Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar, Kayseri’nin ev sahipliği yapacağı Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda ilk kez 2 Türk sporcuyla yarışacaklarını, bunun kar motosikletinde yetiştirecekleri sporcular için önemli bir adım olduğunu söyledi.
Bekir Yunus Uçar, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 8-10 Mart tarihlerinde Erciyes Kayak Merkezi’nde Türkiye’nin ilk kez organize edeceği şampiyonayı AA muhabirine değerlendirdi.
Motor sporlarının gözde organizasyonlarından ve dünya çapında popülaritesi olan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı Kayseri’de gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Uçar, “Erciyes de dünyanın sayılı kayak merkezlerinden bir tanesi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirilecek organizasyon, ülkemizin, Kayseri’nin ve Erciyes Kayak Merkezi’nin tanıtımı anlamında çok büyük bir katkı sağlayacak. Özellikle beklentimiz, sporcularımızın kar motosikletinde performansının gelişmesini sağlamak.” diye konuştu.
Türkiye’nin uluslar arası organizasyonları başarılı bir şekilde düzenlemeye devam ettiğini belirten Uçar, şöyle konuştu:
“Kayseri’de ev sahipliği yapacağımız organizasyonda sporcularımızdan Galip Alp Baysan ve Şakir Şenkalaycı mücadele edecek. Türkiye’de kar motosikleti kullanan ve Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda yarışacak sporcularımızın yetişmesi açısından önemli bir kriter olacak. Çünkü Şakir Şenkalaycı, motokros branşında 500’ün üzerinde öğrencisi olan, yıllardır ülkemizi başarıyla temsil eden bir sporcumuz. Şenkalaycı’nın bizim açımızdan yeni bir branş olan kar motosikletinde yeni sporcular yetiştirmesine de inşallah vesile olacak.”
“150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak”
Türkiye için yüksek dağları, kar kalitesi ve kayak merkezlerinin profesyonelliği göz önüne alındığında, böyle bir organizasyonun geç kalmış bir faaliyet olduğunu belirten Uçar, “Bu güne kadar kayak merkezlerini sadece turistik tesis anlamında kullanıyorduk ama Türkiye’de şu anda Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yapabileceğimiz, kar üzerinde motor sporları organizasyonları düzenleyebileceğimiz çok popüler ve dünya standartlarının üzerinde 7 ayrı merkezimiz var.” ifadelerini kullandı.
Erciyes’te bu organizasyonu düzenledikten sonra Türkiye’nin diğer kayak merkezlerinin de sırayla ev sahipliği yapması yönünde çalışacaklarını dile getiren Uçar, şöyle devam etti:
“Çünkü 170 milyonun üzerinde canlı televizyon izleyicisi olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Erciyes’teki organizasyonumuz, 150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak. Toplamda da 2.8 milyar insana sosyal medya kanalları ve farklı iletişim kanallarıyla ulaşacak. Dolayısıyla dünyanın herhangi bir ülkesinde ‘Kayseri Erciyes’ diye internette bir arama yapıldığı zaman, Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası yarışları, Erciyes veya Uludağ, Sivas Yıldızdağ, Kartepe, Kartaltepe ismiyle görünüyor olacak. Bu organizasyon aynı zamanda hem kayak merkezlerimizin turistik manada tanıtımına hem de ülkemizin sportif organizasyon gücünün tanıtımına büyük katkı sağlamış olacak.”
“Kişiyi geliştiren rakibidir”
Türkiye’nin kar motosikletinde de şampiyon sporcu çıkarması için çalışmalarını sürdüreceklerini aktaran Uçar, “Şimdi hem Şakir Şenkalaycı’nın hem de Galip Alp Baysan’ın bu şampiyonadaki performanslarını göreceğiz. Devamında da Dünya Şampiyonası’nın diğer etaplarında yarışmalarını sağlayacağız. Böylece Dünya Şampiyonası’nda bir yerimiz olacak. Mesela 6 senedir Dünya Motokros Şampiyonası’nı Afyonkarahisar’da gerçekleştiriyoruz. Baktığımızda motokros yarışçılarımızın yüzde 51’inin çocuk dediğimiz sürücülerden oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu da şu anlama geliyor; uluslararası bir organizasyonu ülkenizde gerçekleştirdiğiniz zaman, o noktada altyapı hızlıca gelişiyor, emsal sağlıyor. Zaten kişiyi geliştiren rakibidir. Rakiplerin Türkiye’ye gelip yarışmasıyla, buradaki Türk sporcularımızı da geliştirmiş olacağız inşallah” şeklinde konuştu.
Kayseri’de dünyanın önde gelen kar motosikleti sporcularının yarışacağını dile getiren Uçar, “Şu anda kayıtlarımız devam ediyor. Şampiyonaya 30’un üzerinde ülkeden sporcu bekliyoruz. Zaten parkur itibarıyla sınırlı sayıda sporcuyu kabul edebileceğiz. Yani kalifikasyonları geçebilen sporcular arasında kayıtlar devam ediyor.” açıklamasını yaptı.
Uluslararası bu organizasyonu kış festivaliyle taçlandıracaklarını belirten Uçar, “Çünkü sadece bir spor organizasyonu yetmiyor. Mutlaka yanına sosyal, sanatsal, kültürel bir etkinlik de koymak gerekiyor. Kayseri ve civar illerden gelecek binlerce izleyiciyi, sanatsal bir organizasyonla da karşılamış olacağız. Ülkemizin saygın sanatçılarından Ferhat Göçer ve İrem Derici de sahne performanslarıyla sportif performanstan sonra çok güzel hatıralar yaşatacak.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, hakem kararlarına tepki gösterdi.
Trendyol Süper Lig’de Yukatel Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldıkları maçın ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Uçar, sabırlarının taştığını söyledi.
Geçen hafta Rebic’in ayağına basıldığını ve pozisyonda kırmızı kart verilmediğini dile getiren Uçar, “Bizim kültürümüzde bu var, Beşiktaş’ta bu var. Biz sabırlıyızdır ama sabrımızın taştığı zamanlar da oluyor. Bugün de onlardan biri. Benim futbolculuğum döneminde oynadığım takım hakemden gol yedi. Olabilir, talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var birçok kere diğer takımlarda olmayan. Olabilir dedik ama hiçbir şey değişmiyor MHK’de (Merkez Hakem Kurulu). Biz artık yeter demek istiyoruz.” diye konuştu.
Skor kötüyken hakem bahanesine sığınmak istemediklerini aktaran Uçar, şöyle devam etti:
“Bugün penaltı pozisyonu var nedense Atilla Karaoğlan penaltı olduğuna ikna olmuyor. 2 hafta önce verdiği bir penaltı var orada VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kuruluna talebim olacak. Hakem istatistikçisi talep edeceğim. Bu arkadaş eski bir hakem olacak büyük ihtimalle ki en azından onların bugüne kadar bize karşı oldukları durumlarda belki bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş kim hangi maçı yönetmiş, kimler kart göstermiş, VAR nerede ne kadar çağırmış tüm bu konularda istatistik hazırlayacak ve biz sizinle paylaşacağız. Çünkü artık yapacak son şeyimiz bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Yeni bir tabir hakem istatistikçisi. Bunu haberiniz olmadan Türkiye’de yapan çok takım var ama biz şeffaf olacağız dedik.”
Birçok pozisyon yakaladıklarını ve son vuruşları değerlendiremediklerini anlatan Uçar, transfere ilişkin şöyle konuştu:
“2 oyuncuyla sıcak temas kuruldu. Transferin niye geciktiğini anlatayım. Merak edenler var. Bizim tespit etiğimiz 3 pozisyon var; stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelik stoper ve ön liberoyu araştırdık. Ülkemizde Beşiktaş’ın şu anki durumunda stoper oynayacak bir Anadolu takımından ya da diğer rakiplerimizden bir stoper ve ön libero bulamadık yerli olarak. Dolayısıyla yabancı transferine yönelmek zorunda kaldık. Elimizde 14 yabancı vardı sonra 13’e düştü, sonra 12’ye indirdik. Hiç kolay olmuyor, bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var ve hiçbiri kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar çünkü bu kadar kolay para kazanabilecekleri herhalde başka bir takım yoktur diye düşünüyorum.
Düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Biz bunları mümkün olduğu kadar zaman içinde halledeceğiz ama zamana ihtiyacımız var. Bu transferlerin gecikmesinin en önemli sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardı. Şükür şu an 2 sözleşmeden daha kurtulduk. Bir tanesi Svensson ile yabancı transferi yaptık. 2 yabancı transferimiz daha olacak. Beşiktaş’a yakışır ve önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek 2 tane isim inşallah sıcak temas sağlandı. Yarın ya da öbür gün yüz yüze görüşülecek. Bazı konularda büyük yol katedildi, küçük ayrıntılar var. Onlarla ilgili de herhalde size sevindirici haberler verebileceğiz.”
Feyyaz Uçar, Chamberlain’in sözleşme dondurma tekliflerini kabul etmediğini, Hadziahmetovic ile ise aynı konuda görüşmelerin sürdüğünü dile getirerek, Aboubakar’ın kadro dışı kararına ilişkin teknik direktör raporuna göre hareket edeceklerini yineledi.
Cenk Tosun ve Salih Uçan’ın sözleşmelerine ilişkin karşılıklı tekliflerin yapıldığını ve taleplerin çok yüksek olduğunu kaydeden Uçar, “Mutlaka hocanın isteği doğrultusunda önümüzdeki sezonun şampiyonluk kadrosunda hocamız onları görmek istiyorsa mutlaka sözleşmeleri yenilenecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu 2 transferin en yakın zamanda gerçekleştirileceğinin altını çizen Uçar, “1 ve 7 şubat arasında Avrupa’da birçok kulüpte transfer bittikten sonra boş kalan oyuncular olacak. Orada da bir 10 numara arayışımız olacak. Bu 3 transfer ki Afrika Kupası’nda olanlardan bize faydalı olanlar geriye döndüğü zaman sanıyorum biz Santos’un istediği kadroya ulaşacağız. Kadro kalitesini yükselteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Nemanja Matic’in ön libero adayları arasında yer aldığını ancak alternatifleriyle de görüşme gerçekleştirildiğini vurgulayan Uçar, beklenen transferlerin en geç gelecek hafta kadroya katılacağını dile getirdi.
Ghezzal’ın sözleşmesine sadık kalmak istediğini aktaran Uçar, alınan sonuçlardan ötürü taraftarlardan özür dileyerek şunları aktardı:
“Taraftarımızdan özür diliyorum. Anlatmaya da çalışıyorum. Anlayışlı olur ya da olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için bugünkü skor için özür diliyorum ama emin olsunlar elimizden geleni yapıyoruz. Önümüzdeki sezon tekrar eski günlerde olduğu gibi şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş seyredecek taraftarımız, çünkü hak ediyorlar. Tüm olanaksızlara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Biraz sabır söz konusuydu elimizde olmayan sebeplerden dolayı. İnşallah çok güzel günler yaşayacağız hep beraber inşallah.”
Uçar, açıklamasını kupada Antalyaspor eşleşmesiyle ilgili şu değerlendirmeyle tamamladı:
“Kupada Antalya ile eşleştik. Güzel maç olacak, evladımız Sergen Yalçın’ın takımıyla orada oynayacağız. Onların da hedefi var. Sadece kupa değil üçüncülük iddiamız da devam ediyor. Bu sezon itibarıyla ilk 2 takım UEFA Şampiyonlar Ligi ön elemesi, üçüncü takım Avrupa Ligi ön elemesi oynayacak. Lig yarışında da varız.”
]]>
İzmir’de emekli olduktan sonra aldığı eğitimlerin neticesinde 35 metrekarelik atölyede hobi olarak başladığı ahşap oymacılığı işinde ürettiği eserleri yoğun talep gören Arif Uçar(55), ürünlerinin birçoğunu Avrupa’ya satıyor. Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi” dedi.
İzmir’de yaşayan ve özel sektörde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Arif Uçar, çocukluk hayali olan ahşap oymacılığı kursuna gitti. Çiğli Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici Tahsin Güler’den yaklaşık 2 yıl kadar eğitim aldı. Usta öğretici Güler’in vefatından sonra Uçar’ın eğitim hayatı, merhum Tahsin Güler’in kardeşi ahşap ustası Aşır Güler ile devam etti. Aşır Güler’in evinin altında bulunan ve hobi olarak eğitim aldığı 35 metrekarelik atölyede bir süre sonra küçük işler üretmeye başlayan Uçar, zamanla kendini geliştirerek harika eserler ortaya çıkarmaya başladı. Yaklaşık 5 yıldır ahşap oyma işiyle ilgilendiğini belirten Uçar, “Ahşap oymacılıkta rölyef, heykel, yarı heykel gibi birçok alanlar var. Ben daha çok üç boyutlu heykel ya da yarı heykel alanını tercih ediyorum. Bunun dışında bir Egeli olarak, bir deniz aşığı olarak, Ege’nin balıklarını, bir taraftan da mitolojiye olan ilgimden dolayı Helenistik ve Roma Dönemi miğferlerini oymaya çalışıyorum” dedi.
“Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi”
Hobi olarak başladığı ahşap oymacılık işinin zamanla ticari zemin kazandığını belirten Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi. Ahşap oymada miğfer yapıldığını hiç görmedim. Hatta sadece Helenistik miğferler değil, Viking miğferleri, Selçuklu miğferleri gibi taleplere kadar döndü” ifadelerini kullandı.
“En az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli”
Özellikle Avrupa ülkelerinden yoğun ilgi gören miğferlerin yapılış hikayesini anlatan Uçar, “İlk önce burada kullandığım ağaçtan bahsetmek istiyorum. Heykel çalışması yapacaksanız ilk önce ağacınızın kurumuş olması gerekiyor. Çünkü eseriniz bittikten sonra çatlamalar veyahut da yamulmalar olabilir. O yüzden en az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli. Yine oyma açısından daha rahat olan ıhlamur ağacını tercih ediyorum. Ihlamur ağacımızı aldıktan sonra elle yapmak istediğimiz objeyi kerestenin üzerine çiziyoruz. Kestikten sonra bütün aşamaları oymacılıkta kullandığımız iskarpelalarla, tokmakla, elle oyarak başlıyoruz. İçini oyduktan sonra dışını da şekillendirip en son aşamalarda da ince motiflere geçiliyor. Motiflerini de tamamladıktan sonra iyi bir zımpara yapıyor ve akabinde kök boyaları ya da kumaş boyaları kullanarak, hatta burada bazen kurumuş kan efektlerini de vererek boyama işlemini yapıyoruz. Tekrar bir zımparalamadan sonra gomalak (Lac böceğinin salgıladığı doğal bir reçine) dediğimiz organik cilayı yaklaşık 15-20 kat, bazen hatta 30 kata kadar sabırla inceltilerek üstüne sürüyoruz. En son da keten tohumu yağıyla yavaş yavaş parmakla masaj yapar gibi yaklaşık bir gün kadar da bu işlem yapılıyor. Sonra keçeyle güzelce silindikten sonra yaklaşık bir ay sonunda böyle bir eser ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz”
Günümüzde ahşap oyma sanatına ilginin azaldığının altını çizen Uçar, “Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Ahşap oyma bu toprakların çok geleneksel bir sanatı, zanaatı. Maalesef gelişen teknolojilerle birlikte bu tür sanatlar kaybolmaya başlıyor. Bu bizim için çok büyük bir üzüntü. Ama bizler bunu tekrar canlandırarak yeni nesillere örnek olması amacıyla sergiler de açıyoruz, ilgi çekmeye çalışıyoruz bu alana. Gençlerin de buna ilgi duymasını istiyoruz. Çok güzel eserlerin çıktığı bir ülkedeyiz. Mutlaka buradaki gençlerimizin de buna ilgi duymasını istiyorum. Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>