Rusya’da tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybeden muhalif lider Alexei Navalny, başkent Moskova’nın Maryino semtindeki kilisede düzenlenen cenaze töreninin ardından Borisovsky mezarlığında toprağa verildi.
Rusya’da tutuklu bulunduğu Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi’ndeki 3 numaralı cezaevinde 16 Şubat’ta yaşamını yitiren Rus muhalif lider Alexei Navalny için başkent Moskova’nın Maryino semtindeki Meryem Ana Kilisesi’nde cenaze töreni gerçekleştirildi. Rus polisinin yoğun güvenlik önlemi aldığı törene Navalny’nin annesi, babası, yakınları ve destekçilerinin yanı sıra ABD’nin Moskova Büyükelçisi Lynn Tracy, Almanya’nın Moskova Büyükelçisi Alexander Graf Lambsdorff, Fransa’nın Moskova Büyükelçisi Pierre Levy ve diğer birçok AB ülkesinin büyükelçileri ve diplomatları katıldı. 15-17 Mart’ta yapılacak devlet başkanlığı seçimi için adaylığını açıklayan ancak Rusya Merkez Seçim Komisyonu tarafından adaylıkları kabul edilmeyen Boris Nadezhdin, Daria Duntsova ve Yekaterinburg’un eski belediye başkanı muhalif Yevgeny Roizman da törene katılan isimler arasında yer aldı. Navalny’nin destekçileri, “Navalny, Rusya seninle, teşekkürler”, “Rusya özgür olacak”, “Putin’siz Rusya”, “Savaşa hayır”, 2Sevgi korkudan daha güçlüdür” şeklinde sloganlar atıldı. Navalny’nin cenazesinin kiliseye getirilmesiyle TSİ 14.00’te başlayan tören 15.00’te sona erdi. Navalny’nin tabutu, törenin ardından Borisovsky mezarlığına götürüldü. Cenaze aracı geçtiği sırada binlerce kişi yola kırmızı karanfil attı. Putin’in en sert muhalifi olarak bilinen Navalny, törenin ardından mezarlıkta toprağa verildi.
Rus polisinden gözaltı
Kilisedeki törene katılmak isteyen birçok kişinin metro ve toplu taşıma araçlarından geri çevrildiği, mezarlığa da gidemediği öğrenildi. Rus polisinin birkaç kişiyi de gözaltına aldığı aktarıldı.
Navalny kimdir?
Rus muhalefet lideri, yolsuzluk karşıtı aktivist ve avukat olan Alexei Navalny, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve yakın çevresinin yolsuzluk vakalarını araştırıyordu. Rusya’da 2020 yılında uçaktayken zehirlenen ve 2021’de tedavi gördüğü Almanya’dan Rusya’ya dönüşünde tutuklanan Navalny, 4 Ağustos 2023’te Rusya’daki muhaliflerin protestolarını organize etme, Rusya’da yasaklanan Yolsuzlukla Mücadele Vakfı üzerinden yasa dışı eylemler düzenleme, Putin ve Kremlin aleyhinde ifadeler ve “aşırılık” yanlısı eylemleri finanse etme suçlamalarından 19 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mart 2022’de dolandırıcılık ve mahkemeye itaatsizlik suçlamalarıyla 9 yıl hapis ve 1 milyon 200 bin ruble para cezasına çarptırılan Navalny için tutuklu bulunduğu süre içinde toplamda 5 farklı suçlamadan dava açılmıştı.
Ölümü
Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN) tarafından Navalny’nin ölümüne yönelik 16 Şubat’ta yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevindeki hükümlü Alexei Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi” ifadeleri kullanılmıştı.
Navalny’nin ölüm nedeni ilk olarak “ani ölüm sendromu” şeklinde açıklanırken, Rusya Soruşturma Komitesi kimyasal analiz için naaşının en az 14 gün daha ailesine teslim edilmeyeceğini belirtmişti. Navalny’nin eşi Yulia Navalnaya, “zehirlenme izleri kayboluncaya kadar eşinin naaşının bekletildiğini” iddia etmişti.
Yakınları ve Batılı ülkeler, Navalny’nin Putin’in emriyle öldürüldüğünü iddia ediyor. – MOSKOVA
]]>
Rusya’da hapishanede hayatını kaybeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhaliflerinden Aleksey Navalni’nin cenaze töreni bugün Moskova’da düzenlenecek.
Navalni’nin cenazesine saatler kala, ekibi töreni organize etmede zorluklarla karşılaştıklarını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, cenazeyi kiliseye götürecek cenaze arabası bulamadıklarını kaydetti.
Yarmysh, “Kim olduklarını bilmediğimiz kişiler morgları arayıp Aleksey’in cesedini almamaları için tehdit ediyor” dedi.
Cenaze töreninin bugün yerel saatle 14:00’te Moskova’nın Maryino bölgesindeki bir kilisede yapılması planlanıyor.
Navalni’nin cenazesi daha sonra yerel saatle 16.00’da yakındaki Borisovskoye Mezarlığı’na gömülecek.
Cenaze töreni Navalni’nin YouTube kanalından da canlı yayınlanacak.
Navalni, 16 Şubat’ta Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki bir hapishanesinde hayatını kaybetti. Navalni’nin hapsedilmesi siyasi bir hamle olarak görülüyordu.
Ekibi, Rusları cenaze törenine katılmaya teşvik ederek, iki konum arasındaki güzergahın haritasını paylaştı.
Ayrıca, Seul’den Roma’ya, Montreal’den Stockholm’e kadar yurt dışında Navalni için anma törenlerinin düzenleneceği yerlerin listesini de paylaştılar.
Bugün Moskova’da düzenlenecek cenaze törenine kaç kişinin katılacağı belirsiz.
BBC’ye konuşan Navalni’nin eski özel kalemi Leonid Volkov, Moskova’daki cenaze töreni sırasında olabileceklerden endişe duyduğunu söyledi.
“Korkarım yarın (Cuma günü) sürprizler olabilir… Açıkçası şu an, insanların Aleksey’e veda etmelerine gerçekten izin verip vermeyeceklerini bilmiyorum” dedi.
Volkov, Navalni’nin ekibinin cenaze töreninin yapıldığı kilisede sorun yaşanabileceğinden endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.
Mart 2015’te binlerce kişi suikast sonucu öldürülen muhalif politikacı Boris Nemtsov’a saygılarını sunmak için sokaklara döküldü, ancak Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başka bir muhalifi için şu an benzer bir kamusal cenaze törenine izin verilmesi pek olası değil.
Son yıllarda Rus yetkililer, her türlü muhalif eyleme karşı sert önlemler aldı. Navalni’nin ölümünü anma girişimleri sert bir tepkiyle karşılandı, insanların yaptıkları anıtlar kaldırıldı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Perşembe öğleden sonra sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, hem anma töreninin yapılacağı kilisenin hem de Navalni’nin defnedileceği mezarlığın yakınında çok sayıda polis ve kurulmayı bekleyen bariyerler görülüyordu.
Telegram kanalı RusNews ayrıca mezarlığın çevresindeki “her sokak lambasına” güvenlik kameralarının yerleştirildiğini söyledi.
Avukat ve insan hakları savunucularından oluşan bir grup, Navalni’nin cenazesine gitmeyi planlayanlar için sosyal medyada tavsiyelerde bulundu.
“ Hükümet yanlısı aktivistlerin” provokatif eylemlerde bulunabilecekleri konusunda uyarıda bulundu ve insanları dikkatli olmaya çağırdı:
“Tören sonrasında gözaltıların olabileceği akılda tutulmalı… Güvenlik güçlerinin gözüne batmayın, toplu taşıma araçlarını kullanmayın veya cenazeyi izleyen günlerde bürokratik işler için başvuruda bulunmayın.”
Tavsiyeler arasında, Navalni’nin fotoğrafının veya Rus yetkililer tarafından aşırılıkçı bir örgüt olarak ilan edilen, Navalni’nin kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın sembolünü taşıyan herhangi bir nesnenin taşınmamasını da var.
Bir hafta öncesine kadar yetkilileri oğlunun cesedini alıkoymakla suçlayan annesi Lyudmila dışında, Navalni’nin cenaze törenine hangi aile üyelerinin katılabileceği bilinmiyor.
Navalni’nin çocukları Daria (23) ve Zakhar (15) yurt dışında yaşıyor.
Eşi Yulia’nın şu anda Rusya’da yaşamadığı tahmin ediliyor, ancak Navalni’nin ekibiyle yaptığı çalışmalar ve eşinin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i suçlayan açıklamaları nedeniyle geri dönmesi halinde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.
Yetkililerin günlerdir Navalni’nin ekibinin muhalefet lideri için halka açık bir veda töreni düzenleme girişimlerini engellemeye çalıştığı bildiriliyor.
Salı günü Yarmysh, Navalni’nin ekibinin cenaze törenini düzenleyecek bir yer bulmakta zorlandığını söyledi. Yarmysh’in açıklamalarına göre, bazı cenaze evleri tamamen dolu olduklarını iddia ederken, diğerleri kendileriyle çalışmalarının “yasak” olduğunu kaydetti.
Navalny’nin eşi Yulia, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, cenazenin barışçıl mı geçeceğini yoksa polisin veda etmeye gelenleri gözaltına mı alacağını bilmediğini söyledi.
]]>
Rusya, tüketicilerin ve çiftçilerin artan talebi ve rafinerilerinde planladığı bakım çalışmaları öncesinde iç talebi karşılamaya yetecek yakıtı garanti altına almak için 1 Mart’tan itibaren petrol ihracatını altı ay süreyle askıya alacağını açıkladı.
Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak’ın duyurduğu karar, 2023 yılında Rusya’nın en büyük ihracatçıları arasında olan Türkiye’yi de etkileyecek.
Rus medya kuruluşu RBC’nin aktardığına göre Avrasya Ekonomik Birliği üyesi ülkelerin yanı sıra Moğolistan, Özbekistan ve Gürcistan’ın Rusya destekli iki ayrılıkçı bölgesi olan Güney Osetya ve Abhazya’ya yapılan ihracatlar karardan muaf tutulacak.
Interfax haber ajansına göre Başbakan Yardımcısı Novak, hükümetin yükselen petrol fiyatlarını telafi etmek için piyasadaki motorin arzını yüzde 16 oranında arttırmayı planladığını söyledi.
Kremlin’in 15-17 Mart arasında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde akaryakıt fiyatlarını dizginlemek istediği öne sürülüyor.
Rusya geçen yıl iç piyasasındaki fiyat yükselişlerini durdurmak için 21 Eylül-17 Kasım tarihleri arasında petrol ihracatını yasaklamıştı.
Rus ekonomi gazetesi Kommersant’ın haberine göre hükümet daha sonra 6 Ekim’de yasağı gevşeterek boru hattıyla motorin ihracatını yeniden başlattı.
Petrol satış yasağı 17 Kasım’da, yazlık dizel satış yasağı ise 22 Kasım’da tamamen kaldırıldı.
Uluslararası piyasalar nasıl etkilenebilir?
Şubat 2023’te Avrupa Birliği’nin (AB) uyguladığı yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından Rusya, petrol ihracatını Avrupa’dan Afrika ülkelerine yönlendirdi.
2023 yılında Rusya toplam 43,9 milyon ton benzin üretti ve bunun yaklaşık yüzde 13’ünü, yani 5,76 milyon ton petrol ihraç etti.
Bugün açıklanan ihracat yasağının sonucu olarak Rus tedarikinin uluslararası piyasalardan kaldırılması, Avrupa yakıt tedarikinin yeniden başlaması ve Çin ihracatının artmasına yol açabilir.
Türkiye en büyük ithalatçılar arasında
Rusya’nın kararının Türkiye’yi de etkilemesi bekleniyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa ülkelerinin Rus petrol ve doğalgaz ithalatının büyük bölümünü durdurmasının ardından Türkiye, Batı’da Rus enerjisinin en büyük ithalatçılarından oldu.
Çin ve Hindistan, Türkiye’den daha büyük miktarda ithalat yapsa da Ankara’nın Rus limanlarına yakınlığı, Türkiye’nin diğer alıcılardan daha fazla tasarruf ettiği anlamına geliyor.
Reuters’ın Aralık ayında LSEG verilerine ve şirketlerin tahminlerine dayanarak yaptığı hesaplamaya göre Türkiye ve Türk şirketleri, indirimli Rus petrolü ve rafine ürün ithalatını artırarak, 2023 enerji faturalarında yaklaşık 2 milyar dolar tasarruf sağladı.
Buna göre Rusya’nın Türkiye’ye ham petrol sevkiyatı Kasım 2023’te rekor seviyeye ulaşarak günlük 400 bin varile (bpd) yükseldi ve Rusya’nın geçen ay deniz yoluyla yaptığı toplam petrol ihracatının yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturdu.
Reuters’a göre Ankara, son dönemde Batı’nın yaptırımlarına rağmen Rusya’dan daha fazla alım yapmak için girişimlerini de artırdı.
Reuters’ın görüştüğü ticaret alanındaki kaynaklar, Rus petrol üreticisi Lukoil’in Azeri petrol şirketi SOCAR ile yaptığı anlaşma kapsamında SOCAR’ın Türkiye’deki STAR rafinerisinde günde 200 bin varile kadar petrol rafine etmeyi öngördüğünü ve böylece Türkiye’ye yapılan tedarikin artmasının beklendiğini aktarmıştı.
Moskova ve Ankara aynı zamanda Türkiye’de Rus gazı için bir merkez kurulmasını tartışıyor.
Bu plan Ankara’nın Avrupa’nın güneyinde önemli bir enerji dağıtım merkezi olma hedefi için önemli bir adımdı.
Reuters’a göre Rusya bu merkezi, Avrupa’dan gaz ihracatını yeniden yönlendirmenin ya da dolaylı olarak AB’ye gaz satmanın bir yolu olarak görüyor.
]]>
Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya- Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken Ukrayna’ya dayanışma için Kiev’e gelerek Gostomel Havalimanı’nda Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısı düzenledi. Ukrayna’ya destek açıklaması yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg ise, “Ukrayna NATO’ya katılacaktır” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken batılı liderler dayanışma göstermek amacıyla Ukrayna’nın başkenti Kiev’e geldi. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Polonya’dan gece treniyle Ukrayna’yı ziyaret etti. Ukrayna’ya destek gösteren liderler, İtalya’nın dönem başkanlığındaki G7 Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısı öncesinde Gostomel Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısında konuşan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bulundukları havalimanının Moskova’nın başarısızlığının ve Ukrayna’ın gururunun bir sembolü olduğunu ifade ederek, “Birkaç kişinin kahramanlığı tarihin akışını değiştirdi. Bunlardan biri de 2 yıl önce 24 Şubat’ta burada gerçekleşti” dedi.
“Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız”
Kanada Başbakanı Justin Trudeau da “Putin bu havaalanı gibi stratejik hedefleri kolayca ele geçirebileceğinden emindi. Rus kuvvetleri Gostomel Havaalanı’nı hızlıca ele geçirmeye çalıştı. Bugün buradaki barlığımız yanıldığını görebilirsiniz. Ukraynalılar ortak geleceğimiz için savaşıyor” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise saldırıların başladığı günden itibaren Ukrayna’yı savunan birlikleri överek “”Kiev güçlü durdu. Cesaretiniz Putin’in durdurdu. Kaçmadınız ya da ürkmediniz. Ukraynalı kahramanlardan oluşan küçük bir birlik, son nefesinize kadar savaşarak işgalcileri geri püskürttü. Rusya’nın Ukrayna’nın kalbine yönelik saldırısını durdurmayı başardınız. Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız” ifadelerini kullandı.
Belçika Başbakanı Alexander de Croo, son 2 yılın yıkım, can kaybı ve travma ve acıyı kabul ederek, “Ukrayna’nın müttefikleri Ukrayna hükümetiyle omuz omuza” dedi.
“İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı”
Holtomel’de sembolik bir alanda olduklarını dile getiren Zelenskiy ise, “Putin burada savaşı kazanmak istiyordu. İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı. Askerlerimiz Rus katillerin inişini yok ettiğinde dünya da en önemli noktayı gördü. Her kötülüğün yenilebileceğini ve Rus saldırganlığının bir istisna olmadığını gördü. Dünya henüz Ukrayna’ya inanmazken, Ukraynalılar savaşabileceklerini, direnebileceklerini devam edeceklerini kanıtladılar” ifadelerini kullandı. Zelenskiy, Ukrayna’yı destekleyen tüm arkadaşlarına teşekkür ederek, “Tüm zorluklara ve şüphelere rağmen dünyanın dikkati hala Ukrayna’da. Geleceğimiz kendi ellerimizde” dedi.
“Ukrayna NATO’ya katılacaktır”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg, “Rus tanklarının Ukrayna’ya girmesinin üzerinden 2 yıl geçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük savaşın başlangıcı” dedi. Savaşta ölen Ukraynalı askerleri nana Stoltenberg, “Savaş alanındaki durum son derece ciddi olmaya devam ediyor. Putin’in Ukrayna’ya hakim olma hedefi değişmedi ve barışa hazırlandığına dair hiçbir belirti yok. Çoğunun korktuğu gibi Ukrayna haftalar içinde çökmedi. Rusya tarafından ele geçirilen toprakların yarısını geri aldınız, Rusya’yı Karadeniz’in büyük bölümünden geri püskürttünüz ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiniz” ifadelerini kullandı. NATO müttefiklerinin Ukrayna’ya maddi ve manevi desteğinden bahseden Stoltenberg, “Bu savaşı Putin başlattı çünkü NATO’nun kapısını kapatmak ve Ukrayna’nın kendi yolunu seçme hakkını elinden almak istiyordu. Ancak tam tersini başardı, Ukrayna artık NATO’ya her zamankinden daha yakın” dedi.
Stoltenberg, konuşmasını “Ukrayna NATO’ya katılacaktır. Bu bir ‘eğer’ sorusu değil, ‘ne zaman’ sorusudur. Sizi o güne hazırlarken, NATO Ukrayna’nın yanında olmaya devam edecek” diyerek tamamladı. – GOSTOMEL
]]>
ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, Ukrayna’nın işgalinin ikinci yılında Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.
Bu yaptırımlar ayrıca, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünün üzerinden bir hafta sonra geldi.
Yaptırım nedir?
Uluslararası ilişkilerde yaptırım kavramı, genellikle bir ülkenin diğerine saldırgan davranmasını veya uluslararası hukuku ihlal etmesini önlemek için uyguladığı söylenen cezalardır.
Yaptırımlar, savaşa girmek dışında ulusların alabileceği en sert önlemler arasında yer alıyor ve diplomasinin önemli bir aracını teşkil ediyor.
Rusya’ya yönelik son yaptırımlar neler?
ABD, Ukrayna’yı işgali ve muhalif Aleksey Navalni’nin hapishanedeki ölümü nedeniyle Rusya’ya 500’den fazla yeni yaptırım getirdi.
100’e yakın firma veya kişiye ihracat kısıtlaması getirilecek. ABD Hazine Bakanlığı bunun, savaşın başlangıcından beri tek seferde en fazla yaptırım öngören paket olduğunu duyurdu.
İngiltere, Navalni’nin öldüğü Kuzey Kutbu’na yakın ücra bir bölgede yer alan hapishanenin altı yöneticisinin mal varlığını dondurdu ve İngiltere’ye girmelerini yasakladı.
İngiltere ayrıca Rusya’nın metal, elmas ve enerji ihracatına da yeni yasaklar getirdi.
Avrupa Birliği (AB) de 200 şirket ve kişiye yönelik yaptırımlar açıkladı. Moskova bu karara daha fazla AB yetkilisinin Rusya’ya girişini yasaklayarak karşılık verdi.
Yaptırım getirilenler arasında, Kuzey Kore savunma bakanı da dahil olmak üzere, Kuzey Kore silahlarının Rusya’ya nakliyesinde yer alan 10 Rus şirketi ve kişi de yer alıyor.
Rusya’ya şimdiye kadar hangi yaptırımlar uygulandı?
Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, İngiltere ve AB’nin yanı sıra Avustralya, Kanada ve Japonya gibi ülkeler de Rusya’ya 16.500’den fazla yaptırım getirdi.
Yaptırımlarla Rusya’nın ekonomisini hedef aldılar.
Rusya’nın toplam döviz rezervlerinin yaklaşık yarısı olan 350 milyar dolar değerindeki döviz rezervi donduruldu.
AB, Rus bankalarının varlıklarının yaklaşık %70’inin de dondurulduğunu ve bazılarının Swift işlemlerinin dışında tutulduğunu söylüyor.
Batılı ülkeler ayrıca:
Rusya’nın petrol endüstrisi de hedef alındı.
ABD ve İngiltere, Rusya’dan petrol ve doğalgaz ithalatını yasakladı. AB, ham petrol ithalatını yasakladı.
G7 ülkeleri, kazancını azaltma amacıyla Rus ham petrolüne varil başına en fazla 60 dolar ödeyeceğini açıkladı.
Hangi Batılı şirketler Rusya’dan ayrıldı?
McDonald’s, Coca-Cola, Starbucks ve Heineken dahil yüzlerce büyük firma Rusya’da satış ve üretim yapmayı bıraktı.
Ancak bazıları hâlâ Rusya’da iş yapıyor.
Örneğin PepsiCo, Rusya’da gıda ürünleri satmaya devam etmekle suçlanıyor. Ayrıca BBC, ABD’li kozmetik firması Avon’un Moskova yakınlarındaki bir fabrikada üretim yaptığını ortaya çıkardı.
Rus pazarından çıkış, şirketler için oldukça zorlu başlıklardan birisi haline geldi.
Rusya yaptırımlardan nasıl sıyrıldı?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Biz büyüyoruz, onlar ise düşüş yaşıyor” sözleriyle, Avrupa yaptırımlarının Rusya’ya zarar vermediğini iddia etti.
ABD’li bir düşünce kuruluşu olan Atlantic Council’e göre Rusya, yurt dışına G7’nin tavan fiyatından daha yüksek fiyata petrol satmayı başardı.
Yaklaşık 1.000 tankerden oluşan bir “gölge filonun” bu petrolü taşımak için kullanıldığı söyleniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı, Rusya’nın hâlâ günde 8,3 milyon varil petrol ihraç ettiğini, Hindistan ve Çin’e yönelik satışı artırdığını söylüyor.
King’s College London’daki araştırmacılara göre Rusya, pek çok yaptırıma tabi Batı ürününü Gürcistan, Belarus ve Kazakistan gibi ülkelerden satın alarak da temin edebiliyor.
ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Dr. Maria Snegovaya, Çin’in Batı’da üretilenlere alternatif yüksek teknolojili ürünler açısından hayati bir tedarikçi olduğunu söylüyor.
“Çin, askeri üretimini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu çipleri ve diğer bileşenleri satıyor” diyor. “Rusya, Çin’in yardımı olmadan bunu başaramazdı.”
Yaptırımların Rus ekonomisi üzerindeki etkisi ne oldu?
Uluslararası Para Fonu’na göre, savaşın ilk yılı olan 2022’de Rusya ekonomisi %2,1 oranında küçüldü.
Ancak Rusya ekonomisinin 2023’te yüzde 2,2 büyüdüğünü tahmin eden kuruluş, 2024’te ise yüzde 1,1 büyüme öngörüyor.
Yine de ABD Hazinesi, yaptırımların Rusya’ya zarar verdiğini, son iki yılda elde etmiş olabileceği ekonomik büyümeden %5 kesintiye yol açtığını iddia ediyor.
Ancak Dr. Snegovaya şu yorumu yapıyor: “Yaptırımlar Rusya’ya savaşı durduracak kadar pahalıya patlamadı ve bu da Rusya’nın bir süre daha savaşa devam edebileceği anlamına geliyor.”
ABD Hazinesi ayrıca Ukrayna’daki savaş ve yaptırımların çoğu genç ve iyi eğitimli bir milyondan fazla insanın Rusya’yı terk etmesine yol açtığını söylüyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı’na göre, Rusya hükümeti Ukrayna’daki savaşı finanse etmek için sağlık harcamalarını da kısıyor.
Düşünce kuruluşu Chatham House’tan James Nixey, “Bu durum çoğunlukla kırsal bölgelerdeki insanları etkiliyor” diyor. “Hükümet, ayaklanmalara neden olabilecek büyük şehirler yerine oralarda kesinti yapıyor.”
]]>
İngiltere, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin hayatını kaybettiği cezaevinden sorumlu 6 Rus yetkiliye yaptırım uygulama kararı aldı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en sert muhalifi olarak nitelendirilen Alexei Navalny’nin 16 Şubat’ta tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin yankıları sürüyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Navalny’nin öldüğü Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi’ndeki 3 numara cezaevinin 6 yetkilisine yaptırım kararı alındığı duyuruldu. Bu çerçevede cezaevinden sorumlu Vadim Konstantinovich Kalinin ve diğer cezaevi yetkilileri Sergey Nikolaevich Korzhov, Vasily Alexandrovich Vydrin, Vladimir Ivanovich Pilipchik, Aleksandr Vladimirovich Golyakov ve Aleksandr Valerievich Obraztsov’un İngiltere’deki mal varlıklarının dondurulacağı ve ülkeye girişlerinin yasaklanacağı ifade edildi.
İngiltere Navalny’nin ölümü nedeniyle yaptırım uygulayan ilk ülke oldu
Açıklamada, “İngiltere, Navalny’nin naaşının derhal ailesine teslim edilmesi, tam ve şeffaf bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyor. Navalny’nin durumu, 3 yıllık hapis hayatı boyunca kötüleşmişti. Navalny, hapishanede tutulduğu süre tıbbi tedaviden de mahrum bırakıldı. İngiltere, hayatını Rus sisteminin yolsuzluğunu ortaya çıkarmaya adayan, özgür ve açık siyaset çağrısı yapan, Kremlin’den hesap sormaya adayan siyasi mahkum Navalny’nin ölümüne karşılık yaptırım uygulayan ilk ülke oldu” denildi.
“Rus yetkililerin Navalny’yi defalarca susturmaya çalıştıkları açık”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ise açıklamasında, “Rus yetkililerin Navalny’yi bir tehdit olarak gördükleri ve onu defalarca susturmaya çalıştıkları açık. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlileri, Navalny’i 2020’de Novichok ile zehirledi, barışçıl siyasi faaliyetleri nedeniyle hapse attı ve Arktik’teki (Kuzey Kutup Dairesi) bir ceza kolonisine gönderdi. Hiç kimse Rus sisteminin baskıcı doğasından şüphe duymamalı. Bu nedenle bugün Navalny’nin son aylarını geçirdiği ceza kolonisinden sorumlu en üst düzey hapishane yetkililerine yaptırım uyguluyoruz. Navalny’ye yapılan acımasız muamelenin sorumluları hiçbir yanılgıya kapılmamalı, onları bundan sorumlu tutacağız” ifadelerini kullandı.
Batılı liderler, Navalny’nin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i sorumlu tutuyor. ABD’nin de Navalny’nin ölümü ve Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle Rusya’ya karşı cuma günü yaptırım paketi açıklaması bekleniyor.
Daha önce uçakta zehirlenmişti
Rus muhalefet lideri, yolsuzlukla mücadele aktivisti ve avukat olan Alexei Navalny, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve yakın çevresinin yolsuzluk vakalarını araştırıyordu. Rusya’da 2020 yılında uçaktayken zehirlenen ve 2021’de tedavi gördüğü Almanya’dan Rusya’ya dönüşünde tutuklanan Navalny, 4 Ağustos 2023’te Rusya’daki muhaliflerin protestolarını organize etme, Rusya’da yasaklanan Yolsuzlukla Mücadele Vakfı üzerinden yasa dışı eylemler düzenleme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin aleyhine sözler kullanma ve “aşırılık” yanlısı eylemleri finanse etme suçlamalarıyla 19 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mart 2022’de dolandırıcılık ve mahkemeye itaatsizlik suçlamalarıyla 9 yıl hapis ve 1 milyon 200 bin ruble para cezasına çarptırılan Navalny için tutuklu bulunduğu süre içinde toplamda 5 farklı suçlamadan dava açılmıştı.
Ölüm nedeni belirsiz
Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN) tarafından Navalny’nin ölümüne yönelik 16 Şubat’ta yapılan ilk açıklamada, “3 No’lu cezaevindeki hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi” ifadeleri kullanılmıştı.
Navalny’nin ölüm nedeni ilk olarak “ani ölüm sendromu” şeklinde açıklanırken, Rusya Soruşturma Komitesi kimyasal analiz için naaşının en az 14 gün daha ailesine teslim edilmeyeceğini belirtmişti. Navalny’nin eşi Yulia Navalnaya, “zehirlenme izleri kayboluncaya kadar eşinin naaşının bekletildiğini” iddia etmişti. – LONDRA
]]>
Rusya’nın işgaliyle başlayan Ukrayna’daki savaşın üzerinden iki yıl geçti. Bugün, savaşın yakın zamanda biteceğini söylemek bir hayli güç.
Ne Ukrayna ne Rusya, ne de her iki tarafın da önemli müttefikleri için barış anlaşması zemini oluşmuş görünmüyor.
Kiev yönetimi, uluslararası alanda tanınan sınırlarının yeniden tesis edilmesi ve Rus birliklerinin ülkeden çıkarılması konusunda kararlı bir tutum sergiliyor. Moskova yönetimi ise Ukrayna’nın gerçek bir ülke olmadığını ve Rus güçlerinin amaçlarına ulaşana kadar savaşa devam edeceğini savunuyor.
Şu ana kadar neler olduğuna, çatışmaların gelecekte nereye doğru gidebileceğine baktık.
Kim kazanıyor?
Kış boyunca devam eden şiddetli çatışmalar nedeniyle her iki tarafta da çok sayıda can kaybı yaşandı.
Bin kilometre boyunca uzanan cephe hattının şekli 2022 sonbaharından bu yana çok az değişti.
İki yıl önceki geniş çaplı işgalden sonraki birkaç ay içinde Ukrayna, Rus güçlerini kuzeyden ve başkent Kiev çevresinden geri püskürttü. Aynı yılın sonlarında doğu ve güneydeki geniş toprak parçalarını da geri aldı.
Ancak şimdi Rus güçleri güçlü tahkimatlarla bölgeye yerleşmiş durumda. Ukraynalılar ise cephanelerinin azaldığını söylüyor.
Kısa süre önce ve Kremlin yanlısı bazı Rus askeri blog yazarları da dahil olmak üzere pek çok kişi askeri bir çıkmazdan söz ediyor.
Ukrayna birlikleri Şubat ortasında uzun süredir mücadele verdikleri ülkenin doğusundaki Avdiivka kasabasından çekildi.
Rus güçleri, potansiyel olarak daha derin bir işgalin önünü açabileceğinden dolayı bunu büyük bir zafer olarak gördü. Çünkü Avdiivka stratejik bir konuma sahip.
Kiev, geri çekilmenin askerlerinin hayatını korumayı amaçladığını, kuvvetlerinin sayıca ve silahça üstün olduğunu söyledi.
Bu, Rusya’nın geçtiğimiz Mayıs ayında Bahmut’u ele geçirmesinden bu yana elde ettiği en büyük kazanım olarak kayıtlara geçti. Ancak Avdiivka, 2014’ten beri Rus işgali altında olan Ukrayna şehri Donetsk’in sadece 20 km kuzeybatısında yer alıyor.
Bu denli küçük bir ilerleme, işgalin başında devlet propagandası olarak da yinelenen, askeri blog yazarlarının dile getirdiği başkent Kiev’i “üç gün içinde alma” hedefinden oldukça uzak.
Şu anda, Mart 2014’te ilhak edilen Kırım ve Rusya’nın kısa süre sonra ele geçirdiği doğudaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinin büyük bir kısmı da dahil olmak üzere Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 18’i Rus işgali altında bulunuyor.
Ukrayna’ya destek azalıyor mu?
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’ne göre son iki yılda, Ukrayna’ya Avrupa Birliği kurumlarından yaklaşık 92 milyar dolar ve ABD’den Ocak 2024’e kadar 73 milyar dolar olmak üzere Ukrayna’ya büyük miktarlarda askeri, finansal ve insani yardım gönderildi.
Batı tarafından tedarik edilen tanklar, hava savunma sistemleri ve uzun menzilli toplar Ukrayna’ya önemli ölçüde yardımcı oldu.
Ancak müttefiklerin Ukrayna’yı ne kadar süreyle gerçekçi olarak destekleyebileceği tartışma konusuydu. Bu süre zarfında da yardım akışı azaldı.
ABD Kongresi’nde Ukrayna’ya yönelik 60 milyar dolarlık yeni bir yardım paketi iç siyasi çekişmelere takıldı.
Ukrayna destekçileri, Donald Trump’ın Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde Beyaz Saray’a geri dönmesi halinde ABD’nin desteğinin kesilmesinden endişe ediyor.
AB’de ise Putin müttefiki Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna’yı desteklemeye açıkça karşı çıkıyor. Orban ile yapılan uzun tartışma ve pazarlıkların ardından AB, Şubat ayında .
Öte yandan AB, Mart 2024 sonuna kadar Kiev’e vermeyi hedeflediği bir milyon top mermisinin sadece yarısını teslim edebilecek gibi duruyor.
Rusya’yı destekleyenler arasında Ukrayna’nın komşusu Belarus da var. Minsk yönetimi Rus birliklerinin Ukrayna’ya erişmesi için topraklarını ve hava sahasını kullanmasına izin veriyor.
ABD ve AB, İran’ın Rusya’ya “Şahit” İnsansız hava araçları (İHA) tedarik ettiğini söylüyor. Tahran ise Rusya’ya savaştan önce az sayıda İHA tedarik ettiğini kabul ediyor.
İHA’ların Ukrayna’daki hedefleri vurmada etkili olduğu kanıtlandı. Savaşta, hava savunma sistemlerinden kaçma yetenekleri nedeniyle İHA’lar, her iki taraftan da talep görüyor.
Yaptırımlar Batılı ülkelerin umduğu kadar işe yaramadı ve Rusya hala hem petrolünü satmayı hem de askeri sanayisi için parça ve bileşen tedarik etmeyi başarıyor.
Çin’in her iki tarafa da silah sağladığı düşünülmüyor. Pekin, bu savaşta genel olarak dikkatli bir diplomatik çizgi izledi, Rus işgalini kınamadı ama Moskova’yı askeri olarak da desteklemedi. Ancak Pekin ve Hindistan, Rus petrolünü satın almaya devam etti.
Hem Rusya hem de Ukrayna, Afrika ve Latin Amerika’ya yaptıkları çok sayıda diplomatik ziyaretle gelişmekte olan ülkelere iyi ilişkiler geliştirmek için de büyük çaba sarf etti.
Rusya’nın hedefleri değişti mi?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hala Ukrayna’nın tamamını istediğine dair yaygın bir inanış söz konusu.
Rusya Devlet Başkanı, ABD’li talk şov sunucusu Tucker Carlson’a verdiği son , tarih ve çatışma hakkındaki görüşlerini bir kez daha dile getirdi.
Putin, uzun zamandır, güçlü kanıtlar sunmadan, Ukrayna’daki sivillerin (özellikle de doğu Donbas bölgesindeki) Rusya’nın korumasına ihtiyaç duyduğunu savunuyor.
Rus lider, savaştan önce Ukrayna’nın egemen bir devlet olarak varlığını reddeden uzun bir makale yazdı ve Ruslar ile Ukraynalıların “tek bir halk” olduğunu söyledi.
Putin, Aralık 2023’te Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı operasyona ilişkin hedeflerinin değişmediğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı, bu hedefler arasında aşırı sağın etkisini işaret eden ve asılsız iddialara dayanan “denazifikasyon” fikrinin ya da başka bir deyimle “Nazilerden arındırmanın” da dahil olduğunu ifade etti.
Putin ayrıca “askerden arındırılmış tarafsız” bir Ukrayna istediğini söylüyor, NATO’nun nüfuz alanını doğuya doğru genişletmesine karşı çıkmaya devam ediyor.
Bağımsız bir devlet olarak Ukrayna hiçbir zaman herhangi bir askeri ittifaka dahil olmadı. Avrupa Birliği’ne katılmak siyasi hedefleri arasındaydı ve NATO ile daha yakın bir ittifak kurmak için görüşmeler yapıyordu. Kiev’in bu iki hedefi de şimdi, savaşın başlangıcına oranla daha yakın ihtimaller gibi görünüyor.
Kiev yönetiminin bu hedefleri ülkenin devlet yapısını güçlendirme ve Sovyetler Birliği’ni bir şekilde yeniden kurmaya yönelik jeopolitik projelerin içine çekilmesini engelleme amaçları taşıyordu.
Savaş nasıl sona erebilir?
Siyasi ve askeri analistler, iki tarafın da teslim olmaya niyetli görünmediği ve Putin’in iktidarda kalmayı sürdüreceği göz önüne alındığında, savaşın uzun süre devam edeceğini tahmin ediyor.
Küresel güvenlik düşünce kuruluşu Globsec, farklı sonuçların olasılığını değerlendirmek için çok sayıda uzmanın görüşlerini bir araya getirdiği bir çalışmaya imza attı.
Bu çalışmada ortaya çıkan en olası senaryo, 2025 sonrasına uzanan bir yıpratma savaşında, her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve Ukrayna’nın müttefiklerinin silah tedarikine bağımlı kalmaya devam edeceği yönünde.
İkinci en olası senaryo ise Orta Doğu, Çin- Tayvan ve Balkanlar gibi dünyanın diğer bölgelerinde çatışmaların yaşanmasıyla birlikte Rusya’nın gerilimi tırmandırmak istemesi oldu.
Her ikisi de eşit derecede olası görülen diğer iki senaryo ise ya Ukrayna’nın bazı askeri ilerlemeler kaydetmesi ancak savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamaması; ya da Ukrayna’nın müttefiklerinin Kiev’e verdiği desteği azaltarak ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için baskı yapmaları yönünde oldu.
Ancak hem ABD başkanlık seçimlerinin potansiyel etkisi hem de İsrail-Hamas çatışması başta olmak üzere diğer savaşların Ukrayna ve Rusya’nın destekçilerinin önceliklerini ve bağlılıklarını nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.
Çatışma daha da yayılabilir mi?
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Şubat ortasında yaptığı konuşmada “yapay” olarak tanımladığı ülkesinin silah açığının Putin’e yaradığını öne sürdü.
Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan Zelenskiy, Batı’nın Putin’e karşı durmaması halinde Moskova yönetiminin önümüzdeki birkaç yılı daha pek çok ülke için “felaket” haline getireceğini savundu.
İngiltere’nin savunma konularında önde gelen düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI), Rusya’nın ekonomisini ve savunma sanayisini başarılı bir şekilde askeri üretime geçirdiğini ve uzun bir savaşa hazırlandığını söylüyor. RUSI, Avrupa’nın ise buna ayak uyduramadığı görüşünde. Polonya Dışişleri Bakanı da aynı endişeyi dile getirdi.
Avrupa ülkeleri (Almanya Dışişleri Bakanı ve Estonya İstihbarat Servisi’nin uyarıları da dahil) son zamanlarda Rusya’nın önümüzdeki on yıl içinde bir NATO ülkesine saldırabileceğine dair korkularını dile getirdi.
Bu durum NATO ve AB’yi hem askeri kabiliyetler hem de toplumların çok farklı bir dünyada yaşamaya hazır olmaları açısından gelecek planlamalarını hızlandırmaya itti.
]]>
Bir düşünce kuruluşunun hazırladığı rapora göre Rusya, stratejik öneme sahip doğal kaynaklara erişim karşılığında, Afrika’daki hükümetlere “rejimi ayakta tutma” konusunda destek sağlıyor.
Savunma ve güvenlik alanındaki çalışmalarıyla bilinen İngiltere merkezli düşünce kuruluşu RUSI’nin hazırladığı rapor, “Wagner Afrika’da: Rus paralı asker grubu nasıl yeniden şekillendi?” başlığını taşıyor.
Rus hükümetinin iç belgeleri, Batılı şirketleri stratejik öneme sahip bir bölgeden uzaklaştırmak amacıyla Batı Afrika’daki madencilik yasalarını değiştirmek için nasıl çalıştığını da detaylandırıyor.
Bu çalışmalar, Rus hükümetinin Haziran 2023’te başarısız bir darbenin ardından dağılan Wagner paralı asker grubunun yaptığı işleri devralma sürecinin bir parçası.
RUSI’de kara savaşı uzmanı ve raporun yazarlarından biri olan Jack Watling bu durumu “Rus devletinin Afrika politikasının açığa çıkması” olarak nitelendiriyor.
Haziran 2023’te Yevgeni Prigojin muhtemelen dünyanın en korkulan ve en ünlü paralı askeriydi. Wagner Grubu milyarlarca dolar değerinde şirketi ve projeyi kontrol ediyor, paralı askerleri Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin merkezinde yer alıyordu.
Prigojin, Devlet Başkanı Vladimir Putin’i tehdit edecek şekilde askerleriyle Moskova’ya doğru yürüyüşe geçmesi ardından Wagner grubu liderlerinin büyük bir kısmıyla birlikte şüpheli bir uçak kazasında öldü.
Watling’e göre, “Prigojin’in isyanından kısa bir süre sonra Kremlin’de yapılan bir toplantıda Wagner’in Afrika operasyonlarının doğrudan Rus askeri istihbaratı GRU’nun kontrolü altına girmesine karar verildi”.
Kontrol, 29155 Birimi’nin başındaki General Andrey Averyanov’a verilecekti. Bu birim, yabancı hükümetleri istikrarsızlaştırma ve suikastlar konusunda uzmanlaşmış gizli operasyonları yürütüyordu.
Ancak General Averyanov’un yeni görevi hükümetleri istikrarsızlaştırmak değil, Rusya’nın madenlere erişimini sağlama karşılığında bu hükümetlerin geleceğini güvence altına almaktı.
Eylül ayı başında General Averyanov, Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov ile birlikte Afrika’daki eski Wagner operasyonlarını kapsayan bir tura başladı.
Libya’nın bir kısmını kontrol altında tutan General Halife Hafter, Burkina Faso’daki darbe lideri İbrahim Traoré ile görüştükten sonra, muhtemelen kıtadaki en köklü Wagner operasyonunun merkezi olan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne ve cunta liderleriyle görüşmek üzere Mali’ye gittiler.
Daha sonra geçen yıl Nijer’de darbe ardından iktidarı ele geçiren askerlerden biri olan General Salifou Modi ile görüştüler.
Toplantı tutanakları, Wagner’in kıtadaki ortaklarına, Prigojin’in ölümüyle anlaşmalarının sona ermediği konusunda güvence verildiğini gösteriyor.
Burkina Faso’daki görüşme tutanağı, askerlerin eğitimi de dahil olmak üzere “askeri alanda işbirliğinin devam edeceğini” gösteriyordu.
Kısacası Prigojin’in ölümü cuntanın Rusya ile ilişkilerinin sonu anlamına gelmiyordu; bazı açılardan daha da derinleşecekti.
Wagner ile yakın bağları olan üç Batı Afrika ülkesi Mali, Nijer ve Burkina Faso’da son yıllarda askeri darbeler oldu. Bu ülkeler Afrika bölgesel örgütü ECOWAS’tan çekilerek “Sahel Devletleri İttifakı”nı kurdular.
Mali’de eski sömürgeci güç olan Fransa devre dışı bırakılıp yerine Wagner grubunun güvenlik operasyonları ve Rus desteği geçti.
Amber Danışmanlık şirketinden Afrika uzmanı Edwige Sorgho-Depagne, bu gelişmede pragmatizmin ötesinde nostaljinin de rolünü vurguluyor ve “Bu ülkelerde Rusya yeni bir müttefik değil. Rusya daha önce 1970-80’lerde de oradaydı. Daha iyi bir zamana geri dönme hayali var ve bu Rusya ile ilişkilendiriliyor” diyor.
Bu ülkeleri yöneten askeri cuntalar için Rusya’nın askeri varlığının önemine işaret eden Depagne’ye göre, “Rus paralı askerleri askeri cuntayı korumak için getiriliyor ve istedikleri kadar kalmalarına izin veriliyor.”
Wagner’in güvenlik operasyonları karşılıksız değildi. Birçok Afrika ülkesi gibi Mali de kereste, altın, uranyum ve lityum gibi değerli ve stratejik öneme sahip doğal kaynaklar açısından zengin.
Watling’e göre Wagner köklü bir geleneğe uygun hareket ediyordu: “Rusya’da standart bir işleyiş tarzı vardır; operasyonel maliyetleri ticari faaliyetlerle karşılarsınız. Afrika’da bu öncelikle madencilik imtiyazları yoluyla gerçekleşiyor.”
Wagner’in faaliyet gösterdiği her ülkede değerli doğal kaynakları güvence altına aldığı ve bunları sadece maliyetleri karşılamak için değil, önemli gelirler elde etmek için de kullandığı belirtiliyor. Blood Gold Report’a göre Rusya son iki yılda Afrika’dan 2,5 milyar dolar değerinde altın çıkardı ve bu da muhtemelen Ukrayna’daki savaşını finanse etmesine yardımcı oldu.
Bu ay, eskiden Wagner’in paralı askerleri olan Rus savaşçılar Mali’nin Burkina Faso sınırına yakın Intahaka altın madeninin kontrolünü ele geçirdi. Watling’e göre Rusya ayrıca, “Batı’nın kritik mineral ve kaynaklara erişim üzerindeki kontrolünü kaldırmaya çalışıyor”.
Mali’de cuntaya doğal kaynaklar üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için madencilik kanunu değiştirildi. Bu süreçte Avustralyalı bir lityum madeni, kanunun uygulanmasına ilişkin belirsizlik nedeniyle hisselerinin alım satımını askıya aldı.
Lityum ve altın madenleri önemli olsa da, Dr Watling’e göre muhtemelen daha da büyük bir stratejik sorun var: “Nijer’de Ruslar, Fransa’nın ülkedeki uranyum madenlerine erişimini ortadan kaldıracak benzer bir dizi imtiyaz elde etmeye çalışıyor.”
‘Seferi Birlik’
Mali’de madenler üzerinde sağlanan kontrolün Nijer’de de yapılmasına odaklanan Rus iç yazışmaları raporda detaylandırılıyor. Rusya Batı Afrika’nın uranyum madenlerinin kontrolünü ele geçirmeyi başarırsa, Avrupa bir kez daha Rusya’nın “enerji şantajına” maruz kalabilir.
Fransa, nükleer enerjiye dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla bağımlı. 56 reaktörle ülke enerjisinin yaklaşık üçte ikisini bu şekilde üretiyor. Reaktörler için gereken uranyumun yaklaşık beşte biri Nijer’den ithal ediliyor. Eski sömürgeci gücün Nijer gibi ülkeleri sömürdüğüne dair iddialarla birlikte, daha önce de ticaret koşulları hakkında şikayetler gündeme gelmişti.
Watling’e göre, “Rusya’nın kullandığı söylem, Batılı devletlerin temelde sömürgeci bir tutum içinde oldukları yönünde. Bu çok ironik çünkü bu rejimleri izole etmeye, elitlerini kontrol etmeye ve doğal kaynaklarını çıkarmaya odaklanan Rus yaklaşımı da oldukça sömürgeci”.
Gerçekte, “Seferi Birlik” Rus dış politikasında radikal bir değişimden ziyade “Wagner 2.0” gibi görünüyor. Prigojin Afrika kıtasında derin siyasi, ekonomik ve askeri bağlar kurmuştu – bu karmaşık ağı parçalamak zor ve ters etki yaratacaktı.
“Seferi Birlik” aynı ülkelerde, aynı teçhizatla ve görünüşe göre aynı nihai hedefle faaliyet gösteriyor.
Watling’e göre temel değişiklik “Rusya’nın politikasını izlerken gösterdiği aşırılıkta” yatıyor. Prigojin’in Wagner Grubu Rusya’ya her zaman operasyonlarında ve yurtdışındaki nüfuzunda inkar olanağı sağlamıştı.
Ukrayna’nın işgalinin ardından, Batı güvenlik aygıtındaki pek çok kişi Rusya’nın maskesinin düştüğünü söylüyor.
Watling’e göre, “Uluslararası krizlerimizi daha da derinleştirmeye, başka yerleri ateşe vermeye ve zaten var olan yangınları genişleterek dünyayı daha az güvenli bir yer haline getirmeye çalışıyorlar”.
“Nihayetinde, şu anda karşı karşıya olduğumuz küresel rekabette bizi zayıflatıyor. Yani etkisi hemen hissedilmiyor ama zaman içinde ciddi bir tehdit oluşturuyor.”
]]>
Rusya’da kaldığı cezaevinde hayatını kaybeden Aleksey Navalni, son yıllarda hayatını kaybeden Rus muhaliflerden sadece biri.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 1999 yılında iktidara geldiğinden beri çok sayıda Rus muhalif şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.
Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı 2022 yılında işgal etmesinin ardından Rusya’nın politikalarını eleştiren ve ölen çok sayıda isim var.
Bunlardan biri 2022 yılının Aralık ayında Hindistan’da kaldığı otelde ölü bulunan Rus milyarder Pavel Antov.
Antov’un Ukrayna savaşını eleştiren bir WhatsApp durumu sosyal medyaya yansımış, Antov daha sonra savaşa karşı olduğu iddialarını reddetmişti.
Eylül 2022’de Rus petrol devi Lukoil’in Yönetim Kurulu Başkanı Ravil Maganov, Moskova’da bir hastanenin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.
Maganov’un savaşa karşı olduğu biliniyordu.
Birmingham Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Stefan Wolff, yazdığı bir makalesinde, “Putin’in son 20 yıldır mesajı açık, muhalefete göz yumulmayacak, yoksa ölümcül sonuçları olur” ifadesini kullandı.
Wolff’a göre bu taktik çok etkili, çünkü Putin böylece muhalifleri susturduğu gibi içeriden gelecek olan bir güç savaşına karşı da ayakta kalmış oluyor.
Ancak Wolff bu durumun Putin’in yandaşlarına karşı güvensizliğinin ve paranoyasının da artmasına yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Putin iktidara geldiğinden beri şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden bazı muhalifler şu şekilde:
Yevgeni Prigojin
Rus paralı asker grubu Wagner’in lideri Yevgeni Prigojin, Ağustos 2023’te bir uçak kazasında hayatını kaybetti.
Prigozhin’in özel jeti, 25 Ağustos’ta Moskova’nın kuzeybatısında düştü. Kaza sonrasında tüm yolcular öldü.
Haziran 2023’te Prigojin’in Putin’e karşı bir isyana liderlik etmesi, ölümünün şüpheli hale gelmesine yol açmıştı.
Prigojin, birliklerine Moskova’ya ilerleme emri vermişti.
Putin ise silahlı isyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.
İsyan, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabulucuğunda sona erdi ve Prigojin’e karşı tüm suçlamaların düşürüleceği açıklandı.
Prigojin, Putin’in önemli bir müttefikiydi; şirketi Wagner, Ukrayna savaşında kilit bir rol oynamıştı.
Ancak Prigojin, Rus ordusunu savaşçılarına karşı uyguladıkları çok sayıda politikadan ötürü eleştirdi.
Prigojin, Haziran ayında sadece 24 saat süren isyana liderlik ettiğinden sonra kamuoyu önünde çok az göründü.
Prigojin, Rusya-Afrika Zirvesi’nin yapıldığı 27 Temmuz’da St. Petersburg’da Afrikalı yetkililerle fotoğraflanmıştı.
Kremlin, kazadan sorumlu olduğuna dair iddiaları reddetti.
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, uçak düşürme iddialarının “tamamen yalan” olduğunu savundu.
Vladimir Golovlyov
Rusya’nın önde gelen muhalif milletvekillerinden olan Vladimir Golovlyov, 2002 yılında köpeğini Moskova sokaklarında gezdirirken vurularak öldürüldü.
1999 yılında iktidara gelen Putin’in başa geçmesini başta destekleyen Golovlyov, daha sonra Rus lider ile ayrı düşmüş ve Putin’i eleştirmeye başlamıştı.
İktidar tarafından Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gerçekleştirilen özelleştirmeler sırasında zimmetine para geçirmekle suçlanmıştı.
Golovlyov’un cesedi kafasından vurulmuş bir halde ormanda bulunmuş, görgü tanıklarının kaçan iki kişiye işaret etmesi üzerine suikastın kiralık katiller tarafından gerçekleştirildiği üzerinde durulmuştu.
Sergey Yuşenkov
Golovlyov’un öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçmeden aynı partiden olan milletvekili Sergey Yuşenkov, Moskova’daki evinin girişinde 17 Nisan 2003 tarihinde suikasta uğradı.
Golovlyov’un öldürülmeden önce eşbaşkanı olduğu ve muhalefet amacıyla kurulan Liberal Rusya Partisi’nin genel başkanıydı.
Yuşenkov, Çeçen militanların suçlandığı ve Eylül 1999’da gerçekleşen apartman saldırılarını soruşturan parlamento komitesinin başındaydı.
Bu saldırılar, Çeçen gruplara karşı savaşın başlatılmasına sebep olmuştu.
Yuşenkov ise saldırılan Rus gizli servisi tarafından düzenlendiğinden şüpheleniyordu.
Anna Politkovskaya
İnsan hakları ihlallerini haber yapan gazeteci Anna Politkovskaya, 7 Ekim 2006’da süpermarketten evine döndükten sonra Moskova’daki dairesinin önünde vurularak öldürüldü.
48 yaşındaki iki çocuk annesi Politkovskaya’nın öldürülmesi Batı’da büyük tepkiye neden oldu ve Rusya’da çalışan muhabirlere yönelik tehlikelere dikkati çekti.
Araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya, Rusya’nın Çeçenistan’daki insan hakları ihlallerine ilişkin haberleriyle uluslararası ün kazanmıştı.
Beş şüpheli uzun hapis cezalarına mahkum edilse de yıllardır süren soruşturmada, cinayeti kimin planladığı ve kimin talimat verdiği henüz bulunamadı.
2021 yılında dosya kapatıldı.
Boris Nemtsov
Muhalif politikacı Boris Nemtsov, Moskova’da Putin’in ofisinin çok yakınındaki bir binada 27 Şubat 2015’te öldürüldü.
Rusya’da liberal politikaları savunan eski başbakan yardımcısı ve sonrasının muhalif lideri Boris Nemtsov’un kızı Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinin siyasi sorumlusunun Vladimir Putin olduğunu söylemişti.
“Babam, Putin’i eleştiren kişilerin en önde geleniydi. Rus muhalefetinin en güçlü ismiydi” diyen Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinden sonra muhalefetin lidersiz kaldığını ve herkesin korku içinde olduğunu söyledi.
Nemtsov, 27 Şubat’ta kız arkadaşıyla yürürken Kremlin yakınında vurularak öldürülmüştü.
Putin cinayeti kınamış, katillerin bulunacağını taahhüt etmişti.
Nemtsov, Ukrayna’daki çatışmaların karşısında olması nedeniyle ölüm tehditleri aldığı için yetkililere başvuruda bulunmuştu.
Polis, Eylül ayında Nemtsov’un soruşturma açılması talebini geri çevirmişti.
Boris Nemtsov, Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmalara askeri müdahalesini ortaya çıkaracağı tahmin edilen bir rapor hazırlıyordu.
2008 yılında Nemtsov, Putin’e karşı başkanlık yarışına girmeye çalışmış, daha sonra bundan vazgeçerek önde gelen muhaliflerden satranç şampiyonu Garry Kasparov ile bir parti kurmuştu.
Boris Nemtsov cinayetinde suçlanan iki zanlıdan birinin cinayet suçlamasını, baskı ve işkence altında kabul etmek zorunda kaldığı iddia edilmişti.
Aleksender Litvinenko
İngiliz yetkililer, eski bir KGB ajanı ve Putin’in muhalifi Aleksender Litvinenko’nun, 2006 yılında Londra’daki Millennium Hotel’de nadir ve güçlü bir radyoaktif izotop olan polonyum-210 karıştırılmış yeşil çay içtikten sonra 43 yaşında öldüğünü söyledi.
İngiliz soruşturması 2016’da Putin’in muhtemelen cinayete onay verdiği sonucuna vardı. Kremlin olayla ilgisi olduğu iddiasını reddetti.
Kıdemli bir İngiliz yargıç tarafından yürütülen soruşturma, cinayetin muhtemelen Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından yönlendirilen bir operasyonun parçası olarak, eski ajanın KGB dönemindeki koruması Andrei Lugovoy ve bir diğer Rusya vatandaşı olan Dmitri Kovtun tarafından gerçekleştirildiğini ortaya çıkardı.
Litvinenko, zehirlenmesinden altı yıl önce Rusya’dan İngiltere’ye kaçmıştı.
Organize suçlar alanında uzmanlaşan FSB ajanı Litvinenko, 1998’de Rus oligark Boris Berezovsky’nin suikast sonucu öldürüldüğünü iddia etmiş ve Rus hükümetini suçlamıştı.
1999 ve 2000 yıllarında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla iki kez tutuklanıp serbest bırakılan Litvinenko, 2000 yılında İngiltere’ye iltica etmişti.
Aleksander Perepilichnyy
44 yaşındaki Rus, Kasım 2012’de koşuya çıktıktan sonra Londra dışındaki özel güvenlikli bir sitede bulunan lüks evinin yakınında ölü bulundu.
Alexander Perepilichnyy, Rusya’daki kara para aklama sistemine ilişkin İsviçre’de yürütülen bir soruşturmaya yardım ettikten sonra 2009 yılında İngiltere’ye sığındı. Ani ölümü, öldürülmüş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
İngiliz polisi, nadir görülen bir zehirle öldürülmüş olabileceği şüphesine rağmen, cinayet ihtimalini dışladı.
Soruşturma öncesi duruşmada, midesinde sarı yasemin bitkisinden gelen nadir ve ölümcül bir zehrin izlerinin bulunduğu açıklandı.
Perepilichny, popüler bir Rus yemeği olan ve kuzukulağı içeren büyük bir kase çorba içmişti. Rusya ilgisi olduğu iddiasını reddetti.
Ölümden dönenler: Sergey Skripal ve kızı
Devlet sırlarını İngiliz istihbaratına aktaran eski bir Rus çifte ajan olan Sergey Skripal ve kızı Yulia, Mart 2018’de İngiltere’deki Salisbury kentindeki bir alışveriş merkezinin dışındaki bir bankta baygın halde bulunmuştu.
İkili durumları kritik halde hastaneye kaldırıldı ve İngiliz yetkililer, onların 1970’ler ve 1980’lerde Sovyet ordusu tarafından geliştirilen bir grup sinir gazı olan Noviçok ile zehirlendiklerini söyledi. Her ikisi de hayatta kaldı.
Rusya, zehirleme olayında rolü olduğu iddialarını reddetti ve İngiltere’nin Rusya karşıtı histeriyi kışkırttığını söyledi.
]]>
– Stoltenberg: “(Navalny’nin ölümü) Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var”
Avrupalı liderlerden Rus muhalif Navalny’nin ölümüne ilişkin açıklamalar
MOSKOVA – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamasında, “Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu” dedi.
Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN), 47 yaşındaki Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu Yamal Yarımadası’ndaki cezaevinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Navalny’nin ölümüyle ilgili yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevinde hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi. Acil servis doktorları Navalny’nin ölümünü raporladı. Ölüm nedeni tespit edilmeye çalışılıyor” denildi. Rus muhalifin ölümünün açıklanmasının ardından Avrupalı politikacılar da açıklama yaptı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin ölümüne ilişkin, “Rusya’dan gelen haberler karşısında üzgün ve endişeliyim. Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu. Bugün, duygu ve düşüncelerim ailesi ve sevdiklerinin yanında ve Navalny’nin uzun yıllar yaptığı gibi demokrasi, özgürlüğe inan herkesi desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Rusya’nın yanıtlaması gereken ciddi sorular olduğunu sözlerine ekleyen Stoltenberg, “Rusya’nın giderek daha otoriter bir güç haline geldiğini ve muhalefete karşı uzun yıllar boyunca baskı uyguladığını gördük, görüyoruz” dedi.
“Cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi”
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Rus aktivistin “cesaretinin bedelini hayatıyla ödediğini” söyledi.
AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya paylaşımında demokrasi ve özgürlük değerleri için mücadele ettiğini kaydederek, “İdealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptı. AB, bu trajik ölümden yalnızca Rus rejimini sorumlu tutmaktadır. Ailesine ve dünyanın dört bir yanında en karanlık şartlarda demokrasi için mücadele edenlere en derin taziyelerimi sunuyorum. Mücadele edenler ölür ancak özgürlük için mücadele asla sona ermez” ifadelerini kullandı.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da Navalny’nin hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret sergilediğini dile getirerek ölümünün ise “korkunç bir haber” ifadesini kullandı.
“Rusya sorumludur”
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Münih Güvenlik Konferansı’nda gerçekleştirdiği konuşmasında Navalny’nin bir Rus hapishanesinde hayatını kaybetmesine ilişkin haberini “korkunç bir haber” olarak nitelendirerek, “Elbette korkunç bir haber. Eğer doğrulanırsa Putin’in acımasızlığının bir başka işareti olacaktır. Anlattıkları hikaye ne olursa olsun, açık olalım: Rusya sorumludur” dedi.
“Putin tarafından öldürüldü”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, Rus muhalifin Putin tarafından öldürüldüğünün “aşikar” olduğunu kaydederek, “Putin hesap vermeli” dedi. Zelenskiy, “Açıkçası, işkence gören diğerleri gibi Putin tarafından öldürüldü” ifadelerini kullandı.
“Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor”
Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus muhalif Navalny’nin “Rus zulmüne yönelik direnişini hayatıyla ödediğini” dile getirerek, “Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor” dedi.
Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, Putin’e karşı mücadele ettiği için hapse atılan ve işkenceye uğrayarak hayatını kaybeden bir adamın anısını onurlandırma çağrısında bulundu.
]]>
Avrupa ülkeleri, Avrupa Birliği (AB) ve NATO, Rusya’da tutuklu muhalif Aleksey Navalnıy’nın cezaevinde hayatını kaybetmesine tepki göstererek ölümünün araştırılmasını istedi.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, X hesabından yaptığı açıklamada, Navalnıy’ın “özgürlük ve demokrasi değerleri için savaştığını, idealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptığını” belirtti.
Michel, AB’nin Navalnıy’ın ölümünden yalnızca Rus rejimini sorumlu tuttuğunu vurguladı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin kendi halkının muhalefetinden başka hiçbir şeyden korkmuyor. (Navalnıy’ın ölümü) Putin ve rejiminin neyle ilgili olduğuna dair acımasız bir hatırlatma. Otokrasiye karşı durmaya cesaret edenlerin özgürlüğünü ve güvenliğini korumak için mücadelemizde birleşelim.” ifadelerini kullandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de “Daha fazla bilgi bekliyoruz. Şunu açıkça belirtelim; bu, sadece Putin’in sorumluluğundadır.” dedi.
Hollanda
Hollanda’da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, Navalnıy’ın demokratik değerler adına ve yolsuzluğa karşı mücadele ettiğini belirterek “En ağır ve insanlık dışı koşullar altında tutulurken mücadelesinin bedelini ölümle ödedi. Bu, Rus rejiminin eşi benzeri görülmemiş vahşetine işaret etmektedir. Ailesine, sevenlerine ve onunla birlikte Rusya’da değişim için mücadele eden herkese güç diliyorum.” değerlendirmesini yaptı.
İspanya
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, “Navalnıy’in ölümü bizi derinden şoke etti. Siyasi nedenlerle haksız tutukluluğu sırasında meydana gelen ölümünün koşullarının açıklığa kavuşturulmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
İngiltere
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Navalnıy’ın ölüm haberine ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu, korkunç bir haber. Rus demokrasisinin en ateşli savunucusu Aleksey Navalnıy, hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret gösterdi.” ifadelerini kullandı.
Sunak, Navalnıy’ın ölümünün, eşi ve Rus halkı için büyük bir trajedi olduğunu kaydetti.
İngiltere ana muhalefeti İşçi Partisinin lideri Keir Starmer da paylaşımında Navalnıy’ın Rus demokrasisi için çok büyük bir cesaretle mücadele ettiğini vurgulayarak “Ölümü Rus halkı için korkunç bir haber. Düşüncelerim ailesi, arkadaşları ve dünyanın her yerindeki destekçileriyle birlikte.” ifadelerine yer verdi.
Fransa
Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, Navalnıy’nın cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından ailesi, yakınları ve Rus halkı için X sosyal medya platformundan taziye mesajı yayınladı.
Sejourne, “Aleksey Navalnıy, baskı sistemine direnişini hayatıyla ödedi. Cezaevinde ölümü (Rusya Devlet Başkanı) Vladimir Putin’in rejiminin gerçekte ne olduğunu ortaya koyuyor.” değerlendirmesini yaptı.???????
Almanya
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenkiy ile düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, haberin henüz doğrulanmadığını ancak yüksek ihtimalle Navalnıy’in büyük olasılıkla Rus hapishanesinde öldüğünün var sayılması gerektiğini belirterek “Bu, çok iç karartıcı bir şey.” dedi.
Navalnıy ile Berlin’de tedavi gördüğü sırada bir araya geldiğini aktaran Scholz “Onunla ülkesine geri dönmesiyle ilgili büyük cesareti konusunda konuştuk. Muhtemelen şimdi bu cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi.” diye konuştu.
Scholz, artık şimdi (Rusya’da) nasıl bir rejim olduğunu anlaşıldığını, eleştirileri dile getirenlerinin, demokrasiyi savunan herkesin güvenliklerinden ve hayatlarından endişe etmesi gerektiğini belirterek bu yüzden herkesin üzüntülü olduğunu aktardı.
Bunun Rusya’nın nasıl değiştiğinin ve artık demokrasi olmadığının göstergesi olduğunu dile getiren Scholz, Navalnıy’in??????? ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.
???????- İtalya
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, X platformundan yaptığı paylaşımda, “(İtalya) Hükümet, her zaman demokrasi için, düşünce özgürlüğü için, her insanın vazgeçilmez hakları için mücadele edenlerin yanında olacaktır. Aleksey Navalnıy’nın yıllarca hapishanede zulüm gördükten sonra ölmesinden çok etkilendim. Ailesinin ve Rus halkının acısını paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Slovenya
Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, X sosyal medya platformundan Navalnıy’ın ölümü sonrası taziye mesajı yayınladı.
Pirc Musar paylaşımında, “Bu, Rusya’daki demokrasiye yönelik bir kalp krizidir.” ifadesine yer verdi.
Avusturya
Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Rus muhalif Navalnıy’in ölümüne ilişkin sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşımda bulundu.
Van der Bellen, “Aleksey Navalnıy’in ölüm haberi beni sarstı. Vladimir Putin ve onun ölümcül rejimi bunun hesabını vermeli.” ifadesini kullandı.
Navalnıy ailesine başsağlığı dileğinde bulunan Van der Bellen, düşüncelerinin Rusya’da özgürlük, demokrasi ve insan hakları için mücadele edenlerle birlikte olduğunu kaydetti.
Navalnıy’in tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesine, Başbakan Karl Nehammer ve Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg de yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.
İrlanda
İrlanda Başbakan Yardımcısı Micheal Martin de X hesabından yaptığı paylaşımda Navalnıy’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü belirterek “Ölümü, Rusya’da hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı gösterilmemesinin temelini oluştururken rejimin de halkına karşı baskıcı doğasını hatırlatıyor. İrlanda, Navalnıy’ın ölümünden önce sürekli koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.
NATO da tepki verdi
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Münih Güvenlik Konferansı sırasında aldığı haberden büyük üzüntü duyduğunu paylaşarak NATO müttefiklerinin yıllardır Navalnıy’ın serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu anımsattı.
Stoltenberg, “Şu an için detaylı bilgiye sahip değiliz. Tüm gerçekler ortaya çıkarılmalı ve Rusya’nın yanıt vermesi gereken çok önemli sorular var.” ifadelerine yer verdi.
?Navalnıy’ın cezalandırılması
Kremlin’e muhalif Aleksey Navalnıy, zehirlendiği iddiasıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de tedavi gördükten sonra 17 Ocak 2021’de başkent Moskova’ya dönüşünde havalimanında tutuklanmıştı.
Rusya Federal Cezaevi Servisinin talebi üzerine 2 Şubat 2021’de Moskova Şehir Mahkemesinde Navalnıy aleyhinde açılan dava sonuçlanmış; Navalnıy’ın geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıl ertelenmiş hapis cezası, adli kontrol şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle normal hapis cezasına çevrilmişti.
Rus mahkemesi, Ağustos 2023’te cezaevinde bulunan Navalnıy’ı aşırılık yanlısı topluluk oluşturmaktan 19 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Aleksey Navalnıy, geçen yıl ocak ayında Rusya’da terörle ve aşırıcılıkla bağlantılı şahısların bulunduğu listeye dahil edilmişti.
Rusya Federal Cezaevi Hizmetleri (FSİN) tutuklu muhalif Navalnıy’nın bugün cezaevinde hayatını kaybettiğini bildirmişti.
]]>
47 yaşında, üç yıldır tutulduğu cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalni, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasındaydı.
Daha önceden sinir gazıyla zehirlenen ancak hayatta kalan Navalni, 19 yıl hapis cezasını çekmek üzere Moskova’nın 1900 kilometre uzağındaki ücra bir hapishanede tutuluyordu.
Rusya’da uzun yıllardır yolsuzluklara karşı mücadele eden ve kamuoyu oluşturmaya çalışan Aleksey Navalni, Putin’in partisini ‘Sahtekârlar ve hırsızlar’ olarak nitelemişti.
Navalni, Putin’in yıllar içerisinde kurduğu sistemin ‘Rusya’nın kanını emdiğini’ söylüyor ve ülkenin adeta bir feodal düzenle yönetildiğini savunuyordu.
Navalni, yıllar içerisinde Putin’e karşı birçok toplumsal harekete öncülük yapmış bir isimdi. Düzenlediği protesto gösterilerine binlerce kişi katılmıştı.
Ancak Navalni hiçbir zaman seçimlerde Putin’in rakibi olamadı. 2018 başkanlık seçimlerinde aday olması engellenmişti. Gerekçe, Rusya’da dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş olmasıydı.
Navalni, kendisine yöneltilen suçlamaları hiçbir zaman kabul etmedi. Açılan davalar ve verilen cezaları, ‘Kremlin’in muhaliflerden intikam alma çabası’ olarak niteledi.
Siyaset sahnesinde yükselişi
Navalni’nin Rus siyasi sahnesindeki yükselişi 2008 yılında başlamıştı.
Rusya’nın büyük kamu şirketlerinde yaşandığını ifade ettiği yolsuzlukları blogunda kaleme alıyordu.
Uyguladığı yöntemlerden birisi, devlete ait büyük petrol şirketlerinde, bankalarda ve diğer kuruluşlarda azınlık hissedarı olup toplantılarda yetkililerin çok da hoşuna gitmeyen kamu finans hesaplarına dair sorular sormaktı.
Siyasi mesajlarını topluma ulaştırmak için sosyal medyayı etkin biçimde kullandı.
Özellikle genç kitlelerin desteğini çekmek için çalışmalarını yürüttü. Kullandığı dilde kısa ve öz mesajlar vermeye çalıştı, Putin ve çevresindekilere yönelik alaycı bir üslubu benimsedi.
Navalni’nin kamu şirketlerine yönelik eleştirileri kısa sürede Putin iktidarına ve Birleşik Rusya Partisi’ne yönelik bir tepkiye evrildi.
2011’deki milletvekili seçimleri öncesinde blog takipçilerine ‘Birleşik Rusya hariç herhangi bir partiye oy verin’ çağrıları yaptı, Birleşik Rusya’yı ‘Sahtekârlar ve hırsızlar partisi’ olarak tanımladı. Navalni o seçimde kendisi aday olmamıştı. Ama taktığı lakap bir slogana dönüştü.
Birleşik Rusya, 2011 seçimlerini kazansa da oy oranı gerilemişti. Ayrıca oy sayım işlemlerinde usulsüzlük iddiaları da seçim zaferini gölgeliyordu.
Başkent Moskova dahil birçok büyük kentte hükümet karşıtı protestolar düzenlendi.
5 Aralık 2011’deki ilk protesto gösterileri sırasında Navalni gözaltına alınmış ve 15 gün boyunca hapiste tutulmuştu.
Serbest bırakıldığı gün yeniden gösterilere katıldı ve kalabalıklara hitap ettiği konuşma o güne kadarki en büyük protesto gösterisi haline geldi.
Navalni’nin 24 Aralık 2011’de Moskova’da yaptığı konuşmayı 120 bini aşkın kişi dinlemişti.
Dolandırıcılık suçlamasıyla beş yıl hapis
Ardından Başkanlık seçimleri düzenlendi ve Putin ezici bir üstünlükle seçimi kazandı.
Hemen ardından ise Navalni hakkında bir dizi yasal süreç başlatıldı. Navalni’nin hukuk diplomasının gerçek olup olmadığı dahi soruşturuluyordu.
2013 yılında Kirov kentinde aleyhinde dolandırıcılık suçlamasıyla açılan davada hüküm giydi ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Batılı ülkeler ve Rusya’daki muhalifler bu yargı kararının tamamen siyasi olduğunu savundular.
2015 yılında beklenmedik bir şekilde tahliye edildi. Moskova Belediye Başkanlığı seçimlerinde aday olmuştu. Navalni oyların yüzde 27’sini aldı ancak Putin’in desteklediği Sergey Sobyanin seçimi kazandı.
Yine de bu sonuç Navalni için ciddi bir siyasi zafer olarak görüldü. Navalni’nin kısıtlı imkanlarla seçim kampanyasını yürüttüğü, devlet televizyon kanallarında kendisine yer verilmediği hatırlatılıyordu.
Navalni, Moskova seçimlerinde de internet ve sosyal medya üzerinden seçmene ulaşmaya çalıştı.
Navalni’nin dolandırıcılıktan suçlu bulunduğu mahkeme kararı ise temyizdeydi. Rusya Yüksek Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı üzerine hükmü bozdu.
Ancak 2017’de Navalni yine daha suçlu bulundu ve bir kez daha beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak cezası ertelendi.
Navalni yaptığı konuşmalarda mahkeme kararını eleştirerek “Amaçları 2018’de başkan adayı olmamı engellemek” demişti.
Zehirlenme ve hapis
Navalni’nin kurduğu siyasi hareket, Rusya’da “aşırılık yanlısı” olduğu gerekçesiyle yasaklandı.
Navalni 2020 yılının Ağustos ayında Noviçok isimli bir sinir gazıyla zehirlendi.
Tedavi için götürüldüğü Berlin’de aylarca hastanede yatan Navalni, 17 Ocak 2021’de Moskova’ya geri döndü.
Destekçilerinin gösterilerle karşıladığı Navalni, burada tekrar tutuklandı.
2021’deki hapis cezası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) gündemine geldi. AİHM, “hayati riski bulunduğu” gerekçesiyle Navalni’nin serbest bırakılması çağrısı yaptı.
Ancak Navalni o tarihten itibaren tutuklu olarak yargılandı.
2022’nin Mart ayında yolsuzluk ve mahkemeye hakaret gibi suçlardan hapis cezası aldı. Moskova’nın 250 kilometre uzağındaki Melekhovo’da bir cezaevine nakledildi.
Halihazırda şartlı tahliye ihlali, dolandırıcılık ve mahkemeye saygısızlık suçlarından dokuz yıllık hapis cezası devam eden Navalni’ye 2023 Ağustos’unda ‘aşırılık yanlısı örgüt kurmak, finanse etmek ve eylemde bulunmak’ suçlamasıyla 19 yıl daha hapis cezası verildi.
Navalni ise suçlamaları reddetti.
Navalni, karardan önce sosyal medyada paylaştığı bir mesajda, diğer muhalifleri korkutmak için tasarlanan “Stalin” tarzı bir hapis cezasına çarptırılacağını düşündüğünü söyledi.
Navalni’nin geçmişte yaptığı yabancı düşmanı yorumlar ise kendisine yönelik eleştirilerin başında geliyordu.
2007 tarihli bir videoda, etnik çatışmaları ‘diş çürüğüne’ benzetmiş, göçmenleri ise ‘hamamböcekleri’ olarak nitelemişti.
2014 yılında Rusya Kırım’ı ilhak ettikten sonra Navalni’nin tavrı bazı çevrelerde tepki çekmişti.
Navalni, Kırım’ın ilhakının uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen artık bu bölgenin Rusya’nın bir parçası olduğunu ifade ediyordu. Ekho Moskvy radyo kanalına röportaj veren Navalni, “Kırım artık bizim” diyordu.
]]>
2022 yılının Mart ayında Rus rublesi çöktü. Gazprom ve Sberbank gibi dev şirketlerin Londra’daki değeri yüzde 97 düştü. Moskova’daki bankamatiklerde kuyruklar oluşmaya başladı. Oligarkların yatlarına, futbol takımlarına, malikanelerine ve hatta kredi kartlarına el konuldu.
Rusya büyük bir resesyona girdi.
Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Batı’nın bu ülkeyi mali olarak kontrol altına alma girişiminin sonucuydu.
Bu girişiminin merkezinde Rus devletinin resmi döviz varlıklarına el konulması ve özellikle de merkez bankasının 300 milyar dolarlık rezervinin dondurulması vardı.
Batılı hükümetler “ekonomik savaş” gibi ifadeler kullanmaktan özenle kaçındılar, ancak Kremlin’le finansal bir savaş ortamı olduğu görünüyordu. Bu, nükleer silahlara sahip devletler arasında doğrudan çatışma alternatifinden daha iyiydi.
Aradan yaklaşık iki yıl geçti ve bu ekonomik arka planda büyük bir değişiklik var.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta verdiği röportajda Rusya’nın Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğunu sevinçle dile getirdi.
Geçtiğimiz hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) 2024 büyüme tahminini %1,1’den %2,6’ya yükselterek Rus ekonomisinin dayanıklılığının altını çizdi.
IMF rakamlarına göre Rus ekonomisi geçen yıl G7 ülkelerinin hepsinden daha hızlı büyüdü ve 2024’te de böyle devam edecek.
Bu sadece rakamlardan ibaret de değil. Geçen yıl Ukrayna savaşındaki üstünlük kuramama hali bu yıl boyunca da devam edecek görünüyor.
Rusya, ekonomisini, ordu için üretime, özellikle de Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki savunma hatlarının inşasına yöneltiyor.
Batılı liderler bu modelin orta vadede sürdürülemez olduğunu savunuyor. Ancak asıl soru şu: Bu model ne kadar süre devam edebilir?
Rusya, ekonomisini mobilize bir savaş ekonomisine dönüştürdü. Devlet, Sovyet sonrası dönemde rekor düzeyde harcama yapıyor.
Bütçenin %40’ına varan askeri ve güvenlik harcamaları, Sovyetler Birliği’nin son dönemindeki seviyelere karşılık geliyor.
Tank, füze sistemleri ve Ukrayna’da işgal edilen bölgelerin savunması için yapılan harcamaları finanse edebilmek için kamu hizmetleri daraltıldı.
Ayrıca Batı’nın Rus petrol ve doğalgazına getirdiği kısıtlamalara rağmen, hidrokarbon gelirleri devlet kasasına girmeye devam etti.
Tankerler artık Hindistan ve Çin’e gidiyor ve ödemelerin çoğu ABD Doları yerine Çin Yuanı ile yapılıyor.
Rusya’nın petrol üretimi günde 9,5 milyon varil ile neredeyse savaş öncesi düzeye yakın seyrediyor.
Rus devleti, yüzlerce tankerden oluşan bir “gölge filo” satın alıp konuşlandırarak yaptırımlardan kaçındı.
Geçtiğimiz hafta maliye bakanlığı Ocak ayında hidrokarbon vergilerinin Ocak 2022 seviyesini aştığını bildirdi.
Rus petrol, gaz ve elmasları ile devam eden döviz akışı da rublenin değeri üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı oldu.
Batılı liderler bu durumun uzun sürmeyeceği kanısında ancak etkisinin de farkındalar.
Bir dünya lideri yakın zamanda özel bir konuşmada şunları söyledi: “2024 Putin için düşündüğümüzden çok daha olumlu olacak. Kendi endüstrisini düşündüğümüzden daha verimli bir şekilde yeniden organize etmeyi başardı.”
Rusya’nın dondurulan malvarlığı kullanılabilir mi?
Ancak bu ekonomik büyüme biçimi Moskova’nın petrol gelirlerine, Çin’e ve üretken olmayan savaş harcamalarına olan bağımlılığını büyük ölçüde arttırdı.
Petrol ve doğalgaza olan talep zirve yaparken, önümüzdeki yıl Körfez’deki rakip üretimin devreye girmesi Rusya’yı açığa düşürebilir.
Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ta havaya uçurulan tank ve mermilerin üretiminden elde edilen gayrisafi yurtiçi hasıladaki (GSYH) istatistiki artışlar da üretkenlikten uzak.
Bu arada Rusya’dan önemli bir beyin göçü de var.
Batı’nın stratejisi, Rusya’nın teknolojiye erişimini kısıtlamak, maliyetlerini yükseltmek, gelirlerini sınırlamak ve çatışmayı uzun vadede sürdürülemez hale getirmeye odaklı bir kedi-fare oyunu olarak tanımlanabilir.
ABD’li bir yetkili, “Rusya’nın parasını tank yerine tanker (petrol tankeri) almak için kullanmasını tercih ederiz” dedi.
Petrol piyasasındaki politikanın amacı, örneğin Hindistan’ın Rus petrolü almasını engellemeye çalışmak değil, bu ticaretten elde edilen kârın Kremlin’in savaş makinesine geri dönmesini sınırlamak.
Ancak bu direnç ve çıkmaz en azından bu yılın geri kalanında sürebilir. Bu durum Kremlin’in ABD’de olası bir başkan değişikliğini ve Ukrayna’nın savunmasına yönelik Batı fonlarının azalmasını bekleme stratejisini besliyor.
İşte bu nedenle dikkatler yeniden Rusya’nın dondurulan yüz milyarlarca dolarlık mali varlığının oynadığı merkezi role çevrilmiş durumda.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy geçen ay şunları söyledi: “Eğer dünyanın 300 milyar doları varsa neden kullanmayalım? Bu dondurulmuş fonların tamamı Ukrayna’nın yeniden inşa çabalarını finanse etmek için kullanılmalı.”
İngiltere Maliye Bakanı Jeremy Hunt ve Dışişleri Bakanı David Cameron bu öneriyi destekliyor.
Cameron, “Bu varlıkları dondurduk. Asıl soru bunları kullanacak mıyız?” diye soruyor ve şöyle devam ediyor:
“Bu paranın bir kısmını şimdi kullanmak, Rusya’nın Ukrayna’yı yasa dışı işgali nedeniyle ödemesi gereken tazminatların avans ödemesi gibi bir şey. Ukrayna’ya yardım etmek ve aynı zamanda Batılı vergi mükelleflerinin parasını kurtarmak için kullanılabilir.”
G7, üye ülkelerin merkez bankalarından teknik ve hukuki bir analiz yapmalarını istedi.
Merkez bankası temsilcileri tedirgin görünüyor.
Üst düzey bir finansçı “doları silah olarak kullanmak” adını verdiği yöntemin riskleri olacağını söylüyor. Geleneksel olarak merkez bankaları bu tür eylemlere karşı bağımsız ve dokunulmazlığa sahip.
Ukrayna için on milyarlarca dolar toplamak üzere fonları ya da yatırımlardan elde edilen kârları kullanacak bir plan da geliştiriliyor.
Ancak burada denge önemli. Eğer Rus varlıklarına bu şekilde el konulursa, bu durum Körfez, Orta Asya ya da Afrika’daki diğer ülkelere Batılı merkez bankalarındaki rezervlerinin güvenliği konusunda nasıl bir mesaj veriyor?
Bu ilişkiler küresel finansın ana arterlerinden bazıları ve enerji için kullanılan yüz milyarlarca doların dünya çapında geri dönüşümünü sağlıyor. Putin Çin’in artık Batı için olmasa da gelişmekte olan ekonomiler için bir alternatif olduğu mesajını vermek istedi.
Rusya ayrıca herhangi bir el koyma işlemi için mahkemeye başvuracağını ve karşılığında Rus bankalarında dondurulan Batılı şirketlerin benzer varlıklarına el koyacağını belirtti.
Yani, Rusya ekonomisi üzerindeki gölge savaş, bu çatışmanın ve dünya ekonomisinin nereye gittiğini anlamak için çok önemli.
Rusya’nın savaş ekonomisi uzun vadede sürdürülemez, ama ülkeye biraz daha zaman kazandırdı.
Rusya’nın bu beklenmedik direncini göstermesinin ardından Batı çıtayı yükseltmek üzere.
Finansal tedbirlerdeki bu tırmanışın nihai biçimi, Rusya ve Ukrayna’nın çok ötesinde sonuçlar doğuracaktır.
]]>
Ukrayna’daki savaş üçüncü yılına giriyor. Son birkaç ayda cephe hattı pek değişmedi. Peki, 2024’te savaşın gidişatı değişebilir mi?
Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy, ülkesinin bahar aylarındaki taarruzunun umduğu kadar başarılı olmadığını kabul etti. Rusya hâlâ Ukrayna topraklarının % 18’ini kontrol ediyor.
Üç askeri uzmana, gelecek 12 ay içinde neler olabileceğini sorduk.
Savaş devam edecek ama sonsuza kadar değil
Barbara Zanchetta, Savaş Çalışmaları Enstitüsü, King’s College Londra
Ukrayna’daki savaşın sona erme ihtimali pek iç açıcı görünmüyor. Geçen yılın bu dönemine kıyasla Vladimir Putin siyasi ve askeri anlamda daha güçlü.
Cephedeki durum hâlâ belirsiz. Son dönemde Ukrayna’nın kış taarruzu durmuş gibi görünüyor. Ancak Rusların da ilerlemesi yok. Her zamankinden daha çok, savaşın sonucu çatışmadan binlerce kilometre uzaklıkta, Brüksel’de ve Washington’da alınan kararlara bağlı olacak.
Batı’nın 2022’de ortaya koyduğu ve 2023’te de sürdürdüğü etkileyici birlik gösterisi yalpalamaya başlıyor.
ABD’nin savunma yardım paketi, Başkan Joe Biden’ın doğru bir şekilde işaret ettiği gibi Washington’daki “ucuz siyaset” tarafından rehin tutuluyor. AB’nin ekonomik yardımının geleceği de, Macaristan’ın uyumsuz tutumuna bağlı görünüyor.
Batı başkentlerindeki tereddüt, Putin’i cesaretlendirdi. Kamuoyu önündeki son davranışları ve cüretkar açıklamaları, Putin’in bu savaşa uzun vadeli baktığını gösteriyor.
Peki, Batı’nın Putin’e ve temsil ettiği her şeye karşı çıkmaya devam edecek gücü var mı?
AB’nin Ukrayna ve Moldova’yla üyelik müzakerelerini başlatma kararı sembolik olmaktan öte. Bu, dolaylı olarak Kiev’e desteğin süreceği anlamını da taşıyor. Çünkü Rusya’nın tam bir zaferiyle Ukrayna’nın AB’de bir geleceği olmasının imkanı yok.
Washington’da ise Ukrayna politikasının tam tersine çevrilmesi çok olası değil.
Kamuoyu yoklamalarında eski Başkan Trump’a desteğin artmasıyla, ABD yardımıyla ilgili kıyamet senaryoları yazmak çekici olabilir. Ancak Trump, tüm o teatral gösterilerine karşın, 2016’da NATO’dan çıkmadı. Ayrıca, Amerika’nın 75 yıllık transatlantik ortaklığını tek başına değiştiremez.
Bu tabii ki, Batı cephesindeki çatlakların anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. Bu yüzden, Batı ve dolayısıyla Ukrayna için 2024 daha zor olacak.
Demokrasiler için, bir savaşa destek vermekteki uzun vadeli uzlaşma, hesap verme zorunluluğu olmayan otokrat yönetimlere kıyasla hep daha zorlu olmuştur.
Büyük olasılıkla, savaş 2024 boyunca devam edecek ama sonsuza kadar sürüp gidemez.
Batı’nın isteksizliği Rusya’yı cesaretlendirirken, bir darbe ya da sağlık sorunu Putin’in düşüşünü beraberinde getirmezse, tek öngörülebilir sonuç müzakereler yoluyla varılacak bir uzlaşma. Şimdilik iki taraf da bunu reddetmeye devam ediyor.
Bir yıllık konsolidasyon dönemi
Michael Clarke, Eski Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü Genel Direktörü
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle, büyük bir savaş Avrupa kıtasına geri geldi. 2023’te savaşta yaşanan gelişmeler de sanayi çağına özgü savaşın da geri döndüğünü gösteriyor.
Sanayi çağındaki savaşlar, ekonomileri kısmen ya da bazı durumlarda tamamen, savaş malzemelerinin üretimine yönlendiriyor. Rusya’nın savunma bütçesi 2021’den bu yana üç katına çıktı ve gelecek yıl kamu harcamalarının % 30’unu oluşturacak.
Bu durum da, Ukrayna’daki savaşı Avrupa’da geçen yüzyılın ortasından bu yana görülen en uzun ve travmatik gelişme haline getiriyor.
Gelecek yıl, Rusya ile Kuzey Kore ya da İran’daki tedarikçileriyle, Ukrayna ile Batılı destekçilerinin, sanayi çağındaki bir savaşın bitmek bilmez gerekliliklerini karşılamaya muktedir ve hazır olup olmadıklarını gösterecek.
Rus güçleri tüm cephe hattında yeniden bastırmaya çalışabilir. En azından Donbas bölgesinin tamamını ele geçirmek için. Ukrayna da büyük ihtimalle Karadeniz’in batısı ve Boğazlara açılan hayati önemdeki ticaret koridorunda kontrolü ele geçirmiş olmasından faydalanacak.
Kiev ayrıca, bazı bölgelerde Rus işgalcilerin dengesini bozmak için daha fazla askeri sürpriz yapmaya çalışacak.
Ancak asıl olarak, 2024 hem Kiev hem de Moskova için konsolidasyon yılı olacak gibi görünüyor.
Rusya’nın stratejik bir taarruz düzenleyebilmesi için gereken eğitimli personel ve malzemesi en azından 2025 baharına dek yok.
Bu arada, Ukrayna’nın da savaşı sürdürebilmek için Batı’nın mali ve askeri desteğine ihtiyacı var. Gelecekte bir dizi taarruz düzenleyebilecek koşulları yaratabilmesi için yapısal güçlerini toplamak zorundalar.
Sanayi çağı savaşları, toplumlar arasındaki bir mücadele. Cephede neler olduğu, bu mücadelenin sadece bir göstergesi.
2024’te savaşın yönü, Avdiivka, Tokmak, Kramatorsk ya da cephe hattındaki yıkıma uğramış yerlerden çok, Moskova, Kiev, Washington, Pekin, Tahran ve Pyongyang’ta belirlenecek.
Ukrayna, Kırım civarında Rusya’ya bastıracak
Ben Hodges, ABD Ordusu’ndan emekli general
Rusya, Ukrayna’yı tamamen ele geçirebilecek kabiliyetten yoksun ve şu anda elinde olan bölgelere tutunmak için elinden geleni yapacak. Zamanı da, bir yandan Batı’nın Ukrayna’ya yardım etme iradesini kaybedeceğini umarken, bir yandan savunma hatlarını güçlendirmekte kullanacak.
Ancak Ukrayna durmayacak. Bu bir ölüm kalım savaşı ve dururlarsa, Rusya’nın ne yapacağını biliyorlar. ABD’nin kararlılığındaki azalma konusundaki kaygılar ışığında, daha çok Avrupa ülkesi yardımları artırmaktan bahsediyor.
Ancak ben gelecek yılın başlarında ABD’nin stratejik omurgasını yeniden bulmasını ve geciktirilen yardım paketinin Kongre’den geçmesini bekliyorum.
Bu nedenle, Ukrayna’nın insiyatifi yeniden ele geçirmek için şunları yapacağını öngörüyorum;
Yaz başında Ukrayna ilk kez, Rus uçaklarıyla mücadelesini geliştireceğini ve kendi hava savunma sistemlerini güçlendirmesini umduğu ABD yapımı F-16 savaş uçaklarını kullanabilecek.
Ukrayna’nın Rus işgali altındaki stratejik önemi en büyük toprağı Kırım. Biz buna “belirleyici alan” diyoruz.
Ukrayna, Sivastopol’daki Rus donanmasının, hava üslerinin ve Dizankoy’daki lojistik üssünün buralarda barınmasına engel olmak adına baskıyı artırmak için elinden geleni yapacak.
Bu konseptin işe yaradığını zaten kanıtladılar. İngiltere’nin verdiği sadece üç Storm Shadow güdümlü füzesiyle, Karadeniz Filosu’nun komutanını filonun üçte birini Sivastopol’dan çekmeye zorladılar.
Tabii ki Ukraynalıların sınırsız kaynakları yok. Özellikle de top mermileri ve uzun menzilli silahlarda.
Ancak Rus askerleri daha kötü durumda. Savaş bir irade ve lojistik sınavı. Rus lojistik sistemi kırılgan ve Ukrayna’nın sürekli baskısı altında.
]]>