Sobacı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un katılımıyla bir otelde düzenlenen TRT Farsça Dijital Haber Platformu Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak, uluslararası yayın ağını genişletme çalışmalarını büyük bir gayretle sürdürdüklerini belirtti.
TRT World, TRT Arabi televizyon kanalları ve dijital haber platformlarıyla ses getiren yayın ve içeriklere imza attıklarını aktaran Sobacı, Almanca, Rusça, Fransızca ve İspanyolcanın yanı sıra Balkan ve Afrika dillerindeki dijital haber platformlarıyla da uluslararası yayıncılıkta güçlü bir varlık gösterdiklerini vurguladı.
Sobacı, 41 dil ve lehçede yayın yapan Türkiye’nin Sesi Radyolarıyla geniş bir coğrafyaya kendi dillerinde seslendiklerini belirtti.
Bugün uluslararası yayın ailesine yeni ve çok önemli bir üye daha eklediklerini ifade eden Sobacı, TRT Farsça dijital haber kanalının hayırlı olmasını diledi.
” İsrail, tam 437 gündür Gazze’de soykırım uyguluyor”
Yayıncılıkta uzun yıllar Batı merkezli, tek taraflı bir bakış açısının hakim olduğuna, bu durumun, tezin de antitezin de sentezin de aynı kaynaklar tarafından üretilmesi sonucunu doğurduğuna dikkati çeken Sobacı, derinlikten yoksun, farklı perspektifleri dışlayan bu yapının Batı merkezli, adaletsiz küresel sistemin medya alanındaki yansıması olduğuna işaret etti.
Sobacı, “Böyle bir tabloda Türkiye, Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası sistemdeki adaletsizliklerin giderilmesi için itirazlarını yükselttiği gibi, yayıncılık alanındaki bu tek taraflı akışı kırmak için de harekete geçti. Uluslararası haberciliğin belirli bir grubun tekelinde olduğu böylesi bir dünyada, TRT World kanalımızın kurulmasıyla, TRT’nin uluslararası medyada güçlü bir aktör olma süreci başladı.” diye konuştu.
Sobacı, TRT’nin bu uluslararasılaşma vizyonunu, en temelde, Türkiye’nin “daha adil bir dünya” mücadelesine katkı sağlamak için ortaya koyduğunu belirtti.
Bugün dünyada yaşanan krizlerin, insanlığın ortak geleceği için daha güçlü bir dayanışma ve hakkaniyetli bir dönüşüm çağrısı olduğunu vurgulayan Sobacı, “İsrail, tam 437 gündür Gazze’de bir soykırım uyguluyor ve bunu yaparken adeta uluslararası hukukla ve kurumlarla istihza ediyor. Unutulmamalıdır ki batıl, zail olmaya mahkumdur. Tıpkı Suriye’de şahitlik ettiğimiz son gelişmelerde olduğu gibi.” ifadelerini kullandı.
“Zalim rejim tarihin karanlık dehlizlerine gömülmekten kaçamadı”
TRT Genel Müdürü Sobacı, 61 yıldan bu yana zulüm ile abat olduğunu zanneden Baas rejiminin 8 Aralık’ta devrilip gittiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
“13 yıldan fazla süren iç savaş boyunca, kendi şehirlerine ölüm yağdıran, kendi çocuklarını kimyasal silahlarla katleden, kendi vatandaşlarını toplu mezarlara dolduran Esed de Gazze’deki mezalimin bir benzerini Suriye’de uyguladı. Esed rejimi örneğinde de bir kez daha gördük ki zulüm semirdikçe, adalet de vaktin sırrında bileylenir ve keskin bir hakikate dönüşür. Vakit tamam olduğunda ise tarih, zalimleri takındıkları müstehzi ifadelerle değil, dişleri arasından kan damlayan habis yüzleriyle hatırlar. Siyonistlerin akıbeti de benzer olacak ve İsrail tarihin akışı içerinde açılmış uğursuz bir parantez olarak kalacaktır.”
Sobacı, TRT ailesi olarak, Türkiye’nin kamu yayıncısı olma sorumluluğuyla faaliyetleri yürüttüklerini, yayıncılıktaki tecrübe ve imkanları, bu sorumluluk doğrultusunda kullanmak için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Bu doğrultuda, dijital dönüşüm noktasında medya sektörünün öncüsü olmayı sağlayacak stratejik adımlar attıklarını belirten Sobacı, dünya genelinde iletişim alanında en çok adil bir perspektif, insanı önceleyen bir bakış ve hakikat temelli bir anlatıya ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Afrika’dan Balkanlara, Kıta Avrupası’ndan Güney Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yönelik, dijital çağın tüketim alışkanlıklarına uygun içerikler ürettiklerini anlatan Sobacı, “Türkiye’nin aktif dış politikasıyla paralel bir çizgide, dünyayı sarsan kriz, çatışma ve gelişmeleri tüm çıplaklığıyla izleyicilerimiz, dinleyicilerimiz ve takipçilerimizle buluşturuyoruz.” dedi.
“Dezenformasyonla mücadelede TRT Farsça önemli bir rol oynayacaktır”
Sobacı, TRT’nin insanı merkeze alan yayıncılık anlayışının bir tezahürü olarak, “Her İnsan Bir Dünya, Her Haber Bir Hikaye” mottosuyla yolculuğuna başlayan TRT Farsçaya, bugün ilk adımını attığı uluslararası yayıncılık yolunda başarılar diledi.
Genel Müdür Sobacı, şöyle devam etti:
“TRT Farsça ile İran, Afganistan ve Tacikistan’ı kapsayan ve 130 milyondan fazla Farsça konuşan insanın bulunduğu geniş bir coğrafyaya seslenerek, bu bölgeyle ortak kültürel bağlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bölge ile turizm, kültür, ticaret ve eğitim alanlarında ilişkilerimizin gelişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türklerin ve Farsça konuşulan coğrafyalardaki halkların birbirini daha iyi tanıması için güvenilir medya kaynaklarından yararlanabilmeleri gerekmektedir. TRT Farsça, halklar arasındaki bağların güçlenmesi için önemli bir işlev görecektir. Çağımızın en büyük iletişim hastalığı dezenformasyonla mücadele konusunda da TRT Farsça önemli bir rol oynayacaktır. TRT Farsçanın, kısa sürede, hitap ettiği coğrafyada tercih edilen, güvenilir ve kaynak gösterilen bir dijital haber platformu olacağına inanıyorum.”
“TRT olarak daha fazla büyüyeceğiz”
Gerçeklerin her geçen gün daha fazla ters yüz edildiği uluslararası yayıncılık alanında, Farsça dilinde de gerçekleri anlatacaklarını vurgulayan Sobacı, “Ülkemize yönelik kara propaganda ve algı operasyonlarına karşı koymak için TRT olarak daha fazla büyüyeceğiz.” diye konuştu.
Programda, Farsça konuşan insanlarla yapılan sohbetler ve sahada çalışan muhabirlerin röportajlarının yer aldığı video gösterildi, Sedat Anar müzik grubu Hazreti Mevlana’nın mesnevisinden besteledikleri eserleri seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRT’den yapılan açıklamaya göre, İsmail Ege Şaşmaz’ın Naser Oriç’i canlandırdığı dizinin oyuncu kadrosunda Gürkan Uygun, Fikret Kuşkan, Hazım Körmükçü, Kubilay Tuncer ve Gizem Erdem yer alıyor.
Srebrenitsa Soykırımı öncesi, şehri kahramanca savunan Naser Oriç ile Bosna halkının direniş hikayesine odaklanan dizinin yönetmenliğini Serdar Akar ve Selahattin Sancaklı üstleniyor.
Senaryosunu Uğur Uzunok, Esma Koç ve Abdülhamit Işık’ın kaleme aldığı yapımın konusu kısaca şöyle:
“Dönemin Sırp devlet başkanının korumalığını yapan Naser, kendi milleti olan Boşnaklara yönelik bir savaş hazırlığının yapıldığını ve doğup büyüdüğü Srebrenitsa’nın da hedefler arasında olduğunu öğrenir. Bir yolunu bulup memleketine dönen Naser, burada adeta yoktan kurduğu bir orduyla destansı bir mücadeleye girişir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MAÇLAR TRT 1’DE
Şampiyonlar Ligi play-off turunda İsviçre temsilcisi Young Boys ile eşleşen Galatasaray’ın iç ve dış saha maçları TRT1 ve Tabii üzerinden yayınlanacak.
KARŞILAŞMALAR NE ZAMAN?
Sarı-Kırmızılılar ilk maçı 21 Ağustos’ta İsviçre’de oynayacak. Rövanş maçında ise Galatasaray, 27 Ağustos’ta Young Boys’u konuk edecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haber: OGÜN AKKAYA/ Kamera: ÜNAL AYDIN
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile yaptığı görüşme sonrasında konuştu. Genel Müdür’ün ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür” dediğini, kendilerinin de “Bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi?” diye sorduklarını ve “Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır” karşılığını aldıklarını söyledi. Günaydın, “Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. ” dedi.
TRT’nin seçim döneminde tarafsız yayın politikası yürütmediği gerekçesiyle TRT Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağını açıklayan Günaydın, kendisine görüşme randevusu verilmesinin ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile görüştü. Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
“Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
Bu sabah itibariyle saat 09: 15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR. HABER DEĞERİ TAŞIR”
Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
Bunun üzerine yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
Ayrıca ben yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. ve gerçek ortaya çıkar. Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz. Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>
RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve İlhan Taşcı, TRT’yi, seçim döneminde iktidar partisi ile muhalefet partilerinin adayları hakkında tek taraflı yayın yaptığı gerekçesiyle Üst Kurul’a şikayet etti ve işlem yapılmasını istedi. Dilekçede; “40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir” denildi.
CHP kontenjanından seçilen RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve İlhan Taşcı, TRT’nin seçim yayınlarına ilişkin Üst Kurul’a şikayet dilekçesi sundu. Keser ve Taşcı, iktidar partisi ile muhalefet partisi belediye başkan adaylarının konuşmalarına eşit oranda yer verilmediğini vurguladı.
RTÜK ÜYELERİ KESER VE TAŞCI’NIN ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Keser ve Taşcı’nın şikayet dilekçesinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını hükmeden kararını hatırlatarak, şu ifadelere yer verildi:
“Anayasa’nın 79’uncu maddesi ile seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi, Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. YSK tarafından; ilgili Yasa doğrultusunda, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılması için, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un bazı maddeleri ile seçim hukukunu ilgilendiren 8, 29/A, 30 ve 45’inci maddelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; 2023/1565 No.lu karar, Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 133. Maddesi kapsamında, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, ‘6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’ hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
6112 sayılı Kanun’un; seçim dönemleri için düzenlenen 30’uncu maddesi birinci fıkrasında; “Seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlara ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.”, ikinci fıkrasında; “Üst Kurul, medya hizmet sağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir” hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede 6112 sayılı kanunun “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun Yükümlülüğü”nü belirleyen 45’inci maddesinin önemine vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Birinci fıkrasında, ‘8’inci maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır’,
İkinci fıkrasında, “Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlalin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.”, hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) da, tüm özel radyo ve televizyonlar gibi yukarıdaki fıkra hükümlerine göre seçime katılan siyasi partiler ile bağımsız adayların birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılımını sağlama ve görüşlerini açıklama imkanı verirken seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, dürüstlük, serbestlik ilkelerine uymak zorundadır.”
Keser ve Taşcı’nın dilekçesinde şu ayrıntılara yer verildi:
“Ayrıca; YSK tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 sayılı kararda; ‘A- Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşları yayınlarında;
Tek yönlü ve taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar.
Adalet ve tarafsızlığa, kanunlara uygun davranmakla yükümlü olan yayın kuruluşları, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları esas alarak yayın yapamazlar.
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya bağımsız adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede TRT’nin yerel seçimlere ilişkin iktidar ve muhalefet adaylarına verdiği süreyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“GEREKLİ DENETLEMELERİN YAPILMASI, KAMUOYUNUN ÖNCELİKLİ BEKLENTİSİ OLMASININ YANI SIRA, YASAL BİR ZORUNLULUKTUR”
“Ancak 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan seçim döneminde, bugüne kadar Üst Kurul tarafından gerek TRT Kurumu gerekse özel radyo ve televizyon yayınlarının, YSK kararlarına uygunluğu açısından denetimine ilişkin hiçbir rapor Üst Kurul gündeminde yer almamış, ilgili Kanun’da geçen ‘denetim’ ve ‘değerlendirme’ye ilişkin bir adım atılmamıştır. Oysa ki; seçim döneminde medya hizmet sağlayıcı kuruluşların tek yönlü ve taraf tutan yayınlarına ilişkin şikayetler de dikkate alındığında, 6112 sayılı Kanun ve ilgide belirtilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarında yer alan hükümler kapsamında gerekli denetlemelerin yapılması, kamuoyunun öncelikli beklentisi olmasının yanı sıra, yasal bir zorunluluktur.
“ERDOĞAN VE AK PARTİ’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİ 1945 DAKİKA, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİNİN İSE YALNIZCA 25 DAKİKA OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”
Türkiye’nin kamu yayıncılığı hizmetini yürütmekte olan ilk ve tek kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun kanallarından biri olan TRT Haber’in, 01 Ocak 2024 ile 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. SKAAS kayıtları ile yapılan bu incelemeler sonucunda yukarıda belirtilen tarihler arasındaki 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir.
“CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN HİÇ EKRANDA YER ALMADIĞI KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR”
TRT Haber’in, Türkiye’nin yaşamış olduğu ve 11 ili etkisi altına alan deprem faciasının yıldönümü olan 06.02.2024 tarihli 24 saatlik yayın süresi incelemesinde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 6 saat 42 dakika, Devlet Bahçeli ve MHP’nin 38 dakika, Meral Akşener ve İyi Parti’nin 1 dakika 53 saniye ekranda yer aldığı görülürken; bölgede bulunmasına ve kamuoyuna açıklamalar yapmasına karşın CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin hiç ekranda yer almadığı kayda geçirilmiştir.
TRT Haber’in yayınlarına ilişkin bu veriler, hem Yüksek Seçim Kurulu kararı hem de TRT Kanunu’nun da ihlal edildiğini göstermektedir. Ayrıca, 6112 sayılı kanunun Yayın Hizmeti İlkeleri başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yayıncıların uyması gereken yayın ilkeleri açıkça belirtilmiştir. TRT Haber’in, seçim dönemi yayınları ile ilgili veriler; bahsi geçen maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen ‘Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz’ hükmünün de çiğnendiğini ortaya koymaktadır.
“KAMUOYUNUN ÖZGÜRCE OLUŞMASININ ENGELLENMESİ YUKARIDA BAHSİ GEÇEN KANUN HÜKÜMLERİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
Demokratik bir yönetim biçimine bağlı olduğu söylenen bir ülkenin 85 milyon yurttaşın vergileriyle kamu yayıncılığını üstlenen bir kurumunun, farklı siyasi tercihlere ve ideolojik yönelimlere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası yürütmesi beklenirken, iktidar partisinin politikalarını bu denli ön plana çıkararak adeta iktidar partisinin seçim propagandasını yapması ve iktidar partisinin bakış açısı ile politikalarını bu denli meşrulaştırarak halkın özgür iradesine müdahale etmesi, kamuoyunun özgürce oluşmasının engellenmesi yukarıda bahsi geçen kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
“YAYIN SÜRELERİ İÇİN GEREKLİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAŞLATILMASINI ARZ EDERİZ”
Yayınlarını tarafsızlık ilkesine bağlı ve dengeli bir biçimde yürüttüğü söylenen hiçbir yayıncı kuruluş, yukarıda sayısal olarak ifade edilen yayın süreleri ile bu iddiasını gerçekleştiremez. Bu çerçevede; 6112 Sayılı Kanun ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 No.lu kararı doğrultusunda, TRT Kurumu’nun, en yalın haliyle taraf tuttuğu açıkça belirlenen yayın süreleri için gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını arz ederiz.”
]]>
Ömrünü Batı Trakya Türklerinin hakları için mücadeleye adayan Gümülcine doğumlu tıp doktoru ve siyasetçi Sadık Ahmet’in hayatının ele alındığı, TRT ortak yapımı “Sadık Ahmet” filminin gala gösterimi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen galaya Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırklareli Valisi Birol Ekici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadıkahmet ve Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadıkahmet, kızı Funda Sadıkahmet, film ekibi ve kültür sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
“Sadık Ahmet, Türk milletinin yok sayılamayacağını dünyaya haykırdı”
Gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin lideri konumunda olduğunu belirterek, “Yayıncılık faaliyetinin yanı sıra TRT’nin özellikle önem atfettiği alanların başında sinema geliyor. TRT ortak yapımları hem Türk hem dünya sinemasına çok katkı sunuyor ve verdiği desteklerle TRT, birçok projenin beyaz perdeye aktarılmasına öncülük ediyor.” dedi.
Sobacı, TRT’nin ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde ettiğini vurgulayarak, “Bunun en önemli göstergelerinden birisi TRT’nin dünyaca ünlü festivallerden ödüllerle dönüyor olmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.
TRT’nin ortak yapımlarda bir derdi ve misyonu olan işler yapmaya gayret ettiğinin altını çizen Sobacı, şu bilgileri verdi:
“O misyon yüklü işlerden sonuncusu Sadık Ahmet filmimizdir. Çünkü Sadık Ahmet, Batı Trakya davasını dünyaya duyurmak için hayatını vakfetmiş bir mücadele insanı. Sadık Ahmet özellikle Batı Trakya Türklerinin asimile edilmeye çalışıldığı bir dönemde, onların insanca yaşama hakkını savunma sorumluluğunu üstlenmiş bir karakter. Bu amaç doğrultusunda yargılanmış, hapis cezasına çarptırılmış bir kişi. Ama son nefesine kadar milletine, davasına, inancına sadık kalmış bir karakter. Mücadelesiyle örnek teşkil etmiş ve Türk milletinin asla yok sayılmayacağını dünyaya haykırmış bir karakter.”
Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in hayatının beyaz perdeye aktarılmasının gurur verici olduğunu söyleyerek, “Sadık Ahmet filmi aynı zamanda kimliğimizin gölgelenmesine, bağımsızlığımızın kısıtlanmasına asla izin verilmeyeceğinin TRT açısından bir ilanıdır.” diye konuştu.
“Yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını beyaz perdeye aktardık”
AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Hakan Yonat, filmde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek, “Muhteşem bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. O bize ayrı bir konfor verdi. Yapımcılarımızın bize sağladığı destekler de muhteşemdi.” ifadelerini kullandı.
Yonat, filmi Edirne’de çektiklerini aktararak, “Edirne halkının hassasiyeti ve yardımları çok güzeldi. Zor bir projeydi çünkü yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını ve kişiliğini beyaz perdeye aktarmaya çalıştık. Onun cümlelerini elimizden geldiğince doğru kurmaya çalışarak bir film çıkardık ortaya.” dedi.
Filmde Ali Müminoğlu’nu canlandıran Ozan Akbaba ise çok güzel bir proje yaptıklarını kaydederek, “Değeri, kıymeti, zamanında yanında bulunduğu insanlar tarafından bilinen fakat Türkiye ve Türk coğrafyasında maalesef çok bilinmeyen bir insanın hayatına ışık tuttuk. Umuyorum ki bu filmle hak ettiği değerin bilinmesini sağlayacağız.” açıklamasını yaptı.
“Sadık Ahmet bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman”
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’i oynayan Taner Rumeli de “Çok önemli bir hikayenin parçasıyız. Sadık Ahmet davasıyla, mücadelesiyle, hayat hikayesi ve hayata bakış açısıyla bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman.” diye konuştu.
Rumeli, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için verdiği mücadeleyi ise “Çok önemli ve bütün dünya halklarına örnek olabilecek türden bir mücadele gerçekten. Yaşamı, davası, davasını ele alış biçimi ve davası uğruna yaptığı şeyler çok önemli. O açıdan ilham verici bir film olacağını düşünüyorum.” sözleriyle aktardı.
Başrollerinde Turgay Aydın, Nur Fettahoğlu, Erkan Can, Erdal Beşikçioğlu, Uğur Yücel ve İlker Aksum gibi isimlerin rol aldığı film, 2 Şubat’ta vizyona girecek.
]]>