İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 28 Şubat “postmodern darbesi”ne ilişkin, “O gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” dedi.
Turan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından genel merkez binasında düzenlenen “Türkiye’nin Demokrasi Serüveni ve Yeni Anayasa” programında, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’nin tüm sosyolojik katmanlarına farklı bedeller ödettiğini söyledi.
Darbenin Türkiye’nin ekonomisine maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu dile getiren Turan, “Bunun dışında 25 banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yani o bankaların zararı bu milletin sırtına, alın terine bedel olarak yazılmış oldu. Bir gecelik faiz yüzde 7 bin 500’ü buldu.” diye konuştu.
Turan, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “darbecileri koruyan” geçici maddenin kaldırıldığını aktararak, 28 Şubat’ın tek sorumlusunun asker olmadığını anlattı.
Askere “Haydi artık” ve “Geç kaldınız” diyen yazarlar ve finansörlerle sessiz kalan siyasetçilerin de sorumluluğunun bulunduğunu, toplumun 28 Şubat’a farklı görüş ve etkinliklerle hazırlandığını belirten Turan, “Ardından bu sert adımlar atıldı, acımasızca bir süreç başladı. Ancak o gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Darbecilerden hesap sormadıkça bu ülkede bir daha darbe olmamasının garantisini sağlayamayız” diyen Turan, 2010 referandumunun bu kapsamda çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı.
Türkiye’de ilk darbelerin kaba, softa ve çok ucuz yöntemlerle gerçekleştirildiğinin altını çizen Turan, şöyle devam etti:
“Sonra Türkiye’de teknoloji geliştiği gibi, zihinler dönüştüğü gibi darbeciler de kendisini geliştirdi. Daha soft, daha farklı, daha ustaca yapılan darbelere şahitlik ettik. ’28 Şubat’ın halen darbe mi değil mi?’ olduğunu anlamayanlar var bu ülkede. Niye, askerin silahıyla çıkıp dayatmadığını düşündüler, 1980 gibi. Daha öncekiler gibi olmadığını düşündüler. Oysa sonuç itibarıyla hiçbir fark yoktu darbelerin. Osmanlı’da da darbe vardı ama Osmanlı’da padişahı yerinden kaldırıp tekrar adım atan darbeciler meşru olmanın yolunu hanedanın üyesini oraya oturtmak olarak gördüler. Yani bir padişah kaldırıldıysa onun oğlu, yakını oraya getirildi. Bir anlamda kendileri açısından meşruiyet sağlanmış oldu. Ama Türkiye’de yeni dönem modern darbe anlayışında o kadar sert, o kadar acımasız davranıldı ki bir adam alındı, idam edildi.”
“Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız”
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise geçmişini unutanların geleceğini aydınlatamayacağını dile getirerek, bu düşünceyle bu tür etkinlikleri önemsediklerini söyledi.
Askeri vesayetin geride kalmasıyla devlet büyüklerinin açtığı yolda ilimde, fende ve teknolojide yüksek hedeflere çıkıldığını belirten Beşinci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yolu açtığı için teşekkür etti.
Gençliğin enerjisine inandıklarını vurgulayan Beşinci, şunları kaydetti:
“Kubbet-üs Sahra’nın saflarını, Mescid-i Aksa’nın avlusunu ve kadim Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız. Nasıl ki Ayasofya’da zincirler kırıldı, özgür Kudüs’te bizler namaz kılacağız. Bunun inancıyla çalışacağız. Buradaki büyüklerime TÜGVA’nın şu sözünü vermek istiyorum; İnşallah bu gençlik yazacak hakikati, tüm dünya okuyacak. Bu gençlik söyleyecek, gök kubbede hoş bir sada yayılacak. Bir gün gelecek, bir gün kalacak. Buna hepimiz şahitlik edeceğiz, o günler gelecek.”
Programın devamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in başkanlığını yaptığı oturumda AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Cahit Özkan, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ile Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Figen Şaştım “Anayasa” konusunda görüşlerini aktardı.
]]>
Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın yarınki açılışına İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Fatih Belediyesi tarafından davet edildiği yönündeki açıklamasına ilişkin, “Fatih’te bir açılış yapılıyor. Biz bütün herkese burada böyle bir açılış yapılacağını bilgi mahiyetinde duyuruyoruz.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”ne ilişkin Yedikule İstasyonu’nda incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu’na eşlik eden Turan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İmamoğlu’nun bugünkü açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yarın Kazlıçeşme’de yapılacak açılışa Fatih Belediye Başkanı tarafından gönderilen bir maille davet edildiğine yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Turan, Bakanlıkça İmamoğlu’na herhangi bir davet gönderilmediğini söyledi.
Turan, “Fatih’te bir açılış yapılıyor. Devletin işleyişinde bir açılış yapıldığında nihayet de burası Kültür ve Turizm Bakanlığı değil. Orası bu işleyişle ilgili bir birim. Biz bütün herkese de burada böyle bir açılış yapılacağını bilgi mahiyetinde duyuruyoruz.” diye konuştu.
İstanbul gibi bir metropolün sanki hiçbir sorunu yokmuş gibi 3 gündür bu konunun konuşulduğunu dile getiren Turan, “Bu polemik üzerinden ‘Davet edildim, edilmedim’ konuşmasını üzülerek izledim. 15 dakika kamuoyunun önünde bir açıklama yapıyor başkan ‘Bu davet etti, başkan davet etti’. Bunu özel kalemlerimiz kendi işlerinde konuştular. O yazışmaları da ben yayınlarım. Ama bu ayıp, kamuoyunun gündemi bu değil. Bir açılış yapılıyor. Bu sevinç hepimizin sevinci. İstanbul Belediye Başkanı’nın da sevinci.” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun eski bir arkadaşı, AK Parti’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un da eski bir çalışma arkadaşı olduğunu kaydeden Turan, şöyle devam etti:
“İkisini tanıyan biri olarak söylüyorum. Ekrem Bey polemik konusunda çok başarılı. Murat Bey de polemik konusunda başarısız. Murat Bey bir şey de çok başarılı, çalışma arkadaşı olarak söylüyorum. Çünkü bizim disiplinimizde sadece, sadece çalışmak var. İnsanlar için hizmet etmek var. Bir dostu, bir arkadaşı olarak biraz da kızarak söylüyorum. Eğer bu seçimde Sayın İmamoğlu, İstanbul’da seçimi kaybedecek olsa ya da bugün görevi bırakacak olsa hangi hizmetiyle hangi özelliğiyle anılacak? Bir tek şeyle anılacak bu 5 yılda. Polemikleriyle anılacak. Sayın Cumhurbaşkanı’na, bakanlara, her kesime laf yetiştirmesiyle konuşulacak. İstanbulluların, ihtiyacını görecek, polemik yapmayacak, çalışkan bir başkana ihtiyacı var. Bana göre bu seçimde vatandaşımızın karar vereceği şey şu, sadece polemiklerin peşinden koşan, ‘Davet edildik, edilmedik, Cumhurbaşkanımız onu dedi, bunu dedi, bakan öyle söyledi, bunu söyledi.’ Bu polemikleri üreten bir başkan mı seçecek? Yoksa çalışacak bir başkan mı seçecek?”
İstanbul’un merkez ilçesinde 5 yıldan beri belediye başkanlığı görevinde olduğunu hatırlatan Turan, istemesi halinde kendisinin de her gün bir polemikle gündeme gelebileceğini ancak kendilerinin sadece çalıştığını vurguladı.
“Kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir”
İmamoğlu’nun açılış gezmek istemesi halinde Karasurları Millet Bahçesi projelerinin açılışına gelebileceğini söyleyen Turan, “Meselemiz açılış ya da kapanış değil. Sayın Başkan’ın da derdi davet almak ya da davet edilmek, edilmemek değil. Polemik üzerinden yenebilir. Murat Kurum Bey polemikçi değil, çalışkan bir bakandır, çalışkan bir belediye başkanıdır. Polemikle onu yenebilir ama çalışmayla onu yenemez. İstanbul’un ihtiyacı olan, polemik midir, çalışma mıdır? Bunu toplumun vicdanına havale ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, kamuoyunun gündemine hiçbir zaman polemikle gelmediğini belirterek, “Mesele davetiye değil. Murat Bey’i buradan döveceğini herhalde zannediyor. Doğrudur, kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir. Biz zaten polemikçi bir belediye başkanı istemiyoruz. Biz İstanbul’da çalışan bir belediye başkanı istiyoruz. İstanbul halkının asıl ihtiyacı olan da İstanbul için çalışan ve çalışkan bir belediye başkanıdır.” dedi.
]]>