Üniversite – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Thu, 15 Aug 2024 14:55:11 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 YÖK açıkladı: Eğitim için 5 yılda 2,4 milyon kişi il değiştirdi https://www.akittvhaber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/#respond Thu, 15 Aug 2024 14:55:11 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/ YÖK açıkladı: Eğitim için 5 yılda 2,4 milyon kişi il değiştirdi

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) yerleştirme sonuçları açıklanırken, gözler, eğitim için şehir değiştiren öğrencilere çevrildi.

YÖK verilerine göre, bu yıl lisans ve ön lisans programlarına yerleşme hakkı kazanan aday sayısı 987 bin 388 oldu.

1 MİLYONU AŞKIN ÖĞRENCİ EĞİTİME BAŞLAYACAK

Ek tercihlerle 1 milyonu aşkın öğrencinin eğitime başlayacağı tahmin edilirken, üniversitelere yerleşen öğrencilerin büyük bölümünün şehir değiştirmesi bekleniyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirler, köklü ve büyük üniversiteleriyle yüz binlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyor.

Üniversite ya da diğer kurumlar için yapılan bu göçler, eğitim sebebiyle yapılan göç olarak tanımlanıyor.

2,4 MİLYON KİŞİ İL DEĞİŞTİRDİ

TÜİK verilerine göre, geçen yıl 512 bin 11 kişi eğitim nedeniyle yerleşim yerini değiştirdi.

Söz konusu kişi sayısı bir önceki yıl 526 bin 8 olurken, 2021 yılında 686 bin 973 olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, 2020 yılında 201 bin 178 kişi ve 2019 yılında 510 bin 352 oldu.

Böylece, son 5 yılda 2 milyon 436 bin 522 kişi eğitim sebebiyle göç etti.

EN ÇOK GÖÇ ALAN VE VEREN İL İSTANBUL

Eğitim sebebiyle geçen yıl en çok göç alan il İstanbul olurken, mega kente bu sebeple 53 bin 956 kişi göç etti.

Ankara, bu dönemde 35 bin 302 öğrenciye ev sahipliği yaptı. Ankara’yı 22 bin 61 kişiyle İzmir ve 15 bin 644 kişiyle Konya ve 12 bin 79 kişiyle Antalya takip etti.

Eğitim sebebiyle en az göç alan il ise 1112 ile Ardahan olarak kayıtlara geçti.

İstanbul, eğitim kategorisinde en çok göç alan il olduğu gibi en çok göç veren il olarak da belirlendi.

İKİNCİ SIRADA ANKARA VAR

İstanbul’dan eğitim sebebiyle göç edenleri sayısı geçen yıl 44 bin 390’ı bulurken, Ankara’dan 29 bin 124 öğrenci ayrıldı.

Ankara’yı 19 bin 552 kişiyle Bursa ve 18 bin 131 kişiyle İzmir takip etti. Antalya da 14 bin 885 kişiyle eğitim sebebiyle en çok göç veren 5’inci il oldu.

Eğitim sebebiyle en az göç veren il ise Tunceli olarak saptandı. Bu ilden eğitim sebebiyle ayrılanların sayısı 793 olarak kayıtlara geçti.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/feed/ 0
Şarkıcı Alişan’ın eşi Buse Varol üniversiteli oldu! İşte kazandığı bölüm https://www.akittvhaber.com.tr/sarkici-alisanin-esi-buse-varol-universiteli-oldu-iste-kazandigi-bolum/ https://www.akittvhaber.com.tr/sarkici-alisanin-esi-buse-varol-universiteli-oldu-iste-kazandigi-bolum/#respond Wed, 14 Aug 2024 20:01:53 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/sarkici-alisanin-esi-buse-varol-universiteli-oldu-iste-kazandigi-bolum/

Dizi setinde tanışan şarkıcı Alişan ile Buse Varol, 2018 yılında nikah masasına oturmuştu.

İKİ ÇOCUKLARI VAR

2019 yılında oğulları Burak’ın doğumu ile ilk kez anne ve baba olma mutluluğunu yaşayan ünlü çift, 2021 yılında ise kızları Eliz’i kucaklarına almıştı.

İki çocuk annesi Buse Varol setlere ara vermiş ancak bu yıl üniversite sınavına girmişti. Alişan eşinin mutluluğunu sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.

“PARA BASACAK”

Alişan, Buse Varol’un havuz başındaki neşeli hallerini yayınlayarak “Evet üniversite sınavını kazandı. Özel bir üniversite psikoloji… Bence sadece bizim çevreyi tedavi etse paraya para demez” diyerek esprili bir paylaşım yaptı.

Varol ise Alişan’ın paylaşımını alıntılayarak “Sonunda hayalim gerçek oldu” dedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sarkici-alisanin-esi-buse-varol-universiteli-oldu-iste-kazandigi-bolum/feed/ 0
YÖK, Üniversitelerde Yapay Zeka ve Büyük Veri Programları Açacak https://www.akittvhaber.com.tr/yok-universitelerde-yapay-zeka-ve-buyuk-veri-programlari-acacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/yok-universitelerde-yapay-zeka-ve-buyuk-veri-programlari-acacak/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:54:16 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11290

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri alanlarında üniversitelerde 2’si ilk kez olmak üzere 5 lisans ve tamamı yeni 12 ön lisans programı açılacağını bildirdi.

YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Özvar başkanlığında, Yıldız Teknik Üniversitesi Otağ-ı Hümayun’da “Yapay Zeka, Dijitalleşme ve Büyük Veri” toplantısı düzenlendi.

Özvar, toplantıda yaptığı konuşmada, yapay zeka, yapay zekanın çözümleri, dijitalleşme ve büyük veri konularında insan kaynağı yetiştirmek üzere lisans ve ön lisans seviyesinde program açılmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Bu amaçla Yükseköğretim Kurulu bünyesinde “Yapay Zeka Temelli Programların Belirlenmesi Çalışma Grubu” kurulduğunu anımsatan Özvar, “Çalışma grubu, değişik ülkelerdeki üniversitelerin bölüm ve program yapılarını inceleyerek muhtemel program önerilerini kurulumuza sundu.” bilgisini paylaştı.

Çalışma grubunun önerilerini değerlendirdiklerini bildiren Özvar, “Yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri alanlarında üniversitelerde 2’si ilk kez olmak üzere 5 lisans ve tamamı yeni 12 ön lisans programı açılmasına karar verdik.” ifadesini kullandı. Özvar, program sayısının artacağını belirtti.

Halihazırda farklı devlet ve vakıf üniversitelerinde bulunan “Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri”, “Yazılım Geliştirme” ve “Bilgi Güvenliği Teknolojisi” bölümlerinin farklı üniversitelerde de açılmasını karara bağladıklarını anlatan Özvar, bunlara ilaveten 2 yeni lisans programının açılmasına karar verdiklerini belirtti.

Lisans seviyesinde açılması planlanan yeni bölümlerin “Veri Bilimi ve Analitiği” ile “Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi” olduğunu açıklayan Özvar, lisans ve ön lisans programlarının açılacağı üniversiteleri ise şöyle sıraladı:

“Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Trakya Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi.”

Ön lisans programları

Özvar, tamamı yeni açılacak 12 ön lisans programını şöyle anlattı:

“Yapay zeka operatörlüğü, büyük veri analistliği, otonom sistemler teknikerliği, dijital dönüşüm elektroniği, robotik ve yapay zeka, oyun geliştirme ve programlama, bulut bilişim operatörlüğü, imalat yürütme sistemleri, kurumsal bilişim uzmanlığı, insansız araç teknikerliği, ön-yüz yazılım geliştirme, arka-yüz yazılım geliştirme.”

“Öğrenciler, başka bir üniversite öğretim üyesinden de ders alabilecek”

Özvar, programların bir kısmında ilk kez, müfredatta yer alan ve seçilecek derslerin büyük üniversitelerin öğretim üyelerince çevrim içi ve senkron biçiminde verileceğini bildirdi.

Böylelikle programların açılacağı üniversitelerin öğrencilerinin başka bir üniversite öğretim üyesinden de ders alabileceğini bildiren Özvar, şöyle konuştu:

“Ayrıca sektör temsilcilerinin de katkı vereceği bu programlardan azami fayda sağlamak istiyoruz. Açılacak yeni programlarda kalite güvencesinin sağlanması en önemli gündem maddemizdir. Bilişim ve yapay zeka alanında uzman hocalarımız ile ilgili sektör temsilcilerinin katkıları yeni programlarımızın müfredatlarının niteliklerini yükseltecektir.”

“Ortak müfredatı belirlemiş olduk”

Erol Özvar, tüm bu programların hangi üniversitede açılmasına ilişkin karar verirken pek çok hususu göz önünde bulundurduklarını belirterek, önce bünyesinde bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği gibi lisans programları ile bilgisayar programcılığı, web tasarımı ve kodlama gibi ön lisans programları olan üniversiteleri belirlediklerini bildirdi.

Çalışma grubu marifetiyle açılmasına karar verilen 12 ön lisans programındaki derslerin belirlendiğini ifade eden Özvar, “Böylece ortak müfredatı belirlemiş olduk. Lisans bölümlerinin zaten bir kısmı hali hazırda mevcut olduğu için bir müfredatları var. Böyle de olsa lisans bölümleri için de ortak olarak ders listesinin belirlenmesini ve ortak müfredatın takip edilmesini arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Özvar’ın konuşmasının ardından Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu da konuyla ilgili sunum yaptı.

Toplantıya, Özvar’ın yanı sıra yeni program ve bölümlerin açılacağı 20 üniversite rektörü ile Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Hüseyin Karaman da katıldı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/yok-universitelerde-yapay-zeka-ve-buyuk-veri-programlari-acacak/feed/ 0
Diyarbakır’da Kırsal Mahallelerde Yaşayan Genç Kızlar Üniversiteye Hazırlanıyor https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-kirsal-mahallelerde-yasayan-genc-kizlar-universiteye-hazirlaniyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-kirsal-mahallelerde-yasayan-genc-kizlar-universiteye-hazirlaniyor/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:18:30 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11133

Diyarbakır’da kırsalda mahallelerde yaşayan ve dershaneye gitme imkanı bulamayan lise mezunu genç kızları, hayal ettikleri üniversiteyi kazanabilmeleri için gönüllü öğretmenler Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlıyor.

İl Milli Eğitim Müdürlüğünce, Bismil, Çermik, Çınar, Eğil, Kulp ve Hani ilçelerinde hayata geçirilen “Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi” kapsamında İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin de desteğiyle kırsal mahallelerde yaşayan ve dershaneye gitme imkanı bulamayan lise mezunu genç kızların üniversiteli olabilmesi için atıl durumdaki okullar, ders çalışabilecekleri kütüphanelere dönüştürüldü.

Kırsal mahallelerdeki okullarda görev yapan öğretmenler, üniversiteli olmak isteyen kızlara gönüllü olarak haftanın 5 günü 08.00 ile 14.00 saatleri arasında rehber öğretmenler eşliğinde kütüphanede eğitim veriyor, soru çözümünde destek sunuyor.

Dershane ortamını aratmayan kütüphanelerde, İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlüklerince kızlara ücretsiz kaynak kitap desteği sağlanıyor.

Haftanın 5 günü ellerinde kitaplarıyla kütüphanenin yolunu tutan kızlar, hayal ettikleri üniversiteyi kazanmak için hem eğitim desteği alıyor hem de gün boyu sessiz ve konforlu bir ortamda soru çözme imkanı buluyor.

“Çocuklarımız güzel imkanlarla üniversiteye hazırlanıyor”

İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, AA muhabirine, 6 ilçede uygulanan projeden şu ana kadar 14 kırsal mahallede 115 kız öğrencinin yararlandığını söyledi.

Küçükali, evleri kalabalık olan ya da evde ders çalışma şartları yetersiz olan kız çocukları için İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin desteğiyle kullanılmayan okulları kütüphaneye dönüştürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Köylerimizde (kırsal mahalle) imkanları kısıtlı olan genç kızlarımızın, hem ev ortamından dolayı hem de tarlada çalışmasından kaynaklı üniversite sınavlarına daha iyi hazırlanması için ‘Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi’ni başlattık. Bu proje kapsamında imkanları kısıtlı olan öğrencilerimizi tespit ettik. Köylerimizde açık olan, eğitim ve öğretim hizmeti verilen okullarımızın fiziki imkanlarını değerlendirdik. Bu okullarımızda kullanılmayan atıl durumdaki mekanları güzelce yeniden değerlendirip, düzenleyerek bu çocuklarımızın hizmetine sunduk. Çocuklarımız gün içerisinde okullara gelip, bu mekanlarda daha rahat ve güzel imkanlarda üniversiteye hazırlanıyor.”

“Tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız”

Kız çocukların okumasının çok önem arz ettiğini dile getiren Küçükali, kız çocuklarının üniversiteyi kazanıp, eğitim alıp, meslek sahibi olması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini belirtti.

Küçükali, gönüllü öğretmenlerin desteğiyle projeyi yürüttüklerini anlatarak, öğretmenlerin de bu işe gönül verdiğini söyledi.

Öğretmenlerin soru çözümünde ve rehberlik anlamında genç kızlara destek olduğunu belirten Küçükali, “Çocuklarımıza sadece fiziki imkanlar değil, yardımcı kaynakları da ücretsiz sunduk. Devletin tüm imkanlarını köylerde imkanları kısıtlı olan kız çocuklarımıza seferber ettik. İnşallah onlar da bu sene üniversitelerde istedikleri bölümleri kazanacaklar. İlerleyen günlerde tüm ilçelerimizde kısıtlı imkanları olan tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız.” diye konuştu.

“Diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular”

Çermik Bintaş Ortaokulunda rehber öğretmen Buket İlgin, yaklaşık 1,5 yıldır Bintaş Mahallesi’nde görev yaptığını belirterek, kırsalda öğrencilerin genelde mezun olduktan sonra derslerden, eğitim ortamından uzaklaştığını gördüklerini söyledi.

Kızlara eğitimin yanı sıra danışmanlık hizmeti de sunduklarını anlatan İlgin, “Evde belki bu imkanlar olmadığı için kafaları dağılacaktı, motivasyonları düşecekti. Burada diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular. Biz de çok umutluyuz. Onları çok güzel yerlerde görmek istiyoruz. Umarım hepsini üniversitede görebiliriz.” dedi.

“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum”

Öğrencilerden Pervin Türkmen, avukat olmak istediğini belirterek, kendilerine bu eğitim ortamını sunan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne teşekkür etti.

Bu projenin mahallelerinde başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkmen, şunları söyledi:

“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum. Burada destek aldığımız için çok mutluyum. Ücretsiz test dağıtılıyor. Okulun öğretmenleri sorularımızı çözüyor. Onlara çok teşekkür ediyorum. Sorularımızın çözümünde yardımcı oluyorlar, eksikliklerimizi gideriyorlar. Burada aile ortamı var. Dershaneye gidemeyen, evde ders çalışma ortamı olmayan birçok kız öğrenci var ve hepsini buraya davet ediyorum.”

“Sessiz ve dilediğimiz gibi çalışabiliyoruz”

Hivda Demirkol ise öğretmenlerin desteğiyle YKS’ye hazırlandığını anlatarak, mahallelerinde bu eğitim desteğini almanın sevindirici olduğunu belirtti.

Sessiz bir ortamda diledikleri gibi ders çalışabildiklerini ifade eden Demirkol, “Zorluk çektiğimiz konularda bize yardımcı oluyorlar. Ailem burada ders çalışmamdan çok memnun. İleride avukat olup, benim gibi kız çocuklarını okutmak istiyorum.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-kirsal-mahallelerde-yasayan-genc-kizlar-universiteye-hazirlaniyor/feed/ 0
Temsil ve Hafıza: 1882-1948 Sergisi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Hikayesini Anlatıyor https://www.akittvhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/#respond Mon, 29 Jul 2024 09:03:27 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11043

Türkiye’nin ilk güzel sanatlar okulu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin (MSGSÜ) hikayesi “Temsil ve Hafıza: 1882-1948” başlığıyla, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.

Açılışta konuşan MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan Elçi, üniversitenin kuruluşundan bu yana sanat, mimarlık ve tasarım alanında ülkenin geleceğini şekillendirdiğine dikkati çekerek, “Bu kurum 142 yıldır hiç yolunu saptırmamış bir kurum.” dedi.

Elçi, serginin kurumun hafızasının birinci bölümü olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Gezeceğiniz sergi, kurumun hafızasının 4’te biri. Toplanan, düşünülen ve metine dönüştürülen hafızanın 4’te biri sergileniyor. Bu sadece bir parça. Serginin ikinci bölümünde sırada 1950’den sonra yepyeni bir kuruluş, yeni bir mimari anlayış, yeni bir eğitim programı, üniversite oluncaya kadar geçirdiğimiz dönem var. Bunun ardından onun sergisini yapacağız. Bunları elbette kitaplaştırarak geleceğe de bırakacağız.”

“Hiçbir şekilde bir araya gelmeyen bu ürünler bu sergide bir araya geldi”

Serginin küratörlerinden Prof. Dr. Mehmet Sinan Niyazioğlu, Cumhuriyet’in 100. yılı kapsamında böyle bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

“MSGSÜ, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze ulaşabilen ilk ve tek sanat kurum. Bu sergi kapsamında müzenin sergi salonlarında bulunan eserler, deposunda derin bir uykuda bulunan eserler, bu kurumun eğitimcilerinin ve mensuplarının yayınlamış olduğu yayınlar, Halil Ethem Eldem’in, Zeki Kocamemi’nin, Nazimi Yaver Yenal’ın zamanında tasarlamış olduğu teşhir masaları ve bantlar, hepsi sessizce bekliyorlardı. Kendi kendilerini anlatmak istiyorlardı ve bir araya geldiler. 1882’den 1948’e kadarki yangın sürecini anlatmak istediler, izleyicilerle buluşturdular, bizleri çalıştırdılar. Hiçbir şekilde bir araya gelmeyen bu ürünler bu sergide bir araya geldi.”

Küratör Doç. Dr. Yasemin Nur Erkalır da 1987’de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde resim kursu almaya başladığını ve müzeyle o zaman tanıştığını dile getirerek, “Bugün burada hep beraber olmak benim için çok büyük bir onur. Teşekkür ederim.” ifadesini kullandı.

Üniversitenin Mimarlık Fakültesi’nden küratör Prof. Dr. Nezih R. Aysel ise MSGSÜ’nün 142 yıl önce büyük umutlarla kurulduğuna işaret ederek, “Bugüne kadar hep ülkenin sanatına, mimarlığına bir şekilde iz bıraktı. Benim izlediğim kadarıyla ilk kez güzel sanatlarla birlikte ülkenin ve okulun tarihini (bu sergide) yan yana sergiledik. Umarım mimarlık ve sanat birlikteliğini yaşam boyu sürdürür.” değerlendirmesini yaptı.

Sergi hakkında

Osman Hamdi Bey tarafından 1882’de Sanayi-i Nefise Mektebi adıyla kurulan, uzun süre Güzel Sanatlar Akademisi olarak devam eden, bugün ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne dönüşen Türkiye’nin ilk sanat okulunun uzun tarihçesi “Temsil ve Hafıza” sergisinde izleyiciye sunuluyor.

Cumhuriyet’in 100. yılı ve üniversitenin 142. kuruluş yılı kapsamında hazırlanan sergi, 1948’de kurum hafızasına darbe vuran yangındaki kırılmaya kadarki döneme odaklanıyor ve sergiyi gezenlere bu süreçte akademililerce yürütülen “temsil” ve “hafıza” politikaları üzerinden bir okuma öneriyor.

Sergi, 4 Ağustos’a kadar İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/feed/ 0
ArtAnkara 10. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı 6-10 Mart’ta Başlıyor https://www.akittvhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:15:16 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10965

ArtAnkara 10. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, bu yıl yurt içi ve yurt dışından 1600 sanatçıyı sanatseverlerle 6-10 Mart’ta buluşturacak.

ArtAnkara Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, bir fuarı 10 yıl yaşatmanın Ankara’da kolay olmadığını belirterek, başkentte sanat fuarlarına hem mekan hem de etkinlik boyutuyla ilginin çok gösterilmediğini söyledi.

ArtAnkara’nın 2015’te başladığını ve doğal afet, salgın gibi pek çok olumsuz duruma rağmen devam ettiğini vurgulayan Aygül, “Bugün istediğimizin yüzde 50’sini yakalamış durumdayız. Basınımızla, sponsorlarımızın desteğiyle devam ederken, komşu ve çevre ülkelerin arananı, takvimlerinde yer alan bir çağdaş sanat fuarı olmayı diliyoruz.” dedi.

Bu sene fuara 200’e yakın Rus sanatçının katılacağını, en fazla yabancı sanatçı katılımı olacak ülke yönüyle Rusya’yı İran ve Güney Kore’nin izlediğini bildiren Aygül, “ATO Congresium’da yapılacak ArtAnkara’ya 152 katılımcının çatısı altında, 1600 sanatçı iştirak ediyor. Yalnız alıcılarla satıcıları buluşturan değil, sektörün aktörlerinin birlikte olduğu, galerici, sanatçı ve koleksiyoner üçleminde farklı konuların paylaşıldığı 32 panele fuarımız yer veriyor. Meksika, Amerika’dan da sanatçılarımız olacak.” ifadesini kullandı.

Kardeş ülke Macaristan

Aygül, bu yılki fuara Macaristan’ın kardeş ülke seçildiğini, 6 Mart saat 17.30’da Macar flüt sanatçısı Dominica Acs’ın konserinin ardından, ödül töreni ve ön gösterimle etkinliğin başlayacağını söyledi.

Fuarda, 50’nin üzerinde müzik dinletisi, 100’ün üzerinde workshop, atölye çalışması olacağını aktaran Aygül, Rusya’nın ünlü sanat okulu Ilya Repin Devlet Sanat Akademisi sanatçılarının da katılacağını kaydetti.

8 üniversite ve 110 galeri fuarda yer alacak

Usta ressamlar Devrim Erbil, Mustafa Ayaz, Ertuğrul Ateş, Bedri Baykam gibi çok sayıda sanatçının fuarda yerini alacağını ifade eden Aygül, sanat alanında 32 söyleşinin de yapılacağını bildirdi.

Aygül, fuarda, 110 galeri, 10 STK, 5 müze, 7 inisiyatif, 12 proje ve 8 üniversitenin yer alacağını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Ankara Güzel Sanatlar Lisesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Bilim Üniversitesi, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Şırnak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Trakya Üniversitesinden genç sanatçılar fuara katılım sağlayacak. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de sanat projeleri ve sanatçılarıyla ArtAnkara’da yerlerini alacak. Sanatçı Tamer Levent’in ‘Sanata Evet’, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümünün ‘Gordion’un izinde’ projeleri de fuarda sanatseverle buluşacak.”

Güzel sanatlar lisesi öğrencileri ücretsiz ziyaret edebilecek

Aygül, fuarın 10’uncu yılına özel, bu yıl 10 onur ödülü vereceklerini söyledi.

Sanatseverlerin tam bilete 150 lira, öğrenci biletine ise 75 lira ödeyerek etkinlik alanına girilebileceğini belirten Aygül, “Farklı illerden 37 güzel sanatlar lisesi öğrencileri fuarımıza geliyor. Zaten güzel sanatlar lisesi öğrencileri ücretsiz girebiliyor. Ankara dışından gelecek güzel sanatlar lisesi öğrencilerini de ücretsiz ağırlayacağız.” dedi.

Aygül, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bir protokol yaptıklarını ve şehir dışından gelecek öğrencileri Gazi Eğitim Fakültesi Müzesi, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Hacettepe Üniversitesi Resim Heykel Müzesi ile Mustafa Ayaz Müzesi’ne ücretsiz götüreceklerini söyledi.

Geçen sene 72 bin kişi katılmıştı

Aygül, ATO Congesium’un 17 bin 500 metrekarelik alanına yayıldıklarını ve tüm sınırları zorladıklarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Geçen sene 72 bin kişi gezdi fuarımızı. Bu sene gösterilen ilgi, çok daha fazla katılımın olacağını gösteriyor. Bu da bizi düşündürüyor. Paylaşımın yapılması ve eser satılması kalabalıkta kolay değil. Ama gurur duyuyoruz, bu fuarı Ankara’ya kazandırdık. Koleksiyonerlerin geri dönüşleri çok olumlu. İlk yıllarda koleksiyonerler eserleri fotoğraflarıyla soruyorlardı, şimdi sormuyorlar. ArtAnkara’da karşılaştığımız sürprizler, yerli yabancı gördüğümüz sanatçılar bizi çok etkiledi. Türkiye’nin 81 ilinden katılımcısının, ziyaretçisinin ve koleksiyonerlerin olduğu bir fuarı yaşama geçiriyoruz. Böyle bir sanat piyasasının kurulması bizim için çok değerli. Bazı fuarlarda gündeme gelmeyen sanatçılar bu fuarla farklı yerlere gelebiliyorlar. Evlerinde resim olmayan insanlar bugün resim koleksiyonu yapmaya başladı.”

Toplantıya, Birleşik Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği Başkanı Süleyman Dodi Dündar ve Tüm Sanat Galerileri Derneği (TÜSGAD) Kurucu Başkanı Okan Sartaş katıldı.

Fuar, ATO Congresium’da 7-10 Mart’ta 10.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/feed/ 0
ERÜ Tıp Fakültesi Öğrencileri Aktivitelerle Derslerine Motive Oluyor https://www.akittvhaber.com.tr/eru-tip-fakultesi-ogrencileri-aktivitelerle-derslerine-motive-oluyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/eru-tip-fakultesi-ogrencileri-aktivitelerle-derslerine-motive-oluyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 09:03:29 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10222

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi’nde doktor adayı öğrenciler gerçekleştirilen aktiviteler ile derslerine motive oluyor. Etkinliklerle ilgili açıklama yapan ERÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, “Bir hekim insanı ruh ve beden bütünlüğü ile tanımalı” dedi.

ERÜ Tıp Fakültesi’nde açılan faaliyet odaları ve kulüpler ile öğrenciler karakalemden yogaya, tiyatrodan müzik etkinliklerine kadar birçok sanat ve spor alanında hem kendilerini geliştiriyor hem de derslerine motivasyonlarını arttırıyor. Öğrenciler gerek ders aralarını gerekse diğer boş vakitlerini etkinliklerle geçirerek mesleklerine giden akademik hayatlarının yanında kültür ve sanat faaliyetlerinden de geride kalmıyorlar.

Bir hekimin insanı ruh ve beden olarak bütün halinde tanıması gerektiğini söyleyen ERÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, “Erciyes Üniversitesi akredite bir üniversitedir ve tüm Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında tıp fakültemiz ilk 10’da yer almaktadır. Eğitim kalitesinin arttırılması bizim için esas. Fakat bir hekim insanı bir bütün tanımalıdır. Yani ruh ve beden bütünlüğü olarak bakmalı. Bu bakımdan biz öğrencilerimize bu sene ilk defa seçmeli olarak psikoloji dersi koyduk. Yine bir hekimin hastalıklara esnek yaklaşması için düşünce yapısı, mantık yürütmesi çok önemli. Felsefe derslerini de koyduk. Yine sportif aktivitelerini eğitimin içinde gördüğümüz için yüzme dersleri de bu sene ders programına entegre edilmiş oldu. Biz bir taraftan da dünyadaki ve Türkiye’deki ilk 3’teki üniversitelerin ders programını inceledik. Bu bakımdan da üniversitemize bu ders programlarını kendi iç bünyemizdeki değerlendirmeler neticesinde revize ederek kazandırdık. Şu anda üniversite öğrencilerimiz tüm dünyadaki ve Türkiye’deki en iyi üniversiteler hangi programları uyguluyorsa onu görüyorlar” dedi.

“Öğrenciler kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyor”

Prof. Dr. Kemaloğlu, öğrenci kulüplerine tahsis edilen odalarda gerçekleşen faaliyetler ile öğrencilerin kişisel gelişimlerine de katkıda bulunduklarını söyleyerek, “Başka bir konu da tabi ki öğrencilerin boş vakitlerinde kampüs içerisinde eğitim anlamında ne yapabilecekleridir. Biz bu boş vakitleri de eğitime dahil kabul ediyoruz. Çünkü üniversite eğitimi aynı zamanda bir karakter eğitimidir. Sadece bir akademik eğitim değildir. Bu bakımdan üniversitemizin içerisinde kitap okuma etkinlikleri başlattık. Her ay bir öğretim üyemiz, seçtiği bir kitabı öğrencilerimizle paylaşıyor. Yine öğrencilerimizin sosyal etkinliklerine hız verdik. Öğrenci kulüplerimiz için bir oda tahsis ettik. Onlar sosyal programlarını danışman hocaları eşliğinde bize iletiyorlar ve biz dekanlık olarak her türlü desteği veriyoruz. Müzik anlamında öğrencilerimiz çok güzel bir konser verdiler. Yine fakültemizin tiyatro kulübü de önümüzdeki aylarda çok güzel bir oyun sergileyecek. Yine gururla söyleyebilirim ki bir hekimin el becerileri çok önemlidir. Fakültemizin içerisine el becerilerini arttırabilmek için karakalem odası açtık. Öğrencilerimiz boş vakitlerinde burada çini ve karakalem boyamalar yapabiliyorlar. Yine stres yönetimi açısından yoga-plates odası açtık. Öğlen aralarında çocuklarımız spor da yapabiliyorlar. Dolayısıyla biz öğrencilerimizi sadece derste değil, ders aralarında da burada kalsınlar, kendi kişisel gelişimlerine katkı sunsunlar diye desteklemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Öğrencilerimizin sadece eğitim amaçlı yurtdışına gitmesini istiyoruz”

Türkiye’de hekimlerin ve doktorların dünya standartlarında çok iyi yerlerde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kemaloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bizler Türkiye’nin en nitelikli öğrencilerini kabul ediyoruz, yüzde 1’lik dilimle bize geliyorlar. Bu öğrencilerimizin eğitiminin sonunda da ülkemize hizmet vermelerini istiyoruz. Fakat bazen duyuyoruz ki yurtdışında çok cazip imkanlar var, orada çok iyi eğitim imkanları var gibi bir takım sözler oluyor veya algı operasyonuyla gidiyor bu. Ben dahil birçok öğretim üyemiz yurtdışında bulunduk eğitim amaçlı olarak. Orayı tanıyoruz, oranın kabiliyetlerini ve ekonomik durumunu da çok iyi biliyoruz. Bu düşüncede öğrencilerimizi bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Şunu çok net söyleyebilirim ki bizim öğretim üyelerimiz ve hekimlerimiz kabiliyet ve bilgi anlamında Avrupa’daki hekimlerin üzerindeler veya ilk 3’teler diye çok rahat söyleyebilirim. Fakat öğrencilerimizin de bunu kendilerinde görmeleri için ERASMUS hareketliliği kapsamında biz öğrencilerimizi anlaşmalı olduğumuz Avrupa’daki üniversitelere eğitim amaçlı gönderiyoruz. Onları üniversitemiz burs anlamında destekliyor, daha sonra öğrencilerimiz buraya dönüp deneyimlerini de hem arkadaşları hem de hocaları ile paylaşıyor. Bir kere daha söylemek istiyorum ki; biz hekimlerimizin ülkemizde kalmasını ve sadece eğitim amaçlı yurtdışına gidip gelmelerini istiyoruz. Çünkü devletimiz öğrencilerimiz için çok büyük yatırım yapmakta ve haklı olarak da burada kalıp ülkesine hizmet etmesini beklemekte.”

Kampüste karakalem çalışmalarına katılan ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Kübra Bölükbaşı, “Ben karakalemi kendim hobi olarak evde yapıyorum ama sonrasında kendi kulübümüz ile birlikte böyle bir oda da açıldığı için etkinlikler düzenleyip bu işte biraz daha yetenekli olan arkadaşlarımızdan eğitimler alıyoruz. Kendimiz çizmeye çalışıyoruz. Bu aktiviteleri dersler arasında yaptığımız için tabi ki rahatlıyoruz. Bu odayı bize kazandıran Alper hocamıza teşekkür ederiz” dedi.

ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Melisa Karsandı ise “Ben taekwondo branşı ile ilgileniyorum. 13 yıldır yapıyorum. ERÜ özellikle de dekanımız sayesinde burada antrenmanlar yapmaya başladım. 2013’ten beri Türkiye derecelerim var. Özellikle 2017 Balkan Şampiyonası benim ilk milli takım mücadelem oldu. 2021 yılında buraya geldikten sonra ara vermek zorunda kaldım. Şimdi de dekanımız sayesinde tekrar başladım. Çok mutluyum, spor küçüklüğümden beri yaptığım bir şey olduğu için beni çok mutlu ediyor. Derslerime motive olmamı sağlıyor. Başta rektörümüz ve dekanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Dönem 2 öğrencilerinden Ece Yurttaş da, “Yaptığım etkinlik derslerime daha çok odaklanmamı sağlıyor. Ben profesyonel olarak piyano çalıyorum ve yaklaşık 9 sene oldu. Fakültemizde de buna çok fazla ilgi var. Dekanımız bize piyano temin edilmesini sağladı ve birçok arkadaşımız da piyano etkinliğinden faydalanabiliyor gerek çalma gerek konser olarak. Onun dışında yine dekanımızın bize sağladığı imkanlarla bir spor kulübü kurduk ve tıbbın sadece akademiden ibaret bir şey olmadığını da anlamış olduk. Çünkü etkinliklerimize katılım çok fazla ve bu bizi çok mutlu ediyor. Tıp sadece ders çalışmak değil, sosyal bir dinamiği de olan bir meslektir. Bu konuda da dekanımıza, rektörümüze ve bize bu imkanları sağlayan hocalarımıza çok teşekkür ederiz” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/eru-tip-fakultesi-ogrencileri-aktivitelerle-derslerine-motive-oluyor/feed/ 0
YÖK Başkanı: Türkiye yüksek öğretimde en fazla yatırım yapan ülkelerden biri https://www.akittvhaber.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksek-ogretimde-en-fazla-yatirim-yapan-ulkelerden-biri/ https://www.akittvhaber.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksek-ogretimde-en-fazla-yatirim-yapan-ulkelerden-biri/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:48:11 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9742

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, son yıllarda yüksek öğretimde dünya ölçeğinde başarılar elde etmeye başlayan Türkiye’nin, bu alanda en fazla yatırım yapan ülkelerin başında geldiğini söyledi.

Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Senato Toplantısı’na katılan Özvar, yaptığı konuşmada, üniversiteleri ziyaret etmeyi, akademisyenlerle bir araya gelerek YÖK’ün yüksek öğretime dair perspektifini paylaşmayı ve üniversiteler hakkında bilgi almayı önemsediklerini ifade etti.

Türkiye’nin son yıllarda yüksek öğretimde oldukça iyi bir seviyeye ulaştığını dile getiren Özvar, “Türkiye son yıllarda yüksek öğretimde dünya ölçeğinde önemli başarılar elde etmeye başlamış ülkelerden bir tanesi. Bu bakımdan dünyada yüksek öğretime en fazla yatırım yapan ülkelerin başında geliyor. Bu yatırımlarla Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarları, hükümetleri döneminde yeni üniversitelerin açılması, altyapının sağlamlaştırılması, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi, nitelikli beşeri sermayenin artması gibi pek çok alanda önemli gelişmeler kaydedildi.” diye konuştu.

Özvar, tüm dünyada yüksek öğretime erişmek isteyen genç nüfusta büyük bir artışın olduğuna dikkati çekerek, bununla birlikte üniversitelerin de değişim yaşadığını, toplumun geniş kesimlerine hizmet veren bir kimlik kazandığını vurguladı.

“Türkiye bu uluslararası küresel eğilimi yakalamıştır”

Türkiye’de de üniversitelerin artmasıyla bu küresel eğilimin yakalandığını anlatan Özvar, üniversitelerin kalitesi, akademisyenlerin, öğrencilerin süreci, yatırımların karşılığının alınması gibi tartışmaların Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yaşandığını kaydetti.

Çin’in son 30 yılda yüksek öğretim kurumlarını en çok artıran ülkelerin başında geldiğine işaret eden Özvar, “Üniversite öğrenci sayısını da 20 senede 4,5 kat artırıyor. Bu artışın, yatırımın üniversitelere biçilen misyon ve rolle alakalı olduğu söylenebilir. Türkiye de üniversite ve öğrenci sayılarındaki artış ile başarı arasında ilişkiyi muhafaza eden ülkelerden bir tanesidir. Türkiye bu uluslararası küresel eğilimi yakalamıştır.” ifadelerini kullandı.

Özvar, yüksek öğretim alanındaki gelişmelerin ve çalışmaların üniversitelere de yeni misyonlar ile görevler kazandırdığını aktardı.

“Bu topraklarda yabancı düşmanlığı tohumu yeşermez”

Son yıllarda üniversitelerin uluslararası hale geldiğini hatırlatan Özvar, şöyle konuştu:

“Bugün itibarıyla Türk üniversitelerinin bünyesinde bulundurduğu, liderlik, rehberlik yaptığı uluslararası öğrenci sayıları önemli bir düzeye gelmiştir. Bugün dünyanın ilk 10 ülkesi arasında, Avrupa’da ilk 5’tedir. Her ne kadar son zamanlarda bir yabancı düşmanlığı çıkartılmak istense de bu topraklarda yabancı düşmanlığı tohumu yeşermez. Bu topraklar GDO’lu tohumlara yabancıdır. Doğru da bulmayız bunu. Türkiye’nin çıkarlarını doğrudan suikast eden bir yaklaşım olarak buluruz. Bunu asla tartışmayız. Bu dışarıdan beslenen, finanse edilen bir akımdır. Asla sıcak bakmıyoruz. Üniversitelerimizde bu tür şeyler yoktur. Yapanlara da müsamaha gösterilmesini istemiyoruz.”

Özvar, Akdeniz Üniversitesinin akademik üretkenlik, uluslararası yayın ve öğretim üyelerinin ortaya koyduğu eserler bakımından önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğinin altını çizdi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise üniversite de yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Göreve geldiği günden bu yana araştırma üniversitesi olma hedefiyle çalıştıklarını anlatan Özkan, Araştırma Üniversiteleri Aday İzleme Programı’na dahil edilme sevincini yaşadıklarını söyledi.

Toplantının sonunda Özvar, öğretim üyelerinin sorularını yanıtladı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksek-ogretimde-en-fazla-yatirim-yapan-ulkelerden-biri/feed/ 0
Ege Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Teşvik Ödemelerine Tepki Gösterdi https://www.akittvhaber.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:27:10 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9721

Ege Üniversitesi Hastanesi çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Sağlıkçılar adına basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek ‘hakkı hak edene teslim edin’ diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz” dedi.

Ege Üniversitesi Hastanesi’nde örgütlü tüm sendika üyeleri, üniversite çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle hak talepleriyle ilgili açıklama yaptı.

Ege Üniversitesi Başhekimlik binası önünde toplanan Türk Sağlık Sen, SES, Hep Sen, Birlik Sağlık Sen, Genel Sağlık İş Sendikası, Genç Sağlık Sen, Hekim Birliği Sendikası üyeleri adına ortak basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Adı teşvik olan fakat idareciler tarafından angaryaya dönüştürülerek zayi edilen hakkımızın peşindeyiz. Mesele çalışanın hakkı ve alacağı ücret olunca cimrilikte sınır tanımayanlar, mevzuatta bir açık bulsalar maaşlarımızı da ödemeyip, çalışma düzenini köle sistemine çevirmek isteyenler, karşılarında hep bizi bulacaklardır” dedi.

“ÜNİVERSİTEMİZ ÇALIŞANLARININ, DİĞER ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE GÖREV YAPAN ÇALIŞANLARIN ALDIĞI TEŞVİK ÖDEMESİNİN 5’TE 1’NE MAHKUM EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEMİZ BEKLENEMEZ”

Ata, şunları söyledi:

“Tüm üniversite hastaneleri benzer ekonomik sıkıntılar yaşarken, Uludağ Üniversitesi özellikli birimler 7 bin 500, klinikler 5 bin 500, poliklinikler 3 bin 500, İstanbul Üniversitesi 4 bin 900, Adnan Menderes Üniversitesi 4 bin 100 almaktadırlar. Üniversitemiz çalışanlarının, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin 5’te 1’ne mahkum edilmesine rıza göstermemiz beklenemez. Ortada böyle bir durum varsa bu tamamen bir kötü niyet ve görevi kötüye kullanmadır. Mahkemelerde hesap sorulacak bir hukuki duruma dönüşmektedir.

“ÇALIŞANLARA YAPILAN BU ZULME SON VEREREK HAKKI HAK EDENE TESLİM EDİN”

Sıkıntı ve sorunları çalışanın sırtına yükleyip, kendileri keyif çatanlar aklını başına alsın. Harakiri yapın demiyoruz ama az insaf edin, şapkanızı önünüze koyun, kaldıysa biraz vicdanınızın sesini dinleyin diyoruz. Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek hakkı hak edene teslim edin diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz. Bu durum bile meselenin nasıl vahim bir hal aldığını anlatmaya yeterlidir.

“İDARECİLER ‘HASTANENE BATTI YAPACAĞIMIZ BİR ŞEY YOK’ DİYORLARSA KAPATSINLAR KEPENGİ”

Eğer idareciler ‘hastanene battı yapacağımız bir şey yok’ diyorlarsa kapatsınlar kepengi. Burası 3. basamak, köklü bir üniversite hastanesi diyorsanız. O zaman çalışanı mağdur etmeyin hakkını teslim edin. Ekonomik şartların ve enflasyonun çalışanın belini büktüğü bir dönemde bu yapılanlar tabiri caizse işkenceden farksızdır.

HAKKIMIZ BİZE TESLİM EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Teşvik ödemesini ev ekonomisine katarak geçinmeye çalışan her çalışanın yaşadığı sıkıntının vebali sizin üzerinizdedir. Çocuğuna harçlık veremeyen, pazar parasını denkleştirmeyen, her çalışanın günahına girmektesiniz. Kul hakkı yemektesiniz. Bunun hesabını iki cihanda da veremeyeceksiniz. Çalışanların temsilcileri sendikalar olarak bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz. Bu teşvik ödemelerindeki eksiklikler iade edilene, hakkımız bize teslim edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

]]> https://www.akittvhaber.com.tr/ege-universitesi-hastanesi-calisanlari-tesvik-odemelerine-tepki-gosterdi/feed/ 0 Erciyes Üniversitesi’nde Pediatri ve Çocuk Nörolojisi Kongreleri Gerçekleştirildi https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:24:22 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9718

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Erciyes Üniversitesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı ve Kayseri Çocuk Sağlığı Derneği tarafından düzenlenen ’10. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’ ve ‘2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’ Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleşti.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile kongre tanıtım filmi izlendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, yapılan kongrenin hem bilim hem de Kayseri adına büyük katkı sağlamasını temenni ederek, “Biz birlikte anlam ifade ederiz. Biz birbirimize ve değerlerimize sahip çıkmalıyız. Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor. Güç bilimle olur. Biz önce kendi alanımızda, sonra diğer alanlarda günün şartlarına, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmalı, bilimin ışığında ‘Dünyada biz de varız’ diyeceğimiz konuma gelmeliyiz” şeklinde konuştu.

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, üniversitelerin sağlamış olduğu bilimsel katkılarla, ortaya koymuş olduğu yeni gelişmeler, yöntem ve metotları bilim dünyasına sunmasının büyük bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Erciyes Üniversitesi özellikle bu konularda fakülteleriyle etkin bir şekilde araştırma ve çalışmalarını sürdürmekte, ihtiyaç olduğunda aşı geliştiren bir üniversite olarak da tarihte yerini almaktadır. Üniversitemiz, yapay zeka alanındaki etkin çalışmalarıyla da bundan sonraki süreçlerde özellikle üniversite hastanelerinin ihtiyacı olan ve bütün kurum hastanelerinde yaygınlaşacak olan yapay zeka temelli tedavi yöntemleri ile çok etkin araştırma ve çalışmaları içerisinde bulunduran bir üniversitedir. Ben kongreye gönül coğrafyasının bildiri ve makaleleri ile yer almasını, çok önemli bir etkileşim içerisinde olunmasını oldukça önemli buluyorum” dedi.

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Erciyes Üniversitesi’nin emek veren bilim insanları sayesinde Türkiye’deki ilk 10 üniversite arasına girdiğini belirterek, bunun gurur verici olduğunu söyledi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, 50 yılı aşkın süredir bölgesine hizmet eden, devlet üniversiteleri arasında ilk 10’da yer alan, akredite bir tıp fakültesi olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak böyle bir kongrede birbirinden değerli bilim insanlarını ağırlamaktan onur ve şeref duyduğunu ifade ederek, çocuk nöroloji alanındaki son bilimsel gelişmelerin ele alınacağı kongrenin, Türk Dünyası’nın iş birliğini ve dayanışmasını artırmak gibi manevi bir amacının da olduğunu ifade etti.

Pediatri Anabilim Dalının Erciyes Üniversitesi’nin en köklü anabilim dallarından biri olduğuna işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Kongre Onursal Başkanı Prof. Dr. Musa Karakükcü; bilime aç, gözleri parlayan insanları kongrede görmenin çok keyif verici olduğunu vurgulayarak, “Bu camianın, bu bilim kurulunun üyesi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

Erciyes Pediatri Akademisinin köklü geçmişi ve birikimi ile güçlü bir akademik kimliğe sahip olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Canpolat; bu yıl 10.’su gerçekleştirilen Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nin ana temasının kritik hasta yaklaşımı, 2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’nin ana temasının ise nöroimmünoloji olduğunu belirterek, kongrede alanında yetkin bilim insanları tarafından son bilimsel gelişmelerin ele alınacağını söyledi.

Konuşmaların ardından program, sunumlarla devam etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/feed/ 0
Selçuk Üniversitesi’nde ‘Milli İradeye Darbe 28 Şubat’ konulu söyleşi düzenlendi https://www.akittvhaber.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/ https://www.akittvhaber.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:45:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9085

Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Milli İradeye Darbe 28 Şubat” konulu söyleşi Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkan Vekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman, 26. 27. Dönem Milletvekili Ahmet Sorgun ve 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’nın katılımıyla gerçekleştirildi.

Selçuk Üniversitesi, Milli Türk Talebe Birliği, Hukuki Araştırmalar Derneği, Birlik Vakfı, Hukuki Atılım ve Tecrübe Topluluğu ortaklığıyla düzenlenen “Milli İradeye Darbe – 28 Şubat” konulu söyleşisi Sultan Alparslan Kültür Merkezi 30 Ağustos Salonu’nda gerçekleştirildi.

“28 Şubat süreci ülkemiz için hem bir sınav hem de bir uyanış noktası olmuştur”

Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy, “Tarihimizde iz bırakan, toplumsal, siyasal ve kültürel anlamda derin etkileri olan 28 Şubat süreci ülkemiz için hem bir sınav hem de bir uyanış noktası olmuştur. Bu süreçte yaşananlar, toplumumuzun farklı kesimlerinde derin izler bırakmış, birçok insanın yaşamını baştan sona etkilemiş; demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere yönelik birçok zorluğu beraberinde getirmiştir. Bugün Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan 28 Şubat; milli iradenin yok sayıldığı, özgürlüklerin kısıtlandığı ve vesayet gölgesinin ortaya çıktığı bir sürecin başlangıcıydı. Bu bağlamda bu programda, 28 Şubat’ın karanlık gölgesini bir kez daha hatırlamak ve milli iradeye kasteden bu utanç verici olaya karşı ortak bir bilinç oluşturmak için bir araya geldik. Elbette 28 Şubat sürecini benim de ailemde ve hayatımda yakından yaşamış insanlar oldu. Anadolu Üniversitesi sınavına başörtülü bir öğrenciyi aldığım için 2 sene yasaklı listesine girdim ve yasaklı listesinde olduğumdan 2 sene görev verilmedi. Bugün Selçuk Üniversitesi akademisyenleri, üniversiteler arası kurul temsilcileri, dekanlar, rektör danışmanları ve ülkemiz rektörleriyle birlikte hem başörtüsünün hem de öbür tarafta belirli seviyede aydın gözüken ama zihniyeti örümcekleşmiş insanların engellemelerine rağmen gerçek anlamda demokrasiyi ortaya çıkartan bir üniversite ve bir toplum olduk. Buna vesile olan dünya lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Ümit ediyoruz ki bir daha bu dönemler yaşanmaz” ifadelerini kullandı.

Vali Vahdettin Özkan, “İnsanın tabiatında var olan en kuvvetli duygulardan birisi etkili olma duygusu. Bazı büyüklerimiz buna saltanat meftunu der. Maalesef bu toplumsal düzeni sağlamakla görevli olan vazifeliler, bu saltanat hissiyatına zaman zaman mağlup olarak bir toplum mühendisliğine soyunabiliyorlar. Bu tarihin her döneminde olmuştur. 28 Şubat’ta böyle bir konjonktür. Esasen kendisine kamu görevi iktisadi vazifesi verilmiş, milletin iradesi tarafından vazifelendirilmiş ve millete hizmetkar olması gereken kurumlar veya kişiler bu hissiyatlarına mağlup olarak, saltanat meftunluğunu esas alarak kendince bir tavır, bir tutum geliştirmişlerdir. Bu da hem hukuk hem de toplumsal düzeni yüksek derecede riske maruz bırakmıştır. İnşallah bir daha 28 Şubat misali bu saltanat meftunlarıyla, bu küresel belli mahfillerin maşası hükmüne geçen insanlarla, kurumlarla karşılaşmayız ve bunun defedilmesi yönünde de bu söyleşinin bir vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“28 Şubat’ı hem kat sayı hem kılık kıyafet zulmüne maruz kalan çocukların velileri olarak iliklerimize kadar yaşadık”

Açılış konuşmalarının ardından HUDER Konya Şube Başkanı Avukat Levent Babacan moderatörlüğünde “Milli İradeye Darbe – 28 Şubat” konulu söyleşiye geçildi.

28 Şubat darbe sürecinin unutulmaması gerektiğinin altını çizen 26. ve 27. dönem Milletvekili Ahmet Sorgun, “1980 darbesini üniversite son sınıf öğrencisiyken yaşadım. 28 Şubat’ı hem kat sayı hem kılık kıyafet zulmüne maruz kalan çocukların velileri olarak iliklerimize kadar yaşadık. Darbelerin gerekçelerinden birincisi, bütün darbeler millet iradesine karşı ve demokrasiye karşı yapılır ama hep millet için ve demokrasi için yapıldığı söylenir ki hemen darbeden sonra meşhur bir bildiri okunur. Orada da memleketi kurtarmak için, demokrasiyi kurtarmak için yapıldığı anlatılır. İkincisi, bütün darbeler mutlaka bir dış destek ile yapılır. Dış destek olmadan asla darbe yapılmaz. Üçüncüsü, bütün darbelerden önce darbeye haklı gösterecek ortamlar oluşturulmuştur. Evet, darbenin kazananları ve kaybedenleri var. Her zaman darbelerin kazananları darbeciler, kaybedenleri millet oldu. Ancak bir tek istisna: 15 Temmuz. Elhamdülillah, onun kazananı millet oldu” dedi.

Türkiye’de yaşanan tüm darbelerin bir öncekiyle bağlantılı olduğunu söyleyen 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna, darbecilerin 1980 sonrasını dizayn etmek için bir anayasa çıkardıklarını belirterek o dönemde askerlerin çoğunlukta olduğu siyasi partilere ağırlık verdiğini ve toplumda itibar kazanmaları için propaganda çalışmaları yaptıklarını ifade etti. Üniversitelerde yaşanan hak ihlallerine de değinen Tuna, 1986 yılı Aralık ayında Kenan Evren’in Başkanlığını yaptığı Yükseköğretim Kurulu toplantısında, Türkiye’de ilk kez kıyafet yasağının uygulamaya konulduğunu söyledi. 28 Şubat’ın sadece kılık kıyafet sorunu olarak algılanmaması gerektiğini de ifade eden Tuna, 28 Şubat darbecilerinin asıl hedefinde Müslümanların ve iç tehdit olarak görülen irticai grupların olduğunu belirtti.

“Gelişme olduğu anda önümüz kesiliyor”

28 Şubat’ın Türkiye’nin büyümesinin engellenmesi için yapıldığını belirten Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, TBMM 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman, “Cumhuriyet döneminde bir üniversite vardı. 1960 darbesi döneminde üniversiteye başladım, 7 üniversite oldu. Şu an 209 üniversitemiz bulunuyor. Gelişme olduğu anda önümüz kesiliyor. ‘Hürriyet getireceğiz, Türkiye’yi geliştireceğiz.’ söylemlerinin hepsi birer ameliyat, hiçbir ameliyat iyi değildir. Çünkü bir ameliyat ne kadar başarılı olursa olsun, iz bırakır. Hiçbir darbe de iyi değildir. Darbelerin yükünü çok çektik. Darbe ile ihtilali bir tutarlar. Oysa değildir, bu iki kavramın iyi anlaşılması gerekiyor. İhtilal bir sistemi sosyal, ekonomik ve siyasi yönüyle değiştirmektir, darbe ise baştaki hükümeti indirmek, yerine geçmektir. 27 Mayıs darbesini yapanlar da ihtilal derler, çünkü biraz daha sempatik gelir de ondan.” ifadelerini kaydetti.

Darbelerin sosyal, ekonomik, siyasal ve manevi hayata olumsuz etkileri olduğunu söyleyen Kahraman, “Cumhurbaşkanımız olmasaydı Ayasofya açılamazdı, bırakmazlardı. Yüzyılda bir böyle bir adam gelir, kıymetini bilelim, ötelemeyelim. Mesele 31 Mart Türkiye için seçim değil, bütün dünya içindir” dedi.

Programın sonunda Rektör Prof. Dr. Aksoy, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, TBMM 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman’a, 26. 27. Dönem Konya Milletvekili Ahmet Sorgun’a ve 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’ya hediye takdiminde bulundu. Söyleşiye Konya Valisi Vahdettin Özkan, Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy, Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, SÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Emrullah Eken, Prof. Dr. İlhan Çiftci, Genel Sekreter Prof. Dr. Kamil Beşoluk, HU-DER Konya Şube Başkanı Av. Levent Babacan, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. – KONYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/feed/ 0
Doç. Dr. Merve Kavakcı: Başörtü yasağı Cumhurbaşkanımızın dirayeti sayesinde kalktı https://www.akittvhaber.com.tr/doc-dr-merve-kavakci-basortu-yasagi-cumhurbaskanimizin-dirayeti-sayesinde-kalkti/ https://www.akittvhaber.com.tr/doc-dr-merve-kavakci-basortu-yasagi-cumhurbaskanimizin-dirayeti-sayesinde-kalkti/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:39:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9019

Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) konuşan Doç. Dr. Merve Kavakcı 28 Şubat dönemini değerlendirdi. Kavakcı: “Ülkemiz elbette bir sömürge olmadı ama zihinler belli uygulamalarla sömürüldü. Cumhurbaşkanımızın dirayeti, vizyoner bakış açısı, demokrasiye bağlılığı olmasaydı başörtü yasağı bugün de kalkmazdı” dedi.

Bursa Teknik Üniversitesinde öğrencileri alanında uzman isimlerle buluşturan BTÜ Konuşmaları’nın ikinci sezonu başladı. Sezonun ilk konuğu ise Büyükelçi Doç. Dr. Merve Kavakcı oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleştirilen “Değişen Jeopolitikte Değişmeyenler: Bir 28 Şubat Okuması” başlıklı programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halide Serpil Şahin, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Gürsu Kaymakamı Naif Yavuz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. 28 Şubat dönemine atıfta bulunan Kavakcı, üniversite kampüsünde başörtülü bir şekilde rahatça dolaşabiliyor olmanın çok kıymetli olduğunu, bu durumun önceki nesiller tarafından sıradan olarak kabul edilmediğini söyledi. Amerika’da 11 Eylül saldırılarının yaşandığı yıllarda Türkiye’nin ise 28 Şubat sürecinden geçtiğini ifade eden Kavakcı, bu olayların dünya ve Türkiye siyasetini değiştirdiğini anlattı.

“Kat sayı zulmü nedeniyle üniversitelere alınmadılar”

28 Şubat’ın en sembolik tezahürlerinden birinin başörtü yasağı diğerinin ise katsayı zulmü olduğunu dile getiren Kavakcı, “Bir önceki nesil, katsayı uygulaması nedeniyle imam hatipli oldukları için üniversitelere alınmadılar. Yine o dönem başörtüsü yasağını birlikte yaşadık. Onun içindirki; bu kampüste dolaşabilmek, ehliyet alabilmek,bugün bizim neslin sıradan kabul edeceği işlerden değil. Biz kimliğindeki başörtülü fotoğraf sebebiyle üniversite hastanesindeki acil hizmetten yararlanamayıp ruhunu teslim eden bir canı da gördük. Bunun yanında İncil ve Tevrat için yasak geçerli olmazken, yaz dönemi ve belli saatler dışında çocuklarımıza Kuran-ı Kerim eğitiminin yasakladığını yaşadık. Bizler bu dönemlerden geldik ve geçtik. Postmodern, ultramodern fark etmez, 28 Şubat darbedir, müdahaledir. 28 Şubat’ın önemli bir ölçüde başarılı olduğunu düşünenlerdenim” diye konuştu.

“Yasak tam anlamıyla 2017’de sona erdi”

Geçmiş dönemde modern insanın oluşturmak istediğini ve bu insanın üniversitede başörtülü olamayacağı fikrinin olduğunu anlatan Kavakcı, “O dönemlerde, ikna odalarında kapalı kadınlarımızın başlarını açtırmak için girişimde bulundular. Ülkemiz elbette bir sömürge olmadı ama zihinler belli uygulamalarla sömürüldü” dedi. Türkiye’de yürürlükteki Şapka Kanunu’nun pratikte yerinin olmadığını ancak başörtüsünün yasak olmamasına rağmen kadınların hayatlarına müdahale edilmek için kullanıldığını belirten Kavakcı, “Başörtüsü hiçbir zaman kanunla yasaklanmadı sadece yönetmelikle kısıtlamalar getirildi. Bu yasak, 2013 yılında kalksa da tam anlamıyla 2017 yılında başörtü yasağı uygulaması sona erdi. Cumhurbaşkanımızın dirayeti, vizyoner bakış açısı, demokrasiye bağlılığı olmasaydı bu yasak bugün de kalkmazdı” dedi.

Teknopark ve MERLAB’a ziyaret

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEI) Genel Sekreter Yardımcısı da olan Büyükelçi Merve Kavakcı, BTÜ bünyesindeki Bursateknopark ve Merkezi Araştırma Laboratuvarı’na da (MERLAB) ziyarette bulundu. Kavakcı, ilk olarak Bursateknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ayşe Bedeloğlu ve ekibiyle bir araya geldi. Prof. Dr. Bedeloğlu Kavakcı’ya, Bursateknopark’ın işleyişi ve faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Bursateknopark’ın çalışmalarının oldukça faydalı olduğuna değinen Kavakcı, KEI olarak Bursa Teknik Üniversitesi ile ortak çalışmalar da yürütülebileceğini belirtti. Bursateknopark’ın ardından Kavakcı, MERLAB’a ziyarette bulundu. Merkez Müdürü Doç. Dr. Ahmet Aygün, TÜRKAK tarafından akredite edilen laboratuvar ve cihazlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Kavakcı ise üniversite bünyesindeki laboratuvarların sanayi açısından önemine değindi. – BURSA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/doc-dr-merve-kavakci-basortu-yasagi-cumhurbaskanimizin-dirayeti-sayesinde-kalkti/feed/ 0
28 Şubat mağduru öğrenciler yaşadıklarını anlattı https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/ https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:18:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8662

28 Şubat mağduru öğrenciler İHA’ya konuştu

Mine İpek Yeter:

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım”

Emine İlyas:

“Mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti”

ANKARA – Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.

Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”

27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.

“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”

Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.

“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”

Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.

“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”

O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:

“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/feed/ 0
28 Şubat Mağdurları İHA’ya Konuştu https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:39:16 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8595

Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.

Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”

27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.

“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”

Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.

“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”

Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.

“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”

O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:

“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: Gençlerin eğitim ve iş imkanları arttı https://www.akittvhaber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-genclerin-egitim-ve-is-imkanlari-artti/ https://www.akittvhaber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-genclerin-egitim-ve-is-imkanlari-artti/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:30:41 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8592

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Bugün 28 Şubat. Bir dönem bazı gençlerimizin üniversite kapılarından gönderildiği günler. İnançları, kılık kıyafetleri yüzünden eğitim hakkının elinden alındığı günler. Bugün artık bunlar çok geride kaldı. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, her kadın eğitim hakkını kazandı. İnancı ne olursa olsun, düşüncesi ne olursa olsun her gencimize üniversitelerin kapıları sonuna kadar açıldı.” dedi.

Göktaş, Anadolu Ajansı’nın “Global İletişim Ortağı” olduğu, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı koordinasyonunda “Yetenek Her Yerde” temasıyla Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde üniversitenin Gençlik Merkezi’nde düzenlenen İç Anadolu Kariyer Zirvesi’nde (İKAF’24) yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nın kapısının aralandığı bugünlerde, gençlerin artık geleceğin mimarları arasına girmeye hazır olduğunu söyledi.

Gelinen bu seviyenin hem eğitim sisteminin hem de iş dünyasının yetkinliğinin ne kadar arttığını gösterdiğini, gençlerin eğitim imkanlarına kolaylıkla erişmesi, iş dünyasının onlara istihdam sağlayacak fırsatlar sunmasının geleceğin Türkiye’sine doğru emin adımlarla ilerlediklerinin kanıtı olduğunu vurgulayan Göktaş, “Farklı yollardan ilerlemek, bugün bizi ortak bir noktada birleştirdi. Her alanda nitelikli iş gücü olmaya hazır gençlerimiz, onları hayallerine kavuşturacak, ülkemizi başka bir vizyona taşıyacak girişimcilerle bir araya geldi. Oluşan bu müthiş sinerji, yeni Türkiye’nin eseri. Türkiye, artık bu ülkenin tüm evlatlarına eşit hak ve fırsatlar sunan kadim kültürüne geri döndü.” ifadesini kullandı.

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinatörlüğünde yürütülen Kariyer Fuarlarının “Yetenek Her Yerde” söylemiyle Anadolu’nun tüm bölgelerini şehir şehir gezdiğini ve okumaya istekli, keşfetmeye meraklı gençlerle verimli etkinlikler gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Fuarlar sayesinde çalışıp üretmeye, hayalleri için harekete geçmeye hazır birçok gencin kamuda ya da özel sektörde istihdam fırsatı yakaladığını anlatan Göktaş, “Kariyer Fuarımız, gençlerimiz için gerçek bir çalışma hayatının kapılarını açıyor. Böylelikle gençlerimizin eğitim alma, kendilerini iyi yetiştirme motivasyonları artıyor. Gençlerimizin hayalleri net hedeflere dönüşüyor. Gerek kamu gerek özel sektör, nitelikli ve dinamik iş gücüyle buluşup canlanıyor. Kalkınma hızımız artıyor, refahımız yükseliyor. Her şeyden önemlisi, Türkiye kazanıyor.” diye konuştu.

“Milli teknoloji sanayisinde yer alan binlerce gencimizle gurur duyuyoruz”

Göktaş, Türkiye’nin, bugün gençlerin dehası ve azmiyle önemli eserlere imza atan bir ülke olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Savunma sanayisi, yerli otomobil ve uzay çalışmalarımız başta olmak üzere Türkiye artık beyin göçünü tersine çeviren, parlak zekaları ağırlayan önemli bir cazibe merkezi haline geldi. KAAN’da ve milli teknoloji sanayisinde yer alan binlerce gencimizle gurur duyuyoruz. Elbette başarı tesadüf değildir. 22 yıldır ülkemizin her alanda gelişmesi için çok önemli hizmetleri milletimize kazandırdık. Bu hizmetleri çok daha ileriye götürecek olan sizlersiniz, hizmet yarışında bayrağı size teslim edeceğiz. Sizlere bu konuda inancımız, güvenimiz sonsuz. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’nin yetiştirdiği gençler milletimiz adına insanlığa hizmet eden ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getiren seçkin kadroları oluşturacaklar.”

Bakan Göktaş, gençlere geleceğin liderleri olarak yetişmesi için imkan sağlayan Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’ne, bu yıl fuara ev sahipliği yapan Anadolu Üniversitesi ve paydaş üniversitelere, gençlere istihdam sunmaya hazır tüm kamu ve özel sektör temsilcilerine teşekkür etti.

Bir milletin en kıymetli hazinesinin insan olduğuna değinen Göktaş, şunları aktardı:

“Yeni nesillerle bu hazinenin değerinin artacağına yürekten inanıyorum. Bugün 28 Şubat. Bir dönem bazı gençlerimizin üniversite kapılarından gönderildiği günler.

İnançları, kılık kıyafetleri yüzünden eğitim hakkının elinden alındığı günler. Bugün artık bunlar çok geride kaldı. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, her kadın eğitim hakkını kazandı. İnancı ne olursa olsun, düşüncesi ne olursa olsun her gencimize üniversitelerin kapıları sonuna kadar açıldı.”

Bölgesel Kariyer Fuarlarının sayısı artacak

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay da Eskişehir’de 37’nci bölgesel kariyer fuarını gerçekleştirdikleri bilgisini paylaştı.

2019 yılında ilk kez 11 bölgede düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarlarında 70 bin öğrencinin organizasyonlara katıldığını anlatan Atay, 2024 yılı itibarıyla 500 bin kişiye yaklaştıklarını ifade etti.

Bölgesel Kariyer Fuarının sayısı artırmak zorunda olduklarını belirten Atay, “Çünkü bütün üniversitelerde, kariyer merkezlerimiz yetenek kapısı üzerinden çok etkin bir şekilde bunu kullanır hale geldiler. Bütün üniversiteler diyorlar ki ‘Artık biz kendi kariyer fuarımızı kendimiz yapmak istiyoruz’. Bizim de zaten olmasını istediğimiz şey buydu. Önümüzdeki yıl bu sayıyı artıracağız. Bütün illerde yapacağız. Bütün iller bunu yapabilir, yapmalı. Bütün üniversitelerde yapmalı. Mesela bizim, Ankara’daki kamu kurumlarımızın hepsini 81 il veyahut da 200 üniversitemize göndermek gibi bir şansımız yok. Bu çok büyük, onların işleri açısından da sorun oluşturuyor ama bu 11 sayısını artıracağız.” diye konuştu.

İstanbul ve Ankara gibi büyük illerde bölgesel kariyer fuarı yapmadıklarını dile getiren Atay, “Çünkü zaten oralardakiler merkeze daha yakın, iş dünyasına daha yakın, devlete daha yakın, iş bulma olanakları daha fazla oluyordu. Şimdi önümüzdeki dönemde İzmir’de arkadaşlar uluslararası sağlık ve estetik kariyer fuarı yapıyoruz. Bu Orta Asya ve Afrika başta olmak üzere Avrupa dahil dünyanın her tarafından kişilerin bir araya geleceği bir yer olacak. Aynı zamanda İzmir biliyorsunuz, Bergama sağlığın doğduğu yer.” dedi.

İstanbul’da finans merkezi kurduklarını aktaran Atay, ticaretin İstanbul’dan döndüğüne dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Lojistik, İstanbul’dan yürüyor. Yine uluslararası bir fuarı İstanbul’da önümüzdeki dönemde yapacağız. Orta Anadolu’da yine var. Ankara’da uluslararası savunma sanayisi kariyer fuarı yapacağız. Hepimizi çok yakından ilgilendiren beslenmeyle ilgili de Adana’da tarım, gıda ve hayvancılık uluslararası kariyer fuarı yapmayı planlıyoruz. Bunları Cumhurbaşkanlığı olarak koordine ettiğimizde, bölgedeki üniversitelerimiz, siz gençlerin birlikte olduğu bu organizasyonlarla çok büyük başarılar elde edeceğimizden hiç kuşkumuz yok. Hedefimiz, nihai hedefimiz ve söylemimiz, Türkiye pek çok alanda olduğu gibi dünyanın yetenek üssü olacak arkadaşlar. Batılı şirketler diyecekler ki ‘Bir Türk bulamıyor muyuz, bu sorunu çözmek için? ya da bu işin başına. Bir Türk bulamıyor muyuz?’ Bunu diyecekler, buna inanın. Ben inanıyorum. Lütfen siz gençler de inanın. Dünyanın her tarafında sizler çok etkin görevlerde olacaksınız. Dünyanın her tarafından da son derece nitelikli gençler bu ülkeye gelmek isteyecekler. Eğitim almak için, kendilerini geliştirmek için daha iyi fırsatlara ulaşmak için.”

AK Parti Eskişehir milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı İdris Nebi Hatipoğlu da programda katılımcılara hitap etti.

Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve diğer ilgililerin de katıldığı fuarda, Bakan Göktaş beraberindekilerle stantları gezdi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-genclerin-egitim-ve-is-imkanlari-artti/feed/ 0
Erciyes Üniversitesi 2023 Yılı Ödül Töreni Gerçekleşti https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesi-2023-yili-odul-toreni-gerceklesti/ https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesi-2023-yili-odul-toreni-gerceklesti/#respond Sat, 08 Jun 2024 09:00:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8488

Erciyes Üniversitesi 2023 yılı ödül töreni, Erciyes Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Tören; Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Nihal Şengün’ün seslendirdiği birbirinden güzel eserlerle başladı. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, 2023 yılı performans ödülüne layık görülen Güzel Sanatlar Bölüm Başkanlığı adına Öğr. Gör. Şengün’e çiçek takdiminde bulunurken, Erciyes Üniversitesi Klasik Türk Müziği Topluluğu üyelerine de plaketlerini verdi.

Erciyes Üniversitesi’ne ait tanıtım filminin izlenmesinden sonra katılımcılara yönelik konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, “Üniversitelerin süreçlerini tanımladığımızda öğrenci faaliyetleri, Ar-Ge faaliyetleri ve toplumsal faaliyetler en önemli başlıklar arasında yer almaktadır. Ancak biz biliyoruz ki; bu faaliyetleri gerçekleştiren bir üniversitenin bu kadar güzel şeyler yapması, bu kadar güzel ödüllerle anılıyor olması, aslında bu üniversite içerisinde çalışan ekosistemdeki akademisyen – idari personel ve öğrencilerimize bağlıdır. Biz hep birlikte bu başarıları konuşmuş oluyoruz” dedi.

Erciyes Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren her zaman kendinden söz ettiren, daima yükseklerde olmayı, hep daha üst dereceleri almayı hedefleyen bir Üniversite olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Altun, “Üniversitemizin bu faaliyetleri her zaman takdirle anılmaktadır. Yükseköğretim kurumları içerisinde Üniversitemizin ayrıcalıklı bir yerinin olması, araştırma üniversiteleri içerisinde kendisinden hep yukarılarda söz ettirmesi ve bu sıralamalarda dahi varlığımız aslında Üniversitemize her zaman üst düzeyde katkı sağlamaktadır. Bu süreçleri anlatırken 2023 yılında 8 kurumsal ödül alan ve bu ödülleri bütün kurumsal ödüller içerisinde almayı başaran tek Üniversite olmamızın tesadüf olmadığını düşünüyorum. Burada bunlardan bahsediyorsak emin olun tek sebebi var, o da sizlersiniz. Onun için ben her zaman şöyle düşünüyorum. Hatırlanmak, anılabilmek, gönüllerde yer tutabilmek ve ahde vefa sahibi olabilmek, bunlar çok önemli detaylardır. Biz sizlere ahde vefa örneği göstermek için bir vefa ödülü töreni düzenlemek istedik ve burada tek bir amacımız var. Biz birlikte çok güçlüyüz. Beraber hareket ettiğimizde başaramayacağımız hiçbir şey yok” şeklinde konuştu.

Erciyes Üniversitesi’nin güçlü bir üniversite olduğunun altını çizen Prof. Dr. Fatih Altun, “Bugün baktığımızda yapay zekadan aşı süreçlerine, Ziraat Fakültemizin yaptığı tarımsal faaliyetlerden sosyal bilimlere kadar çok güçlü faaliyetler içerisinde bir Üniversiteyiz. Bütün fakülteleriyle bütün birimleri bünyesinde bulunduran bir Üniversite olarak buralarda ismimizin geçmesi bence bizim çok daha güçlü bir Üniversite olduğumuzun göstergesidir. Çünkü bugün bakıyorsunuz araştırma üniversiteleri içerisinde ilk sıralarda yer alan üniversiteler, detayına indiğinizde birçok sosyal bölümün olmadığı, ilahiyat fakültesinin olmadığı, üniversite hastanesinin olmadığı bölümlerdir. Ancak biz bunlar olmadığı zaman daha güçlü olacağız düşüncesinde değiliz. Bizim bu fakültelerimizle, bu bölümlerimizle daha güçlü olmamız ciddi bir ekosisteme sahip olduğumuzun, ciddi bir idari ve akademik alt yapıya sahip olduğumuzun göstergesidir diye düşünüyorum. Bu nedenle ben bu süreçlerde farklı platformlarda Üniversitemi anlatırken çok gurur duyuyorum. Bu gururun ben sizlere ait olduğunu düşünüyorum. 2023 yılında gerçekleşen faaliyetleri dikkate aldığımız ve değerlendirdiğimiz bu ödül töreninde sizlerle beraber olmaktan dolayı çok mutlu olduğumu, bir sonraki süreçte de her zaman kurumsal ödüllerin devam etmesinden yana düşünceye sahip olduğumu ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Rektör Prof. Dr. Altun’un konuşmasının ardından hizmet, vefa, performans, birim başarı ve öğrenci başarı olmak üzere toplam 5 kategoride verilen ödüller sahiplerini buldu. – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesi-2023-yili-odul-toreni-gerceklesti/feed/ 0
KKTC’de Sahte Diploma ve Yolsuzluk Skandalı: Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Tutuklandı https://www.akittvhaber.com.tr/kktcde-sahte-diploma-ve-yolsuzluk-skandali-mutevelli-heyeti-baskan-yardimcisi-tutuklandi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kktcde-sahte-diploma-ve-yolsuzluk-skandali-mutevelli-heyeti-baskan-yardimcisi-tutuklandi/#respond Tue, 28 May 2024 21:30:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8172

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde (KTSÜ) meydana gelen “sahte diploma ve yolsuzluk” skandalıyla ilgili tutuklanan okulun mütevelli heyeti başkan yardımcısı, eski bakanlardan Kemal Dürüst Güzelyurt’ta, eşi Çalışma Bakanlığı Müdürü Meray Dürüst ise başkent Lefkoşa’da hakim karşısına çıkarıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde (KTSÜ) bir süre önce başlatılan sahte diploma ve yolsuzluk soruşturması devam ediyor. Soruşturma kapsamında 22 Şubat’ta tutuklanan okulun mütevelli heyeti başkan yardımcısı, eski bakanlardan Kemal Dürüst, Güzelyurt’ta, eşi Çalışma Bakanlığı Müdürü Meray Dürüst ise başkent Lefkoşa’da hakim karşısına çıkarıldı. Kemal Dürüst hakkında 3 gün ek tutukluluk emri verilirken, eşi Meray Dürüst ise 100 bin lira nakit teminatla serbest bırakıldı.

Güzelyurt’ta mahkemeye çıkarılan Kemal Dürüst, hakkında “sahte belge düzenleme, sahte belge tedavüle sürme, sahte evrak düzenlenmesine tahrik etme ve suç gelirinin aklanması” suçlamaları yöneltildi. Mahkemede soruşturmaya ilişkin detaylar aktaran mali polis, ilk belirlemelere göre Kemal Dürüst’ün, 6 farklı şirkete ait 19 fatura ile üniversiteye mal ve hizmet satmış gibi göstererek toplamda 926 bin 286 TL’yi sahtekarlıkla temin ettiği yönünde tespitleri olduğunu aktardı. Polis, üniversitenin küçük ortaklarından Serdal Gündüz ile Kemal Dürüst’ün talimatıyla, öğrencilerin ödediği toplamda 140 bin TL’lik okul harcını, okulun hesabına değil, iki çalışanın hesabına aktarıldığını söyledi.

3 gün ek süre talep edildi

Polis, Kemal Dürüst’ün, kendi adına olan HA-OS isimli şirkete ait biri 24 bin dolar, diğeri 12 bin dolar olmak üzere iki arazinin, KSTÜ Mütevelli Heyeti’nin onayı olmadan üniversiteye 35 bin dolara kiralandığı yönünde tespitleri olduğunu açıkladı.

Kemal Dürüst’ün eşinin talebi üzerine, Serdal Gündüz’ün talimatıyla okulun hesabından 34 bin TL kullanılarak bir çiftin düğünü için pastiç sipariş edildiğini kaydeden polis, soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiğini belirtti. Polis, alınması gereken ifadeler, incelenen faturalar ve bulunması gereken emareler olduğunu söyleyerek, zanlının 3 gün daha poliste tutuklu kalmasını mahkemeden talep etti.

Kemal Dürüst 3 gün daha tutuklu kalacak

Kemal Dürüst’ün avukatı Doğa Zeki de, tutukluluk süresine itirazı olmadığını söyledi ve soruşturma memuruna sorular sordu. Müvekkilinin “pastiçleri” ailesinden biri için mi, yoksa başkası için mi yaptırdığını soran Zeki, müvekkilinin tüm sorular için makul ve mantıklı bir açıklaması olduğunu söyledi. Zeki, HA-OS Hayvancılık ve Ziraat Şirketi’nin üniversite ile kira sözleşmesi olduğunu ve Veteriner Fakültesi’nin açılması için bu çiftlik ile sözleşme yapıldığını kaydetti. Üniversiteyle sözleşme yapılmadan önce tüm YÖDAK üyelerinin çiftliği ziyaret ettiğini söyleyen Zeki, yapılan bu ziyaret ve incelemenin ardından üniversitenin bu bölümü açması izninin alındığını belirtti. Mahkeme, Kemal Dürüst’ün 3 gün daha tutuklu kalmasına hükmetti.

Meray Dürüst teminatla serbest bırakıldı

Lefkoşa’da mahkemeye çıkarılan Meray Dürüst, hakkında ise “evrakta sahtecilik, sahte belge düzenlemesini tahrik etme” ve “sahte resmi belgeyi tedavüle sürme” suçlamaları yöneltildi.

Mali polis, 6 Şubat 2024 tarihinde Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi tarafından yapılan şikayet doğrultusunda bir soruşturma başlatıldığını belirterek. Polis, yapılan soruşturma sonucu zanlının 25 Eylül 2019 tarihinde okulun 4 yıllık Psikoloji Bölümü’ne kayıt olduğunu, ilk 2 yıl derslere ve sınavlara girdiğini ancak son 2 yıl okula devam etmediği halde bir yıl daha derslere ve sınavlara girmiş gibi işlem yapıldığını açıkladı. Polis, zanlının derslere girdiği 2 yıl süresince aldığı geçersiz notların da geçerli hale getirildiğini ve 3 yılda diploma verildiğini söyledi. Polis, zanlının aldığı diplomayı Milli Eğitim Bakanlığına verip, onaylattıktan sonra müdür olarak çalıştığı Çalışma Bakanlığına barem artışı almak için sunduğunu açıkladı. Polis, Personel Dairesinin zanlının konumundan ve bareminin yeterli olmasından dolayı barem artışı vermediğini açıkladı. Polis, tutuklanan zanlının diplomayla ilgili izahat istendiğini, yaz okula gittiğini, üstten ders aldığını söylediğini ancak yapılan soruşturma sonucu doğruyu söylemediğinin belirlendiğini söyledi.

61 yerine 38 ders kaydı girildi

Soruşturma kapsamında 13 ifade aldıklarını kaydeden polis, Savcı Hasan Boşnak’ın sorularını da yanıtladı. Polis, savcının sorusu üzerine zanlının 4 yıllık fakülteden 61 dersi alıp başarıyla geçip, mezun olması gerekirken, 38 ders girişi yapıldığını ve 3 yıllık kayıtlarla mezun edildiğini belirtti. Polis, ayrıca zanlının geçersiz ders notlarının değiştirildiğini tespit ettiklerini söyledi. Polis, geçersiz notların ise meselede tutuklu bulunan okulun direktörü Serdal Gündüz tarafından değiştirilerek, kayda geçirildiğini açıkladı. Polis, bir başka soru üzerine ise okulun hocalarıyla görüştüklerini, zanlının derslere girmediğini belirlediklerini söyledi.

Uzun süreli hapis öngörülüyor

Mahkeme, resmi evrakta sahtecilik suçunun uzun süreli hapis öngören suçlar olduğunu belirtti. Mahkeme, Meray Dürüst’ün yargı aşamasında hazır olması için yurt dışına çıkışının yasaklanmasına, haftada bir gün karakola imza vermesini, 100 bin TL nakit teminat yatırmasına ve iki kefilin 750’er bin TL kefalet senedi imzalamasına hükmederek, serbest bırakılmasına hükmetti. – LEFKOŞA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kktcde-sahte-diploma-ve-yolsuzluk-skandali-mutevelli-heyeti-baskan-yardimcisi-tutuklandi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Gençler Öncü Teknoloji Firmalarıyla Buluşacak https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-gencler-oncu-teknoloji-firmalariyla-bulusacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-gencler-oncu-teknoloji-firmalariyla-bulusacak/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:06:32 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6787

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bakanlık ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı arasında yapılan işbirliğinin Milli Teknoloji Hamlesi’ne güç katacağını belirterek, “Gençler blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm gibi konularda kendi alanlarının öncü teknoloji firmaları ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.” dedi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sektör çalışanları ve üniversite öğrencilerini bir araya getirmeyi hedefleyen “Sektör Kampüste Programı” kapsamında işbirliği protokolünü imzaladı.

Protokolle, Bakanlık ve YÖK Başkanlığı öncülüğünde, gelişen teknolojilere yönelik ihtiyaç duyulan yetkinlikleri uygulamalı çalışmalarla geliştirmek için iş dünyası ile iç içe bir eğitim modelinin geliştirilmesi, iş dünyasının üniversiteye dahil edilmesi, firma ve üniversitelerin karşılıklı olarak gelişimlerine katkıda bulunulması hedefleniyor.

Bakan Kacır, imza töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı”nı inşa ederken, kritik teknolojilerde “tam bağımsızlık” amacına emin adımlarla yüründüğünü, Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek için insan kaynağını harekete geçirdiklerini ifade etti.

Gençlerin önlerindeki engelleri kaldırarak, onlara yönelik araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere kadar bilimi ve teknolojiyi daha yakından tanımalarını yönlendirecek adımlar attıklarını bildiren Kacır, TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri’yle gençlerin bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıldığını kaydetti.

Kacır, bilim merkezlerine yönelik desteklerle bilim kültürünü yaygınlaştırıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek, gençlerimize gelişen teknoloji yetkinliklerini hızla kazandırmak amacıyla araştırma, geliştirme ve inovasyona liderlik eden firmalarımızla üniversitelerimiz arasında köprüler kurduğumuz ‘Sektör Kampüste Programı’nı hayata geçiriyoruz. Gençler; blokzincir, yapay zeka, bulut bilişim, dijital dönüşüm, ileri imalat gibi konularda kendi alanlarının öncü teknoloji firmaları ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.”

Yenilikçi öğrenme imkanı

Gençlere, sektör liderlerinden aldıkları derslerle, ileri teknolojilerdeki son eğilimleri, iyi uygulama örneklerini ve yenilikçi projeleri öğrenme imkanı sunduklarına işaret eden Kacır, öğrencilerin staj olanakları ve işbirliği projeleriyle edindiği teorik bilgileri, pratik deneyimlerle harmanlamalarına destek olduklarını belirtti.

Kacır, teknoloji üreten ve teknolojiyi en iyi kullanan firmalara da birikimlerini üniversiteler ve gençlerle paylaşma imkanı sunduklarını ve böylece ülkenin nitelikli insan kaynağını ve beşeri sermayesini güçlendirdiklerini ifade etti.

Üniversitelerin de bu işbirliğinde, öğrencilere sundukları eğitim olanaklarını yenilikçi bir modelle zenginleştirmek üzere çok önemli bir inisiyatifi üstlendiklerini bildiren Kacır, ilk uygulamasını 2022-2023 döneminde devreye aldıkları programda 36 farklı ders içeriğini 1500’ü aşkın öğrenciyle buluşturduklarını ifade etti.

Kacır, gelinen noktada ASELSAN, Arçelik, Baykar, Cezeri, TUSAŞ, Turkcell, TÜBİTAK, Türksat gibi alanlarında öncü onlarca firma ve kurumun, 84 üniversiteden on binlerce öğrencinin faydalandığı devasa bir üniversite-sanayi işbirliği platformunun temellerini atabilme noktasına geldiklerine dikkati çekti.

En büyük yatırımı insan kaynağına yapmaya devam edeceklerini belirten Kacır, “İnanıyorum ki gençlerimiz de Milli Teknoloji Hamlesi’ni en üst düzeyde sahiplenmeye devam edecekler. Onların katkılarıyla büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahitlik edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nu gerçekleştiren ülkenin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bir seminer programıyla öğrencilerle buluşacağı bilgisini verdi.

Böylece gerçekleştirdikleri uzay misyonu ve insanlı uzay araştırmalarının gençlerin yakından bilgi sahibi oldukları alanlar olacağına işaret eden Kacır, şunları kaydetti:

“Önümüzdeki dönemde nice insanlı uzay misyonunu hazırlayacak insan kaynağının yetişmesine TUA’nın koordinasyonuyla, İTÜ’nün ev sahipliğiyle gerçekleşecek bu seminer programı da önemli katkılar sunacak. Türkiye’nin araştırma, geliştirme, inovasyon ekosistemini üniversiteler ve gençlerin emrine amade hale getirmeye dönük adımlar atmayı çok önemsiyoruz. Her bir gerçekleşen milli projenin kazanımının Türkiye’nin beşeri sermayesine sunduğu katkı olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz ortak çalışmalar da bu süreci bugünkünden de çok daha ileri bir noktaya taşıyacak.”

“Sektörler nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilecek”

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar da protokolle, iş dünyası ve sektörlerin talepleri doğrultusunda, üniversitelerde seçmeli derslerin açılabileceğini ve bu derslerin verilmesinde Bakanlığa bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarda görev yapanlar veya sektör kuruluşlarından alanında uzman kişilerin görev alabileceğini bildirdi.

Bu şekilde, üniversite-sektör işbirliği açısından bir başka somut adımı atacaklarını belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:

“Üniversite-sektör iş birliği sayesinde üniversite öğrencileri, daha eğitim sürecinde, sektörel gelişmelere ve dinamiklere vakıf olabilecektir. Bu şekilde, hem mezunlarımızın istihdam piyasasına daha hazır bir şekilde girebilmesi hem de sektörlerin ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilmeleri mümkün olacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-gencler-oncu-teknoloji-firmalariyla-bulusacak/feed/ 0
Beyin Cerrahı Profesör, Hayat Boyu Eğitimi Tavsiye Ediyor https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-cerrahi-profesor-hayat-boyu-egitimi-tavsiye-ediyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-cerrahi-profesor-hayat-boyu-egitimi-tavsiye-ediyor/#respond Mon, 08 Apr 2024 21:15:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6540

Tıp Fakültesinden mezun olduğu sene hukuk fakültesini kazanan ancak lise diplomasının aslını temin edemediği için kayıt yaptıramayan, 26 yıl sonra aftan yararlanan ve ikinci üniversitesini 54 yaşında bitiren beyin cerrahı profesör, zihin sağlığı ve nörolojik hastalıkların önüne geçmek için “hayat boyu eğitim”i tavsiye ediyor.

Konya’da doğup büyüyen 62 yaşındaki Prof. Dr. Erdal Kalkan, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu 1985’te, çocukluk hayali olan hukuk eğitimi için üniversite sınavına girdi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.

Kayıt yaptırması için gerekli olan lise diplomasının aslını temin edemediği için hukuk fakültesine kayıt yaptıramayan Kalkan, 2011’de çıkan öğrenci affıyla hayallerine doğru bir adım attı. 26 yıl önce mezun olduğu üniversiteden lise diplomasını alan Kalkan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı.

Hukuk fakültesindeki eğitimini, beyin cerrahisinde alanında çalışırken sürdüren ve 2016’da mezun olan Kalkan, sağlık için zihinsel hareketin sürekliliğini öneriyor.

Kalkan, AA muhabirine, hayallerini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu söyledi.

Hukuk fakültesini kazandığı sene yaşadıklarını ise Kalkan, şöyle konuştu:

“Tıp fakültesi mezuniyeti cuma günüydü, hukuk fakültesinin son kayıt tarihi de pazartesiydi. Ben koşa koşa mezuniyet belgemle evrakımı toparladım, kaydımı yaptırmak için gittim. Öğrenci işleri kayıtta lise diplomamın aslını istedi. Dedim ki ‘Lise diplomamın aslı yok. Ben üniversite mezunuyum zaten. Buyurun bu çıkış belgem’. Dedi ki ‘Lise diplomasının aslı lazım’. Çukurova Üniversitesi’ne gittim. Dekan beye zorunlu hizmetimi yapacağımı, dışardan okuyarak da hukuk fakültesini bitirmek istediğimi söyledim. Ne yazık ki o zamanki dekanımız ‘Lise diplomanızın aslını aldığınızda mecburi hizmetten kaçacaksınız. Ben lise diplomanızı vermiyorum.’ dedi.”

Mezun olduğu liseden aldığı mezuniyet belgesinin de hukuk fakültesi tarafından kabul edilmediğini dile getiren Kalkan, mecburi hizmetini Ankara’da yapmasına rağmen kazandığı hukuk fakültesinde okuyamadığını söyledi.

“Bir gece yarısı af çıktığı haberini gördüm”

Mecburi hizmetinden sonra hem yurt içi hem de yurt dışında hekimlik ve akademisyenlikle beyin cerrahisi uzmanlığından başlayıp profesörlüğe kadar ulaştığını, 39 yıldır aralıksız olarak hekimliği sürdürdüğünü anlatan Kalkan, şöyle devam etti:

“Hukuk içimde kalmıştı. Doçentken bir gece yarısı uykum kaçtı. ‘Türkiye tarihinin en büyük öğrenci affı çıktı’ diye bir haber gördüm. Bu haberi görür görmez bende bir yıldız çaktı, ‘Acaba yeniden hukuk fakültesini okuyabilir miyim artık?’ diye.”

Afla birlikte kazandığı üniversiteye kayıt yaptırdığını, bu sırada Konya’da akademisyenliğe ve hekimliğe devam ettiği için Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine geçtiğini anlatan Kalkan, 2016’da da mezun olduğunu söyledi.

Kalkan, tıp hukuku üzerine çalışmalar yaptığını, kitap yazdığını, hukuk tahsili gören hekimlerle Hukukçu Hekimler Enstitüsü Derneğini kurduklarını, hukukçu bakış ile tıpçı bakışı birleştirmeyi, iki meslek grubu arasında birlikte bir şeyler üretmeyi amaçladıklarını belirtti.

“Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım”

Beyin cerrahı olarak insanlara eğitimi ve kişisel gelişimin sürekliliğini öneren Kalkan, şunları kaydetti:

“Dünyada tek alanda uzman olmak yeterli değil. Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım. Sizi geliştirebilecek eğitimleri almanız lazım. Kendi alanınızda iyi olacaksınız, o alanda gayret edeceksiniz ama diğer alanlarda da bilgili olmanız, kendinizi geliştirmeniz lazım. Aksi takdirde körelmeye başlıyorsunuz. Oysa okumaya devam etmeniz zihninizi açık tutuyor. Sizi hep bir şeyler öğrenmeye teşvik ediyor.

Özellikle şunu vurguluyorum; çağımızın vebası gibi olan demans, Alzheimer eskiden 80’li 90’lı yaşlarda olurken, şimdi 60 yaşın üzerindeki insanlar demansa giriyorlar ve artık çevreleriyle irtibatları kopuyor, çocuklaşıyorlar. Ama siz zihninizi çalıştırırsanız, Alzheimer’a yakalanma ihtimaliniz daha gecikecektir, daha uzayacaktır, belki de hiç yakalanmayacaksınız. Bu yüzden zihinsel faaliyetleri, bedensel faaliyetlerle birlikte hep sürdürmek lazım. Öğrenmenin yaşı yok. İmkanınız varsa, öğrenmek istiyorsanız, ne olursa olsun, yabancı bir dil olabilir, yeni bir lisans alanı olabilir, başka bir alan olabilir mutlaka öğrenmeye gayret edin. ikinci üniversite, üçüncü üniversite, lisan, ikinci lisan, üçüncü bir lisan, mutlaka gayret edin. Eğitim, zihninizi hep açık tutacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-cerrahi-profesor-hayat-boyu-egitimi-tavsiye-ediyor/feed/ 0
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı: Lisanslı sporcu sayısı 38 bine ulaştı https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/#respond Fri, 22 Mar 2024 21:54:43 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5908

Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay, üniversitelerdeki lisanslı sporcu sayısının 38 bine ulaştığını söyledi.

Üniversite Sporları Masa Tenisi Türkiye Şampiyonası için Kırşehir’e gelen Günay, AA muhabirine, 2028 Avrupa Üniversite Spor Oyunları için resmi aday olduklarını, 2024 Avrupa Masa Tenisi Şampiyonası’nın da Burdur’da yapılacağını vurguladı.

Federasyon olarak faaliyette bulundukları 91 spor branşından 50’sinin olimpik ve “Türkiye Üniversiteler Ligi” adı altında devam ettiğini anlatan Günay, üniversite öğrencilerinin her geçen gün spora ilgisinin arttığını dile getirdi.

Lisanslı sporcu sayısının 38 bine ulaştığını vurgulayan Günay, şöyle konuştu:

“Bu sene daha yüksek rakamları hedefliyoruz. 2021’de görevi devraldığımızda 17 binlerdeydik. Son 3 yılda kademeli olarak 38 binlere çıkış oldu. Sayılar giderek artacak. Gençlerde spor bilincinin oluşması, devletimizin ve sponsorların destekleri de çok önemli. Geçen hafta açıklandığı üzere üniversitelerde ‘Spor Dostu Kampüsler’ başlayacak. Bu ilgiyi daha da arttıracak diye düşünüyoruz. Milli sporcularımız üniversitelerde okuyor ve bu da bize büyük avantaj olarak yansıyor. Dolayısıyla uluslararası başarılara da bu yansımış durumda. Biz bu yıl 52 bin hedefledik.”

“Türkiye bir spor ülkesi”

Günay, 2022 yılında masa tenisinde takım olarak Avrupa şampiyonu olduklarını, geçen yıl da Çin’de dünya üçüncülüğü elde ettiklerini anımsattı.

Bunun dışında boks, güreş, tekvando, karate ve kick boksta marka ülke haline geldiklerini aktaran Günay, “Türkiye hem başarılarıyla hem de organizasyon sahipliği yapma konusunda bir spor ülkesi. Bu yıl Avrupa şampiyonaları ve 7-8 branşta dünya şampiyonaları var. Dolayısıyla başarılı bir yıl olması için elimizden geleni yapıyoruz.” diye konuştu.

Günay, son zamanlarda E-sporda artış yaşandığına dikkati çekerek, ülke ve yetenek olarak en başarılı oldukları branşların güreş, tekvando, karate ve boks gibi dövüş sporları olduğunu belirtti.

Atletizmde de olumlu gelişmeler olduğunu ifade eden Günay, “Geçen yıl üniversite olimpiyatlarında kürek branşında dünya şampiyonu olduk. Bu bizi çok mutlu etti. Destekledikçe bunlar devam ediyor ama öncelikle ata sporumuz güreşten başlayarak tüm dövüş ve mücadele sporlarında başarımız biraz daha yüksek.” dedi.

Alınan madalya sayısı 1000’i geçti

Günay, 2023 yılında deprem nedeniyle 52 branşta faaliyet gösterebildiklerini anımsattı.

Geçen yıl 300’ün üzerinde faaliyet yapıldığını ve 2024’te bu sayının artacağını anlatan Günay, şunları kaydetti:

“Devam eden ligler, Türkiye şampiyonaları var. Uluslararası anlamda ise geçen yıl Dünya Üniversite Olimpiyatları’nda mücadele ettik. Tarihimizde ilk defa genel sıralamada 35 madalya ile dünya 6’ncısı olduk. Bu da çok büyük bir başarıydı. Avrupa Oyunları’nda genel sıralamada ülke olarak 2. sıradayız ve 1. olmak istiyoruz, onun için çalışıyoruz. Şu ana kadar federasyon olarak aldığımız madalya sayısı 1000’i aşmış durumda. Son 2 yılda aldığımız madalya sayısı ise 300. İnşallah bunu arttıracağız, büyük potansiyeli ve genci olan Türkiye’ye yakışıyor. Bunu daha da yukarıya çekmek, devletimizin ve bakanlığımızın birinci önceliği.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/feed/ 0
İlk duyduğunda kendisi bile inanamadı, kebapçı belediye başkan adayı oldu https://www.akittvhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/ https://www.akittvhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:45:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5667

İlk duyduğunda kendisi bile inanamadı, kebapçı belediye başkan adayı oldu

HATAY – Hatay’da kebapçılık yapan 3 üniversite mezunu Fehim Bayır, Bağımsız Türkiye Partisi Antakya Belediye başkan adayı oldu. Bayır, ilk arandığında kendisinin bile aday olacağına inanmadığını belirterek şaşkınlık yaşadığını söyledi.

Hatay’da yaşayan Fehim Bayır, asrın felaketi sonrası Antakya ilçesindeki prefabrik iş yerinde kebapçılık yapmaya başladı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sigortacılık, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümünden mezun olan Bayır, öğrenme aşkıyla 3 üniversitede eğitimini devam ettiriyor. Bir yandan eğitimini devam ettiren ve kebapçılık yaparak ekmek parasını kazanan Bayır, geçtiğimiz günlerde gelen sürpriz telefonla Bağımsız Türkiye Partisi’nden Antakya Belediye Başkan Adayı oldu. İlk arandığında gelen teklife inanmayan 33 yaşındaki Belediye Başkan Adayı Bayır, gençleri ve esnafı temsil etmenin heyecanını yaşıyor.

“Her zaman zengin insanlar ya da arkası güçlü insanlar belediye başkan adayı oluyor”

Belediye başkan adaylarının genellikle maddi durumu güçlü olan insanlar olduğu için esnaftan belediye başkan adayı çıkmadığını belirten Bayır, “Ben Fehim Bayır, Bağımsız Türkiye Partisi Belediye başkanıyım. Üniversite olarak; Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sigortacılık, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği mezunuyum. Yüksek Lisans bölümü öğrencisiyim. Şu anda Antakya’dayım ve kebapçılık yapıyorum. BTP’den belediye başkan adayıyım. Her zaman zengin insanlar ya da arkası güçlü insanlar belediye başkan adayı oluyor. Bizim esnaf arkadaşlarımız, maddi durumu çok iyi olmayan insanlarımız buna cesaret edemiyor. Bizde bu algıyı değiştirmek adına kaybedeceğimizi bile bile bu yola çıktık. Gençlerin önünü açmalarını istiyoruz. Türkiye’de yaşlı bir siyasetimiz var. Biz gençleştirilmesini istiyoruz, bu yüzden aday olarak çıktık. Ben 33 yaşındayım, şu anda kebapçılık yapıyorum” dedi.

“İlk arandığımda aslında inanmadım, ne yalan söyleyeyim”

Belediye başkanlığı teklifini ilk olarak cep telefonu üzerinden aldığını belirten Bayır, bu durumu şaşkınlıkla karşıladığını ifade ederek, “İlk defa telefon geldi ardından Serinyol Mahallesi’nde bir yerde görüştük. Şaşırdım aslında genelde zengin insanlara gider bu tür teklifler. İlk defa böyle bir teklif aldım şaşırdım açıkçası. Şaşırdım, sonrada sevindim. İlk arandığımda aslında inanmadım, ne yalan söyleyeyim” ifadelerini kullandı.

Bayır’ın belediye başkan adaylığı karşısında şaşkınlık yaşadığını belirten Ebru Kahraman, “Çok şaşırdım, neden esnaftan bir arkadaşımız belediye başkan adayı olmasın. Neden bir belediye başkanı olmasın. Arkadaşımızın aday olduğunu duyunca çok da şaşırdım ama mutlu oldum” dedi.

“İşin gerçeği şaşırdık, sonra da baktık doğru”

Belediye başkan adayı Bayır’ın babası Mehmet Bayır, siyasette gençlerin önünün açılması gerektiğini ifade ederek “Deprem sonrası kebapçılığa devam ediyoruz. Oğluma da belediye başkan adaylığı teklifi geldi. Okumuş olduğu için gençlerin önünün açılması lazım. Rabbim yolunu açık etsin. İşin gerçeği şaşırdık, sonra da baktık doğru. Rabbim yolunu açık etsin” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/feed/ 0
Üniversite Öğrencileri ve Akademisyenlerden Oluşan Proje Ekibi, Fabrika Atıklarından Dev Mozaik Eser Yapıyor https://www.akittvhaber.com.tr/universite-ogrencileri-ve-akademisyenlerden-olusan-proje-ekibi-fabrika-atiklarindan-dev-mozaik-eser-yapiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/universite-ogrencileri-ve-akademisyenlerden-olusan-proje-ekibi-fabrika-atiklarindan-dev-mozaik-eser-yapiyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:51:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4944

Türkiye’deki bazı üniversitelerin seramik bölümlerinden öğrenci ve akademisyenlerin oluşturduğu 96 kişilik proje ekibi, fabrika atık malzemelerini kullanarak belediye hizmet binasının dış duvarları için tasarlanan “zeytin” temalı dev mozaik eseri tamamlamaya çalışıyor.

Çanakkale Belediyesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi ile Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi AŞ işbirliğinde Çanakkale Belediyesi Yeşil Yerel Yönetim Binası açık alan kimliklendirme çalışması kapsamında “Seramik Mozaik Yüzey Kaplama” projesi başlatıldı.

Projede, ÇOMÜ’nün yanı sıra Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Muğla Sıtkı Koçman, Bilecik Şeyh Edebali, Hacettepe, Anadolu, Bolu Abant İzzet Baysal, Kastamonu ve Dokuz Eylül üniversitelerinin seramik bölümlerinden 96 öğrenci ve akademisyen yer alıyor.

ÇOMÜ’den yüksek lisans öğrencisi Sedef Aslan’ın tasarımını üstlendiği mozaik eserin yapımı, Çan ilçesindeki Kaleseramik firmasına ait Atölye Kale ve ÜR-GE departmanlarında sürüyor.

Boyu 90, eni 1,25 metre olan 112,5 metrekare ebadındaki mozaik eserin bir bölümü, daha önceki 2 çalıştayda hazırlandı. Sonraki 2 çalıştayda ise kalanı tamamlanarak, eserin geçen yıl nisan ayında hizmete giren Çanakkale Belediyesi Yeşil Yerel Yönetim Binası’nın kent meydanına bakan duvarlarına haziranda monte edilmesi planlanıyor.

Mozaik deseni 21 tasarım arasından seçildi

ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Yeşim Zümrüt, AA muhabirine, belediye yetkililerinin, Yeşil Yerel Yönetim Binası inşaat aşamasındayken üniversiteden kimliklendirme çalışmaları kapsamında projeler istediğini söyledi.

İnşaat alanında yaptıkları incelemelerde mekanın hangi alanlarının değerlendirilebileceğini ele aldıklarını, iç ya da dış mekanda ne tür projeler gerçekleştirilebileceğiyle ilgili etütlerin ardından 3 ana projeye karar verdiklerini belirten Zümrüt, “Bunlardan biri de Seramik Yüzey Kaplama Projesi oldu. Diğer iki proje iç mekan projesiydi, onlar tamamlandı ve açılışı yapıldı. Üçüncü projemiz olan bu çalışma kapsamında yüksek lisans ve lisans öğrencilerimiz 21 tasarım hazırladı. Paydaşlar aracılığıyla birinde karar kıldık.” diye konuştu.

Prof. Dr. Zümrüt, kentin üniversitesi, yerel yönetimi ve sanayi kuruluşunun aynı potada buluşmasından dolayı projenin çok değerli olduğunu vurguladı.

Mozaik eserin yapımında kullandıkları malzemenin yüzde 80’inin fabrikadan çıkan yer ve duvar karosu atıkları olduğu bilgisini veren Zümrüt, şöyle devam etti:

“Atıkları renk skalasına göre ayırdık. Bunları kullanarak tasarımımızı yürüttük. O yüzden de bunu geri dönüşüm projesi olarak adlandırabiliriz. Atık malzemeyi alıyoruz, bunları sanat eserine, yıllarca kentle temas kuracak bir projeye dönüştürüyoruz. Zeytin teması bu kent için çok kıymetli bir temadır. Paydaşlar olarak belirlediğimiz tema bu oldu. Projemiz, zeytin temasının biçiminden, geometrisinden, renk skalasından çıkışlı bir tasarım üzerinde şekillendi. Atıklar ileri dönüşüm projesi olarak misyonunu yerine getirmiş olacak. Bizler eğitimcileriz. Bizim buradaki en büyük motivasyon kaynağımız da bu projede 4 ayrı çalıştayımız var. 4 çalıştayda 9 üniversite ve 96 tasarımcı çalışmış olacak. Çalışmanın montajı haziran ayında yapılacak.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/universite-ogrencileri-ve-akademisyenlerden-olusan-proje-ekibi-fabrika-atiklarindan-dev-mozaik-eser-yapiyor/feed/ 0
73 yaşındaki üniversite öğrencisi hem derslerine çalışıyor hem de kitap yazıyor https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-universite-ogrencisi-hem-derslerine-calisiyor-hem-de-kitap-yaziyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-universite-ogrencisi-hem-derslerine-calisiyor-hem-de-kitap-yaziyor/#respond Mon, 19 Feb 2024 09:18:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4475

73 yaşındaki üniversite öğrencisi hem derslerine çalışıyor hem de kitap yazıyor

BAYBURT – Bayburt’ta İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenci olan 73 yaşındaki Veysel Gider bir yandan derslerine çalışıyor, bir yandan vize ve finallerine hazırlanıyor, bir yandan da derslerini aksatmayacak şekilde kitap yazıyor. Okuduğu bölümden hareketle ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap kaleme alan Gider, kitabını yüksek maliyetlerden dolayı bastıramamaktan dert yandı.

Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.

Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.

“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”

Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.

“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”

Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, Müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-universite-ogrencisi-hem-derslerine-calisiyor-hem-de-kitap-yaziyor/feed/ 0
73 yaşındaki öğrenci Veysel Gider, kitabını bastıramıyor https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-ogrenci-veysel-gider-kitabini-bastiramiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-ogrenci-veysel-gider-kitabini-bastiramiyor/#respond Mon, 19 Feb 2024 09:15:26 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4472

Bayburt’ta İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenci olan 73 yaşındaki Veysel Gider bir yandan derslerine çalışıyor, bir yandan vize ve finallerine hazırlanıyor, bir yandan da derslerini aksatmayacak şekilde kitap yazıyor. Okuduğu bölümden hareketle ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap kaleme alan Gider, kitabını yüksek maliyetlerden dolayı bastıramamaktan dert yandı.

Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.

Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.

“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”

Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.

“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”

Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı. – BAYBURT

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/73-yasindaki-ogrenci-veysel-gider-kitabini-bastiramiyor/feed/ 0
İstanbul Üniversitesi, vatandaşların ziyaretine kısıtlama getirdi https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi-2/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi-2/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:36:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4307

Özenç KILIÇ/ İSTANBUL Üniversitesi, dün vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Karar sosyal medyada tepkilere neden olurken üniversite öğrencilerinden Eren Uygun, kampüste rastgele vatandaş görmekten dolayı rahatsız olduğunu, kendini tehlikede hissettiğini söyledi. Bugün alınan kararla, vatandaşların üniversiteye girişleri kısıtlandı. Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bazı vatandaşların içeri alınmadığı görüldü.

İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http://istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.

“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”

İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.

Öğrenci Eren Uygun ise  “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.

Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.” şeklinde konuştu.

“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”

İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.

Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu

“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi-2/feed/ 0
İstanbul Üniversitesi, ziyaretlere kısıtlama getirdi https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-ziyaretlere-kisitlama-getirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-ziyaretlere-kisitlama-getirdi/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:33:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4304

İSTANBUL Üniversitesi, dün vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Karar sosyal medyada tepkilere neden olurken üniversite öğrencilerinden Eren Uygun, kampüste rastgele vatandaş görmekten dolayı rahatsız olduğunu, kendini tehlikede hissettiğini söyledi. Bugün alınan kararla, vatandaşların üniversiteye girişleri kısıtlandı. Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bazı vatandaşların içeri alınmadığı görüldü.

İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http: istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.

“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”

İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.

Öğrenci Eren Uygun ise “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.

Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.?? şeklinde konuştu.

“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”

İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.

Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu

“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-ziyaretlere-kisitlama-getirdi/feed/ 0
İstanbul Üniversitesi, Vatandaşların Ziyaretine Kısıtlama Getirdi https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:30:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4301

Özenç KILIÇ/ İSTANBUL Üniversitesi, dün vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Karar sosyal medyada tepkilere neden olurken üniversite öğrencilerinden Eren Uygun, kampüste rastgele vatandaş görmekten dolayı rahatsız olduğunu, kendini tehlikede hissettiğini söyledi. Bugün alınan kararla, vatandaşların üniversiteye girişleri kısıtlandı. Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bazı vatandaşların içeri alınmadığı görüldü.

İstanbul Üniversitesi, dün itibariyle vatandaşların ziyaretine açılmıştı. Bugün alınan yeni kararla vatandaşların üniversiteye girişlerine kısıtlama getirildi. Üniversiteye girmek isteyen bazı vatandaşların içeriği alınmadığı görüldü. İstanbul Üniversitesi’nin konuya ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Üniversitemize ziyaretler hafta içi 13: 00- 16: 00 saatleri arasında tarihi ve kültürel niteliklerinden dolayı Beyazıt Yerleşkemiz bahçesini kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Ziyaret için İstanbul Üniversitesi web sitesi (http://istanbul.edu.tr) üzerinden randevu alınmalıdır. Ziyaretçilerimiz araç ile giriş yapamayacaklardır. Ziyaretlerde Rektörlük binası idari büroları ile eğitim-öğretim görülen binalar, salonlar, etüt sınıfları-okuma salonları ve amfilere giriş yapılamayacaktır. Resmi tatiller (dini ve milli bayramlar, özel günler vb.), sınav günleri ve Üniversitemiz yönetimi tarafından belirlenen zamanlarda kampüsümüz ziyarete kapalı olacaktır. Beyazıt Kampüsü’ndeki tarihi ve kültürel atmosferi deneyimlemek isteyen misafirler, güvenlik görevlilerimiz tarafından yapılacak kontrollere tabi tutulduktan sonra giriş esnasında alacakları ziyaretçi kartları ile yerleşkemize giriş yapabileceklerdir. Üniversite yönetimimiz gerekli görülen durumlarda ek güvenlik tedbirleri uygulama hakkına sahiptir.” ifadelerine yer verildi.

“KENDİMİ BİRAZ TEHLİKEDE HİSSEDİYORUM”

İstanbul Üniversitesi öğrencileri üniversitelerinin ziyarete açılmasından dolayı memnun olmadıklarını belirtti. Öğrenci Eslem Özcan “Ben o derslikte değildim. Durumları tam bilmiyorum ama rahatsız olanları sosyal medyada ben de takip ettim. Bence çok yanlış bir durum. Olmaması gereken bir durum. Çünkü orada biz ders işliyoruz. Derste hocalarımızı dinlemeye çalışıyoruz ve orada biz sanki maketmişiz gibi gelip insanlar bizi seyrediyor. Bence kesinlikle yaşanmaması gereken bir durum.” dedi.

Öğrenci Eren Uygun ise  “Bence komik bir durum. Açıkçası burası kampüs ve izole bir öğrenci ortamı var burada. Rastgele vatandaş görmek biraz rahatsız edici. Kendimi biraz tehlikede hissediyorum açıkçası.” diye konuştu.

Melek Sazdağı, “Dün de eylem vardı okulun önünde hatta daha ileri tarihlerde de eylem planlanıyor. Yani okulun çoğunluğu da zaten bu fikri desteklemiyor. Derslere girildiği sürece bunun güvenliği sağlanamaz.” şeklinde konuştu.

“GİRİŞ YAPAMADIK GERİ DÖNÜYORUZ”

İstanbul Üniversitesi’ne ziyaret için gelen vatandaşlardan Turgut Aykurt, “Giremedik. Ziyaret günleri perşembe günleriymiş. Kapalıymış. Bilemedik, geldik boş dönüyoruz. Güvenlikçi arkadaş içeri almadı bizi. Ziyaret saatleri perşembe günüymüş sadece. Giriş yapamadık geri dönüyoruz.” dedi.

Aziz İmre ise, “Ziyaret için geldim. Ziyaret edecektim ancak kapıdaki görevli ziyarete kapalı dedi. Ziyaretçi içeriye almıyoruz gelen tepkiler üzerine böyle bir uygulamaya geçtik dedi.” şeklinde konuştu

“İÇERİDE ÖĞRENCİLERİN HAKLI ÇIĞLIĞI İLE KARŞILAŞTIM”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Taylan Yıldız, dün İstanbul Üniversitesi’ne gitmiş, üniversitede çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Üniversiteye girişte hiçbir sorun yaşamadığını belirten Yıldız, “Ben burada sosyal medyada duyduğuma inanamadığım için geldim. Geldim, kimlik bile sormadan bir alışveriş merkezine girer gibi burada bir detektörden geçerek içeri girdik. Sonra öğrendim ki, başka kapılardan buraya girerseniz zaten detektörden bile geçmiyormuşsunuz. İçeride öğrencilerin haklı çığlığı ile karşılaştım. Dışarıda ben söyleyeyim size gördüğümü, kampüs içerisinde 5 kişilik gruplar dayı diyebileceğimiz vatandaşlar, bilmiyoruz kim olduklarını. Ellerinde cipslerle millet bahçesinde gezer gibi geziyorlardı. Sonra oradaki arkadaşlarımız dedi ki abi derse girmek ister misin. Dedim ki şaka yapıyor olmalısınız. En azından derse almazlar. Çünkü burada milyonlarca öğrenci dirseklerini çürütüp iyi bir derece alıp bu üniversitelerde okuyabilmek için hak kazanıyorlar. Dedik onların sırasında herkes oturabilecek mi, tabii abi dediler. Gittim, ben de oturdum. Gerçekten de öyleydi. Bunu sosyal medyada paylaşınca da bir anda infial oldu, insanlar bunu gördü.” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-vatandaslarin-ziyaretine-kisitlama-getirdi/feed/ 0
AK Parti Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Sami Er, İnönü Üniversitesi ile İşbirliği Yapacak https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-sami-er-inonu-universitesi-ile-isbirligi-yapacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-sami-er-inonu-universitesi-ile-isbirligi-yapacak/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:09:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4228

AK Parti Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Sami Er, Malatya’nın yeniden imarı noktasında İnönü Üniversitesi ile her alanda birlikte çalışacaklarını söyledi.

AK Parti’nin Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit ve Battalgazi Belediye Başkan Adayı Av. Bayram Taşkın, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’ı makamında ziyaret etti.

Ziyarette ilk olarak konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Kızılay, deprem sonrası bu sürecin çok önemli olduğunu belirterek, belediye başkan adaylarının bu noktada büyük bir yükü omuzladıklarını söyledi. Bu süreçte adaylara başarılar dileyen Kızılay, “Ben kıymetli Belediye Başkanı adaylarımızın ipi göğüsleyeceklerine gönülden inanıyorum. Ama asıl olan bundan sonra şehrin yeniden imarı ve diğer konularda bütün faaliyetlerde elimizden gelen desteği vermek istiyoruz. Şimdiye kadar da mevcut belediye başkanlarımız ve önceki başkanlarımızla da iyi bir işbirliği ve iletişim içerisinde olduk. Bundan sonra da daha da çok işbirliği yaparak faaliyetler yapacağımıza inanıyorum” dedi.

AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er ise, Malatya’yı Malatyalılar ile birlikte yöneteceklerini her platformda dile getirdiklerine dikkat çekerek, “Malatya’mızın 2 tane önemli Üniversitesi var. İnönü Üniversitesi ve Turgut Özal Üniversitesi. Üniversitelerimizle yöneteceğiz, Ticaret ve Sanayi odamızla, esnaf odamızla, STK’larımızla, organize sanayimiz ile ve hatta önemli iş adamlarımızla birlikte yöneteceğiz. Malatya halkımızla birlikte yöneteceğiz şehrimizi” ifadelerine yer verdi.

Üniversitelere Malatya’nın inşa sürecinde çok büyük bir görev düştüğünü ifade eden Er, “Hem üniversite sanayi işbirliği hem belediye ve üniversite işbirliğini sürekli ve daim olması gerektiğini düşünüyorum. Malatya’nın yaralarının sarılması, bir an önce küllerinden yeniden doğması için üniversitemize çok ciddi işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Malatya’mızın birikmiş bir takım imar hareketleriyle ilgili sorunları var. Üniversitemizin bu konuya da hakim olduğunu gördüm. Gerek yerinde dönüşümle ilgili planlarla ilgili yapılacak olan çalışmalar, gerekse orta hasarlı binaların güçlendirme projeleriyle ilgili bulunan aksaklıklar ve daha birçok konuyla ilgili. Depremin sadece imar hareketleriyle de ilgili değil toplumsal bir takım sıkıntıları da var. Bunlarında giderilmesi hususunda da üniversitemizle işbirliği yapacağız. Her alanda üniversitemizle istişareli çalışacağız. Bu amaçla da bir ön ziyaret akabinde de çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.

Malatya’nın yeniden inşası masaya yatırıldı

Rektörlük ziyaretinin ardından gerçekleşen toplantıda ise Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması adına yapılacak projeler üzerine geniş çaplı istişarelerde bulunuldu. Toplantıya Malatya Büyükşehir Başkan Adayı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Alanları Daire Başkanı Mehmet Bedestenci, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Malatya İl Müdürü Cengiz Başer, AK Parti Yeşilyurt İlçe Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, AK Parti Battalgazi İlçe Belediye Başkan Adayı Av. Bayram Taşkın katıldı. – MALATYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-sami-er-inonu-universitesi-ile-isbirligi-yapacak/feed/ 0
Türkiye Üniversitelerinde Arama Kurtarma Ekipleri Kurulacak https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universitelerinde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universitelerinde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:12:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3348

Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu girişimiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye’deki tüm üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması için bir çalışma başlatıldı. Mart ayında yürürlüğe girmesi planlanan projenin idari koordinatörlüğünü Yeditepe Üniversitesi Spor Müdürü Taner Karabulut üstlenirken; AKUT Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Ferudun Çelikmen eğitim koordinatörü olarak görev alacak.

Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, ‘Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ dedi.

KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ

Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, ‘Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek’ dedi.

ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ

Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de ‘AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ diye konuştu.

Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, ‘İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım’ ifadelerini kullandı.

SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK

YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:

‘Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.’

HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR

Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:

‘Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.’

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-universitelerinde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/feed/ 0
Türkiye’deki Üniversitelerde Arama Kurtarma Ekipleri Kurulacak https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyedeki-universitelerde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyedeki-universitelerde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:09:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3345

Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu girişimiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye’deki tüm üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması için bir çalışma başlatıldı. Mart ayında yürürlüğe girmesi planlanan projenin idari koordinatörlüğünü Yeditepe Üniversitesi Spor Müdürü Taner Karabulut üstlenirken; AKUT Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Ferudun Çelikmen eğitim koordinatörü olarak görev alacak.

Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, “Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” dedi.

KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ

Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, “Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek” dedi.

ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ

Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de “AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” diye konuştu.

Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, “İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım” ifadelerini kullandı.

SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK

YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:

“Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.”

HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR

Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:

“Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyedeki-universitelerde-arama-kurtarma-ekipleri-kurulacak/feed/ 0
Diyarbakır’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin böbreğiyle sağlığına kavuştu https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-bobregiyle-sagligina-kavustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-bobregiyle-sagligina-kavustu/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:21:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2908

Diyarbakır’da yaşayan 26 yaşındaki Zeynep Yalınkaya, Antalya’da trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen kişinin böbreğinin nakledilmesiyle sağlığına kavuştu.

Diyarbakır’da yaşayan Yalınkaya’ya, 16 yaşındayken mide bulantısı ve kusma şikayetiyle kaldırıldığı hastanede böbrek yetmezliği tanısı konuldu.

Her iki böbreği yüzde 30 çalışan Yalınkaya, hastalığıyla mücadele ederken 2019’da Muş Alparsan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünü kazandı. Yalınkaya, ilk dönemde gösterdiği başarıyla aynı üniversitenin Sınıf Öğretmenliği Bölümünü okumaya da hak kazandı.

Üniversitede iki bölümü birlikte okuyan Yalınkaya, 3. sınıfta böbreklerinin tam anlamıyla fonksiyonlarını kaybetmesi ve hastalığının son evrelerinde durumunun ağırlaşması üzerine diyaliz tedavisi görmeye başladı.

Yalınkaya, hastalığına rağmen geçen yıl üniversiteden mezun olmayı başardı.

Nakil haberini gece yarısı öğrendi

Bu süreçte böbrek yetmezliği için organ nakli listesine yazılan Yalınkaya’ya, sevindiren haber yaklaşık 1 ay önce gece yarısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından verildi.

Ekip, Antalya’da trafik kazası geçirerek beyin ölümü gerçekleşen 47 yaşındaki bir erkeğin böbreğinin Yalınkaya’ya nakledileceğini bildirdi.

Yapılan operasyonla kadavradan alınan böbrek, Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından Yalınkaya’ya başarılı bir şekilde nakledildi.

“Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım”

Yalınkaya, AA muhabirine, hastalığı sürecinde okula devam ettiği için çok zorlandığını belirterek, üniversite sınavına adeta hastanede hazırlandığını söyledi.

Üniversitede okuduğu sırada böbrek fonksiyonlarını tamamen yitirdiğini ifade eden Yalınkaya, şöyle konuştu:

“Hayatımdan umudumu yitirdiğim dönem diyaliz zamanıydı. O süreçte su içmeye hasret kaldım. Su için gözyaşı döküyordum. Diyaliz süreci beni çok yordu. Hayatıma diyalizle devam edeceğimi sandım. Bu süreçte tamamen pes ettim. Hiç kimseden beklentim olmadı. Bir yerden böbrek geleceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Diyalizden sonra sürekli bayılmalar oluyordu. Hastalık beni çok yıprattı. Böbreğin kadavradan geleceği aklımın ucundan geçmiyordu. Bir gece ansızın gece yarısı koordinatör aradı. Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım. Çok heyecanlandım, mutlu oldum. Böbrek çıkmıştı bana, ama bir yandan bir hayat yitirilmişti. Bir can toprağa verilmişti. Toprağa verilmesine rağmen başka bir cana hayat vermeleri, umut olmaları beni çok mutlu etti. Bir yandan ölen kişinin ailesine çok üzüldüm. Ben her gece onlara dua ediyorum. Bana böbreği nakledilen kişinin ailesiyle mutlaka tanışmak istiyorum. O kişin ailesine ulaşmaya çalışacağım. Onlara minnettarım. Onları ömür boyu unutmayacağım.”

Kadavradan çıkan organların 4 hastaya can verdiğini, bunlardan birinin de kendisi olduğunu anlatan Yalınkaya, hastaların umutlarını kaybetmemelerini istedi.

Ailesi ve kendisinin de organ bağışında bulunacağını dile getiren Yalınkaya, şöyle dedi:

“Beni arayan soran herkese öldükten sonra, canları toprağa gittikten sonra, bir başkasına umut olmalarını, organlarını bağışlamalarını istiyorum. Organ bağışı çok önemli. Toprağın değil sağlığını kaybeden insanların organa ihtiyacı var. Bu nedenle herkesin organ bağışında bulunmalarını istiyorum. Antalya’dan gelen böbrek bana can oldu. Şu an sosyal hayatıma rahat devam ediyorum. En azından su içebiliyorum. Ailemle zaman geçirebiliyorum. Rahat nefes alabiliyorum. En kısa sürede atanıp öğrencilerime kavuşmak ve onların yollarına ışık olmak istiyorum. Öğrencilerimi hasretle bekliyorum. İnşallah onlara kavuşacağım.”

Yalınkaya, hastalığı sürecinde kendisine destek olan ailesine, öğretmenlerine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

“Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye”

Baba Gafur Yalınkaya (55) ise kızının böbrek nakli sayesinde hayata tutunduğunu belirterek, “Çocuğum çok zor bir süreçten geçti. Durumu şu an çok güzel. Sağlığına kavuştu. Yüksek lisans yapacak. Gece gelen telefonla hayatı değişti. Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de yapılan organ bağışların yüzde 80’i canlıdan”

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Doç. Dr. Ramazan Danış ise yapılan nakil ile hastasının hayata tutunduğunu söyleyerek,” Zeynep şanslıydı, bir gece aniden Antalya’da 47 yaşında beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın 6’da 6 doku uyumu olduğu için böbreği Zeynep’e naklettik. Eğer bu böbrek gelmeseydi Zeynep hayatını bir üniversite mezunu olarak diyalizde geçirecekti.”

Türkiye’de yapılan organ bağışlarının yüzde 80’inin canlıdan olduğunu aktaran Danış, “Avrupa’da tam tersi yüzde 80’i beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden. Türkiye’de bu sayının artması lazım. Şu an sadece Diyarbakır’da 700 kişi böbrek nakli bekliyor. Bu sayı Türkiye’de 40 bine yakın. Onun için organ bağışına mutlaka halkın büyük bir önem vermesi lazım.” sözlerine yer verdi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/diyarbakirda-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-bobregiyle-sagligina-kavustu/feed/ 0
Dede, Anne ve Torun Aynı Eczanede Mesai Yapıyor https://www.akittvhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/#respond Fri, 12 Jan 2024 21:27:34 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2492

Bursa’nın Mudanya ilçesinde yıllardır eczacılık yapan dedesi ve annesinin izinden giden genç, üniversiteyi bitirerek büyüklerinin açtığı yolda mesleğe başlamanın gururunu yaşıyor.

Eczacılığa 44 yıl önce Yozgat’ta başlayan 74 yaşındaki Adem Solak, 1990’da Mudanya’da iş yerini açtı. Solak, kendisine küçük yaşlardan itibaren yardım eden ve baba mesleğini seçerek kendi iş yerini açan kızı Derya Solak Cansever’in oğlu Necip Furkan Cansever’le dede torun aynı eczanede mesai yapıyor.

Adem Solak, AA muhabirine, Yozgat’ta çalıştığı 10 senenin ardından Mudanya’da 34 yıldır mesleğini sürdürdüğünü söyledi.

Kızının 1995 yılında Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun olduktan sonra yanında bir sene çalıştığını, daha sonra kendi eczanesini açtığını belirten Solak, “Torunum da geçen sene İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Kızım ve torunumun meslek seçiminde katkım mutlaka olmuştur. Onlar çalışmamı görünce hoşlarına gitti ve bu mesleğe başladılar, hevesle yapıyorlar.” dedi.

Torununu beyaz önlükle görmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Solak, emekliye ayrılınca iş yerini ona devredeceğini ifade etti.

24 yaşındaki Necip Furkan Cansever de 6 ay önce başladığı eczacılıkta dedesinin kendisine çok yardımcı olduğunu bir arada olmanın çok farklı bir his olduğunu vurguladı.

Dedesinden çok şey öğrendiğini kaydeden Cansever, “Dedemle beraber çalışmak çok farklı bir his gerçekten. Herkes çok şaşırıyor. Kimseye herhalde nasip olmaz böyle bir şey. Dedem aşırı derecede deneyimli, bana çok yardımcı oluyor.” diye konuştu.

???????Dede torun çalıştıklarını ilk kez görenlerin şaşırdığını kaydeden Cansever, şöyle devam etti:

“Küçükken annemin bazen ihtiyacı oluyordu. Küçük yaşta geliyordum gidiyordum, destek oluyordum. Yani çok bir şeyler yapamıyordum ama ilaç dizmede yardımcı oluyordum. Okulda öğrenmekle dedemden öğrenmek çok çok farklı yani. Üniversitede akademik bilgiler öğrendim ama eczanede ise dedemden kimin neye ihtiyacı olduğunu öğreniyorum. Ben de onu örnek alıyorum. Çok güzel bir meslek, benden sonraki kuşakların da bu mesleğe devam etmesini isterim.”

“Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz”

Mesleğini 29 yıldır sürdüren 50 yaşındaki Derya Solak Cansever ise meslek seçimindeki en büyük faktörün babası olduğunu anlattı.

Gençlik yıllarında eczacı olmayı düşünmediğini ancak babasının eczacılığın mizacına uygun olduğunu söylemesi üzerine üniversite tercihlerini buna göre yaptığını aktaran Cansever, şöyle konuştu:

“Sonradan fark ettim ki gerçekten bana uygun bir meslekmiş. İyi ki öyle yapmış. Nasip oldu, benden sonra da oğlum üniversite tercihlerinde eczacılık fakültesini yazdı ve o da kazandı. Şu anda 3 nesil eczacılık mesleğine devam ediyoruz. Babam ve oğlum Güzelyalı’da, benim eczanem de Kurşunlu’da. Mezun olduktan sonra ilk yıl birlikte çalıştık, sağ olsun yetişmeme, işi öğrenmeme yardımcı oldu. Sonrasında da elini hiç üstümden çekmedi. Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz. Aynı meslek grubunda olmak güzel oluyor. Ben de bildiklerimi elimden geldiğince oğluma aktarmaya çalışıyorum.”

Cansever, eczacılığa 3 nesil aktif devam etmeleri dolayısıyla çevrelerinden olumlu tepkiler aldıklarını belirtti.

Babasıyla alakalı en büyük öğretisinin işinin başında durmak olduğunu söyleyen Cansever, “Bu yaz oğlumun mezuniyetine gittik. Mezuniyeti çok gurur verici bir şeydi. Yani hiç öyle hissedeceğimi düşünmedim ama orada en çok babam aklıma geldi. ‘Demek ki ben de mezun olduğumda babamın yanına geldiğimde, önlüğümü giydiğimde babam bunları hissetmiş’ dedim. Çok gurur vericiydi.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/feed/ 0
İşkenceci çeteye 68 yıl hapis talebi https://www.akittvhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/ https://www.akittvhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:18:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2185

İşkenceci çeteye 68 yıl hapis talebi

Üniversitelinin kaçarken düşürdüğü silah çeteyi çökertti

ZONGULDAK – Zonguldak’ta bir üniversite öğrencisinin uyuşturucu çetesine ait olduğu iddia edilen silahı düşürdüğü gerekçesiyle işkenceye maruz bırakıldığı olayda, 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68’er yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.

Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.

“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.

Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.

A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.

Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler

Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.

İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.

Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler

A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.

Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/feed/ 0
XReation of Future Projesi ile AR/VR/XR Tasarımcıları Yetiştirilecek https://www.akittvhaber.com.tr/xreation-of-future-projesi-ile-ar-vr-xr-tasarimcilari-yetistirilecek/ https://www.akittvhaber.com.tr/xreation-of-future-projesi-ile-ar-vr-xr-tasarimcilari-yetistirilecek/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:06:13 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1904

XReation of Future projesi çerçevesinde, eğitmen, işsiz, profesyonel, üniversite ve meslek lisesi öğrencileri gibi 5 ayrı grupta toplam 140 kişiye toplam bin 160 saat uygulamalı eğitim verilerek iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip AR/VR/ XR tasarımcıları yetiştirilecek.

Avrupa Birliği tarafından hibe ile desteklenmeye hak kazanan ‘XReation of Future’ projesi, Geleceğin Meslekleri Konferansı ile tanıtıldı. Coşkunöz Eğitim Vakfı liderliğinde Bursa Teknik Üniversitesi ortaklığında hayata geçen, İş dünyasının geleceğin işleri hakkında farkındalığının artırılmasının ve ihtiyaç duyduğu insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi için sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve karma gerçeklik (XR) tasarımcılarının cinsiyet eşitliği odağında yetiştirilmesinin hedeflendiği proje, paydaşlar ve sektörün temsilcileri ile paylaşıldı. XReation of Future Projesi, ‘Geleceğin insana yakışır işleri çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı mevcut ve potansiyel işgücü istihdamının ve istihdam edilebilirliğinin desteklenmesi’ ana hedefi doğrultusunda VR/AR/XR tasarımcı eğitim müfredatı hazırlanmasını ve eğitim altyapısının güçlendirilmesini, eğitmen yetiştirilmesini, gençlerin kapasitesinin güçlendirilmesini, çalışanların yetkinliklerinin geliştirilmesini, lise, üniversite öğrencileri veya işsizlerin cinsiyet eşitliği odağında bilgi teknolojileri, üretim ve eğitim sektörlerinde istihdama katkıda bulunmasını ve paydaşların geleceğin meslekleri konusunda farkındalıklarının artırılmasını hedefliyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliği çerçevesinde geliştirilen Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA-Instrument for Pre Accession) “İstihdam, Eğitim, Sosyal Politikalar” bileşeni altında Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Hibe Programı uygulanmaktadır. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen söz konusu hibe programı, Sözleşme Makamı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte ve izlenmektedir. Programın Operasyon Faydalanıcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Çalışma Genel Müdürlüğü (ÇGM) İstihdam Politikaları Daire Başkanlığı’dır. Projenin toplam bütçesi 217 bin 327,49 Avro olup, bu tutarın 23 bin 797,36 Avro’luk kısmı Coşkunöz Eğitim Vakfı ve Bursa Teknik Üniversitesi’nin eş finansman katkısıdır.

Proje çerçevesinde eğitmenler ve işsizler, profesyoneller, üniversite ve meslek lisesi öğrencileri gibi 5 ayrı grupta toplam 140 kişiye toplam bin 160 saat uygulamalı eğitim verilerek iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip AR/VR/ XR tasarımcıları yetiştirilecek. Eğitim müfredatı, iş dünyasının talep ettiği yetkinlikler ve eğitim ihtiyaçları göz önünde bulundurularak proje çerçevesinde hazırlanacak. Kadın istihdamının desteklenmesi önceliğine katkı sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmek hedefiyle, verilecek eğitimlerden yararlananların en az yüzde 50’sini kadınların oluşturması hedeflenecek. Projenin ilerleyen aşamalarında, projenin amacına yönelik farkındalığı artırmak için ‘Bilişim Sektöründe Kadın’ konferansı ile proje yarışması ve kapanış konferansı gerçekleştirilecek. Proje bitiminde kısa videolar, eğitim dokümanları ve uygulama örnekleri online platform üzerinden herkesin erişimine açık şekilde yayınlanacak.

Bursa iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen ve açılış konuşmaları Coşkunöz Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Coşkunöz Aktaş, ve Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar tarafından yapılan etkinlikte katılımcılar projeye dair detaylı bilgi alma fırsatı yakaladı.

Oya Çoşkunöz Aktaş, “Yeni teknolojiler, işler ve geleceğin meslekleri alanlarında çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’yi ulusal ve uluslararası alanda eğitim ve istihdam sağlayıcı olarak temsil ediyoruz. Son olarak yaşadığımız acı deprem sebebiyle, Hatay’da 4 ayda 47 sınıflı bir okulu hayata geçirdik. Bu gururla acımızı bir nebze olsun unutmaya çalışırken, daha da fazlasını hayata geçirmek için ekip arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Değişen dünya ve dijital beceriler, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin hepimizin işlerini etkileyecek. Bu konuda Türkiye’nin rekabette geri kalmaması için bu değişimleri yakından incelememiz çok önemli. Değişimin bazen zor ve sancılı olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakat, değişmemenin de büyük ve çok ağır bedelleri olduğunu hatta yok olacağımızı biliyorum” dedi.

F2K Yönetim Danışmanlığı Kurucu Ortağı Feride Kılıç’ın “Geleceğin Meslekleri”, NaraXR CEO’su Dr. Zafer Karadayı’nın “Deneyim Çağında İnsan”, Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney’in “Teknolojide İstihdam ve Kadın” oturumlarıyla devam eden Geleceğin Meslekleri Konferansı’nda, alanında uzman konuşmacılar VR/AR/XR teknolojileri alanındaki gelişmeleri, dijitalleşme ve iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceri ve yetkinliklere dair görüşlerini dinleyenlere aktardı. – BURSA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/xreation-of-future-projesi-ile-ar-vr-xr-tasarimcilari-yetistirilecek/feed/ 0
ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Öğrenci ve Basın Ödülleri sahiplerini buldu https://www.akittvhaber.com.tr/cevko-vakfi-yesil-nokta-ogrenci-ve-basin-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.akittvhaber.com.tr/cevko-vakfi-yesil-nokta-ogrenci-ve-basin-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Fri, 22 Dec 2023 21:27:12 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1370

ÇEVKO Vakfı tarafından bu yıl 12. kez verilen Yeşil Nokta Basın Ödülleri ve 2. kez verilen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Yeşil Nokta Basın Ödülleri, 2023 yılı boyunca çevre haberlerine öncelik veren ve geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilgilendiren basın-yayın kuruluşlarına, habercilere veriliyor. Bu yıl GCA’nın ana sponsorluğu, Coca-Cola İçecek ve Uludağ İçecek’in bronz sponsorluk desteğiyle düzenlenen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri ile ise, üniversite öğrencilerinin ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanında özgün çevre dostu ürün, uygulama ve proje geliştirmelerinin teşvik edilmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanması hedefleniyor.

“HER 3 KİŞİDEN 1’İ SATIN ALDIĞI ÜRÜNÜN YEŞİL NOKTALI OLMASINA DİKKAT EDİYOR”

ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Yeşil Nokta”nın genişletilmiş üretici sorumluluğunun bir göstergesi olduğunu, ekonomik işletmelerin; piyasaya sürdükleri ürünlerin ambalajlarının geri kazanımı ile ilgili sisteme mali bir katkı sağladığı anlamına geldiğini ve markanın Türkiye’deki tek yetkilisinin ÇEVKO Vakfı olduğunu paylaştı. Yeşil Nokta’nın 540 milyonu aşkın tüketiciyi kapsadığını ve her yıl Yeşil Nokta markasıyla işaretlenen ambalaj adedinin 400 milyarı aştığını belirten İmer Türkiye’de ÇEVKO Vakfı’ndan Yeşil Nokta lisansı almış şirket sayısının da 2023 yılı itibarıyla bin 335’e ulaştığını açıkladı. İmer, “Yeşil Nokta ile ilgili yapılan tüketici araştırmaları, her 10 kişiden 7’sinin Yeşil Nokta işaretini tanıdığını, Yeşil Nokta’yı tanıyan her 3 kişiden 1’inin satın aldığı ürünün Yeşil Noktalı olmasına dikkat ettiğini ortaya koyuyor. Sanayi, Basın ve Öğrenci ana başlıklarında verdiğimiz ve gelenekselleşen Yeşil Nokta Ödüllerimizle, çevre dostu sorumlu üretim ve tüketim alanında örnek çalışmaları ödüllendirmeyi ve teşvik etmeyi amaçlıyoruz” dedi.

İmer sözlerini, “Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, özveriyle ve titizlikle çalışan, değerli jüri üyelerimizin katkılarıyla belirlendi. Jüri üyelerimiz Doç. Dr. Füsun Servin Tut Haklıdır, Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan Feyzioğlu, Prof. Dr. Gürbüz Güneş, Dr. Hakan Ertem, Hülya Ataman, Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya ve Dr. Öykü Özden Gül’e değerli çalışmaları için teşekkürlerimi sunar Yeşil Nokta Öğrenci ve Yeşil Nokta Basın ödülü alan tüm öğrenci ve basın kuruluşlarımızı kutlarım” şeklinde tamamladı.

“TOPLUMDA DA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK YARATMAK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri ana sponsoru GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret de konuşmasında şunları dile getirdi: “Gürok Grubu ve GCA olarak, topluma, çevreye ve gelecek nesillere duyduğumuz sorumluluk ile sadece iş dünyasında değil, toplumda da sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de geri dönüşüm kültürünün oluşmasında ve sürdürülebilir çevre için çok daha fazla değer üretilmesinde büyük bir emeği olan ve bizim de GCA olarak yönetim kurulunda yer aldığımız ÇEVKO Vakfı, hem dönüşüme hem de ekonomiye katkıları açısından önemli değerlere imza atmaya devam ediyor. Yeşil Nokta Öğrenci Ödüllerinde ödül alan tüm öğrencilerimizi kutluyoruz.”

YEŞİL NOKTA ÖĞRENCİ ÖDÜLLERİ

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri töreninde, 17 farklı üniversiteden 12 proje, 3 farklı kategoride Yeşil Nokta Öğrenci Ödülüne layık görüldü.

Ambalaj Eko-tasarımı Kategorisi’nde birincilik ödülünü “E-turn” projesiyle On Dokuz Mayıs Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Hacer Karateke, ikincilik ödülünü “Tudi” projesiyle Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Yüksek Lisans öğrencisi Ekin Yüksel, üçüncülük ödülünü “Lutri” projesiyle İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Endüstriyel Tasarım bölümü öğrencisi Fatma Akkan ve teşvik ödülünü İstanbul Aydın Üniversitesi, Tekstil ve Moda Tasarımı öğrencileri Elif Elvan Atagün ile Hatice Kübra Büyükbaş “Yap-Boz-As” projesiyle aldı.

Atık Yönetim Sistemi ve Uygulamaları Kategorisi’nde birincilik ödülünü “Attık” projesi ile Erciyes Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Kaan Kalaycı, Beyza Nur Özdamar ve Ege Üniversitesi öğrencisi Anıl Aladağ kazandı. İki tane ikincilik ödülü verilen kategoride, “E-dönüşüm” projesi ile Mersin Üniversitesi Mimarlık öğrencileri Rabia Akgül ve Bilal Erin ve “Phytocycle” projesi ile Altınbaş Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Çağrı Budak, Serdar Karaca ve Nisa Merve Demircan, bu dereceyi paylaştı. “Bito” projesi ile Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Yüksek Lisans öğrencisi Ekin Yüksel üçüncülük ödülünü alırken, teşvik ödülünü “Tekstil Atıklarının Geri Kazanımı Projesi” ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Çevre Mühendisliği öğrencileri Mehmetali Andaç Beylikçi ve Nargül Kübra Taşyıldız aldı.

Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları Kategorisinde ise “Acugençlik Sosyal Sorumluluk Projesi” ile Acıbadem Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Ezgi Sevim, İdil Işıkay, Şevval Günbay ve Zülal Özmaden birincilik, “Suyun Gözyaşları” projesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencileri Özlem Çolapkulu, Zeliha Sude Doğan, Osman Dündar, Sıla Karabulut ve Buğra Bayır ikincilik, “Her Çocuk Bir Tohumdur” projesi ile Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencileri İrem Özçelik, Begüm Görücü ve Duru Selin Yılmaz üçüncülük ödülünü kazandı.

YEŞİL NOKTA BASIN ÖDÜLLERİ

Yeşil Nokta Basın Ödülleri, 2023 yılı boyunca çevre haberlerine öncelik veren ve geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilgilendiren basın-yayın kuruluşlarına, habercilere ve toplumun takdirini kazanmış kişilere veriliyor.

“HABERLER.COM OLARAK ÇEVRE KONULARINI GÜNDEMDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

2023 yılında gazete dalında “Nasıl Bir Ekonomi”, televizyon dalında “NTV”, internet haber sitesi dalında “Haberler.com”, haber ajansı dalında “İhlas Haber Ajansı”, dergi dalında “Para” Dergisi, radyo dalında “ST Endüstri Radyo” ödül kazandı. Haberler.com adına ödülü alan Yazı İşleri Müdürü Ayça Elal, “ÇEVKO Vakfı tarafından ödüle layık görülmek bizim için çok kıymetli. Haberler.com olarak, Dünya’nın tüm canlılar için daha yaşanılır bir yer olması için çevre konularını gündemde tutmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cevko-vakfi-yesil-nokta-ogrenci-ve-basin-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0