Türkiye’nin – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Mon, 15 Jul 2024 21:42:12 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye, Orta Doğu’nun ve Bölgesindeki Ülkelerin Güvenli Limanıdır https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-orta-dogunun-ve-bolgesindeki-ulkelerin-guvenli-limanidir/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-orta-dogunun-ve-bolgesindeki-ulkelerin-guvenli-limanidir/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:42:12 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10201

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çağatay Özdemir, Türkiye’nin güvenli liman olduğunu belirterek, “Türkiye, Orta Doğu’nun ve bölgesindeki ülkelerin güvenlik noktasında ilk başvurduğu, diplomatik krizlerde kapısı ilk çalınan, ekonomik problemlerde ilk yardım istediği hami ülke pozisyonunda. Bu durum, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde oluşturduğumuz temel yaklaşımdır.” dedi.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Kaliforniya Eyalet Üniversitesinden Prof. Dr. Nancy Snow’un yaptığı söyleşiye konuk olan Özdemir, kendisine sorulan soruları yanıtladı.

Özdemir, Türkiye’nin yumuşak güç uygulamalarını konu alan bir kitabının da bulunduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin 2000’li yıllardan sonra yumuşak güç uygulamalarını merkeze aldığını ve böylece hem dış politikada hem de diğer alanlardaki politikalarını belirli çerçevelere oturtan bir liderliğe sahip olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu noktadaki pozisyonunun ve yumuşak güç uygulamalarına verdiği önemin oldukça kritik olduğunu belirten Özdemir, “Türkiye’nin yumuşak güç uygulamalarını hem yakın coğrafyasında hem de küresel çapta kritik anlarda ortaya koyduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

Özdemir, yumuşak gücü kamu diplomasisi başta olmak üzere çeşitli kavram setleriyle aktarmaya çalıştıklarını anlatarak, kamu diplomasisinin uluslararası ilişkiler disiplininde önemli yere sahip olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin diplomatik temsilcilik sayısı bakımından dünyada üçüncü sırada olduğuna dikkati çeken Özdemir, İletişim Başkanlığının bağlı ve ilişkili kuruluşları olan Anadolu Ajansı, TRT ve Basın İlan Kurumu’nun küresel çapta medya çıktılarını etkileyen bir çerçeveye sahip olduğunu ve bu anlamda yapılan çalışmaları anlattı.

Özdemir, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde yer alan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi vasıtasıyla ulusal ve uluslararası dezenformasyon, bilgi kirliliği ve yalan haberlerle mücadele ettiklerini bildirdi. Özdemir, Türkiye’nin dizi film sektöründe ciddi atılımlar yaptığına işaret ederek, bu bağlamda uluslararası alanda diziler, filmler, yapımlar ortaya koyarak ülkenin cazibe merkezi haline geldiğini vurguladı.

Sağlıklı bir iletişim ekosisteminin tesisi için bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası anlaşmaların çok kritik olduğunu bildiren Özdemir, İletişim Başkanlığı olarak ADF’de düzenledikleri “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”nin hikayesini de anlattı.

“Vahşete ilk dur diyen ülke Türkiye olmuştur”

Türkiye’nin çeşitli krizlerle çevrili bir coğrafyada önemli bir aktör olduğuna vurgu yapan Özdemir, şöyle devam etti:

“Türkiye, Orta Doğu’nun ve bölgesindeki ülkelerin güvenlik noktasında ilk başvurduğu, diplomatik krizlerde kapısı ilk çalınan, ekonomik problemlerde ilk yardım istediği hami ülke pozisyonunda. Bu durum, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde oluşturduğumuz temel yaklaşımdır. Küresel alanda Türkiye krizlerin barışçıl çözümünde ve uluslararası arabuluculuk noktasında etkili rol oynamıştır. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kapıyı çalan kim olursa olsun geri çevirmemiştir. Herkese destek vermiş, yol göstermiştir, muhtaç olan kim varsa yardımcı olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu güçlü konuma ulaşmasında Cumhurbaşkanımızın liderliği ve motivasyonu vardır.”

Orta Doğu’dan Balkanlara kadar bölgesinde yaşanan tüm krizlerde Türkiye’nin hem arabuluculuk noktasında hem insani yardımlarda baş aktör olduğunu vurgulayan Özdemir, Ukrayna-Rusya savaşının yanı sıra Gazze’deki vahşetin durdurulması için Türkiye’nin verdiği mücadeleyi anlattı.

Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Buradaki insani krize, yaşanan vahşete, çocukların ölümüne, ailelerin parçalanmasına insanların yerinden edilmesine ve uygulanan vahşete dur diyen ilk ülke Türkiye olmuştur. Türkiye, yardımlarıyla ve uluslararası alandaki diplomatik girişimleriyle bu haklı davanın takipçisi olmuştur. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bu vahşetin durdurulması için birçok noktada efor sarf etti ve sarf etmeye de devam etmekte. Filistin’de kalıcı barışın sağlanması için elinden geleni yapmakta. Cumhurbaşkanımızın pek çok uluslararası platformda güçlü bir şekilde Gazze’deki vahşete, zulme dur dediğini görüyoruz. Dün Cumhurbaşkanımız vahşetin sona ermesi, barışın sağlanması için Türkiye’nin garantör ülke olarak pozisyon almaya hazır olduğu vurguladı. Türkiye’yi özel kılan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bu kalbi gayreti ve inancıdır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-orta-dogunun-ve-bolgesindeki-ulkelerin-guvenli-limanidir/feed/ 0
Filistin Dışişleri Bakanı: Gazze’de tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir https://www.akittvhaber.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/ https://www.akittvhaber.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:45:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10138

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, “Gazze’de bundan sonra da çalışacak tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir. Batı Şeria’da olduğu gibi Gazze’de de Filistin yönetimi olacaktır.” dedi.

Maliki, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024 kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Bakan Maliki, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Filistin’de iki devletli çözüme tamamen karşı olduğuna işaret ederek, İrlanda ve diğer Avrupa ülkelerinin, Netanyahu’nun ileriye doğru bir karar alıp iki devletli çözümü uygulamasını beklemesinin “boşuna” olacağını söyledi.

İrlanda ve benzer fikirdeki diğer Avrupa ülkelerinin farklı düşünmesi ve Netanyahu’ya iki devletli çözüm için baskı yapması gerektiğini ifade eden Maliki, “Bu ülkeler (Avrupa ülkeleri) inisiyatif almalı, bu inisiyatif Filistin devletini tanımakla başlayabilir.” dedi.

İrlanda’nın ve İrlanda halkının her zaman iki devletli çözümü desteklediğini belirten Maliki, İrlanda’nın Filistin devletini tanıması gerektiğini kaydetti.

İsrail’in ramazanda ibadethanelere yönelik kısıtlamaları

İsrail’in ramazanda uyguladığı kısıtlamalarla ilgili soruyu yanıtlayan Maliki, Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine “Temple Mount” adlı bir yapı kurmak ve yeni bir gerçeklik oluşturmak istediğini dile getirdi.

Maliki, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara münhasır bir yer olmadığına, aynı zamanda Yahudiler için de kutsal olduğuna dikkati çekerek, “Müslüman ülkeler ve uluslararası camia net bir duruş göstermeli, İsrail’in yüzyıllardır devam eden mevcut durumu değiştirme çabalarını boşa çıkarmalıyız.” ifadesini kullandı.

İsrail’in, ramazanda bölgenin genelinde rahatsızlık yaratmak ve şiddete sebebiyet vermek için konuyu daha fazla kurcaladığının altını çizen Maliki, İsrail’in tuzağına düşmeyeceklerini, barışı ve huzuru tesis edeceklerini vurguladı.

Mahmud Abbas salı günü Türkiye’de

Maliki, Türkiye’nin Filistin ve Filistin halkıyla çok yakından çalıştığını, yıllardır dayanışma ve destek gösterdiğini ifade etti.

Tarihi bağlar sayesinde Türkiye’nin Filistin’e, Filistin’in Türkiye’ye yakın olduğuna işaret eden Maliki, Türkiye’nin siyasi, dini ve kültürel bağları nedeniyle Filistin’de olanların sorumluluğunu da hissettiğini belirtti.

Maliki, Türkiye’nin her platformda Filistin’e bütün desteğini verdiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın her zaman irtibatta olduğunu söyledi.

İki lider arasındaki görüşmelere dair Maliki, Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın salı günü Ankara’da olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı.

Maliki, iki ülke arasındaki süregelen istişareler ve görüşmelerin devamının ele alınacağını aktararak, bunun da zaten iki ülke arasındaki mükemmel ilişkilerin en güzel örneklerinden biri olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’ye, verdiği finansal ya da farklı yönlerden destek konusunda müteşekkir olduklarını söyleyen Maliki, Gazze’deki durumun başlangıcından bu yana Türkiye’nin sürekli Gazze’ye insani yardım gönderdiğini ifade etti.

Maliki, Türkiye’nin İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımı, bölgedeki bütün suçları ve saldırıları kınadığını kaydederek, “Bu da Türkiye’nin göstermiş olduğu bağlılık, destek ve dayanışmanın da çok güzel bir örneğidir. Türkiye’nin yönetimi de sonuna kadar Filistin davasını desteklemektedir. Biz her zaman Türkiye’nin desteğine güvenebileceğimizi yüreğimizde hissediyoruz. Söz konusu etrafımızdaki dostlarımıza güvenmek olduğunda, her zaman Türkiye bizim yanımızda oldu, her türlü desteği vermiştir.” diye konuştu.

“Gazze’de meşru yönetim Filistin yönetimidir”

Gazze’de 30 bin Filistinli görevlileri olduğunu anımsatan Maliki, ateşkes sağlandığı anda geçici ofislerde de olsa hizmet vermeyi sürdüreceklerini söyledi.

Maliki, yeni bir durumdan bahsetmediğini ve son 17 senedir Gazze’de var olanın devam ettirileceğini belirtti.

Herhangi birisinin Filistin iradesine bir alternatif getirmeye çalışmasını kabul etmeyeceklerine dikkati çeken Maliki, Filistin yönetiminin Gazze’de meşruiyeti bulunduğunu ve Gazze’de görev yapacak tek meşru yönetimin onlar olduğunu söyledi.

Maliki, Netanyahu’nun Filistin yönetiminin Gazze’de olmaması gerektiğini söylediğini anımsatarak, onun Gazze vatandaşı ya da seçilmiş bir lider olmadığını ve karar verme yetkisinin de bulunmadığını vurguladı.

Gazze’yi kimin yöneteceğini Netanyahu’nun bilemeyeceğini dile getiren Maliki, “Netanyahu, işgal gücünün başındadır ve askeri olarak bir işgal vardır Gazze Şeridi’nde. Bir işgalci olarak bunu söylüyor. Hiçbir meşruiyeti, güvenilirliği, otoritesi veya yetkisi var mıdır? Yoktur, istediğini söyler.” dedi.

Maliki, bu nedenle Netanyahu’nun söylediklerinin siyaseten hiçbir önemi ve değeri olmadığını vurgulayarak, “Gazze’de bundan sonra da çalışacak tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir. Batı Şeria’da olduğu gibi Gazze’de de Filistin yönetimi olacaktır.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/feed/ 0
Dünya basınında milli muharip uçağı KAAN’a ilgi ve övgü devam ediyor https://www.akittvhaber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:51:29 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8851

Milli muharip uçağı KAAN’ın 21 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirdiği ilk uçuşun ardından dünya basınında Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımlara olan ilgi ve övgü devam ediyor.

İspanya’da savunma alanında haber yapan internet siteleri, KAAN ile ilgili haberlerini sürdürdü.

“Defensa.com” adlı internet sitesi, “Türk Hava Kuvvetlerinin gelecekteki muharip uçağı ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla verdiği haberde, “Bu, Türk sanayisinin, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin liderliğinde, uluslararası alanda (hayalet) olarak tanımlanan 5’inci nesil savaş uçağı ve radar görünmezlik yeteneklerini geliştirmeye yönelik iddialı projesi kapsamında çok önemli bir adımdır.” yorumu yapıldı.

KAAN’ın üretim aşamalarının ve gelecek projelerinin aktarıldığı haberde, “Uçağın nihai hedefi, Türkiye’yi 5’inci nesil savaş uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip sayılı ülkelerden biri haline getirmek.” ifadesi kullanıldı.

“Aviacionline.com” sitesi de “KAAN, 5. nesil Türk savaş uçağı ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla verdiği haberde, “KAAN’ın F-35 gibi 5. nesil uçaklar arasında 1. blokta yer alacağını, uluslararası pazarlarda büyük ilgi göreceğini, rakip modellerin üstün özelliklere sahip olacağını, milli tasarımlı motorun üretime girdiğinde ABD’li modellerden arındırılacağını ve Pakistan gibi bazı ülkelerin şimdiden büyük ilgi gösterdiğini” yazdı.

Kaan, ülkenin en iddialı teknolojik çabasını temsil ediyor”

İtalyan Panorama dergisinde çıkan haberde de Türkiye’nin “ulusal gurur gösterisiyle” yeni askeri uçağını uçurduğu belirtildi.

Haberde, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Kaan, ülkenin savunma yeteneklerini güçlendirmeyi ve küresel sahnedeki stratejik konumunu geliştirmeyi amaçlayan en iddialı teknolojik çabasını temsil ediyor. Bu, Türkiye’nin çıkarıldığı F-35 programını klonlama girişimi değil, ABD’nin F-22’sine daha çok benzeyen, artık yaşlanan F-16D’lerin yerini alabilecek sipariş bekleyen bir uçak.” ifadeleri kullanıldı.

Kaan’ın temellerinin 2016’da atıldığı ve 5. nesil bir uçak olarak değerlendirildiği belirtildi.

KAAN Hollanda’da da övgü alıyor

Hollanda’nın önemli gazeteleri ve savunma alanında haber yapan internet sitesi, KAAN ile ilgili haberleri ilgiyle takip etti.

De Volkskrant gazetesinin “Türkiye, savaş uçağı Kaan ile gökyüzündeki hakimiyetini bir kez daha gösteriyor” başlıklı haberinde, KAAN’ın ilk test uçuşunu başarıyla tamamladığı belirtildi.

Türkiye’nin silah pazarında önemli bir oyuncu haline geldiği vurgulanan haberde, Türk savunma sanayisinin “başarılı Bayraktar insansız hava aracının ardından şimdiki iddialı projesi olan kendi savaş uçağı üzerinde çalıştığı” kaydedildi.

Türkiye’nin savaş uçaklarının üretiminde kendi kendine yeterlilik için önemli projeler yaptığı aktarılan haberde, bunun hızla büyüyen savunma sanayisi için ciddi bir adım olduğuna dikkati çekildi.

De Telegraaf gazetesinin haberinde de “Türkiye kendi geliştirdiği ilk savaş uçağını tanıttı” başlığı kullanılırken KAAN’ın, Türkiye’nin kendi ürettiği ilk savaş uçağı olduğu ifade edildi.

Türkiye’nin kendi savaş uçağı üretiminin, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın bağımsız savunma sanayine sahip olma hedefleriyle örtüştüğü belirtilen haberde, Kaan’ın öne çıkan özellikleri arasında yüksek manevra kabiliyeti ve gövdede silah taşıma yeteneklerinin yer aldığı kaydedildi.

Orta avcı uçağı kategorisinde yer alan KAAN’ın, 21 metre uzunluğa, 14 metre kanat açıklığına sahip olduğu ifade edildi.

“Upinthesky.nl” internet sitesi, “Türk savaş uçağı KAAN havalandı” başlığıyla verdiği haberde, “Türkiye’nin ilk yerli üretim savaş uçağı olan KAAN, bugün ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bu prestij projesinde önemli bir adımdır.” yorumu yapıldı.

Balkan medyasından KAAN’a övgü

KAAN’ın ilk uçuşuna Balkan ülkeleri Slovenya, Sırbistan, ve Karadağ medyalarında övgüyle yer verilmeye devam ediliyor.

Slovenya’da savunma alanında yayımlar yapan “Savunma Dergisi”, KAAN’ın ilk uçuşunu “Türk savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla yansıttı.

Dergide, “Bu, Türkiye için havacılık programında önemli bir ilerlemedir.” ifadesine yer verildi.

Karadağ’daki haber sitesi Mondo, haberi, “Türk muharebe uçağı ilk uçuşunu yaptı. ‘Kötü diller’ çok şey konuştu ama bu tarihin en iddialı programı.” ifadeleriyle okurlarına aktardı.

Sırbistan’ın en çok tıklanan haber sitelerinden Srbija Danas ise haberi, “Türk savunma sanayii tarihinin en iddialı programı: KAAN.” şeklinde verdi.

KAAN’ın uçuşu ve özellikleri Radio Bulgaria’nın haberinde de okuyuculara aktarıldı.

Alman basınındaki haberlerde, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’dan övgüyle bahsedildi

Alman Welt gazetesinde, “Bu dönüm noktası, Türkiye’nin bir savaş uçağı ülkesi olarak yükselişine işaret ediyor” başlığıyla yayımlanan haberde, KAAN’ın teknik özelliklerinden bahsedildi.

Haberde, “Alışılmadık derecede kısa bir zaman aldı ama “KAAN” savaş uçağı, ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için bu, ABD’ye karşı kazanılmış bir zafer anlamına geliyor. Ankara, modern savaş uçaklarının üretiminde kendi kendine yeterlilik için giderek daha fazla çaba sarf ediyor.” ifadesine yer verildi.

“Bu, hızla büyüyen Türkiye için tarihi bir dönüm noktasıdır.” değerlendirmesinde bulunulan haberde, şunlar kaydedildi:

“Türkiye’nin kendi savaş uçağı olan ve Türkçede ‘hükümdar’ anlamına gelen ‘KAAN’ ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. Çift motorlu savaş uçağı, gizlilik özelliklerine sahip 5. nesil bir model. Bundan dolayı radar tarafından tespit edilmesi zor ancak Türk Hava Kuvvetlerinin gelecekteki gururunun harekete hazır hale gelmesi için yıllar geçmesi gerekecek. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Başkanı Temel Kotil’e göre, Ankara yakınlarında yapılan ilk uçuş 2,44 kilometre irtifada 13 dakika sürdü. Bu alışılmadık derecede kısa bir süre. Karşılaştırmak için 30 yıl önce Eurofighter ilk uçuşunda ancak 40 dakika sonra yere inebilmişti. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kendi savaş uçağının ilk uçuşu ABD’ye karşı kazanılmış bir zaferdir.

Türkiye, başlangıçta Almanya’nın da gelecekte teslim alacağı Amerika’nın F-35 savaş uçağının üretimine dahil olmuştu ancak Türkiye, Rus S-400 hava savunma sistemlerini satın alınca ABD, Ankara’nın F-35 katılımını 2019’da sonlandırdı. Erdoğan, şimdi daha bağımsız olmak için kendi savaş uçağı projesini ilerletmeye daha da kararlıydı.”

Haberde, “Türkiye, teknoloji ve altyapıdan uzmanlık ve üretim kapasitesine sahip çalışanlara kadar modern savaş uçaklarının üretimi için tüm değer zincirine sahip dünyadaki birkaç ülkeden biri olmak için çabalıyor. Modern sensörler, radarlar ve diğer savunma teknolojileri çeşitli Türk şirketlerinde geliştirilmektedir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

“Türkiye’nin umudu: Gökyüzündeki yeni savaşçı”

Flugrevue internet portalında da “Türkiye’nin umudu: Gökyüzündeki yeni savaşçı: Türk hayalet savaşçısı Kaan uçuyor” başlığıyla yayımlanan haberde, “21 Şubat’ta görünmezlik özelliğine sahip Türk savaş uçağı başarılı ilk uçuşunu gerçekleştirdi.” ifadesi kullanıldı.

Haberde, şunlar kaydedildi:

“Türk Hava Kuvvetlerinin geleceğin amiral gemisi, çarşamba sabahı Ankara yakınlarındaki Mürted’den ilk uçuşuyla havalandı. Test pilotu Barbaros Demirbaş, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Kaan’ın kontrolündeydi. Prototipe iki koltuklu F-16D Fighting Falcon eşlik ediyordu. Uçuş, muhtemelen sadece 13 dakika sürdü. Uçak, 2 bin 440 metre yüksekliğe ve 425 km/saat hıza ulaştı.”

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, “Kaan ile ülkemiz sadece beşinci nesil savaş uçağına değil, dünyada çok az ülkenin sahip olduğu teknolojilere de sahip olacak.” açıklamasına yer verilen haberde, şu bilgiler paylaşıldı:

“Beşinci nesil savaş uçağının geliştirilmesine 2016’da başlandı. Türkiye, uzun vadede F-16’nın yerini alacak modeli kullanmak istiyor. Fighting Falcon’da da kullanılan prototipteki GE motorları, gelecekte yerini Türkiye’de geliştirilen bir tahrike bırakacak. Seri üretime 2028’de başlanması planlanıyor.”

İskandinavya medyasından KAAN’ın ilk uçuşuna övgüler

İsveç’te yayın yapan Microsoft’un internet portalı MSN, “Türkiye’nin KAAN hayalet savaş uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığını kullandığı haberde, eski adıyla TF-X olarak bilinen beşinci nesil uçağın, Hava Savunma Komutanlığı envanterindeki yaşlanan F-16’ların yerini alması ve 2030’lu yıllardan itibaren aşamalı olarak kullanılmasının planlandığı kaydedildi.

“Gagadget.com” teknoloji haber sitesinin “Türkiye’nin beşinci nesil KAAN savaş uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla duyurduğu haberde, şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı olan KAAN (TF-X), 2017’den beri Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilmektedir. Uçağın ilk versiyonları 2013’te İstanbul Uluslararası Fuarı’nda sergilenmiştir. İlk KAAN prototipi 2022 sonbaharının sonlarında sunuldu. TUSAŞ, 2029’dan itibaren ayda iki uçak üretmeyi planladığını duyurdu. KAAN’ın maksimum hızı Mach 1,8 (2222 km/saat) olacak.”

Finlandiya’nın gazetelerinden Ilta Sanomat, “Türkiye’nin geliştirdiği yeni nesil gizli savaş uçağı ilk test uçuşunu yaptı” başlığıyla duyurduğu haberde, Fince de kralların kralı anlamına gelen KAAN’ın başarılı bir uçuş gerçekleştirdiğine dikkati çekildi.

KAAN’ın 13 dakika havada kaldığı aktarılan haberde, Kaan’ın seri üretiminin 2028’de başlayacağı, ilk serinin üretime girecek tüm uçaklarının 2040 yılında tamamlanacağının tahmin edildiği kaydedildi.

Norveç’te yeni nesil savunma silahlarının haberlerinin yer aldığı “forsvaretsforum.no” haber sitesi de “Türk savaş uçağı ilk kez havada” başlığını kullandı.

KAAN savaş uçağının 13 dakika boyunca havada kaldığı, 8 bin feet yüksekte 230 knot hıza ulaştığı bildirilen haberde, uçağın çok güçlü olmasına rağmen radara zor yakalandığına işaret edildi.

Danimarka’da yayın yapan “carroemotos.com” haber sitesi de “Türkiye, Kaan hayalet savaş uçağıyla ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığını kullandığı haberde, şu ifadelere yer verdi:

“Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen Kaan, Türkiye’nin savunma yeteneklerini güçlendirmeyi ve küresel sahnede stratejik konumunu geliştirmeyi amaçlayan en iddialı teknolojik atılımını temsil ediyor.”

KAAN, ABD basınında da ilgi uyandırdı

ABD merkezli The Defense Post haber sitesinin, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu “Türkiye’nin ilk yerli üretim muharip uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla duyurduğu haberde, KAAN, Türkiye’nin “F-16 uçaklarının yerini alma yönünde adım” olarak nitelendi.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmeleri ve Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürü Temel Kotil’in X sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlara da yer verildi.

The National Interest dergisinde yayımlanan bir yazıda da “Türkiye’nin hava-uzay endüstrisi, yerli KAAN muharip uçağının başarılı ilk uçuşuyla ülkenin savunma teknolojisinde artan becerilerinde önemli bir dönüm noktasına imza attı.” ifadesi yer aldı.

Dergideki yazıda ayrıca KAAN’ın ilk uçuşunun 13 dakika sürdüğü ve 230 knot hıza ulaştığı, piste pürüzsüz iniş yaptığı belirtildi.

Warrior Maven sitesindeki haberde de Türkiye’nin “kendi savaş uçağını” uçurduğuna dikkati çekilerek KAAN’ın özellikleriyle ilgili bilgi verildi.

Haberde ayrıca KAAN’ın, “Avrupalı rakiplerinden” daha iyi performans sergilediği ifade edildi.

İngiliz basınından KAAN’a ilgi

The Telegraph’ın haberinde, Türkiye’nin, kendi “hayalet savaş uçağını” geliştirme yolunda hızla ilerlediği aktarılırken KAAN’ın uçuşuyla ilgili bilgi verildi.

Haberde KAAN ile Türkiye’nin kendi beşinci nesil savaş uçağını geliştiren ve sahaya süren nadir ülkeden biri olacağı vurgulandı.

Forces sayfasının haberinde ise Türkiye’nin teknoloji, altyapı, insan kaynakları ve üretim kabiliyetleri gibi alanların tamamını da kapsayan “gelişmiş savaş uçağı üretimi” konusunda az sayıdaki ülkelerden biri olmak istediğine işaret edildi.

KAAN farklı bölgelerde haberlere konu oldu

Hindistan merkezli EurAsian Times’ın haberinde de KAAN’ın “tarihi ilk uçuşu” ile havalandığına yer verildi.

KAAN’ın uçuşunun “önemli bir başarı” olduğu aktarılan haberde, söz konusu uçuşun “dünya genelinde hayranlık” uyandırdığına vurgu yapıldı.

“Flight Global” isimli sayfada da Türkiye’nin son günlerde savunma ve havacılıkta “birçok dönüm noktasını” kutladığına değinilirken, Türk firmalarından övgüyle söz edildi.

Greek Reporter’ın haberinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor” sözlerine yer verilerek, KAAN’ın özellikleri anlatıldı.

Ürdün merkezli Al Bawaba’nın KAAN ile ilgili yaptığı haberde, dünya genelinde basının dikkatini KAAN’a yönelttiğine değinilirken, KAAN’ın sosyal medyada da büyük ilgi gördüğü kaydedildi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/feed/ 0
Türkiye’nin en başarılı kadın girişimcileri belli oldu https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-en-basarili-kadin-girisimcileri-belli-oldu/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-en-basarili-kadin-girisimcileri-belli-oldu/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:54:47 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8603

Türkiye’nin en başarılı kadın girişimcileri belli oldu

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu

İSTANBUL – Kadın girişimcilere destek olmak amacıyla Garanti BBVA, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ sonuçlandı.

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği iş birliğiyle bu yıl 17’ncisini gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı. İstanbul’da gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri açıklandı. Yarışmada, DG Geri Kazanım’ın kurucusu Nagihan Yılmaz, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bilge Can, Anatolian Craft girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi”, Seyyare Sungur, Fındık Ocağı girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Oluşturan Kadın Girişimcisi” oldu. Şevin Ballıktaş, Usersdot girişimiyle “Türkiye’nin Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” seçilirken, bu yıl ödül kategorisine eklenen “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Hatay Altınözü Zeytin Emeği Kadın Girişimi Kooperatifi adına Leyla Ayvazoğlu aldı.

Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “Kadın ve erkeğin tamamen eşit olduğu, kadınların da iş hayatının parçası olduğu bir dünyada sürdürülebilir kalkınmadan bahsedebiliriz. Özellikle son yıllarda kadınların girişimci olmasını teşvik eden ve kadın girişimciliğini destekleyen çok değerli çalışmalar yapılıyor. Garanti BBVA olarak 2006 yılından bu yana kadın girişimcilere verdiğimiz aralıksız desteğimiz, bugün hem bankacılık hem farklı sektörlerde örnek alınarak yeni programların oluşturulmasına vesile oldu. Kadın girişimcilere yönelik çalışmalarımızı sürdürülebilirlik stratejimizin odaklarından olan “kapsayıcı büyüme” başlığında değerlendiriyoruz. 17 yıldır kesintisiz devam eden bu program kapsamında, sadece son 5 yılda sağladığımız finansman desteği 200 milyar TL’yi aştı. 20 yıla yakın zamanda bütünsel olarak verdiğimiz desteklerimizle ekosistemde etkin bir fayda sağladık” dedi.

Recep Baştuğ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ise, kadın girişimcilerin başarılarının farkına varabilmeleri ve cesaretlendirilebilmeleri açısından büyük önem taşıyor. Sadece 100’lerle başladığımız bu organizasyonda bugüne kadar gelen toplam başvuru sayısı 45 bini aştı. Bugün Türkiye’de kadın girişimci denilince birçok kişinin ilk aklına gelen başarılarıyla rol model olan pek çok kadın girişimcinin yolu yarışmamızla kesişti. Yaptıkları iş ve süreçlerle; teknoloji, geri dönüşüm, enerji, sağlık gibi alanlarda bugüne kadar Türkiye’de birçok kişinin yapamadığı işleri geliştiren kadın girişimcilerle bir araya geldik. Bu yıl yarışmamıza ilk defa “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” kategorisini ekledik. Bu kategoriyle Anadolu’da kısıtlı imkanlarla iş yapmaya çalışan kadınları desteklemeyi ve kadın kooperatiflerini yarışmaya dahil ederek görünür olmalarını amaçladık. Türkiye’de yaklaşık 900’ü aşkın kadın girişimci kooperatifi ve bu kooperatiflere bağlı binlerce kadın üye var. Bu kooperatiflerin pozitif olarak desteklenmesiyle etki alanlarının artacağına inanıyoruz. Başta finalistlerimiz olmak üzere hayallerinin peşinden koşan, risk alan, cesaret ve azimle yola çıkan tüm kadın girişimcileri gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle şimdiden tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum.”

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın 103 başvuru ile başladığı ilk senesinden, bugün binlerce başvuruya ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını ve böylesi bir oluşumun paydaşı olmaktan onur duyduklarını söyledi. Her kadına girişimcilik cesareti veren yönüyle yarışmanın önemine vurgu yapan Esra Bezircioğlu, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışmasının, esas kıymeti, başvuran, yarışan ve finale kalan kadın girişimcilerden çok, öyküsü karanlıkta kalan kadın girişimcilere tutacağı ışıkla anlam kazanacaktır. Hiç şüphesiz bu yarışma, kadın girişimcilerin cesaretlerini ve becerilerini öne çıkararak, gelecek nesil kadın girişimciler için rol model olmakta ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Fark oluşturan, gelişime ve yeniliğe açık kadınların başarı hikayesi, toplumda önemli bir sosyal ve ekonomik etki oluşturuyor. Kadınlar toplumda ve iş hayatında eşit fırsatlara sahip olduğunda, ekonomik hayatta da daha fazla söz sahibi oluyor. Öte yandan kadın girişimciler, kadın istihdam oranlarında da önemli bir etki oluşturuyor” dedi.

KAGİDER olarak kadınların güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını hedefleyerek her mecrada kadın girişimciliğini desteklemek için hem ekonomik hem de sosyal alanda kadınların güç kazanmasına yönelik ulusal ve uluslararası projeler ve çalışmalar yürüttüklerinden söz eden Bezircioğlu, “Bugüne kadar binlerce kadın girişimciye destek olmakla kalmadık, aynı zamanda onların başarı hikayelerini topluma duyurarak, diğer kadınlara ilham kaynağı olmalarını sağladık. Girişimcilik yolunda kadınlara yol arkadaşlığı yaptık, gelişmelerine tanık olduk, hep birlikte sevindik ve başarılarıyla gurur duyduk; duymaya da devam ediyoruz. Ortak hedefimiz, Cumhuriyet’in 2’inci yüzyılında daha çok kadının sesini dünyaya duyurabilmek ve öykünülecek öyküler oluşturma yolculuğunda, girişimci kadınlara daha çok cesaret vermek olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz ise şunları söyledi: “Ekonomist Dergisi olarak yaptığımız her işin sürdürülebilir olması bilinciyle hareket ediyoruz. 17’nci yılına girdiğimiz Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu işlerimizin en önemlileri arasında. Garanti BBVA ve KAGİDER ile birlikte 17 yıl önce bir yola çıktık. Türkiye ekosisteminde kadının gücünü artırma adına 17 yıl önce başlattığımız yarışmamızda bugüne kadar 45 bin kadın girişimcimiz yarışmamıza katıldı. Türkiye’de kadın girişimci oranı yüzde 3’lerden yüzde 13-14’lere geldi. 17 yıl önce yola çıktığımızda tek kategoride ödül verirken, gelişen kadın girişimci ekosisteminin, kadın girişimcilerin güçlü adımları ile birlikte bugün gelinen noktada kategori sayısını beşe çıkardık. Çalışmanın jüri toplantısında inanılmaz güzel kadın girişimci öyküleri dinledik. Yaşadıkları zorluklara rağmen, yılmadan mücadelesine devam eden, yaktığı meşaleyi Türkiye’nin geleceğine taşıma azminde olan kadın liderlere, girişimcilere teşekkürü bir borç biliyorum. İş ortaklarımız Garanti BBVA’ya genel müdür Recep Baştuğ’a, Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya’ya yine KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu başta olmak üzere KAGİDER’e ayrıca teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-en-basarili-kadin-girisimcileri-belli-oldu/feed/ 0
Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu gerçekleştirildi https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/#respond Sun, 05 May 2024 21:54:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7387

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde bir araya geldiği programa katıldı.

Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu ilan ettiklerinde Gezeravcı’nın uzaydan dönüşünde 81 ili ziyaret edeceğinin sözünü verdiklerini dile getiren Kacır, Gezeravcı’nın Konya’dan sonra Gaziantep’te gençlerle buluştuğunu söyledi.

Gaziantep’in milli teknoloji hamlesinin öncü şehri olmasını istediklerini dile getiren Kacır, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini, havacılıkta özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye gelindiğinin çok iyi bilindiğini belirtti.

Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türk mühendislerin imza attığını, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağını kendi imkanlarıyla üretebilen, gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, “Bu başarı, dünyayı yeniden adaletle, merhametle buluşturma iddiasındaki Türkiye için muazzam bir kazanç olmuştur.” dedi.

Bakan Kacır, son yıllarda insansız hava araçlarında peşi sıra başarı hikayelerine şahitlik edildiğini, daha yapılacak çok işin olduğunu aktararak, “Aslında bu 20. yüzyılın havacılık devi ülkelerinden biri olmamış olan Türkiye’nin 21. yüzyılda paradigma değişimini yakalaması sayesinde oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 20 yılda silahlı kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa onu yerli ve milli geliştirmek, üretmek konusunda başlattığımız programların, uzun vadeli gayretlerin, dökülen akıl, alın terinin sonucu olarak bu başarılar ortaya çıktı. Türkiye, insansız hava araçlarında dünyada bir numara.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye Uzay Ajansının hazırladığı Milli Uzay Programı’nı dünyaya ilan ettiğini, 10 alanda Türkiye’yi uzay ligine taşıyacak projeleri açıkladıklarını, bunlardan ilkinin uluslararası uzay istasyonuna bir Türk astronotun gönderilmesi olduğunu anlatan Bakan Kacır, uzay bilim misyonuyla Alper Gezeravcı’nın tarihe geçtiğini vurguladı.

Roket teknolojileri çalışmaları

Bu misyonun gerçekleştirilmesinin ardından karalama sınırına varacak eleştirilerin de yapıldığını belirten Kacır, şöyle konuştu:

“‘Uzaya gönderiyoruz ama bunu kendi roketimizle yapmıyoruz, niçin bunla gurur duyalım?’ diyenler oldu. Roket bilimi, teknolojileri konusunda Türkiye pek çok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Milli markalarımız, uzaya bağımsız erişimi sağlayacak roket geliştirmeye devam ediyorlar. 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle uydularımızı uzaya gönderebilen insanlar değiliz. Roket teknolojilerinde başladığımız projeler önümüzdeki dönemde özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan sağlayacak. Dünyada bunu yapan, insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirecek roketleri geliştiren 3 ülke var, ABD, Rusya ve Çin. Bugüne kadar 40’dan fazla milletin mensubu uluslararası uzay istasyonuna gitmiş. Biz de bilim insanlarımızın çalışmalarını en ileri düzeye taşımak adına uluslararası uzay istasyonunun sahip olduğu altyapıyı değerlendirerek küresel literatüre katkı sunabilecek aynı zamanda Türkiye’nin de uzay bilimi yarışında ‘Ben de varım’ demesini sağlayacak ülkelerden biri olması adına bir Türk vatandaşını uzaya gönderme kararı aldık.

Türkiye için çok önemli kazanımdır. Bilim insanlarımızın hiçbir alanda, kendi alanlarında çalışan diğer ülkelerdeki bilim insanlarından geri kalmamaları adına ortaya konmuş iradedir. Cumhurbaşkanımızın iradesiyle Türk bilim insanları bu misyon kapsamında yürüttükleri projeleri dünya ligine çıkarmış oldular. Uzay bilim misyonu olsa da bu gerçekleştirilen, en önemli çıktısı işte bugün Gaziantep’te şahit olduğumuz, dün Konya’da şahit olduğumuz aslında fırlatma günü bütün Türkiye’de gece yarısı olmasına rağmen milyonlarca insanın ekran başına kilitlenerek bu heyecanı, coşkuyu paylaşmasıyla şahit olduğumuz hakikat belki de ilk kez bir bilimsel misyon kapsamında Türk milletinin ortak bir heyecanla ortak coşkuyla bu denli birlikte olmasıdır. Bu heyecanın Türk gençlerine, çocuklarına taşınmış olmasıdır. Milyonlarca genç, çocuk ülkede gözünü gökyüzünün ötesine çevirmiş oldu. Artık Türkiye’de hiç bir gencin, hiç bir çocuğun başka milletin evlatlarına ait olduğu gerekçesiyle kurmaktan vazgeçecekleri bir hayali kalmamıştır.”

TÜRKSAT 6A birkaç ay içerisinde uzaya gönderilecek

Milli Uzay Programı’ndaki tüm projeleri bir bir hayata geçireceklerinin altını çizen Bakan Kacır, Türkiye’nin kendi uydularını yerli ve milli olarak ürettiğini belirterek, “Görüntüleme uydularıyla kazandığımız tecrübeyi şimdi haberleşme uydularına taşıyoruz. TÜRKSAT 6A ilk milli haberleşme uydumuz olacak. Birkaç ay içinde TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek ve bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olacağız.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın pek çok ülkesinin uzay bilim ve teknolojileri alanında birçok projeyi hayata geçirme gayreti içinde olduğuna işaret eden Bakan Kacır, “Ama biz Türkiye olarak sahip olduğumuz kabiliyetin, yetkinliğin ve özellikle genç insan gücünün farkındayız. Belki başkalarından daha geri alanlarımız olabilir. Tıpkı havacılık gibi, uzay teknolojilerinde de paradigma değişimini hedeflersek onların önüne geçme imkanına sahip olduğumuzu biliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz, hedeflediğimiz projelerden biri ay misyonu. Ay misyonundan bahsettiğimizde bunu da alaya alanlar oluyor. ‘Siz nasıl olacak da aya erişeceksiniz, hani 2023’de aya erişecektiniz?’ diye alaya almak isteyenler oluyor. Tabii bilmiyorlar ki biz ne proje geliştiriyor olursak olalım aslında bu milletin milli kazanımlarını hedefleriz. Kendi bilim insanlarımızın, mühendislerimizin önünü açmayı hedefleriz ve bütün projelerin her birinden Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda önemli çıktılar elde etmeyi hedefleriz.” diye konuştu.

Türkiye’nin hibrit roket motorları geliştirdiğini, bunun uzayda kullanılabileceğini öngördüklerini dile getiren Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında ilerleyen dönemde dünya yörüngesinden uluslararası işbirliğiyle Türk mühendislerinin geliştirdiği uzay aracını yerli hibrit motorla dünya yörüngesinden ateşleyeceklerini, ay çevresinde araştırma yaparak aya ineceklerini kaydetti.

Bakan Kacır, “Siz bu işleri hafife alanlara aldırmayın. Türk mühendislerinin, bilim insanlarının neler başarabileceklerini bugüne kadar havacılıkta son 10 yılda nasıl gördüysek önümüzdeki dönemde uzayda da benzer şeklide bu neticeleri elde edeceğiz. Bize düşen bu projelerde gayret gösteren bilim insanlarının, araştırmacıların yanında, arkasında durmaktır. Türkiye, insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştirdi, bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.

Kacır, daha sonra Şahinbey Millet Camisi ve Külliyesi ile inşaatı devam eden Şahinbey Millet Kütüphanesi’ni ziyaret etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/feed/ 0
Türkiye, FATF Gri Listesinden Çıkış Sürecinde Son Aşamaya Geldi https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-fatf-gri-listesinden-cikis-surecinde-son-asamaya-geldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-fatf-gri-listesinden-cikis-surecinde-son-asamaya-geldi/#respond Sun, 05 May 2024 21:51:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7384

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) gri listesinden çıkışı sürecinde son aşamaya gelindiğini belirterek, “FATF ülkemizin, kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele sisteminin daha da güçlendirilmesi için oluşturulan Eylem Planı’nın tüm maddelerini tamamladığı kararına varmıştır. Böylece ülkemizin gri listeden çıkışı sürecinde son aşamaya gelinmiştir. Haziran ayında yapılacak yerinde denetim ile gri listeden çıkma süreci tamamlanmış olacak.” ifadelerini kullandı.

Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Türkiye’nin kurumun kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda belirlediği kriterleri büyük ölçüde karşıladığı sonucuna vardığını bildirdi. Şimşek, FATF’ın bugün gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında alınan karara ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

“ÜLKEMİZİN GRİ LİSTEDEN ÇIKIŞI SÜRECİNDE SON AŞAMAYA GELİNDİ”

Toplantıda Türkiye’ye ilişkin alınan karara işaret eden Şimşek, “FATF ülkemizin, kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele sisteminin daha da güçlendirilmesi için oluşturulan Eylem Planı’nın tüm maddelerini tamamladığı kararına varmıştır. Böylece ülkemizin gri listeden çıkışı sürecinde son aşamaya gelinmiştir. Prosedür uyarınca FATF ekibi tarafından Türkiye’ye yapılacak ziyaret akabinde hazırlanacak değerlendirme raporu haziran ayındaki Genel Kurul toplantısında ele alınacak ve bu toplantıda ülkemize yönelik gri liste kararının kaldırılması bekleniyor.” dedi.

Şimşek, bugün gelinen aşamanın, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) koordinasyonunda, başta Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları olmak üzere tüm ilgili kurum ve kuruluşların yürüttüğü yoğun çalışmaların sonucu olduğuna işaret ederken, “Bu başarılı sonucun elde edilmesinde emeği geçen başta MASAK olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerine teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

FATF: TÜRKİYE GRİ LİSTEDEN ÇIKMA KRİTERLERİNİ BÜYÜK ÖLÇÜDE KARŞILADI

FATF, Paris’te, 21-23 Şubat’ta gerçekleştirilen Genel Kurulda alınan kararları açıkladı. Açıklamada, Ekim 2021’de Türkiye’nin Kara Para Aklama ve Terörizmin Finansmanı (AML/CFT) sisteminin etkinliğini güçlendirmek için FATF ile çalışma konusunda üst düzey siyasi taahhütte bulunduğu hatırlatıldı. FATF’nin Şubat 2024 Genel Kurulunda, Türkiye’nin kurumun kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda belirlediği kriterleri karşılamak için eylem planını büyük ölçüde tamamladığına dair ilk tespitini yaptığına yer verilen açıklamada, “FATF, kara paranın aklanmasının önlenmesi ve terörizmin finansmanı ile mücadele reformlarının uygulanmaya başlandığını ve sürdürüldüğünü, uygulamanın gelecekte de sürdürülebilmesi için gerekli siyasi kararlılığın devam ettiğini doğrulamak amacıyla yerinde bir değerlendirme yapılmasını talep etmektedir.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Türkiye’nin AML/CFT sisteminin etkinliğini güçlendirmek için çok önemli reformlar gerçekleştirdiğine dikkat çekilerek, Türkiye’nin özellikle risk temelli kara paranın aklanmasının önlenmesi ve terörizmin finansmanı ile mücadele denetimi yaklaşımını geliştirdiği, ihlallere yönelik yaptırımların ve intifa hakkı gerekliliklerinin caydırıcı olmasını sağlamak için adımlar attığına vurgu yapıldı.

TÜRKİYE 40 FATF STANDARDININ 39’UNDA UYUMLU

Türkiye’nin mali istihbarat birimi için kaynakları artırdığına işaret edilen açıklamada, ülkenin üretilen mali istihbaratın kullanımını artırdığı da hatırlatıldı. Açıklamada, Türkiye’nin riskler doğrultusunda daha karmaşık kara para aklanması soruşturmaları ve kovuşturmaları yürüttüğü ifade edilerek, ülkenin terörizmin finansmanına yönelik hedefli mali yaptırımların uygulanmasını geliştirdiği aktarıldı. FATF tarafından 2023 yılında paylaşılan raporda, Türkiye’nin 40 FATF standardının 39’unda uyumlu olduğu bildirilmişti.

FATF NEDİR?

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesinde 1989’da kurulan FATF, kara paranın aklanmasıyla mücadeleye ilişkin tavsiye ve kuralları belirleyen örgüt konumunda bulunuyor. Türkiye’nin 1991’de üye olduğu FATF’nin 37 ülke ve 2 kurumdan oluşan toplamda 39 üyesi mevcut. Kurum, 11 Eylül saldırılarının yaşandığı 2001 yılından bu yana terörün finansmanının kontrolü görevini de yürütüyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiye-fatf-gri-listesinden-cikis-surecinde-son-asamaya-geldi/feed/ 0
KAAN’ın ilk uçuşu dünya basınında büyük yankı uyandırdı https://www.akittvhaber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:12:34 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6899

Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşu dünya basınında geniş yer buldu.

İlk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmesinin ardından çok sayıda uluslararası basın yayın kuruluşu ve televizyon kanalı, KAAN’ı manşetlerine taşıdı.

ABD merkezli yayın yapan Business Insider internet sitesi, KAAN’ın, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağına sahip olma yönünde “büyük adım” olduğunu kaydetti.

Business Insider, KAAN’ın Türk havacılık sanayisinin 10 yılı aşkın gayretlerinin neticesi olduğu ve nihayetinde Türkiye’nin KAAN’ın F-16 filosunun yerini almasını umduğunu belirtti.

Ayrıca, Business Insider, dünkü uçuş testinin özellikle ABD ile F-35 savaş uçakları projesinde yaşanan gerilimin ardından gelecek adına “umut verici bir adım” olduğunu vurguladı.

Bloomberg televizyonu da KAAN’a haberlerinde yer verirken, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağının teker kesmesinin “mihenk taşı” niteliği taşıdığını vurguladı.

İngiltere

İngiliz haber ajansı Reuters, KAAN’ın gökyüzüyle buluşmasını “Türkiye’nin ilk milli savaş uçağı olan KAAN, ülkenin hava kuvvetlerini geliştirme çabalarının bir parçası olarak ilk uçuşunu tamamladı.” ifadeleriyle okuyucularına duyurdu.

Haberde, Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı KAAN’ın seri üretiminde yerli üretim motorları kullanmayı planladığına işaret etti.

Londra merkezli Al Arab gazetesi de milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye 5. nesil savaş uçağı üretiminde çığır açtı” başlığıyla haberleştirdi.

Türkiye’nin KAAN’ın ilk uçuşunu Ankara’da başarıyla gerçekleştirmesiyle 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığına işaret edilen haberde, KAAN’ın üstün özelliklerine dair detaylara yer verildi.

Gazetede tam sayfa verilen haberde ayrıca, Türkiye’nin savaş uçağı ve insansız hava araçlarına sahip olmasıyla elde ettiği uluslararası ve bölgesel gücüne işaret edildi.

Suudi Arabistan’ın Asharq Bloomberg televizyonu internet sitesi de KAAN’ın ilk uçuşunu, “En büyük kral. Türkiye’nin 5. nesil hayalet uçağıyla ilgili neler biliyoruz?” başlığıyla okuyucularına sundu.

Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından üretilen milli muharip uçağın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği aktarılan haberde, KAAN’ın özelliklerine ilişkin detaylar yer aldı.

Katar merkezli Al Jazeera televizyonu da KAAN’ın ilk uçuşunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla izleyicisine sundu.

Kanada

Kanada’da yayın yapan BNN Bloomberg televizyonu, “KAAN, Türk savunma endüstrisinin özgüveni ve yenilikçiliğinin sembolü” olduğunu belirtti.

Türkiye’nin en yeni 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk seferi için gökyüzüne yükselmesiyle “Türk savunma ve havacılık tarihinde yeni bir şafak doğdu.” ifadesiyle izleyicilerine seslenen BNN Bloomberg, “Bu olay sadece bir hava gücü gösterisi değil; Türkiye’nin askeri teknolojide kendine güven arayışında önemli bir sıçramayı ve savaş geleceğine doğru cesur bir adımı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

BNN, “Havayı yaran şık tasarımıyla KAAN, bir ulusun hırslarını, teknolojik becerisini ve stratejik öngörüsünü simgelemektedir.” övgüsüyle haberinde yer verdiği KAAN’ın envanterine eklenmesinin Türkiye’nin “bölgedeki ve ötesindeki stratejik dengeleri değiştirmeye hazırlandığı” yorumunu yaptı.

KAAN ile Türkiye’nin savunma ve saldırı kabiliyetinin yükseldiğine ve bu tarihi gelişmenin Ankara’nın hızla gelişen askeri teknolojide liderlik etmeye hazır olduğunun altını çizen BNN, bu tarihi adımın küresel savunma teknolojisinde yenilikçilik, azim ve bağımsızlık ruhunun öncülüğünde yeni bir çağın şafağı olduğuna dair dünyaya bir mesaj olduğuna dikkati çekti.

Japonya

Japon medyasında da milli muharip uçak KAAN’ı ilk uçuşundan övgüyle bahsedildi.

Japonya’nın en büyük ekonomi gazetesi Nihon Keizai Shimbun (Nikkei), KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladığını ve Türk savunma yetkililerinin bu 5. nesil savaş uçağını Asya ve Körfez ülkelerine ihraç etmeyi umduğunu iddia etti.

Nikkei, ayrıca, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) KAAN’ı 2030 itibarıyla “düşük görünürlük” kapasitesine ulaştırmayı hedeflediğini aktardı.

Haberde, TUSAŞ’ın 2028 itibarıyla 20 adet savaş uçağının yapılmasının planlandığı ifade edildi.

Yahoo Japan Co. internet sitesindeki haberde, ABD, Rusya, Çin, Güney Kore’den sonra Türkiye’nin, dünyada hayalet savaş uçağı uçuran beşinci ülke olduğu kaydedildi.

Norimono News internet sitesinde ise “Türkiye’nin geliştirdiği savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu başarıyla tamamladı.” ifadesi kullanıldı.

İsim olarak “KAAN” kelimesinin anlamına değinilen haberde “KAAN’ın, ‘hükümdar’ veya ‘kralların kralı’ anlamına gelen Türk kökenli erkeksi bir isim” olduğu belirtildi.

Haberde, “Dünyada beşinci nesil savaş uçağı geliştirip üretebilen sadece beş ülke var ve Türkiye de artık bunlardan biri.” değerlendirmesine yer verildi.

Times ABEMA haber sitesi de KAAN uçağına ilişkin haberinde, “Türk şirketi, radarda görülmesi zor ve gizlilik yeteneklerine sahip savaş uçağı KAAN’ı geliştirdi.” ifadesini kullandı.

Haberde, uçuşa ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bugün Türkiye’nin savunma sanayisi açısından gurur verici bir günü daha yaşadık.” ifadesi aktarıldı.

“F35 ve Sukhoi 57’siyle birlikte dünyanın en iyi beşinci nesil savaş uçaklarından biri KAAN” değerlendirmesinde bulunulan haberde, Türkiye’nin gelecek dönemde, savunma yeteneklerini daha da geliştirmesinin beklendiği yorumu yapıldı.

Çin

Çin’de Halkın Günlüğü gazetesi ve Şinhua ajansı “Türkiye’nin yerli beşinci nesil savaş uçağı Kaan’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladı” başlığıyla verdiği haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı üretiminde kritik bir eşiği daha aştığı” ifadesine yer verdi.

Haberde teknik özellikleri anlatılan uçağın envanterde bulunan F-16 uçaklarının yerini alabileceği kaydedildi.

Haberde ayrıca uçağın Türk Silahlı Kuvvetlerinin gereksinimleri doğrultusunda tasarlandığı belirtildi.

Hindistan

Hindistan’ın NDTV kanalı, KAAN’ın teker kesme testini “Hava gücünü geliştirme gayretleri kapsamında Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu yaptı.” başlığıyla izleyicilerine duyurdu.

The Times of India Gazetesi ise 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın Türkiye’nin yerli üretim savaş uçağı sürecinde “mihenk taşı” olduğunu vurguladı.

Gazetenin haberinde, Türkiye’nin “eskiyen hava gücünü modernize etmeyi birinci öncelikleri haline getirdiği bir dönemde KAAN’ın ülke için dönüm noktası olduğunu” kaydetti.

Ayrıca, gazete, KAAN ile Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı üzerine çalışan az sayıdaki güçler grubuna adını yazdırdığına işaret ederek, “Bu da KAAN’ın nihayetinde gizli yeteneklere, gelişmiş havacılık teknolojisine sahip olacağı ve savaşta rol üstlenebileceği anlamına geliyor.” ifadesine yer verdi.

Pakistan

Pakistan’ın Samaa televizyonu da, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye’nin ilk yerli uçağı KAAN, ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla haberleştirdi.

Haberde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirerek 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığı vurgulanarak, KAAN’ın üstün özelliklerine ilişkin ayrıntılar aktarıldı.

Rusya

Rus haber ajansı TASS, “Türk 5. nesil savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla servis ettiği haberde, uçuşun başarılı şekilde gerçekleştiğini vurguladı.

İlk Türk savaş uçağı KAAN’ın ilk kez havalandığına dikkati çeken Rossiyskaya Gazeta, haberinde bu uçağın “Milli Muharip Uçağı” programı kapsamında 2017’de üretilmeye başladığı ve seri üretime 2028’de geçileceği aktarıldı.

Ria haber ajansı da “Türk savaş uçağı KAAN ilk kez uçuş yaptı” başlığıyla haber yayımladı.

Libya

Ayn Libya gazetesi, “Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN Ankara semalarında” başlığıyla gördüğü haberinde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün “KAAN” hakkındaki açıklamalarına yer verilen haberde, Türkiye’nin 2016’dan beri yerli bir savaş uçağı üretilmesi için yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgiler aktarıldı.

Libya’nın Nabız gazetesi de, KAAN’ın ilk uçuşuyla ilgili haberinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının “KAAN” hakkında “Türkiye’nin dünyada beşinci nesil uçak üreten 5 ülke arasında yer alacağına” yönelik açıklamasına yer verdi.

Haberde, KAAN’ın teknik özellikleri hakkında bilgiler paylaşıldı.

Azerbaycan

Azerbaycan Devlet Haber Ajansı (AZERTAC), haberinde, “Türk milli savaş uçağı KAAN bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece Türkiye 5’inci nesil savaş uçağı üreten ülkeler arasında yerini aldı.” ifadelerine yer verdi.

Gürcistan

Gürcistan devlet televizyon kanalı “Pirveli Arkhi” (1TV.GE) KAAN’ın ilk uçuşu ile ilgili “Beşinci nesil ilk Türk askeri uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlıkla haber sundu.

KAAN’ın, havada insansız hava araçları gibi çeşitli platform ve unsurlarla çalışabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilen haberde, “Süpersonik hızlarda yeni nesil silahlarla ve hassas vuruşlarla hava muharebesi gerçekleştirebilecek olan KAAN, yapay zeka desteğiyle muharebe yeteneklerine sahip olacak.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Haberde ayrıca, “Milli savaş uçağı KAAN’ın hizmete girmesiyle Türkiye, beşinci nesil uçağı üretebilen beş ülkeden biri olacak.” ifadesine yer verildi.

Ülkede ekonomik alanında yayın yapan en etkili haber sitelerinden Forbes Georgia’nın internet sitesinde “Türk üretimi KAAN’ın prototipinin ilk uçuşu başarıyla tamamlandı” başlıklı haberinde ise KAAN’ın, Türkiye’nin savunma kabiliyetini güçlendirecek ve Türk Hava Kuvvetlerinin bölgedeki konumunu önemli ölçüde artıracak yüksek teknolojiye sahip olan bir Türk üretimi uçağın olacağı ifade edildi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/feed/ 0
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevi değişti https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-washington-buyukelciligi-gorevi-degisti/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-washington-buyukelciligi-gorevi-degisti/#respond Sun, 14 Apr 2024 09:00:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6712

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevini Birleşmiş Milletlerde (BM) Daimi Temsilcilik pozisyonunda bulunan Büyükelçi Sedat Önal, Önal’dan boşalacak görevi de Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız üstlenecek.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi ve New York’taki BM Daimi Temsilcisi olacak isimlere yeni görevlerini telefonla tebliğ etti.

New York’ta Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi pozisyonunda bulunan Önal’a yeni Washington Büyükelçiliği görevi verildi.

Önal’dan boşalan Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği görevi ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yıldız’a tebliğ edildi.

Ahmet Yıldız kimdir?

Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği görevi tebliğ edilen Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yıldız, 1964’te Denizli’de doğdu ve Ankara Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler eğitimini tamamladı.

Bakan Yardımcısı Yıldız, Aralık 1988’de Dışişleri Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru göreve başladı.

Yıldız, Mayıs 1989-Nisan 1990 arasında Ortadoğu Dairesinde Aday Meslek Memuru olarak görev almaya devam etti. Aralık 1990-Ekim 1991 arasında Konsolosluk Daire Başkanlığında görev alan Yıldız, Ekim 1991-Aralık 1993’te Türkiye’nin Trablus Büyükelçiliğinde Ataşe ve Üçüncü Katip olarak çalıştı.

Aralık 1993-Ekim 1995’te Türkiye’nin Stuttgart Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görevlendirilen Yıldız, 2 yıllık Dışişleri Bakanlığı merkezindeki görevinin ardından Türkiye’nin Houston Başkonsolosluğunda Konsolos olarak görev aldı.

Yıldız, Temmuz 2000- Eylül 2002’de Türkiye’nin Şam Büyükelçiliğinde; Ağustos 2004-Şubat 2005’te Riyad Büyükelçiliğinde; Şubat 2005-Eylül 2006’da Şam Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak çalıştı.

Eylül 2006-Eylül 2008’de Türkiye’nin Cidde Başkonsolosluğunda Konsolos olarak görev alan Yıldız, Aralık 2009’a kadar Dışişleri Bakanlığında farklı birimlerde daire başkanı olarak görevlendirildi.

Yıldız, Aralık 2009-Kasım 2011’de Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğunda Birinci Sınıf Başkonsolos olarak atanırken, Kasım 2011-Temmuz 2014’te Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi olarak görevlendirildi.

Bakan Yardımcısı Yıldız, 2014’te Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanlığına, cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Başdanışmanlığı görevine getirildi.

2016’da da Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak atanan Yıldız, Nisan 2018’e kadar bu görevi sürdürdü. Yıldız, 2018’de AK Parti milletvekilliğine seçildi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk Grubu Başkanlığıyla NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Türk Grubu üyesi olarak çalışmalarda bulundu.

Yıldız, 22 Haziran 2023’te de Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev almaya başladı.

Sedat Önal kimdir?

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevi tebliğ edilen BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Önal, 11 Ağustos 1963’te Kayseri’de doğdu.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden 1985’te mezunu olan Önal, Dışişleri Bakanlığındaki görevine Aralık 1989-Temmuz 1990’da Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru olarak başladı.

Daha sonra İstihbarat ve Araştırma Dairesinde de aday meslek memurluğu görevini yürüten Önal, ardından 1991-1993 tarihlerinde Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçiliğinde Üçüncü Katip olarak çalıştı.

Ekim 1993-Ocak 1997’da Münster Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yapan Önal, daha sonra bazı daire başkanlıklarında görev aldı.

Önal, 1998-2002’de New York Başkonsolosluğundaki Muavin Konsolos ve konsolos olarak görevini yürüttükten sonra, 2002-2005 yılları arasında Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak görev yaptı.

Buradaki görevinin ardından, Ortadoğu Genel Müdürlüğünde daire başkanlığı, Viyana Başkonsolosluğu ve Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığında çeşitli görevlerde bulunan Önal, Temmuz 2012- Kasım 2016 tarihlerinde Türkiye’nin Amman Büyükelçisi olarak görevini yürüttü.

Önal, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı görevlerinin ardından 2018-2023 tarihleri arasında Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu.

Önal, Şubat 2023’ten bu yana ise Türkiye’nin New York’taki BM Daimi Temsilciliği pozisyonundaydı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-washington-buyukelciligi-gorevi-degisti/feed/ 0
Arnavutluk Başbakanı: Türkiye’nin Arnavutluk’taki yatırım potansiyeli daha yüksek https://www.akittvhaber.com.tr/arnavutluk-basbakani-turkiyenin-arnavutluktaki-yatirim-potansiyeli-daha-yuksek/ https://www.akittvhaber.com.tr/arnavutluk-basbakani-turkiyenin-arnavutluktaki-yatirim-potansiyeli-daha-yuksek/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:39:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6438

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Türkiye’nin Arnavutluk’ta yaklaşık 3,7 milyar avroluk bir yatırımı olduğunu belirterek, “Bizim potansiyelimiz çok daha yüksektir. Ayrıca ticaret hacmi konusunda, onu da 1 milyarın üzerine çıkartmamız gerekecektir.” ifadesini kullandı.

Rama, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da yaptıkları görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Türkiye ve Arnavutluk arasındaki ilişkinin özel bir dostluk olduğunu söyleyen Rama, Türkiye’ye misafirperverliği dolayısıyla teşekkür etti.

Rama, Türkiye-Arnavutluk Fier Dostluk Hastanesinin Türkiye’nin yapmış olduğu en iyi yatırım olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemine değindi.

Söz konusu hastanenin, Arnavutluk halkı için en çok tercih edilen sağlık merkezlerinden biri olduğunu kaydeden Rama, “Bu bizim devam eden işbirliğimizin göstergesidir.” dedi.

Rama, hastanede hem Arnavut hem Türk hekimlerin görev aldığını hatırlattı.

Arnavutluk halkının Türkiye’nin desteğini hiçbir zaman unutamayacağını söyleyen Rama, Arnavutluk deprem ile sarsıldığında Türkiye’nin yardıma koşan ilk ülke olduğunu belirtti.

Rama, dünyanın Kovid-19 salgını ile mücadele ettiği dönemde Türkiye’nin rolüne işaret ederek, “Eğer Türkiye olmasaydı ve siz olmasaydınız kim bilir kaç kişi hayatını kaybetmiş olurdu.” diye konuştu.

Türkiye Maarif Vakfı’nın Arnavutluk’ta yaptığı çalışmaları görmekten mutluluk duyduğunu söyleyen Rama, şunları kaydetti:

“İstanbul Teknik Üniversitesinin Tiran’a getireceği projenin bir an önce hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Bu Türkiye’nin mükemmeliyetini getirecek bize, çok önemli bir üniversite, dünyaca tanınıyor. Bu sayede hem Arnavutluk’taki öğrencilere hem de Balkanlar’daki diğer öğrencilere, dünyaca ünlü bir üniversiteye giriş fırsatını sağlayacaktır.”

Savunma ve güvenlik alanında işbirliği geliştirilecek

İki ülke arasında savunma ve güvenlik alanında da birçok gelişmenin yaşandığını kaydeden Rama, bu alanda işbirliğini daha da geliştireceklerini dile getirdi.

Rama, 2023’te Arnavutluk’un yaklaşık 10 milyon turist tarafından ziyaret edildiğini anlatarak, Türkiye’den gelen turist sayısının yüzde 30’la artış gösterdiğini ifade etti.

Turizm açısından da büyük bir potansiyel söz konusu olduğuna işaret eden Rama, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un turizm alanındaki yatırımları da teşvik edeceğinden emin olduğunu söyledi.

Rama, Türkiye’nin turizm alanında da mükemmel bir seviyeye ulaştığına dikkati çekerek, Türk yatırımlarının her zaman Arnavutluk’ta beklendiğini belirtti.

Ticarette 1 milyarı aşma hedefi

Türkiye’nin Arnavutluk’ta yaklaşık 3,7 milyar avroluk bir yatırımı olduğunu kaydeden Rama, “Bizim potansiyelimiz çok daha yüksektir. Ayrıca ticaret hacmi konusunda, onu da 1 milyarın üzerine çıkartmamız gerekecektir.” ifadesini kullandı.

Rama, Arnavutlara ait sürücü belgelerinin Türkiye tarafından kabul edilmesi nedeniyle teşekkür ederek, Arnavutların artık Türkiye’nin içinde kolay bir şekilde hareket edebileceğini söyledi.

Bölgesel ve küresel sorunlar konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fikirlerini dinlediklerini anlatan Rama, Erdoğan’ın her zaman ilgili davrandığını belirtti.

Rama, Erdoğan’ın özellikle bölgenin ve diyaloğun gelişiminde ilgili olduğunu kaydederek, Kosova ve Sırbistan diyaloğu konusunda da ilgili davrandığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu Avrupa ülkeleri zirvesine katılacak

Erdoğan’ın her zaman bölgedeki gelişimin, istikrarın ve barışın daha çok güçlendirilmesi için istekli olduğunu vurgulayan Rama, özellikle Rusya- Ukrayna Savaşı konusunda Erdoğan’la fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi.

Rama, yakında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Güneydoğu Avrupa ülkeleri zirvesi düzenleyeceklerini aktararak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bu konuda bilgi verdiğini anlattı.

Bu zirveye Türkiye’nin de davetli olduğu belirten Rama, çok yoğun bir gündemi olsa da zirveye katılmayı kabul eden Erdoğan’a teşekkür etti.

Rama, Erdoğan’a ve Türk hükümetine teşekkür ederek, yapısal ve verimli bir işbirliği sayesinde geleceğe iyimser baktıklarını söyledi.

(Bitti)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/arnavutluk-basbakani-turkiyenin-arnavutluktaki-yatirim-potansiyeli-daha-yuksek/feed/ 0
Türkiye’nin NATO Üyeliği: 72 Yılın Ardından Değerlendirme https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:51:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5360

Türkiye, NATO’ya üye olduğu 1952 yılından bu yana İttifak’ın güneydoğu kanadında askeri yetenekleri, operasyonlara katkıları, savunma harcamaları ve sanayisiyle İttifak içinde ayrıcalıklı bir konumdayken, NATO da Türkiye’nin güvenliğine göz ardı edilemez bir caydırıcılık sağlıyor.

NATO, nisan ayında 75’inci yaşını kutlamaya hazırlanıyor.

İttifak’ın üç çeyrek asırlık ömrünün neredeyse tümüne eşlik eden Türkiye ise yarın NATO şemsiyesi altındaki bir yılı daha geride bırakacak.

Türkiye NATO’ya ilk genişlemesinde, 18 Şubat 1952’de üye oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Atlantik’in iki yakasını kolektif savunma ilkesi etrafında bir araya getiren İttifak, Türkiye’nin üyeliğiyle güneydoğu kanadında eşsiz bir müttefik kazandı.

Avrupa kıtasına savaşın geri döndüğü son iki yılda, Türkiye’nin bir yandan terör tehdidiyle doğrudan mücadele ederken, diğer yandan Ukrayna’ya verdiği destek ve dolayısıyla başta Avrupa olmak üzere İttifak’ın güvenliğinde oynadığı önemli rol, giderek daha görünür hale geldi.

NATO’nun güneydoğusundaki kanat ülke

Türkiye’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Gümrükçü, aradan geçen 72 yılda Türkiye’nin NATO üyeliğinin önemi hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin soğuk savaş yıllarında NATO’nun güneydoğusunda kanat ülkesi olarak son derece önemli bir işlevi büyük fedakarlıklarla ve başarıyla yerine getirdiğini belirten Gümrükçü, sonraki dönemi şöyle anlattı:

“Soğuk savaş sonrasında Avrupa-Atlantik bölgesinde barış umutlarının arttığı ve NATO’nun varlığının dahi sorgulandığı bir döneme girdik. Ancak ihtilafların ve krizlerin ortadan kalkmadığı bu dönemde NATO bu sefer de Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğini etkileyen, Bosna Hersek, Kosova ve Afganistan gibi farklı coğrafyalardaki krizlere müdahale etmek durumunda kaldı. Bu dönemde de Türkiye, askeri imkan ve yetenekleri, NATO’nun bu coğrafyalardaki ülkelerle kurmaya çalıştığı ortaklıklara verdiği değerli katkılar ve bu operasyonlarda bizzat üstlendiği sorumluluk ve rollerle yine çok önemli bir işlev görmeye devam etti.”

Türkiye’nin son dönemdeki gelişmeler ışığında NATO için önemi

Avrupa-Atlantik güvenliğine ilişkin tehdit algılamalarının kökten şekilde değiştiği mevcut ortamda ise NATO’nun yeniden kolektif savunma yapılanmasına geçmeye başladığına işaret eden Gümrükçü, “Türkiye yine askeri imkan ve yetenekleriyle, jeostratejik konumuyla, sahip olduğu güçlü dış politika araçlarıyla ve farklı coğrafyalardaki ülkelerle geliştirdiği özel ilişkileriyle NATO’ya çok önemli bir katma değer sunmayı sürdürüyor.” diye konuştu.

Gümrükçü, “Türkiye halihazırda NATO’nun sadece ikinci en büyük ordusuna sahip müttefik olarak değil, savunma sanayimizin son 10-15 yılda gösterdiği muazzam gelişme sayesinde, bugün çok geniş bir yelpazedeki askeri ürün ve teçhizatı kendi ulusal imkanlarıyla üreten bir ülke olarak da NATO içinde çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir.” sözlerini sarf etti.

“Herhangi bir müttefikin NATO içindeki konumunu değerlendirirken bakılan, ‘savunma harcamaları, misyonlara katkılar ve sahip oldukları askeri yetenekler’ şeklindeki her üç kategoride de Türkiye, İttifak’ın en önde gelen üyeleri arasında yer alıyor” diyen Gümrükçü, Türkiye’nin bu anlamda ön plana çıktığı iki önemli misyondan şöyle bahsetti:

“Kosova’daki NATO Misyonu’na (KFOR), kurulduğu ilk günden itibaren önemli katkılar yapan Türkiye, halihazırda da bu misyonun komutanlığını yürütüyor ve ciddi ölçüde birlik katkısı sağlıyor. Ülkemiz keza Bosna Hersek’te de 1990’lı yılların ortasından itibaren, önce NATO tarafından, sonra da Avrupa Birliği (AB) öncülüğünde NATO destekli olarak yürütülen harekata AB üyesi olmamasına rağmen en fazla birlik katkısı yapan ikinci ülke konumundadır.”

NATO’nun Türkiye için önemi

Gümrükçü, NATO’nun üyelerine sağladığı kolektif savunma şemsiyesinin, son derece zorlu kriz ve ihtilaflarla dolu bir coğrafyada yer alan Türkiye’nin güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlayabilecek siyasi, ekonomik, askeri imkan ve kabiliyetlere artan derecede sahip bir ülke olduğunun altını çizen Gümrükçü, “İttifakın sağladığı kolektif savunma güvencesinin, günümüzün neredeyse öngörülemez hale gelen karmaşık güvenlik ortamında Türkiye dahil tüm üyelerine kuvvetli bir caydırıcılık sağladığı göz ardı edilemez.” dedi.

Gümrükçü, Türkiye’nin içinde bulunduğu geniş ve zorlu coğrafyadaki sınamalar karşısında güvenlik ve istikrar çabalarına sağladığı katma değere dikkati çekerek, ortak çıkar ve değerleri paylaştığı müttefiklerle işbirliği içinde hareket etmesinin de önem kazandığını ifade etti.

Büyükelçi Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bağlamda, tam üyesi olarak eşit derecede söz sahibi olduğumuz NATO içinde, 72 yıldır ortak savunma taahhüdü paylaştığımız müttefiklerimizle yürüttüğümüz siyasi danışmalar son derece gerekli ve yararlı bir nitelik taşıyor. Nitekim, etrafımızdaki tüm önemli güvenlik konularını NATO içerisinde bugün 31, daha sonra İsveç’in üye olmasıyla beraber 32 müttefik olarak ortaklaşa ele alıyor, terörle mücadeleden bölgesel ihtilaflara kadar pek çok konuda müttefiklerimizi hem bilgilendirmeye hem de doğru istikamette yönlendirmeye çalışıyoruz.”

NATO’nun ayrıca müttefiklerin silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini sağlayan, bu doğrultuda ortak standartlar geliştiren ve bunları sürekli test eden bir örgüt olması nedeniyle bir okul niteliğinde de olduğunu dile getiren Gümrükçü, şunları kaydetti:

“Bugünün hızla gelişen ve değişen teknolojik imkanlarının askeri alandaki yansımalarını müttefiklerimizle değerlendirip, geleceğin askeri yetenek ve harekat konseptlerini birlikte geliştiriyor olmamız, belki bugün çok somut olarak görülemese dahi, orta ve uzun vadede ülkemiz için önemli bir kazanım sağlayacaktır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-nato-uyeligi-72-yilin-ardindan-degerlendirme/feed/ 0
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: Suudi Arabistan Türk şirketleriyle çalışmak istiyor https://www.akittvhaber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:06:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5058

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek “Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Onlar da Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen “Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu” İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi.

Bakan Şimşek, forum kapsamında düzenlenen “Bakanlar Paneli Oturumu”nda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın birçok başarı hikayesine sahip olduğunu ve iki ülkenin de bu başarı öykülerinden ilham aldığını dile getirdi.

-“Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar”

Uzun vadede bakıldığında verimlilik ve inovasyonun, sürdürülebilir bir refahın en önemli kaynakları olduğuna dikkati çeken Şimşek, bunun için mutlaka kaliteli kurumlar ve yanında rekabetin gerektiğini ifade etti.

Bakan Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek “Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Türkiye’nin bu yolculuktan başarıyla geçtiğini biliyorlar ve onlar da aynı şekilde Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar.” dedi.

Suudi Arabistan’ın iddialı planlarını gerçekleştirmek için çok büyük kaynakları bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu doğrultuda kamu yatırım fonlarının son derece önemli olduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan’ın vizyonunda ciddi bir değişim ve dönüşüm programı olduğuna değinen Bakan Şimşek, kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) bakımından Türkiye’nin güzel bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.

İstanbul Havalimanı’nın KÖİ projeleri açısından bir başarı öyküsü olduğunu anlatan Şimşek, şunları kaydetti:

“Havalimanı inşaatı özel sektör tarafından yapıldı ve bu sayede bölgedeki ekonomik faaliyetlerin önü açıldı. Bu noktada kritik olan husus ülkelerin bir iş modeli kurması, bunu yapmayı öğrenmesidir. Suudi Arabistan’a baktığımızda, kamu kaynaklarının büyüklüğü dikkat çekiyor. Kendilerinin belki de özel sektör parasına ihtiyacı yok. Ancak, özel sektörün becerilerine, bilgisine ve etkinliğine ihtiyaçları var. Bu yönde atılacak adımlar, kurulacak ortak girişimler gelecekte öyle durumlar yaratacaktır ki, Afrika havalimanları belki bizlerin müteahhitleri tarafından inşa edilecek ve işletilecektir. Yani bizim vizyonumuz bu olmalıdır. Sizde finansman ve kaynak var. Bizde kapasiteler var, beceriler var, yetkinlikler var. Özetle Türkiye’de önemli bir know-how kapasitesi var. Tabii ki bahsettiğim bu modeli Suudi Arabistan kendisi de yapabilir. Ancak, biz bunu birlikte yaptığımızda çok daha güzel sonuçlar sağlayabiliriz. Her iki taraf da bundan fazlasıyla yararlanabilir. Bu benim önerim olacak.”

İslam dünyasının geçmişte bilimsel araştırmalarda, refahı artırmada ve bu sayede büyük medeniyetler oluşturmada kendini kanıtladığını dile getiren Şimşek, “İşte DNA’larımızda olan bu özelliklerden ötürü ben bu değişimin zor olacağını düşünmüyorum. Liderlik lazım, vizyon lazım, iyi bir program lazım ve kaynakları verimli alanlara yönlendirmek lazım. Suudi Arabistan’ın aslında şu anda yaptığı da tam olarak bu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’de biz zaten bunu başarıyla gerçekleştirdik. Karşılaştığımız zorlulara rağmen, bölgesel şoklara rağmen, çok büyük başarı öykülerine imza attık ve bu yolculuğumuz da devam edecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/feed/ 0
İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.akittvhaber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:15:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2950

İsveç’in, Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Teklif görüşmelerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin menfaatine gördükleri önemli konulara bugüne kadar destek verdiklerini, destek vermeye de devam edeceklerini söyledi.

İsveç’in NATO üyeliği konusunda üzerine düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:

“TBMM’nin tercihi, bugün artık neredeyse tam üye gibi kabul gören, NATO toplantılarına ev sahipliği yapan ve tatbikatlara katılan İsveç’in üyeliğinin onayı yönünde gerçekleşirse İsveç’in ülkemize yönelik taahhütlerini yerine getirmesi hususunun da yakın takipçisi olacağız. Bunlardan hareketle oy tercihimiz, iktidarın dış politikasındaki yanlış politikaları not ederek, bunların her zaman karşısında olarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum.”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise İsveç’in NATO’ya üye olabilmesi için Türkiye’nin taleplerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, “Dışarıdaki tartışmalar ne olursa olsun 1 Mart 2003’te gösterdiğimiz iradeyi göstererek bu tezkereye, İsveç’in NATO’ya girişine ‘hayır’ demeliyiz. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını ifade ediyorum.” diye konuştu.

“Talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız”

İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın ise Türkiye’nin, İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda vereceği karardan geri dönüş olmayacağını, bir kez “evet” dedikten sonra elindeki tüm müzakere ve pazarlık imkanından yoksun kalacağını savundu.

ABD ve İsveç’in vaatleri ile sözlerinin İsveç’in NATO’ya üyeliğinin onaylanması için asla yeterli olmadığını ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu üyeliğe ‘evet’ denildiğinde Stockholm sokaklarında yarın yine bebek katili terörist Öcalan’ın posterlerinin sallanmayacağının garantisi var mıdır? Kısa bir süre sonra idrak edeceğimiz ramazan ayında yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e şerefsizce bir saldırı girişimi olursa saldırganların İsveç polisince korunmayacağının garantisi var mıdır? FETÖ’cü hainlerin İsveç göçmen bürolarında cirit atmayacağına dair size bir garanti verilmiş midir? Türk milletinin tamamı da bu soruların cevabını merak etmektedir. Ne oldu da değiştiniz, vazgeçtiniz? Bu cevaplar verilmedikçe de tarih ve millet huzurunda yargılanacaksınız.”

Teklifin geri çekilerek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Genel Kurulda milletvekillerini bilgilendirmesini talep ettiklerini söyleyen Aydın, “Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız.” dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu da Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayacak gelişmelerin değil, Türkiye’ye ve Türk milletine yapılabilecek her türlü dayatmanın karşısında olduklarını dile getirerek, “Makul ve kabul edilebilir adımlar atılmadığı takdirde en başından bu yana sürdürdüğümüz tutarlı çizgimizi koruyacağımızı ve ‘hayır’ oyu vereceğimizi Türk milletine beyan ederiz.” diye konuştu.

“MHP Grubu olarak ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız”

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerinin Dışişleri Bakanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında en yetkili ağızlardan dile getirildiğini söyledi.

Üçlü Madrid mutabakatında ve Vilnius’taki görüşmelerde kayıt altına alınan hususların taraflarca dikkate alınıp uygulama sürecinin başlatıldığını aktaran Aydın, “Gerek bu konuyla ilgili aralık ayı sonunda yapılan komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcımızın açıklamalarından ve gerekse tarafların resmi açıklamalarından, iki ülke arasında özellikle Türkiye’nin beklenti ve talepleri karşılık bulmaya devam etmektedir. Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin savunma sanayi ürün taleplerine yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve savunma sanayi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınmasının da etkinleştirildiğine dikkati çeken Aydın, şöyle devam etti:

“Yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak, karşılıklı ziyaretlerin yapılıp, hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve işbirliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, MHP Grubu olarak komisyondaki tavrımızın sürecek ve ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız.”

“Dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise İsveç’in NATO’ya katılımına dair süreçte AK Parti’nin ikiyüzlü politikalar sergilediğini iddia ederek, sürecin bir başka boyutunun Orta Doğu başta olmak üzere dünyada yaşanan savaşlar ve bunların yarattığı küresel sonuçlar olduğunu anlattı.

Koçyiğit, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra düşük ve orta yoğunluklu savaşlarla hiçbir zaman daha özgür, daha demokratik ve daha güzel bir yer olmadığını belirterek, “Bugün de Putin’in Ukrayna’yı işgaline karşı NATO’nun genişlemesiyle dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak. Başta Orta Doğu olmak üzere, dünya kesintisiz bir şiddet girdabındadır ve hükümetler dünya halklarını bu girdaptan çıkarmak yerine savaşa savaşla karşılık vererek, daha fazla silahlanarak halkları korkunç ve ölümcül bir geleceğe taşımaktadırlar.” diye konuştu.

CHP’den destek

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da Türkiye’nin İsveç’ten taleplerinin yüzde yüz meşru olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz. İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2. büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. AK Parti’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yapılan müzakereler ışığında İsveç’te bir farkındalık oluşmaya başladığını ifade ederek, anayasa, yasa değişiklikleri, örgüte üye devşirmenin engellenmesi, finansman ve propagandanın önlenmesi gibi konularda atılan adımların ve yapılan niyet beyanlarının önemli olduğunu kaydetti.

Üyelik sonrasında da teröre karşı net bir duruş sergilemesinin İsveç’in Türkiye ve ittifaka karşı sorumluluğu ve kendi iç huzuru açısından önemli olduğunu belirten Çakırözer, “Biz CHP olarak İsveç’in verdiği sözlerin sıkı bir biçimde hayata geçirilmesinin mutlaka yakın takipçisi olacağız.” dedi.

“Çözüm odaklı, sorumluluk almaya hazır bir dış politika uygulamaktayız”

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili ve Fuat Oktay ise NATO’nun güçlü ve etkin caydırıcılığa sahip kalmasının Türkiye’nin siyasi ve askeri öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “Bu çerçevede, NATO’nun genişlemesini hem ittifakın gücünü ve caydırıcılığını artıracağı hem de ülkemizin de faydalanacağı bir güvenlik ve istikrar alanı oluşturduğu için desteklemekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Oktay, İsveç’in üçlü muhtıradan kaynaklanan taahhütleri çerçevesinde adımlar attığını ancak Türk hükümetinin yapılan değişiklilerin özellikle terörle mücadele alanındaki somut sonuçlarını görmek istemesi nedeniyle bu ülkenin üyelik sürecinin Finlandiya’nın gerisinde kaldığını belirtti.

İsveç makamlarıyla yürütülen temaslar sonucunda İsveç’in taahhütlerini uygulama düzeyi ve samimiyeti dikkate alınarak konunun 2023 Ekim ayında TBMM’nin onayına sunulduğunu ve Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO’ya katılımının Türkiye’nin çıkarları açısından yaratacağı etkilerinin ciddiyetle ve özenle tartışıldığını anlatan Oktay, İsveç’in bu süreçte Türkiye’nin taleplerine yönelik yaptığı düzenlemelere ilişkin de bilgi verdi.

Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımı sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını dile getiren Oktay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla işbirliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz.”

AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki adımlarının, her safhasının iyi planlanmış, iyi tasarlanmış, ustalıkla hayata geçirilmiş ve sonuçlarının garanti edilmiş bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreci diplomasi ustalığıyla yönetmiştir ülkemiz. Savaşın değil barışın hüküm sürdüğü bir dünyayı tesis etmek için müttefiklik sorumluluğu anlayışı içerisinde işbirliği ve eş güdümü önceleyen bir NATO yapısı içerisinde Türkiye olarak katkılarımızı vermeye devam edeceğiz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan teklifi desteklemediklerini açıkladı.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise teklife destek verdiklerini bildirdi.

İsveç’in NATO’ya üyeliğini onaylayan teklifin kabul edilmesinin ardından, Türkiye ile Malezya Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına Ek 1. Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de kabul edilerek yasalaştı.

Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren teklifin görüşmelerine geçildi

Genel Kurulda daha sonra en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına ilave artış öngören İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, şu anda en düşük emekli maaşının 25 bin lira civarında olması gerekirken asgari ücretin yarısı olduğunu söyledi.

Türkiye’de yoksulluğun yönetildiği bir durumla karşı karşıya olduklarını anlatan Özlale, “Bugün ülkemizde kayıtlı çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücrete tabi. Asgari ücret de birkaç ay sonra açlık sınırının altında kalacak. Emekli vatandaşlarımızın yarısı en düşük emekli maaşını alıyor ve bunlar da halihazırda açlık sınırının altında. Bizim, milyonlarca emekli vatandaşımıza, milyonlarca asgari ücretle hayatını geçirmeye çalışan vatandaşımıza, gencimize mutlaka kulak vermemiz lazım.” diye konuştu.

Özlale’nin konuşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, insanlı uzay misyonu için yola çıkıyor https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-insanli-uzay-misyonu-icin-yola-cikiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-insanli-uzay-misyonu-icin-yola-cikiyor/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:36:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2199

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın, 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece 01.11’de ülkenin insanlı ilk uzay misyonu için yola çıkacağını belirterek, “Dün itibarıyla 14 günlük karantina süreci de başlamış oldu.” dedi.

Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki TÜBİTAK Marmara Teknokent’te düzenlenen Yapay Zeka Ekosistem Çağrısı İmza Töreni’ne katılan Kacır, ardından basın mensuplarına açıklamada bulundu.

Kacır, Yapay Zeka 2023 ekosistem çağrısı vesilesiyle programa katıldıklarını belirterek, geçen dönem TÜBİTAK çatısı altında Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Enstitüsünü kurduklarını söyledi.

Yapay zeka alanındaki çalışmaları çok değerli gördüklerini vurgulayan Kacır, özellikle büyük veriden değer üretmeyi amaçladıklarını, böylelikle tarımdan enerjiye, sağlıktan ulaşıma pek çok alanda katma değerli ürünler ve hizmetler geliştirmeye dönük projeleri desteklemeye devam ettiklerini anlattı.

Bu anlamda, üniversitelerin özel sektör firmalarıyla, teknoloji geliştiren startupların, teknoloji girişimlerinin, büyük firmalarla işbirliği projelerine de öncelik verdiklerini dile getiren Kacır, “Bu kapsamda TÜBİTAK Yapay Zeka Ekosistem Çağrılarını sürdürüyoruz. Bugün özel sektör çağrısının ikincisinin imza törenini gerçekleştirmiş olduk. 17 projeye daha 50 milyon liranın üzerinde TÜBİTAK bu vesileyle katkı sunuyor olacak. Önümüzdeki haftalarda özellikle kamudaki büyük verinin yapay zeka geliştiricilerine açılması ve böylelikle katma değerli çözümler geliştirilmesine yönelik kamu yapay zeka çağrımızın sonuçlarını da inşallah açıklayacağız.” diye konuştu.

“Her şey yolunda gidiyor”

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna değinerek, “Dün de NASA saati ilan etmiş oldu. Türkiye saatiyle 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece 01.11’de Alper Gezeravcı, ilk insanlı uzay misyonumuz için yola çıkmış olacak. Dün itibarıyla 14 günlük karantina süreci de başlamış oldu.” dedi.

Gezeravcı’yla her gün haberleştiklerini aktaran Kacır, her şey yolunda gittiğini söyledi.

Kacır, çok uzun bir eğitim ve hazırlık döneminin geride bırakıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Çok kapsamlı eğitimler aldı ilk astronotumuz. Aynı zamanda uluslararası uzay istasyonunda gerçekleştirileceği 13 bilimsel deneyle ilgili de burada Türkiye’de üniversitelerimizde araştırma merkezlerimizle birlikte hazırlıklarını tamamladı. Ümit ediyoruz ki bu yolculuk; hem uluslararası bilim literatürüne önemli katkılar sunacak hem Türkiye’nin uzay çalışmalarında önemli bir merhale, önemli bir kilometre taşı olacak hem de gelecek nesiller için büyük bir ilham kaynağı olacak. Uzay misyonlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İlk insanlı uzay misyonu olarak bu projeyi tanımlıyor olmamız hem geçmişte gerçekleştirmediğimiz bir işi yapıyor olduğumuz için hem de aslında önümüzdeki dönemde devamını getirme iradesine sahip olduğumuz için.”

Milli Uzay Programı’nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılında dünya kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Kacır, Cumhurbaşkanı’nın bu programdaki hedefleri hem Türkiye’ye hem dünyaya duyurduğunu belirtti.

Kacır, bu programın önemli projelerinden birisinin de insanlı uzay misyonunu gerçekleştirmek olduğunu anlatarak, “Böylelikle Milli Uzay Programımızda bir projeye daha imza atmanın da onurunu yaşıyoruz. Ümit ediyorum hayırlısıyla inşallah 14 gün boyunca gerçekleştirilecek bu misyonu tamamlayacağız ve böylelikle Türkiye’nin uzay çalışmalarında bir ilke daha imza atacağız.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-insanli-uzay-misyonu-icin-yola-cikiyor/feed/ 0
TBMM Genel Kurulunda 2024 yılı bütçesinin 3 maddesi daha kabul edildi https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/#respond Sun, 24 Dec 2023 09:03:11 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1483

TBMM Genel Kurulunda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 11, 12 ve 13. maddeleri kabul edildi.

Maddeler üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, iki gün içerisinde 12 şehit verildiğini belirterek, iktidarın, terörle mücadelede klişe laflar üretmek yerine terörün hala neden bitirilemediğinin sebeplerini masaya yatırması gerektiğini ifade etti.

Kaya, “İktidarın, sadece silahlı kuvvetlere bu işi havale ederek terör sorununun çözülemeyeceği gerçeğini de göz önüne alarak bu ülkeden ve bu coğrafyadan çatışmayı ve terörü bir an önce atmasını arzu ediyoruz. Bu manada terörün, geniş kapsamlı bir şekilde masaya yatırılarak bu sorunun partiler üstü görülmesi gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin yer aldığı coğrafyanın bereketli topraklar olduğunu dile getiren Kaya, “Böyle bir coğrafyada yaşayıp yüksek oranda yoksulumuz varsa, bu, beceriksiz iktidarların iş başında olmasındandır.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, ulusal güvenliğin sağlanması konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmaması gerektiğini; Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Emniyet Genel Müdürlüğünün, Jandarma Genel Komutanlığının, Sahil Güvenlik Komutanlığının bütün ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirlerin alınmasını için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.

Türkiye’nin, savunma alanında ihtiyaç duyulabilecek tüm araç ve mühimmatı üretebilecek güce sahip olduğunu vurgulayan Kaya, özel sektörün de teknolojik üretime yönelik AR-GE konusunda desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Kaya, “Sadece şimdiyi değil en az 20 yıl sonrasını düşünerek üretimde öne çıkacak malzeme ve teknolojileri belirlememiz, devletin AR-GE yatırımı yapmasını sağlamamız gerekiyor. Hal böyleyken hükümet harcamaları içinde zaten oldukça az olan AR-GE payının daha da azalmasının akla mantığa sığan bir tarafı yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’de bu yönetim, sınıfta kalmıştır”

CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, son 12-13 yıllık dönemin Türkiye’nin iktisat tarihi için kayıp ve büyük bir gerileme dönemi olduğunu iddia etti.

Atatürk’ün hedef olarak koyduğu Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyabilmenin önemli yolunun, ekonomik gelişmeyi sağlayabilmek olduğuna işaret eden Emre, “Ancak, son 12-13 yıllık dönemdeki manzara çok açık bir başarısızlıktır. Türkiye’nin ekonomik performansı, son AK Parti dönemi için bir büyük duraklama, geriye gidiş devridir.” dedi. Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de ekonomik performans çok kötü, bu iktidar çok başarısız. Bir ülkenin ekonomik gelişmesini, ekonomik durumunu ele almak için bakacağımız en temel gösterge milli gelir ya da kişi başına düşen gelirdir. Türkiye’de kişi başına gelir 2011’de 11 bin 221 dolar iken bu yıl 10 bin 622 dolar. Türkiye, en temel, en önemli gösterge bakımından 12 yıl içerisinde geriye gitmiş durumda.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, “Biz kısır çekişmelerin, dar kalıpların, sahte gündemlerin, karanlık senaryoların kıskacına hapsetmek isteyenlere en güzel cevabı bugüne kadar ortaya koyduğumuz eser ve hizmetlerimizle veriyoruz.” dedi.

Ortaya koydukları hedefleri tek tek gerçekleştirdiklerini anlatan Karslı, güçlü, güvenilir ve çevresinde söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmeyi büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini dile getirdi. Karslı, şunları kaydetti:

“Kazandığımız her mücadele, bozduğumuz her tuzak, aydınlık geleceğimizin önündeki perdeyi biraz daha aralamaktadır. İnşallah, büyük ve güçlü Türkiye’nin tüm dünyada daha adil bir düzenin tesisine önderlik ettiği günleri göstermek de bizlere nasip olacaktır. 85 milyonun tamamının sağlığı, eğitimi, kültürü, kalkınması, sanayisi, teknolojisi, tarımı, güvenliği, sosyal hayatı için; çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız için ve umudunu bize bağlayan tüm mazlumların selameti için her aşaması zorlu uğraşlarla geçse de eser ve hizmet üretmeye ve çok daha güçlü bir ülke olmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, 2024 yılı bütçesinin, ülkenin geleceği için stratejik bir planı temsil ettiğini; ekonomik istikrarın sağlanması, sosyal refahın artırılması ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için gereken kaynakların doğru şekilde tahsis edilmesini içerdiğini söyledi.

Bütçenin Meclis’te onaylanmasının milletin hayrına olacağını ifade eden Sedef, “2024 yılı bütçesinin eğitimden sağlığa, altyapıdan tarıma kadar birçok alanda yapılacak harcamalarla halkımızın refahına katkı sağlayacağına MHP olarak inancımız tamdır. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin kalkınması ve refahının artması için el ele vermiş, ortaya koyduğu projelerle ülkemizin geleceğine ışık tutmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği kazanımlarla birlikte Türkiye daha güvenli, daha kalkınmış ve daha istikrarlı bir ülke haline gelmektedir.” diye konuştu.

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 11, 12 ve 13. maddeleri de kabul edildi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/feed/ 0
TBMM ile Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının 2024 yılı bütçeleri TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-ile-adalet-ve-disisleri-bakanliklarinin-2024-yili-butceleri-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-ile-adalet-ve-disisleri-bakanliklarinin-2024-yili-butceleri-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Thu, 21 Dec 2023 21:48:03 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1277

TBMM, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Genel Kurulda, bütçe üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa’nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu belirterek, “Anayasa’nın 154. maddesi; Yargıtay kararları bağlayıcıdır. Tüm mahkeme kararları bağlayıcıdır.” dedi.

Tunç, 4 Aralık’ta Marmara Denizi’nde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremde İmralı Cezaevi’nde herhangi bir hasar oluşmadığını bildirdi.

Tunç, cemevleri konusunda daha önce Mecliste önemli düzenlemeler yapıldığını anımsatarak, özellikle imar planlarında cemevlerine yer verilmesi noktasında yasal düzenlemenin gerçekleştirildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Cemevleri Başkanlığı”, “Alevi Bektaşi Başkanlığı” şeklinde bir başkanlık oluşturulduğunu anlattı.

Adalet Bakanı Tunç, hapishanelerde Kürtçenin engellendiği iddialarına ilişkin, “Bu, geçmişte yaşanan bir durumdu. Anneler çocuklarıyla, çocuklar babalarıyla cezaevlerinde kendi dillerinde konuşamıyorlardı. Hatta sizler siyaset yapamıyordunuz, propaganda yapamıyordunuz. Artık ana dilde cezaevlerinde konuşmak yasak değil. Böyle bir durum söz konusu değil.” diye konuştu.

Arabuluculuk uygulamasının 2013 yılından bu yana başarıyla sürdüğünü belirten Tunç, uyuşmazlıklar bakımından bugüne kadar 107 bin 845 arabuluculuk başvurusu yapıldığını kaydetti. Tunç, “Bu başvuruların 83 bin 50’si kira uyuşmazlıklarıyla ilgili. 36 bin 368 dosya anlaşmayla sonuçlandı. Bu, 72 bin vatandaşımızın, kiracı ve kiralayanın yargıya gitmeden, anlaşarak sorunu çözdükleri anlamına geliyor. Son 3,5 ayda da kira davaları bakımından 16 bin 245 dava açılmış. Ağustos ayında 20 bin civarında kira davası açılmıştı. Burada yargının iş yükünün azaldığını ve vatandaşlarımızın arabulucu önüne gittiğinde anlaştıklarını görüyoruz. Bu da memnuniyet verici bir durum. Bu, aynı zamanda toplumsal barışa da hizmet ediyor.” şeklinde konuştu.

Tunç, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını titizlikle uyguladığını söyledi. Tüm ülkeler bakımından AİHM’e 31 bin 670 dosyanın gönderildiğini, Bakanlar Komitesinin bu dosyaların 25 bin 233’ünü, icra edileceği gerekçesiyle kapattığını kaydeden Tunç, bu kapsamda tüm ülkeler bakımından 6 bin 437 kararın icra sürecinin devam ettiğini bildirdi. Tunç, şunları kaydetti:

“Bireysel başvuru hakkını kabul ettiğimiz 1987 yılından sonra ülkemiz hakkında 4 bin 367 kararın icra süreci Bakanlar Komitesine gönderilmiş. Bu kararların 3 bin 908’i icra edilmiş. Bu, Bakanlar Komitesi tarafından tescil edilen, resmi sayfasından olan rakamlar. Şu anda Türkiye’nin icrasını beklediği karar sayısı sadece 459. Türkiye’nin kararları icra oranı yüzde 89,48. Tüm ülkeler bakımından ise yüzde 79,67. Türkiye tüm ülkelerin kararları uygulaması bakımından daha iyi noktada. Türkiye’ye AİHM’de en yüksek ihlal oranına sahip ülke olarak bakılması da tamamen bir algı, bir propaganda. AİHM kurulduğu günden beri tüm üyeler bakımından 996 bin 892 başvuru sonuçlandırmış. Bunlardan 21 bin 784’ü ihlal kararı. Tüm ülkeler bakımından yüzde 2,18. Türkiye’yle ilgili 2012 yılından itibaren 90 bin 771 başvuruyu sonuçlandırmış, bunlardan 1054’ü hakkında ihlal kararı verilmiş. İhlal oranı yüzde 1,16.”

“Deprem bölgesi birinci önceliğimiz”

Deprem anından itibaren Adalet Bakanlığı olarak yoğun bir gayret gösterdiklerini belirten Tunç, bölgeye 1000 hakim ve savcı, 984 bilirkişi, 538 adli tıp uzmanı gönderdiklerini, cezaevleri arama kurtarma personelinin 41 vatandaşı kurtardığını kaydetti. Depremlerde 2’si müstakil 15 adalet sarayının ağır hasar gördüğünü, 2 denetimli serbestlik hizmet binası, 11 ceza infaz kurumu ve 253 daireli adalet personeli konutlarının hasar gördüğünü, bunların yeniden inşa süreçlerini başlattıklarını ifade eden Tunç, “Deprem bölgesi bizim birinci önceliğimiz. Orada hasar gören tüm binalarımızı onardık, ağır hasarlıları yıktık. İhale süreçlerini başlattık. Hızlı şekilde bu süreçler devam ediyor.” dedi.

Bakanlığın 2024 yılı yatırım programı teklifleri arasında 58 adliye binası, 7 ceza infaz kurumu, 4 adli tıp kurumu, toplam 69 mahalde inşaat yatırımı teklifi bulunduğunu belirten Tunç, 91 adliye binası, 2 adli tıp kurumu, 31 ceza infaz kurumu, toplam 124 mahalde proje yatırımı teklifi olduğunu söyledi. Tunç, “Deprem sonrası OHAL ilan edilen 11 il dahil olmak üzere lojman ihtiyacı tespit edilerek 118 mahalde 3 bin 408 dairenin yatırım programına alınması teklifimiz var. Bunlardan 2 bin 304 daire deprem bölgesini kapsamaktadır.” diye konuştu.

“Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarıyla Gazze’deki olayları kıyaslamak büyük bir talihsizlik”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış sürecini yakından takip ettiğini; Azerbaycan ile eş güdümle bu süreci yürüttüğünü söyledi.

Azerbaycan ile birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kelimenin tam anlamıyla, savaşta ve barışta Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Barış sürecinde de onlarla beraber çalışmayı sürdürüyoruz. Özellikle son 1,5 yıldır çeşitli dünya başkentlerinde görüşmeler oldu. Geçen hafta Azerbaycan’a ziyarette bulunmuştum. Orada Sayın Aliyev ve meslektaşım Sayın Bayramov ile uzun görüşmelerimiz oldu. Geldikleri noktada, aslında barışa her zamankinden daha yakın olduklarına ilişkin yorumlarını da aldım. Tabii ki Azerbaycan’ın Ermenistan’la barış anlaşmasını imzalamasına paralel olarak Türkiye de Ermenistan’la normalleşme konusunda gerekli adımları atacaktır.”

Fidan, DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’ın, Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta yürüttüğü sınır operasyonlarına ilişkin eleştirilerine yönelik sözlerine de tepki gösterdi.

Bakan Fidan, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta yürüttüğü sınır ötesi operasyonlarla Gazze’de olan olayları kıyaslamak büyük bir talihsizlik. Biz yıllardır Türkiye olarak sınırın ötesindeki silahlı tehditle mücadele ederken hiçbir şekilde sivil kayıplarına mahal bırakmamaktayız. Ben yıllardır sınır ötesi harekatların içerisinde bulundum, hiçbir şekilde sivil kaybı konusunda bir şey olmadı. Şunu da açıkça söylemek istiyorum; PKK terör örgütü silahlı tehdit varlığını devam ettirdiği müddetçe oradaki faaliyetlerimiz devam edecek. Örgüt mensupları hedef alınırken çok titiz ve meşakkatli bir istihbari süreçten geçiriliyor. Şu ana kadar vurduğumuz hiçbir örgüt mensubu, ‘örgüt mensubu’ değildir diye ilan edilmedi. Sınır ötesinde vurulanların hepsi örgüt mensubuydu. Bunlar gizli saklı değil, hepsinin isimleri, resimleri gazetelerde yayınlanıyor. Bir kişi çıkıp da bunlar ‘örgüt mensubu değil’ demedi. Hepsi örgüt mensubu.”

Konuşmaların ardından TBMM, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile bağlı kurumların 2024 yılı bütçeleri kabul edildi. Daha sonra TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

Aranın ardından Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tbmm-ile-adalet-ve-disisleri-bakanliklarinin-2024-yili-butceleri-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0