Ahşap tavan parçalanırken, evin camları da büyük bir gürültüyle patladı. Evin içerisinin adeta savaş alanına döndüğü olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmadı.

Ancak evde büyük çaplı maddi hasar oluştu.
Olayın ardından çekilen görüntülerde evin balkonundaki hasar, koridorda tavan çökmesi ve camların kırılması sonucu yaşanan manzara gözler önüne serildi. Evdeki durum, yıldırımın etkisinin ne kadar büyük olduğunu ortaya koydu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NE OLMUŞTU?
Olay, 18 Aralık 2020’de Binboğa Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, arazi anlaşmazlığı nedeniyle aralarında husumet bulunan akraba aileler arasında taş ve sopalı kavga çıktı. Silahların da kullanıldığı kavgada Müslüm ile oğlu Süleyman Çinpolat hayatını kaybetti. Yaralıların da olduğu kavgayla ilgili tutuklanan Celal (54) ile kardeşleri Turabi (47), Süleyman (45) ve Mehmet Çinpolat (37) hakkında ‘Kasten öldürme ve yaralama suçundan’ Elbistan Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı, ancak 4 sanık dava sürecinde tahliye edilip tutuksuz yargılandı.
REKLAMTUTUKLAMA KARARININ ARDINDAN KAÇTILAR
Mahkeme heyeti, 14 Haziran 2023’te, tutuksuz sanıklar Celal Çinpolat’ı 90 yıl 20 ay 45 gün, Turabi, Süleyman ve Mehmet Çinpolat’ı da 45 yıl 20 ay 45’er gün hapis cezasına çarptırıp, tutuklanmalarına karar verdi.
Kararın ardından jandarma ekipleri, kardeşleri yakalamak için gittiği adreslerinde bulamadı. Aradan geçen zaman zarfında teslim de olmayan Çinpolat kardeşleri yakalamak için Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı’nca özel ekip kuruldu.
SAMANLIKTA YAKALANDILAR
Sanıkların gidebileceği tüm adresleri araştıran özel ekip, kardeşlerin Binboğa Mahallesi’nde olduğunu tespit etti. Hemen harekete geçen ekipler, köyü giriş- çıkışa kapattı.
Yapılan arama çalışmaları sonunda Celal, Turabi, Süleyman ve Mehmet Çinpolat, saklandıkları samanlıkta yakalandı. Adliyeye sevk edilen 4 kardeş, işlemlerinin ardından cezaevine konuldu.
*Haberin görselleri DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ereğli ilçesine bağlı Kışla Mahallesinde bulunan Kışla Sanayi sitesinde öğle saatlerinde bir iş yerinin önünde 27 BOD 37 plakalı otomobilinin içinde hareketsiz şekilde duran kişiyi görenler, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu.
EKİPLER SEVK EDİLDİ
Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Polis, yaptığı incelemede hareketsiz kişinin esnaf Mehmet Güreşçi olduğunu tespit etti. Sağlık ekibinin kontrolünde Güreşçi’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Polisin, olay yeri inceleme çalışmasının ardından Mehmet Güreşçi’nin cansız bedeni otopsi için Ereğli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Mehmet Güreşçi’nin bu sabah 06.00 sıralarında otomobilini sanayi sitesindeki bir iş yerinin önüne park ettiği öğrenildi. Kalp krizi geçirmiş olabileceği düşünülen Güreşçi’nin kesin ölüm sebebi yapılacak otopsinin ardından belli olacak.
*Haberin görselleri DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal Güvenlik Kurumu en fazla prim borcu olan 6 CHP’li belediyeye yönelik haciz işlemi başlattı. Bu belediyeler İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Adana ve Şişli belediyesi oldu. Bazı belediye iştiraklerinin hesaplarına bloke konuldu. CHP’den tepkiler peş peşe geldi.
AK PARTİ GRUBU İLE GÖRÜŞMESİ PLANLANIYOR
SGK borçlar konusu salı günü gerçekleştirilen merkez yönetim kurulu toplantısında da ele alındı. Edinilen bilgiye göre, önümüzdeki günlerde CHP Meclis Grubu’nun AK Parti Grubu ile görüşmesi planlanıyor.
REKLAMBELEDİYE BORÇLARININ YAPILANDIRILMASINA YÖNELİK ÖNERİDE BULUNACAK
AK Parti’nin geçtiğimiz ay Meclis’e sunduğu yaklaşık 2 milyar lirayı bulan Genel Sağlık Sigorta prim affını öngören kanun teklifini hatırlatarak, o teklife belediye borçlarının yapılandırılmasına ilişkin madde eklenmesin önereceği belirtiliyor.
AK Parti’nin Meclis’e sunduğu teklif 2015 öncesi prim borçlarının silinmesini öngörüyor. Teklif geçtiğimiz haftalarda Meclis Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda kabul edilmişti. Yılbaşından sonra da Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuruldan yapılan açıklamada, “31 Mart 2024 seçimlerinde İdil halkı yüzde 71,27 oy oranıyla iradesini partimizden yana kararlı bir şekilde ortaya koymuştur. Seçimlerin ardından, DEM Parti ve kurumsal yapıları olarak, İdil’de 8 yıl boyunca yaratılan kayyım tahribatlarını ortadan kaldırmayı temel ilkemiz olarak belirledik. Ancak kayyımların yıllara yaydıkları tahribatların, bu dönem içerisinde bazı kişiler tarafından da devam ettirilmek istendiğini gördük. Demokratik mücadelemizin değerlerini ve ilkelerini yok sayan, halka hizmeti öncelemeyen, seçilmişlik iradesini hiçe sayan, parti karşıtı zihniyetlerle hareket eden ve ahbap-çavuş ilişkileriyle belediyeyi yönetmeye çalışan yaklaşımların olduğu, ne yazık ki bu 8 aylık süreçte görülmüştür. Partimizin uzun süreli yapıcı uğraş ve çabaları yok sayılmış, kendisinde ısrar eden bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Bu nedenle, İdil Belediye Eş Başkanı Türkan Kayır, DEM Parti Merkez Disiplin Kuruluna; Belediye Meclis Üyesi Ekrem Şimşek ise DEM Parti Şırnak İl Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir” denildi.
Açıklamanın devamında ise “Kayır ve Şimşek hakkında devam eden disiplin süreçleri, kurullarımız tarafından değerlendirilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Disiplin kurullarımız, Kayır ve Şimşek’in partimizden ihraç edilmesi yönünde karar vermiştir. Bizler, bir kez daha, bu halkın değerlerini bireysel menfaatlerine alet eden anlayışlara karşı mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz. Meclis üyelerimizle birlikte, İdil Belediye Meclisinde demokratik tepkimizi ve muhalefetimizi sürdürecek ve halkımızla birlikte hareket edeceğiz. Halka sırtını dönenlerin, halk nezdinde ne bugün ne de yarın bir karşılığı olmayacaktır. İdil halkının kendilerinden tek isteği, bulundukları makamlardan istifa etmeleridir. Zor zamanlardan bugüne değer yaratan ve özgür yaşamı inşa eden İdil halkının iradesi, İdil halkına bırakılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca 12 Aralık’ta bir apartmanda meydana gelen zehirlenmeyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
Kahreden olay! Anne ve çocukları ölü bulundu Haberi Görüntüle
Jandarma ekiplerince dün gözaltına alınan apartmana doğal gaz ileten firmanın yetkilisi, yapı denetim firması yetkilisi ve tesisatçının ardından siteye döşenen doğal gaz altyapısındaki servis sorumlusu da yakalandı.
REKLAM
İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 4 zanlıdan, yapı denetim firması yetkilisi ve servis sorumlusu çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, 2’si ise yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakıldı.
Öte yandan, hastaneye kaldırılan 22 kişiden 18’i taburcu edildi, baba Emrah Kökçü ve 3 kişinin tedavileri sürüyor.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Kökçü ailesinden 12 Aralık’ta haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine apartmana giden jandarma ve sağlık ekipleri, girdikleri evde Kader Kökçü (35) ile çocukları İsmail Ege (5), Elif Bilge (12) ve Yiğit Efe’nin (14) hayatını kaybettiğini belirlemişti. Baygın bulunan baba Emrah Kökçü (43) ile apartmandaki farklı dairelerde yaşayan 21 kişi de zehirlenme şüphesiyle hastanelere kaldırılmıştı. Hatay Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada ailenin zehirlendiği, olayın sebebinin ise otopsi sonucunda belirleneceği kaydedilmişti. Soruşturma kapsamında apartmana doğal gaz ileten firmanın yetkilisi, yapı denetim firması yetkilisi ve tesisatçı gözaltına alınmış, bilirkişi heyetince sitedeki binalarda inceleme yapılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 29 Kasım’da saat 00.00’da meydana geldi. Şehzadeler ilçesindeki taksi durağına gelen Emirhan Ü., Yunusemre ilçesindeki Akgedik Mahallesi’ne gitmek üzere Hakan Paktan’ın şoförlüğünü yaptığı taksiye bindi.
Bıçaklı ‘gasp’ girişimi kamerada Haberi Görüntüle
Adrese geldiklerinde taksici Paktan, Emirhan Ü.’ye ücreti söyledi. Ücreti kartla ödeyeceğini söyleyen Emirhan Ü., pos cihazını istedi. Taksici, pos cihazına ücreti yazdığı sırada Emirhan Ü., belindeki bıçağı çıkarıp, şoförün göğüs kısmına doğru hamle yaptı.
REKLAMMAHKEMEDE SERBEST BIRAKILDI
Ani bir refleksle bıçağın keskin kısmını eliyle tutan taksi Paktan, bir süre araç içinde Emirhan Ü. ile boğuştu. Taksici Paktan, boğuşma sırasında emniyet kemerini çözüp, araçtan indi. Emirhan Ü. de olay yerinden kaçtı.
Olay sonrası jandarma ekipleri tarafından yakalanan Emirhan Ü., çıkarıldığı mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sol elinden yaralanan Hakan Paktan ise yaşanan olayın ardından mesleği bıraktı.
GÖRÜNTÜLER SONRASI TEKRAR GÖZALTI KARARI
Araç içi güvenlik kamerası görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Emirhan Ü., hakkında tekrar gözaltı kararı çıkarıldı. Polis, Emirhan Ü’yü yeniden gözaltına aldı. Konuya ilişkin Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı açıklamada şöyle denildi:
“29/11/2024 günü saat 00.00 sıralarında ilimiz Yunusemre ilçesi, Akgedik Mahallesi’nde taksi sürücüsü H.P.’ye yönelik saldırı olayına ilişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli Emirhan Ü. gözaltına alınmış olup hakkında Sulh Ceza hakimliğince adli kontrol kararı uygulanmıştır. Ticari araç içindeki olay anına ait görüntülerin kolluk birimleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza 12/12/2024 tarihinde sunulması üzerine yapılan inceleme sonucu, bu görüntüler yeni delil niteliğinde olduğundan Cumhuriyet Başsavcılığımızca şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Soruşturma titizlikle sürdürülmektedir.”
REKLAMŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Gözaltın alınan Emirhan Ü. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
“ARKA KOLTUKTA OLUP, BAŞIMI DA KESEBİLİRDİ”
Gasp girişiminden kurtulmak isterken sol elinden yaralanan 4 yıllık taksici Hakan Paktan, “O gün saat 23.00’te yolcuyu aldım. Akgedik’e gideceğini söyledi. Arabaya bindikten sonra kolunu açtı ve ‘Beni yaraladılar’ dedi. Şüphelenmeye başladım, konuşmaya başladım. Sürekli sorular sordum. Yolda giderken ‘Abi çok daraldım, camı açsam olur mu’ dedi. Daha da şüphelendim. Biraz daha ilerledik, cebinin fermuarını açtı ama hiçbir şey çıkarmadı. Bu beni iyice tedirgin etti. İneceği yere gelince ‘Kaç para’ dedi. ‘550 lira’ dedim. Kredi kartıyla ödeyeceğini söyledi. Posa ücreti girdim. Kartı geçmesi için ona uzattım. Eline aldı, ‘Kaç lira girdin?’ diye sordu, cebinden bıçağı çıkarıp, salladı. Refleksimle kendimi kurtardım, ölebilirdim de. Arkada değil de yanımdaki koltukta oturması avantajım oldu. Arka koltukta olup, başımı da kesebilirdi. Boğuşma anında sadece elinden bıçağı almayı, kendimi kurtarmayı düşündüm” diye konuştu.
“ŞİKAYETÇİ OLDUK, BİR BAKTIM SERBEST KALDI”
Şüphelinin olayın ardından serbest bırakılmasına tepki gösteren Paktan, “Serbest kaldığını öğrence delirdim. Şikayetçi oldum. Amcası ve annesi de şikayetçi oldu. Annesi, babası o gün bana gelip, ‘Attır, bunu içeri. Attır senden duacı olacağım’ dedi. Şikayetçi olduk, bir baktım serbest kaldı. Nasıl serbest kalır? Adliyeye gittim. Orada bir de dilekçe parası ödedim. Hem mağdurum hem de 150 lira dilekçe parası verdim. Görüntüler, İzmir’deki taksicilerin bağlı olduğu bir firmanın elindeydi. Bana ‘Bu kayıtları gelip istemiyorlar hala’ dediler. Dilekçeyi verdim, iki gün sonrasında savcılık görüntüleri istemiş. Görüntüler gelince bana attılar. Ben de direkt resmini alıp, arkadaşlarla paylaştım; ‘Şahıs bu, ona göre temkinli olun’ diye. Ama UYAP’tan dosya açılmış mı diye bakıyorum. Hala dosya falan yok. Ölümden döndüm ama daha yapılan hiçbir şey yok ortada. Medya olmasaydı, bu olay kapanacaktı” dedi.
OLAYIN ARDINDAN MESLEĞİ BIRAKTI
Yaşadıklarından sonra taksiciliği bıraktığını da belirten Paktan, “Bir klima ve soğutucu üreten fabrikadan emekliydim, çocuğum için çalışıyordum” diye konuştu. Manisa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Taksilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emin Elverişli de “Taksiciler olarak amme hizmeti veriyoruz. Millet bize çoluğunu, çocuğunu emanet ediyor. Böyle birkaç tane kendini bilmez insan bizim canımızı yakıyor. Emniyetimizden bir isteğimiz var. Bizi her yerde denetlesin. Gece çalışan arkadaşlar var. Manisa gittikçe büyüyor, sıkıntılar çoğalıyor. Yaşanan ortada. Herkese geçmiş olsun” dedi.
TAKSİCİLER EYLEM YAPTI
Diğer yandan taksiciler, Manisa İl Jandarma Komutanlığı önünde toplanıp, eylem yaparak Paktan’a yapılan saldırıyı kınadı. Araçlarına Türk bayrakları asan taksiciler Manolya Meydanı’na kadar korna çalarak tur atıp, saldırıyı protesto etti. Saldırıya uğrayan Paktan da eyleme katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Reyhanlı saldırısında kullanılan patlayıcıları Suriye’den yurda aktardığı tespit edilen Cengiz Sertel yakalandı.

Sertel’in kırmızı bültenle arandığı, İçişleri Bakanlığı terörden arananlar listesinde de turuncu kategoride yer aldığı bildirildi.
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te 2 ayrı bombalı terör saldırısında 53 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda sivil yaralanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NEVŞİN MENGÜ’DEN AÇIKLAMA
Gazeteci Nevşin Mengü X hesabından yaptığı açıklamada, “Malum Suriye’den yeni döndüm. Esad sonrası yeni bir dönemin hazırlıkları var. Bu yeni döneme girilirken, yabancı basına da Türkiye ile konuşmak istediğini söyleyen Salih Müslim’in değerlendirmesini almak istedim. Ancak TCK uyarınca bu röportajın suç ve suçluyu övmek kapsamına girebileceği konusunda hukukçu arkadaşlardan uyarı aldım. Bu nedenle söz konusu röportajı kaldırdım. Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek isterim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 10.00 sıralarında Ulus Mahallesi Çiğdem Caddesi’nde meydana geldi. Büyükçekmece Tepecikspor’un taraftar grubu olan ‘Tepecikliler’ tribün lideri ‘Amigo Mami’ olarak tanınan Muhammet Uçar, yolda yürüdüğü sırada yanına yaklaşan bir otomobilden peşpeşe kurşunlar sıkıldı.
Kurşunlardan 4’ü Uçar’ın vücuduna isabet etti.

Silah seslerini duyan çevredekiler polise ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Ekipler Uçar’ı ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdı. Uçar’ın durumunun ağır olduğu öğrenildi. Polis saldırganları arıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Konuşmanın hemen başında, pazartesi günü Isparta’da kaza kırıma uğrayan askeri helikopterde şehit olan askerlere Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.
Bizim kongrelerimiz gördüğünüz gibi düğün gibidir, toy gibidir, şölen gibidir, bayram gibidir. Bu salonu dolduran kardeşlerimin nezdinde tüm Erzurum’un vefakar insanlarına muhabbetlerimi, selamlarımı gönderiyorum.
31 Mart seçimlerinde bize bir kez daha sahip çıktığınız için, tercihiniz AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığınız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Size mahcup olmadık. Teşekkür borcumuzu hep daha fazla çalışarak ödedik. Aynı şekilde yola devam edeceğiz.
REKLAMEİT 2025 TURİZM BAŞKENTİ: ERZURUM
Erzurum’un irtifa kaybına gönlümüz razı gelmez. Erzurum’u dünyaya açmamız lazım. Erzurum, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı tarafından 2025 yılı turizm başkenti seçildi. Bu önemli organizasyonun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Erzurum’a modern bir spor tesisi kazandırmak istediğimizi söylemiştim. 20 bin kişilik stadyumu programa aldık, hazırlıkları tamamladık. Yakında yapımına başlayacağız. 20 bin kişilik stadyumu yaptıktan sonra bütün iş icraat. Koşacaklar. Kendilerinden şampiyonluk bekleyeceğiz.
“KÜRESEL SİSTEM 80 YILIN EN CİDDİ KRİZLERİNİ YAŞIYOR”
Dünyamız ve bölgemiz son dönemde gerçekten sancılı günler yaşıyor. Küresel sistem son 80 yılın en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya. Koronavirüs salgını her alanda yeni sıkıntıları ortaya çıkardı. Türkiye’nin etrafında çok kritik hadiseler vuku buluyor.
Rusya-Ukrayna savaşı 4’üncü yılına girecek. İsrail’in Gazze katliamları 440 gün oldu. 50 bin Filistinli kardeşimiz şehit edildi. Ateşkese rağmen İsrail, Lübnan’ı taciz etmeye devam ediyor. Bu savaşlardan, krizlerden ülkemiz de etkileniyor.
“HUZURLU MÜREFFEH GÜNLER BİZİ BEKLİYOR”
Türkiye bu kargaşanın ortasında bir istikrar adası olarak takdir topluyor. Bölgenin kilit ülkesi kimliğiyle öne çıkıyor. Etrafımızdaki yangının ülkemize sıçramasına asla müsaade etmedik. Bütün bu muhataralı süreçleri başarıyla yönettik, yönetmeye devam ediyoruz.
Biz bu dönemde asrın felaketi denilen 53 binden fazla canımızı kaybettiğimiz 6 Şubat depremlerini yaşadık. Depremin Türkiye ekonomisine faturası 104 milyar dolar.
Bu sorunların, sıkıntıların, zorlukların tamamı gelip geçicidir. Türkiye hepsinin üstesinden gelecek kabiliyete sahiptir. Türkiye’yi hiç olmadığı kadar huzurlu, müreffeh günler bekliyor. Biraz daha sabredersek her alanda hedeflerimize çok yaklaşmış olacağız.
MUHALEFETE: BUNLARDAN BİR ŞEY OLMAZ
Ülkemizde başını muhalefetin çektiği bir kesim dönemsel sıkıntıları abartarak millete karamsarlık aşılıyor. Milletle aynı sevinci paylaşmak, aynı yolda yürümek yerine rüzgargülü misali yönlerini oraya dönüyorlar. Bunlardan bir şey olmaz. Milletin kazanmasına tahammülleri yok. Ülkenin kazanmasına tahammülleri yok.
Cehalet adeta paçalarından akıyor. Dünyada ne oluyor bilmiyorlar. Sınırlarımızın ötesinde olanlar umurlarında değil. Saplantılarının esiri olmuşlar.
“SURİYE’DE HALK DEVRİMİ GERÇEKLEŞTİ”
Geçtiğimiz günlerde Suriye’de bir halk devrimi gerçekleşti. Baas rejimi artık tamamen tarihe karıştı. Ülkesinde 1 milyon masumun ölümüne sebep olan Esed, 1 gecede kaçmak zorunda kaldı. Suriye halkı bizleri de gururlandıran muhteşem bir zafere imza attı.
13 yıl sonra ilk defa Suriyeli kardeşlerimiz geleceklerine umutla, heyecanla bakıyor. Suriyeli mazlumlar kendilerine kol kanat geren Türkiye’ye teşekkür ediyor, dua ediyor. Ay yıldızlı al bayrağımız Özgür Suriye bayraklarıyla yan yana. Suriyeli mazlumlar ‘Allah Türkiye’den, Türk milletinden razı olsun’ diyor. Ama birileri buna tahammül edemiyor. Akla ziyan komplo teorileri üretiyorlar. Burunlarının ucunu göremeyecek kadar cehalet çukuruna batmışlar, güya Suriye’deki büyük oyunu çözüveriyorlar.
“MÜSLÜMANLIK ADINA SAHİP ÇIKTIK”
Türkiye’nin büyüklüğüne, devletimizin itibarına hiçbir yerde halel getirmedik. Muhalefetin eski genel başkanı gibi Türkiye’yi şikayet edenlerden asla olmadık. Dadaşlardan aldığımız güçle, her türlü uluslararası meselede adaletten, haktan yana tavır takındık. Dünyanın neresinde zulme uğrayan varsa diline, inancına, derisinin rengine bakmadan mazlumun yanında dimdik durduk.
13 yıl önce terörden ve çatışmalardan kaçan Suriyeli muhacirlere ülkemizin ve gönlümüzün kapılarını açtık. Bu mazlumlara sadece insanlık, kardeşlik, Müslümanlık adına sahip çıktık. Muhalefet bunu anlayamadı. Kimi aydınlar bunu idrak edemedi. Kimi gazeteciler bunu bir türlü kavrayamadı. Yalnız bırakıldığınız çok zaman oldu. Sığınmacıları seçim malzemesi olarak kullanacak kadar alçalanlar oldu. 4 milyon Suriyeli kardeşimizi misafir ettik. CHP, muhalefet ‘Biz sizi tekrar Suriye’ye göndereceğiz’ dediler. Biz ‘Ensarız ve muhacir kardeşlerimizi de göndermeyeceğiz’ dedik.
“BAAS KAYBEDİNCE, CHP DE Mİ KAYBETTİ?”
CHP eski genel başkanının körüklediği nefret dalgasının asıl gayesini bugün görüyoruz. Baas rejiminin karanlık ve çirkin yüzü şimdi tek tek ortaya çıkıyor. Suriyeli kardeşlerimizin Türk bayraklarıyla zaferlerini kutlamasından niçin rahatsız olduklarını söylemiyorlar. CHP yönetiminin Baas’a bu kadar sempati beslemesinin sebebini biz de merak ediyoruz. Ne oldu Baas düşünce, CHP’nin hayalleri de mi suya düştü. Baas kaybedince CHP de mi kaybetmiş oldu?
Muhalefetin kışkırtmalarına rağmen Suriye krizinde ne kadar isabetli davrandığımızı bugün daha iyi görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimizi ölüme göndermeyerek nasıl bir hayra sebep olduğumuzu bugün daha iyi anlıyoruz.
Bugün Şam Büyükelçiliğimizi faaliyete geçiriyoruz. Suriye’nin yeniden imarı ve ayağa kaldırılmasında Suriye halkının yanında olacağız.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 12 Aralık’ta saat 23.00 sıralarında Divanoğlu Mahallesi Hürriyet Caddesi 4860 Sokak’ta meydana geldi. Otomobille eve gelen 2 çocuk babası Mesut Dağdaş, torunu N.B.’nin evinin önünde bir grupla tartıştığını gördü. Dağdaş, aracından inip, torunu ve tartışan kişileri ayırmak istedi.

Bu sırada Dağdaş ile Kemal U. (19) ve Yaşar E. (18) arasında arbede çıktı. Kemal U., montunun içine gizlediği pompalı tüfekle Mesut Dağdaş’ın üzerine ve çevreye rastgele ateş etti. Dağdaş sol eli ile karnından yaralanırken, Kemal U., arkadaşı Yaşar E. ve yanındaki 4 kişi otomobille kaçtı. İhbarla adrese polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
DEDE AMELİYAT OLDU, TEDAVİSİ SÜRÜYOR
Ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Mesut Dağdaş’ın ameliyat edildikten sonra yoğun bakım da tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Polis, kaçan 6 şüpheliyi bugün sabah yaptığı operasyonla yakaladı. Yaşar E., polise verdiği ilk ifadesinde; N.B. ile aynı kızı sevdiğini, bu yüzden aralarında husumet olduğu, Kemal U.’nun pompalı tüfekle Mesut Dağdaş’a ateş ettiğini gördüğünü söylediği öğrenildi. 6 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından öğleden sonra adliyeye sevk edildi.
2 ŞÜPHELİYE DE ADLİ KONTROL
Aksaray’da torunu Nuh B. ile kavga eden grubun arasına girip, ayırmak isteyen Mesut Dağdaş’ın pompalı tüfekle vurulmasına ilişkin, adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden 4’ü tutuklandı. Şüphelilerden Kemal Uysal ve Yaşar Erdil, Yunus Kavlak (19) ve Berke Tayanç (19) cezaevine gönderilirken; Kaan P. (20) ile Ali I. (19) ise adli kontrol şartı ile serbest kaldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Anadolu Yayıncılar Federasyonu’nda medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan Yerlikaya, Türkiye’de 30 Kasım 2024 itibarıyla 4 milyon 171 bin kayıtlı düzenli yabancı bulunduğunu, bunlardan 2 milyon 938 binin Suriyeli olduğunu, 1 milyon 31 binin ikamet izinli, 201 binin uluslararası koruma altında olan göçmen olduğunu söyledi.
REKLAM
Bakan Yerlikaya, bunlarla ilgili adres güncellemesi yaptıklarını belirterek, “Tüm Suriyeliler ve yabancılarla ilgili adres tahkikatı yaptık. Tek tek adreslerini kontrol ettik. 731 bini adresinde bulunmadı. Bunlara süre verildi. 580 bini adresini güncelledi. 150 bin 327’sini bulamadık. Bunları Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’na sorduk; ‘bu ailelere en son ne zaman hizmet verdiniz?’ diye. Bu ailelerin hiçbiri bir yardım almamış, çocukları okuldaymış almış, sağlık hizmeti almamış, bu aileler yok. Bu ailelerin nerede olduğuyla ilgili kanaatimiz Avrupa’ya geçtikleri yönünde” diye konuştu.
“ADRESİNİ KONUMLA BİLDİRECEK”
Bakan Yerlikaya, düzenli göçle ilgili adres güncelleme işinde 2025’in ilk haftasından itibaren bildirim yükümlülüğü getirdiklerini söyleyerek, “KADES gibi bir aplikasyon yaptık. Konumlu mesaj gönderecek devamlı, ‘ben buradayım’ şeklinde. Birinin konumu kapatılmış veya bildirim yapmadığı zaman polis veya jandarma oraya gidecek. Çünkü bunların tamamı polis ve jandarmaya zimmetli. Sistem ay sonunda 2 milyon 938 bin kişiden tespit ettiği sapmaları bildirecek. Biz de tahkikatı yapacağız. Konum bildirmemeyle ilgili makul bir sebebi yoksa 2 kez tekrarladığında alıp kampa götürüyoruz. Kurallar çok ağır” dedi.
“1 GÜN BİLE ÇALIŞIYORSA SİGORTALI OLACAK”
Bakan Yerlikaya, çalışma hayatlarıyla ilgili de denetimleri artıracaklarını belirterek, “Bir yerde çalışıyorsa sigortalı çalışacak. Yerli hangi kurallara tabiyse düzenli yabancı da aynı kurallara tabi olacak. Bununla ilgili denetimlere başlayacağız. Kural; eşitlik. Kendi vatandaşım berber dükkanı açarken nasıl oluyorsa, bunların tamamı onlar için de olacak. Bir yerde bir Suriyeli çalışıyorsa sigortalı olacak. Bunların cezaları artacak. Denetimleri sistematik yapacağız ve önümüzdeki hafta iş insanlarıyla, özellikle yabancı iş insanlarıyla toplantı yapıp, detaylarını paylaşacağız onlarla da. Biz ülkemizde yabancının düzenli ve yasal olmasını istiyoruz. Yabancıların çalışma izni, sigortası yoksa gereği neyse onu yapacağız. Yılbaşında bununla ilgili denetimleri artıracağız. 1 milyon 654 bin çalışma çağında Suriyeli var. Kayıt dışılığı kabul edemeyiz. 1 gün bile çalışıyorsa kayıtsız çalışmayacak” dide konuştu.
REKLAM“İRAN SINIRINDA 78 KİLOMETRELİK AÇIĞI KAPATIYORUZ”
Bakan Yerlikaya, düzensiz göçle mücadeleyi kesintisiz sürdürdüklerini söyleyerek, “Kaynağında başlayan, hudutlarda devam eden, içeride mobil göç noktaları, deport uygulaması. Suriye’de 4 harekat yaptık. O bölgede kalan insan sayısı 4 milyonu aşkın. Biz o harekatları yapmasaydık, orada hayatın ihyasıyla ilgili gayret göstermeseydik bu insanlar buraya geleceklerdi; orada durdurduk. 914 kilometre Suriye sınırımız, 380 kilometre civarında Irak sınırımız, 561 kilometre İran hududumuz var. İran’la ilgili 78 kilometre açığımız kaldı. 2025 yılında 10 milyar liralık yatırımla beraber orayı da kapatacağız. Suriye ve Irak ile ilgili sıkıntımız yok. Hudut duvarlarından geçmeye çalışıp engellenen sayısı 230 bin 438. Bugüne kadar bu kabine döneminde 212 bin 910 kişiyi sınır dışı ettik. 2023’te 131 bin, bu yıl 140 bini geçeceğiz, hedefimiz bu” dedi.
“MOBİL GÖÇ ARAÇLARINI ARTIRACAĞIZ”
Bakan Yerlikaya, 19 Temmuz 2023’te mobil göç araçlarını devreye aldıklarını söyleyerek, “Türkiye’de 81 ilde 270 mobil göç aracı var. Bu araçlarla ilk 3 ay 50 bin kişiyi sorguladık, yüzde 74,5’i düzensiz göçmen çıktı. Son 1 ayda 332 bin 527 kişiyi sorguladık, yüzde 2,6 düzensiz göçmen çıkmış. Sahadayız biz. Geziyoruz, sürekli aynı yerde yapmıyoruz. Kamu düzeni güvenliğinden asla taviz vermeyeceğiz. Tuzak kurmuyoruz. Bugüne kadar 2 milyon 372 bin 862 sorgulama yaptık, 160 bin 153 kişiyi aldık. Mobil göç araçlarımızı biraz daha artıracağız” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE GÖÇE HEDEF ROTASINDAN ÇIKTI”
Bakan Yerlikaya, göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik bu yıl 11 bin 652 operasyonda 7 bin 077 tutuklama yaptıklarını, 2 bin 897 adli kontrol verildiğini söyledi. Bakan Yerlikaya, “Trakya yüzde 99,9 kapalı. Ege’de de önceden 5 kişi geliyorsa şimdilik 2’ye düşürdük. 2025’in ilk 4 ayında Türkiye artık ‘göçe hedef, göçe transit ülke olma’ rotasından çıkıyor, çıktı. Biz bunu istihbarat ağlarıyla diğer meslektaşlarla görüşüyoruz. Türkiye üzerinden 25 şehrimizde 32 geri gönderme merkezimiz var. Bu kabine dönemi vizesi bitmiş, ikamet izni bitmiş, kaçak duruma düşmüş, bunlar 574 bin 58 kişi. 181 bin 955 gönüllü Suriyeli kabine döneminde ülkesine dönmüş. 2016’dan bu yana ise 737 bin gönüllü geri dönmüş” dedi.
REKLAM“AYLIK 11 BİN 453 GERİ DÖNÜŞ VAR”
Bakan Yerlikaya, Türkiye’deki 2 milyon 938 bin Suriyelinin yüzde 42’si, yani 1 milyon 247 bin 432’sinin Halepli, 189 bin 673’ünün İdlibli, 107 bininin Deyrizorlu olduğunu söyleyerek, “2016’da aylık 4 bin kişi gönüllü ülkesine dönerken, 2024’te aylık 11 bin 453 kişi geri döndü. Suriye’nin kuzeyinde 4 güvenli bölgedeki gibi Tel Rıfat ve Halep’te de aynı güvenli, huzurlu ortam olursa önümüzdeki günler bunu gösterecek, olup olmayacağını. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Orada teröristan adacıkları, kukla rejimler olmasın. Oradan gelen saldırıları istemiyoruz. Herkes toprağına dönmek istiyor. Haleplilerin de Halep’e çok düşkün olduğunu biliyoruz. Onlarla görüşüyoruz, çok mutlular. Heyecanlarından duramıyorlar. Ama burayı temizlemek lazım. Hemen oraya gitmek isteyenlere biz ‘bekleyin’ diyoruz. Şu anda güvenli değil. Bize gelen bilgiler şu anda ‘zamanı değil.’ Ne olacağını hep beraber görelim. ‘Evet güvenli’ diye bize kayıt geldiği zaman bu bir şekilde duyulacak, o zaman rahat bir şekilde herkes bunu anladığı andan itibaren inanıyorum ki herkes kendi toprağına gitmeyle ilgili eğer ayda 11 bin ise bu çok daha yukarılara çıkacak. Ayda 11 bin sayısı büyük rakam. Halep 2011’de 4 milyonluk devasa bir şehirdi. Şu anda 2 milyon 938 bin Suriyelinin 1 milyon 247 bini Halepliyse buradan çok büyük bir oranda oraya teveccüh olacaktır. Oradan gelen haberlerin iyi olması, oraya giden insanların da ‘gelin buraya’ demesi, onların çekim gücü bu işi katlayacaktır” diye konuştu.
“KİMSENİN SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ YOK”
Bakan Yerlikaya, bazı belediye başkanlarının terör soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili “İki kelime yan yana kabul edilemez. Terör ile demokrasi yan yana duramaz. Biz demokrasi, biz hukuk devletiyiz; hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yok. Seçilmiş, atanmış ayırımımız yok. Eğer halkın oyuyla sandıktan belediye başkanı olarak gelen konusu suç olan şey yapıyorsa bunun mutlaka bedelini öder. Hele işlediği suç terörse o zaman farklı bir mekanizma devreye giriyor. Bununla ilgili mekanizmayı geçmişte işlettiğimiz gibi bundan sonra da işletiriz. Bu geçici bir tedbir ayrıca. Her 2 ayda bir tekrar alıyoruz. Bakıyoruz bu arada başka bir gelişme olmuş mu? Bu geçici bir tedbir; ama idari bir işlem ve yargı denetimine tabi, hak aramalara açık” dedi.
Yerlikaya, görevden uzaklaştırılan Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevine geri döneceği iddialarına ilişkin, “Bizim gündemimizde öyle bir şey yok. Orada 10 yıl üzerinde bir ceza süreci var. Hal böyleyken nasıl dönecek?” dedi.
“10 SANİYE İÇİNDE İÇERİYE GİRMİŞ OLDUM”
Bakan Yerlikaya, TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaşanan arbedeye ilişkin de “Biz Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş’un odasında beklerken barikat kurulduğu haberi geldi. Arkadaşlarımıza ‘gelin burada konuşalım’ dedik. ‘Hayır’ dediler. Biz 7 kişiyiz. Orada Meclis koridorlarında bir bakana, daha önce rastlanılmamış engelleme gördüm. Engellemek, yol kesmek bunun halk tabiriyle ne anlama geldiğini ifade etmek istemiyorum. Meclis’in demokratik eleştiri, demokratik söylemleriyle ilgili seviyesine yakışmadığını söylemek istiyorum. Oraya yürürken burada durmamam gerektiğini düşündüm. Hiçbir arkadaşıma da ‘böyle bir şey yapalım’ demedim. Çünkü orada münakaşa olduğunda herkes oraya gelecek ve daha büyük görmek istemediğimiz enstantane ortaya çıkacaktı. Bunu engellemenin bir formülü bir an önce buradan çıkmak fikri aklıma geldi. Ben de 10 saniye içinde içeriye geçmiş oldum. Ama planlı bir şekilde yapılmış. Protesto olacağını biliyorduk; ama neticenin böyle olmasından rahatsızız. Oturmuşlar planlamışlar. Keşke böyle bir şey yapmasalardı. Görüşmek isteyen herkesle biz görüşürüz” dedi.
Yerlikaya, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin düzenlediği konserlerle ilgili müfettiş incelemesine ilişkin de “Müfettiş raporları gelmedi. Yakın zamanda gelir. İstanbul, Ankara, diğer belediyelerle ilgili savcılıklardan gelen çalışmaları arkadaşlarımız çalışıyor. Neticeyi göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başarır, mektubu göndermeden önce Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, müsabakanın Türkiye’de oynanması gerektiğini savunduklarını hatırlattı.

“İktidarın güvenlik gerekçesi sunması” sebebiyle karşılaşmanın Macaristan’da oynandığını söyleyen Başarır, maçta gol atan İsrailli futbolcunun asker selamı vererek çirkin bir harekette bulunduğunu belirtti.
İsrail’in Filistin’de bir katliam yaptığını ve insanlık suçu işlediğini vurgulayan Başarır, “Asker selamı veren futbolcuyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile Gençlik ve Spor Bakanlığı UEFA’ya bir başvuruda bulunmadı. UEFA da resen bir soruşturma açmadı.” ifadelerini kullandı.
REKLAM
Buna karşın 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda, Türkiye-Avusturya maçında milli futbolcu Merih Demiral’ın sevinç kutlamasına yönelik UEFA’nın soruşturma açtığını anımsatan Başarır, “Bizim futbolcumuz için soruşturma açtı ve ceza verdi; ki bu eylem, çok çok daha ağır, çok çok daha suç teşkil eden bir insanlık suçu. Çocuklar ölüyor, Filistin bombalanıyor, onlar bizim kardeşimiz, Filistinli ölüyor; bu ahlaksız, asker selamı yapıyor.” değerlendirmelerinde bulundu.
Ceferin’e yönelik, UEFA Disiplin Yönetmeliği’nde terör ve insanlık suçunu düzenleyen 11 ve 14’üncü maddeleri hatırlattıkları İngilizce bir mektup kaleme aldığını anlatan Başarır, “Şikayetlerimizi, CHP Grubu, 86 milyon vatandaşımız, dünyada savaşa karşı olan tüm insanlar ve Filistin halkı adına yolluyoruz. Bakalım UEFA ne karar verecek? Bana göre UEFA, verebileceği en ağır cezayı vermeli. İsrail takımına en ağır cezayı vermeli. Çünkü o futbolcu insanlık adına bir suç işlemiştir. Bu süreci iletişimle takip edeceğiz.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Başarır, açıklamasının ardından beraberindekilerle TBMM’deki PTT şubesine giderek, mektubu UEFA Başkanı Ceferin’e gönderdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arınç sosyal medya platformu X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetinin Filistin ve Gazze konusundaki yaklaşımı ve İsrail’in siyonist yönetiminin masum insanları katleden alçakça tutumuna karşı gösterdiği tavırların açık ve samimi olduğuna inanıyoruz. Türkiye diplomasi, uluslararası hukuk ve insan hakları konusunda her platforma Gazze halkının haklarını savunmaktadır. Ancak farklı düşünenler olabilir. Her zaman bu tür protestolar olağan karşılanmalı ve ceza tehdidi dışarısında kalmalıdır.
Haberin görseli AA’tan alınmıştır…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık 3 saat süren toplantıda 2025 yılı merkezi bütçesinin Genel Kurul görüşmelerine ilişkin yol haritası görüşüldü. Nasıl bir strateji izleneceği tartışıldı.
SOSYAL MEDYA UYARISI
Edinilen bilgiye göre toplantıda Genel Başkan Özgür Özel, milletvekillerine sosyal medya uyarısında bulundu. Son dönemde CHP Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen bazı milletvekillerini kurultay tartışmasına ilişkin açıklamalarına da göndermede bulundu. Özel’in “Bir eleştiriniz varsa gelin burada söyleyin, sosyal medyada partimizi tartıştıracak, zora sokacak açıklamalarda bulunmayın” dediği belirtildi.
MUHALİF VEKİLLER SÖZ ALMADI
Muhalif milletvekillerinin ise, “Zaten söylediklerimiz dikkate alınmıyor” düşüncesiyle söz almadıkları kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre Arıkan, Saadet Partisi TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engelsiz yaşamlara yönelik bir farkındalık oluşturması temennisinde bulundu.
Türkiye’de engellilerin eğitim, sağlık, ulaşım, istihdama katılım ve ekonomik refahlarının Avrupa’nın çok gerisinde olduğunu savunan Arıkan, engellilerin önündeki engelleri kaldırmanın ve yaşamlarını kolaylaştırmanın, toplumdaki her bir ferdin görevi olduğunu söyledi.
Arıkan, engellilere yönelik projelerin sosyal devlet anlayışının en çok ihtiyaç duyduğu konulardan biri olduğunu dile getirerek, engelliler için ayrı bir bakanlık kurulmasını istedi.
REKLAM
Bazı aile hekimlerinin iş bırakma eylemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, sağlık sisteminin tüm yükünün doktorlara ve aile hekimlerine yüklendiğini söyledi.
Mahmut Arıkan, sağlık hizmetlerindeki düzenlemelerin sağlık çalışanlarının iş yükünü artırdığını savunarak, “Grev yapan tüm aile hekimlerimizin haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Talep ettikleri özlük hakları, iş yükünün azaltılması ve maaş iyileştirmeleri son derece haklı taleplerdir.” ifadelerini kullandı.
Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Arıkan, “Maaş zamları yaklaşıyor. Zam oranları, ayarlı enflasyona göre mi yoksa asgari ücretle atbaşı giden kiralara veya etiket terörüne göre mi belirlenecek? Daha önce de bu ülkede ekonomik krizler oldu ama bu kadar süren bir ekonomik kriz olmadı.” diye konuştu.
Suriye’deki son gelişmelere de değinen Arıkan, “15 yıla yaklaşan iç savaş, Suriye’ye neye mal oldu, bize neye mal oldu? Suriye’de neler oluyor diye sormayalım mı? Bu iktidar kendine güveniyor mu ki biz bu iktidara güvenelim.” ifadelerini kullandı.
REKLAM
Arıkan, “Türkiye ile İsrail arasındaki ticaretin devam ettiğini” öne sürerek, bu ticaretin sona erdirilmesini istedi.
“BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ÇIKARLARI”
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, dünyayı bekleyen bir krizin olduğunu söyleyerek, “‘Amerika başkanının görevi devralması dönemine dikkat edin’ dedim. İşaretleri görülmeye başladı, tehditler başladı. ‘Barış getireceğim’ diyen Trump, kime barış getireceğini gösterdi. İsrail’e barış, Gazze’ye cehennem. Getirecekleri barış bu. Bu dönemde teyakkuz halinde olmamız lazım.” değerlendirmelerinde bulundu.
Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında hükümetin doğru bir tavır sergilediğini ifade eden Davutoğlu, “Türkiye, bu iç çatışmada doğrudan bu çatışmayı başlatan ya da teşvik eden bir ülke olarak asla görülmemeli. O yüzden Dışişleri Bakanlığının açıklamaları bazılarınca pasiflik gibi görülebilir ancak Bakanlığın açıklamaları doğrudur. Türkiye bu savaşın doğrudan başlatıcısı gibi görülmemeli.” diye konuştu.
Ahmet Davutoğlu, gelişmeleri yakından takip ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye ne yapmalı? Birinci önceliğimiz, Türkiye’nin stratejik çıkarlarıdır. Onu koruyamazsak, Suriye’yi de Irak’ı da Gazze’yi de koruyamayız. Türkiye’nin stratejik kararları esas olacak. Suriye’de yapılması gereken tavır şudur; Sayın Cumhurbaşkanı’na, Dışişleri Bakanı’na ilgili diplomasi yürütenlere sesleniyorum; şimdi savaş vakti değil, diplomasi vaktidir. Savaş alanda yürüyor. Mesafeli tutum takındınız; doğru. Şimdi diplomasi yapın; Rusya, İran, Amerika, İngiltere, Çin ve Fransa ile temasa geçin. Birleşmiş Milletlere bir mektup yazın, Suriye’de bir geçiş hükümeti kurulsun diye talepte bulunun.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altun şunları söyledi: “Kamuoyunun bu yakın ilgisinin doğal bir sonucu olarak medyamız da vuku bulan meseleleri gündemin üst sıralarında değerlendirmekte, sahadan bilgilerle habercilik vazifesini yerine getirmeye, kamuoyunu bilgilendirmeye çalışmaktadır.
Biz de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak başta sahadaki medya mensuplarının görevlerini daha rahat şartlarda yapmaları ve kamuoyunu etkin bir biçimde bilgilendirebilmeleri için büyük gayret gösteriyor, ilgili tüm kurumlarla koordinasyonu sağlayarak mümkün olan tüm tedbirleri alıyoruz. Tüm bunları yaparken Suriye meselesinin medyada işlenişiyle alakalı hem basın kuruluşlarımıza hem de vatandaşlarımıza birtakım prensipleri hatırlatma görevimizi de icra etmekteyiz.
Dezenformasyonun normal zamanlardan daha fazla ve hızlı yayıldığı böylesine bir ortamda, medyamızın sorumluluk bilincine sahip bir şekilde, vatandaşlarımızın haber alma hürriyetinin ve ülkemiz menfaatlerinin öncelendiği, özellikle askeri ve istihbari mahremiyete azami şekilde riayet eden, asılsız haberlerden, sadece duyuma dayanan söylentilerden, yanlış yönlendirmelerden ve gerçeklikten uzak yorumlardan kaçınan bir yayın politikası benimseyeceğine inanıyoruz.
Türkiye’nin meseleye dair tutumuna ilişkin yalnızca resmî açıklamaların dikkate alındığı ve niyet okuyan analizlerden uzak durulan yayınların yapılması da kamuoyunun daha sağlıklı bilgilendirmesini temin edecek önemli unsurlardır. Bu kapsamda Türkiye’nin Suriye’nin birlik, istikrar ve toprak bütünlüğünü desteklediği, tek amacının milli güvenliğimizin sağlanması ve teröristlerin bertaraf edilmesi olduğu unutulmamalıdır.
Vatandaşlarımızın da medyayı takip ederken teyit edilmemiş bilgilere itimat etmemesi, dezenformasyon içeren haber ve bilgilerin yayılımına katkı sunmaması gerektiğini, doğru bilgi için resmî kurumların açıklamalarının esas alınmasının önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRK-İŞ’teki ziyaret sonrası basın mensuplarına açıklamada bulunan Erbakan, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun çalışmalarına başlamasıyla ilgili bugün emekçinin, işçinin yanında yer aldıklarını ifade etti.
“ASGARİ ÜCRETİN 24 BİN KÜSUR LİRALARA ÇIKARILMASI GEREKİR”
Bu yılki enflasyon rakamlarının yüzde 48-50 olduğunu belirten Erbakan, şunları kaydetti:
“Yüzde 40’lık bir enflasyon oranını yapacak olursak zam olarak, asgari ücretin 24 bin küsur liralara çıkarılması gerekir. Ancak bizim burada hesaba kattığımız diğer bir husus var. O da çok uzun zamandan beri, neredeyse 20 yıldan beri asgari ücrete Türkiye’nin ekonomik büyümesinden herhangi bir pay yansıtılmadı. Yani enflasyona ezdirmeyelim, enflasyon oranının altında maaş zammı yapmayalım tamam ama bir de ülkenin büyümesinden bu emekçilerimize pay verilmesi lazım. Bu pay da hesaba katıldığında asgari ücretin 34 bin liraya çıkması gerektiğini ekonomik işler başkanlığımız bilimsel olarak hesap ederek ortaya koydu. Biz de bu asgari ücreti 35 bin lira yapalım diye Yeniden Refah Partisi olarak daha önce ifade ettik. Bugün Türkiye’de özellikle büyükşehirlerde, yoksulluk sınırı 70 bin lira seviyesine gelmiş durumda.”
REKLAM
En az iki asgari ücret giren hanelerin en azından yoksul kalmayacağına işaret eden Erbakan, burada üç parametreyi dikkate aldıklarını, bunların, enflasyona asgari ücretliyi ezdirmemek, Türkiye’nin ekonomik büyümesinden pay vermek ve iki asgari ücret bir araya geldiğinde yoksulluk sınırında bir gelir seviyesine ulaşmak olduğunu söyledi.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da ziyaretinden dolayı Erbakan ve beraberindeki heyete teşekkürlerini iletti.

Asgari ücretin şu anda Türkiye’deki geçim ücreti olduğunu anımsatan Atalay, Asgari Ücret Belirleme Komisyonunda bu yıl bir aşçı, taşeron işçisi, basın mensubu ve kuaförün de olacağını aktardı.
Atalay, asgari ücretlinin haklı taleplerine ülkeyi yönetenlerin kulak vermesi gerektiğini kaydetti.
HAZIRLADIKLARI RAPORU ERBAKAN’A SUNDULAR
Erbakan, daha sonra HAK-İŞ Genel Merkezi’nde Genel Başkan Mahmut Arslan’ı da ziyaret etti.
Ziyaret sonrasında gazetecilere açıklama yapan Arslan, toplumun yarısının asgari ücretle çalıştığını, bunun dramatik bir tabloyu ortaya koyduğunu söyledi.
Bütün muhatapların yer aldığı, sağlıklı, demokratik, katılımcı, çoğulcu bir Asgari Ücret Tespit Komisyonunun kamuoyunu tatmin edecek sonuçlar alabileceğine işaret eden Arslan, çalışanların bunca mağduriyetine rağmen Asgari Ücret Tespit Komisyonunun bu yapısından çok sağlıklı, ciddi bir asgari ücret beklemediklerini dile getirdi.
Arslan, açıklamasının ardından gelir dağılımı, emeklilik ve asgari ücretle ilgili hazırlanan raporu Erbakan’a sundu.
Fatih Erbakan daha sonar DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nu ziyaret etti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre Dervişoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Engelli vatandaşların sorunlarına değinen Dervişoğlu, Türkiye’deki engelli sayısıyla ilgili kayıtların 13 yıldır tutulmadığını, engelli maaşlarının 2 bin 400 lira ila 4 bin lira arasında değiştiğini, 82 milyon vatandaşın önündeki en büyük engelin iktidarın kendisi olduğunu ileri sürdü.
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel’in anı kitabındaki Türkiye ile ilgili yazdıklarını aktaran Dervişoğlu, Merkel’in mültecilerle ilgili yazdıklarına dikkati çekti. Dervişoğlu, “Eski şansölye, özetle, ‘3 milyar euroyla birlikte, 6 milyon kaçağı da Türkiye’ye verdik.’ diyor. ‘Avrupa’ya gelebilecek sığınmacılardan, parasıyla bedeli mukabilinde kurtulduk.’ diyor. 3 milyar euroyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’ne, milli güvenlik sorunu ihraç etmişler.” dedi.
REKLAMSURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye’deki gelişmelere değinen Dervişoğlu, geçtiğimiz bir hafta içinde taşların yerinden oynadığı belirtti. Dervişoğlu, “Dünyanın ve Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgüt, beş günde ülkenin en büyük şehirlerini, tek başına ele geçirdi. Buna inanmamızı bekliyorlar. Arkalarındaki gücün ve aklın kim olduğunu bilmediğimizi zannediyorlar. Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, İran’ın ayrı, İngilizlerin apayrı senaryolarla kurduğu bu oyun, Suriye’den sonra en çok da Türkiye’yi tehdit ediyor.” dedi.
Suriye’deki iç savaşın Türkiye’ye etkilerini anlatan Dervişoğlu, milyonlarca sığınmacının Türkiye’nin sırtına yüklendiğini belirtti. Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Asla yerli ve milli olamayan akıllarıyla, yerli ve milli masallarıyla, diplomasiyi işportaya çevirdiler. Şimdi de Misakımilli’yi ekran koruyucu yaparak, ‘büyüyeceğiz’ diye milleti kandırıyorlar. Bu yolun sonunda Türkiye’yi küçültme tehlikesinin bizi beklediğini görmüyorlar. Artık açıkça görüyoruz ki bu planın hazırlıkları çoktan yapılmış, beş hafta önce de düğmeye basılmıştır. Bu acı gerçeği ne kadar erken idrak edersek, milletimize ne kadar iyi anlatırsak, bu bataklıktan o kadar çabuk kurtulacağız. Türk devletinin önceliği kendi insanıdır, kendi vatandaşıdır. Onun sağlığı, zenginliği ve güvenliğidir. Hürriyetidir, istikbalidir ve istiklalidir. Aksi yollardaki maceraların sonu, koşulsuz yıkım ve çöküştür.”
REKLAM“TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASINDA ÖNCELİĞİ BELLİDİR”
Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin neler yapması konusunda görüşlerini de paylaşan Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye politikasında önceliği bellidir, Bu da, 10 milyonu aşkın sığınmacıdan kayıtsız ve şartsız kurtulmaktır. Yeni bir göç dalgasının ne olursa olsun önüne geçmektir. Bu konuda maalesef maceracı iktidara güvenmiyorum, büyük Türk milleti de güvenmiyor. Yaralı da olsa binlerce yıllık geleneği olan devletimize güveniyorum. Devletine ve milletine bağlı olan herkesi teyakkuza geçmeye davet ediyorum. Suriye meselesinde, mesele edeceğimiz üç başlık bellidir; sınır güvenliğimiz, bir terör devleti kurulmasını engellemek ve Türkmen kardeşlerimizin güvenliği.”
Dervişoğlu, Halep kalesine asılan Türk bayrağının Türk milletinin duygularına dokunduğunu ancak bu durumun oynanan oyunu ve aktörlerini görmelerine engel olmadığını, Türk insanının kendi vatanı ve milleti dışında artık hiç kimse için ölmeyeceğini kaydetti.
REKLAM
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözlerini hatırlatan Dervişoğlu, “Milli güvenliğimizin en önemli koşulu, Suriye’nin bütünlüğü ve kuzeye hakimiyetidir. Bölücü terörün her geçen gün güçlendiği Kuzey bölgesindeki tehlikeyi önlemenin tek bir yolu vardır. O da Suriye’deki iktidar boşluğunun giderilmesidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır.” diye konuştu.
“BU TABLOYU IRAK’TA GÖRDÜK”
Şu anki tabloyu 1990’lı yıllarda Irak’ta da gördüklerini aktaran Dervişoğlu, “Devleti çökmüş, etnik ve mezhepsel olarak bölünmüş bir Suriye’nin, Türkiye’ye maliyeti yeni bir Kuzey Irak’tır. Yeni bir terör belasının başlamasıdır. ‘PKK silah bıraksın, gerekirse İmralı canisi Mecliste konuşsun’ denilen ve bugün saraya tutturulan tokmak ve onun medyadaki davulcularının çaldığı türkü budur. Türkiye’yi, Batı’nın dilinde terör destekçisi bir ülke konumuna düşürmekten muradınız nedir? Ondan sonra, PYD’nin PKK olduğunu, her ikisinin de terör örgütü olduğunu kime, nasıl anlatacaksınız?” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, Suriye’nin bir terör örgütü pazarı haline geldiğini, parayı ve silahı verenlerin o örgütleri kendi lehine kullandığını vurguladı.
REKLAM
Suriye’de 2011 yılından bu yana kurdurulan örgüt sayısının 450’yi aştığını aktaran Dervişoğlu, “Bu örgütlerin hemen hepsi birbiriyle bir şekilde kavgalıdır ve maalesef her birinin ülkemizde sempatizanları, taraftarları ve aktif mensupları bulunmaktadır. Belli ki bugün Suriye’yi karıştıran el, yarın Türkiye’ye uzanacaktır. Bunu önlemenin yolu, gerçekçi olmaktır, maceradan uzak durmaktır. Unutmayın ki yandaş televizyon kanalına dizi senaryosu yazmıyorsunuz, Türk devletini yönetiyorsunuz, kendinize gelin.” dedi.
PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” ile ilgili tartışmalara değinen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Son dönemde, kendileri cesaret edemediği için aracı kullanıp yine aynı yola sapmaya niyetlendiler. Hendeklerde şehitler vererek bedel ödediğimiz açılım-saçılım rezaletinde ikinci perde için cüretlendiler. Üstelik bu konudaki en saçma adımları ve en saçma sözleri de milliyetçiliği temsil ettiğini iddia edenlere sarf ettirdiler. Ortağı pek cesur davranıyor ama Sayın Erdoğan henüz açıkça cesaret edemedi.”
Dervişoğlu, İmralı’daki cani için çıkacak bir affın, Anayasadaki eşitlik ilkesinden dolayı, FETÖ’cüleri de kapsayacak şekilde genişleyeceğini, böyle bir işe zemin hazırlandığını ancak ne Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına ne de FETÖ’cülerin bu ülkede yeniden cirit atmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.
REKLAM“KREDİ KARTLARINDAN FAİZE BIRAKILAN BORÇ REKOR KIRDI”
Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmeler yapan Dervişoğlu, Türkiye’nin dünyada kişi başına düşen gelirde 67’nci sırada olduğunu, zenginliğin yüzde 10’luk, fakirliğin ise toplumun yüzde 90’lık kesimine yayıldığını belirtti.
Dervişoğlu, “Hane halkı borçlarında büyük artış var. Kredi kartlarında faize bırakılan borç rekor kırdı. Toplam kredi kartı borcu 1.6 trilyon liraya ulaştı. Bir milyondan fazla vatandaşımız artık kredi kartını hiç ödeyemiyor. Batık kredi kartı borçları yüzde 216 arttı. Ben demiyorum, devletin kurumları, belgeleri diyor. Bu ne demek? Millet borç almadan ay sonunu getiremiyor demek. Borcunu ödeyemiyor, her geçen gün daha da borçlanıyor demek.” ifadelerini kullandı.
Bu arada Dervişoğlu, konuşmasının bir bölümünde Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki Çayırhan Termik Santrali ve maden sahalarının özelleştirilmesine karşı çıkan madencilerin kendisine gönderdiği bareti takarak, emek mücadelesi veren vatandaşların yanında olduğunu söyledi.
İYİ Parti Grup Toplantısı, Dervişoğlu’nun konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KKTC Ulusal Meclisi Başkanı Öztürkler ve milletvekillerini TBMM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na seçilen Öztürkler’e tebrik ve başarı dileklerini iletti.
MİLLİ BİR MESELE
Kıbrıs meselesini, günlük siyasetin üzerinde müşterek bir bakış açısına sahip olunan milli bir mesele olarak nitelendiren Kurtulmuş, Kıbrıs meselesinin, en dikkatli takip edilen konuların başında geldiğini belirtti.
REKLAM
Bu sene KKTC’nin Mutlu Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü olduğunu anımsatan Kurtulmuş, “Bu 50 yıllık süre içinde çok badireler atlattık, çok zor zamanlardan geçildi, büyük bedeller ödendi. Ama çok şükür, geldiğimiz noktada artık bütün uzuvlarıyla teşekkül etmiş, olgunlaşmış dirençli bir devlet olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ortaya çıkmış oldu. Kıyamete kadar da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin baki olmasını, Türkiye ile birlikte müşterek hedeflere el ele yürümemizin nasip olmasını temenni ediyorum. Her açıdan Kıbrıs Türk halkının ve Kıbrıs Türk devletinin yanında olduğumuzun bilinmesini bir kere daha Sayın Meclis Başkanımızın ziyareti dolayısıyla teyit etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN TANINMASI
50 yıllık sürede iki halkın beraber, eşit bir şekilde yaşaması konusunda Kıbrıs Türklerinin üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini, zaman zaman her türlü fedakarlığı ortaya koymaktan da kaçınmadığını ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Ama Rum tarafının tek taraflı yaklaşımları, batılı ülkelerin oldubittiye getirmek için acele olarak attıkları adımlar, çifte standartlı bir şekilde gerçekleştirdikleri baskılarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası alanda izole edilmeye, çeşitli ambargolarla ekonomik ve siyasi bakımdan zor durumda bırakılmaya çalışılmıştır. Bugün geldiğimiz notada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, güçlü bir devlet olarak ayakta olması hem de uluslararası camiada tanınırlığının artırılması için yeni bir dönemin başladığını ifade etmek isterim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti şu anda Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinin (TÜRKPA), Türk Devletleri Teşkilatının ve İslam İşbirliği Teşkilatının gözlemci üyesidir. Bu, tanınma yolunda atılmış olan ilk adımlardan bazılarıdır. Önümüzdeki dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması noktasında başta dost ve kardeş ülkelerimiz olmak üzere olumlu adımlar atacaklarını, tanınırlığının gün geçtikçe daha ileriye taşınacağını ümit ediyorum.”
REKLAM
Kurtulmuş, gelinen noktada iki devletli çözümden başka hiçbir çözümün olmadığını vurgulayarak, “Kıbrıs halkı egemen, eşit, toprak bütünlüğü sağlanmış Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin özgür yurttaşlarıdır.” diye konuştu.
“Bir devlet olma hakkından vazgeçmesinin” hiçbir uluslararası platformda KKTC’ye teklif dahi edilemeyeceğinin görülmesini arzu ettiklerini söyleyen Kurtulmuş, Türkiye olarak, KKTC’nin her alanda daha güçlü bir şekilde var olması için mücadelelerine destek olacaklarını belirtti.
Bu kadar büyük türbülansların, çatışmaların yaşandığı bir ortamda, en fazla çatışmaların yaşandığı bölgelerin ortasında yer alan bir ülke olarak hem Türkiye’nin hem KKTC’nin tavrının, bölgesel ve küresel barışın sağlanması için gayret sarf etmek olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Biz bu bölgede, coğrafyada daha fazla çatışma, gerilim istemiyoruz. Bizim tavrımız barışçıl müzakerelerle var olan sorunların çözülmesi için siyasi iradenin ortaya konulmasıdır.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, KKTC Cumhuriyet Meclisinin yeni binası tamamlandıktan sonra Meclis heyetiyle ziyaret etme arzusunda olduklarını da kaydetti.
REKLAM“BÖLGE ÜLKELERİYLE NORMALLEŞME İSTEĞİMİZ HAKİKİ, SAHİCİ VE CİDDİ BİR ADIMDI”
Açıklamalarının ardından Kurtulmuş ve Öztürkler gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin “Türkiye’nin güney sınırlarında bütün dünyanın da takip ettiği sıcak gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçten önce de Türkiye ve Suriye arasında bir normalleşme süreci de konuşuluyordu. Nasıl değerlendirirsiniz bu süreci?” sorusuna Kurtulmuş, “Bizim bölge ülkeleriyle normalleşme isteğimiz hakiki, sahici ve ciddi bir adımdı. Hala bu niyete sahip olduğumuzu ifade etmek isterim. Çünkü bölgede izlenen politikaları, gerçekleşen gelişmeleri gördükçe tespitlerimizin ne kadar doğru olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Biz bu bölgede daha fazla bölünmenin değil, daha fazla bütünleşmenin, iş birliğinin, dostluk ve barışın hakim olmasını arzu ederiz.” yanıtını verdi.
Kurtulmuş, 1990’ların başında ABD’nin Irak’ı işgaliyle başlayan süreçte bölgenin yeni bir döneme girdiğini, bu dönemde “vekalet savaşları” adı altında terör örgütlerinin bölgeye konuşlandırıldığını, silahlandırıldığını, onlara birtakım lojistik, askeri, istihbarat destekleri verildiğini ve bölgenin çatışmalarla her gün içinden çıkılmaz bir duruma doğru sürüklendiğini de belirtti.
Bu bölgede uygulanan emperyalist planın en temel bakış açısının etnik ve mezhebi temelde Orta Doğu halklarının bölünmesini temin etmek olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Türk devleti olarak üzerimize düşen büyük sorumluluk şudur: Biz vatanımızı, milletimizi, ülkemizi her türlü dış tehlikeden korumakla mükellefiz. En başta da terör örgütleri vasıtasıyla Türkiye’ye karşı oynanmak istenen oyunu bozmak, Türkiye’nin dirliğini, birliğini sağlamak ve bu çerçevede de terör örgütlerinin bu bölgede etkisiz hale getirilmesini temin etmektir. Bunu yaparken, başından beri ısrarla ve samimiyetle söylediğimiz bir başka konu ise başta Suriye ve Irak olmak üzere bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünün temin edilmesidir. Çünkü biliyoruz ki bizim milli menfaatimiz, bölge ülkelerinin birliği ve beraberliğinden geçiyor. Başkalarının milli menfaatleri ise bölge ülkelerinin daha fazla bölünmesinden, parçalanmasından geçiyor. Ümit ederiz ki Suriye halkı artık beklediği huzura kavuşsun.”
REKLAM
Suriye’de 2011’den bu yana süren çatışmaların sona ermesi arzusunda olduklarını dile getiren Kurtulmuş, “Bölgenin muktedir bir ülkesi olarak hem bu çevrede Türkiye’ye de zarar verecek olan terör faaliyetlerine müsaade etmeyeceğimizi hem de bölge ülkelerinin daha fazla bölünme ve parçalanma içine girmesinin, başta o ülkeler olmak üzere bütün bölge halklarına zarar vereceğini teyiden bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Ümit ederiz ki en kısa zamanda Suriye’deki bu yüksek tansiyon düşer. Artık birçok ülkenin arkasında durduğu bu terör faaliyetleri sona erer. Özellikle Türkiye’yi yakından ilgilendiren, Türkiye’ye karşı hasmane niyetleri olan PYD/YPG gibi birtakım terör örgütleri de bölgeden tasfiye edilir.” ifadelerini kullandı.
“ALDIKLARI SİLAHLARIN İŞE YARAMAZ OLDUĞUNU GÖRECEKLER”
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) “Demir Kubbe” hava savunma sistemi alımına yönelik haberlere ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Savaş lordları artık silahlarını satmak için yeni yerler arıyorlar herhalde, öyle görünüyor, yeter artık! Dünyayı kan gölüne çevirmiş olan bu savaş lordlarının, savaş araçlarını satarak bu bölgeyi daha fazla istikrarsız hale getirmemeleri gerekir. Kimin hangi silahı aldığı, alacağı bizi ilgilendirmez. Silahlanmanın durdurulmasını arzu ederiz. Ama ikide bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve onun üzerinden Türkiye’ye ayar vermeye çalışanların Güney Kıbrıs’taki bu silahlanma tutkusunu da görmezden gelmelerini anlayamayız. Hatta tam tersine, Kıbrıs’a bu nasihatleri yapanların Güney’i nasıl silahlandırdıkları, nasıl oralarda birtakım üsleri tahkim ettiklerini biliyoruz.
Ne yaparlarsa yapsınlar, biz de elimizdeki bütün imkanlarla, isteriz ki Türk ve Rum halkı barış içerisinde kendi devletlerinin bayrağı altında kıyamete kadar huzur içinde yaşasınlar ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin huzurunu bozmak isteyen kimseye de müsaade etmeyiz. Bu anlamda Türkiye, kim karşısında olursa olsun bütün gücüyle Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs Türk devletinin yanındadır, yanında olmaya devam edecektir. Başkalarına silahlanmama uyarısında bulunuruz, kimden ne silah alacaklarına biz karar verecek değiliz. Aldıkları silahların da işe yaramaz olduğunu göreceklerdir.”
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’de okul öncesi eğitim veren kurumların sayısıyla ilgili istatistiklere bakıldığında; 3-6 yaş arası çocukların kaydedildiği resmi ve özel anaokullarının toplamı 18 bin 866.
REKLAM
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023-2024 eğitim öğretim yılı istatistiklerine göre, bakanlığa bağlı resmi anaokulu sayısı 6 bin 300. Bunların 4 bin 253’ü ise özel statüde. İstanbul’da 4 bin 900 okul öncesi eğitim kurumunun bin 963’ü özel… Bünyesinde anasınıfı bulunan 19 bin 510 devlet okulu bulunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kreş ve bakımevlerinin sayısı ise 2 bin 298 olarak kayda geçirilmiş.
BELEDİYELERİN KREŞ AÇMA YETKİSİ
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesi belediyelere okul öncesi eğitim kurumu açma yetkisi veriyordu ancak bu madde okul öncesi eğitim hizmetinin yerel değil ulusal nitelikte bir hizmet olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi bu kanun maddesini 2007 yılında iptal etti. Yasa maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Okul öncesi eğitim kurumları açabilir…” ifadesi kaldırıldı. Yani belediyelerin, doğrudan “anaokulu” veya “ilkokul” gibi eğitim kurumları açma yetkisi yok ancak kreş veya gündüz bakımevi açabilirler. Bazı belediyeler gece çalışan ebeveynler için gece bakımevi hizmeti de vermeye başladı. Yine yasa gereği; büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyelerin, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açma zorunluluğu bulunuyor.
BÜYÜKŞEHİRLERDE DURUM
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Yuvamız İstanbul Projesi kapsamında 2020-2021 döneminde açılmaya başlayan kreş sayısı 105 oldu. 34 ilçede hizmet veren Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezi’nde 150 hedef konulmuş. Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Çocuk Etkinlik Merkezi’nin sayısı 31 iken, İzmir’de 24-72 ay arası çocuklara yönelik eğitim veren İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait 18 İZELMAN Anaokulu bulunuyor.
REKLAMKREŞ FİYATLARI EL YAKIYOR
Özellikle çalışan ebeveynlerin çocuklarını bırakmak zorunda kaldıkları kreş ve gündüz bakımevlerinin fiyatları da el yakıyor. Tam gün kreş fiyatları büyükşehirlerde 20 bin TL ile 70 bin TL arasında değişiyor. Belediyelerin ya da kamu kurumlarının açtığı kreş ve gündüz bakımevlerinde ise ücretler 6-10 bin TL arasında değişiyor. Daha makul ücretler söz konusu…
Öyle ki aile büyüklerinden destek alamayan ve aylık kazançları kreş fiyatlarını dahi karşılamayan anneler, işlerinden ayrılarak çocuklarına bakmayı tercih ediyor. Birçok anne, “Kazandığım bütün parayı kreşe vereceksem çalışmamın ne anlamı var” diyerek işinden ayrılıyor. Gelin çıkın bu işin içinden…
YAŞLI HUZUREVİ VE BAKIM MERKEZLERİ
Benzer bir problem yaşlı bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşanıyor. Sosyal devlet ilkesi gereği; ailelerinin yanında kalmalarının mümkün olmadığı durumlarda yaşlılara, huzurevi ile huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde hizmet veriliyor. Bu alanda da öyle büyük bir sıkıntı var ki araya tanıdık sokulduğunda bile huzurevi ve bakımevi bulunamıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı özel ve diğer kamu kurumlarına ait toplam 452 huzurevi bulunuyor. Devlete ait huzurevlerinde 14 bin 535, özel huzurevlerinde 11 bin 467 olmak üzere toplam 26 bin 2 kişi kalıyor. Maddi imkânı bulunmayan ve bakanlığa bağlı huzurevlerinde kalan bakıma muhtaç yaşlıların bütün masrafları devlet tarafından karşılanıyor. Bu kapsamda 4 bin 84 kişi ücretsiz bakım hizmeti alıyor.
REKLAM
1720 kapasiteli 18 yeni ve 600 kapasiteli yenilenen 5 huzurevi ile toplam 2 bin 320 kapasiteli 23 huzurevinin daha hizmete açılması hedefleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yaşlılarına evde bakan ancak hiçbir geliri olmayan ailelere destek veriyor. Keşke bütün aileler yaşlılarını huzurevine göndermese ve büyüklerine evlerinde baksa ancak hayatın koşulları kimi zaman buna imkân tanımıyor.
Emekli maaşlarının geldiği nokta da yaşlı bakımevi ve huzurevinde kalma konusunda sorun oluşturuyor. En düşük emekli maaşı 12 bin 500 TL… Diyelim ki güç bela uygun bir yaşlı bakımevi buldunuz ücretler o kadar yüksek ki mevcut emekli maaşınızı verseniz bile bakımevinin ücretini karşılayamıyorsunuz.
Özel Huzurevleri ve Yaşlı Bakım Merkezleri’nde 2024 yılında yüzde 10 KDV hariç olmak üzere aylık bakım ücretlerinin tabanı 4.797,59 TL, tavan 41.036,95 TL olarak belirlendi. 30-40 bin TL’ye ulaşan aylık ücretler karşılanamıyor.
ÖĞRENCİ YURDU MESELESİ
Öğrenci yurtları meselesine de değinmesek olmaz… Yüksek öğrenimdeki öğrencilerin barınma sorunu başlatılan seferberlikle nispeten giderilse de sorun devam ediyor. 2024-2025 yılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurt başvuru sonuçlarına göre 81 ilde bulunan 857 yurt binasına 987 bin öğrenci yerleşti.
REKLAM
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, 81 il, 260 ilçe ve KKTC’de olmak üzere 822 yurt ve toplam 950 bin yatak kapasitesi ile gençlerin hizmetinde olduklarını belirterek, “İlk aşamada, yüzde 87’lik bir yerleştirme oranı ile yeni bir rekora imza attık. Bugüne kadarki en yüksek talebi almış olmamıza rağmen tarihimizin en yüksek yerleştirme oranına ulaştık. Çok kısa süre içerisinde kalan öğrencilerimizin tamamını yerleştirmiş olacağız.” dedi.
Yüksek öğrenim yurtları arasında 200 bin 342 yatakla dernek yurtları, 124 bin 694 yatakla ticari özel yurtlar, 71 bin 597 yatakla vakıf yurtları yer alıyor. Türkiye genelinde vakıf ve derneklerin toplam yurt kapasitesi ise 271 bin 939.
KREŞENDO NEDİR?
Kreşendo bir müzik eserinde gerçek anlamda seslerin daha da veya gittikçe güçleneceğini belirten harekettir. Müziği bir kenara bırakır günlük hayatta kullanımına bakarsak olayın daha da büyüyeceği, daha da ses getireceği manasında kullanılır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurtulmuş, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen, Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) EXPO 2024 Uluslararası Ticaret Fuarı Gala Programı’nda yaptığı konuşmada, MÜSİAD’ın kuruluşundan itibaren sürekli çıtasını yükselterek bugünlere kadar gelen örnek bir sivil toplum kuruluşu olduğunu söyledi.
REKLAM
MÜSİAD’ın Türkiye’nin yakın dönemine damgasını vurduğunu belirten Kurtulmuş, bugün 20’ncisi gerçekleştirilen MÜSİAD EXPO’nun ise bu başarının sadece görünen yüzlerinden birisi olduğunu ifade etti.
“Küresel Ticaret Burada” sloganının, EXPO bünyesinde hem kurum olarak MÜSİAD’ın hem de Türkiye’nin taşıdığı iddiayı ifade etmesi bakımından dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Türkiye, bir taraftan tarihi İpek Yolu’nun ortasında olması, bütün ticaret yerlerine yakın bir mesafede bulunması, jeostratejik konumu, etrafındaki bütün türbülanslara rağmen ekonomik ve siyasi istikrarını koruyabilme becerisiyle bugün dünyada, özellikle önümüzdeki dönemdeki kapıları sonuna kadar açılmış olan çok kutuplu yeni dünya sistemi içerisinde yıldızı parlayan ender ülkelerden birisidir.” ifadelerini kullandı.
Dünyanın içinde bulunduğu döneme işaret eden, kurulmakta olan yeni dünyanın dengelerinin Türkiye’ye yeni fırsat kapılarını, yeni birtakım imkanları açtığını dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
REKLAM
“Hiç şüphesiz, bu fırsatlarla birlikte birtakım önemli risklerin de ortada olduğu aşikardır. Bunun için her şeyden evvel Türkiye’nin dünyadaki gelişmeler karşısında gerekli adımları atabilmesi için içeride birliği, dirliği sağlaması şarttır. Bunun için başta terör gibi Türkiye’yi yıllardır meşgul eden birtakım unsurları elimine etmek, tam manasıyla 85 milyonun birliğini, beraberliğini, kardeşliğini sağlamak zorundayız. Bunun için demokratik standartları yüksek bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmek zorundayız. Başta Anayasa olmak üzere, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve Meclis İçtüzüğü olmak üzere bir taraftan hukuki metinlerimizi düzeltip siyaseti daha demokratik bir seviyeye yükseltirken diğer taraftan da iş dünyasının önündeki yatırımı engelleyen ve iş ortamını zorlaştıran meseleleri de elimine ederek iş dünyasının daha aktif bir şekilde bu mücadelenin paydaşı olmasını temin etmekle yükümlüyüz. Aynı şekilde Türkiye’nin, yakın çevresindeki ülkeler başta olmak üzere birliğin, beraberliğin ve bu bölgelerde istikrarın temin edilmesi için de üzerine düşen her türlü meseleyi, her türlü yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir.”
İsrail’in bölgedeki yayılmacılığından, bundan sonraki yıkıcı adımlarının neler olabileceğinden bahsedildiğine dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“İsrail’in en büyük gücü, ne elindeki askeri gücüdür ne arkasında Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerin verdikleri destektir ne dünya medyasındaki hakimiyetidir ne uluslararası finans çevrelerindeki olağanüstü gücüdür ne Amerika ve Batı ülkelerindeki lobilerinin gücüdür; üzülerek ifade ederiz ki İsrail’in bu bölgedeki en büyük gücü, bölge ülkelerinin, Müslüman ülkelerin bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bizim her şeyden evvel dağılmışlıktan kurtulmamız ve güçlü bir şekilde bölge ülkeleri ve bölge halkları arasında birliği, dirliği sağlamamız lazım. Bunun için Türkiye’nin önümüzdeki döneme yönelik en önemli vizyonlarından birisi, bölge ülkeleriyle aramızdaki meseleleri çözmek ve normalleşme sürecini en kısa zamanda sonuçlarını da alacak şekilde gerçekleştirmek için gayret sarf etmektir. Bu çerçevede Türkiye’nin önüne koyduğu vizyonların hepsi artık küresel vizyonlardır. Türkiye, bölgesinin güçlü bir ülkesidir ancak gelişmeler gösteriyor ki sadece bu bölgede güçlü olmak yetmez; Türkiye’nin, ‘Türkiye Yüzyılı’ adını verdiğimiz Cumhuriyetimizin ikinci asrında sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke haline gelmesi mecburidir. Sadece sözün güçlü olması artık tek başına yetmiyor. Sözün gücünü mutlak manada güçlü bir şekilde destekleyecek her türlü argümanı da ortaya koymak zorundayız.”
REKLAM“TÜRKİYE, TİCARET ALANINDA HER TÜRLÜ GELİŞMEYİ SAĞLAYABİLECK MUKTEDİR BİR ALTYAPIYA SAHİPTİR”
Türkiye’yi ayağa kaldırması gereken bütün unsurların ortak hedefe doğru yönelmesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, “Bu çerçevede siyasetin en büyük sorumluluğu, iş dünyasının ve sivil toplumun önünü açmaktır. Burada Türkiye’nin ortak hedeflerini birlikte gerçekleştirmek için yan yana, omuz omuza mücadele edebilmektir. Türkiye, ticaret alanında her türlü gelişmeyi sağlayabilecek muktedir bir altyapıya sahiptir, bundan dolayı iftihar ediyoruz.” dedi.
Yüksek teknolojilerin kullanılabilmesinin ticaretin en önemli unsurlarından olduğunu dile getiren Kurtulmuş, devletin kurumlarının üzerine düşenin hem yüksek teknolojilerin hem de markalaşmanın önünün açılmasında yeterli destekleri verebilmek olduğunu söyledi.
Bugün dünyanın en önemli meselelerinden birisinin sürdürülebilir kalkınmayı, istihdamı, üretimi ve ihracatı eş zamanlı ve aynı güçle ele alıp yönetebilmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, çevreyle uyumlu, insanı ve doğayı koruyarak kalkınma hedeflerine ulaşmanın ortak hedef olması gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, Türkiye’nin önemli bir çağın başlangıcında olduğunu ve gelecek dönemin Türkiye’yi sadece bölgesel bir güç değil küresel bir güç olarak da daha ileriye doğru taşıyacağını ifade etti.
Türkiye’nin, bugün dünyanın her yerinde insanı ve kainatı ilgilendiren her meselede söz ve karar sahibi ülke konumuna geldiğini dile getiren Kurtulmuş, en son Gazze’de devam eden İsrail’in soykırımı karşısında Türkiye’nin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlarıyla örnek bir liderlik ortaya koyduğunu belirtti.
REKLAM
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bütün uluslararası platformlarda ‘Gazze diplomasisi’ diyebileceğimiz bir alanı, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere hepimiz, bu alandaki çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. En önemlisi, belki dünyada devlet ve millet olarak bu konuda ortak hareket eden ender ülkelerden birisi olarak adım attık. Her uluslararası platformda sözümüzü söylerken biliyoruz ki arkamızda milletimizin desteği ve milletimizin gücü vardı. Her uluslararası alanda İsrail’e karşı birtakım sözleri gündeme getirirken biliyorduk ki bu maşeri vicdanın, insanlık cephesinin ortak vicdanının sesiydi. Evet, çok acılar yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. 50 bini aşkın şehit, yıkılmış şehirler, artık evlerinden koparılmış sadece Gazze’nin halkı değil Batı Şeria’nın insanları… Hatta Lübnan’da… Bakmayın ‘Ateşkesi sağladık.’ diye söylediklerine. Lübnan’da evlerinden, yurtlarından edilen on binlerce insanın varlığı hepimizin yüreklerini dağlıyor ancak sonuç olarak geldiğimiz noktaya baktığımızda dokunulmaz zannedilen İsrail’e dokunulmuştur.”
REKLAM
Uluslararası Adalet Divanının İsrail hakkında verdiği ihtiyati tedbir kararının birinci adım, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Netanyahu ve Gallant hakkında verdiği tutuklama kararının da ikinci adım olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bir zamanlar apartheid rejimi uygulamaları dolayısıyla Güney Afrika’nın Birleşmiş Milletler üyeliği nasıl askıya alındıysa şu anda Filistin’de uygulamaya devam ettikleri apartheid politikaları dolayısıyla siyonist İsrail Devletinin BM üyeliği de askıya alınmalıdır, bunu konuşmanın vakti gelmiştir. Bu üçüncü adım da bir müddet sonra gerçekleşecek, İsrail’in BM üyeliğinin askıya alınması teklif edilecektir.” diye konuştu.
Kurtulmuş, zor bir zamandan geçildiğini dile getirerek, her alanda el ele vererek gönül birliğiyle başta Türkiye olmak üzere bütün bölge ülkelerini ve bütün insanlığı huzur ve barışa götürecek adımların atılmasının gerektiğini sözlerine ekledi.
NOTLAR
Hafız Ali Fıstık’ın Kur’an-ı Kerim okumasıyla başlayan programda MÜSİAD EXPO’nun anlatıldığı tanıtım filmi gösterildi.
Ardından MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı konuşma yaptı.
Konuşmalardan sonra Kurtulmuş’a Asmalı tarafından üzerinde “La ilahe illallah” yazılı tablo hediye edildi.
Kurtulmuş ve Asmalı, MÜSİAD EXPO 2024’e sponsorluk desteği sağlayan firmaların temsilcilerine plaketlerini verdi. Fuarın Global İletişim Ortağı olan Anadolu Ajansı adına plaketi, AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan aldı.
Program, hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
Programa MÜSİAD Kurucu Başkanı ve Uluslararası İş Forumu (IBF) Başkanı Erol Yarar, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ile yerli ve yabancı firmaların temsilcileri katıldı.
Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye başkanları söz alıp görüşlerini paylaştı. Edinilen bilgiye göre basına kapalı gerçekleştirilen toplantıda söz alan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kayyumlara karşı etkin mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. Yavaş, “Vereceğimiz tepki hukuk çerçevesinde olmalı, hukuk kurallarını aşmamalıyız” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI
Yavaş, konuşmasında cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasına da değindi. Bu tartışmaların partiye zarar verdiğini ve uzak durulması gerektiğini kaydeden Yavaş,”Benim adıma kimse cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda konuşmaz, konuşmayacak, herkesten de bu yaklaşımı bekliyorum. Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları için çok erken” diye konuştu.
İMAMOĞLU’NDAN KAYYUM AÇIKLAMASI
Yavaş’ın ardından söz alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da gündeminde kayyumlar vardı. Hiçbir CHP’linin kayyumlarla mücadele ederken hukuk dışına çıkmayacağını belirten İmamoğlu, daha sert bir mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. “Daha cesur olmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan karar 7 gün içerisinde belediye veya idarelerce ilgililerine iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilecek. Tebliğ edilemediği durumlarda yıkım kararının bir örneği yıkımı yapılacak yapıya asılacak ve ilgili muhtarlığına bırakılacak. Bu tarih, kararın yapı sahibine tebliği tarihi yerine geçecek. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün sonra belediye veya il özel idaresi tarafından derhal yıktırılacak. Devlet ormanları hakkında Orman Kanunu hükümleri saklı tutulacak.
REKLAM
Mülkiye amirleri, izinsiz yapıların yıkım güvenliğinin sağlanması konusunda yükümlü olacak.
KANUNA “İMAR HAKKI AKTARIMI” TANIMI EKLENDİ
AA’nın haberine göre; teklifle, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişikliğe gidiliyor. Bu kapsamda özel bütçe kapsamında bulunan Kentsel Dönüşüm Başkanlığına yapılan arsa ve arazi teslimleri, katma değer vergisinin istisnası kapsamına alınıyor.
Düzenlemeyle İmar Hakkı Kanunu’na “imar hakkı aktarımı” tanımı ekleniyor. İmar hakkı aktarımı, “1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunduğu, arazi ve arsa düzenlemesi yapılmış ya da yapılması mümkün olmayan alanlarda, parselin tamamının ya da bir kısmının umumi ve kamu hizmet alanlarında kalması sebebiyle, parsel üzerinde özel mülkiyete konu yapılaşma hakkının verilememesi durumunda, verilemeyen emsale esas inşaat hakkının başka parsel ya da parsellere imar planı kararı ile taşınması işlemidir.” şeklinde tanımlanıyor.
AK Parti’nin Genel Kurulda kabul edilen önergesiyle imar hakkı aktarımı yapılarak umumi ve kamu hizmet alanlarının kamuya mali külfet getirmeden bedelsiz karşılanarak kamu mülkiyetine geçirilmesi, vatandaşların mülkiyetlerindeki kısıtlılığın kaldırılması ve kamulaştırmasız el atma davalarının önüne geçilmesi amacıyla İmar Kanunu’nda değişikliğe gidiliyor. Bu kapsamda imar hakkı aktarımı yapılırken alıcı parselin emsale esas inşaat alanı en fazla imar planı ile belirlenmiş oranlar kadar ve her halde alıcı parselin yüzde 30’unu geçmemek üzere artırılabilecek.
REKLAM
Verici parselin/parsellerin aktarıma esas inşaat hakları, en yakın komşuluğundaki imar parselinin/adasının emsale esas inşaat hakkını aşmamak kaydıyla ilgili idarece belirlenecek. Aktarma işlemi, alıcı ve verici parselin değer tespitleri üzerinden yapılacak.
Alıcı ve verici parselin aktarıma konu olacak imar haklarının değeri, kanuna göre yetkilendirilmiş lisanslı en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından belirlenen değerlerin ortalamasından az olmamak kaydıyla idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından bedel tespit esaslarına göre belirlenecek. Alıcı ve verici parsellerin aktarıma konu imar haklarının değerleri arasında fark oluşması durumunda karşılıklı mahsuplaşılabilecek.
Verici parselin imar hakkı aktarım işlemi bulunduğu idare veya kurumun yetki alanı içerisinde olması, alıcı parselin imar planı kararı ile belirlenmesi, alıcı parselin metrekare birim değerinin verici parselden daha fazla olması kaydıyla ve verici parselin ilgili idareler lehine bedelsiz devredilmesi suretiyle gerçekleştirilecek.
PARSELASYON
Düzenlemeyle İmar Kanunu’nda yer alan parselasyon hazırlanmasına ilişkin maddede değişikliğe gidiliyor.
Buna göre, düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakımevleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmi kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşacak ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacak.
REKLAM
Düzenleme sahasında sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanacak.
Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılacak.
Bedel takdiri, bedel tespiti esasları da gözetilerek Sermaye Piyasası Kanunu’na göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilecek.
Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilecek ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenecek.
Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamayacak ve yapı ruhsatı verilemeyecek; tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyecek. Bedelin tamamen ödenmesi halinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilebilecek.
REKLAMDEĞER ARTIŞ PAYI
Taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine parsel bazında fonksiyon değişikliği ile ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda değerinde artış olan parsel veya parsellerin artan değeri ile mahkemelerce iptal edilen imar planı değişikliklerinde, imar planı değişikliği neticesinde yürürlükten kalkan imar planı ile teklif edilen yeni imar planının kapsadığı parsel veya parsellerde oluşan değer farkının yüzde 90’ı, değer artış payı olarak alınacak.
Değer artış payı bedelinin tespitinde Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili maddesinde belirtilen bedel tespit esasları gözetilecek.
İmar planı değişikliği ile taşınmazda meydana gelecek değer artışının tespiti Sermaye Piyasası Kanunu’na göre yetkilendirilmiş lisanslı en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından plan değişikliği açıklama raporunda belirtilen mer’i plan koşullarındaki değer tespiti ile birlikte değişiklik sonrası değer tespiti yapılmak suretiyle belirlenen ortalama yeni değerden az olmamak üzere, idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenecek.
Değer artış payı peşin veya taksitle ödenebilecek. Değer artış payının peşin ödenmesi halinde yüzde 10 indirim uygulanacak ve en geç tahakkukun oluştuğu tarihi takip eden bir ay içerisinde ödenecek.
Değer artış payının taksitle ödenmesi halinde ilk ödeme, tahakkuk tarihini takip eden birinci ay içerisinde faizsiz olarak yapılacak. Sonraki taksit ödemeleri ise ilk ödemeden sonraki altıncı, on ikinci ve on sekizinci aylarda olmak üzere ve kalan borç üzerine Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları eklenerek artış yapılacak şekilde toplamda dört taksitte gerçekleştirilecek.
REKLAM
Taksitlerin erken ödenmesi halinde ise taksitin ödendiği tarihteki kalan borç üzerine Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları eklenerek ödenecek taksit tutarı hesaplanacak. Değer artış payının tamamı ödenmeden tapuda satış, devir, bağış yapılamayacak, yapı ruhsatı düzenlenemeyecek.
İmar planlarında umumi hizmet alanına ayrılan yerlerden kamu eline geçişi sağlanamayan alanlarda kamu hizmetini yapacak ilgili idarenin kamu hizmet alanına ihtiyacı olmadığına dair görüşü alınarak eş değer alan ayrılmaksızın çevre yapılaşma koşulları ile uyumlu olmak kaydıyla konut kullanımı hariç fonksiyon değişikliği amaçlı plan değişikliği yapılabilecek.
ELEKTRONİK HABERLEŞME ALTYAPILARINDA YAPI RUHSATI ALINMASI
Kanunla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları dikkate alınarak İmar Kanunu’nun “Elektronik haberleşme altyapılarında yapı ruhsatı alınması” maddesinde düzenlemeye gidildi. Buna göre, 1/1000 ölçekli imar planı bulunmayan yerlerde, kulenin, varsa 1/1000 ölçekli mevcut haritası üzerine işlenerek, bu harita bulunmayan yerde ise 1000 metrekare alanı kapsayacak şekilde halihazır harita hazırlatılarak ve işlenerek ilgili idareye onaylatılacak.
REKLAM
Yapı ve binalarda kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurlarına yüksekliği 10 metreden az olmak, statik ve elektrik bakımından sakınca olmadığına dair inşaat ve elektrik/elektronik mühendislerince hazırlanacak rapor ile bu meslek mensuplarınca fenni mesuliyetin üstlenildiğine dair taahhütname verilmek ve malik ya da tasarruf sahibi ile işletmeci arasında yapılan kiralamaya veya kullanıma ilişkin belgenin sunulması, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ilgili mevzuatında belirlenen gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması ve buna dair güvenlik sertifikasının sunulması ve ilgili mevzuat uyarınca yer seçim belgesinin alınmış olması kaydıyla başkaca bir şart aranmaksızın ilgili idarece izin verilecek.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri belirleniyor. Bu kapsamda Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kalan alanlarda yapılan her tür ve ölçekteki plan, arazi ve arsa düzenlemesi ve kentsel tasarım projelerini onaylamak da Bakanlığın görev ve yetkileri arasında sayıldı.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda İmar Kanunu’nda yapılan değişiklikle, “Elektronik haberleşme altyapılarında yapı ruhsatı alınmasına” ilişkin maddenin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan kule ve direkler ile zorunlu altyapı unsurlarının imar durumu yeniden düzenleniyor.
Buna göre, süresi içinde izin başvurusu yapılmış olan kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurları için harç veya izin bedeli ödenmiş olması halinde yeniden harç ya da izin bedeli alınmaksızın ve 2 Temmuz 2004 ile 1 Ekim 2009 tarihleri arasında kurulmuş olan elektronik haberleşme istasyonlarına alınacak izin veya ruhsatlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işletmeciler bir yıl içinde ilgili idareye başvuracak. İlgili idarece yapılacak incelemeler sonucu bu hükümde yer alan belgelerin başvuru süresi içinde tamamlanması kaydıyla izin veya ruhsat verilmiş sayılacak.
REKLAM
Teklifin 11’inci maddesinin oylamasından önce muhalefet milletvekilleri yoklama talep etti. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığı için birleşimi, 3 Aralık Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
SİYASİ PARTİLERDEN İSRAİLLİ FUTBOLCUYA TEPKİ
Beşiktaş’ın İsrail ekibi Maccabi Tel Aviv’le Macaristan’da oynadığı maçta İsrailli bir futbolcunun gol attıktan sonra asker selamı vermesine Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilerin grup başkanvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “Uluslararası bir spor müsabakasında terör devleti İsrail’in sporcusunun yaptığı o hareketi esefle kınıyorum. Bununla ilgili olarak da UEFA’nın bir yaptırım yapmasını bekliyoruz. Daha önce bizim futbolcumuz Merih Demiral’e iki maç ceza verilmişti, oynatılmamıştı. Yaptığı bir hareketten dolayıydı. Bunu yapan bir İsrail terör devletinin futbolcusu bir asker selamını verme cüretini ve cesaretini gösteriyorsa, bütün dünyaya böyle bir meydan okumaya kalkışıyorsa, UEFA’nın da gerekli cezayı vermesini, bu futbolcunun hatta eğer buna karşı sessiz kalıyorsa, o takımla ilgili cezai bir uygulamanın yapılmasını biz de bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “O maçta golü attıktan sonra İsrailli futbolcunun asker selamı vermesi insanlık adına utanç verici bir durumdur. Katil bir ülkenin ahlaksız futbolcusu, bu yapmış olduğu hareketle, insanlığa karşı bir suç işlemiştir. Yakın bir zamanda bizim Milli futbolcumuza ceza veren UEFA’yı ben merak ediyorum, bana göre an ağır cezayı vermelidir çünkü burada bir anlamda İsrail’in katliamı, insanlık suçunu, tüm ahlaksızlıkları o asker selamıyla bir hakaret olarak dünyaya, Filistin’e, bizlere yapmıştır. Katil İsrail’in yaptığı zulmün bedelini maalesef Beşiktaş ödedi. Bu maç burada oynanmalıydı. Onlar buraya gelemezdi. Buraya gelip o asker selamını verseydi o stattan da çıkamazdı.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de sporun başlı başına barışa vesile olması için var olduğunu belirterek, “Futbol sahalarında olsun diğer müsabakalarda olsun bu tür davranışları kınıyoruz. Belki İsrail buraya gelmiyordu, UEFA böyle bir tavır gösteriyordu. Madem İsrail’i boykot ediyoruz, madem bundan yanayız Beşiktaş da maça çıkmasaydı. Niçin bu müsabakaya çıkılıyor? Aynı İsrail ile ticaretin devam etmesi gibi bir anlayıştır bu. Boykot etseydik. Biz bu insanlık suçunu kınıyorsak, tavrımızda da artık net olma zamanı gelmiştir.” diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ise İsrailli futbolcunun verdiği asker selamının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Bozkurt selamı yaptığı için nasıl ki bizim futbolcumuza UEFA bir ceza öngörmüş ise aynı şekilde UEFA’nın bu futbolcuya da gereken cezayı vermesini biz MHP Grubu olarak buradan istiyoruz. Bu konunun da peşinde olacağımızı bütün Türkiye’ye ve dünyaya haykırmak istiyoruz.” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, bu konuda bütün Meclis’in ve siyasi partilerin ortak duygu ve düşüncede olmasının mutluluk verici olduğunu ifade ederek, “Avrupa’nın iki yüzlülüğünü bu konuda ne kadar fazla çifte standart gösterdiğini bir kez daha görmüş olduk. Umarım, bizim futbolcumuza göstermiş oldukları tavrın aynısını hatta daha fazlasını İsrailli futbolcuya da gösterirler diyorum ve kınıyorum.” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Beşiktaş-Tel Aviv maçında bütün dünyanın gözü önünde bir rezalet yaşandığını belirtti. Şahin, şöyle konuştu:
“Eli kanlı İsrail terör devletinin şımarık bir futbolcusu attığı golün ardından asker selamı verdi. Öncelikle bu şımarık futbolcu, bu selamı Beşiktaş’ta Çarşı grubunun önünde veremezdi ama bu maç Çarşı grubunun önünde oynatılmadı. Sonuçta da böyle bir rezalet ortaya çıktı. Bu asker selamı, sadece Türkiye’ye değil bütün dünyaya meydan okumadır. Bu selam, insanlığa karşı işlenmiş soykırım suçlarına karşı verilmiş bir selamdır. Dolayısıyla, bir utançtır. İnsanlık ayıbıdır. Bu utancın üzerine gidilmelidir. Bizim milli futbolcumuza Bozkurt selamı yaptığı için ceza veren UEFA’nın çifte standart yapmasına müsaade edilmemelidir. Bütün dünya ayağa kaldırılmalıdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tunç, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2025 yılı bütçesine ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Yargı bağımsızlığı, güvenilir adaletin tesisi, vatandaşların yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarma adına son 22 yılda yoğun bir gayret gösterildiğini kaydeden Tunç, temel kanunların yenilendiğini, yeni ihtiyaçlar doğrultusunda da kanunlarda düzenlemelere devam edileceğini ifade etti.
REKLAM
Yargı teşkilatında 25 bin hakim ve savcının görev aldığını dile getiren Tunç, “11 milyon 845 şu an derdest dosya bulunuyor önlerinde. Bu yıl içerisinde de 12 milyon 113 bin dosyada karar vermiş durumdalar. Derdest dosya sayısından daha fazla karar verdiklerini görüyoruz.” diye konuştu.
Yargıyı oluşturan 3 sac ayağının iddia, savunma ve hüküm olduğunu belirten Tunç, her üç alana da önem verdiklerini kaydetti.
“Adaletin tecellisi için öncelikle ihtiyaca cevap veren bir mevzuatın olması gerekir.” ifadelerini kullanan Tunç, bu konuda önemli düzenlemelerin yapıldığını belirterek, Yargı Reformu Strateji Belgesi çalışmalarının da sona geldiğini belirtti. Tunç, “Taslak çalışmamızı hazırladık, hedefler doğrultusunda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.
“ARTAN İŞ YÜKÜNE ORANLA HAKİM SAVCI SAYISINI DAHA DA ARTTIRMAMIZ GEREKİYOR”
Adalet Bakanı Tunç, mevzuatın yanı sıra fiziki yapının iyileştirilmesi adına da önemli ilerlemelerin sağlandığını, müstakil adliye sayısının 78’den 379’a çıktığını ifade etti.
“Saraylar yapıyorsunuz, içerisinde adalet yok” eleştirilerine cevap veren Tunç, “Fiziki mekanlardaki insan unsuru çok önemli. O konuda da uygulamaya koyduğumuz önemli çalışmalarımız var. Bugün 25 bine yakın hakim ve savcımız var. 2002’de 9 bin bin hakim ve savcımız vardı. Artan iş yüküne oranla bu sayıyı daha da arttırmamız gerekiyor. Avrupa Konseyi ülkeleri arasında biz hakim savcı sayısı ortalamasını henüz yakalayamadık.” dedi.
REKLAM“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ENDEKSİ OBJEKTİF KRİTERLERE DAYANMIYOR”
Adalet Bakanı Tunç, Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne ilişkin, “Hukukun Üstünlüğü Endeksi Dünya Adalet Projesi olarak bilinen kar amacı gütmeyen bir kuruluş ve bunun kurucusu da ABD eski barolar birliği başkanı. Ülkelerde değişik araştırmalar yaparak bir endeks hazırlıyor.” bilgisini paylaştı.
Hazırlanan endeksin objektif olmadığını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
“Endekse baktığımız zaman Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu reformların, uygulamaların maalesef oraya yansıtılmadığını görüyoruz. Ben burada ‘masa başında yapılan endeksler’ demek istemiyorum ama objektif kriterlere dayanmıyor. Listeye baktığımız zaman Türkiye’nin üstünde gösterilen birçok ülkede demokrasi bile olmadığını göreceksiniz. Hukuk devleti olmayan, demokrasi olmayan ülkeleri Türkiye’nin üstünde göstermek haksızlık. Kar amacı gütmeyen bu kuruluşun bu çalışmaları yapması için bağışa ihtiyacı var. Adalet Bakanlığı bütçesinde geçen yıl bunla ilgili bir ödenek konulmamıştı. Hala 117. sırada göstermeye bizi devam ediyorlar. 2025 bütçesinde de böyle bir ödenek yok. Bağış yapan ülkelerin daha önde çıktığını görüyoruz. Birinci bağışçı ABD Dışişleri Bakanlığı.”
REKLAM“AYM’NİN 101 İHLAL KARARI İCRA EDİLEMEDİ”
Adalet Bakanı Tunç, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyma konusunda Türkiye’ye yapılan eleştirilerin de yersiz olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin AİHM’in ihlal kararlarına uyma konusunda genel ortalamanın üzerinde olduğunu belirten Tunç, Avrupa Konseyine üye ülkelerin 2012 ile 2023 arasında 10 bin 252 olduğunu, aynı dönemde Türkiye hakkındaki ihlal sayısının 1126 olduğunu bildirdi.
Bakan Tunç, “Avrupa Konseyi ihlal sayıları yüzde 1,52, Türkiye’nin ise yüzde 1,17. Ülkemiz aleyhine verilen ihlal sayısı 2018’den bu yana her yıl azalıyor.” bilgisini paylaştı.
Avrupa Konseyi ülkelerinin 2023 ihlal sayılarının yüzde 2,33 olduğunu belirten Tunç, Türkiye için ise 2023’teki ihlal sayısının yüzde 1,42 olduğunu dile getirdi.
Önemli olanın AİHM’in verdiği ihlal kararlarına uyum olduğunu belirten Tunç, “Avrupa Konseyi ülkelerinin uyum oranı yüzde 78,97, Türkiye’nin uyum oranı ise yüzde 89,66. Dolayısıyla Avrupa ülkelerinin ortalamasının üstünde bir pozitif durum söz konusu.” diye konuştu.
REKLAM
AYM’nin ihlal kararlarına uyum konusunun da “birkaç karar üzerinden tartışıldığını” belirten Tunç, AYM’ye 2012’den bu yana 641 bin 541 başvuru yapıldığını, bunlardan 535 bin 153’ünün sonuçlandırıldığını, hak ihlali kararı verilen dosya sayısının ise 76 bin 394 olduğunu dile getirdi.
AYM’de 106 binden fazla derdest dosya bulunduğunu belirten Tunç, “Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum oranına baktığımız zaman hak ihlali kararı verilen dosya sayısı 76 bin 394, bu kararlardan 76 bin 293’ü icra edilmiş, bunlardan yalnızca 101’i icra edilememiş, bunlardan bir kısmı da teknik sebeplerden.” bilgisini paylaştı.
ÖZEL’E YÖNELİK İFADELERİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, terör soruşturması kapsamında tutuklanan ve Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer’le görüşme talebiyle ilgili yaptığı açıklamanın yanlış anlaşıldığını belirten Tunç, Özel’in kendisine yönelik “Sen nasıl izin vermezsin?”, “İzin vermeyen Adalet Bakanının alnını karışlarım” gibi sözler sarf ettiğini söyledi.
Bakan Tunç, bu ifadeler nedeniyle “Bu şekildeki yakışıksız ifadelerle izin istenilir mi? Adam gibi izin istenir” dediğini kaydetti.
REKLAM
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunun kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Tunç, “Biz, ‘kadına şiddet insanlığa ihanettir’ diyoruz. Kadına yönelik şiddetin, çocuk istismarının önlenmesi hepimizin sorumluluğu. Özellikle çocukların korunmasıyla ilgili önemli yasal düzenlemeler yaptık. Bunların uygulanması konusunu da hassasiyetle takip etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Tunç, kadına yönelik işlenen suçları, cezada ağırlaştırıcı neden olarak kabul ettiklerini anımsattı.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini geliştirmenin gayreti içerisinde olduklarını anlatan Tunç, “Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, hem toplumsal barışa hizmet eden hem de yargının iş yükünü azaltan önemli bir uygulama. Şu ana kadar 6 milyon civarında dosya arabulucu önüne geldi. Bunun 4 milyonu aşkın rakamı uzlaşmayla sonuçlandı. Bu konudaki arabuluculuğu daha da etkin hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” bilgilerini verdi.
“CAYDIRICILIĞI SAĞLAYACAK TASLAK ÇALIŞMAMIZ VAR”
Toplumdaki “cezasızlık algısını” kırmak adına bazı kanunlarda yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Tunç, şöyle konuştu:
“Bu konuda bizim bir çalışmamız söz konusu. Özellikle cezaların alt sınırı bakımından bir cezasızlık algısına yol açtığını görüyoruz. Buradaki caydırıcılığı sağlayacak taslak çalışmamız var. Bunu milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz. Ceza Muhakemesi Kanunumuzda tutuklama sebepleri var. Katalog suçlar var, tutuklama sebebi varsayılan suçlar belli. Katalog suçlar aynı kalmak kaydıyla, 2 yılın altındaki suçlarda tutuklama yasağı var. Vücut bütünlüğüne aykırı davranışlarda tutuklama yasağı yok ama diğer suçlarda 2 yılın altındaysa tutuklama yasağı var.
Burada özellikle 2 yılı da koruyarak, AİHM kriterlerini de karşılayan, suçun işleniş şekli, kişinin suç işleme eğilimi ve kamu düzeni bozma tehlikesi gibi kriterler getirilebilir. Burada takdir milletvekillerimizin. Yine 2 yılın altındaki suçlar bakımından da denetimli serbestliğin maktu 1 yıl uygulanması nedeniyle cezasızlığa yol açtığını hepimiz biliyoruz. Denetimli serbestlik tedbirinin 1 yıllık maktu süreden yararlanabilmesi için Meclisimizin takdir edeceği bir süre cezaevinde kalma durumu halinde cezasızlık algısıyla ilgili birtakım sorunları da ortadan kaldırabiliriz.”
Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2025 yılı bütçesinin yanı sıra Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Türkiye Adalet Akademisi, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ile Danıştay’ın bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları kabul edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’nin Esenyurt’ta başlattığı kayyum nöbeti sürerken, Habertürk Muhabiri Mahir Kılıç’ın bildirdiğine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yarın Ankara’daki parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel ve Grup Başkan vekilleri ile bir araya gelecek.
İmamoğlu, görüşmede aynı zamanda başkanı olduğu Türkiye Belediyeler Birliği’nin kayyumlarla ilgili çalışmasını sunacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Parti genel merkezindeki toplantı saat 14.40’ta başladı.
GÜNDEMDE HANGİ KONULAR VAR?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK üyelerine değerlendirmelerde bulunarak dün Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını paylaşacak.
Siyasette normalleşme tartışmaları, sivil anayasa çalışmaları ve ekonomi verilerinin ele alınması beklenilen MYK’da AK Parti’nin aralık ayında başlayacak olan il kongrelerinin hazırlıkları görüşülecek.
Toplantıda Meclis bütçe görüşmeleri devam ederken parti grubu çalışmaları ve meclis gündemi değerlendirilecek.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in saat 16.30’da açıklama yapması bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, saat 15.00 Hacı Feyzullah Mahallesi İnönü Bulvarı üzerinde meydana geldi. İbrahim İ. (84) idaresindeki 09 K 9541 plakalı otomobil, geri manevra sırasında sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol üzerinde bulunan unlu mamuller üreten kafeye girdi. Kazada kafede bulunan Fikriye Becerikli (85), Yakup Yurtseven (23) ve Cesim Sacak (58) ile otomobil şoförü İbrahim İ. yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulanslarla Kuşadası Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralıların tedavisi sürerken, İbrahim İ.’nin hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
KAZA ANI GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI
Öte yandan, kaza anı kafenin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, geri manevra yapan otomobilin sürücüsünün kontrolünden çıkarak kafeye girmesi yar alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması şöyle:
TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALAN ALÇAKÇA SALDIRI
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türk savunma sanayisinin lokomotif kuruluşlarından olan TUSAŞ’a yönelik düzenlenen terör eylemi; ülkemizin bekasını, milletimizin huzurunu ve “Tam Bağımsız Türkiye” idealimizin timsali olan savunma atılımlarımızı hedef alan alçakça bir saldırıdır. Terör eyleminin ilk anından itibaren güvenlik kuvvetlerimiz olaya süratle müdahalede bulunmuş ve teröristleri etkisiz hale getirmiştir. Milletimiz şunu bilsin ki Türkiye’ye uzanan kirli eller mutlaka kırılacak; güvenliğimize kasteden hiçbir yapı, hiçbir terör örgütü, hiçbir şer odağı emellerine ulaşamayacaktır. Her türlü terör tehdidiyle ve destekçileriyle mücadelemiz azimle, kararlılıkla ve çok boyutlu bir şekilde devam edecektir.
Türk savunma sanayisinin lokomotif kuruluşlarından olan TUSAŞ’a yönelik düzenlenen terör eylemi; ülkemizin bekasını, milletimizin huzurunu ve “Tam Bağımsız Türkiye” idealimizin timsali olan savunma atılımlarımızı hedef alan alçakça bir saldırıdır.
Terör eyleminin ilk anından…
— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) October 23, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZİYARET SONRASI AÇIKLAMA
Özel ziyaret sonrası açıklamalarda bulunarak şunları söyledi: “Diyarbakır’da şehrin anahtarı Selçuk Mızraklı’ya verildi. Kendisini önce görevden aldılar ve kaçmasın diye tutukladılar. Böyle bir görüşme yapmak bizler açısından çok üzücü ve utanç verici. Sayın Demirtaş, bana son kitabını hediye etti ve bir çağrı metni iletti. Bu çağrı metni çok şey söylüyor. Eğer toplumsal barıştan söz edecek olacaksak önce erkekler olarak kendimizden başlamalıyız diyor. Kadınların ve çocukların güvende olmadığı bir ülkede ilk düğmeyi bizim bağlamamızı söylüyor. İçimizdeki erkeğe seslenmeliyiz diyor. Bugünkü ziyaret gecikmiş bir ziyarettir. Siyasi anlamı olan bir ziyarettir. Doğu ve Güneydoğu’ya yapacağım 6 günde 6 ziyaretin ilki bu ziyarettir. Demokratikleşmeye önem verilecekse tüm aktörler kıymetlidir. Kim sorunları çözecekse tüm aktörler kıymetlidir. Ancak Selahattin Demirtaş gibi bir aktörün önemi kalın bir şekilde çizilmelidir. Elbette adalet konuştuk. Memleketin tüm sorunlarını konuştuk. En mutabık olduğumuz konulardan bir tanesi de TBMM’nin önemiydi. TBMM’nin odakta olmadığı hiçbir şey sonuç almadı. Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı ile bundan sonra iletişim halinde olmaya yüz yüze görüşmeye dair bir mutabakatımız da var. Sayın Demirtaş’ın öneminin altının bir kez daha çiziyorum. Esas olarak bizim görmek istediğimiz mesele hep beraber bir adım atılmasıdır.”
REKLAMFETÖ ELEBAŞI GÜLEN’İN ÖLÜMÜ
“Bu dünyadan öbür dünyaya en çok veballe giden kişi ondan başkası değildir. Gittiği yerde hesabını verir. Sadece kurucusu öldü ama örgüt duruyor. Bu sinsi örgüte karşı herkes tetikte olmalıdır. “
DEMİRTAŞ’IN AÇIKLAMASI
Ziyaretin ardından Demirtaş’ın x hesabından da bir paylaşım yapıldı. Demirtaş, “Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir. Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık. Ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde siyasetin rol üstlenmesinin, diyaloğun ve iş birliğinin öneminin altını çizerek el sıkışma seremonisinin devamının gelmesi için siyasete şans tanınması gerektiğini ifade ettim. Bu aşamada, seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim” ifadelerini kullandı.
CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL’DEN, DEMİRTAŞ’A HEDİYE
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret ettiği önceki Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a İtalyan yazar Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü” romanını, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık” romanını hediye etti. Özel, Demirtaş’a ayrıca bir de tesbih hediye etti.
DEMİRTAŞ’TAN GÖRÜŞME SONRASI AÇIKLAMA
Ziyaretin ardından Selahattin Demirtaş, X hesabından açıklama yayınladı.
Özel’e ziyareti nedeniyle teşekkür eden Demirtaş, açıklamasında, “Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları samimiyetle tartışma fırsatımız oldu. Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir. Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık.” ifadelerine yer verdi.
Her şart ve koşulda demokratik siyasette ısrarcı olacaklarının altını çizen Demirtaş, açıklamasında “Demokrasinin, toplumsal barışımızın sağlanması için üzerimize düşen sorumluluğun gereklerini yerine getireceğiz.” sözlerine yer verdi.
Demirtaş’ın X’ten paylaştığı açıklamasını Özgür Özel’de RT yaptı.
Bugün, CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile görüştük. Sayın Özel’e, ziyareti nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum. Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları…
— Selahattin Demirtaş (@hdpdemirtas) October 21, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HEPİMİZ İNSANLIĞIMIZDAN UTANDIK”
“Kıymetli grubum, Türkiye’nin dört bir yanından bugün bizimle olan belediye başkanlarımız, ekranlardan bizi takip edenler, radyolarından bizi dinleyenler; hepinizi CHP adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Geçen hafta insanlık adına utandığımız haberler aldık. Para adına bebeklerimizi, annesine kavuşmadan kuvöze alan daha sonra da cansız bedenlerini ailelerini teslim eden, insanlığı tamamen kaybetmiş olanların yaptıkları hepimizi insanlığımızdan utandırdı.
Bu çete bir travma yarattı, üzgünüz ve kolay da atlatamayacağız. Pandemi döneminde özveriyle görev yapan doktorlarımızı zan altında bıraktılar. Olayın ilk anından beri arkadaşlarımız orada oldular. İddianameyi okudular, konuyla ilgili ihbarlar yağıyor. Maalesef yine haklı çıktık. Bu iktidara sağlığı piyasalaştırmayın, özel hastanelere bu kadar çok alan açmayın, bu alanı sermayeye açmayın derken ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.
REKLAM“BEBEKLER ÖLÜYOR BUNLAR TAKİP EDİYOR”
3 sağlık bakanının, 2’sinin özel hastanesi var. Bir tanesi de o zaman İl Sağlık Müdürü, şimdiki bakan. İhbardan 6 ay sonra teknik takip başlıyor. Bebekler ölüyor bunlar takip ediyor. Mayısta gözaltılar başlıyor ama hastaneler açık bulunuyor. İnfial başladıktan sonra şimdi hastaneleri kapatıyorlar. Bebekler nisana kadar ölmeye devam ediyor. O yüzden mesele çuvala sığacak gibi değil.
İlk yapılması gereken şu anki sağlık bakanının soruşturmamayı gölgelememek için görevi bırakmasıdır. Kendisini kişisel sebeplerle değil, ilkesel sebeplerle istifaya davet ediyorum. Kanun önünde, her şeyin ortaya dökülmesi gerekirken bakanlıkta olması gerçekten olmaz. Eğer aklanırsa tekrar gelsin bakan olsun. Şu an işgal ettiği konum gerçekten sorunlu bir durumdur.
Hem bundan önceki hem de hastanesi kapatılan bakanla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Özel hastane sayısı yüzde 111 artmış durumda. Görünen o ki; bu iddianame görünen buz dağının deniz üzerindeki bölümüdür. Özel hastanelere yapılan denetlemelerde, denetmenlerin baskı altına alındığı bildiriliyor.
Süleyman Soylu’nun kuzeni Mehmet Soylu’nun tıbbi malzeme üzerine çalışan firmasıyla ilgili SGK’nın kurum zararı 15 milyar TL ve hasır altı edildi. Türkiye’deki emeklilere verilen zammın miktarı ise 33 milyar TL. Yani şunu görmemiz gerekiyor ki hem Sağlık Bakanlığı’nın hem SGK’nın yeniden revize edilmesi ve liyakata göre donatılması gerekiyor.
REKLAM“İBRETİ ALEM OLSUN 19 HASTANE KAMULAŞTIRILMALI”
Algı çalışması, çetenin içinde CHP var. O dakika attık partiden. Bu soruşturmada önceki bakanınızın hastanesi var, 19’da 18 hastanede yandaşlarınız var. Ortaya bir isim atıp karartma yapmaya çalışıyorlar. Hangi görüşten olursa olsun cani canidir; bebeğin sağlığına mâl olanların yeri de cezaevidir. Devlet, FETÖ’nün mallarını OHAL ile nasıl kamulaştırdıysa, şu an OHAL’e gerek yok biz buradayız. Bu 19 hastanenin ibret olması için bila bedel kamulaştırmalıdır.
“BU ÜLKEYE ÇOK BÜYÜK KÖTÜLÜK ETTİ”
Dün Fethullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı öldü. Bu ülkeye çok büyük kötülük etti. Soruları çaldırdı, başarısız ettiği gençler, mülakatta elettiği memurlar, kurumlarda mobbing yaparak işinden ettikleri, bu dünyada adalet önünde hesap veremeden, sözde müttefik ABD’nin onun hamiliğine soyunması ve onu oradan alamamak da ne kadar beceriksizlik olduğunu hele hele ‘ver papazı al papazı’ deyip Rahip Brunson’u gönderip papazı alamayanlar şimdi konuşuyorlar.
Fethullah Gülen öldü gitti ama günah kapısı açıktır arkadaşlar. Yazılmaya devam edecektir. Ama ona ne kadar yazılıyorsa, ona ne istediyse verenlerin de günah defterine de bunlar işleniyor.
Bütçe görüşmeleri başlıyor. Bütün kamuya bütçeden yüzde 39.5 ayrılmıştı geçen yıl, şimdi bu oran yüzde 25. Ama Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin harcamasına yüzde 38 artış öngörüyorlar. Bunu milletimizin bilmesini istiyorum.
2002’da asgari ücretle 7 çeyrek altın alınıyordu, bugün 3 çeyrek alınabiliyor. Bugün 7 çeyrek altın alabilmek için 35 bin TL gerekiyor. Bugün asgari ücretin 35 bin TL olması gerekiyor. CHP olarak 30 bin TL’nin altında asgari ücreti kabul eden sendikalarla gönül bağı kurmayacağız.
“ESAD İLE ANLAŞMANIN TAM ZAMANI”
Suriye’de genel af ilan edildi. Esad ile anlaşmanın tam zamanı. Erdoğan, Türkiye’deki Suriyelileri göndermenin yolunu aramıyor. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Evlatlarımız işsizlikten kırılmaktadır. 5 çocuktan 3’ü okula aç gidiyor. Yapılması gereken Avrupa’dan Euro almak değil, Türkiye’nin sığınmacı sorununu çözmektir.
Kadınlar vahşice katlediliyor. Narin’in katili hala belli değil. Her gün çocuklar, gençler kayboluyor ve cansız bedenlerine ulaşılıyor. Vatandaşlarımız bu konuda bir şeyler yapmak istiyorlar. Türkiye’de yaşananlardan rahatsız olanlar, uyuşturucunun pençesine düşenlerin yaşam hakkını savunmak üzere 27 Ekim Pazar günü, 14.30’da İstanbul’da Beşiktaş’ta sizleri ‘Yaşam Hakkı’ buluşmasına davet ediyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu oturumun ardından çalışmalarını sürdürecek Genel Kurulda, Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine devam edilecek.
Teklife göre, Milli Eğitim Akademisi kurulacak. Öğretmenlik mesleği yeterlikleri çerçevesinde belirlenen teorik ve uygulamalı derslerden oluşan hazırlık eğitimi, Milli Eğitim Akademisince verilecek.
Öğretmen adaylarına, hazırlık eğitimi sürecinde belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay ödeme yapılacak.
REKLAM
Üç yıllık çalışma süresini tamamlayan sözleşmeli öğretmenler talepleri halinde görev yaptıkları yerde öğretmen kadrolarına atanacak. Öğretmen kadrolarına atananlar mazerete bağlı olarak yapılacak yer değiştirmeler hariç olmak üzere 1 yıl süreyle yer değiştiremeyecek.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanılmasını kolaylaştırma, kabul etme, bulundurma, kullanma suçları ile hayasızca hareketler, müstehcenlik, fuhuş suçları ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkum olanların öğretmenliği sona erecek.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel eğitim kurumlarındaki öğretmenlere karşı, görevleri sebebiyle “kasten yaralama”, “tehdit”, “hakaret” ve “görevi yaptırmamak için direnme” suçlarının işlenmesi halinde cezalar yarı oranında artırılacak ve hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmayacak.
Görevde olan öğretmen ve uzman öğretmenlerden, 20 yıllık çalışma süresini tamamlayan ve uzman öğretmenlikte en az 10 yıl hizmeti olma şartı dışındaki koşulları sağlayanlar başöğretmen ünvanı için başvurabilecek.
Ayrıca Genel Kurul, Kişisel Verileri Koruma Kuruluna 3 üye seçecek.
RTÜK, MECLİS’TE SUNUM YAPACAK
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yetkililerini dinleyecek.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu da toplanarak alt komisyonlar kurulmasını görüşecek.
SALI VE ÇARŞAMBA GRUP TOPLANTILARI
Salı ve çarşamba günleri de Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dervişoğlu, bazı partililerle Danıştay önünde yaptığı açıklamada, Türk milli kimliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu öne sürerek, İYİ Parti’nin, Türk milletinin menfaatlerini esas alarak hukuki zeminde harekete geçtiğini söyledi.
Son 7 yılda yabancılara 309 bin konut satışı gerçekleştiğini belirten Dervişoğlu, istatistiklerin, bu konut satışlarının en az yarısının vatandaşlık karşılığında olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
REKLAM
Dervişoğlu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 12. maddesinde hangi şartlarda istisnai vatandaşlık verilebileceğinin açık olduğuna işaret ederek, sınırlı sayı ilkesi gereğince, bu şartların içerisinde döviz karşılığında vatandaşlık vermenin söz konusu olmadığını aktardı.
Cumhurbaşkanlığı kararı ile yürürlüğe konulan Türk Vatandaşlığı Kanunu Yönetmeliğinin 20. maddesiyle belirli miktardaki yabancıya para ile taşınmaz alımı karşılığında Türk vatandaşlığının verilmesinin mümkün hale getirildiğini anlatan Dervişoğlu, Anayasa’nın vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin şartların kanunla düzenlenmesini emrettiğini ifade etti.
“DÖVİZ VE GAYRİMENKUL ALIMI KARŞILIĞINDA VERİLMİŞ VATANDAŞLIKLARIN TAMAMI KANUNA AYKIRI”
Dervişoğlu, hiçbir yönetmeliğin kanunun üzerinde olamayacağını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla Cumhurbaşkanı tarafından istisnai yollarla dağıtılmış vatandaşlıkların istisnasız tamamı hem Anayasa’ya aykırı hem de kanuni dayanaktan yoksundur. Döviz ve gayrimenkul alımı karşılığında verilmiş vatandaşlıkların tamamı kanuna aykırıdır. İşte bu sebeple, Türk milletinin hukukunu, Türk vatandaşlığının şerefini ve itibarını korumak maksadıyla İYİ Parti olarak para karşılığında dağıtılmış tüm vatandaşlıkların iptali için Danıştay’a dava açmış bulunuyoruz.”
REKLAM
Açtıkları diğer davanın ise İçişleri Bakanlığının Suriye uyruklu sığınmacılara verdiği vatandaşlık üzerine olduğunu anlatan Dervişoğlu, “İçişleri Bakanlığının açıklamalarına göre hükümet, bugüne kadar 238 bin Suriyeli sığınmacıya Türk vatandaşlığı vermiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin, 238 bin Suriyeliye vermiş olduğu Türk vatandaşlıklarının tamamı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kanunlarına aykırıdır. Suriye uyruklu yabancılar taşınmaz mal edinimi yoluyla asla vatandaşlık kazanamaz.” diye konuştu.
“SURİYELİ SIĞINMACILAR, İKAMET SÜRELERİNDEN DOLAYI TÜRK VATANDAŞLIĞINA BAŞVURAMAZ”
Dervişoğlu, 1927’de 1062 şerhi olarak çıkan ve halen yürürlükte olan kanunun, Türkiye ve Suriye arasındaki tarihsel sorunlar ile Hatay meselesi sebebiyle, Suriye uyruklu yabancılara mülk edinmek suretiyle vatandaşlık verilmesini imkansız hale getirdiğini söyledi.
Müsavat Dervişoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ayrıca, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 22 Ekim 2014 tarihli geçici koruma yönetmeliğinin 25. maddesi, ‘Geçici koruma süresi ikamet izni toplamında sayılmaz ve sahibine Türk vatandaşlığına başvuru hakkını sağlamaz’ diyor. Yani Türkiye’de kaç yıl kalırsa kalsınlar, geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli sığınmacılar buradaki ikamet sürelerinden dolayı Türk vatandaşlığına başvuramazlar.
İYİ Parti olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kanunlara aykırı olarak Suriyeli sığınmacılara dağıtılmış 238 bin vatandaşlığın tamamının iptali için hukuki süreç başlatmış bulunuyoruz. Açmış olduğumuz davalar hukuki temelleri itibariyle son derece haklı ve somut delillere dayanmaktadır. İYİ Parti’nin açmış olduğu bu dava neticesinde, hukukun tecelli etmesiyle, 100 binlerce sığınmacı ve yabancıya hükümet tarafından dağıtılmış vatandaşlıkların tamamı iptal edilecektir.”
Suriye uyruklu yabancılara vatandaşlık verilmesine dair her bir idari işlemin ve vatandaşlıkların iptali için hem Ankara İdare Mahkemesi Başkanlığına hem de Danıştay 10. Dairesine iptal davası açtıklarının bilgisini veren Dervişoğlu, Türkiye Barolar Birliğince, “Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin” iptali için Danıştay 10. Dairesine açılan davaya feri müdahale talebinde bulunduklarını belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM’de yeni yasama yılının başlaması nedeniyle ilk tören Atatürk Anıtı’nda düzenlendi. Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis Başkan Vekilleri Celal Adan ile Bekir Bozdağ, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, grup başkan vekilleri ve milletvekilleri katıldı. Saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kurtulmuş, anıta çelenk bıraktı.

Yeni yasama yılı nedeniyle Kurtulmuş başkanlığında TBMM Genel Kurulu toplanacak. Kurtulmuş, birleşimi açacak ve sunuş konuşması gerçekleştiriyor. Genel Kuruldaki birleşim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hitabıyla devam edecek. Birleşimin kapanmasının ardından Kurtulmuş’un ev sahipliğinde resepsiyon düzenlenecek.
KURTULMUŞ’TAN AÇIKLAMALAR
Meclis Başkanı Kurtulmuş yeni yasama yılının ilk oturumunda yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İsrail’in sınır tanımız tutumları bölgeyi tehdit ediyor. Artık çivisi çıkmış bir dünya sisteminin yeni çatışma ortamlarına gebe olduğu ortadadır. İsrail’in hedefindeki ülkelerden biri de Türkiye’dir. Gazze meselesinin başından bu yana devlet ve millet olarak barış ortamının tesis edilmesi için elimizden gelen her gayreti gösterdik. Gazze’de barış için çalışıyoruz. Filistin davası bütün bölge halklarının ortak davasıdır. Yeni dünyada Türkiye’nin önemi her an artıyor. “
REKLAMÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TEKLİFİ GÖRÜŞÜLECEK
TBMM Genel Kurulu, yeni yasama yılının ilk mesaisini 2 Ekim Çarşamba günü yapacak. Meclis Genel Kurulu’nda ilk olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri yapılacak. Geçtiğimiz yasama yılında ilk bölümü tamamlanan yasa teklifinin, ikinci bölümü üzerinde görüşmeler gerçekleştirilecek. Diğer taraftan Genel Kurul, komisyon görüşmeleri tamamlanan tüketicilerin korunmasına yönelik kanun teklifi ile 9’uncu Yargı Paketi üzerinde görüşmelere başlayacak.
MERKEZ BANKASI BAŞKANI SUNUM YAPACAK
Yeni yasama yılında; Orta Vadeli Program (OVP) ile 2025 yılı bütçesinin gündeme gelmesi beklenirken Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın 3 Ekim’de, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine sunum yapması bekleniyor. Karahan, sunumu ardından milletvekillerinin ekonomi üzerindeki görüşlerini dinleyecek ve sorularını yanıtlayacak.
Genel Kurul ve komisyon çalışmalarının yanı sıra, salı ve çarşamba günleri Meclis’te grubu bulanan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak. Partilerin grup başkan vekilleri gündemdeki konulara ilişkin basın toplantıları düzenleyecek.
CHP’DEN PARTİ GRUBUNA MESAJ
Öte yandan CHP’den parti grubuna gönderilen mesajda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genel Kurul’a girişinde ayağa kalkılacağı ancak alkışlanmayacağı belirtildi. Bu mesaja ise bazı CHP’li vekillerin itiraz ettikleri öğrenildi. İtiraz eden kimi vekillerin Meclis’in açılışına katılmayacağını parti yönetimine aktardıkları da belirtiliyor.
TİP’TEN CAN ATALAY PROTESTOSU
Türkiye İşçi Partisi’nin de Meclis’in açılışına katılmayacağı açıklandı. TİP’in Can Atalay nedeniyle yeni yasama yılının ilk oturumunu protesto ettiği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İkinci el inançların ve yakıcı düşüncelerin sonu yoktur. İnsani değerler insanlık onuru ayaklar altındadır. Kardeşçe yaşamak erdemli bir hayatın izinden yürümek varken birbirimizi hırpalayıp şeytanlaştırmak, savaş boyaları sürmek bedeli çok ağır olacak bir gaflettir. Başka Türkiye yoktur. Milletimiz güçlü bir ailedir. Türk halkı birbirine sarılmakla mükelleftir. Güncel tehlikelere direniş göstermeliyiz.
“ZULÜM TAARRUZA GEÇMİŞTİR”
Olmaz denilen ne varsa olmaya başlamıştır. Zulüm taarruza geçmiştir. Korku imparatorluğu seri cinayetlerinde el ve çıta yükseltmiştir. İnsani krizler tıpkı bir volkan ağzı gibi patlamaktadır. Beşeriyet temiz bir vizyona aç ve muhtaçtır. Tavır almamız bir ihtiyaçtır. Dağıtılmak istenen birliğimiz ve dirliğimizdir. Buna göz yumamayız. Sahte ve sanal gündemlere kaptıracak yakamız yok.
REKLAM“İSRAİL KONTROLDEN ÇIKMIŞTIR”
Gazze 360 gündür vurulmaktadır. İmdat çağrılarını Türkiye ve birkaç ülke dışında kimse duymamıştır. Ortadoğu’da insanlık can çekişmektedir. Uluslararası sistem tıkanmıştır. Savaş çıkacağı kadar çıkmış İsrail kontrolden çıkmıştır. İsrail haydut devlet ürününün son sürümüdür. Şurası örtülemez bir gerçek ki ABD destekli İsrail terör devleti, suikast ve saldırılarını otomatiğe bağlamıştır. Sürek avı neredeyse vatanımızın sınırlarına dayanacak. BM’nin devreye girmeye niyetinin olmadığı da anlaşılmaktadır. Savaşın yayılması Ortadoğu ile sınırlı kalmaz. BMGK yapısı reforme edilmeli.
“TÜRKİYE VE SURİYE BULUŞMALI”
İslam ülkeleri de Allah için sesini yükseltmelidir. İsminin başında emir, sultan, kral unvanı taşıyanlar bunun hesabını nasıl verecekler. İslam ülkeleri nereye sinmiş nereye gizlenmişlerdir. Ayıp değil midir günah değil midir? İslam beldeleri yakılıp yıkılırken rahat uyumak günah değil de nedir? Türkiye ve Suriye buluşmalı. Uyanık halde durmak milli güvenlik için önemlidir. “
SİNAN ATEŞ CİNAYETİ DAVASI
Ne kadar Türkiye karşıtı kim varsa hepsi bir olmuş görülen bir cinayet davası münasebetiyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve dava arkadaşlarımızı şerefsizce suçlamaya kalkışmıştır. Utanmadan sıkılmadan gerçekleri çarptıranlar önce aynaya bakmalı. Çok söze gerek yoktur. Ne Ülkü Ocakları’nı ne de MHP’yi çiğnetmem. Özgür Özel sana diyorum iddiaların yaş tahta kadar çürüktür. Herkes haddini bilsin hudut ihlalinden kaçınsın. Kapımızın önünde baykuş öttürmeyiz. Halk TV ve Cumhuriyet Halk Partisi ayağınızı denk alın. 4 soytarı muhabirle Milliyetçi Hareket Partisi’ni sorgulayamazsınız.”
https://t.co/mxZPF6WtkT
— MHP (@MHP_Bilgi) October 1, 2024
Milliyetçi Hareket Partisi lideri Bahçeli’nin konuşması, MHP’nin sosyal medya hesabından da paylaşıldı
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tahran’daki Filistin Meydanı’nda yoğun yağmur altında toplanan binlerce kişi, İsrail’in Lübnan’da Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı general Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın da hayatını kaybettiği saldırılarını protesto etti.
Gösterilerde Lübnan ve Filistin bayrakları, Hizbullah flamaları ile Nasrallah’ın posterlerini taşıyan göstericiler, İsrail ve ABD aleyhine sloganlar attı.
İran’da, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın İsrail saldırısında ölümü dolayısıyla, 5 gün ulusal yas ilan edildi.
İran lideri Ali Hamaney, Nasrallah’ın öldürülmesi nedeniyle dün yaptığı yazılı açıklamada, “direniş cephesi” ve Hizbullah’ın önemli bir ismi ve liderini kaybettiğini belirtti, “Nasrallah’ın Lübnan’da kurduğu yapının onun ölümüyle daha da güçleneceğini” savundu.
“Direniş cephesinin çökmekte olan Siyonist varlığın gövdesine indirdiği darbeler daha da ezici olacak.” ifadelerini kullanan Hamaney, Nasrallah’ın “kanının yerde kalmayacağını” vurguladı.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Gazze’deki bu barbarca savaşı Batı Şeria, Lübnan ve ötesine yayılmadan önce durdurmak için aklıselim galip gelebilirdi” diyen Fidan, bazı uluslararası aktörlerin kasıtlı olarak hareketsiz kalmaya karar vermeleri ve sonuç alıcı adımlar atmak için hiçbir refleks göstermemelerinin “çok şaşırtıcı” olduğunu vurguladı.
REKLAM“ACİL VE KALICI BİR ATEŞKES SAĞLANMALI”
Fidan, “Yapmamız gereken şey çok açık. BM Güvenlik Konseyi’nin itiraz esaslarını belirleyen bir kararı var. Acil ve kalıcı bir ateşkes sağlanmalı. Rehine ve mahkum takası gerçekleşmeli. İsrail, Gazze’den çekilmelidir. Hayatta kalmak için ciddi ihtiyaç içinde olan Filistinlilere insani yardım engelsiz bir şekilde ulaştırılmalı” diye konuştu.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun böyle bir anlaşmanın gerçekleşmesini sürekli olarak engellediğinin farkında olduklarını belirten Fidan, “(Netanyahu) Kendisine tanınan cezasızlıktan da cesaret alarak, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası toplum İsrail’e durması için gerçek bir baskı uygulayana kadar soykırım eylemlerine devam edecek” dedi.
Fidan, Güvenlik Konseyi’nin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasındaki birincil sorumluluğunun altını çizerek, “Ne yazık ki Konsey şu ana kadar aldığı kararları İsrail’in uygulamasını sağlamakta başarısız olmuştur. Silah ambargosu yok, zorlayıcı tedbirler yok.” ifadelerini kullandı.
“İsrail’in sınır tanımayan saldırganlığı ve Lübnan’ın hedefte olması” nedeniyle şu anda tehlikeli bir yöne doğru gittiklerini aktaran Fidan, uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun tüm önlemlerinin bir kenara itildiğini, gözlerinin bağlandığını belirtti.
“GELİN HEP BİRLİKTE ADİL VE KALICI BİR BARIŞ İÇİN ÇALIŞALIM”
Fidan, yoğun bombardımanın, sivil ve askeri hedef ayrımı yapılmaksızın hız kesmeden devam ettiğini belirterek Güvenlik Konseyi’ni, asli görevini yerine getirmeye, herkesi bu savaşı ve İsrail saldırganlığını durdurmaya çağırdı.
İsrail’in güvenliğini yalnızca barışın sağlayabileceğini ve barışın da ancak iki devletli çözümle geleceğini vurgulayan Fidan, “Netanyahu ve onun köktendinci ortaklarının siyasi veya bireysel çıkarları bölgesel istikrarı ve uluslararası düzeni tehlikeye atmamalıdır.” dedi.
Bakan Fidan, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarına dayalı bağımsız ve egemen bir Filistin devletiyle iki devletli çözümün önünü açma çağrısı yaparak, konuşmasını “Gelin hep birlikte adil ve kalıcı bir barış için çalışalım. Güvenlik Konseyi’ne çağrımız budur.” ifadeleriyle sonlandırdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KIZI OLAY YERİNDE CAN VERDİ
AA’da yer alan habere göre tartışmanın büyümesi üzerine İsmail R. tabancayla kızına ateş etti. Olay yerinde hayatını kaybeden Hatice R’nin cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.
SUÇ ALETİYLE YAKALANDI
Jandarma ekipleri, İsmail R’yi suç aleti silahla yakaladı. Gözaltına alınan zanlının jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Putin’in bugün Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh ile bir araya gelmesi beklenirken, iki ülke arasında bazı belgelerin da imzalanması planlanıyor.
Öte yandan, Moğolistan’ın Putin hakkında yakalama kararı çıkartan Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) üyeliği gündeme gelmişti.
AA’nın haberine göre; Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, UCM kararı veya Moğolistan’ın üyeliğinin Rusya’nın gündemindeki bir sorun olmadığını söylemişti.
UCM’NİN PUTİN HAKKINDA YAKALAMA KARARI
UCM, Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Rusya’nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında savaş suçu gerekçesiyle yakalama kararı çıkarıldığını ve bu kararın ömür boyu geçerli olduğunu Mart 2023’te duyurmuştu.
Moğolistan da Roma Statüsü’nü imzalayan ve UCM’ye üye olan 124 ülke arasında yer alıyor.
*Haberin ilk fotoğrafı Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulusal Seçim Konseyinin (TSE) 29 Temmuz’da yayımladığı devlet başkanı seçimi sonuçlarının hiçbir usulsüzlük içermediğine karar veren TSJ, Maduro’nun seçimden zaferle çıktığını onayladı.
TSJ Yargıcı Caryslia Beatriz Rodriguez, açıklamasında, CNE’nin sonuç bültenlerinin sandık merkezlerinin raporlarıyla uyumlu olduğunu kaydederek, “Bu raporlar ulusal sayım merkezlerinin veri tabanıyla tamamen örtüşmektedir.” ifadesini kullandı.
REKLAM
Seçim sürecine ilişkin “kapsamlı” ve “derinlemesine” soruşturma yapıldığını kaydeden Rodriguez, 28 Temmuz’daki devlet başkanı seçiminin tamamlanmasının ardından CNE’nin sistemine “büyük” bir siber saldırı yapıldığının da kanıtlandığını belirtti.
TSJ, NİHAİ KARARLAR VERİYOR
Venezuela Yüksek Mahkemesi, ülkenin en yüksek yargı organı olarak kabul ediliyor ve Venezuela’nın yasalarına uygun olarak seçimlerin geçerliliğini onaylamakla yükümlü olduğu biliniyor.
Söz konusu seçim sonuçlarına itirazlar yapıldığında veya sonuçlar tartışmalı olduğunda, TSJ, bu konuda devreye girerek nihai kararı veriyor.
AA’nın haberine göre; TSJ’nin Maduro’nun galibiyetini onaylaması, seçim sonuçlarının yasal olarak kabul edildiği anlamına geliyor.
MADURO ÜÇÜNCÜ KEZ KAZANMIŞTI
Venezuela Seçim Konseyinin 29 Temmuz’da duyurduğu sonuçlara göre, Devlet Başkanı Maduro, yüzde 51,20 oyla devlet başkanı seçimini üçüncü kez kazanmıştı.
Muhalefet koalisyonu adayı Edmundo Gonzalez ve muhalif lider Maria Corina Machado ise seçim sonuçlarını reddetmişti.
MADURO: TSJ, TARİHİ BİR KARAR VERDİ
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Yüksek Adalet Mahkemesinin (TSJ), ülkede 28 Temmuz’da düzenlenen devlet başkanı seçimini kendisinin kazandığı yönde teyit etmesini “tarihi” bulduklarını söyledi.
La Guaira eyaletinde eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in heykelinin açılış töreninde halka seslenen Maduro, TSJ’nin 28 Temmuz seçimlerine ilişkin kararını değerlendirdi.
TSJ’nin tarihi ve kesin bir karar aldığını vurgulayan Maduro, “Bizler, hukukun kararlarına, ulusal egemenliğe ve adalete mutlak saygı duyuyoruz. Anayasaya saygı çerçevesinde ve barış yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Bir seçim ihtilafı olduğunda, Yüksek Adalet Mahkemesi Seçim Dairesi bunu karara bağlar. Venezuela anayasası ülkedeki herkes içindir.” ifadelerini kullandı.
Maduro, Chavez’in heykelinin sokaklarda şiddet olaylarına yol açan “faşistlerce” saldırıya uğradığını hatırlatarak, Ulusal Meclis’in (AN) “caydırıcı” cezalar çıkartmak için harekete geçtiğini belirtti.
İsim vermeden muhalifleri hedef alan Maduro, “Ülkenin enerji santrallerini sabote etmeyi ve Venezuela’yı elektriksiz bırakmayı amaçladılar. Cumhuriyete karşı suç teşkil eden saldırılarda bulundular ve bazılarının yarası ağır çok sayıda ulusal polisimiz şiddet olaylarında yaralandı. Zarar verdikleri kamu kurumlarımızı kısa sürede yeniden ayağa kaldırdık.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya kentine İsrail’in hava saldırısı düzenlediğini açıklayan Basal, saldırıda Filistinli Hammuda ailesinin evinin tamamen yıkıldığını bildirdi.
Basal, saldırı sonucunda aralarında çocuk ve kadınların olduğu 11 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.
İsrail’in Beyt Lahya’nın eş-Şeyma bölgesinde bulunan Kasım ailesinin evine de saldırı düzenlediği bilgisini veren Basal, olayda çok sayıda Filistinlinin yaralandığını aktardı.
Öte yandan, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nın Tel ez-Zater bölgesinde, İsrail savaş uçakları Filistinli “Selman” ailesine ait evi bombalarken, saldırıda 1 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
Bölgeinin kuzeyinde, Gazze kentine bağlı Ez-Zeytun Mahallesi’ne düzenlenen saldırıda 1 Filistinlinin hayatını kaybettiği kaydedildi.
AA’nın haberine göre; Gazze’nin orta kesimlerindeki Megazi Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun “Ed-Debaki” ailesine ait evi hedef alması sonucu ise 6 Filistinli hayatını kaybetti.
Ayrıca, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un doğusunda bulunan Beni Süheyle beldesinde “Ebu Şebab” ailesinin evine düzenlenen hava saldırısında 5 Filistinlinin öldüğü, çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bildirildi.
Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nden alınan bilgiye göre ise Abasan el-Kebira kasabasında İsrail güçlerinin Filistinlileri hedef alan saldırılarında biri çocuk 3 Filistinli vefat etti. Yaralılar Gazze Şeridi’ndeki hastanelere nakledildi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 480’i çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 265 Filistinli öldü, 93 bin 144 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘Siyasi Bölücülerin Hazine’den Aldıkları Maaş ve Yardımlar’ konulu açıklama yaptı.
Bahçeli, “Terörizmle mücadele, milli güç unsurlarının bir konsept dahilinde seferber edilmesini gerektiren bütünlükçü ve çok boyutlu mekanizmalar toplamı; aynı zamanda siyasi, stratejik, ekonomik, güvenlik, psikolojik ve diplomatik yönleri bulunan değişken ve dinamik süreçlerin muhassalasıdır. Bunun yanı sıra; terörle mücadeleyi muvaffakiyetle taçlandıran manevi amillerin başında da sabır, inanç, metanet ve moral üstünlük mühim ve müessir bir konumdadır. Terörle mücadele doğaçlama bir süreç olmadığından, manevra kabiliyet ve kalitesi devamlı güncellenerek güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
REKLAM“HAİNLERİN SİYASİ DESTEKÇİLERİ İYİCE AZGINLAŞMIŞTIR”
Türkiye’nin 40 yıldır bölücü terörle mücadele halinde olduğuna işaret eden Bahçeli, “15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli saldırılarından 15 Ağustos 2024’e kadar geçen 14 bin 600 günde sivil ve resmi görevli şehit sayımız 14 bin 902’dir. Üstelik 40 yıllık mücadele döneminde tezahür eden ekonomik kaybın kabaca 2,5 trilyon dolara yaklaştığı iddia ve ifade edilmektedir. Elbette kahraman şehitlerimizin dökülen kanlarının hiçbir ekonomik veya parasal ölçüyle mukayesesi mümkün değildir. Onların fedakarlıkları imrenilecek ve hayranlık duyulacak seviyededir. Emperyalizmin uzaktan kumandasıyla emel ve eylem hiyerarşisi oluşturan terör örgütünün hem insanlık suçu işlediği hem de Türkiye’nin ve Türk milletinin varoluşsal haklarına saldırdığı ayan beyan gözler önündedir. Terörle mücadelenin ardışık ve bütünlükçü mahiyetinden dolayı yalnızca dağda gezen silahlı eşkıya kolunu etkisiz hale getirmek, doğal olarak terörist ikmal kanallarını tasfiyede yetersiz kalmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde terör ve bölücülük propagandası yapan lekeli yüzlerin varlığı ülke ve millet gündemini meşgul ettiği müddetçe kanlı döngünün sonu gelmeyecektir. Dağda kovalanıp başı ezilen, sınır ötesinde kaçacak ve sığınacak in bulmakta zorluk çeken hainlerin siyasi destekçileri artık iyice azgınlaşmışlardır. ‘Bu devlet yıkılmalıdır’ diyen bir soysuz, DEM kontenjanlı TİP milletvekilidir. Sövüp saydığı Türkiye Cumhuriyeti devletinin hazinesinden emekli maaşı dışında her ay 170 bin lira milletvekili maaşı almaktadır. Bu yürek yaralayan gerçek milli vicdanları kanatmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD ziyareti sırasında kaç uçakla gittiğini sayıp Külliye’nin güvenlik harcamalarının çetelesini tutan, bunu da emeklilerimizi provoke etmek için kullanan organize ihanet ve terör şebekesinin devlet hazinesine deyim yerindeyse hortum bağlaması, utanç duyulacak bir tenakuzdur. Asıl konuşulması ve sorgulanması gereken bu melun utanmazlıktır” açıklamasında bulundu.
‘PKK’nın milis unsuru olan DEM’in TBMM’de 57 milletvekili bulunmaktadır’ diyen Bahçeli, açıklamasına şöyle devam etti: “Bu milletvekillerin devlet hazinesine yıllık maliyeti 116 milyon 280 bin liradır. Ayrıca DEM’in 171 milletvekili danışmanın hazineden aldığı yıllık maaş 133 milyon 380 bin lira, 10 grup danışmanının yıllık maaş külfeti 8 milyon 400 bin lira, 30 büro personelinin aldığı yıllık maaş da 23 milyon 400 bin liradır. Daha vahimi de DEM’in 2024 yılında hazineden aldığı yardım miktarının yaklaşık 658 milyon lira olmasıdır. Bu kapsamda terör ve bölücülük odağı DEM’in düşman olduğu devletten 2024 yılında alacağı toplam parasal büyüklük yaklaşık 940 milyon liradır. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olduğu düşünüldüğünde neredeyse 76 bin emeklimizin hakkı terör örgütüne adeta kurşun, silah ve bomba parası olarak hibe edilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 26 Aralık 2023 tarihli TBMM Grup Konuşmasında telaffuz ve temas ettiğim şu görüşlerin tekraren değerlendirilmesi milli ve vicdani bir sorumluluktur: ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne düşman kesilen sözde parti veya partilerin Cumhuriyet’i kuran TBMM’de bulunması, hazine yardımı ve maaş almaları rezalettir, melanettir, cinayettir, zillettir, milletimize karşı en aşağılayıcı muamelemedir.”
“Böylesi bir haksızlık ve hukuksuzluk dünyanın hangi ülkesinde görülmektedir? Gelişmeler karşısında ilk önerim, 57 DEM milletvekilinin maaşının ve bu terör yuvasına ödenecek hazine yardımının derhal kesilerek terörle mücadeleye ve şehit ailelerine aktarılmasıdır. İkinci önerim, teröre yardım ve yataklık yapan, somut delillerle suçu sabit görülen sözde milletvekillerinin görüşülmeyi bekleyen dokunulmazlık dosyalarının karara bağlanarak bu haşaratların acilen mahkemeye çıkarılmasıdır. Üçüncü önerim, yeni anayasa sürecinde, Anayasa Mahkemesi statüsünün, üye yapısının, yargılama usullerinin radikal şekilde ele alınarak yeniden yapılandırılması ya da bu mahkemenin kapatılmasıdır.”
“Dördüncü önerim de TBMM Genel Kurulu’nda anlam ve ahlaki bağlayıcılığını temelden kaybeden kürsü dokunulmazlığı sınırlarının yeni baştan çizilmesidir.’ Emeklilerimizi ve ekonomik gelişmeleri çarpıtıp istismar eden tatlı su kurnazlarının, sinsi fırsatçıların, DEM’lenmiş CHP’nin ve marjinal yedeklerinin bu ibretlik gerçekler karşısında vereceği hiçbir cevap yoktur. Bölücülere ve dolaylı şekilde teröristlere aktarılan hazine kaynağımızın derhal kesilmesi, devlete ve millete ihanet eden kenelerin ayıklanması hiçbir şekilde ertelenemez bir mecburiyet ve mükellefiyettir. Dünyanın hiçbir yerinde ülkesine kastedip de geçimini ve geleceğini o ülke üzerinden sağlayan bir şebekeye müsaade edilmemiş, bundan sonra da edilemeyecektir. Adalet, ahlak, hakkaniyet ve kul hakkını gözetmek için vakit gelmiş, mahut ve malum tarihi görev aziz millet evlatlarının irade namusuna emanet edilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı’yla birlikte bu görevi omuzlamaya muktedirdir. Aziz şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi hürmetle anarken, onların mücadele onurlarının asla gölgelenmeyeceğini de herkesin bilmesinde sonsuz yarar olacaktır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DÖNEM KURALININ GETİRİLMESİNE KESİN GÖZÜYLE BAKILIYOR”
Edinilen bilgiye göre dönem kuralının getirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. İki dönem olması beklenen dönem sınırının milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarını kapsayacağı belirtiliyor.
REKLAMÖN SEÇİM TALEBİ
Ön seçim önerisi de tabandan gelen en önemli taleplerden biri. Tüzük kurultayında bu önerinin de gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak ön seçim illere veya bölgelere göre değişiklik gösterebilecek. Özellikle az milletvekilinin olduğu illerde farklı formüllerin işletileceği belirtiliyor. Parti için kritik konumdaki bir ismin, ön seçimde seçilememesi halinde bir başka bölgeden aday gösterilebileceği kaydediliyor.
Parti kaynakları söz konusu kurultayın sadece tüzük değişikliği açısından değil, bundan sonraki yol haritası için de kritik önemde olduğu görüşünde. Kurultaya Türkiye’nin yanı sıra Sosyalist Enternasyonel’den de çok sayıda isim katılacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP lideri Özgür Özel, Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’e konuştu. Özel’in ayağının kırılmadığı, silahla vurulduğu iddia edilmişti.
İddiaları yalanlayan Özgür Özel ev kazası geçirdiğini açıklayarak şunları söyledi:

“Herkesin başına gelebilecek, geçirdiğim bir ev kazası üzerinden, hepimizin kimler olduğunu iyi bildiği bir grubun, sosyal medyadan akıl ve ahlak dışı bir kampanya başlattığını ve farklı pek çok kişinin bu gündemin peşine takıldığını gerçekten şaşkınlıkla takip ettim. Tarihsel husumetimiz olan FETÖ’cü hesapların yaydığı bir yalan, daha sonra üzerine eklenerek, boyutlandırılarak kasıtlı olarak devam ettirildi.

Parti Sözcümüz açıklama yaptı, ben bizzat açıklama yaptım ancak bu iddialar sürdürüldü. Çünkü bunu yapanların gerçekle dertleri yok, tek amaçları bize ve partimize zarar vermek. Bunu herkes biliyor ve görüyor. Bu gündemlere teslim olacak değiliz. Bu konuda açıklama yapmayı bile aslında zül sayıyorum. Biz işimize bakıyoruz. Bizim gündemimizde memleketin sorunları ve bu sorunlara üreteceğimiz çözümler var. Herkese açık, şeffaf bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VEDA GÜNÜ YARIN
Aydemir Akbaş için yarın Galatasaray Lisesi’nde anma töreni düzenlenecek. Oyuncunun cenazesi Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedilecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydemir Akbaş için taziye mesajı yayınladı. Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeşilçam’ın sevilen oyuncularından Aydemir Akbaş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Akbaş’ın ölüm haberi sonrası sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan İbrahim Tatlıses, “45 yıllık dostum, ağabeyim Aydoşum mekânın cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Aydemir Akbaş’ın menajeri Özgür Aksoy, ünlü oyuncunun son fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Aydemir Akbaş, iki yıl önce verdiği röportajda vasiyetiyle ilgili soruları yanıtlamıştı. Oyuncu, “Galatasaray ve cenazem hakkımda hakkında bir vasiyetim olabilir” demişti.
AYDEMİR AKBAŞ HAKKINDA
1936 yılında Arnavut bir baba ve Sürmeneli bir annenin oğlu olarak İstanbul Feriköy’de doğdu. Babası Balkan Savaşları’nda İstanbul’a geldi. Amcası ise Hareket Ordusu mensubuydu. Galatasaray Lisesi’nde eğitim gördükten sonra bir süre gazetecilik yaptı.
Gazetecilik yaparken tanıştığı Altan Erbulak’ın yönlendirmesiyle tiyatro oyunculuğuna başlayarak Gülriz Sururi, Ayfer Feray, Nisa Serezli, Ali Poyrazoğlu gibi ünlü tiyatro isimleriyle beraber çalıştı. “Keşanlı Ali Destanı”, “Direkler Arası”, “Zilli Zarife”, “Ferhat ile Şirin” gibi oyunlarda rol aldı.
1968 yılında, Ayfer Feray – Nisa Serezli Tiyatrosu’nda 7 Kocalı Hürmüz oyununda rol aldı. 1969 yılında Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosunda ve Ortakları Tiyatrosu’nun ortaklarından biri oldu. Burada “Nikâh Kağıdı”, Düşenin Dostu” oyunlarında rol aldı. Birçok tiyatro oyununun yönetmenliğini yaptı.
Aydemir Akbaş, sinemaya, 1964’te Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Keşanlı Ali Destanı” adlı film ile geçti. Fakat, filmden önce “Keşanlı Ali Destanı”nın ilk tiyatro gösteriminde (31 Mart 1964) hem sahne amirliği yapmış hem de “Sipsi Selim” karakterine hayat vermiştir.
Bir süre Yılmaz Güney’in filmlerinde oynadı. 1974 yılında Yeşilçam seks filmleri furyasında çok sayıda erotik komedi filminde rol aldı. Daha sonraki yıllarda İbrahim Tatlıses ile çalışarak senaryo çalışmaları yaptı.
Şafak Sezer ile “Kolpaçino” serilerinde rol aldı.
Aydemir Akbaş oyuncu olarak çoğu komedi türünde olmak üzere 100’ü aşkın filmde rol almış, 8 kez de yönetmen koltuğuna oturmuştur. Bunun dışında 30 kadar tiyatro oyununda oynadı. Ayrıca birçok TV dizisinde rol aldı. 33 filmin senaryosunu yazdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; Gazze’nin güneyindeki Deyr el-Belah bölgesinde henüz aşı olmamış 10 aylık bir bebekte çocuk felci virüsünün tespit edildiği aktarıldı.
GAZZE’DE “ÇOCUK FELCİ VİRÜSÜ” ENDİŞESİ
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 20 Temmuz’da, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tip iki çocuk felci virüsü tespit edildiğini açıklamıştı.
DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Gazze’de 8 yaş altı 600 bin çocuğa yönelik çocuk felci aşılama kampanyasıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerini ve 1 milyondan fazla çocuk felci aşısını Gazze’ye gönderdiklerini duyurmuştu.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün akşam saatlerinde ilçeye bağlı Alaca köyünde meydana geldi. Ailesiyle beraber yemek yiyen İsrafil Özçelik’i dudağından arı soktu. Özçelik, kısa süre sonra fenalaştı.
Ailesinin ihbarıyla adrese gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalede bulunduğu Özçelik, ambulansla Borçka Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Özçelik, burada kurtarılamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tarafından X sosyal medya platformundan paylaşılan ve bazı sosyal medya hesaplarınca da alıntı yapılan ‘Suriye Aile Hukuku isimli kitabın Adalet Bakanlığı tarafından Aile Mahkemelerine gönderildiği’ şeklindeki iddia tamamen asılsızdır. Bakanlığımız tarafından herhangi bir kurum veya kuruluşa böyle bir kitap gönderilmemiştir” ifadeleri kullanıldı.
Ayrıca Bakanlık, ‘Suriyelilerin dava açarken yargılama giderlerini devletin karşıladığı’ yönündeki iddialara da ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, “Ümit Özdağ’ın yine X platformundan önce paylaşıp sonra sildiği ‘Hakimlerin, Suriyelilerle ilgili aile hukukunu ilgilendiren davalarda Suriye hukukuna göre değerlendirmede bulunacakları’ ve ‘Suriyelilerin dava açarken yargılama giderlerini devletin karşıladığına’ yönelik ifadeleri de gerçek dışıdır. Halkımızı yanıltmaya yönelik asılsız paylaşımlarla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Gerçeğe aykırı bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişilere ve dezenformasyon içeren manipülatif iddialara itibar edilmemelidir” denildi.
*Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karara göre, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, 2803 sayılı kanunun 13’üncü maddesi gereğince 1 Eylül tarihinden geçerli olmak üzere yaş haddi nedeniyle emekliliğe sevk edildi. Jandarma Genel Komutanı olarak Orgeneral Ali Çardakcı atandı.
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne Bursa Valisi Mahmut Demirtaş atandı, Bursa Valiliği’ne ise Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız getirildi.
Ayrıntılar geliyor…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hasan Tırmalı’nın “Izdırap yaşıyorum. Merhametli bir insan, bu yaşta bir çocuğun ölümüne nasıl üzülmez?” deyince, Yusuf Demir’in babası Nurettin Demir, masadaki pet su şişesini sanığa fırlattı. Kısa gerginliğin ardından duruşmada sükunet sağlanırken, Hasan Tırmarlı’nın oğlu diğer tutuklu sanık Hakan Berke Tımarlı (23), “Babamın silah taşıdığını bilmiyordum yoksa tepki gösterirdim” dedi.

Olay, 12 Mart’ta saat 23.00 sıralarında Barış Mahallesi 299 Sokak’ta meydana geldi. Evlerinin önündeki kaldırımda yanındaki 2 kuzeniyle duran lise öğrencisi Yusuf Demir’e, otomobilden tanımadığı bir kişi tarafından tabanca ile ateş açıldı. Demir, başına isabet eden kurşunla yığılırken, otomobil hızla uzaklaştı. Otomobille Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’ne kaldırılan Demir, kurtarılamadı. Yusuf Demir, ertesi gün İzmir’de toprağa verildi. Polis, şüpheli olarak Hasan Tımarlı, oğlu Hakan Berke Tımarlı ve kardeşi Ö.T’yi (44) gözaltına aldı.

Hasan Tımarlı ile oğlu Hakan Berke Tımarlı tutuklandı. Ö.T. serbest bırakıldı. Savcılık ifadesinde Ö.T., “Yusuf Demir’in ölümüyle ilgili herhangi bir dahlim yoktur. Olay günü aramızda sorun bulunan, başkalarıyla tartışmıştım. Ağabeyim Hasan olayı öğrenince, yanına oğlu Hakan Berke’yi de alarak olay yerine gelirken yanına aldığı tabancanın patlaması sonucu yoldan geçen Yusuf Demir’in ölümüne sebebiyet vermiş. Olayı bizim yanımıza gelmelerinden sonra öğrendim. Hatta ağabeyimin elinde bulunan tabancayı görünce, herhangi bir olay çıkmasın diye aldım” dedi.
REKLAM“ŞARJÖRÜ TAKARKEN TABANCA PATLADI”
Hasan Tımarlı ise ifadesinde, şunları anlattı: “Olay günü kardeşimin birileriyle tartıştığını ve kavga ettiğini öğrendim. Bunun üzerine oğlum Hakan’ı telefonla aradım. Kendisini çağırdım. Onun kullandığı otomobille kardeşimin kavga ettiği yere gidecektik. Evden çıkarken yanıma ruhsatsız tabancamı da aldım. Amacım, herhangi bir şey olursa kendimi korumaktı. Şarjör takılı değildi. Tabancayı kurmak istedim. Bu sefer tabanca kurulu kaldı. Tetiğe bastım ancak çalışmadı. Bunun üzerine şarjörü takmak için elimi dışarı çıkardım. Şarjörü takarken tabanca patladı. Tabancanın kaç kez ateş aldığının farkında değilim. Yusuf Demir’i ve ailesini tanımıyorum. Öldürmek için sebebim yoktur. Pişmanım.” Hakan Berke Tımarlı da ifadesinde, “Babam, otomobilde sağ yolcu konumundaydı. Tabanca patladı. Daha sonra dışarıda yolda yürümekte olan kendisini daha önce görmediğimiz ve tanımadığımız Yusuf Demir isimli kişinin yaralandığını öğrendik. Araç kullandığım için babamın o sırada ne yaptığının tam olarak farkında değildim. Sadece silah patladığını duydum” dedi.
DAVA AÇILDI
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın cinayetle ilgili soruşturması tamamlandı. Soruşturma sonucunda şüphelilerin silahın kaza sonucu patladığını belirtmelerine rağmen içinde bulundukları aracın Yusuf Demir’in bulunduğu yere geldiği sırada yavaşlamış olması, Hasan Tımarlı’nın maktul Yusuf Demir ve yanındakilere küfür etmesi, silahın birden fazla kez ateşlenmesi, şüphelilerin maktulün yere düştüğünü görmelerine rağmen olay yerinden hızla uzaklaşmaları, sanıkların yolda karşılaştıkları bu kişilerin Ö.T.’yi darbeden kişiler olarak düşündükleri için eylemi gerçekleştirdiklerine dikkat çekildi. Hasan Tımarlı ve Hakan Berke Tımarlı hakkında ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasıyla ve 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet’ suçundan dava açıldı.
REKLAM“HAYATIMDA SİLAH KULLANMADIM”
Hasan Tımarlı ve oğlu Hakan Berke Tımarlı’nın İzmir 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada tutuklu sanıklardan ilk olarak Hasan Tımarlı dinlendi. Soruşturmadaki ifadesini tekrar ederek olayı anlatan Hasan Tımarlı, “Silah ateşlendiği anda kimsenin vurulduğundan haberim yoktu. Tabanca kabzasına sert vurunca, silah kazayla ateş aldı. Olaydan 20-25 dakika sonra bir akrabam, olay yerinde bir kadının vurulduğunu söyledi. Benim silahımdan çıkan kurşununun isabet ettiğini düşünerek teslim oldum. Hayatımda silah kullanmadım. Silahı bir süre önce edindim. Neden aldığımı da hatırlamıyorum” dedi.
SALON KARIŞTI
Kendisinin de baba olduğunu söyleyen sanık Hasan Tımarlı, “Izdırap yaşıyorum. Olayın vahametiyle şok yaşadım. Merhametli bir insan, bu yaşta bir çocuğun ölümüne nasıl üzülmez?” diye konuştu. Sanık konuşmasını sürdürürken öldürülen Yusuf Demir’in babası Nurettin Demir (46), önündeki su şişesine sanık Hasan Tımarlı’ya doğru fırlattı. Öldürülen gencin yakınları da bulundukları yerden kalkıp, sanıklara doğru gitmeye çalıştı. Mahkeme salonunda yaşanan gerginlik, mahkeme başkanının talimatıyla tanıkların ve şikayetçilerin ayrı ayrı alanlardan dışarı çıkartılması ile son buldu. Kısa bir aranın ardından sanıklar ile öldürülen Yusuf Demir’in bazı yakınları, tekrar salona alındı.
“İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİM”
Sanık avukatı, müvekkili Hasan Tımarlı’nın psikolojik sorunları bulunduğunu ve ağabeyinin vesayeti altında olduğunu söyledi. Ayrıca mahkeme heyetine Hasan Tımarlı’ya, hiç intihara teşebbüs edip etmediği yönünde soru sorulmasını talep etti. Soruya yanıt veren Hasan Tımarlı, intihara teşebbüs ettiğini ifade edip, “Cezaevinde 5 ayda 78 kilodan 59 kiloya düştüm. Birçok kez cezaevi yönetimini psikiyatri yatış için başvurdum. Olayda yaşamını yitiren Yusuf ile ailesini tanımıyorum, husumetim yoktur” dedi. Öldürülen Yusuf Demir’in babası Nurettin Demir’in avukatı ise sanığa, ateş etmesinden önce otomobilin yavaşlayıp, yavaşlamadığını sordu. Hasan Tımarlı, “Hatırlamıyorum” diyerek yanıt verdi. Hakan Berke Tımarlı ise “Herhangi bir suç işlemedim ancak gözaltına alındım. Babamın silah taşıdığını bilmiyordum yoksa tepki gösterirdim. Silahın ateşlenme anında, istemsizce fren yapmış olabilirim. Babamla yaşam zor, panik bir insan. Küçükken intihar teşebbüsünde bulunmuştu. Olay günü küfrettiğini hatırlamıyorum” dedi.
“EN AĞIR CEZAYI ALMALARINI İSTİYORUM”
Yusuf Demir’in babası Nurettin Demir de “Bir çocuğu büyütmek kolay değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin vicdanına bırakıyorum. Olayda 2 değil, 3 kişi varmış. Adam öldürmeye gelip, çocuğumu ensesinden vurarak katlediyorlar. Annesine küfrediyorlar. Şikayetçiyim. En ağır cezayı almalarını istiyorum” diye konuştu. Anne Binnaz Demir ise “Evladım fidan gibiydi, okuyacaktı, hayalleri vardı. Bu kişileri ne biz ne ölen oğlum tanıyor. Bunlar 1 kişiyi değil, 7 kişilik bir aileyi öldürdü. Hem bu dünyada hem diğer dünyada şikayetçiyim” dedi.
“İÇERİDEN BİRİ ‘AĞABEY BUNLAR’ DEDİ”
Tanık olarak dinlenen Yusuf Demir’in kuzeni Mehmet Salih Demir, şunları anlattı: “Abim ve Yusuf’la markete gidip, döndük. Bu sırada araç yaklaştı. Yavaşlayıp küfredip, ateş ettiler. Yusuf’u kanlar içinde yatarken gördüm. Otomobil durdu, içinden 3 kişi indi ve bize doğru yürümeye başladı. Biz de evimize doğru kaçtık.” Tanık olarak dinlenen olay anında öldürülen Yusuf Demir’in yanında bulunan Ali Demir ise “Mehmet ve Yusuf’la markete gidip dönmüştük. İçinde 3 kişinin bulunduğu bir otomobil geldi. İçeriden biri ‘Ağabey bunlar’ dedi. Sağ ön yolcu koltuğu tarafından küfredilip, ateş edildi. Biraz gidip durdular, araçtan indiler. Kendimizi koruyacak bir şey yoktu. Biz de evimize doğru gittik. Yakınlarımızla tekrar aşağı indiğimizde kaçmışlardı” dedi. Tanık olarak dinlenen sanık Hasan Tımarlı’nın kardeşi Ö.T. de “Kafede arkadaşlarımla tartıştık. Yeğenim babasını arayıp, ağabeyime söylemiş. Yanıma geldiler. Diğer olayla ilgili bilgim yoktur” diye konuştu. Bir diğer tanık Hasan Tımarlı’nın büyük oğlu Batuhan Tımarlı da “Kafede amcamın tartışmasını görünce, babama haber verdim. Diğer olaylar hakkında bilgim yoktur” dedi. Tanıkların dinlenmesinin ardından Hakan Berke Tımarlı’nın avukatı, müvekkilinin olayla ilgisinin bulunmadığını belirtip, tahliye edilmesini talep etti.
HTS VE GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİNİN İNCELENMESİNİ İSTEDİ
Nurettin Demir’in avukatı ise Ö.T., ile tutuklu sanık Hasan Tımarlı’nın büyük oğlu Batuhan Tımarlı arasındaki görüşmenin HTS kaydını istedi. Nurettin Demir’in avukatı, ayrıca bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerinin bilirkişi eşliğinde incelenmesini talep edip, araçta kaç kişinin bulunduğunun belirlenmesini istedi. Duruşma savcısı da HTS kayıtlarının istenmesini talep etti. Mahkeme başkanı, duruşmaya 10 dakika ara verdi. Daha sonra tekrar salona gelen heyet, sanıkların tutukluluğunun devamına, HTS kayıtlarının istenmesine, güvenlik kamerası görüntülerinin önce mahkeme heyeti tarafından izlenmesine karar verip duruşmayı erteledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkiz bebekler ve annelerinin öldürüldüğü saldırıyla ilişkin bir paylaşımı alıntılayan Cassif, “İsrail hükümeti Gazze’de kasıtlı soykırım işliyor.” ifadesini kullandı.
İsrail ordusunun bu sabah Gazze’nin orta kesiminde yer alan Deyr el-Belah’ta düzenlediği saldırıda anne Cumane Arife ile 3 gün önce doğan ikiz bebekleri hayatını kaybetmişti.
AA’nın haberine göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 39 bin 929 Filistinli öldü, 92 bin 240 kişi yaralandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; BM Filistin Daimi Temsilcisi Mansur, “Dünya ne zaman ateşkes için baskı yapsa İsrail’in (Tabiin) okulundaki gibi bir katliamla karşılık vermesi tesadüf değil. Bir öncekinden daha çirkin bir mesaj veriyor ve durmayacağını ifade ediyor.” şeklinde konuştu.
Mansur, “Derhal ateşkes çağrısı yapan uluslararası fikir birliğini memnuniyetle karşılarken, İsrail’in bu fikirle başa çıkmak için veto yetkisini kullandığı açık. Bu sona ermeli. İsrail dünyaya meydan okumaya devam edemez.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Biden, New Orleans kentine yaptığı ziyarette uçaktan inerken basın mensuplarına Gazze gündemini değerlendirdi.
Biden, Gazze’de ateşkesin giderek daha zorlaşıp zorlaşmadığına ilişkin bir soruya, “Giderek zorlaşıyor ama ben vazgeçmiyorum.” yanıtını verdi.
İran’ın İsrail’e yönelik bir karşı saldırı yapıp yapmayacağını takip ettiklerini söyleyen Biden, bir ateşkes anlaşması olması durumunda İran’ın saldırı yapmaktan vazgeçmesini umduğunu da sözlerine ekledi.
İSRAİL’E YENİ SİLAH SATIŞI
Pentagon’a bağlı Savunma Güvenlik ve İşbirliği Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e milyarlarca dolarlık yeni silah satışını onayladı.
REKLAM
ABD’den İsrail’e satışına onay verilen 5 ayrı pakette savaş uçakları, havadan havaya füzeler, tank ve top mühimmatları ile taktik araçlar yer aldı.
Toplam değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile bunların ilgili mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturdu.
Öte yandan 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da diğer paketlerde yer aldı. Bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verildi.
Toplam satış değeri 20,3 milyar doları bulan paket, Gazze’de ateşkes sürecinin belirsizliğini koruduğu ve bölgede gerginliğin yükseldiği bir dönemde onaylandı. Silah satışını engelleyecek bir adımın ABD Kongresinden gelmesi beklenmiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Orta Doğu’daki durum şu anda çok ciddi.” ifadesine yer veren Ryder, bu yüzden Savunma Bakanı Lloyd Austin’in bölgeye ek savunma silahları ve mühimmat gönderilmesini “emrettiğini” söyledi.
AA’nın haberine göre; bu hafta İran’ın İsrail’e misilleme yapmasının mümkün olup olmadığı sorusuna Ryder, “Kesinlikle mümkün.” cevabını verdi.
Pentagon Sözcüsü, “(Muhtemel saldırıyı) ciddiye almamız gerektiğini ve bunu yaptığımızı söylemek dışında, ne zaman saldıracaklarını tahmin etmeye veya spekülasyon yapmaya çalışmayacağım. Bu yüzden hazırlıklı olacağız ve hazırız.” ifadesini kullandı.
REKLAM
Pat Ryder, ABD’nin durumu yatıştırmak, güçlerini korumak ve İsrail’in savunmasını desteklemek istediğini yineledi.
“DİPLOMASİNİN İŞE YARAMASI İÇİN HER ZAMAN ZAMAN VARDIR”
Pentagon Sözcüsü Pat Ryder, bölgede kimsenin “gerilimin tırmandığını görmek istemediği ve mevcut durumun bölgesel bir çatışmaya dönüşmesini arzulamadığını” belirtti.
“Diplomasinin işe yaraması için her zaman zaman vardır.” diyen Ryder, bununla birlikte, “Yani, umarım, kendimizi bu yetenekleri kullanmak zorunda kalacağımız bir durumda bulmayız. Ancak İsrail’in savunmasında kullanmamız gerekirse, kullanacağız.” diye ekledi.
Ryder şunları söyledi:
“Burada yapmaya çalıştığımız şey, daha geniş bir bölgesel çatışmayı caydırmak, İran’ın misilleme yapma ve potansiyel olarak ezici bir güç kullanma tehdidinde bulunduğu çok gergin bir Orta Doğu’da bölgesel bir savaşı önlemek ve İsrail’in savunmasına yardımcı olma taahhüdümüzde yine çok net olduk.”
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı.
İran ve Hamas saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtmiş, Tahran, Tel Aviv yönetimine karşılık vereceğini kaydetmişti.
Pentagon, bu ayın başlarında, İran’ın İsrail’e olası bir misilleme yapmasını önlemek için, ABD’nin Orta Doğu’ya ek askeri varlıklar konuşlandıracağını duyurmuştu.
*Haberin fotoğrafı İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİĞ SÜTÜN İÇERİK VE KALİTESİNDEN TAVİZ VERİLMEYECEK
Toplantıda alınan kararlar doğrultusunda çiğ sütün içerik ve kalitesinden taviz verilmeyecek. Çiğ süt sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediği yakından takip edilecek. Tereyağı ve krema ithalatı durdurulacak. Ulusal Süt Konseyi referans fiyatı çerçevesinde tanımı yapılan (%3,6 yağ, % 3,2 protein) çiğ sütün içerik ve kalitesinden taviz verilmeyecek. Bu değerlerin üzerindeki içerikler artı fiyatlanacak, altındaki değerlerde kesinti yapılacak. Her 3 ayda bir ulusal süt konseyi toplanarak piyasa değerlendirmesi ve maliyet analizi yapacak.
Çiğ süt regülasyonu bu yıl sonuna kadar uzatıldı. Regülasyona ihtiyaç duyulan her ilde ihtiyaç miktarınca kota verilecek. Çiğ süt karşılığı yem dayatması ile ilgili ticaret bakanlığı da gerekli incelemeleri başlattı. Mevzuata aykırı olan uygulamalar ilgili gerekli yaptırımlar uygulanacak. Geriye dönük çiğ fiyat uygulaması ile ödemelerin geciktirmesine yönelik faturaların incelenmesi amacıyla ticaret bakanlığı müfettişleri görevlendirildi, inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gelecek Partisi Genel Merkezinde basına kapalı gerçekleşen ziyaretin ardından, Dervişoğlu ve Davutoğlu, ortak basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu, TBMM’de Can Atalay için yapılacak olağanüstü oturuma ilişkin bir soru üzerine, şunları söyledi:

“Can Atalay ile ilgili milli bir irade tecelli etmiş ve TBMM’ye seçilmiş. Bu iradeye halel getirecek hiçbir uygulama doğru değildir, meşru da değildir. Biz parti olarak da Gelecek-Saadet Grubu olarak da bu toplantının gerçekleşmesi için destek verdik. Tutumumuz da açıktır. Can Atalay’ın milli iradenin tecellisi, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın uygulanması ve milletin tekrar Meclis’e ve yargıya güven duyması için bu yanlış işlemin düzeltilmesi lazım.”
REKLAM
Gelecek Partisi’ndeki bazı milletvekillerinin yarın AK Parti’ye geçeceğine ilişkin iddiaların sorulması üzerine Davutoğlu, bu iddiaların Mitomani (yalan söyleme rahatsızlığı) olan kimselerce çıkartıldığını söyledi.
Davutoğlu, şöyle konuştu:
“Bir senedir ‘Gelecek Partisi’nden 3 kişi, 7 kişi, 1 kişi, 2 kişi’ diye diye bir yılı tamamladık. İnsanda biraz utanma hissi olur. Mitomani olan kişi yalandan utanmazmış. Bunlar yalandan da utanmıyorlar. Hala aynı haber geliyor, tekrar tekrar 4-5 gün içinde arttı. Sordular, ‘cevap vermeyecek miyiz?’ Dedim ki ‘cevap vermeye değmez’. Aynı kişiler, ‘Yüzde 1’in altında oy alan bir parti’ diyorlar. Yüzde 1 oy alan önemsiz partiyle neden ilgileniyorsunuz? Madem o kadar önemsiziz ilgilenmeyin kardeşim. Sebep açık, çünkü onlar çok iyi biliyorlar ki Türkiye’de siyasi denklemleri değiştirecek en önemli partilerden biri Gelecek Partisi’dir. İstersek siyasi denklemi bir hamlede değiştirebiliriz.”
AK Parti’nin kendilerine yabancı bir parti olmadığını dile getiren Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Ben AK Parti’de Genel Başkanlık yaptım, AK Parti’yi kuran geniş muhafazakar kitlelerin içinden çıktım. O geniş muhafazakar kesimlerde büyük bir tedirginlik görüyorum. AK Parti’ye hatta MHP’ye oy vermiş milliyetçi-muhafazakar kesimlerin tedirginliklerini anlıyorum. O tedirginliğinizi gidermek için ne gerekiyorsa yaparım. Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanıdır. Ciddi görüş ayrılıklarımız olduğu için yollarımız ayrıldı. Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir konjonktürde benimle görüşmek isterse görüşürüm. Sayın Bahçeli ile de geçen gün Filistin meselesini telefonda görüştük. Siyasetçi kavga etmek için değil, konuşmak için siyaset yapar. AK Parti’li yetkililere söylüyorum, hiç çekinmiyoruz her türlü görüşmeye hazırız sizinle. Gelecek Partisi kimseye vagon olmak için kurulmuş bir parti değildir.”
REKLAM“KİMSE BİZİ BİR DİYET HESABINA SOKMASIN”
CHP ile ilişkilerine değinen Davutoğlu, Gelecek Partisi milletvekillerinin 2023 Genel Seçimlerinde CHP listelerinden seçilmesine ilişkin, şunları kaydetti:
“İttifakta bedeller birlikte ödendiyse, onun hesabı ortaklık hesabı olarak görülür, kimsenin kimseye sermayesi olarak görülmez. Bedel ödendi mi, ödendi. Altılı Masa’nın itibarını en çok hassasiyetle koruyan kim oldu? Hiçbir lider hakkında benden kem söz duydunuz mu? Karşısında iki seçim zaferi kazanmış bir insan olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun arkasında durmak ve geniş muhafazakar kesimlerinin her türlü eleştirisine göğüs germekten daha fazla bedel olabilir mi? 10 milletvekili ile mi ölçülür bu? Kimse bizi bir diyet hesabına sokmasın. Biz diyet ödeye ödeye geldik.”
“CAN ATALAY, TBMM KÜRSÜSÜNDE YEMİN ETMELİ”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un cuma günü Meclis’i Can Atalay’la ilgili olağanüstü toplantıya çağırmasıyla ilgili soru üzerine Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Tavrımız açık ve net. Gasbedilen bir hak var orta yerde. Yanlış uygulamadan kaynaklı olumsuz sonuçlar var. Sürecin doğru yönetilmediğine dair ortak bir kanaat var Can Atalay’ın milletvekilliğiyle alakalı olarak. Temennim o dur ki Meclis cuma günü olağanüstü toplanıncaya kadar adalet müessesesi Türkiye’yi karşı karşıya bıraktığı bu sorunu çözmek yolunda doğru bir adım atmaya muvaffak olabilir. Yargı organları arasındaki güç tartışması TBMM iradesine zarar vermiştir. Bunun sorumluları durumdan vazife çıkartarak bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için vaziyet almalıdırlar. Can Atalay, TBMM kürsüsünde yemin etmeli ve TBMM’deki sıralarda kendi yerine oturmalıdır.”
İYİ Parti’den istifa eden bağımsız milletvekillerinin yarın AK Partiye geçme durumu sorulan Müsavat Dervişoğlu, “Gidebilirler, biz de duyumlar alıyoruz. Partimizden biri gitmiyor. Bağımsız milletvekili pozisyonunda gitmesi muhtemel olan arkadaşlarımız. Partimizden istifa eden kimseyle ilgili olumsuz bir beyanda bulunmadık. Onlara çıktıkları yeni siyasi yolculukta başarılar. Eğer AK Parti’ye gidiyorlarsa, onlara hayırlı olsun.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI ADAYININ ÖN SEÇİMLE BELİRLENMESİ GÜNDEMDE
AA muhabirinin parti kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre, tüzük kurultayında öne çıkacak gündem maddeleri arasında, cumhurbaşkanı adayı, il başkanları, milletvekili ve belediye başkanlarının ön seçimle belirlenmesi yer alacak. Ayrıca, milletvekilleri ve belediye başkanlarına dönem sınırı getirilmesi de kurultayda değerlendirilecek.
REKLAM
Tüzük kurultayında, “üye iradesi” hakim kılınarak genel başkanın, partinin tüm üyeleri tarafından seçilmesi de gündeme gelecek.
PM ÜYE SAYISI ARTIRILACAK, “EŞİT TEMSİL” İSTENECEK
Kurultayda masaya yatırılacak diğer bir başlık ise partinin en üst karar organı olan Parti Meclisinin (PM) her ilin büyüklüğüne uygun, en az bir temsilcisinin olduğu yapıya kavuşturularak üye sayısının artırılması olacak.
CHP tüzük kurultayında, Kadın Kolları ve Gençlik Kolları Genel Başkanlıklarının istediği “eşit temsil” uygulaması da talep edilecek. Kadın, genç ve engellilerin parti organlarındaki ve aday listelerindeki temsilinin arttırılmasını amaçlayan eşit temsil için, “fermuar sistemi” delegelerin takdirine sunulacak.
TÜZÜK KURULTAYI İLANI GAZETELERCE YAYIMLANDI
CHP’nin tüzük kurultayı ilanı, 6 Ağustos’ta gazetelerde yayımlandı. İlana göre CHP’nin tüzük kurultayı, 6-7-8 Eylül 2024 tarihlerinde saat 10.00’da, tüzük değişikliğini görüşmek ve karara bağlamak için ATO Congresium’da toplanacak.
Kurultay, açılış, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak. Devamında, Kurultay Başkanlık Kurulu seçilecek ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel açılış konuşması yapacak.
Ardından, kurultay tüzük komisyonu ve program komisyonu oluşturulacak. Tüzüğün değiştirilmesi konusunda komisyonca hazırlanan rapor görüşülerek oylanacak. Program, kurultay öncesi yapılacak çalışmaların, hedeflerin ve yöntemlerin görüşülmesiyle devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre Kızıltepe ilçesinde 31 Mart 2023’teki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Kızıltepe ilçesinde DEM Parti’den belediye başkanı seçilen Zeyni İpek hakkında DEM Parti tarafından 2 Ağustos’ta, partilerinin program ilke ve ahlaki değerlerine aykırı davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Soruşturma devam ederken, Başkan İpek, yaptığı yazılı açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu.
“ART NİYETLİ BİR DURUM YAŞANDI”
Açıklamasında bağımsız belediye başkanı olarak hizmet etmeye devam edeceğini belirten İpek, “Değerli Kızıltepe Halkı; bildiğiniz üzere benim üzerimden oluşturulan kirli bir komplo ile kamuoyunu meşgul eden art niyetli bir durum yaşandı. Benim üzerimden partimi de hedef alan bu kumpasın partime zarar vermemesi adına üyesi olduğum Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Belediye Başkanlığı seçim sürecinde Zeyni İpek olarak Kızıltepe halkına, hak ettiği iyi bir kent ve iyi bir sosyal yaşam adına verdiğim sözlerin sorumluluğunu da yerine getirmem icap ettiği için bağımsız bir belediye başkanı olarak hizmet etmeye devam edeceğimi açıklıyorum. Şehrimizin daha öncelikli ve daha hayati sorunlarına birlikte çözüm arayacağımız bu süreçte hepinizin sunacağı destekle güzel bir Kızıltepe yaratacağımızı umut ediyorum. Kamuoyuna saygıyla arz ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre bazı muhalefet partileri, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay kararı sonrası TBMM Genel Kurulunun 16 Ağustos’ta olağanüstü toplanması talebiyle hazırlanan ortak başvuru dilekçesini Meclis Başkanlığına sundu.
Başvurunun ardından CHP Grup Başkanvekili Günaydın, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık Meclis’te ortak açıklama yaptı.
8 MUHALEFET PARTİSİ İMZALADI
Gökhan Günaydın, TİP’ten Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı sonrası ortaya çıkan durumunun görüşülmesi ve uygun bir karara bağlanması amacıyla TBMM’yi 16 Ağustos Cuma günü saat 14.00’te toplantıya çağırmak üzere toplanan imzaları, Meclis Başkanlığına sunduklarını söyledi.
Günaydın, Meclis Başkanlığına sundukları çağrı metninde, CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, TİP ve EMEP’in temsilcilerinin genel başkan, grup başkanvekili ve milletvekillerinin imzalarının bulunduğunu kaydetti.
Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın 31 Ocak 2024’te TBMM’de okunduğunu anımsatan Günaydın, Anayasa’nın 153. maddesinin çok açık bir hükme sahip olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Biz bugün Anayasa Mahkemesinin kararı sonrasında bir kesin hükmün bulunmadığına yönelik tespitinin neticesinde Can Atalay arkadaşımızın milletvekilliğinin düşürülmediğini, düşmediğini, 14 Mayıs’tan bu yana devam ettiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede diyoruz ki ’16 Ağustos’ta saat 14.00’te TBMM’yi lütfen çağırın ve bu görüşmeyi yapın’. Bu, TBMM Başkanı açısından bir takdir yetkisi değil bir bağlı yetkidir.”
“UMUYORUZ Kİ HUKUKA UYGUN DAVRANILIR”
Günaydın, Meclisi tatil döneminde toplantıya çağırma yetkisinin Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na ve üye tam sayısının beşte biri kadar milletvekiline verildiğini aktararak şöyle devam etti:
“Biz çok daha fazla milletvekili imzasıyla bu başvuruyu yapmış bulunuyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı en geç 7 gün içerisinde Meclisi toplantıya çağırmak zorunda. Bu görüşmenin sonucunda umuyor ve diliyoruz ki hukuka uygun davranılır. Bu ayıbın Türkiye’nin üzerinden derhal kaldırılması gerekmektedir. Biz bu bağlamda 16 Ağustos tarihli görüşmeden Türkiye’nin anayasal düzenine ve hukuk çerçevesine uygun bir kararın çıkmasını bekliyoruz.”
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da imza veren tüm parti temsilcilerine teşekkür ederek, “Burada tartışmadığımız şey Can Atalay’ın vekil olup olmadığı değil, Türkiye’de hukuk ve demokrasi normlarının egemen olup olmayacağına dair bir tartışma. Yargının mağdur ettiği insanların gerçekten hukuk normuyla özgürlüğüne tekrar kavuşmasına dönük bir tartışma açılmasını umut ediyoruz.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Anayasa’ya uymanın bir zorunluluk olduğunu belirterek, “16 Ağustos’ta Can için Meclis’i toplantıya davet ediyoruz. Hem Can Atalay için hem de şu anda cezaevlerindeki siyasi tutsaklar için aslında Meclis üzerine düşen görevi yapsın diye bu daveti bir kez daha yineliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya hukukta da rasyonel politikalara dönmek için 16 Ağustos’u bir fırsat olarak gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Türkiye bu ve benzeri antidemokratik süreçleri yaşadı, zaman zaman da geride bıraktı. Ben inanıyorum ki bu antidemokratik süreçleri de geride bırakacak. Biz de demokrasiden ve hukuktan yana olduğumuzu kayda geçirmek üzere 16 Ağustos’ta TBMM’nin genel görüşme talepli olarak olağanüstü toplantıya çağrılması talebine imza attık. Umuyor ve diliyorum ki 16 Ağustos’ta Can Atalay ile ilgili verilecek karardan sonra Türkiye, hukuk politikaları ile ilgili de reel politikalara dönüş yapar Türkiye yeniden Anayasa’nın öneminin, kıymetini anlayacak bir düzeye gelir.”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin de parlamentoya büyük görev düştüğünü dile getirerek, “Bu ülkede halen bir hukuk sisteminin var olduğuna, hukukun az da olsa işlediğine yürekten inanıyoruz ve inanmaya da devam edeceğiz. Buna dair inancımızı kaybettiğimiz takdirde ne hukuk devletinden ne de parlamentodan bahsedebiliriz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Parti Genel Merkezi’ndeki toplantı yaklaşık 2 saat 10 dakika sürdü.

Parti sözcüsü Ömer Çelik, toplatının ardından basın toplantısı düzenledi.
Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
“Hepimizin gündemi Gazze’deki acı tablo. Giderek bu tablo daha da yoğunlaşıyor. İnsanların büyük göç dalgası içinde ölümden kaçmak için hareket etmesi nasıl yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşadığını gösteriyor. İnsanlık tarihinin en soykırımcı hükümeti olarak Netanyahu hükümeti yargılanmalı. Bugün Fransa Almanya İngiltere Gazze’ye yardımın açılması için çağrı yaptılar. İsrail bu çağrıların hiçbirine uymuyor. Daha çok insan öldüren İsrail’e karşı yaptırım ne olacak?”
REKLAM
İsrail Dışişleri Bakanı Hitler’in bakanı gibi davranıyor. Ahlaksızlıkta yarışıyorlar. Ağır ifadelerle cevap verildi ama tecavüzleri savunan şebeke ile karşı karşıyayız. Haniye’nin öldürülmesi de Haniye’nin ateşkesi yüksek sesle seslendirdiği dönemde oldu. Lahey’deki davaya Türkiye taraf oldu. Bütün devletlerin katılmasını arzu ediyoruz.
AK PARTİ’NİN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ
14 Ağustos’ta AK Parti kuruluş yıl dönümünde Cumhurbaşkanımızın konuşmasını dinlemeye davet ediyoruz halkımızı. AK Parti büyük bir siyasi yürüyüşün adıdır.
AK Parti’nin 14 Ağustos’ta kuruluş yıl dönümü kutlanacak. Hepinizi bu etkinliğine davet ediyorum. Çarşamba günü hepinizi bekliyoruz. AK Parti’nin yeni binasında gerçekleşecek bu törende Cumhurbaşkanımız bir konuşma yapacak.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA GÖRÜŞMEK İÇİN DAVET GÖNDERDİ Mİ?
Cumhurbaşkanımız tarafından Kılıçdaroğlu’na gönderilmiş bir mesaj yoktur, bu bilgi doğru değildir. Bu beyan doğru bir beyan değildir. Herhangi bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bahsedildiği şekilde bir mesaj gönderilmemiştir. Herhangi bir görüşme, buluşma, konuşma için bir mesaj iletilmemiştir. Bu mesele doğru değildir.
KERKÜK’TE TARTIŞMALI VALİ SEÇİMİ
Türkmenleri ve diğer unsurları dışlayan tutum yanlıştır.
AK PARTİ, CAN ATALAY İÇİN TBMM’DE YAPILMASI PLANLANAN OTURUMA KATILACAK MI?
Meclis Başkanımızın çağrısı var, bugün akşam ve yarın AK Parti olarak biz bu konuyu ele alacağız, değerlendireceğiz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:
“Bölücü terör örgütünün alçak saldırısı sonucu şehit olan Eren Bülbül evladımız ile Jandarma Astsubay Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde rahmetle yad ediyorum. Eren’imizin, Ferhat Astsubay’ımızın ve tüm şehitlerimizin katilleriyle mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”
Bölücü terör örgütünün alçak saldırısı sonucu şehit olan Eren Bülbül evladımız ile Jandarma Astsubay Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.
Eren’imizin, Ferhat Astsubay’ımızın ve tüm şehitlerimizin katilleriyle mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. pic.twitter.com/njH0OLLisy
— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) August 11, 2024
Eren Bülbül, mezarı başında anıldı
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Siyasi Hukuk İşler Başkanı Sayın Hayati Yazıcı, Ciner Medya Grubu Ankara Temsilcisi Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtladı.
Aslında sizi ağırlamamızın önemli bir nedeni, elbette AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle buradasınız ama, kuruluşundan beri AK Parti MYK’sında, MKYK’sında yer alan tek kişisiniz, öyle mi?
REKLAM
Bir kısmı doğru değil, yani MYK’sında değil ama, MKYK’sında kuruluşundan bu yana yer alan kişiyim. Yani bakanlık dönemlerinde MYK olmadım, bir de ilk MYK’da da yoktum, o zamanlarda da çok değerli Genel Başkanımızın hukuk müşavirliği ve avukatlığını, yani hukuk hizmetlerini de yürütüyordum bir taraftan, dolayısıyla o günden bu yana AK Parti’nin kuruluşundan itibaren arkadaşlarımızla birlikte iktidar yürüyüşümüzü, millete hizmet yürüyüşümüzü devam ettiriyoruz.
23 yıl oldu, ama sizin Sayın Cumhurbaşkanıyla yolculuğunuz daha uzun. Dilerseniz o günden bugüne şöyle bir 23 yıllık değerlendirme alalım, AK Parti’nin dünü, bugünü ve yarını.
Evet, ama uzun bir hikaye. Tabi ben Genel Başkanımızla, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la aşağı yukarı 70’li yıllardan bu yana tanırım, aramızda 1,5 yaş fark var, o benden daha küçük, tanışıyoruz, hem aynı platformlarda bulunmamız sebebiyle, hem de hemşehri olmamız sebebiyle tanışıklığımız var. Siyasi beraberliğimiz 94 seçimleri öncesinde başladı, yani ondan önce ben farklı yerlerdeydim, bir süre kamu görevi yaptım, işte avukatlık yapıyordum ve 94 seçimleri öncesi bir grup arkadaşlarımızla birlikte Refah Partisi’ne katıldık ve meşhur 94 seçimlerinde de Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini milletin takdir ve yetkisiyle üstlenmesiyle yeni bir evreye girdi. O günden bu yana yürüyüşümüz devam ediyor değişik yerlerde, değişik platformlarda, parti faaliyetlerinde vesaire. Ve nihayet işte 2000’li yıllara geldik, özellikle 6 Aralık 1997 yılında Siirt’te bir konuşması vardı, biliyorsunuz o meşhur konuşma…
REKLAM
Siyasi yasaklı hala geldiği konuşma.
Hatta bir gün öncesi beraberdik gene İstanbul’da Florya’da bir toplantıda, o toplantıyı düzenleyen arkadaşımız geldi Tayyip Beyden o konuşmada flama ihtiyaçları olduğunu, görsel enstrümanlara ihtiyaç duyduklarını ifade etti, böyle bir şey. Beni de o toplantıya çağırdı Tayyip Bey, ertesi gün benim duruşmam olduğu için katılamadım, ben de katılacaktım. Ve konuşma yapılır yapılmaz işte bir hareketlilik başladı, hemen konuşma bandını temin ettik değerlendirdik falan, konuşmada bir suç yok. Neye göre suç yok? Objektif bakışlara göre, mevcut pratik durumlara göre uygulamayı da dikkate aldığınızda suç olarak isnat edilebilecek, dolayısıyla bir soruşturma, kovuşturma konusu olabilecek herhangi bir durum yok. Öyle bir süreç başladı…
Sizin de bir hukukçu olarak kanaatiniz buydu.
Evet. Şöyle bir bakış var: Bu önemli bir figür, siyasete, siyasetçiye olan güven tamamen dibe vurmuş, işte bu milletin önüne geçecek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki uygulama ve ortaya koyduğu başarıları da dikkate alınmak suretiyle milletin önüne geçecek bir öncü olabileceği kanaati toplum mühendislerine, siyaset mühendislerine ve bu konuda birbirleriyle entegre olmuş değişik unsurların gözlem ve değerlendirmesinde bu bir araca dönüştürüldü bu konuşma. Dolayısıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemeleri var, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde hemen soruşturma başladı. Oradan da habire haber geliyor, çünkü İstanbul’a talimat yazıyorlar, talimatla ifadesi alınacak, gidecek, yani bir an önce gelsin ki bunda bir şey yok, yani dosyayı işlemden kaldıralım şeklinde falan. İşte biz talimatla ifadesini Beşiktaş’ta o zaman Devlet Güvenlik Mahkemesi orada ifadesi verildi, ifadeyi aldık, götürdük.
REKLAM
O arada ne olur ne olmaz, hani yoğurdu üfleyerek yiyoruz ya, o kesimin buna bir proje olarak bakışını tespit ve keşfettikten sonra Türkiye’de çok saygın hukuk bilim adamlarından merhum Sulhi Dönmezer gibi, böyle 3-5 tane hocadan, Uğur Alacakaptan, Doğan Soyaslan, işte Bahriye Öztürk, Mehmet Emin Artuk’a varıncaya kadar konuşmanın ceza hukuku mevzuatı açısından irdelenmesini, suç teşkil edip-etmediğine ilişkin bilimsel mütalaalar temin edildi, sağlandı, bunları da dosyaya koyduk, yani savcının suç olmayan bir dosyada takipsizlik kararı vermek … yapacağı bir iş yok diye düşünürken birden dava açıldığını duyduk. Dava gerçekten tahmin ettiğimiz gibi bir proje, adım adım ilerliyor ve tempo hızlandı, hemen 31 Mart 98’e gün verildi vesaire falan. Biz o zaman dedik ki, ya biraz da gözlem önemlidir, yani yarılamayı yapan görevlilerin yargılamanın konusu özneyi bizzat görmeleri, müsaade etmeleri de suçu kişinin kalıbına, duruşuna, uydurmak bakımından değerlendirmede etken olur düşüncesiyle biz Tayyip Beyin talimatla ifadesini aldırmak yerine, bizzat merkeze giderek orada ifade vermesini arzu ettik ve Diyarbakır’a gittik. Diyarbakır’da o zamanki bir mahkeme başkanı ya geldiniz mi dedi, sabahleyin ben kendisine uğradım, evet, geldik, buradayız, hazırız dedik. İşte ifadesi alındı, sorgulaması, 31 Mart’tan 21 Nisan’a gün verildi, bakın ne kadar kısa. Bütün bunlar işte bir an önce bitsin, çünkü…
İvedi bir yargılama var.
Bir şey var ortada, böyle bir süreç. Ve 21’inde gitti, 21’inde savcı suçu yok, beraat kararı verilmesi gerekir diye uzun bir mütalaa yazdı. Ben mütalaayı yazarken tabi çok kuşkulandım ve kaygılandım, yani bu suç teşkil etmeyen bir dosyayla alakalı savcının bu kadar uzun, detaylı mütalaa vermesinin heyetin farklı görüşe sahip olduğu, onları ikna etmeye matuf böyle uzun, detaylı bir mütalaa gereği duyduğunu hissettim. Nitekim yanılmamışım, sonuçta bir ara verildi ve içeri girdik, işte 1 yıl hapis cezası, işte o zamanki hafifletici duruşmadaki hal ve tavrı dolayısıyla hafifletici madde uygulandı 6’da 1, nihayet 10 ay, ama adli sicil, sabıka kaydı yok, sicilinde olumsuz herhangi bir şey yok, başka bir isnat edilecek eylem de yok, erteleme talebinin reddiyle 10 ay hapis cezasına hükmedildi…
REKLAM
Siyasi bir karar ortaya çıktı.
Siyasi bir karar.
Ne oldu Cumhurbaşkanının tepkisi o dönem, nasıl haber aldı?
Hemen oradan biz telefonla o bildirimi sağladık. Ama ara verildiğinde bir avukat arkadaşımız, ya tamam bu iş bitti falan diye savcının mütalaasına dayanarak verdi, ben ona biraz gönül koydum, biraz da sitem ettim, ya hele bir dur, bir bakalım. Belki benim biraz daha tecrübem fazla, hakimlik de yapmışım bir süre, belki bu tecrübe birikiminden kaynaklanıyor. Nitekim … mahkumiyet oldu, bunu bildirdik. Son derece metanetle geldik ve hep biz bunu aşacağımız inancı taşıdık. Çünkü tarih boyunca haksızlığa uğrayanlar olmuştur, haksızlık yapılmıştır, hiçbir zaman haksızlık kalıcı olmamıştır, yani hak üstündür, hak galip gelecek, eninde sonunda bunu aşacağız. İşte manşetler hep bilenen manşetler, artık siyasi hayatı bitti, muhtar bile olamaz derken oradan önemli bir siyasi figür doğdu ve onun liderliğinde 14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi hukuksal olarak var ettik ve o günden bu yana 22 yıldır Türkiye’yi yöneten kişi muhtar bile olamaz diye tanımlanan o günün manşetlerinde, gazetelerinde ve siyasi toplantılarda konuşmacıların ifade ettiklerinin tersine 22 yıldan bu yana işte uzun bir süre Başbakanlık ve ilk defa halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi yöneten lider konumunda. İşte bunun liderliğini yaptığı parti de işte AK Parti, onun da kuruluşunun 23. yıl dönümünü inşallah yarın kutlayacağız.
REKLAM
Şimdiden hayırlı olsun. AK Parti’ye gelecek olursak, siz de şimdi Siyasi Hukuk İşler Başkanı olarak aslında AK Parti’nin temel politikalarını belirleyen kurmay isimlerden bir tanesisiniz. AK Parti ilk kurulduğu dönemlerde merkezde yer alan bir parti oldu ve merkezde olma iddiasını bugüne kadar sürdürdü, ama zaman zaman çeşitli eleştiriler var. Bu eleştirilere katılır mısınız? AK Parti halen merkez parti konumunu sürdürüyor mu?
Kimi söylemler itibarıyla bu konuda yapılan farklı değerlendirmeler kısmen doğru olabilir, yani göreceli olarak doğru olabilir, ama AK Parti Türkiye siyasi yelpazesinde milletin durduğu yerde konumlanan bir partidir. Millet merkezdedir, AK Parti oradadır, dolayısıyla siyasetinin temelinde millet olan bir partiyiz biz. Dolayısıyla merkezde yer alan bir partiyiz, yani Türkiye söz konusu olduğunda 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hedef kitlemizdir, Ankara olunca Ankara, İstanbul olunca İstanbul, Batman olunca da Batman yaşayanların tamamı AK Parti’nin hedef kitlesidir. Yani milletin değerleriyle, ortak akılla bu süreçleri yürütüyoruz.
Nitekim bu son 31. İstişare ve Danışma Toplantımız Kızılcahamam’da Haziran ayının başında gerçekleştirdik, o toplantının mottosu da Türkiye’nin ortak aklı şeklindeydi. Dolayısıyla biz merkezde olan bir partiyiz. Ama merkezde tanımlanan partiler genelde kimlikleri zayıf olan partiler olarak algılanır, biz tam tersine, hem merkezdeyiz, hem de kimliği olan bir partiyiz. Bizim kimliğimiz var, muhafazakar ve demokrat bir partiyiz. İşte muhafazakarlığımız geçmişimizi, kültürel mirasımızı, inanç değerlerimizi, aile ilişkilerimizi ve birbirimizle olan ilişkilerimizi önemseyen bir partiyiz. Demokraside çoğulculuğu, katılımcılığı ve hak ve özgürlükleri önemseyen bir rejimin ismidir. Bu ikisi arasında sinerji oluşturmaya çalışan bir kimliğe sahibiz, yani bizim muhafazakarlığımız statik değil dinamiktir, demokrasiye bakışımız da dinamiktir. Biz doğruyu, iyiyi nerede bulursak onu alır sahiplenir bu ülkeye kazandırmaya çalışırız. Böyle bir duruşumuz ve böylesi bir siyasi tarzımız var, yürüyüşümüzü böyle sürdürüyoruz.
REKLAM
Bir süredir AK Parti’de değişim konuşuluyor, özellikle 31 Mart yerel seçimleri sonrası ortaya çıkan tablonun ardından. Kamuoyunu değişik kesimlerinden bu beklentiyi biz de görmeye başladı. Sayın Cumhurbaşkanı da AK Parti’de değişimin devam ettiğini ifade eden çokça beyanda bulundu. Bununla birlikte değişimin biraz ağırdan işlediğine dair de eleştiriler var hem içeriden, hem dışarıdan.
Bir süredir AK Parti’de değişim konuşuluyor özellikle 31 Mart yerel seçimleri sonrası ortaya çıkan tablonun ardından kamuoyunun değişik kesimlerinden bu beklentiyi biz de görmeye başladık. Sayın Cumhurbaşkanı da AK Parti’de değişimin devam ettiğini ifade eden çokça beyanda bulundu. Bununla birlikte değişimin biraz ağırdan işlediğine dair de eleştiriler var hem içeriden hem dışarıdan. Nedir AK Parti’nin değişim öyküsü?
AK Parti demin de belki şimdiyle alakalı söylediğim sözü burada kullanacağım, dinamik bir partiyiz biz. Bakın Türkiye’de hem dikey anlamda hem yatay anlamda teşkilatçılık bakımından en büyük teşkilata sahip bir siyasi partiyiz. Hatta bunu dünya ölçeğinde de dikkate aldığınızda sayılı partiler arasında yer alır diye düşünüyorum. Dolayısıyla, 11 milyonu aşkın üyeye sahip bir AK Parti elbette ki süreçlerde kadrolarını değiştirecek, yenileyecek, takviye edecek, yani pozisyonlar geçicidir. Ben görev yaptığım bütün süreçlerde hep söylediğim şöyle bir şey var: AK Partiyle süreçli bağ ve ilişkiyi sağlayan tek bir statü vardı, o da üyelik hukukudur. Bunun dışındaki bütün pozisyonlar milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı, MKYK üyeliği, bakanlık vesaire, belediye başkanlığı, il başkanlığı, kadın kolu, gençlik kolu her neyse bu pozisyonlar geçicidir. Bunlar sona erince AK Partiyle ilişkinizi üyelik hukukuyla sürdürürsünüz dolayısıyla, üyelik hukukuna son derece önem veriyoruz. Bu anlamda seçimlerden beklentilerimizi karşılamayacak sonuçlarla karşılaştığımızda elbette ki bunu masaya yatırmak, bir analizini, bunun nedenlerini ortaya koymak siyasetin gereğidir. En azından AK Parti siyasetinin pratiğinin gereğidir. Dolayısıyla, biz bu değerlendirmeleri her platformda yapıyoruz, yapmaya devam ediyor. Bunlar tamamen birden yapılıp bitirilecek işler değil.
REKLAM
Kongrede mi bir kapsam değişecek peki?
Bir kısmı kongrede yapılır, bir kısmı şimdi yapılıyor bu değişim-dönüşüm devam ediyor yani seçimlerde adaylık dolayısıyla boşalmış yerler var oralar takviye ediliyor, dolduruluyor. Doldurulmuş ama yeterli performansı göstermemiş kişiler var bunların değişim-dönüşümü gerçekleşiyor, ama bunların hem değişimi yani kurumsal değişimleri elbette ki kongrelerde gerçekleşecek. Ama her şeyi kongre ötelemiş, bekleyen hiçbir şey yapmayan bir parti konumunda değiliz, yani teşkilatlar önemlidir.
Yerel seçim muhasebesini kendi içinizde tamamladınız mı?
Devam ediyor bu.
Halen ediyor mu?
Bunun sebeplerini biliyoruz bu devam ediyor, yani bunun sebepleri elbette bizden kaynaklanan sebepler var. Biz hep şuna inandık: Millet yanlış yapmaz, her seçimde millet doğru yapar, bunu anketlerle de ölçemezsiniz siz bazen. Millet çünkü sandığa giderken muhasebe yapar, yani kim yapacak, kim edecek, kim üretecek, kimin vizyonu var, kimin müktesebatı var, kimin referansı var, hangisi doğru, hangisi yararlı bunları ölçer-biçer gelir ortaya koyar. Ya da ikaz verecekse bir başka davranış sergilemek suretiyle ikaz verir. İşte 31 Mart seçimleri bize verilmiş bir ikaz öyle algılıyoruz, öyle değerlendiriyoruz.
REKLAM
Millet seçmen size bir ikaz yaptı.
Millet bizi uyardı uyardı belli noktalarda eksikler var.
Bu ikaza aldınız.
Biz bu ikazı zaten çok değerli Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanımız bunu defalarca ifade ettiler, hepimizin de kanaati bu yönde, bu ikazı aldık bunun farkındayız inşallah bunu telafi edici, giderici. Bunun sebepleri bizden kaynaklananları bizim kendi yapısal özelliğimiz içerisinde iç hukuk düzenlemelerini gerçekleştirmek suretiyle iç pratiğimizde bunu gidermeye çalışıyoruz. Dış sebepleri de elbette ki yine siyasetimizin dış yansımaları kapsamında ele alıp değerlendiriyoruz. Bunu görmezden gelmemiz mümkün değil, bunu görmezden gelen bir siyaset de ölmüş demektir. Biz çok dinamik bir partiyiz.
Sizin değişim iddianızla tezat bir durum oluşturuyor.
Evet.
Anketlere kısmen değindiniz ama son dönem de birçok kamuoyuna anket yansıyor, özellikle 31 Mart yerel seçimleri sonrası ortaya çıkan tablonun devam ettiği, AK Parti’nin ikinci parti konumunda bulunduğuna dair bazı anketler kamuoyuna yansıdı. Sizde bir veri var mı, böyle mi gerçekten tablo, yoksa AK Parti’de bir toparlanma süreci başladı mı?
REKLAM
Yerel seçim sonuçlarını sayısal olarak ele aldığınızda elbette ki söylediğiniz şey evet doğrudur denebilir, ama Türkiye’nin yönetim sorumluluğunu üstlenme kriteri itibariyle siyasal sonuçları bir bütün olarak ele aldığınızda AK Parti Türkiye’yi yöneten bir partidir. Yani Cumhur İttifakının da destek ve katkısıyla Türkiye’nin yönetim sorumluluğunu üstlenmiş, Türkiye’nin iç-dış güvenliğinden, yargısal faaliyetlerinden, ekonomik faaliyetlerinden sorumlu ve bu alanda da gece-gündüz çalışan, proje üreten bir partiyiz. Biz Türkiye’nin her tarafında temsilini sağlamış ve kendimizi de Türkiye partisi olarak niteliyoruz. Bunu derken kapsayıcılık itibariyle, demin hani durduğumuz yeri ifade ederken Türkiye’ye bir bütün olarak bakıyoruz söyleminin bir sonucu olarak ifade ediyorum. Kapsayıcı siyaset tarzımız itibariyle Türkiye’nin partisi konumundayız. Anketlerde de sapmalar olabilir az önce de bir konuyu cevaplandırmaya çalışırken vatandaşın sandığa gitmesiyle, sandığa gitmeksizin, sandık ortada gözükmeden partilere ilişkin biçeceği değer, söylem de çok farklı olabilir, yanıltıcı da olabilir.
Siz de sandığa kadar vatandaşı ikna edecek adımları atacağız diyorsunuz.
Evet bizim işimiz milletin derdine derman olmak, sorunlarını öncelikleri belirlemek suretiyle çözüme kavuşturmak. Bugün hayat pahalılığı en önemli sorun, dar gelirli yurttaşlarımızın ekonomik sıkıntıları en önemli sorun, bu da Kabinenin, Hükümetin gündeminde, partimizin gündeminde enflasyonu indirmek en temel hedefimiz. İnşallah bunları gerçekleştirmek suretiyle bu alandaki sıkıntıları da rahatlığa kavuşturmanın gayret ve çabası içerisindeyiz. Yani anketlere bu perspektifle bakıyoruz.
Birde erken seçim meselesi var muhalefet zaman zaman erken seçime dair talebini net doğrudan olmasa da dile getiriyor. Sizin bir erken seçim öngörünüz var mı?
Ya siyasette Türkiye’deki siyasette böyle ağraz olmuş bazı şeyler var sapmalar ya da alışkanlıklar var. Hiçbir şey üretemeyenler bir şey söylemek istedikleri zaman hiç olmayacak şeyi öne çıkartırlar, seçim de bunlardan bir tanesidir. Yani ben isterim, arzu ederim ki Türkiye’de, Türkiye gibi büyük önemli bir ülkede tarihi geçmişiyle, bugünüyle, bugün dünyadaki etkin konumu itibariyle, yani sözü dinlerin, yaptığı her iş takip edilir bir Türkiye’de elbette ki iktidara alternatif, donanımlı, vizyoner muhalefet de olması lazım. Ama dönüp baktığınız zaman gerçekten Türkiye’nin sorunlarına çözüm getirecek somut olarak sorun alanlarına ilişkin ürettiği ortaya koyduğu çözümleri biz şunu şöyle yapacağız diyecekleri elle tutulur, gözle görülür proje ürettikleri söylenebilir mi? Yani mümkün değil öyle bir şey mümkün değil. Yani varsa yoksa seçim seçim seçim. Seçime daha dört yıl var, inşallah zamanı gelince elbette ki seçim yapılacaktır.
REKLAM
Türkiye’nin gündeminde böyle bir şey yok, yani böyle bir projeleri olsa da biz şunu yapacağız, edeceğiz o görünür olsa dersin ki adamlar ya biraz haklı falan, böyle bir haklılık durum yok söylemden ibaret sözcükler diye görüyoruz.
Bir yandan da normalleşme süreci var, Sayın Cumhurbaşkanıyla, CHP lider Özgür Özel’in görüşmeleri oldu, sonrasında hem iyi niyetli yapıcı pozitif mesajlar geldi hem de zaman zaman muhalefetten çeşitli kademelerde eleştiriler dile getirildi, bir yol kazası da yaşandı bu süreçte. Sizce normalleşme süreci halen devam ediyor mu, etmeli mi? Normalleşme sürecinin Türk siyasetine katkısı ne olur?
Yani normalleşme kavramı diye Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı kullandı ben çok fazla önemsemiyorum normalleşmeyi bir anormallik olması lazım ki normalleşme diyelim. Bu konuda Cumhurbaşkanımız Genel Başkanımızın kullandığı sözcük yumuşama, yumuşama daha doğru, daha rasyonel diye biliyorum, çünkü siyaset gerçekten çok sert icra ediliyor oldu. Yani siyasi partiler siyaseti değerler üzerinden değil, projeler üzerinden, siyasi rekabeti projeler üzerinden yürütmeleri gerekir. Onun için bu ülkenin değerleri işte devleti, bayrağı, vatanı hepimizindir, geçmiş hepimizindir, geçmiş bu ülkeye hizmet etmiş büyükler hepimizin büyüğüdür, hepimizin geçmişidir. Dolayısıyla, geçmiş değerler üzerinden veya da değer olarak ifade ettiğimiz alanlar üzerinden siyasi rekabetin yapılması Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmaz. Rekabet somut projeler üzerinden olması, yürütülmesi lazım. Ve elbette ki değerler üzerinden siz siyaset yapmadığınız zaman siyasette yumuşar, dil yumuşar. Belki geçmişi unuttuğunuz için bugüne bakıyoruz, bugün yapıyoruz. Geçmişte çok kırıcı, çok nazik toplantılar yapılmıştı … onu görüyoruz, ama çok kırıcı böyle vurucu, öteleyici, kesip atıcı siyaset tarzları olmuştu. İşte laik-anti laik, Atatürkçü-Atatürk düşmanı, ilerici-gerici, sağcı-solcu bunlar bu ülkede yaşanmış. Bugün de belki bir şey üretememekten kaynaklı muhalefetin çok keskin dil kullanması halinde durum seyredecek değilsiniz işte. Bir seyredersiniz, iki seyredersiniz, üçüncüde siz de buna … eder cevap verirsiniz. Cumhurbaşkanımızın, değerli Genel Başkanımızın yumuşama diyerek bu alandaki kötü gidişatın da … arzu ve isteği. Türkiye iç siyaseti açısından gerçekten kazanılması gerekli bir hedef olmalı bu başladı. Bu yumuşama alanı demek siyasi partilerin programlarından, tüzüklerinden, kendi siyasi anlayışlarından, siyaset yapma biçimlerinden sarfınazar etmeleri anlamına gelmez.
REKLAM
Esas olan Türkiye’nin ortak politik alanları bulmak o alanlarda birlikte yürümek. Nedir bu? İşte dış politik alanlarda işte Türkiye yurt dışında herhangi bir mülahazayla rasyonel değil de elbette gerekçesi var. İşte asker gönderme izni isterken burada neyle karşı çıkacaksınız, yani keyif olsun diye mi Hükümet bu öneriyi getiriyor? Buralarda birlikte yürümek lazım. Dolayısıyla, Türkiye’nin herhangi bir alanında diyelim ki işte tavan-taban fiyat konusunda söyleminiz var yeterli bulmuyorsanız bunu gelirsiniz anlatırsınız, bu konuda bilgi istersiniz. Bu iletişim içerisinde nezaketli bir biçimde bunların yürütülmesi gerekir. Yoksa herkes eleştiriden vazgeçsin, yani hukuk ölçüleri içerisinde yapılacak olan her türlü eleştiri, tenkit başımızın, gözümüzün üstünde. Ama hukukun içine sığmayan söylemlerle siyaset yapılmasına asla tahammül edemeyiz. Biz de gerektiği zaman işte benzer şekilde misliyle cevap veriyoruz. Bu alanlar Türkiye gündeminden kalsın arzu ve isteğimiz var. Daha çok diyalog içerisinde olalım, sorunların, ortak sorunların birlikte çözümüne katkı sağlayacak yürüyüşler gerçekleştirelim. Her siyasi parti kendi programına, tüzüğüne göre elbette ki bağımsız durumunu koruyup kollamak suretiyle.
Hukukçusunuz, partinin de Siyasi Hukuk İşler Başkanısınız. Bir meselemiz var ülke olarak yeni anayasa konusu bir türlü ilerleme kaydedemiyoruz. Sayın Meclis Başkanının yürüttüğü bir görüşme trafiği var, Türkiye Büyük Millet Meclisinin merkezde konumlanacağı bir çalışmanın Türkiye’nin kazanması noktasında iyi niyet beyanları var. Ve fakat bugüne kadar çeşitli girişimlere rağmen yeni anayasa konusunda Türkiye ilerleme kaydedemedi. 31 Mart yerel seçimleri sonrası ortaya çıkan politik tablo biraz bizleri umutlandırdı açıkçası. Sizce bu dönemde Meclis’in yaz tatiline girdiği bu süreçte Meclis açıldıktan sonra Türkiye yeni anayasa yapma konusunda bir ilerleme kaydedebilir mi?
Fevzi Bey teşekkür ediyorum bunu sorduğunuz için. Anayasa bir ülkenin hukuksal güvenliğini sağlayan kalkan mesafesinde hukuksal bir düzenlemedir kalkan hani şimdi kalkandan da çok söz ediliyor ya çelik kalkan, demir kalkan. Ülkede hukuksal güvenliği anayasayla sağlarsınız, böylece bir anayasayı yapma hakkı kimindir demokrasilerde? Milletin hakkıdır. Bu hak tekel bir haktır, yani millete ait, millet bunu başkasına devredemez. Ancak temsilcilerine yetki verir, temsilcileri aracılığıyla yapabilir, onun temsil edildiği yerde parlamentodur. Parlamento yapar, ama onay için kendisine dönüşünü bekler, yani referanduma gitmesini bekler. Bu perspektifle buna yanlış denemeyeceğine göre, bu perspektifle bakıldığı zaman Osmanlı dönemi dahil Türkiye’de hiçbir anayasayı millet yapamamış, Türk milleti anayasa yapma hakkını kullanamamış.
REKLAM
1921’de hani Kurtuluş Savaşı dönemi, 1924 Cumhuriyetin kuruluş süreçleri bunları bu sebeple. 1961 Anayasası darbeden sonra, 80 Anayasası darbeciler tarafından darbenin peşinden yapılmış, yani hep olağanüstü koşullarda veya darbelerden sonra yapılmış anayasa. Şu anda Türkiye’de yürürlükte bulunan 82 Anayasası darbeciler tarafından yapılmış bir anayasadır, yani oradaki düzenlemelerin detayına girmeye program müsait değil detaya girmeyeyim, yani kurumların işleyişi, mekanizmaları…
Egemenliği frenleyecek merkezde toplum ve siyasal mühendisliğe hizmet edecek alanlar oluşturulmuş bir anayasa. Bu anayasada 20’den fazla değişiklik yapılmıştır.
En büyük değişikliği de biz 2017 yılında Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi olarak nitelediğimiz bu yeni düzenlemeyle gerçekleştirdik. Bütün bunlara rağmen yapılan değişiklikler de birbirlerine olan uyumsuzluğu. Yapılan değişikliğin pratikte ortaya çıkan durumları giderici olma ihtiyaçları dolayısıyla Türkiye’de A’dan Z’ye yepyeni bir anayasaya ihtiyaç var. Bunu kiminle oturur böyle serinkanlı konuşursanız, siyasi mülahazayı bir yana bırakarak konuşursanız herkes bunu söylüyor, bunun doğru olduğunu ifade ediyor, böyle bir anayasa ihtiyacı var. Dolayısıyla biz kurulduğumuz günden bu yana Türkiye’nin millet tarafından bir anayasa yapılma ihtiyacının hep altını çizdik, sözcüğünü yaptık, bunu da yapmaya devam ediyoruz.
REKLAM
Umudumuzu diri tutalım mı, Türkiye yeni bir anayasaya kavuşacak mı?
Doğru olan bir şey eninde sonunda gerçekleşir, buna inanıyoruz yani. Doğru olan bu, doğru bir bakıştır, doğru bir yaklaşımdır, buna taraftar olanlar var, olmayanlar var, ama iyi anlatabilirsek, işte Türkiye’nin ortak sorunu demin bahsettim, yumuşama vesilesiyle siyasi partiler arasındaki ilişkilerin gelişimi dikkate alınmak suretiyle bu ortak ele alınacak konulardan bir tanesidir, bunu ele almalı, bu anayasayı gerçekleştirmeliyiz. Bizim sayısal yeterliliğimiz yok anayasa değiştirmek için, ama A’dan Z’ye yapılacak bir anayasanın da mutlaka referandum sürecinden geçmesi gerekir, yani anayasa yapma hakkı, sahibi olan milletin onayından…
Yani Meclis’te bir metin ortaya çıkarsa bile siyasi partiler, referanduma gidilmeli mi diyorsunuz?
Kesinlikle, A’dan Z’ye bir anayasa çünkü. Bir bölüm değiştirseniz gitmeyebilirsiniz, ama A’dan Z’ye bir anayasa yapıyorsanız anayasa hakkına sahip olan milletin onayına sunulması gerekir. Bunu gerçekleştirelim diyoruz, bu anlamda biz çalışmalarımızı
REKLAM
Partilerle bir uzlaşıda çok esnek olacağız noktasında mısınız? Yani muhalefetle anayasa yapım sürecinde birlikte çalışmaya hazırız diyor musunuz?
Hiç yaklaşımlarını göremiyoruz ki. Yaklaşımları biz parti olarak henüz öyle bir çalışmaya, bir yoklamaya girmiş değiliz, ama Meclis Başkanımız Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerle, hatta temsilcisi olan partilerle bu görüşmeleri yaptı. Bilmiyorum bu Meclis tatile girmeden önce toplumda, Meclis dışında STK’larla, meslek odalarıyla da görüşmeler yapacağından söz ediyordu, böyle bir haber izledim, Meclis Başkanıyla görüşme imkanımız olmadı, ama biz bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Sizin tam da o noktada -son sorum olsun- dün AK Parti’de MYK toplantısı vardı, bu MYK toplantısında bir sunum yaptığınız bilgisi bize ulaştı anayasa konusunda, bir çalıştay da herhalde planlıyoruz. Nedir bu çalıştayın kapsamı, ne zaman, takvim belli oldu mu, amaç nedir?
Şimdi geldi, şimdi çalıştay yapılıyor denmesin, bizim çalışmalarımız var, devam ediyor. Daha önce Profesör Yavuz Atay Başkanlığında bilim adamlarıyla birlikte bir taslak Cumhurbaşkanımızın talimatıyla hazırlatılmıştı, sonra Cumhurbaşkanımızın Başkanlığında bu taslağı baştan sonra aşağı yukarı 3 toplantıda müzakere ettik, görüş ve eleştiriler orada derç edildi, o notlar alındı, ona göre revizyonlar yapıldı, o bir yerde duruyor ve kamuoyuyla biz paylaşmıyoruz, çünkü birlikte yapalım diye…
REKLAM
Bir metin var, o metni paylaşmadınız, ama birlikte yapalım dediğiniz için metin dayatmak da doğru değil.
İnşallah Meclis açıldığında birkaç tane çalıştay yapacağız, bu çalıştayda…
AK Parti olarak sizin uhdenizde, koordinasyonunuzda yürüyecek bir çalıştay.
Siyasi Hukuk İşler Başkanlığı bunun planlamasını yaptı ve çalışmaları devam ediyor, belki 2-3 tane çalıştay olabilir, bu çalıştayı yuvarlak masa şeklinde yapacağız. Masada 20-25 kişilik akademisyenler, ki bu akademisyenler hukukçular, siyaset bilimcileri ve sosyologlar ve elbette ki ekonomistlerden de olacak mutlaka, 20-25 kişilik gruplar halinde çalıştaylar yapacağız, bunların çıktılarını alıp partimizin yetkili organlarına sunacağız, bir taraftan da bunu yürüteceğiz, böyle bir çalışma planladık. Bununla ilgili bilgilendirme sunumunu yaptım, bunlara devam edeceğiz.
Bir tarih var mı, ne zaman başlıyorsunuz?
Meclis açılınca Ekim ayı içerisinde yapacağız.
Ekim ayı içerisinde bir anayasa çalıştayı yapacak AK Parti.
Anayasa çalıştayı yapacağız, yuvarlak masa çalıştayı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVCI VE AİLESİNE RESTORANDA DARP
Ordu’nun Aybastı ilçesinde, cumhuriyet savcısı ile restoran çalışanları arasında çıkan tartışmaya ilişkin soru üzerine Tunç, savcı ve ailesine geçmiş olsun dileklerinde bulunarak, bu tür şiddet olaylarının kime yapılırsa yapılsın kabul edilmemesi gerektiğini bildirdi.
Olaya ilişkin soruşturma süreci olduğuna dikkati çeken Tunç, “Özellikle sosyal medya ve bazı basın yayın kuruluşlarında olay farklı anlatıldı. Baştan tetkik etmeden, teyit etmeden tek taraflı bir şekilde olayı sunmamak gerekiyor. Gazetecilik sorumluluğu altında öncelikle doğruluğunu tespit edip, ilgililere ulaşıp, nedir olay, ona göre yayın yapmak gerekiyor. Sonradan özür dilemek zorunda kalınıyor.” ifadelerini kullandı.
REKLAMINSTAGRAM’A ERİŞİM YASAĞI
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından erişim yasağı getirilen sosyal medya uygulaması Instagram’a ilişkin alınmış bir mahkeme kararı olup olmadığı sorusuna karşılık Tunç, karara ilişkin düzenlemelerin, 5651 sayılı internet ortamındaki yayınların düzenlenmesine ilişkin kanunda yer aldığını söyledi.
Kanunun BTK’ye, erişim sağlayıcılarına ve internet kuruluşlarına görevler yüklediğini belirten Tunç, şunları kaydetti:
“Burada BTK’nin yetkileri var, başkana verilen yetkiler var. Bu yetkiler çerçevesinde gerçekleştirilen bir durum söz konusu. Çocukların cinsel istismarına yönelik suçlar, terör suçları, Atatürk aleyhine işlenen suçlar, yasa dışı bahis gibi kanunda sayılan, katalog suçlarla ilgili internet ortamında bir yayın söz konusu olduğunda bu yayının durdurulması yetkisi, BTK’nin başkanına verilmiş bir yetki. Bu yetkiyi kullanan BTK, hangi gerekçelerle, hangi yayınlarla bu yayın durdurma kararını, erişimin engellenmesi kararını aldığını ilgili sosyal medya kuruluşuna bildiriyor. Öncelikle bu yayının çıkarılmasıyla ilgili bildirimde bulunuyor. Çıkarılmadığı taktirde yayını durdurma yetkisi var. Bu yetki, suç teşkil eden bir yetkiyse soruşturma makamlarının da devreye girmesi söz konusu.”
REKLAM“HERKES KURALLARA UYACAK”
BTK’nin gerekçelerinin ilgili sosyal medya şirketine tebliğ edildiğini aktaran Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti, herkes kurallara uyacak. Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları da kurallara uyacak. Türkiye’de yaşayan yabancılar da bu kanunlara uyacak. Türkiye’de yayın yapan sosyal medya kuruluşları da ülkemizin kanunlarına uyacak. Hiç kimsenin ayrıcalığı yok. İnternette suç işlenmesinin önlenmesi konusunda devlete verilen bir görev varsa, bu görevi devlet kurumlarıyla beraber elbette ki yapmak durumunda. Sosyal medya şirketi de eğer BTK’nin kapatmaya gerekçe gösterdiği yayınları erişimden çıkarırsa zaten sorun ortadan kalkar.” ifadelerinde kullandı.
Konuya ilişkin yargı makamlarına intikal eden hususlar bulunduğunu dile getiren Yılmaz Tunç, “Kapatma kararına karşı idari yargıda açılan davalar var. Bu davalar, birleştirilerek idareden hangi gerekçeyle kapatma kararı verildiğine yönelik bir savunma alınacak. Sonrasında yargımız bu konuda kararı verecektir. Sosyal medya şirketleri Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına uymak durumundadırlar. 5651 sayılı kanun herkesi bağlar.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKİYE’NİN İSRAİL YARGILANDIĞI DAVAYA KATILIM TALEBİ
Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail’in yargılanmasına ve Türkiye’nin davaya katılma talebine ilişkin soru üzerine Tunç, Türkiye’nin her platformda, hakkı, adaleti, insan haklarını savunmaya, Filistinlilerin, dünyadaki mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğini bildirdi.
Yılmaz Tunç, yarın Güney Afrika’nın UAD’de başlatmış olduğu soykırımla ilgili İsrail’in yargılandığı davaya müdahale dilekçesi verileceğini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığını anımsatarak, “Dışişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığı olarak birlikte yaptığımız bir çalışma söz konusu. İnşallah o müdahale dilekçesi UAD’ye intikal ettirilecek.” diye konuştu.
HANİYE’YE BAŞSAĞLIĞI PAYLAŞIMLARINA ENGEL KONULDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Instagram’a getirilen kısıtlamaya ilişkin açıklaması sorulan Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye suikastı sonrası başsağlığı mesajlarına paylaşım engeli konulduğunu hatırlattığını söyledi.
“Bu basın özgürlüğüne sığar mı? Sosyal medya şirketi olarak bazı paylaşımlara izin verecek, bazılarına vermeyeceksiniz, o zaman özgür bir ortam değilsiniz demektir.” diyen Tunç, şöyle devam etti:
“Siz basın özgürlüğüne inanıyorsanız, ‘sansüre karşıyım’ diyorsanız, o paylaşımlarında engellenmesine de karşı çıkmanız lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hassasiyetlerine de uygun yayın yapmak durumundasınız. Siz bir sosyal medya şirketi olarak hizmet verirken burada bir kazanç sağlıyorsunuz, bunun vergisini vermek zorundasınız. Bu hizmeti verirken Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin size sağladığı imkanlardan yararlanıyorsunuz. Burada verdiğiniz hizmet karşılığında ‘benim kurallarım geçerli’ derseniz, herkesin kurallarının geçerli olduğu yerde hukuk devletinden bahsetmek mümkün olabilir mi? Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da bahsettiği bu.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’da düzenlenen 2024 Olimpiyat Oyunları’nda Filenin Sultanları çeyrek final karşılaşmasında Çin ile karşılaştı.
Karşılaşmayı CHP lideri Özgür Özel ile birlikte Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş da tribünden izledi.
2036 İSTANBUL İÇİN
2036 Yaz Olimpiyatları’nın ev sahibi şehri 2026 veya 2027’de Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından açıklanması bekleniyor.
REKLAM
2036 Yaz Olimpiyatları’nda ev sahipliği yapma talepleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da yapılmasını talep etmişti.
Özel, İmamoğlu ve Yavaş’ın 2036 Olimpiyat Oyunları’nın Türkiye’de yapılması için bir dizi görüşme ve inceleme yapacağı öğrenildi.
ÖZEL’DEN TEBRİK
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nın çeyrek finalinde Çin’i 3-2 yenerek organizasyon tarihinde ilk kez yarı finale yükselen A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı kutladı.
Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Paris’te Çin Halk Cumhuriyeti’ni nefes kesen bir mücadeleyle yenerek yarı finale yükselen voleybolcularımızı yürekten kutluyorum. Bize salonda büyük bir heyecan yaşatan milli takımımıza yarı finalde başarılar diliyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İncir üreticilerinden Serdar Becerik, askerlerin bahçeleri, gece gündüz koruduğunu belirterek, onlara dua etti.
AA’nın haberine göre; Mursallı Mahallesi Muhtarı Ali Demir ise jandarmanın kendilerine her zaman yardımcı olduğunu ifade ederek, “Jandarma 3-4 yıldır bu denetimi gerçekleştiriyor. Bu incir sezonunda da bizi yalnız bırakmıyorlar. Denetimlerle inşallah hırsızlıklar engellenir, üreticimiz de rahat nefes alır.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; bölgeye, İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 25 arazöz, 4 su ikmal aracı, 3 dozer ile 6 yer ekibi sevk edildi.
Ekipler yangını söndürmeye çalışıyor.
*Haberin fotoğrafı İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇOK SAYIDA EKİP SEVK EDİLDİ
Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, AFAD, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
3’Ü AĞIR 11 KİŞİ YARALANDI
AA’nın haberine göre; kazada ilk belirlemelere göre 3’ü ağır 11 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulansla kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı.
*Haberin tüm fotoğrafları DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 11 Ağustos Pazar günü, Milas’a bağlı Meşelik Mahallesinde meydana geldi. Bölgedeki esnaf tarafından bakılan sokak köpeği, kanlar içerisinde bulundu. Yaralı köpek, Bodrum’da bulunan özel bir veteriner kliniğine kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde köpeğin tabanca ile açılan ateş sonucu yaralandığı, kurşunun boyun bölgesinden girdiği ve çenesinin dağıldığı tespit edildi. Durumu stabil olan yaralı köpek, ameliyata alınacak. Şikayet üzerine jandarma ekipleri, köpeği kimin vurduğunun belirlenmesi ve yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. AA’nın haberine göre; kazada ikiye bölünen otomobilin sürücüsü A.D. ile hafif ticari aracın sürücüsü A.Ö, eşi F.Ö. (34), Y. Ö. (3) ve Z.Ö. (8) yaralandı.
Yaralılar ambulanslarla Ödemiş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gülpınar’ın açıklaması ise şöyle:
Ben seçim sürecinde öncesinde ve sorasında da Sayın Cumhurbaşkanı’na olan saygı ve sevgimi ifade ettim. Sayın Cumhurbaşkanı’nı AK Parti’den ayrı tuttum. Evet AK Parti’den kırgın ayrıldım ama Sayın Cumhurbaşkanı ile muhabbetimde hiçbir eksilme olmadı. Yeniden uzun yıllar siyaset yaptığım AK Parti’ye katılmam noktasında temaslar oldu. Bir bakanımız nabzımı yokladı. Ben de halka rağmen siyasetin olmayacağını ifade ettim. Halkımızın nabzını tutacağız, halk bizi nerede görmek istiyorsa orada oluruz. Hayırlısı olsun…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Sağlık Mahallesi Kurudere Caddesi’nde bulunan bir evin bahçesinde meydana geldi. M.Ş. (55), evinin arka bahçesinde bulunan yavru kedilere fırça sapı ile saldırdı.
YAVRU KEDİLERİ ACIMASIZCA ÖLDÜRDÜ
Fotoğraf: DHA
M.Ş, kaçmaya çalışan kedilere, acımasızca art arda darbeler indirdi. Çevrede oturanların duruma tepki göstermesine rağmen M.Ş, kedilere eziyet etmeyi sürdürdü.
DHA’nın haberine göre; yavru kediler bir süre sonra aldıkları darbelerle öldü.
VİCDANSIZLIK, CEP TELEFONU KAMERASINA YANSIDI
Fotoğraf: DHA
Yaşanan olayı cep telefonları ile kayıt altına alan vatandaşlar durumu polise bildirdi. Şikayet üzerine adrese gelen polis ekipleri M.Ş’yi gözaltına aldı.
M.Ş’nin, emniyetteki işlemlerin ardından Salihli Adliyesi’ne sevk edileceği öğrenildi.
*Haberin fotoğrafı İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA
Fotoğraf: DHA
Manisa’nın Salihli ilçesinde önceki gün ormanlık alanda başlayan yangına havadan ve karadan müdahale devam ediyor.
Çelikli Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda önceki gün henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına, dün gece boyunca kara ekipleri ile 2 gece görüşlü helikopter müdahale etti.
Dün havanın aydınlanmasının ardından diğer hava araçları da söndürme çalışmalarına dahil edildi.
Fotoğraf: DHA
Ekiplerin yangını söndürme çalışmaları sürüyor.
REKLAM
Salihli ilçesinde önceki gün saat 14.40 sıralarında ormanlık alanda çıkan yangın, rüzgarın ve arazinin sarp yapısı nedeniyle yayılmıştı.
İZMİR
Fotoğraf: DHA
İzmir’in Karaburun ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Kösedere Mahallesi Boyabağ koyundaki ormanlık alanda, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait itfaiye ekipleri ile iş makineleri sevk edildi.
3 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ
Fotoğraf: AA
Yerleşim yerlerine yakın noktaya sirayet eden yangında, dumandan etkilenen 3 kişi jandarma ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi.
Ayrıca bölgedeki bir kamp alanında kalan 40 kişi ile 20 evde ikamet eden 60 olmak üzere toplam 100 kişi AFAD, Sahil Güvenlik ve jandarma ekiplerince tahliye edildi.
Karaburun Kaymakam Vekili Mustafa Özbay, Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan ve AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Toros bölgeye gelerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Fotoğraf: AA
Yangının söndürme çalışmalarına bazı vatandaşlar da iş makinesi ve traktörleriyle destek verdi.
REKLAM
AA’nın haberine göre; yangın, ekiplerin karadan müdahalesiyle bölgedeki evlere ve kamp alanına sıçramadan kontrol altına alındı.
SİVAS
Fotoğraf: DHA
Sivas’ın Koyulhisar ilçesinde çıkan anız yangınında dumanda etkilenen 5 itfaiye eri hastaneye kaldırıldı.
Ortaseki köyü Koçali mevkisinde anız yangını çıktı. Alevleri ve dumanları görenler itfaiye ekiplerine haber verdi.
Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangına Koyulhisar ve Suşehri Belediyesi’ne ait 3 itfaiye aracı ve 22 kişilik personel sevk edildi.
Yangın sırasında 5 itfaiye eri dumandan etkilendi. Dumandan etkilenen itfaiye erleri Koyulhisar İlçe Hastanesindeki ilk tedavinin ardından Suşehri Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
İtfaiye erlerinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Fotoğraf: DHA
Çok sayıda çam ağacının da zarar gördüğü yangın yaklaşık 5 saat süren çalışmanın ardından söndürüldü.
TOKAT
Fotoğraf: AA
Tokat’ın Erbaa ilçesinde, ormanlık alanda çıkan yangın söndürüldü.
REKLAM
Tepekışla köyü yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
ALEVLER SÖNDÜRÜLDÜ
Fotoğraf: DHA
Ekiplerin yaklaşık 6 saatlik çalışması sonucunda yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.
Tokat Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Erbaa ilçesinde çıkan orman yangınına ekiplerin müdahale ettiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
“Yangın yaklaşık 20 hektarlık alanı etkilemiş olup, söndürme çalışmalarında Valiliğimiz koordinesinde Amasya Orman Bölge Müdürlüğü ve Tokat, Erbaa, Niksar, Almus Orman İşletme Müdürlükleri, İl Jandarma Komutanlığı, AFAD, Erbaa ile çevre ilçe ve belde belediyeleri, Tokat İl Sağlık Müdürlüğü, Tokat İl Özel İdaresi, kamu kurum kuruluşları görev almış ve vatandaşlarımızca da söndürme çalışmalarına destek verilmiştir. Saat 21.30 itibarıyla kontrol altına alınan orman yangını saat 22.45 civarında söndürülmüştür.”
REKLAMELAZIĞ
Elazığ’ın Keban ilçesinde dağlık ve otluk arazide çıkan yangın ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Akçatepe köyünün Fırat Nehri yakınlarındaki Siyame mevkisinde dün akşam dağlık ve otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen yangına, gece boyunca Orman Bölge Müdürlüğü, Keban Belediyesi itfaiye ve jandarma ekiplerince müdahale edildi.
Köylülerin de desteğiyle yangın kontrol altına alındı. Akçatepe köyü muhtarı Hadi Fırat, gece boyunca özverili çalışmalarından ötürü ekiplere teşekkür etti.
Köy sakinleri, ekiplere karpuz ikramında bulundu. Yangının çıkış nedenini belirlemek için araştırma başlatıldı.
MERSİN
Fotoğraf: İHA
Mersin’in Silifke ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
REKLAM
Balandız Mahallesi’nin Kandil mevkisindeki ormanlık alandan henüz belirlenemeyen nedenle duman yükseldi.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, 2 söndürme helikopteri, 10 arazöz ile 3 su tankı yönlendirildi.
Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle yangın, çevredeki evlere sıçramadan kontrol altına alındı. Alevlerin etkilediği alanlarda soğutma çalışması yapıldı.
BURSA
Fotoğraf: AA
Bursa’nın Osmangazi ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangın kontrol altına alındı.
İlçeye bağlı Gündoğdu Mahallesi’ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri sevk edildi.
Yangının kontrol altına alınması için havadan ve karadan müdahale başlatıldı.
Ekiplerin 1 uçak, 3 helikopter, 44 araç ve toplam 132 personelle müdahale ettiği yangın, kontrol altına alındı.
REKLAM
Yaklaşık 15 hektarlık ormanlık alanın zarar gördüğü bölgedeki soğutma çalışmaları yapıldı.
*Haberin ilk fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>