Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ile Diyarbakır Ticaret Borsası (DTB) Kuzey Irak’ta yapılan oda seçimlerinin ardından kutlama ve işbirliklerini güçlendirme ziyaretleri gerçekleştirildi.
DTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve DTB Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil ile DTB Meclis Başkanı Ahmet Ay, DTSO Genel Sekreteri Ferdani Gökdere, Genel Sekreter Yardımcısı Kamuran Toktanış ile DİFAŞ Genel Müdürü Velat Ektirici’den oluşan heyet, 2008 yılında başlayan işbirliği anlaşmalarının güncellenmesi, ticari ve ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Ticaret ve Sanayi Odaları, Konsolosluk, Valilik ve Bakanlıklarla görüşmeler gerçekleştirmek üzere IKBY ziyaret programını başlattı. Heyet ilk olarak programına yeni seçilen Duhok Ticaret ve Sanayi Odası ziyaretiyle başladı. Duhok TSO yönetimi ile yapılan görüşmede gümrükte yaşanan sorunlar, vize sorunu, Irak’ın ihracatta hedef ülke listesinden çıkarılması, transit geçiş, Duhok TSO üyelerinin Diyarbakır’daki özel hastanelerden yararlanma konuları ve Diyarbakır’da düzenlenecek fuarlara katılım sağlanması konuları değerlendirildi. Görüşmede değerlendirilen konuların çözümüne yönelik Duhok TSO Başkanı Shukri Gameel Noori, DTSO ve DTB’den destek talebinde bulundu.
Duhok ve Erbil TSO nisan ayında düzenlenecek fuarlara davet edildi
DTSO Başkanı Mehmet Kaya ise sorunların farkında olduklarını, her iki taraftan kaynaklanan sorunları çözmeye yönelik sürekli bir çaba içerisinde olduklarını belirterek, mevcut sorunların ilgili makamlara iletilmesi konusunda gereğinin yapılacağını ifade etti. IKBY ile olan ihracat hacminin yetersiz olduğunu, mevcut rakamların 50 milyar dolar seviyelerine ulaşması gerektiğini bu konuda yoğun çaba içerisinde olduklarını kaydeden Kaya, Diyarbakır – Erbil uçuşlarının bir ay içerisinde başlayacağı müjdesini vererek Duhok TSO yönetim ve üyelerini nisan ayında düzenlenecek Mezopotamya Turizm ve Gastronomi Fuarı ile Tarım Fuarına davet etti.
DTB Engin Yeşil, IKBY’de ticaret borsaları olmadığını belirterek, bu durumun tarımsal ürünlerin tescil gibi işlemlerinin olmamasına ve verim düzeyinin düşük kalmasına sebep olduğunu söyledi. Türkiye’deki borsa uygulamaları hakkında bilgiler veren Yeşil, bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya hazır olduklarını belirtti.
Heyet IKBY programının ikinci gününde Erbil Ticaret ve Sanayi Odasının yeni seçilen Oda Başkanı Gailan Saaed ve yönetimine tebrik ziyaretinde bulundular. Erbil TSO ziyaretinde konuşan DTSO Başkanı Kaya, Erbil TSO ile olan güçlü ilişkilerin yeni yönetimle de devam etmesi gerektiğini ifade ederek, karşılıklı gidiş – gelişlerin, ticari ilişkilerin güçlendirilmesinde son derece önemli olduğunu, Erbil’i kendi evleri gibi gördüklerini söyledi. Erbil TSO ile olan bağların 2008 yılında yapılan protokolle başladığını ve bu protokolün o dönemde Türkiye ile olan ilk temas olmasının önemine değindi. Kaya, “Erbil TSO ile olan protokolümüzün gereği olarak da karşılıklı ilişkilerin güçlendirilmesi yapılacak fuarlara karşılıklı gidiş ve gelişlerin yapılması konularında daha güçlü çalışmalar yapmalıyız. Ayrıca Erbil’de Türkiye’de üretilen ürünlerin sergileneceği bir fuar yapma konusunda çalışma yürütüyoruz. Sizleri nisan ayında yapacağımız Mezopotamya Turizm ve Gastronomi Fuarı ile Tarım Fuarına katılım sağlamanızı bekliyoruz” dedi.
Ayrıca heyet ile Erbil TSO yönetimi ziyaretinde vize sorunu, gümrükte yaşanan sorunlar, karşılıklı turizmin güçlendirilmesi ve yatırım konularında görüş alışverişi yapıldı. Heyet, Erbil TSO ziyaretinin ardından Devlet Bakanı Aydın Maruf Selim’i ziyaret etti. Yapılan görüşmede iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması için yapılması gereken çalışmalar konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca Habur Sınır Kapısında vize uygulamasına geçilmesinin önemine vurgu yapılarak, konu ile ilgili girişimlerde bulunulması gündeme getirildi. Daha sonra Erbil Başkonsolosluğunu ziyaret eden DTSO ve DTB heyeti, Muavin Konsolos Emir Bayramoğlu ve Ticari Ataşe Kerem Tuzlu ile görüşme sağladı. Ziyaret çerçevesinde ticari ilişkilerde yaşanan sorunların çözümüne yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.
Yapılan görüşmelerin sonunda nisan ayında Diyarbakır’da gerçekleştirilecek Mezopotamya Turizm ve Gastronomi Fuarı ile Tarım Fuarına davetler yapıldı. – DİYARBAKIR
]]>
İzmir’de AK Parti’nin Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, seçilmeleri halinde hayata geçirmeyi planladıkları projelerle Konak’ın kentin ticaret merkezi olma kimliğini geliştireceklerini söyledi.
Bir otelde düzenlenen programda 5 ana başlıkta topladığı projelerini tanıtan Çankırı, eski ve hasar görmüş yapı stokuyla, deprem riski altında olan binalarıyla, ambulansın, itfaiyenin giremediği sokaklarıyla Konak’ın güvenli bir yer olmadığını ifade etti.
Eski günlerini özlemle arayan, ticaretin kalbi olmaktan gün geçtikçe uzaklaşan ilçenin sorunlarını çözmek için yola çıktıklarını belirten Çankırı, ilçede “yerinde yenilenmenin” çok önemli olduğunu dile getirdi.
Bu anlamda Yeşildere ile çalışmalara başlayacaklarını aktaran Çankırı, şunları kaydetti:
“EXPO’yu buradan kaldırıyoruz. Çünkü burası İzmir’in ve Konak’ın en verimsiz noktası. Burada ilk etapta bin 500 konut inşa edeceğiz. Bir bölümü hak sahipleri için geri kalanları ise transfer aşamasında kullanılacağımız yapılar kurulacak. Hedefimiz 5 yılda 5 bölgede yerinde 5 bin konut yapmak. Herkes bilsin ki bu süreci kimseyi mağdur etmeden yürüteceğiz.”
Kentin ana güzergahlarına estetik görünüm kazandırmak, bunu yaparken dezavantajlı gruplara istihdam alanı da oluşturmak istediklerini anlatan Çankırı, “Herkesin sıklıkla kullandığı güzergahlardan Kemeraltı, Anafartalar, Kıbrıs Şehitleri, Fevzipaşa Bulvarı, Gazi Bulvarı, Kordon, Asansör Önü, Güzelyalı Parkı ve Betonyol’da İzmir’e yakışmayan, gözleri rahatsız eden cephelere estetik bir görünüm kazandıracağız. Belediye bünyesinde açacağımız atölyelerle, 5 yıl içerisinde dokuya uygun tabela, tente ve aydınlatmaya varana kadar göze hitap eden bir değişimi başlatacağız. Burada hem dezavantajlı gruplara katkı sağlayacağız hem de sokakta sağlıklaştırmayı sağlayacağız.” diye konuştu.
“Otopark sorununu çözeceğiz”
Ceyda Bölünmez Çankırı, trafik sorunu, otopark problemleri ve zamana uygun mekanların olmaması nedeniyle kentin ticaretinin merkezi olan Konak’ın bu kimliğinden her geçen gün uzaklaştığını savundu.
Bu nedenle 1 Nisan itibariyle Konak’ta ticareti canlandırmak için projeleri hayata geçireceklerinin altını çizen Çankırı, “Özellikle merkezi bölgelerde, Basmane Çukuru gibi uygun kamusal alanlarda yapacağımız yer altı otoparkları ile park sorununu ortadan kaldıracağız. Alsancak, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı gibi kritik noktalarda ise ayağınız frene değmeden battı-çıktılar yaparak trafiği rahatlatacağız. Böylelikle ticarete ivme kazandırmış olacağız.” dedi.
Çankırı, İzmirliler için önemli bir yere sahip Kültürpark’ı yeniden eski günlerine kavuşturmak istediklerini ifade etti.
Konak’ta 38 federasyon ve konfederasyon ile 1327 derneğin kullanacağı bir STK kampüsünü hayata geçireceklerini de dile getiren Çankırı, şöyle devam etti:
“Sizlere sunmuş olduğum her proje aslında saha gözlemlerimizden ortaya çıkmış, sorun çözüm denklemi çerçevesinde ürettiğimiz fikir ve değerlendirmelerin bir bütünüdür. Bu kentin her metrekaresini karış karış gezen bir milletvekili olarak Konak için her daim doğru olanı yaptık. Konak’ı daha yaşanır, ileri, çağdaş, modern bir yaşam merkez haline getireceğimizi sizlerin huzurunda tüm Konaklı hemşerilerime taahhüt ediyorum.”
Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ, AK Parti milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan, Şebnem Bursalı, Mehmet Ali Çelebi, Alpay Özalan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener ve Cumhur İttifakı belediye başkan adayları katıldı.
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile Suudi Arabistan ticaret hacmindeki artışın süreceğini belirterek, “2024, Allah’ın izniyle, Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerde altın bir yıl olarak yerini alacaktır. Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaretimiz için var gücümüzle çalışacağız.” dedi.
Bakan Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğince (MÜSİAD) Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu kapsamında düzenlenen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılışında konuştu.
Bolat, kongrenin ve fuarın Türk ve Suudlu iş dünyası üyelerine ticaret ve yatırım açısından çok büyük faydalar sağlayacağına işaret ederek, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında var olan kardeş ve dostça ilişkilerin siyaset, ekonomi, ticaret, yatırım, turizm ve kültür gibi her alanda çok daha ileri seviyelere yükselmesine büyük katkılar sunacağını vurguladı.
Ticaret Bakanlığı olarak Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın gerçekleştirilmesine destek verdiklerini dile getiren Bolat, Türk firmalara yurt dışı fuarlara katılmaları için sundukları desteklerden bahsetti.
İhracatçılara hem yurt dışında hem de Türkiye’de sundukları desteklerin devam edeceğinin altını çizen Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü.
“Bugünkü Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda yapı ve inşaat, kapı ve pencere, iklimlendirme, elektrik, aydınlatma, gıda, kozmetik, makine, ambalaj, mobilya tekstil, sağlık, mutfak ekipmanları ve hizmetler alanlarında Türk firmalar ürünleri sergiliyor. 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu ise dünyanın diğer ülkelerinden gelen Müslüman iş insanlarının Suudi Arabistanlı ve Türk meslektaşlarıyla buluşmalarına ve iş yapmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler çok iyi düzeyde ilerlemektedir.”
Bolat, iki ülke liderinin karşılıklı ziyaretlerinden bahsederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın bu konudaki kararlı ve yüksek iradesine işaret etti.
“Orta vadede 10 milyar dolar karşılıklı ticaret için var gücümüzle çalışacağız”
Bakan Bolat, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminde yaşanan artışa değinerek, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Macid el-Kasabi ve diğer mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmelerde çok önemli projelerin gündeme geldiğini söyledi.
Ticaret hacmindeki artışın süreceğini dile getiren Bolat, “2024, Allah’ın izniyle, Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerde altın bir yıl olarak yerini alacaktır. Zaten yılın ilk 2 ayında da Türkiye olarak bizim ihracatımızda yüzde 56’lık bir artış gerçekleşmiştir. Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaretimiz için var gücümüzle çalışacağız.” diye konuştu.
Bolat, özellikle inşaat, inşaat malzemeleri ve savunma sanayisi ürünlerinde, muhtelif projelerin devreye alınmasıyla beraber, karşılıklı ticaret ve yatırımlarda çok büyük bir sıçrama yaşanacağını söyledi.
İki ülke arasında son yıllarda gerçekleşen ekonomik ziyaretlerden ve etkinliklerden bahseden Bolat, çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiklerini, iş forumları, iş konseyi toplantıları ve alım heyeti gibi programlar düzenlendiğini anlattı.
“İslam ülkeleri ile ticaretimiz 2023’te 132 milyar dolara yükseldi”
Ticaret Bakanı Bolat, tüm dünyada olumsuzluklar ve sıkıntılar yaşanırken Türkiye’nin ihracatını artırmaya ve büyümeye devam ettiğini belirterek, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılanın tarihte ilk defa 1 trilyon doları aşarak 1 trilyon 119 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.
İhracatta ve dış ticarette son 20 yılda yaşanan gelişmeleri ve ilerlemeleri anlatan Bolat, mal ihracatının 256 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 100 milyar dolara yükseldiğini söyledi.
Bolat, “2028 için vizyonumuz mal ihracatında 375 milyar dolar, hizmetler ihracatında da 200 yüz milyar dolara ulaşmak. Tüm üreticilerimizle ve ihracatçılarımızla var gücümüzle çalışacağız.” dedi.
Geleneksel pazarları arasında yer alan AB, ABD ve OECD ülkelerinin yanı sıra İslam ülkeleri ile ihracatı geliştirme ve uzak ülkeler stratejisi sayesinde bu hedefe ulaşmak için çalıştıklarını dile getiren Bolat, Türkiye’nin İslam ülkeleri ile gerçekleştirdiği ticaret konusunda verileri paylaştı.
Bolat, 2002’de 10,7 milyar dolar olan Türkiye’nin bütün İslam ülkeleri ile ticaretinin 2023’te 12 kat artışla 132 milyar dolara yükseldiğini vurguladı.
Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerde geçen yıl bir sıçrama yaşandığını ifade eden Bolat, şunları kaydetti:
“Körfez-Arap İş Birliği Konseyi’nden ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 227 milyon dolar iken, 2022’de 16,2 milyar dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ülkemize gelen yatırımlar ise 2002’de 296 milyon dolar iken, 2022’de 21,4 milyar dolara yükselmiştir. Öte yandan ülkemizden Körfez-Arap İşbirliği Konseyi’ne doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 22 milyon dolar iken, 2022’de 171 milyon dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’na yatırımlarımız 2002’de 1,4 milyar dolar iken, 2022’de 5,4 milyar dolara yükselmiştir. Bunun yanında Türkiye Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolardan fazla yatırımı çekmeyi başarmıştır. Ayrıca geçen ay İstanbul’da gerçekleşen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nda eğitimi desteklemek amacıyla Suudi Kalkınma Fonu ve Hazine ve Maliye Bakanlığımız arasında 55 milyon dolarlık kalkınma kredisi anlaşması imzalanmıştır.”
“Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetleri 2023 yılında 3 milyar dolara ulaştı”
Türkiye’deki uluslararası sermayeye sahip şirket sayısının 2002 yılında 5 bin 600 iken 2023 yılında 80 bin 500’e yükseldiğini belirten Bolat, Türkiye’ye yapılan yabancı yatırımların ise 2003-2023 yıllarında 262 milyar dolara, Türkiye’den yurt dışına yabancı yatırımların da 60 milyar dolar seviyelerine ulaştığını aktardı.
Bolat, Türkiye’nin Körfez-Arap İş Birliği Konseyi ülkelerinde 716 proje ile 74 milyar dolarlık müteahhitlik hizmeti verdiğini, Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetlerinin ise 2023 yılında 16 proje ile yaklaşık 3 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Türkiye’nin turizm açısından Arap bölgesi için önemli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Bolat, Suudi Arabistan’dan ülkeye gelen turist sayısının 2023 yılında 820 binin üzerine çıkarak önemli bir seviyeye geldiğini belirtti.
Açılış konuşmalarının ardından Bakan Bolat ve Suudi Arabistan Ticaret Bakanı el-Kasabi ile beraberindekiler Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılış kurdelesini kesti. Açılışın ardından bakanlar ve beraberindeki heyet fuar alanını ziyaret etti. Türk ihracatçı ve üreticileriyle sohbet eden Bolat, iş insanlarıyla fotoğraf çektirdi.
]]>
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, “Vizeye erişimi kolaylaştırmayı sağlıyoruz. 2023 itibarıyla baktığımızda Türkiye’de, önceki yıllara göre en yüksek sayıda Şengen vizesi verilmiş. Herhalde tüm dünyada en fazla sayıda Şengen vizesinin verildiği ülke.” dedi.
Meyer-Landrut, Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen AB – Kayseri İş Dünyası Formu’nda yaptığı konuşmada, “Yeşil mutabakat” ve “Dijital Dönüşüm”ün AB için çok önemli olduğunu, Türkiye’nin bu alanda önemli adımlar attığını söyledi.
Türkiye’nin sıfır emisyon hedefini tanımladığını, Ulusal Eylem Planı yaptığını ve aynı zamanda karbonsuzlaştırma konusunda öncelikli sektörleri belirlediğini anlatan Meyer-Landrut, bunların önemli adımlar olduğunu dile getirdi.
AB ile Türkiye’nin ekonomik ilişkilerinin çok güçlü olduğuna değinen Meyer-Landrut, “AB üye ülkeleri ve Türkiye arasında 2023’te 206 milyar avrodan fazla ticaret hacmi gerçekleşmiş. Gerçekten çok önemli bir rakam.” diye konuştu.
“Tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor”
Gümrük Birliği hakkında bilgiler veren Meyer-Landrut, şöyle devam etti:
“Gümrük Birliğinin 2016’da güncellenmesiyle ilgili bir öneride bulunulmuştu. Komisyon da her iki taraf açısından bu anlaşmanın güncellenmesinin büyük potansiyeli, avantajları olduğunu kabul etmişti. Karşılaştığınız bazı sorunlardan, zorluklardan bahsettiniz. Biz de Gümrük Birliğinin uygulanmasında birtakım zorluklar yaşıyoruz. Ticareti engelleyici konular diyoruz buna. Bu konuda da yapılan çalışmalar, geçen yaz atılan adımlar daha somut sonuçları bize sağlayacak ve burada ifade edilen hedeflere ulaşılabilecek. Vizeyle ilgili şunu net olarak söylemek isterim. Hepimiz, tüm üye ülkeler ve konsolosluklar, gerçekten özellikle iş insanları için vize sağlama konusunda çok çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığıyla da çalışarak vize konusunun kolaylaştırılmasının yollarını bulmaya çalışıyoruz. Vizeye erişimi kolaylaştırmayı sağlıyoruz. 2023 itibarıyla baktığımızda Türkiye’de, önceki yıllara göre en yüksek sayıda Şengen vizesi verilmiş. Herhalde tüm dünyada en fazla sayıda Şengen vizesinin verildiği ülke. Dolayısıyla bir politika değil, birtakım pratik çalışmaların yapılması gerekiyor bu zorlukların aşılması için. Zorlukların, iş dünyasının ihtiyaçlarının farkındayız ama şundan emin olun ki tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor.”
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay da Kayseri’nin ticarette önemli kentlerden biri olduğunu ve istikrarlı şekilde ilerlediğini anlattı.
“Avrupa Birliği ile siyah beyazlar değil, gri alanlar var. Biz bunları beyaza boyamak istiyoruz. Bu beyazı boyarken de Kayseri’nin kapasitesini, potansiyelini kullanmak istiyoruz.” diyen Bozay, büyükelçilerden, ikili düzeyde her konunun olurundan çözülmesini talep etti.
Bozay, birçok Avrupa ülkesi ile büyük ticareti olan Türkiye’nin bu durumu ileriye taşıması gerektiğini de vurguladı.
“Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya ve konfeksiyon gibi alanlarda Avrupa’nın ana tedarikçisi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, 2 yıl sonra AB ile ekonomik ilişkilerin en önemli ayağı olan Gümrük Birliğinin 30’uncu yılına girileceğini belirtti.
Gümrük Birliğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini savunan Hisarcıklıoğlu, AB Konseyinin mart ayında Gümrük Birliğinin güncellemesi konusunda çalışmalara başlaması için komisyona yetki vermesini beklediklerini söyledi.
Vize konusunun önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye AB ilişkilerinde çok ciddi bir sorun haline geldi. Avrupa Birliği’ni de çok anlayabilmiş değilim. İş adamlarının önünü açacak vize kolaylığını niye yapmaz Avrupa Birliği? Özellikle vizelerin iş dünyasına kolaylaştırılmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kapıkule’den nasıl çıkacaklar? Kota var, şoföre vize var. Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin. Yani tarife dışı bir engel var. Bunların düzeltilmesine de ihtiyaç var.”
Program, konuşmaların ardından protokol üyelerinin hediye takdimiyle sona erdi.
]]>
SEYFİ ÇELİKKAYA
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, seçimler yaklaştıkça istismar sezonunun açıldığını, istismar konularının da had safhaya ulaştığını belirterek, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un, “31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir” dediğini hatırlatarak Kurum’u istismar etmekle suçladı.
Mahmut Arıkan, partisinin Yozgat Belediye Başkan Adayı Ziya Koçak’ın seçim irtibat bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Arıkan, kendisinin de Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu bildirdi. Arıkan, ” Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti” dedi.
“BU GEMİ TİCARETİNİ DURDURUN, BU VEBALİN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ”
Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Seçimler yaklaştıkça istismar sezonu istismar konuları da had safhaya ulaştı. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, AK Parti’nin adayı Murat Kurum çıktı ve dedi ki; ’31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir’. Allah’tan korkun diyorum, Allah’tan utanın diyorum. Meclis’te en yüksek grubu olan partisiniz, devleti siz yönetiyorsunuz. Sizin yönettiğiniz devlette günlerce 7 Ekim’den bu tarafa Gazze’ye İsrail’e olan gemi ticaretini durdurmaktan acizsiniz. Biz bu konuda bir milletvekili kardeşimizin hayatını feda ettik. Şehadet şerbetini içtik. Meclis kürsüsünden şehadet şerbetini içti. O arkadaşımız can çekişirken meclis kürsüsünde can çekişip, yere düşmüşken AK Parti Grup Başkanvekili bir kadının neler söylediğini hep beraber duyduk. Aradan 3 aya yakın zaman geçti tek bir özür dahi bununla alakalı gelmedi maalesef. Israrla dedik ki; bakın bu gemi ticaretini durdurun, bu vebalin altından kalkamazsınız. Bizi yalan söylemekle itham ettiler. İsrail’e gemi ticaretinin olmadığını ifade ettiler. Bundan bir buçuk ay önce Sanayi Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Meclis kürsüsüne geldi ve dedi ki; 7 Ekim’den bu tarafa İsrail’e olan gemi ticaretimiz yüzde 38 mi, 48 mi onu tam hatırlamıyorum azaldı dedi. El insaf demek gerekiyor. Hani ticaretimiz yoktu? Hani oraya sadece gıda gönderiyorduk? Biz durmadık, üzerine gittik bu hususun. İsrail’e silah gönderiyorsunuz, Allah korkun dedik. Bize döndüler yine yalan söylüyorsunuz dediler. En sonunda itiraf etmek durumunda kaldılar. Biz silah göndermiyoruz, silahın parçalarını gönderiyoruz dediler. Ne anlama geliyor? Demonte vaziyette silah aparatlarını gönderiyorlar, İsrail’de silah yapılmasını temin ediyorlar ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gözümüze baka baka Gazze’deki Müslümanların feryadını istismar etmeye devam ediyor.
“İNSANLARIMIZ GERÇEĞİ GÖRDÜ ARTIK”
İddialı bir cümle kullanacağım; tüm Yozgatlı hemşehrilerim bunu duysunlar. Gerek Yozgat’ta gerekse Türkiye’deki bin 395 seçim bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan havaya baktıklarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin elinde imkan olsun, elinde yetki olsun, bütün samimiyetimle söylüyorum, 31 Mart’ta yapılacak seçimleri iptal edecekler. Niye? Makamlar gidiyor artık, insanlarımız gerçeği gördü artık. İstismar edilmekten yoruldu artık. İstismar etmedikleri hiçbir şey kalmadı, hiçbir şey. Maddi anlamda da manevi anlamda da her şeyi istismar ettiler maalesef. Ramazan ayı yaklaşıyor. Bütün belediyelerde koliler stoklanıyor, iaşe fişleri stoklanıyor. Yapmayın Allah aşkına. İnsanlarımızın duygularını, ihtiyaç sahibi olmalarını rencide etmeyin artık. Kapı kapı kutu dağıtacaklar. Kapı kapı iaşe fişi dağıtacaklar. Siz oraya yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu bitirmek için bu insanlardan oy istediniz. Bu insanlar da size yoksulluğu bitirin diye oy verdiler. İnsanlara koli koli iaşe paketi dağıtın diye oy vermediler. Emeklilerimiz sürekli istismar ediliyor. Bu kardeşiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üç kez söz aldı, emekli maaş zamlarıyla alakalı. Hepiniz biliyorsunuz 7 bin 500 liradan maaşı 10 bin liraya çıkarttılar, yüzde 33 bir artış yaptılar ama mikrofonu ellerine aldıklarında emekli maaşlarımızı yüzde 49 arttırdık dediler ama yüzde 33 artmıştı. Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti.”
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı “ADF Round”da uluslararası ticarette bağlantısallık ve birbirine bağımlılık konuşuldu.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği “ADF Round”a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.
Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak’ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak’ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı.”
Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı’yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, “Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz.” diye konuştu.
Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız.” ifadelerini kullandı.
“Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke”
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, “Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda.” şeklinde konuştu.
Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük.”
“Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var”
Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika’nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Şu anda Kızıldeniz’de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa’nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi.”
Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:
“Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi’nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle.”
“Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor”
Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, “Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var.” değerlendirmesinde bulundu.
Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, “Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor.” dedi.
“Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor”
Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği’nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, “Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz.” ifadelerini kullandı.
Gelecek 5 yılda ABD ve Çin’in, Avrupa’ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun “Avrupa için intihar” demek olduğunu söyledi.
Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, “Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız.” dedi.
“İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor”
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, “Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var.” dedi.
Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, “Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor.” ifadelerini kullandı.
Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor.”
“Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor”
AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, “Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna’da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa’da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030’da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak.” diye konuştu.
Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, “İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor.” dedi.
“Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir”
Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.
Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:
“Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz.”
Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, “Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir.” ifadelerini kullandı.
“Ticaret, en büyük barış kaynağıdır”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996’da Gümrük Birliği’ne geçişin, Türkiye’yi pozitif etkilediğini söyleyerek, “Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır.” diye konuştu.
İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli”
Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı ???????Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, “Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz.” diye konuştu.
Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:
“Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya’ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya’nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk’ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya’da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli.”
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor”
Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.
Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor.”
]]>
Adıyaman’da ihracat rakamlarını açıklayan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Geçen yılın Şubat ayına göre yüzde 13,6 artışla 21 milyar 86 milyon dolarlık ihracat ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek Şubat ayı ihracat değerine ulaştık” dedi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Şubat ayı dış ticaret rakamlarını Adıyaman’da açıkladı. Adıyaman Valiliğini ziyaret eden ve burada şeref defterini imzalayan Bakan Ömer Bolat, dış ticaret rakamlarını açıkladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 Şubat ayı dış ticaret rakamlarına gelince, ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 oranında artarak 21 milyar 86 milyon dolar gerçekleşmiştir. Böylece Cumhuriyet tarihimizin en yüksek Şubat ayı ihracat değerine ulaştık. Şubat ayı itibarıyla son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 oranında artışla 258,7 milyar dolar olarak gerçekleşerek 2023 yıl sonundaki tarihi rekor düzey bir kez daha aşılmıştır. İthalatımız ise Şubat ayında yüzde 8,5 oranında azalarak 28 milyar 87 milyon dolar gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığının Şubat’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,3 azalarak, 7 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da 14,6 puan artışla yüzde 75,1’e yükseldi. Şubat sonunda yıllık olarak ihracatımızda 258,7 milyar dolara ulaştık. Aralık sonunda 255,8 milyar dolardı. İhracatçılarımız ilk 2 ayda ekstradan 3 milyar dolar ihracat başarısı gösterdi. Yıllıklandırılmış ithalatımız 351,8 milyar dolara geriledi” dedi.
Bakan Bolat, konuşmasının devamında, “Küresel ticaretteki bu durgun seyre ve deprem felaketine rağmen 2023 yılında Türkiye ekonomisinde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat devam etmiştir. 2023 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 4,0 oranında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artışı ile Türkiye ekonomisi, yüksek oranlı büyüme performansını kesintisiz 14 çeyrektir sürdürmüştür. 2023 yılında ise ekonomik büyümemiz yüzde 4,5 oranında gerçekleşerek yüzde 4,4 olan OVP hedefini aşmıştır. Bu büyüme performansı ile ülkemiz verisi açıklanan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde 1. sırada, OECD ülkeleri içinde 2., G-20 ülkeleri içinde ise 4. sıradadır. Böylelikle 2023 yılında nominal GSYH 1,1 trilyon dolara ulaşarak ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini aşmıştır. Bu performans ile Suudi Arabistan ve Hollanda’yı geride bırakarak dünyanın en büyük 17. ekonomisi olması tahmin edilmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre ülke bazında nominal GSYH büyüklüğüne (dolar) göre Türkiye 2022 yılında 906 milyar dolar ile 19. sırada yer almaktadır. IMF beklentilerine göre bu sıralamanın 2023 yılında 1 trilyon 155 milyar dolar ile 17’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Ayrıca, 2023 yılında kişi başına düşen gelir yüzde 23 oranında artarak 13 bin 110 dolar seviyesine yükselmiştir. Sahip olduğumuz bu olumlu seyrin bir göstergesini de küresel ihracattan aldığımız payda görüyoruz. Nitekim 2021 yılında ilk defa yüzde 1 seviyesini aşan küresel ihracattan aldığımız pay, 2022 yılında yüzde 1,02’ye ve 2023 yılı ilk üç çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,06’ya yükselmiştir. Öte yandan, depremin 2023 yılında Şubat-Aralık döneminde ihracatımız üzerindeki negatif etkisini 6 milyar doların üzerinde hesaplıyoruz. Bu kapsamda, 2023 yılı ihracatımızın deprem yaşanmamış olsaydı yüzde 3,1 oranında artarak 262,2 milyar dolar olabileceği öngörülmektedir” ifadelerini kullandı. – ADIYAMAN
]]>
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, öngörülebilir ve kurallara dayalı bir küresel ticaret sisteminin, istikrar ve refahın yayılması yoluyla dünyadaki barış ortamını güçlendireceğini düşündüklerini söyledi.
Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024 kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” paneli yapıldı.
Hisarcıklıoğlu, buradaki konuşmasında, Antalya’nın dünyada en çok ziyaretçi çeken ilk 5 şehir içinde yer aldığını ve geçen yıl 16 milyon yabancı turist ağırladığını belirterek, sanayi ve tarımda da adını duyuran şehrin, şimdi diplomasinin öne çıkmasını sağlayarak küresel barışa katkı verdiğini dile getirdi.
Ticaretin sadece iktisaden değil siyaseten de önemli hale geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Küresel değer zincirlerinin parçası olan ülkeler, daha kolay ve daha hızlı büyüyor. Bu yüzyılın başında Türkiye bunun somut bir örneğini sergiledi. AB’nin dönüştürücü etkisiyle Türkiye, bu bölgenin sanayi devi ve en çok sanayi ürünü üreten ülkesi haline geldi. Otomotiv, beyaz eşya, konfeksiyon başta olmak üzere Avrupa’nın ana tedarikçisi oldu. AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülke Türkiye’dir. 1996’da Gümrük Birliği’ne geçiş Türkiye’yi pozitif etkiledi. Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarı ve refahı için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler hem daha zengin hem de daha huzurlu olacaktır.” dedi.
“Ülkeler arasındaki ticari engelleri kaldırmalı”
Hisarcıklıoğlu, Avrupa’nın kurduğu birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa’nın 80 yıldır savaş görmediğine dikkati çekerek, ticaretin en büyük barış kaynağı olduğunu söyledi.
Ticaretin gelişmekte olan ekonomilerde verimliliği ve istihdamı artırırken enflasyonun kontrol altına alınması yoluyla yaşam standartlarını yükselttiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
“Ülkeler arasındaki ticari engelleri kaldırmalı, birbirimizle ticareti artırmalıyız. Kurallara dayalı bir küresel ticaret rejimi kurmanın tüm ulusların yararına olduğunu görmeliyiz. DTÖ, küresel ticarete belli bir düzen gelmesini ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağladı. İş dünyası olarak, küresel ticaret sisteminin güncellenmeye ve reforma ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Serbest ticarete karşı kamuoylarındaki tepkinin altında yatan nedenlere yanıt veren, kapsayıcılık ve kalkınma ilkelerine dayalı bir DTÖ reformunu destekliyoruz. DTÖ’nün küresel ticaret konularında başat müzakere ortamı haline getirilmesini arzu ediyoruz. Öngörülebilir ve kurallara dayalı bir küresel ticaret sisteminin, istikrar ve refahın yayılması yoluyla dünyadaki barış ortamını güçlendireceğini düşünüyoruz.”
Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak Türkiye’nin kara gümrük kapılarını yap-işlet-devret modeliyle modernize ettiklerini, sınır geçişlerini kolaylaştırdıklarını dile getirdi.
Bunun bir kazan-kazan projesi olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, “İhracat yapan firmalarımız daha hızlı gümrük geçişi yapmaları sayesinde lojistik maliyetlerini azalttılar. Devletimizse hem bütçesine ilave yük getirmedi hem de artan işlem hacmiyle daha fazla vergi geliri elde etti. BM tarafından da en iyi kamu-özel sektör ortak projesi olarak seçildik ve dünyaya örnek gösterildik. Şimdi bu modelimizi çevre coğrafyamıza yaymak için harekete geçtik.” diye konuştu.
Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan da teknolojinin pek çok küresel problemi çözebileceğini belirtti. Ancak burada Çin ve ABD blokuna dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Doğan, ülkelerin teknolojide sürdürülebilirliği yakalayabilmeleri için birliktelik kurmasının önemine işaret etti. Doğan, bunun da ülkelerin kendi strateji ve inovasyonunu geliştirmesiyle mümkün olabileceğini vurgulayarak, Türkiye’nin bu konuyu oldukça ciddiye alarak regülasyonlar gerçekleştirdiğini kaydetti.
]]>
Ticaret Bakanlığı ekipleri, yaklaşan ramazan ayı öncesinde yurt genelindeki marketlerde temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine yönelik fahiş fiyat ve etiket denetimlerini yoğunlaştırdı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlık, düzenli olarak yaptığı market denetimlerini ramazan ayının yaklaşması nedeniyle sıklaştırdı. Bu kapsamda Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Tekirdağ, Sakarya, Samsun, Manisa, Aydın ve Van’daki marketlerde eş zamanlı fahiş fiyat ve etiket denetimi yapıldı.
Ekipler, özellikle temel gıda ve temel ihtiyaç ürünlerine yönelik etiketleri inceledi. Denetimlerde, ürünlerin fiyatlarının fahiş olup olmadığına, ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark bulunup bulunmadığına, etiketlerdeki ürün fiyatının son değişim tarihi ile önceki fiyatına bakıldı.
Meyve, sebze reyonlarında da ürünlerin menşei ve geliş fiyat bilgisi Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden kontrol edildi.
İstanbul
İstanbul’da Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe ve beraberindeki ekip, Ataşehir ve Ümraniye’deki bazı marketlerde inceleme yaptı.
Menteşe, 12 ay boyunca denetimlere devam ettiklerini belirterek, “Bugün yine onlardan birisindeyiz. Yaklaşmakta olan ramazan ayı öncesi fiyatlarda bir yükselme olup olmadığını kontrol etmek için geldik. Bugün de perakende de bir işletmemizdeyiz. Arkadaşlarımızla onları denetliyoruz.” dedi.
Temel gıda maddeleri başta olmak üzere yaklaşık 50 ürünü incelediklerini dile getiren Menteşe, “Ürünün etiketinin olup olmadığına bakıyoruz, etiketi varsa usule uygun olup olmadığını, ayırt edici özelliğinin olup olmadığını, fiyat değişim tarihinin olup olmadığını, satış fiyatıyla ilgili para birimimizin ambleminin olup olmadığını kontrol ediyoruz. Raftaki fiyat ile kasa fiyatını karşılaştırıyoruz. Bunlarda bir yanlışlık varsa tutanakla idari yaptırma uyguluyoruz.” diye konuştu.
Menteşe, raf ve kasa fiyatı uyuşmazlıklarında her bir ürün için 2 bin 172 lira idari yaptırım uyguladıklarına dikkati çekerek şunları ifade etti:
“Dolayısıyla belediye zabıtalarımız da denetimlerine devam ediyorlar. Burada, özellikle sebze, meyve reyonunda ürünün kimlik bilgisi dediğimiz künyesinin olup olmadığını kontrol ediyoruz. Künye bilgisi dediğimiz, Bakanlığımızın ücretsiz uygulaması olan HKS var. Vatandaşlarımız cep telefonlarına indirip barkodları okuturlarsa ürünün ilk üreticisinden son tüketiciye kadarki genel aşamalarını görebiliyorlar.”
Ankara
Ankara Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan, ramazan ayı öncesi fiyat etiketi ve haksız fiyat artışı denetimlerinin devam ettiğini söyledi. Ramazan ayı boyunca da denetimleri yoğun şekilde sürdüreceklerini belirten Tan, başkentin her yerinde denetimlerin devam ettiğini bildirdi.
Günde 12 bölgede denetim yapıldığını söyleyen Tan, daha çok zincir marketlerin denetlendiğini dile getirdi.
İzmir
İzmir’de İl Ticaret Müdürlüğü ekipleri, Konak ilçesindeki marketlerde yaptıkları denetimlerde ürünlerin etiket ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı, evrak kontrolü yaptı.
Ticaret İl Müdürü Mustafa Çağrı Ergünen, denetim ekibi sayısının artırıldığını, ramazan ayı öncesi il genelindeki denetim yoğunluğunu artırdıklarını ifade etti.
Balıkesir
Balıkesir Ticaret İl Müdürü İlhan Pehlivan ve beraberindeki ekip, Kuvayi Milliye Mahallesi’ndeki bazı marketlerde denetim yaptı.
Pehlivan, Bakanlık olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda hareket ettiklerini söyledi.
Denetimleri tüketici mağduriyetlerini önlemek için yaptıklarını belirten Pehlivan, şöyle dedi:
“Denetimlerimizi kanunumuza göre yapıyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için denetimlerimizi sürekli gerçekleştiriyoruz. Vatandaşlarımız mağduriyet yaşadıkları zaman bunu bize bildiriyorlar. Bizler de şikayetler neticesinde yaptığımız denetimleri onlara geri dönüş yaparak bildiriyoruz. Ekiplerimiz her şekilde sahada, Balıkesir’de gidilmedik yer bırakmadık. Vatandaşlarımızdan denetimlerimize ilişkin olumlu geri dönüş alıyoruz. Denetlediğimiz de bizim esnafımız, biz burada orta yolu bularak adaleti sağlıyoruz. Esnafımızın yönetmelik ve mevzuata uygun hareket etmesini sağlıyoruz, bir taraftan da vatandaşımızın güven duygusunu artırıyoruz.”
Tekirdağ
Tekirdağ Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri de zincir marketlerde fahiş fiyat ve etiket denetimlerini sürdürdü.
Denetimlere katılan Tekirdağ Ticaret İl Müdürü Mehmet Furtına, “Ticaretin Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda çalıştıklarını söyledi.
Furtına, fahiş fiyat artışı yaptıkları tespit edilen üretici, tedarikçi veya perakende işletmelere idari para cezası uygulandığını dile getirdi.
Sakarya
Sakarya’da da ramazan ayı öncesi yerel ve zincir marketler mercek altına alındı.
Ticaret İl Müdürü Emre Atmaca, fiyat etiketi, haksız fiyat artışı, kasa ve raf fiyatı arasındaki farkların denetlenmesine yönelik çalışmaların aralıksız süreceğini belirtti.
Denetimlerde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda işletmelere idari para cezası uygulanacağına işaret eden Atmaca, fiyat etiketi, kasa ve raf fiyatı arasındaki farkların denetlenmesinde Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediye zabıta birimlerinin kendilerine destek olduklarını söyledi.
Atmaca, gıda toptancıları ve marketlere yönelik denetimlerin yoğun şekilde devam edeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Yaklaşık bir aydır ilimizdeki gıda toptancılarını denetliyoruz. Temel gıda maddeleri başta olmak üzere ramazan ayında yoğun tüketilecek ürünlerin denetimine özellikle ağırlık veriliyor. Denetimlerimiz sadece tüketicimizin korunmasına yönelik değil, dürüst, basiretli tacirlerimizin de haklarını korumaya yöneliktir. Bu anlamda haksız fiyat artışlarına ya da fahiş fiyata yeltenecek tacirimize ve esnafımıza asla geçit verilmeyecektir.”
Samsun
Samsun’da da Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, denetimlerde etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığını incelediklerini dile getirdi.
Turpçu, şöyle konuştu:
“Denetimlerimizde bir taraftan 6585 Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında haksız fiyat artışları olup olmadığını, diğer taraftan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Fiyat Etiket Yönetmeliği kapsamında ürünlerin üzerinde mevzuata uygun bir şekilde fiyat etiketlerinin bulunup bulunmadığını, etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığını kontrol ederek, göstermelik, aldatıcı ve yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetlerinin önüne geçmeye çalışıyoruz.”
Manisa
Manisa’da başta zincir marketler olmak üzere temel gıda ürünlerinin satışının yapıldığı iş yerlerinde denetim yapan ekipler, indirim etiketli ürünlerden alışveriş sepeti oluşturdu, sepetteki ürünlerin etiket ve kasa fiyatını karşılaştırdı.
İl Ticaret Müdürü Serkan Karabacak, ramazan ayı öncesi vatandaşları fahiş fiyat artışından korumak, aldatıcı ve yanıltıcı indirimlerin neden olduğu mağduriyetlerin önüne geçmek için denetimleri sürdürdüklerini söyledi.
Karabacak, “Şubat ayı içinde Bakanlığımızca atanan 14 yeni personel ve tahsis edilen yeni bir araçla haksız fiyat artışı ve fiyat etiketi denetimlerimizin artarak devam edeceğini kamuoyunun bilgisine sunmak istiyorum.” dedi.
Aydın
Aydın Ticaret İl Müdürü Arif Aksu da fiyat etiketleri ve haksız fiyat artışlarına yönelik denetimlerin sürdüğünü belirterek, “Fiyat etiketlerindeki uygunsuzlukları tutanakla İl Müdürlüğümüz yapacak. Haksız fiyat artışıyla ilgili tespitleri de Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna iletilmek üzere Bakanlığımıza göndereceğiz.” diye konuştu.
Van
Van’da da Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Tuşba’daki marketlerde fiyat ve etiket denetimi yaptı.
Ticaret İl Müdür Vekili Derya Ayaydın, kentte düzenli olarak denetim yapıldığını belirterek şunları söyledi:
“Özellikle temel gıda ve temel ihtiyaç ürünlerine yönelik yapılan denetimlerde, ürünlerin üretim yeri, ayırıcı özelliği, tüm vergiler dahil satış fiyatı, birim fiyatı, satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başlandığı tarih, üretim yeri Türkiye olan mallar için Bakanlıkça tespit ve ilan edilen şekil, logo veya işaret, ambalajlı malın satış fiyatından ayrı olarak ambalajın teslimine ve iadesine ilişkin depozito bedeli var ise söz konusu bedelin tutarı kontrol edilmektedir. Ayrıca, malın satış fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığına bakılarak, aykırılık tespit edilen durumlar tutanak altına alınarak idari yaptırım uygulanmaktadır.”
Ayaydın, indirimli satışa konu mal veya hizmetin indirimli satış fiyatı, indirimden önceki fiyatı, tarife ve fiyat listelerinin de incelendiğini ve aykırılıklarda gerekli işlemlerin yapıldığını dile getirdi.
Haksız fiyat artışıyla ilgili denetimlerin de yoğun bir şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Ayaydın, büyük gıda toptancılarına yönelik denetimler de yapıldığını bildirdi.
Düzenli olarak yapılan denetimlerin ramazan ayının yaklaşmasıyla sıklaştırıldığını belirten Ayaydın, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın gösterdiği Türkiye Yüzyılı hedefinin temel taşlarından olan ‘Ticaretin Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda Ticaret Bakanlığı olarak bir taraftan fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden vatandaşlarımızı korumak için haksız fiyat artışları, diğer taraftan da fiyat etiketlerinde yer verilen göstermelik aldatıcı ve yanıltıcı indirimlerin sebep olduğu tüketici mağduriyetleri ile hem masada hem de sahada ramazan ayı öncesi gerçekleştirdiğimiz yaygın ve yoğun denetimlerimizle, etkin mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.”
]]>
Kırgızistan-Türkiye İş Forumu, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te yapıldı. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Bişkek’te düzenlenen Kırgızistan-Türkiye İş Forumu’nun açılışında konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı. Türk iş adamlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerinin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi. 2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan Ticaret Temsilciliğinin açıldığını hatırlattı. Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.
“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”
Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev de, Kırgızistan’daki yatırım imkanlarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir” dedi. Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı. Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş adamlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi. Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu. Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
“Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke”
Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti. Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir” dedi.
Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum” diye konuştu.
Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum” ifadelerini kullandı.
Kırgızistan’ın Bolu Fahri Konsolosu Atillahan Kurt, Kırgızistan-Türkiye iş birliğine değinerek, Türk Devletler Teşkilatı’nda Kubanychbek Omuralıyev genel sekreterliğinde yapılan çalışmalara dikkat çekti. Kurt, Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın ekonomik birliğinin önemini vurguladı.
Basına açık toplantıda Kırgızistan Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar, Türkiye’den gelen heyete ekonomik iş birliği açısından değerlendirilecek yatırım fırsatlarını tanıttı.
Öte yandan Türkiye’den iş adamları heyeti, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov adına düzenlenen yemekte buluştu. Yemeğe temsilen Kırgizistan Başbakanının birinci yardımcısı katıldı. Programın ikinci günü Kırgızistan Başbakanı Muhammedkalıy Abılgaziyev, Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar Amangeldiev, Sağlık Bakanı, Türkiye’nin Kırgızistan Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçilisi Ruslan Kazakbaev’i temsilen elçilik çalışanları ve bazı akademisyenlerin katılımı ile Kırgız Milli Şenlikleri düzenlendi. – BİŞKEK
]]>
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye İş Forumu düzenlendi.
Forum, Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkanı Akılbek Caparov, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev, Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Bişkek Belediye Başkanı Aybek Cunuşaliyev ve Türkiye’den gelen 60 kişilik iş insanı heyetinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Caparov, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı.
Türk iş insanlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz.” dedi.
Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi.
2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan’ın Ticaret Temsilciliğinin açıldığını anımsattı.
Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.
“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”
Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Amangeldiyev de Kırgızistan’daki yatırım olanaklarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir.” dedi.
Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı.
Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş insanlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi.
Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu.
Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.
2024 yılı, Türkiye ile Kırgızistan için önemli bir yıl
Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti.
Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir.” dedi.
Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum.” diye konuştu.
Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Türk iş insanı heyetinin temsilcisi Yavuz Altun, Kırgızistan’ı daha önce bir kez ziyaret ettiğini ve kendilerini “evlerinde gibi” hissettiklerini söyledi.
Altun, Kırgızistan’ın 200 milyonluk bir coğrafyaya hizmet etmek isteyen bütün üretici ve sanayiciler için muhteşem fırsatların bulunduğu bir ülke olduğunu vurguladı.
Forum kapsamında, ikili iş görüşmeler yapıldı ve yerel firmalar gıda alanındaki ürünlerini sergiledi.
]]>
İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici İstanbul’da buluştu.
İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Açılış töreninde siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici ve ihracatçı, 2 gün boyunca ikili iş görüşmelerine katılacaklar.
İWCI Forum bu yıl “Gelecek Afrika’da; geleceği yakala” sloganıyla düzenlenirken uluslararası işbirliği, inovasyon ve Afrika kıtasında sürdürülebilir ticaretin merkezi olmayı hedefliyor. Katılımcılar arasında bulunan iş insanları, ticari heyetler ve üreticiler, etkinlik boyunca çeşitli sektörlerde işbirliği fırsatlarını değerlendirecekler.
“Hizmet ihracatını 2024 yılında 110 milyar dolara çıkartmak istiyoruz”
Bu forumun ülkemiz ve Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırım fırsatları için bir araya geldiklerini belirten Ticaret Bakanı Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Afrika son zamanlarda sosyal, ekonomik ve siyasal alanda kaydettiği ilerleme ile dünyanın ilgi odağı halindedir. Türkiye ve Afrika kıtası Ortadoğu ve İslam dünyasında ortak kültürel mirasa sahip olmak ile birlikte başlıca ticaret ortaklarımız arasında yer almaktadır. Kıta ile son 5 yılda karşılıklı ticaretimiz yaklaşık 5 kat artış ile 2023 yılında yaklaşık 32 milyar dolara ulaşırken, 2024 yılına ise güzel başladık. Ocak ayında, ikili ticaretimiz yüzde 26 artış ile 3 milyar dolara yükseldiğini gördük. Afrika kıtasına ihracatımız ise 2002 yılına göre 12 kat artarak 2023 yılında 21,3 milyar dolara yükseldi. Kıtada bulunana 54 ülkeye ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 8,3’ünü oluşturuyor. Hizmet ise ihracatı Afrika ile büyük bir potansiyele ulaştı. Türkiye hizmet ihracatını son 20 yılda 7 kat arttırarak 100 milyar dolara ulaştırdı. 2024 yılında bunu 110 milyar dolara ulaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz”
Forumun bu yıl 10’uncusunu düzenlediklerini ifade eden WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, “Bu yıl amacımız, Türk Kobileri ile Afrika traderlerini buluşturmak. Türkiye’den 500 tane kobimiz var ve 68 farklı şehirden insan var. Afrika’dan 53 farklı ülkeden 1600’ın üzerinde iş insanı var. Biz bu sene sonuç odaklı bir strateji yaptık. Bu organizasyon sayesinde bugün burada 2,5 milyon dolar ihracata ulaşmış bir Kayserili bir üreticiyi, 40 bin dolarla başlattığı ticareti yıllık 1 milyon dolar ihracata taşımış Ordulu bir üreticiyi, Batmandan ise bir üreticimizin 120 bin dolara 3 ayda gördüğü hikayeleri paylaştık. Amacımız burada, Türkiye gelişmek isteyen bir ülke olmak istiyorsa, 244 milyar dolar ihracatımızı, 500 milyar dolara, yüzde 1,06 olan dünya ticaretinden aldığımız payı yüzde 1,30’a çıkartmış oluruz. Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz” ifadelerini kullandı.
“Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı var”
Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı olduğunu belirten Bengisu, “Afrika’nın artık teknolojik yatırımlar, sanayi ile ilgili iletişim kurmak, ulaşım, telekomünikasyon, iletişim gibi alanlara ihtiyaçlar var. O yüzden bu alanlar için Türkiye Afrika için önemli bir fırsat. Afrika’nın tabiki tekstile, inşaat gibi birçok alana ihtiyacı var. Ama artık öncelikler değişti. Odağımızı artık açtık. Bugüne kadar uzanmadığımız ülkelere uzanıyoruz. Yeşil burun, Angola, Mozambik gibi ülkelere uzandık. Burada bugün 50 tane Portekizce konuşan müşterilerimiz var. – İSTANBUL
]]>
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO), Gürcistan ile karşılıklı iş birliği ve ticareti artırmak amacıyla Batum’a çalışma gezisi gerçekleştirdi.
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu başkanlığında, Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve Yönetim Kurulu’ndan oluşan heyet, Gürcistan ile karşılıklı iş birliği ve ticareti artırmak amacıyla Gürcistan Batum’a çalışma gezisi düzenledi.
İlk olarak Başkonsolos ziyaret edildi
Heyet ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti Batum Başkonsolosu Rıza Kağan Yılmaz’ı ziyaret etti. Batum Ticaret Müşaviri Canberk Güzel’in de eşlik ettiği ziyarette Başkan Murzioğlu, Samsun’un ekonomi, sanayi ve ihracat potansiyelinin yanı sıra öne çıkan sektörlerine ilişkin bilgiler verdi. Başkonsolos Yılmaz da Samsun TSO heyetine Türk firmalar için başta Batum olmak üzere Gürcistan pazarındaki fırsatlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Ziyarette ayrıca, Samsun’un sağlık turizmi potansiyeli gündeme gelirken, Gürcistan’la bu konuda yapılacak iş birliği imkanları görüşüldü. Ziyaretin bir başka ana başlığı da Samsun’la Gürcistan arasındaki dış ticaret potansiyeli ve e-ihracat konusunda oluşabilecek fırsatlar oldu. Oldukça samimi bir ortamda geçen ziyarette konuşmaların ardından Başkan Murzioğlu, Yılmaz ve Güzel’e anı takdiminde bulundu. Başkan Murzioğlu ayrıca, Başkonsolos Rıza Kağan Yılmaz’a Samsunspor atkısı hediye etti.
İş fırsatları görüşüldü
Samsun heyeti ardından ise, MÜSİAD Gürcistan Temsilcisi Hamza Köse’ye bir ziyarette bulundu. Karşılıklı görüşmenin ve anı takdiminin ardından Samsun heyeti, Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Romanadze’yi ziyaret etti. Burada yapılan ziyarette, iki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve ticari ilişkiler ele alınarak, görüş alışverişinde bulunuldu. Samsun heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Romanadze, “Sizlere yaklaşık üç ay önce yaptığımız ziyaretin ardından burada sizleri ağırlamak onur verici. Her zaman ifade ettiğimiz gibi Türkiye ile Gürcistan arasında geçmişten gelen çok güzel ilişkiler var. Ticaret ve Sanayi Odaları olarak bu güzel ilişkilere daha da fazla katkı sağlamalıyız. İadeyi ziyaretiniz bizleri çok memnun etti. Bizim amacımız, iki ülke arasındaki iş insanlarını bir araya getirmek ve işlerini kolaylaştırmak. Serbest ticaret anlaşmalarımız sayesinde Avrupa Birliği ülkelerine ve daha birçok ülkeye vergiden muaf bir şekilde ürün ihraç edebiliyoruz. Ham mamul ya da yarı mamulü Türkiye’den getirerek, Gürcistan’da işleyebilir, oradan birçok ülkeye gümrük vergisi ödemeden ihracat yapabilirsiniz. Bu avantajdan daha çok Türk sanayicisinin faydalanmasını istiyoruz. Çünkü biz sizleri yabancı olarak kabul etmiyoruz. Biz sizleri dost olarak kabul ediyoruz. Biz iki ülkenin karşılıklı ticaretinin artması için her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.
Murzioğlu, Samsun’u anlattı
Gürcistan basınının da ilgi gösterdiği çalışma ziyaretinde konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu ise misafirperverliklerinden dolayı Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Romanadze’ye teşekkür ederek, Samsun’un ekonomi, sanayi ve ihracat potansiyelinin yanı sıra öne çıkan sektörlerine ilişkin bilgiler verdi. Samsun’u Karadeniz’in en büyük ili ve parlayan yıldızı olarak tanıtan Başkan Murzioğlu, “Samsun, gerek bulunduğu stratejik konumu, gerekse sahip olduğu mal ve hizmetler üretimi altyapısıyla ekonomik faaliyetleri oldukça geniş bir yelpazeye yayılmış yükselen bir şehirdir. İlimizde üretim yelpazesi oldukça geniştir. Bu toplantının iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi açısından çok büyük fayda sağlayacağına inanıyorum. İki ülke arasında gönül köprüsü var. Adeta etle tırnak gibiyiz. Yapacağımız bu görüşmeler neticesinde ticaret hacmimizin daha üst seviyelere çıkacağına inanıyoruz. Oda olarak ticari işbirliğimizi geliştirmek için de elimizden gelen çabayı göstermeye hazırız” diye konuştu.
Ziyaret, anı takdiminin ardından sona erdi. Samsun TSO heyeti son olarak, Türkiye-Gürcistan İş Konseyi ve Gürcistan Uluslararası Yatırımları Derneği Başkanı Osman Çalışkan’ı ziyaret etti. – SAMSUN
]]>
Türkiye-ABD Yeşil Teknoloji heyetleri TOBB’da bir araya geldi
ANKARA – Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi.
Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliği yaptığı Greentech Tech Heyeti Çalışma Yemeği etkinliğiyle bir araya geldi. Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin ele alındığı toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında rekor kırarak 33 milyar Dolara ulaştığı belirtildi. Yükselişin devam ettiği kaydedilirken, ikili ticaret hedefinin gelecek yıllarda 100 milyar Dolar seviyesine ulaşması olduğu ifade edildi. Öte yandan Yeşil Teknoloji misyonunun bu hedefe ulaşmada önemli bir katkı sunacağı toplantıda vurgulandı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye’nin ABD ile iyi ilişkiler içerisinde olduğunu dile getirerek, yeşil teknoloji odaklı bir misyonun ilişkilerin ilerletilmesi için bir dönüm noktası olacağını dikkati çekti. Tuzcu, “Biz ABD ile ekonomik ilişkileri daha fazla geliştirmek, ilerletmek istiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz” açıklamasında bulundu.
“ABD şirketlerinin ekonomiye katkısı 60 milyar dolardan fazla”
İki ülke arasında rakamların yeteri kadar iyi olmadığını da söyleyen Tuzcu, “ABD dünyadaki en büyük ithalatçılardan, mal ve hizmet ihracatında da en büyüklerden birisi. Bizim karşılıklı ticaretimiz düşük. Bir ilerleme kaydettik fakat, aramızdaki ilişkinin potansiyelini yansıtacak kadar bir ilerleme kaydedemedik. Bu ilişkileri daha da artırmalıyız. Hem ülkelerimize hem de 3’üncü ülkelere de yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de 2 bini aşkın ABD şirket mevcut. Son 20 yılda 14 milyar dolarlık yatırıma tekabül ediyor. Ekonomiye olan katkıları ise 60 milyar dolardan fazla. 100 binden fazla kişiyi Türkiye’de istihdam ediyorlar. Türkiye’den ABD’ye yatırım yapmış şirketler de var. Onlarda ABD’deki yatırımlarını bilhassa yeşil teknoloji alanındaki yatırımlarını artırıyorlar. ABD’deki yeni yönetmelik ışığında o pazara yatırım yapmay çok daha istekliler. Çünkü o piyasada büyük bir potansiyel görüyorlar” ifadelerine yer verdi.
Tuzcu, ABD’de Türkiye’den gelen çeliğe karşı uygulanan vergilerin kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, çelik konusunda Türkiye’nin ABD’nin sorununun bir parçası olmak istemediğini aktardı.
“İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz”
TOBB Başkanı Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu ise, ABD Ticaret Odası ve Yeşil Teknoloji heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, TOBB ve ABD Ticaret Odası’nın uzun bir süredir iki ülke arasındaki iş ilişkilerinin gelişimini desteklediğini dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, “Üyelerimizin karşılıklı yararı için ortaklığımızı genişletmeyi ve derinleştirmeyi başardık. Türk iş dünyasının çatı kuruluşu olarak Türkiye – ABD ilişkilerine her zaman öncelik veriyoruz. Türkiye-ABD ilişkilerinin üç boyutu olduğunu düşünüyoruz: Askeri-politik ve ekonomik. İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz. Ekonomik ilişkiler, Türk-ABD askeri ve siyasi ortaklığına da ciddi destek verecektir. Ticari ilişkilerimizi arttırmaya ve daha iyi bir yatırım ve iş ortamı sağlamaya odaklandık. Yatırımlar hali hazırda ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutu haline gelmiştir” dedi.
“Türk şirketleri ABD’de 9.7 milyar Dolar yatırım yapmıştır”
ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını beklediklerini dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Hali hazırda Türkiye’de faaliyet gösteren 2000 civarında Amerikan şirketi bulunmaktadır. ABD şirketlerinin toplam yatırımı 15 milyar dolara yakındır. Öte yandan ABD, yurt dışındaki Türk yatırımları için bir numaralı destinasyondur. Türk şirketleri ABD’de 9.7 milyar Dolar yatırım yapmıştır. Dolayısıyla burada bir kez daha karşılıklı yatırım potansiyelinin altını çizmek istiyorum. TOBB olarak Chicago’da ikili yatırım ve ticarete yardımcı olacak bir Ticaret Merkezi açtık. Sizleri de bu Ticaret Merkezi’nin hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyorum. İkili ticaret hacmi 2023 yılında 33 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türk ekonomisinin üretim kapasitesi ve Türkiye’nin yatırım ortamı bu hedefe ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Ticaret ve yatırım açısından birçok fırsatımız var. Türkiye olarak İtalya ve Çin arasında en büyük sanayi üretim hacmine sahip ülkeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
“AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz”
Hisarcıklıoğlu, Türkiye ve ABD’nin ticaret ortaklığına yeni ürünler ve sektörler ekleyebileceklerini kaydetti. Yeşil teknoloji misyonunun da bu yönde önemli bir katkı vereceğini, yeşil ve dijital dönüşümün, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin motoru olacağını belirten Hisarcıklıoğlu, “AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz. Turizmde dünyada en çok ziyaret edilen ilk 5 ülke arasındayız. Küresel müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın önde gelen 250 firmasının 42’si Türk firması. Bu açıdan da Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyoruz. Tarımsal gıda endüstrileri alanında da Avrupa’nın en büyük üreticisiyiz. Ayrıca son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin devam edeceğini umuyoruz ve iki müttefikin olması gereken yere geri döneceğiz. Ülkelerimiz arasındaki ticaretin daha liberal olması gerektiğine inanıyoruz. Serbest ticaret anlaşması ya da tercihli ticaret anlaşması karşılıklı ticaretin önünü açacaktır. Türkiye farklı nedenlerle ABD’nin GSP sisteminin dışında bırakıldı. Türkiye’yi sisteme yeniden entegre etmenin yollarını aramalıyız” diye konuştu.
“Sektöre özel misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum”
Bu tedbirler nedeniyle 2017-2022 yılları arasında Türkiye’nin ABD çelik ithalatındaki payının önemli ölçüde düştüğü bilgisini veren Hisarcıklıoğlu, “ABD yönetimini Türkiye’yi Bölüm 232 tedbirlerinin dışında tutmaya ikna etmek için desteğinize ihtiyacımız var. Bir diğer konu da Türkiye’nin ürünlerine yönelik ‘yaptırımlar’. Bu sorunların üstesinden gelmeli ve daha fazla ticaret ve yatırıma odaklanmalıyız. Yeşil Teknoloji misyonu, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük birliğini modernleştirme sürecine de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla sektöre özel bu misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Başkanlık İklim Özel Temsilciliği Kıdemli Danışmanı Büyükelçi David Thorne ve ABD Ticaret Odası Kıdemli Başkan Yardımcısı Marty Durbin de katılım sağladı.
]]>
Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi.
Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliği yaptığı Greentech Tech Heyeti Çalışma Yemeği etkinliğiyle bir araya geldi. Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin ele alındığı toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında rekor kırarak 33 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Yükselişin devam ettiği kaydedilirken, ikili ticaret hedefinin gelecek yıllarda 100 milyar Dolar seviyesine ulaşması olduğu ifade edildi. Öte yandan Yeşil Teknoloji misyonunun bu hedefe ulaşmada önemli bir katkı sunacağı toplantıda vurgulandı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye’nin ABD ile iyi ilişkiler içerisinde olduğunu dile getirerek, yeşil teknoloji odaklı bir misyonun ilişkilerin ilerletilmesi için bir dönüm noktası olacağını dikkati çekti. Tuzcu, “Biz ABD ile ekonomik ilişkileri daha fazla geliştirmek, ilerletmek istiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz” açıklamasında bulundu.
“ABD şirketlerinin ekonomiye katkısı 60 milyar dolardan fazla”
İki ülke arasında rakamların yeteri kadar iyi olmadığını da söyleyen Tuzcu, “ABD dünyadaki en büyük ithalatçılardan, mal ve hizmet ihracatında da en büyüklerden birisi. Bizim karşılıklı ticaretimiz düşük. Bir ilerleme kaydettik fakat, aramızdaki ilişkinin potansiyelini yansıtacak kadar bir ilerleme kaydedemedik. Bu ilişkileri daha da artırmalıyız. Hem ülkelerimize hem de 3’üncü ülkelere de yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de 2 bini aşkın ABD şirket mevcut. Son 20 yılda 14 milyar dolarlık yatırıma tekabül ediyor. Ekonomiye olan katkıları ise 60 milyar dolardan fazla. 100 binden fazla kişiyi Türkiye’de istihdam ediyorlar. Türkiye’den ABD’ye yatırım yapmış şirketler de var. Onlarda ABD’deki yatırımlarını bilhassa yeşil teknoloji alanındaki yatırımlarını artırıyorlar. ABD’deki yeni yönetmelik ışığında o pazara yatırım yapmaya çok daha istekliler. Çünkü o piyasada büyük bir potansiyel görüyorlar” ifadelerine yer verdi.
Tuzcu, ABD’de Türkiye’den gelen çeliğe karşı uygulanan vergilerin kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, çelik konusunda Türkiye’nin ABD’nin sorununun bir parçası olmak istemediğini aktardı.
“İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz”
TOBB Başkanı Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu ise, ABD Ticaret Odası ve Yeşil Teknoloji heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, TOBB ve ABD Ticaret Odası’nın uzun bir süredir iki ülke arasındaki iş ilişkilerinin gelişimini desteklediğini dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, “Üyelerimizin karşılıklı yararı için ortaklığımızı genişletmeyi ve derinleştirmeyi başardık. Türk iş dünyasının çatı kuruluşu olarak Türkiye-ABD ilişkilerine her zaman öncelik veriyoruz. Türkiye-ABD ilişkilerinin üç boyutu olduğunu düşünüyoruz: Askeri-politik ve ekonomik. İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz. Ekonomik ilişkiler, Türk-ABD askeri ve siyasi ortaklığına da ciddi destek verecektir. Ticari ilişkilerimizi arttırmaya ve daha iyi bir yatırım ve iş ortamı sağlamaya odaklandık. Yatırımlar hali hazırda ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutu haline gelmiştir” dedi.
“Türk şirketleri ABD’de 9,7 milyar dolar yatırım yapmıştır”
ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını beklediklerini dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren 2 bin civarında Amerikan şirketi bulunmaktadır. ABD şirketlerinin toplam yatırımı 15 milyar dolara yakındır. Öte yandan ABD, yurt dışındaki Türk yatırımları için bir numaralı destinasyondur. Türk şirketleri ABD’de 9,7 milyar dolar yatırım yapmıştır. Dolayısıyla burada bir kez daha karşılıklı yatırım potansiyelinin altını çizmek istiyorum. TOBB olarak Chicago’da ikili yatırım ve ticarete yardımcı olacak bir Ticaret Merkezi açtık. Sizleri de bu Ticaret Merkezi’nin hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyorum. İkili ticaret hacmi 2023 yılında 33 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türk ekonomisinin üretim kapasitesi ve Türkiye’nin yatırım ortamı bu hedefe ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Ticaret ve yatırım açısından birçok fırsatımız var. Türkiye olarak İtalya ve Çin arasında en büyük sanayi üretim hacmine sahip ülkeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
“AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz”
Hisarcıklıoğlu, Türkiye ve ABD’nin ticaret ortaklığına yeni ürünler ve sektörler ekleyebileceklerini kaydetti. Yeşil teknoloji misyonunun da bu yönde önemli bir katkı vereceğini, yeşil ve dijital dönüşümün, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin motoru olacağını belirten Hisarcıklıoğlu, “AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz. Turizmde dünyada en çok ziyaret edilen ilk 5 ülke arasındayız. Küresel müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın önde gelen 250 firmasının 42’si Türk firması. Bu açıdan da Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyoruz. Tarımsal gıda endüstrileri alanında da Avrupa’nın en büyük üreticisiyiz. Ayrıca son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin devam edeceğini umuyoruz ve iki müttefikin olması gereken yere geri döneceğiz. Ülkelerimiz arasındaki ticaretin daha liberal olması gerektiğine inanıyoruz. Serbest ticaret anlaşması ya da tercihli ticaret anlaşması karşılıklı ticaretin önünü açacaktır. Türkiye farklı nedenlerle ABD’nin GSP sisteminin dışında bırakıldı. Türkiye’yi sisteme yeniden entegre etmenin yollarını aramalıyız” diye konuştu.
“Sektöre özel misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum”
Bu tedbirler nedeniyle 2017-2022 yılları arasında Türkiye’nin ABD çelik ithalatındaki payının önemli ölçüde düştüğü bilgisini veren Hisarcıklıoğlu, “ABD yönetimini Türkiye’yi Bölüm 232 tedbirlerinin dışında tutmaya ikna etmek için desteğinize ihtiyacımız var. Bir diğer konu da Türkiye’nin ürünlerine yönelik ‘yaptırımlar’. Bu sorunların üstesinden gelmeli ve daha fazla ticaret ve yatırıma odaklanmalıyız. Yeşil Teknoloji misyonu, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük birliğini modernleştirme sürecine de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla sektöre özel bu misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Toplantıya; Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Başkanlık İklim Özel Temsilciliği Kıdemli Danışmanı Büyükelçi David Thorne ve ABD Ticaret Odası Kıdemli Başkan Yardımcısı Marty Durbin de katılım sağladı. – ANKARA
]]>
DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi’ni temsilen heyet başkanı olarak Meksika’da çeşitli temaslarda bulundu.
Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İTKİB organizasyonunda Meksika Ticaret Heyeti ihracatçı firmaların katılımlarıyla düzenlendi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha da güçlendirilmesine yönelik konuların ele alındığı programa, TİM’i temsilen Meksika heyet başkanı olarak DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ve DENİB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Selim Yaymanoğlu katılım sağladı.
Meksika’da farklı kurum ve kuruluşların başkanları ile dış ticaret oyuncularının bulunduğu etkinliğin açılış konuşmasını yapan Başkan Memişoğlu, geniş katılımlı bir heyetle, bölgenin en önemli pazarlarından biri olan Meksika’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Meksika’nın IMF rakamlarına göre 2023 yılında dünyanın en büyük 11. ekonomisi olduğunu ifade eden Heyet Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “2028 tahminlerinde bu sıranın daha da yükselmesi öngörülüyor. Benzer şekilde Türkiye de üst üste pozitif büyüme performansı gösteren ülkeler arasında. İki ülkede gelişen refah ortamının, yeni iş birlikleriyle karşılıklı bir kazanç zemini sunmasının önünde hiçbir engel yok. Türk ihracatçılar olarak, bu duygu ve düşüncelerle buradayız. Rakamlara baktığımızda, 2023 yılında Meksika ile dış ticaretimizin yaklaşık 2,5 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştığını görüyoruz. Elbette arzumuz, bu rakamlardan çok daha yukarısı. Ancak küresel ticaretin daraldığı bir yılda artış kaydetmek, yine de dikkate değer bir başarı. Geçtiğimiz yıl Meksika’ya 1 milyar 243 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatımız ise yine benzer bir seviyede gerçekleşti” dedi.
“Mesafeler ticarete engel değil”
Mesafelerin ticarete engel olmadığını belirten Heyet Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “ABD, Türkiye için bu durumun güzel bir örneği. Geçtiğimiz yıl ABD ile toplam dış ticaret hacmimiz 30 milyar doları aştı. Bu rakamda ihracat ve ithalat yarı yarıya. Buna benzer rakamların Meksika ile ticarette de mümkün olabileceğini düşünüyoruz. İhracat noktasında, pek çok sektörümüzde önemli fırsatlar var. İlaç ve kimyadan tekstile, plastikten, tarıma, toprak, cam, seramik gibi pek çok sektördeki fırsatları değerlendirmemiz gerekiyor. Geçtiğimiz yıl 1.900 firmamız Meksika’ya ihracat yaptı. Uzak olarak nitelendirilen bir pazar için çok ciddi bir sayı. İhracatçı firma sayımızın önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyoruz. Elbette karşılıklı ticaretin gelişmesi için serbest ticaret anlaşmaları büyük önem arz ediyor. Türkiye ve Meksika arasındaki STA müzakereleri uzun yıllardır devam ediyor. Ticaret Bakanlığımızla yaptığımız görüşmelerde STA sürecinin hızlanması yönündeki beklentilerimizi iletiyoruz. Türkiye-Meksika serbest ticaret anlaşması çalışmalarının yakın dönemde hız kazanmasını arzu ediyoruz” şeklinde konuştu.
Türk delegasyonu Türkiye Cumhuriyeti Meksika Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek, Meksika’da gerçekleştirilen görüşmeler, iki ülke arasındaki ilişkiler ve ortak hedeflere dair değerlendirmelerde bulundu. Heyet Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Meksika Büyükelçisi İlhan Kemal Tuğ’a misafirperverliği için teşekkürlerini iletti. Ayrıca CANACO CDMX (Meksiko Ulusal Ticaret, Hizmet ve Turizm Odası) Başkanı José de Jess Rodrguez Crdenas’ı makamında ziyaret edilerek ikili iş birliği fırsatları ve dış ticaret imkanları değerlendirildi. Öte yandan ülkelerin yaşadığı doğal afetler karşısında dayanışma konusu ele alındı. – DENİZLİ
]]>
Ticaret Bakanı Bolat: “Mart, nisan aylarında cari açığımız 30 milyar dolara gerileyecek”
“2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz”
“2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak”
“Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak”
“Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz”
ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi. – ANTALYA
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile Macaristan arasındaki ikili ticaretin 4 milyar dolara çıktığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın ortaya koydukları yıllık 6 milyar dolar ticaret hedefine kısa sürede ulaşılacağını bildirdi.
Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu (ETOK/JETCO) 1. Dönem Toplantısı’na ilişkin protokol, Bakan Bolat ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto tarafından imzalandı.
Bolat, Bakanlıktaki imza töreninde, 18 Aralık 2023’te Budapeşte’de gerçekleştirilen Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı’nda bu ülkeyle stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine yükseltildiğini hatırlattı.
“Türkiye-Macaristan Kültür Yılı”nın açılış töreninin gerçekleştirildiğini ifade eden Bolat, 2025’in iki ülkenin liderlerince “Ortak Bilim ve İnovasyon Yılı” ilan edildiğini söyledi.
Ülkeler arasında Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun 2022 yılında kurulduğunu dile getiren Bolat, “Amacımız, ekonomik yatırım ve ticari ilişkilerimizi daha da derinleştirmek ve ilerletmek. Bu anlamda ele alınacak ve kararlaştırılacak mekanizmalar JETCO toplantılarında belirlenecektir.” dedi.
“İkili ticaretimizi 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz”
Bolat, imzalanan mutabakat zaptında ikili ilişkilerden karşılıklı yatırımlara, teknolojiden enerji alanına, ticaretten sanayiye ve özel sektörler arasındaki işbirliğine kadar birçok konunun yer aldığını ifade etti.
Söz konusu toplantının, Macaristan ile ekonomik ilişkileri daha da geliştirmek için yeni fırsatlar doğuracağına inandığını belirten Bolat, “Mutabakat zaptında yer alan işbirliği konularında atılacak somut adımları da düzenli şekilde takip edeceğimizi vurgulamak istiyorum.” diye konuştu.
Bolat, dünya genelinde siyasi, ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemden geçildiğine işaret ederek şunları söyledi:
“Türkiye olarak biz de tüm muhtemel senaryoları ve bunların etkilerini göz önünde bulundurarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla birlikte küresel ekonomideki zayıf büyüme performansı, yatırım iştahındaki azalma, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış ve bölgesel çatışmalar, dünya ticaretine 2023 yılında olumsuz etkide bulunmuş ve dünya ticareti daralmıştı. Böyle bir dönemde Türkiye ile Macaristan arasındaki ticaretin 2023’te de artmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. İkili ticaretimizi 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz. İki ülke Devlet Başkanı ve Başbakanı’nın ortaya koyduğu yıllık 6 milyar dolar ticaret hedefine çok kısa sürede ulaşacağız.”
“Ekonomik ilişkilerimizi üst rakamlara çıkarmak için azimle çalışacağız”
Bu yıl Türkiye’den Macaristan’a doğal gaz ihracatının başlayacak olmasının iki ülke ticaretini daha da yukarılara ulaştıracağını belirten Bolat, Bakan Szijjarto’nun Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığını yılın ikinci yarısında devralacak olmasının da Türkiye ve AB ilişkilerine katkı sağlayacağını dile getirdi.
Bolat, taraflar arasında ulaştırma alanındaki işbirliğinin devam ettiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Hava yolu taşımacılığında da iki ülke arasındaki frekans sayımlarının artırılması konusunda yakında olumlu gelişmeler göreceğiz. Bu anlamda önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan ve Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın ortaya koydukları vizyon çerçevesinde karşılıklı ekonomik ilişkilerimizi çok daha üst rakamlara çıkarmak için iki taraf olarak azimle çalışacağız.”
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ankara’da Türkiye ve Macaristan arasında düzenlenen ortak JETCO mutabakat zaptının ilk toplantısında konuşarak, “İkili ticaretimizin 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz. İki ülke devlet başkanı ve başbakanının ortaya koyduğu yıllık 6 milyar dolar ticaret hedefinde çok kısa bir sürede ulaşacağız. Özellikle Türkiye’den Macaristan’a doğal gaz ihracatının bu yıl başlayacak olması, iki ülke ticaretini daha yukarı rakamlara ulaştıracaktır” dedi.
Ticaret Bakanı Bolat, ‘Türkiye-Macaristan Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komisyonu 1’inci Dönem Toplantısı’ (JETCO) kapsamında Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Ticaret Bakanlığı’nda bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Ticaret Bakanı Bolat, 18 Aralık 2023 tarihinde Budapeşte’de gerçekleştirilen, ‘Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6’ncı’ toplatısında alınan kararları hatırlattı. Bakan Bolat alınan kararlarla, Türkiye ile Macaristan arasındaki stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerin, geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine yükseldiğine değinerek, “İki ülke arasında kurulan JETCO mekanizmasının da anlaşması imzalanmış ve ilk toplantısının da iki ay gibi kısa bir süre sonra Ankara’da ev sahipliği yapmak fırsatını yakalamış bulunuyoruz” diye konuştu.
Bolat, 2024 yılının Türkiye ile Macaristan arasındaki diplomatik ilişkilerin başlamasının 100’üncü yıl dönümü olduğunu sözlerine ekleyerek, Türkiye ile Macaristan arasında 100’üncü yıl nedeniyle bir kültür yılı ilan edildiğini söyledi. 2025 yılının ise Türkiye ve Macaristan arasında ‘Ortak Bilim ve İnovasyon Yılı’ ilan edildiğini kaydeden Bolat, “Böylesine yakın bir işbirliği içinde olduğumuz Türkiye ve Macaristan arasında JETCO ortak ekonomi ve ticaret komisyonu da 2022 yılında kurulmuştu. Amacımız ekonomik yatırım ve ticari ilişkilerimizi daha da derinleştirmek ve ilerletmek. Bu anlamda ele alınacak ve kararlaştırılacak mekanizmalar bu JETCO belirlenecektir. Bu çerçevede bugün ilk toplantısında gerçekleştirdiğimiz JETCO ekonomik ve ticaret ortak komite toplantısının mutabakat zaptını biraz sonra değerli meslektaşım Peter Szijjarto birlikte imzalayacağız. Bu JETCO mutabakat zaptında ikili ilişkilerden karşılıklı yatırımlara ticaretten sanayiye, özel sektörler arasındaki iş birliğinden teknolojiden, enerji alanına, doğal gaz ve nükleer enerji, iş birliğine, Ulaştırma ve Çevre Alanındaki iş birliğine kadar pek çok farklı konular yer almaktadır” değerlendirmesini yaptı.
“İkili ticaretimizin 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz”
Bakan Bolat, dünya genelinde çok çirkin siyasi, ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemden geçildiğini belirterek, “Türkiye olarak biz de bütün muhtemel senaryoları göz önünde bulundurarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla birlikte küresel ekonomideki zayıf büyüme performansı yatırım iştahındaki azalma, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış ve bölgesel çatışmalar dünya ticaretinde 2023 yılında olumsuz etkide bulunmuş ve dünya ticareti daralmıştı. Böyle bir dönemde Türkiye ile Macaristan arasındaki ticaretin 2023 yılında da artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İkili ticaretimizin 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz. İki ülke devlet başkanı ve başbakanının ortaya koyduğu yıllık 6 milyar dolar ticaret hedefinde çok kısa bir sürede ulaşacağız. Özellikle Türkiye’den Macaristan’a doğal gaz ihracatının bu yıl başlayacak olması, iki ülke ticaretini daha yukarı rakamlara ulaştıracaktır” ifadelerini kullandı.
Bakan Bolat, Peter Szijjarto’nun, Avrupa Birliği dönem başkanlığını 2024 yılının ikinci yarısında devralacak olmasının Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini ve gümrük birliğinin genişletilmesine başlatılmasına da katkılar vereceğini dile getirdi.
İmza töreninin ardından, Türk ve Macar özel sektöre başkan ve temsilcileri karşılıklı fırsat ve iş birliği konularının ele anıldığı Türkiye-Macaristan Yuvarlak Masa İş İnsanları Toplantısı’ gerçekleştirildi. – ANKARA
]]>
Uluslararası yük taşımacılığında Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan ve Süveyş Kanalı’nı da kapsayan Kızıldeniz’de, uluslararası yük taşıyan gemilere yapılan saldırılar, uluslararası lojistik firmalarını yeni rota arayışlarına yönlendirerek alternatif rota olarak Türkiye’yi ve Doğu Karadeniz Bölgesi hinterlandında bulunan Orta Koridor rotasını ön plana çıkardı.
Konuyla ilgili konuşan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Kızıldeniz’de yaşanan saldırıların Asya ve Avrupa arasındaki yük trafiğinde Orta Koridor’un önemini artırdığını belirtti.
Gürdoğan, Her gün yaklaşık 50’den fazla geminin geçtiği ve küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’lik kısmının Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz rotası üzerinden kanalı geçerek yaklaşık 10 milyar dolarlık malı Asya coğrafyası ile Kuzey Avrupa, Akdeniz ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına taşınmasıyla yapıldığı rotada son aylarda taşıma yapan gemilere saldırılarının artması sonucu navlun fiyatlarının 10 kata yakın artış göstermesinin taşımacılık yapan operatörleri farklı rota arayışlarına yönelttiğini söyledi.
DKİB Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, mevcut durumda da bu güzergaha alternatif olabilecek, yani Asya ile Avrupa arasındaki yük trafiği akışını yönetecek en kısa mesafeli ve güvenli rotanın Orta Koridor rotası olduğuna dikkat çekerek “Çin’den başlayıp, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri üzerinden Hazar denizi geçişi veya Rusya Federasyonu üzerinden geçerek multimodal ulaşım sistemleri kullanılarak (denizyolu, karayolu, demiryolu) ülkemiz üzerinden geçiş yapılan bu rota, gerekli olan kısa vadeli yatırımlarla cazip hale getirilmesi halinde Ülkemize çok önemli ekonomik kazanımlar sağlayacaktır. Özellikle bu Orta Koridor’un Doğu Karadeniz Bölgesi ile bağlantılarının da kurulması halinde bu rotanın uluslararası lojistik otoriteleri tarafından tercih edilmesini daha da artıracaktır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin demiryolu ağına bağlantısı için planlanan 2053 yılını beklemek yerine, şimdiden elimizi çok çabuk tutarak Gürcistan Batum demiryolunun yaklaşık 14 km’lik bir demiryolu aksı ile Hopa limanına bağlanması, sonrasında bu bağlantıların Rize limanı, Rize lojistik merkezi ve Trabzon limanına bağlantılarının sağlanması, uluslararası ticarette Ülkemiz ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin uluslararası ticaret ve transit ticarette önemini kat kat artırmış olacaktır. Bunun yanında yine çok kısa bir zaman diliminde Sarp Sınır Kapısındaki yoğunluğu azaltmak amacıyla, önceki yıllarda bu kapıya alternatif olarak önerdiğimiz ve sadece yük trafiğinde kullanılacak Muratlı sınır kapısının, Artvin Kemalpaşa ilçesinden yapılacak çok kısa bir tünelle sınır kapısına yolun ulaştırılarak Muratlı Sınır Kapısının da açılması Orta Koridor geçişlerinde ülkemize büyük kazanımlar sağlayacaktır. Bunun yanında halen yapım çalışmaları devam etmekte olan ülkemizin Nahcivan üzerinden Azerbaycan ve Orta Asya Bölgesi’ne bağlantısını sağlayacak Zengezur Koridoru’nun da açılması ile Orta Koridoru’nun uluslararası lojistik firmaları tarafından tercih edilmesini daha da artıracağı gibi ülkemiz ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin de önemini daha da ön plana çıkaracağı gerçeğini görmemiz gerekmektedir. Bundan dolayı, küresel ticarette ve lojistikte yaşanan bu gelişmelerden ülkemizin ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin daha fazla pay alması, dış ticaretimizin artması ve halen atıl vaziyette düşük kapasiteleri ile ayakta kalmaya çalışan bölgemiz limanlarına işlerlik kazandırılması açısından Hopa-Batum demiryolu ile Muratlı sınır kapısı yatırımlarının çok ivedi bir şekilde önceliklendirilmesi gerekmektedir” dedi. – TRABZON
]]>
ABD ve İngiltere, Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda’nın desteğiyle yürüttükleri hava harekatı kapsamında Yemen’deki 8 Husi hedefini vurduklarını açıkladı.
İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, ABD ve İngiltere silahlı kuvvetlerine ait güçlerin adı geçen diğer 4 ülkenin de desteğiyle Kızıldeniz’deki ticari gemileri hedef alan Yemen’deki Husilere ait bazı noktaları vurdukları belirtildi.
Söz konusu hava saldırılarının Husilerin ticaret gemilerine ve dolayısıyla küresel ticarete yönelik tehditlerini yok etmek amacıyla yapıldığı ifade edilen ortak açıklamada, Husilerin de 11 Ocak’tan bu yana koalisyon gemilerine yönelik balistik füze saldırıları ve ABD ticari gemilerine yönelik insansız hava araçlı saldırılar düzenlediği kaydedildi.
Açıklamada, “Bugünkü saldırı özellikle Husilerin yer altı depolama sahasını ile füze ve hava gözetleme yetenekleriyle ilişkili yerleri hedef aldı.” ifadeleri kullanılırken, vurulan hedef sayısının 8 olduğu kaydedildi.
Kasım ayı ortasından bu yana Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik 30’un üzerinde saldırı yaptığına işaret edilen açıklamada, “Uluslararası toplumun geniş fikir birliğinin bilincinde olarak, kurallara dayalı düzeni, seyrüsefer özgürlüğünü ve uluslararası ticareti korumaya, Husileri denizciler ve deniz ticaretine yönelik yaptıkları kabul edilemez ve yasa dışı saldırılardan sorumlu tutmaya kararlı, benzer düşüncelere sahip ülkelerden oluşan bir koalisyon olarak bir kez daha harekete geçtik.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada koalisyonun hedefinin bölgede tansiyonu düşürmek ve Kızıldeniz’de istikrarı sağlamak olduğu vurgulanarak, “Husilere uyarımızı tekrarlamak istiyoruz. Devam eden tehditler karşısında dünyanın en kritik su yollarından birindeki hayatları ve serbest ticaret akışını savunmaktan çekinmeyeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.
Husiler başkent Sana’nın vurulduğunu duyurmuştu
Öte yandan Husilere ait Ensarullah internet sitesinde verilen son dakika haberinde, “ABD-İngiliz güçlerinden başkent Sana’ya saldırı” ifadeleri kullanılmıştı.
Bölge sakinlerinden alınan bilgilere dayandırılan haberlerde, bir savaş uçağının başkent Sana semalarında uçmasıyla eş zamanlı olarak başkentin kuzey bölgelerinde şiddetli patlamalar meydana geldiği ifade edilmişti.
Husiler, 19 Ocak’ta da ülkenin batısındaki Hudeyde kentine ABD ve İngiltere’nin 2 kez saldırı düzenlediğini açıklamıştı.
Kızıldeniz’deki durum
İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim’de Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.
ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail ile bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi, ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.
Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasının talep edildiği kararı kabul etti.
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2023 yılında toplam 23 milyar 74 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ve kaçak ticari eşya yakalamasına imza attık” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Komuta Kontrol Merkezi’nde düzenlenen “2023 Yılı Kaçakçılık Verileri Değerlendirme Toplantısı”na katıldı. Kaçakçılık ile mücadeleyi anlatan video gösteriminin ardından bir konuşma yapan Bakan Bolat, kara, hava ve deniz yollarındaki gümrüklere ait bir yıllık verileri paylaştı. Bakan Bolat, gümrüklü sahalarda başta uyuşturucu ticareti olmak üzere kaçakçılığın her türüne karşı başarılı operasyonları Türkiye’nin dört bir yanında 7 gün 24 saat durmaksızın sürdürerek 2023 yılını geride bıraktıklarını belirtti. Ticaret Bakanlığının sahip olduğu gelişmiş teknik ve beşeri kapasitenin sunduğu tüm imkanları kullandıklarını ifade eden Bolat, gümrük sahalarına giriş-çıkış yapan milyonlarca taşıt, eşya ve yolcunun kontrolünü sağlayarak, ülkenin ve milletin menfaatlerini korumak adına kaçakçılık teşebbüslerine geçit vermediklerini dile getirdi.
“Terör örgütlerinin gelir kaynağı olan yasa dışı uyuşturucu ticaretine büyük darbe indirdik”
Bakan Bolat, “Ülkemizin menfaatlerini korumak adına da kaçakçılık faaliyetlerine geçit verilmemektedir. Bu konuda İçişleri Bakanlığımıza bağlı Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Teşkilatımız ve Sahil Güvenlik Komutanlığımız ekipleriyle tam bir koordinasyon ve uyum içerisinde çalışma gösteriyoruz. Türk aile yapısının bütünlüğünü, sağlığını ve gençlerimizi hedef alarak, toplumumuzun sağlığına, refahına ve geleceğine göz diken uyuşturucu tacirlerine göz açtırmıyoruz. Terör örgütlerinin en önemli gelir kaynağı olan yasa dışı uyuşturucu ticaretine büyük darbe indirdik” ifadelerini kullandı.
“2023 yılında 23 milyar 74 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ve kaçak ticari eşya yakalandı”
Türkiye’yi ekonomik yönden zarara uğratacak ve dolayısıyla ekonomik istikrarı bozacak her türlü yasadışı kaçakçılık teşebbüsünün önlenmesi amacıyla başta gümrük kapıları olmak üzere ülkenin tamamında büyük fedakarlık ile çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Bakan Bolat, şunları söyledi:
“Personelimizin üstün gayretinin sonucu olarak 2023 yılı sonu itibarıyla gerçekleştirdiğimiz yakalamalara ait bazı istatistiki bilgileri siz değerli basın mensupları ile paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 12 ton uyuşturucu, 1 milyon 200 bin litre akaryakıt, 1 milyar 368 milyon lira değerinde bin 302 adet araç, 3 milyar 210 milyon lira değerinde elektronik eşya, 5 bin tonu aşan gıda, 8 milyon adedi aşan elektronik sigara cihazı ve aksamı, 446 milyon adet tütün ve tütün mamulü, yaklaşık 7,5 milyar lira değerinde 40 milyon adet çeşitli eşya, 1 milyon 886 bin adedi tıbbi ilaç olmak üzere toplam 2 milyon 335 bin tıbbi malzeme yakalaması gerçekleştirilmiştir. 2022 yılına göre yüzde 93 değer artışıyla 2023 yılında toplam 23 milyar 74 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ve kaçak ticari eşya yakalamasına imza attık.”
Bakan Bolat, iç piyasa dengesini ve rekabet gücünü sarsacak girişimleri tespit etmeye ve gereken işlemleri yaparak, Türkiye’deki ticaretin daha güvenli ve kesintisiz devamını sağlamaya yönelik çalışmalarını azimle sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı. Bakan Bolat, ayrıca komuta kontrol merkezindeki teknik donanımlar hakkında da bilgi aldı. – ANKARA
]]>
TİCARET Bakanı Ömer Bolat, “2023 yılında toplam 23 milyar 74 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ve kaçak ticari eşya yakalamasına imza attık” dedi.
Bakan Bolat, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Komuta Kontrol Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, 2023 yılı kaçakçılık verilerini değerlendirdi. Bolat, 2023 yılında hükümet olarak ihracat temelli, kalıcı ve istikrarlı büyümenin sağlanması için büyük çabalar sarf ettiklerini söyledi. Yasa dışı ticaretle mücadelede tavizsiz bir şekilde ellerinde geleni yaptıklarını söyleyen Bolat, “Bunları yaparken hem haksız ticareti engellemek hem devletin gelir kaybını engellemek hem de halkımızın güvenle yaşamasını sağlamak; ticarette istikrarı sağlayabilmek ve dürüst, namuslu tüccarların da menfaatlerini koruma noktasında 7/24 çalıştığımızı ifade etmek istiyorum. Havada, karada, demir yollarımızda hareket eden her araç dikkatli bir şekilde takip edilmektedir. Yasa dışı uygulamalar ve bunlara tevessül etme varsa bunlar en kısa sürede yakalanmaktadır. Bu nedenle 86 milyon vatandaşımız rahatlıkla devletine, hükümetine güvenebilir. 154 tane gümrüğümüz var ve 16 bin gümrük çalışanımız var. Bunların 8 bin 500’ü gümrük muayene personelimiz, 7 bin 500 kadarı da gümrükler muhafaza kaçakçılık ve istihbarat personelimiz. Hepsini de çok teşekkür ediyorum” dedi.
‘UYUŞTURUCU TİCARETİNE ASLA GÖZ AÇTIRMIYORUZ’
Bakanlığın gümrüklü sahalarda, başta uyuşturucu ticareti olmak üzere kaçakçılığın her türüne karşı 365 gün başarılı operasyonlar gerçekleştirildiğini kaydeden Bolat, “Gümrüklü sahalarımızda milyonlarca taşıt, eşya ve yolcunun kontrolü yapılmaktadır. Ülkemizi ve halkımızın menfaatlerini korumak adına da kaçakçılık teşebbüslerine geçit verilmemektedir. Bu konuda emniyet, jandarma ve sahil güvenlik ile de tam bir koordinasyon ve uyum içinde çalışma gösteriyoruz. Türk aile yapısının bütünlüğünü, sağlığını ve gençleri hedef alan uyuşturucu ticaretine asla göz açtırmıyoruz. Terör örgütlerinin en önemli gelir kaynağı olan uyuşturucu ticareti ve yasa dışı ticarete de büyük darbeler indirmiş bulunuyoruz. Bakanlığımız bu mücadeleyi sergilerken vizyoner projeler ortaya koymaya, dünyadaki en gelişmiş teknik imkanları ve ekipmanları kullanmaya da büyük önem veriyor” diye konuştu.
’12 TON UYUŞTURUCU ELE GEÇİRİLDİ’
Gümrükler Muhafaza Komuta Kontrol Merkezi’nin 780 bin kilometrekarelik toprakları ve kara sularını 7/24 kontrol ettiğini vurgulayan Bolat, “Burada özellikle uzman, dinamik ve etkin bir çalışma ekibine sahibiz. 2023 yılının tamamında toplam 182 milyon yolcunun giriş-çıkış kontrolü yapıldı, 8 milyon 300 bin konteyner kontrol edildi, 966 bin uçak bizim hava sahamızı kullandı, 108 bin gemi kara sularımızda bulundu ve 4 milyon 800 bin adet TIR ve kamyon bu ticari taşımacılıkta kullanıldı ve onların da kontrolü yapıldı. Ayrıca 5 milyon adet binek aracın gümrüklerde kontrolü yapıldı. 2023 yılında gümrük kontrollerinde yaklaşık 12 ton uyuşturucu, 1 milyon 200 bin litre akaryakıt, 1 milyar 368 milyon lira değerinde 1302 adet araç, 3 milyar 210 milyon lira değerinde elektronik eşya, 5 bin tonu aşan yasa dışı gıda, 8 milyon adedi aşan elektronik sigara cihazı ve aksamı, 446 milyon adet tütün ve tütün mamulü, yaklaşık 7,5 milyar lira değerinde 40 milyon adet çeşitli eşya, 1 milyon 886 bini tıbbı ilaç olmak üzere 2 milyon 335 bin tıbbi malzeme yakalaması gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.
‘TAVİZ VERİLMEDEN DEVAM EDİLECEK’
2022 yılındaki yakalamalara göre yüzde 93 oranında değer artışı ile 2023 yılında toplam 23 milyon 74 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ve kaçak ticari eşya yakalaması yapıldığını belirten Bolat, “Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzerine kaçakçılıkla mücadele çalışmalarına taviz verilmeden devam edilecektir. Ayrıca, ülke içine girmiş olsa bile sonradan yapılan kontrollerle 2023 yılında toplam 2 milyon 800 milyon lira değerinde ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenerek devletimizin gelir kaybı engellenmiştir. Ticaret Bakanlığı olarak, halk sağlığını ve ülke güvenliğini tehlikeye sokabilecek, iç piyasa dengesini alt-üst edecek, ticarette haksız rekabet yaratacak bütün girişimlere engellemeye kararlıyız. Güncel gelişme ve yöntemleri de suçlulardan daha önce hareket ederek engelleme konusunda arkadaşlarımız çalışmaya devam edecekler” dedi.
]]>
Hepsiburada’nın, deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine katkı amacıyla mart ayında başlattığı ‘Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü’ programının 9 aylık sonuçlarını paylaştı. Açıklanan sonuçlara göre bölgedeki KOBİ ve esnafın platform üzerinden ticaret hacmi 3 Milyar TL oldu. 9 ayda bölgede 2400 yeni işletme ise e-ticarete başladı.
Hepsiburada, 6 Şubat 2023 ve sonrasında gerçekleşen depremlerden etkilenen 11 ilde sürdürülebilir, kalıcı refahın sağlanmasını desteklemek için hayata geçirdiği “Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü” programının Mart-Kasım 2023 dönemini kapsayan 9 aylık sonuçlarını açıkladı.
Programla girişimci kadın ve kadın kooperatifleri için özel destekler verilirken, 3172 girişimci kadın ile kadın kooperatifinin 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
Program ile bölgedeki 16 bine ulaşan KOBİ ve esnaf Hepsiburada’nın teknoloji, ticaret, lojistik ve pazarlama imkanlarıyla desteklenirken, iki yıl içinde bölgeden tüm Türkiye’ye ve dünyaya toplam 10 milyar TL’lik satış hacmi yaratılması hedefleniyor.
NET CİRO TOPLAMDA 3 MİLYAR TL’YE ULAŞTI
KOBİ, esnaf ve aile işletmelerinin, girişimci kadınların ve kadın kooperatiflerinin desteklenmesi; bölgenin e-ticaret ve lojistik kapasitesinin artırılması; istihdam artırıcı hizmet ve faaliyetlerin bölgeye kaydırılmasının yanı sıra çocuklara, gençlere ve ailelerine eğitim ve sosyal destekleri kapsayan programla bölgedeki aktif satıcıların platform üzerinden ulaştığı net ciro toplamda 3 milyar TL’ye ulaştı. Program kapsamında bölgede faaliyet gösteren aktif satıcıların toplamı ise dokuz ay sonunda 16 bine, toplam ürün satışı 6,2 milyon adede, net sipariş sayısı ise 3,9 milyona ulaştı.
2017 yılından bu yana yürüttüğü “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı” ile binlerce kadın girişimciyi teknoloji gücüyle desteklemeye devam eden Hepsiburada, deprem bölgesinde faaliyet gösteren girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine de desteğini ilk günden beri sürdürüyor. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren ve platform üzerinden satış yapan 3 bin 172 girişimci kadın ve kadın kooperatifi deprem felaketinin ardından 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
ADANA VE HATAY E-TİCARET İHTİSAS MERKEZLERİ AÇILDI
Hepsiburada, bölgede e-ticaret ekosisteminin büyüyüp gelişmesi ve küçük işletmelerin ofis, stok, lojistik, pazarlama, müşteri hizmetleri ve eğitim ihtiyaçlarına yanıt vermesi amacıyla ‘E-Ticaret İhtisas Merkezleri’ projesini de hayata geçirdi. 3 farklı şehirde kurulacağı açıklanan E-Ticaret İhtisas Merkezleri’nden ilk ikisi Adana ve Hatay’da açılarak faaliyetlerine başladı.
Hepsiburada’nın deprem bölgesinde kurduğu E-Ticaret İhtisas Merkezleri ile mevcut satıcıların yanında olmayı sürdürürken, bölgede e-ticarete yeni başlayacak satıcılar için de eğitimler ve programlar düzenleniyor. Bu doğrultuda bölgedeki e-ticaret ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla eğitimler verilmeye devam ediliyor.
Hepsiburada, deprem bölgesinde hayata geçirdiği sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Hepsiburada, “Bir Gülüş Yeter” projesi kapsamında deprem bölgesindeki çocuklar için gerçekleştirdiği etkinlikler ile bugüne kadar bölgedeki 4 binden fazla, toplamda ise 35 bin çocuğa ulaştı.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ GENÇLERE EĞİTİM DESTEĞİ
Hepsiburada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılına özel olarak 100 genç ile başlattığı “Yarınlara Söz” programı ile deprem bölgesinde eğitimine devam eden ve üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan öğrencileri, “E-Ticaret, Girişimcilik ve Pazarlama” alanında hazırlanan ve yıl boyu sürecek olan eğitimler ile buluşturuyor.
YENİ YILA GİRERKEN, DEPREM BÖLGESİ SATICILARINDAN HER SİPARİŞ BİR DESTEK
Hepsiburada ayrıca 6 şubatta yaşanan deprem felaketi sonrasında, deprem bölgesindeki satıcılara destek olmak için başlattığı “Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında yeni yıla girerken hediye seçenekleriyle tüketicileri hem sevdiklerini yeni yılda mutlu etmek hem de deprem bölgesinde satış yapan iş ortaklarını desteklemeye davet ediyor.
“Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında, kullanıcılar için özel bir sayfa oluşturularak, yeni yıl alışverişlerinde bölgedeki KOBİ’ler, esnaf ve aile işletmeleri, girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine destek sağlamaya devam ediyor.
Hepsiburada, “Her Sipariş Bir Destek” kampanyasıyla deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine de destek olmak ve yerel kalkınmayı desteklemek için kullanıcılarına, yılbaşı alışverişlerini yaparken hediyelerini deprem bölgesi satıcılarından tercih ederek yeni yılın güzelliklerini anlamlı bir şekilde paylaşma fırsatı sunuyor. Hediye seçenekleri arasında erkek giyim, kadın giyim ve aksesuar ürünleri, ayakkabı ve çantanın yanı sıra kupa, hobi malzemesi, kitap gibi birçok zengin ve çeşitli seçenek bulunuyor.
]]>