Ülkenin doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek ve çevresi, AA tarafından görüntülendi.
İsrail’in, Lübnan’ın güneyinin ardından başkenti ve diğer bölgelerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarının başladığı 23 Eylül’den bu yana Baalbek, onlarca kez İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.
Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında yaşanan savaştan da etkilenen bölgede, Zahli’den Baalbek’e uzanan ana cadde üzerindeki ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” kabul edilen Baalbek antik kenti çevresindeki çok sayıda bina, hava saldırıları sebebiyle yıkıldı.
Bu şiddetli saldırıların yol açtığı patlamalar, antik kentin çevresindeki, onun uzantısı bazı tarihi yapıların da tahribata uğramasına sebep oldu.
Lübnan Türkmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Duris köyünde bulunan ve Eyyübiler döneminde devşirme Roma malzemesiyle yapılan Duris Kubbesi bu yapılardan biri.
Çok yakınındaki binaları hedef alan şiddetli hava saldırılarının ardından 13. yüzyılda inşa edilen tarihi yapının sütunları hasar görürken kubbesindeki taşlar dökülmeye başladı.
Lübnanlı yöneticiler, İsrail’in tarihi yapılara zarar vermesinden endişeli.
“İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz”
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’den Baalbek Kalesi ve diğer arkeolojik alanları bombalamayacağına dair taahhütte bulunmasını istemedik, zira İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz.” dedi.
İsrail’in doğrudan ya da dolaylı olarak arkeolojik alanları hedef aldığını ve bu saldırıların arkeolojik yapıların hasar görmesine sebep olabileceğini belirten Bakan Murtaza, saldırıların kentteki arkeolojik alanlara şu ana kadarki etkisine dair, “Henüz bir araştırma yapmadığımız için bilmiyoruz, saldırıların durmasından sonra inceleme yapacağız. Ancak uzun vadede kent yakınlarındaki saldırıların kent üzerinde mutlaka etkisi olacağı biliniyor.” diye konuştu.
Lübnan’ın başta Sur ve Baalbek olmak üzere Dünya Mirası Listesi’nde yer alan arkeolojik sahalara ev sahipliği yaptığını dile getiren Murtaza, UNESCO’nun bu eserleri korumak için önlem alması gerektiğini vurguladı.
Lübnan makamları UNESCO’yu harekete geçmeye çağırmıştı
Baalbek ile birlikte İsrail’in en yoğun saldırıları düzenlediği bölgelerden birinde yer alan Lübnan’ın güneyindeki Sur Antik Şehri de İsrail saldırıları sebebiyle tehdit altında bulunuyor.
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza’nın ofisinden bu hafta yapılan açıklamada, İsrail’in arkeolojik alanlara yönelik saldırı tehditlerinin ardından, Lübnan’ın UNESCO Büyükelçisi Mustafa Adib ile temasa geçilerek UNESCO listesinde yer alan ve olağanüstü küresel değere sahip arkeolojik alanların korunması için derhal harekete geçilmesinin talep edildiği duyurulmuştu.
Murtaza, başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları kentin kültürel mirasını ve Lübnan’daki sivilleri devam eden İsrail saldırılarından koruma çağrısında bulunmuştu.
Baalbek antik kenti
Lübnan’ın doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan Baalbek, doğudan batıya giden ticaret yolunun önemli bir merkezi olması, antik çağın Roma’dan sonraki en önemli dini merkezi kabul edilmesi ve tarih içerisinde savaşlar nedeniyle pek çok kez el değiştirdi.
Sami ırkından Akdenizli kavim olan Fenikeliler ile Roma inanç kültürünün iç içe geçtiği kent Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlukler ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş, her medeniyet şehre yeni bir unsur eklemiştir.
Kentin adı, Fenikelilerin inanç sisteminde en güçlü tanrı kabul edilen “Baal”den gelmektedir.
UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan kent, dünyanın “en büyük”, “en eski” ve “en gizemli” tapınak şehri gibi nitelemelerle anılmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞANLIURFA, UNESCO MÜZİK ŞEHİRLERİ TOPLANTISI İÇİN GÜÇLÜ ADAY!
UNESCO Müzik Şehri unvanını alarak Türkiye’yi gururlandıran Şanlıurfa, 2026’da düzenlenecek dünya müzik şehirleri toplantısına ev sahipliği yapma hedefiyle uluslararası bir yarışa girdi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu büyük hedefin tanıtımı için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gülpınar, “Temennimiz, 2026’da yaklaşık 300’den fazla şehrin temsilcilerini burada ağırlayıp bu organizasyonu Şanlıurfa’da gerçekleştirmek” dedi.

“UNESCO DÜNYA MÜZİK ŞEHRİ UNVANI SONRASI HEDEF 2026”
2026 hedeflerinden bahseden Başkan Gülpınar, “UNESCO tarafından müzik şehri unvanıyla onurlandırılan Şanlıurfa, artık 2026 Dünya Müzik Şehirleri Toplantısı’na ev sahipliği yapmak için güçlü adaylardan biri. Gülpınar, adaylık sürecinde yapılan çalışmaları anlatarak, “Biz şu anda o yarıştayız, adaylığımızı ilan ettik, başvurumuzu Portekiz’de yapılan yaz toplantısında sunduk. Şimdi 2026 için bu adaylığı tescillemek istiyoruz,” dedi. Toplantının Şanlıurfa’da düzenlenmesinin Türkiye’nin ve Şanlıurfa’nın tanıtımı açısından önemli bir katkı sağlayacağını belirten Gülpınar, bu süreçte yoğun bir çaba göstereceklerini vurguladı.
“ŞANLIURFA, BENZERSİZ KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE TURİZM MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYOR”
Başkan Gülpınar, Şanlıurfa’nın sadece müzik değil, kültürü, inanç turizmi ve gastronomisi ile de bir turizm merkezi olmayı hak ettiğini ifade etti. “Şanlıurfa, dünyada bir arada bulamayacağınız özelliklere sahip ve bunların hepsini barındıran nadir şehirlerden biri,” diyen Gülpınar, tanıtım çalışmalarına daha fazla yoğunlaşacaklarını belirtti. “Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak, kentin turizminin gelişmesi ve dünyanın tanıdığı bir destinasyon haline gelmesi için yoğun bir çaba sarf edeceğiz,” diye konuştu.
“DÜNYA ŞANLIURFA’YI TANIYACAK”
UNESCO Müzik Şehri unvanı sonrası Şanlıurfa’nın sesini daha geniş bir kitleye duyurmayı hedefleyen Gülpınar, kentin turizmdeki potansiyelini artırmak adına yeni projelerle tanıtımı güçlendireceklerini belirtti. “Önümüzdeki dönemde Şanlıurfa’nın şu andaki noktasından çok daha ileriye gideceğine, dünyanın bildiği ve tanıdığı bir destinasyon olacağına inanıyoruz” diyerek hedeflerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasra Kalesi ile 2015’te UNESCO DünyaMiras Geçici Listesi’ne eklenen ilçe, el değmemiş koyları, temiz kumsalları, az dalgalı denizi ve doğayla bütünleşen güzelliklerinin yanı sıra balık ağırlıklı mutfak kültürüyle yerli ve yabancı turistler için çekim alanı oluyor.
Hava sıcaklığının 29 derece ölçüldüğü ilçeye gelen vatandaşlar, Küçük Liman ve Büyük Liman plajında denize girdi, çay bahçeleri ve parklarda vakit geçirdi.
Büyük Liman, Küçük Liman, Çekiciler Çarşısı, Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü ve Kültür Parkı’nı da gezen tatilciler, mendirek ve kayalıklarda fotoğraf çektirdi.
Amasra’yı denizden görmek isteyenler tekne turlarına yoğun talep gösterirken, balıkçı lokantalarında da yoğunluk oluştu.
“Sıcak havanın da etkisiyle ilçemizde yoğunluk oluştu”
Amasra Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Mete Ayyıldız, AA muhabirine, ilçede önceki günlerde halk arasında “kestane karası” olarak adlandırılan şiddetli yağış ve fırtına yaşanmasına karşın yazdan kalma bir gün yaşandığını söyledi.
İlçede ciddi turist yoğunluğu gözlendiğini, Ankara ve çevre illerden çok sayıda ziyaretçinin ağırlandığını aktaran Ayyıldız, şunları kaydetti:
“Ekim ayının ilk günlerinde şiddetli fırtına yaşadık ancak hemen ardından doğa bize çok güzel günler verdi. Sıcak havanın da etkisiyle vatandaşlar ilçemizde yoğunluk oluşturdu. Bugün de yaz sezonunda olduğu gibi ciddi kalabalık var. Denize giren vatandaşlar da var. Hafta sonu gayet güzel, keyifli geçiyor. İnşallah havalar bu ay ve kasım ayında böyle gider, esnafımızın yüzü güler, hareketli sezon devam eder.”
Ayyıldız, ilçenin özellikle bahar mevsiminde daha sakin ve dingin görsellik sunduğunu dile getirerek, “Balığın da en taze olduğu böyle günlerde tüm misafirlerimizi Amasra’mıza bekliyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kars’ta Valiliğin himayesinde Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından yürütülen “Tarihi Kimliği ile Kars Kenti Projesi” kapsamında düzenlenen “Uluslararası Kars Konferansı ve Tanıtım Etkinlikleri” başladı.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca uygulanan Rekabetçi Sektörler Operasyonel Programı (CISOP) kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve tanıtım videosunun gösterimiyle başladı.
Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, STK ve Kafkas Üniversitesinin turizm çalışmalarına destek vermesi gerektiğini ve şehre bir bilim müzesi yapmak istediklerini söyledi.
Polat, Kars’ta turizmin her geçen gün iyiye gittiğini belirterek, “Sarıkamış otelleri yüzde 70-80 dolu, merkezdeki otellerimiz de öyle. Buralardaki otellere gelen ziyaretçilerimizin yüzündeki gülümsemeyi görmek bizi mutlu ediyor. Turizmde en iyi tanıtım insan tanıtımıdır. Buradan mutlu ayrılan insanların anlatımıdır. Bunun için insan odaklı çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’nin önemine dikkati çeken Polat, “Buralar, atalarımızın ilk fethettiği topraklar, Sultan Alparslan’ın ilk cuma namazını kılışı, ilk Türk camisi, ilk Türk mezarlığı, ilk Türk çarşısı, hepsi burada. Bu destinasyonlarla ilgili özel çalışmalar yapmamız gerekiyor, Ani Ören Yeri’nde müze çok güzel bir fikir, en kısa zamanda gerçekleşmesini diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin?”
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz da UNESCO olarak 75. yılı kutladıklarını ve Ankara dışındaki ilk etkinliği Kars’ta yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin? Bunlar için çalışmak lazım. Önemli olan yereldeki faaliyetler. Yerelde çalışmazsanız ulusalda ya da uluslararası platformda ‘Bu listeye girin’ diye kapınızı çalmazlar. Bu nedenle küsmek ya da kenara çekilmek değil kapıları sonuna kadar zorlamak lazım.” diye konuştu.
SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Nurullah Karaca da 5,5 milyon avroluk “Tarihi Kimliği ile Kars Kenti Projesi”nin yüzde 85’inin Avrupa Birliği, yüzde 15’inin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklendiğini söyledi.
Karaca, şöyle konuştu:
“Proje, inşaat ve turizm olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Temmuz 2023’te tamamlanan inşaat bileşeni kapsamında Kars Merkez Haydar Aliyev Caddesi’nde 23 tescilli, 9 tescilsiz binanın cephe iyileştirmesi, kaldırım ve yol yenilemesi, aydınlatma ve çevre düzenleme işlemleri ile işaret ve sokak levhalarının montajı yapıldı. Ani Ören Yeri’nin koruma çitleriyle kapatılması, işaret ve levhaların konumlandırılmasıyla tanıtım işlemleri gerçekleştirildi.”
Açılış konuşmaları sonrası düzenlenen panellerde “Yöresel Gastronominin Turizme Etkisi”, “İklim Değişikliğinin Dağ ve Kış Turizmi ile Kayak Merkezlerine Etkileri ve Bu Yönde Avrupa’da Alınan Önlemler ile En İyi Örnekler” ve “Zaman ve Tarihe Yolculuk: Kars’ın Kültürel Miras ve Tarih Alanlarındaki Zenginliği” konuları ele alındı.
Programda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Oğuz, Kars Valisi Polat ve SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Karaca’ya UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Ankara Arslanhane Camisi’nin konu alındığı kitabı hediye etti. ???????
]]>