ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Nükleer güçler arasında doğrudan bir çatışma istemiyoruz” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nde konuştu. Washington’ın nükleer silahlara sahip Moskova ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalıştığını kaydeden Blinken, ABD’nin Ukrayna’yı desteklemeye devam ettiğini fakat bunu çatışmanın tırmanması yönündeki mevcut riskleri göz önünde bulundurarak yaptığını aktardı.
Blinken ayrıca Ukrayna’nın NATO üyesi olması gerektiğini fakat Kiev’in askeri kurumlarda reformlar yapmaya ve demokrasiyi güçlendirmeye devam etmesi gerektiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yemen’deki Husilerin İsrail’e yönelik son saldırısından saatler sonra, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) günün erken saatlerinde Yemen’deki Husi hedeflerine birçok hava saldırısı düzenledi. Husi Medya Ofisi Başkan Yardımcısı Nasruddin Amer, sosyal medya hesabında yaptığı bir paylaşımda, İsrail’in, başkent Sana yakınlarındaki bir liman ve petrol tesisine düzenlediği hava saldırılarında dokuz kişinin öldüğünü ve üç kişinin de yaralandığını belirtti.
Husilerin saldırısının ardından günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İsrail ordusunun Yemen’den fırlatılan bir füzeyi engellemesinden sonra İsrail’in merkezinde siren seslerinin duyulduğunu, saldırıda Ramat Gan’daki bir okulun hasar gördüğünü ve yaralanan olmadığını ifade etti. IDF, hava saldırılarının Husilerin geçtiğimiz yıl İsrail’e düzenlediği ve çoğu engellenen füze ve insansız hava aracı saldırılarına misilleme olduğunu söyledi.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Dün gece Yemen’de Husilere saldırdık. Husi terör örgütü liderlerini uyarıyorum: İsrail’in uzun eli size de uzanacaktır. Her kim İsrail devletine el kaldırırsa eli kesilecek, her kim zarar verirse yedi kat zarar görecektir. Kuvvetle saldıracağız ve İsrail devletine karşı ateş açılmasına ve tehditlere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı İsrail’in Yemen’e yönelik saldırılarını şiddetle kınadı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Sana enerji santrali, Ras Al-Eisa yakıt tankları ve Yemen’in Hudeyde limanı da dahil olmak üzere Yemen’in altyapısına yönelik saldırılarını şiddetle kınadı. Bekayi, Yemen’deki sivil altyapının tahrip edilmesine yol açan bu saldırıları, uluslararası hukuk ilke ve standartlarının ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ağır bir ihlali olarak nitelendirdi.
Bekayi, “Siyonist rejimin suçları ABD’nin koşulsuz desteği altında gerçekleşmektedir ve Washington, Tel Aviv’i yöneten suç çetesinin ihlallerine ve suçlarına ortaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aralarında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de bulunduğu Gazze’ye destek veren 5 bağımsız milletvekilinin parlamentoda kurduğu “Bağımsız İttifak” grubu milletvekillerinden Khan, parlamento binası önünde AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Khan, uluslararası toplumun, Filistin halkının yarım asırdan fazla süredir yaşadığı büyük acılara şahit olduğuna değinerek, geçen eylülde parlamentoda kurulan “Bağımsız İttifak” grubunun, Filistin halkının yanında olduğunu ve Filistin yanlısı duruş sergilediğini söyledi.
Siyasetçilerin, artık hizmet ettikleri toplulukların görüşlerini temsil etme yeminlerine sadık kalma zamanı geldiğini vurgulayan Khan, “İngiliz halkının büyük çoğunluğu, Filistin devletinin tanınması gerektiğine inanıyor. Bu, hem ahlaki hem de yasal zorunluluktur.” dedi.
İngiltere’nin Filistin devletini resmen tanıması için kurulan “Bağımsız İttifak” grubunun kurucuları arasında yer alan Khan, şu ifadeleri kullandı:
“Gelecek yılın ilerleyen dönemlerinde, Filistin devletinin tanınması için parlamentoda bir tartışma yürüteceğiz. Meslektaşım Shockat Adam, (Filistin devletinin tanınmasını talep eden) yasa tasarısı sundu ve bu tasarının kabul edilmesi gerektiğini savunacağız. Parlamentodaki diğer milletvekillerinden bu yasa tasarısını onaylamaları için mümkün olduğunca fazla destek toplamaya çalışıyoruz.”
“Bu yaşananlarda suç ortağıyız”
Khan, İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de süregelen vahşete herkesin tanıklık ettiğini ve bu vahşetin durdurulmasına odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Gazze’de ateşkes çağrısının yanı sıra, F-35 savaş uçaklarının bileşenleri dahil İngiltere’den İsrail’e tüm silah ihracatının yasaklanmasını istediklerini söyleyen Khan, “Bunun, hükümetin alması gereken önemli bir karar olduğunu düşünüyoruz çünkü bu yaşananlarda suç ortağıyız.” dedi.
Khan, avukat olarak, İngiltere’nin İsrail’e silah satışının uluslararası hukuk ihlali olduğunu düşündüğüne işaret ederek şunları söyledi:
“Soykırım yasası ve bunun ne anlama geldiği konusunda çok donanımlıyım ve Uluslararası Adalet Divanı’nın sadece şimdi değil, daha önce nisan ayında verdiği kararlara da aşinayım. İngiliz hükümetinin (İsrail’e) siyasi ve diplomatik kalkan sağlaması, bu suçlara ortak olmaktır. Bu nedenle, hükümetin, bakanların ve kamu hizmetindeki kişilerin karar alma süreçlerini gözden geçirmeleri gerekiyor çünkü hesap verebilir durumda olacaklar. Parlamenterlerin işlevlerinden biri de onları bu konuda sorumlu tutmaktır.”
“Hükümetimizin soykırımda suç ortağı olduğuna inanıyoruz”
Milletvekili Khan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, “Gazze’de yaşananların soykırım olmadığını” savunduğu ifadelerine de tepki gösterdi.
Başbakanın bu konuda oldukça yanlış bilgilendirildiğine inandığını söyleyen Khan, “(Başbakan) Bir insan hakları avukatı olarak, daha önce (Srebrenitsa) soykırımıyla ilgili argümanları sunmuş biri olarak, onun bu duruşunu son derece kafa karıştırıcı buluyorum.” diye konuştu.
Khan, kendisi ve farklı siyasi partilerden milletvekillerinin Başbakan Starmer’ı hesap vermeye zorlamakta kararlı olduklarını vurgulayarak, “Her mücadelede savaşmaya devam edeceğiz çünkü bunun soykırım olduğuna ve hükümetimizin bu konuda suç ortağı olduğuna kesinlikle inanıyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MSB kaynakları, Bakanlık’ta düzenlenen basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Suriye’deki son duruma ilişkin soruları yanıtlayan kaynaklar, Suriye’de artık yeni bir döneme girildiğini, Türkiye’nin en başından beri Suriye halkının yanında olduğunu ifade etti.
Kaynaklar, şöyle devam etti:
“Türkiye, rejimin ve savaşın zulmünden kaçan milyonlarca Suriyeliye kapısını açmıştır. Gelinen noktada, rejim muhalifleri kendi kaderlerini tayin etmişlerdir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de Suriye halkının yanındadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, güvenlik ve istikrarının sağlanması için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Ülkemizin ve Suriye’nin güvenliğine tehdit oluşturan terörist grupların sahada attıkları her adım takip edilmekte, önleyici ve yok edici tedbirler alınmaktadır. Bölgedeki terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklaması
Bakanlık kaynakları, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG/SDG arasında ateşkes konusunda uzlaşı sağlandığına dair açıklamasına ilişkin, “Türkiye olarak herhangi bir terör örgütü ile görüşmemiz söz konusu değildir. Yapılan açıklamayla ilgili bir dil sürçmesi olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Suriye’deki Rus varlığı
Bakanlık kaynakları, Suriye’deki Rus unsurlarının Libya’ya kaydırıldığına dair basında çıkan haberlere ilişkin şunları söyledi:
“Rusların Suriye’deki varlığıyla ilgili şu an için belirsizlik var. Ama bir Rus yetkilinin Suriye’deki yeni yönetimle görüştüklerine dair açıklamaları mevcut. Bazı Rus gemilerinin ve sistemlerinin Libya’ya götürüldüğüne ilişkin haberleri biz de yakından takip ediyoruz. Bunların kalıcı mı yoksa geçici olarak mı Libya’ya intikal ettiklerini zaman gösterecek.”
Fırat’ın doğusundaki son durum
Türk Silahlı Kuvvetlerinin veya Suriye Milli Ordusunun (SMO) Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG terör örgütüne operasyon hazırlığı içerisinde olduğuna dair iddialara ilgili şunları söyledi:
“Terör örgütünün sınırlarımıza ve Suriye’deki harekat bölgelerimize yönelik tehdit durumu devam etmektedir. PKK/YPG terör örgütü silah bırakana, içindeki yabancı savaşçılar Suriye’yi terk edene kadar terörle mücadele kapsamında hazırlıklarımız ve tedbirlerimiz devam edecektir. Suriye’deki yeni yönetim ve onun ordusu olan Suriye Milli Ordusunun Suriye halkı ile terör örgütü PKK/YPG tarafından işgal edilen bölgeleri kurtaracağına inanıyoruz.”
ABD ile GKRY anlaşması
Bakanlık kaynakları, ABD’nin Akdeniz’de yapacağı tatbikatlara Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) de dahil edeceğine dair sorular üzerine şu bilgileri verdi:
“ABD daha önce Ada’da var olan hassas dengeyi bozacak şekilde GKRY’ye silah ambargosunu kaldırmıştı. Şimdi de savunma işbirliği planlaması yaptılar. Biz bu gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. KKTC’nin güvenliği için her türlü tedbiri aldık ve almaya devam ediyoruz. Kıbrıs Türk’ünün güvenliğini ve haklarını her ne pahasına olursa olsun korumak korusunda kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.”
ABD’nin Suriye’de hala DEAŞ’ı gerekçe göstererek terör örgütü PKK/YPG’yi desteklemesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan kaynaklar, şunları kaydetti:
“Biz uzun yıllardır ABD’ye aynı şeyleri söylüyoruz. DEAŞ terör örgütü ile mücadele konusunda ortak mücadele için kendi kuvvetlerimizi tahsis edebileceğimizi ifade ediyoruz. Ama şu ana kadar bu konuda duymazlıktan geldiler. Sayın Bakan’ımızın da ifade ettikleri gibi son yıllarda DEAŞ terör örgütünün Suriye’de bir saldırısı veya faaliyeti ne görüldü ne de duyuldu. ABD’nin terör örgütü DEAŞ ile mücadele söylemlerini, bir diğer terör örgütü olan PKK/YPG ile işbirliğini sürdürebilmenin bir kılıfı olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ABD’nin de pozisyonunu tekrar değerlendirmesini bekliyoruz.”
(Bitti)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASKERLERİ DE ESAD GİBİ KAÇTI
Rejimin devrilmesinin ardından ülkeden kaçan Beşar Esad gibi askerlerinin de üniformalarını fırlatıp Rusya’ya kaçtıkları iddia ediliyor.
YERLERE FIRLATILAN ÜNİFORMALAR DİKKAT ÇEKTİ
Rus medyası, Rusya’nın Suriye’deki Lazkiye Hmeymim hava üssünde kaydedilen görüntüleri servis ederken videoda yerlere fırlatılmış üniformalar ve terk edilmiş bir üs yer aldı.
RUS ASKERLERİYLE BİRLİKTE GİTMİŞLER
Üniformaların büyük çoğunluğunun Esad rejimi askerlerine ait olması dikkat çekerken, bu kişilerin Rus askerleriyle birlikte uçağa atlayarak Rusya’ya kaçtıkları tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’nın yenileme çalışmalarını tamamlayarak modern bir altyapıya kavuşturduğu Ulusal Basın Kulübü konferans salonunun açılışına Türkiye’nin İslamabad Büyükelçisi İrfan Neziroğlu, TİKA Doğu ve Güney Asya, Pasifik ve Latin Amerika Daire Başkanı Dursun Ali Yaşacan, TİKA İslamabad Koordinatörü Muhsin Balcı, İslamabad Basın Kulübü Başkanı ve basın mensupları katıldı. Törende konuşan Büyükelçi Neziroğlu, Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin son derece güçlü olduğunu vurgulayarak, TİKA’nın 2010 yılından bu yana 700’den fazla proje ve faaliyet gerçekleştirdiğini belirtti. Neziroğlu, bu iş birliğinin iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin pekişmesine ve medya alanındaki iş birliklerinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
İslamabad Ulusal Basın Kulübü
Pakistan’ın en büyük basın meslek birliği olan İslamabad Ulusal Basın Kulübü’ne yerel ve uluslararası medya kuruluşlarında görev yapan yaklaşık 3 bin 500 medya mensubu üye. Başbakan ve bakanlar gibi üst düzey kamu görevlilerinin basın toplantılarına da ev sahipliği yapan kulüp, aynı zamanda üyelerinin mesleki gelişimlerini desteklemek için çeşitli etkinlikler düzenliyor. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki serginin açılış kurdelesini kesen Filistin’in Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa ve Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, beraberindekilerle eserleri inceledi.
Büyükelçi Mustafa, gazetecilere, serginin Eskişehir ile Gazze halklarını buluşturan bağın göstergesi olduğunu söyledi.
Serginin, Türk halkının Filistin meselesine gösterdiği önemin de bir göstergesi olduğunu ifade eden Mustafa, “Bu sergi, Filistin halkının yaşadığı acıları, zorlukları ve zulmü yansıtmaktadır. Cesur Türk halkının her zaman Filistin halkının yanında durması, aramızdaki kardeşliği ve bağı pekiştirmektedir.” dedi.
Mustafa, bu sergiyle tarihe not düşüldüğünü dile getirdi.
Türklerin cesur ve ilkelerine bağlı bir millet olduğuna, her zaman mazlumun yanında durduğuna dikkati çeken Mustafa, “Bugüne kadar Filistin’e yardım etmeleri bunun bir göstergesidir. Türk halkının Filistin halkına karşı hissettiği kardeşlik bağı sadece bugünün değil, 400 sene öncesine varan ‘tek devlet tek millet’ çatısı altında Osmanlı İmparatorluğu’nun çatısı altında yaşadığımız kardeş gönüllerin bugüne varmış olan bağıdır. Türk halkıyla Filistin halkı arasındaki ortak tarih, bugünkü yaşanan ortak kederler, ortak gelecek planlarını birbirine bağlamaktadır. Bu kardeşlik bağı sonsuza kadar sürecektir.” diye konuştu.
Büyükelçi Dr. Faed Mustafa’nın konuşmacı olarak katıldığı panelle devam eden programa, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir ile çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sobacı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un katılımıyla bir otelde düzenlenen TRT Farsça Dijital Haber Platformu Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak, uluslararası yayın ağını genişletme çalışmalarını büyük bir gayretle sürdürdüklerini belirtti.
TRT World, TRT Arabi televizyon kanalları ve dijital haber platformlarıyla ses getiren yayın ve içeriklere imza attıklarını aktaran Sobacı, Almanca, Rusça, Fransızca ve İspanyolcanın yanı sıra Balkan ve Afrika dillerindeki dijital haber platformlarıyla da uluslararası yayıncılıkta güçlü bir varlık gösterdiklerini vurguladı.
Sobacı, 41 dil ve lehçede yayın yapan Türkiye’nin Sesi Radyolarıyla geniş bir coğrafyaya kendi dillerinde seslendiklerini belirtti.
Bugün uluslararası yayın ailesine yeni ve çok önemli bir üye daha eklediklerini ifade eden Sobacı, TRT Farsça dijital haber kanalının hayırlı olmasını diledi.
” İsrail, tam 437 gündür Gazze’de soykırım uyguluyor”
Yayıncılıkta uzun yıllar Batı merkezli, tek taraflı bir bakış açısının hakim olduğuna, bu durumun, tezin de antitezin de sentezin de aynı kaynaklar tarafından üretilmesi sonucunu doğurduğuna dikkati çeken Sobacı, derinlikten yoksun, farklı perspektifleri dışlayan bu yapının Batı merkezli, adaletsiz küresel sistemin medya alanındaki yansıması olduğuna işaret etti.
Sobacı, “Böyle bir tabloda Türkiye, Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası sistemdeki adaletsizliklerin giderilmesi için itirazlarını yükselttiği gibi, yayıncılık alanındaki bu tek taraflı akışı kırmak için de harekete geçti. Uluslararası haberciliğin belirli bir grubun tekelinde olduğu böylesi bir dünyada, TRT World kanalımızın kurulmasıyla, TRT’nin uluslararası medyada güçlü bir aktör olma süreci başladı.” diye konuştu.
Sobacı, TRT’nin bu uluslararasılaşma vizyonunu, en temelde, Türkiye’nin “daha adil bir dünya” mücadelesine katkı sağlamak için ortaya koyduğunu belirtti.
Bugün dünyada yaşanan krizlerin, insanlığın ortak geleceği için daha güçlü bir dayanışma ve hakkaniyetli bir dönüşüm çağrısı olduğunu vurgulayan Sobacı, “İsrail, tam 437 gündür Gazze’de bir soykırım uyguluyor ve bunu yaparken adeta uluslararası hukukla ve kurumlarla istihza ediyor. Unutulmamalıdır ki batıl, zail olmaya mahkumdur. Tıpkı Suriye’de şahitlik ettiğimiz son gelişmelerde olduğu gibi.” ifadelerini kullandı.
“Zalim rejim tarihin karanlık dehlizlerine gömülmekten kaçamadı”
TRT Genel Müdürü Sobacı, 61 yıldan bu yana zulüm ile abat olduğunu zanneden Baas rejiminin 8 Aralık’ta devrilip gittiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
“13 yıldan fazla süren iç savaş boyunca, kendi şehirlerine ölüm yağdıran, kendi çocuklarını kimyasal silahlarla katleden, kendi vatandaşlarını toplu mezarlara dolduran Esed de Gazze’deki mezalimin bir benzerini Suriye’de uyguladı. Esed rejimi örneğinde de bir kez daha gördük ki zulüm semirdikçe, adalet de vaktin sırrında bileylenir ve keskin bir hakikate dönüşür. Vakit tamam olduğunda ise tarih, zalimleri takındıkları müstehzi ifadelerle değil, dişleri arasından kan damlayan habis yüzleriyle hatırlar. Siyonistlerin akıbeti de benzer olacak ve İsrail tarihin akışı içerinde açılmış uğursuz bir parantez olarak kalacaktır.”
Sobacı, TRT ailesi olarak, Türkiye’nin kamu yayıncısı olma sorumluluğuyla faaliyetleri yürüttüklerini, yayıncılıktaki tecrübe ve imkanları, bu sorumluluk doğrultusunda kullanmak için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Bu doğrultuda, dijital dönüşüm noktasında medya sektörünün öncüsü olmayı sağlayacak stratejik adımlar attıklarını belirten Sobacı, dünya genelinde iletişim alanında en çok adil bir perspektif, insanı önceleyen bir bakış ve hakikat temelli bir anlatıya ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Afrika’dan Balkanlara, Kıta Avrupası’ndan Güney Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yönelik, dijital çağın tüketim alışkanlıklarına uygun içerikler ürettiklerini anlatan Sobacı, “Türkiye’nin aktif dış politikasıyla paralel bir çizgide, dünyayı sarsan kriz, çatışma ve gelişmeleri tüm çıplaklığıyla izleyicilerimiz, dinleyicilerimiz ve takipçilerimizle buluşturuyoruz.” dedi.
“Dezenformasyonla mücadelede TRT Farsça önemli bir rol oynayacaktır”
Sobacı, TRT’nin insanı merkeze alan yayıncılık anlayışının bir tezahürü olarak, “Her İnsan Bir Dünya, Her Haber Bir Hikaye” mottosuyla yolculuğuna başlayan TRT Farsçaya, bugün ilk adımını attığı uluslararası yayıncılık yolunda başarılar diledi.
Genel Müdür Sobacı, şöyle devam etti:
“TRT Farsça ile İran, Afganistan ve Tacikistan’ı kapsayan ve 130 milyondan fazla Farsça konuşan insanın bulunduğu geniş bir coğrafyaya seslenerek, bu bölgeyle ortak kültürel bağlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bölge ile turizm, kültür, ticaret ve eğitim alanlarında ilişkilerimizin gelişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türklerin ve Farsça konuşulan coğrafyalardaki halkların birbirini daha iyi tanıması için güvenilir medya kaynaklarından yararlanabilmeleri gerekmektedir. TRT Farsça, halklar arasındaki bağların güçlenmesi için önemli bir işlev görecektir. Çağımızın en büyük iletişim hastalığı dezenformasyonla mücadele konusunda da TRT Farsça önemli bir rol oynayacaktır. TRT Farsçanın, kısa sürede, hitap ettiği coğrafyada tercih edilen, güvenilir ve kaynak gösterilen bir dijital haber platformu olacağına inanıyorum.”
“TRT olarak daha fazla büyüyeceğiz”
Gerçeklerin her geçen gün daha fazla ters yüz edildiği uluslararası yayıncılık alanında, Farsça dilinde de gerçekleri anlatacaklarını vurgulayan Sobacı, “Ülkemize yönelik kara propaganda ve algı operasyonlarına karşı koymak için TRT olarak daha fazla büyüyeceğiz.” diye konuştu.
Programda, Farsça konuşan insanlarla yapılan sohbetler ve sahada çalışan muhabirlerin röportajlarının yer aldığı video gösterildi, Sedat Anar müzik grubu Hazreti Mevlana’nın mesnevisinden besteledikleri eserleri seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İTALYA’nın Ankara Büyükelçiliği, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) tarafından üniversitedeki Tarihi Hamam’da 2024 İtalyan Uzay Günü etkinliği yapıldı. ‘The Italian Spaceway’ temasıyla yapılan etkinlikte uzay inovasyonu ve İtalya- Türkiye bilimsel iş birliğine odaklanıldı. Aynı zamanda içerisinde 40 panel olan İtalya’nın uzay inovasyonuna katkısını sergileyen ‘The Italian Spaceway’ isimli sergi de açıldı.
İtalya’nın uzay sektöründeki merkezi rolünü kutlamak ve ileri teknolojilere, dünya gözlemine dikkat çekmek amacıyla yapılan etkinlikte, İtalyan ve Türk uzmanlar arasında bilimsel diyaloğu teşvik ederek gelecekteki iş birliklerine kapı aralayacak görüşmeler gerçekleştirildi. Ayrıca, genç öğrenciler ve katılımcılar bilim ve uzay konularında interaktif bir şekilde eğitim aldı. Uzay biliminin sürdürülebilir kalkınma ve çevresel kaynakların yönetimi üzerindeki önemi vurgulandı.
Programın sabah oturumu, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ve İtalya’nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi’nin resmi açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Dr. Murat Turhan, uluslararası iş birliğinin bilimdeki rolüne dair bir konuşma yaptı. Daha sonra, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi Direktörü Salvatore Schirmo, konuşmacıları tanıttı. Plenyer oturumda, Avrupa Uzay Ajansı’ndan (ESA) Prof. Paolo Cipollini, ESA/ Copernicus programı çerçevesindeki dünya gözlem görevlerini anlattı. YTÜ’den Prof. Murat Hüdaverdi ise uzay kirliliği konusunu ele aldı.
Ardından, İtalya’nın uzay inovasyonuna katkısını sergileyen ‘The Italian Spaceway’ sergisinin açılışı yapıldı. Sergi, ESA görevlerine, Leonardo, ThalesAlenia, Telespazio ve e-GEOS gibi şirketler tarafından geliştirilen ileri teknolojilere, İtalyan üniversitelerinin uzay araştırmalarındaki rollerine odaklanan 40 panelden oluşuyor. Ayrıca, CIRA ve İtalyan Uzay Ajansı (ASI) gibi kurumlarla iş birlikleri ve AVIO gibi şirketlerin uzay itki sistemlerindeki çalışmaları ele alındı. Özel bir bölüm, Franco Achilli’nin sanatsal yönetimiyle uzay temasına yaratıcı bir yorum sunarak sanat ve uzayı bir araya getirdi.
Etkinlik sırasında, YTU Astrofizik Laboratuvarı tarafından düzenlenen uygulamalı gösteriler içeren interaktif bir bölüm de yer aldı.
MARRAPODİ: İTALYA VE TÜRKİYE ARASINDA OLDUĞU GİBİ İŞ BİRLİĞİ VE ORTAK BİR VİZYON GEREKTİRMEKTEDİR
Programda konuşan İtalya’nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, “İtalya, sektördeki şirketlerinin ve bilim adamlarının yetkinliği sayesinde uzay araştırmaları alanında lider bir aktördür. İtalya, Aralık 1964’te ABD ve SSCB’den sonra uzaya uydu gönderen üçüncü ülke olmuştur. Bu başarıyı hatırlamak için bugünlerde kutladığımız Ulusal Uzay Günü oluşturulmuştur. Uzayda ilerleme, İtalya ve Türkiye arasında olduğu gibi iş birliği ve ortak bir vizyon gerektirmektedir. Örneğin, İtalyan astronot Walter Villadei ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın bu yılın başlarında Axiom 3 Görevi sırasında Uluslararası Uzay İstasyonuna birlikte ulaştı” ifadelerini kullandı.
PROF. DR. DEBİK: TÜRKİYE’NİN UZAY ÇALIŞMALARI KÖKLÜ BİR GEÇMİŞE DAYANIYOR
Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ise “Türkiye’nin uzay çalışmalarına olan ilgisi, köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Ali Kuşçu ve Lagari Hasan Çelebi gibi isimlerle başlayan bilim serüvenimiz, günümüzde TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü ve Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulmasıyla kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Ülkemizin kendi uydularını uzaya göndermesi, bu alandaki yetkinliğimizin önemli bir göstergesidir. Türkiye’nin Milli Uzay Misyonu kapsamında ilk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 13 deney gerçekleştirdi. Bu deneylerden ikisi, Yıldız Teknik Üniversitesi araştırmacılarımızın yürütücülüğünde tasarlandı. Alper Gezeravcı, uzay ortamında deneylerin nasıl yapılacağı konusunda üniversitemizde detaylı bir hazırlık sürecinden geçti. Öğretim üyemiz Prof. Dr. Didem Özçimen tarafından yürütülen ilk deney, ‘Uzay Koşullarında Antarktika ve Ilıman Mikroalg Yetiştiriciliğinin Karşılaştırmalı Bir Çalışması’ üzerineydi. Bu çalışma, kutup alglerinin uzayda kullanımına yönelik literatürde bir ilk niteliği taşımaktadır” dedi.
‘SERGİ AKADEMİ VE SANAYİ İŞ BİRLİĞİNİN ÖNEMİNİ VURGULUYOR’
Prof. D. Debik, konuşmasına şöyle devam etti:
“İtalyan bilim insanlarıyla, sadece yeryüzünde değil, uzayda da gerçekleştireceğimiz iş birliklerinden büyük mutluluk duyarız. Üniversitemizin astrofizik alanında çalışan değerli fizikçileri, bugüne kadar 6 bilimsel çalışmayı projeye ve makaleye dönüştürerek önemli başarılara imza attılar. Bu çalışmalar, artan bir hızla devam ediyor. İtalya Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi ile birlikte düzenlediğimiz bu etkinlik kapsamında, İtalya’nın uzay sektöründeki başarılarını anlatan sergiyi de katılımcıların beğenisine sunuyoruz. Bu sergi, akademi ve sanayi iş birliğinin önemini vurgularken, teknolojik yeniliklere yapılan bilimsel katkıları da gözler önüne seriyor. Etkinliğimizin partnerleri arasında Milano ve Torino Politeknik Üniversiteleri, Padua Üniversitesi ve Erasmus iş birliği çerçevesinde sıkı bağlarımızın olduğu Bologna Üniversitesi de yer alıyor.”
Program, katılımcıların fikir ve deneyimlerini paylaşabilecekleri, üniversitenin ikram edeceği kahve ve çay eşliğinde bir networking oturumu ile sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail güçleri, Suriye’nin güneybatısındaki Kuneytra bölgesinde işgali genişletiyor.
Marriye ve Kodana köylerini işgal eden İsrail ordusu, Kodana’ya girmeden önce havadan attığı bildiride, köy sakinlerini evlerinde kalması konusunda uyardı.
Bildiride, bölgedeki çatışmaların İsrail ordusunu harekete geçmeye zorladığı iddia edildi.
İsrail’in Suriye’ye saldırıları ve işgali
Suriye’de 27 Kasım’da şiddetlenen çatışmaların ardından 8 Aralık’ta 61 yılık Baas rejiminin çökmesiyle eş zamanlı, İsrail ordusunun Suriye’ye saldırıları arttı.
Rejim ordusundan kalan askeri altyapı ve imkanları imha etmeye başlayan İsrail ordusu, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti.
Golan Tepeleri civarındaki tampon bölgeye giren İsrail ordusu, işgali daha ileriye taşıyarak başkent Şam’ın 25 kilometre yakınlarına kadar sokuldu.
İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. İsrail ile Suriye arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle her ay tedaviye alınan çocuk sayısının 4 bini geçtiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dujarric, Gazze’deki insani yardım ortaklarının un dağıtımı yaptığını belirterek, her aileye stoklar yenilendikçe 25 kilogram un vermeye çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, Deyir Balah’da 25 kilogram unun fiyatının 280 dolar civarına çıktığını ve Gazze’ye daha fazla gıda yardımı yapılmasının derinleşen açlıkla müdahale için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gazze’de 5 yaş altı 346 bin çocuktan 151 bininin yetersiz beslenme için sağlık taramasından geçirildiğini aktaran Dujarric, temmuz ayından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye alınan çocuk sayısının her ay 4 bini geçtiğini bildirdi.
BM ve ortaklarının çocuklara tamamlayıcı besin ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Dujarric, tüm engellemelere rağmen 146 bin çocuğa ulaşabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜRCİSTAN’ın başkenti Tiflis’te 28 Kasım’da başlayan ve devam eden gösterilerde 298 kişinin gözaltına alındığı, 143 polisin de yaralandığı açıklandı.
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te günlerdir devam eden gösterilerde 298 kişi gözaltına alındı, 143 polis memuru yaralandı. Başbakan Irakli Kobakhidze ise muhalefeti ve onları destekleyenleri bir kez daha istikrarsızlık yaratmakla suçladı. Başbakan Kobakhidze, 28 Kasım’da AB ile müzakereleri askıya aldığını söyledi. Açıklama sonrası başlayan protestolar 6’ncı gününde de devam etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) ‘Küresel İnsani Yardıma Genel Bakış 2025’ başlıklı raporunu açıkladı. Fletcher, dünya genelinde, 305 milyon kişinin gelecek yıl insani yardıma ihtiyaç duyacağı tahminini paylaşarak, BM ve insani yardım ortaklarının, dünya genelinde 190 milyon kişiyi desteklemek için 2025’te 47 milyar dolar tutarında yardım çağrısı başlattığını ifade etti.
150 MİLYON KİŞİ YARDIMLARDAN MAHRUM KALACAK
Dünyanın yangın yeri olduğunu söyleyen Fletcher, en savunmasız olan kadın, çocuk ve engellilerin, en büyük bedelleri ödediğine dikkat çekerek, ihtiyaç sahibi diğer 150 milyon kişiye ulaşmayı çok istediklerini fakat mevcut fonla bunun mümkün olmadığını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜNEY Kore’de muhalefet partileri, Devlet Başkanı Yoon’un azli için meclise önerge verecek.
Güney Kore’de muhalefet partileri, sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Seuk Yeol’ün görevden alınması için meclise önerge vereceğini duyurdu. Önergenin 6-7 Aralık’ta görüşülmesinin beklendiğini duyurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, teröristlere nefes aldırmıyor! Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi. Terörü kaynağında kurutmakta azimliyiz, kararlıyız, muktediriz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna üyelik konusunu 3-4 Aralık’ta Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde ve sırasında bir kez daha gündeme taşıdı.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, NATO dışişleri bakanlarına gönderdiği mektupta, toplantı sırasında Ukrayna’ya üyelik daveti yapılmasını istedi.
Konu, Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında, çalışma yemeği formatında toplanan NATO-Ukrayna Konseyi’nin de gündemindeydi.
Ukrayna bu yönde bir davetin üyeliğin geri çevrilemez olduğunu göstereceği ve Rusya’ya karşı doğru cevap olacağı görüşünde.
NATO’nun tüm üyelerinin aynı görüşte olduğunu söylemek ise oldukça zor.
NATO liderleri, Ukrayna’nın bir gün İttifak’a katılacağının kararını, herhangi bir tarih belirtmeksizin, 2008’deki Bükreş Zirvesi’nde aldılar.
Savaşın başlamasının üzerinden geçen bin günde NATO’nun üyelik konusundaki söyleminde geldiği en ileri nokta ise bu yıl 9-11 Temmuz’da yapılan Washington Zirvesi’nin sonuç bildirisindeki ifadeler: “Müttefiklerin mutabık kalması ve şartların karşılanması halinde Ukrayna’yı İttifak’a katılmaya davet edecek konumda olacağımızı bir kez daha teyit ediyoruz.”
Üyelik daveti için olmazsa olmaz şart NATO üyelerinin oybirliği. İttifak üyeleri henüz bu aşamaya gelemedi.
Hangi ülkeler karşı çıkıyor?
Ukrayna’nın üyeliğine sıcak bakmadığı bilinen ülkeler arasında ilk akla gelen Macaristan.
Toplantı sonrasında açıklama yapan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, “Bu ülke savaşta ve savaştaki bir ülke İttifak’ın güvenliğine katkı sağlayamaz” dedi.
Macaristan, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunda son ana kadar itirazını kaldırmamıştı.
NATO’nun en güçlü üyesi ABD ise olası bir üyelik daveti için zamanlamanın doğru olmadığı görüşünde. Aslında çoğu ülkenin bu görüşte olduğunu söylemek mümkün.
Kağıt üstündeki şartlar bir yana NATO’nun şu an Ukrayna’ya üyelik davetinde bulunması pratikte pek mümkün gözükmüyor.
Bunun nedeni Ukrayna’nın savaşta olması.
Ukrayna’ya üyelik daveti yapılması savaşı daha da tırmandırma riski içeriyor.
Savaş bitmeden olası bir üyelik ise tüm İttifak’ın doğrudan savaşa taraf olması anlamına gelir ki şu aşamada çoğunluk bundan yana değil.
Ukrayna’nın savaşta olduğu ülkenin, NATO’nun, müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdit olarak gördüğü Rusya olması olası bir davet konusunda aceleci ve duygusal hareket edilmesini engelliyor.
Bu risklere karşın Letonya, Çekya gibi üyelik daveti yapılmasında pek sakınca görmeyen ülkeler de var.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, önceliğin üyelik davetinden ziyade, Ukrayna barış görüşmelerine girmeye karar verdiğinde bunu güçlü bir pozisyonda yapmasının nasıl sağlanacağına yoğunlaşmak olduğu mesajını verdi.
Türkiye’den bekle gör yaklaşımı
Türkiye, Ukrayna’nın NATO üyeliğine ilke olarak karşı değil.
Bununla birlikte öne çıkan bir pozisyon almamayı tercih eden Türkiye, kararını diğer ülkelerin adımlarını da dikkate alarak atmaktan yana.
NATO üyesi ülkeler arasında uzlaşı bulunmaması Türkiye’nin net pozisyon almasını frenleyen etkenlerden biri.
Rusya’yla ilişkileri ve Ukrayna’daki savaşın devam ediyor olması Ankara’nın pozisyonunu şekillendiren diğer unsurlar.
Türkiye, Ukrayna konusunda savaşa müdahil olmaksızın elinden gelenin en fazlasını yapma çabası içinde ve diplomasiye şans verilmesini istiyor.
Ukrayna’nın olası üyeliği konusunda şartların henüz oluşmadığı ve bu adım için doğru zaman olmadığı görüşü şu aşamada daha ağır basıyor.
Toplantı için Brüksel’de bulunun Hakan Fidan’ın bugün Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ile bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
Trump’ın tavrı merak konusu
ABD Başkanı Joe Biden’dan görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Donald Trump’ın Ukrayna konusundaki tavrı NATO’daki dengeleri de etkileme potansiyeli içeriyor.
Bazı ülkelerin pozisyon belirlemek için yeni Amerikan yönetimini beklediği biliniyor.
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze toplantı öncesinde, “Herkes yeni ABD yönetiminin çalışmaya başlamasını bekliyor. Bu söylenen ya da söylenmeyen bir husus ama bir gerçek” dedi.
Trump, henüz bunu nasıl yapacağına ilişkin detaylar net olmasa da göreve geldiğinde savaşı bir günde bitireceği iddiasında.
NATO’daki genel görüş, barış masasına ne zaman ve hangi şartlarla oturacağına karar verecek olanın Ukrayna olduğu yönünde.
Trump, ilk görev dönemindeki çıkış ve hamleleriyle zaman zaman NATO’nun geleneksel işleyişini zorlamıştı. Şimdi de “Ukrayna’yı zorda bırakacak bir adım atar mı?” sorusu soruluyor.
Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi olarak atadığı Keith Kellog, geçtiğimiz aylarda ortak imzayla kaleme aldığı bir makalede, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin uzun bir süre ertelenmesi karşılığında güvenlik garantileri içeren bir barış anlaşması yapılması çağrısında bulunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarıyla son bir haftada 72 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 2 bin 611’e ulaştığını duyurdu.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bakanlıkta bilgilendirme toplantısı düzenledi. Tuğamiral Aktürk, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarıyla son bir haftada 72 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Aktürk, böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 2 bin 611 (Irak 1362/Suriye 1249) olduğunu kaydetti. Aktürk, “Sınırlarımızın emniyetini ileriden sağlama ve terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamında 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonunda kahraman ordumuzun büyük özveri ve gayretiyle Zap’ta kilit kapatılmış, Irak sınırımızın tamamının emniyeti sınır ötesinden tesis edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için bölgedeki operasyon ve arama-tarama faaliyetlerine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecektir. Pençe-Kilit bölgesinde bugüne kadar icra edilen operasyonlar ve hava harekatları neticesinde toplam 1128 terörist etkisiz hale getirilmiş, bölgede teröristlerin döşediği 3 bin 146 mayın/EYP temizlenmiş, 1317 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş ayrıca 948’i ağır silah olmak üzere 2 bin 408 muhtelif silah ile 900 bine yakın farklı tip ve cinste mühimmat ele geçirilmiştir” ifadelerini kullandı.
‘790 KİŞİ HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’
Hudutlarda, son 1 haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 186 kişinin yakalandığını aktaran Aktürk, “790 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 127, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 90 bin 479 olmuştur” dedi.
Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca muhtelif miktarda Sungur Füzesi ile Orta Menzilli Tanksavar (OMTAS) Silah Sisteminin muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını kaydetti.
‘KİLİT KAPATILMIŞTIR AMA FAALİYETLERİMİZ DEVAM EDECEKTİR’
Tuğamiral Zeki Aktürk’ün sunumu sonrası, bakanlık kaynakları gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlık kaynakları, Suriye’nin kuzeyindeki muhalif grupların hareketliliğine ilişkin olarak, “Bölgedeki bazı yerel grupların başlattıkları hareketliliği ve buna bağlı gelişmeleri yakinen takip etmekteyiz. Birliklerimiz için her türlü tedbiri aldık ve almaya da devam etmekteyiz” dedi.
Bakanlık kaynakları, Irak’ın kuzeyindeki Zap’ta kilidin kapatılmasına ilişkin olarak, “2016 yılından itibaren uygulamaya başladığımız sınırlarımızın emniyetini ileriden sağlama ve terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamında 17 Nisan 2022’de Irak kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu ile Pençe harekatlarımızın kilidi kapatılmış ve Irak sınırımızın tamamının emniyeti ileriden tesis edilmiştir. Ayrıca, kontrol altına alınan bölgede henüz girilmemiş mağara, sığınak, barınak ve depo olabileceğini değerlendiriyoruz. Kilit kapatılmıştır ama bizim mevcut harekat alanlarındaki faaliyetlerimiz devam edecektir. Bölgedeki çetin hava ve arazi şartlarına rağmen, Pençe Kilit Harekat alanındaki unsurlarımız, üstün bir feragat ve kararlılıkla tüm terör inleri yıkılıp son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar terörü kaynağında yok etme parolasıyla görevlerine devam edecektir” ifadelerini kullandı.
‘PENÇE SERİSİNDE 2 BİN 202 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’
Bakanlık kaynakları Pençe serisindeki son duruma ilişkin olarak ise “Bahse konu operasyon serisi ile toplam 2 bin 202 bölücü terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Buna ilave olarak; toplam 5 bin 239 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş, 6 bin 220 mayın ve el yapımı patlayıcı imha edilmiş, toplam 3 bin 987 adet silah ve yaklaşık 1 milyon 539 bin adet mühimmat ele geçirilmiştir. Böylece teröristlere ağır bir darbe indirilerek bir gece ansızın terör inlerini yerle bir etme kararlılığımız gösterilmiştir” ifadelerini kullandı.
‘GKRY’NİN NATO GİRİŞİMİ KABUL EDİLEMEZ’
Bakanlık kaynakları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulis’in NATO üyeliği girişimine ilişkin, “NATO’ya Türkiye, NATO üyesi bir ülke olarak, ittifakın genişleme kararlarının oybirliği ile alındığını hatırlatır ve bu süreçlerin herhangi bir ülkenin ulusal güvenlik endişelerini dikkate alarak yürütülmesi gerektiğini savunur. Mevcut durumda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO’ya üyelik başvurusu bulunmamaktadır, ancak girişimleri dahi Türkiye açısından kabul edilemez bir gelişmedir. Bu girişim, Kıbrıs meselesindeki hassas dengeyi bozacak ve çözüme yönelik müzakere süreçlerini olumsuz etkileyecektir” dedi.
‘EUROFİGHTER’DA TEKNİK GÖRÜŞMELER OLUMLU’
Bakanlık Kaynakları, F-16 Block 70/ Eurofighter/ F-35 tedariklerine ilişkin olarak ise “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda milli uçağımız KAAN hizmete girinceye kadar gelişmiş teknolojiyle donatılmış modern savaş uçaklarının envantere alınması ve envanterin çeşitlendirilmesi çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda, 40 adet F-16 Blok 70 ve özellikli mühimmatın tedariki kapsamında 1,4 milyar dolarlık başlangıç ödemesi yapılarak sözleşme yürürlüğe girmiş, teknik görüşmeler devam etmekte, 40 adet Eurofighter tedarikine yönelik ise teknik görüşmeler olumlu devam etmektedir. Muhataplarımıza 40 adet F-35 talebimiz resmi olarak iletilmiştir. F-35 konusunda da daha önce yaptığımız bir ödeme ve hangara alınan 6 adet uçak var. Ancak ilk defa bir NATO üyesi ülkeye (CAATSA) yaptırım uygulanarak teslimat gerçekleştirilmemiştir. Biz en başından beri bu yaptırımın yanlış olduğunu söylüyoruz. Beklentimiz, müttefiklerimizin ittifakın ruhuna ve ortak güvenlik perspektifine uygun karar alınması, örtülü/örtüsüz tüm yaptırımların kaldırılmasıdır” dedi.
‘YDK SÜRECİ BAŞLAMIŞTIR’
Kaynaklar ayrıca, Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen teğmenler ve diğer personelle ilgili sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin olarak ise “Yüksek Disiplin Kurulu süreci başlamıştır. YDK’nın toplantı zamanı belirlendiğinde, en az 10 gün öncesinden ilgili personele tebligat yapılacaktır. Bu tarih zamanı gelince kamuoyuna duyurulacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Rosatom’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, nükleer farkındalığı küresel düzeyde artırmak amacıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 100 ülkede Global Atomic Quiz ve belgesel gösterimi etkinlikleri düzenledi.
Dünya Bilim Günü kapsamında yapılan Atomic Quiz’e 25 bin kişi katılırken, Türkiye katılan ülkeler arasında katılımcı sayısı ve ilgi düzeyi açısından 3’üncü sırada yer aldı. Rosatom’un, Türkiye’de düzenlediği etkinlik kapsamında Hacettepe Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Tarsus Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitede öğrencilerle bir araya gelindi. Üniversitelerde dünyaca ünlü yönetmen Oliver Stone’un “Nuclear Now” belgesel gösterimi ile akademisyen ve uzmanların katılımıyla söyleşiler yapıldı.
Hacettepe Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nde çoğunluğu geleceğin nükleer enerji mühendislerinden oluşan 150’den fazla öğrenci, Atomic Quiz’de yer alan farklı zorluk ve kategorilerdeki 25 soruyu yanıtladı. Nükleer enerji hakkındaki bilgilerini test etmelerinin yanı sıra yeni şeyler öğrenmelerine olanak sağlayan testi çözen öğrenciler, etkinlik kapsamında soruların doğru yanıtları üzerine tartışma fırsatı da buldu.
Nükleer İletişim Uzmanı ve Nükleer Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Sevimli moderatörlüğünde öğrencilerle buluşan Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, Atomic Quiz’de yer alan soruların doğru yanıtlarını nedenleri ve ayrıntılı açıklamalarıyla katılımcılara aktardı. Öğrenciler, Ergün’ün anlatımıyla hem nükleer enerji hakkında yeni şeyler öğrenme hem de kendi yanıtlarını değerlendirme fırsatı buldu.
Tarsus Üniversitesi
Tarsus Üniversitesi’nde farklı mühendislik fakültelerinden 110’u aşkın öğrenciyi bir araya getiren etkinlik çerçevesinde öğrenciler Atomic Quiz’de yer alan soruları yanıtladı. Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Özen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Deran ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Murat Özkendir’in de katıldığı etkinlikte soruları cevaplayan öğrenciler, yanıtlarının doğruluğunu Akkuyu Nükleer AŞ Ticari Operatörler Grubu Baş Uzmanı Ahmet Yasin Öner’le değerlendirme fırsatı buldu. Öner, bazı sorular için detaylı açıklamalar yaptı.
NIATR Yönetim Kurulu Üyesi Sevimli’nin yönettiği söyleşide, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Rusya’da eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu’da görev yapan Türk mühendisler arasında yer alan Öner, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu projesi hakkında da bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Panelin ardından Tarsus Üniversitesi öğrencileri de nükleer enerjinin dünyadaki yolculuğunu benzersiz bir şekilde aktaran Nuclear Now belgeselini izledi.
Sinop Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’ne ev sahipliği yapan Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe 80’e yakın öğrenci katıldı. Etkinliğe, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Bayrak ve Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meryem Seferinoğlu’nun da aralarında olduğu pek çok öğretim görevlisi de katıldı. Etkinlikte belgesel gösteriminden önce Seferinoğlu ve Öner’in katılımıyla söyleşi yapıldı.
Öğrencilerle Akkuyu NGS’de görev yapmak için Rusya’da aldığı eğitimin ayrıntılarını paylaşan Öner, kendisiyle aynı yolu izlemek isteyen öğrencilere deneyimlerini aktardı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Nuclear Now belgeselinin gösterildiği ve söyleşi yapılan bir diğer durak oldu. Belgesel, İletişim Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından büyük ilgiyle izlendi. Belgeselin ardından Ergün, katılımcılara nükleer enerji hakkında bilgi verdi, soruları yanıtladı. Ergün, geleceğin iletişimcileri, gazetecileri ve sinemacıları tarafından ilgiyle dinlendi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Güven Akdoğan da belgeseli sinematografik açıdan ele aldı ve Stone’un belgeselciliği hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, yönetmenin karmaşık bir konuyu basit bir dil kullanarak ele aldığını, böylece izleyici ile kolayca iletişim kurduğuğunu belirterek, “‘Nuclear Now’ hem nükleer enerjinin günümüzde geldiği noktayı göstermeyi vadediyor hem de insanlığın nükleer enerjiye ihtiyacı olduğuna dair bir eylem çağrısında bulunuyor. ‘Yeniden düşünme vakti’ sloganı, izleyicileri, özellikle günümüzün çevresel zorlukları ve aşırı enerji tüketimi bağlamında, nükleer enerjiyi temiz bir enerji alternatifi olarak yeniden düşünmeye teşvik ediyor. İzleyicilerin belgeseli izledikten sonra bu bakış açısını benimseyeceklerini umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nden (UEZ) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile bölgedeki iş ve ekonomi temsilcilerini bir araya getiren zirve, gelecek yıldan itibaren yoluna yeni ismi ve geliştirilen kurgusuyla devam edecek.
Bu yılın teması, zirvenin yeni ismine uygun olarak “Değişen Küresel Gerçekler ve Gelecek 5.0” olarak belirlendi.
Capital, Ekonomist, Start Up ve CeoLife dergilerince 17-20 Nisan’da Sapanca’da düzenlenecek UEZ’ye, ulusal ve uluslararası çok sayıda konuşmacı ve iş insanının yanı sıra alanında önde gelen akademisyenler, sivil toplum önderleri ve sektörel liderler katılacak.
UEZ 2025’te “Eğitimden sağlığa, endüstriden tarıma her alanda ‘Gelecek 5.0’ yaratılabilir mi?”, “Adil ve kapsayıcı bir enerji geçişini sağlayarak jeopolitik şokları ve gerilimleri azaltmak mümkün mü?”, “Gelecek 5.0 ve Ekonomi 5.0 hedefine dünya nasıl ulaşabilir?” gibi sorulara yanıt aranacak.
Zirve, 2012’de 50 iş insanı ve 650 izleyicinin katılımıyla yola çıkarken, yıllar içinde gelişerek Türkiye ve dünyadan üst düzey 110 konuşmacı ve 2 bin katılımcıya ev sahipliği yaptı.
UEZ, 2021’de salgın döneminin hızlı değişen gündemi ve dinamiklerini yakalamak üzere bahar ve güz olmak üzere iki kez hibrit formatta İstanbul’da hayata geçirildi.
Zirve, tamamen yenilenip Sapanca’da 6-9 Ekim 2022’de 80’den fazla konuşmacı ve 1000 üst düzey katılımcıyla düzenlendi. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da programa “özel konuşmacı” olarak iştirak etti.
Geçen sene 27-30 Nisan’da “Tek Dünya, Ortak Bir Gelecek: Yeni Nesiller İçin Yarını Şekillendirecek Politikalar ve İş Stratejileri” ana temasıyla düzenlenen zirveye, “özel konuşmacı” olarak eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un yanı sıra eski İtalya Başbakanı Enrico Letta, İngiltere’de Cameron, May ve Johnson hükümetleri eski Devlet Bakanı Jo Johnson katıldı.
Bu yıl ise zirve, “Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: Yenilik, Teknoloji ve Yapay Zeka Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek” temasıyla, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Uber Başkan Yardımcısı Anabel Diaz, yapay zeka uzmanı ve girişimci Daniel Doll Steinberg, HSBC Baş Ekonomisti Janet Henry, Missouri Üniversitesi İktisat Tarihi Profesörü Max Gillman gibi çok sayıda yerli ve yabancı konuğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Zirveye “www.uluslararasiekonomizirvesi.org” internet adresinden kayıt yapılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Balık ve Vahşi Yaşam Enstitüsü (USFWS), zürafaların ‘Nesli Tehlike Altındaki Türler Sözleşmesi’ (Endangered Species Act) kapsamında kanunla koruma altına alınması için çağrıda bulundu.
USFWS’den yapılan açıklamada, zürafaların nesillerinin tehlike altında olduğu belirtilerek ilk kez koruma çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada yapılan çağrının, Afrika’daki zürafa popülasyonlarının büyük oranda azalması ve türün doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yasa dışı avlanma, hastalıklar ve iklim değişikliği gibi tehditler sebebiyle yapıldığı belirtildi.
Bilim insanları, son 30 yılda zürafa popülasyonlarının yüzde 40 oranında azaldığını belirtiyor. Koruma önerisi, kamuoyunun 60 günlük bir değerlendirme sürecine katılmasını içeriyor. ABD’de bu süreçte bilimsel veriler toplanacak ve türün korunmasına yönelik daha somut adımlar atılacak.
Açıklamada bu çağrının, zürafaların yaşam alanlarının korunmasından yasa dışı ticaretin önlenmesine kadar birçok alanda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çektiği vurgulandı. USFWS, bu süreci kamuoyu, bilim insanları ve çevre kuruluşlarının katkılarıyla yürütmeyi planladığını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus haber ajansı TASS ve Diyalog Bölgeleri Merkezinin Moskova’daki Rus Realizm Sanat Enstitüsü’nde düzenlediği foruma, 65 ülkeden 1000’i aşkın uzman katıldı.
Foruma, Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Sergey Nalobin, eski Avusturya, Avrupa ve Uluslararası İlişkiler Bakanı ve Rusya’daki Önemli Konulara İlişkin Jeopolitik Gözlemevi Merkezi (G.O.R.K.I.) Başkanı Karin Kneissl, TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov ile Anadolu Ajansı (AA) Teyit Haberleri Müdürü Ömer Faruk Görçin de iştirak etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, forumun açılışına görüntülü mesaj gönderdi.
Zaharova, mesajında, ABD’nin Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta ve Google aracılığıyla son 10 yılda kavramları değiştirdiğini belirterek, “Bunlar, kamu bilincini manipüle etme aracı haline geldi.” ifadesini kullandı.
Wikipedia’da da sahte bilgilerin yer aldığını söyleyen Zaharova, “Wikipedia’da siyaset ve tarihle ilgili yazılarda aşırı derecede taraflılık ve ön yargı görmek mümkün.” dedi.
Sözcü Zaharova, tüm bunların insanoğlunun güvenliği ve refahını tehlikeye attığını, bu nedenle de yalan haberlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
G.O.R.K.I. Başkanı Kneissl, yalan haberlerin uluslararası ilişkileri de etkilediğini belirterek, “Son zamanlarda dünyada yalan bilgilere dayanılarak oluşturulan birkaç çatışma yaşandı. 2002-2003’te Irak’taki savaş da büyük bir yalan üzerine inşa edildi. Bu nedenle haberleri okurken dikkatli olmak gerekiyor.” diye konuştu.
TASS Genel Müdürü Kondraşov da bazı ülkelerin Rus medyasını engellemeye çalıştığını dile getirerek, “Bu ülkeler, kendi egemenliğiyle ilgili sorunlar yaşıyor.” ifadesini kullandı.
“AA, sahte bilgilerle mücadele ediyor, okuyucuları karşısında sorumluluk üstleniyor”
Forum kapsamında yalan haberlere karşı alınan önlemlerle ilgili panel düzenlendi.
AA Teyit Haberleri Müdürü Görçin, buradaki konuşmasında, modern dünyada sosyal medya araçlarının insanlar için ana bilgi kaynağı haline geldiğine işaret ederek, “Dünya nüfusu 8 milyara ulaştı. Sosyal ağ kullanıcı sayısı 5 milyara yaklaştı. Televizyon ve yazılı basını bilgi aracı olarak kullanan kişi sayısı ise gittikçe azalıyor. Dolayısıyla insanlar artık sosyal medya araçlarını kullanarak bilgi sahibi oluyor.” dedi.
Bu nedenle sosyal medyada yer alan haberler, fotoğraflar ve görüntülerin denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Görçin, AA’nın, sahte bilgilerle mücadele ettiğini ve bu konuda okuyucular karşısında sorumluluk üstlendiğini, özellikle İsrail’in Filistin konusundaki haberlerini denetlediğini ve sahte olanları ortaya çıkarmaya çabaladıklarını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Nalobin de sahte haber ve bilgilerle mücadele ettiklerini dile getirerek, “Ekiplerimiz, haberlerin kaynaklarını denetleyerek analiz yapıyor ve haberin doğru olup olmadığını tespit ediyor, sahte haberin antitezini oluşturuyor.” diye konuştu.
Yalan haberlerin birçoğunun Batılı ülkeler tarafından yapıldığını kaydeden Nalobin, “Bu yalan haberleri de Batı basını yayıyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİNLİ BAKAN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi 10 ülkenin savunma bakanlarının yanı sıra ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Çin’den temsilciler, ASEAN Plus Savunma Bakanları Toplantısı için Laos’un başkenti Viyentiyan’da bir araya geldi. Çin Savunma Bakanı Don Jun, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in toplantı çerçevesinde görüşme talebini reddetti.
“TALİHSİZ BİR DURUM VE BÖLGEYİ ETKİLİYOR”
Austin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu talihsiz bir durum ve bölgeyi etkiliyor. Çünkü bildiğiniz üzere bölge, iki önemli aktörün, bölgedeki iki büyük gücün birbiriyle görüşüyor olmasını gerçekten görmek istiyor” dedi. Austin, “Bunun geleceğe yönelik herhangi bir yansıması olacağını düşünmüyorum. Bunun sadece şu an için yapmayı tercih ettikleri bir şey olduğunu ve niçin böylesine iyi bir fırsatı değerlendirmemeyi seçtiklerini ancak onların açıklayabileceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İKİ BAKAN EN SON MAYIS AYINDA BİR ARAYA GELMİŞTİ
Austin, Çinli mevkidaşı Dong ile geçtiğimiz mayıs ayında uluslararası savunma forumu Shangri-La Diyalogu marjında bir araya gelmişti. İki bakan, ABD ve Çin’in Tayvan konusunda anlaşmazlıkları olduğunu yinelemiş fakat askeri iletişim kanallarının açık tutulmasının önemine vurgu yapmıştı.
Tayvan’ın bağımsızlığını tanımayan ve kendi toprakların bir parçası olarak kabul eden Çin, üç hafta önce Tayvan’a 2 milyar dolarlık silah satışına onay veren ABD’yi sert bir şekilde eleştirmiş ve “egemenliğini savunmak için kararlı karşı tedbirler alacağını” açıklamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Dışişleri Bakanlığı, Yemen açıklarında bir Türk firmasına ait Anadolu S adlı kuru yük gemisine Husiler tarafından füze saldırısı düzenlenmesine tepki gösterdi.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Bir Türk firmasına ait Panama bandıralı Anadolu S adlı kuru yük gemisine Yemen açıklarında seyrederken Husiler tarafından düzenlenen füze saldırılarını kınıyoruz. Benzer bir hadisenin tekrar yaşanmamasını teminen gerekli girişimlerde bulunulmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÜYÜK KAHİRE, 20 Kasım (Xinhua) — Çinli otomobil üreticisi Chery’nin yan kuruluşu seçkin otomotiv markası Exeed, Exeed RX ve Exeed VX olmak üzere iki SUV modelini Mısır pazarına sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Askeri Ataşe Tuğgeneral Gaffar Gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Büyükelçilik çalışanları, Türk kurumlarının temsilcileri ve Türk eğitim kurumlarının öğrencileri katıldı.
Saat 09.05’teki saygı duruşunun ardından anıtın yakınında bulunan Büyükelçilik’teki Türk bayrağı yarıya indirildi. Büyükelçi Bağcı, anıta çelenk bıraktı, törende İstiklal Marşı okundu.
Törende konuşan Bağcı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ebediyete intikal etmiş tüm kahramanları, gazileri ve şehitleri rahmet ve şükranla andığını belirtti.
Bağcı, hayatını ülkesine ve milletine adayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin içinde bulunduğu zorluklara ve sahip olduğu kısıtlı imkanlara rağmen milletinden aldığı güç ve destekle Türk milletinin kaderini ve tarihin akışını değiştirdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğunu söyledi.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin bugün de Türk dış politikasının temel yol gösterici ilkesi olmayı sürdürdüğünü dile getiren Bağcı, “Atatürk, döneminin çok ötesindeki devlet anlayışı, ileri görüşlülüğü ve milletine olan inancıyla sadece Türk milletine değil tüm dünyaya örnek olmuş bir devlet adamıdır. Fikir ve eserleriyle yaşadığı dönemin çok ötesine damgasını vurmuş bir liderdir.” dedi.
Bağcı, devlet, millet, vatan ve bayrağın en büyük değer ve Türk toplumunu birbirine bağlayan ortak paydalar olduğunu vurgulayarak, “Atatürk’ün bizlere vasiyeti, çağdaş uygarlık düzeyinde olmak, bayrağımızı şanla, şerefle ve başarıyla tüm dünyada dalgalandırmak, milletimizi ve vatanımızı karşılıksız sevmektir. Bu tarihi sorumluluklarımızı yerine getirmek bakımından usanmadan, yılgınlığa kapılmadan ve şikayet etmeden çalışmak ise gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuz ve ödevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.” sözlerinin Türkiye’nin Azerbaycan’la kardeşlik ilişkilerine ışık tuttuğuna ve yol gösterdiğine işaret eden Bağcı, “Bugün de tıpkı tarihte olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’in güçlü liderlikleri ve iradelerinin açtığı müstesna yolda, Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizi geliştirerek daha da derinleştirmeye ve köklerini tarihin derinliklerinden alan ulu bir çınara dönüştürmeye çalışmaktayız.” şeklinde konuştu.
Bağcı, dünya tarihine damga vuran Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için her zaman büyük gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bundan bir asır önce İstiklal Harbi’ni başlatarak Anadolu topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin en önemli değerlerinden birisidir. Atatürk’e ve Cumhuriyetimize yapılacak en büyük katkı, ülkemizin içinden geçtiği şu kritik dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, özellikle de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkmaktır. Türkiye’nin asıl gücü, insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Akıl ve alın teriyle geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Güçlenen Türkiye’nin yükselen yıldızı, amiral gemisi, yerli ve milli savunma sanayimiz ile tam bağımsız, ‘Lider Ülke, Güçlü Türkiye’ hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. Güçlü ordumuzla dosta güven, düşmana korku veriyor, mazlumlara umut oluyoruz. Dış politikamızı ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ ilkesi doğrultusunda sürdürüyoruz. Bugün sahada ve masada güçlü Türkiye vardır.”
Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde anma programı düzenlendi
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde Büyük Önder Atatürk’ün vefatının 86. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.
Atatürk ve silah arkadaşlarıyla Türkiye ve Azerbaycan’ın bağımsızlığı için canlarını feda eden şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda iki ülkenin milli marşları okundu.
Programda öğrenciler, Cumhuriyet Oratoryosu ve Atatürk’le ilgili şiirler seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zirve, son Darfur Sultanı Ali Dinar’ın torunu Ahmet Ali Dinar, eski Kolombiya Devlet Başkanı Andres Pastrana Arango, Ürdün Senato Başkanı Faisal Al-Fayez, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Maliye Bakanı Özdemir Berova, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Nail Olpak, UİP Kurucusu ve Başkanı Cengiz Özgencil ile Onur Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ve akademi ile iş dünyasından birçok ismin katılımıyla gerçekleştirildi.
Zirvede, UİP Onursal Başkanı Talal Abu Gazaleh de gönderdiği video mesaj ile katılımcılara hitap etti.
KKTC Maliye Bakanı Berova, açılışta yaptığı konuşmada, insanlığın başlangıcından bugüne kadar toplumlar arası ticaretin ekonominin temellerini attığını belirterek, bu yöndeki ekonomik gelişmelerin tüm dünyayı etkileyen küresel bir ekonomi haline geldiğini anlattı.
Geçmişten bugüne dünya ekonomisinde krize neden olan önemli olaylar yaşandığını aktaran Berova, 2020’nin başından itibaren dünya ekonomisini olumsuz etkileyen Kovid-19 salgınının küresel ekonomide daralmaya neden olduğunu ve yeni düzenlemeleri getirdiğini kaydetti.
Berova, zirvenin işbirliklerinin artırılması bağlamında çok önemli olduğunu vurguladı.
“Böylesi bir dünya ortamında sürecin kazananları arasında olmak temel hedefimiz”
DEİK Başkanı Olpak da faaliyetlerini 39 yıldır tüm dünyaya yayılmış 152 iş konseyiyle ticari diplomasi mottosuyla yürüttüklerini söyledi.
Amaçlarının iş dünyasının küresel ekonomiyle daha fazla entegre olmasını sağlamak olduğunu anımsatan Olpak, dış ticareti, Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımları ve yurt dışındaki yatırımları arttırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Olpak, son beş yıldaki küresel gündeme bakıldığında birçok çatışma ve savaşın olduğuna dikkati çekerek, “Salgınla başlayan izolasyonlar, küresel tedarik zincirinde bozulmalar, tek kaynağa bağlı olmanın riskleri, artan küresel enflasyon ve düşen büyüme, uluslararası yatırım ve ticarette ivme kaybı, artan ticaret savaşları gibi farklı sınamalar önümüzde. Ticarette serbestleşmeyi konuşurken yeni ticaret kampları ve bloklarını görüyoruz.” diye konuştu.
Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol”, ABD’nin “Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et”, AB’nin “Küresel Geçit” projelerinin iş dünyası olarak iyi analiz edilmesi gerektiğine vurgu yapan Olpak, şöyle devam etti:
“Tüm bu gelişmeler etkisinde küresel ticaretin nasıl bir seyir izleyeceği belirsizliğini korurken, hizmet ihracatı ve çevreci ürünlerin ticareti ise gündemde yerini arttırarak koruyor. Çevreci ürünlerden bahsetmişken, bu süreçte ortaya çıkan yeni fırsat ve tehditlere de kısaca değinmek isterim. Yeşil ekonomi bir taraftan getirilen uygulamalar sebebiyle ciddi tehditler içerirken, diğer taraftan kimileri içinde yatırım ve büyüme fırsatları, yeni ticaret kanalları imkanları da açabilir. Benzer şekilde dijital ekonomi, elbette sadece artan e-ticarette sınırlı olmayan, alışılmamış iş modellerini ortaya çıkarttı. Bu sürece uyamayanlar için bir tehdit, süreci lehine kullananları için ise yeni fırsat alanları demek.”
Olpak, DEİK olarak bu gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve sürecin etkilerine değil, yönlendirenleri arasında olmak için çalıştıklarını ve böylesi bir dünya ortamında sürecin kazananları arasında olmanın temel hedefleri olduğunu sözlerine ekledi.
“Bölgesel ortaklıklar her zamankinden daha büyük önem kazandı”
UİP Kurucusu Özgencil de bu yılki zirvenin temasının yalnızca bir kelime oyunundan ibaret olmadığını, küresel sorunlara çözüm arayışlarında yollarını aydınlatan bir rehber niteliğinde olduğunu dile getirdi.
Dünyanın tarih boyunca belki de hiç bu kadar hızlı bir dönüşümden geçmediğine dikkati çeken Özgencil, bu dönüşümün merkezinde insanın ve insanı geliştiren, yeniden tanımlayan, insan potansiyelini dönüştüren yeni teknolojiler olduğunu kaydetti.
Özgencil, “Bu nedenle Boğaziçi Zirvesi olarak yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmek değil, yarının potansiyelini birlikte keşfetmek için bir aradayız. Özellikle yapay zeka devrimi bu potansiyelin merkezinde duruyor. Yapay zeka yalnızca sanayi ve ekonomi alanında değil, eğitimden sağlığa, sanattan tarıma, hayatın her alanında yeni ufuklar açıyor.” ifadelerini kullandı.
Ekonomik kalkınmanın ve istikrarın bugünkü çalışmaların başka bir vazgeçilmez ayağı olduğunu anlatan Özgencil, küresel ekonomilerin yeni dengelere ve dönüşüm süreçlerine girerken ortaklıkların ve sürdürülebilir büyüme stratejilerinin her zamankinden daha büyük önem kazandığını vurguladı.
Özgencil, “Türkiye’nin GCC ve Afrika kıtasıyla geliştirdiği ticari ilişkiler bu çerçevede değerlendirilmeli. Ortak büyüme stratejileri sayesinde bölgemizdeki tüm ülkeler için daha güçlü bir gelecek inşa edebiliriz. Sınırları aşan işbirlikleri, ortak güven ve barışın güçlendirilmesinde kilit bir rol oynayacaktır.” açıklamasında bulundu.
Şehirlerin de dönüştürülmesi gerektiğini aktaran Özgencil, kentleri sürdürülebilir bir yaşamın merkezi haline getirmenin iklim değişikliğiyle mücadelenin temelini oluşturduğunun altını çizdi.
“Geleceğe doğru köprüler inşa etmek için bir araya geldik”
UİP Onur Kurulu Başkanı Yırcalı da zirvenin temasına işaret ederek, barış, teknoloji ve sürdürülebilirlik yoluyla geleceğe doğru köprüler inşa etmek için bir araya geldiklerini söyledi.
Fintek gibi yeni gelişen finansal teknolojilerin bugünün finansal görünümünü nasıl yeniden şekillendirdiğini de bu zirvede inceleyeceklerini kaydeden Yırcalı, “Şehir plancıları ve uzmanlar, bizim için son derece önemli olan şehirlerimizin kentsel dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma zorluklarına değinecek.” dedi.
Yırcalı, finansal sistemlerin mevcut ekonomi zorluklarına nasıl uyum sağlayabileceğine odaklanan sermaye piyasalarını da tartışacaklarını sözlerine ekledi.
Gün içinde gerçekleştirilecek panellerle devam edecek zirve, yarın sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Whittaker, AA muhabirine Dünya Bankası’nın Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisi alanındaki potansiyelini değerlendirmek amacıyla hazırladığı “Türkiye için Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bankanın, küresel deniz üstü rüzgar enerjisini geliştirmeye yönelik bir programının olduğunu, kendisinin de bu programın kurucu ortağı ve eş lideri olduğunu belirten Whittaker, “Türkiye için deniz üstü rüzgar enerjisi yol haritasını da bu program çatısı altında geliştirdik.” dedi.
Whittaker, Vietnam, Filipinler, Sri Lanka, Kolombiya, Brezilya, Romanya ve Azerbaycan’da gerçekleştirilen programın sekizinci ülkesinin Türkiye olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Deniz üstü rüzgar enerjisini finanse etmeyi çok istiyoruz. Şu anda Çin dışında hiçbir gelişmekte olan pazarda deniz üstü rüzgar enerjisi yok. Dolayısıyla bu programı ülkelerin finanse edilebilir projelere sahip olmaları adına gereken süreyi hızlandırmalarına yardımcı olmak için kurduk. Şu ana kadar 24 ülke ile çalıştık.”
Söz konusu yol haritasında, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi alanını geliştirirken takip etmek isteyebileceği 2 yolun ortaya konulduğunu aktaran Whittaker, “Bu yol haritası, ‘işte fırsatlar, işte zorluklar, bunlar ise gerekecek finansman’ diyor. ‘Üretim maliyeti, tedarik zinciri geliştirme ve altyapı gelişimi açısından sonuçları bunlar’ diyor. Çünkü deniz üstü rüzgar enerjisi çok karmaşık. Dolayısıyla tüm bunları bir arada değerlendirmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Whittaker, yol haritasının Türkiye’nin yapması gerekenleri söylemediğini ancak önündeki 2 seçeneğe işaret ettiğini belirterek, “Yüksek büyüme senaryosuna göre, Türkiye 2050 yılına kadar 27 gigavat kurulum, düşük büyüme senaryosuna göre de 16 gigavat kurulum yapabilir. Yol haritasının amacı hükümetin karar alma sürecinde bilgilendirmek.” diye konuştu.
“Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisi için uygun koşullara sahip”
Yol haritasının Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi için uygun koşullara sahip olduğunu gösterdiğini vurgulayan Whittaker, ülkenin deniz üstü rüzgar enerjisini takip etmek istemesinin birkaç motivasyonu olduğunu anlattı.
Whittaker, bunlardan birinin büyük ölçekli enerji üretimi ya da karbonsuzlaştırma olduğunun altını çizerek, “Türkiye çok fazla enerji ithal ediyor. Türkiye enerjide bağımsız olmayı ve bunu yenilenebilir enerji kaynaklarıyla temiz bir şekilde yapmayı amaçlıyor. Büyük ölçekli yenilenebilir enerji kaynakları açısından çok fazla seçenek yok. Dolayısıyla deniz üstü rüzgar enerjisi harika bir seçenek.” değerlendirmesinde bulundu.
Tedarik zincirinin geliştirilmesinin de Türkiye için başka bir motivasyon kaynağı olduğunu kaydeden Whittaker, “Türkiye’nin karasal rüzgar enerjisi tedarik zinciri oldukça sağlam. Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisine geçmesi, bu tedarik zincirini geliştirmesine olanak sağlayacaktır. Bu da istihdam ve doğrudan yatırım getirecektir.” dedi.
Whittaker, bir diğer motivasyon kaynağının ise bu alandaki ihracat potansiyeli olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’nin bu alandaki kapasitesini artırması diğer piyasalarda da lider olmasına fırsat sunacaktır. Türkiye’nin bazı yüzer rüzgar çiftlikleri geliştireceğini ve yüzer rüzgar endüstrisi büyüdükçe bu alandaki uzmanlığını ihraç etmek için iyi bir konumda olacağını düşünebiliriz. Türkiye, dünyanın en büyük 12. karasal rüzgar pazarıdır. Çok fazla kanat yapıyor, kule yapıyor. Gerçekten iyi bir endüstrisi var ve çok rekabetçi. Türkiye’nin ürettiği bileşenlerin çoğu ihracata yönelik. Dolayısıyla deniz üstü rüzgar enerjisinde de aynı rekabet avantajına sahip olması mantıklı.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk- Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın ardından Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Senegal arasında farklı alanda önemli işbirliklerini kapsayan 5 anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Diakhar Faye’nin huzurunda imzalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen imza töreninin ardından Erdoğan ve Faye ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Şehircilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Senegal Şehir Planlama, Yerel Yönetimler ve Bölge Planlama Bakanı Balla Moussa Fofana imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanlarında Mutabakat Zaptı”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall tarafından imzalandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Senegal Tarım, Gıda Egemenliği ve Hayvancılık Bakanı Mabouba Diagne, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal Mekanizasyon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nı imza altına aldı.
“Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Senegal Cumhuriyeti Yükseköğretim, Bilimsel Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı”nı da Yükseköğretim Kurulu Başkan Erol Özvar ile Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall imzaladı.
Bu kapsamda iki ülke arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti ile Senegal Cumhuriyeti Arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Protokolü” ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Senegal Cumhurbaşkanı Fay tarafından imzalandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkenin doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek ve çevresi, AA tarafından görüntülendi.
İsrail’in, Lübnan’ın güneyinin ardından başkenti ve diğer bölgelerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarının başladığı 23 Eylül’den bu yana Baalbek, onlarca kez İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.
Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında yaşanan savaştan da etkilenen bölgede, Zahli’den Baalbek’e uzanan ana cadde üzerindeki ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” kabul edilen Baalbek antik kenti çevresindeki çok sayıda bina, hava saldırıları sebebiyle yıkıldı.
Bu şiddetli saldırıların yol açtığı patlamalar, antik kentin çevresindeki, onun uzantısı bazı tarihi yapıların da tahribata uğramasına sebep oldu.
Lübnan Türkmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Duris köyünde bulunan ve Eyyübiler döneminde devşirme Roma malzemesiyle yapılan Duris Kubbesi bu yapılardan biri.
Çok yakınındaki binaları hedef alan şiddetli hava saldırılarının ardından 13. yüzyılda inşa edilen tarihi yapının sütunları hasar görürken kubbesindeki taşlar dökülmeye başladı.
Lübnanlı yöneticiler, İsrail’in tarihi yapılara zarar vermesinden endişeli.
“İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz”
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’den Baalbek Kalesi ve diğer arkeolojik alanları bombalamayacağına dair taahhütte bulunmasını istemedik, zira İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz.” dedi.
İsrail’in doğrudan ya da dolaylı olarak arkeolojik alanları hedef aldığını ve bu saldırıların arkeolojik yapıların hasar görmesine sebep olabileceğini belirten Bakan Murtaza, saldırıların kentteki arkeolojik alanlara şu ana kadarki etkisine dair, “Henüz bir araştırma yapmadığımız için bilmiyoruz, saldırıların durmasından sonra inceleme yapacağız. Ancak uzun vadede kent yakınlarındaki saldırıların kent üzerinde mutlaka etkisi olacağı biliniyor.” diye konuştu.
Lübnan’ın başta Sur ve Baalbek olmak üzere Dünya Mirası Listesi’nde yer alan arkeolojik sahalara ev sahipliği yaptığını dile getiren Murtaza, UNESCO’nun bu eserleri korumak için önlem alması gerektiğini vurguladı.
Lübnan makamları UNESCO’yu harekete geçmeye çağırmıştı
Baalbek ile birlikte İsrail’in en yoğun saldırıları düzenlediği bölgelerden birinde yer alan Lübnan’ın güneyindeki Sur Antik Şehri de İsrail saldırıları sebebiyle tehdit altında bulunuyor.
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza’nın ofisinden bu hafta yapılan açıklamada, İsrail’in arkeolojik alanlara yönelik saldırı tehditlerinin ardından, Lübnan’ın UNESCO Büyükelçisi Mustafa Adib ile temasa geçilerek UNESCO listesinde yer alan ve olağanüstü küresel değere sahip arkeolojik alanların korunması için derhal harekete geçilmesinin talep edildiği duyurulmuştu.
Murtaza, başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları kentin kültürel mirasını ve Lübnan’daki sivilleri devam eden İsrail saldırılarından koruma çağrısında bulunmuştu.
Baalbek antik kenti
Lübnan’ın doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan Baalbek, doğudan batıya giden ticaret yolunun önemli bir merkezi olması, antik çağın Roma’dan sonraki en önemli dini merkezi kabul edilmesi ve tarih içerisinde savaşlar nedeniyle pek çok kez el değiştirdi.
Sami ırkından Akdenizli kavim olan Fenikeliler ile Roma inanç kültürünün iç içe geçtiği kent Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlukler ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş, her medeniyet şehre yeni bir unsur eklemiştir.
Kentin adı, Fenikelilerin inanç sisteminde en güçlü tanrı kabul edilen “Baal”den gelmektedir.
UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan kent, dünyanın “en büyük”, “en eski” ve “en gizemli” tapınak şehri gibi nitelemelerle anılmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİ Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı.
Mal varlığını beyan etmeme, yolsuzluk ve kara para aklama iddialarıyla hakkında soruşturma yürütülen ve 21 Ekim’de gözaltına alınan eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Arnavutluk Yolsuzluk ve Organize Suçlara İlişkin Özel Mahkemesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Meta’nın soruşturma süresince tutuklu kalmasına karar verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYANIN dört bir yanından temsilcilerin seyahat sektörünü tanıtmak üzere bir araya geldiği AntalyaTurizm Fuarı’na Mısır katıldı. İstanbul’dan Kahire’ye yapılan direkt uçuşlarla Mısır’ın başkentinin, tarihi ve kültür zenginliğini keşfetmek isteyen Türk gezginler için destinasyon haline geldiğini söyleyen Mısır Turizm Otoritesi Uluslararası Turizm Genel Müdürü Mohamed Atta Elsherbeiny, “Kahire, ailelere, macera arayanlara ve lüks gezginlere hitap eden, küresel turizm haritasında önde gelen bir destinasyon olarak kendini kanıtlıyor. Antik harikalar ve modern cazibe merkezlerinin eşsiz karışımı, ziyaretçilere gelişmiş bir deneyim sunarak burayı mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer haline getiriyor” dedi.
“İlişkileri güçlendiren, deneyimleri paylaştıran ve artan sayıda uluslararası gezgine hitap eden pazarlar geliştirmeye olanak tanıyan Türk turizm fuarına katılmaktan memnuniyet duyuyoruz” diyen Mohamed Atta Elsherbeiny, “Geçtiğimiz hafta Büyük Mısır Müzesi, titizlikle seçilmiş on iki sergi salonunun özel bir ön gösterimini sunarak deneme faaliyetleri için kapılarını açtı. Bu adım, dünyanın tek bir medeniyete adanmış en büyük müzesi olacak ve Mısır’ın kültürel ve tarihi önemini daha da vurgulayacak olan müzenin merakla beklenen açılışından önce geldi. Mısır ve Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan ortak bir tarihi ve uluslararası ziyaretçilerin keşfedebileceği zengin bir kültürü paylaşıyor. 2023 yılında 15 milyonun üzerinde uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir artış kaydettik. Turizm sektörümüzün artan dinamizmini teyit eder şekilde, bu yılda küresel varışlarda yüzde dörtlük bir artış bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘MISIR YENİ BİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNEMİNE GİRİYOR’
Birçok otel ve tur operatörünün yeşil uygulamaları benimsediğini ifade eden Elsherbeiny, “Mısır, Luksor gibi önemli destinasyonlara yeni tatil köyleri ve gelişmiş, daha hızlı ve çevre dostu ulaşım imkanları sunarak, gelişmekte olan destinasyonları aktif bir şekilde tanıtıyor ve gezginlerin arkeolojik alanlardaki deneyimlerini artırıyor. Mısır’ın turizm endüstrisi için yeni bir dönemin başlangıcına işaret eden ülke, sürdürülebilir turizm girişimlerini iki katına çıkarıyor. Mısır, çevresel etkilerini azaltmayı ve çevre dostu turizmi desteklemeyi amaçlayan çok sayıda yeşil projeyi hayata geçirdi. Önemli girişimler arasında enerji tasarruflu binalar ve sürdürülebilir ulaşım seçenekleri gibi çevre dostu altyapı yatırımları yer alıyor. Ayrıca, Mısır’ın doğal ve tarihi alanlarını korumak için koruma programları uygulanmakta ve turizmin kültürel mirasın ve çevrenin korunmasına olumlu katkıda bulunması sağlanmaktadır. Birçok otel ve tur operatörü de çevresel etkilerini daha da azaltmak için atık azaltma ve kaynakların korunması gibi yeşil uygulamaları benimsiyor” diye konuştu.
‘TURİZM OLANAKLARINI ÇEŞİTLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ’
Kahire’nin şehir yaşamıyla ziyaretçileri çekmeye devam ettiğini belirten Elsherbeiny, “Mısır’ın sağlıklı yaşam turizmine olan bağlılığı gezginlere doğayla bağlantı kurma ve gençleşme şansı sunuyor. Uzak Batı Çölü’nde yer alan Siwa Vahası bu eğilimi örneklendiriyor. Sakin manzaraları ve doğal iyileştirici özellikleriyle tanınan Siwa, şehir hayatının koşuşturmasından kaçmak isteyenler için aranan bir yer haline geliyor. Canlı şehirleri ve sakin vahalarının yanı sıra Mısır, Akdeniz kıyısında tarihi önemi ve modern lüks olanaklarıyla bilinen büyüleyici bir şehir olan El Alamein’e de ışık tutuyor. Bir zamanlar İkinci Dünya Savaşı’nda önemli bir savaş alanı olan El Alamein, Mısır hükümetinin turizme ayırdığı 4,464 milyar Avro da dahil olmak üzere son dönemde yaptığı yatırımlarla cazip bir tatil beldesine dönüşüyor. Güzel plajlara, lüks otellere ve giderek artan kültürel cazibe merkezlerine sahip olan şehir, hem dinlenmek hem de tarihle anlamlı bir bağ kurmak isteyen gezginler için mükemmel bir kaçış noktasına dönüşüyor. Mısır turizm olanaklarını çeşitlendirmeye devam ederken, El Alamein geçmişle bugünün keyifli bir karışımı olarak öne çıkıyor ve ziyaretçileri gündüzleri tarihi mekanlarını keşfetmeye, akşamları ise lüks olanaklarının tadını çıkarmaya davet ediyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yürütülen çocuk felci kampanyasına ara verilmesinden endişe duyduğunu bildirdi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, daha fazla çocuk felç olmadan salgının durdurulması gerektiğini belirtti.
Gazze’nin kuzeyinde artan şiddet ve erişim engelleri nedeniyle aşı kampanyasının ertelendiğini vurgulayan Guterres, “Bundan derin endişe duyuyorum” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de zirveye katılan isimler arasında ancak bu katılım Ukrayna’nın tepkisini çekti. Rusya, ABD ve Avrupa’ya Moskova’yı yalnızlaştıramayacağını göstermeyi amaçlıyor.
Fakat zirveye katılan diğer ülkelerin Kremlin’inkinden bağımsız kendi gündemleri var. BBC gazetecileri, büyük güçlerin zirveye katılma amaçlarını anlattı.
Putin’in sembolik zaferi
Grigor Atanesian, BBC Rusça
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için bu zirve Batı’ya ve kendi halkına dünyanın geri kalanından dışlanmadığını göstermek için bir fırsat.
Küresel Güney içerisindeki 30 ülkeden diplomatlar ve bakanlar da zirveye katılarak aynı fikirde olduklarını gösterdi.
Bu ülkelerin arasında Çin, Hindistan, İran, Türkiye, Güney Afrika’nın yanı sıra Mısır ve Etiyopya da var.
Rusya gibi bu ülkelerden bazıları Batı’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya olsa da aralarında Türkiye gibi ABD’nin müttefiki ve NATO üyesi ülkeler de var.
Bu ülkelerin liderlerinin Rusya’yı ziyaret ederek Putin ile el sıkışmaktaki – ya da Narendra Modi’nin yaptığı gibi ona sarılmaktaki – istekliliği, Moskova’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin Küresel Güney’in çoğunda, Washington ya da Avrupa’nın genelinde olduğu gibi uluslararası bir tehdit olarak algılanmadığını, yalnızca bölgesel bir çatışma olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Fakat Kremlin’e sembolik bir destek vermenin haricinde BRICS Zirvesi’nden hangi somut sonuçların çıkacağı net değil.
ABD dolarının küresel hakimiyetine meydan okumak için alternatif para birimlerinin kullanılması ve dolarizasyonun kaldırılmasıyla ilgili tüm konuşmalara rağmen zirvenin internet sitesinde katılımcılara Mastercard ya da Visa kartları Rusya’da kullanılamadığı için nakit para getirmeleri hatırlatılıyor, “Rusya’nın çoğu bankasında sadece ABD doları ya da euro rubleye çevrilebilir” deniyor.
Çin BRICS’i dünya düzenini değiştirmek için bir araç olarak görüyor
Chen Yan, BBC Çince
Son olaylardan sonra Rusların, ne kadar yakın görünürse görünsün özellikle güvenlik meselelerinde Çin’in Rusya’nın yanında yer almak istemediğini anlamaları zor değil.
Örneğin ABD’nin ısrarlı talepleri sonrası Çin, askeri amaçlarla kullanılabilecek malların Rusya’ya ihracatına sınırlama getirdi.
Ancak konu Batı olduğunda Rusya ve Çin sıklıkla aynı çizgide yer alıyor, bunun en iyi örneği de BRICS grubu. Peki Çin gerçekte ne istiyor?
2. Dünya Savaşı’nın bitişinden beri, dünya ufak ülkelerin haklarını ve insan haklarını garanti altına alan bir kurallar sistemi geliştirdi, bu sistem sıklıkla sarsılsa da, halen ayakta.
Çin’in son yarım yüzyıldaki hızlı yükselişi bunun yerine çıkarlarına hizmet eden bir düzen arayışını da beraberinde getirdi.
Peki Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor? Açıkça ifade etmek gerekirse, Şi Cinping dünya düzenini otoriter yöneticiler için daha uygun bir hale getirme hevesinde. Çin diğer ülkeleri kendine benzetme arayışında değil ancak insan hakları konusunda aynı standartlara sahip olmayan egemen devletlere daha az müdahale eden bir uluslararası sistem istiyor.
Basitçe söylemek gerekirse, Çin ‘öncelikle insan hakları’ değil, ‘öncelikle egemenlik’ anlayışının yerleşmesini istiyor.
Çin bunu nasıl mümkün kılabilir?
Çin’in planı aynı fikirde olan ülkeleri mümkün olduğunca bir arada toplamak. Pekin’in büyük ekonomik gücü ve insan haklarını çok da önemsememesi, ABD tarzı uluslararası sistemi benimsemeyen pek çok ülke tarafından olumlu karşılanıyor.
BRICS grubu bu ülkelerle bir araya gelmek için bir fırsat haline geldi ve üye sayısı arttıkça bu niyeti daha da görünür oluyor.
Hindistan lider ve arabulucu olmak istiyor
Raghvendra Rao, BBC Hintçe
Bu yılın BRICS Zirvesi Hindistan açısından özellikle önemli çünkü ülke grubun iki etkin gücüne yakınlaşmış durumda: Çin ve Rusya
Başbakan Narendra Modi beş yıldır ilk kez Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili görüşme gerçekleştiriyor.
Görüşme, Hindistan’ın Çin ile Himalayalar sınırındaki 3400 kilometrelik Fiili Kontrol Hattı’nda (LAC) devriye gezme konusunda anlaşma sağladığını duyurmasından günler sonra geliyor. Tartışmalı sınır bölgesi 2020’den beri iki ülke arasında ilişkilerin bozulmasında rol oynamıştı.
Modi-Şi görüşmesiyle Hindistan son dört yıldır Çin ile ilişkilerine gölge düşüren sınır gerilimine nokta koymayı umuyor.
Hindistan, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu olarak da kendini ortaya koyma arayışında.
Kazan’a indikten sonra Modi Rusya Devlet Başkanı Putin’e Hindistan’ın çatışmanın çözümü için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Modi’nin çatışmayla ilgili hem Putin hem de Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ile görüşmesi ve yardım önermesi, Hindistan’ın çatışmanın çözümünde daha büyük ve aktif bir rol üstlenmek istediğini gösteriyor.
Hindistan BRICS ülkeleri arasında stratejik ve ekonomik işbirliği için çabalarken kendini gelişmekte olan ülkeler arasında da lider pozisyonunda konumlandırmaya çalışıyor.
Hem Rusya hem de Batı’yla iyi ilişkiler kurarak ama iki tarafla da mesafesini koruyarak dış politikada bağımsızlığını sürdürmeyi istiyor.
Türkiye: BRICS AB’ye alternatif değil tamamlayıcı
Emre Temel, BBC Türkçe
Eylül ayında BRICS’e katılmak için başvuruda bulunan Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başını çektiği büyük bir delegasyonla temsil ediliyor.
Zirve Türkiye için çok önemli çünkü Ankara BRICS üyeliğini tıkanan AB’ye katılım süreci üzerinden değerlendiriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede bir araya geldi.
Yüz yüze görüşme öncesi açıklama yapan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Türkiye’nin NATO üyesi olmasının, BRICS üyeliği önünde engel oluşturmadığını söyledi.
Türkiye, BRICS ile işbirliğinin Avrupa Birliği (AB) ile yürüttüğü gümrük birliği anlaşmasına alternatif değil tamamlayıcı olduğunu vurguluyor.
Ankara, birçok farklı uluslararası örgüte katılım göstererek kendi ekonomik çıkarlarının peşinden gittiğini kaydediyor.
İran’ın kulağına hoş geliyor
Kayvan Hosseini, BBC Farsça
BRICS ile ilgili her şey İran’ın kulağına hoş geliyor.
Batılı olmayan iki nükleer gücün önderliğinde, Batı’nın egemen olduğu dünya düzenine meydan okumayı hedefleyen jeostratejik bir blok, İran’ın dini liderinin vizyonuyla yakından örtüşüyor.
Aslında Ayetullah Ali Hamaney ABD’nin doların piyasalara hakimiyeti üzerinden geliştirdiği küresel hegemonyasını BRICS daha ortaya çıkmadan önce sorguluyordu.
İran’daki İslam rejimi yönetimde olduğu sürenin çoğunda ABD’nin ve daha az ölçüde de olsa AB’nin ağır yaptırımları, varlıklarının dondurulması ve diğer ekonomik baskılarıyla karşı karşıya kaldı.
ABD dolarının küresel finans dünyasındaki merkezi rolü sebebiyle Amerikalılar işlem yapmasını zorlaştırarak İran’ın etrafında finansal bir duvar ördü.
BRICS küresel piyasaları ve serbest ticareti Batı’nın kontrolünden çıkarmayı şimdilik başarmamış olsa da, İran Cumhurbaşkanı’nın masada oturuyor oluşu rejimin Batı ideolojisine karşı kazandığı bir zaferi sembolize ediyor.
Brezilya: Etki alanını genişletiyor
Julia Brown, BBC
Brezilya birliğin kurucu ülkelerinden ve şu an gruptaki tek Latin Amerika ülkesi. 2024’te BRICS’e katılmayı planlayan Arjantin fikrini değiştirdi.
BRICS’in kuruluşundan beri bazı konular Brezilya’nın gündemindeydi, BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden şekillendirilmesi gibi… Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın üçüncü görev dönemi başladığından beri Brezilya’nın dünyadaki etki alanını genişletmek için diğer konular da hükümetin planlarında yer aldı.
Küresel Güney’de liderlik rolü üstlenmek her zaman Lula’nın gündemindeydi ve buna ulaşmak için hükümetinin BRICS ve onun Yeni Kalkınma Bankası’na güvendiği anlaşılıyor. Bu amaçla Brezilya’nın asıl hedefi ABD dolarına olan küresel bağımlılığı azaltmak, iklim değişikliği tartışmalarına önderlik etmek ve uluslararası çatışmalarda arabulucu olmak.
Ancak 2024’te Brezilya Kazan’daki zirveye, yeni ülkelerin bloğa dahil edilmesi için temel gereklilikleri tanımlamak gibi daha somut bir hedefle katılıyor.
Brezilya hükümeti, yeni üyelerin daha dengeli coğrafi temsili ve mevcut BRICS üyeleriyle dostane ilişkiler için çabalıyor.
Bu önemli çünkü Brezilya Venezuela ve Nikaragua’nın ortak üye adaylığını veto edeceğini açıkladı. Lula’nın eski müttefikleri olan bu iki Latin Amerika ülkesiyle ilişkiler son dönemde bozuldu.
Afrika: Yeni küresel kulüpte bir yer edinmek için bir şans
Bruno Garcez, BBC Afrika
Afrika BRICS’te üç ülkeyle temsil ediliyor: 2010’da katılan Güney Afrika ve 2024’te üye olan Mısır ve Etiyopya
Güney Afrika 2010’da BRICS’e katıldığında, kıtada bu önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Dönemin dört üye ülkesine göre ekonomisi, nüfusu ve coğrafi büyüklüğü daha küçük olsa da, üyeliği sembolik olarak önemliydi – üyeliğinin 24 Aralık’ta resmen ilanı apartheid’ı yenen milletin bir Noel hediyesi aldığı izlenimini yarattı.
Nispeten küçük bir ülke olmasına rağmen kıtadaki en iyi altyapı sistemlerinden birine sahipti, minerallere erişim sağlıyordu ve ırkçılığa ve sömürgeciliğe karşı mücadeleyi içeren eşsiz bir tarihi vardı.
Bunun karşılığında Çin’in bankacılıktan madenciliğe farklı sektörlerde yatırım yapmasını umuyordu ve umduğu da oldu. Dünya sahnesinde de önemli yeni bir role sahip oldu.
Kıtadaki bazı kişiler ekonomisinin büyüklüğü düşünüldüğünde Nijerya’nın üyeliğinin daha mantıklı olacağı görüşündeydi. Bu durum grubun genişlemesiyle çözülebilir.
Geçen yıl Afrika, BRICS’e iki yeni üye sağladı – Mısır ve Etiyopya. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, ülkesinin üyeliğini “kapsayıcı ve müreffeh bir dünya düzenine katılma şansı” olarak değerlendirdi.
Ancak bu iki yeni üyeyle birlikte BRICS bir aile kavgasına da sahip doğdu. Etiyopya ve Mısır, Etiyopya’nın Nil Nehri’ndeki baraj projesi konusunda anlaşamıyor ve kıta içerisinde birbirine karşıt olan ittifaklar oluşturdular.
İkili çekişmeler olsa bile BRICS’e katılım Afrika içerisinde ve dışarısında değerli bulunuyor.
Gelişmekte olan ekonomiler için BRICS üyesi olmak, ticaret ve ekonomik ilişkileri artırmak, daha ucuz kredi marjı elde etmek ve Batı düzeninin sorgulandığı bir dönemde uluslararası sahnede ilgi görmek için bir fırsat.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ABD, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınamak için bir mesaj yayımladı. Mesajda “ABD olarak bugün meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyelerimizi iletiyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız.” ifadeleri yer aldı.
BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES’TEN KINAMA
BM Genel Sekreteri Guterres, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını kınadı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, saldırıya ilişkin detaylı bilgi edinmeye devam ettiklerini belirterek, “Genel Sekreter sivillere yönelik bu saldırıyı kınıyor.” ifadesini kullanan Haq, Genel Sekreter’in hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini ilettiğini aktardı. Haq, Genel Sekreter’in aynı zamanda yaralılara acil şifa dilediğini kaydetti.

NATO’DAN DESTEK
TUSAŞ’a terör saldırısı sonrası Türkiye’nin müttefiki NATO’da destek açıklaması yapıldı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenen terör saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, “NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır” dedi.
Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ. (TUSAŞ) tesislerine düzenlenen terör saldırısının ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Türkiye’ye destek mesajı yayınladı. Rutte, “Ankara’dan gelen ölü ve yaralı haberleri endişe verici. Mesajımız net: NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır. Terörizmin her türlüsünü şiddetle kınıyor ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
AVRUPA BİRLİĞİ: DERİN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Ankara Kahramankazan TUSAŞ’a yönelik saldırıya ilişkin, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz” dedi.
Ossowsk, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine, tüm Türkiye’ye ve halkına en içten taziyelerimizi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Avrupa Birliği, terörün her türlüsüne karşı yürütülen mücadelede Türkiye’nin yanındadır. Bu iğrenç şiddet eylemini ve bu tür eylemleri destekleyen ya da mümkün kılanları kesin bir dille kınıyoruz. Terörizmin toplumlarımızda yeri yoktur” ifadelerini kullandı.

YUNANİSTAN’DAN KINADI
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis saldırıyı kınayarak, “Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyorum, kurbanların ailelerine en içten taziyelerimi sunuyorum” açıklaması yaptı.
İRAN’DAN SALDIRIYA KINAMA
İranDışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınadı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını şiddetle kınadıklarını belirterek, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine, Türk halkına ve hükümetine başsağlığı dileklerini iletti ve yaralılara acil şifalar diledi. Terörizmin her türlüsüne karşı olduklarını belirten Bekayi, İran’ın özellikle komşu ülkeler başta olmak üzere diğer ülkelerle bu insanlık dışı olguya karşı iş birliği yapmaya ve önlemeye hazır olduğunu vurguladı.
AZERBAYCAN’DAN KINAMA
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, TUSAŞ’a yapılar terör saldırısını kınadı. Açıklamada, “Kardeş Türkiye’de, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Şirketi’ne (TUSAŞ) düzenlenen terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu hain saldırıda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Azerbaycan her zaman kardeş Türkiye’nin yanındadır” ifadeleri kullanıldı.
MACRON: TÜRK HALKIYLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, TUSAŞ’ın yerleşkesine yönelik terör saldırısına ilişkin X hesabından Fransızca ve Türkçe açıklama yaptı.
Terör saldırısını en güçlü şekilde kınadıklarını belirten Macron, “Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını paylaşıyor, kendilerine taziyelerimizi sunuyoruz. Teröre karşı Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

VENEZUELA’DAN KINAMA MESAJI
Venezuela, Meksika, Kolombiya ve Küba, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesine yönelik terör saldırısını kınayarak, başsağlığı diledi.
Venezuela hükümeti, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada terör saldırısını şiddetle kınadı. “Venezuela, kardeş Türkiye halkının huzurunu bozmak amacıyla gerçekleştirilen bu saldırının cezasız kalmaması için Türk hükümetine desteğini teyit ediyor.” ifadesine yer verildi.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilenen açıklamada, “Venezuela hükümeti, terörizmi ve sivil halk arasında korku ve endişe yaratmayı amaçlayan her türlü şiddet eylemini kararlılıkla reddettiğini bir kez daha vurguluyor.” denildi.

MEKSİKA’DAN KINAMA MESAJI
Meksika Dışişleri Bakanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada da TUSAŞ’a yapılan terör saldırısının kınandığı bildirildi.
Meksika’nın, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden her türlü şiddet eylemini kınadığı vurgulanan açıklamada, “TUSAŞ’ta meydana gelen saldırıda hayatını kaybedenler için Türkiye halkına ve hükümetine taziyelerimizi sunar, yaralılara ise acil şifalar dileriz.” ifadesine yer verildi.

KOLOMBİYA’DAN KINAMA MESAJI
Kolombiya Dışişleri Bakanlığının X platformundan yapılan açıklamada, TUSAŞ’a düzenlenen “alçakça” saldırı şiddetle kınandı. Açıklamada, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifa dileğinde bulunuldu.
KÜBA’DAN KINAMA MESAJI
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, sosyal medya platformu X’teki paylaşımında, “Küba, Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyor ve Türkiye halkıyla dayanışma içindedir. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dilerim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyarette bulunmak üzere gittiği Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balkan turunun ilk durağı çerçevesinde geldiği Arnavutluk’ta temaslarını sürdürüyor. Erdoğan başkent Tiran’da Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bajram Begaj ile görüşmesinin ardından Arnavutluk Başbakanı Edi Ramaile bir araya geldi. İkili görüşmenin ardından heyetlerarası görüşmeye başkanlık eden Erdoğan ve Rama, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Gazze Şeridi ve Orta Doğu’da yaşananları masaya yatırdı.
Erdoğan, Namazgah Camii Açılışı’na katılacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tiran temasları çerçevesinde Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi İkinci Toplantısı’na da katılacak. Anlaşmaların imza törenine geçecek olan Erdoğan, ortak basın toplantısı düzenleyecek.
Son olarak da 2015 yılında temeli atılan Namazgah Camii Açılışı’na katılacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk temaslarını tamamlayarak Sırbistan’a geçecek. – TİRAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIRLI yazılımcı Burak Kanat (35), online olarak aldığı İngilizce dil eğitimi kursunda Endonezyalı hemşire Jauza Zahiya (28) ile tanıştı. Yaklaşık 2,5 yıllık görüşmenin ardından Kanat’ın ailesi, telefonda görüntülü görüşerek Jauza’yı oğullarına istedi. Olumlu cevap alınınca yaklaşık 10 bin kilometre uzaklıktaki Endonezya‘dan Diyarbakır’a gelen Jauza Zahiya ile Burak Kanat yapılan düğünle dünyaevine girdi.
Mersin’de özel bir şirkette yazılımcı olarak çalışan Burak Kanat, İngilizce dil eğitimi kursunda Endonezyalı hemşire Jauza Zahiya ile tanıştı. Yaklaşık 2,5 yıl boyunca konuştuğu Zahiya’ya evlilik teklif eden Kanat, ‘Evet’ yanıtını aldı. Bunun üzerine Kanat’ın ailesi, telefonda görüntülü görüşerek Jauza’yı oğullarına istedi. Olumlu cevap alınınca Jauza Zahiya, yaklaşık 10 bin kilometrelik yolculukla Diyarbakır’a geldi. Burada kınası ve nişanı yapılan çift, Türk usulüne göre evlenerek dünyaevine girdi. Düğünde çift, telefonla görüntülü olarak Zahiya ailesiyle konuştu. Mersin’de yaşayacak Kanat ve Zahiya çifti, 6 ay sonra da Endonezya‘ya gidip Endonezya kültürüne göre tekrar düğün yapacak.
‘6 AY SONRA ENDONEZYA’DA DÜĞÜN, KINA VE NİŞAN YAPACAĞIZ’
Türk örf ve geleneklerine göre düğünlerini yaptıklarını belirten Burak Kanat, “Aslen Diyarbakırlıyım, Mersin’de yaşıyorum. Mersin’de bir firmada tekniker pozisyonunda çalışmaktayım. 2,5 yıl önce ben yazılım anlamında çalışmalar yapıyordum. Yabancı bir web site için İngilizce dil eğitimi kursu uygulaması üzerinde orada çalıştık, İngilizce konuşuyorduk. Sonrasında aramızda bir kıvılcım oldu. Birbirimizi tanımak istedik. 2,5 yıl sonrasında bugüne nasip oldu. Kendisi orada hemşirelik pozisyonunda çalışmaktaydı. Sonrasında Türkiye’ye gelmek istedi. Biz bu vesileyle tanıştık. Aileler birbirini tanıdı. Tanışmalardan sonra istemeler oldu. Mesafeler çok uzak olduğu için online üzerinden denedik. Daha sonrasında her iki aile de tamam dedikten sonra bize de bugün nasip oldu” dedi. Kanat, 6 ay sonra da Endonezya’ya gidip, bu ülkenin kültürüne göre tekrar düğün yapacaklarını söyledi.
’10 BİN KİLOMETRE MESAFEDEN BURAK İÇİN GELDİM’
Jauza Zahiya ise mutlu olduğunu belirterek, “Endonezya’dan Burak’la evlenmek için Türkiye’ye geldim. 10 bin kilometre mesafeden sırf Burak için geldim. Ben orada hemşireydim. Burada bununla ilgili bir çalışma yapacağım. Mersin’de yaşayacağız. Mutluyuz. Aynı zamanda Endonezya’da da bir düğün yapacağız” diye konuştu.
Haber ve Kamera: Gıyasettin TETİK,Seyfettin EKEN /DİYARBAKIR
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Lübnan’da yaşanan olay bilginin silaha dönüşmesinin örneğidir”
ESKİŞEHİR – Eskişehir Anadolu Üniversitesinde ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konulu açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla patlatılması, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, bugün sabah saatlerinde Eskişehir’e geldi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı’nın açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konusunu ele aldı.
“Lisans ve ön lisans programları doluluk oranlarında yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı”
Açılış dersin öncesinde konuşan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kemal Şenocak, “1958 yılından bu yana, üniversitemiz yaşam boyu öğrenme odaklı bir dünya üniversitesi olma vizyonuyla pek çok önemli başarıya imza attı. Kentten başlayarak, bölge, ülke ve hatta dünya genelinde insan yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen çalışmalarımızla; bilim, teknoloji, sanat ve spor gibi alanlarda yürüttüğümüz eğitim, araştırma ve projelerle evrensel bilgi ve kültüre katkı sağlıyoruz. Üniversitemiz örgün lisans ve ön lisans programlarının doluluk oranları ek yerleştirmelerle birlikte yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı. Açıköğretim Sistemi programlarımız da yine yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Bu yıl örgün programlarımıza yeni katılan 4 bin 641 öğrencimizi ve Açıköğretim programlarımıza merkezi yerleştirme ile katılan 72.814 öğrencimizi gönülden tebrik ediyor, hepsine başarılı bir eğitim hayatı diliyorum” dedi.
“Eskişehir, her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersi öncesi Eskişehir’e gelen öğrencilere seslenen Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, “2024-2025 Akademik Yılı’nın başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm üniversite mensuplarımız için başarılarla dolu olmasını diliyorum. Tercihim Eskişehir diyerek ilimize ve üniversitemize gelen yeni öğrencilerimize hoş geldiniz diyorum. Eskişehir, sadece üniversite okuduğunuz bir şehir değildir. Bilim, kültür ve sanat alanındaki zenginlikleri yanında her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir. Bu nedenle sizlerden, bu şehrin üniversitesinde okurken, şehri de tanımak için zaman ayırmanızı istiyorum. Mutlu mezunlar olarak üniversitemizden ve şehrimizden ayrıldığınızda, hem üniversitemizin, hem de şehrimizin elçileri olacağınıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir”
Üniversite eğitiminin dersten daha farklı konuları öğrencilere işlediğini belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Aslında eğitim, bilgi edinmeyi de içeren daha kapsamlı bir tekamül sürecidir. Bu sürece bilgi edinme dahil olduğu gibi sosyal, kültürel, ahlaki değerler kazandırma, mesleki beceri edindirme, sosyal davranış kurallarını benimsetme de dahildir. Bu bağlamda üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir. Üniversitelerimiz evrensel bilginin üretildiği, öğretildiği en önemli eğitim kurumlarımızın başında gelmektedir” dedi.
“Hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür”
Ülkemizdeki hukuk fakülteleri ve mezunları hakkında bilgi veren Yiğit, “Üniversite eğitiminin bir parçası da mensubu bulunduğum hukuk camiasına kaynaklık eden hukuk eğitimi ve öğretimidir. Anadolu Üniversitesi bünyesinde Türkiye’nin köklü hukuk fakültelerinden birini barındırmaktadır. Bu fakülteden mezun olmuş çok sayıda hukukçu bugün Türk yargı sisteminde hakim, savcı, avukat ve hukuk müşaviri olarak görev yapmaktadır. Yükseköğretim Kurulu verilerine göre, bugün itibariyle Türkiye’de 88 hukuk fakültesi bulunmaktadır. Yine aynı verilere göre, hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür. Bu veriler düzenli olarak yayınlanmakta ise de ülkemizin ve adalet camiasının her yıl itibariyle ihtiyacı olan hukukçu sayısı, bunları eğitecek kaç hukuk fakültesi ihtiyacı olduğu, iyi bir hukuk eğitimi için nicelik ve nitelik açısından asgari öğretim elemanlarına duyuran ihtiyaç gibi konular araştırılmaya, incelenmeye ve bilimsel çalışmalara konuk edilmeye muhtaçtır” diye konuştu.
“Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır”
Adalet sisteminin düzgün işleyişi açısından hukuk eğitiminin büyük önem taşıdığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Mevcut veriler ve hukuk eğitimi ile ilgili tartışmalar göstermektedir ki hukuk fakültelerinin akademik yapısı, hukuk eğitiminin akademik düzeyleri, müfredatını, süresini ve yöntemini ayrı ayrı ele alınmalı, değerlendirilmeli ve tartışılmalıdır. Zira tüm hukuk düzeninin ve hukukçuların nihai gayesi olan adalet tesisi ancak iyi yetişmiş, gerekli donanıma sahip hukukçular eliyle gerçekleşebilir. Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır. Bugün için hukuk fakültelerinden mezun olmakla hukuk bilgisi yönünden akademik yetkinlik kanıtlanmış olmakta ise de iyi bir hukukçu olmak için felsefe, mantık, iletişim, bilişim, sosyoloji, psikolojik gibi farklı disiplinlerden de yararlanılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Hukuk eğitiminde sadece ders dinleme ve kitap okuma şeklindeki klasik eğitim ve öğretim tarzının, mantık kurallarına uygun muhakeme yetkinliği, kendini yazılı ve sözlü olarak ifade etme ve kaynaklara erişim becerisi kazandıran, ezberlemeyi değil araştırmayı, sorun çözmeyi, analitik ve eleştirel bakış açısını içinde barındıran stratejik düşünmeyi ve üretmeye teşvik eden kısaca eğitim ve öğretim sürecinde öğrenciyi edilgen değil etkin kılan bir yönteme dönüşmesi zaruridir” dedi.
“Hukukçuların eğitimi, hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmamalıdır”
Hukuk eğitiminin üniversitelerde verilen derslerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yiğit, “Sosyal ve ekonomik hayatın karmaşık bir yapı teşkil etmesi özellikle de teknolojik gelişmeler ve yaygın internet kullanımına bağlı sosyal medya ağlarıyla sanal alışveriş dünyasının etkin ve yaygın kullanımı sonucunda uyuşmazlıklar her geçen gün çeşitlenmektedir. Bu olgu hukuk fakültelerindeki eğitimin günün gereklerine göre uyarlanmasını ve geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu gerçek, hukukçuların eğitiminin hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmaması gerektiğini de göstermektedir. Dolayısıyla hukukçuların mesleki eğitimlerinin, meslek hayatları boyunca sürmesi zaruridir. Hukuk eğitiminde temel prensip, ön yargılardan ve peşin hükümlerden uzak bir hukuk eğitimi verilmesidir. Hukukçular ön yargılarla ve peşin hükümlerle yetiştirilmemeli. Açık görüşlü olmalı. Hukukun farklı ideolojiler ve dünya görüşleri için araç olamayacağı bilinci kazandırılmalıdır. Zira hukuk ve hukukun uygulanması yoluyla ulaşılmaya çalışılan adalet, ekmek ve su kadar her ferdin, her topluluğun ayrım gözetilmeksizin sahip olması gereken ve ihtiyacı olan evrensel bir değerdir” diye konuştu.
“Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz”
Açılış dersindeki konuşmasını sürdüren Danıştay Başkanı, “Evrensel bir değer olan adalet, bir toplumda insanlar arasındaki ilişkilerde huzurun temini bakımından ne kadar önemliyse belki bundan daha da önemli boyutlarda küresel huzurun ve barışın tesisi ve devamı için elzemdir. Bu bakımdan her bir insanın, her bir milletin ve devletin gözetmesi gereken evrensel ve kutsal temel değer olarak devletler ve milletler, toplumlar ve bireyler, adaleti ve birbirlerinin haklarını gözettikleri takdir takdirde küresel çapta barış tesis edilebilecek ve huzur sağlanabilecektir. Bu bilinçte olan milletimiz, tarih boyunca olduğu gibi milletlerarası camiada ve ilişkilerde bariz şekilde ortaya çıkan haksızlık ve zulüm karşısında adaleti evrensel düzeyde gerçekleştirme azim ve gayretine öncülük etmektedir. ederim. Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz. Geçmişte büyük medeniyetler kurduk ve adaletle yönettik. Zulümle yönetilen başka devlet veya otoriterlerin halkları, zaman zaman bu adil yönetim anlayışımız nedeniyle kendiliğinden kurduğumuz imparatorluklarımızın yönetimine girmeyi kabul ettiler. Ancak geçmişimizle övünerek mesafe alınmayacağı ortada olup ileriye doğru atılacak adımların çok sağlam bir şekilde atmak zorundayız. Buna da öncülük yapacak olan kurumların başında milletimizin ve devletimizin gelecek tasavvurunun merkezinde olan üniversitelerimiz gelmektedir” ifadelerini kullandı.
“Bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır”
Lübnan’da çağrı cihazlarıyla yapılan saldırının günümüzdeki bilim ve bilginin silaha dönüşmesindeki bir örnek olduğunu belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “İnsanlık tarihinin en zor anlarını, en çok çatışmaların, çekişmelerin ve zulmün olduğu zamanlarını yaşıyoruz. Bu zaman dilimi, yaşadığımız bu çağ, dijitalleşme ve bilişim çağıdır. Hikmet ve irfan yoksunu insanların elinde gelişen bu bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır. Bilgiyi güç ve silah olarak kullananlar, teknoloji, ticaret, uluslararası örgütler vesair her alanda kurdukları hegemonik bir yapı ile dünyadaki mazlum ve masum milletlerin seslerinin çıkmasına mani olmaya çalışmaktadırlar. İnsanlığın hayrına olan teknoloji ve. Günümüzde silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla çarşı, pazar, market, park vesaire gibi halka açık yerlerde patlatılarak yüzlerce kişinin öldürülmesi, binlerce insanın yaralanması, masum binlerce insanın temel insan hakkı olan yaşam hakkının nasıl ihlal edildiğinin, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün en yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
“Adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulması gerekiyor”
Uluslararası düzeyde kurulacak yeni sistemle dünya genelindeki çatışmaların ve anlaşmazlıkların sona erebileceğini belirten Danıştay Başkanı Yiğit, “Bilginin, insanlığın ve kainatın hayrına kullanılması gerekirken bir tür silah olarak kullanılmasının önüne geçecek güçlü uluslararası hukuksal mekanizmalara duyulan ihtiyaç da açıktır. Somut örneklerini Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da yaşananlarda gördüğümüz gibi milletlerarası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelindiği, güçlünün haklı kabul edildiği, zulme uğrayanın hakkını arayacağı mekanizmaların işlemediği bir gerçektir. Artan uluslararası anlaşmazlık ve çatışmaların temel sebebini de bu durum olduğu açıktır. Bu çatışma ve anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması ancak adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Milletler arası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelinmesinin somut tezahürü olarak coğrafyamızda yaşanan çatışma ve savaşlar en temel insan haklarından olan yaşam hakkı ihlal edilen ve can güvenlikleri tehlike altında olan insanları sığınacakları güvenli bir yer arayışına itmektedir. Aynı coğrafyayı ortak tarihi mirası, kültürel ve manevi değerleri paylaştığımız bu insanlar, canlarını tehlikede gördüklerinde zulme uğradıklarında sığınılacak en güvenilir ülke olarak Türkiye’yi görmektedirler” diye konuştu.
“Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir”
İnsan haklarının ve adaletin korunması için hukukun tüm imkanlarının kullanıldığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, şu ifadeleri kullandı:
“Hukukun ve onu uygulamakla görevli bir yetkili yargının korumaya çalıştığı en önemli evrensel değer insan hakları ve adalettir. Geçmişte adaletle dünyayı yönetmiş bir milletin ve atalarımızın mirasçısı olarak onlardan devraldığımız bu hak ve adalet değerlerinin, dünyanın birçok yerinde sürdürülen zulüm karşısında yoksunluğunu yaşadığımız bu zaman diliminde yeniden hakim olması için mücadelesini vermek, adil bir dünya için çalışmak, sizlerin ve gelecek nesillerin en büyük sorumluluklarından biridir. Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir. Bilginin silaha dönüştürüldüğü günümüzde aşırı silahlanmanın getirdiği güç dengesizlikleri, savaşları ve çatışmaları körüklemekte, bu savaşlarda sergilenen orantısız güç kullanımları, insan hakları ihlalleri boyutunun çok üstüne çıkarak, bir insanlık suçu olan soykırım olarak tezahür etmektedir. Uluslararası camiada zulmü oraya milletlerin hakkını korumanın, haklı olanı güçlü kılmanın yolu, milletlerarası adil bir düzeni hayata geçirecek yeni yapılanmadan ve bunu ayakta tutacak güçlü bir hukuki temele dair dayalı kurumların teşkilinden geçmektedir.”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersinin ardından Eskişehir’de bulunan üniversitelerde görev yapan ve “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer alan akademisyenlere tebrik belgeleri verildi.
Törene, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zhao, Karasal ve Deniz Üstü Rüzgar Etkinliği (WindEnergy Hamburg) kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin enerji dönüşümü için gerekli kapasite artışında her yıl ortalama 1 gigavat hacim yarattığına işaret eden Zhao, “Bu dönüşümü hayata geçirmek için 1 megavatı bile hesaba katmalıyız. Kapasite artışında Avrupa’da sadece birkaç ülke Türkiye ile yarışabiliyor. Bunlar Almanya, İspanya gibi uzun yıllardır rüzgar enerjisi sektöründe olan ülkeler.” diye konuştu.
Zhao, Türkiye’nin küresel rüzgar enerjisi kurulu gücüne sağladığı kapasite artışı ve ekipman üretimi ile kattığı değerle Avrupa’da ilk 10’da bulunduğuna işaret etti. Zhao, şöyle devam etti:
“Türkiye ekipman üreten bir ülke. Daha da önemlisi tedarik zinciri güvenliği ve bu zincirin devamlılığını sağlayabilen bir ülke konumunda. Coğrafi olarak doğu ile batının birleştiği eşsiz avantajlara sahip. Bu durumda özellikle Kovid-19 salgını sonrası oluşan tedarik zinciri sıkıntılarında Türkiye’nin rolü ortaya çıktı. Çin kadar büyük kapasiteli olmasa da ekipman talebine cevap verebilen bir ülke oldu. Üretim kapasitesini belki 3’e katlayarak ve Avrupa ile rüzgarda daha fazla işbirliği yaparak sektörün gelişimi desteklenebilir. Rüzgar enerjisi ekipman tedarikinde Türkiye özellikle Avrupa için vazgeçilmez bir pazar. Ekipman üretiminde Avrupa büyük oranda Çin’e bağımlı ancak tedarik zinciri değişiminde yumuşak geçiş gerekiyor, Türkiye sahip olduğu imkan ve potansiyelle avantajlı konumda bulunuyor.”
Türkiye’de yatırımcıların ilgi duyduğu yenilenebilir enerji kaynaklı yeşil hidrojen üretimi konusunda da bilgi veren Zhao, “Yeşil hidrojen ve amonyak üretimi konusu Kovid-19 salgınından önce çıkmıştı. Bu iki konu da şu an enerji sektörünün anahtar konuları halinde geldi. Bu teknoloji hala çok yeni olsa da birkaç yıl içinde küçük ölçekli yeşil hidrojen projelerinin hayata geçeceğini öngörüyoruz. Yüksek maliyetler sebebiyle beklenenden biraz daha yavaş ilerlese de gerçekleşecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düşüyor”
GWEC Endüstri Üst Yöneticisi (CIO) Stewart Mullin de enerji dönüşümü için gerekli yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düştüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Rüzgar enerjisinin enerji dönüşümüne anlamlı katkısı için mevcut kapasite artışının iki katına çıkması gerekiyor. Türkiye dahil tüm ülkelerin buna katılımı oldukça önemli. Dünyada yeni rüzgar enerjisi kurulumları için yeterli ekipman var mı, yeterli elaman var mı, yeterli kapasite açılacak mı? Sektörde odaklandığımız konular bunlar.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde 2 PKK/ YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 1 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gücünü asil milletimizden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörist temizliğine ara vermeden devam ediyor. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 1 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleye devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş yaptığı açıklamada, “Resmi temaslarımız dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, parlamento heyetimizle birlikte Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktık” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOĞU Avrupa’da etkili olan Boris fırtınası sonrası hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya yükseldi. Çekya polisi, 16 sivilin sel bölgesinden helikopterlerle tahliye edildiğini duyurdu. Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, selden etkilenen bölgedeki halkı ziyaret etti.
Doğu Avrupa’da Boris fırtınası sonrası meydana gelen sel, başta Avusturya, Polonya, Romanya, Çekya ve Macaristan olmak üzere birçok ülkeyi etkiledi. Selde hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya yükselirken, birçok kişinin hala kayıp olduğu aktarıldı. Çekya polisi, ülkenin doğusundaki Ostrava kentinde 16 sivilin helikopterle tahliye edildiğini duyurdu. Ayrıca polis, Ostrava kentinin sular altında kalan görüntülerini de paylaştı.
Avusturya Başbakanı Nehammer, selden etkilenen sivilleri ziyaret ederek, acil servis ekiplerine çabaları için teşekkür etti. Nehammer, açıklamasında, “Fırtına bölgelerindeki acil servisler arasındaki işbirliği etkileyici. Federal hükümet, eyalet, belediye, itfaiye ve federal ordu, insanları kurtarmak ve selle mücadele etmek için el ele çalışıyor. Tüm ülkenin saygı ve minnettarlığına sahipsiniz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FİLİSTİN Sağlık Bakanlığı 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden ve kimliği tespit edilen 34 binden fazla Filistinlinin isimlerini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, hayatını kaybeden çocukların 710’unun bir yaşının altında olduğuna dikkat çekildi.
Filistin Sağlık Bakanlığı dün 7 Ekim – 31 Ağustos tarihleri arasında hayatını kaybeden ve kimlikleri tespit edilen 34 bin 344 Filistinlinin isimlerinin olduğu bir liste yayımladı. Listede, 60 yaş üstü 2 bin 734 Filistinlinin ismi yer alırken, saldırılarda bir yaşının altında 710 bebeğinde hayatını kaybettiği kaydedildi. Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, ” Gazze’de devam eden savaş sırasında İsrail güçleri tarafından öldürülen 710 Filistinli bebeğin isimleri Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Bu bebekler, 7 Ekim soykırımının başlangıcından bu yana İsrail tarafından öldürülen 16 bin 700’den fazla Filistinli çocuk arasında yer alıyor” denildi. Listede, hayatını kaybeden ve kimliği tespit edilen kadınların sayısının 6 bin 297 olduğu ifade edilirken, hayatını kaybedenlerin yüzde 60’ını kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oluşturduğuna vurgu yapıldı.
ARAŞTIRMADA SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİNİN GERÇEĞİ YANSITTIĞI BELİRTİLMİŞTİ
İngiltere’nin başkenti Londra merkezli Airwars şirketi tarafından Temmuz ayında paylaşılan raporda, savaşın ilk 17 gününde hayatını kaybeden 3 bin sivilin isimleriyle, Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan paylaşılan verilerin eşleştiği belirtilmişti. İsrailli yetkililer, Filistin Sağlık Bakanlığı’nın verilerinin doğru olmadığına ilişkin demeçler veriyordu.
Airwars, verilen rakamların genel anlamda güvenilir olduğunu ancak Gazze sağlık altyapısında savaş nedeniyle oluşan tahribin bu rakamlarda doğruluğu etkilediğini vurgulamıştı. Airwars’tan yapılan açıklamada, “İsrailli yetkililer, Filistin Sağlık Bakanlığı’nın Hamas bağlantılarını vurgulayarak ve rakamların yanlış olduğunu açıkça iddia ederek sivillerin sayısına defalarca itiraz etti. ABD Başkanı Joe Biden da başlangıçta ölü sayılarına ‘güvenmediğini’ söyledi. Buna karşılık bakanlık periyodik olarak öldürülen Filistinlilerin isim ve kimlik listelerini yayınladı. Sağlık Bakanlığı verilerinin şimdiye kadarki en büyük ve en derinlemesine kamu analizinde Airwars, savaşın ilk 17 gününde öldürülen sivil kurbanların yaklaşık 3 bininin ismini bağımsız olarak belirlemek için açık kaynak izleme yöntemini kullandı. Bu mağdurların isimlerini Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ilk liste ile karşılaştıran bu araştırma, resmi Sağlık Bakanlığı verileri ile Filistinli sivillerin internet üzerinden bildirdikleri arasında yüksek bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Kamuya açık olarak bildirilen isimlerin yüzde 75’i Sağlık Bakanlığı listesinde de yer almaktadır” ifadeleri kullanılmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PORTEKİZ’İN kuzeyindeki Porto kentinde dün başlayan ve bölgeye yayılan orman yangınları sebebiyle biri itfaiye görevlisi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti. Avrupa Birliği (AB), bölgeye 8 yangın söndürme uçağı göndereceğini duyurdu.
Portekiz’in kuzeyindeki Porto kentinin güneyinde yer alan Aveiro bölgesinde devam eden ve hızla yayılan orman yangınlarından dolayı, biri itfaiye görevlisi 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, toplamda 30’dan fazla noktada aktif olan yangınlarda üçü ağır 20 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro yangında hayatını kaybeden itfaiye görevlisi için paylaştığı mesajında, “Oliveira de Azemeis’teki yangınla mücadele ederken ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden itfaiyeci Joao Silva’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendim ve Hükümet adına ailesine, dostlarına ve itfaiyeci arkadaşlarına en derin taziyelerimi sunarım” dedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yangınlarla mücadele için Portekiz’in yanında olduklarını vurgulayarak, “AB, büyük orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz’in yanındadır. Yerel ilk müdahale ekiplerine yardımcı olmak üzere Sivil Koruma Mekanizmamız aracılığıyla 8 yangın söndürme uçağını acilen harekete geçiriyoruz. Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya gösterdikleri hızlı tepki için teşekkür ediyorum. Bu, AB dayanışmasının en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ergin Ataman: Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart ve yönetim de bu duruma çok kızgın
” Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler”
“Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir”
İSTANBUL,
A Milli Basketbol Takımı ve Yunanistan’ın Panathinaikos ekibinin Başantrenörü Ergin Ataman, İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla oynanan hazırlık maçında açılan siyasi pankart ile ilgili, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın” dedi.
Ergin Ataman yönetimindeki Panathinaikos, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Lefkoşa’daki Eleftheria Sports Arena’da İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla hazırlık maçında karşı karşıya geldi. Dün oynanan karşılaşmanın son periyodunda Panathinaikos taraftarlarının bulunduğu tribünde, “Yıllar süren yasa dışı işgal. Unutmuyoruz” yazılı pankart açıldı. Bunun üzerine pankarta tepki gösteren Ergin Ataman sahaya girdi ve sinirli bir şekilde hakemlere kendisinin oyundan atılmasını talep etti. Ardından hakem tarafından diskalifiye edilen Ataman, soyunma odasına gitti. Ataman’ın diskalifiye edilmesinin ardından mücadele devam etti ve Maccabi parkeden 88-75 galip ayrıldı.
Konuyla ilgili Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan tecrübeli başantrenör, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın. Panathinaikos, Avrupa’nın en büyük basketbol kulüplerinden biri ve her türlü siyasi pankartın spora karıştırılmasının karşısında olmuştur. Ayrıca takımı, Türk Milli Takımı’nın koçuna emanet edip, bu sezon da kadrolarına 2 milli oyuncumuzu dahil etmişlerdir. Türk halkı ile ilişkileri çok iyi olan bir kulüp” dedi.
Ataman ayrıca, Panathinaikos’un Atina’daki ‘Gate 13’ adlı taraftar grubunun da kendisini telefonla arayarak özür dilediğini belirterek, “Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler. Bu pankartın, sadece bir grup Kıbrıs Rumları tarafından habersiz açıldığını ilettiler. Ayrıca tüm hafta boyunca salonda ve şehirde halkın bana gösterdiği ilgili ve sevgi müthişti. Bu da Yunan medyasına fazlasıyla yansıdı. Sonuç olarak hepimiz biliyoruz ki dünyanın her yerinde bu tip gruplar çıkabiliyor” şeklinde konuştu.
Ergin Ataman, bu sabah da sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Ataman şu ifadeleri kullandı;
“Panathinaikos Kulübü’nün geçen sezon yaşadığı “efsanevi” başarılardaki başantrenörü olarak takımımın burada oynayacağı turnuvayı, “dostluk ve barışa” katkı yapacağını düşündüğüm için çok destekledim ve buraya çok güzel duygularla geldim.
İlk gün havaalanında çok güzel karşılandık. İnsanların gözündeki gerçek sevgi beni çok mutlu etti. Otelde düzenlediğimiz imza gününde yüzlerce basketbolseverle bir araya geldim. Bu dostluk ve barış ortamı hepimiz için çok umut vericiydi.
Ama dün sporun ve dostluğun hakim olması gereken salonda, bir grup tarafından burada gördüğümüz misafirperverliğe yakıştıramadığım bir siyasi pankart açıldı. Ben de bu duruma dikkat çekmek için tepkimi en sert şekilde gösterdim.
Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir. Bu pankartı açan insanların, ilk günden bu yana burada bana ve takımıma sevgi gösteren binlerce insanın duygularını etkilemeyeceğini biliyorum. Bizim onlarla aramızda her zaman çok özel bir sevgi olacak.
Yine aynı şekilde yaşanan ne olursa olsun, buradaki gerçek basketbolseverlere olan sevgim her zaman aynı kalacak. Çünkü bizi onlarla bir araya getiren en güçlü şey basketbol sevgimiz.
İnanıyorum ki kazanan hep spor ve dostluk olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler”
“Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir”
İSTANBUL,
A Milli Basketbol Takımı ve Yunanistan’ın Panathinaikos ekibinin Başantrenörü Ergin Ataman, İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla oynanan hazırlık maçında açılan siyasi pankart ile ilgili, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın” dedi.
Ergin Ataman yönetimindeki Panathinaikos, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Lefkoşa’daki Eleftheria Sports Arena’da İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla hazırlık maçında karşı karşıya geldi. Dün oynanan karşılaşmanın son periyodunda Panathinaikos taraftarlarının bulunduğu tribünde, “Yıllar süren yasa dışı işgal. Unutmuyoruz” yazılı pankart açıldı. Bunun üzerine pankarta tepki gösteren Ergin Ataman sahaya girdi ve sinirli bir şekilde hakemlere kendisinin oyundan atılmasını talep etti. Ardından hakem tarafından diskalifiye edilen Ataman, soyunma odasına gitti. Ataman’ın diskalifiye edilmesinin ardından mücadele devam etti ve Maccabi parkeden 88-75 galip ayrıldı.
Konuyla ilgili Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan tecrübeli başantrenör, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın. Panathinaikos, Avrupa’nın en büyük basketbol kulüplerinden biri ve her türlü siyasi pankartın spora karıştırılmasının karşısında olmuştur. Ayrıca takımı, Türk Milli Takımı’nın koçuna emanet edip, bu sezon da kadrolarına 2 milli oyuncumuzu dahil etmişlerdir. Türk halkı ile ilişkileri çok iyi olan bir kulüp” dedi.
Ataman ayrıca, Panathinaikos’un Atina’daki ‘Gate 13’ adlı taraftar grubunun da kendisini telefonla arayarak özür dilediğini belirterek, “Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler. Bu pankartın, sadece bir grup Kıbrıs Rumları tarafından habersiz açıldığını ilettiler. Ayrıca tüm hafta boyunca salonda ve şehirde halkın bana gösterdiği ilgili ve sevgi müthişti. Bu da Yunan medyasına fazlasıyla yansıdı. Sonuç olarak hepimiz biliyoruz ki dünyanın her yerinde bu tip gruplar çıkabiliyor” şeklinde konuştu.
Ergin Ataman, bu sabah da sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Ataman şu ifadeleri kullandı;
“Panathinaikos Kulübü’nün geçen sezon yaşadığı “efsanevi” başarılardaki başantrenörü olarak takımımın burada oynayacağı turnuvayı, “dostluk ve barışa” katkı yapacağını düşündüğüm için çok destekledim ve buraya çok güzel duygularla geldim.
İlk gün havaalanında çok güzel karşılandık. İnsanların gözündeki gerçek sevgi beni çok mutlu etti. Otelde düzenlediğimiz imza gününde yüzlerce basketbolseverle bir araya geldim. Bu dostluk ve barış ortamı hepimiz için çok umut vericiydi.
Ama dün sporun ve dostluğun hakim olması gereken salonda, bir grup tarafından burada gördüğümüz misafirperverliğe yakıştıramadığım bir siyasi pankart açıldı. Ben de bu duruma dikkat çekmek için tepkimi en sert şekilde gösterdim.
Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir. Bu pankartı açan insanların, ilk günden bu yana burada bana ve takımıma sevgi gösteren binlerce insanın duygularını etkilemeyeceğini biliyorum. Bizim onlarla aramızda her zaman çok özel bir sevgi olacak.
Yine aynı şekilde yaşanan ne olursa olsun, buradaki gerçek basketbolseverlere olan sevgim her zaman aynı kalacak. Çünkü bizi onlarla bir araya getiren en güçlü şey basketbol sevgimiz.
İnanıyorum ki kazanan hep spor ve dostluk olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi işlemleri tamamlanan Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi, Didim Devlet Hastanesi’ne geldi.
Hastane önünden cenaze aracından indirilen Eygi’nin Türk bayrağına sarılı tabutu, polis mangasında taşınarak morga götürüldü.
Bu esnada Eygi’nin yakınları gözyaşı döktü. Fenalaşan Eygi’nin annesi Rabia Birden’e sağlık ekipleri müdahale etti.
Ayakta durmakta güçlük çeken baba Mehmet Suat Eygi’yi ise ilçe kaymakamı Can Kazım Kuruca teselli etti.
Eygi’nin cenazesi, yarın Didim Merkez Camisi’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
İsrail askerlerinin aktivist Eygi’yi öldürmesi
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların üzerine ateş açmış, Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan ve ABD vatandaşlığı da bulunan Eygi, başından vurularak ağır yaralanmıştı.
Filistinlilere ait bir hastaneye kaldırılan Eygi, 6 Eylül’de tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerin ardından Eygi’nin naaşı, Tel Aviv’den Bakü’ye getirilmişti.
Eygi, Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline karşı barışçıl ve sivil yöntemlerle Filistinlilere destek veren Uluslararası Dayanışma Hareketi gönüllüsü bir insan hakları aktivistiydi.
2003’te İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen ABD vatandaşı Rachel Corrie de aynı harekete mensuptu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi Temas Grubu’nun diğer üyeleriyle beraber, İspanya, Slovenya, Norveç, İrlanda ve Avrupa Birliği’nin de katıldığı Filistin konulu toplantıya katıldığını bildirdi. Toplantıda, Gazze’de devam eden ateşkes görüşmeleri ve Gazze’ye yönelik insani yardım çabaları konuşuldu.
Dışişleri Bakanlığı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Bakan Fidan’ın, 13 Eylül 2024 tarihinde, İİT ve Arap Ligi Temas Grubu’nun diğer üyeleriyle beraber, İspanya, Slovenya, Norveç, İrlanda ve Avrupa Birliği’nin de katıldığı Filistin konulu toplantıya katıldığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Toplantıda, ” İsrail’in Gazze’de gerçekleştirmekte olduğu soykırımın ve Batı Şeria’da işlediği suçların durdurulması için atılabilecek adımlar ele alınmış; Gazze’de devam eden ateşkes görüşmeleri ve Gazze’ye yönelik insani yardım çabaları değerlendirilmiş; Filistin’in tanınması ve iki devletli çözüme ulaşılabilmesi için yapılması gerekenler görüşülmüştür.”
Toplantı sonunda kabul edilen bildiride, Filistin’in bir an önce tanınması ve iki devletli çözüme destek verilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulunulmuş; artan uluslararası hukuk ihlallerine değinilerek, Gazze’de bir an önce ateşkes ilan edilmesi ve Batı Şeria’da Filistinlileri hedef alan saldırılara son verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bildiride ayrıca, Gazze’ye acil ve kesintisiz insani yardım ulaşması gerektiği belirtilmiş ve BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) çalışmalarına destek beyan edilmiştir. Eylül ayı sonunda yapılacak olan BM Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası vesilesiyle New York’ta yeni bir toplantı yapılması kararı alınmıştır.
Sayın Bakanımız katıldığı toplantılarda, Filistin Devleti’nin BM’ye tam üye olması ve daha fazla ülke tarafından tanınmasına yönelik ortak girişimlerin artırılması gerektiğini kaydetmiş, bu adımların karşısında duran ülkeler üzerinde baskı kurulmasının önemine değinmiştir.
Sayın Bakanımız ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına daha fazla ülkenin müdahil olması yönünde çağrıda bulunmuştur.
Bildiride ” Türkiye, Filistin’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz bir şekilde Gazze’ye ulaşması, Filistin’in tanınması ve iki devletli çözüm yolunda gerekli adımların atılması yönünde çalışmaya devam edecektir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fridenau semtindeki Breslauer Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etmek ve Filistinlilerle dayanışma göstermek için toplanan yüzlerce kişi daha sonra yürüyüş gerçekleştirdi.
Filistin bayrakları taşıyan göstericiler Rathaus Steglitz metro istasyonuna kadar yürüdü.
Almanya’nın İsrail’e verdiği desteği eleştiren göstericiler “Almanya finanse ediyor, Netanyahu katliam yapıyor, Scholz alkışlıyor”, “İsrail’i silahlandırmayı durdurun”, “Biz binleriz, milyonlarız, hepimiz Filistinliyiz”, “Soykırımı durdurun” ve “Siyonizm öldürür” sloganları attı.
Yürüyüş güzergahı üzerinde Walter Schreiber Platz metro istasyonu yakınlarında, İsrail bayrakları açan bir grup, gösteriyi provoke etmeye çalıştı.
Gösteri bittikten sonra polis çok sayıda göstericiyi gözaltına aldı.
Zaman zaman polisle göstericiler arasında gerginlik yaşanırken, polis göstericilere sert müdahalede bulundu.
Bir göstericinin yere yatırılarak tedavi edildiği, ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramış, bu suikastın ardından İran, İsrail‘e karşı misilleme tehditlerinde bulunmuştu. İran, suikasttan İsrail‘i sorumlu tutarken, İsrail ise sorumluluğu üstlenmemişti.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, İran’ın İsrail’e olası misillemesinin bu hafta gerçekleşebileceğini söyledi. Fox News ise “Tahran 24 içinde vurabilir” iddiasında bulundu.
“İRAN’I GERİLİMİ AZALTMA KONUSUNDA İKNA ETMELERİNİ İSTİYORUZ”
Türkiye Büyükelçiliği görevi yakında sona erecek olan Flake İstanbul’da gazetecilerle düzenlediği toplantısında, “İran ile ilişkisi olan tüm müttefiklerimizden, İran’ı gerilimi azaltması konusunda ikna etmelerini istiyoruz ve bu ülkelerin arasında Türkiye de bulunuyor” dedi.
Flake Washington’un Türk muhataplarına atıfta bulunarak, “Gerilimin tırmanmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Gerilimin tırmanmayacağı konusunda bizden daha emin görünüyorlar” dedi.
ESİR TAKASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Flake, Ağustos ayı başında Ankara‘da gerçekleşen ve Soğuk Savaş’tan bu yana ABD ile Rusya arasındaki en büyük çaplı esir takasında Türkiye’nin oynadığı “faydalı role” dikkat çekti.
Flake, “Müzakere tarafında yer almadılar ancak lojistik tarafta önemli bir rol oynadılar” dedi.
Gazze’deki durumun “çok zor” olduğunu belirten Flake, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İsrail karşıtı söylemlerinin Türkiye’nin arabulucu rolü oynamasını zorlaştırdığını ifade etti.
Flake ayrıca Washington’un “Aktif olarak” ateşkes çağrısı yapmaya başlamasından sonra Ankara ile Washington arasındaki görüş ayrılıklarının azaldığını ancak sürtüşmenin devam ettiğini söyledi.
ABD’nin, Türkiye’den Rusya’ya gönderilen askeri bağlantılı donanım konusunda endişeli olmaya devam ettiğini belirten Flake, Ankara’dan ihracatı önlemeye yönelik işbirliğini artırmasını istedi.
Flake “Bu durum bizim için endişe verici olmaya devam ediyor ve sık sık ve tutarlı bir şekilde gündeme getiriyoruz. Buradaki muhataplarımızla yaptığımız görüşmelerde, amacımızın Rusya’nın savaş kabiliyetini elinden almak olduğuna dikkat çekeceğiz” dedi.
Flake, “Türkiye’den önemli miktarda ürün geldiğini görüyoruz. Bu nedenle daha iyi bir iş birliği yapmak istiyoruz ve birçok yönden bunu başarıyoruz. Rusya’nın şikayet ettiğini biliyorum, bu iyiye işaret” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATEŞKES OLURSA MİSİLLEME YOK
Reuters Haber Ajansı’na bilgi veren üç İranlı yetkili, Hamas Siyasi Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da suikaste uğramasına karşı İran’ın, İsrail’e saldırı planından ancak İsrail ve Hamas arasında ateşkes olması halinde vazgeçilebileceğini söyledi.

DOĞRUDAN BİR SALDIRI BAŞLATACAKLAR
İsmi açıklanmayan İranlı üst düzey yetkililerden biri, İran’ın Hizbullah gibi müttefikleriyle birlikte ateşkes görüşmelerinin başarısız olması ya da İsrail’in müzakereleri sürüncemede bıraktığının düşünülmesi halinde doğrudan bir saldırı başlatacaklarını söyledi. Kaynaklar, İran’ın karşılık vermeden önce görüşmelerin ne kadar ilerlemesine izin vereceğine dair herhangi bir yorum yapmadı.

İSİMLERİNİN GİZLİ KALMALARINI İSTEDİLER
Konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, Haniye ve Hizbullah komutanı Fuad Şükr’ün art arda öldürülmesinin ardından Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş riskinin artmasıyla birlikte İran’ın, son günlerde Batılı ülkeler ve ABD ile İsrail’e yönelik misillemenin nasıl olacağı konusunda yoğun bir diyalog içinde olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ama Kiev yine de bugün zorlu bir tercih yapmak zorunda – Moskova’ya maksimum baskı yapmak için güçlerini orada mı tutacak yoksa geri mi çekecek.
Rusya’nın insansız hava araçları, füzeleri ve kanatlı bombalarıyla her gün darbe alan Donbas’ta ön cephedeki yorgun güçleri yavaş yavaş geri çekilen Ukrayna, bu yaz iyi bir habere fazlasıyla ihtiyaç duyuyordu.
Ve Rusya’nın Kursk bölgesine yapılan bu olağandışı, iyi şekilde uygulanan sınır ötesi taarruzla, istediği iyi haberi aldı.
İsmini açıklamamızı istemeyen üst düzey bir İngiliz askeri kaynak, “Bu istilanın en çarpıcı yanı; hava savunmasından elektronik harbe, zırhlı birliklerden piyadelere kadar, Ukraynalıların silahlı harbi ne kadar iyi öğrenmiş oldukları. Bu etkileyici” diyor.
Ukraynalılar saldırıda Alman Marder’ler ve diğer zırhlı araçlar da dahil, Batı’nın gönderdiği bazı modern silahları da geçen yazdan çok daha etkili kullanıyor gibi görünüyor. Geçen yaz Rus ordusunu Ukrayna’nın güneydoğu bölgelerinden çıkarmakta başarısız olmuşlardı.
Peki Ukrayna’nın Rusya’ya yaptığı bu baskın, buradan nereye gidecek?
Daha temkinli tarafta yer alanlar, Ukrayna’nın vermek istediği mesajı – Putin’in seçimi olan savaşın artık Rusya’ya da acı getiriyor olduğu mesajını Rusya’ya vermiş olduğunu söyleyecektir. Donbas’taki cephede yaşadığı gerilemelere rağmen Ukrayna modern muharebe tekniklerini kullanarak, sofistike bir bileşik silahlı saldırı düzenleyebildiğini gösterdi.
Bir diğer deyişle temkinli taraftakiler, ‘Kremlin’in burnunu kanattıktan sonra, Putin Ukrayna güçlerini yakalayıp öldürecek daha fazla güç göndermeden önce Ukrayna’nın şerefli bir şekilde geri çekilmesini’ savunacaktır.
Ama geri çekilmek Ukrayna’nın bu sınır ötesi saldırısının iki bariz hedefini boşa çıkarabilir; Rusya’yı bazı güçlerini Donbas’tan geri çekmek zorunda bırakacak bir baskı uygulamak, ve gelecekteki barış müzakerelerinde pazarlık kozu olarak kullanabileceği kadar Rus toprağını elinde tutmak.
İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nden Dr David Blagden “Kiev elinde Rus toprağı tutarsa, kendi topraklarını geri alabilmek için daha güçlü bir pozisyonda olur. Kiev ayrıca Ruslar’ın Putin rejiminin ‘tam muktedir’ olduğuna dair algısını zedeleyerek, Kremlin’i iktidarını tehlikeye atmamak için bir anlaşma aramaya itmeyi de amaçlıyor olabilir” diyor.
Burada net olan bir şey var: Rusya lideri Putin’in bağımsız bir ülke olarak bile var olmaması gerektiğini düşündüğü Ukrayna’nın askerlerinin Rusya topraklarında olması, Rusya için katlanılamaz bir durum.
Putin bu sorunun üstüne bulabildiği her şeyi fırlatacak ve aynı zamanda Ukrayna’ya Donbas’ta yaptığı baskıyı artıracak, buradaki sivilleri daha fazla drone ve füze saldırılarıyla cezalandıracaktır.
Putin’in duyduğu rahatsızlığı, dün Moskova’da düzenlediği acil durum toplantısının televizyona yansıyan karelerde görmek çok kolaydı.
Yani Ukrayna’nın kumarı işe yaradı mı?
Bunu söylemek için hâlâ çok erken. Ukrayna güçleri Rusya toprakları içinde kalmayı sürdürürse, Moskova’nın vites artırmasıyla birlikte gittikçe şiddetlenen saldırılara hedef olabilirler.
Dr Blagden “Sınır ötesi saldırıyı sürdürüp, ele geçirilen toprakların kontrolünü sağlamaya çalışmak; personel, ekipman ve lojistik anlamında çok talepkar bir iş, özellikle de tedarik hatları uzadıkça” uyarısını yapıyor.
Bu şüphesiz Ukrayna’nın bu yılki en cesur adımıydı, ve de en risklisi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde Ofis Sanat Merkezi’nde açılan “Filistin-Kanıt Sergisi”nde, AA muhabirlerinin bölgede çektiği 50 fotoğraf yer alıyor.
Açılışa katılan Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, Gazze’de dünyanın en büyük soykırımlarından birinin yaşandığını belirterek, tüm dünyanın buna karşı çok daha güçlü şekilde durması gerektiğini ancak maalesef bunun böyle olmadığını söyledi.
İsrail’in, bölgede Filistin halkını tamamen yok etmeyi hedeflediğine işaret eden Karadeniz, “Filistinliler, Gazzeliler bunu çok iyi gördükleri için tüm olumsuzluklara, yaşadıkları zorluklara rağmen direnmeye devam ediyorlar. Şunu biliyorlar; bugün bunu yapmazlarsa yarın millet olarak asla olmayacaklar.” diye konuştu.
Karadeniz, siyonist rejimin arkasında adeta “hazır olda” bekleyen birçok ülkenin bugün artık ateşkesin kaçınılmaz olduğunu ve bir çözüme mutlaka ulaşılması gerektiğini söylemeye başladığını dile getirerek, bunun da İsrail’in, siyonist rejimin hedeflediği amaçlara ulaşamayacağının en güzel kanıtı olduğunu vurguladı.
Kurumların ve kişilerin Gazze’de hayatları pahasına topladıkları delillere, fotoğraflara, belgelere değinen Karadeniz, “(Uluslararası Adalet Divanı’ndan çıkacak karar) Oradan o mahkumiyet, bu elde edilen deliller sayesinde çıkacaktır.” dedi.
Karadeniz, serginin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, Gazze’de hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar da “Kanıt” kitabının insanlığa ileride çok büyük ders olacağını belirterek, “Keşke bu zulüm yaşanmasaydı, biz de bu sergiyi açmasaydık. İnsanlık adına, Anadolu Ajansımızın çok değerli Yönetim Kurulu Başkanı, ekibiyle tüm dünyaya bir eser, bir kanıt ortaya koymak için bombaların altında katledilen çocukların, annelerin, babaların fotoğrafını çekip ‘Bir sonraki ölmesin, bir sonraki yerde başka katliamlar olmasın’ diye kendini riske atmış ve bunları derlemiş, toparlamış. Kendilerine teşekkür ediyorum, gurur duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
“Arkadaşlarımızdan ailesinde şehit olmayan kalmadı”
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ise 21. yüzyılda insanlar daha konforlu bir hayat sürerken birden hiç olmayacağı ve tekrarlanmayacağı düşünülen bir soykırımla baş başa kalındığına dikkati çekerek, Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı merhum Aliya İzetbegoviç’in “Her şeyi unutun ama soykırımı unutmayın, onu unutursanız o tekrarlanır.” sözünü bir kez daha hatırladıklarını kaydetti.
Gazze’de çok büyük bir soykırım yaşandığının altını çizen Karagöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünya tarihinde pek çok zulüm, pek çok soykırım oldu. Ama Gazze soykırımının bir özelliği; her şeyin anbean izlendiği, gözlerimizin önünde olması. Bu bizi yaralıyor, bu bizi çok büyük bir çaresizliğe sevk ediyor. ‘Benim nasıl bir sorumluluğum var acaba?’ sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz, akşamları başımızı yastığa koyduğumuzda.
Anadolu Ajansı olarak ekip arkadaşlarımla nasıl bir sorumluluğumuz var bizim, biz ne yapabiliriz, yarın öbür gün bu dünyadan göçerken bize bu konu sorulduğunda ne cevap veririz diye düşündüğümüzde dedik ki bizim görevimiz medya. Bizim görevimiz insanları uyandırmak, bizim görevimiz kayıt altına almak, bizim görevimiz kanıtları toplamak. Bu amaçla Anadolu Ajansı olarak Gazze’de bir tarafta yaşam mücadelesi veren, bir tarafta eşini, çocuğunu, annesini, babasını kaybeden, kahraman muhabirlerimizle bir çabanın içine girdik.”
Karagöz, AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona gibi pek çok kahraman muhabirle bir faaliyetin içine girdiklerini anlatarak, “4 çocuğunu kaybeden bir muhabirimiz, çocuklarını mezara koydu, fotoğraf makinesini aldı, kanıtları toplamaya devam etti. Arkadaşlarımızın bir kısmını özel bir operasyonla Türkiye’ye getirdik. Mustafa da onlardan biri. Bir kısmı orada görevlerine devam ediyor.” diye konuştu.
Dünyaya bu zulmü duyurmak üzere “Kanıt” kitabını hazırladıklarını aktaran Karagöz, “Bu kitabı Lahey’e gönderdik. Orada İsrail’i yargılayan savcıların önüne, İsrail’in yargılanmasını isteyen, hukukçuların önüne koyduk. Sadece bu kitap bile uluslararası hukuka göre İsrail’in bu konuda soykırım suçu ile hükmedilmesine neden olacak bir eser. ‘Kanıt’ kitabımızdan sonra ‘Tanık’ kitabımızı çıkardık, şimdi de ‘Sanık’ kitabını hazırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Karagöz, Anadolu Ajansı olarak vazifelerinin kamuoyu oluşturmak, tarihe not düşmek ve bu suçu işleyenlerin cezasını bulması için kanıt toplamak olduğunu vurguladı.
Bölgede kayıtlara göre 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiğine değinen Karagöz, “2,2 milyon nüfusu var Gazze’nin. 2 milyon kişi yerinden edildi, dolayısıyla bir bölge tamamen hareket halinde. 166 gazeteci hayatını kaybetti. Anadolu Ajansı olarak bir arkadaşımızı şehit verdik. Arkadaşlarımızdan ailesinde şehit olmayan kalmadı. Bölgede 45 arkadaşımızla olayları takip etmeye devam ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Karagöz, bu süreçte ekip arkadaşlarının Gazze’deki muhabirlere ulaşıp “Hayatta mısınız?” diye sorduklarını dile getirerek, “Çünkü hayatta kalmak adeta mucize gibi bir durumdur. Arkadaşlarımız bu kahramanlıklarıyla tarihe geçtiler. Bizler onlarla her daim gurur duyuyoruz.” dedi.
Sergiyi gezerken okulların, camilerin, kiliselerin, hastanelerin yerleşim yerleri ve korunaklı denilen yerlerin vurulduğunu, orada içler acısı bir tablonun olduğunu katılımcılarla göreceklerini anlatan Karagöz, “Anadolu Ajansı olarak elimizden gelenin fazlasını da yapmaya, bu uğurda şehit vermiş bir kurum olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz. Zulümler bitmez. Hiçbir zaman bitmeyecek. Birileri bu zulme karşı mücadele etmeye devam edecek. Bizim mücadelemiz, inşallah gelecek kuşaklara da ilham olur.” diye konuştu.
“Bu süreçte büyük bedeller ödedik”
AA foto muhabiri Mustafa Hassona da Gazze’de zulmün 10 aydır devam devam ettiğini söyledi.
İsrail’in, masum sivillere karşı en güçlü ve yıkıcı silahları kullandığından, bunun da eşi benzeri görülmemiş acı ve yıkıma yol açtığından bahseden Hassona, “Bu katliamları belgelemek ve dünyanın İsrail’in masum sivillere karşı işlediği vahşetin büyüklüğünü görmesi için en kötü ve en zor gazetecilik koşullarında çalıştık. Bu süreçte büyük bedeller ödedik; bazı meslektaşlarımız için bu bedel en değerli varlığımız olan hayatımız oldu.” ifadelerini kullandı.
Hassona, bölgede yaşadığı zorluklara değinerek, “Sergide göreceğiniz kanıt niteliğindeki fotoğraflar, uğruna hayatlarımızı risk ederek topladığımız tanıklıkların ve olayların belgeleri. Bu kitabı belgelerken bir parça katkı sağlamış olmaktan gurur duyuyorum. Bu değerli hizmeti Filistin’e ve masumların hakkına katkı olarak gören herkesin emeğine teşekkür ediyorum.” dedi.
Konuşmaların ardından sergiyi gezen katılımcılara, AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Çağlayan Yurdakul fotoğraflar hakkında bilgi verdi.
Serginin gezilmesinin ardından fotoğraf sanatçısı ve eski milletvekili Süleyman Gündüz de Gazze’yle ilgili izlenimlerini paylaştı.
Serginin açılışına, AK Parti Sakarya MilletvekiliAli İnci, Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, AA Türkiye Haberleri Direktörü Hüseyin Yılmaz, ajans çalışanları ve davetliler katıldı.
Sergi, 28 Ağustos’a kadar gezilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Dakka’da haftalarca süren iç karışıklığın ardından önceki hükümetten altı üst düzey isme daha soruşturma açıldı.
170 milyon nüfuslu Bangladeş’te, devlet memurluğuna alımlarda liyakat ilkesine uyulması talebiyle başlayan protestolar hükümet karşıtı eylemlere dönüşmüştü.
İstifa etmesi yönündeki çağrıların ardından eski Başbakan Hasina, bu ayın başlarında istifa ederek komşu Hindistan’a kaçmıştı.
Kendisine karşı soruşturma başlatılmasında sadece birkaç saat sonra, istifasına yol açan protestolarla ilgili bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.
Hasina ülkeden ayrılışından bu yana kamuya yaptığı ilk açıklamada, olaya karışanların “belirlenerek cezalandırılmasını” istedi.
Haftalarca süren ve ve Hasina’nın istifasını talep eden öğrenci gösterilerinde 400’den fazla kişi öldürüldü. Birçoğu onun emriyle polis tarafından vuruldu.
Eski Başbakan’a kim, neden dava açtı?
Eski başbakana bir vatandaş adına dava açan avukat Mamun Mia, Dakka’daki mahkemenin polise davayı kabul etme emri verdiğini söyledi.
Bu, Bangladeş yasalarına göre cezai soruşturmanın ilk adımı.
İş insanı Amir Hamza, Temmuz ayında bakkal Ebu Said’in yoldan geçerken başından vurulmasının ardından dava açmak için başvuruda bulundu.
Hamza 19 Temmuz’da katıldığı mahkemede, öğrencilerin barışçıl bir protesto düzenlediği sırada polisin kalabalığa ayrım gözetmeksizin ateş açtığını iddia etti.
Hamza, Said ile akraba olmadığını ancak bakkalın ailesinin davayı açacak maddi güce sahip olmaması nedeniyle mahkemeye kendisinin başvurduğunu belirtti.
Reuters haber ajansına “Suçlarından dolayı Şeyh Hasina’ya karşı bu yasal adımı atma cesaretini gösteren ilk sıradan vatandaş benim. Bu davanın sonuçlandığını görmek istiyorum” dedi.
Hakim Rajesh Chowdhury, protestoların başından beri Hasina’ya açılan ilk dava kapsamında polise soruşturma yürütmesi emrini verdi.
Eski Ulaştırma ve Köprüler Bakanı Obaidul Quader de soruşturulanlar arasında.
15 yıldır iktidarda olan Hasina’nın hükümeti, yaygın insan hakları ihlalleriyle ve yolsuzlukla suçlandı.
Bangladeş’te son durum ne?
Öğrenci protestoları, Temmuz başında, devlet memurluğuna alımlardaki kotaların kaldırılması talebiyle barışçıl bir şekilde başladı, daha sonra hükümeti deviren geniş çaplı bir harekete dönüştü.
Hasina, polise sert müdahaleyle protestoları bastırma çağrısı yaptı ve protestoculardan “öğrenci” değil, “ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışan teröristler” şeklinde bahsetti.
Kurulan yeni geçiş hükümetinde protestocular da yer alıyor ve hükümete öğrenci liderleri tarafından desteklenen Nobel Barış Ödüllü ekonomist Muhammad Yunus liderlik ediyor.
Hasina, oğlu Sajeeb Wazed Joy’un söylediğine göre seçimler ilan edildiğinde Bangladeş’e dönmeyi planlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rektörlük Senato Salonu’nunda gerçekleştirilen törende BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve E&T Intelligence Singapore Pte. Ltd. Direktörü Sherry Huang protokol metnini imzaladı. İmzalanan iş birliği protokolü, kendi kendine sürüş, uzaktan sürüş ve robotik teknolojiler gibi alanlarda taraflar arasında ortak projeler yürütülmesini hedefliyor. Protokol, taraflar arasında endüstriyel uygulamalara yönelik müfredat geliştirme, araştırma-geliştirme (AR-GE) ve ticarileştirme gibi kritik alanlarda iş birliği sağlanmasını amaçlıyor. İmzalanan anlaşma ayrıca endüstriyel teknolojilerle ilgili eğitim programlarının geliştirilmesini, müfredatların ortaklaşa tasarlanmasını ve sunulmasını da içeriyor. Bu maksatla taraflar arasında ortak AR-GE projeleri önerilerek, bu projelerin hayata geçirilmesi için gerekli kaynakların sağlanması planlanıyor. Protokol uyarınca taraflar, geliştirilen teknolojilerin ticarileştirilmesine yönelik adımlar atmayı ve bu süreçte hem üniversitenin yerel bilgi birikiminden hem de E&T Intelligence’ın teknolojik uzmanlığından faydalanmayı hedefliyor. Özellikle Türkiye pazarında etkin bir şekilde yer almak ve Türkiye madencilik sektörünün ihtiyaçlarına uygun çözümler sunmak, iş birliğinin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Taraflar böylece protokolün endüstriyel teknolojilerde yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine zemin hazırlamasını hedefliyor. İmza töreninde konuşan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, iş birliğinin üniversitenin endüstriyel teknolojiler alanındaki vizyonunu güçlendireceğini vurguladı. Rektör Özölçer, “Bu protokol, üniversitemizin uluslararası alanda daha fazla tanınmasını ve küresel iş birlikleri yoluyla yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesini hedefleyen stratejik bir adım olarak değerlendirilmelidir. Özellikle kendi kendine sürüş ve robotik teknolojiler gibi alanlarda yapacağımız ortak çalışmalar, sadece akademik bilgi üretimi değil, aynı zamanda sanayi ile güçlü bağlar kurmamıza da imkan tanıyacak. E&T Intelligence Singapore Pte. Ltd. ile imzaladığımız bu protokolün, Türkiye’nin endüstriyel gelişimine katkı sağlayacağına inanıyor, hem taraflar hem de ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye, komşu ülkeler Etiyopya ve Somali arasındaki husumetin son bulması için harekete geçti. Etiyopya ve Somali’den gelen talebin üzerine Ankara’da görüşmeler başladı. Diplomatik kaynaklar, Etiyopya ve Somali heyetleri arasındaki görüşmelerin Dışişleri Bakanlığında devam ettiğini belirtti.
TÜRKİYE’DEN “MEKİK DİPLOMASİSİ”
Tarafların karşılıklı olarak görüşmediğini aktaran kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın koordinasyonunda, Türkiye heyetinin mekik diplomasisi yürüttüğünü ifade etti. Kaynaklar, taraflarla ayrı ayrı görüşüldüğünü belirterek, tarafların ortak bir anlayış çerçevesinde uzlaştırılmaya çalışıldığını ve bunun ‘uzun bir süreç’ olduğunun altını çizdi.
ERDOĞAN “KRİZİ ÇÖZÜN” TALİMATI VERDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Krizi çözün’ talimatıyla harekete geçen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ilk girişimini temmuz ayında yaptı. Bilindiği gibi Fidan, 1 Temmuz’da Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie ile Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi’yi Ankara’da ağırladı.

İzlediği oyunlara özenen genç, çay bahçesinde katliama kalkıştı: Çok sayıda yaralı var

Bahçeli’nin takımından Amedspor’a özel karşılama

“Seni seviyorum” diyen hayranını pişman etti
GÖRÜŞME ÖNE ALINDI
İki ülkenin Dışişleri Bakanları, Bakan Fidan’ın ev sahipliğinde aynı fotoğraf karesinde yer alırken, toplantı sonucunda taraflar, aralarındaki meseleyi barışçıl şekilde çözme yönündeki niyetlerini ortak açıklamayla kayda geçirdi ve 2 Eylül tarihinde Ankara’da yeniden bir araya gelmeyi taahhüt etti. Somali tarafıyla en üst düzeyde yürütülen temaslar sonucunda, ikinci tur görüşmelerin 2 Eylül yerine bugün Ankara’da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Yürütülen diplomatik sürecin devamı olarak, iki ülke heyetleri bugün Ankara’da masaya oturdu.
Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
UZLAŞMAYA VARILMASI HEDEFLENİYOR
Görüşmelerde, iki ülkenin ihtiyaç, endişe ve yaklaşımları dikkate alınarak bir uzlaşmaya varılması hedeflenirken, Ankara’nın, 1 Temmuz tarihinden bu yana bölge ülkeleriyle de temaslarını sürdürdüğü ve onların da sürece desteğini istediği öğrenildi.
Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie Amde ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
“GERİLİM BİTSİN”
Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile telefonda görüşerek Türkiye ile Etiyopya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeler ele almıştı. Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da güçlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali ile Etiyopya arasındaki gerilimin sonlandırılması için Türkiye’nin gayretlerini sürdürdüğünü, Etiyopya’dan Somali’nin birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik endişelerini giderecek adımlar atılmasının süreci kolaylaştıracağını söylemişti.
MAHMUD İLE GÖRÜŞTÜ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede, Somali ile Etiyopya arasındaki gerginlik, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Erdoğan, Somali’nin Etiyopya ile yaşadığı gerginliğin çözümü için Türkiye’nin gayretlerine devam edeceğini, uzlaşının tesisi için Türkiye’de gerçekleşecek ikinci tur görüşmelerinde somut sonuçlar beklendiğini belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MADURO’YA “İSTİFA ET, ABD’YE GEL” TEKLİFİ
WSJ’nin Beyaz Saray’daki kaynaklarına dayandırdığı haberinde, ABD’nin, “gelecekte adli suçlamalarla karşı karşıya kalacak” Maduro ve hükümetinin üst düzey yetkililerini, siyasi sığınma karşılığında, ocaktaki yeni devlet başkanlığı dönemi öncesinde istifa etmeleri için ikna etmeye çalıştığı belirtildi. Gazeteye açıklamalarda bulunan kaynaklardan biri, Maduro ve üst düzey hükümet yetkililerinin “gelecekte ülkenin adli makamlarınca yargılanmaları durumunda, Venezuela’ya iade etmeme garantisi” de verildiğini ifade etti.

Haberde, ABD ile Maduro hükümeti arasındaki “gizli görüşmelerin”, 28 Temmuz’daki seçimlerde kendilerinin açık farkla kazandığını ileri süren ve seçim sonuçlarını reddeden muhalefet için de umut ışığı olduğu belirtildi. ABD ile Venezuela arasında geçen yıl Katar’ın başkenti Doha’da yapılan “gizli anlaşma”nın yapıldığı görüşmelerde de “Maduro’nun görevi bırakması” konusunun gündeme geldiği aktarılan haberde, Venezuela Devlet Başkanı’nın bu konuyu görüşmeye yanaşmadığı kaydedildi.
MADURO, GİZLİ ANLAŞMANIN BELGELERİNİ PAYLAŞMIŞTI
Maduro, geçen hafta, ABD ile varılan ve Katar’da imzalanan “gizli anlaşmaya” dair belgeleri sosyal medyada paylaşmıştı. Paylaşımda yer alan belgelerde, Biden yönetimiyle Maduro yönetiminin ülkedeki devlet başkanı seçimine muhalefetin katılması ve seçimlere “bağlı kalınması” halinde ABD’nin Venezuela’ya petrol, bankacılık ve altın sektörlerindeki yaptırımlarını kaldırma konusunda anlaşmaya vardığı belirtilmişti. Nicolas Maduro, 9 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, ABD’ye yönelik, “Venezuela’nın içişlerine karışmayın. Bu sizden tek isteğim.” ifadesini kullanmıştı.

“SEÇİM SONUÇLARINDA SORUMLULUK MADURO’DA”
Öte yandan, McClatchy gazetesine açıklamalarda bulunan ve adının açıklanmasını istemeyen Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, ABD’nin Maduro’ya herhangi bir teklifte bulunmadığını ancak, “ülkeyi bulunduğu durumdan çıkarmak adına” ABD’nin her türlü olasılığı konuşmaya hazır olduğunu belirtti. ABD’li yetkili, Maduro’ya “seçimin gerçek sonuçlarını” tanıması konusunda baskı yapmak için bir dizi seçenek üzerinde çalıştıklarını kaydederek, “Sorumluluk, seçim sonuçlarını netleştirmeleri için Maduro ve Venezuela yetkililerindedir.” dedi.
Maduro’ya, “Edmundo Gonzalez’in kazandığı 28 Temmuz seçim sonuçlarını tanıması” çağrısında bulunduklarını vurgulayan yetkili, “Bu seçim çıkmazına bir çözüm bulmak için bölgesel ve uluslararası ortaklarımızla yakın temas halindeyiz.” ifadesini kullandı.
VENEZUELA’DAKİ SEÇİMLER
Venezuela’da 28 Temmuz’da devlet başkanı seçimi düzenlenmişti. Venezuela Seçim Konseyinin açıkladığı sonuçlara göre, Nicolas Maduro yüzde 51,20 ile devlet başkanı seçimini 3. kez kazanmıştı. Seçimin tamamlanmasının ardından 29 Temmuz’da açıklama yapan muhalefet, Ulusal Seçim Konseyi verilerinin doğru olmadığını ve sonuçlara hile karıştığını öne sürmüştü.
Haber Kaynak: SONDAKIKA.COM
]]>