurarak, burada bir zarar oluşma ihtimalini dikkate alarak 176 dolar civarında bir koruma tedbiri uygulanmasına karar verildi. Bunun Türkiye’deki kapasiteleri tam olarak kullanma ve aynı zamanda ölçek ekonomisinden yararlanması sebebiyle sektörün, ihracat şansını da artırma gibi faydaları olacağını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Uzun vadeli hedefimiz çelik üretiminde dünyada Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek”

Türkiye’nin 9 buçuk milyon tona yakın yassı ürünü ithal ettiğini dile getiren Yayan, “Uzun ürünlerle baktığımızda 14 milyon ton civarı da bir ithalat söz konusu. Bunların büyük ölçüde yurt içinden tedarik edilmesi imkan dahiline girecek. Yalnızca cari işlem dengesi açığının kapatılmasına değil, aynı zamanda Türkiye’de katma değer oluşturulmasına ve ilave istihdam sağlanmasına da katkıda bulunacak. Dolayısıyla 2024 yılında bu yönde ciddi adımlar atılmasını, 2025 yılında daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Böylelikle çelik sektörümüzün daha önce yakaladığı 2022’de terk ettiği tekrar Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olma pozisyonunu 2024 yılından itibaren tekrar yakalayabileceğini ümit ediyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek olacaktır. Bizim beklentimiz bu” değerlendirmesini yaptı.

“Çevre katkı payının kaldırılması gerekiyor”

Türkiye’nin Yeşil Mutabakat kapsamında yatırım yapmak zorunda olduğunu hatırlatan Yayan, “Milyarlarca dolarlık yatırım yapmak durumundayız. Sadece Erdemir’in 3 gün evvel açıkladığı rakamlar 3,2 milyar dolarlık bir yatırıma işaret ediyor. Sektör açısından Türkiye için Dünya Bankası’nın belirlediği 650 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirmek gibi bir durum söz konusu. Bunu yapabilmek için finansman açısından güçlü olmak durumundayız. Ancak üzerimizde bir çevre katkı payı yükü var. Bunun kaldırılması gerekiyor. 70 milyon dolar civarında yıllık bir maliyet getiriyor” dedi.

“2024’ten ümitliyiz”

İlerleyen yıllarda hurda ve kömürden gerçekleştirilen çevre katkı payı kesintilerinin 70 milyon doları aşabileceğini tahmin ettiklerini kaydeden Yayan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu bizim için endişe kaynağı. En son İnşaat Demiri İzleme Sistemi çerçevesinde inşaat demirlerinin etiketlenmesi ve güvenlikli boya ile boyanması konusunda da hiç beklemediğimiz, olağanüstü yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldık. Bizim daha evvel satın almakta olduğumuz benzeri etiketler için ödediğimiz fiyatın 38 misli bir fiyat gündeme geldi. Bu çok rahatsız edici bir durum. Bu çevre katkı payıyla bunları ikisini bir araya getirdiğimizde bizim sektörün rekabet etmesini engelleyecek bir başka faktör gündeme gelmiş oluyor. Bunu mutlaka ve mutlaka gözden geçirmemiz ve bu İzleme Sistemi’nin çalışmasına ağırlık vermemiz lazım. Kamu erkini kullanarak belirli gelirler elde etmeye çalışmak kamu kuruluşlarına yakışmıyor. Dolayısıyla bundan vazgeçilmesi ve çelik sektörünün tekrar ayağa kalkma yönündeki, 2023 yılındaki ciddi kayıplarını telafi etme yönündeki çabalarına destek olma zamanındayız. 2023 yılında bizim ihracatımızda yüzde 43 civarında bir gelir düşüşü söz konusu oldu. Üretimimizde de ciddi bir düşüş söz konusu oldu. Bunlar bir bütün olarak Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkileyen faktörler. Kapasite kullanım oranlarımız düştü. 2024’ten ümitliyiz. Bunun gerçekleşmesi için üzerimizdeki bütün suni yüklerin kaldırılması ve sektörün üzerinden marjinal birtakım kesintiler yapmak yerine sektörün ekonomiye verdiği katkıya, istihdama katma değer vergisine odaklanılması ve onu yapabilir durumda olmasını sürdürebilecek bir yaklaşım içerisinde bulunulması hayati önem taşıyor.” – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Seracılık son 21 yılda yüzde 123 büyüdü https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-seracilik-son-21-yilda-yuzde-123-buyudu/ https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-seracilik-son-21-yilda-yuzde-123-buyudu/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:27:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2769

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü belirterek, “Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir ve 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bu alanların kayıt altına alınması için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz, yüzde 40 az bir rakam değil” dedi.

Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki bir otelde düzenlenen Seracılık Çalıştayı’na katıldı. Tarımsal üretim denilince genelde akla bitkisel üretimin geldiğini dile getiren Bakan Yumaklı, Türkiye’nin su ürünleri ihracatı son dönemde önemli bir ivme kaydettiğini bildirdi.

Antalya’nın seracılığın başkenti olduğunu ve bu alanda gelişmeyi Türkiye’ye ve tüm dünyaya duyurduğunu dile getiren Yumaklı, “Bizler 365 gün üretim yapan, hem kendi ülkemizdeki nüfusu hem ülkemize turistleri diğer misafirleri besleyen bunun dışında da geçtiğimiz yıl 30 milyar dolardı, bu yıl öyle tahmin ediyorum ki bu rakam 1 milyar dolar daha artacak. Bütün dünyayı besleyen bir ülkeyiz. Bunun da en önemli noktalarından bir tanesi Antalya’dır. Bitkisel üretim alanında sorunları konuşmanın yanında aslında çok önemli ve kıymetli olanlar geleceği değerlendirmektir. Biz buna yeni normal diyoruz. Dolayısıyla geleceğe dönük neler var, bizi bekleyen, bunlara nasıl hazırlıklı olabiliriz. Üretimimizi en verimli ve kaliteli nasıl arttırabiliriz. Elbette bu sadece toplandık, konuştuklarımızın ibaret olmayacak. Bizler buradan gelecek olan sonuçları raporları mutlaka bundan sonraki karar karar alma mekanizmalarında mihenk taşı olarak önümüzde tutacağız” diye konuştu. Bakan Yumaklı, kararları şekillendirmede mutlak suretle sektörle ve paydaşlarla birlikte hareket etmek istediklerinin altını çizdi.

“8.6 trilyon dolardan payımızı almalıyız”

Türkiye’nin coğrafi konum olarak önemli bir noktada olduğunu işaret eden Bakan Yumaklı, “4 saatlik, bir uçuşla 67 ülkeye ulaşabiliyoruz. Bu şekilde de dünyanın nüfusunun yüzde 20’sine ulaşabiliyoruz. Avrupa, Asya, Afrika arasında her türlü ulaşım yollarının, ulaşım vasıtalarını kullanabiliyoruz. Bu coğrafyada dönen ticaretin hacmi 8.6 trilyon dolar. Yani içinden pay almak zorunda olduğumuz büyüklüğü dikkat çekmek istiyorum. Bölgenin nüfusu da yıldan yıla artıyor. Avrupa’nın en çok yolcu geçişi olan havalimanı İstanbul Havalimanıdır. Bu yoğunluktan en fazla nasibi tarım sektörü alacaktır. Dünya nüfusu son 25 yılında üçte bir artmış, 8 milyara yükselmiş. Ülkemizin nüfusu aynı oranda 85 milyona yükselmiş. 2050 yılı dünya nüfusu projeksiyonu 10 milyar kişi ülkemizin nüfusunun 105 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Buda artan gıda ve su ihtiyacını beraberinde getiriyor” ifadelerine yer verdi.

“130 milyon tonluk bitkisel üretime ulaştık”

Deprem bölgesinin tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 15 civarında önemli olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı,” 11 şehrimiz etkilendi. Ama ülkemizde gıda eksiliği hissedilmedi. Tarımsal bitkisel sektörü dirençli hale getirenler neler, tarımsal destekler, kırsal kalkınma destekleri, kamu bankalarının sağladığı krediler, TARSİM, lisanslı depoculuk, yapısal reformlar sektörlerin dayanıklı olmasının önünü açtı. Bu ana başlıkların dışında bir çok husus var. Bu yıl toplamda 137 milyon tonluk bitkisel üretime ulaşmış olduk. 20 yıldaki gelişim yaklaşık yüzde 40. Üretim yelpazemiz bütün dünyada hitap etmeyecek bir nokta bırakmamak kaydıyla gelişti. Bugün Türkiye tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci Dünyada ise ilk 10 arasında yer alıyor” dedi.

“Yüzde 40 kayıp”

Son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü kaydeden Bakan İbrahim Yumaklı, ” Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Örtü altı üretim alanları olarak Avrupa’da 2. Dünyada ise 4. sıradayız. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir. 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bunun için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz. Yüzde 40 az bir rakam değil. Jeotermalde Dünyada 7. Avrupa’da ise 1. sıradayız” ifadelerine yer verdi.

“Organize tarım bölgelerinin kendi mevzuatı olacak”

Organize tarım bölgelerine çok önem verdiklerinin altını çizen Bakan Yumaklı, “Aydın, Denizli’deki Tarım Bölgelerinde üretime başlandı. 12 Organize Tarım Bölgesi yatırım aşamasında. Balıkesir Gönen’de dünyanın en büyük bölgesi faaliyete geçmek için çalışmaları devam ediyor. Organize Tarım Bölgelerinin ayrı bir mevzuatı olacak. Ziraat Bankası kredilerinde faiz indirimleri de devam edecek. Sadece söylenmiş olmak için değil bizler üretici bakanlığız. Üretim yapmak isteyen, üretimini geliştirmek isteyen herkese bakanlığımız emrindedir. Üreticilerimiz yanındayız. Yarın dünden daha fazla gıda üretmek zorundayız. Birincisi üretim alanlarımızı verimli kullanarak ikincisi teknolojinin bütün nimetlerini kullanarak. Bu bahsetmiş olduğum iki yöntemden bir tanesini seçmek zorunda değiliz. İkisini birbirine entegre etmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı. Tarımsam üretim planlamasının sadece bir cümle olmadığının altı çizen Bakan Yumaklı, bunun bir ülkenin geleceği olduğuna dikkat çekti.

“Üretim planlamasının önemi”

Hangi ürünün nerede nasıl üretilmesinin yanında gelecek vizyonunda ortaya konularak bir üretim planlaması yapılması gerektiğine değinen Bakan Yumaklı, “Herkesin bir sene öyle bir sene başka türlü bir üretimle ne dünya ile boy ölçüşebilirsiniz, nede gıda güvenliğini sağlayabilirsiniz. Bunun örtü altı üretim içinde konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Buradan çıkacak olan sonuçlar bizler için üretim planlaması anlamında önemli olacaktır. Ülkemizin markalaşma olma yolunda ilerleyen avantajlı konumda olan seracılık sektörünün uluslararası alanda genişlemesi ve söz sahibi olması adına paydaşların verdikleri desteğe teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Gıda güvenliği”

Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentteki seracılığın tüm dünya tarafından kabul gördüğünü, büyüdüğünü ve geliştiğini söyledi.

Seracılığın geniş bir sektör olduğunu dile getiren Vali Şahin, “Geçtiğimiz günlerde en büyük tarım fuarına ev sahipliği yaptık. Orada seracılığın bir sanayi sektörü olduğunu gördük. Antalya 2023 yılında 1.2 milyar dolar tarımsal ürün ihracatı yaptı. Yaşananlar dünyada gıdanın ne kadar önemli bir rolü olduğunu gösterdi. Pandemi, Ukrayna krizi çıktı, önümüzdeki günlerde olumsuz günler muhtemeldir. O riskler gıda güvenliğini etkiliyor. Kendi gıdamızı kendimiz üretmeli ve musluğu, vanayı elimizde bulundurmamız son derece kritik” açıklamasında bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-seracilik-son-21-yilda-yuzde-123-buyudu/feed/ 0
Çukurova Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sedat Gündoğdu: Çukurova plastik ovasına döndü https://www.akittvhaber.com.tr/cukurova-universitesinden-doc-dr-sedat-gundogdu-cukurova-plastik-ovasina-dondu/ https://www.akittvhaber.com.tr/cukurova-universitesinden-doc-dr-sedat-gundogdu-cukurova-plastik-ovasina-dondu/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:24:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2455

ADANA Çukurova Üniversitesi’nden (ÇÜ) Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, örtü altı yetiştiriciliğinde kullanılan poşet ve plastik malzemelere dikkati çekip, Çukurova’nın bereketli topraklarını ‘plastik ovası’na döndüğünü belirtti. Gündoğdu, Karpuzu neden plastiğin altında yetiştiriyoruz, tadı mı güzel oluyor Hayır, sadece bunu 20 gün daha erken hasat etmek için yapıyoruz. Hasattan sonra plastik atıklar toplanmadığı için rüzgarla çevreye savrulup, parçalanıyor dedi.

ÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, mikroplastikler ve plastik kirleticiler üzerine yaptığı çalışmalarla ilgili ÇÜ Türkoloji Araştırmaları Merkezi’nde konferans verdi. Doç. Dr. Gündoğdu, plastik geri dönüşüm fabrikalarının atıkları, burada meydana gelen yangınlar, gömülü olarak bulunan çöp döküm sahaları, seracılıkta örtü altı yetiştiriciliğinde kullanılan poşet ve plastik malzemelerin Çukurova’nın bereketli topraklarını ‘plastik ovası’na dönüştürdüğünü anlattı. Bu bölgede karpuz ve örtü altı yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Gündoğdu, Karpuzu neden plastiğin altında yetiştiriyoruz, tadı mı güzel oluyor Hayır, sadece bunu 20 gün daha erken hasat etmek için yapıyoruz. Hasattan sonra plastik atıklar toplanmadığı için rüzgarla çevreye savrulup, parçalanıyor. Denize ve içme sularımıza kadar karışıyor. Yine biber, domates, salatalık ya da kabak gibi ürünlerin yetiştirilmesinde aynı sorunlar yaşanıyor. Örtü altı yetiştiriciliğinin su tasarrufu açısından avantaj olduğu söyleniyor. Ama örtü altı yetiştiriciliği yaparken sadece kullandığınız sudan tasarruf ediyorsunuz. O plastiğin üretimi ve geri dönüşümünde kullanılan suyu hesaba katmıyorsunuz. Ayrıca denizel ortamlarımızı da kirletiyor. Dolayısıyla 20 gün için tüm toprakları plastik ve mikroplastik ile kirletmek gibi bir tercihte bulunuyoruz. Bunu engellemek için erken hasat yaklaşımını terk etmemiz lazım diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE HER AY 12 GERİ DÖNÜŞÜM TESİSİ YANIYOR’

Plastiğin yanıcı bir malzeme olduğunu ve bundan dolayı yangınların da meydana geldiğine vurgu yapan Doç. Dr. Gündoğdu, Türkiye’de her ay yaklaşık 12 tane plastik geri dönüşüm tesisi yanıyor. Yılda 150’ye yakın plastik geri dönüşüm tesisi, büyük yangınlara sahne oluyor. Bunlar, büyük çaplı yangınlar. Dumanını 10 kilometre öteden görebildiğiniz yangınlardır. Küçük yangınları dahil etsek bunun sayısı, ayda 50-60 olabilir. Adana’da bu yangınların sıklıkla gerçekleştiği yerlerden biri. Geçtiğimiz aylarda Sarıhamzalı’da bir geri dönüşüm bölgesinde 7-8 fabrika bir arada yanmıştı. Ondan önce Toprakkale’de 2 yıl süreyle art arda aynı tesis yanmıştı. Bu örnekler, çoğaltılabilir. Plastiğin olduğu yerde yangın da olur dedi.

‘BM PLASTİK ANLAŞMASINA ÜRETİM KISITLAMASI KOYMALI’

Dünyada plastik kirliliğini çalışan 300 bilim insanı olarak bir koalisyon kurduklarını ve bu sorunların çözümünün üretim kısıtlaması olduğu sonucuna vardıklarını bildiren Prof. D. Gündoğdu, Bilim insanları koalisyonu adı altında dünyada plastik kirliliğini çalışan 300 bilim insanı olarak Birleşmiş Milletler’in, BM Plastik Anlaşması’na üretim kısıtlaması koyması için uğraşıyoruz. Çünkü üretim kısıtlaması olmadan iyi bir atık yönetimi olsa bile maalesef bu kirliliği çözemiyoruz. Tüm çalışmalar bunu gösteriyor. Bireysel olarak bardak, pipet kullanmamak bir tercih ancak sorunun çözümü değil. Sadece sizi plastiğin maruziyetinden bir nebze koruyor. Ancak kirlenen ekosistemle plastikten beslenmek zorunda kalıyorsunuz diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cukurova-universitesinden-doc-dr-sedat-gundogdu-cukurova-plastik-ovasina-dondu/feed/ 0
2023 Yılında Türkiye’den 284 Bin 141 Ton Fındık İhraç Edildi https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:27:28 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2105

2023 yılında Türkiye’den 284 bin 141 Ton fındık ihraç edilerek karşılığında 1 Milyar 866 Milyon 735 Bin 417 dolar döviz girdisi sağlandı.

2023 yılında gerçekleşen fındık ihracatında önceki yıla göre miktarda yüzde 9 düşüş, tutarda ise yüzde 7 artış yaşandı. Toplam 121 ülkeye gerçekleştirilen fındık ihracatında en büyük payı geleneksel ihraç pazarları olan Avrupa ülkeleri aldı.

2023 yılında Trabzon toplam fındık ihraç miktarının yüzde 28’lik kısmını tek başına gerçekleştirdi. Trabzon’dan 82 bin 392 ton fındık ihraç edilerek karşılığında 531 Milyon 17 Bin 330 Dolar döviz girdisi sağlandı. 2023 yılında Trabzon’dan ihraç edilen fındık miktarında önceki yıla göre yüzde 22, ihracat tutarında ise yüzde 4 oranında düşüş yaşandı. Trabzon’dan 59 farklı ülkeye fındık ihraç edilirken, en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, Almanya, Polonya, Fransa ve Brezilya oldu.

Konu hakkında değerlendirmelerde buluna Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkan Yardımcısı Sebahattin Arslantürk, 2023 yılında geleneksel ihraç pazarlarımız olan başta Avrupa ülkeleri ve diğer küresel pazarlarda yaşanan son yılların en yüksek enflasyonu nedeniyle siparişlerde büyük oranda düşüşler yaşandığını ve bu durumun da fındık ihracatımıza yansıdığını belirtti. Arslantürk, küresel enflasyonist baskıların yol açtığı yurtdışındaki bu olumsuz tablo yanında iç piyasada başta enerji ve işçilik maliyetleri olmak üzere üretim maliyetlerinde yaşanan yüksek oranlı artışlar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek faiz oranlarının da ihracatçıyı olumsuz olarak etkilediğini, ancak bu olumsuz durumlara rağmen fındık ihracatçısının çok iyi bir performans sergileyerek yılı artışla kapatmayı başardığını ifade etti.

2024 yılında Avrupa piyasalarında kısmi toparlanma öngördüklerini belirten Arslantürk, alıcıların çok temkinli hareket etmeye devam edeceklerini, siparişlerin piyasa hareketine göre oluşacağı bir sezon beklediklerini belirtti. Toparlanmanın ancak 2024’ün ikinci yarısında hissedilebileceğini ifade eden Arslantürk, 2024 yılının fındık ihracatında ihtiyati bir yıl olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız”

Fındık üretim ve ihracatımızda geleneksel üstünlüğümüzü koruyabilmek açısından, birim başına verimin arttırılmasının çok önemli olduğuna da değinen Arslantürk “750 bin hektarlık alanda üretim yapılmasına rağmen 700 bin ton altında üretim miktarı mevcut. Türkiye ortalaması dekar başına 85 kg. Trabzon’da ise dekar başında 50 kilogramı bile bulamıyoruz. 85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız. Verim bu kadar düşükken üreticinin bu üretim miktarları ve desteklerle bu işi sürdürmesi mümkün değil. Bahçe yenileme çalışmalarına ağırlık verilirse verimi 4-5 kata kadar çıkarmak mümkün. Bu nedenle ülkemizde destekleme politikalarının üreticiyi daha kaliteli ve birim başına verimi artıracak üretime teşvik edilmesi gerekiyor. Ülkemizin en fazla net döviz girdisi sağlayan tarım ürünü olan fındık ihracatında uluslararası piyasalardaki üstünlüğümüzün korunabilmesi için tüm tarım ürünleri açısından küresel bir tehdit olan iklim değişikliğinden kaynaklanacak olumsuzluklara yönelik olarak da şimdiden önlem alınması çok büyük önem ihtiva ediyor. Her yıl küresel ısınmanın yol açacağı verim kayıpları da dikkate alındığında mevcut durumumuzu iyileştirici çalışmalar yapılmaması halinde sektörde büyük kayıpların yaşanacak” dedi.

Tarımsal üstünlüğü bulunan tüm ülkelerin önümüzdeki dönemde yaşanacak iklim değişikliği riskine karşı korunmak ve nüfusun gıda güvenliğini sağlamak amacıyla tarım ve gıda ürünlerini en önemli stratejik sektör haline getirerek, küresel ısınma riskine yönelik yoğun önlem ve destekleme politikaları uyguladıklarına değinen Arslantürk, “Ülkemizin de bu duruma gerekli hassasiyeti göstermesi, Bakanlıkların ivedilikle tarım ürünlerindeki sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticiyi üretime teşvik etmek için elzem olan politikaları uygulamaya koymaları gerekiyor. İhracatçıya verilecek destek de fındıktaki stratejik üstünlüğümüzün kaybedilmemesi için önemli bir yatırım olacak” diye konuştu. – TRABZON

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/feed/ 0
Şırnak’ta Günlük Petrol Üretimi 30 Bin Varile Ulaştı https://www.akittvhaber.com.tr/sirnakta-gunluk-petrol-uretimi-30-bin-varile-ulasti/ https://www.akittvhaber.com.tr/sirnakta-gunluk-petrol-uretimi-30-bin-varile-ulasti/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:48:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1982

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Şırnak’ta geldi. Gabar Dağı’ndaki Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulunarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Şırnak’ın dağlarında sağlanan huzur ve güven ortamıyla birlikte bölgede yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrasında günlük 30 bin varil petrol üretimine ulaşıldı. Gabar Dağı’nda şehit Astsubay Esma Çevik ve şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ın adlarının verildiği iki sahada günlük yaklaşık 30 bin varil petrol üretimi seviyesine ulaşıldı. Üretimi 2024 yılı sonunda 100 bin varile çıkarmak üzere çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.

Şırnak Valiliği ve Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şehit Esma Çevik SEÇ-26 No’lu Sondaj Kulesi’ni ziyaret etti. Bakan Bayraktar burada yaptığı açıklamada, “Şu saatlerde Gabar’dayız. Gabar’da Şehit Esma Çevik sahasında petrol kuyularımızın, petrol sondajlarımızın olduğu sahadayız. Dolayısı ile biz de o bilinçle ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar ve Şırnak, bu bölge biliyorsunuz terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük karadaki keşfini yaptık 2021 yılında. Çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir sürede Şırnak, önümüzde ki 3 ay içerisinde inşallah hedeflerimiz o minvalde. Şırnak Türkiye’nin en büyük petrol üreten ili haline gelecek ve 2024 yılı sonuna geldiğimizde, yani 100 bin varil üretim hedefine geldiğimizde de açık ara Türkiye’nin bir numaralı petrol şehri olacak” dedi.

Bakan Bayraktar, “Biz adeta Şırnak’ı enerji üssü diye tanıtıyoruz. İnşallah sadece petrol değil, burada madenler, jeotermal kaynakları, güneş santralleri, rüzgar santralleri, inşallah Kato Dağı’nda da, Cudi Dağı’nda artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısı ile adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en önemli projelerinden bir tanesi de Gabar’da ki petrol. Bu gün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyudan şuanda üretim yapıyoruz ve biraz önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 100 bin varile çıkarmak 2024 sonunda hedefimiz ve bu sayede Türkiye’nin sadece bu bölgeden günlük ihtiyacının yüzde 10’nunu karşılamış olacağız. Elbette ki Gabar’a bu hizmetler, bu projeler geldiği sürece buradaki istihdam alanları artacak. Hepinizin malumu, Cumhurbaşkanımız aile ve gençlik bankası ile gerek Gabar’da gerekse Sakarya gaz sahasındaki doğal gaz keşfimizin gelirlerini, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koymuştur. Bu yasalaştı. Meclisimizden geçti. Dolayısı ile biz burada ki petrol üretimini arttırdıkça önce gençlerimiz, ailelerimiz başta olmak üzere burada ki zenginliği, refahı inşallah tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artacak. Biraz önce onu söylüyorduk. Şuanda burada bin 200 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunu 2024 yılının sonuna kadar 100 kuyuya çıktığımız gün inşallah bu rakam yaklaşık 5 bine çıkacaktır. ve kalıcı sürede de burada istihdam imkanları daha da artacaktır” dedi.

“Türkiye’nin farklı illerinde, bölgedeki illerde de Hakkari’de olsun, Van’da kış koşulları nedeniyle başlayamadık” diyen Bakan Bayraktar, “İnşallah ilk çeyrekte orada da başlatmayı hedefliyoruz. Lokasyonu tespit ettik. Siirt’te olmak üzere Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de, ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğal gazı nerede varsa orada olmak için çalışmalarımıza ve gayretlerimize devam ediyoruz. Türkiye’nin mutlaka enerjide dışa bağımlılığı konusunda büyük bir hedefimiz var. İnşallah bu hedefler doğrultusunda hep birlikte çalışacağız. Sakarya Gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yapmıştık. Hatırlarsanız 2020 yılında. ve çok kısa bir sürede dünya tarihinde rekor olabilecek bir sürede kıyıdan 170 km uzaklıktaki doğal gazı biz karaya çıkardık. 20 Nisan 2023 tarihinde karada bu gazı yaktık. Bu gün Sakarya Gaz sahasında üretilen gaz, şuanda evlerimizde kullanılıyor. Şebekeye bağlı ve biz onu BOTAŞ hatlarından tüketim noktalarına taşıyoruz. Elbette ki, üretimin daha artmasını bekliyoruz ve hedefliyoruz. İlk etapta 10 milyon metre küp. Ondan sonra da günlük 40 milyon metre küpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğal gazda sadece evlerde değil sanayide doğal gazı kullanıyoruz, elektrik üretiminde kullanıyoruz” dedi.

21 yıl önce sadece 5 ilde doğal gaz olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, “Bugün içerisinde bulunduğumuz Şırnak’ta dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerinde doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğal gaz var. inşallah Şırnak’a doğal gaz gitmemiş ilçelerine de önümüzde ki süreçte doğal gazı götürmek istiyoruz. Ama bunu kendi ürettiğimiz, kendi gazımızla yapmak istiyoruz. Onun için Sakarya Gaz sahasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Gabar’ı görüyorsunuz, inşallah bu çalışmalarda tüm Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürme noktasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bütün bu faaliyetlerimizden eminin 85 milyon, milletimiz büyük bir gurur duyuyor. Büyük bir memnuniyet duyuyor. Hepimiz çok büyük bir onuru yaşıyoruz burada. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında. Tabi bundan rahatsız olanlar da var. yani Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın diyenlerde var. Bu nokta da sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz, Türkiye yüzyılı hedefi koydu önümüze. Önümüzde ki süreçte de bu hedef doğrultusunda, bu vizyon doğrultusunda enerji de dışa bağımlılığı bitirecek tam bağımsız bir Türkiye’yi ideali ile hep birlikte, burada gördüğünüz bütün ekip ile çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Yeni yıl ile ilgili de mesaj veren Bakan Bayraktar, “2023 yılı Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılıydı. 2023 yılında biliyorsunuz çok büyük talihsiz hadiseler yaşandık. Özellikle 6 Şubat depremleri ülkemizin tamamını etkiledi. Sadece o bölgede ki 11 ili değil. Bir sürü can kaybımız oldu, yaralılarımız oldu. Şehirlerimiz yıkıldı. Öncelikli hedeflerimizden bir tanesi yeni yılda da inşallah deprem bölgeleridir. Çok hızlı bir şekilde, insanların normal yaşamlarını sağlayacak, tekrar sosyal iştimai ve ticari hayatı tekrar normalleştirecek çalışmaları önceliklendirme olacak. Ümit ediyorum Cenab-ı Hakk bize böyle acıları tekrar göstermesin. Onun dışında da Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürecek ve ülkemizi daha ileri götürecek, inşallah halkımızın gelir seviyesini arttıracak bir yıl olmasını diliyorum. Bu doğrultuda biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. ve hep birlikte inşallah bunu başaracağız. Tüm milletimize hayırlı, huzurlu bir sene diliyorum. Biz milletimizin dualarını her daim arkamızda hissettik, onların duaları ile bugünlere geldiğimizi düşünüyoruz. Bundan sonra da dualarını onlardan bekliyoruz. Onlara layık olacağımızı, onlara mahcup olmayacak şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Herkese sağlık, huzurlu, güzel bir yıl diliyorum” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’a Vali Cevdet Atay, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Emniyet Müdürü Cemal Dalman, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin eşlik etti. – ŞIRNAK

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sirnakta-gunluk-petrol-uretimi-30-bin-varile-ulasti/feed/ 0
Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek https://www.akittvhaber.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/ https://www.akittvhaber.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:45:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1979
ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Şırnak’ta, Cumhuriyet tarihinin karadaki en büyük keşfini yaptık. 2021 yılında ve çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi, bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir süre içerisinde, 3 ay içerisinde Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek. 2024 yılında 100 bin varil hedefimize ulaştığımızda da, açık ara Türkiye’nin en iyi ili olacak” dedi.

Bir dizi temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere Şırnak’a gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şırnak Valiliği’ni ziyaret ederek, Vali Cevdet Atay ile görüştü. Bakan Bayraktar, daha sonra Şırnak Belediyesi’ne geçerek, Belediye Başkanı Mehmet Yarka’dan kentteki çalışmalarla ilgili bilgi aldı. AK Parti İl Başkanlığı’nı da ziyaret eden Bakan Bayraktar, burada partililerle bir araya geldi. Temaslarının ardından Bakan Bayraktar, beraberindeki Bakan Yardımcıları Ahmet Berat Çonkar, Zafer Demircan, Vali Cevdet Atay, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Turkish Petroleum International Company (TPIC) Genel Müdürü Halim Çakmak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Yönetim Kurulu üyesi Muhammet Faruk Aykur, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve AK Parti Milletvekili Arslan Tatar ile Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonunu ziyaret ederek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Bayraktar ve beraberindekiler, daha sonra Şehit Esma Çevik Seç-26 No’lu sondaj kulesini ziyaret etti.

‘2024 SONUNDA HEDEFİMİZ 100 BİN VARİL’

Şehit Astsubay Esma Çevik-26 petrol kuyusunu ziyaret eden Bakan Bayraktar, Gabar’daki petrol sahalarında günlük 30 bin varil üretim yapıldığını belirterek, “Birkaç saat sonra, 2024 yılına merhaba diyeceğimiz şu saatlerde, Gabar’dayız. Gabar’da, Şehit Esma Çevik sahasında, petrol sondajımızın olduğu sahadayız. Geçtiğimiz hafta şehit olan Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Gazilerimize, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Onlara tüm milletimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Onlar büyük ve güçlü Türkiye ideali kapsamında şehit oldular. Ülkemizin savunması için, ama esas itibari ile bizlerin de burada bu faaliyeti yapabilmemiz için canlarını feda ettiler. Dolayısıyla biz de o bilinç ile ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar, Şırnak ve bu bölge, terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta, Cumhuriyet tarihinin karadaki en büyük keşfini yaptık. 2021 yılında ve çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi, bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir süre içerisinde, 3 ay içerisinde Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek. 2024 yılında 100 bin varil hedefimize ulaştığımızda da açık ara Türkiye’nin en iyi ili olacak. Biz Şırnak’ı adeta enerji üssü diye tanımlıyoruz. Sadece petrol ile değil, madenler, jeotermal kaynakları, güneş, rüzgar santralleri… İnşallah Cudi ve Kato dağlarında artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısıyla adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en büyük projelerinden biri, tabii ki Gabar’daki petrol. Bugün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyuda şu anda üretim yapıyoruz. Yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 2024 sonunda 100 bin varile çıkarmak hedefimiz. Sadece bu bölgeden, Türkiye’nin günlük ihtiyacının yüzde 10’unun karşılamış olacağız” dedi.

‘1200 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR’

Petrol sahalarında aynı zamanda istihdam sağladığını belirten Bakan Bayraktar, “Elbette ki Gabar’a bu imkanlar geldiği sürece, buradaki istihdam imkanları artacak. Cumhurbaşkanımız, Aile ve Gençlik Bankası ile gerek Gabar’dan, gerek Sakarya’daki gaz sahası gelirlerimizi, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koydu. Meclisimizden geçti. Dolayısıyla biz, buradaki petrol üretimimizi arttırdıkça gençlerimize, ailelerine, buradaki refahı, zenginliği, tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artmış olacak. 1200 kişiye burada istihdam sağlıyoruz. 2024 yılı sonunda bu rakam 100 bin varile çıktığında, 5 bin kişiye istihdam sağlamış olacağız. Türkiye’nin farklı illerinde de Hakkari’de ve Van’da, kış koşulları nedeniyle başlayamadık, inşallah ilk çeyrekte orda da başlamayı düşünüyoruz. Lokasyonumuzu tespit ettik. Siirt’te de olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğalgazı bulmak için nerde varsa çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türkiye’nin mutlaka dışa bağımlılığını düşürmek gibi bir hedefimiz var inşallah bu hedefimize ulaşacağız” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE KONUTLARIN GAZ İHTİYACINI KARŞILAYABİLECEK BİR SEVİYEDE ÜRETİM HEDEFLİYORUZ’

Türkiye’nin enerji üretiminde dışa bağımlılığını düşürecek çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Bayraktar, şöyle dedi:

“Sakarya gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğalgaz keşfini yapmıştık. 2020 yılında çok kısa bir süre içerisinde dünya tarihinde bir rekor olabilecek düzeyde kıyıdan 170 kilometre uzaklıktaki bir doğalgazı biz karaya çıkardık. 2023 Nisan ayında biz o gazı yaktık. Bugün Sakarya gaz sahasında üretilen gaz şuanda evlerimizde kullanılıyor. Ebette üretimin daha da artmasını bekliyoruz.  İlk etapta 10 milyon metreküp, ondan sonra da günlük 40 milyon metreküpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğalgaz sadece evlerde değil sanayide, elektrik üretiminde de kullanıyoruz. Bundan 21 yıl önce sadece 5 ilde doğalgaz vardı, şimdi Şırnak dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerine doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğalgaz var inşallah Şırnak’ın doğalgaz gitmeyen ilçelerine önümüzdeki süreçte doğalgaz götürmeyi hedefliyoruz. Bunu kendi ürettiğimiz gaz ile yapmayı hedefliyoruz. Tüm bu faaliyetlerimizden 85 milyon milletimiz gurur duyuyordur. Memnuniyet duyuyordur. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında, tabi bundan rahatsız olanlar da var. ‘Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın’ diyenler de var. Ama biz bu noktada, Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefi doğrultusunda, enerjide dışa bağımlılığı düşürecek ‘Tam Bağımsız Türkiye’ ideali ile hep birlikte çalışıyoruz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/feed/ 0
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Şırnak’ta incelemelerde bulundu https://www.akittvhaber.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/ https://www.akittvhaber.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:42:29 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1976

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Şırnak’ta geldi. Gabar Dağı’ndaki Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulunarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Şırnak’ın dağlarında sağlanan huzur ve güven ortamıyla birlikte bölgede yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrasında günlük 30 bin varil petrol üretimine ulaşıldı. Gabar Dağı’nda şehit Astsubay Esma Çevik ve şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ın adlarının verildiği iki sahada günlük yaklaşık 30 bin varil petrol üretimi seviyesine ulaşıldı. Üretimi 2024 yılı sonunda 100 bin varile çıkarmak üzere çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.

Şırnak Valiliği ve Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şehit Esma Çevik SEÇ-26 No’lu Sondaj Kulesi’ni ziyaret etti. Bakan Bayraktar burada yaptığı açıklamada, “Şu saatlerde Gabar’dayız. Gabar’da Şehit Esma Çevik sahasında petrol kuyularımızın, petrol sondajlarımızın olduğu sahadayız. Dolayısı ile biz de o bilinçle ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar ve Şırnak, bu bölge biliyorsunuz terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük karadaki keşfini yaptık 2021 yılında. Çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir sürede Şırnak, önümüzde ki 3 ay içerisinde inşallah hedeflerimiz o minvalde. Şırnak Türkiye’nin en büyük petrol üreten ili haline gelecek ve 2024 yılı sonuna geldiğimizde, yani 100 bin varil üretim hedefine geldiğimizde de açık ara Türkiye’nin bir numaralı petrol şehri olacak” dedi.

Bakan Bayraktar, “Biz adeta Şırnak’ı enerji üssü diye tanıtıyoruz. İnşallah sadece petrol değil, burada madenler, jeotermal kaynakları, güneş santralleri, rüzgar santralleri, inşallah Kato Dağı’nda da, Cudi Dağı’nda artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısı ile adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en önemli projelerinden bir tanesi de Gabar’da ki petrol. Bu gün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyudan şuanda üretim yapıyoruz ve biraz önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 100 bin varile çıkarmak 2024 sonunda hedefimiz ve bu sayede Türkiye’nin sadece bu bölgeden günlük ihtiyacının yüzde 10’nunu karşılamış olacağız. Elbette ki Gabar’a bu hizmetler, bu projeler geldiği sürece buradaki istihdam alanları artacak. Hepinizin malumu, Cumhurbaşkanımız aile ve gençlik bankası ile gerek Gabar’da gerekse Sakarya gaz sahasındaki doğal gaz keşfimizin gelirlerini, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koymuştur. Bu yasalaştı. Meclisimizden geçti. Dolayısı ile biz burada ki petrol üretimini arttırdıkça önce gençlerimiz, ailelerimiz başta olmak üzere burada ki zenginliği, refahı inşallah tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artacak. Biraz önce onu söylüyorduk. Şuanda burada bin 200 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunu 2024 yılının sonuna kadar 100 kuyuya çıktığımız gün inşallah bu rakam yaklaşık 5 bine çıkacaktır. ve kalıcı sürede de burada istihdam imkanları daha da artacaktır” dedi.

“Türkiye’nin farklı illerinde, bölgedeki illerde de Hakkari’de olsun, Van’da kış koşulları nedeniyle başlayamadık” diyen Bakan Bayraktar, “İnşallah ilk çeyrekte orada da başlatmayı hedefliyoruz. Lokasyonu tespit ettik. Siirt’te olmak üzere Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de, ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğal gazı nerede varsa orada olmak için çalışmalarımıza ve gayretlerimize devam ediyoruz. Türkiye’nin mutlaka enerjide dışa bağımlılığı konusunda büyük bir hedefimiz var. İnşallah bu hedefler doğrultusunda hep birlikte çalışacağız. Sakarya Gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yapmıştık. Hatırlarsanız 2020 yılında. ve çok kısa bir sürede dünya tarihinde rekor olabilecek bir sürede kıyıdan 170 km uzaklıktaki doğal gazı biz karaya çıkardık. 20 Nisan 2023 tarihinde karada bu gazı yaktık. Bu gün Sakarya Gaz sahasında üretilen gaz, şuanda evlerimizde kullanılıyor. Şebekeye bağlı ve biz onu BOTAŞ hatlarından tüketim noktalarına taşıyoruz. Elbette ki, üretimin daha artmasını bekliyoruz ve hedefliyoruz. İlk etapta 10 milyon metre küp. Ondan sonra da günlük 40 milyon metre küpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğal gazda sadece evlerde değil sanayide doğal gazı kullanıyoruz, elektrik üretiminde kullanıyoruz” dedi.

21 yıl önce sadece 5 ilde doğal gaz olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, “Bugün içerisinde bulunduğumuz Şırnak’ta dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerinde doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğal gaz var. inşallah Şırnak’a doğal gaz gitmemiş ilçelerine de önümüzde ki süreçte doğal gazı götürmek istiyoruz. Ama bunu kendi ürettiğimiz, kendi gazımızla yapmak istiyoruz. Onun için Sakarya Gaz sahasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Gabar’ı görüyorsunuz, inşallah bu çalışmalarda tüm Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürme noktasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bütün bu faaliyetlerimizden eminin 85 milyon, milletimiz büyük bir gurur duyuyor. Büyük bir memnuniyet duyuyor. Hepimiz çok büyük bir onuru yaşıyoruz burada. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında. Tabi bundan rahatsız olanlar da var. yani Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın diyenlerde var. Bu nokta da sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz, Türkiye yüzyılı hedefi koydu önümüze. Önümüzde ki süreçte de bu hedef doğrultusunda, bu vizyon doğrultusunda enerji de dışa bağımlılığı bitirecek tam bağımsız bir Türkiye’yi ideali ile hep birlikte, burada gördüğünüz bütün ekip ile çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Yeni yıl ile ilgili de mesaj veren Bakan Bayraktar, “2023 yılı Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılıydı. 2023 yılında biliyorsunuz çok büyük talihsiz hadiseler yaşandık. Özellikle 6 Şubat depremleri ülkemizin tamamını etkiledi. Sadece o bölgede ki 11 ili değil. Bir sürü can kaybımız oldu, yaralılarımız oldu. Şehirlerimiz yıkıldı. Öncelikli hedeflerimizden bir tanesi yeni yılda da inşallah deprem bölgeleridir. Çok hızlı bir şekilde, insanların normal yaşamlarını sağlayacak, tekrar sosyal iştimai ve ticari hayatı tekrar normalleştirecek çalışmaları önceliklendirme olacak. Ümit ediyorum Cenab-ı Hakk bize böyle acıları tekrar göstermesin. Onun dışında da Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürecek ve ülkemizi daha ileri götürecek, inşallah halkımızın gelir seviyesini arttıracak bir yıl olmasını diliyorum. Bu doğrultuda biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. ve hep birlikte inşallah bunu başaracağız. Tüm milletimize hayırlı, huzurlu bir sene diliyorum. Biz milletimizin dualarını her daim arkamızda hissettik, onların duaları ile bugünlere geldiğimizi düşünüyoruz. Bundan sonra da dualarını onlardan bekliyoruz. Onlara layık olacağımızı, onlara mahcup olmayacak şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Herkese sağlık, huzurlu, güzel bir yıl diliyorum” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’a Vali Cevdet Atay, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Emniyet Müdürü Cemal Dalman, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin eşlik etti. – ŞIRNAK

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/feed/ 0
2023 Yılında Türkiye’de Bitkisel Üretim Miktarları Arttı https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/ https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:00:22 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1898

Üretim miktarları, 2023 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 10,3; sebzelerde yüzde 0,6; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 2,3 oranında arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, üretim miktarları, 2023 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 10,3; sebzelerde yüzde 0,6; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 2,3 oranında arttı. Buna göre 2023 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 77,7 milyon ton; sebzelerde 31,8 milyon ton; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 27,4 milyon ton üretim gerçekleşti.

Tahıl üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Tahıl ürünleri üretim miktarları 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,1 oranında artarak yaklaşık 42,2 milyon ton olarak gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre, buğday üretimi yüzde 11,4 oranında artarak 22 milyon ton, arpa üretimi yüzde 8,2 oranında artarak 9,2 milyon ton, çavdar üretimi yüzde 11,7 oranında artarak 305 bin ton, yulaf üretimi yüzde 12,3 oranında artarak 410 bin ton oldu.

Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla 580 bin ton, 240 bin ton ve 424 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre yüzde 9,6 oranında artarak 5,7 milyon ton üretildi.

Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 11,3 oranında azalarak 137,5 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 13,8 azalarak yaklaşık 2,2 milyon ton oldu.

Şeker pancarı üretimi yüzde 22,1 oranında artarak 23,5 milyon ton olarak gerçekleşti.

Sebze üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Sebze ürünleri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,6 artarak yaklaşık 31,8 milyon ton olarak gerçekleşti.

Sebzeler grubu ürünlerinden domateste yüzde 2,3, kuru soğanda yüzde 10,6, salçalık kapya biberde yüzde 8,2 oranında üretim artışı; karpuzda yüzde 7,3, kavunda yüzde 11,6, hıyarda yüzde 3,4 oranında üretim azalışı oldu.

Meyve üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,3 oranında artarak yaklaşık 27,4 milyon ton olarak gerçekleşti.

Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 4,5, zeytinde yüzde 48,9 üretim miktarı azaldı. Şeftali ve nektarin toplamında yüzde 6,8, kirazda yüzde 12,3, vişnede yüzde 19,5 oranında üretim arttı.

Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 58,3, portakalda yüzde 74,8, limonda yüzde 75,8 oranında üretim artarken, sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 15,0, Antep fıstığında yüzde 26,4 oranında üretim azaldı. Cevizde ise yüzde 7,5 oranında üretim arttı.

Muz üretiminde yüzde 6,7 oranında azalış gerçekleşti.

Süs bitkileri üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Süs bitkileri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,0 oranında arttı.

Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin yüzde 65,3, diğer süs bitkilerinin ise yüzde 34,7’lik bir paya sahip olduğu görüldü.

Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde yüzde 0,8 azalış, diğer süs bitkileri üretiminde ise yüzde 14,5 oranında artış gerçekleşti. – ERZİNCAN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/feed/ 0
Nilüfer Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tarımsal Proje İmzaladı https://www.akittvhaber.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/#respond Fri, 29 Dec 2023 21:09:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1856

Nilüfere Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile tarımsal alanda yeni bir proje hayata geçiriyor. Çalışmayla Nilüfer’in bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri çıkacak. Elde edilecek verilere göre de üretim, verimlilik ve rekabet gücünü artıracak hamleler yapılacak.

Kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla tarımsal projelerin geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalar ortaya koyan Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile yeni bir projenin protokolünü imzaladı. Projeyle Nilüfer’de ikamet eden ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan kişilerle yüz yüze anket çalışması yapılacak. Böylece bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri oluşturulacak. Muhtarların da programa katılımı ile sürdürülebilir tarımsal üretim envanter yönetimi yazılım programı ve network teknolojisi kullanımı güncellenecek bir web uygulaması geliştirilecek. Geliştirilen yazılımın mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kullanıcıların işletme yönetim sistemlerine en doğru şekilde entegre olmaları sağlanacak. Nilüfer’de tarımsal üretim açısından kapsamlı bir veri tabanının oluşturulmasının yanı sıra üretim artışının sağlanması, üreticinin girdi maliyetlerine ucuza ulaşması ve pazarlama sorunlarının giderilmesine yardımcı olarak hem üretim ve verimlilik, hem de rekabet etme gücü artırılacak.

Konuyla ilgili protokol imzalarının ardından açıklama yapan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu çalışmanın tüm kente yayılması gerektiğini vurguladı. Hem tarımda verimliliği artırabilmek, hem de sağlıklı gıdaya ulaşabilmek konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Erdem, hemen arkasından gelen pandeminin toprağın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurguladı. Açıklamasında kent için sanayinin de önemli olduğunu belirten Erdem, “Ama Bursa’da bir karar vermemiz lazım. Sanayiyi mi destekleyeceğiz? Tarımı mı? ya da ikisini nasıl bir araya getirip, entegre edip, daha verimli hale getireceğiz? Tabi bunun kararı sizin bilim yuvası üniversitenin vereceği değerler üzerinden açıklanmalı. Umarım iyi bir örnek olarak ortaya çıkar” diye konuştu.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da büyük verinin tılsımlı bir kelime haline geldiğini belirterek, kurumlar ya da makro ölçekteki tüm yapıların kendi yapısına hakim olma ve yönetme gayretinde olduğunu kaydetti. Kendilerinin de üniversitede veriler peşinden koştuklarını söyleyen Yılmaz, “Üniversite, sanayi dilimize dolanmış durumda ama bunun içinde tarımsal sanayi ve temelde tarımın kendisi yatıyor. Özellikle uluslararası sistemin bu denli gerildiği ortamlarda kendine tarımsal üretim olarak yetebilme kıymet arz ediyor. O yüzden kıymetli proje” dedi.

Protokolle ilgili bilgi veren BUÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Turhan da asıl amacın Nilüfer İlçesi’nde tarımsal üretim yapan tüm üreticilerin envanterini çıkarmak olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 14 Eylül 2023 tarihinde yeni bir yönetmelik çıkardığını ifade eden Turhan, “Tarımsal üretimde planlı döneme geçiş başladı. Bir senelik bir süreç var. Dolayısıyla Türkiye’nin her bölgesinde kurumsal üretimle ilgili tüm verilerin dikkatli şekilde hesaplanması gerekiyor. En büyük eksiklerimizden biri bu. ÇKS var ama maalesef ülkemiz genelinde yüzde 60 civarında da kayıtlı olmayan üreticimiz var. Bu projedeki amacımız Nilüfer Bölgesi’nde yer alan tarımsal üretimle ilgilenen tüm üreticilerin sayısını, arazi miktarını, hayvan varlığı ve bitkisel üretimle ilgili tüm verileri ortaya çıkarabilmek” dedi.

BUÜ Ziraat Fakültesi’nde hayvansal üretimle ilgili Prof. Dr. İbrahim Ak, bitkisel üretimle ilgili Doç. Dr. Oya Kaçar ve gıda mühendisliğinden de Prof. Dr. Ozan Gürbüz ile birlikte bu projeye başladıklarını anlatan Turhan, yüksek lisans ve doktora düzeyinde 15 öğrencinin de çalışma içinde yer alacağını ekledi. Bir bilgisayar programı aracılığıyla sisteme oturtmayı, düzenli olarak tüm verileri yıl bazında tutulmasını sağlamayı planladıklarını ifade eden Turhan, proje ekibinde yer alan yazılımcı bir arkadaşlarının FAMBOOST isimli bir çalışma ortaya koyacağını açıkladı. Projenin, Türkiye’de ilk olacağını söyleyen Turhan, Türkiye’nin diğer bölgelerine de yayılmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi. – BURSA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/feed/ 0
Samsun, Türkiye’nin en çok karnabahar üreten ili konumuna yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/samsun-turkiyenin-en-cok-karnabahar-ureten-ili-konumuna-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/samsun-turkiyenin-en-cok-karnabahar-ureten-ili-konumuna-yukseldi/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:27:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1727

Lahana üretiminde Türkiye birincisi olan Samsun, bu yıl ürettiği 60 bin ton karnabahar ile de ‘en çok karnabahar üreten il’ konumuna yükseldi.

Çarşamba, Bafra ve Vezirköprü Ovaları ile Türkiye’nin gıda ambarı konumunda bulunan Samsun, yazlık ve kışlık sebzeleri ile Türkiye’yi besliyor. Yıllardır ülke genelindeki lahana üretiminin başını çeken Samsun, karnabahar üretiminde de 1. sıraya yükseldi. Geçen yıl 40-45 bin ton karnabahar üretilen Samsun’da bu yıl ise sezonun bitmesine birkaç ay kala 60 bin tonluk karnabahar üretimi gerçekleştirildi. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, kentin tarım potansiyeli hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu.

“Karnabahar üretiminde 1. sıraya yükseldik”

Geçen yıla oranla üretim kapasitesinin arttığı karnabaharda 1. sıraya yükseldiklerinin altını çizen Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, “Karnabahar üretiminde 1. sıraya yükseldik. Geçen yıl 40-45 bin ton arasında karnabahar üretmiştik. Bu sene 60 bin ton rekoltemiz oldu. Bu rekoltenin yanı sıra hasat kış sonuna kadar devam edecek. Şubat ayına kadar 15’er gün aralıklarla hasadımız olacak. 500 bin ton kışlık sebze üretimimizin 16 bin dekar alanında yaklaşık 60 bin ton gibi bir karnabahar rekoltemiz oldu. Sadece üretimi arttırmak gibi bir hedefimiz yok. Bakanlığımız üretim planlaması yapıyor. Bazı ürünlerdeki üretimi azaltmak gerekebiliyor. Ürün ihtiyaçtan çok olduğu zaman fiyat düşebiliyor. Hangi ürünün ne kadar üretilmesi gerektiği planlı bir şekilde belirleniyor. Bazı tarım ürünlerinin üretimini arttırabiliriz, bazıları stabil kalabilir bazılarında da azaltmaya gidebiliriz. İleriki yıllardaki üretim kapasitesi o dönemki ihtiyaçlara göre belirlenecek. Örneğin; çeltiğin üretimi dünyada ve Trakya’da azaldığı zaman burada arttırabiliriz. Dünyada ve Trakya’da üretim artarsa burada sabit kalmamız ya da azaltmamız gerekecek. Çünkü yarın bir gün su kısıtı olduğu zaman mecbur azaltmaya gideceğiz. Bunla ilgili de damla sulama çalışmasını yaptık. Bu yöntemle belki normal sulamaya göre verim biraz daha düşük olabiliyor ama alternatif üretimimiz var. Hiç su olmadığı zaman da damla sulama ile çeltik üretimi yapabileceğini öngörüp, gerçekleştirdik” dedi.

“Toplam 870 bin sebze üretiminin 500 bin tonunu kışlık ürünler oluşturuyor”

Sebze üretiminin büyük bir kısmını lahana ve karnabahar başta olmak üzere birçok kışlık sebzenin oluşturduğuna değinen İbrahim Sağlam, “Bafra ve Çarşamba Ovaları sebze üretiminde Türkiye’de önde geliyor. Lahana üretiminde Türkiye’de 1. sıradayız. Kırmızı lahanada ülkedeki üretimin yüzde 34’ünü tek başımıza sağlıyoruz. Yılda 60 bin ton üretim yapıyoruz. Genel sebze üretimimiz ise il olarak toplam 870 bin ton üretimimiz var. Kışlık sebze olarak yaklaşık 80 bin dekar alanda 500 bin ton gibi bir üretimimiz var. Bunların başını lahana, pırasa, brokoli, karnabahar gibi ürünler çekiyor. Kışlık ve yazlık sebze olarak hem Karadeniz’i besliyoruz hem de Türkiye’yi besliyoruz. İlimizde üretilen sebzenin yüzde 91’ini Bafra’da yetiştiriyoruz. Geçen yıl farklı bir deneme olarak çeltik sonra brokoli ekimi yaptık. Çok da başarılı oldu. Türkiye’deki üretimden farklı bir zamanda hasat ettiğimiz için de üretici brokoliden kazandı. Normalde sezonda 8 TL’ye satılan brokoli 20 TL’den alıcı buldu. Ayrıca bir üretim sezonu içerisinde çeltikle beraber brokoliden de kazanç sağlanmış oldu” diye konuştu.

“İhracat 2 kattan fazla arttı”

Samsun’da açılan Gıda Kontrol Laboratuvarı sayesinde yurt dışına yapılan ihracatın da 1 senede 2 kattan fazla arttığına dikkat çeken Müdür Sağlam, “Avrupa’ya ve Rusya’ya ihracatımız var. 2021’de 3-4 bin ton arasında bir sevkiyatımız vardı. Daha önceden gıda kontrol laboratuvarımız olmadığından sebzelerimiz Mersin’e gittikten sonra Samsun’a gelip sonradan ihraç edilmek zorunda kalıyordu. Artık laboratuvarımız var ve analizler ilimizde yapılıyor. Dolayısıyla 8 bin 500 tona yakın ihracatımız gerçekleşti. Bu ihracat yıllar itibarıyla daha da artacak. Dünyada yaşlı nüfus artıyor. Bu da protein yerine sebze ağırlıklı beslenmeyi beraberinde getiriyor. Gerekli inovasyonu yapıp, piyasadaki açığı kapatmak için gerekli çalışma ve üretimleri yapacağız” şeklinde konuştu.

“Fındıkta ikinci, kivide üçüncü sıradayız”

Meyve üretiminde de fındık başta olmak üzere üst sıralarda yer aldıklarını vurgulayan Sağlam, ayrıca şunları söyledi:

“Meyvede Türkiye genelinde fındık üretiminde iddialı konumdayız. Türkiye’de üretilen fındığın yüzde 16’sı Samsun’da üretiliyor. Ordu’dan sonra en çok fındık üreten iliz. Bu yıl 1 milyon 200 dönüm arazide 118 bin 500 ton fındık üretimimiz oldu. Geçen yıl bu rakam 112 bin 500 tondu. Yeni fındık alanlarımız henüz üretime geçmedi. Üretime geçince daha fazla üretim yapacağız. Kivi üretiminde de Türkiye’de 3. sıradayız, 6 bin dekar alanda 18 bin ton üretimimiz var. Elma, armut, şeftali gibi meyvelerde de üretimlerimiz hızla devam ediyor.” – SAMSUN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/samsun-turkiyenin-en-cok-karnabahar-ureten-ili-konumuna-yukseldi/feed/ 0
Edirne’de devlet desteğiyle seralar yenilendi https://www.akittvhaber.com.tr/edirnede-devlet-destegiyle-seralar-yenilendi/ https://www.akittvhaber.com.tr/edirnede-devlet-destegiyle-seralar-yenilendi/#respond Mon, 25 Dec 2023 21:42:10 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1619

Edirne’de devlet desteği alan üreticilerin yeniledikleri seralarla örtü altı üretim alanı genişledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce yürütülen “Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Edirne Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından “Edirne Örtü Altı Üretim Alanlarının Revizyonu Projesi” hayata geçirildi.

Örtü altı üretim yapanların teşvik edilmesi, sebzecilik faaliyetlerinin modern usullerle yapılması, atıl seraların üretime kazandırılması ve verimliliğin artırılması amacını taşıyan projeden 84 üretici faydalandı.

Üretim alanlarının genişlemesini sağlayan 1,5 milyon liralık projenin yüzde 50’si Bakanlık, yüzde 25’i Edirne Valiliğince karşılandı. Üreticilere 57 bin 514 metrekarelik alanda kullanılmak üzere 120 bin 537 metrekare sera naylonu dağıtıldı.

“Destek projesi tam zamanında geldi”

Üretici Yetiş Kambur, AA muhabirine eşiyle birlikte uzun yıllardır seracılık yaptığını söyledi.

Olumsuz hava koşullarının seralarına zarar verdiğini anlatan Kambur, “Sera işi yapmak demek ‘naylon yırtılabilir’ demek. Edirne’nin iklimi sert ve soğuk. Naylon olumsuz havalardan dolayı çatlıyor ve yırtılıyor. Zarar gören seralarımızın yenilenmesi açısından bu destek projesi tam zamanında geldi.” dedi.

Kambur, sera naylonu desteğiyle tüm seralarını yenileme fırsatı yakaladığını ve sebze üretimini artırdığını vurguladı. Seralarında yıl boyunca marul, soğan, roka ve turp gibi sebzeler yetiştirdiğini dile getiren Kambur, şunları kaydetti:

“Bu destek sayesinde 9 seramı aktif hale getirdim. Yardım gelmeseydi 3 ya da 4 serada üretim yapacaktım. Desteklerle marul üretimim 15 binden 30 bine yükseldi. Destek olmasa bu rakam çok daha az olurdu. Bu proje sayesinde biz çok şey kazandık. Daha bol üretim yaptığımız için vatandaş da kazanıyor. Halden alıp satış yapanlar marulun tanesini 15-20 liraya satıyorsa ben bol üretim yaptığım için 10 liraya satabiliyorum. Devlet destekli projeyle üretimimizi katladık.”

“Ürünlerimizi daha uygun fiyata mal etmiş olduk”

Üretici Münire Güler, hibe desteğiyle açık olan seralarını kapattıklarını söyledi.

Aile işletmesinde yaklaşık 30 yıldır seracılık yaptıklarını, bu tarz destek projelerin devam etmesini istediklerini belirten Güler, “Proje sayesinde öncelikle belli bir maliyet üzerimizden kalkmış oldu. Çünkü her yıl ürettiğimiz ürünlerden bir miktar kenara bırakıyorduk ve 3 yılın sonunda sera naylonlarını değiştiriyorduk. Biz aynı zamanda yerel pazarlarda ürünlerimizi satıyoruz. Verilen destek sayesinde ürünlerimizi daha uygun fiyata mal etmiş olduk. Bu durum vatandaşlara da yansıyor elbette.” diye konuştu.

“Maliyetli olduğu için bu yükün altından kalkmak zor oluyor”

Eşiyle birlikte üretim yapan Nuray Kapanlı, seracılıkta işin zor kısmının naylon değişimi olduğunu belirterek, “Hava koşullarından dolayı fırtınalı havalarda seralarımız yırtılıyor ve içerideki mahsul zarar görüyor. Çok maliyetli olduğu için bu yükün altından kalkmak zor oluyor. Desteklerle seralarımızı yeniledik.” dedi.

Sadık Kapanlı da başta marul ve roka olmak üzere pek çok sebzede üretimlerini artırdıklarına dikkati çekti.

Seralarda tam kapasite üretime geçtiğini anlatan Kapanlı, “Yapılan yardım sayesinde seralarımızın hepsi doldu. Bize maddi açıdan büyük bir destek oldular. Destek almasak belki yüzde 20 kapasiteyle üretim yapacaktık şimdi tam kapasite üretim yapıyoruz. Bu sayede bizim kazancımız arttı, yanımızda çalışan işçilerimize de bir ekmek kapısı oldu.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/edirnede-devlet-destegiyle-seralar-yenilendi/feed/ 0