Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Ticaret Bakanlığıyla yürüttükleri çalışmalar kapsamında Türk Eximbank’ın sermaye yapısını güçlendirdiklerini belirterek, “7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirdik. Böylece bankamızın sermayesini 13,8 milyar liradan, ödenmiş sermayesini şubat ayı itibarıyla 35,7 milyara çıkarmış durumdayız.” dedi.
Türk Eximbank’ın Ümraniye’deki yeni genel müdürlük binasının açılışı gerçekleştirildi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katıldığı açılış programında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Türkiye’nin son 20 yılda güçlü büyüme performansı gösterdiğini vurguladı.
Çelik, geçmiş dönemin kazanımlarını her alanda daha da ileriye taşıyacakları “Türkiye Yüzyılı”nda da katma değerli üretim ve ihracat olarak büyümeyle vatandaşların refah seviyesini artırmak ve küresel değer zincirinde de daha da yükseltmek için durmaksızın çalışacaklarını ifade etti.
“7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirerek, sermayeyi 35,7 milyara çıkardık”
Osman Çelik, Orta Vadeli Program’daki (OVP) hedefler doğrultusunda Türk Eximbank’ın yüksek teknoloji ve katma değerli ihracatın finansmanına yönlendirecek mekanizmalar kurarak önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.
Çelik, Ticaret Bakanlığıyla birlikte yürüttükleri çalışmalar kapsamında Türk Eximbank’ın sermaye yapısını güçlendirdiklerini kaydederek, “7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirdik. Böylece Sayın Genel Müdürümüzün de ifade ettiği gibi bankamızın sermayesini 13,8 milyar liradan, ödenmiş sermayesini şubat ayı itibarıyla 35,7 milyara çıkarmış durumdayız. 6 ayda 3 kat bir nakdi sermaye artışı. Bu bakanlık olarak, hükümet olarak Eximbank’a verdiğimiz değerin de bir göstergesidir.” diye konuştu.
Bankanın ihracatçılara teminat kolaylığı sağlayarak kredi maliyetlerini azaltacak çalışmaları da sürdürdüğüne dikkati çeken Çelik, “Bu stratejik dönüşümün en önemli yönlerinden bir tanesi, ihracatçıların maliyetlerini azaltacak, teminat ihtiyaçlarını azaltacak şekilde bir çalışma içine girme noktasındaki gayretlerdir. Bu sermaye artışının ana sebeplerinden biri de sermaye ihtiyacı duymadan, sermaye yeterlilik sorununda sıkıntı yaşamadan tedbirli bir şekilde kredibilitesi yüksek firmalarımızdan başlamak üzere teminat ihtiyacını azaltmak dolayısıyla hem krediye ulaşımı kolaylaştırmak hem de kredi maliyetlerini azaltmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“TCMB ile çalışmalar neticesinde reeskont kredi limitini 10 katına çıkardık”
Osman Çelik, ihracatçıların finansmana erişimini artırmak amacıyla da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini anımsatarak, “Çalışmalar neticesinde geçtiğimiz temmuz ayında 300 milyon lira olan günlük reeskont kredi limitini önce 1,5 milyar liraya daha sonra da 3 milyar liraya yükselttik ve böylece günlük limitleri 10 katına çıkarmış durumdayız. Önümüzdeki günlerde de yine bu noktada yapılabilecek iyileştirmeler konusunda ilgili kurumumuzla görüşmelerimiz devam ediyor.” dedi.
Çelik, Türk Eximbank’ın güçlenen sermaye yapısıyla ihracat ekosistemine sağladığı destekleri, katma değerli ihracata dönüştürmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hükümetin ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda, ihracatçılara olan desteklerini artırarak sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Çelik, “Bu kapsamda 7456 sayılı kanunla ihracat gelirlerine uygulanan kurumlar vergisi avantajında değişikliğe gidilmiş olup, kurumlar vergisi mükellefleri için uygulanacak yüzde 25’lik kurumlar vergisi oranı, ihracat gelirleri özelinde 5 puanlık indirimle yüzde 20 olarak uygulanmaya başlanmıştır. Diğer bir deyişle ihracatçılarımızın münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançtan bir puan olarak uygulanan kurumlar vergisi indirim oranı 5 puana yükseltilmiştir.” diye konuştu.
“Yeni genel müdürlük binası, başlattığımız stratejik dönüşümün bir vitrini”
Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney de faaliyete başladıkları 1987’den beri mal ve hizmet ihracatı yapan firmaların en büyük destekçisi olduklarını ve bankanın tarihi bir dönemine hep birlikte şahitlik edildiğini söyledi.
Güney, yeni genel müdürlük binasının, bankada başlattıkları stratejik dönüşüm ve yeniden yapılandırma çalışmalarının bir vitrini olduğunu vurgulayarak, Eximbak’ın nakdi kredi desteklerine erişimi kolaylaştırmak adına teminat mektubunun yanı sıra Türk bankacılık sektöründe kabul görmüş olan diğer kredi teminatlarıyla da çalışmaya başladıklarını belirtti.
Bunu sağlamak üzere bankada kredi izleme ve erken uyarı sistemlerini hayata geçirdiklerini kaydeden Güney, “Yine kredi tahsis süreçlerini hızlandırmak adına otomatik kredi karar destek sistemlerin uygulamaya aldık. Yine finansal kapsayıcılığımızı artırmak adına özellikle faiz hassasiyeti olan ihracatçılarımızın Eximbank desteklerine erişimini sağlamak üzere bankamız içerisinde faizsiz bankacılık pencere sistemini kurduk. Faizsiz bankacılık danışma komitemizin uygunluğu ile hem sigorta tarafında, alacak sigortası tarafında hem de kredi tarafında faizsiz bankacılık ilke ve standartlara uygun birçok ürünü ihracatçılarımızın kullanımına sunmuş bulunmaktayız.” dedi.
“İhracatçılarımızın yeşil dönüşüm projelerini desteklemek üzere 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik”
Ali Güney, sınırda karbon vergisi düzenlemesine de değinerek, bu kapsamda Eximbank’ta sürdürülebilirlik süreçlerini oluşturduklarını ve kredi tahsis politikalarının ana unsuru haline getirdiklerine dikkati çekti.
Güney, “İhracatçılarımızın yeşil dönüşümle ilgili yapmış olduğu projeleri desteklemek üzere yurt dışı sermaye piyasalarından ve uluslararası finansal kuruluşlardan 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik ve bu kaynağı da ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. Bu sene içerisinde çok ciddi anlamda yeni kaynaklar, sürdürülebilir temalı yeni kaynakların arayışı içerisindeyiz. Buradaki çalışmalarımız son aşamaya geldi. Önemli bir miktarda kaynak girişi sağlamayı hedefliyoruz. Yine ihracatçımızın yeşil ve dijital dönüşümle ilgili projelerini desteklemek üzere Ticaret Bakanlığımızla beraber uygun maliyetli, uzun vadeli kredi paketleri konusundaki çalışmalarımızla son aşamaya geldik.” şeklinde konuştu.
Gelecek dönemde bu paketlerle ilgili de açıklamalar yapacaklarını dile getiren Güney, Eximbank’ın desteklerinin tabana yaygınlaştırılmasında özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini önceliklendirdiklerinin altını çizdi.
“2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşti”
Türk Eximbank Genel Müdürü Güney, KOBİ’lerin finansman erişimindeki en büyük sorunu olan teminat sorununa kalıcı bir çözüm oluşturmak adına İhracatı Geliştirme AŞ’nin kuruluşuna katkıda bulunduklarını ve yüzde 5 hissedarı oldukları bilgisini paylaştı.
Güney, “İhracatı Geliştirme AŞ, faaliyetine başladığı süreden bu yana yaklaşık yüzde 93’ü KOBİ olan 6 bin ihracatçıya 40 milyar lira kredi kullandırdık. Türk Eximbank desteklerinden faydalanan ihracatçılar içerisinde KOBİ’lerin payı 2019’da yüzde 70’lerdeydi. Bugün bu oran yüzde 85’lere ulaşmış durumda. Yine KOBİ’lerin kredi desteklerinden almış olduğu pay aynı dönemde yüzde 12’lerdeydi. Geçen yıl sonu itibariyle bu oran yüzde 28’e ulaşmış durumda.” ifadelerini kullandı.
Eximbank olarak 2023’te ihracatçılara 19,6 milyar dolar kredi desteği sağladıklarını dile getiren Güney, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Yine Türkiye’nin en büyük alacak sigortası kuruluş yolu olarak sigortalamış olduğumuz vadeli ihracat alacakları 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bakanlığımızın yapmış olduğu nakdi sermaye girişleriyle, ödenmiş sermayemiz 35,7 milyar seviyesine öz kaynaklarımızla 60 milyar lira seviyesine ulaşmıştır. Güçlü öz kaynak ve sermaye yapımızla önümüzdeki dönemde bunun kaldıraç etkisiyle ihracatçımıza 2024’te 24 milyar dolar nakdi kredi desteği ve 26 milyar dolar da alacak sigortası desteği olmak üzere 50 milyar dolarlık bir destek sağlamayı hedefliyoruz.”
Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanı sıra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı ve bazı bankaların genel müdürleri katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni’nde konuştu. Önemli mesajlar veren Erdoğan, “Daha kararlı duruş sergilememiz gerekiyor. İster siyasetçi ister ekonomist. Sermaye piyasalarını manipüle etmeye çalışan tamahkarlara meydanı boş bırakamayız. Gerek SPK, gerek BİST’ten bu konuda daha fazla hassasiyet göstermesini istiyoruz.” dedi.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları: “Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde borsamızın 150. yaşını hep birlikte gururla kutluyoruz. 1985 yılında İMKB kuruldu, sonra farklı borsalarımızı tek çatı altında toplamaya karar verdik. VOB ve altın borsalarını 2013 yılında Borsa İstanbul markası altında birleştirdik. Borsamız daha entegre yapıya kavuştu. TVF entegresiyle birlikte BİST’i 2017 yılında TVF’ye dahil ettik. Böylece Borsa İstanbul’un yapısal dönüşüm süreci tamamlanmış oldu. 1.5 asırdır ülkemizin kalkınması, büyümesi için çaba harcayan borsamızın tüm mensuplarını şükranla yad ediyorum. BİST bünyesinde işlem gören şirketlerimizi de Türk ekonomisine yaptıkları katkılar için teşekkür ediyorum.
“KILIÇDAROĞLI, BORSA İSTANBUL’U YIPRATMAYI AMAÇLAYAN KAMPANYA YÜRÜTTÜ”
Borsamız 150 yıllık köklü tarihiyle 1.5 asırdaki inişli çıkışlı yolculuğunun şahitleri arasında yer alıyor. BİST’i Cumhuriyetimizin değil, küresel sistemin canlı tanıklarından biri olarak değerlendiriyoruz. Esasen milletimizin ekonomi ve finans alanındaki iz düşümlerinizi görebiliyoruz.
Finans kapitalin 19. yüzyılın ortalarından itibaren sadece ekonomik getiri gayesiyle değil bundan daha ziyade kontrol peşinde konuştuğunun sayısız örneğiyle karşılaşıyoruz. Bu dönemde Galata’da Türkler kaybeder, levantenler kazanır algısı topluma genel kabul gören algı olarak yerleşmiştir. Her ne kadar borsamız bize Osmanlı’dan miras kalsa da uzun yıllar asli görevini yerine getirememiştir. Borsada yatırım yapmak yerine insanımızın günlük lisanına sirayet eden borsada oynama bunun yansımasıydı. Son olarak bunu 14-28 Mayıs seçimleri arefesinde bir kez daha gördük. Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Borsa İstanbul’u yıpratmayı amaçlayan bütüncül kampanya yürütüldü. Battık, bittik senaryolarıyla yatırımcı korkutuldu. Halbuki başta kıta Avrupası olmak üzere gelişmiş, kalkınmış ülkelerde farklı tablo söz konusudur. Buralarda ne siyasetçiler ülkenin sermaye piyasasını kötüleyerek seçim kazanma hayali kurar ne de sistem böyle bir manipülasyona izin verir.
“MANİPÜLE EDENLERE MEYDANI BOŞ BIRAKAMAYIZ”
Daha kararlı duruş sergilememiz gerekiyor. İster siyasetçi ister ekonomist. Sermaye piyasalarını manipüle etmeye çalışan tamahkarlara meydanı boş bırakamayız. Gerek SPK, gerek BİST’ten bu konuda daha fazla hassasiyet göstermesini istiyoruz.
İktidarımız döneminde finansal serbestiyet, serbest kambiyo rejimi ve küresel ekonomiyle entegrasyon temel prensibimiz oldu. 2002 yılından bu yana borsamızı gazino kapitalizminin cenderesinden kurtarmayı başardık. Yatırım, üretim, istihdam planlama ve ihracata dayalı ekonomik atılımları sürdürürken ekonomi ve finans sistemimizde birçok düzenleme yaptık. Sermaye piyasamız ve borsamız köklü dönüşüm geçirdi. İFM’nin hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin finans alanındaki merkezi konumu daha da güçlendi.
“TÜRK BORSASINA YÖNELİK TEVECCÜHÜN İÇERİDE VE DIŞARIDA ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ”
Son yıllarda Türk borsasına yönelik teveccühün içeride ve dışarıda giderek arttığını müşahede ediyoruz. Türkiye borsa üzerinden yabancı sermaye çekmeyi yani ekonomik büyümesine finansman temin etmeyi sürdürüyoruz. Tüm dünyada risk iştahının düştüğü dönemde uyguladığımız mali programın sonucu olarak Türkiye çekim merkezi vasfını koruyor. 21 yılda 255 milyar dolardan fazla uluslararası yatırım çekmiş ülke olarak önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarımızın daha da derinleşmesine ağırlık vereceğiz. Katılım finans ve İslami yatırım araçları konusunda çok ciddi potansiyel olduğu anlaşılıyor. Vatandaşın gönül huzuruyla birikimlerini değerlendireceği iklimi tesis etmekte kararlıyız.
“ENFLASYONUN KONTROL ALTINA ALINMASIYLA KAYNAK AKIŞI HIZLANACAK”
Enflasyondaki artışın kontrol altına alınmasıyla birlikte ülkemize yönelik kaynak akışının hızlanacağına inanıyoruz. Risk primindeki gerileme, sermaye piyasalarımızda da hissedilecektir. Enflasyondaki dengelenmeye bağlı olarak borsanın derinliği artacak. Yeni, özgün ve çığır açan projelerle BİST’in Türkiye Yüzyılı vizyonumuza omuz verdiğini görmekten memnuniyet duyuyorum.”
]]>