Genç İHH, Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği ve Doğu Türkistan Nuzugum Kültür ve Aile Derneği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Çin yönetiminin Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik işlediği zulümleri protesto etmek için 61 ilde yürüyüş düzenledi.
“DOĞU TÜRKİSTANLI KADINLARA SES VERİN”
İstanbul’daki eylem, Fatih Camii’nden Saraçhane Parkı’na kadar yapılan yürüyüşle başladı. Yürüyüşün varış noktasında ise ortak basın açıklaması yapıldı. “Doğu Türkistanlı Kadınlara Ses Verin!” başlığıyla düzenlenen basın açıklamasını Doğu Türkistan Nuzugum Kültür ve Aile Derneği Başkanı Müzeyyen Özuygur yaptı.
Kadınlar, 8 Mart’ta Doğu Türkistan için yürüdü – VİDEO
“HAK İHLALLERİ SON BULMALI”
Açıklamada, “Doğu Türkistan bölgesinde illegal yollarla kurulan toplama kamplarında kadınlığı, anneliği ve en başta insanlığı gasp eden bu işgali kınıyoruz. Günümüzde Doğu Türkistan’da olduğu gibi kadınlar savaşların en çok kaybeden cephesi olmuştur. Suriye, Yemen, Libya, Filistin ve Mısır’da çatışma ortasında kalan kadınların uluslararası sözleşmelerdeki haklarının ihlal edildiğine dikkat çekmek ve bu ihlallerin son bulması için kanunların icra edilmesi gerekliliğini belirtmek için buradayız” ifadeleri kullanıldı.

“KAMPLARDA BİRÇOK ZULÜM YAŞANIYOR”
Açıklamada ayrıca, “Sadece Doğu Türkistan’ın Hoten bölgesinde 15 bin kadının tutulduğu bir kamp olması çok sayıda kadının sesi olmamız gerektiği gerçeğini bir kez daha göstermektedir. Kamplarda; haksız ve keyfi tutuklama, hapsedilme, işkence ve toplu tecavüz, zorunlu kürtaj ve kısırlaştırma uygulaması, dini anlam ifade eden isimlerin değiştirilmesi, Aile Olmak Projesi adı altında ev içine Çinli erkeği zorla sokma, aile parçalanması ve çocukların annelerden alınması ile kültürel ve inanca dair faaliyetlerin tamamen yasaklanması gibi pek çok hak ihlali ve zulüm yaşanıyor.” ifadelerine yer verildi.

“BM, ÇİN’İ DURDURMAKLA SORUMLU”
Açıklamada son olarak, “Çin’in hak ihlalleri, uluslararası hukuka göre soykırım ve insanlığa karşı suçlar kategorisinde olan suçlardır. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesidir ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki çok sayıda insan hakları sözleşmesine taraftır. BM ve BM üyesi tüm devletler Çin’in yapmış olduğu bu suçları durdurmakla sorumludur.” denildi.

“ÇİN YÖNETİMİ SOYKIRIM VE ASİMİLASYON YÜRÜTÜYOR”
Yeniden Refah Partisi İstanbul Kadın Kolları Başkanı Ayşe Nur Aslan, Doğu Türkistan’daki zulümlerin 70 yılı aşkın süredir devam ettiğini belirtti. Aslan, “Doğu Türkistan’da 30 milyon insan Müslüman oldukları için Çin tarafından zulme uğruyor. Çin, kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı dahi gözetmeden sistematik asimilasyon ve soykırım faaliyeti yürütüyor.” dedi.

“ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HAREKETE GEÇMELİ”
Hüda Par İstanbul Kadın Kolları Başkanı Münevver Aktaş da, uluslararası örgütlerin zulümler karşısında çifte standart uygulamaması ve harekete geçerek yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirtti.

Tesettür Seferberliği Platformu Başkanı Mürvet Cengiz ise, “Çin, Doğu Türkistanlı Müslüman Uygur halkına karşı baskı, tecrit, işkence, zulüm, katletme, aile ve özel yaşantıdan mahrum bırakma, dini ve kültürel haklarını ellerinden alarak asimile etmeye çalışmak gibi sayısız suç işliyor. Sistematik bir soykırım yapıyor” ifadelerini kullandı.
Eylem, yapılan konuşmaların ardından sona erdi.











Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İran’da 2022 yılındaki hükümet karşıtı gösterilerden beri ilk seçimler yarın yapılacak.
Seçimde iki farklı meclis için oy kullanılacak. Bunlardan ilki parlamento diğeri de Uzmanlar Meclisi. Parlamento seçimleri dört yılda bir, Uzmanlar Meclisi seçimleri ise sekiz yılda bir yapılıyor.
Uzmanlar Meclisi, İran’ın ruhani liderini seçen, görevden alan ve denetleyen yapıya deniliyor.
İran Anayasa Koruma Konseyi, her meclis için aday olan kişileri onaylıyor. Bu konsey de İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanıyor.
2009 yılında protestolara yol açan tartışmalı seçimlerden sonra en ufak bir eleştiride bulunan adaylar bile yarıştan alınmıştı.
Bu parlamento seçimleri için ise Anayasa Koruma Konseyi, 290 koltuklu parlamento için rekor sayıda adaya izin verdi. Seçimlere girecek 15 bin 200 kişiden sadece 30’u reformcu kanattan.
2004 yılından beri parlamentoda muhafazakarlar çoğunlukta, bunun değişmesi de beklenmiyor.
Önceki seçimlerde reform yanlısı cephe, adayların yarışa girmesi ve insanların sandığa gitmesi için teşvikte bulunuyordu.
Ancak bu seçimlerde ilk defa “anlamı olmayan, rekabetin bulunmadığı, adaletsiz ve etkisiz” seçimlerin bir parçası olmayı reddediyorlar.
Sosyal özgürlükler ve ekonomi anlamında seçimlerin çok büyük bir rolü yok; bu konularda son kararı hep Hamaney veriyor.
Bu Cuma günü de seçimlere düşük bir katılımın gerçekleşmesi bekleniyor.
2020 yılında yüzde 42 ile rekor düzeyde düşük katılım gerçekleşmişti; ondan önceki seçimlerde ise katılım genelde yüzde 50’nin üzerindeydi. 2016 yılında yüzde 62 ile en yüksek katılım olmuştu.
2021’de düzenlenen son seçimlerde de katılım yüzde 49 düzeyinde kaldı.
3,7 milyon oy geçersiz sayılarak ülke tarihinde bir ilk gerçekleşmişti.
Sonraki yıllarda seçimlere katılım düşerken protesto sıklığı arttı.
2017 ve 2019’daki protestolar da şiddetli bir şekilde bastırılmıştı.
Muhafazakar öğrenciler de şikayetçi
Aynı zamanda hükümete önceden destek veren muhafazakar kesimler tarafında da seçimlere katılım düşmüş durumda.
Bu kesimlerden de hükümeti eleştiren sesler yükselebiliyor.
Hamaney ile buluşan muhafazakar öğrencilerin konuşmaları çoğunlukla kötü ekonomik ve sosyal koşullara yönelik eleştirilerle dolu oluyor.
Batı ve İsrail’e yönelik politikaların da etkisiz ve çıkar odaklı olduğu eleştirileri yöneltiliyor.
Hamaney ise seçimlerin bir görev olduğunu vurgulayarak katılımı kendi destekçileri arasında artırmaya çalışıyor.
Yetkililer seçimlerin özgür ve adil olduğu konusunda ısrarcı olmaya devam ediyor.
Sokaklarda da seçim coşkusunu görmek pek mümkün değil; bazı kamuoyu yoklamalarına göre seçimlerin düzenleneceğinden haberi olmayan çok sayıda insan var.
2022 yılında 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başını düzgün örtmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp, daha sonra da hayatını kaybetmesiyle yüksek katılımlı protestolar düzenlenmişti.
Yüzlerce insan öldürüldü, binlerce kişi yaralandı binlerce kişi hala hapiste.
Bu protestoların ardından siyasi ve sosyal ortam daha da baskıcı bir hal aldı.
Ekonomik kriz de halen etkisini ağır bir şekilde hissettiriyor; altı ay boyunca verileri yayınlamamasının ardından sonbaharda İran Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre enflasyon yüzde 56 oldu.
Hükümetin ekonomiye ilişkin sözlerini yerine getirmemesi de umutsuzluğu körüklüyor.
]]>