Küresel piyasalarda, ABD Merkez Bankasının (Fed) ne zaman faiz indirimine başlayacağına yönelik belirsizliğin devam etmesiyle temkinli bir seyir izleniyor.
Geçen hafta teknoloji şirketleri öncülüğünde yaşanan rallinin ardından yatırımcıların daha temkinli davrandığı görülürken, hafta boyunca ABD’de açıklanacak makroekonomik verilerin Fed’in gelecek dönemlerde atacağı adımlara ilişkin sinyaller verebileceği düşünülüyor.
Analistler, yarın ABD’de açıklanacak büyüme verileri öncesinde küresel pay piyasalarında risk iştahının düşük seyrettiğini belirterek, Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerinin de yatırımcıların odağında bulunduğunu kaydetti.
Para piyasalarında, Fed’in martta politika faizini sabit tutacağına kesin gözüyle bakıldığını anımsatan analistler, bankanın ilk faiz indirimine gitme ihtimalinin ise mayısta yüzde 16 ve haziranda yüzde 60 ile fiyatlandığını aktardı.
Öte yandan, ABD’de çip üretiminin ve bu konudaki bilimsel araştırmaların artırılmasına yönelik düzenlenen CHIPS ve Bilim Yasası kapsamındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, ileri teknoloji mantık çipi üretimine yapılan yatırımların ülkeyi 10 yılın sonunda dünyadaki gelişmiş mantık çiplerinin yaklaşık yüzde 20’sini üretme yoluna sokacağını düşündüklerini belirtti.
Yasa, yarı iletken üretimi için 52,7 milyar dolarlık desteğin yanı sıra yarı iletken fabrikalarının kurulumunu teşvik etmek için 4 yıllığına yüzde 25’lik vergi indirimini içeriyor.
Ayrıca, dün Uluslararası Para Fonu (IMF), orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf kalmaya devam ettiğini belirterek, ticaretin yeniden canlandırılması, yapay zekanın potansiyelinin en üst düzeye çıkarılması, borç darboğazlarının önlenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele için işbirliğinin gerekli olduğunu bildirdi.
Dün ABD’de açıklanan verilere göre, yeni konut satışları, ocakta aylık bazda yüzde 1,5 artışla 661 bine çıkmasına rağmen piyasa beklentilerini karşılayamadı.
Söz konusu gelişmelerin ardından dün ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 2 baz puanlık artışla yüzde 4,28’e çıkarken, bugün önceki kapanışının hemen altında seyrediyor.
Dün yüzde 0,2 azalışla günü 2 bin 32 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, şu sıralarda yüzde 0,1 artışla 2 bin 34 dolardan alıcı buluyor.
Orta Doğu’daki gelişmeler de yakından takip edilirken, petrol fiyatlarında yaşanan oynaklık dikkati çekiyor. Dün yüzde 1 artışla günü 81,7 dolardan kapatan Brent petrolün varil fiyatı, bugün önceki kapanışın yüzde 0,1 altında 81,6 dolardan işlem görüyor.
Kripto para piyasaları tarafında ise Bitcoin 57 bin doların üzerini test ederek Aralık 2021’den bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, söz konusu yükselişte MicroStrategy’nin 155 milyon dolarlık Bitcoin aldığına yönelik haber akışı etkili oldu. Bitcoin şu sıralarda 56 bin doların üzerinde dengelendi.
Diğer yandan, ABD’li teknoloji devlerinden Microsoft, OpenAI’nin Fransız rakibi Mistral AI ile yeni ortaklık kurduğunu duyururken, ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), süpermarket zinciri Kroger’in rakibi Albertsons’ı 24,6 milyar dolara satın almak için yaptığı anlaşmayı market fiyatlarını artıracağı gerekçesiyle engellemek için dava açtı.
Dün, New York borsasında, Nasdaq endeksi yüzde 0,13, S&P 500 endeksi yüzde 0,38 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,16 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında da dün Almanya hariç negatif seyir hakim oldu.
Dün Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurul oturumunda Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yıllık Raporuna ilişkin açıklamalarda bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, enflasyonda düşüş sürecinin devam etmesini beklediklerini söyledi.
Avro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetin 2023’te zayıf seyrettiğini ve büyümenin son çeyrekte durgunlaştığını anımsatan Lagarde, “Ücret artışlarının önümüzdeki çeyreklerde enflasyon dinamikleri üzerinde giderek daha önemli bir etken haline gelmesi bekleniyor.” dedi.
Öte yandan, yükseliş eğilimini üst üste 10’uncu işlem gününe taşıyan avro/dolar paritesi, şu sıralarda önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0860 seviyesinde bulunuyor.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,29, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,46 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,44 değer kaybederken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,02 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Asya pay piyasalarında karışık seyir öne çıktı.
Japonya’da bugün açıklanan enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) gelecek aylarda negatif faiz politikasına son verebileceğine yönelik beklentileri artırdı.
Japonya’da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ocakta yıllık yüzde 2,2 artarken, çekirdek TÜFE yüzde 2 artış gösterdi.
Söz konusu gelişmelerin ardından dolar/yen paritesi yüzde 0,2 düşüşle 150,4 seviyesine kadar geriledi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 azalırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,8 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 değer kazandı.
Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,43 değer kaybıyla 9.334,13 puandan tamamlarken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu da 9.450,48 puana taşıdı.
Dolar/TL, dün alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 31,1056’dan tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 31,1400 seviyesinden işlem görüyor.
Öte yandan, bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’na katılmak üzere Brezilya’ya gitmesi bekleniyor.
Brezilya’nın Sao Paulo kentinde gerçekleştirilecek toplantıda, cuma gününe kadar Şimşek’in çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirmesi beklenirken, konuya ilişkin haber akışı da yatırımcıların odağında olacak.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Almanya’da Gfk tüketici güven endeksi ile ABD’de dayanıklı mal siparişleri ve konut fiyat endeksi verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.500 seviyelerinin direnç, 9.300 ve 9.200 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Almanya, mart ayı GfK tüketici güven endeksi
16.30 ABD, ocak ayı dayanıklı mal siparişleri
16.55 ABD, aralık ayı konut fiyat endeksi
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacim, 10 bin 659 dolar kişi başı gelir olduğuna işaret ederek, “Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor.” dedi.
Yılmaz, Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması’nda, iş dünyasıyla her fırsatta bir araya geldiklerini söyledi.
Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçmediğini, belirten Yılmaz, geçen yıl henüz rakamlar tam çıkmamakla birlikte dünya ekonomisinin yüzde 3 civarında büyüdüğünü dile getirdi.
Son 20 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Yılmaz, tarihsel ortalamalarının altında giden bir dünya büyümesiyle karşı karşıya olunduğunu, bunun da ticarete de başka alanlara da yansıdığını ifade etti.
Türkiye’nin ihraç pazarı olan ülkelerin büyümesinin daha önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Orada da geçen yıl yüzde 1,5 civarında bir büyüme gerçekleşti. Bu yıl ve önümüzdeki iki yılda yüzde 2-2,5 gibi bir büyüme bekleniyor. Dolayısıyla dünyada ekonomik büyümenin, ekonomik şartların çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Malum pandemi yaşandı. Ardından birçok jeopolitik gelişmeler oldu. Dünya ekonomisi hala arzu edilen düzeyde değil. Bir taraftan da dünyada sıkı para politikaları, talebi kontrol eden politikalar izleniyor. Enflasyonla mücadele ediliyor. Bunun da büyümeye yansımaları var. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.” ifadesini kullandı.
“Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada”
Yılmaz, şubat sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin rakamların ortaya çıkmasını beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“İlk 9 aylık veriler itibarıyla Türkiye ekonomisi, geçen yıl itibarıyla dünya yüzde 3 civarında büyürken 4,7 gibi bir büyüme performansı gösterdi. Yıllık bazda da Orta Vadeli Programımızda yüzde 4,4 olarak tahmin etmiştik. Son çeyrek yüzde 3,7 civarında dahi gelse bu hedefimizi yakalayacağız gibi görünüyor. Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada. Son 20 yıllık dönemde de bunu başardı Türkiye. Dünya yüzde 3,6 hızla büyürken, yıllık ortalama büyümeden bahsediyorum 20 yıllık bir dönemde Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti, dünyadan aşağı yukarı yılda 1,8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya getirdi. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz, 10 bin 659 dolar kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor. Bu artık kesinleşmiş gibi ama seviyesini göreceğiz. Bu rakamla birlikte kişi başına gelirimizin de 13 bin dolara yakın bir seviyelere gelmesini yine nominal dolar bazında bekliyoruz. Bu rakamlarla IMF’nin tahminlerine göre, Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumunda. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha iyi noktalara kamusuyla özel sektör birlikte yürüyeceğiz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadeleye önem verdiklerini, güncellenmiş para politikaları ve yapısal reformlarla bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi.
Aşamalı şekilde enflasyonu düşüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Aylık bazda politikamızın etkisini görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu düşündüğümüz bir yükseliş var. Ocak aylarında hep yükseliş olur doğrusu. Yıllık ayarlamalar yapılır. Dolayısıyla ocak ayları biraz istisnai aylardır. Bundan sonraki dönemde kademeli bir şekilde yine bir düşüş göreceğiz. Yaptığımız tahminlere göre, yılın ortalarından sonra ikinci yarısında enflasyonun düştüğünü daha belirgin şekilde görmüş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cari işlemler dengesinin “Türkiye ekonomisinin klasik problemi” olduğunu belirten Yılmaz, “Hükümetimiz, Cumhur İttifakı’mız, Meclis’imiz hep birlikte uyguladığımız politikalarla Türkiye’de yerli, milli üretimi, ihracatımızı, hizmet gelirlerimizi turizm başta olmak üzere artırarak, cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde bir engel olmaktan çıkarmak istiyoruz.” diye konuştu.
2024’te 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi
Geçen yıl ilk yarısında 60 milyar dolara kadar yükselen cari açığın alınan tedbirlerle seneyi 45 milyar dolar civarında bitirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Orta Vadeli Programda öngördüğümüz oranın biraz üstünde ama çok fazla değil. Yaşadığımız birtakım jeopolitik gelişmelerin de etkisi oldu ama 4,2 civarında bir milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda tabi altının payı da yüksek. Geçen yıl 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Onu düştüğünüz zaman çok daha düşük düzeylerde cari açığımız. Bunu kalıcı şekilde aşağılara düşürmek istiyoruz. Burada turizm gelirlerimizin önemli, olumlu bir katkısı var. Geçen yıl 50 milyonu aşan turist sayımız var. 54,3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.”
“Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz”
Yılmaz, ülke ihracatının dünyadaki sıkıntılara, talep daralmalarına, jeopolitik olumsuz gelişmelere rağmen 256 milyar dolarla tarihi seviyesine ulaştığını, bunun her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.
İhracat rakamlarını çok daha yüksek seviyelere çıkaracaklarını vurgulayan Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dörtlü bir formülü var. ‘Yatırım, istihdam, üretim, ihracat’. Sıralama da rastgele değil. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç. İşte bizim bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz. Tüketim tabi ki kıymetli ama aşırı tüketim çok da olumlu değil. İthalatı tetikleyen, cari açığı arttıran bir mesele. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp asıl büyümemizi yatırımlar, ihracat üzerinden sürdüren bir anlayışla hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Aralık ayı istihdam rakamlarına da değinen Yılmaz, Türkiye ekonomisinin ilk defa 32 milyonun üzerinde bir istihdam ortaya koyduğunu ve bunun rekor seviye olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarına girişimci kadınlar ve gençlerin dahil olmasını önemsediklerini vurguladı.
Türkiye’nin kredi risk primi hızlı şekilde düştü
Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) değinen Yılmaz, “CDS’ler, ülkemizin risk primi mali piyasalarda aşağıya gelmiş durumda. Bütçe açığını disiplinli şekilde yürüttüğümüz, cari işlemler açığını düşürdüğümüz, riskleri azalttığımız, öngörülebilirliği artırdığımız, siyasi güven ve istikrar iklimini pekiştirdiğimiz için Türkiye’nin ülke risk primi de hızlı şekilde düştü. Geçen yılın mayıs aylarında 700’lere kadar çıkmıştı. Son dönemlerde 300 civarına gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. Türkiye bu politikaları ısrarla güçlü şekilde devam ettirdikçe ‘CDS’ dediğimiz ülke risk primimizi düşürmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın geçici bir düzenleme olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O dönemin şartları içerisinde bir ihtiyacı karşıladı. Şimdi aşama aşama yine finans piyasalarında bir istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz. En son geçen yıl ağustosta en yüksek rakamına ulaşmıştı, 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine gelmişti. 126,4 milyar ediyor dolar bazında. 9 Şubat itibarıyla 2 trilyon 368 milyar liraya düşmüş durumda yani Kur Korumalı Mevduat’ta 1 trilyondan lira fazla gerileme söz konusu. Toplam seviyesi 77,7 milyar dolara inmiş durumda. Aşağı yukarı 49 milyar dolar burada bir çözülme oldu ve bunun da çok büyük kısmı, hemen hemen tamamına yakını, Türk lirasını destekleyici politikalarımızın da etkisiyle Türk lirası mevduatına geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan aşama aşama farkı bir çerçeveye doğru gidiyoruz.”
Bütçe ve mali disiplinine çok önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bunun AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en başarılı alanlarından biri olduğunu anlattı.
Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Bir taraftan da yerel yönetim, merkezi yönetim hep birlikte afete dönük çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız, riskleri azaltmamız, kriz yönetmek istemiyorsak risk yönetmemiz lazım. Riskleri iyi tespit edip özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yoğun bir çalışmayla bu riskleri azaltmamız lazım. Geleceğimiz için çok daha dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bu konuda Adana’da da yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Depremler nedeniyle bütçeden yapılan harcamalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin, siyasi istikrarla ve güvenle yönetildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde sağlam zemin oluşturduğu için büyük afeti “omuzladığını” dile getirdi.
“Deprem harcamaları yapısal bozulmaya yol açmaz”
Yılmaz, deprem harcamalarının kalıcı olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Orta Vadeli Program’da bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak tahmin etmiştik. Çok şükür bu konuda olumlu yönde bir sürpriz yaşadık. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5,4 ile kapatmış olduk. Bunun 3,8 puanı deprem harcamasından kaynaklanıyor. Bunu düştüğünüz zaman bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6 civarında aslında. Bütçe süreçlerinde yapısal harcama vardır, bir de tek seferlik harcamalar vardır. Bazı harcamalara bir başlarsanız her yıl devam eder onlar yapısal açık oluştururlar. Deprem harcaması öyle değil. Birkaç yıl süren, daha çok geçici diyebileceğimiz nitelikte harcamalardır, yapısal bozulmaya yol açmazlar. İnşallah bu deprem harcamalarını yaptıktan sonra bütçe açığımız, yine Maastricht Kriterleri dediğimiz Avrupa Birliğinin o kriterinin altında olmaya devam edecek. Orta Vadeli Program’ımızda da bunun çerçevesini çizmiş durumdayız. Bu yıl yüksek bir harcamamız var, 2025-2026 dönemlerinde de kısmen devam edecek ama Türkiye, bu yaraları kamusuyla, özeliyle saracak inşallah.”
Son dönemde yatırım ve istihdam gibi kritik alanlarda destekleyici çalışmalar yaptıklarını belirten Yılmaz, Merkez Bankasının ihracatçıları destekleyecek politikalar takip ettiğini söyledi.
Toplumsal yatırım notu üzerine çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu konuyla ilgili gelinen noktayı ele alacaklarını belirtti.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı başlattıklarını anımsatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı aşağıya çekecek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi sağlanacağını ifade etti.
Yılmaz, Adana ve Mersin ile Çukurova Bölgesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçlerde hem merkezi hem de yerel idare olarak bu perspektifle bölgemize farklı bir ivme katacağımıza yürekten inanıyorum. İş dünyamızın da burada büyük rolünün olacağına inanıyorum. Diğer taraftan Orta Anadolu-Akdeniz aksı dediğimiz vizyonumuz, perspektifimiz var. Ulaşım hatlarını iyileştirerek Orta Anadolu ile Akdeniz’i daha entegre şekilde planlamamız gerekiyor. Afet risklerine karşı bu bölgelerimizde belli, stratejik sanayilerin gelişmesi önemli. Turizm, hizmet, sanayide Orta Anadolu-Akdeniz entegrasyonunun, Türkiye’ye büyük rekabet gücü katacağına inanıyorum. Bütün bu konularda Adana’mızın, Adana iş dünyamızın çok ciddi katkıları olacaktır.”
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, milletvekilleri ile iş insanları katıldı.
]]>