“Kronik farenjitte, bol sıvı alıp, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım”
ELAZIĞ – Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturduğunu belirten Elazığ Medilines Hastanesinde görevli kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, “Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım” dedi.
Elazığ Medilines Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, yaz aylarında vatandaşlarda sık bir şekilde görülen kronik farenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Kronik farenjittin her mevsimde görülebileceğini aktaran Op. Dr. Necdet Özer, “Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturabiliyor. Kronik farenjit boğazımızın ve bademciklerimizin arkasında küçük dilimizin arkasında olan boğaz bölgesinde olan yangılara, zaman zaman kaşıntı, gıcık, tırmalanma, ve boğazda yabancı bir cisim varmış gibi bir his oluşturur. Kronik farenjit, özellikle yaz aylarında havaların aşırı sıcak ve kuru olmasından dolayı boğaz kurumalarına yol açarak oluşur. Bunun sebebi de aşırı derecede boğazın kuru olmasından dolayıdır. Bundan dolayı nefes aldığımız zaman boğazımız daha da fazla kurumaktadır. Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım. Midede reflü varsa bunlarında tedavi edilmesi lazım. Bunlar yapıldığı zaman hastalarımıza medical ilaç tedavisi de uyguladığımız da hastanın yaşam kalitesi düzeliyor. Hastalar genelde bu ağrıları uzun süre çektikleri için ağrıları düzelmediği için boğazında kötü bir şey olup olmadığını düşünerek korkuyorlar. Bu hastalık genelde çok kötü hastalığa ve kansere dönüşmüyor ama bizim söylediğimiz kurallara uymaz, stres ve sıkıntıdan uzak kalmazsanız, bol sıvı tüketmezseniz genelde kronik farenjit geçmiyor. Bundan dolayı da yaşam kaliteniz düşüyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trafiğin kişide yol açtığı öfkenin altında yatan nedenler ve bu öfkeyle nasıl başa çıkılacağı hakkında önemli bilgiler paylaşan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ciddiye alınmadığını düşünen kişilerin trafikte daha öfkeli olduğunu belirterek, öfke kontrolü için 3 basamak kuralını önerdi.
Yoğun bir gününün ardından trafikte geçirilen sürede stres, öfke, kaygı ve can sıkıntısı gibi psikolojik durumların kişide öfke patlaması yaşanmasına neden olduğunu kaydeden İstanbul Esenyurt Üniversitesinden Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, öfke kontrolünü yönetmeyi sağlayacak önerilerde bulundu. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ve sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiğini ve öfkelendiğini belirten Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, 3 basamak kuralı ile öfkeyi yenmenin mümkün olduğunu ifade etti.
3 basamak kuralı
Öfke duygusu yaşayan kişinin öncelikle bir trafik lambası hayal etmesini öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Öfkeli kişi hayal ettiği trafik lambasında kırmızı ışığı ‘dur, hemen tepki verme’, sarı ışığı ‘düşün’, yeşil ışığı ise ‘karar ver, öyle eyleme geç’ şeklinde algılamalı. Yani düşünülmesi gereken arabadan inip karşı tarafa öfkeyle tepki vermenin, güzellikle uyarmanın ya da hiç bir tepki vermeden yoluna devam etmenin sonuçlarının neler olabileceğidir. Ola ki yoğun bir şeklide öfke hissediliyor ve üç basamak kuralı uygulanmadı. Bu durumda araçtan dışarı kesinlikle çıkılmamalı. Araç müsait bir yere çekilerek nefes egzersizi yapılabilir, su içilebilir ya da sakinleştirici bir müzik açılabilir. Yeniden yola çıkmak için sakinleşmek beklenmeli. Çünkü o esnada olmasa bile öfkeyle yola devam edilmesi muhtemel bir kazaya ya da kavgaya sebebiyet verebilir” dedi.
“Trafikteki hatalı eylemleri kişiselleştirmek öfkeyi artırıyor”
Trafikte yoğun bir şeklide öfke hissedilmesinin nedenlerini anlatan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ” İnsanlar günlük yaşamlarında stresle karşı karşıya kalıyor. Bu stres trafikte hissedilen engellenme duygusuyla daha da artarak öfke patlamasına neden oluyor. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ya da sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiği ve öfkelendiği tespit edilmiştir. Bu düşünceler kişilerdeki tolerans seviyesini düşürerek tahammülsüzlüğü artırıyor. Trafikte görülen sinyal vermeme, hız yapma, sollama gibi eylemlerin birey tarafından kişiselleştirilmesi yani kendisine yapılan bir haksızlık, saygısızlık olarak algılanması öfke duygusunu artırıyor” diye konuştu.
“Öfke sinyalleri alındığında önlem almaya başlanmalı”
Öfke kontrolü için nefes egzersizi yapılmasını da öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Bedenimiz öfkenin ön sinyallerini vermeye başlıyor. Nabız hızlanmaya başlıyor. Vücut ısısı artıyor ve gerilim yaşanıyor. Bu gerilimden kaynaklı baş ağrıları yaşanıyor. Kişi bunları fark ettiğinde önlem alması daha da kolaylaşıyor. Bedende bu gibi değişimler olduğunda öfke kontrolü için kişinin yavaş ve derin bir nefes almaya başlaması gerekiyor. İçinden birden 10’a kadar yavaş yavaş saydığında nabız hızı yavaşlayacaktır. Yükselen öfkenin düştüğünü fark edecektir” şeklinde konuştu.
“Öfkeye öfkeyle karşılık verilmemeli”
Öfke duyan değil de duyulan kişi olunduğunda nasıl tepki verilmesi gerektiğine de değinen Tuğçe Alemdar, “Karşı taraftan gelen bir öfke olduğunda ise kişi ‘Bu benimle ilgili değil, onun öfkesi bana karşı değil.’ şeklinde düşünmeli. Yaşamımızda çeşitli streslerle boğuşuyoruz. Trafikteki bekleme durumu, kapalı alanda kalmak ve bir yerden bir yere amaçlanan saatte varamamak kişiyi tedirgin ediyor ve stres altında bırakıyor. Böyle öfkeli bir kişiyle karşılaşıldığında öfkeyle tetiklenilmemeli. Bu gibi durumlarda nezaket korunabilir. Olabildiğince göz temasından kaçınılmalı. Böylece öfkeden de sıyrılmış olunur” dedi. – İSTANBUL
]]>