Muş Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı Belediye Başkanı Feyat Asya başkanlığında gerçekleştirildi.
2019-2024 döneminin son meclis toplantısı yapıldı. AK Parti, HDP ve CHP meclis üyelerinin katıldığı meclis toplantısında Belediye Başkanı Feyat Asya, genel bir değerlendirme yaptı.
Toplantıda konuşan Başkan Asya, 2019-2024 döneminde birlik ve beraberlik içerisinde şehrin inşası ve ihyasında oldukça iyi bir mesafe katedildiğine dikkat çekti.

12 Nisan 2019’da başlamış oldukları süreçle, bu meclisin her türlü desteğini görerek şehrin inşası ve ihyasında oldukça iyi bir mesafe katettiklerini belirten Başkan Asya, “Bu mesafeyi katederken, sizlerle birlikte el birliği, gönül birliği ve ortak akıl birliğiyle hamdolsun bugün sahaya çıktığımızda esnafımız, eşrafımız, gencimiz, yaşlımız, kadınımız, engellimiz kısacası toplumun bütün katmanları çalıştığımıza, güzel işler yaptığımıza şehadet ediyorlar. Rabbim bizi bu şehadetlerine laik etsin ve yaptığımız hizmetleri önce kendi rızasına mahsup daha sonra da insanlarımızın yüzüne tebessüm edilmesine vesile kılsın” dedi.

Şehirde kangren haline gelen sorunları çözüme kavuşturarak bitirme sevinci ve mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Başkan Asya, “Elbette ki her birimizin yaptığı siyaset, hizmet üretmek noktasında ve ortak bir konsensüs oluşturarak, bu mecliste ne parti farkı yapıldı, ne düşünce farkı yapıldı, ne de ideoloji ayrışması yapıldı. Ortak kederimiz, ortak kaderimiz; şehrimiz dedik. Hamdolsun yapmış olduğumuz bütçelerimizi sadece iller bankasına gelen paylar ve hasbelkader kendi öz gelirlerimizle yetinmeyip devletimizin bütün kurumlarının desteğini almak suretiyle başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bizatihi Muş’a olan ilgisini fırsata çevirmek suretiyle kangren haline gelen sorunlarımızı bitirmiş, çözmüş olmanın sevincini ve mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
“HİZMETTE KANAATKARLIK OLMAZ”
2019-2024 yıllarını kapsayan dönem içerisinde hayata geçirilen projelerin birkaçından söz eden Başkan Asya, “Bu şehrin altyapısını bu dönem içerisinde bitirdik. Bu şehrin doğalgazını yüzde yüzüne ulaştırmak, bu dönem içerisinde nasip oldu. Bu şehrin içme suyu projesini, bu dönem içerisinde bitirmiş olduk. Şehrin üstyapısı, sosyal donatı alanlarını, peyzaj çalışmalarını, cadde-sokak, kaldırım düzenlemelerini ve bunlarla birlikte şehirimizin güzel bir ivme kazanmasını içerisinde bulunduran süslemelerimizi bu dönemde bitirdik. Bu dönemde halk ekmek fabrikamızı bitirdik. Bu dönemde güneş enerjisi sistemimizi bitirdik. Bu dönemde en prestijli projelerimizden biri olan kent meydanı ve altındaki oto parkımızı halkımızın hizmetine sunmuş olduk. Yeterli mi? Asla yetmez. Başlangıçta da dediğimiz gibi; hizmette kanaatimiz olmaz. Hizmette kanaatkarlık olmaz” diye konuştu.

BAŞKAN ASYA, MECLİS ÜYELERİNDEN HELALLİK İSTEDİ
“Daha fazla üretmek, daha fazla çalışmak, bu şehrin eksik ve aksak kalan her türlü hizmetlerine devam etmek adına tekrar bir yola çıkmış bulunmaktayız” vurgusuyla konuşmasını sürdüren Başkan Asya, “Rabbim bizleri sizlere, sizleri bizlerle birlikte kendisine karşı mahçup etmemesi duası ve dileğiyle; 5 yıldır bu mecliste hep yapıcı işler yapmak üzere bir araya gelerek konsensüs sağladığımız siz değerli kardeşlerimin benim üzerimdeki hakkı çoktur. Benim hiçbir hakkım yoktur. Varsa hakkım helali hoş olsun. Sizlerden de ağız birliğiyle helallik diliyorum. Allah sizlerden razı olsun” sözlerini kullandı.

Şehri daha iyi bir noktaya getirebilmek adına yeni dönemde de aynı şiar ve azimle mücadele edeceklerini anlatan Başkan Asya, “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyla tabi meclisimizin bir kısmında değişiklikler olacak. Gelecek olan arkadaşlarımız ve halkımızın takdiriyle bizlerde geleceksek inşallah, sizlerin kurmuş olduğu bu konsensüs ve bu şehrimize ortak akıl idealiyle, birlikte yürütme şiarıyla daha güzel bir şehrin inşasını sağlamak üzere mücadele edeceğiz. Allah hepinizden razı olsun” ifadelerini kullandı.
Başkan Asya’nın konuşmasının ardından meclis üyeleri dilek ve temennilerini ifade etmek üzere söz aldı. Toplantı meclis üyelerine plaket takdimi ile sona erdi.

Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Ulaştırma Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Delice, Kütahya’nın ulaşım problemiyle alakalı bilimsel bir çalışma yaptı.
Delice, AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun talebi üzerine kentin ulaşımını masaya yatırdı ve sorunun planlı bir çalışmayla çözüme kavuşabileceğini belirtti. Delice, Saraçoğlu’na yaptığı çalışmayla ilgili sunum yaptı.
Kütahya’nın ciddi bir otopark sorunu ile de karşı karşıya olduğunu ifade eden Delice, “Kütahya genelinde yapmış olduğumuz inceleme sonrasında en önemli iki caddesi olduğunu görmüş olduk. Bu caddelerden bir tanesi Adnan Menderes Caddesi bir diğeri ise Atatürk Bulvarı. Adnan Menderes Caddesi üzerinde birçok sinyalize kavşağı barındıran bir cadde ve şehrin ana atar damarı diyebileceğimiz önemli bir cadde. Şimdi genel itibarıyla şehir içi özel otomobil ulaşımı Adnan Menderes Caddesi üzerinden sağlanıyor ve bu cadde üzerindeki sinyalize kavşaklardan kaynaklanan bir trafik sıkışıklığı söz konusu. Yalnızca bunu trafik ışıklarına bağlmıyoruz. Cadde üzerindeki geometrik düzenleme çalışmaları olsun, kavşaklardaki geometrik düzenleme çalışmaları olsun, yolun yatay ve düşey işaretlemeleri olsun, birçok noktada karşılaştığımız eksikliklerden kaynaklanan bir sorun var aslında. Şimdi bu sorun sadece bununla mı kalıyor, tabii ki değil. Bununla birlikte yol üstü otoparklar, bölgedeki otopark ihtiyacı, gerçekten buradaki trafiğin sıkışmasında önemli bir etken oluşturuyor. Burada yapılacak düzenleme çalışmaları ile birlikte gerek otoparkların katlı otoparklara yönlendirmesi, yol üstü otoparkların kaldırılması, gerekse de trafik sirkülasyonu ve geometrik düzenleme çalışmaları yapılması ile burada yaşanan sıkıntılar giderilebilir. Tabii ki bunlar tamamen giderilebilir diyemeyiz. Şöyle bir durum var, Adnan Menderes Caddesi’nin genel itibarıyla bir alternatifi görünmüyor, yani Adnan Menderes Caddesi’nin paralelinde bu ölçekte bir ulaşım aksaması bulunmuyor. Dolayısıyla Adnan Menderes Caddesi’nin yükünü bir şekilde başka akslara aktarmamız çok mümkün görünmüyor. O zaman yapmamız gereken eldeki sistemi en verimli şekilde kullanmak, bunun içinde kent merkezinde geniş kapsamlı bir trafik planlama çalışması yapmak gerekiyor. Bu çalışmayla birlikte kent merkezinde yaşanan trafik sıkışıklığı nispeten azaltılabilir ancak bunun da dışında üst ölçekten eğer Kütahya merkezini incelersek, Kütahya merkezinin aslında güneyinde bulunan dağ ile Tugay arasına şehrin sıkıştığını ve aslında kuzey-güney yönlerinde şehrin büyüdüğünü görmüş oluyoruz. Dolayısıyla doğu tarafında bir Tugay, batı tarafta ise dağlık bir bölge var. Bu ikisi arasına sıkışmış bir şehir ve mecburen kuzey güney istikametinde büyüme gösteriyor ve kuzey güney istikametinde şehir büyüdükçe merkezi alanı baskılamaya devam ediyor. Bunun da giderilmesi için özellikle şehirlerarası karayolunun baypas edilerek bir çevre yolu oluşturulması, şehrin Tugay istikametinde genişlemesi ile aslında radyal bir büyüme sağlanırsa eğer buradaki merkezi alandaki yoğunluğunda nispeten dağılacağını ve şu anki eski kent merkezinde yaşanan yoğunluğunda nispeten giderileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
“Yeni bir çevre yolu şehrin 50 yılını kurtarmış olur”
Kütahya’nın yeni bir çevre yoluna da ihtiyacının olduğunu dile getiren Delice, “Çevre yolu yapıldığında bu şehrin önümüzdeki 50 yılını aslında kurtarmış olacağız diyebiliriz. Dolayısıyla merkezi alanda yaşanan yoğunluğun nispeten çevre yoluna yani doğu istikametine doğru kentin büyümesi ile birlikte nispeten Merkezi alanda yaşanan yoğunluğu bertaraf edebiliriz diye düşünüyoruz. Yani şöyle düşünebiliriz, Adnan Menderes paralelinde herhangi bir bu büyüklükte ulaşım aksaması olmadığı için mevcutta yer alan şehirlerarası karayolunun zaman içerisinde şehrin doğuya doğru büyümesi ile birlikte kent içi yol haline dönüşmesi mümkün olacaktır. Dolayısıyla bu da Adnan Menderes’in zaman içerisinde yükünü alabilecek bir alternatif olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.
Delice, Kütahya’nın ulaşım sorunu ile ilgili yaptığı bilimsel çalışmasını tamamlandığını ve bir rapor halinde Saraçoğlu’na sunduğunu sözlerine ekledi. – KÜTAHYA
]]>
İstanbul’un tarihine tanıklık eden sokaklarından, gizemli köşelerine kadar birçok farklı noktasından ilham alarak, “Renkli Renksiz” adını verdiği fotoğraf sergisini sanatseverlere ulaştıran Ayşegül Ekin Odabaşı, Atatürk Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da izleyicilerle buluştu.
Sanatseverleri İstanbul’un ruhunu, renklerin ve siyah-beyazın kontrastı aracılığıyla keşfetmeye davet eden sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Odabaşı, eserlerinde İstanbul’un zıtlıklarının nasıl bir arada dengede kaldığını anlatmaya çalıştığını dile getirdi.
Bir kısmı siyah beyaz, bir kısmı renkli olan fotoğraf karelerinde renklerin canlılığını ve siyah beyazın derinliğini ifade etmeye çalıştığını belirten Odabaşı, görsel bir deneyim sunmanın yanı sıra, izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve farklı bir perspektiften görmeye teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.
“Her bir kare İstanbul’un zıtlıklarının ve güzelliklerinin de yansıması”
Odabaşı, “Renkli Renksiz” sergisinin çıkış noktasının, İstanbul’un zengin dokusuna, bu şehrin bireyler üzerindeki etkisine ve şehrin kendine has ikilemlerine olan derin ilgisiyle oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Bu sergi, şehrin ve onun sakinlerinin yaşadığı zıtlıkları, renklerin ve renksiz anların iç içe geçtiği, gözle görülenin ötesindeki derinlikleri keşfetme arzusunun bir ürünüdür. İstanbul, hem tarihi hem de modern, hem kaotik hem de huzurlu yüzleriyle, bu sergi için bitmez tükenmez bir ilham kaynağı oldu. Karşıt duyguların bir aradalığı ve İstanbul’un bunu mükemmel bir şekilde dengede tutuyor olması, aslında sosyolojik bir realiteyi temsil ediyor. Sergi, bu realitenin keşfedilmesini, şehrin bu eşsiz dengesinin ve zıtlıkların bir arada nasıl uyum içinde var olabildiğinin anlaşılmasını arzuluyor. İstanbul, tarihi boyunca pek çok farklı kültürü, inancı ve yaşam tarzını bünyesinde barındırmış; bu çeşitlilik, şehrin sosyal dokusunu şekillendirmiş ve zengin bir kültürel miras oluşturmuştur. “Renkli, Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un bu sosyolojik çeşitliliğini, onun sunduğu zıtlıkları ve bu zıtlıkların bir aradalığını göstermeyi amaçlıyor.”
İstanbul’un her sokağında farklı bir duygu, farklı bir hikaye olduğuna dikkati çeken sanatçı, sergide fotoğraf karelerini “Sessiz Sokaklar” “Yorgun”, “Masumiyet”, “Bekleyiş”, “Şehirler Şehri”, “Doku”, “İkilem-İzler”, “Yansımalar”, “Dinginlik” ve “Portreler” isimlerinde 10 farklı bölüme ayırdığını ve 97 eserinin yer aldığını aktardı.
Odabaşı, projenin bir sene önce başladığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:
“İstanbul sokaklarını, caddelerini, eski yapılarını, gizli kalmış köşelerini gezmeyi çok seviyorum. Üslubum, gerçeklikle hayalin, ışıkla gölgenin, renkle renksizliğin sınırlarında dolaşıyor. Fotoğraflarım, genellikle anın dramatik ve duygusal yönlerini vurgulayan görsel hikayeler anlatma çabasında. Gölgeler ve yansımalar kullanarak, görünenin ötesine geçmeye, izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeye ve onları, gördüklerinin daha derinlerindeki anlamları düşünmeye teşvik etmeye çalışıyorum.”
“Yağlı boya çalışmalarımı biraz daha ön plana çıkarmak istiyorum”
Ayşegül Ekin Odabaşı, 2017’de siyah beyaz sanatsal fotoğraflarının, heykellerinin ve kolajlarının yer aldığı “Çağdaş Eserlerle Göç” adında göç temalı bir sergi düzenlediğini aktararak, “Göç konusundaki hassasiyet o dönemde çok yoğun bir gündem oluşturuyordu. Duyarlılık açısından bu konunun insan hikayeleri boyutunun ön plana çıkmasını dilemiştim.” dedi.
Yeni projeler üzerine çalışmaya devam ettiğini söyleyen Odabaşı, “Bir sonraki sergimde, yağlı boya eserler, kolajlar ve çağdaş sanat tekniklerini harmanlayarak, İstanbul’un detaylarına yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. İstanbul’un Karaköy, Tomtom, Tarlabaşı, Balat, Galata, Çukurcuma gibi benim için özel anlam taşıyan bölgeleri, bu yeni projemde önemli bir yer tutacak. Bu bölgelerin kendine has atmosferi, sokakları ve insanlarının, yağlı boya tablolarımda ve diğer sanatsal çalışmalarımda hayat bulmasını arzuluyorum. Filistin’deki insanlık dramı ile ilgili de duyarlılığı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen yağlı boya eserler üretmek istiyorum. Çalışmalara çok yönlü olarak devam edeceğim.” ifadelerini sözlerine ekledi.
“Renkli Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un çok katmanlı yapısını, bir fotoğraf sergisi aracılığıyla yeniden deneyimleme ve şehrin göze çarpmayan güzelliklerini, hüzünlerini keşfetme imkanı sunmayı amaçlıyor.
Tarihi yarımada, Beyoğlu, Balat ve Sarıyer’den fotoğraf karelerinin yer aldığı “Renkli Renksiz” fotoğraf sergisi, 4 Mart’a kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.
]]>
İstanbul’da meteoroloji, valilik ve AKOM’un uyarılarına rağmen beklenen kar yağışı gerçekleşmemesinin nedeniyle ilgili Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek açıklamada bulundu. Tek,”Şehrin ısı adası” olduğunu söyleyerek “Problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanıyor enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin bir saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” dedi.
“TAHMİNLER YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ VERİLERLE YAPILMALI”
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM, geçtiğimiz günlerde tarih ve saat vererek İstanbul’un bazı bölgelerinde 10 ile 20 santimetre kar kalınlığına ulaşabileceğini bildirmişti. Ancak, yüksek kesimler haricinde beklenen kar yağışı düşmedi. Yapılan hava durumu tahminlerini ve kar yağışı ihtimallerini değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, “Geçtiğimiz tahminler içerisinde yer yer, ara ara kar yağışları verildi. Özellikle İstanbul merkezini kar yağışı alamadı. Bunun sebeplerinden bir tanesi atmosfer modellerinde özellikle yüksek çözünürlüklü olmayan verilerle bazı tahminlerin yapılmış olması. Onun için de daha detaylı bölgesel tahminlerin daha yüksek çözünürlüklü bölgesel tahminlerin yapılması gerekiyor” dedi.

‘KAR YAĞIŞI İÇİN DENİZ SUYU SICAKLIKLARININ 8 DERECELERE KADAR İNMESİ GEREKİYOR”
Tek, ‘En büyük handikaplardan bir tanesi de öncelikle sıcaklık. Sıcaklığın en son gelen hava sistemlerine baktığımızda İstanbul için bahsediyorum eksi 1 ile 4-5 derece arasında değiştiğini görüyoruz. Bu aslında çok kritik bir seviye. Sıcaklık sıfırın altına düşmeye başladığında zaten kar yağışı olağan olarak düşmeye başlıyor. Ama bu 2-3 derecelik sıcaklık payındaki yanılmalar yağışın şeklini değiştiriyor. Sıcaklık 3-4 derecelerde olmaya başlayınca yağışın şekli zaten yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürüyor. Bu sıcaklık tahminindeki handikaplar tahminleri de biraz daha güçleştiriyor, zorlaştırıyor. O yüzden de bazen hatalar da ortaya çıkabiliyor. Tahmin modellerinden elde edilen sonuçlarla birlikte, bunun yanında yorumlar da var ama beraberinde özellikle İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları bu kar yağışının olmamasında çok etkin. İstanbul’da kar yağışının olması için deniz suyu sıcaklıklarının 8 derecelere kadar inmesi gerekiyor. Bugünlerde İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları 10 ile 11 dereceler arasında değişiyor. Merkezin tabii ki ısı adası etkisi var. Bununla birlikte sıcaklıkları biraz daha yumuşatıyor ve o eksi değerlere düşmesini önlüyor. Bu sebeple yağışlar daha çok yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürdü” diye konuştu.
“SİLİVRİ’YE KADAR GELEN KAR, İSTANBUL’DA YAĞMUR’A DÖNÜŞÜYOR”
Kar yağışının İstanbul’un merkezine düşmemesinin bir diğer nedeninin ‘Şehrin ısı adası’ olmasından kaynaklandığını belirten Tek, ‘Sisteme baktığınızda Silivri’ye kadar geliyor kar yağışı, İstanbul üzerine geldiğinde yağmur ve karla karışık yağmur şeklinde dönüyor. Ama İzmit’ten sonra Düzce’ye doğru da tekrar aynı sistem, kar yağışı şeklinde devam ediyor. Buradaki problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanan enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEYİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLAMAMAK LAZIM”
Tek, ‘Şubat ayının ikinci haftasında gelecek olan sistemler var. Deniz suyu sıcaklıklarının biraz daha düştüğünü görürsek, 8-9 derecelere kadar indiğini görürsek aynı sistem yani benzer sistem İstanbul’un merkezinde de kar yağışı bırakacak gözüküyor. Deniz suyu sıcaklığının biraz daha düşmesi gerekiyor. Deniz suyu sıcaklığında 8 dereceye düşmemesinin sebeplerinden bir tanesi de tabii ki her şey iklim değişikliğine bağlamamak lazım. Ama iklim değişikliğinin de etkisi var. Çünkü biriken enerjinin yani iklim değişikliğinden kaynaklı biriken enerjinin büyük bir kısmını da denizler yutuyor, absorbe ediyor. Onlar tutuyor, o yüzden de deniz suyu sıcaklıkları çok aşağılara inmiyor. Yani geçtiğimiz 10’lu, 20’li yıllara baktığımızda deniz suyu sıcaklıkları bu zamanlarda 8 derecelere, 9 derecelere çok sık rahatlıkla iniyordu” dedi.
“İSTANBUL İÇİN YAKINDA KAR YOK, SICAK GÜNLERİN SAYISI FAZLA”
Kış mevsiminin geri kalan kısmında beklenen yağışların çoğunlukla yağmur şeklinde İstanbul’a düşeceğini söyleyen Tek, ‘İstanbul’da çok yakın plan için kar gözükmüyor. Mevsimsel tahminlerde aralık, ocak aylarının, geçtiğimiz aylardaki yaptığımız tahminlerde o ayların sıcaklıklarının genelde ortalamaların üzerinde geçeceği şeklindeydi. Şubat ayı da aynı şekilde gözüküyor. Bu şu demek, sıcak günlerin sayısı soğuk günlerden daha fazla olacak. Arada soğuk şimdi olduğu gibi soğuk günler olacak.
Belki bir iki gün soğuk yapacak veyahut bir hafta soğuk yapacak şubatın geneline baktığımızda. Ama bu şunu söylüyor bize; hiç kar yağmayacak manasına gelmiyor. Sıcak günler sayısı fazla ama kar yağma olasılığı da var. Özellikle de o şubatın ikinci haftasındaki sistemin kar yağışı bırakma olasılığı da bulunuyor. Bu haftadan itibaren sıcaklıklarda tekrar bir artış var. Bu soğuk hava yerine biraz daha sıcak havaya bırakacak. Sıcaklıklar şubat ayı içerisinde ortalamaların genelde üzerinde. Mart, Nisan içerisinde yine üzerinde olacak. Ama beraberinde yağışlar ortalamaların üzerine çıkıyor. Ama yağış almaya devam edeceğiz. Yine barajlarda çünkü kritik bir dönemden geçmiştik. Barajlardaki doluluklar da artmaya devam edecek gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.
