Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçenin Karaşar, Ahlatlık ile Nallıkaşı bölgelerindeki yılkı atları, karla kaplı arazide yiyecek ararken görüldü.
Bölgede yaşayanlardan Hasan Kaya, atları sürekli arazilerde gördüğünü belirterek, “Gerçekten çok güzel bir manzara. Atları karda otlarken, ya da ot bulmaya çalışıyken görüyorsunuz.” dedi.
Yılkı atlarına sahip çıkılmasını isteyen Kaya, hayvanların aç kalmamak için doğada yiyecek aradığını, bunlar için araziye ot ve saman bırakılması gerektiğini anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALEZYALI yetkililer, ülkede yaklaşık bir haftadır etkili olan selde 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ülkenin doğu kıyılarına 5 günde son 6 aydaki kadar yağış düşmesi nedeniyle bazı eyaletlerde geniş pirinç tarlalarının da sular altında kaldığını ve çiftçilerin milyonlarca dolar zarar ettiğini belirtti. Kelantan ile Terengganu eyaletlerinde yolların ve evlerin hasar gördüğünü söyleyen Enver, 6 kişinin hayatını kaybettiği selde altyapıyı onarma maliyetinin 224 milyon doları bulabileceğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Sınırlı Sorumlu Bitlis Merkez Mahalleri-2 Tarımsal Kalkınma Tarım Kooperatifi üyeleri, hazırladıkları yöresel ürünlerin yanı sıra serada yetiştirdikleri ürünlerle kışlık yiyecekler yaptı. ???????
???????Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, kadın emeğine dayalı projelerin hem yerel ekonomiye hem de kadın istihdamına önemli katkı sunduğunu belirtti.
Belediyenin bu projeyle kadınların iş gücüne katılımının artırmayı hedeflediklerini ifade eden Tanğlay, “Proje alanı 5 dönümlük bir araziye yayıldı ve şu anda 2 dönümünde üretim yapılıyor. Bu proje sayesinde kadınlarımız hem ekonomik özgürlüklerini kazanıyor hem de ürettikleri doğal ve lezzetli ürünleri Bitlis halkıyla buluşturuyor.” dedi.
Kooperatif Başkanı Nazlı Bölükbaşı ise kadınların organik tarım, yöresel yemek yapımı ile sebze ve meyve kurutmacılığı alanlarında 7 ay gibi kısa sürede önemli çalışmalara imza attığını söyledi.
Bölükbaşı, “Kadınlarımız burada sadece üretmiyor, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerini sergiliyor. Belediyemizin sağladığı imkanlar sayesinde kadınlarımız üretkenliklerini ve dayanışma ruhunu ortaya koyuyor. Başkanımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Yerel YönetimEkonomibitlisGüncelKadınTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, TAKE Projesi kapsamında Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pütürge, Yazıhan ve Yeşilyurt ilçelerinde 2 bin 78 üretici desteklendi.
Çiftçilere 118 kilo 300 gram nohut, 8 kilo 300 gram kuru fasulye, 400 bin kilogram arpa ve 421 kilo 900 gram buğday olmak üzere toplam 948 kilo 500 gram tohum, 906 bin 144 adet sebze fidesi dağıtıldı.
Desteklerle 49 bin 755 dekar arazi tarıma kazandırıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, 14 milyon 528 bin 782 lira proje desteği, üreticilere ise 7 milyon 176 bin 261 lira katkı sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mehmet Akdeniz (68) idaresindeki 09 H 2207 plakalı traktör, Esençay Mahallesi’nde devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekipleri, traktörün altında kalan Akdeniz’in yaşamını yitirdiğini belirledi.
Akdeniz’in cenazesi, incelemenin ardından Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alibeyköy, Kazandere ve Papuçdere barajlarındaki doluluk oranı yüzde 10’un altına geriledi. Yüzde 8,56 ile dip seviyeyi gören Kazandere’nin kuruyan bölümlerinde hayvanlar otluyor. Yüzde 50 doluluk oranının üzerindeki tek baraj ise Elmalı Barajı oldu. Elmalı Barajında doluluk oranı yüzde 51,93 olarak ölçüldü.
ALİBEYKÖY BARAJI SON 10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE
Alibeyköy Barajı’nda 2024 yılının Ocak ayında yüzde 76,6 olarak ölçülen doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 6,07 olarak ölçüldü. Baraj gölünün büyük bölümü kururken, eskiden suyla dolu alanlarda büyükbaş hayvanların otladığı görüldü. Suyun çekilmesiyle tarihi su kemerleri de ortaya çıktı. Alibeyköy Barajı’nda ölçülen doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.
SON 10 YILIN EN AZ YAĞIŞI
İSKİ verilerine göre bu yıl barajların aldığı yağış miktarı da geçen yılların oldukça gerisinde kaldı. 2023 yılında metrekareye 852 kilogram yağış düşen İstanbul barajlarında bu yıl, metrekareye sadece 480 kilogram yağış düştü. Bu rakamın son 10 yılın en düşük yağış miktarı olduğu belirtildi. İstanbul barajlarına 2021 yılında metrekareye 901,3 kilogram yağış düşmüştü.
DOLULUK ORANI EN YÜKSEK ELMALI, EN DÜŞÜK ALİBEYKÖY
İstanbul barajlarında en yüksek doluluk oranı yüzde 51,93 ile Elmalı Barajı’nda ölçülürken, en az doluluk oranı ise yüzde 6,07 ile Alibeyköy Barajı’nda kayıtlara geçti. İstanbul’un barajlarındaki bugünkü doluluk oranları şöyle:
Ömerli yüzde 26,83, Darlık yüzde 32,24, Elmalı yüzde 51,93, Terkos yüzde 40,67, Alibeyköy yüzde 6,07, Büyükçekmece yüzde 32,46, Sazlıdere yüzde 41,93, Istrancalar yüzde 34,14, Kazandere yüzde 8,27, Papuçdere yüzde 7,95
“ALARM VERİYOR”
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, yaz aylarının aşırı sıcak ve yağışsız geçmesiyle oluşan kuraklığın ardından bölgede İstanbul’u besleyen barajlarda ciddi düşüş yaşandığını söyledi. Tecer, “İstanbul’u besleyen barajlardaki doluluk oranları yüzde 30’lara kadar düştü. Bu şu anlama geliyor; İstanbul’da evsel, kentsel ve endüstriyel su tüketimini hesap ettiğimiz zaman günlük yaklaşık 3 milyon metreküp yani ton su tüketimi var. Mevcut barajlardaki doluluk seviyesiyle bugün hesap yaptığımız zaman, 264 milyon metreküp şu anda barajlarda su miktarı var. Günlük tüketimi hesap ettiğimiz zaman önümüzde 85 günlük bir suyumuzun kaldığı anlamına geliyor ki bu gerçekten alarm veriyor anlamına geliyor. Bu bir gerçek, yani iklim değişikliğiyle beraber yağış ortalamalarının düşmesi, sıcaklıkların artarak buharlaşmanın fazla olması bu barajlardaki doluluk seviyelerini düşürüyor. Bu hayatımızın bir gerçeği. İklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz belki ama daha önemlisi yapmamız gereken şey; suyu tükettiğimiz alanları, suyu tükettiğimiz sektörleri gözden yetiştirmemiz gerekiyor. Nerede kullanıyoruz? Evsel ihtiyaçlarımız için, kentsel ticarethanelerde ve endüstriyel faaliyetlerimiz için buz suyu tüketiyoruz. Dolayısıyla burada bu gerçeği göz önünde bulundurarak suya dayalı yaşam biçimimizi artık biraz sorgulamamız ve biraz tasarruflu suyu kullanmamız gerekiyor” dedi.
“YAĞMUR HASADI YAPMAMIZ GEREKİYOR”
Barajların doluluklarının yağışlara bağlı olduğunu söyleyen Tecer, “Bu da iklim değişikliğinden etkilendiği için burada yapacağımız; iklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz, ona adaptasyon içeren bir hayat biçimine geçebiliriz ama daha önemlisi suyu tüketirken almamız gereken önlemler var. Kişisel olarak da tükettiğimiz suyu tasarruflu bir biçimde sarf etmemiz gerekiyor. Evsel ve endüstriyel su tüketimlerini azaltmamız lazım. Daha az su, yoğun sektörlere geçilmesi lazım özellikle bu bölgede. Suyun da geri kazanımını sağlamamız lazım. Yani yağmur hasadı yapmamız gerekiyor. Tarımsal sulamada, vahşi sulamadan vazgeçmemiz, damlama ve yağmurlama sulamaya geçmemiz gerekiyor. Belediyelerin özellikle park bahçe sulamalarında şebeke suyu yerine, gri su dediğimiz arıtılmış ve tekrar geri dönüştürülmüş suyu kullanması gerekiyor. Ama biz bunları bir hayat biçimi haline getiremedik. Ne bireysel olarak suyumuzun tükendiğinin farkındayız, ne ilgili kurumlar nezdinde bu önlemleri hayata geçirecek bir zihniyete kavuşmadık henüz. Bizim bir eksikliğimiz zaten temel olarak burada. Bu zihniyet dönüşümü gerekiyor. Yani artık sularımızın kısıtlı olduğu, su stresi yaşayan bir ülke olduğumuzu bütün hücrelerimizle, bütün düşünce yaptığımızla idrak etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Namık Kemal ÜniversitesiHava DurumuTekirdağİstanbulGüncelTarımÇevre
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOĞAZİÇİ Üniversitesi’nde ‘Tarım ve Gıda Sektörlerinde Yapay Zeka ve İş Zekası’ başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. 1 Kasım’da düzenlenen etkinliğe katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, “Gıda ve tarım sektörleri için sosyal sermayeye çok ihtiyacımız var. Bunun için de sektördeki herkesi bilinçlendirmeli ve geliştirmeliyiz” dedi.
Etkinliğe Tarım ve Ormancılık Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Zekeriya Coştu ve Oruç Baba İnan, akademisyenler ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Yardımcıları kamuda gerçekleştirilen çalışmalardan ve önümüzdeki süreçte hayata geçirecekleri projelerden bahsetti ve sektör temsilcileriyle görüş alışverişinde bulundu. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
ASİL: AKADEMİ VE SEKTÖR ARASINDA KÖPRÜ OLMAK İSTİYORUZ
Akademi ve Sektör Yöneticileri İş birliği Derneği (ASYÖNDER) Başkanı Doğan Asil, akademi ve sektörün işbirliğiyle ‘know-how’ı takip eden değil, ‘know-why’ sürecinde olanların önümüzdeki çağın aktörleri olacağını belirtti. ASYÖNDER olarak akademi ve sektör arasında köprü olmak istediklerini söyleyerek derneğin ana çalışma prensiplerini oluşturacak etki modelini tanıtan Asil, “ASYÖNDER olarak ilk işbirliği toplantımızı, tarım ve gıda alanında gerçekleştirdik. Hem özel sektörün hem de kamunun sektörle ilgili bilgilerinden faydalandık. Akademinin, üniversitelerin sektör için yapabileceklerini değerlendirdik. Bundan sonra da diğer sektörlerin temsilcileriyle bir araya gelerek akademi ile sektörel işbirliklerinin kurulması amacıyla neler yapabileceğimizi konuşacağız” ifadelerini kullandı.
ÖZERTAN: TARIMDAKİ GORDİON DÜĞÜMÜNÜ ÇÖZMEYİ UMUYORUZ
Etkinlikte konuşan Boğaziçi Üniversitesi Yenilikçi Tarım ve Gıda İşletmeciliği Platformu (Bountarım) Kurucu Üyelerinden Prof. Dr. Gökhan Özertan, bu tür etkinliklerin akademi ve sektörün buluşması açısından değerli olduğundan bahsetti. Tarımın bir çok farklı girdi ve çıktıya sahip sektör olduğunu belirten Özertan, “Biz bunu onlarca farklı ipten oluşan bir Gordion düğümüne benzetiyoruz. Bu düğümü birlikte etkin bir şekilde çözmeyi umuyoruz” dedi.
COŞKUN: SEKTÖR TEMSİLCİLERİ DAHA SIK BULUŞMAK İSTİYOR
Akademi ve kamu temsilcileri ile bu modelde daha çok bir araya gelmek istediklerini belirten BÜYEM Başkanı ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Coşkun, üniversite olarak BÜYEM (Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi), TÜBİTAK Teknoloji Transfer Ofisi’nin yanı sıra üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezleriyle yürüttükleri akademi, kamu ve özel sektör iş birliklerine değindi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hasat etkinliğinde, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencileri, belediye çalışanları ile cennet hurması topladı.
Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, yaptığı açıklamada, üniversite ve öğrencilere katkı sağlayacak her çalışmada yer almaya çalıştıklarını belirtti.
Her yıl gerek staj için gerek diğer konular için öğrencileri ağırladıklarını aktaran Subaşı, şunları kaydetti:
“Park Bahçeler Müdürlüğü Sera Alanımız aslında sizler için aslında en aktif okullardan biridir. Çünkü burada uygulamalı anlamda bir eğitim almış oluyorsunuz. Bitkiye dokunma ve onu yakından gözlemleme fırsatı buluyorsunuz. Bir park ve refüjde bile siz öğrenciler birçok açıdan bakma imkanı bulabilirsiniz. O bitkilerin birbiriyle uyumu ya da uyumsuzluğu, sulama durumu, birbirine yakınlığı ve uzaklığı gibi birçok konuda fikir ve bilgi sahibi olabiliyorsunuz.”
BŞEÜ Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahadır Sayıncı da fakülte olarak uygulamalı eğitimleri artırmak anlamında eğilimlerinin bulunduğunu dile getirerek, öğrencilerin sera ve dışındaki faaliyetlere dahil olmasını önemsediklerini bildirdi.
Etkinlik, Subaşı ve beraberindekilerin cennet hurması toplaması ve hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Senegal arasında farklı alanda önemli işbirliklerini kapsayan 5 anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Diakhar Faye’nin huzurunda imzalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen imza töreninin ardından Erdoğan ve Faye ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Şehircilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Senegal Şehir Planlama, Yerel Yönetimler ve Bölge Planlama Bakanı Balla Moussa Fofana imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanlarında Mutabakat Zaptı”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall tarafından imzalandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Senegal Tarım, Gıda Egemenliği ve Hayvancılık Bakanı Mabouba Diagne, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal Mekanizasyon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nı imza altına aldı.
“Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Senegal Cumhuriyeti Yükseköğretim, Bilimsel Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı”nı da Yükseköğretim Kurulu Başkan Erol Özvar ile Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall imzaladı.
Bu kapsamda iki ülke arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti ile Senegal Cumhuriyeti Arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Protokolü” ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Senegal Cumhurbaşkanı Fay tarafından imzalandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN’in Derik ilçesinde coğrafi işaretli tarım ürünleri listesinde bulunan Karacadağ pirincinin hasadı başladı.
Derik ilçesine 35 kilometre mesafedeki kırsal Şerifli Mahallesi’nin bulunduğu Karacadağ bölgesinde ekilen, kentin coğrafi işaretli tarım ürünleri listesinde bulunan Karacadağ pirincinin hasadı başladı. Hasadı yapılan pirinçlerin kurutma işleminin ardından fabrikalara götürülerek paketleneceğini belirten Derik Çeltik Üreticileri Temsilcisi Faysal Yılmaz, “Kırsal mahallemiz Karacadağ eteklerinde olduğu için yıllardan beridir çeltik ekiyoruz, Çeltik için su göledimiz 1978 yıllarında atalarımız tarafından devlete bildirilerek inşa edilmiş bir gölettir. Devletin verdiği imkanlarla kısıtlı da olsa çeltik alanında çeltik ekiyoruz. 920 dekarlık çeltik alanında, ismi Şerifbaba olan göletten ekim yapıyoruz. Ektiğimiz çeltikte sadece işçilerle bunu biçiyoruz. Erkek işçiler biçtikten sonra kadın işçiler bunları topluyor, çeltikleri alana serip kurutma makinasını kullanmadan kurutuyor. Kurutma işleminden sonra Diyarbakır’daki iki fabrikadan birine paketlemek için götürüyoruz” dedi.
‘AVRUPA ÜLKELERİNDEN DE TALEP VAR’
Bu yıl 420 ton verim beklediklerini belirten Yılmaz, “Her nisan ayının 20’inde ektiğimiz çeltiği 120 günlük sulamadan sonra, yani 20 Ekim’e kadar biçiyoruz. Geçen sene 120 civarında kadınlı ve erkek işçiler hasat yaparken, bu sene yaklaşık 100 erkek ile 60’a yakın kadın işçilerle hasadımızı yapıyoruz. Geçen sene 920 dekarlık alandan 400 ton civarında verim elde ettik. Bu sene 420 ton verim elde edeceğimizi düşünüyoruz. Çeltiğimizin tonu 27 bin liraya fabrikaya veriyoruz, fabrika bize tohumunu 40 bin liraya veriyor. Çeltik alanımız yüksek rakımlı olduğu için serin oluyor, siyah taşların olduğu alanda çeltik pirincin tadı da bir başka oluyor. Bu pirincimizi yiyen her sene istiyor. 1 bardak pirince 3 bardak su ile yapılıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinden Almanya, İsviçre ve Norveç gibi ülkelerden sipariş verenler ve bizden pirinç isteyenler oluyor. Gönül ister ki Ülkemizde de bu pirincimizin tanıtılması ve önerilmesidir” dedi.
Pirinç üreticilerinden Nizameddin Pirinçioğlu da, üretilen pirincin minerallerinin yüksek olduğunu belirterek, “1978’den beridir bu bölgemizde dedelerimizden kalma Karacadağ pirincini ekiyoruz. Her yıl Nisan ayında saha olarak açıyoruz. Ekim aylarında da biçme dönemine giriyoruz. Bu bölge baki ve doğal bir bölge olduğu için ne bir fabrika nede bir araç gereç, yani demir girmez. O yüzden mineralleri yüksek” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığına bağlı Trafik Jandarması Timleri, adli makamların koordinesinde son 1 hafta içerisinde tarım işçilerine yönelik trafik bilincinin arttırılması ve tarım işçilerini taşıyan araçlar ile motosiklet ve motorlu bisiklet sürücülerine yönelik denetim gerçekleştirdi. Yapay zeka radar cihazı ile hız kontrolü yapan ekipler, diğer yandan dron ile emniyet kemeri denetimi ve alkollü araç kullanımına yönelik özel denetim faaliyeti de gerçekleştirdi. Yapılan denetimler sonucunda 930 araç ve sürücüsü, 145 traktör ve kamyonet sürücüsü, 125 motosiklet ve motorlu bisiklet sürücüsü denetlendi. 2 araç trafikten men edilirken 2 sürücünün belgesi ise geri alındı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1.5 Adana Cyberova Rover Takımı, tarım arazilerindeki yabani otları temizlemede kullanılması amacıyla 2 ay gibi kısa bir sürede “Flora V2” adlı aracı üretti.
Çapa aracının prototipi, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının “Global İletişim Ortağı” olduğu TEKNOFEST Adana’da sergileniyor.
Otonom ve manuel olarak kullanılabilen çapanın üstüne güneş paneli eklenerek de kullanım süresi arttırılabiliyor.
“Projemizi geliştirmek isteyen firmalar var”
1.5 Adana Cyberova Rover Takımı’nın kaptanı Hasan Sarıköse, AA muhabirine, takımlarının 2018 yılında kurulduğunu belirtti.
Ürettikleri çapa hakkında bilgi veren Sarıköse, “Aracımız daha önceden belirlenmiş alanı tarayarak bitkilere zarar vermeden yabanı otları tarladan ayıklıyor. Aracımız elektrikli, güneş panelimiz aracımıza entegre bir şekilde çalışıyor. Pilimizin ömrü 2 saat. Prototip olduğu için küçük bir pil tercih ettik. Güneş paneli sayesinde 2,5-3 saate kadar kullanılabiliyor.” diye konuştu.
“Toprağın altındaki engeli tespit edebiliyor”
TEKNOFEST’te Tarımsal İnsansız Kara Araçları Yarışması’na katıldıklarını belirten Sarıköse, araçlarında hem otonom hem de manuel modların bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ekstra olarak çapa sırasında toprağın altındaki engeli tespit edebiliyor. Tespit edilen engelde çapayı kaldırabiliyor ve engeli geçtikten sonra çapayı indirip işlemine devam ediyor. Projemizi geliştirmek isteyen firmalar var, onlarla görüşüyoruz. Biz de ürünümüzü daha da geliştirmek istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), dünyada ilk kez insansız hava aracı ve uydu sistemlerinden elde edilen görüntülerle değişken oranlı damla sulama sistemini hayata geçirdi. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. EyüpSelim Köksal, “Sistemin ana amacı, uydudan ve insansız hava aracından alınan görüntülerin farklı bölgelere, farklı miktarlarda sulama yapmakta değerlendirilmesi” dedi.
Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, Tarla Bitkileri Bölümü, Bafra Meslek Yüksek Yüksekokulu ve sanayi iş birliği ile Samsun’un Ladik ilçesinde yürütülmekte olan ve TÜBİTAK ARDEP-1001 programı kapsamında desteklenen ‘Hareketli Damla Sulama Sistemlerinde Değişken Oranlı Sulama için İnsansız Hava Aracı ve Uydu Sistemlerine Dayalı Yönetim Modelinin (DOSUYM) Geliştirilmesi’ projesinde büyük tarımsal alanlarda suyun etkin kullanılmasında, sulama otomasyonu ve değişken oranlı sulama yapılması amaçlandı.
‘İSRAFI AZALTMAK İÇİN YENİ BİR SİSTEM GELİŞTİRDİK’
Proje hakkında bilgi veren OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, “Büyük tarım arazilerinde sulamada israfı azaltmak için yeni bir sistem geliştirdik. Büyük tarım arazilerinde, toprak ve bitki değişkenliğinden dolayı, farklı bölgelerde sulama suyu ihtiyaçları farklılık göstermektedir. Geliştirdiğimiz bu sistem ile hem yağmurlama sulama hem de damla sulama yapabilir ve damla sulama ile farklı bölgelere, farklı miktarlarda, su ve gübre uygulanabilmektedir. Yürütülen proje ile Ladik deneme sahasında, sistemin nasıl çalıştığını test edilmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Projemiz TÜBİTAK tarafından da desteklenmektedir” dedi.
GİRDİ MALİYETİNDE DE TASARRUF
Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, “Sistemin ana amacı, uydudan ve insansız hava aracından alınan görüntülerin farklı bölgelere, farklı miktarlarda sulama yapmakta değerlendirilmesi. Daha sonra da bu görüntülere göre de sistemin otomatik olarak büyük arazilerde, farklı bölgelere, farklı miktarlarda su bırakabilmesidir. Böylelikle hem işçilikten tasarruf edeceğiz hem diğer girdi maliyetlerinden tasarruf edeceğiz hem sudan tasarruf edeceğiz hem de verimi arttırarak daha karlı bir üretim yapacağız” diye konuştu.
‘İLK DEFA BURADA UYGULANIYOR’
Projenin dünyada ve Türkiye’de tek olduğunu belirten Köksal, “Sistemde geliştirdiğimiz damla sulama ile değişken oranlı sulama yapabilen bir teknoloji, dünyada ve Türkiye’de ilk defa burada uygulanıyor. Ladik ilçesinde testleri devam eden sistemin eksikliklerini bu proje sayesinde belirleyip, uygulamaya aktarılabilir bir seviyeye getirme hedefindeyiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnsan odaklı yatırım ve projeleri ile merkez ve kırsalda dokunmadık alan bırakmamaya kararlı olan Başkan Büyükkılıç, kırsal ilçe ve mahalle ziyaretleri kapsamında Kayserililerle buluşarak, talep ve önerilerini bizzat dinlemeye ve ihtiyaçları yerinde tespit ederek anında gerekli talimatları vermeye devam ediyor. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ilk olarak İncesu ilçesi Süksün Mahallesi’ni ziyaret ederek mahalle sakinleri ile bir araya geldi. Çocuklar başta olmak üzere vatandaşların sıcak ilgi ve sevgisiyle karşılaşan Başkan Büyükkılıç, çay eşliğinde mahalleli ile sohbet ederek talep ve önerilerini bizzat dinledi. Büyükkılıç, mahalle sakinlerinin halı sahadan, koyun yıkama makinesine, çekirdek kurutma alanlarından kapalı durak ve öğrencilerin servis sorununa kadar birçok talebini yerine getirme sözü verdi.
Büyükkılıç’tan Süksünlü Kadın Girişimciye Destek
Öte yandan kadın girişimci Ayşe Bostan’ın Aspir yağı üretim tesisinde de incelemelerde bulunan Başkan Büyükkılıç, Bostan’dan tesisle ilgili bilgi aldı. Aspir’in faydalarından bahseden Büyükkılıç, “Bu dikenin ay çiçeği gibi içerisinden çıkan çekirdekleri soğuk sıkma olarak salatalara iyi gelir, kızartmalarda fazla emilmez, karaciğer dostudur. Dolayısıyla fiyatlar da uygundur. Kayseri aspir yağı Türkiye’de bir numara. İncesu’nun Süksün gibi güzel bir beldesinde hanımefendinin bu işi yapıyor olması ayrıca bizi keyiflendirdi. İş kadınımızın motivasyonu bizi ümitlendirdi” diye konuştu.
Kentte çiftçi ve üreticinin en güçlü destekçisi olan Büyükkılıç, herhangi bir isteği olup olmadığını sorduğu kendi markası ile üretim yapan kadın girişimci Ayşe Bostan’ın yağ dolum makinesi talebi üzerine, ‘hayırlı olsun’ diyerek karşılık verdi.
Başkan Büyükkılıç, aspir yağı üretim tesisindeki incelemelerinin ardından açıklamalarda bulunarak, “İncesu’muzun Süksün kasabasındayız. Burasının gönül insanlarına sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyoruz. Üreten Ayşe Hanım’a da ayrıca teşekkür ediyor, minnet duyuyoruz. Ürettiği aspir yağı, markasını da almış. Bir iş kadınının bu kadar üretken olması ve bu alanda adeta bölgeye hitap eden bir yaklaşım içerisinde günde 8 ton yağ üretiyor. Dolum makinesi istedi, o da bizim hediyemiz olsun dedik” ifadelerini kullandı.
“Durmak Yok, Koşmaya Devam”
Büyükkılıç, Süksün Mahallesi sakinlerinin taleplerinin de yerine getirileceğini kaydederek, “Bir halı saha talebi var, sevgili yavrularımızın onu da hayata geçiriyoruz. Yüzme havuzu talebi var, onu da zamana bırakıyoruz inşallah. Koyun yıkama makinesi dediler, ona da evet dedik. Ay çiçeği kurutma yeri, onu da yapacağız. Elhamdülillah birliğin, beraberliğin bereketi, bu insanları sırtımızda taşısak az. Kavşak konusunda bir talep var onun da gereğinin yapılması yönünde irade göstereceğimizi paylaşmak istiyorum. Ulaşımla ilgili otobüs konusu vardı, onu da talimatlandırdık. Bizi burada sıcak ilgiyle karşılayan, ev sahipliği yapan ve gerçekten bizlerle muhabbet ortamında taleplerini dile getiren kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Durmak yok, koşmaya devam” şeklinde konuştu.
Süksün Mahallesi ziyaretinin ardından Tahirini Mahallesi’nde mahalle bakkalı önünde oturan mahalle sakinlerine selam vererek, keyifle sohbet ederek talepleri dinleyen Başkan Büyükkılıç daha sonra Küllü Mahallesi’ni ziyaret etti. Burada vatandaşlarla bir araya gelen Büyükkılıç, mahalle sakinlerinin güler yüzlü ve samimi ilgisiyle karşılaştı. Başkan Büyükkılıç, misafirperverlikleri için Küllü Mahallesi sakinlerine teşekkür etti. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Tarım ve orman Müdürlüğünce Demirköy ilçesinde Bahtiyar Gürdal’ın 110 dönümlük arazinde hasat şenliği düzenlendi.
Düzenlenen programda toplanan aronya kasalara dolduruldu.
Demirköy Tarım ve Orman Müdürü Burcu Karadağ, yaptığı konuşmada kentte 1450 dekar alanda aronya üretimi yapıldığını söyledi.
Aronyanın kıraç alanlarda yetiştiğini ifade eden Karadağ, antioksidan özelliği nedeniyle insan sağlığına faydasının olduğunu kaydetti.
Karadağ, hasat çalışmalarının yaklaşık 20 gün süreceğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) ve TÜBİTAK işbirliği ile Yakutiye ilçesinde kurulan Bilim Erzurum, 6-14 yaş arasındaki çocukların teknoloji ve bilim alanında yetişmesine olanak sağlıyor.
Bilim merkezi 5 bini kapalı 20 bin metrekare alanda ilkokul ve ortaokul öğrencileri, 7 farklı atölyede teknoloji ve bilim üzerine uzmanlardan hem teorik hem de pratik eğitimler alıyor.
Girişim, teknoloji, matematik, doğa, tasarım, hava-astronomi ve akıllı tarım atölyelerinde eğitmenler, öğrencilere yaş gruplarına göre bilimsel konular anlatıyor.
Ayrıca teknolojik ve bilimsel festivallere katılmak isteyen üniversite öğrencilerine de destek veren merkez, bünyesinde gerçekleşen çalışmaları sektörle buluşturmak konusunda da öncülük ediyor.
Merkezde birçok yeni proje hayata geçirilecek
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, AA muhabirine, Bilim Erzurum’un çeşitli paydaş kurumlar ile kurulduğunu ve ülkenin en önemli bilim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Merkezin bilime önemli katkılarının olduğunu vurgulayan Aynalı, şöyle devam etti:
“3 yılda yaklaşık 200 bin kişiye Bilim Erzurum’da çok önemli eğitimler verdik, vermeye de devam ediyoruz. Hem yaz hem de kış aylarında bilim şenlikleri düzenliyoruz. İnşallah önümüzdeki yıl şubat ayında tekrar kapsamlı bir kış bilim şenliği yapacağız. On binlerce insan katılıyor. Bu hafta içinde burada bilim merkezleri eğitmenleri eğitimi verilecek. Yani Türkiye’deki tüm bilim merkezlerinin eğitmenlerinin eğitimlerini Erzurum’da vermiş olacağız. Yeni uygulamalarımız da var. Yazılım akademisi kuruldu. Şuan bu çalışmalarda devam ediyor. Çocuklarımızın yazılıma yönlenmesi açısından bu da çok önemli.”
Doğu Anadolu Gözlemevi’nin uzay verileri, planetaryumda canlı izlenecek
Kentte inşası devam eden ve 2025 yılında tamamlanarak uzaydan veri almaya başlanması beklenen Doğu Anadolu Gözlemevi ile de entegreli projeler yapıldığını ifade eden Aynalı, “Gözlemevinin uzaydan aldığı verileri bir yazılım ile buradaki planetaryumda anında izlettirerek dünyadaki bilim merkezlerinden farkımızı ortaya koyacağız. Bunun için çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.
Aynalı, eğitim gören çocukların kendilerini geliştirerek, çeşitli yarışmalara katıldığını ve bundan dolayı çok mutlu olduklarını söyledi.
Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesine de vurgu yapan Aynalı, “Merkezimizde yetişen kardeşlerimiz inşallah çok önemli yerlerde olacaklar. Burada aldıkları eğitimleri üniversitedeki eğitimlerine de entegre ederek ileride Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesine katkısı olacaktır. Amacımız, çocuklarımızı bu amaç uğruna yetiştirmek.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN’da balıkçılar av yasağının sona ermesiyle birlikte ‘Vira bismillah’ diyerek denize açıldı.
Balık üretiminin çoğalabilmesi açısından Türkiye genelinde 15 Nisan’dan itibaren başlayan av yasağı 1 Eylül 00.00 itibariyle son duldu. Balıkçılar, yeni sezona ‘Vira bismillah’ demek için tüm hazırlıklarını tamamladı. Sezonun açılışı dolayısıyla Canik’te bulunan Balıkçı Barınağı’nda tören düzenlendi. Törene Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, Tekkeköy Belediye Başkanı Mustafa Candal ve kurum müdürleri katıldı. Horonlar eşliğinde başlanılan törenin devamında balıkçılar dua ederek denize açıldı. Törende konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, “Av sezonu balıkçılarımız için, Samsun’umuz için, Karadeniz için hayırlı ve uğurlu olsun. Vira bismillah” dedi.
‘KARADENİZ’DE EN FAZLA AV YAPILAN İL SAMSUN’DUR’
Geçen sezon Samsun genelinde 59 bin 800 ton avcılık yapıldığını söyleyen Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, “2024- 2025 sezon açılışımızı ‘Vira bismillah’ diyerek yapıyoruz. Ülkemiz çok zengin bir coğrafyaya sahip. Balıkçılık ile geçinen birçok ailemiz var. Samsun’da 210 kilometrelik sahil kesiminde av sezonuna baktığımızda balıkçı teknelerimiz 493 tanesi denizlerde 131 tanesi de iç sularda olmak üzere 629 tane teknemiz var. Bunun 181 tanesi 12 metre üzeridir. Geçtiğimiz yıl av sezonuna baktığımızda ülke genelinde 350- 400 bin ton avcılık, ilimize baktığımızda toplam 59 bin 800 ton avcılık yapılmıştır. Karadeniz’de en fazla av yapılan il Samsun’dur. Burada başta orta su trolü başta olmak üzere gırgır ile yapılan avlar mevcuttur. En fazla balık türümüze baktığımızda hamsi ve çaça olmak üzere yine palamut, mezgit türlerde avlanabilmektedir. Samsun’da toplam 9 tane su ürünleri işleme tesisimiz, 3 tane de balık unu ve yağı fabrikamız var. İlimiz ekonomisine 55 ile 60 milyon dolar arasında bir girdisi var. Balıkçılık yapan kişi sayısı 6 bin 73 kişi, amatör balıkçılık yapan kişi sayısı da 4 bin 500 kişidir” diye konuştu.
Samsun Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Atıf Malkoç ise bu sezondan umutlu olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Kınık köyünde yaşayan Hasan Ermiş, 2,5 dekar alana 500 kök goji berry fidanı dikti. Deneme üretimi sonucunda ilk meyveleri hasat eden Ermiş, içinde A vitamini, C vitamini, sodyum, kalsiyum, demir gibi türlü vitamin ve mineraller barındırdığını söyledi. Kendisinin sınıf öğretmeni olduğunu ve fideleri bahçesine diktiğini anlatan Ermiş sözlerine şöyle devam etti:
“Öncelikle ben çiftçi değilim. Bunu belirtmek isterim. Mutlaka söylediğim şeylerde daha iyi bilenler çıkacaktır. Bu işi yeni öğreniyorum. Öğrendikçe geliştirmeye çalışıyorum. Goji berry ve aronya bahçelerim var. Hobi amaçlı küçük bir bahçe kurmak istedim ancak daha sonrasında gerek iklim şartları gerekse toprak analizleri sonucunda ziraat mühendisleriyle yaptığım görüşmeler neticesinde bu ürünleri yetiştirebileceğimi bunun uygun olduğunu öğrendim. Özellikle eksi 35 derecelere kadar dayanabileceğini biliyorsunuz ki bizim kışın iklimimiz sert geçiyor. Bölgemizde kıra gibi sorunumuz var. 2 buçuk arazide 500 kök var. Yani dönüm başına 200 ağaç düşüyor diye bilirim. Ben yaptırdığım analizler sonucunda 500 kökün uygun olduğu söylendi ve buna göre devam ettim. 500 kök ağacım şuan bir yaşında olarak aldım. İlk aldığım 10 ila 25 santimetre arasında farklı boylarda tek bir dal halindeydi. Kendi halinde ayakta durabiliyor. Ancak çalı formunda olduğu için uygun bir şekilde terbiye edilmesi adına yanına bir kazıkla veya fasulye tellerinde olduğu gibi tellere alınarak ta yapılabiliyor. Bu şekilde hem verimi artıyor hem de bakımı daha kolay hale geliyor. Mevsimin uygun gitmesi halinde Nisan sonunda başlayıp Kasım ayına kadar devam eden hasat sürecinde 8 ila 10 defaya kadar hasat elde edilebiliyor. Bu sayede ağaç başına da 8 ila 15 kilo arasında meyve verimi mevcut. Yaklaşık 500 ağacım var. Ortalama 8 kilo gibi bir hedefim var 2inci yıl itibariyle. Buda yaklaşık olarak 4 ton gibi bir ürün elde ediyor. Yaş olarak 4 ton hedefim var bunları kurutmayı planlıyorum. Kurutmada da 3’te 1 oranında bir kayıp söz konusu oluyor. Yani yaklaşık olarak kuru halinde 1 ila 1,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorum.” – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turgutlu’daki Deneyap Atölyesi’nde çalışmalarını sürdüren, farklı liselerden 4 öğrenci, “Bağ Kontrol Sistemi” adını verdikleri yapay zeka destekli yazılım hazırladı.
Çalışma kapsamında binlerce asma yaprağı fotoğrafını cep telefonu ya da tablet gibi akıllı cihazlarda kullanılabilen sisteme aktaran öğrenciler, yaprakları sağlıklı ve hastalıklı olarak farklı kategorilerde sisteme tanıttı.
Yazılım sayesinde, sisteme kamera ile gösterilen ya da fotoğrafı yüklenen yaprakların hastalık içerip içermediği yapay zeka ile tespit ediliyor.
TEKNOFEST 2024’te Tarım Teknolojileri Yarışması’nda finale kalan öğrenciler, üzüm yetiştiriciliğinin yaygın olduğu Manisa’da hastalık ve zararlılarla ilgili verim kaybını azaltmayı, hastalıkları erken tespit ederek üreticinin zirai mücadele maliyetini düşürmeyi hedefliyor.
“Kişisel bağ asistanı gibi”
Gökdoğan Team’in danışmanı Gülistan Sayan, AA muhabirine, 2 yıldır çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Manisa’da üzüm yetiştiriciliğinin yaygın olduğuna dikkati çeken Sayan, “Projemizin adı ‘Bağ Kontrol Sistemi’ ama kişisel bağ asistanı gibi düşünebiliriz. Üreticinin işini kolaylaştıracak, her gün kontrol etmek zorunda kalmayacak. Uzaktan bildirim alabileceği yapay zeka destekli bir sistem hazırladık.” dedi.
Takım üyesi öğrencilerden Fatma Beyza Ateş de yoğun bir çalışmayla finale kaldıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Biz bu projede 9 bin fotoğraf derledik. Bu sayede herhangi bir hastalık görseliyle karşılaştığında onu tanıyabiliyor, hastalığı bulup tespit ediyor. Yaprağın hastalıklı mı sağlıklı mı olduğunu buluyor. Çiftçinin kazancını artıracak, zararın erken tespitini sağlayacak. İlaç maliyetini azaltıp daha sağlıklı bir üzüm yetiştirilmesini sağlayacak. Bunun gibi avantajları var.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında basın toplantısı düzenleyen Kılıç, gündemi değerlendirdi.
Hükümetin uyguladığı tarım politikalarını eleştiren Kılıç, çiftçilerin ürettiği üründen maliyetini çıkartamadığını öne sürdü.
Kılıç, şehirde yaşayan vatandaşların da alışveriş filesini doldurmakta zorlandığını belirterek, “Türkiye acilen hal yasasını çıkarmak zorundadır, bir ürünün haldeki, pazardaki, manavdaki fiyatı, tarladaki fiyatının beş, sekiz, on katına çıkıyorsa burada bir haksızlık var.” diye konuştu.
“Belediye başkanlarına düşen görev emanete sahip çıkmaktır”
Bir gazetecinin, Yeniden Refah Partili bazı belediye başkanlarının AK Parti’ye geçtiğini anımsatarak, Şanlıurfa Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın da AK Parti ile temasta olduğu iddialarını sorması üzerine Kılıç, “Seçilen bütün belediye başkanlarına düşen görev 5 yıl boyunca milletin tevdi ettiği emaneti omuzlarında taşımak, partisinde kalmak, emanete sahip çıkmaktır. Yeniden Refah Partisinin 63 belediyesinden 13’ü partimizden ayrıldı, bu olağan bir durum değil. Bunu normal, olağan, sıradan bir durum olarak göremeyiz, karşılayamayız.” ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’la ilgili de konuşan Kılıç, “Büyükşehir Belediye Başkanımız hem partiye geçişimiz sürecinde hem de sonrasındaki açıklamalarında partisindeki huzurunu, partisinden duyduğu memnuniyeti ve Urfa halkına hizmet etme iradesini defalarca bize de kamuoyuna da beyan etmiştir. Bu tartışmaların kasıtlı polemikler olduğunu ve bir yıpratma kampanyasının yansımaları olarak cereyan ettiğini düşünüyorum. Sayın Gülpınar partimizdedir, Şanlıurfa’dadır, hizmetine devam etmektedir.” dedi.
“Normlar hiyerarşisine riayet edilmeli”
TBMM’de Can Atalay için yapılacak olağanüstü oturuma ilişkin soruyu yanıtlayan Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu, hukuk devletinde normlar hiyerarşisine riayet edilmesi gerektiğini söyledi. Kılıç, “Yüksek yargı kurumları arasındaki çatışmanın çözüm merci TBMM’dir. Eğer TBMM yüksek yargıdaki çatışmayı çözemezse gidilecek yer bellidir, millet iradesidir.” diye konuştu.
Mevcut Anayasa ve hukuk sistemine göre kararlar alarak adımların atılması gerektiğini dile getiren Kılıç, “Olağanüstü toplantı çağrısına Yeniden Refah Partisi katılacak, uyacak. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasını tavsiye ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan kapalı pazar alanındaki etkinlikte konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2020 yılında, salgın döneminde çiftçi kesimini hatırladıklarını söyledi.
Hiçbir şey yapamaz halde, ekemeyeceğini, biçemeyeceğini düşünen çiftçinin yanında ilk kez salgın döneminde olduklarını anlatan İmamoğlu, şöyle konuştu:
” Pendik’ten Silivri’ye, Çatalca’dan Sarıyer’e, Şile’den Beykoz’a, Arnavutköy’den Büyükçekmece’ye tüm ilçelerimizde tarım yapılan alanların artırılmasına dönük desteğimize başladık. İşte o desteğimiz sadece bugün burada ürünlerini gördüğünüz fide desteği değil, akaryakıt desteği, çiftçi eğitim desteği, makine desteği, gübre desteğidir. Ziraatın en iyi şekilde yapılması adına gereken ne varsa hepsini sağlama gayreti içerisinde olduk.”
İmamoğlu, bugünkü bayram hissinin, güzel ortamın ve duygunun kaynağının, verdikleri destekler olduğuna işaret ederek, bir çiftçi annenin evladı olduğunu her yerde gururla söylediğini hatırlattı.
Toprağın bereketinin bir ev için ne ifade ettiğini, yüzleri nasıl güldürdüğünü, insanları nasıl mutlu ve huzurlu ettiğini çok iyi bildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Siz toprağın bereketini fışkırtamazsanız, o toprağı işleyenin gönlünü iyi ve hoş edemezseniz, o insanların hanesine o bereketli gelirleri akıtamazsanız, o milletin huzurlu olma şansı yok.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve beraberindekiler hatıra fotoğrafı çektirdi.
Öte yandan İmamoğlu, Çatalca’nın Çakıl köyünde de üreticilerle bir araya geldi. Çiftçilerle sohbet edip fotoğraf çektiren İmamoğlu, bostanda hasat yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kacar, AA muhabirine, bugün yapılan toplantıda yönetim kurullarının kuru incir fiyatlarını belirlediğini kaydetti.
Geçen yıl A-4 kalite kuru inciri 92 liradan aldıklarını aktaran Bircan, “Bu sene A-4 kalite için açıkladığımız rakam 170 lira. Ortaklarımızı mağdur etmeyecek, enflasyona ezdirmeyecek şekilde bir fiyat belirledik. İnşallah iyi bir sezon olur.” dedi.
Bu sene geçen yıla göre rekolte artışı beklediklerini dile getiren Kacar, fiyatların yukarı çıkması durumunda ortakları lehine yeni bir fiyat düzenlemesi yapabileceklerini de sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçede öğleden sonra etkili olan sağanak sebebiyle bazı köylerde sel meydana geldi.
Sel, Kötek köyü ile Bayam Mahallesi’ndeki bazı meyve bahçelerine zarar verdi.
Kötek köyünde yağış ile etkili olan rüzgar yüzünden bir evin de çatısı uçtu.
Ekipler bölgede hasar tespit çalışması başlattı.
Haber Kaynak: SONDAKIKA.COM
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Amacımız Türkiye’de sürdürülebilir, verimli, kaliteli, kayıt altında bir üretimin olmasını sağlamak ve günün sonunda elde edilecek faydadan tekrar sektörü yatırım olarak daha ileriye götürecek, geliştirecek ortamların sağlanmasına mesnet teşkil etmek.” dedi.
Yumaklı, AK Parti İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısı sonrasında Mevlana Çarşısı ve Fatih Çarşısı çevresinde esnaf ziyaretinde bulundu.
Bakan Yumaklı, daha sonra Konya Ticaret Odası (KTO) Teknoloji ve Eğitim Kampüsünde düzenlenen Tarım Sektörü Paydaşları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Konya’yı ziyaretlerinde tarımsal üretimin sektör temsilcileriyle buluştuğunu, Türkiye’de tarımsal üretim konusunu sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte değerlendirme imkanı bulduğunu söyledi.
İstişarenin kendisi için çok önemli olduğunu dile getiren Yumaklı, “Bütün başarılı uygulamaların arkasında ‘Ben yaptım, oldu’ anlayışı değil, hep birlikte, omuz omuza vererek, düşünceleri paylaşarak belli bir noktaya getirdikten sonra, uygulanabilir hale getirdikten sonra bunun sahadaki yansımalarını görmek ve bu başarıyı yakalamak mümkün.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, planlı ve sistemli bir şekilde tarımsal üretimi arttırmayı hedeflediklerine işaret ederek, “Amacımız Türkiye’de sürdürülebilir, verimli, kaliteli, kayıt altında bir üretimin olmasını sağlamak ve günün sonunda elde edilecek faydadan tekrar sektörü yatırım olarak daha ileriye götürecek, geliştirecek ortamların sağlanmasına mesnet teşkil etmek. Biz Konya’ya oldukça sık geliyoruz. Burası hem tarımsal üretim açısından hem de tarımsal sanayi açısından son derece önemli bir şehir, model bir şehir. Pek çok üretimiyle Türkiye sıralamasında her zaman en üst sıralarda olmuş. Dolayısıyla biz de geçtiğimiz yıl tarımsal üretim planlamasıyla alakalı ilk saha çalışmalarından bir tanesini Konya’da yaptık.” diye konuştu.
Üretim planlaması konusunun herhangi bir proje değil, bir mecburiyet olduğunu vurgulayan Yumaklı, ülkenin her konuda hazırlıklı olmasını sağlamaya gayret ettiklerini belirtti.
Yumaklı, ülkenin kendi vatandaşının gıda güvenliğini sağlamanın yanı sıra ülkesine gelecek turistleri besleyecek bir kapasiteye sahip olması amacını taşıdıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Günün sonunda geçen yıl 31 milyar dolar olan ihracatı bu yıl 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkartacak potansiyeli kullanıyoruz. Bütün bunları düşündüğümüzde ‘Böyle gelmiş böyle gider’ ya da ‘Hayır. Bizi herhangi bir çerçeveye sokmayın’ anlayışı doğru değil. Çünkü en başta söyledim; bu bir çerçeveye sokmak değildir. Bu, istişare ile o ilde, o bölgede, o alanda yapılması gereken tarımsal üretimin ne olduğuna, nasıl olduğuna, ne kadar olduğuna ya da olacağına karar vermektir. Dolayısıyla tarımsal üretim kavramı sadece bitkisel üretim değil aynı zamanda hayvansal üretim için de geçerli. Bu kavramın basit bir proje olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Eğer ülke olarak bunu ıskalarsak yarın bir gün mecburiyetlerin bizi nereye götüreceğini de bilmemiz mümkün değil. Hep konuşuyoruz, iklim değişikliği, pandemi… Bu salonlarda bundan 1-2 sene önce bu şekilde oturabiliyor muyduk? Herkesin ağzında maske vardı. Şu anda hiç kimse bunu hatırlamıyor. İnsanlar annesine, babasına bayramlaşmaya gitmedi. Dünyada hangi olaylarla nasıl karşılaşacağımızı bilemeyiz. Dolayısıyla bu ileriye doğru bakışı, mutlaka sağlamamız gerekir.”
“Konya sadece tarımsal üretim değil, tarımsal sanayiyle alakalı son derece ciddi atılımlar içerisinde”
Yumaklı, Konya Tarım Fuarı’nın bugün başladığını ve hem kent hem ülke için önemli bir program olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bugün 20’ncisini açacağımız, iştirak edeceğimiz Konya Tarım Fuarı artık bir marka olmuş. 300 bin ziyaretçi beklendiği söylendi. Çok önemli bir rakam. Tarımsal üretimle alakalı biraz şüpheci yaklaşımların, aslında bu 300 bin ziyaretçi sayısıyla beraber çok da gerçekçi olmadığını söylememiz lazım. Evet, problemlerimiz yok mu? Var ama bir taraftan tarımsal üretim konusunda büyük de bir iştah var, azim de var, gayret de var. Konya sadece tarımsal üretim değil, tarımsal sanayiyle alakalı son derece ciddi atılımlar içerisinde. O yüzden nasıl ki tarım ürünlerimizde ilgili ihracat potansiyelimizden bahsediyoruz, tarımsal makinalar konusundaki özellikle son dönemde bu bünyede gerçekleşmiş yapılarla beraber burada da büyük ilerlemelerin kaydolacağını düşünüyorum. Şimdiden buna vesile olanlara canıgönülden teşekkür ediyorum.”
Yumaklı, Konya’daki halin genişletilmesiyle ilgili bir talep aldıklarına da değinerek, “Ben buradan onun ilk bölümünün Bakanlığımıza başvurularının onaylanacağı müjdesini bütün Konya’ya vermek istiyorum.” dedi.
Programda KTO Başkanı Selçuk Öztürk ve Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik de birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından sektör temsilcileri ve Bakan Yumaklı basına kapalı istişare toplantısı gerçekleştirdi.
Bakan Yumaklı programın ardından TÜYAP Konya Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen Konya Tarım Fuarı’nda açılış kurdelesini kesti. Yumaklı, fuar alanında stantları ziyaret etti, işletme sahipleri ve yetkililerden bilgi aldı.
Ardından Tarım ve Orman Bakanlığının standında kadın çiftçilerle bir araya gelen Yumaklı, kadın kooperatiflerine ilişkin bilgi aldı, kadınların sektörde yer almaları için desteklerini sürdüreceklerini belirtti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda denetimlerinin aralıksız bir şekilde devam ettiğini belirterek, Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimleri daha da sıklaştıracaklarını, Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 görevlinin sahaya tekrar çıktığını söyledi. Bakan Yumaklı, et fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerle ilgili soru üzerine de sadece hayvansal ürünler değil, bitkisel ürünlerde de Türkiye’nin, vatandaşının ihtiyacını karşılamakla ilgili herhangi bir probleminin olmadığını, hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceklerini vurguladı.
Konya’da Medya Buluşması programına katıldı. Bakan Yumaklı, “Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajı’ndan yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya kapalı havza alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yılsonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur” dedi.
Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ilk olarak AK Parti Konya İl Başkanlığında Medya Buluşması programına katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Konya, sadece şanlı tarihimizin değil aynı zamanda cumhuriyetin de marka şehirlerinden bir tanesi ve İnşallah Türkiye Yüzyılının da parlayan şehri olacak. Bunu başarmak için gerekli tecrübe, birikim, kadro Konya’da var. İnşallah yine Konya 31 Mart akşamı Uğur İbrahim Altay diyecek. Cumhur İttifakı’nın o güçlü iradesi de sandığa yansımış olacak” dedi.
Konya’nın bakanlığı için önemli şehirlerden birisi olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Çünkü hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Konya, Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerden birisi. Biz de doğal olarak Konya’ya ayrı bir önem verdik her zaman. Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında yapılmış olan yatırımların toplam tutarı 189 milyar lira. Yine su alanında sadece düşünürsek 328 tesisi hizmete alındı. Bunların da yaklaşık rakamı 95 milyar lira. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Konya tarımsal üretim anlamında yaptıklarıyla birçok şehrimize de örnek olacak ve ihracat rakamlarında arttırmış olacak” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır”
Tarımsal üretim planlaması çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren Bakan Yumaklı, “Tarımsal üretimin planlaması sizin etki edeceğiniz ya da edemeyeceğiniz bütün unsurları bir araya getirerek, suyu merkeze koyarak, bütün kriterleri dikkate alarak, bulunduğumuz bölgede, şehirde hangi ürünü ne kadar ve nasıl ekeceğinize dair planlama konusuydu. Kurulmuş olan İl Tarım Planlama Kurulları o ildeki üreticilerden, üretici birliklerinden, ziraat odalarından, ticaret odalarından, üniversitelerden, şehrin ileri gelenlerinden yani bu alakalı taraflarından oluşan bir komisyon. Ne yapacaklar? Öncelikle kendileri bulundukları ilde hangi ürünün ekilip dikilmesi gerektiğini, olup olmayacağını, münavebe olduğunda yani bir yıl bir ürün ertesi yıl başka bir ürün ve hangi ürünlerin hangi bölgede ekilip ekilmeyeceğine onlar karar verecek. Biz bunları tüm Türkiye’de bütün illerden gelenleri kontrol etmiş olacağız. Bu bir yıllık bir çalışma değil, bir seferlik bir çalışma değil. Sürekli olarak 3 yıllık bir periyodu koyacak olan bir çalışma olacak ve bizim hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır” şeklinde konuştu.
“Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımız sahaya çıkıyor”
Bakanlık olarak Ramazan ayı boyunca sürecek gıda denetimlerine başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak bizim diğer bir sorumluluğumuz da vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşması sağlamak. Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’de de bu denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ancak Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek istiyorum. Başta un ve unlu mamuller; pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. Özellikle bütün bunların yanı sıra iftar yapılan yerlerdeki toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen şartları, saklama şartları, gıdaların kullanım, son kullanım sürelerini aşmadıkları gibi içerik denetimleri de, analiz denetimleri de dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ayrıca yine Ramazan kolilerilerinde de denetimlerimiz olacak. Burada da etiket ve son kullanım, son tüketim tarihlerini de incelemiş olacağız. Biz elbette en büyük gıda denetçisinin, halkımızın kendisinin olduğunu her zaman vurguladık. Buradan da bir kez daha ifade edelim vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemin her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak” diye konuştu.
“Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz”
Bakan Yumaklı, “Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte et fiyatlarında bir yükseliş yaşanacak mı” sorusu üzerine, hayvansal ve bitkisel ürünlerde vatandaşın ihtiyacının karşılanmasıyla ilgili bir problem olmadığını ifade etti. Yumaklı, “Sadece hayvansal ürünler değil, bitkisel ürünlerde de bizim ülkemizin vatandaşımızın ihtiyacını karşılamakla ilgili herhangi bir problemi yok. Bunu farklı zamanlarda ifade ettik. Rekabet Kurulunun bir tespiti var. Sektör paydaşlarının bir tespiti var. Burada herkesin şu anda özellikle son 1-2 ayda yaşanmış olan fiyat artışlarının maliyetlerle ya da ürünlerinin arzı ile bir sorunun olmadığını bütün taraflar biliyor. Biz bu konuyla alakalı Ticaret Bakanlığımızla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ben tekrar ifade etmek istiyorum. Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz. Bunlarla ilgili olanlarda bu eylemlerin karşılığını görecekler” dedi.
“Önemli olan elimizde halihazırda mevcut su kaynaklarını nasıl kullandığımız”
Su verimliliği hakkında çalışmalarına deprem nedeni ile ara verdikleri ve tekrardan başladıklarını anlatan Bakan Yumaklı, “Hatırlarsanız su verimliliği seferberliği başlatmıştık. 2023 yılında başlatılmış ama deprem sebebiyle ara vermek zorunda kaldık. 2023 yılının son çeyreğinde tekrar başlattık. 2024 yılından itibaren de yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Burada özellikle suyun yaklaşık yüzde 77’sini kullanan tarım sektörünün bu suyu kullanırken de metotlarından tutun da kentsel kullanıma kadar, sanayi kullanımına kadar birçok konuda büyük bir gayret sarf ediyoruz. Yani sadece suyun temini değil, aynı zamanda bunun kullanımının da çok önemli olduğunun altını çizmek için bunları söylüyorum. Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya Kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajından yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya Kapalı Havzasına alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yıl sonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur. İnşallah bunu da bu şekliyle çözmüş oluruz. Şunu bir daha unutmamak lazım, hani suyu oradan getirirsiniz, buradan getirirsiniz, mümkün olur olmaz. Önemli olan elimizde halihazırda mevcutları nasıl kullandığımız? Dolayısıyla bizler özellikle kapalı devre basınçlı sulamayla alakalı gerekli yatırımları Devlet Su İşlerimiz yapıyor ama aynı zamanda çiftçilerimizin, üreticilerimizin de basınçlı sulama sistemleriyle ilgili sulama ekipmanlarını veya tesisatlarını yapmalarını istiyoruz. Bunların yüzde 50’sini de bakanlık olarak maliyetini karşılıyoruz zaten” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bakanımıza ve ekibine Konya’ya verdiği kıymetten dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de birlikte Konya’nın tarımına ve ekonomisine iş birliği içerisinde katkı sunmaya devam edeceğiz. Konya birçok özelliğiyle öne çıkmış bir şehir olmasına rağmen en temel özelliği bir tarım şehri. Çatalhöyük’ten başlayarak Konya önemli bir tarımsal üretim merkezi oldu. Özellikle pandemi döneminde Konya’nın üretiminin Türkiye’nin gıda güvenliğinin ne kadar büyük katkı sağladığını hep birlikte izlemiş olduk. Konya bugün de birçok manada hayvanseverlikte de birinci sırada. Bunda bakanlığımızın çok önemli desteği var. Bu vesileyle tekrar tüm çiftçilerimiz ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan tüm Konya halkı adına bakanlığımıza tekrar teşekkür ediyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı’ya teşekkür eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı da, gün boyu yapılan projeleri yerinde inceleyeceklerini ifade etti.
Programa, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Milletvekilleri, belediye başkanları, partililer ve basın mensupları katıldı. – KONYA
]]>
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, uzman isimler ve akademisyenlerin katıldığı “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için yapılması gerekenler mercek altına alındı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için güç birliği ve kooperatifçiliğin önemi vurgulandı.
ASAT Toplantı Salonu’nda, gazeteci Meliha Okur’un moderatörlüğünü yaptığı panelin ilk oturumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, tarımsal üretimin en önemli unsurlarından olan kooperatiflerin yerelden kalkınma için itici güç olduğunun altını çizdi.
İklim krizinin başta tarım olmak üzere; tüm sektörleri olumsuz etkilediğini belirten gazeteci Meliha Okur, “Tarım ve turizm sektöründe tarımda dünyada önemli değişimler oluyor. Fransa’da başlayan çiftçi hareketi diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Tarım sektöründe dünyayı etkisi altına alan bazı şirketlere karşı çiftçiler örgütlü bir şekilde hareket ediyor. Güç birliğinin önemi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en önemli tarım havzalarının başında gelen Antalya, başarılı bir yerel kalkınma modeli uyguluyor. Çünkü çiftçi ve üreticiler kendine güvenmeli, daha cesur adımlar atmalı. Daha kurumsal olarak büyümeli. Bunları yaparken Türk tarımının ayrılmaz bir parçası olan kadınların katkısını ve önemini de bir kez daha vurgulamak istiyorum” diye konuştu.
“Kooperatif ve çiftçilere destek sürecek”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek de, tarım sektörünün içinden biri olarak göreve geldiği ilk günden beri çiftçi ve üreticilerin yanında olduklarını kaydetti.
Antalya’nın coğrafi konumu, iklimi ve köklü tarihi geçmişiyle çok önemli zenginliklere sahip olduğunu belirten Muhittin Böcek, “Antalya, turizm ve tarım konusunda ülkemizin başkenti. Çok önemli zenginliklere sahibiz. Biz büyükşehir belediyesinin ilgili tüm birimleri olarak üreticilerin sesine kulak verdik. Onlarla bir araya gelerek taleplerini dinledik. Antalya’da tarımda güç birliği için itici güç olan kooperatif sayısı da 53’e çıktı. Antalya’da üretici ve tarımsal kuruluşlarımızın el ele vermesiyle, yerelden kalkınma ve kooperatifçilik konusunda bir büyük başarı hikayesine hep birlikte imza attık. Bu model, Türkiye’de yerelden kalkınma hamlesine en iyi örneklerden birini oluşturuyor. Üretimde en büyük girdi maliyetlerinden biri olan elektrik giderinin yüzde 85’ini Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak karşılamaktayız. Bu rakamı 5 yılda yüzde 68’den yüzde 85’e yükselttik. Vahşi sulamaya karşı su israfını önlemek için adımlar attık, kapalı devre sistemi kullanmaya başladık. Arıtılmış suyu tarımda kullanarak tasarruf sağladık. Antalya olarak tarımda yerel kalkınmayı başarıyla en iyi uygulayan büyükşehir belediyesi konumuna el birliğiyle yükseldik. Önümüzde yerel seçimler var. Bundan sonra da daha iyilerini yaparak, kooperatif ve tarımsal işletmelere katkı ve desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.
“Tarım siyaset üstü bir konu olmalı”
Tarım sektörünün ülkenin bugünü ve yarınlarını ilgilendiren stratejik bir sektör olduğunu belirten Muhittin Böcek, tarımın siyaset üstü bir konu olduğunun altını çizdi.
Böcek sözlerine şöyle devam etti:
“Tarım sektörünün önemli paydaşları olan kooperatiflerle, ziraat odaları, mesleki birlikler, üreticilerimiz ve kadınlarla omuz omuza kentimiz ve ülkemiz için çalışıyoruz. Üstümüze düşen ne varsa da yapmayı sürdüreceğiz. Sizlerin de desteğiyle dünya tarımı başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin örtü altı tarım sektörünün yüzde 50’sini Antalya’da yapıyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi yönetimler arasında sıkıntı var. Tarım ve turizmin başkenti olan kentimizde nedense sürekli siyaset yapılıyor. Tarım çok stratejik bir sektör olması nedeniyle siyaset üstü bir konudur. Örgütlenme ve kooperatiflerimiz geliştikçe ve güçlendikçe hedeflerimiz de büyüyecek. Ülkemize de her anlamda daha çok katkı sağlamak istiyoruz.”
“Su yasası çıkmalı”
Özellikle pandemi sonrasında tarım sektörünün öneminin daha çok anlaşıldığını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise, üretimin sürdürülebilirliği için kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Tarımsal üretimde çiftçilere büyük sorumluluk düştüğünün altını çizen Yıldız, “Eğer sizler üretmezseniz insanlar ne yiyip ne içecek. Bunun sorumluluğunu tüm tarım sektörü ve buna bağlı kurumlar üstlenmeli. Enflasyon arttıkça gıda fiyatları da artıyor. İklim değişikliği de önümüzdeki en önemli risklerden birisi. Aslında iklim krizi demek su krizi demektir. Eğer su olmazsa yaşam biter vehiçbir şeyin anlamı kalmaz. Çünkü yaşamın en temel kaynağı sudur. Turizm, tarım ve buna bağlı tüm sektörler su sayesinde ayakta kalabilir. Eğer iklim ve su krizine hazır değilseniz, geleceğimiz karanlık olacak demektir. Bunun için önlemler alınmalı. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı. Su politikaları ve tasarruf bilinci geliştirilip yaygınlaştırılmalı. Bu konuda yalnızca yerel yönetimlere değil merkezi yönetime de büyük iş düşüyor. Bu konuda görevde olan herkesin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu var. Gerektiği zaman konuyla ilgili görüşlerimizi ve uyarılarımızı da yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Su yasası 10 yıldır konuşuluyor fakat hala çıkmadı. Kurulların değil, kurumların yetkili olduğu bir sistem getirilmeli. Çünkü kurullar geçicidir, ama kurumlar kalıcıdır. Bu nedenle 20 – 30 yıl sonra bile kalıcı olacak kurumlar ve politikalar yaşama geçirilmelidir” diye konuştu.
“Çiftçi ülkemiz için çok önemli”
Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ise panelde Mustafa Kemal Atatürk’ün de kooperatifçiliğin önemine inanan bir kişi olarak Türkiye’de tarım kredi kooperatiflerinin kurulmasını sağladığını hatırlattı.
Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Atatürk, tarımda kooperatiflerin birçok sorunu çözeceğine inanan bir liderdi. 70’li yıllarda ülkemizde köy kooperatifleri kuruldu. 12 Eylül darbesinde ise kapatıldı. Son yıllarda ise belediyelerin destekleriyle kooperatifler yeniden canlanmaya başladı. Tarım Bakanlığı’nın sitesine göre ülkemizde kurulu 14 bin civarında kooperatif bulunuyor. Çiftçiler olarak tarım kredi kooperatiflerinin asıl sahibi sizlersiniz. Buna sahip çıkmanız gerekiyor. Avrupa’da çiftçi birlikleri ve kooperatifleri çok güçlü. Yöneticiler sanayicilerden önce çiftçi birlikleriyle görüşerek oy talep ediyor. 2012 yılında kabul edilen büyükşehir yasasındaki değişiklikle beraber birçok köy mahalle statüsüne geçti. Ülkemizdeki köy sayısı bir gecede yüzde 22,7’den yüzde 8,7’ye düştü. Bu da tarım alanlarını ve üretimi olumsuz etkiledi. Bir gecede herkes mahalleli oldu. Halbuki köylü olmak çiftçi olmak dünyanın her yerinde değerlidir. Bizde ise sanki bunun tam tersi gibi bir algı var. Tarım ve köylünün ne kadar önemli olduğunu anlamak lazım.”
“Tarım fuarlarını takip edin”
Günümüzde tarımsal hizmetler daireleri kurularak belediyelerin tarımla daha fazla ilgilenmeye başladığını belirten Yıldırım, “Fakat bu da her belediyenin farklı uygulamalar yapmasına neden oldu. Tarımsal kalkınma için bu desteklerin planlı bir şekilde uygulanması gerekir. Tarımda siyaset olmamalı tarım her şeyin üstünde olmalı. Sürdürülebilirlik bu sektörde esastır. Ben hemen hemen her hafta Antalya’ya geliyorum. Çünkü tarım için çok önemli bir kent. İzmir’deki tarımda yerel kalkınma modelinin benzerini en iyi uygulayan kent son dönemde Antalya oldu. Antalya’da birçok tarım fuarı düzenleniyor. Bunların takipçisi olun. Fuarları bir avantaj olarak kullanın. Antalya tarım sektöründe gerilerse tüm ülke olarak aç kalırız. Tarımsal üretimi daha fazla anlatmak lazım kooperatifler ve birlikler coğrafi işaretleri kendileri başvurup almalı. Bunları daha çok belediyeler sanayi ve ticaret odaları alıyor. Halbuki bu ürünü üretenler siz çiftçilersiniz” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>
HATAY (İHA) – Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşayan Tuğba Alvanoğlu’nun Tayvanlı öğrencilerden öğrendiği topraksız tarım yöntemiyle PVC borularda yetiştirdiği ürünler gelir kapısı oldu.
Tarım arazilerinin verimliliğinin her geçen gün azaldığı Dünya’da topraksız tarım önem arz etmeye başladı. Öğrenci değişim programı kapsamında Tayvan’dan Türkiye’ye gelen 23 öğrenci, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Tuğba Alvanoğlu’nu topraksız tarımla tanıştırdı. Alvanoğlu, PVC boru içerisinde küçük kum taneleriyle ve suyla kurduğu sistemle, topraksız tarım yapmayı başardı. İlk olarak marul yetiştirmeyi başaran kadın, PVC boru içerisinde üretim yaparak gelir elde etmeyi başardı.
İş yerine kurduğu sistemin Tayvan’dan gelen 23 öğrencinin projesi olduğunu söyleyen Alvanoğlu, “Hatay’ın toprak bakımından çok zengin. Çok ciddi anlamda Türkiye’nin belirli ürünlerini de karşılayabiliyor. Ama ona rağmen buradaki gençlere ve en önemlisi depremde zarar gören gençlere bir örnek olmak. İlerleyen dönemlerde biliyorsunuz insanlar çoğalıyor ve toprak kalmayabilir, bunun küçücük bir bilim adamı şeklinde bir projeyle geldiler. Kendileri çok ciddi bir laboratuvar çalışması ile bize bu projeyi hayata geçirdiler. Çok ciddi anlamda da kısa bir süreçte verim aldık. Yapmış oldukları çalışma 3 aylık bir süreçti. 3 aylık süreçte gençlerimiz hem projeyi hayata geçirdiler hem de neler yetiştirilebilir bir de bunun takibini yaptılar. Yani farklı bir coğrafya da farklı bir olay nasıl hayata geçirilebilir, bunun çalışmasına resmen bizde şahit olduk. Çünkü insanların, acaba ‘nasıl yapılıyor, nasıl bir sistemle çalışıyor’ diye gerçekten dikkatini çekiyor. Çocukların ve gençlerin uğrak yeri olduğu için sürekli olarak bizler takip ediyoruz. Umarız ilerleyen dönemler de bu tür projeler hem gençlerimize örnek olur hem de tarım alanın da bu tür projelerle ekonomik yönden de ciddi anlamda bir destek olur” dedi.
Küçük kum tanelerinin su ile birleşiminden oluşan projede marul yetiştirmeyi başardıklarını belirten Alvanoğlu, “Teoride değil de pratikte belirli bir şekilde sizlere sunuyoruz. Sadece sudan ve küçücük kum taneleriyle beraber yapılan bir proje, suyun devir daim yapmasıyla çalışan bir sistem. Burada toprakta olan bütün alacağı maddeler neler varsa bu maddeleri bu sefer suyla beraber kayalarla suyun içine katarak yapıyorsunuz. Toprakta hangi ürün, hangi besleyici neler varsa, onu insan yapısı olarak su ve kumla birleştirerek böyle bir projeyi hayata geçiriyorlar. Şu anda marullarımız var. Dönem dönem mevsimsel olarak ürünler var. Önce ne kadar dayanaklıdır diye çiçeklerle denedik. Şimdi marullarımız var. Çok kısa sürede cevap verdi. Nerdeyse 10 günlük bile değil. Büyüyünce artık yemeye çalışıyoruz. Bu mevsim bittikten sonra daha farklı bir ürünle hayata geçireceğiz. Bu bizim biraz da pilot çalışmamız, bir pilot çalışmasında bunlar yapıldığı zaman, ilerleyen dönemde Reyhanlı’da yetişmeyen bir çilek ya da farklı ürünler olabilir. Bunları yapabiliriz” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ” Antalya’nın kaybedecek 5 yılı daha yok. Antalyalı hizmet bekliyor. Lafla olmuyor bu işler.” dedi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden zaferle çıkacaklarına inandığını belirtti.
Yılmaz, adayları Hakan Tütüncü’nün belediyeciliği lafla değil icraatla yaptığını söyledi.
Tütüncü’nün Kepez’de elde ettiği tecrübelerle büyükşehir belediye başkanı olarak hizmetlerini katlayacağını ifade eden Yılmaz, Tütüncü’nün projelerinin takipçisi ve destekçisi olduklarını kaydetti.
Belediyenin reklam ve algı yeri olmadığını, millete hizmet edecek bir yer olduğunu vurgulayan Yılmaz, adayları Tütüncü’nün kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışla birlik siyaseti izlediğini dile getirdi.
Merkezi idare olarak 2002’den bu yana her zaman Antalya’nın yanında olduklarının altını çizen Yılmaz, “Antalya’ya yollar yaptık, havalimanları inşa ettik. Bugün de 1500 yataklı şehir hastanesi açılacak. Bu hastane ile Antalyamız sınıf atlayacak. Ulaşımda da Antalya- Alanya otobanı ihale edildi. Büyük bir kısmı 3 geliş ve 3 gidiş şeklinde modern bir yolu kente kavuşturuyoruz. EXPO’dan raylı sistemlere kadar birçok hizmete Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde kentte imza attık. Bundan sonra da aynı anlayışla devam edeceğiz.” diye konuştu.
Antalya’nın geçen yıl turizmde rekorlar kırdığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Antalya’da 16 milyon, Türkiye genelinde de 57 milyonu aşkın turist ağırladık. Geçen yıl 54 milyar dolar gelir elde ettik. Bu yıl hedefimiz 60 milyon dolar. Antalya, bu yıl da turizmde öncü ilimiz olacak. Antalya aynı zamanda önemli bir tarım kenti. Örtü altı tarımcılık başta olmak üzere geçen yıl çiftçilerimize 400 milyondan fazla destek verdik. Tarımı daha da ileriye taşıyacağız. Planlı tarım kavramı çerçevesinde tarımdaki desteklerimizi çok daha sistemli ve etkili hale getirmek için çalışıyoruz.”
Cevdet Yılmaz, sağlığı, turizmi ve tarımıyla Antalya’yı “Türkiye Yüzyılı”nın öncü şehirlerinden yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Güçlerini milletten aldıklarını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bütün bu çalışmaların merkezi idare ve yerel yönetim olarak çok daha güçlü bir şekilde hayata geçmesi için 31 Mart’ta Antalya’yı Cumhur İttifakı renkleriyle boyamaya kararlı mıyız? Antalya’nın kaybedecek 5 yılı daha yok. Antalyalı hizmet bekliyor. Lafla olmuyor bu işler. Laf üstüne laf değil taş üstüne taş koyacak mıyız? Sosyal medyada, medyada oluşturulan algılara bakmayacağız. Sadece sosyal medya ile bu işler olmaz. Onu da kullanalım ama asıl olan yüz yüze konuşmaktır. Bu yapıldığı sürece Antalya’da 1 Nisan sabahı zafere ulaşacağız. Sonrasında kutlamalarla vakit geçirmeden işe koyulacağız. Merkezi idare ve yerel yönetim gönül ve akıl birliği içinde ortak bir şekilde uyum içinde Antalya’ya hizmet edeceğiz. Siyasetimiz eser ve hizmet siyaseti. Siyasetimiz, halkın ihtiyaçlarını karşılama, refahını arttırma siyaseti.”
Asrın felaketi depremi yaşadıklarını, sınırların ötesinde terörle mücadele ettiklerine dikkati çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Depremin yaralarını sarıyoruz. Siyasi istikrarımız olmazsa güçlü bir liderimiz olmazsa bunları yapamazdık. Tüm gücümüzle ülkemizin daha ileriye gitmesi için gayret ediyoruz. Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. İstihdamımız 32 milyonu aştı, ekonomi büyüklüğümüz tarihimizde ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini geçti. Şimdi daha büyük hedeflere yürüme, ‘Türkiye Yüzyılı’ zamanı. Ülkemizi en gelişmiş 10 ülke arasına sokma hedefimizi adım adım hayata geçireceğiz. Savunma sanayiinde geldiğimiz yeri görüyorsunuz. İhracatımız, turizm ve tarımımızda bütün ülkemizin gücünü kullanarak, 85 milyonun gayretiyle, alın teriyle, 81 ilin potansiyelini en yüksek düzeyde değerlendirerek ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Kalkınma, demokrasi yerelden başlar. Bu nedenle yerel seçimler önemli. ‘Türkiye Yüzyılı’nı merkezi idare ve yerel yönetim olarak el birliğiyle kuracağız.”
]]>
Şanlıurfa’da geçmişte balıkçıların suda bıraktığı veya unutulan ağlar, baraj gölünden çıkarılıyor. Bu çalışmayla göldeki canlılar için tehlike arz eden hayalet ağların temizlenmesi ve istilacı balık türlerinden arındırılması amaçlanıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün 2014 yılında hayata geçirdiği “Hayalet Av Araçları ve İstilacı Türler Farkındalık Projesi” ile Şanlıurfa’da geçmişte balıkçıların suda bıraktığı veya unutulan ağlar, baraj gölünden çıkarılıyor. Balıkçılığın her geçen gün geliştiği Şanlıurfa’da deniz canlılarının yaşam alanlarının iyileştirilmesi için çalışmalar sürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığının destekleri ile Tarım İl Müdürlüğüne bağlı ekipler, proje çerçevesinde çalışma başlattı. Çalışmada, teknelerle baraj gölüne açılan ekipler, yüzlerce metre uzunluğundaki balık ağlarını tek tek gölden çekerek kıyı dışına çıkardı. Ekiplerin çalışması bölge balıkçılarının takdirini kazandı.
Projeyle ilgili konuşan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, “2014 yılından beri Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü üzerinden uyguladığı proje ile iç sularımızda ve denizlerimizdeki hayalet ağların, denizde unutulmuş ağların çevresel ekosisteme, denizdeki ekosisteme zarar vermemesi için biz bu ağları topluyoruz. Halkımızın bu istilacı türleri ve çevreye zarar veren, çevrenin ekosistemini bozan hem ağlar hem de çöplerle ilgili denizlerimizi, göllerimizi, sularımızı kirletmemeleri için farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığımızın ayırdığı bir bütçe var. Biz bu bütçeyi de hem halkımızın hem de balıkçılarımızın hizmetine sunuyoruz. Böylelikle hem iç sularımızdaki balıkçılığın sağlıklı ve güvenilir bir şekilde sürdürülebilir bir dönemde devam etmesini sağlıyoruz hem de balıkçılarımızın ekonomik olarak zarar görmemesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ben huzurlarınızda bu ekibe, bu çalışan balıkçı arkadaşlarımıza, iç sularda emekleriyle, alın terleriyle para kazanan balıkçı arkadaşlarımıza verdikleri bu gayret için teşekkür ediyorum. İnşallah bereketli ürünleri olur, bereketli avları olur, bereketli sezonları olur. Biz ne kadar çevremizi korursak, koruma kullanma dengesini sağlarsak, bu denizlerde, bu barajlarda ki balıkların bizim gelecek nesillerimize ulaşmasını, onların da sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamış olacağız” diye konuştu.
Tarım İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Hakan Akgün ise “Tabii 90 yılından bugüne kadar yani 30-35 yıllık bir süreç içerisinde elbette avcılık esnasında baraj gölü içerisinde unutulan veyahut ihmal edilen, sehven bırakılan veyahut akıntının veya dalganın götürmüş olduğu bazı ağlar var. Haliyle bunlar balıkçı tarafından yeri tespit edilemiyor. Bunlar su içerisinde kalıyorlar, baraj gölü içerisinde kalıyorlar. Sentetik madde olması hasebiyle bunların su içerisinde çözünmeleri 500 yıllık bir süreci buluyor. Bundan dolayı bunların su içerisinde bulunmaları balıkların göç yollarını olumsuz etkilerinden dolayı göç esnasında balık ağa takılmakta ve orada telef olmaktadır. Bundan dolayı bu sahipsiz ağların veya unutulmuş olan ağların mutlaka yerinin teslim edip alınması gerekiyor. Bugün Tarım İl Müdürümüz Mehmet Aksoy’un da katılmış olduğu program çerçevesinde suda önceden tespit edilmiş bir balık ağını sudan çıkarmış olduk. Bu manada sürdürülebilir balıkçılığa da aynı zamanda katkı sunulmuş olundu” ifadelerini kullandı.
Proje çerçevesinde çalışmada yer alan balıkçılar, gölün temizliğinde emeği geçenlere teşekkür etti. – ŞANLIURFA
]]>
Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, seçimi kazanması halinde uygulayacağı tarım projelerini 5 ana başlık altında toplayarak düzenlenen lansmanda anlattı. Dağ, “Çiftçilerimizin refahını artıracak ve yerel ekonomimize katkıda bulunacak projeleri hayata geçireceğiz” dedi.
Geçtiğimiz günlerde seçimi kazanması halinde İzmir’de hayata geçireceği projeleri anlatan Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, bu kez de tarım projelerine yönelik bir lansman toplantısı yaptı. Hamza Dağ, tarım projelerini 5 ana başlık altında topladı.
Tarım ve hayvancılık alanında İzmir’in potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Hamza Dağ, “İzmir’in zengin tarımsal potansiyelini en iyi şekilde değerlendireceğiz. Çiftçilerimizin refahını artıracak ve yerel ekonomimize katkıda bulunacak projeleri hayata geçireceğiz” dedi.
“İzmir Makine Parkları” projesi
İzmir Makine Parkları projesiyle çiftçilerin yükünü hafifleteceklerini, üretim süreçlerini kolaylaştıracaklarını dile getiren Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, “İzmir Makine Parkları projesiyle, çiftçilerimizin temel ekipman ihtiyaçları, her daim kendilerinin hizmetine sunulacak. Kooperatif ve birliklerimizin yapmış olduğu üretimlerle ilgili de makine ve ekipman desteklerimizi vereceğiz. Günümüzde teknoloji, tarımsal üretimde büyük bir katma değer sağlamaktadır. Bizler de bu bilinçle sadece temel ekipmanları değil aynı zamanda teknolojik makine ve ekipmanları da çiftçilerimizin kullanımına sunacağız” dedi.
Tarım ve hayvancılıkta büyükşehir desteği
Destek programlarını hayata geçireceklerini ifade eden Dağ, “Bu toprakları yalnızca bir yaşam kaynağı olarak görmüyoruz; aynı zamanda geleceğimizin teminatı olarak değerlendiriyoruz. İzmir, her alandaki gücüyle daima bölgemizin öncü şehri olmuştur. Tarımsal üretimi, yerel ve ulusal düzeyde stratejik bir öneme sahiptir. Bu gerçeğin bilincinde olarak, kapsamlı destek programlarımızı hayata geçireceğiz” diye konuştu.
Büyükşehir tarım ve hayvancılık tesisleri
Yenilikçi tarım ve hayvancılık tekniklerinin geliştirilmesi için üniversiteler ile birlikte Tarım ve Hayvancılık Teknoparkı kuracaklarını açıklayan Hamza Dağ, “Bu merkezleri, ilgili alanlarda çalışma yapmak isteyen girişimcilerimizin vazgeçilmez alanı haline getireceğiz. Teknoparkımızda, tarım ve hayvancığa yönelik yenilikçi uygulamalar geliştirilecek. Tarım gelişecek, İzmir gelişecek ve inanıyoruz ki, eşsiz İzmir’imiz ülkemize ilham olacak. Tarım alanında kuracağımız organize sanayilerle belli başlı ürünlerde şehrimizi merkez haline getireceğiz” ifadelerini kullandı.
İzmir’in eşsiz köyleri
Köylerin güvenliğini üst seviyeye çıkarmak adına güvenlik kameraları sistemini hayata geçireceklerini anlatan Hamza Dağ, “Mahallelerimizin giriş ve çıkışları başta olmak üzere, kamusal alanlarda kurulacak bu kameralarla, mahalle (köy) sakinlerimizin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlayacağız. Bu sistemle, mahallerimize yönelik her türlü güvenlik tehdidini anında tespit edip, müdahale etmemizi artırırken, mahallelerimizin modern ve güvenli yaşam alanları olmasını garanti altına alacağız” dedi.
İzmir’in eşsiz köylerine kapsamlı destekler
Köylerdeki yaşam kalitesini arttıracaklarını söyleyen Hamza Dağ, şöyle devam etti:
“Merkezde ne varsa mahallelerimizde (köylerimizde) de her biri olacak. Bizler büyükşehir belediye bürokratlarımız ve ilgili kamu kurumlarının müdürleri ile birlikte ilçelerimize ve mahallelerimize sık sık geleceğiz. Masanın bir yanında yerel ve merkezi hükümetin temsilcileri, diğer tarafında ise vatandaşlarımız olacak. Onlar taleplerini, meselelerini iletecek, bizler de anında çözüm üreteceğiz. Kurumlar arası koordinasyonu sağlayarak eşgüdümlü bir şekilde hareket edeceğiz. Sorunları ötelemeyeceğiz.” – İZMİR
]]>
SEYFİ ÇELİKKAYA
Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta Mart ayına gelinmesine karşın yağışların istenilen düzeyde düşmemesi tarım sektörünü endişelendirmeye başladı. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, yağış olmaması halinde hem hububatta hem de baklagillerde yüzde 50, yüzde 60 kaybın olacağını söyledi. Yozgatlı çiftçilerden Mikail Avcı da, yağışların Mart ve Nisan aylarında da düşmemesi halinde çok zor durumda kalacaklarımı belirterek, “Mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış” dedi.
Yozgat’ta kış aylarındaki hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım sektöründe faaliyet gösterenleri endişelendiriyor. Hava sıcaklığını mevsim normallerinin üzerinde olması tarım alanlarında fare ve böcek popülasyonunu artırdı. Bölge çiftçisi bir taraftan tarımsal zararlılarla mücadele ederken diğer taraftan da beklediği yağışların düşmemesi halinde yaşayacağı sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinin hesabını yapıyor.
“BU AYDA BU TARLAYA GİRMEK ESKİDEN MÜMKÜN DEĞİLDİ”
Yozgat Merkez Divanlı Mahallesinden çiftçi Mikail Avcı, şunları söyledi:
“Bir sefer sürmüştüm ama hoşuma gitmedi, tekrar bir daha sürüyorum. Kuraklık had safhada, korkuyoruz ne kadar olsa da, kuraklık herhalde bizi perişan edecek. eçtiğimiz 5-6 yılda olduğu gibi, inşallah olmaz. Şubat ayı da yağsız geçti. Bu ayda bu tarlaya girmek eskiden mümkün değildi ama şimdi havalar çok sıcak geçti. Çok kuraklık geçiyor. Allah hayırlısını versin. Nisan ayında zaten yağış olmazsa bizim halimiz harap. Ne olacağı belli, mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış. Verim olmadıktan sonra mecbur batacağız. Habire küçülmeye devam. Korkuyoruz da endişe ediyoruz. Sonuç vahim, Allah hayırlısını versin, İnşallah olmaz ama çiftçi çok perişan bir duruma düşer. Allah yardım etsin. Şu kuru toprağa bu kadar parayı saçıp da geride üç beş kuruş ekmeğini, kazanabilen, kazanmayı bekleyen tek çalışan çiftçidir. Başka çalışan kesime bak, aylığını, aylığı gelir, maaşını alır ama çiftçi öyle değil. Çiftçi atar, saçıyor, saçıyor, Allah ne verirse alıyor, cebine koyuyor veya aldığını ödeyemiyor. Mesela geçtiğimiz yıllarda aldığım ürünü ödeyemediğim için ben çok küçüldüm. Hem traktörlerimi sattım hem araziyi küçülttüm. 2 bin dönümden 500 dönüme yakın araziye düştüm. 2 bin dönüm arazi işliyordum ama 500 dönüme, 400-500 dönüme geriledi. Allah hayırlısını versin. İnşallah geçtiğimiz 5-6 yıl gibi olmaz. Geçen yıl iyiydi ama tabii 5-6 yılın acısını da bir geçen sene çıkartmadı. Allah hayırlısını versin. Allah’a sığınıyoruz, sürüyoruz, ekeceğiz bakalım.”
“BAKLAGİLLERDE, BUĞDAYDA SIKINTI YAŞARIZ”
Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz de açıklamasında, şu görüşlere yer verdi:
“2023-2024 yılı güzün 11’inci ayda, 10’uncu ayda yağmurlarımız güzeldi. Özellikle hububatta, buğdayda, köklenmede hiçbir sıkıntımız yok ama bahar itibariyle yani Ocak- Şubat’ta kar yağmadı. Kar yağmadığından dolayı arazide bir su eksikliği var. Ekinde köklenmede bir sıkıntı yok. Mart ayı içerisinde, Nisan’da yağış devam ederse kuraklık olacağını düşünmüyorum. Ekimlerde sıkıntı olmaz, köklenmesi güzel ama Mart’ta, Nisan’da da yağış yağmazsa ister istemez ekinlerde, baklagillerde buğdayda bir sıkıntı yaşarız. Baklagilleri de yeni başladık ekmeye, işte mercimeklere girdi, nohutlar ekilmeye başlıyor. Memleketimiz tarım memleketi. Kuru tarımla iştigal eden bir memleket. Ondan dolayı da kar, yağmur olması gerekiyor ama 2024 yılında daha kar görmedik. Kış bitti, kar görmedik. İnşallah yağışlarla bunu kapatacağız. Pazar günü bir yağış gözüküyor. Pazar günkü yağıştan da gübre atan arkadaşlar inşallah yararlanır. Tabanda nem var, nohut köklenir, mercimek köklenir. Köklendikten sonra yapraklanma döneminde iyi bir yağmur yağarsa orada da sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Yağmazsa hem buğdayda hem baklagillerde yüzde 50- 60 kaybımız olacağını düşünüyorum. İnşallah bu korkulan olmaz, biz de bu riskten kurtuluruz.”
]]>
Karacabey Belediyesi tarafından bu sene 12’ncisi düzenlenen ‘Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Önümüzdeki dönem ihracat endeksli çalışmalarla Karacabey’i ihya edeceğiz” dedi.
Tarıma dayalı sanayisiyle köklü bir geçmişi bulunan ve yaygın tarımsal faaliyetler ile bereketli topraklara ev sahipliği yapan Karacabey, ’12. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na ev sahipliği yaptı. Karacabey Belediyesi tarafından Ömer Matlı Kapalı Pazar ve Fuar Alanı’nda düzenlenen fuarın açılış törenine, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
“Karacabey’i tanımıyorlar”
Fuarın açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Karacabey Belediyesi tarafından bu sene 12’si yapılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın hayırlı olmasını diledi. Bazı belediye başkan adaylarının ilçeye gelerek ‘Karacabey’e tarım fuarı yapacağız’ dediğini hatırlatan Başkan Aktaş, “Bu adamlar şehirden bu kadar habersizler. Karacabey’i bu kadar tanımıyorlar. İlçede fuar meşalesini Karacabey Belediyesi eski Başkanı Ergün Koç’a yaktı, Ali Özkan da kendi boyu gibi deyim yerindeyse bu işi uzattı götürüyor. ‘İnşallah beraber fuar alanı yapalım’ dedi. Niçin olmasın. Ben bu hikayeyi ilçe belediye başkanlığı sürecinde yaşamış birisiyim. Sanayi, turizm bir toplumun gelişimi için çok önemli. Ama tarım en az bunlar kadar önemlidir. Karacabey’in çok mümbit toprakları var. Karacabey, Türkiye sathında birçok enlere sahip. Alın terini, emeğini, gayretini, sermayesini ortaya koyan Karacabeyliler, tarım da bugün ilçenin geldiği noktanın gerçek sahipleridir” diye konuştu.
Çiftçiye sonsuz destek
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tarım konusunda büyük çaba içerisinde olduğunu anlatan Başkan Aktaş, HAGEL’in, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı’nın ve Tarım AŞ’nin bu işin emrinde olduğunu hatırlattı. Gölet yapımları, sulama havuzlarıyla Bursa’da tarımın gelişimi için ne gerekiyorsa yaptıklarını söyleyen Başkan Aktaş, 2017’de tarım ihracatı 184 milyon dolar tarım ihracatının 2022’de 569 milyon dolara ulaştığını, 2023’te ise bu rakamın 650-700 milyon dolara çıkacağını belirtti. Erken uyarı meteoroloji istasyonları kurduklarını, fide fidan destekleri verdiklerini dile getiren Başkan Aktaş, “Özellikle üzümsü meyvelerde gelirlerimiz arttı. 6 yıllık süreçte BESAŞ kanalıyla üreticilerimizden 25 milyon litreye yakın süt, 100 bin kilonun üzerinde siyez buğdayı aldık. Bu sayede çiftçilerimizi destekledik. 2023’te kadın kooperatiflerimizden 97 bin adet el emeği ürünler aldık. 2018-2023 arasında süt soğutma tankından salça makinesine, ceviz soyma makinesinden tohum selektör makinesine varana kadar 650 tane tarım aletini dağıttık. Pek çok noktada desteklerimiz aynen devam edecek. Tüm Karacabey’in altyapısını yaptık. 50-60 yıllık yatırım yaptık. 80 milyonluk bir proje olan arıtma tesisinde çalışmalar sene sonunda bitecek. Kültür merkezimiz bitmek üzere. İtfaiye binasını teslim ettik. Cenaze hizmetleri, aşevi ve köy yolları da yapılıyor” dedi.
“Karacabey’i ihya edeceğiz”
Karacabey halkının hem Ali Özkan’a hem de Cumhur İttifakı’na bugüne kadar güzel destekler verdiğini söyleyen Başkan Aktaş, “Bizler acı günde, tatlı günde, zor zamanda da her zaman yanınızda olduk. Bu şehrin değerleri, bizim de değerlerimizdir. Karacabey’i daha ileri götürebilmek için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönem ihracat endeksli çalışmalarla Karacabey’i ihya edeceğiz. Fuarımızın bereketli, verimli ve hayırlı olmasını diliyorum. Birileri ‘göreve gelirsem tarım fuarı yapacağım’ dese de 12 senedir bunu kararlı bir şekilde devam ettiren Ergün Koç ve Ali Özkan başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başkan Aktaş ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesimiyle fuar ziyarete açıldı. Başkan Aktaş ve beraberindekiler daha sonra fuar alanını gezerek son teknolojiyle donatılmış tarım ekipmanlarını yakından inceleyerek, vatandaşlarla sohbet etti. – BURSA
]]>
Tarım ve gıda sektöründe artan üretim maliyetlerine dikkat çeken TGDF Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını vurguladı.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, tarım ve gıda sektörünün önündeki en temel sorunun girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri olduğunu söyledi. Şarman, bu sorunların önüne geçerek üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek için etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu vurguladı. Şarman, bu kapsamda ‘Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını düşündüklerini kaydetti.
Şarman, küresel jeopolitiğin, tedarik zincirlerinin, enerji yollarının ve güç dengelerinin değiştiğini, Türkiye’nin yaşadığı birçok sorunun dünyanın sorunlarıyla ortak olduğunu belirterek, “Güvenilir gıdaya ulaşmak, gıda arz ve güvenliğinin sağlanması da en stratejik konulardan biri. Çünkü dünyada tarımsal üretimi etkileyen koşullar hızla değişiyor. Toprak ve su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, küresel gıda arz güvenliği, gıda milliyetçiliği, gıda ticaretindeki korumacı eğilimler ve tarımsal girdi fiyatlarındaki istikrarsızlık, küresel ısınma gibi etkenler, bu sektörde gelecek planlamamızı daha gerçekçi, verimli ve sürdürülebilir temeller üzerine oturtmamızı zorunlu hale getiriyor” diye konuştu.
“Tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor”
Türkiye’nin tarım hasılasında Avrupa’da birinci ve dünyada ilk onda yer aldığının altını çizen Şarman, şöyle devam etti: “Ancak gerek ülke ekonomisine katkısı gerekse istihdama katkısı nedeniyle tartışmasız olarak stratejik bir sektör olan tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor. Sektörün önündeki en önemli sorun; artan girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri gibi unsurların üretim maliyetlerini ciddi oranda artırması olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2023 yılı aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) tarımda girdi maliyetlerinin bir yılda yüzde 41 arttığını gösteriyor.”
İşçiliğin çok yoğun olarak kullanıldığı tarım ve gıda sektöründe, aralık ayında açıklanan zam oranıyla birlikte Asgari Ücret’in yıllık bazda yüzde 99,9 oranında arttığını kaydeden Şarman, “Bir diğer temel girdimiz mazot ise yıllık bazda yüzde 68 yükseldi. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış sadece üreticiye değil, aynı zamanda tüketiciye de olumsuz yansıyor. Ayrıca bu durum üreticilerimizin küresel piyasalarda rekabet gücünü zayıflatmanın yanı sıra ihracat potansiyelini de olumsuz yönde etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“Efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor”
Sektördeki üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek amacıyla etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu düşündüklerini vurgulayan Şarman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmiş dönemlerde olduğu gibi DFİF mekanizmasıyla seçili sektör ve ürünlerde ihracatçıların desteklenmesi, tarım ve gıda sektöründeki bazı sıkıntıların çözümünde önemli bir adım olabilir. Yani efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor. Bu yöntemle, enflasyon ve devalüasyon ile mücadele edilirken, ihracatçıların döviz kuru dalgalanmalarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebileceği gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artırılması, iç piyasada fiyat istikrarı ve tüketici refahının korunması gibi başlıklarda da katkı sağlanabilir.”
Şarman, “Enflasyon ve devalüasyon ile eşzamanlı mücadelede gıda sektörü ihracat desteği bekliyor. Sonuç olarak, mevcut ekonomik koşullar altında tarım ve gıda sektöründe girdi maliyetlerindeki artışla etkili şekilde mücadele etmek için ihracat yapan üreticilerimizin desteklenmesinin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. DFİF benzeri mekanizmaların devreye sokulması, tarım ve gıda sektörünün uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırabilir ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.
“Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız”
Çok zorlu, belirsizlik ve dönüşümlerin giderek daha yoğunlaştığı bir dönemde, ekonomide bazı adımlarının vakit kaybetmeden atılması gerektiğine dikkati çeken Şarman, “Ekonomide rasyonel politikalarla yürürken, enflasyonla mücadelede para politikasının sosyal politikalar, maliye politikası ve yapısal tedbirlerle de desteklenmesinin bu dönemdeki önemli adımlardan biri olması gerektiğine inanıyoruz. Üretim yapımızı daha planlı, verimli ve teknolojik gelişmelere uygun hale getirmeliyiz. Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız. Ekonomimizin rekabetçiliğini artırmak için, kayıt dışı ile mücadeleyi daha da güçlendirmeliyiz” dedi.
Şarman, sözlerini “TGDF üyeleri olarak, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında müreffeh, adil, çevreci ve saygın bir Türkiye hedefi için ortak akılla, yan yana, birbirimizden güç alarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdama katkı vermeye, ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” diyerek tamamladı. – İSTANBUL
]]>
Ardahan’da korunarak geleceğe aktarılması için coğrafi işaret tescili alınan kavılca buğdayının üretiminin artması bekleniyor.
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) girişimleri sonucu Türk Patent ve Marka Kurumundan “Ardahan Kavılca Buğdayı” adıyla alınan coğrafi işaret belgesi, hem ilgili kurumları hem de üreticileri sevindirdi.
Yörede yüzyıllardır ekilen ancak unutulmaya yüz tutan, “Anadolu buğdayının anası” olarak da bilinen kavılca buğdayının üretimi Ardahan’da, özellikle devletin tohum desteğiyle yaygınlaşıyor.
İl genelinde 200 çiftçi tarafından 4 bin dekar alanda ekimi yapılan kavılca buğdayından bin tona yakın ürün elde ediliyor.
Kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün olarak bilinen kavılcanın, işlenerek farklı ürünlere dönüştürülüp farklı pazarlara açılması hedefleniyor.
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Demirci, AA muhabirine, kavılcanın bölge tarımı ve ekonomisi için önemli bir kazanç olduğunu, bundan dolayı coğrafi işaret aldıklarını söyledi.
Yöresel ürünlerin coğrafi işaret alması için yıllardır çalışma içinde olduklarını, sadece kavılca için 4 yıllık uğraş verildiğini anlatan Demirci, bu gelişmeler ışığında amaçlarının hem il hem de bölge ekonomisine katkı sunmak olduğunu belirtti.
Tarım ve Orman Bakanlığında yapılan genetik tahlillerde bu buğdayın 13 bin yıllık geçmişinin ortaya çıktığını işaret eden Demirci, “Bu aynı zamanda sadece ilimizin değil, Anadolu’nun da en eski tohumu. Gelinen noktada insan sağlığı açısından da çok önemli olduğunu biliyoruz. Son 2 yıl içinde ekilen tarım arazilerinde artış var. Bu ürün aynı zamanda kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün.” dedi.
Demirci, glüten oranı düşük olan kavılcanın tercih edildiğini vurguladı.
“Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz”
Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) alım garantisini beklediklerini belirten Demirci, şunları kaydetti:
“Kavılcanın sürdürülebilir bir hale gelmesini istiyoruz. Katma değerli hale getirebilirsek daha fazla ekiminin sağlanacağını düşünüyorum. Bu nedenle alım garantisi bizim için çok önemli. Bu Ardahan için önemli bir çıkış olacak. Doğamız bakir, ürünlerimiz doğal ve temiz kalmıştır. Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz. Bu yönüyle Ardahan biçilmiş bir kaftan. Ardahan bu açıdan desteklenmeli ve tanıtılmalı. Ardahan’ın gastronomisi bilinmeli.”
Bin tona yakın üretim yakalandı
Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Fatih Cineviz de son yıllarda yapılan çalışmalarda kavılca üretimini belirli bir noktaya taşımanın sevincini yaşadıklarını anlattı.
Kavılca buğdayında bin tona yakın üretim yakaladıklarını dile getiren Cineviz, “Unutulmaya yüz tutmuş, üretimden uzak tutulmuş bu ürünü tekrar toprakla buluşturarak arazilerimizi şenlendirme anlamında yaptığımız çalışmaların bir neticeye varmış olması bizi sevindirdi. Gelinen aşamada üreticilerimizin katma değer kazanması noktasında çok ciddi bir ivme oluşturacağının farkındayız.” diye konuştu.
Bu çalışmalara bütünsel olarak baktıklarını ifade eden Cineviz, şöyle devam etti:
“Bu ürünlerimizi paketleyip makarna, un, bulgur ve erişte benzeri ürünlere dönüştürerek Ardahan’ın kendi markasıyla pazarda yer bulmasını sağlamak adına bir çalışma içindeyiz. Bu çalışmalarımızı destekler mahiyette tescil belgesi çok önemli bir argüman olmuştur. Pazarda karşılığını bulabileceğini sağlayacağımız anlamında bize güç verecektir.”
Üreticilerde sevinç ve umut bir arada
Kavılcayı üretip tesisinde işleyen Nejdet Kanbir ise “Organik tarım hız kazanacak. Bizler daha cesaretli olacağız. Örneğin işleme tesisimi büyütmeyi planlıyorum. Coğrafi işaret belgesi ufkumuzu açtı, cesaretimizi arttırdı. ” dedi.
İşletmeci Levent Bilgili de coğrafi işaret için çalışma yapan ATSO başta olmak üzere emeği geçenleri kutladığını belirterek, “Sonuçta bu bir belge. Ürün tescilli. Dolayısıyla bundan sonra kavılcanın ununu, buğdayını ve bulgurunu daha rahat satmış olacağız. Ardahan için güzel bir gelişme. İnşallah buğdayımız hak ettiği yerde olacak. Bu tür değerlerimizi bilmek bizim için önemli.” ifadelerini kullandı.
]]>
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin tarım bakanlarının toplantısı öncesinde Belçikalı çiftçiler başkent Brüksel’de geniş çaplı bir gösteri düzenledi.
Pazar gecesinden itibaren yüzlerce traktörle Brüksel merkezine gelen çiftçiler, havalimanına giden yolları kapattı.
Polis, çiftçilere karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
Polise zaman zaman sıvı hayvan gübresi, şişe ve saman atan çiftçiler, AB Konseyi’ne ait binaların olduğu bölgedeki bir caddede saman balyalarını ve traktör lastiklerini ateşe verdi.
Belçika İçişleri Bakanı Annelies Verlinden, gösteriler sırasında olay çıkaran çiftçilerin kimliklerinin belirlenmesi talimatını verdi.
Yaklaşık 900 traktörle Brüksel’e gelen çiftçiler öğleden sonra havalimanına giden yollardaki ablukayı kaldırdı.
Eylem nedeniyle Brüksel’de toplu taşıma araçları çalışmadı, bazı yol ve tüneller trafiğe kapandı.
Çiftçi Sendikası, göstericilere şiddet eylemlerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.
AB üyesi birçok ülkede çiftçiler, yüksek maliyetler, düşük ürün fiyatları, AB dışı ucuz ithalat ve katı AB çevre kuralları konusunda harekete geçilmesi talebiyle son birkaç aydır gösteriler düzenliyor.
Avrupalı çiftçiler neden gösteri düzenliyor?
Eyleme İspanya Tarım Örgütü Asaja üyesi yaklaşık 50 çiftçi de katıldı.
AB Komisyonu’nun getirdiği idari yük ve bürokrasiye tepki amacıyla Brüksel’e geldiklerini belirten İspanyol çiftçiler, Güney Amerika ülkeleriyle yapılması planlanan Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması’na da karşı çıkıyor.
Belçikalı çiftçilerin hedefinde de, AB’nin tarıma yönelik katı yasal düzenlemeleri ile birlik dışındaki ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları vardı.
Eyleme katılan Belçikalı çiftçiler, Avrupa dışından gelen ucuz ürünlerle rekabet etmekte zorlandıklarını belirterek AB yönetiminden, tarım kesiminin çıkarlarını daha fazla gözeten bir politika izlemesini istiyor.
AB yönetiminin, Rusya’nın işgali sonrası Ukrayna ile ticari engelleri kaldırması da çiftçilerin tepkisine neden oluyordu.
Avrupalı çiftçiler, AB sınırlamalarından muaf olan daha düşük maliyetli Ukrayna tarım ürünlerinin, pazarda dengesizlik yarattığını savunuyordu.
Bu nedenle AB Komisyonu, geçtiğimiz günlerde Ukrayna ile ticaret koşullarını yeniden sıkılaştırdı.
Belçikalı çiftçiler, birbiriyle çelişen çevre ve tarım yasalarına da tepki gösteriyor.
Tarım sektörünün, iklim hedefine ilişkin düzenlemelere karşı olmadığını vurgulayan çiftçiler, maliyetlerin düşürülmesi için AB dışından yapılan ithalatın sınırlandırılmasını istiyor.
AB yönetimi protestoları nasıl karşılıyor?
Yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi çiftçilerin taleplerine daha duyarlı yaklaşmak isteyen AB tarım bakanları, çiftçiler üzerindeki idari baskıyı hafifletecek önlemleri görüşmek üzere Pazartesi günü Brüksel’de toplandı.
AB Komisyonu toplantı öncesi, tarım sektörünün sorunlarına kısa vadede çözüm öngören bazı düzenlemeleri gündeme aldı.
Komisyon, çiftçilerin tepkisi üzerine, Mart ayında yürürlüğe girmesi beklenen bir düzenleme ile daha az miktarda tarım alanının zorunlu olarak nadasa bırakılması veya meraya dönüştürülmesini benimsedi.
Tarım kesimine yönelik bürokratik işlemlerin azaltılması; kuraklık, sel veya diğer öngörülemeyen durumlar nedeniyle Avrupa Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiremeyen çiftçilerin cezalandırılmaması için “mücbir sebeplerin” ortaya konması da AB’nin hedeflediği önlemlerden bazıları.
Avrupa genelindeki çiftçi protestoları nedeniyle AB yönetimi, tarımda pestisit kullanımın 2030 yılına kadar yüzde 50 oranında azaltılmasını öngören tasarıyı da rafa kaldırdı.
Brüksel’deki toplantıya başkanlık edecek olan AB Dönem Başkanı Belçika Tarım Bakanı David Clarinval, çiftçilerin taleplerine daha hızlı yanıt verilmesini umduğunu söyledi.
AB Komisyonu’nun toplantıya sunacağı yeni önerileri beklediklerini belirten Belçikalı bakan, “Çiftçilerin bizden çözüm üretmemizi istediklerini biliyorum ama Avrupa’da bu her zaman kolay olmuyor. Ama artık normalden daha hızlı kararlar alacağız” dedi.
AB yaklaşan seçimler öncesi çiftçilerin aşırı sağa yönelmesini istemiyor
Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre, toplantının ardından Belçika Tarım Bakanı Clarinval ve AB Komisyonu’nun Tarımdan Sorumlu Üyesi Janusz Wojciechowski, çiftçi temsilcilerinden oluşan bir heyeti kabul edecek.
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle, tarım kesimine yönelik destek ve siyasi mesajlar önem taşıyor.
Bugüne kadar ağırlıklı olarak çiftçilerden oy alan merkez partiler, oylarını çiftçilerin duygularına yanıt veren radikal sağ partilere kaptırmaktan korkuyor.
NOS’a göre, bu nedenle Avrupa’daki merkez partiler, çiftçilerin taleplerine olumlu yanıt vererek, aşırı sağ partilerin rüzgarını kesmeyi amaçlıyor.
]]>
Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı Turgut Altınok, Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanması halinde Ankara’da en az 20 bin vatandaşı kira öder gibi ev sahibi yapacaklarını söyledi.
Altınok, ATO Congresium’da düzenlenen, Proje Tanıtım Toplantısı’ndaki konuşmasında, Ankara’nın yeni dönemde hızlı şekilde ekonomiden sanayiye, eğitimden kültüre, tarım ve hayvancılıktan turizme kadar her alanda örnek başkent olacağını belirtti.
Ankara’nın şehircilikte yapılacak projelerle dünyanın sayılı başkentleri arasında hak ettiği yeri alacağını ifade eden Altınok, Ankara’nın büyükşehirden büyük bir kasabaya dönüştüğünü söyledi.
Altınok, Ankara’nın heyecanını kaybetmiş bir şehir haline geldiğini dile getirerek, bir önceki seçimde verilen “5 senede 58 kilometre metro” ve havaalanına metro sözünün tutulmadığını, Gölbaşı’na da metrobüsün yapılmadığını belirtti.
Belediye başkanı olması halinde büyükşehir belediyesinde çalışan hiç kimsenin işten çıkarılmayacağını ifade eden Altınok, “Büyükşehir belediyesinde çalışan işçilerin maaşlarına da zam yapacağız.” dedi.
Akyurt’taki kaba inşaatı biten fuar alanının 1 yıl içinde Ankara’ya kazandırılacağını dile getiren Altınok, Atatürk Cumhuriyet Kulesi’nin açılışını da mart ayında yapacaklarını bildirdi.
Ankara’da ulaşım ve trafik probleminin yaşandığını ifade eden Altınok, gerekli tedbirler alınmazsa 3-4 yıl sonra trafiğin çekilmez hale geleceğini söyledi.
Altınok, “Metro projeleri, toplu taşıma, yol genişletme, yeni kavşaklar, sinyalizasyon projeleriyle Ankaramızın trafik çilesini sonlandıracağız.” diye konuştu.
Ankara’nın 5 yıldır master imar planlarının bulunmadığını, bunun hızla yapılacağını ifade eden Altınok, en kısa sürede kentsel dönüşüm projelerini hayata geçireceklerini kaydetti. Altınok, Ulus ve Kızılay’daki otopark problemini de çözeceklerini dile getirdi.
“Tüm üniversite öğrencilerimize ulaşımı ücretsiz yapacağız”
Sahte anketler yapıldığını, vatandaşların yüzde 80’i, 90’ının kendisini desteklediğini belirten Altınok, “Bana ‘Paralı anketlere bakma sen, anket biziz’ diyorlar.” dedi.
Altınok, “Ankara’da en az 20 bin vatandaşımızı kira öder gibi ev sahibi yapacağız. Tüm üniversite öğrencilerine ulaşımı ücretsiz yapacağız.” diye konuştu.
Otobüs ve minibüs esnafının mağduriyetlerinin giderileceğini dile getiren Altınok, 20 bin üniversite öğrencisine karşılıksız 1500 lira burs verileceğini söyledi.
Altınok, “Ankaramıza 10 bin kişilik bir öğrenci yurdu yapacağız. 10 bin öğrencimize düşük kiralı konut yapacağız.” ifadesini kullandı.
Türkiye’yi milyarlardan kurtaracak sağlık alanındaki gelişmelere destek vereceklerini belirten Altınok, gençler için yetenek avcıları kampüsü inşa edeceklerini kaydetti.
Sosyal refah desteğine ihtiyacı olanlar için “Ankart” hizmeti getireceklerini anlatan Altınok, “Sosyal refah statüsündeki emeklilerimizin Ankart’ına her ay 5 bin lirayı yatıracağız. Sosyal refah desteği kapsamındaki vatandaşımızın Ankart’ına 400 lira değil 2 bin 500 lira yatıracağız. Sosyal refah desteği kapsamındaki vatandaşımızın Ankart’ına kış aylarında 4 ay bin lira yatıracağız.” şeklinde konuştu.
Muhtarlara ayda 1500 lira destek
Altınok, muhtarların Ankart’larına her ay 1500 lira yatırılacağını ifade etti.
Öğrencilere ayda bir sinema ve tiyatro biletinin ücretsiz olacağını, bütün öğrencilerin sinema, tiyatro ve müzelere Ankart ile indirimli gidilebileceğini anlatan Altınok, “50 bin öğrencimizin Ankart’ına uluslararası oyun platformlarında kullanmak üzere 500 lira yükleyeceğiz.” dedi.
Ankart’ın tüm Ankaralıların hayatını kolaylaştıracağını belirten Altınok, “Ulaşımdan kültür, sanat etkinliklerine kadar hayatın her alanında Ankart ile çeşitli indirim ve avantajlar sağlanacak.” diye konuştu.
“Ankara, engelsiz başkent olacak”
Altınok, Ankara’nın “engelsiz başkent” olacağını, kent mimarisinin buna göre planlanacağını anlattı.
Engelli misafirhaneleri ve yaşam köyleri inşa edeceklerini, engelli vatandaşların araçlarının tamirini yapacaklarını, engelli yakınına da ücretsiz ulaşım desteği vereceklerini anlatan Altınok, engelliler için terapi merkezleri ve oyun evleri yapacaklarını, bunun yanında eğitim merkezleri, kalıcı engelli evi, yatılı engelli evi gibi ihtiyaçları da hayata geçireceklerini söyledi.
“Ankara, tarımın ve hayvancılığın başkenti olacak”
Altınok, “Ankara, tarımın ve hayvancılığın başkenti olacak. Ankaramız için önce köylerimizi kalkındıracağız.” diye konuştu.
Şehirde kanalizasyonu, suyu olmayan birçok köyün bulunduğunu dile getiren Altınok, iki yıl içinde köylerin altyapısını, üstyapısını bitireceklerini, büyük köylere spor tesisleri yapacaklarını ifade etti.
Köylerde suyun metreküpünün 50 kuruş olacağını, su aboneliği için para almayacaklarını açıklayan Altınok, köye dönüşü, tarım ve hayvancılığı teşvik edeceklerini söyledi.
Ücretsiz fide, tohum, yem ve gübre desteği vereceklerini aktaran Altınok, ayrıca çiftçiye her yıl 500 litre ücretsiz mazot desteği vereceklerini bildirdi.
Altınok, üniversitelerle işbirliğiyle tarım teknoparkları yapacaklarını, hibe projelerine başvurmak isteyen vatandaşlar için danışmanlık desteği vereceklerini, tarım teknolojileri ve tarım ürünleri üzerine ilk defa bir organize sanayi bölgesi yapacaklarını, tarımsal alet ve makine parkları kuracaklarını duyurdu.
Ankara’nın 4 ayrı noktasına kuracakları besi çiftlikleriyle beraber entegre et ve süt fabrikası kuracaklarını ifade eden Altınok, “Ankaralı etini, sütünü, yağını, yoğurdunu, ayranını Ankara’dan temin edecek. Markası Ankara olacak. Tamamen doğal bir beslenme yapacağız. Belediyemizin marketlerine, isteyen marketlere de bunları vereceğiz, böylece fiyatların da düşmesine katkı sağlayacağız.” diye konuştu.
Üreticilere alım garantisi vereceklerini, üretimin artmasını sağlayacaklarını, İç Anadolu Tohum Bankası kuracaklarını, ata tohumunu çoğaltacaklarını belirten Altınok, “Ankara’ya da yetecek, Türkiye’ye yetecek şekilde ata tohumlarını üreteceğiz ve dağıtacağız.” ifadelerini kullandı.
Altınok, termal bölgelerde sera tarımcılığını teşvik edeceklerini, ayrıca su kaynaklarına yakın kullanılmayan tarım alanlarını sulu tarıma kazandıracaklarını belirtti.
Fuar alanı bir yıl içinde hizmete açılacak
“Ankara’yı refah seviyesi yüksek, yüzü gülen insanların şehri yapacağız.” diyen Altınok, bunun için üretime, yatırıma, istihdama önem vereceklerini, ilk yılda uluslararası standartlarda fuarlar düzenleyeceklerini anlattı.
Ülkeye milyarlarca dolar döviz getirecek, binlerce kişiye iş imkanı sağlayacak fuar alanını bir yıl içerisinde hizmete açacaklarını belirten Altınok, ayrıca 10 yeni organize sanayi bölgesi yapacaklarını söyledi.
Kovid-19 salgın sürecinden sonra yeni dünya düzeninin bulunduğunu vurgulayan Altınok, “Devletlerin stratejik ürün anlayışları değişti. Bunları hep beraber yaşadık gördük ama Ankaramız, maalesef bunları değerlendiremedi. Ama Ankaralı bize 31 Mart’ta vekaleti emaneti verdi, biz inşallah bu şehri bir dünya başkenti yapacağız.” diye konuştu.
“Milli Teknoloji Hamlesi’ni destekleyeceğiz”
Turgut Altınok, savunma sanayiye katkı sunmak için Milli Teknoloji Hamlesi’ni destekleyeceklerini, bu alandaki sanayici ve girişimcileri şehre taşıyacaklarını ve Ankara’yı yatırımda cazip hale getireceklerini söyledi.
Ankara’nın sporun da başkenti olacağını kaydeden Altınok, spor federasyonlarına branşlarına göre tesis, amatör spor kulüplerine de sahalarını, sosyal tesislerini yapacaklarını söyledi.
Başkentin uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapacağını belirten Altınok, belediye bünyesinde güçlü bir e-spor takımı kuracaklarını bildirdi.
Okulların çevre düzenlemelerini yapacaklarını, laboratuvarlarını, kütüphanelerini donatacaklarını belirten Altınok, bütün üniversitelere destek olmaya devam edeceklerini söyledi.
“Ankara’yı, 24 saati yaşayan bir şehir yapacağız”
“Ankara bir zamanlar kültür ve sanatın örnek şehriydi. Şimdi ise başkentimiz ışıkları sönmüş adeta büyük bir kasabaya dönmüş durumda.” diyen Altınok, Ankara’yı yeniden kültür ve sanatta öncü ve günün 24 saati yaşayan bir şehir yapacaklarını belirtti.
Tarih ve Kültür Yolu projesini hızlı bir şekilde hayata geçireceklerini, çok amaçlı gösteri sanatları merkezi açacaklarını, film ve dizi platoları kuracaklarını belirten Altınok, gezici tiyatrolar, modern sanatlar galerisi, ücretsiz sesli kütüphane, performans merkezleri, amatör müzisyenler için profesyonel ses kayıt stüdyoları gibi projelerini anlattı.
Ankara’yı bir müzeler şehri yapacaklarını aktaran Altınok, bunlar arasında yer alacak Türk Tarihi Müzesi ile Çanakkale Müzesi’nin en az 200-250 dönümlük bir alanda bulunacağını, 7-8 saatte gezilebileceğini, dijital müzenin de çok ses getireceğini söyledi.
“İlköğretimdeki 400 bin öğrenciye ilk öğün süt ve kahvaltı desteği”
Turgut Altınok, okul çağındaki öğrencilere yönelik projelerini sıralarken, ilköğretimdeki 400 bin öğrenciye ilk öğün süt ve kahvaltı desteği vereceklerini, sütü de Ankara çiftliklerinde üreteceklerini ifade etti.
Ayrıca 250 bin öğrenciye kırtasiye desteğinde bulunacaklarını, her sene 100 bin genci Çanakkale’ye göndereceklerini, tüm ilçelere ücretsiz lunaparklar, 100 tane kreş ve bakım evi açacaklarını aktaran Altınok, öğrencilerin ücretsiz anne mutfaklarından yararlanacaklarını, kadınlara topraksız tarım desteği vereceklerini, üreten kadınlar için pazar yerleri ile kadın kooperatifleri ve ticaret platformu kuracaklarını, meslek edinme kursları ve aile terapi merkezleri açacaklarını dile getirdi.
Altınok, kadına şiddeti önlemeye yönelik etkinlikler ve programlar yapacaklarını, 10 emekli lokali, yaşlılar köyü ve alzaymır köyü kuracaklarını söyledi
Atatürk Orman Çiftliği’ni yeniden başkentin parlayan yıldızı yapacaklarını belirten Altınok, “Ankara yeşil bir başkent olacak.” dedi.
Proje kapsamında, tropik sera yapacaklarını, ziraat fakülteleri işbirliğinde organik tarım üretimi yapacaklarını, Angora Üretim Atölyesi kuracaklarını anlatan Altınok, dev bir akvaryum yapacaklarını, bu tesisteki kış bölümüyle isteyenlerin kayak yapabileceklerini de aktardı. Altınok, başkenti akıllı kent projeleriyle donatacaklarını söyledi.
Sokakları güvensiz, can dostları da sahipsiz bırakmayacaklarını vurgulayan Altınok, beslenme, tedavi, barınma, kısırlaştırma ve sahiplendirme hizmetleriyle Ankara sokaklarını güvenli ve sağlıklı bir ortama dönüştüreceklerini, bu alanda “Betabaks” Projesi’ni hayata geçireceklerini söyledi.
Altınok, “Yatırımlarımızla bu aziz şehri, bu kadim kenti devletimizin, Cumhuriyetimizin başkentini hak ettiği yere taşıyacağız, makus tarihini değiştireceğiz ve Ankaramızı bir dünya başkenti yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Şehri yeniden ayağa kaldırmaya, canlandırmaya geliyoruz”
AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan da emaneti yeniden ehline vermek, 5 yılı heba olan Ankara’yı Turgut Altınok ile ayağa kaldırmak için yola çıktıklarını söyledi.
Altınok’un şehri yenileyecek bilgiye sahip olduğunu, başkentin yatırımlarla yeniden hızlanacağını ifade eden Özcan, “Bu şehri yeniden ayağa kaldırmaya, canlandırmaya geliyoruz. Bu şehre bilgimizi, tecrübemizi adamaya geliyoruz. Bu şehri yeniden hepimizin şehri yapmaya geliyoruz.” dedi.
Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, MHP Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan ve BBP Ankara İl Başkanı Hamza Kurt da katıldı.
]]>
Bakan Yumaklı: “Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı:
“Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak”
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
KAYSERİ – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri’de sektör paydaşları ile düzenlediği toplantıda, “Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak” dedi.
Bir dizi ziyaret ve programlar kapsamında Kayseri’ye gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Büyükkılıç, başkanlık girişinde çiçekle karşıladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Bakan Yumaklı’ya Fuaye Alanı’nda dünya jeoloji tarihine ışık tutan 7,5 milyon yıllık fosillerin ayaklandırma çalışmalarının yer aldığı sergiyi gezdirerek, çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Daha sonra, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, beraberindeki heyet ile birlikte başkanlık makamına geçti.
Başkan Büyükkılıç, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bakan Yumaklı’ya kentteki tarım ve hayvancılık alanında yapılan yatırımlar, hizmetler ve projeler ile ilgili detaylı bilgi verdi.
Bakan Yumaklı ise Başkan Büyükkılıç’a misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek, tüm Kayseri halkına sevgilerini ve teşekkürlerini iletti.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, günün anısına şeref defterini de imzaladı.
Bakan Yumaklı, sektör temsilcileri ile Büyükşehir’de buluştu
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy ile birlikte sektör paydaşlarının da katıldığı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarımın hep stratejik bir sektör olduğunu söylüyoruz. Sizlerde zaman zaman duyuyorsunuz ama bunu stratejik hale getiren nedir bir ona bakmak lazım. Olmaz denilen şeyleri artık dünyada yaşıyor olduk. Bu salonlarda bundan birkaç sene evvel ağzımızda maske olmadan yan yana oturmanın imkanı yoktu. Ancak şu anda öyle bir şey yok. İnsan fıtratı gereği hızlı bir şekilde de unutuyoruz. Dolayısıyla salgın hastalıklar gibi ülkeler arasındaki savaşlar gibi doğal afetler gibi ki daha 1 sene oldu, tarihin gördüğü en büyük felaketlerden bir tanesini yaşadık. Hamdolsun ayağa kalktık. İklim değişikliği ve buna benzer hususlar gıdanın neden bir stratejik sektör olduğunu bize anlatıyor. Ülkeler için gıda arz güvenliği konusu birçok konuda olduğu gibi hakikaten ülkelerin milli güvenlik meselesidir. Bizim bir yandan üretmemiz gerekir, bir yandan da pandemiden beri dünyayı etkisi altına alan enflasyonla alakalı üretimi baskılayan girdi fiyatlarıyla alakalı süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bizim görevimiz; bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak. Bunun içinde gece gündüz uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
Kayseri’nin işlerle marka değeri oluşturmak için çalışan bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir. Dolayısıyla bizde kendi bakanlığımızla alakalı konuları bu anlamda değerlendiriyoruz. Yaklaşık son 21 yılda Kayseri’ye yapılan bütün yatırımlar ve bütün desteklerin toplam tutarının 60 milyar TL olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın karşısına gelecek karbon ayak izi ve yeşil mutabakat konuları artık dünyada konuşulmaya başladı. Bunlar için bizim elimizde bir varlık olarak düşündüğümüz ormanlar ve yine yaklaşık 110 milyon tohum ve fidan Kayseri’de bu süreç içerisinde toprakla buluşturulmuş oldu. Birde Kayseri’de bizim en büyük diğer zenginliğimiz ve varlık sebebimiz olan topraklarımız; 6 ova var koruma altına alınan. 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Bitkisel üretimimizin 2 buçuk kat artırıldığını ve süt üretimi ile alakalı da yine Kayseri’de o ivmeyi görüyoruz. Burada da yaklaşık 3 katlık bir süt üretiminde artış var. Herhangi bir deniz kıyısı olmamasına rağmen balık üretimi var. Kaldı ki bu konuda 2023 yılı sonu itibariyle 1.7 milyar dolarlık bir ihracata ulaştık bundan Kayseri’nin de son derece payı büyük. Bize göre bu rakamlar Kayseri’nin potansiyelinin hepsini yansıtmıyor” diye konuştu.
“Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor”
Türkiye’nin daha fazla, daha verimli ve daha kaliteli üretmesi gerektiğini dile getiren Yumaklı, “Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor. Bizim daha verimli üretmemiz gerekiyor. Bizim daha kaliteli üretmemiz gerekiyor. Kendi vatandaşlarımızın ihtiyacını, ülkemize gelen turistlerin ihtiyaçlarını karşılamamızın yanı sıra ihracatımızı da artırmamız gerekiyor ki 2023 yılı sonundaki tarımsal ürün ihracatımız 31 milyar dolar. Bu konuda da ülkemize döviz kazandırıcı çok ciddi bir potansiyel olduğunu söyleyebilirim. İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik. Suya göre tarım yapmamız gerekir. Çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Biz başta tarım olmak üzere sanayi, kentsel kullanım alanlarında da su kullanımını öncelememiz gerekiyor. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Maalesef bu konuda sözleşmenin koruyucu unsurunu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak, bunu bir bağlayıcılık, kendisini bir kısıtlılık olarak görüyor. Bunun çok daha faydalı, çok daha sürekli üretimi sağlayacak konular olduğunu buradan tekrardan ifade etmek istiyoruz. Planlı üretime geçmeyle alakalı çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bizler 4.4 milyar TL tutarında sulama projemizi Kayseri’ye hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yatırımlar kapsamında Kayseri merkez, Develi ve Yeşilhisar ilçelerindeki toplam 47 bin 800 dekarlık arazinin sulama suyuna kavuşması için gayret sarf ediyoruz. Bu kapsamda 122 kilometre uzaklıktaki Gümüşören Barajı’ndan sulama suyu temini için 1 milyar 140 TL’ye mal olacak, Develi Ovası Sol Sahil Sulamaları İkmali 3. Kısım projesini geçen ay gerçekleştirdik. Kayseri’ye hayırlı uğurlu olsun. Dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan 2 hususu da buradan paylaşmak istiyorum. Birisi TAKE projesi. 3 yılda yaklaşık 950 milyon TL tutarında bin 241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl içinde Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer hususta hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız bilir. Uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden hiçte tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle bir para alışı olmayacak. Kendilerine verilen destek içerisinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Bakan Yumaklı’nın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı gerçekleşti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz.” dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Yumaklı, salgın hastalıklar, doğal afetler, ülkeler arasındaki savaşlar, iklim değişikliği gibi hususların gıdanın neden stratejik bir sektör olduğunu öğrettiğini söyledi.
Ülkeler için gıda arz güvenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu dile getiren Yumaklı, bir yandan üretmeye devam ederken bir yandan da bütün dünyayı baskısı altına alan enflasyonla, üretimi baskılayan girdi maliyetleri gibi süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını, bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak için de gece gündüz çalıştıklarını belirtti.
Bakan Yumaklı, son 21 yılda Bakanlığın Kayseri’ye yaptığı bütün yatırımların, desteklerin toplam tutarının yaklaşık 60 milyar lira olduğu bilgisini vererek şöyle devam etti:
“Kayseri’de 110 milyon tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Kayseri’de 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz. Burada bir itiraz süreci var, çok da önemli olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. O sürecin tamamlanmasını da yakından takip ediyoruz. Her ne kadar Memduh (Büyükkılıç) başkanımla Kastamonu pastırması mı Kayseri pastırması mı tartışması yapıyor olsak da… Biz her halükarda bu tatlı tartışmayı başkanımızla devam ettireceğiz. Ama şuna karar verdik, her ikisi de ayrı kategoriler, birbirleriyle yarıştırmayalım. Her ikisini de ayrı kulvarlarda takip etmiş olalım.”
“Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”
İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Yumaklı, “Son dönemde yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindeki düzenlemelerdir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla alakalı düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik, suya göre tarım yapmamız gerekir çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Yumaklı, sözleşmeli tarım konusunda bazı sektörlerin, sözleşmenin koruyucu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak bunu bir bağlayıcılık olarak gördüklerini dile getirdi.
Planlı üretime geçişle alakalı çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde hangi üründen ne kadar üreteceğiz, ne kadar fazlamız var, ne kadar eksiğimiz var, hangi ili nereye yönlendireceğiz konusunu da çalışmak istiyoruz. Bu basit bir yasal düzenleme değildir, sizlerle beraber bizim Bakanlığımızın, tüm arkadaşlarımızın el ele, omuz omuza vererek ortaya koyması gereken bir husustur. Başladığı andan itibaren 3 yıllık bir planlamayı gerektirecek, yani sadece 1 yıla ait bir şey değil. Dolayısıyla üretim yapacak olanlar da önündeki 3 yılı görmüş olacaklar.” ifadesini kullandı.
Planlı ve suya göre tarıma örnek veren Yumaklı, Kayseri’de sulama amaçlı kullanılan Sarıoğlan Barajı’nın yağışların yetersiz olmasından dolayı yeterli doluluk oranına ulaşamadığını, bölgede şeker pancarı üreten üreticilerin endişelendiklerini, il müdürlüğü ve büyükşehir belediyesinin bir proje başlattığını ve üreticiye yüzde 100 hibe nohut tohumu dağıtılarak 10 bin dekarda ekim yapılmasının sağlandığını anlattı.
Bakan Yumaklı, tarımsal arazilerin boş kalmamasıyla ilgili TAKE projesi olduğunu dile getirerek, “Bununla ilgili de çiftçilerimize yine yüzde 50 hibeli, suyu az tüketen nohut, aspir ve yeşil mercimek tohumlarını Bakanlık olarak dağıtacağız.” dedi.
TAKE projesine ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Resmi Gazete’de dün gece yayımlanan hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. TAKE projesiyle 3 yılda yaklaşık 950 milyon lira tutarında 1241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl için de Türkiye’ye 520 milyon liralık bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer gelişme de hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz bilir. Onlar, uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden, tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle para alışverişi olmayacak. Kendilerine olan desteklerimiz içinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Toplantı, sektör temsilcilerinin sorularının cevaplanmasıyla basına kapalı devam etti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri’de sektör paydaşları ile düzenlediği toplantıda, “Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE Projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak” dedi.
Bir dizi ziyaret ve programlar kapsamında Kayseri’ye gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Büyükkılıç, başkanlık girişinde çiçekle karşıladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Bakan Yumaklı’ya Fuaye Alanı’nda dünya jeoloji tarihine ışık tutan 7,5 milyon yıllık fosillerin ayaklandırma çalışmalarının yer aldığı sergiyi gezdirerek çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Daha sonra, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, beraberindeki heyet ile birlikte başkanlık makamına geçti.
Başkan Büyükkılıç, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bakan Yumaklı’ya kentteki tarım ve hayvancılık alanında yapılan yatırımlar, hizmetler ve projeler ile ilgili detaylı bilgi verdi.
Bakan Yumaklı ise Başkan Büyükkılıç’a misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek tüm Kayseri halkına sevgilerini ve teşekkürlerini iletti.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, günün anısına şeref defterini de imzaladı.
Bakan Yumaklı, sektör temsilcileri ile Büyükşehir’de buluştu
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy ile birlikte sektör paydaşlarının da katıldığı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarımın hep stratejik bir sektör olduğunu söylüyoruz. Sizler de zaman zaman duyuyorsunuz ama bunu stratejik hale getiren nedir bir ona bakmak lazım. Olmaz denilen şeyleri artık dünyada yaşıyor olduk. Bu salonlarda bundan birkaç sene evvel ağzımızda maske olmadan yan yana oturmanın imkanı yoktu. Ancak şu anda öyle bir şey yok. İnsan fıtratı gereği hızlı bir şekilde de unutuyoruz. Dolayısıyla salgın hastalıklar gibi ülkeler arasındaki savaşlar gibi doğal afetler gibi ki daha 1 sene oldu, tarihin gördüğü en büyük felaketlerden bir tanesini yaşadık. Hamdolsun ayağa kalktık. İklim değişikliği ve buna benzer hususlar gıdanın neden bir stratejik sektör olduğunu bize anlatıyor. Ülkeler için gıda arz güvenliği konusu birçok konuda olduğu gibi hakikaten ülkelerin milli güvenlik meselesidir. Bizim bir yandan üretmemiz gerekir, bir yandan da pandemiden beri dünyayı etkisi altına alan enflasyonla alakalı üretimi baskılayan girdi fiyatlarıyla alakalı süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bizim görevimiz; bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak. Bunun içinde gece gündüz uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
Kayseri’nin işlerle marka değeri oluşturmak için çalışan bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir. Dolayısıyla biz de kendi Bakanlığımızla alakalı konuları bu anlamda değerlendiriyoruz. Yaklaşık son 21 yılda Kayseri’ye yapılan bütün yatırımlar ve bütün desteklerin toplam tutarının 60 milyar TL olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın karşısına gelecek karbon ayak izi ve yeşil mutabakat konuları artık dünyada konuşulmaya başladı. Bunlar için bizim elimizde bir varlık olarak düşündüğümüz ormanlar ve yine yaklaşık 110 milyon tohum ve fidan Kayseri’de bu süreç içerisinde toprakla buluşturulmuş oldu. Bir de Kayseri’de bizim en büyük diğer zenginliğimiz ve varlık sebebimiz olan topraklarımız; 6 ova var koruma altına alınan. 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Bitkisel üretimimizin 2 buçuk kat artırıldığını ve süt üretimi ile alakalı da yine Kayseri’de o ivmeyi görüyoruz. Burada da yaklaşık 3 katlık bir süt üretiminde artış var. Herhangi bir deniz kıyısı olmamasına rağmen balık üretimi var. Kaldı ki bu konuda 2023 yılı sonu itibariyle 1,7 milyar dolarlık bir ihracata ulaştık bundan Kayseri’nin de son derece payı büyük. Bize göre bu rakamlar Kayseri’nin potansiyelinin hepsini yansıtmıyor” diye konuştu.
“Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor”
Türkiye’nin daha fazla, daha verimli ve daha kaliteli üretmesi gerektiğini dile getiren Yumaklı, “Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor. Bizim daha verimli üretmemiz gerekiyor. Bizim daha kaliteli üretmemiz gerekiyor. Kendi vatandaşlarımızın ihtiyacını, ülkemize gelen turistlerin ihtiyaçlarını karşılamamızın yanı sıra ihracatımızı da artırmamız gerekiyor ki 2023 yılı sonundaki tarımsal ürün ihracatımız 31 milyar dolar. Bu konuda da ülkemize döviz kazandırıcı çok ciddi bir potansiyel olduğunu söyleyebilirim. İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik. Suya göre tarım yapmamız gerekir. Çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Biz başta tarım olmak üzere sanayi, kentsel kullanım alanlarında da su kullanımını öncelememiz gerekiyor. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Maalesef bu konuda sözleşmenin koruyucu unsurunu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak, bunu bir bağlayıcılık, kendisini bir kısıtlılık olarak görüyor. Bunun çok daha faydalı, çok daha sürekli üretimi sağlayacak konular olduğunu buradan tekrardan ifade etmek istiyoruz. Planlı üretime geçmeyle alakalı çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bizler 4,4 milyar TL tutarında sulama projemizi Kayseri’ye hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yatırımlar kapsamında Kayseri merkez, Develi ve Yeşilhisar ilçelerindeki toplam 47 bin 800 dekarlık arazinin sulama suyuna kavuşması için gayret sarf ediyoruz. Bu kapsamda 122 kilometre uzaklıktaki Gümüşören Barajı’ndan sulama suyu temini için 1 milyar 140 TL’ye mal olacak, Develi Ovası Sol Sahil Sulamaları İkmali 3. Kısım projesini geçen ay gerçekleştirdik. Kayseri’ye hayırlı uğurlu olsun. Dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan 2 hususu da buradan paylaşmak istiyorum. Birisi TAKE projesi. 3 yılda yaklaşık 950 milyon TL tutarında bin 241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl içinde Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer hususta hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız bilir. Uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden hiç de tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle bir para alışı olmayacak. Kendilerine verilen destek içerisinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Bakan Yumaklı’nın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı gerçekleşti. – KAYSERİ
]]>
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Güdül ilçesinde 5 yılda tarım, hayvancılık ve sulama faaliyetlerine yönelik verilen destekler ve yeni dönemde yapılacak projeler hakkında mahalle muhtarlarını ve vatandaşları bilgilendirdi. ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, 5 yıllık süreçte Güdül’ün 53 mahallesine toplamda 5 milyon 343 bin 619 TL’lik yatırım yapıldığını kaydetti.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelere tarım ile hayvancılığın kalkınması ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla destek olmaya devam ediyor. Bu çerçevede ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, Güdül ilçesinde 5 yıl boyunca tarım, hayvancılık ve sulama alanında yapılan çalışmaları ve yeni dönemde hayata geçirilecek projeleri mahalle muhtarlarına ve vatandaşlara anlattı.
GÜDÜL İLÇESİNDE 53 MAHALLEYE KIRSAL DESTEK
Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için Güdül’de hayvan içme suyu oluğu (sıvat), tarımsal sulama borusu, gölet ve kanal bakım onarım konusunda destek sağlandı. Hayata geçirilen projeler kapsamında ilçenin 53 mahallesine toplam 5 milyon 343 bin 619 TL’lik yatırım yapıldı.
Güdül Çukurören Mahallesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şunları kaydetti:
“Güdül Çukurören Mahallesi ve civar mahallelerden muhtarlarımız ve vatandaşlarımızla bir istişare toplantısı yaptık. Yaptığımız projeleri anlattık. Önümüzdeki 5 yılda neler yapacağımız hakkında kendilerini bilgilendirdik. Aynı zamanda muhtarlar ve vatandaşlarımızın taleplerini dinledik. İmkanlarımız doğrultusunda hizmetlerimize 25 ilçemizde de devam edeceğiz. Amacımız üretimimizi artırmak. Yavaş yavaş desteklerimizi de artıracağız ve farklılaştıracağız.”
Kırsal ilçelerde hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini artırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak, kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılması ile ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi.
Güdül’de 2022 yılından itibaren Adalıkuzu, Afşar, Akbaş, Akçakese, Aşağı, Boyalı, Çağa, Çukurören, Emirler, Garipçe, Güneyce, Güzel, Kadıobası, Kamanlar, Karacaören, Kavaközü, Kayı, Kırkkavak, Meyvebükü, Öz, Özçaltı, Salihler, Sapanlı, Sorgun, Tahtacıörencik, Taşören, Yelli, Yeşilöz ve Yukarı olmak üzere toplam 29 mahalleye 396 adet oluk dağıtılarak 518 bin 315 TL’lik yatırım yapıldı.
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ
Bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimini artırmak için iletilen talepler doğrultusunda 2021 yılından itibaren Akçakese, Boyalı, Çukurören, Güneyce, Kavaközü, Meyvebükü, Tahtacıörencik ve Yeşilöz olmak üzere 8 mahalleye dağıtılan 8 bin 642 metrelik çeşitli çaplarda sulama boruları ile 938 bin 369 TL yatırım yapılarak yaklaşık 3 bin 621 dekar arazi sulu tarım imkanına kavuşturuldu.
GÖLET VE KANAL BAKIM ONARIMI
Mülga Köy Hizmetleri ve İl Özel İdaresi tarafından yapılmış sulama kanalları, tarımsal sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin zaman içerisinde rüsubat dolması sebebiyle verimleri düşmüş ve kullanım güçlükleri yaşanmaya başlamıştı. İhtiyaç olan yerlerde de yeni gölet yapım çalışmaları da tamamlandı. Bu kapsamda 13 mahallede gölet temizliği ve genişletilmesi çalışması yapılarak 25 bin 900 metreküp rüsubat uzaklaştırılmış; 3 mahalle de ise 92 bin 500 metreküp su tutma kapasiteli hayvan içme suyu göletinin yapımı tamamlanarak toplamda 16 mahalleye 3 milyon 886 bin 935 TL’lik yatırım yapıldı.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi’ne bu yıl 520 milyon lira ödenek tahsis edildiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı kararında belirtilen başlıklardaki TAKE Projeleri ile ülkemiz genelinde 1,73 milyon dekar arazide bitkisel üretim yapılmasını hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.
Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Yumaklı, karar kapsamında 81 ilde tarım arazilerinin etkin kullanımı amacıyla bitkisel üretimin geliştirilmesine yönelik proje uygulanacağını bildirdi.
2021’den bu yana 81 ilde öncelikle işlenmeyen ve nadasa bırakılan araziler ile işlemeli tarıma uygun olmayan alanlardaki bitkisel üretimin artırılması amacıyla TAKE Projesi’ni yürüttüklerini ve bu kapsamda üreticilere azami yüzde 75 hibeli olmak üzere tohum, fide ve fidan temin ettiklerini vurgulayan Yumaklı, şunları kaydetti:
“TAKE Projesi ile öncelikle işlenmeyen, nadasa bırakılan veya işlemeli tarıma uygun olmayan arazilerin, uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri uygulayarak stratejik ürünlerin üretiminde kullanılmasını, iklim değişikliğini dikkate alarak uygun çeşitlerle hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesini sağlıyoruz. Bunun yanında, çeltik üretiminin yoğun olarak yapıldığı Edirne, Balıkesir, Çanakkale, Karabük ve Samsun illerimizde iklim değişikliğini dikkate alarak su tüketiminin azaltılmasına yönelik de 2 bin 513 dekar alanda çeltik üretiminde damla sulama sistemlerini devreye aldık. Ayrıca Kastamonu, Diyarbakır, Çankırı, Kırıkkale ve Düzce illerinde de 18 bin 500 dekar alanda çeltik üretimine yönelik projelere kaynak tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE Projesi ile doğal ekolojilerde bulunan bitki türleri üzerinde aşılama ve çeşit değişimi gibi teknik uygulamalar gerçekleştirerek birim alandan elde edilen verimin artırılmasını sağladıklarını belirtti.
2023’te 4 bin 500 dekar alanda menengiç (Antep fıstığı), delice (zeytin) ve ahlat (armut) aşılaması yaptıklarını aktaran Yumaklı, doğal ekolojideki yabani ağaçları aşılayarak tarımsal üretime kazandırdıklarını ifade etti.
2023’te 390 projeye destek verildi
Yumaklı, bakanlığa bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce yürütülen proje ile ayrıca, tarla bitkileri ekim alanlarında artış olduğunu, nadas alanlarının azaldığını ve işlenmeyen alanların etkin kullanıldığını vurgulayarak şöyle devam etti:
“TAKE Projesi ile 2021-2022 yıllarında 500 milyon lira bütçe ile yaklaşık 3,4 milyon dekar alanda ekim, dikim ve aşılama çalışmaları gerçekleştirip beklenen hedefimize ulaştık. 2023’te ise Bakanlığımızın 450 milyon lira katkısı ile toplam 390 projeye destek verdik. Bu projelerden 110 bin çiftçimiz faydalandı. 2 milyon dekar alanda tarla bitkileri, 12 bin dekar alanda meyve ve 29 bin dekar alanda da sebze ekim ve dikimi yapıldı. Başta 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerimiz olmak üzere, yaklaşık 23 bin ton sertifikalı tohum ile 42 milyon adet fideyi üreticilerimize temin ettik. Proje kapsamında ayrılan kaynağımızın 127 milyon lirasını deprem, 323 milyon lirasını da diğer illerimize tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE projeleri ile Kent Tarımı’nı da desteklediklerinin belirterek, “2023 yılında destek verdiğimiz 390 projenin 76’sını Kent Tarımı projeleri oluşturuyor. Bakanlığımız bu projeler kapsamında, 20 bin 875 çiftçimize toplam 58 milyon 298 bin 353 lira tutarında ayni destek sağladı. Böylece 29 bin 488 dekar alanda toprakla buluşturulan 42 milyon 785 bin fide ve 30 ton tohum, bitkisel üretimimize güç kattı.” ifadesini kullandı.
Ödeneğin 200 milyon lirası depremden etkilenen illere
Çalışmalar neticesinde TAKE projeleri kapsamında, 3 yılda 1241 projeye toplam 950 milyon lira tutarında ayni destek sağlandığını bildiren Yumaklı, “Ekim yapılmayan araziler, nadas alanları ve işlemeli tarıma uygun olmayan alanlar önceliklendirildi ve böylelikle 5,4 milyon dekar alanda bitkisel üretim gerçekleştirildi.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yumaklı, bu yılda TAKE projelerini desteklemeyi sürdüreceklerini vurgulayarak, “2024 yılı için 520 milyon lira ödenek tahsis edilen, Cumhurbaşkanı kararında belirtilen başlıklardaki TAKE projeleri ile ülkemiz genelinde 1,73 milyon dekar arazide bitkisel üretim yapılmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda 2024 yılı için il müdürlüklerimizden gelen 456 proje değerlendirmeye alınmış olup 120 bine yakın çiftçimizin yararlanmasını öngörüyoruz. Bu yılki ödeneğimizin 200 milyon lirası 6 Şubat depreminden etkilenen illerimize, 320 milyon lirası da diğer illerimize ayrıldı. Çiftçilerimize sağladığımız hibe ve desteklerimizi artırmaya, bitkisel üretimimize güç katmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlarla son 21 yılda sebze üretimini neredeyse dört kat artırdık. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı beş eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi inceleme ve açılışlara katılmak üzere geldiği Nevşehir’de sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Yumaklı toplantıda yaptığı konuşmada, “Gıdanın, su ve ormanın her geçen gün öneminin ve değerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sektörlerde küresel alandaki gelişmeleri takip ederken yereldeki potansiyelimizi tespit edip, etkin politikalarla süreci yürütmemiz gerekiyor. Tabii bu çalışmalar masa başından olmuyor. Yerelde veya sahada üreticimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, STK’larımız ve mesai arkadaşlarımızla bir araya gelerek sektörün dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenle görevi devraldığım günden bu yana illerimizi ziyaret ediyor, sektöre ait sorunlara el atıyoruz. Sorunların çözümü noktasında yapabileceklerimizi kısa, orta ve uzun vadeli çalışma ajandamıza not ediyoruz. Yapamayacaklarımız konusunda da neden olmayacağını gerekçeleri ile paydaşlarımıza aktarıyoruz” dedi.
Tarımın stratejik öneminin artmasına son dönemde yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışının sebep olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Biz bunları yeni normal olarak tanımlıyoruz. Nüfus artışıyla bir yandan daha çok ürün üretmemiz gerekirken, üretimi baskılayan, girdi maliyetlerini yükselten süreçlerle de karşı karşıya kalıyoruz. Ben inanıyorum ki bu süreci etkin ve verimli politikalar üreterek ve çiftçimizin üretme azmiyle hep birlikte geride bırakacağız. Son dönemde yaşadığımız yeni normal çerçevesinde gıda arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaşamadıysak, bunu illerimize sağladığımız güçlü üretim ve sanayi altyapısı, ayrıca siz değerli kardeşlerimizin üretimlerine borçluyuz. Su alanında 2,9 milyar lira yatırım yaparak 59 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma desteklerimizle Nevşehir’in tarım ve orman altyapısını güçlendirdik. 20 milyon 300 bin fidanı toprakla buluşturduk. ORKÖY kapsamında 43 milyon lira hibe ve kredi desteği sağlayarak, yaklaşık 221 projenin hayata geçmesine vesile olduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 366 bin dekar alana sahip Hacıbektaş ve Nevşehir Acıgöl ovalarımızı koruma altına aldık. Bu ovalarımızı gıda arz güvenliğimizin teminatı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Nevşehirli üreticilerimiz hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini arttırdı. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlar ile son 21 yılda; sebze üretimini neredeyse 4 kat artırdı. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı 5 eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz. Bu çalışmaları yaparken üreticimizi belli bir ürün üretmeye zorlamayacağız, çiftçimizin ekonomik kazanç sağlayacağı, ülkemizin gıda arz ihtiyacının karşılanacağı bir sistem yürüteceğiz. Yani, kazan-kazan prensibi ile hareket edeceğiz. Kırsal kalkınma desteklerimizden gençlerimiz ve kadınlarımızın daha çok yararlanması için pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. 1,3 milyar lira tutarındaki 12 su ve sulama projemizi Nevşehir’e hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdüreceğiz. İnşallah bizim teşvikimiz, sektör paydaşlarının da gayreti ile evelallah üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiği düsturuyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – NEVŞEHİR
]]>
Kayseri 19. Tarım Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı
KAYSERİ – Atlas Fuarcılık tarafından bu yıl 19.’su düzenlenen Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı ile Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Tarım Fuarı ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Bu yıl 19.’su düzenlenen ve 22-25 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak olan Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı ile Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Tarım Fuarı düzenlenen program ile ziyaretçilerine kapılarını açtı. Programa Vali Yardımcısı Abdullah Kalkan, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav, Kayseri Ziraat Odaları Koordinatörü Abdulkadir Güneş ve protokol üyeleri katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Atlas Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Atasagun, “Fuarımızda şu anda 500 firma bin 900 marka var. Artık çok katılmak isteyen firmalar var ama biz çoğuna fuarda yer veremedik. Biz bu fuarı yaparken de Kayseri’yi merkez olarak aldık. Kayseri ve çevre illerden yaklaşık 300 binin üzerinde fuarımıza ziyaretçi geliyor. Fuarımızın bu şekilde büyümesine, gelişmesine en büyük destek de Kayserimizin ve çiftçilerimizin sahip çıkmasından dolayı fuarımız bu şekilde büyüdü. Türkiye’nin önde gelen fuarlarından biri haline geldi. İnşallah biz bu fuarı daha da büyüteceğiz. Geliştirerek bu devam edecek. Fuarımızın gelişmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Fuarımız 22-25 Şubat tarihleri arasında saat 10.00 ile akşam 20.00’a kadar açıktır. Fuarımıza Organize Sanayi Bölgesi tramvay durağından 15 dakikada bir servis koyduk. Vatandaşlarımız da bu şekilde fuarımıza ulaşabilirler” dedi.
Kayseri Ziraat Odaları Koordinatörü Abdulkadir Güneş de, “Biz burayı açarken 50-60 firma ile başlamıştık. Çok şükür şimdi 500 firmaya ulaştık. Dışarıda Kayseri sanayi şehri, ticaret şehri olarak anılır ama Kayseri tarım ve hayvancılıkta hatırı sayılır bir seviyeye geldi. Kayseri’de bize destek veren öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanıma, ilçe belediye başkanlarımıza ve milletvekillerimize her konuda üretime destek verdikleri için teşekkür ederim. Bizler üretmeye devam ediyoruz. Ben üretim esnasında bize destek veren herkese teşekkür ediyorum. Tarım fuarımızın açılışı hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın ise, “Fuarlar firmaların kendilerini ispat ettikleri ve birbirleriyle yarıştıkları bir ortam sunmaktadır. Bu tür fuarlar sayesinde tarım sektörünün gelişimi gözler önüne serilmektedir. Yeni geliştirilen teknolojilerin fuarlar aracılığıyla tanıtımı yapılarak çiftçinin ufkunun açılması sağlanmaktadır. Bugün açılışını yaptığımız Kayseri tarım Fuarı, çiftçiler ile tarım sektörünün paydaşları açısından büyük faydalar sağlamaktadır. Kayseri OSB yönetimi olarak bu tür fuarlara destek veriyoruz. İnşallah bu sene 2 fuarımız var, önümüzdeki fuar sayımız 10’a ulaşacak. Hep söylediğimiz bir slogan var; inşallah Kayseri’yi fuarlar şehri haline getireceğiz” dedi.
Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy da, “Bizim için fuarlar gerçekten önemli. Şehrimiz için çok önemli. Hem tanıtımını, hem reklamını yapıyor hem de ticarete büyük katkı veriyor. Fakat bu fuarın önemi başka. Bugün dünyaya baktığımız zaman iklim krizi, küresel ısınmadan bahsediyoruz ve gıdanın da ne kadar önemli olduğunu da görüyoruz. Biz diyoruz ki gelecek dünyada, önümüzdeki yaşamda 3 sektör söz sahibi olacak. Savunma sanayi ki çok şükür bugün ülkemizin savunma sanayide geldiği noktaya baktığımız zaman yüzde 80’e yakın bir yerli ve millilik oranı var. İkinci sırada insanoğlu doğduğundan bugüne kadar baktığımızda toprakla uğraşıyor, tarımla uğraşıyor. Dolayısıyla tarım ve hayvancılık bizim için çok önemli. Bunda da kendi kendimize yeten bir ülke olmalıyız. Üçüncüsü de sağlık diyoruz. İnşallah önümüzdeki süreçte kendimize yeten bir ülke olarak dünyada söz sahibi olacağız” ifadelerine yer verdi.
Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış ise, “Ticaret ve sanayi şehri olan Kayseri’de bölgenin en büyük tarım fuarına ev sahipliği yapmanın mutluluğunu duyuyorum. Birçok üründe üretim miktarı olarak Kayseri Türkiye’de söz sahibi durumda. Başta kabak ve ay çekirdeği olmak üzere şeker pancarı, aspir, yumurta ve balıkçılık konusunda Kayseri’nin üretim olarak önemli bir yeri var. Tarım Fuarı’nın tarımdaki modern tekniklerin gelişmesi adına, verimliliğinin artması adına, gerek cihazların gerekse ürünlerin tanıtılması adına ilimize katkı sağlayacağına inanıyorum. Fuarlar bir ülkenin ve ilin tanıtımı adına katkı sağlarken, yöresel ürün verdiği yerlerin de daha geniş pazarlara ulaşmasında köprü görevi görmektedir. Bu önemli organizasyonda tarım ve hayvancılığın daha iyi yerlere gelmesi, çiftçilerimizin makine teçhizatlarını yakından takip etmeleri noktasında tanıtımlara ve bilgilendirmelere de fuarımızda yer verilecektir” dedi.
Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav da, “Bilindiği üzere Kayserimiz ticarette ve sanayide olağanüstü başarılarının yanında tarım ve hayvancılıkta da Türkiye’de önemli bir konumda bulunmaktadır. Kayserimiz ekili tarım alanında yaklaşık 600 bin hektar tarım arazisinin tamamı ekili olarak Türkiye’de 10. sırada şu anda. Bitkisel üretimde Türkiye’de 14 tane ürünle ilk 10’da olan ilimiz. Bu fuardaki amacımız çiftçilerimizin yeniliklerden faydalanması ve teknolojiyi benimsemeleri en büyük amacımız. Ben bu vesile ile bu fuarın gerçekleşmesine destek veren herkese teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Kayserimiz ticaret ve sanayinin yanında tarım ve hayvancılıkta da ön plana çıkan bir şehir olmaya devam ediyor. Burada birbirimizi övme modunda değiliz, gerçekleri paylaşma modundayız. Biz tarım ve hayvancılığı olmazsa olmaz olarak görüyoruz. kendi kendine yeten şehir ve ülke olmak mecburiyetindeyiz. Tarım ve hayvancılık önemli, savunma sanayi önemli, gıda önemli, sağlık önemli. Teknolojide artık her zamankinden çok daha önemli olmaya başladı. Teknolojiyi en iyi kullanacak, dijitalize bir şekilde başka ülkelerin yaptığı gibi bu alanlarda bilimi ön plana çıkaracak ve bu bilim ışığında da maliyetlerin düşmesini sağlayacak, üretimin artmasını sağlayacak ve verimliliği sağlayacak. Ben hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum” dedi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kesilen kurdele ile fuarın açılışı yapıldı. Açılıştan sonra protokol üyeleri fuarda bulunan stantları gezdi.
]]>
Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti”
KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.
Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.
Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.
“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”
Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.
“Konya tam bir tarım şehri”
Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.
“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”
Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti.
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.
Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.
Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.
“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”
Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.
“Konya tam bir tarım şehri”
Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.
“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”
Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti. – KONYA
]]>
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2023 yılı Aralık ayı Tarım Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi.
Tarım-GFE’nin Aralık ayında aylık yüzde 2.62 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başladığı 2015 yılından itibaren yüzde 2,06 olan Aralık ayları ortalamasının yüzde 27 üzerinde olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Aralık’ta yıllık yüzde 41,43 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Bu yıllık rakam, yüzde 32,40 olan son 9 yılın Aralık ayları ortalamasının yüzde 28 üzerinde olmuştur. Aralık ayı tarımsal girdi fiyat enflasyonu, aylık ve yıllıkta ortalamaların üzerinde ilan edildi” dedi.
Aralık ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini de değerlendiren Başkan Çandır, “Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 2,82 ve yıllıkta ise yüzde 37,64’lük artış ilan edildi. Aralık ayları itibariyle aylıkta 2021 yılından, yıllıkta ise 2021 ve 2022 yıllarından sonraki en yüksek değer kaydedildi” dedi. Aralık’ta aylık, tohumda yüzde 2,24, enerjide yüzde eksi 2,26, gübrede yüzde eksi 0,74, ilaçta yüzde 1,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 1,26, yemde yüzde 5,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 6,37 olarak aylık değişimler ilan edildiğini belirten Çandır, Aralık ayındaki yıllık değişimlerin ise tohumda yüzde 44,15, enerjide yüzde 47,45, gübrede yüzde 9,69, ilaçta yüzde 24,75, veteriner hizmetlerinde yüzde 151,60, yemde yüzde 27,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 89,31 artış kaydedildiğini belirtti. Çandır, veterinerlik hizmetlerinin son 4 aydır ciddi artış gösterdiğini, Aralık ayında da bu artışın devam ettiğini söylerken, “Öyle ki yıllık yüzde 151,60’lık artış, tüm zamanların rekoru olmuştur. Diğer bir dikkat çekici olan gübrede ise aylık azalış ve yıllık tek haneli yükseliş, son 3 yılın en dikkat çekici düşüşü olmuştur” dedi.
TÜİK tarafından Aralık ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 6,81, yıllık ise yüzde 60,62 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilimin, genel olarak üretici aleyhine seyrederken Mayıs ve Haziran aylarında aylık ve yıllık düzeyde Tarım-GFE, Tarım-ÜFE’nin altında kalarak üretici lehine döndüğünü bildirdi. Başkan Çandır, “Aralık ayında bu durum yeniden aylıkta ve yıllıkta üretici lehine ilan edilmiştir. 2024 yılında aylık ve yıllık eğilimin böyle devam etmesi, üretici kesimin birikmiş zararlarının azalmasına katkı sağlayacaktır” dedi.
Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının tarımı dolaylı olarak etkilediğini belirten Başkan Ali Çandır, yurt dışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Aralık’ta aylık yüzde 2,28, yıllıkta yüzde 58,40 arttığına dikkat çekti. Çandır, yurt içi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylıkta yüzde 1,14, yıllıkta yüzde 44,22 arttığını belirtirken, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,58 ve yıllık ise yüzde 63,75 artmıştı. Bu durum Aralık ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir” dedi.
Aralık ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,93, yıllık yüzde 64,77 arttığını belirten Ali Çandır, “Tüketici taraftaki gıda enflasyonu ise Aralık ayında aylık yüzde 4,81 ve yıllık yüzde 72,01 olarak ilan edilmişti. İşlenmemiş gıda enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 7,24, yıllık yüzde 91,23 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 11,39 ve yıllık 81,29 artış olarak ilan edilmişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir” dedi. – ANTALYA
]]>
2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azaldı. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 arttı” dedi.
Antalya Ticaret Borsası Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kente ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen hafta Antalya’da yaşanan sel felaketinde bir kişinin yaşamını yitirdiğini, felakette hem şehrin hem tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü belirten Çandır, “Hepimizin bildiği bir gerçek de bu tür iklim olaylarının giderek artan şiddette devam edeceğidir. O halde şimdiye kadar geç kalmış olsak da bugünden yapmamız gereken, gelecek aşırı yağışlar ve iklim değişikliği için etkili tedbirler almaktır” dedi.
Ekonomik değerlendirme
Başkan Çandır konuşmasında ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Yaşanan ekonomik zorluklara dikkat çeken Başkan Çandır, “Sadece ücret ve maaşla geçinenler değil üretim ve ticaret yapanlar da bu zorlukları iliklerine kadar yaşamaktadırlar. Aslında bu iki olay sadece bir yıldır değil, uzun yıllardır başımıza gelmektedir. Hayati derecede öneme sahip bu sorunlar gündemimizin ilk sıralarında yer almalıdır” diye konuştu. 2023 için yüzde 4 civarında milli gelir büyümesi ve yüzde sıfır civarında tarımsal mili gelir büyümesi tahmin edildiğini belirten Başkan Çandır, “Yani son 10 yıllık ortalama büyüme rakamlarının altında kaldığımız bir yılı geride bıraktık diye değerlendirmekteyiz. Kentimiz için durum ise ülkemiz ortalamasının üzerinde bir performans gösterdiğimiz yönündedir. Çünkü yıllık ihracatta, tarımda, ticarette ve diğer hizmetlerde ülkemiz ortalamasından daha iyi bir performans gösterdik. Buna rağmen potansiyelimizin altında bir büyüme gösterdiğimizin de farkındayız” dedi.
Antalya’da kurulan şirket azaldı, kapanan şirket arttı
2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azalmıştır. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 artmıştır” dedi.
Karşılıksız çekte artış
Çekle işlem hacminde, ülke genelindeki yüzde 71’lik artışa karşılık Antalya’da yüzde 84’lük artış olduğunu belirten Çandır, “Karşılıksız çek tutarında nadir bir olay gerçekleşmiş ve ülkemizdeki yüzde 177’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 281’lik artış yaşandı. Protestolu senet tutarlarında ise ülkemizdeki yüzde 59’luk artışa karşılık kentimizde yüzde 4 azalma oldu” dedi.
Tarım kentinde Antalya’da tarımsal kredi azaldı
2023 yılında toplam kredi büyümesi ülkede yüzde 57 olurken, Antalya’da yüzde 53 civarında kaldığını söyleyen Çandır, şunları söyledi:
“Bu büyümeler cari olduğu için yıllık resmi yüzde 65’lik enflasyonu dikkate alırsak aslında reel olarak kredi büyümesi negatif olmuştur. Sektörel kredi büyümesinde ise durum genel olarak sektörümüz aleyhine gerçekleşti. Örneğin ticari krediler ülkemizde yüzde 43 artmışken, Antalya’da yüzde 52 artmış, inşaat kredisi ülke genelinde yüzde 40 artmışken, Antalya’da yüzde 49 artmış ve turizmde ülke genelindeki yüzde 48’lik artışa yakın artış yaşandı. Tarım kredilerinde ise ülkemiz genelinde 2023 yılında yüzde 80’lik artış yaşanmışken kentimiz tarım kredilerinde yüzde 58’lik artış yaşanabildi. Yani reel olarak tarım kredileri ülke genelinde artmışken kentimizde yarı yarıya azalmıştır diyebiliriz.”
2024’e iyi başlamadık
2024 yılı Ocak ayı ekonomik rakamları da değerlendiren Çandır, “2024 Ocak ayında bazı öncü göstergeler Antalya’nın iyi bir başlangıç yapamadığını göstermektedir. Çekle işlem hacmi Ocak ayında ülkemiz ortalamasında artmışken karşılıksız çek tutarında ülkemiz genelindeki yüzde 257’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 537’lik artış oldu. Yaş meyve sebze ihracatı ülkemizde yüzde 13’ten fazla artmışken kentimizde yüzde 11’den az artabildi. Benzer durum diğer tarım ürünleri ihracatında da yaşandı. Ancak toplam ihracatımız Ocak ayında yüzde 16’dan fazla artarak yüzde 2’lik ülke ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti” diye konuştu.
Hale giren ürün miktarı azaldı
Antalya hallerindeki aylık işlem miktarı ve fiyatı olmak üzere meyve, sebze ve domates endekslerini Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında her ay düzenli olarak ilan ettiklerini belirten Çandır, paylaştıkları verilerin Antalya’daki meyve, sebze ve domates üretimi olmadığını, hallere getirilen miktarlar ve oluşan fiyatlarla ilgili olduğunu vurguladı. 2010 yılı öncesinde tüm meyve sebzelerin toptan ticaretinin hal sisteminden geçmek zorunda olduğunu, 2010 yılında çıkarılan 5957 Sayılı Hal Yasası gereğince hal içinde ve dışında yaş meyve sebze toptan ticaretinin mümkün hale getirildiğini anlatan Başkan Çandır, şunları söyledi:
“2015 yılından itibaren Antalya hallerindeki işlem miktarları her yıl giderek düşmüştür. Örneğin, yıllık işlem miktarı sebzede 2016 yılında 1.6 milyon tondan 2023 yılında 873 bin tona ve meyvede ise 320 bin tondan 210 bin tona geriledi. Yani sebzede yüzde 50’ye yakın meyvede ise yüzde 40’a yakın işlem miktarı azalması oldu. Buna karşılık aynı dönemde Antalya’mızın sebze üretimi yüzde 30’dan fazla ve meyve üretimi ise yüzde 60’dan fazla artmıştır. Yani hal sistemi dışında işlem görme miktarı çok ciddi arttı. Ancak bunların tamamının kayıt dışı olduğunu düşünmek doğru değil. Hal dışında işlem görme durumu da 5957 sayılı kanunla yasaldır. Mevzuata saygılı tüccarlarımız ve ihracatçılarımız kayıtlı ticaret yapmakta.”
Adaylara aynı yakınlıktayız
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini dileyen Başkan Çandır, “Seçimler demokrasinin son kalesidir ve nihai tercih anlarıdır. Milletimiz ve devletimiz için en hayırlı tercihlerin yapılacağına olan inancım tam. Bizler tabii ki farklı oy tercihlerinde bulunmaktayız. Ama amaçlarımız ortak. Esas olan da bu ortak amaçlarımız. Dolayısıyla temsil ettiğimiz üyelerimize ve kurumlarımıza olan sorumluluklarımız, bireysel tercihlerimizden her zaman daha önemli ve öncelikli oldu. Bu anlayışımız gereği her seçimde olduğu gibi bu seçimde de tüm adaylara aynı yakınlıktayız” diye konuştu.
Antalya Tarım Konseyi’nin tarım sektörünün muhtarlıklar, ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyelerinden tarım sektörünün ve kent için beklentilerinin belirlemek üzere yaptığı toplantıyı hatırlatan Başkan Çandır, “Bu toplantıdan çıkan sonuçları 2 ana başlık ve 32 alt başlıkta derledik ve toplantıya katılanlarla paylaştık. Böylece hem seçim döneminde iletişimde bulunduğumuz adaylara deklarasyonumuzu iletmeyi hem de seçimden sonra seçilenlerin icraatlarını somut göstergelerle değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Yerel seçimlerin milletimiz ve devletimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyorum” dedi.
Meclis üyelerimiz bilgilendirildi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve iştiraklerinin kurumsal yapılarını ve hizmetlerini tanımak, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak, meclis üyelerine çeşitli yönetim becerileri kazandırmak amacıyla düzenlenen meclis üyeleri bilgilendirme seminerine katıldıklarını hatırlatan Çandır. “Seminerde, TOBB’un ticareti kolaylaştırmaktan eğitime yaptığı yatırımlara, lisanslı depoculuğun geliştirilmesinden yeşil dönüşüme hazırlığa ve uluslararası arenada iş dünyamızın temsilinden kurumsal kapasitesine kadar birçok faaliyeti hakkında bilgi aldık ve mensubu olmaktan gurur duyduk. Seminer kapsamında TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile bir araya geldik. Başkanımıza üyelerimizin bilgilendirilmesi ve tavsiyeleri için teşekkür ediyorum” dedi.
Mecliste, üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANTALYA
]]>
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven, AKP’li Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin, Kürtün vadisinin birinci sınıf mutlak tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat, “Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir” dedi.
Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven Bayzat, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Kürtün vadisindeki tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“KÜRTÜN VADİSİNİN YAPILAŞTIĞINI GÖRÜYORUZ”
Havva Yurduseven Bayzat şunları söyledi:
“Kürtün Çayı, Samsun’un Kavak ilçesinden kaynağını alıp merkez ilçeden Karadeniz’e dökülen akarsuırmağın yağış alanı 320 kilometrekare olup akarsu boyu 47 kilometredir. 1100 metre rakımdan doğan akarsu, döküldüğü yerde küçük bir delta oluşturur. Kürtün çayının Çivril Köyünden başlayan ve denize döküldüğü yere kadar olan yaklaşık 10 kilometrelik bölümünün her iki yanını kapsayacak şekilde alüvyal toprak özelliğindedir. Bu kısımdaki topraklar binlerce yıl boyunca Kürtün çayının taşıdığı ince malzemelerin akarsuların yayıldıkları alanlarda birikmesi sonucunda oluşan verimli tarım arazileridir. Toprak etüt haritalarında bu kısımda yer alan topraklar derin profilli, alüvyal özellikte ve 1. sınıf sulu tarım arazisi olarak yer almaktadır. Bir diğer ifade bu toprakların büyük kısmı dikili sulu mutlak tarım arazisidir. Kürtün çayı vadisinde her türlü meyve ve sebzenin üretilmesine uygun bu alanların tarım dışına çıkarılarak imara açılması 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’na göre de uygun değildir. Ancak son yıllarda tarımsal girdi fiyatlarındaki artış tarımsal faaliyetlerin yürütülmesinde sınırlayıcı bir etken olmaya başlamıştır. Tarımsal üretim sonucunda elde edilen gelirler düştükçe çiftçilerin son yıllarda tarımsal faaliyetleri terk ettiğine şahit olunmaktadır. Kürtün vadisinin konumuna baktığımızda, Atakum ve İlkadım ilçe sınırları arasında kaldığını, Ankara karayolu kenarında, doğusu ve batısının yapılaşmaya açılmış olduğunu görmekteyiz. Kürtün vadisi konumu itibarıyla yapılaşmanın tüm baskılarını üzerinde hissetmektedir. Kürtün vadisinde tarımsal faaliyetle uğraşan çiftçilerimizin yeterli tarımsal geliri elde edemediklerinden ve yapılaşma baskıları nedeniyle arazilerinin imara açılmasını talep edebilmektedirler. Samsun ilimizin başta Deveci armudu ve şeftali olmak üzere muhtelif meyveliklerin bulunduğu vadinin imar rantına karşı korunması için çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmesi gerekmektedir.
“TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞACAK”
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem göstermiştir ki taban suyu yüksek tarım alanlarına yapılan yapıların büyük çoğunluğu yıkılmış ve yıkılan binalarda binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Kürtün vadisi de dere kenarında yer alan ve taban suyu yüksek olan bir konumdadır. Kürtün vadisinin imara açılması, meydana gelebilecek bir depremde zemin sıvılaşması nedeniyle telafisi mümkün olamayacak sonuçlar da doğurabilecektir. Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazilerinin korunması amacıyla tarımsal faaliyette bulunan çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmeli, yapılaşmaya yönelik imar planlarının Samsun ilinde depreme dayanıklı zemini bulunan ve tarımsal potansiyeli düşük bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Yerel seçimler öncesinde rant için tekrar gündeme getirilen Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir.”
]]>
Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’da faaliyet gösteren Tarım ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı üretici, kadın, sulama kooperatifi ve sulama birliklerinden 196 derneğin temsilcisi ile bir araya geldi. Yavaş, “Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’ da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak… Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak…Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Ankara Kent Konseyi’nde “Kırsal Kalkınma Kooperatif, Birlik ve Dernekleri İstişare Toplantısı”na katıldı. Kırsal Kalkınma Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu Sözcüsü Ayfer Ulusoy, eski AKP Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün ve Kooperatifçilik Uzmanı Necmettin Pehlivan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“30-40 YILDIR MAALESEF TARIMI ÖLDÜRDÜLER”
“Aynı politikayı bundan 30-40 yıl önce de şöyle başladılar; niye siz arpa, buğdayla uğraşıyorsunuz? Amerika’dan geçirseniz çok daha ucuza mal oluyor ve halk daha ucuza un alacak, daha ucuza gıdasını temine edecek gibi şeylerle bu tarımı kırsalda herkesin yapması yerine çok büyük karteller oluşturmak suretiyle onların yapması gerektiği iddia edilmeye başlandı. Ben kendi gözümle gördüm. Amerika’da bir çiftçinin yaptığı üretim neredeyse Türkiye’nin üretimine eşit. GDO’lu ürünlerle falan bir şekilde daha fazla ürün alıyor. Bunları gemilerle bize gönderiyorlar. Sonuçta ne oluyor? Böyle olunca Türk çiftçisi yavaş yavaş tarımı bırakmaya başlıyor. Bunun sonucu nedir? Gıdada dışarıya bağımlı olmak. Aynen petrolde bağımlı olduğumuz gibi. Daha sonra köy okulları kapatıldı. ve sürdürülen tarım politikaları nedeniyle artık insanlar uğraşmaz oldular. Hayvancılıkta da aynısı yaşandı. Hayvancılıkta ben yurt dışında gördüm. 100 bin başlık çiftlikler var. Tarımla uğraşan nüfus Amerika’da yüzde 14 tarımda hayvancılıkta Türkiye’de de bunun böyle olması lazım diye bunu bize kabul ettirdiler. Bunu kabul ettirirken şöyle olsaydı mantıklıydı; eğer siz bu çiftçilikle uğraşanların çocuklarına tarımın yerine sanayi ikame edip koyup bunları o şekilde yönlendirip çoluğuna çocuğuna bu şekilde iş bulacak hale getirseydiniz belki mantıklıydı. Ama Türkiye gerçekleri öyle değil. Türkiye’de hala Türkiye’nin her yerinde hatta köylerde, kırsalda yaşayan insanlar kendilerini hiç kimseye yük olmadan üreteceğiz diye uğraşıyorlar. Bunları ‘Bu işi bırak dediğiniz’ zaman yapacak iş yerleri yok, aç kalacaklar. ve sürdürmek istiyorlar. Bunu 30-40 yıldır sert bir şekilde yapıp maalesef tarımı öldürdüler. Peki sonuç ne oldu? Ben neden bu kadar destek olmak istiyorum? En basit örneği Ukrayna-Rusya Savaşı. Ukrayna-Rusya Savaşı olduğu zaman Dünya buğday krizine girdi. Ukrayna’nın arazileri bizden mi büyük? Halbuki bizdeki tarımsal üretim çok daha fazla. Ama bilinçli bir şekilde siz bunu yapmayın diye diye başkasını muhtaç olduk.
“UKRAYNA SAVAŞI’NDAN SONRA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÖSTERDİ Kİ ARTIK GIDA ERİŞİMİZ ZORLAŞIYOR. ÖNÜMÜZDEKİ YILLARIN EN BÜYÜK PETROLÜ GIDA OLACAK”
Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak. İkincisi Ukrayna Savaşı’ndan sonra iklim değişikliği gösterdi ki artık gıda erişimi zorlaşıyor. Yani önümüzdeki 15-20, 50 yılın en büyük petrolü gıda olacak. Geçen televizyonda bir profesörden izleyerek dinledim. Diyor ki bakın dünyanın en zengin adamı dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce dönüm tarla almaya başladı. Halbuki bunların hiçbirine ihtiyacı yok. Cep telefonundan, bilgisayardan bir uygulamayla tarımdan kazanacağı paranın yüz mislini kazanacak durumda. ve yerin altına depolar yaptırıyorlar. Ata tohumlarını saklıyorlar orada. Bunları televizyonlarda görüyoruz. Bunlar bunu niye yapıyorlar sanıyorsunuz? Çünkü iklim değişikliği nedeniyle artık ya aşırı yağışlar olacak tarladan ürününüzü alamayacaksınız ya da sık sık Türkiye’de de rastlıyoruz aşırı sıcaklar nedeniyle yine ürününüzü alamayacaksınız. Bu nedenle bizim Ankara’da tekrar tarıma yönelmemiz gerekiyor. Bunun bir sebebi de şu; bu bina dahil Ankara’da gördüğünüz ilçelerde gördüğünüz bütün binaların toplamı Ankara’nın arazisinin sadece yüzde üçüne eşit. Ankara’nın yüzde 97’si hala boş tarla, boş arazi. Bunların en az yüzde 50’si de tarıma uyuyor. Dolayısıyla zaten bizim petrolümüz var meydanda, mesele buna bir şekilde destek olup tekrar insanlar üretmesini sağlamak. Sorun nerede peki? Üretimdeki maliyetlerde. İşte eğer hükümetimiz, devletimiz gereğini yapsa, çiftçimizin bu maliyetlerini en aşağı indirse gerekli destekleri verse herkes para kazansa yapma deseniz de yapar öyle mi? Ama üretimdeki maliyetler artıyor, mazot fiyatları derken artık insanlar ekemez hale geldi.
Şimdi biz Kırsal Kalkınma Daire Başkanımız vasıtasıyla büyük bir çalışma başlattık, insanları üret teşvik etmek için ve başarılı olduğumuza inanıyorum. Beş yıl içerisinde verdiğimiz destek 880 milyon lira yani bir milyara yakın destek olduk. Bizim kendi bütçemize göre ancak bu kadar yaptık. Fakat pandemi dönemi ve arkasından gelen ekonomik sıkıntılar gösterdi ki bizim daha fazla destek olmamız lazım. Benim bir projem vardı. Köylere güneş enerjisi götürmek. Şimdi köylere güneş enerjisini götürdüğü zaman yönetmeliğe göre şöyle bir şey var; herkes kendi evinin üstüne yapabiliyor. Ben de köylerin birçoğuna köye ortak mal olarak bir taneyi koyalım. Bütün köylü oradan yararlansın dedim. Şu andaki yönetmeliğe göre uygun değil. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na bunu düzenleyin diye yazdık. Cevap dahi yazmadılar. ve sözümüzü tutmak için seçtiğimiz birkaç tane köyde en azından vatandaş görsün diye bazı yerlerin üzerine koyduk. Daire başkanımıza talimat verdim, sulama kooperatiflerin de enerjisine ayrıca destek olacağız. Onda yasal bir engel yok.
“YETER Kİ ANKARA’NIN KIRSALINDA ÜRETİMLERE BAŞLANSIN. BİZ SONUNA KADAR DESTEK OLACAĞIZ”
Şunu bilmenizi isterim; kooperatifleri çoğaltırsanız sadece tarımsal değil özellikle yöresel ürünlerle ilgili kooperatifler şimdi çok değerlendi. Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız. Evvelsi gün Elmadağ Belediye Başkanı’yla beraberdik. Onların da kendine has ekmeği var. Halk ekmek üzerinden satıyorlar ve yetiştiremiyorlar. Kent konseyi başkanımızın söylediği gibi Türkiye’de ilk defa Beypazarı’nın belediye başkanıyken kendi yerel ürünlerimize coğrafi işaret için ben başvurdum. Sizler de kendi bulunduğunuz bölgelerde yöreye has ürünler için coğrafi işaretlere de başvurabilirsiniz. Biz bunları değerlendirmeye hazırız. Sadece tarımsal üretimde değil, hayvancılıkla, yöresel ürünlerin satılmasında öncülük etmeye hazırız. Ne kadar çok üretirseniz, çoluğunuz çocuğunuz, bu işte uğraşırsa bana bir tane öz geçmiş az gelir. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak daha fazla destek olmak suretiyle inşallah hep birlikte bu işi başaracağız.
Başından beri söylüyorum. Çılgın proje yok. Proje yapıyorum deyip sizlerden aldıkları paraları çöp projelere gömdüler şimdiye kadar. Görüyorsunuz Ankara’ya girerken bu kapıların kime ne faydası var? İnanın o kapılara harcanan parayla bugün Ankara’nın bir ilçesi ayağa kalkardı. Onun için diyorum kanalizasyon ihtiyaçlarını bitireceğiz inşallah. Susuz köy kalmayacak inşallah. İlk önce onları yapacağız. Farz var ortada önce. Farz bunlar. ve ikinci olarak da dediğim gibi orada yaşanır hale gelmezsiniz, çocuklarınızı orada kalmaz. Onun için orada elektriği, suyu, interneti, her şeyi olmalı ki çoluğunuz çocuğunuz orada yaşamaya devam etsin ve sizlerin yaptığı iş sürdürmeye devam etsin. Hem kendileri kazansın hem Ankara kazansın.
Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Çünkü arabaya binmezsiniz petrol yoksa birçok şeyi yapmazsınız ama gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak. Biz görevde olduğumuz sürece inşallah desteklerimizi bütçemizle bu işe ayırdığımız payı arttırarak sizleri desteklemeye devam edeceğiz.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:
“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”
Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.
2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.
“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”
Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.
Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.
Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.
Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.
“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”
AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.
]]>
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, İliç’te maden ocağında yaşanan toprak kaymasına ilişkin, “İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar” dedi.
CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan ilinin İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen madende yaşanan toprak kayması sonucunda, bölgedeki tarım, hayvancılık ve yaban hayatında meydana gelebilecek olumsuzluklara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem’in açıklaması şöyle:
“SİYANÜR, DİREKT SUYA KARIŞMASA BİLE TOPRAĞA KARIŞTIKTAN SONRA YERALTI SULARINA ULAŞABİLİR. BU DURUM BU TOPRAKLARDA HERHANGİ BİR ÜRÜNÜN YETİŞMEMESİNE VE GIDA KRİZİNE YOL AÇAR”
“İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Bu tür bir izleme ve kontrol faaliyeti, çevresel etkilerin hızla belirlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağlayacaktır. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar.
“ALTIN MADENLERİNİN HİÇ FAALİYETE GEÇMEMESİ GEREKİYORDU ANCAK BU SAĞLANAMADI”
Altın madenlerinin hiç faaliyete geçmemesi gerekiyordu ancak maalesef bunun sağlanamadığı görüldü. Şimdi yapılması gereken en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten etkilenip etkilenmediği belirlenmelidir. Bu, çevreyi ve insan sağlığını korumak adına acil bir adım olarak görülmelidir. Bu tür denetim ve izleme faaliyetleri aslında Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı gibi ilgili kamu kurumlarının görevidir. Ancak, mevcut siyasi durumda bu kurumların görevlerini yerine getirmesini beklemenin pek de anlamlı olmadığı açıktır. Bu nedenle CHP olarak çevresel etkileri kontrol altına almak ve halk sağlığını korumak için kamu kurumlarını harekete geçmeye zorlamak ve acil önlemler alınması için gereken adımları atmak konusunda takipçi olacağız.”
]]>
Antalya Tarım Konseyi (ATAK), yerel seçim öncesinde tarım sektörünün belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarlardan beklenti ve talep eğilimlerini belirlemek amacıyla toplantı düzenledi. ATAK Başkanı Ali Çandır, toplantıda dile getirilen sorun, talep ve önerilerin rapor olarak başta büyükşehir belediye başkan adayları olmak üzere yerel yönetimlere aday olanlara sunulacağını bildirdi.
ATAK’ın tarım paydaşlarını bir araya getirdiği toplantı, ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. ATAK Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Üyesi Erdoğan Ekinci, ATAK İcra Kurulu Üyeleri Ali Bahar, Ümit Mirza Çavuşoğlu, Ali Top, Nazif Alp ve danışma kurulu üyelerinin katıldığı toplantıda, tarım sektörünün yerel yönetimlerden beklentileri konuşuldu.
ATAK Başkanı Ali Çandır, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarların seçileceğini belirterek, tarım sektörünün yerel yöneticilerden beklentilerini görüşmek üzere bir araya geldiklerini kaydetti. Toplantıda dile getirilen sorun, talep ve önerilerin rapor haline getirilerek seçim öncesinde, yerel yönetimlere aday olanlara ulaştırılacağını kaydeden Çandır, taleplerin takipçisi olacaklarını söyledi.
Toplantıda tek tek söz alan icra kurulu üyeleri ve danışma kurulu üyeleri, tarıma yönelik sorun, talep ve önerilerini dile getirirken, yerel yönetimlere aday olanların seçim taahhütlerinde tarıma yer vermesini beklediklerini kaydetti. Toplantıda sonunda hazırlanan ATAK raporunda, üyelerin talep ve önerileri içeren 32 madde yer aldı.
“Bütünşehir yasası maliyetleri arttırdı”
Raporda, Bütünşehir Yasası’nın kırsaldaki tarımsal faaliyetleri zorlaştırdığı vurgulanırken, maliyetleri yükselttiğine dikkat çekildi. Yerel yönetimlerle tarım sektörünün ilişkisinin büyük bölümünün harç ve vergi ödemelerinden ibaret olduğunu kaydeden ATAK üyeleri, yerel yönetimlerin ayda en az bir kere tarım sektörüyle toplantı yapmasını, sektörel plan, proje, destek ve yönlendirme faaliyetlerinin görüşülmesini talep etti. Raporda, “Kırsal alan ve tarımsal faaliyetler ile ilgili konulardaki planlamalar ve projelendirmeler yöredekilerle önceden paylaşılmalı ve görüşler dikkate alınmalıdır” ifadesi yer aldı.
“Kırsala destek önemli”
Kırsala yönelik tarımsal desteklerde amaca ulaşma ve etkili olma düzeyinin geliştirilmesi gerektiği kaydedilen raporda, “Gübre, ilaç, tohum, fide, yem gibi özellikli girdi destekleri kırsalın niteliklerine uygun, şeffaf ve yaygın şekilde verilmelidir. Enerji ve sulama gibi genel amaçlı destekler, tüm kırsalda yoğunluğa göre yaygınlaştırılarak verilmelidir. Tarımsal faaliyetlerde kullanılmak üzere yenilenebilir (güneş, rüzgar) enerji yatırımlarına kırsalın özelliklerine uygun etkili destek verilmelidir. Veteriner ve ziraat mühendisi danışmanlıkları tüm kırsala planlı ve etkili biçimde yaygınlaştırılarak sağlanmalıdır. Ürünlerin bollaştığı ve fiyatlarının maliyet altına geldiği dönemlerde doğrudan alım destekleri vermelidir. Küçükbaş hayvancılığa ve özellikle Teke yöresi değerlerine önem verilmeli ve etkili desteklenmelidir. Göçer hayvancılık artırılmalı ve desteklenmelidir. Sulak alanlar, eylek, yaylak ve meralar koruma altına alınmalı ve rehabilitasyonu yapılmalıdır. Kırsaldaki tarımsal faaliyetlerle ilgili acil konularda hızlı, etkili ve şeffaf destek vermelidir. Kırsalda damla sulamaya destek artmalıdır yerel yönetimlerin kırsaldaki sulama, enerji, atık, mera ıslah ve ulaşım gibi sektörel altyapı yatırımları geliştirilmelidir” talepleri yer aldı.
“Gençleri kırsalda tutacak proje beklentisi”
ATAK üyeleri, tarıma ve tarımsal kooperatiflere eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesini özellikle vurguladı. Tarım paydaşları, gençlerin kırsalda kalmasını sağlayacak eğitim, öğretim imkanlarının sağlaması ve gençlere yönelik tarımsal projelere özel önem vermesini istedi.
“Kırsala kreş talebi”
ATAK üyeleri, kırsalda okul öncesi çocukların eğitim alabileceği ana okulu, kreşlerin açılması, yine kırsalda okullaşmaya acilen geri dönülmesi, yerel yönetimlerin da buna destek vermesi beklentisini dile getirdi. Raporda, “Kırsalda yaşam refahını artırıcı eğitim, sağlık, kültür ve spor yatırımları yapılmalıdır” ifadesi yer aldı.
“Kırsalın altyapısı güçlendirilmeli”
Kırsaldan kente ulaşımın kolay hale getirilmesi gerektiğini dile getiren tarım sektörü paydaşları, bunun kırsaldan kente göçü önleyeceğine dikkat çekti. Raporda, yerel yönetimlerin kırsaldaki altyapı yatırımlarına önem vermesi istenirken, “Tarımsal atıkların toplanması, geri kazanılması ve dere yataklarının ıslah edilerek temizlenmesi sağlanmalıdır. Çay ve derelerin kadastro çalışmaları ile denize ulaşımı engellendiği için su basması-sel felaketleri yaşanmaktadır. Çay ve dere kenarlarına inşaat yapı izni verilmemelidir. Yağmur sularının tutulması ve yağmur hasadı projeleri geliştirilmelidir. Kırsalda yapılan evlerde elektrik, su ve diğer donatım hatlarıyla ilgili ruhsat sorunları çözülmelidir. Bu durum bile tersine göçü olumlu etkileyecektir. Belediye kırsalda iç taraflarda kalan tarlalara yol açmalıdır. Kırsal kesimdeki mera, tarım alanı ve benzeri taşınmazlarla ilgili muhtarların dava açma hakkı yeniden verilmelidir. Yerel yönetimler bu konuya destek olmalıdır” talepleri dile getirildi.
Konsey üyeleri, merkez hal’in Antalya’ya yaraşır ve cazip düzeye getirilmesini isterken, ilçe hallerinin ilçe belediyelerine devredilmesi ve ortak veri tabanı oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Raporda, şehir merkezlerine yığılmış AVM’lere yenilerinin eklenmemesi görüşü de yer aldı. – ANTALYA
]]>
Antalya Büyükşehir Belediyesi, susuzluk nedeniyle sadece kuru tarım yapılan ve yoğun göç veren Korkuteli’nin Beğiş Susuzu Mahallesi’nde gerçekleştirdiği Tarımsal Sulama Projesiyle 2 bin dekar araziyi modern sulama sistemine kavuşturuyor.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tarımsal kalkınma için verdiği sözleri yerine getirerek, çiftçilerin ve üreticilerin her zaman yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Toplam maliyeti 20 Milyon TL’yi bulan Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, bölgedeki tarımsal potansiyeli harekete geçirerek, ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağlayacak. Yürütülen proje kapsamında, Antalya Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisine “Çıkış Suyu Filtrasyon Dezenfeksiyon Ünitesi” yapılarak, arıtılmış atık su sulama suyu kriterlerine uygun hale getirildi. Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtılan su, depolanarak yaklaşık 16 kilometrelik boru hattıyla Beğiş Susuzu Ovası’na ulaştırıldı. Her 100 metrede bir su almacı ile dağıtımı gerçekleştirilen su, 2000 dekarlık araziyi ilk kez modern sulama sistemleriyle buluşturacak. Tarımsal Hizmetler Dairesi’nin görevli mühendisleri tarafından yapılan son kontrollerin ardından, projenin deneme aşamasına geçilerek sulama sezonunda hizmete sunulması planlanıyor.
“Son kontoller yapılıyor”
Beğiş Susuzu Sulama Suyu Projesinde son kontrollerin gerçekleştiğini ve arazide son incelemenin yapıldığını ifade eden Tarımsal Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Atilla Ünal proje hakkında bilgi verdi. Ünal, “Korkuteli Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, 50 hane ve 250 çiftçimizin faydalanabileceği bir proje. Proje yaklaşık olarak 20 Milyon TL’ye mal olacak. Bu tesisle bu güne kadar sulanamayan yaklaşık 2000 dekar arazi modern sulama sistemine kavuşmuş olacak. ASAT’ın Korkuteli Atıksu Arıtma tesisinden tekrar arıtılarak elde ettiğimiz 85 litre/saniye su depolanarak, buradan da çelik ve polietilen borulardan oluşan bir isale hattı ile Beğiş Susuzu ovasına iletilerek, 105 adet su almacı ile arazilere verilecektir. Tesisin son aşaması olan kontrolleri gerçekleştiriyoruz. Yakında denemeleri yapılacak, sulama sezonunda da çiftçimizin kullanımına sunacağız “dedi
“Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu”
Beğiş Susuzu Mahallesi Muhtarı Hüseyin Yalçın, muhtarlar toplantısında köyün su sorunlarını Başkan Muhittin Böcek’e ilettiklerini ve çözümü noktasında hemen çalışmaların başladığını söyledi. Yalçın, “Başkanımıza Beğiş Susuzunun yer üstü ve yer altı olmak üzere hiçbir su kaynağının olmadığını ifade ettim. O da sağ olsun hemen çalışmaların başlaması için talimat verdi. Yapılan projeyle Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisinde arıtılan suyu borular vasıtasıyla arazilerimize kadar ulaştırdılar. Şu anda son kontroller yapılıyor. Muhittin Böcek başkanıma çok teşekkür ediyorum. Yılların Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu” diye konuştu.
“İçme suyunu kuyulardan alırdık”
82 yaşındaki Durmuş Yıldırım, Beğiş Susuzu köyünde eskiden içme suyunu bile arazide yer alan su kuyularından temin ettiklerini ve susuzluk yüzünden başka köylere göç ettiklerini söyledi.
Burada kalan arazilerde de yıllardır kuru tarım yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Eskiden yağmur yağdığı zaman mahsulümüz iyi olurdu. Tabi eski yağmurlar yok. Suyu getirenlerden Allah razı olsun ” diye konuştu. – ANTALYA
]]>
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Tarım İl Müdürlüğü ve Sındırgı Belediyesi işbirliğiyle İlçe Tarım Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen törende, sisteme kayıt yaptıran çiftçilere 16 bin ceviz ve badem fidanı dağıtıldı.
1 dönüm ile 10 dönüm arazisi olan ve ilçe tarım müdürlüğüne belgeleri ile birlikte başvuran 114 kişiye yüzde yüz hibe destekli ceviz ve badem fidanı dağıtıldı. Ceviz yetiştiriciliğinde önde gelen yerlerden biri olan Sındırgı ilçesi coğrafi şartlar olarak da ceviz yetiştiriciliğine en uygun yerlerden birisi. Kaliteli ceviz ve badem üretimini arttırmak adına gerçekleşen projeden çiftçilerde oldukça memnun.
Doğal şehir Sındırgı’da tarıma desteğin artarak devam edeceğini belirten Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş “Bugün Büyükşehir Belediye Başkanımızın Sındırgı’da tam 16 bin adet badem ve ceviz fidanı dağıttığı bir gün. Bizlerde Sındırgı’da halkımızla çiftçimizle ciddi manada onları sevindirecek bir iş yapıldı. Tam 114 tane kişi 1 ile 10 dönüm arasındaki arazilerine bugün ceviz ve badem fidanı aldılar. Tamamen hibe olarak dağıtıldı bu. Daha önceki yaptığımız projelerle tarıma desteğimiz hakikaten çok had safhada. Hem meraları ıslah ediyoruz, hem arı kovanı dağıtıyoruz. Hem de burada yem silajla alakalı destekler yani aslında çiftçiyi tarımı besleyecek ve Türkiye’yi doyuran il Balıkesir’i temsil eden işler yapıyoruz. Bizlerde göletlerle destek verip halkımız çiftçi olarak büyüsün toprakla hemhal olsun istiyoruz. Sındırgı’da 114 çiftçimize tam 16 bin meyve fidanı yani ceviz ve badem ağaçları hayırlı ve uğurlu olsun. Allah toplatmayı nasip etsin inşallah” dedi.
Çiftçi Ömür Demircan, çocuklarına bırakmak için ceviz tarlası kuracağını belirterek, “Süreç çok kolay işledi. Çabuk ve kolayca geldi çabuk dağıtıldı. O yüzden memnunuz teşekkür ederim” şeklinde konuşurken, Mehmet Dönmez ise “Allaha şükür belediye başkanımız, büyükşehir belediye başkanımız ceviz aşılarımızı dağıttı. Biz de ceviz bahçesi yapıyoruz. Yapacağız Allaha şükür. Onlar mani olacak biz de bu aşama da yapacağız yani. Tarlamız var tapulu 220 tane ceviz ağacı aldık. Yani verildi. Allah razı olsun başkanlarımızdan tarafından ilçe başkanlarımız tarafından verildi. Bizde bahçe sahibi olacağız” dedi.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak farklı projelerle tarım ve hayvancılık desteklerinin en üst düzeyde olduğunu belirten Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Serkan Akça, “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından bugün Sındırgı’da fidan dağıtımındayız. Tabi biz bu fidanları Balıkesir genelinde kooperatiflerimizden aldık. Bu sene de ceviz ve badem fidanı dağıtalım dedik çiftçilerimize ve ilçe tarım müdürlüklerimiz vasıtası ile talepler topladık. Şu anda 1000 kişi talepte bulundu. ve bu 1000 kişiye biz 100 bin ceviz 50 bin badem fidanı dağıtacağız inşallah Balıkesir genelinde. Sındırgı’ya 16.000 fidan dağıttık. 14 bini ceviz geri kalanda bin 600 badem olmak üzere 16.000 fidan dağıttık. İnşallah bol bereketli olur. Ürünlerinden de yemek nasip olur inşallah herkese amacımız Balıkesir’deki tarım sektörünü canlandırmak. Bu da meyveciliği de hareketlendirmiş oluyoruz Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak. İnşallah çiftçilerimize bol bereketli olsun” dedi. – BALIKESİR
]]>
“Türkiye- Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu”nda, gıda güvenliğinin ittifaklar yoluyla nasıl sağlanabileceği masaya yatırıldı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğiyle İstanbul’da bir otelde düzenlenen forumda, “İttifaklar Yoluyla Gıda Güvenliği” oturumu gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı Tarım ve Gıda İşleme Genel Müdürü Mohammed Alohaly’nin yaptığı oturumda, Suudi Arabistan Genel Gıda Güvenliği Otoritesi Vali Yardımcısı Saleh Alamri, Suudi Arabistan Ulusal Tarımsal Kalkınma Şirketi (NADEC) Kıdemli Ticari Direktörü Faisal Alghonime ve HDF FZCO Genel Müdürü Arda Cenk Topbaş konuştu.
“Türkiye’nin tarımsal üretim konusunda büyük bir potansiyeli var”
Suudi Arabistan Genel Gıda Güvenliği Otoritesi Vali Yardımcısı Alamri, Arap topraklarının su eksikliği konusunda ciddi sıkıntıları bulunduğunu belirterek, “Gıda güvenliği stratejimizin ana hedeflerinden biri, yerelde sürdürülebilir gıda üretimini sağlamak. Su güvenliğini de göz önünde bulunduruyoruz. Bunun yanı sıra ikinci hedefimiz de çeşitliliğin sağlanması ve gıda ithal edebileceğimiz ülkelere bağımlı olmamaktır.” ifadesini kullandı.
En önemli sorunlardan birinin gıda israfı olduğuna dikkati çeken Alamri, Suudi Arabistan’ın 2030’a kadar israfı yüzde 50 oranında azaltacak bir program üzerinde çalıştığını aktardı.
Alamri, Türkiye’nin tarımsal üretim konusunda büyük bir potansiyeli bulunduğunu vurgulayarak, “Farklı ürünlerde yüksek üretim elde etme konusunda daha fazla deneyime sahipler. Onlarla işbirliği yapmayı, deneyim alışverişinde bulunmayı ve tarım ürünleri ticaretimizi artırmayı dört gözle bekliyoruz.” diye konuştu.
“Dünyanın her yerinde size ham madde sağlayabilecek ortaklarınız olabilir”
Suudi Arabistan Ulusal Tarımsal Kalkınma Şirketi (NADEC) Kıdemli Ticari Direktörü Alghonime de gıda güvenliği açısından özel sektörün katkılarının olacağı önemli konular bulunduğunu, depolama tesisleri kurarak gerekli malların yeterli miktarda bulunmasını sağlamak ve ne kadar stoka sahip olduklarını gösteren erken uyarı sistemleri kurmanın bunlardan olduğunu söyledi.
Su ve diğer bazı hususlar dolayısıyla Suudi Arabistan’da tüm tarım ürünlerinin yetişmediğini belirten Alghonime, “Ancak dünyanın her yerinde size ham madde sağlayabilecek ortaklarınız olabilir. Siz de bu ham maddeyi alıp, işinize katma değer sağlayabilir ve istediğiniz büyümeyi gerçekleştirebilirsiniz.” ifadesini kullandı.
“Gıda güvenliği işbirliğini gerektirir, rekabeti değil”
HDF FZCO Genel Müdürü Topbaş, “Maalesef bugün toplam dünya nüfusunun yüzde 10’u, yani 800 milyondan fazla insan, açlık çekiyor. Tam olarak 828 milyon insan açlık çekerken, yaklaşık 2 milyar insan da bir tür kronik hastalık olan gıda obezitesi ve aşırı kilo ile gıda israfından muzdarip, bu bir ikilem. Bugüne kadar israf edilen tüm gıdaların üçte biri 10 milyar insanı besleyebilirdi.” diye konuştu.
Dünyanın gıda güvenliği konusunda işbirliği yapmasının bir zorunluluk olduğunun altını çizen Topbaş, “Gıda güvenliği işbirliğini gerektirir, rekabeti değil.” dedi.
Topbaş, dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan kuraklığın gıda fiyatlarını etkilemesi nedeniyle herkes tarafından hissedilebileceğini ve bu bağlantısallığın Suudi Arabistan ve Türkiye için eşsiz bir işbirliği fırsatı sunduğunu vurguladı.
Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önündeki bir diğer ortaklık fırsatının da üçüncü ülkelere yatırım yapmak olduğuna işaret eden Topbaş, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin tarımsal uygulamalar, ürün çeşitleri, teknolojiler ve benzeri konularda bilgi ve araştırma alışverişi için bir platform kurması teklifinde bulundu.
]]>
Dicle Elektrik, elektrikli motopomplarla yapılan arazi sulamalarının yıllık 7,25 milyar kilovatsaat elektrik tüketimiyle yer altı sularının hızla tükenmesine yol açtığını bildirdi.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı proaktif yaklaşımla elektrik dağıtımı hizmeti veren Dicle Elektrik, faaliyet gösterdiği illerde tarımsal sulama bilinçlendirme çalışmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.
Şirketin hizmet verdiği Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt illerinde, tarımsal faaliyetler nedeniyle yer altı su kaynaklarının aşırı kullanımı ciddi bir çevresel tehdit oluşturuyor.
Türkiye’nin tarımsal üretiminde büyük bir paya sahip olan bölgede, toplam pamuk üretiminin yüzde 58’i, mısırın yüzde 25’i ve buğdayın yüzde 14’ü gerçekleştiriliyor.
-Yer altı suyu tüketimi kutuplardaki kaymayı tetikliyor
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarımsal sulama faaliyetlerinin sürdürülebilirliği üzerine odaklanan Dicle Elektrik, verimli sulamanın ve tarımsal kalkınmanın önemine dikkati çekmeye devam ediyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, Geophysical Research Letters dergisinde yapılan araştırmaya işaret ederek, “Son yapılan araştırmalar, aşırı yeraltı suyu tüketiminin, dünyanın coğrafi kutuplarındaki kaymayı etkileyebilecek sonuçlarının olduğunu gösteriyor. Jeofizik alanındaki bu önemli keşif, su kaynaklarımızın yönetimine dair stratejilerimizi yeniden düşünmemizi gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu araştırmanın detayları hakkında bilgi veren Arvas, “Araştırmacılar, 1993 ile 2010 yılları arasında yeraltından çekilen 2 trilyon ton suyun, yerkürenin dönüş ekseninde kaymalara neden olduğunu belirledi. Araştırmaya göre bu suyun çok önemli bir kısmı tarımsal sulama için kullanıldı ve sonrasında denizlere deşarj edildi, bu da büyük bir su kütlesinin yer değiştirmesine neden oldu. Araştırmada yer verilen ifadelere göre bu değişiklik, dünyanın dönüş ekseninde yıllık 4,36 cm hızda 64 derece doğuya bir kayma ile sonuçlandı. Söz konusu bulgular, sürdürülebilir olmayan su yönetiminin sadece yerel ve çevresel sorunları değil, aynı zamanda küresel ve jeofiziksel dengeleri de etkilediğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
-130 bin çiftçinin yüzde 70’i elektrikle sulama yapıyor
Dicle Elektrik’in hizmet bölgesindeki 130 bin çiftçinin yüzde 70’i tarımsal sulama için elektrikle çalışan motopomplar kullandığına dikkati çeken Arvas, “Bu yöntem, yılda ortalama 7,25 milyar kilovatsaat elektrik tüketimiyle milyarlarca metreküp değerli yeraltı suyunun çekilmesine yol açıyor. Bu miktar, Türkiye’deki tarımsal sulamada kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 47’sine denk geliyor ve ülke genelinde tarımsal faaliyetler için kullanılan yeraltı sularının yarısının bu bölgede tüketildiğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Arvas, yeraltı suyunun aşırı kullanımının toprak yapısının bozulmasına, erozyona, verimliliğin düşmesine ve çölleşmeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 4 milyon 708 bin 730 dönümü Şanlıurfa’da, 1 milyon 428 bin 87 dönümü ise Diyarbakır’da olmak üzere bölgede toplam 7 milyon 313 bin 614 dönüm alanda sulu tarım yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, durumun ciddiyeti daha da artıyor. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Şanlıurfa’da 47 bin hektar, Mardin’de 26 bin hektar ve Diyarbakır’da 76 bin hektar yapımı tamamlanan sulama kanalları bu yıl işletmeye açılırsa, toplam 149 bin hektar alan yeraltı suyu kullanmadan sulanabilecek ve 1,5 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanarak ekonomiye 3,8 milyar lira katkıda bulunabilecektir. DSİ tarafından yapılan kanalların bu yıl sulamaya açılması büyük önem arz etmektedir.”
8 bin 189 kaçak trafo tespit edildi
Arvas, Dicle Elektrik’in dağıtım bölgesindeki yer altı sularının tükenmesine yol açan ve tarım arazileri için kullanılan kaçak trafolar hakkında da bilgi verdi.
Tarımsal sulama için kurulan kayıtlı 26 bin 200 elektrik trafosuna ek olarak 8 bin 189 kaçak trafo tespit edildiğini belirten Arvas, şu ifadeleri kullandı:
“Kayıt dışı trafoların, özellikle Şanlıurfa’da 5 bin 834 adetle en yüksek sayıya ulaştı. Tarımsal sulamada bu denli fazla elektrik kullanılmasının bir diğer sebebi de yeraltı sularının yıllar geçtikçe azalmaya yüz tutması ve her defasında daha derindeki suyun çekiliyor olması. Bundan 10 yıl önce 100-150 metreden su çeken çiftçi, artık yer yer 600-700 metre derine inmek zorunda. Bu da aslında bize bölgede elektrik değil, sulama sorunu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bilimsel araştırmaların ışığında sürdürdüğümüz tarımsal sulama kaynaklı kaçak elektrik kullanımıyla mücadelemiz de bu geniş çaplı sorunların üstesinden gelmemizde önemli bir rol oynuyor.”
]]>
BURSA’da Nilüfer Çayı’nın bir kolu olup, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. İnceleme sonunda, dereye kimyasal atık bıraktığı belirlenen fabrikanın faaliyetleri durduruldu.
Uludağ’dan başlayıp, Marmara Denizi’ne dökülen 200 kilometrelik Nilüfer Çayı’ndan ayrılarak, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. Derenin kimi zaman mavi, kimi zaman kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, kimyasal atıkları nedeniyle derede dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Bölgede inceleme yapan Doğayı Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) gönüllüleri, bir plastik fabrikasından dereye kimyasal bırakıldığını belirledi. DOĞADER gönüllülerinin ihbarı sonrası harekete geçen Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, detaylı inceleme yaptı. Ekipler de dereye kimyasal atık bırakıldığını tespit etti. İnceleme sonunda söz konusu fabrikanın faaliyetleri, ‘çevre izin ve lisansı’ bulunmadığı gerekçesiyle durduruldu.
‘BU FABRİKALAR RUHSATLI FABRİKALAR DEĞİL’
Fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasının ardından derenin daha temiz hale geldiğini vurgulayan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, Bölge halkının derneğimize yaptığı şikayet üzerine dün buraya geldik. Yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda derenin haftada birkaç kez renkli kimyasallarla kirletildiği ve derenin renkli aktığı tespitinde bulunduk. Yaptığımız incelemenin ardından dereyi buradaki bir fabrikanın kirlettiği tespit edildi. Yaptığımız şikayet üzerine de Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından cezai yaptırım uygulanarak fabrika kapatıldı. Bu tür tesislerin burada olmaması gerekiyor. Çünkü etrafımızda zeytin, şeftali, armut bahçeleri var. Burası, yaş sebze tarımının ve hayvancılığın yapıldığı doğal bir alan. Burada fabrika dediğimiz yerler de betondan oluşan, bildiğimiz fabrikalardan değil. Bunlar, plastik kaplamayla kaplı gecekondu fabrikası diyebileceğimiz formatta fabrikalar. Bu fabrikalar bakanlık tarafından ruhsatlı fabrikalar değil veya geçici ruhsatlarla çalışan fabrikalar. Bu bölge imara açık bir alan değil. İmar durumu, tarım alanı ve doğal alan olarak görünüyor. Sanayi ve imara kapalı olan bir alan. Bu bölgeye yakın olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi faaliyeti var ama kontrollü bir şekilde yapılıyor dedi.
‘DERENİN KİMYASAL İLE KİRLETİLEREK RENKLİ AKTIĞINI GÖRDÜK’
Derenin aynı zamanda 2 bin 160 hektar tarım arazisinin su ihtiyacını karşılayan Demirtaş Barajı’na döküldüğünü söyleyen Demir, OSB’deki fabrikalar Sanayi, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı prosedürlerine uyularak yapılan fabrikalar, kendi arıtma tesisi olan fabrikalardır. Burada fabrika faaliyetleri denetimden uzak, denetime tabi olmayan faaliyetlerdir. Derenin haftada 1-2 gün kimyasal ile kirletilerek renkli aktığını gördük. Yetkililerden, buralarda faaliyetlerin olmaması, ruhsatların verilmemesi ve bu fabrikaların buralardan kaldırılmasını istiyoruz. Burada tarım ve hayvancılığın devam ettirilmesini istiyoruz. Bu dere aynı zamanda Bursa’nın önemli bir kısmını sulayan, tarımsal sulama amaçlı kullanılan Demirtaş Barajı’nı besleyen derelerden bir tanesi. Kimyasal kirlilik bu dere aracılığı ile baraja ulaştığında, tarımsal faaliyetleri olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililerden bir an önce bu duruma müdahale etmelerini talep ediyoruz diye konuştu. (DHA)
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayarak, “Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye’nin nüfusu ise 105 milyon olacak. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak” dedi.
Bakan Yumaklı, Mersin’de düzenlenen ‘topraktan geleceğe’ ana temalı, ‘Türkiye Yüzyılında Üretim Zirvesi’ne katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Yumaklı, tarımın avantajlı ya da dezavantajlı durumu olduğunu belirterek, “Şöyle bir gözlerimizi kapatalım ve tarımsal üretimin olmadığını düşünelim bir an. 3 gün olsun, 5 gün olsun, 1 hafta olsun, 1 ay olsun. Yok, yani tahayyül bile edemiyorsunuz. ya da suyu düşünelim. Suyla alakalı konularda şu anda problemiyle ilgili bizlerin de özellikle su verimliliğiyle alakalı çalışmalarımızı da dikkate alarak, suyun olmadığını düşünelim. Her ikisinde de belli bir süre sonra adeta hayatın yok olduğunu görmek mümkün. Peki bereketli hilalin merkezindeki Anadolu coğrafyasında, bizlere önemli zenginlikler sağlayan tarım arazilerimizi biz nasıl değerlendiriyoruz ya da nasıl değerlendirmeliyiz. İşte çok farklı toplantılarda, çok farklı konuşmacılar bunlara değinirken, biraz önce dedim ya tarımsal üretimin avantajları veya dezavantajları var zaman zaman. Maalesef çok zorlukla karşılaşma potansiyeli olmadan bunları konuşmuyoruz. Halbuki hayatın kaynağı olan bu hususları çok daha öncesinde konuşmalıyız. Geleceğe matuf bütün unsurları dikkate almalıyız ve hem kendi ülkemizin, hem de bizim ihracatını yaptığımız ülkelerin ihtiyacını karşılamak üzere planlamamızı tamamlamalıyız” diye konuştu.
“Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır”
2023 yılında planlı tarımla ilgili bütün yasal düzenlemeleri bitirdiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “O dönemden itibaren bunun alt çalışmalarını da yaptık. Şu anda bütün arkadaşlarımız nisan ayı itibariyle kendi iç süreçlerini de bitirecekler ve sahada konuşmaya, anlatmaya başlayacağız. Tarımsal üretim planlaması, sadece toplantılarda konuşulan, tartışılan ondan sonra da bakalım nasıl olacak diyeceğimiz bir husus değil. Katılımcılığı gerektirir. Biz ne kadar iyi yasal düzenlemeler yaparsak yapalım, siz paydaşların mutlak surette desteğine ve omuz omuza olunmasına ihtiyacımız var. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır, bir disiplin manzumesidir. Eğer biz bunu yapar isek, bundan sonraki dönemde tarımsal üretimimizle alakalı hem kendi nüfusumuzu, hem gelecek olan misafirlerimizi hem de bu yıl 31 milyar dolar civarında tamamlanmış olan ihtiyacımızı çok daha yukarı rakamlara taşımız olacağız” ifadelerini kullandı.
“9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, daha fazla gayret göstermeliyiz”
Bu topraklarda yaşıyor olmanın çok önemli avantajları olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Bu topraklarda aynı anda 4 mevsim ve 7 iklim yaşanıyor. Anadolu’nun, Avrupa’dan kat kat daha fazla bitki ve hayvan türleri barındırmasına sebep oluyor. ve hepsinden önemlisi sadece 4 saatlik bir uçuşla dünyanın 67 ülkesine ulaşacak Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın kesişim noktasında olan bir coğrafi pozisyonumuz var. Bizim bu bahsetmiş olduğumuz enerji kaynaklarına da yakın olmamızı gösteren veya bize önemli bir avantaj sağlayan bu coğrafi üstünlük, 9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, bizim çok daha fazla gayret göstermemizi de bize ortak akılla hareket etmeyi de getiriyor” şeklinde konuştu.
“Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak”
Dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti; “Bunu zaten hem burada hem de buna benzer toplantılarda konunun tarafları dile getiriyor. Örneğin çeyrek yüzyıl önce gelecekte savaşların gıda ve su nedeniyle olacağı söyleniyordu, yazılıyordu. Ancak şöyle bir husus var. Bunun biz bu kadar da yakın olacağını tahmin etmiyorduk. Ama geldiğimiz noktada bu gerçeğe bizzat şahit oluyoruz. Artık enerji için olan dünya ülkelerinin arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. Bunun da altını çizmek gerekir. 2050 yılındaki dünya nüfusundan bahsedelim; 10 milyar olacak. Türkiye’nin 2050 nüfusu ise 105 milyon olacak. Gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek, 2050 yılında 210 milyonluk en azından, en temel itibariyle bir nüfusun gıda ve su ihtiyacını karşılamamız gerektiği ortaya çıkıyor. Demek ki nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliği gibi, göç gibi birtakım daha önce hiç adını duymadığımız hastalıklar gibi hususların bizi kısıtlayacağını da düşünürsek buradaki risk faktörünü görmüş oluruz. Biz bunların hepsini yeni normal olarak niteledik ve bakanlığımız bütün çalışmalarını buna göre dizayn etmeye başladı ve devam ediyor. Şöyle bir veri var. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak.”
Tarım politikalarını, hem bugüne hem de gelecek kuşaklara bırakacak bir vizyonla oluşturduklarını ve 2024-2028 stratejik planını yayınladıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Elbette son 21 yılda güçlü bir tarım ve orman altyapısı kurulmak için birçok çalışmalar yapıldı. Daha önce herhangi bir kurala bağlı olmayan konular, yasal mevzuata kavuştu. Ülke tarımının rekabeti için, dünya rekabeti için gerekli referansları oluşturuldu. Tarımsal desteklerle alakalı geçtiğimiz yıl bu rakam 64 milyar lira civarındaydı ki, bu yıl yaklaşık 91,5 milyar olacak bu. Aynı zamanda çiftçilerimizin finansman ihtiyaçları, kırsal kalkınma programları ile birlikte ülke tarımına getirilen modern boyut. Tarsim uygulaması ile yani sigorta kavramının ortaya konulması ile artık bundan sonra da bizleri çok daha fazla etkileyeceğini gördüğümüz dış etkenlerden üretimimizin, alın terimizin, emeğimizin yok olmasının bir şekilde tazminini sağlayacak sigorta konusu yine gündeme getirildi ve uygulanmaya başlandı” dedi.
“Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi”
Dünyada uygulanan bir endeks olduğunu, bu endekse göre suyun eğer kişi başına miktarı 1700 metreküp ve üzeri ise ülke olarak zengin bir ülke olunduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı; “Ancak 1000 metreküpün altında ise siz fakir bir ülkesiniz. Peki Türkiye nerede? Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi. Eğer bizler hiçbir şeye dokunmayıp, bu şekilde devam edersek, suyun yüzde 77’sini kullanan tarımı, geri kalan yüzde 11’ni kullanan sanayisini, kentsel ve diğer oranlarda hiçbir şey yapmayıp bu şekilde bırakırsak, 2030 yılında bin metreküpün altına düşüyoruz. O yüzden böyle geniş bir perspektifi anlattım. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bütün şehirlerde o şehrin dinamiklerinin, üreticilerinin, üretici birliklerinin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının bu üretim planlamasının ilk safhasında çalışması üzerine bir model kuruldu. Daha sonra bütün bunlar Türkiye bazında konsolide edilerek, Türkiye’nin üretim planlaması tamamlanacak.”
Arazi toplulaştırma konusunun da son derece önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Bütün hızıyla devam ediyor. ve ormanla alakalı da yeşil vatanımızı koruma adına 7 milyar fidanı da toprakla buluşturarak tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada olmasını sağladık. Bütün bunların hepsi, bu genel değerlendirmelerde, bizler ülkemizin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada da 10. sırada yer almasını sağlamış olduk” ifadelerini kullandı.
“Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz”
Kendilerine verilen sorumluluk kapsamında millete en iyi hizmeti yapma gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Bakan İbrahim Yumaklı, şöyle devam etti; “Sektörümüz altyapısı itibariyle, üst yapısı itibariyle, kurumları itibariyle güçlü bir yapıya sahip. Bizlerin gerekli altyapı çalışmaları ve teşvikleriyle, sizlerin, sizler gibi ülkesini seven üreticilerimiz ve girişimcilerimiz sayesinde üstesinden gelemeyeceğimiz herhangi bir sorun olmadığını düşünüyorum. Ama tekraren altını çizmek istiyorum. Tarımsal üretim konusuna yaklaşım, çok önemli, her şeyden daha önemli, milli güvenlik sorunu diyerek konunun önemini anlatıp, ona mütenasip değeri vermemekle sonuçlanmamalıdır. Altını çizerek tekrar ediyorum. Teorik olarak değil pratik olarak. Devletiyle milleti, yani üreticisi ile girişimcisi omuz omuza vererek, bizim etki edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz birçok gelişmenin, bizi neden hangi yöne götüreceğine hep birlikte karar vermemiz gerekiyor ki, öyle yapacağız inşallah. Bizler Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz.”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD Mersin Başkanı Mehmet Sait Kayan, AHBİB Başkanı Veysel Memiş ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve MÜSİAD Gıda Tarım Hayvancılık Sektör Kurulu Başkanı Cemal Özen’in konuşma yaptığı toplantıya, Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak ile Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serdar Soydan ve sektör temsilcileri katıldı.
Konuşmaların ardından ihracatçılara ödül verilirken, MÜSİAD Başkanı Asmalı, Bakan Yumak’a Filistin müzayedesinden aldıkları çalışmayı hediye etti. – MERSİN
]]>
ÖZGÜR DEDEOLUK
Aydın’ın Karacasu ilçesinde kurulması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali projesinde ÇED Raporuna onay veren Bakanlığa karşı açılan dava sonucunda dün yürütmeyi durdurma kararı verildi. Aydın 2. İdare Mahkemesi’nde yapılan davanın duruşmasına avukat Akın Yakan, davacı 5 mahalle muhtarı ve bölge sakinleri katıldı.
Aydın ili Karacasu ilçesi Karacaören, Ataköy, Yeşilyurt, Hisar ve Kıranyer Mahallesi sınırları içerisinde, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali (RES) rüzgar enerji santraline karşı mücadele yürüten Ataköy, Karacaören ve Dedeler mahalle sakinleri verdikleri mücadelede ilk bölümü kazandı. Aydın 2. İdare Mahkemesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu raporunun yürütmesini durdurdu.
“7 KÖYÜN VATANDAŞINI GÖÇE ZORLUYORLAR”
Duruşmanın ardından Adliye binası önünde açıklama yapan mahalle sakinlerinden Birol Ekşi, “EnerjiSA’nın Aydın’ın dört, Denizli’nin 3 köyü üzerinde yapmak istedikleri Hacıhıdırlar RES Projesi var. 2 bin parsel arazi üzerinde 3 yıldır şerh var, kaldırmıyorlar. Hayvancılık, arıcılık, oradaki arazilerdeki tüm üretimleri hiçe sayıyorlar. 7 köyün vatandaşını göçe zorluyorlar. Tütün, fasulye, börülce, arpa, buğday, yulaf, elma, kiraz, yeni yeni kestaneye geçtik. Bir türbinin olduğu yerde 2 bin- 2 bin 500 kestane üretimi var. Bunları hiçe sayıyorlar. Bu projenin iptalini istiyoruz” dedi.
“ÇEVRE KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN YARGIYA GÜVENİYORUZ”
Avukat Akın Yakan ise şunları söyledi:
“Hacıhıdırlar RES projesi ile birlikte 15 tane türbin yapılacak. Bunu takip eden alanda 25 tane daha mevcut türbin var Denizli RES’e ait. Tüm bu projenin bitmesi halinde 35 tane türbinlik çok büyük bir doku hem tarımsal anlamda hem hayvancılık anlamında olumsuz etkilenecek. Karacasu’nun 5 muhtarı davacı olarak dava açtı. Halk buradaki santralin yapılmasına açıkça karşı çıkıyor. Nitekim bu santralin yapılmasıyla çok ciddi bir ekolojik kıyım ve yok oluş gerçekleşecek. Yargılama süreci içerisinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde projenin yaratacağı etkiler hayvancılık ve ekolojik sistem üzerindeki etkileri açıkça ortaya konmuştur. Sayın Aydın 2. İdare Mahkemesi de bu hususta bilirkişi raporuna dayanarak yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bunun sonunda 10-15 gün içerisinde mahkeme yeniden dosyayı değerlendirerek bunun kararını verecek. Biz buradaki hukuksuzluğun, çevre katliamının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılacağına inanıyoruz ve yargıya güveniyoruz.”
“BÖLGEDE TARIM ARAZİLERİNİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR”
ÇED raporunda şu ifadelerin de yer alması dikkat çekti:
“Dağlık ve ormanlık yapıdan dolayı orman arazileri arasında arazi eğimi ve toprak yapısının nispeten uygun olduğu yerlerde yağışa bağlı olarak kuru tarım ve özellikle buğday, arpa, tütün tarımı yapıldığı görülmüştür. Bu nedenle tarım arazilerinin alan için önemi büyüktür. Tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazileri çevresinde oldukları mahkeme keşfi sırasında görülmüştür. RES proje sahası ve çevresinde böylesine az olan tarım arazilerinin bazılarında RES türbinlerinin planlandığı görülmektedir. Bu tarım alanlarında RES türbinlerinin yapılması yaşamlarını tarım ve hayvancılıkla sürdüren yöre halkının proje alanında zaten az konumda olan tarım arazilerinin alanlarının azalmasına neden olacağı açıktır. Ayrıca diğer önemli bir husus da proje alanında orman arazisi içinde yapılması planlanan türbin alanları açısından tarımsal üretim açısından bir sıkıntı olmadığı bu alanlara erişimi için kullanılacak yolların tarım arazilerin arasından geçtiği, inşaat ve türbin parçalarının kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile bu yolların genişletilmesi gerektiği düşünüldüğünden tarım arazilerinde alan kaybı olacağı düşünülmektedir.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü belirterek, “Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir ve 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bu alanların kayıt altına alınması için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz, yüzde 40 az bir rakam değil” dedi.
Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki bir otelde düzenlenen Seracılık Çalıştayı’na katıldı. Tarımsal üretim denilince genelde akla bitkisel üretimin geldiğini dile getiren Bakan Yumaklı, Türkiye’nin su ürünleri ihracatı son dönemde önemli bir ivme kaydettiğini bildirdi.
Antalya’nın seracılığın başkenti olduğunu ve bu alanda gelişmeyi Türkiye’ye ve tüm dünyaya duyurduğunu dile getiren Yumaklı, “Bizler 365 gün üretim yapan, hem kendi ülkemizdeki nüfusu hem ülkemize turistleri diğer misafirleri besleyen bunun dışında da geçtiğimiz yıl 30 milyar dolardı, bu yıl öyle tahmin ediyorum ki bu rakam 1 milyar dolar daha artacak. Bütün dünyayı besleyen bir ülkeyiz. Bunun da en önemli noktalarından bir tanesi Antalya’dır. Bitkisel üretim alanında sorunları konuşmanın yanında aslında çok önemli ve kıymetli olanlar geleceği değerlendirmektir. Biz buna yeni normal diyoruz. Dolayısıyla geleceğe dönük neler var, bizi bekleyen, bunlara nasıl hazırlıklı olabiliriz. Üretimimizi en verimli ve kaliteli nasıl arttırabiliriz. Elbette bu sadece toplandık, konuştuklarımızın ibaret olmayacak. Bizler buradan gelecek olan sonuçları raporları mutlaka bundan sonraki karar karar alma mekanizmalarında mihenk taşı olarak önümüzde tutacağız” diye konuştu. Bakan Yumaklı, kararları şekillendirmede mutlak suretle sektörle ve paydaşlarla birlikte hareket etmek istediklerinin altını çizdi.
“8.6 trilyon dolardan payımızı almalıyız”
Türkiye’nin coğrafi konum olarak önemli bir noktada olduğunu işaret eden Bakan Yumaklı, “4 saatlik, bir uçuşla 67 ülkeye ulaşabiliyoruz. Bu şekilde de dünyanın nüfusunun yüzde 20’sine ulaşabiliyoruz. Avrupa, Asya, Afrika arasında her türlü ulaşım yollarının, ulaşım vasıtalarını kullanabiliyoruz. Bu coğrafyada dönen ticaretin hacmi 8.6 trilyon dolar. Yani içinden pay almak zorunda olduğumuz büyüklüğü dikkat çekmek istiyorum. Bölgenin nüfusu da yıldan yıla artıyor. Avrupa’nın en çok yolcu geçişi olan havalimanı İstanbul Havalimanıdır. Bu yoğunluktan en fazla nasibi tarım sektörü alacaktır. Dünya nüfusu son 25 yılında üçte bir artmış, 8 milyara yükselmiş. Ülkemizin nüfusu aynı oranda 85 milyona yükselmiş. 2050 yılı dünya nüfusu projeksiyonu 10 milyar kişi ülkemizin nüfusunun 105 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Buda artan gıda ve su ihtiyacını beraberinde getiriyor” ifadelerine yer verdi.
“130 milyon tonluk bitkisel üretime ulaştık”
Deprem bölgesinin tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 15 civarında önemli olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı,” 11 şehrimiz etkilendi. Ama ülkemizde gıda eksiliği hissedilmedi. Tarımsal bitkisel sektörü dirençli hale getirenler neler, tarımsal destekler, kırsal kalkınma destekleri, kamu bankalarının sağladığı krediler, TARSİM, lisanslı depoculuk, yapısal reformlar sektörlerin dayanıklı olmasının önünü açtı. Bu ana başlıkların dışında bir çok husus var. Bu yıl toplamda 137 milyon tonluk bitkisel üretime ulaşmış olduk. 20 yıldaki gelişim yaklaşık yüzde 40. Üretim yelpazemiz bütün dünyada hitap etmeyecek bir nokta bırakmamak kaydıyla gelişti. Bugün Türkiye tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci Dünyada ise ilk 10 arasında yer alıyor” dedi.
“Yüzde 40 kayıp”
Son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü kaydeden Bakan İbrahim Yumaklı, ” Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Örtü altı üretim alanları olarak Avrupa’da 2. Dünyada ise 4. sıradayız. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir. 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bunun için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz. Yüzde 40 az bir rakam değil. Jeotermalde Dünyada 7. Avrupa’da ise 1. sıradayız” ifadelerine yer verdi.
“Organize tarım bölgelerinin kendi mevzuatı olacak”
Organize tarım bölgelerine çok önem verdiklerinin altını çizen Bakan Yumaklı, “Aydın, Denizli’deki Tarım Bölgelerinde üretime başlandı. 12 Organize Tarım Bölgesi yatırım aşamasında. Balıkesir Gönen’de dünyanın en büyük bölgesi faaliyete geçmek için çalışmaları devam ediyor. Organize Tarım Bölgelerinin ayrı bir mevzuatı olacak. Ziraat Bankası kredilerinde faiz indirimleri de devam edecek. Sadece söylenmiş olmak için değil bizler üretici bakanlığız. Üretim yapmak isteyen, üretimini geliştirmek isteyen herkese bakanlığımız emrindedir. Üreticilerimiz yanındayız. Yarın dünden daha fazla gıda üretmek zorundayız. Birincisi üretim alanlarımızı verimli kullanarak ikincisi teknolojinin bütün nimetlerini kullanarak. Bu bahsetmiş olduğum iki yöntemden bir tanesini seçmek zorunda değiliz. İkisini birbirine entegre etmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı. Tarımsam üretim planlamasının sadece bir cümle olmadığının altı çizen Bakan Yumaklı, bunun bir ülkenin geleceği olduğuna dikkat çekti.
“Üretim planlamasının önemi”
Hangi ürünün nerede nasıl üretilmesinin yanında gelecek vizyonunda ortaya konularak bir üretim planlaması yapılması gerektiğine değinen Bakan Yumaklı, “Herkesin bir sene öyle bir sene başka türlü bir üretimle ne dünya ile boy ölçüşebilirsiniz, nede gıda güvenliğini sağlayabilirsiniz. Bunun örtü altı üretim içinde konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Buradan çıkacak olan sonuçlar bizler için üretim planlaması anlamında önemli olacaktır. Ülkemizin markalaşma olma yolunda ilerleyen avantajlı konumda olan seracılık sektörünün uluslararası alanda genişlemesi ve söz sahibi olması adına paydaşların verdikleri desteğe teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Gıda güvenliği”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentteki seracılığın tüm dünya tarafından kabul gördüğünü, büyüdüğünü ve geliştiğini söyledi.
Seracılığın geniş bir sektör olduğunu dile getiren Vali Şahin, “Geçtiğimiz günlerde en büyük tarım fuarına ev sahipliği yaptık. Orada seracılığın bir sanayi sektörü olduğunu gördük. Antalya 2023 yılında 1.2 milyar dolar tarımsal ürün ihracatı yaptı. Yaşananlar dünyada gıdanın ne kadar önemli bir rolü olduğunu gösterdi. Pandemi, Ukrayna krizi çıktı, önümüzdeki günlerde olumsuz günler muhtemeldir. O riskler gıda güvenliğini etkiliyor. Kendi gıdamızı kendimiz üretmeli ve musluğu, vanayı elimizde bulundurmamız son derece kritik” açıklamasında bulundu. – ANTALYA
]]>
Nilüfere Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile tarımsal alanda yeni bir proje hayata geçiriyor. Çalışmayla Nilüfer’in bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri çıkacak. Elde edilecek verilere göre de üretim, verimlilik ve rekabet gücünü artıracak hamleler yapılacak.
Kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla tarımsal projelerin geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalar ortaya koyan Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile yeni bir projenin protokolünü imzaladı. Projeyle Nilüfer’de ikamet eden ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan kişilerle yüz yüze anket çalışması yapılacak. Böylece bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri oluşturulacak. Muhtarların da programa katılımı ile sürdürülebilir tarımsal üretim envanter yönetimi yazılım programı ve network teknolojisi kullanımı güncellenecek bir web uygulaması geliştirilecek. Geliştirilen yazılımın mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kullanıcıların işletme yönetim sistemlerine en doğru şekilde entegre olmaları sağlanacak. Nilüfer’de tarımsal üretim açısından kapsamlı bir veri tabanının oluşturulmasının yanı sıra üretim artışının sağlanması, üreticinin girdi maliyetlerine ucuza ulaşması ve pazarlama sorunlarının giderilmesine yardımcı olarak hem üretim ve verimlilik, hem de rekabet etme gücü artırılacak.
Konuyla ilgili protokol imzalarının ardından açıklama yapan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu çalışmanın tüm kente yayılması gerektiğini vurguladı. Hem tarımda verimliliği artırabilmek, hem de sağlıklı gıdaya ulaşabilmek konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Erdem, hemen arkasından gelen pandeminin toprağın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurguladı. Açıklamasında kent için sanayinin de önemli olduğunu belirten Erdem, “Ama Bursa’da bir karar vermemiz lazım. Sanayiyi mi destekleyeceğiz? Tarımı mı? ya da ikisini nasıl bir araya getirip, entegre edip, daha verimli hale getireceğiz? Tabi bunun kararı sizin bilim yuvası üniversitenin vereceği değerler üzerinden açıklanmalı. Umarım iyi bir örnek olarak ortaya çıkar” diye konuştu.
BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da büyük verinin tılsımlı bir kelime haline geldiğini belirterek, kurumlar ya da makro ölçekteki tüm yapıların kendi yapısına hakim olma ve yönetme gayretinde olduğunu kaydetti. Kendilerinin de üniversitede veriler peşinden koştuklarını söyleyen Yılmaz, “Üniversite, sanayi dilimize dolanmış durumda ama bunun içinde tarımsal sanayi ve temelde tarımın kendisi yatıyor. Özellikle uluslararası sistemin bu denli gerildiği ortamlarda kendine tarımsal üretim olarak yetebilme kıymet arz ediyor. O yüzden kıymetli proje” dedi.
Protokolle ilgili bilgi veren BUÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Turhan da asıl amacın Nilüfer İlçesi’nde tarımsal üretim yapan tüm üreticilerin envanterini çıkarmak olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 14 Eylül 2023 tarihinde yeni bir yönetmelik çıkardığını ifade eden Turhan, “Tarımsal üretimde planlı döneme geçiş başladı. Bir senelik bir süreç var. Dolayısıyla Türkiye’nin her bölgesinde kurumsal üretimle ilgili tüm verilerin dikkatli şekilde hesaplanması gerekiyor. En büyük eksiklerimizden biri bu. ÇKS var ama maalesef ülkemiz genelinde yüzde 60 civarında da kayıtlı olmayan üreticimiz var. Bu projedeki amacımız Nilüfer Bölgesi’nde yer alan tarımsal üretimle ilgilenen tüm üreticilerin sayısını, arazi miktarını, hayvan varlığı ve bitkisel üretimle ilgili tüm verileri ortaya çıkarabilmek” dedi.
BUÜ Ziraat Fakültesi’nde hayvansal üretimle ilgili Prof. Dr. İbrahim Ak, bitkisel üretimle ilgili Doç. Dr. Oya Kaçar ve gıda mühendisliğinden de Prof. Dr. Ozan Gürbüz ile birlikte bu projeye başladıklarını anlatan Turhan, yüksek lisans ve doktora düzeyinde 15 öğrencinin de çalışma içinde yer alacağını ekledi. Bir bilgisayar programı aracılığıyla sisteme oturtmayı, düzenli olarak tüm verileri yıl bazında tutulmasını sağlamayı planladıklarını ifade eden Turhan, proje ekibinde yer alan yazılımcı bir arkadaşlarının FAMBOOST isimli bir çalışma ortaya koyacağını açıkladı. Projenin, Türkiye’de ilk olacağını söyleyen Turhan, Türkiye’nin diğer bölgelerine de yayılmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi. – BURSA
]]>
Eskişehir Sanayi Odası (ESO) ev sahipliğinde Madencilik Kümesi Derneği (EMKD) tarafından gerçekleştirilen ‘Tarım, Orman, Meralarda Madencilik Faaliyetleri İstişare Toplantısı’nda madencilik sektörünün tarım alanları ve meralarda yaşadığı sıkıntılar, bunlarla ilgili yapılması gerekenler ve doğayı korumaya yönelik çözüm önerileri değerlendirildi.
Eskişehir Madencilik Kümesi Derneği (EMKD) tarafından gerçekleştirilen ‘Tarım, Orman, Meralarda Madencilik Faaliyetleri İstişare Toplantısı’ Eskişehir Sanayi Odası (ESO) ev sahipliğinde, Eskişehir Tarım İl Müdürlüğü, Küme Üyeleri, madencilik sektör temsilcileri ve muhtarların katılımıyla yapıldı.
Kendi kaynaklarımız önemli
Toplantının açılışında konuşan Eskişehir Madencilik Kümesi Derneği Başkanı Metin Çekiç, insanların gıdası tahıl, sanayinin hammaddesi de maden diyerek, “Tahıl olmadan tarım, maden olmadan da hayat düşünülemez. Pandemi, Ukrayna-Rusya savaşı, tedarik zincirlerinde yaşanan sıkıntılar, hammadde fiyatlarındaki artışlar da kendi hammadde kaynaklarımızın önemini bir kez daha gözler önüne serdi” yorumunda bulundu.
Türkiye’de ormanlık alanın yüzde 30 civarında olduğunu ve madencilik faaliyetleri de bu ormanlık alanların binde 2,9’da yapıldığını kaydeden Çekiç, “Bu alanın içerisinde tesisler, yollarımız dahildir. Gerçek çalışma alanı ise binde 1’dir. Eskişehir yereline geldiğimizde, şehrimizin yüzölçümü; 13 bin dokuz yüz altmış kilometrekare, orman alanımız dört bin 100 kilometrekare, tarım alanımız beş bin 800 kilometrekare, çayır, mera ise iki bin 900 metrekaredir. Şehrimizde yapılan madencilik faaliyetleri ise toplam yüzölçümümüzün sadece binde 5’i kadardır” dedi.
“Birlikte çözeceğiz”
Bazı çevrelerce yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığına değinen Çekiç, “Her yer maden ruhsatlarıyla kapatılmış, ormanları, çevreyi yok eden, madenciyi terörist gibi gösteren bir algıyla karşı karşıyayız. Ülkemiz ve insanımızın refahı ve kalkınması için karşılaştığımız yapısal sorunları çözmek, istişare etmek üzere böyle bir toplantı düzenledik. Madencilerimizin tarım, mera ve ormanlarda karşılaştığı sorunlar, bu sorunlarla direkt muhatap olduğumuz kurumlardan birisi İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzdür. Ben şehrimizi bu anlamda diğer illere bakarak daha şanslı görüyorum. Sayın İl Müdürümüz, kurum yöneticilerimiz madencilerimizin sorunlarına yapıcı ve çözüm merkezli yaklaştıklarının da EMKD olarak şahidi olduk” diye konuştu.
“Her alanda iş birliği çok önemli ama tarım ve maden alanında daha önemli”
Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş ise toplantıda yaptığı konuşmada, soruları da yanıtlayarak, “Ülkemiz ve şehrimiz geleceği için üstümüze düşenin en iyisi yapmak zorundayız. Tarım sektörümüzün geleceğini sağlamak, gelişmesine katkı da bulunmak zorundayız. Ancak madencilik sektörü de tarım sektörümüz kadar değerli ve çok önemli. Birlikte, iş birliği içinde ve toplumsal faydayı gözeterek çalışacağız” dedi.
Eskişehir’de meraların nasıl kullanıldığı, ot fiyatlarının nasıl belirlendiği, toprak koruma projelerinin neler olduğu konusunda katılımcılara teknik ve detaylı bilgi veren Gümüş, “Maden izin süreçleri ya da faaliyetleriniz öncesi mutlaka bizimle iletişime geçin. Bizler çalışacağınız coğrafyayı yakından tanımanın ve analiz yapma kabiliyetinin yanı sıra bölgenin sosyolojik yapısını da sizlere açıklayabilecek yetkilikteyiz. Her alanda iş birliği çok önemli ama tarım ve maden alanında daha önemli” dedi.
ESO Meclis Salonu’ndaki toplantıya, EMKD Başkanı Metin Çekiç, Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş, EMKD Üyeleri, Şube Müdürleri katıldı. – ESKİŞEHİR
]]>
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ve Meclis Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Meclis toplantısında; 2023 yılı faaliyetleri değerlendirilerek, 2024’e yönelik hedefler ve gerçekleştirilmesi planlanan projeler hakkında istişarelerde bulunuldu.
Geçtiğimiz hafta cuma günü yapılan yılın son meclis toplantısının açılışında konuşan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, sürdürülebilir tarımda dijital teknolojilerin önemi, iş dünyasının 2024 yılına yönelik beklentileri ve hububat ekim alanlarındaki bitki çıkışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kasım ayından itibaren artan yağışların ülke genelinde hububat ekim alanlarında bitki çıkışlarını olumlu etkilediğini kaydeden Tiryakioğlu, şuan için kuraklık stresinin olmadığı bir dönemin yaşandığını ve yağışların beklenilen şekilde devam etmesi halinde gelecek yıl verimli bir hasat sezonunun yaşanabileceğini ifade etti.
İklim değişikleri, savaşlar, salgın hastalıklar ve gelişen dünya nüfusunun tarım ve gıdanın önemini her geçen yıl daha da arttırdığına işaret eden Tiryakioğlu, “Büyük bir dönüşüm süreci yaşıyoruz. Bu dönüşüm sürecinde geride kalmamak ve tarımda oyun kurucu ülkeler arasında yer alabilmek için sürdürülebilir tarım teknolojilerinden en iyi şekilde istifade etmemiz gerekiyor. Bakış açımızı tamamen yapay zekayı tarımda nasıl kurgulayabiliriz ve dijital teknolojileri tarımsal üretimimize nasıl entegre edebilirize çevirmemiz gerekiyor” dedi.
2023 yılına yönelik genel değerlendirmelerde de bulunan Tiryakioğlu, ” Bizleri bu yıl en fazla üzen ve belleğimizde unutulmaz izler bırakan en sarsıcı olay 6 Şubatta yaşadığımız deprem felaketi oldu. Büyük yıkımlar ve kayıplara sebebiyet veren depremin bir daha yaşanmamasını ve dünyadaki tüm savaşların son bulmasını temenni ediyorum. Zor bir yılı geride bırakıyoruz 2024 yılının ülkemize, şehrimize ve tüm mazlum coğrafyalara hayırlar getirmesini diliyorum. İş dünyası olarak 2024’e büyük bir motivasyonla giriyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin ekonomik kalkınmasına katkı sunacak, reel sektörün beklentilerini karşılayacak, odağına üretimi, istihdamı ve ihracatı alan hedefler için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı’da, Aralık ayı olağan meclis toplantısında, borsanın 2023 yılı faaliyetleri ve 2024 yılı hedefleri hakkında bilgiler verdi.
2024 yılının Gaziantep’e ve tüm Türkiye’ye hayırlar getirmesi temennisinde bulunan Akıncı, “Deprem felaketini yaşadığımız zor bir yılı geride bırakıyoruz. Tarifi mümkün olmayan acılar yaşadığımız bir dönem oldu. Rabbim ülkemize ve milletimize bu tür acılar bir daha yaşatmasın. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Gazze’de yaşanan katliamlarda yine 2023’de bizleri derinden üzen diğer bir gelişme oldu. 2024’ün Gazze’de ve tüm dünyada yaşanan savaşların son bulduğu, barışın ve kardeşliğin hüküm sürdüğü bir yıl olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.
Aralık ayı içerisinde hububat sektörünün tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilen panel hakkında da bilgiler veren Akıncı, “Borsamız ve Ulusal Hububat Konseyi iş birliğiyle, bakanlık birimleri, sektör paydaşları ve akademisyenlerin katılımıyla “2023 Yılı Hububat Değerlendirme ve 2024 Yılı Beklentileri Paneli’ gerçekleştirdik. Hububat sektörünün kalbi Gaziantep’te attı. Sektörün genel durumunu değerlendirdiğimiz ve gelecek beklentilerimizi masaya yatırdığımız panel son derece verimli geçti. Organizasyonun gerçekleştirilmesine tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>