ŞANLIURFA’da yenileme çalışmaları sırasında devrilen direğin altında kalan işçilerden Ömer Uğraş (40) hayatını kaybetti, Mehmet Kılıç (37) yaralandı.
Olay, öğle saatlerinde Gelibolu Mahallesi’nde meydana geldi. Elektrik dağıtım şirketi tarafından yürütülen direk yenileme çalışmaları sırasında, vinçle kaldırılan tonlarca ağırlığındaki direk, çalışma yapan işçilerin üzerine devrildi. İhbarla bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından direğin altından çıkarılan işçiler Ömer Uğraş ve Mehmet Kılıç, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ömer Uğraş kurtarılamazken, Mehmet Kılıç’ın hastanedeki tedavisi sürüyor. Vinç operatörü C.D. gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİİRT – Siirt İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği, kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik farkındalık etkinliklerine devam ediyor. Gerçekleştirilen son etkinlikte, Siirt Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü kadın judo takımı sporcuları da yer aldı.
Etkinlikte, kadınların en güçlü savunma tekniklerinden biri olarak bilinen tek dokunuşla KADES uygulaması tanıtıldı. Etkinlikte katılımcılara KADES uygulamasının nasıl kullanıldığı ve şiddet anında nasıl yardım alabilecekleri gösterildi. Etkinlik sırasında, “Şiddete dur demek için KADES’i indir, harekete geç” mesajı verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beylikdüzü Belediyesi, Medicana Sağlık Grubu iş birliğiyle “Menopoz Okulu” seminerleri düzenledi. İki bölümden oluşan seminer ve söyleşilerin ilk bölümünde; diyetisyen Melek Aksoylu, ortopedi ve travmotoloji uzmanı Osman Görkem Muratoğlu ve kadın hastalıkları uzmanı Op. Dr. Burak Demirdelen, ikinci bölümünde ise psikolog Tuğçe Çolakoğlu, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Mehmet Fatih Kaya ve nefes teknikleri uzmanı ve psikolog Özge Aygan tarafından katılımcılara menopoz döneminde karşılaşabilecekleri sorunlar ve bu sorunlarla baş etme yolları anlatıldı.
‘Günde en az 30 dakika yürümezseniz, kilo almanız kaçınılmaz”
Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen söyleşinin ikinci bölümünde menopoz psikolojisinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Tuğçe Çolakoğlu, kadınların yüzde 75’inin duygusal zorlanmalardan mustarip olduğunu ve uyku bozukluğunun baş edilmesi gereken en büyük sorun olduğunu açıkladı. Bu dönemde östrojen seviyesinin düşüşüne bağlı olarak vücut formunu korumanın zorlaştığını hatırlatan Mehmet Fatih Kaya ise “günde en az 30 dakika yürümezseniz, kilo almanız kaçınılmaz” dedi. Son olarak doğru nefes almanın önemini anlatan Tuğçe Çolakoğlu ise şunları söyledi: “Doğru nefes alırsanız kandaki oksijen miktarı artar, kronik ağrılarınız azalır. Metabolizmanız da hızlanır ve kilo vermekte zorlanmazsınız. Kaygılarınız azalır, zihniniz sakinleşir ve karar mekanizmanın işlemeye başlar.” – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’nın Hint Okyanusu’ndaki denizaşırı toprağı Mayotte Adası’nı geçtiğimiz hafta vuran Chido Kasırgası’nda can kaybı artıyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, kasırgada hayatını kaybedenlerin sayısının 31’e yükseldiği, 200’ünün durumu ciddi olmak üzere bin 500’den fazla kişinin ise yaralı olduğu belirtildi. Arama ve kurtarma ekipleri kayıpları bulmak için çalışmalarını sürdürürken, kasırgadan etkilenenlere yiyecek ve su dağıtımı yapılıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kasırganın yol açtığı yıkımı incelemek ve yetkililerden bilgi almak üzere adaya geldi. Macron’un ziyareti çerçevesinde adaya 4 tonluk gıda ve tıbbi malzeme yardımı getirildi.
Mayotte’deki kasırgada can kaybı sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. – PARİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU’da, yaya geçidinden elektrikli bisikletiyle geçerken kamyonetin çarptığı Esma Kaba (40), hayatını kaybetti.
Kaza, saat 12.00 sıralarında, Umutkent Mahallesi İzzet BaysalDevlet Hastanesi Bulvarı’nda meydana geldi. M.A.E. yönetimindeki 14 EV 311 plakalı kamyonet, yaya geçidinden elektrikli bisikletiyle karşıya geçmeye çalışan Esma Kaba’ya çarptı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan Kaba, sağlık ekibinin ilk müdahalesi sonrası İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi’ne kaldırıldı. Kaba, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Kamyonet sürücüsü M.A.E., gözaltına alındı.
Kazaya ilişkin soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, akşam saatlerinde İslahiye Devlet Hastanesi acil servisinde meydana geldi. İddiaya göre, emekli polis memuru M.K., rahatsızlığı nedeniyle geldiği acil serviste tedavi olduktan sonra bekleme salonuna geçti. Salonda bir süre yakınlarıyla telefon görüşmesi yaptığı öne sürülen şahıs, daha sonrasında ise üzerindeki beylik tabancası ile kafasına ateş etti. Olay sonrası acildeki doktorların müdahalesine rağmen şahıs hayatını kaybetti. Cenaze, polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından morga kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’den Samsun’a giden Mehmet Mert Tekeli idaresindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkisinde yoldan çıktı.
Tır, sürüklenip yol kenarındaki reklam panosuna çarparak şarampole devrildi.
Araçta sıkışan sürücü, Samsun Büyükşehir Belediyesi Havza İtfaiye Gurup Amirliği ekiplerince çıkarılarak, sağlık ekibi tarafından Havza Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAKANLIK, TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALDI
Daily Mail’de yer alan habere göre; Bakanlık, benzer bir olayın tekrarlanmaması için önlemler aldığını açıkladı. Personel eğitimi, laboratuvar prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve izinlerin denetlenmesi bu önlemler arasında yer alıyor. Yetkililer, materyallerin doğru şekilde saklanmasını ve kaydının eksiksiz tutulmasını sağlamak için laboratuvar çalışanlarına yönelik denetimleri artıracak.
KAYIP ÖRNEKLER İMHA EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ?
Queensland Baş Sağlık Yetkilisi John Gerrard, kayıp virüs örneklerinin halk için minimal bir risk oluşturduğunu belirtti. Dr. Gerrard, “Düşük sıcaklıklı bir dondurucu dışında saklanan virüs örnekleri hızla bozulur ve enfekte edici özelliklerini kaybeder” dedi. Ayrıca, kayıp örneklerin büyük olasılıkla rutin laboratuvar prosedürü olan otoklavlama yöntemiyle imha edilmiş ancak bu işlemin kaydedilmemiş olabileceğini vurguladı.
İNSANLARDA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEYEN VİRÜS
Dr. Gerrard, Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirus enfeksiyonuna rastlanmadığını ve Hantavirus’un Avustralya’da insanlarda hiç görülmediğini söyledi. Bu durum, kamuoyundaki endişeyi hafifletmek için bir güvence olarak sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra’dan Çorum’a yaş sebze taşıyan Selçuk Kabakçı yönetimindeki 50 ADD 863 plakalı kamyonun arka lastiği, Yenimahalle Mahallesi Atakent Cami yakınlarında yerinden fırlayarak önce trafik direğine daha sonra da otobüs durağında bekleyen Feyzanur Katar’a (27) çarptı.
Teker, olay yerinden o sırada geçen 37 AAG 986 plakalı başka bir kamyona çarparak durabildi.
Çarpmanın etkisiyle otobüs durağındaki camlar kırıldı genç kız yaralandı.
Katar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Servis ambulansıyla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Sürücü ise ekipler tarafından gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Mersin’den Samsun yönüne seyir halinde olan Mert Tekeli yönetimindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkiinde direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu kontrolden çıktı. Yoldan çıkan tır, bir süre ilerledikten sonra yol kenarındaki reklam panosuna çarparak uçuruma yuvarlandı.
Kazanın ardından olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücü Mert Tekeli, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Havza Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle her ay tedaviye alınan çocuk sayısının 4 bini geçtiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dujarric, Gazze’deki insani yardım ortaklarının un dağıtımı yaptığını belirterek, her aileye stoklar yenilendikçe 25 kilogram un vermeye çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, Deyir Balah’da 25 kilogram unun fiyatının 280 dolar civarına çıktığını ve Gazze’ye daha fazla gıda yardımı yapılmasının derinleşen açlıkla müdahale için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gazze’de 5 yaş altı 346 bin çocuktan 151 bininin yetersiz beslenme için sağlık taramasından geçirildiğini aktaran Dujarric, temmuz ayından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye alınan çocuk sayısının her ay 4 bini geçtiğini bildirdi.
BM ve ortaklarının çocuklara tamamlayıcı besin ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Dujarric, tüm engellemelere rağmen 146 bin çocuğa ulaşabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra Devlet Hastanesi bahçesinin inşaat çalışmaları sonrası güzel bir görünüme kavuşması için düzenleme ve ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi.
Bafra ve Alaçam Orman İşletme müdürlüklerinin katkılarıyla temin edilen fidanlar, Bafra Devlet Hastanesi bahçesinde toprakla buluşturuldu.
Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, diktikleri fidanlarla gelecek nesillere daha yeşil bir çevre bırakmayı amaçladıklarını kaydetti.
Etkinliğe Bafra Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, Alaçam Orman İşletme Müdürü Ali Hakan Çelik ile hastane personeli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Çeşme ilçesinde, evlerinde yaktıkları sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen Mustafa ve Saliha Arda çifti hayatını kaybetti.
Olay, Germiyan Mahallesi’nde meydana geldi. Mustafa ve Saliha Arda çiftinden haber alamayan yakınları, oturdukları eve gitti. Yakınları, burada kapının açılmaması üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çilingir yardımıyla eve giren ekipler, Mustafa ve Saliha Arda’nın yerde hareketsiz yattığını gördü. Olay yerinde yapılan incelemede, çiftin hayatını kaybettiği belirlendi. İlk belirlemelere göre, çiftin sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendiği öğrenildi. Çiftin cenazesi, incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, akşam saatlerinde Adıyaman’ın Sincik ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, R.K. yönetimdeki 02 D 8124 plakalı minibüs, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun kenarına savruldu. Kazada sürücü ile A.Ü., O.Y., A.Ö., H.Ö., H.I., O.K., A.I., M.Ö. yaralandı. Yaralılar, olay yerine gelen 112 sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Sincik ve Kahta Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralılardan A.I. ve M.Ö., Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği ve sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre kaza, Nihat Kantarcı Caddesi üzerinde saat 21.30 sıralarında meydana geldi. Çarşı merkezinden gelen S.A. idaresindeki 67 ZF 622 plakalı otomobil, Barbaros Caddesi’ne girmek üzere iken Nadır mevkiinden çarşı istikametine giden M.B. yönetimindeki 67 ADP 787 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada motosiklette sürücüsü M.B. ile yolcu E.Ç. yaralandı.
Bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık ile polis ekibi sevk edildi. Yaralılar, kişi sağlık ekiplerinin ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Çaycuma Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Öte yandan kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Polis kazayla ilgili inceleme başlattı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) ‘Küresel İnsani Yardıma Genel Bakış 2025’ başlıklı raporunu açıkladı. Fletcher, dünya genelinde, 305 milyon kişinin gelecek yıl insani yardıma ihtiyaç duyacağı tahminini paylaşarak, BM ve insani yardım ortaklarının, dünya genelinde 190 milyon kişiyi desteklemek için 2025’te 47 milyar dolar tutarında yardım çağrısı başlattığını ifade etti.
150 MİLYON KİŞİ YARDIMLARDAN MAHRUM KALACAK
Dünyanın yangın yeri olduğunu söyleyen Fletcher, en savunmasız olan kadın, çocuk ve engellilerin, en büyük bedelleri ödediğine dikkat çekerek, ihtiyaç sahibi diğer 150 milyon kişiye ulaşmayı çok istediklerini fakat mevcut fonla bunun mümkün olmadığını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehir turu, Menteşe Cumhuriyet Meydanı’ndan start aldı. Ekip araçlarının siren eşliğinde katıldığı etkinlikte, sağlık ve acil hizmetlerin önemine dikkat çekildi.
Ambulanslar, itfaiye araçları, jandarma ve polis ekip araçları ile AFAD’a ait araçların yer aldığı konvoy, Menteşe’nin sokaklarında tur atarak vatandaşlara 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nin hayati önemi konusunda farkındalık mesajı verdi.
1-7 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında çeşitli farkındalık etkinliklerinin devam edeceği belirtilirken, yetkililer acil durumlarda 112’yi doğru kullanmanın önemine bir kez daha dikkat çekti.
Şehir turu, Menteşe’nin sokaklarını dolaştıktan sonra sona erdi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİJİTAL BİYOPSİ KAVRAMI İLE LİTERATÜRE GİRMİŞTİ
Ekibiyle geliştirdiği ‘DISCO Transparency’ adlı özel tekniği ile memeli bir hayvan olan deney faresinin tamamı ile kalp, göz, pankreas gibi bazı insan organ ve dokularını şeffaflaştırıp, dijital olarak haritalandırmayı başaran, ‘dijital biyopsi’ kavramını literatüre sokarak tıp dünyasında çığır açan Prof. Dr. Ali Ertürk, ses getiren yeni bir araştırmaya daha imza attı. Almanya’nın Münih eyaletinde, Ludwig Maximillian’s Üniversitesi Helmholtz Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Direktörü olarak çalışmalarını yürüten Genetik ve Nörobilim Uzmanı Prof. Dr. Ertürk ve ekibi, önce kafatasının sadece beyni koruyan sert bir kask olmadığını, beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdi. Kafatası ile beyin arasında yer alan ‘gizli geçitlerde’ bulunan yüzbinlerce savunma hücresinin, birdenbire beyne girebildiğini keşfeden Prof. Dr. Ertürk’ün araştırması, geçtiğimiz yıl dünyanın en saygın bilim dergilerinden Cell’de yayınlandı. Prof. Dr. Ertürk, koronavirüsün, bu mekanizmayı kullanarak beyne sızabileceği hipotezinden hareketle yeni bir çalışma daha başlattı ve bunun için yüzlerce hastanın verisi incelendi. Uzamış Covid (Long Covid) hastaları ile uzamış Covid yaşamayan hastaların beyin sıvılarından alınan örnekler karşılaştırıldı, Covid’den ölen onlarca hastanın kadavrası, kafatası ve beyin örnekleri DISCO Transparency yöntemiyle dijitalleştirilerek incelendi. Geçtiğimiz hafta Cell Host & Microbe dergisinde yayınlanan araştırma, ürkütücü bir gerçeği ortaya çıkardı. Koronavirüsün insan hücresine girebilmek için kullandığı spike proteinleri, kafatasındaki bu gizli geçitlerde ‘çöp gibi’ birikiyor, hatta yıllarca burada gizlenerek beyin yüzeyine sızabiliyor.

VİRÜSÜN VÜCUTTAKİ FOTOĞRAFINI ÇEKTİ
Helmholtz Enstitüsü’ndeki laboratuvarlarının kapılarını Demirören Haber Ajansı’na açan ve yeni araştırmanın detaylarını ilk kez DHA’ya anlatan Prof. Dr. Ertürk, virüsün spike proteininin, hastalık atlatılsa bile yıllarca beynin koruyucu katmanlarında, kafatası kemik iliğinde kalabildiğini vurguladı. Ertürk ayrıca DISCO Transparency tekniği ile virüsün vücutta nerelere yerleştiğini en ince ayrıntısına kadar fareler üzerinde göstermeyi başardı. Üç boyutlu haritalandırma sayesinde Wuhan’da ilk çıkan orijinal virüsün sadece akciğerlere yerleştiği, daha sonraki varyantların ise mideden kalbe, akciğerden böbreklere, hatta testis ve yumurtalıklara kadar neredeyse her organa yerleşebildiği görsel olarak da ortaya konuldu. İnfluenza yani grip virüsü sadece akciğere yerleşirken koronavirüsün neredeyse tüm vücuda yayıldığını kaydeden Prof. Dr. Ertürk, Covid’in sadece beyin ve kalp hastalıklarını değil, böbrek, karaciğer gibi başka organları da etkileyen pek çok hastalığın artmasına da yol açacağını vurguladı.

UZAMIŞ KOVİD’İN SIRRI, ÇÖP GİBİ BİRİKEN PROTEİNLER
Prof. Dr. Ertürk, şunları söyledi: “Kafatasını bu zamana kadar hep bir kasket gibi, sadece beyni koruyan bir görevi olduğu düşünülüyordu. Bu konudaki ilk çalışmamızda bunun böyle olmadığını, kafatasının beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdik. Çünkü kafatasında küçük küçük kapılar var. Kafatasındaki hücreleri beyne bağlayan kapılar. Bunu şeffaflık ve üç boyutlu taramalar sayesinde gösterdik. Bu araştırmamız Cell dergisinde yayınlanmıştı. Bu çalışmanın ardından bu kapıların başka hastalıklarda da etkili olup olmayacağını araştırmak istedik. Özellikle koronavirüsü merak ettik. Acaba oralarda toplanıp beyne girebiliyor mu diye bir hipotezi araştırmaya başladık. Yüzlerce hastanın verisi ile çalıştık. 50’nin üzerinde Covid sonrası hayatını kaybetmiş hastanın kadavrasında kafatasını inceledik. 60’a yakın hala hayatta olan Long Covid (uzamış Covid) hastası ile uzamış Covid yaşamayan hastalara göre bu tür inflamasyon ve nöronlara zarar veren proteinlerin arttığını fark ettik. Bu çalışma gerçekten önemli çünkü koronavirüsün spike proteininin vücutta bu kadar uzun süre kaldığı bilinmiyordu, bunu kesin olarak kanıtlamış olduk. Long Covid dediğimiz korona sonrası oluşan hastalıkların belki de yüzde yüzünün vücutta artmış, çöp gibi etrafta kalan proteinler nedeniyle oluştuğunu gösterdik.”

‘YILLARCA YOK OLMAYIP SAKLANMASI ÜRKÜTÜCÜ’
Prof. Dr. Ertürk, “İşin ürkütücü kısmı, buralardaki spike proteinler yok olmuyor. Seneler boyunca kafatasının o bölgelerinde saklı duruyor ve beyne geçiş yapabiliyorlar. Beyne geçtikleri zaman da hem inflamasyon hem de damar bozukluklarına, parçalanmalarına neden oluyor. Bu da ne demek? Beynin sağlıklı halini (bağışıklığını) aşağı çekiyor. Beynin dış kısmı, korteks dediğimiz bölgenin, iç kısımlarına göre daha çok etkilendiğini gördük. Çünkü kafatasına daha yakın bu bölge. Beyin yüzeyi bizim düşüncemizi, hafızamızı, karakterimizi, birçok şey kontrol eden bölgelerin olduğu bir yer. Bu etki hem yeni nörolojik hastalıkların sıfırdan ortaya çıkmasına neden olabilir hem de var olan yatkınlıkları tetikleyebilir. Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla depresyon, şizofreni gibi nöropsikiyatrik hastalıklarda artış yaşanabilir” diye konuştu.

‘UZAMIŞ COVİD’İN, PANDEMİDEN DAHA BÜYÜK ETKİSİ OLABİLİR’
Hayvan modellerinde yine şeffaflığı kullanarak virüsün vücutta nerelerde yayıldığını da çalıştıklarını kaydeden Ertürk, şu bilgileri verdi: “Burada da gördük ki influenza virüsü sadece akciğerde kalıyor. Aynı şekilde ilk çıkan koronavirüs tipi olan Wuhan virüsü de akciğeri tutuyor. Ama Delta ve Omicron’dan sonraki varyantlar bütün vücuda yayılıyor. Aslında korkutucu bir resim bu bilgiye baktığınızda. Çünkü virüs bir şekilde varyantlarla hem vücuda daha çok yayılma hem de beyne daha çok ulaşma şeklinde bir hedef oluşturmuş durumda. Varyantlar çeşitlendikçe vücutta değişik dokulara ulaşma kapasitesi de artıyor. Gençler bile artık çok erken yaşlarda bazı hastalıklara yakalanabilir vücutta biriken bu spike proteinleri yüzünden. Kalp hastalıklarındaki artışın muhtemelen sebebi de vücuda yayılan koronavirüs spike proteinleri aslında, çalışmamızda bunu net olarak gösterdik. Şu an dünyanın yaklaşık yüzde 60’ı Covid geçirmiş durumda. 4 milyardan fazla insan demek bu. Bunların da yüzde 10 ila 15’inde uzamış Covid olduğu düşünülüyor. Yani 400 ila 600 milyon kişi, Long Covid olabilir. Long Covid’in etkisi maalesef artacak. Belki Covid’den çok daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fatih Mahallesi Vatan Caddesi’ndeki bir apartmanın çatısında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye polis, sağlık, itfaiye, AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin güvenlik önlemi aldığı caddede, bina sakinleri tedbir amacıyla tahliye edildi.
Dumandan etkilenen bazı vatandaşlara sağlık ekipleri müdahalede bulundu. İtfaiye ekiplerine dumandan etkilenmelerini önlemek için ayran dağıtıldı.
Ekiplerin yaklaşık 1,5 saat süren müdahalesiyle söndürülen yangın nedeniyle çatıda hasar oluştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, soğuk kış günlerinin başlaması nedeniyle özellikle şehir merkezinden uzak ve soğuk havanın etkisini daha çok gösterdiği yüksek rakımlı bölgelerde sokak hayvanlarının beslenme ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışma yürütüyor.
Bu kapsamda ekiplerce belirlenen noktalara, kedi ve köpekler için mama bırakılıyor.
Ayrıca ekipler, sokak hayvanlarının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde gerekli denetim ve kontrolleri sürdürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siber Suçların gerçekleşmeden engellenmesi, maddi manevi zararların en aza indirgenmesi, farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri yapılması amacıyla oluşturulan SİBERAY Programı kapsamında; vatandaşlar Çevrimiçi Dolandırıcılık, Yasadışı Bahis, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Yöntemleri, Siber Zorbalık, İnternette Kişisel Güvenlik ve Bilinçli İnternet Kullanımı, Sosyal Medya Kullanımı ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar, Siber Suçlar konularında bilgilendirildi.
Yapılan çalışma kapsamında TRT Radyosunda, Kazım Karabekir Stadyumu’nda, Erzurum Büyükşehir Belediyesine dijital panolarda ve alışveriş merkezlerine ait dijital panolarda halkın bilinçlendirilmesi için yayınlar yapılarak, Kıraathane, çay evleri ve iş yerlerinde, Üniversiteler ve halkın yoğun olduğu alanlarda stantlar kuruldu, broşür dağıtımı yapılarak halkın görebileceği uygun yerlere afişler asıldı. Palandöken Kaymakamlığı paydaşlığında sinema etkinliği düzenlenirken kentte bulunan kurum çalışanları, muhtarlar ve imamlara, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyindeki okullarda öğrenci, öğretmen ve velilerin katılımı ile seminerler düzenlendi.
Yapılan etkinlikler kapsamında toplam 67 bin 267 vatandaşa ulaşılırken, Siberay Programı kapsamında halkı bilgilendirme faaliyetlerinin kararlılıkla devam edeceği belirtildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HACETTEPE Teknopark’ta yer alan BenPetto, evcil hayvan sağlığının dijital platformdan takip edileceği ‘Pet Nabız’ Sistemi’ni hayata geçirdiğini duyurdu. Sistem, evcil hayvan sağlığını dijital bir platformda yöneterek hem evcil hayvan sahiplerine hem de veterinerlere büyük kolaylık sağlıyor.
BenPetto’nun sunduğu sistem, insanlardaki e-Nabız sistemine benzer şekilde evcil hayvanların tüm sağlık bilgilerini dijital ortamda topluyor ve kullanıcıların erişimine açıyor. Aşı geçmişlerinden tedavi notlarına, muayene kayıtlarından acil durum müdahalelerine kadar her bilgi, evcil hayvan sahiplerinin ve veterinerlerin parmaklarının ucunda olacak şekilde düzenleniyor.
‘HEM EVCİL HAYVAN SAHİPLERİNE HEM VETERİNERLERE DESTEK’
Firma Yetkilisi Gökhan Hocaoğlu, “BenPetto’nun Pet Nabız Sistemi, toplumun her kesimi için önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Evcil hayvan sahipleri, sevdikleri dostlarının sağlığını güvenle takip ederken; veterinerler de hasta geçmişine daha hızlı ulaşarak daha kapsamlı sağlık hizmetleri sunabiliyor. Bu sistemle birlikte, Türkiye’de evcil hayvan sahiplenmenin daha bilinçli ve sorumlu bir şekilde yapılması da teşvik ediliyor. Türkiye genelinde büyük ilgi gören bu yenilikçi sistem, yalnızca bir teknoloji uygulaması değil; aynı zamanda toplum sağlığına, hayvan haklarına ve refahına hizmet eden bir girişim olarak geniş bir yankı uyandıracağa benziyor” dedi.
Şirketten yapılan açıklamada uygulama ile ilgili şu bilgilere yer verildi:
“Sağlık bilgilerine kolay erişim imkanı, hayvanların doğru bakım almasını ve ihtiyaç duyduklarında en hızlı şekilde tedavi edilmelerini mümkün hale getiriyor. Veterinerler, anlık verilere ulaşarak daha etkili tedavi kararları alabiliyor ve evcil hayvan sahipleri de dostlarının sağlık durumunu düzenli olarak takip edebiliyor.
Bu dijital yenilik sayesinde, hayvan refahı konusunda farkındalık artarken, özellikle acil müdahale gerektiren durumlarda veterinerler hayati önem taşıyan bilgilere anında ulaşabiliyor. Böylece evcil hayvanların yaşam kalitesi yükseliyor ve toplumda evcil hayvan sahiplenme oranlarının artmasına da katkı sağlanıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Balık ve Vahşi Yaşam Enstitüsü (USFWS), zürafaların ‘Nesli Tehlike Altındaki Türler Sözleşmesi’ (Endangered Species Act) kapsamında kanunla koruma altına alınması için çağrıda bulundu.
USFWS’den yapılan açıklamada, zürafaların nesillerinin tehlike altında olduğu belirtilerek ilk kez koruma çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada yapılan çağrının, Afrika’daki zürafa popülasyonlarının büyük oranda azalması ve türün doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yasa dışı avlanma, hastalıklar ve iklim değişikliği gibi tehditler sebebiyle yapıldığı belirtildi.
Bilim insanları, son 30 yılda zürafa popülasyonlarının yüzde 40 oranında azaldığını belirtiyor. Koruma önerisi, kamuoyunun 60 günlük bir değerlendirme sürecine katılmasını içeriyor. ABD’de bu süreçte bilimsel veriler toplanacak ve türün korunmasına yönelik daha somut adımlar atılacak.
Açıklamada bu çağrının, zürafaların yaşam alanlarının korunmasından yasa dışı ticaretin önlenmesine kadar birçok alanda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çektiği vurgulandı. USFWS, bu süreci kamuoyu, bilim insanları ve çevre kuruluşlarının katkılarıyla yürütmeyi planladığını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ‘listeria’ bakterisi nedeniyle bir bebeğin hayatını kaybettiğini duyurdu.
CDC, listeria bakterisi nedeniyle ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bir bebeğin hayatını kaybettiğini, dört eyalette 9 kişinin hastaneye kaldırıldığını ifade etti. Açıklamada, Kaliforniya, New York, Illinois ve New Jersey’de toplam 11 vakanın bildirildiği ifadeleri kullanıldı. CDC, bakterinin ‘Yu- Shang Food’ isimli markanın şarküteri ürünlerinden bulaşmış olabileceğini incelemelerin sürdüğünü belirtti.
LİSTERİA BAKTERİSİ NEDİR?
Listeria bakterisi, özellikle gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabilen bir bakteri türüdür. En yaygın türü Listeria monocytogenes’dir. Bu bakteri, genellikle süt ürünleri, çiğ etler ve işlenmiş etler gibi gıdalarda bulunabilir. Listeria’nın neden olduğu enfeksiyon, listeriyoz olarak bilinir. Listeriyoz, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, hamile kadınlar, yaşlılar ve bebekler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hamile kadınlarda bu enfeksiyon, düşük doğum yapma, erken doğum veya bebekte ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, karara ilişkin X’ten paylaşımda bulundu. Ghebreyesus, DSÖ’nün M çiçeği virüsüne karşı “LC16m8 aşısını” acil kullanım listesine eklediğini belirterek, bunun salgın bölgelerinde 1 yaş üstü çocuklar için listelenen ilk aşı olduğunu kaydetti.
“HAYATİ BİR ADIM”
“Bu, M çiçeği virüsü yayılmaya devam ederken özellikle çocuklar olmak üzere savunmasız popülasyonları korumak için hayati bir adımdır.” ifadelerini kullanan Ghebreyesus, son iki ayda, salgının merkezi olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki şüpheli tüm M çiçeği vakalarının yarısının 12 yaş altındaki çocuklar olduğunu hatırlattı. Ghebreyesus, “Bu yıl görülen şüpheli M çiçeği vakalarının toplam sayısı 40 bini aştı ve 1200 ölüm bildirildi. Burundi ve Uganda’daki salgınlar da genişliyor. 22 Kasım Cuma günü epidemiyolojik durumu ve devam eden müdahaleyi incelemek üzere Mpox Acil Durum Komitesini yeniden toplayacağım.” ifadelerini kullandı.
DSÖ, 13 Eylül’de M çiçeği virüsüne karşı ön yeterlilik alan ilk aşının Bavarian Nordic’in ürettiği “MVA-BN” olduğunu duyurmuştu. DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti. M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CANSIZ BEDENLERİ YATAK ODASINDA BULUNDU
Olay, Polatlı ilçesi Zafer Mahallesi Gordion Caddesi Sivrikaya apartmanında bulunan Ali Osman Er ve eşi Medine Er’in yaşadığı dairede meydana geldi. Er çiftinden haber alamayan komşuları tarafından eve itfaiye ekipleri çağırıldı. Camı kırarak içeri giren itfaiye görevlileri çiftin yatak odasında cansız bedeni ile karşılaştı.
BALIK YEDİKTEN SONRA ZEHİRLENMİŞLER
Olay yerinde polis ekipleri tarafından yapılan ilk incelemede, çiftin dün akşam yemeğinde balık yedikten sonra yattıkları ve gıda zehirlenmesi yüzünden hayatını kaybettikleri belirlendi. Haymana Demirözü köyü nüfusuna kayıtlı olan çiftin cenazeleri, otopsi yapılmak üzere adli tıp kurumuna gönderildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GüvenlikPolatlı3-sayfaSağlıkGüncelAnkara
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahmet Çakır (27) idaresindeki 09 AOJ 352 plakalı motosiklet, Yavuzköy Mahallesi’ndeki yolda karşı yönden gelen Gültekin Giray (47) yönetimindeki plakasız motosikletle çarpıştı.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Giray’ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Kazada Çakır ise yaralandı.
Ambulansla Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Çakır’ın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın İnegöl ilçesinde ambulans şoförü Mustafa Ç., hastaneden evine bıraktığı kadın hastanın oğlu O.K. (41) tarafından darbedildi. Şüpheli, polis ekiplerince gözaltına alındı.
Olay, saat 19.30 sıralarında Hamidiye Mahallesi Kavak Sokak’ta meydana geldi. Ambulans şoförü Mustafa Ç. ve Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Seçil S., İnegöl Devlet Hastanesi’nden sedye ile aldığı kadın hastayı ambulansla evine götürdü. Sağlık ekipleri evine götürdüğü kadın hastanın oğlu O.K. ile tartıştı. Yaşanan arbede sırasında ambulans şoförü Mustafa Ç.’ye yumruk atarak darbeden O.K., ardından tehditler savurdu.
Sağlık görevlilerinin ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Polis, şüpheli O.K.’yı gözaltına alırken, ambulans şoförü ile Acil Tıp Teknisyeni Seçil S., şikayetçi oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaağaç Mahallesi İkinci Kerte Sokak’ta İ.E.E.G. (29) yönetimindeki 64 AEB 814 plakalı panelvan, 4 yaşındaki Yasemin Gülcan’a çarptı.
Ağır yaralanan Gülcan, yakınları tarafından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.
Gülcan, buradaki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Olayın ardından hastaneye giden sürücü, polis ekiplerince gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATATÜRK Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Ayperi Öztürk, kasım ayının ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olduğunu hatırlatarak, Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 1 yılda yaklaşık 31 bin kişinin yeni akciğer kanseri tanısı aldığını ve 25 bine yakın akciğer kanserine bağlı ölüm bildirildiğini söyledi.
Doç. Dr. Ayperi Öztürk, akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer aldığını söyledi. Doç. Dr. Öztürk, “2022 yılı verilerine göre dünyada yaklaşık 2,5 milyon yeni akciğer kanseri tanısı konulmuş olup, bunların 1,8 milyon kadarı akciğer kanserine bağlı ölüm olarak bildirilmiştir. Bu oldukça yüksek bir rakam. Ülkemizde ise son 1 yılda Sağlık Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 31 bin kişi yeni akciğer kanseri tanısı almış. Yine ölümlere baktığımızda ise 25 bine yakın akciğer kanserine bağlı ölüm bildirilmiştir” dedi.
Doç. Dr. Öztürk, sigaranın akciğer kanseri için en önemli risk faktörü olduğunu söyleyerek, “Ancak sadece sigarayla sınırlı kalmadığını, tütün ve tütün ürünlerini kapsadığını söylemek daha doğru olacaktır. Sigaranın dışında nargile, özellikle elektronik sigaralar yine bu maruziyetin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Aslında sadece sigara içenler değil, içmeyenler de etkilenmektedir. Mesela bebeklerde, sigara içen annenin ya da içen babanın yanında yaşamak, anne aracılığıyla tensel temas nedeniyle de sigara içerisindeki nikotin ve benzeri yabancı maddeler ya da kanserojen maddelerden geçmektedir” diye konuştu.
Akciğer kanserinde bir başka önemli noktanın elektronik sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Öztürk, “Son dönemde özellikle gençler arasında popüler olarak ‘Sigara içmiyorum ama ben elektronik sigara içiyorum’ gibi bir algı yaratılmış durumda. Halbuki elektronik sigara içerisinde, sigaranın içinde olan nikotinin dışındaki kimyasal maddeler kadar zararlı kanserojen ve kimyasal maddeler bulunmaktadır. Gençler arasında sık tercih ediliyor ancak oldukça yanlıştır. Kesinlikle bu tür tütün ve tütün ürünlerini asla kullanmamak gerekir. Bir başka çevresel faktör de aslında hava kirliliği, radon gazı, asbest gibi tozsal maruziyetler. Özellikle deprem bölgesinde depremden sonra ortaya çıkan asbest tozları da ileriki yıllarda kanserojen madde olarak çıkabilecektir” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Öztürk, akciğer kanserinin erken dönemde şikayet ya da belirti vermeyebileceğini ifade ederek, “Bu nedenle yavaş seyreder ve geç dönemde genellikle hastalarımız tanı almaktadır. Erken teşhis konulduğunda önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık, yaklaşık yüzde 70 oranında sağ kalım mevcuttur. Hatta bunu çok erken tanı dediğimiz; enstitü aşamasında yakaladığımızda yüzde 100 olmakta. Hastalığın tedavisi için yeni tedavilerden, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerden bahsedebiliriz. Aslında halk arasındaki başka bir deyişle aşı tedavileri ve akıllı ilaçlar bu gruba dahil olmaktadır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK dönemindeki düzensiz uykunun yaşlılıkta beyin sağlığı için ciddi riskler oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Vedat Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” dedi.
Uyku düzensizliğinin hayatın her anını etkilediğini ifade eden Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Vedat Göral, “Kalitesiz bir uyku gençlikte anlaşılmasa da yaşlılık döneminde ciddi hastalıkları da beraberinde getiriyor. Beyinde bulunan glimfatik sistem, uykusuz kalan kişilerde yeteri kadar çalışmadığı için beynin fonksiyonlarının bozulmasını, beynin küçülmesini, demansı ve hafıza kaybını tetikliyor. Uyku düzenine genç yaşlarda özen göstermenin, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı için kritik önem taşıyor” diye konuştu.
‘UYKU KALİTESİ BEYİN SAĞLIĞINI KORUYOR’
Sağlıklı bir beyin için düzenli uyku süresinin ideal seviyede olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.
GLİMFATİK SİSTEMİN ETKİSİ VE UYKU ÖNERİLERİ
Uyku düzeninin beyindeki glimfatik sistemin sağlıklı çalışmasını desteklediğini ve bu sistemin uyku sırasında toksinleri temizlediğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, ideal uyku süresinin 7 saat olduğunu belirtti. Prof. Dr. Göral, “Gereğinden fazla veya eksik uyku, beyin sağlığı açısından zararlı. Oda sıcaklığı, ışık koşulları gibi etkenler de uyku kalitesini artırmak için dikkate alınmalıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATMAN’da sürücüsünün ‘dur’ ihtarına uymadığı hafif ticari araçta 30 kilo 550 gram skunk ele geçirildi, 4 şüpheli tutuklandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphe üzerine hafif ticari aracı durdurmak istedi. Sürücü, polis ekiplerinin ‘dur’ ihtarına uymadı ve girdiği arazide aracıyla kaza yapınca yakalandı. Araçtaki H.Y., M.F.Y., A.Ç. ve Y.Ç. gözaltına alınırken, aramada 30 kilo 550 gram skunk ele geçirildi. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, otoyolun karşısına geçmeye çalışırken yolcu otobüsünün çarpması sonucu hayatını kaybeden 2 çocuk annesi Elif Kanderun’un (52), alzheimer hastası olduğu ve ailesinin 2 hafta önce polise kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.
Kaza, saat 00.30 sıralarında Gebze-Orhangazi- İzmir Otoyolu Alaşar Mahallesi mevkisinde meydana geldi. İzmir istikametine seyir halinde olan Şeref G. (26) yönetimindeki 46 AJS 600 plakalı şehirlerarası yolcu otobüsü, otoyolda yolun karşısına geçmeye çalışan Elif Kanderun’a çarptı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı kadın, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla kaldırıldığı BursaŞehir Hastanesi’nde, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
AİLE 2 HAFTA ÖNCE KAYIP BAŞVURUSUNDA BULUNMUŞ
Elif Kanderun’un Alzheimer hastası olduğu ve 2 hafta önce Osmangazi ilçesi Alemdar Mahallesi’ndeki evinden çıktıktan sonra, kendisinden haber alınamadığı ve ailesinin polise kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. 2 çocuk annesi Kanderun, bugün Hamitler Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Öte yandan otobüs şoförü Şeref G., ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, eğitim faaliyetleri kapsamında Ferizli Tekstil İşverenler Sendikası Halit Narin Ortaokulu öğrencileriyle bir araya geldi.
Öğrencilere trafikte uyulması gereken kuralları anlatan ekipler, uyuşturucunun zararları hakkında da bilgilendirme yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’ın Arsuz ilçesinde dün çıkan orman yangını, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle 20 saat sonra kontrol altına alındı. Yangında 95 hektar alan zarar gördü.
Arsuz ilçesi Kozaklı Mahallesi’ndeki ormanda, dün saat 11.00 sıralarında bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman bölge müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Alevlere 2 helikopterle havadan, 152 araç ve 479 personelle karadan müdahale edildi. Güvenlik amacıyla yangın bölgesindeki evler tahliye edildi. Alevler, Harlısu mevkisinde 4 eve sıçradı. Alınan önlemler sayesinde ölen ya da yaralanan olmadı. Adana, Osmaniye, Kilis ve Gaziantep’ten de bölgeye takviye ekipler sevk edildi. Dün havanın kararmasıyla helikopterle müdahale durdu.
Bugün sabahın ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı. Ekiplerin yoğun çabası sonucu yangın, 20 saat sonra, saat 07.00 sıralarında kontrol altına aldı. Yangında 95 hektar alan zarar görürken, bölgedeki soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALGININ NEDENİ KIYILMIŞ SOĞANLAR MI?
Baird analisti David Tarantino salgının tüketici duyarlılığı ve ABD’deki satışlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardı. Tarantino sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve medyanın ilgisinin sonuçları belirleyeceğini belirtti. Colorado Tarım Bakanlığı salgının muhtemel nedeni olarak hamburgerlerde kullanılan kıyılmış soğanları gösterdi. Soğanların, Taylor Farms tarafından tedarik edildiği bildirildi.
ÜRÜNÜN SATIŞI DURDURULDU
McDonald’s, 23 Ekim’den itibaren bazı restoranlarında Quarter Pounder satışını durdurdu ve bu hafta ürünü menüye yeniden eklemeyi planlıyor. Wedbush analistleri, salgının etkilerinin sınırlı ve kısa süreli olmasını beklerken, diğer analistler ise McDonald’s’ın önceki E. coli vakalarından daha az etkileneceğini öngörüyor.
SATIŞLARIN YENİDEN CANLANMASI ZORLAŞABİLİR
Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, McDonald’s’ın küresel mağaza satışlarının yüzde 0,72 düşmesi ve hisse başına kazancın 3,20 dolar olması bekleniyor. Haziran ayında başlatılan 5 dolarlık yemek kampanyası, müşteri trafiğinde toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak salgın nedeniyle olumsuz tanıtımın uzaması, satışların yeniden canlanmasını zorlaştırabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yürütülen çocuk felci kampanyasına ara verilmesinden endişe duyduğunu bildirdi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, daha fazla çocuk felç olmadan salgının durdurulması gerektiğini belirtti.
Gazze’nin kuzeyinde artan şiddet ve erişim engelleri nedeniyle aşı kampanyasının ertelendiğini vurgulayan Guterres, “Bundan derin endişe duyuyorum” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON’da karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede Hasan O.’nun (64) karnından 26 kiloluk tümör çıkarılan ameliyatta yer alan Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik, “Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey” dedi.
Kentte 2 hafta önce Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne karın ağrısı ve yürüme güçlüğü şikayetiyle giden Hasan O. tedaviye alındı. Genel Cerrahi Polikliniği’nde yapılan tetkiklerde hastanın karın içi organlarını baskılayan kitle tespit eden hekimler Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Aydın Aktaş, ekibi ile ameliyat kararı aldı. Yaklaşık 1,5 saat süren operasyonla, hastanın karnının sol kısmından 26 kilo ağırlığında tümör çıkarıldı. Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlem altında tutulan hastanın durumunun iyi olduğu bildirildi.
‘DEV BİR TÜMÖR OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Dev bir kitle ile karşılaştıklarını söyleyen Dr. İsmet Çelik, “Hastamız yaklaşık 15-20 gün önce bize müracaat etti. Hastanın müracaatının sebebi, karında gerginlik, karın ağrısı, karın şişkinliği ve yürümede zorluk nedeniyle bize başvurdu. Muayenesini yaptığımızda karına aşırı bir distansiyonu vardı; şüphelendik. Ultrasonla değerlendirdiğimizde, dev bir tümör olduğunu gördük. Kaynağını tespit etmek açısından, tomografiyle durumu değerlendirdik ve yaklaşık 55-60 santim civarında 26 kiloluk dev kitle olduğunu gördük” dedi.
‘AMELİYATI ÖYLE KOLAY OLMADI’
Hastanın riskli bir ameliyat geçirdiğini kaydeden Çelik, “Beyne pıhtı atmış olması, kalp damarının tıkanık olmasından ötürü, hastanın kalbinin yüzde 15’i çalışıyor olmasını çok yüksek riskli bir hastalık olarak değerlendirdik. Gerekli anestezi hazırlıkları yaptık ve uygun şartlarda ameliyata almaya karar verdik. Ameliyata aldığımızda da gördüğümüz, düşündüğümüz şeyle karşılaştık, kocaman, dev bir kitle. Tabii ameliyatı öyle kolay olmadı. Tabiricaizse, yüreğimiz ağzımızda ameliyat yapmak zorunda kaldık. Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey; kaynaklarda rastlamadım. İlk olması da çok değerli bir şey” diye konuştu.
‘BİR ERKEK BEDENİNDE YOK’
Dr. Aydın Aktaş da genelde bu tür büyük kitleye kadın hastalarda rastladıklarını belirterek “Bu kitle, karın arka duvarlarından, yağ dokularından kaynaklanan bir kitle. Zamanla müdahale edilmezse daha büyük boyutlara ulaşabilir. Genelde küçük boyutlarda bu hastalıklara rastlıyoruz. Ameliyat esnasında kitlenin karın arka duvarını, bütün bağırsak yapılarını ve mideyi arkaya doğru ittiğini, karaciğeri ise yukarıya doğru ittiğini gördük. Bu yapılardan ayrıldıktan sonra ana damarını bağlayıp, kitleyi çıkardık. Bu ameliyatta da önemli olan şey, bu kitlenin sağlam sınırlarla çıkartmasıydı. Hastamızdaki kitleyi sağlam sınırlarla çıkarttık. Türkiye’de bu boyutta bir kitleyle literatürde karşılaşmadım; dünyada buna bakmak lazım. Bir erkek bedeninde yok; genelde kadınlarda böyle devasa boyutlarında oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapılan işlemlerin sadece şiddet odaklı olmadığını ifade eden Aykut, rehberlik, danışmanlık, psiko-sosyal destek, barınma hizmetleri gibi çok yönlü çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.
Aykut, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen işlemlerin niceliğinden çok niteliğine önem verdiklerine dikkat çekti.
Aykut, ŞÖNİM’in 2015-2024 yılları arasında şiddet mağdurlarına yönelik olarak 44 bin 110 farklı hizmet modelinin uygulandığını belirtti.
Yapılan işlemlerin sadece şiddet odaklı olmadığını ifade eden Aykut, rehberlik, danışmanlık, psiko-sosyal destek, barınma hizmetleri gibi çok yönlü çalışmaların yürütüldüğünü söyledi. Her vatandaş için birden fazla farklı hizmet modeli uygulanabileceğini ifade eden Aykut, “Kurumumuza başvuran bir kişi için birden fazla işlem gerçekleştirilebiliyor, bu da toplam işlem sayısını artırıyor ancak bizim için sayılar değil, verilen hizmetlerin kalitesi ve koruyucu-önleyici niteliği önemlidir.ŞÖNİM, şiddet mağdurlarına yönelik geniş kapsamlı bir hizmet sunuyor. Ekonomik destek, barınma hizmeti, rehberlik ve danışmanlık, şiddet uygulayan eşe karşı alınan tedbirler, konuk evi sonrası takip, gizlilik kararları ve iş yeri değişikliği gibi birçok alanda destek sağlanıyor. 2015 yılından bu yana toplam 44 bin 110 hizmet modeli hayata geçirilmiş durumda”dedi.
Aykut, şiddet uygulayanlara da yönelik olarak çeşitli programların uygulandığını belirterek, bu kapsamda eğitim ve rehabilitasyon programlarına yönlendirme, psiko-sosyal destek hizmeti gibi çalışmalar yürütüldüğünü ve bu hizmetlerden toplam bin 602 kişinin faydalandığını kaydetti.
Aykut, ŞÖNİM’in sadece şiddet mağdurlarına ve şiddet uygulayanlara yönelik çalışmalar yapmadığını, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılması için de yoğun çaba sarf ettiğini ifade etti.
Aykut, 2015-2024 yılları arasında farkındalık hizmetleri kapsamında 26 bin 782 kişiye eğitim verildiğini belirterek, eğitimlerin vatandaşlar, öğrenciler, muhtarlar ve kamu personeline yönelik olduğunu ifade etti.
Aykut, farkındalık artırmaya yönelik toplam 289 program düzenlendiğini belirterek, Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün yürüttüğü bu çalışmalar, toplumu şiddete karşı bilinçlendirmeyi ve koruyucu hizmetler sunmayı amaçladığını söyledi.
Aykut, her bir hizmet modelinin, kadınların ve şiddet mağduru bireylerin yüksek yararı için tasarlandığını belirterek, bu çalışmaların kararlılıkla devam edeceğinin altını çizdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul eğitimin açılış konuşmasında, hekimlerin yürüttüğü mesleğin ve görevlerinin kutsallığına, etik değerlere ve mevzuat hükümlerinin mesleki işleyişteki önemine değinerek, yeni görev yerlerinde başarılar diledi. Göreve yeni başlayan 13 uzman tabip ve 112 pratisyen tabibe yönelik yapılan uyum eğitiminde; acil servislerde adli vakalara yaklaşım eğitimi, anayasa ve mevzuat hiyerarşisi, 657 sayılı devlet memurları kanunu ve sağlık alanındaki diğer kanunlar, yönetmelikler, ağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilat yapısı, kurum işleyişi, aday memurluk ve asalet tasdik süreci, protokol ve nezaket kuralları konusunda bilgilendirme yapıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünün konferans salonunda düzenlenen toplantıya paydaş kurum amirleri ve temsilcileri katıldı. Toplantıda bağımlılıkla mücadele ile ilgili bilgilendirme yapılarak önceki toplantılarda alınan kararlar ve bu doğrultuda yapılan çalışmaların değerlendirmesi yapıldı.
Toplantıda, okullarda ve üniversitede öğrencilere, halka yönelik bilgilendirme faaliyetleri, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının bağımlılıkla ilgili çalışmaları, kolluk kuvvetlerinin almış olduğu güvenlik önlemleri, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonu artırmak ve bağımlılıkla mücadelede yapılacak çalışmalar için kararlar alındı. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, dün akşam saatlerinde Kastamonu-Taşköprü karayolu Gömeç köyü mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, F.K.M. idaresindeki 37 AN 228 plakalı Volkswagen marka hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce refüje çarptı, ardından karşı şeride geçerek S.Ö. yönetimindeki 67 EE 693 plakalı Fiat Tofaş marka otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Kazada hurdaya dönen Tofaş marka otomobilin sürücüsü S.Ö. ile hafif ticari aracın sürücüsü F.K.M. ve yanında yolcu olarak bulunan C.Y. araçlarda sıkışarak ağır yaralandı.
Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan yaralılardan Tofaş marka otomobilin sürücüsü S.Ö.’nün, SamsunSahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda Astsubay Astçavuş olarak görev yaptığı öğrenildi. S.Ö. ile diğer yaralılar F.K.M. ve C.Y.’nin yoğun bakım ünitesinde tedavilerinin devam ettiği ve sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esenyurt Belediyesi, kadınlar arasında en sık rastlanan ve erken tanıyla iyileşme ihtimali yüksek olan meme kanseri ile mücadeleye destek veriyor. Düzenlediği eğitim programlarıyla meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkati çeken belediye, kadınlar için ücretsiz radyoloji hizmeti de sunuyor. İBB iş birliğiyle gerçekleştirilen Meme Kanseri Farkındalık Hizmeti ile 40 yaş ve üzeri kadınların mamografi, ultrason ve MR gibi işlemleri ücretsiz olarak yapılıyor. Bu uygulamayla erken evrede kanser teşhisinin konulması ve kadınların doğru zamanda sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi sağlanıyor.
Hastalığın kitle oluşturmadan 3-4 yıl önce tespit edilebildiğini söyleyen Esenyurt Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü Şefi Ersoy Lale, “Kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kere mamografi çektirmesi, meme ultrasonografisi ve MR incelemesi yaptırması gerekiyor. Meme kanserinde erken tanı başarıya ulaştırıyor. Bu nedenle Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer’in öncülüğünde ilçemizdeki 40 yaş ve üzeri kadınlara mamografi hizmeti sunuyoruz. İBB iş birliğiyle yürüttüğümüz bu çalışmada sosyal medya hesaplarımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımıza ulaştık. Çağrı merkezlerimiz üzerinden alınan başvurular sonucu servislerimizle kadınları radyoloji merkezine getirerek tedaviden yararlanmalarını sağladık. Hizmetimiz her ay düzenli olarak devam edecek” dedi.
“Mamografi için randevu alamıyorduk”
Meme kanseri taraması için hastanelerden randevu alamadığını belirten Gülçin Kaya şöyle konuştu: “Belediyemizin sağlık hizmetlerinden çok memnunuz. Mamografi çekilmek için randevu alamıyorduk, hastaneye gidemiyorduk. Belediyemiz servislerle bizi buraya getirdi. İşlemlerimiz ücretsiz olarak yapıldı. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.”
Meme Kanseri Farkındalık Hizmeti’nden yararlanmak isteyen vatandaşlar, Esenyurt Belediyesi’nin 444 0 411 numaralı çağrı merkezi üzerinden Sağlık İşleri Müdürlüğüne ulaşarak, kayıt yaptırabiliyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, gece saatlerinde Alaylar Bir Mahallesi Atatürk Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şule G. idaresindeki 42 AYD 911 plakalı motosiklet Eti Alüminyum Fabrikası civarında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Motosikletle birlikte sürüklenen sürücü Şule G. yaralanırken, kask ve koruyucu kıyafetlerin olması kazanın boyutlarının büyümesini engelledi. Kazayı görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yaralı sürücü sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Seydişehir Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kazayla ilgili tahkikat sürüyor. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAÇ ekiminin en çok tercih edilen estetik operasyonların başında geldiğini söyleyen Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği (ISHRS) üyesi Dr. Mehmet Erdoğan, “Ancak estetik dünyasında özgüveni artıran etkili bir yöntem olmasına rağmen, operasyon öncesi ve sonrası dikkate alınması gereken bazı riskleri bulunuyor. Uygun koşullarda yapılmayan saç ekimi operasyonlarında donör bölgedeki yetersizlik, şok dökülme, nekroz, anesteziye bağlı komplikasyonlar saç ekimi sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Hastaların, bu süreçte bilinçli kararlar vermeleri ve uzman görüşlerine başvurmaları büyük önem taşıyor” dedi.
Saç ekimi, modern estetik çözümler arasında önemli bir yere sahip olurken, birçok insanın görünümünü ve özgüvenini olumlu yönde etkiliyor. Ancak başarılı bir saç ekimi operasyonunun gerçekleşmesi için bazı temel şartlar bulunuyor. Smile Hair Clinic Kurucusu ve Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği (ISHRS) üyesi Dr. Mehmet Erdoğan, saç ekimi operasyonlarında donör bölgenin yeterliliğinin kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Başın arka bölgesinden alınan saç köklerinin yoğunluğu ve sağlığının, operasyonun başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Erdoğan, donör bölgedeki saçların çok ince ya da yetersiz olması durumunda, istenilen sonuçlara ulaşmanın zorlaşabileceğini ifade etti.
‘OPERASYON ÖNCESİ DETAYLI SAĞLIK DEĞERLENDİRMESİ YAPILMALI’
Dr. Erdoğan, lokal anestezinin genellikle güvenli olduğunu, ancak bazı hastaların alerjik reaksiyon geliştirebileceğini aktararak “Bu nedenle, operasyon öncesi detaylı bir sağlık değerlendirmesi yapılması gerekiyor” dedi. Operasyon sonrası yaşanabilecek ‘şok dökülme’ sürecinin genellikle geçici olduğunu belirten Dr. Erdoğan, saçların birkaç hafta sonra yeniden büyüyeceğini dile getirdi.
‘KLİNİKLERİN YETKİNLİĞİ VE DOKTORLARIN DENEYİMİ DETAYLICA ARAŞTIRILMALI’
Ayrıca, merdiven altı diye tabir edilen kliniklerde yetersiz eğitim ve kötü hijyen nedeniyle komplikasyonların artabileceği konusunda uyaran Dr. Erdoğan, “Saç ekimi yaptıracak kişiler, kliniklerin yetkinliğini ve doktorların deneyimini detaylıca araştırmaları hayatidir. Ayrıca, hastaların postoperatif bakım talimatlarına uymaları, yan etkileri ve komplikasyonları önlemek ve etkilerini en aza indirmek açısından kritiktir” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, bu sabah Malatya’nın Akçadağ ilçesinde meydana geldi. Kasımuşağı firmasına ait Volkswagen marka 44 J 1596 plakalı yolcu minibüsü, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak devrildi. Meydana gelen kazada 17 kişi yaralandı. Olay yerine çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar olay yerine gelen 112 sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastanelere götürüldü.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sürücüsü ve plakası henüz belirlenemeyen yolcu otobüsü, Cumhuriyet köyü mevkisinde şarampole devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık, AFAD, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan otobüsteki 21 kişi, Afyonkarahisar’daki hastanelere kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son 50 yılda görülme sıklığı iki katından fazla artan meme kanseri, her 8 kadından birinin karşılaştığı bir risk haline geldi. Türkiye’de, dünya ortalamasından 10 yıl daha erken yaşlarda ortaya çıkabilen meme kanseri, toplumda yaygınlaşan bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. UEDAŞ’ın Pembe Lambalar Projesi ise erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekmek amacıyla her yıl Ekim ayında sokakları pembeye büründürerek toplumsal farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Proje, bu yıl ONKODAY iş birliğiyle hayata geçirilirken, aydınlatma direklerine eklenen pembe çalar saatler erken teşhis için “Geç Kalma” mesajına vurgu yaptı.
Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 5 milyonun üzerinde nüfusa kesintisiz enerji sağlayan UEDAŞ, 2017’den bu yana sürdürdüğü “Pembe Lambalar Projesi” ile meme kanseri hakkında farkındalık oluşturuyor. Bu yıl ONKODAY (Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle gerçekleştirilen proje yeni bir boyut kazanarak, erken teşhisin önemini vurgulayan pembe çalar saatlerle desteklendi. Her yıl Ekim ayında hayata geçirilen proje, dünya genelinde her sekiz kadından birinin karşılaşabileceği meme kanserine dikkat çekiyor ve erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisine dair toplumsal farkındalığı artırıyor. UEDAŞ’ın toplumsal sorumluluk anlayışını gözler önüne seren Pembe Lambalar Projesi, her yıl farklı kadın dernekleriyle yapılan iş birlikleri sayesinde daha da güçlenerek kadın sağlığı konusunda bilinç oluşturmayı sürdürüyor.
Her Ekim, erken teşhis için pembe ışıklar yanıyor
Meme kanserinde erken teşhisin hayati önemine dikkat çeken UEDAŞ Genel Müdürü Gökay Fatih Danacı, “7 yılı aşkın süredir Pembe Lambalar Projesi ile Ekim aylarında şehirlerimizi meme kanserine karşı bilinçlendirme amacıyla pembe ışıklarla donatıyoruz. Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, her yıl dünyada milyonlarca yeni vaka ile ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Proje kapsamında erken tanının yaşamı kurtarma potansiyelini gündelik hayata taşıyoruz. Türkiye’de meme kanserinin dünya genelindeki ortalama yaş sınırından yaklaşık on yıl daha önce görüldüğünü göz önüne aldığımızda, farkındalığın yaygınlaşması büyük bir önem taşıyor. Bu sebeple bu yıl ONKODAY ile güçlerimizi birleştirerek, Pembe Lambalar projemiz ve şehrin uğrak noktalarındaki aydınlatma direklerimize yerleştirdiğimiz çalar saatlerle meme kanser riskine dikkat çekmeyi, farkındalığı arttırmayı hedefledik. Kadınların sağlıkla dolu bir yaşam sürebilmesi için, farkındalığı artırmak ve tarama oranlarını yükseltmek adına bu projeye kararlılıkla devam ediyoruz” dedi.
Erken teşhisin gücünü topluma hatırlatıyoruz
Projenin sadece görsel bir etki oluşturmakla kalmadığını, aynı zamanda sağlık bilincini güçlendirdiğini belirten Onkoday Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Şimşek, “Bu projeyle, kadınların meme kanserine karşı bilinçlenmelerini ve düzenli taramaların ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyoruz. Farkındalık çalışmaları sayesinde kadınlar, erken teşhisin getirdiği tedavi avantajlarından haberdar oluyor. Ayrıca, pembe ışıklarla şehirde oluşturulan bu güçlü semboller, herkesin aklında meme kanseri konusunda kalıcı bir iz bırakıyor. ONKODAY olarak, toplum sağlığını iyileştirecek her projede var olmaktan gurur duyuyoruz ve UEDAŞ ile yürüttüğümüz bu farkındalık projesinin geniş kitlelere ulaşmasını amaçlıyoruz” açıklamasında bulundu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.
Özel harekat timlerinin de desteğiyle 8 Ekim’de Bitlis merkez, Tatvan ve Ahlat ilçeleri ile Burdur’da yapılan eş zamanlı operasyonlarda 9 şüpheli gözaltına alındı.
Polisteki işlemlerin ardından cumhuriyet savcılığına sevk edilen 9 şüpheli, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Şüphelilerin ikametlerindeki aramalarda, 142,4 gram sentetik uyuşturucu, 55 uyuşturucu hap, yarı otomatik tüfek ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.
Dosya kapsamında 22 şüpheli hakkında da işlem yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜŞÜK riskini artıran faktörlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Gebelerin kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, tiroit ve hormonal bozukluklar gibi devam eden bir sağlık sorunları varsa, düşük yapma riski artmaktadır. ‘Yetersiz serviks’ olarak da adlandırılan bazı rahim rahatsızlıkları veya zayıf rahim ağzı dokuları, düşük yapma olasılığını artırabilir. Sigara içen kişilerin düşük yapma riski sigara içmeyenlere göre daha yüksektir. Kafein veya alkolün yoğun kullanımı da riski artırır” dedi.
İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, düşük konusunda açıklamalarda bulundu. Düşüğün 20’nci haftadan önce gebeliğin ani olarak sonlanması olduğunu belirten Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Bilinen gebeliklerin yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20’si, düşükle sonuçlanır. Ancak gerçek sayı muhtemelen daha yüksektir. Bunun nedeni, düşüklerin gebeliğin erken dönemde, insanlar hamile olduklarını fark etmeden önce gerçekleşmesidir. ‘Düşük’ terimi, hamilelik sırasında bir şeylerin ters gittiği izlenimi verebilir. Bu nadiren doğrudur. Birçok düşük, doğmamış bebeğin düzgün gelişmemesi nedeniyle gerçekleşir. Düşük yapmak oldukça yaygın bir deneyimdir ancak bu onu daha kolay hale getirmez. Düşük yapmaya neyin sebep olabileceğini, riski neyin artırdığını ve hangi tıbbi bakımın gerekebileceğini anlamak gerekir” diye konuştu.
‘İLK 3 AYDAKİ DÜŞÜKLERİN YARISI EKSİK YA DA FAZLA KROMOZOMLA İLİŞKİLİ’
Düşüklerin çoğunun doğmamış bebeğin düzgün gelişmemesi nedeniyle gerçekleştiğine değinen Op. Dr. Öztürk, “İlk üç aylık dönemdeki düşüklerin yaklaşık yarısı ile üçte ikisi, fazladan veya eksik kromozomlarla bağlantılıdır. Kromozomlar, insanların nasıl göründüğü ve işlev gördüğüne dair talimatları olan genleri içeren her hücrede bulunan yapılardır. Bir yumurta ve sperm birleştiğinde, iki kromozom seti (her bir ebeveynden birer tane) bir araya gelir. Ancak herhangi bir set normalden daha az veya daha fazla kromozoma sahipse, bu düşükle sonuçlanabilir” dedi.
‘DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRAN ETKENLER’
Düşük riskini artıran faktörleri anlatan Op. Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı:
“35 yaşından büyükseniz, daha genç bir kişiye kıyasla düşük yapma riskiniz daha yüksektir. 35 yaşında, yaklaşık yüzde 20 riskiniz vardır. 40 yaşında, risk yaklaşık yüzde 33 ile yüzde 40 arasındadır. 45 yaşında ise, bu oran yüzde 57- yüzde 80 arasında değişir. Daha önce bir veya daha fazla düşük öyküsü mevcutsa, gebelik kaybı riski daha da yüksektir. Kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, tiroit ve hormonal bozukluklar gibi devam eden sağlık sorunları varsa, düşük yapma riski artmaktadır. Bazı rahim rahatsızlıkları veya zayıf rahim ağzı dokuları, yetersiz serviks olarak da adlandırılır, düşük yapma olasılığını artırabilir.”
‘SİGARA İÇENLERDE RİSK DAHA FAZLA’
Sigara içen kişilerin düşük yapma riskinin sigara içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu işaret eden Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Kafein veya alkolün yoğun kullanımı da riski artırır. Yasadışı uyuşturucuların kullanımı da riski çok artırmaktadır. Düşük kilolu olmak veya obez olmak, düşük riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bazen partnerlerden biri sağlıklı olabilir ancak düşük riskini artıran genetik bir sorun taşıyabilir. Örneğin, bir partnerin iki farklı kromozomun parçaları birbirine bağlandığında oluşan benzersiz bir kromozomu olabilir. Buna ‘translokasyon’ denir. Partnerlerden biri kromozom translokasyonu taşıyorsa, bunu embriyoya geçirmek düşük olasılığını artırır” ifadelerine yer verdi.
‘BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Op. Dr. Öztürk, dikkat edilmesi gereken bazı belirtileri şu şekilde sıraladı:
“Vajinadan ağrılı veya ağrısız kanama, lekelenme adı verilen hafif kanamalar da dahildir.
Kasık bölgesinde veya bel ile sırt bölgesinde ağrı veya kramp.
Vajinadan sıvı veya doku gelmesi.
Hızlı kalp atışı (taşikardi).”
Op. Dr. Öztürk, “Vajinadan doku geldi ise temiz bir kaba koyarak hekime başvuru sağlanmalıdır. Düşük belirtilerini kontrol etmek için doku incelenebilir. İlk trimesterde vajinal lekelenme veya kanama yaşayan çoğu hamilenin başarılı gebelikler geçirdiği de unutulmamalıdır. Ancak kanamanız şiddetliyse veya kramp tarzında ağrılarla birlikteyse mutlaka hekime başvuru sağlanmalıdır” dedi.
‘DÜŞÜĞE NEDEN OLABİLEN BESİNLER’
Bazı yiyeceklerin kontaminasyon, bakteriyel enfeksiyonlar veya yüksek düzeyde zararlı maddeler nedeniyle risk oluşturabileceğini söyleyen Op. Dr. Öztürk, düşük riskini azaltmak için kaçınılması gereken bazı yiyecekler hakkında şunları söyledi:
“Pastörize edilmemiş süt ve peynirler, düşük veya yenidoğanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen enfeksiyona yol açabilen bir bakteri olan Listeria’ya ev sahipliği yapabilir. Pastörize olarak etiketlenmediği sürece taze, yumuşak ve küflü peynirlerden kaçınılmalıdır. Çiğ veya az pişmiş et tüketmek, düşükle sonuçlanabilen bir enfeksiyon olan toksoplazmoza yol açabilir. Kılıç balığı, uskumru ve kiremit balığı gibi balıklar, fetüsün gelişmekte olan sinir sistemine zarar verebilecek yüksek cıva seviyelerine sahiptir. Suşi ve diğer çiğ deniz ürünleri zararlı bakteri ve parazitler içerebilir. Yüksek kafein tüketiminin düşük riskini artırdığı görülmüştür. Bazı bitki çayları ve takviyeleri, rahim kasılmalarını tetikleyebilen ve potansiyel olarak düşükle sonuçlanabilen içerikler içerir. Yapay katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve aşırı tuz içeren yiyecekler hamilelik sağlığını olumsuz etkileyebilir. Alkol, fetal alkol sendromuna ve düşüklere yol açabilir. Tamamen uzak durmanız önerilir. Pastörize edilmemiş meyve suları da hamilelikte risk oluşturabilecek E. coli gibi zararlı bakteriler içerebilir.”
‘DUYGUSAL OLARAK İYİLEŞME ZAMAN ALABİLİR’
Bazen her ne kadar istenmese de çeşitli faktörler sonrasında yaşanabilen düşük durumu sonrasında dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Op. Dr. Öztükrk, “Düşük yapan bazı kişiler kendilerini suçlarlar, gebeliğin sonlanması yıkıcı olabilir ve sizi bir dizi duygu ve birçok soruyla baş başa bırakabilir. Ancak çoğu zaman düşük, kimsenin hatası olmayan rastgele bir olay nedeniyle gerçekleşir. Düşük sonrası duygusal olarak iyileşmek genellikle fiziksel iyileşmeden daha zor ve uzundur. Kaybınız için yas tutmak için ihtiyacınız olan zamanı kendinize ayırın. Duygularınız hakkında eşinizle, arkadaşlarınızla ve ailenizle konuşun, kendinizi destekleyici insanlarla çevreleyin veya kaybınızla başa çıkmanıza yardımcı olması için profesyonel danışmanlık hizmeti almalısınız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EN ÇOK HİLE LAHMACUNDA YAPILIYOR
Bir köfte firmasının köfte ve dönerinde domuz eti tespit edilmesi, skandalı daha da derinleştirdi. Listeye bakıldığında, en çok hilenin lahmacunda yapıldığı dikkat çekiyor. Peki, hilesiz bir lahmacunun fiyatı en az kaç lira olmalı? Ustalar, gerçek et kullanılarak yapılan bir lahmacunun en az 50-60 TL olması gerektiğini, bu fiyatın altında satılan lahmacunlardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
Lahmacun, içine eklenen bol baharat, soya sosu ve tavuk taşlık gibi ürünler sayesinde müşterinin sahteciliği fark etmesinin en zor olduğu yiyeceklerden biri. Kıyma katılmadan, sanki et varmış gibi bir lezzet elde edilmesi bu yöntemlerle sağlanabiliyor. Bu durum, tüketicilerin gerçek et kullanılıp kullanılmadığını anlamasını oldukça zorlaştırıyor.
60 LİRAYA DA 250 LİRAYA DA BULMAK MÜMKÜN
Fiyatı düştükçe şüpheler artıyor. Piyasada 60 liraya da 250 liraya da lahmacun bulmak mümkün. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı tağşiş listesine göre sıklıkla kanatlı eti kullanıldığı tespit edildi. Gerçek lahmacunun fiyatı, kullanılan etin kalitesine, diğer malzemelere ve işletmenin genel maliyetlerine bağlı olarak değişir.
BU FİYATIN ALTINDAYSA SAKIN ALMAYIN
Uzmanlar, maliyetler göz önünde bulundurulduğunda gerçek et kullanılan bir lahmacunun 100 TL civarında olması gerektiğini ifade ediyorlar. Daha düşük fiyatlara satılan lahmacunlarda ise tağşiş riski olabileceği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, “Hala hijyen desteği isteyen okullar var. Hala, aynen temizlemeye devam ediyoruz. Bir kısmı geri çekti; ama hala talep eden de var. Talep eden okulların hepsini temizliyoruz” dedi.
Sincan ilçesinde yapımı tamamlanan ‘Çocuk Etkinlik Merkezi’nin açılışı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın katıldığı törenle yapıldı. Törende konuşan Yavaş, “Son zamanlarda dijital mecralar çocuklarımız için ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Çocuklara yönelik şiddet ve istismar olaylarını amasız bir şekilde kınıyor, suçluların adalet önünde hesap vermesini talep ediyoruz. Bu konuda akademisyenler, yazarlar, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bir çalıştay düzenleyip, 2025 yılı için kapsamlı bir eylem planı hazırlayacağız. Ayrıca aralık ayında geniş katılımlı bir ulusal çocuk sempozyumu düzenleyeceğiz” dedi.
‘KÖTÜ NİYETLİ İNSAN ÇOK’
Törenin ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yavaş, internet ve çocuk güvenliğine ilişkin düzenleyecekleri çalıştaya ilişkin, “Ailelerin güvenli internet öğrenmeleri, evlerindeki bilgisayarları hem güvenli hale getirmeleri ayrıca artık küçük çocukları olduğu için haktır ebeveyn için diye düşünüyorum. En azından çocukların hangi sitelere girip çıktığı, bunların içerisine hangileri çocuklar için tehlike arz ediyor; bunu ben dahi bilmiyorum. Onun için bu konularda eğitim verilecek. Ebeveynler bir yerde çocuğunu takip edecek ve ilgili yerlere mutlaka bildirmesi lazım; ama her şeyden evvel çocuğun buna girmemesi için internette kilit var. Evindeki bilgisayarı güvenli bir hale getirmesini öğretmek bile bence önemli bir şey. Oralardan başlıyoruz. Kurs aldıracağız. Bunun başka çaresi yok. Yasaklamayla bunu engelleyemiyorsunuz. Onun için hem çocukları eğitmek hem aileleri eğitmek hem de mümkün olduğu kadar özellikle küçüklerin istemli istemsiz o sitelere girmesini engellemek gerekiyor. Kötü niyetli insan çok” diye konuştu. Yavaş, Ankara’daki okulların temizliğine ilişkin soru üzerine ise “Geçen hafta da temizledik. Hala hijyen desteği isteyen okullar var. Hala, aynen temizlemeye devam ediyoruz. Bir kısmı geri çekti; ama hala talep eden de var. Talep eden okulların hepsini temizliyoruz, temizlemeye devam ediyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(KAHRAMANMARAŞ) –Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, 6 Şubat depremlerinde yıkılan Ebrar Sitesi K Blok davasında, 8 kamu görevlisi için soruşturma izni verdi. Ebrar Sitesi K Blok’ta ailesini kaybeden Fatma Irmak, valiliğin kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Irmak, “Tek istediğimiz sorumluların adil bir şekilde yargı önünde hesap vermesidir” dedi.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Şazibey Mahallesi’ndeki Ebrar Sitesi’nde 18 blok yıkılmış en az bin 400 kişi yaşamını yitirmişti. Ebrar Sitesi’nin davaları ayrı ayrı görülüyor. Ebrar Sitesi K Blok davasında bir gelişme yaşandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna ilişkin 15 Mayıs 2024 tarihinde, Kahramanmaraş Valiliği’nden 11 kamu görevlisi için soruşturma izni istedi. 11 kamu görevlisinin, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma, görevi kötüye kullanma” suçlarını işledikleri belirtildi.
8 kamu görevlisi için soruşturma izni verildi
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, Ebrar Sitesi K Blok’un inşa sürecinde imzaları bulunan; AK Partili Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nde görevli mimar Mehmet Dişçeken, dönemin Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İmar İşleri Müdür Yardımcısı Hacı Mehmet Güner, İmar İşleri Müdürü ve harita mühendisi Fahri Yiğitoğlu, eski inşaat mühendisi Fatih Diş, eski İmar İşleri Müdür Yardımcısı Osman Yaşar Dağıstanlı, eski inşaat mühendisi Melike Özdemir, mühendis Çetin Hurşitoğlu, eski İmar İşleri Müdürü Zeynel Abidin Şerefoğlu hakkında soruşturma izni verdi.
Öte yandan soruşturma izni istenen Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nde görevli inşaat mühendisi Ali Özcan Kurt’un 12 Şubat 2023 tarihinde, mimar Sevgi Vural’ın ise 3 Aralık 2014 tarihinde vefat ettiği için soruşturma izni verilmediği ifade edildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nde görevli makine mühendisi Hülya Çelik hakkında ise soruşturma izni verilmedi.
“Tek istediğimiz sorumluların adil bir şekilde yargı önünde hesap vermesidir”
Ebrar Sitesi K Blok’ta ailesini kaybeden Fatma Irmak, valiliğin kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Irmak, şunları kaydetti:
“Ebrar Sitesi’nde binlerce insanın ölümünden sorumlu olan herkesin yargılanması için mücadele ettik ve bu mücadeleye devam edeceğiz. Can güvenliğimizi korumakla yükümlü kamu görevlilerinin, ihmalleri ve görevlerini kötüye kullanmaları nedeniyle sevdiklerimizi toprağa verdik. Şimdi biz kime inanacağız? Kime güveneceğiz? Bundan sonra tek istediğimiz, sorumluların adil bir şekilde yargı önünde hesap vermesidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>LÖSEMİLİ Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın (LÖSEV) öncülüğünde bir araya gelen yaklaşık 30 bin kişi, Anıtkabir’i ziyaret etti.
Bu yıl da yurdun dört bir yanından gelen LÖSEV üyeleri ve gönüllüleri, Anıtkabir’e akın etti. Anıtkabir’de gerçekleşen programda LÖSEV Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer, vakfın yönetim kurulu üyeleri, lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar, hastalığı yenen gençler, aile komiteleri, bağışçılar ve gönüllülerinden oluşan yaklaşık 30 bin kişi yer aldı. LÖSEV’liler, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Atatürk’ün mozolesine LÖSEV motifli çelenk bıraktı. Sonrasında Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Ezer, burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Anıtkabir tören alanında toplu fotoğraf çekiminin ardından alanda dev Türk bayrağı ve Atatürk posteri açıldı.
‘ATAM, EMANETİN LÖSEV GENÇLİĞİNDEDİR’
LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: “Biz Lösemi’li çocuklarımıza söz verdik. Lösemi’de yüzde 100 tedavi başarısını yakalamak için çok çalışacağız. Atam. Size de söz veriyoruz. Ülkemizi tekrar kuruluş raylarına çekmek için mücadele edeceğiz. Bugün; günlerden 5 Ekim Cumartesi, yıl 2024. Bugün belki her şeyin başlangıcı, belki de kurtuluşumuz için son gündür. Şunu çok iyi biliyoruz ki; söz konusu sağlık ve vatan ise gerisi teferruattır. Sen rahat uyu Atam, emanetin LÖSEV gençliğindedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlar birçok nedenden dolayı içki içerler.
Kutlamak, sosyalleşmek ve hatta stresi azaltmak yaygın alkol tüketim nedenleri arasında gösterilir.
Bazı araştırmalar, kırmızı şarap gibi bazı alkollü içeceklerin sınırlı tüketiminin sağlığa iyi gelebileceğini de öne sürüyor.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı bir alkol tüketim seviyesi bulunmuyor.
BBC Dünya Servisi’nin The Food Chain isimli programı içki içmenin risklerini ve faydalarını inceledi.
DSÖ’nün araştırması
DSÖ’nün yakın tarihli bir raporuna göre, yılda 2,6 milyon kişi alkol tüketimine bağlı nedenlerle ölüyor.
Alkol, bağırsak ve meme kanseri de dahil olmak üzere en az yedi kanser türünün nedenleri arasında gösteriliyor.
DSÖ tarafından yapılan ayrıntılı bir çalışma; hafif ve orta düzeyde tüketime karşılık gelen 1,5 litreden az şarap, 3,5 litreden az biranın dahi tehlikeli olduğunu açıklıyor.
DSÖ’nün yeni kılavuzunda, güvenli bir tüketim miktarının olmadığı, “herhangi bir alkollü içeceğin ilk damlasıyla sağlık riskinin başladığı” belirtiliyor.
Tüketimde düşüş
DSÖ verileri, dünya genelinde kişi başına toplam alkol tüketiminin 2010’da kaydedilen 5,7 litreden, 2019’da 5,5 litreye hafif bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor.
Alkol tüketiminde erkekler kadınların önünde geliyor. Ortalama olarak kadınlar yılda 2,2 litre, erkekler 8,2 litre alkol tüketiyor.
İngiltere’nin Berkshire bölgesinde yaşayan Anna Tait (44) alkolü tamamen bıraktı.
Tait, “Genel olarak çok fazla içtiğimi söyleyemem ama cuma olduğunda çok fazla alkol tüketiyordum. İşten sonra birkaç bira, birkaç cin içip sonra kocamla bir şişe şarabı paylaşmayı dört gözle bekliyordum” diye anlatıyor.
Tait Cumartesi günü de alkol tüketiyordu. Sonra Perşembe ve Pazar günleri de içtiğini fark etti.
Ancak bu yılın başlarında katılacağı maraton için antrenman yapmaya başladı ve antrenörü onu alkolü bırakmaya teşvik etti.
Kocası da spor yapıyordu ve ikisi de alkol tüketimini kesti.
Tait, “Çok büyük bir değişim oldu. Kendimi daha güçlü veya daha iyi hissediyorum” diyor.
Ancak sosyal ortamlarda çiftin alkol almayacağını anlayan arkadaşlarının bundan mutlu olmadığını da aktarıyor.
Almanya’nın Bavyera eyaletinden 22 yaşındaki Amelie Hauenstein, içkiyi bırakmak için arkadaş desteğini aldı.
Hauenstein, “İçmediğim zaman eğlenceli bir gece geçirmediğimi fark ettim” diyor ve devam ediyor:
“Bırakmak istedim çünkü pazar günü uyandığımda bir önceki gün ne yaptığını bilmemek çok kötü bir histi”
Hauenstein da Tait gibi yaşadığı gelişimden dolayı çok mutlu hissediyor.
Bilim yanılıyor mu?
Programa konuşan iki kadının deneyimleri, alkolü bırakmanın onlar üzerindeki sağlık faydalarını açıkça gösteriyor.
Kanada’da madde bağımlılığı üzerine çalışan Dr. Tim Stockwell, Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırma sonuçlarına katılıyor.
Stockwell, “Alkol esasen riskli bir maddedir ve risk bunu içmeye başladığınız anda başlar” diyor.
Stockwell, düşük seviyelerde alkol tüketimi ile ölüm oranları arasındaki bağlantıyı anlamak için 107 makaleyi analiz etti.
British Medical Journal isimli tıbbi yayın, yüzde bir ölüm riskini orta, binde bir ölüm riskini düşük seviye olarak tanımlıyor.
Bu seviyeler ülkeden ülkeye farklı konumlandırılıyor.
İngiltere hükümeti haftada on dört üniteden fazla içilmemesini öneriyor, bu da yaklaşık altı orta boy bardak şarap veya biraya karşılık geliyor.
Stockwell, ölçülü alkol kullanımının sağlığa iyi gelebileceği fikrinin araştırma metodolojisinin zayıf olmasından kaynaklandığını savunuyor.
Soruların olması gerektiği seviyede olmadığını, geçmiş alkol tüketimlerinin hesaba katılmadığını, bazı önemli faktörlerin göz ardı edildiğini söylüyor.
Stockwell, “Orta seviye içki tüketenler daha yüksek gelir grubundaydı. Daha iyi besleniyor, egzersiz yapıyor ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşıyorlardı. Daha iyi işleri ve daha ince bir bel ölçüleri vardı” diyor.
Fayda-zarar dengesi’Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok’
Ancak herkes alkol ile ilgili risklerin endişe verici seviyede olduğunu düşünmüyor.
Profesör Sir David Spiegelhalter, “Günde bir veya iki bardak alkol tüketiminin risklerini anlamaya çalışma saplantısını gerçekten anlamıyorum” diyor.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde istatistik profesörü olan Spiegelhalter, riski nasıl anlamlandırabileceğimizi açıklıyor:
“Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok. Güvenli bir yaşamın da öyle. Ancak bunları kesmeyi kimse önermiyor. Fayda-zarar dengelerine bakmamız gerekiyor.”
Dr. Spiegelhalte, riskleri doğru bir şekilde belirleme kapasitemiz konusunda şüpheci ve “Bence insanların sadece keyif almak için içtiğini kabul etmeliyiz.” diyor.
Spiegelhalte, ne içki firmaları için çalışan bir lobinin de ne de ölçülülük lobisinin (alkole karşı bir hareket) parçası olduğunu vurguluyor ve BBC’ye neden alkol içmekten hoşlandığını anlatıyor:
“Burada risk, ortalama yaşam süresini yüzde bir oranında azalttığı zaman anlamlı oluyor. Elli yılı aşkın süre, günde bir bardak içki içmek hayatınızdan altı ay götürebilir.
Dr. Spiegelhalte, günde bir saat televizyon izlemenin veya haftada iki kez pastırmalı sandviç yemenin de sağlık riskleri taşıdığını ekliyor.
Doktor, yetişkin bireylerin kendileri için neyin iyi olduğuna kendilerinin karar vermesi tavsiyesini yapıyor.
Dr. Tim Stockwell de içki içmekten hoşlanıyor ve alkolü kesmeyi savunmuyor:
“Eğer alkolü hayatınıza renk katan bir şey olarak görüyorsanız, bunun küçük riskler getireceğini bilerek değerlendiriyorsunuzdur”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi farkında olmadan doğru temizleyici ya da doğru metaryal kullanmıyor ve makyaj temizleme işlemini yaparken cildine büyük zararlar veriyor. Makyaj temizleyici seçimi yapılırken ise mutlaka cilt tipine uygun şekilde yapılması gerekmekte. Hem makyaj temizleyicinin, hem de kullanılan bütün cilt bakım ürünlerinin cilt tipine uygun olması gerekmekte. Peki en çok yapılan makyaj temizleme hataları neler?
Makyaj temizlerken sakın bunları yapmayın!
Makyaj temizleyiciler genellikle yüz için özel şekilde yapılmıştır. Örneğin yüzümüzde bulunan bazı kısımlar, yani gözler ve dudaklar diğer bölgelere göre daha farklı yapıda ve hassas olduğu için bu kısımların temizliğinde özel geliştirilmiş bazı ürünler yer almalıdır.
Eğer makyajı tek bir ürünle çıkarmak istiyorsanız, kullanacağınız ürünün gözlerinize ve dudaklarınıza uygun olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Bunun yanında kullandığımız makyaj malzemeleri son derece kaliteli de olsa cildimizde istenmeyen problemlere sebep olabilmektedir.
Makyajı temizlemenin ihmal edilmesi halinde ciltte çeşitli kalıntılar ve izler kalabilmektedir.
Temizlerken oldukça narin olmalısınız!

Makyajlı cildinizi temizlerken sert hareketlerden kaçınmalısınız. Nazik masaj hareketleriyle temizlemeye dikkat etmelisiniz. Makyaj temizleyiciler içerisinde pek çok farklı madde içermektedir.
Cildinizin pH değerine mutlaka dikkat edin
Bunun yanı sıra kullanacağınız makyaj temizleyicinin içeriğine dikkat etmeli ve cildinizin pH değerini önemsemelisiniz. Kullandığınız ürünler aon derece kaliteli olmalı, çünkü kalitesiz makyaj temizleyicilerin makyajınızı tamamen çıkarmadığı bilinmekte.
Yalnızca su ile temizliyorsanız dikkat!
En fazla yapılan yanlışlardan biri yüzü yalnızca su ile temizlemek olarak biliniyor. Makyajı tamamen çıkarmadan su ile temas temizlik hissi yaratabilir ancak bu olay derinlemesine temizlik sağlamamakta. Yani makyaj hala yüzünüzde kalmaya devam eder.
Bu sebeple ilk aşamada ‘misel su’ denilen bir makyaj temizleyici kullanılmalı. İkinci aşamada ise temizleme jelleri, köpükler gibi ürünler kullanılabilmektedir.
Cilt temizliği yapılırken sıklıkla yapılan hatalardan biri de sıcak su ile yıkamaktır. Sıcak su cildimizin yağ dengesini bozduğu için tavsiye edilmez. Cildi aşırı ovmadan hafif bir masaj gibi ılık suyla temizlemek en iyisidir. Cilt soyucu, maske gibi ürünleri kullanırken dikkatli olunması gerekir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kenar, işitme sağlığında erken teşhis ve sosyal desteğin önemini vurguladı
Op. Dr. Tuna Kenar: “Yüksek sesli müzik dinlemek, gençlerin işitme sağlığını tehdit ediyor”
DENİZLİ – Gelişen teknolojinin gençlerin sağlığını da olumsuz yönde etkileyebildiğine işaret eden Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar, “Yüksek sesli müzik dinlemek, gençlerin işitme sağlığını tehdit ediyor” dedi.
Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar, 23-29 Eylül tarihleri arasında kutlanan Uluslararası İşitme Engelliler Haftasında işitme sağlığı ve işitme cihazları konusunda önemli uyarılarda bulundu. Hafta etkinliklerinin işitme engellilerin topluma entegrasyonunu sağlamak ve farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir fırsat sunduğunu belirten Dr. Kenar, işitme kayıplarının önlenmesi ve tedavi edilmesi noktasında toplumda bilinç oluşturmanın önemine değindi. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara yapılan işitme taramalarının erken yaşta muhtemel işitme kayıplarının tespit edilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Dr. Kenar, son yıllarda gençlerde yüksek sesle müzik dinlemenin işitme kaybına yol açtığına dair artan bir kaygı olduğuna dikkat çekti.
“Bin doğumdan, 2 ile 4 arasında yeni doğan bebekler işitme engelli olarak doğmaktadır”
Dünyada 70 milyon, ülkemizde ise 200 bin civarında işitme engelli birey olduğunu belirten Op. Dr. Tuna Kenar, 2000’li yıllardan itibaren Yeni Doğan İşitme Taraması ile yeni doğan bebeklerin işitme engelli birey olup olmadıklarını tespit edildiğini söyledi. Yapılan istatistiklerde bin doğumda 2 ile 4 arasından yeni doğan bebeklerin işitme engelli olarak doğduklarını vurgulayan Op. Dr. Tuna Kenar, “Dünyada yaklaşık günümüzde 70 milyona yakın ülkemizde ise 200 bin civarında işitme engelli birey bulunmakta. Bu kişiler tabi yeni doğan ve en yaşlı bireyler olmak üzere sayılmaktadır. Dış dünyaya açılan penceremizi işitme aracılığıyla sağlayıp daha sonrasında sesimizle bunu duyurarak insanlarla iletişime geçiyoruz. Ülkemizde 2000’li yıllardan itibaren Yeni Doğan İşitme Taraması Programı uygulanarak yeni doğanlara işitme engelli bireylere buluyoruz. Bu da erken dönemde tanı ve tedavisi yapılmakta. Yapılan istatistiklere göre bin doğumda 2 ile 4 arasında yeni doğan bebek işitme engelli doğmaktadır. Biz de bu bebekleri erken teşhis koyarak işitme cihazları kullanıyoruz ama bunlardan fayda görmez ise Bionik kulak ya da daha ilerleyen aşamada beyin sapı impilantı ile bu bireylerin işitmelerini sağlanarak topluma kazandırılmaktadır” şeklinde konuştu.
“Yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde işitme kayıpları sıkça görülüyor”
Op. Dr. Tuna Kenar, okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocuklara işitme taramaları yapılarak o çağdaki çocuklarında işitme engeli olup olmadığını tespit ettiklerini belirtti. Ayrıca son zamanlarda gelişmekte olan teknolojinin gençlere etkilediğini ve yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde işitme kayıplarının sıkça görüldüğünü kaydeden Dr. Kenar, “Bunların dışında işitme kayıplarının sıralayacak olursak okul öncesi ve ilkokul birinci sınıfta işitme taramaları yapılarak o çağdaki çocuklarda işitme engelli durumu saplanmaktadır. Genç nüfusta ise son dönemlerdeki teknolojik aletler ve yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde de işitme kayıpları görülmektedir. Esasen ileri yaşta daha çok gördüğümüz yaşlanmaya bağlı işitme kaybı da karşımıza sık çıkıyor. Mesela 75 ile 80 yaşındaki bireylerin yaklaşık yüzde 50’si işitme cihazı kullanacak derecede işitme kaybı oluyor. Burada önemlisi özellikle ileri yaşta eğer sesi duyamazsa insanlar beyne yeterince uyarılmadığı için ve bir çıktı da veremeyeceği için sosyalleşmesi azalıyor ve beyin kullanımı da yavaşlıyor. Alzheimer, Demans ve yaşlılık depresyonu hastalıklarında artış olmaktadır” dedi.
“İşitme cihazı kullanan bireylerin çevresindeki vatandaşlar desteklemelidir”
Hangi çağda olursa olsun işitme cihazı kullanan bireylerin çevresinden vatandaşlar tarafından desteklenmesini vurgulayan Dr. Kenar, “Hangi çağda olursa olsun işitme cihazı kullanılması gerektiği durumlarda bu kişilerin ve etrafındaki kişilerin sosyal olarak desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü bu bizim çok sık karşılaştığımız toplumsal handikap, sanki bir engellilik göstergesi gibi görülüyor. Teknolojinin ilerlemesi ile kulak içi gözükmeyecek derece ciplerde mevcut. ya da daha teknolojik ciplerde mevcut. Bir de teknolojinin gelişmesi ile cip teknolojinin de gelişmesi ile bu cihazlar eskisi gibi ses yapma ve benzeri gibi durumları mevcut değil. Şimdiki ciplerin kullanılması daha da kolay durumda. Dolayısıyla işitme cihazı kullanması gereken bireylerin çevresindeki vatandaşlar hastaya desteklenmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOKAT – Tokat’ın Erbaa ilçesinde kaldırımda yürürken bıçaklı saldırıya uğrayan bir kadın yaralandı.
Yeşilyurt Mahallesi’nde akşam saatlerinde kaldırımda yürüyen S.G’ye arkadan yaklaşan bir kişi bilinmeyen bir nedenle bıçakla saldırdı. Sırtından aldığı bıçak darbesiyle yaralanan genç kadın kaçmaya çalışırken saldırgan peşine düştü ve aralarında kısa bir kovalamaca yaşandı. Olayı gören çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı kadın, ambulansla Erbaa Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Genç kadının vücudunun birkaç bölgesinde kesiklerin oluştuğu öğrenildi. Polis, iddialara göre adli dengesi yerinde olmayan M.K. isimli kişiyi gözaltına altına aldı.Olayla ilgili inleme başlatıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. İsmet Anıl Berk: “Lenfoma, sık görülen kanser türüdür”
KIRŞEHİR – Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmet Anıl Berk, 40 yaşından sonra en çok görülen kanser türünün lenfoma olduğunu açıklayarak ateş, kilo kaybı ve gece terlemeleri olanların erken tanı için hekime başvurmasını istedi.
Lenfoma’nın insan vücudunda yavaş ilerlediğini söyleyen Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzman Dr. Anıl Berk, “Lenfoma vücudumuzu ateşli hastalıklara karşı koruyan kan hücreli olan lenfositlerin anormal şekilde çoğalması ve büyümesiyle oluşan bir çeşit kanser türüdür” dedi.
Lenfoma’nın sıklıkla lenf bezlerinde görüldüğünü söyleyen Dr. Anıl Berk, hastalığın insan vücüdunda ağrısız şekilde ilerlediğini belirtti. Dr. Anıl Berk, “Dalak, Mide, Deri ve Kemik İliğinde sıklıkla görülebilir. Lenfoma; 2 türe sahiptir. Ağresif Lenfoma ve iyi huylu Lenfoma olarak adlandırılır. 40 Yaşından sonra artış gösteren bir kanser türü olsada Lenfoma her yaşta görülebilir” diye konuştu.
Lenfoma belirtileri gören insanların vakit kaybetmeden hastaneye başvurmaları gerektiğini ifade eden Dr. Anıl Berk, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Genellikle hasta hekime başvurduğunda boyun, koltuk altı ve kasıklarda ağrısız şişlik olduğunu söyler. Lenfoma belirtilerinde hekimlerin B Semptomlar dediği; Ateş, kilo kaybı ve çamaşır değiştirecek kadar terleme çok önemlidir ve kötü gidişe delalet edebilir. Lenfomaya karşı uyanık olmalı ve belirtilerden birkaçı dahi görülse erken tanı için acilen hekime başvurulması gerekir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM, Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezalarının çok ağır ve oldukça caydırıcı olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezalarının kalabalık halk kitleleri önünde uygulandığını belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Günümüzde de ne yazık ki bu tür suçlar işleniyor. Son olarak Narin kızımızın başına gelenler bütün ülkeyi üzmüş, vicdanları rahatsız etmiş durumda. Hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde çocuk ve kadınlara yönelik suçlarda verilen cezalara yönelik değerlendirmelerde bulundu. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde hukuk sistemine ‘töre’ denildiğini ifade eden Doç. Dr. Eğilmez, şunları söyledi:
“Türk devlet geleneğinin temel unsurlarından biri hukuktur. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde, töre diye isimlendirilen hukuk sistemine sıkı bir bağlılık görülür. Halk, ülke, istiklal ile birlikte hukuk, Türk Devletinin dört temel unsurundan biridir. Türklere göre devleti kuran ve işleten mekanizma hukuk idi. Türk töresi, en eski Türk topluluklarından itibaren sosyal kontrolü ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayan en önemli unsurlardan biri olmuştur. Türklerde cezayı gerektiren fiiller ve bunlara karşı uygulanacak cezalar töre ile belirlenmişti. Vatana ihanet, savaştan kaçmak, kutsala küfür, kasıtlı ve planlı bir şekilde (özellikle kadın ve çocuklara karşı) ölüme sebebiyet verme ve tecavüz suçları; ölüm, işkenceli ölüm, organ kesimi gibi ağır cezalarla karşılık bulurdu. Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezaları, çok ağır ve oldukça caydırıcı olmuştur. Bu eylem Türk toplumu tarafından her dönemde kınanmış ve bu suçları işleyenlere diğer suçlara göre çok daha büyük tepki gösterilmiştir. Türklerde özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezaları, kılıçla boynunu vurma, yakılma, taşlayarak öldürme, iki hayvan arasına bağlanıp parçalanma ve iple boynundan asma şekillerinde infaz edilirdi. Eğer çocuk öldürülmemiş ama ağır şekilde darbedilmişse ölüm cezasından başka cezalar da uygulanmıştır. Örneğin suçu sabit görülen kişi; kızgın küplere konulma, alnın ya da yüzün kızgın demirle dağlanması, saçından asma, dar sandıklara kilitleme, el kesme, gözünü çıkarma, cinsel organını ve kulağını kesme gibi uygulamalarla cezalandırılmıştır. Hatta bu tür suçların idamla cezalandırılması yetersiz olarak görülmüş, suçlular genelde acı çektirilerek öldürülmüştür. Cezalandırma işlemi ölümden sorunda devam etmiştir. Bu tip cezalandırmalarda amaç ölünün bedenine zarar vermekten ziyade, topluma verilmeye çalışılan ibret mesajının pekiştirilmeye çalışılmasıdır.”
Toplum tarafından büyük tepki gösterilen böyle insanların cezaları ve sonuçlarının ibretlik ve caydırıcı olması için kalabalık halk kitleleri önünde sergilenmesine özellikle dikkat edildiğini belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Mesela 1150’li yılların Malatya’sında bir Ermeni papaz kiliseye çeşitli oyunlarla çektiği bir kız çocuğuna tecavüz ediyor. Daha sonra bu olayın duyurulabileceğini düşünerek o çocuğu öldürüyor. Yapılan tahkikat sonucunda papazın suçlu olduğu ortaya çıkınca oradaki siyasi otorite, derisi yüzülerek öldürülme cezası veriyor. Artı öldükten sonra da cesedinin toplum önünde yakılma cezası veriliyor. Bunun temel amacı ibret olmasıdır. Türkler, tarih boyunca adaletin tecellisi, yaptırımın caydırıcılığı ve zarar görenin tesellisi denklemine büyük önem veriyor” diye konuştu.
İDAMLA CEZALANDIRILMALI
Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin’in başına gelenlerin bütün ülkeyi üzdüğünü, vicdanları rahatsız ettiğini kaydeden Eğilmez, “Bu olay Büyük Selçuklu Devletinde ya da ondan önce Göktürkler ya da Hunlarda yaşanmış olsaydı nasıl bir çözüm ortaya konmuştu? Bir kere şimdiye kadar o töre sistemi içerisinde katiller bulunmuştu ve bir şekilde idam edilmişti. Katillere yardımcı olanlar büyük cezalara çarptırılmıştı. Bunlarının ne tür insanlar olduğu bilinsin, diye alınları kızgın demirle dağlanmıştı. Bahsettiğimiz köydeki herkesin malına el konulmuş ve o köyde yaşayan herkes sürülmüştü. Bu cezayla bütün vicdanlar huzur bulduğu ve ibretlik bir durum ortaya çıktığı için kimse huzursuz olmuyordu. O nedenle bugün bizim hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar bir şekilde idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Haber-Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PORTEKİZ’İN kuzeyindeki Porto kentinde dün başlayan ve bölgeye yayılan orman yangınları sebebiyle biri itfaiye görevlisi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti. Avrupa Birliği (AB), bölgeye 8 yangın söndürme uçağı göndereceğini duyurdu.
Portekiz’in kuzeyindeki Porto kentinin güneyinde yer alan Aveiro bölgesinde devam eden ve hızla yayılan orman yangınlarından dolayı, biri itfaiye görevlisi 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, toplamda 30’dan fazla noktada aktif olan yangınlarda üçü ağır 20 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro yangında hayatını kaybeden itfaiye görevlisi için paylaştığı mesajında, “Oliveira de Azemeis’teki yangınla mücadele ederken ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden itfaiyeci Joao Silva’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendim ve Hükümet adına ailesine, dostlarına ve itfaiyeci arkadaşlarına en derin taziyelerimi sunarım” dedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yangınlarla mücadele için Portekiz’in yanında olduklarını vurgulayarak, “AB, büyük orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz’in yanındadır. Yerel ilk müdahale ekiplerine yardımcı olmak üzere Sivil Koruma Mekanizmamız aracılığıyla 8 yangın söndürme uçağını acilen harekete geçiriyoruz. Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya gösterdikleri hızlı tepki için teşekkür ediyorum. Bu, AB dayanışmasının en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Molla Bahri İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşandı. Edinilen bilgilere göre, ders esnasında 7’nci sınıf öğrencisi Y.S.’nin nefes alamadığını fark eden öğretmeni, öğrenciyi sınıftan çıkardı. İlk yardım eğitimi aldığı öğrenilen öğretmen, Heimlich manevrası uyguladığı öğrencinin yeniden nefes almasını sağladı. Öğretmenin çocuğa müdahale anlar ise, güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verile, Prof. Dr. Aras, kalp krizi geçiren hastalardaki ritim bozukluklarında, kalp pili olanlarda ve ani bayılmalarda başarı sağlayan tedaviyi ve operasyon süreçlerini anlattı.
Tedavinin kalp ritim bozukluğundaki en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu anlatan Aras, “Ablasyon sihirli değnek gibidir, amacımız kalp ritim bozukluğuna neden olan odağı yakarak ya da dondurarak ortadan kaldırmaktır.” ifadelerini kullandı.
Ritim bozukluğunun odağını tamamen ortadan kaldırmak ya da etkisini azaltmak için tedavinin uygulandığını belirten Aras, bu sayede hastanın yaşam kalitesini artırdıklarını, ilaç ihtiyacını azalttıklarını ya da ortadan kaldırdıklarını kaydetti.
Aras, tedavide hastaya lokal anestezi uygulayıp kasık bölgesinden girerek operasyonu başlattıkları bilgisini paylaşarak, “Ardından kalbin içerisinde elektriksel bir araştırma yapıyoruz. Ritim bozukluğuna sebep olan bir odak var mı diye kontrol ediyoruz.Bunları tespit ettikten sonra sıklıkla yakarak, bazen de dondurarak burayı etkisiz hale getiriyoruz.” açıklamasını yaptı.
“Kalple ilgili ileriye dönük hastalıkların önüne geçmiş oluyoruz”
Gençlerde sık görülen, ani olarak başlayan ve kalp hızının 250’ye kadar çıktığı durumlarda tedavinin uygulanabildiğine işaret eden Aras, yüzde 99’a yakın bir başarı olasılığı olduğunu aktardı.
Aras, hastanın tedaviden sonraki hayatını daha kaliteli ve sağlıklı yaşadığına dikkati çekerek, “Kalple ilgili ileriye dönük oluşabilecek hastalıkların da önüne geçmiş oluyoruz. Kalp pili bulunan, sıklıkla şok tekrarı olan hastalarımız var. Yine kalp krizi geçirmiş, ölümcül ritim bozuklukları olan hastalarımız olabiliyor. Bu hastalarda tekrarlayan şoklar görebiliyoruz. Ablasyon yoluyla yine kalbin içerisine giriyor, nedenlerini tespit edip haritalandırıyor, ardından da ortadan kaldırıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerde kalbin yavaşlaması ya da durması sonucunda bayılmaların yaşanabildiğini hatırlatan Aras, “Bu hastalarımıza da aynı yöntemi uyguluyoruz.Böylece kalp pili ihtiyacını da ortadan kaldırmış oluyoruz. Bunu bir ameliyat olarak görmemeliyiz. Operasyon sonrası hastamız aynı gün taburcu oluyor ve birkaç gün içerisinde işine geri dönebiliyor.” şeklinde görüş belirtti.
Aras, orta yaşlı ve yaşlı tüm hastalarda görülen “artriyal fibrilasyon” denilen ritim bozukluğunda tedaviyle normal ritim sağlanma olasılığının ilaç tedavisine göre en az 3 kat daha fazla olduğuna değinen, tedaviden sonra yaşam kalitesinin iyileştiğine ve kalp yetersizliği riskinin azaltılıp yaşam süresinin uzatıldığını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, karanlık ve yağmurlu bir sabah, kadın ineklerini otlatmaya çıktığında gerçekleşti. Kadın, “İneğim birden huzursuzlandı ve beni çekmeye başladı. Dengeyi kaybettim ve çubuklardan birinin üzerine düştüm. Her şey bir anda oldu,” diye anlattı.
Mucizevi bir şekilde, paslı ve gübreyle kaplı çubuk hiçbir hayati organa zarar vermedi. Kadın, komşusu tarafından hastaneye götürüldü ve daha sonra uzman bir merkeze nakledildi. Burada Kasturba Tıp Fakültesi’nden doktorlar tarafından muayene edildi.
Acil ameliyatta doktorlar, çubuğu dikkatlice çıkardılar. Operasyon iki saat sürdü. Ameliyat sonrası kadına antibiyotik ve fizyoterapi uygulandı. Tetanos aşısı yapıldı ve 10 gün sonra taburcu edildi.
Doktorlar, vakanın nadir olduğunu belirtti: “Nesne rektumu delip doğrudan retroperitona girdiği için, tüm ana iç organlar ve damar yapıları zarar görmedi. Bu, saplanma vakalarında çok nadir görülen bir durum.”
Üç ay sonraki kontrolde kadının tamamen iyileştiği görüldü. 65 yaşındaki kadın, “Şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum. Tüm doktorlara ve hemşirelere minnettarım,” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OSMANİYE – .Osmaniye’nin Kadirli İlçesi Devlet Hastanesinde Opr. Dr. Saygı Uygur ve ekibi tarafından 3D yazıcı tekniğiyle ‘kemik çimentosu’ ile kafatası ameliyatı gerçekleştirildi.
Kadirli ilçesinde geçirdiği trafik kazasından sonrası parçalı kafatası kırığı olan ve kemiği geri yerine konulamayan 33 yaşındaki E.P.’ye, Kadirli Devlet Hastanesinde Opr. Dr. Saygı Uygur ve ekibi tarafından 3D yazıcı tekniğiyle ‘kemik çimentosu’ ile kafatası ameliyatı gerçekleştirildi.
Kafatasındaki eksik kemik parçasını kusursuz bir şekilde kapatmak için ‘3D yazıcı’ tekniği denilen yöntem Türkiye’de nadiren uygulanan bu yöntem, Kadirli İlçesi Devlet Hastanesinde Opr. Dr. Saygı Uygur ve ekibi tarafından ilk defa gerçekleştirildi. Bu yöntemle önce kafatasındaki eksik bölge en ince ayrıntısına kadar ölçülüyor, daha sonra parça birebir ölçüleriyle 3D yazıcıdan çıkartılıyor. 3D yazıcı tekniği hastanın beyin dokusunun korunması kadar hastanın estetik görünümü de etkiliyor.
Hastanın sağlığı kadar kendisini iyi hissetmesi için estetik görüntüsünü de düşündüklerini söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Saygı Uygur, ” Kranioplasti ameliyatları travma, kanama, tümör gibi nedenlerle kafatasının bir kısmının çıkarılıp aynı operasyonda geri yerine konulmasının mümkün olmadığı durumlarda ilk ameliyattan en az 6 ay sonra uygulanmaktadır. Bu ameliyat esnasında kafatası kemiğinin korunmasından yoksun olan beyin dokusunun korunmasının yanı sıra hastanın ameliyat sonrası estetik görüşü de göz önüne alınmaktadır. Standart uygulamada eksik kafatası dokusu titanyum plaklarla veya eliyle şekillendirilmiş kemik çimentosu ile kapatılmaktadır. Üç boyutlu kranioplasti tekniğinde ise hastanın ameliyat öncesinde çekilen tomografi tetkikleri bilgisayar ortamında 3D programlar aracılığıyla işlenerek kişiye özel, birebir kendi kafatasının eğimlerine sahip tasarım oluşturmakta ve bunun kalıbını çıkarmaktayız. Kalıbın tasarımını hiçbir dış destek almadan tamamen kendim yapmaktayım. 3D kranioplasti tekniği ile hem standart titanyum plakların beyni olan baskısının hem de olumsuz estetik sonuçlarının önüne geçmiş oluyoruz. Türkiye’de sayılı devlet hastanesinde uygulanan bu yöntemi, Mersin Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim dalındaki hocalarımın da desteğiyle Mersin’de ilk kez yapmıştık. Kadirli’deki ilk hastamızın da trafik kazası sonrası oluşan parçalı çökme kırığı nedeniyle 6 ay önce kafatası kemiği çıkarılmış. Bu nedenle polikliniğimize başvuran hastanın 3 boyutlu kranioplasti ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Osmaniye’de bu ameliyatı ilk kez yapmış olmak ve Osmaniye halkına fayda sağlayabilecek olmak beni çok mutlu ediyor. Amacımız ülkemize ve kentimize faydalı olacak yöntemleri uygulamaktır. “diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmeti ile vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğrenebiliyor. Bu diyetisyenlik hizmetinden yararlananlardan biri de 59 yaşındaki Hatice Alsaç. Vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
‘EŞİM ET YEMEYİ ÇOK SEVİYOR’
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
‘VEFAHANE’DE BANA ÇÖZÜM ÜRETTİLER’
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
‘BÜYÜKLERİMİZ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ’
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ise “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Emet ilçesinde bir dönem halk sağlığı için büyük tehlike oluşturan şebeke suyundaki arsenik miktarı, yeni kaynaklarla yıllar içerisinde büyük oranda azaltılırken, ilçenin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde, ‘sağlıklı şebeke içme suyu’ açılışı yapıldı. İlçe halkı, 12 yıllık çalışmanın ardından ‘arseniksiz’ içme suyuna kavuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından tehlike sınırı litrede 10 mikrogram kabul edilen arsenik miktarı, yaklaşık 22 bin kişinin yaşadığı Emet ilçesindeki şebeke suyunda geçmiş yıllarda 600 mikrograma kadar ulaştı. Emet Belediyesi, arsenikli su sorununa çözüm bulmak için 2005 yılında yaptığı çalışmalarda, ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Köprücek mevkisindeki arsenikli su çıkan kuyuları kapatarak, yine aynı bölgede yeni kaynaklardan getirilen suyun ilçede kullanılmasını sağladı. İlçe Halk Sağlığı ekiplerince her ay yapılan biyolojik ve kimyasal ölçümlere göre, içme suyundaki arsenik miktarı mevsim şartlarına bağlı olarak 20 ila 25 mikrogram arasında değişirken, 2012 yılında Yeniceköy’deki Sorgun mevkisinde yapımına başlanan göletin yanına kurulan arıtma tesisi ile ilçe halkı, 12 yıl sonra sağlıklı içme suyuna kavuştu.
‘3 EYLÜL 2024, ARSENİKLİ SUDAN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAK’
Emet’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü kutlamaları ve ‘arsenikli su’ sorununun çözülmesi dolayısıyla, Hükümet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende konuşan Emet Belediye Başkanı Mustafa Koca, ilçe için büyük öneme sahip ‘arsenikli su’ sorununu çözmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Koca, ilçedeki arsenik oranı yüksek olan içme suyu sorununu çözmek için 12 yıl önce çalışma başlattıklarını dile getirerek, “12 yıl önce Emet’imize sağlıklı içme suyu kazandırmak için dağ tepe gezdik. Yüksek rakımlarda su aradık. Şu an göletimizin olduğu yerde, 957 metre rakımda ölçümler yapıldı. Gölet yapımı başlarken; ilçede içme suyu, kanalizasyon, yağmur kanalları yenilenmesi ve su depoları, isale hatları yapımı için proje ihalelerini gerçekleştirdik. Gölet yanına yapılan arıtma tesisimizde, 15 gündür test uygulamaları gerçekleştirildi. Bugün de ilçemize göletten ilk suyu akıtıyoruz. 3 Eylül 1922 Emet’imizin düşman işgalinden kurtuluşu, 3 Eylül 2024 ise Emet’imizin arsenikli sudan kurtuluş günü olacak. Belediye olarak 3 vardiya ekip kurarak, 2-3 ay içerisinde yeni hattan tüm Emet halkına, sağlıklı içme suyunu vermek için çalışacağız. Daha sağlıklı nesiller için hayırlı olsun Gazi Emet” diye konuştu. Konuşmaların ardından, gölet suyu vanası açılarak ilçeye ilk su verildi.
Haber-Kamera: Ercan KOLKU/EMET (Kütahya),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da staj yaptığı meslek lisesinde kaynak yaparken 7’nci kattan düşen Güven Kaya, bilinçsiz ilk yardım sonucu omurilik felci oldu. 18 yaşında yatağa bağımlı kalan Kaya, insanların kendisine acımasını istemediği için sokağa bile çıkmak istemedi.
Ailesiyle şehir değiştirmeye karar veren Kaya, İstanbul’a geldiğinde ilk tekerlekli sandalyesini hiç tanımadığı birinin yönlendirmesiyle Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinden ücretsiz aldı.
Dernekte kendisi gibi birçok kişiyle tanışınca umutları yeniden yeşeren Kaya, meslek lisesinde edindiği bilgilerle derneğin atölyesinde üretime başladı.
Çalışmaya başladıkça özgüveni yerine gelen Kaya, maddi olarak geçimini de sağladı. Bu sırada evlenip bir çocuk sahibi olan Kaya, yaşadıklarını ve ilham veren mücadelesini “5 EylülDünya Omurilik Felçlileri Günü” kapsamında AA muhabirine anlattı.
“Fiziki ve mimari engeller sosyal hayata katılmamızı imkansız hale getiriyor”
Tekerlekli sandalyesine kavuştuğunda özgürlüğüne kavuşacağını düşünen Kaya, “Sosyal hayata tekrar katılacağımı düşünüyordum. Oysaki böyle olmadı çünkü dışarıdaki fiziki ve mimari engeller, biz engellilerin sosyal hayata katılmasını imkansız hale getiriyor.” dedi.
Sıkıntıları yalnızca kendisinin değil, ailesinin de onunla yaşadığını dile getiren Kaya, “Sadece fiziksel engellerle değil, aynı zamanda toplumun duyarsızlığıyla da mücadele ediyoruz. Gelişigüzel park edilmiş araçlar var, kaldırımların rampaları yok. Bir de buna insanların duyarsız bakışları eklendiği zaman biz engelli insanların dışarı çıkması daha zor oluyor.” diye konuştu.
Kaya, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinde engeller için mücadele verildiğini belirterek, “Bütün engelleri ortadan kaldırabilmek için savaşımız sonuna kadar devam edecek. Mücadelemizi hiçbir zaman bırakmayacağız. Bizi tanımaları lazım, bizi bilmiyorlar. Bizim dışarı çıkıp, hayata tam anlamıyla katılım sağlamamız gerekiyor ki bizim var olduğumuzu anlasınlar. Bizim var olduğumuzu anladıklarında zaten bütün engeller kalkacak.” ifadesini kullandı.
Birçok engellinin dışarıya utandığı için çıkmadığını anımsatan Kaya, bazılarının hayattan tamamen koptuklarını ve çalışmadıklarını söyledi.
Kaya, dernekte verilen eğitimlerle kendi dahil birçok insanın iş sahibi olduğunu ifade ederek, “Biz hayatta bir şeyler başardıkça kendimize olan özgüvenimiz artıyor. Özgüvenimiz arttıkça üretebiliyoruz. Bir sağlıklı insanın yapamadığı bir şeyi imkan verildikten sonra biz yapabiliyoruz. Sadece imkan verilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Aşık oldum, evlendim, çocuğum var”
Dernekte çalışmaya nasıl başladığını anlatan Kaya, şöyle devam etti:
“Hayat ‘bitti’ dediğin yerde yeniden başlıyor. ‘Elinden bir iş geliyor mu?’ dediler. Usta olduğumu söyledim. Atölyelerde çalışmamı teklif ettiler. Çalışırım, üretirim, ellerim tutuyor. Orada da özgüven geldi, para kazanmaya başladım. İnsan aşık da olabiliyormuş. Aşık oldum, evlendim, çocuğum var. Bu engelleri aşabildiysem, diğer arkadaşlarım da bunları başarabilir. Sadece bir engelli ben değilim. Biz engelli insanlara insanca davranılması ve yok sayılmaması gerekiyor. Biz engellilere imkan verildikten sonra her şeyi başarabileceğimizi bilsinler. Diğer engelli arkadaşlarım da çıksınlar, hayata tam anlamıyla katılım sağlasınlar ki herkes var olduğumuzu hissetsin.”
Dernekteki akülü sandalye atölyesinde sandalye tamir eden, deri atölyesinde çalışan, epoksi atölyesinde ürünler üreten Kaya, “Engelli arkadaşlarımız evde oturduğu sürece hiçbir şekilde hayata katılım sağlayamaz. Kendilerini evlerine hapsetmesinler. Bizi evde kalmamız için dışarıdaki şartlar zorluyor ama Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği bunu yapabildiyse bunu herkesin yapması lazım.” diye konuştu.
Kaya, dernek bünyesinde yürütülen çalışmalarla ilgili de “Biz insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Ehliyet alabildiklerini öğretmeye çalışıyoruz, evlenebileceğini, sevebileceğini, gezebileceğini, özgürce yaşayabileceğini gösteriyoruz. Biz sorunları daha önce yaşadık, onlar yaşasın istemiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber-Kamera: Kaan ULU-Celal ATALAY/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Ahmet Hamdi Usta, eski Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin bulunduğu alana bu yıl Sağlık Bakanlığının onayıyla kurulan UMKE Lojistik Merkezi’ni ziyaret etti.
İncelemelerde bulunan Usta, Bingöl Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Samet Tatlı ve UMKE Sorumlusu Hasan Akkuş’tan merkez hakkında bilgi aldı.
Vali Usta, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, merkezin 29 Ağustos’ta bölgesel düzeyde düzenledikleri deprem tatbikatında aktif rol aldığını söyledi.
Tatbikatın çok başarılı geçtiğini dile getiren Usta, bu lojistik merkezinin Türkiye’de sadece Edirne ve Bingöl’de bulunduğunu belirtti.
Bingöl’ü, tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde bir lojistik merkezi haline getirdiklerini ifade eden Usta, şöyle konuştu:
“Şu anda burada 2 mobil mutfak, 105 konteynerde yaşam alanları, makineler, teçhizatlar, sağlık ekipmanları, yaşam alanları ve haberleşme merkezleri var. Burası 105 dönüm üzerine kurulu müthiş bir lojistik merkezi. İçinde 3 sahra hastanemiz var ve bu hastaneler kurulduğunda, 5 bin metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek mobil bir hastane haline getirilebiliyoruz. Acil müdahaleler, poliklinik hizmetleri ve ameliyatlar gibi her türlü sağlık hizmeti bu sahra hastanelerinde sunulabiliyor.”
Merkezin ihtiyaç olması halinde rahatlıkla ihtiyacı karşılayacak altyapıya sahip olduğunu kaydeden Usta, “Umarız bir afet yaşamayız ama olası bir durumda Bingöl olarak sadece kendi ilimize değil, çevredeki illere ve bölgeye de lojistik destek sağlayabilecek kapasiteye sahibiz. Bu vesileyle Sağlık Bakanlığımıza ve özellikle İl Sağlık Müdürlüğündeki çalışma arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de üniversite öğrencisi Gaye Nur Kurt (22), yaklaşık 7 ay önce elde karıncalanma şikayetiyle başlayan ve ileriki dönemde ağrı hissiyle uyku bozukluklarına neden olan karpal tünel sendromundan 15 seanslık fizyoterapi desteğiyle kurtuldu. Bornova Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki fizyoterapist Dicle Caymaz, eldeki karıncalanma ve ağrı hissinin hafife alınmaması gerektiğini söyleyerek ihmal edilmesi durumunda karpal tünel sendromunun cerrahi operasyon gerektirebileceğini belirtti.
Ege Üniversitesi (EÜ) Psikoloji Bölümü öğrencisi Gaye Nur Kurt’un yaklaşık 7 ay önce başlayan, elde karıncalanma, yanma ve bilekte ağrı ile uyku sorunu gibi şikayetlerle önce aile hekimine ardından da Bornova Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Kurt’a karpal tünel sendromu teşhisi konuldu. Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yaşam kalitesi giderek düşen Kurt, 15 seanslık fizyoterapi desteğiyle sağlığına kavuştu. Kurt, “Artık nesneleri tutamıyordum. Öğrenci olduğum için de bu sıkıntılar beni çok zorluyordu. 6 ay önce aile hekimime gittim. Onun yönlendirmesiyle burada fizyoterapist olduğunu öğrendim. Hocamla egzersizlere başladık. 6 ayda 15 seansı tamamladık. Seanslar sonucunda elimdeki karıncalanma, yanma hissi neredeyse yok oldu. Geceleri uykumdan uyanmıyorum. Nesneleri tutmakta zorlanmıyorum. Eski günlük hayatıma geri döndüm” dedi.
‘KALEMİ FAZLA SIKMAYIN’
Karpal tünel sendromunun ellerini çok kullanan ve yanlış hareketlerde bulunan kişilerde ortaya çıktığını öğrendiğini anlatan Gaye Nur Kurt, “Ağrılarım yüzünden gece uykumdan uyanınca evhamlandım. Daha sonra beni iyi yönlendirdiler ve bu konuda bilinçlendim. İlaç kullanmadan, hiçbir operasyona gerek kalmadan tamamen egzersizlerle ve dijital cihazlarla süreci devam ettirdik. Benim için de rahat oldu. Bundan sonra ellerimi kullanırken yanlış bir hareket yapmamam gerekiyor. Günlük hayatta herkes dikkat etmeli. Ben kalem tutarken fazla sıkıyormuşum. Bu yanlışmış. Kalemi elimizin içinde kayacak şekilde tutmamız gerekiyormuş” ifadelerini kullandı.
‘PEK ÇOK GÜÇLÜĞE YOL AÇIYOR’
Fizyoterapist Dicle Caymaz da karpal tünel sendromunun ev hanımlarında bez sıkarken ya da fazla yazı yazan öğrencilerde kalemi çok sıkmaktan kaynaklı ortaya çıkabileceğini söyledi. Caymaz, “Elimizde gerçekten bir tünel ve içinden geçen bir sinir var. O bölgenin sıkışması sinire baskı yapıyor ve ağrıyla kendini gösteriyor. Yansıyan ağrı omuza kadar uzanan karıncalanma ve uyuşmaya sebep olabiliyor. Günlük yaşam aktivitelerinde kolun ağırlaşması, harekette kısıtlanmaya varıncaya kadar pek çok güçlüğe yol açıyor. Tedavi edilmediğinde kişinin yaşam kalitesi düşüyor. Ağrı eşlik ettiği için gece uyku kalitesi zayıflıyor. Biz de bu ağrıyı azaltıp hastaya yaşam kalitesi kazandırmak adına bazı uygulamalar ve kasları kuvvetlendirme egzersizleri yaptık” diye konuştu.
‘AMELİYAT GEREKEBİLİR’
Günümüzde bu sendromun ihmal edildiğini belirten Caymaz, “İnsanlar son ana gelince bize başvuruyor. Elinde ağrısı olan hemen gelmiyor ama yaşam kalitesi iyice düşenler bize başvuruyor. Tercihimiz bu ağrının başında bize gelmeleri. Çünkü daha da gecikirlerse cerrahi operasyon gerekebiliyor. Uzman bu sorunun fizik tedaviyle çözülmeyeceğine karar verirse öncesinde bir operasyon akabinde yine fizik tedaviyle kişinin eski yaşam kalitesini kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doç. Dr. Keskindemirci, “3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası” dolayısıyla koruyucu sağlık hizmetlerinde neler yapıldığına ve toplum sağlığı için aşılamanın önemine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Aşılamanın son 100 yılda gelişen modern teknolojinin bir ürünü olduğunu belirten Keskindemirci, “Aşılama en iyi halk sağlığı uygulamalarından birisidir. Aşı önemlidir çünkü çocuğu hastalıktan koruyorsunuz. Aşıyla önlenebilir hastalıklara neden olan mikroorganizmalarla karşılaşmadan çocuklara hastalık varmış gibi bağışıklık sağlayıp koruyarak, hastalıklar oluşmadan ölümlerin önüne geçmiş oluyoruz.” diye konuştu.
Aşının mümkün olan en erken yaşta yapılmasının önemine vurgu yapan Keskindemirci, “Ülkemizde de doğumdan itibaren Hepatit B aşısıyla aşılamaya başlanıyor. Toplumlarda en kırılgan gruplar çocuklar ve yaşlılar olduğu için öncelikli olarak onları korumamız gerekiyor. Çocuklarda özellikle bir yaşında hastalık görülmesi, burada çocuklardaki sekelleri ve ölümleri daha da arttırıyor. Bu yüzden mümkün olan en erken korumayla aşı uygulamalarını yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Keskindemirci, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında aşıların takvimine uygun olarak ücretsiz yapıldığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Hepatit B, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, menenjit, pnömokok, Hepatit A, su çiçeği, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları gibi 13 farklı antijen/mikroorganizmaya karşı bağışlamayı sağlayan bir programımız mevcut. Türkiye’de aşılama kapsayıcılık hızlarının yükselmesine bağlı olarak aşıyla korunabilir hastalıkların görülmesinde ve ölüm hızında belirgin düşüşler oluyor. Bu konuda ülkemizdeki aşılanma oranları yüksek. Bu konuda Sağlık Bakanlığının çok iyi çalışmaları var. Aşılanma oranlarını yükseltmek için ailelerle görüşülüyor, kararsız ebeveynlerle konuşularak aşılanma konusunda çocuklarının iyilik halinin devamı açısından ortak fikir ve kararla beraber çocuklarını aşılatıyorlar.”
Aşıları aile ve topluma daha iyi anlatmak gerektiğini ifade eden Keskindemirci, “Örneğin; ülkemizde difteri artık görmüyoruz. Hepatit B enfeksiyonu 5 yaşın altında daha öncelerde yüz binde 6,2 görülürken, şu an yüz binde 0,1’lerde görüyoruz. 2000’li yıllarda ülkemizde başarılı bir gebe tetanoz aşılaması sayesinde anne-çocuk tetanozundan arındırılmış ülke olarak ilan edildi. Bunların hepsi aşılamanın başarıdır.” bilgisini paylaştı.
Doç. Dr. Keskindemirci, çocuklarda aşılamanın en kırılgan grubu oluşturduğunu, özellikle ilk bir yaşta aşılamanın olmaması durumunda menenjit, zatürre, kızamık hastalığının daha fazla görüldüğünü, aşılamanın hastalıkların önüne geçerek ölümleri de engellediğini dile getirdi.
“Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir”
Aşı reddinin sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olacağına işaret eden Keskindemirci, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) gelecekteki 10 tehditten birini aşı reddi olarak gördüğünü vurguladı.
Keskindemirci, aşı reddinin ise sanıldığı kadar fazla olmadığının altını çizerek, “Aşı kararsızları ise konuşmayla, bilimsel kanıtlarla beraber çocukların aşılarını uygulatıyor. Eğer aşılanma oranları, toplumsal bağışıklığı olan bir ülkede düşerse o toplum içinde enfeksiyonları daha fazla görmeye başlarız. Bu durum enfeksiyon yayılımı artıracak ve bu süreçte yine hastalıkları göreceğiz.” diye konuştu.
Herhangi bir nedenle aşısı yapılamayan (kronik hastalığı nedeniyle) çocukların da olduğuna dikkati çeken Keskindemirci, “Örneğin; bağışıklık sistemi genetik olarak yetersiz, zayıf çocuklar var. Bunlara herhangi bir durumda aşı yapamadığınız oluyor. Biz aslında aşılama sayesinde onları da koruyoruz. Toplumu koruyarak enfeksiyon etkenin topluma yayılmasını engelleyerek bu toplumda o enfeksiyonun görülmesini azaltıyoruz, hatta yok ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Keskindemirci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocukluk çağındaki aşı retleri toplum sağlığını tehdit ediyor. Eğer bir toplumda aşı retleri artarsa, toplumun aşılama oranları düşerse, enfeksiyonları görürüz. Bunu en sık kızamık enfeksiyonu açısından görüyoruz. Çünkü kızamık bulaştırıcılığı çok çok yüksek bir hastalıktır. Eğer ortamda bir çocuk varsa bunu herkese bulaştırabilir. Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir. Eğer aşı retleri ile bu oran düşerse toplumlarda enfeksiyonları görmeye başlarız. Sağlıklı çocuk, sağlıklı toplum demek. Bizler çocuk sağlığını koruyan çalışmalar yürütüyoruz. Çocuğun sağlığı için anne sütü ne kadar önemliyse çocuğun sağlığını korumak açısından da aşılanma o kadar önemlidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde bulunan tatlı imalathanesinde 19 Ağustos’ta meydana geldi. İddialara göre, imalathanede tatlı ustası olarak çalışan İsmail Can Seçkin, iş yerinde çalıştığı sırada 4 metrelik merdivenden düşerek ağır yaralandı. Yaralanan Seçkin, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerince ilk müdahalesinin yapılmasının ardından hastaneye sevk edildi. Yoğun bakımda tedavi gören Seçkin’in yakınları, Seçkin’in yaklaşık 4 aydır sigortasız çalıştığını, kazanın meydana gelmesinin ardından sigorta girişi yapılana kadar olay yerinde bekletildiğini iddia etti. E-Devlet kayıtlarında ise Seçkin’in sigortasının 19 Ağustos’ta yapıldığını ve belirli aralıklarla sigorta giriş çıkışı yapıldığı görüldü.
“Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı”
Kardeşinin düştüğünü ve kafasını çarptığı gerekçesiyle arandığını belirten Halil İbrahim Seçkin, “Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı. Düşmüş gibi değil kafası kocaman olmuştu, neredeyse büyüklüğü iki katına çıkmıştı. Her tarafı kan revan içindeydi ve üstünde iş kıyafetleri vardı. Ben hastaneye geldiğimde olay çok ciddi durumdaydı. Doktor ‘kafasının önünden arkasına cam kırığı gibi kadar çatlaklar var, bu darbe çok kötü bir darbe ve kardeşine bizim yapabileceğimiz bir şey yok’ dedi” diye konuştu.
“Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar”
Seçkin, kardeşinin tatlı imalathanesinde 8 yıldır çalıştığını ve bu süre zarfında birden fazla sigorta girişinin olduğunu belirterek, “Giriş ve çıkış yapmışlar. En son yine 4 ay sonra çıkışını vermişler. Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar. 8 senedir aynı yerde düzenli çalışıyor ve kardeşim düştükten sonra yapılmış” dedi.
Seçkin, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne kaldırılan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan kardeşinin yüzde 95 oranında felçli kalabileceğini dile getirdi.
“Herkes bizi görünce arkasını dönüyor”
Oğlu İsmail Seçkin’in kaza geçirdiği imalathaneye gittiklerini dile getiren anne Emine Alaca, “Herkes bizi görünce arkasını dönüyor. Bizi çalışanlarla konuşturmadılar. Bizi çember içerisine aldılar ki hiç kimseyle konuşmayalım. Biz iş yerinden bir arkadaşını aradık ve yanında kim vardı? Diye sorduk. O da ‘abla düştüğünde ben hiçbir şey görmedim. Sadece ambulans geldiğinde biz 7-8 kişi içeri girdik’ dedi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu’da yaşayan 44 yaşındaki Yücel Çiftçi, hemşire olarak görev yaptığı sırada hayvanlara karşı beslediği sevgiden ötürü veteriner hekim olmak için sınavlara girdi. 23 yıl hemşire olarak görev yapan Yücel Çifci, 37 yaşında girdiği sınavı kazanarak veteriner fakültesine yerleşti. Fakülteyi derece ile bitiren Yücel Çifci, bir süre sonra hemşireliği bırakarak veteriner hekim oldu. Kastamonu’nun Daday ilçesinde klinik açan Çifci, hemşirelik süresince edindiği tıbbi birikimi kullanarak hayvanlara umut oluyor. İşini çok sevdiğini söyleyen Çifci, gençlere çağrıda bulunarak hiçbir şekilde hedeflerinden yılmamalarını ve hayallerinin peşinden koşmaları tavsiyesinde bulundu.
“Özel klinik açarak Daday’da hizmet vermeye başladım”
Fakülteden derece ile mezun olduğunu belirten Yücel Çifci (44), “23 yıl Sağlık Bakanlığında hemşire olarak görev yaptım. Görevim sırasında gerek hayvanlara olan tutkumuz, gerek doğaya olan tutkumuz, gerek vatanımıza, milletimize bir hizmet olsun diye bir yola çıktık ve veteriner fakültesine girdik. Veteriner fakültesinden derece ile mezun olduktan sonra belli bir süre daha memuriyetime devam ettim. Daha sonra da memuriyetten ayrıldım ve özel klinik açarak Daday’da hizmet vermeye başladım. Çalışmalarımız, çiftlik ortamlarında, aile işletmelerinde ve kliniğimizde devam etmektedir” dedi.
“Bir cana hizmet aşkıydı”
Hayvanlara karşı beslediği sevgiden ötürü veteriner hekim olduğunu söyleyen Çifci, “İnsanın içerisinde sevgi olmadan bu işi yapması mümkün değildir. İster istemez bende Anadolu’dan bir insan olarak her ne kadar annem ve babam memur olsa da yaz aylarında sürekli köydeydik, köyde yetişip büyüdük. Bu aslında bir cana hizmet aşkıydı. Bunu insanda da yıllar boyunca yaşadım. Şu an da veteriner olarak yine canlara hizmet ediyoruz. Istırabı hafifletebiliyorsak ne mutlu bizlere” diye konuştu.
“İnsanlık için veteriner olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz”
Hemşirelikte edindiği tecrübeleri veteriner hekim olduktan sonra birlikte kullanmaya başladığını anlatan Çifci, “Belli bir bilgi birikimine ister istemez beşeri sektörde sahip oluyorsunuz, bunu veteriner fakültesinde bir hekim olarak taçlandırıyoruz. Bizler de bu iki bilgiyi birleştirip bir armoni oluşturduk. Bunun da faydalarını gördük. Korona virüs döneminde ben hemşire olarak görev yaptım. Türkiye’de ilk korona nöbetini tutan hemşirelerdenim. Beşeri hekimlik bizlere çok şeyler kattı, bizler de bu bilgileri veteriner hekimlikle birlikte süsledik ve insanlara bir şekilde hizmet etmeye gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Hasta hayvanımı tedavi etti ve ondan olan buzağısına Yücel ismini verdim”
Daday ilçesine bağlı Görük köyünde hayvan yetiştiriciliği yapan Seher Çakal ise, “Hayvancılıkla uğraşıyorum. Hayvan yetiştirirken hayvan hastalıklarıyla da karşılaşıyoruz. Yakın bir tarihte hayvanımın bir tanesinde rahim çıkması hastalığı yaşandı. Sağ olsun Yücel Bey bizlere çok yardımcı oldu. Çok bilinçliler. 10 günlük bir tedavinin ardından hayvanımı normal hale getirdi. Tedaviden önce hayvanım yerinden kalkmaz durumdaydı. Yücel Bey yaptığı tedavi sonrasında hayvanı ayağa kaldırabileceğini ve kendisine 3-4 gün müsaade etmesi gerektiğini söyledi. Dediği gibi tedavinin dördüncü günü ineğim ayağa kalktı, toparladı ve şu anda normal bir hayvan haline döndü. Benden bütün randımanı aldım. Ben Yücel Beye ve diğer emekleri geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Hasta hayvanının buzağısına “Yücel” ismini verdiğini söyleyen Çakal, “Rahim çıkması hastalığını yaşan ineğimizin durumu çok sıkıntılıydı ve buzağısını Yücel Bey kurtardı. Ben de, sağlıklı bir şekilde buzağısı doğunca “Yücel” adını koydum” dedi. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurulduğu günden beri hizmet anlayışıyla da takdir kazanan İstanbul’un gözde mekanı, başarılı bir ismi daha kadrosuna kattı. Şef Kayhan Tarhan eşsiz lezzetlerini artık Healin Foods misafirleri için ortaya koyacak.
KAYHAN TARHAN KİMDİR?
Kayhan Tarhan, mesleğe 2004 yılında İstanbul Koşuyolu’nda Mehmet Ali Aydınlar’a ait Rosario’da başladı. Rosario dünyanın en iyi ilk 5 İtalyan restoran unvanını aldı.
Tarhan’ın kurduğu mekanlar arasında Carousel AVM içerisinde yer alan Kenan Kültür, Beylerbeyi’ndeki eğlence mekanı The Life, Kıbrıs’taki Dex Restoran bulunuyor.
Kayhan Tarhan, sağlıklı yiyeceklerin olduğu komplike bir tesis olan uluslararası çaptaki The LifeCo’da “executive chef” olarak görev yaptı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öyle ki bilim insanları artık uykunun faydalarının ne olduğu sorusunu bir kenara bıraktı. Bunun yerine uykunun fayda sağlamadığı herhangi bir alan olup olmadığını araştırmaya başladılar.
Uyku alanında önde gelen uzmanlardan biri de University of California Berkeley’de sinir bilimi ve psikoloji bölümü öğretim üyesi olan Profesör Matthew Walker.
Walker, milyonlarca insanın verilerini inceleyerek yazdığı kitabında “Uyku, dünya üzerinde var olan en demokratik ve en ucuz sağlık sistemi” diyor.
Uykunun faydaları neler?
Bilimsel çalışmalar, uykusuzluğun beynimiz ve vücudumuz üzerinde çok ciddi etkileri olduğunu gösteriyor.
Alzheimer, kanser, kalp krizi, obezite, şeker, depresyon ve hatta intiharın uykusuzlukla bir şekilde bağlantısı var.
Çünkü insan vücudundaki belli başlı fizyolojik sistemler ve beyinle ilgili faaliyetler, uyurken yenileniyor.
Uykusuzluk durumunda ise ciddi sıkıntılar baş gösteriyor.
Ancak uykunun tüm faydasına rağmen uykuya dalmak her zaman çok da kolay olmuyor.
O halde kaliteli bir uyku için neler yapılabilir?
İşte Profesör Walker’ın iyi bir uyku için önerileri:
1. Her gün aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın
İyi bir uyku düzenini oturtmanın ilk adımı çok basit: Her gün aynı saatte yatın ve aynı saatte kalkın.
Bunlar içinde de en önemlisi kalkma saatinizi alışkanlığa dönüştürmek.
Zira her gün aynı saatte kalkmak günün sonunda aynı saatlerde uykunuzun gelmesine yardımcı olur.
2. Odanızı karanlığa gömün
Vücudun biyoritminin düzenlenmesinde büyük önem taşıyan melatonin hormonunun salgılanması için karanlık bir ortamın sağlanması gerekir.
Yatmadan bir saat önce bulunduğunuz odayı loşlaştırın.
Melatonin salgılanmasını olumsuz etkileyen bir diğer etken de elektronik cihazların ekranından gelen mavi ışık.
Uyumadan en az bir saat önce elektronik cihaz kullanmayı bırakın.
3. Ortamı serin tutun
İyi bir uykunun yolu, uyuduğunuz ortamın serin olmasından geçiyor.
Zira, dinlendirici bir uyku için beynimiz ve bedenimizin sıcaklığının normalden 1 derece daha düşük olması gerekir.
Dolayısıyla yattığınız odanın ideal sıcaklığı 18 derece civarında olmalı.
4. Yatağınızı sadece uyumak için kullanın
Eğer uykuya dalmak için geçirdiğiniz süre 20 dakikayı aşıyorsa, yataktan çıkın ve uykunuz gelene kadar başka bir odada bir şeylerle uğraşın.
Mesela kitap okuyun, televizyon izleyin. Ancak bu işleri yatağınızda yapmayın.
Yatağınızda uyumak dışında başka bir faaliyette bulunmamamız beyninizin burayı uykuyla bağdaştırmasına yardımcı olur, bu da uyku kalitenizi artırır.
5. Kahve gibi uyarıcıları azaltın
Pekçok insan gün içerisinde yüksek miktarlarda kola, kafein ve tein gibi sinir sistemini uyaran maddeler tüketir.
Profesör Walker, kahvenin içinde yer alan kafeinin 12 saate kadar vücudunuzda kaldığını hatırlatıyor.
Yani siz her ne kadar uykudan birkaç saat önce kahve içmediğinizi düşünseniz de daha erken saatlerde tükettiğiniz kafein vücudunuzda aktif kalmayı sürdürüyor.
Profesör Walker uykudan 12 saat önce bu maddeleri almayı kesmenizi öneriyor.
6. Alkol tüketimine dikkat edin
Genel kanının aksine, alkol rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olmaz.
Aksine uykudan önce yüksek miktarda alkol tüketimi uyku kalitenizi çok ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu Devlet Hastanesi, Ordu Eğitim Araştırma Hastanesi, Fatsa Devlet Hastanesi ile Ünye Devlet Hastanesinde yerleştirilen büfeler aracılığıyla sabahın erken saatlerinde hastaneye gelen hasta ve hasta yakınları Büyükşehir Belediyesinin standına uğrayarak çorba ikramı ile güne başladı.
Vatandaşlar böyle bir çalışmanın hayata geçirilmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
“Sosyal sorumluluk projelerimiz her geçen gün büyüyor”
Sosyal sorumluluk projelerinin Ordu’da uygulanmaya devam ettiğini söyleyen Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Seyfettin Bilkay, “Sosyal sorumluluk projesinin bir ayağını daha hizmete geçirdik. Daha önce üniversitelerimizde, pazar yerlerimizde çorba ikramı yapıyorduk. Yine kütüphanelerimizde, gençlik merkezlerimizde başlatmış olduğumuz bu projenin bir diğerini de hastanelerimiz de yapıyoruz. Ordu Devlet Hastanesi, Araştırma Hastanesi, Ünye ve Fatsa Devlet Hastanelerimizde vatandaşlarımıza bir ikram olarak çorba dağıtımı projesini hayata geçirdik. Biliyorsunuz ki ilçelerimizden sabahın erken saatlerinde hastaneye gelen vatandaşlarımız oluyor. Onlar için de bu ikramı sunmuş bulunuyoruz” dedi.
Öte yandan çorba ikramı hafta içi her gün sabah 08.00-10.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Giresun Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ilaçlama ekipleri, özellikle vatandaşların şikayetçi olduğu dere yatakları, su birikintileri, kanalizasyon çıkışları ve haşere üreme alanları olarak bilinen bölgelerinde faaliyetlerini artırdı. Belediye yetkilileri, vatandaşların sağlığını tehdit eden haşerelere karşı etkili bir mücadele verdiklerini ve bu çalışmaların yaz sezonu boyunca aralıksız devam edeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir Hastalıklar Komitesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, nadir hastalıkların tespiti noktasında bütün genetik testlerin Türkiye’de yapılabildiğini kaydetti.
Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ve Nadir Hastalıklar Gönüllüleri Derneği tarafınca SMA, Epilepsi, Fenilketonüri gibi nadir hastalıkların görülme sıklığı, tarama yöntemleri, yenilikçi tedaviler ve tarama programları hakkında güncel bilgiler paylaşıldığı bir basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda, nadir hastalıklara yol açan genetik ve dış faktörler ile genetik ve nadir hastalıklarda tanı ve tedavide güncel gelişmelere dikkat çekildi.
“Akraba evliliği risk artıran bir faktör ve ülkemizde beklenildiğinden çok daha fazla”
Türkiye’de nadir hastalıkların diğer ülkelere göre daha fazla görüldüğüne dikkati çeken Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir Hastalıklar Komitesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, yaptığı konuşmasında, “Akraba evliliği risk artıran bir faktör ve akraba evliliği de maalesef ülkemizde beklenildiğinden çok daha fazla. Biz de bir de akraba evliliğinin kapalı toplum olarak adlandırılan başka bir boyutu var. Hep aynı köyden, hep aynı sülalenin içinde evlilikler geçiyor. Bu ailelerde baktığımızda birden fazla hastalık aynı anda gözlenebiliyor. Belli köylere, ilçelere yığılmış aynı hastalıktan insanlar var ve bazı hastalıklar hatta dünyada bir köyde görülüyor” dedi.
Akraba evliliği yapmayan ailelerde de genetik hastalığa sahip çocuğun dünyaya gelebildiğini ifade eden Ceylaner, ihtimal açısından bakıldığında akraba evlilikleri yapanlarda gebelik başına yüzde 7 civarında hastalık riski olduğunu vurguladı.
Öte yandan Ceylaner, nadir hastalıkları önlemek için evlilik öncesi ve yeni doğan taramasının mutlaka yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
“Türkiye’de büyün genetik testler yapılıyor”
Ceylaner, Türkiye’de şu an bütün genetik testlerin yapılabildiğini kaydederek, “Neredeyse hiçbir şeyin yurtdışına gitmesine gerek olmuyor. Yerli üretim yapacak insanlarımız ve yapan insanlarımız var. Artık eskisi gibi değil” ifadelerini kullandı.
“Aşılar genetik bozmaz, korurlar”
Aşıların insan genetiğini bozmadığını hatta koruduğunu ifade eden Prof. Dr. Ceylaner, “Örneğin HPV aşısı şu anda yapısını bize aktararak kanser yapan virüs gruplarından bizi koruyor” açıklamasında bulundu.
“Bebeğin topuğundan bir damla kan alarak bütün hayatını değiştirebiliyorsunuz”
Nadir Hastalıklar Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner ise Kars Aile Mahkemesi tarafından ‘Yenidoğan Tarama Programı’ kapsamında topuk kanı alınmasına ilişkin süreci hatırlatarak, “Tarama, bu ülkenin yapması gereken en önemli şey. En önemlisi topuk kanından yapılan taramalarda, oradaki hastalıkların tamamında erken tanı konulduğunda çocuğun hayatını tamamen değiştiriyorsunuz. Şu anda 6 hastalık taranıyor ve daha da artırılması planlanıyor. Bebeğin topuğundan bir damla kan alarak bütün hayatını değiştirebiliyorsunuz” diye konuştu.
“Genetik dış faktörlerden etkilenebiliyor”
Genetiğin dış faktörlerden de etkilenebildiğine dikkati çeken Doç. Dr. Ceylaner, “Mesela sigaranın kanserlerde ne kadar önemli olduğunu biliyoruz ama her sigara içen kanser olmuyor. Sigara içenlerde birçok kanserin daha fazla olduğunu biliyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz, spor yapmamız ve hayat kalitemiz genlerin çalışma hızlarını etkiliyorlar. Bu artık çok net biliniyor” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmirKatip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi bölümüne; karnında ağrı, şişlik ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuran ve yapılan tetkikler sonucunda yaklaşık 15 kilo ve 28 santimetrelik dev kitle tespit edilen hasta, gerçekleştirilen başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.
İzmir’de yaşayan 68 yaşındaki Selma Coşkun, karnında ağrı, şişlik ve nefes darlığı şikayetleriyle İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucu yaşlı kadının karnında yaklaşık 15 kilogram ağırlığında, 28 santim boyunda nadir görülen kitle olduğu teşhisi konuldu. O an ilk şoku yaşayan ve Mart ayı için kendisine ameliyat tarihi verilen talihsiz kadın, ameliyata gitmedi. Coşkun, ilerleyen süreçte kitlenin büyümesi ve şikayetlerinin artması üzerine yaklaşık 3 ay sonra tekrar hastanenin yolunu tuttu ve bu sefer ameliyat olmayı kabul etti. Dev kitle, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Bağcı ve ekibinin birlikte girdiği operasyonla başarılı bir şekilde çıkartıldı.
“Kitlenin kesin olmamakla beraber yumurtalıklarla ilgili olduğu söylenildi”
Yapılan ameliyata ilişkin genel bilgiler veren Opr. Dr. Mustafa Bağcı, “Hastamız karın ağrısı, karında şişlik, nefes darlığı, halsizlik gibi şikayetlerle hastanemize başvurdu. Yaptığımız muayene ve tetkikler sonunda hastanın karnında dev bir kitle olduğunu tespit ettik. Hastamızın 25 yıl önce rahim ve yumurtalıkların alındığını tespit ettik. Yumurtalıklar alındığı için yumurtalıklarla ilgili bir şüphe ortadan kalktı ama yine de biz onu değerlendirdik. Ameliyatı gerçekleştirdik ve yaklaşık 15 kilo ağırlığında, 28 santim çapında yumurtalıklarla ilgisi olduğunu düşündüğümüz dev bir kitle çıkardık. Kitleyi de patolojiye gönderdik. Kitlenin kesin tanı verememekle beraber yumurtalığa ait olduğu söylenildi. Hastamızın şu an herhangi bir sıkıntısı yok, durumu gayet iyi. Patoloji sonucunu göre de gerekli tedavilere devam edeceğiz” diye konuştu.
“Hastalar doktordan korktuğu için hastaneye gelmiyor”
Bu tarz kitlelerin vücutta geç fark edilebildiğine işaret eden Opr. Dr. Bağcı, şunları kaydetti:
“Kitle 5-10 kiloya kadar belli olmayabiliyor. Bazen de hastanın ihmali söz konusu oluyor. Hastalar kitleleri hissettiği halde doktordan korktuğu için hastaneye gelmiyorlar. Bizim hastamıza mayıs ayına ameliyat günü vermiştik. Mayıs ayında ameliyat gününden korktuğu için kaçtığını beyan etti. Daha sonra şikayetlerinin artması, kitlenin büyümesi üzerine hasta tekrar gelmek zorunda kaldı ve ameliyatını yapmak zorunda kaldık.”
“Hasta oturarak uyuyordu”
Opr. Dr. Bağcı, hastadaki kitle çok büyük olduğu için anestezinin hastaya, ‘ameliyat olması çok risklidir’ ibaresi verdiğini belirtti. Sözlerini sürdüren Bağcı, hastanın akciğerlerinden kalbine kadar büyük bir baskının olduğunu ve hastanın o süreçte oturarak uyuduğunu söyledi.
“Korktum, kaçtım ama çok pişmanım”
Korktuğunu ve bu yüzden hastaneden kaçtığını ifade eden Selma Coşkun da “Kaçtığım için çok pişman oldum. Eğilemiyordum, nefes alamıyordum. Çok şikayetim vardı. Şu an çok iyiyim. Bütün hocalarım çok güzel ilgilendi” cümlelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Evde Mini Bakım Onarım Ekibi, alet çantalarını alarak sahaya çıkıyor. Talep oluşturan ihtiyaç sahibi yurttaşların evlerine giden ekipler, sorunlu su ve elektrik tesisatı ile ev eşyalarını tamir ediyor. İzmirliler verilen bu hizmetten memnun olduklarını belirtiyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlıklı Yaşam ve Evde Bakım Şube Müdürü Dr. Nihat Mermer, “Evde Bakım hizmetleri kapsamında herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle sağlık tesisine gitmekte zorluk çeken, yatağa bağlı hastalarımızın evde sağlık hizmetlerini veriyoruz. Bunun yanında bu hastalarımıza kişisel bakım ve ev temizliği hizmeti veriyoruz. Bir de mini tamir hizmetimiz var. Bu hastalarımızın musluğu akıyorsa, prizi bozulmuşsa onarımlarını evlerinde ücretsiz olarak yapıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız, evde tamir hizmeti için Hemşehri İletişim Merkezi 153 üzerinden başvurabiliyor. Ayrıca Evde Bakım için gidilen evde ekiplerin fark ettiği tamir işleri olabiliyor ve bunun için yönlendirme yapılabiliyor. Bu hizmetin alınabilmesi için vatandaşın sağlık kuruluşuna gidemiyor olması ve maddi durumunun yetersiz olması gerekiyor. Vatandaşlarımız verdiğimiz hizmetten son derece memnun” dedi.
“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun”
Karabağlar’da yaşayan ve yürümekte zorluk çeken ihtiyaç sahibi yurttaş Naringül Uvuş, kırılan klozet kapağı, su akıtan musluk ve prizlerindeki sorun nedeniyle Evde Mini Bakım Onarım Ekibi’nden hizmet aldı. Sorunu çözüldüğü için çok mutlu olduğunu söyleyen 62 yaşındaki Uvuş, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun. Evde Bakım Birimi zaten belli zamanlarda gelip temizliğimi yapıyor. En son temizlik yapmak için gelen ekip, musluğun su akıttığını gördü. Prizlerde sorun vardı. Tamir ekiplerini yönlendirdiler. Allah razı olsun, ekipler geldi. Onlar olmasa bu sorun gittiği yere kadar gidecekti. Prizler sorun çıkaracaktı, su akmaya devam edecekti. Su aktıkça boşa gidecekti. Kul hakkına girmiş olacaktım. Ekipler tamir edince kul hakkına da girmemiş olacağım” diye konuştu.
“Bize, ‘ayağınıza taş değmesin’ diyorlar”
Evde Mini Bakım Onarım Ekibi’nden Adil Çiçek, “Ekip olarak elektrik ve su tesisatı ile ilgili küçük tamir işleri yapıyoruz ve vatandaşların hayat kalitesini yükseltmek adına elimizden geleni yapıyoruz. Genelde arızalı prizleri değiştiriyoruz. Aydınlatmayla ilgili problemleri çözüyoruz. Musluk, klozet, şofben arızalarını tamir ediyoruz. Bakkala bile gidemeyen insanlara, yeri geliyor ekmek alıyoruz. Geri dönüşler çok güzel. Evden çıkarken ‘Belediyemizden Allah razı olsun, ayağınız taşa değmesin’ diyorlar. Biz de bunu duyunca çok mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da 1993’da dünyaya gelen Emine Arman Fırat, lise eğitimini ÇubukAnadolu Lisesi’nde tamamladı, 2011 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı ve 2018 yılında Kayseri Şehir Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlığına başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 117. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurası ile ataması gerçekleşen Emine Arman Fırat, Besni Devlet Hastanesi’nde göreve başladı. Hastanede göreve başlayan bir çocuk annesi Doktor Fırat, halkın sağlığı için görev başında olduklarını vurguladı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta Sadettin Tosun, seyahat ettiği özel halk otobüsünde kalp krizi geçirdi. Otobüs şoförünün en yakın aile sağlığı merkezine yetiştirdiği Tosun’un duran kalbi yeniden çalıştırılıp, tedaviye alındı. Olay, otobüsün güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 09.30 sıralarında Bülbüller hattında çalışan bir halk otobüsünde meydana geldi. Serkan Y. yönetimindeki 58 H 0171 plakalı halk otobüsünde ön koltukta seyahat eden Saadettin Tosun, fenalaşıp düştü. Diğer yolcuların uyarısı üzerine şoför, aracı güzergah üzerinde bulunan Tuzlugöl Aile Sağlığı Merkezi’ne sürdü. Daha sonra 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Kalp krizi geçirdiği anlaşılan ve kalbi duran Tosun’a sağlık ekipleri otobüsün içerisinde uzun süre kalp masajı yaptı. Saadettin Tosun, ambulansla Numune Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Tosun’un kalp krizi geçirdiği anlar ve diğer yolcuların yardıma koşması ile yaşanan panik halk otobüsünün güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Altın Ordu ilçesi Yemişli Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait olan ve M.C.O.’nun (27) kullandığı 52 RE 451 plakalı ambulans, yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıkarak yan yattı. Kazada ambulans sürücüsü ile birlikte L.K.Ü. (27) isimli hemşire, S.O. (80) isimli hasta ve H.O. (72) isimli hasta yakını yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulans ile çeşitli hastanelere kaldırıldı.
Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. – ORDU
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Kronik farenjitte, bol sıvı alıp, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım”
ELAZIĞ – Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturduğunu belirten Elazığ Medilines Hastanesinde görevli kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, “Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım” dedi.
Elazığ Medilines Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, yaz aylarında vatandaşlarda sık bir şekilde görülen kronik farenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Kronik farenjittin her mevsimde görülebileceğini aktaran Op. Dr. Necdet Özer, “Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturabiliyor. Kronik farenjit boğazımızın ve bademciklerimizin arkasında küçük dilimizin arkasında olan boğaz bölgesinde olan yangılara, zaman zaman kaşıntı, gıcık, tırmalanma, ve boğazda yabancı bir cisim varmış gibi bir his oluşturur. Kronik farenjit, özellikle yaz aylarında havaların aşırı sıcak ve kuru olmasından dolayı boğaz kurumalarına yol açarak oluşur. Bunun sebebi de aşırı derecede boğazın kuru olmasından dolayıdır. Bundan dolayı nefes aldığımız zaman boğazımız daha da fazla kurumaktadır. Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım. Midede reflü varsa bunlarında tedavi edilmesi lazım. Bunlar yapıldığı zaman hastalarımıza medical ilaç tedavisi de uyguladığımız da hastanın yaşam kalitesi düzeliyor. Hastalar genelde bu ağrıları uzun süre çektikleri için ağrıları düzelmediği için boğazında kötü bir şey olup olmadığını düşünerek korkuyorlar. Bu hastalık genelde çok kötü hastalığa ve kansere dönüşmüyor ama bizim söylediğimiz kurallara uymaz, stres ve sıkıntıdan uzak kalmazsanız, bol sıvı tüketmezseniz genelde kronik farenjit geçmiyor. Bundan dolayı da yaşam kaliteniz düşüyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(BALIKESİR) – Burhaniye Su İnisiyatifi, musluklardan akan suyun kirli olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Burada yapılan açıklamada, “Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor” denildi.
Burhaniye Su İnisiyatifi, artan su kesintileri ve su kalitesinin kötü olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. İnisiyatif adına açıklama yapan avukat Filiz Sonsuz, şunları söyledi:
“Musluklardan akan su acı, paslı, yağlı”
“Su, bildiğimiz su değil. Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor. Bazı mahallelerimize günün bazı saatlerinde su verilmiyor ya da suyun basıncı düşüyor. Bu duruma çoğunlukla habersiz yakalanıyoruz.
“İshal, kusma vakaları artıyor”
Sadece Burhaniye merkez mahalleleri değil, kırsal mahalleler de susuzlukla adeta sınanıyor. Çallı, Kuyucak ve Avunduk mahallelerine tankerlerle su taşınıyor. Daha düne kadar çeşmelerinden su akan bu mahalleler artık tankerle gelecek suyu bekliyor. Uzun yıllardır ya tadı kötü olduğu ya da güvenilir olmadığı için içemediğimiz şebeke suyuyla artık bazı mahallelerimizde diş fırçalayamıyoruz. Sabun köpürmüyor, el yıkanmıyor, duş alınamıyor, bulaşık, sebze meyve yıkanamıyor, yemek yapılamıyor, çay demlenemiyor, çamaşır, bulaşık makineleri, kombiler bozuluyor ve ishal, kusma vakaları artıyor. Yapılan yüzlerce, binlerce şikayete rağmen ne ilgili bakanlıklardan, ne İl Sağlık Müdürlüğü’nden, ne Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nden, ne belediyelerden hiçbir tatmin edici resmi cevap yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış hastalıklarından korunmak için yazın kum banyosu yapıyorlar
ERZURUM – Erzurum’un Oltu ilçesinde bulunan Ejder deresinin kumları şifa dağıtıyor. Vatandaşlar hastalıklarından kurtulmak için kum banyosu yapıyorlar.
Oltu ilçesine bağlı Ejder deresinin kumlarını değerlendiren Oltulular, yıl da 3-4 kez bu kuma girmenin kış hastalıklarından koruduğunu öne sürüyorlar.
Oltulu Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, hastalarına 4-5 seans kumda banyo yapmalarını tavsiye ediyor. Özellikle mineral, demir ve magnezit açısından çok zengin olan kumların çeşitli hastalıkları tedavi edici düzenleyici etkisinin yanı sıra sağlığa da çok ciddi katkıları var. Öte yandan, kum banyosu iltihaplı romatizma, kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye edilmiyor.
Takiben 10 yıldır düzenli olarak kum banyosu yaptığını belirten Oltulu Pratisyen Doktor, aynı zamanda (fito terapist) İbrahim Hakkı Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor özellikle kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle Ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor. Tedavi edici de olabiliyor. Bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum, Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Bu sene belki daha fazla yapabilirim. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda yüz kişi civarında oluyordu bu sene sanırım beş yüz civarında olacak gibi. Şu anki kum yaptığımız yer özel bir yatak. Özellikle volkanik dağ olan Kırdağ’ın eteğindeki Söğütlü dere. Buradaki kumlara mıknatısı tuttuk mu müthiş derecede metal toplanıyor, demir toplanıyor. O yüzden bu dereyi öneriyorum kum banyosu için yani sağlık sorunlarına çözüm arayan herkese öneriyorum” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’un Oltu ilçesindeki Ejder Deresi, hava sıcaklığının 30 dereceyi geçtiği ağustos ayında eklem ağrıları ve romatizmal hastalıkları olanların uğrak yeri oluyor. Bölgeye gelen vatandaşlar, kum banyosuyla hastalıklarına şifa arıyor. Alternatif tıp konusunda çalışmalar yapan Dr. İbrahim Ekinci, “Kum banyosunun etkili olması için sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor, tedavi edici de olabiliyor” dedi.
Oltu ilçesinde alternatif tıpla ilgilenen Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, ilçe merkezine yakın bir bölgeden geçen Ejder Deresi’nin kumlarının mineral ve demir açısından çok zengin olduğu ve tedavi edici özelliği bulunduğunu belirledi. İlçede kurduğu muayenehanesinde hekimlik yaparken hastalarına alternatif tıp da uygulayan Dr. Ekinci, eklem ağrıları ve romatizma şikayeti olanlara kum banyosunu tavsiye ediyor. İltihaplı romatizma, kalp ve yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlara bu tedaviyi uygulamayan Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor. Bunun için kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle ağustos ayı diğer zamanlara göre daha sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor, tedavi edici de olabiliyor. Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor. Kendim her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda 100 kişi civarında kum banyosu yapıyordu. Bu sene sanırım 500 civarında olacak gibi. Kum banyosunu bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum” diye konuştu.
KUMA GÖMÜLÜYORLAR
Eklem ağrıları ve romatizmal şikayeti olanlar, Ejder Deresi’nde kendileri için bir yer hazırlayarak kafaları dışarda olacak şekilde kuma gömülüyor. Yarım saat süreyle kum içerisinde kalan vatandaşlar, bunu doktor tavsiyesine göre birkaç kez uyguluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oltu ilçesine bağlı Ejder deresinin kumlarını değerlendiren Oltulular, yıl da 3-4 kez bu kuma girmenin kış hastalıklarından koruduğunu öne sürüyorlar.
Oltulu Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, hastalarına 4-5 seans kumda banyo yapmalarını tavsiye ediyor. Özellikle mineral, demir ve magnezit açısından çok zengin olan kumların çeşitli hastalıkları tedavi edici düzenleyici etkisinin yanı sıra sağlığa da çok ciddi katkıları var. Öte yandan, kum banyosu iltihaplı romatizma, kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye edilmiyor.
Takiben 10 yıldır düzenli olarak kum banyosu yaptığını belirten Oltulu Pratisyen Doktor, aynı zamanda (fito terapist) İbrahim Hakkı Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor özellikle kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle Ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor. Tedavi edici de olabiliyor. Bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum, Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Bu sene belki daha fazla yapabilirim. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda yüz kişi civarında oluyordu bu sene sanırım beş yüz civarında olacak gibi. Şu anki kum yaptığımız yer özel bir yatak. Özellikle volkanik dağ olan Kırdağ’ın eteğindeki Söğütlü dere. Buradaki kumlara mıknatısı tuttuk mu müthiş derecede metal toplanıyor, demir toplanıyor. O yüzden bu dereyi öneriyorum kum banyosu için yani sağlık sorunlarına çözüm arayan herkese öneriyorum” şeklinde konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gıda kontrol görevlilerince yapılan denetimlerde 1 işletmeye idare yaptırım kararı uygulandı. Aynı dönemde Alo 174 Gıda Hattı’na yapılan 10 şikayet hakkında ilgili işletmelerde numune alınarak gerekli kontroller yapılarak herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmadığı belirtildi.
Sürdürülebilir gıdanın arz güvenliği için denetimlerin devam edeceği bildirildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Köşk Belediye Meclis Üyesi Mustafa Latif Orhan (58) uykusunda aniden fenalaştı. Ailesi tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Orhan, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Orhan’ın ani ölümü ailesi başta olmak üzere tüm sevenlerini yasa boğdu.
Evli ve 3 çocuk babası olan Orhan’ın cenazesinin 24 Ağustos Cumartesi günü ikindi namazını müteakip Köşk ilçesi Çarşı Camii’nden kaldırılarak Ilıdağ Mezarlığı’na defnedileceği öğrenildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Kalesi önünde bir araya gelen doktorlar, tıp ve eczacılık fakültesi öğrencileri, sağlık çalışanları ile vatandaşlar, Türk ve Filistin bayraklarıyla yürüdü.
Yürüyüşün ardından grup adına açıklama yapan aile hekimi Muhammet Mutlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını lanetledi.
Mutlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında binlerce masum insanın öldüğünü anımsatarak, “7 Ekim’den bu yana 10 aydan fazla süredir devam eden soykırımda bebek, çocuk, gebe, kadın, yaşlı denilmeden binlerce masum insan, işgalci terörist İsrail ve teröristlerin en büyük destekçisi baş terörist ABD tarafından acımasızca katledildi ve katledilmeye devam ediliyor.” dedi.
İsrail’in savaş altındakilere gönderilen yardımları engellediğine dikkati çeken Mutlu, şunları kaydetti:
“Zalim zulmüne devam ediyor, Yeni doğmuş bebeklerin kafaları, kolları acımasızca koparılırken, gebe kardeşlerimize ve esirlere tecavüz edilirken, bombalarla öldüremedikleri Gazzeliler, yardımlar engellenmek suretiyle aç ve susuz bırakılarak ölüme terk edilirken, İslam dininin tüm değerleri katil siyonistlerce aşağılanırken bizler ne yapıyoruz? Elimizden geleni yapıyor muyuz, yoksa gaflet içinde sırtımızı mı dönüyoruz?”
Gruptakiler, basın açıklamasının ardından hayatını kaybedenler için dua ettikten sonra dağıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğuştan uyluk (kalça ekleminden başlayıp dize kadar uzanan, güç, hacim ve uzunluk bakımından en uzun olan kemik) kemiğinde kist olan Tunay, ortaokul çağında yürürken aksamaya başladı. Bunun üzerine ailesinin hastaneye götürdüğü Tunay’ın kisti, operasyonla alındı.
Zaman içinde aksama şikayetleri giderek artan Tunay, bacağında şekil bozukluğu da olması sebebiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne müracaat etti.
Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım tarafından muayene edilen Tunay’ın, sol bacağının uyluk kemiğinin sağ tarafa kıyasla 4 santimetre daha kısa, aynı zamanda da genu valgum (dizlerin içe doğru eğilmesi ve bacakların X şeklinde görünmesi durumu) denilen bir dizilim bozukluğu olduğu tespit edildi.
Her gün 1 milimetre uzayacak şekilde tedavi programlandı
Söz konusu kısalığa bağlı skolyoz (omurgada eğrilik) ve pelvik tilt (kalça kemiği ve uyluk kemiği ön tarafının açısındaki azalma durumu) gelişen Tunay’ın ameliyat olmasına karar verildi.
Kalkışım ve ekibi tarafından Tunay’a, bilgisayar destekli eksternal fiksatör denilen, dışardan tespit ile hem kemikte uzatma hem de dizilim osteotomisi (kemiğin kesilmesi) işlemleri aynı anda ve aşamalı şekilde uygulandı.
Hastanın uyluk kemiğinde osteotomi yaparak her gün 1 milimetre uzayacak şekilde tedavisini programlayan Kalkışım, uzatma ve düzeltme işlemi 40 günde bittikten sonra hasta konforu açısından dışardan koyulan tespit materyalini çıkarttı.
Kullanılan teknik ile yaklaşık 8 ayın sonunda Tunay’ın hem kemiği uzadı hem de deformitesi (vücudun bir bölümünün olması gerekenden farklı görünmesine veya çalışmasına neden olan bir organizmanın büyük bir anormalliği) düzelmiş oldu.
“Hastamız 18 yaşını doldurduğu için uzatma ameliyatını tercih ettik”
Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım, AA muhabirine, hastanın yaklaşık 9 ay önce bacağındaki aksama şikayetleriyle kendilerine başvurduğunu söyledi.
Hastanın yaklaşık 7 yıl önce uyluk kemiğinin üst ucundaki kist nedeniyle operasyon geçirdiğini belirten Kalkışım, “Önceden geçirmiş olduğu operasyonda kist temizlenmiş ve kemik tespit edilmiş. Ciddi bir ağrısı olmamakla birlikte yürürken aksama ve topallama şikayetlerinin zamanla arttığını öğrendik. Muayenesinde hastamızın bir bacağında diğerine göre 4 santimetrelik bir kısalık olduğunu tespit ettik. Sonrasında bu ameliyat için gerekli planlamamızı ve hazırlığımızı yaptık.” diye konuştu.
Kalkışım, bu tarz bacak uzunluk eşitsizliklerinin tedavisinde çeşitli yöntemler olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Mevcut hastamız 18 yaşını doldurduğu için uzatma ameliyatını tercih ettik. Aralık ayının 15’inde ameliyatımızı gerçekleştirdik. Hastamızın tek sorunu kısalık değildi. Aynı zamanda bir deformite dediğimiz şekil bozukluğu da mevcuttu. Kullandığımız bilgisayar destekli, uzaysal 3 boyutlu düzeltme sağlayabilen sistemle tedavimizi planladık. Yaklaşık 1,5 aylık günlük rutinlerle deformite ve uzatma tedavimizi tamamladık. Sonrasında kestiğimiz kemiğin arasının kaynamasını bekledik. O kaynama da zaten gerçekleşmiş oldu.”
Kalkışım, şu an tedavinin 8. ayında olduklarını ifade ederek, “Hastanın fizik tedavi süreci devam etmekle birlikte şikayetlerin birçok kısmı geçti. Tabii yıllar boyunca 4 santimetre bir kısalıkla hasta yaşamını devam ettirdi. Bu süreç içerisinde hem omurgasında şekil bozukluğu hem de leğen kemiğinin asimetrisi dediğimiz bir durum gelişmişti. Alt ekstremitesini uzatmamızla bu bozukluklar zamanla düzelme eğilimine giriyor. Şu an hastamız tedavisinden gayet memnun. Kendisi hiçbir yardımcı destek aleti kullanmadan yürüyebiliyor, hatta koşabiliyor.” dedi.
“Allah’a şükür, şimdi iyiyim”
Özgür Tunay da ortaokul döneminde yürürken aksaklık yaşadığını, bu durumun da öğretmeninin ve ailesinin dikkatini çektiğini söyledi.
Okulda yürürken aksama yaşamasından dolayı üzüldüğünü dile getiren Tunay, “Arkadaşlarım yürürken üzülüyordum. Çünkü onlar düz yürüyor, ben yamuk yürüyordum. Öğretmen de bu durumu gördü, annemle konuştu. Öyle ilerledik. Allah’a şükür, şimdi iyiyim.” ifadelerini kullandı.
Tunay, yaşadığı sıkıntılardan kurtulduğu için mutlu olduğunu vurgulayarak, kendisiyle ilgilenen doktoruna ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta yalnız yaşayan SMA hastası yüzde 100 engelli Ali Osman Demir (62), gelirinin 29 bin TL olması nedeniyle devlete ait huzurevi ve engelli bakım merkezlerine kabul edilmediği için mağduriyet yaşadığını söyledi. Demir, “Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiç bir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur” dedi.
Alibaba Mahallesi’nde yalnız yaşayan emekli Ali Osman Demir’e, 2009 yılında SMA hastalığı teşhisi konuldu. Demir’in annesi Mahi Demir 2018 yılında, babası Mehmet Demir ise geçen yıl hayatını kaybetti. Zamanla yürüyemeyen Demir, tekerlik sandalyede yaşamını babasından kalan evde tek başına sürdürmeye başladı, ellerini de kullanamaz hale geldi. Yüzde 100 engelli olan ve hiç evlenmeyen Ali Osman Demir, engelli ve normal bakım merkezlerine başvurdu. Gelirinin 29 bin TL olması ve bakım merkezlerinin ‘aylık 11 bin TL gelir’ şartı sunduğu Demir, bakım merkezlerine kabul edilmedi. Özel bakım merkezlerine de başvuran Demir, aylık ücretini karşılayacak durumu olmadığı için vazgeçti. Evinde tek başına kalan Demir, günlük kişisel bakım ve ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
‘DEVLET BENİ BİR YERE YERLEŞTİRSİN’
Bakıma muhtaç kaldığını belirterek kendisinin bir bakımevine yerleştirilmesini isteyen Demir, “Ben büfecilik yapıyordum. 15 yıl önce bana SMA hastalığı teşhisi konuldu. Şimdi de tamamen ellerim, ayaklarım durdu. Bakıma muhtaç kaldım. Bakım evleri beni şu anda maaşım yüksek diye kabul etmiyor. Günlük hayatıma bazen komşular gelip yardım ediyor. Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiçbir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur. Devlet beni bir yere yerleştirsin. Başka bir şey istemiyorum” dedi.
‘HİÇ BİR ‘EVDE TEK BAŞINA YAŞIYAMAZ’
Ali Osman Demir’e yardım eden Mustafa Dönmez (37) ise “Osman amca beni arıyor ve yardıma geliyorum. Görüldüğü gibi de hiçbir fonksiyonu yok. Bir yandan gözü oluyorum, bir yandan eli, bir yandan da ayağı oluyorum. Ama bu devamlı sürecek bir şey değil. Benim de kendime göre işlerim var. Yetkililerin buna bir el atması lazım. Bu evde tek başına bir yaşantı sürdüremez” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı Sivas Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Efe Zileli de yalnız yaşayan ve geliri 11 bin liradan yüksek olan bakıma muhtaç bireylerin devlete ait bakım merkezlerinde kalamadığını ve özel bakım merkezlerine yönlendirildiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın İznik ilçesinde 50 yıllık İznik Gazetesi’nin sahiplerinden ve basın kartı sahibi 2 çocuk babası Ertan Tetik’in üniversite son sınıf öğrencisi oğlu Mert Tetik (21) 2.5 aydır hastanede böbreklerinden tedavi görüyordu. 2 böbreği de iflas eden Tetik’in böbrek nakline ihtiyacı vardı. Babası Ertan Tetik’in böbreği uyum sağladı ve bugün özel bir hastanede nakil gerçekleşti. Ameliyatın başarılı geçtiği öğrenildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nöroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, bağırsak mikrobiyotasının beyin sağlığı üzerindeki önemini vurguladı. Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü ilişkinin, sağlık alanında devrim niteliğinde bir keşif olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Hanoğlu, “Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak sağlığının, beyin fonksiyonları üzerinde derin ve belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
Bağırsaklardaki mikrobiyota denilen mikroorganizma topluluğu, özellikle beyin sağlığını koruma ve nörodejeneratif hastalıkların önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Nöroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, “Sağlıklı bakteri çeşitliliği, bağırsak florasındaki denge ve inflamasyon düzeyleri, bilişsel fonksiyonlarımızı doğrudan etkiler. Dolayısıyla, beyin sağlığımızı iyileştirmek ve korumak için ilk adım, bağırsak sağlığımıza odaklanmak olmalıdır” diye konuştu.
BAĞIRSAK FLORASINDAKİ DENGE BİLİŞSEL FONKSİYONU ETKİLİYOR
Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü ilişkinin, sağlık alanında devrim niteliğinde bir keşif olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Hanoğlu, “Bağırsak mikrobiyotasının sağlığı, özellikle Bifidobacterium Longum ve Lactobacillus Rhamnosus gibi probiyotik bakterilerin varlığı ile yakından ilişkilendirilmektedir. Bu bakteriler, bağırsak duvarını güçlendirir, bağışıklık sistemini düzenler ve inflamasyonu azaltarak beyin sağlığını koruma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, özellikle Bifidobacterium Longum’un, bağırsak florasındaki dengeyi sağlayarak bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini ve nörodejeneratif hastalıkların riskini azalttığını göstermektedir. Lactobacillus Rhamnosus ise stresle mücadelede etkili olduğu ve dolayısıyla stres kaynaklı beyin fonksiyonlarının korunmasında rol oynadığı bilinmektedir” ifadelerini kullandı.
PROBİYOTİK VE PREBİYOTİKLER DÜZENLİ KULLANILMALI
Bağırsak sağlığının beyin fonksiyonları üzerindeki derin etkilerini anlamamıza yardımcı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hanoğlu, “Sağlıklı bir mikrobiyota için probiyotiklerin ve prebiyotiklerin düzenli olarak tüketilmesi önemlidir. Beslenme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı bağırsak sağlığını destekleyecek şekilde düzenlemek, beyin sağlığını koruma ve geliştirme yolunda atılacak önemli bir adımdır. Bu keşifler, ileride nörolojik hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde yeni stratejiler geliştirilmesine de ışık tutmaktadır. Bilim dünyası, bağırsak mikrobiyotası ile beyin sağlığı arasındaki bu karmaşık ilişkiyi daha derinlemesine anlamak için çalışmalarını sürdürmektedir” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta yalnız yaşayan SMA hastası yüzde 100 engelli Ali Osman Demir (62), gelirinin 29 bin TL olması nedeniyle devlete ait huzurevi ve engelli bakım merkezlerine kabul edilmediği için mağduriyet yaşadığını söyledi. Demir, “Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiç bir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur” dedi.
Alibaba Mahallesi’nde yalnız yaşayan emekli Ali Osman Demir’e, 2009 yılında SMA hastalığı teşhisi konuldu. Demir’in annesi Mahi Demir 2018 yılında, babası Mehmet Demir ise geçen yıl hayatını kaybetti. Zamanla yürüyemeyen Demir, tekerlik sandalyede yaşamını babasından kalan evde tek başına sürdürmeye başladı, ellerini de kullanamaz hale geldi. Yüzde 100 engelli olan ve hiç evlenmeyen Ali Osman Demir, engelli ve normal bakım merkezlerine başvurdu. Gelirinin 29 bin TL olması ve bakım merkezlerinin ‘aylık 11 bin TL gelir’ şartı sunduğu Demir, bakım merkezlerine kabul edilmedi. Özel bakım merkezlerine de başvuran Demir, aylık ücretini karşılayacak durumu olmadığı için vazgeçti. Evinde tek başına kalan Demir, günlük kişisel bakım ve ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
‘DEVLET BENİ BİR YERE YERLEŞTİRSİN’
Bakıma muhtaç kaldığını belirterek kendisinin bir bakımevine yerleştirilmesini isteyen Demir, “Ben büfecilik yapıyordum. 15 yıl önce bana SMA hastalığı teşhisi konuldu. Şimdi de tamamen ellerim, ayaklarım durdu. Bakıma muhtaç kaldım. Bakım evleri beni şu anda maaşım yüksek diye kabul etmiyor. Günlük hayatıma bazen komşular gelip yardım ediyor. Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiçbir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur. Devlet beni bir yere yerleştirsin. Başka bir şey istemiyorum” dedi.
‘HİÇ BİR ‘EVDE TEK BAŞINA YAŞIYAMAZ’
Ali Osman Demir’e yardım eden Mustafa Dönmez (37) ise “Osman amca beni arıyor ve yardıma geliyorum. Görüldüğü gibi de hiçbir fonksiyonu yok. Bir yandan gözü oluyorum, bir yandan eli, bir yandan da ayağı oluyorum. Ama bu devamlı sürecek bir şey değil. Benim de kendime göre işlerim var. Yetkililerin buna bir el atması lazım. Bu evde tek başına bir yaşantı sürdüremez” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı Sivas Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Efe Zileli de yalnız yaşayan ve geliri 11 bin liradan yüksek olan bakıma muhtaç bireylerin devlete ait bakım merkezlerinde kalamadığını ve özel bakım merkezlerine yönlendirildiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valiliğin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, vatandaşların hayatını kolaylaştırmak için çalışmaların devam ettiği belirtildi.
Hasta, engelli ve yaşlı vatandaşların yakınlarının nüfus müdürlüklerine başvuru yapması halinde, ekiplerin evlerine kadar giderek kimlik kartı değiştirme başvurularını aldığı vurgulanan açıklamada, “Engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmayı ve yaşam kalitelerini artırmayı hedeflediğimiz bu hizmet ile birlikte özellikle hareket zorluğu çeken vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz. Her zaman yanınızdayız.” ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce başlatılan “gezici kayıt terminali” ve “Adreste Nüfus Hizmeti” uygulamasıyla sağlık sorunları olan vatandaşların ayağına giden memurlar, biyometrik veriden parmak izine, fotoğraf çekiminden imzalanan evraka kadar tüm işlemleri evlerde tamamlıyor.
Başvurusu alınan yeni kimlik kartları, basımın ardından vatandaşların evine gönderiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serik Devlet Hastanesi’nde, sünnet olacak çocuklarda korku ve kaygıyı azaltmak amacıyla çocuklar ameliyathaneye bir hayırsever tarafından hastaneye bağışlanan akülü araçla götürüldü.
Çocuklar, akülü araçları sürerek bir süre oynadıktan sonra sünnet oldu.
Serik Devlet Hastanesi Başhekimi Serkan Kurt, yaptığı açıklamada, tıbbi olarak gerekli olan sünnetin, çocuklarda korku ve kaygı yaratabildiğini belirtti.
Bir hayırseverin çocuklara destek için akülü araç bağışladığını anlatan Kurt, “Akülü arabayla ameliyat öncesi çocuklar arabayla oynayarak rahatladıktan sonra, ameliyata kaygısı azalarak girmektedir. Bağışçımıza Serik Devlet Hastanesi olarak teşekkür ederiz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık alanında hızla gelişen dijital dönüşüm, diş hekimliğinde de önemli değişikliklere yol açıyor.
Özellikle dijital görüntüleme sistemleri, ağız içi tarayıcılar ve 3 boyutlu yazıcılar, diş hekimliğinde öne çıkan yenilikler arasında yer alıyor.
Dijital görüntüleme, daha az radyasyonla yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlarken, ağız içi tarayıcılar hastaların konforunu artırarak ölçülerin dakikalar içinde alınmasına olanak tanıyor. Bu sayede, restoratif ve protez materyaller aynı gün içinde üretilebiliyor.
Ayrıca dijital sistemler, hasta kayıtlarının dijital ortamda saklanmasını sağlayarak, arşivleme ve laboratuvar süreçlerini hızlandırıyor. Böylece tedavi süreçleri daha verimli hale geliyor.
“Teknolojileri yaygın bir şekilde kullanıyoruz”
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Aydın, AA muhabirine, diş hekimliğinde dijital teknolojilerin kullanımının giderek yaygınlaştığını söyledi.
Aydın, 3 boyutlu yazıcı ve dijital sistemlerin günümüzde artık birçok alanda kullanılmaya başladığını anlatarak, şöyle devam etti:
“Diş hekimliği pratiğinde de özellikle son yıllarda bu teknolojiler ve uygulamalar geniş yer buldu. Fakülte olarak bu teknolojileri yaygın bir şekilde kullanıyoruz. Ağız ölçüsünü, tarayıcılarla geleneksel yöntemlere kıyasla dijital sistemlerle alıyoruz. Böylece hastanın ağız içi modeli yerine dijital bir görüntü elde ediyoruz. Aynı görüntü üzerinden elde ettiğimiz dijital modele, protetik ve restoratif uygulamalarımızı 3 boyutlu yazıcı ve kazıyıcı sistemlerle yaparak, hastaların ekipmanlarını aynı gün içerisinde teslim etme imkanı buluyoruz.”
“Gider, geleneksel yöntemlere göre daha düşük”
Prof. Dr. Aydın, dijital sistemlerin uzun vadede maliyetleri düşürdüğüne dikkati çekerek, “Bu cihazlar başlangıçta pahalı olabilir ancak sarf giderleri geleneksel yöntemlere göre daha düşük. Bu da sistemlerin birkaç yıl içinde kendini finanse etmesini sağlıyor. Ayrıca, bazı tedavileri dışarıdan hizmet alarak yapıyorken, bu teknolojiler sayesinde kendi bünyemizde üretiyor ve dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz.” diye konuştu.
“Hasta konforunu bozmadan kayıt alabiliyoruz”
GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Güzin Bilgin Büyüknacar ise dijitalleşmenin hasta konforunu artırdığını ve süreçleri hızlandırdığını belirtti.
Büyüknacar, konvansiyonel ölçü alma yöntemlerinde hastalarda bulantı refleksi oluşabildiğini anlatarak, “Ancak dijital ağız içi tarayıcılarla dakikalar içinde hasta konforunu bozmadan kayıt alabiliyoruz. Ayrıca, dijitalleşme sayesinde tedavi planlamalarımızı bilgisayar veya telefon üzerinden gerçekleştirebiliyoruz. Bunun yanı sıra, dijital kayıt sistemiyle arşiv odalarına gerek kalmadan, dosyalarımızı güvenle sanal ortamda saklıyoruz.” dedi.
Dijital sistemlerin yaygınlaşmasıyla diş hekimliğinde kullanılan tedavi yöntemlerinin hem hızlandığını hem de daha bilimsel ve pratik bir hale geldiğini aktaran Büyüknacar, “Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, bu teknolojileri günlük pratiğinde kullanarak, hastalarına daha kısa sürede tedavi imkanı sunarken, aynı zamanda dijitalleşen kayıt ve arşivleme süreçleriyle depolama alanında da önemli bir dönüşüm gerçekleştiriyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, öğle saatlerinde Niğde merkez Kale Mahallesi’nde bulunan bir apartmanda meydana geldi. Yabancı uyruklu Mira H., apartmanın 4. katından dengesini kaybederek balkondan düştü. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı çocuğu ilk müdahalenin ardından Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Hayati tehlikesi bulunan küçük çocuğun yoğun bakıma alındığı öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – NİĞDE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun çiçeği hastalığı gençleri hedef alıyor
İSTANBUL – Maymun çiçeği virüsü (Mpox) vakalarının çeşitli ülkelerde tespit edilmesiyle ‘pandemi’ tedirginliği yaşanırken Prof. Dr. Selim Badur, konuya dair önemli açıklamalarda bulundu. Maymun çiçeği hastalığında pandemi riskinin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Badur, virüse karşı özellikle çocuklar ve gençlerin dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Afrika’da başlayan maymun çiçeği virüsünün kıta dışına çıkarak farklı ülkelerde de görülmesi, tüm dünyada tedirginliğe yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü de küresel acil durum ilan etti. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, maymun çiçeği virüsüne dair önemli bilgiler vererek Covid-19’da olduğu gibi bir pandemi riskinin bulunup bulunmadığını anlattı.
“Tüm dünyada gündemde olan bir enfeksiyon hastalığıyla karşı karşıyayız. Maymun çiçeği, yeni bir enfeksiyon hastalığı diye düşünülüyor. Aslında 1950’lerden beri bilinen bir enfeksiyon hastalığı” diyen Badur, “Bizim için önemli olan, Covid-19 pandemisini yaşayan tüm toplumların ‘Aynı şeyleri yaşayacak mıyız, yine kapanmalar olacak mı, kısıtlamalar olacak mı?’ sorularının yanıtını vermek. Böyle bir riskin bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
“Solunum yoluyla bulaş söz konusu değil”
Prof. Dr. Badur, maymun çiçeği virüsünün neden pandemi riski taşımadığını şöyle açıkladı:
“Virüsleri genomlarına göre DNA, RNA diye ayırmak mümkün. Bu bir DNA virüsü. Diğer solunum virüslerinden farklı bir virüs. Birincisi, Covid’de yeni varyantların ortaya çıkması gibi, mutasyon dediğimiz farklılaşmalar burada söz konusu değil. İkincisi, Covid-19, grip gibi büyük salgınlar yapan hastalıklarda etkenler solunum yolundan bulaşırlar. Maymun çiçeği hastalığında solunum yoluyla bulaşma söz konusu değil. Daha çok döküntüsü olan, hastalığı olan bireylerle cilt teması sonucu bulaşmakta. Bu da bulaşı ve hızla yayılmayı kısıtlayan bir durum. Üçüncüsü, Covid-19’da hastalık belirtisi olmayan, asemptomatik dediğimiz olgular toplumda hastalığın yayılmasını kolaylaştıran bir faktördü. Ancak bu hastalıkta belirtisiz seyretme söz konusu değil. Belirtilerle karşınıza çıkan bir bireyi gördüğünüz zaman ondan uzak durma, yakın temasa girmeme sonucu kendinizi korumuş olursunuz. Bu saydığımız faktörler, Covid19’da gördüğümüz yaygın hastalık, büyük bir salgın ve pandeminin maymun çiçeği hastalığı için söz konusu olmadığının kanıtı.”
Hastalığın belirtilerinin döküntüler, halsizlik, yüksek ateş ve lenf bezlerinde şişme olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Çok tipik olarak yıllar önce bilinen ve çok ölümcül seyreden çiçek hastalığında olduğu gibi vücutta çeşitli lezyonlar, içi sıvı olan çeşitli döküntüler görülmekte. Bunlar aracılığıyla virüs bulaşmakta. Klinik tablosu çok tipik, çok belirgin ve hastayı tanımak çok kolay. Bu nedenle yaklaşım, önlem açısından biraz şanslıyız” dedi.
“Bağışıklık sistemi zayıf olanlar risk grupları arasında”
Maymun çiçeği hastalığında ölüm riskine de değinen Prof. Dr. Selim Badur, “Ölüm riski çok az. Ölümcül bir hastalık diye kabul etmek mümkün değil. Hastalığa yakalananlar 2-4 hafta içinde iyileşmekteler. Ancak belirli risk grupları dediğimiz, immün sistemi zayıflamış hastalarda, yeni doğanlarda, küçük çocuklarda hastalığın daha ağır seyrettiğini biliyoruz” dedi.
“Maymun çiçeği hastalığının tedavisi yok”
Yurt dışından, özellikle Afrika’dan ülkemize gelecek kişilerde fiziksel muayene ile döküntü olup olmadığına dair kontrol yapılmasının uygun olacağını belirten Badur, yurt dışına çıkacak olan kişilere de döküntüsü olan kişilerle temastan kaçınmaları uyarısında bulundu. Bu hastalığın spesifik bir tedavisinin olmadığını belirten Prof. Dr. Badur, “Koruma açısından aşı önemli. Çiçek hastalığı ile aynı aileden bir virüs. 1980’lere kadar uygulanan çiçek aşısı, bu hastalığa karşı yüzde 80-85 oranında koruyucu. Özellikle 40 yaş ve üstü bireyler, yani zamanında çiçek aşısı olmuş bireyler bağışık olarak kabul edilmeli. Daha gençler ve çiçek aşısı yaptırmamış olan bireylerde bu enfeksiyon söz konusu” ifadelerini kullandı.
“Aşısı var ancak yaygın olarak kullanılmıyor”
Çiçek aşısı olmadıkları için maymun çiçeği virüsünün daha yoğun olarak çocuklarda ve gençlerde görüldüğü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Badur, “Şu an maymun çiçeğine karşı iki aşı var ancak yaygın olarak kullanılmıyor. Risk gruplarına uygulanıyor. Örneğin bu virüsle çalışan sağlık çalışanlarına uygulanmakta. Hayvanlardan, özellikle kemirgenlerden bulaştığı biliniyor. Evcil ya da vahşi hayvan ticareti yapanlara da bu aşı uygulanabilir. Ama yaygın, sistematik, toplumun aşılanması diye bir şey söz konusu değil” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz aylarda omurilik ameliyatı geçiren Zerrin Özer, Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezine yatmıştı.
Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görüp taburcu olmuştu.
Yeni şarkısına İstanbul’da klip çeken sanatçı, hayranlarına son durumu hakkında bilgi verdi.
“KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM”
66 yaşındaki olduğunu söyleyen ve herkes gibi sağlık sorunları yaşamasının normal olduğundan bahseden sanatçı, “Sağlık durumum çok iyi. Kendimi çok iyi hissedeyiyorum. Mutlu ve huzurluyum. Herkes gibi arada ben de sağlık sorunları yaşıyorum. Kimse meraklanmasın; bomba gibiyim ve herkesi çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“ONLAR DA BENİM GÖZÜMÜN NURU”
Temmuz 2023’te çıkardığı ‘Basit Numaralar’ şarkısıyla adından söz ettiren Özer, “Ben bütün kuşakları çok seviyorum. Hepsi benim canım. Basit Numaralar’la da Z kuşağıyla tanıştım ve çok sevdim onları. Onlarda artık benim gözümün nuru” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın farklı noktalarında aynı anda mpox salgınları yaşanıyor. Buradaki vaka artışlarına virüsün geçtiğimiz Eylül’de tespit edilen “Clade 1b” adlı daha ölümcül bir alt türü yol açıyor.
Sağlık Bakanlığı, 15 Ağustos’ta Türkiye’de 2024’te mpox vakasına rastlanmadığını duyurdu.
Açıklamada Türkiye’de “herhangi kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacı” bulunmadığı belirtildi:
“Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte, bilim kurulumuz ve sağlık altyapımızla süreç hassasiyetle takip edilmektedir. Güncel bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.”
BBC Türkçe‘ye konuşan Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları’ndan Profesör Doktor Esin Şenol, Türkiye’de maymun çiçeğine karşı şu ana kadar “aktif tarama” yapılmadığını ancak münferit “sağlık kurumu ya da personelin çabasıyla şimdiye kadar 10-12 vaka tespit edildiğini” söyledi.
Şenol, maymun çiçeği virüsünün 2022’den bu yana farklı türlerinin etkili olduğunu vurguladı ve ekledi:
“Türkiye’de daha önce görüldüğünden eminiz. Ama bu sayı, 2023’e kadarki türden Türkiye’de görülen vaka sayısı. 2023’ten sonra 2. küresel acil ilanına yol açan tür Avrupa’da ilk defa İsveç’te görüldü. Henüz Türkiye’de görülmedi. Vakaların %70’i Afrika’da, Avrupa ve Amerika %30’unu karşılıyor. Şu an Avrupa’daki toplam vaka sayısı 26 bin, ülkelerdeki vakalar yüzlü sayılarda ama biraz daha artmakta.”
Şenol, virüsün alt türünün daha hızlı bulaştığını ve hastalığın daha şiddetli geçmesine yol açtığını söyledi ve “Ortak eşya kullanımı, tokalaşma, dokunma, öpüşme dışında yakın temaslar bulaşmaya yol açabiliyor. Yüz yüze yakın mesafede uzun süreli konuşma ve nefes nefese değecek bir temasın olması örneğin. Yakın temasta damlacık yoluyla bulaşma olduğu düşünülüyor” dedi.
Şenol, maymun çiçeği salgınının yakından takip edilmesi gerektiğini, ancak şu an için “korkacak bir şey olmadığını” ifade etti ve şunları kaydetti:
“Küresel bir salgın tehdidi demek, eğer biz gerekli önlemleri almazsak süreç kontrolden çıkabilir demek. Yapmamız gerekenler: tüm hekimlerin bildirilmesi, sahanın koordine edilmesi, bir salgın hazırlık stratejisi planının ortaya konulması, aşı ve ilaç tedariğinin sağlanması ve aktif taramanın yapılması.”
‘Hastalığın Türkiye’de olmama şansı düşük’
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan ise Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasındaki “Rastlanmadı” ifadesine dikkat çekti.
BBC Türkçe‘ye konuşan Ceyhan, “Bunu dediğiniz zaman size böyle bir hasta başvurmadı, vuranlarda da test negatif çıktı demektir. Kimse Türkiye’de vaka yoktur diyemez. Çünkü Afrika’da başlayan, 13 Afrika ülkesine yayılan ve Avrupa, ABD, Asya ve Rusya gibi neredeyse bütün bu coğrafyalara yayılan bir salgın var. Biz o ülkelerden farklı bir önlem almadık, dolayısıyla Türkiye’de vaka varsa da şu an bilmiyoruz. Ama bu kadar yayılmış bir hastalığın Türkiye’de olmama şansı biraz düşük” dedi.
Ceyhan, maymun çiçeğine karşı koronavirüs salgını döneminde olduğu gibi toplu kapanma ya da maske zorunluluğu gibi önlemler gerekmediğini vurguladı:
“Benim gördüğüm, alınmış bir önlem yok. Önlem deyince zaten COVID gibi solunum yoluyla bulaşan büyük pandemilerden farklı bir hastalık bu. Maske kullanımı ya da iş yerlerinin vs. kapatılmasına gerek yok. Çünkü bu, temasla bulaşan bir hastalık. Erken dönemde tanı koyup, hastanın toplumla temasını kesmek yeterli.”
Ceyhan, maymun çiçeği virüsü için aşı dışında etkin bir koruma olmadığını, bunun için Türkiye’deki risk gruplarının belirlenip aşılanması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Risk grupları özellikle Demokratik Kongo ve etrafındaki Somali, Nijerya, Gine gibi ülkelerden gelen insanlar. En büyük riski onlar taşıyor. Bu insanlar İstanbul’u Batı ülkelerine giden uçuşlar için çok sık kullanıyor. Afrika’dan Türkiye’ye gelen öğrenciler var.
“Diğer taraftan da Türk vatandaşları için düşünürseniz, hemen hemen tüm Afrika ülkelerine THY’nin günlük uçuşları var. İş insanları sıkça gidip geliyor. Birçok yaygın derneğin kıtada faaliyetleri var. Belli ülkelerde Türk askerleri var. Bu grupların hepsini riskli kabul edip, ona göre önlem almak lazım.”
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan, maymun çiçeğinin solunum yoluyla yayılan virüslere kıyasla daha yavaş yayıldığını ve can kaybının da daha az olduğunu söyledi.
Ceyhan, “Şu an içinde bulunduğumuz pandemide ölüm oranı yüzde 4. 2022’de daha az tehlikeli bir tipini görmüştük, orada yüzde 1’di” diye konuştu.
İlgili haberler
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Kınık köyünde yaşayan Hasan Ermiş, 2,5 dekar alana 500 kök goji berry fidanı dikti. Deneme üretimi sonucunda ilk meyveleri hasat eden Ermiş, içinde A vitamini, C vitamini, sodyum, kalsiyum, demir gibi türlü vitamin ve mineraller barındırdığını söyledi. Kendisinin sınıf öğretmeni olduğunu ve fideleri bahçesine diktiğini anlatan Ermiş sözlerine şöyle devam etti:
“Öncelikle ben çiftçi değilim. Bunu belirtmek isterim. Mutlaka söylediğim şeylerde daha iyi bilenler çıkacaktır. Bu işi yeni öğreniyorum. Öğrendikçe geliştirmeye çalışıyorum. Goji berry ve aronya bahçelerim var. Hobi amaçlı küçük bir bahçe kurmak istedim ancak daha sonrasında gerek iklim şartları gerekse toprak analizleri sonucunda ziraat mühendisleriyle yaptığım görüşmeler neticesinde bu ürünleri yetiştirebileceğimi bunun uygun olduğunu öğrendim. Özellikle eksi 35 derecelere kadar dayanabileceğini biliyorsunuz ki bizim kışın iklimimiz sert geçiyor. Bölgemizde kıra gibi sorunumuz var. 2 buçuk arazide 500 kök var. Yani dönüm başına 200 ağaç düşüyor diye bilirim. Ben yaptırdığım analizler sonucunda 500 kökün uygun olduğu söylendi ve buna göre devam ettim. 500 kök ağacım şuan bir yaşında olarak aldım. İlk aldığım 10 ila 25 santimetre arasında farklı boylarda tek bir dal halindeydi. Kendi halinde ayakta durabiliyor. Ancak çalı formunda olduğu için uygun bir şekilde terbiye edilmesi adına yanına bir kazıkla veya fasulye tellerinde olduğu gibi tellere alınarak ta yapılabiliyor. Bu şekilde hem verimi artıyor hem de bakımı daha kolay hale geliyor. Mevsimin uygun gitmesi halinde Nisan sonunda başlayıp Kasım ayına kadar devam eden hasat sürecinde 8 ila 10 defaya kadar hasat elde edilebiliyor. Bu sayede ağaç başına da 8 ila 15 kilo arasında meyve verimi mevcut. Yaklaşık 500 ağacım var. Ortalama 8 kilo gibi bir hedefim var 2inci yıl itibariyle. Buda yaklaşık olarak 4 ton gibi bir ürün elde ediyor. Yaş olarak 4 ton hedefim var bunları kurutmayı planlıyorum. Kurutmada da 3’te 1 oranında bir kayıp söz konusu oluyor. Yani yaklaşık olarak kuru halinde 1 ila 1,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorum.” – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, bölgeye 18 Ağustos 2024 Pazar saat 12: 00 ile 20 Ağustos 2024 Salı tarihleri arasında sıcaklıkların yükseleceğini vatandaşların bu konudan dikkatli olması konusunda uyardı.
Güneş etkisinden dolayı güneş çarpmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getirilen açıklamada mevsim normallerine yakın seyreden hava sıcaklıklarının Pazartesi gününden itibaren artacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki yen hafta boyunca hava sıcaklıklarının bölgede mevsim normallerinin 3 ile 5 derece üzerinde olması bekleniyor dendi. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, önceki gün Hizan’a bağlı Gökay köyünün Seksen Pınar mezrasının yaylasında meydana geldi. 14 yaşındaki bir çocuk köpeğin ısırması sonucu yaralandı. Olayın sağlık ekiplerine haber verilmesi üzerine bölgeye UMKE ve acil sağlık ekibi yönlendirildi. Zorlu arazi şartlarına rağmen UMKE ekibi, 4×4 UMKE Medikal Kurtarma Aracı ile bölgeye ulaşarak çocuğa ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, acil sağlık ekibine teslim edilerek tedavisinin yapılması için Hizan Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Hizan Devlet Hastanesi’nden alınan bilgiye göre hastanın yara yerinin pansuman edildiği, kuduz ile tetanos aşılarını yapıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘FAYIN HAREKETLİLİĞİ ARTMIŞ OLABİLİR’
İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Ufuk AKTUĞ/HATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul Esenyurt’ta çok sayıda adreste torbacı olarak bilinen uyuşturucu satıcılarına ve aranan şahıslara yönelik çalışma yapıldı. Yapılan operasyonlarda çok sayıda silah ve narkotik madde ele geçirildi 21 yıl 4 ay ve 8 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 kişi de yakalandı.
Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu ticareti yapan ve aranan şahıslara yönelik çalışma yapıldı. Çalışmalar kapsamında geçtiğimiz Salı günü Fatih Mahallesi’nde ihbar üzerine polis ekipleri şüpheli Osman Burak P. ye üst araması yaptı. Yapılan aramada şahsın üzerinde uyuşturucu madde, şahsi telefon ve bir miktar para bulundu. Şahıs, ekiplere uyuşturucu maddeleri sakladığı yeri gösterirken polis ekipleri tarafından 319.4 gram kubar maddesi, bir adet telefon, 1030 TL nakit para ve çok sayıda şeffaf kilitli poşet tespit edildi. Osman Burak P.’ye Uyuşturucu Madde Ticareti suçundan işlem yapılırken yapılan Genel Bilgi Taraması sonucunda şahsın Dolandırıcılık suçundan da aranması olduğu tespit edildi. Şahıs, işlemlerinin yapılması için polis merkezine götürüldü. Aynı gün Necip Fazıl Kısakürek Mahallesi’nde yapılan çalışmada ihbar üzerine adrese sevk edilen polis ekiplerince şüpheli Çağlar Y. ve Gülistan S. isimli şahıs yakalanırken binanın bodrum katında satışa hazır halde paketlenmiş 38 fiş ile toplam 156 gram uyuşturucu madde ve bir adet telefon tespit edildi. Çağlar Y. ve Gülistan S. isimli şahıslara Uyuşturucu Madde Ticareti yapma şuçlarından işlem yapılırken iki şahıs ekiplerce polis merkezine götürüldü.
8 Yıl 4 Ay Hapis Cezası ile aranan şahıs yakalandı
Yapılan çalışmalar kapsamında geçtiğimiz Çarşamba günü ise Zafer Mahallesi’nde evde uyuşturucu madde satışı yapıldığı ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Adreste Berkay T. ve Doğa Yıldız M. yapılan incelemelerin ardından Uyuşturucu Madde Ticareti suçundan, Mehmet Sait Ç. ise Uyuşturucu Madde Kullanımı suçundan işlem gördü. Evde yapılan arama çalışmalarında ise bir adet şeffaf kilitli poşette 13.6 gram Metanfetamin, hassas terazi, bir adet ruhsatsız tabanca, 4 adet fişek, 6 adet cep telefonu, 2 adet bilgisayar, 1 adet tablet ve birçok flaş bellek bulundu. Ekiplerin incelemelerinde Berkay T.’nin Uyuşturucu/ Uyarıcı Madde Ticareti ve Hırsızlık suçlarından 8 Yıl 4 Ay Hapis Cezası ile arandığı tespit edilirken şahıslar işlemleri yapılması üzerine polis merkezine götürüldü.
Çok sayıda narkotik madde ve silah ele geçirildi
12 – 15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen diğer çalışmalarda ise birçok şüpheli şahıs ve adrese yapılan aramalarda 1 Adet Pompalı Tüfek, 9 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve narkotik madde bulundu. Yapılan GBT kontrollerinde ise A.C.S. isimli şüphelinin Uyuşturucu Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak suçundan 21 yıl 4 ay B.K. isimli şahsın Silah Ticareti yapmak suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile arandığı tespit edildi. Şahıslar gerekli işlemler için polis merkezine götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Valisi Birol Ekici’yi ziyaret eden Söyler, valilik anı defterini imzaladı.
İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit ile Eğitim ve Araştırma Hastanesini ziyaret eden Söyler, sağlık çalışmaları hakkında Başhekim Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Türkyılmaz’da bilgi aldı.
Kırklareli 250 yataklı ek bina yapım inşaatı sürecini değerlendiren Söyler, inşaatın yapılacağı alanı gezdi.
Ek bina planlarını inceleyen Söyler, inşaat sahasının mobilizasyonu, deplase işlemleri, altyapı bağlantıları, kapalı otopark giriş ve çıkışları ile ilgili değerlendirme de bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’ın Lice ilçesinde damdan düşerek yaralanan Miraç Çapar (8), ambulans helikopterle hastaneye kaldırıldı.
Lice ilçesinde yaşayan Miraç Çapar, çıktığı evinin damından düşerek başından yaralandı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Çapar için Acil Sağlık Hizmetleri’ne bağlı ‘sağlık komuta’ ile görüşüldü. Ardından İl Sağlık Müdürlüğü’nden talep edilen ambulans helikopter, kısa sürede ilçeye ulaştı. Çapar’ı alan ambulans helikopter, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi pistine indi. Sağlık ekiplerine teslim edilen Çapar, ambulansla Gazi YaşargilEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Çapar’ın tedavisinin sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eyyübiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerine devam ediyor. Rutin denetimlerin yanı sıra ihbar üzerine de gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik ani baskınlar yapan zabıta ekipleri, il geneline satış ve dağıtım yapan bir işletmenin deposunda denetim yaptı. Depodaki tüm ürünlerin menşeini inceleyen zabıta personeli, son tüketim tarihi geçmiş ve bozuk olduğu tespit edilen 370 koli şekerleme, gofret, bisküvi gibi gıda ürününe imha edilmek üzere el koydu. Halk sağlığını tehdit eden ve tüketilmesi sakıncalı olan ürünleri tutanak altına alan ekipler, işletme sahipleri hakkında kanuni işlem uygularken, el konulan ürünler şehir çöplüğüne götürülerek imha edildi.
Eyyübiye Belediyesinde görevli Zabıta Amiri Hasan Yunusoğlu, okulların açılmasına kısa bir süre kala halk sağlığını dikkate alarak denetimlerini titizlikle sürdürdüklerini, depolara yapılan baskınlarda çok sayıda tarihi geçmiş ve bozuk ürün ele geçirerek imha ettiklerini belirtti. Yunusoğlu, halk sağlığını tehdit eden durumlara karşı denetimlerine ara vermeden devam edeceklerini söyledi. – ŞANLIURFA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Haber-Kamera: Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>KALP ritim bozuklukları, ileri yaştakiler kadar, gençleri de etkiliyor. Kalbe bağlı ani genç ölümlerinde altta yatan neden çoğu zaman, ritim bozuklukları oluyor. Ritim bozukluğunun ‘gerçekleştiği an tespiti’ gerektiği için, EKG bulguları o an normal çıkabiliyor. Hastalar uzun süre gereksiz yere panik atak veya anksiyete tedavisi görmek zorunda kalıyor. Aritmi hastalarının sayısının en az kalp damar hastalıkları kadar yüksek olduğunu vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdülkadir Uslu, sıklıkla ileri yaşlarda görülen ve felçlerin beşte birinden sorumlu ritim bozukluğu türü olan ‘atriyal fibrilasyon’un ise en çok Karadeniz bölgesinde görüldüğünü de kaydederek “O bölgede yaşam süresinin daha uzun olması ve guatrın çok sık görülmesine bağlı olabilir diye düşünüyoruz” dedi.
Kalbin elektriksel sistemiyle ilgili anormallikler sonucu ortaya çıkan ritim bozuklukları hem gençler hem de yaşlılarda ölümcül olabiliyor. Tıpta ‘aritmi’ olarak adlandırılan bu hastalıkların altında yatan nedenler doğumsal anomaliler olabildiği gibi, sonradan geçirilen viral enfeksiyonlar veya kalp hastalıkları, yaşa bağlı kalp yetmezlikleri veya kapak ya da damar hastalıkları da olabiliyor. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Aritmi ve Elektrofizyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdülkadir Uslu, düzenli olan ritmin bozulmasıyla ortaya çıkan aritmi hastalarının sayısının, en az kalp damar hastalıkları kadar yüksek olduğunu söyledi. Bu hastaların tedavilerinin artık çok başarılı bir şekilde yapılabildiğini de kaydeden Uslu, “Aritminin birçok nedeni olabilir. Bunlar doğuştan olan kalp hastalıklarından tutun, yaşlılığa ya da kalp damar hastalıklarına bağlı yapısal kalp hastalıklarından kaynaklı aritmiler de olabilir. Ölümcül sonuçları olabilen geniş bir yelpaze aritmiler” dedi.
ANİ GENÇ ÖLÜMLERİN EN SIK NEDENİ
Kalp kaynaklı ani genç ölümlerin genellikle aritmi kaynaklı olabildiğine dikkat çeken Uslu, “Örneğin yatakta ölü bulunan genç bir hastanın ailesinde ani ölümler var mı, bu tip değerlendirmeler önemli. Nedeni doğuştan kalbin fizyolojik sistemini, elektriksel aktivasyonunu etkileyen hücresel düzeyde doğumsal anomaliler de olabiliyor. Viral enfeksiyonlardan sonra da kalbin elektriksel sistemi etkilenebiliyor. Örneğin Kovid sonrası kalbin gerek kas iltihapları gerekse elektriksel sistemindeki etkilenimler sonrasında, iyi huylu ve kötü huylu ritim bozukluklarını daha sık görmeye başladık” diye konuştu.
“GENÇ HASTALARDA KALP PİLİ İLK SEÇENEK OLMAMALI”
Özellikle 20-40 yaş grubu genç ve kadın hastalarda görülen ani bayılma sonrasında bunların fonksiyonel kaynaklı bayılma olduğunu tespit ettiklerini de kaydeden Uslu, şu bilgileri verdi: “Fonksiyonel bayılmaların kardiyo nöromodülasyon, kardiyo nöroablasyon dediğimiz kalbin üç boyutlu haritalamasıyla tedavisi mümkün. Özellikle kalp ritim yavaşlamasıyla gelen genç hasta grubunda, tedavi olarak (ömür boyu doktor kontrolü gerektiği için) kalp pilleri ciddi bir travma olabiliyor. Oysa bu hastalarda tilt testi dediğimiz teknikle, ileri teknolojik değerlendirmeler yapılabiliyor ve bu bayılmaların ya da kalp ritmindeki yavaşlamaların tespitiyle, sonrasında ablasyon (yakma, yok etme) tedavisi mümkün olabiliyor. Bu nedenle genç hastalarda fonksiyonel nedenli kalpte yavaşlama sonucu bayılmaya neden olan ritim bozukluklarında, hemen kalp pili düşünülmemesi gerekiyor. Kardiyo ablasyon veya parasempatik denervasyon dediğimiz yöntemlerle, kalbin bu yavaşlanmasının engellenmesi, kalp hızının normal düzeye çekilmesi ve hastanın yaşadığı semptomlardan da kurtulması sağlanabiliyor.”
“ŞİKAYET OLDUĞU AN TESPİT EDİLEBİLMESİ ÖNEMLİ”
Aritminin “olduğu an” tespit edilmesinin çok önemli olduğunu da kaydeden Uslu, “Ritim bozukluğu elektro kardiyografide (EKG) her zaman bulgu vermeyebiliyor. Çünkü şikayetin olduğu anda tanı konulması gerekiyor. Hastalar bazen hekimlere başvurduğunda tetkikler sonrası her şey normal çıkabiliyor. Oysa çarpıntısı olan, bir iki saat sürdüğünü söyleyen ve polikliniğe başvurmuş bir hastanın bu süreci evinde geçirmemiş olması gerekiyor. Yani 2 saat süren bir çarpıntıda bir hastanın herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurarak EKG çekilmesi, şikayeti esnasındaki anormalliğin yakalanması önemli. Holter takılmış bir hastada 24 veya 72 saat boyunca o aritmi görülmediyse, hastada hiçbir şey olmadığı şeklinde teşhisler konabiliyor. Bu sefer hastalar psikiyatri ya da psikoloji branşlarına başvurmak durumunda kalıyor. Tedavi çok farklı yönlere gidiyor. Bu şekilde birçok hasta aritmisi olduğu halde yakalanamadığı için, antidepresanlar veya anksiyolitik ilaçlar dediğimiz, anksiyete için kullanılan ilaçların kullanıldığını ve aslında bu işin temelinde bir aritmi problemi olduğunu görüyoruz. Bunların sayısı azımsanamayacak düzeyde fazla aslında. O nedenle tip hastalarda mükerrer başvurularda, mutlaka aritmi ile ilgilenen bir kardiyoloğun hastayı değerlendirmesi ve gerekiyorsa tanısal amaçlı elektrofizyolojik çalışma dediğimiz aritmilerin tespitindeki en üst düzey teknoloji olan bir işlemle bu hastaların değerlendirilmesi önemli” diye konuştu.
Uslu, artık çok uzun süreli aritmi kaydı yapabilen cihazların da olduğunu ve aritmi şikayeti çok kısa sürse de akıllı saatler sayesinde de bunların tespit edilebildiğini belirterek, “Belki bir iki dakika içerisinde bir hastaneye erişim veya EKG gibi bir tetkik mümkün olmayabilir. Böyle durumlar için akıllı saatlerle bu anormalliğin şikayet esnasında tespitinin yapılabilmesi artık mümkün” dedi.
EN ÇOK KARADENİZ’DE GÖRÜLEN RİTİM BOZUKLUĞU TÜRÜ
Daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen ritim bozukluğu türlerinden ‘atriyal fibrilasyon’un felçlerin beşte birinden sorumlu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Abdülkadir Uslu, bu ritim bozukluğunun ülkemizde en çok Karadeniz bölgesinde görüldüğünü de hatırlatarak, “İleri yaş koroner arter hastalığı ya da kalp kulakçıklarındaki, kalp kapakçıklarındaki bozulmalara bağlı ileri yaş grubunda daha sık görüyoruz. Hayat kalitesini ciddi anlamda bozan ve yüksek oranda görülen bir aritmi türü. Kalbin kulakçıklarının düzensiz çalışmasıyla oluşuyor. Hastaların dörtte biri de genç hasta grubudur. Bunda da ablasyonla kür sağlanabiliyor. Türkiye’de en çok Karadeniz bölgesinde rastlıyoruz. Nedeni tam olarak bilinmemekle beraber yüksek oranda atriyal fibrilasyon hastası mevcut o bölgede. Ben de orada görev yaptığım için biliyorum. Karadeniz’de yaşam süresi daha uzun olduğu için ayrıca endemik (bölgesel) olarak tiroit yani guatr hastalığı o nüfusta daha sık görüldüğü için olabilir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇUVALI İNDİRİRKEN DENGESİNİ KAYBETTİ
Burdur merkez Kayış köyünde saat 13.00 sıralarında meydana gelen olayda, kamyondan sırtında yem çuvalı indirdiği sırada dengesini kaybeden Bülent Göz, evin önünde bulgur kaynatılan kazana düştü.
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ambulansla Burdur Devlet Hastanesi’ne götürülen ve vücudunda üçüncü derece yanıklar oluşan Göz, buradaki ilk müdahalenin ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Jandarma tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın İnegöl ilçesinde salça kazanının devrilmesi sonucu aynı aileden 4 kişi yaralandı.
Olay, saat 16.00 sıralarında kırsal Kurşunlu Mahallesindeki bir evin bahçesinde meydana geldi. Aile, kazana koydukları domatesleri salça yapmak için kaynatmaya başladı. O sırada kazanın altındaki taş, parçalara ayrıldı. Dengesi bozulan kazan devrilerek, içindeki kaynar domates suyu 4 kişilik ailenin üzerine devrildi. Üzerlerine dökülen kaynar domates suyu nedeniyle vücutlarında 2’nci derece yanık oluşan Fatma D. (65), Sibel D. (44), Alev D. (41) ve Batuhan D. (17), olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralılar, ilk tedavinin ardından yanık ünitesine alınırken jandarma, olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Yaylacı, kanser tedavisine yaklaşımda değişimler ve gelişmelerin devam ettiğini bildirdi.
Yaylacı, son 10 yıllık dönemde tedavide hedefe yönelik ilaçlara ağırlık verildiğini belirterek, “Son 20 yılda kemoterapi geliştirilmesi hemen hemen durmuş, bunun yerine hedefe yönelik ilaçlar ve immunoterapi gelişimi büyük ivme kazanmıştır. Şu anda tüm kanser türlerinde kullanılan ve geliştirilen ilaçların çoğu bu tip ilaçlardır, kanser tedavisinin geleceğinde bu ilaçlar yer alacaktır.” ifadelerini kullandı.
Meme kanserinde hedefe yönelik ilaçların gelişim başlangıcının yarım asrı aştığını aktaran Yaylacı, kronik lösemide 30 yıl önce akıllı ilaç araştırmalarının hızlandığını, akciğer kanserindeki akıllı ilaç keşfinin de kilometre taşlarından birini oluşturduğunu kaydetti.
Hedefe yönelik ilaçlar, kemoterapilerden farklılaşıyor
Yaylacı, kanser tedavisinde akıllı ilaçların özelliklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, hedefe yönelik ilaçların, kemoterapilerden farklılaştığı bilgisini paylaşarak şunları kaydetti:
“Kemoterapi, bir yandan kanser hücrelerini yok ederken, hastanın özellikle üreyen normal hücrelerine de zarar verir. Bu geçici de olsa böyledir. Ayrıca, bulantı, kusma, saç dökülmesi, kısırlığa yol açma gibi yan etkilere kemoterapilerde sık rastlanır. Bu yan etkilere hedefe yönelik ilaçlarda pek rastlanmaz. Akıllı ilaçlar, genel olarak monoklonal antikor ve küçük moleküller olmak üzere iki gruba ayrılır. Monoklonal antikorlar, kanser hücre yüzeyinde olan ve hücreyi bozuk işlevlere yönelten ‘kilidi’ bloke eder. Küçük moleküller ise daha çok hücre içine girip, hücre üretimini anormal artıran ya da normal ölümü engelleyen işlevleri düzelterek yararlı olurlar.”
Kanserle savaşta gelecek yıllarda akıllı ilaçlarda gelişmelerin devam edeceğine dikkati çeken Yaylacı, bu ilaçların da bazı yan etkileri olduğunu, özellikle cilt reaksiyonları, kalp üzerine yan etkiler, otoimmün hastalıklar (pnömoni, tiroit, böbrek üstü bozukluğu gibi) yan etkiler arasında sayılabildiğini ifade etti.
“Bu ilaçlar, tümörlerde görülen anormal çoğalmayı bloke eder”
Prof. Dr. Yaylacı, hedefe yönelik ilaçların tümörlerde görülen anormal çoğalmayı engelleyerek etki gösterdiğine değinerek, şu bilgileri paylaştı:
“Bir düzen içinde çoğalan, zamanı gelince ölen ve organizma için gerekli olan işlevleri yapan hücrelerin genetiğinde bozulma olduğunda, normal fonksiyonlarında birçok değişiklik ortaya çıkar. Düzeni bozulan mutant hücreler (kanser hücreleri), gereğinden fazla çoğalır ve zamanı gelince yok olmaz. Aşırı beslenme ihtiyacını, kendilerine damar oluşturarak ve fazla gıda temin ederek karşılarlar. Normal hücrelerden farklı olarak damar içine sızıp bu yolla diğer organlara yerleşirler. Bir zaman sonra orada çoğalıp o organın fonksiyonunu bozarlar. İşte bozulan bu mekanizmayı tamir eden tedavi çeşidine hedefe yönelik ilaçlar denir. Bu ilaçlar, tümörlerde görülen anormal çoğalmayı bloke eder. Anormal damarlanmayı engeller. Kimi zaman hücre zarına yapışıp hücre içine öldürücü ilaçların zerkini kolaylaştırır. Kimi zaman da hücre zarıyla irtibat kurarak bağışıklık sistemi hücrelerini aktive ederler.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 53 yılın en sıcak temmuz ayının yaşandığını söyledi.
Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün verilerine göre son 53 yılın en sıcak Temmuz ayını yaşadık. En yüksek sıcaklık 45.9 derece ile Cizre’de, en düşük sıcaklık 5.2 derece ile Erzurum’da tespit edildi. Önümüzdeki hafta Pazartesi gününden itibaren de hava sıcaklıkları artmaya devam edecek. Bu nedenle vatandaşlarımızdan daha tedbirli olmalarını rica ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 18 Temmuz’da Develi ilçesindeki özel sağlık kabininde yaşandı. İddiaya göre; F.E.B.’ye, Hüdai Çeliker tarafından sünnet yapıldı. Uygulamadan bir süre sonra çocuğun cinsel organı kangren oldu. Ailesi durumu fark edip, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvurdu. F.E.B. tedaviye alınırken, Develi Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Sağlık kabini sorumluları Safiye Doğan ile S.T. ve sağlıkçı Hüdai Çeliker, gözaltına alındı. Hüdai Çeliker, Safiye Doğan ve S.T., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Hüdai Çeliker ve Safiye Doğan, çıkarıldıkları mahkemede tutuklanırken, S.T. serbest bırakıldı. F.E.B.’nin hastanedeki tedavisi de sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgi ve iddiaya göre, 18 Temmuz’da Develi ilçesinde, baba Y.B., 7 yaşındaki oğlu F.E.B.’yi ilçede bulunan bir sağlık kabinine götürdü. 3 bin 500 TL karşılığında sağlık memuru olduğu öğrenilen H.Ç. sünnet işleminin ardından çocuğu eve gönderdi. Bir süre sonra çocuğun cinsel organında şişme ve morarma oluştu. “Kangren” teşhisi ile Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan talihsiz çocuğun cinsel organı kesildi.
Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında yetkisiz olduğu belirlenen sağlık kabini kapatılırken, sünnet işlemini gerçekleştiren sağlık memuru H.Ç. açığa alındı. Kayseri Valiliğinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Develi ilçesinde bulunan özel bir Sağlık Kabininde 18 Temmuz 2024 tarihinde kamuda görevli H.Ç tarafından yapılan sünnet işleminden bir süre sonra gelişen kangren komplikasyonu ile Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdukları anlaşılmıştır. Sünnetin yapıldığı Özel Sağlık Kabini yetkisiz işlem neticesinde kapatılmış ve sünnet yaptığı iddia edilen H.Ç., Develi Kaymakamlığı tarafından açığa alınmıştır. Develi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında olayla ilgisi olan şüpheli 3 kişi gözaltına alınmıştır. Adli ve idari tahkikata başlanmıştır.”
2 kişi tutuklandı
Gözaltında bulunan ve adliyeye sevk edilen şahıslardan sağlık memuru H.Ç. ve S.D. tutuklanırken, S.T. ise serbest bırakıldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için çalışmalar sürüyor.
Kilis’in içme suyu problemini çözmek için başlatılan projede ise sona gelindi.
Günde 52 bin metreküp su sağlayacak tesisin işletmeye açılmasıyla birlikte, Kilis’te 2050 yılına kadar dünya standartlarında içme suyu sağlanacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Seve Barajı kaynağından alınarak Kilis şehir merkezine verilen içme suyunun yetersiz kalması nedeniyle, Yukarı Afrin Barajı’dan alınarak 43 kilometre uzunluğundaki isale hattı vasıtasıyla Kilis şehir merkezine ulaştırılan ham suyu arıtmak için inşa edilen ikinci kademe İçme Suyu Arıtma Tesisinin işletme testlerinin başarıyla tamamlandığını bildirdi.
Kilis’e Yukarı Afrin Barajı’ndan yılda 18 milyon 980 bin metreküp su sağlandığını belirten Balta, “Seve Barajı’ndan ise 5 milyon 800 bin metreküp olmak üzere toplam 24 milyon 780 bin metreküp ham suyu arıtarak içme suyu olarak verileceği hedeflenmektedir.” bilgisini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni bir araştırmaya göre, suyla çalışan elektrikli bandaj, ciddi yaraları geleneksel tedavilere göre çok daha hızlı iyileştirebiliyor.
Fütüristik pansuman, kronik yaralarda ve diğer yaralanmalarda iyileşmeyi desteklemek için elektrik alanı kullanıyor.
Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, elektrikli bandajla tedavi edilen yaraların, geleneksel bandajlarla tedavi edilen yaralara göre yüzde 30 daha hızlı iyileştiği görüldü.
ÜRETİMİ OLDUKÇA UCUZ
En güzeli de Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bandajın üretiminin ucuz olduğunu söylüyor.
Çalışmanın ortak yazarı Dr. Amay Bandokhar, “Bu bandajlar nispeten düşük maliyetle üretilebiliyor; genel giderler açısından pansuman başına birkaç dolardan bahsediyoruz.” dedi.

Kronik yaralar, hiç iyileşmeyen veya yavaş iyileşen açık yaralar olarak tanımlanır. Örneğin diyabetli hastaların bazılarında oluşan yaralar kronik yaralardır.
Doktorlar, bu tür yaraların ‘özellikle sorunlu’ olduğunu, çünkü tedaviden sonra sıklıkla tekrarladığını ve uzuv kaybı, hatta ölüm riskini önemli ölçüde artırdığını söylüyor.
Kronik yaralarla ilgili temel zorluklardan biri, mevcut tedavi seçeneklerinin son derece pahalı olması ve hastalar için ek sorunlar yaratabilmesidir.
Dr. Bandodkar, “Amacımız kronik yaraları olan hastalarda iyileşmeyi hızlandıran çok daha az maliyetli bir teknoloji geliştirmekti.” dedi.
YENİ BANDAJ NASIL ÇALIŞIYOR
Bandaj, su gücüyle çalışan ve bir tarafında elektrotlar, diğer tarafında küçük, biyo uyumlu bir pil bulunan tek kullanımlık bir bandaj olarak dikkat çekiyor.
Pansuman, elektrotların yara ile temas etmesini sağlayacak şekilde hastaya uygulanır.
Daha sonra bataryaya bir damla su uygulanarak aktive edilir. Aktive edildikten sonra bandaj birkaç saat boyunca elektrik alanı üretir.
Bu elektrik alanı kritik öneme sahip, çünkü elektrik alanlarının kronik yaralarda iyileşmeyi hızlandırdığı iyi biliniyor.
Elektrotlar, bandajla birlikte bükülebilecek ve çoğunlukla derin ve düzensiz şekilli olan kronik yaraların yüzeyine uyum sağlayabilecek şekilde tasarlandı.

Araştırmacılar bandajları test etmek için diyabetli fareler kullandıl. Columbia Üniversitesi’nde lisansüstü öğrencisi ve çalışmanın ortak birinci yazarı olan Maggie Jakus, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Cihazdan gelen elektriksel uyarının yaranın kapanma hızını artırdığını, yeni kan damarı oluşumunu desteklediğini ve iltihabı azalttığını bulduk; bunların hepsi genel olarak yara iyileşmesinin hızlandığını gösteriyor.
İNSAN DENEMELERİ BAŞLIYOR
Araştırmacılar şimdi bandajları insanlarda da deneyerek etkili olup olmadıklarını görmeyi umuyorlar.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“VAKA SAYISINDA İSTİKRARLI ARTIŞ YAŞANIYOR, 524 KİŞİ ÖLDÜ”
Ghebreyesus, Maymun çiçeği virüsünün Afrika ve diğer bölgelerde daha fazla uluslararası yayılma potansiyeli olasılığı karşısında DSÖ tarafından düzenlenen Acil Durum Komitesi toplantısının ardından değerlendirmelerde bulundu.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde M çiçeği virüsüyle ilgili vakaların 10 yıldan uzun süredir bildirildiğini kaydeden Ghebreyesus, her yıl bildirilen vaka sayısında istikrarlı artışın yaşandığını kaydetti.
Ghebreyesus, “Geçtiğimiz yıl bildirilen vaka sayısı önemli ölçüde arttı. Bu yıl şu ana kadar bildirilen vaka sayısı 14 binden fazla. Hastalıkla ilgili 524 ölüm yaşandı ve geçen yılın toplamını çoktan aştı.” dedi.
Ghebreyesus, komitenin tavsiyesinin, Afrika Birliği’nin dün Afrika ülkelerinde hızla yayılan M çiçeği virüsüne karşı kıta çapında halk sağlığı için acil durum ilan etmesiyle uyumlu olduğunu da kaydetti.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus
SAĞLIK BAKANI’NDAN “ALARM SÖZ KONUSU DEĞİL” AÇIKLAMASI
Maymun çiçeği virüsü ve COVID-19’a ilişkin soruları yanıtlayan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ise “Maymun çiçeği ve COVID ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. Ancak şu anda herhangi bir alarm durumumuz söz konusu değil” dedi.

VİRÜS KEMİRGENLERDEN VEYA ENFEKTE KİŞİLERDEN BULAŞIYOR
M çiçeği virüsü fareler ve sincaplar gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.
İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Özel bir tedavi yöntemi olmayan hastalığın tedavisi antiviral ilaçlarla yapılıyor. Vakaların büyük bir kısmı hastalığı hafif geçiriyor ve birkaç hafta içinde sağlığına kavuşuyor.
Dünya Sağlık Örgütü, “Maymun çiçeği hastalığı (Monkeypox)” ismini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla “mpox” olarak değiştirdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Sağlık Tüzüğü Acil Durum Komitesi, maymun çiçeği (mpox) virüsünün Afrika’da yayılmaya başlayarak vakaların tehlikeli boyutta artmaya başlaması sebebiyle acil olarak toplandı.
Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) dün son durumla ilgili yaptığı açıklamada halk sağlığı açısından acil durum ilan ettiğini açıklamıştı. DSÖ bugün mpox virüsünün yayılması ve uluslararası acil durum ilan edip etmemek konusunda görüşmek için acil olarak toplandı. Yapılan açıklamada şu ana kadar bildirilen 14 binden fazla vaka ve 524 ölümün olduğu kaydedildi. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus açıklamasında, ” Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde on yıldan fazla bir süredir mpox rapor ediliyor ve her yıl bildirilen vakaların sayısı bu dönemde istikrarlı bir şekilde arttı. Geçen yıl bildirilen vakalar önemli ölçüde arttı ve bu yıl şu ana kadar bildirilen vakaların sayısı şimdiden 14 binden fazla vaka ve 524 ölümle geçen yılın toplamını aştı. Esas olarak cinsel ağlar yoluyla yayıldığı görülen 1b sınıfının tespit edilmesi özellikle endişe vericidir ve bu Acil Durum Komitesini toplama kararımın ana nedenlerinden biridir. Geçen ay, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne komşu olan ve daha önce mpox bildirmemiş dört ülkede yaklaşık 90 klad 1b vakası rapor edildi: Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda.
DSÖ, bu salgınların etkenlerini anlamak ve ele almak için etkilenen ülkelerin hükümetleri, Afrika CDC’si, STK’lar, sivil toplum ve diğer ortaklarla birlikte çalışmaktadır. DSÖ, sürveyans, hazırlık ve müdahale faaliyetlerini desteklemek için başlangıç olarak 15 milyon ABD Doları gerektiren bölgesel bir müdahale planı geliştirmiştir. Bu müdahaleyi finanse etmek için DSÖ Acil Durumlar Acil Durum Fonu’ndan 1,45 milyon ABD Doları tutarında fon sağladık ve önümüzdeki günlerde daha fazlasını serbest bırakmayı planlıyoruz. Ayrıca bağışçılardan müdahale planının geri kalan kısmını finanse etmeleri için çağrıda bulunuyoruz” dedi.
“İNSANLARIN AŞI VE DİĞER TIBBİ HİZMETLERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Acil durum toplantısında ayrıca virüs için aşı çalışmaları ve temini konusunda ise, “Bildiğiniz gibi, mpox için iki aşı, DSÖ’nün Bağışıklama Konusunda Stratejik Danışma Uzmanları Grubu tarafından tavsiye edilmektedir ve ayrıca, Nijerya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti dahil olmak üzere, DSÖ listesinde yer alan ulusal düzenleyici otoriteler tarafından da onaylanmaktadır. Geçen hafta, henüz kendi ulusal düzenleyici onayını vermemiş olan düşük gelirli ülkeler için aşıya erişimi hızlandıracak olan mpox aşıları için Acil Kullanım Listesi sürecini başlattım. Acil Durum Kullanım Listesi ayrıca Gavi ve UNICEF gibi ortakların dağıtım için aşı tedarik etmesine de olanak tanır. DSÖ, aşı bağışları konusunda bizimle birlikte çalıştıkları için Üye Devletlere ve aşı üreticilerine minnettardır. Teşhis, aşı, klinik bakım malzemeleri ve diğer araçlara adil erişimi kolaylaştırmak için tüm ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz. Doğu ve orta Afrika’da yayılan salgının ve Afrika içinde ve dışında uluslararası yayılma potansiyelinin ışığında, salgının uluslararası önemi haiz bir halk sağlığı acil durumunu temsil edip etmediği konusunda bana tavsiyelerde bulunmak üzere Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamındaki bu Acil Durum Komitesini topladım.
Geçen yıl önceki mpox PHEIC’in sona erdiğini ilan ettiğimde, UST kapsamında önümüzdeki hafta sona erecek olan daimi tavsiyelerde bulundum. Ülkelerin kronik mpox riskine yanıt vermelerini desteklemek amacıyla bu sözleşmeleri bir yıl daha uzatmaya karar verdim” açıklaması yapıldı.
HEM HAYVANLARDAN HEM İNSANLARDAN BULAŞIYOR
Mpox virüsü, fiziksel temas ve enfekte olmuş hayvanlardan bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaşma nedenleri arasında yer alıyor.
İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortaca Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, bir vatandaşın dikkati sayesinde büyük bir tehlike önlendi. İhbarı alan zabıta ekipleri hızla harekete geçerek olay yerine intikal etti. Gıda ürünlerinin taşındığı aracın sahibine ulaşıldıktan sonra, gerekli incelemeler başlatıldı. Yapılan incelemelerde aracın içerisinde bulunan gıda ürünlerinin uygun olmayan şartlarda saklandığı tespit edildi. Zabıta ekiplerinin yaptığı inceleme sonucunda, satış sonrası iade edilen 945 kilo sucuk, 250 litre zeytinyağı ve 2 teneke beyaz peynirin araçta sağlıksız şartlarda muhafaza edildiği ortaya çıktı. Araç içerisinde kurtlanmış ürünlerin olduğu, zeytinyağlarının ise uygun sıcaklıkta saklanmadığı tespit edildi.
Gıdalar imha edildi
Ortaca Belediyesi’nin açıklamasında, bu tür durumlarda hızlı ve etkili müdahalenin önemine vurgu yapıldı. Halk sağlığını tehdit eden bu tür durumların ciddiyetle ele alındığını belirten yetkililer, zabıta ekiplerinin derhal çöp aracı çağırarak sağlıksız ürünleri imha ettiklerini bildirdi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muş’ta 44 gün önce dünyaya gelen Umut Ali adlı bebeğin yapılan kontrolünde konjenital kalp yetmezliği tanısı konuldu. Yenidoğan çocuk yoğun bakım ihtiyacından dolayı İstanbul’a sevk edilmesine karar verildi.
Talep üzerine Sağlık Bakanlığınca Muş’a ambulans uçak gönderildi. Muş Sultan Alparslan Havalimanına götürülen bebek, ambulans uçakla İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. – MUŞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAKARYA Şehir Hastanesi inşaatında, işçilerin kaldığı prefabriğin tavanında meydana gelen göçükte yaralanan 15 işçiden 13’ü taburcu oldu, 2 işçinin tedavisi ise sürüyor.
Olay, dün saat 21.00 sıralarında, Adapazarı ilçesinde yapımı devam eden Sakarya Şehir Hastanesi inşaatında, işçilerin kaldığı prefabrik yapıda meydana geldi. 300 dönümlük alanda yapımı süren 1000 yatak kapasiteli ‘Şehir Hastanesi’ inşaatta, işçilerin kaldığı 3 katlı prefabrik yapının tavanında göçük oluştu, enkaz altında kalan 15 işçi yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık görevlileri tarafından çevre hastanelere kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
BAKANLIK AÇIKLAMA YAPTI
Sağlık Bakanlığı tarafından, olayla ilgili yapılan açıklamada, “Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde Şehir Hastanesi inşaatında çalışan işçilerin kaldığı prefabrik yapının tavanında meydana gelen göçükte 15 işçi yaralanmıştır. 13 işçimiz kontrollerin ardından taburcu edilmiş olup, 2 işçimizin tedavisi hastanelerimizde devam etmektedir. Vatandaşlarımıza acil şifalar dileriz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce’de sağlık alanında yatırımlar devam ediyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde hizmet verirken yapılan tadilat ve çalışmaların ardından Muncurlu ek hizmet binasına taşınan Kadın Doğum, Çocuk servisinde boşalan alanda çalışmalar hızlandırıldı. Hastalara en iyi tanı ve tedavi hizmeti verebilmek için gelişmesini ve yenilenmesini sürdüren Düzce Atatürk Devlet Hastanesinde ikinci revizyon çalışması yapılıyor. Çalışmalar dahilinde; Kalp Merkezi kurulması altyapısına yönelik 7 yataklı üçüncü seviye Kalp Damar Cerrahi Yoğun Bakım, 6 yataklı ikinci seviye Koroner Yoğun Bakım ve 2 adet Kalp Damar Cerrahi Ameliyathane Salonu Sağlık Bakanlığının kriterlerine uygun fiziki alanlar oluşturuluyor. Daha önce tahsis edilen Anjio cihazı ile ilgili çalışmaları tamamlanırken tadilat sürecinin sonunda Kalp Merkezinin hizmete alınmasında sona gelindi.
Hastanede, yoğun bakım alanları ile ilgili iyileştirme ve kapasite artırmaya yönelik çalışmalar üçüncü seviye erişkin yoğun bakım alanları ile devam ediyor. 29 olan yatak kapasitesine sahip olan üçüncü seviye Anestezi ve Reanimasyon Yoğun Bakım alanlarının tadilat sonrasında 43 yatak kapasitesine ulaşarak hizmet sunması bekleniyor.
Tüm dünyada yaşlı nüfusun ve kronik hastalıkların artması nedeniyle giderek önem kazanan Palyatif alanlarla ilgili tadilat sonrasında mevcut palyatif bakım alanının kapasitesi ise 22 yatak sayısı 36 yatağa çıkarılacak. Hem hasta hem de ailesi için oldukça önemli olan bu bakım, hastanın tedavilerine ilişkin tüm işlemler için ekstra bir destek katmanı oluşturularak tedavi sürecinin iyileştirilmesini sağlayacak. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Melikgazi Belediyesi’nin önemli tesislerinden Gesi Kamp Merkezi bu kez kapılarını yetişkinlere açtı. ‘Sağlıklı İnsan, Sağlıklı Melikgazi’ temasıyla düzenlenen kadınlara özel, yatılı Sağlıklı Yaşam ve Farkındalık Kampı’nda etkinliklere katılanlar 3 gün boyunca verimli vakit geçirdi. Kamp hakkında açıklamalarda bulunan Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; “Gesi İlkokulu’nu restore ederek Gesi Kamp Merkezi adını verdik. Daha önce öğrencilere yönelik yatılı İngilizce kampı düzenlemiştik. Bu kez de kadınlara özel yatılı Sağlıklı Yaşam ve Farkındalık Kampı gerçekleştirerek, vatandaşlarımızın verimli zaman geçirmelerini sağladık. Uzman eğitmenler öncülüğünde, belirli programlar dahilinde düzenlenen kampta hanım kardeşlerimiz sabah saat 06.00’da uyanıp yürüyüş ve egzersizler yaptılar. Sağlıklı beslenmeye ve doğru şekilde dinlenmeye dair eğitim aldılar. Teknolojiden uzak zaman geçirip sanatsal aktivitelerde bulundular. Farkındalık eğitimleri aldılar. Bu vesileyle, Gesi Kamp Merkezi’nde eğitimlerimize düzenli olarak devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Hem kampımıza ilgi gösteren vatandaşlarımıza hem de görev alan mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” dedi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanser taramalarından şeker, tansiyon, muayeneye kadar Amasya genelinde 47 aile sağlığı merkezinde 118 aile hekimi ve 109 sağlık çalışanı vatandaşlara sağlık hizmeti sunuyor.
Bir aile hekimine Amasya’da ortalama 2 bin 884 kişi kayıtlı. Aile hekimleri kendilerine kayıtlı bu nüfusun kanser taramalarını, aşılama, gebe-bebek-çocuk takipleri, yaşlı sağlığı izlemleri ve tedavi edici olarak da muayene, reçete, tahliller, gezici sağlık hizmetlerini de ücretsiz bir şekilde sunuyor.
Amasya’da geçtiğimiz yılda sağlık sistemine yapılan başvuruların yüzde 54’ü birinci basamak denilen aile sağlığı merkezlerine yapıldı. Bu da hastanelerin yükünü büyük oranda azaltıyor.
Aile sağlığı merkezlerinde geçen sene 95 bin aşı, 11 bin 836 gebenin gebelik boyunca izlemleri, 2 bin 230 kişiye evlilik öncesi SMA taraması, Okul çağındaki 3 bin 420 çocuğu işitme taraması, Amasya’da 40-65 yaş arası kadınlarda meme kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklerde kalın bağırsak kanseri, 30-65 yaş arası kadınlarda rahim ağzı kanseri için aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde ücretsiz tarama yapıldı.
Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Koç, gazetecilere yaptığı açıklamada, aile sağlığı merkezlerinin devlet hastanelerinin yükünü büyük ölçüde azalttığını söyledi.
2023 yılında Amasya’da il genelinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde toplamda 4 milyon 193 bin 966 vatandaşa hizmet verildiğini ifade eden Koç, şunları kaydetti:
“Merkezlerimiz yürüyerek rahatlıkla gelinebilecek çok şık ve güzel bir ortam. Biz istiyoruz ki vatandaşımızın önce mutlaka acil durumlar hariç ya da randevu durumları hariç, aile sağlığı merkezlerine başvursunlar. Bazen bir tedaviniz vardır, bir süre takip edilmektedir. Kronik hastalar vardır, cerrahi işlemler vardır, bunlar dışında biz mümkün mertebe öncelikle aile hekimimize uğrayıp, aile hekimimizin önerisi doğrultusunda ihtiyaç varsa bir üst basamağa 2. veya 3. basamağa başvursunlar. Biliyorsunuz sağlık organizasyonu 3 basamaktan oluşuyor. Birinci basamak aile hekimliği toplum sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri. İkinci basamak devlet hastaneleri. Üçüncü basamak ise üniversite ve eğitim araştırma hastaneleri olarak üç basamaktan oluşan bir organizasyon.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, hastanenin genel durumu ve hizmetleri hakkında Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya’dan detaylı bilgi aldı. Ziyaret sırasında, hastanenin hizmet kapsamının daha da artırılması için yapılması gereken çalışmalar üzerinde duruldu. Kaymakam Kan, sağlık çalışanlarına emeklerinden dolayı teşekkür ederek, kalıcılığının kaliteli sağlık hizmetinin önemine vurgu yaptı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince, “En İyi Narkotik Polisi: Anne” projesi kapsamında Çamyuva Mahallesi’ndeki bir otelde çalışanlara yönelik seminer düzenlendi.
Seminerde madde bağımlılığı, türleri, tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Gesi Kamp Merkezi’nde düzenlenen ve 3 gün süren kampta vatandaşlar, spordan sanata birçok etkinliğe katıldı.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, kampa katılan vatandaşlara teşekkür ederken, Gesi Kamp Merkezi’nde faaliyetlerin devam edeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağcılar Belediyesi’nde görevli Klinik psikolog?Şengül?Yarımoğlu?Çakıcı, şiddet içerikli sanal oyunların saçtığı tehlike konusunda aileleri uyardı. Özellikle çocukların gerçek dünya ile bağlarını koparıp oyundaki karaktere büründüğüne dikkat çeken Çakıcı, “Teknoloji çağında olduğumuz için onları bilgisayardan tamamen uzaklaştırmak olmaz ama kullanım sınırlandırması getirmeli ve kontrol etmeliyiz” dedi.
Teknoloji bağımlılığının özellikle çocuk ve gençleri sanal dünyaya hapsedip, gerçek dünyadan uzaklaştırdığını söyleyen uzmanlar, aileleri yaşanabilecek tehlikeler öncesi uyardı. Ekran karşısında çok zaman geçiren çocukların bir süre sonra gerçekle sanalı ayırt edemediğini belirten Bağcılar Belediyesi Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi’nde görevli Klinik Psikolog Şengül Yarımoğlu Çakıcı, “Kullanıcılar, bu oyunlarla aileyle ve çevresiyle ilişkilerini kesiyor. Kendini o dünyaya kaptırıyor ve oyundaki karakterin yerine koyuyor. O karaktere bürünüyor. Asıl büyük tehlike de bundan sonra başlıyor. Şiddete meylettirtici oyunlar, şiddetin de kapısını açmış oluyor” diye konuştu.
KULLANIM SINIRLANDIRMASI GETİRMELİYİZ
Bilgisayar başında fazla zaman geçiren çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve otistik yapılanma gibi sıkıntıların da yaşanabileceğini söyleyen Çakıcı ailelerin çocuklarına gereken zamanı ayırmasının önemli olduğunu vurguladı. Çakıcı, ebeveynlere şu uyarılarda bulundu:
“İnternet ile birlikte bilgisayar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Teknoloji çağındayız onları tamamen bilgisayardan uzaklaştırmak olmaz ama kullanım sınırlandırması getirmeli ve neler yaptıklarını kontrol etmeliyiz. Çok küçük çocuklar için de filtreleme yapmalıyız. Ayrıca çocukların ilgisini ve yeteneğini keşfedip onları spora, müziğe, sanata yönlendirmeliyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KEMİK İLİĞİ
Kemik merkezindeki süngerimsi dokuya kemik iliği adı verilir. İnek ve kuzu gibi hayvanların kemik iliği dünya mutfağında sıklıkla kendisine yer bulur. Kemik iliğinin tadı, hafif ve tatlımsıdır. Genellikle çorba olarak tüketilir. Günümüzde kızarmış ekmekle servisi sıklaşmıştır. Hayvansal ürünleri seviyorsanız kemik iliği tadına aşık olabilirsiniz. Kemik iliğinin faydaları ise;

Kolajen bakımından zengin olan ilikli kemik, cilt sağlığınız için vazgeçilmezdir. Vücutta kolajen miktarı ne kadar fazla olursa, yaşlanmanın etkileri o kadar uzaktır. Düzenli olarak kolajen alımı cilt elastikiyetinin ve hidrasyonun iyileşmesine yardımcı olur. Cildin antioksidan aktivitesini artırır. Kalorisi yüksek bir hayvansal gıdadır. Ancak protein ve B12 vitamini açısından güçlüdür.
Kemik suyunun içerisinde bulunan jelatin, bağırsak duvarını sağlamlaştırarak koruma altına alır.. Bu sayede otomatikmen bağışıklık sistemi de güçlenmiş olur. Aksi halde sindirilememiş besinler ve toksik maddeler kana karışır. Sonuç olarak da bağışıklık sistemi bozulur. Bu durum vücutta belli hastalıklara neden olabilir; kronik yorgunluk, tiroit, egzama gibi… Bu gibi hastalıklara yakalanmamak için kemik suyu içmek en iyi çözüm.
Daha iyi bir uyku için birebirdir. Vücudu rahatlatcı etkiye sahip olan glisin amino asidini içerir. Uyku problemi çekiyorsanız bir süre uyumadan önce bir miktar kemik suyu içmeyi deneyin. Muhakkak faydasını göreceksiniz.
KEMİK SUYU NASIL HAZIRLANIR?
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ilıman iklimi ve verimli topraklarıyla 12 ay üretimin devam ettiği Gazipaşa, Türkiye’nin sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan üretim merkezlerinin başında geliyor.
Örtü altı ve açıkta yapılan tarımsal üretimle her türlü sebze ve meyve ile tropikal meyvelerin yetiştiği Gazipaşa’da ‘Caner’ nar cinsi narın hasadına başlandı.
Göçük Mahallesi’nde Ayhan Yılmaz’ın üretimini ve ticaretini yaptığı ‘Caner’ cinsi narın ilk hasadında 560 kilogram ürün elde edildi.
Toplamda 25 kasa gelen narlar, İstanbul’a gönderildi.
HASAT BAŞLADI
İHA’nın haberine göre; Caner cinsi narın hasadına başlayan ve değerlendirmesini yapan Ayhan Yılmaz, “Üzeri dikensiz, ekşi ve çekirdeksiz nar cinsimiz olan ‘Caner’ nar cinsi narın hasadına başlamış bulunmaktayız. Hasat tam da beklediğim zamana denk geldi, gecikme veya erken hasat durumu yaşamadık. Cinsinin özelliği gereği diğer nar cinsine göre daha erken yetişen Caner nar üretimini severek yapıyorum ve bahçemde yetiştirdiğim çeşitli ürünler ile hobi olarak ürün yetiştirmeye devam ediyorum. Caner cinsi narın ilk hasadını İstanbul’a yaptık. İlk seferde 10 kasa olmak üzere toplam 160 kilogram, bir sonraki seferde ise 25 kasa olmak üzere toplam 400 kilogram yani 560 kilogram ile hasada başlamış olduk. Özellikleri gereği talebin yoğun olduğu nar Caner cinsi narımızın ilerleyen günlerde daha fazla hasadını yaparak vatandaşlarımızın taleplerini karşılayacağız” dedi.
KANSERE FAYDALI
Caner cinsi narın faydalarına da değinen Yılmaz, “Topladığımız narları bizim sadece meyve olarak değil suyunu sıkarak içecek olarak da vatandaşlarımıza sunuyoruz. Tabi şu anlık sadece hasadını yapıyoruz daha yeni başladığımız için. Nar sıkma makinemde bizzat kendim sıktığım nar suyunu da herkese öneririm. Nar meyvesinin ve nar suyunun insan sağlığı için faydası oldukça fazla. Sağlık deposu olarak dillendirdiğimiz narın en önemli faydası kanser riskini düşürerek bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Kalp damar sağlığını destekleyen, sindirimi kolaylaştıran, ağız ve diş sağlığını koruyarak sağlığımızı güçlendiren narın herkes tarafından tüketilmesini öneririm. Üretimini yaptığım sürece vatandaşlarımıza sağlıklı ürünler sunmaya devam edeceğim. Hasadına önümüzdeki günlerde hızla devam edeceğimiz Caner cinsi nara talep çok, elimizden geldiğince talepleri karşılayacağız” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güneşin yaydığı UV-A ve UV-B ışınları cilt hücrelerine zarar verebilir, bu da ciltte DNA hasarına yol açabilir ve zamanla cilt kanserine dönüşebilir.
Özellikle uzun süre korunmasız olarak güneşte kalmak, güneş yanıklarına ve ciltte erken yaşlanma belirtilerine de neden olabilir.
CİLT KANSERİNİ AZALTMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER
Güneş koruyucu kullanmak:
Geniş spektrumlu (hem UV-A hem de UV-B ışınlarına karşı koruma sağlayan) ve en az SPF 30 olan güneş koruyucuları kullanın. Güneşe çıkmadan en az 15 dakika önce uygulayın ve her iki saatte bir, yüzdükten veya terledikten sonra yeniden uygulayın.
Koruyucu giysiler giymek:
Uzun kollu gömlekler, uzun pantolonlar ve geniş kenarlı şapkalar giymek cildinizi güneşten korumaya yardımcı olur.
Gölge aramak:
Özellikle güneşin en güçlü olduğu 10:00 – 16:00 saatleri arasında gölgede kalmaya çalışın.
Göz koruması:
UV koruması olan güneş gözlükleri takmak gözlerinizi ve göz çevresindeki hassas cildi korur.
Düzenli cilt kontrolleri:
Cildinizi düzenli olarak muayene edin ve herhangi bir değişiklik fark ederseniz bir dermatoloğa başvurun.

CİLT KANSERİNİN BELİRTİLERİ
Cilt kanserinin belirtileri genellikle ciltte görülen değişikliklerdir. Farklı cilt kanseri türleri (bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve melanom) farklı belirtiler gösterebilir, ancak genel belirtiler şunlardır:
Bazal hücreli karsinom
İnci Beyazı veya Balmumu Görünümlü Yumrular: Genellikle yüz, kulaklar veya boyunda ortaya çıkar.
Düz, Et Rengi veya Kahverengi Yara: Gövde, kollar veya bacaklarda olabilir.
Yaralar veya Kırmızı, Pullu Lekeler: İyileşmeyen yaralar veya kırmızı, pullu lekeler.
Skuamöz hücreli karsinom
Kırmızı, Sert Yumrular: Genellikle yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollar gibi güneşe maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar.
Yüzeysel, Kabuklu veya Pullu Lekeler: İyileşmeyen veya tekrar eden yaralar şeklinde olabilir.
MELANOM
Yeni veya Değişen Benler: Melanom genellikle yeni bir ben olarak veya mevcut bir benin renginin, boyutunun veya şeklinde değişiklik olarak ortaya çıkar.
Asimetrik Benler: Benin bir yarısı diğerinden farklı görünür.
Düzensiz Kenarlar: Kenarları düzensiz, girintili veya pürüzlü olabilir.
Renk Değişikliği: Benin rengi homojen değilse ve farklı tonlarda kahverengi, siyah, kırmızı, beyaz veya mavi varsa.
Çap: 6 milimetreden büyük benler daha dikkat çekicidir.
Gelişim: Benin büyümesi, şekil veya renk değişikliği.
GENEL BELİRTİLERİ
Kaşıntı, Ağrı veya Hassasiyet: Ciltte kaşıntı, ağrı veya hassasiyet hissedilebilir.
Kanayan veya Kabuklanan Yaralar: İyileşmeyen veya tekrar eden kanamalı yaralar.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güneş, sağlığımız ve genel iyilik halimiz için pek çok fayda sağlar.
Güneşin faydalarından yararlanmak için aşağıdaki yöntemleri izleyebilirsiniz:
D vitamini üretimi:
Güneş ışığı, vücudunuzun D vitamini üretmesine yardımcı olur. Günde 10-30 dakika güneş ışığına maruz kalmak genellikle yeterlidir. Ancak, cildinizin hassasiyetine ve yaşadığınız yerin iklimine göre bu süre değişebilir.
Ruh halini iyileştirir:
Güneş ışığı, serotonin seviyelerini artırarak ruh halinizi iyileştirir ve depresyon riskini azaltır. Özellikle sabah saatlerinde güneş ışığına çıkmak bu etkiyi daha da artırabilir.
Uykuyu düzenler:
Güneş ışığı, vücudunuzun biyolojik saatini düzenlemeye yardımcı olur. Güneş ışığına maruz kalmak, melatonin üretimini düzenler ve bu da daha iyi bir uyku düzeni sağlar.
Cilt sağlığı:
Güneş ışığı, bazı cilt problemlerini (örneğin sedef hastalığı) tedavi etmeye yardımcı olabilir. Ancak, fazla güneş ışığına maruz kalmak cilt hasarına ve kanser riskine neden olabilir, bu yüzden dikkatli olunmalıdır.

Egzersiz:
Dışarıda yapılan egzersizler, kapalı alanlarda yapılanlara göre daha fazla fayda sağlayabilir. Güneşli günlerde yürüyüş, koşu veya bisiklete binme gibi aktiviteler yaparak hem güneşten faydalanabilir hem de fiziksel sağlığınızı iyileştirebilirsiniz.
Doğru korunma:
Güneşin faydalarından yararlanırken, zararlı UV ışınlarına karşı korunmak önemlidir. Güneş kremi kullanmak, şapka takmak ve uygun giysiler giymek, cilt kanseri riskini azaltır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sıcak havalarda ayak sağlığını korumak ve doğru ayakkabı seçimi oldukça önemlidir.
Bu kapsamda da aşağıda yer alan ipuçları, sıcak havalarda ayak sağlığını korumaya ve doğru ayakkabı seçimi yapmaya yardımcı olacaktır.
AYAK SAĞLIĞINIZI KORUMAK İÇİN İPUÇLARI
Ayakları temiz ve kuru tutun:
Ayakları düzenli olarak yıkayın ve iyice kurulayın. Nemli ortamlarda mantar enfeksiyonları ve kötü koku oluşabilir.
Hafif ve nefes alabilen ayakkabılar giyin:
Ayakların hava almasını sağlayan malzemelerden yapılmış ayakkabılar tercih edin. Deri, pamuklu veya file malzemeler ayakların terlemesini azaltır.
Pamuklu veya nefes alabilen çoraplar kullanın:
Sentetik çoraplardan kaçının. Pamuklu veya bambu çoraplar tercih edin çünkü bu malzemeler teri emer ve ayakları serin tutar.

Ayakları dinlendirin ve havalandırın:
Uzun süre ayakkabı giymek zorunda kaldığınızda, fırsat buldukça ayakkabıları çıkararak ayaklarınızı havalandırın.
Düzenli ayak bakımı yapın:
Tırnakları düzenli olarak kesin, nasırları ve sertleşmiş cilt bölgelerini törpüleyin.
DOĞRU AYAKKABI SEÇİMİ
Uygun numara ve genişlik:
Ayakkabıların ne çok sıkı ne de çok bol olmamasına dikkat edin. Ayaklar gün içinde şişebileceğinden, alışverişi öğleden sonra yapmak daha iyi olabilir.
Ayakkabının iç tabanı:
İyi bir destek sağlayan ve rahat bir iç tabanı olan ayakkabılar tercih edin. Ayak kavisini destekleyen ayakkabılar daha konforludur.
Hafif ve esnek olması:
Özellikle yaz aylarında hafif ve esnek tabanlı ayakkabılar giymek ayakları rahat ettirir.
Kapalı ve açık ayakkabı arasında dengeli seçim:
Sandalet veya terlik gibi açık ayakkabılar ayakların nefes almasını sağlar, ancak uzun yürüyüşler için yeterli desteği sağlamayabilir. Bu durumda spor ayakkabıları tercih edilebilir.
Kaymaz Taban:
Ayakkabıların tabanının kaymaz olmasına dikkat edin. Özellikle terleyen ayaklar, kaygan zeminlerde kayma riskini artırabilir.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uyku öncesi bilinçli olarak tüketilen bazı besinler, şifacı olabilir.
Tavsiye edilen besinlerin içeriğinde bulunan melatonin, triptofan gibi bileşenler uyku düzenini düzenlemeye yardımcı olur.
Özellikle kuruyemişlerin içindeki uygun karbonhidrat ve protein kombinasyonları kan şekerini dengeler, gece boyunca daha istikrarlı bir enerji seviyesi sağlayabilir.
Kuru dut da bu listede yer almaktadır.
İşte uyku öncesi 1 avuç kuru dut yemenin etkileri…

MELATONİN DEPOSU
Dut, doğal olarak melatonin içerebilir. Melatonin, vücudun uyku-wake döngüsünü düzenleyen bir hormondur.
MAGNEZYUM KAYNAĞI
Dut, magnezyum açısından zengin bir besin olup, kasların ve sinir sisteminin rahatlamasına katkıda bulunabilir.
ANTİOKSİDAN
Kuru dut, antioksidanlar bakımından zengin olduğundan vücutta serbest radikallerle mücadele ederek genel sağlığı destekleyebilir.
DOĞAL ŞEKER
Doğal olarak düşük glisemik indekse sahip olan kuru dut, kan şekerinin istikrarlı kalmasına yardımcı olabilir ve gece boyunca daha dengeli bir enerji seviyesi sağlayabilir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Afrika’da maymun çiçeği varyantı nedeniyle panik yaşanıyor.
Maymun çiçeği virüsü olarak da bilinen M çiçeği virüsü yayılmaya devam ediyor.
Virüsün Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırlarını aşması nedeniyle yayılma hızının endişe verici olduğunu söylendi.
Reuters’a göre; Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) kıta genelindeki maymun çiçeği varyantının alarm verici boyutta olduğunu açıkladı.

ÖLÜMCÜL VARYANT
DSÖ’nün Kongo’daki sözcüsü Reuters’e verdiği demeçte, Kongo’da bu yıl şu ana kadar 503 ölüm dahil 13.000’den fazla şüpheli mpox vakası görüldüğünü ve 2023’ün başından bu yana buradaki toplam vaka sayısının 1.000’den fazla ölümle birlikte yaklaşık 27.000’e çıktığını söyledi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“31 Temmuz-7 Ağustos” ya da “1-8 Ağustos” olarak kayda geçen “eyyam-ı bahur” kapıya dayandı…
Aşırı sıcakların etkisini göstereceği bu dönemde, dikkatli olmak ve uyarılan saatlerde de dışarı çıkmamak gerekiyor.
Uzmanların dikkati çektikleri saat ise 10.00-16.00 suları olarak açıklandı. Bu saatlerde dışarı çıkmamak ya da önlem almak sağlık sorunlarının önüne geçiyor.
Bu sıcaklardan korunmak için ise aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz:
Bol sıvı tüketin:
Su, taze meyve suları ve elektrolit içeren içecekler içerek vücudunuzun sıvı dengesini koruyun.
Hafif giysiler giyin:
Pamuklu ve açık renkli, hava alan giysiler tercih edin. Sentetik kumaşlardan kaçının.
Güneşten korunun:
Özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaya çalışın. Güneş gözlüğü, şapka ve güneş kremi kullanın.
Kapalı ve serin ortamlar:
Mümkünse klimalı veya serin ortamlarda vakit geçirin. Evde vantilatör veya klima kullanarak serin kalın.

Dengeli beslenme:
Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçının. Hafif ve serinletici yiyecekler tercih edin.
Duş alın:
Serin bir duş almak vücut ısınızı düşürmeye yardımcı olabilir.
Egzersiz ve fiziksel aktivite:
Sıcak saatlerde yoğun fiziksel aktivitelerden kaçının. Egzersizi sabah erken veya akşam geç saatlerde yapmayı tercih edin.
Gölgelik alanlar:
Dışarıda vakit geçirirken gölge alanları tercih edin. Bu önlemler, eyyam-ı bahur sıcaklarının etkilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aşağıda yer alan önlemler, sıcak ve nemli havalarda kalbinizi korumaya yardımcı olabilir.
Ancak kalp rahatsızlığınız varsa veya risk altındaysanız, doktorunuzla da bu konuyu görüşmek önemli olacaktır.
Peki, sıcak ve nemli havalarda kalp sağlığı nasıl korunur? İşte detaylar…
KALBİNİZİ KORUMAK İÇİN ALABİLECEĞİNİZ ÖNLEMLER
Hidratasyon:
Bol su içmek, vücudunuzun sıcaklıkla başa çıkmasına yardımcı olur. Elektrolit dengesi için sporcu içecekleri de tüketilebilir.
Giyim:
Hafif, gevşek ve açık renkli kıyafetler giymek, vücudunuzun serin kalmasına yardımcı olur. Güneşten korunmak için şapka ve güneş gözlüğü kullanın.
Gölgelik ve serin yerler:
Mümkün olduğunca gölge veya serin yerlerde kalmaya özen gösterin. Klimalı alanlar tercih edin.

Fiziksel aktivite:
Sıcak saatlerde yoğun fiziksel aktivitelerden kaçının. Egzersiz yapmak gerekiyorsa, sabah erken veya akşam geç saatlerde yapın.
Diyet:
Hafif, sindirimi kolay ve su içeriği yüksek yiyecekler tüketin. Ağır, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçının.
Dinlenme:
Vücudunuzu dinlendirin ve yeterince uyuyun. Sıcak hava ve nem, vücudu daha fazla yorar, bu yüzden dinlenmek önemlidir.
İlaçlar:
Düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, sıcak havalarda bu ilaçların etkilerini doktorunuzla görüşün. Bazı ilaçlar sıcak hava ve nemle etkileşime girebilir.
SICAK ÇARPMASI BELİRTİLERİ:
Baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız gibi belirtilere dikkat edin. Bu belirtiler ortaya çıkarsa hemen serin bir yere geçin, su için ve gerekirse tıbbi yardım alın.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kosova Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, gerekli görülmesi halinde hafta içerisinde çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına yönelik tedbirler alınacağı bildirildi.
Açıklamada, halka yüksek sıcaklıklar nedeniyle Sağlık Bakanlığı ve Kosova Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsünün tavsiyelerine uyması tavsiye edildi.
Kosova Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü de yüksek sıcaklıklardan korunmaya yönelik tavsiyelerde bulundu.
Özellikle güneşin dik açıyla geldiği 11.00 ila 17.00 saatleri arasında dışarıda fazla zaman geçirilmemesi, bol sıvı tüketilmesi gibi uyarılarda bulunan enstitü, kronik rahatsızlıkları olanların, sağlıkları açısından aşırı sıcağın etkili olduğu öğle saatlerinde güneşli ortamda bulunmamalarını önerdi.
Hava sıcaklığının 39 dereceye ulaştığı Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde halk, serinlemek için nehir ve parklarda zaman geçirdi.
Sıcaklıkların artması nedeniyle ülkenin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınlarıyla mücadele de devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>S.T. yönetimindeki 58 AFJ 034 plakalı motosiklet, Kızılırmak Mahallesi Aksu Parkı yakınlarında yolun karşısına geçmeye çalışan H.D’ye (44) çarptı.
Bilgi verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yaralan H.D, Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Yaralının hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAKARYA’nın Adapazarı ilçesinde SakaryaŞehir Hastanesi inşaatında, işçilerin kaldığı prefabriğin tavanında meydana gelen göçükte 13 işçi yaralandı.
Olay, saat 21.00 sıralarında yapımı devam eden Sakarya Şehir Hastanesi inşaatında, işçilerin kaldığı prefabrikte meydana geldi. 300 dönümlük alanda yapımı devam eden 1000 yatak kapasiteli Şehir Hastanesi inşaat alanında işçilerin kaldığı 3 katlı prefabrik yapının tavanında göçük meydana geldi. Enkaz altında kalan 13 işçi yaralandı. Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık, AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar sağlık ekipleri tarafından çevre hastanelere kaldırıldı. Olay sonrasında AFAD, İl Sağlık Müdürlüğü ve polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YÜZDE 75’LİK ONAY ORANI AŞILDI
Johnson & Johnson’ın, ikonik bebek pudrası da dahil olmak üzere talk bazlı ürünlerinin kansere neden olduğunu iddia eden çok sayıda davayı çözmek için yaptığı 6,5 milyar dolarlık teklif için yeterli desteği topladığı bildirildi. Şirket, gerekli davacı desteğini sağlayarak, bir yan kuruluşunu iflas korumasına alma planıyla ilerlemek için gereken %75’lik onay oranını aştı.
Johnson & Johnson sözcüsü Clare Boyle, oy sayımı henüz sonuçlanmadığı için şirketin şu anda yorum yapamayacağını belirtti. Anlaşmanın onaylanması halinde, şirket tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri olacak ve talk ürünleriyle ilgili bir dizi yasal mücadelenin bir bölümünü kapatmayı hedefleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlginç kaza Karaçay mesire alanında meydana geldi. Ailesiyle pikniğe giden ve ismi öğrenilemeyen kadın, mangalda yapılan kebabı yerken karnına şiş saplandı. Acılar içinde kıvranan kadın için durum 112 sağlık ekiplerine bildirildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri karnına şiş saplanmış kadına yaptıkları ilk müdahalenin ardından ambulansla Osmaniye Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Tüm bu anlar ise bir cep telefonu telefonu kamerasına yansıdı. – OSMANİYE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edinilen bilgi ve iddiaya göre; geçtiğimiz 18 Temmuz’da Develi ilçesinde meydana gelen olayda; baba Y.B., 7 yaşındaki oğlu F.E.B.’yi ilçede bulunan bir sağlık kabinine götürdü. 3 bin 500 TL karşılığında sağlık memuru olduğu öğrenilen H.Ç. sünnet işleminin ardından çocuğu eve gönderdi. Bir süre sonra çocuğun cinsel organında şişme ve morarma oluştu. “Kangren” teşhisi ile Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan talihsiz çocuğun cinsel organı kesildi.
Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında yetkisiz olduğu belirlenen sağlık kabini kapatılırken, sünnet işlemini gerçekleştiren sağlık memuru H.Ç. açığa alındı. Kayseri Valiliği’nden yapılan açıklamada; olayla ilgili şu ifadelere yer verildi:
“Develi ilçesinde bulunan özel bir Sağlık Kabininde 18 Temmuz 2024 tarihinde kamuda görevli H.Ç tarafından yapılan sünnet işleminden bir süre sonra gelişen kangren komplikasyonu ile Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdukları anlaşılmıştır. Sünnetin yapıldığı Özel Sağlık Kabini yetkisiz işlem neticesinde kapatılmış ve sünnet yaptığı iddia edilen H.Ç. Develi Kaymakamlığı tarafından açığa alınmıştır. Develi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında olayla ilgisi olan şüpheli 3 kişi gözaltına alınmıştır. Adli ve idari tahkikata başlanmıştır.” – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alancuma Mahallesi’nde inşası süren 1000 yataklı Şehir Hastanesi’nin şantiye alanında işçilerin kaldığı prefabrik yapının metal tavanı bilinmeyen nedenle çöktü.
İhbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık, polis, itfaiye, AFAD ve olay yeri inceleme ekibi sevk edildi.
Olayda 15 işçi hafif yaralandı. Ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılan işçilerin sağlık durumunun iyi olduğu, birinin ayağında kırık tespit edildiği öğrenildi.
Ayrıca işçilerden 13’ünün tedavisinin ayakta devam ettiği belirtildi.
Ekiplerin bölgedeki incelemesi sürüyor.
“Olayla ilgili idari ve adli soruşturmalar yapılacaktır”
Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, AA muhabirine, işçilerin kaldığı prefabrik yapının metal tavanının çökmesi sonucu 15 kişinin yaralandığını söyledi.
İşçilerin hafif yaralandığını, bir kısmının kendi imkanlarıyla hastaneye geldiğini aktaran Karadeniz, “Bir kişinin ayağı kırık, en ağır olanı o. Diğerleri hafif hasarla atlattı. Olayla ilgili idari ve adli soruşturmalar yapılacaktır.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BOYUN FITIĞINA BAĞLI BİR AĞRI VARSA KÜREK KEMİĞİNDEN KOLA VURUR”
Kalp krizi ağrısı ile boyun fıtığı ağrısının karıştırıldığını söyleyen Profesör Doktor Orhan Şen, “Gerçekten boyun fıtığına bağlıysa kürek kemiğinin oradan gelir. Kalbe bağlı olan kürek kemiğinden gelmez, göğsün, omuz seviyesinin oradan kola doğru gelir. Boyun fıtığında hasta efor sarf etsin ya da etmesin her zaman sabit bir ağrı vardır ama kalp krizinde hasta efor sarf ettikçe ağrı da doğru orantılı bir şekilde artar.” dedi.

“SAATLERCE AYNI POZİSYONDA OTURUP KALMAMALIYIZ”
Sunucu Melis Yaşar’ın ‘Bel ve boyun sağlığı için ne önerirsiniz?’ sorusuna cevap veren Şen, “Herkes ailesel yatkınlığı var mı diye kontrol etmeli ve çocuk yaştan itibaren egzersizler yaptırılmalı. Yüzme ile başlayıp spor ile devam ettirilmeli. Saatlerce aynı pozisyonda oturup kalmamalıyız. 1,5-2 saatin sonunda kalkıp bel, boyun ve omuz egzersizi yapılmalı. Odanın içerisinde 15 dakika yürümeli, ani ve ağır hareketlerden kaçınmalısınız.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı asistanlarından 1 çocuk annesi İzmir doğumlu Dr. Öznur Nergiz Avcı için Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda düzenlenen anma programına, mesai arkadaşları ve sağlık çalışanları katıldı. Katılımcıların yakalarına Avcı’nın fotoğrafını taktığı görüldü.
Burada Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi, bazı çalışanlar gözyaşı döktü.
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Gökcan Çakır, yaptığı konuşmada, uzun yıllar acil serviste birlikte çalıştığı mesai arkadaşını kaybetmenin üzüntüsü içinde olduklarını söyledi.
Konuşurken gözyaşlarını tutamayan Çakır, Avcı’nın Kovid-19’un en aktif döneminde Erzurum’da göreve yaptığını belirterek, “Öznur çok heyecanlı ve aktif arkadaşımızdı, heyecanlı nöbetler tuttuk. Onunla çalışmaktan hocası olarak her zaman çok mutlu oldum. Hastalığını öğrendiğimiz günden beri hepimiz üzgündük ama iyileşmesi için ümit besledik. Fakat dün aldığımız haberle ümitlerimiz son buldu. Kötü bir hastalıktı ama 2 yaşındaki çocuğu için yaşamak ve hayata tutunmak için çok çabaladı. Hastalarına hep merhametle bakardı. Bugün ruhu için dua etmekten mutlu olduk. Allah evladına uzun ömür versin.” dedi.
Törene, başhekim yardımcıları Prof. Dr. Adem Karaman, Prof. Dr. Ali Ahıskalıoğlu, Doç. Dr. Erdal Tekin, Hastane Başmüdürü Aras Ünsal ve müdür yardımcıları ile hastane personeli de katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Tokat’ta dünyaya gelen bebeğe kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Tokat’ta özel bir hastanede tedavi altına alınan bebeğin Konya’ya sevk edilmesine karar verildi. Bebeğin Tokat İl Sağlık Müdürlüğü İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından helikopter ambulans ile Tokat’tan Konya Şehir HastanesiÇocuk Kalp Damar Cerrahisi yoğun bakıma sevk edildiği öğrenildi. – TOKAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Isparta’da bir mermer fabrikasında çalışan Raziye Çelik (27), 10 Ağustos Cumartesi günü rahatsız olduğunu belirterek iş yerinden izin aldı. Ertesi gün Raziye Çelik’e telefonla ulaşamayan yakınları, Çelik’in arkadaşını arayıp evini kontrol etmesini istedi. Aynı gün Raziye Çelik’in evine giden arkadaşı kapının açılmaması üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarla birlikte bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Çilingir yardımı ile içeri giren ekipler, Çelik’i yerde bilinci kapalı şekilde yatarken buldu. Olay yerinde sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi’ne götürülen Çelik, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Öte yandan, Çelik’in ilk belirlemelere göre epilepsi krizi geçirdiği tespit edildi. Kesin ölüm sebebinin ise yapılacak otopsi sonrası belli olacağı bildirildi. – ISPARTA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HASTA YAKINLARININ SALDIRISINA UĞRADI
Olay Bodrum Ortakent’te aile sağlığı merkezinde meydana gelmişti. Dr. Tezvar hasta yakınları tarafından darp edilmişti. Darp sonrası fenalaşan Tezvar, hızlı müdahale sonrası ilçedeki özel hastaneye kaldırılmıştı. Tezvar, yapılan müdahalelerle hayata döndürülmüştü.
Doktor Mustafa Hürkal Tezer
MESLEĞİ BIRAKMA KARARI ALDI
Doktor Tezer 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. 40 yıllık tecrübeli hekim, yaşadığı bu travmanın ardından mesleği bırakma kararı aldı. “Böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum” diyen Tezvar, hekimliği bırakacağını ve emekli olacağını açıkladı.

Para yüzünden birbirlerine girdiler: İntihar edeceğim

Erdoğan devreye girdi! Husumetli iki ülke bugün Ankara’da barışıyor

Arda’nın performansını gören Mbappe antrenmanı yarıda bıraktı

“FAHRETTİN KOCA’YI ARAMAKLA TEHDİT ETTİ”
Doktor Mustafa Hürkal Tezvar, hastaneden taburcu olduktan sonra gazetecilere yaşadıklarını anlatarak şunları söyledi: “Koridorda sorumlu olmadığım misafir hastanın ateşli olduğu söylendi. Ateşine bakması için hemşire hanıma rica ettim. Ateşi 37 derece çıktı. Hastanın yakınlarına ilaç kullanıp kullanmadıklarını sordum, kullandıklarını söylediler. Eve gitmenin ve istirahat etmenin daha doğru olacağını belirttim. Ancak tatmin olmadılar. O sırada içeride randevulu hastam bekliyordu. Israrcı olan hanımefendiye, hemşireden daha detaylı bilgi alabileceklerini söyledim. Bir anda erkek hasta yakını hışımla içeri daldı. Telefonunu göstererek, eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aramakla tehdit etti.

“MESLEK HAYATIMDA YAŞADIĞIM EN KÖTÜ DENEYİM”
Masamda otururken, kolumdan tutup dışarı sürüklemeye çalıştı ve ‘Bakacaksın ulan!’ dedi. Tam o anda, içerideki başka bir hastam müdahale etmeye çalıştı. Arbede sırasında bilincimi kaybettim ve yere yığıldım. Nefes alamadım. Bu olay, 40 yıllık meslek hayatımda yaşadığım en kötü deneyim oldu. Hekimliği bırakıyorum ve emekli oluyorum.”
Olayın faillerinden Engin Seymen tutuklanırken, kardeşi Ö.S.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bodrum Baro Temsilcisi Onursal Özbek, bu tür şiddet olaylarının ağır yaptırımlarla cezalandırılması gerektiğine vurgu yaparak, Bodrum’un güvenliğinde yaşanan sorunlara dikkat çekti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Neden takma kirpik takmamalısınız? Son yıllarda moda olan ve birçok kadının güzel görünmek için tercih ettiği takma kirpiklerin güzelliğe etkisi olsa da sağlık kısmına etkilerine çok dikkat edilmiyor.
Daha güzel görünmek için kullanılan kirpiklerin bakımına dikkat edilmezse göz başta olmak üzere vücut için ciddi problemlere sebep olabiliyor.
Bakımına dikkat edilmediğinde göz kapağı iltihabından, batmaya, şişlikten enfeksiyona kadar birçok riske sebep olabiliyor.
Takma kirpik veya kirpik lifting yapılacaksa ortamın steril olması ve kullanılan malzemenin kaliteli olması gerekiyor. Kirpiklerin yanlış takılması kirpik diplerinde tıkanmaya neden olabiliyor.
Kirpik işlemi yaptıran çoğu kadın kirpiklerindeki işlem zarar görür diye göz temizliğini detaylı yapmıyor ve bu durumda göz kuruluğu, yanma, batma gibi rahatsızlıklar meydana gelebiliyor.
Aynı zamanda takma kirpikleri bir ay süre ile kullananlar oluyor bu da gözler için tehlike oluşturuyor çünkü kirpik dipleri şişerek kızarıyor ve gözlerde sulanma meydana geliyor.
Kirpikler gözü dış ortamlardan koruduğu için son derece önemlidir. Kirpiklerinize bu tarz işlemleri yaptıracaksanız çok dikkatli olmalı ve bakımın titizlikle yapmalısınız.
Sağlıkla kalın!
Aşağıya bıraktığımız videomuzdan detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cilt bakımı, sağlıklı ve genç görünmenin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumak ve güzelleştirmek için kritik bir adımdır.
Ancak, çoğumuz cilt bakım serumlarını yanlış kullanıyor olabilir…
Bu yazıda, hangi serumların hangi cilt tiplerine uygun olduğunu ve nasıl doğru bir şekilde kullanılması gerektiğini ele alacağız.
Cilt bakım serumlarını doğru kullanmak için öncelikle cilt tipinizi anlamanız gereklidir. Cilt tipleri genellikle kuru, normal, yağlı veya karma olarak sınıflandırılır.
Cilt tipinizi belirlemek için bir uzmandan yardım alabilir veya çeşitli online kaynaklardan fikir edinebilirsiniz.
Hangi cilt tipine sahip olduğunuzu belirledikten sonra, cilt bakım serumlarını seçerken dikkate almanız gereken bazı önemli bileşenleri tanımalısınız.
Cilt bakım serumları farklı aktif bileşenler içerebilir. İşte bazı yaygın serum bileşenleri ve nasıl kullanılması gerektiği:
C Vitamini: Ciltteki lekeleri azaltmaya yardımcı olan C vitamini, genellikle sabahları kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulanmalıdır. Ayrıca, güneş koruyucu ile kullanmak, cildinizi UV ışınlarına karşı korur.
Salisilik Asit: Akne ve siyah noktaları azaltmaya yardımcı olan salisilik asit, genellikle akşamları kullanılır. Yüzünüzü yıkayıp kuruladıktan sonra 10 dakika bekleyerek uygulamalısınız.
Retinol: Kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olan retinol, genellikle gece kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulamadan önce, cilt retinole alışana kadar haftada bir kez başlayarak zamanla sıklığını artırabilirsiniz.
Hyalüronik Asit: Cildi nemlendiren hyalüronik asit, özellikle kuru ciltler için uygundur. Islak cilde uygulandığında daha etkili olur, çünkü hyalüronik asit cildin su tutma kapasitesini artırır. Bu nedenle, yüzünüzü yıkadıktan hemen sonra ıslak cilde uygulamalısınız.
Niasinamid: Cilt bariyerini güçlendiren ve cilt tonunu düzelten niasinamid, sabah ve akşam kullanılabilir. Temiz ve nemli cilde uygulamak en etkili yöntemdir.
Gliserin: Cildi nemlendiren gliserin, diğer serumlarla karıştırılabilir veya tek başına kullanılabilir. Islak veya nemli cilde uygulamak daha iyi sonuçlar verebilir.
Cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi daha sağlıklı ve genç göstermenin anahtarıdır.
Unutmayın ki her cilt farklıdır, bu nedenle cilt bakım rutininizi kişiselleştirmek önemlidir. Serumları düzenli olarak kullanmak, istenilen sonuçları elde etmenize yardımcı olacaktır.
Sonuç olarak, cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumanıza ve genç görünmenize yardımcı olabilir. Cilt tipinizi ve serumların içeriğini anlamak, cilt bakım rutininizi optimize etmenize yardımcı olacaktır.
Unutmayın ki cilt bakımı sabır gerektiren bir süreçtir ve düzenli kullanım en iyi sonuçları sağlar. Daha fazla cilt bakım ipucu ve bilgisi için bizi takip etmeyi unutmayın.
Konuyla ilgili olarak aşağıya bıraktığımız videomuza göz atabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinde evcil hayvanlara yönelik beslenme danışmanlık hizmeti sunacak Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi kuruldu.
Sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için doğru beslenmeye ve uygun diyetlere ihtiyaç duyan evcil hayvanlar, verilen ev yemekleri nedeniyle sağlık sorunları yaşayabiliyor.
Evcil hayvanların beslenme sorunlarına çözüm üretmek amacıyla AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde kurulan “Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi”nde hem sağlıklı hem de hastalıkları olan evcil hayvanların doğru beslenmesi için özel programlar hazırlanacak, sahiplerine beslenme danışmanlığı hizmeti verilecek.
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saçaklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye’de ilk kez” evcil hayvanlara yönelik böyle bir birim kurulduğunu söyledi.
Saçaklı, evde beslenen hayvan sayısındaki artışa paralel olarak, beslenmeye karşı bilinç ve ilginin de arttığını belirtti. Hayvan sahiplerinin herhangi bir hastalık, obezite ve yaşlılık durumunda “patili dostlarını” nasıl besleyecekleri hakkında bilgi eksikliği olduğunu dile getiren Saçaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kedi ve köpekler için böyle bir hizmetin verildiği bir bölüm bu zamana kadar kurulmamıştı. Beslenmeye ilişkin sorunlara uzman çözümü sunmak için bu bölümü kurduk. Hayvan sahipleri doğru besleme konusunda tereddüt yaşayabiliyor. Medyadan ya da birbirlerinden duydukları bilgileri sentezleyip doğrulara yönelemiyorlar. Hayvanseverlerin kafaları çok karışık. ‘Nasıl besleyeceğim, ne kadar besleyeceğim, hangi mamayı vereceğim?’ gibi o kadar çok sorun var ki normal sağlıklı hayvanlar için de biz burada bir beslenme modeli oluşturabileceğiz.”
Hayvanlardaki, böbrek hastalığı, diyabet, obezite gibi rahatsızlıklarda ilgili klinik birimlerdeki takibin yanı sıra beslenmenin de düzene sokulması gerektiğini vurgulayan Saçaklı, iyileşme süreçleri, hastalığın şiddetinin azalması, hatta hayvanların ömürlerinin uzaması için doğru beslemenin çok önemli olduğunu anlattı.
“Hayvanlar bireysel olarak değerlendirilecek”
Birime getirilen sağlıklı hayvanların öncelikle genel sağlık durumunun kontrol edileceğini, altta yatan bir hastalık yoksa günlük hayatı için gerekli enerji, mineral ve vitamin ihtiyacına göre program hazırlanacağını ifade eden Saçaklı, şöyle konuştu:
“Altta yatan başka önemli hastalıklar varsa o zaman burada mutlaka ilgili klinik birimlerde takibi yapılacak. Klinik tedavinin yanı sıra beslenme desteği de sağlayacağız. Çünkü bu tip hayvanların beslenmesinde özel olarak dikkat edilecek şeyler var. Hayvanlar bireysel olarak değerlendirecek. Örneğin bir böbrek hastası geldiğinde, onun klinik tedavi süreci devam edecek, fakat beslenmesine ilişkin o hayvanın durumuna özel program verilecek.”
Saçaklı, evcil hayvan sahiplerinin beslenme konusunda yaptıkları hatalara ilişkin de şunları kaydetti:
“Hayvanları ev yemekleriyle beslemenin doğru, hazır mamaların sakıncalı olduğu yönünde düşünceleri var, bu böyle değil. Eğer hayvanı, ihtiyacına uygun kaliteli mamayla besliyorlarsa başka hiçbir takviyeye gerek yok. Ev yemekleriyle beslediğiniz zaman o dengeyi sağlayamıyorsunuz. Sadece, hazır bir mamayı alıp vermek sahipleri için çok duygusal gelmiyor. İster istemez kendileri, çocukları gibi evde de bir şeyler vermek, beslemek istiyorlar. Bu yapılamaz değil ama mutlaka bir veteriner diyetisyen kontrolünde, uygun bir ev mama formülasyonuyla yapılmalıdır. Ondan sonra evde bunu hazırlayarak devam ederler. Ama çok sık kontrollerinin de yapılması lazım. Çünkü bizim ‘marjinal eksiklik’ dediğimiz durumlar oluşuyor. Bunu tespit edemezsek, gözden kaçarsa bu marjinal eksiklik veya fazlalık nedeniyle ileri dönemlerde çok ciddi problemlerle karşılaşabiliyoruz.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde bir konuşma yaptı.
Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği atılımların sembolü olarak gördüğü şehir hastanelerinden birinin daha hizmete açmak üzere Antalya’da olduklarını belirten Erdoğan, en ileri tıp teknolojileriyle donatılan Antalya Şehir Hastanesinin 1500 yatak kapasitesiyle en değerli turizm ve üretim markalarından biri olan kente önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.
Açılışı yapılan 5 kilometre uzunluğundaki bağlantı yoluyla da Antalya Şehir Hastanesine ulaşımın en rahat şekilde yapılabilmesine imkan verileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolunun ülke ve şehre hayırlı olmasını diledi.
Hastanede görev yapacak personellere kolaylıklar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu eserleri şehrimize kazandıran bakanlıklarımızı, kurumlarımızı yüklenici firmaları tebrik ediyorum. Hastanemizde dertlerine derman arayacak Antalyalı kardeşlerimize şimdiden Allah’tan şifalar diliyorum. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik. Bunları da eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik olarak sıralamıştık. Ardından bunlara ülkemizin diğer tüm başlıklardaki yatırım eksiklerini de ilave ettik. Altyapısı, sistemi ve insan kaynağıyla bu alanlarda yaptığımız reformlar sayesinde huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyoruz. Mesela eğitim ve sağlık alanlarının her birinde sayıları yaklaşık 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz.
Sağlıkta, eski Türkiye manzaralarını, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar iyi bilir. Her bakımdan tel tel dökülen hastaneleri hatırlayın. Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Doktorunu bulmanın ayrı, ilacını temin etmenin ayrı dert olduğu o çarpık sistemi hatırlayın. Sağlam girenin bile hasta çıktığı o köhne düzeni kökten değiştirmek için çok çalıştık. Şehir hastanelerimiz işte bu gayretin bir ürünüdür. Nereden nereye? Bu modelle pek çok farklı teşhis ve tedavi birimini aynı çatı altında buluşturan bir sistem kurduk. Böylece hastası ve hasta yakınıyla vatandaşımızın şehrin bir ucundan diğerine koşturmasının önüne geçtik.”
“Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir”
Şehir hastanelerinin sistem olarak Türkiye’ye mahsus ve yeni bir sağlık hizmeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini, eşi benzeri olmayan birer şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların eskiden teşhis ve tedavi için yurt dışına gittiğini şimdi ise Türkiye’nin hemen hemen tüm branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kanuni ne diyor? ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Bu yola böyle koyulduk. Yani Kanuni devleti yok farz ederek, ‘devlet feda olsun ama insanımızın yeter ki sağlığını, sağlık sorununu halledelim.’ demiş. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Arkasında çok büyük bir mücadelenin, emeğin, kaynağın yattığı bu iftihar tablosunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Hamdolsun milletimiz, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyorum.
Şu anda biz Antalya’dayız. 31 Mart’ta Antalya bir karar verecek. Neyin kararını verecek? ‘Durmak yok, artık yeter.’ diyecek. ‘Yeni bir adım atalım.’ diyecek ve bu yeni adımda evet birilerinin dediği gibi herkesin başkanı. ‘Herkesin başkanı’ ne yaptı Antalya’da? Hiçbir şey yok, tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi kusura bakmayın bunlar yalan ifadeler, çarpık ifadeler, dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımları 21 yılda, Türkiye’nin bir başından bir başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.”
“Hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez”
Antalya’nın bir turizm kenti olarak doğru dürüst havalimanı, terminalleri yokken AK Parti iktidarıyla terminal binalarından pistlerine, uçak seferlerine varıncaya kadar hepsinin bir başka olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmet etmemiş olanların bu tür yatırımları, değersizleştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Sağlıkta, ulaştırmada, enerjide savunma sanayinde, turizmde ve diğer alanlarda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmenin kimseyi küçültmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bugün eğer Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa ve 60 milyon turiste yürürken sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir. Türkiye’nin avantajı geçmişte sağlam ve işler bir altyapısı olmadığı için ihtiyaçlarını en son teknolojiye ve sisteme dayalı olarak karşılama imkanına sahip olmasıdır. Hastanelerimiz kadar modern, okullarımız kadar yeni, yollarımız kadar konforlu, havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz.” diye konuştu.
Merhum gazeteci Savaş Ay’ın programlarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan ve üretken nüfusumuzu eklediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladıkları altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Cumhuriyetimizin ikinci asrına armağanımız olan Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Gençlerimize, siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla her alanda iftihar edeceğimiz bir ülke bırakmak istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. Hizmete açtığımız her yeni yatırımı bu yolda atılmış yeni bir adım olarak görüyoruz. Antalya Şehir Hastanemizin sadece Antalya’ya değil, çünkü Antalya bir turizm kenti olduğuna göre buraya yurt dışından turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olmasını diliyorum.”
Törenden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindeki heyet ve sağlık çalışanları ile birlikte Antalya Şehir Hastanesinin açılış kurdelesini kesti.
Açılış törenine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de katıldı.
Törende, Antalya Şehir Hastanesi’nin tanıtım filmi gösterildi.
]]>
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerinde verdiklerini belirterek, ” Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir.” dedi.
Koca, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Kepez ilçesindeki Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolları açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” hedeflerinden birine daha ulaşmanın, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
“Çok sayıdaki hastaneyi tek çatı altında toplayan şehir hastanelerimizle 2013’te, Türkiye olarak, sağlıkta yeni bir dönem açmıştık. Bugün bu hastanelerin sayısı 24’e ulaştı. Sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerimizde vermekteyiz.” diyen Koca, bu muazzam gelişmenin geçmişle kıyaslanamayacak bir güç ve konfor olduğunu anlattı.
Koca, 2002 yılından bu yana Antalya’da 26 hastane, 2 ağız ve diş sağlığı merkezi, 38 birinci basamak sağlık tesisi olmak üzere 66 sağlık tesisini hizmete açtıklarını bildirdi.
Antalya’da Bakanlık olarak sağlık kuruluşlarında hizmet veren sağlık çalışanı sayısını 4 kat artırdıklarını vurgulayan Koca, “Uzman hekim sayısını ise 450’den 2 bin 110 uzman hekim sayınına çıkardık. Yani uzman hekim sayısını, sadece Bakanlığımız sağlık kuruluşlarında yaklaşık 5 kat artırdık. Bugün Bakanlığımız, Antalya’da yaklaşık 23 bin personeliyle hizmetinizde.” diye konuştu.
Her atılımın devamı olduğuna işaret eden Koca, şunları kaydetti:
“300 yataklı Manavgat Devlet Hastanesi, 300 yataklı Aksu Devlet Hastanesi, 200 yataklı Alanya Devlet Hastanesi, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Döşemealtı Devlet Hastanesi’nin aralarında bulunduğu yatırım değeri 7 milyarı aşan, 9 sağlık tesisimizi süratle hizmete açacağız. Buradan müjdelemek istiyorum. Döşemealtı Devlet Hastanemizin inşaatı bitti, altyapı çalışmaları devam ediyor. Çok yakında hasta kabulüne başlayacağız. Öte yandan, yeni yatırım programımızda ihale, proje ve arsa tahsisi aşamasında olan 38 yeni sağlık tesisimiz daha bulunuyor. Bizim için hiçbir hizmet final değildir. Tamamlanan yatırım, yenisi için başlangıçtır. Şehir Hastanesi dahil. Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz, 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Hastanemizde, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Kalp Damar Hastalıkları Hastanesi, Genel Hastane ve Onkoloji Hastanesi bulunmaktadır. Şehir Hastanemiz, 300 poliklinik ve 43 ameliyathane yanında, Yanık Merkezi, Uyku Laboratuvarı, İnme Merkezi, Organ Nakli Merkezi, Perinatal Merkezi ve Genetik Hastalıklar Merkezi gibi özellikli birimlere sahiptir. Antalya Şehir Hastanesi, şuna yeni örnektir: Sağlık yatırımlarında gerçek, hayali aştı.”
Ulaşılan her hedefin yerini, yenisinin aldığını aktaran Koca, hizmet yolunda aldıkları güç sayesinde bir gün bile mola vermeyerek hizmet ettiklerini vurguladı.
130 bine yakın hasta muayene edildi
Yeni eserler, daha da gurur verici günler olacağına dikkati çeken Koca, Antalya Şehir Hastanesi’nin 4 Aralık’ta hasta kabulüne başladığını, bugün resmi açılışını yaptıklarını hatırlattı.
Koca, üç ayda 130 bine yakın hastanın muayene, 1500’e yakın hastanın ameliyat edildiğini vurgulayarak, şu anda 2 bin 150 personelle sağlık çalışanıyla hizmet ettiklerini bildirdi.
Hastanede, 400’ü aşan uzman hekim ve akademisyen kadrosuyla hizmet verdiklerinin altını çizen Koca, “Günlük bakılan poliklinik hasta sayısı 4 bine ulaştı. Acilde verilen hizmetle birlikte 5 bin hasta. Hastanemiz tam devreye girdiğinde günlük 20 bin hastanın muayene edildiği hastane olacak. Hastanemiz 32 ayda hizmete açılmış oldu.” ifadelerini kullandı.
]]>
Bursa Büyükşehir Belediyesince, hayırsever iş adamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle hayata geçirilen “Gülbahçe Beyaze Çalışkan Aile Sağlığı Merkezi ve 38 No’lu Acil Sağlık Hizmet İstasyonu” törenle hizmete açıldı.
AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, Osmangazi ilçesi Gülbahçe Mahallesi’ndeki açılış töreninde yaptığı konuşmada, güzel eserin mahalleye, ilçeye ve Bursa’ya hayırlı olmasını diledi.
Yaptıkları hizmetlerin birer marka olduğunu belirten Ala, “Bu eserin meydana gelmesinde devlet-millet işbirliği var. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür ediyorum. Hayırsever Davut Çalışkan’a ise tebrikimi, teşekkürümü, minnettarlığımı sunuyorum. Ne güzel bir memleketimiz var. Hizmet bizim işimiz. Belediye başkanlarımız canla başla çalışıyorlar. Hayırlı uğurlu olsun.” dedi.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe de Bursa’nın güzel bir açılışa daha ev sahipliği yaptığını dile getirdi.
Bu açılışı uzun zamandır beklediklerini anlatan Altepe, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa güzel ve özellikli bir şehirdir. Bursa’da yaşamak bir şans. Bu eserleri bırakmak hepimize nasip oldu. Bundan sonra da buna benzer eserler verilmeye devam edilecek. Hastane ayarında sağlık merkezinin kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa’ya, bölgemize hayırlı uğurlu olsun.” diye konuştu.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Yıldırım Bayezid Han tarafından 1397’de yaptırılan “Yıldırım Darüşşifası”nın Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi olarak kabul edildiğini hatırlattı.
Darüşşifanın bugün bile şifa dağıtmaya devam ettiğini vurgulayan Aktaş, Bursa’nın hem sakinlerine hem de misafirlerine sağlık turizmi açısından zengin imkanlar sunduğunu belirtti.
Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe zamanında başlayıp kendi döneminde çalışmaları süren eserin bugün ortaya çıktığını ifade eden Aktaş, şunları söyledi:
“Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren muhtarımız ve mahalle sakinlerinin özellikle ifade ettiği konuydu. Davut Çalışkan daha öncesinde okul yaptırmış bir büyüğümüz. Ben kendisine teşekkür ediyorum. Allah sayılarını arttırsın. Hayırseverlik için ele cebe tam atmak lazım. Davut Çalışkan bunu başarabilen ve becerebilen hayırseverlerden birisidir. Nihayetinde İl Sağlık Müdürlüğünün de destekleriyle hekimlerimiz hizmet vermeye başladığı bir alana dönüştü. Mini hastane gibi oldu desek hiç mübalağa olmaz.”
“Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir”
Bursa Büyükşehir Belediyesinin çok önemli sağlık hizmetleri sunduğunu anlatan Aktaş, Evde Sağlık Biriminin 156 personel, 48 binek araç ve 20 ambulansla tam bir sağlık ordusu gibi görev yaptığını dile getirdi.
17 ilçedeki evde sağlık hizmetleri kapsamında 79 bin doktor muayenesi, 135 bin fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti, 336 bin hemşirelik hizmeti, 235 bin bakım ve refakat hizmeti, 16 bin sosyal inceleme ve 20 bin psikolojik destek hizmeti sunulduğunu aktaran Aktaş, şöyle devam etti:
“Bunun yanında 12 bin hastanın evine temizlik hizmeti verilirken, bini şehir dışı olmak üzere toplam 178 bin hastanın da ambulansla hastaneye sevki sağlandı. Hikmet Şahin döneminde başlayıp, Recep Altepe döneminde geliştirilmiş, dönemimiz itibarıyla da artırılarak devam eden bu tip projeler var. Bu merkezimiz toplamda 840 metrekare inşaat alanına sahip Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmet stasyonu, sağlık konusunda hastanelere gitmeden önce ihtiyaca cevap verecek. Davut Çalışkan’a ve evladı Cengiz Çalışkan’a çok teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak 18 milyon küsur lira harcadık. Helali hoş olsun. Sizin aldığımız paraları size harcıyoruz. Yakınındaki yerde de 10 gün içinde park inşaatına başlıyoruz. Hizmet etmekten onur ve mutluluk duyduğum bu kutlu şehirde Allah bu görev kapısını bizlere nasip etti. Tekrar halkımızın destek vereceğinden şüphem yok. Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir. Yeni yollar açmak, yeni yeşil alanlar yeni parklar yeni sağlık ve eğitim alanları açmak bizim boynumuzun borcudur. Bu milletin derdiyle dertleniyoruz. Bu güzel mekan hayırlı uğurlu olsun.”
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, hayırsever Davut Çalışkan’ın oğlu Cengiz Çalışkan ve Gülbahçe Mahalle Muhtarı Bayram Saygılı da katılımcılara hitap etti.
Davut Çalışkan İlkokulu Halk Oyunları ekibinin gösteri sunduğu program, açılış kurdelesinin kesilmesiyle sona erdi.
Konuşmaların ardından Efkan Ala ve Alinur Aktaş, hayırsever Davut Çalışkan ve eşi Beyaze Çalışkan’a günün anısına plaket takdim etti. Sağlık Merkezinde çalışan sağlık personeli de günün anısına hayırsever Çalışkan ailesine plaket ve çiçek verdi.
Hayırsever işadamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle 640 metrekare alana inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi bölümünde 7 doktor muayene odası, 1 engelli odası, 2 gebe izleme odası, 2 aşılama odası, 2 acil müdahale odası, 1 emzirme odası, 1 laboratuvar ve kan alma odası, bekleme salonu, tuvaletler ve diğer birimler yer alıyor. 200 metrekare alana sahip Acil Sağlık Hizmet İstasyonu’nda ise personel dinlenme odaları, depo ve ortak alan, ambulans park alanı bulunuyor.
]]>
Bursa Büyükşehir Belediyesi, hayırsever işadamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle hayata geçirdiği ‘Gülbahçe Beyaze Çalışkan aile Sağlığı Merkezi ve 38 Nolu Acil Sağlık Hizmet İstasyonu’nu düzenlenen törenle hizmete açtı.
Ulaşımdan altyapıya, eğitimden spora kadar her alanda Bursa’yı marka şehir yapma yolunda çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, sağlık yatırımlarında hız kesmiyor. Vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay erişimini sağlamak amacıyla mahallelere modern aile sağlığı merkezleri kazandıran Büyükşehir Belediyesi, Gülbahçe Mahallesi’nde de benzer yatırımı hizmete aldı. Hayırsever işadamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle 640 metrekare alana inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi kısmında, 7 doktor muayene odası, 1 engelli odası, 2 gebe izleme odası, 2 aşılama odası, 2 acil müdahale odası, 1 emzirme odası, 1 laboratuvar ve kan alma odası, bekleme salonu, tuvaletler ve diğer birimler yer alıyor. 200 metrekare alana sahip Acil Sağlık Hizmet İstasyonu’nda ise personel dinlenme odaları, depo ve ortak alan, ambulans park alanı mevcut.
Gülbahçe Mahallesi’nde sağlık hizmetlerinin daha nitelikli verilmesini sağlayacak merkezin açılış törenine AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve eşi Sevinç Aktaş, hayırsever işadamı Davut Çalışkan, eşi Beyaze Çalışkan ve ailesi, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
“Mini hastane gibi oldu”
Davut Çalışkan İlkokulu Halk Oyunları ekibi gösterisiyle başlayan açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Yıldırım Bayezid Han tarafından 1397’de yaptırılan ‘Yıldırım Darüşşifası’nın Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi olarak kabul edildiğini hatırlattı. Darüşşifanın bugün bile şifa dağıtmaya devam ettiğini söyleyen Başkan Alinur Aktaş, Bursa’nın hem sakinlerine hem de misafirlerine sağlık turizmi açısından zengin imkanlar sunduğunu belirtti. Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe zamanında başlayıp, kendi döneminde çalışmaları süren eserin bugün ortaya çıktığını ifade eden Başkan Aktaş, Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren muhtarımız ve mahalle sakinlerinin özellikle ifade ettiği konuydu. Davut Çalışkan daha öncesinde okul yaptırmış bir büyüğümüz. Ben kendisine teşekkür ediyorum. Allah sayılarını arttırsın. Hayırseverlik için ele cebe tam atmak lazım. Davut Çalışkan bunu başarabilen ve becerebilen hayırseverlerden bir tanesidir. Nihayetinde İl Sağlık Müdürlüğü’nün de destekleriyle hekimlerimiz hizmet vermeye başladığı bir alana dönüştü. Mini hastane gibi oldu desek hiç mübalağa olmaz açıkçası” dedi.
Başkan Aktaş’tan park müjdesi
Bursa büyükşehir Belediyesi’nin çok önemli sağlık hizmetleri sunduğunu anlatan Başkan Aktaş, evde sağlık biriminin 156 personel, 48 binek araç ve 20 ambulansla tam bir sağlık ordusu gibi görev yaptığını dile getirdi. Bursa’nın 17 ilçesindeki evde sağlık hizmetleri çerçevesinde 79 bin doktor muayenesi, 135 bin fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti, 336 bin hemşirelik hizmeti, 235 bin bakım ve refakat hizmeti, 16 bin sosyal inceleme ve 20 bin psikolojik destek hizmeti sunulduğunu söyleyen Başkan Aktaş, “Bunun yanında 12 bin hastanın evine temizlik hizmeti verilirken, bini şehir dışı olmak üzere toplam 178 bin hastanın da ambulansla hastaneye sevki sağlandı. Hikmet Şahin döneminde başlayıp, Recep Altepe döneminde geliştirilmiş, dönemimiz itibariyle de arttırılarak devam eden bu tip projeler var. Bu merkezimiz toplamda 840 metrekare inşaat alanına sahip aile sağlığı merkezi ve acil sağlık hizmet istasyonu, sağlık konusunda hastanelere gitmeden önce ihtiyaca cevap verecek. Davut Çalışkan’a ve evladı Cengiz Çalışkan’a çok teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak 18 milyon küsur para harcadık. Helali hoş olsun. Sizin aldığımız paraları size harcıyoruz. Yakınındaki yerde de 10 gün park inşaatına başlıyoruz. Hizmet etmekten onur ve mutluluk duyduğum bu kutlu şehirde Allah bu görev kapısını bizlere nasip etti. Tekrar halkımızın destek vereceğinden şüphem yok. Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir. Yeni yollar açmak, yeni yeşil alanlar yeni parklar yeni sağlık ve eğitim alanları açmak bizim boynumuzun borcudur. Bu milletin derdiyle dertleniyoruz. Bu güzel mekan hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, güzel eserin mahalleye, ilçeye ve Bursa’ya hayırlı olmasını diledi. Yaptıkları hizmetlerin birer marka olduğunu belirten Ala, “Bir eserin açılışını yaparken öbür eserin müjdesini aynı cümle içerisinde Büyükşehir Belediye Başkanımız verdi. Bu eserin meydana gelmesinde devlet-millet işbirliği var. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür ediyorum. Hayırsever Davut Çalışkan’a ise tebrikimi, teşekkürümü, minnettarlığımı sunuyorum. Ne güzel bir memleketimiz var. Hizmet bizim işimiz. Belediye başkanlarımız canla başla çalışıyorlar. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa’nın güzel bir açılışa daha ev sahipliği yaptığını dile getirdi. Bu açılışı uzun zamandır beklediklerini anlatan Altepe, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa güzel ve özellikli bir şehirdir. Bursa’da yaşamak bir şans. Bu eserleri bırakmak hepimize nasip oldu. Bundan sonra da buna benzer eserler verilmeye devam edilecek. Hastane ayarında sağlık merkezinin kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa’ya, bölgemize hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, ilçenin neresinde olursa olsun her sıkıntı ve talebe koşturarak orada olduklarını ifade etti. Hayırseverlerin de bu tip hizmetlere destek olmasının sevindirici olduğunu belirten Dündar, merkezin hayırlı uğurlu olmasını diledi.
İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, sağlık hizmetleri konusunda Türkiye’de her zaman liderlik yapan Bursa’ya bu tesisin çok yakıştığını belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Hayırsever Davut Çalışkan’ın oğlu Cengiz Çalışkan, geçtiğimiz sene temelleri atılan merkezin açılışında bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Annesi Beyaze Çalışkan’ın adını taşıyan sağlık merkezinin her vatandaşa kaliteli temel sağlık hizmetleri sunacağını söyleyen Çalışkan, projede emeği olan herkese teşekkür etti.
Gülbahçe Mahalle Muhtarı Bayram Saygılı da yıllardır bekledikleri tesisi mahalleye kazandıran herkese teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Başkan Alinur Aktaş ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, hayırsever Davut Çalışkan ve eşi Beyaze Çalışkan’a günün anısına plaket takdim etti. Sağlık Merkezi’nde çalışan sağlık personeli de günün anısına hayırsever Çalışkan ailesine plaket ve çiçek verdi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Başkan Aktaş ve beraberindekiler, sağlık merkezini gezerek yetkililerden bilgi aldı. – BURSA
]]>
SUBÜ’nün sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşmeye yönelik attığı adımlar, geliştirdiği ürünler ve planlanan projeler TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın katıldığı toplantı ve birim gezisiyle ele alındı.
Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.
Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.
“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”
TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.
“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”
Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>
Bir araştırma, dünya çapında bir milyardan fazla insanın obez olduğunu öne sürdü.
The Lancet dergisinde yayınlanan araştırmanın 2022 verilerine göre, bu kişilerin yaklaşık 880 milyonunu yetişkinler ve 159 milyonunu çocuklar oluşturuyor.
Ada ülkeleri Tonga ve Amerikan Samoası, obeziteyle yaşayan kadınların oranında başı çekiyor. Amerikan Samoası ve yine bir ada ülkesi olan Nauru ise obez erkeklerin oranında ilk sırada geliyor.
Uluslararası bilim insanları ekibi, acilen obeziteyle mücadelede büyük değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.
Obezite, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı kanserler dahil olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununun oluşma riskini artırabilir.
Araştırmacılar, küresel obezite oranlarını (yaş farklılıkları hesaba katıldıktan sonra obez olarak sınıflandırılan nüfusun yüzdesi) sıralarken şu verilere ulaştı::
Imperial College London’dan kıdemli araştırmacı Profesör Majid Ezzati BBC’ye, “Bu ada ülkelerinin çoğunda sorun sağlıklı gıda yerine sağlıksız gıdanın bulunması” dedi.
“Bazı durumlarda sağlıksız gıdaları teşvik eden pazarlama kampanyaları sorun olurken, daha sağlıklı gıdaların maliyetli olması ve bulunabilirliği de sorun yaratabiliyor.”
Yıllardır küresel verileri inceleyen Prof. Ezzati, pek çok ülkenin artık obezite kriziyle karşı karşıya olduğunu söylüyor, insanların düşük kilolu olmasının endişe yarattığı yerlerin sayısının azaldığı bir tabloda, bu kadar hızlı değişime şaşırdığını belirtiyor.
Çocuklar ve ergenlerde dört katına çıktı
1990 ile 2022 yıllarını kapsayan araştırma, çocuklar ve ergenler arasında obezite oranının dört katına çıktığını ortaya koydu. Yetişkinlerde ise bu oran kadınlarda iki katın üzerine, erkeklerde ise neredeyse üç katına çıktı.
Aynı zamanda, düşük kilolu olarak sınıflandırılan yetişkinlerin oranı %50 oranında düştü, ancak araştırmacılar bunun özellikle yoksul ülkelerde hala acil bir sorun olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu yeni çalışma, obeziteyi küçük yaşlardan yetişkinliğe kadar beslenme, fiziksel aktivite ve yeterli bakım yoluyla önlemenin ve yönetmenin önemini vurguluyor” dedi.
Bunun hükümetlere ve topluluklara sorumluluk yüklediğini ve “ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerinden sorumlu tutulması gereken özel sektörün işbirliğinin gerektiğini” ekledi.
Küresel sorunlar kötü beslenmeyi artırabilir
Araştırmanın yazarlarından, Madras Diyabet Araştırma Vakfı doktoru Guha Pradeepa, küresel sorunların kötü beslenmeyi artırma riski taşıdığını söylüyor.
“İklim değişikliği, Covid-19 salgınının neden olduğu aksaklıklar ve Ukrayna’daki savaş gibi sorunların etkisi, yoksulluğu ve besin açısından zengin gıdaların maliyetini artırarak, hem obeziteyi hem de düşük kilolu olma oranlarını kötüleştirme riski taşıyor” diyor.
“Bu, bazı ülkelerde ve hanelerde yetersiz beslenmeyle, diğerlerinde ise daha az sağlıklı gıda tüketmeyle sonuçlanacaktır.”
Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği yapan 1.500’den fazla araştırmacıdan oluşan ağ, 5 yaş ve üzeri yaklaşık 220 milyon kişinin boy ve kilo ölçümlerini analiz etti.
Vücut kitle indeksi adı verilen bir ölçüm kullandılar.
Bunun vücut yağının oranına ilişkin kesin bir ölçüm olmadığını kabul edip, bazı ülkelerin diğerlerinden daha iyi verilere sahip olduğunu söyleseler de, bunun en yaygın kullanılan ölçüm olduğunu ve küresel analizi mümkün kıldığını söylüyorlar.
]]>
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) 5 yıl gibi bir zamanı boşa geçirdiğini belirterek “İnşallah 1 Nisan itibarıyla İstanbul eser ve hizmet siyasetine yeniden kavuşacak.” dedi.
Bakan Göktaş, Ümraniye Site Mahallesi’nde bulunan Kutlu Sokak Bölge Parkı’nın açılışında yaptığı konuşmada, büyükşehirlerde parkların büyük önem arz ettiğini söyledi.
Ümraniye’de 87 park ve 3 millet bahçesi açıldığını aktaran Göktaş, “31 Mart akşamında Ümraniyeliler ve İstanbullular eser ve hizmet siyasetine yeniden destek verecek. Çünkü kıymetli başkanlarımızın çok güzel hizmetleri var. Biliyorsunuz, İstanbul Büyükşehrimiz 5 yıl gibi bir zamanı boşa geçirdi. İnşallah 1 Nisan itibarıyla İstanbul eser ve hizmet siyasetine yeniden kavuşacak. İstanbul muradına kavuşacak. Gerek ulaşım gerek kentsel dönüşüm gerek parklar ve İstanbul’u güzelleştiren bütün imkanlarımızla inşallah İstanbullularımıza güzel hizmetler sunmaya devam edecekler. Çünkü herkes bilir, eser ve hizmet siyaseti, gerçek belediyecilik AK Parti’dedir.” diye konuştu.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın 271 projesini okuyup gözlemlediğini dile getiren Göktaş, gelecek 5 yıldaki projeler için çok heyecanlı olduğunu kaydetti.
Göktaş, “Ben inanıyorum ki inşallah İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Murat Kurum ile İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz. Ümraniye de eser ve hizmet siyasetine İsmet Yıldırım Başkan’ımızla devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım ise ilçede ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin sayısının 125 bin, toplam nüfusun ise 750 bin olduğunu dile getirdi.
Bu nedenle boş buldukları yerlere park yaptıklarına dikkati çeken Yıldırım, “6 tane çok değerli okul yaptık. Bunları hayır sahipleriyle yaptık. Hayır sahipleriyle birlikte 17 tane mahalle mescitleri ve camiler yaptık. Bir cemevini bitirmek üzereyiz, yine hayır sahibi vasıtasıyla. Yani sadece belediye imkanlarıyla, belediye bütçemizle bu kadar büyük 271 eser yapılamaz. Onun için iş bilenin, kılıç kuşananın. Biz AK Parti belediyeciliğinde işimiz eser yapmak, vatandaşın arasında gönlünü almak, vatandaşın hizmetine koşmak.” değerlendirmesini yaptı.
Açılışa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, İlçe Kaymakamı Abdulaziz Aydın, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya ile bazı vatandaşlar katıldı.
“Çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz”
Bakan Göktaş, Site Mahallesi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışına da katıldı.
Burada konuşma yapan Göktaş, aile sağlığı merkezlerinin AK Parti Hükümetleri döneminde Türkiye’nin sağlıkta nereden nereye geldiğinin güzel bir örneği olduğu söyledi.
Bakanlık olarak da hizmetlerinin odağına aileyi yerleştirdiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Ülke olarak çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz. Özellikle pandemide sağlık sistemimizin gücünü de gördük. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolay erişimine yönelik de adımlar güçlü bir şekilde atıldı. Ne demişlerdi? ‘Yok, bu şehir hastaneleri buraya fazla, hiç gerek yok, ne gerek var?’ Ama gördük ki her birimizin buna ihtiyacı var. Vizyon budur. Yurt dışında yıllarca görev yapmış bir kardeşiniz olarak şunu net olarak ifade edebilirim ki sağlık konusunda, sosyal hizmet konusunda, Türkiye pek çok konuda bir devrim yaşadı.”
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kıbrıs gazileri, sağlık çalışanları ve bazı vatandaşlar katıldı.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin açılışı yapıldı.
]]>
– ‘Yurdum Spor Yapıyor Projesi’nde eski futbolcular sahaya indi
İSTANBUL – İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı’ ve ‘Yurdum Spor Yapıyor Projesi’ başlıklı organizasyon Güngören Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nda bulunan spor sahasında gerçekleştirildi.
İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı.
]]>
İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı’ ve ‘Yurdum Spor Yapıyor Projesi’ başlıklı organizasyon Güngören Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nda bulunan spor sahasında gerçekleştirildi.
İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>
MELTEM KARAKAŞ
Aile Sağlığı Merkezlerinin ödediği vergilere dikkati çeken SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Birtürk Özkavak, “Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor” dedi.
Sağlık ve Sosyal hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi tarafından geçtiğimiz yıllarda depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan ve hala inşaatına başlanmayan Aile Sağlığı Merkezi önünde basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve aile sağlığı merkezinde görev yapan doktor Birtürk Özkavak, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti vurgusu yaptı.
Özkavak, şöyle konuştu:
“Son yıllarda görülmemiş ölçüde ekonomik sorunlar yaşıyoruz. Emekçiler yoksullaşıyor, hayat pahalılaşıyor ve iğneden ipliğe bütün emekçiler daha çok çalışmak, daha çok emek harcamak zorunda kalıyorlar ailelerini geçindirmek için. Bunlardan birisi de aile sağlığı merkezinde çalışanlar yani orada çalışan hekimler, hemşireler, tıbbi sekreterler, laborantlar ve orada çalışan hizmetli arkadaşlarımız. Bütün emekçilerin çok büyük sorunları var ama bugün özellikle konumuz aile sağlığı merkezinde çalışan emekçilerin ödediği ek vergiler çünkü bununla ilgili Türkiye’de bütün aile sağlığı merkezlerinde çalışan emekçiler olarak eylemlilik başlattık. Bundan böyle her çarşamba günü bir aile sağlığı merkezinde özellikle vergi dilimleriyle ilgili olan sorunlarımızı dile getireceğiz.
“EMEKÇİLERİN VERGİLERİNİ HABİRE ARTIRIYOR”
Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor. Aile hekimliğiyle ilgili, aile hekimleri birinci basamak çalışanlarıyla ilgili yaptığımız açıklamaları özellikle bu meydanda seçiyoruz çünkü arkamızdaki alan Eskişehir’in tarihi binalarından biriydi ve depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkıldı. Tam da yerel seçimler arifesinde biz Eskişehir’in sağlık emekçileri olarak bu alana da dikkat çekmek istiyoruz. Yıllardır boş kalan bu alanı yerel seçimler arifesinde bir kez daha hatırlatıyoruz ve buranın halkın sağlık ihtiyaçlarını gözetmek üzere değerlendirilmesi gerektiğini ifade diyoruz.
“EKONOMİK SORUNLAR DERİNLEŞTİKÇE İLAÇ FİYATLARI ARTMAYA BAŞLAYACAK”
Bu ekonomik sorunlar derinleştikçe yoksulluk artacak, yoksulluk derinleşecek, ilaç fiyatları olağanüstü artmaya başlayacak ve birçok ilaç eksilecek. Yurttaşlarımız hastanelerde istedikleri sağlık hizmetlerine zaten ulaşamıyorlar. Giderek daha fazla ulaşamayacakları günler gelecek. Biz istiyoruz ki bu sorunlar giderilsin, biz istiyoruz ki bu ülkenin onurlu emekçileri olarak insanca yaşayalım. Bütün halkımız insanca yaşasın, derdimiz tasamız budur. SES olarak bundan böyle her Çarşamba farklı bir aile sağlığı merkezinde sorunları dile getirmeye devam edeceğiz. Yurttaşlarımızın desteğini bekliyoruz çünkü derdimiz iyi bir sağlık hizmeti, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti. Kolaylıkla, daha düşük ücretlerle, hatta ücretsiz ilaçlara ulaşmak, nitelikli sağlık hizmeti alması için yurttaşlarımızın çaba harcıyoruz. Bütün yurttaşlarımızdan destek bekliyoruz.”
]]>
CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, sağlık sistemindeki sorunların sadece uzman hekim sayısını artırarak çözülemeyeceğini belirtti. Yaman, iktidarın sağlık politikasını eleştirdi ve “sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır” dedi.
Yaman yaptığı açıklamad, Türkiye’de hekim sayısının yetersiz olduğunu ve bölgeler arasında sadece hekim sayısının artırımının da eksik olacağını belirterek, “sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir” ifadesini kullandı.
“BÖLGELER ARASINDA DAĞILIM SORUNU MEVCUT”
Çözüm önerileri sunarken esas olanın her zaman sorunun doğru tespiti olduğunun altını çizen Yaman, şunları kaydetti:
“Bu nedenle, sorunlara bakacak olursak hekim sayısının az olduğu doğrudur. Nitekim, 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 228’dir, bu sayı hala açıklanmamış olan 2022 yılı sağlık istatistiklerinden değil, haber bülteninden temin edilmiştir ve Avrupa Birliği ortalaması olan 397’nin çok altındadır fakat hekim azlığından daha çok dağılım sorunu mevcuttur. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 346 hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da 100 bin nüfusa sadece 151 hekim düşmektedir. Uzman hekim özelinde baktığımızda ise tablo daha vahimdir. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 157 uzman hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da sadece 69 uzman hekim düşmektedir.”
“KADRO ARTIRILMASI GEREKLİDİR”
Pratisyen hekimler özelinde durumun daha da vahim olduğunu kaydeden Aylin Yaman, şöyle devam etti:
“Tüm ülkede 100 bin kişiye düşen pratisyen hekim sayısı sadece 63’tür. Üstelik uzman egemenliği olan İstanbul’da pratisyen hekim sayısı ülke ortalamasının çok daha altındadır. Bu durum, hekimleri tüketen temel konulardan biridir. Yapılması gereken açıktır, birinci basamak koruyucu hekimliğin merkeze konulması ve güçlendirilmesidir. Bu nedenle, aile hekimi uzmanı ve pratisyen kadrosunun da artırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, kontrollü akışının sağlanması için sevk zincirinin mutlaka konulması gerekmektedir.
Sağlık sistemi maalesef sadece hekim sayısına endekslenmiştir. Sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir.”
“SÖZLEŞMELİ ÇALIŞMA HEKİMİ GÜVENCESİZ BIRAKMAKTADIR”
Kamuda istihdam biçimi sözleşmeli çalışmaya yönlendirilmek üzerine kurgulanmıştır. Bu tür çalışmayla sağlık çalışanı daha yüksek ücret alabilmektedir. Önerimiz, sözleşmeli çalışana verilecek yüksek ücretin temel ücret olarak 657 sayılı yasaya bağlı olarak kadrolu şekilde verilmesidir. Sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır. Bazı uzmanlık dallarını artırırken mutlaka uzun vadeli programlar yapılmalıdır. Örneğin, dahiliye uzmanlık dalı çoğunlukla yan dal geçişi olarak kullanılmaktadır. Genel dahiliye yaklaşımı gereken hastalık grupları için dahiliye uzmanı bulunamamaktadır. Planlama yapılırken sadece sayıya değil, bölüme özel duruma da bakılmalıdır.
Tükenmişlik, hekimin önündeki en büyük engeldir. Tükenmişliğin önüne geçmenin en önemli yolu ise hekime kaybettiği itibarı geri vermektir. İadeiitibar hekimi sözleşmeyle çalıştırarak değil güvence altına alarak gerçekleşebilir. Verdikleri emeğin karşılığını hem maddi hem de manevi olarak sunmak gerekir. Tek sorun maddiyat da değildir; özendirilmiş hasta şikayet hatları, bu kanun teklifiyle konulan disiplin ve para cezaları, sopa gibi her an üstlerinde gezdirilen idari takip mekanizmaları, hekimi yoğun hasta yükünden daha fazla tüketen ve değersiz hissettiren konulardır.”
]]>
MİA Teknoloji, sağlık alanındaki yazılımlara ilişkin lisans haklarının New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirakine devredilmesi ve iştirak şirketinin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin imzaladığı sözleşme ile Türkiye’yi küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri haline getirmeyi hedefliyor.
AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji, Türkiye’de var olan güçlü işbirliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.
Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı.
Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzalandı.
MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, MİA Teknoloji’nin iştiraki MIA Tech Corporation’ın ABD merkezli bir şirketten aldığı yatırıma ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini belirtti.
Sektörde var olan 17 yıllık deneyimlerine güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümler ile dönüş yaptıklarını ifade eden Ünal, “Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, “ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurt dışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi. Gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlık sektörü yazılımları açısından dünyada lider bir ülke olduğunu belirten Ünal, “Amerika’da ve Avrupa’da bu görülebiliyor. Belki öyle bir kıvılcım gerekiyordu. Bundan sonra inşallah farklı yerel firmalar da bu yolu takip ederek devam eder.” dedi.
Dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor
Yatırım alan yerli ve milli yazılımın, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal, geliştirdikleri yerli ve milli yazılımın sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunduğunu dile getirdi.
Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal, “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Biz de buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz.
İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve AR-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor.” dedi.
Ünal, “Kuzey Amerika ve MENA bölgesi dediğimiz Orta Doğu Bölgesi başta olmak üzere bütün dünyaya burada yazılımlarımızı açmak istiyoruz zaten. Burada, Amerika’nın özellikle MENA bölgesinde çerçeve anlaşmaları var. Çok büyük avantajları var bu bölgede. Hazır limitleri, parası olan işler var. Bunların içerisinde hemen katılmak istiyoruz.” diye konuştu.
Uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarını milyonlarca üyeye ulaştırmayı hedefliyor
Ünal, dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinerek, yeni yatırımları ile birlikte bulundukları bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacaklarını aktardı.
Kuzey Afrika’daki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla işbirliği yapılması yönündeki faaliyetlere ağırlık vereceklerine işaret eden Ünal, “Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız.” diye konuştu.
Ünal, en büyük hedeflerinin uzaktan sağlık hizmeti yazılımları globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedefliyoruz”
Ünal, 2024 yılı için teknoloji ve inovasyon başta olmak üzere ajandalarında çeşitli stratejik gündem konularına yer ayırdıklarını belirterek, gündem konuları arasında işlerinin gelecekteki büyümesini ve sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla, yapay zeka ve makine öğrenimi, dijital dönüşüm, IoT ve akıllı cihazlar, siber güvenlik ve veri koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik, veri analitiği ve tahmin modelleri, eğitim ve yetenek geliştirmenin yer aldığını kaydetti.
Bu yıl yüzde 90 oranında DC istasyon ağına sahip olmayı ve Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedeflediklerini aktaran Ünal, “Bu hedefe ulaşmak için gerekli altyapı çalışmalarımızı sürdürerek, daha fazla şarj istasyonunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Ünal, 2024 yılında paylaşımlı araçlarını da şarj ağı sistemlerine entegre ederek sıfır karbon salınımı ile kesintisiz sürdürülebilir bir ulaşım ağı sağlamayı amaçladıklarına dikkati çekerek, “Bu şekilde, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım sağlayarak insanlar için güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı yaratacağız. Bu amaca yönelik ise kısa vadeli planlarımız arasında 2024 yılının son çeyreğine doğru, şarj istasyonlarının elektriğini karşılamak adına güneş enerji santrali kurma projemiz yer alıyor.” yorumunu yaptı.
“Enerji tarafında da yatırımlarımız olacak”
Enerji tarafında da yatırımlarının olacağına dikkati çeken Ünal, Çin’in en büyük beşinci firmasıyla şu anda masada olduklarını ve yatırım yapmak istediklerini belirterek, “Şimdi böyle firmaların radarına girebilmek bizim için çok büyük bir gurur. Bunlar çok büyük firmalar. Yatırım yapmak istiyorlar ve bizi yatırım yapılabilir görüyorlar. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.Ünal, “Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Enerjey firmamız ile başta Türkiye’de GES (Güneş enerji santrali) ve enerji depolama alanında yaptığımız başvuru süreçleri ile de bu alanda büyük yatırımlar hayata geçirerek sürdürülebilir ekosisteme katkı sunmayı hedefliyoruz” yorumunu yaptı.
Dul ve çocuklu kadınlar ve çocuklarının sosyal hayat içerisinde yer edinmeleri, çocuklarının eğitimlerinin ve temel ihtiyaçlarının sağlanması ile bu kadınlara karşı toplumsal baskıların ortadan kaldırılmasına destek olmak amacı ile MİA Yardım Kültür ve Eğitim Vakfı kurduklarını söyleyen Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
“Vakfımızı yardıma ihtiyacı olan ve doğal felaketlerden etkilenen kişilere yardımda bulunmak, bu yardımların kurumsal hale gelmesini sağlamak ve bununla birlikte hem bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi kurmak hem de halihazırda kurulu olanları desteklemek amacıyla kurduk. Hedefimiz; eğitim, adalet, sağlık, verimlilik, inovasyon, teknoloji, sanatsal faaliyetler, denizcilik ve su spor faaliyetleri ile tüm spor dallarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına faydalı olacak konularda destekleyici faaliyetlerde bulunmak ve sokak hayvanlarının barınma, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanması ile hayvan hakları bilincinin yerleşmesini sağlamak.”
]]>
Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda TBMM’de görüşülmekte olan ve sağlıkla ilgili düzenlemeler içeren torba kanun ve talepleriyle ilgili; “Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Kamuda diş hekimi istihdamı artırılmalıdır” açıklamasını yaptı.
Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda sağlıkla ilgili düzenlemeleri kapsayan torba kanuna karşı basın açıklaması yaptı.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç, diş hekimlerinin meslek sorunları nedeniyle zorluklar yaşadığını belirterek, “Diş hekimliği, hem bedenen hem de zihinsel olarak hassas çalışmayı gerektiren, zor ve yıpratıcı bir meslektir. Diş hekimliği mesleğinde özellikle iş yükünün ağır olduğu kötü çalışma koşullarında, meslek hastalıkları riski çok yüksektir. Halkın, ağız diş sağlığının korunması ve diş tedavi hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi, diş hekimlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın bir parçasıdır ve ağız sağlığı bozulduğunda, insan sağlığı olumsuz etkilenir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur” dedi.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“KORUYUCU AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ, KAMUDA NEREDEYSE YOK DENECEK DÜZEYDEDİR”
Ne yazık ki, ülkemizde, uzun yıllar, 1. basamak sağlık hizmetleri içerisinde, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yer verilmediği için, toplumun ağız sağlığı seviyesi, çağdaş standartların çok altında kalmıştır. Diş çürükleri, diş kayıpları ve diş eti hastalıkları çok yaygındır. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri, genel sağlık hizmetleri içinde, ciddi ölçüde geri planda bırakılmıştır. Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri, kamuda neredeyse yok denecek düzeydedir.
Toplumun ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi, yeterli düzeyde değildir. Sağlıklı bir toplum için, kamu sağlık hizmetlerinin ülke çapında yaygın ve erişilebilir şekilde sunulması ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması çok büyük önem taşımaktadır. Kamuda, diş hekimi istihdamı yetersizdir. Kamuda çalışan diş hekimleri, performans baskısı ve ağır iş yükü altında ezilmektedirler.
Merkezi Randevu Sistemi ile diş tedavi randevuları çok kısa aralıklarla verilmektedir. Kısa aralıklarla verilen randevular nedeniyle de diş hekimleri stresli bir ortamda çalışmak zorunda kalmaktadır. Performans baskısı altında çalışma, hizmet kalitesini düşürmekte ve hasta ile hekimi karşı karşıya getirerek sağlıkta şiddetin kaynağı haline gelmektedir.
“TAŞERON ÇALIŞMA BİÇİMİ DAYATILMAKTADIR”
Ciddi bir istihdam planlaması yapılmadan kontrolsüzce, vakıf ve özel diş hekimliği fakültesi açılmaktadır. Uzun ve yıpratıcı bir eğitim süreci sonunda, büyük emek vererek aldığımız diplomalarımız değersizleştirilmiştir. Özveriyle çalıştığımız diş hekimliği mesleği, mesleki bağımsızlığımızın yok edildiği, gençlerin gelecek kaygılarının arttığı, derin bir mutsuzluk ortamına sürüklenmektedir. Özel hastahane ve ADSM’lerde, gerçekte ücretli çalışan diş hekimlerine, kağıt üzerinde şirket kurdurmak suretiyle, özlük hakları yok sayılarak ‘Taşeron’ çalışma biçimi dayatılmaktadır. 6 Ekim 2023 tarihinde çıkarılan Ağız ve Diş Sağlığı Yönetmeliği ile diş hekimlerinin muayenehane ve klinik açmaları, zorlaştırılmıştır. Tıp hekimi, Eczacı, Avukat, mali müşavir gibi serbest meslek sahipleri için, iş yeri açılan binaların iskanlı olması yeterli görülürken; bina fiziki şartları bakımından, diğer serbest meslek sahiplerinden istenmeyen, ‘Müellif Onaylı Mimari Proje, Deprem Güvenlik Raporu, Yangın Ruhsatı’ gibi ek koşullar, diş hekimlerine dayatılmaktadır. 2022 yılında İstanbul’da, 481 muayenehane ve diş kliniği açılmışken, çıkarılan yönetmelik nedeniyle 2023 yılında, yalnızca 56 muayenehane ve diş kliniği açılabilmiştir. Emeklilik ile ilgili, sosyal güvenlik kurumları arasındaki farklılıklar nedeniyle, SSK ve Bağ-Kur’lu dişhekimleri büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Emekli Sandığı mensubu dişhekimlerine, 2018 yılında çıkarılan 7146 Sayılı Kanunda yapılan bir düzenlemeyle, emekli maaşlarına ek olarak her ay, hazineden karşılanan, yaklaşık 20.000 TL tutarında ilave ödeme verilmekte iken, SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimleri kapsam dışı bırakılmıştır.
“UYARI YAPILMAKSIZIN DOĞRUDAN EN AZ 50 BİN TL PARA CEZASI VERİLMEKTEDİR”
Aynı mesleki eğitimi almış ve aynı nitelikte hizmet vermiş olan diş hekimleri arasında, 2019 Ocak ayından itibaren, emeklilik hakları bakımından, hakkaniyet ölçüleriyle bağdaşmayan, adaletsiz bir uygulama söz konusudur. Sağlık Komisyonunda görüşülen, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi içerisinde; muayenehanelerde diş hekimi istihdam edilmesine ilişkin talebimizin, yer alması olumludur. Ancak, TBMM Sağlık Komisyonu’nda kabul edilen torba kanun içerisinde, kayıt tutmayan ve veri göndermeyen sağlık kuruluşlarına uyarı yapılmaksızın doğrudan, en az 50.000 TL para cezası verilmektedir. Uyarı yapılmaksızın, doğrudan yüksek miktarda para cezası verilmesine itiraz etmekteyiz.
Basın açıklamasında konuşan Ankara Diş Hekimleri Odası Başkanı Serkan Er ise şunları kaydetti:
AĞIR CEZALARIN YÜKLENMESİ DEYİM YERİNDEYSE AĞZA BİR PARMAK BAL ÇALMAKTIR”
Mesleğimizdeki tüm olumsuzluklara rağmen bizler, kanundan aldığımız yetkiyle meslektaşlarımızın ve mesleğimizin genel menfaatlerini öncelerken diğer yandan toplumun ve bireylerin ağız diş sağlığının iyileştirilmesini ve nitelikli ağız diş sağlığı hizmetinin sunulmasını amaç edinmiş, bu politikalar çerçevesinde çalışmaya devam sağlık ordusunun neferleri olarak görüyor, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetini önceleyen-güçlendiren politikalara geçilmesini savunuyoruz.
Son torba yasada, kamuda ve özelde çalışan meslektaşlarımıza haksız ceza niteliğinde olan, Anayasa’ya aykırı ve demokratik hakları kısıtlayıcı maddeler içeren bu yasayı kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni torba yasada belirtilen cezai müeyyidelerde belirtilen miktarların çoğunluğu özel sektör olan diş hekimliği hizmetinde fahiş öngörülerle tasarlandığı, neoliberal temellerle ucuz işgücü sömürüsünü kuvvetlendirdiği sermayenin açgözlü isteklerine yanıt verdiği görülmektedir. Devletin yapması gereken istihdamı sağlamaya yönelik muayenehanelerde diş hekimi istihdamına kapı açmasıyla beraber torba yasada bu kabul edilemez ağır cezaların yüklenmesi deyim yerindeyse ağza bir parmak bal çalmaktır.”
“BU SESİ DUYMANIZ İÇİN İLLA DİŞ AĞRISI ÇEKMENİZ GEREKMİYOR”
Diş hekimlerinin gerçekleştirdiği basın açıklamasına destek veren DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise şöyle konuştu: “Yasa teklifi görüşmelerinde diş hekimi arkadaşların sorunlarını gündeme getirdik. Belki bir kısmında adımlar atıldı ama önemli bir kısmında adımlar atılmadı. Diş hekimleri arkadaşlarımız itirazlarını gündeme getiriyorlar. Diş hekimi arkadaşlarımızın sesini duyun diyoruz. Cumhurbaşkanı’na söylüyoruz. Biz muhalefet olarak diş hekimi arkadaşların isteklerini gündem ettik. Bu sesi duymanız için illa diş ağrısı çekmeniz gerekmiyor.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise “Biz bir araya gelerek, örgütlenerek bir şeyler elde edebileceğiz. Meclis’in çoğunluğu iktidar partisi ve ortağının elinde. Yasaları kendi istedikleri gibi geçiriyorlar. Keyfi uygulamalar ve düzenle karşı karşıyayız. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile tanınmadığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak değiştirebiliriz.” dedi.
DİŞ HEKİMLERİNİN TALEPLERİ ARASINDA ŞU MADDELER YER ALDI;
“Kamuda diş hekimi istihdamı arttırılmalı ve öncelikle koruyucu temelli ağız diş sağlığı hizmetleri, verilmelidir. Kamu sağlık kuruluşlarında şiddeti doğuran temel sebeplerden biri olan performans baskısı kaldırılmalı ve günlük hasta sayısı azaltılmalıdır. Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. istihdam planlaması yapılmaksızın, yeni diş hekimliği fakültesi açılmamalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimlerine de, mesleki eğitimi ve çalışma niteliği gözetilerek, ‘ek ödeme’ verilmelidir. Kentsel dönüşümde, muayenehanelere, geçici ruhsat verilmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Meslekte 15 yıl çalışan diş hekimlerine yeşil pasaport hakkı verilmelidir. Sağlık hizmetlerinde KDV yüzde 1’e düşürülmelidir.”
]]>
HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR
İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’a saldıran üç kişi hakkında verilen 7 yıl 6’şar ay hapis cezasını değerlendirdi. Kaynak, “İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda, İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz” dedi.
İzmir’in Torbalı ilçesinde, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’ı Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadıkları tartışmadan aylar sonra ekmek almak için durduğu fırının önünde sopalarla saldıran üç sanık hakkında görülen davada sanıklara ayrı ayrı 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sanıklara verilen cezayı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Torbalı’da darp edilmiş bir aile hekimi arkadaşımızın mahkemesi sonuçlandı. Birinci derece mahkeme, üç saldırganın her birine yedi yıl altı ay olmak üzere bir hapis cezası öngördü. Bu aslında son derece önemli bir karar diye düşünüyorum. Çünkü sağlıkta şiddet aslında toplumun diğer alanlarında olduğu gibi özellikle de sağlık alanında günlük hayatımızı, sağlık çalışanlarını, hekimleri, hemşireleri ve tüm sağlık çalışanlarının günlük hayatını çok ciddi ve olumsuz etkileyen süreçlerden birisidir” diye konuştu.
“BU KARAR CAYDIRICI NİTELİKTE BİR KARAR KABUL EDİLEBİLİR”
Sağlıkta şiddete özendirici, sağlıkta şiddeti kolaylaştırıcı hiçbir harekette, hiçbir özendirici demeçte ve söylemde bulunulmaması gerektiğinin altını çizen Kaynak, şunları söyledi:
“Ne yazık ki şimdiye kadar kamu yöneticilerinin bir kısmı sağlıkta şiddeti meşrulaştırıcı bir söylem içerisinde de olabildiler. Bu son derece üzücüdür. Bugün verilen karar sağlıkta şiddeti aslında caydırıcı nitelikte bir karar diye kabul edilebilir. Çalışma alanının dışarısında sosyal yaşamda hekim arkadaşımız daha evvel tartışmış olduğu kişiler tarafından takip edilmek suretiyle çok ağır bir şekilde darp edilmiştir ve bu saldırganların daha sonra tutuksuz yargılanmaları ve şu anda da mahkemenin yedi yıl altı aylık her birine verilen cezayla sonuçlandırılması bir anlamda caydırıcı bir unsur olarak caydırıcı bir karar olarak görülebilir. Bu mahkeme sürecinde İzmir Tabip Odası olarak, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz”
Kaynak, sağlıkta şiddetin, hekimler, hemşireler ve tüm sağlık sağlık çalışanlarının hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranmalarına yol açtığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Sağlıkta şiddet gerçekten sağlık ordumuzun yirmi dört saat kesintisiz bir şekilde tüm toplumun sağlığını iyileştirmeye yönelik çabalarını engelleyici bir etki göstermektedir ve sağlık çalışanlarının hem moral olarak hem fizik olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Bu moralsizlik ve şiddet riski gerçekten başta hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının iş barışını, iç huzurunu, çalışma ortamına heveslerini ve insanlara yardım konusundaki çabalarını engelleyici çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle bu kararın çok önemli olduğunu ve sağlıkta şiddet konusunda caydırıcı bir nitelik kazanacağını umuyoruz.”
]]>
Erzurum’da kırsal bölgeler ve nüfusu kalabalık aile sağlığı merkezlerine mobil tırla giden sağlıkçılar, kanser taraması yapıp, erken teşhis ve tedavi için vatandaşları bilgilendiriyor.
İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir koordinesinde “Erken teşhis hayat kurtarır” sloganıyla çalışan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ekipleri, yıl başından bu yana kanserde erken teşhisle hayat kurtarmak için mahalle mahalle dolaşıyor.
Sağlıkçılar, ilçe ve kırsal bölgelerin yanı sıra kent merkezinde nüfusun kalabalık olduğu aile sağlığı merkezleri önüne konuşlandırılan mobil tırda, vatandaşlara ücretsiz meme kanseri, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları yapıyor.
Tarama sonucu riskli görülen vatandaşları sağlık kuruluşlarına yönlendirip takiplerini de yapan ekipler, gittikleri yerlerde yaptıkları salon toplantılarında vatandaşlara kanserde erken tanı ve tedavi için bilgilendirici faaliyette de bulunuyor.
“Hastanelerin yükünü azaltmak ve halkı bilinçlendirmek için sahaya indik”
Yakutiye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Cüneyt Aygün, AA muhabirine, yoğun ve kabalık nüfusa sahip aile sağlığı merkezlerinde kanser taraması yapmaya başladıklarını söyledi.
İlçe merkezinde 1 haftada 300’den fazla kişiye kanser taraması gerçekleştirdiklerini ifade eden Aygün, şöyle konuştu:
“Kanser tedavisi zor olan hastalık, erken tanı da hayat kurtaran bir durum olduğu için erken dönemde hem 3. basamak hastanelerin yükünü azaltmak hem de halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için sahaya indik. Taramalar sonucu kansere erken dönemde tanı koyulması ve tedavi mümkün. Aynı zamanda kanser tedavileri maliyetli hizmet, erken dönemde tanı ve tedavi ile yakaladığımızda hayat kurtarıyoruz, önemli hizmet veriyoruz.
Aygün, şüpheli durumlarda vatandaşları onkoloji ve genel cerrahi gibi birimlere yönlendirdiklerini ve kırsal mahallelerin yanı sıra bölgedeki Kur’an kursları, okullar ve diğer kamu kurumlarındaki vatandaşları da servis araçlarıyla mobil tırın bulunduğu alanlara getirip tarama yaptıklarını dile getirerek, “Ocak ve şubat itibarıyla 2 binin üzerinde vatandaşımıza ulaştık. İlçe sınırlarımızda yaklaşık 191 bin kişinin yaşamı söz konusu, ekiplerimizle sürekli sahada olacağız.” diye konuştu.
“Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız”
İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir de dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan ve önemli halk sağlığı sorunu olan kansere karşı kent genelinde kapsamlı tarama gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Kentte 2022 yılından itibaren günümüze kadar 53 bin 758 kişiye kanser taraması yapıldığını söyleyen Bedir, “17 bin 882 meme kanseri, 13 bin 414 rahim ağzı kanseri ile 22 bin 462 kalın bağırsak kanseri taraması yapıldı. Sonucu pozitif veya şüpheli olan 2 bin 458 kişi uzman hekimlere randevu alınarak yönlendirildi. Toplamda 37 kanser tanısı alan hasta oldu. Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız, taramaların amacı hastalığın önüne geçmek ve hastalığın meydana gelmesini engellemek.” ifadelerini kullandı.
Bedir, kanser riskini ortadan kaldırmak ve vatandaşları bu konuda bilgilendirmek için sağlık çalışanlarının büyük gayret gösterdiğini vurguladı.
Kansere bağlı ölümleri azaltmak istediklerini aktaran Bedir, “Kanser nedenli ölümlerin üçte birini sigara ve alkol kullanımı ile sağlıksız yaşam ve hareketsizlik oluşturuyor. KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalın bağırsak kanseri taramaları ücretsiz yapılıyor. Tüm vatandaşlarımızın taramalara katılmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Kanser taraması yaptıran 50 yaşındaki Ayşe Taşması ise hizmetlerden memnun olduğunu anlatarak, “Devletimiz her zaman yanımızda. Eşim de kanserdi, Allah razı olsun devletimizden, her şey özel gibi oldu. Herkese kanser taramalarını yaptırmasını tavsiye ederim.” dedi.
Mobil tırda eşi ile tarama yaptıran Selçuk Akkaya, devletin vatandaşlara sağlık alanında çok önemli destek ve imkan sağladığını belirterek, “Sağlık ekipleri çok ilgili. Hizmetlerden memnunuz, devlet ayağımıza kadar her şeyi getiriyor ve her türlü imkanı sağlıyorlar. Bundan daha iyi bir şey olamaz.” ifadesini kullandı.
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilirken, buna göre sağlıkta sözleşmeli personel sayısı 36 bine çıkacak.
SAĞLIKLA İLGİLİ YENİ DÜZENLEMELER TBMM’DEN GEÇTİ
TBMM Genel Kurulu’nda Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri yapıldı. Kanun teklifi kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu’nda “Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” görüşüldü. Yapılan görüşmeler sonrası teklif kabul edildi. Yeni düzenlemeye göre mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek.
Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Ayrıca acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı veriliyor.

İLAÇ ÜRETİMİNDE ŞARTLARI BAKANLIK BELİRLEYECEK
İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve şartlar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak. Eczanelerde yapılacak teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veyahut Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.
UZMAN TABİPLER İÇİN EK ÖDEME ARTIRILIYOR
Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak, sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek. Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek.
Düzenleme ile herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.
SÖZLEŞMELİ PERSONEL SAYISI 27 BİNDEN 36 BİNE ÇIKACAK
Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.

Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.
DİSİPLİN CEZALARI DA DÜZENLENECEK
Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor. Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.
Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak. Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.

1 MİLYON LİRAYA KADAR İDARİ PARA CEZASI
Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek. Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak. Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek. Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
]]>
Sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kanunla, mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek ve bu sayı birden fazla olamayacak.
Ebelerin görevlerine ilişkin kanunla düzenleme yapılacak.
Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Gebeliğin tespitini, gebe izlemini ve bu amaçla gerekli muayene ve değerlendirmeleri yapacak olan ebeler, normal doğum eylemini gerçekleştirecek, normal doğum sırasında gereken küçük tıbbi müdahaleleri yapacak. Küçük tıbbi müdahalelerin kapsam ve sınırları Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Kanunla acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı getiriliyor.
İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve koşullar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek, bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak.
Beşeri tıbbi ürün güvenliğinin daha etkin olarak sağlanması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ihtiyaç duydukları ilaca daha hızlı erişimi amacıyla ruhsatlandırmaya esas Sağlık Bakanlığınca yapılan analizler, ürünün ruhsatlandırılmasını takiben yapılacak.
Ruhsatlandırma işlemlerinde Avrupa Birliği müktesebatına uyum düzenlemeleri gerçekleştirilecek.
İlaçlara ilişkin numuneler ve tahlil masrafları ruhsatname sahipleri tarafından karşılanacak.
Beşeri tıbbi ürün üzerinde yer alan karekodun okutulması ile fiyat bilgisine ulaşılabilmesi mümkün olduğundan beşeri tıbbi ürünün sekonder ambalajında ayrıca sabit fiyat bilgisinin yer almasına gerek olmayacak.
Kanunla, eczanelere yönelik yapılacak teftişlere eczacılar da eklendi. Buna göre teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veya Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanununda yapılan değişiklikle, kanun kapsamında istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak, hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
Kanunda, ilaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle de protokol yapılabilecek. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için 2 yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilecek.
Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilecek.
Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şart olacak. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alacak.
Düzenleme ile ayrıca öğretim elemanları ile akdedilecek sözleşmenin konusuna ve feshedileceği hallere açıklık kazandırılıyor.
İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar
Kanunla, herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.
Bu iznin yanı sıra araştırmanın, öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması insan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması, araştırmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, araştırma sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması, araştırmayla varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması, üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması ve yapılacak araştırmayı ilgili etik kurulun uygun görmesi şart olacak.
Kozmetik ürünlerin insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayının ardından Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
İnsanlardan alınan biyolojik materyaller üzerinde vücut dışı tanı amaçlı tıbbi cihazları konu alan, amacı yalnızca performans değerlendirmek olan ve cerrahi prosedürler yoluyla numune alımının yapıldığı performans değerlendirme çalışmaları yürütülmesinde ilave girişimsel prosedürler veya gönüllüler için başka riskler bulunan performans değerlendirme çalışmaları, test sonuçlarının hasta yönetimi kararlarını etkileyebildiği veya tedaviye yön vermek üzere kullanılabildiği performans değerlendirme çalışmaları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayı ve Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
Uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek
Destek tanı cihazlarına ilişkin performans değerlendirme çalışmaları, bilimsel esaslara, mevzuat hükümlerine veya etik ilkelere uygun olmaması durumunda araştırmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilecek ve uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek.
Belirtilen araştırmalar, üzerinde araştırma yapılacak kimselerin emniyetini sağlamaya ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine, takibine ve gereğinde acil müdahale yapılabilmesine elverişli ve araştırmanın vasfına uygun personel, teçhizat ve laboratuvar imkanlarına sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılacak.
Bu yerlerde yapılabilecek araştırma türleri, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu araştırmalarda, bireyin hakları ve sağlığının korunması her şeyin üstünde tutulacak. Üzerinde araştırma yapılacak veya yapılan gönüllü, muvafakatini araştırmanın her aşamasında ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın geri alabilecek.
Araştırma türlerine bağlı olarak gönüllülerin araştırmadan doğabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta yaptırılması zorunlu tutulacak.
Araştırma sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamayacak.
Sağlık Bakanlığı, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırma derhal durdurulacak.
Bu şartların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması veyahut gönüllü sağlığının tehlikeye girmesi hallerinde doğrudan araştırma sonlandırılacak.
Belirtilen araştırmalara veya çalışmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve araştırmaları etik ve bilimsel yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar kurulacak. İlgili etik kurullar, Sağlık Bakanlığının izni sonrası görevlerine başlayacak. Etik kurullar bağımsız, tarafsız ve şeffaf şekilde faaliyet gösterecek.
İdari cezalar
Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek.
Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak.
Yetkisiz sağlık hizmeti verenlere hapis cezası
Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek.
Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
Özel izne tabi hizmet birimlerini ve sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunanlar, 250 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari parayla cezalandırılacak.
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşlarına 50 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde ikisi kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hallerinde 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacak.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
Kanunla idare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçecek.
Sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı, idare tarafından ödenen tazminat sigorta şirketinden talep edilecek.
Kanunun Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında kabul edilen önergeye göre, devlet üniversitelerinden görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak 6 ay içerisinde nihai karar verilecek.
Sözleşmeli pozisyon sayısı 36 bine çıkarılıyor
Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.
Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.
Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor.
Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.
Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak.
Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.
]]>
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aliye Özenoğlu, bilgisayar, tablet ve telefonda gece geç saatlere kadar vakit geçiren çocukların uyku düzeni ve beslenme alışkanlıklarının bozulduğunu belirtti.
Özenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanabilmek için çocuklarda uyku düzeni ve beslenmenin önemli olduğunu vurguladı.
Çocukların okula gitmeden önce kahvaltı yapmaları gerektiğini ancak günümüzde çocukların genellikle akşam geç saatlere kadar bilgisayar, telefon ve tablet gibi cihazlarla vakit geçirdikleri için uyku saatlerinde aksamalar olduğuna işaret eden Özenoğlu, şöyle devam etti:
“Geç saatlere kadar uyanık kalan çocuklar bu süre zarfında sıklıkla bir şeyler yeme ve içme eğilimindedirler. Bu düzensizlik, çocukların sabahları tok bir şekilde uyanmalarına neden olmakta ve yaşamın biyolojik dengesinde bozulmaya yol açmaktadır. Kahvaltıya erken başlamak, okula giden bir çocuk için zihinsel performans açısından son derece önemlidir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri ile birlikte ruh ve zihin sağlıkları için zamanında ve yeterli süre uyumaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle okul çağındaki çocukların akşam saat 22.00 civarında yatmaları ve 8 saat uyumaları önerilir. Çocuklar büyürken, sağlıklarını koruyacak şekilde beslenmelerini ve yaşam tarzlarını planlamak ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürmeleri için desteklemek önemlidir.”
“Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda ne tüketildiği de önemli”
Kahvaltı öğünü kadar kahvaltıda tüketilen besinlerin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özenoğlu, “Düzenli kahvaltı yapmanın yanı sıra, kahvaltıda tercih ettiğimiz besinler de sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sağlıklı gıdalar tükettiğimizde, bağırsaklarımızdaki iyi bakterilerin çoğalmasıyla bağışıklık sistemimiz güçlenir ve beyin fonksiyonlarımız gelişir. Ancak şekerli, işlenmiş ve doymuş yağ içeren yiyeceklerin tüketimi bağırsak sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar, bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla ruh halimizi ve zihinsel faaliyetlerimizi etkilerler. Sağlıklı beslenme, beyin fonksiyonlarını ve ruh halimizi olumlu yönde etkiler. Özellikle okul çağındaki çocuklar için kahvaltıda protein kaynaklarına ek olarak tam tahıllı ekmek, mevsim yeşillikleri ve taze sıkılmış meyve suyu veya süt tercih edilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“Beslenme şeklimiz yaşamsal fonksiyonlarımızı etkiliyor”
Çocukların büyümesi için alması gereken enerji ve besin maddelerinin yetersiz olması durumunda gelişiminin yavaşlayacağına işaret eden Özenoğlu, “Ergenlik döneminde, büyüme hızlanır ve besin ögeleri ihtiyacı artar. Bu dönemde kemikler için maksimum yatırım yapılır. Yetersiz beslenme, boyun kısalmasına ve zihinsel performansın azalmasına neden olabilir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve öğrenme zorlukları da görülebilir, bu da akademik başarıyı olumsuz etkiler. Yetersiz beslenme ayrıca ruh halini, motivasyonu ve sosyal ilişkileri de etkiler. Beslenme, sadece fizyolojik değil aynı zamanda ruh halini, zihinsel fonksiyonları ve sosyal ilişkileri de etkileyen temel bir ihtiyaçtır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çocuğun, ne yediğinin farkına varması gerekiyor”
Çocuktaki iştahsızlıkla baş edemeyen ebeveynlerin mutlaka bir uzmandan yardım alması gerektiğinin altını çizen Özenoğlu, şunları kaydetti:
“Günümüzde sıkça karşılaşılan çocuğun telefon, tablet veya televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığı, tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir. Bu durumda çocuğun yemeğe odaklanması zorlaşır ve doyup doymadığını anlamak güçleşir. Açlık ve tokluk merkezleri, ne zaman ve ne kadar yemek yiyeceğimize karar vermekte önemli rol oynar. Ancak, bu alışkanlıkla beslenen çocuklar bu sinyalleri doğru bir şekilde öğrenemezler. Ebeveynlerin çocuğu yemeğini bitirmeye zorlaması da bu durumu daha da karmaşık hale getirir. Sonuç olarak, çocuklar kendi açlık-tokluk sinyallerini doğru bir şekilde algılayamazlar ve ileride yeme bozuklukları, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına yatkın hale gelirler. Çocuğun yeme alışkanlığını ve davranışlarını sağlıklı hale getirmek için yemeğe odaklanması ve yeme farkındalığı kazanması önemlidir.”
]]>
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Tabip Odası ve Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, “Bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
Samsun Tabip Odası ve Samsun Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine ilişkin dün basın toplantısı düzenledi. Samsun Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, şunları söyledi:
“GÜVENCELİ İŞ BİR ÖDÜL DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞIDIR”
“TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye devam edilen sağlıkla ilgili bazı kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ilgili Meclis komisyonuna geldiğinden beri hem Meclis’te hem de bugünkü gibi alanlarda itirazımızı dile getiriyoruz. Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlanmış bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen, yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gaspının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE OLAN DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR”
Aynı zamanda teklif ile oluşturulması önerilen Hastane Koordinasyon Kurulu tarafından ikaz edilen iş birliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de Anayasa’ya aykırıdır. Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır. Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.
“SAĞLIK SİSTEMİNİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması, ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması, üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması, dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesidir. Beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması, altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>
Sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3 maddesi daha kabul edildi.
Teklifin ikinci bölümünde yer alan 3 maddenin daha kabul edilmesiyle toplam kabul edilen madde sayısı 17’ye yükseldi.
Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı, Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Görüşmelerden
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.
Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.
Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>
TUNCAY TÜRKGÜLÜ
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Düzce örgütü bugün Düzce Devlet Hastanesi önünde açıklama yaparak Meclis’te görüşülmekte olan sağlıkla ilgili yasa teklifinin geri çekilmesini talep etti. SES Düzce Temsilcisi Cemal Yılmaz, “Sağlıkla ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile ilgili 5 Şubat 2024 tarihli kanun teklifi geçtiğimiz hafta Meclis’te görüşmeye başlanmıştır. Meclis’e sunulan Sağlık, Aile Komisyonu’nda TTB, SES ve diğer sağlık meslek örgütleri görüşlerini ifade etmişlerdir ancak öneri ve eleştirilerimiz dikkate alınmadan TBMM komisyonundan yasa olduğu gibi geçirilmiş ve TBMM Genel Kurulu’na hızlıca getirilerek görüşmelerine başlanmıştır. Yasa teklifinin görüşmelerinin durdurulmasını, geri çekilerek sağlık meslek örgütlerinin görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmesini bekliyoruz.” dedi.
SES Düzce Temsilcisi Cemal Yılmaz, “Halkımızın sağlık hakkını ve sağlık emekçilerinin özlük haklarını öngören bir yasa için halkımızı ve tüm sağlık emekçilerini de bu konuda birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Son bir söz de son günlerde yurdun dört bir yanında artan şiddet olayları ile ilgili olarak; sağlık emekçileri kimsenin öfkesini çıkaracağı kum torbası değildir. İşte tam da Meclis’te görüşülen yasada şiddete karşı etkin önlem alınması artık kaçınılmazdır” diye konuştu.
“SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN BİRÇOK ÖZLÜK HAKKI YOK”
Cemal Yılmaz şunları söyledi:
“Sağlıkla ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile ilgili 5 Şubat 2024 tarihli kanun teklifi geçtiğimiz hafta Meclis’te görüşmeye başlanmıştır. Meclis’e sunulan Sağlık, Aile Komisyonunda TTB, SES ve diğer sağlık meslek örgütleri görüşlerini yasaya ait görüşlerini ifade etmişlerdir ancak öneri ve eleştirilerimiz dikkate alınmadan TBMM komisyonundan yasa olduğu gibi geçirilmiş ve TBMM Genel Kurulu’na hızlıca getirilerek görüşmelerine başlanmıştır. Meclis’te görüşülen yasada, halkımızın ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hakkı, sağlığı geliştirici, koruyucu sağlık hizmetlerine önem veren maddeler, sağlık alanında ihtiyaç karşılayacak atama, iş, iş yeri ve ücret güvencesi, sağlık emekçilerinin özlük hakları, mevcut haklarını koruyan, geliştiren maddeler, sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı hükümler, tüm lisans mezunu sağlık işkolundaki mesleklerin 3600 ek gösterge hakkı, sağlık emekçilerinin tümünü kapsayan fiili hizmet hakkı, günün şartlarında giyim yardımı, 24 saat hizmet veren sağlık kurumları için kreş talebi, aile hekimliği çalışanlarının anayasal hakkı olan birçok özlük hakkı yoktur.
“SAĞLIK ANAYASAL BİR HAKTIR”
Bizler sağlık meslek örgütü olarak; aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yapılan destek ödemesinin disiplin cezası alınması halinde kesintiye uğraması ile ilgili düzenlemenin iptalini defalarca mahkemelerce kesin karar verilerek ikili ceza uygulanmayacağına dair kararlara istinaden getirilmeye çalışılan maddenin iptalini, sağlık emekçilerinin özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin ivedilikle yapılması, görüşülen yasaya maddelerin eklenmesi, eğitim araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin birlikte kullanım protokollerine karşı yıllardır açtığımız davalar ve itirazlarımızın dikkate alınmasını, TSK’nın yurt içi ve yurt dışı operasyonlarında ihtiyaç duyduğu sağlık personelini herhangi bir özel eğitim almayan sağlık personelinden geçici görevlendirme yolu ile temin edilmeden doğrudan TSK’ya ait sağlık kurumlarının açılarak kendi bünyesinden görevlendirilmesi, ebelerin meslek tanımlarına dair düzenlemede belirsizliğin giderilmesini, yasanın görüşmelerinin durdurulması, geri çekilerek sağlık meslek örgütlerinin görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmesini bekliyoruz. Halkımızın sağlık hakkını ve sağlık emekçilerinin özlük haklarını öngören bir yasa için halkımızı ve tüm sağlık emekçilerini de bu konuda birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Son bir söz de son günlerde yurdun dört bir yanında artan şiddet olayları ile ilgili olarak; sağlık emekçileri kimsenin öfkesini çıkaracağı kum torbası değildir. İşte tam da Meclis’te görüşülen yasada şiddete karşı etkin önlem alınması artık kaçınılmazdır. Şiddet uygulayanları şiddetle kınıyoruz. Sayın Sağlık Bakanımızdan da biz sağlık emekçilerinin can güvenliğini sağlamasını bekliyoruz. Sağlık bir anayasal haktır. Can güvenliği anayasal haktır. Bizler sağlık hakkımız, can güvenliği hakkımız için yılmadan mücadeleye devam edeceğiz.”
]]>
Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Muhsin Uysal, TBMM’de görüşülen ve sağlıkçıları ilgilendiren kanun teklifinin, sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları doğrultusunda olduğunu söyledi. Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
TBMM’de görüşülen Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı SES’in Şişli Şubesi’nde bugün basın toplantısı düzenlendi. “Sağlık torbaya sığmaz” sloganıyla düzenlenen toplantıya Şube Eş Başkanı Fadime Kavak Sevim ile Yönetim Kurulu üyeleri Muhsin Uysal ve Ferdane Çakır Doğan katıldı.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE DÜZENLEMELER VAR”
Hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Uysal, kanun teklifinin derhal geri çekilmesi çağrısı yaparak özetle şunları dile getirdi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. Kanun teklifinde, ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56’ncı maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.”
“NÖBET ÜCRETLERİ DÜZENLENMELİ”
Uysal, taleplerini de şöyle sıraladı:
“Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretlerinde iyileşmeye gidilmesi; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması gerçekleştirilmelidir.”
“MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğuna vurgu yapan Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
“YASALAŞTIKTAN SONRA DAVA AÇACAĞIZ”
Fadime Kavak Sevim de şunları söyledi:
“Öncelikle iktidar partisine, Sağlık Bakanlığı’na seslenmek istiyoruz. Daha sonra Meclis’te bulunan tüm partilerin, özellikle de sağlık emekçisi, hekim, hemşire olan milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Bu yasa tasarının Meclis’ten geçmemesi için elinizden gelen her şeyi yapın lütfen. Biz sağlık emekçileri olarak bu yazı tasarısına karşı çünkü var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceğiz. O nedenle bu yasa tasarısının geri çekilmesini istiyoruz. Yasalaştıktan sonra yine sendikamız dava açarak bu sürecin iptaline dair bir çalışma yürütecek ama bu noktaya gelmeden önce Meclis’ten geçmemesi için özellikle de muhalefet partilerin milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Biz sağlık emekçilerinin sesini duyun lütfen.”
]]>
Gazze’de doktorlar yaralıları anestezisiz ameliyat ettiklerini, kronik rahatsızlıkları olan hastaları geri çevirmek zorunda kaldıklarını ve sınırlı tıbbi malzemeyle çürüyen yaraları tedavi ettiklerini anlatıyor.
BBC’ye konuşan bir doktor, “Ağrı kesici eksikliği nedeniyle bazen hastaların saatlerce çığlık atmasına göz yummak zorunda kalıyoruz” diyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de sağlık hizmetlerindeki son durumu “kelimelerin ötesinde” diye niteliyor.
DSÖ, Pazar gününden bu yana Gazze’de 23 hastanenin çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını, 12 hastanenin kısmen, bir hastanenin ise minimum düzeyde çalıştığını paylaştı.
DSÖ, hava saldırıları ve tıbbi malzeme eksikliğinin “halihazırda yetersiz kaynaklara sahip bir sistemi tükettiğini” söyledi.
İsrail ordusu Hamas’ın “hastaneleri ve sağlık merkezlerini terör aktivitelerinin merkezi olarak kullandığını” söylüyor.
BBC’ye açıklama yapan ordu yetkilileri, “ordunun hastanelere saldırmadığını, bunun yerine Hamas altyapısını etkisiz hale getirmek ve Hamas teröristlerini yakalamak için dikkatli bir şekilde hareket ederek belirli bölgelere girdiğini” söyledi.
Ordu yetkilileri Gazze’ye insani yardım ve tıbbi malzeme girişine izin verildiğini belirtti.
Uyarı: Bu haber bazı okuyucuları rahatsız edebilecek detaylar içeriyor.
Hastaneler kapasitelerinin çok üstünde çalışıyor
Sağlık çalışanları, Gazze’deki hastanelerin çoğunun sınırlı malzemeye sahip olduğunu, bazılarının yatak kapasitelerinin yüzde 300’ün üzerinde çalıştığını söylüyor.
Her geçen gün çalışmalarını durdurmak zorunda kalan hastane ve sağlık merkezinin sayısı artıyor.
DSÖ, Gazze’nin güneyindeki Nasır Hastanesi’nin Pazar günü İsrail güçleri tarafından düzenlenen bir baskının ardından hizmet dışı kaldığını söyledi.
Yakınındaki hastanelerde çalışanlar, Nasır’daki durumun kendi operasyonlarını zorlaştırdığını paylaşıyor.
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde bulunan Gazze Avrupa Hastanesi’nin müdürü Yusuf el-Akkad, durumu “savaşın başından bu yana karşılaştığımız en kötü durum” diye niteliyor.
El-Akkad, “Durum bunun öncesinde de ciddiydi. Yerinden edilen ve şu anda (hastane) koridorlarında kalan binlerce kişinin gelmesiyle şimdi nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?” diyor.
Hastanede tedaviye ihtiyacı olan hastalar için yeterli yatak bulunmadığını söyleyen El-Akkad, bu nedenle personelin metal çerçeveler ve ahşap üzerine çarşaf serdiğini, “birçok hastayı ise hiçbir şey olmadan yere yatırdığını” söylüyor.
Gazze Şeridi’nin dört bir yanından gelen diğer doktorlar da benzer şartlarda çalıştıklarını anlatıyor.
Refah’taki Şehit Muhammed Yusuf el-Neccar Hastanesi’nin müdürü olan Dr. Mervan el-Hams, “Kalbi durmuş ya da kalp sorunu olan biri olsa bile onu yere yatırıp tedavisine başlıyoruz” diyor.
Ameliyatlar anestezisiz yapılıyor
Doktorlar sınırlı tıbbi malzemeyle çalışmakta zorlandıklarını söylüyor.
BBC’ye konuşan bir doktor, “Bir damla oksijen bulamıyoruz” diyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Anestezi, yoğun bakım ünitesi için gerekli malzeme, antibiyotik ve ağrı kesici eksikliği yaşıyoruz. Ciddi yanıklarla gelen çok sayıda insan var. Onlar için uygun ağrı kesicimiz yok” diye anlatıyor.
Bir doktor ameliyatların anestezi yapılmadan gerçekleştirildiğini doğruladı.
Gazze’nin kuzeyindeki El-Avda Hastanesi’nin yardımcı müdürü olan Dr. Muhammed Salha, insanların tedavi için eşek ve atlarla taşındığını söylüyor.
Doktorların elektrik kesintileri nedeniyle ameliyatları fenerlerle yaptığını söyleyen Salha, “Felaket, yaralar iki ya da üç haftadan uzun süre açık kaldığı için çürümesiyle yaşanıyor” diyor.
İnsanlar akla gelen her tür yarayla hastanelere başvuruyor
DSÖ, Gazze’de yaklaşık 20 bin sağlık çalışanı olduğunu, ancak büyük çoğunluğunun “hayatta kalmakta zorlandıkları ve ailelerine baktıkları için” çalışamadığını söylüyor.
Doktorlar bazı hastanelerde gönüllülerin yardım ettiğini ancak gelen kişi sayısı ve yaralanma türleri göz önünde bulundurulduğunda bunun yeterli olmadığını belirtiyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, bombalı saldırılardan sonra insanların hastaneye “köfteye benzer” şekilde geldiğini söylüyor.
El Akkad, “Tek bir kişi beyin hasarlarıyla, kırık kaburgayla, bazen gözünü kaybetmiş şekilde, aklınıza gelebilecek her tür yarayla gelebiliyor” diyor.
Gazze’de çalışan doktorlardan bazıları ailelerinden ayrı düştüklerini anlatıyor.
Dr. Muhammed Salha, “Ailem üç aydan uzun süredir benden uzakta ve onlarla kucaklaşmayı özlüyorum. Tek tesellim, burada çocuklara, kadınlara ve yaşlılara sağlık hizmeti veriyor ve hayatlarını kurtarıyor olmam” diyor.
Kronik hastalıkları olanlara yer bulunamıyor
BBC’ye konuşan doktorlar Gazze’de kronik rahatsızlıkları olan hastaların “büyük bir bedel ödediğini” söylüyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Açıkçası onlar için yatağımız ya da onları takip edecek imkanımız yok. Haftada dört kez diyaliz tedavisi alan biri şimdi haftada bir kez alabiliyor” diyor.
Bazı kadınlar hiçbir tıbbi destek almadan çadırlarda doğum yaparken, ebelik hizmeti veren hastaneler kapasitelerinin sınırlı olduğunu söylüyor.
Dr. Muhammed Salha, “Bir bölümde bir insan ölüyor ve diğer bölümde bir bebek doğuyor. Çocuklar doğuyor ve onlar için süt yok. Hastane her çocuk için bir kutu süt sağlayabiliyor” diyor.
İnsanlar hastanelere aşırı kalabalık ve hijyenik olmayan koşullarda yayılan hastalıklarla da başvuruyor.
Gazze’nin güneyindeki Refah’a göç eden 54 yaşındaki Ebu Halil, “Hastalıklar var ve hiçbir tedavi bulamıyoruz” diyor ve devam ediyor:
“Sabah erkenden dışarı çıkıp kuyruklara girmemiz gerekiyor ve belki önümüzde 100 kişi daha oluyor. Elimiz boş dönüyoruz.”
Bu habere Muath El Hatib de katkı verdi.
]]>
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Toroslar ilçesine bağlı Halkkent Emekli Evi ve Mezitli Emekli Evi üyelerini; yaşlılık, aktif yaşlılık ve yaşlılık evreleri hakkında bilgilendirdi. Etkinliğe katılan vatandaşlar, yaşlılık hakkında merak ettikleri sorulara yanıt buldu.
Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış vatandaşların daha aktif bir yaşlılık süreci geçirmesi ve sosyal hayata daha çok katılmasını sağlamak amacıyla etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen son etkinlikte, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yaşlı Destek Birimi de olduğunu hatırlatan Gerontolog Cihan Tanrıverdi Tanrıverdi, aynı zamanda Büyükşehir’in yaş almış vatandaşlara evde sağlık ve bakım, temizlik gibi hizmetleri olduğunu da anlattı.
Yaş almış vatandaşların sağlıklı ve kaliteli bir yaşlılık süreci geçirmesi için yapılması gerekenlerin anlatıldığı Mezitli Emekli Evi’nde düzenlenen etkinlikte Mersinden Kadın Kooperatifi Meral Seçer de yer aldı. Emekli Evi’nde yaş almış vatandaşlarla bir araya gelen Seçer, Emekli Evi üyeleri ile tek tek sohbet etti.
Seçer, “Değerli büyüklerimiz hayatlarını bizlerin huzuru ve mutluluğunu sağlamak için uğraştı.Yaş almış büyüklerimiz, burada oturan ve hiçbir şey yapmayan kişiler değiller. Bizler, iş birliği yapalım. Bu iş birliği içerisinde siz, büyüklerimiz nasıl katkı sunabilirsiniz ve neler yapabilirsiniz tespit edelim. Bu sayede sizler de sosyal hayat içerisinde daha aktif hale gelebilirsiniz diye düşünüyorum” dedi.
Tanrıverdi ise şöyle konuştu:
” Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Emekli Evlerinde başlatmış olduğumuz 2 aylık eğitim programında yaş almış vatandaşlarımızı; yaşlılık, sağlık, hastalık, yaş alma, aktif ve başarılı yaş alma konularında bir sunum yaptık. Katılımcıların da destekleri ile interaktif bir sunum oldu. Hem biz hem katılımcılar çok keyif aldı.”
Halkkent Emekli Evi Sorumlusu Çağdaş Yeter, “Yaş almışlarımızın keyifli vakit geçirmesi için etkinliklerimiz devam edecek. Yaş almış vatandaşlarımıza yaşlılık ve yaşlanma sürecine ilişkin Gerontolog Cihan Tanrıverdi tarafından önemli bilgiler verildi. Yaş almış vatandaşlarımız, Büyükşehir Belediyesi’nin sunmuş olduğu evde sağlık ve bakım hizmetleri ile ilgili de bilgilendirildi” diye konuştu.
Emekli Evi üyelerinin keyifli vakit geçirmesi için ilerleyen günlerde sinema etkinliği de yapacaklarını aktaran Yeter, etkinliklerin artarak devam edeceği bilgisini verdi.
Etkinliğe katılan vatandaşlardan bazıları da düşüncelerini, şöyle dile getirdi:
– Hüseyin Güler: “Devamlı buraya gelip gidiyorum. Burayı çok seviyorum. Ben burada hayat gördüm. Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in sağladığı hizmetlerden birçok fayda gördük. Evime kadar yemeğim geliyor. Eşim için Evde Sağlık ve Temizlik ekibi geliyor. Ben 78 yaşındayım, bugüne kadar böyle bir Belediye Başkanına rastlamadım. Burası kurulduğundan beri çok güzel bir hayat yaşıyoruz. Tanımadığımız komşularımızla tanışıp, sohbet muhabbet ediyoruz. Çevremiz genişledi. Kitabımızı, gazetemizi okuyoruz, çayımızı içiyoruz.”
-Ökkeş Yetim: “Evde televizyon izlemekten bıktık. Burada her türlü sosyal, değişik siyasi gruplardan arkadaşlarımız var. Aramızda hiçbir ayrım yok. Hepimiz tek yumruk gibi sohbet ediyoruz ve neşeli bir şekilde de evimize gidiyoruz. Başkanımıza çok teşekkür ederim.”
Selma Dinçer: “Başkanımız Mersin’de herkesi destekliyor, çok çalışıyor. Çok memnunuz.”
-Resul Gül: “Aslında birçoğumuz hastalanınca hangi doktora gideceğimizi bile bilmiyoruz. Bunun önerisinde bulundukları için çok güzel oldu. Burada sosyal faaliyetler de bulunuyoruz ve bir sorunumuz olsa birbirimize anlatıyoruz. Bu insanları bir araya getirmek için güzel bir olanak.”
– Mustafa Dönmez: “Burada bulunan vatandaşların ihtiyacı her neyse ona tek tek değinildi. Sosyal belediyeciliğin gereğini gerçekten yapıyorlar. Emekli Evi’nde çok güzel zaman geçiriyoruz ve arkadaşlarımla bilgi paylaşıyoruz.”
-Semiha Kurt: “Sunumu yapan hocamız çok güler yüzlüydü. Her sorumuza cevap verdi. Çok memnunuz. Burada her meslekten arkadaşımız var, onlarla tanışıp, selamlaşıyoruz. Evde oturmaktansa burada çayımızı içip, birbirimizi tanıyoruz.”
– Fatma Esin Önür: “Buranın açılmasından dolayı çok müteşekkirim. Benim sosyal hayatım hiç yoktu. Bana yaşama sevinci verdi ve bir gayem oldu. 7/24 aynı işi yapmaktansa buraya gelip, zaman geçiriyorum. Daha iyi oldum. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.”
]]>
HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR
İzmir’de sağlık çalışanları, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, teklifin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini söyledi.
İzmir Sağlık Platformu üyeleri, bugün İzmir Tabip Odası’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi.
İzmir Sağlık Platformu adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, söz konusu kanun teklifinin Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlandığını ve kanun teklifinin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini öne sürdü. Ayhan, şunları söyledi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gasbının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.”
“KANUN TEKLİFİ ANAYASAYA AYKIRI”
Kanun teklifi ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından ikaz edilen öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Ayhan, “Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır” diye konuştu.
“TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Ayhan, açıklamalarının devamında ise şunları kaydetti:
“Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti. Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>
Örnek sağlık projesi vatandaşlardan büyük beğeni topladı
GİRESUN – Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sürdürülen “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi kapsamında Giresun merkeze yaklaşık 90 km uzaklıktaki Doğankent ilçesinde aynı gün içerisinde 9 ayrı branşta 816 hastaya muayene, tetkik ve tedavi uygulaması gerçekleştirildi.
Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut başkanlığında, alanında uzman hekimlerden oluşan ekiple; çocuk sağlığı ve hastalıklarında 40, çocuk ve ergen ruh sağlığı hastalıklarında 27, kadın doğumda 63, kulak, burun, boğazda 110, kardiyolojide 127, gastroenterolojide 58, fizik tedavi ve rehabilitasyonda 90, göz hastalıklarında 165 ve dahiliyede 136 olmak üzere toplam 9 branşta 816 hasta muayene edilerek tedavileri yapıldı.
Giresun’daki çeşitli hastanelerde görev yapan uzman hekimlerin, gönüllülük esasıyla hayata geçirdikleri “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi vatandaşlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut yaptığı açıklamada projenin temel amacının merkeze uzak ilçelerde uzman hekim bulunmayan branşlardaki ihtiyacın karşılanması olduğunu belirterek, “Her Ay Bir İlçedeyiz adlı örnek sağlık projemizi ilk olarak Çamoluk ilçemizde, ardından Alucra ve üçüncüsünü de Doğankent ilçemizde yapıyoruz. Özellikle merkeze uzak ilçelerde branş eksikliği olan, daha küçük, güçlendirilmiş hastane olmayan ilçelerimizde vatandaşlarımıza nitelikli sağlık hizmetini ulaştıralım diye başlattık. Bugün Doğankent ilçemizdeyiz. Gün içerisinde yaklaşık bine yakın hasta muayene ettik. Buradaki temel amacımız; merkezi hastanelerimize ulaşamayan, sağlık hizmetlerine ya da rapora ihtiyacı olan hastalarımıza, kronik hastalık takibi olan ve bir hastaneye gitme imkanı olmayan hastalarımıza yerinde ulaşmak. Tabii çok çeşitli hastalar geliyor. Kulak, burun, boğaz, birkaç kanser hastası, göz hastalıklarında özellikle katarak, fizik tedavide kemik erimeleri, çocuklarda yine kronik hastalıklar, çocuk psikiyatri hastaları ve daha bir sürü hastanın burada yerinde tetkiklerini ve tedavilerini yapıyoruz. Ultrason ve eko gibi görüntüleme, tetkik ve tedavi hizmetlerini yine burada Doğankent ilçemizde bugün vatandaşlarımıza sunduk” ifadelerini kullandı.
Bulut, sunulan hizmetin ardından vatandaşlardan çok olumlu geri dönüşler aldıklarını vurgulayarak; “Önümüzdeki aylarda yine merkeze uzak olan Çanakçı ve Yağlıdere gibi biraz daha iç kesimlerdeki ilçelerimizde bu hizmeti vatandaşlarımıza sunmaya devam edeceğiz. Tabii vatandaşlarımızdan çok olumlu geri dönüşler oluyor. Özellikle daha önceden hastalığı olan takibi olmayan, sağlık raporu çıkaramayan, ilaç raporu alamayan hastaların yerinde tedavilerini ve tetkiklerini yapmış olduk. Bunlar bizim için aynı zamanda tedavi öncesinde, hastalık oluşmadan önceki aşamalarda bir halk sağlığı taraması gibi oluyor. Her ne kadar bir poliklinik hizmeti olsa da, daha çok bir halk sağlığı organizasyonu da oluyor. Çünkü birçok hastamız tarama amaçlı da geliyor. Biz burada gelen her hastanın rahatsızlığı olsun olmasın tetkiklerini yapıyoruz” dedi.
Uyguladıkları projenin ülkemizde ilk olma niteliği taşıdığını sözlerine ekleyen Bulut, “Başhekimlerimiz ve bazı branşlardaki hekim arkadaşlarımızla bunu istişare edip, güzel bir uygulama olacağını düşünerek başladık. Güzel sonuçlar aldık. İnşallah diğer illerimiz için de özendirici olur ve oralarda da başlar. Açıkçası hem hekimlerimiz, hem bizler vatandaşlarımızla buluştuğumuz için çok mutluyuz. Çünkü gerçekten gönüllü hizmet için bir araya geliyoruz. Sabah bir bölgede bir araya gelip toplanıp, kendi araçlarımızla ilçemize geliyoruz. Vatandaşlarımız mutlu oluyorlar, bizlerde onların hayır duasını alıyoruz” şeklinde konuştu.
]]>
Gazze’ye destek için bir araya gelen üniversite öğrencilerinden sessiz yürüyüş
EDİRNE – Edirne’de tıp fakültesi öğrencilerinin terör, soykırım ve İsrail’in Gazze’yi işgalini protesto etmek amacıyla başlattığı sessiz yürüyüşün bu hafta 14’ncüsü gerçekleştirildi. Eski Cami önünde bir araya gelen tıp fakültesi öğrencileri ve hekimler, ellerinde dövizler ve pankartlar sessiz yürüyüş yaptı.
Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.
“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”
Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.
“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”
30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.
“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.
Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı.
]]>
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz.” dedi.
Mehmet Fatih Kacır, Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu Projesi Tanıtım Toplantısı ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) Açılış Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, etkinlikte yaptığı konuşmada, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin yeni bir çağın başlangıcının kapısını araladığını belirterek, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu sürecin insanlığın gelişimi ve refahını desteklemenin yanı sıra, yeni zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte “Milli Teknoloji Hamlesi” ile kendi özgün yol haritasını hayata geçirdiğini aktaran Kacır, “Kritik teknolojilerde ‘Tam Bağımsız Türkiye’ anlayışıyla teknolojide öncü bir ülke olma iradesini gösteriyoruz. Bilimin, teknolojinin ve refahın sadece birkaç ülke veya şirketin elinde asimetrik şekilde toplanmasının karşısında duruyoruz.” dedi.
Kacır, insanlık yararına bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, milli ve özgün teknolojik ürünler geliştirmeyi sadece milletin değil tüm insanlığın huzur ve refahı adına önemli bir araç olarak gördüklerini ifade ederek, “İnsan genom projesinin tamamlanması sonrasında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri ile yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve analitik, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması; vatandaşlarımızın maliyet etkin ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim imkanı sunuyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlıktaki dönüşümü göğüslerken AR-GE, inovasyon kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı ve güçlü sağlık altyapısı gibi önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güçlü sağlık altyapımızı, AR-GE ve inovasyon yetkinliklerimizle buluşturarak küresel ölçekte ürün, teknoloji ve hizmet geliştirmenin önünü açacak kritik politika ve proje önerileri belirledik. Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını, AR-GE harcamalarını ve sağlık alanındaki girişimlerin sayılarını artırmayı kendimize hedef olarak koyduk. İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 55 milyar liranın üzerinde yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. TÜBİTAK destek programlarımızda AR-GE ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik veriyoruz.”
“27 teknoloji merkezimizin 15’i yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor”
Bakan Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında son 22 yılda sağlık alanında 9 binden fazla projeye ve 15 binden fazla kişiye toplam 40 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
KOSGEB destekleriyle hayata geçen teknoloji merkezlerinin sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetlerine son dönemde önemli bir ivme kattığını belirten Kacır, “27 teknoloji merkezimizin 15’i sağlık girişimlerine ev sahipliği yaparak yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor.” dedi.
Kacır, Acıbadem Üniversitesinin sahip olduğu bilgi birikimi ve enerjisini sağlık teknolojilerinde faaliyet gösteren girişimci ve işletmelere aktarmasını sağlayacak bir projenin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Girişimcilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak tasarlanan altyapı, şimdiden 25 teknoloji girişimimize ev sahipliği yapıyor.
TEKMER bünyesinde yer alan girişimlere sağladığımız vergisel avantajlarla girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. İnanıyorum ki burada kurduğumuz altyapı önümüzdeki yıllarda sağlık alanında Turcorn’larımızın adresi olacak. Yenilikçi ürün ve hizmetlerin ticarileştirmeleri için uygun platform sunarken 85 milyonumuzu daha nitelikli sağlık hizmetiyle buluşturmamızı sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturuyoruz”
Bakan Kacır, önleyici sağlık hizmet kapasitesini güçlendirerek evlilik öncesi ve yeni doğan tarama programlarının kapsamını Sağlık Bakanlığı öncülüğünde genişlettiklerini aktardı.
Risk grubundaki bireylere genetik danışmanlık hizmetleri sunarak onların bilgi ve bilinç düzeyini yükselttiklerini kaydeden Kacır, “SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisiyle; hasta veya taşıyıcı çiftlerimizin sağlıklı bebeklerini kucaklarına almalarına imkan sağlıyoruz.” dedi.
Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA’ projesi bünyesinde hayata geçirdiğimiz çalışmalarla da bireylerin nadir ve tanısız hastalıklardan kaynaklanan sosyal ve fiziksel dezavantajlı durumlarının etkilerinin azaltıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturduklarını aktaran Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansımızla bugüne kadar 28,5 milyon lira destek sağladığımız İSTisNA projesi nadir hastalıklar alanında kabiliyetlerimizi güçlendirmenin yanında İstanbul’u, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve Balkan ülkeleri gibi yakın coğrafya için nadir hastalıklar alanında danışmanlık alınabilecek bir referans ve çekim merkezi haline getirecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Edirne’de tıp fakültesi öğrencilerinin terör, soykırım ve İsrail’in Gazze’yi işgalini protesto etmek amacıyla başlattığı sessiz yürüyüşün bu hafta 14’ncüsü gerçekleştirildi. Eski Cami önünde bir araya gelen tıp fakültesi öğrencileri ve hekimler, ellerinde dövizler ve pankartlar sessiz yürüyüş yaptı.
Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.
“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”
Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.
“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”
30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.
“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.
Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı. – EDİRNE
]]>
Sağlık Bakanlığının tüm illerde başlattığı uygulama kapsamında 3 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Yalova Sağlıklı Hayat Merkezi (SHM), kanser taramaları ve psikolojik destek başta olmak üzere halkın fiziksel ve ruhsal sorunlarının çözümüne yönelik danışmanlık hizmetleriyle işlev görüyor.
Bakanlığın 257 sağlıklı hayat merkezinden biri olan Yalova’daki SHM, 2020 yılının ekim ayından itibaren 39 personelle sorumlu hekim kontrolünde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı ve sosyal çalışmacılarla danışmanlık, halk sağlığı eğitimleri, kanser ve diğer sağlık taramaları konularında görev yapıyor.
SHM personeli eğitim, ağız ve diş sağlığı, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezi (KETEM), aile planlaması eğitim merkezi (APEM), üreme sağlığı eğitim merkezi (ÜSEM), sigarayı bırakma, bulaşıcı hastalıklar, psikolog, çocuk gelişimi, sosyal çalışma, fizyoterapist ile diyetisyen poliklinikleriyle her gün insanlara daha sağlıklı bir yaşam için destek oluyor.
Yalova’daki SHM’de 2023 yılında 4 bin 680 kişiye danışmanlık hizmeti verildi. Görevliler, kurum dışında eğitim, stant gibi faaliyetlerle 109 bin 117 kişiye ulaştı.
Merkezde görevli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. İdil İlke Aslan, AA muhabirine, aile hekimlerinin tavsiyesi veya çevrelerinden duyarak gelenlerin yoğun olduğunu söyledi.
Toplum sağlığının geliştirilmesi ve sağlıklı hayatın sürdürülmesi için daha fazla kişinin danışmanlık hizmeti almasını istediklerini belirten Aslan, “En çok rağbet gören alanımız psikoterapi ve beslenme danışmanlığı oluyor. Bunun dışında yoğunluğu artmakta olan fizyoterapi danışmanlığımız da mevcut. Halkımız gelip bunları ücretsiz şekilde talep ederek danışmanlık da alabiliyor.” dedi.
Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Yıldız da 0-18 yaşlarında olup normal ve anormal gelişim gösteren çocuklar için danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
“Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var”
Fizyoterapi Danışmanı Seda Şahin, aile hekimlerinin kendilerine yönlendirdiği hastaların fiziksel olarak aktivitelerini düzenlediklerini, bu konuda danışmanlık hizmeti verdiklerini anlattı.
Yoğun talep aldıklarına dikkati çeken Şahin, “Onlara bireysel olarak egzersizlerini öğretiyoruz. Gerekirse burada haftada iki gün şeklinde grup tedavileri yapıyoruz. Bize daha çok egzersiz öğrenmek isteyen, tansiyon, kolesterol, obezite, duruş bozukluğu ya da şekeri olan danışanlarımız başvuruyor. Böyle bir hizmeti aldıkları için mutlu oluyorlar. Daha çok kadınlarımız bize başvuruyor, onlar geliyor.” diye konuştu.
Diyetisyen Gül Hanım ise merkezin asıl amacının eğitim olduğunu, bu nedenle zayıflama merkezi mantığına karşı sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hastanelere göre SHM’de danışanlara daha fazla zaman ayırabildiklerini, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdiklerini kaydeden Hanım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hedefimiz kişiyi belli bir sürede zayıflatmaktan ziyade buna ek olarak doğru beslenme alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek. Görüşme sıklığımız da hastaya göre değişiyor. Hastanın duruma göre 15 günde veya haftada bir çağırdığımız hastalar olabiliyor. Poliklinik hizmetinin yanında okullarda eğitimler veriyoruz, kantinlerdeki yiyeceklerle ilgili bilgi alıyoruz. Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var.”
“Hastalanırsanız doğru yerdesiniz”
Yalova SHM’ye gelen Mete Gencer, boynundaki rahatsızlık nedeniyle aile hekiminin fizyoterapi birimine yönlendirdiğini belirtti.
Merkezin kolay erişilebilir ve ücretsiz olmasının büyük avantaj sağladığını vurgulayan Gencer, “Burada gösterilen ilgi, güler yüz beni tatmin etti. Allah hastalık vermesin ama hastalanırsanız doğru yerdesiniz. Ücretsiz olduğunu duyunca şaşırdım. Çünkü fizik tedavi hizmetleri genelde uzun süreli işler ve profesyonellik gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Şentürk Kul da beslenmeyle ilgili sorun yaşadıkları 11 yaşındaki kızı Zeynep için merkeze geldiklerini aktardı.
Kul, ilk basamak sağlık hizmetlerinde SHM’nin önemli bir işlevi yerine getirdiğine işaret ederek, “Kızımla üçüncü seansımız ve gayet iyi gidiyor. Tabii burayı öğrendikten sonra lisede okuyan oğlumuz için de geldik. O şekilde de destek alıyoruz. Hem ücretsiz hem erişilebilir olması hem de buradaki arkadaşlarımızın hoş davranması, iyi yönlendirme yapmaları süreçte bizleri daha da motive ediyor.” ifadesini kullandı.
Zeynep Kul ise yemek yerken genellikle mide bulantısı olduğunu, bu nedenle kilo alamadığını anlatarak, “Gelişimde yaşıtlarımdan gerideyim. Burada gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Teşekkür ediyorum.” dedi.
]]>
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, sağlık alanında düzenlemeler içeren kanun teklifinin, sağlıktaki vizyon çalışmalarına yeni bir hız vereceğini belirtti.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediliyor.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, hekimlerin iş yükünün arttığını söyledi.
Sağlık sisteminin ana unsuru olan personele yapılan ödemenin düştüğünü savunan Torun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolayısıyla “beyaz kod” başvurusunun yükseldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, sağlık sisteminde bozulmalar yaşandığını iddia etti.
Muayene randevusu alınmasında vatandaşların sorunlar yaşandığını dile getiren Türkkan, “Hekimler 5 dakikada bir muayene yapmak zorunda, bazen bu 2 dakikaya düşüyor. Bir hekim, bir hastayı 2 dakikada nasıl muayene edecek?” diye sordu.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yaşandığını anımsatan Türkkan, hekimlerin muayene yapmaya korktuğunu savundu.
Hekimlerin mobbing ve şiddet yüzünden yurt dışına gitmenin yollarını aradığını ileri süren Türkkan, “Hekimlerin gördüğü şiddet konusunda toplumda bireylerin yeterli tepkiyi göstermediğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Lütfü Türkkan, teklifin yeterli hizmetleri verecek maddeleri içermediğini söyledi.
“Ebelerin normal doğuma daha aktif katılmalarına imkan tanınmıştır”
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, teklifin 10 farklı Kanun’da değişiklik öngördüğünü bildirdi.
Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılmasına yönelik önemli gelişmelerin sağlandığını vurgulayan Zırhlıoğlu, sağlık alanında fiziki ve beşeri alt yapının iyileştirildiğini anlattı.
Zırhlıoğlu, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin, sağlık çalışanlarına verilen önem ve değerle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Teklifle, mesleğini serbest olarak icra eden diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş hekimi çalıştırılabilmelerine, ebelerin görev tanımlarının güncellenmesine ve normal doğuma daha aktif olarak katılmalarına imkan tanınmıştır. Pek çok konu başlığını içeren kanun teklifi vatandaşlarımızın daha etkin sağlık hizmeti almasını sağlamak, sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sağlık sistemimizin daha iyi, etkin ve verimli işlemesi için hazırlanmıştır.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, teklifte yer alan diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin bulunduğunu hatırlatarak, verilecek ücretlerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kamudaki diş hekimi sayısının artırılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, teklifle ilaç sektörünün karlarının artmasının kolaylaştırıldığını savundu.
“Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu”
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, teklifin sağlık çalışanlarının haklarını savunmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin olumlu olduğunu ifade eden Karaoba, bu düzenlemeyi yetersiz bulduklarını söyledi.
Ali Karaoba, “Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu. Acil servislere başvuru sayısı diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda beş kat daha fazla. Acil tıp uzmanlarımız, canla başla çalışırken bile vatandaşların talebine yetişemezken bu alanın yoğun bakım yan dal uzmanlık programına dahil edilmesi acil uzman hekim sayısını azaltacaktır. Yan dal yapan uzman kendi ana dalında hasta bakamamaktadır.” diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, kanun teklifiyle Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün korunması için çeşitli düzenlemeler yapılmasının amaçlandığını vurguladı.
Teklifle, Sağlık Bilimler Üniversitesinin kadrolarına yönelik belirleme işleminin Sağlık Bakanının yetkisinden çıkarıldığını ifade eden Hülagü, “Dünyada tıbbın gelişmesiyle hekim uzmanlık alanları ileri seviyelere ayrılmış, bu bölümler yan dal olarak adlandırılmıştır. Yan dal eğitim uzmanlıklarında üç yıllık bir süre var. Bu eğitim yılını tamamlamayan kişilere kesinlikle sertifika verilmesi söz konusu değildir. Yüzde 20 oranında daha fazla tazminat almaları sağlanarak bu alandaki ihtiyacın giderilmesi düşünülmüştür. Kanun teklifi, sağlık alanındaki vizyon çalışmalarımıza yeni bir hız verecektir. ” ifadelerini kulandı.
Sadettin Hülagü, teklifle ilaç ve tıbbi cihaz mevzuatı ve malpraktis uygulamalara ilişkin de düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>
Eşrefpaşa Hastanesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’ndeki poliklinikte engelli bireylerin ve gazilerin de kullanımına uygun fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezini hizmete açan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Nerede yardıma ihtiyacı olan bir hemşehrimiz varsa orada olduk. Hiçbir İzmirliyi belediyemizin sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmadık. Bugün, bu gurur tablosunu bir adım daha ileriye taşıyan çok değerli bir uygulamayı daha İzmir’e kazandırıyoruz” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü Semt Polikliniği içerisinde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi hizmete girdi. Başkan Soyer’in ev sahipliğinde düzenlenen açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Yavuz Uçar, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile yurttaşlar katıldı.
En büyük dileğinin törene katılarak Başkan Soyer’i dinlemek olduğunu söyleyen Buca Sosyal Yaşam Kampüsü bünyesindeki huzurevinin sakinlerinden 69 yaşındaki Ayfer Demir de hasta yatağıyla birlikte açılışta yer aldı. Demir, “Beni ameliyat ettirdiniz, yardım eli uzattınız. Çok büyük sevap kazandınız” diye konuştu.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi’nin sağlık hizmetlerinde dönüşümün en son halkası olduğuna dikkat çeken Soyer, şunları kaydetti:
“Modern tıbbın temellerinin atıldığı, binlerce yıllık sağlık kenti olan İzmir’de, bu görkemli mirasa sahip çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sağlık hizmetlerine erişimin eşit olmadığı bir toplumda, ne adaletten ne demokrasiden ne de özgürlükten bahsedebiliriz. Sağlık hakkı, insan onuruna yakışır bir yaşamın en temel ilkesidir. Bu ilkeyle, 5 yılda İzmir’in 30 ilçesinde sağlık hizmetlerine eşit erişim için büyük bir seferberlik başlattık. Nerede yardıma ihtiyacı olan bir hemşehrimiz varsa orada olduk. Hiçbir İzmirliyi belediyemizin sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmadık. Bugün, bu gurur tablosunu bir adım daha ileriye taşıyan çok değerli bir uygulamayı daha İzmir’e kazandırıyoruz. Fizik Tedavi Birimimizde, uzman hekimlerimiz ve özel eğitimli tecrübeli fizyoterapistlerimiz tam donanımlı sağlık hizmeti sunacak. Burada tamamen ücretsiz hizmet vereceğiz ve dileyen vatandaşlarımıza ücretsiz servis hizmeti sunacağız. Eşrefpaşa Hastanemiz bünyesinde, böylesine değerli bir sağlık hizmetini daha İzmir’e kazandırdığımız için çok mutluyuz. Çok gururluyuz. Sizlere yöneltilen her türlü haksızlığa karşı mücadeleye devam edeceğiz. En zor anlarımızda yanımızda olan siz değerli sağlık emekçilerimizi, hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Bırakmayacağız.”
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında hidroterapi yani su içi tedavi ve rehabilitasyonun da olduğu tam donanımlı bir sağlık merkezi olarak faaliyet gösterecek. Merkez engelli bireyler ile gazilere de hizmet verecek. Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin yapılacağı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu ile masaj üniteleri yer alıyor.
]]>
Hatay’da depremin ilk günlerinde enkaz altındaki vatandaşları yaşatmak amacıyla görev alan sağlıkçı Havva Aydanur Ertuğrul, asrın felaketinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen afetzede vatandaşlara umut olmaya devam ediyor.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay yerle bir olmuş 25 bine yakın insan vefat etmişti. Afetin ilk saatlerinden itibaren Türkiye’nin dört bir yanından kurtarma ekipleri ve sağlık çalışanları bölgeye yardıma koşmuştu. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli 38 yaşındaki Acil Tıp Teknisyeni Havva Aydanur Ertuğrul, asrın felaketinin ilk saatlerinden itibaren bölgedeki afetzede vatandaşların hayata tutundurmak için mücadele etti. Depremin 3. gününde enkazdan kurtarılan Gürkan Öztürk, üniversite sınavı için sağlıkçı Ertuğrul’dan kitap istemişti. Kendisinden istenen kitapla beraber bölgede seferberlik başlatan Ertuğrul, kurucusu olduğu Ülkem Kitap Okuyor Derneği aracılığıyla afet bölgesine 21 çadır okul açtı ve 7 bin 700’den fazla öğrenciye 100 binden fazla kitap ulaştırdı. Deprem bölgesinde vatandaşların sadece eğitimine destek olmakla kalmayan iyilik meleği Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Ertuğrul, asrın felaketinde evi yıkılan Yağar ailesi içinde ev yaptırma kararı aldı. Derneği aracılığıyla Yağar ailesine Antakya ilçesi Maşuklu Mahallesi’ne ev yaptırma sürecini başlatan ATT Ertuğrul, yaptıklarıyla afetzede vatandaşların takdirini topladı.
Yeni yuvası için destek olan yardım meleği Sağlıkçı Havva’ya teşekkürlerini dile getiren Sibel Yağar, “Ben kızıma 1 saniye bile geç kalsam bilgi kızım vefat etmişti. Kızımın elini tutup çekmemle kolonun yıkılması bir oldu. Çok şükür kızıma bir şey olmadı, evim depremde yıkıldı. Rabbim Havva hanım başta olmak üzere yardım edenlerden binlerce kez razı olsun. Destek veren herkesten rabbim razı olsun” dedi.
“Sözümü hem gençlerimiz için hem de hayalleri enkazda kalan tüm afetzedeler için tutmaya özen gösteriyorum”
Asrın felaketinin ilk saatlerinden itibaren bölgede görev almaya başladığını belirterek Havva Aydanur Ertuğrul, “Depremin ilk dakikalarında yola çıkan ekiplerden bir tanesiyim. Hatay’da depremzedelerle birlikte ıslanan onlarla birlikte depremin ilk şokunu yaşayan sağlıkçılardan bir tanesiyim. Depremzedelerle gönül bağı kurdum ve 1 yıldır depremzedelerle Hatay’da hem eğitime hem de yardım işlerine destek olmaya çalışıyorum. Depremin 3. gününde Gürkan isimli bir çocuğumuz enkazdan çıktı ve kitaplarım enkazda kaldı diye üzüldü. Ben ona bir söz verdim, sen iste sana kitap yığarım dedim. Bu sözümü hem gençlerimiz için hem de hayalleri enkazda kalan tüm afetzedeler için tutmaya özen gösteriyorum. Arkamda çok güçlü bir ekibim var” dedi.
Afet bölgesinde 7 bin 700’den fazla öğrenciye 100 binden fazla kitap ulaştırdığını ifade eden Ertuğrul, “100 binden fazla kitabı 7 bin 700 ‘den fazla çocuğa ulaştırdık. 21 tane çadır okul açtık. Okullarımızı açtığımızda o çocukların kitap, kırtasiye, forma ve ayakkabı gibi ihtiyaçlarını karşıladık. Bir çadıra gittiğimizde, bizden ne istersiniz dedik. Bir evladımızın annesi kışlık kıyafet getirebilirmisiniz soğuk oluyor dedi. Çocuğumuz; oyuncak, kitap ve çikolata istemiyordu. Sana ne yapalım dediğimde ‘ben çok üşüyorum bana ev yapın’ dedi. Nur’a bir söz verdik ve sözümüzü tutmaya gayret gösteriyoruz. Şuanda depremzede ailemize ev yapıyoruz. Bir hayalimiz var, biz bu evde Nur’la birlikte kitap okumak istiyoruz” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, hemşirelerin sağlık sisteminde iş yükünün çok fazla olduğunu belirterek, “Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” dedi.
Sağlık-Sen tarafından, Memur-Sen Genel Merkezi’nde ‘Hemşirelik Mesleğine İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda, ‘Hemşirelikte Eğitim’, ‘Yetkinlik ve Yeterlilik’, ‘Hemşirelik Mevzuatının Günümüz Hemşirelik Hizmetleri Sunumuna Uygunluğu’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Saha Uygulamaları ve Eksiklikler’, ‘Hemşirelikte Kariyer Basamakları’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Performansa Dayalı Ücret Politikaları’, ‘Hemşirelikte Mesleki İletişim ve Saygınlık’, ‘Hemşirelikte İstihdam İhtiyacı ve Sendikal Beklentiler’ konuları olmak üzere 7 başlık üzerinde duruldu.
‘HEMŞİRELİK YILLARDIR GERİDEN GELİYOR’
Çalıştayda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, dünyadaki en tecrübeli hemşirelerin Türkiye’de bulunduğunu söyledi. Doğan, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri en üst seviyede alması için gayret gösterdiklerini belirterek, “Sağlıkta 39 ayrı branş var. Her bir meslek kendine özgü meslekler. Hemşirelik mesleğini ön planda tutmadığımız için yıllardır hemşirelik mesleği geriden geliyor, özlük hakları geriden geliyor. Yoğun bakımda bir hastaya, hasta yakını dokunamazken hemşire arkadaşlarımız 7 gün 24 saat ilgileniyor. Çocuk servisinde yeni doğmuş bir bebeğe annesi bile dokunmaktan korkarken hemşire arkadaşımız damar yolu açıyor. Gerçekten zor şartlarda görev yapıyoruz. Bu çalıştaydan çıkan sonucu tüm yetkililerle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘NÖBET ÜCRETLERİ ALT SEVİYELERDE’
Doğan, toplu sözleşme sürecinde hemşirelerin temel sorunlarını masaya yatırdıklarını ifade etti. Toplu sözleşmede elde edilen iyileştirmelerin gerekli tüm meslek gruplarına yapılması için çaba sarf ettiklerinin altını çizen Doğan, “En azından ‘Yoğun bakımda çalışan veya Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımızın, hakkının burada verilmesi gerekiyor’ dedik ve taban ek ödeme katsayısının 5 puan artışını sağladık. Nöbet ücretlerinde de 10 puan artış sağladık, fakat bunlar kesinlikle yeterli değil. Yoğun bakımda yanımızda çalışan bir işçi arkadaşımızın nöbet ücreti yüksek seviyelerde. Hemşire arkadaşımızın nöbet ücreti ise alt seviyelerde. Bu kesinlikle adil bir durum değildir” açıklamasında bulundu.
‘ALIN TERİ DÖKÜYORUZ AMA KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ’
Daha önce nöbet ücretlerindeki sorunları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a ilettiklerini aktaran Doğan, “Sayın Bakanımızdan bu konuda destek istiyoruz. Hemşirelerin gece nöbet ücretlerinin arttırılması gerekiyor. Biz ailemizi bırakarak nöbetlere geliyoruz. Nöbetlerde alın teri döküp emek harcıyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Biz nöbet ücretinin artırılması için gece çalışma tazminatının verilmesi için çalışıyoruz” dedi.
Hemşirelik mesleğinde ücrette adaletin sağlanması gerektiğini kaydeden Doğan, “Hakkaniyeti ve adaleti sağlamak için yoğun bakımda çalışan hemşireyle hemşirelik yapmayan hemşire aynı maaşı almamalı. Hemşirelik mesleğini icra etmeyen birine hemşirelik maaşı verilmemesi gerekiyor” dedi.
Doğan, sağlık alanında yapılacak 35 bin atamanın hemşirelerin iş yükü dikkate alınarak yapılması gerektiğini de dile getirerek, “İş yükümüz gerçekten çok fazla. Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” diye konuştu. (DHA)
]]>
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, hemşirelerin sağlık sisteminde iş yükünün çok fazla olduğunu belirterek, “Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” dedi.
Sağlık-Sen tarafından, Memur-Sen Genel Merkezi’nde ‘Hemşirelik Mesleğine İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda, ‘Hemşirelikte Eğitim’, ‘Yetkinlik ve Yeterlilik’, ‘Hemşirelik Mevzuatının Günümüz Hemşirelik Hizmetleri Sunumuna Uygunluğu’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Saha Uygulamaları ve Eksiklikler’, ‘Hemşirelikte Kariyer Basamakları’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Performansa Dayalı Ücret Politikaları’, ‘Hemşirelikte Mesleki İletişim ve Saygınlık’, ‘Hemşirelikte İstihdam İhtiyacı ve Sendikal Beklentiler’ konuları olmak üzere 7 başlık üzerinde duruldu.
‘HEMŞİRELİK YILLARDIR GERİDEN GELİYOR’
Çalıştayda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, dünyadaki en tecrübeli hemşirelerin Türkiye’de bulunduğunu söyledi. Doğan, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri en üst seviyede alması için gayret gösterdiklerini belirterek, “Sağlıkta 39 ayrı branş var. Her bir meslek kendine özgü meslekler. Hemşirelik mesleğini ön planda tutmadığımız için yıllardır hemşirelik mesleği geriden geliyor, özlük hakları geriden geliyor. Yoğun bakımda bir hastaya, hasta yakını dokunamazken hemşire arkadaşlarımız 7 gün 24 saat ilgileniyor. Çocuk servisinde yeni doğmuş bir bebeğe annesi bile dokunmaktan korkarken hemşire arkadaşımız damar yolu açıyor. Gerçekten zor şartlarda görev yapıyoruz. Bu çalıştaydan çıkan sonucu tüm yetkililerle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘NÖBET ÜCRETLERİ ALT SEVİYELERDE’
Doğan, toplu sözleşme sürecinde hemşirelerin temel sorunlarını masaya yatırdıklarını ifade etti. Toplu sözleşmede elde edilen iyileştirmelerin gerekli tüm meslek gruplarına yapılması için çaba sarf ettiklerinin altını çizen Doğan, “En azından ‘Yoğun bakımda çalışan veya Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımızın, hakkının burada verilmesi gerekiyor’ dedik ve taban ek ödeme katsayısının 5 puan artışını sağladık. Nöbet ücretlerinde de 10 puan artış sağladık, fakat bunlar kesinlikle yeterli değil. Yoğun bakımda yanımızda çalışan bir işçi arkadaşımızın nöbet ücreti yüksek seviyelerde. Hemşire arkadaşımızın nöbet ücreti ise alt seviyelerde. Bu kesinlikle adil bir durum değildir” açıklamasında bulundu.
‘ALIN TERİ DÖKÜYORUZ AMA KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ’
Daha önce nöbet ücretlerindeki sorunları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a ilettiklerini aktaran Doğan, “Sayın Bakanımızdan bu konuda destek istiyoruz. Hemşirelerin gece nöbet ücretlerinin arttırılması gerekiyor. Biz ailemizi bırakarak nöbetlere geliyoruz. Nöbetlerde alın teri döküp emek harcıyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Biz nöbet ücretinin artırılması için gece çalışma tazminatının verilmesi için çalışıyoruz” dedi.
Hemşirelik mesleğinde ücrette adaletin sağlanması gerektiğini kaydeden Doğan, “Hakkaniyeti ve adaleti sağlamak için yoğun bakımda çalışan hemşireyle hemşirelik yapmayan hemşire aynı maaşı almamalı. Hemşirelik mesleğini icra etmeyen birine hemşirelik maaşı verilmemesi gerekiyor” dedi.
Doğan, sağlık alanında yapılacak 35 bin atamanın hemşirelerin iş yükü dikkate alınarak yapılması gerektiğini de dile getirerek, “İş yükümüz gerçekten çok fazla. Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” diye konuştu.
]]>
Adana ve Mersin’deki şehir hastaneleri, imkanları ve ulaşım kolaylığı sayesinde 6 Şubat 2023’teki depremlerinin ardından 13 bin 741 afetzedeye tedavi imkanı sundu.
Adana ve Mersin’deki şehir hastanesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anından itibaren “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı devreye aldı.
Teknolojik altyapısı dolayısıyla kapasitesini 1,5 kat artırabilme yeteneğine sahip Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk etapta 780 yaralı depremzede helikopterle getirilerek tedavilerine başlandı.
Hastane yoğun bakım kapasitesi bir günde 237’den 380’e çıkarıldı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerin ardından toplam 5 bin 37 yaralının tedavi edildiği hastanede 2 bin 154 ameliyat gerçekleştirildi.
Başhekim Mehmet Volkan Harput, AA muhabirine, Kovid-19 sürecinde olduğu gibi 6 Şubat depremlerinde de Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde büyük rol üstlendiklerini söyledi.
Tüm sağlık çalışanlarıyla deprem bölgesinden getirilen hastalara üst düzey sağlık hizmeti sağladıklarını belirten Harput, “Depremin ilk saatlerinde helikopterlerle getirilen 780 hasta depremzede ve akabinde toplamda 5 bini geçen depremzedeye sağlık hizmeti verildi. Burada sadece sayıların çokluğu değil verilen sağlık hizmetinin niteliği de çok önemli. Bu depremzedelerimiz sağlıklarına kavuşturularak buradan taburcu edildi.” diye konuştu.
Harput, bölgedeki tek kamu hiperbarik ünitesine sahip olduklarını belirterek, ünitede 100’den fazla depremzede hastaya uygulanan tedaviyle uzuv kayıplarının önlendiğini dile getirdi.
Hastanenin 1300’den fazla deprem izolatörü üzerinde kurulmuş 5 bloktan oluştuğunu vurgulayan Harput, şöyle devam etti:
“Depremin ilk saatlerinden başlamak üzere tüm sağlık çalışanlarımız, doktorlarımız hiçbir talimat beklemeden hastanede görev başındaydılar. Berberinde bütün Türkiye’den sağlık çalışanları, doktorlar gönüllü olarak gelerek burada bize destek oldu.”
Mersin
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anından itibaren “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı devreye alan, yatak kapasitesini artıran Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi de helikopter pistinin bulunması ve Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’na bağlantısı sayesinde afetzede yaralıların ilk ulaştırıldığı hastanelerden biri oldu.
Hastane, Mersin Uluslararası Limanı’na 10 kilometre uzaklıkta olmasının avantajıyla Hatay’dan gemiyle gelen yaralılara da hızlı tedavi imkanı sundu.
Afetin ardından 8 bin 704 depremzedenin tedavi gördüğü Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 bin 181 ameliyat yapıldı.
Başhekim Bahar Aydınlı, afetten en çok etkilenen 11 kente en yakın konumlardan birinin Mersin olduğunu söyledi.
Hastanenin ulaşım konusundaki avantajının önemine değinen Aydınlı, “Hastanemizin üzerinde helikopter pistinin bulunması, kara yolu ulaşımının sağlanabilmesi, İskenderun Limanı’ndan hareket eden geminin yanaşabileceği ilk limanın burada olması dolayısıyla 8 binden fazla depremzedeye sağlık hizmeti sunduk.” dedi.
Aydınlı, daha önce tatbikatlarını yaptıkları “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı ilk kez uygulamaya koyduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Şehir hastanesi olmanın getirdiği artıları hemen kullandık. Hastanemizin açılışındaki yatak kapasitesi 1294. Tescilimizi 2 yıl önce 1340’a çıkardık. Depremin ikinci günü 1789 hastayı ağırladığımızı duyurmuştum. Biz 2 gün içerisinde yatak kapasitesini 500 esnetebildik. Bu durum, hastanenin fiziksel koşullarının sağladığı bir konfor aslında. Bakanlığımızın şehir hastaneleri projesi bunun için yapılmış.”
Büyük özveriyle çalışan sağlık personelini kutlayan Aydınlı, çalışanların ailelerini evde bırakıp hastalara bakmayı sürdürdüğünü anlattı.
“Depremde test ettik, şehir hastaneleri iyi ki varmış”
Aydınlı, depremzedelere hizmet etmeye devam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“O dönemde amputasyon yaptığımız hastalarımızın artık ortez ve protezlerini yapıyoruz. O pilot hastanelerden biriyiz. Onları tekrar hayata kazandırmaya çalışıyoruz. Psikiyatri hekimlerimizin oluşturduğu gruplarla onlara psikoterapi desteği veriyoruz. Allah bir daha göstermesin ama Mersin Şehir Hastanesi olarak pandemi ve depremde test ettik, şehir hastaneleri iyi ki varmış. Biz, vatandaşımızın tedaviye ulaşabilmesini sağlamışız. Teknik altyapı, çalışılabilir alan ve fiziki yeterlilik çok önemli. Kimseyi dışarıda koymadık, herkesi bağrımıza bastık ve tedavi etmeye çalıştık.”
Bünyelerindeki hiperbarik ünitesi sayesinde enkazdan çıkarılan yaralıların uzuv kayıplarının önlenmesine katkı sağladıklarının altını çizen Aydınlı, deprem döneminde hiperbarik tedavisini 24 saat aralıksız verdiklerini kaydetti.
]]>
Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırseverler işbirliğinde 2023 yılı ilçeye sağlık hizmetleri noktasında önemli yatırımların kazandırıldığı bir yıl oldu.
2023 yılı Selçuklu’da sağlık yatırımları açısından birçok açılış, temel atma ve işbirliği protokollerinin imzalandığı bir yıl oldu. Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırseverlerin katkısı ile ilçenin farklı noktalarında birçok sağlık hizmeti hayata geçirildi. Bu çalışmalar içerisinde yer alan Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları önemli yer tutuyor. Yapılan yatırımlar, ilçenin sağlık altyapısının güçlenmesine katkı sağlayacak. Yıl içerisinde yapımı tamamlanan Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi, Selçuklu Aile Gelişim Merkezi, Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya Aile Sağlığı Merkezi, 12 No’lu Saliha Hayati Güvenç 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun resmi açılışı gerçekleştirilirken, yapımı devam eden Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, Sağlıklı Hayat Merkezi ve yapımı tamamlanıp faaliyete geçmeyi bekleyen Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi ile beraber Selçuklu Belediyesi 2024 yılında da sağlık hizmeti faaliyetlerini sürdürecek.
“Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi bölgenin sağlık alanındaki ihtiyacını karşılıyor”
2023 yılı içerisinde yapımı tamamlanıp resmi açılışı gerçekleştirilerek hizmete sunulan Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi, 4 kattan oluşuyor. Tesisin bodrum katında 1 adet sığınak ve 1 adet teknik oda yer alıyor. Zemin katta Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bulunuyor. Aile sağlığı merkezinde 4 adet aile hekim odası, 4 adet hemşire odası, 1 adet bebek ve gebe izlem odası, 1 adet acil müdahale odası, 1 adet kan alma odası ve 1 adet de mutfak yer alıyor. Zemin katta bulunan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda da acil servis bölümü, personel odaları, bekleme salonu ve ambulans garajı bulunuyor. Tesisin 1. katında ise Aile Gelişim Merkezi bulunmakta.
Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı
Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya’nın adının verildiği ve tek katlı olarak inşa edilen aile sağlığı merkezinde her biri 15 metrekare büyüklüğünde 6 adet muayene odası ve 6 adet de aile sağlığı çalışanı odası bulunuyor. Sağlık merkezinde ayrıca 1 adet tıbbi müdahale odası, 1 adet aşılama ve bebek – çocuk izlem odası, 1 adet gebe izlem ve aile planlaması odası, 1 adet emzirme odası ve 1 adet de mutfak yer alıyor. 2023 yılı içerisinde yapımı tamamlanıp resmi açılışı gerçekleşen merkezde 4 aile hekimi, 4 aile sağlığı çalışanı, 1 yardımcı sağlık personeli ve 1 de hizmetli personel görev yapıyor.
Arsası Selçuklu Belediyesi tarafından tahsis edilen ve yapımı hayırsever iş insanı Mehmet Güvenç tarafından yapılan 12 Nolu Saliha- Hayati Güvenç 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bölgenin sağlık alanındaki ihtiyacını karşılayacak. Bu çerçevede faaliyette bulunan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda acil servis bölümü, personel odaları, bekleme salonu ve ambulans garajı yer alıyor.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin yapımı sürüyor
Selçuklu Belediyesi tarafından Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin yapımı da devam ediyor. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi içerisinde 1 adet spor salonu, 4 gözlem ve tedavi odası, 1 psikolog odası, 1 ekip odası, 1 sosyal görüşme odası, 1 kütüphane, 9 atölye, 1 çok amaçlı salon, 1 doktor odası yer alacak. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ise 1 adet çok amaçlı salon, 1 adet röntgen odası, 1 kan alma odası, 1 adet mamografi odası, 1 adet laboratuvar, 2 adet üreme sağlığı ve muayene odası, 1 adet KETEM odası, 1 adet üreme ve KETEM danışma odası, 1 adet USG, 1 adet gebe sınıfı, 1 adet acil müdahale odası, 1 adet fiziksel aktivite koçu, 2 adet sigara bırakma odası, 3 adet fiziksel aktivite alanı – fizyoterapist, 1 adet pedagog, 2 adet diyetisyen, 1 adet ağız ve diş sağlığı, 1 adet ergoterapist, 2 adet psikolog, 2 adet sosyal hizmet odası, 2 adet çocuk gelişim odası ve 1 adet hasta eğitim odası ile vatandaşlara hizmet verecek.
Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi’nin yapımı tamamlandı
Selçuklu Belediyesi tarafından Ardıçlı TOKİ konutlarının yer aldığı alana çok amaçlı bir tesis olarak kazandırılan Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi bölgenin sağlık ve sosyal alandaki önemli ihtiyacını giderecek. Yapımı tamamlanan ve faaliyete geçmek için gün sayan Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi içerisinde Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Millet Kıraathanesi ve Muhtarlık Ofisi gibi donatılar bir arada yer alıyor. 2 katlı olarak planlanan tesisin zemin katı Aile Sağlığı Merkezi, bodrum katı ise 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Millet Kıraathanesi ve Muhtarlık Ofisi olarak hizmet verecek. – KONYA
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>