İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Buğra Kavuncu, CHP yönetimine eleştirilerde bulunarak, “Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin.” dedi.
Üsküdar sahilde bir restoranda düzenlenen programda mahalle muhtarları ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelen Kavuncu, partisinin 2019’da bir ittifak yaptığını, bu ittifakın İstanbul’da başarılı olduğunu ancak genel seçimlerde arzu edilen neticenin alınamadığını söyledi.
Kavuncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeyi kötüye götürdüğünü ileri sürerek, “Meral Akşener’i de cumhurbaşkanı getirseniz veya herhangi birisini de buraya cumhurbaşkanı yapsanız bu sistem bu ülkeyi kötüye götürür.” dedi.
Parlamenter sistemin güçlendirilerek revize edilmesinin ülke için daha hayırlı olduğunu düşündüklerini ve ittifak yaptıklarını anlatan Kavuncu, “Bu ittifakta başarısız olduk. 2019 yılındaki yerel seçim birlikteliğimizin sebebi genel seçimleri almaktı.” diye konuştu.
Kavuncu, genel seçimlerin ardından İYİ Parti olarak hiçbir ittifak içerisinde yer almadan yola devam etmeyi kararlaştırdıklarını hatırlatarak, bu kararlarının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir ziyarette bulunduğunu, iş birliğinin devam etmesi yönünde talebi olduğunu anlattı.
Özel’in teklifinin Genel İdare Kurulu’nda tartışıldığını söyleyen Kavuncu, neticesinde yola hür ve müstakil devam etme kararının çıktığını vurguladı.
İYİ Parti’nin hiçbir siyasi partinin başarısı, devamlılığı ya da muvaffakiyeti için kurulmadığını, kimsenin siyasi geleceği için gidişatını belirlemediğini aktaran Kavuncu, “İstanbul’daki belediye başkanının siyasi hayatı ya da Ankara’daki belediye başkanı için bir karar almayız biz. Bizim kendi tüzüğümüz, kendi programımız var. Bu tüzük ve program doğrultusunda ittifak yapmayı uygun bulduğumuz dönemde yaptık. Bitirilmesi gerektiği dönemde uzun tartışmalar sonucunda öncelikle ülkemiz için, sonra partimiz için hayırlı olanın bu olduğuna inandık.” değerlendirmesinde bulundu.
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var, o da Buğra Kavuncu”
Buğra Kavuncu, zaman zaman “İYİ Parti seçmeninin, üyelerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecek.” şeklinde iddialar duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var arkadaşlar, o da Buğra Kavuncu. İYİ Parti seçmeni hiçbir yere gitmez bir. İki, İYİ Parti seçmeninin hafızası güçlüdür. İYİ Parti seçmeni zamanında sorduğu sorulara aldığı cevapları unutmaz. Bakın biz 14 Mayıs öncesi ‘Türkiye elden gider, seçimi kaybederiz, Cumhuriyet’in 100. yılında biz bu fırsatı değerlendirelim. Anketlerde ve kamuoyunda kazanma ihtimali en yüksek olan iki adayı değerlendirelim.’ dedik ve bir çağrı yaptık. İYİ Parti seçmeni daha ne yapabilir, İYİ Parti seçmeni size daha ne verebilir? İYİ Parti seçmeni size dedi ki ‘gelin cumhurbaşkanı adayı olun.’ Ne yaptınız? ‘Uygun kişi Kemal Kılıçdaroğlu’ dediniz ve elinizin tersiyle ittiniz. Şimdi bir ‘İstanbul İttifakı’ndan bahsediyorsunuz. İYİ Parti seçmeni zamanında size verebileceği, size önerebileceği, o da bu iki kişisinin şahsında değil, Türkiye için, kazanma ihtimali en yüksek iki kişiden birisi olduğu için bunu önerdi ama aldığı cevap da çok netti. Bugün İYİ Parti seçmeni unutmaz, hele İstanbul’da hiç unutmaz. Siz bırakın İYİ Parti seçmenini, siz Cumhuriyet Halk Partisi seçmenini ikna etmek için biraz çaba gösterin. Zira Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Bana sahada soruyorlar. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin, seçmene bunu anlatın, bizimle uğraşmayı bırakın.”
“25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır”
31 Mart’taki seçimlerin çok kritik olduğunu ifade eden Kavuncu, şunları kaydetti:
“Türkiye, seçmenimiz diyecek ki ‘Artık biz sizin bu kavganızdan bıktık.’ Eğer yine bu yapı arasına biz bu ülkeyi sıkıştırırsak bakın 5 yıl sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Artık tek parti rejimine gider bu ülke. Çünkü 25 yıldır ana muhalefet muvaffak olamıyor. Yani 25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır. ya o iktidar çok iyi çalışıyordur, her şeyi çok iyi yapıyordur ya da muhalefette ciddi bir problem vardır. Biz problemin muhalefette olduğuna inanıyoruz. Eğer bu seçimde de yine Türkiye bu iki yapı arasında sıkışırsa bundan 5 yıl sonra gerçekten ayakta kalan bir muhalefet göremeyiz.”
İstanbul’da sorunları 28 başlıkta topladıklarının altını çizen Kavuncu, ilk dört başlığın barınma, ulaşım, ekonomik problemler ve düzensiz göç olduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, İYİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Hasan Ofluoğlu, İYİ Parti Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven de programda konuşma yaptı.
Kavuncu ve beraberindeki heyet, daha sonra Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Üsküdar Şubesini ziyaret etti.
Esnafın ve emeklilerin sorunlarını dinleyen Kavuncu, il dışında olan TÜED Şube Başkanı Fatma Önerge ile telefonda görüştü. Emeklilerin demokratik haklarını gerekli izinleri alarak meydanlarda araması gerektiğini belirten Kavuncu, bu konuda emeklilerin yanında olacaklarını iletti. Kavuncu, Üsküdar nüfusunun yüzde 30’unun 65 yaş ve üstü yaş grubundan oluştuğunu ifade etti.
İlçedeki temasları kapsamında Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek dua eden Kavuncu, burada esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla sohbet etti.
Üsküdar Belediyesine ait İkinci Bahar Emekliler Kahvesi’ni de ziyaret eden Kavuncu, ardından Güneydoğu Dernekler Birliğinde masaya oturarak vatandaşlarla “101 Okey” oynadı.
Kavuncu, Üsküdar’da bir spor kulübüne de ziyaret gerçekleştirdi.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün aynı hesap olsa en düşük emekli maaşının 25-26 bin lira olması lazım. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor.” dedi.
Özel, partisinin Etimesgut Belediye Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu, bazı genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Etimesgut’ta halk buluşmasına katıldı.
Yerel seçimlerde Ankara’da rekor kıracaklarını belirten Özel, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın çalışmalarından bahsetti.
Yavaş’ın Ankara’da artık ayrımcılık ve partizanlık yapmadığını dile getiren Özel, herkese eşit hizmet götürüldüğünü ifade etti.
Mansur Yavaş’ın pandemi döneminde sosyal belediyecilik anlayışını bütün Türkiye’ye gösterdiğini ancak Belediye Meclisinde çoğunluğa sahip olmamanın elini kolunu bağladığını ifade eden Özel, bu seçimlerde Belediye Meclisinde çoğunluğu almayı hedeflediklerini bildirdi.
Rehavete karşı seçmenlere uyarıda bulunan Özel, seçimde Ankara’da çok sayıda belediyeyi kazanacaklarından hiçbir şüphesi olmadığını kaydetti.
Partisinin Etimesgut Belediye Başkan adayı oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun adaylığına ilişkin geçtiğimiz günlerde bir konuşma yaptığını aktaran Özel, Beşikçioğlu’nun canlandırdığı karakterlerle bütün Türkiye tarafından sevildiğini dile getirdi.
CHP’nin yönettiği belediyelerin kentin cazibe merkezleri olduğunu aktaran Özel, vatandaşların çoğunluğunun yaşamak ve tatil yapmak için CHP’li belediyelerin yönettiği kentleri tercih ettiğini söyledi.
Alandaki kalabalığın dosta güven verip dost olmayanları ise kaygılandırdığını ifade eden Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kimlik siyaseti ve kendi çıkardığı gerilimler üzerinden kendilerini kavgaya çekmek istediğini kaydetti.
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ona şunu söylüyorum, tamam kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için, çalışanların hakkı için, yoksullar için kavga edeceğim ve onların hakkını senden söke söke alacağım. Bunu göreceksin. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün aynı hesap olsa en düşük emekli maaşının 25-26 bin lira olması lazım. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor.
2018 seçimlerine birkaç ay kala bin lira emeklilere ikramiye koydular. Biz itiraz ettik, bin lira yeterli değil, asgari ücret olsun diye. Beğenmediğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu o gün. 2018’deki bin lira, 2021’de 2 bin oldu, bu seçimde çok konuşuldu, 5 bin yapacağız dediler, 3 bin yaptılar. Bu 3 bin lira sadece 6 kilo dana kıyma alıyor. Hakkınızı arayacağız. Hep beraber arayacağız.”
Özel, açlık sınırının 16 bin lira, yoksulluk sınırının 53 bin lira olduğu bir yerde emeklinin 10 bin lira ile geçinemeyeceğini vurgulayarak, emeklilerden 31 Mart’ta bir cevap vermelerini istedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart’ta emeklinin gücünü göreceğini kaydeden Özel, “Şimdi bu emekliler, 31 Mart’ta Tayyip Erdoğan’dan bunun hesabını sormaya var mıyız?” Bundan sonrasını o düşünsün.” ifadelerini kullandı.
“Bu işi 31 Mart Pazar günü hep beraber bitireceğiz”
Özel, 31 Mart’ın sadece bir yerel seçim olmadığını belirterek, “31 Mart ihmal edilenlerin, yok sayılanların, hor görülenlerin, küçük görülenlerin, ezilenlerin, emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, işsizlerin, kadınların, gençlerin ve her yaşta umudunu kaybedenlerin 14 ve 28 Mayıs’tan sonra başı öne eğilenlerin, boynu bükülenlerin, bu genel iktidarı yerelden dengeleyecekleri gündür.” değerlendirmesini yaptı.
Feda edilecek tek oy bile olmadığını belirterek, partililerden adaylarına sahip çıkmasını isteyen CHP Genel Başkanı Özel, “Bu işi 31 Mart Pazar günü hep beraber bitireceğiz” dedi.
]]>
MANİSA (İHA) – AK Parti Manisa milletvekilleri Murat Baybatur ve Tamer Akkal, Manisa’daki basın mensuplarıyla bir araya gelerek, 31 Mart yerel seçimleri ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Şehzadeler Park’ta gerçekleştirilen kahvaltıda konuşan AK Parti’li vekiller, Türkiye Büyük Millet Meclis’inde görüşülerek yasalaşan 8. Yargı Paketi sonrası meclisin tatile girdiğini ve bu süreçten sonra yerel seçim çalışmalarına sahada daha fazla ağırlık vereceklerini belirttiler. Programda konuşan AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, “Cumhur İttifakı olarak artık yerel seçimlerle alakalı tüm partilerin adayları belli oldu. Biz de Cumhur İttifakı olarak Büyükşehir Adayımız Cengiz Ergün ile ittifak olarak, Şehzadeler’de Yavuz Kurt, Yunusemre’de Mehmet Çerçi ile ve 17 ilçemizde ittifak halinde çok hummalı bir çalışma içerisindeyiz. Biz milletvekilleri olarak parlamento çalışmalarından dolayı arkadaşlarımızla tam sahaya girememiştik. Artık bugün itibariyle bizler de başlamış oluyoruz” dedi.
“Bu insanlara tepeden bakan ‘Göbeğini kaşıyan adam’ diyerek değişim olmuyor”
Geçtiğimiz hafta sonu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Manisa Büyükşehir Belediyesini; Okçuluk Vakfı, Ensar Vakfı, TÜGVA, TÜRGEV gibi sivil toplum kuruluşlarına destek verdiğini belirtip, eleştirmesine yönelik bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Baybatur, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olan Özgür Özel, hatırlıyorsunuz ki genel başkanı olmadan önce de 4-6 Kur’an kurslarının da çağ dışı olduğunu ifade eden bir zihniyet. Okçuluk Vakfı, TÜGVA, Ensar gibi vakıflar bu memleketle alakalı askere, polise kurşun sıkan veya Okçular Vakfı askere, polise ok atan bir vakıf değil. Orada milli ve manevi duyguların yeşermesi, gençlerimizin yetişmesine vesile olmak adına oluşturulmuş sivil toplum kuruluşlarıdır. Keza Okçuluk Vakfı’nda olduğu gibi ata sporlarına yönelik okçuluk, cirit gibi birçok noktada gençlerimizin eğitilmesi, kötü alışkanlıklardan uzak tutulması üzerine faaliyet gösteren vakıflardır. Netice itibariyle Cengiz Bey ya da herhangi bir belediyemiz kanunlar içerisindeki bu vakıfların çoğu kamuya yararlı vakıflardır. Kamuya yararlı olan vakıflarda belediyelerimiz her türlü desteği, kanun içerisinde bunu yapabilir. Kılıçdaroğlu’ndan sonra diyorlar ya ‘değişim, değişim’ üstüne basa basa konuşuyorlar. ‘Değişim ve değiştim’ demekle olmuyor. Zihin kodlarınızın, DNA kodlarınızın da değişmesi gerek. Bu insanlara tepeden bakan ‘Göbeğini kaşıyan adam’ diyerek değişim olmuyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi’ni milletin değerleriyle kavga etsin diye kurmadı. Bilakis Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu unsurudur. Adeta böyle bir maziye sahip bir siyasi harekettir. Ama ne yazık ki rahmetli Atatürk dönemi sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin kodları değişerek, insanların milli ve manevi duygularına saldırma merkezi haline gelmiştir. Ezanları Türkçe okutan zihniyet Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kuran-i Kerimi mukaddes kitabımızın okunmasını yasaklayan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kur’an kursları ya da imam hatiplerin açıldıktan sonra tekrar kapatılması için gerekli çalışmaları askerlerle beraber yaparak, cuntacılarla beraber yaparak bu milletin, bu manevi duygularına ya da bu manevi iklimine darbe teşebbüsü içerisinde olan ve darbe vuran Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Dolayısıyla bu tip STK’lara karşı ön yargılı olmasını çok normal karşılıyoruz. Kendisine tavsiyemiz bu hassasiyeti mesela Mason localarına da gösterse. Bu hassasiyeti yurt dışından fonlanan bazı vakıflara, derneklere de gösterseler. Bu hassasiyeti yine yurtdışından fonlanarak beşinci kol faaliyeti yapan bazı gazete, televizyon, internet yayıncılarına da gösterseler” diye konuştu.
“31 Mart seçimleri de birilerinin daha siyasi hayatını bitirmeye aday bir seçim”
AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, çok önemli bir seçim dönemine daha girdiklerini ifade ederek, “14 ve 28 Mayıs seçimleri bazılarının siyasi hayatını bitiren seçimler oldu. Bu 31 Mart seçimleri de birilerinin daha siyasi hayatını bitirmeye aday bir seçim. Ben gördüğüm kadarıyla bu kadar vizyonsuz bir siyaset anlayışı güden özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir lider değişikliğine kadar gidebilecek seçimler diyorum. ‘Türkiye ittifakı, yok ‘yerel ittifak’ gibi saçma sapan terimlerle, vizyonsuz projelerle halkın karşısına çıkıyorlar. ‘Türkiye ittifakı’ dedikleri ittifakın içerisine de terör örgütü PKK’ya ‘terör örgütü’ diyemeyen insanların kurmuş olduğu, dağdan Kandil’den emir alarak siyaset yapmaya çalışan bir partiyle Türkiye ittifakı gibi Türkiye isminin güzelliğini kullanarak, böyle bir ittifakın içerisindeymiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Bizim bu tarz ittifaklarla, kapı arkası gizli ittifaklarla işimiz gücümüz yok. Bizim ittifakımız Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk milletiyle” dedi.
“Bizim seçmenimiz tamamen Cumhur İttifakı’nın adaylarını oy atacaktır”
Manisa’da AK Partililerin, Cumhur İttifakı adayı Cengiz Ergün’e oy vermeyeceğine yönelik iddialara ilişkin soruyu yanıtlayan Akkal, “Cumhurbaşkanımızın gösterdiği hedefler doğrultusunda hiçbir AK Partili vatandaşımızın farklı bir yönde oy kullanacağına ben şahsen hiç inanmıyorum. Böyle bir şey konuşuluyorsa eğer tamamen dedikodudur, maksatlıdır. Görüyoruz, piyasada işte birçok yalan haber geziyor. Geçtiğimiz hafta bir anket önce sizlere dağıtıldı. Daha sonra atılan anketler silindi, yanlış atılmış deniliyor. Resimler değiştirilmiş falan. Birçok maksatlı şekilde işler yapılıyor Manisa’da. Bu da o dedikodulardan sadece bir tanesi. Biz AK Parti seçmenleri olarak Cumhur İttifakı’nın tamamen arkasındayız. Biz kesinlikle ve kesinlikle ne Milliyetçi Hareket Partisi kanadından ne de AK Parti seçmeni tarafından böyle bir problem olduğunu görmüyoruz, düşünmüyoruz. Böyle bir şeyi biz duymuyoruz ama maalesef muhalefet bunu dillendirmeye çalışıyor. Boşuna çabalar bunlar. Biz Cumhur İttifakı olarak tüm adaylarımızın sonuna kadar arkasındayız. Bizim seçmenimiz tamamen Cumhur İttifakı’nın adaylarını oy atacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.
Programa, Manisa’daki basın mensuplarını yanı sıra Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Bilal Demir, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ali Filizkan, AK Parti Medya ve Tanıtım Başkanı Emre Şener katıldı. – MANİSA
]]>
Seçim çalışmaları için bulunduğu Tokat’ta geçirdiği kazada yaralanan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildi.
Tokat Devlet Hastanesindeki tedavisinin ardından taburcu edilen Destici, hastane çıkışında gazetecilere, kazadan Cenabıhakk’ın lütfuyla sağ salim kurtulduklarını söyledi.
Dün sabah Sivas’taki toplantılarından sonra Tokat Reşadiye’deki programları için yola çıktıklarını anlatan Destici, “Niksar’ı geçtikten sonra yağış da vardı, bizden önce aynı yol üzerinde beş kaza daha olmuş. Arkadaşların verdiği bilgi o. Kazalardan yolda kalan yağ ya da mazot birikintileri, akaryakıt birikintilerinin sebep olduğunu söylediler. Ben arka tarafta oturduğum için gördüm. Bir anda arabamız sağa doğru kontrolden çıktı. Biraz sağa sola savrulduktan sonra şoförümüz sağa doğru kırınca kanala düştü. Ondan sonra istinat duvarına çarparak durabildi.” dedi.
Araçta şoför, özel kalem müdürü, koruma amiri, kendisi ile Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat İl Başkanının bulunduğunu belirten Destici, “Bizim olduğumuz taraftaki 3 kişi kazadan etkilendi. Şoförümüz, il başkanımız yukarıda yatıyor. Bir de ben tabii. Hemen Reşadiye Devlet Hastanesine gittik. Orada sağ olsunlar, başhekimimiz ve diğer doktorlarımız olağanüstü çabayla ilgi gösterdiler. Sonra buraya sevk olduk. Burada da aynı şekilde başta kıymetli Valimiz Numan Hatipoğlu olmak üzere il müdürümüz, başhekimimiz, hastane ekibimiz, doktorlarımız, uzmanlarımız hepsi inanılmaz ilgi gösterdi ve tedavi sürecimiz tamamlandı.” ifadesini kullandı.
Dün kendisine müşahede altında kalması gerektiğinin söylendiğini aktaran Destici, şunları kaydetti:
“Çünkü kafa bölgesinde birtakım çizikler, şişlikler oluşmuştu, sonuçların da çıkması açısından. Yine ayak diz kapağımın orada çatlak meydana gelmişti. Onların tedavileri oldu. Tabii birkaç gün dinlenmemizi tavsiye ettiler. Ben tekrar başta Sayın Valimiz olmak üzere il müdürümüze, başhekimimize, Reşadiye Kaymakamımıza, oradaki başhekimimize teşekkür ediyorum. Arkadaşlarıma, camiamıza geçmiş olsun diyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, diğer siyasi parti genel başkanlarımıza, İçişleri Bakanımıza, Sağlık Bakanlığı, tüm devlet erkanına teşekkür ediyorum. Bütün arkadaşlarımıza, camiamıza, hepsine teşekkür ediyorum. Allah bir daha ne bize ne de bir başka arkadaşımıza böyle bir kaza yaşatsın ama yeri gelmişken şunu da söylemek istiyorum. Bu vesileyle yerel seçimlerin, rahmetli Muhsin Başkanımızı biliyorsunuz Mart 25’te kaybettik, bu hava koşullarında aslında yerel seçimlerin yapılmaması lazım. Daha önce Meclis’teyken ben bu konuyu dile getirmiştim. Mümkünse mayısın sonu, haziran ayı başı gibi ya da sonbaharın başı gibi yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum. Bu, sadece bizim yapmış olduğumuz kazaya istinaden söylediğimiz bir şey değil. Gerçekten hem seçim çalışmalarında bütün seçime katılan partilerimiz, adaylarımız büyük zorluklar çekiyor, hem de ağır hava şartları, kış şartları da buna eklenince daha zor hale geliyor. Tabii ki kazalar da bir nevi kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkıyor. Tekrar sizlere de ilginizden dolayı teşekkür ediyorum. Tekrar halkımıza, milletimize, bizi arayan, bizim için dua eden herkese teşekkür ediyorum.”
Destici’yi hastaneden Tokat Valisi Numan Hatipoğlu ile diğer yetkililer uğurladı.
Mustafa Destici’nin, Ankara’ya gittiği öğrenildi.
Seçim çalışmaları için dün Tokat’ta bulunan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin içinde bulunduğu 06 BBP 001 plakalı minibüs, Reşadiye-Tokat kara yolu Darıderesi mevkisinde yoldan çıkarak su kanalına düşmüş, kazada Destici ile araçta bulunan BBP Tokat İl Başkanı Mustafa Omalar, şoför Murat Öksüz ve Destici’nin koruması Mehmet Özkul yaralanmıştı.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız.” dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Son Kabine toplantısından bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat’ın 12’sindeki Kabine toplantısının ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a gittiklerini hatırlattı.
Her iki ülkenin devlet başkanının davetine icabetle yaptıkları bu ziyaretlerin oldukça verimli, samimi ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildikleri Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldığını kaydetti.
Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanları ile görüşmeler yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Dubai ziyaretinin ardından Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile ikili ve heyetlerin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Erdoğan, Mısır’da da ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili konularla özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuklarını aktararak, görüşmelerde, Gazze’deki katliamı durdurma ve yardımların bölgeye sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atılabilecek ortak adımları da ele aldıklarını ifade etti.
Yaralıların Türkiye’ye sevki ve Gazze’ye gönderilen 37 bin tonu aşan insani yardım malzemesinin ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi desteklerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bu desteğin sürdüğünü bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını dile getirdi.
Mısır ziyaretlerinin ardından Samsun’la başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon’la devam eden bir Karadeniz programı yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Sağ olsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bu ziyaretlerimizde de bizi kucakladı, muhabbetle bağrına bastı.” dedi.
“Bölgesel hususları gözden geçirdik”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kazandığı seçimin hemen ardından ilk resmi ziyaretini 19 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, bu ziyarette hem Aliyev’i tarihi seçim başarısından dolayı tebrik ettiklerini hem de ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme imkanı bulduklarını aktardı.
Erdoğan, ertesi gün adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimlerinin kura çekim törenine katıldıklarını belirterek, “Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüzü, yargı teşkilatımızı her alanda güçlendirerek tutmayı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı Edi Rama ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Seçim mitinglerimize 21 Şubat’ta Afyonkarahisar, 22 Şubat’ta Denizli, 23 Şubat’ta Balıkesir, 24 Şubat’ta Sakarya, 25 Şubat’ta Adana ile devam ettik. Gittiğimiz her şehirde, vatandaşlarımızın sevgisiyle, coşkusuyla, duasıyla karşılaşmış olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları hıncahınç dolduran tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.
İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini 26 Şubat’ta hizmete açtık. Ardından Ankara’da Seçim İşleri Başkanlığımızın toplantısına katılarak, dava ve yol arkadaşlarımızla 31 Mart hazırlıklarını değerlendirdik. Miting maratonumuzu 27 Şubat’ta Manisa’yla, 28 Şubat’ta Kütahya’yla, 29 Şubat’ta Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin ve NG Kütahya Seramik’in yeni fabrikalarının hizmete açılış törenlerine katıldık.”
“En önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayının ilk gününü artık dünyanın önemli uluslararası etkinliklerinden biri haline dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdıklarını belirterek, “Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza, 148 ülkeden yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik. Gerek Forum açılışındaki hitabımızda gerekse görüşmelerimizde ikili konularımızın yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.” dedi.
Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Takip eden günlerde Antalya ve Muğla mitinglerimizde yine vatandaşlarımızla buluştuk. Ayrıca Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmeti açtık. Muğla Marmaris’te sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ile bir araya geldik. Aday tanıtımlarından başlayarak seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehrimizde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bu takvimin yaklaşık yarısını önümüzdeki haftalarda hayata geçireceğiz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart mahalli seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
“Hayatın normal ritmine dönmesi için çalışıyoruz”
Gelişmeler ne olursa olsun, zihinlerinde ve kalplerinde en üst sıralarda tuttukları değişmez gündem maddelerinin olduğuna işaret eden Erdoğan, depremde yıkılan şehirlerin ayağa kaldırılmasının bunlardan biri olduğunu vurguladı.
Erdoğan, yerleşim yerlerini yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek, geçici barınma alanlarının standardını yükselterek, hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayının başı itibarıyla bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. Yıl sonuna kadar da 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Kendi evini yapmak isteyenlere, hibesi ve kredisiyle her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Amacımız, tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahcup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.”
(Sürecek)
]]>
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Üyeleri Mahmut Akgün ve İsmail Kalender, 31 Mart seçimleri öncesi deprem bölgesi Adıyaman’da incelemelerde bulunarak toplantı düzenledi.
Deprem bölgesi Adıyaman’da, vatandaşların 31 Mart seçimlerinde daha rahat oy kullanabilmeleri ve her hangi bir mağduriyet yaşamamaları için çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri Mahmut Akgün ve İsmail Kalender, ilk olarak Adıyaman Adliyesi’ni ziyaret ederek burada Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin’i makamında ziyaret etti. Gerçekleşen ziyaret sonrası hakimler, savcılar ve seçim kurulu yetkilileriyle bir araya gelerek toplantı düzenlendi.
Seçim öncesi ve seçim sonrası deprem bölgesinde vatandaşların daha rahat bir şekilde oy kullanabilmeleri için yapılacak uygulamalar ve aynı zamanda alınması gerekilen tedbirler masaya yatırıldı. Basına kapalı bir şekilde gerçekleştirilen toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Yüksek Seçim Kurulu Üyesi Mahmut Akgün, “YSK adına deprem bölgesindeki seçmenlerin anayasal oy haklarının sağlıklı bir şekilde sağlanmasını teminen yerinde incelemeler yapmak ve özellikle burada çalışan seçim kurulundaki arkadaşlarımızın da seçim işlerine bakan başsavcılık ile komisyon başkanlarımızı hem moral ve motivasyon hem destek hem de varsa ihtiyaçlarını tespit etmek için geldik. Deprem bölgesinde yaşayan seçmenlerin anayasal oy haklarının daha rahat kullanabilmeleri için bizler yasaların el verdiği ölçüde pozitif uygulamalar benimsedik bu seçim döneminde. Hem genel seçimlerde hem de 31 Martta yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde yeter ki seçmenlerimiz depremin mağduriyetinin aynı zamanda seçimde de mağduru olmamaları için biz anayasal haklarını kullanırken rahat olmaları için her türlü bürokratik kırtasiyeden ve sandığa gitmekte yormadan, bıkmadan rahat oy kullanmalarını sağlamak için her türlü tedbiri almıştık. Bizler sahayla sürekli iletişim içerisindeyiz ama mahallinde bizlerde kendimiz görmek istedik. Malumunuz burada ciddi bir deprem yaşandı. Hem okullar yıkıldı hem de seçmenlerimizin bir kısmı başka illere gittiler, bunların geri dönüşlerinde rahat bulacakları yerde oy kullanmaları için kolaylaştırıcı uygulamalar getirdik. Yine konteyner kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın daha rahat oy kullanmaları için de her türlü tedbiri aldık. Yine yıkılan okullara ve diğer tesislerde oy kullanılan sandık kurulan yerler için de özellikle valilik ve diğer kamu kurumlarından destek almak suretiyle her türlü çalışma yaptık. Biz bugün ilk etapta başsavcımız ve il seçim kurulu başkanımızın ev sahipliğinde bir toplantı yaptık. Bundan sonra hem seçim personelimizle ve sonrasında da valimiz ile diğer kolluk amirlerimizle beraber bir toplantı yapacağız. Adıyaman’daki çalışmalarımızı tamamladıktan sonrada Urfa’ya geçeceğiz bugün. Arkadaşlarımızın şimdiden bu seçim döneminde gösterdikleri fedakarlık nedeniyle ben hepsine teşekkür ediyorum. ve yine başsavcımıza da destekleri ve ev sahipliği için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yapılan açıklamaların ardından Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri Mahmut Akgün ve İsmail Kalender, daha sonra Adıyaman Valiliği’ne geçerek burada Adıyaman Valisi Osman Varol, Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin, İl Emniyet Müdürü Cihat Dağdeviren ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hikmet Uz ile bir araya geldi. – ADIYAMAN
]]>
31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde Kars’ta Büyük Birlik Partisi (BBP) Cumhur İttifakını destekleyecek.
Cumhur İttifakına desteğini açıklayan ve seçim irtibat merkezini ziyaret eden BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini MHP İl Başkanı Tolga Adıgüzel, karşıladı.
Seçim Koordinasyon Merkezi’nde BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini ağırlayan Adıgüzel, desteklerinden dolayı Ertem ve yönetimine teşekkür etti.
MHP Kars İl Başkanı Tolga Adıgüzel, “Bugün Büyük Birlik Partisi Kars İl Başkanı Tuncay Ertem ve kıymetli yönetimi aramızdadır. Geçen kendileri ile konuştuk dedi ki; ‘başkanım bizler yönetimimiz ile sizlerin yanındayız cumhur ittifakını destekliyoruz. Prof. Dr. Ötüken Senger’in sonuna kadar yanındayız.’ Bugün de kendileri buraya geldiler kıymetli yönetimleri ile birlikte hepinizin huzurunda teşkilatımız adına kendisine hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyoruz. İnşallah her geçen gün büyüyerek güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakına destek vereceklerini belirten BBP İl Başkanı Tuncay Ertem, “Cumhur ittifakının her zaman bir araya gelmesinin en önemli etkenlerinden bir tanesi vatan millet ve devlet söz konusu olduğunda hiçbir şekilde bir çıkar gözetmeksizin menfi herhangi bir değerini öne almaksızın bir araya gelmeleri ve devletin çıkarına çalışmalarıdır. Cumhur ittifakının temel taşlarından olan Büyük Birlik Partisi İl Başkanı olarak siz değerli vatandaşlarımızın karşısına bu nedenle gelmiş bulunmaktayız. Burada Cumhur İttifakı adayımız Prof. Dr. Ötüken Senger hocamız yıllardır tanıyoruz. Kendisinin dürüstlüğüne, çalışkanlığına liyakat sahibi bir insan olduğuna kefil olabileceğim bir insandır. Onda da herhangi bir endişemiz yoktur. Şehrimize çok şey katacağından ayrıştırmadan birleştirerek herkesi kucaklayacağından adım gibi eminim. 28 Mart’ta bir olduk Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı layık olduğu makamına hep beraber çalışarak gönderdiysek 31 Mart yerel seçimlerinde de Ötüken Senger’i yine birlik olarak layık olduğu yere belediye başkanı olarak hep beraber gönderelim” diye konuştu.
Büyük Birlik Partisi’nin desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Ötüken Senger, “Başkanımız bizi onura etti, çok teşekkür ediyorum kendisine, Cumhur İttifakının bir parçasıdır Büyük Birlik Partisi, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi her zaman omuz omuza olmuştur. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi hem Cumhurbaşkanı seçiminde, hem de genel seçimlerde birlikte mücadele ettik. Şimdi de yerel seçimlerde Allah’ın izniyle hep birlikte mücadele edeceğiz. Allah kendilerinden razı olsun az önce kendisinin de ifade ettiği gibi biz bir yola çıktık ve Allah’u Teala bizi utandırmasın inşallah, bu yolda şehrimiz Kars için söylüyorum. İdeolojik yaklaşımı ve etnik milliyetçiliği bir daha yapmamak üzere tarihin derin sayfalarına gömeceğiz. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum, gücümüze güç kattılar. İnşallah bundan sonra birlik ve beraberlik içerisinde sloganımız olan ayırmadan ayrıştırmadan birlik ve beraberlik içerisinde inşallah 31 Mart akşamı Milliyetçi Hareket Partisi önünde sizlerinde çalışması, çabasıyla zaferimizi kutlayacağız Allah hepinizden razı olsun hepinize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – KARS
]]>
Cumhur İttifakı’nın Merkezefendi’deki dikkat çeken adayı, genç politikacı Ekrem Başer, seçim sürecinin başlarında CHP’nin Denizli’de popüler belediye başkanlarından olan Ali Marım’ı ofisinde ziyaret etti. Bu ziyaret, 1989 yılına dayanan derin ve önemli bir hikayeyi açığa çıkardı.
Seçim kampanyaları devam ederken, Cumhur İttifakı’nın adayı Ekrem Başer’in yaptığı bir ziyaret dikkatleri çekti. Bu ziyaret, alışılagelmişin dışındaydı. Denizli’nin 1989-1999 yılları arasında belediye başkanlığını yapmış, CHP’nin önde gelen isimlerinden Ali Marım, Başer ve ekibinin ziyaret ettiği isimler arasındaydı. Marım, özellikle ilk dönemindeki başarılı hizmetleriyle hatırlanıyor. Bu ziyaretin, 1989’a dayanan bir hikayesi olduğu ortaya çıktı.
35 yıl sonra anlamlı ziyaret
5 Şubat 2024 tarihinde, Ekrem Başer’in sosyal medyada paylaştığı bir fotoğraf, siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Genç politikacı ve ekibi, CHP’li Ali Marım’ı ofisinde ziyaret etmiş, bu ziyaret Başer’in seçim sürecindeki ilk ziyaretlerinden biri olarak kaydedilmişti. Başer’in bu ziyaretinin arkasında, Denizli’nin belki de ilk defa duyacağı çok özel bir anı yatıyordu. Cumhur İttifakı adayı Ekrem Başer, Ali Marım’ın SHP’den Denizli Belediye Başkan adayı olarak gösterildiği dönemde, ilk ev ziyaretlerinden birini Sırrakapılar Mahallesi’nde dedesi Ekrem Başer’e yapmıştı. Ali Marım, bu hikayeyi doğruladı. Başer, 35 yıl sonra belediye başkan adayı olduğunda, Marım’ı ziyaret ederek sıra dışı bir etkinliğe imza attı.
Ali Marım; “Bu ziyaret beni çok mutlu etti ve onurlandırdı”
Ali Marım, ilk kez aday gösterildiğinde, seçim kampanyasının başlangıcını Sırrakapılar Mahallesi’nde yaptıklarını ve bu başlangıcı Ekrem Başer’in evinde gerçekleştirdiklerini belirtti. Marım, bir avukat dostunun komşusu merhum Ekrem Başer’in evinde küçük bir mahalle toplantısıyla seçim maratonuna başlamıştı. Torun Ekrem Başer’in yıllar sonra bu nedenle kendisini ziyaret etmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi. “Ekrem kardeşimin bu sebeple ziyareti beni onurlandırdı” dedi.
Marım 1994 seçimi çalışmasını da aynı evde başlattı
1994 seçimlerine CHP Adayı olarak katılan Ali Marım, uğurlu geldiğine inandığı için bu kampanyanın ilk durağı olarak da dede Ekrem Başer’in evini seçti. CHP’li Marım, 1994 seçimlerine başlarken Başer Ailesi’nin kendisine yeniden şans getirdiğini söyledi. Keza Marım o seçimleri de kazandı.
“Ymarım siz de bana şans getirirsiniz”
Ali Marım ilk kez belediye başkanı seçildiğinde henüz altı yaşında olan Ekrem Başer, yıllar sonra büyüyüp farklı bir partiden politikaya atıldı. Başer, Ak Parti’de ilk olarak Merkezefendi İlçe Başkanı olarak görev yaptı ve kısa süre sonra partinin üst düzey yöneticilerinin teşvikiyle Merkezefendi Belediye Başkan Adayı oldu. Başer Ailesi, Ali Marım ile ilgili bu değerli anıyı unutmadı. Evde uzun zamandır anlatılan bu hikaye, Ekrem Başer’in hafızasına kazındı. Adaylık süreci resmiyet kazandıktan hemen sonra Ali Marım’ı ziyaret eden Ekrem Başer, siyasetin deneyimli ismi Marım’a, “Umarım dedem gibi siz de bana şans getirirsiniz ve bir sonraki dönemde ilk ziyaretlerimden birini yine size yaparım” dedi. – DENİZLİ
]]>
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik” dedi.
TİP, Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda halk buluşması düzenledi. Buluşmaya; TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci katıldı.
TİP’in Çankaya Belediye Başkan Adayı İrfan Değirmenci, şöyle konuştu:
“Bugün 3 Mart. 1924’te halifeliğin kaldırıldığı gün. Laiklik, TİP’in kırmızı çizgisi. Laikliği savunmak üzere, ‘Tek adamın karar verdiği yerde hiçbir şey olmaz, gül bitmez, ağaç dikseniz o yeşermez, tek adam karar vermeyecek, hep birlikte karar vereceğiz’ diye yola çıktık, bundan 100 yıl önce. İktidarı tek adam rejimi üzerinden eleştirirken Çankayalılara 25 aday adayının arasından, başvuruda bulunan aday adaylarından bir tanesini seçmeden ‘Budur işte bizim adayımız’ diyerek bir adayı dayatmak da eleştirdiğin şeye dönüşmek. Kusura bakmasınlar. Seçeneksiz değiliz. Kendimizi yönetmeye talibiz. Çankaya, Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip belediyelerinden. Bu bütçeyi nereye harcayacağımızı da kendimiz karar veririz, beş kuruşunun da peşine düşeriz, demek için yola çıktık. Önümüzde 28-29 günümüz var, herkesten çok çalışacağız. Herkese çok güzel bir yanıt vereceğiz.”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş da, şunları söyledi:
“BİZİM BİR TANE GÜZEL MEMLEKETİMİZ VAR”
“Bu seçim, bundan 30 yıl sonra tarihe yazıldığında Türkiye İşçi Partisi’ni çıkartın bu seçimden, bu seçim Türkiye tarihinin en heyecansız seçimi olarak tarihe geçer. 14 Mayıs-28 Mayıs seçimlerinde bir kurtuluş umudu yeşerdi, tabii o büyük heyecan hedefine ulaşmayınca üzüldük, kırıldık, öfkelendik, gücendik, hak etmediğimizi, bu ülkenin bunu hak etmediğini düşündük. Nihayetinde bizim başka gidecek yerimiz yok, bizim bir tane güzel memleketimiz var. Bizleri birleştiren şey, bu memleketi bu yobazlara, bu faşiştlere teslim etmemek konusunda inat edenleriz. Mücadelede kararlı olanlarız.
“BİZ BU SEÇİMLERDE ‘DEĞİŞMEK ŞART’ DİYORUZ”
Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek bize uygun bir şey değil. Biz bu seçimlerde ‘Değişmek şart’ diyoruz. Herkes karşısındakinin değişmesini bekliyor, biz ise değişimi kendimizden başlatmaya karar verdik. Muhalefetin bir bütün olarak değişmesi lazım dedik. Sadece seçim günü gidip oy kullanarak, bu iktidardan kurtulmayı beklemek hayaldir. Eline devletin tüm olanaklarını geçirmiş, tarikatların desteğini arkasına almış, büyük sermayenin tam boy desteklediği, uluslararası güçlerin de arkasında tam boy durduğu AKP’yi yenmeyi gerçekten istiyorsak, ‘Oyumu atar hiçbir şeye de karışmam’ diyerek bu iktidarı yenmek mümkün değildir. ‘Birisi gelsin de bizi bu iktidardan kurtarsın’ diyen hayal kurar. Bizi bizlerden başka hiç kimse kurtaramaz.
“EKSİK YAPIYORUZ. BİZ DEĞİŞMEDEN, MUHALEFET DEĞİŞMEDEN BU MEMLEKETİN DEĞİŞMESİNİ BEKLİYORUZ”
Öyle kolay yoldan bu kadar yıldır bu ülkenin tepesine çökmüş bir karanlıktan kurtulmak kolay değildir. Bunu Çankaya’da özellikle söyledim çünkü burada AKP’den MHP’den bu Cumhur İttifakı’ndan bu faşist iktidardan kurtulma iradesinin çok güçlü olduğunu biliyorum. Buna rağmen, ‘Neden kurtulamıyoruz’ sorusuna doğru yanıt vermemiz lazım. Eksik yapıyoruz. Birilerinin gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz. Biz değişmeden, muhalefetin bütünü değişmeden, bu memleketin değişmesini bekliyoruz.
“BİZİM ALACAĞIMIZ OYLA MUHALEFET KAYBEDECEKSE ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRDİK”
Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir numaralı sorumlusu Saray iktidarıdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır, AKP’dir, Cumhur İttifakı’dır. Dolayısıyla bir seçime gidiyorsak, önümüzdeki ilk hedef AKP’nin ve MHP’nin geriletilmesidir. Halka ait olan ama kendilerinin gasp ettiği tüm alanlardan sökülüp atılmaları için mücadele edeceğiz. Bizim üzerimize düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirdiğimizi söyleyebilirim. Türkiye’de binin üzerinde il, ilçe, beldede seçim yapılacak, biz bunların 200-250 tanesinde belediye başkan adayı göstermedik. Kazanabileceğimize inanmıyorsak, bizim alacağımız oyla muhalefet kaybedecekse, iktidar koltuğunu korumaya devam edecekse, Türkiye İşçi Partisi olarak ‘Önce ülkemizin, önce memleketimizin çıkarları, önce halkımızın çıkarları’ diyerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten hiçbir yerde tereddüt etmedik.
“EN GÜÇLÜ OLDUKLARI YERDE BİLE İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Biz iktidarın elindeki mevzilerin geri alınması konusunda sorumlu davranıyoruz. Muhalefetin yeni mevziler kazanması konusunda sorumlu davranıyoruz. Ama bu statükoya da teslim olmuyoruz. ‘Burası zaten AKP’nin, burası zaten MHP’nindir’ diye düşünülen her yerde Türkiye İşçi Partisi aday çıkarıyor. Orada emekçileri, yoksulları, halkı, bu AKP-MHP faşizminin eline terk etmemek, o tarikatların, cemaatlerin insafına terk etmemek; halkın kendisini yalnız ve çaresiz hissedip, o tarikatlere, cemaatlere, o faşist partilere boyun eğmesine engel olmak için kazanıp kazanamayacağımızdan bağımsız olarak en güçlü biçimde mücadele ediyoruz. Belki oralarda bu seçimi kazanamayacağız ama emekçilerin gönlünü kazanacağız. Belki orada bu seçimi kazanamayacağız ama o emekçilerin hapsedildiği o duvarlarda çatlaklar yaratacağız ve oralara aydınlığın girmesi için mücadele edeceğiz. Bunu devrimci bir görev olarak görüyoruz. En güçlü oldukları yerlerde bile bu iktidara boyun eğmeyeceğimizi ifade etmek istiyoruz.
“GEBZE BELEDİYE BAŞKANI 5 YIL ÇALIŞMADIĞI KADAR, BU 1 AYDA ÇALIŞACAK”
Gebze’de seçim şöyleydi: Biz aday olana kadar AKP dünyanın en rahat seçimine gidiyordu. AKP’li belediye başkanı daha sokağa çıkmamıştı. Soranlara, ‘O evden çalışıyor’ diyorlardı. Gebze’deki adaylığımız gündem olmadan önce yerel seçimde, işçi sınıfının durumuna ilişkin tek bir laf edilebiliyor muydu? Gebze halkı durumdan çok memnun, belediye başkanı 5 yıl çalışmadığı kadar, bir ayda çalışacak. Yine orayı alamayacaklar ama biraz ter dökmeyi öğrensinler.
“BİZ BU SEÇİMDE O CEKETLERİ GARDIROPLARA ASMAYA GELDİK”
Belki dışarıdan basit gibi gözüküyor ama böylesi bir yerde adaylık iddiası ortaya koymak bile Türkiye siyasetinde dengeleri değiştiriyor. İşçi sınıfının hali, yaşadıkları konuşulmaya başladı. 31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik.”
]]>
Amasra Belediye Başkanı ve CHP’nin Belediye Başkan Adayı Recai Çakır’ın seçim ofisi düzenlenen törenle açıldı.
Açılışa, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, CHP İl Başkanı İsmail Cem Akyol, Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, Amasra Belediye Başkan Adayı Recai, Çakır, CHP’li belediye başkan adayları, Belediye ve İl Genel Meclisi Üyesi adayları ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılışta konuşan CHP Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, “Amasra tarihini, kültürünü ve güzelliğini koruyarak modern ilçe haline getirme vizyonuyla çalışan Başkanımızı yeniden seçmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını indirmemek için çok çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi demokrasi; birlikte yönetme sanatıdır. Bizler Amasra’da demokrasi sanatını en iyi şekilde icra etmeye çalışırken bazıları Amasra’yı tek adamdan alınan emirlerle yönetme arzusu içine girmişler. Bizler ‘güzel şeyler birlikte yapılır’ derken bazıları ‘büyüklerimiz yaptı’ demenin ötesine gitmiyorlar” dedi
Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ise konuşmasında, ‘İlk mart ayını görmeden başlayan pandemiyle uğraştık. Yine ekonomik krizin sonucunu hala hep birlikte yaşıyoruz. Bölgemizde yaşanan fırtınaya sele, canımızı acıtan maden faciası katliamında kaybettiğimiz 43 kardeşimizin acısına rağmen Amasra’da imkansız denilenleri birlikte başarmanın yolunu açtık. Emekten, doğadan ve demokrasiden yana tavrımızdan ödün vermeden, devraldığımız yüz yıllık Cumhuriyet mirasını halk için halk ile beraber yeniden yorumlayarak oluşturduğumuz Amasra modeli ile bunları başardık. Belediye, Merkezi hükümet, özel sektör, kardeş belediyelerimiz, Büyükşehir Belediyeleri destekleriyle ranttan uzak ve hizmete dayalı bu modelin misyonu, devraldığımız ağır borç yükü ve hizmet gerçekleştirmekte güçlük çeken dar bütçeli belediyemizin kaynaklarını verimli kullanarak mümkün oldu” ifadelerine yer verdi.
“Borcu yüzde 65 azalttık”
Başkan Çakır, 2019 yılında ağır borç yükü bulunan ve dar bütçeli bir belediye devraldığını belirterek, 5 yılda ödemelerin düzenli hale getirildiğini ve borcun ise yüzde 65 oranında azaltıldığını kaydetti. Enflasyonun ve giderlerin arttığı süreçte borçlarında önemli kısmını ödemeyi başardıklarını vurgulayan Çakır, ’17 ay birikmiş maaş alacakları olan personelimizin, kendi dönemimdeki maaşlarını ödediğimiz gibi, geçmiş alacaklarından da 10 maaş alacaklarını ödemiş olduk. 2019’da göreve geldikten sonraki süreçte enflasyon nedeniyle giderlerimizin 6 kat arttığını gördük. Mazot fiyatları 7 kat, elektrik 8 kat arttı. Diğer masraflarımızda da 10 katı aşan maliyet artışları ile yüz yüze geldik. Buna rağmen Amasra belediyesinin borç yükünü neredeyse yerinde tutarak, yüzde 60’a yakın borç azalmasını sağladık. Bu borç Amasra halkımızın, çocuklarımızın, torunlarımızın borcu. Biz çocuklarımızı, torunlarımızı borçlandırmak istemedik. Bugün sefa sürüp, yarın acısını onlara yaşatmamak için çaba verdik, borcumuzu azalttık” dedi.
Mazot yolsuzluğu iddialarına sert tepki
İsimsiz ve sahte bir adresin yer aldığı mektup ile hakkında başlayan soruşturma ile ilgili de konuşan Çakır, “Biz Amasra’nın sorunları ile boğuşup, kılı kırk yararak, tabiri caizse sinekten yağ çıkarırcasına çalışırken, bazıları bizi sahte isim ve adres ile ihbarda bulunup, kara çalmaya çalışıyor. Amasra halkı bize çocuklarını emanet etti. Bizimle beraber, bu kentin geleceği için yürüttüğümüz termik santral mücadelesinde bizimle beraber yürüdü, emekçilerin çadırlarında bir araya geldik. Bunun bize yapışmayacağını herkes biliyor. İlgi çekici olan şu, biz 43 kardeşimizin acısını yaşamak bir yana, hesabını sormak için davaları gün gün takip ediyoruz. Bir yılı geçti halen çözülmüş değil, bazı kamu çalışanlarına bir yılı geçtikten sonra ancak soruşturma izni verilebildi. Bizimle ilgili açılan soruşturma tahmin ediyorum, dünya rekoru. 3 gün içerisinde ifadeden sevke, ağır cezadan dava tarihi belirlenmesine uzanan süreç yaşandı. Amasra bir Türkiye rekoru daha kırdı. Ama bu bir utançtır, Amasra için. Bu utancı yaşatanlarla da, hem sandıkta hem de hukuk yoluyla hesaplaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Görev süresinde yaptığı çalışma ve projeler hakkında da bilgi veren Çakır, yeniden seçilmesi halinde yapacağı çalışmalar hakkında da bilgiler verdi.
“Hizmetlerin iyi olduğu yerlerde insanlar daha mutlu oluyor”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’a ilçede yürüttüğü çalışmalar için teşekkür ederek, kendisine başarı diledi. Bankoğlu, “Ama sadece Bartın için değil, Batı Karadeniz için değil, tüm Türkiye’de hatta dünyada örnek bir kent olma yolunda ilerliyor Amasra. Tüm dünyanın göz bebeği olacak Amasra inanıyorum ben buna. Büyük bir potansiyeli var Amasra’mızın. Biz ne şanslıyız ki aslında Amasra’nın güzelliğini daha da parlatan, potansiyelinin farkında olup hak ettiği değeri bulması için gece gündüz çalışan bir belediyemiz var. ve yine ne şanslıyız ki Amasra’ya tek önceliğim hizmet diyen, işine, görgüsüne, bilgisine, ahlakına ve dürüstlüğüne güvendiğimiz bir Recai Başkanımız var. Biliyorsunuz iş ve hizmet kadar aslında insanların hafızasında iyi bir iz bırakmak ve iyi anılmakta çok önemli. Belediyemizin aslında 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerle iyi bir iz bıraktığını burada yaşayan hemşerilerim olarak hem siz görüyorsunuz ama aynı zamanda şehir dışından Amasra’mıza gelen herkes bunu görüyor ve bunu biliyoruz. Belediye hizmetlerinin iyi olduğu şehirlerde biliyorsunuz insanlarda daha mutlu ve daha huzurlular. Her ne kadar ekonomik gidişat herkesi bir darboğaza sürüklemiş olsa da sokağa çıktığımız zaman iyi hizmetleri görmek en azından insanlarımızın yüzünü güldürüyor” ifadelerini kullandı.
“Seçim sonucunu tahmin etmekte uğraşacağımız son seçim olabilir”
Açılışa katılan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak da, Belediye Başkanı Recai Çakır’ın Amasra’ya değer kattığını ifade ederek, “Amasra’mız gerçekten Türkiye’nin gözbebeği olan kentlerimizden bir tanesi ve Amasra Belediye Başkanımız Recai Çakır da Amasra’nın değerine değer kattı. Amasra’ya her geldiğimde burada bir şeylerin değiştiğini, Amasra’ya hizmet geldiğini görüyorum. Zaten Amasralılar da ‘kendisinden çok memnunuz, bir dönem daha bu hizmetlerini bir dönem daha istiyoruz’ dediler.’ ifadelerine yer verdi.
Amasra’da Çakır’ın farkla kazanmasını beklediğini ifade eden Öztrak, “Geçtiğimiz yıl bir seçim yaşadık ve seçimden sonra olan biteni de hepimiz görüyoruz. İnsanların yaşam standartları ve geçim şartları her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. Bu seçim belki de sonucunu tahmin etmekle uğraşacağımız son seçim. Bu seçimde Amasra’dan yüzde 75 oy istiyoruz. ‘Dur ‘demenin yolu da sizin o tertemiz oylarınızdan geçiyor” diye konuştu.
Kurdelenin kesilmesi ile hizmete açılan seçim ofisinde katılımcılara yemek ikramında bulunuldu. – BARTIN
]]>
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: “İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor”
ISPARTA – Yerel seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekerek, “Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
Hür Dava Partisi Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya geldi. Isparta’da bir işletmede basın mensupları ile bir araya gelen Yapıcıoğlu açıklamalarda bulundu.
“İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor”
Şu anda ülke gündeminin yoğunluğunun seçim çalışmaları çerçevesinde ilerlediğini söyleyen Yapıcıoğlu, konuşmasında 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekerek, “Gazze’de çok ciddi bir zulüm yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Maalesef aradan geçen 5 aya rağmen ayağa kalkanlar, buna itiraz edenler, bir şeyler yapmaya çalışan insanlar bu zulmü durduramadı. Uluslararası hukuk devreye girdi. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla siyonist işgalciler hakkında dava açıldı. Fakat bu da durduramadı onları. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı itibariyle oradan acil insani ateşkes kararı bile çıkarılamıyor. Amerika tek başına bütün karar tasarılarını veto ediyor. Bu nedenle biz böyle coşkulu bir seçim kampanyası yapmadık, yapamadık. Eğer bu zulüm devam ederse bundan sonra da seçim gününe kadar da daha önceki dönemlerde alışıldık bir seçim kampanyası yapmak doğrusu bizim içimizden gelmiyor. Seçim dolayısıyla Türkiye’yi dolaşıyoruz. Adaylarımızı çıkardık. Biz de vatandaşın desteğine talibiz ve önümüzdeki dönem için şehirlerin HÜDAPAR belediyeciliğiyle tanışması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Lakin dediğim gibi Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
“2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı”
Konuşmasının devamında Gazze için yapılanların yetersiz olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, “Bu Aksa Tufanı ismiyle başlayan 7 Ekim operasyonundan sonra aslında bazı uluslararası ilişkiler uzmanları hocalarının da dediği gibi gerçekte uluslararası hukuki bir şeyin olmadığı gerçeği de açığa çıktı. ve aynı zamanda Filistin’, Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi kendisine dert edinen insanların zaaflarının ne olduğu da ortaya çıktı. 2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı. Biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki oradaki zulmün durması için bugüne kadar kim ne yapmışsa biz hepsini değerli görüyoruz. Gayemiz kimseyi zor durumda bırakmak ya da kimsenin niyetini sorgulamak değildir. Ama şunun da bilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi de dahil ederek diyoruz ki bugüne kadar oradaki zulmün durması için harekete geçen bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa bütün bu yaptıklarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Israrla ve tekrarla biz bunu söylemeye devam edeceğiz. Eğer yapılanlar yeterli olsaydı bu durum durmuş olurdu. Yapılanlar yetersiz ki halen devam ediyor. Öyleyse herkes bugüne kadar yaptıklarımız üzerine ne ilave edebilir daha fazla ne yapabilirimi düşünmeli ve belki de bu konuda ortak akıl ile bu zulmü durdurmanın yeni yollarını aramalıyız. Bizim kanaatimize göre oradaki siyonistlerin, oradaki işgalcilerin, bu kadar pervasız, bu kadar vahşi, bu kadar umursamaz bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka kameraların önünde, canlı yayında bu zulümleri yapabilmelerinin asıl sebebi ellerinde bulundurdukları teknolojik ya da ekonomik güç değildir. Süper güçleri arkalarına almaları da değildir. Asıl sebep bizlerin yani İslam dünyasının ya da gayrimüslim de olsa, insanlıktan yana, adaletten yana, tavır koyan insanların yeterince bir araya gelememeleri, bir birlik oluşturamamaları, güçlerini bir şekilde toplayamamalarıdır” dedi. Bu zulüm durmadığı taktirde Türkiye’nin de etkilenebileceğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Bizim bu dağınıklığımız bizim saçma sapan ufak tefek sebeplerle enerjimizi ve mesaimizi birbirimizin kullanmamız sebebiyle bütün dünyada bir zulüm almış başını gidiyor. ve eğer bu zulmü durduramazsak bu zulüm Filistin’le sınırlı kalmayacak. Yavaş yavaş genişleyerek belki Allah korusun bizi de içine alacak bir ateş gibi etrafı kasıp kavuracak. Öyleyse bütün insanlığa, insanlıktan istifa etmemiş herkese çağrımızdır. Bu zulmü bir an önce durdurun. Hiçbir şey yapamıyorsanız oradaki kardeşlerinizin acil ihtiyacı olan gıdayı, suyu, ilacı, yakıtı, enerjiyi onlara göndermenin bir yolunu bulunuz” şeklinde konuştu.
“Bu yarışta biz de varız”
Konuşmasında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere değinen Yapıcıoğlu, “Malumlarınız olduğu 2023 seçimlerinde de Cumhur İttifakı çatısı altında yine milletvekili seçimlerine katıldık ve ilk defa parlamentoda temsil imkanı elde ettik. 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde de seksen bir vilayetin tamamında kendi adaylarımızla, kendi parti logomuzla seçimlere katılacağız. Isparta’da da ilk defa seçime giriyoruz. Isparta’da hem il genel meclisi adaylarımız bütün ilçelerimizde merkezde ve ilçelerimizde yine belediye başkan adaylarımız var. Bu yarışta biz de varız. İnşallah biz diyoruz ki bizim meselelere yaklaşımımız insanı merkeze alan ve adaleti inceleyen, adaleti gerçekleştiren hedefi olarak ilan eden bir siyasi anlayışla memleketimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.
“Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil”
Seçim çalışmaları çerçevesinde siyasi parti temsilcilerine ve vatandaşlara çağrıda bulunan Zekeriya Yapıcıoğlu siyasi parti temsilcilerini kullandıkları üslup konusunda uyardı. Yapıcıoğlu, “Bu manada seçim çalışmalarına girdikten sonra bazı siyasi partilerin bazı şahsiyetlerin, bazı kişilerin kullanmış oldukları dille ilgili de şu çağrıda bulunuyoruz. Önümüzde bir seçim var. Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil. Diğer bütün siyasi partiler bizim siyasi rakiplerimizdir. Hiçbirisi bizim düşmanımız değil. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değildir. Öyleyse herkes kullanacağı dile de dikkat etsin. Milleti, vatandaşı tahrik edici üsluptan herkes imtina etsin. Kendi tabanını konsolide edebilmek için, oyların üç beş artırabilmek için, vatandaşı birbirine karşı tahrik eden ya da bir kısmını diğer bir kısmının düşmanıymış gibi gösterenler memlekete iyilik yapmıyorlar. Vatandaşlara da çağrımız şudur. Bu provokasyonlara gelmeyin. Seçimler bittikten sonra sizler birbirinizin komşusu, birbirinizin akrabası, birbirinizin iş arkadaşı, aynı iş yerinde çalışan kişiler olmaya devam edeceksiniz. Belki şehir içinde aynı toplu taşıma aracını kullanacaksınız. Belki aynı okulda öğrenci olacaksınız, belki aynı iş yerinde iş arkadaşı olarak hayatımıza devam edeceksiniz. Dolayısıyla bu provokasyonlara vatandaşlarımızın gelmemesini, bunun bir seçim olduğunu, daha önce de seçimler yapıldığını seçimden sonra da kim kazanırsa kazansın, hayatının devam edeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Seçim sonuçlarının şimdiden memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi.
]]>
Yerel seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekerek, “Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya geldi. Isparta’da bir işletmede basın mensupları ile bir araya gelen Yapıcıoğlu açıklamalarda bulundu.
“İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor”
Şu anda ülke gündeminin yoğunluğunun seçim çalışmaları çerçevesinde ilerlediğini söyleyen Yapıcıoğlu, konuşmasında 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekerek, “Gazze’de çok ciddi bir zulüm yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Maalesef aradan geçen 5 aya rağmen ayağa kalkanlar, buna itiraz edenler, bir şeyler yapmaya çalışan insanlar bu zulmü durduramadı. Uluslararası hukuk devreye girdi. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla siyonist işgalciler hakkında dava açıldı. Fakat bu da durduramadı onları. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı itibariyle oradan acil insani ateşkes kararı bile çıkarılamıyor. Amerika tek başına bütün karar tasarılarını veto ediyor. Bu nedenle biz böyle coşkulu bir seçim kampanyası yapmadık, yapamadık. Eğer bu zulüm devam ederse bundan sonra da seçim gününe kadar da daha önceki dönemlerde alışıldık bir seçim kampanyası yapmak doğrusu bizim içimizden gelmiyor. Seçim dolayısıyla Türkiye’yi dolaşıyoruz. Adaylarımızı çıkardık. Biz de vatandaşın desteğine talibiz ve önümüzdeki dönem için şehirlerin HÜDAPAR belediyeciliğiyle tanışması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Lakin dediğim gibi Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
“2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı”
Konuşmasının devamında Gazze için yapılanların yetersiz olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, “Bu Aksa Tufanı ismiyle başlayan 7 Ekim operasyonundan sonra aslında bazı uluslararası ilişkiler uzmanları hocalarının da dediği gibi gerçekte uluslararası hukuki bir şeyin olmadığı gerçeği de açığa çıktı. ve aynı zamanda Filistin’, Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi kendisine dert edinen insanların zaaflarının ne olduğu da ortaya çıktı. 2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı. Biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki oradaki zulmün durması için bugüne kadar kim ne yapmışsa biz hepsini değerli görüyoruz. Gayemiz kimseyi zor durumda bırakmak ya da kimsenin niyetini sorgulamak değildir. Ama şunun da bilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi de dahil ederek diyoruz ki bugüne kadar oradaki zulmün durması için harekete geçen bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa bütün bu yaptıklarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Israrla ve tekrarla biz bunu söylemeye devam edeceğiz. Eğer yapılanlar yeterli olsaydı bu durum durmuş olurdu. Yapılanlar yetersiz ki halen devam ediyor. Öyleyse herkes bugüne kadar yaptıklarımız üzerine ne ilave edebilir daha fazla ne yapabilirimi düşünmeli ve belki de bu konuda ortak akıl ile bu zulmü durdurmanın yeni yollarını aramalıyız. Bizim kanaatimize göre oradaki siyonistlerin, oradaki işgalcilerin, bu kadar pervasız, bu kadar vahşi, bu kadar umursamaz bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka kameraların önünde, canlı yayında bu zulümleri yapabilmelerinin asıl sebebi ellerinde bulundurdukları teknolojik ya da ekonomik güç değildir. Süper güçleri arkalarına almaları da değildir. Asıl sebep bizlerin yani İslam dünyasının ya da gayrimüslim de olsa, insanlıktan yana, adaletten yana, tavır koyan insanların yeterince bir araya gelememeleri, bir birlik oluşturamamaları, güçlerini bir şekilde toplayamamalarıdır” dedi. Bu zulüm durmadığı taktirde Türkiye’nin de etkilenebileceğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Bizim bu dağınıklığımız bizim saçma sapan ufak tefek sebeplerle enerjimizi ve mesaimizi birbirimizin kullanmamız sebebiyle bütün dünyada bir zulüm almış başını gidiyor. ve eğer bu zulmü durduramazsak bu zulüm Filistin’le sınırlı kalmayacak. Yavaş yavaş genişleyerek belki Allah korusun bizi de içine alacak bir ateş gibi etrafı kasıp kavuracak. Öyleyse bütün insanlığa, insanlıktan istifa etmemiş herkese çağrımızdır. Bu zulmü bir an önce durdurun. Hiçbir şey yapamıyorsanız oradaki kardeşlerinizin acil ihtiyacı olan gıdayı, suyu, ilacı, yakıtı, enerjiyi onlara göndermenin bir yolunu bulunuz” şeklinde konuştu.
“Bu yarışta biz de varız”
Konuşmasında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere değinen Yapıcıoğlu, “Malumlarınız olduğu 2023 seçimlerinde de Cumhur İttifakı çatısı altında yine milletvekili seçimlerine katıldık ve ilk defa parlamentoda temsil imkanı elde ettik. 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde de seksen bir vilayetin tamamında kendi adaylarımızla, kendi parti logomuzla seçimlere katılacağız. Isparta’da da ilk defa seçime giriyoruz. Isparta’da hem il genel meclisi adaylarımız bütün ilçelerimizde merkezde ve ilçelerimizde yine belediye başkan adaylarımız var. Bu yarışta biz de varız. İnşallah biz diyoruz ki bizim meselelere yaklaşımımız insanı merkeze alan ve adaleti inceleyen, adaleti gerçekleştiren hedefi olarak ilan eden bir siyasi anlayışla memleketimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.
“Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil”
Seçim çalışmaları çerçevesinde siyasi parti temsilcilerine ve vatandaşlara çağrıda bulunan Zekeriya Yapıcıoğlu siyasi parti temsilcilerini kullandıkları üslup konusunda uyardı. Yapıcıoğlu, “Bu manada seçim çalışmalarına girdikten sonra bazı siyasi partilerin bazı şahsiyetlerin, bazı kişilerin kullanmış oldukları dille ilgili de şu çağrıda bulunuyoruz. Önümüzde bir seçim var. Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil. Diğer bütün siyasi partiler bizim siyasi rakiplerimizdir. Hiçbirisi bizim düşmanımız değil. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değildir. Öyleyse herkes kullanacağı dile de dikkat etsin. Milleti, vatandaşı tahrik edici üsluptan herkes imtina etsin. Kendi tabanını konsolide edebilmek için, oyların üç beş artırabilmek için, vatandaşı birbirine karşı tahrik eden ya da bir kısmını diğer bir kısmının düşmanıymış gibi gösterenler memlekete iyilik yapmıyorlar. Vatandaşlara da çağrımız şudur. Bu provokasyonlara gelmeyin. Seçimler bittikten sonra sizler birbirinizin komşusu, birbirinizin akrabası, birbirinizin iş arkadaşı, aynı iş yerinde çalışan kişiler olmaya devam edeceksiniz. Belki şehir içinde aynı toplu taşıma aracını kullanacaksınız. Belki aynı okulda öğrenci olacaksınız, belki aynı iş yerinde iş arkadaşı olarak hayatımıza devam edeceksiniz. Dolayısıyla bu provokasyonlara vatandaşlarımızın gelmemesini, bunun bir seçim olduğunu, daha önce de seçimler yapıldığını seçimden sonra da kim kazanırsa kazansın, hayatının devam edeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Seçim sonuçlarının şimdiden memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi. – ISPARTA
]]>
Erdal Sağlam
Önümüzdeki haftaya yine yüksek enflasyon rakamlarıyla başlayacağız. Dizginlenemeyen enflasyon oranlarına karşılık, seçim nedeniyle alınamayan faiz artışı gibi gerekli kararlar, ekonomide beklentilerin giderek daha da bozulmasına neden oluyor.
Ocak’tan sonra Şubat ayı enflasyonunun da yüksek çıkması bekleniyor. Türk-iş belirlemelerine göre Şubat’ta yüzde 8’lik fiyat artışı kaydedilirken, İstanbul Ticaret Odası (İTO) bu rakamı yüzde 4 olarak buldu. Piyasaların beklentisi ise ortalama yüzde 3.8 yönündeydi.
Yarın açıklanacak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayı enflasyon rakamlarının yüzde 4’ün altında çıkması beklenmiyor. Büyümeye devam eden yıllık rakamların yüzde 66’yı aştığını göreceğiz. Rakamlar ekonomi yönetiminin hedeflediği oranların üzerinde bir gerçekleşmeyi gösteriyor. Bu yüzde yükselen enflasyon bağlı, beklentilerdeki bozulmanın devam ettiğini göreceğiz.
Merkez Bankası 2024 yıl sonu enflasyon hedefi olarak yüzde 36’yı belirlerken, tahmin aralığının üst sınırı yüzde 42 idi. Belirlenen resmi enflasyon patikasının şu anda üzerine çıkmış durumdayız. Piyasadaki son beklenti rakamı yüzde 43 olmuştu. Bu ay yapılacak anket soncunda 2024 yıl sonu enflasyon beklentisinin daha da yukarı çıkması bekleniyor.
DÖVİZE TALEP ARTTI, REZERVLER ERİYOR
Ekonomi yönetimi Mayıs seçimlerinden sonra uygulamaya başladığı sıkı para politikası çerçevesinde, yüzde 8.5 olan politika faizini yüzde 45’e kadar çıkardı. Ancak bu artışı zamanında ve önden yüklemeli yapmadığı için, faiz artışının enflasyonla mücadeleye katkısı, beklentilerin altında kaldı. Bununla birlikte Mart sonunda yapılacak yerel seçim, sıkı para politikasının son iki aydır yeniden gevşetilmesini beraberinde getirdi.
Seçimler nedeniyle Merkez Bankası faizindeki artışa paralel artması gereken TL mevduat faizleri istendiği kadar artmadı. Bu aksaklıkta Merkez Bankası’nın piyasayı başka kanallarla, politika faizi altından fonlaması, piyasadaki likiditeyi uzun süre yüksek bırakması, talebin kısılması için ek adımları atmaması etkili oldu. Ocak ayı faiz toplantısında Merkez Bankası’nın “faizde tepe noktaya geldik” demesi ve gerekirse yeni faiz artışlarına yeterince açık kapı bırakmaması da, piyasalardaki beklentileri bozan başka bir unsur oldu.
Özetle; Merkez Bankası yüksek faiz artışına rağmen piyasadaki likiditede gerekli sıkılığı sağlayamadı, bu nedenle TL’ye dönüş konusunda eksik kaldı. Bu nedenle, piyasadaki dövize olan talebin yılbaşından bu yana yeniden canlanmasına neden oldu.
Yerli ve yabancı yatırımcılarda “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevcut sıkı para politikasına seçim sonrasında da devam edeceğine” ilişkin yeterli güven sağlanamadığı için, son dönemde yabancı çıkışlarının da hızlandığını gördük.
İşte tüm bu nedenlerle bozulan enflasyon beklentilerine paralel olarak, döviz talebi de arttı, bu da yılbaşından bu yana döviz rezervlerinde yeniden erimeye neden oldu. Yılbaşından bu yana net rezervlerdeki erimenin 15 milyar dolara yaklaştığını görüyoruz. Son günlerde Merkez Bankası düzenli olarak her gün döviz eritmeye devam ediyor. Swap hariç, kamu dahil net rezervler yeniden eksi 60 milyar dolara kadar indi. Brüt rezervler bir ara 50 milyar doları aşmışken, şimdi 20 milyar doların biraz üzerinde seyrediyor.
KRİZ ÇIKMAZ AMA FATURA AĞIRLAŞIYOR
Rezervlerdeki erimenin Mayıs seçimleri öncesinde eksi 77 milyar dolara kadar indiğini görmüştük. Önümüzdeki 1 aylık süreçte döviz satışı devam ederse, seçimler öncesinde yeniden eksi 70 milyar dolarlara kadar indiğini görebiliriz.
Ekonomi yönetiminin seçimlere kadar yeni bir faiz artışına gidebileceği pek tahmin edilmiyor. Şubat ayında, yani gerektiği zamanda, yüzde 2.5’luk faiz artışı yapılabilseydi beklentiler iyileştirilebilirdi. Ancak şimdi beklentileri rayına sokabilmek için, seçimden sonra, en az 5 puanlık faiz artışının gerektiği konuşulmaya başladı.
Beklentilerde ve ekonomik verilerdeki bozulmaya rağmen, seçimler öncesinde bir döviz krizi çıkması beklenmiyor. Buna karşılık sıkı para politikasında yaşanan seçim gevşemesi ve gerekli kararların zamanında alınmaması, sıkı para politikasının maliyetini daha da artırdı. Bu nedenle de seçimden sonra alınması gereken tedbirlerin, olması gerekenden çok daha sıkı olması gerekebilir. Faiz artışlarının yüksek yapılması gereğinin yanında, bütçe açığının kapatılması için ek vergi ve zamların devreye girmesi de devreye girebilir.
Ekonomi yönetimi mali disiplini sağlamak için kamu tasarrufları konusunda Cumhurbaşkanı’na ikna edebilecek mi, bilmiyoruz. Harcamalarda kısıntı yapılmadığı takdirde toplumun ödeyeceği faturanın daha da ağır olması kaçınılmaz olacak. Ekonomi yönetimini seçimden sonra, gerçekten çok zor kararlar bekliyor.
]]>
Babadağ Belediye Başkanı ve İYİ Parti Babadağ Belediye Başkan Adayı Ali Atlı, Babadağ ilçe merkezinde ve Kelleci Mahallesi’nde yer alan iki ayrı seçim koordinasyon merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Her iki açılışa da Babadağlılar yoğun ilgi gösterdi.
Babadağ Belediye Başkanı ve İYİ Parti Babadağ Belediye Başkan adayı Ali Atlı, Babadağ ilçe merkezinde ve Kelleci Mahallesi’nde yer alan iki seçim koordinasyon merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, İYİ Parti Denizli İl Başkanı Nihan Cihan Özden, İYİ Parti Merkezefendi Belediye Başkan adayı Fatih Coşkun, İYİ Parti Babadağ ilçe başkanı Mehmet Şimşek, Meclis üyesi adayları, parti kadın ve gençlik kolları, partililer ve Babadağlı vatandaşlar katıldı.
Babadağlılar tarafından yoğun ilgi ile karşılanan açılış töreninde konuşan Başkan Ali Atlı, “Sadece ve sadece vatandaş odaklı, hizmet odaklı, memleketini seven belediye personellerimizin gerek pandemi döneminde, gerek pandemi sonrası dönemde dar gelirli vatandaşlarımızın, dezavantajlı vatandaşlarımızın, çiftçimizin, köylümüzün, dokumacılarımızın, toplumun her kesiminin ihtiyacı olan tüm hizmetler, Babadağ Belediyesi tarafından maksimum seviyede sağlanmıştır. Biz yeni bir hikaye yazmak için yola çıktık. Bunun ilk adamını bugün atıyoruz. Bugün aramızda bulunduğunuz için bizlerle olduğunuz için hepinize şükranlarımı sunuyorum. Yolumuz açık olsun. 1 Nisan sabahı güneşli bir Babadağ sabahına uyanalım. İyiler kazanacak diyor hepinize saygılar sevgiler sunuyorum” diye konuştu.
Açılışta İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de bir konuşma gerçekleştirdi. Öztürk, ‘Kıymetli Babadağlılar. 5 yıl sonra geldik yeni bir yerel seçime. Yerel seçimleri, genel seçimlerden ayıran özellik vatandaşlara doğrudan hizmet verilen bir alan olması. Vatandaşlar açısından bu seçim çok daha değerli. Adayların şahsi duruşu ve çalışmaları bu anlamda çok önemlidir. Bir belediye başkanı seçimi kazandıktan sonra hangi partiden seçimi kazanırsa kazansın, vatandaşlarını ayırmadan herkese eşit hizmet vermek zorundadır. Biz Ali Başkanın yaptıklarını gördük biliyoruz. Sadece büyükşehir konusunda bir eksiği vardı Ali başkanımızın. inşallah bu seçimlerden sonra onu da biz de seçimi kazanarak tamamlayacağız. Bu sayede Babadağ’ı çok daha güzel bir hale getireceğiz.’ ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından seçim koordinasyon merkezi açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından pilav hayrı düzenlenirken, meclis üyesi adayları da tanıtıldı.
İYİ Parti Denizli İl Başkanı Nihan Cihan Özden de bir konuşma gerçekleştirdi. İl başkanı Özden, ‘Cesur ve iyi harekatın temsilcileri sizlerle birlikte olmaktan guru duyuyorum. Burada sizin gibi iyi insanlarla birlikte olmak, hala bu kirli siyasette iyilerin de olduğunun ispatıdır. Peki Denizli böyle kirli bir düzende oy kullanmak zorunda mı? Babadağ zorunda mı? Zorunda değil kardeşim. 44 dolu dolu projemiz ile Denizli’nin en iyi projeleri bizde. Babadağ için de en iyi projeler bizde. Babadağlılar zaten en iyi kim zaten biliyor. Ali başkanım 5 yılda yaptığı hizmetlerle en iyi olduğunu gösterdi. Allah’ın izniyle 1 Nisan’da Ali Atlı Başkan olacak. Babadağ kazanacak.’ diye konuştu.
Babadağ ilçe merkezinin açılışının ardından Kelleci Mahallesi’nde de seçim koordinasyon merkezinin açılışı gerçekleştirildi. Kelleci Mahalle sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği açılışta Başkan Atlı’ya destek büyüktü.
Coşkunun yüksek olduğu Kelleci Mahallesi’ndeki açılışta ise Başkan Atlı, ‘Çoban ateşini yaktığımız Kelleci Mahallesinde olmaktan dolayı büyük mutluluk içerisindeyiz. Biraz önce 2024 yerel seçimleri için seçim koordinasyon merkezimizin açılışı gerçekleştirdik. Tarihte bir ilk olarak Kelleci Mahallemizde de seçim koordinasyon merkezimizi açıyoruz. Kelleci Mahallemiz, Babadağımızın en örnek ve değerli mahallelerinden biridir. Ben de Kellecili olmaktan dolayı duyduğum mutluluğu, onuru ve gururu belirtmek istiyorum. 2019 seçimlerinde Kelleci Mahallesi nasıl öz evladına sahip çıktıysa, 1 ay sonra gerçekleşecek seçimlerde de öz evladına sahip çıkacaktır. Babadağ’ı 5 yıl daha yönetme yetkisini bize verecektir. Bundan hiç şüphem yoktur. Bu memleket ne çektiyse damatlardan çekti. Siz öz evladınızı yalnız bırakmazsınız. Hepinizi çok seviyorum. Saygılarımı sunuyorum’ diye konuştu.
Kelleci Mahallesi’nde hava şartları kötü olmasına rağmen, açılışa mahalleliler yoğun ilgi gösterdi. Açılış sonrası Başkan Atlı ile birlikte, İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yasin Öztürk, İl Başkanı Nihan Cihan Özden, İlçe Başkanı Ayşe Yümsek ve partililer vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. – DENİZLİ
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Daha önceki seçimlerde ittifak yapanların, altılı, yedili masa kuranların bu seçimde 6, 7, 8 parçaya bölündüğünü, her partinin de kendi içinde parçalara bölündüğünü ve bugün daha 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl bile geçmeden birbirlerine en ağır lafları söylediklerini görüyoruz.” dedi.
Çelik, AK Parti’nin Seyhan ilçesi Cemalpaşa Mahallesi’ndeki seçim ofisi açılışında, 31 Mart yerel seçimlerine, demokrasi bayramını kutlamaya az bir zaman kaldığını söyledi.
Yerel seçime kadar olan dönemin “son derece kıymetli bir şekilde” değerlendirilmesini isteyen Çelik, seçimlere birlik, beraberlik ve dayanışma içinde güçlü bir şekilde gidilmesi gerektiğini belirtti.
Çelik, 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta ortaya koyulan iradenin bir benzerini Adana’da 31 Mart’ta tekrar göstereceklerini dile getirdi.
Merkezi hükümetin verdiği desteklerle Adana’da, şehir hastanesinden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne kadar kentin ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetlere imza atıldığını vurgulayan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Fakat en büyük eksiğimiz belediyelerde arzu ettiğimiz güce kavuşmamış olmamızdır. Şimdi bu eksiğimizi gidermek üzere inşallah Seyhan’da Erdal Hatipoğlu kardeşimize 1 Nisan günü yetki vereceğinize inanıyorum. Erdal kardeşimiz sizlerin desteğiyle inşallah Seyhan Belediye Başkanı olduğu zaman, Seyhan’da özlemi çekilen büyük projelere imza atmak, Seyhan’ın çehresine değiştirmek, Seyhan’ı güzelleştirmek, daha iyi noktalara getirmek için merkezi hükümetimizin Adana’ya yaptığı desteklerin, Seyhan’da daha da kuvvetli hale gelmesi için Seyhan Belediyesi’nin Cumhur İttifakı’nda olması lazım.”
Çelik, Adana’da yıllardır eksiği duyulan, özlemi çekilen hizmetlerin alınması için büyükşehir konusunda güçlü bir vizyona imza atılması gerektiğini söyledi.
Cumhur İttifakı’nın Seyhan Belediye Başkan adayı Hatipoğlu’nun yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’e destek verilmesini isteyen Çelik, “Fatih ve Erdal kardeşimiz el ele, omuz omuza bu Seyhan’a hizmet etmek için inşallah sizlerin desteğiyle 1 Nisan sabahı bismillah diyerek göreve başlayacaklar. Bu hizmetlerin Seyhan’a kazandırılması için bu güçlü desteği verecekler. Onun için yapmamız gereken bir şey. Seyhan’da ‘Erdal Hatipoğlu’, Büyükşehirde ‘Fatih Mehmet Kocaispir’ diyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı’nın birlik, beraberlik ve bütünlük içinde ve şeffaf bir biçimde seçimlere gittiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“Daha önceki seçimlerde ittifak yapanların, altılı, yedili masa kuranların bu seçimde 6, 7, 8 parçaya bölündüğünü, her partinin de kendi içinde parçalara bölündüğünü ve bugün daha 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl bile geçmeden birbirlerine en ağır lafları söylediklerini görüyoruz. Kendi masalarını bile ayakta tutamayanların Türkiye’ye, Adana’ya, Seyhan’a vereceği hiçbir hizmet ve yapacağı hiçbir iyilik ve ortaya koyacağı hiçbir katkı yoktur.”
Çelik, seçime kadar durmadan, dinlenmeden çalışılmasını, diğer partilere oy vermiş kişilere ulaşılmasını istedi.
Çelik, Yüreğir’de mitinge katıldı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, daha sonra merkez Yüreğir ilçesi Karacaoğlan Mahallesi’nde düzenlenen mitinge katıldı.
Burada yaptığı konuşmada Çelik, bu mahallenin 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na çok güçlü destek verdiğini söyledi.
Yeni bir döneme girildiğini ve yeni bir sayfayı açtıklarını aktaran Çelik, “Cumhurbaşkanı’mız önümüzdeki dönemi ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan etti. ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan edilmesi demek, Türkiye’nin her alanda çok daha ileri ufuklara, çok daha yüksek standartlara kavuşması demek. Tabii ki bu aynı zamanda ‘Adana’nın Yüzyılı’ ve ‘Yüreğir’in Yüzyılı’ anlamına geliyor. Şimdi inşallah büyükşehirde Fatih Kocaispir kardeşimize destek vererek, Yüreğir’de de Halil Nacar kardeşimizi Yüreğir Belediye Başkanı seçerek Türkiye Yüzyılı’na imza atacağımız yerel yönetimlerde bu dönemi başlatacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın, şefkatli bir belediyecilikle bütün Yüreğir’i kuşatacak birçok projesi olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Kadınlarımız, büyüklerimiz, gençlerimiz, önümüzdeki dönem için bu projelerin her biri vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak. Vatandaşımızın daha iyi, arzu ettiği bir Yüreğir’de yaşamasını sağlayacak. Bazıları çıkıp, ‘Ben başka partideyim ama benim gönlüm Recep Tayyip Erdoğan’dan yana. Ben o sebeple yarın bir gün seçimi kazanırsam Cumhur İttifakı’na katılacağım. Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına geçeceğim.’ diyor. Bu tabii yalan siyasetidir. Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhur İttifakı’nın yanında olan Yüreğir’deki adayımız Halil Nacar’dır. Onun dışında hiçbir kimsenin bizim seçmenimize, vatandaşlarımıza, hemşehrilerimize dönük bu hitaplarının bir geçerliliği yoktur.”
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Etimesgut’taki SKM açılışında “Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bu seçime giderken iktidarın bu konuya çözüm üretmesi için ısrarla emekliler diyorum farkında mısınız? Emekliye bu bayramda 7 bin TL vermek zorundasınız Erdoğan. 7 bin TL vereceksiniz. Elalemin Suriyelisine veriyorsun. Açlıktan sürünen emekline bayram hediyesi 7 bin TL vereceksin, vermek zorundasın” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Etimesgut’ta seçim koordinasyon merkezi açılışına katıldı. Partisinin Ankra Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Topel Yıldırım ve Etimesgut Belediye Başkanı Adayı Hilmi Özer ile seçmenlere seslenen Akşener, şunları söyledi:
“Seçim; seçmenin düğünüdür, seçmenin bayramıdır. ya düşman olacak ne var? Biri gidecek, biri gelecek. Bakacaksınız, doğru hizmet etmiyorsa onu göndereceksiniz, öbürü gelecek. Bizim inancımıza göre seçmen seçimlerde bir karar verir. Der ki sen muhalefetsin, benim avukatım olacaksın. Öbürüne de döner der ki, sen iktidar olacaksın, bana hizmet edeceksin. Avukatın, halkın avukatının görevi nedir O sesi duyurmaktır.
“EMEKLİYE BU BAYRAMDA 7 BİN TL VERMEK ZORUNDASINIZ ERDOĞAN”
Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bu seçime giderken iktidarın bu konuya çözüm üretmesi için ısrarla emekliler diyorum farkında mısınız? Emekliye bu bayramda 7 bin TL vermek zorundasınız Erdoğan. 7 bin TL vereceksiniz. Elalemin Suriyelisine veriyorsun. Açlıktan sürünen emekline bayram hediyesi 7 bin TL vereceksin, vermek zorundasın. Yıllarca seni bu emekliler desteklediler. Görevini yerine getirmek zorundasın. Buna karşılık aynı emeklilere 11 bin TL seyyanen zam vereceksin. ve en düşük emekli maaşı da asgari ücret kadar olacak. Bunu niye diyorum? Bunu şunun için diyorum; bu seçim siz emeklilerin, siz seçmenlerin birilerinin kulağını çekebilme imkanını size veren bir seçim. Şimdi geçinebilmek için yapacağınız iş bu. Bu dediklerimin hayata geçirilmesi için kulakları çekmek, 2 tarafın da kulağını çekeceksiniz.
“100 BİN ÖĞRETMEN TAYİN EDİLMELİDİR”
Dikkat edin, ısrarla bir şey söylüyorum ben. 100 bin öğretmen tayin edilmelidir. O çocukları siz okuttunuz. O çocukları bu millet cebinden, ana baba rızkından keserek okuttu. O kadar okulu açmayacaktınız. Madem açtınız tayin edeceksiniz, tayin etmek sizin için bir zorunluluktur. Siz etmiyorsanız biz iktidara geleceğiz ve biz edeceğiz.
Bu nasıl bir Etimesgut’muş. Yani bu Etimesgut’ta neler var, neler; onu sorayım. Kimin ayağına taş attık, kimin cebine girenlerin ya da gireceklerin önüne geçtik? Ne yaptık biz de asla bir siyasi partide olmayacak bir saygısızlık, bir operasyon bizim partimize çekildi? Şimdi bunları yazdık bir kenara.
“BEN BU İKİ KARDEŞİME SİZİN SESİNİZ OLMALARI İÇİN OY İSTİYORUM”
Cengiz Topel Yıldırım beş kuruş para çaldırmaz. Çalanın peşine düşer. Dolayısıyla ondan dolayı da herkesin sinirini bozar. Buradaki Hilmi kardeşimizse herkesle hemhal olur, herkesin işine koşar, onun da para çaldırmayacağına kefilim. Şimdi bu çerçeve içerisinde ben bu iki kardeşime oy istiyorum. Sizin sesiniz olmaları için oy istiyorum.”
]]>
İstanubul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Zeytinburnu İlçe Belediye Başkanı adayı Onur Soytürk ile önce esnaf, sonra pazar ziyaretleri yaptı. Vatandaşların sorunlarını dinleyip, öneri ve eleştirilerini aldı. Yurttaşlarla sohbet eden İmamoğlu, bir motokuryeye, “Bu memleket, Cumhuriyeti kurduğu günden beri bize bir şey bağışladı Atatürk’ün sayesinde. Neyi biliyor musun? Senle ben, eşitim kardeşim. Başkan, o, bu, şu yok” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Zeytinburnu İlçe Belediye Başkan adayı Onur Soytürk ile ilçe turu yaptı. CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre’nin eşlik ettiği İmamoğlu ve Soytürk’ün Zeytinburnu’ndaki ilk adresi, Yenidoğan Mahallesi’ndeki 58. Bulvar oldu. Caddedeki esnafa ziyaretlerde bulunan İmamoğlu ve Soytürk, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Yenidoğan’dan Merkezefendi Mahallesi’ne geçen İmamoğlu ve Soytürk, bölgede kurulan semt pazarını ziyaret etti. Hem esnaf hem de pazar ziyaretlerinde, İmamoğlu ile vatandaşlar arasında samimi sohbetler gerçekleşti.
“SENİN İÇİN YAZLIĞA GİTMİYORUM”
Yurttaşlarla anı fotoğrafları çektiren İmamoğlu, bir vatandaşın, “Senin için 4 tane oyum var. Senin için yazlığa gitmiyorum. Seni seviyoruz” şeklindeki destek sözlerine, “Allah razı olsun” yanıtını verdi. İmamoğlu, kendisine destek mesajlarını ileten vatandaşlara, “Hep birlikte kazanacağız. Bu seçim bir partinin değil, milletin kazanacağı seçim olacak” sözleriyle seslendi.
VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “ELE BAKMAK ZORDUR”
İmamoğlu’nun, ev hanımı olduğunu aktaran yaş almış bir kadının, “Bizim sorunlarımızı da bir dile getirin. Bizim de ihtiyaçlarımız vardır” sözlerine yanıtı, “Ev hanımlarının emeklilik projemizi biz, geçen seçimde, hükümet olursak diye açıkladık. Bu önemli bir sorun. Çünkü, haklısın. Ev hanımlarının sigorta primlerinin ödenmesiyle, emekli olması sağlanabilir. Bu konuda proje açıkladık, ama biz hükümet olmadık. Bunu gündemden düşürmememiz lazım” oldu. Vatandaş da İmamoğlu’na, “İnşallah olursunuz. Ama düşürmeyin. Bizi de düşünün. Biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Ele bakmak çok zordur.” diye karşılık verdi.
İMAMOĞLU’NDAN VATANDAŞA: “BELEDİYENİN ELİ, SENİN ELİN”
“Çok değerli bir şey söyledin” diyen İmamoğlu, vatandaşa, “Biz ne yapıyoruz? En azından evde duran anneyi düşünüyoruz. Diyoruz ki, ‘Çocuğu varsa 4 yaşına kadar, ücretsiz kart veriyoruz ona, toplu taşımada ücretsiz dolaşsın diye. İhtiyacı varsa sütünü yolluyoruz. Mümkün olduğu kadar, çocukla anneye daha katkı sunan bir belediyecilik yapmaya gayret ediyoruz. Daha da büyüteceğiz. Ama bizim elimiz, el değil. Bizim elimiz, senin elin. Belediyenin eli, senin elin. Senin ihtiyacın varsa, belediye koşmak zorunda” açıklamalarında bulundu. İmamoğlu, Zeytinburnu Belediyesi’ne yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten vatandaşa, “Orayı biz, yeni dönemde inşallah Onur kardeşimle daha duyarlı çözeceğiz. Onur, bizim buradaki genç adayımız. Ama seninle ilgili başka bir husus varsa, bizim de senin başvurunu alacak bir yerimiz var. Bir konuşturalım seni. Tamam mı ablacığım” yanıtını verdi.
“MİLLİYETÇİ OLMAMA RAĞMEN SİZİNLEYİM, İNŞALLAH KAZANACAĞIZ”
Başka bir kadın vatandaş da “Milliyetçi olmama rağmen sizinleyim inşallah. İnşallah kazanacağız” sözleriyle İmamoğlu’na desteğini açıkladı. İmamoğlu da vatandaşa, “İnanın sizin bütün değerlerinizi biz taşıyoruz” karşılığını verdi. İmamoğlu, “İlk seçimde de sizi burada görmüştüm, gene burada gördüm. Çekmeköy’den geliyorum” diyen kadına, “Ne mutlu bana. Orada değil, burada buluşmuş olduk” yanıtı verdi. Yaş almış bir başka kadın da her namazında İmamoğlu’na dua ettiğini söyleyerek, İBB Başkanı’na sarıldı. İmamoğlu’nun yaş almış vatandaşa yanıtı, “Oy kurban olurum. Senin duan yeter. Zaten beni o tutuyor ayakta, biliyorum. Bazen insanlar, ‘Nasıl ayakta kalıyorsun’ diyor. ‘Vallahi dualar yanımda’ diyorum. Anneciğim benim, sağ ol” oldu.
MOTOKURYE İLE İMAMOĞLU ARASINDA İLGİNÇ DİYALOG
Motokurye olarak çalışan bir vatandaşla İmamoğlu arasında da ilginç bir diyalog. Motokurye, “Başkanım bir şey söylemek istiyorum. Geçen seçimde, eğer hatırlarsanız Haznedar’da miting yapmıştınız. Ben oraya gelmiştim. İş yerinden kaçamak yapıp gelmiştik. Siz konuşma yaparken, biz, hoparlör bağladık. ‘Başkanım sizi seviyoruz’ diyerek, konuşmanızı da kesmiştim ben de o sırada. Hani, ‘Adama bakın, ben konuşma yaparken hoparlör bağlamış’ demiştiniz.” dedi. İmamoğlu, “Helal olsun” karşılığını verdi.
Motokuryenin, ‘Sizi görmeye geleceğim’ demiştiniz bana. Ama iş yerinden de beni patron arayıp, kızmıştı, ‘Çabuk iş yerine gel’ diye. Kaçmıştım öyle de ama inşallah bu seçimde de kazanacaksınız. Gönlümüz sizden yana. Çok seviyoruz sizi.” sözleri üzerine İmamoğlu, “Ne mutlu bana. İnşallah kazanırız. Çok güzel. Bu nazik duygularınız için çok teşekkür ediyorum.” dedi
“KAMU YÖNETİCİSİ, VATANDAŞINA NAZİK OLMAK ZORUNDADIR”
İmamoğlu, Motokuryeye şu sözlerle karşılık verdi: “Eyvallah. Ama yönetici, kamu yöneticisi, vatandaşına nazik olmak zorundadır. Bazen vatandaş agresif olabilir, kızabilir, kızgın olabilir, üzgün olabilir, duygularını dile getirebilir. Biz onu alacağız, hani futbolda vardır ya, göğsünde topu yumuşatırsın… Biz onu alacağız, yumuşatacağız. Sonra tekrar konuşacağız, karşılıklı saygı çerçevesinde. Çünkü kamuoyu şuna alıştı yani. Hani sert yönetici. Değil. Tam tersi. Bu memleket, Cumhuriyeti kurduğu günden beri bize bir şey bağışladı Atatürk’ün sayesinde. Neyi biliyor musun? Senle ben, eşitim kardeşim. Metin Bey’le işte Onur Bey eşit. Başkan, o, bu, şu yok. Sadece makamlar… Hele hele kamu makamları nasıl bir şey biliyor musunuz? Siz bize yetki veriyorsunuz. O yetkiyi en iyi şekilde kullanıyoruz ve size hesap vereceğiz. Bu ahlakı, bu terbiyeyi getirmediğimiz sürece, hep gelecek kaygısı duyarız. Bunu düzelttiğimiz zaman var ya; sen, çocukların, ailen o kadar mutlu olursunuz ki.”
VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “25 YILLIK AK PARTİLİYİM. SÖZ; BU SEFER SİZE OY VERECEĞİZ”
İmamoğlu’nun pazar ziyareti de esnaf gezisi gibi ilginç diyaloglara sahne oldu. İmamoğlu, “25 yıllık AK Partiliyim. Söz; bu sefer size oy vermeyi düşünüyoruz. Vereceğiz inşallah” diyerek kendisini selamlayan vatandaşa, “Ben sizi mahcup etmem. Ben sizi mahcup etmeyeceğim inşallah” yanıtını verdi.
PAZARCI ESNAFI: “MURAT KURUM DİYOR Kİ…”
Bir önceki seçim kampanyasında İmamoğlu ile birlikte çekilmiş fotoğrafı İBB Başkanı’na gösteren bir esnaf, “O zamandan beri destekliyoruz. Sıkıntı yok. Sonuna kadar” dedi. İmamoğlu’nun esnafa yanıtı, “Sağ ol. Helal olsun sana” oldu. “Halkın adamı yine halkın içerisinde arkadaşlar. Dürüst, samimi, İstanbul’u yöneten lider” diyen esnafın isteği üzerine pazarcı önlüğünü takan İmamoğlu, “Önlük bağlıyoruz ama bir şey aldığımız yok ha” şeklinde espri yaptı. Esnaf ise “Sizin varlığınız yeter Başkanım” dedi. Aynı esnaf, “Bir video açacağım Başkanım. Murat Kurum diyor ki, ‘Bu seçimi kazanırsak, Gazzeliler kazanacak. Bu seçimi kazanırsak, Filistin’dekiler kazanacak.’ Bütün insanları idare ettiler, ama bunlar Türk halkına, vatandaşına bakmadılar. Hep kandırdılar, oyaladılar. Hala oyalama peşindeler bunlar. Davalarında samimi değiller. 2018’den bu yana, 5 sene Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Ama hiçbir şeye imza atmadı. Bu saatten sonra da atamaz. Atmayacak da” deyince, İmamoğlu, “Allah, akıl versin. Yüreğine sağlık” şeklinde karşılık verdi.
YAŞ ALMIŞ KADIN VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “HATİM İNDİRDİM GEÇEN SEÇİM SİZE. DUALARIM SİZİNLE”
Yaş almış bir kadın vatandaş, pazarda karşılaştığı İmamoğlu’na, “Hatim indirdim geçen seçim size. Dualarım sizinle. Dualarımı yine okuyorum. İnşallah kazanacaksınız. Rabbim, iyilerle birlikte olsun. Biz sizinleyiz” sözleriyle desteklerini iletti. İmamoğlu vatandaşa, “Allah razı olsun. Sağ olun. Ne mutlu bana. Duanız yeter” yanıtını verdi. Başka bir kadın vatandaş da “Sabahtan beri bekliyoruz seni” diyerek İmamoğlu’na sarıldı. Bu sırada İmamoğlu’na yaklaşan bir başka kadın da 9.000 lira emekli maaşıyla nasıl geçineceğiz diye yakındı, İmamoğlu da vatandaşla, “Biz zaten onu anlatıyoruz. Yeni sosyal politikalarımızın mesela çocuk, kadın ve emekli kısmını arttırdık. Eğer bir emekli maaşı giriyorsa eve, ‘Bu sene itibariyle o haneye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz’ dedik” bilgisini paylaştı.
EMEKLİLERİN İSYANINA KULAK VERDİ
İmamoğlu, “Benim eşim öldü deyip, parayı kesiyorlar. 9.000 lira maaş alıyorum. Eşim öldüyse benim suçum ne paramı kesiyorsun. Şu an pazara çıktım Başkanım. 500 lira. Bomboş çanta” şeklinde araya giren vatandaşa, “Allah rahmet eylesin. O ayrı. Doğru, haklısınız. Türkiye’de emekli politikaları iyi yönetilmiyor” yanıtını verdi. Araya giren bir başka kadın vatandaş da “Emekli ölsün, diyorlar. 1000 lira verdi ya bayramda. O 1000 lirayı ben ona bayramda hediye edeceğim, o çocuklarına, torunlarına versin. 1000 lirayla ne alacağız biz. ya yeter, bizimle dalga geçiyorlar” diyerek sohbete katkı verdi. Konuşmasına devam eden İmamoğlu, “Biz onun için bu destek paketini açıklıyoruz. Evi dönüşüme giren emekliye, eve tek bir emekli maaşı giriyorsa, yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Yeni politikalarımızı dinleyin. Ama bu emeklinin temel sorunu, bizim sorunumuz değil ne yazık ki. Bunu hükümet belirliyor, biz değil. Desteğinizi istiyoruz. Onur’a desteğinizi istiyoruz Zeytinburnu’nda” ifadelerini kullandı.
]]>
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Uşak Belediye Başkan Adayı Muhammet Gür’ün seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla Uşak’a geldi.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Uşak’a gelerek İYİ Parti İl Teşkilatını ziyaret etti. İYİ Parti İl Başkanı Ayşegül Obalı’nın da hazır bulunduğu ziyarette gazetecilere açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu “Elbette bu bir yerel seçim ve bu dinamikler çerçevesinde adayımızın projeleri, geçmişi, kişiliği, ortaya koyduğu bugüne kadar ki siyasi kararlılık ve irade şüphesiz birinci belirleyici olacaktır. Ancak ülkemiz bir yandan da büyük sorunların içerisinden geçmekte. Bu sorunlar 31 Mart yerel seçimlerini bir yerel seçimin olmasının yanı sıra aslında siyasi iktidarın bu sorunlara çözüm üretemeyişinin ve bununla birlikte özellikle muhalefet kesiminde de bu sorunlara milletimizin çözüm üretilip, üretilmeyeceği konusundaki tereddütlerin de ortaya çıktığı bir dönemde çok ciddi bir mesaj alanı olarak görüleceği kanaatindeyim.
Parti Sözcüsü Zorlu, 31 Mart’ta Uşak Belediyesi’ne İYİ Parti bayrağı asacaklarına inandığını dile getirerek “Biz İYİ Parti olarak Türkiye’nin milli merkeziyiz. Biz bu ülkeye inanan her bir vatansever insanımızın hiçbir ayrım gözetmeden, mezhep, etnik köken hiçbir ayrım gözetmeden her birisinin oyuna talibiz. Her bir vatandaşımız kendini İYİ Parti’de inanın hissedebilir, burada kendisini bulabilir. Bizim politikalarımız, yüreğimiz onların hepsini kucaklamaya değer. İşte bu çerçevede 31 Mart yerel seçimlerinde Uşak’taki iddiamız bir önceki seçimden olduğundan daha fazla bir biçimde devam ediyor. İnşallah Muhammet Gür başkanımız ve il başkanımızın öncülüğünde tüm teşkilat mensuplarımızın desteğiyle Uşak’ta inşallah bayrağı çekeceğiz. 31 Mart akşamı pusulada ikinci sırada yer alan İYİ Parti güneşine milletimizi davet ediyoruz. Başaracağız, kazanacağız inşallah.” dedi.
Parti Sözcüsü Zorlu sözlerine; “Biz tek başına girme kararı aldığımız tarihten itibaren çok çeşitli saldırılara maruz kaldık. Bu süreç yaşanırken bizden ayrılan bazı arkadaşlarımız oldu. Bir defa şunu söyleyeyim, eleştiriye sonuna kadar açığız. Politikalarımız, ortaya koyduğumuz duruş çerçevesinde bizi eleştirenler elbette olacaktır. Bu sebeple ayrılan arkadaşlarımıza elbette üzüldük. Onların ayrılmasını istemeyiz. Ama özellikle belirli bir periyot içerisinde planlı bir biçimde rakamlar, ilçeler, mevziler saptırılarak partimize yönelik çok ciddi bir kara propaganda uygulanmıştır. Bunun örneklerinden biri Uşak’ta da verilmiştir. Sayılar 5-10 katına çıkartılarak, yüzlerle ifade edilerek buradaki arkadaşlarımızın emeğine bir haksızlık ve saygısızlık yapılmıştır. Dolayısıyla eleştiri kültürüne tamam ama İYİ Parti’nin tek başına girme kararına ve iradesine saygı duymayarak, Türkiye’de konforlu siyasetin devamından yana tavır gösterilmesi yönünde eğilim sergileyerek bize zarar vermeye çalışan arkadaşların tutumlarını asla kabul etmiyoruz. Bu siyaseten hiç etik ve ahlaki de değildir. Bu kararımızın ardından milletimizin bize yönelen teveccühü her geçen gün artmaktadır. Çok ciddi bir teveccühle karşı karşıyayız. Bunun elbette bilimsel anlamda ölçümü noktasında da çalışmalarımız oldu, olmaya devam ediyor. Oylarımızda yukarı yönlü bir artış olduğunu Türkiye genelinde açık yüreklilikle söyleyebilirim.” dedi.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partideki basın açıklamasının ardından İYİ Parti Uşak Belediye Başkan Adayı Muhammet Gür’le beraber İsmetpaşa Caddesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulundu. – UŞAK
]]>
AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, seçim gezileri kapsamında 4 yıl önce yaşanan Sivrice depreminde büyük hasar alan şimdiler de ise adeta küllerinden yeniden doğan Doğanyol ilçesini ziyaret etti. Sami Er, 6 Şubat depremi sonrası Malatya’da halen umutsuzluğa kapılan vatandaşların gelip Doğanyol’u görmelerini isteyerek, Malatya’yı da kısa sürede eskisinden daha güçlü bir hale getireceklerinin sözünü verdi.
31 Mart seçimlerine 1 aydan kısa bir zaman kalırken seçim çalışmalarında tempoyu arttıran AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, Doğanyol ilçesini ziyaret ederek burada vatandaşlarla bir araya geldi, ilçe başkan adayı Hakan Bay’ın seçim ofisi açılışına katıldı. Beraberinde AK Parti İl Başkanı Namık Gören, MHP İl Başkanı Gökhan Gök ve teşkilat üyeleri ile Doğanyol’da ilk olarak Gökçe Mahallesi’ndeki esnafları ziyaret eden Büyükşehir Adayı Sami Er, daha sonra ilçe merkezine geçerek Cumhur İttifakı’nın AK Partili Doğanyol Belediye Başkan Adayı Hakan Bay’ın seçim irtibat ofisi açılışına katıldı.
“Hizmet ve eser siyasetinden asla vazgeçmeyeceğiz”
Yoğun katılımın olduğu programda konuşan MHP Malatya İl Başkanı Gökhan Gök, depremin izlerinin tamamen silindiği Doğanyol’daki başarının Malatya’da da Sami Er başkanlığında gösterileceğini belirterek Cumhur İttifakı olarak merkezi yönetimdeki başarının yerel yönetimde de sergilenerek kentin dönüşümünün eskisinden daha iyi bir şekilde yapılacağından kimsenin şüphesinin olmamasını istedi.
AK Parti Malatya İl Başkanı Namık Gören ise çıktıkları bu hizmet yolunda şimdiye kadar muhalefet adı altında kara propaganda yapılarak ve insanların iradesine ipotek koyularak çalışmalarına engel olunmaya çalışıldığını ifade ederek, buna rağmen hiçbir zaman hizmet ve eser siyasetinden vazgeçmediklerini söyledi.
2020 yılında yaşanan depremde ağır hasar alan Doğanyol’un adeta küllerinden yeniden doğduğunu da ifade eden Gören, “6 Şubat’ta yaşanan depremlerde Malatya ağır hasar aldı. ve şimdi oradaki vatandaşlarımızı Doğanyol, Pütürge ve Kale’de yapılan dönüşüm ile teselli ediyoruz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın Doğanyol Belediye Başkan Adayı Hakan Bay ise bu dönemde halkın teveccühünü yeniden aldıklarında Büyükşehir’de Sami Er ile omuz omuza vererek hizmetlere devam edeceklerini ifade etti.
“Umutsuzluğa kapılanları Doğanyol ilçemize davet ediyorum”
Cumhur İttifakı’nın AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er de 24 Ocak 2020’de yaşanan Sivrice depremi sonrası Doğanyol ilçesinin de büyük yıkım gördüğünü hatırlatarak, “Allah devletimize zeval vermesin, devletimizi her zaman güçlü kılsın. Seçim sürecinde insanlarımız ile görüşürken birçoğunda umutsuzluk gördük ama Allaha şükürler olsun ben TOKİ’de 5 yıl başkan yardımcılığı yaptım. Devletimiz arkamız da, TOKİ, Emlak Konut arkamızda, merak etmeyin diyorum. Bu umutsuzluğa kapılanları Doğanyol ilçemize davet ediyorum. Buradaki değişimi, dönüşümü yerinde görsünler. İnşallah bizlerde kısa sürede Malatya’yı eskisinden daha güçlü bir şekilde inşa edeceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın” ifadelerini kullandı.
“Malatya’nın eskisinden daha güzel olması için var gücümüzle çalışacağız”
30 yılı aşkın belediyecilik deneyiminin bu süreçte kendisi için bir artı olduğunu dile getiren Sami Er, şehrin imarı ve ihyasının yanı sıra diğer belediyecilik hizmetlerinin de aksatılmadan daha fazlasını kente kazandıracaklarını söyledi. Tüm tarım ve yayla yollarını açacaklarını ifade eden Er, “Malatya’yı çok iyi biliyorum, neredeyse gitmediğim yeri yok. Malatya’nın yeniden ayağa kalkması ve eskisinden daha güzel olması için var gücümüzle çalışacağız. Bu süreçte vatandaşlarımız devletine ne kadar yardımcı olursa işler de o kadar hızlanacak. Rezerv alanlarında inşaatların başlaması için her şey hazır, ödenekler hazır ancak bu süreçte belediyelere de önemli işler düşüyor. Vatandaşımızın da yardımcı olması lazım, fedakarlık yapması lazım. Bizler göreve geldiğimizde en büyük projemizin Malatya’da en son insanımız kalıcı konutuna kavuşuncaya, esnafımızı kalıcı işyerine erişinceye kadar durmamaktır. Çünkü bunlar yapıldığı zaman Malatya’mız her alanda kalkınmaya hazır olacak” diye konuştu.
Büyükşehir Adayı Sami Er, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 Mart Çarşamba günü Malatya’da olacağını da açıklayarak tüm Doğanyol halkını mitinge davet etti.
Konuşmaların ardından Cumhur İttifakı’nın Doğanyol Belediye Başkan Adayı Hakan Bay’ın seçim ofisi kurdele kesimi ile açılırken, Sami Er ve beraberindekiler ilçe merkezinde esnafları ziyaret ederek desteklerini istedi. – MALATYA
]]>
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Buğra Kavuncu, “Kendimizi izah edeceğiz, soruları cevaplayacağız. Sonuçta seçmen karar verecek ve bir kazananı olacak bu seçimin. Diğer bütün adaylar kaybedecek.” dedi.
Bayrampaşa’da bir otelde basın mensuplarıyla buluşan Kavuncu, İstanbul’un sorunlarını anlatarak çözüm önerilerini açıkladı. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kavuncu, sahada en fazla tanınan 3 adaydan birisi olduğunu söyledi.
Adaylığının ilan edilmesinden sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’la görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine Kavuncu, “Sayın Murat Kurum’la herhangi bir görüşmemiz olmadı. Sayın İmamoğlu ile Genel Başkanımızın ablasının cenazesinde karşılaştık, kendisi baş sağlığına gelmişti. Caminin girişinde birbirimize başarılar diledik.” dedi.
Kavuncu, “Seçimde yüzde kaç oy oranı almayı bekliyorsunuz?” sorusuna “Bir ankette yüzde 1,7 çıktı, yüzde 6 var, 7 var, 8 var. Bizim yaptırdığımız anketlerde de genel seçimde almış olduğumuz oy oranına yakın. Sadece ben değil, bütün adaylar, benim dışımdaki her aday hemen hemen bir önceki seçimde almış olduğu oy oranıyla yarışa başlıyor. Kimisi 30’la, kimisi 7-8’le, kimisi 2-3’le başlıyor.” diye konuştu.
Kendilerini anlatacaklarını söyleyen Kavuncu, “Kendimizi izah edeceğiz, soruları cevaplayacağız. Sonuçta seçmen karar verecek ve bir kazananı olacak bu seçimin. Diğer bütün adaylar kaybedecek. Her aday da kazanmak için girer seçime. Başka bir sebeple, niyetle girmez. Biz de kazanmak için giriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Seçime az bir süre kala adaylıktan çekilme durumunun olup olmayacağı sorusu üzerine Kavuncu, kararında hiçbir değişiklik olmayacağını belirtti.
İstanbul’la ilgili 4 başlık bulunduğunu kaydeden Kavuncu, bunlardan barınma ve ulaşımın İBB’nin başarısız olduğu alanlar olduğunu sahadan duyduklarını ve Ekrem İmamoğlu’na da söylediklerini ifade etti.
Kavuncu, “2023-2024’te İBB’nin gelir kalemlerine ulaşamadıklarına” dair ifadeleri hatırlatılarak, “İstanbul’un parasının çarçur edildiğini mi düşünüyorsunuz?” diye sorulması üzerine, şöyle devam etti:
“Gider bütçesi, 2024 vizyon belgesi açıkladı İBB. Onun tamamını detaylı bir şekilde okudum, inceledim. Gider bütçesi var, kalem kalem var. Hatta bir stratejik hedef plan ve beraberinde de gider bütçesi oluşturulmuş. Güzel bir çalışma ama yüzde 66’sı İller Bankasından gelecek gelir. Diğeri nereden gelecek ben bir İstanbullu olarak bunu merak ederim. Bu kaynak nereden geliyor? Kaynağın nereden geldiğini bilirseniz daha fazlası da olabilir diye yorum da yapabilirsiniz. Gelir kısmı net değil, gider kısmı net.”
İstanbul’da CHP’li belediyelerde kendisine afiş ambargosu uygulanıp uygulanmadığına dair soruyu ise Kavuncu, İmamoğlu ve Kurum’un afiş çalışmalarıyla yarışmalarının mümkün olmadığını ifade ederek, “Partim bütün elindeki geliri dese ki ‘Al Kavuncu sen İstanbul için harca.’ Ben her ikisinin yaptığının 20’de birini belki yapabilirim. Gene dersiniz bana ‘Niye görünmüyorsunuz?’ Görünemezsiniz, örtünün altında kalırsınız.” ifadesini kullandı.
Kavuncu, bir atımlık kurşununun olduğunu belirterek, “Bunu 30 gün önceden asmaktansa, asılıp, kesilip, yakılmasındansa son 10-15 gün yükleneyim de kesilirse de görünür olalım gibi bir korkumuz var. Kesilir demiyorum, böyle bir endişemiz var.” diye konuştu.
Dernek ziyareti yaptı
Seçim çalışmaları kapsamında Kavuncu, Zeytinburnu İlçe Başkanlığı önündeki seçim çadırında partililerle bir araya geldi.
Kavuncu, daha sonrasında Tüm Giresunlular Derneğine de bir ziyaret gerçekleştirerek, dernek üyeleriyle görüştü.
]]>
Bakan Vedat Işıkhan: “Teröre peşkeş çeken zihniyetlerden şehrimiz ve ülkemiz için büyük projeler beklenemez”
MARDİN – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, temaslarda bulunmak üzere Mardin’e geldi.
Bakan Işıkhan’ı Vali Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Büyükşehir Belediye başkan adayı Abdullah Erin, AK Parti İl Başkanı Vahap Alma ve il protokolü karşıladı. Valiliği ziyaret eden Bakan Vedat Işıkhan, şeref defterini imzaladıktan sonra makama geçerek şehirdeki çalışmalar hakkında Vali Tuncay Akkoyun’dan bilgi aldı.
Bakan Vedat Işıkhan, daha sonra AK Parti Artuklu Belediye başkan adayı Mehmet Tatlıdede’nin Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı.
Koordinasyon Merkezi açılışında konuşan Bakan Işıkhan, “Bizleri burada güler yüzle, samimiyetle karşılayan tüm teşkilat mensuplarımıza şahsım ve Bakanlığımız adına şükranlarımı sunuyorum. Davamızın lideri Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletimize hizmet yolunda birlikte yol yürümeyi, kutlu bir davanın neferi olarak bugün sizlerle birlikte olmayı büyük bir bahtiyarlık olarak görüyorum” dedi.
31 Mart yerel seçimlerinin önemine değinen Bakan Işıkhan, “Biliyorsunuz, yeni bir demokrasi sınavının daha arifesindeyiz. 31 Mart yerel seçimleri sıradan bir seçim değildir. Biliyorsunuz 2024 yılı ülkemizin gelecek hedefleri, müreffeh yarınları için çok önemli bir yıl, adeta bir dönüm noktası diyebiliriz. Biz biliyoruz ki kalkınma yerelden başlar. Daha kendi sorumluluğundaki ilçenin yolunu yapamayan, çöpünü toplayamayan, halka hizmet nedir bilmeyen bir zihniyetten küresel bir hedef beklenemez. Vizyonu oturduğu makam koltuğundan öteye geçemeyen, halkın rızkını teröre peşkeş çeken zihniyetlerden ne şehirlerimiz için ne de ülkemiz için büyük projeler beklenemez. AK Parti belediyecilik tarihinde destan yazmış bir partidir. AK Parti büyük Türkiye’yi inşa etmeye sokaklarından, mahallelerinden, ilçelerinden başlamış bir partidir. AK Parti bahaneleri değil, projeleri olan bir millet hareketidir. Bakarız değil, yaparız diyen partidir. Yıllardır AK belediyecilikten, milli iradeden şaşmayan, rotasını liderinin yolundan ayırmayan memleketler bilir. Biz zor zamanlar görmüş, geçirmiş ama yine de bayrağımızdan, ezanımızdan, bağımsızlığımızdan asla vazgeçmemiş, her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bilen bir milletiz. Ülkesinin her bir sokağını, caddesini yatırımlarla, icraatlarla bezeyen belediyecilikle; temel atmama şovları yaparak vatandaşına her türlü çileyi reva gören belediyeciliğin farkını biliriz. İşte her şey ortada. İşte Türkiye’nin 21 yılda geldiği nokta ortada. Bugün dünya bizim SİHA’larımızı, uçaklarımızı, arabamızı, uzaya gönderdiğimiz ilk astronotu, KAAN’ı konuşuyor. Bugün bütün ülkeler; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen liderimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkacak sözleri takip ediyor” şeklinde konuştu.
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin önemli olduğunu belirten Bakan Işıkhan, “Biliyorsunuz, yeni bir demokrasi sınavının daha arifesindeyiz. 31 Mart yerel seçimleri sıradan bir seçim değildir. Biliyorsunuz 2024 yılı ülkemizin gelecek hedefleri, müreffeh yarınları için çok önemli bir yıl, adeta bir dönüm noktası diyebiliriz. Biz biliyoruz ki kalkınma yerelden başlar. Daha kendi sorumluluğundaki ilçenin yolunu yapamayan, çöpünü toplayamayan, halka hizmet nedir bilmeyen bir zihniyetten küresel bir hedef beklenemez. Vizyonu oturduğu makam koltuğundan öteye geçemeyen, halkın rızkını teröre peşkeş çeken zihniyetlerden ne şehirlerimiz için ne de ülkemiz için büyük projeler beklenemez. AK Parti belediyecilik tarihinde destan yazmış bir partidir. AK Parti büyük Türkiye’yi inşa etmeye sokaklarından, mahallelerinden, ilçelerinden başlamış bir partidir. AK Parti bahaneleri değil, projeleri olan bir millet hareketidir. ‘Yaparsa AK Parti yapar’ diyen milletimizin, ‘Bakarız’ değil, ‘Yaparız’ diyen partisidir. Bu farkı en iyi, yıllardır AK belediyecilikten, milli iradeden şaşmayan, rotasını liderinin yolundan ayırmayan memleketler bilir. Biz zor zamanlar görmüş, geçirmiş ama yine de bayrağımızdan, ezanımızdan, bağımsızlığımızdan asla vazgeçmemiş, her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bilen bir milletiz. Ülkesinin her bir sokağını, caddesini yatırımlarla, icraatlarla bezeyen belediyecilikle; temel atmama şovları yaparak vatandaşına her türlü çileyi reva gören belediyeciliğin farkını biliriz. İşte her şey ortada. İşte Türkiye’nin 21 yılda geldiği nokta ortada. Bugün dünya bizim SİHA’larımızı, uçaklarımızı, arabamızı, uzaya gönderdiğimiz ilk astronotu, KAAN’ı konuşuyor. Bugün bütün ülkeler; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkacak sözleri takip ediyor” diye konuştu.
Türkiye’de artık 5-10 yıllık değil 100 yıllık planlar yapıldığını aktaran Bakan Işıkhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Önce Allah’ın izni, sonra da aziz milletimizin desteği, duası ve devletine, AK Parti’ye olan güveni sayesinde başardık. Güçlü millet, güçlü devlet şiarıyla başardık. Biz artık 5-10 yıllık hedefler belirlemiyoruz, 100 yıllık planlar yapıyoruz. Bu yüzyıl ‘Türkiye Yüzyılı’ olacak. Peki, önümüzdeki bu büyük hedefe nasıl ulaşacağız? Öncelikle Türkiye Yüzyılı şehirlerimizi, özellikle belediyecilikle tanışmamış il ve ilçelerimizi gerçek belediyecilikle buluşturacağız. 1 Nisan sabahı bu şehri de yeniden gerçek belediyecilikle buluşturacağız inşallah” dedi.
]]>
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, seçim güvenliğiyle ilgili, “Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir.” dedi.
Kastamonu Valiliği’nde açıklamada bulunan Tunç, suçla mücadelenin önemine değindi.
8. Yargı Paketi’nde önemli adımlar atıldığını vurgulayan Tunç, “Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tunç, şunları söyledi:
“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden sonra 2 haftadır.”
Suç örgütlerine ilişkin önemli düzenlemeler olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri ile teröre finansman sağlanmasının önlenmesine yönelik önemli bir düzenleme var. O da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanı’mızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir.”
“Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir”
Yerel seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tunç, Türkiye’nin şeffaf bir seçim sistemine sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yok. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Gerek sandık kurulları üyeliklerinde, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve ardından Yüksek Seçim Kurulu hem partilerin gözetimi ve denetimindedir hem de yargının gözetimi ve denetimindedir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, şunları kaydetti:
“Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşir seçimler. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır. Herkes sandığında oy kullanacakları görür. Seçim sonrasında bütün tutanaklar ysk.gov.tr’de yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir. Dolasıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın da, Yüksek Seçim Kurulumuzun da aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Tabii adaylıklara yönelik itirazlar söz konusu. Bu itirazlar ilgili İlçe Seçim Kurullarının vermiş olduğu kararlar, İl Seçim Kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa, Yüksek Seçim Kurullarına gider. Yüksek Seçim Kurulunun da vereceği karar da kesin olur ve bu şekilde hak kayıplarına neden olmadan süreç devam eder.”
(Bitti)
]]>
Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam eden 8’inci Yargı Paketi ile ilgili açıklamada bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çalışmaların bu gece itibari ile bitmesini beklediklerini belirterek, “9. Yargı Paketi hazırlıklarını da neredeyse tamamladık. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için Kastamonu’yu ziyaret etti. Bakan Tunç’un ilk durağı Kastamonu Valiliği oldu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret eden Bakan Tunç, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Tunç, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam eden 8’inci Yargı Paketi, ve seçim güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“Terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz”
Terörle mücadele ve suç örgütlerinin temizlenmesi noktasındaki kararlılıklarını yasal düzenleme ve uygulama bakımından sürdürmeye kararlı olduklarını ifade eden Bakan Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmeleri devam eden 8’inci Yargı Paketinin 16 maddesi gece yarısı, milletvekillerimizin yoğun çabası ile kabul edildi. 43 maddeden oluşuyor, devam eden maddeleri var. Buradaki amaç yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, vatandaşlarımızın adalet hizmetlerinden memnuniyetinin en üst seviyeye çıkartmak, yargının hızlandırılmasına yönelik usuli düzenlemeleri hayata geçirmek. Yine Anayasa Mahkemesinin süreç içerisinde iptal ettiği usule ilişkin maddeler vardı, onların düzenlenmesine yönelik maddeler var. Suçla etkin mücadele, terörle etkin mücadele bakımından önemli gördüğümüz hususlar var. Kişisel verilerin korunması hassasiyetle korunması gerekiyor. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin yurtdışına aktarılması hususunda sorumlulukları belirleyen, o şirketlere veri sorumlusu ve onların cezai mahiyelerini belirleyen önemli düzenlemeler var. Türk Ceza Kanunu’nun hem suç örgütleri bakımından hem de terör örgütleri bakımından 220 ve 314. maddeleri var. O maddelerde örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kişi örgüt üyesi gibi cezalandırılır maddesi vardı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bunu ağır bir yaptırım olarak gördü, orantılı bir ceza değil şeklinde bir gerekçe ile iptal söz konusu oldu. Bu iptal neticesinde yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek gerekiyor. Terörle mücadelede bir zafiyetin olmaması gerekiyor. Şu anda milletvekillerimiz duyarlı davrandılar ve bir an önce o maddenin düzenlemesi ile ilgili teklifi genel kurulun önüne getirdiler. Genel kurulda görüşülüyor. Orada terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz” dedi.
“Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme”
Hak ihlalleri ile ilgili önemli bir maddenin de görüşüldüğünü kaydeden Tunç, “Uzun yargılamalardan dolayı hak ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurular vardı. Biz şimdi bir düzenleme yaparak bütün yargılamalardan dolayı ve koruma tedbirleri, ceza mahkemeleri çerçevesinde haksız tutuklama, haksız yakalama, beraat ettikten sonra gözaltına alınmaları talepleri nedeniyle Anayasa Mahkemesine tazminat talepleri vardı. Anayasa Mahkemesine gitmeden Adalet Bakanlığındaki Tazminat Komisyonuna başvurularını düzenleyen bir madde var. Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme” diye konuştu.
“Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz”
9. Yargı Paketi’nin yerel seçimlerden sonra gündeme getirileceğini kaydeden Bakan Tunç, “Yargılamaların uzun sürmemesi noktasındaki çalışmalarımız da devam ediyor. Yargının hızlandırılması hem bu teklifte var hem de 9. Yargı Paketi hazırlıklarını neredeyse tamamladık. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz. Orada da yargının hızlandırılmasına yönelik, Ceza Mahkemesi Kanunundan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya ve suçla mücadeleye yönelik önemli tekliflerimiz, düzenlememiz olacak ve milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız” şeklinde konuştu.
“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu”
“Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor” ifadelerine yer veren Bakan Tunç, “Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden 2 haftadır” ifadelerini kullandı.
“İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır”
Basit yaralamalara yönelik yapılacak düzenlemeyle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri, teröre finansman sağlayan önemli bir düzenleme var. O da TMSF’nin kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanımızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir” şeklinde konuştu.
“Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur”
Seçim güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yoktur. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Sandıklar, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve YSK vardır. Hem partilerin hem de yargının gözetim ve denetimindedir. Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşiyor. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır, herkes komşularının sandığında oy kullanacağını görür. Seçim tutanakları YSK’nın resmi sitelerinde yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. O nedenle Türkiye’nin seçimleri örnek seçimdir. Dolayısıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın, YSK’nın aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Adaylıklarla ilgili itirazlar söz konusu. Bu itirazlarla ilgili ilçe seçim kurullarının vermiş olduğu kararlar il seçim kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa YSK’ya gider, onun da vereceği karar kesin olur. Hak ihlali olmadan süreç devam eder” dedi. – KASTAMONU
]]>
31 Mart Yerel Seçimleri için ziyaretlerini sürdüren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Fenerbahçe Spor Kulübüne ziyaret gerçekleştirdi. İBB Başkanı İmamoğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’la görüştü. İmamoğlu’nun sarı-lacivert renklerindeki kravatı ise dikkat çekti. Ziyaretin ardından açıklama yapan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu tarz atılımlar milli meselelerdir. Bunun partileri olmaz, kurum kuruluşları olmaz. Hep birlikte hareket edilir. İnşallah önümüzdeki 5 yıllık sürecin de en güçlü spor faaliyetlerinin sporda birlik beraberliğin güzelliğin yaşandığı bir şehir oluruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart Yerel Seçimler için ziyaretlerine devam ediyor. Bugün Anadolu Yakası’nda vatandaşlarla bir araya gelecek olan İmamoğlu, günün ilk ziyaretini Fenerbahçe Spor Kulübüne gerçekleştirdi. İmamoğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’la görüştü. Basına kapalı yapılan görüşme yaklaşık yarım saat sürdü. Ekrem İmamoğlu ve Ali Koç toplantının ardından kameraların karşısına geçerek basın açıklaması yaptı. İmamoğlu’nun sarı-lacivert renklerindeki kravatı dikkat çekerken Ali Koç ise İmamoğlu’na Cumhuriyetin 100. yılı için özel üretilmiş olan 34 numaralı Ekrem İmamoğlu yazılı Fenerbahçe forması hediye etti.
“Aramızda bir yarış var”
Fenerbahçe Spor Kulübü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin olimpiyatlara gönderdiği sporcular hakkında konuşan Ali Koç, “Bir seçim dönemine daha giriyoruz. İnşallah bu seçim hem ülkemiz hem İstanbul’umuz hem de Kadıköy’ümüz için hayırlı olur, demokrasi şöleni içinde geçer, seçim sonuçları da hayırlı uğurlu olur. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak gerek Valiliğimiz ile gerek belediyelerimiz ile birlikte spor konularında işbirliği yapıyoruz. Spor konusunda iş birliğine açığız. Olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulüp olmakla iftihar ediyoruz. Geçen olimpiyatlarda aşağı yukarı yüzde 22’lik bir kotaya tekabül etti Fenerbahçeli sporcular. Ama engelliler olimpiyatlarını eklediğimiz zaman en çok siz sporcu yolluyorsunuz orada da aramızda öyle bir yarış var. İnşallah İstanbul’un olimpiyat hazırlıkları hem devletimizin hem belediyemizin liderliğinde muvaffak olacak bir hedef olur. İstanbul’a da çok yakışır. Herhalde dünyada ilk defa iki kıtada aynı anda yapılacaktır” dedi.
“Bunun partileri olmaz, kurum kuruluşları olmaz”
İBB Başkanı İmamoğlu, “Ben de sayın Ali Koç’a bugünkü buluşma için teşekkür ederim. Her zaman konuşup görüştüğümüz ve bilgi alışverişinde bulunduğumuz, elbette ki başarılarıyla da övündüğümüz kulübümüzün çalışmalarında belediyemizle de iş birliğini çok önde tutuyoruz. Zira İstanbul dünyanın en önemli markalarından birisi. İstanbul’u güçlü yapan Fenerbahçe gibi kulüplerimiz veya diğer markalarımız da bizi yukarıya taşıyan dünya ölçeğinde markalarımız. Bu kapsamda iş birliğimizi her zaman en güçlü seviyede tutma hedefinde olduk. Seçim öncesi İstanbul’umuz adına çok değerli kurum kuruluşlarımızı ziyaret ediyoruz. Hem geçtiğimiz dönemin minik bir özeti hem de önümüzdeki sürece dönük düşüncelerimizi, karşılıklı duygularımızı ve karşılıklı beklentilerimizi konuşuyoruz. Bugün de Fenerbahçe kulübümüzle bir aradayız. Spor İstanbul için çok özel bir yerde. Bu kentin spor adına markalarını büyütmek istiyoruz. Hem 2027 Avrupa Oyunları yolculuğumuzda son noktaya gelmiş durumdayız. Yine 2036 Olimpiyatları’na dair göreve geldiğimizin ilk yılından hemen sonra irade beyanımızı ortaya koymuştuk bu yönde de çalışmalarımız sürüyor. Bu tarz atılımlar milli meselelerdir. Bunun partileri olmaz, kurum kuruluşları olmaz. Hep birlikte hareket edilir. İnşallah önümüzdeki 5 yıllık sürecin de en güçlü spor faaliyetlerinin sporda birlik beraberliğin güzelliğin yaşandığı bir şehir oluruz” dedi.
“Sayın Kurum’a davet ya da davetiye deyince, bazen çok karmaşık cevaplar verebilir”
Basın mensubunun kendisine yönelttiği “Dün bir televizyon programında rakibinize, bir TV programında karşı karşıya gelip gelmek istemediği’ soruldu. Karşılıklı projeleri konuşmak adına siz böyle bir programa nasıl bakarsınız? Bir davetiniz var mı Sayın Kurum’a” sorusuna cevap veren İBB Başkanı İmamoğlu, “Sayın Kurum’a davet ya da davetiye deyince, bazen çok karmaşık cevaplar verebilir ama ben net söyleyeyim. Elbette bir arada olmaktan ve konuşmaktan, İstanbul’u paylaşmaktan, İstanbul’la ilgili karşılıklı yorum yapmaktan her zaman mutlu olmuşuzdur. Bunu değerli bulmuşuzdur. Elbette ki medeni bir ülkede, medeni bir şehirde, medeniyetin beşiği İstanbul’da, İstanbul için bir süreç ve yarış oluyorsa, böylesi bir ortama ben elbette ki ‘evet’ derim. Tereddütsüz şekilde olumlu karşılarım. Tabii ki ona göre ortam, ona göre şartlar teknik insanlar tarafından konuşulur. Benim için tartışılacak bir tarafı yok” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>
31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne bir aylık süre kaldı.
Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) 1 Aralık 2023’te ilan edilen seçim takvimi, 1 Ocak’ta işlemeye başladı.
Takvim doğrultusunda bugüne kadar yürütülen iş ve işlemler kapsamında YSK, 2 Ocak’ta seçime katılma yeterliliğine sahip 36 siyasi partinin bulunduğunu belirledi.
Seçime katılacak siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için ise 27 Ocak’ta YSK Başkanlığında kura çekimi yapıldı. YSK Başkanı Ahmet Yener, Yenilik Partisinin seçime katılmayacağını, Büyük Türkiye Partisi’nin de adını Ocak Partisi olarak değiştirdiğini YSK’ye bildirdiğini açıkladı.
Kura sonucu AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Genç Parti 29, Aydınlık Demokrasi Partisi 30, MHP 31, Türkiye İşçi Partisi 32, Demokrasi ve Atılım Partisi 33, Saadet Partisi 34 ve Vatan Partisi 35’inci sırada yer aldı.
29. sıradaki Genç Parti’nin seçime katılmayacağını bildirmesi üzerine seçime katılacak siyasi parti sayısı 34’e indi. Parti, oy pusulasından kaldırılacağından, bazı partilerin pusuladaki sırası değişecek. Buna göre, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34. sırada olacak.
Aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına 20 Şubat’ta teslim etti. Aynı süre içinde bağımsız adaylar da başvurularını yaptı.
Seçim kurullarınca yapılan inceleme veya itiraz üzerine verilen kararlar sonucunda ya da istifa nedeniyle siyasi partilerin aday listelerinde eksiklik olması halinde, bu durum 1 Mart’ta ilçe veya il seçim kurullarınca partilere bildirilecek. Partiler, 2 Mart’ta eksiklikleri tamamlayarak ilgili seçim kurullarına bildirecek ve kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak. Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına da 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart sabahı başlayacak.
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart’ta tamamlanacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
Oy verme saatleri
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti), seçim güvenliğini ilgilendiren usulsüzlüklerin araştırılması için verdiği Meclis araştırma önergesinin öne alınması önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, “Seçime 22 partinin girdiği bir yerde vali bir partinin mensubu gibi kapı kapı gezerek oy istiyor. Bugün eş genel başkanlarımızın geçtiği her il, ilçe, beldede yapılan her mitingimiz, halk buluşmamıza yoğun bir tecrit ve abluka altında giriyoruz” dedi.
DEM Parti Grubu, bugün TBMM Genel Kurulu’na, seçim güvenliğini ilgilendiren usulsüzlüklerin araştırılması için verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi için grup önerisi sundu. Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, şunları söyledi:
“HER MİTİNGİMİZ, HALK BULUŞMAMIZA YOĞUN BİR TECRİT VE ABLUKA ALTINDA GİRİYORUZ”
“Son yıllarda seçimden seçime iktidar tarafından koşturuluyoruz. Diğer seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de seçim güvenliğinin esamesi okunmuyor. 2017 anayasa referandumunda mevzuata aykırı olmasına rağmen mühürsüz oylar geçerli sayıldı. 24 Haziran 2018’de sandık taşımadan, sahte seçmenlere kadar bir sürü usulsüzlükler kabul edildi. 31 Mart 2019’da birçok ilde sahte seçmenler, tek bir adreste binlerce seçmen kaydedildi. Bitlis’te binden fazla sahte seçmen niye var? Şırnak’tasahte seçmen niye var? Seçime 22 partinin girdiği bir yerde vali bir partinin mensubu gibi kapı kapı gezerek oy istiyor. Bugün eş genel başkanlarımızın geçtiği her il, ilçe, beldede yapılan her mitingimiz, halk buluşmamıza yoğun bir tecrit ve abluka altında giriyoruz.”
Öneri üzerine Saadet Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya söz alarak, şunları ifade etti:
“KAMU KAYNAKLARININ BİR SİYASİ PARTİNİN SEÇİM PROPAGANDASI İÇİN KULLANILMASI BİR KUL HAKKIDIR”
“Son yılarda özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber seçim güvenliği ile ilgili endişelerimizin zirve yaptığın görüyoruz. Bizim sandıklara sahip çıkmamız, milli iradenin sandığa olduğu şekliyle yansımasını teminat altına alacak bir yaklaşımın içerisinde olmamız gerekir. Seçimlerin bugün için ‘Biz kazandık oldu’ mantığıyla bir sonuca götürülmesinin sağlıklı bir demokrasi olduğu kanaatinde elbette değiliz. Başta iktidar yetkililerinin seçim güvenliğinin tam teminat altına alındığı bir mantıkla süreç yönetimini sürdürmeleri gerekir. Kamu kaynaklarının bir siyasi partinin seçim propagandası için kullanılması bir kul hakkıdır.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun da şöyle konuştu:
“SEÇİMİN GÜVENLİ VE AKILLARDA SORU İŞARETİ BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE UYGULANMASI ESAS OLMALIDIR”
“Uzaya astronot dahi gönderdik, gel gelelim ülkemizde gerçekleştirilen bütün seçimlerde hala seçim güvenliği tartışıyoruz. Ülkemizde devlet kurumlarına olan güveni yitirdik, siyasi partiler olarak seçmen listelerini temin edip tek tek kontrol ediyoruz. Gelişmiş demokrasilerde tartışma konusu olmaması gereken seçim güvenliği kavramı ülkemizin öncelikli gündemlerinden biri oldu. seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası görevinizi hukuka ve meslek ahlakınıza uygun yapın. Kolluk güçleri ve yargı mensupları üzerinden oyun kurmayın. Bütün seçim bölgelerinde seçimin güvenli ve akıllarda soru işareti bırakmayacak şekilde uygulanması esas olmalıdır.”
CHP Grubu adına konuşan Kars Milletvekili İnan Akgün Alp de şunları dile getirdi:
“ORDU ARTI AK PARTİ EŞİTTİR İKTİDAR DENKLEMİ KURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”
“31 Mart seçimlerine AK Parti nasıl hazırlanmış? Bir seçmen mobilizasyonu deniyorlar. Az oy farkıyla seçim sonuçlarının değiştiği Anadolu’nun bazı ilçelerine ve illere askerlerimizi ve polislerimizi seçmen olarak kaydırmak suretiyle o illerin ve ilçelerin seçim sonuçlarını değiştirmeyi umuyorlar. AK parti için sonun başlangıcı olur bu yöntem. Bugün askerleri ve polisleri seçmen olarak kaydetmek suretiyle ordu artı AK Parti eşittir iktidar denklemi kurmaya çalışıyorsunuz. Bu sizin fikri olarak sonunuzu getirecektir, uyarıyorum. Kars’a seçmen olarak kaydırdığınız 3 bin 500 askerimizi oy kullandıkları okul kapısında bekliyor olacağım ve onların gözlerine bakacağım. Hulusi Akar’ı bu işten vazgeçmeye davet ediyorum.”
DEM Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır” dedi.
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Tarsus ve Güzelbahçe Belediye Başkan adaylıklarına gösterdikleri adaylara itiraz edilmesine ilişkin bugün YSK önünde parti üyeleri ile birlikte basın açıklaması yaptı. Tarsus Belediye Başkan adayı Haluk Bozdoğan’ın adaylığına CHP itiraz etti. Bozdağan, halen Tarsus Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor.
İnce, şunları söyledi:
“Bir yanda bizi seçmezseniz ‘Size hizmet gelmez’ diyen Erdoğan var. Öbür yanda ‘Bize vermezseniz oyunuzu AKP gelir’ diye korkutan muhalefet var. Birisi tehdit ediyor, birisi korku salıyor. Bir de bunların içinde YSK var. Millette seçenek bırakmayan bir YSK. Seçimlerin Anayasa’ya, yasalara uygun bir şekilde yapılmasını sağlayacak olan kurum YSK’dır. YSK’ya güvenmekten başka bir şansımız kalmadı. Fakat bu ülkede tuz koktuğu için YSK da farklı farklı kararlar alıyor. Örneğin Tarsus’ta farklı karar alıyor. Mezitli’de farklı karar alıyor. Dikili de farklı karar alıyor. Güzelbahçe’de farklı karar alıyor. İl seçim kurulu başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulu başka bir şey söylüyor. YSK başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulundaki hakim ve iki memur ‘Üye olabilirsin’ diyor. İl seçim kurulu ‘Olamazsın’ diyor.
“HANGİ HAKLA KİŞİLERİN SEÇİME GİRMESİNİ ENGELLİYORSUNUZ”
Sayın hakimlere şunu hatırlatıyorum. Siyaseti bilmeden kararlar veriyorsunuz. Merkez yoklamasında şöyle mi yapmışlar? Beş aday adayı var. Beşini Parti Meclisi’ne getirmişler. Beşini de oylamışlar. Böyle mi yapmışlar? Hayır. Tek bir kişinin ismini getiriyorlar oraya. Diğerlerinin asla adını bile almıyorlar. O bir kişinin ismini oylatıp geçiriyorlar. Siyasi partiler Türkiye’de sahtekarlık yapıyor. Sayın yargıçlar da bu sahtekarlığa alet oluyorlar. Bu doğru değildir. Bir kişi süresi içerisinde bir partiden istifa etmişse o her şeyden istifa etmiş demektir. Bir kişi partiden istifa etmişse aday adaylığından da çekilmiş demektir. Yani hangi hakla kişilerin seçime girmesini engelliyorsunuz? Yani ön seçimi mi kaybetmiş bu arkadaşlarımız? Bu arkadaşlarım partinin üyelerinin önüne sandık koyulup seçime girmişler böyle bir seçimi mi kaybetmişler? Hayır böyle bir şey yok. O zaman siz bunların adaylığını nasıl engelliyorsunuz?
YSK’daki yargıçlara sesleniyorum. Polatlı’nın CHP adayı MHP’liydi, MHP’li belediye başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? Peki CHP’nin Keçiören Belediye Başkan adayı İYİ Parti’nin İl Başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? CHP’lilere sesleniyorum. CHP’nin yöneticilerine ne utanmaz insanlarsınız siz? İYİ Parti’den, AKP’den, MHP’den ne kadar adam varsa hepsini alıp aday yaptınız. Yenimahalle, Mamak hariç hiçbir adayınız CHP’li değil. İYİ Partili, MHP’li. Bunları aday yaptınız. Ama Memleket Partisi’nden aday olmak isteyen insanlara itiraz ediyorsunuz. Bunların adaylıklarını iptal ettiriyorsunuz. Hiç utanma yok mu sizde, utanmıyor musunuz? Koca koca hakimler de bunlara alet oluyor. Dizayn ediyorlar.
“YARGI SİYASETİN TAM GÖBEĞİNDEDİR”
Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Siyaseti dizayn ediyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır. Biz bildiğimiz yoldan devam edeceğiz. Biz bu ülkenin üçüncü yoluyuz. Ne Cumhur ne Millet. Millet zaten dağıldı. Cumhur da çıkar ortaklığı. Biz doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz. Buralarda seçime gireceğiz. Bunu göreceksiniz. Ama yargının, YSK’nın bu şekilde alet olmasını şiddetle kınıyorum. Aldıkları kararları tanımıyorum. Memleket Partisi olarak doğruları söylemeye devam edeceğiz diyorum.”
İnce, bir gazetecinin, “Bahsi geçen ilçelerde aday gösteremeyeceksiniz. Kimin adayını destekleyeceksiniz?” sorusuna, “Arkadaşlarımla değerlendireceğiz. Oralarda arkadaşlar başka aday çıkarmak isterlerse zamanımız var. Buna devam edeceğiz” yanıtını verdi.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, muhalefetin insanların hizmetine amade olma duygusunu bir kenara bıraktığını belirterek, “Kendi dertlerindeler, makam dertlerindeler. Kendilerinin hangi makamda olacakları ile ilgili bir gelgitin içindeler.” dedi.
Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığında, kentteki gazetecilerle bir araya geldi.
AK Parti’nin seçim çalışmalarını değerlendiren Yılmaz, “Seçimi hatırlayıp da seçim kampanyası planlayalım” diyen bir siyasi hareket olmadıklarını vurguladı.
Her seçim sonrası, bir sonraki seçimin hazırlıklarına başladıklarına işaret eden Yılmaz, “Yani öyle inanıyorum ki 1 Nisan 2024 sabahından itibaren biz işte eğer tam beş yıl sonra olacaksa 1 Nisan 2029’a kadar olan süre içerisinde seçim hazırlıklarımızı başlatacağız. Bizler seçilmiş olan belediye başkanlarımızın hem motivasyonunu hem eğitimini hem onların elde ettiğimiz deneyimlerle şehirlere daha güzel hizmetler, daha değerli katkılar verebilmeleriyle ilgili eğitim ve organizasyon programları yapacağız, yani 2029’a giden sürecin hazırlıkları.” diye konuştu.
Aday belirleme sürecine de değinen Yılmaz, Cumhur İttifakı olarak seçime girdiklerini hatırlattı.
Cumhur İttifakı’nın paydaşlarının Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Onlarla uzun süre ittifak görüşmeleri yaptık. İşbirliği, perspektifleri hazırladık, bu aslında üç ayımızı aldı. Son derece nezaket, disiplin ve ciddiyet içinde geçti bu süreç. Ülkemizin geleceğiyle ilgili objektifler ortaya kondu. Yani gerçekçi baktık sürece. Nerede ne yapmamız gerektiğine baktık. Onu takip eden süre içerisinde artık aday belirleme süreci başladı. Türkiye’de işte 1390 belediye var, bu büyükşehir il, ilçe, belediyeleri. Bunların her biri dikkatlice saha araştırmalarıyla, sosyolojik araştırmalarla, anket çalışmalarıyla yapıldı. Milletimizin partisi olan AK Parti, insanımızın istekleri kim doğrultusundaydı? Hangi adayımıza daha yönelik insanımızın eğilimi var? Bunları istişare ederek adaylarımızı belirledik.”
Dava bilinci olan bir siyasi hareket olduklarının altını çizen Yılmaz, muhalefete yönelik de eleştirilerde bulunarak, şunları kaydetti:
“Davamızın temel felsefesinde de insanın hayatını iyileştirmek, insanın hayatını, konforunu yükseltmek var. Dolayısıyla bu olunca gerisi teferruat oluyor. Allah’ım bizi muvaffak edecektir. Çünkü niyetimiz halis, akıbetimiz de hayır olacaktır. Peki biz böyleyiz. Bizim rakiplerimiz ne? Bizim rakiplerimizin Allah işlerini rast getirsin. Onları konuşsak herhalde bugün akşama kadar konuşmamız lazım. Yani onların ne yaptığı bizleri şaşırtıyor. Kimi işte, ‘Seçimden sonra büyük kongre yapacağız herhalde’ diyor, işte genel başkanlarını değiştirmenin programlarını yapıyorlar. Kimi işte halk gezisi, esnaf gezisi yaparken karşına çıkan bir insanı azarlıyor. Bunların hepsi öncelikli görevin, insana hizmet olduğunu unutmuşluğun belirtileri. İnsanların hizmetine amade olmak duygusunu bir kenara bırakmışlar, kendi dertlerindeler, makam dertlerindeler. Kendilerinin hangi makamda olacakları ile ilgili bir gelgitin içindeler. Onların işini Allah rast getirir, onlarla bizim bir şeyimiz yok, biz kendi işimizi iyi yapacağız.”
Programa, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, Çarşamba Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halit Doğan, partililer ve gazeteciler katıldı.
]]>
CHP’den yeniden Beylikdüzü Belediye Başkan adayı olan Mehmet Murat Çalık, seçim çalışmalarına Adnan Kahveci Mahallesi’nden başladı.
Geçen seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun ardından Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilen Mehmet Murat Çalık, ikinci dönem için çalışmalarına başlayarak parti örgütü ile birlikte hane ziyaretlerinde bulundu. Türkiye’nin en kalabalık mahallesi olarak bilinen Adnan Kahveci Mahallesi’nden saha çalışmalarına başlayan Çalık’a, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Yankılıç, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve partililer de eşlik etti.
“REKOR BİR OYLA SEÇİLECEĞİZ”
Seçim Koordinasyon Merkezi’nde partililere seslenen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, örgüt çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, “Güçlü bir örgüte sırtımı dayadım, benim içim çok rahat. Örgüt Beylikdüzü’nün her noktasında belediyemizin faaliyetlerini anlatıyor ben bunu görüyorum. Beylikdüzü’nü 10 yılda nasıl dönüştürdüğümüzü herkese anlatıyorlar. Bu seçimde İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte rekor bir oyla seçileceğiz. Ben buna inanıyorum. Pusulamız Beylikdüzü, tam yol ileri diyoruz” dedi. Çalık, Beylikdüzü ve İstanbul’u rekor bir oyla yeniden kazanacaklarını söyledi.
“ÇALIK, ÇITAYI DAHA DA YÜKSELTTİ”
Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın çalışmalarına değinen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “2019’da Mehmet Murat Çalık Başkanımız göreve geldi. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’ndan sonra acaba ‘Bu hizmetler nasıl devam edecek, bu kadar yüksekteki bir çıtayı basıl daha yukarıya taşıyacak’ diye bütün İstanbul düşünürken yaptığı çalışmalarla görmüş olduk ki Beylikdüzü Belediyesi 2019’da aldığı çıtayı daha yukarıya taşıdı. Seçime 30 gün var, Çalık başkanımızın yaptığı hizmetleri parkların açılışını her gün yapsak seçime kadar yetiştiremeyiz, hepsini açamayız” diye konuştu.
SANDIĞA DAVET ETTİ
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, seçim güvenliğine vurgu yaparak Beylikdüzü halkını sandığa gitmeye davet etti. Seçim sandık çalışmalarını tamamladıklarını, seçim güvenliği ve sandık görevlisi eğitimlerine devam ettiklerini belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Hepinizin bildiği gibi ne kadar iyi kampanya yaparsanız yapın, ne kadar güçlü çalışma yaparsanız yapın seçim, seçim günü kazanılır. İstanbul’da 33 bin 227 sandığımız var. İstanbul’un 39 ilçesinde sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır durumda. Sandık güvenliği eğitimlerimiz başladı. Avukat örgütlenmesi eğitimlerimiz başladı. Okul, kat, bilişim sorumlusu eğitimlerimiz başladı. İstanbul’da 33 bin 227 sandığı yüz bin kişilik bir orduyla koruyacağız. Buradan İstanbullulara şunu ifade etmek istiyorum: Sandık güvenliği konusunda en ufak bir endişeniz olmasın. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir biçimde bizler sandıklara sahip çıkacağız. Bütün İstanbulluları buradan Beylikdüzü’nden oy kullanmaya davet ediyorum. Demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir başarı elde edeceğiz. İstanbul’u yeniden kazanacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde, yirmi beşle otuz arası ilçe kazanacağız. Meclis çoğunluğunu sağlayacağız. Bütün engellemeleri ortadan kaldıracağız ve tam yol ileriye diyeceğiz. Yolumuz açık olsun. Yolumuz aydınlık olsun.”
]]>
Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, seçim irtibat bürosunda yüzlerce vatandaşla bir araya geldi. Canpolat, şehrin her köşesinde bir eser bırakmanın gayreti içerisinde olduklarını belirterek, “AK Parti bayrağı altında Haliliyeli hemşerilerimize hizmet etmenin gayreti içerisindeyiz” dedi.
Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, seçim irtibat bürosunda vatandaşlarla buluşmaya devam ediyor. Önceki dönem Şanlıurfa Milletvekili Seydi Eyyüpoğlu, AK Parti Haliliye İlçe Başkanı Mustafa Bağmancı, Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu, Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak, teşkilat üyeleri ve vatandaşların ziyaret ettiği seçim bürosunda Başkan Canpolat, vatandaşlarla tek tek görüştü.
Vatandaşlar tarafından yoğun katılım sonucunda seçim bürosuna sığmadıklarını aktaran Mehmet Canpolat, “Geçmişte olduğu gibi bugünde yarında inşallah hep beraberiz, biriz bir olmak zorundayız. Çünkü ümmetin lideri Recep Tayyip Erdoğan ümmetin ve milletin partisi AK Parti bayrağı altında Haliliyeli hemşerilerimize hizmet etmenin gayreti içerisindeyiz. Her sandıkta ve seçimde hep beraber el ele Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin bayrağını en yüksekte tuttuk. Önümüzde bir seçim daha var. Yine vatandaşımızın önüne bir sandık iniyor. Çok güzel bir laf vardır, ‘Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmazmış.’ Allah’a hamd olsun hem hükümetimizin hem de belediyelerimizin başta büyükşehir olmak üzere tüm ilçe ve Haliliye’nin her noktada ve mahalle de yüzü de var izi de var. İnşallah bunlar sandıkta ak olarak çıkacaktır. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar neyle uğraşırlarsa uğraşsınlar havada balon cümleler kursalar dahi hizmetin ve icraatın partisi AK Parti’dir. Geçmişteki hizmetlerimiz gelecekteki hizmetlerimizin teminatıdır. Bu topluluk Haliliye’de olmak üzere ne varsa ne yoksa yıkıp geçecek bir topluluktur. Ne güzel demiş şair, ‘Minareler süngü kubbeler miğfer camiler kışlamız müminler asker bu ilahi ordu dinimi bekler Allahü ekber, Allahü ekber’ demiştir. Eminim ki, sandıklar da yine Şanlıurfa’dan Haliliye’den rekor bir oy ile sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Siz hazırsınız bir kararlıyız, gazabımız şimdiden mübarek olsun” dedi.
Önceki dönem Şanlıurfa Milletvekili Seydi Eyyüpoğlu da, “Millete hizmet eden Allah’ın yanında da en makbul insan sayılır. Onun için Allah şahit Mehmet Canpolat’ı seviyorum. Niye seviyorum, çünkü Canpolat ilçe başkanlığından şimdiye kadar siyasette hizmette hevesli olduğu için seviyorum. Değerli hemşerilerim Mehmet Canpolat tecrübesini aldı, hizmetlerin nasıl yapılacağını çok iyi öğrendi. O yüzden ben usta başkan diyeceğim. Gerçekten de ustalığının diplomasını aldı. 6 ay önce de bir seçim geçirdik, Urfa’nın hemen hemen bütün ilçelerini dolaştık. Haliliye’den tek bir şikayet duymadım. İnşallah daha iyi yerlerde de Allah bizlere nasip eder görürüz. Siyaset lafla olmaz, insanoğlu birine dayanmazsa, bel bağlamazsa o insanın cesareti de olmaz bir şey de yapamaz. Ama burada dağ gibi dünyanın lideri arkamızda ve iktidar arkamızda hizmet buradadır. Hemşerilerimden ricam Haliliye’yi havaya uçurmamız lazım” diye konuştu.
Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak ise, “Biz Siverek’ten Canpolat’a destek vermek için bugün buradayız. Çünkü Canpolat’a her şeyiyle kefiliz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle tekrar aday gösterildi. Mimar Sinan’ın bir sözü vardır, camileri tarif ederken şu benim eserim, bu benim eserim dermiş. Şimdi Canpolat’ın ustalık dönemini göreceğiz inşallah. Gerçekten inanıyorum ki, önümüzdeki ustalık döneminde hakkıyla tahminlerin ötesinde bir hizmet, hizmetlerin altına da kendi imzasını atacak ve kalıcı eserler bırakacaktır. İlerisi için çocuklarımıza göstereceğimiz güzel şeyleri yapacak. Bunun mimarı olarak görüyorum, şimdiden Canpolat’a başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Canpolat, seçim bürosundaki vatandaşlarla sohbet etti. – ŞANLIURFA
]]>
AK Parti Gençlik Kolları Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Denizli’de partisinin gençlik kolları üyeleriyle bir araya geldi.
Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Gençlik Buluşması Programı’na katılan İnan, Denizli’de partisinin gençlik kollarının her alanda başarılı çalışmalara imza attığını söyledi.
Türkiye yüzyılına yakışır bir coşku, birliktelik ve gençlik heyecanını hep beraber gördüklerini anlatan İnan, bugün AK Parti ve AK Gençlik olarak en büyük vazifelerinin içinde bulundukları hareketin geçmişte ortaya koyduğu mücadeleyi en net şekilde anlayıp, hatırlayarak geleceğe taşımak olduğunu ifade etti.
İnan, AK Parti’nin sıradan bir parti olarak kurulmadığını belirterek, “AK Parti bin yıllık medeniyet iddiasına yaslanır ve bu medeniyet iddiasının en temel değerlerini muhafaza ederek bugünlere gelir. Başörtüsünü, dini değerlerimizi, milli kimliğimizin üzerinde oynanan sömürülmeye, istismar edilmeye çalışılan her değer her kırmızı çizgimiz bizim için olmazsa olmazımızdır. Hareketimizin niteliğini belirler. 28 Şubat ve sonrasında bizim ortaya koyduğumuz demokrasi mücadelesini de Denizli Gençlik Kollarımızın en iyi bir şekilde anlaması ve anlatması gerekmektedir.” diye konuştu.
Türkiye’de darbecilere alkış tutmak diye bir amaç ortaya konduğunda akla CHP’nin geldiğini söyleyen İnan, şunları kaydetti:
“O nedenle bugün çıkmış utanmazın biri, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili, 28 Şubat önemsiz bir gün diyor. O gün yaşananları, o günkü ablalarımızın çekmiş oldukları mağduriyeti, temel hak özgürlükleri nasıl ayaklar altına aldıklarını küçümseyen bir tavırla ortaya çıkıp konuşma yapıyorlar. Biz diyoruz ya darbeci, bunların genetiğinde var. Bunların temel kodu darbeden güç almaktır. O nedenle bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezinde buzdolabında hala 28 Şubat zihniyetinin saklı olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. O nedenle AK Parti demokrasinin kalesidir. AK Parti özgürlüklerin kalesidir. 28 Şubat davasının lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.”
İnan, AK Parti’nin ortaya koyduğu mücadeleden geçinenlere 31 Mart seçimlerinde en güzel cevabı gençlerin vereceğini dile getirdi.
Bugüne kadarki seçimlerde çok önemli zaferler elde edildiğini anımsatan İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim için her seçimin çok önemli olduğunu biliyorsunuz değil mi? Her seçim önemli derken biz kazanımlarımıza sahip çıkmak istiyoruz. O nedenle demokrasiyi tehdit eden bir unsur ana muhalefet partisi asla olamaz. O nedenle bizim girmiş olduğumuz seçim her zaman en önemli seçim olur. Karşımızdaki ana muhalefet an geldi terör örgütleriyle ittifak yaptı, an geldi terör örgütlerinin piyonluğunu yaptı, an geldi dışarıdan Türkiye’yi dizayn etmek isteyenlere kendileri araç sağladılar.
O nedenle bizim girmiş olduğumuz her seçim bizim kazanımlarımıza sahip çıkma noktasında, bu ülkeye yapmış olduğunuz yatırımlara sahip çıkma noktasında her zaman çok önemli oldu, çok kritik oldu. Türkiye’deki gençler size öyle bir gol atacak ki on sıfır. AK Partili, AK Gençlik bu maçı geride bırakacak ve Türkiye’nin inşasına Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Gençlerimiz için çalışacağız. Türkiye’nin geleceği için çalışacağız ve bu mücadeleye devam edeceğiz.”
İnan, konuşmasının ardından gençlerin sorularını yanıtladı.
Etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, İl Gençlik Kolları Başkanı Osman Nuri Nazlıer, AK Parti Pamukkale İlçe Başkanı Osman Özpek, AK Parti Pamukkale Belediye Başkan Adayı Halil Pekdemir ve gençler katıldı.
]]>
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beylikdüzü ile Eyüpsultan ilçelerinde partisinin belediye başkan adaylarının saha çalışmalarına katıldı. Çelik, “Ne kadar iyi kampanya yaparsanız yapın, ne kadar güçlü çalışma yaparsanız yapın; seçim, seçim günü kazanılır. İstanbul’un 39 ilçesinde sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır durumda. Sandık güvenliği eğitimlerimiz başladı. Avukat örgütlenmesi eğitimlerimiz başladı. Okul, kat, bilişim sorumlusu eğitimlerimiz başladı. İstanbul’da 33 bin 227 sandığı 100 bin kişilik bir orduyla koruyacağız. Buradan İstanbullulara şunu ifade etmek istiyorum. Sandık güvenliği konusunda en ufak bir endişeniz olmasın” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında bugün Beylikdüzü ve Eyüpsultan ilçelerindeki saha çalışmalarına katıldı. Beylikdüzü’ndeki Adnan Kahveci Mahallesi’nde bulunan Seçim Koordinasyon Merkezi’ne uğrayan Çelik’i burada Beylikdüzü Belediye Başkanı ve yeniden adayı Mehmet Murat Çalık, İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Yankılıç, Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve partililer karşıladı.
“BEYLİKDÜZÜ BELEDİYECİLİĞİ, DÜNYAYA MODEL OLDU”
Çelik, burada yaptığı konuşmada, saha gezisini organize eden ilçe örgütüne ve ilçe başkanına teşekkür etti, şunları söyledi:
“Beylikdüzü belediyeciliği sadece İstanbul’a değil, dünyaya model olmuş bir belediyecilik. Beylikdüzü belediyeciliği, 2014’ten bu yana yaptığı çalışmalarla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gibi bir belediyecilik anlayışı sergiliyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nde 5 yıl boyunca halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirdi. Beylikdüzü’nde çocuklar, gençler, kadınlar, emekliler için çok önemli çalışmalar yaptı ve şimdi o çalışmaları 2019’dan itibaren İstanbul’un dört bir yanına ulaştırmış oldu. Buradan Sayın Ekrem İmamoğlu’na büyük bir teşekkür ve başarı dileklerimizi hep birlikte iletelim. 2019’da Mehmet Murat Çalık başkanımız göreve geldi. Ekrem İmamoğlu’ndan sonra acaba Beylikdüzü’nde bu hizmetler nasıl devam edecek, bu kadar yüksekteki bir çıtayı nasıl daha yukarıya taşıyacak diye aslında bütün İstanbul düşünürken yaptığı çalışmalarla şunu görmüş olduk; Beylikdüzü Belediyesi, 2019’da aldığı çıtayı daha yukarıya taşıdı.”
“İSTANBUL’U YENİDEN KAZANACAĞIZ”
Sandık güvenliği konusunda yaptıkları örgütlenmeye ayrıca vurgu yapan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hepinizin bildiği gibi ne kadar iyi kampanya yaparsanız yapın, ne kadar güçlü çalışma yaparsanız yapın; seçim, seçim günü kazanılır. İstanbul’da 33 bin 227 sandığımız var. İstanbul’un 39 ilçesinde sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır durumda. Sandık güvenliği eğitimlerimiz başladı. Avukat örgütlenmesi eğitimlerimiz başladı. Okul, kat, bilişim sorumlusu eğitimlerimiz başladı. İstanbul’da 33 bin 227 sandığı 100 bin kişilik bir orduyla koruyacağız. Buradan İstanbullulara şunu ifade etmek istiyorum. Sandık güvenliği konusunda en ufak bir endişeniz olmasın. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir biçimde bizler sandıklara sahip çıkacağız. Bütün İstanbulluları buradan, Beylikdüzü’nden oy kullanmaya, demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir başarı elde edeceğiz. İstanbul’u yeniden kazanacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde, 25 ile 30 arası ilçe kazanacağız. Meclis çoğunluğunu sağlayacağız. Bütün engellemeleri ortadan kaldıracağız ve tam yol ileriye diyeceğiz. Yolumuz açık olsun. Yolumuz aydınlık olsun.”
ESNAFIN SORUNLARINI DİNLEDİ
Çelik’in konuşmasının ardından mahalledeki hane ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirildi. Günün ikinci saha programında Eyüpsultan’ı ziyaret eden Çelik, Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş ve Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen ile bir araya geldi. Çelik, Alibeyköy Seçim Koordinasyon Merkezi’nde partililerle bir araya geldikten sonra ilçe başkanı ve Özmen ile birlikte cadde üzerindeki esnafı ziyaret etti. Esnafın sorunlarını dinleyen Çelik, önce 2024 seçimlerini kazanacaklarını ve ardından 2028’de yapılacak genel seçimlerde Türkiye’de yeni bir umudu yeşerteceklerini belirtti.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, aday tanıtım toplantısı ve seçim koordinasyon merkezi açılışı çerçevesinde Muğla’ya geldi.
Özel, Menteşe ilçesi Kurşunlu Camii önünde yapılan aday tanıtımı ve seçim koordinasyon merkezinin açılışını yaptı. Aday tanıtımında Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte 13 ilçenin belediye başkan adayları tanıtıldı.
“Fakirin garibin başkanı olmaya değil, yoldaşı olmaya geliyorum”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Aday Ahmet Aras yaptığı konuşmada, “5 yıl Bodrum Belediye Başkanlığı yaptım. Önemli bir dönemde, önemli bir sorumlulukla Bodrum’da tecrübe kazandık. Bugün bu tecrübe ile Muğla Büyükşehir Belediye adayı olmak benim için önemli bir birikim oldu. Bu tecrübemiz önümüzdeki dönemde 5 yıllık dönemde Muğla için hizmetleri çok daha ileri götürmek için bize nasip olacak. Osman Gürün Başkanımız çok büyük hizmetler yaptı. Biz de bu bayrağı daha ileri taşımanın kararlılığı içindeyiz. Hiçbir ilçeyi ayırmadan herkese eşit, adaletli hizmet götüreceğiz. Fakirin, garibin yanında başkan olmaya değil, yoldaş olmaya geldik” dedi.
Aday olmayan eski Büyükşehir Belediye Başkanı Gürün’e yeni görev
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, aday tanıtım seçim koordinasyon merkezi açılışında yaptığı konuşmada, seçilen CHP’li belediye başkanlarını koordine edecek, üç ayda bir ölçme, değerlendirme yapacak, bir nevi karne verecek bir yapı oluşturduklarını açıkladı. Özel, bu yapının başına Yılmaz Büyükerşen’i getirdiklerini, bu yapıyı denetleyecek yapının genel koordinatörlüğünü ise 31 Mart’ta aday olmayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’e teslim ettiklerini açıkladı.
‘Emekli Kart’ teklifi
Emekliye 3 bin lira bayram ikramiyesiyle ilgili de konuşan Özel, asgari ücret tutarı olan 17 bin liraya yükseltilmesi tekliflerinin gündeme alınması gerektiğini söyleyerek, “Aradaki 14 bin lirayı bütün emeklilerin hesabına yatıralım. Biz dedik ki, Meclisi kapatmayalım, üç gün daha çalışalım. Emeklilere ‘Emekli Kart’ uygulaması getirelim. Ayrıca doğal gazda, markette, manavda, kasapta yüksek indirimleri tanıtacağımız bu kart ile emeklilerimizi bu sıkıntıdan kurtaralım diyoruz. Bunu buradan Muğla’dan Türkiye Büyük Millet Meclisine bu çağrıyı tekrarlıyoruz. Kira fiyatları deyince bu, Türkiye’de çok önemli bir sorun. Ocak 2024’de Muğla’daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Yani burada asgari ücretli birisi ortalama bir ev tutsa suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, saç kestirecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla. İki yıl öncesine göre yüzde 170 artmış. Peki burada dinlenmeye gelen, konut stokunu arttıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da, Muğla’nın evlatları ne olacak? Muğla’daki polisler, askerler, Muğla’daki öğretmenler, Muğla’daki emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz şehirlerde sabit, yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneri hazırladık ve Meclisteki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla’daki yüksek kira sorununun bir an önce çözülmesi Muğla’nın büyük sıkıntılar çeken orta direğinin, yoksullaşan orta direğinin sahip çıkılması, Muğla’da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi ve sıkıntı çeken Muğla esnafının tüm yönleri ile desteklenmesi lazım. 31 Mart seçimleri sadece bir yerel seçim değil. 31 Mart seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı bir seçim. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki, 1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz. Bunun emekçiler için anlamı, hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 2 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksanız 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce yapacaksınız. 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız” dedi. – MUĞLA
]]>
Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, AA’nın geçen yıl mayıs ayındaki seçimlerde gösterdiği performansın herkes tarafından takdir edildiğini belirterek, “AA ile alakalı toplumda oluşturulmak istenen o manipülatif yaklaşımları yerle bir ettik, yıktık ve şu an yerel seçimlere çok büyük bir özgüvenle ama yine stratejik çalışmayla, protokollerimizi çok büyük bir disiplinle takip ederek giriyoruz.” dedi.
AA, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde, sonuçları hızlı ve güvenilir şekilde müşterilerine ve kamuoyuna ulaştırmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
Genel Müdür Karagöz, AAtölye’de düzenlenen Seçim 2024 programında, AA’nın seçim çalışmalarına ilişkin, AA personeline bilgi verdi.
Seçim günü, sandık sonuç tutanaklarının görsellerini almak, o tutanakları merkeze iletmek, sonuçları grafiklere dönüştürmek ve müşterilere sandık sonuç tutanaklarını en hızlı bir şekilde servis etmek için çalıştıklarını belirten Serdar Karagöz, bu çalışmada, AA’nın kadrolu ve serbest habercilerinin yanı sıra bu süreçte iş birliği yapılan araştırma şirketi personelinin görev yaptığını bildirdi.
AA’nın, geçen yıl mayıs ayındaki seçimlerde gösterdiği performansın herkes tarafından takdir edildiğini söyleyen Karagöz, seçim sonuçlarının toplanmasında, genel müdürden şoförüne, editörlerden grafikerlere kadar bütün departmanlarda görev alan AA personeline teşekkür etti.
Serdar Karagöz, “Ajansımızın itibarını, kurumumuzun saygınlığını önümüzdeki seçimlerde de aynı şekilde koruyacağız.” diye konuştu.
Seçimlerde, personelin büyük bölümünün, sandık sonuç tutanaklarını almak için okullara gittiğini, bir kısım personelin de teknik hizmetleri sağlamak ve OCR (Optik Karakter Tanıma) sistemine gelen sonuç tutanaklarının doğruluğunu test etmek üzere kontrol görevlisi olarak merkezde görev yaptığını aktaran Karagöz, “Bölgelerimizdeki serbest habercilerimize kadar herkes bu süreçte görev alıyor.” dedi.
Seçim sürecinin planlanmasına ilişkin videoyu da izleten Karagöz, sandık sonuç tutanağının buradaki en önemli unsur olduğunun altını çizdi. Okullardan elde edilen sandık sonuç tutanaklarının müşteriye ulaştırılması sürecini anlatan Karagöz, “Bir kez daha, bir kez daha anlatacağız, bütün dünya ‘Anadolu Ajansı bu işi nasıl yapıyor’u öğrenecek.” ifadelerini kullandı.
“Bugün arşivimizde 14-28 Mayıs ıslak imzalı tutanaklarının tamamı var”
Karagöz, seçim günü sandıkların sayımının tamamlanması ve sandık sonuç tutanağının imza altına alınmasının ardından AA’nın görevinin başladığını ifade ederek, “AA çalışanları olarak, ıslak imzalı tutanakları fotoğraflıyoruz. Bugün arşivimizde 14-28 Mayıs seçimlerine ait ıslak imzalı tutanakların tamamı var. Yine bu seçimde de aynı şekilde Türkiye’deki bütün sandık sonuç tutanaklarının görselleri arşivlerimizde olacak.” bilgisini verdi.
Genel Müdür Karagöz, sandık sonuç tutanaklarının cep telefonları ile fotoğraflanacağını ve özel mobil uygulama üzerinden sisteme yükleneceğini dile getirerek, “Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir veri toplama yazılımı. Kusursuz, hatasız çalışıyor, zerre kadar mahcup etmedi bizi inşallah bu seçimde de etmeyecek.” değerlendirmesini yaptı.
Sandık verisi fotoğraflarının, OCR teknolojisiyle dijitalleştirildiğini belirten Karagöz, OCR sisteminin 14 Mayıs seçimlerinden bu yana daha da kusursuz hale getirildiğini vurguladı. Serdar Karagöz, şöyle devam etti:
“OCR sistemi, büyük oranda veriyi doğru şekilde sisteme kaydedecek ama o esnada biz bir kontrol noktası, bir insan gözü daha olsun, her şey doğru mu, yolunda mı baksın istiyoruz. O akışı, o süreci insan eliyle de burada kontrol edeceğiz. Daha fazla teknoloji, daha fazla yazılım, daha güçlü yazılım, daha güçlü yapay zeka, bütün bunları sistemimizde kullanıyoruz ama insan faktörünü de kontrol mekanizmasının merkezinde tutacağız. O akşam 200 arkadaşımız bütün bu verileri kontrol etmek üzere görev alacaklar. Sonuçlar teyit edildikten ve yayın yasakları kalktıktan sonra doğru ve güvenilir bir şekilde biz bunu müşterilerimize yani abonelerimize servis edeceğiz.”
Karagöz, müşterilerin seçim verilerini hızlı şekilde talep ettiğine dikkati çekerek, “Yaptığımız iş çok teknik bir iş, daha önce yaptık, çok iyi bir şekilde, kusursuz bir şekilde yaptık, mahcup olmadık, mahcup ettik. AA ile alakalı toplumda oluşturulmak istenen o manipülatif yaklaşımları yerle bir ettik, yıktık ve şu an yerel seçimlere çok büyük bir özgüvenle ama yine stratejik çalışmayla, protokollerimizi çok büyük bir disiplinle takip ederek giriyoruz.” dedi.
“Açıkladığımız sonuçlar resmi sonuçlar değildir”
AA’nın, seçim sonuçlarını Türkiye’ye duyuran bir kurum değil, sahadan elde ettiği verileri müşterilerine ulaştıran bir medya şirketi olduğunu vurgulayan Karagöz, “Açıkladığımız sonuçlar resmi sonuçlar değildir. Açıkladığımız sonuçlar, sahadan elde ettiğimiz verilere dayanır ve sahadan elde ettiğimiz verileri veri geliş sırasına göre müşterilerimize şeffaf bir şekilde servis ederiz.” ifadelerini kullandı.
Müşterilerin de AA’nın seçim konusundaki ciddiyeti ve çalışma prensiplerine saygı duyduklarını ve takdirle karşıladıklarını aktaran Karagöz, “14 Mayıs’ta bizi karalamak isteyenler, ‘Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor’ diyenler birkaç saat sonra verilerimizin ne kadar doğru olduğunu tüm Türkiye ile birlikte gördüler.” şeklinde konuştu.
Yerel seçimde, büyükşehir, il, ilçe belediye başkanlıkları, meclis üyelikleri için pusulaların kullanacağını hatırlatan Karagöz, “Bu nedenle sonuçlar biraz daha geç gelebilir. Hiç önemli değil. Yaptığımız işi protokollere, çalışma disiplinine bağlı kalarak dört dörtlük aynı şekilde yapacağımıza inanıyorum. Bu kurumun saygınlığını ve itibarını 14 ve 28 Mayıs’ta daha yukarılara çıkarttık. Bu seçimde de aynı şekilde Türkiye’nin en güvenilir, en itibar edilir en saygı duyulan şirketlerinden biri olma noktasına getirmemiz lazım. Başarı bir kez olursa tesadüftür, tekrarlanırsa tesadüf değildir. Şimdi sizlerden mayıs ayında gösterdiğiniz başarıyı aynen tekrarlamanızı istiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Büyükçekmece’de yaşayan 40 yıllık ziraat mühendisi Murat Karakoç, bağımsız belediye başkan adayı olduğu ilçesinde sıra dışı seçim çalışmasıyla dikkat çekti. Karakoç’un anons aracı yerine, kendi kullandığı, saman yüklü traktör, su tankeri, kepçe ve minibüs yer alıyor. Bağımsız Belediye Başkanı Adayı çalışmasıyla ilgili, ” Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum” dedi.
Türkiye genelinde gerçekleştirilecek olan 31 Mart yerel seçimleri sürecinde, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri ve muhtarlık seçimleri adaylarının seçim çalışmaları devam ediyor. İstanbul Büyükçekmece’de belediye başkanlığı için yarışan adaylar arasında yer alan bağımsız aday 40 yıllık Ziraat Mühendisi Murat Karakoç, propagandası için farklı bir yol seçti. İlçedeki tarım alanlarından daha çok faydalanılması gerektiğine dikkat çekmek isteyen Karakoç, arkasında saman yüklü kendi sürdüğü traktörü, su tankerini ve bir kepçeyi seçim çalışmasında kullanıyor. Çalışmalar kapsamında Karakoç, sokak sokak gezerek vatandaşları selamlıyor. Bağımsız aday Karakoç’un traktöründe ses sistemi ve afişlerde bulunmazken vaatlerini ise slogan halinde araçların üzerinde taşıyor.
Bağımsız Belediye Başkan Adayı Murat Karakoç, sorunları çözmek için aday olduğunu ifade ederek, “Ziraat Mühendisiyim. Yaklaşık 40 yıldır mesleğimi icra ediyorum. Son 20 yıldır ise bölgede tarımsal sulama projeleri yapmaktayım. Şu ana kadar belediyeye yapmış olduğum işlerde gerekse mesleğimin vermiş olduğu doğadan kaynaklı artık ikili üçlü toplantılarda sadece konuşmak tartışmaktan ve sonuçlanmayan sohbetler yapmaktansa bunları çözüme ulaştıracak yaklaşımlarla hayata katılmam gerektiğini düşündüm. Asıl adaylık sebebim budur”dedi.
Sıra dışı seçim çalışması ile ilgili konuşan Karakoç, “Artık değişim çok klasik söylem ve eylem. Değişime sadece kuru bir gürültü olmaktan ziyade biz değişim değil dönüşüm sloganı ile yola çıktık. Değişimin bizde başlamadığı hiçbir olayı sonuca kadar götürüp sonuçlandıramıyoruz. Biz o yüzden çalışmalarımızın adına toprak, su, gençler, yaşlılar ve çocuklar koyduysak da bütünsel bir dönüşüm niyeti ile yola çıktık. Niye sıra dışı bir propaganda çünkü kullandığımız her aracın kendisine ait bir mesajı bir anlamı var. Mesela traktör, ziraat mühendisi olmamım dışında şu anda Büyükçekmece’de var olan tarım alanlarının yüzde 55’i ekilebilir seviyede. Maalesef ki çok aktif bir tarım yapılmıyor. Aynı şekilde kamyonumuz da slogan ise ‘Çöpte hayat var’ çöpü sadece çöp olarak değil onu da değiştirip değil, dönüştürerek bitkisel üretim alt yapısı olarak kullanıp aynı zamanda bu işte niyetli olanlara alt yapı olarak vermek istiyoruz” diye konuştu.
“Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum”
Çalışmasının vatandaşlar tarafından farklı algılanması ile ilgili konuşan Karakoç, ” Ben bu kadar farklı karşılanacağımı tahmin etmiyordum. Aykırılık, özgürlük ve ya farklı yapım da var ama insanlar o kadar çok sıkılmış ki standart şeylerden kendi halinde bir traktörü, tankeri ve ya kamyonu ile farklı görebiliyorlar. Şu ana kadar 1 kişi bile karşı çıkmadı. Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum. Gördükçe hoşuma gidiyor. En azından inandığım doğru yolu gösterdiğim için daha bir heyecanlı ve şevkle koşturmamı sağlıyor. Ben bir şekilde niyetlenen konuşan, şikayetçi bile olsa eleştiren herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>
RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve İlhan Taşcı, TRT’yi, seçim döneminde iktidar partisi ile muhalefet partilerinin adayları hakkında tek taraflı yayın yaptığı gerekçesiyle Üst Kurul’a şikayet etti ve işlem yapılmasını istedi. Dilekçede; “40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir” denildi.
CHP kontenjanından seçilen RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve İlhan Taşcı, TRT’nin seçim yayınlarına ilişkin Üst Kurul’a şikayet dilekçesi sundu. Keser ve Taşcı, iktidar partisi ile muhalefet partisi belediye başkan adaylarının konuşmalarına eşit oranda yer verilmediğini vurguladı.
RTÜK ÜYELERİ KESER VE TAŞCI’NIN ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Keser ve Taşcı’nın şikayet dilekçesinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını hükmeden kararını hatırlatarak, şu ifadelere yer verildi:
“Anayasa’nın 79’uncu maddesi ile seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi, Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. YSK tarafından; ilgili Yasa doğrultusunda, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılması için, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un bazı maddeleri ile seçim hukukunu ilgilendiren 8, 29/A, 30 ve 45’inci maddelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; 2023/1565 No.lu karar, Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 133. Maddesi kapsamında, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, ‘6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’ hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
6112 sayılı Kanun’un; seçim dönemleri için düzenlenen 30’uncu maddesi birinci fıkrasında; “Seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlara ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.”, ikinci fıkrasında; “Üst Kurul, medya hizmet sağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir” hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede 6112 sayılı kanunun “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun Yükümlülüğü”nü belirleyen 45’inci maddesinin önemine vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Birinci fıkrasında, ‘8’inci maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır’,
İkinci fıkrasında, “Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlalin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.”, hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) da, tüm özel radyo ve televizyonlar gibi yukarıdaki fıkra hükümlerine göre seçime katılan siyasi partiler ile bağımsız adayların birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılımını sağlama ve görüşlerini açıklama imkanı verirken seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, dürüstlük, serbestlik ilkelerine uymak zorundadır.”
Keser ve Taşcı’nın dilekçesinde şu ayrıntılara yer verildi:
“Ayrıca; YSK tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 sayılı kararda; ‘A- Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşları yayınlarında;
Tek yönlü ve taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar.
Adalet ve tarafsızlığa, kanunlara uygun davranmakla yükümlü olan yayın kuruluşları, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları esas alarak yayın yapamazlar.
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya bağımsız adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede TRT’nin yerel seçimlere ilişkin iktidar ve muhalefet adaylarına verdiği süreyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“GEREKLİ DENETLEMELERİN YAPILMASI, KAMUOYUNUN ÖNCELİKLİ BEKLENTİSİ OLMASININ YANI SIRA, YASAL BİR ZORUNLULUKTUR”
“Ancak 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan seçim döneminde, bugüne kadar Üst Kurul tarafından gerek TRT Kurumu gerekse özel radyo ve televizyon yayınlarının, YSK kararlarına uygunluğu açısından denetimine ilişkin hiçbir rapor Üst Kurul gündeminde yer almamış, ilgili Kanun’da geçen ‘denetim’ ve ‘değerlendirme’ye ilişkin bir adım atılmamıştır. Oysa ki; seçim döneminde medya hizmet sağlayıcı kuruluşların tek yönlü ve taraf tutan yayınlarına ilişkin şikayetler de dikkate alındığında, 6112 sayılı Kanun ve ilgide belirtilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarında yer alan hükümler kapsamında gerekli denetlemelerin yapılması, kamuoyunun öncelikli beklentisi olmasının yanı sıra, yasal bir zorunluluktur.
“ERDOĞAN VE AK PARTİ’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİ 1945 DAKİKA, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİNİN İSE YALNIZCA 25 DAKİKA OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”
Türkiye’nin kamu yayıncılığı hizmetini yürütmekte olan ilk ve tek kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun kanallarından biri olan TRT Haber’in, 01 Ocak 2024 ile 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. SKAAS kayıtları ile yapılan bu incelemeler sonucunda yukarıda belirtilen tarihler arasındaki 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir.
“CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN HİÇ EKRANDA YER ALMADIĞI KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR”
TRT Haber’in, Türkiye’nin yaşamış olduğu ve 11 ili etkisi altına alan deprem faciasının yıldönümü olan 06.02.2024 tarihli 24 saatlik yayın süresi incelemesinde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 6 saat 42 dakika, Devlet Bahçeli ve MHP’nin 38 dakika, Meral Akşener ve İyi Parti’nin 1 dakika 53 saniye ekranda yer aldığı görülürken; bölgede bulunmasına ve kamuoyuna açıklamalar yapmasına karşın CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin hiç ekranda yer almadığı kayda geçirilmiştir.
TRT Haber’in yayınlarına ilişkin bu veriler, hem Yüksek Seçim Kurulu kararı hem de TRT Kanunu’nun da ihlal edildiğini göstermektedir. Ayrıca, 6112 sayılı kanunun Yayın Hizmeti İlkeleri başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yayıncıların uyması gereken yayın ilkeleri açıkça belirtilmiştir. TRT Haber’in, seçim dönemi yayınları ile ilgili veriler; bahsi geçen maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen ‘Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz’ hükmünün de çiğnendiğini ortaya koymaktadır.
“KAMUOYUNUN ÖZGÜRCE OLUŞMASININ ENGELLENMESİ YUKARIDA BAHSİ GEÇEN KANUN HÜKÜMLERİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
Demokratik bir yönetim biçimine bağlı olduğu söylenen bir ülkenin 85 milyon yurttaşın vergileriyle kamu yayıncılığını üstlenen bir kurumunun, farklı siyasi tercihlere ve ideolojik yönelimlere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası yürütmesi beklenirken, iktidar partisinin politikalarını bu denli ön plana çıkararak adeta iktidar partisinin seçim propagandasını yapması ve iktidar partisinin bakış açısı ile politikalarını bu denli meşrulaştırarak halkın özgür iradesine müdahale etmesi, kamuoyunun özgürce oluşmasının engellenmesi yukarıda bahsi geçen kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
“YAYIN SÜRELERİ İÇİN GEREKLİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAŞLATILMASINI ARZ EDERİZ”
Yayınlarını tarafsızlık ilkesine bağlı ve dengeli bir biçimde yürüttüğü söylenen hiçbir yayıncı kuruluş, yukarıda sayısal olarak ifade edilen yayın süreleri ile bu iddiasını gerçekleştiremez. Bu çerçevede; 6112 Sayılı Kanun ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 No.lu kararı doğrultusunda, TRT Kurumu’nun, en yalın haliyle taraf tuttuğu açıkça belirlenen yayın süreleri için gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını arz ederiz.”
]]>
Haber: Ogün Akkaya Kamera: Berkin Gülsoy
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Ankara Mamak’ta esnafı ziyaret etti. Akşener’e bir kadın, “Siz neden Mansur Yavaş’ı ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemiyorsunuz? Kazanamayacak kişilerle ortaya çıkılıyor. Milletvekilliğinde aldınız da niye şimdi belediye başkanlıklarında ayrılıyorsunuz?” diye sordu. Akşener de kadına, “Biz seçtirdik zamanında kardeşim. Bugün de tek başımıza bir girelim, görelim. Hangi milletvekilini aldık biz? Biz milletvekilliği seçimlerine ayrı girdik. Siz istediniz, biz de gereğini yaptık. Ayrı giriyoruz seçime kardeşim. Desteklemeyin sizde. Benim yüzümden mi perişan oluyorsun? Bu eskiliğin sebebi ben miyim? (kadının üzerindeki kıyafeti göstererek) Mansur Bey’i seçtik, neden bunu düzeltmedi o zaman? Cumhurbaşkanlığı’na niye seçtirmediniz? Biz bir parti kurduk. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin şerrinden… Aileme emanet ettim. Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin bize kardeşim oy. Gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfür ediyorsunuz. Hadi be” yanıtını verdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Ankara Mamak’ta esnafı ziyaret etti. Akşener’e İYİ Partililer ve İYİ Parti Mamak Belediye Başkan adayı Hüseyin Bayındır eşlik etti.
“ARTIK OY İSTEMEK İÇİN GEZİYORUZ”
Kuruyemiş dükkanını ziyaret eden Akşener, “Yerel seçime gidiyoruz. Elbette bütün esnafımızı gezerek oy istemek üzere yola çıktık. Sizden de adayımız burada kendisi için oy istiyoruz. Üç sene esnaf gezdim. Kendi partimi övmedim, başka partiyi yermedim. Şimdi seçim zamanı oy istemeye geldik.” dedi. Esnafa “İşler nasıl?” sorusunu yönelten Akşener, “Çok şükür olduğu kadar. Sizinleyiz” yanıtını aldı.
Akşener, daha sonrasında girdiği telefon malzemeleri satan dükkanda, “Üç sene esnaf gezdim ben. Bu dükkanlarda sadece sizleri dinledim, sonrada Meclis kürsüsünden sizin sesinizi dile getirdim. Şimdi seçim var. Artık oylarınızı istemek için geziyoruz. Hüseyin Bayındır için oy istemeye geldik” dedi.
“DEM’E TEŞEKKÜR EDİYORSUNUZ, BİZE KÜFÜR EDİYORSUNUZ”
Akşener, esnaf ziyaretini sonlandırdığı dükkandan çıktığında kalabalık içerisinde kendisini bekleyen bir kadın, “Siz neden Mansur Yavaş’ı ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemiyorsunuz? Kazanamayacak kişilerle ortaya çıkılıyor. Biz halk olarak çok perişanız. Sana üstümü başımı göstereyim. Bölük bölük bölmeyin. Milletvekilliğinde aldınız da niye şimdi belediye başkanlıklarında ayrılıyorsunuz” diye yakındı.
Akşener ise vatandaşın sözlerine karşılık olarak, “Biz seçtirdik zamanında kardeşim. Bugün de tek başımıza bir girelim, görelim. Hangi milletvekilini aldık biz? Biz milletvekilliği seçimlerine ayrı girdik. Siz istediniz, biz de gereğini yaptık. Ayrı giriyoruz seçime kardeşim. Desteklemeyin sizde. Benim yüzümden mi perişan oluyorsun? Bu eskiliğin sebebi ben miyim? (kadının üzerindeki kıyafeti göstererek) Mansur Bey’i seçtik, neden bunu düzeltmedi o zaman? Cumhurbaşkanlığı’na niye seçtirmediniz? Biz bir parti kurduk. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin şerrinden… Aileme emanet ettim. Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin bize kardeşim oy. Gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfür ediyorsunuz. Hadi be” karşılığını verdi.
“BİZİM PARTİMİZ BAŞKALARININ VARLIĞINI SAĞLAMAK ÜZERE KURULMUŞ BİR PARTİ DEĞİLDİR”
Akşener, bu diyalogla ilgili muhabirler tarafından kendisine sorulan “Provokasyon olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ben vatandaşın ister birileri tarafından söylensin, ister bir vatandaşa böyle deyin densin. İsterse kendiliğinden desin, can baş üstünedir. Burada bir sorun yok. Çünkü ben isteyenim. O kişi oy verir, vermez o ayrı bir şey. İstediğin süre içerisinde seçmen velinimet olmalıdır. Türkiye bunu kaçırdı. O hanım efendi provokasyon yaptı demiyorum. Çünkü de değil. Olsa ne olur? Bir sorunumuz yok. Biz bir siyasi partiyiz. Burada ciddi bir insan içini acıtan durum var. Vatandaşın karşısına kendimizi tarttırmak üzere çıkabiliriz. Vatandaş bana ‘Ey Meral Akşener, kendini tarttırdın, seni sınıfta bırakıyorum’ diyebilir. O zaman bana düşen ‘eyvallah’ demektir. Şu anda siyasi liderler içerisinde, siyasi liderliğe doğru giden arkadaşlarımız için de Türkiye’de herhangi bir şahsın şuraya vatandaşı, buraya da kendi kellesini koyduğu baki değildir. Ben koydum kardeşim. Bizim partimiz başkalarının varlığını sağlamak üzere kurulmuş bir parti değildir. Üç yıldır geziyorum. Gezdiğim yerlerin içinde bir kere kendi partimi övmedim. Başka bir partiyi de yermedim.
Sayın İmamoğlu ve Sayın Yavaş ile ilgili problemli bir cümle, kelime etmemeye çalışıyorum. Çünkü seçilmelerini sağlayan ister toz zerresi… bazılarına göre toz zerresi, bazılarına göre hiç. İster de x miktar. Payı olan bir insanım. Bu arkadaşlarımızın o dönemde seçilmesi için kendime göre, yüzde 10’luk bir siyasi partinin lideri olarak kefalet koymuş bir insanım. Bizim bir etkimiz olmamış anlaşılan, problem değil. Ona da saygı duyuyorum. Ama aleyhlerinde yanlış bir kelime etmemeye gayret ediyorum. Burada bu arkadaşlarımızın karşısına aday çıkarmak ‘vurun kahpeye’ anlamına gelemez. Buğra Kavuncu İstanbul’da oy alır seçilir, alamaz seçilemez….Sayın İmamoğlu ya da bir başkası seçilir. Ona ben saygı duymak mecburiyetindeyim. Benim partime yansıyan kısmın bedelini de ben ödeyeceğim. Kellesini koymuş kaç kişi var kardeşim? Hayal edin ben gittim, parti gitti. Biz CHP’yi var etmek için mi kurulduk? veya bir başka partiyi… Bizim partimiz ve benim kadar her iki taraftan da hakaret yiyen biri yok.”
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: HAKAN KAYA
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın Güngören’de halkla buluştu. İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı, dün doğum gününde, benim için, ‘Bu şahıs, nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı’ dedi” hatırlatmasında bulunan İmamoğlu, “Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık! Asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde, 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfeklerle hain bir grup, milli iradeye el koymak istedi değil mi? Hatırlayın, 252 vatandaşımızı kaybettik. Onların direnciyle milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Darbe, sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Darbe, iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına olmasıyla da olur. 6 Mayıs 2019’da ne yaptılar biliyor musunuz? Milli iradeye darbe yaptılar, darbe. Peki ne oldu biliyor musunuz? 15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa, 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak, demokrasiye sahip çıktılar. İşin özü bu. 806 bin oy farkı olunca, hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. Bu 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musun? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz” dedi.
İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın ile birlikte ilçe turu yaptı. İmamoğlu ve Yalçın, Güngören’de ilk olarak, Merter Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) üyeleriyle bir araya geldi. Dernek ziyaretinin ardından seçim otobüsüyle ilçe turuna başlayan İmamoğlu’na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşlar, Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Zafer Caddesi ve bağlantı yollarında ilçe turu atıp, kendilerini selamlayan İmamoğlu ve Yalçın’a sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu çifti, Halkı selamlamanın ardından Merkez Mahallesi İkbal Sokak üzerindeki “Köyiçi Kebapçılar Bölgesi”nde esnaf ziyaretleri yaptı. Vatandaşlar, yoğun ilgi gösterdikleri İmamoğlu çiftiyle anı fotoğrafları çektirdi.
Güngörenlilere seslenen İmamoğlu şunları söyledi:
“İNSANLARIN MEMNUNİYETİNİ EN ÜST SEVİYEDE TUTARAK İŞLERİMİZİ BİTİRME GAYRETİ İÇİNDE OLDUK”
“Biz çocuklarımızın, gençlerimizin, bebeklerimizin bu şehrin öğrencilerinin, kadınlarının, annelerin, bebeklerin her birinin tek tek yanında olmaya gayret ettik bundan sonra da daha güçlü bir şekilde yanlarında olacağız. Hiç kuşkumuz olmasın. Ben 90 yılından itibaren yollarım Güngören’le kesişti. Daha önce de geliş gidişlerim var ama Güngören’de işyerim oldu. Buradaki işyerimizle birlikte insanlarımıza burada merhaba demeye başladım. Lokantamda insanlara güzel lezzetli yemekler sattım. İnşallah memnun etmişimdir o gelen lokantamıza misafir olan hemşehrilerimi çok güzel anılarım var. Açıkçası bir nebze de eşimle de Güngören’de tanıştım diyebilirim. Biz hayat yolculuğuna bir nevi Güngören’den yola çıktık. Güngören’in bizim kalbimizde özel bir yeri var. Onun için sizler benim çok can komşularımsınız. Güngören’de hızlıca mezbahanın dönüşümünü bitirmiştik. Projesinde değişiklikler yaptık. İçine çok güzel bir kütüphaneyi, bir kreşi daha sonra kreş sayısını ikiye çıkardık. Hem Gençosman’da hem Tozkoparan’da daha fazlasını yapacağız Güngören’e göreceksiniz. Burada iki otoparkı hizmete açtık. Teknoloji atölyesini, mahalle evini, yine Güngören Meydanı’nı toparlıyoruz. Gençosman Mahallesi’nde özellikle yıkılmış olan Doğankent Sitesi’yle ilgili kentsel dönüşümümüz bitmek üzere mart ayında vatandaşlarımız. Oradaki tapularını teslim edeceğiz. Her işimizi başlarken nasıl başlıyorsak, bitirirken de insanların memnuniyetini en üst seviyede tutarak işlerimizi bitirme gayreti içinde olduk.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM İLGİLİ OY AVCILIĞI YAPMADIK BU KONUDA İNSANLARI DUYGULARINI İSTİSMAR ETMEDİK”
Bakın bütün İstanbul’un ihtiyaçlarını giderirken çok özenli davrandığımız işlerimiz var. Bu dönemde yoksullukla mücadele ediyor insanlarımız. Emeklilerimizin durumu ortada. Dar gelirlilerimizin durumu ortada. Özellikle özellikle artık hane halkının geliri çok büyük oranda açlık sınırının altında biz de. Bu dönemde bu sıkıntıyı, bu yokluğu gördükçe özellikle sosyal yardımları en üst seviyeye tırmandırdık. Ama bu şehirde özellikle sosyal destek alan vatandaşlarımızın, hanelerimizin sayı neredeyse 14 bini geçti. Yine aynı zamanda biz bütün biliyorsunuz İstanbul’da 100 bin öğrencimize bu sene üniversite bursu verdik. 7 bin 500 lira verdik. Seneye bu 100 bin gencimize vereceğimiz üniversite bursunu 15 bin lira olarak ilan ettik. Aynı zamanda eğer bir haneye tek emekli maaşı giriyorsa o hane için yılda 10 lira pazar desteği vereceğiz. Emeklilerin de yanında olacağız dar gelirlilerin de yanında olacağız. Kentsel dönüşümü çok önemsiyoruz. Az önce Yüksel Başkanım sizinle burada tanıştı. Yüksel başkanımızın şu anda kurduğu en önemli masalardan bir tanesi kentsel dönüşüm masası ve bu masada çok özenli bir çalışmayı hem KİPTAŞ ile büyükşehir belediyemizin diğer birimleriyle çalışıyor. Bu konuda oy avcılığı yapmadık insanların duygularını istismar etmedik bu ciddi yaklaşımımızla büyük bir atılım yaptık.
“BİZ SİZE 650 BİN KONUT YAPACAĞIZ DİYE SİZİ ALDATMIYORUZ”
Tüm riskli yapılara sabit, taksitli ödeme desteği bundan önce de sunduk bundan sonra sunmaya devam edeceğiz. Bakın dar gelirli vatandaşlarımıza ait 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’nı belediye olarak biz karşılayacağız kentsel dönüşümde. 50 bin riskli konut içinde dar gelirli emeklilerimize ait olan konutlarının inşaat maliyetini dar gelirli sınıfında ise yüzde 65’ni yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz karşılayacağız. 25 semtte yerleri belirlenmiş 20 bin yeni konutun yapımına başlayacağız. Biz size 650 bin konut yapacağız diyerek sizi aldatmıyoruz yapılacak şeyi söylüyoruz. 40 semtte 60 bin konutta eğer güçlendirmeyi tercih ederek yapılarını güçlendirmek isteyen vatandaşlarımız olursa onların da güçlendirme süreçlerine destek olacağız. Kentsel dönüşüme giren vatandaşlarımızla sabit taksitle iki yıl vadeli faizsiz ödeme desteğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz sunacağız. Sadece ev sahiplerine değil, bakın bunu ilk biz başlattık kiracılara da 7 bin lira ek kira desteği vereceğiz, kiracılara da. Şimdi kiracıyı biz kapıya atamayız ki bina yıkılacaksa. Ev sahibi ve kiracı tüm emeklilere kentsel dönüşüm sürecinde ise ayrı bir destek sunuyoruz. Onların desteği dokuz bin lira olarak kira desteği vereceğiz. Emeklilere 9 bin lira. Bizim şimdi bu göreve talip olan anlayış. Farklıyız, gerçek ihtiyacı tespit eder, gerçek ihtiyaç üzerinden konuşuruz. Ne aldanırız, ne aldatırız. Memleketin kurumunu, insanını mutlu etmek adına kaynaklarını seferber eden bir anlayışla hareket ederiz.
“ACEMİ ADAY SEVİNCİMİ YARIDA BIRAKTI”
Kentsel dönüşümle ilgili aldatanlardan farkımız hakkaniyetle ve zamanında yapmamız. Bakın ne dedi hatırlayın Tozkoparan’da çok mutlular dediler. Biz Tozkoparan’daki konuşan insanlara baktık seyrettim hatta bir televizyonda bir genç çıktı dedi ki ben burada AK Parti gençlik kollarını kurdum dedi. Benide aldattılar, pişmanım diye medyaya demeç verdi. Ben demedim orada geçmişte kendilerine oy veren kişiler söyledi. Dolayısıyla az önce dediğim gibi ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. İstanbul’da bir süredir ilginç bir seçim dönemi yaşıyoruz. Bir bölümüyle bizi şaşırtıyor, bir bölümüyle şaşırtmıyor. Şaşırtan tarafı şu. Dediler ki ‘Polemikten uzak duracağım, sadece projelerimi anlatacağım’ dedi. Ben ona acemi aday diyorum kusura bakmasın. Bazen yüzümüzde acı da olsa bir tebessüm bırakmıyor değil. Fakat ben de sevindim dedim ki ne güzel çata çat pata pat proje konuşacağız. Ama sevgili acemi aday ne yazık ki sevincimi yarıda bıraktı.
“DAVETİYE DÖNDÜ ATEŞ TOPUNA ELİNİ DOKUNAN YANIYOR”
Açık söyleyeyim, projeci olduğunu anlatan sevgili acemi aday biraz su kaynattı polemikleriyle gündeme geldi. Önce dedim ki, hadi bakalım seçimin fıtratında bu var. Bir der, iki ders sonra işine bakar ama ne mümkün. Gitti projeye geldi polemik. Polemik aşağıya polemik yukarıya açık söyleyeyim 40 kere tekrarlanmış yalan ezberlerle, laflarla beş yıldır bana yapıştırmaya çalıştıkları laflarla bana polemik üzerinden sataşmaya gayret etti. Anladım ki adayda baktık ki işleri, güçleri polemik. Olsun dedik biz polemiği anlarız, dinleriz, cevabını veririz. Bakın söyleyeyim. Hayal kırıklığı yaşadım açıkçası. Bir gün hatırlar mısınız, neler söyledi? Bir gün çıktı bir davetiye var ortada. ya davet aşağı davet yukarı. Bizim kültürümüzde, ahlakımızda, davet edilmek, davet etmek güzel şey değil midir? Davet edene Allah razı olsun dersiniz, davete icabetle bizim kültürümüzle, ahlakımızda vardır. Vay efendim davet edilmedi, yok edildi, edilmedi, yok aslında not gönderildi. Ortada bir davetiye var. Davetiye dön de ateş topuna elini dokunan yanıyor. Kim etti ortada? Davet eden yok. Açıkçası bu komik duruma düşmelerine bir yanıyla üzülüyorum. Bu acele adaya İstanbul adaylığı birkaç beden büyük geldi. Bunu anlatıyorum çünkü bu acemiliğini resmetmek zorundayım ki siz de bunu görün anlayın. Vatandaşımız da görsün anlasın. Bu anlamda gerçekten kötü bir sınav veriyor. Keşke projeleri konuşsa. Biz de projelerini dinlesek.
“ERDOĞAN’IN DEMOKRASİ ANLAYIŞI TAM DA BU. KENDİ KAZANIRSA MİLLİ İRADE BAŞKASI KAZANIRSAK YANLIŞLIK”
Yapamayacağı işleri vadetme konusunda maharet gösteriyor o ayrı. Ama bir başka konu daha var. Söyleyeyim onu da. İki konuda doğruyu söyledi. Bir tanesi yüzde 87 Ekrem İmamoğlu projelerini yaptı dedi. Bir doğrusu oydu. Bir de dedi ki Allah vermesin yine deprem bölgesinde İstanbul koştu deprem bölgesine yetişti dedi. Dilim sürçtü diyor ama Allah konuşturuyor. Şimdi dün ilginç bir konu daha yaşandı. İlginç bir konu daha yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanı dün doğum gününde benim için bu şahıs nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı dedi. Kendi seçim kazandı mı onun adı milli irade. Sandığa yansıdı. Ama ben seçim kazandığımda ne hikmetse birden adı yanlışlık oldu. Yanlışlık koyduğu ifade aslında bize bir başka mesaj veriyor. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade, başkası kazanırsa yanlışlık.
“6 MAYIS 2019’DA GÜLE OYNAYA MİLLİ İRADEYE DARBE YAPTILAR”
Şimdi asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfekle hain bir grup milli iradeye el koymak istedi değil mi hatırlayın. 252 vatandaşımızı kaybettik. Şehitlerimizi buradan rahmetle minnetle anıyorum. Ne yazık ki canları yitirdi bu akşam, doğru mu? Hepsinin ruhu şad olsun. Onların direnciyle, milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Doğru mu? Bak ben size bir şey söyleyeyim mi darbe sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Onu da söyleyeyim. Darbe iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına almasıyla da olur. ve 6 Mayıs’ı hatırlayın, 6 Mayıs 2019’u. 6 Mayıs 2019 akşamı İstanbul’da milli iradeye karşı adı konmamış bir darbe yapılmıştır. Seçimi iptal ettiler seçimi. İşte sadece seçimi iptal etmediler. Ne dediler? Sandıklarda 700 tane terörist var dediler. Peki ne oldu sonunda? Kimse ceza almadı. Hani terörist? Hani terörist yok? Yani ne yaptılar? Sırf bir seçimi başkası kazandı diye yalan konuştular seçimi iptal ettirdiler. Milletin demokrasiyle olan bağını koparmak istediler. Ne dediler? Oy çaldılar dediler. Dava bitti, oy çalan kimse yok. Bize demokrasi nutukları atan o beyefendi ne dedi hatırlayın. Sen on üç bin oyla İstanbul seçimini kazanacağını mı zannettin dediler. Doğru mu? On üç bin oyu beğenmedi. Ne dedi bir şey daha dedi. Çaldılar ifadesi hukuki değil ama siyasi bir ifadedir dedi. Yani anlayacağınız 6 Mayıs 2019 ‘da ne yaptılar biliyor musunuz? Güle oynaya Milli İradeye darbe yaptılar.
“HERHALDE 2 HAFTA KÜLLİYEDEN ÇIKMAZ”
15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak demokrasiye sahip çıktılar işin özü bu. Keşke ders almış olsaydık. 806 bin oy farkı olunca Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musunuz? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz. Çünkü, bu millet yanlışlıkla denilen o tarz cinliklerine artık uyandı. Bu millet tecrübe kazandı. Sizin oyunlarınıza karşı bu millet bağışıklık kazandı bağışıklık. Bu millete yeni oyunlar kurma fikrini aklınızdan çıkarın kardeşim. Bu millet size bu fırsatı vermeyecek. Bu millet, ne istiyor bizden biliyor musunuz? Çıkın er meydanında bizimle mertçe güreşin kardeşim gücünüz varsa. Millet kimi seçerse seçsin. Ondan sonra işine baksın. İşini ondan sorsun. Kim seçilirse el üstünde tutulur. Tamam bir genel seçim yapıldı seçildin işine bak.
“EN ÇOK DUAYI KREŞLERİMİZDEN, YURTLARDAN, BURSLARDAN ALIYORUZ”
Türkiye’nin şu andaki sorunları ne kadar büyük, farkında mıyız? Mesela mülteci sorunu. Mülteci sorununu konuşuyor muyuz? Konuşmuyoruz. Daha yakın zamanda en çok bu tartışılırdı. Gencecik kızlarımız var orada. Pırlanta gibiler. Bak burada da kızlarımız var. Oğullarımız var. Bizim mülteci sorunu kadar, eğitim sorunumuz var, eğitim. Eğitimi berbat ettiler. Çocuklarımızın aklı karışık, gençlerimizin aklı karışık. Belki en çok duayı, kreşlerimizden alıyoruz. En çok duayı, verdiğimiz burslardan alıyoruz. Niye? Ekonomik olarak eğitim kötü etkilendi. Özel okullar çok zor durumda. Çocuklarını okullara yollayamıyor aileler. Eğitim sistemi, baştan sona arızalı. Doğru mu? Bakın onu da konuşamıyoruz. Başka bir şey; adalet sorunu var bu ülkede, adalet. Adalet yok bu ülkede. Adalet sorununu da konuşamıyoruz. Nüfus yaşlanıyor. Bakın bunun çok büyük etkilerini yaşayacağız. Bunu da konuşamıyoruz. İstanbul’da, en fazla vatandaşımızın konuştuğu konulardan bir tanesi de ne biliyor musunuz? Özellikle çocuklara, özellikle gençlere uyuşturucu meselesi, uyuşturucu. Doğru mu? Niye bu sorunları konuşamıyoruz. Bu sorunları niye çözmüyorsun? Niye biliyor musunuz? Bunları bastıran çok acı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız da onun için. Üç haneli enflasyon, üç haneli.
“YANI BAŞIMIZDA SAVAŞAN ÜLKELERDE BİLE”
Bakın; yanı başımızda savaş var. Hem insanların canına kıyılıyor Filistin’de hem kuzeyde savaş var. Bakın o savaş olan ülkelerde bile bu denli yoksulluk, bu denli üç haneli faiz, enflasyon konuşulmuyor. Ülkemizde, milletimizin cebindeki parası, pul oldu. Emeklimiz zor durumda. Dar gelirli zor durumda. Asgari ücret yetmiyor. Sen, bu milletin bu sorunlarını milletin bu sorunlarını çözmek yerine, ‘Ekrem İmamoğlu aşağıya, Ekrem İmamoğlu yukarıya.’ Doğru mu? Bu millet, 2023 yılının Mayıs ayında seni seçti. ya işine baksana. Enflasyonu düzeltsene. Ekonomiyi düzeltsene. Yok, aklı fikri İstanbul’da. 2-3 hafta sonra sokak sokak, mahalle mahalle İstanbul’un ilçelerini gezerse, şaşırmam. Düştü artık pazarlara. Eminim her akşam beni rüyasında görüyordur. Bu millet sana şans verdi. Şansını iyi kullanmıyorsun hükümet. Şansınız iyi kullanmıyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı. Ekonomiyi düzeltin. Aradan 10 ay geçti. Millet zor durumda. Bırakın bu seçimi, sandıkta kim kazanırsa, işini o yapsın İstanbul’da.
“SİZE, HİÇBİR ZAMAN YAPAMAYACAĞIM İŞLERİ VADETMEDİM”
Ben, hiçbir vatandaşımı bugüne kadar aldatmadım. Size, hiçbir zaman yapamayacağım işleri vadetmedim. Hep kalbi de aklı da sizin için çalışan ve sizlere açık bir insan oldum. Olmaya da devam edeceğim. Yaşınıza göre beni evladınız, yaşınıza göre beni kardeşiniz, yaşınıza göre beni abiniz olarak gördünüz. Bu benim için dünyanın en büyük zenginliği. Size çok inanarak bir şey söyleyeceğim? Bu seçim var ya, çok önemli bir seçim. Bu seçim, bu iktidarın kulağını, böyle az değil ama, asılarak çekme seçimi. Bu, köprüden son çıkış. Bakmayın sizi tehdit etmesine. Bizim milletimizi tehdit edecek kişi, anasının karnından doğmadı kardeşim. ‘Oy vermezseniz, size hizmet yapmam’ demesine hiç aldırış etmeyin. Tehdit ediyor. Niye biliyor musunuz? Söyleyeyim mi niye? Sözüm ona kürsüden sizi tehdit ediyor ya, ‘Oy vermezseniz hizmet yapmam’ diye niye tehdit ediyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, korkuyor. En çok korktuğu şey millet. Korktuğu için tehdit ediyor. Ey milletimiz; gücünüzün farkına varın.
“ATOM KARINCA GİBİ ÇALIŞTIM KARDEŞİM”
İstanbul, 2029 yılında bizi tercih etti. Doğru mu? Hep birlikte, büyük bir demokrasi şöleni yaşadık. Doğru mu? Bakın ne dedim? Ben çıktım, ‘Onları şaşırtacağım’ dedim. ’18 günde deli ettim. 5 yıl onları deli edeceğim’ dedim. Atom karınca gibi çalıştım kardeşim. Atom karınca gibi çalıştım. Ne oldu? Korktu. O tarihe kadar tüm yatırımları durdurduğu İstanbul’da, başladı ufak tefek iş yapmaya. Ufak tefek iş yapmaya. Şimdi bak; Sirkeci-Kazlıçeşme trenini açtı mesela. Apar topar, ‘Açılışa yetiştirin’ diye kıyametleri koparttırdı. İnşallah yanlış bir iş yapmadılar. Neyse; gelir biz çözeriz. Onları da düzeltiriz. Dün anlatıyordu ya hani, ‘Oy vermeyene hizmet etmem’ diye İstanbul, 2019’da onu dize getirdi. İstanbul, 2019’da bizi seçti. Onu ayılttı, kendine getirdi. Seni gidi seni. Sen demek bundan anlıyorsun öyle değil mi? Şimdi milletimizden istediğim şu: Eğer bu iktidarın ekonomiyle, eğitimle, mültecilerle ilgili sorunlarla ilgilenmesini istiyorsanız, milletçe bize oy vermelisiniz bize. Belki kendine gelir. Belki kendine gelir, biraz ayağa kalkar. Ekonominin farkına varır.
“BEN ZATEN ÇOK FARK ATACAĞIM AMA, GELİN ŞU FARKI İKİYE, ÜÇE KATLAYALIM BE”
Bunlar, her aldığı oyla daha fazla kibirleniyorlar. Bunlar, her oyla milleti daha fazla hor görüyor. Hatta inanın, biraz fazla oy alsınlar, bu seçimde daha fazla zam yapacaklar. Daha fazla zam. Millete daha büyük sıkıntı yaratacaklar. Onun için, ben zaten çok fark atacağım ama, gelin şu farkı ikiye, üçe katlayalım be, ikiye, üçe katlayalım. 31 Mart’ta yeni bir pencere açılsın İstanbul’da, Türkiye’de. Çok daha müreffeh, çok daha ılımlı, çok daha kavgasız, işiyle konuşulan, işiyle tartışılan, kim daha çok iş yaptıysa onun oy aldığı, onun daha güçlü olduğu bir Türkiye inşa edelim. Var mıyız Güngören. Ne yapacağız? Oy pusulasında İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na mührü basacağız. Güngören’de Yüksel Yalçın’ın olduğu yere mührü basacağız. Tamam mı Güngören?
“NEDİR YA? KRALLIKTA MI YAŞIYORUZ”
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kurulduğundan beri, Mustafa Kemal Atatürk fikri hür, vicdanı hür nesiller istedi bu ülkede. Onun için, koltuğa gelen haddini bilecek, haddini. Ben, İstanbul’un Belediye Başkanı isem, sadece sizi temsil ediyorum. Sizin paranızı ahlaklı, erdemli, her kuruşunu dikkatli harcayan, hesabını veren, asla bir kuruşuna bile zeval getirmeyen bir şekilde, şeffaf… Nedir ya? Krallıkta mı yaşıyoruz? Yok öyle bir şey. Şurada gördüğünüz güzel kızımız var ya, o güzel kızlarımız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Şuradaki ablamız ne kadar, o beyaz yaşmaklı güzel ablamız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Buradaki herkes en az benim kadar hak sahibi. Bu millete hakkını vermeye devam edeceğim kardeşim. Onun için İstanbul’da her şey çok güzel olacak. Allah’ın izniyle, her şey çok güzel olmaya devam edecek. Sizin duanızla, sizin gücünüzle, sizin o güler yüzünüzle tam yol ileri İstanbul, tam yol ileri.”
]]>
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği’ni ziyaret etti. Kurum, “Hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız; işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık” dedi.
İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da, Trabzon İli Şalpazarı İlçesi Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği’nde açıklamalarda bulundu. Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
Konuşmasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde Karadeniz’de birçok projeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Kurum, “Karadeniz’in iyi gününde, kötü gününde hep yanındaydık. Karadeniz’de seller oldu; biz Kastamonu’da, Rize’de, Giresun’da, Bartın’da, Trabzon’da, Araklı’da milletimizin elini sımsıkı tuttuk, hiç bırakmadık. Bir söz verdik o sözü Trabzon’da yaptığımız konutlarla tuttuk, Çömlekçi’de, Sultan Fatih’in şehri Trabzon’umuza yakışır bir kentsel dönüşüm projesini gerçekleştirdik. Trabzon Meydanı’na gittiğinizde bizim izimizi görürsünüz. Maraş Caddesi’ne gittiğinizde o binalarda yapmış olduğumuz düzenlemelerle bizim izimizi görürsünüz. Avni Aker Stadı’nın olduğu yerde bir millet bahçesiyle birlikte, Trabzonspor’umuzun başarılarının orada ilelebet dalgalanacağını o müzemizi, millet bahçesinde oynayan çocuklarımızın kuş cıvıltıları içerisinde yürüdüğüne şahitlik edersiniz” dedi.
Kurum diğer illerde yapılan projelerle ilgili de, “Rize’ye gittiğinizde, Rize merkez çarşıdaki o dönüşümde milletin, esnafın orada huzurla vakit geçirdiğini görürsünüz. Yapılan konutlarla birlikte dönüşümün gerçekleştirdiğini görürsünüz. Ayder’e gittiğinizde, o dünya güzeli Ayder’imizde yapmış olduğumuz çevre doğa koruma projesini görürsünüz. Kastamonu Bozkurt’ta selden sonraki düzenlediğimiz şehir meydanını, Giresun Dereli’de selden sonra ‘acaba bu ilçe bir daha ayağa kalkar mı?’ dediğiniz yerde, ilçenin yeni modern yüzünü görürsünüz. Ordu’ya gittiğinizde; Ordu’daki millet bahçesini ve oradaki sosyal konutlarla eserlerimizi görürsünüz. Samsun’da, Toybelen’deki sanayi sitemizi, Toybelen’de vatandaşımıza, esnafımıza hazırladığımız projelerimizle esnafımızı mutluluk içerisinde iş yaparken görürsünüz. Hülasa Karadeniz’in her ilinde bu kardeşinizin emeği var. Nerede bir sıkıntı olsa biz milletimizi yalnız bırakmadık, milletimizin elini sımsıkı tuttuk.” şeklinde sıraladı. İstanbul için gece gündüz durmadan çalışacaklarını belirten Kurum, konuşmasına, “Depremlerde, sellerde, yangınlarda beraber mücadele ettik ve şimdi tüm birikimimizle, tüm tecrübemizle, tüm liyakatli kadrolarımızla birlikte ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. İstanbul’un meselelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanıyoruz” diye konuştu.
“İstanbul böyle göz ardı edilirse şu günleri mumla arayacağız”
İstanbul’un son 5 yıldır ihmal edildiğini belirten Kurum, “İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik ve deprem geliyor. İstanbul’umuzda bugün trafik çile haline gelmiş. Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği bir 5 yılı yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık. Kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, dava arkadaşım dediği il başkanını saf dışı bırakan, ablam dediği İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan ve bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla şu 5 yılı geçirdik maalesef. Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız” sözleri ile eleştirdi. Megakent için durumun giderek kötüye gittiğinin altını çizen Kurum, “İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek; trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister” diye konuştu.
“Bizim aynamız, işimiz; referansımız, milletimiz”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, 31 Mart seçimlerinin; Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için önemine vurgu yaptı. Kurum, “Şöyle geriye dönüp baktığınızda Kartal’da İlçe Belediyesi’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı bir yatırımı görebilir misiniz? Göremezsiniz çünkü yapmadılar. Böyle bir dertleri yok. Kartal’ın geleceği adına bir hayalleri yok. O yüzden 31 Mart işte bu kararları vereceğimiz bir seçimdir” dedi.
Kurum, mevcut İBB yönetimini daha önceki söylemleri nedeniyle eleştirerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler; diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın’ diyenler var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar var; diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş var; diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz?’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak. Bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın yerli ve milli sanayisiyle birlikte büyümesinin kararı olacak. Bu seçim, 31 Mart’ta çocuklarımızın geleceği adına vereceğimiz kararı ve bu kararla birlikte kaderimizi belirleyecek seçim olacak. Bu seçim, bu şehirde hiçbir vatandaşımızın endişe içerisinde uyumadığı ve bu şehirde tüm riskli binaların dönüşümü için karar verildiği seçim olacak” dedi.
Hizmet Belediyeciliği anlayışı ile yollarına devam edeceklerini söyleyen Kurum, “Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüğüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta olacağız. Hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız; işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Manisa’da; “Ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını, önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz” dedi. Erdoğan ayrıca, “Cumhurbaşkanı, bu kardeşiniz. Hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak? Herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
“BİR ÖNCEKİ GİBİ, 13 KEZ GİRDİĞİ SEÇİMLERDEN NETİCE ALAMADAN EYVALLAH DEYİP GİTTİYSE BUNUN DA AKIBETİ AYNI OLACAK”
“Manisa’ya geçtiğimiz mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakı’na Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 50, milletvekilliğinde yüzde 49 oy oranıyla verdiği destek için teşekkür ediyorum.
Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen biri var. Buradan kendisine sesleniyorum, hiç merak etmesin, kendini boşuna paralamasın, boynuna vurulan prangalardan kurtulacağı gün çok yakındır. Manisa’nın da desteğiyle 31 Mart’ta onu da özgürleştirerek maruz kaldığı eziyetten kurtaracağız. Bir önceki gibi, 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan eyvallah deyip gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak.
Dikkat ederseniz içeride ve dışarıda birileri ısrarla milletimizin moralini bozmak, canını sıkmak, umudunu köreltmek için her yolu deniyor. Türkiye’nin sıkıntıları yok mu? Elbette var. Ama bunları çözecek olan program da irade de tecrübe de milletiyle, devletiyle, cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle yine bizdedir. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden, hiçbir program ve proje geliştirme zahmetine katlanmadan milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak boynumuzun borcudur.
“ÇALIŞANLARIMIZIN DERTLERİ Mİ VAR, BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”
Türkiye’yi, geçtiğimiz 21 yılda 3 kattan fazla nasıl büyüttüysek, sanayimizi, tarımımızı, ticaretimizi nasıl küresel rekabete hazırladıysak bugünkü meseleleri de öyle hal yoluna koyacağız. Hiç endişe etmeyin. Çalışanlarımızın dertleri mi var, birlikte çözeceğiz. Emeklilerimizin sıkıntıları mı var, birlikte aşacağız. Esnafımızın ihtiyaçları mı var, birlikte gidereceğiz. Gençlerimizin hayalleri mi var, birlikte gerçekleştireceğiz.
Uzunca bir süredir yaşadığımız bütün saldırıların, bölgesel ve küresel krizlerin, kimi politikalarımızın eksik kalmasından kaynaklanan meseleleri birer birer çözüme kavuşturacağız. Bilhassa, ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz. Vatandaşlarımızın her biri ülkenin büyümesiyle, güçlenmesiyle, imkanlarının artmasıyla ortaya çıkacak kaynaktan hak ettiği payı mutlaka alacaktır.
Ülkenin esenliğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, milleti umursamayan muhalefet anlayışının ilkesiz, ölçüsüz ve sorumsuz politikaları, yaşadığımız sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. CHP’nin lokomotifliğini yaptığı bu anlayış, Türkiye düşmanı tüm çevrelerle birlikte PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekten dahi çekinmemiştir. Mayıs seçimlerinde kurulan altılı masanın gerisindeki silüetleri unutmadık. Daha önce 2019 seçimlerinde yapılan gizli ittifakları unutmadık. Şimdi 31 Mart için İstanbul ve Mersin gibi yerlerde kurulan kirli ittifakların da farkındayız. Son dakika oynanan oyunların, listelerde yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Bunlarda mertliğin, delikanlılığın, harbiliğin ve hasbiliğin zerresi olmadığı için her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler.
“MANİSA SARUHAN’DA OLDUĞU GİBİ ADAY LİSTELERİNİ ZAMANINDA VEREMEDİLER”
Hatırlarsanız, eski CHP Genel Başkanı’nın kurdukları masa dışındaki bir parti genel başkanıyla yaptığı bakanlık ve bürokrasi pazarlığı seçimden sonra ortaya çıkmıştı. Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı zaten kimsenin taktığı yok. Bu parti adına kimi isimlerin nerede ve kimlerle demlendiği belli değil. Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki, işte Manisa Saruhan’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler. Haftalar öncesinden günü, saati, yeri belli olan bir işi bile beceremeyecek kadar siyasetten, meseleden, gündemden uzak durumdalar. Çıkarları dışında, kişisel kariyerleri dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Türkiye’nin yönetimi bu zihniyete emanet edilmez. Şehirlerimizin geleceği, bu kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz. Üç beş belediye alacağız diye siyasi bölücülere bu derece teslim olunmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanların, emeklilerimizin beklentileri, hayalleri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.
Son 21 yılda Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.
“ANKARA VE MANİSA EL ELE VERECEK, HİZMETLER ARTARAK YOLUNA DEVAM EDECEK”
Cumhurbaşkanı, bu kardeşiniz. Hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak? Herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek.”
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye ilişkin, “Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki Manisa Saruhanlı’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler.” dedi.
Partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını acısıyla tatlısıyla geride bırakırken Türkiye Yüzyılı’na yeni bir şevk, heyecan ve güçle girdiklerini söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin sadece son çeyrek asırda verdiği mücadelenin dahi tek başına, gelecek dönemin ne kadar mühim olduğunu göstermeye yeterli olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte, güven ve istikrarın hem demokrasinin hem ekonominin gelişmesi için ne kadar önemli olduğunu müşahede ettiğini belirten Erdoğan, “Sınırlarımızı ve şehirlerimizi tehdit eden terör eylemleri sebebiyle can güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğunu yaşayarak gördük. Sokakları kaosa sürüklemek, ülkeyi ateşe ve kana bulamak isteyen karanlık mahfillerin huzurumuza kastedişine beraberce şahit olduk.” dedi.
Ülkenin esenliğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, milleti umursamayan muhalefet anlayışının ilkesiz, ölçüsüz ve sorumsuz politikalarının, yaşanan sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ektiğini söyleyen Erdoğan, “CHP’nin lokomotifliğini yaptığı bu anlayış, Türkiye düşmanı tüm çevrelerle birlikte PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekten dahi çekinmemiştir.” diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“Mayıs seçimlerinde kurulan Altılı Masa’nın gerisindeki silüetleri unutmadık. Daha önce, 2019 seçimlerinde yapılan gizli ittifakları unutmadık. Şimdi 31 Mart için İstanbul ve Mersin gibi yerlerde kurulan kirli ittifakların da farkındayız. Son dakika oynanan oyunların, listelerde yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Bunlarda mertliğin, delikanlılığın, harbiliğin ve hasbiliğin zerresi olmadığı için her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. Cumhur İttifakı, AK Parti’siyle Milliyetçi Hareket Parti’siyle, belediye başkan adaylarıyla, belediye meclis üyesi adaylarıyla tüm şeffaflığıyla ortadadır. Bu ittifakın gizli saklı hiçbir gündemi, pazarlığı, hedefi yoktur. Her şey milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir.
Peki CHP’nin kurduğu ittifaklarda böyle bir açıklık var mı? Hatırlarsanız, eski CHP Genel Başkanının, kurdukları masa dışındaki bir parti genel başkanıyla yaptığı bakanlık ve bürokrasi pazarlığı seçimden sonra ortaya çıkmıştır. Şimdiki CHP Genel Başkanını zaten kimsenin taktığı yok. Bu parti adına kimi isimlerin, nerede ve kimlerle demlendiği belli değil. Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki işte Manisa Saruhanlı’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler.”
“Seçim gecesi, gözüm Manisa sonuçlarında olacak”
Erdoğan, aday listelerinin belirlenmesine ilişkin tarihin haftalar öncesinden belli olduğunu dile getirerek, “Günü, saati, yeri belli olan bir işi bile beceremeyecek kadar siyasetten, meseleden, gündemden uzak durdular. Çıkarları dışında, kişisel kariyerleri dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini, kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Türkiye’nin yönetimi, bu zihniyete emanet edilmez, şehirlerimizin geleceği bu kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz. 3-5 belediye alacağız diye siyasi bölücülere bu derece teslim olunmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanlarımızın, emeklilerimizin beklentileri, hayalleri, hakları, bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, bu muhalefet anlayışının, politikasının Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi olmadığını söyledi.
“Allah göstermesin, bunların ellerine fırsat geçerse, ülkemiz ve milletimiz elindekilerden de olur. Muhalefet tarafı sadece konuşur, sadece yalan ve iftira ile kafaları karıştırmaya çalışır, sadece kendi küçük menfaatlerini korumaya bakar.” diyen Erdoğan, şehirleri Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle buluşturmak konusundaki ısrarlarının sebebinin de aynı olduğunu kaydetti.
Erdoğan, vatandaşlara şöyle seslendi:
“Manisa’da öyle bir ses verin ki ülkemizin her köşesinden duyulsun. Manisa, ecdadın emaneti Manisa, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı, Manisa ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun. Bilirim, Manisa verdiği sözü tutar. Seçim gecesi, gözüm Manisa sonuçlarında olacak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin karşısına hep eser ve hizmet siyaseti sözüyle çıktıklarını, bugüne kadar da sözlerini hep tuttuklarını ifade etti. Vatan topraklarının her köşesine asırlık ihmalleri telafi edecek yatırımlar yaptıklarını, her kesimden insanı layık olduğu hizmetlerle buluşturduklarını belirten Erdoğan, şehirlerin hiçbirini ihmal etmeden, hepsini eserlerle donattıklarını kaydetti.
“Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık”
Son 21 yılda Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını aktaran Erdoğan, şunları söyledi:
“Eğitimde şehrimize 5 bin 176 adet yeni derslik kazandırdık. Gençlik ve sporda 11 bin 240 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. UEFA standartlarında iki stadyumun da aralarında olduğu 122 spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 9 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 558 yataklı Şehir Hastanesi ile birlikte toplamda 2 bin 415 yataklı 28 hastanenin de aralarında olduğu 76 tesisi tamamlayıp hizmete sunduk. Yatak kapasitesi 400 olan Salihli Devlet Hastanesi dahil 5 sağlık tesisimizin yapımı devam ediyor. Proje aşamasındaki 450 yataklı Akhisar Devlet Hastanesi ve 50 yataklı Saruhanlı Devlet Hastanesiyle birlikte çok sayıda sağlık tesisimizi şehrimize kazandırmak için gayret ediyoruz.”
TOKİ vasıtasıyla 8 bin 783 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 3 bin 217 konutun yapımının ise devam ettiğini açıklayan Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 12 bin 111 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Erdoğan, şehir sınırları içerisindeki atık su arıtma tesisini 5’den 19’a çıkardıklarını dile getirerek, belediye nüfusunun yüzde 93’üne hizmet verdiklerini kaydetti.
Manisa’da ulaştırmada 81 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol mesafesini 628 kilometreye çıkardıklarını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bir kısmı Manisa il sınırlarından geçen İstanbul-İzmir Otoyolu ve Sabuncubeli Tüneli ile şehirler arası ulaşımı kolaylaştırdık. Manisa’nın çeşitli yerlerinde inşası süren yol çalışmalarını önümüzdeki yıllarda peyderpey hizmete açacağız. Bandırma-Balıkesir-Manisa demir yolu hattını modernize ettik, ilimizdeki tüm demir yolu hattını yeniledik, Akhisar’a yeni bir gar binası yaptık. Manisa-Uşak-Afyonkarahisar arasındaki 415 kilometrelik mevcut hattı da elektrikli ve sinyalli hale getirmeyi planlıyoruz. Ankara-Afyon-Manisa-İzmir yüksek hızlı tren hattının yapımı devam ediyor. Bu projenin tamamlanmasıyla Manisa, İstanbul, Ankara, Konya, Sivas ve yapımı süren diğer tüm hızlı tren hatlarıyla entegre olacak.”
“Hizmetler artarak yoluna devam edecek”
Erdoğan, son 21 yılda Manisa’ya 33 baraj, 1 içme suyu tesisi, 47 sulama tesisi, 77 dere ıslahı projesi, 11 gölet, 14 yer altı depolama tesisi, 2 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını söyledi.
Kapasitesi 448 milyon metreküp olan Akhisar Gördes Barajı’nın yapımını bitirerek 150 bin dönüm arazinin sulanabilmesine imkan sağladıklarına vurgu yapan Erdoğan, “İnşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 240 bin dekar tarım arazisini sulamaya açtık. Halen inşası süren 7 baraj, 2 depolama tesisi ve 9 sulama tesisi daha var. Manisalı çiftçilerimizi 28 milyar lira tutarında tarımsal hibeyle ve yatırımla destekledik.” diye konuştu.
Sanayi ve teknolojide ise 4 yeni organize sanayi bölgesi, 1 teknopark, 32 AR-GE merkezi ve 6 tasarım merkezi kurduklarını, Soma Organize Sanayi Bölgesinin inşasına da başladıklarını belirten Erdoğan, istihdamı desteklemek için Manisa’daki işverenlere yaklaşık 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdiklerini söyledi.
Erdoğan, enerjide 254 bin abonesi olan Manisa’ya ve ilçelerine doğal gaz arzını sağladıklarını, Selendi ve Köprübaşı’na da yakında doğal gaz arzı sağlamayı hedeflediklerini bildirdi.
Manisa’ya yapılan yatırımları katlayarak artıracaklarını bildiren Erdoğan, “Cumhurbaşkanı bu kardeşiniz, hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak, herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Mitingden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Manisa’nın il ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı.
Mitinge, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da katıldı.
Miting alanına “Manisa’nın göz bebeği, ak kadınların yareni, ilçeleri, köyleri ‘Reis’ diyor dilleri”, “Bu filmin sonu yok”, “Şehzadeler diyarı, Yunus Emre divanı, sancağın altında yürüyoruz, Türkiye Yüzyılı’nın başkanı”, “Ömrün de davamız gibi uzun olsun reis” pankartları asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting sonrası Manisa Valiliğini ziyaret ederek Vali Enver Ünlü’den çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
(Bitti)
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz: “(Yerel seçim) 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak”
ANKARA – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Toplam 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Genel Merkezinde seçim hazırlıklarına ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yavuz, 81 ilden gelen partililerle seçim hazırlıklarına yönelik detaylı bir toplantı yaptıklarını söyledi. Şubat 2024’te resmi sandık kurul üyelerini verdiklerini ifade eden Yavuz, “Bir asıl bir yedek. 420 bin kişi teslim ettik. Biz çünkü kusursuz bu işleri hissetmeye çalışan bir partiyiz. Biliyorsunuz aday tesliminde bütün belediyelerde, hem büyükşehir, hem ilçe, hem beldelerde tamamen kusursuz bir şekilde ve eksiksiz bir şekilde zaman diliminde ‘alındı’ belgelerini almak suretiyle yaptık. Ama bir kısım partiler saat 17.00’den sonraya kaldığı için seçime girme hakkını kaybetti. Bunun böyle olmasını istemezdik elbette ama yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ilinin Saruhanlı ilçesi zamanında veremediği için seçime giremeyecek. Mesela o Saadet Partisi’nden gireyim dedi ama bence oradan da giremeyecek. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun daha önce vermiş olduğu karar var. Diyor ki bir partiden aday olan bir kişi aynı seçim döneminde o seçim döneminde o ilgili partiyi, mesela Saadet Partisi istifa edip adayı ve öbür aday girmiş olsa bile bu olmaz diye YSK kararları var. Çünkü o bir başka partinin adayı olduğunu ilan etmiş geç de olsa, listeyi geç de olsa verip ilan ettiği için o seçim döneminde olamaz diye bir kararı var. Başka birçok il ve ilçe var, büyük şehirlerde giremeyen, yetişemeyenler var. İllerde var, ilçelerde var, beldelerde var. Biz o duruma düşmemek için çok titiz çalıştık gerçekten. Çok böyle biraz gerginleştik strese de girdiğimiz anlar oldu ama bizim teşkilat mensuplarımızın bu konudaki diri hali, çalışkan, zamanında iş üretme şekli ve bizimde buradaki koordinasyonumuzla çok şükür o halloldu” dedi.
Sadece müşahit olarak 420 bin ve bunların yanında okul sorumlularının ve kat sorumlularının olduğunu aktaran Yavuz, “Bu rakamları şunun için telaffuz ediyorum. Yani söylediğimiz rakamlar rastgele değil. Bir milyon kişi çok aktif rol alacak. İşte o bir milyon kişinin aktif rol almasının altını doldurma adına sadece seçim kurullarına verdiğimiz sayı 400 bin. Sadece müşahit olarak ilk etapta sandıkta görebileceğimiz kişi 420 bin ve bunların yanında okul sorumlusu, kat sorumlusu, çağrı merkezi sorumlusu vesaire dediğimizde ortalama bir milyon oluyor. Bir milyon da lojistik sağlayan var. Onun için 2 milyon toplam teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” diye konuştu.
Seçim gününün çok önemli olduğunu söyleyen Yavuz, “Nereden anlıyoruz? 2 milyon kişinin aktif rol aldığı sadece bir partide bir organizasyondan bahsediyoruz. Şimdi 2 milyonu koordine edebilmeniz için o günkü bütün iş ve işlemleri kusursuz gerçekleştirebilmeniz için bir kere bu kitleyi belirlemeniz gerekir. Onları bilgilendirmeniz gerekiyor. Koordinasyon kurgularınızı, çalışmalarınızı oluşturmanız gerekiyor. Bunun için biz sandık rehberlerimizi hazırladık mesela. Müşahit kartlarımızı hazırladık. Kendilerine vereceğiz. Arkasında müşahidin sorumlulukları var sandık rehberimizi hazırladık. Bu süreçte 138 sayılı genelgeyi hazırladık. YSK hazırlıyor sandık başkanlarına veriyor ama biz onu da hazırladık” ifadelerini kullandı.
Sonuç Alım Sistemine girecek çizelgeleri hazırladıklarını açıklayan Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz o gün SAS’la birlikte bütün arkadaşlarımızı belirleyelim, eğitelim, koordine edelim ama bu işi bir sistem üzerinden yapalım. O sistemin adı da sonuç alım sistemi. Sonuç alım sistemine biz Türkiye’de ilk verileri giren partiyiz. Yani bir takım partiler bu anlamda meseleyi anlamadığı için gelişigüzel eleştirilerde bulunuyorlar. Mesela diyorlar ki ‘partinin seçim işleri başkanı açıklama yaptı. Dedi ki ben yedide sonuçları bildim, bana ulaştı. Demek ki YSK’dan veri alıyor.’ Bilmiyorlar ki YSK’ya veri gitmiyor zaten. YSK’ya veri yerinde gitmesi mümkün değil yani. Yavaş yavaş gitmeye başlar. Neden? Yüksek Seçim Kurulu daha doğrusu ilçe seçim kurulu giden bu veriyi YSK topluyor ve partilere vermek suretiyle yayıyor. Niye gitmez? Çünkü sandık sonuç tutanaklarına bağlayıncaya kadar orada saat geçer. Biz halbuki sandık sonuç tutağına bağlanmadan önce bu arkadaşlarımıza teslim etmiş olduğumuz çizelgeleri, daha okurken pusulaları not alıyor daha sandık sonuçlarına geçmeden ikinci okuma yapmadan bizim sisteme giriyor veya bildiriyor biz onun için çok erken biliyoruz. Bütün o yani hem bizim veriyi hem sandık kuruluş tutanağını hem seçim kurulunun partilerle uç paylaşmak suretiyle bize aktardığı o karşılaştırıyoruz. Nerede bir hata varsa o hatayı zamanında düzeltmeye çalışıyoruz. Dedi ki bizim o gün bütün şikayetlerimizi, bütün itirazlarımızı ilgili YSK kararlarını da makbul dilekçelere bağlamak suretiyle belirlediğimiz bir modülü var onun. İtiraz şikayet modülü. O gün öyle manuel bu işi çok hızlı gerçekleştirmeniz mümkün değil diye her şeyi anında o sistem üzerinden, itirazlar ve şikayetleri de yürütmeye çalışıyoruz. Hülasa biz bütün bu çalışmaları bu saatten sonra seçim gününü daha iyi planlayalım. Daha iyi işletelim diye yapıyoruz.”
Partilerin seçim sürecine çok özel hazırlandıklarını belirten Yavuz, “Biz de onu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Diliyoruz ki seçim günü, problemsiz, şaibesiz, şüphesiz hatasız, kusursuz bir gün işlesin. ve diliyoruz ki sandığa milli irade nasıl yansımışsa, bizim en büyük gayretimiz o. Biz sandığa, milli irade nasıl yansımışsa o şekilde sandıktan çıksın ve çıktığı haliyle de doğru düzgün birleştirme tutanaklarının yani ilçe seçim kurulundaki tutanaklara yansısın ve dolayısıyla il seçim kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine de aynı şekilde net bir şekilde yansımış olsun. Uğraşımız bunun içindir. Biz çok kurumsal bir partiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bir liderimiz var. AK Parti’nin teşkilatları gibi arkamızda bir teşkilat var. Onun için biz bu süreçleri hakikaten kurmuş olduğumuz bu sistemin de katkısıyla çok güzel işletiyoruz. Yine öyle olacak inşallah ve 1 Nisan’da, hatta 1 Nisan olmadan, belki seçimden sadece saatler sonra o güzel sonucu biz de almış olacağız. Yer yer de ihtiyatlı bir şekilde çünkü biz aldığımız her sonucu da basın mensuplarıyla paylaşamıyoruz. Çünkü diyoruz ki olur ya biz de hata etmiş olabiliriz. Manipüle olmasın, yanıltılmasın. Başka bir kısım partiler böyle düşünmese de biz bunu düşünüyoruz. Biz aldığımız veriyi genel hatlarıyla aktarmaya çalışırken bir yandan da ilçe seçim kurullarının verisini alalım ve ondan sonra daha sağlıklı ve daha net bilgileri, daha somut bir şekilde basın mensubu arkadaşlarımızla bütün Türkiye’ye aktarmış olalım diye de bir gayretimiz oluyor. Diliyorum ki güzel bir seçim olur. Diliyorum ki ben de AK Parti’nin seçim işleri başkanı olarak diliyorum ki o bir kısım belediyeler, AK Parti belediyeciliğinden biraz uzak kaldı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere. Bu seçimde inşallah Ankara ve İstanbul başta olmak üzere diğer tüm belediyelerde yine gerçek belediyeciliğin en güzel örneklerini ortaya koyacak bir sonucun sandıktan çıkması da nasip olur diye temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun ittifaklarına ilişkin sorusuna Yavuz, şöyle cevap verdi:
“Biliyorsunuz çok titiz bir şekilde yürüttük ve masada konuşulanları da paylaşmadık. Sadece paylaşılanları doğrultma adına veya paylaşılan bilgiler varsa ve eksikse onları tamamlama adına ara ara söz aldık ve söyledik. Diyorsunuz ki biz rahat olalım. İşte kayıt dışı konuşalım. Karşılıklı hangimizin ne düşüncesi varsa masaya koysun ve burada tartışalım sonuçta da neye karar vereceksek öyle karar verelim dediğimiz için o masada olup biteni biz bugüne kadar hakikaten anlatmadık. Dediğim gibi sadece eksik ve aksayan ve birtakım açıklamaların eksik olduğunu düşündüğümüz anlarda tamamlamak üzere yaptığımız açıklamaların dışında. Biz birçok partiyle müzakere ettik ama Milliyetçi Hareket Partisi’yle biliyorsunuz tam bir mutabakat halinde. Yani nerede birlikte olacaksak ona karar verdik. Nerede rekabet edeceksek ona birlikte karar verdik. Büyük şehirlerin tamamında ittifakla gidiyoruz. Diğer şehirlerin bir kısmında ittifakla giriyoruz. Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olarak oturduk, tartışıp niye birlikte olabiliyoruz? Niye olamıyoruz? Onları da gözden geçirdiğimiz güzel bir çalışma oldu.”
]]>
CHP’de skandal büyüyor: ‘Narkozun etkisindeyken imza attırdılar’ iddiası
Rezalete tepki gösteren çok sayıda partili eylem yaptı
EDİRNE – Edirne’de CHP içinde yapılan ön seçimle büyük bir farkla belediye başkan adayı seçilen ve daha sonra sağlık sorunları nedeniyle adaylıktan çekildiği ifade edilen Şükrü Ciravoğlu’nun sevenleri eylem yaptı. CHP binası önünde toplanan partililer, yaşanan duruma tepki göstererek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef gösterdi. Hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu ise, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.
CHP Edirne Belediye Başkan Adayı olarak açıklanan Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görürken, alınan karar ile adaylıktan çekildiğini duyurmuştu. Ciravoğlu’nun adaylıktan çekilmesinin ardından CHP Edirne Belediye Başkan Adaylığına Filiz Gencan Akın atandı.
Edirne’de yaşanan olaya eylem yaparak tepki gösteren Ciravoğlu’nun CHP’li üyeleri ve sevenleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e hak, hukuk, adalet sloganları atarak seslerini duyurmaya çalıştı.
Öte yandan tedavisi hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.
Öte yandan, CHP üyesi olan İbrahim Işık’ın iddialarına göre Şükrü Ciravoğlu, tedavi gördüğü hastanede, Genel Başkan Özgür Özel’in yoğun baskılarıyla hastaneye noter gönderilerek görevden el çektirildi.
Diğer partililer de açıklamalarda bulunarak yaşanan olaya tepki gösterdi.
“Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz”
Şükrü Ciravoğlu’nun adaylıktan çektirilmesine tepki gösterdiklerini belirten CHP’li İbrahim Işık, “Biz Cumhuriyet Halk Partililerle binamızın önünde bulunma nedenimiz İl ve Merkez ilçe yönetimin dışında gelişen. Genel Merkezden gelişen, bir irade gaspına karşı buradayız. Ön seçimde açık farkla Şükrü Ciravoğlu, kazandı ve Genel Merkeze iletildi. Bunun takipçisi denetimcisi de Genel Merkezdi. Parti meclisi üyesi bir milletvekilimiz Genel Merkezden gelmiş onların denetiminde Cumhuriyet Halk Partililer mükemmel bir ön seçim yaşatmıştır. Bunu yok sayamazlar. Bunu madem yaptılar; buna uygun hareket etmek, buna göre devam etmek zorundalar. Seçimi açık farkla kazanmış bir aday varken, gereksiz doktorların raporlarında uymayan, sadece hastanede dinlenmesi istenen bir süreçte hasta diye, bu süreci yürütemeyecek diye uydurma bahanelerle Şükrü Ciravoğlu’nun iradesi, dolayışı ile Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz. Elimizden alınamaz. Biz bunu haykırıyoruz. ve tekrar hak hukuk adalet isteyeceğiz. Bundan sonra süreci bekleyeceğiz” dedi.
“Hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz”
Eylemde basın metnini okuyan CHP üyesi Hüseyin Taşkan ise, “Genel Başkanımız Özgür Özel, Belediye Başkan atamalarında ön seçim sonuçlarına uyulacağını ifade etmişti. Edirne’mizde yapılan ön seçimde 1591 oy almış olan Şükrü Ciravoğlu yerine, 683 oy alan Filiz Gencan Akın’ın atanmasına hak, hukuk ve adalet savunucusu olan partimiz adına anlam veremedik. Edirne’mizde 35 yıl sonra ilk defa Belediye Başkanlığı için ön seçim yapılmıştır. Edirne halkının büyük çoğunluğunun duyguları CHP’li üyelerce sandığa yansıtılmış, Şükrü Ciravoğlu açık farkla seçimi kazanmıştır. Sonuçta sadece partililerce değil, toplumun büyük bir kesimi tarafından seçim çalışmalarına başlanmış, geziler ve reklam panolarında seçim vaatlerimiz halka duyurulmaya başlanmıştır. Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği küçük rahatsızlık neticesinde kalbinin tek damarına stent takılması sonrası, Ankara’ya aday tanıtım toplantısına çağrılmış ve gitmiştir. Sonrasında anjiyografi kateter giriş noktası olan kasık bölgesinden cilt altına oluşan küçük kan damlası sızıntısının tedavisi için hastaneye başvurulmuştur. Doktorlar kalbinde büyük kalıcı bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Kendisinin sadece birkaç gün istirahat etmesi gerektiği bildirilmiştir. Yatışının hemen ertesi günü adaylıktan çekilmesi yönünde yapılan söylemleri ve hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz. Edirne’de dürüst ve onurlu bir kişilik olarak tanınan adayımıza yapılan bu uygulama sadece üyeler değil, halk tarafından da yadırganmıştır. Biz bu zihniyete karşıyız” şeklinde konuştu.
“Ankara sesimizi duysun”
Şükrü Ciravoğlu’un adaylıktan çekilmesi üzerine CHP İl binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya katılan Keşan Belediye Başkan Aday Adayı Mustafa Bezbaş, “Örgütün iradesi yok sayıldı. Edirne’nin en dürüst namuslu şerefli insanlarından birisi, 70 yaşına kadar partiye hizmet etmiş, bir tane de maaş kursağından geçmemiş bir insanın farkla kazandığı ön seçiminde hakkıyla atandığı bir görevin gasp edilmesi, elinden alınması ve haksızlığa uğradığı için toplandık. Şükrü ağabeyi geri istiyoruz Genel Merkez. Anti demokratik nedir? CHP düzelirse Türkiye düzelir. Şükrü ağabeyi geri getirin. Seçim kaybedilirse vebali sizin üzerinizdedir.
Genel başkan, bırakın jurnalcileri, dedikoducuları, yalan atanları bırakın. Sadece tertemiz üyeler burada, Şükrü ağabeyi geri istiyoruz. Edirne siyasetini dizayn etmeyi bırakın. Kişilerle işimiz yok. Şükrü ağabey geri gelecek, Edirne’de CHP’si yerel iktidarına devam edecek. Ankara sesimizi duysun” dedi.
“Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum”
Babasının sağlık durumun iyi olduğunu belirten Berk Ciravoğlu, “Babam hastaneye ilk yattığı zaman bir işlemi yarım kalmıştı. 5 gün yatması gerekirken 3 gün erken çıktı. Doktorlar sonraki süreçte ‘kalp ritmini düzeltelim, tertemiz çıkaralım’ dediler. Daha sonra Ankara’dan geldiğimiz boş bir zamanda hastaneye yatarak bu işi bitirip, tamamen düzelerek çıkmak istedi. Bu nedenle geçtiğimiz perşembe günü hastaneye yattı. Ama bilgiler Ankara’ya kendisinin acayip kötü durumda olduğu yönünde iletildi. Sanki durumu daha da kötüleşmiş gibi iletildi. Aslında şu anda hiçbir şeyi yok, bir serum bile takılı değil. Bence bu süreçte babamın çok üzerine gelindi. Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii bu durum daha bilgili kişilerce de öğrenilebilirdi” dedi.
“CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor”
Hastane sürecinde tüm yaşananlara tanıklık ettiğini ifade eden Ciravoğlu’nun yardımcısı CHP’li üye Erkan Ak, Ciravoğlu’nun çok baskıcı tavırlarla görevden el çektirildiğini belirterek şunları ifade etti:
“Genel Başkan 4-5 kez aradı telefonları ben açtım. ‘Bu işin sürdürülebilirliği kalmamıştır, seninle değil kadın adayla devam etmek istiyoruz’ dedi. Sonra 3 kez daha aradı, hastaneye İl Başkanı’yla birlikte noter gönderdiğini, noter huzurunda istifa etmesi gerektiğini söyledi. Israrla, çok baskıcı bir tavırla görevden el çektirildi. Sağlık sorunu olmadığı halde bunun yaptırılması CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor.”
“Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız”
Yaşanan sürecin haksız ve hukuksuz olduğunu düşündüğü için bir avukat olarak il seçim kuruluna itiraz ettiğini söyleyen Avukat Cansın Çoğal, “Ben bu süreci duyduğumda haksız ve hukuka aykırı bir süreç olduğunu düşündüğüm için bu karara itiraz etmek istedim. Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız. Bu anti demokratik karar karşı çıkıyoruz. Bu şikayetten sonra kanaatimce Şükrü Bey’in adaylığı düşmez ve süreç devam eder” şeklinde konuştu.
]]>
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli ile Çeşme’de esnaf ziyareti yaptı. Tugay, “Halkımızın bizden ne istediğini biliyoruz. Onu yerine getirmek için ful enerji doluyuz ve sahalardayız. Bu buluşmalarımız her zaman devam edecek, seçimden sonra da devam edecek. İzmir’imiz çok daha parlayan bir yıldız halinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın gurur şehirlerinden birisi olacak” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay ve Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, Çeşme’de esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla bir araya geldi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tugay, İzmir’in dört bir köşesinde seçim çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün sabah saatlerinde Urla’daydık. Öğleden sonra Çeşme’ye geldik. Urla’daki coşkudan sonra buradaki bu kalabalığı, coşkuyu görmek istedik böyle yağmurlu bir havada olmasına rağmen. Bizleri tabii ki hem çok mutlu ediyor hem de çok umutlandırıyor. İzmir’de ve Çeşme’de seçimi kazanacağımıza dair hiçbir şüphe içerisinde değiliz Ama burada sadece seçim çalışması yapmıyoruz. Halkımızla bütünleşme, yürek, yüreğe beraber geleceğe yürüme süreci yaşıyoruz. Bundan sonraki günlerde seçime kadar değil sadece seçimden sonra da İzmir’in bütün sorunlarına, bütün sıkıntılarına beraber çözüm ürettiğimiz her zaman karşılıklı bir aile bütünlüğü içerisinde, dayanışma içerisinde olacağımız bir çalışma yürüteceğiz, süreç yürüteceğiz. Bizler İzmir’in evlatlarıyız. Bizler Türkiye’ye yürekten bağlı insanlarız. İnsanlarına sevgi ve saygıyla bağlı. Ülkesine çok derin bir inançla bağlı insanlarız. Dolayısıyla halkımızın bizden ne istediğini biliyoruz. Onu yerine getirmek için ful enerji doluyuz ve sahalardayız. Bu buluşmalarımız her zaman devam edecek, seçimden sonra da devam edecek. İzmir’imiz çok daha parlayan bir yıldız halinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın gurur şehirlerinden birisi olacak” dedi.
Tugay’ın ardından konuşan Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli şunları söyledi:
“Sokaktaki heyecanı her gün daha fazla hissediyoruz. 1 Mart’ta zaten bir proje lansmanımız olacak. Orada da Çeşme’ye dair bütün vizyonumuzu, gelecek planlamalarımızı, şehir planımızı ve daha da önemlisi Çeşme’yi on 12 ay yaşayabilecek bir ilçeye dönüştürmek için nasıl bir yol haritası izleyeceğimizi bütün halkımızla paylaşacağız. Cemil Başkanımızın önderliğinde ve vizyonunda. Kendisi gerçekten Çeşme’ye çok önem veren bir büyük büyükşehir belediye başkanı sık sık temas halindeyiz. Özel olarak ilgileniyor bölgemizle ve biz de bunun kıymetini bilip kendisine en doğru bilgileri aktarmaya devam ediyoruz. Ortak bir vizyonla Çeşme’yi hak ettiği değere kavuşturacak adımları atacağız. Eski tip foseptik olan bölgeyiz biz hala. Bu nedenle 21.yüzyıl teknolojisi kanalizasyon sistemine taşıyacak ve etap etap Çeşme’nin bütün altyapısını değiştirecek projeleri büyükşehrimizde ortaklaşa olarak gerçekleştireceğiz. Ulaşıma dair yeniden rotalama yapacağız. Bunun için şoförler odası başta olmak üzere birçok grubumuzla bir araya gelip Çeşme için yeni rotalamayı nasıl yapacağımızı ve bunu nasıl kabul ettireceğimize dair bir vizyon ortaya koyduk. Otopark sorunu var. 2 tane büyük otopark projemiz var. Bunu üçe çıkarabilir miyiz diye bir fizibilite çalışması yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde de bunun kararını vermiş olup zaten halkımızla paylaşıyor olacağız. En çok en yoğun gelen üç sıkıntı bunlar. En çok sokakta biz, halkımızla bir araya geldiğimizde bize en çok altyapıya dair, ulaşıma dair ve otopark sıkıntısına dair sorunlarını iletiyorlar. O nedenle de öncelikle bunu müjdelemiş olayım.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiz. Bunlar sirk cambazı. Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim diye sirk cambazlarını da aldanmayın” dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye 18’inci seçimini kazandırmak Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaşmak için çalışmadıklarını bununla birlikte Cumhuriyet’in ilk asrını acısıyla, tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturduklarını belirtti. İktidarları döneminde gerçekleştirilen demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımızın altyapısı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl işimiz yeni başlıyor. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların bizim bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz. Tek parti faşizm, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin istikrarsızlıkların Türkiye’sini bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Artık devir Türkiye’yi Yüzyılı devridir. Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor” diye konuştu.
Hala eski Türkiye içinde olanların yüreğine her seçimde acaba hevesi dolduğunu bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim sonrası hakikatler yüzlerine bir tokat gibi inince köşk köşk yerlerine dönüyorlar. Emin olun bu seçimde de birilerinin yüreği kıpır kıpırdır böylece devam edecek. İstiyorlar ki önce belediye yönetimlerini ele geçirsinler. Ardından ülkeyi yeniden huzursuzluğa, istikrarsızlığa, kaosa sürükleyip merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediye yönetimlerini şehirlere hizmet etmek insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı, kirli ittifak ortaklarıyla birlikte yağmalamaktır. Seçim sonuçları istedikleri gibi çıkarsa bu tabloyu, programsız, projesiz, emeksiz bir şekilde iktidarın kucaklarına düşmesini sağlamaya çalışmak için de kullanacaklardır” şeklinde konuştu.
“CHP bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla, işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir”
Dünyanın değiştiğini, Türkiye’nin değiştiğini şehirlerin çehresinin değiştiğini ama Türkiye’deki muhalefet anlayışının değişmediğini vurgulayan Erdoğan, “Bilhassa ülkenin ikinci büyük partisi sıfatına sahip CHP bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla, işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de ölçülerin ve yapay zekanın sözü bu partiye yıllarca emek vermiş, bu partiye gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor. İstanbul’da bölücü örgütün uzantılarıyla el kol kola yürümekten, bölücülerin sembolleri altında ortak miting yapmaktan utanmıyorlar. Neyin karşılığında Kandil’le uzlaşıldığını, anlayıp pulladıkları, Kandil uzaylacısı için bu noktada bölücü örgütün uzantılarına ne vaat ettiklerini kimse bilmiyor. CHP’nin içine düştüğü bu vahim tablo. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işin sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır. Hamdolsun. 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek böyle bir felakete müsaade etmedi. Şimdi aynı durum belediyeler için geçerlidir” ifadelerini kullandı.
“Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle belediyelerde de bu köhne ne siyaset anlayış itibariyle yörüngesini kaybetmiş partilere şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Tabii bunun için hep birlikte çok çalışmamız gerekiyor. Seçim unutmayın 2 yerde kazanılır. Birincisi sahadır, sokaktır, evlerdir, iş yerleridir. İnsanın olduğu her yerdir. İkincisi sandıktır, saha çalışmalarını iyi yürütemez, oy verme günü sandığa çok sıkı sahip çıkamazsak elimizdeki seçimi de kaybederiz” dedi.
“AK Parti kurulduğu günden bu yana ki Her seçimden birinci çıkmayı hem saha hem sandık hakimiyeti sayesinde başarmıştır”
Siyaset anlayışlarında vatandaşa tıpış tıpış oy vereceksiniz, dayatmasında bulunmanın yeri asla bulunmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir insanımız bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak her bir insanımıza ulaşarak şehrimizin her karışını, alın terimizle sulayarak, gönüllere girerek sandıkta o oyu alacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızla, bundan sonraki projelerimizle vatandaşlarımızı, şehirlerimizi en iyi bizim yöneteceğimize ikna edeceğiz. Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez. Sizler teşkilatlarımızın seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezleri sorumluları olarak bu konuda birinci derece sorumluluk sahibisiniz. İl ve ilçe teşkilatlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkan ve meclis üyesi adaylarımız gece gündüz sahada koştururken onları siz yönlendirecek stratejiyi hayata geçireceksiniz. Vatandaşlarımızın mutlaka sandık başına gitmeye teşvik etmekten, sandıkta her şeyin usulüne göre yürümesini sağlamaya, sonuçların resmen ilanı aşamasına kadar sürece tüm safhalarıyla hakim olmamız gerekiyor. Aksi takdirde gönüllerde kazandığımız seçimi değerli kardeşlerim sandıkta kaybederiz. Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Ama bize verilmiş tek bir oyun zayi edilmesine de rıza gösteremeyiz. En küçük bir zaafiyet, en küçük bir gaflet, en küçük bir boşluk hiç şüpheniz olmasın mutlaka aleyhimize kullanılacaktır. Çünkü kimi yerlerde karşımızda diğer pek çok nakıslarıyla arızalarıyla beraber ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Hep birlikte gece gündüz çalışarak 31 Mart günü milli sandıkta en sağlıklı şekilde tezahürünü temin edeceğiz. Seçim gününe kadar da sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya başta olmak üzere modern iletişim yöntem Elbette önemlidir. Ama yarım asra yaklaşan siyasi tecrübemizle biliyoruz ki sahada yoksanız sandıkta esameniz okunmaz. AK Parti kurulduğu günden bu yana ki Her seçimden birinci çıkmayı hem saha hem sandık hakimiyeti sayesinde başarmıştır. İnşallah 31 Mart’ta da hem ülke geneli hem de büyükşehir, il, ilçe, belde düzeyinde birinciliği yine kimseye kaptırmayacağız” açıklamasında bulundu.
“Bunlar sirk cambazı”
Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart sürecinde de kendi akıllarınca milleti kandırmaya çalışan birileri yine meydanlara çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar sokakta ‘ben şu partiden adayım ama aslında gönlüm AK Parti veya Tayyip Erdoğan’dan yana’ diyerek insanlardan destek istiyor. Hep söylediğimiz gibi Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyenin istediği partide siyaset yapma ve aday olma hakkı vardır. Herhangi bir partide bir müddet siyaset yaptıktan sonra yolunu ayırıp başka iş ikamete gidenlerin de yeri artık orasıdır. Şunu da açık ve net söylüyorum. Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiz. Bunlar sirk cambazı. Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim diye sirk cambazlarını da aldanmayın. Biz işimize bakacağız. Biz şu anda yoğun bir şekilde çalışacağız. ve Allah’ın izniyle de 31 Mart akşamı gümbür gümbür sandıkları patlatarak yolumuza devam edeceğiz. Geçmişte AK Parti’de bulunup da hangi sebeple olursa olsun partiye gidenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumdaki hiç kimsenin AK Parti veya bizim adımla konuşma, oy isteme hatta böyle bir imada bulunma hakkı yoktur” ifadelerine yer verdi.
“AK Parti şahısların değil, bir davanın, bir ülkünün, ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisidir”
AK Parti şahısların değil, bir davanın, bir ülkünün, ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her kim AK Parti çatısı altında bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Ama AK Parti’den ayrılıp da bu partinin gölgesinde korsan siyaset yapmaya kalkana da kimse kusura bakmasın, eyvallah etmeyiz. Bizim Partimizde görevler bayrak yarışındaki etaplar gibidir. Milletvekili seçiminde uyguladığımız üç dönem kuralı başta olmak üzere partimizin kendi iç değişimini sağlamaya yönelik ilkeleri işte bu sebeple getirdik. Genel Başkan olarak benim bazı tasarruf yetkilerim var o ayrı. Ama şunu bilelim ki böyle birilerinin dediği gibi istediğimiz zaman istediğimiz şekilde har vurup harman savurmak işte bu yok. Onun için de şu anda geçmişte görev alanların daha sonra aynı konumda veya daha farklı konumlarda yeniden görev almalarının önünde hiçbir mani bulunmuyor. Nitekim hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığında hem teşkilatlarımızda geçmişte benzer görevleri yapmış arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek vardır. Burada as olan unvan değil ülkemize ve milletimize hizmet için çalışan partimizin başarısına mümkün olan en üst seviyede katkı vermektir. AK Parti milletimizin gönlündeki yerini güçlendirerek yoluna devam ettiği sürece her arkadaşımızın emeğine, birikimine, enerjisine, gayretine zaten ihtiyacımız olacaktır” şeklinde konuştu.
“Bizim hem parti hem hükümet olarak yapacak çok işimiz var”
Hem parti hem hükümet olarak yapacakları çok iş olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Türk siyasetine getirdiğimiz en büyük yenilik gördüğümüz bu yaklaşıma tahammül edemeyip de kendine başka yol çizenlere sadece üzülürüz. ‘Yolun açık olsun, güle güle’ deriz. Bizim hem parti hem hükümet olarak yapacak çok işimiz var. Mevcut arkadaşlarımızın yanı sıra aramıza yeni katılan gençlerimizle; yolumuza, mücadelemize, eser ve hizmet siyasetimize devam etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’ye 15 Temmuz’dan beri kazandırdığımız bir diğer önemli siyasi değer de Cumhur İttifakı’dır. Ülkemizin birliği, milletimizin beraberliği, devletimizin bekası, vatan topraklarının bütünlüğü, milli iradenin üstünlüğü ile ‘büyük ve güçlü Türkiye hedefi’ etrafında oluşan Cumhur İttifakı’nın tarihimizde eşi benzeri yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin nesilden nesile bir efsane gibi anlatılacağına inandığımız Cumhur İttifakı’nın kurulmasındaki ve yürütülmesindeki emeğini bilhassa ifade etmek istiyorum. Cumhur İttifakı’na destek veren diğer partilere ve genel başkanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bilindiği gibi 31 Mart’ta da büyükşehirlerde ve illerimizin bir kısmında Cumhur İttifakı olarak ortak adaylarla seçime gidiyoruz. Bizim adayımızın olduğu her yerde MHP teşkilatlarının, MHP teşkilatlarının adayının olduğu her yerde de AK Parti teşkilatlarının aynı azim, heyecan, kararlılık ve samimiyetle çalıştığından şüphe duymuyorum” diye konuştu. – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Asıl işimiz yeni başlıyor, Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’na katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, partisinin genel merkezine ilave olarak inşa edilen Seçim Koordinasyon Merkezi’nin ülkeye, millete ve şehirlere yapılacak hizmetlerin çıtasını yükseltme iradelerinin bir sembolü olduğunu söyledi.
“Daha önemlisi ülkemizin önemli bir seçimi öncesinde burada bir araya gelişimiz sıradan bir parti programı olmanın ötesinde anlama sahiptir.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, milletin önüne yeni hedefler, yeni vizyonlar koyarken buna uygun kadroları yetiştirmeyi ve bu kadroların işlerini yapacağı mekanları hazırlamayı da ihmal etmediklerini vurguladı.
Erdoğan, “Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla, tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz.” diye konuştu.
Genel merkez ile il, ilçe, belde, mahalle, köy teşkilatlarıyla, kadın ve gençlik kollarıyla, Meclis gruplarıyla, belediye kadrolarıyla davalarına gönül veren herkesle bu şuur içinde çalışmaların yürütülmesi, bu kararlılıkla hedeflere yürünmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İktidarlarımız döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımızın altyapısıdır. Asıl işimiz yeni başlıyor, Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz. Tek parti faşizminin, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin, istikrarsızlıkların Türkiye’sini bir daha gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Artık devir, Türkiye Yüzyılı devridir. Hamdolsun Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor.
Hala eski Türkiye özlemi içinde olanların yüreğine her seçimde bir ‘Acaba’ hevesi dolduğunu biliyoruz. Seçim sonrası hakikatler yüzlerine tokat gibi inince kös kös yerlerine dönüyorlar. Emin olun, bu seçimde de birilerinin yüreği kıpır kıpırdır, böylece devam edecek. İstiyorlar ki, önce belediye yönetimlerini ele geçirsinler, ardından ülkeyi yeniden huzursuzluğa, istikrarsızlığa, kaosa sürükleyip, merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediye yönetimlerini belediyelere hizmet etmek, insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri, belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı, kirli ittifak ortaklarıyla birlikte yağmalamaktır. Seçim sonuçları istedikleri gibi çıkarsa, bu tabloyu programsız, projesiz, emeksiz bir şekilde iktidarın kucaklarına düşmesini sağlamaya çalışmak için de kullanacaklardır.”
“CHP bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir”
Dünyanın, Türkiye’nin ve şehirlerin çehresinin değiştiğini, ülkedeki muhalefet anlayışının ise hiç değişmediğini ifade eden Erdoğan, “Bilhassa, ülkenin ikinci büyük partisi sıfatına sahip CHP, bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de, bölücülerin ve yapay zekanın sözü, bu partiye yıllarca emek vermiş, bu partiye gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor.” dedi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“İstanbul’da bölücü örgütün uzantılarıyla el ele, kol kola yürümekten, bölücülerin sembolleri altında ortak miting yapmaktan utanmıyorlar. Neyin karşılığında Kandil ile uzlaşıldığını, allayıp pulladıkları Kandil uzlaşısı için bu noktada bölücü örgütün uzantılarına ne vadettiklerini kimse bilmiyor. CHP’nin içine düştüğü bu vahim tablo, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizim sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır.
Hamdolsun, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek, böyle bir felakete müsaade etmedi. Şimdi aynı durum, belediyeler için geçerlidir. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle belediyelerde de bu köhne, siyaset anlayışı itibarıyla yörüngesini kaybetmiş partilere, şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz. Bunun için hep birlikte çok çalışmamız gerekiyor.”
Seçimin iki yerde kazanıldığını, bunlardan birincisinin saha, sokak, evler, iş yerleri, insanın olduğu her yer; ikincisinin ise sandık olduğunu belirten Erdoğan, “Saha çalışmalarını iyi yürütemez, oy verme günü sandığa çok sıkı sahip çıkamazsak, elimizdeki seçimi de kaybederiz. Unutmayınız, bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunmanın yeri asla yoktur. Hiçbir insanımız, bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak, her bir insanımıza ulaşarak, şehrimizin her karışını alın terimizle sulayarak, gönüllere girerek sandıkta oyu alacağız.” diye konuştu.
Erdoğan, bugüne kadar yaptıklarıyla, bundan sonraki projeleriyle, şehirleri en iyi kendi partilerinin yöneteceğine vatandaşları ikna edeceklerini ifade ederek, “Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez.” dedi.
Teşkilatların seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezlerinin sorumlularının bu konuda birinci derece sorumluluk sahipleri olduklarını söyleyen Erdoğan, “İl ve ilçe teşkilatlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkan ve meclis üyesi adaylarımız, gece gündüz sahada koştururken onları siz yönlendirecek, stratejiyi siz hayata geçireceksiniz.” ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
]]>
Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem hattı açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hattın 15 gün boyunca ücretsiz kullanılacağını duyurdu. Erdoğan’ın bugünkü 2. durağı ise AK Parti Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı oldu.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:
“Biz sadece AK Parti’ye 18 seçimini kazandırmak Cumhur ittifakını bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz. Genel Merkezimizle il, ilçe, belde, mahalle köy teşkilatlarımız da kadın ve gençlik kollarımız da meclis grubumuzda belediye kadrolarımızla davamıza gönül vermiş tüm kardeşlerimizle bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeli, bu kararlılıkla hedeflerimize yürümeliyiz. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz.
“DERTLERİ ELDE EDECEKLERİ RANTI KİRLİ İTTİFAK ORTAKLARIYLA BİRLİKYE YAĞMALAMAK”
Sanmayın ki belediye yönetimlerini şehirlere hizmet etmek insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı kirli ittifak ortakları ile birlikte yağmalamaktır. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de bölücülerin ve yapay zekanın sözü, bu partiye yıllarca emek vermiş, gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor.
Hala eski Türkiye hevesinde olanların her seçim döneminde acaba dediklerini biliyoruz. Ama her seçimde hüsranla geri dönüyorlar.

“KİMSE BİZİM KARA KAŞIMIZA KARA GÖZÜMÜZE BAKIP OY VERMEZ”
Bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunmanın yeri asla yoktur. Hiç kimse bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak her bir insanımıza ulaşarak, şehrimizin her karışını alın terimizle sulayarak gönüllere girerek sandıkta o oyu alacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızla bundan sonraki projelerimizle vatandaşlarımızı şehirlerimizi en iyi bizim yöneteceğimize ikna edeceğiz. Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez.
“MEYDANI BU SİYASET HARAMİLERİNE BIRAKMAYACAĞIZ”
Sizler teşkilatlarımızın seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezleri sorumluları olarak bu konuda birinci derece sorumluluk sahibisiniz. Çünkü kimi yerlerde karşımızda diğer pek çok nakısalarıyla, arızalarıyla beraber ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Hep birlikte gece gündüz çalışarak 31 Mart günü milli iradenin sandıkta en sağlıklı şekilde tezahürünü temin edeceğiz. Seçim gününe kadar da sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya başta olmak üzere modern iletişim yöntemleri elbette önemlidir. Ama yarım asra yaklaşan siyasi tecrübemizle biliyoruz ki sahada yoksanız sandıkta esamesi okunmaz.
“HİÇ KİMSENİN BİZİM ADIMIZA OY İSTEME HAKKI YOKTUR”
‘Ben seçimi kazanırsam, kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım’ diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiniz. Bunlar sirk cambazı. ‘Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim’ diyen sirk cambazlarına da aldanmayın. Geçmişte AK Parti’de bulunup da hangi sebeple olursa olsun başka partiye gidenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumdaki hiç kimsenin AK Parti veya bizim adımıza konuşma, oy isteme, hatta böyle bir imada bulunma hakkı yoktur. AK Parti şahısların değil, bir davanın bir ülkünün ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisidir. AK Parti milletimizin gönlündeki yerini güçlendirerek yoluna devam ettiği sürece her arkadaşımızın emeğine birikimine enerjisine gayretine zaten ihtiyacımız olacaktır.

“BU PARTİNİN GÖLGESİNDE KORSAN SİYASET YAPMAYA KALKANLARA EYVALLAH DEMEYİZ”
Her kim AK Parti çatısı altında bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Ama AK Parti’den ayrılıp da bu partinin gölgesinde korsan siyaset yapmaya kalkana da kimse kusura bakmasın eyvallah etmeyiz. Geçmişte görev alanların daha sonra aynı konumda, farklı konumda görev almalarının önünde hiçbir mani bulunmuyor. Hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığında teşkilatlarımızda geçmişte benzer görevi yapan arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek vardır.
Milliyetçi Hareket Parti’si Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin nesilden nesile bir efsane gibi anlatılacağına inandığımız Cumhur ittifakının kurulmasındaki ve yürütülmesindeki emeğini bilhassa ifade etmek istiyorum. Cumhur İttifakı’na destek veren diğer partilere ve genel başkanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bilindiği gibi 31 Mart’ta da büyük şehirlerde ve illerimizin bir kısmında Cumhur İttifakı olarak ortak adaylarla seçime gidiyoruz. Bizim adayımızın olduğu her yerde Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarını, Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarının adayının olduğu her yerde de AK Parti teşkilatlarının aynı azim heyecan kararlılık ve samimiyetle çalıştığında şüphe duymuyorum.
Seçime neredeyse bir ay kaldı. İnşallah bugünkü toplantımızdan sonra sahadaki çalışmalarımız yeni bir ivme kazanacaktır. 31 Mart akşamı coşkuyla kutlayacağımız seçim zaferimiz konusunda ben sizlere güveniyorum.”
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Toplam 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Genel Merkezinde seçim hazırlıklarına ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yavuz, 81 ilden gelen partililerle seçim hazırlıklarına yönelik detaylı bir toplantı yaptıklarını söyledi. Şubat 2024’te resmi sandık kurul üyelerini verdiklerini ifade eden Yavuz, “Bir asıl bir yedek. 420 bin kişi teslim ettik. Biz çünkü kusursuz bu işleri hissetmeye çalışan bir partiyiz. Biliyorsunuz aday tesliminde bütün belediyelerde, hem büyükşehir, hem ilçe, hem beldelerde tamamen kusursuz bir şekilde ve eksiksiz bir şekilde zaman diliminde ‘alındı’ belgelerini almak suretiyle yaptık. Ama bir kısım partiler saat 17.00’den sonraya kaldığı için seçime girme hakkını kaybetti. Bunun böyle olmasını istemezdik elbette ama yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ilinin Saruhanlı ilçesi zamanında veremediği için seçime giremeyecek. Mesela o Saadet Partisi’nden gireyim dedi ama bence oradan da giremeyecek. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun daha önce vermiş olduğu karar var. Diyor ki bir partiden aday olan bir kişi aynı seçim döneminde o seçim döneminde o ilgili partiyi, mesela Saadet Partisi istifa edip adayı ve öbür aday girmiş olsa bile bu olmaz diye YSK kararları var. Çünkü o bir başka partinin adayı olduğunu ilan etmiş geç de olsa, listeyi geç de olsa verip ilan ettiği için o seçim döneminde olamaz diye bir kararı var. Başka birçok il ve ilçe var, büyük şehirlerde giremeyen, yetişemeyenler var. İllerde var, ilçelerde var, beldelerde var. Biz o duruma düşmemek için çok titiz çalıştık gerçekten. Çok böyle biraz gerginleştik strese de girdiğimiz anlar oldu ama bizim teşkilat mensuplarımızın bu konudaki diri hali, çalışkan, zamanında iş üretme şekli ve bizimde buradaki koordinasyonumuzla çok şükür o halloldu” dedi.
Sadece müşahit olarak 420 bin ve bunların yanında okul sorumlularının ve kat sorumlularının olduğunu aktaran Yavuz, “Bu rakamları şunun için telaffuz ediyorum. Yani söylediğimiz rakamlar rastgele değil. Bir milyon kişi çok aktif rol alacak. İşte o bir milyon kişinin aktif rol almasının altını doldurma adına sadece seçim kurullarına verdiğimiz sayı 400 bin. Sadece müşahit olarak ilk etapta sandıkta görebileceğimiz kişi 420 bin ve bunların yanında okul sorumlusu, kat sorumlusu, çağrı merkezi sorumlusu vesaire dediğimizde ortalama bir milyon oluyor. Bir milyon da lojistik sağlayan var. Onun için 2 milyon toplam teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” diye konuştu.
Seçim gününün çok önemli olduğunu söyleyen Yavuz, “Nereden anlıyoruz? 2 milyon kişinin aktif rol aldığı sadece bir partide bir organizasyondan bahsediyoruz. Şimdi 2 milyonu koordine edebilmeniz için o günkü bütün iş ve işlemleri kusursuz gerçekleştirebilmeniz için bir kere bu kitleyi belirlemeniz gerekir. Onları bilgilendirmeniz gerekiyor. Koordinasyon kurgularınızı, çalışmalarınızı oluşturmanız gerekiyor. Bunun için biz sandık rehberlerimizi hazırladık mesela. Müşahit kartlarımızı hazırladık. Kendilerine vereceğiz. Arkasında müşahidin sorumlulukları var sandık rehberimizi hazırladık. Bu süreçte 138 sayılı genelgeyi hazırladık. YSK hazırlıyor sandık başkanlarına veriyor ama biz onu da hazırladık” ifadelerini kullandı.
Sonuç Alım Sistemine girecek çizelgeleri hazırladıklarını açıklayan Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz o gün SAS’la birlikte bütün arkadaşlarımızı belirleyelim, eğitelim, koordine edelim ama bu işi bir sistem üzerinden yapalım. O sistemin adı da sonuç alım sistemi. Sonuç alım sistemine biz Türkiye’de ilk verileri giren partiyiz. Yani bir takım partiler bu anlamda meseleyi anlamadığı için gelişigüzel eleştirilerde bulunuyorlar. Mesela diyorlar ki ‘partinin seçim işleri başkanı açıklama yaptı. Dedi ki ben yedide sonuçları bildim, bana ulaştı. Demek ki YSK’dan veri alıyor.’ Bilmiyorlar ki YSK’ya veri gitmiyor zaten. YSK’ya veri yerinde gitmesi mümkün değil yani. Yavaş yavaş gitmeye başlar. Neden? Yüksek Seçim Kurulu daha doğrusu ilçe seçim kurulu giden bu veriyi YSK topluyor ve partilere vermek suretiyle yayıyor. Niye gitmez? Çünkü sandık sonuç tutanaklarına bağlayıncaya kadar orada saat geçer. Biz halbuki sandık sonuç tutağına bağlanmadan önce bu arkadaşlarımıza teslim etmiş olduğumuz çizelgeleri, daha okurken pusulaları not alıyor daha sandık sonuçlarına geçmeden ikinci okuma yapmadan bizim sisteme giriyor veya bildiriyor biz onun için çok erken biliyoruz. Bütün o yani hem bizim veriyi hem sandık kuruluş tutanağını hem seçim kurulunun partilerle uç paylaşmak suretiyle bize aktardığı o karşılaştırıyoruz. Nerede bir hata varsa o hatayı zamanında düzeltmeye çalışıyoruz. Dedi ki bizim o gün bütün şikayetlerimizi, bütün itirazlarımızı ilgili YSK kararlarını da makbul dilekçelere bağlamak suretiyle belirlediğimiz bir modülü var onun. İtiraz şikayet modülü. O gün öyle manuel bu işi çok hızlı gerçekleştirmeniz mümkün değil diye her şeyi anında o sistem üzerinden, itirazlar ve şikayetleri de yürütmeye çalışıyoruz. Hülasa biz bütün bu çalışmaları bu saatten sonra seçim gününü daha iyi planlayalım. Daha iyi işletelim diye yapıyoruz.”
Partilerin seçim sürecine çok özel hazırlandıklarını belirten Yavuz, “Biz de onu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Diliyoruz ki seçim günü, problemsiz, şaibesiz, şüphesiz hatasız, kusursuz bir gün işlesin. ve diliyoruz ki sandığa milli irade nasıl yansımışsa, bizim en büyük gayretimiz o. Biz sandığa, milli irade nasıl yansımışsa o şekilde sandıktan çıksın ve çıktığı haliyle de doğru düzgün birleştirme tutanaklarının yani ilçe seçim kurulundaki tutanaklara yansısın ve dolayısıyla il seçim kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine de aynı şekilde net bir şekilde yansımış olsun. Uğraşımız bunun içindir. Biz çok kurumsal bir partiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bir liderimiz var. AK Parti’nin teşkilatları gibi arkamızda bir teşkilat var. Onun için biz bu süreçleri hakikaten kurmuş olduğumuz bu sistemin de katkısıyla çok güzel işletiyoruz. Yine öyle olacak inşallah ve 1 Nisan’da, hatta 1 Nisan olmadan, belki seçimden sadece saatler sonra o güzel sonucu biz de almış olacağız. Yer yer de ihtiyatlı bir şekilde çünkü biz aldığımız her sonucu da basın mensuplarıyla paylaşamıyoruz. Çünkü diyoruz ki olur ya biz de hata etmiş olabiliriz. Manipüle olmasın, yanıltılmasın. Başka bir kısım partiler böyle düşünmese de biz bunu düşünüyoruz. Biz aldığımız veriyi genel hatlarıyla aktarmaya çalışırken bir yandan da ilçe seçim kurullarının verisini alalım ve ondan sonra daha sağlıklı ve daha net bilgileri, daha somut bir şekilde basın mensubu arkadaşlarımızla bütün Türkiye’ye aktarmış olalım diye de bir gayretimiz oluyor. Diliyorum ki güzel bir seçim olur. Diliyorum ki ben de AK Parti’nin seçim işleri başkanı olarak diliyorum ki o bir kısım belediyeler, AK Parti belediyeciliğinden biraz uzak kaldı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere. Bu seçimde inşallah Ankara ve İstanbul başta olmak üzere diğer tüm belediyelerde yine gerçek belediyeciliğin en güzel örneklerini ortaya koyacak bir sonucun sandıktan çıkması da nasip olur diye temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun ittifaklarına ilişkin sorusuna Yavuz, şöyle cevap verdi:
“Biliyorsunuz çok titiz bir şekilde yürüttük ve masada konuşulanları da paylaşmadık. Sadece paylaşılanları doğrultma adına veya paylaşılan bilgiler varsa ve eksikse onları tamamlama adına ara ara söz aldık ve söyledik. Diyorsunuz ki biz rahat olalım. İşte kayıt dışı konuşalım. Karşılıklı hangimizin ne düşüncesi varsa masaya koysun ve burada tartışalım sonuçta da neye karar vereceksek öyle karar verelim dediğimiz için o masada olup biteni biz bugüne kadar hakikaten anlatmadık. Dediğim gibi sadece eksik ve aksayan ve birtakım açıklamaların eksik olduğunu düşündüğümüz anlarda tamamlamak üzere yaptığımız açıklamaların dışında. Biz birçok partiyle müzakere ettik ama Milliyetçi Hareket Partisi’yle biliyorsunuz tam bir mutabakat halinde. Yani nerede birlikte olacaksak ona karar verdik. Nerede rekabet edeceksek ona birlikte karar verdik. Büyük şehirlerin tamamında ittifakla gidiyoruz. Diğer şehirlerin bir kısmında ittifakla giriyoruz. Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olarak oturduk, tartışıp niye birlikte olabiliyoruz? Niye olamıyoruz? Onları da gözden geçirdiğimiz güzel bir çalışma oldu.” – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar.” dedi.
Erdoğan, partisince İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.
Alandakileri “Sordum, sual ettim elden, obadan. Nicedir bilirim halin Adana. Bu güzellik sana Kadir Mevla’dan, şekerden tatlıdır dilin Adana.” diyerek selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğin ve bereketin şehri, gadasını aldığım Adana’da sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
Karacaoğlan’ın “Ak göğsün üstünde çakır dikeni, bitmeyince gönül yardan ayrılmaz” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu ten canda durdukça bizim de gönlümüz Adana’dan ayrılmaz. ‘Adanalıyık, Allah’ın adamıyık.’ şiarıyla, hasbiliğin, harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adana, bugün bir başka güzel. Fedakarlığı ve vefakarlığı baş tacı bilen, ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. ‘Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.’ diyerek gök kubbeyi milli sesimizle çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan aşıkların şehrine de böylesi yakışır.”
Konuşmasının bu bölümünde alandakilerin “Doğum gününüz kutlu olsun” sözleri üzerine Erdoğan, “Sağ olun. Bir yaş daha büyüdük.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkülerine kadar yansıyan, dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana, inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim: Bana bir resmi rakamı alın, bakalım meydanda durum ne? ve rakamı aldım. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Bu vesileyle geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde şahsımıza ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı, Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak. Biz, bunu arzu ettiğimiz seviyeye taşımak istiyoruz. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz.
Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandık patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti ‘tıpış tıpış’ sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum.”
“Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?”
Alandakilere, “Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana, kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Allah’ınıza kurban sizin.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, şunları dile getirdi:
“İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum, bunların yasak savma kabilinden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Aynı şekilde şehirlerimizin, oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldunuz mu? Göremezsiniz, duyamazsınız. olamazsınız çünkü yok. ya bunlar hal çadırını, hastane diye benim Adanalı kardeşlerime yutturmaya çalıştılar. Bunlar bu denli yalancı. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin, Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz, ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. ‘Gerçek belediyecilik’ diyoruz. ‘Hazırız’ diyoruz. ‘Kararlıyız’ diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Kirli ittifaklarla, hani çay demlersiniz ya, demleniyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar.”
“Biliyorsunuz mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı. Hatırlıyorsunuz.” diyen Erdoğan, “Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? ‘Kazandık, kazanıyoruz.’ Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele, ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş. Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş. CHP yönetimi, sadece bu ülkenin muhalefet enerjisini özellikle sömürüp işe yaramaz hale getirmekle bile, millet ve tarih nezdinde sigaya çekilmeyi hak ediyor. Şimdi buradan, Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız? Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Adana ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
(Sürecek)
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bugün İHA’lar, SİHA’lar ve milli muharip uçağımız KAAN ile hür ve müreffeh bir ülke olarak yolumuza devam edeceğimizi, bundan sonrasında da biricik göz bebeğimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yepyeni, çok daha büyük ufuklara taşıyacağımızı gösterdik.” dedi.
Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde, kendilerinin aksine başkalarının seçim gördüğü zaman köşe bucak kaçtığını söyledi.
Milletin 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta milletin göz bebeği, sevgilisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçtiğini ve Cumhur İttifakı’nı TBMM’de en büyük grup haline getirdiğini hatırlatan Çelik, “Karşımızdaki iç ve dış provokasyonlara, manipülasyonlara rağmen bir kere daha Türkiye’yi emin ellere emanet ettiniz. İşte Adana bir kere daha bu sebeple şunu hak ediyor ki Allah’ına kurban Adana.” diye konuştu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Adana’dan en güçlü desteği bir kere daha göstereceklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde karşımıza altılı, yedili masa diye bir tiyatro çıkmıştı. O zaman biz demiştik ki, ‘bu altılı, yedili masa tiyatrosuna en güçlü cevabı Adana verecek.’ Bir kere daha en güçlü cevabı Adana verdi. Gençler çok çalıştılar, genç kardeşlerimizle hep beraberdik ama Adanalı kadınların hakkını asla unutamayız. Onun için kim ne derse desin, son sözü Adana’nın kadınları söyleyecek. Geçen seçimde de Adana’nın kadınları Cumhurbaşkanı’mızın yanında Cumhur İttifakı’nın yanında durarak son sözü söylediler. İnşallah 31 Mart günü de son sözü bütün Adana hep beraber Cumhur İttifakı diyerek söyleyecek.”
Alandaki gençlere seslenen ve memlekete karşı yapılan bütün provokasyonları, tuzakları gençlerin bozduğunu vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta en büyük cevabı CHP başta olmak üzere muhalefete verdiniz. Bunlarda siyasi zeka tatile çıktığı için adaylarını yapay zekayla belirlemeye başladılar. Siz, bu sefer yapay zekayla iş yapanlara karşı da Adana’da sandıklarda ‘Cumhur İttifakı’ diyerek en güçlü cevabı vereceksiniz. Bizim yolumuz, adlarımız, meşreplerimiz, aidiyetlerimiz, mensubiyetlerimiz farklı olsa da hepimizin adı farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir, yoludur. Onun için nasıl ki ülkemizde birçok meselede devrim yaptık, çağ atlattıysak bundan sonra da yerel yönetimlerde adaylarımızı başkan yaparak, şehirlerimizi, Adana’mızı ve ilçelerimizi yepyeni bir çağa, Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacağız. Çöple, çamurla, sinekle anılmayı hak etmiyor bu şehir. Bu şehrin bereketli ovası gibi bu şehrin bereketli insanları gibi bereket üreten, hizmet üreten, eser üreten bir siyasete, yerel yönetimlere ihtiyacı var. Onun için nasıl ki beşibiryerde diyoruz, Adana Büyükşehir dahil 15’i bir yerde olacak.”
“Kişisel ikballeri için hangi kirli ilişkilerin içine girdiklerini görüyoruz”
Çelik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta altılı, yedili masanın memleketin başına büyük sıkıntılar, belalar açacağını söylediklerini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Bunlar ne diyorlardı? ‘Biz altımız, yedimiz bir araya geleceğiz, altı, yedi kişi bir araya geldikten sonra memleketin nasıl yönetileceğiniz karar vereceğiz.’ Biz de dedik ki ‘Peki masadan birisi kalkarsa memleket nasıl yönetilecek? Masadan birisi kalkar giderse memlekette, memleketin işlerinin halledilmesi için hükümet nasıl ayakta duracak?’ Bakın dediklerimiz bir bir çıktı. Bugün gelinen noktada, dün ‘altılı, yedili masayız’ diyenler birbirlerine en ağır lafları söylüyorlar. Birbirlerine en ağır lafları söyledikleri gibi birbirlerine can düşmanı haline geldiler. Ayrıca her birinin partisinin içinde bir hizip, bir hizbe karşı büyük provokasyonlara, kötü söylemlere imza atıyor. Şimdi aynı şeylerin, hangi ittifakların peşlerinde koştuklarını, memleketin selametini düşünmek yerine kişisel ikballeri için hangi kirli ilişkilerin içine girdiklerini hep beraber görüyoruz. Onun için kardeşlerim, nasıl ki 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Türkiye’nin istikrarına oy verdiniz, inşallah şimdide şehirlerimizin istikrarına oy vereceksiniz.”
Ömer Çelik, Cumhur İttifakı’nın girdiği her seçimde milletin güçlü desteğini aldığını vurgulayarak, “Çok yakın zamanda, 10 yıl kadar önce ihtiyaçlarımız için tabanca almaya çalıştığımızda bize ambargo uyguluyorlardı. Paramızla bile tabanca vermiyorlardı. Bugün İHA’lar, SİHA’lar ve milli muharip uçağımız KAAN ile hür ve müreffeh bir ülke olarak yolumuza devam edeceğimizi, bundan sonrasında da biricik göz bebeğimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yepyeni, çok daha büyük ufuklara taşıyacağımızı gösterdik.” dedi.
Adana’nın her zaman demokrasi mücadelesinin yanında olduğunun altını çizen Çelik, vatandaşların yerel seçimde, terör örgütlerine destek verenlerle işbirliği yapanlara gereken dersi vereceğini vurguladı.
Çelik, genel seçimdeki başarılarını yerelde de sürdüreceklerini ifade ederek, “Türkiye’nin seçimlerini takip eden, dikkatlerinin tamamı Türkiye üzerinde olan herkese güçlü bir mesaj vereceksiniz. İnşallah 31 Mart akşamı bütün dünyada ajanslar son dakika olarak Cumhur İttifakı’nın başarısını, Cumhurbaşkanı’mızın demokrasi mücadelesindeki yeni bir merhalesini duyuracak.” diye konuştu.
Cumhur İttifakı’nın adaylarını titizlikle belirlediğini dile getiren Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
“Karşımızdakilerin halini görüyorsunuz. Adaylık kavgalarından birbirlerinin yaptıklarını deşifre etmeye kadar bir ton kötü söylem, söz kendi aralarında dolaşıp duruyor. Cumhur İttifakı ise tertemiz bir siyasetle adaylarını en titiz şekilde belirleyerek önüne baktı. Bugün bütün adaylarımızla, Adana’daki İstasyon Meydanı’ndaki gibi Türkiye’nin her tarafındaki demokrasi meydanlarını doldurarak geldiğimiz noktada büyük bir seçime hazırız.”
Çelik, Türkiye’nin her türlü siyasi provokasyona rağmen yoluna devam edeceğini belirterek, “Türkiye en büyük zenginliği, gücü, kudreti sandık yoluyla genel ve yerel seçimleri yapmasıdır. Bir kere daha sandığın gücünü gösterecek şekilde hep beraber bu demokrasi sınavını vermeye hazırız.” ifadelerini kullandı.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin Semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemize yeni bir halka daha ekledik. Milli muharip uçağımız Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdik. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk” dedi.
Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesi Adana’da Uğur Mumcu Meydanında halka hitap etti. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adama, bugün bir başka güzel, feda ve vefakarlığı baş tacı bilen ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı Türkiye yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. Nice dağdan aşan yollar bizimdir diyerek gök kubbeyi milli seçimimizde çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan aşıkların şehrine de böylesi yakışır. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim bana bir resmi rakamı alın. Bakalım meydanda durum nedir. Rakamı aldım. Şu anda Adana’da, meydanda 75 bin kişi var” diye konuştu
Erdoğan, Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldığına dikkat çekerek şöyle devam etti:
” Hazır mıyız? Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Maşallah. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak oldu. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandıkları patlatarak, gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum. Adana böyle artistliklere eyvallah eder mi? Adana kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı?. Allah’ınıza kurban Adana.”
Erdoğan, CHP başta olmak üzere muhalefetin haline dikkat çekerek, ” Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan birbirleriyle didişmekten, fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum. Bunların yasak savma kabininden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Onun için oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldular mı? Göremezsiniz, duyamazsınız. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrı dokunması mümkün mü? Hayır. Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Hayır. Biz Türkiye yüz yılı diyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Hazırız diyoruz. Kararlıyız diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirinin kuyusunu kazıyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar” dedi.
Erdoğan, Mayıs ayında Cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları peşine de altı tane yardımcı adayı taktıkları bir zat olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:
” Hatırlıyorsunuz. Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu Cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temiz çıkardılar. Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? Kazandık. Kazanıyoruz. Bu nakaratlar milletin aklıyla dalga geçiyorlardır. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş. Şimdi burada Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye yüz yılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye’yi Şehirleri için kararlı mıyız? Otuz bir Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz?”
Erdoğan, seçim seçim için herkesi kapı kapı dolaşmaya çağırarak, “Akademi, Kadın Kolları, Gençlik Kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı, Adana’yla birlikte Türkiye haritasını, Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabbim hepinizden razı olsun. Adana, siz neymişsiniz ya? Gençler ben biliyorum. 31 Mart akşamı ever Allah bütün genç arkadaşlarınızı sandıkları patlatırcasına koşturacaksınız. Türkiye bizim yuvamız, vatanımız uğruna şehadeti göze aldığımız biricik sevdamızdır. Biz bu ülkeyi taşıyla, top zorlukları ve güzellikleriyle tüm kalbimizle seviyoruz. İstiklal Marşımızın şu muhteşem mısralarından aldığımız ilhamla Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Ne diyor Akif merhum ‘Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı cananı, bütün varımı alsın da Hüda. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada hüda’. Biz de cennet vatanımız aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Terör örgütüne kadar Türkiye muhaliflerinin tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu, kararlılıkla savunduk, savunuyoruz” dedi.
Erdoğan, dış politikada, Avrupa’dan, aferin, almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumuna geldiklerinin altını çizerek şöyle devam etti:
” Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Öyle mi? Ülkemizin krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız değerli kardeşlerim bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Kardeşlerim şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Dış politikada artan gerisinde güçlü bir savunma sanayi var. Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Tabii bunlar alırken önümüze konulan şartlardan dolayı kırkdere’den su getirmemiz açıkçası satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Peki Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik. Böyle gelmiş, böyle gider diyenlerden olmadık. Kolayı değil, zor olanı ama ülkemiz açısından en hayırlı olanı seçtik. Tabanca, tüfek dahil, güvenlik güçlerimizin kullandığı silah Kendimiz üretmeye başladık. Insansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Çalışan firmalarımızı teşvik ettik. Işte bugün iki bin beşlerde Iki bin onlarda toprağa diktiğimiz fidanların Allah’a binlerce kez hamdolsun meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemize yeni bir halka daha ekledik. Milli muharip uçağımız Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdik. Böylece beşinci nesil uçak üretebilen dünyadaki dört ülkeden biri olduk.” – ADANA
]]>
ERDAL SAĞLAM
Mayıs seçimlerinden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yeni bir ekibin göreve gelmesi, enflasyonla mücadele konusunda umut yaratmıştı. Ancak Merkez Bankası’nın geçen haftaki faiz kararıyla, bu güvenin azalmaya başladığını söyleyebiliriz.
Son gelen ekonomik veriler ve enflasyon beklentileri bir faiz artışını daha zorunlu hale getirirken, Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artış kararı alamadı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, aslında işlerin iyi gitmediği enflasyonla mücadelede zaaf ortaya çıktığı, dolaylı olarak anlatılıyordu. Ancak buna rağmen faiz kararı alamaması, seçimden sonrası için de önemli bir tedirginlik kaynağı oldu.
Piyasa oyuncuları ve bankacılarla, bu kararın ardından konuştuğumuzda, bu karardan sonra seçim sonrasının daha belirsiz hale geldiğini söylediler. Seçim sonrasında ekonominin gidişatı hakkında karar verebilmek için, “Nisan’da mevcut ekonomi yönetiminin göreve devam edip edemeyeceğinin belli olması gerektiğini” belirttiler. Bu kaygı seçim sonrası uygulanacak politikalar konusunda piyasalarda büyük bir belirsizlik olduğunu da ortaya koyuyor.
Ekonomi yönetiminin görevde kalacağı belli olsa bile, bunun sorunun çözülmesi için yetmeyeceğini eklediler. Bununla birlikte alınacak kararlarla bazı şartların da oluşması, piyasaların buna bakacağını söylediler. Bunlar arasında bütçe disiplini ve kamu harcamalarının kısılmasına ilişkin alınacak kararlar olduğu belirtilirken, bütçe gelirlerinden çok kamunun artık tasarrufa gidip gitmeyeceğinin uygulanacak politikalara güven açısından kilit olduğu belirtildi. Bu arada ekonomi yönetiminin çok üzerinde durmamasına rağmen, acı ilaç içeceği belli olan vatandaşın, “kendisi kemer sıkarken kamunun ve politikacıların tasarrufa gidip girmeyeceğine bakacağı” ifade edildi. Bu koşulun yerine gelmesi halinde halkın yeni alınacak sert tedbirlere ikna edilmesinin kolaylaşabileceği belirtildi.
VATANDAŞ VE YABANCI SERMAYENİN BAKIŞI
Bununla birlikte, seçimden sonra yabancı sermaye girişine kilit bir önem verildiğini hatırlatan bankacılar, dolayısıyla yabancı sermayenin tavrının seçimden sonra ne olacağının büyük önemli olduğu görüşündeler. Bunun için kur ve faiz seviyelerinin tatmin edici olması gerektiği açık. Dolayısıyla kapsamlı bir programın hazırlanıp piyasaların buna ikna edilmesi gerekecek.
Bununla birlikte ülke ekonomisi için asıl yararı dokunacak, üretim gücünü yükseltecek doğrudan yabancı sermaye girişlerinin gelişi ise daha ağır koşullara bağlı. Bu kapsamda Türkiye’nin Batı sermayesine ihtiyaç duyduğu, bunun için de Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği ortada. Bu kapsamda sadece alınacak ekonomik kararlar değil, kurumsal yapıyı güçlendirecek, hukuk sistemini iyileştirecek kapsamlı tedbirlere ihtiyaç var. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle birlikte, siyaset ve dış politika alanlarında da ciddi tercihlerde bulunması gerekeceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Tabi ki sadece yabancıların ekonomik gidişat için ikna olması yetmeyecek, hane halkı olarak adlandırılan, vatandaşların da ikna edilmesi, özellikle de TL’ye dönüş için artık güven duyacakları bir ortamın oluşturulması gerekecek. Yüksek politika faiz artışlarına rağmen TL mevduata bankaların hala düşük faiz vermesi, Merkez Bankası’nın bu konuda radikal adımlar atamaması, büyük bir sıkıntının yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle dövize olan talep hala devam ediyor, bu da TL yerine dövize eğilimin devam etmesine, döviz rezervlerinin son dönemde yeniden erimesine neden oluyor. Dolayısıyla özellikle küçük tasarrufçuya enflasyon ve politika faizinin üzerinde getiri sağlanamaması, bir yandan tasarrufçunun mağdur edilmesine neden olurken, öte yandan uygulanan sıkı para politikasına olan güvenin de azalmasını da beraberinde getiriyor.
Geçen hafta Merkez Bankası’nın gerektiği halde politika faizini artıramaması, siyasi otorite yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala faiz konusunda gösterdiği direncin bir göstergesi olarak yorumlandı. Piyasalar bunu zaten biliyordu ama yeni ekonomi yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gerekenin yapılacağı konusunda ikna ettiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla faiz artışı kararı verilmemesi, bu konuda piyasada oluşan umudun yitirilmesine neden oldu.
Bu nedenle de seçim sonrasına ilişkin tedirginliğin arttığı gördük. Eğer Mart ayında yapılacak faiz toplantısında Merkez Bankası faiz artışı kararı verirse, bu tedirginlik azalacaktır. Ancak görünen o ki; Merkez Bankası seçimlere kadar, gerekmesine rağmen, faiz kararı veremeyecek. Bu da gevşeyen para politikasının yaratacağı tahribatı iyice artıracak. Bu tahribat hem moral açıdan, hem de maddi anlamda faturanın büyümesi anlamına gelecek.
Enflasyonla mücadelenin faturasının daha çok dar ve sabit gelirlilere çıktığını düşünürsek; gereken kararların zamanında alınamaması nedeniyle ağırlaşacak fatura yoksullaşmanın daha da artmasını beraberinde getirecek diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümeyi daraltacak, özellikle iş kesimini zor durumda bırakacak ekonomik kararlara karşı ne kadar dirençli olduğu biliniyor. O nedenle de mevcut yönetimin enflasyonla mücadelede kararlı bir tutum takınacağına ilişkin umutlar da, doğal olarak azalıyor.
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU
İBB Başkanı İmamoğlu ve CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, ilçe turu atıp vatandaşları selamladı. Kocamustafapaşa Meydanı’nı dolduran vatandaşlara seslenen İmamoğlu, “Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi… 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte sabah saatlerinde başlattığı ilçe turunu, “Seçim Koordinasyon Merkezi” (SKM) ziyareti ile devam ettirdi. Hırka-i Şerif Mahallesi’ndeki ziyaretin ardından seçim otobüsüyle Fatih turu atan İmamoğlu ve Polat, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İmamoğlu ve Polat’ı taşıyan seçim otobüsü, halk buluşmasının gerçekleştirileceği Kocamustafapaşa Meydanı’na, vatandaşların sevgi gösterileri altında, zorlukla girebildi.
İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:
“BERAT KANDİLİ’NDE DUANIZI İSTİYORUM: Bu akşam hem memleketimiz için hem milletimiz için, çocuklarımız için, gençlerimiz için Allah dualarınızı kabul etsin. Ben de sizden duanızı istiyorum. İnşallah sizlere layık olmaya devam edeceğim ve inşallah Fatih’te can arkadaşım, yol arkadaşım Mahir Polat’la sizlere doya doya hizmet etmenin beş yılına giriyoruz. İstanbul ihmalden, ihanetten ve israftan çok çekti. İhmali en çok da Fatih yaşadı; sokakları, caddeleri, meydanları… Beyazıt Meydanı’nın eski halini biliyorsunuz değil mi? Şimdi pırıl pırıl bir Beyazıt Meydanımız var. Bakın Sarayburnu… Çöplük çöplük 15 yıldır. ve biz, Sarayburnu’nda İstanbul’un en güzel biblolarından biri gibi bir köşe yaptık. Şimdi Mart’ın ortasında, pırlanta gibi Eminönü Meydanı geliyor Eminönü Meydanı. Pırlanta gibi.
HALİÇ TRAMVAYINI EMİNÖNÜ’NDEN ALİBEYKÖY’E KADAR BU KARDEŞİNİZ, EKİP ARKADAŞLARIYLA BİTİRDİ: Sözüm ona betonları dökülmüş, rayları bağlanacak. Bir baktık ki daha üstüne tramvay gelmeden, Haliç kıyısındaki tramvayın üstüne konacağı rayların çakılacağı betonlar yamulmaya başlamış. Niye? Çünkü Haliç kıyısı -hepiniz bilirsiniz- orası bataklık gibidir. Zemini yoktur Haliç kıyısının. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Binlerce kazık çakarak, o yapılan bütün betonları söktük, attık. Tam 3 kilometreye yakın, neredeyse Eyüpsultan’dan Unkapanı’na kadar, komple kazık sistemini hem de 60 metreye, 70 metreye kazık sistemiyle çakarak, sıfırdan yaptık. Sonra hızlıca rayları döşedik. Ardından Cibali’ye kadar Alibeyköy tramvayımızı getirdik. ve Unkapanı Kavşağıyla ilgili hiçbir proje hazırlanmamıştı. Projesini hazırladık. Neredeyse yıkılmak üzere olan Unkapanı Kavşağını; pırıl pırıl, depreme dayanıklı, güçlü bir kavşak haline getirdik. Oradaki trafiğin sıkışmasını ortadan kaldırdık. Altından tramvayın geçişini sağladık. Şimdi, Eminönü’ne kadar yine o bölümdeki kazıkları çakarak, oranın tramvayını Eminönü’nden Alibeyköy’e kadar bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla bitirdi. Biz yaptık.
FATİH’İN ALTYAPISINA 3,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK: Vatan Caddesi’nden Unkapanı’na kadar olan bölgeyi, bütün Fatih’i sel ve su baskınından korumak adına, yer altından tünelle İSKİ yatırımı yaptık. Şimdi aynısını yine Vatan Caddesi’nden Yenikapı’ya kadar yapacağız. Fatih’in altyapısına yaklaşık 3,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar, birçok projeyide hatırlatmak isterim. Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Bunların hepsi sizin, sizin. Size ait. İstanbul’un en güzel işlerinden birisi; İstanbul’un tarihini, maneviyatını, medeniyetini canlı tutmak, hayata geçirmek. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi. İşte bunlar varken, rant konuşulurdu. Bir şahsın parseline ekstra imar konuşulurdu. ya da bir avuç insana verilen ihaleler konuşulurdu. Şimdi ne konuşuluyor biliyor musunuz? Kurban olurum o bebeklere. Halk Süt konuşuluyor, Halk Süt.
HALK SÜT, ANNE KART, KREŞLER, ÖĞRENCİ YURTLARI MEGA PROJEDİR: Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. Bebeklere verdiğimiz, o pırlanta gibi kızlarımıza, oğullarımıza verdiğimiz süt için, ‘Efendim bunların mega projesi sütmüş…’ Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. Ben size başka bir mega proje daha söyleyeyim. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bu şehrin annelerini huzurlu kılmak… Kurban olurum; helali hoş olsun sevgili annemiz. Anne Kart sana verildi ya. Niye biliyor musunuz? O senin hakkın, hakkın. Sen o evladı hayata hazırlıyorsun ya o bebeği; güzel anneler, bu annelerimiz o bebekleri hayırlı evlat olarak bu şehre, bu ülkeyi yetiştiriyor ya; bize o yeter. Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye… Beni herhalde bu dünyada, en fazla annem düşünür. öyle düşünüyorum. Annesi babası düşünür. Diyorum ki, annemin ruhu bana geçsin. O beni nasıl düşünüyorsa, eşim evlatlarını nasıl düşünüyorsa; ben de bu şehrin evlatlarını öyle düşünüyorum. Öyle düşüneceğim kardeşim. Bu kadar net. Bu şehir o zaman huzurlu olur.
BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ: Biz, hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim. Biz icraatı, biz bereketi, biz israftan kaçınmayı temsil ediyoruz. Onun için oylarınıza talibiz. Bu seçim; bir kişiye itaat edenle, 16 milyondan talimat alanlar arasındaki seçim. Ben, bir tek size karşı kendimi sorumlu hissederim, 16 milyona karşı” şeklinde konuştu. Karşılarındaki anlayışın, bir parti devleti yaratma çabasında olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Biz ise neyin peşindeyiz biliyor musunuz? Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün izindeyiz. Aradaki fark bu kadar net.
BU SEFER DAYANAMADILAR, ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR: Ben, ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’ şuna buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın. 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Öyle değil mi? Seçimi çaldılar, iptal ettiler. Öyle değil mi? Hatırlayın. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yani kulakları çınlasın, ‘Binali Bey mi, Sisi mi’ dediler. Hatırlıyor musunuz? Sisi kim oluyor? Ben oluyorum. Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de- Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya -ben buna inanıyorum- Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.
MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM: Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? Az önce dedim ya; o arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor. Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi? Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.
BEN, KARDEŞİME KEFİLİM ARKADAŞ: İşimiz tabii ki kolay değil, çok çalışacağız. Sevgili Fatihliler, çok çalışmaya hazır mıyız? Fatih’te Mahir Başkan’a oy vermeye hazır mıyız? Herkes Mahir Bey’i komşularına anlatacak; var mıyız? Ben, kardeşime kefilim arkadaş. Ahlakına, insan sevgisine kefilim. Oylarınız Mahir Başkan’a. Yetmez. İlçe meclisine oylarınızı istiyoruz. E ben de oylarınızı istiyorum. İstanbul mücadelesinde partimizin faaliyetlerine katılan partililerimiz var, biliyorum. Biz neye talibiz? İstanbul’un güçlü ittifakına talibiz. Bu şehrin her siyasi düşüncesine talibiz. Biz, herkesi çok seviyoruz. Niye biliyor musunuz? Biz, insanı insan olduğu için seviyoruz. Yaradan’dan ötürü seviyoruz sizleri. Bu kadar net. Bunu onlar anlayamaz. Ben bu şehrin her inancını seviyorum. Her etnik kökenini seviyorum. Her siyasi görüşümü seviyorum. Onun için diyorum, ‘Allah’ım beni bu şehri çocuklarına mahcup etme. İçinizden şöyle bir ses gelsin. ‘Tam yol ileri’ kardeşim. Tam yol ileri İstanbul. Tam yol ileri Fatih. Yolumuz açık olsun. Her şey çok güzel olacak.
POLAT: “31 MART’TA NEHİR OLURUZ, FIRTINA OLURUZ GELİRİZ ARKADAŞLAR”
Buluşmada ilk konuşmayı yapan Polat da Fatihlilere, “Siz Anadolu’nun has evlatlarına böyle destek verdikçe, Trabzon’dan bir Ekrem İmamoğlu çıkar gelir, yıkılmış İstanbul’u tekrar ayağa kaldırır arkadaşlar. Erzincan’dan da Mahir Polat gelip, yıkılmış Fatih’i ayağa kaldırır; 31 Mart’ta nehir oluruz, fırtına oluruz geliriz arkadaşlar. Bu çaresizlikle halkı yalnız bırakmayız. Burayı kurtarırız. Vatanı kurtarırız. Ülkeyi kurtarırız arkadaşlar. Bizi yalnız bırakmayın. Çok teşekkür ediyorum. 80 gündür Fatih’in sokaklarını dolaşıyoruz. 40 gün daha dolaşacağız. 31 Mart’ta Fatih’i de alacağız, İstanbul’u da alacağız arkadaşlar” sözleriyle seslendi.
İmamoğlu ve Polat, konuşmaların ardından da Fatih caddelerinde ve sokaklarında vatandaşları, yoğun ilgi altında selamlamaya devam etti.
]]>
Yeniden Refah Partisi Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Bilal Yıldırım, Yazıhan ilçesinde ilçe belediye başkan adayı İhsan Akın’ın seçim ofisi açılışına katıldı.
31 Mart seçimleri öncesi ilçe gezilerine de hız veren Yeniden Refah Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Bilal Yıldırım, Yazıhan ilçesini ziyaret etti. Burada İlçe Başkan Adayı İhsan Akın’ın seçim ofisinin açılışına katılan Bilal Yıldırım, “Hatırlayınız, milletvekilliği seçiminde Yeniden Refah Partisi’ni Malatya’da yüzde 3 gösteriyorlardı. Biz o seçimde tam 3 katını aldık, milletvekilliği seçiminde yüzde 10 oy almıştık. Anket firmaları şu anda yüzde 30 diyorlar, Allah nasip ederse biz yüzde 60’a yakın oy alacağız” ifadesini de kaydetti.
“Yeniden Refah Partisi her yerde yükseliş gösteriyor”
Yeniden Refah Partisi Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Bilal Yıldırım, “Her hafta 3 ilçemizde seçim çalışması yapıyoruz. Yeniden Refah Partisi’nin hem Malatya’da, hem de Türkiye genelindeki yükselişine hepimiz şahit oluyoruz. Türkiye’nin her tarafında, her köşesinde iddialı olan Belediye Başkan Adaylarımız var. Bunlardan biri de Yazıhan ilçemizde İhsan Akın’dır. 31 Mart’ta seçimi kazanacağız ve hizmetin nasıl yapıldığını bütün dünyaya göstereceğiz” ifadelerini kullandı.
“Anket firmaları milletvekilliği seçiminde Malatya’da bizi yüzde 3 gösteriyorlardı, yüzde 10 oy almıştık. Şimdi yüzde 30 gösteriyorlar”
Bazı anket firmalarının hem Malatya’da hem de Türkiye genelinde Yeniden Refah Partisi’nin oylarını düşük gösterdiğini de ifade eden Yıldırım, “Bu hafta içinde nasıl olduysa yüzde 30 seviyesini gösterebildiler. Hatırlayınız, milletvekilliği seçiminde Yeniden Refah Partisi’ni Malatya’da yüzde 3 gösteriyorlardı. Biz o seçimde tam 3 katını aldık, milletvekilliği seçiminde yüzde 10 oy almıştık. Anket firmaları şu anda yüzde 30 diyorlar, Allah nasip ederse biz yüzde 60’a yakın oy alacağız ve Malatya’da Yeniden Refah Partisi olarak belediyeleri alacağız. Yeniden Refah Partisi’nin bütün ilçelerindeki adayları için çok güzel haberlerini alıyoruz. 31 Mart akşamı en çok belediyeyi alan parti Yeniden Refah Partisi olarak biz alacağız. Bizim hiç durmadan son ana kadar çok çalışmamız gerekiyor. Anket firmaları bizi yüksek yada düşük gösterebilir, biz rehavete kapılmadan ilk günkü aşk ile çalışmaya devam edeceğiz. Ben, bugün itibariyle 95 gündür sahadayım” şeklinde konuştu.
Açılış sonrası ilçe merkezinde esnaf ziyaretleri de yapılırken, ardından mahalle ziyaretleri gerçekleştirilerek vatandaşlarla sohbet toplantıları düzenlendi.
“Sizi unutan milletvekillerine ders vermek istiyorsanız, bu seçimde Yeniden Refah Partisi’ne oy veriniz”
Kömüşhan Mahallesinde de vatandaşlarla buluşan Bilal Yıldırım, “Yerel seçimler hükümetten memnun olunmadığında sarı kart gösterilen seçimlerdir. Nereye gitsek, vatandaşlarımız sürekli hükümete ilişkin şikayetlerini anlatıyorlar. Vatandaşımız, ‘Belediye başkanları gelmiyorlar, milletvekilleri oylarını alıp gittiler, bize daha selam vermediler, bizim derdimizle dertlenmiyorlar. Deprem sürecinde yanımızda olmadılar’ diyorlar. Ben de vatandaşımıza şunu söylüyorum, Doğrudur, onlar gelmediler. Belediye başkanları ve milletvekilleri, onlar sizi unuttuysa, bu seçimde de siz onları unutun. İktidara ve milletvekillerine ders vermek istiyorsanız, sandığa gittiğinizde 31 Mart’ta Yeniden Refah Partisi’ne oy veriniz. Bazı vatandaşlarımız ‘Oy kullanmak istemiyoruz’ diyorlar. Ama siz oy kullanmadığınız zaman, sandığa gitmediğiniz takdirde bu onların işine yarayacak. Tepkilerinizi sandığa giderek, Yeniden Refah Partisi’ne oy vererek gösteriniz” diye konuştu. – MALATYA
]]>
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
SOL Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Alper Taş, Samsun’da ‘Yerel Seçimler ve Devrimci Siyaset’ paneline katıldı. Taş, “Siyasetsiz bir yerel seçim ortamı var. Genelde kimin nereden aday olduğu ki bu çok karmaşık da bir olgu. Bakıyorsunuz bugün bir partide olan bir başka gün bir başka partinin adayı olarak karşımıza çıkmış. Tabiri caizse kimin eli kimin cebinde belli değil. İdeoloji yok, siyaset yok, örgüt yok, dava yok, çıkar var, makam var, mevki var. Bunun üzerine odaklanmış ve içeriği boşaltılmış bir seçim süreci içerisindeyiz Türkiye açısından” dedi.
SOL Parti MYK üyesi Alper Taş, Samsun’da düzenlenen “Yerel Seçimler ve Devrimci Siyaset” paneline katıldı. Taş, şunları söyledi:
“SEÇİMLER YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ OLMAKTAN UZAK”
“Gerçekten bu başlıkta önemli çünkü yerel seçimler düzleminde konuşulan sadece kişiler. Siyaset konuşulmuyor. Siyasetsiz bir yerel seçim ortamı var. Genelde kimin nereden, aday olduğu ki bu çok karmaşık da bir olgu. Bakıyorsunuz bugün bir partide olan bir başka gün bir başka partinin adayı olarak karşımıza çıkmış. Tabiri caizse kimin eli kimin cebinde belli değil. İdeoloji yok, siyaset yok, örgüt yok, dava yok, çıkar var, makam var, mevki var. Bunun üzerine odaklanmış ve içeriği boşaltılmış bir seçim süreci içerisindeyiz Türkiye açısından. Çok seçim geçirdik. Türkiye, çok fazla seçimle yüz yüze kaldı. Şimdi önümüzdeki 4 yıl olağanüstü bir gelişme olmazsa 4 yıl boyunca bir seçim yok. Seçim çok da demokrasi yok. Sonuçta gören diyecek ki bu Türkiye’de vay be ne kadar seçim oluyor, gerçekten seçim oluyor, olmakla da kalmıyor, katılımı çok yüksek de bir seçim oluyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizim ülkemizde yapılan seçimler kadar katılımı yüksek, bir seçimde söz konusu olmuyor ama sonuçta seçimler gelip gidiyor. Demokrasi alanımız her gün biraz daha kötüye, ekonomik alanımız, yoksullaşma daha da derinleşmeye devam ediyor. Seçimler bu manada yaşadığımız sorunların bir çözümü olmaktan uzak kalıyor.
“KENTSEL MUHALEFET DENİLİNCE AKLIMIZA ‘GEZİ’ GELİYOR”
Bu yerel seçimler açısından SOL Parti olarak, bizim en önem verdiğimiz mesele yereli konuşmak, yereli tartışmak, yerel örgütlenme anlayışımız üzerine düşünmek, kentlere dair taahhütlerimizi ortaya koymak, nasıl yerel yönetim, nasıl bir kent, esasen bunları tartışma gündemine taşımak ve kentte yaşayanların, çelişkilerini, sorunlarını gündemleştirmek, bu sorunları açığa çıkarmak ve bu sorunları yerel seçim gündemine taşımalıyız. Esasen en önemli yapmamız gereken meselelerden bir tanesi bu. Bir de Türkiye’nin gerçekliği var. Türkiye’nin gerçekliği şu; 2013 Haziran’ı biliyorsunuz Gezi isyanı oldu. Haziran’da ölmek zor demiş ya şair ölmenin de zor olduğu bir ay. Bir isyan Türkiye’de büyüdü, hayata geçti ve bu isyan, esas kökeninde kentsel zemini olmasıydı. Bir isyan boyutu var olayın, AKP’nin iktidarına karşı onun yukarıdan aşağıya ideolojik dayatmasına karşı, bir isyan boyutu var ama eylemin çıkış nedeni ve isyanın çıkış nedeni, esasen bir kentsel tahribat. Bize ait olan bir yerin, Gezi parkının müşterek olan bir alanın bizde kalması talebi ve buranın kamunun elinden gitmemesi talebiyle ortaya çıkan, bir muhalefet. Doğal olarak bir kentsel muhalefet dendiğinde aklımıza gelen en önemli başlık Gezi başlığı oluyor.
“KENTLER, SINIF MÜCADELESİNİN ARENASI HALİNE DÖNÜŞTÜ”
2013 Haziran’ından bu yana biliyorsunuz birçok yerde forumlar kuruldu, mahalle örgütlenmeleri geliştirilmeye çalışıldı fakat özellikle 2015’te başlayan, bizim de maruz kaldığımız çok güzel insanımızı yitirdiğimiz, 10 Ekim katliamı sonrası her düzeyde muhalefet geriledi. Tankla, topla muhalefet susturuldu, şiddetle susturuldu ve kentsel muhalefette zayıfladı. Şu an Türkiye’de kentsel muhalefet diyebileceğimiz muhalefet dinamikleri, oldukça zayıflamış vaziyettedir. Kentsel muhalefet çok bizim gündemimize girmiş bir muhalefet biçimi değil. Hep işçi muhalefetinden söz ederiz, emekçi muhalefetinden söz ederiz, kamu emekçileri muhalefetinden söz ederiz, gençlik muhalefetinden söz ederiz, kadın muhalefetinden söz ederiz, ekolojik bunun kentle bir bağı var tabi ekolojik mücadelenin ama bu mücadele alanlarını tarif ederiz ama kentsel muhalefet, alanı diye bir alanımız yok. Bu konuda kafa yormuşluğumuz da yok. Bunu da ele almamız ve düşünmemiz gerekiyor çünkü kentsel mücadele bir tür sınıf mücadelesinin tezahürü, yani sınıf mücadelesinin kentlere yansıması, oldukça önemli çünkü kentler de artık sınıf mücadelesinin bir arenası haline dönüşmüş vaziyette.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE BİR SINIF TERCİHİ YAPILIYOR”
Özellikle kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde bir sınıf tercihi yapılıyor. Kentin merkezinde olan emekçiler, kentsel dönüşüm projeleriyle, kentin dışına sürülüyor ve bir soygunlaştırma projesi olarak zenginlere ve büyük kesimlere daha sağlıklı, yerler, açılmış oluyor. O yüzden bunun üzerinden gelişen kentsel muhalefet dinamikleri var. O açıdan biz bunu şöyle yapalım; yerel seçim geldiğinde aklımıza gelen, bir mesele olmasın diye, yerel seçim bittikten sonra bile biz Samsun’daki arkadaşlar olarak var gücümüzle Samsun’da bir kentsel muhalefet odağı yaratmaya, bir kent meclisi yaratmaya, o kent meclisi üstünden kent demokrasisi noktasını oluşturduğumuz örgütlenmeyle, kentteki değişime, kentteki sosyolojiye, kentte ki çelişkilere ve çatışmalara, müdahil olalım, kentte dahil fikrimizi söyleyelim geliştirelim. Ancak bunu yaparsak 5 yıl sonra yerel seçim söz konusu olduğunda biz bugünkü tablomuzdan daha farklı bir tabloyla yüz yüze kalmış oluruz. Daha iddialı süreçte ortaya koyarız. Birkaç yerde yönetmeye talip oluruz. Kente dair sözümüz çok olur ve söylediğiniz sözün de bir karşılığı olur çünkü 5 yıl boyunca kente dair birikim yaratmış, kente dair toplumsal bir mücadele yürütmüş insanların sözünü kentteki yaşayanlar daha fazla duyar.”
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “‘Kent uzlaşısı’ diyerek Kandil’le uzlaşı arayışına girmesi, CHP’nin bu ülkeyle ve bu milletle hiçbir ortak noktasının kalmadığına işaret ediyor.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince Kuvayi Milliye Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, muhalefetin belediye başkan adaylarının, şehirlere hizmet edecek ismi bulma kriteriyle değil, parti içi hiziplerin paylaşım aracı olarak belirlendiğini ifade etti.
Kendilerinin İstanbul’da Murat Kurum, Ankara’da Turgut Altınok, İzmir’de Hamza Dağ, Balıkesir’de Yücel Yılmaz isimlerini ve aynı şekilde diğer yerlerdeki adayları belirlerken şehirlerin Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne ayak uyduracak profiller olmasına dikkat ettiklerini anlatan Erdoğan, bu şekilde tespit ettikleri Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adaylarının verdiği her sözün arkasında kendilerinin, Cumhurbaşkanı’nın, Hükümet’in ve Cumhur İttifakı’nın olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet tarafında ise herhangi bir ölçü olmadığını belirterek, “Öyle ki ‘Kim nereyi kaparsa elinde kalıyor’ havasında bir süreç yaşanıyor. Böyle olunca da tabii kavga çok sert geçiyor.” dedi.
Bilhassa CHP’nin içler acısı haline baktıkça, bu partiye gönül verenler adına kendilerinin de üzüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunca yıldır siyaset arenasında karşı karşıya olduğumuz CHP’nin, ülkenin ve milletin geleceği için hiçbir vizyonu, hiçbir programı, hiçbir projesi bulunmadığını zaten biliyoruz. Hepsinin üzerine, son dönemde bu parti varlığını sürdürmek için kendine her yolu mübah sayacak kadar sakil bir yere savruldu. Daha önceki seçimlerde kurduğu örtülü ittifak tezgahını bu seçimde iyice eline yüzüne bulaştırdı. ‘Kent uzlaşısı’ diyerek Kandil’le uzlaşı arayışına girmesi, CHP’nin bu ülkeyle ve bu milletle hiçbir ortak noktasının kalmadığına işaret ediyor. Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, genel merkezinden teşkilatlarına kadar tüm mekanizmaları dökülen CHP, artık oyun kurucu olmaktan çıkıp, kurulan oyunların piyonu haline gelmiştir. Ne diyelim, koskoca CHP’yi bölücü örgütün güdümündeki DEM’in ve marjinal örgütlerin oyuncağı haline dönüştürenler utansın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kendi işimize bakacağız. Bunu yaparken de birileri gibi işimizi sadece lafta bırakmayacağız. Çünkü biliyoruz ki Balıkesir sadece lafa bakmaz. Balıkesir, lafı söyleyenin kim olduğuna, bugüne kadar nerede ne yaptığına, bundan sonra ne yapabileceğine de bakar. Balıkesir vizyona bakar, esere bakar, hizmete bakar, projeye bakar, yatırıma bakar. Balıkesirli bilir ki Cumhur İttifakı olarak biz kendisine ne söz verdiysek yerine getireceğiz. Buna karşılık daha önceki seçimlerden tecrübeyle biliyoruz ki muhalefet adayları söylediklerinin yüzde 90’ını yerine getirmiyor, getiremiyor. Zaten o sözleri verirken gereğini yerine getirmek gibi bir dertleri de yok.” ifadelerini kullandı.
“Bunlar bütçede engelli değildir, bunlar eser ve hizmet engellidir”
Belediyelere merkezi idareden ayrılan kaynağı neredeyse iki kat artırdıkları halde muhalefet cenahının utanmaz, arlanmaz bir şekilde “engellendik” yalanına sığınmaya çalıştığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bunlar bütçede engelli değildir, bunlar eser ve hizmet engellidir. Gözü de gönlü de şehrinde olmayanlar, kendilerine verilen kaynakları şahsi hırsları, heva ve hevesleri uğrunda çarçur etmişlerdir. Şehirlerine yaptıkları ihaneti gizlemek için de tamamı yalan ve yanlış üzerine kurulu kampanyalarla milleti kandırmanın peşindeler. Milleti kandırarak makam-mevki elde etme üzerine kurulu siyaset eski Türkiye’nin tarzıdır. Halbuki bizim son 21 yılda hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde ülkemizde siyasetin işleyişi değişti. Eskinin ideolojik istismar, korku ve laf cambazlığıyla kifayetsizliğini gizleme siyasetinin yerini eser ve hizmet siyaseti aldı. Türkiye Yüzyılı’yla dünyada hak ettiği yere gelme konusunda kararlı adımlarla ilerleyen günümüz Türkiye’sinde eskinin geçer akçesi zübük siyaseti işlemez, işlemiyor.”
“Seçim akşamı Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak geçen mayısta Türkiye Yüzyılı vizyonuyla siyasetin çıtasını biraz daha yükselttiklerini, şimdi de gelecek seçimler vesilesiyle bu vizyonu şehirlerle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.
Şehirleri gerçek belediyecilikle geleceğe hazırlama konusunda 31 Mart’ı tarihi bir dönüm noktası olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyükşehir belediyesiyle, ilçe belediyesiyle sizler burada gereken adımları atarken, biz de cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla Ankara’da üzerimize düşeni yapacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyleyse şimdi buradan, Balıkesir’den öyle bir ses verin ki ülkemizin dört bir yanından duyulsun. Hazır mıyız? Balıkesir, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için ana kademe, kadın kolları, gençlik, seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Balıkesir’le birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sorularını yönelttiği vatandaşlardan “Evet” yanıtını aldı. Bunun üzerine Erdoğan, “Rabb’im hepinizden razı olsun.” dedi.
“Son 21 yılda Balıkesir’e 238 milyar lira tutarında yatırım yaptık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şehre yaptıkları yatırımlara değinerek, şu bilgileri paylaştı:
“Bizim eser ve hizmet siyasetimizin lafta kalmadığının, icraatla temellendirildiğinin ispatlarından biri, son 21 yılda Balıkesir’e yaptığımız, ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 238 milyar lira tutarında yatırım yaptık. Laf ola beri gele yok, icraat var icraat. Bu yatırımla eğitimde 4 bin 832 yeni dersliği şehrimize kazandırdık. İkinci devlet üniversitemiz, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesini faaliyete geçirdik. Gençlik ve Spor’da 10 bin 868 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 39 spor tesisi inşa ettik. Balıkesirli ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 6 milyar liranın üzerinde kaynak aktardık. Balıkesir’de 1100 yataklı Atatürk Şehir Hastanesi başta olmak üzere toplamda 2 bin 624 yataklı 35 hastaneyle birlikte 81 sağlık tesisi yaptık.”
(Sürecek)
]]>
Malatya’da Cumhur İttifakının üyeleri AK Parti ve MHP’nin adayları bir araya geldi. Buluşmada birlik ve beraberlik vurgusu yapılarak 31 Mart seçimlerinden zaferle çıkacakları mesajı verildi.
Yeşilyurt Gedik Sosyal Tesislerinde Cumhur İttifakı’nın Malatya’daki belediye başkan adayları ile meclis üyesi adayları bir araya geldi. Buluşmada ilk olarak söz alan MHP Malatya İl Başkanı Gökhan Gök, Cumhur İttifakı’nın önemine değinerek, “Cumhurun ortak aklıyla kurulan ittifakımız hiçbir algı ve hesabın kifayet etmediği, yanlışların feraset duvarına çarptığı, hainlerin erişemediği bir ittifak. Cumhurun ortak talebi olan ittifakın hiçbir hesabı olmadığı gibi tüm derdinin sadece vatan ve millet kavramı üzerine kurulduğunu, parti ve şahsi menfaatlerin ön plana çıkmadığını da belirtmek isterim” dedi.
Gök, 31 Mart seçimleri öncesinde Malatya’da Cumhur İttifakı adaylarının sadece belediyelere talip olmadığını, aynı zamanda yarısından fazlası yıkılmış olan kentteki vatandaşların hem hizmetine hem de dualarına talip olduğunu söyledi.
“Ahlaklı belediyecilik sloganı ile ortaya çıkarak meclis üyesi listelerindeki sıralamayı birilerine pazarladıklarını görüyoruz”
Sonrasında söz alan AK Parti Malatya İl Başkanı Namık Gören ise 31 Mart seçimleri öncesinde Cumhur İttifakının ruhuna uygun bir şekilde Malatya’da yollarına devam ettiklerini söyledi. Şimdiye kadar 17 kez milletin huzuruna çıktıklarını dile getiren Gören, “Milli ve manevi duruşumuzdan asla taviz vermeden ürettiğimiz hizmet ve eserlerimiz ile bugüne kadar milletimize hizmet etme şansını sandıklarda kazandık. Bugünde 18. kez milletimizin huzuruna çıkma heyecanı içerisindeyiz” ifadelerine yer verdi.
İl Başkanı Gören, “Bir yandan ahlaklı belediyecilik sloganı ile ortaya çıktığı yolda meclis üyelerini ahlaksızca pazarladıklarını görüyoruz. Meclis üyesi listelerindeki sıralamayı birilerine pazarladıklarını, sattıklarını, bu nedenle parti iç disiplini sağlayamadıklarını görüyoruz. Diğer yandan niyeti diline vurmuş bir şahıs var Malatya’da Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına talip. Zorunlu emekliliğe ayırdıkları genel başkanının yaptığı gibi gaflarla dolu söylemlerle seçim kampanyasını yürütmeye çalışan biri var” ifadelerini kullandı.
“Yeşilyurt’ta çıtayı yükselttik”
Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar da konuşmasında Cumhur İttifakı olarak Malatya’da en iyi hizmetleri kazandırmaya çalıştıklarını ifade ederek, “2019 yılında seçim sürecinde verdiğimiz sözlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bölgemize katkı sunacağını düşündüğümüz projeler gerçekleştirdik. Seçim öncesinde 45 proje vaat ettik, 100’ün üzerinde projeyi bitirdik ve çıtayı çok üste çıkardık” şeklinde konuştu.
“Hekimhan’ın yeraltı zenginlikleri ilçede kalacak”
Cumhur İttifakının MHP’li Hekimhan Belediye Başkan Adayı Memet Tabaroğulları’da Hekimhan’ın maden yatağı olarak önemli bir bölge olduğunu dile getirerek “Göreve geldiğimizde Hekimhan’ı herkesin iş bulduğu, iş sahibi olduğu, ekmek sahibi olduğu bir ilçe haline getireceğiz. Birçok bölgede olmayan yer altı zenginliklerimizi ilçemizin kalkınması ve gelişmesi için kullanacağız. Bugüne kadar yer altından çıkarılan bu zenginliklerimiz topraktan çıkarılıp başka yerlere götürülüyor, gücü katkısı dışında bir katkı sunmuyor. Biz bunu değiştirerek bu zenginliklerin tamamını ilçemize değer olarak katacağız” diye konuştu.
“Yavru muhalefetler elinde tespih ile CHP-DEM değirmenine su taşımaktadır”
Cumhur İttifakı’nın AK Partili Battalgazi Belediye Başkan Adayı Bayram Taşkın ise göreve geldiklerinde depremden etkilenen her bireyi evine ve işyerine kavuşana kadar durmadan çalışacaklarını belirtti. Bütün enerjilerini öncelikli olarak harabeye dönmüş mahallelerin yeniden ayağa kaldırılması için kullanacaklarını ifade eden Taşkın, “Ancak bunun yanında rutin belediyecilik hizmetlerini de en nezih ve kibar şekilde vatandaşlarımıza sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Tüm hizmetleri eşit ve adaletli şekilde yapacaklarını belirten Taşkın, “Maalesef bugün kaynağı belli olmayan kaynaklarla şişirilmiş, Türkiye’nin bütün beldelerinde Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için programlanmış yavru muhalefetler elinde tespih ile CHP-DEM ittifakına, değirmenine su taşımaktadır” ifadelerine de yer verdi.
“Cumhur İttifakı adaylarını diğer adaylarla mukayese edin”
Cumhur İttifakı’nın AK Partili Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit de konuşmasında ittifak olarak Malatya’da halkın karşısına çıkan tüm adayların diğer adaylardan daha iyi olduğunu vurgulayarak, “Bizim adaylarımızı mutlaka diğer adaylarla mukayese etsinler, ölçünler, biçsinler, teraziye çıkarsınlar. Diğer adayların geçmişlerine baksınlar, şehrin hangi yönetiminde görev aldılar bir mukayese yapıldığında Cumhur İttifakı’nın adaylarının sizleri mahcup etmeyeceğini, halkın evlatları olduğunu görecekler” diye konuştu.
“Ülkemizin önü her alanda açık”
Programda son olarak söz alan Cumhur İttifakı’nın AK Partili Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er ise Türkiye’nin çok sıkıntılı bir süreçten geçtiği dönemde temelleri atılan Cumhur İttifakı’nın yoluna sorunsuz bir şekilde devam ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Esas memleket olunca gerisi teferruat” diyerek yola çıktığını aktaran Er, “Allah’a hamd olsun, ülkemizin her alanda önü açık. Savunma sanayinde çok ileri bir noktadayız. Son olarak milli uçağımız KAAN’ın havalanması da bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu da birliğimiz, dirliğimiz ile oluşan bir durum. Allah’ın izniyle bundan sonrada hiç kimse önümüze çıkamayacak, bizler yolumuza durmadan devam edeceğiz” dedi.
31 Mart yerel seçim sürecinin başladığını belirten Er, Cumhur İttifakı olarak Malatya’da sandıktan rekor oyla çıkacaklarına inandığını söyledi. 6 Şubat’ta büyük bir yıkım yaşayan Malatya’yı Cumhur İttifakının adayları ile ayağa kaldıracaklarını ifade eden Sami Er, “Malatya’mızın yaralarını saracak bir ekip oluşturduk. Büyükşehir Belediye Meclisinde de mimar, inşaat mühendisi, şehir plancısı, harita mühendisi adaylarımızın olmasına bu nedenle dikkat ettik” diye konuştu. – MALATYA
]]>
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Ocak 2024’te açılacağı sözü verdiği fakat hala inşaat halinde olan Çukurova Havalimanı’na ilişkin “8 Bakan eskiten 3 temel atma töreni gerçekleştirilen Çukurova Havalimanı’nın bitirilememesinin üzerinden geçen süre tam tamına 13 yıl. Dile kolay. 21 yıldır iktidarda olan bir hükümet için bu, tek kelimeyle bir utanç projesidir” diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Ocak 2024’te hizmete açılacağı söylenmesine karşın söylenen ama 13 yıldır bitirilemeyen Çukurova Havalimanı projesine ilişkin bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Kış, hala inşaat halinde olan Çukurova Havalimanı’ndan çekilmiş videoları göstererek, şunları söyledi:
“ÇUKUROVA HAVALİMANI, EN ÇOK SEÇİM GÖRME REKORU KIRARAK, AKP’NİN SEÇİM YATIRIMI OLARAK TARİHE GEÇMİŞTİR”
“AKP hükümetinin 21 yıldır, en çok övündüğü konular; köprü, otoyol, tüneller, mega projeler ve havalimanları oldu. ‘Her ile havalimanı açıyoruz’ diye övünürken, sadece seçim dönemlerinde göz boyayıp, bitirilemeyen projelerin temel atma törenlerini gerçekleştirmek de en büyük gelenekleri olmuştur. İşte buna çok güzel bir örnek vermek istiyorum sizlere. Tam bir yılan hikayesi. 3 kez temel atma töreni yapılan, 8 Ulaştırma Bakanı değiştiren bir proje. Çukurova Havalimanı Projesi. İhaleye çıkarıldığı 2011 yılından beri Mersin’in gündeminde olan Çukurova Havalimanı, en çok seçim görme rekoru kırarak, AKP’nin seçim yatırımı olarak tarihe geçmiştir.”
2014 yılında yerel seçimlerden hemen önce havaalanının temel atma törenine dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Kültür Bakanı Ömer Çelik’in katıldığını hatırlatan Kış, sözlerine şöyle devam etti:
“Hedefleri de havalimanını 2013’teki Akdeniz oyunlarına yetiştirmekti. Ancak yetiştiremediler. Sonra, Mart 2016’da tamamlanacağı açıklanmıştı. Ancak yine vaatten öteye geçemedi. Geliyoruz Mart 2017 yılına. İkinci kez temel atma töreni gerçekleştirildi. Bu açılışta, 2018 Genel Seçimleri öncesi. 26 Mart 2017 yılına ait temel atma töreninde, 29 Ekim 2018’de hizmete gireceği sözü bizzat oraya katılan Bakanlar tarafından verildi. İkinci temel atma törenine dönemin Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan katıldı. Temel atma töreninde konuşan dönemin Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, ‘Çukurova Havalimanı için ‘Bizim 2019’a kadar bekleme lüksümüz ve sabrımız yok’ demiştir. Ancak Havalimanını söz verilen tarihte yine yetiştiremediler.
“BAKAN, 2024 OCAK AYI İÇİNDE HİZMETE AÇILACAĞI SÖZÜNÜ KOMİSYONUNUN HUZURUNDA HERKESE VERDİ”
AKP için seçim yatırımı haline gelen ve hala hizmete giremeyen Çukurova Havalimanı için son olarak göreve gelen Ulaştırma Bakanı Uraloğlu da Haziran 2023 yılında Tarsus ilçesindeki Çukurova Havalimanı inşaat sahasındaki incelemelerinin ardından yıl sonuna kadar Çukurova Havalimanı’nı açacağını söyledi. Tabii ki bu da olmadı. Yine söylemde kaldı. Son olarak da TBMM’de Plan Bütçe görüşmeleri yapılırken komisyonda biz sayın Uraloğlu’ndan net bir tarih duymak için kendisine soru sorduk. Bakan, sorduğumuz soruya yazılı cevap verdi. Gördüğünüz gibi yazılı cevapta da Bakan, 2024 Ocak ayı içinde hizmete açılacağı sözünü komisyonunun huzurunda herkese verdi.
“8 BAKAN ESKİTEN 3 TEMEL ATMA TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLEN ÇUKUROVA HAVALİMANI’NIN BİTİRİLEMEMESİNİN ÜZERİNDEN GEÇEN SÜRE TAM TAMINA 13 YIL. HÜKÜMET İÇİN BU, TEK KELİMEYLE BİR UTANÇ PROJESİDİR”
Mersin Valisi geçtiğimiz günlerde ‘Projemiz bitti açılış için Cumhurbaşkanından tarih bekliyoruz’ demişti. Çukurova Havalimanı’nın videolarını gördünüz ne havalimanı bitmiştir ne Cumhurbaşkanımız tarafından bir tarih verilmiştir. Tarih verilmemesinin gerekçesi de bitmeyen bir proje olduğu içindir. Mersin Valisi ‘Bitti açılış için tarih bekliyoruz’ diyor ancak Tarsus Kaymakamı ise, daha 2 gün önce, ‘Havalimanı inşaat sahasında incelemelerde bulunduk’ diye internet sitesinde haber yayınlıyor. Yani, Vali ‘Bitti’ diyor, kaymakam ise ‘İnşaat çalışması devam ediyor’ diyor. Buradan Sayın Bakan’a, Mersin Vali’sine, Tarsus Kaymakamı’na soruyorum: Hanginiz doğru söylüyor? Hanginiz yalan beyanda bulunuyor? 8 Bakan eskiten 3 temel atma töreni gerçekleştirilen Çukurova Havalimanı’nın bitirilememesinin üzerinden geçen süre tam tamına 13 yıl. Dile kolay. 21 yıldır iktidarda olan bir hükümet için bu, tek kelimeyle bir utanç projesidir.
“MERSİN HALKINDAN ÇALINAN BU 13 YILIN HESABINI VERMELİSİNİZ”
Önümüzde bir yerel seçim var. Ama artık Mersin halkının bu masallara karnı tok. Siz çıkıp her fırsatta köprülerinizle, otoyollarınızla, havaalanlarınızla övüneceksiniz ama bu kadar yıl içerisinde Mersinlilere söz verdiğiniz bu projeyi bitiremeyeceksiniz. Kusura bakmayın ama Mersin halkından çalınan, turizmde, ticarette, sanayide, geri kalmasına zarara uğramasına sebep olunan bu 13 yılın hesabını vermelisiniz. Hesap verecek gibi görünmüyorsunuz. Mersin halkının en kısa zamanda hesap sormasını bilen bir halk olduğunu da buradan söylemek istiyorum. Seçim çalışmaları devam ederken bundan sonra hiçbiriniz çıkıp; Çukurova Havalimanı ile ilgili tek bir vaatte bulunmasın. Mersinliler bu yerel seçimde ne yapacağını çok iyi biliyor. Cezalandırıldığı, her türlü hizmetten ve yatırımdan mahrum bırakılmaya çalışıldığı siyasi bir anlayışa değil, hiçbir ayrımın yapılmadığı, sosyal belediyecilik anlayışı ile her bir vatandaşın kucaklandığı, verdiği sözleri tutan Mersin için alkışlanacak projelerin mimarı Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı’na yeniden evet diyerek yoluna devam edecektir.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçime ilişkin, Hatay’da kararsız ve muhalif bir grup bulunduğunu belirterek, “O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.” dedi.
Özel, Halk TV’de “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Hatay’da aday belirleme süreci yönetimi konusunda öz eleştirisi olup olmadığı sorulan Özel, Hatay’da süreci kötü yönettiklerini düşünmediğini söyledi.
Özel, 5 anket yaptıkları Hatay’a 3 farklı heyet yolladıklarını belirterek, “Bir gerçek var. Hatay’da biz yüzde 20-30 arası oy alabiliyorken, iki dönemdir Hatay’ı kazanan, Hatay’da önemli bir mücadele veren bir belediye başkanı var. Bizim yaptırdığımız bütün anketlerde Lütfü Savaş CHP’nin gösterebileceği en iyi aday.” diye konuştu.
Bir yandan da belediye başkan adayının değişmesi yönünde hem Türkiye’de hem sosyal medyada hem de 6 Şubat’ta gittikleri şehirde birtakım taleplerin, tepkilerin olduğunu aktaran Özel, “İki karardan birini vereceksiniz. Bir yanda Suzan Şahin, enkazın başında günlerce uykusuz, ağlaya ağlaya bütün komşularını, hemşehrilerini kurtarmaya çalıştığını görmüşüm. Anket yapıyorsunuz, Lütfü Savaş her partiden oy alıyor. Lütfü Savaş doğru aday gözüküyor ama başka bir tartışma var. Biz en nihayetinde 10 Ocak günü Lütfü Savaş’ı adaylaştırdık.” ifadelerini kullandı.
Son gün bir anket daha yaptıklarını, Lütfü Savaş’ı da davet ederek onun elindeki anketleri de aldıklarını belirten Özel, fikrini aldıkları bütün ilçe belediye başkan adaylarının, ilçe başkanlarının, il başkanının, eski ve mevcut milletvekillerinin hepsinin “Bu seçimi Lütfü Bey’le alırız” dediklerini dile getirdi.
“Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor”
Özel, bu kararı ince eleyip sık dokuyarak almalarını kötü süreç yönetimi olarak düşünmediğini vurgulayarak, “Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor.” dedi.
Hatay’daki oy oranlarına ilişkin Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Bir AK Parti oyu var, bir CHP oyu var. Bir ölçtürüyoruz 3 puan geride çıkıyoruz, bir ölçtürüyoruz 4 puan önde çıkıyoruz. Diyorum ki ‘Bu nasıl bir şey?’ Diyorlar ki, ‘Normal şartlarda ölçüm yapılamaz durumda Hatay.’ Hatay’da duygular hala travmatik. Bir haberle olumsuz etkilenip bir başka tercihte bulunabiliyor insanlar. Bir başka şeyde başka bir tercihte bulunuyor. Ama bir gerçek var, kararsız ve muhalif bir grup var. O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.”
“Benim tanıdığım Meral Hanım ‘Balıkesir’e borcum vardı. Gereğini yapıyorum’ der”
Seçim hedeflerine dair değerlendirmesi sorulan Özel, ellerindeki 11 belediyenin tamamını korumak, üzerine de Bursa ve Balıkesir gibi yeni belediyeler eklemek istediklerini ifade etti.
Özel, “Aslında Balıkesir çoktan hak ettiğimiz bir yer. Geçen seçim Ahmet Akın adaydı ve kazanmaya gidiyordu. İYİ Parti Balıkesir’i istedi. Ağlaya ağlaya Ahmet Akın’ı çektik. Bir başkası istedi oraya koyduk. O kişi hem seçimi kaybetti hem sonra AK Parti’ye geçti.” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in o dönem Ahmet Akın’a “Bunların hiçbirine borcum yok ama sana bir borcum var Ahmet. Ben o borcu bir gün öderim” dediğini aktaran Özel, “Ben şimdi şunu bekliyorum Meral Hanım’dan; ‘Benim geçmişten bu genç arkadaşıma ve Balıkesir’e bir borcum vardı. Ben gereğini yapıyorum’ der mi? Benim tanıdığım Meral Hanım der.” diye konuştu.
CHP Gebze’de TİP Genel Başkanı Baş’ı destekleyecek
Özel, CHP’nin Gebze’de adaylığını açıklayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a destek verip vermeyeceğine ilişkin, şunları kaydetti:
“TİP’le şöyle bir çalışma yaptık. Onlar bizi kaybettirme riski olan yerlerde aday göstermediler. Biz de bir işçi kenti olan Gebze’de, ilçe belediyesinde Erkan Baş genel başkan olarak oraya bir iddia koydu. Orada biz aday göstermedik, kendisini destekliyoruz. Ama Kocaeli Büyükşehir’de, bütün ilçelerde ve TİP’in aday göstermediği bizim açımızdan yarışmalı yerlerde de TİP seçmeni bu Gebze jestine karşılık CHP’ye destek verecek.”
İstanbul ile ilgili değerlendirmesi sorulan Özel, burada çok önemli bir rekabet olduğunu söyledi. İstanbul’da çok önemli bir başarı elde edeceklerini savunan Özel, “Karşımızdaki rakipleri görüyorsunuz. İktidarın buraya nasıl yüklendiğini görüyorsunuz. İktidar medyasını, iktidarın tüm olanaklarını buraya seferber ettiği bir süreçteyiz ama bir gücümüz var. O da şu; son 5 yılda Ekrem İmamoğlu ve ekibinin İstanbul’da yaptıkları.” dedi.
Özel, İmamoğlu’nun seçimi kazanıp kazanamayacağına ilişkin soruya ise “Kazanacak, hem de çok rahat bir şekilde kazanacak. İstanbul’a da rahat bir nefes aldıracak.” yanıtını verdi.
İzmir’de büyükşehir belediyesini kaybetme riskleri olmadığını ifade eden Özel, seçimde Ankara ve İzmir’de rekor, İstanbul’da ise seçimi rahat kazanmayı beklediklerini dile getirdi.
“Belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşiyle birlikte mal varlığını açıkladığının hatırlatılması üzerine Özel, belediye başkanlarının, milletvekillerinin mal varlığını açıklamalarını doğru bulduğunu söyledi.
Özel, “Seçilen bütün belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar.” ifadesini kullandı.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde CHP’nin Belediye Başkanı ve Başkan adayı Zeki Bilgin ile meclis üyeleri aday listesi, süresi içinde teslim edilmediği gerekçesiyle İlçe Seçim Kurulu tarafından kabul edilmedi. Saruhanlı’da seçime giremeyecek olan CHP, uzun saatler yapılan görüşmede Saadet Partisi ile anlaştı. CHP’nin belediye başkan adayı Zeki Bilgin ve bazı meclis üyesi adayları, seçime Saadet Partisi’nin logosu altında girecek.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’da CHP geçtiğimiz seçimde yüzde 55’in üzerinde oy aldığı Saruhanlı’da seçime katılamayacak. Başkan adayı ve meclis adayı listelerini 20 Şubat’ta saat 17.00’dan sonra ilçe seçim kuruluna teslim etmek isteyen CHP’nin başvurusu kabul edilmedi ve yaptıkları itiraz da reddedildi. Bunun üzerinde sabah erken saatlerden itibaren Saadet Partisi ile görüşmeye başlayan CHP heyeti, saatler sonra açıklama yaparak seçimlere Saadet Partisi’nin logosu ve çatısı altında girme konusunda anlaştıklarını duyurdu. Yapılan açıklamaya CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saadet Partisi Manisa İl Başkanı Abdullah Yılmaz, Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin ile partililer katıldı.
“Kimse halkın iradesine ipotek koyamaz”
Saruhanlı Belediyesi önünde bir açıklama yapan Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin, “Dünden beri Saruhanlı’da seçim kuruluna liste verilmesiyle ilgili bir kaos yaşıyoruz. Bu ne partimiz ne de benim şahsımla alakalı. Saat 17.00’a 5 kala ilçe başkanım evraklarla birlikte ilçe seçim kurulu başkanının odasına gidiyor ancak müdür odasında değil. Müdür geldiğinde de geç kalındığını söylüyor. Elektrikler kesik. Bizim ilçe başkanımıza saat 17.30’da 17.08 diye belge veriliyor. Elektrik yok, sistem olmamasına rağmen böyle bir belge veriliyor. Bu doğru değildir. Yaptığımız görüşmelerde Cumhur İttifakı’nın adayı itirazda bulunmayacaklarını söylüyorlar ancak bizim itirazımıza itiraz ediyorlar. İYİ Parti’de aynı şekilde açıklama yapıyor. Biz Zeki Bilgin’in seçime girmesi için destek verdik diyor ama külliyen yalan. MHP de seçime katılmamamız anlamında oy kullanıyorlar. Bunlar hem insanı öldürüyorlar hem de cenaze namazı kılıyorlar. Sevgili hemşehrilerimin bundan bilgisi olmasını istiyorum. Halkın oylarıyla gelmiş iki aydır sahada mücadele eden Zeki Bilgin’i, halkın iradesine ipotek koyuyorlar. Buradan söylüyorum. Daha önceki seçimlerde de yaşadık. Trafoya kedicikler giriyor, elektrikler kesiliyor, bunun faturasını halk ödüyor. Alın teri ile dürüstçe mücadele edenler ödüyor. Buna 31 Mart’ta Saruhanlı hemşehrilerimiz dur diyecekler. 31 Mart’ta ayarını bozdukları kantarın onları tartacağından hiç şüpheniz olmasın” dedi.
“Saadet Partisi ile Türkiye ittifakını kuruyoruz”
Başkan Bilgin’İn açıklamasının ardından CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise şunları söyledi:
“Saadet Partisi il başkanımız ile birlikteyiz. Bundan sonraki süreçte daha önceki ittifak ortağımız, şimdi de Türkiye ittifakını kuracağımız Saadet Partisi ile birlikte Zeki Başkanımız Saadet Partisi’nden belediye başkan adaylığı başvurusunu yapacak Saadet Partisi logosu ile.”
Açıklamanın ardından Zeki Bilgin’in adaylık başvurusu Saadet Partisi’nde İlçe Seçim Kuruluna yapıldı. Saadet Partisi’nin başkan adayı Sezai Zeytinli ise adaylıktan çekildi. – MANİSA
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin milletten ve siyasetin temel değerlerinden kopuk olduğunu belirterek, “Belediye başkan adaylarını dahi vatandaşa değil nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar.” dedi.
Erdoğan, partisince Zafer Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, muhalefetin ne kendileri gibi güçlü bir tecrübesinin ne örnek gösterilebilecekleri bir eserinin ne de ortaya koyabileceği geniş vizyonunun olduğunu söyledi.
Muhalefetin parti içi iktidar kavgaları dışında hiçbir şeyle ilgilenmediğini, dün baş tacı ettiğini bugün yerin dibine sokmaktan çekinmediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin sorunlarına çare olacak, şehirlerimizin sıkıntılarını giderecek doğru düzgün tek bir önerileri dahi yok. Milletten ve siyasetin temel değerlerinden öyle kopuklar ki belediye başkan adaylarını dahi vatandaşa değil, nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Sonra bir de utanmadan millete, ‘adaylarımıza tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunuyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin. Bırakın yeni projelerle milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine, yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye hayır gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir. Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular, al gülüm ver gülüm pazarlığa giriştiler. Hatalarından ders almak yerine sırf şahsi kariyerleri için bölücü örgütün uzantılarıyla demlenmeyi tercih ettiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı okumayanların 31 Mart’ta bu sefer milletin tokadını yemekten kurtulamayacaklarını söyledi.
Kelime oyunlarıyla gerçekleri gizleyebileceklerini zannedenlerin, milletin ferasetini hafife almanın ne demek olduğunu 31 Mart’ta sandıklar açılınca bir kez daha göreceğini belirten Erdoğan, “Biz de kelime hokkabazlıklarının arkasına saklanmaya çalışılan hakikatleri insanımıza anlatmaktan geri durmayacağız.” diye konuştu.
“Milletimizin bağrına basacağına yürekten inanıyoruz”
“AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak rakiplerimizin bu içler acısı haline bakıp da asla rehavete katılmıyoruz” diyen Erdoğan, bu tablonun sorumluluklarını daha da arttırdığını ve kendilerine oy verenlerle birlikte siyasi tercihi farklı vatandaşlara da el uzatmaya, onların da hislerine tercüman olmaya, sesine kulak vermeye, beklentilerini karşılamaya çalıştıklarını vurguladı.
Sadece seçim beyannamelerini değil, milletin huzuruna çıkaracakları başkan adaylarını tespit ederken de bu hassasiyetle hareket ettiklerini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
“Kuşatıcı, kucaklayıcı, nitelikli, vizyoner ve toplumun tüm kesimlerini temsil eden adaylar olmasına özellikle dikkat ettik. Milletimizin de belediye başkan adaylarımızı bağrına basacağına yürekten inanıyoruz. Şimdi burada öyle bir ses vermenizi istiyorum ki Ege’den Akdeniz ve Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın.”
Alandakilere “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Afyon ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye soran ve “Evet” yanıtını alan Erdoğan, “Rabb’im hepinizden razı olsun.” dedi.
“Belediyecilik hesap kitap işidir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim meydanının er meydanı olduğunu vurgulayarak, “İster genel seçim ister yerel seçim olsun milletimiz, karşısına çıkan adaylara bakar, sandıkta da kararını ortaya koyar. Adayları değerlendirirken tabii sadece boyuna posuna bakmayıp, bu adayların şehrine ve kendi hayatına ne gibi katkısı olacağının, eser ve hizmet konusunda nasıl performans sergileyeceğinin hesabını yapar.” dedi.
Türk siyasetinde geçmişte kaldığını ümit ettikleri ama hala kalıntılarına şahit oldukları kötü alışkanlıklar bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Milletimizin karşısına çıkan adaylardan bazıları öyle hesapsız, kitapsız, öyle ölçüsüz vaatlerle kendini göstermeye çalışıyor ki bazen insan şaşıp kalıyor. Türkiye bir önceki seçimlerde, her konuda atıp tutan, sonra da verdiği sözleri inkar eden zübük siyasetçi tiplerini gördü, tanıdı. Eski Türkiye’de ülkemizin hazine değerindeki yıllarını heba ve imkanlarını çarçur edenleri de en iyi sizler biliyorsunuz. Aynı şekilde belediyelerde de şehrine yıllar kaybettiren başkanlar oldu. Halbuki belediyecilik hesap kitap işidir, bütçeniz bellidir, ihtiyaçlar bellidir, imkanlar bellidir, hepsini bir araya getirip en ideal eser ve hizmet planlamasını yaparsınız. Hükümet olarak biz de elinde doğru dürüst programı, projesi olan belediyeleri, bakanlıklarımız vasıtasıyla destekleriz.
Afyon’dan 81 vilayetimizdeki vatandaşlarımızın tamamına sesleniyorum. Her konuda atıp tutan adayları kendi haline bırakın. Varsın onlar kendi tiyatrolarını çevire dursunlar, Afyon’da başka, Ankara’da başka konuşanlardan bu şehre hayır gelmez. Siz, sandıktan şehrinize aşkla hizmet edecek, eser kazandıracak adayları çıkarmaya bakın. Günümüzde vakit en kıymetli hazine haline geldi.”
“Ülkemizin de şehirlerimizin de kaybedecek tek bir günü yoktur”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK gençler ve AK kadınlarla gurur duyduğunu belirterek, “Biz buralara sizlerle geldik. Ülkemizin de şehirlerimizin de kaybedecek tek bir günü yoktur. Kimin geçmişte ne olduğu değil, asıl bugün nerede durduğu önemlidir. Şehirlerimize herhangi bir eser veya hizmet kazandırmak yerine sırf bize kaybettirmek amacıyla ortaya dökülen enaniyet abidelerine itibar etmeyin.” dedi.
Partiyi kurduklarında hangi heyecan ve azimle yola çıktılarsa bugün de aynı şekilde yola devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, yolunu kaybedenlerin, yolunu değiştirenlerin, yolunu şaşıranların tercihlerinin kendilerini ilgilendirdiğini, bunları, nazarıdikkate almadıklarını sadece işlerine odaklandıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını yaparken en büyük güç kaynaklarının 21 yılda ülkeye ve şehirlere kazandırdıkları olduğunu kaydetti.
(Sürecek)
]]>
MERVE GÜVEN
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Önümüzdeki günlerde Hatay’da bir kent uzlaşısı sağlayacak temasları da yaptık. Benim de gördüğüm kadarıyla hiçbir şey olmasa seçimde kafa kafayayız. Ama ben Hatay’ın AK Parti’ye muhalif yüzde 16-17 kararsız, yüzde 10-12’de diğer partilerde olan oylarının sandığa giderken seçimi bize kazandıracağını düşünüyorum ama bu sefer seçim kazanılırsa bu tek başına Lütfü Savaş’ın ve CHP’nin değil Hatay’ın kazancı olacak. Lütfü Bey bu seçimi kazanırsa çok ciddi bir siyasi başarı elde etmiş olacak. 1 Nisan günü Hatay’ı AK Parti’ye emanet edeceğime Lütfü Bey’e emanet etmeyi tercih ederim. TİP’le çok sayıda görüştük, Lütfü Savaş’ın ilanı TİP’le varılmış bir uzlaşı değil. Ama bir Hatay uzlaşısına bu işi çok uzak olmayan süreçte dönüştüreceğimizi de görüyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün TBMM’de partisinin grup toplantısının ardından bir grup gazeteci ile bir araya gelerek sorularını yanıtladı. Özel, şunları ifade etti:
“BÜYÜK İL MİTİNGLERİ DE TABİİ Kİ YAPILACAK AMA DAHA ÇOK BİR GÜNDE BİRDEN ÇOK KRİTİK İLÇELERDE YAPACAĞIZ”
“Yarın Antalya’da aday tanıtımı var, pazar günü Balıkesir’de var ama açık hava mitinglerini planlıyoruz, ondan sonraki hafta başlayacağız. Sadece il mitingleri değil, biraz ilçe mitingleri de yapmayı istiyorum özellikle kritik ilçelerde. Rastgele bütün şehirleri gezmek yerine risk ve fırsat analizi yapıp fırsatın yüksek olduğu ya da riskin olduğu yerlere ağırlık vereceğiz. Büyük il mitingleri de tabii ki yapılacak ama daha çok bir günde birden çok kritik ilçelerde yapacağız. Mesela Kırıkkale’de, Kastamonu’da, Malatya’da mutlaka yapacağım çünkü bu üçünde çok ciddi fırsat var.
“ANKETLERDE VELİ AĞBABA’NIN OYU YÜZDE 34”
Bizim Ölçme Değerlendirme Birimi’nin başındaki arkadaş Malatya anketini gösterirken ‘Asrın sürprizi burada bekliyor’ diye söyledi. Tek başımıza girdiğimiz son oy 18, 5-6 parti birlikte girdiğimiz oyumuz 21’ken ankette 34 Veli Ağbaba, o kadar net. Onun yanında Antalya’da, Muğla’da Aydın’da, Trakya’da, Balıkesir’de, Bursa’da, Mersin’de, Adana’da, Samsun’da, Giresun’da, Trabzon’da, Artvin’de şimdiye kadar takvimlendirilen, kazanmakta iddialı olduğumuz ve mutlaka Genel Başkanın bulunması gereken yerler diye. İstanbul’da birden çok ilçe mitinglerini yapacağız.
“BU SEÇİMLERDE DEM PARTİ’NİN STRATEJİSİ DEĞİŞTİ”
1989-1994 benzetmesi benim değil Türkiye’deki bütün seçmenlerin endişe etmesi gereken bir benzetme çünkü Melih Gökçek belediyeciliği o zaman başladı. 1994 yaşanırsa bu benim için değil kentler için kötü olur çünkü kolay kurtulunmadı bu meseleden. Bir önceki seçimle bu seçim arasında şöyle bir fark var; bir önceki seçimde o zaman HDP, hiçbir talebi olmaksızın AK Parti’ye kaybettirmek için her şeyi yapıyordu. Bu seçimde gücünü AK Parti’ye değil biraz daha muhalefete göstermek talebinde. Baktığınızda DEM Parti’nin izlediği stratejide, sözcüleri tarafından da yalanlanmayan bir şekilde, AK Parti’yle de 1 Nisan sonrasına yönelik kayyum atama meselesi başta olmak üzere çeşitli görüşmeler yapılıyor. Bize kazandırmak değil gerekirse kaybettirmek üzerine bir strateji var, bu çok ortada. İYİ Parti ve diğer ittifak ortaklarımızla ittifak yapma, ikili iş birlikleri yapmak için gayret gösterdik ama bunlar çok sınırlı kalabildi.
“BÜTÜN MEMNUNİYET ANKETLERİNDE SEÇİLDİKLERİ NOKTANIN GERİSİNDE OLAN BELEDİYEMİZ NEREDEYSE YOK”
Baktığınızda şartlar çok lehimize değil gibi görünüyor ama seçmende, seçmenin reflekslerinde bir değişiklik yok. 2019’dan farklı olarak da bir takım olumsuz iddiaların da ortadan kalktığı süreç yaşanıyor. CHP gelirse sosyal yardımlar kesilir kaygısı vardı, pandemide 5 kata çıkan sosyal yardımlar oldu ve devam ediyor. Ne İstanbul’da, Ankara’da ne de diğer yönettiğimiz büyükşehirlerde seçmende bir hayal kırıklığı yaratmadığımız ortada. Bütün memnuniyet anketlerinde seçildikleri noktanın gerisinde olan belediyemiz neredeyse yok, seçildiğinin çok ilerisinde olan belediyelerimiz var.
“PARTİLERİN KENDİ DÜŞÜNCESİ OLABİLİR AMA SEÇMENİN BURADA KENDİNİ VE KENTİNİ DÜŞÜNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
5 Kasım günü parti yönetimine geldiğimizde ortadan kalkmış bir ittifak kapasitesi vardı gizli protokol yüzünden. DEM seçmeni ‘biz Soylu’dan kaçarken Zafer’e mi tutulduk’ diyordu, diğerleri de çok sert şekilde bizi eleştiriyorlardı. Ben beyaz çiçeği aldım gittim ama ikna edemedim eski ortakları. Ama özenli bir dil kullanmaya, muhalefete muhalefet etmemeye, çatışmamaya dikkat edeceğiz. Partilerin kendi düşünceleri olabilir ama yerel seçim olduğu için seçmenin burada kendini ve kentini düşüneceğini düşünüyorum.
“1 NİSAN GÜNÜ HATAY’I AK PARTİ’YE EMANET EDECEĞİME LÜTFÜ BEY’E EMANET ETMEYİ TERCİH EDERİM”
Anketler şunu gösteriyor; Hatay’da Hatay İttifakı’na ihtiyaç var. AKP ile aramızda 3-5 puan fark var, bazen önde bazen geride ölçülüyor. Hatay’da AK Parti ve CHP arasındaki yarışa AK Parti’ye muhalif sol partiler müdahil olur ve taraf seçerse biz seçimi kazanıyoruz. Lütfü Savaş’a şunu dedim; ‘Sizi dışarıda bırakmayacak bir formüle ihtiyacımız var.’ Çünkü Lütfü Savaş anket kırılımlarında AKP ve MHP seçmeninden çok ciddi oy alıyor. Önümüzdeki günlerde Hatay’da bir kent uzlaşısı sağlayacak temasları da yaptık. Benim de gördüğüm kadarıyla hiçbir şey olmasa seçimde kafa kafayayız. Ama ben Hatay’ın AK Parti’ye muhalif yüzde 16-17 kararsız, yüzde 10-12’de diğer partilerde olan oylarının sandığa giderken seçimi bize kazandıracağını düşünüyorum ama bu sefer seçim kazanılırsa bu tek başına Lütfü Savaş’ın ve CHP’nin değil Hatay’ın kazancı olacak. Biz dün ayrılırken Lütfü Bey’in söylediği şu; ‘Çok zor süreci birlikte geçirdik siz bana hiç haksızlık yapmadınız’ dedi. Kazandığımız takdirde herhangi bir risk görmüyorum, Lütfü Bey bu seçimi kazanırsa çok ciddi bir siyasi başarı elde etmiş olacak. 1 Nisan günü Hatay’ı AK Parti’ye emanet edeceğime Lütfü Bey’e emanet etmeyi tercih ederim.
“HATAY UZLAŞISINA BU İŞİ ÇOK UZAK OLMAYAN SÜREÇTE DÖNÜŞTÜRECEĞİMİZİ DE GÖRÜYORUM”
TİP’le çok sayıda görüştük, Lütfü Savaş’ın ilanı TİP’le varılmış bir uzlaşı değil. Ama bir Hatay uzlaşısına bu işi çok uzak olmayan süreçte dönüştüreceğimizi de görüyorum ama hiçbir parti adına benim bir açıklama yapmam doğru olmaz. Bu arada kent uzlaşısını DEM ile CHP anlaştı gibi bir ifadede kullanılıyor. Kent uzlaşısı meselesini şöyle okuyoruz; bizim de oy verebileceğimiz aday varsa destekleriz, uzlaşılan yerlerde bir protokol imzalanmıyor. Şimdi demli çayları içme zamanı Erdoğan ile Bahçeli’de. Biz Türkiye ittifakı olarak Erdoğan ve Bahçeli’nin Türkiye’yi bu kadar meşgul eden ifadelerinden sonra süreci nasıl savunacaklarını merak ediyoruz.
“1 NİSAN’I BEKLEYENLER, AMA RECEP TAYYİP ERDOĞAN AMA PARTİ İÇİNDEKİ 3-5 HAZIMSIZ AVUÇLARINI YALARLAR”
Parti içinde geçen kurultayı hazmedememiş birkaç arkadaş ve onların etkisindeki bir grup medyanın yaratmaya çalıştığı algı ve iktidarın bunu sahiplenen, köpürten tavrını görüyoruz. Buradaki korku şu; biz parti içinde değişimi gerçekleştirdik. İliç varken CHP konuşacak kadar şuurunu kaybetmiş ve bizden korkan bir süreç var. O yüzden 1 Nisan’ı bekleyenler, ama Recep Tayyip Erdoğan ama parti içindeki 3-5 hazımsız avuçlarını yalarlar. Çok güçlü, dinamik kadromuz var, ekibin örgütte inanılmaz karşılığı var.
“15 NİSAN’DA RAMALLAH’A GİDECEĞİZ”
15 Nisan taslak tarihimiz, Mahmud Abbas ile görüşeceğiz. Filistin’deki yakınlarını kaybetmiş olan, Ramallah’ta bulunan, tedavi gören birkaç yaralının ailesiyle görüşeceğiz. Oradan bütün dünyaya ve Türkiye’ye önemli bir çağrı yapacağız.”
]]>
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın 31 Mart’taki yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan (İBB) adayı Murat Kurum, katıldığı bir canlı yayında İstanbul için yapılan son anket sonuçlarını paylaştı. Kurum, “Anketlerde 1.5-2 puan öne geçtik.” dedi.
31 Mart’taki yerel seçimlere az bir zaman kala İBB Başkan adayı Murat Kurum, Kanal 24 ve Radyo 24 ortak yayınında gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“ANKETLERDE 1,5-2 PUAN ÖNDEYİZ”
Seçim anketlerindeki son duruma değinen Kurum, “Muhalefet 8-10 puan öndeyiz tezviratları yapıyordu. Biz sahaya indik, projelerimizi açıkladık, şu anda 1,5-2 puan öndeyiz. İstanbulluların aklıyla kimse alay edemez.” ifadelerini kullandı.
Murat KurumMurat Kurum’un açıklamalarından satır başları:
“Biz hep İstanbul’un sorunlarına, meselelerine çözüm bulmak için çalışacağız. Proje yapacağız. Halkımızın içinde bundan önce olduğu bu gibi yine bundan sonra da halkla beraber olacağız. İstanbullularla beraber olacağız dedik. Ki İstanbullumuzun da bu manada beklentisi sahada bu yani İstanbullunun trafik sorunu İstanbullunun deprem sorunun ortadan kaldırılması noktasında beklentileri var. Çevreye ilişkin beklentileri var. Sokak hayvanları ile ilgili beklentileri var. Taksi sorunuyla ilgili beklentileri var ve biz hep şunu söyledik, ilk günden itibaren ki 40 küsur gündür de sahadayız. Kim kimle ittifak yapar, buna bakmayacağız biz. Kimler hangi ittifak içerisinde olursa olsun biz İstanbul’da 31 Mart gecesi İstanbul’un bu durağanlığına son vereceğiz.
Nereden talimat aldıklarını çok iyi biliyoruz. Hangi ittifak içerisinde olursa olsun, bizim için hiç önemli değil. Topu gelse bu seçimi alacağız. 31 Mart gecesi İstanbul’un Fetret dönemini bitireceğiz. Biz 25 yıllık birikimimizi gelip bugün İstanbul için İstanbul’un 39 ilçesi, 964 mahallesi için sokak sokak çalışarak bu sorunlar ortadan kaldırabileceğimize inanıyoruz ve bu manada da amacımız, hedefimiz bu.
Murat KurumDEM PARTİ VE “KENT UZLAŞISI” İDDİALARI
Talimat aldıklarını çok iyi biliyoruz. Yani bu manada işte kent uzlaşısı içerisinde olup da farklı farklı ittifaklar içerisinde yine süreci yürütmeye çalıştıklarında tüm milletimiz görüyor. İstanbullularda görüyor. Ama onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun bizim için hiç mi hiç önemli değil. Topu da gelse biz bu seçimi alacağız. Altını çizerek söylüyorum, 31 mart gecesi İstanbul’un fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz. Kandil bunlara ne yapması gerektiğini tarif ediyor ve bunlarda ona uyuyor. Ortadaki durumu milletimiz çok iyi görüyor. Bildiğim tek şey; İstanbul’un sorunları, problemleri ve İstanbullunun beklentileri. Deprem riskini göz ardı edemeyiz. Deprem riski şu an onların yapacağı uzlaşıdan daha kıymetli ve değerli.
“İBB YÖNETİMİ 5 SENELİK BAŞARISIZLIĞI ÖRTMEYE ÇALIŞIYOR”
Buradaki başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar. Bilgisizliklerini örtmeye çalışıyorlar. Çok net söylüyorum. Yani biz polemikten uzak duracağız dedikçe bizi polemiğe çekip yani cennet gayreti kendilerini gündemde tutmaya çalışıyorlar. Ama gündemde değiller. Çünkü İstanbul’a 5 sene hizmet etmediler. İstanbul’da 5 sene başarısız oldular. Dolayısıyla bunu İstanbullular biliyor. Tüm milletimiz biliyor. Bir bakıyorsunuz bugünkü Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak aday oluyor. Bir bakıyorsunuz CHP genel başkanlığı veya iş başkanlığına soyunuyor. Bir bakıyorsunuz başka partileri karıştırmak için farklı gündemler peşinde koşuyor. Bir bakıyorsunuz İstanbul’un sorunları varken başka yerde fotoğraf veriyor. Yani bir İstanbul’a odaklanmasını biz anlatamadık kendisini ama inşallah 31 Mart’ta. İstanbullular kendisini anlatacak. Dolayısıyla hep bir farklı gündemi ortaya getirmek, bunların alışkanlığı ama maskeleri bu manada düştü. Neden düştü işte işin içinden çıkamayınca Sayın Cumhurbaşkanımızı ağzı alınmayacak laflar söyleyerek ülke şehir gündemini ülke gündemine taşıyarak akılları sıra milletimizi bu manada kandırmaya veya işte o başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar. Ama bizim milletimiz külyutmaz. Yani yutmadığını da her seçimde gösterdi. Bu seçimde de net bir şekilde inşallah 31 Mart’ta gösterecek.”
]]>
2009-2014 yılları arasında Erzincan Belediye Başkanlığı yapan Yüksel Çakır, Erzincan’dan bağımsız belediye başkanı adaylığı için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuru yaptı.
Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurunu yaptıktan sonra Adliye önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Yüksel Çakır, Erzincan’da bu seçimde ittifakın belediye başkan adaylığı da bağımsız belediye başkan adaylığı da Erzincan halkı ve seçmeninin ilk kez yaşayacağı bir süreç olacağını belirterek kimsenin kimseyi incitmeyeceği kimsenin kimseyi kırmayacağı çok çevreci ve duyarlı bir kampanya ile kimsenin kaybetmeyeceği bir süreç olacağını söyledi.
Çakır konuşmasında şunları kaydetti:
“31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimlerinde Erzincan Belediye Başkanı adayı olarak tüm Erzincan halkına hizmet etmek, Erzincan’ın farklılıklarının temsilcisi olabilmek, bugünün değil geleceğin Erzincan’ını inşa edebilmek, her fikrin, her düşüncenin değer gördüğü, dikkate alındığı bir yönetim sergileyebilmek için bugüne kadar gösterilen ilgiyi, alakayı his ve duyguları karşılamak için bağımsı olarak Erzincan Belediye Başkan adayı oluyorum.
2009-2014 yılları arasında bizlere verilen destek ve duyulan güvenle 5 yıl 60 ay, 1825 gün boyunca gecemizi, gündüzümüzü bilgi ve birikimimizi, enerjimizi Erzincan’ın ve Erzincan halkının duygu ve düşüncelerini ihtiyaçlarını küçük büyük genç yaşlı kadın erkek esnaf tüccar işçi memur engelli engelsiz demeden tüm kurum ve kuruluşlarımızla oluşturduğumuz paydaşlık ve ortaklık anlayışı ve vizyonuyla hep birlikte Erzincan’da yaşayan tüm kent sakinlerinin hizmetine adadık.
Hem hemşerilerimizin verdikleri destek ve duyguları güvenle, gösterdikleri anlayış ve hoşgörüyle, 2004 yılından 2019 yılına kadar şehrimizin altyapısını, üst yapısını sil baştan yeniledik.
İmar-şehircilik-ulaşım projeleriyle yol-kaldırım-altyapı çalışmalarıyla çevresel dönüşüm ve yeşil alan çalışmalarıyla kentsel tasarım ve dönüşüm çalışmalarıyla idari ve kurumsal çalışmalarıyla sosyal – kültürel çalışmalar ve halkla ilişkiler çalışmalarıyla Erzincan’ımızı başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım Beyefendi ve tüm bakanlarımız, Milletvekillerimiz Tevhit Karakaya, Talip Kaban, Mihrali Aksu, Sebahattin Karakelle, Erdal Tınastepe, Muharrem Işık, Talha Erol Durmaz, Erdoğan Özyalçın, Serkan Bayram, Süleyman Karaman, Burhan Çakır, tüm valilerimiz ve yöneticilerimizle tüm belediye başkanlarımız ve ekipleriyle Erzincan Üniversitesi Rektörleri Prof. Dr Erdoğan Büyükkasap, Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, Prof. Dr. Akın Levent beyefendi tüm kurum ve kuruluşlarımızın yönetici ve çalışanlarıyla sivil toplum kuruluşlarımızın başkan ve üyeleriyle, dernek-vakıf başkan ve yöneticileriyle, esnaf odaları- ticaret odalarımızın başkan ve yönetimiyle hep birlikte düşünerek, çalışarak, üreterek bugünkü seviyesine getirdik. Emeği geçen herkese katkılarından dolayı minnettarız. Bugün attığımız adımla önümüzdeki 5 yılın ve sonraki dönemlerin hayallerine, rüyalarına, ihtiyaçlarına gelecek vizyonuna bir sayfa açıyoruz. Bu hayırlı bir yarış olacak, bu hayırlı bir rekabet olacak. Kimsenin kimseyi incitmeyeceği kimsenin kimseyi kırmayacağı çok çevreci ve duyarlı bir kampanya ile kimsenin kaybetmeyeceği bir süreç olacak çünkü hepimizin ortak çatısı, ortak paydası, ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı, vatanımız, devletimiz yüzyıllardır birlikte yaşayan milletimizdir. Hepimizin ata ocağı, baba ocağı olan 9 ilçesi 522 köyüyle 22 mahallesi ile Erzincan’ımız. Erzincan’ımız bu seçimde ilkleri yaşayacak ittifakın belediye başkan adaylığı da bağımsız belediye başkan adaylığı da Erzincan halkı ve seçmeninin ilk kez yaşayacağı bir süreç olacak. Bu seçimde Erzincan’a hizmet etmek için yola çıkan tüm partilerimizin adaylarına kolaylıklar diliyorum.
Bu vesile ile İliç ilçemize meydana gelen kaza dolayısıyla bekleyen ailelerimize İliç’imize ve Erzincan’ımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor gece gündüz çalışan tüm ekiplere teşekkür ediyoruz. Allah yar ve yardımcımız olsun. 31 Mart seçimleri Erzincan’ımıza ve Erzincan halkına hayırlı ve uğurlu olsun” dedi. – ERZİNCAN
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçim sürecinin ilk halk buluşmasını Şile Meydanı’nda gerçekleştirdi. CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı ile birlikte vatandaşları selamlayan İmamoğlu, “Bize oy verirsiniz, vermezsiniz; bizden hizmet alırsınız. O ne diyor? ‘Bize oy verirseniz, hizmet alırsınız’ diyor. Öyle değil mi? Bizim milletimize had bildiren, haddini bildirmeye çalışan, bizim milletimizi tehdit etmeye çalışan bir kişiyi bizim milletimiz nerede pişman eder? Sandıkta, sandıkta pişman eder. Pişman edeceksiniz onu bu sözlerinden dolayı. ve bizim milletimiz, milletine had bildiren anlayışı bırakalı 100 sene oldu, 100 sene. Bu ülkede 100 senedir Cumhuriyet var. Bu ülkede 100 senedir büyüyen demokrasi var. Daha da büyüteceğiz. 100 senedir, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ diyen 16 milyon İstanbullu var, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Onun için, millete had bildirmeye, bu millet pabuç bırakmaz. Gereğini yapar. Siz de gereğini yapacaksınız” dedi.
İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçim sürecinin ilk halk buluşmasını Şile Meydanı’nda yaptı. CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı ile birlikte vatandaşları selamlayan İmamoğlu, coşkulu bir kalabalığa hitap etti. İmamoğlu şunları söyledi:
“BUGÜN HEP BİRLİKTE BİSMİLLAH DİYORUZ: Bugün hep birlikte bir ‘bismillah’ diyoruz. İnşallah güzel bir seçim yolculuğuna çıkıyoruz. Şunu hissediyorum: İnsanlarımızın güzel bakışları, bizlerle olan samimi paylaşımları ve duyguları, bu seçimin çok başarılı bir seçim olacağının, hep birlikte çok güzel işler başaracağımızın işareti. Alanında Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük tesisi olan Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi açılışından geldik. Artık o çöp sızıntı suyu bu bölgeye, hatta ta Marmara’ya kadar zarar vermeyecek hale geldi. Hayırlı uğurlu olsun.
SEÇİMİ, GÜLER YÜZÜMÜZLE KAZANACAĞIZ: Biz, bu seçimi tabii ki kazanmak için yola çıkıyoruz. Seçimi, güler yüzümüzle kazanacağız. ve bundan hiç vazgeçmeyeceğiz. Nezaketimizle, sevgimizle, saygımızla kazanacağız. Biz seçimde algılarla değil, gerçeklerle kazanacağız. Göreceksiniz; el birliğiyle, yürek yüreğe kazanacağız. İşbirliğimiz büyüyecek. Biz, hep birlikte kazanacağız. Milletçe kazanacağız. Şile’de, sadece Özgür Başkan değil, bütün Şileliler kazanacak. İstanbul’da, Ekrem Başkan değil, bütün İstanbul kazanacak. ve böyle bir düzeni, böyle bir süreci hep birlikte var edeceğiz. 5 yılda İstanbul’da, her konuda, ama her konuda insan odaklı iş ürettik. İstanbul’un sorunlarını çözüme kavuştururken, yeşil alandan İstanbul’un ulaşım sistemine, metrolarından köylerine, çiftçisinden balıkçısına, bu şehrin annelerinden çocuklarına, gençlerinden yaş almış insanlarımıza; bütün hizmetlerimizi en kaliteli hale getirirken, yeni hizmetlerimizle insan odaklı bir süreç ortaya koyduk. En zor koşullarda, pandemide, İstanbul’un ekonomik krizden sarsıldığı 6-7 yıl içerisinde insanlarını rahat ettirmek adına, en üstün, insan odaklı projeleri ortaya koyduk.
5 YILDA GİTMEDİĞİMİZ ŞİLE KÖYÜ KALMADI: Şile, bizim geçmiş dönem yaşadıklarımızı yaşamadı. Ben, bir ilçenin belediye başkanıydım; biliyorsunuz. 5 yıl o görevi yaptım. Bir başka partiden diye, Büyükşehir Belediyesi, bizim kapımızı bile çalmadı. Bize selam bile vermedi. Hizmette ayrımcılık yaptı. Ama biz… Bu 5 yılda gitmediğimiz Şile köyü kalmadı. Yolunu yapmadığımız Şile köyü kalmadı. Mezarlıklarını yenilemediğimiz Şile köyü kalmadı. ‘Şile onların partisiymiş, şuymuş, buymuş’ demedik. Bakın Şile’nin, selle, en ufak bir yağmurda bile en büyük sıkıntıyı yaşayan Yediköy Deresi’ni büyük oranda bitirdik. Tamamını bu yaza kadar tamamlayacağız. İstanbul’un her yerini sel baskınlarından kurtarırken, Şile’yi de unutmadık, Şile’ye tarihin en büyük altyapı projesini kazandırdık. Atık su ve yağmur suyu süreçlerinde ciddi yatırım yaptık. Yeniköy’de yine, Arıcılık Merkezi açtık. Özellikle Şile’de arıcılığın büyümesi adına, işbirliği yaparak çok özel bir merkezi hayata geçirdik. Şile’de yoktu; Halk Ekmek’i buraya bile getirdik. Vatandaşımızın hizmet alacağı neresi varsa, esirgemedik. ve inanın; İstanbul’un hiçbir köşesini, bu konuda mağdur etmedik. Şile’de kreşimizin şu an inşaatı devam ediyor. Kreşi de çok yakın zamanda burada açacağız.
BAZI ŞEYLER, BU ŞEHİRDE SIFIRDI: Bazı şeyler, bu şehirde sıfırdı. Mesela; öğrenciye burs sıfırdı. Sadece bu sene kaç öğrenciye burs verdik biliyor musunuz? Tam 100 bin üniversite öğrencisine, 750 milyon lira, eski parayla 750 trilyon lira bir bütçe ayırdık. Bu dediğim bütçe bile, Şile Belediyesi’nin bütçesinden çok daha fazla bir bütçe. Peki sadece o mu? Başka şeyler de sıfırdı. Şu anda tam 100 kreşimiz var. Her sene, en ücra mahallelerde 10 binin üzerinde çocuğumuz, o kreşlerde eğitim alıyor. Başka şeyler var, sıfırdı. Mesela öğrencilerin yurtları yoktu. Öğrencilerin kalacağı sayısı sıfırdı. Şu anda 5 bin 200 üniversite öğrencimiz, yurtlarımızda kalıyor. Bakın böyle bir hizmet yoktu: Annelerin mağduriyetini dinlemiş bir kardeşiniz olarak, bir hemşehriniz olarak, gelir gelmez göreve biz ne yaptık? Özellikle çocuğu olan, bebeği olan annelere dedi ki, ‘Biz, sizi bu şehirde özgürleştireceğiz. Bebeğini kucağına alacaksın, sağlık ocağına gideceksin. Bebeğini kucağına alacaksın, doktora gideceksin. Bebeğinle birlikte gezeceksin. Moralin iyi olacak ki, çocuğunu daha iyi yetiştirebilesin.’ Şu anda 650 elli bin annenin cebinde, bizim Anne Bebek Kartı var.
MİLLETİMİZİN ÇAKTIRMADAN CEBİNDEN PARALARI ALAN DEĞİL…: Bizim bu projelerimizi 2019 yılında anlatırken, şöyle dediler: ‘Ya öyle proje mi olur?’ Onların mega proje dediği, insanların gözünü boyayan, çaktırmadan cebinden çok para alan işler. Biz ne yapıyoruz? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletimizin bütçesini, milletimiz için harcıyoruz. Milletimizin çaktırmadan cebinden paraları alan değil, milletimizin gözüne sokarak yardım eden değil; bir elin verdiğini öbür elin görmediği, ihtiyacı olan insanın cebine farkını olmadan yardım eden bir yönetim olduk. Dolayısıyla biz, insanımıza hizmet ediyoruz. Biz, insanımızla konuşuyoruz. İnsanımızla konuşmaya devam edeceğiz. Biz; özgür, onurlu, 16 milyon İstanbulluyuz. İnsanımızın hiçbirisini birbirinden ayırt etmiyoruz. ‘Benim partilim, başka partili’ demeyeceğiz. Ben, partimin has evladıyım. Cumhuriyet Halk Partiliyim. Cumhuriyet’imi, canım bayrağımı çok seviyorum. Milletimi, devletimi çok seviyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ü çok seviyorum. Biz böyle bir kültürü temsil ediyoruz. Ama ‘O parti, bu parti’ demiyoruz. Biz, bu şehrin bütün partilerine oy verenlerin oyuna talibiz. İstanbul ittifakı’nın oyuna talibiz. Ben, 16 milyon insanın oyunu almaya talibim. İstanbul’un her köşesinde bu sefer, bu seçimde hep birlikte oy rekoru kırmaya var mıyız? Özgür Başkanla birlikte, Şile’de, oy rekoru kırmaya var mıyız? İşte biz, bu kültürle, bu ahlakla göreve talibiz.
SİZLERİ ŞÖYLE BİR SEFERBERLİĞE DAVET EDİYORUZ…: Sevgili dostlarım, benim değerli hemşerilerim, sizleri, özellikle Şileli hemşehrilerimi şöyle bir seferberliğe davet ediyoruz. Bütün Şilelilerden, bu seçimde tarihi görülmemiş bir biçimde bu seçimin seferberliğine davet ediyoruz. Hep birlikte çalışacağız. Efendim bazen bana şöyle diyorlar: ‘Ben, senin için çok çalıştım.’ Senin için değil; ben şu an kim için çalışıyorum? Sizin için çalışıyorum. Kendim için de çalışıyorum. Ailem için de çalışıyorum. Ama bu şehrin 16 milyon insanı için çalışıyorum. Buradaki bütün değerli hemşehrilerime şunu söylüyorum: Siz de önce kendiniz, sonra aileniz, sonra bütün Şile için, sonra bütün İstanbul için var gücünüzle, güler yüzle, neşeyle, enerjinizle çalışmaya hazır mısınız? Çok fazla bir şey istemiyoruz. Bundan sonra artık önümüzde yaklaşık 40 gün var. Sizden isteğimiz şu: Komşunuzun kapısını çalın. Bizden selam götürün. Özgür Başkanımızdan selam götürün. Biz zaten çok çalışacağız, göreceksiniz. Güzel anneciğim, o güzel yanaklarından, ellerinden öpüyorum hepinizin. O kadar güzel anne var ki burada. Hepinizin güzel ellerinizden öpüyorum.
YALAN DOLAN İŞLERLE UĞRAŞACAKLAR. VALLAHİ VIZ GELİR TIRIS GİDER: Ben size bir şey söyleyeyim mi? Allah beni, bu şehrin çocuklarına mahcup etmesin. Bakın bu şehrin çocuklarına bu şehrin annelerine, güzel annelerimize, teyzelerimize… Ellerinizden öpüyorum. Ben size mahcup olmamak için, çok çalışacağım. Arı gibi çok çalışacağım. Göreceksiniz; benim peşimden koşmaktan yorulacaklar. Yarı yolda nefes nefese kalacaklar. Belki, belki kötü şeyler gelecek akıllarına. Ekrem’le ilgili kötü şeyler konuşacaklar. Böyle ahlak dışı işler yapacaklar. Yalan yanlış, yalan dolan işlerle uğraşacaklar. Vallahi vız gelir tırıs gider. Kötü söz, sahibine aittir. Kötü söz bize yapışmaz, bize yakışmaz. Onlar ne kadar kötü konuşursa konuşsun, biz onlarla ilgili kötü konuşmayacağız. Onun için siz bizden, onlara selam götürün. Hemşehrilerimize, komşularımıza selam götürün. Oylarını istiyoruz ve birlikte çalışacağız. Yalnız Şile Belediye Başkanımıza, yalnız Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bana, Özgür Bey’e ve Ekrem İmamoğlu’na değil, meclis üyeliklerine de oy istiyoruz. Oylarınız, Büyükşehir’de gücümüzü arttıracak. Her birinizden bunu özellikle söylemenizi istiyorum.
BİZİM MİLLETİMİZ, MİLLETİNE HAD BİLDİREN ANLAYIŞI BIRAKALI 100 SENE OLDU: Bize oy verirsiniz, vermezsiniz; bizden hizmet alırsınız. O ne diyor? ‘Bize oy verirseniz, hizmet alırsınız’ diyor. Öyle değil mi? Bizim milletimize had bildiren, haddini bildirmeye çalışan, bizim milletimizi tehdit etmeye çalışan bir kişiyi bizim milletimiz nerede pişman eder? Sandıkta, sandıkta pişman eder. Pişman edeceksiniz onu bu sözlerinden dolayı. ve bizim milletimiz, milletine had bildiren anlayışı bırakalı 100 sene oldu, 100 sene. Bu ülkede 100 senedir Cumhuriyet var. Bu ülkede 100 senedir büyüyen demokrasi var. Daha da büyüteceğiz. 100 senedir, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ diyen 16 milyon İstanbullu var, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Onun için, millete had bildirmeye, bu millet pabuç bırakmaz. Gereğini yapar. Siz de gereğini yapacaksınız. Bize öyle güçlü destek olun ki… Bunlar, gönüllerindekini bile dillerine dolayamıyorlar. Kanal İstanbul’u yapmak istiyorlar; tamamen duygusal… Ama söyleyemiyorlar. Bunlara öyle bir demokrasi tokadı atın ki, seçimde, sandıkta bir daha akıllarına Kanal İstanbul diye bir şey gelmesin.
BU MİLLETİN YOKSULLUKLA OLAN SÜREÇLERİNİ ÇÖZSÜNLER: Bu milletin yoksullukla olan süreçlerini çözsünler. Görevleri kalacak seçimden sonra. Ne kadar bilmiyorum. Neyse, ‘2028’e kadar’ diyelim. O zamana kadar ekonomideki sorunları çözmeye uğraşsınlar. Emeklinin dar gelirli haline çözüm bulmaya çalışsınlar. Okula aç giden çocuklarımıza çözüm bulmaya çalışsınlar. Bu milletin temel sorunlarıyla ilgilensinler. Çevre sorunlarıyla uğraşsınlar. Yanlış işleri yüzünden Erzincan’da, Türkiye’nin farklı yerlerinde mahvolan çevreyi düzeltmeye uğraşsınlar. Ama bunlara gereken dersi vereceğinizi biliyorum. Her konuda İstanbul’un iradesine güveniyorum. Sevgili hemşehrilerimiz, yolumuz açık olsun. Allah yolumuzu açık eylesin. Ben size mahcup olmayayım. Özgür Başkanım size mahcup olmasın. Allah’ın izniyle, biz bu seçimi milletçe kazanacağız, milletçe. Milletin iradesiyle kazanacağız. Yolumuz açık olsun. ‘Tam yol ileri’ diliyorum. Her şey çok güzel olacak.”
Otobüs içinden vatandaşları selamlayan İmamoğlu, Şile Su Ürünleri Kooperatifi’nde balıkçılarla bir araya gelip, sorunlarını dinledi.
]]>
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Karabük’te aday tanıtım toplantısında; “Sayın Cumhurbaşkanı son zamanlarda gittiği yerlerde halkı tehdit ediyor. ‘Biz yoksak hizmet yok. Biz yoksak doğal gaz yok’ diyor. Şimdi size çok basit bir şey söyleyeyim, o yoksa doğal gaz kaybediyorsunuz ama o varsa doğal gazın faturasını ödeyecek parayı bile bulamıyorsunuz. Bu kadar olur mu? Bütün Türkiye’yi Tayyibistan yapalım. Bütün Türkiye’yi emrine amade yapalım. Yasamayı, yürütmeyi, yargıyı bitirdiniz. Bütün güçleri kendinize bağladınız yetmedi bir de belediye” dedi.
BTP, Karabük’te aday tanıtım toplantısı yaptı. Karabük, Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve Çankırı adaylarının tanıtıldığı toplantıda konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, şunları söyledi:
“BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ TAYYİBİSTAN MI YAPALIM?”
“Sayın Cumhurbaşkanı son zamanlarda gittiği yerlerde halkı tehdit ediyor. ‘Biz yoksak hizmet yok. Biz yoksak doğal gaz yok’ diyor. Şimdi size çok basit bir şey söyleyeyim, o yoksa doğal gaz kaybediyorsunuz ama o varsa doğal gazın faturasını ödeyecek parayı bile bulamıyorsunuz. Bu kadar olur mu? Bütün Türkiye’yi Tayyibistan yapalım. Bütün Türkiye’yi emrine amade yapalım. Yasamayı bitirdiniz, yürütmeyi bitirdiniz, yargıyı bitirdiniz. Bütün siyasi yönetimi, erkleri, güçleri kendinize bağladınız yetmedi bir de belediye… Büyükşehri alacağım, ili alacağım, ilçeyi alacağım vs. Tamam al da ne yapıyorsun karşılığında?
“DEVLETİN ELİNDE NE VARSA PEŞKEŞ ÇEKTİLER”
Atatürk’ün ilkelerinden biri olan devletçiliği kaldırdılar, devletin elinde ne varsa özel firmalara peşkeş çektiler. Size de bir hap verdiler uyuttular, ‘Bu çok ilkel bir görüş, yeni dünya düzeninde yer alamaz bir görüş’ dediler. Siz de ‘Ha öyle mi, tamam o zaman kaldıralım’ deyip bu devletçiliği rafa kaldırdınız. Şimdi laikliği savunan, cumhuriyetçiliği savunan, milliyetçiliği savunan, Atatürkçülüğü savunan bir kişi devletçilikten niye vazgeçiyor? Nerede kaldı sizin Atatürkçülüğünüz?
Erzincan’da bir madende facia yaşandı. Buradan yılda 1 milyar doların üzerinde altın madeni çıkarılıyor. Bu altını Sayın Cumhurbaşkanı’nın hısımlarıyla Kanadalı bir şirket alıp götürüyor bu ülkeden, bize de oradan bir gram altın tozu verilmiyor. Halbuki altın bizim, itiraz etmiyoruz. Devletçilik dediğimiz ne biliyor musunuz? Devletçilik bu madenlere sahip çıkmaktır, kendi zenginliğine sahip çıkmaktır. Bakın Türkiye’de her yıl 3 milyar doların üzerinde altın, toprağın altından çıkarılıp yurt dışına götürülüyor. Her yıl 3 milyar doların üzerinde altınımızı yabancılar işletiyor ve Türk milletinin bu işten 1 lira çıkarı yok. Devlete yüzde 4 veriyorlar. Afganistan’da bu oran yüzde 20, beğenmediğiniz Taliban sizden daha devletçi.
“BU ALTIN BİZİMSE, BUNUN GELİRİNİ BİZ PAYLAŞALIM”
Ben size, ‘Açalım gözlerimizi, bakalım etrafımıza ve buna dur diyelim. Buna isyanımızı dile getirelim. Bu altın bizimse bunun gelirini biz paylaşalım’ diyorum.
Ne hale düştük? Bir emekli eskiden bir ev, bir araba alırken ikramiyesiyle, bugün aldığı ikramiyeyle kredi kartı borcunu ödüyor. Bu hale geldik. Fatih Kısaparmak’ın, ‘Bu adam benim babam’ diye meşhur şarkısı var. Şarkıda, ‘Altı çocuk büyütmüş, bir işçi maaşıyla’ der. Şimdi Fatih Kısaparmak bugün bu şarkıyı yeniden yazsa nasıl yazacak? Acaba, ‘Bu adam benim babam, 6 çocuğun eline bakıyor bir işçi maaşıyla’ diye mi yazacak. İş ona döndü artık. Bir işçinin 5 çocuğunu evlendirdiği Türkiye’den, 5 çocuğun bir babanın kirasını ödeyemediği Türkiye’ye döndük. Kendi kendine yeten Türkiye’den, el avuç açmış dünyadan tarım ürünü arayan, borçlanarak gıda ürünleri satın almaya çalışan ülkeye döndük. Biz bu hale geldik.
“BU SEÇİM İKTİDARA VE İKTİDARDAKİ MUHALEFETE YANLIŞLARINI YÜZLERİNE VURMA SEÇİMİDİR”
Şimdi ‘Ne alakası var yerel seçimle’ diyeceksiniz. Şu alakası var; bu seçimde eğer kaderinizin değişmesini istiyorsanız sizi yönetenlere, ‘Bu ülkede bizden başka bunu yönetemez’ diye size imaj çizenlere, ‘Bizim sizinle işimiz kalmadı’ demenin seçimidir bu seçim. Eğer bu seçimde de aynı şekilde bu sıkışmış siyasetin sonucu olarak hareket ederseniz, kaderimiz hiç değişmeyecek. Bakın bu seçimin önemi bu. Bu seçim iktidar sahiplerine ve muhalefetteki iktidar sahiplerine bir güç gösterme seçimidir, bir tepki koyma seçimidir, yaptıkları yanlışları yüzlerine vurma seçimidir. Daha bir yıl olmadı bir seçim yaşadık. O seçimi berbat etmiş olan bir muhalefet var, göz göre göre seçim kaybettiler. Bir tarafta da iktidar var, seçimin ertesi haftası doları yüzde 50 artırdı. Enflasyonu yalan rakamlarla hala yüzde 70’in altına düşüremediler. Hükümetin yalanları o kadar astronomik ki dünyada bizden kötüsü yok yalanlarına rağmen. Yalan söyleyeceksin bari ‘yüzde 10’ de enflasyona, ne olacak?
“ALTILI MASADAKİ BAZI PARTİLER ADAY YAPACAK İNSAN BULAMIYORLAR”
Biliyorsunuz bir altılı masa kuruldu. Toplumda ‘Altılı masaya girin’ girin diye bir talep vardı. Biz de sonucun bu olacağını bildiğimiz halde toplumdaki bu talep doğrultusunda ‘Bizi masaya alın’ dedik. Onlar bizi masaya almazken türlü türlü fitneler uydurdular, yalanlar söylediler. Kendileri değil ama medya aracılığıyla, sosyal medya aracılığıyla tırnak içinde tetikçiler aracılığıyla sahaya sürdükleri… Neymiş, bizim teşkilatlanma yapımız oluşmamış! BTP 20 senelik parti, 81 ilde teşkilatı var. Şimdi isim vermeyeceğim, seçim dönemine geldik, bize ‘Teşkilatı yok’ diyen partilerin neredeyse tamamı kapımızı aşındırıyor ve ‘Biz her yerde aday çıkaramıyoruz, gelin seçime beraber girelim’ diyor. Dün bize teşkilatlanmamış diyorlardı bunlar. Hani siz çok büyük partilerdiniz, bizi beğenmiyordunuz ama iş tek başına seçime girmeye gelince baktılar ki hepsinin altı boş. Türkiye’de siyasetin özeti bu.
“GELİN BİRLİKTE HAREKET EDELİM ÇOCUKLARIMIZI YARINLARA HAZIRLAYALIM”
İşte şu parti büyüktür, bunun bilmem nesi şöyledir, onun kaşı daha güzel, bunun arkasında bilmem kim var yalanlarıyla lütfen bu sefer sandığa gitmeyin. Ne için sandığa gidin biliyor musunuz? Yarınlarınızı düşündüğünüz için sandığa gidin. Günü kurtarmak için sandığa gitmeyin, çocuklarınızı kurtarmak için sandığa gidin.
“BAMBAŞKA YENİ BİR DÜNYA GELİYOR, GELİN ÇOCUKLARIMIZI O YARINLARA HAZIRLAYALIM”
Bambaşka bir dünya geliyor, isteseniz de geliyor istemeseniz de geliyor. Bu bambaşka dünyaya bu eski kafalı, dünün ideolojik saplantılarıyla birlikte kavga ederek, sizleri kandırıp sizden oy almaya çalışan insanlarla o yarına ulaşamazsınız. Eğer o günlere çocuklarınızı hazır etmek istiyorsanız bugünden bu değişime ayak uydurmak zorundasınız. Ben de bir kardeşiniz olarak diyorum ki; gelin birlikte hareket edelim, çocuklarımızı o yarınlara hazırlayalım.”
]]>
Aydın’ın Didim ilçesinde CHP İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri toplu olarak istifa eti. Basın açıklamasında konuşan Yılmaz, “Örgütümüzün ve ilçemizde bulunan STK’ların, odaların önerilerinin de hiçbir şekilde dikkate alınmadığını gördük” sözleriyle istifa nedenini açıkladı.
CHP Didim İlçe örgütünde istifa şoku yaşandı. Belediye meclis üyelikleri sıralamasından kaynaklı olarak CHP Didim İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri toplu olarak istifa etti. İlçe binasında gerçekleştirilen basın açıklamasına ilçe yöneticileri hazır bulundu.
Basın açıklamasını okuyan CHP Didim İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz şunları kaydetti:
“Burada bugünkü toplanma amacımız ile ilgili olarak sizleri bilgilendirmek ve önümüzde ki süreçte örgütümüzle ilgili almış olduğumuz bir takım kararları sizinle paylaşmak istiyoruz. İlçe delege seçimlerinden başlayıp, bizleri bu makama taşıyan Didim’de ki üyelerimize bir söz vermiştik. Seçildiğimiz takdirde, örgütümüz ile üyelerimizin seçim ile ilgili taleplerini (ön seçim eğilim yoklaması) il başkanlığımıza ve genel merkezimize ileteceğimize ve karar alınması noktasında ısrarcı olacağımızı belirtmiştik. Gelmiş olduğumuz yerel seçim sürecinde, yönetim kurulumuzun talep etmiş olduğu, ön seçim, eğilim yoklaması ve anket çalışması yapılması konusunda ki örgütümüzün taleplerini il başkanlığımız ve genel merkezimize iletmiş olmamıza rağmen, bu konuda bir sonuç alınamadığını belirtmek isteriz. Partimizin, büyük kurultayımızdan bu yana yoğun bir süreç yaşadığının farkındayız. Keza büyük kurultayımızda genel başkanımızın ifade ettiği, bizim de tam desteklediğimiz “Bundan sonra karar, güç, yetki örgütündür. Ön seçimin teminatı olan bir genel başkan olacağıma söz veriyorum. Örgütün iradesini ön plana alan bir ön seçimi mutlaka yapacağız” söylemlerinin yerine getirilmediğini üzüntü içerisinde yaşamış bulunmaktayız. Belediye başkan adayının atanmasından sonra, ilçemizde kendisi ile yapmış olduğumuz toplantıda basın ve üyelerimiz önünde, adayımızın vermiş olduğu beyanat da, örgüt ile ortak hareket edileceği, örgütün gücünün önemli olduğu ve birçok konuda ortaklaşarak seçim sürecinin yürütüleceğini ifade etmiştir. Fakat kısa zaman içerisinde söylemler ile eylemlerin farklı ve tezat olduğu tarafımızdan görülmüştür. Belediye meclis üyesi adaylarının belirlenmesi sırasında, örgütümüzün ve ilçemizde bulunan STK’ların, odaların önerilerinin de hiçbir şekilde dikkate alınmadığını gördük. Bizler de bu davranışın, örgütümüzün yok sayılmasının CHP’nin geleneği ve ilkeleri ile bağdaşmadığı bu süreçte görevde kalmamızın bir anlam ifade etmediğini, yönetim kurulumuzda değerlendirerek, istifa kararı almış bulunmaktayız. Hiçbir şahsın CHP örgütünün üzerinde olmadığını belirtmek isteriz. Bizler her zaman CHP’nin bir neferi olarak, partimizin başarılı olması için, her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu zamana kadar ilçemizde faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları, hemşeri dernekleri, odalara, emek ve demokrasi platformu içerisinde bulunan tüm bileşenlerin, bugüne kadar vermiş olduğumuz mücadelede bize vermiş oldukları katkıdan desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Bundan sonraki süreçte emekten yana demokrasiden yana olan bileşenlerle alanlarda omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğimizi de bilmenizi isterim.” – AYDIN
]]>
Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne ilişkin seçim takvimi işliyor.
Takvime göre, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıklar belirlendi, seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanacak. 24 Mart’ta seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına yarın saat 17.00’ye kadar iletecek.
Bağımsız adaylar da başvurularını en geç yarın saat 17.00’ye kadar yapabilecek.
Siyasi partiler, aday listesindeki eksiklikleri 22 Şubat’a kadar tamamlayabilecek. Bağımsız adaylar dahil geçici aday listeleri 23 Şubat’ta ilan edilecek, aynı gün listelere itiraz süresi başlayacak. Kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak.
Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart 2024 Perşembe sabahı başlayacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek. Seçmen 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
35 partinin adayları yarışacak
YSK’nin seçim takvimi kapsamında, 27 Ocak’ta çekilen kura ile seçime katılacak 35 siyasi partinin birleşik oy pusulasındaki yerleri belirlendi.
Kuraya göre, partiler oy pusulasında şöyle sıralandı:
“1 AK Parti, 2 İYİ Parti, 3 Sol Parti, 4 Büyük Birlik Partisi, 5 Memleket Partisi, 6 Anavatan Partisi, 7 Demokratik Sol Parti, 8 Yeniden Refah Partisi, 9 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 10 Türkiye Komünist Partisi, 11 Anadolu Birliği Partisi, 12 Zafer Partisi, 13 Halkın Kurtuluş Partisi, 14 Türkiye Komünist Hareketi, 15 Bağımsız Türkiye Partisi, 16 Gelecek Partisi, 17 Yeni Türkiye Partisi, 18 CHP, 19 Emek Partisi, 20 HÜDA PAR, 21 Hak ve Özgürlükler Partisi, 22 Ocak Partisi, 23 Adalet Birlik Partisi, 24 Demokrat Parti, 25 Güç Birliği Partisi, 26 Millet Partisi, 27 Milli Yol Partisi, 28 Adalet Partisi, 29 Genç Parti, 30 Aydınlık Demokrasi Partisi, 31 MHP, 32 Türkiye İşçi Partisi, 33 Demokrasi ve Atılım Partisi, 34 Saadet Partisi ve 35 Vatan Partisi”
Oy verme saatleri
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Cumhuriyet Halk Partisinin seçime ittifaksız girdiğini kimse kabul etmesin. Biz bir ittifakın parçasıyız, bileşeniyiz, içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Partimizin bayrağı var mı var ama Türkiye ittifakının bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Türkiye ittifakının renkleri kırmızıyla beyazdır.” dedi.
Özel, partisinin aday tanıtımı ve seçim bildirgesinin açıklanması için Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen programda, parti kültürü gereği önceki genel başkanlarına büyük bir vefa ve saygıyı gösterdiğini belirterek, “Önceki genel başkanlara vefa göstermek onlardan alınan emaneti, onların partisini, Cumhuriyet Halk Partisini iktidar yapmakla olur. Bunu başaracağız. Bugün huzurunuza en doğru isimlerle çıkmak için çok çalıştık, ince eledik, sık dokuduk.” ifadelerini kullandı.
Aday belirleme süreçlerinde 3 bin anket yaptırdıklarını ve Türkiye genelinde 1127 adayı belirlediklerini vurgulayan Özel, şöyle konuştu:
“1127 adayımızdan, 196 tanesi genç adayımız. Bu konuda da çok önemli, çok büyük bir adım attık. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de aday tanıtım toplantısındaydım. Hepsi seçilecek yerden 9 kadın adayı İzmirlilerin önüne çıkardık. Yine 40 yaş altında 14 belediye başkan adayımızla İzmir’in huzurundaydık. İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisinde kadın ve genç aday sayısıyla ilgili talep ve örgütün motivasyonu çok kıymetliydi. Ben 9 kadın adayımızı, 12 genç adayımızı İzmirlilere emanet edip geldim. Şimdi, Atatürk’ün istediği ve onun açtığı yolda ilerleyebilmeleri için adaylarımızı siz değerli örgütümüze emanet ediyorum. “
Bazı partilerde aday belirleme süreçlerinin kapalı kapılar ardında olduğunu dile getiren Özel, şu bilgileri paylaştı:
“Cumhuriyet Halk Partisinde bu dönem daha fazla objektif kriterleri ve farklı yöntemleri benimsedik. Adaylarımızı belirlerken seçmenimizi, örgütümüzü dinledik. Aday adaylarımızı dinledik. Sokağın sesine kulak verdik. Kanaat önderleriyle görüştük. Parti Meclisi üyelerimizi ve milletvekillerimizi görevlendirdik. Onların detaylı raporlarını aldık. 3 bin araştırma yaptırdık ve sonuçta 339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik. Mevcut belediye başkanlarımız hakkında memnuniyet anketlerinin olumlu olması durumunda adaylığa devam sürecini gerçekleştirdik. Ardından aday değişikliği olan yerlerde bir, iki, üç hatta bazı özel durumlarda beş ankete kadar sahadan veri toplamayı, seçmenin beklentilerini, taleplerini okumayı tercih ettik.”
“Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum”
Özel, aday gösterilmemelerinin ardından partiden istifa eden ya da parti yönetimine yönelik eleştirilerde bulunan isimlere de değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Son günlerde bazı televizyonlarda, gazetelerde üç, beş, on memnuniyetsiz arkadaşımızın partiden ayrıldığını ya da başka taraflardan aday olmak istediklerini ve eleştiren açıklamalarını görüyoruz. Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum. Hiç kötü bir söz söylemeyeceğim. Ama esas konuşulması gereken, benim gönlümde manşette olan, benim gönlümün kahramanları, kendisi aday olmadığı günün ertesi sabahı adaya telefonu açıp, ‘Çok istedim olmadı, sizi belirlediler, ben çalışmaya hazırım’ diyenler, kendisi için giydirdiği aracı aday olan arkadaşına teklif edenler, kampanyanın koordinasyonunu üstlenenler, kampanya için kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına teslim edenler. Yani üç beş kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseye tartıştırmayan adayımızın arkasında duran, partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var.”
“İlk kez yapılan uygulamaları hayata geçiren partiyiz”
Özel, toplumun her kesimine kendilerini borçlu hissettiklerini dile getirerek, bundan dolayı seçimleri kazanmak zorunda olduklarını vurguladı.
CHP’nin Türkiye’ye sosyal belediyecilik ve sosyal demokrasi anlayışını getiren, sosyal devlet anlayışını taşıyan parti olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:
“Bir büyük mirasın sahibiyiz. Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez yapılan pek çok uygulamayı hayata geçiren partiyiz. Kentsel dönüşüm, toplu konut, metro, metrobüs, hafif raylı sistem, biyolojik arıtma ve daha pek çok projeyi hayata geçirenlerin mirasçılarıyız. Biz belediyeciliği İstanbul’da ilk tercihli yol uygulamasını hayata geçiren Aytekin Kotil’den, 1992 yılında ilk doğal gaz projesini yapan Nurettin Sözen’den, halk ekmek fabrikasını kuran Ahmet İsvan’dan, bugün aramızda bulunan bir yerel yönetim efsanesi olan önceki genel başkanımız Murat Karayalçın’ın ilk metro temeli atmasından, metrolardan, tramvaylara, üretim merkezlerinden, öğrenci yurtlarına, kooperatiflerden kreşlere, Türkiye’yi sosyal belediyecilik örnekleriyle tanıştıran Vedat Dalokay’dan Celal Altınay’a, Yüksel Çakmur’dan Ali Dinçer’e, Ahmet Piriştina’dan Anadolu’da bozkırın ortasında bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşen’den öğrendik.”
“Hizmette ayrıcalık yapmıyoruz”
Özel, tüm seçmenlerin oyuna talip olduklarını vurgulayarak, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak oyunuzu bize verin diyoruz ama bize vermeyeni cezalandırmakla asla tehdit etmiyoruz. Asla ve asla oy vermeyenlere hizmet etmeyip, hizmette bir ayrıcalık yapmıyoruz. Çünkü biz belediyecilik hizmetinin bir kamu hizmeti olduğunun ve bu hizmeti yapmanın Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin vatan borcu olduğunun farkındayız.” dedi.
Partilerinin seçim bildirgesinin kalkınma, refah ve dayanışma belediyeciliğini önceleyen üç bölüm ve 15 alt başlıktan oluştuğunu bildiren Özel, doğaya zarar vermemek için seçim bildirgesini kağıda basmayıp, dijital olarak paylaşacaklarını söyledi.
Özel, seçim kampanyalarının sloganın “İşimiz Gücümüz Türkiye” olduğunu duyurarak, bu sloganın yerelde il ve ilçelerin isimleriyle kullanılacağını bildirdi.
“Milletin parasını millet için harcadık”
İktidara yönelik eleştirilerde bulunan Özel, şöyle konuştu:
“Bu iktidar 25 yıl boyunca ülkeyi kötü yönetti. Şehirlerimizin tarihi dokularını tahrip etti. Şehirlerimizi düzensizliğe, karmaşaya, kötü yapılaşmaya teslim etti. Doğal afetlere karşı dirençsiz hale getirdi. Şehirlerimiz; depremlerde yıkılan, sellerde boğulan, yangınlarda korunamayan, güvensiz ortamlara dönüştü. Belediyeler yıllarca toplumun tamamının değil, belli çıkar gruplarının faydalandığı kurumlar haline getirildi. Ankara’nın nasıl parsel parsel satıldığını, İstanbul’a nasıl ihanet edildiğini, şehirlerimize bu kötülükleri yapanların bizzat kendi ağızlarından dinledik. Biz 2019 seçimlerine sosyal demokrat belediyeciliğin mirasıyla şehirlerimizdeki kötü yönetimlere son vermek için girdik. Hep birlikte çok önemli başarı elde ettik. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i hep birlikte kazandık. Beş yılın sonunda daha net görüyoruz ki bu hepimize iyi geldi, şehirlere iyi geldi, Türkiye’ye iyi geldi. Belediyelerde yaptığımız en önemli hizmet şudur; milletin parasını millet için harcadık. Biz milletin parasını millete yönlendirdik. İsraf etmedik, tasarruf ettik. Doğal afetlerde, yangınlarda, sellerde, depremlerde tüm belediyelerimizin gücüyle vatandaşlarımızın yanında durduk.”
“Muhalefete muhalefetin iktidara yaradığının bilincindeyiz”
Özel, 2019 seçimlerinden farklı olarak bu yılki seçimlere herhangi bir partiyle ittifak halinde girmediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Beş yıl önce Cumhuriyet Halk Partisinin içinde bulunduğu ittifak bugün aynı isimle seçimlere girmiyor. Bu ittifak ortaklarımızın verdiği, bizim de saygı duyduğumuz bir karar. Bizim işimiz, genel siyasette iktidara muhalefet etmek. Muhalefete muhalefetin iktidara yaradığının bilincindeyiz. O yüzden muhalefetle uğraşmayız. Bugün geçmişle beraber olduklarımız ayrı adaylarla ayrı listelerle karşımızda olabilirler. Buna da saygı duyacağız. Ama gücümüzü aldığımız, yetkimizi aldığımız, hizmet yaptıklarımız değişmedi. Aksine o günden bugüne yeni oy kullanacak çok sayıda seçmenimiz var.”
Özel, Cumhur İttifakı’na karşı seçmenlerle Türkiye ittifakını kurduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Geçen seçimin muhafazakar demokratları yine burada kendi değerlerine saygılı belediye başkanlarımızın arkasında. Geçen seferin bizim belediye başkanlarımıza destek veren milliyetçi demokratları onların vatan, millet, bayrak sevgisine beş yıl boyunca şahit oldu. O yüzden buradan sonra hep birlikte Cumhuriyet Halk Partisinin seçime ittifaksız girdiğini kimse kabul etmesin. Biz bir ittifakın parçasıyız, bileşeniyiz, içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Partimizin bayrağı var mı var ama Türkiye ittifakının bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Türkiye ittifakının renkleri kırmızıyla beyazdır.”
Lütfü Savaş programa katılmadı
CHP Genel Başkanı Özel, salona aralarında belediye başkan adayları, kadın ve gençlik kolları yöneticilerinin de olduğu bir grupla girip, tüm salonu selamladı.
Şehitler için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda, partinin seçim şarkısı “İşimiz Gücümüz Türkiye” çalındı.
Özel’in konuşmasının ardından, tüm adaylar illerine göre sahneye çıkarak Özel ile fotoğraf çektirdi.
Programa Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş katılmazken, sahneye davet edilen Hatay adaylarının arasında Savaş’ın adı anons edilmedi, ekrana ismi ve fotoğrafı yansıtılmadı.
]]>
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde aynı mahallenin muhtarlığı için yarışan, isimleri, soyadları, memleketleri aynı olan ve aynı marka otomobili bulunan iki aday, benzerliklerinin oluşturduğu tatlı rekabet eşliğinde seçim kampanyası yürütüyor.
Giresun Yağlıdere ilçesinde doğan 45 yaşındaki Ramazan Demir ve 49 yaşındaki Ramazan Demir, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Ulus Mahallesi muhtarlığı için başvuru yapan 4 aday arasında yer aldı.
Adayların, isim, soyadı ve memleket benzerliğinin yanı sıra seçim çalışmasını yürüttükleri otomobilleri de aynı marka.
Yaşları, kampanya sloganları ve araç renklerinin farklılığı dışındaki benzerlik, seçmenin zaman zaman adayları karıştırmasına neden oluyor.
“Ulus’ta Bayram Var” sloganını kullanan Yağlıdere Sınırlı köyünden Ramazan Demir ile aracına “Başın Düşerse Dara Muhtar Bayram Demir’i Ara” sloganını ve anne babasının ismini yazdıran Koçlu köyünden Ramazan Demir, mahallelerine hizmet için girdikleri gülümseten seçim yarışını sürdürüyor.
“Kim kazanırsa onu tebrik ederiz”
İşçi emeklisi 45 yaşındaki Bayram Demir, AA muhabirine, mahallede aynı ad ve soyadı taşıyan iki kişinin aday olmasının seçim atmosferini farklı noktaya taşıdığını söyledi.
Oy için gittikleri yerlerde zorlandıklarını anlatan Demir, “İki Bayram Demir’in muhtarlığa aday olması tesadüf ama tesadüften de öte ikimiz de aslen Giresun Yağlıdereliyiz. İkimizin aracının markası da aynı. Bu durum mahallemize de çok büyük heyecan getirdi.” diye konuştu.
Demir, benzer durumlarda olmanın zorluğunun yanı sıra heyecan da yaşadıklarını dile getirerek, seçmenlerin zaman zaman kafa karışıklığı yaşadığını, oy kullanırken adayları nasıl ayırt edeceklerini sorduklarını söyledi.
Yüksek Seçim Kurulunun isim benzerliklerine karşı önlemler aldığına değinen Demir, “Adayların isimleri aynıysa oy pusulasında ismin yanına anne ve babanın da isminin yazılması gibi. Çok şükür bu durum bizleri kurtarıyor. Bir de oy pusulamızı dikey veya yatay olarak hazırlayabiliriz. Ben dikey olarak hazırlayıp seçmene sunacağım.” şeklinde konuştu.
Demir, bu durumun mahalleye farklı atmosfer getirdiğine işaret ederek, “Bu güzel bir şey ve benim açımdan hiç sakıncası yok. Burada milletin tercihi önemlidir. Kim kazanırsa onu tebrik ederiz. Kahvehanede otururken iki Bayram Demir’in olmasıyla ilgili arkadaşlarla aramızda latifeler oluyor. Bu da güzel bir şey.” ifadesini kullandı.
Seçim çalışmalarını yürütürken kendisini tanıyanların köyünün ismiyle “Sınırlı Bayram” şeklinde hitap ettiğini belirten Demir, diğer adayı da köyüyle anan vatandaşların, seçim pusulasına yazılan aza isimlerinden de oy verecekleri kişiyi ayırt edebileceklerini kaydetti.
“Türkiye’de ilk olduğunu söylediler”
Esnaf 49 yaşındaki Bayram Demir, isim ve soyadı benzerliğini duyunca şaşırdığını söyledi.
Benzerlik dolayısıyla yaşanan sorunları nasıl çözeceklerinin sık sık sorulduğunu belirten Demir, araçlarında yazan seçim sloganları ve oy pusulasına anne baba isminin yazılmasının problemi çözdüğünü ifade etti.
Demir, benzerliğin çevrelerinde de şaşkınlıkla karşılandığına değinerek, “Biz zor olmadığını biliyoruz. Ulus Mahallesi sakinleri kime oy vereceklerini biliyorlar. İlk defa muhtar seçmiyorlar. Bu ilk olmadığı için bizim de özverili çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Muhtarlık seçimlerinde verdikleri mücadelenin dostluk içerisinde sürdüğünü vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
“Aramızdaki rekabetin dostluk içerisinde gitmesi gerekiyor. Muhtarlık, toplumun önünde söz sahibi olmak ve haklarını savunmak demektir. Aramızda sürtüşme illaki olacak, o seçim atmosferinin doğasında var. Diğer Bayram kardeşimiz bazen ‘Neden ismini değiştirmedin?’ diye takılıyor. Biz de bunu gülerek karşılıyoruz.”
Demir, hayatında ilk defa bu kadar çok heyecanlandığını dile getirerek, tatlı atışmalarla geçecek seçim sürecini “örnek insan” olarak bitirmek istediklerini sözlerine ekledi.
]]>
ERDAL SAĞLAM
Merkez Bankası bu hafta toplanıyor ama yeni faiz artış kararı beklenmiyor. Halbuki enflasyon beklentilerinin kötüleştiği, TL’ye dönüşün gerektiği kadar gerçekleşemediği gözleniyor. Buna rağmen faiz artışı kararının verilmemesi, “enflasyonla mücadeleye seçim molası”nın devam ettiğini gösteriyor.
Seçim ekonomisinin Ocak’tan itibaren hızlandığını söyleyebiliriz. Örneğin Ocak ayı bütçe açığı geçen yıl aynı aya kıyasla 5 kat fazla gerçekleşti. İlk ayda faiz harcamalarının devasa boyutlara ulaşmasının bu açıkta etkisi oldu. Şubat ve Mart ayı bütçe açıklarının ise yaklaşan seçimler nedeniyle daha da yüksek çıkması beklenebilir. Çünkü seçimler yaklaştığında, çeşitli kesimlere biriken borçların da ödeneceği anlaşılıyor.
Buna rağmen Mayıs seçimleriyle kıyasladığımızda, Mart seçimlerinin ekonomiye etkisinin daha az olduğunu söyleyebiliriz. Seçim öncesi emeklilere verilecek ikramiye miktarının 3 bin TL olarak belirlenmesi, bu kez siyasi otoritenin daha dikkatli davrandığı biçiminde yorumlandı. Tabii ki 3 bin TL’lik ikramiyenin, yılbaşı maaş zamlarında olduğu gibi, ödeme günü yaklaştığında seçmen memnuniyeti açısından artırılması gündeme gelebilir.
Seçim etkisinin asıl olarak para politikalarında görüldüğünü, sıkı para politikasına seçim nedeniyle ara verildiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta açıklanan beklenti anketleri, 2024 yılsonu enflasyon beklentilerinin daha da yükseldiğini ortaya koydu. Bunda beklenenden yüksek çıkan Ocak ayı enflasyonunun etkisi, doğal olarak büyük oldu. Bu nedenle 12 ay sonrası enflasyon beklentileri de, baz etkisi düşünülerek, bir miktar aşağı indi. Ancak 2025 enflasyon hedefinin yüzde 14 olduğunu düşünürsek, yüzde 39’a inen 1 yıl sonraki enflasyon rakam hala hedefin çok üstünde kalıyor.
Bu arada çıkan beklenti anketlerindeki rakamlar da iyimser gözüküyor. Merkez Bankası’nın hedefi 2024 yıl sonu için yüzde 36 ama piyasa beklentisi anketlerde yüzde 43’e çıktı. Piyasa oyuncularıyla görüştüğümüzde ise bu rakamı yüzde 46-47’nin altında tahmin edene rastlamadık. Dolayısıyla anketlerin gösterdiğinden daha yüksek bir piyasa enflasyon beklentisi olduğunu söyleyebiliriz.
GEÇ KALINDIKÇA FATURA BÜYÜYOR
Seçimler nedeniyle Merkez Bankası’nın piyasadaki likiditeyi gerektiği ölçüde çekmediği de bir gerçek. Bu nedenle TL’ye dönüşün göstergesi olan TL mevduatlara yöneliş beklentilerin altında kalıyor. Bu durum bankaların kaynak maliyetlerinin düşmesine neden olurken, özellikle küçük tasarruf sahibi vatandaşlar mağdur ediliyor. Merkez Bankası’nın çeşitli araçlarla mevduat faiz oranlarını artırmaya çalıştığı görülse de bunun yetersiz kaldığı açık. Seçim öncesi Merkez Bankası’nın bankalara bu konuda esnek davrandığı gözleniyor.
Mevduat faizlerinin düşük tutulması bir yandan küçük tasarrufçuyu mağdur ederken, öte yandan ise yine sıkı para politikasına ters biçimde, kredilerin yeniden artmasına neden oldu. Bankalar, önümüzdeki dönemde enflasyonun ve buna bağlı olarak politika ile mevduat faizlerinin düşeceği hesabıyla, yeni bir kredi oyunu kuruyorlar. Özellikle nakit sıkışıklığı olan, KOBİ ve esnaflara uzun vadeli kredi teklif ediyorlar. Bu kredilerin 2-3 yıl vadeyle alınması halinde kredi faiz oranlarını yüzde 46-47’ye çekmiş durumdalar. Kısa vadeli, üç ayda bir faiz ödemeli krediler için de yüzde 52 faiz uyguluyorlar.
Buna karşılık mevduatta ise, küçük tasarruf sahibine ancak yüzde 35-36 TL mevduat faizi ödüyorlar. Yüksek hacimli tasarruflara yüzde 42-43 faiz veriyor, KKM’den dönen TL mevduatlara ise yüzde 62’ye kadar faiz ödüyorlar. Bu ödemeler bileşik ve ortalama hesaplandığında faiz yüksek görünüyor ama özellikle küçük tasarruf sahibi yine enflasyon altında negatif faiz alıyor.
Bu nedenle de dövize talep artmaya devam ediyor. KKM’den çözülen hesapların bir bölümü TL’ye, diğer bölümü döviz hesapların akıyor. Sıkı para politikasının amaçlandığı TL’ye dönüş bu nedenle istenilen ölçüde olmuyor. Bu yüzden de Merkez Bankası döviz rezervlerinde erime devam ediyor. Ocak başından bu yana net döviz rezervlerindeki erimenin 10 milyar doları aştığı görülüyor.
Ekonomi yönetimi mevcut rezervlerle Mart ayı sonuna kadar durumu idare etmeye çalışacak. Rezervlerdeki sıkıntı nedeniyle yılbaşından bu yana kur artışları yüksek oldu. Ancak geçen seçim öncesinde olduğu gibi, bundan sonra seçime kadar kurları neredeyse sabit bir rakamda tutmaya çalışabilirler.
Özet olarak enflasyonla mücadelede gevşek bir dönem yaşıyoruz. Enflasyon beklentileri düşmesi gerekirken artıyor, bu nedenle de politika faizinde artış ihtiyacı hissediliyor. Seçim nedeniyle bu kararın alınamayacağı anlaşılıyor. Halbuki Şubat’ta yapılacak 2,5 puanlık faiz artışının beklentileri olumluya çevirme imkanı varken, seçimden sonra faiz artış ihtiyacının en az 5 puan olacağını söyleyebiliriz.
Geçen yılın ikinci yarısında gördüğümüz gibi; alınan geç kararlar ekonominin ödeyeceği faturayı büyütüyor. Emekli ikramiyesinin 3 bin TL olarak belirlenmesini, giderek artırılan yükün yine dar ve sabit gelirliler ile yoksul kesimlerin üzerine yükleneceğinin bir işareti olarak görebiliriz.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Milletin önündeki engelleri, demokratik hakkını kullanmasına engel olacak unsurları sizden aldığımız güçle liderimizin ve ekip arkadaşlarının duruşuyla bir bir bertaraf ettik.” dedi.
Yazıcı, yerel seçim öncesi partisince 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, yağmura rağmen kendilerini yalnız bırakmayan vatandaşlara teşekkür etti.
“Siz bizi hiç yanıltmadınız.” ifadesini kullanan Yazıcı, “Biz de sizin desteğinize aykırı asla hiçbir iş yapmadık. Siz ne dediyseniz onu inşa ve icra ettik. Rize’yi değiştirdik, dönüştürdük. Türkiye’yi değiştirdik, dönüştürdük. Çünkü yola çıkarken, ‘Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde tek hedef milletin hukukunu koruyacağız, insanımızın hayat standardını yükselteceğiz, önündeki sosyoekonomik engelleri azaltacağız, hayatınızı rahatlatacağız.’ dedik, öyle yapmadık mı? Çünkü sözümüz söz.”
Yazıcı, işlerinin eser ve proje üretmek olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye bir bütün olarak baktık. Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü, insanımızın birlik ve beraberliği her şeyin önünde ve üstünde. Dolayısıyla Türkiye’nin gücüne güç kattık ama bu gücün arkasında kim var? Siz varsınız, siz. Çünkü AK Parti siyasetinin temelinde millet var. Millet ne diyorsa o. Milletin önündeki engelleri, demokratik hakkını kullanmasına engel olacak unsurları, sizden aldığımız güçle liderimizin ve ekip arkadaşlarının duruşuyla bir bir bertaraf ettik. Ne derse milletle ‘Gücümüz millet, işimiz hizmet’ dedik ve öyle yürüdük ve 20 yılı aşkındır bu sözümüz bizim rehberimiz oldu, asla şaşmadık.”
Milletle gurur duyduklarını dile getiren Yazıcı, “Eksiğimiz var, onları da biliyoruz. Onları da imkanları çoğaltmak suretiyle bir plan dahilinde mutlaka biz çözeriz.” diye konuştu.
Yazıcı, seçimlerin demokrasinin en önemli mekanizması olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Siyasi partiler, seçimler yoluyla milletin huzuruna çıkar. Oy ve destek ister, yetki ister. İster iktidarda ister muhalefette olsun siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsudur. Demokratik rejimler böyle tanımlanır. Ama bugün dönüp baktığınız zaman muhalefette herhangi bir ümit görüyor musunuz? Tarumar olmuş, darmadağınık, aday bile belirlemekten aciz duruma düşmüş bir muhalefet var. Dolayısıyla siz süreçlerde milletin bu tarzını, demokrasinin bu erdemli ilkelerini gözetmek suretiyle süreçleri bir bir inşa ediyorsunuz.”
Türkiye’de 2002’den bugüne kadar 16 seçim yapıldığını ifade eden Yazıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu seçimlerde, referandumlarda, milletvekilliği, yerel seçimlerin tamamında AK Parti’ye destek verdiniz, tek başına yetki verdiniz. Bunun farkındayız. Sizi asla mahcup etmedik ve asla mahcup etmeyeceğiz. Güç, sizin gücünüz. İnşallah 31 Mart’ta Rize ve ilçelerinde Cumhur İttifakı ile birlikte süreci daha muhkem şekilde inşa etmeye kararlı mısınız? Hanelerinizden bereket eksik olmasın, gönlünüzde sevgi coşsun, taşsın, birbirimizi çok sevelim.”
“İnsanımıza dokunan hizmetleri öncelikli hale getiriyoruz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, belediyeciliğin, yerel yöneticiliğin AK Parti’nin işi olduğunu söyledi.
Bu işi ne kadar iyi yaptıklarını muhalefetin de kabul ettiğini belirten Yılmaz, “Muhalefetten öteye de dünya ülkelerinin yerel yöneticileri de kabul ediyor. ‘Nasıl başarıyorsunuz, nasıl bu işleri yapıyorsunuz?’ dediklerinde, biz onlara diyoruz ki ‘AK Parti, bir belediyecilik okulu aynı zamanda. Çünkü bu okulun ilk kurucusu Cumhurbaşkanı’mız, dünya liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’dır.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, gece gündüz demeden hizmet esaslı çalıştıklarını dile getirerek, “İnsanımıza dokunan hizmetleri öncelikli hale getiriyoruz. Mazeret uydurmuyoruz. Algı yönetimi yapmıyoruz. Sosyal medya vasıtasıyla birtakım algılar yaparak, yapmadığımız, yapamadığımız işlerin palavrasını atmıyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, 31 Mart seçimlerinin çok önemli olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Burada adeta bugüne kadar kaydettiğimiz başarı öykülerinden bir tanesini daha yazacağız. Allah’ın izniyle bugüne kadar her seçimde elde ettiğimiz başarılar gibi yeni bir başarının daha sizler sayesinde imzasını atacağız. Ama bu süre içinde durmadan, yorulmadan kapı kapı koşacağız. Yorulmadan, koşmadan, uğrunda uğraş vermeden elde edilmiş olan bir başarı, başarı sayılmaz. Onu da bizim başarımız gibi görmeyiz. Bu süre içerisinde biraz yorulalım, biraz koşalım ve Allah’ın izniyle 1 Nisan 2024 sabahı büyük bir başarı öyküsünü yazmış olmanın rahatlığıyla güne başlayalım.”
“Türkiye Yüzyılı’na koşuyoruz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Rize’nin mücadele etmek, çalışmak anlamına geldiğini söyledi.
“Rize demek, her şartta ve her durumda bu millet için bu memleket için ne gerekiyorsa yapmak demek.” ifadesini kullanan İleri, “Allah’a şükür liderimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde onun kadroları olarak inşallah sizlere yakışır bir şekilde, sizlere layık olacak bir şekilde bu memleket için bu millet için varımızla yoğumuzla çalışacağız ve çalışıyoruz.” dedi.
Ömer İleri, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Şu önümüzdeki dönem inşallah hep beraber Rize’mizle Samsun’umuzla Trabzon’umuzla memleketimizin batısıyla doğusuyla kuzeyiyle güneyiyle Türkiye Yüzyılı için hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı için ilerliyoruz. Türkiye Yüzyılı’na koşuyoruz. Yeri geliyor milli elektrikli aracımızı çıkartıyoruz, yeri geliyor milli muharip uçağımızı üretiyoruz, yeri geliyor uzaya uydu fırlatıyoruz, yeri geliyor Gabar’dan petrol çıkartıyoruz, yeri geliyor Karadeniz’den gaz çıkartıyoruz. Bizler biliyoruz ki bu millet, misyonu olan bir millettir. Bu millet, istikameti olan bir millettir. O istikametin adı da Türkiye Yüzyılı’dır. Türkiye Yüzyılı’nın doğacağı şehirlerden biri de pek tabii Rize’dir.”
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, gelecek dönemde büyümeye, istihdam üretmeye devam ederken enflasyonla da kararlı şekilde mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Yılmaz, Yüreğir Kültür Merkezi’nde düzenlenen STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda, Türkiye’nin son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük atılımlar yaptığını söyledi.
Ülkenin, eğitim, altyapı, sanayi ve tarım gibi birçok alanda geliştiğini dile getiren Yılmaz, Cumhur İttifakı olarak Türkiye Yüzyılı’nda da gece gündüz çalışmaya devam ettiklerini anlattı.
Yılmaz, yapılan yatırımlardan daha fazlasının gelecek dönemlerde gerçekleştirileceğini vurgulayarak, “Cumhurbaşkanı’mız konuşmalarında hep yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı vurguluyor, ‘Ülkemizi bunlarla büyüteceğiz’ diyor. Bu 4 şeyi inşallah çoğaltmaya çalışacağız, enflasyonu, fırsatçılığı, dezenformasyonu ve belirsizlikleri de önümüzdeki süreçte azaltmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Siyaset anlayışlarının, millete hizmet etmek olduğunu aktaran Yılmaz, her mezhep ve kesimden insana eşit yaklaştıklarını, hiçbir ayrımcılık gözetmeden 81 kente eşit hizmet etmeye devam edeceklerini belirtti.
“Merkezi idare olarak güçlü şekilde yolumuza devam ediyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, milletin 14 ve 28 Mayıs 2023’teki seçimlerde verdiği destekle siyasi istikrarın ve güven ortamının pekiştiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Merkezi idare olarak güçlü şekilde yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde bir taraftan büyümeye, istihdam üretmeye devam ederken bir taraftan da enflasyonla kararlı şekilde mücadelemizi inşallah sürdüreceğiz. Orada da aşama aşama bir başarıyı hep birlikte göreceksiniz. Özellikle bu yılın ortalarından itibaren buradaki politikalarımızın sonuçlarını daha net şekilde göreceksiniz Allah’ın izniyle.”
Ekonomi, sosyal politikalar, dış ilişkiler ve terörle mücadele gibi her konuda güçlü politikalar hayata geçirdiklerinin altını çizen Yılmaz, halkın huzur, güven ve istikrar içinde gelecek inşa etmesi için gayret ettiklerini dile getirdi.
Yılmaz, önceki seçimler gibi 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin de demokratik olgunluk içerisinde gerçekleştirileceğini belirterek, ” Adana’mızda da inanıyoruz ki tarihi bir seçim olacak. Adana’da yerel yönetimler anlamında bir milat olacak inşallah. Buna yaklaşıyoruz. Adana’ya geldiğim andan itibaren bunu hissediyorum. Adana değişim istiyor, ‘yeter artık’ diyor.” ifadelerini kullandı.
“Eser ve hizmet siyaseti yapan bir partiyiz, ittifakız”
Yerel seçimin ardından Adana’da yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti:
“İlçe belediye başkanlarımızla, büyükşehrimizle, merkezi idareyle Adana’nın yıllar yılı beklemiş olan sorunlarını birer birer çözme gayreti içinde olacağız. Bizim anlayışımız bu. Biz, eser ve hizmet siyaseti yapan bir partiyiz, ittifakız. Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyan bir anlayışı temsil ediyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde inşallah Adana’mız, bu bereketli topraklar, eşsiz coğrafya, çok önemli mirasa sahip bölgemiz, Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Türkiye’nin öncü illerinden, yerel yönetimlerinden biri olacak Allah’ın izniyle. Bu anlayışla yolumuza, Adana’mızı büyütmeye devam ediyoruz.”
Kente 21 yılda yapılan yatırımlar ile gerçekleştirilmesi planlanan projeleri anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu bölge için çok daha geniş bir ufka sahibiz. Orta Anadolu ile Akdeniz’i çeşitli ulaşım sistemleriyle entegre edip hem Orta Anadolu’nun hem de Akdeniz’in potansiyelini bir sinerjiyle daha üst noktalara taşıyacağız inşallah. Demir ve kara yollarıyla, çeşitli bağlantılarla bu entegrasyonu güçlendireceğiz. Bunu da Türkiye’nin rekabet gücünü artırıcı bir anlayış içinde hayata geçireceğiz.”
Programda Dünya Türkmenler Birliği Genel Başkanı İsmail Demirdüzen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a Yörük kefiyesi ile porselen hediye etti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Her şeyin temeli siyasi güven ve istikrardır. Bir ülkede istikrar yoksa diğer konulardan bahsedemezsiniz. Sıkıntılar yok mu, elbette var ama bunların da üstesinde birer birer geliyoruz. Bir taraftan büyümeye devam ederken bir taraftan da enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yüreğir Kültür Merkezi’nde Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve kanaat önderleri buluşmasına katıldı.
“Enflasyonu, fırsatçılığı, dezenformasyonu ve belirsizlikleri azaltmaya devam edeceğiz”
Burada konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin çok önemli atılımlar gerçekleştirdiğini aktararak, “Türkiye, dünyadaki büyümeden çok daha fazla büyüdü. Çok önemli atılımlar gerçekleştirdi. Cumhuriyetimizin 100 yılı geride kaldı. Yeni bir yüzyıla girdik. Türkiye yüzyılında da gece-gündüz çalışmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Yaptığımız yatırımlardan daha fazlasını inşallah gerçekleştireceğiz. Enflasyonu, fırsatçılığı, dezenformasyonu ve belirsizlikleri azaltmaya devam edeceğiz. Bizim siyasetimiz insana hizmet etme siyasetidir. Cumhurbaşkanımız her zaman söylüyor biz bu millete efendilik yapmak için değil, hizmetkar olmak için geldik. İnşallah bu anlayışla devam edeceğiz. Büyük bir ülkemiz, tarihimiz ve mirasımız var. 81 ilimize, her mezhepten insanımıza aynı eşit bir şekilde yaklaşıyoruz. 81 ilimize de eşit bir şekilde hizmet ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Her şeyin temeli siyasi güven ve istikrardır”
1 Nisan itibariyle Türkiye’nin siyasi istikrarının pekiştirilmiş olacağını kaydeden Yılmaz, “31 Mart’ta yerel seçimlere giriyoruz. Mayıs ayında verdiğiniz destek için yürekten teşekkür ediyorum. Çok tarihi bir seçim yaşadık. İçeriden, dışarıdan bütün çevreler birleştiler. İdeolojik olarak bir araya gelmeyecek pek çok yapı bir araya geldi ancak aziz milletimiz çok saygı değer asil bir tavır ortaya koydu ve cumhurbaşkanımız çok net bir tavırla güven tazeledi. Türkiye’nin siyasi istikrarı pekiştirilmiş oldu. Her şeyin temeli siyasi güven ve istikrardır. Bir ülkede istikrar yoksa diğer konulardan bahsedemezsiniz. Sıkıntılar yok mu, elbette var ama bunların da üstesinde birer birer geliyoruz. Bir taraftan büyümeye devam ederken bir taraftan da enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Enflasyonla mücadelenin Haziran ayından sonra yansıyacağını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha sonra şunları söyledi:
“Bu yılın ortalarından itibaren politikalarımızın sonuçlarını net bir şekilde göreceksiniz. Ekonomi, sosyal politika ve her boyutuyla güçlü politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Merkezi yönetim tabi yetmiyor bir de yerel seçim var. Şimdiden hayırlı olsun. Nasıl ki genel seçimleri demokratik olgunluk içerisinde gerçekleştirdiysek yerel seçimleri de aynı olgunluk ile gerçekleştireceğiz. Adanamız’da da tarihi bir seçim olacak inşallah. Buna yaklaşıyoruz. Adana’ya geldiğim andan itibaren bunu hissediyorum. Adana değişim istiyor. Cumhur ittifakının gerçek belediyecilik anlayışını yansıtan bir başkanımız var. 1 Nisan itibariyle Adana’da yeni bir sayfa açılacak. Adana’nın yıllardır beklemiş sorunlarını birer birer çözme gayreti içerisinde olacağız. Biz eser ve hizmet siyaseti yapan bir partiyiz. Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyarız. İnşallah Adana öncü bir şehir olacak artık.”
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adana’ya son 21 yılda 126 milyar liralık yatırım yapıldığını ve daha birçok projenin yapılacağını anlattı.
Konuşmanın ardından Dünya Türkmenler Birliği, Cevdet Yılmaz’a hediye takdim etti. – ADANA
]]>
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayının, genel başkan yardımcısı ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Berk Hacıgüzeller olduğunu açıkladı.
İnce, partisinin 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yarışacak 4 büyükşehir, 1 il, 58 ilçe olmak üzere 63 belediye başkan adayının isimlerini bir otelde düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı.
Burada konuşan İnce, seçimden sonra Türkiye’nin ekonomik olarak zor bir döneme gireceğini, 1 Nisan’dan sonra yüksek zamların olacağını savundu.
Dolar kuru ile marketlerdeki fiyatlara değinen İnce, “Trilyonluk hazine yardımları var muhalefetin. Buna rağmen bu iktidarı yenemiyorsan sapır sapır döküleceksin. Hazine yardımları var, belediyeler var, bizim de koca yürekli üyelerimiz var.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de deprem, yangın, sel gibi afetleri önlemek için akıl, bilim ve matematiğe ihtiyaç duyulduğunu kaydeden İnce, “Bilimden uzaklaşırsan, matbaayı 250 sene geç getirirsen olacağı budur ama abartmayalım tabii. Bilim tamam, hukuk, bilim, mühendislik, matematik… Ama belediye başkan adaylarını da yapay zekayla seçmeyelim yani. Buna tam oturan bir cevap var da… Çıkarma artık. O kadar değil. Belediye başkan adayını yapay zeka seçmez örgüt seçer, üye seçer.” şeklinde konuştu.
İnce, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde muhalefete “Bu yaptığınız doğru değil” diye birtakım uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Yüzde 1 oyu olmayan partilere 39 milletvekili verdiler. Onlardan birisi İstanbul milletvekili Saadet Partisinden, şimdi Saadet Partisinin İstanbul büyükşehir adayı. CHP listesinden seçilmiş. Saadet Partisi büyükşehir adayı ‘İstanbul’un 5 yılı boşa geçti’ diyor. Ne yaptığınızı gördünüz mü? Ben uyardım sizi. Gelecek Partisinden, CHP listelerinden seçilmiş, milletvekili olmuş Selim Temurci, ‘Ben Murat Kurum’u destekleyeceğim’ diyor. Utanmazlıkta zirve.”
“Adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler”
CHP’nin yerel seçim stratejisini eleştiren İnce, “Şimdi adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler. CHP’de bir gelenek var. CHP’de bir parti içi iktidar var bir de parti içi muhalefet var. Parti içi iktidar, 40 yıldır benim bildiğim, seçim gününü düşünür, seçimi kazanmak için uğraşır. Parti içi muhalefetse seçimden bir gün sonrayı düşünür. Bu hep böyleydi. İlk kez değişti CHP’de. Parti içi iktidar seçimden bir gün sonrayı düşünüyor. Yani diyor ki nasıl olsa kaybedeceğiz ama Çankaya’ya, Beşiktaş’a Kadıköy’e, Karşıyaka’ya sağlam yerlere bizim çocukları yerleştirelim. Nasıl olsa kaybedilir. Bu kafayla çalışıyorlar ilk kez. En tehlikeli kafa bu kafadır işte.” diye konuştu.
İnce, Memleket Partisi olarak girebildikleri her yerde seçime girip kazanmak için çalışacaklarını kaydederek, “Kazanırız, kaybederiz bilemem. Oy oranımızı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Memleket Partisinde çok huzurlu olduğumu biliyorum. Neden çok huzurluyum? Çünkü ilkeli bir duruş sergiliyoruz. Mesela 3 tane oy almak için Şeyh Said’e ‘hain değil’ demiyoruz. Haindir. Nutuk’ta öyle yazıyor, öyledir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilkeli ve omurgalı bir siyasete ihtiyaç duyduğunu ifade eden İnce, partisinin belediye başkan adaylarına başarılar diledi.
İBB Başkan adayı Berk Hacıgüzeller oldu
İnce, daha sonra İstanbul, Balıkesir, Hatay ve İzmir büyükşehir belediyeleri ile Uşak belediye başkan adayını açıkladı.
Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Berk Hacıgüzeller, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mahir Bakan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halil Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Oğuz ve Uşak Belediye Başkan adayı Mehmetcan Solak oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hacıgüzeller, seçimi kazanmak için elinden geleni yapacağını ifade ederek, “‘Yüzde 60 ile kazanıyoruz’ diyen, ‘ilk turda bu iş bitiyor’ diyen muhalefet blokuna 14 Mayıs seçimlerinde son bir şans verdik. Motivasyon ve heyecan arttıkça oylarının arttığını zanneden muhalefet blokunun halini hala hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Toplantıda, daha sonra 30’u İstanbul’un olmak üzere 58 ilçe belediye başkan adayı da tanıtıldı.
Muharrem İnce, adayların açıklanmasının ardından kravatını çıkararak partisinin en genç adayı olan Kerem Usta’ya hediye etti.
]]>
Malatya’da 31 Mart yerel seçimler öncesinde en hareketli seçim bölgesi olan Hekimhan ilçesinde, Cumhur İttifakı’nın adayı MHP’li Memet Tabaroğulları’nın seçim borusu büyük bir coşku ile açıldı. Seçim bürosu açılışına AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, MHP Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu ve çok sayıda partili katıldı.
Hekimhan ilçesinde Cumhur İttifakının adayı MHP’li Memet Tabaroğulları’nın seçim bürosu açılışı öncesinde ilçe girişinde Malatya’dan gelen milletvekili ve partililerin oluşturduğu kalabalık araç konvoyu, ilçe yöneticileri tarafından karşılandı.
Atatürk Meydanı’ndaki tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan açılış töreninde ilk olarak konuşan MHP Hekimhan İlçe Başkanı Yılmaz Ekici, “Bu kez bizi deneyin göreceksiniz Hekimhan gelişecek ve büyüyecektir. Cumhur İttifakının hizmetleri ile Hekimhan buluşmaya hazır” dedi.
AK Parti İlçe Başkanı Hacı Özhan ise, “Cumhur İttifakı olarak büyükşehir başkanlarımız Çakır ve Gürkan ile Hekimhan önemli hizmetler aldı. Artık bu seçimlerde kazanmalıyız, bunun için gücümüz var, gücümüzü sandığa yansıtacağız” şeklinde konuştu.
Cumhur ittifakının geçmiş dönemlerdeki Hekimhan Belediye Başkan adaylarından Kemal Deniz ve Hacı Mustafa Arıkan ise konuşmalarında, “Adayımız çok iyi, bilgili ve tecrübeli. Bu tablo bizi heyecanlandırdı. Bu kez kazanacağımıza inanıyoruz. Gece gündüz çalışmalı ve kazanmalıyız” ifadelerine yer verdiler.
“Hekimhan’ı yeniden inşa edeceğiz”
Cumhur İttifakı’nın adayı MHP’li Tabaroğulları, kendisinin Hekimhan’ın bir evladı olduğunu belirterek hizmet için geldiğini ve her kesimden destek beklediğini vurguladı. Tabaroğulları, “Bu seçim Hekimhan’ın, Hekimhan’da yaşayan bütün kardeşlerimizin seçimi. Ben bu işi bir görev, bir vazife olarak gördüğüm için geldim. Bu memleketin bir evladıyım. Bu memleketin aşıyla, ekmeğiyle büyüdüm ve okudum. Hayatla mücadele ettim. Şimdide Hekimhan için mücadele etmeye geldim. Artık kardeşlerimizin bağrını yerden kaldıracağız. Hizmet edeceğiz, insanca yaşam sağlayacağız. Bütün Hekimhanlı kardeşlerimin desteğini bekliyorum. Büyük projeler hazırladık, bu projelerle Hekimhan’ı yeniden inşa edeceğiz. Sloganımız ‘Yeni Hekimhan, Yeni Bir Yaşam’. Hekimhan’daki köhne yaşama hep birlikte son vereceğiz. İddialıyız. Hekimhan’da her insanımızın mutlu yaşayacağı bir ortam sağlayacağız. Artık Hekimhan değişecek. Yepyeni bir Hekimhan olacak. Siyaset yapmak için değil, hizmet için geldik” şeklinde konuştu.
“Tarihe şahitlik ediyoruz”
Hekimhan ilçesinde Cumhur İttifakı’nın gerçekleştirdiği seçim bürosu açılışına katılan MHP Malatya İl Başkanı Gökhan Gök ise Memet Tabaroğulları’nın Hekimhan’a büyük hizmetler yapacağına inandığını ifade ederek, “Hekimhan tarih yazıyor, biz de şahitlik ediyoruz. Unutmayın Cumhur İttifakı 15 Temmuz sonrası ülkesini seven vatanseverler tarafından kurulmuş bir ittifaktır. Önceki seçimlerde önemli zaferlere imza attık, şimdi 31 Mart yerel seçimlerindeki zaferlerimizle bunu taçlandıracağız. Ben Tabaroğulları’nın Hekimhan’a çok önemli hizmetler yapacağına inanıyorum. Bu hizmetleri toplumun her kesimini aynı mesafede kalmayı başararak gerçekleştirecektir. Bu tablo bizleri zafer için umutlandırmıştır” dedi.
“Tabaroğulları’na sahip çıkın”
AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ise konuşmasında Hekimhan için Cumhur İttifakı adayının kazanmasının önemine dikkat çekerek, “Cumhur İttifakı olarak hizmet üretmek, eser üretmek için bir araya geldik. Yaptığımız hizmetler ve eserlerle hep öğündük. Hekimhan’da da saymakla bitiremeyeceğimiz önemli hizmetler yaptık ama arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık. Yerelde maalesef destek göremedik. Hekimhan için Cumhur İttifakının adayının kazanması önemli. Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı, Cumhur İttifakı’nın adayı Memet kardeşimiz inşallah sizlerin desteği ile önemli işler başaracak. Onu ittifakın adayı değil tüm Hekimhan’lıların adayı olarak görüyorum. Girmediğimiz ev kalmasın, sıkmadığımız el kalmasın inşallah Memet kardeşimizi 31 Mart günü buraya başkan yapalım. AK Partilisi de, MHP’lisi de diğer partililerde sahip çıkmalı” şeklinde konuştu.
“Ayırmadan, ayrıştırmadan hizmet vereceğiz”
MHP Hekimhan Belediye Başkan Adayı Memet Tabaroğulları’nın kendini yetiştirmiş iyi bir devlet adamı olduğunu belirten MHP Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu ise önceki seçimlerde arz farklarla kaybettikleri seçimi bu kez kazanacaklarına inandığını söyledi. Milletvekili Fendoğlu, “Hekimhan’ın öz evladı sevgili Memet hoca, kendisini yetiştirmiş iyi bir devlet adamı. Vazifesini bitirmiş bir kenara çekilip hayatını yaşayabilirdi. Ama o ‘ben her şeyimle Hekimhan’a hizmet etmek istiyorum’ dedi. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin de onayı ile Hekimhan’a hizmet için aday oldu. Hekimhan’dan her zaman devlete bereketli devlet adamları yetişmiştir hep, bir tane boş odam yetişmemiştir. Emniyet müdürleri, hakimler, savcılar, kaymakamlar bu topraktan çıkmıştır. Bunlar bulundukları bölgelerde büyük hizmetler yapmıştır. Ancak Hekimhan arzu edilen hizmetleri alamamıştır. Hekimhan şimdi değişime evet diyor. Buradayım, 1 ay birlikte gidilmeyen her yere gideceğiz. Cumhur İttifakı’nın başarısı için çalışacağız. Bizim belediyemizde ayırmadan, ayrıştırmadan hizmet vereceğiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP’li Meclis Üyesi Süleyman Levent ile Bağımsız Belediye Başkan adayı olan Mustafa Levent’in MHP’ye geçmeleri nedeniyle rozetleri takıldı. Sonrasında seçim bürosunun açılışı yapılırken törene katılanlara Taşhan’da yemek ikram edildi. – MALATYA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor; ‘Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim.’ Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz.” dedi.
Erdoğan, partisinin Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasına, “Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var, Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var” dizelerini okuyarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakılmakla doyulmayan, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına, gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarıiftiharımız Ordu. Senin her ilçeni, her mahalleni, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.
Ordululara, Mayıs 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığında kendisine verilen yüzde 62’yi aşan, milletvekilliği seçimlerinde de Cumhur İttifakı’na verilen yüzde 61’in üzerindeki destek için teşekkür eden Erdoğan, “Bu rekor sonuçlarla Ordu, Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu, safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.” diye konuştu.
Kendilerinin de bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de Ordu’nun sevgisine layık olmak için var güçleriyle çalışacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar, sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhteristir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var, Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var.
Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor; ‘Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim.’ Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz.”
“Yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz”
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazır olduğunu belirten Erdoğan, “31 Mart akşamı Ordu, Hilmi Güler ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu. Siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.” dedi.
Erdoğan, alandaki, “Kim dönerse dönsün biz dönmeyiz bu yoldan”, “Dava adamlığı pahalı bir mülktür ihanet edenlerde bulunmaz” ve “Trenden inenler bir daha bu trene binemeyecekler” yazılı pankartları okuduktan sonra “Şimdi öyle bir ses vermenizi istiyorum ki ucuz numaralarla Ordu’yu kandırmaya kalkanların yürekleri titresin” diyerek alandakilere şu sözlerle seslendi:
“Ordu, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Ordu ile Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
“Ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın gayreti içindeyiz”
Her fırsatta, siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu vurguladıklarını belirten Erdoğan, “Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dün Samsun mitingini yaptıklarını, Ordu’dan sonra, Giresun’a gideceklerini ifade eden Erdoğan, yarın da Trabzon ve Rize’de miting yapacaklarını söyledi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok.”
“Mesela herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü?” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz. ya burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’li Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Parti’li bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız.”
(Sürecek)
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İzmir Dikili halk buluşmasında yaptığı konuşmada, yerel seçimlerde seçmen ittifakına duyduğu güveni dile getirdi. Özel, “Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor. O seçmen, yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, Atatürk sevgisi olan, saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen. Devlet Bahçeli’nin 180 derecelik ‘U dönüşü’ne itirazı olan seçmen. O seçmen demokrat, Atatürkçü, o seçmen hala Dikili, İzmir, Ankara, İstanbul ve hala 81 ilde beraber. Ben buradan bütün demokratlara sesleniyorum, bakın sosyal demokratlar, muhafazakar, milliyetçi demokratlar burada. Bütün demokratlar birleşin ve kentlerinizi tek adamdan koruyun. Cumhuriyeti koruyun” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Dikili ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada, adaylarının seçimlerden başarı ile ayrılacağını, bazı bölgelerde rekor kıracaklarını söyledi.
Özel, “Alnı açık, başı dik, yüreğinde vatan, millet, bayrak sevgisi olan, aklında ve bilincinde Cumhuriyeti kuran değerlere en üst düzeyde bağlılık olan, Atatürk’ün evlatları, Cumhuriyetin aydınlık ve güzel insanları hepiniz hoş geldiniz. Benim için çok anlamlı bir yerdeyiz. Burası benim Bornova Anadolu Lisesi’nde yatılıyken, ortaokul ikinci sınıftan başlayarak yazları gelip plajında çadır kurduğum, yatılı okul arkadaşlarımla kaldığım, festivallerine katıldığım, çınar altında Uğur Mumcu’yu dinlediğim, Kenan Evren sağ kulağımıza ‘Yunanlılar düşmandır. Savaş, savaş, savaş’ derken sol kulağıma ‘Burası suyun iki yanında barış kentlerinden bir tanesidir, Dikili ile Midilli. Bütün insanlar kardeştir. Barış, barış, barış’ diyen, yüreğime sol bilinci, aklıma sola dair bilgileri ilk kez topladığım, bugün buradaysam varlığını borçlu olduğum bir kentteyim. Kendi evimdeyim, hepinizi saygı ile selamlıyorum” dedi.
“HAVANIN HİÇ DEĞİŞMEDİĞİ MUHTEŞEM BİR YER”
Dikili’nin 1980’lerden bugüne solun sesini tekrar yükselttiği, özgür düşüncenin dile getirildiği, örgütlü mücadele için yeni kol kola girmelerin başladığı, insanların birbirine cesaret ve umut verdiği bir kent özelliği taşıdığını vurgulayan Özel, şöyle devam etti:
“O günden bugüne Dikili özgürlükler, demokrasi, sosyal devlet için, unutturulmaya çalışılan bütün değerlere sıkı sıkıya bağlı olan muhteşem bir yer. Dünden bugüne Dikili’ye hizmet eden bütün belediye başkanlarımıza hangi partide olursa olsunlar, dünden bugüne Dikili’ye yaptıkları hizmetler, bugünlere Dikili’yi taşıyan herkese, şimdi duygu durumu ne olursa olsun, özellikle Dikili’nin efsane belediye başkanı Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum.”
“BELEDİYENİN MALİ TABLOSUNU DÜZELTTİ”
Dikili için izledikleri aday belirleme sürecine değinen Özel, “Biz, siyasi partiyiz. Bir siyasi partide belediye başkanı tercihinde bulunacağız. 11 kıymetli aday adayımız başvurdu. Hepsi birbirinden değerliydi. Hepsi bu göreve layıklar. Yarınlarda mutlaka partimize, kentinize, Dikili’nize önemli katkıları olacak. Biz bir tercih yapmak zorundaydık, genel kural memnuniyet anketi. İzmir’de memnuniyet anketleri belediye başkanları açısından güç. Çünkü İzmir seçmenin beklentisi yüksek, notu birazcık kıt. Ancak Dikili memnuniyet anketine baktığımızda, bütün ilçeler içinde ilk 3’ün içinde ve en yüksek noktada yer alan bir performans gösterdi. Ankete baktık, ‘Dikili’de konuşacak ve tartışacak bir şey yok’ dedik. Üzerinde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi, çünkü Adil Kırgöz 5 yıl boyunca belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, eksik kalan hizmetleri, yarım kalan işleri tamamlamış. Yeni projelere başlamış, bitirmiş ve bunu sizlere iyi anlatmış. Sizlerden seçildiğinin çok üzerinde bir destek almış noktadaydı. Ben kendisini kutluyorum. Ekibini kutluyorum. Belediye çalışanlarımızı, emekçilerimizi kutluyorum. Ona sahip çıkan sizleri kutluyorum” dedi.
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Cemil Tugay ile ilgili de şunları söyledi:
“BUNDAN SONRA CEMİL TUGAY’IN İŞİ GÜCÜ İZMİR”
“İş büyükşehir belediye başkanının belirlenmesine gelince orada CHP profil anketlerinde, profil çalışmalarında ortaya çıkan, işi ve gücü İzmir olacak. İşi gücü Konak, Karşıyaka, Balçova, Dikili olacak. İşi gücü Bergama, Kınık olacak. Sorunu doğru tespit edecek, sakin ve kararlı, büyük projeleri titizlikle, kararlılıkla ve iyi planlayarak yapacak, en üst düzeyde hizmet vermesi istenilen, belediyeciliği bilen, geçmişi başarılı bir isim için çalışmaların sonunda karşınızda Cemil Tugay. Bundan sonra daha önce olduğu gibi Adil Kırgöz’ün işi gücü Dikili, bundan sonra Cemil Tugay’ın işi gücü İzmir. Çalışacak, başaracak ve hepinizin yüzünü güldürecek.
“BU SEÇİMDE KURUMSAL İTTİFAKLAR YOK”
2019’da seçime ittifakla girmiştik. CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Onların desteği vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. İstedik, gayret ettik ama başarılı olamadık. Herkesin kendince ve hak verdiğimiz, saygı duyduğumuz gerekçeleri var. Ancak önümüzde bir seçim var, o seçimden bir beklentisi olanlar var. Tayyip Erdoğan, 2018 seçiminde rejime kasteden Anayasa değişikliğinde tek adam yetkilerini eline aldığında artık hepimiz çok karamsardık. 2019 seçimlerinde seçmen sandıkta bu orantısız gücü dengeledi. Evet, bu sistem bir kişiyi seçiyor. Her şeye o kişi karar veriyor. Bakanlar aynı kalemle atanıyor. İl başkanı atadığı kalemle, İzmir’e vali atadığı kalem aynı dolma kalem. Aynı dolma kalemle Dikili’ye kaymakam da atıyor, AK Parti ilçe başkanını atıyor. Sapla saman birbirine karışmış. Bütün yetkiler bir yerde toplanmış. Parti devleti, devlet partisi tartışmaları almış yürümüşken millet dedi ki ‘Dur bakalım, her şey senin elinde değil.’ 11 büyük kenti bize ittifak ortaklarımızın da oyları ile verdiler. Verince ne oldu? Bir anda büyük karamsarlık, büyük umut ve heyecana dönüştü. Çünkü artık İstanbul’un üstünde, yanında özel kalemi, arsalara tepeden bakan, ‘Bunu şu Arap şeyhine verelim, bunu şu emire verelim, burayı Katarlılara söz verdim, not edelim. Verecek, peşkeş çekecek arsa kalmayınca İstanbul’a yeni bir boğaz açalım. İstanbul’un boğazına bıçağı dayayalım. Kanal İstanbul yapalım. Etrafını Katarlılara satalım’ diyen anlayış, artık İstanbul’un üstünde uçmuyordu.”
CHP’li belediye başkanlarının başarılarının halk tarafından da takdir gördüğünü belirten Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“GÖR BAKALIM ERDOĞAN, MİLLET TESLİM OLUYOR MU OLMUYOR MU?”
“Artık İstanbul’da halkçı belediyecilik yapan, arsaları Katarlılara vermek yerine yeşil alanlara çeviren, halkın ve milletin istediği gibi işleri yapıp, çıkar çevrelerinin elini boşta bırakan, geriye çeviren bir anlayış vardı. Bülent Arınç’ın tabiri ile Ankara’yı parsel parsel satan Melih Gökçek belediyeciliği gitmiş, öncekinin 4 katı sosyal yardım yapan, veresiye defterlerindeki borçları kapatan, insanlara doğalgaz, et dağıtan, emeklilere biner lira dağıtan bir anlayış, sosyal belediyecilik gelmişti. Bütün Türkiye’de hem muhteşem hizmetlerle tanıştı halk. Hem yalanlar çöktü. Mesela ‘İstanbul’u CHP alırsa İSPARK’ı PKK’ya verecek’ diyordu Soylu, o yalan ortasından çöktü. ‘Ankara’da su faturalarını teröristler dağıtacak’ diyorlardı ama ne kimse işinden oldu, ne teröristler iş buldu. Ama her geçen gün 2 büyük kentimizde olduğu gibi 11 kentimizi çok iyi yönettik. Bu sefer 2018 seçimlerinden sonra 2023’te çok umutluyduk, büyük heyecanımız vardı, çok inanmıştık. Ama küçük farkla maalesef başaramadık. Bu kez seçmende büyük moral bozukluğu, büyük duygusal kopuş yaşandı. İnsanlar, ‘Artık sandığa gitmeyiz, meydanları doldurmayız, ümidimiz kalmadı’ derken Tayyip Erdoğan işte ‘Büyük kentleri geri alırım, belediyeleri de alırım ve bundan sonra beni kimse durduramaz’ diyordu. Şimdi 12 yaşında çadır kurduğum kentten, ilk şehir dışı mitingi yapmaya geldiğim Dikili’de, gör bakalım Tayyip Erdoğan, millet teslim oluyor mu, olmuyor mu?
“SEÇMEN YERLİ YERİNDE DURUYOR”
Şimdi, ittifak Ankara’da yok. İttifak senedi yok, imzalayamadık. Bir anlaşma yapamadık. Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor. O seçmen, yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, Atatürk sevgisi olan, saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen. Bahçeli’nin 180 derecelik ‘U dönüşü’ne itirazı olan seçmen. O seçmen demokrat, Atatürkçü, o seçmen hala Dikili, İzmir, Ankara, İstanbul ve hala 81 ilde beraber. Ben buradan bütün demokratlara sesleniyorum, bakın sosyal demokratlar, muhafazakar, milliyetçi demokratlar burada. Bütün demokratlar birleşin ve kentlerinizi tek adamdan koruyun. Cumhuriyeti koruyun.
“BİRLEŞİYORUZ, HEP BİRLİKTE KAZANIYORUZ”
Dikili’den, Türkiye’nin dört bir yanına bir mesaj iletelim. Şimdi sizden alkışı ne kendime, ne adaylara istiyorum. Sizden sandıkta Ankara’da yapamadığımız ittifakı yapacak olan, sandıkta birleşecek olan, sandıkta tek adam rejimine teslim olmayacak olan bütün seçmenlere kuvvetli bir dayanışma alkışı istiyorum. Birleşiyoruz, hep birlikte kazanıyoruz. AK Parti’ye arsalarını parsel parsel satacağı, Arap şeyhlerine, Katar emirlerine teslim edeceği kentleri bırakmaya kimsenin niyeti yok. Kültür, sanat faaliyetlerini yasaklayan, gençlerin ne dinleyeceğine karışan, gençlerin festivallerini yasaklayan, onların yaşam biçimlerine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslim etmeyeceğiz. İzmir, Dikili gençlerin ve kadınların günün her saatinde güvenerek sahillerinde dolaşabildiği, oturabildikleri, kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kentler olarak kalmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz, bunun teminatı elbette CHP’liler ama iyi insanlara güveniyoruz. Geçtiğimiz seçimde bizimle Dikili ittifakını kuranlara güveniyoruz. İzmir ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyoruz.”
“CHP VE ÖZGÜR ÖZEL SİZİ NAMERDE MUHTAÇ ETMEYECEK”
Toplumun her kesimine ayrım gözetmeksizin hizmet etme anlayışını benimsediklerini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Şimdi, bizim belediye başkanlarının bir iyi bir kötü tarafı var. İyi tarafları çok çalışıyorlar. Kötü tarafları az anlatıyorlar. Bakın elimde Adil Kırgöz’ün 5 yılda yaptıkları var. 170 kilometre temiz su iletim hattından başlayın, 350 kişilik Atatürk Kültür Merkezi’ne, Dikili’de bir toplantı yapacak kapalı mekan yokken, Dikili gibi bir yere çok hak ettiği kültür merkezini yapmış, adını da ne koymuş. Mustafa Kemal Atatürk. Helal olsun. Eski belediye binasını gelir getiren bir iş merkezine dönüştürdü. Sülüklü Deresini ıslah etti, yağmur suyu deşarj hatlarını yaptı, 3 yeni kavşak yaptı. Bütün yollarımızı yaptı. Kent arşivi ve tanıtım merkezi yaptı, 6 kilometre bisiklet yolu, Çandarlı’ya kapalı pazar yeri, düğün salonu yaptı. Taziye evini yaptı. 26 yeni park, sokak sağlıklaştırma projeleri, arıtma tesisi, çevre yolları, 125 metre sıcak asfalt. 450 bin metrekare kilit parke taşı. Sosyal market. Sosyal destek projeleri. Gündüz bakım evleri, kreşler, kitap günleri, festivaller, restorasyon, doğalgaz, e-imar, U-19 Dünya Plaj Voleybol Şampiyonası, say say bitmiyor. Adil Kırgöz. O yapıyor, az anlatıyor. Siz çok alkışlayın onu. Ama bir yandan da yapılmayanlar var. Ne yapılmıyor, mesela balıkçı barınağının yapılması lazım ama yapmıyorlar, Çandarlı- Dikili arasında yolun yapılması lazım, yapmıyorlar. Dikili’de okul sorunu var, yapmıyorlar. Buradan şunu söyleyelim. Dikili geçen sefer yüzde 57-58 ile Adil Başkanı seçti. Görünen o ki tarihi bir rekor ile yeniden seçecek. Yanında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, buradan Dikili’ye söz olsun, istedikleri kadar sizi oy veriyorsunuz diye cezalandırsınlar, hani Hatay halkını tehdit ediyor ya, diyor ki ‘Merkezi yönetim ile belediye olmazsa, hizmet gelmez. Hatay mağdur olur. Olmadı mı?’ deyip depremzedeyi bile CHP’li, AK Partili belediye diye ayırdığını itiraf ediyor ya. Bu yaptığı davranış vicdani değildir, kalbinin yerinde taş vardır, bu davranış mertçe bir davranış değildir. Ta Hatay’dan hepinizi tehdit etmektedir. Bu mertlik değildir ama size söz, CHP ve Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek. Söz veriyorum.”
“SİZE EMANET EDİYORUM”
Özel, başkan adayları Cemil Tugay ve Adil Kırgöz’ü kendisine eşlik etmeleri için yanına davet ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şartları zorlayacağız, hukuki prosedürleri zorlayacağız, Balıkçı Barınağı’na da imkan olduğu ölçüde Çandarlı – Dikili yolundaki iyileştirmeyi de eğer Karayolları izin verirse yolun tamamını da biz yapacağız. Sizi namerde muhtaç etmeyeceğiz. Dikili’nin güzel insanları, iki yanıma iki başkanımı alayım, il başkanımı alayım. Ben buradan bütün Dikililere, bu çalışkan, efendi, bu 5 yılda önce borçları kapatan, yatırımları planlayan, bu zorlu dönemde bu kadar çok iş yapan bu kardeşinize bir İzmir, hatta keşke mümkün olsa Türkiye rekoru bekliyorum. Hadi bakalım. Adil Kırgöz’e sonuna kadar sahip çıkın. Cemil Tugay, tanıyan herkesin hem sevdiği, hem güvendiği, tanıdıkça da bu kadar enerjik, iş bitirici, bu kadar iyi planyan, bu kadar hızlı aksiyon alan ve tuttuğunu koparan biri olduğunu, her tanıyanın gördüğü, benim yol arkadaşım, kendisi cesareti, çalışkanlığı, sakin yapısı ama hızlı karar alan, iyi uygulayan, gerçek bir İzmir sever, gerçek bir kentsever, gerçek bir vatansever, çok iyi bir yönetici olan Cemil Tugay’ı size emanet ediyorum.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Dikili ilçesinde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, yerel seçimlerde partisinin adaylarına destek istedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında geldiği Dikili’de ilk olarak partisinin ilçe başkanlığına ziyaret gerçekleştirdi. Ardından Atatürk Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Programda CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Dikili İlçe Başkanı Emre Kırlı ve partililer yer aldı.
“Anketler Dikili’de konuşacak ve tartışacak bir şey olmadığını gösteriyor”
Dikili’de vatandaşlara seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Dikili’nin kendisi için çok farklı bir yer olduğunu belirterek, “Bir siyasi parti olarak belediye başkanı tercihinde bulunacağız. 11 aday başvurdu. Hepsi çok kıymetli. Biz bir tercih yapmak durumundaydık. Genel kural memnuniyet anketidir. İzmir seçmeninin beklentisi yüksek notu kıttır. Ankete baktık ve Dikili’de konuşacak ve tartışacak bir şey yok dedik. Adil Kırgöz 5 yıl boyunca belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, yeni projeleri bitirmiş, bunu sizlere iyi anlatmış ve sizlerden de çok büyük destek aldığı noktadaydı. İş büyükşehir belediye başkanının belirlenmesine gelince, orada CHP’nin profil çalışmalarında ortaya çıkan, işi gücü İzmir olacak, Bergama olacak, Kınık olacak, sorunu doğru tespit edecek, sakin, kararlı, en üst düzeyde hizmet vermesi istenen ve belediyeciliği bilen bir isim için çalışmaların sonunda karşınızda Cemil Tugay. Bundan sonra Adil Kırgöz’ün işi gücü Dikili, Cemil Tugay’ın işi gücü İzmir” dedi.
2019 yılında seçime ittifakla girdiklerini aktaran Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. Önümüzde seçim var ve beklentisi olanlar var.”
“Türkiye İttifakı’na güveniyoruz”
Ankara’da ittifakın olmadığını, bir anlaşmanın da yapılmadığını vurgulayan Özel, “Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Fakat geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerinde duruyor. O seçmen Atatürkçü, demokrat. Hala İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da birlikte. Sosyal, muhafazakar, milliyetçi demokratlar burada. Hepiniz birleşin ve Cumhuriyet’i koruyun. Kültür sanat faaliyetlerini yasaklayan, onların yaşam biçimlerine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslime etmeyeceğiz. İzmir, kimsenin kimseye bakmadığı, insanların rahatlıkla dolaşabileceği kentler arasında olmaya devam edecek. Geçtiğimiz seçimde bizimle birlikte Dikili İttifakı’nı kuranlara güveniyoruz. Türkiye İttifakı’na güveniyoruz” şeklinde konuştu.
Dikili’de yapılan projelere de değinen Özgür Özel, şu ifadelere yer verdi:
“Sosyal market, kreşler, gündüz bakım evleri, doğalgaz, U-19 Dünya Voleybol Şampiyonası ve say say bitmeyen projeler. Adil Kırgöz hepsini yapıyor. Fakat yapılmayanlar da var. Balıkçı barınağının yapılması lazım, Dikili’de okul sorunu var yapmıyorlar. Dikili tarihi bir rekorla Adil Başkanı yeniden seçecek. Size söz CHP’li Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek.”
Programda konuşan CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz, “2019 yılında göreve geldiğimizde nasıl bir belediye teslim aldığımızı biliyorsunuz. İzmir’in en borçlu belediyesini aldık. Bugün geldiğimiz nokta neredeyse hiç borcu olmayan, sadece kamu kurum ve kuruluşlara borcu olan bir belediyeye sahibiz. Bununla sizler adına gurur duyuyorum. Dikili’de göreve geldiğimizde ne kadar eksik olduğunu biliyorsunuz. Sosyal belediyecilik kapsamında birçok iş yaptık. Yeni çıktığımız bu yolda bizimle olmaya var mısınız?” ifadelerini kullandı.
İzmir’de bütün ilçelerde 1 Nisan’dan itibaren ev sahibi olacağını söyleyen CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, “Cemil Tugay, bundan sonra siz neredeyseniz orada olacak. Bayrağı daha ileriye taşımak için mücadele edeceğiz. Altyapı ve üstyapı ile ilgili her çalışmayı yapacağız. Dikili’de özellikle tarım ve turizm desteklenecek. Gelecek dönem dikili çok güzel bir ilçe olacak” dedi. – İZMİR
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: “İspatlarsanız politikayı bırakırım”
“Yamuğu olan bizim partimizde olamaz”
AYDIN – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendisinin ve birinci derece akrabalarının hiçbir şekilde herhangi bir belediye ile iş veya para ilişkisi olmadığını belirterek, “Yurtdışında şirketimiz yok, belediye ve bakanlarla ilişkilerimiz yok. İspatlarsanız politikayı bırakırım. Şantajın dışında olabilmek çok önemli” dedi.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine sayılı günler kalırken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin adaylarının tanıtımı için Aydın’a geldi. Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen aday tanıtım toplantısında konuşan Genel Başkan Akşener, adaylara seslenerek “Çalmayacaksınız, çaldırmayacaksınız, israfı önleyeceksiniz” dedi.
Siyasette şantajın dışında olabilmenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akşener, “Bu seçim şımarıklığın, her şartta bu insanları parmağımın ucunda oynatırım diyenleri durdurabileceğiniz bir seçim. Ailemden, birinci derece yakınım olan herhangi bir şahsın, her hangi bir belediye ile iş ya da para ilişkisini ispatlayan olursa politikaya bırakırım. Erdoğan veya belediyeleri, bakanlarıyla da ailemin herhangi bir ferdinin ahbaplığı var ise ortaya koysunlar. Şantajın dışında olabilmek çok önemli bir işmiş. Benim ailemin ne Ankara anlaşmasıyla ne başka bir anlaşmayla ne de Amerika’da Avrupa’da şirketi yok. Benim yok. Beni kim tehdit edebilir. O yüzden siyaset yaparken çoluğuna çocuğuna şirket kuranlara soracaksınız. Türkiye dururken niye diyeceksiniz. Türkiye için siyaset için en önemli soru budur. Dünyanın en dürüst siyasetçisi dümenini çevirip, çoluğunun çocuğunun üzerinden şirket açar, oralara para gönderirsen, sen hırsızsın demektir. Bunlara dikkat edeceksiniz. Siz temiz, dürüst ve cesur insanlarsınız” şeklinde konuştu.
“Her iki taraftan ok yağmuruna tutulmuş bir partiyiz”
Yoğun katılımın olduğu toplantıda kürsüye çıkan Akşener, “Seçmen, veli nimet olmalıdır. Seçimler seçmenin düğünüdür, bayramıdır ve yanlışları değiştirmek bu seçim de hepimizin görevidir. Biz, siyasetçiyi karşısında ‘Hazır ol’da durdurduğu projeler üzerinden rekabetin yapıldığı, vatandaşların sorunlarına çare üretildiği bir Türkiye’yi inşa etmek üzere yola çıkmış ama tam anlamıyla kendimizi anlatamamış bir siyasi hareketiz. Dolayısıyla hakkın, haklının yanında olmak ve de temiz kalmak çok zor olan bir dönemde bugün adaylarımızı açıklayacağız. Karşımda büyükşehir adayımız var. Adayımız inşallah belediye başkanımız olacak. Daha evvel belediye başkanlığı yaptı. Eğer yamuğu olsaydı, bize gelme cesaretini bulabilir miydi? Bulamazdı. Ben aynı zamanda cesurlar hareketi dediğim bu hareketin, onurunun ve şerefinin önemli olduğu insanların bir araya geldiği bir siyasi partiyiz. Adaylarımız temiz, dürüst olmamış olsa, her iki taraftan da ok yağmuruna tutulmuş bir partide olamazdılar. İki taraf da gıcık olmuş durumda. Biz, sizin sesinizi duyurmak istiyoruz. Bizim bu yolculuğumuzun ana hedefi bu” dedi.
Toplantının sonunda partisinin adaylarını tanıtan Akşener, Aydın Büyükşehir’de Özer Kayalı’nın, Efeler’de Mehmet Fatih Atay’ın, Buharkent’te Hasan Akyol, Kuşadası’nda Behçet Alp’in, Karacasu’da Zeki İnal’ın, Sultanhisar’da Cihan Demirel’in, Germencik’te Aydın Bircan’ın, İncirliova’da Nadir Mıstık, Nazilli’de Cüneyt Korkmaz’ın, Köşk’te Nilgün Baş’ın, Didim’de Atilla Avlayıcı’nın, Karpuzlu’da Veysel Kalfa’nın, Bozdoğan’da Erhan Algan’ın, Çine’de Erkan Bozkurt’un, Söke’de Mehmet Koyuncu’nun, Kuyucak’ta Fahrettin Kemik ve Yenipazar’da İlknur Karaduman’ın, belediye başkan adaylığını açıkladı. Toplantıda Koçarlı Belediye Başkanlığı için herhangi bir aday açıklanmaması dikkat çekti.
Konuşması sırasında zaman zaman eşi Tuncer Akşener’e seslenen Meral Akşener, solonun en arka tarafında ayakta kendisini dinleyen eşi için “Ben seçim çalışmalarında çok gezdiğim için sürekli ayakkabı eskitiyorum. Kocam kalp krizi geçirecek ayakkabı parasından” diyerek adayların da seçim çalışmaları sırasında ve seçildikten sonra kapı kapı dolaşmasını istedi.
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendisinin ve birinci derece akrabalarının hiçbir şekilde herhangi bir belediye ile iş veya para ilişkisi olmadığını belirterek, “Yurtdışında şirketimiz yok, belediye ve bakanlarla ilişkilerimiz yok. İspatlarsanız politikayı bırakırım. Şantajın dışında olabilmek çok önemli” dedi.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine sayılı günler kalırken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin adaylarının tanıtımı için Aydın’a geldi. Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen aday tanıtım toplantısında konuşan Genel Başkan Akşener, adaylara seslenerek “Çalmayacaksınız, çaldırmayacaksınız, israfı önleyeceksiniz” dedi.
Siyasette şantajın dışında olabilmenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akşener, “Bu seçim şımarıklığın, her şartta bu insanları parmağımın ucunda oynatırım diyenleri durdurabileceğiniz bir seçim. Ailemden, birinci derece yakınım olan herhangi bir şahsın, her hangi bir belediye ile iş ya da para ilişkisini ispatlayan olursa politikaya bırakırım. Erdoğan veya belediyeleri, bakanlarıyla da ailemin herhangi bir ferdinin ahbaplığı var ise ortaya koysunlar. Şantajın dışında olabilmek çok önemli bir işmiş. Benim ailemin ne Ankara anlaşmasıyla ne başka bir anlaşmayla ne de Amerika’da Avrupa’da şirketi yok. Benim yok. Beni kim tehdit edebilir. O yüzden siyaset yaparken çoluğuna çocuğuna şirket kuranlara soracaksınız. Türkiye dururken niye diyeceksiniz. Türkiye için siyaset için en önemli soru budur. Dünyanın en dürüst siyasetçisi dümenini çevirip, çoluğunun çocuğunun üzerinden şirket açar, oralara para gönderirsen, sen hırsızsın demektir. Bunlara dikkat edeceksiniz. Siz temiz, dürüst ve cesur insanlarsınız” şeklinde konuştu.
“Her iki taraftan ok yağmuruna tutulmuş bir partiyiz”
Yoğun katılımın olduğu toplantıda kürsüye çıkan Akşener, “Seçmen, veli nimet olmalıdır. Seçimler seçmenin düğünüdür, bayramıdır ve yanlışları değiştirmek bu seçim de hepimizin görevidir. Biz, siyasetçiyi karşısında ‘Hazır ol’da durdurduğu projeler üzerinden rekabetin yapıldığı, vatandaşların sorunlarına çare üretildiği bir Türkiye’yi inşa etmek üzere yola çıkmış ama tam anlamıyla kendimizi anlatamamış bir siyasi hareketiz. Dolayısıyla hakkın, haklının yanında olmak ve de temiz kalmak çok zor olan bir dönemde bugün adaylarımızı açıklayacağız. Karşımda büyükşehir adayımız var. Adayımız inşallah belediye başkanımız olacak. Daha evvel belediye başkanlığı yaptı. Eğer yamuğu olsaydı, bize gelme cesaretini bulabilir miydi? Bulamazdı. Ben aynı zamanda cesurlar hareketi dediğim bu hareketin, onurunun ve şerefinin önemli olduğu insanların bir araya geldiği bir siyasi partiyiz. Adaylarımız temiz, dürüst olmamış olsa, her iki taraftan da ok yağmuruna tutulmuş bir partide olamazdılar. İki taraf da gıcık olmuş durumda. Biz, sizin sesinizi duyurmak istiyoruz. Bizim bu yolculuğumuzun ana hedefi bu” dedi.
Toplantının sonunda partisinin adaylarını tanıtan Akşener, Aydın Büyükşehir’de Özer Kayalı’nın, Efeler’de Mehmet Fatih Atay’ın, Buharkent’te Hasan Akyol, Kuşadası’nda Behçet Alp’in, Karacasu’da Zeki İnal’ın, Sultanhisar’da Cihan Demirel’in, Germencik’te Aydın Bircan’ın, İncirliova’da Nadir Mıstık, Nazilli’de Cüneyt Korkmaz’ın, Köşk’te Nilgün Baş’ın, Didim’de Atilla Avlayıcı’nın, Karpuzlu’da Veysel Kalfa’nın, Bozdoğan’da Erhan Algan’ın, Çine’de Erkan Bozkurt’un, Söke’de Mehmet Koyuncu’nun, Kuyucak’ta Fahrettin Kemik ve Yenipazar’da İlknur Karaduman’ın, belediye başkan adaylığını açıkladı. Toplantıda Koçarlı Belediye Başkanlığı için herhangi bir aday açıklanmaması dikkat çekti.
Konuşması sırasında zaman zaman eşi Tuncer Akşener’e seslenen Meral Akşener, solonun en arka tarafında ayakta kendisini dinleyen eşi için “Ben seçim çalışmalarında çok gezdiğim için sürekli ayakkabı eskitiyorum. Kocam kalp krizi geçirecek ayakkabı parasından” diyerek adayların da seçim çalışmaları sırasında ve seçildikten sonra kapı kapı dolaşmasını istedi. – AYDIN
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor. O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor. Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar. İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İzmir Belediye Başkan Adayları Tanıtım Töreni’ne katıldı, CHP’nin seçim filmini izletti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“BUGÜN CHP’NİN SANCAK GEMİSİNDEYİZ, BUGÜN MİLLİ MÜCADELEDE İLK KURŞUNUNUN ATILDIĞI YERDEYİZ”
“Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz, bugün milli mücadelede ilk kurşununun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir imparatorluğun tebaası, bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir cumhuriyetin onurlu, eşit vatandaşları olma erdemine kavuşmanın en önemli mücadelesinin hem başladığı hem nihayetlendiği yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz. Bugün Asteğmen Kubilay’ın başını verdiği ama onlara başını eğmediği kentteyiz. Bugün, ‘İki büyük eserim var. Birisi Cumhuriyet, diğeri CHP diyen’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şuracıkta doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim dedi ki ‘İki sınava gireceksin. Bir tanesi Anadolu Lisesi sınavı, bir tanesi devlet parasız yatılı burs sınavı.’ Formumu doldurdu Gülseren Öğretmen, beni sınava soktu. İki sınavı da kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite; hatta sonra sınavda ikinci olunca ‘Dilediğin yerde askerlik yap’ dediler. Askerliğimi dahi şurada, Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda yaptım. Bugün ben, boğazımdan 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, ömrümün en güzel 12 yılının geçtiği, hayat arkadaşım Didem ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün Genel Başkan olarak geldim.
“CHP OLARAK GÖĞSÜMÜZ DİK, BAŞIMIZ İLERİDE, ALNIMIZ AÇIK; İZMİR BİZİ, BİZ İZMİR’İ BİLİYORUZ. HİÇ HEVESLENMESİNLER”
Biz burada kötünün yerine iyiyi getirmeye gelmedik. Biz burada dürüst, namuslu çalışan, bütün engellemelere rağmen görevini yapan kıymetli arkadaşlarımızla bir büyük devrimi, kadın devrimini, gençlik devrimini, İzmir’in bizden beklediği dinamizmi ve yarınların yöneticilerini bugünden İzmir ile tanıştıracağımız, İzmir’i ayağa kaldıracak, İzmir’i dünyanın en önemli kentlerinden birisi haline getirecek dinamik kadroların bayrak devir teslimine geldik. Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente emeği olan Yüksel Çakmur’a; bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni mali disipliniyle, kredi notlarıyla, büyük projeleriyle çok önemli bir noktaya getirmiş Sevgili Aziz Kocaoğlu’na; ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş, başımızı öne eğdirmemiş Sevgili Tunç Soyer’e; Allah gani gani rahmet eylesin İzmir’in efsane belediye başkanı ve İzmir’i yıkılmaz bir kale haline getiren Piriştina’ya çok şey borçluyuz. Önümüzdeki süreçte kampanyada yine AK Parti tarafından elbette birçok iftira, hakaret, yalan sıralanıyor ve devam edecek. Ancak CHP olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık; İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler.
“9 CUMHURİYET KADINIYLA KARŞINIZDAYIZ. 30 BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZDAN 12’Sİ 40 YAŞIN ALTINDA”
Birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz. Bu süreçte İzmir’in beklentilerine baktığımızda İzmir bir dinamizmi, madem ki Cumhuriyetin sancak gemisidir, kadının gücünü, Atatürk’ün kentinde, Zübeyde Anne’nin kentinde Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız varken bugün, hepsi de seçilecek yerden 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız. Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı, Önder Sav ve niceleri, 30’lu yaşlarında bakanlık görevlerini üstlendiler. Şimdi İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adayımızdan tam 12’si 40 yaşın altında. İzmir’e emanet olsun, İzmir onlara emanettir. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, bir akıl çıkıyor karşınıza, ‘Bu yaşta belediye mi yönetebilir? O bütçeyi mi yönetebilir’ diyor. 35 yaşında Deniz Baykal, Türkiye hazinesini yönettiyse, 36 yaşında, 38 yaşında Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı bakanlıklar yaptılar, 40 yaşında bu memleketi yönettilerse CHP’nin birbirinden genç, birbirinden dinamik, en az bir yabancı dil bilen, eğitimleriyle, kültürleriyle, vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, ülkeyi de şaha kaldıracak. Onlara yürekten inanıyoruz.
“CHP’Yİ KİMSE KÜÇÜK İKTİDAR ALANLARININ PARTİSİ OLARAK GÖRMESİN”
Bundan sonraki süreçte CHP’yi kimse küçük iktidar alanlarının partisi olarak görmesin. CHP, cumhuriyetin ilk yüzyılında büyük bir ayağa kalkış, şahlanış, ekonomik devrim ve siyasal devrimi hayata geçirmiş bir partidir. Altı okundan bir tanesi devrimcilik olan partidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılındaki seçimleri çok istemesine, hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin başını öne eğmiş, sizlerin o büyük 100’üncü yıl umutlarını, hayallerini hayata geçirememiş ancak cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya and içmiş kadrolar tarafından yönetiliyor. Hepiniz şunu bilmelisiniz: Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz, iyi eğitimli, yaş ortalaması 45 olan, İzmir’in belediye başkanlarına bütün olarak baktığınızda, her birisi iyi düzeyde yabancı dil bilen, aldıkları eğitim ve geçmişte verdikleri mücadeleyle kentin yüzünü güldürecek, kent suçlarına geçit vermeyecek, kentin dokusunu, tarihini bilip yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan ve talandan kendilerini, evlatlarını korur gibi koruyabilecek kadrolara emanet etmek üzere yola çıktık. Önümüzdeki 5 yıl boyunca yapacakları her hizmetle İzmir bu kadrolar ile gurur duyacak. Türkiye bu kadroları görecek ve bu kadroların yönettiği İzmir, cazibe merkezi olma noktasındaki ilerlemesini bir devrime dönüştürecek. İzmir’deki iyi yönetim, Türkiye’ye örnek olacak. ve gün gelecek Türkiye, İzmir’deki iktidarı CHP’nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek. Söz veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz.
“ÇOK İSTEDİK AMA BAŞARAMADIK. İTTİFAKLARIN DIŞINDA KALMAYI TERCİH ETTİLER”
Biz bugün CHP’lilerden, sadece sosyal demokratlardan oy istemiyoruz. Çünkü 2019 seçimleri, 2018’deki büyük moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehirde ülkenin kaderine el konulması sonucuna ulaşan bir büyük başarıyla bitmişti. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, İzmir’in ve Eskişehir’imizin, Aydın’ımızın, Muğla’mızın yanına katmıştık. Şimdi mayıs ayında çok hak edip ulaşamadığımız zaferden sonra herkes bakıyor. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını perçinleyecek mi; yoksa Atatürkçü, cumhuriyetçi, Cumhuriyet değerlerine saygılı kurucu kadrolarına husumet değil, hayranlık duyan kadrolar acaba yeniden hem bu 11 kentte, hem de devamında hakim olup bir denge sağlanacak, geleceğe umutla bakılacak mı? İşte bu dengeyi sağlamak için bir büyük ittifaka, işbirliğine ihtiyaç vardı. Bunun için ben göreve geldiğim günden itibaren bütün Türkiye’nin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Arkadaşlarım yaptı. Yapmaya da devam ediyoruz. Ancak bir yerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız, kendilerinde anlamlandırdıkları gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler.
“ANKARA’DA BİR İTTİFAKA İMZA ATAMADIK ANCAK İZMİR’İN DEMOKRATLARI; İZMİR’E, CUMHURİYETE VE GELECEĞİMİZE HEP BERABER SAHİP ÇIKACAKLAR”
Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor. O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor. Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, Cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar. İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum. İstanbul’da satacak arsa kalmadığından İstanbul’a bir hançer dayayıp Kanal İstanbul yapıp, etrafını Katarlılara söz veren anlayış, İstanbul’a geri gelmesin diye; Bülent Arınç’ın tabiriyle Ankara’yı parsel parsel satan, Ankara’nın bütün varlıklarını dinozor parklarına peşkeş çeken, oraları yaptırdığı müteahhitlere peşkeş çeken anlayış Ankara’ya geri gelmesin diye ve gözlerini diktikleri göz bebeğimiz İzmir’in bir kum tanesi bile gözden çıkarılmasın diye Türkiye İttifakı 31 Mart seçimini bir zafere dönüştürecek, buna yürekten inanıyorum.
“ANKETLER İZMİR’DE BİR HAYAL OLARAK GÖRÜLEN 30’DA 30’U MÜJDELİYOR”
Biraz önce bir gazeteci arkadaşım geldi, elimi tuttu, ‘Beni hatırladın mı’ dedi. Kurultayda fotoğrafımı çekip demişti ki ‘Sen bu işi başaracaksın. Beni unutma’ dedi. Şimdi geldi, çekti fotoğrafı dedi ki ‘Bak söylüyorum, İzmir’de rekor kırılacak. İzmir’deki bütün belediyeler alınacak.’ Önce bir müjdem ve sonra bir sürprizim var. Müjde şu: Adayları gösterdik, 4 gün sonra sahaya indik, anketlerimizi yaptırdık, yapılan anketlerin sonucunda gördüğümüz odur ki aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz. Hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka. Pek çoğunda garanti bir farkla öndeyiz. Ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz. CHP, şimdiden 24-25’i gördü. İnanır, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız. Buna inanın, buna güvenin. Bütün Türkiye’nin çok merak ettiği bir şey var. Seçimlerde seçim şarkısı ve seçimlerin tanıtım filmi var. Bugün akşam saat 20.00’de bütün Türkiye’ye görecek.
“İZMİR, YÜZDE 93 İLE DEĞİŞİMİ İSTEYEN KENTTİ. DEĞİŞİMİN BAŞKENTİYDİ”
İzmir’de harika bir kadro ve müthiş bir takım var ama bu takımın bir de kaptanı var. Biz 14 ve 28 Mayıs’tan sonra büyük bir üzüntü, moral bozukluğu, herkesin bahsettiği seçmendeki küskünlük, duygusal kopuş ve bir şey yapmazsak önümüzdeki belediye seçimleri çok büyük bir tehlike ve Recep Tayyip Erdoğan bu moral bozukluğu ile bizi yakalarsa Allah muhafaza dediğimiz günlerde, dedik ki ‘Biz bir yola çıkıyoruz.’ Bunun adına ‘Yüzyılın değişimi, değişimin yüzyılı’ dedik. Zaman zaman Türkiye’de seçmen değişimi ne kadar istiyor diye baktığımızda, farklı sonuçlar gördük. Ama İzmir sonucu kimseyi şaşırtmadı. İzmir, yüzde 93 ile değişimi isteyen kentti. Değişimin başkentiydi. İşte o günlerde sokağı duyan, seçmeni hisseden, yapılması gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren ve bana telefon açıp da ‘Sonu ne olursa olsun, sonuna kadar yanınızdayım’ diyen, bütün süreç boyunca Türkiye’deki bütün belediyeleri inanılmaz bir dinamizmle gezen, ben yorulduğumda yorulmayan, ben düştüğümde morali düşmeyen, bozulmayan, sakin, kararlı, soğukkanlı ama iyi organizatör, çok iyi organizatör, bir cerrah titizliği ve bir büyük yöneticilik vasfı olan, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden heyecanı en üstte tutabilen bir yol arkadaşım vardı. Şimdi o arkadaşım, o sevgili dostum, o hem çok sevdiğim, hem güvendiğim ve bu takıma kaptanlık edeceğini, çok iyi başarıları birlikte kazanacaklarına yürekten inandığım Cemil Tugay’ı buraya davet ediyorum.”
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Eski ve yeni genel başkanlarıyla, belediye başkanları adaylarıyla ve aday olamayanlarıyla, perde gerisindekilerle hepsinin tek gündemi, seçim sonrası CHP’sinin yönetimini ele geçirmek.” dedi.
Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen yerel seçim öncesi mitinginde yaptığı konuşmada, Erzincan’ın İliç ilçesinde toprak kayması sonucu meydana gelen maden kazası nedeniyle vatandaşlara ve işçilere geçmiş olsun dileklerini iletti.
Yaklaşık 9-10 milyon metreküp toprağın kaydığı bu afette 9 işçinin toprak altında kaldığının tespit edildiğini belirten Erdoğan, bakanlıklardan, kurumlardan, belediyelerden, ordudan, özel sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından binlerce kişinin arama kurtarma faaliyetlerine destek verdiğini, ihtiyaç duyulan her türlü araç gerecin de bölgeye ulaştığını bildirdi.
Erdoğan, “İşçilerimizin konteyner ve araç içinde olmaları, kendilerine canlı ulaşma ümidimizi artırıyor. İnşallah toprak altından hayırlı haberler almayı ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Marmara Denizi’nde bugün içinde 6 kişilik mürettebatın bulunduğu kargo gemisinin battığını hatırlatan Erdoğan, “Dalgaların boyunun 3 metreye ulaştığı çok zorlu hava şartlarına rağmen bu kardeşlerimizin de bir an önce kurtarılması için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Rabb’im ülkemizi her türlü afetten, kazadan muhafaza eylesin. Bir kez daha Erzincan’a, bilhassa da toprak kayması olan yerde yaşayan ve çalışan kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Rabb’im ülkemizi her türlü afetten, kazadan muhafaza eylesin.” diye konuştu.
Erdoğan, Milli Mücadele meşalesinin yakıldığı Samsun’da olmaktan, Samsunlularla hasret gidermekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şehrin kendilerinden desteğini esirgemediğini, mayıs ayındaki cumhurbaşkanı ve milletvekili seçiminin her ikisinde de Samsunluların yüzde 62’şer oy oranıyla şahsına ve Cumhur İttifakı’na teveccüh gösterdiğini kaydetti.
Türkiye Yüzyılı hedeflerine verdikleri güçlü destek için Samsunlulara şükranlarını sunan Erdoğan, “Samsun, 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçeleriyle Cumhur İttifakı adaylarının yanında yer alarak yeni bir destan yazacaktır.” diye konuştu.
Erdoğan, bu seçimlerde niyetlerinin ülkenin tamamını gerçek belediyecilikle, vatandaşın her anında yanında bulunacak belediye başkanlarıyla buluşturmak olduğunu vurguladı.
“Hepsinin tek gündemi, seçim sonrası CHP’sinin yönetimini ele geçirmek”
Siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Atakum, bu seçimde gümbür gümbür geliyor mu? Söz mü? Ben de size inanıyorum. Bizde millete tepeden bakmak, millete dayatmada bulunmak, millete rağmen herhangi bir işe kalkışmak asla yoktur. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Tek parti dönemi alışkanlığıyla milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek kitle olarak gören CHP zihniyeti, bu seçimlerde de aynı kafayla yoluna devam ediyor. Benim milletim, ‘Tıpış tıpış gidecek, oy verecek.’ diyenlere sandıkta dirsek gösterir.
Kendi aralarında öyle bir çıkar kavgasına tutuşmuş durumdalar ki dünyada ve ülkede kıyamet kopsa umurlarında değil. Kendi bireysel hedeflerine öyle kilitlenmiş durumdalar ki ülkenin ve milletin geleceği için ne hayalleri ne programları ne de projeleri var. Eski ve yeni genel başkanlarıyla, belediye başkanları adaylarıyla ve aday olamayanlarıyla, perde gerisindekilerle hepsinin tek gündemi, seçim sonrası CHP’sinin yönetimini ele geçirmek. Şimdi ona çalışıyorlar. ‘Acaba hangimizin elinde kalacak?’ Bu uğurda birbirlerine çelme takmaktan, birbirlerinin kuyusunu kazmaktan, dün beraber yoldaşlık ettiklerini bugün hançerlemekten dahi çekinmiyorlar. Böyle bir zihniyetin şehirlerimize hizmet etmek, eser kazandırmak, yatırım yapmak gibi bir gayesi olabilir mi?”
“CHP’nin yönetiminde olan kimi şehirlerimizin içler acısı durumu ortadadır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1989 seçimlerinde tepki oylarıyla şehirlerin önemli bir kısmında belediyelerin bu zihniyete mensup başkanların yönetimine geçtiğini söyledi.
Türkiye’nin 1994 seçimlerine kadar geçen 5 yıllık CHP zihniyeti döneminin ağır faturalarını uzun yıllar boyunca ödemek mecburiyetinde kaldığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizzat şahsımın 1994’te İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde karşılaştığımız manzarayı anlatmaya kelimeler yetmez. Neydi? Görevi aldığımda çöp, çukur, çamur. İstanbul bu haldeydi. Zaten sizin çoğunuz İstanbul’un ne halde olduğunu gayet iyi bilirsiniz. Gerçekten de şehirlerimizin hemen hepsinde böylesine büyük bir felaket söz konusuydu.
Bugün de CHP zihniyetinin ideolojik istismarı sebebiyle uzun yıllardır bu partinin yönetiminde olan kimi şehirlerimizin içler acısı durumu ortadadır. Sadece bir dönemliğine bile bu zihniyetin gadrine uğrayan şehirlerimiz, bırakın yeni hizmetlere kavuşmayı, mevcut seviyesinin bile hep gerisine düştü.”
Erdoğan, mayıstaki cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bu habis zihniyetin ülkeye musallat olmasının önüne geçtiklerini” belirterek, şunları kaydetti:
“Rabb’imizin inayeti ve milletimizin desteğiyle 31 Mart’ta da şehirlerimizden aynı müjdeyi alacağımıza inanıyorum. Samsun, buna hazır mı? Her zaman Samsun yol açıcı, istikamet gösterici, ilk adımı atan vasfıyla öne çıkmış bir şehrimizdir. Bu seçimlerde sizlerden yine aynı liderliği bekliyoruz. Türkiye Yüzyılı şehirlerini inşa etmek için sizlerden bir kez daha destek istiyoruz. Unutmayınız, sandık başına gittiğinizde vuracağınız mühürle sadece kendinizin değil çocuklarımızın nasıl bir şehirde, nasıl bir ülkede yaşayacağının kararını da vereceksiniz. Bu vatan bize ecdadın emaneti.”
(Sürecek)
]]>
Trabzon’un fıkraları ve alimleri ile ünlü ilçesi Of’u 150 yıldır aynı aile yönetiyor. 1874 yılında kurulan ilçe belediyesinin ilk başkanı olan Sarıalizade Ömer Lütfü Bey bu görevi 52 yıl sürdürmesiyle başlayan gelenek 150 yıldır devam ediyor. 44 bin 527 nüfuslu ilçede belediye başkanı isimleri değişse de belediye başkanlarının soyadları hep ‘Saral veya Sarıalioğlu’ oldu. 31 Mart yerel seçimlerinde 4 partiden çıkan belediye başkanı adaylarında sadece birinin soyadı farklı oldu.
Trabzon’da tarihi çok eski yıllara dayanan Of ilçesi belki de Türkiye’ye hiç örneği olmayan bir özelliği ile dikkat çekiyor. 1874 yılında kurulan Of Belediyesi’nde Sarıalizade Ömer Lütfü Bey’in 52 süren belediye başkanlığı görevinin ardından ilçe belediyesi hep ‘Saral’ ailesi tarafından yönetildi. 150 yıldır bozulmayan gelenekte ilçede 14 kez belediye başkanlarının isimleri değişse de soyadı hep aynı kaldı. Karadeniz’de göreve gelen ikinci kadın belediye başkanı olan Semahat Sarıalioğlu 1998-1999 yılları arasında görev yaptığı ilçede 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra belediye başkanlığı görevini sürdüren Salim Salih Sarıalioğlu tekrar AK Parti’den aday olarak gösterildi. İlk belediye başkanının torunu olan Salim Salih Sarıalioğlu’nun ilçe belediyesi için rakiplerinin çoğunluğu da ‘Saral’ soy isimli adaylar oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden Halil Saral, Yeniden Refah Partisi’nden ise Güngör Saral belediye başkanlığına aday gösterilirken, 4 adayın seçim yarışında soyadı tek farklı olan isim de İYİ Parti adayı Emine Bodur oldu.
Kökenleri Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan ve ilk olarak Of ve çevresine yerleşen Saral ailesi, Soyadı Kanunu’ndan önce ‘Sarıalizade’ olarak biliniyordu. Kanunla birlikte ailenin bazı mensupları ‘Saral’ soyadını bazıları ise ‘Sarıalioğlu’ soyadını kullanıyor.
“Seçimlere idmanlıyız”
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ve seçimlere aile olarak idmanlı olduklarını belirten Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu, “Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi muvaffak olmak istiyoruz. Bu amaçla bütün kadrolarımızla sahadayız. Zaten hep sahadaydık. Biz seçimlere idmanlıyız. İnanıyorum ve temenni ediyorum ki Of halkı bundan önceki seçimlerde olduğu gibi desteğini ve teveccühünü bizden esirgemeyecek Recep Tayyip Erdoğan’a, Büyükşehir’de Ahmet Metin Genç’e ve Of’ta da Salim Salih Sarıalioğlu kardeşlerine sahip çıkacaklar. AK Parti kadroları 1994 yılında Cumhurbaşkanımızın gerçek belediyeciliğin ne olduğunu o yılda başlatarak bir ışık yaktı. O ışığa bütün vatandaşlarımız sahip çıktı” dedi.
“Belki dünyada bir örneği yok”
İlçelerindeki ilk belediye başkanının babasının dedesi olduğuna dikkat çeken Başkan Sarıalioğlu, “Halkımızın kararı bu şekilde teveccüh ediyor. Belki dünyada bir örneği yok. 1874’te belediyemiz kuruldu. İlk belediye başkanı benim babamın dedesiydi. O 52 yıl belediye başkanlığı yaptı. Ben ailemizin ve ilçemizin 14. belediye başkanıyım. Halkımızın teveccühü ve desteği sayesinde onlarla et ve tırnak oluyoruz. Hep birlikte Of ailesi olarak sadece bizim kendi ailemiz değil, biz Of ailesi olarak bütün bir aileyiz. Burada yaşayan herkes bizim kardeşimizdir. O anlayışla hizmet etmeye devam ediyoruz. Sağ olsunlar Oflu hemşirelerimiz destek olduğu sürece hep beraber Of’u kalkındıracağız. İlçemizde gayet medeni, gayet kardeşhane bir seçim yarışı var. Bundan önce nasılsa öyle devam ediyor. Biz yarışı önde bitireceğimize, ipi göğüsleyeceğimize ve AK Parti bayrağını tekrar burca dikeceğimize inanıyorum. Hem de açık ara bunu sahada görüyoruz. Yapılan yatırım ve hizmetler ortada. Devam etmemesi için bir sebep yok. AK Parti bu yarışı önde bitirecek. Diğer aday arkadaşlarıma başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ‘Bu seçim, iktidara aklını başını al deme seçimi. Onun içindir ki bu seçim, sadece belediye başkanlarını seçtiğimiz değil, iktidarı uyaracağımız bir seçim. Yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi, bu seçim’ dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, eşi Ülkü Zeynep Babacan ile birlikte partisinin aday tanıtım toplantısı için Eskişehir’e geldi. Tepebaşı Kültür Merkezi’ndeki toplantıda Babacan’ın yanı sıra DEVA Partisi İl Başkanı Resul Aktürk ile partililer yer aldı. Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlerin önemli olduğunu ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, aynı zamanda iktidar için de uyarı seçimi olduğunu söyledi.
Yerel seçimlerde herhangi bir ittifak daveti almadıklarını ve davette de bulunmadıklarını kaydeden Babacan, ‘Bu seçimler önemli, belediye başkanlarımızı seçeceğiz. Belediye meclis üyelerimizi seçeceğiz ama aynı zamanda bu seçimde hükümete de bir uyarıda bulunmamız gerekiyor. Yani iktidara bir mesaj vermemiz gerekiyor. Bu seçimlerin sonucunda iktidarın alacağı mesaj şu olmamalı; ya ben güvenoyunu aldım, o kadar hukuksuzluk yaptım, haksızlık yaptım yine de halk beni destekliyor bak diye bütün bu yanlışlarını götürüp tescil ettireceği bir seçim olmamalı bu seçim. İşte o yüzden bu seçim, iktidara ‘aklını başını al deme’ seçimi. Onun içindir ki bu seçim, sadece belediye başkanlarını seçtiğimiz değil, iktidarı uyaracağımız bir seçim. Yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi, bu seçim. Yani sandıklar açıldığında iktidar demeli ki, galiba haddi aştık, galiba vatandaşın sabrı taştı. Galiba artık ne desek inanmıyorlar mesajını hükümetin bu sandıktan artık alması lazım. Sandıktan artık sarı kart çıkması lazım? dedi.
Gazetecilerin sorusu üzerine Türkiye’deki enflasyonu değerlendiren Babacan, ekonomi bakanlığı döneminden de bahsederek, ‘Şu anda Türkiye’nin en büyük ama en büyük ekonomi sorunu, sebepler arasından baktığımızda, enflasyon. Yani Türkiye’de 34 yıllık yüksek enflasyon döneminden sonra biz ne yaptık, benim ekonomi yönetiminin başında olduğum yıllarda, 2 yılda tek haneye indirdik ve uzunca bir sürede tek hanede tuttuk. O dönem başta emeklilerimiz olmak üzere, Türk lirası cinsi üzerinden sabit maaş alan herkesin, bütün işçilerimizin, memurlarımızın refahının arttığı bir dönemi oldu’ diye konuştu.
TUİK’in gerçek enflasyonu açıklamadığını belirten Babacan, ‘Enflasyon tek haneye inmeden, bu ülkede refahın artması mümkün olmayacak. Merkez Bankası’nda istikrar olmayınca, Merkez Bankası bağımsız çalışmayınca enflasyonun artması mukadder. Geçen sene sadece seçimlerden, aralık sonuna kadar Merkez Bankası’na zorla 800 milyar lira karşılıksız para bastırdılar, kur korumalı mevduatın farkını ödememek için. Talimatla yönetilen bir Merkez Bankası olduğu sürece Türkiye’de enflasyon düşmez. ya da tabi ki asıl ve asıl çözüm, iktidar değişimi. Enflasyon düzelirse, iktidar değişimi ile düzelir’ ifadelerini kullandı.
Babacan, konuşmasının ardından Eskişehir belediye başkan adaylarını açıkladı. DEVA Partisi’nden Büyükşehir Belediyesi için Çelik Erimez, Odunpazarı Yunus Korkmaz, Tepebaşı Mustafa Özkarayanık, Çifteler Mustafa Taşkın, Alpu Gökhan Memiş, Beylikova Sertal Özuçak, Mahmudiye Sabriye Elbastı Delican aday gösterildi. (DHA)
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevde bulunan 14 milletvekili, partileri tarafından belediye başkan adayı olarak gösterildi.
Siyasi partilerin 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin aday belirleme süreci devam ediyor. Buna göre, belediye başkan adaylarının bir kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerinden oluşuyor. Partileri tarafından belediye başkan adayı olarak gösterilen milletvekilleri, seçilmeleri durumunda milletvekilliğinden istifa edecek. Bu durum ise Meclis sandalye dağılımı aritmetiğini etkileyecek.
AK Parti 4 milletvekilini belediye başkan adayı gösterdi
AK Parti, yerel seçimlere ilişkin 4 milletvekilini belediye başkanı olarak aday gösterdi. AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ve AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir Konak’ta Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.
AK Parti’nin Meclis’te 264 milletvekili bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda AK Parti’nin sandalye sayısı 260’a düşecek.
En fazla aday gösterilen milletvekili İyi Parti’den
Milletvekillerini en fazla belediye başkan adayı olarak gösteren parti İyi Parti oldu. İyi Parti yerel seçimlere ilişkin 5 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi. Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Balıkesir Milletvekili Turhan Özmez aday olarak gösterildi.
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde Meclis’te 43 sandalye kazanan İyi Parti’nin istifalar ve ihraç sonrasında an itibarıyla 38 sandalyesi bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda İyi Parti’nin Meclis’te 33 milletvekili olacak.
Saadet Grubu’nun milletvekilleri seçilirse Meclis Grubu düşecek
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerin ardından 10’ar milletvekili kazanan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi birleşerek Saadet Grubu’nu oluşturdu. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, geçtiğimiz aylarda Meclis Genel Kurulunda fenalaşarak hastanede hayatını kaybetti. Ardından Saadet Grubu’nun düşmemesi için CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap Saadet Partisine geçti.
Saadet Grubu yerel seçimlere ilişkin 3 milletvekilini aday gösterdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Gelecek Partisi Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan aday gösterildi. Milletvekillerinin seçilmesi durumunda Saadet Grubu’nun milletvekili sayısı 17’ye düşerek Meclis’teki grubu düşecek.
CHP 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi. Afyonkarahisar Belediye Başkan Adaylığına Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ve Kastamonu Belediye Başkan Adaylığına ise Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı aday oldu. CHP’nin Meclis’te 128 milletvekili bulunuyor.
MHP, milletvekillerini aday göstermedi
Milletvekillerini aday göstermeyen tek parti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu. Meclis’te 49 milletvekili bulunan MHP’nin şu ana kadar açıkladığı belediye başkan adayları arasında milletvekili bulunmuyor.
Öte yandan, Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin seçim takvimi işliyor. Siyasi partiler, aday listelerini en geç 20 Şubat Salı saat 17.00’ye kadar teslim edecek. – ANKARA
]]>
ERDAL SAĞLAM
Ekonomi yönetimi alınması gereken tüm kritik kararları seçim sonrasına öteledi. Yapılacak ek faiz artışı, kredi kartı kısıtlaması gibi, sıkı para politikası uygulamasını etkileyen önemli kararlar için toplantılar yapılıyor ama gereken önlemler belli ki seçim sonrasında alınacak.
Ekonomi yönetimi siyasi otoriteden gelen harcama artırıcı önlemlere artık ses çıkarmıyor. Ekonomi yönetimi alınacak önlemler için seçim sonrasına hazırlık yapıyor ama bu önlemleri şimdi kamuoyu önünde konuşmaktan da kaçınıyor. Bu arada seçim sonrasında yapılacak, elektrik doğalgaz gibi oldukça yüksek oranlarda yapılması gereken zamların da, şimdiden konuşulması istenmiyor.
Özetle; ekonomide alınması gereken, halkın satın alma gücünü iyice zorlaştıracağı bilinen, kararların hemen hepsi seçim sonrasına ötelenmiş durumda. Ekonomi yönetiminin hem biriken bu kararları Nisan ayından itibaren almaya hazırlanırken, hem de şimdi gündemde olmayan yapısal tedbirler ve reformlar için de sessiz sedasız hazırlık yapmaya çalıştığını biliyoruz.
Ekonomi yönetimi, daha doğrusu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek seçim sorasında gereken kararların alınması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etme konusunda umutlu görünüyor. Ancak seçim sonrasında çıkacak siyasi tablonun ne olacağı şimdiden bilinmediği için, Şimşek’in istediği önlemleri almakta ne kadar başarılı olacağına da şüpheyle bakılıyor. Bu tedirginliğin de etkisiyle, son aylarda Türkiye’ye gelen sıcak paranın azaldığı görülürken, bu da seçimlere gidilirken döviz rezervlerinde erimenin sürmesine neden oluyor.
FAİZDE EK ARTIŞ BEKLENİYOR
Yeni Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, geçen haftaki ilk enflasyon raporu açıklamasında yüzde 45’lik mevcut politika faizinin enflasyon hedefini gerçekleştirmek için yeterli olduğunu söyledi. Buna karşılık beklentilerin bozulması, görünümün olumsuza dönmesi halinde ek sıkılaştırma yani faiz artışlarını yapacaklarını, sık sık vurguladı. Bu nedenle piyasalarda, eski Başkana kıyasla daha şahin bir tutum takındığı algısı yarattı.
Bunun yanında piyasadaki fazla likiditenin çekilmesi, TL mevduat faizlerinin artması gerektiği konusunda da daha sıkı durulacağı, önlem alınacağı mesajını verdi. Bu konuda son yapılan zorunlu karşılık düzenlemesinden olumlu sonuç alınmaya başladığını söyledi. TL mevduat faizlerinin seçimlere kadar yükselmesinin siyasi olumsuzluk yaratmayacağı, aksine küçük tasarrufçuyu sevindireceği için siyasi otoritenin hoşuna gideceği biliniyor. Bu nedenle TL mevduat faizlerinin artması konusunda gerekirse ek önlemler alınmasında bir sıkıntı yaşanması beklenmiyor.
Ancak Merkez Bankası yönetimi de biliyor ki; seçimlere kadar ek faiz artışlarına gitmeseler bile, seçimden sonra ek faiz artışı yapılmak zorunda kalınacak. Çünkü mevcut faiz oranıyla 2024 yıl sonu için belirlenen yüzde 36’lık enflasyon hedefine inmek mümkün değil. Hatta hedefin hata payının en üst sınırı olan yüzde 42 oranına bile ulaşılamaz. O nedenle piyasalarda oluşan kanı da seçimlerden sonra bir ya da iki kez ek faiz artırım yapılmak zorunda kalınacağı yönünde.
Halbuki Şubat ayında bir ek faiz artışı yapılabilseydi, belki 2,5 puanlık ek artırımla yetirilebilecekti. Böyle bir karar, Merkez Bankası’na olan güvenin kazanılması ve enflasyon beklentilerinin düzeltilmesi adına büyük bir hareket olacaktı. Seçimler nedeniyle şimdiden bunun yapılamayacağı ortaya çıkarken seçim sonrasında yapılacak ek zam ihtiyacının 5 puana kadar çıkması gerekebilecek. Mayıs seçimlerinden sonra da faiz konusunda gereken büyük adımlar atılamadığı için, gerekenden daha yüksek bir faiz oranına çıkılmak zorunda kalınmıştı. Kısacası, zamanında ve yeteri dozda karar alınmaktan kaçınıldığında, sonunda çıkacak fatura daha da büyük oluyor. Bunun denendiği ve bilindiği ortada iken seçimler nedeniyle yine kararlarda geç kalınıyor.
BİRİKTİRİLEN ZAMLAR DA SEÇİMDEN SONRA
Enflasyon hedefinin tutabilmesi için, Merkez Bankası yönetimi talebin daha da kısılmasını, bu çerçevede tüketici kredileri ve kredi kartı kullanımlarının azalması gerektiği görüşünde. Son dönemde artan faizlere rağmen tüketicinin bu araçları kullanarak harcamalarını artırdığı görülüyor. İşte bu nedenle tedbir alınması gerektiğini açıkça söylüyorlar. Hatta gecen hafta bu konuda bir finansal istikrar komitesi toplantısı da yaptılar. Ancak belli ki alınması gerekten tedbirler konuşulurken, bunların hayata geçirilmesi için seçim sonrası beklenecek.
Bu arada seçim sonrasında, şimdiye kadar biriktirilen önemli zamların da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Merkez Bankası Başkanı Karahan, bunların devreye girmesini öngördüklerini söyledi. Ancak bu zamlar gerektiği ölçüde tek seferde devreye sokulursa, yılın ikinci yarısında beklenen enflasyon düşüşünün gerçekleşmesi mümkün olamaz. O nedenle zamların parça parça, enflasyon etkisini, aylar itibariyle hesaplayarak devreye sokulmasının planlandığını öğreniyoruz. Yani başta elektrik ve doğalgaz zamları olmak üzere, yeni zamların zamana yayılarak yapılacağı tahmin ediliyor.
Bunlarla birlikte yine mevduat ve diğer yatırım araçlarındaki vergi muafiyetlerinin de seçim sonrasında kaldırılması bekleniyor. Bu şekilde vergi gelirlerinin artırılması, faiz artışlarına ek olarak mali disiplinin sıkılaştırılmasıyla enflasyonla mücadelenin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Geniş toplumsal kesimler açısından seçim sonrasında, birkaç yıl sürecek çok zor bir ekonomik süreç yaşanacak. Enflasyonla mücadele için gereken tüm tedbirlerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından onaylanıp onaylanmayacağını şimdiden bilmiyoruz. Bununla birlikte alınacak tedbirlerin bu kez yine, sadece çalışan ve dar gelirli kesim üzerine mi yükleneceği de merak konusu.
]]>
Pakistan’da cezaevindeki eski Başbakan Imran Khan’ın partisi Pakistan Adalet Hareketinin (PTI) desteklediği bağımsız adaylar Ulusal Meclis’te yarışı önde götürürken, diğer bir eski Başbakan Navaz Şerif ise lideri olduğu Pakistan Müslüman Ligi-Navaz’ın (PML-N) “en büyük parti” haline geldiğini belirterek koalisyon hükümeti kurmak için Pakistan Halk Partisi (PPP) lideri Bilaval Butto Zerdari ile anlaştığını duyurdu.
Pakistan’da Ulusal Meclis ve eyalet meclisleri için 8 Şubat’ta yapılan seçimlerin sonuçları gelmeye devam ediyor. Paylaşılan verilere göre 266 sandalyeli Ulusal Mecliste 250 sandalyen 99’unu cezaevindeki eski Başbakan Imran Khan’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) destekli bağımsız milletvekilleri kazandı. Eski Başbakan Navaz Şerif’in lideri olduğu Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) 71, Bilaval Butto Zerdari’nin liderliğini yaptığı Pakistan Halk Partisi (PPP) ise 53 sandalye elde etti.
Cezaevindeki Khan’ın “zafer” konuşması
2018’de yapılan son seçimi kazanan eski Başbakan Khan’ın partisi PTI tarafından desteklenen bağımsız adaylar, Ulusal Mecliste PML-N ve PPP’ye göre seçimleri önde götürürken, cezaevindeki Khan’ın sosyal medya hesabından yapay zeka ile oluşturulan bir konuşması paylaşıldı. Khan 94 saniyelik videoda “PTI’nın baskıya meydana okuyarak ezici bir zafer kazandığını” öne sürdü.
Khan’ın partisinin seçimlere katılması daha önce yasaklanmıştı.
Şerif: “En büyük parti PML-N oldu, koalisyon görüşmelerine başlayacağız”
Dün akşam Lahor kentinde kalabalığa seslenen eski Başbakan Navaz Şerif ise partisinin seçim sonuçlarına göre ülkedeki “en büyük parti” olduğunu ifade etti. Şerif, “Bu ülkeyi girdaptan çıkarmak bizim görevimiz. Görevi kim alırsa alsın, ister bağımsızlar ister partiler olsun, onların sahip oldukları yetkiye saygı duyarız. Onları yanımıza durmaya ve bu yaralı milletin yeniden ayağa kalkmasına yardım etmeye davet ediyoruz” diye konuştu. Şerif partisinin salt çoğunluğu elde edememesinin ardından koalisyon hükümeti kurmak için görüşmelere başlayacağını söyledi.
Khan, partisini ortadan kaldırmak için uygulanan baskının arkasında ordunun olduğuna belirtirken, analistler ve muhalifler Şerif’in ordu tarafından desteklendiğini ifade ediyor.
Şerif ve Zerdari koalisyon için anlaştı
Pakistan medyası ve parti kaynaklarından bugün edinilen bilgiye göre, PML-N lideri Şerif ile PPP lideri Bilaval Butto Zerdari, Ulusal Meclis ile Pencap Meclisinde koalisyon hükümeti kurma konusunda anlaştı.
ABD, İngiltere ve AB’den seçim soruşturması çağrısı
ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yapılan açıklamalarda, Pakistan’ın oy verme ve oy sayım sürecinden duyulan endişelerle dile getirildi, bildirilen usulsüzlüklerin soruşturulması yönünde çağrıda bulunuldu. Parti çalışanlarının gözaltına alınması da dahil olmak üzere usulsüzlük ve müdahale iddialarının kapsamlı bir şekilde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığından eleştirilere cevap
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, seçime müdahale edildiğine yönelik diğer ülkelerden gelen açıklamalara tepki gösterdi. Açıklamada, “Pakistan’da 8 Şubat 2024’te yapılan genel seçimlere ilişkin bazı ülke ve kurumların açıklamalarını dikkate aldık. Bu açıklamalar, Pakistan’ın genel seçimleri barışçıl ve başarılı bir şekilde düzenlediği ve bir yandan da öncelikle dış destekli terörizmden kaynaklanan ciddi güvenlik tehditleriyle uğraştığı yadsınamaz gerçeğini göz ardı ediyor. Bazı ifadelerin gerçekliği bile yok. Ülke genelinde internet kesintisi yaşanmadı. Seçim gününde terör olaylarını önlemek için yalnızca mobil hizmetler 1 gün süreyle durduruldu. Pakistan, istikrarlı ve demokratik bir toplum inşa etme taahhüdünün bir parçası olarak seçimleri gerçekleştirdi. Dostlarımızın yapıcı tavsiyelerine değer versek de seçim süreci tamamlanmadan olumsuz yorum yapmak ne yapıcı ne de objektiftir. Pakistan demokratik yönetim inşa etmek için çalışmaya devam edecek. Her seçim ve barışçıl iktidar değişimi bizi bu hedefe daha da yaklaştırıyor. Bunu başkaları tarafından dile getirilen endişeler nedeniyle değil, halkımızın arzusu ve kurucu atalarımızın vizyonu olduğu için yapıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Seçim günü 51 saldırı, 12 ölü
Pakistan ordusundan 8 Şubat’ta yapılan açıklamada, seçim günü ülke genelinde 51 terör saldırısı gerçekleştirildiği duyurulmuştu. Saldırılarda 10’u güvenlik görevlisi, 2’si sivil olmak üzere 12 kişinin hayatını kaybettiği, 39 güvenlik görevlisinin yaralandığı aktarılmıştı. Operasyonlarda 5 “teröristin” de öldürüldüğü belirtilmişti. Ayrıca 137 bin askerin 6 bin oy verme noktasında görevlendirildiği, 7 bin 800’den fazla Hızlı Müdahale Gücü (QRF) ekibinin de şiddeti önlemek için sahada bulunduğu kaydedilmişti.
Khan hükümeti düşmüştü
2018’de yapılan son genel seçimi kazanan Imran Khan’ın hükümeti, 10 Nisan 2022’de parlamentoda yapılan güven oylamasında 174 “hayır” oyuyla düşmüştü. Parlamentoda yapılan oylamada, 3 dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmiş, Ağustos 2023’e kadar görevde kalmıştı. Daha sonra ülkeyi genel seçime kadar yönetecek geçici hükümetin başbakanı ise Anwaarul Hak Kakar olmuştu.
Khan, seçime 1 hafta kala 3 kez hapis cezasına çarptırıldı
Ağustos 2018’den parlamentoda güven oylamasını kaybettiği Nisan 2022’ye kadar Pakistan’ın başbakanlık koltuğunda oturan 71 yaşındaki Imran Khan, yargılandığı 3 farklı davada seçime 1 hafta kala hapis cezasına çarptırılmıştı. Khan, 30 Ocak’ta devlet sırlarını ifşa etmekten yargılandığı davada 10 yıl hapse mahkum edilmiş, 31 Ocak’ta ise başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerinin ayrıntılarını açıklamadığı ve hediyeleri sattığı gerekçesiyle yargılandığı yolsuzluk davasında eşi Büşra Khan ile 14’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Khan ve eşi ayrıca yasa dışı evlilik yaptıkları gerekçesiyle yargılandıkları davada 3 Şubat’ta 7’şer yıl hapse mahkum edilmişti.
Khan hakkında açılan davaların ardından mahkemenin verdiği tutuklama kararı üzerine 5 Ağustos 2023’te cezaevine gönderilmişti. – İSLAMABAD
]]>
Pakistan’daki seçimlerde oy sayımı saat 17.00’da bitmesine rağmen sonuçlar saatler geçmesine hala açıklanmadı. Pakistan Halk Partisi lideri Bilaval Butto Zerdari, “Sonuçlar, son derecede yavaş geliyor.” ifadesini kullandı. Tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi’nin (PTI) üst düzey politikacılarından Seyid Zülfikar Buhari de oy sayımının durdurulduğunu ve birçok yerde sonuçların değiştirildiğini iddia etti. Pakistan Seçim Komisyonu Başkanı Sikandar Sultan Raja, seçim sonuçlarının derlendiğini ve “en kısa sürede” açıklanacağını belirtti.
SEÇİM KOMİSYONU BAŞKANI: SEÇİM SONUÇLARI ‘EN KISA SÜREDE’ DUYURULACAK
Raja, siyasi partilerden “seçim sonuçlarının yavaş geldiğine” yönelik açıklamalar üzerine sosyal medyadan görüntülü mesaj paylaştı. Seçim sonuçlarının derlendiğini vurgulayan Raja, “en kısa sürede” sonuçların duyurulacağını bildirdi.

OY SAYIMLARIN DURDURULDUĞU VE BİRÇOK YERDE SONUÇLARIN DEĞİŞTİRİLDİĞİ İDDİASI
Pakistan Halk Partisi lideri Bilaval Butto Zerdari, X’ten yaptığı açıklamada da “Sonuçlar, son derecede yavaş geliyor.” ifadesini kullandı.
Tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi’nin (PTI) üst düzey politikacılarından Seyid Zülfikar Buhari de oy sayımının durdurulduğunu ve birçok yerde sonuçların değiştirildiğini iddia etti.
İmran HanNAVAZ ŞERİF VE TUTUKLU ESKİ BAŞBAKAN İMRAN HAN’IN PARTİLERİ ARASINDA REKABET VAR
Ulusal Meclis ve eyalet meclisleri için seçimlerin düzenlendiği Pakistan’da oy sayımı devam ederken, sonuçlar heyecanla bekleniyor.
Eski Başbakan Navaz Şerif’in liderliğini yaptığı Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) ile tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi destekli bağımsız milletvekilleri arasında rekabet göze çarpıyor.
Ulusal basının paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre, ülke genelinde PTI’nın bağımsız milletvekilleri seçimi önde götürüyor.
Navaz ŞerifEski Başbakan Han’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, PTI’nın bağımsız milletvekillerinin seçimleri açık ara önde götürdüğü ifadesi paylaşılmıştı.
PML-N’den ise seçim sonuçlarına ilişkin henüz açıklama yapılmamıştı.
OY SAYIMI 17.00’DA SONA ERDİ
Pakistan’da 5 yıl yasama görevini yürütecek Pakistan Ulusal Meclisi (NA) ve eyalet meclislerinin seçimi için yerel saatle 08.00’de başlayan oy verme işlemi, 17.00’de sona ermişti.

SEÇİM GÜNÜ ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDA TERÖR SALDIRISI: 12 ÖLÜ, 39 YARALI
Pakistan’da ulusal meclis ve eyalet meclisleri seçimleri kana bulandı. Seçim günü ülke genelinde düzenlenen 51 terör saldırısında 10’u güvenlik görevlisi, 2’si sivil 12 kişi hayatını kaybetti. Pakistan ordusu yaptığı açıklamada 5 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtirken, 39 güvenlik görevlisi yaralandı.

OY VERME İŞLEMLERİ SIRASINDA ÜLKE GENELİNDE TELEFON VE İNTERNET HİZMETLERİ ASKIYA ALINDI
İçişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, devam eden genel seçimlerde “kanun ve düzeni korumak” amacıyla ülke genelinde cep telefonu ve mobil internet hizmetlerinin geçici olarak askıya alındığı doğrulandı.
Açıklamada, son saldırılarda masumların hayatını kaybettiğine işaret edilerek, kamu düzeninin korunması ve potansiyel tehditlerle mücadele için güvenlik tedbirlerinin önemli olduğu kaydedildi.
Sosyal medyada binlerce kullanıcı, cep telefonu ve internet hizmetlerinin askıya alınmasına tepki gösterdi.

SON GENEL SEÇİMLER 2018’DE YAPILMIŞTI
Pakistan’da son genel seçimler 25 Temmuz 2018’de yapılmış ve İmran Han hükümeti göreve gelmişti.
Pakistan Ulusal Meclisinde 10 Nisan 2022’de yapılan güven oylamasında, 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.

Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak Başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.
Ülkeyi genel seçimlere kadar yönetecek geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise 14 Ağustos 2023’te yemin ederek göreve başlamıştı.
]]>
Azerbaycan’da işgalden kurtarılan Fuzuli’de erken cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına giden halk, 30 yıl sonra ilk kez oy kullandı. Fuzuli’de oy kullanan Arzu Eyyubova, “Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk” dedi.
Azerbaycan’da halk bugün erken genel seçim için sandık başına gitti. Yerel saatle 08.00’de başlayan oy kullanma işlemi, 19.00’da sona erecek. Ülke genelinde kurulan 6 bin 537 sandıkta 6 milyon 478 bin 623 seçmen oy kullanıyor. Seçimleri izlemek üzere 790’ı uluslararası olmak üzere 90 bin 372 kayıtlı gözlemci bulunuyor. Ayrıca 109 uluslararası medya kuruluşundan da 216 gazeteci seçimleri takip ediyor.
Karabağ’da 30 yıl sonra ilk seçim
Karabağ’ın sembol şehri Şuşa, Hankendi, Hocalı, Hocavend, Ağdere, Ağdam, Cebrayıl, Zengilan, Gubadlı, Laçın ve Kelbecer’de 23 binden fazla seçmen, bugün 30 yıl sonra ilk kez sandık başına gidiyor. İşgalden kurtarılan bölgelerde halk, 26 sandıkta oy kullanıyor. Toplam 3 sandığın kurulduğu Fuzuli’de halk, sabahın erken saatlerinde oy kullanma merkezlerine akın etti. Oy kullanma merkezleri önünde uzun kuyruklar oluşturan Fuzuli halkı, yıllar sonra işgalden kurtarılan topraklarda oy kullanmanın heyecanını ve gururunu yaşadı.
“Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım”
İşgalden kurtarılan topraklarda oy kullandığı için sevinç duyduğunu söyleyen Şehriyar Memmedov, “Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım. Şimdi ise kendi topraklarıma gelerek oyumu kullanıyorum. Bundan sevinç duyuyorum. Devletimize, milletimize hayırlı olsun” dedi.
“Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün”
İşgalden kurtarılan Füzuli kentinde oy kullandıkları için gurur duyduklarını belirten Azad Dadaşov, “30 yıl sonra ilk defa Füzuli şehrinde oyumuzu kullandık. Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün” şeklinde konuştu.
“Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk”
Zafer kazanmış bir ülkenin bir vatandaşı olarak oyunu kullandığını ifade eden Arzu Eyyubova, “Bu anları bizlere yaşatan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, karşılarında eğiliyorum. Her yıl cumhurbaşkanı seçimlerine coşkuyla gidiyoruz. Ancak bu yıl yapılan seçimler bizi daha gururlandırdı. Çünkü işgalden kurtarılan topraklarda oyumuzu kullandık. Bunun için Başkomutan İlham Aliyev’e teşekkür ediyoruz. Şehitlerimize, gazilerimize teşekkür ediyoruz. Galip ülkenin galip vatandaşlarıyız. Türk halkına minnettarız. Onların desteği bizi daha da güçlendirdi. Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk. Bizim haklı sesimizi dünyaya duyuran Türk milletinin sayesinde buna kavuştuk. Çok sevinçliyim. Bugün burada, Füzuli’de oyumu kullandığım için çok mutluyum. Bunun için cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, şehitlerimize minnettarım. Onların hakları ödenemez” dedi.
“Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor”
Azerbaycan tarihinde ilk kez bütün topraklarında oy kullanıldığını vurgulayan Saddam Hüseyinov, “İşgalden kurtarılan topraklarımızda oy kullanmamız Azerbaycan halkı için gurur vericidir. Topraklarımızın işgalden kurtarılmasını şehitlerimiz ve gazilerimize borçluyuz. Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor. İnşallah en doğru aday seçilir ve Azerbaycan halkının geleceği için daha iyi olur” diye konuştu.
7 aday yarışıyor
Seçimlerde Milli Meclisten 4 milletvekili ve meclis dışından 3 aday olmak üzere toplam 7 aday yarışıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Yeni Azerbaycan Partisi’nin adayı mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra Bütün Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin adayı Kudret Hasanguliyev, Milli Cephe Partisi’nin adayı Razi Nurullayev, Büyük Azerbaycan Partisi’nin adayı Elşad Musayev, Büyük Kurtuluş Partisi’nin adayı Fazil Mustafayev, bağımsız adaylar Zahid Oruç ve Fuad Aliyev yarışıyor. Azerbaycan’da seçimlerin 2025 yılında yapılması planlanıyordu ancak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kararıyla 1 yıl erkene alındı. Cumhurbaşkanı seçiminin 7 yılda bir yapıldığı Azerbaycan’da son seçim, 11 Nisan 2018’de düzenlenmişti. – BAKÜ
]]>
BBC İzleme Servisi ve BBC Azerbaycanca
Azerbaycan’da Devlet Başkanı İlham Aliyev’in bugünkü seçimi kazanacağından şüphe eden pek yok.
Aralık ayında erken seçim ilan edildiğinde, seçmenler bu seçimin neyi değiştireceğini sorguluyordu.
Aliyev “Galip Halkın Galip Lideri” sloganıyla devlet başkanlığında beşinci dönemine hazırlanıyor.
Azerbaycan onun liderliğinde, 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri Ermenistan işgalinde olan topraklarını geri almayı başardı.
Böylece Azerbaycan’da ilk defa bir seçim ülke genelinde düzenlenecek.
Ermenistan’dan geri alınan topraklarda yaklaşık 22 bin Azerbaycanlı oy kullanacak.
Dağlık Karabağ’da kalıp Ermenistan’a gitmemiş bir avuç Ermeni’nin oy verip vermeyeceği ise merak konusu.
Yetkililer, yıllardır muhalif sesleri bastırmak ve potansiyel rakipleri saf dışı bırakmak için kullandıkları teknikleri bu seçimde de kullanmaya devam ediyor.
Bu da halkın seçime ilgisiz kalmasına yol açan nedenlerden biri.
Adaylar kim?
Aliyev’in dışında altı aday daha var. Onlardan dördü iktidar yanlısı milletvekilleri: Zahid Oruc, Razi Nurullayev, Fazıl Mustafa ve Qudrat Hasanquliyev.
Geri kalan iki adaysa küçük bir muhalefet partisi olan Büyük Azerbaycan Partisi’nden Elsad Musayev ve bağımsız aday Fuad Aliyev.
Muhalefette yer alan Azerbaycan Halk Cephesi Partisi, Klasik Halk Cephesi Partisi ve Müsavat Partisi, ülkede demokratik bir ortam olmaması ve Aliyev’in dışındaki adaylara eşit imkan tanınmaması nedeniyle seçimi boykot ediyor.
Meclis’te bir vekille temsil edilen Cumhuriyetçi Alternatif Partisi de devlet başkanlığı için aday çıkarmayarak önümüzdeki aylarda yapılacak milletvekilliği seçimlerine odaklanacaklarını açıkladı.
Adaylar arasında en farklı siyasi programı olan kişi ise Azerbaycan Birleşik Halk Cephesi lideri Qudrat Hasanquliyev.
Vadettiği büyük reformlar arasında anayasayı değiştirmek, ülkeyi parlamenter sisteme geçirmek ve ülkenin adını Kuzey Azerbaycan Cumhuriyeti’ne çevirmek var. Bakü’de Güney Azerbaycan ifadesi, İran’ın kontrolünde bulunan ve etnik Azerilerin yaşadığı bölgeler için kullanılıyor.
Hasanquliyev, televizyonlardaki tartışma programlarında iktidarın politikalarına ciddi itirazlar getiren tek aday olarak öne çıkıyor.
Öte yandan adayların Ermenistan’la barış anlaşması, Karabağ’ın geleceği ve Rus barış güçlerinin çekilmesi gibi konularda net bir vizyon ortaya koyamadığı eleştirileri de var.
Adaylar genellikle Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkiler hakkında yorum yapmazken Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Pakistan, Rusya ve İran’la ilişkilere odaklanıyor.
Medya ve insan hakları ne durumda?
Azerbaycan’da hükümetin sıkı kontrolü altında olan medyada hiçbir eleştirel ses yer almıyor.
Önceki yıllarda olduğu gibi yetkililer seçimin adil olmamasına karşı yapılan küçük çaplı protestolara bile izin vermedi.
Sosyal medyadaki eleştirilere de aynı sertlikte yaklaştı.
Kasım’dan bu yana 10’dan fazla gazeteci ve siyasi aktivist tutuklanırken bu durum 2011’den bu yana ülkedeki bağımsız medyaya yönelik en büyük baskı olarak nitelendiriliyor.
Yorumculara göre bu iktidar bu baskıyla araştırmacı gazeteciliği engellemek istiyor.
Seçim sürecini takip eden Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin 23 Ocak’ta yayımladığı ara raporda bu gözaltıların yanı sıra yeni medya yasasının gazeteciliği kısıtladığına, yabancılardan fon alan medyaya izin verilmediğine ve bazı eleştirilen internet sitelerinin yasaklandığına dikkat çekildi.
Ülkedeki bağımsız uzmanlar insan hakları kısıtlamaları, basın özgürlüğü sorunları ve adil olmayan seçim koşullarının bu seçimlere özgü olmadığını, yıllardır devam ettiğini aktarıyor.
Fransa merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve ABD merkezli Freedom House kuruluşları basın özgürlüğü konusunda bu ülkeye “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer veriyor.
RSF, “Devlet Başkanı Aliyev ülkede çoğulculuğun tüm emarelerini yok etti ve 2014’ten bu yana da kendini eleştiren herkesi zalimce susturuyor” ifadelerini kullanıyor.
Aliyev, devlet başkanı adaylarının televizyon tartışmalarına da katılmıyor. Onu, partisinin diğer üyeleri temsil ediyor.
Kamu yayıncısı kuruluş, adayların tartıştığı programlara haftada üç kere birer saatlik yer verse de televizyonun YouTube sayfasında çok sayıda kullanıcı bu yayınların göstermelik olduğu yorumlarını yapmış, bunun üzerine kanalın YouTube hesabı yorumlara kapatılmıştı.
Son olarak 24 Ocak’ta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, “ülkede adil bir seçim ortamı olmaması” ve Avrupa Konseyi’nin seçimi gözleme davet edilmemesi nedeniyle Azerbaycan heyetine akreditasyon vermemişti.
Şangay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Teşkilatı ve Rusya Meclisi seçim gözlemi için heyet gönderecek.
2021’de Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 128. sırada yer alan ülke, 2023’te 157’inci sıraya geriledi.
Azerbaycan hükümeti ise baskıcılık ve yolsuzluk suçlamalarının “asılsız” olduğunu söylüyor.
Azerbaycan’ın küresel siyaset sahnesindeki rolü ne?
Büyük güçler arasında denge politikası izleyen petrol zengini ülke, 1990’ların başından itibaren dış yatırım çekmeyi başardı.
Bakü şimdi de, Ukrayna’nın işgalinin ardından Avrupa Birliği’nin Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarının faydasını görüyor.
2022’de Bakü’yü ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Azerbaycan’ı “kritik ve her zaman güvenilir bir enerji partneri” olarak niteledi.
Analistler 2027’ye kadar Azerbaycan’ın AB’ye gaz ihracatının iki katına çıkarak yıllık 20 milyar metreküpe ulaşacağını tahmin ediyor.
Azerbaycan’ı neler bekliyor?
Azerbaycan son yıllarda konumunun ve doğal kaynaklarının avantajını son derece iyi kullandı.
Rusya, İran, Türkiye ve Batı arasında bir denge politikası izleyerek uzun yıllardır devlet politikası olan Dağlık Karabağ’ı geri almayı başardı.
Bu başarı, Aliyev’in ülke içindeki popülerliğini artırırken dikkatleri yolsuzluk, ifade özgürlüğü sorunları veya yoksulluk gibi sorunlardan uzaklaştırdı, Aliyev’in muhalifleri susturmasını da kolaylaştırdı.
Büyük güçlerin dikkatinin Ukrayna, Gazze ve Kızıldeniz’e çevrilmiş olması, Azerbaycan üstündeki baskıyı da azalttı.
Fakat küresel kutuplaşmanın artması, Bakü’nün bir denge politikası güderek tüm kamplarla iyi ilişkilere sahip olmasını zorlaştıracak.
Bir noktada Rusya ve Batı, Ankara ve Tahran arasında seçim yapmak zorunda kalacak.
Bu karar hem bölgenin hem de dünyanın geleceğini etkileyecek.
Belki de bu yüzden Aliyev sürpriz bir şekilde erken seçim yapmaya karar verdi: Amacı, önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek gelişmeler karşısında gücünü pekiştirmek.
]]>
Senegal’de 25 Şubat’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçiminin süresiz ertelenmesi sonrasında başkent Dakar’da göstericiler sokaklara çıktı.
MUHALEFETTEN SEÇİMİN ERTELENMESİNE SERT TEPKİ
Cumhurbaşkanı Macky Sall’in meclis ile Anayasa Konseyi arasında yaşanan krizi gerekçe göstererek cumhurbaşkanı seçimini ertelemesine muhalefetten ağır eleştiri geldi. Bazı muhalif cumhurbaşkanı adayları, normal şartlarda dün resmen başlayacak seçim kampanyası takvimine sadık kalacaklarını belirterek, Dakar’da toplanma çağrısı yaptı.

KALABALIĞA BİBER GAZIYLA MÜDAHALE ETTİLER
Güvenlik güçleri, başta Saint-Lazare kavşağı olmak üzere kentin çeşitli noktalarında toplanan kalabalığa biber gazıyla müdahale etti. Eski başbakan ve muhalif siyasetçi Aminata Toure, cumhurbaşkanı adayı Daouda Ndiaye ve Anta Babacar gözaltına alındı. Kentin bazı ana geçiş noktalarında lastik yakarak trafiği durduran göstericiler, polis müdahalesine taşlarla karşılık verdi. Bazı sokaklarda Fransız bayraklarının yakıldığı görüldü.

ECOWAS BİLDİRİ YAYIMLADI: OLUŞACAK ATMOSFERDEN ENDİŞELİYİZ
Cumhurbaşkanı Sall’in dünkü açıklamasından sonra Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından yayımlanan bildiride, erteleme kararı sonrasında oluşacak atmosferden endişe duyulduğu kaydedildi. Bildiride, söz konusu siyasi krizi çözmek için Senegalli siyasetçiler, “şeffaf, kapsayıcı ve güvenilir seçimler için diyalog ve işbirliğine” davet edildi. Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan bildiride de seçimin ertelenmesinin ülkede belirsizlik başlattığının altı çizilerek, Senegal’de uzun yıllara dayanan istikrar ve demokrasi geleneğini korumak adına seçimlerin en kısa sürede hukukun üstünlüğüne uygun şekilde düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

YENİ SEÇİM EN ERKEN NİSANDA YAPILABİLİR
Normal şartlarda 25 Şubat’ta seçim yapılması beklenen Senegal’de bir daha aday olmayacak mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall, 2 Nisan’a kadar görevde kalacaktı. Seçim kanununa göre, bir seçimin düzenlenmesi için en az 80 gün önceden bildirilmesi gerektiğinden yeni cumhurbaşkanı seçiminin en erken nisanın son haftası düzenlenmesi mümkün görünüyor. Bir diğer olası senaryoda da seçim 6 ay ertelenerek, ağustos sonunda yapılabilir. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sall da dünkü açıklamasının ardından eleştirilerin hedefi oldu. Sall, “Kurumsal darbe yapmakla” ve seçimi erteleyerek Anayasa’yı ihlal etmekle suçlanıyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYININ FRANSIZ VATANDAŞLIĞI ORTALIĞI KARIŞTIRDI
Senegal’de son birkaç gündür Ulusal Meclis ile cumhurbaşkanı seçimi için aday listesini belirleyen Anayasa Konseyi arasında ciddi bir kriz yaşanıyordu. Eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin oğlu Karim Wade’nin adaylığı, Fransız vatandaşlığından geç ayrılması nedeniyle Anayasa Konseyi tarafından kabul edilmemişti. Wade’ın Fransız vatandaşlığından ayrılması 17 Ocak’ta Fransız resmi gazetesinde yayımlanmış, Anayasa Konseyi ise nihai aday listesini 21 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşmıştı. Seçimin en güçlü adaylarından gösterilen Wade’nin yarış dışı kalması başta partisi olmak üzere birçok çevre tarafından tepki ile karşılanmıştı. Kamuoyunda Wade’nin “haksız yere” saf dışı kaldığı yorumları yapılırken, Anayasa Konseyi’nin onay verdiği Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması eleştirileri güçlendirdi. Bunun üzerine başta Wade’nin partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) olmak üzere birçok çevrede Anayasa Konseyinin yetkinliği sorgulanmaya başlandı ve bazı hakimler için rüşvet iddiaları gündeme geldi.

ERDAL SAĞLAM
Türkiye ekonomisinde artık her şey seçime endekslendi. Yüksek maaş zamları ardından, kamu harcamaları büyürken, piyasalarda paranın bol olduğu bir dönem daha yaşayacağız. Piyasadaki bol para nedeniyle artan döviz talebinin de etkisiyle rezervlerin eridiği bir dönem daha yaşamaya başladık.
Merkez Bankası geçtiğimiz hafta politika faizini 2,5 puan daha artırarak yüzde 45’e yükseltti. Ancak bu yüksek faize rağmen piyasalardaki bol likidite nedeniyle dövize talep önlenemedi. Döviz talebini frenlemek için ya kurların bırakılması ya da faizlerin artması gerekiyor. Kuru seçim öncesi artırmak istemeyen Merkez Bankası’nın “verilere bağlı olarak ek faiz artışı yaparım” demesi gerekirken bunu yapmadı. Merkez Bankası seçim nedeniyle “faizlerde tepe noktaya geldik” demeyi tercih etti. Bu tavır piyasalar tarafından enflasyonla mücadelede yeterince sıkı davranılmadığı havasının oluşmasına neden oldu.
2023 yılı bütçesine Aralık ayında eklenen büyük ödeneklerin, beklendiği gibi, harcanmaya başladığı gözüküyor. Bunu geçen ay bir ara 750 milyar TL’ye çıkan Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulundurduğu mevduatın erimesinde görüyoruz. Geçtiğimiz hafta içerisinde Hazine’nin mevduatı 315 milyar TL’ye kadar indi. Bu durum Ocak ayı içinde Hazine’nin yaklaşık 400 milyar TL’nin üzerindeki parayı piyasaya verdiğini gösteriyor.
Hazine’nin verdiği paranın yanı sıra Merkez Bankası da artırdığı swaplar nedeniyle, piyasalara ek TL pompalaması yaptı. Bir ara gerileyen Merkez Bankası’nın bankalarla yaptığı swap miktarı, geçtiğimiz hafta içerisinde yaklaşık 11 milyar dolar artarak 53 milyar dolara çıktı. Merkez Bankası’nın swapları artırmasının nedeni, eriyen döviz rezervlerine karşılık bu yolla brüt rezervini büyütmeye çalışması.
Ancak Merkez Bankası yaptığı swaplar karşılığı piyasalara TL veriyor. Bu aynı zamanda politika faizinin altında verdiği bu TL likiditesinin enflasyonla mücadeleye zarar vermesi sonucu yaratıyor. Bankalar politika faizinin altında yaptığı swaplar nedeniyle, TL mevduat faizlerini olması gerektiği kadar artırmıyorlar. Bu nedenle de özellikle küçük tasarrufçuya bankaların verdiği mevduat faizinin yüzde 40’ın altına indiği görülüyor.
Yüksek hacimli TL mevduatlara yüzde 50’ye kadar faiz veren bankalar hedeflerini gerçekleştirmek için döviz bazlı KKM’den TL’ye dönen hesaplara ise yüzde 55, hatta biraz üzerinde faiz vermeyi kabul ediyorlar. Dolayısıyla ortalama faiz oranları yüzde 50’in hemen altına gerilemiş gözükse de en çok zararı gören küçük tasarrufçu oluyor.
BAKAN ŞİMŞEK DE ARTIK BIRAKTI
Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına aykırı biçimde, TL mevduat faizlerinin gerilemesi karşısında yeni bir önlem almaktan kaçındığını görüyoruz. Merkez Bankası’nın da seçime ayarlı bir politika izlediğini söyleyebiliriz. Yani bir yandan rezervleri, piyasadaki likiditeyi artırma pahasına yaptığı swaplar yoluyla desteklerken, seçime kadar piyasadaki paranın bol kaldığı bir süreç yaşanmasını kabul ettiği söylenebilir.
Bunun yanında Merkez Bankası politika faizini artırmasına rağmen, kredi kartı faiz oranlarını, birkaç aydır olduğu gibi, yine sabit bıraktı. Kredi kartı kullanımının son haftada biraz gerilemeye başladığı gözükse de hala canlı bir seyir var. Seçime kadar bu oranlarla gidileceği, dolayısıyla gerektiği takdirde halkın kredi kartı kullanımı için açık kapı bırakıldığı gözüküyor.
Halbuki Merkez Bankası’nın bankalarla yaptığı görüşmelerde, kredi kartı kullanımına sınır getirilmesini istediğini, kredi kartı faiz oranlarının yanında, kart limitlerinin düşürülmesi, taksit sayılarının azaltılması gibi planları olduğu anlaşılıyor. Merkez Bankası, bu kredi kartı kısıtlamasını da seçimler sonrasına ertelemiş gözüküyor.
Tüm bu harcamalardaki artışa artık Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de ses çıkarmamaya başladığına şahit oluyoruz. Bakan Şimşek, son olarak emekli maaş zammında yüksek zam oranlarına karşı gelirken, sonuçta tabandan gelen baskı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm emeklilere yüzde 49’luk Ocak zammı uygulamasını devreye soktu.
Bakan Şimşek’in seçimlere kadar harcamaların artmasına artık ses çıkarması beklenmiyor. Seçime kadar geçecek süre içerisinde, biraz da anketlerin gösterdiği ön tahminlere göre, harcamaların daha çok artması gündeme gelebilir. Önümüzdeki iki ay içerisinde sosyal yardım ödemelerinin hızlanmasını, müteahhitlere ödemelerin büyümesini bekleyebiliriz.
Özetle; Mayıs seçimleri öncesinde gördüğümüz seçim ekonomisi kadar olmasa da, bir hayli yüklü bir seçim harcaması dönemine daha girdik. Bu dönemdeki harcamaların telafisi için, seçimlerden sonra nasıl bir yol izleneceği ise şimdilik merak konusu. Mayıs seçimleri sonrası, bu yıl ortasında yapıldığı gibi, ek vergilerin gündeme gelip gelmeyeceğini, harcamaların nasıl kısılacağını yıl ortasında görmüş olacağız.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in seçimin hemen ardından, içinde yapısal tedbirlerin de yer aldığı bir dizi radikal ekonomik karar almak istediğini biliyoruz. Enflasyonla mücadelenin sıkılaştırılması için, seçimlerden sonra belki ek politika faiz artışları da zorunlu hale gelebilir.
Tüm bu gerekenlere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izin verip vermeyeceği ise şimdilik meçhul. Enflasyonun gerçekten tek haneye indirilmesi isteniyorsa, çok daha sert ekonomik kararların seçimin hemen ertesinde devreye alınması gerektiği de ortada.
]]>
“TEK ODAĞIMIZ İSTANBUL OLACAK”
İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu seçim çalışmalarına Fatih’te başladı. Fatih Camii’nde sabah namazını kılan Kavuncu, ardından Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyaretleri sonrasında Fatih esnafıyla bir araya gelen Kavuncu, esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarına ikramda bulundu. Seçim çalışmalarının ilk gününde açıklamalarda bulunan Buğra Kavuncu, “Siyasette rekabet millete fayda getirir. Siyasette rekabet o kente, o ülkeye bereket getirir, fayda getirir. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Fatih’ten yola çıktık. Fatih’in şehri İstanbul, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal’in şehri, asıl İstanbul burası. Onun için biz de seçim çalışmalarımıza burada sabah namazı kılarak başladık. Bugün sahaya çıkacağız, milletimizi dinleyeceğiz. Seçim kampanyamıza başlamış olduk. İstanbul’umuza, vatana, millete hayırlı olsun. Projelerimizi çalışıyoruz. Ben 5 yıl İstanbul İl Başkanlığı yaptım. Ekip arkadaşlarımızla birlikte hep sahadaydık. Son 5 yılda benim kadar İstanbul’un sokak ve mahallelerinde dolaşan başka biri yoktur. Anlat İstanbul projemiz vardı, onu bitirdik. İki Yaka İstanbul projesine başladık. 100 binin üzerinde insana temas ettik. Bu projelerden topladığımız çok ciddi veriler var. İstanbul’un trafik probleminden tutun, otopark sıkıntısına kadar, sadece yerelde değil genel siyaseti de ilgilendiren kontrolsüz göç ve geçici koruma kapsamında ülkemizde bulunan sığınmacıların düzensiz bir şekilde dolaşmasına kadar birçok konuya vakıfız. Bizim tek odağımız İstanbul, tek odağımız İstanbul olacak. İstanbul dışında hiçbir odağımız olmayacak” dedi.
“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNE GİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Milleti öne alan bir seçim kampanyası hedeflediklerini vurgulayan Kavuncu, “Benim geçirdiğim 6 aylık teşkilat başkanlığı döneminde yoğun olarak Türkiye’nin diğer kentlerinden biz Yerel Yönetimler Başkanlığı’mıza veri olması açısından bir takım bilgiler toplamıştık. Çok enteresan sonuçlar çıktı. Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik problemlerin de su yüzüne çıkartan birçok sıkıntıyla karşılaştık. İçme suyuna erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar ve talep var. Bunu sadece İstanbul değil Türkiye’nin dört bir yanından elde ettiğimiz verilere dayanarak söylüyorum. Doktor problemi var. Birçok şehirde, birçok kentte şehir hastaneleri var ama ciddi şekilde doktor sıkıntısı çekiliyor. Bu problemler genel problemler. Bizim de tek odağımız var; İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız, İstanbul’u konuşacağız. Her gün sabah yollara çıkacağız. İlçelerdeki adaylarımızla dolaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah yolumuzu açık etsin. Kampanya dönemi huzur içinde geçsin. İki kutup arasına sıkıştırılmış Türkiye’de beyefendice, nezaketle, belden aşağı vurmadan ve sadece halkı, milleti öncelik alan bir kampanya nasıl yapılır biz bunu göstereceğiz. Kimseyi sokmadan, kimseye dil uzatmadan, kimseyi hırpalamadan, kimsenin özel hayatına dil uzatmadan tek önceliğimizin İstanbul ve İstanbul halkı olan bir seçim kampanyası göstereceğiz. Milletimizin gönlüne girmeye çalışacağız. Bu bir mücadeledir, bu bir niyettir. Niyet iyi olduktan sonra sonuçta elbette iyi gelecektir. Sonucun elbette siyasette büyüklüğü önemlidir. Biz insanımızın mutluluğu için yola çıktık. Bunun da sonucu eminim iyi, güzel ve etkili olacak” diye konuştu.
]]>
ERDAL SAĞLAM
Yeni yılla birlikte seçim ekonomisi tartışmaları yeniden başladı. Bununla birlikte Merkez Bankası Başkanı hakkındaki son iddiaların da uygulanan ekonomik programa darbe vurması bekleniyor. İşte bu tartışmaların devam etmesi beklenen önümüzdeki hafta içinde Merkez Bankası yeni bir faiz kararı verecek.
25 Ocak’ta toplanacak olan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 2,5 puanlık artırım kararı verilmesi bekleniyor. Böylece yüzde 42,5 olan politika faiz oranının yüzde 45’i bulacağı beklentisi hakim. Piyasalar geçen ayki toplantı sonrası yapılan açıklamadan bu artırımın yapılacağının sinyalini almışlardı.
Ancak asıl bundan sonrasında faiz oranlarının nasıl seyredeceği merak konusu. Politika faizinde yüzde 45’in pik noktası olarak kalıp kalamayacağı sorgulanmaya başladı. Sorgulamanın en önemli nedeni piyasadaki beklentilerin Merkez Bankası hedeflerine olan inancın oluşmadığını göstermesi. Yüzde 36’lık 2024 yıl sonu enflasyon hedefi koyan Merkez Bankası, piyasaları bu orana inileceğine ikna edemedi. Bu, faiz oranlarında yeni artışları kaçınılmaz kılabilir.
Beklentiler üzerinde ikinci önemli risk ise Ocak ayı enflasyon oranlarının beklenenden yüksek çıkma tehlikesi. İktisatçılar, en çok yüzde 6 çıkacak Ocak ayı enflasyonun makul karşılanabileceğini ancak piyasadaki hareketlerin bundan daha yüksek enflasyonu gösterdiğini söylüyorlar. Yüzde 6,5, hatta yüzde 7 Ocak ayı enflasyon rakamı görülebileceğini kaydediyorlar.
Piyasaların enflasyon beklentisinin düşmesi beklenirken, geçen hafta yapılan ankette 2024 yılsonu enflasyon beklentisi yüzde 41’den 42’ye yükseldi. Ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkması halinde bu beklentilerin daha da yukarı çıkması bekleniyor. Bu durumda ise yüzde 45’e çıkacak faiz oranlarının yeterli olup olmayacağı daha yoğun biçimde tartışma konusu olacak.
PPK METNİ FAİZ KARARINDAN DAHA ÖNEMLİ
Mart sonunda yapılacak seçimler nedeniyle, gerekse dahi, Merkez Bankası’nın seçime kadar yeni bir faiz artırım kararı vermesi bir hayli güç görünüyor. Buna karşılık Merkez Bankası’nın yeni faiz artırımlarına açık kapı bırakmaması halinde ise piyasalardaki beklentilerin daha da bozulabileceğinden korkuluyor. Hemen olmasa bile, Ocak ayı enflasyonun açıklanacağı Şubat ayının ilk günlerinde, piyasalarda yeni bir bozulma beklenebilir.
İşte bu nedenle Merkez Bankası faiz kararı kadar, hatta daha da fazla, faiz kararı açıklama metninde yazılacaklar, piyasalar tarafından yakından izlenecek. Merkez Bankası PPK metninde, en azından “Gelecek verilere bağlı olarak, gerektiği takdirde faiz artırımından kaçınılmayacağı” mealinde bir ibarenin yer alması önemli olacak. Bu açık kapının bırakılması, piyasaların gerektiğinde yeni artırımlar yapılacağı konusunda ikna olmasını sağlayabilir. Aksi takdirde başlayan kısa vadeli yabancı fon akışının aksaması sonucu doğabilir.
REZERVLER YENİDEN ERİMEYE BAŞLADI
Mevcut verilere bakıldığında tablonun çok da olumlu olmadığı ancak programın sonuçlarının görülmeye başlandığı gözleniyor. Yabancı fon akışının başladığı, son haftalık verilere bakıldığında artık tüketimin de sınırlanmaya başladığı gözleniyor. Buna karşılık döviz rezervleri açısından tablo parlak değil. Geçen Aralık ayındaki yüksek rezerv birikimine karşılık, yılbaşından bu yana swap hariç net döviz rezervleri 5 milyar dolar eridi. Eksi 45 milyar dolara kadar yükselen swap hariç kamu dahil net döviz rezervlerinin geçtiğimiz hafta yeniden eksi 50 milyar doların da altına indiği gözlendi.
Bunun yanısıra Merkez Bankası’nın istediği TL mevduat faizlerinin yükselmesinde de başarı kazanılamadı. TL’ye dönüşü ve dolarizasyondan çıkışı gösterecek TL mevduat faiz oranlarını bankalar, kredi talebi de azaldığı için düşük tutmaya devam ediyor. En önemli neden bankaların politika faizinden daha ucuza fonlama yapıp, artı bir birikime ihtiyaç duymamaları.
İşte faiz artırım kararıyla birlikte, Merkez Bankası ve BDDK’nın piyasadaki fazla likiditeyi düşürüp, TL mevduat faizlerinin yükselmesini sağlayacak ek önlemler alma zorunluluğu da doğabilir.
BAKAN ŞİMŞEK’İN SEÇİM EKONOMİSİ TEPKİSİ
Ekonomik verilerin tümüyle sağlıklı bir yola girmemiş olmasının yanında, faiz oranlarını da etkileyecek yeni tartışmalar yaşandığına şahit oluyoruz. Bunun ilki Hükümetin önümüzdeki 2,5 ay süresince seçim ekonomisi uygulamasına ne kadar başvuracağına ilişkin tahminler. 2023 Aralık ayı bütçesinde, açığı 2 katından fazla artıran yüklü bir tahakkuk kaleminin ortaya çıkması bu yöndeki şüpheleri başlattı. 2024 yılında yapılacak bazı harcamaların, 2024 bütçe açığı düşük çıksın diye, önceki yılın son ayına tahakkuk olarak kaydedilmesi, bu ödeneklerin seçime kadar harcanacağı kaygısı yarattı.
Bunun ardından AKP kulislerinden aktarılan haberlerde Bakan Mehmet Şimşek’in seçime kadar piyasayı sıkmayacağı, partisinin seçimlerdeki oyunu artırmak için, yoğun bir secim ekonomisine izin vereceği haberi çıktı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu haberleri yalanlama yoluna giderken, Bakan Şimşek “2024 yılı bütçesinde ek bir açığa izin vermeyeceğiz” diyerek, seçim ekonomi tartışmalarını kesme niyetini ortaya koydu.
Biz de seçim ekonomisi uygulamasının bu dönemde hızlanacağını düşünüyoruz. Bu yıl bütçe açığı hedefler içinde kalsa da, Hazine’nin nakit açığının bütçe açığının çok üzerinde çıkmasını bekliyoruz. Buradaki gelişmeleri, özellikle de ilk üç ay için, yakından takip etmek gerekecek. Gerçekten yüklü bir seçim harcaması yapılacak mı, bunu Şubat ayında görme imkanımız olacak.
MERKEZ BANKASI TARTIŞMALARI DA EKLENDİ
Bakan Şimşek’in bu seçim harcamaları tartışmalarını kesmek istemesinin en önemli nedeni, zaten kırılgan olan ekonomik dengelerin bu tartışmalar nedeniyle iyice bozulacak olması. Ekonomi yönetimi kırılganlığı, henüz tam anlamıyla piyasalara güven verilemediğini görüyor ve bu tartışmalarla başlayan olumlu gelişmelerin de durmasından çekiniyor.
Tam bu sırada Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan ve ailesinin Merkez Bankası’nda yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya çıktı. Bu iddiaların ve çıkan tartışmaların, Kurumun süreçteki önemi nedeniyle, uygulanan ekonomik programa zarar vermesinden çekiniliyor. Şu anda sadece enflasyonla mücadeleye kilitlenmesi gereken, yönetim zafiyeti yaşanmaması gereken Merkez Bankası’nın bu tartışmalarla anılması, ekonominin gidişatı açısından en son olması gerekendi. Bu tartışmaların nasıl sonuç vereceği yakından izlenecek.
Özetle; ekonomi yönetiminin işi iyice zorlaşmış görünüyor. Bu tartışmaların da etkisiyle, bu hafta yüzde 45’e çıkacak politika faizinin yetmeme ihtimali artmış görünüyor. Seçime kadar yapmasa bile, seçimden sonra Merkez Bankası’nın yüzde 45’in üzerine çıkacak yeni faiz artırımlarını görebiliriz.
]]>
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da; 17’si büyükşehir olmak üzere 48 il belediye başkan adayını açıkladı. AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Keçiören Belediye Başkanı Adayı Turgut Altınok oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı ise eski AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ oldu. Erdoğan aday tanıtım toplantısında, “Partimizin adayları için nasıl gayret gösteriyorsak MHP adaylarını destekleyeceğimiz Manisa, Mersin, Bartın, Erzincan, Kars, Kırklareli, Osmaniye’de de aynı azim, şevk ve samimiyetle çalışacağız. Cumhur İttifakı’nda ayrım asla olmayacak” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara ATO Congresium’da düzenlenen aday tanıtım toplantısında aralarında Ankara ve İzmir’in bulunduğu 17 büyükşehir ile 48 ilin belediye başkan adaylarını açıkladı. Erdoğan, aday tanıtım toplantısında özetle şöyle konuştu:
“30 OCAK’TA SEÇİM BEYANNAMEMİZİ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE SUNACAĞIZ”
“Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız MHP adaylarını destekleyeceğimiz 7 vilayetimiz dışındaki tüm büyükşehirlerimiz ve il belediye başkan adaylarımızı ilan etmiş oluyoruz. Önümüzdeki cumartesi gününden itibaren İstanbul’dan başlayarak ilçe adaylarımızın tanıtımını da yapacağız.
Hedefimiz Ak Parti ve Cumhur İttifakı’nda olan belediyeleri tekrar ezici oranlarla kazanma yanında, muhalefetin elindeki şehirlerimizi gerçek belediyecilikle tanıştırmaktır. Bunun için milletimizin her adımında, her anında hep yanında olacak tüm gönlü ve zihniyle kendini şehirlerine adayacak belediye başkanlarıyla seçimlere hazırlanıyoruz. İnşallah 30 Ocak’ta da seçim beyannamemizi milletimizin takdirine sunacağız. Bilindiği gibi, seçim takvimine göre aday listelerinin en geç 20 Şubat’ta seçim kurullarına verilmesi gerekiyor. Niyetimiz 20 Şubat’a kalmadan adaylar konusundaki tüm çalışmaları bitirerek tüm vaktimizi ve enerjimizi seçim kampanyamıza teşrif etmektir.
Sandıkta bize verilen her oyun vebalini, yaptığımız görevlerin her anında üzerinizde hissederek aşkla, azimle kararlılıkla çalışacak, üretecek, farkımızı ortaya koyacağız. Biz asla şehirlerine ve oralarda yaşayan insanlara hiçbir şey vermedikleri halde çeşitli kavramların, değerlerin, sembollerin, ideolojik körlüklerin arkasına saklanarak koltuklarını koruma derdine düşenlerden olmadık, olmayacağız.
Belediye başkanlığı vasıtasıyla şehrinin hadimliğine soyunmak yerine hakimliğine talip olanlar varsa Ak Parti onun için doğru adres değildir. Şehrinin dertleriyle dertlenmeden, ülkesinin hedefleriyle bütünleşmeden, milletinin değerleriyle donanmadan sandığa gözünü diken varsa AK Parti onun için isabetli bir mecra hiç değildir.
“31 MART’TA TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İLK MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE BELEDİYELERİ YÖNETME SORUMLULUĞUNU ÜSTLENECEĞİZ”
Geçtiğimiz Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerini Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla birlikte bu şekilde kazandık. İnşallah 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı’nın ilk mahalli idareler seçiminde belediyeleri yönetme sorumluluğunu yine bu şekilde üstleneceğiz.
Bir yanda 10 yılı aşkın süredir kaos çıkartarak, terörü azdırarak, darbe teşebbüsünde bulunarak ekonomik tuzaklar kurarak, ülkemize diz çöktürmek isteyenlerin saldırıları kesintisiz sürüyor. Gezi olaylarıyla sokakları karıştırarak hükümeti devirmek istediler. Kararlı duruşumuz karşısında başaramayınca, ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar. FETÖ’nün 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimi ile ülkeyi teslim almak istediler. Milletimizin sinesine çarpıp hüsrana uğrayınca ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar. PKK’yı kullanarak hendeklerle etrafını kazdıkları mahalleleri işgal etmek istediler. Güvenlik güçlerimiz onları açtıkları çukurlara gömünce ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar.
Geçtiğimiz günlerde sınır ötesindeki birliklerimize yapılan alçak saldırılar dahil başımıza gelen hiçbir hadise bu tablodan bağımsız değildir. Biz ülkemizin çıkarlarından, milletimizin hedeflerinden taviz vermeyeceğimizi gösterdikçe siyasi, diplomatik, ekonomik, askeri her alanda ayağımıza takılan yeni çelmelerle karşılaşıyoruz. Böyle yaparak bizi korkutacaklarını, sindireceklerini, yıldıracaklarını, emperyalist emellerine razı edeceklerini sanıyorlar. Tabii bunlar ne Türk milletini ne de onun bir evladı olarak bizi tanıyor. Bize asla geri adım attıramayacaklardır. Bizi yolumuzdan kesinlikle döndüremeyeceklerdir. Bizi ve ülkemizi hiçbir şartta teslim alamayacaklardır.
Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, ülkemizin ikinci büyük partisi hüviyetini taşıyan CHP, mevcut yönetim altında maalesef emperyalistlerin koç başlığına soyunmuş durumdadır. CHP’nin bölücü terör örgütünün güdümünden çıkamadığı için meşruiyet krizi yaşayan DEM’lilerle yaptığı iş birliği bu kirli oyunun en son sahnesidir. Gerçi bunların seçimlerde Meclis’te ve Belediyelerde yaptıkları iş birliği uzunca bir süredir gizli saklı devam ediyordu. Sütre gerisinden sürdükleri birlikteliklerini artık iyice afişe ettiler.
“GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN KURDUĞU PARTİNİN TABUTUNA EN SON ÇİVİYİ KURULTAY KÜRSÜSÜNDEN TERÖRİSTLERE SELAM GÖNDEREREK BİZZAT ÖZGÜR EFENDİ ÇAKTI”
Birkaç ay öncesine kadar uğruna gözyaşı döktüğü Bay Kemal’e mayıs seçimlerindeki hezimetin tüm faturasını yükleyen Özgür Efendi daha bismillah demeden iradesini ve ipini terör örgütlerinin temsilcilerine teslim etti. Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partinin tabutuna en son çiviyi kurultay kürsüsünden teröristlere selam göndererek, bölücülerle iş birliği yaparak bizzat Özgür Efendi çaktı. Dikkat ederseniz bu iki parti ülkenin ve milletin aleyhine ne varsa birlikte hareket ediyor, lehine ne varsa da birlikte karşı çıkıyor. Daha doğrusu, bölücü örgütün muhitlerinden izin ve icazet almadan CHP yönetimi adım atamıyor, teröre ‘terör’, teröriste ‘terörist’ dahi diyemiyor. Bütün hayatları yalanla ve dalavereyle geçenler siyasette ve Meclis’te çevirdikleri küçük numaralarla tabanlarını ve milleti aldatabileceklerini düşünüyorlar. Halbuki istiklalimizi ve istikbalimizi tehdit eden terör örgütlerini nasıl emperyalistler yönlendiriyorsa da CHP de artık bölücü örgütün güdümündeki partinin kontrolündedir, DEM tarafından rehin alınmıştır, esir alınmıştır.
“31 MART’TA ÖZGÜR EFENDİYİ DE VESAYETTEN KURTARIP ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”
31 Mart’ta sadece şehirlerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmakla kalmayacağız aynı zamanda Özgür Efendiyi de vesayetten kurtarıp özgürleştireceğiz. Terör örgütünün DEM’ini de hak ettiği yalnızlığa iteceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın adımlarını da sıklaştıracağız.
“AK PARTİ’NİN HİÇBİR FERDİ BAYRAĞIMIZA ‘KAĞIT PARÇASI’ DEMEZ”
Tek bayrak diyerek bağımsızlığımıza sıkı sıkıya sarılacak, hilali mahsun ve yıldızı sönük bırakmak isteyenleri hüsrana uğratacağız. Şimdi Parlamento’da çıkmış birisi ne idiğü belirsiz, benim Grup Başkanvekilim Leyla Hanım’a bayrağımıza saldırdığına dair edepsizce ifadeler kullanıyor. Şunu bir defa iyi bil: Ak Parti’nin hiçbir ferdi bayrağımıza ‘kağıt parçası’ demez, hiçbir ferdi bayrağımızla ilgili ‘paçavra’ demez. O sizin cibilliyetinizde var ve ortağı olduğunuz partinin cibilliyetinde var.
Meclis’in kürsüsündeki o dokunulmazlığa sığınarak bu tür cibilliyet noktasındaki eksiklerle AK Parti’ye saldıramazlar. Tek vatan diyoruz, her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklar üzerinde kimsenin ameliyat yapmasına müsaade etmeyeceğiz. Tek devlet diyerek, binlerce yıllık geleneğin son temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalmasını sağlayacağız.
18’nci kez milletimizin huzuruna çıkmanın hazırlığı ve heyecanı içindeyiz. Önümüzdeki 31 Mart seçimlerine AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yine bu hassasiyetle hazırlanıyoruz. Adaylarımızdan seçim beyannamemize kadar her işimizi milletimizle istişare içinde milletimizin görüşlerini alarak yürütüyoruz. Milletimiz neyi uygun gördüyse, bizden beklentileri neyse onu yapmanın, onu hayata geçirmenin derdindeyiz.
Şehirlerimize döndüğümüz andan itibaren önümüzdeki 73 gün boyunca durmadan, dinlenmeden koşturacaksınız. Kimseyi ayırmayacak, kimseyi dışlamayacaksınız. CHP zihniyetinin yaptığı gibi değil, vatandaşın oyunu çantada keklik görmeyeceksiniz. Açık söylüyorum, hiç kimse şahsımız dahil hiç kimseye tıpış tıpış oy vermek zorunda değildir. Bilakis biz hiçbir ayrım yapmadan her bir insanımızı velinimet görerek kapısını çalmak zorundayız. Daha önce bize oy versin veya vermesin her vatandaşımıza ulaşmak, zihnini ve kalbini yeniden kazanmak mecburiyetindeyiz.
“MANİSA, MERSİN, BARTIN, ERZİNCAN, KARS, KIRKLARELİ, OSMANİYE’DE DE AYNI AZİM VE SAMİMİYETLE ÇALIŞACAĞIZ”
Partimizin adayları için nasıl gayret gösteriyorsak MHP adaylarını destekleyeceğimiz Manisa, Mersin, Bartın, Erzincan, Kars, Kırklareli, Osmaniye’de de aynı azim, şevk ve samimiyetle çalışacağız. Cumhur İttifakı’nda ayrım asla olmayacak.
Mahalli idarelerde asıl yük belediye başkan adayımızın omzundadır. Adaylarımız herkesten daha fazla çalışmak, daha fazla koşturmak, daha fazla yorulmak, ter dökmek, emek vermekle mesul ve mükelleftir. Hep beraber bunu başardığımızda Allah’ın izniyle muhalefetin kale olarak gördüğü yerler dahil tüm belediyelerde zafer bizim olacaktır.”
Erdoğan ardından aralarında 17 büyükşehir ile 48 il belediye başkan adayını açıkladı. Adaylar şöyle:
Adana: Fatih Mehmet Kocaispir
Adıyaman: Ziya Polat
Afyonkarahisar: Hüseyin Ceylan Uluçay
Ağrı: Mehmet Salih Aydın
Aksaray: Evren Dinçer
Amasya: Mehmet Uyanık
Antalya: Hakan Tütüncü
Ardahan: Yunus Baydar
Batman: Adil Sebati Ceylan
Bayburt: Mete Memiş
Bilecik: Mustafa Yaman
Bolu: Muhammed Emin Demirkol
Burdur: Mehmet Şimşek
Çorum: Halil İbrahim Aşgın
Diyarbakır: Mehmet Halis Bilden
Gaziantep: Fatma Şahin
Gümüşhane: Ercan Çimen
Hakkari: İsmet Ölmez
Hatay: Mehmet Öntürk
Iğdır: Ülkü Öcal
Kahramanmaraş: Fırat Görgel
Karabük: Özkan Çetinkaya
Karaman: Mevlüt Akgün
Kayseri: Memduh Büyükkılıç
Kırıkkale: Mehmet Saygılı
Kırşehir: Osman Arslan
Kilis: Reşit Polat
Konya: Uğur İbrahim Altay
Kütahya: Kamil Saraçoğlu
Malatya: Sami Er
Mardin: Abdullah Erin
Muş: Feyat Asya
Nevşehir: Mehmet Savran
Niğde: Emrah Özdemir
Sakarya: Yusuf Alemdar
Siirt: Ekrem Olğaç
Sivas: Hilmi Bilgin
Şanlıurfa: Zeynel Abidin Beyazgül
Şırnak: Mehmet Yarka
Tekirdağ: Cüneyt Yüksel
Trabzon: Ahmet Metin Genç
Tunceli: Erkan Eroğlu
Uşak: Mehmet Çakın
Van: Abdulahat Arvas
Yozgat: Celal Köse
Zonguldak: Ömer Selim Alan
İzmir: Hamza Dağ
Ankara: Turgut Altınok
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>
TBMM Genel Kurulunda Irak’ın kuzeyinde 12 askerin şehit olduğu terör saldırılarına yönelik “ortak bildiri” tartışması çıktı.
TBMM Genel Kurulunda 2024 yılı bütçe teklifinin maddelerinin görüşmeleri sürüyor.
Görüşmeler sırasında yerinden söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, 12 askerin şehit olduğunu hatırlatarak, parti olarak milli yas ilan edilmesi için hükümeti harekete geçmeye davet ettiklerini belirtti.
TBMM’den de ortak bir sesin çıkmasının gerektiğini kaydeden Dervişoğlu, “İYİ Parti Grubu olarak bütün siyasi partilerin ortak imzasıyla yayımlanacak bir bildiriyle, milletimizin gönlünü ferahlatacak, birlik ve beraberliğimizin devam ettiğini, bütün olaylar karşısında yıkılmaz bir kale olduğumuzu gösterecek bir açıklamanın yapılmasını arzu ediyoruz.” dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, TBMM’de yansıyacak böyle bir iradeye her zaman katkı sağladıklarını ve sağlayacaklarını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Meclisin çalıştığı sırada ortak bildiri yayımlanmasının, terörle mücadelenin altının çizilmesinin doğru olacağını belirtti.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, millete karşı sorumluluk adına, milletin evi olan Meclisten teröre karşı verilecek sesi anlamlı ve değerli bulduklarını, yayımlanacak bildiriye destek vereceklerini bildirdi.
“Meclisi genel görüşmeye çağıracağız”
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye’nin büyük bir acı yaşadığını, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le telefonda görüştüğünü aktardı.
Mecliste genel görüşme yapılmasını istediklerini, ardından ortak bir tavır ortaya koyulması gerektiğini dile getiren Başarır, şöyle devam etti:
“Ortak tavır konusunda ‘evet’ ama bunu ortaya koyduktan sonra yarın seçim meydanlarında videolarla, başka propaganda araçlarıyla şehitlerimizin üzerinden siyaset yapılmasını kabul etmiyoruz. O yüzden yapmamız gereken şey, önümüzdeki hafta Meclisi genel görüşmeye çağıracağız çünkü kolay değil, milli yas ilan edilmeli. TRT’ye bakalım, müzik çalıyor devletin kanalında. Suudi Kralı ölüyor, milli yas ilan ediyoruz, 12 vatan evladı öldü bugün… Bildiri konusunda önce herkes samimi olmalı, bu konuyu ortak dert edinmeli. Yarın, bir ay sonra seçim meydanlarında bu eylemi gerçekleştirenlerin liderleriyle, sahte videolarla seçim propagandası malzemesi yapılırsa işte bu olmuyor. O yüzden biz, pazartesi günü yetkili kurullarla toplanacağız, Meclisi genel görüşmeye çağıracağız. Bu konudaki samimiyetimizi ortaya koyacağız, ondan sonra açıklamayı Meclis olarak yapacağız.”
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM’nin, Türkiye’nin en önemli sorununda, sorunlarında ortaklaşmasının, tartışmasının, konuşmasının hatta ortak bildirilere imza atmasının değerli olduğunu belirterek, “Bunu Filistin’de bir hastaneye yapılan saldırıda birlikte yapmıştık ama bu konuda gerçekçi olmamız lazım. Şu anda saat 23.00’e geliyor, bir saatimiz var, çalışma saatimiz. Bunu gözetelim.” dedi.
Yeniden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Usta, “Şu an çalıştığımızı özellikle ifade ettim. 12 şehidimiz var, içimiz acıyorken böyle bir ortak bildirinin bu akşam çıkması çok kıymetli ve anlamlı olacaktır. Buna imza atmayanlar olabilir, buna da saygı duyarız. Bunu da millet takdir eder. Meseleyi seçim meydanlarına getirmek hiç doğru değil. PKK bayrakları altında Doğu ve Güneydoğu illerinde miting yapıp bir tane Türk bayrağı kullanmayanlar, şimdi seçim meydanlarında ne yapıldığını nasıl soruyorlar, anlayamadım, bağdaştıramadım. Bunları tartışmayalım, ortak bildiri için çaba gösterelim. Çalışıyorken bu geceyi değerlendirmemek milletimizin nezdinde de yanlış anlaşılabilir.” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Başarır, “Yapılması gereken, eğer 12 şehidimiz varsa hemen Meclisin genel görüşme yapması, Milli Savunma Bakanı’nın bilgi vermesi, ona göre konuşmamız ve ona göre bildiri yayımlamamız gerekiyor. Bunu Mecliste tüm ayrıntılarıyla konuşmak durumundayız.” dedi.
Yeniden söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Beştaş, açıklamasının yanlış anlaşıldığını ifade etti.
Milli yas ilan edilen günleri hatırlatan Beştaş, “Sorun imza değil sorun bu meseleyi hissetmek ve çözüm için zorlayıcı olmak. Biz bu parlamentoda her türlü saldırılarına rağmen bu meseleyi ifade eden, çözüm için mücadele eden partiyiz. Acı bizim için de çok büyük, onlar kadar bizim de büyük. Ölen gençler hepimizin evlatları. Gelin bir gün değil, bir hafta tatile girmeyelim, yılbaşı da dahil bir neticeye ulaşana kadar, gelecek hafta, 31 Aralık’a kadar bu meseleyi kapalı oturumda tartışmaya, ortak çözümleri bulmaya hazırız.” diye konuştu.
Daha sonra TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara vererek grup başkanvekillerini toplantıya davet etti.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, belediye başkan adaylarının açıklanacağı tarihe ilişkin, “Ay sonu itibarıyla söylenmişti ama biraz esneyebilir bu. Çünkü teşkilatlarımız buraya geliyor, istişareleri yapıyoruz. Dolayısıyla takvimde bir esneme olabilir. Vaktimiz var, acelemiz yok.” dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezi önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu hafta parti genel merkezinde yoğun bir mesaisinin olduğunu ifade eden Çelik, yerel seçimlere hazırlık anlamında teşkilatların davet edildiğini, istişarelerin yapıldığını söyledi.
Teşkilatlar vasıtasıyla illerdeki vatandaşların politikalara ilişkin değerlendirmeleri ve taleplerinin ele alındığını belirten Çelik, seçimlerden Cumhur İttifakı’nın en güçlü şekilde çıkması için çalışmaların her boyutuyla değerlendirildiğini ifade etti.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında şu ana kadar Ankara, Adana, İzmir, İstanbul, Balıkesir, Samsun, Bursa, Denizli, Kayseri, Kocaeli, Sakarya, Gaziantep, Ordu, Malatya ve Trabzon illerinde temayül çalışmalarının tamamlandığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takdirlerine bağlı olarak diğer illerle de önümüzdeki günlerde bu çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teşkilat Başkanlığımız, arkadaşlarımızı Cumhurbaşkanımızın takvimine göre buraya davet ediyorlar ve derinlemesine bir istişare gerçekleşiyor. Teşkilatlarımızın güçlü bir şekilde seçimlere hazırlandığını ve bu seçimlerden Cumhur İttifakı’nın en güçlü şekilde çıkması için illerde Cumhur İttifakı’nın birlik ve beraberliğini koruyacak şekilde çalışmalarını, temaslarını sürdürdüklerini değerlendiriyoruz. Genel seçimlerden sonra bu yerel seçimleri, bütün bu başarıların tamamlanması, taçlanması bakımından bunu son derece önemli görüyoruz. Türkiye’nin bu seçimden sonra da çok önemli gündemleri olacak. Bütün o gündemlere, bu büyük başarıya imza atmış olarak devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze temasları devam ediyor
Sözcü Çelik, bütün bu yoğunluk içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış siyasetle ilgili en önemli gündem maddesinin Gazze olduğunu dile getirdi.
Erdoğan’ın Gazze ile ilgili temaslarını sürdürdüğünü, yapılan temasların basın mensuplarıyla paylaşıldığını ifade eden Çelik, “Gazze’deki bu insanlık dışı durumun sona ermesi, iki devletli çözüme giden yolun açılması aynı zamanda da Gazze’de bu soykırıma imza atanların cezalandırılması yönündeki siyasi iradesini devam ettirerek uluslararası düzeydeki temaslarına devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın aldığı bu inisiyatif çerçevesinde bütün bu görüştüğü devlet başkanlarıyla yakın istişaresi devam edecek. Gazze’deki bu insanlık dışı durumun sona erdirilmesi ve sorumluların cezalandırılması yönündeki diplomasi devam edecek. Esas olan bütün bu insanlık dışı durum sona erdikten sonra iki devletli çözüme giden yolun açılması.”
Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin yaşandığı illerle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaları yakından takip ettiğini, cumartesi günü depreme hazırlıkla ilgili İstanbul’da bir toplantı gerçekleştirileceğini bildirdi.
“Seçim beyannamesiyle ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz”
Belediye başkan adaylarının ne zaman açıklanacağına ilişkin soru üzerine Çelik, şunları söyledi:
“Ay sonu itibarıyla söylenmişti ama biraz esneyebilir bu. Çünkü teşkilatlarımız buraya geliyor, istişareleri yapıyoruz. Dolayısıyla takvimde bir esneme olabilir. Vaktimiz var, acelemiz yok. Önemli olan seçimlere rahat bir şekilde hazırlanabilecek şekilde bütün bu istişarelerin en derin istişare anlamında yapılması. Biz her seçimde seçim beyannamesi hazırlıyoruz. Seçim beyannamesiyle ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Seçimde yaptığımız bütün faaliyetlerle ilgili farklı birimlerimiz üzerlerine düşen faaliyetleri yapmaya devam ediyor.”
(Sürecek)
]]>