İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Buğra Kavuncu, CHP yönetimine eleştirilerde bulunarak, “Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin.” dedi.
Üsküdar sahilde bir restoranda düzenlenen programda mahalle muhtarları ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelen Kavuncu, partisinin 2019’da bir ittifak yaptığını, bu ittifakın İstanbul’da başarılı olduğunu ancak genel seçimlerde arzu edilen neticenin alınamadığını söyledi.
Kavuncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeyi kötüye götürdüğünü ileri sürerek, “Meral Akşener’i de cumhurbaşkanı getirseniz veya herhangi birisini de buraya cumhurbaşkanı yapsanız bu sistem bu ülkeyi kötüye götürür.” dedi.
Parlamenter sistemin güçlendirilerek revize edilmesinin ülke için daha hayırlı olduğunu düşündüklerini ve ittifak yaptıklarını anlatan Kavuncu, “Bu ittifakta başarısız olduk. 2019 yılındaki yerel seçim birlikteliğimizin sebebi genel seçimleri almaktı.” diye konuştu.
Kavuncu, genel seçimlerin ardından İYİ Parti olarak hiçbir ittifak içerisinde yer almadan yola devam etmeyi kararlaştırdıklarını hatırlatarak, bu kararlarının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir ziyarette bulunduğunu, iş birliğinin devam etmesi yönünde talebi olduğunu anlattı.
Özel’in teklifinin Genel İdare Kurulu’nda tartışıldığını söyleyen Kavuncu, neticesinde yola hür ve müstakil devam etme kararının çıktığını vurguladı.
İYİ Parti’nin hiçbir siyasi partinin başarısı, devamlılığı ya da muvaffakiyeti için kurulmadığını, kimsenin siyasi geleceği için gidişatını belirlemediğini aktaran Kavuncu, “İstanbul’daki belediye başkanının siyasi hayatı ya da Ankara’daki belediye başkanı için bir karar almayız biz. Bizim kendi tüzüğümüz, kendi programımız var. Bu tüzük ve program doğrultusunda ittifak yapmayı uygun bulduğumuz dönemde yaptık. Bitirilmesi gerektiği dönemde uzun tartışmalar sonucunda öncelikle ülkemiz için, sonra partimiz için hayırlı olanın bu olduğuna inandık.” değerlendirmesinde bulundu.
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var, o da Buğra Kavuncu”
Buğra Kavuncu, zaman zaman “İYİ Parti seçmeninin, üyelerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecek.” şeklinde iddialar duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var arkadaşlar, o da Buğra Kavuncu. İYİ Parti seçmeni hiçbir yere gitmez bir. İki, İYİ Parti seçmeninin hafızası güçlüdür. İYİ Parti seçmeni zamanında sorduğu sorulara aldığı cevapları unutmaz. Bakın biz 14 Mayıs öncesi ‘Türkiye elden gider, seçimi kaybederiz, Cumhuriyet’in 100. yılında biz bu fırsatı değerlendirelim. Anketlerde ve kamuoyunda kazanma ihtimali en yüksek olan iki adayı değerlendirelim.’ dedik ve bir çağrı yaptık. İYİ Parti seçmeni daha ne yapabilir, İYİ Parti seçmeni size daha ne verebilir? İYİ Parti seçmeni size dedi ki ‘gelin cumhurbaşkanı adayı olun.’ Ne yaptınız? ‘Uygun kişi Kemal Kılıçdaroğlu’ dediniz ve elinizin tersiyle ittiniz. Şimdi bir ‘İstanbul İttifakı’ndan bahsediyorsunuz. İYİ Parti seçmeni zamanında size verebileceği, size önerebileceği, o da bu iki kişisinin şahsında değil, Türkiye için, kazanma ihtimali en yüksek iki kişiden birisi olduğu için bunu önerdi ama aldığı cevap da çok netti. Bugün İYİ Parti seçmeni unutmaz, hele İstanbul’da hiç unutmaz. Siz bırakın İYİ Parti seçmenini, siz Cumhuriyet Halk Partisi seçmenini ikna etmek için biraz çaba gösterin. Zira Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Bana sahada soruyorlar. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin, seçmene bunu anlatın, bizimle uğraşmayı bırakın.”
“25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır”
31 Mart’taki seçimlerin çok kritik olduğunu ifade eden Kavuncu, şunları kaydetti:
“Türkiye, seçmenimiz diyecek ki ‘Artık biz sizin bu kavganızdan bıktık.’ Eğer yine bu yapı arasına biz bu ülkeyi sıkıştırırsak bakın 5 yıl sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Artık tek parti rejimine gider bu ülke. Çünkü 25 yıldır ana muhalefet muvaffak olamıyor. Yani 25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır. ya o iktidar çok iyi çalışıyordur, her şeyi çok iyi yapıyordur ya da muhalefette ciddi bir problem vardır. Biz problemin muhalefette olduğuna inanıyoruz. Eğer bu seçimde de yine Türkiye bu iki yapı arasında sıkışırsa bundan 5 yıl sonra gerçekten ayakta kalan bir muhalefet göremeyiz.”
İstanbul’da sorunları 28 başlıkta topladıklarının altını çizen Kavuncu, ilk dört başlığın barınma, ulaşım, ekonomik problemler ve düzensiz göç olduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, İYİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Hasan Ofluoğlu, İYİ Parti Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven de programda konuşma yaptı.
Kavuncu ve beraberindeki heyet, daha sonra Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Üsküdar Şubesini ziyaret etti.
Esnafın ve emeklilerin sorunlarını dinleyen Kavuncu, il dışında olan TÜED Şube Başkanı Fatma Önerge ile telefonda görüştü. Emeklilerin demokratik haklarını gerekli izinleri alarak meydanlarda araması gerektiğini belirten Kavuncu, bu konuda emeklilerin yanında olacaklarını iletti. Kavuncu, Üsküdar nüfusunun yüzde 30’unun 65 yaş ve üstü yaş grubundan oluştuğunu ifade etti.
İlçedeki temasları kapsamında Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek dua eden Kavuncu, burada esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla sohbet etti.
Üsküdar Belediyesine ait İkinci Bahar Emekliler Kahvesi’ni de ziyaret eden Kavuncu, ardından Güneydoğu Dernekler Birliğinde masaya oturarak vatandaşlarla “101 Okey” oynadı.
Kavuncu, Üsküdar’da bir spor kulübüne de ziyaret gerçekleştirdi.
]]>
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, yeni dönem için gelecek vizyonunu ve projelerini açıkladı.
Dündar, bir otelde düzenlediği proje tanıtım toplantısında, Bursa’yı en iyi şekilde geleceğe taşımanın kent yöneticilerinin asli vazifesi olduğunu söyledi.
AK Parti’nin hizmet belediyeciliğiyle yoluna devam ettiğini belirten Dündar, 15 yıllık tecrübe ve ilk günkü aşkla Osmangazi’de yeni bir sayfa açmaya hazırlandıklarını kaydetti.
Dündar, geçmiş dönemde yaptığı projeleri örneklerle anlatarak, şöyle devam etti:
“Soğanlı Kentsel Dönüşümü ile sağlıklı şehirleşmede, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi ile de tarihi mirasa sahip çıkma konusunda Türkiye’ye örnek olduk. Osmangazi Meydanı Kentsel Tasarım Projesi ile kentin kalbindeki çöküntü bölgesini adeta bir cazibe merkezi haline getirdik. Her karışı derin bir tarihi birikimle yoğrulmuş Bursa’mızda bugüne kadar yaptığımız 567 restorasyonla ecdada vefa borcumuzu ödedik. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılara ev sahipliği yapan Hisar Bölgesi’ni arkeopark olarak bir açık hava müzesine dönüştürüyoruz. Tarihi sur ve kapılar, medrese, türbe ve konakları özgün kimliklerine kavuşturduk. Yaşayan Tarih Hisar İçi Projeleri kapsamında bütüncül bir planlama ile hem Tarihi İpek Yolu aksını hem de 1326’nın Bursa’sını gün yüzüne çıkarıyoruz.”
Yeşil alana önem verdiklerini dile getiren Dündar, belediyenin yürüttüğü sosyal hizmetlerle ihtiyaç sahiplerinin her zaman yanlarında olduklarını bildirdi.
Halkın karşısına boş vaatlerle değil kalıcı eserlerle çıktıklarını vurgulayan Dündar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni dönemde de ‘Yerinde yeni ve güvenli yaşam’ ilkesiyle 11 ayrı lokasyon belirledik. Vatandaş talepleri öncelikli olarak bu bölgelerde dönüşümü hızla başlatıyoruz. Yer altı otoparkı, belediye hizmet birimleri, oditoryum, konferans salonları ve cami ile Osmangazi Meydanı, Bursa’nın yeni buluşma noktası olacak. Ulaşımda, yeni yollar açarak, mevcut yolları daha sağlıklı hale getirerek ve çıkmaz sokakları açarak, trafiğe nefes aldırmaya devam edeceğiz. Yeni dönemde, Hamitler-Dereçavuş imar yolu ve Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı-Bağlarbaşı Okul Cadde imar yolunu yaparak, her iki bölgeye de önemli alternatif güzergahları kazandırmış olacağız. Bir taraftan kentimizi afetlere dirençli hale getirirken, diğer taraftan da olası afet sonrası için de hazırlıklarımızı yapıyoruz. Hisar Bölgesi’ni kentimizin yeni bir turizm rotası haline getirme hedefiyle bölgedeki sokak sağlıklaştırma çalışmalarına yeni dönemde de devam edeceğiz. Yeni döneme damga vuracak bir diğer projemiz de Romangal İpek Fabrikası restorasyonu olacak.”
Dündar, yeni döneme ilişkin Kayhan Bölgesi, yeni yeşil alanlar, oyun ve spor parkları, sıfır atık, anne çocuk merkezleri, bilgi evleri, engelsiz iş atölyeleri, aşevi, kültür sanat, kapalı pazar yerleri, sahipsiz hayvanlar doğal yaşam merkezi ve kültür merkezi gibi birçok projeyi katılımcılarla paylaştı.
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank da Dündar’ın projelerini dinlerken heyecanlandığını belirtti.
Varank, ülkede taş üstüne taş koyma derdinde olduklarını dile getirerek, “İnsanlar hizmete aç. İnsanlar belediyecilik görmek istiyor. Cumhuriyet Halk Partisinin yönettiği ilçeler kasabaya dönmüş durumda. Neden biliyor musunuz? Çünkü onların hizmet etmek gibi bir derdi yok. Milletin refahını düşünmek gibi bir derdi yok ama biz diyoruz ki Bursa’da 17’de 17 yapalım. Alinur Başkanımızla büyükşehri taçlandıralım. Farklı bir Bursa’yı hep beraber inşa edelim. Bunu yapabileceğimize inanıyoruz.” ifadesini kullandı.
Lansman toplantısına, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ile çok sayıda partili katıldı.
]]>
CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, basın mensupları ile bir araya geldiği proje tanıtım toplantısında, “5 yıllık güzel bir yolculuğa çıkarak, çok güzel başarı hikayeleri yazacağız. Belediye başkanı makam odası ile makam aracının arasına sıkışmayacak. Konyaaltı halkı ile bütünleşmek istiyoruz. Biz katılımcı demokrasinin daha da gelişmesinden yanayız. 10 yıldır belediyecilik alanında çalışıyorum. Onlarla birlikte hem yöneteceğiz hem de yönetileceğiz” dedi.
CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, Konyaaltı ilçesinde bir otelde düzenlenen kahvaltıda basın mensupları ve partililer ile bir araya geldi. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda Cem Kotan’ın seçim çalışmaları anlatılırken, yeni dönemde hayata geçireceği projelerin tanıtımı yapıldı. Parti Meclisi tarafından isminin açıklanmasının ardından 2 aylık surecin geride kaldığını belirten Kotan, “Her kesimle bir araya gelerek kendimizi anlattık. Konyaaltı’nı hep birlikte yöneteceğiz sloganı ile hareket ettik. 100 proje ile yola çıktık. Şu anda 41 tane projemiz Konyaaltı halkının talep ettiği projeler. Çılgın bir projemiz yok, hepsi hayatın içerisine dokunan projelerdir. Biz katılımcı ve demokratik bir yönetim anlayışı ile yola çıktık. Projelerimizi de halkımız belirleyecek. Konyaaltı belediye başkanı ile vatandaşın iletişimi güçlendi. Belediye başkanının kendilerinin yanında olmasını istediler” dedi.
“Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz”
Vatandaşa şu sözü verdiklerini belirten Kotan, “Devamlı vatandaşımız ile birlikte olacağımızın sözünü verdik. Şu anda çalışmalarımız muazzam bir şekilde ittifaka yakın bir oy oranımız var. Konyaaltı halkımıza çok teşekkür ederim. Göreve geldiğimiz zaman belediye halkın içerisinde olduğu gibi ailelerin de içerisinde olacak. Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz. Kreşlerimizin sayısını 2 katına çıkaracağız. Engelli vatandaşlarımıza ait işletmelerde gerekli şartlar yok, bununla ilgili de çalışmamız olacak. Emeklilerin çok yoğun yaşadığı bir ilçede bulunuyoruz. Birtakım merkezlerimizin açılması yönünde çalışmalarımız olacak. Kadınlar ile ilgili olarak hobi atölyelerin açılması, parkların ışıklandırılması ile daha konforlu bir kentte yaşamaları için elimizden geleni yapacağız. Her zaman bir hayaliniz olacak, bizim bu kentte siyaset yaparken bu ilçeye yönelik bir hayalimiz vardı. Hayalimiz olarak aday olduk. Ben her zaman siyasette hayali olan insanlar ile koşmak istedim” ifadelerine yer verdi.
“Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir”
En büyük hayalinin Konyaaltı’nı, halkla beraber yönetmek olduğunu belirten Kotan, “Muhtarlar ile bir ekip oluşturmak istiyoruz. Muhtarlar ile belediye başkanı arasında bir bürokrasi vardır. Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir. Biz muhtarlarımız ile her 3 ayda bir araya gelerek bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Orada sorunlar ve talepler iletilecek. Biz neler yaptığımızı anlatarak onlara hesap vereceğiz. Bir bakıma denetleneceğiz. Bir bakıma yetkimizi paylaşmış olacağız. Daha sonra katılımcı demokrasi ile mahalle toplantıları yapmak istiyoruz. Muhtarımızı yanımıza alarak direk halkımıza giderek onların sorunlarını dinleyeceğiz. Bir hizmet rotası çizeceğiz. 3 ay sonra yine giderek yapılıp yapılmadığını denetleyeceğiz. Konyaaltı halkı ile bütünleşmek istiyoruz. Biz katılımcı demokrasinin daha da gelişmesinden yanayız. 10 yıldır belediyecilik alanında çalışıyorum. Onlarla birlikte hem yöneteceğiz hem de yönetileceğiz. Bütün kararlarda halkımıza gideceğiz” sözlerine yer verdi.
“Güzel bir yolculuğa çıkacağız”
5 yıl boyunca çok güzel bir hikaye yazmak istediklerini belirten Kotan, “Güzel bir yolculuğa çıkacağız. Güzel başarı hikayeleri yazacağız. Çok başarılı genç bir ekibimiz var. Hepsi hayatın içerisinde olan projelerdir. Biz geçmişimize bağlıyız, önceki başkanlarımızın yaptığı projeleri geliştireceğiz. Hizmetleri daha iyi noktaya getireceğiz. Belediye başkanı makam odası ile makam aracının arasına sıkışmayacak” dedi.
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, “Bu zamana kadar ilçemize hizmet eden başkanlarımıza teşekkür ederim. Cem Kotan arkadaşımıza başarılar diliyorum. Kendisi partimizin emekçisidir. İlçemize değer katacak projeleri ile en iyi hizmeti yapacaktır” ifadelerini kullandı.
“23 yıldır sosyal demokrat belediyeciliği ile yönetiliyor” diyen CHP İl Başkanı Nail Kamacı, “Bu dönem bir nöbet değişimi oldu. Parti meclisi kararları bizim için kutsaldır. Bizim adayımız Cem Kotan’dır ve arkasındayız. Cem Kotan 2004-2005 yılında partimizde görevlerde bulundu. O dönemlerde partimizde çalıştı. Parti geçmişi olan bir arkadaşımızdır, kendisine başarılar diliyorum” sözlerine yer verdi.
CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, “Örgüt olarak bilfiil durmadan gece gündüz demeden çalışmaya başladık. Amacımız sıkılmadık el bırakmamaktı. Sadece bir seçim kazanmak için değil rekorunu kırmak için harekete geçtik. Sadece ilçede değil büyükşehir anlamında da bunun peşindeyiz. Çalışmaya devam edeceğiz” dedi. – ANTALYA
]]>
CHP tarafından yeniden aday gösterilmeyen Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, “Bir parti, belediye başkan adayının nasıl seçileceğini çok daha öncesinden belirlemeli ve o kurallara uymalı” dedi.
Samsun’da 18 belediye arasında CHP’li tek belediye başkanı olan, 31 Mart yerel seçimlerinde partisi tarafından tekrar aday gösterilmeyen Başkan Cemil Deveci, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Av. Cemil Deveci, “Siyaset böyle bir şey. Her görevin böyle bittiği bir nokta var. Bizim görevimiz de 1 ay sonra bitiyor. Kendi özel hayatımıza döneceğim. 5 yılda Atakum’da ciddi hizmetler yapıldı. Burada ilkeli, dürüst, hesap verebilir bir duruş sergiledik ve Atakum’da bugüne kadar yapılamayanlar yapıldı. Atakum bir kültür, turizm ve üniversite kendi. Hasan Ali Yücel Gençlik, Bilim ve Sanat Merkezi’nde günde 2 bin genç, köy enstitüsü modelinde hizmet aldı. Türkiye’de ilk oldu. Şimdi de atıl durumda olan bir binayı Atasanat Merkezi olarak açacağız. Katılımcı bütçe toplantıları ile vatandaşlarımızı kentin sorunlarına ortak ettik, kent yönetimine öneriler bulundurtuyoruz. Herkesi bir biçimde kent yönetimine katmaya çalıştık. Gıda Bankası’nı Karadeniz’de ilk kez biz uyguladık. Aktif istihdam modelini Karadeniz’de ilk kez uyguladık. Bunlar belediyemiz tarafından Karadeniz’de ilk kez yapılan uygulamalardı. Görevi devralacak arkadaşlara bunları bir daha anlatacağım, üzerine daha başarı eklemesini tavsiye edeceğim. Benden istekleri olursa kendilerine yardım edeceğim. Böylece kent kazanır, gençlik, kadınlar, Samsun ve Türkiye kazanır” diye konuştu.
“Türkiye siyaset kurumu kendine çekidüzen vermeli”
Partilerin belediye başkanının nasıl ve hangi kurallar ile seçileceğinin daha önceden belirlemesi gerektiğine değinen Cemil Deveci, “Belediye başkanlığım ya da seçilip, seçilmemem mevzu değil. Dün de söylüyordum bugün de söylüyorum. Sadece CHP ve AK Parti değil, tüm siyasi parti kurumunun içinde yetmezlikleri var. Türkiye siyaset kurumu kendine çekidüzen vermeli. Cemil Deveci bundan sonra geri kalan ömründe bunlarla mücadele edecek. Kendim için değil, seçilmek için değil, kendi partim için değil. Ülke için, Türkiye için siyaset kurumunun Türkiye’yi yönetebilecek çapta ve nitelikte olması gerekir. Bir belediye başkan adayının, bir milletvekili adayının nasıl seçileceğini bir parti çok daha öncesinden belirlemeli ve o kurallara uymalı. Bir yöneticinin nasıl seçileceğini, ne kadar görev yapacağını bilmeli partinin üyeleri. Artık ülkeye demokrasi gelecekse, demokratik kurumlar sistemi manzumesi olacaksa, demokrasi yaşam biçimi haline dönüşecekse demokrasiyi kuracak ve ülkeyi yönetecek olan partilerin önce bu kuralları kendilerine koyması lazım. Onun dışındakiler ayrıntı. Onlar bana uygulandı, başkasına uygulandı, hepsi birbirine benzedi. Önümüzdeki dönemde daha iyi şeyler uygulanacak” şeklinde konuştu.
“Örnek yurttaş kimliğim ile devam edeceğim”
Bundan sonraki siyasi kariyeri ile ilgili de konuşan Deveci, “Bundan sonraki kariyerim itiraz ederek devam edecek. Yanlışa yanlış diyeceğim. İtiraz eden yurttaşa, öneride bulunan yurttaşa ihtiyacımız var. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşının görevi ve sorumluluğu Anayasa’da belirlenmiştir. Yurttaşlık görevini eksiksiz yapamayan, tam olarak yapamayan anayasal sorumluluklarını yerine getiremiyor demektir. Bir nevi Anayasa’yı uygulamaktan tembellik yapıyor demektir. Biraz daha ileri giderse Anayasa’daki görevlerini yerine getirmiyor demektir. Onun için Anayasa’da tanımlanan görevlerini aktif olarak yapacak örnek bir yurttaş kimliğim ile sağlıklı kaldığım sürece görevime devam edeceğim” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
]]>
Kepez Belediye Meclisi, 2019-2024 döneminde son kez toplanıyor. Meclisin Mart ayı olağan toplantısının 1. oturumunda 16 gündem maddesi görüşülerek, karara bağlandı.
Kepez Belediye Meclisi, bu dönemdeki 60. toplantısını gerçekleştirdi. Belediye Meclis Salonu’nda yapılan toplantı, yoklama, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce parti grup sözcüleri, meclisin bu dönemle ilgili düşüncelerini dile getirdi.
“Bu bir veda değil, hizmete devam edeceğiz”
Ak Parti Grup Sözcüsü Serhat Demir, “Bugün bir veda konuşması yapmayacağım. 8 Mart Cuma günü yapılacak olan devam meclisinde bu dönemi değerlendireceğim. O gün vedalaşır ve kucaklaşırız. Ancak bu bir veda olmaz. Çünkü hizmet için her zaman milletin yanında olmaya, Kepez’imize, Antalya’mıza hizmet etmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
CHP; “Kepez’de kararların yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçti”
Kepez Belediye Meclisi’nde 5 yıl boyunca aldıkları kararların ilçe sakinlerine ve Antalya’ya hayırlı olmasını dileyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Sözcüsü Barış Bulut da şunları söyledi: “Kepez Belediye Meclisi üyesi olarak milletimizin bize verdiği 5 yıllık görev süresini tamamlıyoruz. Bugüne kadar mecliste almış olduğumuz kararların Kepez’de yaşayan hemşehrilerimize ve Antalya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte meclisteki gündem maddelerinin yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçmiş. Bu anlamda meclis yönetimine, Başkanımıza, tartışmaya yol açmayacak şekilde bir belediye yönetimi sergileyen bürokratlarımıza CHP grubu adına teşekkür ederim. Bu süreçte acı tatlı olaylar yaşadık. Ama hiçbir zaman birbirimizi rencide edecek bir durum sergilenmemiştir. Varsa da bu son toplantıda helalleşelim isterim. Yeni dönemde görev olacak meclis üyesi arkadaşlarımıza da başarılar dilerim. Görev almayacak olan meclis üyesi arkadaşlarımıza da bundan sonraki yaşamlarında mutlu, huzurlu ve başarılı dolu bir günler diliyorum.”
MHP, “Şahıslar adına bir eleştirimiz olmadı”
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü Ali Baki Sarıca da, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi sürecinin yaşandığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçimlerin bir demokrasi şöleni içerisinde geçmesini canı gönülden diliyorum. Meclis üyesi arkadaşlarımızdan yapmış olduğumuz siyasi eleştirilerden alınganlık gösterenler olabilir. O arkadaşlarımızdan helalleşmek isteriz. MHP olarak biz genelde kurumsal yapıları eleştiririz. Şahıslar adına bir eleştirimiz olmamıştır. Yeni dönem için başvuru yapan meclis üyesi arkadaşlarımızın yeniden seçilip, bir hizmet yarışı içerisinde olmalarını gönülden diliyorum. Başvuru yapmayan arkadaşlarımızı da yeni yaşamlarında başarılar diliyorum.”
Komisyonlara yeni üye
Parti grubu sözcülerinin açıklamalarından sonra 16 gündem maddesinin görüşülmesine geçildi. Meclis Başkan Vekili Süleyman Acar, başkanlığında yapılan mecliste, komisyon üyeliği seçimi vardı. Üye eksilmesinden dolayı, aynı parti kontenjanından olmak şartıyla Denetim, İsim Tespit ve Hayvan Hakları komisyonları için üye seçimi yapıldı.
Denetim Komisyonu’na Cafer Turgay (CHP), İsim Tespit Komisyonu’na Veli Yılmaz (CHP) ve Hayvan Hakları Komisyonuna Özcan Özalp (CHP) seçildi.
Antalya Kütüphanesi’ne yönetmelik
Mecliste, Başkan Hakan Tütüncü döneminin eserlerinden biri olan Antalya Kütüphanesi’nin, çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmelik teklifini de oy birliğiyle kabul edildi. Yönetmelikle kütüphaneni işletilmesinde, yönetilmesinde aksaklık yaşanmaması amaçlanıyor.
Son meclis toplantısı Cuma günü
Gündemdeki 16 maddenin görüşülmesinin tamamlanmasından sonra söz alan Başkanvekili Acar, komisyonlara havale edilen diğer konuların karara bağlanması için Kepez Belediye Meclisi Mart ayı olağan toplantısının 2. oturumunun 8 Mart Cuma günü yapılacağını belirterek, toplantıyı sonlandırdı. – ANTALYA
]]>
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “İstisnamız ve kırmızı çizgimiz, terör örgütlerinin siyasi partileriyle iş yapılamaz. Eğer yapılırsa millete, devlete, vatana ve şehitlerimize ihanet olur. ‘Kent uzlaşısı’ adı altında seçim işbirliği yapıyorlar.” dedi.
Destici, Sivas’ta Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde proje tanıtım programında yaptığı konuşmada, partisinin Sivas belediye başkan adayı Adem Uzun’a destek istedi.
BBP’nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında 14 yaşından beri yer aldığını aktaran Destici, Sivas’ın BBP için önemli bir il olduğunu söyledi.
Destici, Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun olarak bazı bölgelerde seçime tek başlarına girdiklerini ifade etti.
“Kalbinde zerre kadar iman olanın Filistin ve Gazze davası olur”
Ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, İsrail’in Gazze’de insanlık suçu işlediğini belirtti.
İsrail’in Gazze’de 30 bin masum insanı öldürdüğünü vurgulayan Destici, ” Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı İsrail ile ilgili tek kelime etmiyor. Siyonist katillerle ilgili soykırımcılarla ilgili tek kelime etmiyor ama diyor ki ‘Hamas terör örgütüdür.’ İsrail’e şirin gözükmeye çalışıyor. Hamas, Filistin’in Gazze bölgesinin siyasi partisi, oranın yönetimini elinde bulunduran parti.” şeklinde konuştu.
“Başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız”
Yerel seçimlerde kazandıkları tüm il, ilçe ve beldelerde önceliklerinin sahipsiz köpek sorununu çözmek olduğunu aktaran Destici, şunları kaydetti:
“Türkiye genelinde baktığınız zaman son yıllarda milletin en önemli dertlerinden biri sokak köpekleri oldu. Köpek saldırıları sonucu çocuk, kadın ve yaşlı insanların ölümleri oluyor. Bize yetki verilen her ilde, her ilçe ve beldede seçimi kazandıktan 1 ay sonra sokaklarda başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız. Bunları imkan varsa hayvan barınaklarına alacağız, kısırlaştıracağız ama imkan olmadığı yerde de elbette uyutacağız. Önceliğimiz insan olacak.” ifadelerini kullandı.
“Kayyum uygulaması devam etmelidir”
Her partinin diğer partililerle görüşebileceğine dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:
“İstisnamız ve kırmızı çizgimiz, terör örgütlerinin siyasi partileriyle iş yapılamaz. Eğer yapılırsa millete, devlete, vatana ve şehitlerimize ihanet olur. ‘Kent uzlaşısı’ adı altında seçim işbirliği yapıyorlar. DEM Parti, bir önceki adı HDP, ondan önceki adı BDP, ondan önceki adı HADEP, ondan önceki adı DEHAP böyle gidiyor. Bukalemun gibi sürekli isim değiştiriyorlar. İstanbul’da bir ilçeyi onların istediği yani terör örgütünün ve onun siyasi temsilcisinin istediği partinin adayını gösteriyorsunuz. Kazandığı zaman oraya geçecek. İstanbul’da metropolde düşünün, PKK’nın partisinin büyük bir ilçe belediyesi olacak. Elbette devlet gereğini yapacak. Şimdi birileri diyor ya ‘kayyum uygulamasına son verilecek.’ Niye son verilsin kardeşim. Eğer seçilen belediye başkanı terörle arasına mesafe koymazsa, teröristleri belediyeye doldurursa, belediyenin imkanlarını terör örgütü ve uzantıları için kullanırsa elbette kayyum atanır ve kayyum uygulaması devam etmelidir.
Yine son günlerde yeni çözüm sürecinden bahsediliyor. Şehit liderimizin Muhsin Başkanımızın terörle mücadeleyle ilgili sözlerinden cevap vermek istiyorum. Şehit liderimizin dediği gibi terörü ve teröristi yok etmek istiyorsanız onun tüm unsurlarına karşı topyekün mücadele edeceksiniz. Sadece dağda, ovada, sınır içinde, sınır dışında teröristlere karşı askerin, polisin yaptığı mücadele yetmez. Şehirde de biz mücadele edeceğiz, arkasında sermaye olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste terör örgütünün partisi ve sözde milletvekillerinin olmasına da müsaade etmeyeceğiz.
Devlete baş kaldıranın başını koparırsınız. Şimdi Atatürkçü olduğunu, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olduğunu söyleyenler şimdi bunlarla işbirliği yapıyorlar. İsyancılarla, devlete baş kaldırmış olanlarla işbirliği yapıyorlar. Atatürk olsaydı, 40 yıldır devlete savaş açmış terör örgütü siyasi partiyle iş yapar mıydı? Onlarla seçim işbirliği, ortaklık yapar mıydı? Atatürk devlete baş kaldırana ne yapmış, sen ne yapıyorsun? Terörle, teröristle arana mesafe koy, işbirliğini bitir.”
]]>
UĞUR İSTANBULLU
Cumhuriyet Halk Partisi eski Artvin İl Başkanı Ahmet Biber, ” Türkiye’de kurallar işlemiyor, hukuk işlemiyor ve ne yazık ki yargı öyle bir noktaya geldi ki çok haklı insanlar haksız durumuna düşebiliyor. Gerçekleri yazan ve söyleyenler yargılanıyorlar, hapislere atılıp baskı görüyorlar. Türkiye büyük bir karartma altında ve bir taraftan hem iç hem de dış sömürü had safhada. Bunların üzerini din ile örtüyorlar. Şeriat artık adliye koridorlarında seslendiriliyor. Bugünkü kanunlarımıza göre ‘şeriat istiyoruz’ demek suçtur. Ama Cumhuriyet’i savunanlar, laik Cumhuriyet’i savunanlar suçlu hale geliyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi eski Artvin İl Başkanı Ahmet Biber, yerel seçimler öncesinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Biber şu değerlendirmeleri yaptı:
“TÜRKİYE’NİN GİDİŞİNE BAKTIĞIMIZDA BU SEÇİMLERİN NE KADAR ÖNEM ARZ ETTİĞİNİ İFADE ETMEK İSTİYORUM”
“Önümüzde çok önemli bir dönüm noktası olabilecek bir seçim var. Yerel seçimler olsa da, Türkiye’nin gidişine baktığımızda bu seçimlerin ne kadar önem arz ettiğini ifade etmek istiyorum. Bugün genelden bakmak istiyorum ve genelden baktığımızda da pahalılık bir tarafa, ekonomi almış başını gidiyor. Bir üretim fazlalığı ya da bir döviz fazlalığı var. Türkiye’de refah artıyor anlamında değil bu. Ekonomi ters yönde gidiyor. Geçen basına da yansıyan açılan işletmelerin en az üç katı kapanmış. İşsizlik sürekli artmış ve emekliler çöplerden sebze ve meyve toplamaya başlamış. Benliğini kaybetmiş bir toplumla karşı karşıyayız.
“ŞERİAT ARTIK ADLİYE KORİDORLARINDA SESLENDİRİLİYOR”
Türkiye’de kurallar işlemiyor, hukuk işlemiyor ve ne yazık ki yargı öyle bir noktaya geldi ki çok haklı insanlar haksız durumuna düşebiliyor. Gerçekleri yazan ve söyleyenler yargılanıyorlar, hapislere atılıp baskı görüyorlar. Türkiye büyük bir karartma altında ve hem iç hem de dış sömürü had safhada. Bunların üzerini din ile örtüyorlar. Şeriat artık adliye koridorlarında seslendiriliyor. Bugünkü kanunlarımıza göre ‘şeriat istiyoruz’ demek suçtur. Ama Cumhuriyet’i savunanlar, laik Cumhuriyet’i savunanlar suçlu hale geliyor ve işte böyle bir durumdayız. Tam da bu noktada insanlar konuşmakta zorlanıyor. Ama ne pahasına olursa olsun bende Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski Artvin İl Başkanı olarak bu gerçekleri söylemek istiyorum. Önümüzdeki seçimlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.
“TÜRKİYE BUGÜN DIŞARDAN PARA DİLENİYOR VE BİZ BUNLARA KATLANMAK ZORUNDA DEĞİLİZ”
Türkiye bugün dışardan para dileniyor ve biz bunlara katlanmak zorunda değiliz. Önümüzdeki seçimlere vurgu yapmak istiyorum. Türkiye’de o parti gelir bu parti gider diyoruz ama işin aslı öyle değil. Türkiye hızla bir tarafa doğru kaydırılıyor, açıkçası gericiliğe doğru kaydırılıyor ve Türkiye laik bir cumhuriyetten uzaklaştırılıyor. Cumhuriyet adı altında dikta rejimlerini görüyoruz ve dikta rejimlerin halkını nasıl ezdiğini görüyoruz. Bakın Filistin’i görüyoruz bakın dünyada bir sürü Müslüman ülkeler var. Neden Filistin’e sahip çıkamıyoruz? Toplumu eğitmezsek ve toplum kendi kendini koruma bilincine sahip olmaz ise kendimizi savunamayız. Bakın gelişmiş ve kapitalist ülkelerin İsrail’i nasıl koruduğunu görebiliyoruz. Türkiye’yi Afganistan ve Pakistan gibi ülkelere benzetmek istiyorlar ama bizler buna asla izin vermeyeceğiz. Burası Atatürk’ün kurduğu laik demokratik bir Cumhuriyet’tir ve asla başka cumhuriyetlere döndürülmesine bizler var oldukça izin vermeyeceğiz.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da İYİ Parti ile ittifak kurmayı istediklerini ama yapamadıklarını belirterek, “Keşke ittifak kurabilseydik, birimizin olduğu yerde öbürümüz olmasaydı. Büyükşehirde de her yerde de çok daha rahat olsaydık ama olmadı.” dedi.
Partisinin Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek’in Kültür Sitesi Lale Salonu’nda düzenlenen Proje Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Özel, yerel seçimlerde, büyükşehir dahil birçok belediyeyi kazanmak istediklerini söyledi.
Özel, anket sonuçlarına göre Manisa’daki pek çok ilçede AK Parti ile yarıştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Geçen seçim CHP olarak bağrımıza taş bastık. CHP’ye ‘Büyükşehir, Şehzadeler ve Yunusemre İYİ Partide olacak dediler’, ‘Tamam’ dedik. Gittik oylarımızı İYİ Partiye verdik. Bu seçimde de İYİ Partinin adayı var iki tarafta… Keşke ittifak kurabilseydik, birimizin olduğu yerde öbürümüz olmasaydı. Büyükşehirde de her yerde de çok daha rahat olsaydık ama olmadı. Ama ben Manisalı hemşehrilerimden, iyi insanlardan, güneş yüzlü insanlardan, gözlerinde güneş açanlardan kendi memleketimde bir beklentim var. Siz geçen birlikte mücadele edip yenemediğimiz AK Parti’yi bu sefer Gülşah (CHP Şehzadeler Belediye Başkan adayı Gülşah Durbay) değiştiriyor, aman ha arkamızda durun sakın bize kaybettirmeyin. Ayrıca şunu unutmayın ‘eski dosttan düşman olmaz’, o belediye İYİ Partiye gönül vermiş herkesin de belediyesi olacak.”
Özel, Yunusemre ilçesinde de adayları Semih Balaban’ın önde olduğunu öne sürdü.
Manisa’daki İYİ Parti seçmeninden destek beklediklerini vurgulayan Özel, “Ben söyleyince, hep ‘abla’ dediğim, çok sevdiğim Meral Hanım biraz da kızmaya başladı ama geçen seçimde bize İYİ Parti söylendiği anda Büyükşehirde, Yunusemre’de hep birlikte İYİ Partiye verdik, canla başla çalıştık. Herhalde Manisa’daki İYİ Partililer hepimizden çok İYİ Partiye sahip çıkan Semih Balaban’a gönül borçlarını bu sefer ödeyecekler.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti ile görüşmelerine yönelik eleştirilere de değinen Özel, şöyle konuştu:
“Efendim ‘DEM Parti ile görüşüyor’, önümüzde bayram var. Bana bir şeyle övünebilirsin deseler ne ile övünürüm biliyor musunuz? Biz Türkiye’deki tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek partiyiz. Çünkü biz Türkiye’nin temel direğiyiz, taşıyıcı kolonuyuz. Ben 6,5 milyon oy veren yurttaşın hatırına ve saygısına DEM Parti ile bayramlaşırım. MHP, İYİ Parti, AK Parti ve DSP ile bütün partilerle bayramlaşabilen tek parti CHP’dir. O yüzden CHP’liler partisiyle gurur duysun. İşbirliği yaparsak açık söyleriz, ittifak yaparsak açık yaparız. Bu sefer de ‘Bir ittifak var açıkla’ diyorlar, Açıklıyorum. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır, rengi ay yıldızlı al bayrağın rengidir.”
Zeyrek, projelerini anlattı
CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek de seçilmesi halinde Manisa’da ilk 2 tonluk şebeke suyunu 1 liradan vatandaşlara sunacaklarını belirtti.
250 gramlık halk ekmeği 5 liradan satacaklarını, 3 yılda tamamlayacağı raylı sistem projesiyle günde 45 bin yolcuyu taşıyacaklarını, 15 yılda kendisini finanse edecek raylı sistem projesiyle şehirde ulaşımın yüzde 50 ucuzlayacağını söyleyen Zeyrek, ayrıca İzmir ile Manisa’yı raylı sistemle birbirine bağlayarak iki kent arasındaki ulaşımı 15 dakikaya düşüreceklerini anlattı.
Zeyrek, pek çok ilçedeki otogarları yenileyeceklerini, altyapı ve üstyapıyı modernleştirerek kente yeni meydanlar kazandıracaklarını, kavşakları yenileyip otopark sayısını arttırarak şehirdeki ulaşımı rahatlatacaklarını sözlerine ekledi.
]]>
CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, Şırnak Valisi, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve İdil Kaymakamı’nın AKP’nin İdil Belediye Başkan Adayı İkbalhan Haznedar’ın seçim çalışmalarına katılmasına tepki gösterdi. Bakan, “İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz” dedi.
CHP İçişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel’in AKP’nin İdil Belediye Başkan Adayı İkbalhan Haznedar’ın seçim çalışmalarına katılmasıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan, şunları kaydetti:
“PARTİ DEVLETİYLE MÜCADELE EDİYORUZ”
“Basına bir fotoğraf düştü. Fotoğrafta Şırnak’ta İdil İlçesi’nde AKP Belediye Başkan Adayının seçim çalışmasına Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü, İdil Kaymakamı katılıyor, birlikte seçim çalışması yapıyorlar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ne diyor? Hepsi devlet memuru. 7. maddesine göre; ‘Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar.’ Bulundular mı? Bulundular. ‘Görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar’ diyor. Eylemde bulundurlar mı? Bulundular. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyorum senin bürokratların, senin Valin, –ki o Şırnak Valisi o ilde devletin temsilcisidir, her devlet kurumunun her bakanlığın temsilcisidir, en üst düzeyde devlet görevlileri olarak bir partinin seçim çalışmasına katılıyorlar– İl Emniyet Müdürün, İl Jandarma Komutanın, Kaymakamın bu çalışmalara katılırken sen ne yapıyordun? Onun da ne yaptığını söyleyelim. Balık baştan kokar. Ali Yerlikaya da aynı anlarda Eyüpsultan’da AKP belediye başkan adayının seçim çalışmasında propagandasına katılıyor. Ali Yerlikaya’nın 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevi nedir? Görevi; iç güvenlik kuruluşlarını idare etmektir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini, asayişi, kamu düzenini, ahlakı vs. savunmaktır. Bu yaptığının bununla ilgili var mı? Devletin terör örgütleriyle mücadele etmesi gerekirken, bunlarla ilgili çalışma yapması gerekirken, kamu düzenini sağlaması gerekirken, İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Haklarında bir soruşturma açılacağına ve bununla ilgili bir disiplin cezası alabileceklerine dair bir kanaatleri yok. Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz. Devlet tamamen liyakat sistemini bırakmış, bir siyasi partiye mensubiyet veya aidiyet üzerinden organize olmuş durumda. Ali Yerlikaya’ya soruyorum; sen devletin, bu ülkenin İçişleri Bakanı mısın? AKP’nin İçişleri Bakanı mısın?
Burada bir kişiye dikkat çekmek gerekiyor. Murat Bulut. Murat Bulut kimdir? Murat Bulut; Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkan Yardımcısı ve Başkanıyken Menzil cemaatinin Jandarma Genel Komutanlığı’nda örgütlenmesine öncülü ettiği söylenen, iddia edilen şahıstır. Menzilcileri ve diğer tarikat ve cemaat bağlantısı olan kişilerin mülakatta kayırılarak Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne girmesini sağlayan kişidir. Bunun iddia edildiği kişidir. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne imamı protokole alarak camiye namaza gitmeyen öğrencileri fişlediği iddia edilen kişidir. Adana Bölge Komutanıyken Murat Bulut, korumalarını bırakıp, makam aracıyla ve şoförüyle beraber Adana’dan Adıyaman Menzil’e gittiği iddia edilen kişidir. Tüm bunları düşündüğünüzde; üniformayı giymiş, ülkesi için mücadele etmesi gereken, siyasi parti, ideoloji, felsefi düşünce, inanç ayırmadan hizmet etmesi gereken bir Jandarma Komutanından bahsediyorum. Bunun terfisi, yükselişi de aynı mensubiyet üzerinden devam ediyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyorum; senden önce cemaatler, tarikatlar aynı şekilde örgütleniyordu kamu bürokrasisinde. Şimdi örgütlenmekle kalmıyorlar açık açık ayan beyan seçim çalışmalarına katılıyorlar. Sen geldin ne değişti?”
“BAKANLIĞINIZIN BİR TALİMATI MI VAR?”
Konuyu ayrıca TBMM gündemine de taşıyan CHP’li Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Bakan, Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
1- Devlet bürokrasisinin en üst kademelerinde görevli olan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel’in, devlet temsilini ve gücünü kullanarak, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılmasını nasıl açıklıyorsunuz?
2- İl valileri, jandarma komutanları ve emniyet müdürleri ile kaymakamlar hangi görev, talimat veya emirle siyasi faaliyetlerde bulunmaktadırlar? Kanuna aykırı olarak siyasi faaliyette bulunan kamu görevlilerinin AKP’nin seçim çalışmalarına destek olmaları kapsamında görevlendirildiklerine dair Bakanlığınızın bir talimatı mı vardır?
3- Eğer böyle bir talimat yoksa, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı davranmaktan idari soruşturma başlatılacak mıdır?
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Etimesgut’taki SKM açılışında “Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bu seçime giderken iktidarın bu konuya çözüm üretmesi için ısrarla emekliler diyorum farkında mısınız? Emekliye bu bayramda 7 bin TL vermek zorundasınız Erdoğan. 7 bin TL vereceksiniz. Elalemin Suriyelisine veriyorsun. Açlıktan sürünen emekline bayram hediyesi 7 bin TL vereceksin, vermek zorundasın” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Etimesgut’ta seçim koordinasyon merkezi açılışına katıldı. Partisinin Ankra Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Topel Yıldırım ve Etimesgut Belediye Başkanı Adayı Hilmi Özer ile seçmenlere seslenen Akşener, şunları söyledi:
“Seçim; seçmenin düğünüdür, seçmenin bayramıdır. ya düşman olacak ne var? Biri gidecek, biri gelecek. Bakacaksınız, doğru hizmet etmiyorsa onu göndereceksiniz, öbürü gelecek. Bizim inancımıza göre seçmen seçimlerde bir karar verir. Der ki sen muhalefetsin, benim avukatım olacaksın. Öbürüne de döner der ki, sen iktidar olacaksın, bana hizmet edeceksin. Avukatın, halkın avukatının görevi nedir O sesi duyurmaktır.
“EMEKLİYE BU BAYRAMDA 7 BİN TL VERMEK ZORUNDASINIZ ERDOĞAN”
Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bu seçime giderken iktidarın bu konuya çözüm üretmesi için ısrarla emekliler diyorum farkında mısınız? Emekliye bu bayramda 7 bin TL vermek zorundasınız Erdoğan. 7 bin TL vereceksiniz. Elalemin Suriyelisine veriyorsun. Açlıktan sürünen emekline bayram hediyesi 7 bin TL vereceksin, vermek zorundasın. Yıllarca seni bu emekliler desteklediler. Görevini yerine getirmek zorundasın. Buna karşılık aynı emeklilere 11 bin TL seyyanen zam vereceksin. ve en düşük emekli maaşı da asgari ücret kadar olacak. Bunu niye diyorum? Bunu şunun için diyorum; bu seçim siz emeklilerin, siz seçmenlerin birilerinin kulağını çekebilme imkanını size veren bir seçim. Şimdi geçinebilmek için yapacağınız iş bu. Bu dediklerimin hayata geçirilmesi için kulakları çekmek, 2 tarafın da kulağını çekeceksiniz.
“100 BİN ÖĞRETMEN TAYİN EDİLMELİDİR”
Dikkat edin, ısrarla bir şey söylüyorum ben. 100 bin öğretmen tayin edilmelidir. O çocukları siz okuttunuz. O çocukları bu millet cebinden, ana baba rızkından keserek okuttu. O kadar okulu açmayacaktınız. Madem açtınız tayin edeceksiniz, tayin etmek sizin için bir zorunluluktur. Siz etmiyorsanız biz iktidara geleceğiz ve biz edeceğiz.
Bu nasıl bir Etimesgut’muş. Yani bu Etimesgut’ta neler var, neler; onu sorayım. Kimin ayağına taş attık, kimin cebine girenlerin ya da gireceklerin önüne geçtik? Ne yaptık biz de asla bir siyasi partide olmayacak bir saygısızlık, bir operasyon bizim partimize çekildi? Şimdi bunları yazdık bir kenara.
“BEN BU İKİ KARDEŞİME SİZİN SESİNİZ OLMALARI İÇİN OY İSTİYORUM”
Cengiz Topel Yıldırım beş kuruş para çaldırmaz. Çalanın peşine düşer. Dolayısıyla ondan dolayı da herkesin sinirini bozar. Buradaki Hilmi kardeşimizse herkesle hemhal olur, herkesin işine koşar, onun da para çaldırmayacağına kefilim. Şimdi bu çerçeve içerisinde ben bu iki kardeşime oy istiyorum. Sizin sesiniz olmaları için oy istiyorum.”
]]>
Bursa’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde Bozbey’in yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ne olacak? Ay yıldızlı bayrak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak” diye konuştu.
Manisa programı öncesi, 2 gün önce Bursa’da açmış olduğu CHP Osmangazi İlçe Başkanlığa gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe binalarının görünür olmasını, il binalarının görünür olmasını, partimize layık olmasını çok önemsiyorum. Çünkü boşuna söylenmiş bir söz değildir, baba evi. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kuruluş tarihi olarak da Sivas Kongresi’ni 1919’da 5 Eylül günü toplanan Sivas Kongresini işaret etmektedir. Öyle olunca Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları kendisine ve partimize layık olmak durumundadır. Bursalıları, Osmangazi’deki herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi’deki baba evine bir çayımızı içmeye davet ediyorum. Adresi dünyanın öbür ucundan tarif etsek elinizle koymuş gibi bulursunuz. Bursa’da Ulu Cami’nin tam karşısındayız” diye konuştu.
Yoğun bir seçim temposu içerisinde olduklarını belirten Özel, “Bu tempo içinde sürekli gelişmeler oluyor. Son olarak da bir gelişme oldu. Gerçekten hani yanıt vermek, gazeteci arkadaşlar soruyorlar, insan utanç duyuyor, hicap duyuyor. Dün AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ’31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarından Gazze’nin umutlanacağını söylemiş. Ayrıca, kendisi kazanırsa, Gazze’ye insani yardımda bulunacağını bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu da söylemiş. Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık ve bir tarafı sahtekarlıktır. Bu kadar ucuz siyaset olmaz. Türkiye’nin bütün belediyelerimizin Kızılay’ın AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor. Refah Sınır Kapısı’nda Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin tek bir gündemi olduğunu belirten Özel, ekonomik kriz dışında, hayat pahalılığı dışında, zam dışında hiçbir konunun olmadığını söyledi. Özel, “Açlık sınırı, 16 bin 200 lira olarak açıklandı. Yani emekli 10 bin lira alacak ve tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Büyük bir haksızlık. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. O diyor ki bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem. Emekli karta ihtiyaç olduğunu bir kez daha yeniliyorum. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil, 800 milyon liraya ihtiyaç var. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri, 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün herkesi 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum. Son sözüm şudur. Bursa’dayız. Osmangazi’deyiz. Osmangazi’de de. Bursa Büyükşehir’de de seçim çok çok iyi gitmektedir. Ben Osmangazi’ye iki gün önce geldim. Bugün gelip ilçe başkanlığımızda çay içmek, ziyaret etmek için geldim. Bir Nisan günü sabah, Ankara’da da olsam, Manisa’da da olsam, mazbatayı ne gün alırlarsa ertesi günü başkanımın kahvesini içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyorum. Osmangazi’de, Erkan Başkan’ın çayını içeceğim. Onunla birlikte, bütün örgütümüzle birlikte sade kahve içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bakın ben Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ay yıldızlı bayrak olacak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak. Bizim ittifakımız Türkiye ittifakı rengi kırmızı beyaz. Bursa’nın ittifakının adı. Bursa ittifakı, rengi yeşil beyaz” dedi. – BURSA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Görüldüğü gibi sandıkta hesap verecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı. CHP’nin Genel Başkanı, önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile demlendi. Sonra da CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan bizim DEM’le ittifakımız yok diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış, riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kepez ilçesi Turgut Özal Spor Salonu yanında düzenlenen mitingte vatandaşlara hitap etti.
Mitinge katılımın 80 bin olduğunu kaydeden Erdoğan, güzelliklerini anlatmaya, dillerin kifayetsiz kaldığı Antalya’da bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne 30 günün kaldığını dile getiren Erdoğan, “Antalya’nın ilçeleri gümbür gümbür geliyor. Buğulu gözlerle Akdeniz ufuklarını süzen Antalya, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle hepsinden önemlisi insanıyla ülkemize değer katıyor, huzur veriyor. Antalya artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor. Dün başlayan ve 3’üncüsü Antalya Diplomasi Forumu bu yükselişin işaretlerinden biridir. Antalya artık sadece Türkiye’nin değil, artık dünyanın bütünleştiği bir yer. Bu tür organizasyonlar şehrimizin marka değerinin artmasına da katkı sağlıyor. Antalya Diplomasi Forumu’nda dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ülkemizi ve küresel meselelere ya anlatma imkanı bulduk” diye konuştu.
“Antalya sözünde duracak”
Seçimlerin siyasetçiler için hesap verebilme dönemlerinin olduğunun altını çizen Erdoğan, “Biz zaten yıllardır hesap verdik. Hesap veriyoruz. Ama hesaptan kaçanlara da 31 Mart’ta hesap sormaya hazır mıyız? Gümbür gümbür 31 Mart’a hazırlanıyor muyuz? Hükümeti veya belediyeleri yönetmek için sandıkta yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapan, yapacaklarının sözünü verirler. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirip verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya şimdi geçtiğimiz 5 yılda büyükşehir ve ilçeleriyle belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor önümüzdeki 5 yıl için aday olanları da ölçüp tartıyor. Cumhur İttifakı olarak büyükşehir ve ilçe adaylarımızla Antalya’ya hizmete talibiz. Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığında bu kardeşimize yüzde 43, milletvekilliğinde yüzde 41 oy oranıyla bize destek verdiniz. Bu oy Antalya’yla aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzak dur. İnşallah hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları, Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Şu mitingimizin 31 Mayıs’taki zaferimizin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Antalya’nın sözünde duracağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Akla bakar mısınız?”
“Cumhurbaşkanı olarak bu ülkenin başında mı? Başında. Ayrıca Cumhur İttifakı olarak kabine, inşallah bizde mi?” diye soran Erdoğan, “Cumhur İttifakı ve şu anda da hükümet olarak iş başında olduğumuza göre yerel yönetimine 31 Mart’ta bize teslim ettiğiniz de Evelallah ülkeyi biz uçurmaya devam edecek miyiz? Öyleyse bu ülkeyi maalesef çöpten, çukurdan, çamurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz. Antalya’nın, dünya şehri vasfını her alanda güçlendirmesini yerine getireceğiz. Siyasi hayatımız boyunca hep ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız anlayışına, sıkı sıkıya bağlı kaldık. Milletimize asla yalan söylemedim. Bizi aldatmaya kalkanlarda, eninde sonunda kendi kazdıkları kuyulara düştüler. Ama ülkemizde Türk sermayesi yalan ve aldatma üzerine kurulu bir zihniyet var ki bir türlü ıslah olmuyor. Bir türlü milletin safına katılamıyor. Bu faşist zihniyet tercihini ya vesayetçilerden ya darbecilerden ya emperyalistlerden son dönemde de terör örgütlerinden yana kullanıyor. Geçtiğimiz günlerde CHP’nin yeni genel başkanı, parti teşkilatının yöneticilerine seçim dönemine özel öğütler veriyor. Ne diyor? ‘Gerçek niyetinizi saklayın’ diyor. Konuşmayın ki tepki almayın diyor. Polemiğe girmeyin ki zararlı çıkmayalım diyor. Susun ki yüreğinizdekilerden vatandaş, haberdar olmasın diyor. Yani şu seçim geçene kadar sahte olun, gerçek yüzünüzü saklayın milleti kandırın. Kim bu? CHP’nin Genel Başkanı. Akla bakar mısınız? Parti yöneticilerine, millete saygılı olun demiyor da riyakarlık yaparak millet kandırın diyor. Teşkilatlarına dürüst davranın demiyor da seçime kadar maskelerinizi takın ve sakın çıkarmayın diyor. Tabii ne yapsalar boş. Ne yapsalar beyhude. Hangi maskeyi takarsa taksınlar milletimiz bunların ne olduğunu artık gayet iyi biliyor. Ama niyetlerini ve taktiklerini kendi ağızlarıyla ikrar etmelerinden açıkçası biz memnuniyet duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.
“DEM ile demlendi”
“Görüldüğü gibi sandıkta hesap verecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı” diyen Erdoğan, ” Hangi kılığa gireceklerini, hangi yalana sarılacaklarını, hangi istikamete koşturacaklarını şaşırdılar. CHP’nin Genel Başkanı, önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile demlendi. İttifak yaptık. Bu iki parti aralarında yaptıkları gizli kapaklı anlaşmalarla belediye başkan adaylıklarını, meclis üyeliklerini, belediye yönetimlerini paylaştılar. Sonra da CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan bizim DEM’le ittifakımız yok diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış, riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş. Herkesi kör, alemi sersem sanıyorlar. Milletin feraset şamarı yüzlerine defalarca indiği halde bu aymazlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, nafile. Milletimiz sadece maskelerin arkasına sakladıkları gerçek yüzlerini değil, onların ciğerlerini biliyor. Bukalemun gibi renkten renge girseler de bu millet onları gördüğü her yerde tanır ve layık olduğu cevabı verir. Biz milletimize sözümüz olan eser ve hizmet siyasetine devam ediyoruz. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma eksiklerini telafi ettiğimiz gibi bugünkü sıkıntılarını da yine biz çözeceğiz. Ülkemizi, siyasetiyle, diplomasiyle, sanayisiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyanın en sıralarına nasıl taşıdıysak Türkiye Yüzyılıyla zirveye de öyle çıkaracağız. Gerisinde on yıllık zorlu bir mücadelenin bölgesel ve küresel krizin olduğu ekonomik sıkıntılarımızın çözümünde Önemli mesafe aldık Büyüme rakamları açıklandı. Türkiye geçtiğimiz yıl yüzde 4.5 oranında büyürken, milli gelirimiz ne oldu? 1,1 trilyonu ve kişi başına milli gelirimiz ne oldu, 13 bin doları aştı. Nereden nereye teşhis ettiğimiz kesintisiz büyüme ekibi sayesinde istihdamda, üretimde, ihracatta turizmde her yıl yeni rekorlar kırarak yolumuza devam ediyoruz. Tüm bunları söylerken çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yaşadıkları zorlukları asla görmezden gelmiyoruz” açıklamasını yaptı.
“Zübük siyasetçi oyunu”
“Antalya her yıl milyonlarca turisti ağırlamazsa, bereketli topraklarında yaz, kış üretim yapmazsa sahip olduğu refah seviyesini nasıl koruyacak” diye soran Erdoğan, ” Aynı durum 81 vilayetimizin tamamı içinde geçerlidir. Her kim karşımıza çıkıp da hesapsız, kitapsız atıp tutuyorsa bilin ki size hiçbir şey vermeyeceği gibi elinizdekinden olmanıza yol açacaktır. Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez. Şimdi Antalya’dan öyle bir ses verin ki Akdeniz’in karşı kıyısından bile duyulsun. Hazır mıyız Antalya 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? Antalya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Antalya’nın Altın Çağını başlatmaya var mıyız? Maşallah siz bu işi bitirdiniz, Antalya ‘evet’ diyorsa tamam. Bu iş bitmiştir. Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramının beraberce ilan edeceğimize ben inanıyorum. Cumhuriyetimizin en büyük demokratik ve kalkınma hamlesini yeni bir safhasını inşallah ‘yeniden Antalya’ diyerek başlatacağız” diye konuştu.
“Antalya’ya yapılanlar”
Antalya’ya son 21 yılda 304 milyar lira yatırım yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, ” CHP’nin burada bir yatır var mı yani? Yok. Yaparsa yine biz yapacağız. Eğitimde 10 bin 450 derslik inşa ettik, şehirdeki şehrimizdeki üniversite sayımızı 5’e yükseldik. 21 bin 593 yükseköğretim yurt binaları açtık. Antalya Belediyesi’nin kaç tane yurt binası var? 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum dahil olmak üzere toplam 116 adet spor tesisi inşa ettik. 9 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Şehir Hastanemizi açıyoruz. 66 sağlık tesisi yaptık. 1050 yataklı 9 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. 5 bin 570 konutun yapımı tamamlandı, bin 449 konutun yapımına devam ediyoruz. Antalya’mızda riskli yapı olarak tespit edilen 26 bin 15 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. 6 millet baki projemizden dördünü tamamladık. Bugün 36 adet atık su arıtma tesisi yapıldı. Normalde Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan hizmetleri bile Antalyalı kardeşlerimizin en önemli gelir kapısı olan turizm yara almasın diye biz yapıyoruz. Kemer ve Çamyuva bölgelerinin arıtma tesislerini bir yıldan kısa süre içinde biz bitirdik. Yakında açılışını gerçekleştiriyoruz. Antalya’da orman yangınlarının ardından yaraları biz sardık” diye konuştu.
“Antalya Havalimanı kapasitesini 80 milyona çıkıyor””
Erdoğan Antalya-Alanya otoyol projesinin inşasına yakında başlanacağını ifade ederek, ” Antalya Havalimanı’nın kapasitesini önümüzdeki yıl 80 milyona çıkarıyoruz. Antalya’da toplam 92 bin dekar alan arazinin sulaması için 12 barajın yapımı devam ediyoruz. 544 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Antalyalı çiftçilerimize 50 milyar lira tutarında tarımsal hibe verdik. Önümüzdeki dönemde Alanya, Finike, Gazipaşa, Kemer, Kumluca ve Manavgat’a doğal gaz arzı sağlamayı planladık. Antalya’yı daha nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz. Şehrimizi gerçek belediyecilikle buluşturmak için, Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarımızın arkasındayım. Siz de arkasında mısınız? Elbette her parti, her aday kendine göre ideal sahibidir. Ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda bizimle yarışacak, kimseyi tanımıyoruz. Antalya’yı Türkiye Yüzyılına hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta daha güçlü desteğinizi istiyoruz” açıklamalarında bulundu.
Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı adaylarıyla katılımcıları selamladı.
“Antalya’nın yanında olduk”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen Mayıs ayında tarihi bir seçim yaptıklarını hatırlatarak, ” Cumhurbaşkanımızı çok büyük bir destek verdiniz. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden de zaferle çıkacağız. Hazır mıyız, kararlı mıyız? Çok iyi ehil adaylar belirledik. Hakan Tütüncü, çekirdekten yetişmiş bir kardeşimiz. Ülkemizin en tecrübeli belediye başkanlarından biridir. Gerçek belediyeciliği lafla değil icraatla ortaya koymuştur. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmetlerini katlayarak devam edecektir. Tütüncü, dersine iyi çalışmış. Her alanda belediye olarak neler yapacak hangi adımları ortaya atacak bunu belirlemiş. Belediye reklam yeri, algı yeri, belediye hizmet edilecek yerdir. Tütüncü, bunu yapacak. Her kesimi kucaklayan kimseyi ötekileştiremeyen ötelemeyen bir anlayışa sahip. Toplumun tamamını kucaklıyorlar. 2002’den bu yana hep Antalya’nın yanında olduk. Uğun 1500 yataklı bir Şehir Hastanesi’ni Cumhurbaşkanımız açacak. Bu hastane ile Antalya sınıf atlayacak. Ulaşımda da Antalya-Alanya otobanı ihale edildi. 3 gidiş, 3 geliş, Antalya Alanya arasını modern bir yol kavuşturuyoruz. Antalya turizmin başkenti geçen sene rekor kırdınız, 16 milyondan fazla turist ağırladınız. Bu sene 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir bekliyoruz. Burada öncü ilimiz Antalya olacaktır. 400 milyondan fazla destek verdik, bu sene de destekleyeceğiz. Tarımın hiçbir zaman modası geçmez stratejiktir. Tarımı çok daha ileriye taşıyacağız. Planlı tarım kavramı çerçevesinde sistemli ve etkili şekle getirmek için çalışıyoruz. Genç çiftçilerimizi destekleyeceğiz. Antalya’yı Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirlerinden biri yapmaya hazırız. Antalya hizmet bekliyor” ifadelerine yer verdi.
“Siyasi istikrar, güçlü lider”
Sadece sosyal medya ile işlerin yürümeyeceğini dile getiren Yılmaz, “Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Dünya zor bir dönemde, ekonomik krizler, savaşlar, tarihin en büyük afetini yaşadık. Terörle mücadeleyi devam ettiriyoruz. Büyün bunlar siyasi istikrar ve güçlü liderlikle oluyor” diye konuştu.
“Altın Çağ başlayacak”
Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, Antalya için kutlu bir yolculuğa çıktıklarının altını çizerek, ” Biz Antalya’da ne zaman AK Parti olarak belediyede iktidara geldiysek büyün ilçeleriyle bir atılım dönemi şahlanış dönemi bekliyordu. O yıllar Antalya’nın güzel ve hizmet yıllarıydı. Son 5 yıl Antalya’nın kayıp yılları oldu, şimdi o geçmişi yıllarını Antalya’ya hep birlikte iade etmeye hazır mıyız? 1 Nisan 2024’den itibaren Antalya’da yepyeni bir dönem başlayacak o dönem ‘Antalya’nın Altın Çağı’ olacak. Biz eser ve projeler Antalya’nın Altın Çağı’nı başlatmaya hazırız” dedi.
“Birinci parti çıkacağız”
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, bu meydanlardan çok büyük destan yazdıklarını hatırlatarak, “Bugün buradan bir mesaj veriyoruz. Kepez ‘tamam’ inşallah, Antalya tamam inşallah. Cumhurbaşkanımızın arkasındayız. Antalya liderinin ve davasının yanında. Antalya’nın ve ilçelerinin altığın çağının yaşanacağı günlerin arifesindeyiz. Bu seçimlerden de birinci parti olarak çıkacağız. Hem Antalya Büyükşehir’de hem de ilçelerinde altın çağını başlatacağız” dedi.
“Çözemeyeceğimiz sorunu yok”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da 22 yılda tarihinin en büyük yatırımlarının hayata geçirildiğini kaydetti.
22 yılda yeni bir Antalya inşa edildiğini dile getiren Ersoy,” Hükümetimiz kentin sorunlarının çözümü için her türlü desteği sağladı. Antalya bugün Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezi haline geldi. Antalya 2023 yılında 16 milyon turist ağırlayarak rekor kırdı. Antalya’nın biriken bir çok sorunu var ama çözmeyeceğimiz sorunu yok” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>
Kumluca Belediye Başkanı ve CHP Belediye Başkan adayı Mustafa Köleoğlu, Kumluca Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışını yaptı.
Coşkulu açılışa, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Deniz Demiröz, Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Milletvekili Aliye Coşar, 27. Dönem Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, 27.Dönem Antalya Milletvekili Adayı Kemal Bilal Öner’in de aralarında bulunduğu çok sayıda bürokrat, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, muhtar ve vatandaş katıldı.
“ÖNCE İNSAN DİYEREK TÜM SORUNLARI ÇÖZEN BİR KUMLUCA İTTİFAKI OLUŞTURDUK”
Başkan Köleoğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“2019 yılında ittifak buluşmasıyla beraber Kumluca Belediyesi’nde göreve başladık. O dönemden bu döneme baktığımızda göreve geldiğimizden kısa bir süre sonra büyük bir pandemi koşullarıyla karşı karşıya kaldık. Sonra büyük bir sel felaketi yaşadık. Tüm büyük ailemizde tek bir kişinin burnu bile kanamdan sel afetini atlattık. Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, yardım isteklerimize bize bir baba olarak çok büyük destek verdi. Sıcak asfalt çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Atatürk Stadımızı yakın zamanda Kumluca’mıza kazandıracağız. Batı Antalya’nın en büyük camisi Büyük Kumluca Camimizi ibadete açtık. Özgür Özel başkanlığında Türkiye İttifakıyla birlikte biz de Kumluca’da ötekisi olmayan Kumluca’yı oluşturacağız. Diğer siyasi parti üyelerinden bizimle birlikte olanlar var. Kumluca’mızın gururu Cumhuriyet Halk Partisi ailesine katılan Kepez Belediyesi Meclis Üyesi Kontenjan Adayı Prof. Dr. Refik Emre Altekin’e hoş geldiniz diyorum. Kumluca’mızın kalkınması için gerçekleştirdiğimiz 50 icraatlerimizi tanıttık ve broşürlerimizi dağıttık.
2. dönemimizde gerçekleştireceğimiz 36 projemizin tanıtımı için güzel bir programla yine sizlerle olacağız. 3 sac ayağı üzerine oluşturduğumuz projelerimizle bir tek hedefimiz var dedik: Kumluca’nın kalkınması için gece gündüz çalışıp Kumluca’yı mutlu bir kent haline getirip yükselteceğiz. Tüm sorunları masaya yatıracağız. Önce insan diyerek gece gündüz insanlarımızın sorunlarına çözüm getireceğiz demiştik. Kumluca İttifakı ruhuyla tüm büyük ailemizle bunu yaşıyoruz. Biz doğru olduğumuza inanıyoruz. Hem Muhittin Başkanım için hem de kendim için İleri Daima İleri diyerek oy desteklerinizi bekliyorum.”
“PARTİMİZİN TEMELİNDE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCELERİ VAR”
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, “İki ve üç kişi parti ideolojisini değiştiremez. Partimizin temelinde Mustafa Kemal Atatürk anlayışı vardır. Tüm çalışmalarımızı bu yönde gerçekleştiriyoruz. Partimize gelen herkese kapımız açıktır. Kumluca’nın ilk ilçe başkanıyım. Kumluca ve Antalya’mız için her zaman güzel çalışmalar gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
“MUSTAFA BAŞKAN ÇOK GÜZEL ÇALIŞMALAR GERÇEKLEŞTİRDİ”
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Cavit Arı da “Mustafa Başkan Kumluca’mız için çok güzel çalışmalar gerçekleştirdi. Seracılar dolusavarla kapsama alanı içinde zarar görmüyor. Ata sporumuza sahip çıkarak Orhan Okulu Tesisini Kumluca’mıza kazandırdı. Sel baskınlarının olmaması için kanallar ve arıklar temizleniyor” diye konuştu.
“ÇALIŞMALARIMIZLA HER ZAMAN KUMLUCALI HALKIMIZIN YANINDA OLDUK”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek ise şunları söyledi:
“Kumluca’da 41 mahallemiz için çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Kumluca için gece gündüz çalıştık. Kumluca’yı pilot ilçe yaparak çiftçi kart projemizi başlattık altyapı ve üstyapısıyla tüm çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Kumluca kapalı devre sulama tesisi, paketleme tesisi, sosyal yardımlar ilgili her şeyi Kumluca’mızda yapmaya çalıştık.”
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM – ÇAĞATAN AKYOL/ Kamera: UMUT EMRE AKBULUT
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği Vefa Ödülleri Töreni’nde konuştu; “Açık söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partili olmam ve az önce bahsettiğim gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e derin bir vefa duygusuyla bağlı olmak benim asla vazgeçmeyeceğim şiarımdır. Onun kurduğu Cumhuriyeti, aziz vatanı, kayıtsız şartsız beklemeden sevmek büyük bir özel bir vefa bağlılığı demektir” dedi.
Beylikdüzü Belediyesi’nin bu yıl 6’ncısını düzenlediği Vefa Ödülleri Töreni, İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Genel Başkan Yardımcıları Gökan Zeybek ve Sevgi Kılıç, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile çok sayıda partili ve dernek temsilcisi katıldı.
Törende konuşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“CHP BÜNYESİNDE OLMAK ELBETTE GÜÇLÜ DUYGULAR GEREKTİRİR”
“Özel bir buluşmayı çok değerli kıldınız. Vefa çok değerli bir kavram. Bence Vefa kurumsallaşmayı kurumları daha güçlü kılmayı sağlayan en özel duygu. Bu yönüyle Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde siyasetle uğraştığım zaman diliminin 15 yılını bitirmiş durumdayım ve 15 yıl bittiği dönem içersinde her zaman yaptığımız her işin sonrasında işin içinde olan herkese teşekkür etmeyi, onlara minnet duygularımı iletmeyi hiç ihmal etmemeye çalıştım ve beni çok daha güçlü ve çok daha özenli kıldı. Bu yönüyle uzun soluklu siyasi yolculuğun daha güçlü olabilmesi için dostluğun, sevginin, dayanışmanın çok önemli olduğunu bilen birisiyim. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde olmak elbette ki güçlü duygular da gerektirir. Çünkü bu parti ülkemizin kurucu partisi. Bu partinin kurucusu da ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk. Dolayısıyla biz çok daha özenli davranmak, çok daha kurumsal gücü büyütmek yönünde adımlar atmakla da yükümlüyüz.
“ATATÜRK’E DERİN BİR VEFA DUYGUSUYLA BAĞLI OLMAK BENİM ASLA VAZGEÇEMEYECEĞİM ŞİARIMDIR”
Tabii vefa bir insanın, toplumun geçmişine ve değerlerine duyduğu güçlü bağlılık sayesinde geleceğe doğru emin adımlarla yürümesini de sağlar. 2016’da böylesi bir süreci başlatmayı ilk düşünce olarak masaya koyduğumuzda dün gibi hatırlıyorum değerli dostlarımla, özellikle sevgili Süleyman Çelebi ve o dönem ilçe başkanımız Sayın Turan Taşkınözer, diğer dostlarımızla oturup konuştuğumuzda böylesi bir duygunun ve bizim içimizdeki birçok arkadaşımızın daha güçlü çalışmaya, daha fazla motive etmeye sevk edeceğini konuşmuştuk. Bunu da açıkçası o günden bugüne ilçemiz yaşıyor ve yaşatıyor. Şimdi tabii benim İstanbul’da görev almamın bu süreci biraz daha farklı bir seviyeye taşımış olması beni de ayrıca gururlandırıyor. Tabii hafızayı güçlü tutmak taze tutmak çok da değerli. Böylesi bir akışı sağladığınızda dünden bugüne gelen çok kıymetli isimler yarınlara dönüp de partimizi çok daha özel bir sürece taşıyacaktır. Açık söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partili olmam ve az önce bahsettiğim gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e derin bir vefa duygusuyla bağlı olmak benim asla vazgeçmeyeceğim şiarımdır. Onun kurduğu Cumhuriyeti, aziz vatanı, kayıtsız şartsız beklemeden sevmek büyük bir özel bir vefa bağlılığı demektir.
“CHP’Lİ OLMAK HER TÜRLÜ GÖREV VE SORUMLULUĞA KAYITSIZ ŞARTSIZ KOŞMAYI GEREKTİRİR”
“Şunu da söyleyelim Atatürk, ömrünü, milletine vefa borcunu ödemekle geçinmiş. Dehşet bir vatansever, emsalsiz bir kahramandı. Onun partisine, onun partisi içinde bulunan hiç kimseye vefasızlık asla ve asla yakışmaz. Bizler siyaseti bu ülkeye, bu millete vefa borcumuzu ödemenin bir yolu olarak görürüz öyle yaparız. O nedenle nice partiler gelir geçer Cumhuriyet Halk Partisi dimdik ayakta kalır Dimdik ayakta. Cumhuriyet Halk Partili her zaman herkesten çok çalışmayı da gerektirir. Çalışmanın çok değerli olduğunu bilen birisiyim. Çalışkan olmanın, partimiz için olmazsa olmaz ve vazgeçilmez temel prensibi olduğunu da buradan paylaşmak isterim. Zira partimizin de ülkemizin çıkarı için durmadan, yorulmadan, çalışmak ancak ve ancak o zaman başarıya ulaşmak mümkün olabilir. Cumhuriyet Halk Partili olmak her türlü görev ve sorumluluğa kayıtsız şartsız da koşmayı gerektirir. Koşmayı gerektirir ve koşmakta zorundayız. Cumhuriyetimiz, yurdumuz, halkımız için, görevden göreve koşacağız. Ne zaman ihtiyaç olursa, nerede, nasıl bir koşuya, nerede, nasıl bir emeğe, nerede nasıl bir mücadeleye gerek var ise o yönde o mücadelenin en önde koşan neferi olma çabasını ben kendime ayrıca ilave bir şiar olarak da edindiğimi ifade edeyim.
“ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE BORCUMUZU ANCAK BÖYLE ÖDEYEBİLİRİZ”
Bu yönüyle asla ve asla kim ne kadar koşuyor bakmadan kendi emeğini en güçlü seviyede ortaya koymanın Cumhuriyet Halk Partili her bireyin ortaya koyması gereken bir karakter olduğunu da düşünmekteyim. Atatürk’ün partisine borcumuzu ancak böyle ödeyebilir, refahımızı da ancak böyle gösterebiliriz. Bu duyguları hisseden gereğini yerine getiren büyük Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin tüm üyeleriyle birlikte kutluyor, yürekten hep birine teşekkür ediyorum. Vefa ödüllerine layık görülen, partimizin çok değerli, çok kıymetli isimlerini yürekten kutluyorum. Burada onlarla olmaktan da büyük onur duyuyorum. Yöneticilerimiz, siyasetçilerin, vefasızlığı dolayısıyla tek bir vatandaşın bile kalbinin sevgi dolu çok mutlu bir ülke diliyorum. Umuyorum bunu başaran, bu adımları bize attıran yine hep birlikte bu başarının bir parçası olacağımızı düşündüğüm Cumhuriyet Halk Partisi olur.”
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM – ÇAĞATAN AKYOL/ Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT
CHP Beylikdüzü Vefa Ödülleri Töreni’nde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ulusal çapta gelişmiş ülkelerdeki en önemli vefanın, o ülkenin kurucu kadrolarına duyulan vefa olduğunu vurguladı, “Maalesef bugün ülkenin yönetim kademesinde olanlar, bazen ağız ucu ile bazen ‘Cumhuriyetimizin banisi’ diyerek geçerek, bazen Atatürk dememek için Gazi diyerek ama esasen Cumhuriyetin bir bütün olarak kurucu kadrolarına minnet ve vefa duymak yerine özellikle bazı isimler üzerinden aslında Cumhuriyetin kuruluş hikayesine husumet duyduklarını da gizleyemiyorlar. O yüzden Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, Cumhuriyetin kuruluşuna ve aydınlanma devrimlerine sahip çıkanların bu ülkede bu vefayı göstereceği günlerin yakın olduğunun altını çizmek isterim” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen 6’ncı CHP Beylikdüzü Vefa Ödülleri Törenine katıldı. Genel Başkan Özel, eski CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve eski bakan Erol Tuncer’e ödülünü verdi. Özel, burada yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“VEFA KELİMESİNİN BİZİM GİBİ KURUMLAR İÇİN İKİ TANE ANLAMI VAR”
“Vefa kelimesinin aslında bizim gibi kurumlar için iki tane anlamı var. Bunlardan bir tanesi manevi anlamı, bir tanesi maddi anlamı. Manevi anlamı vefa duyulan açısından son derece onur verici, hakkının teslim edilmesi, hatırlanması, emeklerinin boşa gitmemesi, söylediği sözün uçup gitmediğinin, yazdığı yazının silinmediğinin görülmesi açısından son derece kıymetli. Vefayı gösterenler açısından hem kendilerini bu noktada, bir borcu ödemenin mutluluğunu, huzurunu duymaları açısından kıymetli, hem de bundan sonraki sürece bir gelenek devrediyor olmanın gururunu yaşatan, onurunu yaşatan bir durum. Ama işin bir de maddi tarafı var. O da kurumsal hafızanın önemine yapılan vurgu.
“DEMEK Kİ HİÇBİR BAŞARI BOŞUNA GELMİYOR”
Kurumsal hafıza ki bundan sonraki süreçte o kurumda yapılacak tüm iş ve işlemler, hele ki bu kurum bir ülkenin ana muhalefet partisiyse bundan sonra yürütülecek tüm siyasi yürüyüş, tüm yürünecek yol ve menzile yönelik olarak da son derece önemli, kıymetli bir adım. Biz CHP’nin bir vefa gecesindeyiz ancak bu vefa gecesi 81 ilden, 1 ilin, o ilin de 39 ilçesinden 1 tanesinin düzenlediği bir gece. Şimdi burada bir ayrışma var. Olumlu yönde, pozitif ayrışma var. Bir ilçe başkanlığı bir vefa gecesi yapıyor, bu önce ilçe sınırında, sonra il sınırında, sonra tüm ülkeye yönelik olarak gerçekleşiyor. Siyasi parti bunu kurumsal olarak ve genel merkez düzeyinde de sahipleniyor, benimsiyor. Daha önce de Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu katıldı. Bu gece ben de buradayım ve bu partimiz adına yapılan bir etkinliğe, önemli bir boşluğu dolduran çok doğru bir etkinliğe dönüşmüş durumda. Demek ki hiçbir başarı boşuna gelmiyor.
“ÖRGÜTÜ SAHİPLENMENİN BAŞARISI”
6 yıl önce bu vefa gecesini yani 6’ncısı olan ve 8 yıl önce yapılmış olan ilki, bu vefa gecesini düzenleyen ilçe başkanı sonra ilçe belediye başkanı oluyor, sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor. Ülkenin en umutsuz zamanlarında bugün İstanbul’un sokaklarında Türkiye’nin her tarafında gördüğümüz gibi bir umutsuzluğu yırtıp atan, bir umudun adı oluyor. O günün ilçe belediye başkanı olduğu dönemde, o günün ilçe yöneticisi, sonra ilçe başkanı olan Taşkın Özer, milletvekili oluyor, CHP’nin YDK Başkanı oluyor. O günkü belediyede, ilçe belediyesinde yok ama demek ki akılda ileride büyükşehri yönetmek var, o günkü belediye başkanının genel sekreter yetkileri ile donattığı danışmanı bugün bu belediyenin bugünkü belediye başkanı oluyor, Beylikdüzü’nde ve bu gecenin ev sahibi oluyor. Buraya çıkıp otururken de bir yanına ilçe başkanını, bir yanına kadın kolları başkanını, bir yanına da gençlik kolları başkanını oturtuyor. Örnek alınacaksa, bu işin örnek alınması, ders alınacaksa bundan ders alınması lazım. Öyle vefa gösteriyoruz diye vefa gösterilmeyen, kurumsal kimliğin sahiplenildiği, bugünlere birbiri ile itişe kakışa değil, birbirinin eksiğini bulanların değil birbirine çelme takanların değil ta o günden bugüne dayanışarak gelenlerin, kol kola girenlerin, birbirine kol kanat gerenlerin, örgütü tüm kademeleri ile dışlamak değil sahiplenmenin başarısıdır bu. Ekrem Başkanın şahsında bu organizasyonu o günden bugüne getiren herkesi yürekten alkışlıyorum.
“KURULUŞ HİKAYESİNE HUSUMET DUYUYORLAR”
Tabi bir yandan da vefa ulusal çapta nasıl olacak? Ulusal çapta gelişmiş ülkelerdeki en önemli vefa, o ülkenin kurucu kadrolarına duyulan vefadır. Maalesef bugün ülkenin yönetim kademesinde olanlar, bazen ağız ucu ile bazen ‘Cumhuriyetimizin banisi’ diye geçerek, bazen Atatürk dememek için Gazi diyerek ama esasen Cumhuriyetin bir bütün olarak kurucu kadrolarına minnet ve vefa duymak yerine özellikle bazı isimler üzerinden aslında Cumhuriyetin kuruluş hikayesine husumet duyduklarını da gizleyemiyorlar. O yüzden Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, Cumhuriyetin kuruluşuna ve aydınlanma devrimlerine sahip çıkanların bu ülkede bu vefayı göstereceği günlerin yakın olduğunun altını çizmek isterim. Bundan sonraki süreçte elbette esas vefanın ne olduğu ile ilgili bir tanımlama yapacağım ama bir de günün tarihsel bir önemi var. O da bugün 1 Mart. 21 yıl önce TBMM’de bugün çok tarihi bir oylama yapıldı. Bugün ülkeyi yöneten kişi o günlerde ABD’ye gitmiş, BOP eş başkanı olmanın vaadi, motivasyonuyla Türkiye Cumhuriyeti topraklarına 1,5 milyon ABD askeri sokmayı taahhüt etmişti. Bütün havaalanlarımız Irak operasyonunda kullanılacak, limanlarımız açılacak ve gelecek malzemeler, silahlara hiçbir bekleme süresi, incelemeye tabi olmadan ABD toprağı gibi kullanılarak Irak işgal edilecekti. O tezkere Meclis’e geldi, o günkü Genel Başkanımız rahmetli Deniz Baykal kapalı oturumda 1,5 saatten fazla süren bir konuşma yaptı, o gün 22’nci dönemdeki CHP grubu tarihi bir direniş, tarihi bir mücadele gösterdiler. Müzakerelerin sonucunda 99 iktidar partisi milletvekilini de yanlarına alarak, o ABD postalının belki de çıkmamak üzere Türk topraklarına gelmesine, yerleşmelerine ve daha sonra Irak’ta dökülecek o kanın tamamına TBMM’nin ortak olmasına engel oldular. Bu tarihi günü 21 yıl sonra Deniz Baykal’a o gün Meclis’te görev yapan ve şimdi hayatta olmayanlara rahmetle, hayatta olanlara minnetle vefamızı ifade etmek isterim.
“VEFA, PARTİYİ İKTİDAR YAPARAK GÖSTERİLİR”
Bülent Ecevit’i Kıbrıs Barış Harekatı ile Türkiye’ye sosyal demokrasiyi, ortanın solunu, emekçi haklarını getirmekle, yaptığı birçok hizmetle anabiliriz. İsmet Paşa’yı Serv’i yırtıp atması ile mi Lozan Anlaşması ile mi garp cephesi kumandanlığı ile mi anmalı? ya da biraz önce ifade edildiği gibi, ‘Benim en büyük yenilgim’ dediği 14 Mayıs 1950 gecesi çok partili rejiminin önünü açmayı, rejimin üzerinde olası bir askeri vesayeti aklından dahi geçirmemesi ile mi anmalı? Deniz Baykal’ı biraz önce andık. Bugün burada olan genel başkanlarım, olmayan Hikmet Çetin’in Türk dış politikasına, devletimize, partimize yaptıklarını hepsi ayrı ayrı sayılabilir. Ama ismini anmadığım, Genel Başkanımız, ülkenin kurucusu, kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Hepsine birden CHP’liler bir vefa göstereceklerse nasıl gösterecekler? Onu ifade edip, onun sözünü vererek sözlerimi sonlandırayım. İster hayatta olsunlar, ister olmasınlar, ister sonuncusu olsun, ister birincisi olsun CHP’nin bir genel başkanına, tüm genel başkanlarına vefa göstereceksek, bunu partilerini iktidar yaparak göstereceğiz arkadaşlar. Partilerini iktidar yaparak. Bu inanç, özgüven, bu enerji ile her birinize olan inancımla, güvencimle bu güzel gece için bir kez daha emeği geçenlere, bugünlere getirenlere, ilk gün akıl edenlere teşekkürlerimi sunuyorum.”
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştirerek, “Biz hizmet üretmeye devam ederken Atatürk’ün, kendi partisine ‘şu illeri kazanın’ dediğini ileri sürerek kendince, kendi kendisine bir uydurmada bulunarak Cumhuriyet tarihindeki en büyük Atatürk istismarlarından birine imza attı.” dedi.
Çelik, partisinin Ceyhan ilçesindeki Murat Göğebakan Kültür Merkezi önünde düzenlediği mitingde, Ceyhan’ın çok kıymetli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilçeye sevdası ve hükümetin buraya yönelik yatırımlarının Ceyhan’ı çok stratejik bir konuma getirdiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Bu stratejik konum neticesinde Ceyhan, Türkiye’de önü açık büyüme potansiyeli çok yüksek olan gelecek yıllara bu büyümesiyle daha çok damga vuracak bir ilçemiz. Neredeyse Türkiye’de Ceyhan’ı bilmeyen yok. Onun için Ceyhan’ımızın daha ileriye götürecek noktada Ceyhan’da belediye başkanı olarak Erol Kahraman kardeşimize destek vermenizi arzu ediyoruz. Erol Bey’le birlikte büyükşehirde de Fatih Kocaispir kardeşimiz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu zaman o zaman beşibiryerde olacak, Ceyhan’a hizmet her konuda akmaya devam edecek.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Atatürk bize diyor ki ‘başarılı olun, şu, şu, şu illeri alın” diye bir konuşma yaptığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:
“Biz hizmet üretmeye devam ederken Atatürk’ün, kendi partisine ‘şu illeri kazanın’ dediğini ileri sürerek kendince, kendi kendisine bir uydurmada bulunarak Cumhuriyet tarihindeki en büyük Atatürk istismarlarından birine imza attı. Atatürk’ün istediği, ülkemizin tam bağımsızlığı yolunda Cumhuriyetimizin güçlenmesi, kuvvetlenmesi, her alanda Türkiye’nin egemenlik haklarını savunacak şekilde güçlü olmasıdır. Bununla ilgili olarak Türkiye’nin egemenliğini güçlendirmek, Türkiye’nin egemenliğine göz diken terör örgütleriyle mücadele etmek, Cumhuriyetimizi güçlendirmek, demokrasimizi güçlendirmek, her alanda büyük eserlere, büyük işlere imza atmak Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleşti. “
“Bizim içimiz dışımız bir”
Çelik, cumhurbaşkanı seçiminde muhalefetin bir yandan Atatürk istismarı yaparken bir yandan da teröre destek verenlerle çeşitli masalar kurduğunu, aynı anda farklı taraflarla gizli protokol yapıp vatandaşa yalan söyleyerek bir seçim kampanyası yürüttüklerini belirtti.
Bu “gizli işleri” seçimden sonra öğrendiklerini anlatan Çelik, “Seçimden sonra tek tek itiraflar gelmeye başlayınca öğrendik. Şimdi merakla bekliyoruz. Bakalım bu seçimden sonra hangi pazarlıklar ortaya çıkacak, hangi itiraflar arka arkaya gelecek? Ama bizim içimiz, dışımız bir. Biz, vatandaşın huzurunda ne söylüyorsak kafamızın arkasında da o var. Biz Ceyhanlıya ne söylüyorsak Türkiye için arzu ettiğimiz şey o.” diye konuştu.
Ömer Çelik, bazı muhalefet adaylarının “Ben başka partiden aday oldum ama Recep Tayyip Erdoğan’ın sevdalısıyım. Başka partiden aday olmama rağmen kazanırsam, kazandıktan sonra AK Parti’ye geçeceğim.” dediklerini duyduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu Cumhurbaşkanı’mızın deyişiyle sirk cambazlığıdır, yalandır, dolandır. Ceyhan’da bunlara geçit yok. Cumhur İttifakı’mızın adayları Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşları işte burada. Dolayısıyla oyumuzu Ceyhan’da Erol Kahraman’a, Adana Büyükşehir’de Fatih Kocaispir’e vereceğiz.”
Çelik, Sarıçam’da mitinge katıldı
Çelik, daha sonra merkez Sarıçam Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Sarıçam Belediye Başkan adayı Bilal Uludağ için ilçede düzenlenen mitinge katıldı.
Ömer Çelik, burada, Uludağ’ın görev süresinde Cumhur İttifakı’nın vizyonunu Sarıçam’da gösteren önemli projelere imza attığını dile getirdi.
Türkiye’nin doğru istikamette yönetilmesiyle ve vatandaşların desteğiyle çok daha büyük ufuklara ulaşılacağını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“İnşallah uyguladığımız ekonomik programla daha güçlü yarınlara imza atacağız. Enflasyonun düşmesinden tutun, işsizliğin azalmasına kadar yepyeni ekonomik gelişmelere yakın zamanda imza atacağız. Bu şekilde emeklilerimizin, esnafımızın, işçimizin, çiftçimizin, köylümüzün bütün çalışanlarımızın ve emeklilerimizin ve bütün emekçilerimizin daha iyi şartlara kavuşması için bu ekonomik programla yeni gelişmeler hepimizin gözü önünde gerçekleşecek. Şimdi dünyaya vermemiz gereken bir mesaj var. O mesaj da Türkiye’nin 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta ortaya koyduğu istikrarın ve gücün devam ettiğini şehirlerde de göstermek.”???????
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurul’da, Saadet Partisi’nin “gıda katkı maddeleri”, İYİ Parti’nin “Bursa’da keşfedilen fay hattı”, DEM Parti’nin “Enflasyon” ve CHP’nin “1 Mart 2003 Irak tezkeresi” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, son yıllarda hazır ve paketli gıdalarda pek çok katkı maddesine yer verildiğini söyledi. Bu katkı maddelerinin obezite, şeker gibi pek çok hastalığa yol açtığını belirten Kılıç, “Hayatımıza giren hazır ve paketli gıdaların sağlımızı nasıl tehdit ettiği ortada ancak iktidarın sessizliği bir orkestranın en önemli enstrümanını unutması kadar çarpıcı.” dedi.
Okul gıdası uygulamasına geçiş süresinin 2026 yılına ertelenmesinin sebebini soran Kılıç, “Okul gıdası uygulanması ertelenmesine rağmen yürürlükteki genelgeye neden uyulmamakta, sağlıksız içeriklere sahip olan gıdalar neden okul gıdası logosuyla satılmakta?” ifadelerini kullandı.
-“İmar planları revize edilmeli”
İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Bursa’da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının destekleriyle üniversiteler tarafından yapılan araştırmada, Kayapa-Yenişehir Fayı’nın bulunduğunu ve bu fayın 7,3 şiddetinde deprem üretebileceğini belirtti.
Olası İstanbul depremine ilave olarak Bursa’da da büyük deprem olabilme ihtimalinin yüksek olduğunun altını çizen Toktaş, depremin Türkiye için beka meselesi olduğunu vurguladı. Toktaş, Bursa’da yeni bulunan fay hattı da dikkate alınarak imar planlarının revize edilmesini istedi.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, her gün her şeye zam geldiğini söyledi. Enflasyon rakamlarının açıklanacağını hatırlatan Temelli, “O enflasyon rakamları, yaşadığımız bu zamları, yaşadığımız hayat pahalılığını açıklamaktan oldukça uzak. Neden uzak? O enflasyon rakamları TÜİK eliyle çarpıtılmış rakamlar. Esas enflasyon, yüzde 130’u aşmış durumda. İnanılmaz bir yangın var ama bunun farkında olmayan Hazine ve Maliye Bakanı var. Hazine ve Maliye Bakanı atmaya devam ediyor, ‘kişi başı gelir 13 bin doları geçti’ diyor. Hiçbir hedefini bu güne kadar tutturamadı, tutturamamakta da ısrarlı.” diye konuştu.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda 1 Mart 2003 tarihinde kabul edilmeyen Irak tezkeresini hatırlatarak, 1 Mart 2003’te Meclis’in emperyalizm karşısında en şanlı direnişlerden birisini yaşadığını söyledi. Tezkerenin kabulünün üzerinden 21 yıl geçtiğini belirten Günaydın, “28 Şubat için konuşma yapanlardan önemli bir bölümünün 1 Mart için ağızlarını açmadıklarını gördük.” dedi.
1 Mart’ta CHP’nin tezkereye karşı direndiğini vurgulayan Günaydın, “Siz bu tezkerenin imzasına öyle bir teşneydiniz ki daha bu memleketten tezkere geçmeden Amerikan askerleri İskenderun Limanı’na yerleşmeye başlamıştı.” dedi.
Meclis içtüzüğünü hatırlatan Günaydın, kapalı oturumların tutanaklarının 10 yıl geçtikten sonra açıklandığını söyledi. Günaydın, “Maalesef sizin işaret oyunuza ihtiyacımız var. 21 yıl evvele burada ne konuşmuşlar, Amerika’nın çıkarlarını nasıl savunmuşlar. Yüreğiniz varsa elinizi kaldırın, kapalı oturumların tutanaklarını yayınlayalım.” diye konuştu.
-“1 Mart tezkeresinden size ekmek çıkmaz”
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Şahin, üzerinden 21 yıl geçen Irak tezkeresi ile ilgili, Meclis araştırma önergesi verilmesinin manidar olduğunu söyledi. Şahin, “Amaç 1 Mart tezkeresi ve sonuçları mı yoksa 31 Mart seçimlerinde bir yerlere mesaj mı vermek? Terörle mücadele amaçlı olarak Meclis’e getirilen Suriye ve Irak tezkeresine ‘hayır’ diyen, DEM çizgisinde demlenen, tezkere kardeşliği kuranların 1 Mart tezkeresini tekrar pişirmeleri size de manidar geliyor mu?” ifadesini kullandı.
Şahin, 1 Mart tezkeresinde milletvekillerinin hür iradelerini kullandığını vurguladı.
1 Mart tezkeresinin Meclis’in değil tarihin konusu olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu tarihi konuda, 1 Mart tezkeresinden size ekmek çıkmaz.” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurul’da daha sonra kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.
]]>
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır.” dedi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 2003’te TBMM’de “1 Mart Tezkeresi”nin İçtüzüğe göre kabul edilmediğini hatırlatarak, Irak’ta istikrarın sağlanamamasında iktidarın da katkısı bulunduğunu öne sürdü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, deprem bilincinin oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Hükümeti, deprem konusuna hassasiyetle yaklaşmaya, yeni acılar yaşanmaması için gün geçirmeden denetimleri artırarak tedbir almaya davet ediyorum.” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarının sürdüğünü anımsatan Usta, Gazze’deki zulmün arşı aştığını dile getirdi. Usta, yaşananlara karşı tüm dünyanın kulağını tıkadığını belirtti.
Diplomatik çağrıların sonuçsuz kaldığını ifade eden Usta, uluslararası toplumun İsrail için somut adım atmadığını söyledi.
“Yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır”
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye’nin dünyanın en etkili deprem kuşakları üzerinde bulunduğunu ve ülkenin yüzde 66’sının yüksek riskli deprem bölgesinde yer aldığını anlattı. Akçay, şöyle devam etti:
“Depremlerde yaşadığımız kayıplarla bir daha karşılaşmamak için risk altındaki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmelidir. 2012’den bugüne kadar kentsel dönüşüm projeleriyle Türkiye genelinde 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanmıştır. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü de devam etmektedir. Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır. 2 milyon bağımsız bölümün acilen dönüştürülmesi gerekmektedir.”
Erkan Akçay, kentleşme politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.
İklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetlerin de bir tehdit oluşturduğuna işaret eden Akçay, tüm illerde ekolojik ve yeşil şehir alt yapısının yeniden ele alınmasını istedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin bazı üyelerinin tutuklandığını belirterek, DEM Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Gültan Kışanak’ın haksız şekilde cezaevinde tutulduğunu öne sürdü. Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kışanak’ın serbest bırakılmasını talep etti.
“Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 2003’te 1 Mart Tezkeresi’nin partisinin kararlı duruşuyla reddedildiğini, aradan 21 yıl geçmesine rağmen kapalı oturumun tutanaklarına ulaşamadıklarını söyledi.
Anayasa Mahkemesinin, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptaline ilişkin kararının Resmi Gazete’de yer aldığını anımsatan Günaydın, 10 Temmuz 2018’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine taşıdıklarını hatırlattı.
Günaydın, “Anayasa Mahkemesi, 37 maddesini hukuka, Anayasaya aykırı bularak iptal ettiği bu düzenlemelere ilişkin karar vermek için tam 5,5 yıl bekledi. Anayasa Mahkemesi, 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ndeki Anayasaya aykırı hükümleri fark etmen için neden 5,5 yıl beklemen gerekti? Neden 5,5 yıl sonra, 5,5 yıl gecikerek karar verdin?” ifadelerini kullandı.
Bu kararın, hüküm verildikten 4 ay sonra Resmi Gazete’de yayımlandığını dile getiren Günaydın, kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtti.
Gökhan Günaydın, “Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra etkisizdir, yetkisizdir, İletişim Başkanlığının yetkileri yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çözüm için tek yol, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır”
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da Gazze’de insanlık dramının yaşandığını ifade etti.
Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) Filistin’de yaşanan zulmü dile getirdiğini aktaran Yenişehirlioğlu, UAD’de insanlık dışı uygulamaların durdurulması çağrısında bulunulduğunu vurguladı.
Gazze’de yaşayanların yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Yenişehirlioğlu, şunları kaydetti:
“Gazze’de acil ve ön koşulsuz ateşkes ile engelsiz, yeterli ve sürekli insani yardımın gerekliliğini vurguluyoruz. Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır. Çözüm için tek yol iki devletli vizyon temelinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır.”
Bahadır Yenişehirlioğlu, uluslararası toplumun yaşanan vahşeti unutmaması gerektiğinin altını çizdi.
Antalya Diplomasi Forumu’nun başladığını belirten Yenişehirlioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı forumun ana gündem maddesinin Filistin’deki insanlık dramı olacağını anlattı.
Yenişehirlioğlu, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart’taki seçimlere hazır olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti belediyeciliğinin marka haline geldiğine dikkati çeken Yenişehirlioğlu, milletin karşısına çözüm arayan belediyecilik anlayışıyla çıkacaklarını sözlerine ekledi.
]]>
TACETTİN DURMUŞ
Bağımsız Kars Belediye Başkan Adayı Ayhan Bilgen, “Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin, bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim” dedi. Bilgen, o dönem HDP yönetiminin ‘kayyum atanırsa atansın’ modunda hareket ettiğini ileri sürdü.
Bağımsız Kars Belediye Başkan adayı Ayhan Bilgen, bugün basın toplantısı düzenledi. Bilgen, şunları söyledi:
“Türkiye’de başka bir örneği olmayan 5 partinin temsil edildiği bir belediye meclisinde oy birliği ile kararlar alınabiliyor olması Kars için bir gurur vesilesidir. Buna katkı yapan geçtiğimiz dönem birlikte çalıştığımız 5 farklı partiden bütün belediye meclis üyelerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizden dolayı onlar da cezalandırılırlar. Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim. Değerli arkadaşlar bunu belki kamuoyuna çok açıklamadık ama artık bunları bu bir ay boyunca konuşacağız. Başkanı olduğum Kars Belediyesi’ne kayyım atanacağı hemen hemen belli olunca; yani HDP’li bütün belediyelere kayyum atanıp geriye sadece birkaç ilçe ve Kars kaldığında ben ‘Kars’a kayyum atanmasın. Kars farklı bir sosyolojiye sahip, geçmişte Türkiye Cumhuriyeti’nden önce Cumhuriyet kurmuş neredeyse tek şehirdir. Kars geçmişte şura ile yönetilmiş bir şehirdir. Dolayısıyla Kars’ı böyle bir kimliğin diğer kimliğe baskı yaptığı, dışladığı bir şehir haline getirmeyelim, buna izin vermeyelim’ diye partilerin meclis üyeleriyle görüşmeler yapmıştım. Bu meclis üyeleri hala hayatta bu şehirde yaşıyor. İsterseniz teyit için sorabilirsiniz. Yani dedim ki; evet belli ki her yere kayyum atanıyor, muhtemelen bir süre sonra da Kars’a da atanacak. Kars’a kayyum atanmamasının bir yolu var, bir formülü var. Kanun çok açık ve kanun diyor ki; Belediye başkanı istifa ederse belediye meclisi ilk toplantısında önce belediye başkanını seçer. Gündemin ilk maddesi bu olmak zorundadır.’
“SİYASETİN GÖREVİ SADECE SİYASETİ AĞLAMA DUVARINA ÇEVİRMEK DEĞİLDİR”
Ben feragat ederek gözaltına alınabileceğimi ve tutuklanacağımı bile bile daha önce TBMM grup başkan vekilliğinden feragat edip; nasıl bu şehre hizmet için bu göreve talip olduysam aynı şekilde belediye başkanlığı da bırakmayı da bilirim. Yeter ki bu şehre kayyum atanmasın. Belediye Başkanı evet en çok temsil edilen parti HDP ise meclis üyesi hem de o partiden yine HDP’li olsun ama belediye başkan yardımcıları da aldıkları oy oranında kabul eden diğer partilerin meclis üyelerinden oluşsun. Dolayısıyla 5 grup her birisi bir şekilde belediyede temsil edilsin, şehir birlikte yönetilmeye devam etsin ama ne yazık ki benim bu çağrımı bunun altını çizerek söylüyorum; o zaman mensubu olduğum parti HDP dahi kulak tıkandı. Yani sanki kayyum atanırsa atansın modunda hareket edildi. Elbette ki kayyum atanmasının sorumlusu biz ya da mensubu olduğumuz parti değildir ama belli ki Türkiye’de bir kayyum politikası varsa biz bunun önüne geçmek için çözüm üretmek zorundaydık. Siyasetin görevi sadece siyaseti ağlama duvarına çevirmek değildir. Sadece ülkeyi yönetmek değildir. Sadece tepkiyi manipüle etmek değildir. Siyasetin görevi gerilimi bitirecek çözüm üretmektir. Biz kendimizce böyle bir çözüm bulmuştuk ama bu çözümü gözaltına alınmadan önce uygulamaya çalıştığımda da ne yazık ki diğer partilerin olumlu birtakım mesajlarına rağmen kendi partimiz içerisinde bir karar çıkartmadık. Bunu yalanlayacak birisi varsa, partinin genel merkez yöneticileri de ortada bu ildeki yöneticiler de ortada. Çıksınlar ‘hayır’ desinler, böyle olmadı.
“KARS’A KAYYUM ATANMASIN DİYE ELİMDEN GELENİ YAPTIM”
Değerli arkadaşlar gözaltına alınışımın son gününde yani 7 gün geçmişti artık 8. gün cuma günüydü. Bir kez daha cezaevinden denedim. Avukatlar aracılığıyla hem HDP Genel Merkezi’ne haber gönderdim, hem de Kars’a haber gönderdim. Dedim ki ‘Bakın ben bugün perşembe akşamı yarın cuma sabahı muhtemelen mahkemeye çıkarılacağım. Mahkeme muhtemelen bizi tutuklayacak. Tutuklandıktan sonra zaten kayyum atanacak. Uygulama belli yani görevinin başında olmadığı için yerine kayyum atanıyor, uygulama her yerdeki gibi Kars’ta da böyle olacak. Bunun önüne geçebiliriz. Perşembe akşamı ya da cuma sabahı ben istifamı vereyim. Cuma günü öğleden sonra saat 2’de belediye meclisinin rutin toplantısı var. Cuma günü saat 14.00’da belediye meclisi daha önce konuştuğumuz üzere diğer partilerin meclis üyelerin de kabul ettiği biçimde Kars yereldeki HDP yöneticileri ve belediye meclisinde birlikte çalıştığımız eş başkanımız ve diğer meclis üyesi arkadaşlarımızın da bilgisi dahilinde uzlaşarak bir yeni yönetim oluştursun. Dolayısıyla da belediyenin ilk meclis toplantısında eğer yeni başkan, yeni bir başkan yardımcıları belirlenirse kayyum atanmanın koşulları ortadan kalkmış olur çünkü benimle ilgili özel bir durum. Yani belediye başkanının kendisi tutuklandığında kayyum atanıyordu çünkü HDP’ye kayyum atanıyor ki, şehre kayyum atanıyor ki, belediye meclisine kayyum atamıyor ki. Ben kendi haklarımdan vazgeçmiş olayım, belediye başkanlığından feragat edeyim. Yani Kars’a çok net biçimde bir yeni şura rolü oynayabilecek, bütün partilerin temsil edildiği bir yönetimi armağan edelim. Hiç olmazsa Türkiye’nin şu kadar şehrinde bu sorunun 30 yıldır çözülmesinden dolayı kayyum atanırken bari Kars’a kayyum atanmasının diye elimden geleni yaptım. Yine avukatlar bana parti genel merkezinden olumsuz görüş getirdiler ve ‘Hayır, böyle bir şey yapılamaz bu mümkün değil, biz bunu doğru bulmuyoruz siz asla istifa etmeyin’ dediler.
“YÜRÜTÜLEN KARALAMA KAMPANYASINDAKİ HİKAYE BUDUR”
Benimle ilgili yapılan sosyal medyada yürütülen karalama kampanyasındaki istifa hikayesinin aslı astarı budur. Utanmadan yüzsüzce, bir de ‘sanki ben keyfim için kendi koltuğum için istifa etmişim gibi Kars’ı bıraktın kaçtın, yok istifa ettin’ gibi bir karalama kampanyası yürütüyorlar. HDP’nin o zamanki yönetimi de ortada, genel merkez yönetimi de ortada. Benim istifayla ilgili bütün niyetim bütün çabam bu şehre kayyum atanmasının diyeydi ama bu konuda üzerine düşeni yapmayanlar gerekli yapıcı sorumluluğu üstlenmeyenler şimdi sanki ben ‘Başka bir niyetle bir istifa süreci işletmişim’ gibi kampanya yürütüyorlar. Biz herkesle her konuyu tartışmaya açığız. Cesareti olan varsa, yüreği olan varsa ister belediyeciliği konuşuruz ister Türkiye siyasetindeki kutuplaşmayı kamplaşmayı ve siyasi partilerin bu ateşe odun taşımasını konuşuruz. Biz bu şehri en azından bu şehri değerli arkadaşlar bu yangından korumak istiyoruz. Bu partilerin kendi hırslarıyla sadece oylarını yüksek çıkartma hesabıyla ve kişilerin şahsi çıkar, şahsi menfaatini şehrini çıkarının, ülke çıkarının önüne üzerine koymasına karşı yola çıktık. Dolayısıyla da bu ateşi Kars’tan yakacağız Türkiye görecek Kars bir örnek ortaya koyacak 31 Mart akşamı bu şehir nasıl birçok şeye öncülük yaptıysa; bağımsız bir il belediye başkanlığı konusunda da bu örneği ortaya koyacak.”
]]>
31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne bir aylık süre kaldı.
Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) 1 Aralık 2023’te ilan edilen seçim takvimi, 1 Ocak’ta işlemeye başladı.
Takvim doğrultusunda bugüne kadar yürütülen iş ve işlemler kapsamında YSK, 2 Ocak’ta seçime katılma yeterliliğine sahip 36 siyasi partinin bulunduğunu belirledi.
Seçime katılacak siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için ise 27 Ocak’ta YSK Başkanlığında kura çekimi yapıldı. YSK Başkanı Ahmet Yener, Yenilik Partisinin seçime katılmayacağını, Büyük Türkiye Partisi’nin de adını Ocak Partisi olarak değiştirdiğini YSK’ye bildirdiğini açıkladı.
Kura sonucu AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Genç Parti 29, Aydınlık Demokrasi Partisi 30, MHP 31, Türkiye İşçi Partisi 32, Demokrasi ve Atılım Partisi 33, Saadet Partisi 34 ve Vatan Partisi 35’inci sırada yer aldı.
29. sıradaki Genç Parti’nin seçime katılmayacağını bildirmesi üzerine seçime katılacak siyasi parti sayısı 34’e indi. Parti, oy pusulasından kaldırılacağından, bazı partilerin pusuladaki sırası değişecek. Buna göre, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34. sırada olacak.
Aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına 20 Şubat’ta teslim etti. Aynı süre içinde bağımsız adaylar da başvurularını yaptı.
Seçim kurullarınca yapılan inceleme veya itiraz üzerine verilen kararlar sonucunda ya da istifa nedeniyle siyasi partilerin aday listelerinde eksiklik olması halinde, bu durum 1 Mart’ta ilçe veya il seçim kurullarınca partilere bildirilecek. Partiler, 2 Mart’ta eksiklikleri tamamlayarak ilgili seçim kurullarına bildirecek ve kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak. Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına da 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart sabahı başlayacak.
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart’ta tamamlanacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
Oy verme saatleri
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin başkan adaylarının belirlenme yöntemiyle ilgili tartışmalara ilişkin, “Bazı yerlerde bazı zaruretler vardı ama mesela belediye bizdeyse memnuniyet anketi yapıyoruz. Eğer halk belediye başkanına seçildiğinden ileride bir destek veriyorsa, memnuniyeti partinin oyunun üstündeyse yeniden aday yapıyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Birileri emekliyi kışkırtıyor’ sözlerine de Özel, “Sen yaptıklarınla emekliyi kışkırtmıyorsun da ben bunu söyleyince mi emekliyi kışkırtıyorum? Keşke kışkırtabilsem, ümit ederim emeklileri sokağa dökebilsem, emekliler ve işçiler haklarını aramak için yürüseler, Biz bu milleti sokağa dökeceğiz kardeşim. Sokağa çıkacağız, hakkımızı alacağız, evimize döneceğiz” diye cevap verdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de “Özel Röportaj” programına katıldı. Özel, burada gazeteciler Gürkan Hacır, Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı. Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
“PARTİ MECLİSİ’NDE BURSA, HİÇ TARTIŞILMADAN GEÇEN AZ SAYIDA İLDEN BİRİ OLDU”
“Bursa’da yarım kalan bir işi tamamlıyoruz. Geçen seçimlerde biliyorsunuz çok geriden başladığımız bir yarışı, çok küçük bir farkla kaybetmiştik. Hatta anketler kazanmaya yakın olduğumuzu söylüyordu. ve bu konuşulduğunda kimse inanmıyordu ama biraz da geçen sefer kesin kazanıyoruz motivasyonunun eksikliğinden birkaç puan farkla kaybetmiştik. O günden bu güne kadar Mustafa Bozbey, çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Sayın Bozbey’in adaylığını gayri resmi olsa da müjdelemişti. ‘Çalışacak bir aday olacak’ demişti. Sayın Bozbey, o günden bu güne çalıştı. Biz de arkasında durduk. Bursa’da özel çalıştık. Yerel seçim adaylarının belirlenmesinde çok farklı yöntemler, bazı yerlerde gecikmeler oldu falan ama Bursa’nın hassasiyetini ve önemini de biliyoruz. Parti Meclisi’nde Bursa hiç tartışılmadan geçen az sayıda ilden bir tanesi oldu. Biz adaylaşmadan sonra ilk kontrol anketlerini yaptırıyoruz. Bu konuda bayağı keyfimizi yerine getiren sonuçlar geliyor.
“ANKET YETKİLİSİ SUNUMUNUNDA DA ANKARA’DA ‘YARIŞ BİTTİ’ DEDİ”
Biz toplam 390 bin tekil anketle adaylarımızı belirledik. Şu anda da memnuniyet anketleri yapıyoruz. Aday performans anketleri yapıyoruz. O anketlerde iyi sonuç alıyoruz. Aday belirleme sürecindeki toplam anket sayısından bahsediyoruz. 90 bin tekil görüşme, toplam 350 bine yakın anket var. Bunlar aday belirleme sürecinin anketleri. Sonrasında da devam ediyoruz. Bu anketlerde de iyi sonuç var ama orada 390 bin kişiyle konuştunuz falan değil. Heralde onlar da 60 – 70 bin kişi olmuştur. Ankara’da yarış artık ‘CHP kaç belediye çıkaracak? CHP belediye meclisinde çoğunluğu sağlayacak ama farkı açacak mı? Açmayacak mı?’ Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışı tamamlanmış görünüyor. Her ölçüm daha ileri gidiyor. Anket yetkilisi sunumununda da Ankara’da ‘yarış bitti’ dedi. Ankara’da AK Partililere de sorsanız Mansur Yavaş’ın her seferinde farkı açtığını görüyoruz. Zaten rakip adayın motivasyon düşüklüğünden de gözlüyorsunuzdur. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki her ölçümde 1,5 – 2 puan farkı açıyor. Kurum gelene kadar, DEM’in adayı çıkana kadar… Olmayan adaylar ölçülemiyor. Fikir, sonuç vermiyor. Bütün adaylar belli olduktan sonra gelen her ankette 1 puan, 1,5 puan farkı açıyoruz.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ADAYLIĞI DA AK PARTİ’YE OY KAYBETTİRİYOR”
Bu seçim özel bir seçim. Birincisi, CHP’nin tek başına girdiği bir seçim. Herhangi bir ittifak yok. Geçen seçimde şöyle bir şey vardı: Yüksek bir motivasyonu vardı HDP’nin ve diyordu ki ‘Biz AK Parti’ye kaybettirmek üzere aday çıkarmıyoruz. Kazanacağımız yerlerde kendimiz yarışıyoruz. Şansımızın olmadığı bir yerde aday çıkarmıyoruz. AK Parti kaybetsin yeter.’ Bu kendi seçmenine AK Parti karşısında kim güçlüyse oy ver demekti. Hatta bir ara İYİ Parti’nin birkaç yerde, Ahlat’ta ve Iğdır’da aday çıkarmasının ardından İYİ Parti’nin olduğu yerlere aday çıkardılar. Birçok yerde adayları yoktu. İki; İYİ Parti ile belirli şehirlerde biz belirli şehirlerde onlar ittifak halindeydik. Yarışmıyorduk hemen hemen hiçbir yerde. Orada da İYİ Parti seçmeninin yüksek bir motivasyonu vardı. Bu ikisini topladığınızda neredeyse yüzde 2 gibi bir şey çıkıyor ortaya. Bugünkü anketlerin üzerine yüzde 2 koysanız, biz böyle Anadolu coğrafyasını kendi rengimize boyamış oluruz. Tabii ki bu yüzde 20 bazı yerlerde daha düşük, bazı yerlerde o boyutlardaki geçmiş seçimlerde gelen oy olmadığında neyi nerede başarı sayacağınıza bakmak lazım. Bu arada sadece aleyhimize olanları konuşmayalım… Yeniden Refah Partisi’nin adaylığı da AK Parti’ye oy kaybettiriyor. Bazı yerlerde çok farklı partilerin adaylıkları, farklı etkiler yapıyor. Mesela Zafer Partisi’nin adayı kimden alıyor belli değil. MHP’den mi alıyor, CHP’den mi alıyor… O yüzden bu seçim çok özel bir seçim.
“20’Lİ RAKAMLARDAN ŞU PARTİYİ BİR KURTARALIM İSTİYORUM”
CHP açısından şöyle bir gerçeklik var. Kimseyi oyumuz çok, gücümüz çok diye küçümsemek istemem. O niyette değilim. Şunu söylemek gerekiyor ki, Millet İttifakı’nı kurduğumuz partilerle birlikte değiliz. ve geçen seçimlerde kayıtsız şartsız muhalefete destek veren bir parti de ortada yok ama Millet İttifakı’nı oluşturan seçmen bir yere gitmedi ve itirazları sürüyor. Onlar Saray’a, tek adama, ekonomik şartlara itiraz ediyorlar. ya da MHP kökenliyse, ‘Kongremizi kazanacakken Saray ile anlaştılar, kongremizi iptal ettirdiler. Biz MHP’de hakettiğimiz genel başkanlık ve parti yönetimine gelemedik Gittik parti kurduk’ diyen seçmen bu. Bu seçmenin AK Parti ve MHP ile bir araya gelmesini bekleyemezsiniz. Kimse bize mecbur değil. Herkesten büyük bir samimiyetle, büyük bir iştah ve taleple oy istiyoruz. Kimse bize mecbur değil. O seçmenin de temel itirazları duruyor. CHP’de yaz boyunca dile gelen yaptıkları bazı itirazlar da ortadan kalkmış durumda. Örneğin gizli protokolden bahsediyorlardı. ‘Bu bizi kandırmak’ diyorlardı. Biz o gizli protokol mevzusunda parti adına özeleştirimizi vermiş durumdayız. İYİ Partilileri sahada görüyorum ve abi-kardeş gibiyiz. Partiler açısından kendi adayının kazanmasını ister herkes. Kazanamıyorsa, en istemediğini kaybettirecek adayda birleşir. Böyle bir sürecin içindeyiz. İttifaklar yapabilseydik bambaşka şeyler olabilirdi. Yüzde 35’i zorlardık. Yüzde 40’a yaklaşırdık. Şu anda CHP’nin kendi gücüyle, bu adaylarla benim gördüğüm, geçmem gerekir ve iyi olur dediğim rakam yüzde 30 psikolojik sınırını aşmak. 20’li rakamlardan şu partiyi bir kurtaralım istiyorum.
“‘CHP GELİRSE SOSYAL YARDIMLARI KESECEK’ DİYORLARDI. SONUÇ, BEŞ KATINA ÇIKARILDI”
Kaybedecek bir tane belediyemiz yok. Kaybetmek istemiyoruz. Çok özel olarak üzerinde hassasiyetle anketlerin üzerinde durmamızın sebebi de eğer bir yerde sıkıntı görürsek oralarda çok daha fazla dikkat ve enerji vermek. Genel başkan olarak girdiğim yerel seçimlerde partimizin belediye kaybetmesini istemem. Geçen seferki ittifak ve destek ortamından çok geride bir yerdeyiz ama partinin bir enerjisi var. Toplumun beklentileri var. Adaylarımız var. En önemli güvencem; Mansur Yavaş’ın, Ekrem İmamoğlu’nun Vahap Seçer’in, Zeydan Karalar’ın yani belediye başkanlarımızın bir de gerçekten yatsınamayacak performansları var. Eğer kötü bir dönem geçirmiş olsalardı partinin başında kim olursa olsun öyle beğenilmeyen belediye başkanını öyle sizin beğendirtmeniz çok kolay değil. Çok net söyleyeyim, pandemide yaptıkları özellikle… ‘CHP gelirse sosyal yardımları kesecek’ diyorlardı. Sonuç, beş katına çıkarıldı. AK Partili belediyeler pandemide gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi kaldılar. Uzun bir süre kaldılar.
“KANDİL’LE ANLAŞMAYA ÇALIŞANLARIN, HEYET YOLLAYANLARIN YAPTIKLARI İŞLER ORTADA”
Geçen seçimde DEM Parti, AK Partiye kaybettirme motivasyonuna sahipti. Bu seçimde AK Partiye kaybettirme gibi bir motivasyonları yok. Bazı yerde çıkardıkları aday bize kaybettirmeye yönelik. Bazı yerde AK Parti’ye kaybettirebilir. Ama bu seçimde bizim DEM ile olan ilişkimizde ne onların kayıtsız şartsız desteği söz konusu ne de bizim DEM ile kazanmaya yönelik iş birliğimiz söz konusu.Bazı yerlerde Kent Uzlaşısı olarak adlandırılan uzlaşılar sağlanmış durumda. Ama DEM’in adayları var. Bize de kaybettirebilecekleri bir çok yer olabilir. İmza, sözleşme, kaşe, protokol falan yok böyle bir şey. Yüzde 15, yüzde 10 DEM seçmeninin ya da Kürtlerin oy kullanacağı bir seçime gidiyorsunuz. Bir belediye başkan adayınız var ve o belediye başkan adayınız bir belediye meclis listesi yapıyor. Yüzde 15 Kürt seçmen ve disiplinli DEM seçmeni, bu seçmeni gözardı ederek bir belediye meclis listesi oluşturamazsınız. Kürt seçmen oy kullanırken kendisinin tanıdığı, itimat ettiği, bildiği bazı isimlerin bulunmasının kime ne mahsuru var? Bundan normal bir şey yok. Kandil’le anlaşmaya çalışanların, heyet yollayanların yaptıkları işler ortada. Abdullah Öcalan’dan mektup alıp, Taksim’in ortasında okutmadı mı? Devlet Bahçeli çıkıp ‘Artık HDP seçmeni kimi dinleyeceğini bilir’ dedi mi, demedi mi?
“EĞER HALK BELEDİYE BAŞKANINA SEÇİLDİĞİNDEN İLERİDE BİR DESTEK VERİYORSA, MEMNUNİYETİ PARTİNİN OYUNUN ÜSTÜNDEYSE YENİDEN ADAY YAPIYORUZ”
Yüzde yüz anketten çıkan sonucu uygulamadık, uygulayamazsınız ama anket sonuçlarının aksine çok az iş yaptık. Bazı yerlerde bazı zaruretler vardı ama mesela belediye bizdeyse memnuniyet anketi yapıyoruz. Eğer halk belediye başkanına seçildiğinden ileride bir destek veriyorsa, memnuniyeti partinin oyunun üstündeyse yeniden aday yapıyoruz. Zaman saman ‘Kurultay’da Kemal Beyi destekleyenleri adaylaştırmadınız’ deniyor. Bugün geldiğim Bursa, Kemal Beyin en kuvvetli savunucularından bir tanesiydi Sayın Bozbey. Ahmet Akın, kurmayı. Zeydan Karalar, Allah razı olsun kurultayı bana zindan edecekti. Mersin, Vahap Seçer. Kurultay’da ben bir tane oy almadım Mersin’den. Hepsini teker teker atadım, neden? Millet memnunsa ben de memnunum. Bazen anket kötüyse belediye başkanına önceden söylüyorum. Bazen başkan ‘Hayır’ diyor, bazen ‘Bendeki anketler o değil’ diyor, bazen ‘Aday göstermezseniz başka partiye giderim’ diyor. MYK’ya girene kadar bir fikrin oluyor. MYK’da 10-12 kişi başka bir şey diyor.
“BİR KADIN VE GENÇ DEVRİMİ YAPTIK”
Memnuniyet anketinde başkan başarısızsa ankete sokmuyoruz ama biz İzmir’in hassasiyetinden dolayı sayın başkanımızın kendisine de gösterdim. İzmir’de memnuniyet anketini 2 kez yaptık. 3 kez adayları sorduğumuza başkanı da koyduk. 4., sadece 5 adayı sorduğumuz yerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız da vardı ve ankette kendisinden daha yukarıda olan bir arkadaşımız atandı. Anketlerimiz için 16 firmaya çağrı yapıldı, 8’i kabul etti. Bizim dijital dinleme ve yedekleme yapabildiğimiz şekilde yapılıyor anketler. Şüpheye düşünce dinleyebiliyoruz anketi. Adaylarda ankete baktık ama zaman zaman ‘Önseçim yapacaktınız, niye yapmadınız’ diye konuşuldu. 890 birimde önseçim yapma yetkisini örgütlerimize verdik. 199’unda önseçim oldu. Eğer bir il önseçim istiyorsa, ‘Sen önseçim falan yapamazsın’ demedik. Geçen seçimlerde CHP, 800 küsur yerde aday göstermişti. Bu seçimlerde bin 160 yerde aday gösterdik. Geçen seferkinin 2 katı kadın adayımız var. Seçilecek yerde bakarsanız 5 kat kadın adayımız var. 200 tane 40 yaş altında seçilecek adayım var benim. Bir kadın ve genç devrimi yaptık.”
Kadıköy Belediye Başkan aday adayı Gürsel Tekin’in istifası üzerine sorulan soruya, Özel şöyle cevap verdi:
“30 TANE ADAY ADAYI VAR. BİRİ SEÇİLİYOR, 29 TANESİ İSYAN EDERSE BU PARTİYİ NASIL YÖNETECEĞİZ BİZ?”
“Birkaç yerde belediye başkanımız aday oluyor, listelerin görüşüldüğü gece partiyi savunuyor aslanlar gibi. Aday olmadığını öğreniyor, ertesi sabah bombalamaya başlıyor, istifa ediyor, başka partiye geçiyor. Sen bu partinin milletvekilliğinden emekli olacaksın, gittiğin her yerde saygı göreceksin; bir gece önce adaysın, ertesi sabah da isyandasın. 30 tane aday adayı var. Biri seçiliyor, 29 tanesi isyan ederse bu partiyi nasıl yöneteceğiz biz? Gürsel abiyle Kadıköy adaylığı sürecinde konuştuk. Ben kendisini çok severim, ona saygım çoktur. Gürsel abinin gönlünü alırız, bir serinleme süresine de ihtiyacı var, kendisi de bu heyetlerde yer aldı. Serinledikten sonra babaevine döner.”
Özel, yerel seçimlere ve sonrasına ilişkin tartışmalarla ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“HATAY İL YÖNETİMİYLE MÜZAKERE EDİLDİ. SONUÇ ŞU: ‘ADAY DEĞİŞTİRMEYE KALKTIĞIMIZ TAKDİRDE KAZANACAĞIMIZ BAZI İLÇELERİ KAYBEDEBİLİRİZ'”
“Hatay Belediye Başkan adayı belirlemek, herhangi bir belediye başkan adayı belirlemekten farklı çünkü Hatay’da çok büyük bir travma var. Bu travmadan sonra kendisi de orada depremzede olan, sonrasında da İBB’nin desteğiyle Hatay’da önemli işler yapmış, çalışmış ama bazı beyanları da kamuoyunda tartışma yaratmış bir isim. (Lütfü Savaş) Hatay’da aday belirleme sürecine ilişkin parti dışı etkenler de kendilerine siyasi meşruiyeti olmayan bir işi toplumsal bir meşruiyetle tanımlıyorlar. Hatay’la ilgili kabul ettiğim heyeti toplam 10 ilden kabul etmemişimdir. Lütfü Savaş’la ilgili 5 anket yaptık. Bunların her birinde de Lütfü Savaş’ı da sorduk, Savaş’a itirazların da bir kısmını gördük ama Twitter’ın yankı odasından ya da İstanbul’dan bakınca görünenin dışında Hatay’da bir başka Lütfü Savaş olduğunu da gördük. Anketlerde AKP ve Lütfü Bey kafa kafayaydı. Hatay il başkanı, bütün ilçe başkanları ve ilçe belediye başkanlarıyla müzakere edildi. Sonuç şu: ‘Kazanırsak Lütfü Beyle kazanırız. Aday değiştirmeye kalktığımız takdirde kazanacağımız bazı ilçeleri kaybedebiliriz. Lütfü Bey ivmelenen şekilde gidiyor.’ PM üyelerine, ‘Aday olarak önerebileceğiniz isimleri bana iletin’ dedim. Mert Fırat Hataylı, kendisine ‘Seni ankete koyalım mı’ dedik, ‘Yok abi’ dedi. Haluk Bey de değerlendirmiş, ‘Olmaz’ demiş ve resmi bir teklif götürmedik ama PM ya da MYK üyemiz söyleyip onay alsaydı ankete koyacaktık.
“YATILI OKUL ARKADAŞLARIMLA ARAMDAKİ İLİŞKİ NEYSE EKREM BEYLE ARAMDAKİ İLİŞKİ ODUR”
Saray rejiminin tek umudu 1 Nisan’dan sonra birbirine düşmüş bir CHP. CHP’deki bazı sonuçları hazmedemeyen çok az sayıda partinin köklerinden gelmeyen, nereden geldiği belirsiz kişilerin de tek umudu, partinin kavga etmesi. 10 yaşında yatılı okula gittim, 17 yaşında mezun oldum. O aradaki 6 sene yatılı kaldığım arkadaşlarım ve eşleriyle her sene bir hafta tatil yaparım. Hayatta dost bildiğimi düşmana çevirmedim, arkada kimseyi bırakmadım. Ekrem İmamoğlu’yla hem partinin kaderini değiştirmek hem Türkiye’nin kaderini değiştirmek üzere kader birliği yaptık. Bugüne kadar birbirimize ‘Öf’ demedik, birbirimizin hukukunu kendimizinken fazla koruyoruz çünkü böyle ‘Acaba kavga edeler mi’ çabaları olduğunda ve normalde en yakınlarınla paylaşmadığım bilgileri, Ekrem Bey de en yakınlarıyla paylaşmadığı bilgileri birbirimizle paylaşırız. Bu kadar kardeşlik hukuku içinde ilerleyen bir ilişki yok. Yatılı okul arkadaşlarımla aramdaki ilişki neyse Ekrem Beyle aramdaki ilişki odur.
“İSMAİL OK, İKİ ELİYLE SEÇİMİ AKP’YE BIRAKTI, YANİ KAYBETTİ”
Eski dosttan düşman olmaz, birinci prensibimiz bu. İkinci prensibimiz, İYİ Parti’yle ilişkilerimizi ikiye ayırıyoruz: Bir, Balıkesir özelindeki ilişkilerimiz. Orada İYİ Partililerden beklentimiz var. Geçen sefer biz Balıkesir’de Ahmet Akın’ı aday gösterdik, ortak adayımızdı. Seçimi almaya yakın değil, almıştı Ahmet Akın. İYİ Parti’nin İsmail Ok diye bir milletvekili vardı. İnanılmaz bir ısrarla ‘Balıkesir’i bize bırakın’ diye Meral Hanım istedi. Kemal Bey kabul etti. İsmail Ok, iki eliyle seçimi AKP’ye bıraktı, yani kaybetti. Sonra partisinden istifa edip AKP’ye katıldı. Şimdi yeniden milletvekili yapıldı. Meral Hanım’ın ‘Bunların hiçbirine bir borcum yok, sana var Ahmet. Bir gün borcumu ödeyeceğim’ dediğine şahit oldum. Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz.
“SOKAĞA ÇIKACAĞIZ, HAKKIMIZI ALACAĞIZ, EVİMİZE DÖNECEĞİZ”
TÜRK-İŞ açlık sınırı olarak 16 bin 200 lira ilan etti, bunlar emeklilere 10 bin lira veriyorlar. Açlık sınırının neredeyse yarısına emekliyi yokluğa, yoksulluğa mahkum etti. Yüzünü kapatan anneler, ablalar pazarda ezilmiş sebze-meyve topluyorlar. Bugün marketlerde çürümeye yüz tutmuşları olgunlaşmış sebze diye yarı fiyatına satıyorlar, millet onu kapışıyor. Bu tutmuş diyor ki, ‘Birileri emekliyi kışkırtıyor.’ Sen bu yaptıklarınla emekliyi kışkırtmıyorsun da ben bunu söyleyince mi emekliyi kışkırtıyorum? Keşke kışkırtabilsem, ümit ederim emeklileri sokağa dökebilsem, emekliler ve işçiler haklarını aramak için yürüseler, keşke 500 bin tane emekli Taksim’e gitse de zapt etse. Demokrasi, tepki ve protesto rejimidir. Bununla tanışacaklar. 10 bin lira verdiğin emekli susuyorsa ona hakkını arattırmak benim görevim. Biz bu milleti sokağa dökeceğiz kardeşim. Sokağa çıkacağız, hakkımızı alacağız, evimize döneceğiz. Sendikal haklar için de mücadele edeceğiz, zamlara karşı da direneceğiz. Kan akıtmayacağız, cam-çerçeve kırmayacağız ama hakkımızı arayacağız.”
]]>
Özgür Özel: “Biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim”
Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye eleştiri
BURSA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim. Suçum emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da aday tanıtım toplantısına katıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği’nde düzenlenen toplantıya çok sayıda partili ve basın mensubu ilgi gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kızının adının Bursa ipeğinden geldiğini ve eşinin Bursalı olduğu belirterek konuşmasına başladı. CHP tarafından yönetilen şehirlerde insanların yaşamak istediğini ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey’in Nilüfer’de neler yaptığını bildiğini söyleyen Özel, bundan sonraki seçimlerde Bursa’da da olmak üzere çoğu yerde genç ve kadın adayların daha fazla olacağını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da eleştirilerde bulunan Özel, Bursa’yı ve birçok şehri kazacaklarına vurgu yaptı.
Bahçeli’ye sert eleştiriler
Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Özel, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Özel, “Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen o partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler bugün CHP’ye laf ediyorlar. Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki; ‘Başkanlarım kalkın ayağa gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyetin 100 yıl önce kurucu kadroları memleketi işgalden kurtaranlar, bu memleketin kuruluşunu örgütleyenler bugün cumhuriyeti kurtarmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, çıkmış bugün, ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü, kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor, bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, nerden estiğini ben bilmem. Onu seninle, zihninle baş başa bırakıyorum. Ama bilmen gereken bir şey var; Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, bu Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü” diye konuştu.
“CHP Atatürk’ün partisidir”
“Konuşurken alt tarafa yazıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, DEM işbirliği ile” ifadelerini kullanan Özel, “Yıllardır işinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi, masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte halaya durdunuz, gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyetin, Atatürk’ün partisidir. Mecliste bulunan her partiye aynı mesafededir ama CHP esas olarak 6 okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onunla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Şunu bilin ki, CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarım” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık döneminde tek doğruydu”
Kadın cinayetlerinin Türkiye’nin en büyük utancı olduğunu belirten Özel, “Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece 1 yıl düşüş kaydetmiştir o da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi de kadın cinayeti işleyenler, ‘Namus derim, ağır tahrik derim kurtulurum. Kravatı giyer iyi halden yararlanırım kurtulurum derken, 2011 İstanbul Sözleşmesi ile beraber ‘Bu işler artık eskisi kadar kolay değil, cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı, meclis oyladı. Bundan sonra pabuç pahalı’ dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın eski ya da mevcut kocaları tarafından katledildi. Bir tanesi de babası tarafından öldürüldü. Kadın cinayetlerin önüne geçmek için bizler çalışıyoruz. Bu mesele toplumsal meselesidir. İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık dönemimde yaptıkları tek doğdurur. AK Parti’ye takılacak bir maşallah varsa o da buydu. Gecenin birinde Hizbullahçılar öyle istiyor diye, yakında yaklaşan seçimde Hizbullah bağlantılı HÜDAPAR’la ittifak şartının ön şartı olduğu için, domuz bağcıların, kadın katillerinin, her fırsatta ‘kadınları sahiplendirmek lazım’ diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı” diye konuştu.
“Birazda emeklileri tahrik edeyim”
“Dünden beri Tayyip Bey, dönüp dönüp bana saldırıyor ve şunu söylüyor; ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim” diyen Özel, “Suçum; emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. Bugün sabah TÜRK-İŞ rakamlarını yeniledi, açlık sınırının 15 binden 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. Bu ülkede emeklilerin çok önemli kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bu güne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emekliye 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını söylüyorum. En düşük emekli maaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği 3 Kasım 2002 günü bir buçuk asgari ücret düzeyinde olduğunu, bugün o korunuyor olsa şu an da emeklileri verilmesi gereken paranın 25 bin lira olduğunu, 2 buçuk kat farkla 10 bin liraya mahkum edildiklerini anlatıyorum. Tayyip Bey’e diyorum ki, bayram ikramiyesini biz söylemiştik. 7 Haziran’da veremem dedin. Baktın seçimi kaybettin 1 Kasım’da bizde vereceğiz dedirttin. O zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018’e kadar verdirtmedin, 2018’de bin TL, 2020’de 2 bin lira, bu seçimde 5 bin yapacaklarını söylediler, 3 bin liraya çıkardılar. Bu ikramiye ilk verildiğinde bin lira 24 kilo kıyma alıyordu, şu anda 3 bin lira 6 kilo kıyma oluyor. O ikramiye 2018’den bugüne kadar emeklinin sofrasından 18 kilo kıyma çalmış” dedi.
“Bu defa Türkiye İttifakı”
CHP Genel Başkan Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:
“Geçen sefer kıl payı kaçırıldığımız Bursa’yı bu seçimde alıyoruz ama, birlikte olsak seçim yapmaya neredeyse gerek kalmayacak düzeyde fark vardı. Balıkesir, Manisa, Denizli garanti. ‘Hep birlikte olsak hiçbir büyükşehir kaybetmeyiz’ dedik. ‘Hür ve müstakil olacağız’ dediler. Anlayış gösteriyoruz. Geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan bir yere gitmediler. Hala Bursa’nın sokaklarındalar. Her yerdeler. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi, muhafazakar demokratlar yine sandık başındalar. Onların Saray’a da Bahçeli’ye de itirazları bitmedi. Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep birlikte ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Hep birlikte bu ülkede başka bir ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Biz kurduk ve hepimizin bu ittifakın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın 2 rengi var. Renklerini partimizin renklerinden değil, ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı Milli takım gol atınca, ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister.”
]]>
TBMM Genel Kurulunda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda, Saadet Partisinin “özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler”, İYİ Partinin “göçmen nüfus artışı”, DEM Partinin “Mahalli İdareler Seçimi” ve CHP’nin “Gazeteciler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi adına söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türkiye’deki nüfus artış hızında veya doğurganlıktaki düşüşün siyasi bir konu değil, ülke meselesi olduğunu söyledi.
Son 23 yılda ortalama nüfus artış hızının yüzde 1’e düştüğünü, bunun, İkinci Dünya Savaşı döneminden daha düşük bir oran olduğunu belirten Usta, “Türkiye’deki Türk vatandaşlarında durum böyleyken Suriyeli göçmenlerde hem doğurganlık hızının hem doğum sayısının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu konu, Suriyeli sığınmacı meselesi olmasa bile Türkiye’nin ciddi bir sorunudur. Çünkü nüfusun korunabilmesi için ortalama doğurganlık hızının 2,1 olması lazım ama Türkiye’de bu oran 1,62. Bu nüfus aşağı doğru gidecek.” ifadelerini kullandı.
Usta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni evlenen çiftlerin en az üç çocuk yapması” yönündeki açıklamasını çok doğru bulduğunu ancak ailelere bu konuda verilen ekonomik desteklerin yetersiz olduğunu savundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, nüfus artış hızının düşüşünün sebepleri ve sonuçlarının araştırılmasının, Türkiye’nin geleceği adına çok önemli olduğunu vurguladı.
Şahin, “Buradaki en temel sebeplerden biri, aile kavramının yıpranmasıdır. Son yıllarda yaşanan boşanma artışları ciddi bir şekilde masaya yatırılmalıdır. Gençlerimiz evlenmek istemiyor, evlenen vatandaşlarımız da ciddi boşanmalar yaşıyor.” dedi.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, İYİ Parti’nin önergesini samimi ve gerçekçi bulmadıkları için “hayır” oyu vereceklerini ifade etti.
CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, düzensiz ve kayıtsız göç sorununun dünyanın en önemli problemleri arasında yer aldığını, Türkiye’nin de dünya genelinde bu konuda omuzlarına en ağır yük binen devlet olduğunu kaydetti. Arpacı, “Bunun da bizatihi sorumlusu AKP iktidarıdır. Tarafı olmadığımız savaşların sonuçları, milyonlarca vatandaşımızın omuzlarına yüklenmiştir.” diye konuştu.
“Türkiye, genç bir nesle sahip bir ülke olarak dünyada etki alanını arttıracaktır”
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Çiğdem Koncagül, AK Parti iktidarları dönemlerinde hazırlanan kalkınma planlarında aile, nüfus, demografik dönüşüm konularının özel olarak çalışıldığını söyledi.
Nüfus politikası konusundaki çalışmaların toplumsal etkisinin pozitif olduğunu, doğum izinleri, çocuk yardımları, eğitim ve sağlık giderlerinin ücretsiz olması, SGK sistemi, ailenin güçlendirilmesi, sosyal koruma kalkanının dinamik kurumsal yapısının AK Parti hükümetlerinin başarısı olduğunu anlatan Koncagül, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanımızın da ifadesiyle karşılık bulan ‘üç çocuk’ söylemi, ülkemizde nüfus politikasının, nüfus artış hızını arttırmaya yönelik olduğunun da önemli bir göstergesidir. Batılı ülkelerin negatif büyüme eğrisindeki nüfus üzerine bir gelecek inşa ettiklerini düşünürsek Türkiye güçlü, dinamik ve genç bir nesle sahip bir ülke olarak bölgemizde ve dünyada etki alanını arttıracaktır.”
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel kurulda daha sonra kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.
]]>
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti), seçim güvenliğini ilgilendiren usulsüzlüklerin araştırılması için verdiği Meclis araştırma önergesinin öne alınması önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, “Seçime 22 partinin girdiği bir yerde vali bir partinin mensubu gibi kapı kapı gezerek oy istiyor. Bugün eş genel başkanlarımızın geçtiği her il, ilçe, beldede yapılan her mitingimiz, halk buluşmamıza yoğun bir tecrit ve abluka altında giriyoruz” dedi.
DEM Parti Grubu, bugün TBMM Genel Kurulu’na, seçim güvenliğini ilgilendiren usulsüzlüklerin araştırılması için verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi için grup önerisi sundu. Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, şunları söyledi:
“HER MİTİNGİMİZ, HALK BULUŞMAMIZA YOĞUN BİR TECRİT VE ABLUKA ALTINDA GİRİYORUZ”
“Son yıllarda seçimden seçime iktidar tarafından koşturuluyoruz. Diğer seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de seçim güvenliğinin esamesi okunmuyor. 2017 anayasa referandumunda mevzuata aykırı olmasına rağmen mühürsüz oylar geçerli sayıldı. 24 Haziran 2018’de sandık taşımadan, sahte seçmenlere kadar bir sürü usulsüzlükler kabul edildi. 31 Mart 2019’da birçok ilde sahte seçmenler, tek bir adreste binlerce seçmen kaydedildi. Bitlis’te binden fazla sahte seçmen niye var? Şırnak’tasahte seçmen niye var? Seçime 22 partinin girdiği bir yerde vali bir partinin mensubu gibi kapı kapı gezerek oy istiyor. Bugün eş genel başkanlarımızın geçtiği her il, ilçe, beldede yapılan her mitingimiz, halk buluşmamıza yoğun bir tecrit ve abluka altında giriyoruz.”
Öneri üzerine Saadet Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya söz alarak, şunları ifade etti:
“KAMU KAYNAKLARININ BİR SİYASİ PARTİNİN SEÇİM PROPAGANDASI İÇİN KULLANILMASI BİR KUL HAKKIDIR”
“Son yılarda özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber seçim güvenliği ile ilgili endişelerimizin zirve yaptığın görüyoruz. Bizim sandıklara sahip çıkmamız, milli iradenin sandığa olduğu şekliyle yansımasını teminat altına alacak bir yaklaşımın içerisinde olmamız gerekir. Seçimlerin bugün için ‘Biz kazandık oldu’ mantığıyla bir sonuca götürülmesinin sağlıklı bir demokrasi olduğu kanaatinde elbette değiliz. Başta iktidar yetkililerinin seçim güvenliğinin tam teminat altına alındığı bir mantıkla süreç yönetimini sürdürmeleri gerekir. Kamu kaynaklarının bir siyasi partinin seçim propagandası için kullanılması bir kul hakkıdır.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun da şöyle konuştu:
“SEÇİMİN GÜVENLİ VE AKILLARDA SORU İŞARETİ BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE UYGULANMASI ESAS OLMALIDIR”
“Uzaya astronot dahi gönderdik, gel gelelim ülkemizde gerçekleştirilen bütün seçimlerde hala seçim güvenliği tartışıyoruz. Ülkemizde devlet kurumlarına olan güveni yitirdik, siyasi partiler olarak seçmen listelerini temin edip tek tek kontrol ediyoruz. Gelişmiş demokrasilerde tartışma konusu olmaması gereken seçim güvenliği kavramı ülkemizin öncelikli gündemlerinden biri oldu. seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası görevinizi hukuka ve meslek ahlakınıza uygun yapın. Kolluk güçleri ve yargı mensupları üzerinden oyun kurmayın. Bütün seçim bölgelerinde seçimin güvenli ve akıllarda soru işareti bırakmayacak şekilde uygulanması esas olmalıdır.”
CHP Grubu adına konuşan Kars Milletvekili İnan Akgün Alp de şunları dile getirdi:
“ORDU ARTI AK PARTİ EŞİTTİR İKTİDAR DENKLEMİ KURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”
“31 Mart seçimlerine AK Parti nasıl hazırlanmış? Bir seçmen mobilizasyonu deniyorlar. Az oy farkıyla seçim sonuçlarının değiştiği Anadolu’nun bazı ilçelerine ve illere askerlerimizi ve polislerimizi seçmen olarak kaydırmak suretiyle o illerin ve ilçelerin seçim sonuçlarını değiştirmeyi umuyorlar. AK parti için sonun başlangıcı olur bu yöntem. Bugün askerleri ve polisleri seçmen olarak kaydetmek suretiyle ordu artı AK Parti eşittir iktidar denklemi kurmaya çalışıyorsunuz. Bu sizin fikri olarak sonunuzu getirecektir, uyarıyorum. Kars’a seçmen olarak kaydırdığınız 3 bin 500 askerimizi oy kullandıkları okul kapısında bekliyor olacağım ve onların gözlerine bakacağım. Hulusi Akar’ı bu işten vazgeçmeye davet ediyorum.”
DEM Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim. Suçum emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da aday tanıtım toplantısına katıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği’nde (BAOB) düzenlenen toplantıya çok sayıda partili ve basın mensubu ilgi gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kızının adının Bursa ipeğinden geldiğini ve eşinin Bursalı olduğu belirterek konuşmasına başladı. CHP tarafından yönetilen şehirlerde insanların yaşamak istediğini ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey’in Nilüfer’de neler yaptığını bildiğini söyleyen Özel, bundan sonraki seçimlerde Bursa’da da olmak üzere çoğu yerde genç ve kadın adayların daha fazla olacağını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da eleştirilerde bulunan Özel, Bursa’yı ve birçok şehri kazacaklarına vurgu yaptı.
Bahçeli’ye sert eleştiriler
Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Özel, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Özel, “Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen o partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler bugün CHP’ye laf ediyorlar. Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki; ‘Başkanlarım kalkın ayağa gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyetin 100 yıl önce kurucu kadroları memleketi işgalden kurtaranlar, bu memleketin kuruluşunu örgütleyenler bugün cumhuriyeti kurtarmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, çıkmış bugün, ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü, kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor, bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, nerden estiğini ben bilmem. Onu seninle, zihninle baş başa bırakıyorum. Ama bilmen gereken bir şey var; Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, bu Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü” diye konuştu.
“CHP Atatürk’ün partisidir”
“Konuşurken alt tarafa yazıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, DEM işbirliği ile” ifadelerini kullanan Özel, “Yıllardır işinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi, masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte halaya durdunuz, gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyetin, Atatürk’ün partisidir. Mecliste bulunan her partiye aynı mesafededir ama CHP esas olarak 6 okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onunla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Şunu bilin ki, CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarım” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık döneminde tek doğruydu”
Kadın cinayetlerinin Türkiye’nin en büyük utancı olduğunu belirten Özel, “Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece 1 yıl düşüş kaydetmiştir o da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi de kadın cinayeti işleyenler, ‘Namus derim, ağır tahrik derim kurtulurum. Kravatı giyer iyi halden yararlanırım kurtulurum derken, 2011 İstanbul Sözleşmesi ile beraber ‘Bu işler artık eskisi kadar kolay değil, cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı, meclis oyladı. Bundan sonra pabuç pahalı’ dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın eski ya da mevcut kocaları tarafından katledildi. Bir tanesi de babası tarafından öldürüldü. Kadın cinayetlerin önüne geçmek için bizler çalışıyoruz. Bu mesele toplumsal meselesidir. İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık dönemimde yaptıkları tek doğdurur. AK Parti’ye takılacak bir maşallah varsa o da buydu. Gecenin birinde Hizbullahçılar öyle istiyor diye, yakında yaklaşan seçimde Hizbullah bağlantılı HÜDAPAR’la ittifak şartının ön şartı olduğu için, domuz bağcıların, kadın katillerinin, her fırsatta ‘kadınları sahiplendirmek lazım’ diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı” diye konuştu.
“Birazda emeklileri tahrik edeyim”
“Dünden beri Tayyip Bey, dönüp dönüp bana saldırıyor ve şunu söylüyor; ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim” diyen Özel, “Suçum; emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. Bugün sabah TÜRK-İŞ rakamlarını yeniledi, açlık sınırının 15 binden 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. Bu ülkede emeklilerin çok önemli kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bu güne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emekliye 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını söylüyorum. En düşük emekli maaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği 3 Kasım 2002 günü bir buçuk asgari ücret düzeyinde olduğunu, bugün o korunuyor olsa şu an da emeklileri verilmesi gereken paranın 25 bin lira olduğunu, 2 buçuk kat farkla 10 bin liraya mahkum edildiklerini anlatıyorum. Tayyip Bey’e diyorum ki, bayram ikramiyesini biz söylemiştik. 7 Haziran’da veremem dedin. Baktın seçimi kaybettin 1 Kasım’da bizde vereceğiz dedirttin. O zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018’e kadar verdirtmedin, 2018’de bin TL, 2020’de 2 bin lira, bu seçimde 5 bin yapacaklarını söylediler, 3 bin liraya çıkardılar. Bu ikramiye ilk verildiğinde bin lira 24 kilo kıyma alıyordu, şu anda 3 bin lira 6 kilo kıyma oluyor. O ikramiye 2018’den bugüne kadar emeklinin sofrasından 18 kilo kıyma çalmış” dedi.
“Bu defa Türkiye İttifakı”
CHP Genel Başkan Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:
“Geçen sefer kıl payı kaçırıldığımız Bursa’yı bu seçimde alıyoruz ama, birlikte olsak seçim yapmaya neredeyse gerek kalmayacak düzeyde fark vardı. Balıkesir, Manisa, Denizli garanti. ‘Hep birlikte olsak hiçbir büyükşehir kaybetmeyiz’ dedik. ‘Hür ve müstakil olacağız’ dediler. Anlayış gösteriyoruz. Geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan bir yere gitmediler. Hala Bursa’nın sokaklarındalar. Her yerdeler. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi, muhafazakar demokratlar yine sandık başındalar. Onların Saray’a da Bahçeli’ye de itirazları bitmedi. Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep birlikte ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Hep birlikte bu ülkede başka bir ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Biz kurduk ve hepimizin bu ittifakın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın 2 rengi var. Renklerini partimizin renklerinden değil, ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı Milli takım gol atınca, ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister.” – BURSA
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Genel seçimlerde de olsa yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.” dedi.
Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığı’nda düzenlenen üye katılım töreninde yaptığı konuşmada, seçim sürecinde Türkiye’deki çeşitli tartışmaları bir kere daha yakından izleme fırsatı bulduklarını söyledi.
Dün 28 Şubat “postmodern darbesi”nin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:
“Dün gece özellikle bazı programlara baktım. Ne konuşuluyor? ‘Bazıları acaba bunca zaman geçtikten, onca acı yaşandıktan sonra o günleri nasıl anlatacak’ diye. Kuşkusuz, ahlaki tutarlılığa sahip, demokrat insanlar, o günlerin ne kadar büyük kötülük günleri olduğunu hatırlayarak ve bir daha Türkiye’nin o günleri yaşamaması gerektiğine dair analizlerini güçlü bir şekilde yaparak tespitlerini ortaya koydular. Fakat az da olsa bir zihniyet, halen o günlerde yapılanların doğru olduğunu, bunun arkasında birtakım gerekçeler olduğunu izah etmekle meşguller.”
“Esas meselemiz, demokrasiyi güçlendiren mücadeleyi sürdürmektir”
Çelik, Türk siyasi tarihinde 27 Mayıs darbesinin bütün darbelerin ve kötülüklerin “anası” olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“O darbeyi de meşrulaştırırken ‘İşte, evet darbe yapıldı ama mutlaka şu siyasetçiler, şu yanlışları yaptılar. Parlamento şu yanlışı yaptı, hükümet şu yanlışı yaptı’ falan diyerekten, gerekçeler dizerek bu yanlışları savunmaya çalıştılar. Dün de baktım; ‘İşte devlette şöyle oluşumlar vardı. Böyle şeyler vardı, şunlar vardı, bunlar vardı. O sebeple 28 Şubat bunun sonucu olarak ortaya çıktı’ gibisinden bu kötülük günlerini yine savunan bir zihniyet, halen diri ve fırsat kolluyor. Hiç utanmadan bir yorumcunun bir tanesiyse ‘Ona işte darbe bile dememek lazım. Bu darbe değil çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyor. Elinde silah olan birileri, hiçbir şekilde yetki sahibi olmadıkları halde hükümeti kuşatma altına alıyorlar. Hükümeti silah çekmekle tehdit ediyorlar. Hatta alenen ‘Gerekirse güç kullanarak meseleleri çözeriz’ diye milli iradeyi, milleti tehdit ediyorlar. Ondan sonra da ‘Efendim buna (28 Şubat) darbe diyemezsiniz çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyorlar. Bu zihniyet halen diridir. O sebeple Türkiye’deki demokrasi mücadelemiz sona ermemiştir. Genel seçimlerde de olsa, yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.”
“Postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır”
Çelik, darbelere karşı mücadele edildiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu kötülükleri, darbeleri, postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran, bugün bunların devlette egemen olmasını engelleyen, demokrasi mücadelesinin lideri Cumhurbaşkanı’mız, Genel Başkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu çatının altında olmak aslında başlı başına bu demokrasi mücadelesine destek vermektir. Bu kötülüklere karşı mücadele etme sözümüzü, ahdimizi tazelemektir.” diye konuştu.
Bir süre önce Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanlığı görevinden istifa ederek AK Parti’ye katılan Atilla Baruğ ve arkadaşlarını, demokrasi mücadelesine verdikleri destekten dolayı tebrik ettiklerini dile getiren Çelik, bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi büyütme, kalkındırma, yeni ufuklara ulaştırma çabalarını sürdüreceklerini belirten Çelik, bu vesayeti yeniden diriltmek isteyen odaklara geçit vermeyeceklerini dile getirdi.
“Kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz”
Uzun yıllardır siyasetin içinde olduğunu anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bunca zamandır Cumhurbaşkanı’mızla yol yürüyorum. Dün özellikle 28 Şubat’ı savunanların neler söyleyeceklerini dinledim. Akşam gittim bu yayınlara tekrar baktım. Kötülük halen diridir. Bu millete kötülük etmek isteyenler halen bu kötülük gerekçelerini, mühimmatlarını taze tutuyorlar. Dolayısıyla halen birtakım varsayımsal, afaki iddialarla eski günlerin özlemi içerisindeler. Onlar eskiyi özleye dursunlar, biz de bu kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadelemizi güçlü bir şekilde bitireceğiz. Önümüzde yerel seçim var. Yerel seçimlerde, bu vesayet odaklarına vereceğimiz en güzel cevaplardan bir tanesi belediyelerde arkadaşlarımızın belediye başkanı olmasını sağlamaktır.”
Çelik, konuşmasının ardından bir süre önce istifa eden Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanı Atilla Baruğ ve parti üyelerinin de aralarında bulunduğu 40 kişiye rozet taktı.
Baruğ da tehlikeli ve kirli oyunları görünce istifa ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı adaylarının yanında olma gereğini hissettiklerini kaydetti.
]]>
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır” dedi.
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Tarsus ve Güzelbahçe Belediye Başkan adaylıklarına gösterdikleri adaylara itiraz edilmesine ilişkin bugün YSK önünde parti üyeleri ile birlikte basın açıklaması yaptı. Tarsus Belediye Başkan adayı Haluk Bozdoğan’ın adaylığına CHP itiraz etti. Bozdağan, halen Tarsus Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor.
İnce, şunları söyledi:
“Bir yanda bizi seçmezseniz ‘Size hizmet gelmez’ diyen Erdoğan var. Öbür yanda ‘Bize vermezseniz oyunuzu AKP gelir’ diye korkutan muhalefet var. Birisi tehdit ediyor, birisi korku salıyor. Bir de bunların içinde YSK var. Millette seçenek bırakmayan bir YSK. Seçimlerin Anayasa’ya, yasalara uygun bir şekilde yapılmasını sağlayacak olan kurum YSK’dır. YSK’ya güvenmekten başka bir şansımız kalmadı. Fakat bu ülkede tuz koktuğu için YSK da farklı farklı kararlar alıyor. Örneğin Tarsus’ta farklı karar alıyor. Mezitli’de farklı karar alıyor. Dikili de farklı karar alıyor. Güzelbahçe’de farklı karar alıyor. İl seçim kurulu başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulu başka bir şey söylüyor. YSK başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulundaki hakim ve iki memur ‘Üye olabilirsin’ diyor. İl seçim kurulu ‘Olamazsın’ diyor.
“HANGİ HAKLA KİŞİLERİN SEÇİME GİRMESİNİ ENGELLİYORSUNUZ”
Sayın hakimlere şunu hatırlatıyorum. Siyaseti bilmeden kararlar veriyorsunuz. Merkez yoklamasında şöyle mi yapmışlar? Beş aday adayı var. Beşini Parti Meclisi’ne getirmişler. Beşini de oylamışlar. Böyle mi yapmışlar? Hayır. Tek bir kişinin ismini getiriyorlar oraya. Diğerlerinin asla adını bile almıyorlar. O bir kişinin ismini oylatıp geçiriyorlar. Siyasi partiler Türkiye’de sahtekarlık yapıyor. Sayın yargıçlar da bu sahtekarlığa alet oluyorlar. Bu doğru değildir. Bir kişi süresi içerisinde bir partiden istifa etmişse o her şeyden istifa etmiş demektir. Bir kişi partiden istifa etmişse aday adaylığından da çekilmiş demektir. Yani hangi hakla kişilerin seçime girmesini engelliyorsunuz? Yani ön seçimi mi kaybetmiş bu arkadaşlarımız? Bu arkadaşlarım partinin üyelerinin önüne sandık koyulup seçime girmişler böyle bir seçimi mi kaybetmişler? Hayır böyle bir şey yok. O zaman siz bunların adaylığını nasıl engelliyorsunuz?
YSK’daki yargıçlara sesleniyorum. Polatlı’nın CHP adayı MHP’liydi, MHP’li belediye başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? Peki CHP’nin Keçiören Belediye Başkan adayı İYİ Parti’nin İl Başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? CHP’lilere sesleniyorum. CHP’nin yöneticilerine ne utanmaz insanlarsınız siz? İYİ Parti’den, AKP’den, MHP’den ne kadar adam varsa hepsini alıp aday yaptınız. Yenimahalle, Mamak hariç hiçbir adayınız CHP’li değil. İYİ Partili, MHP’li. Bunları aday yaptınız. Ama Memleket Partisi’nden aday olmak isteyen insanlara itiraz ediyorsunuz. Bunların adaylıklarını iptal ettiriyorsunuz. Hiç utanma yok mu sizde, utanmıyor musunuz? Koca koca hakimler de bunlara alet oluyor. Dizayn ediyorlar.
“YARGI SİYASETİN TAM GÖBEĞİNDEDİR”
Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Siyaseti dizayn ediyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır. Biz bildiğimiz yoldan devam edeceğiz. Biz bu ülkenin üçüncü yoluyuz. Ne Cumhur ne Millet. Millet zaten dağıldı. Cumhur da çıkar ortaklığı. Biz doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz. Buralarda seçime gireceğiz. Bunu göreceksiniz. Ama yargının, YSK’nın bu şekilde alet olmasını şiddetle kınıyorum. Aldıkları kararları tanımıyorum. Memleket Partisi olarak doğruları söylemeye devam edeceğiz diyorum.”
İnce, bir gazetecinin, “Bahsi geçen ilçelerde aday gösteremeyeceksiniz. Kimin adayını destekleyeceksiniz?” sorusuna, “Arkadaşlarımla değerlendireceğiz. Oralarda arkadaşlar başka aday çıkarmak isterlerse zamanımız var. Buna devam edeceğiz” yanıtını verdi.
]]>
5 yıllık görev süresini değerlendirdiği veda buluşmasında basın mensupları ile bir araya gelen Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, “Bağımsız aday olmayı düşünmedim. Ben yüzde 57 ile rekor oyla seçilmiş birisiyim. Çok da başarılı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bununla anılmak, bu şekilde iz bırakıp ayrılmak çok daha doğru” dedi.
Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, 5 yıllık görev süresini değerlendirdiği veda buluşmasında basın mensupları ile bir araya geldi. Başkan Arda, Gaziemir Belediyesi’nde düzenlenen toplantıda, şunları kaydetti:
“Bir insanın doğup büyüdüğü yere belediye başkanı olması çok kıvanç verici bir şey. Hele benim gibi dedesinin ilk kurucu belediye başkanı olduğu bir yerde 93 yıl sonra onun koltuğuna oturmak çok onurlu bir işti benim için. Dolayısıyla bu onuru bana yaşatan partim Cumhuriyet Halk Partisi’ne çok teşekkür ediyorum. İyi ki bu göreve talip olmuşum. İyi ki bu görevi bana vermişler. Rekor oyla seçildim. Bu görevi başarıyla yaptığımı düşünüyorum.
BİLGİMİZLE, BİRİKİMİMİZLE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ
Belediye başkanlığına yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını ifade eden Arda, “Hem toplumsal mücadelede hak mücadelesinde hem doğa mücadelesinde hem kamusal alanlar yaratmada birçok projeye imza attık. Hayatın içinde olduk. İnsanların yanında olduk. Size insanların ihtiyacı varsa bunu belirtiyorlarsa zaten vazgeçmemiz mümkün değil. O mücadelenin içinde olmanız gerekiyor. Size belediye başkanı olarak veda etmek istedim ama hayatın içindeyiz. Siyasetin içindeyiz. Siyaset devam ediyor. Bilgi, birikimimizle mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.
İkinci dönemle ilgili hazırladıkları bazı projelerini de aktaran Başkan Arda, “Kısacası bu beş yılda kendime baktığımda adaletli dürüst çalışkan bir belediye başkanı olarak kendimi görüyorum. Yaptığımız kamuoyu anketlerinde de zaten vatandaşlar tarafından bunlar da aynı şekilde söyleniyor ki bu benim için çok kıymetli. Çok onurlu bir görevi yerine getirdik” dedi.
BASIN MENSUPLARININ SORULARINI YANITLADI
Görev aldığı 5 yıllık süreçteki icraatı ve ikinci dönem projelerinden bahseden Başkan Arda, sunumun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başkan Arda, “Özgür Özel partinizin grup başkanvekiliyken, ‘İyi ki Halil Arda’ya kefil olmuşum’ dedi ama siz aday gösterilmediniz. Partiniz sizi neden aday göstermedi” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Neden atanmadığımı ben de bilmiyorum. Onu ben de merak ediyorum. 2 yıl önce bize kefil olduğunu söyleyen bir Genel Başkan Özgür Özel var. 2019 yılında aday adayı olduğumda parti içinde hiç kimse ile organik bağım yoktu. Gaziemir’in vatandaşların ısrarı ile 2019’da Halil İbrahim Şenol atandı. 2019’a kadar hiçbir yere aday olmadım. Sadece Genel Merkez’de kendimi anlattım. Atama yöntemini kabul ediyorsanız sonuçlarına da katlanacaksınız. Özgür Bey’in bana kefil olduğunu daha sonradan duyuyorum. İlk atanmamda etkisi olduğunu sonradan öğrendim. Bugün bir önceki genel başkanımızın yaptığı en iyi şeylerden birisi 6 ayda bir gerçekleşen belediye çalıştaylarıydı. İktidar olmadığımız illerde. Bize söylediği şey ‘Belediye başkanlığına odaklanın, il ilçe örgütlerinin işine karışmayın. Burnunuzu sokmayın’dı. Sadece işimize odaklandık. ‘Siz başarılı olursanız sizi atayan biz tekrar atarız’ dedi. 5 yıl boyunca il, ilçe örgüt işlerine hiç karışmadım. İlçe Başkanımıza da söylediğimiz, ‘Siz ilçemizi yönetin, ben belediyeyi yönetin’ oldu. Neden atanmadığımı bize kimse söylemedi. Ben sadece halkın gözündeki yerimize bakıyoruz. 2023 Kasım’da yapılan anketlerin sonuçları elimizde. Nedenini genel merkeze sormak lazım.”
“ÇOK BAŞARILI HİZMETLER VERDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM”
Farklı bir partiden adaylık teklifi gelip gelmediği sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Birçok partiden teklif aldım. Yani beni araştırmışlar. Çok iyi olduğumu düşünmüşler. Bağımsız olarak girmemi birçok insan istedi. Bunu doğru bulmuyorum. Ben mevcut başkanların içerisinde en eski siyasetçiyim. Benden yaşlı herhalde dört kişi var. Mehmet Eriş, Abdül Batur, Rıdvan Karakayalı, Muhittin Selvitopu. İkisi belediye bürokratıydı ikisi öğretmendi. Ama ben siyasetin içindeydim. 40 yıldır partinin içerisinde olan birisiyim. Bağımsız aday olmayı düşünmedim. Ben yüzde 57 ile rekor oyla seçilmiş birisiyim. Çok da başarılı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bununla anılmak, bu şekilde iz bırakıp ayrılmak çok daha doğru.”
“BÜYÜKŞEHİR’DE GÖREV VERİLİRSE KABUL ETME DURUMUM YOK”
Başkan Arda, “Partiye kırgınlığınız var mı? Herhangi bir görev geldiği takdirde sizi bir görevde görür müyüz” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Herhangi bir görev verilirse kabul etme durumum yok. Belediye başkanlığına devam etmeyi çok istiyordum. Büyükşehirde herhangi bir görev verilirse kabul etmeyeceğimi söyleyeyim. Bürokrat olarak çalışmayı düşünmüyorum. Partide bir değişim ihtiyacı olduğunu söylüyorduk. Eski genel başkanımızı da başarılı buluyorum. Değişimden yanaydık. Özgür Bey ile bir hukukumuz vardı ama delege değildim. İlk tweeti atan İmamoğlu, ikinci tweeti atan bendim. Kendisini destekledim. Kişilere kırgın olabilir ama partime asla kırgın değilim. Benim partimdem kopmam mümkün değil. Önümüzdeki süreçte siyasetin neresinde oluruz onu şu an bilemiyorum. Yolu belediyeden geçmeden bir siyasetçinin bir ayağının eksik olduğunu bu süreçte anladım.”
“SİYASETİN İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“Şu anda da siyaseti bırakma, devam et deniyor” diyen Arda, “Bunun ilçe örgütü var. İl örgütü var. Önümüzdeki süreci var. Zamana ihtiyacımız var. Seçilecek kişilerin performanslarını izleyeceğiz. Bizim önünü kestiğimiz Gaziemir’de yapılan yanlış işler var. Onların hepsinin takipçisiyiz. Onlar asla bırakma şansımız yok. Yanlış yapan insanlara karşı bugüne kadar hep karşı durduk. Durmaya da devam edeceğiz. Bu bence çok önemli. Çünkü o kanunları, kurallara uymayan insanlar var. Uyulmuyorsa o zaman hep söylüyorum. Trafik işaretlerine, ışıklarına da ihtiyaç yok. İmar planlarına da işte belediyeye hiç ihtiyaç yok. Herkes istediği şeyi yapsın, istediği gibi yoluna devam etsin ama bunların hepsinin önüne geçtik. Bunların takipçisi olacağız. Dolayısıyla siyasetin içinde yer almaya devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>
AK Parti Gençlik Kolları Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Denizli’de partisinin gençlik kolları üyeleriyle bir araya geldi.
Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Gençlik Buluşması Programı’na katılan İnan, Denizli’de partisinin gençlik kollarının her alanda başarılı çalışmalara imza attığını söyledi.
Türkiye yüzyılına yakışır bir coşku, birliktelik ve gençlik heyecanını hep beraber gördüklerini anlatan İnan, bugün AK Parti ve AK Gençlik olarak en büyük vazifelerinin içinde bulundukları hareketin geçmişte ortaya koyduğu mücadeleyi en net şekilde anlayıp, hatırlayarak geleceğe taşımak olduğunu ifade etti.
İnan, AK Parti’nin sıradan bir parti olarak kurulmadığını belirterek, “AK Parti bin yıllık medeniyet iddiasına yaslanır ve bu medeniyet iddiasının en temel değerlerini muhafaza ederek bugünlere gelir. Başörtüsünü, dini değerlerimizi, milli kimliğimizin üzerinde oynanan sömürülmeye, istismar edilmeye çalışılan her değer her kırmızı çizgimiz bizim için olmazsa olmazımızdır. Hareketimizin niteliğini belirler. 28 Şubat ve sonrasında bizim ortaya koyduğumuz demokrasi mücadelesini de Denizli Gençlik Kollarımızın en iyi bir şekilde anlaması ve anlatması gerekmektedir.” diye konuştu.
Türkiye’de darbecilere alkış tutmak diye bir amaç ortaya konduğunda akla CHP’nin geldiğini söyleyen İnan, şunları kaydetti:
“O nedenle bugün çıkmış utanmazın biri, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili, 28 Şubat önemsiz bir gün diyor. O gün yaşananları, o günkü ablalarımızın çekmiş oldukları mağduriyeti, temel hak özgürlükleri nasıl ayaklar altına aldıklarını küçümseyen bir tavırla ortaya çıkıp konuşma yapıyorlar. Biz diyoruz ya darbeci, bunların genetiğinde var. Bunların temel kodu darbeden güç almaktır. O nedenle bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezinde buzdolabında hala 28 Şubat zihniyetinin saklı olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. O nedenle AK Parti demokrasinin kalesidir. AK Parti özgürlüklerin kalesidir. 28 Şubat davasının lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.”
İnan, AK Parti’nin ortaya koyduğu mücadeleden geçinenlere 31 Mart seçimlerinde en güzel cevabı gençlerin vereceğini dile getirdi.
Bugüne kadarki seçimlerde çok önemli zaferler elde edildiğini anımsatan İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim için her seçimin çok önemli olduğunu biliyorsunuz değil mi? Her seçim önemli derken biz kazanımlarımıza sahip çıkmak istiyoruz. O nedenle demokrasiyi tehdit eden bir unsur ana muhalefet partisi asla olamaz. O nedenle bizim girmiş olduğumuz seçim her zaman en önemli seçim olur. Karşımızdaki ana muhalefet an geldi terör örgütleriyle ittifak yaptı, an geldi terör örgütlerinin piyonluğunu yaptı, an geldi dışarıdan Türkiye’yi dizayn etmek isteyenlere kendileri araç sağladılar.
O nedenle bizim girmiş olduğumuz her seçim bizim kazanımlarımıza sahip çıkma noktasında, bu ülkeye yapmış olduğunuz yatırımlara sahip çıkma noktasında her zaman çok önemli oldu, çok kritik oldu. Türkiye’deki gençler size öyle bir gol atacak ki on sıfır. AK Partili, AK Gençlik bu maçı geride bırakacak ve Türkiye’nin inşasına Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Gençlerimiz için çalışacağız. Türkiye’nin geleceği için çalışacağız ve bu mücadeleye devam edeceğiz.”
İnan, konuşmasının ardından gençlerin sorularını yanıtladı.
Etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, İl Gençlik Kolları Başkanı Osman Nuri Nazlıer, AK Parti Pamukkale İlçe Başkanı Osman Özpek, AK Parti Pamukkale Belediye Başkan Adayı Halil Pekdemir ve gençler katıldı.
]]>
TBMM Genel Kurulunda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda Saadet Partisinin “iş sağlığı ve güvenliği”, İYİ Partinin “Sakarya Gaz Sahası Projesi”, DEM Partinin “kadına yönelik şiddet” ve CHP’nin “TRT” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, 2023 yılında 1932 kişinin iş kazasında hayatını kaybettiğini, bu sayının giderek arttığını söyledi. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kanunda açıkların olduğunu savunan Kasap, “İşverenin maaşını ödediği iş sağlığı ve güvenliği uzmanından ne bekleyebilirsiniz?” sorusunu yöneltti.
Kasap, maden kazalarında Türkiye’nin Avrupa birincisi olduğunu ve Türkiye’nin durumunun birçok Afrika ülkesinden daha kötü olduğunu ileri sürdü.
Ağır ve tehlikeli iş kollarında uzaktan eğitimle, iş sağlığı ve güvenliği sertifikası verilmesini eleştiren Kasap, “Neden uygulamalı eğitimler, Milli Eğitim Bakanlığı ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uhdesinde yapılmıyor da özel kuruluşlar tarafından şaibeli bir şekilde veriliyor? Bu şekilde devam ettiği müddetçe iş kazalarından, İliç’ten, Amasra’dan, Soma’dan bahsetmeme gibi bir durum söz konusu olmayacak.” diye konuştu.
-Elektronik kelepçe önerisi
İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, maden kazalarının önlenmesine ilişkin önerilerde bulundu. Tehlikeli iş sahasında çalışan işçilerin yaşanabilecek olumsuz olaylar karşısında hayatta kalmaları için zamanın önemli olduğunu vurgulayan Akalın, “Bu koşullar altında çalışan işçilerimizin, heyelan, göçük gibi durumlar karşısında yerlerinin tespiti için elektronik kelepçe gibi aygıtlar takıp, çıkarılabilir bir elektronik sistem kullanmalarının zorunlu hale getirilmesi, olası kazalar sonrası yer tespitinin hızla yapılacağı enstrümanlar kullanılması gerekmekte.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan her yıl yüzlerce iş kazası meydana geldiğini, iktidar milletvekilleri tarafından iş kazalarının araştırılmasının engellendiğini öne sürdü. Bozan, “Eğer bu Meclis, bir irade ortaya koymuş olsaydı bu iş cinayetleri engellenebilirdi.” dedi.
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, CHP’nin 2019 yılında İliç’te toprak kaymasının yaşandığı maden sahasına gittiğini ve bazı tespitlerde bulunduğunu söyledi. İliç’te “Ekonomik Yer Değiştirme ve Geçim Kaynaklarını Destekleme Protokolü ile firma tarafından bölgede ikamet edenlere 130 bin lira para dağıtıldığını belirten Alp, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ne karşılığında biliyor musunuz? Destek alan köy sakinlerinin halihazırda çalışan ve ileriki süreçlerde çalışacak olan Anagold ve Alacer Gold firmalarının ortak olduğu grup ve bağlı şirketlerin sürdürdüğü ve sürdüreceği madencilikle bağlantılı projelere onay vermeleri, yardım alanların gerçek bir hak ihlali dışında hiçbir bir türlü özel, idari ve adli bir başvuruda bulunmaları o protokolle verilen 130 bin lira karşılığında yasaklanmış. Bunu biliyor muydunuz? Yasağın ihlali durumunda da o firma o köylülerden o parayı faiziyle tahsil edecek.”
“Hedefimiz, tüm riskleri minimum düzeye indirmek”
AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, maden işçilerinin güvenliğinin ve refahının her şeyden daha önemli olduğunu belirtti. “Hedefimiz, tüm riskleri minimum düzeye indirmek, tek bir çalışanımızın dahi mesleği sebebiyle hayatını kaybetmediği, sağlıklı ve huzurlu bir çalışma hayatını tesis etmektir.” diyen Çalışkan, iş kazaları sonucunda sorumluların yargı önünde hesap verdiğini, bunun bağımsız ve tarafsız Türk yargısının görevi olduğunu söyledi. Çalışkan, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu nedenle, bu süreçlerle ilgili yorum yapmamız uygun ve doğru değildir. Hem İliç’te olsun hem diğer şehirlerdeki madenlerimizde iş sağlığı ve güvenliği denetimleri ilgili bakanlığımızca yapılmaktadır. Yapılan denetimlerde iş sağlığı ve güvenliği hususunda eksiklikler tespit edilerek düzeltmesi noktasında gerekli yaptırımlar uygulanmıştır ve uygulanmaya devam edecektir. Bu vahim kazanın gerçekleşmesi noktasında müfettişler çalışmalarını sürdürmektedirler.”
Genel Kurulda “el hareketi” tartışması
AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, DEM Partinin grup önerisi üzerinde kürsüden söz aldığı esnada, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca Doğan’ın, kendisine yönelik, bir kadına yakışmayan harekette bulunduğunu söyledi. Öncü, Doğan hakkında işlem yapılmasını istedi. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ da “Görüntüleri inceleyeceğim ona göre bir karar vereceğiz.” dedi.
DEM Partinin grup önerisi üzerinde konuşmaların tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, iddia edilen hareketi divan üyelerinin görmediğini belirtti. Bozdağ, “TRT’nin ve Meclis TV’nin kayıtlarını incelediğimizde de herhangi bir görüntü, kayıt söz konusu değil. Bu nedenle herhangi bir işlem yapma imkanımız bulunmamaktadır.” ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da yerinden söz alarak kadın cinayetlerinin konuşulduğu esnada DEM Parti’li kadın milletvekilinin kendi milletvekillerine yönelik, “bir erkeğin bile yapmaktan hicap duyacağı” davranışı tüm milletvekillerinin gördüğünü söyledi. Yenşehirlioğlu, “Meclisin kameraları sabittir görmemiş olabilir ama bu hareketin yapılmasını yok sayamayız. Özür dilemesi gerekir.” dedi. DEM Parti’li Doğan ise Öncü’ye yönelik bir hareketinin söz konusu olmadığını söyledi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
AK Parti’nin Genel Kurul gündemi ve çalışma saatlerine ilişkin grup öneresi kabul edildi. Kabul edilen öneriye göre, Meclis bugün kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini görüşecek.
Kanun teklifinin görüşmelerinin 29 Şubat 2024 Perşembe günü tamamlanamaması halinde Genel Kurul, 1, 2 ve 3 Mart 2024 tarihlerinde de çalışacak.
Kanun teklifinin görüşmelerinin 29 Şubat veya 1, 2 ve 3 Mart’taki birleşimlerin herhangi birinde tamamlanması halinde Genel Kurul, 5-6-7-12-13 ve 14 Mart 2024 tarihinde toplanmayacak. TBMM Genel Kurulu, 19 Mart 2024 tarihinden itibaren 10 gün süre ile çalışmalarına ara verecek.
]]>
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, “Cumhur İttifakı bu ülkenin sigortasıdır. Cumhur İttifakı bu ülkenin geleceğidir. Cumhur İttifakı nizamı alem hedefi olan Türk dünyasının ve İslam aleminin umududur.” dedi.
Yıldırım, Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde partisinin Seçmen İletişim Merkezinin açılışında yaptığı konuşmada, Cumhur İttifakı olarak 31 Mart’ta yerel seçime girecekleri bazı büyükşehir belediyelerinin bulunduğunu, bazı yerlerde ise ittifak olmadığını söyledi.
Pazaryeri’nde “kardeşler arasında bir yarışın” söz konusu olacağını, MHP’nin belediye başkanlığı için Gökhan Değirmen’le seçime gireceğini belirten Yıldırım, “Geçen seferki ittifak yani bu zillet ittifakı dağıldı, kimse kalmadı. Herkes birbiriyle ilgili menfi kanaatlerde bulunuyor, birbirlerini suçluyor, birbirleriyle ilgili olmadık şeyler iddia ediyorlar.” ifadesini kullandı.
Yıldırım, 15 Temmuz 2016’daki FETÖ’nün hain darbe girişimini hatırlattı.
Bu süreçte AK Parti ile Cumhur İttifakı çatısı altında yollarına devam ettiklerini dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhur İttifakı bu ülkenin sigortasıdır. Cumhur İttifakı bu ülkenin geleceğidir. Cumhur İttifakı nizamı alem hedefi olan Türk dünyasının ve İslam aleminin umududur. Tabii Cumhur İttifakı diğer ittifaklar gibi bir masanın etrafında bugün efendim onu yiyelim, ertesi gün işte Karadeniz’de kalkan balığı tutuldu etrafında bir yemek yiyelim de görüşelim diye kurulan bir ittifak değil. Cumhur İttifakı 15 Temmuz gecesi kuruldu. Ankara’da Kızılay’da Genelkurmay’ın önünde, İstanbul’da köprünün ayaklarında, yıllar yılı bizim insanımızın parasıyla, bizim insanımızın imkanlarıyla yine bizim insanlarımızı yetiştirerek bir gecede bu ülkeyi ele geçirmeye çalışanlara karşı kuruldu bu ittifak. İttifak kurulurken de liderler bir araya gelip kurmadı. Siz bir araya geldiniz, kurdunuz. O gece ittifakı kuran millettir.”
Yaşar Yıldırım, Cumhur İttifakı olarak Mayıs 2023’teki Cumhurbaşkanı Seçimleri’nde pazarlık yapmadıklarını anımsattı.
O dönem Millet İttifakı’nda yaşananlara değinen Yıldırım, şunları kaydetti:
“Zillet ittifakında hep pazarlık oldu. Biz Türkiye üzerine pazarlık yapmayız. Bu seçimde de bu seçim bölgesinde bir ittifak yok. Demokratik bir yarış olacak. Herkes hangi partiyi tutarsa veya hangi adaya severse sempatiyle yaklaşırsa veya hangi adayın bu ilçeye faydalı olacağını düşünürse elbette ki tercihini kullanacak. Bilecik’in Milliyetçi Hareket Partisinde milletvekili yok ama Yaşar Yıldırım, Milliyetçi Hareket Partisinin Bilecik milletvekili. Biz Bilecik’i milletvekilsiz bırakmadık. Sahipsiz kalmadılar. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi hep yanlarında oldu. Devlet Bahçeli hep yanlarında oldu. Bir de bizim bir zafiyetimiz vardır: Buralar, atamız ilk devleti burada kurdu, onun için Bilecik bizim için diğer yerlerden bir kat daha önemlidir.”
MHP’li başkanların yönettiği belediyelerin, belediyeciliği kendi imkanlarıyla ürettiğini anlatan Yıldırım, “Milliyetçi Hareket Partisi belediyeleri Türkiye’nin en başarılı belediyeleridir. Üreten belediyeleridir. Hem kendileri üretip hem diğer belediyelerle yardımlaşma olur hem de gerektiği şekilde gerekli yardımı en iyi şekilde alır. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın.” diye konuştu.
Programa, MHP Bilecik İl Başkanı Talha Özkan, Merkez İlçe Başkanı Önder Çakır, belediye başkanları ve adayları, partinin il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile partililer katıldı.
Açılışın ardından esnaf ziyaretinde bulunan Yıldırım, Kınık köyünde çömlek ustası Salim Yaşar’a atölyesinde ziyarette bulundu.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz şehirlerde sabit yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclisteki ilgili komisyonlara sunuyoruz.” dedi.
Özel, Menteşe ilçesinde partisinin aday tanıtım toplantısı ve seçim koordinasyon merkezi açılışında yaptığı konuşmada, belediye başkanlarını koordine edecek birim kurarak Yılmaz Büyükerşen’in yönetimine verdiklerini söyledi.
Özel, 3 ayda bir ölçme ve değerlendirme yaparak belediye başkanlarının karnesini hazırlayacak bir yapı oluşturduklarını, bu yapının başına geçmesi için Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ü düşündüklerini kaydetti.
Özel, Muğlalılardan büyükşehir belediye başkanı adayı Ahmet Aras’a destek vermelerini istedi.
Partisinde kadınların hak ettiği noktaya gelmesini istediklerini vurgulayan Özel, Menteşe ilçesinde kadın aday gösterdiklerini kaydetti.
Belediye başkanı adaylarının seçildiği takdirde mal varlıklarını belediye binasının kapısına asacağını aktaran Özel, “Görevi bıraktıkları gün yeni mal varlıklarını da oraya asacağız. Belediye başkanlarımızın mal varlıklarıyla, açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak ve emanet aldıkları Muğla’yı ranta değil, halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Muğla’nın 1 milyon nüfusunun yaz aylarında 5-6 milyona ulaştığına işaret eden Özel, “Buraya 1 milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar ama 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Cep telefonu sinyalinden bir şehirde kaç kişinin olduğu belli. Şehre gelen kişilere hizmet için devletin genel bütçesinden ayrılan payın verilmesi gerekiyor. Bunu sırf ‘Kıyı şeridinde, bu güzel kentleri Cumhuriyet Halk Partililer yönetiyor’ diye yapmıyorlar.” diye konuştu.
Özel, Muğla’da bugüne kadar, ormanları, kıyıları, zeytin ağaçlarını, koyları korumaya çalıklarını vurguladı.
Muğla’da kira ortalamasının 17 bin 926 lira olduğunun altını çizen Özel, şöyle konuştu:
“Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Ev tutan asgari ücretlinin bir kişinin çay demleyecek parası kalmıyor. Biz şehirlerde sabit, yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclisteki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla’daki yüksek kira sorunun bir an önce çözülmesi, turizm işçilerinin kışın işsiz kalma sorununa çözüm üretilmesi ve kentte sıkıntıya düşen esnafın desteklenmesi gerekiyor. Parti olarak Muğla’nın üzerine titriyoruz.”
Türkiye’de mağdur olanların 31 Mart’ta iktidara gücünü göstermek zorunda olduğunu dile getiren Özel, “1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. Onun için 31 Mart’ta belediye başkanlarımıza oy istiyoruz. Namus, dürüst ve çalışkan belediye başkanlarımızın hizmetlerinin takdir edilmesini istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elinden geleni yaptığını vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde, temaslarda bulundum. ‘Birlikte olalım’ dedim. ‘Hiçbir yeri AK Parti’ye MHP’ye teslim etmeyelim’ dedim. ‘Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak memuru, işçiyi, çiftçiyi emekliyi, gençleri kadınları fena ezecekler’ dedim. Biz Ankara’da bir ittifak, işbirliği gerçekleştiremedik ama 2019’daki büyük zaferi yaşayanlar ve yaşatanlar buradalar. Seçmen bir yere gitmedi. Yöneticilerin fikri değişmiş olabilir.”
Özel, CHP’den ayrılanlara da partinin kapısının her zaman açık olduğunu sözlerine ekledi.
]]>
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 28 Şubat “postmodern darbesine” ilişkin, “Topuk selamı ile siyaset yapanlar, namlusunu halka doğrultanlar, demokrasimizi tank paletleri altında ezmeye çalışanlar ve halktan aldıkları iradeyi vesayetçilere peşkeş çekenler tarihten silindiler.” dedi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin planlayıcısının küresel güçler olduğunu söyledi.
ABD ve İsrail ile ilişkilerin kesilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, yaşanan dönemde imam hatip okullarındaki öğrencilerinin ve başörtülü kadınların mağdur edildiğini dile getirdi.
Bülent Kaya, “Bugün oturup konuşmamız gereken 28 Şubat’ın sonuçlarını hep beraber nasıl ortadan kaldırırızdır.” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, 28 Şubat’ın “demokrasi darbesi” olarak tarihe geçtiğini belirtti.
Eğitim hakkının Anayasa’da teminat altına alındığını vurgulayan Usta, öğrenci affının getirilmesini istedi.
Hayvancılık alanında meraların önemli bir yeri olduğunu dile getiren Erhan Usta, ” Türkiye’de ciddi şekilde meralar heba ediliyor. Meralar satılıyor.” diye konuştu.
“Milletimiz, darbecilere ve darbe heveslilerine asla geçit vermeyecektir”
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, darbelerin, muhtıraların, vesayet girişimlerinin siyasi ve demokratik hayatı sekteye uğrattığını vurguladı.
Milli iradeyi hedef alan 28 Şubat’ın, “postmodern darbe” olduğunu kaydeden Akçay, yaşanan süreçte milletin mağdur edildiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Demokrasinden dem vuran bazı çevreler, 28 Şubat’ın antidemokratik uygulamalarına alkış tutmuş, destek vermiştir. Gençlerimizi ikna odaklarında gelecekleriyle tehdit edenleri ödüllendirmişlerdir. Bugün hala bazı kesimlerin 28 Şubat özlemi çektiği, darbe imasında bulundukları, algı oyunlarıyla kaos ve kargaşa yaratarak insanları sokağa davet ettikleri görülmektedir. Ancak o günler geride kalmıştır. Milletimiz, 15 Temmuz’da da görüldüğü üzere darbecilere ve darbe heveslilerine asla geçit vermeyecektir.” diye konuştu.
Demokrasiye ve millet iradesine şartsız sahip çıkılması gerektiğinin altını çizen Akçay, her türlü darbe girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini kaydetti.
Erkan Akçay, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ı da vefatının 13. yılında andı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin mağdurlarının iktidar koltuğunda oturduğunu söyledi.
Darbeleri kınamanın yetmediğini ifade eden Koçyiğit, darbeci zihniyetten arınmak gerektiğini belirtti.
“Kadınların ve erkeklerin ne giyecekleri kendilerinin karar verebilecekleri özgürlük alanıdır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 1971 darbesi sürecinde CHP’lilerin öldürüldüğünü, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından da partilerinin kapatıldığını aktardı.
CHP’nin, yaşanan darbe dönemlerinde Türkiye’nin yararı için çalıştığını ifade eden Günaydın, “Gelelim 28 Şubat postmodern darbesine, çok açık söyleyeyim, sokaklarda tankların yürütülmesine de askerlerin demokrasiye ayar vermesine de karşıyız. Kadınların ve erkeklerin ne giyecekleri ancak kendilerinin karar verebilecekleri bir özgürlük alanıdır.” ifadelerini kullandı.
İktidarı eleştiren Günaydın, “İkaz ettik, tarikatlar yalnızca devlete sızmadılar koalisyon ortağınızdı. ‘Bunlar sizi de yiyecekler’ dediğimiz zaman bu kürsülerde bize saldırdınız.” şeklinde konuştu.
Günaydın, CHP’nin, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde dimdik durduğunu, partisinin her türlü darbeye karşı Türkiye’nin yanında olmaya devam edeceğini söyledi.
“Milletimiz, darbecileri mahkum etti”
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 28 Şubat sürecinde milletin iradesinin hiçe sayıldığını belirtti.
İnsan hakları ihlallerine tanıklık edilen 28 Şubat döneminde, ordunun yönetime el koyması yerine farklı bir yöntemin izlendiğini aktaran Yenşehirlioğlu, kıyafetlerinden, dini hassasiyetlerinden dolayı çok sayıda vatandaşın ağır mağduriyetler yaşadığını vurguladı.
İkna odaları kurularak öğrencilere psikolojik şiddet uygulandığını söyleyen Yenişehirlioğlu, şunları kaydetti:
“Topuk selamı ile siyaset yapanlar, namlusunu halka doğrultanlar, demokrasimizi tank paletleri altında ezmeye çalışanlar ve halktan aldıkları iradeyi vesayetçilere peşkeş çekenler tarihten silindiler. ‘Bin yıl sürecek’ dedikleri garabetleri de tarihin çöp sepetinde yerini aldı. Milletimiz darbecileri ve darbeye destek verenleri önce sandıkta, ardında da maşeri vicdanda mahkum etti. Milletin iktidarıyla birlikte, 2002’den günümüze dek mağduriyetler giderilmeye başlandı. Her zaman olduğu gibi aziz milletimiz galip geldi. 28 Şubat, bin yıl sürmedi ancak aynı acılar tekrar yaşanmasın diye bizlere yaşatılanları bin yıl geçse de asla unutturmayacağız.”
Demokrasiyi muhafaza etmeyi sürdüreceklerini dile getiren Yenişehirlioğlu, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın ömrünün 28 Şubat zihniyetiyle mücadeleyle geçtiğini ifade etti.
Bahadır Yenişehirlioğlu, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşuyla herkesi gururlandığını da sözlerine ekledi.
]]>
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Ankara’da CHP’nin adayı Mansur Yavaş’ı yerel seçimlerde destekleyeceklerini bildirdi. Çayır, “Ülkücü kimliğinden ötürü ve şu ana kadar o rozetini dışarıda bırakmasından ötürü şeffaf yönetimi ve ülkücü kimliğinden dolayı ve duruşundan dolayı elbette burada adayımız olmadığından dolayı, diğer yerlerde bütün ülkücülerden, milliyetçilerden ve bu ülkeyi selamete kavuşturmak isteyen vatandaşlardan oyumuzu istiyoruz. Büyükşehirde de arkadaşlarımız ve ülkücülerin istikametinde oy kullanacağımızı buradan deklare ediyoruz. Milli Yol Partisi Ankara’da Mansur Yavaş’ı desteklemektedir” dedi.
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla, Ankara’da CHP’nin adayı Mansur Yavaş’a desteklerini açıkladı. Çayır, şunları söyledi:
“28 ŞUBAT MİLLETE KARŞI YAPILMIŞ DARBENİN ADIDIR”
“Bugün 28 Şubat. 28 Şubat bu ülkenin bir dönemine ne yazık ki çok kötü anılar, çok kötü izlenimler ve fotoğraflar bırakmış bir dönemdi. ‘Yüzyıl sürecek’ denen bir dönemdi unutuldu. İyi ki de unutuldu. Unutulurken izler ve hoş olmayan acılar bıraktı. 28 Şubat bir postmodern darbeydi. Alışa geldiğimiz 1960, 1980 darbelerinin bir devamıydı. Üzülerek ifade edeyim ki bu ülke bir türlü kendisini bu darbelerden ve darbecilerden azade kılamadı. Millet iradesi tam anlamıyla teşkil edilemedi. Teşekkür edilen irade bile elinde gücü tutanlar tarafından zayıf bırakılmaya, yok edilmeye çalışıldı. 28 Şubat, millete karşı yapılmış bir darbenin adıdır. 28 Şubat, millete tanklara döndüğü bir anın adıdır.
“İNSANLAR HAYAT PAHALILIĞI ÇUKURUNDA”
Ülke kan ağlıyor. İnsanlar hayat pahalılığı çukurunda debelenip duruyorlar. Dar gelirliler, emekliler, memurlar, işçiler gerçekten zor durumdalar. Eskiden vatandaşlar birkaç maaşla bir aile ev hayali kurarken, şimdi hayal kurma şansını yitirmiş durumda. Kimse ne bir maaşla ne de iki maaşla araba alma şansına sahip ne de ev alabilme şansına sahip. Faizler yüzde 60’a 70’e dayanmış.
Muhalefet demek, illa da iktidarın her yaptığına karşı gelmek demek değildir. Muhalefet demek, doğruları teşvik, yanlışları yok etmek için yol göstermektir. İkaz etmektir. Biz bu siyaseti yapıyoruz. Türkiye’de alışagelmiş muhalefeti de beğenmediğimizi ifade ediyoruz.
Cumhurbaşkanı döndü millete kendi iktidarını anlatmadı. 22 yıllık vurdum duymazlığını anlatmadı. 22 yıllık keyfi yönetimini anlatmadı. Adaleti, mülakata kurban ettiğini anlatmadı. Kendi devletini kurma cabasını anlatmadı. Döndü ‘Biliyor musunuz? Türkiye’nin problemi nedir? Muhalefet yok’ dedi. Ben de buradan söylüyorum Sayın Cumhurbaşkanı evet haklısınız. Güçlü ve üreten bir muhalefet yok. Ama iktidar da yok.
“AKYURT’TA İDDİALIYIZ”
300 belediyede adayımız var. Ankara’da Mamak’ta, Keçiören’de Çankaya’da, Pursaklar’da Çubuk’ta, Akyurt’ta adayımız var. Akyurt’ta iddialıyız. Türkiye’de iddialı olduğumuz 15 ilçe var. AK Parti’den istifa eden Oltu adayımız elbet kazanacaktır. İstanbul Bahçelievler’de iddialıyız. Dışa vurum az olabilir, adaletsiz ve vicdansız bir mücadelenin içerisindeyiz. Vicdanı yok bunların. Yüzde 10 barajı neymiş, ‘hazineden niye para alıp siyaset yapıyorsunuz’ diyenler başa geçince zulmü unuttular.
“MANSUR BEY ROZETİNİ BİR KENARA BIRAKMAYI BİLMİŞTİR”
Ankara kazanma ihtimali olan iki aday var. İkisi de eski ülkücü. Birisi CHP’den birisi AK Parti’den. ‘Ülkücüyüm, milliyetçiyim’ diyen herkese bu ayıp yeter. Açık ve net söylüyorum. Siz dün hazineden para almaya ‘zulüm’ dediniz. Şimdi sesiniz çıkmıyor. Ankara’da adayımız yok. Ankara’da iki tane bizim tanıdığımız, bildiğimiz, geçmişte beraber olduğumuz arkadaşlarımız aday. Biri Turgut Altınok, diğeri Mansur Yavaş. Beş yıllık icraatları gördük ki Mansur Bey, yerelde iktidar olduktan sonra, rozetini bir kenara bırakmayı bilmiştir. Herkese aynı gözle bakma çabasına girmiştir. Eksiklik ve yanlışlıklar olmuştur. Her anlamda başarılı işler yapılmamış, her şey dört dörtlük olmamıştır ama bu iyileştirme anlamında bir çabanın içerisinde olduğu görülmüştür. Biz bir muhalif partiyiz. Bu düzene de sisteme de karşı geliyoruz.
Ülkücü kimliğinden ötürü ve şu ana kadar o rozetini dışarıda bırakmasından ötürü şeffaf yönetimi ve ülkücü kimliğinden dolayı ve duruşundan dolayı elbette burada adayımız olmadığından dolayı, diğer yerlerde bütün ülkücülerden, milliyetçilerden ve bu ülkeyi selamete kavuşturmak isteyen vatandaşlardan oyumuzu istiyoruz. Büyükşehirde de arkadaşlarımız ve ülkücülerin istikametinde oy kullanacağımızı buradan deklare ediyoruz. Milli Yol Partisi Ankara’da Mansur Yavaş’ı desteklemektedir.”
]]>
Haber: Ogün Akkaya Kamera: Berkin Gülsoy
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Ankara Mamak’ta esnafı ziyaret etti. Akşener’e bir kadın, “Siz neden Mansur Yavaş’ı ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemiyorsunuz? Kazanamayacak kişilerle ortaya çıkılıyor. Milletvekilliğinde aldınız da niye şimdi belediye başkanlıklarında ayrılıyorsunuz?” diye sordu. Akşener de kadına, “Biz seçtirdik zamanında kardeşim. Bugün de tek başımıza bir girelim, görelim. Hangi milletvekilini aldık biz? Biz milletvekilliği seçimlerine ayrı girdik. Siz istediniz, biz de gereğini yaptık. Ayrı giriyoruz seçime kardeşim. Desteklemeyin sizde. Benim yüzümden mi perişan oluyorsun? Bu eskiliğin sebebi ben miyim? (kadının üzerindeki kıyafeti göstererek) Mansur Bey’i seçtik, neden bunu düzeltmedi o zaman? Cumhurbaşkanlığı’na niye seçtirmediniz? Biz bir parti kurduk. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin şerrinden… Aileme emanet ettim. Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin bize kardeşim oy. Gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfür ediyorsunuz. Hadi be” yanıtını verdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Ankara Mamak’ta esnafı ziyaret etti. Akşener’e İYİ Partililer ve İYİ Parti Mamak Belediye Başkan adayı Hüseyin Bayındır eşlik etti.
“ARTIK OY İSTEMEK İÇİN GEZİYORUZ”
Kuruyemiş dükkanını ziyaret eden Akşener, “Yerel seçime gidiyoruz. Elbette bütün esnafımızı gezerek oy istemek üzere yola çıktık. Sizden de adayımız burada kendisi için oy istiyoruz. Üç sene esnaf gezdim. Kendi partimi övmedim, başka partiyi yermedim. Şimdi seçim zamanı oy istemeye geldik.” dedi. Esnafa “İşler nasıl?” sorusunu yönelten Akşener, “Çok şükür olduğu kadar. Sizinleyiz” yanıtını aldı.
Akşener, daha sonrasında girdiği telefon malzemeleri satan dükkanda, “Üç sene esnaf gezdim ben. Bu dükkanlarda sadece sizleri dinledim, sonrada Meclis kürsüsünden sizin sesinizi dile getirdim. Şimdi seçim var. Artık oylarınızı istemek için geziyoruz. Hüseyin Bayındır için oy istemeye geldik” dedi.
“DEM’E TEŞEKKÜR EDİYORSUNUZ, BİZE KÜFÜR EDİYORSUNUZ”
Akşener, esnaf ziyaretini sonlandırdığı dükkandan çıktığında kalabalık içerisinde kendisini bekleyen bir kadın, “Siz neden Mansur Yavaş’ı ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemiyorsunuz? Kazanamayacak kişilerle ortaya çıkılıyor. Biz halk olarak çok perişanız. Sana üstümü başımı göstereyim. Bölük bölük bölmeyin. Milletvekilliğinde aldınız da niye şimdi belediye başkanlıklarında ayrılıyorsunuz” diye yakındı.
Akşener ise vatandaşın sözlerine karşılık olarak, “Biz seçtirdik zamanında kardeşim. Bugün de tek başımıza bir girelim, görelim. Hangi milletvekilini aldık biz? Biz milletvekilliği seçimlerine ayrı girdik. Siz istediniz, biz de gereğini yaptık. Ayrı giriyoruz seçime kardeşim. Desteklemeyin sizde. Benim yüzümden mi perişan oluyorsun? Bu eskiliğin sebebi ben miyim? (kadının üzerindeki kıyafeti göstererek) Mansur Bey’i seçtik, neden bunu düzeltmedi o zaman? Cumhurbaşkanlığı’na niye seçtirmediniz? Biz bir parti kurduk. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin şerrinden… Aileme emanet ettim. Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin bize kardeşim oy. Gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfür ediyorsunuz. Hadi be” karşılığını verdi.
“BİZİM PARTİMİZ BAŞKALARININ VARLIĞINI SAĞLAMAK ÜZERE KURULMUŞ BİR PARTİ DEĞİLDİR”
Akşener, bu diyalogla ilgili muhabirler tarafından kendisine sorulan “Provokasyon olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ben vatandaşın ister birileri tarafından söylensin, ister bir vatandaşa böyle deyin densin. İsterse kendiliğinden desin, can baş üstünedir. Burada bir sorun yok. Çünkü ben isteyenim. O kişi oy verir, vermez o ayrı bir şey. İstediğin süre içerisinde seçmen velinimet olmalıdır. Türkiye bunu kaçırdı. O hanım efendi provokasyon yaptı demiyorum. Çünkü de değil. Olsa ne olur? Bir sorunumuz yok. Biz bir siyasi partiyiz. Burada ciddi bir insan içini acıtan durum var. Vatandaşın karşısına kendimizi tarttırmak üzere çıkabiliriz. Vatandaş bana ‘Ey Meral Akşener, kendini tarttırdın, seni sınıfta bırakıyorum’ diyebilir. O zaman bana düşen ‘eyvallah’ demektir. Şu anda siyasi liderler içerisinde, siyasi liderliğe doğru giden arkadaşlarımız için de Türkiye’de herhangi bir şahsın şuraya vatandaşı, buraya da kendi kellesini koyduğu baki değildir. Ben koydum kardeşim. Bizim partimiz başkalarının varlığını sağlamak üzere kurulmuş bir parti değildir. Üç yıldır geziyorum. Gezdiğim yerlerin içinde bir kere kendi partimi övmedim. Başka bir partiyi de yermedim.
Sayın İmamoğlu ve Sayın Yavaş ile ilgili problemli bir cümle, kelime etmemeye çalışıyorum. Çünkü seçilmelerini sağlayan ister toz zerresi… bazılarına göre toz zerresi, bazılarına göre hiç. İster de x miktar. Payı olan bir insanım. Bu arkadaşlarımızın o dönemde seçilmesi için kendime göre, yüzde 10’luk bir siyasi partinin lideri olarak kefalet koymuş bir insanım. Bizim bir etkimiz olmamış anlaşılan, problem değil. Ona da saygı duyuyorum. Ama aleyhlerinde yanlış bir kelime etmemeye gayret ediyorum. Burada bu arkadaşlarımızın karşısına aday çıkarmak ‘vurun kahpeye’ anlamına gelemez. Buğra Kavuncu İstanbul’da oy alır seçilir, alamaz seçilemez….Sayın İmamoğlu ya da bir başkası seçilir. Ona ben saygı duymak mecburiyetindeyim. Benim partime yansıyan kısmın bedelini de ben ödeyeceğim. Kellesini koymuş kaç kişi var kardeşim? Hayal edin ben gittim, parti gitti. Biz CHP’yi var etmek için mi kurulduk? veya bir başka partiyi… Bizim partimiz ve benim kadar her iki taraftan da hakaret yiyen biri yok.”
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, “İnanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren, memleketini seven, bayrağına aşık Cumhuriyet Halk Partili seçmen de bunların planlarını bozacak, gelecek Cumhur İttifakı’nın değer birlikteliğinin yanında duracak, bize el verecek.” dedi.
Kandemir, Cumhur İttifakı’nın Çorum’daki seçim irtibat ofisinin açılış töreninde yaptığı konuşmada, üç partinin el ele vererek Cumhur İttifakı’nı oluşturduğunu belirtti.
Çorum’da Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı Halil İbrahim Aşgın için vatandaşlardan destek isteyen Kandemir, seçimlerde Çorum’dan rekor oy alacaklarına inandığını söyledi.
Kandemir, “14 Mayıs öncesinde bir masanın çevresinde oturanlar, birbirlerine milletin dertlerini konuşarak, milletin meselelerini o masaya getirerek bir arada olmadılar, bir arada durmadılar. Onlar ‘acaba hangimiz hangi makamı alacak’ diye bir pazarlığa tutuştular ve 14 Mayıs’ta millet, terörün temsilcileriyle kol kola girenlere ‘dur arkadaş’ dedi. ‘Biz sizin niyetimizi görüyoruz, ne yapmaya çalıştığımızı görüyoruz.’ dedi ve 14 Mayıs’ta Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 28 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığında işte o masayı bozdu. Planları, hesapları altüst etti ve Türkiye yeni yüzyılına Türkiye Yüzyılı damgasını vuracak kadrolarla girdi.” diye konuştu.
“Bunlar da bir şey değişti mi? Bunlarda bir şey değişmedi.” diyen Kandemir, şunları kaydetti:
“Şehitlerimizin olduğu gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tüm siyasi parti temsilcileri bir araya geldiler, teröre lanet bildirgesinin altına imza attılar. İki parti hariç. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi, birisi HDP. Şimdi bunlar el ele, kol kola yine bir araya geldiler, alttan, bazen görünür, bazen görünmez şekilde ‘acaba ne yapabiliriz’in hesaplarını yapıyorlar. İnanıyorum ki başta Çorum’dan olmak üzere tüm Türkiye’de bir kere daha milletin vicdanı ve aklı bunların hesaplarını, planlarını bozacak. İnanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren, memleketini seven, bayrağına aşık Cumhuriyet Halk Partili seçmen de bunların planlarını bozacak, gelecek Cumhur İttifakı’nın değer birlikteliğinin yanında duracak, bize el verecek. Şu şehirleri biz imar ederken hangi heyecanla yaklaşıyorsak şehre, insana, onlar da bize destek verecek, yanımızda duracak ve inşallah tüm Türkiye’de Cumhur ittifakı’nın Bayrağı dalgalanacak.”
AK Parti’nin ilhamını, geriye eserler bırakmış ecdadından aldığını vurgulayan Kandemir, “Dersimizi oradan öğreniyoruz. Onun için bu millet bize emaneti verdiğinde durmak, duraklamak olmaz.” ifadelerini kullandı.
Kandemir, Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan Adayı Halil İbrahim Aşgın ile Çorum’da 31 Mart akşamı tarihi bir oy alacaklarından emin olduğunu sözlerine ekledi.
Belediye Başkan Adayı Halil İbrahim Aşgın ise 2019’daki seçimlerde göreve geldiğini, tevazu, samimiyet ve gayretle çalıştığını, yeni dönemde de çalışmaya devam edeceğini kaydetti.
AK Parti Çorum Milletvekilleri Yusuf Ahlatcı, Oğuzhan Kaya, AK Parti İl Başkanı Murat Günay, MHP İl Başkanı Mehmet Salih Çıplak ve BBP İl Başkanı Özkan Yandım da konuşmalarında Cumhur İttifakı’nın Çorum Belediye Başkanı adayı Halil İbrahim Aşgın için destek istedi.
]]>
TBMM Genel Kurulu, toplantı yeter sayısı bulunamadığı için kapandı.
Genel Kurulda, Saadet Partisinin “Gazze” ile ilgili araştırma komisyonu kurulmasına dair önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
Öneri üzerinde söz alan Saadet Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, Gazze’de insanların açlıktan ölümle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Gazze’ye yardım için kullanılabilecek 3 sınır kapısından 2’sinin İsrail’in kontrolünde olduğunu dile getiren Torun, “Bugüne kadar yardımlar Refah Sınır Kapısı üzerinden ulaştırılmaya çalışıldı ancak burada da İsrail’in yapmış olduğu baskı ve Mısır ile aralarındaki mevcut anlaşmalar yüzünden süreçler çok uzun sürmekte ve yapılan yardımların önüne geçilmektedir.” diye konuştu.
Türkiye’nin bu insani krize karşı hemen bir aksiyon almak zorunda olduğunu vurgulayan Torun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunarak Refah Sınır Kapısı’ndan yardımların geçişinin koordinasyonunda öncü rol üstlenmesini talep etti.
İYİ Parti Konya Milletvekili Ünal Karaman, Gazze’de çocukların açlıkla ölüme sürüklendiğini belirterek, “Acil yardımın ulaştırılamaması durumunda 335 bin çocuğun daha hayatını kaybetme tehlikesi yaşadığı bilinmektedir. Hiçbir gerekçe, sebep, hırs 21’inci yüzyıldaki bu düşmanlığı meşrulaştıramaz. Bu insanlık dramına son vermek adına uluslararası organizasyonların samimi, gerçekçi ve sonuç odaklı hareket ederek, insanlık onurunu yerle bir eden bu vahşete ‘dur’ demesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç, Gazze’de açlıkla, susuzlukla, ölüme terk edilmiş yaklaşık 2 milyon insan bulunduğunu kaydederek, “Ürdün Hava Kuvvetleri Gazze’ye havadan gıda atmaya başladı. İhtiyaç sahiplerine ulaştı mı bilmiyoruz ama her şeye rağmen yapılabilecek bir şey olduğunu Ürdün bütün dünyaya göstermiş oldu.” diye konuştu.
CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, TBMM’nin, dünyanın ikiyüzlü davrandığı bu konuda, kafasını kuma gömmemesi ve görüşmesi gerektiğini söyledi.
“Yardımlarımız Mısır ile eş güdüm içerisinde devam ediyor”
AK Parti Grubu adına konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, İsrail’in, Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçuyla yargılandığını hatırlattı.
Türkiye’nin, Gazze’de savaş suçu işleyen İsrailli yetkililerin uluslararası mahkemelerde hesap vermesi için tüm uluslararası süreçlerin işletilmesine destek verdiğini vurgulayan Yüksel, Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasını, deliller başta olmak üzere desteklediklerini anlattı. Uluslararası Ceza Mahkemesinde, İsrailli yetkililerin cezalandırılması için çabalarının devam ettiğini de dile getiren Yüksel, öte yandan İsrail’in, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgal ve ilhakına ilişkin Uluslararası Adalet Divanı nezdindeki diğer bir süreç olan danışma görüşü yargılaması çerçevesinde Türkiye’nin, dün Divan nezdinde bir sunum yaptığını belirtti.
AK Parti’li Yüksel, şunları kaydetti:
“Filistinlileri dünya kamuoyunda savunan ülkelerin başında gelen Türkiye, Batılı ülkeler İsrail barbarlığını meşru müdafaa bahanesiyle gizlemeye, savunmaya çalışırken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tüm dünyada Filistin’in, insanlığın, mazlumların sesi olmuştur. Filistinli sivilleri hedef alan barbarca saldırılar devam ederken Gazze’deki insani durumun vahameti karşısında Filistinli kardeşlerimize yönelik yardımlarımız da Mısır ile eş güdüm içerisinde devam etmektedir. Bütün bu yardımlarımız devam ederken yine bu kapsamda 10 milyon dolar gönüllü katkıda bulunmuş olduğumuz BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına son gelişmeler ışığında ilave 1 milyon dolar destekte bulunduk. Gazze halkının topraklarından sürgün ettirilmesi yönündeki girişimler bizler için yok hükmündedir, Gazze’nin insansızlaştırılması hiçbir şekilde kabul edeceğimiz bir durum değildir.”
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, Saadet Partisinin grup önerisi kabul edilmedi.
İYİ Partinin “pahalılık”; DEM Parti’nin “Bitlis” ile ilgili araştırma komisyonu kurulmasına dair önergelerinin bugün ele alınması önerileri de ayrı ayrı görüşüldü. Yapılan oylamada, İYİ Partinin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, DEM Parti’nin grup önerisinin oylanmasından önce iki kez toplantı yeter sayısı bulunamadı.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, bunun üzerine birleşimi yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>
Ankara Mamak’ta esnaf ziyareti gerçekleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP’li bir vatandaşla yaşadığı tartışmasında, “Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin kardeşim bize oy, gidin Cumhuriyet Halk Partisini destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Mamak’ta Çarşı İçi Caddesi’nde esnafı ziyaret etti. Akşener, vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektirdi. Vatandaşların sorunlarını dinleyen Akşener, Fidan Çağlar isimli bir vatandaşla tartışma yaşadı. İYİ Parti lideri ile konuşan Fidan Çağlar, kıyafetlerini göstererek, “Üstümü başımı görüyorsun, daha ben eskilerimle duruyorum. Bari bölük bölük bölmeyin de, milletvekilliğinde güzelce aldınız da niye şimdi belediye başkanlığında ayrılıyorsunuz? Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklediniz. Şimdi niye desteklemiyorsunuz. Perişan oluyoruz” dedi.
“DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be”
İYİ Parti lideri Meral Akşener ise, Çağlar’a “zamanında biz seçtirdik” diye konuşarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün de tek başımıza girelim, görelim dedik. Hangi milletvekilini aldık biz. Oy vermeyin siz de. Niye benim yüzümden perişan oluyorsun. Şu ana kadar elbisendeki bu eskiliğin sebebi ben miyim? Mansur Bey’i seçtik, niye bunu düzeltemedi o zaman? Cumhurbaşkanlığını niye seçtirmediniz? Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin kardeşim bize oy, gidin Cumhuriyet Halk Partisini destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be.”
Akşener, bu tartışmanın ardından “Bugün de CHP’liler organize oldu” yorumunu yaptı.
“Cumhuriyet Halk Partisini var etmek için mi kurulduk”
Akşener, esnaf ziyareti sırasında gazetecilerin sorusunu yanıtladı. Bir muhabirin ‘Yaşanan bu tartışma sizce provokasyon mu? Yoksa spontane mi?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
“İster bir vatandaşa böyle deyin densin, isterse kendiliğinden desin can baş üstünedir. Orada bir sorun yok. Ben isteyenim, o kişi oy verir vermez ayrı bir şey. İstediğiniz süre içerisinde seçmen veli nimet olmalıdır. Türkiye bunu kaçırdı. Biz bir siyasi partiyiz. Vatandaşın karşısına kendimizi tarttırmak üzere çıkabiliriz. Vatandaş bana der ki; ‘Ey Meral Akşener kendini tarttırdın, seni sınıfta bırakıyorum’ o zaman bana düşen hadi bakalım eyvallah demektir. Bizim partimiz başkalarının varlığını sağlamak üzere kurulmuş bir parti değil. Sizin ihtiyaçlarınızı gidermek için proje üreten, onun üzerine rekabet yapan ortamı oluşturmak için partiyi kurduk. Sayın İmamoğlu ve sayın Mansur Yavaş ile ilgili problemli bir cümle, kelime etmemeye çalışıyorum. Seçilmelerinde ister toz zerresi ister de x miktar payı olan bir insanım. Aleyhlerinde yanlış bir kelam etmemeye gayret ediyorum. Bu arkadaşlarımızın karşısına aday çıkartmak ‘vurun kahpeye’ anlamına gelmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisini var etmek için mi kurulduk? Bizim partimizin mensupları kadar ve şahsen benim kadar her 2 taraftan da hakaret yiyen yoktur.” – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye ilişkin, “Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki Manisa Saruhanlı’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler.” dedi.
Partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını acısıyla tatlısıyla geride bırakırken Türkiye Yüzyılı’na yeni bir şevk, heyecan ve güçle girdiklerini söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin sadece son çeyrek asırda verdiği mücadelenin dahi tek başına, gelecek dönemin ne kadar mühim olduğunu göstermeye yeterli olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte, güven ve istikrarın hem demokrasinin hem ekonominin gelişmesi için ne kadar önemli olduğunu müşahede ettiğini belirten Erdoğan, “Sınırlarımızı ve şehirlerimizi tehdit eden terör eylemleri sebebiyle can güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğunu yaşayarak gördük. Sokakları kaosa sürüklemek, ülkeyi ateşe ve kana bulamak isteyen karanlık mahfillerin huzurumuza kastedişine beraberce şahit olduk.” dedi.
Ülkenin esenliğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, milleti umursamayan muhalefet anlayışının ilkesiz, ölçüsüz ve sorumsuz politikalarının, yaşanan sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ektiğini söyleyen Erdoğan, “CHP’nin lokomotifliğini yaptığı bu anlayış, Türkiye düşmanı tüm çevrelerle birlikte PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekten dahi çekinmemiştir.” diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“Mayıs seçimlerinde kurulan Altılı Masa’nın gerisindeki silüetleri unutmadık. Daha önce, 2019 seçimlerinde yapılan gizli ittifakları unutmadık. Şimdi 31 Mart için İstanbul ve Mersin gibi yerlerde kurulan kirli ittifakların da farkındayız. Son dakika oynanan oyunların, listelerde yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Bunlarda mertliğin, delikanlılığın, harbiliğin ve hasbiliğin zerresi olmadığı için her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. Cumhur İttifakı, AK Parti’siyle Milliyetçi Hareket Parti’siyle, belediye başkan adaylarıyla, belediye meclis üyesi adaylarıyla tüm şeffaflığıyla ortadadır. Bu ittifakın gizli saklı hiçbir gündemi, pazarlığı, hedefi yoktur. Her şey milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir.
Peki CHP’nin kurduğu ittifaklarda böyle bir açıklık var mı? Hatırlarsanız, eski CHP Genel Başkanının, kurdukları masa dışındaki bir parti genel başkanıyla yaptığı bakanlık ve bürokrasi pazarlığı seçimden sonra ortaya çıkmıştır. Şimdiki CHP Genel Başkanını zaten kimsenin taktığı yok. Bu parti adına kimi isimlerin, nerede ve kimlerle demlendiği belli değil. Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki işte Manisa Saruhanlı’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler.”
“Seçim gecesi, gözüm Manisa sonuçlarında olacak”
Erdoğan, aday listelerinin belirlenmesine ilişkin tarihin haftalar öncesinden belli olduğunu dile getirerek, “Günü, saati, yeri belli olan bir işi bile beceremeyecek kadar siyasetten, meseleden, gündemden uzak durdular. Çıkarları dışında, kişisel kariyerleri dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini, kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Türkiye’nin yönetimi, bu zihniyete emanet edilmez, şehirlerimizin geleceği bu kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz. 3-5 belediye alacağız diye siyasi bölücülere bu derece teslim olunmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanlarımızın, emeklilerimizin beklentileri, hayalleri, hakları, bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, bu muhalefet anlayışının, politikasının Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi olmadığını söyledi.
“Allah göstermesin, bunların ellerine fırsat geçerse, ülkemiz ve milletimiz elindekilerden de olur. Muhalefet tarafı sadece konuşur, sadece yalan ve iftira ile kafaları karıştırmaya çalışır, sadece kendi küçük menfaatlerini korumaya bakar.” diyen Erdoğan, şehirleri Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle buluşturmak konusundaki ısrarlarının sebebinin de aynı olduğunu kaydetti.
Erdoğan, vatandaşlara şöyle seslendi:
“Manisa’da öyle bir ses verin ki ülkemizin her köşesinden duyulsun. Manisa, ecdadın emaneti Manisa, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı, Manisa ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun. Bilirim, Manisa verdiği sözü tutar. Seçim gecesi, gözüm Manisa sonuçlarında olacak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin karşısına hep eser ve hizmet siyaseti sözüyle çıktıklarını, bugüne kadar da sözlerini hep tuttuklarını ifade etti. Vatan topraklarının her köşesine asırlık ihmalleri telafi edecek yatırımlar yaptıklarını, her kesimden insanı layık olduğu hizmetlerle buluşturduklarını belirten Erdoğan, şehirlerin hiçbirini ihmal etmeden, hepsini eserlerle donattıklarını kaydetti.
“Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık”
Son 21 yılda Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını aktaran Erdoğan, şunları söyledi:
“Eğitimde şehrimize 5 bin 176 adet yeni derslik kazandırdık. Gençlik ve sporda 11 bin 240 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. UEFA standartlarında iki stadyumun da aralarında olduğu 122 spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 9 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 558 yataklı Şehir Hastanesi ile birlikte toplamda 2 bin 415 yataklı 28 hastanenin de aralarında olduğu 76 tesisi tamamlayıp hizmete sunduk. Yatak kapasitesi 400 olan Salihli Devlet Hastanesi dahil 5 sağlık tesisimizin yapımı devam ediyor. Proje aşamasındaki 450 yataklı Akhisar Devlet Hastanesi ve 50 yataklı Saruhanlı Devlet Hastanesiyle birlikte çok sayıda sağlık tesisimizi şehrimize kazandırmak için gayret ediyoruz.”
TOKİ vasıtasıyla 8 bin 783 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 3 bin 217 konutun yapımının ise devam ettiğini açıklayan Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 12 bin 111 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Erdoğan, şehir sınırları içerisindeki atık su arıtma tesisini 5’den 19’a çıkardıklarını dile getirerek, belediye nüfusunun yüzde 93’üne hizmet verdiklerini kaydetti.
Manisa’da ulaştırmada 81 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol mesafesini 628 kilometreye çıkardıklarını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bir kısmı Manisa il sınırlarından geçen İstanbul-İzmir Otoyolu ve Sabuncubeli Tüneli ile şehirler arası ulaşımı kolaylaştırdık. Manisa’nın çeşitli yerlerinde inşası süren yol çalışmalarını önümüzdeki yıllarda peyderpey hizmete açacağız. Bandırma-Balıkesir-Manisa demir yolu hattını modernize ettik, ilimizdeki tüm demir yolu hattını yeniledik, Akhisar’a yeni bir gar binası yaptık. Manisa-Uşak-Afyonkarahisar arasındaki 415 kilometrelik mevcut hattı da elektrikli ve sinyalli hale getirmeyi planlıyoruz. Ankara-Afyon-Manisa-İzmir yüksek hızlı tren hattının yapımı devam ediyor. Bu projenin tamamlanmasıyla Manisa, İstanbul, Ankara, Konya, Sivas ve yapımı süren diğer tüm hızlı tren hatlarıyla entegre olacak.”
“Hizmetler artarak yoluna devam edecek”
Erdoğan, son 21 yılda Manisa’ya 33 baraj, 1 içme suyu tesisi, 47 sulama tesisi, 77 dere ıslahı projesi, 11 gölet, 14 yer altı depolama tesisi, 2 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını söyledi.
Kapasitesi 448 milyon metreküp olan Akhisar Gördes Barajı’nın yapımını bitirerek 150 bin dönüm arazinin sulanabilmesine imkan sağladıklarına vurgu yapan Erdoğan, “İnşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 240 bin dekar tarım arazisini sulamaya açtık. Halen inşası süren 7 baraj, 2 depolama tesisi ve 9 sulama tesisi daha var. Manisalı çiftçilerimizi 28 milyar lira tutarında tarımsal hibeyle ve yatırımla destekledik.” diye konuştu.
Sanayi ve teknolojide ise 4 yeni organize sanayi bölgesi, 1 teknopark, 32 AR-GE merkezi ve 6 tasarım merkezi kurduklarını, Soma Organize Sanayi Bölgesinin inşasına da başladıklarını belirten Erdoğan, istihdamı desteklemek için Manisa’daki işverenlere yaklaşık 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdiklerini söyledi.
Erdoğan, enerjide 254 bin abonesi olan Manisa’ya ve ilçelerine doğal gaz arzını sağladıklarını, Selendi ve Köprübaşı’na da yakında doğal gaz arzı sağlamayı hedeflediklerini bildirdi.
Manisa’ya yapılan yatırımları katlayarak artıracaklarını bildiren Erdoğan, “Cumhurbaşkanı bu kardeşiniz, hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak, herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Mitingden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Manisa’nın il ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı.
Mitinge, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da katıldı.
Miting alanına “Manisa’nın göz bebeği, ak kadınların yareni, ilçeleri, köyleri ‘Reis’ diyor dilleri”, “Bu filmin sonu yok”, “Şehzadeler diyarı, Yunus Emre divanı, sancağın altında yürüyoruz, Türkiye Yüzyılı’nın başkanı”, “Ömrün de davamız gibi uzun olsun reis” pankartları asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting sonrası Manisa Valiliğini ziyaret ederek Vali Enver Ünlü’den çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
(Bitti)
]]>
Ağrı’nın Tutak ilçesinde Memleket Partisi İlçe Başkanı Turan Aydın ve beraberindeki 40 kişilik heyet Savcı Sayan’ın yoğun çabaları sonrasında AK Parti’ye katıldı.
AK Parti Tutak Belediye Başkanı Adayı Fevzi Sayan’ın seçim ofisinde bir araya gelen heyete, AK Parti rozetlerini Ağrı Eski Belediye Başkanı Savcı Sayan taktı. Seçim çalışmaları sebebi ile yaklaşık 20 gündür bölgede bulunan Savcı Sayan, dur durak bilmeden çalışmalarını sürdürüyor.
Vatandaşlarla bir araya gelerek AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek isteyen eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan farklı parti yöneticilerini de ikna ederek AK Parti’ye geçişlerini sağladı.
Tutak’ın birlik ve beraberliği için AK Parti’ye katılımların devam edeceğini belirten Sayan, “Tutak’a hizmetin AK Parti tarafından yapılacağına inanıyorum, dolayısı ile önemli olan benim partim değil, ilçemdir diyen 40 kişilik ekibi ile katılım sağlayarak destek olması bizi fazlası ile sevindirmiştir. İlçemiz adına da mutluluk verici bir tablodur. Sayın Turan Aydın’ı tebrik ediyorum, kendisine teşekkür ediyorum. İnşallah bu saatten sonra el birliği ile birlik ve beraberlik içerisinde Tutak’ın geleceği için birlikte mücadele edeceğiz, birlikte çalışacağız” şeklinde konuştu.
“Tutak güzel olsun, gençler iş sahibi olsun, birlik ve kardeşlik olsun”
“AK Parti her yere hizmet götürüyor, niye Tutak’a getirmesin” diyen eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, “Mevcut Tutak Belediye Başkanı Bülent Duru başka bir partiden belediyeyi kazandı, sonra bizlerin de ısrarı ile AK Parti’ye geçti. Biz dedik ki Tutak’a güzel hizmetler yapılsın ama o kişi AK Parti’nin bütün nimetlerinden faydalandı, bizim bütün desteklerimizi aldı. Ama AK Parti’den aday gösterilmeyince hemen gitti başka partiden aday oldu. Allah yolunu ve bahtını açık etsin. Bu tür durumlar ayıpla karşılanıyor. Sen 4 yıl boyunca AK Parti’nin bütün imkanlarından faydalan, Cumhurbaşkanımızın bütün desteklerinden faydalan, Ağrı Belediyesinden ve şahsımdan faydalan ama sana adaylık verilmeyince hemen saf değiştirdin. Ben belediye başkanıydım, İzmir’e milletvekili adayı oldum seçilemedim, kalkıp başka yere gittim mi? Çünkü kendi ilçeme, memleketime, ülkeme hizmet etmek istiyorum. İşte burada Memleket Partisi Tutak İlçe Başkanı Turan Aydın kardeşim hizmet istiyorum diyerek kendisi ile birlikte 40 üyesi AK Parti’ye katılım gerçekleştirdi. Birlik ve beraberlik içerisinde büyük bir olayı gerçekleştirdik. Bu Tutak’a bir renk olmalı. Bizim ağzımızdan çıkmayan hiçbir söz bizim değildir. Dolayısı ile ben burada Tutak için mücadele ediyorum. Tutak güzel olsun, gençler iş sahibi olsun, birlik ve kardeşlik olsun” dedi.
37 yıldır Tutak’ın aynı kaldığını ifade eden eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, “1987 yılında burada liseyi bitirdim. 37 yıldır geçmiş aynı dükkan, aynı cadde, aynı sokaklar herhangi bir gelişme olmamış. Dolayısı ile biz buna dur demeliyiz. Biz yarında buradayız. Ben canıgönülden bütün genç kardeşlerimle birlikte Tutak’ın gelişmesi ve ilerlemesi için mücadele ediyorum. Bütün gençler benim kardeşlerimdir. Siz de bana güç verirseniz, el ele olursak benim Ankara’da koparamayacağım hiçbir şey yoktur. Onlar Ankara’yı belediyeyi öğrenene kadar 5 yıl geçer ama hiç olmazsa burada seçilen adayın arkasında ben olurum. Gece gündüz size hizmet getirmek için mücadele ederim” dedi.
Memleket Partisi Tutak ilçe Başkanı Sayın Turan Aydın’a ve beraberindeki 40 kişilik gruba AK Parti’ye katılımları için teşekkür eden Sayan, “Çok güzel bir karar vermişler, Tutak hepimizin ortak sevdasıdır. Allah yar ve yardımcıları olsun” dedi.
Katılım töreni, eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın; Memleket Partisi Tutak ilçe Başkanı Sayın Turan Aydın’a ve beraberindeki 40 kişilik gruba AK Parti rozeti takmasının ardından son buldu. – AĞRI
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz: “(Yerel seçim) 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak”
ANKARA – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Toplam 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Genel Merkezinde seçim hazırlıklarına ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yavuz, 81 ilden gelen partililerle seçim hazırlıklarına yönelik detaylı bir toplantı yaptıklarını söyledi. Şubat 2024’te resmi sandık kurul üyelerini verdiklerini ifade eden Yavuz, “Bir asıl bir yedek. 420 bin kişi teslim ettik. Biz çünkü kusursuz bu işleri hissetmeye çalışan bir partiyiz. Biliyorsunuz aday tesliminde bütün belediyelerde, hem büyükşehir, hem ilçe, hem beldelerde tamamen kusursuz bir şekilde ve eksiksiz bir şekilde zaman diliminde ‘alındı’ belgelerini almak suretiyle yaptık. Ama bir kısım partiler saat 17.00’den sonraya kaldığı için seçime girme hakkını kaybetti. Bunun böyle olmasını istemezdik elbette ama yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ilinin Saruhanlı ilçesi zamanında veremediği için seçime giremeyecek. Mesela o Saadet Partisi’nden gireyim dedi ama bence oradan da giremeyecek. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun daha önce vermiş olduğu karar var. Diyor ki bir partiden aday olan bir kişi aynı seçim döneminde o seçim döneminde o ilgili partiyi, mesela Saadet Partisi istifa edip adayı ve öbür aday girmiş olsa bile bu olmaz diye YSK kararları var. Çünkü o bir başka partinin adayı olduğunu ilan etmiş geç de olsa, listeyi geç de olsa verip ilan ettiği için o seçim döneminde olamaz diye bir kararı var. Başka birçok il ve ilçe var, büyük şehirlerde giremeyen, yetişemeyenler var. İllerde var, ilçelerde var, beldelerde var. Biz o duruma düşmemek için çok titiz çalıştık gerçekten. Çok böyle biraz gerginleştik strese de girdiğimiz anlar oldu ama bizim teşkilat mensuplarımızın bu konudaki diri hali, çalışkan, zamanında iş üretme şekli ve bizimde buradaki koordinasyonumuzla çok şükür o halloldu” dedi.
Sadece müşahit olarak 420 bin ve bunların yanında okul sorumlularının ve kat sorumlularının olduğunu aktaran Yavuz, “Bu rakamları şunun için telaffuz ediyorum. Yani söylediğimiz rakamlar rastgele değil. Bir milyon kişi çok aktif rol alacak. İşte o bir milyon kişinin aktif rol almasının altını doldurma adına sadece seçim kurullarına verdiğimiz sayı 400 bin. Sadece müşahit olarak ilk etapta sandıkta görebileceğimiz kişi 420 bin ve bunların yanında okul sorumlusu, kat sorumlusu, çağrı merkezi sorumlusu vesaire dediğimizde ortalama bir milyon oluyor. Bir milyon da lojistik sağlayan var. Onun için 2 milyon toplam teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” diye konuştu.
Seçim gününün çok önemli olduğunu söyleyen Yavuz, “Nereden anlıyoruz? 2 milyon kişinin aktif rol aldığı sadece bir partide bir organizasyondan bahsediyoruz. Şimdi 2 milyonu koordine edebilmeniz için o günkü bütün iş ve işlemleri kusursuz gerçekleştirebilmeniz için bir kere bu kitleyi belirlemeniz gerekir. Onları bilgilendirmeniz gerekiyor. Koordinasyon kurgularınızı, çalışmalarınızı oluşturmanız gerekiyor. Bunun için biz sandık rehberlerimizi hazırladık mesela. Müşahit kartlarımızı hazırladık. Kendilerine vereceğiz. Arkasında müşahidin sorumlulukları var sandık rehberimizi hazırladık. Bu süreçte 138 sayılı genelgeyi hazırladık. YSK hazırlıyor sandık başkanlarına veriyor ama biz onu da hazırladık” ifadelerini kullandı.
Sonuç Alım Sistemine girecek çizelgeleri hazırladıklarını açıklayan Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz o gün SAS’la birlikte bütün arkadaşlarımızı belirleyelim, eğitelim, koordine edelim ama bu işi bir sistem üzerinden yapalım. O sistemin adı da sonuç alım sistemi. Sonuç alım sistemine biz Türkiye’de ilk verileri giren partiyiz. Yani bir takım partiler bu anlamda meseleyi anlamadığı için gelişigüzel eleştirilerde bulunuyorlar. Mesela diyorlar ki ‘partinin seçim işleri başkanı açıklama yaptı. Dedi ki ben yedide sonuçları bildim, bana ulaştı. Demek ki YSK’dan veri alıyor.’ Bilmiyorlar ki YSK’ya veri gitmiyor zaten. YSK’ya veri yerinde gitmesi mümkün değil yani. Yavaş yavaş gitmeye başlar. Neden? Yüksek Seçim Kurulu daha doğrusu ilçe seçim kurulu giden bu veriyi YSK topluyor ve partilere vermek suretiyle yayıyor. Niye gitmez? Çünkü sandık sonuç tutanaklarına bağlayıncaya kadar orada saat geçer. Biz halbuki sandık sonuç tutağına bağlanmadan önce bu arkadaşlarımıza teslim etmiş olduğumuz çizelgeleri, daha okurken pusulaları not alıyor daha sandık sonuçlarına geçmeden ikinci okuma yapmadan bizim sisteme giriyor veya bildiriyor biz onun için çok erken biliyoruz. Bütün o yani hem bizim veriyi hem sandık kuruluş tutanağını hem seçim kurulunun partilerle uç paylaşmak suretiyle bize aktardığı o karşılaştırıyoruz. Nerede bir hata varsa o hatayı zamanında düzeltmeye çalışıyoruz. Dedi ki bizim o gün bütün şikayetlerimizi, bütün itirazlarımızı ilgili YSK kararlarını da makbul dilekçelere bağlamak suretiyle belirlediğimiz bir modülü var onun. İtiraz şikayet modülü. O gün öyle manuel bu işi çok hızlı gerçekleştirmeniz mümkün değil diye her şeyi anında o sistem üzerinden, itirazlar ve şikayetleri de yürütmeye çalışıyoruz. Hülasa biz bütün bu çalışmaları bu saatten sonra seçim gününü daha iyi planlayalım. Daha iyi işletelim diye yapıyoruz.”
Partilerin seçim sürecine çok özel hazırlandıklarını belirten Yavuz, “Biz de onu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Diliyoruz ki seçim günü, problemsiz, şaibesiz, şüphesiz hatasız, kusursuz bir gün işlesin. ve diliyoruz ki sandığa milli irade nasıl yansımışsa, bizim en büyük gayretimiz o. Biz sandığa, milli irade nasıl yansımışsa o şekilde sandıktan çıksın ve çıktığı haliyle de doğru düzgün birleştirme tutanaklarının yani ilçe seçim kurulundaki tutanaklara yansısın ve dolayısıyla il seçim kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine de aynı şekilde net bir şekilde yansımış olsun. Uğraşımız bunun içindir. Biz çok kurumsal bir partiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bir liderimiz var. AK Parti’nin teşkilatları gibi arkamızda bir teşkilat var. Onun için biz bu süreçleri hakikaten kurmuş olduğumuz bu sistemin de katkısıyla çok güzel işletiyoruz. Yine öyle olacak inşallah ve 1 Nisan’da, hatta 1 Nisan olmadan, belki seçimden sadece saatler sonra o güzel sonucu biz de almış olacağız. Yer yer de ihtiyatlı bir şekilde çünkü biz aldığımız her sonucu da basın mensuplarıyla paylaşamıyoruz. Çünkü diyoruz ki olur ya biz de hata etmiş olabiliriz. Manipüle olmasın, yanıltılmasın. Başka bir kısım partiler böyle düşünmese de biz bunu düşünüyoruz. Biz aldığımız veriyi genel hatlarıyla aktarmaya çalışırken bir yandan da ilçe seçim kurullarının verisini alalım ve ondan sonra daha sağlıklı ve daha net bilgileri, daha somut bir şekilde basın mensubu arkadaşlarımızla bütün Türkiye’ye aktarmış olalım diye de bir gayretimiz oluyor. Diliyorum ki güzel bir seçim olur. Diliyorum ki ben de AK Parti’nin seçim işleri başkanı olarak diliyorum ki o bir kısım belediyeler, AK Parti belediyeciliğinden biraz uzak kaldı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere. Bu seçimde inşallah Ankara ve İstanbul başta olmak üzere diğer tüm belediyelerde yine gerçek belediyeciliğin en güzel örneklerini ortaya koyacak bir sonucun sandıktan çıkması da nasip olur diye temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun ittifaklarına ilişkin sorusuna Yavuz, şöyle cevap verdi:
“Biliyorsunuz çok titiz bir şekilde yürüttük ve masada konuşulanları da paylaşmadık. Sadece paylaşılanları doğrultma adına veya paylaşılan bilgiler varsa ve eksikse onları tamamlama adına ara ara söz aldık ve söyledik. Diyorsunuz ki biz rahat olalım. İşte kayıt dışı konuşalım. Karşılıklı hangimizin ne düşüncesi varsa masaya koysun ve burada tartışalım sonuçta da neye karar vereceksek öyle karar verelim dediğimiz için o masada olup biteni biz bugüne kadar hakikaten anlatmadık. Dediğim gibi sadece eksik ve aksayan ve birtakım açıklamaların eksik olduğunu düşündüğümüz anlarda tamamlamak üzere yaptığımız açıklamaların dışında. Biz birçok partiyle müzakere ettik ama Milliyetçi Hareket Partisi’yle biliyorsunuz tam bir mutabakat halinde. Yani nerede birlikte olacaksak ona karar verdik. Nerede rekabet edeceksek ona birlikte karar verdik. Büyük şehirlerin tamamında ittifakla gidiyoruz. Diğer şehirlerin bir kısmında ittifakla giriyoruz. Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olarak oturduk, tartışıp niye birlikte olabiliyoruz? Niye olamıyoruz? Onları da gözden geçirdiğimiz güzel bir çalışma oldu.”
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Eğer Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında birtakım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz.” dedi.
Çelik, parti genel merkezinde toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kuruluna (MYK) ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
Toplantıda, seçimlere yönelik çalışmaların ele alındığını ifade eden Çelik, bugüne kadar yapılan çalışmaların AK Parti’nin, kurumsal kapasitesi itibarıyla seçimlere hazırlıklı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Çelik, bundan sonra da takvime uygun olarak seçimle ilgili çalışmaların partinin Seçim İşleri Başkanlığı başta olmak üzere kurullar tarafından yerine getirilmesinin takip edileceğini bildirdi.
Ömer Çelik, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, AK Parti’nin bütün yetkili kurulları ve teşkilatları adına Erdoğan’ın doğum gününü kutladı.
Erdoğan’a bereketli, hayırlı, uzun yıllar temenni eden Çelik, “Şimdiye kadar vatandaşlarımızın da zarif şekilde ifade ettiği milletine adanmış bir ömürle, bedeli ödenmiş pek çok süreci yöneterek bu yaşlara, büyük işlere, büyük devrimlere imza atarak geldiler. Bundan sonrasında da kendilerine sağlık, mutluluk içerisinde büyük başarılarla milletimiz ve mazlumlar için yapacakları çalışmalarda başarılar dileyerek nice yaşlar, yollar diliyoruz.” diye konuştu.
Dünya liderlerinden doğum günü kutlaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayanlar olduğunu anımsatan Çelik, vatandaşların partiye gelerek, mesajla, telefonla, sosyal medya üzerinden ilettiği tebrikleri Erdoğan’a ulaştırdıklarını söyledi. Çelik, bütün vatandaşlara hassasiyetleri ve zarafetleri için teşekkür etti.
Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’teki toprak kayması nedeniyle büyük üzüntüler yaşandığını ifade eden Çelik, hayatını kaybedenler için rahmet diledi.
“Sınırlarımızın yakınlarında teröristan devletçikleri kurdurulmaya çalışılıyor”
Seçim sürecinde çalışmalar devam ederken aynı şekilde ülkenin güvenliğinin korunması bakımından terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak, aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristan kurmak isteyenlere hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir.
Eğer Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı, birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında birtakım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz.
Aynı zamanda bu, bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye, Birleşmiş Milletler Şartı’nın kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır.”
“Yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz”
Son zamanlarda Irak merkezli birtakım konuların gündeme geldiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız Irak’ı üst üste ziyaret ettiler, burada hem bu terör örgütlerine karşı ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız Kalkınma Yolu Projesi’nin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınırlarımızda özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü, hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim.”
Çelik, aynı şekilde FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütleri, organize suç örgütleri, milleti ve demokrasiyi tehdit eden her türlü unsurla gerekli mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Seçim sürecinde olunduğuna dikkati çeken Çelik, “Ne seçim ne başka bir gündem hiçbir şekilde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarma konusundaki irademizin önüne geçemez.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin birinci yıl dönümünde Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu, kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizin ifadesidir.” diye konuştu.
“Enflasyonla ilgili olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen ekonomik programın meyvelerini verdiğini ifade eden Çelik, enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, kadınların istihdam oranının artması, genç işsizlik oranının azalması gibi pek çok alanda güçlü neticenin görülmeye başlandığını vurguladı.
Bunların, 2023’ün son ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik finansal göstergelere yansımaya başladığını aktaran Çelik, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 35,9’a çıktığını, genç işsizlik oranının da 4,7 puan iyileşerek yüzde 15,3’e gerilediğini belirtti.
Çelik, şöyle konuştu:
“Enflasyonla ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı, ülkemize gelen yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanı’mızın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü, bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz.”
“Altı çocuktan biri Gazze’de şiddetli kıtlık yaşıyor”
İsrail’in Gazze’deki soykırım faaliyetlerinin devam ettiğini ifade eden Çelik, Batı Şeria’daki saldırılarda da hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını söyledi. Çelik, “hiçbir çağrı ve girişimin Netanyahu hükümetini soykırım faaliyetinden geri döndürmediğini” kaydetti.
Açlık çeken Gazzelilerin hayvan yemi yemek durumunda kaldığını dile getiren Çelik, Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze’deki altı çocuktan birinin şiddetli kıtlık yaşadığını aktardı.
Çelik, İsrail güvenlik güçlerinin “İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil, soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiğini” ifade etti.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği için İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanına başvurmasının önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizen Çelik, “Birileri Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak olduklarıdır.” şeklinde konuştu.
Divan’ın İsrail’in ihlallerini tespit ettiğini anlatan Çelik, “Ama netice itibarıyla bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkesi hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İsrail Divan’ın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek. Ama İsrail, bu safhalardan defalarca geçmiştir ve her seferinde de uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek, yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir.” dedi.
(Sürecek)
]]>
DEVA Partisi’nin teşkilat üyeleri ve il başkan yardımcısı Cihan Aslan Özkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekleme kararı alarak DEVA Partisi’nden istifasını duyurdu. Eski DEVA Partisi il başkan yardımcısı Cihan Aslan Özkan, istifaların gerekçesi olarak DEVA Partisi’nin Ekrem İmamoğlu’nu desteklememesinin Cumhur İttifakı’na fayda sağlayacağı düşüncesini gösterdi. Cihan Aslan Özkan, açıklamalarında “Bu politik tavır, muhalefet partilerinin Ekrem İmamoğlu’nu kaybettirmek için ellerinden geleni yaptığını ve bu tavrın anlaşılmaz ve doğru olmadığını düşünüyorum. Şu anki iktidarın karşısında durabilecek en güçlü aday Ekrem İmamoğlu’dur.” ifadelerini kullanarak parti içindeki ayrılığın sebebini dile getirdi.
“CHP’Yİ DEĞİL, İMAMOĞLU’NU DESTEKLİYORUM”
“DEVA Partisi’nde 3 yıldır aralıksız çeşitli alanlarda görevler aldım ve memleketin gelişmesi adına görevimin tüm sorumluluklarını yerine getirdim. Partide görev aldığım süre içinde özellikle genel merkezce iç siyaset üretilmemesi, yeni medyanın gücünün yok sayılması, halkın topluluk bilincinin yok sayılması, sahada yapılan işlerin yetersiz kalması, teşkilat yapısındaki olumsuz ve yanlış kararlar başlıca mücadele edip sorguladığım konular idi. Eski Deva partisi İl Başkanımız Dr.Erhan Erol ile birlikte yaklaşık 10 tane il başkan yardımcımız istifa etti.” dedi Özkan. CHP içerisinde şu an bir siyasi oluşum sürecinde değilim, tamamen kişi bazlı İmamoğlu’na desteklemek için istifa ettim dedi. Ekrem Bey’i destekleyeceğini dile getirdi ve bu süreçte de İmamoğlu’nu yakından gözlemleme ve analiz etme şansım oldu dedi. Özkan, şu sözlerle devam etti: “Türkiye’de iktidarın karşısında durabilecek en güçlü aday olarak Ekrem İmamoğlu’nu görüyorum ve bu şekilde görmemin sebebi ise genel seçimlerde Ekrem Bey’in bütün mitinglerinde oradaydık hem bir vatandaş hem de bir partili olarak halkla kucaklaşması, halkı; halkın bir çocuğu gibi anlaması ve insanların da onu büyük bir sevgi ve saygıyla kucakladığını gördük.”
“İMAMOĞLU’NUN DESTEKLENMEMESİ CUMHUR İTTİFAKI’NIN PAYDAŞLARINA YARAR”
14-28 Mayıs seçimleri süreçlerinin yanlış politikalarla yönetilmesi önümüzdeki tabloyu ortaya çıkardı. Parti içi kırılmalar o gün başladı ve toplantılarda bu kırılmaların nedenlerine çözümler aransa da genel başkan tarafından yok sayıldı. Bütün bu olumsuzlukların üzerine 2019 yerel seçimlerinde İstanbul’da ve Ankara’da büyük dayanışmayla yürüdüğümüz yolda alnımızın akıyla da çıktık fakat bugün büyükşehir belediye başkanı seçtiğimiz, aynı zamanda 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı yardımcısı mertebesinde desteklediğimiz sayın İmamoğlu’nun bugün desteklenmeyişinde kötü kokular olduğunu düşünüyorum. Bu politik tutum partiye olan güvenimizi zedelemiş ve bizi İmamoğlu’nun yanında yol arkadaşlığı yapmaya itmiştir.
Gelinen süreç itibarıyla bu siyasi tavır; toplumda ve teşkilatta hem anlaşılır hem de doğru bulunmamıştır. Sadece İmamoğlu’nun desteklenmemesinin Cumhur İttifakı’nın paydaşlarına yaradığını ifade etti.
“Tek kenetlenebileceğimiz aday İmamoğlu’dur.” Bir partili olarak görev adamlarının desteklenmesi ana sorumluluğumdur. Ekrem İmamoğlu bu süreçte Türkiye’nin kalbi olan İstanbul’u yönetmiş ve yalnız kalmıştır. Seçildiği dönem içerisinde çok iyi işler başaran Ekrem Bey başlıca dar gelirli ailelerin konut sorununu çözmüş, öğrencilerin yurt problemlerini ortadan kaldırmış, gazi ve annelerin yanında olmuştur ve daha pek çok projeye imza atmıştır. Tek adayımız Ekrem İmamoğlu olarak görülmelidir.” dedi.
]]>
Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bazı parti yöneticileri ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Celal Mümtaz Akıncı, Ankara’da gazete televizyon ve ajansların temsilci ve yazarlarıyla yemekli bir toplantıda bir araya geldi. Yerel seçimlerin önemine işaret eden Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, seçimlerde halkın iktidarın gidişatına bir “sarı kart” göstermesini beklediklerini söyledi. Babacan, “Halkın feryadının ne kadar olduğunu yerel seçimlerde göreceğiz. Bu halk, Sayın Erdoğan’a kredi aça aça geldi. Bu bir belediye başkanlığı seçimi değil, bir uyarma seçimidir” dedi.
İktidar partisinin her türlü gücü elinde bulundurduğuna işaret eden Babacan, “Sayın Erdoğan, seçimleri kazandı ama helalinden kazanmadı. Korku ve sindirme ortamında yüzde 48 de az değil” dedi.
Kayyım uygulamasını da eleştiren Babacan, “İlkesel olarak karşıyız. İdari kararlarla belediye başkanları görevden alınamaz. Bağımsız yargı ve denetim sonucu bir suç varsa o konu ayrı. Bu demokrasinin özünü katletmektir. Bu yarın Doğu ve Güneydoğu dışındaki illerin dışındaki yerlerde olmayacağının garantisi yok. Keyfi şekilde kullanılamaz” dedi.
“HUKUK, ADALET, HUKUK GÜVENLİĞİ YOKSA…”
Ekonomideki yaşanan gelişmeleri değerlendiren Babacan, açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeğin yansıtmadığını söyledi. Babacan, şöyle konuştu:
“TÜİK’in bağımsız ve şeffaf olması lazım. TÜİK yüzde 60-70 enflasyon diyor. Gerçekte ve sokağın dediği ise yüzde 120’lerde… Merkez Bankası hangi enflasyona göre mücadele kararları alacak. Merkez Bankası’nın arka kapıdan dolar satışı devam ediyor. Merkez Bankası, 2019’dan sonra 13 yılda 400 milyar doları geçen satış yapmış. Merkez Bankası şeffaf, bağımsız olmalıdır. Yapılan işlemler gizleniyor. Enflasyonla mücadele için yapılan faizlerin artırılması, zamlar ve dolaylı vergilerin artırılması…Merkez Bankası, Kur Korumalı Mevduat için geçen yıl 7 ayda 800 milyar lira karşılıksız para basmış. Bu ortamda enflasyon nasıl düşer. Hukuk, adalet, hukuk güvenliği yoksa, Merkez Bankası, TÜİK ve SPK gibi kurumların bağımsızlığı yoksa başarı sağlayamazsınız. Seçimden sonra Allah halka kolaylık versin.”
“BÜYÜK BİR DEMOKRASİ AYIBI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın son dönemde muhalefet partilerin kazanacağı belediyelere hizmetlerin gitmeyeceğine yönelik tehditlerine dikkati çeken Babacan, “Büyük bir demokrasi ayıbı, yeminine aykırı davranıyor. Cumhurbaşkanlığının ve parti genel başkanlığının mutlaka ayrılması gerekiyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin önemine işaret eden Babacan, halkın iktidarın gidişatına bir “sarı kart” göstermesini beklediklerini söyledi. Babacan, “Halkın feryadının ne kadar olduğunu yerel seçimlerde göreceğiz. Bu halk, Sayın Erdoğan’a kredi aça aça geldi. Bu bir belediye başkanlığı seçimi değil, bir uyarma seçimidir ” dedi.
“BİZİM ADAYLARIMIZ MEVCUTLARDAN DAHA İYİ YÖNETECEK”
CHP’nin adayları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a karşı tavırlarının destekleme ya da karşı çıkma olmadığını vurgulayan Babacan, “Bizim adaylarımızın mevcutlardan daya iyi yöneteceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı.
Etkili bir muhalefet yaptıklarını, iktidarın doğru yaptıklarını desteklediklerini yanlışlarının da çok açık şekilde eleştirdiklerini belirten Babacan, AK Parti’de güç zehirlenmesi yaşandığını, bunun da 3 dönem kuralının ihlalinden kaynaklandığını söyledi. Babacan, “Sayın Erdoğan’ın bu kurala göre bırakması gerekiyordu. Erdoğan’ın bugün 70. yaş günüymüş. Bu arada bir kilo yaş pastanın maliyeti de evde yaparsanız 600 lirayı buluyor” dedi.
TBMM’de Grup kurmaya yönelik bir soruya da Ali Babacan, “Partimizin ilkelerine uygun isimlerle olabilir. Partimizle uyumlu çalışacak isimlerle olabilir. Ancak bir adres göstermek doğru değil. Münferit katılmalar da olabilir. Bir zaman vermek mümkün değil, zaten Meclis çalışmalarına ara verecek. Makul bir zamanda olacaktır” yanıtını verdi.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiz. Bunlar sirk cambazı. Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim diye sirk cambazlarını da aldanmayın” dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye 18’inci seçimini kazandırmak Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaşmak için çalışmadıklarını bununla birlikte Cumhuriyet’in ilk asrını acısıyla, tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturduklarını belirtti. İktidarları döneminde gerçekleştirilen demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımızın altyapısı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl işimiz yeni başlıyor. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların bizim bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz. Tek parti faşizm, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin istikrarsızlıkların Türkiye’sini bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Artık devir Türkiye’yi Yüzyılı devridir. Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor” diye konuştu.
Hala eski Türkiye içinde olanların yüreğine her seçimde acaba hevesi dolduğunu bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim sonrası hakikatler yüzlerine bir tokat gibi inince köşk köşk yerlerine dönüyorlar. Emin olun bu seçimde de birilerinin yüreği kıpır kıpırdır böylece devam edecek. İstiyorlar ki önce belediye yönetimlerini ele geçirsinler. Ardından ülkeyi yeniden huzursuzluğa, istikrarsızlığa, kaosa sürükleyip merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediye yönetimlerini şehirlere hizmet etmek insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı, kirli ittifak ortaklarıyla birlikte yağmalamaktır. Seçim sonuçları istedikleri gibi çıkarsa bu tabloyu, programsız, projesiz, emeksiz bir şekilde iktidarın kucaklarına düşmesini sağlamaya çalışmak için de kullanacaklardır” şeklinde konuştu.
“CHP bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla, işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir”
Dünyanın değiştiğini, Türkiye’nin değiştiğini şehirlerin çehresinin değiştiğini ama Türkiye’deki muhalefet anlayışının değişmediğini vurgulayan Erdoğan, “Bilhassa ülkenin ikinci büyük partisi sıfatına sahip CHP bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla, işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de ölçülerin ve yapay zekanın sözü bu partiye yıllarca emek vermiş, bu partiye gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor. İstanbul’da bölücü örgütün uzantılarıyla el kol kola yürümekten, bölücülerin sembolleri altında ortak miting yapmaktan utanmıyorlar. Neyin karşılığında Kandil’le uzlaşıldığını, anlayıp pulladıkları, Kandil uzaylacısı için bu noktada bölücü örgütün uzantılarına ne vaat ettiklerini kimse bilmiyor. CHP’nin içine düştüğü bu vahim tablo. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işin sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır. Hamdolsun. 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek böyle bir felakete müsaade etmedi. Şimdi aynı durum belediyeler için geçerlidir” ifadelerini kullandı.
“Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle belediyelerde de bu köhne ne siyaset anlayış itibariyle yörüngesini kaybetmiş partilere şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Tabii bunun için hep birlikte çok çalışmamız gerekiyor. Seçim unutmayın 2 yerde kazanılır. Birincisi sahadır, sokaktır, evlerdir, iş yerleridir. İnsanın olduğu her yerdir. İkincisi sandıktır, saha çalışmalarını iyi yürütemez, oy verme günü sandığa çok sıkı sahip çıkamazsak elimizdeki seçimi de kaybederiz” dedi.
“AK Parti kurulduğu günden bu yana ki Her seçimden birinci çıkmayı hem saha hem sandık hakimiyeti sayesinde başarmıştır”
Siyaset anlayışlarında vatandaşa tıpış tıpış oy vereceksiniz, dayatmasında bulunmanın yeri asla bulunmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir insanımız bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak her bir insanımıza ulaşarak şehrimizin her karışını, alın terimizle sulayarak, gönüllere girerek sandıkta o oyu alacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızla, bundan sonraki projelerimizle vatandaşlarımızı, şehirlerimizi en iyi bizim yöneteceğimize ikna edeceğiz. Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez. Sizler teşkilatlarımızın seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezleri sorumluları olarak bu konuda birinci derece sorumluluk sahibisiniz. İl ve ilçe teşkilatlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkan ve meclis üyesi adaylarımız gece gündüz sahada koştururken onları siz yönlendirecek stratejiyi hayata geçireceksiniz. Vatandaşlarımızın mutlaka sandık başına gitmeye teşvik etmekten, sandıkta her şeyin usulüne göre yürümesini sağlamaya, sonuçların resmen ilanı aşamasına kadar sürece tüm safhalarıyla hakim olmamız gerekiyor. Aksi takdirde gönüllerde kazandığımız seçimi değerli kardeşlerim sandıkta kaybederiz. Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Ama bize verilmiş tek bir oyun zayi edilmesine de rıza gösteremeyiz. En küçük bir zaafiyet, en küçük bir gaflet, en küçük bir boşluk hiç şüpheniz olmasın mutlaka aleyhimize kullanılacaktır. Çünkü kimi yerlerde karşımızda diğer pek çok nakıslarıyla arızalarıyla beraber ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Hep birlikte gece gündüz çalışarak 31 Mart günü milli sandıkta en sağlıklı şekilde tezahürünü temin edeceğiz. Seçim gününe kadar da sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya başta olmak üzere modern iletişim yöntem Elbette önemlidir. Ama yarım asra yaklaşan siyasi tecrübemizle biliyoruz ki sahada yoksanız sandıkta esameniz okunmaz. AK Parti kurulduğu günden bu yana ki Her seçimden birinci çıkmayı hem saha hem sandık hakimiyeti sayesinde başarmıştır. İnşallah 31 Mart’ta da hem ülke geneli hem de büyükşehir, il, ilçe, belde düzeyinde birinciliği yine kimseye kaptırmayacağız” açıklamasında bulundu.
“Bunlar sirk cambazı”
Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart sürecinde de kendi akıllarınca milleti kandırmaya çalışan birileri yine meydanlara çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar sokakta ‘ben şu partiden adayım ama aslında gönlüm AK Parti veya Tayyip Erdoğan’dan yana’ diyerek insanlardan destek istiyor. Hep söylediğimiz gibi Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyenin istediği partide siyaset yapma ve aday olma hakkı vardır. Herhangi bir partide bir müddet siyaset yaptıktan sonra yolunu ayırıp başka iş ikamete gidenlerin de yeri artık orasıdır. Şunu da açık ve net söylüyorum. Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiz. Bunlar sirk cambazı. Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim diye sirk cambazlarını da aldanmayın. Biz işimize bakacağız. Biz şu anda yoğun bir şekilde çalışacağız. ve Allah’ın izniyle de 31 Mart akşamı gümbür gümbür sandıkları patlatarak yolumuza devam edeceğiz. Geçmişte AK Parti’de bulunup da hangi sebeple olursa olsun partiye gidenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumdaki hiç kimsenin AK Parti veya bizim adımla konuşma, oy isteme hatta böyle bir imada bulunma hakkı yoktur” ifadelerine yer verdi.
“AK Parti şahısların değil, bir davanın, bir ülkünün, ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisidir”
AK Parti şahısların değil, bir davanın, bir ülkünün, ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her kim AK Parti çatısı altında bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Ama AK Parti’den ayrılıp da bu partinin gölgesinde korsan siyaset yapmaya kalkana da kimse kusura bakmasın, eyvallah etmeyiz. Bizim Partimizde görevler bayrak yarışındaki etaplar gibidir. Milletvekili seçiminde uyguladığımız üç dönem kuralı başta olmak üzere partimizin kendi iç değişimini sağlamaya yönelik ilkeleri işte bu sebeple getirdik. Genel Başkan olarak benim bazı tasarruf yetkilerim var o ayrı. Ama şunu bilelim ki böyle birilerinin dediği gibi istediğimiz zaman istediğimiz şekilde har vurup harman savurmak işte bu yok. Onun için de şu anda geçmişte görev alanların daha sonra aynı konumda veya daha farklı konumlarda yeniden görev almalarının önünde hiçbir mani bulunmuyor. Nitekim hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığında hem teşkilatlarımızda geçmişte benzer görevleri yapmış arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek vardır. Burada as olan unvan değil ülkemize ve milletimize hizmet için çalışan partimizin başarısına mümkün olan en üst seviyede katkı vermektir. AK Parti milletimizin gönlündeki yerini güçlendirerek yoluna devam ettiği sürece her arkadaşımızın emeğine, birikimine, enerjisine, gayretine zaten ihtiyacımız olacaktır” şeklinde konuştu.
“Bizim hem parti hem hükümet olarak yapacak çok işimiz var”
Hem parti hem hükümet olarak yapacakları çok iş olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Türk siyasetine getirdiğimiz en büyük yenilik gördüğümüz bu yaklaşıma tahammül edemeyip de kendine başka yol çizenlere sadece üzülürüz. ‘Yolun açık olsun, güle güle’ deriz. Bizim hem parti hem hükümet olarak yapacak çok işimiz var. Mevcut arkadaşlarımızın yanı sıra aramıza yeni katılan gençlerimizle; yolumuza, mücadelemize, eser ve hizmet siyasetimize devam etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’ye 15 Temmuz’dan beri kazandırdığımız bir diğer önemli siyasi değer de Cumhur İttifakı’dır. Ülkemizin birliği, milletimizin beraberliği, devletimizin bekası, vatan topraklarının bütünlüğü, milli iradenin üstünlüğü ile ‘büyük ve güçlü Türkiye hedefi’ etrafında oluşan Cumhur İttifakı’nın tarihimizde eşi benzeri yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin nesilden nesile bir efsane gibi anlatılacağına inandığımız Cumhur İttifakı’nın kurulmasındaki ve yürütülmesindeki emeğini bilhassa ifade etmek istiyorum. Cumhur İttifakı’na destek veren diğer partilere ve genel başkanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bilindiği gibi 31 Mart’ta da büyükşehirlerde ve illerimizin bir kısmında Cumhur İttifakı olarak ortak adaylarla seçime gidiyoruz. Bizim adayımızın olduğu her yerde MHP teşkilatlarının, MHP teşkilatlarının adayının olduğu her yerde de AK Parti teşkilatlarının aynı azim, heyecan, kararlılık ve samimiyetle çalıştığından şüphe duymuyorum” diye konuştu. – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Asıl işimiz yeni başlıyor, Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’na katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, partisinin genel merkezine ilave olarak inşa edilen Seçim Koordinasyon Merkezi’nin ülkeye, millete ve şehirlere yapılacak hizmetlerin çıtasını yükseltme iradelerinin bir sembolü olduğunu söyledi.
“Daha önemlisi ülkemizin önemli bir seçimi öncesinde burada bir araya gelişimiz sıradan bir parti programı olmanın ötesinde anlama sahiptir.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, milletin önüne yeni hedefler, yeni vizyonlar koyarken buna uygun kadroları yetiştirmeyi ve bu kadroların işlerini yapacağı mekanları hazırlamayı da ihmal etmediklerini vurguladı.
Erdoğan, “Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla, tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz.” diye konuştu.
Genel merkez ile il, ilçe, belde, mahalle, köy teşkilatlarıyla, kadın ve gençlik kollarıyla, Meclis gruplarıyla, belediye kadrolarıyla davalarına gönül veren herkesle bu şuur içinde çalışmaların yürütülmesi, bu kararlılıkla hedeflere yürünmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İktidarlarımız döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımızın altyapısıdır. Asıl işimiz yeni başlıyor, Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz. Tek parti faşizminin, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin, istikrarsızlıkların Türkiye’sini bir daha gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Artık devir, Türkiye Yüzyılı devridir. Hamdolsun Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor.
Hala eski Türkiye özlemi içinde olanların yüreğine her seçimde bir ‘Acaba’ hevesi dolduğunu biliyoruz. Seçim sonrası hakikatler yüzlerine tokat gibi inince kös kös yerlerine dönüyorlar. Emin olun, bu seçimde de birilerinin yüreği kıpır kıpırdır, böylece devam edecek. İstiyorlar ki, önce belediye yönetimlerini ele geçirsinler, ardından ülkeyi yeniden huzursuzluğa, istikrarsızlığa, kaosa sürükleyip, merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediye yönetimlerini belediyelere hizmet etmek, insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri, belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı, kirli ittifak ortaklarıyla birlikte yağmalamaktır. Seçim sonuçları istedikleri gibi çıkarsa, bu tabloyu programsız, projesiz, emeksiz bir şekilde iktidarın kucaklarına düşmesini sağlamaya çalışmak için de kullanacaklardır.”
“CHP bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir”
Dünyanın, Türkiye’nin ve şehirlerin çehresinin değiştiğini, ülkedeki muhalefet anlayışının ise hiç değişmediğini ifade eden Erdoğan, “Bilhassa, ülkenin ikinci büyük partisi sıfatına sahip CHP, bırakın olumlu yönde değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de, bölücülerin ve yapay zekanın sözü, bu partiye yıllarca emek vermiş, bu partiye gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor.” dedi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“İstanbul’da bölücü örgütün uzantılarıyla el ele, kol kola yürümekten, bölücülerin sembolleri altında ortak miting yapmaktan utanmıyorlar. Neyin karşılığında Kandil ile uzlaşıldığını, allayıp pulladıkları Kandil uzlaşısı için bu noktada bölücü örgütün uzantılarına ne vadettiklerini kimse bilmiyor. CHP’nin içine düştüğü bu vahim tablo, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizim sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır.
Hamdolsun, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek, böyle bir felakete müsaade etmedi. Şimdi aynı durum, belediyeler için geçerlidir. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle belediyelerde de bu köhne, siyaset anlayışı itibarıyla yörüngesini kaybetmiş partilere, şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz. Bunun için hep birlikte çok çalışmamız gerekiyor.”
Seçimin iki yerde kazanıldığını, bunlardan birincisinin saha, sokak, evler, iş yerleri, insanın olduğu her yer; ikincisinin ise sandık olduğunu belirten Erdoğan, “Saha çalışmalarını iyi yürütemez, oy verme günü sandığa çok sıkı sahip çıkamazsak, elimizdeki seçimi de kaybederiz. Unutmayınız, bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunmanın yeri asla yoktur. Hiçbir insanımız, bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak, her bir insanımıza ulaşarak, şehrimizin her karışını alın terimizle sulayarak, gönüllere girerek sandıkta oyu alacağız.” diye konuştu.
Erdoğan, bugüne kadar yaptıklarıyla, bundan sonraki projeleriyle, şehirleri en iyi kendi partilerinin yöneteceğine vatandaşları ikna edeceklerini ifade ederek, “Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez.” dedi.
Teşkilatların seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezlerinin sorumlularının bu konuda birinci derece sorumluluk sahipleri olduklarını söyleyen Erdoğan, “İl ve ilçe teşkilatlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkan ve meclis üyesi adaylarımız, gece gündüz sahada koştururken onları siz yönlendirecek, stratejiyi siz hayata geçireceksiniz.” ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
]]>
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Buğra Kavuncu, “Hem bu partide olup, hem başka adayı desteklemek nasıl bir duygudur? Nasıl bir ödülün devamında gelmiştir? Neden yapılır? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bunlar bir ihraç sebebidir. Tüzüğümüzde, Siyasi Partiler Kanunu’nda çok açıktır.” dedi.
Bağcılar’da partisinin seçim irtibat bürosunun açılışında konuşan Kavuncu, yanında bulunan teşkilat başkanları ve üyelerine teşekkür etti.
İYİ Partiden ayrılarak yerel seçimlerde başka bir aday için çalışma yapacağını açıklayanlar olduğuna işaret eden Kavuncu, “Biz artık yorulduk. Bizimle uğraşmayın demekten yorulduk. Gidenler gidebilir. Ama gittikten sonra beraberce yol yürüdüğü arkadaşlarına bu kadar fazla zarar vermek isteyen bu duygu, bu nefret, bu arkadaşlarımızın içine nasıl girmiş, nasıl bu duygu onlara aşılanmış? Ben bunu anlayamıyorum.” diye konuştu.
Bu yapılan davranışların nefretten daha öte olduğunu söyleyen Kavuncu, “Besteler yapılıyor. Müzikler tertip ediliyor. Bunlar şu andaki belediye başkanına hediye ediliyor. Hediye edilirken devamında da aynı besteyi yapanlar diyorlar ki; ‘İYİ Partili bir grup bugün yarın bir açıklama yapacak.’ İYİ Partililer burada arkadaşlar. Bakın tek tek saydım. Çok daha fazlası burada. Şu anda Bağcılar’dayız, yüzlerce arkadaşımız burada bir seçim koordinasyon merkezi açılışı yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
Kavuncu, İYİ Parti mensuplarının İstanbul’daki Büyükşehir Belediye Başkan adayının belli olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“O da Buğra Kavuncu’dur. Bağcılar’da İYİ Partinin belediye başkan adayı bellidir. O da çok kıymetli Ali Özdemir’dir. Gövdesi burada aklı başka yerde olan, gövdesi burada ruhu başka yerde olan ne maksatla, ne amaçla, hem bu partide olup, hem başka adayı desteklemek nasıl bir duygudur? Nasıl bir ödülün devamında gelmiştir? Neden yapılır? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bunlar bir ihraç sebebidir. Tüzüğümüzde, Siyasi Partiler Kanunu’nda çok açıktır.”
Kimseyi zorla İYİ Partinin çatısı altına almadıklarını belirten Kavuncu, “Eğer böyle bir davranış ve tavır içerisine girecek herhangi bir İYİ Partili olursa, bunun uygulaması da, tüzüğümüz de çok nettir, ihraçtır. Çünkü parti bir milletvekili adayı, bir belediye başkanı adayı çıkarttığında, bu adayla ilgili partinin teşkilatları, partide görev alanlar partisinin adayını desteklemek mecburiyetindedirler.” açıklamasında bulundu.
Kavuncu, şunları kaydetti:
“Çok enteresan şeyler oluyor. Yüksek Seçim Kuruluna listeler teslim edilene kadar ilçe başkanlığı yapan arkadaşlarımız 19 Şubat’ta istifa edip 3 ay önce alınmış kararı gerekçe gösteriyorlar ve bu arkadaşların hemen hemen çoğu da bir başka partinin listelerinden büyükşehir veya ilçe belediye meclis üyesi adayı olarak çıkıyor. Ben bunu söylediğimde bana bizden aday olan başka partide daha önce adaylık yapmış ama bize gelmiş olan arkadaşları örnek gösteriyorlar. Şimdi bir idrak problemi de var bu arkadaşların. Yani olayı idrak etme ve olan biteni anlama sıkıntıları var.”
Kavuncu’nun konuşmasının ardından seçim irtibat bürosunun açılışı yapıldı.
Bağcılar Sancaktepe Kapalı Halk Pazarı’nı da ziyaret eden Kavuncu, burada pazar esnafıyla sohbet ederek sorunlarını dinledi.
]]>
Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem hattı açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hattın 15 gün boyunca ücretsiz kullanılacağını duyurdu. Erdoğan’ın bugünkü 2. durağı ise AK Parti Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı oldu.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:
“Biz sadece AK Parti’ye 18 seçimini kazandırmak Cumhur ittifakını bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla tatlısıyla geride bırakan Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz. Genel Merkezimizle il, ilçe, belde, mahalle köy teşkilatlarımız da kadın ve gençlik kollarımız da meclis grubumuzda belediye kadrolarımızla davamıza gönül vermiş tüm kardeşlerimizle bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeli, bu kararlılıkla hedeflerimize yürümeliyiz. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz.
“DERTLERİ ELDE EDECEKLERİ RANTI KİRLİ İTTİFAK ORTAKLARIYLA BİRLİKYE YAĞMALAMAK”
Sanmayın ki belediye yönetimlerini şehirlere hizmet etmek insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı kirli ittifak ortakları ile birlikte yağmalamaktır. Üzülerek görüyoruz ki CHP’de bölücülerin ve yapay zekanın sözü, bu partiye yıllarca emek vermiş, gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor.
Hala eski Türkiye hevesinde olanların her seçim döneminde acaba dediklerini biliyoruz. Ama her seçimde hüsranla geri dönüyorlar.

“KİMSE BİZİM KARA KAŞIMIZA KARA GÖZÜMÜZE BAKIP OY VERMEZ”
Bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunmanın yeri asla yoktur. Hiç kimse bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Biz çok çalışarak her bir insanımıza ulaşarak, şehrimizin her karışını alın terimizle sulayarak gönüllere girerek sandıkta o oyu alacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızla bundan sonraki projelerimizle vatandaşlarımızı şehirlerimizi en iyi bizim yöneteceğimize ikna edeceğiz. Aksi takdirde kimse bizim kara kaşımıza kara gözümüze bakıp da oy vermez.
“MEYDANI BU SİYASET HARAMİLERİNE BIRAKMAYACAĞIZ”
Sizler teşkilatlarımızın seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezleri sorumluları olarak bu konuda birinci derece sorumluluk sahibisiniz. Çünkü kimi yerlerde karşımızda diğer pek çok nakısalarıyla, arızalarıyla beraber ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Hep birlikte gece gündüz çalışarak 31 Mart günü milli iradenin sandıkta en sağlıklı şekilde tezahürünü temin edeceğiz. Seçim gününe kadar da sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya başta olmak üzere modern iletişim yöntemleri elbette önemlidir. Ama yarım asra yaklaşan siyasi tecrübemizle biliyoruz ki sahada yoksanız sandıkta esamesi okunmaz.
“HİÇ KİMSENİN BİZİM ADIMIZA OY İSTEME HAKKI YOKTUR”
‘Ben seçimi kazanırsam, kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım’ diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiniz. Bunlar sirk cambazı. ‘Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim’ diyen sirk cambazlarına da aldanmayın. Geçmişte AK Parti’de bulunup da hangi sebeple olursa olsun başka partiye gidenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumdaki hiç kimsenin AK Parti veya bizim adımıza konuşma, oy isteme, hatta böyle bir imada bulunma hakkı yoktur. AK Parti şahısların değil, bir davanın bir ülkünün ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisidir. AK Parti milletimizin gönlündeki yerini güçlendirerek yoluna devam ettiği sürece her arkadaşımızın emeğine birikimine enerjisine gayretine zaten ihtiyacımız olacaktır.

“BU PARTİNİN GÖLGESİNDE KORSAN SİYASET YAPMAYA KALKANLARA EYVALLAH DEMEYİZ”
Her kim AK Parti çatısı altında bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Ama AK Parti’den ayrılıp da bu partinin gölgesinde korsan siyaset yapmaya kalkana da kimse kusura bakmasın eyvallah etmeyiz. Geçmişte görev alanların daha sonra aynı konumda, farklı konumda görev almalarının önünde hiçbir mani bulunmuyor. Hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığında teşkilatlarımızda geçmişte benzer görevi yapan arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek vardır.
Milliyetçi Hareket Parti’si Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin nesilden nesile bir efsane gibi anlatılacağına inandığımız Cumhur ittifakının kurulmasındaki ve yürütülmesindeki emeğini bilhassa ifade etmek istiyorum. Cumhur İttifakı’na destek veren diğer partilere ve genel başkanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bilindiği gibi 31 Mart’ta da büyük şehirlerde ve illerimizin bir kısmında Cumhur İttifakı olarak ortak adaylarla seçime gidiyoruz. Bizim adayımızın olduğu her yerde Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarını, Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarının adayının olduğu her yerde de AK Parti teşkilatlarının aynı azim heyecan kararlılık ve samimiyetle çalıştığında şüphe duymuyorum.
Seçime neredeyse bir ay kaldı. İnşallah bugünkü toplantımızdan sonra sahadaki çalışmalarımız yeni bir ivme kazanacaktır. 31 Mart akşamı coşkuyla kutlayacağımız seçim zaferimiz konusunda ben sizlere güveniyorum.”
]]>
Eskişehir’de 2020 yılından beri Yeniden Refah Partisi Tepebaşı İlçe Başkanlığı görevini yürüten ve parti genel başkanı tarafından Tepebaşı Belediye Başkan Adayı olarak tanıtılan Emrah Altun, kendisinden ve ekibinden habersiz bir şekilde Tacettin Sarıoğlu’nun aday gösterilmesi üzerine yaklaşık 250 kişiyle birlikte partiden istifa ederek bağımsız aday oldu.
İddiaya göre, Yeniden Refah Partisi Tepebaşı İlçe Başkanlığı, parti genel başkanı Dt. Fatih Erbakan’ın elini kaldırarak Tepebaşı Belediye Başkan Adayı olarak ilan ettiği Emrah Altun’un haberi olmadan aday değişikliği yaparak Tacettin Sarıoğlu’nun adaylığını açıkladı. Altun ve ekibi, verilen kararı yerel basın kanallarında yayınlanan bir haber ile öğrendiklerini belirtti. Başta habere inanmayan Altun, bilgiyi genel merkezden teyit ettirdikten sonra il ve ilçe yönetiminden yaklaşık 250 kişiyle birlikte istifa ederek bağımsız adaylığını duyurdu. Mensubu oldukları partinin önceki dönemlerde AK Parti’de bulunmuş isimlerle çalışmasının kendilerini üzdüğünü söyleyen Altun, mahcup bırakıldıklarını ifade ederek tepki yaşanan gelişmelere gösterdi.
“Aday bizdik ve böyle bir aday değişikliğinden haberimiz yoktu”
Başından geçen süreci anlatan bağımsız Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Emrah Altun, “24 Kasım 2024 tarihinde Ankara’da Yeniden Refah Partisi’nin genel merkezinde, genel başkanımız Dt. Fatih Erbakan tarafından aday tanıtım toplantısında belediye başkanı aday olarak tanıtıldım. Orada genel başkanımız elimizi de kaldırmak suretiyle bizim belediye başkan adayı olduğumuzu bütün Türkiye kamuoyuna ilan etti. Yeniden Refah Partisi’nin resmi sayfasında da ‘2024 Yeniden Refah Partisi büyükşehir, il, ilçe, belde, belediye başkan adaylarımız hayırlara vesile olsun’ diyor. İlk karede de biz varız. Biz burada aday olarak ilan edildik, 2 ay boyunca çalışmalarımızı sürdürdük ve sahalarda gezdik. Sürekli kendimizi belediye başkan adayı olarak tanıttık. Sokak sokak, kapı kapı gezdik. Televizyon programlarına çıktık. Sosyal medya hesaplarımızdan bir sürü çalışmalar yaptık. Yine bu şekilde sahada çalışma yaparken 30 Ocak 2024 tarihinde Eskişehir’in yerel basınına bir haber düştüğünü gördük. Bu haberin içeriğinde Tepebaşı belediye başkan adayının Tacettin Sarıoğlu olduğu yazıyordu. Tabii bu haber ilk düştüğünde biz inanmadık. Çünkü aday bizdik ve böyle bir aday değişikliğinden haberimiz yoktu. Ne bizim haberimiz vardı ne de Eskişehir’deki Yeniden Refah Partisi Teşkilatı mensubu diğer arkadaşların. Hiçbir arkadaşımıza öncesinde böyle bir haber verilmemişti” dedi.
“Şu anda yaklaşık 250 kişiyle birlikte istifamızı verdik”
İlk başta genel merkez tarafından böyle bir açıklama yapılmadığını ve bu nedenle haberlere inanmak istemediklerini dile getiren Altun, “Haber yerel basına düştükten yaklaşık 2-3 saat sonra genel merkezimiz tarafından da bu açıklama yapılınca doğru olduğunu görmüş olduk. Tabii biz ne yaptık? Eskişehir’deki bütün teşkilatımız bundan rahatsız oldu. Tepebaşı yönetimi olarak bütün arkadaşlarımızla beraber istifa ettik. İl yönetiminden de bize dahil olan arkadaşlarımız oldu. Şu anda yaklaşık 250 kişiyle birlikte Eskişehir’de Yeniden Refah Partisi’nden istifa ettik. Biz genel merkezimize ulaştık, neden böyle bir şey yapıldığını sorduk. Onlar da bize, ‘Biz olayı bu şekilde bilmiyorduk’ dediler. Benim rızamın, haberimin olduğunu biliyorlarmış. Biz bu olayın aslını anlattık, ‘yerden göğe kadar haklısınız’ denildi. Fakat sadece burada kaldı. Biz de bir yaptırım yapılmasını istedik. Tabii yaptırım yapılmadı. Seçimden sonraya bırakıldı, daha doğrusu bizi oyaladılar. Biz de bunu kabul etmedik” şeklinde konuştu.
“Bizi mahcup bıraktılar”
İstifa sonrasında bağımsız adaylıklarını açıkladıklarından bahseden Altun, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Türkiye genelinde böyle aday değişiklikleri oldu. Bizi en çok üzen de unutulmaya yüz tutulmuş, siyaseti bırakmış, aradan 15-20 yıl geçmiş eski AK Partilileri bizim yerimize tercih etmeleri oldu. Genel başkanımız Dt. Fatih Erbakan her çıktığı televizyon programında, ‘Bizim adaylarımızı geri çekmemiz veya değiştirmemiz mümkün değildir. Biz bu adaylarımızı kamuoyuna duyurduk, ellerini kaldırdık. Eğer bir aday çekmek gerekiyorsa AK Parti’nin çekmesi gerekiyor’ şeklinde söyledi. Bunu Eskişehir’de il başkanımız da katıldığı her basın toplantısında dile getirdi. Fakat geri çektiler, bizi mahcup bıraktılar.” – ESKİŞEHİR
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Toplam 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Genel Merkezinde seçim hazırlıklarına ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yavuz, 81 ilden gelen partililerle seçim hazırlıklarına yönelik detaylı bir toplantı yaptıklarını söyledi. Şubat 2024’te resmi sandık kurul üyelerini verdiklerini ifade eden Yavuz, “Bir asıl bir yedek. 420 bin kişi teslim ettik. Biz çünkü kusursuz bu işleri hissetmeye çalışan bir partiyiz. Biliyorsunuz aday tesliminde bütün belediyelerde, hem büyükşehir, hem ilçe, hem beldelerde tamamen kusursuz bir şekilde ve eksiksiz bir şekilde zaman diliminde ‘alındı’ belgelerini almak suretiyle yaptık. Ama bir kısım partiler saat 17.00’den sonraya kaldığı için seçime girme hakkını kaybetti. Bunun böyle olmasını istemezdik elbette ama yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ilinin Saruhanlı ilçesi zamanında veremediği için seçime giremeyecek. Mesela o Saadet Partisi’nden gireyim dedi ama bence oradan da giremeyecek. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun daha önce vermiş olduğu karar var. Diyor ki bir partiden aday olan bir kişi aynı seçim döneminde o seçim döneminde o ilgili partiyi, mesela Saadet Partisi istifa edip adayı ve öbür aday girmiş olsa bile bu olmaz diye YSK kararları var. Çünkü o bir başka partinin adayı olduğunu ilan etmiş geç de olsa, listeyi geç de olsa verip ilan ettiği için o seçim döneminde olamaz diye bir kararı var. Başka birçok il ve ilçe var, büyük şehirlerde giremeyen, yetişemeyenler var. İllerde var, ilçelerde var, beldelerde var. Biz o duruma düşmemek için çok titiz çalıştık gerçekten. Çok böyle biraz gerginleştik strese de girdiğimiz anlar oldu ama bizim teşkilat mensuplarımızın bu konudaki diri hali, çalışkan, zamanında iş üretme şekli ve bizimde buradaki koordinasyonumuzla çok şükür o halloldu” dedi.
Sadece müşahit olarak 420 bin ve bunların yanında okul sorumlularının ve kat sorumlularının olduğunu aktaran Yavuz, “Bu rakamları şunun için telaffuz ediyorum. Yani söylediğimiz rakamlar rastgele değil. Bir milyon kişi çok aktif rol alacak. İşte o bir milyon kişinin aktif rol almasının altını doldurma adına sadece seçim kurullarına verdiğimiz sayı 400 bin. Sadece müşahit olarak ilk etapta sandıkta görebileceğimiz kişi 420 bin ve bunların yanında okul sorumlusu, kat sorumlusu, çağrı merkezi sorumlusu vesaire dediğimizde ortalama bir milyon oluyor. Bir milyon da lojistik sağlayan var. Onun için 2 milyon toplam teşkilat mensubu arkadaşlarımız o gün çok aktif bir şekilde çalışacak” diye konuştu.
Seçim gününün çok önemli olduğunu söyleyen Yavuz, “Nereden anlıyoruz? 2 milyon kişinin aktif rol aldığı sadece bir partide bir organizasyondan bahsediyoruz. Şimdi 2 milyonu koordine edebilmeniz için o günkü bütün iş ve işlemleri kusursuz gerçekleştirebilmeniz için bir kere bu kitleyi belirlemeniz gerekir. Onları bilgilendirmeniz gerekiyor. Koordinasyon kurgularınızı, çalışmalarınızı oluşturmanız gerekiyor. Bunun için biz sandık rehberlerimizi hazırladık mesela. Müşahit kartlarımızı hazırladık. Kendilerine vereceğiz. Arkasında müşahidin sorumlulukları var sandık rehberimizi hazırladık. Bu süreçte 138 sayılı genelgeyi hazırladık. YSK hazırlıyor sandık başkanlarına veriyor ama biz onu da hazırladık” ifadelerini kullandı.
Sonuç Alım Sistemine girecek çizelgeleri hazırladıklarını açıklayan Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz o gün SAS’la birlikte bütün arkadaşlarımızı belirleyelim, eğitelim, koordine edelim ama bu işi bir sistem üzerinden yapalım. O sistemin adı da sonuç alım sistemi. Sonuç alım sistemine biz Türkiye’de ilk verileri giren partiyiz. Yani bir takım partiler bu anlamda meseleyi anlamadığı için gelişigüzel eleştirilerde bulunuyorlar. Mesela diyorlar ki ‘partinin seçim işleri başkanı açıklama yaptı. Dedi ki ben yedide sonuçları bildim, bana ulaştı. Demek ki YSK’dan veri alıyor.’ Bilmiyorlar ki YSK’ya veri gitmiyor zaten. YSK’ya veri yerinde gitmesi mümkün değil yani. Yavaş yavaş gitmeye başlar. Neden? Yüksek Seçim Kurulu daha doğrusu ilçe seçim kurulu giden bu veriyi YSK topluyor ve partilere vermek suretiyle yayıyor. Niye gitmez? Çünkü sandık sonuç tutanaklarına bağlayıncaya kadar orada saat geçer. Biz halbuki sandık sonuç tutağına bağlanmadan önce bu arkadaşlarımıza teslim etmiş olduğumuz çizelgeleri, daha okurken pusulaları not alıyor daha sandık sonuçlarına geçmeden ikinci okuma yapmadan bizim sisteme giriyor veya bildiriyor biz onun için çok erken biliyoruz. Bütün o yani hem bizim veriyi hem sandık kuruluş tutanağını hem seçim kurulunun partilerle uç paylaşmak suretiyle bize aktardığı o karşılaştırıyoruz. Nerede bir hata varsa o hatayı zamanında düzeltmeye çalışıyoruz. Dedi ki bizim o gün bütün şikayetlerimizi, bütün itirazlarımızı ilgili YSK kararlarını da makbul dilekçelere bağlamak suretiyle belirlediğimiz bir modülü var onun. İtiraz şikayet modülü. O gün öyle manuel bu işi çok hızlı gerçekleştirmeniz mümkün değil diye her şeyi anında o sistem üzerinden, itirazlar ve şikayetleri de yürütmeye çalışıyoruz. Hülasa biz bütün bu çalışmaları bu saatten sonra seçim gününü daha iyi planlayalım. Daha iyi işletelim diye yapıyoruz.”
Partilerin seçim sürecine çok özel hazırlandıklarını belirten Yavuz, “Biz de onu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Diliyoruz ki seçim günü, problemsiz, şaibesiz, şüphesiz hatasız, kusursuz bir gün işlesin. ve diliyoruz ki sandığa milli irade nasıl yansımışsa, bizim en büyük gayretimiz o. Biz sandığa, milli irade nasıl yansımışsa o şekilde sandıktan çıksın ve çıktığı haliyle de doğru düzgün birleştirme tutanaklarının yani ilçe seçim kurulundaki tutanaklara yansısın ve dolayısıyla il seçim kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine de aynı şekilde net bir şekilde yansımış olsun. Uğraşımız bunun içindir. Biz çok kurumsal bir partiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bir liderimiz var. AK Parti’nin teşkilatları gibi arkamızda bir teşkilat var. Onun için biz bu süreçleri hakikaten kurmuş olduğumuz bu sistemin de katkısıyla çok güzel işletiyoruz. Yine öyle olacak inşallah ve 1 Nisan’da, hatta 1 Nisan olmadan, belki seçimden sadece saatler sonra o güzel sonucu biz de almış olacağız. Yer yer de ihtiyatlı bir şekilde çünkü biz aldığımız her sonucu da basın mensuplarıyla paylaşamıyoruz. Çünkü diyoruz ki olur ya biz de hata etmiş olabiliriz. Manipüle olmasın, yanıltılmasın. Başka bir kısım partiler böyle düşünmese de biz bunu düşünüyoruz. Biz aldığımız veriyi genel hatlarıyla aktarmaya çalışırken bir yandan da ilçe seçim kurullarının verisini alalım ve ondan sonra daha sağlıklı ve daha net bilgileri, daha somut bir şekilde basın mensubu arkadaşlarımızla bütün Türkiye’ye aktarmış olalım diye de bir gayretimiz oluyor. Diliyorum ki güzel bir seçim olur. Diliyorum ki ben de AK Parti’nin seçim işleri başkanı olarak diliyorum ki o bir kısım belediyeler, AK Parti belediyeciliğinden biraz uzak kaldı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere. Bu seçimde inşallah Ankara ve İstanbul başta olmak üzere diğer tüm belediyelerde yine gerçek belediyeciliğin en güzel örneklerini ortaya koyacak bir sonucun sandıktan çıkması da nasip olur diye temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun ittifaklarına ilişkin sorusuna Yavuz, şöyle cevap verdi:
“Biliyorsunuz çok titiz bir şekilde yürüttük ve masada konuşulanları da paylaşmadık. Sadece paylaşılanları doğrultma adına veya paylaşılan bilgiler varsa ve eksikse onları tamamlama adına ara ara söz aldık ve söyledik. Diyorsunuz ki biz rahat olalım. İşte kayıt dışı konuşalım. Karşılıklı hangimizin ne düşüncesi varsa masaya koysun ve burada tartışalım sonuçta da neye karar vereceksek öyle karar verelim dediğimiz için o masada olup biteni biz bugüne kadar hakikaten anlatmadık. Dediğim gibi sadece eksik ve aksayan ve birtakım açıklamaların eksik olduğunu düşündüğümüz anlarda tamamlamak üzere yaptığımız açıklamaların dışında. Biz birçok partiyle müzakere ettik ama Milliyetçi Hareket Partisi’yle biliyorsunuz tam bir mutabakat halinde. Yani nerede birlikte olacaksak ona karar verdik. Nerede rekabet edeceksek ona birlikte karar verdik. Büyük şehirlerin tamamında ittifakla gidiyoruz. Diğer şehirlerin bir kısmında ittifakla giriyoruz. Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olarak oturduk, tartışıp niye birlikte olabiliyoruz? Niye olamıyoruz? Onları da gözden geçirdiğimiz güzel bir çalışma oldu.” – ANKARA
]]>
İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Karakeçili, “Hatırlatmak gerekir ki 2020 kurultayında itibaren ‘başka bir milliyetçilik mümkün’ diyebilen bir parti ortaya çıkmıştı…Gelinen noktada ise ‘Bu kurşunlar mı bize dur diyecek’, ‘Uğur Mumcular, Gaffar Okkanlar, Sinan Ateşler durdu mu’ diye konuşan Akşener’den ‘Eskiden siyasi cinayetler mertçe işlenirdi’ diyebilen bir zihin dünyasına geçilmesidir. Birkaç ay öncesine kadar Cumhurbaşkanı olması niyetiyle masa devrilen İmamoğlu için ‘Gözü başka mevkilerde olanlar bu şehri yönetemez’ denilmesidir. Ankara’da ise ‘hür ve müstakil’ iddiasının, tüm siyasi yaşamını CHP’de geçirmiş bir adayla neticelenmesidir. Eğer İYİ Parti üzerine oynanan bir oyun ve yapılan bir operasyon varsa burada aranmalıdır” dedi.
İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, bugün partisinden istifa ettiğini duyurdu. Karakeçili, X hesabında “Her veda zordur çünkü zor zamanlarda, doğru amaçlarla, güzel duygularla, cesur insanlarla iyi günler geçirdim. Her şey için minnettarım tüm İYİ Parti ailesine teşekkür ediyorum” notuyla açıklama yaptı. Karakeçili’nin açıklaması özetle şöyle:
“GENEL BAŞKANLAR İSE KOORDİNASYONU, UZLAŞMAYI, DENGEYİ VE DÜZENİ SAĞLAYAN ORKESTRA ŞEFLERİDİR”
“Siyaset bir ekip çalışmasıdır. Amacı çatışmaları ve çıkarları uzlaştırmak olan bir sanattır. Bu uzlaşı da merkezde ve makulde buluşmaktır. Merkezi ve makulü inşa etmektir. Haliyle, siyasal partiler de siyaset sanatını icra etmek üzere, ortak fikirlere ve ideallere sahip ancak farklı yetenekleri olan insanları bir araya getiren orkestralara benzerler. Genel başkanlar ise koordinasyonu, uzlaşmayı, dengeyi ve düzeni sağlayan orkestra şefleridir.
“BU HAZİN DURUMU ÜZÜNTÜYLE İZLEYEN PARTİMİZİN MİLYONLARCA SEÇMENİ İSE DAVUL VE TOKMAĞIN ARASINDA SIKIŞIP KALMIŞTIR”
Ancak Genel Başkan Sn. Meral Akşener, oldukça bilgili bir siyasetçi, fazlasıyla tecrübeli bir orkestra şefi olmasına rağmen, en iyi bildiğini zannettiğimiz enstrümanlara ısrarla yanlış parçalar icra ettirmekte, en iyi bildiğini var saydığımız notalara da sürekli yanlış basmaktadır. Gelinen noktada partinin iradesi, tokmağın birinin, davulunsa başkasının elinde olduğu, siyasal bir gürültü kaynağına dönüşmüştür. Bu hazin durumu üzüntüyle izleyen partimizin milyonlarca seçmeni ise davul ve tokmağın arasında sıkışıp kalmıştır.
“BİRKAÇ AY ÖNCESİNE KADAR CUMHURBAŞKANI OLMASI NİYETİYLE MASA DEVRİLEN İMAMOĞLU İÇİN, ‘GÖZÜ BAŞKA MEVKİLERDE OLANLAR BU ŞEHRİ YÖNETEMEZ’ DENİLMESİDİR”
Hatırlatmak gerekir ki 2020 kurultayında itibaren ‘başka bir milliyetçilik mümkün’ diyebilen bir parti ortaya çıkmıştı. ‘Hür ve müstakil’ bahanesinden önce ‘hürriyet’ diyebilen bir siyaset kurulabilmişti….Gelinen noktada ise, ‘Bu kurşunlar mı bize dur diyecek’, ‘Uğur Mumcular, Gaffar Okkanlar, Sinan Ateşler durdu mu?’ diye konuşan Akşener’den ‘eskiden siyasi cinayetler mertçe işlenirdi’ diyebilen bir zihin dünyasına geçilmesidir. Birkaç ay öncesine kadar Cumhurbaşkanı olması niyetiyle masa devrilen İmamoğlu için, ‘gözü başka mevkilerde olanlar bu şehri yönetemez’ denilmesidir. Ankara’da ise ‘hür ve müstakil’ iddiasının, tüm siyasi yaşamını CHP’de geçirmiş bir adayla neticelenmesidir. Eğer İYİ Parti üzerine oynanan bir oyun ve yapılan bir operasyon varsa burada aranmalıdır.
Dolayısıyla operasyon denen şey, kökleri dışarıda aranmasına gerek olmayacak kadar içeridedir, bünyededir ve alenidir. Ancak yetkili hiç kimse hastalığı kabul etmemekte, bu konudaki uyarılarıysa düşmanlık ve ihanet olarak addetmektedir. Teşhisin ve haliyle tedavinin yapılma imkanının kalmaması ise mevcut koşullarda iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığın sonucunun beklendiği umutsuz bir kabullenişi göstermektedir. Buraya kadar anlattığım ve paylaştığım hazin durum, İYİ Parti’de görev yapmama artık izin vermemektedir….Partideki yerel yönetimler başkan yardımcılığı görevimden istifa ediyorum ve parti üyeliğinden ayrılıyorum.”
İYİ Parti kaynakları ise Karakeçili’nin istifasına ilişkin sessiz kalmayı tercih ettiklerini bildirdi.
]]>
MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. Burada mağdurlar adına konuşan Hasan Kurt, “Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler ‘burada senede iki defa zam’ yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum” dedi.
Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. ‘Çözüm yoksa oy yok’, ‘mağdurlar burada sorumlular nerede’, ‘mağdurlar uyuma hakkına sahip çık’ sloganları atarak yürüyen TOKİ mağdurlarına CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, DSP Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Garip Yıldırım, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Belediye Başkan Adayı Kasım Karakaş da destek verdi.
“SİYASİLER BİZİ GÖRMEZDEN GELDİ”
Mağdurlardan Neslihan Aras, şunları söyledi:
“Biz isimlerimizin ardına eklenen TOKİ mağdurları sıfatı ile aylardır derdimizi anlatmaya, haklarımızı savunmaya çalıştık. Gayet insani bir hak olan barınma hakkımızı kaybetmemek için çözümler aradık çünkü biliyoruz ki şartlar değişmediği sürece, elimizden alınan haklar bize geri verilmediği sürece yüzlercemiz bu evleri alamayacak ve 5 yıldır hayalini kurduğu evlerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Tam da bu sebepten Eskişehir’de elimizden geldiğince her kapıyı çaldık, herkesten çözüm için adımlar bekledik ama gördük ki bu şehrin mevcut yöneticileri, yönetimine aday olan bazı isim bizi yok saydı. Bizde bundan sonra Eskişehir’de mücadele yürütmenin ya da çözüm aramanın anlamı kalmadığını düşünüyoruz. Biz en başından beri sadece bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz, hibe istemiyoruz diye anlattık. Biz böyle anlattıkça ‘beni seçin işinizi çözeyim’ sözlerine maruz kaldık, hakkımız olanı almak için oy vermek zorundaymışız gibi. ‘Sesinizi çıkarmayın elinizdekileri de kaybedersiniz’ tehditlerine maruz kaldık, sanki suç işliyor ya da hakkımız olmayan bir şeyi istiyormuşuz gibi. ‘Almazsanız almayın, evleri sırada alacak binlerce bekleyen var’ diye azarlandık, sanki ceplerinden bize ev hibe ediyorlarmış gibi. Dolayısıyla bizim artık burada söyleyecek sözlerimiz tükendi. Bu saatten sonra dernek olarak, tüm iller ve mağdurlarla birlikte çözümü Ankara’da aramaya, bu işin asıl muhatapları ile çözüm aramaya karar verdik. Bundan sonra sesimizi tüm mağdurlar olarak tek bir yerden daha güçlü olarak duyuracağız. Eskişehir’de bizi görmeyen, duymayan, düşmanmışız gibi tavır takınan, tehditlerle sindirmeye çalışan siyasilere son sözümüz şudur ki; artık bizim size verecek oyumuz yok. Çözüm yoksa oy yok dedik, gördük ki ne çözmeye ne gönlümüzü almaya ne de oyumuzu almaya niyetiniz yok.”
“CUMHURBAŞKANINA BİR MEKTUBU DAHİ ULAŞTIRAMADIK BİZ”
Mağdurlardan Hasan Kurt ise şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın sözüne güvenerek devlet sözüdür, baba sözüdür dedik, her şeyine güvendik fakat güvendiğimiz dağlara karlar yağdı. Bize 15 Temmuz’da sokağa çıkın dediler, çıktık. Bize TOKİ’ye yazılın dediler. Bizden alt gelir grubuna ait belge istediler. Onu da belgeledik. Onun için biz hak ettik fakat bize verilen sözlerin hiçbiri tutulmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı, buraya aday tanıtımına geldiğinde kendisine ulaşmak isteyen bayanların cebindeki ojelerine, rujlarına kadar el konuldu. Bunlar çok ayıp. Ey sayın cumhurbaşkanı; sana bir mektubu dahi sana ulaştıramadık biz. Sağır sultan dahi sesimizi duydu. Biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler burada senede iki defa zam yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum.”
“ÇÖZÜM İÇİN TALEPLERİMİZİ AK PARTİ VE MHP REDDETTİLER”
Yürüyüşe destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şu ifadeleri kullandı:
“TOKİ Çevre şehircilik Bakanlığı’na aittir. TOKİ’nin size bu sözmüş veren olan bakanı şu an İstanbul’da adaydır. İstanbul’a 650 bin konut sözü vermektedir. O zaman önce verilen sözleri tutmalarını istememiz gerekmektedir. Şu anda bu konu bence birçok mağduriyet gibi çözülebilecek konudur. Biz çok açık bir şekilde AK Parti’de siyaset yapan kişilere şunu söyledik; kanunu siz getirin, biz destekleyelim. Getirmiyorsanız biz verelim, siz destekleyin. Sizler gittiniz, partilerle konuştunuz. Aynısını ilettiniz. Onun üzerine hangi parti yanınızda olsaydınız ben particilik anlamında söylemiyorum, biz araştırması önergesini sunduk. O önergeye CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Dem Parti destek verdi. AK Parti ve MHP hayır böyle bir sorun görmüyoruz dediler reddettiler. Bu konunun, sorunun nereden kaynaklandığını hepiniz iyi biliyorsunuz. Çözümü kolay. Zor değil. Meclis’te onlarca torba kanun geçti. Bu torba kanunlara müteahhitlerin lehine çok madde kondu ama TOKİ mağdurlarının talebini bir daha hatırlatmakta fayda var. Size 5 yıl önce verilen söz şuydu; yüzde 0.49 sabit faizle, 240 ay vadeyle ve yüzde 1 KDV ile sizler evinizi alacaktınız. Peşinatlarınız belliydi ama şu anda 180 ay vade var, sabit faiz yok, memur maaş artışına endeksli, KDV de yüzde 10 bugün ama yarın öbür gün ne olacağı belli değil. Oyunun kuralını değiştiren bu iktidardır. O yüzden sözlerini tutmalarını bekliyoruz. Kanun teklifini bir torbaya koyalım. Bu hafta Meclis’in son haftası. Hak, hukuk, adalet deniyorsa adalet paketinin içinde olması gereken madde TOKİ mağdurlarının mağduriyetini giderecek maddedir. Bu konunun baş sorumlusu AK Parti’nin size bu sözleri veren yetkilileridir. Çözme imkanı Meclis’te vardır. Çok zor bir şey değil.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz İsmail Ok’u istediler diye çekildik. Ahmet ağladı, hepimiz ağladık, çekildik. İYİ Parti, İsmail Ok için destek istedi, bütün desteğimizi verdik. Ama o desteği aldı. Sonra hepimizi bıraktı, AK Parti’ye gitti. Bunun bir hesabının görülmesi lazım. Bu hesabı Ahmet Akın’dan başkası göremez. İsmail Ok’un milli irade hırsızlığına karşı Balıkesir, bir cevap verecek. Yanlarına mı bırakacak? Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, AK Parti’nin yanına mı kalsın? Bizi çektirtip yerine İYİ Parti’den aday, o aday da kazanmak için değil resmen kaybetmek için çalıştı. Ahmet Akın’ın aldığı, Millet İttifakı’nın elindeki belediyeyi aldı Cumhur İttifakı’na verdi. E yanlarına mı kalsın? Balıkesir, bunu yanlarına bırakmaz. AK Parti’nin yanına bırakmaz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’de CHP İl Başkanlığını ziyaret etti. Daha sonra otobüsten vatandaşları selamlayarak şehir turu yapan Özel, Kurtdereli Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısına katıldı.
Özel, CHP Balıkesir İl Başkanlığı ziyaretinde şunları söyledi:
“10 NUMARA BİR BAŞKAN ADAYIMIZ VAR”
“Balıkesir iyi, dürüst yönetilmek istenen bir kentti, olmadı. Hakkını almak isteyen bir kentti, olmadı. Balıkesir’in plakası gibi 10 numara bir başkan adayımız var. Balıkesir’deki tüm siyasi partiden insanların kıymet ve değer verdiği Ahmet Akın. Ahmet Akın için biz hep şöyle söylüyoruz. ‘Ahmet Akın, herkese yakın.’ Bütün Balıkesir’e yakın. Hangi görüşte olurlarsa olsunlar herkese yakın. İnşallah önümüzdeki dönemlerde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde Ahmet başkanımızın kahvesini içmeye geleceğiz.”
Özel, bir gazetecinin ” Meral Akşener’e bir çağrıda bulunmuştunuz. Onunla ilgili geri dönüş oldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“İSMAİL OK’UN MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞINA KARŞI BALIKESİR BİR CEVAP VERECEK”
“Şu an için yok. Balıkesir’deki adaydan ve sözcüden bir şeyler duyduk. Ama biz Meral Hanım’ın Balıkesir’e, Balıkesirliye, Ahmet Akın’a verilmiş bir sözü var. Ona benim gözümün önünde şöyle demişti. ‘Hiçbirine bir borcum yok ama sana bir borcum var. Onu ödeyeceğim’ dedi Ahmet’e. Biz Meral Hanım’ın canı sağ olsun, şartlar onu gerektiriyorsa, burada gerekli adımı atamıyorsa bile geçmişte çok samimi ifadelerini biliyoruz. Bunu İYİ Partililer, Balıkesir de biliyor. O gün biz nasıl bir fedakarlık yaptık, herkes biliyor. Biz İsmail Ok’u istediler diye çekildik. Ahmet ağladı, hepimiz ağladık, çekildik. İYİ Parti, İsmail Ok için destek istedi, bütün desteğimizi verdik. Ama o desteği aldı. Sonra hepimizi bıraktı, AK Parti’ye gitti. Bunun bir hesabının görülmesi lazım. Bu hesabı Ahmet Akın’dan başkası göremez. İsmail Ok’un milli irade hırsızlığına karşı Balıkesir bir cevap verecek. Yanlarına mı bırakacak? Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, AK Parti’nin yanına mı kalsın? Bizi çektirtip yerine İYİ Parti’den aday, o aday da kazanmak için değil resmen kaybetmek için çalıştı. Ahmet Akın’ın aldığı, Millet İttifakı’nın elindeki belediyeyi aldı Cumhur İttifakı’na verdi. E yanlarına mı kalsın? Balıkesir, bunu yanlarına bırakmaz. AK Parti’nin yanına bırakmaz. İYİ Parti’nin seçmeni iyi insanlara, Balıkesir’in bütün seçmenlerine hatta hak geçmesin isteyen, normal şartlarda AK Parti seçmeni de olsa bir haksızlık olduğunu gören bütün seçmenlere inanıyorum, güveniyorum. Söyleyecek sözümüz budur. Adalet, bir gün yerini bulur. Bizce o gün de bugündür.”
Özel, seçim otobüsünün üzerinde şöyle konuştu:
“HAK YERİNİ BULACAK. AHMET AKIN, BELEDİYE BAŞKANI OLACAK”
“Bir seçimin kazanılıp kazanılmayacağı bilboard sayılarından, bir partinin astığı pankartlardan belli olmaz. Bir seçimin kazanıldığı kendi ayağıyla, kendi kendine gelen seçmenle olur. Biz Balıkesir’e önem veriyoruz. Aslında Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı almıştı. Doğru mu? Sonra ne oldu? Bir rica oldu. Dediler ki ‘Siz adayı çekin. Balıkesir bizden olsun.’ Vallahi ben ikilettim, Ahmet ikiletmedi. Ağlaya ağlaya, elimizle Balıkesir’i birine verdik. Hak yerini bulacak. Ahmet Akın, belediye başkanı olacak.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Belediye Başkanları Aday Tanıtım Toplantısı’nda, “Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, kabusu bitiriyordu. Dürüst, çalışkan, insan ve parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Vallahi biz ikilettik, Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı, ağlaya ağlaya ama ‘madem ittifaktır’ dedi ve çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı, aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Eğer Ahmet Akın gelirse hem vallahi hem billahi Balıkesir’de kavga olmaz, huzur gelir. Ahmet Akın’a oy verince Balıkesir kendine gelir” dedi. İliç’te yaşanan maden faciasına da değinen Özel, “İliç’te facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, ÇED raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benimle’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı, evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini İstanbul’un felaketi yapmasınlar, İstanbul’un felaketine engel olsunlar” diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Kurtdereli Spor Salonu’ndaki tanıtım toplantısında konuşan Özel, şunları söyledi:
“Elbette ‘Memleketin neresi’ dendiğinde Manisalıyım ancak Trabzon’da, Gaziantep, Erzurum, Trakya’da pek çok partilimiz şöyle söylüyor, ‘Kızım sizde’ diyor ya da ‘Damadım hemşehrin’ diyor. Nereliler diyorum, kimi Balıkesirli, kimi Edremitli diyor. Kimse Türkiye’de Balıkesir ile Manisa’yı birbirinden ayrı görmüyor. Ben de CHP’nin Genel Başkanı olarak Balıkesir’i memleketim görüyorum.
“ADAYLAŞTIRAMADIKLARIMIZA DA KEFİLİZ”
Bizim belediye başkanlarımız bir başka şeyle meşgul olmak yerine işine motive olan, kentine motive olan, kenti geliştirmeye, işini iyi yapmaya motive olmuş kişilerdir. Ben burada aday gösterdiğimiz her arkadaşımızın, geçmişte partimizde bu görevi yapmış herkesin işini gücünü bırakıp kentine yoğunlaştığını, kendi gelirini, varlığını, çevresini, partisini zenginleştirmeyi, kendi etrafını zenginleştirmeyi değil kenti güzelleştirmeyi tercih eden namuslu, çalışkan arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyor ve onlara alkış istiyorum. Bizde birileri gibi yolsuzluklar, birtakım örgütlere bağlı olduğu için zorla istifa ettirmeler yok. Göreve getirdiğimiz arkadaşlara, görev verdiğimiz, aday yaptığımız arkadaşlara ne kadar güveniyor ve kefilsek aday adayı olup adaylaştıramadıklarımıza bu görevi yapıp adaylaştıramadıklarımıza da kefiliz. CHP’nin Genel Başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyuyorum. Görevdeyken iyi olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler, oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3, 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide, 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var, onları yürekten alkışlıyoruz.
“İSTANBUL’DA BÜYÜK BİR ZAFER ELDE ETTİK”
Ben yerel seçimleri çok önemsiyorum. Hem öğretici seçimler hem hepimizin tarihlerinde unutamayacağı şeyleri yaşadığımız anılar biriktiriyoruz. 2019 seçimlerini 11 büyükşehirde kazanırken bunlardan bir tanesi İstanbul’du. İstanbul’daki başarımızı hazmedemediler, YSK’ya gittiler, olur olmaz belgeler sundular, yalanlar attılar. 31 Mart seçimlerini iptal ettirdiler. 23 Haziran’a kadar gece gündüz çalıştık. O bütün çalışmanın sonunda büyük bir zafer elde ettik. Çok memnunuz. Büyük mutluluklar elde ettik, hepsi zihnimizin en müstesna köşesinde. Ama ben o seçimde bir şey öğrendim, bir ders aldım ve onu hiçbir zaman unutamam. Fatih’teki arkadaşların yanına vardım, esnaf gezmeye başladık beraber. Şimdi gitsem bulacağım bir sokağın hemen başındaki bir dükkan, bakkal ile market arası. Kapının içinde böyle ak sakallı bir hacı amca var. Girince ben tam kendimi tanıtacağım. Bana güldü, ‘Gel bakalım Özgür Bey’ dedi. Böyle muzipçe gülünce anladım ki bizden değil. ‘Ne yapmaya geldin’ dedi, dedim ki ‘Ekrem Başkana oy istemeye geldim’. ‘Yok öyle hiç konuşma’ dedi. Biraz canım sıkıldı, sustum. ‘Sen beni dinleyeceksin’ dedi. ‘Buyur hacı amca’ dedim, ‘Gel bak’ dedi. Böyle üstüne vurdu elektronik terazinin, ‘Burada yenisi var ama bak bununla bir eşit kefeli terazi var. Bu hacı bu dükkanda 40 yıl nohut, fasulye, pirinç, bulgur tarttı. Böyle kefeleri yamuk yumuk olmuş koca bir terazi geldi arkadan. Bu dedi dengeye gelir böyle. Hacı amcan tutar, pirinçse pirinç, nohutsa nohut ucundan bir atar ki öbür taraf bassın. Müşterinin tarafına atar.’ Niye dedim. Dedi ki ‘Ben hak geçmesin isterim, ben belki 40 senede o tarafa 2 kamyon nohut atmışımdır. 2 kamyon bulgur, fasulye atmışımdır ama hak geçirmemişimdir. Bak bu hacı amcan 25 senedir Tayyip Bey’e oy veriyor, o kime ver dediyse ona veriyorum. Bu sefer de Binali’ye verdim. Gelecek sefer de Tayyip Bey kimi derse ona vereceğim’ dedi. ‘Tamam mı’ dedi. ‘Tamam canın sağ olsun’ dedim. ‘Dur anlamadın’ dedi. ‘Ama bu sefer Ekrem’e vereceğim’ dedi. ‘Niye’ dedim. ‘Bu sefer hak geçti evladım’ dedi. ‘Bu hacı amcan hiç hak geçirmedi, bu sefer de geçirmez. Bu sefer oyu hak geçti diye Ekrem’e vereceğim’ dedi. Bunu Balıkesir’de niye anlattım biliyor musunuz? Bu milletin feraseti o bakkal hacı amcanın feraseti Balıkesir’in tamamında var.
“GÖZLERİ YAŞLIYDI, AĞLAYA AĞLAYA AMA ‘MADEM İTTİFAKTIR’ DEDİ VE ÇEKİLDİ”
Bütün Balıkesir’e şunu hatırlatmak isterim. Geçen sefer başka olabilir, gelecek sefer başka olabilir. Ama adalet yerini bulacaksa ben Ahmet Akın’ı Balıkesirlilerin vicdanına emanet ediyorum. Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa vallahi, billahi Balıkesir kurtuluyor. Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ı Balıkesir adayı yaptık, vallahi övünmek gibi olmasın, ‘Ahmet Akın, herkese yakın’ sloganını kullanıyor ama sloganın sahibi benim. Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, kabusu bitiriyordu. Dürüst, çalışkan, insan ve parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Vallahi biz ikilettik, Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı, ağlaya ağlaya ama madem ittifaktır dedi ve çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı, aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Balıkesir geçen sefer karar vermiş, diyor ki ‘Büyükşehri AK Parti’den alacağım, Ahmet Akın’a vereceğim. Yani milletin hizmetine vereceğim.’ Adayı çekin, çekelim. Şu arkadaşa verin, verelim. Seçimi kaybetti, ne yapalım? O süreçte şu söz kulağımın içindedir. Hem vallahi hem billahi. ‘Kimseye borcum yok ama Ahmet sana borcum var’ dediler. Şimdi siyasettir, eyvallah. Bugünün şartları bunu gerektiriyordur. Eyvallah. Şimdi o verilen söz tutulamıyordur, şahsen. Eyvallah. Balıkesir’deki iyi insanların, sosyal demokratların yanında milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların, Balıkesir’i seven herkesin vicdanına sesleniyorum. Bu adaletsizliği siz gidereceksiniz. Bunu sizden bekliyoruz. Balıkesir’e bu yakışır. Eğer Ahmet Akın gelirse hem vallahi hem billahi Balıkesir’de kavga olmaz, huzur gelir. Balıkesir’e adalet gelir, refah gelir, sevgi gelir, güven gelir. Ahmet Akın’a oy verince Balıkesir kendine gelir. Ona güveniyor ve onu destekliyoruz.
“SANDIKTAN BU İKTİDARA KIRMIZI IŞIĞI YAKACAĞIZ”
Zor bir yıl geçirdik, büyük ekonomik krizler var. Kur korumalı mevduat diye bir rezaletle yoksulun cebinden paraları alıp bir avuç zengine veren bir sistem oldu. Bunun yükü ağır. Seçimden sonra doların yaşadığı seyri gördünüz. Mazotu, benzini gördünüz. Ne diyorlar, acı reçete geliyor, bundan sonra kemer sıkacağız, sıkı para politikası yapacağız. Seçmen 1 Nisan’da eğer bir cevap vermezse önümüzdeki süreçte çok tehlikeli, 4 yıl bir daha sandığı bulamayacağı, sesini duyuramayacağı bir süreç başlayacak. Bu sürecin başlamaması için seçmenin elinde bir imkan var. 1 Nisan günü gelecek zammı, krizi, pahalılığı, enflasyonu mutlaka durdurabilirsiniz. Eğer 31 Mart’ta sandığa gidilip de her şeye rağmen Cumhur İttifakı’na, AKP’ye oy verilirse denecek olan şu, ne yaparsak yapalım veriyorlar. 10 bin lira emekliye para veriyoruz, evi olmayanın kirasına yetmiyor. Yine veriyorlar. Çocuğunun boğazına yetmiyor, veriyorlar. Yakacağına, giyeceğine yetmiyor, veriyorlar. 17 bin lira gibi bir asgari ücret, açlık sınırında bu parayı veriyoruz, 5 kişilik aileye. Yine oy veriyorlar derlerse işte o zaman 1 Nisan’dan sonra acı reçete herkesin gırtlağında, her çocuğun kursağında, her yoksulun damağında. Eğer acı reçeteye engel olacaksak 2 Nisan’a değil 31 Mart günü sandık başına gideceğiz ve sandıkta bu iktidara sarı kartı göstereceğiz. Kırmızı ışığı yakacağız. Dur artık, yeter diyeceğiz. Hep zengini düşündün, söz artık milletindir, diyeceğiz. Başka çaresi yok.”
“SABAHIN 4’ÜNDE KUYRUĞA GEÇMİŞ İNSANLAR…”
“Ben dün Et ve Süt Kurumu’nun önündeki 600 metrelik kuyruğu gördüm, gırtlağım düğümlendi. 600 metre kuyruk var, kuyruğun sonunda 1 kilo kıyma, piyasanın yarı fiyatına. Sabahın 4’ünde, 5’inde kalkmış, kuyruğa geçmiş insanlar. Oysa biraz önce söylenen sosyal projeleri yapan ve örnek aldığımız CHP’li belediyeler bundan sonra bir belediye bir şeyi iyi yapıyorsa, o proje bütün belediyelerle paylaştırılıyor. Ahmet Akın iktidara geldiğinde, Balıkesir’de mazbatayı aldığında, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı unvanını aldığında, Yılmaz Büyükerşen’in Genel Koordinatörü olduğu CHP’li belediyelerin eşgüdüm birimi tarafından Ahmet Akın’a başarılı projeler verilecek. Bu projelerinde yapmak istediklerine bütün destek verilecek. Ayrıca hem yapmış olduğu kart projesi ile nasıl Mansur Başkan Ankara’da yoksullara ayda 1 kilo et veriyorsa, doğalgaz yardımı dedi, 500 liralık doğalgazı hesabına yüklüyorsa, emeklilere yardım yapacağız dedi, nasıl Mansur Başkan her emekliye bin lira kartına yüklüyorsa, bu projeleri ortaklaştırarak hem Ahmet Akın’ın sözlerini hızla tutmasını sağlayacağız, hem de Balıkesir’deki yoksulun, ihtiyaç sahibinin, emekçinin ve emeklinin yüzünü güldüreceğiz. Bunu hemen yapacağız.
“İSRAİL’İN GÖRÜLMEZ EN BÜYÜK MÜTTEFİKİ TAYYİP ERDOĞAN’DIR”
Dün Madrid’deydim. Sosyalist Enternasyonal toplantısına gittik. 140 ülkenin temsilcisi var. Dünyadaki sol, sosyal demokrat, sosyalist partiler. Dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız. Orada imkanı bulunca, bunların 30’dan fazlası ülkelerinde iktidar. Örneğin İspanya’nın Başbakanı Pedro Sánchez, Sosyalist Enternasyonel’in başkanı. Dünyada çok etkili liderler orada olunca onlara Hamas’ın yaptığı saldırılardan sonra İsrail devletinin giriştiği zalimce saldırıları, 30 bin kişinin hayatını kaybettiğini, Filistin’de çocuk ve kadınların katledildiğini, solculara, sosyal demokratlara zulme karşı susmanın, çocuk ölümlerine karşı sessiz kalmanın yakışmayacağını, bu konuya hep beraber müdahale etmemiz gerektiğini, nisan ayında benim Filistin’e gideceğimi, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğundan hareketle, önemli çağrılarda bulundum. İkili temaslarda bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin akan kanı durdurması, Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış söylemine uygun olarak barış için mücadele etmemiz gerektiğini söyledim. Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine ‘Filistin’deki mezalimi durduralım’ derken, Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydanda bir tane pankart açılmış, pankartta diyor ki ‘İsrail ile utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler. O pankartı açanlar geçmişten beri milli görüşçüyüz, diyenler. O pankartı Türk polisine toplatan, işte üzerindeki milli görüş ceketini, gömleğini çıkardım diyen, BOP’un eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken, o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.
“9 ARKADAŞIMIZ TOPRAK ALTINDA BIRAKILDI”
Balıkesir bizim komşu kentimiz. Soma’da 301 madenci hayatını kaybettiğinde 31’i Savaştepe’dendi. Soma maden faciasını anlatırken hep şunu söylerim, Soma sadece Manisa’nın değil hem İzmir’in Kınık ve Bergama üzerinden, hem Balıkesir’in Savaştepe üzerinden, hatta Bartın, Zonguldak, Kastamonu’nun faciasıdır. Çünkü bu memleketlerden madenciler orada hayatlarını kaybettiler. İliç’te 9 evladımız toprak altında kaldı, maalesef artık orada bırakıldı. Bunun tek sebebi vardı, birileri paraları istiflesin diye çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler. Soma’daki tehlikeye dikkat çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar. Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak dendiği gibi bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var, bir gün hepimizi önüne katacak diyenleri dinlemeyip paranın peşinde koşanlar, İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, ÇED raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benimle’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı, evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini İstanbul’un felaketi yapmasınlar, İstanbul’un felaketine engel olsunlar.
“SAYIŞTAY BALIKESİR’DEKİ YOLSUZLUKLARI GÖRMEZDEN GELEMEDİ”
“Ahmet Akın, parti ayırmadan Balıkesir’in yüzünü güldürecek. Ama bir de Balıkesir’in yüzünü öne eğdirenler, Balıkesir’in anasını ağlatanlar, Balıkesir’in soyup soğana çevirenler var. Şu anki belediye başkanı Yücel Yılmaz. Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kevgire dönmüş’. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş’. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler’ demiş. Suç duyurusunda bulunmuş, ‘Dava açılsın’ demiş ama soruşturma iznini İçişleri Bakanı vermemiş. Danıştay’ a başvurulmuş, Danıştay kimin elinde, malum şahsın elinde ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi soruşturmaya gerek yoktur kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış. Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar, başaramıyor, hemen alıp atıyorlar. Birkaç müfettişi cezalandırıyorlar ya da göstermelik cezalar veriyorlar. Bu pislikle vallahi ne yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi ‘dur’ diyebilir, o bir kişi Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşerilerimize bırakıyoruz. 31 Mart’ta Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir’i kazandığında, Balıkesir’deki belediye sayılarımızı artırıp, keşke mümkün olsa hepsinde iktidara geldiğimizde, bizim yapacağımız bir şey var. Ahmet Akın belediyeye gidecek ya belediyenin kapısına gelecek ya, hep birlikte içeri gireceğiz ya, girmeden duracak, cebinden mal varlığını çıkaracak, Balıkesir Belediyesi’nin girişindeki cama Ahmet Akın mal varlığını asacak. Ahmet Akın ve 31 Mart’ta belediyeyi kazanan bütün belediye başkanlarımız mal varlıklarını belediyenin girişine asacaklar. Söz mü Ahmet? Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda mal varlığını belediyenin girişine asacak mısın, söz mü? Bizden de sana söz. Biz de seni belediye başkanı yapacağız.
“BALIKESLİRLİ İTTİFAKI YAPMIŞ”
Balıkesir’de seçim kazanılsın diye biz Ankara’da bir ittifak yapamadık ama Balıkesirliler Balıkesir İttifakı yapmış. Bir de Türkiye’de bir ittifak var, o ittifakı anlatacağım ama onu anlatmam için bizim ittifaka diyorduk ki bir tarafta Cumhur İttifakı var, içinde iki parti var, biri AK Parti, biri MHP. Her geçen gün birbirine benzeyen partiler. Yanlarına ‘Kadınlar sahiplendirilmelidir’ diyen, domuz bağcıları. Bir dönemin, Türkiye’nin travmasını almışlar. Kendilerine yakışır, hayırlı olsun. Onlar oraya yakışır. Bir Cumhur İttifakı var. Rengi koyu gri. Yağmur yağmadan önce şehrin üstünü yağmur bulutları kaplar ya, kurşuni gri. Cumhur İttifakı’nın rengi kurşuni gri. Oysa bizim Türkiye İttifakı var. Bunun içinde CHP var ama her siyasi partiden insan var. Bizim ittifakın adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakı’nın içinde kimler var biliyor musunuz? Milli takım gol attığında kim seviniyorsa, ittifakımızda onlar var. Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya, İstiklal Marşı okunurken onlar ağladı, biz ağladık ya. Filenin Sultanları ağlarken kimin gırtlağı düğümleniyorsa Türkiye İttifakı’nda onlar var. Türkiye İttifakında bu ülkeyi sevenler var. Türkiye işgal tehlikesi olduğunda, işgal donanması gelince ona kırmızı halı serenleri de işgal donanması gelince Kartal istimbotunun üstüne çıkıp, yanındaki yaverine ‘Üzülme çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyor. Eğer bir gün Türkiye’de yeniden bir beka sorunu olursa o gün Tayyip Bey çağırdı diye havaalanına gidip kot pantolon üzerine göstermelik perdelik kumaştan kefen çekenler değil bu salonda Çanakkale, Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları çıkar karşılarına. Kimse CHP’lilere, Türkiye İttifakı’nın bileşenlerine milliyetçilik dersi vermeye kalkmasın. CHP Türkiye’dir, Türkiye sevdalılarının, ay yıldızı al bayrağı kendine bayrak bilenlerin, onun uğruna ölenlerin partisidir. Ben diyordum ki ‘Bu Cumhur İttifakının koyu gri bir rengi var ama bizim bayrağımızın renkleri Türkiye İttifakının renkleridir. Buna bir bayrak yapalım’ derken, Şeref Çiçek geldi ve yolumu kesti. İl başkalığının önünde. Bana dedi ki ‘Aha sana Türkiye İttifakı. Ahmet ile beraber Türkiye İttifakının bayrağını şöyle bir tutalım.’ İşte size Türkiye İttifakı, işte Türkiye İttifakının bayrağı. Türkiye İttifakının renkleri. İki renk. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye İttifakının bayrağını bir gösterelim. Türkiye İttifakını Balıkesirlilere emanet ediyorum, Ahmet Akın’ı Balıkesirlilere emanet ediyorum. Balıkesirlileri Allah’a emanet ediyorum. Kalkın ve bu seçimi alın. Biz size güveniyoruz, inanıyoruz. Biz Balıkesir’in vicdanı, insafı, feraseti ve iyi niyetine inanıyoruz. Ahmet Akın sizin evladınız, onu size emanet ediyorum.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3 tane 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok.” dedi.
Özel, Balıkesir’de Kurtdereli Spor Salonu’nda partisinin aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, görev verdikleri, aday yaptıkları herkese ne kadar güveniyorlarsa, aday adayı olup da adaylaştıramadıklarına da kefil olduklarını söyledi.
CHP’nin genel başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Özel şunları kaydetti:
“Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3 tane 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide. 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp, adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var.”
28 Haziran 2023’te CHP’nin yüzde 52’den fazla oyunun olduğunu hatırlatan Özel, “Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa, vallahi Balıkesir kurtuluyor, billahi Balıkesir kurtuluyor.” dedi.
Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ın Millet İttifakı olarak aday gösterildiğini hatırlatan Özel, “Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, bu kabusu bitiriyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı. Ağlaya ağlaya, ama madem ittifaktır dedi, çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı? Aldı şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var.” ifadelerini kullandı.
“Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun”
Geçen hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de Sosyalist Enternasyonal’in toplantısına katıldığını hatırlatan Özel, “Dünyadaki sol sosyal demokrat sosyalist partiler, dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız.” dedi.
Özgür Özel, bu toplantıda, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı da olan İspanya’nın Başbakanı Petros Sanchez’in de aralarında bulunduğu siyasi liderlere, İsrail Devleti’nin giriştiği zalimce saldırılara karşı susmanın solculara, sosyal demokratlara yakışmayacağı, bu konuya hep beraber müdahale edilmesi gerektiği çağrısında bulunduğunu, ayrıca nisanda Filistin’e gideceğini, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğunu aktardığını söyledi.
Madrid’deki ikili temaslarda da bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin mutlaka akan kanı durdurması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” söylemine uygun olarak barış için mücadele edilmesi gerektiğini söylediğini anlatan Özel, şöyle devam etti:
“Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine Filistin’deki mezalimi durduralım derken ve beyefendi Recep Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydandan bir tane pankart açılmış. Pankartta diyor ki ‘İsrail’le utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler, o pankartı açanlar geçmişten beri Milli Görüşçüyüz diyenler, o pankartı Türk polisine toplatan ‘Üzerimdeki Milli Görüş ceketimi, gömleğimi çıkardım’ diyen Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Recep Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.”
“Vatandaşlarımızdan talebimizdir, İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar”
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasına değinen Özel, “Çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler, Soma’daki tehlikeye dikkati çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar, ‘Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak.’ dendiği gibi ‘Bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var. Bir gün hepimizi önüne katacak.’ diyenleri dinlemeyip, paranın peşinde koşanlar İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, Çevresel Etki Değerlendirme raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benle.’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar. İstanbul’un felaketine engel olsunlar.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel, AK Parti iktidarının 23 yıldır Sayıştay denetimini işlevsizleştirmeye çalıştığını iddia ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Etkin rapor yazanları uzaklaştırıyor. Rapor kapsamlarını daraltıyor. Kitapçıkların eklerini meclisten saklıyor ki yaptıkları ortaya çıkmasın. Sayıştay’ın başına kendine yakınları atıyor. Sayıştay’daki daireleri onlarla baskılıyor. Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kentine dönmüş.’ demiş. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş.’ demiş. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler.’ demiş. ve suç duyurusunda bulunmuş. ‘Dava açılsın.’ demiş ama soruşturmaya izni dönemin İçişleri Bakanı vermemiş. Peki böyle durumda ne oluyor? Böyle durumda normalde bir şey olmaz. Danıştay’a başvurulmuş. Danıştay kimin elinde? Malum şahsın elinde. Ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi ‘Soruşturmaya gerek yoktur.’ kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış.
Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Şunun için söylüyorum, bu pislikle, bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar başaramıyor hemen alıp atıyorlar. Bir kaç müfettişi cezalandırıyorlar. ya da göstermelik cezalar veriyorlar. Bu pislikle vallahi ne Yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi dur diyebilir. O bir kişi, Balıkesir’in, Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşehrilerimize bırakıyoruz.”
Kurdukları Türkiye İttifakı’nı anlatan Özel, “Bu ittifakın içinde kimler var derseniz, milli takım gol attığında kim seviniyorsa, bizim ittifakımızda onlar var.” dedi.
CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Akın da programda bir konuşma yaptı, projelerini anlattı.
Konuşmaların ardından CHP’nin Balıkesir’deki ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımı gerçekleştirildi. Özel, adaylarla fotoğraf çektirdi.
Adaylar
Altıeylül’de Hakan Şehirli, Ayvalık’ta Mesut Ergin, Balya’da Orhan Gaga, Bandırma’da Dursun Mirza, Bigadiç’te Zafer Göksel, Burhaniye’de Ali Kemal Deveciler, Edremit’te Mehmet Ertaş, Erdek’te Burhan Karışık, Gömeç’te Melih Bağcı, Gönen’de İbrahim Palaz, Havran’da Levent Gökalp, Karesi’de Mesut Akbıyık, Kepsut’ta Oğuz Aslan, Manyas’ta Ahmet Duru, Marmara’da Aydın Dinçer, Şavaştepe’de Ali Koyuncu, Sındırgı’da Serkan Sak, Susurluk’ta Hakan Yıldırım Semizel aday gösterildi.
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar.” dedi.
Erdoğan, partisince İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.
Alandakileri “Sordum, sual ettim elden, obadan. Nicedir bilirim halin Adana. Bu güzellik sana Kadir Mevla’dan, şekerden tatlıdır dilin Adana.” diyerek selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğin ve bereketin şehri, gadasını aldığım Adana’da sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
Karacaoğlan’ın “Ak göğsün üstünde çakır dikeni, bitmeyince gönül yardan ayrılmaz” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu ten canda durdukça bizim de gönlümüz Adana’dan ayrılmaz. ‘Adanalıyık, Allah’ın adamıyık.’ şiarıyla, hasbiliğin, harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adana, bugün bir başka güzel. Fedakarlığı ve vefakarlığı baş tacı bilen, ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. ‘Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.’ diyerek gök kubbeyi milli sesimizle çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan aşıkların şehrine de böylesi yakışır.”
Konuşmasının bu bölümünde alandakilerin “Doğum gününüz kutlu olsun” sözleri üzerine Erdoğan, “Sağ olun. Bir yaş daha büyüdük.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkülerine kadar yansıyan, dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana, inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim: Bana bir resmi rakamı alın, bakalım meydanda durum ne? ve rakamı aldım. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Bu vesileyle geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde şahsımıza ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı, Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak. Biz, bunu arzu ettiğimiz seviyeye taşımak istiyoruz. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz.
Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandık patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti ‘tıpış tıpış’ sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum.”
“Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?”
Alandakilere, “Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana, kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Allah’ınıza kurban sizin.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, şunları dile getirdi:
“İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum, bunların yasak savma kabilinden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Aynı şekilde şehirlerimizin, oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldunuz mu? Göremezsiniz, duyamazsınız. olamazsınız çünkü yok. ya bunlar hal çadırını, hastane diye benim Adanalı kardeşlerime yutturmaya çalıştılar. Bunlar bu denli yalancı. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin, Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz, ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. ‘Gerçek belediyecilik’ diyoruz. ‘Hazırız’ diyoruz. ‘Kararlıyız’ diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Kirli ittifaklarla, hani çay demlersiniz ya, demleniyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar.”
“Biliyorsunuz mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı. Hatırlıyorsunuz.” diyen Erdoğan, “Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? ‘Kazandık, kazanıyoruz.’ Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele, ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş. Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş. CHP yönetimi, sadece bu ülkenin muhalefet enerjisini özellikle sömürüp işe yaramaz hale getirmekle bile, millet ve tarih nezdinde sigaya çekilmeyi hak ediyor. Şimdi buradan, Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız? Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Adana ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
(Sürecek)
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin belediye başkan adaylarının tanıtım töreni için geldiği Balıkesir’de, 31 Mart seçimlerinden sonra belediye başkanlarının mal varlıklarını makam odalarının girişindeki cama asacaklarını söyledi. Ahmet Akın’ın bir önceki seçimde adaylıktan çekilmesi konusuna atıf yaparak konuşan Özel, “Ahmet Akın’ı Balıkesir’in vicdanına emanet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’de partililer ve belediye başkan adayları ile bir araya geldi. Kurtdereli Spor Salonu’nda düzenlenen törene katılan Özel, “Göreve getirdiğimiz arkadaşlara, ne kadar güveniyorsak, ne kadar kefilsek aday adayı olup da adaylaştıramadıklarımıza hepimiz kefiliz. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyuyorum. Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi üç beş kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide. Üçü, beşi öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp adayı arayıp ‘hadi çalışmaya gitmiyor muyuz? diyen aday adayımız; ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız; kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim” dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu milletin feraseti. O bakkal hacı amcanın feraseti Balıkesir’in tamamında var. Bu sefer bütün Balıkesir’e şunu hatırlatmak isterim. Geçen sefer olabilir, gelecek sefer başka olabilir. Ama adalet yerini bulacaksa ben Ahmet Akın’ı Balıkesirlilerin vicdanına emanet ediyorum. Vallahi Balıkesir kurtuluyordu, billahi Balıkesir kurtuluyordu geçen seçim. Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ı Balıkesir adayı yaptık. Vallahi övünmek gibi olmasın ‘Ahmet Akın herkese yakın’ sloganını herkes kullanıyor ama sloganının sahibi benim. İşte yüzü burada. ‘Ahmet Akın herkese yakın’ dedim. Alıyor muydu? Alıyordu. Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu. Bu kabusu bitiriyordu. Dürüst, çalışkan, insan ayırmayan, parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘adayınızı geri çekin’, ‘burayı biz istiyoruz’ . Ahmet dedi ki, ‘genel merkezimiz karar verdiyse olur’. Gözleri yaşlıydı. Ağlaya ağlaya ama madem ittifaktır dedi, çekildi. Burayı öyle istediler İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülü aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Balıkesir geçen sefer karar vermiş, diyor ki ‘büyükşehiri AK Parti’den alacağım, Ahmet Akın’a vereceğim, yani milletin hizmetine vereceğim’. ‘Adayı çekin, çekelim. Şu arkadaşa verin, verelim’. Seçimi kaybetti. Ne yapalım, o süreçte. Şu söz kulağımın içindedir. ‘Hem vallahi hem billahi, kimseye borcum yok ama Ahmet sana borcum var’ dediler. Şimdi şimdi. Siyasettir eyvallah. Bugünün şartları bunu gerektiriyordur. Eyvallah. Şimdi o verilen söz tutulamıyordur. Şahsen eyvallah. Parti olarak, eyvallah. Ama. Balıkesir’deki iyi insanların, sosyal demokratların yanında milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların, Balıkesir’i seven herkesin vicdanına sesleniyorum. Bu adaletsizliği siz gidereceksiniz. Bunu sizden bekliyoruz. Balıkesir’e bu yakışır.”
Özel, “Malvarlıkları kapıya asılacak”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in yüzünü öne eğdirenler olduğunu iddia ederek hesap sormayı 31 Mart’ta Balıkesirlilere bıraktıklarını söyledi. Özel, “Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarını birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Şunun için söylüyorum. Yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar başaramıyor, hemen alıp atıyorlar. Birkaç müfettişi cezalandırıyorlar. Vallahi ne yargı, ne Sayıştay, ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi dur diyebilir. O bir kişi Balıkesir’in, Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşehrilerimize bırakıyoruz. 31 Mart’ta Ahmet Akın Balıkesir Büyükşehir’i kazandığında Balıkesir’deki belediye sayılarımızı arttıracak. Bizim yapacağımız bir şey var. Ahmet Akın belediyeye gidecek ya, belediyenin kapısına gelecek ya, hep birlikte içeri gireceğiz ya, girmeden duracak. Cebinden cebinden mal varlığını çıkaracak. Balıkesir Belediyesi’nin girişindeki cama Ahmet Akın mal varlığını asacak. 31 Mart’ta belediyeyi kazanan bütün belediye başkanlarımız mal varlıklarını belediyenin girişine asacaklar” dedi.
Akın: “Balıkesir Yıkılmayacak”
CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, Balıkesir’de yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu ifade ederek, dünyayı gören, bilime inanan bir vizyonu Balıkesir’e taşımak istediklerini söyledi. Engelsiz Taksi hizmetinden, alzheimer hastaları için konuk evine kadar projelerinden bahseden Akın, “Cumhurbaşkanlığı verilerine göre ekonomik gelişmişlikte 15. sıradan 20. sıraya düştük. Mevcut yöneticiler bizi 10 sıra geriye getirdi. Biz, 10 numaralı kenti 10 numara ileri taşıyacağız. Balıkesir Planlama Ajansını hemen kuruyoruz ve 2050 yılına kadar olan planımızı ortaya koyuyoruz. Ayrıca ‘Dijital İkiz’ projemiz hemen hayata geçecek. Balıkesir’de trafik ve bina projeleri ile afetlere dirençli bir anlayış işe yönetilecek. En önemli gündemimiz dirençli Balıkesir. Aktif 20 fayımız var. Balıkesir’in yaşayacağı depremde riskleri ortadan kaldırmamız lazım. Maalesef, deprem toplanma alanları başka niyetlerle kullanılıyor. 1 Nisan’da çalışmaya başlayacağız ve Balıkesir yıkılmayacak” diye konuştu.ş
Ahmet Akın, yeni evlenenlere 30 bin lira, Gaziler Günü’nde gazilere 5 bin lira, 0-4 yaş arası çocuğu olup ihtiyaç sahibi olanlara her ay bin lira, engellilere yılbaşında 5 bin lira destek verileceğini söyledi. Akın, “En büyük vaadim; adaletli bir belediye başkanınız olacağım” dedi.
Programın sonunda Balıkesir’in ilçe belediye başkan adayları platforma çağrılarak adaylar tek tek tanıtıldı. – BALIKESİR
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “6’lı ve 7’li masayı oluşturan bütün genel başkanların önce çıkıp yerel seçimler için oy istemekten önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle açıklamayla ortaya koyması gerekir. Milletin aklına güvenmek demokrasinin gereğidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yarın bir dizi açılış ve miting için Adana’ya gelecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin il binasına gelerek hazırlıklar hakkında bilgi aldı. Daha sonra gazetecilere konuşan Çelik, herkesi yarın 12.00’da İstasyon Meydanı’nda düzenlenecek mitinge davet etti.
Türkiye’de yapılan seçimleri, ‘Türkiye’nin en büyük gücü ve zenginliği’ olarak niteleyen Çelik, “Seçime 1 ay kalacak evreye girmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin en büyük gücü ve zenginliği iktidar ve yerel yönetimlerin seçimler yoluyla belirlenebilmesidir. Etrafımızda ülkelere baktığımızda sandığın ne kadar uzakta olduğunu görmek mümkün. Bununla birlikte Türkiye’nin ne kadar sağlıklı seçimler yapabilen, sandık yoluyla iktidarı, yerel yönetimleri ve bütün yöneticileri seçebilecek bir kapasiteye, tarihe sahip olmasının cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlanması bakımından ülkemizin en büyük zenginliği olduğunu ifade etmek isteriz” diye konuştu.
“Milletimiz sandıkta cevabını verdi”
28 Şubat süreci hakkında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “28 Şubat’a az bir süre kaldı. O zaman buna postmodern darbe demişlerdi. Yönetimi bir tür kuşatmayla yönetimi ele geçirmek üzere ortaya koyduğu bir teşebbüstü. Hem silahlı kuvvetler hem de yargı içerisinde ki bir takım vesayet odaklarının ülkemize çektirdiği sıkıntılar ülkemize bedeller ödetmiştir. Yapılan tartışmalara bakarsanız bunların aslında ülkemizin geleceğine yön vermek isteyen dış güçlerle bağlantılı olduğu net bir şekilde görülmüştür. O zaman ki ifadelerde seçilmiş hükumeti devirmek üzere ortaya koyulan aktivizm hem silahlı kuvvetler hem de yargı içerisinde ki vesayet odaklarında yerine getiriliyordu ama bunların dış bağlantılı olduğu açıktı. Milletimiz bütün bu süreçlere ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesine bağlı kalarak sandıkta tecelli ederek devam etti. Bütün bu süreçlere cevabını sandıkta verdi” ifadelerini kullandı.
“Türkiye büyümekte ve güçlenmektedir”
Türkiye’de seçimlere müdahale edilmediği için her geçen gün ülkenin büyüdüğünü aktaran Çelik, “Demokratik mekanizmalar ne zaman iyi çalışmışsa, Türkiye’nin zenginleşmesi, refahı ve güvenliği garanti altında olmuştur. Sandığın iyi işlemesi sayesinde Türkiye’de seçimlere içeriden ve dışarıdan müdahalelerin engellenmesi sayesinde sandık iradesi tam olarak ortaya çıktığı için Türkiye büyümekte ve güçlenmektedir” dedi.
“Muhalefet siyasetin kalitesini düşürüyor”
Muhalefetteki gelişmeler nedeniyle siyasetin kalitesinin düştüğünü kaydeden Ömer Çelik, “Muhalefetteki gelişmelere baktığımızda siyasetin kalitesini tehdit eden ve demokrasiye zarar veren yaklaşımların her geçen gün başka bir safhada üretildiği görüyoruz. Genel seçimler sürecinde 6’lı ve 7’li masa vardı. Biz o zaman bu 6’lı ve 7’li masanın ülkenin başına büyük sıkıntılar getireceğini ifade etmiştik. Ülkemiz bu çağrılara olumlu cevap verdi ve cumhurbaşkanımızı yeniden seçerek 6’lı ve 7’li masanın Türkiye’ye bir bedel ödetmek şeklinde sonucu olacak çerçevesini siyasi gündemin dışına çıkardı” şeklinde konuştu.
“Yapay zeka formülü siyasi akıldan uzaktır”
6’lı masayı oluşturan siyasi partilerin genel başkanlarının milletten özür dilemesi gerektiğini ifade eden Ömer Çelik, daha sonra şunları söyledi:
“6’lı ve 7’li masayı oluşturan bütün genel başkanların önce çıkıp yerel seçimler için oy istemekten önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle açıklamayla ortaya koyması gerekir. Milletin aklına güvenmek demokrasinin gereğidir. Milletin aklına en yüksek değer olarak bakmak siyasette ve demokraside temel ilke olmalıdır. O gün 6’lı ve 7’li masa çerçevesinde çıkanların her biri diğerine saldırıyor. Aynı zaman da her birinin partisindeki bir grup hizipler diğerine saldırıyor. Bunların millete güçlü bir özür borcu vardır. Buradan çıkmak için buldukları formülün yapay zeka olması da siyasi akla ve zekaya teveccüh konusunda ne kadar uzak bir yerde durduklarını göstermektedir.” – ADANA
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Karşımızdaki ittifakın bugünkü durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz. “Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart mahalli idareler seçimleri öncesinde miting programlarını sürdürüyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün ki durağı Sakarya oldu. Erdoğan, partisinin düzenlediği mitinge katılmak üzere Sakarya Demokrasi Meydanı’na geldi. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra; AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Erkan Kandemir, Hasan Basri Yalçın, Fatih Yalçın, AK Parti Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yusuf Alemdar, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya milletvekilleri, il protokolü ve binlerce vatandaş katıldı.
“Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz”
60 bin kişinin bulunduğunu ifade ettiği meydanda, vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözlerime bu gece idrak edeceğimiz mübarek Berat Gecemizi tebrik ederek başlıyorum. Geçen sene Mayıs ayında tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yaşadık, 14-28 Mayıs seçimleri Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma mücadelesinde daima örnek gösterilecektir. Sadece katılım oranları ile değil sonuçları ile de Mayıs seçimleri bir dönüm noktasıdır. Millet olarak bugün geriye doğru baktığımızda nasıl bir badire atlattığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe Türk Cumhuriyeti’nin verilmiş sadakamız varmış diyoruz. Sakarya’mız iradesine sahip çıkarak yüzde 65 oy oranı ile bize destek oldu. Sakaryalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sakarya inşallah 31 Mart’ta çok daha güçlü şekilde yanımızda yer alacaktır. Resmi rakam, şuanda meydanda 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile bu muhabbeti ancak gönül gözü ile bakanlar görür. Bu muhabbeti dizelere dökecek olursak herhalde şu şekilde akardı; hem haktan yanasın, yiğitsin, mertsin, kimseye eğilmez başın Sakarya. Yeryüzüne bindirilmiş cennetsin, dünyada bulunmaz eşin Sakarya. Sırtımı dayadığım dağsın sen Sakarya. Kafkasların, Balkanların, Anadolu’muzun her köşesisin kokusunu taşıyan Sakarya’ya sizler ile hasret gidermeye geldik” dedi.
“Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor”
Erdoğan, “Sakarya geleceğimize güvenle bakmamızın teminatıdır. Milli mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermeyen bu şehir Türkiye 100 yılının yükselen yıldızıdır. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında sizler yanımızda oldunuz. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yoluna ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Sakarya ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına hiç gelmedi. Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanı adaylarını çiğneyip geçtiler. Diğer isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” diye konuştu.
“21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik”
Ülkeyi, Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimde dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler, bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a kendi derdi ile dertlenen herkese sahip çıkmıştır. Bizde 21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik. Şimdi de ülkemizi Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimlerde dünyanın en üst ligine çıkarmak istiyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyat ile çıktı. Sakarya’dan öyle bir ses verin ki; Marmara’dan, Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın. Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya 31 Mart’ta Türkiye 100 yılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız, gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya ile birlikte Türkiye haritasını cumhur ittifakının renklerine boyamaya var mıyız? Sakarya, Türkiye’nin kalbi, Türkiye’de bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir, aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti, nice krallar en son nefesini bu topraklarda verdi” şeklinde konuştu.
“Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok”
Erdoğan, “Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten bu yana bu topraklar için mücadele ediyor can veriyoruz. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın diye can verdik, veriyoruz. Son 40 yıldır birlik ve beraberlik, kardeşliğimize kast eden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Askeri, polisi, kamu görevlisi, korusu, kadını, yaşlısı, gençlerimizi bizden kopardı. Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamd olsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı hainlere, teröristlere teslim etmedik. Bunları Cudi’de, Tendirek’te, Gabar’da gömdük mü? Artık içeride terör örgütleri kalmadı, hepsi de terk etti. Güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler, gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlar ile bu senaryoyu yırtıp attık. İHA’larımızla, SİHA’laramızla teröristleri o mağaralarında yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık; KAAN’ımızı çıkardık. KAAN ile beraber gökyüzü ile buluştuk. Yaptık ve yine yapacağız. Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz, arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan son terörist etkisiz hale getirilene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın, Türkiye ve Türk milleti olarak bu topraklarda huzur içerisinde yaşamak istiyorsak, yapacağımız iş bellidir; güçlü bir ordu ve savunma sanayine, havada, karada ve denizde sahip olacağız. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabiliyetlerimizdir. Diğer türlü bize bu coğrafya da nefes bile aldırmazlar. Bu gerçeği, yakın çevremizdeki örnekleri ile acı bir şekilde görüyoruz. Suriye’de bir milyon insan vahşice öldürüldü, 12 milyona yakın insan göçe zorlandı zulmü durdurmak için kimse adım atmadı. Gazze’de, 30 bin masum Filistinli şehit edildi, 70 binden fazla sivil yaralandı. İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba gösterilmedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapılmıyor. Batılı güçler, işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Allah korusun yarın bizim başımıza da bir felaket gelse, karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır” dedi.
“Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık”
Erdoğan, “Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında müttefik dediğimiz ülkeler, topraklarımızdan hava savunma sistemlerini söküp götürdüler, terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları, araç gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu, biz tabancamızı yapmaya başladık. Onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. KAAN Savaş Uçağına, Anadolu Gemisine, Akıncı’ya fırtına obüslerine, Altay tankına; çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Şimdi onlar bizden istiyor, dünyada 5. Nesil savaş uçağı yapabilen dört ülke arasına girmemizin gururunu yaşamayanlar dönüp kalplerinde ülke ve millet sevgisini sorgulasınlar. Bu savunma sanayi projelerini hayata geçirmemiş olsaydık, Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum. Son 21 yılda savunma sektörlerine yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenlik hem de ihracatımız ile almaya başladık. Kendimiz ile beraber dost ve kardeş ülkelerimizin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke haline geldik. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık” diye konuştu. – SAKARYA
]]>
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Kapı kapı dolaşalım, evlere gidelim. Kardeşlerimizle buluşalım. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun onlarla diyalog kuralım. Onlarla hemhal olalım, anlatalım, paylaşalım ki Türkiye daha hızlı bir biçimde yoluna devam etsin ve Türkiye devam etsin, büyüsün ki etrafımızdaki kardeşlerimize de daha fazla yardım edelim.” dedi.
Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla partisinin Balıkesir’de Kuvayi Milliye Meydanı’nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, alana baktığında 21 yıldır dünyaya örnek olacak reformların hareketinin sahiplerini gördüğünü söyledi.
Sandıktan her zaman istikrar çıkaran bu kadroların Türkiye’yi ileriye taşıdığını belirten Ala, dünya ülkelerinin Türkiye’nin savunma sanayisinde aldığı mesafeyi gıpta ile seyrettiğini dile getirdi.
Ala, geçen mayısta yapılan seçimle Cumhur İttifakı’nın iş başına geçtiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızı yeniden iş başına getirdik ve yoluna devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinde, birçok bölgesinde ortaya çıkan problemleri çözmeye gayret ediyor, çözerken de sizden aldığı güçle yüksek bir tonla söylenmesi gereken hakikatleri söylüyor mu? Birleşmiş Milletler’de, başka uluslararası kuruluşlarda Türkiye’nin çıkarlarını, Türk milletine, bize layık olacak biçimde savunuyor mu? Peki bölgemizde kendisine sorulmadan bir denklem kurulabiliyor mu? Hayır kurulamıyor. Bu gücü nereden alıyor? Sizden alıyor sizden.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi hedeflerine taşımak için çalıştıklarını anlatan Ala, “Türkiye’nin hedefleri ne? Türkiye’nin hedefi dünyanın en müreffeh, en gelişmiş, en kalkınmış, en güçlü 10 ülkesi arasına girmektir. Biz bunu başaracağız, sizlerle. Şimdi biz yerel seçimlere gidiyoruz. AK Parti deyince zaten bir belediyecilik markası akla gelir. AK Parti demek belediyecilikte ‘marka’ demektir, başarı demektir. Biz başarının devamı için uğraşıyoruz.” diye konuştu.
“Altı üstüne geldi mi şimdi?”
Efkan Ala, AK Parti’nin yaptıklarına muhalefetin hayalinin yetişmediğini belirterek, şöyle devam etti:
“Biz Türkiye’nin içerisinde birlik, düzenlik, doğru dürüst bir yönetim, istikbal peşindeyiz ama bir masa kurdular, altılı masa. Altı üstüne geldi mi şimdi? Seçimden sonra kendi aralarında birbirlerine düştüler, darmadağın oldular. Cumhur İttikafı nasıl? Dimdik, yola devam. Birbirleriyle problem yaşadılar, araları bozuldu. Sonra ne oldu? Sonra da her parti kendi içerisinde birbirine düştü ve birbirlerini hançerlemeye başladılar. Bunlarla Türkiye’nin alabileceği bir yol olabilir mi? Olamaz. Türkiye etrafı problemlerle çevrili bir ülke. Komşularımıza Allah rızası için bir bakalım, Suriye darmadağın, Irak darmadağın, çoluk çocuk perişan, gençler perişan, insanlar perişan. Irak’ın her tarafından petrol çıkıyor ama bilin ki bütün gençler işsiz ve perperişan orada yaşayan kardeşlerimiz. Niye? İşte bir istikrardır, demokrasi yok, bir lider yok, bir kadro yok.”
Yaptıkları hizmetlerin anlatmakla bitmeyeceğini vurgulayan Ala, şunları kaydetti:
“Kapı kapı dolaşalım, evlere gidelim. Kardeşlerimizle buluşalım. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun onlarla diyalog kuralım. Onlarla hemhal olalım, anlatalım, paylaşalım ki Türkiye daha hızlı bir biçimde yoluna devam etsin ve Türkiye devam etsin, büyüsün ki etrafımızdaki kardeşlerimize de daha fazla yardım edelim. Türkiye’nin en büyük kaynağı işte burada. Biz yerin üstündeki bu insanımızın değerleriyle yolumuza devam ediyoruz. Bunu sağlayamayan ülkeler yerin altında ne olursa olsun onu kıymetlendiremiyorlar, değerlendiremiyorlar ama biz insanımızı şu anlayışla gördüğümüz için ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ dediğimiz için Gabar’daki petrolü de çıkarıyoruz, Karadeniz’deki doğal gazı da çıkarıyoruz. Bunların altında altındaki imzanın arkasında siz varsınız. Tebrik ediyorum.”
Ala, sandıktan istikrarla çıkan ülkelerin gelişip kalkındığını belirterek, “Yeni bir seçime gidiyoruz. Belediye başkanları seçeceğiz yerel yönetimlere, işbaşına getireceğiz. Burada da öyle bir şey yapalım ki bu Balıkesir meydanını hıncahınç doldurduğunuz gibi sandıktan öyle güçlü bir ses çıkaralım ki sadece bu bölgeden değil, 7 bölgeden duyulsun. Yetmez, bütün etrafımızdaki ülkelerden duyulsun. Şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı ile birleştirelim ve yolumuza, hedefimize devam edelim. Çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Bodrum Belediyesi Bodrumspor Başkanı Rıza Karakaya, CHP’nin Bodrum Belediyesi Meclis Üyesi listesine tepki göstererek, Cumhur İttifakı’ndan Meclis Üyesi adayı oldu.
Bodrum Belediyesi Bodrumspor Başkanı Rıza Karakaya, dünden bu yana sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla CHP’nin Bodrum Belediyesi Meclis Üyesi aday listesine tepkisini dile getiriyordu. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Süleyman Nadir Ataman’ın kontenjanda ilk sırayı almasını sert sözlerle eleştiren Karakaya, tepki olarak MHP kontenjanından Cumhur İttifakı listesine ilk sıradan girdi.
Bodrum Adliyesi önünde basın mensuplarına açıklama yapan Bodrum Belediyesi Bodrumspor Başkanı Rıza Karakaya, birinci sıra adayı Mustafa Paşalı’nın yerine girdiğini söyledi. 13 yıldır Bodrumspor’da başkanlık yaptığını dile getiren Karakaya, şöyle konuştu:
“Bodrumspor siyaset üstü bir kurum. Bizim ismimiz de öyleydi ama gelinen noktada Tamer Mandalinci başkanımız çok genç, pırıl pırıl. Bende heyecan uyandırmıştı. Kendisinin başarılı olacağına inanıyordum, yine de olabilir. Fakat bakıldığında Ankara’dan dayatma, meclise ithal adaylar yazılıyor. İyidir, kötüdür, o kişilerle ilgili problemimiz yok ama Bodrum’da hiç yaşamayan İstanbul Belediyesi Meclis üyesinin buraya yazılması benim zoruma gitti. Tamer başkanımı arıyorum, ‘12.00-01.00’a kadar Ahmet başkanım şahit, Sayın Özgür Özel’e bu ismi sildiremedik’ diyor. Tuna başkanımı arıyorum, bakıyorsun kayyum atıyorlar listeyi başkasına verdiriyorlar. İl başkanını arıyoruz, o da bu işten mutsuz. Bu dayatma nedir? Bodrum’u dışarıdan ele alma iradesi nedir diyerek 2-3 gündür zoruma gidiyordu. Belki çok değerli bir insandır, iyi bir insandır. Kişisel problemimiz katiyen yok. Ama şekil olarak çamurdan olsun, Bodrum’da yaşayan bir insan olsun zihniyetindeydim. Bugün sabah da çok değerli büyüğüm, Bodrumspor’a girerken icazet aldığım Mustafa Paşalı ağabeyim kıramayacağım insanlardan biridir. ‘Gel benim birinci sıradaki MHP kontenjanı olan yerimi sana vereyim’ dedi. Benden hiçbir partiye üye olmadan ithal meclis üyelerine tepki olarak bağımsız meclis üyesi gibi buraya gelip seçildikten sonra Milliyetçi Hareket Partisi’ne geçme şartıyla kabul ettim. Hem MHP İlçe Başkanımıza hem AK Parti İlçe Başkanımıza, Bodrum’un değerli halkına selamlarımı sunuyorum. Sadece şunu söylüyorum, meclis üyelerini yazan kalem Ankara’nınsa Bodrum bizimdir diyorum. Herkes, ithal meclis üyelerine tepki için yanımda olsunlar. Bu kardeşiniz 13 yıldır sizleri hiç mahcup etmedi, inananlar asla kaybetmez diyoruz. Davamız hayırlı uğurlu olsun, Bismillahirrahmanirrahim.”
Şu anda herhangi bir parti üyeliğinin bulunmadığını da sözlerine ekleyen Karakaya, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Hiçbir parti üyeliğim yok. 2009 yılında Sayın Mehmet Kocadon başkanımla meclis üyeliğim vardı. Sayın Mehmet Kocadon başkanım o zaman 70-80 oyla başkanlığı kazanmıştı. Kendisine de buradan teşekkür ediyorum. O zamanlar bize genç yaşta güvenmişti. Genç yaşta Bodrumspor Başkanı olmamı sağlamıştı. Onları da mahcup etmedim. İthal meclis üyelerine karşı tepki oylarına talibim. Bu hareketin de lideri Mehmet Tosun başkanımıza da bizlere verdiği değerden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Beraber oy isteyeceğimiz tüm meclis üyelerime de teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
AK Parti Bodrum İlçe Başkanı Hacı Dalda ise Rıza Karakaya ile yıllardır Bodrumspor’un yönetiminde olduğunu ifade ederek, “Bundan sonra beraber çalışacağız. Bizim için önemli olan Bodrum’dur. Cumhur İttifakı’yız ama aynı zamanda Bodrum ittifakıyız. Biz kim hizmet ederse, bu memlekete kimin faydası olursa onunla beraber çalışmak istiyoruz. Rıza başkanımla yıllardır beraberiz, şimdi de beraber mücadele edeceğiz. Bodrum’umuza hayırlı olacaktır” dedi. – MUĞLA
]]>
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Biz hızlı treni sadece filmlerde ve fotoğraflarda görüyorduk. Hızlı trenle bizi kim buluşturdu? Cumhurbaşkanımız buluşturdu.” dedi.
Bakan Uraloğlu, kentteki temasları kapsamında Haliliye Belediyesi Konferans Salonu’nda partisince düzenlenen mahalle toplantısına katıldı.
AK Parti hükümetleriyle ve AK Partili belediyelerle Allah rızası için yılmadan, bıkmadan hizmet etmeye çalıştıklarını, Şanlıurfa’nın da her zaman kendilerinin yanında durduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sonuna kadar destek verdiğini aktaran Uraloğlu, kente birçok hizmeti hayata geçirdiklerini belirtti.
Kentten İzmir’e uçak seferlerinin mart ayının ilk yarısında başlayacağını, kente 1700 kişilik hastane yaptıklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Ama bir taraftan da artık bize daha modern ulaşım sistemleri lazım. Böyle çevreci ulaşım sistemleri lazım. Nedir onlar? Raylı sistemlerdir. Büyükşehir Belediyemiz Urfa Ray’ın ön projesini bitirdi, kesin projesi devam ediyor. İnşallah önümüzdeki sene kesin projeyi bitirecek. Biz de Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliği ile Cumhurbaşkanımızın onayı, takdiri ile inşallah o projeyi hayata geçirmeyle ilgili programımızı yaptık, hayırlı uğurlu olsun. Biz hızlı treni sadece filmlerde ve fotoğraflarda görüyorduk. Hızlı trenle bizi kim buluşturdu? Cumhurbaşkanımız buluşturdu. Hiç yoktan 2 bin 200 kilometre hızlı tren ağı yaptık Türkiye’de. Sivas’tan tutun Konya’dan, Karaman’dan tutun İstanbul’a, Eskişehir’e kadar. Bakın İzmir’e yüksek hızlı trenini yapıyoruz. Yine biz İstanbul’dan Kapıkule’ye hızlı treni yapıyoruz. Bunlara devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımız talimat verdi, biz de gereğini yapıyoruz. Kim taş üstüne taş koymuşsa Allah razı olsun. Urfa’nın hızlı treni nerede? Urfa’nın hızlı treni Mersin’den yola çıktı. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep burada başladık, devam ediyoruz. Gaziantep’ten Şanlıurfa’ya kadar olan bölümünde projesini bitirdik. Şimdi ne yapacağız? Biz buranın projesini alacağız, bakanımla belediye başkanımızla, Sayın Cumhurbaşkanımıza getireceğiz. İnşallah yatırım programına aldırarak buranın ihalesini de yapacağız. Hızlı trenimiz şimdiden hayırlı uğurlu olsun.”
“Gece gündüz çalışarak Şanlıurfa’ya borçlarımızı ödeyeceğiz”
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ da Bakan Uraloğlu’na Şanlıurfa’ya yaptığı ziyaretten dolayı teşekkür ederek, bu ziyarette kentte yapılan çalışmaların ele alındığını ve bazı projelerin yerinde görülerek çözüm üretildiğini söyledi.
Bozdağ, Şanlıurfa’nın yolunu ve istikametini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kabine üyeleri, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerle açacaklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Şanlıurfa için yürüyecek daha çok yolumuz var. Bu yolu da yürüyerek bitiremeyiz. Onun için bütün başkanlarımızla konuşuyor ve diyoruz ki koşa koşa bu mesafeleri kat edeceğiz. Geceyi gündüze kata kata bu mesafeleri kat edeceğiz ve Şanlıurfa’nın gücüne güç katacağız. İşte Galatasaray, Fenerbahçe Türkiye’nin ve dünyanın saygın iki takımı, güzide takımlarımız kupa maçını Şanlıurfa’mızda oynayacak. Onun için de buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza da Futbol Federasyonu başkanımıza da emek ve karar veren herkese de şükranlarımı sunuyorum. Urfa’nın sesi her yerden geliyor, her yerden Allah’ın izniyle gelmeye devam edecektir. Durmak yok diyoruz. Gece gündüz çalışmaya, kapı kapı dolaşmaya, gönüllere girmeye, milletin emrinde koşmaya devam edeceğiz. Şanlıurfa’da patron millettir. Şanlıurfalı hemşehrilerimizdir. Bizim belediye başkan adaylarımız da onların hizmetkarlarıdır, bu anlayışla çalışacaklar. Biz de hepinizin hizmetkarı anlayışıyla vekiller olarak gayret edeceğiz. Gece gündüz Şanlıurfa için çalışmak, bizim Şanlıurfa’ya olan borçlarımızı ödemenin bir yolu, çalışarak borçlarımızı ödeyeceğiz. Çalışarak aldığımız oyların hakkını helal ettireceğiz. Çalışarak bir bir projeleri hayata geçirerek Şanlıurfa’yı bulunduğu noktadan daha ileri bir noktaya taşıyacağız.”
Toplantıya, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, AK Parti İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu ile ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı.
]]>
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 6 büyükşehirdeki belediye başkan adaylarını basın toplantısıyla açıkladı. DEM Parti’nin Adana Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Şehriban Defişat ve Mahfuz Güleryüz, Aydın Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Suzan Koç ve Raif Kanat, Hatay Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Perihan Pakize Sinemillioğlu, İzmir’deki adayları Türkan Aslan ve Akın Birdal, Muğla Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Candan Süsoy ve Yusuf Uludağ, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Müselma Keskintürk ve Sadi Özdemir oldu.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile seçim ve gündemdeki diğer gelişmeleri değerlendirdi.
Doğan’ın açıklamaları şöyle:
“Yıllardır süregelen mücadelemiz bu topraklarda yaşayan herkesin özgürce ana dilinde kendilerini ifade edebilmesi mücadelesi. Bu aynı zamanda yaşamın her alanında dayatılan tekçiliğe karşı da bir mücadele. Türkiye’de bu sistemin başta Kürtçe’ye ve Kürt meselesine yaklaşım olmak üzere değişmesi gerektiğini yıllardır söylüyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. Dün Meclis Genel Kurulu’nda gördük ki tarih, yaşananlar bizi teyit ediyor, ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Bu hakikati tüm Türkiye toplumunun gözleri önüne seriyor.
“ALDIĞIMIZ HİÇBİR KARAR BİRİLERİNE JEST YA DA SET DEĞİLDİR AMA BAZI ŞEYLERE SET KOYUYORUZ”
Partimiz, siyaseti ilkeler, halkaların kazanımları doğrultusunda yürüten neredeyse tek parti Türkiye’de. Bu nedenle partimizi siyasetin hem kurucu öznesi hem de geniş halk tabanıyla birlikte belirleyici gücü, aynı zamanda da oyun kurucu gücü. ve tabii ki antidemokratik uygulamaları, oyunları bozabilecek bir güce de sahip. DEM Parti, demokratik güç birliklerinden oluşan bir parti ve bu yan yana gelişleri büyütmeyi hedefleyen bir parti. Bu çerçevede ülke sorunlarının çözümünü, demokratik siyasetin genişletilebilmesi için ilkesel ve kamuoyuna açık görüşme ve müzakereler yürütebileceğini defaatle söyledi, söylemeye de devam ediyor. Halkların kazanımını esas almayan hiçbir karar, anlaşma ve uzlaşmanın tarafı olmaz, olmayacak DEM Parti. Aldığımız hiçbir karar birilerine jest ya da set değildir ama bazı şeylere set koyuyoruz. Bazıları kazansın ya da kaybetsin diye değil, halklar kazansın diye çaba sarf ettik, sarf etmeye devam ediyoruz.
“CESARET; KUTUPLAŞTIRAN, AYRIŞTIRAN DİLE VE SÖYLEMLERE SARILMADAN YOLU SONUNA KADAR YÜRÜMEK”
Kapılarımız bu ülkenin üçüncü yol siyasetini eşit güç olarak gören, Kürt halkını eşit yurttaş olarak kabul eden herkese her zaman olduğu gibi açık ve açıktı. Asıl cesaret; kutuplaştıran, ayrıştıran dile ve söylemlere sarılmadan yolu sonuna kadar yürümekti. Kapıdan girmeyi cesaret sayanların siyasetleri ne yazık ki dillerine de yansıyor. Partimize dönük iktidarın kullandığı dille aynı tempoyu tutturmaya çalışmak, bu siyasetle yarışa girmek geçmişte de olduğu gibi bugün de kimseye kazandırmadı, kazandırmıyor, ne yazık ki hiçbir faydası da olmuyor.
“AKP İLE YA DA İKTİDAR BLOKUYLA HERHANGİ BİR GÖRÜŞME YAPIYOR OLSAYDIK BUNU TÜM AÇIKLIĞIYLA PAYLAŞMAKTAN ASLA KAÇINMAZDIK”
DEM Parti olarak iktidarla gizli görüşmeler yapmakla itham ediliyoruz. Tekrar söylüyoruz ki yaptığımız hiçbir görüşmeyi söylemekten kaçınacak bir gelenekten gelmiyoruz, buna ihtiyaç duymayız. Şayet AKP ile ya da iktidar blokuyla herhangi bir görüşme yapıyor olsaydık bunu tüm açıklığıyla sizlerle, kamuoyuyla, kulağı bizde olanlarla paylaşmaktan asla kaçınmazdık. Bu şekilde bir dezenformasyon siyaseti yürüterek DEM Parti seçmeninin kafasını karıştırmaya çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bizler, Kürt sorununda onurlu, eşit, adil ve kalıcı bir barış için görüşülmesi gereken herkesle görşürüz. Bu konuda sorumluluk üstlenen, üstlenmek isteyen, rol ve misyon sahibi olan ve olmak isteyen herkese kapımızın açık olduğunu sayısız kez ifade ettik.
Adana Büyükşehir Belediyesi hakkında, son yaptığımız açıklamada kent uzlaşısı görüşmelerinin sürdüğünü söylemiştim. Adana Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adaylarımız Şehriban Defişat ve Mahfuz Güleryüz, Aydın Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adaylarımız Suzan Koç ve Raif Kanat, Hatay Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayımız Perihan Pakize Sinemillioğlu, İzmir’deki adaylarımız Türkan Aslan ve Akın Birdal, Muğla Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adaylarımız Candan Süsoy ve Yusuf Uludağ, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adaylarımız Müselma Keskintürk ve Sadi Özdemir.”
]]>
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, “İstanbul’da 5 yıllık fetret devrinin, 5 yıllık israf döneminin, 5 yıllık heba olmuş dönemin artık noktalanmasını istiyoruz. ‘İstanbul’a Cumhur İttifakı mühür vursun diyoruz.” ifadelerini kullandı.
Partisinin Pendik ilçe başkanlığını ziyaret eden Yönter, ilçede istikrarın devamını istediklerini, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde zaferi hedeflediklerini bildirdi.
Samimi bir şekilde sahada vatandaşlara ulaşma çabasında olduklarını belirten Yönter, “Bu uğurda Sayın Genel Başkan’ımızın göstermiş olduğu hedeflere kararlı bir şekilde yürüyoruz. 1 Şubat’tan itibaren yoğun ve aktif bir şekilde de bilhassa İstanbul’da sahadayız. İstanbul bizim Türkiye’miz. İstanbul’da 5 yıllık fetret devrinin, 5 yıllık israf döneminin, 5 yıllık heba olmuş dönemin artık noktalanmasını istiyoruz. İstanbul’a Cumhur İttifakı mühür vursun diyoruz. İstanbul’a adam gibi adam bir belediye başkanı Saraçhane’ye gidip koltuğuna otursun diyoruz.” şeklinde konuştu.
“İmamoğlu son 5 yılda sadece yarı zamanlı belediye başkanlığı yaptı”
Aklında sadece İstanbul’u taşıyan bir belediye başkanı istediklerini, gizli gündemi olan, fitne fesat peşinde koşan, yalandan başka bir şey bilmeyen belediye başkanlarıyla İstanbul’un işinin olmayacağın söyleyen Yönter, şunları kaydetti:
“İstanbul’un böyle isimlere, böyle şahsiyetlere tahammülü de bitmiştir. Son 5 yılda İmamoğlu, İstanbul’da sadece yarı zamanlı belediye başkanlığı yaptı. Mevsimlik belediye başkanlığı yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı burada sadece parti içerisindeki güç mücadelelerine İstanbul Büyükşehir’i alet etti, malzeme etti, istismar etti. Bitmedi; genel başkan değişimi süresinde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kaynaklarını seferber etti.”
İstanbullunun günde ortalama 64 dakikasının trafikte heba olduğunu dile getiren Yönter, “İnsanlarımız trafikte yoruluyor. Moral ve motivasyon açısından çöküyor. Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayı Murat Kurum Bey bunu 34 dakikaya düşürmeyi hedefliyor. Önemli bir hedef.” ifadesini kullandı.
“Zillet kaybedecek, cumhur kazanacak”
İstanbul’un deprem riskine dikkati çeken, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görev yaptığı 5 yılı sadece konuşarak, tatile giderek geçirdiğini öne süren Yönter, şöyle konuştu:
“Bu dönem bitti. Zillet kaybedecek, cumhur kazanacak Allah’ın izniyle. Dönüşmeyi bekleyen binalar var. Bu deprem riskini karşı proaktif bir bakışla önlem almak zorundayız. İstanbul’da ilk etapta müdahale edilmeyi bekleyen 280 bine yakın konut olduğu söyleniyor. Bu çok önemli bir rakam. Allah muhafaza depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama yakın vadede olursa bu şartlarda altından nasıl kalkacağız? Ekrem İmamoğlu’yla mı, birbirine giren Cumhuriyet Halk Partisiyle mi, DEM’lenen Cumhuriyet Halk Partisiyle mi, kulislerin, lobilerin partisi Cumhuriyet Halk Partisi, PKK’yla işbirliği yapan Cumhuriyet Halk Partisiyle mi? İstanbul’u Ermeni’nin, Süryani’nin kenti yapan Ekrem İmamoğlu’yla mı biz depreme karşı mücadele edeceğiz? ya da İstanbul’un hak, hukuk haysiyetini koruyacağız. Göz yumamayız.”
Seçimler için çok çalışacaklarını anlatan Yönter, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmadan, risk ve tehditleri, tehlikeleri minimize ederek, vatandaşlara bizzat giderek, gönüllere girerek, her eli tutarak, her kapıyı çalarak Cumhur İttifakı’nın başarısını müjdeleyeceklerini söyledi.
İzzet Ulvi Yönter, “31 Mart’ta Saraçhane’de inşallah koltuk değişimine şahit olacağız. O gidecek, Cumhur İttifakı, Murat Kurum gelecek. Ahmet Bey de inşallah Pendik’e gelecek. Başarmak zorundayız.” dedi.
]]>
AK Parti’nin yerel seçimler için Muş merkezde kullanacağı Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışı düzenlenen tören ile gerçekleştirdi. Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ve Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, Belediye Başkanı ve Adayı Feyat Asya, AK Parti İl Başkanı Melik Emre, MHP İl Başkanı Osman Yüce, ilçe belde belediye başkanları ve adayları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Törenin açılış konuşmasını yapan Belediye Başkan Adayı Feyat Asya; “Bugün bir taziye vesilesi ile ilimize teşrif eden kıymetli büyüğümüz Bursa Milletvekilimiz Muhammed Müfit Aydın ve ilimizin Milletvekili Mehmet Emin Şimşek karargahımızda halkımızla bir çay içmek istediler. Bizde karargahımızın gayrı resmi açılışını yapmıştık. Teberrüken Milletvekillerimizin katıldığı bir açılış yapmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Rabbim 31 Mart 2024’te icra edilecek seçimlerin özelde şehrimize ve şehrimiz insanlarına genelde ülkemiz ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. En nihayetinde gönül coğrafyamızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın elinin ve dilinin çok daha güçlü olmasına vesile olmasını Cenabı Allah’tan temenni ediyorum” dedi.

“GERÇEK BELEDİYECİLİĞİN İNŞASI İÇİN KOLLARIMIZI SIVADIK”
Asya, gerçek belediyeciliğin inşasını yapacaklarını belirterek; “İlk günkü aşk ve heyecanla çıktığımız kutlu yolda tek gayemiz halkımıza hizmetkarlık yapmaktır. Önümüzdeki dönemde bu şehrin eksik kalmış sosyal, kültür, gönül, sevgi, muhabbet ve edebiyat belediyeciliğini yapmak üzere hep birlikte sahada olacağız. Gönüllere dokunmak, asli işimiz olan gerçek belediyeciliğin inşası için kollarımızı sıvadık. Rabbim her birimizin yardımcısı olsun. İnşallah başta il başta olmak üzere 5 ilçe 17 belde belediyemiz ile birlikte Sayın vekilimiz ve il başkanımızın koordinesinde güçlü bir şekilde Ankara’dan almamız gereken paylara vesile olacak çalışmalara sizler katkı sunacaksınız. Bizler de hizmetkarlığa devam edeceğiz. Bu vesile ile kısa bir süre içinde toplanan siz değerli dostlarımıza şahsım ve ekibim adına şükran ve minnetlerimi arz ediyorum” şeklinde konuştu.

AK Parti İl Başkanı Melik Emre, saha çalışmalarının startını verdiklerini kaydederek; “Değerli Bursa Milletvekilimiz Müfit ağabeyimiz meclisin tatile girmesi ile gelip çalışmalarımıza katkı sundu. Bizleri kırmayıp seçim büromuzu ziyaret edip, coşkumuza ortak olmak isteyen Müfit ağabeyimize hoş geldiniz diyorum. Dün saha çalışmalarımızı başlatmıştık. Hepimizin yolu bahtı açık olsun” şeklinde konuştu.

YÜCE: FEYAT BAŞKANIMIZI 3’ÜNCÜ DÖNEMDE DE BAŞKAN OLARAK KAZANDIRACAĞIZ
MHP İl Başkanı Osman Yüce, birlik beraberlik mesajı vererek; “Biz memleket sevdalısı olan bir siyasi partiyiz. Karşılıksız bir şekilde bu davaya gönül vermiş biri olarak Feyat Başkanımızı 3’üncü dönemde de başkan olarak kazandıracağız. Muş’ta yarım kalan hizmetlerin tamamlanması adına oylarınıza, dualarınıza ve desteklerinize ihtiyacımız var. Hepiniz hoş geldiniz şeref verdiniz” ifadelerini kullandı.

ŞİMŞEK: BİZLER BU YÜREKLERİN SICAKLIĞI İLE BU İNSANLARA HİZMETKARLIK EDİYORUZ
AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, açılış töreninde yaptığı konuşmada, vatandaşlara hizmet etmeye devam edeceklerini ifade ederek; “Değerli büyüğümüz Bursa Milletvekilimiz Müfit ağabey, taziyelere katılmak üzere ilimize geldi. Seçim karargahımızda çay içme teklifimizi kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ediyorum. Böyle bir program planımızda yoktu. Kısa bir süre içinde böyle gözleri gülen bir kalabalık hiçbir yerde yoktur. Yaklaşık 22 yıldır bu insanların bakışı değişmedi. Yüzleri ve gözleri hep güldü. Bizler bu yüreklerin sıcaklığı ile bu insanlara hizmetkarlık ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde hep bu millete hizmet etmeyi şiar edindik. Yine yeni bir yoldayız. Allah hayırlara vesile kılsın. İl belediye başkanımız Feyat Asya, 5 ilçe belediye başkanımız, 17 belde belediye başkanlarımız, meclis ve genel meclis üyelerimiz ile birlikte 5 yılda daha bu şehre hizmet etmeyi Cenabı Allah’tan temenni ediyorum. Sizler bundan 6 ay önce parlamentoda 5 yıl daha çalışma vekaleti verdiniz. Hiçbir zaman tembellik yapmadık. Milletimiz ve şehrimiz için çalıştık bundan sonra da çalışmalarımızı devam ettireceğiz” dedi.

AYDIN: BU PARTİNİN SİZLERE HİZMETKAR OLMANIN DIŞINDA BİR DERDİ YOKTUR
Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise, seçim çalışmalarının hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak; “Bizler sizlerle gurur duyuyor ve iftihar ediyoruz. Değerli kardeşlerim çok ciddi bir zenginlik kazandık. Ekonomimiz elhamdülillah iyi durumdadır. Ben Muş’taki bu araçların onda birini gördüğüm günleri hatırlıyorum. Şimdi hemen hemen herkesin evinin önünde arabası var. Onun için şuanda Türkiye dünyada iyi bir isim yapmaya başladı. Osmanlı’nın ruhunu yaşatmaya başladı. Osmanlı’nın 600 yıllık döneminde bizler dünyaya adaleti ve saygıyı yaydık. 80 yıldır bizleri o tarihten uzaklaştırmaya çalıştılar. Osmanlı döneminde Türk’ü, Kürd’ü, Arab’ı ve Çerkez’i hepsi kardeşçe yaşıyordu. Bizim kardeşlik çimentomuz İslam’dır. Türk’ün, Kürd’ün, Arab’ın ve Acem’in de tek bir çimentosu var o da İslam’dır. Eğer sizler İslam’dan uzaklaşırsanız, o zaman ırkçılık dediğimiz melanet ortaya çıkıyor. Allah hepinizden razı olsun. Bu yolda bugüne kadar yapılan hizmetler için Başkanımızı, Milletvekilimizi ve İl Başkanlarımızı tebrik ediyorum. Gerçekten çok ciddi bir mesafe alınmış. Bu fırsatı 31 Mart’ta bunu devam ettireceğiz. Bu partinin sizlere hizmetkar olmanın dışında bir derdi yoktur. Buradaki il başta olmak üzere ilçelerimiz ve beldelerimizde bu hizmetkarlığın devam etmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Allah hayırlı ve uğurlu etsin” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından seçim koordinasyon merkezinin açılışı yapıldı.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partilerin aday belirleme süreçlerinin her zaman zorlu geçtiğini, bunu düzeltmek için başkanlara 3 ayda bir karne vereceklerini belirterek, “Tüm şehirlerde başarıyı yakalayacak olan bizim ittifakımızdır, onun adı Türkiye İttifakı’dır. Kimin oyuna talibiz biliyor musunuz? Milli Takım gol attıkça ayağa kalkıp sevinen herkesin oyuna talibiz, bu ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Muhittin Böcek’in ‘Herkesin Başkanı Azimle Gururla 5 Yıl Daha’ sloganıyla çıktığı yeni dönemde ‘Hizmette 5. Yıl ve Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı.
Burada partililere hitap eden Özgür Özel, bugün burada yapılan buluşmanın diğer şehirlerde yapılacak buluşmalardan bir farkı olduğunu belirterek, “CHP’nin adaylarının seçim kurullarına teslim edildiği aday belirleme sürecinin geride kaldığı, kampanyanın gerçek anlamda başladığı ilk günde Antalya’da sizlerleyiz. Aday belirleme süreçleri her zaman zorlu süreçlerdir. Kırgını mutsuzu olmadan tamamlanması zor süreçlerdir. Bunun yollarını önümüzdeki 5 yılda arayacağız. Sürekli ölçme değerlendirmeyle mevcut belediye başkanlarımıza 3 ayda bir memnuniyet anketlerinin tek bir merkezden ortak sorularla yapıldığı, doğru örneklerle yöntem konusunda herkesin mutabık olduğu bir sistemle bundan sonar milletimizin görevlendirdiği, partimizin üyesi olan belediye başkanlarına sürekli 3 ayda bir karne vereceğiz. Gelecek 5 yılın sonuna gelindiğinde önlerine konulan anketler bir sürpriz bir sevinilecek yada üzülecek bir mesele değil 5 yıllık bir trendin ve bildikleri yönettikleri, kötüye giden bir şey varsa tedbir aldıkları, kaslarını kuvvetlendirdikleri, zayıf yanlarını telafi ettikleri bir sürecin son belgesi olacak. Bunu sağlayana kadar aday belirleme süreçleri tüm partilerde hep sancılı oldu, bu kriterle olmazsa sancılı olmaya devam edecek” diye konuştu.
“Yaptığı hizmetler aday yaptı”
Antalya’da göreve devam ettikleri ve yola devam edemedikleri arkadaşlarının olduğunu dile getiren Özel, “Partiye başka görevlerde katkı vermesini ümit ettiğimiz arkadaşlarımız var. Her birisinin kendilerine ait ayrı hikayeleri var. Bugüne kadar partimize hizmet etmiş, bundan sonraki süreçte nisandan sonra partimize kentimize farklı alanlarda katkı sağlayacak göreve devam etmeyecek arkadaşlarımıza yürekten teşekkürler. Bizim göreve devam edenlerin de etmeyenlerin de dürüst ve çalışkanlıklarından şüphemiz yoktur. Süreç bundan öncede ifade ettiğimiz gibi bizim belediye başkanlarımız olduğu memnuniyet anketleriyle ilerledik. Başkan bana az önce partinin yetkili organlarına bana teşekkür etti. Biz de teşekkür ediyoruz. Ama Böcek başkanı adaylaştıran, ne Özgür Özel’dir, ne Parti Meclisi’dir. Muhittin Böcek’i adaylaştıran yaptığı hizmetlerin Antalya halkından gördüğü teveccühtür. Bugün yola devam ettiğimiz arkadaşlarımız yapılan anketlerde seçildiği günden ileride partinin oyundan ileride olan arkadaşlarımızdır. Göreve devam edemediklerimiz seçimi kaybedecekleri için değil, talebin değişim yönünde olmasıdır. Göreve devam etmediğimiz arkadaşlarımız var. Şükrü Sözen, görevi bırakıyor ama biz onu bırakmıyoruz onu seviyoruz. Çok güzel işler yaptı, çok güzel memnuniyetler yakaladı. Görevi Niyazi Nefi Kara’ya bırakıyor ama 3 kişi sokakta el ele geziyor. İlçe başkanımız, mevcut başkanımız ve adayımız sokakta el ele kola geziyorlar. Üçünü de alnından öpüyorum. Biz CHP olarak mevcut belediyelerin olduğu yerlerde memnuniyet anketleriyle ilerliyoruz. Muhittin Böcek bir ilki deniyor, bir ilki de başaracak. Neyi deniyor biliyor musunuz? Antalya, büyükşehir olduktan sonra iki dönem üst üste belediye başkanı seçilmeyi” ifadelerine yer verdi.
“Böcek hak ediyor”
Antalya’nın nüfusunun 2 milyon 600 bin olduğunu ancak her yıl kente 16 milyonu yabancı 25 milyon insan geldiğini dile getiren Özel, İller Bankası’ndan gelen desteğin ise 2 milyon 600 bine doğru geldiğini kaydetti.
Dışarıdan misafir gelen her kente ona göre kaynak verilmesi gerektiğinin altını çizen Özel, “Bunun çağrısını buradan yapıyorum. Anketlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden bir memnuniyetsizlik bekliyordum. Ama anket öyle göstermedi. 15 gün arayla iki anket yaptık. Ama bu sunumu izleyince, yapılanları izleyince 5 yılda ne emek verilmiş izleyince anladım. Muhittin Böcek, 2. 5 yılı hak ediyor, Antalya da Muhittin Böcek’i hak ediyor” ifadelerine yer verdi.
“Mühür sende”
1 Nisan’dan sonra vatandaşın sırtına binilmeye hazırlanıldığını ifade eden özel, “Bundan nasıl kurtuluruz. Bundan 2 Nisan günü kurtulamazsın, sırtına binecekler. Bundan 31 Mart günü kurtulursun. 1 Nisan’dan bir gün sonra değil, bir gün önce mühür sende, sandık önünde, pusula elinde. Mühür sendeyken, patron senken, söyleyecek sözün varken, bunlara sarı kartı gösterirsen, kırmızı ışığı yakarsan 1 Nisan’da korkma” diye konuştu.
“Antalya engelli dostu”
Antalya Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin deprem bölgesinde yaptıkları hizmetlerden övgüyle bahseden Özel, “Her başkanın danışmanları olur. Başkan Böcek bana, benim danışmanlarım şu odanın, derneğin başkanı dedi. Bu projeleri STK’larla yapıyorlar. Engelsiz bir şehir yapmak için Antalya’nın pozitif bir ayrışması var. Türkiye Engelliler Federasyonu’nun Antalya Temsilcisinin başkan danışmanı olduğunu söylediler” dedi.
Türkiye İttifakı
Bu seçimlerde iki ittifakın yarıştığını ifade eden Özel, “Eski ittifak Cumhur İttifakı. Tüm şehirlerde başarıyı yakalayacak olan bizim ittifakımızdır, onun adı Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nda kimler var? Türkiye İttifakı oyu, sosyal demokratlardan yetmez, iyi insanlar var, milliyetçi demokratlardan alıyor, muhafazakar demokratlardan alıyor, kimseyi Kürt, Türk, Alevi, Sünni diye ayırmıyor. Oyu Türkiye İttifakı bütün Türkiye’den alıyor. Kimin oyuna talibiz biliyor musunuz? Milli Takım gol attıkça ayağa kalkıp sevinen herkesin oyuna talibiz, bu ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nın rengi CHP ile aynı ama renklerini ay yıldızlı al bayrağımızdan alıyor Türkiye İttifakı. Sizlere Türkiye İttifakı’nı emanet ediyorum, Antalya’yı Antalya İttifakı, Türkiye’yi Türkiye İttifakı kazanacak” açıklamasında bulundu.
Adaylar
Antalya ilçe adayları ise şöyle açıklandı:
Akseki-İlkay Akça, Demre-Fahri Duran, Aksu-İsa Yıldırım, Alanya-Osman Tarık, Özçelik, Döşemealtı-Menderes Dal, Elmalı-Halil Öztürk, Finike-Mustafa Geyikçi, Gündoğmuş-Nurettin Sönmez, İbradı-Serkan Gedik, Kaş-Erol Demirhan, Kemer-Necati Topaloğlu, Kepez-Mesut Kocagöz, Konyaaltı-Cem Kotan, Kumluca-Mustafa Köleoğlu, Manavgat-Niyazi Nefi Kara, Serik-Kadir Kumbul, Gazipaşa-Mehmet Ali Yılmaz, Korkuteli-Mehmet Manavoğlu, Muratpaşa-Ümit Uysal. – ANTALYA
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin yapay zeka uygulamasını eleştirerek, “Yapay zeka kimi uygun görürse, kimi seçerse, bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin. Milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye yarar gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir” dedi.
31 Mart yerel seçim çalışmaları çerçevesinde il ziyaretlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisar’a geldi. Zafer Kent Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, CHP’nin ‘yapay zeka’ uygulamasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin ne bizim gibi güçlü bir tecrübesi, ne örnek gösterebilecekleri bir eserleri ne de ortaya koyabilecekleri geniş vizyonları var. Parti içi iktidar kavgaları dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar. Dün baş tacı ettiklerini bugün yerin dibine sokmaktan çekinmiyorlar. Türkiye’nin sorunlarına çare olacak, şehirlerimizin sıkıntılarını giderecek doğru, düzgün tek bir önerileri dahi yok. Milletin ve siyasetin temel değerlerinden öyle kopuklar ki belediye başkan adaylarını dahil vatandaşa değil, nereye soruyorlar? Yapay zekaya soruyorlar. Yapay zeka kimi uygun görürse kimi seçerse bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına ‘işte adayımız’ diyerek onu çıkarıyorlar. Sonra bir de utanmadan millete ‘adaylarımıza tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dayatmasında bulunuyorlar. Ne diyelim, Allah bunlara akıl fikir, CHP’li kardeşlerimize de sabır versin” diye konuştu.
“Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular”
CHP’den ülkeye hayır gelmeyeceğini ve aday belirleme sürecini yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bırakın yeni projeler ile milletin huzuruna çıkmayı adaylarını bile ellerine yüzlerine bulaştırmadan belirleyemeyenlerden ne ülkeye yarar gelir ne de genel başkanı oldukları partiye hayır gelir. Nitekim bir önceki seçimlerde yaptıkları gibi gittiler Kandil güdümünde siyaset yapanlarla iş tuttular, al gülüm ver gülüm pazarlığına giriştiler. Hatalarından ders almak yerine sırf şahsi kariyerleri için bölücü örgütün uzantılarıyla demlenmeyi tercih ettiler. Açık ve net söylüyorum 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı okumayanlar, 31 Martta milletin tokatını yemekten kurtulmayacaklar. Kelime oyunları ile gerçekleri gizleyebileceklerini zannedenler, milletin ferasetini hafife almanın ne demek olduğunu 31 martta sandıklar açılınca bir kez daha göreceklerdir.”
“AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmıyoruz”
AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de kelime hokkabazlıklarının arkasına saklanılmaya çalışılan hakikatleri insanımıza anlatmaktan geri durmayacağız. Bir kez daha şu hususu hatırlatmakta fayda görüyorum, AK Parti ve Cumhur İttifakı rakiplerimizin içler acısı haline bakıp da rehavete kapılmıyoruz. Bilakis bu tablo bizim sorumluluğumuzu daha da arttırıyor. Bize oy veren kardeşlerimizle birlikte siyasi tercih farklı olan kardeşlerimize el uzatmaya onlarında hislerine tercüman olmaya, onların da beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Sadece seçim beyannamemizi değil milletimizin huzuruna çıkaracağımız başkan adaylarını da belirlerken bu hassasiyetle hareket ettik. Kuşatıcı, kucaklayıcı, vizyonel ve toplumun tüm kesimlerini temsil eden adaylar olmasına özellikle dikkat ettik. Milletimizin de belediye başkan adaylarımızı bağrına basacağına inanıyorum” diye konuştu. – AFYONKARAHİSAR
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “DEM Parti’nin izlediği stratejide sözcüleri tarafından da yalanlanmamış, AK Parti ile 1 Nisan sonrasına yönelik kayyum atama meselesi başta olmak üzere çeşitli görüşmeler yapılıyor. Bize kazandırmak değil, gerekirse kaybettirmek üzerine bir strateji var” dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Özel, gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.
“HDP hiçbir talebi olmaksızın AK Partiye kaybettirmek için her şeyi yapıyordu”
Özel, 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri ile 31 Mart Mahalli İdareler seçimleri arasında bir fark olduğunu belirterek, “Bir önceki seçimde HDP hiçbir talebi olmaksızın AK Partiye kaybettirmek için her şeyi yapıyordu. Bu seçimde gücünü AK Parti’ye değil, biraz da muhalefete gösterme talebinde” diye konuştu.
“DEM Parti’nin bize kaybettirme stratejisi var”
DEM Parti’nin izlediği stratejiye değinen Özel, şunları kaydetti:
“DEM Parti’nin izlediği stratejide sözcüleri tarafından da yalanlanmamış, AK Parti ile 1 Nisan sonrasına yönelik kayyum atama meselesi başta olmak üzere çeşitli görüşmeler yapılıyor. Bize kazandırmak değil, gerekirse kaybettirmek üzerine bir strateji var” ifadesini kullandı.
“Seçmenin reflekslerinde bir değişiklik yok”
İyi Parti ve 6’lı masadaki diğer ittifak ortaklarıyla iş birliği yapmak için çaba sarf ettiklerini ama olumsuz sonuç alındığını kaydeden Özel, “O yüzden baktığınızda şartlar çok lehimize değil gibi görünüyor. Ama diğer yandan seçmende bir değişiklik yok. Seçmenin reflekslerinde bir değişiklik yok. Başarısını bize yaşatan seçmenin saraya itirazı devam ediyor. Bahçeli’ye itirazı devam ediyor, kent suçlarına itirazı devam ediyor, israfa itirazı devam ediyor” ifadelerine yer verdi.
Göreve geldiği 5 Kasım 2023 tarihini işaret eden Özel, bu tarihte ortadan kalkmış bir ittifak kapasitesi olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Protokol yüzünden DEM seçmeni ‘biz soylu’dan kaçarken zafer’e mi tutulduk’ diyordu. Diğerleri de malum çok sert bir şekilde bizi eleştiriyorlar. Ben beyaz çiçeği aldım gittim ama ittifak yapmaya razı edemedim, eski ortakları. Elimden geleni yaptım. Ama özenli bir dil kullanmaya ve muhalefete muhalefet etmemeye devam edeceğiz.”
“Lütfü bey ile devam ediyoruz”
CHP’nin Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı olarak gösterilen Lütfü Savaş ile aralarında geçen sohbete değinen Özel, şunları kaydetti:
“Lütfü Savaş’a şunu dedim; sizi dışarıda bırakmayacak bir formüle ihtiyacımız var. Çünkü Lütfü Savaş’ın anket kırılımlarında AKP ve MHP seçmeninden çok ciddi oy alıyor. Bu bütün anketlerde böyle. Biz zaten oranın sosyolojisi ile kendi oyumuzu almaya çalışırsak yüzde 25 oy alıyoruz. Bir ara şöyle bir şey oldu; Lütfü Savaş’sız da olmayacak. Lütfü Savaş ile de olmayabilir. Bir formül bulalım, bu formül üzerinde çalıştık ve gece bir kez daha oturduk, tam bir saat sürdü. Lütfü bey ile görüştük, şuna karar verdik; Lütfü bey ile devam ediyoruz.”
Lütfü Savaş’ın AK Parti karşısında en güçlü bir seçenek olduğunu dile getiren Özel, “Önümüzdeki günlerde Hatay’da kent uzlaşısı sağlayacak temasları da yaptık. Benim gördüğüme göre hiçbir şey olmasa bile seçimde kafa kafayayız. ya önde ya geride çıkıyoruz ama ben Hatay’ın AK Parti’ye muhalif yüzde 16-17 kararsız, yüzde 10-12 de diğer partilerde olan tip, DEM ve diğer partilerde olan oylarını sandığa giderken bize kazandıracağını düşünüyorum. Ama bu sefer tek başına Savaş’ın, CHP’nin değil, Hatay’ın kazanımı olacak” açıklamalarında bulundu.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile görüşeceklerini belirten Özel, Filistin’de yakınlarını kaybeden ailelerle görüşeceklerini ve dünyaya çağrıda bulunacaklarını aktardı. – ANKARA
]]>
Yerel seçimlerde siyasi partilerce 26 milletvekili belediye başkan adaylığı listesine konuldu. İYİ Partiden 7, CHP ve Saadet Partisinden 5’er, AK Parti’den 4 milletvekili belediye başkanlığı için yarışacak.
Siyasi partiler geçici aday listelerini il ve ilçe seçim başkanlıklarına teslim etti.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde 26 milletvekili, partileri tarafından belediye başkan adayı gösterildi.
264 milletvekili bulunan AK Parti, 31 Mart’ta 4 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi.
İstanbul Milletvekili Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olurken, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ve Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu seçim bölgelerinden belediye başkan adayı olarak gösterildi. İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir’in Konak ilçesinde belediye başkanlığı için yarışacak.
MHP milletvekillerini aday göstermedi
Mecliste grubu bulunan partilerden milletvekilleri arasından aday çıkarmayan tek parti MHP, en çok milletvekilini aday listesine koyan parti ise 7 isimle İYİ Parti oldu.
İYİ Partide Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş Adana Büyükşehir, İzmir Milletvekili Ümit Özlale İzmir Büyükşehir, Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu Bursa Büyükşehir, İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu İstanbul Büyükşehir, Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez Balıkesir Büyükşehir, Muğla Milletvekili Metin Ergun Muğla Büyükşehir, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak bildirildi.
CHP ve Saadet Partisinden 5’er milletvekili aday
İYİ Partinin ardından milletvekilleri içinden en çok belediye başkanı adayı gösteren partiler 5’er milletvekili ile CHP ve Saadet Partisi oldu.
CHP’de Grup Başkanvekili ve Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı için yarışa girdi. Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Malatya Büyükşehir, Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal Kırıkkale, Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere Adıyaman, Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı Kastamonu Belediye Başkan adayı olarak listeye girdi.
Bir vekilin seçilmesi halinde Saadet Partisinin Meclis grubu düşecek
Saadet ve Gelecek partilerinin TBMM’de bir araya gelerek Saadet Partisi çatısı altında oluşturduğu ortak grupta yer alan 20 milletvekilinden 5’i seçimlerde aday gösterildi.
İstanbul Milletvekili Birol Aydın Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir, Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan Saadet Partisi Kayseri Büyükşehir, Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün Gelecek Partisi Denizli Büyükşehir, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan Saadet Partisi Hatay Büyükşehir, Grup Başkanı ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ Gelecek Partisi Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi.
Saadet Partisi grubundan belediye başkan adayı gösterilen milletvekillerinden birinin seçilmesi halinde partinin Meclis grubu düşecek.
DEM, DEVA ve TİP 1, HÜDA PAR 2 aday ile yarışacak
DEM Parti’nin 31 Mart seçimlerinde aday listesinde yer verdiği tek isim Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş oldu. Beştaş, partisince İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi.
Mecliste 15 milletvekili ile temsil edilen DEVA Partisi’nde Ankara Milletvekili İdris Şahin, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş Kocaeli’nin Gebze ilçesinde belediye başkanlığı için yarışacak. HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Batman’dan, Mersin Milletvekili Faruk Dinç ise Diyarbakır’dan aday gösterildi.
Geçici aday listelerine göre 31 Mart seçimlerinde 19 milletvekili büyükşehir, 5 milletvekili il, 2 milletvekili ilçe belediye başkanlığı için yarışacak. İtiraz ve inceleme süreçlerinin ardından geçici aday listeleri 23 Şubat’ta, kesin aday listeleri 3 Mart’ta ilan edilecek.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim kampanya çalışmalarına ilişkin, “Rastgele bütün şehirleri gezmek yerine risk ve fırsat analizi yaparak fırsatın yüksek olduğu ya da kazanma çizgisinin hemen altında veya üstünde olduğumuz yerlere ağırlık vereceğiz. Büyük il mitingleri tabii ki olacak ama daha çok bir gün içerisinde kritik ilçelerde miting yapacağız.” dedi.
Meclis’te gazetecilerle bir araya gelen Özel, seçim çalışmaları kapsamında bugün Antalya’da, pazar günü de Balıkesir’de aday tanıtım toplantısı yapacaklarını, gelecek haftadan itibaren de mitinglere başlayacaklarını belirtti.
İl merkezlerindeki mitinglerin yanı sıra ilçelerde de miting yapmak istediğini ifade eden Özel, “Sadece il mitingleri değil özellikle kritik ilçelerde miting yapmak istiyorum. Rastgele bütün şehirleri gezmek yerine risk ve fırsat analizi yaparak fırsatın yüksek olduğu ya da kazanma çizgisinin hemen altında veya üstünde olduğumuz yerlere ağırlık vereceğiz. Büyük il mitingleri tabii ki olacak ama daha çok bir gün içerisinde kritik ilçelerde miting yapacağız.” diye konuştu.
İstanbul’da yapılacak miting çalışmalarına değinen Özel, “İstanbul’da çok kez ilçe mitinglerini yapacağız. Bu konuda Ekrem Bey’in ekibi ve İstanbul İl Başkanlığı çalışıyor. Bazı mitinglerin dönüşünde Ankara’da konaklamak yerine İstanbul’a dönüp, İstanbul’da bir miting yapmak, öbür sabah dönüp sonra diğer mitinge geçmek gibi bir şey planladık.” dedi.
Özel, daha önce ittifak ya da işbirliği yaptıkları partilerle yerel seçim için de görüştüklerini ancak bunların çok sınırlı kaldığını belirtti. Şu anda 2019’daki yerel seçimlere göre şartların çok lehlerine olmadığını ancak seçmenin reflekslerinde de bir değişiklik oluşmadığını savunan Özel, “2019 başarısını bize yaşatan seçmenin saraya, Bahçeli’ye, kent suçlarına, israfa itirazı devam ediyor.” ifadesini kullandı.
“Bizim oy aldığımız İYİ Partili, milliyetçi demokrat seçmenler, eski merkez sağ seçmen, Devlet Bahçeli’ye itiraz eden seçmen ya da diğer partilerin seçmenleri için ne İstanbul’da, ne Ankara’da ne de diğer yönettiğimiz büyükşehirlerde bir hayal kırıklığı yaratmadığımız ortada” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün memnuniyet anketlerinde seçildikleri noktanın gerisinde olan belediyemiz neredeyse yok, çok ilerisinde olan belediyelerimiz var. Parti yönetimine geldiğimizde ortadan kalkmış bir ittifak kapasitesi vardı, gizli protokol yönünden. Ben beyaz çiçeği aldım gittim ama ittifak yapmaya razı edemedim eski ortakları. Ben elimden geleni yaptım. Bundan sonra da özenli bir dil kullanmaya, muhalefete muhalefet etmemeye, çatışmamaya devam edeceğiz. Partilerin kendi düşünceleri olabilir ama yerel seçim olduğu için seçmenin burada kendini ve kentini düşüneceğini düşünüyorum.”
“Anketler ‘kazanacaksan Lütfü Savaş ile kazanacaksın’ diyor”
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın yeniden aday gösterilmesine ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine Özel, yaşanan süreci anlattı.
Savaş’ın Hatay’da, AK Parti karşısında en güçlü aday olduğunu belirten Özel, “AK Parti’nin karşısında en güçlü seçenek olarak bir başka alternatif yok. Bir sürü isim koyduk, birçok çalışma yaptık ve hepsinin sonunda ‘kazanacaksan Lütfü Savaş ile kazanacaksın’ diyor. Hatta ‘Lütfü Savaş, tepki gösteren muhalif seçmenin gönlünü alırsa da banko kazanıyorsun’ diyor. Hatay’daki kanaat önderleri, fikir sahibi insanlar da Savaş’ın etrafında birleşen ve Savaş’ın tamamen destek vereceği bir adayla bunun olabileceğini söylüyor. MYK salonunda 40’a yakın kişiyle toplantı yaptık. Bir kişi de Lütfü Savaş dışında başka seçenek dile getirmedi. Biz de ‘alın o zaman’ dedik ve müzakereleri bitirdik.” ifadelerini kullandı.
Özel, kent uzlaşısı kapsamında DEM Parti ile bir protokol yapmadıklarını ancak bir seçim bölgesinde DEM Parti’nin kendi kriterlerine uyan aday olması durumunda onu destekleyebileceğini ifade ettiğini söyledi.
“Parti içinde üç beş hazımsız avuçlarını yalarlar”
CHP’nin yerel seçimlerde başarısız olması durumunda parti içindeki muhaliflerin harekete geçeceği yönündeki iddiaların sorulması üzerine Özel, şunları kaydetti:
“CHP’de genel başkanı delegeler ya da parti içi dengeler değil, kamuoyu belirler. Bunu yüz kere söyledim. Eğer biz kamuoyu desteğini kaybedersek her şey olur ama biz kamuoyu desteğini kaybetmeyiz. Parti içinde, kurultayı hazmedememiş birkaç arkadaş ve onların etkisindeki bir grup medyanın yaratmaya çalıştığı algı ve iktidarın bunu sahiplenerek köpürten tavrını görüyoruz. Geçmiş döneme göre 25 kat fazla anket yaptırdık. Parti içindeki birkaç hazımsız ve saçma sapan tutum ve tavır içinde olan çok azınlık kişinin sesini duyurabilmek için iktidar medyasının gösterdiği mücadeleyi görüyorsunuz. Geceleyin üç saat boyunca CHP konuşuyorlar. İliç varken CHP konuşacak kadar şuurunu kaybetmiş ve bizden korkan bir süreç var. O yüzden 1 Nisan’ı bekleyenler, ama Erdoğan ama parti içinde üç beş hazımsız avuçlarını yalarlar. Çok güçlü ve dinamik bir kadromuz var. Ekibin de örgütte inanılmaz bir karşılığı var.”
Özel, partide çok büyük bir değişim yaşandığına; İzmir’de 30 belediyeden 28’ine, İstanbul’da 39 belediyeden 34’üne yeni belediye başkan adayları gösterdiklerine, Ankara, Mersin ve Adana gibi büyükşehirlerde de benzer bir durum olduğuna dikkati çekti.
Özel, “Bu kadar saygın ama bolca konuşulmasından, tartışılmasından normal bir şey yok. Önemli olan partiye zarar vermemek. Gelecek yerel seçimlerde 3 ayda bir yapacağımız ölçme değerlendirme raporları ile başkan zaten kendisi aday mı değil mi görecek. Bu yerel seçim tartışmaları son kez yapıldı. Genel seçimde de zaten yüzde 85 ön seçim olacağı için bu tartışmaları geride bırakıyoruz.” diye konuştu.
Özgür Özel, 15 Nisan’da Filistin’in Ramallah kentine gideceğini belirterek, “Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la görüşeceğiz. Filistin’de yakınlarını kaybedenlerle, yaralılarla, Ramallah’a götürülmüş olanlarla görüşeceğiz. Oradan bütün dünyaya ve Türkiye’ye önemli bir çağrı yapacağız.” dedi.
MERVE GÜVEN
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Önümüzdeki günlerde Hatay’da bir kent uzlaşısı sağlayacak temasları da yaptık. Benim de gördüğüm kadarıyla hiçbir şey olmasa seçimde kafa kafayayız. Ama ben Hatay’ın AK Parti’ye muhalif yüzde 16-17 kararsız, yüzde 10-12’de diğer partilerde olan oylarının sandığa giderken seçimi bize kazandıracağını düşünüyorum ama bu sefer seçim kazanılırsa bu tek başına Lütfü Savaş’ın ve CHP’nin değil Hatay’ın kazancı olacak. Lütfü Bey bu seçimi kazanırsa çok ciddi bir siyasi başarı elde etmiş olacak. 1 Nisan günü Hatay’ı AK Parti’ye emanet edeceğime Lütfü Bey’e emanet etmeyi tercih ederim. TİP’le çok sayıda görüştük, Lütfü Savaş’ın ilanı TİP’le varılmış bir uzlaşı değil. Ama bir Hatay uzlaşısına bu işi çok uzak olmayan süreçte dönüştüreceğimizi de görüyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün TBMM’de partisinin grup toplantısının ardından bir grup gazeteci ile bir araya gelerek sorularını yanıtladı. Özel, şunları ifade etti:
“BÜYÜK İL MİTİNGLERİ DE TABİİ Kİ YAPILACAK AMA DAHA ÇOK BİR GÜNDE BİRDEN ÇOK KRİTİK İLÇELERDE YAPACAĞIZ”
“Yarın Antalya’da aday tanıtımı var, pazar günü Balıkesir’de var ama açık hava mitinglerini planlıyoruz, ondan sonraki hafta başlayacağız. Sadece il mitingleri değil, biraz ilçe mitingleri de yapmayı istiyorum özellikle kritik ilçelerde. Rastgele bütün şehirleri gezmek yerine risk ve fırsat analizi yapıp fırsatın yüksek olduğu ya da riskin olduğu yerlere ağırlık vereceğiz. Büyük il mitingleri de tabii ki yapılacak ama daha çok bir günde birden çok kritik ilçelerde yapacağız. Mesela Kırıkkale’de, Kastamonu’da, Malatya’da mutlaka yapacağım çünkü bu üçünde çok ciddi fırsat var.
“ANKETLERDE VELİ AĞBABA’NIN OYU YÜZDE 34”
Bizim Ölçme Değerlendirme Birimi’nin başındaki arkadaş Malatya anketini gösterirken ‘Asrın sürprizi burada bekliyor’ diye söyledi. Tek başımıza girdiğimiz son oy 18, 5-6 parti birlikte girdiğimiz oyumuz 21’ken ankette 34 Veli Ağbaba, o kadar net. Onun yanında Antalya’da, Muğla’da Aydın’da, Trakya’da, Balıkesir’de, Bursa’da, Mersin’de, Adana’da, Samsun’da, Giresun’da, Trabzon’da, Artvin’de şimdiye kadar takvimlendirilen, kazanmakta iddialı olduğumuz ve mutlaka Genel Başkanın bulunması gereken yerler diye. İstanbul’da birden çok ilçe mitinglerini yapacağız.
“BU SEÇİMLERDE DEM PARTİ’NİN STRATEJİSİ DEĞİŞTİ”
1989-1994 benzetmesi benim değil Türkiye’deki bütün seçmenlerin endişe etmesi gereken bir benzetme çünkü Melih Gökçek belediyeciliği o zaman başladı. 1994 yaşanırsa bu benim için değil kentler için kötü olur çünkü kolay kurtulunmadı bu meseleden. Bir önceki seçimle bu seçim arasında şöyle bir fark var; bir önceki seçimde o zaman HDP, hiçbir talebi olmaksızın AK Parti’ye kaybettirmek için her şeyi yapıyordu. Bu seçimde gücünü AK Parti’ye değil biraz daha muhalefete göstermek talebinde. Baktığınızda DEM Parti’nin izlediği stratejide, sözcüleri tarafından da yalanlanmayan bir şekilde, AK Parti’yle de 1 Nisan sonrasına yönelik kayyum atama meselesi başta olmak üzere çeşitli görüşmeler yapılıyor. Bize kazandırmak değil gerekirse kaybettirmek üzerine bir strateji var, bu çok ortada. İYİ Parti ve diğer ittifak ortaklarımızla ittifak yapma, ikili iş birlikleri yapmak için gayret gösterdik ama bunlar çok sınırlı kalabildi.
“BÜTÜN MEMNUNİYET ANKETLERİNDE SEÇİLDİKLERİ NOKTANIN GERİSİNDE OLAN BELEDİYEMİZ NEREDEYSE YOK”
Baktığınızda şartlar çok lehimize değil gibi görünüyor ama seçmende, seçmenin reflekslerinde bir değişiklik yok. 2019’dan farklı olarak da bir takım olumsuz iddiaların da ortadan kalktığı süreç yaşanıyor. CHP gelirse sosyal yardımlar kesilir kaygısı vardı, pandemide 5 kata çıkan sosyal yardımlar oldu ve devam ediyor. Ne İstanbul’da, Ankara’da ne de diğer yönettiğimiz büyükşehirlerde seçmende bir hayal kırıklığı yaratmadığımız ortada. Bütün memnuniyet anketlerinde seçildikleri noktanın gerisinde olan belediyemiz neredeyse yok, seçildiğinin çok ilerisinde olan belediyelerimiz var.
“PARTİLERİN KENDİ DÜŞÜNCESİ OLABİLİR AMA SEÇMENİN BURADA KENDİNİ VE KENTİNİ DÜŞÜNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
5 Kasım günü parti yönetimine geldiğimizde ortadan kalkmış bir ittifak kapasitesi vardı gizli protokol yüzünden. DEM seçmeni ‘biz Soylu’dan kaçarken Zafer’e mi tutulduk’ diyordu, diğerleri de çok sert şekilde bizi eleştiriyorlardı. Ben beyaz çiçeği aldım gittim ama ikna edemedim eski ortakları. Ama özenli bir dil kullanmaya, muhalefete muhalefet etmemeye, çatışmamaya dikkat edeceğiz. Partilerin kendi düşünceleri olabilir ama yerel seçim olduğu için seçmenin burada kendini ve kentini düşüneceğini düşünüyorum.
“1 NİSAN GÜNÜ HATAY’I AK PARTİ’YE EMANET EDECEĞİME LÜTFÜ BEY’E EMANET ETMEYİ TERCİH EDERİM”
Anketler şunu gösteriyor; Hatay’da Hatay İttifakı’na ihtiyaç var. AKP ile aramızda 3-5 puan fark var, bazen önde bazen geride ölçülüyor. Hatay’da AK Parti ve CHP arasındaki yarışa AK Parti’ye muhalif sol partiler müdahil olur ve taraf seçerse biz seçimi kazanıyoruz. Lütfü Savaş’a şunu dedim; ‘Sizi dışarıda bırakmayacak bir formüle ihtiyacımız var.’ Çünkü Lütfü Savaş anket kırılımlarında AKP ve MHP seçmeninden çok ciddi oy alıyor. Önümüzdeki günlerde Hatay’da bir kent uzlaşısı sağlayacak temasları da yaptık. Benim de gördüğüm kadarıyla hiçbir şey olmasa seçimde kafa kafayayız. Ama ben Hatay’ın AK Parti’ye muhalif yüzde 16-17 kararsız, yüzde 10-12’de diğer partilerde olan oylarının sandığa giderken seçimi bize kazandıracağını düşünüyorum ama bu sefer seçim kazanılırsa bu tek başına Lütfü Savaş’ın ve CHP’nin değil Hatay’ın kazancı olacak. Biz dün ayrılırken Lütfü Bey’in söylediği şu; ‘Çok zor süreci birlikte geçirdik siz bana hiç haksızlık yapmadınız’ dedi. Kazandığımız takdirde herhangi bir risk görmüyorum, Lütfü Bey bu seçimi kazanırsa çok ciddi bir siyasi başarı elde etmiş olacak. 1 Nisan günü Hatay’ı AK Parti’ye emanet edeceğime Lütfü Bey’e emanet etmeyi tercih ederim.
“HATAY UZLAŞISINA BU İŞİ ÇOK UZAK OLMAYAN SÜREÇTE DÖNÜŞTÜRECEĞİMİZİ DE GÖRÜYORUM”
TİP’le çok sayıda görüştük, Lütfü Savaş’ın ilanı TİP’le varılmış bir uzlaşı değil. Ama bir Hatay uzlaşısına bu işi çok uzak olmayan süreçte dönüştüreceğimizi de görüyorum ama hiçbir parti adına benim bir açıklama yapmam doğru olmaz. Bu arada kent uzlaşısını DEM ile CHP anlaştı gibi bir ifadede kullanılıyor. Kent uzlaşısı meselesini şöyle okuyoruz; bizim de oy verebileceğimiz aday varsa destekleriz, uzlaşılan yerlerde bir protokol imzalanmıyor. Şimdi demli çayları içme zamanı Erdoğan ile Bahçeli’de. Biz Türkiye ittifakı olarak Erdoğan ve Bahçeli’nin Türkiye’yi bu kadar meşgul eden ifadelerinden sonra süreci nasıl savunacaklarını merak ediyoruz.
“1 NİSAN’I BEKLEYENLER, AMA RECEP TAYYİP ERDOĞAN AMA PARTİ İÇİNDEKİ 3-5 HAZIMSIZ AVUÇLARINI YALARLAR”
Parti içinde geçen kurultayı hazmedememiş birkaç arkadaş ve onların etkisindeki bir grup medyanın yaratmaya çalıştığı algı ve iktidarın bunu sahiplenen, köpürten tavrını görüyoruz. Buradaki korku şu; biz parti içinde değişimi gerçekleştirdik. İliç varken CHP konuşacak kadar şuurunu kaybetmiş ve bizden korkan bir süreç var. O yüzden 1 Nisan’ı bekleyenler, ama Recep Tayyip Erdoğan ama parti içindeki 3-5 hazımsız avuçlarını yalarlar. Çok güçlü, dinamik kadromuz var, ekibin örgütte inanılmaz karşılığı var.
“15 NİSAN’DA RAMALLAH’A GİDECEĞİZ”
15 Nisan taslak tarihimiz, Mahmud Abbas ile görüşeceğiz. Filistin’deki yakınlarını kaybetmiş olan, Ramallah’ta bulunan, tedavi gören birkaç yaralının ailesiyle görüşeceğiz. Oradan bütün dünyaya ve Türkiye’ye önemli bir çağrı yapacağız.”
]]>
TBMM Genel Kurulunda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda Saadet Partisi ile İYİ Partinin “Öğretmenler”, DEM Parti’nin “Kayyım” ve CHP’nin “Emekliler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, 2023 yılının Temmuz ayında KPSS’nin yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen öğretmen atamasının yapılmadığını söyledi.
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini belirten Şahin, herkesin gözünün kulağının öğretmen atamasında olduğunu ifade etti. Şahin, “Seçimi mi bekliyorsunuz? 2022 atamalarını 2023 Mayıs ayında yaptınız. Gençlerin gelecek hayalleri üzerinden siyaset yapmayın. Ne zaman açıklayacaksınız’Gençlerimiz yeni sınava mı hazırlanacak yoksa bu atamayla mı öğretmen mi olacak? Gençleri seçim yatırımı olarak görmeye hakkınız yok.” dedi.
Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının kaldırılmasına yönelik sözler verildiğini, bu sözlerin tutulmadığını belirten Şahin, “Derdimiz mülakatın olmadığı liyakatin esas alındığı, dayısı olanın değil hak edenin kazandığı, adaletli bir düzeni tesis etmek.” ifadesini kullandı.
“Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı”
İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “atanamayan öğretmen” ve “mülakat” konusunun öğretmenlerin sorunlarının başında geldiğini bildirdi. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini kaydeden Kaya, planlama yapılmadığı için her yıl eğitim fakültelerinden 40-50 bin öğretmenin mezun olduğunu, bu sayının giderek arttığını aktardı. Kaya, “Seçimden seçime ‘Şu kadar bin öğretmen atayacağım’ diyerek bu sorunu çözemeyiz. Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı hemen akabinde eğitim fakültelerinde eğitim sisteminin arz ve talep dinamiklerini dikkate alan planlama yapılması acil bir ihtiyaç.” diye konuştu.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, öğretmen atamalarında yapılan mülakatların “rezalet” olduğunu ve çığırından çıktığını savundu. Gergerlioğlu, “Yüzlerce genç intihar ediyor. Bu gençlerin vebalini kim ödeyecek?” dedi.
“Atanamayan öğretmenleri inşaatlarda görmek istemiyoruz”
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar da 22 yılda göreve gelen her Milli Eğitim Bakanının sistemi değiştirdiğini, gelen bakanın giden bakanı arattığını ifade etti.
Öğretmen atamasına ilişkin sözler verildiğini vurgulayan Yontar, bu sözlerin tutulmadığını belirtti.
Öğretmen atamasında uygulanan mülakatlara yönelik eleştirilerde bulunan Yontar, “Donanımlı ve eğitimli gençlerimiz yazılı sınavlarda en yüksek sınavı almalarına rağmen mülakatla eleniyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimsenin haddi değildir. Atanamayan öğretmenleri, inşaatlarda, marketlerde, pazarlarda çalışırken görmek istemiyoruz. Onları öğrencileriyle okullarda görmek istiyoruz.” diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise “atama bekleyen öğretmenler” üzerinden siyaset yapıldığını bildirdi. Komisyonlarda ve Genel Kurul’da yapılan konuşmalarda “atanamayan öğretmen sayısının 500-600 bin olarak lanse edildiğini” ancak bu rakamın doğru olmadığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:
“Plan ve Bütçe Komisyonunda bakan beye ‘son atamada kaç bin öğretmen atama için başvurdu?’ diye sordum. Bana gelen cevap 125 bin. ÖSYM’ye sorduğumuzda 300 bin civarı bir öğretmenin KPSS’ye girdiğini görüyoruz. Ama kimse AK Parti iktidarı döneminde kamuya 800 bin öğretmen alınıp, dışarıda kalanlar da var ama özelde de 200 bine yakın öğretmenin çalıştığını hesaba katmıyor. Haklı olarak her atama döneminde özelde çalışan öğretmenlerimiz de devlette görev almak ister. Sizlerin söylediği kadar olmayan başvuruların da buradan kaynaklandığını görüyoruz.”
Kürsüye boş çay bardağı ve simitle çıktı
Partisinin emeklilerle ilgili grup önerisi üzerinde söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, kürsüye boş çay bardağı ve simit ile çıkarak, “Emeklinin sadece çay ve simit alması halinde 9 bin lira gideri var. Allah’tan korkun. Soruyorum size 10 bin lira yeter mi?” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. Bölümü’nün görüşmelerine geçildi.
]]>
TACETTİN DURMUŞ
Eski HDP Kars Milletvekili ve eski Kars Belediye Başkanı, Türkiye’nin Sesi Partisi (SES Partisi) Genel Başkanı Ayhan Bilgen Kars Belediye Başkanlığı için bağımsız adaylık başvurusunda bulundu. Bilgen, “Kim bu şehirde bir taş üstüne taş koymuşsa, bizden önceki belediye başkanları ve bizden sonraki yani valiliğin yönetimi döneminde de asla rövanşist yaklaşım içerisinde olmayacağız. Kim güzel bir şey yapmışsa bu şehre bir araç getirmişse, bir yol yapmışsa, biz gayet tabii buna teşekkürle ve takdirle yaklaşacağız” dedi.
Ayhan Bilgen Bağımsız Belediye Başkanlığı adaylık başvurusunu dün memleketi Kars’ta Merkez İlçe Seçim Kurulu’na yaptı. Bilgen bugün de memleketi Kars’ta düzenlediği basın toplantısında Bağımsız Kars Belediye Başkanlığını ilan etti.
“KEYFİ YAKLAŞIMLARA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Ayhan Bilgen şunları söyledi:
“Dün itibarıyla Kars’tan Bağımsız Belediye Başkan adaylığımızı açıkladık. Biz parti olarak da Türkiye’de bağımsız adayları destekleyeceğimizi söylemiştik. Artık Türkiye’de partilerin keyfi yaklaşımıyla şehirleri cezalandırılmasına izin vermeyeceğimizi ifade etmiştik. Bu duygularla işte Van’dan Çorum’a, Eskişehir’den Uşak’a kadar Türkiye’nin her yerinde bağımsız adayları destekleyeceğimizi belirtmiştik. Kars’ta da hem Belediye Meclisi için Durukan Çelebiler hem İl Genel Meclisi için Didem Hanım bağımsız adaylıklarını koydular. Tabii ki bugün akşama kadar bağımsız adaylığını koyan arkadaşlarımız olursa, eğer bizim belediyecilik anlayışımızla, yerel yönetimler anlayışımıza uygun isimlerse onları da destekleyeceğiz. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Kars’ta da bu tavrımızı devam ettireceğiz.
“SİYASETİN PARTİLER TARAFINDAN MANİPULE EDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Türkiye’de siyasetin partiler tarafından manipule edildiğini düşünüyoruz. Partilerin çıkarlarının, şehrin çıkarının ve ülke çıkarının üzerinde olmaması gerektiği kanaatindeyiz. Elbette ki bu bir hizmet yarışıdır. Siyasi partilerden aday olan diğer belediye başkan adaylarına da başarılar ve kolaylık diliyoruz. Bağımsız adaylıklarını ilan edenleri de cesaretlerinden dolayı tebrik ediyoruz ama siyasi partilerdeki yozlaşma, çürüme ve özellikle bizim gibi şehirlerde kutuplaşmanın, kamplaşmanın şehre en büyük zararı ve en büyük bedeli ödettiğini düşünüyoruz. Biz Kars’ta özellikle yani son ana kadar yaptığımız ziyaretler, kanaat önderleriyle sivil toplum örgütü temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu gördük; bu şehir değerli arkadaşlar artık ne yağmaya ne de kavgaya geçit vermek istemiyor. Kars’ı yağma ve bu kavgadan koruyacak, uzak tutacak bir belediyecilik anlayışını hayata geçirmek istiyoruz. Elbette bütün adaylar projelerini anlatacak ve vaatlerini sunacaklar. Biz bir buçuk yıl boyunca yaptıklarımızı, yapabileceklerimizi bütün imkansızlıklar içerisinde ortaya koyduğumuzu anlatacağız.
“BİR BUÇUK YILLIK BELEDİYE BAŞKANLIĞIM BİR GÜVEN OYLAMASI OLACAK”
Bunun için bizim açımızdan 31 Mart seçimleri partilerle adayların yarışıdır. Bizim bir buçuk yıllık uygulamamızı bir güven oylaması olacak ve bir referandum olacak. Eğer Karslılar bütün kesimleriyle bütün partileriyle bizim bir buçuk yıl boyunca yürüttüğümüz belediyecilik anlayışını olumlu buluyorlarsa ve destekliyorsa o güven oyu bizim yeniden bu yetkinliği kullanmamızın ve bu şehre hizmet etmemizin önünü açacaktır. Bunu kolaylaştıracaktır ve bunu sağlayacaktır. Biz bir buçuk yıl boyunca bu şehirde en azından ayrımcılık yapmamayı, ırkçılık yapmamayı, kimseyi inancından dolayı dışlamayı galiba başardık. Dolayısıyla oy veren vermeyen ayrımı yapmadan, parti ayrımı yapmadan bütün kesimleri hizmetten eşit faydalanması konusu bizim açımızdan önemli bir kazanımdır. Bu konuda geri adım atmaya bu konuda yeniden bir şehri başa döndürmeye, yeniden korkularla insanları birbirine düşürmeye izin vermek istemiyoruz.
“ASLA RÖVANŞİST YAKLAŞIM İÇERİSİNDE OLMAYACAĞIZ”
Kim bu şehirde bir taş üstüne taş koymuşsa, bizden önceki belediye başkanları ve bizden sonraki yani valiliğin yönetimi döneminde de asla rövanşist yaklaşım içerisinde olmayacağız. Kim güzel bir şey yapmışsa bu şehre bir araç getirmişse, bir yol yapmışsa, biz gayet tabii buna teşekkürle ve takdirle yaklaşacağız. Bugüne kadar şehre hizmet eden bütün belediye başkanlarının da katkısını ve desteğini almaya çalışacağız. Bugün yarışacağımız, belki seçimde rekabet edeceğimiz diğer partilerin ya da bağımsız belediye başkan adaylarının da seçimden sonra birlikte şehre hizmet etmek üzere desteklerini ve katkılarını isteyeceğiz.
“GÜNEŞ ENERJİSİ PROJESİNİ KARS’TA HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Türkiye genelinde güneş kentler projesini ana proje olarak sunuyoruz. Kars, güneşle en erken tanışan Anadolu şehirlerinden birisidir. Hatta belki birincisi bazı ilçeleri itibariyle güneşi ilk gören, güneşle ilk buluşan, her gün güneşle hayata yeniden başlayan bu şehrin güneşten çok daha büyük istifade etmesi gerekiyor. Soğuk bir şehirdeyiz ama buna rağmen güneşi görme açısı itibarıyla da aslında güneşten en çok faydalanma imkanı olan şehirlerden birisiyiz. Biz bununla ilgili yani belediye başkanıyken de bir takım projeler için kaynak bulmak üzere görüşmeler yapmıştık. Kars’ın buna çok uygun şehirlerden birisi olduğunu söylemişlerdi. Bu güneş kentler projesinin uygulandığı ilk şehirden birisi Kars olsun istiyoruz. Güneşle erken buluşan bir şey güneşten daha fazla istifade ederek, yakıt masraflarını en aza indirilmesi konusunda kararlıyız. Yerel yönetimlerin öncülük etmesiyle ve diğer kurumlarla birlikte uluslararası destekler de alarak özellikle ekoloji açısından, atık üretimini azaltmak açısından en önemli bir projedir. Bu projenin şehrin ekonomisini canlandırmak için şehre büyük bir imkan büyük bir kaynak oluşturacağını düşünüyoruz.”
]]>
Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını yanıt verdi. İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
İmamoğlu, bugünkü İstanbul Ticaret Odası (İTO) ziyareti çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün isim vermeden kendisini “Eli genel merkezde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarda İstanbul’da olan biri İstanbul’u yönetemez” sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Ben açıkçası bu seçim döneminde çoklu bir rakiple karşı karşıyayım. İstanbul’da rakibimiz olan birçok arkadaşımıza, birçok hemşehrimize ya da siyasi parti temsilcisine ya da onları temsilen yapılan birtakım siyasi müzakerelerde, konuşmalarda şahsıma dönük tutarlı-tutarsız, yalan-yanlış, eksik-fazla; adı her neyse yorumlar yapılacaktır. Bu yapılan yorumları ben hiç muhatap almayacağım ama hani İstanbul’a dair bir proje ya da İstanbul’da yaptığımız bir işe dönük bir tarif olur ise bu kapsamda elbette cevabını veririm ama söylenen siyasi, muğlak, geçerliliği olmayan birtakım tariflere asla muhatap olmayacağım. Bunun ismi A-B partisi ya da A-B partisinin lideri, benim için fark etmiyor. Benim işim şu anda İstanbul seçimine dair 16 milyon insanımıza geçtiğimiz 5 yılın hesabını vermek; önümüzdeki 5 yılla ilgili de tasarruflarımızı ve tasarımlarımızı aktararak en güçlü şekilde, demokratik bir zeminde tarihi oy rekoru kırarak inşallah tekrar seçilebilmek. Tek yolculuğum bu.”
MURAT KURUM’A: “HER GÜN YENİ BİR ÇEVRE TRAJEDİSİYLE KARŞI KARŞIYA”
Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un mevcut belediye yönetimini “Don Kişot”a benzetmesine ilişkin de İmamoğlu, şunları dile getirdi:
“Sayın Bakan, tabii büyük bir şok içerisinde. Her gün yeni bir çevre trajedisiyle karşı karşıya. Yarattığı problemler ve sebep olduğu birtakım sorunlu haller, insanları mutsuz ettiği projeler… Birçok konunun yarattığı travmayla ‘Ekrem İmamoğlu’na nasıl bir söz söylesem de o sözün şokuyla beraber bir fayda sağlasam’ çabası içerisinde. Sayın Bakan’ı yakınen de tanırım. Bu tarz sözler edebilecek bir usul, üslubu da yoktur ama her seçimde karşımıza bu tarz, yeni bir kimliğe bürünmüş kişilikler de görüyorum. Bence bu heyecana kapılmamasını, yeterlilik içerisinde İstanbul’a dair işlerini anlatmasını tavsiye ederim. Zira 650 bin konut vesaire gibi asla yapılamayacak, asla olamayacak ve olmaması gereken, yaptığı açıklamalarla ‘Ekrem İmamoğlu ve ekibinin ortaya koyduğu başarılı süreci nasıl geride bırakırım’ diyerek tarihe en kötü vaatler dizilişi olarak çıkacak süreçleri tarifliyor. Tabii benim için kötü bir şey değil bu yaptıkları ama yine de üzülüyorum. Keşke daha nitelikli, daha kaliteli bir kampanya yürütebilse, biz de bir şeyler alabilsek. Zira benim açıkladığım her proje, İstanbul için ortaya koyduğumuz her bakış açısını onlar sahiplenebilirler, ballandıra ballandıra anlatabilirler. Çünkü biz, zaten İstanbul için ballandıra ballandıra anlatılacak projeler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bu bakış açısına kendisini tavsiyeyle davet ediyorum.”
“CUMHURBAŞKANI, AÇIKLAMALARIYLA YÖRE YÖRE İNSANLARI ŞOK EDİYOR”
Erdoğan’ın Ordu’da “Biz yoksak doğal gaz yok” propagandasıyla oy istemesi sorulması üzerine de İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı, açıkçası öyle açıklamalar yapıyor ki, yöre yöre insanları şok ediyor. Öylesine şok ediyor ki, gördüğüm kadarıyla tarihinde ilk kez bu kadar düşük kalabalıkla Karadeniz gezisi yaptı. Gerçekten bence oturup -birileri var mıdır çevresinde bilmiyorum ama- yaptığı mitinglerin arka planını ya da sonrasında çekilen fotoğrafları, videoları izlesin. Bu söylediği bence kötü tariflerin, kötülükçü cümlelerin karşılığını, milletin ona nasıl tepki olarak gösterdiğini görsün. Bu milleti oy alma döneminde, seçime giderken tehditle, yani ‘Oy verirseniz doğal gaz getiririm’ ya da deprem bölgesindeki o mağdur insanlarımıza ‘Oy vermediniz, yerel yönetim başka partiden de onun için hizmet gelmedi’ diyecek kadar vicdanları sızlatacak birtakım yorumları yapıyor ise, insanları tehdit ediyor ise düşünün ki, eğer bu seçimde kazanır ise ondan sonra hangi tehditkar süreçleri ve milletimiz adına yapar? Ki yorumlar yapılmaya başlandı. Seçimden sonra gelecek zamları, yükselecek enflasyonu, doğal gaz vesaire gibi faturaların nasıl büyüyeceğini… Bıraksın doğal gaz taşımayı. İnsanlar şimdiden o tedirginliği yaşıyorlar.
“MİLLET, 23 HAZİRAN’DAKİ GİBİ 31 MART’TA DA DERSİNİ VERECEK”
Kaldı ki, yıllardır Ordu’yu yöneten kendileriydi zaten. Niye getirmediler yani? Neyin tehdidini yapıyorlar? Şaka gibi ama İstanbul’da başta olmak üzere bütün Türkiye’de milleti tehdit eden, milletin efendisi olduğunu düşünen bu tarz söylemlere, milletin efendi olduğunu, tehdide karşı da ciddi bir demokrasi dersini, aynen 2019, 23 Haziran’da verdiği gibi, 31 Mart’ta da vereceğini düşünüyorum. Öyle bir ders verecek ki, kalan iktidar sürelerinde daha fazla çalışmalarına sebep olacak. Millet, 31 Mart’ta demokrasi tokadı atacak sandıklarda. Onlar da çalışmak zorunda kalacaklar. Gerçek işlerine, enflasyonla mücadeleye, yoksullukla mücadeleye, perişan ettikleri emeklilerin hallerini iyileştirme konusundaki mücadeleye geri dönüş yapacaklar. Ben buradan milletimizi, özellikle AK Parti’ye oy veren hemşehrilerimi bu vesileyle uyarmış olayım.”
ERDOĞAN’A: “BENİ PAZARDA İZLESİN”
Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını da İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
MUHARREM İNCE’YE ADAY YANITI: “HAYIRLISI OLSUN, NE DİYEYİM”
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşmesinde İmamoğlu’na “Senin kaybetmen Cumhuriyetçilerin moralini bozar. Senin o eli koruman lazım. Ben senin için ne yapabilirim” sözleri ve karşısına partiden Berk Hacıgüzeller’in aday çıkarıldığı hatırlatılmasına da İmamoğlu, “Hayırlısı olsun. Ne diyeyim” diye yanıt verdi.
]]>
2024 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik ve Politik Durum Değerlendirme Anketi sonuçlarına göre önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem UBP yönetimi hem de UBP üyeleri Ersin Tatar’ı yeniden Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.
2024 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik ve Politik Durum Değerlendirme Anketi sonuçları açıklandı. 8 Ocak ve 2 Şubat tarihleri arasında, bağımsız bir araştırma şirketinin KKTC genelinde düzenlediği anket, Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke ilçelerinde yaşayan 17 bin 800 kişi baz alınarak, bilgisayar destekli telefon aramaları ile gerçekleştirildi.
Ankete, Ulusal Birlik Partisi üyeleri ve Ulusal Birlik Partisi parti meclis üyeleri, örgüt başkanları, kadın kolları başkanları, gençlik kolları başkanları da dahil edildi. Ulusal Birlik Partisi üyeleri doğrultusunda, toplam 5 bin 850 telefon görüşmesi yapılarak 2 bin 245 yanıt alındı. Ayrıca, Ulusal Birlik Partisi yönetim kadrosu özelinde 874 kişiye yapılan ankette ise toplam 725 telefon görüşmesi ile 523 yanıt alındı.
Katılımcılara, “İlk yapılacak olan seçimlerde oy kullanmayı düşünüyor musunuz?”, “İlk yapılacak olan milletvekilliği seçimlerinde yeni aday olarak kimlerin meclise girmesini isterdiniz?”, “En başarılı bulduğunuz Ulusal Birlik Partili bakan kimdir?”, “En başarılı bulduğunuz Ulusal Birlik Partili milletvekili kimdir?”, “UBP kurultayında kimi desteklemeyi düşünüyorsunuz?” ve “İlk yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde kimi desteklemek istersiniz?” gibi sorular soruldu.
Tatar iki ankette de önde
Ankette Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın hem UBP üye bazında hem de UBP yönetim kadrosundaki anket sonuçlarına göre birinci sırada yer alması dikkat çeken sonuçlardan biri olarak ortaya çıktı. Anket sonuçlarına göre, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem UBP yönetimi hem de UBP üyeleri Ersin Tatar’ı yeniden Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.
Üstel açık ara önde
Yine anket sonuçlarına göre UBP kurultayında yönetim kadrosunun yüzde 47,69’u, mevcut genel başkan ve Başbakan Ünal Üstel’i yeniden Parti Baskanı ve Başbakan olarak görmek isterken, Üstel’in yüzde 12,12 oy oranıyla Faiz Sucuoğlu, yüzde 11,15 oy oranıyla ise Olgun Amcaoğlu takip ediyor. Anket sonuçlarında UBP üyelerinin yüzde 33,08’inin Ünal Üstel’i, yüzde 17,12’sinin Hasan Taçoy’u ve yüzde 15,19’unun ise Olgun Amcaoğlu’nu Genel Başkan olarak görmek istediği sonucu ortaya çıkıyor.
Milletvekili adaylarında öne çıkan yeni isimler
Anket sonuçlarına göre ilk milletvekilliği seçimlerinde aday olma olasılığı bulunan Ali Başman, Ebru Törehan, Dr. Mustafa Kalfaoğlu, Türel Öksüzoğlu, Adil Özgey ve Ömür Gardiyanoğlu gibi isimler kendi bölgelerinde ön plana çıkıyor.
Görevde olmayan bakanlar destek kaybetti
Yine anket sonuçlarına göre görevde olmayan bakanların destek kaybettiği görülüyor. Ankette en başarılı UBP’li bakanlar arasında yönetim kadrosu ve üyelerin cevaplarına göre ilk üç sırayı Hakan Dinçyürek, Dursun Oğuz ve Hüseyin Çavuş Kelle ve Nazım Çavuşoğlu paylaşıyor.
Taçoy’a destek yok
Her iki ankette de Olgun Amcaoğlu ve Dursun Oğuz’un istikrarlı şekilde başarılı bulunduğu görülüyor. Öte yandan kurultayda aday olacağını açıklayan UBP Milletvekili Hasan Taçoy’ un ne üyeler ne de parti yönetimi içerisinde destek görmemesi de anketin diğer dikkat çeken sonuçlarından biri. – İSTANBUL
]]>
Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne ilişkin seçim takvimi işliyor.
Takvime göre, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıklar belirlendi, seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanacak. 24 Mart’ta seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına yarın saat 17.00’ye kadar iletecek.
Bağımsız adaylar da başvurularını en geç yarın saat 17.00’ye kadar yapabilecek.
Siyasi partiler, aday listesindeki eksiklikleri 22 Şubat’a kadar tamamlayabilecek. Bağımsız adaylar dahil geçici aday listeleri 23 Şubat’ta ilan edilecek, aynı gün listelere itiraz süresi başlayacak. Kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak.
Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart 2024 Perşembe sabahı başlayacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek. Seçmen 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
35 partinin adayları yarışacak
YSK’nin seçim takvimi kapsamında, 27 Ocak’ta çekilen kura ile seçime katılacak 35 siyasi partinin birleşik oy pusulasındaki yerleri belirlendi.
Kuraya göre, partiler oy pusulasında şöyle sıralandı:
“1 AK Parti, 2 İYİ Parti, 3 Sol Parti, 4 Büyük Birlik Partisi, 5 Memleket Partisi, 6 Anavatan Partisi, 7 Demokratik Sol Parti, 8 Yeniden Refah Partisi, 9 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 10 Türkiye Komünist Partisi, 11 Anadolu Birliği Partisi, 12 Zafer Partisi, 13 Halkın Kurtuluş Partisi, 14 Türkiye Komünist Hareketi, 15 Bağımsız Türkiye Partisi, 16 Gelecek Partisi, 17 Yeni Türkiye Partisi, 18 CHP, 19 Emek Partisi, 20 HÜDA PAR, 21 Hak ve Özgürlükler Partisi, 22 Ocak Partisi, 23 Adalet Birlik Partisi, 24 Demokrat Parti, 25 Güç Birliği Partisi, 26 Millet Partisi, 27 Milli Yol Partisi, 28 Adalet Partisi, 29 Genç Parti, 30 Aydınlık Demokrasi Partisi, 31 MHP, 32 Türkiye İşçi Partisi, 33 Demokrasi ve Atılım Partisi, 34 Saadet Partisi ve 35 Vatan Partisi”
Oy verme saatleri
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “Bugünkü CHP, çizgisinden çıkmış, tükenmiş ve kırmızı halılarla karşıladığı DEM Parti’nin işgaline uğramıştır. Yerel yönetimler vasıtasıyla, Türkiye’nin yükselişini sekteye uğratmaya çalışan bu zihniyete aziz milletimiz, sandık önüne geldiğinde kırmızı kartı gösterecektir.” dedi.
Büyükataman, Bozüyük ve Söğüt ilçelerinde partisinin seçmen iletişim merkezlerinin açılışına katıldı.
Büyükataman, partisinin Bozüyük Seçmen İletişim Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada,Türk milletinden aldıkları güç ve üretken belediyecilik vizyonlarıyla MHP’yi zafere ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi.
Hedefleri doğrultusunda tüm teşkilatlarıyla tam kadro sahada olduklarını anlatan Büyükataman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletimizi ve devletimizi kuşatma altına almak isteyen, her gün farklı isimle karşımıza çıkan, bayatlamış zillete karşı büyük Türk milletiyle omuz omuza yürüyoruz. 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerden bu yana başta büyükşehirlerimiz olmak üzere, CHP’nin elinde bulunan belediyelerin tamamı vatandaşa hizmet götürmekten acizdir ve liyakatsiz kadroların yönetimi altındadır. Bugünkü CHP, çizgisinden çıkmış, tükenmiş ve kırmızı halılarla karşıladığı DEM Parti’nin işgaline uğramıştır. CHP, artık ne yazık ki Mustafa Kemal Atatürk’ün CHP’si değildir.”
“İş bilmeyenlere Bozüyük, daha fazla tahammül etmeyecektir”
CHP belediyeciliğinin sınıfta kaldığını belirten Büyükataman, hizmetten mahrum kentlerin CHP’nin elinden kurtarılması gerektiğini savundu.
Büyükataman, “İş bilmeyenlere, üretmeyenlere, insanımıza dokunmayanlara Bozüyük, daha fazla tahammül etmeyecektir. Yerel yönetimler vasıtasıyla, Türkiye’nin yükselişini sekteye uğratmaya çalışan bu zihniyete aziz milletimiz, sandık önüne geldiğinde kırmızı kartı gösterecektir. İnanıyorum ki, 31 Mart akşamı Bozüyük’te üç hilal dalgalanacak, aziz milletimiz Milliyetçi Hareket Partisinin insanı ve hizmeti önceleyen belediyecilik anlayışına kavuşacaktır.” dedi.
Büyükataman, daha sonra Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret ederek açılış törenine geçti.
Söğüt’te de partililere hitap eden Büyükataman, belediyecilik anlayışlarının temelinde insan sevgisinin bulunduğunu anlattı.
Cumhur İttifakı ve MHP yönetimindeki belediyelerde esas ve bağlayıcı unsurun hizmet olduğunun altını çizen Büyükataman, şunları kaydetti:
“Hizmet edenin himmet göreceğine, dürüst ve samimi olanın dua ve rıza kazanacağına, helal haram ayrımı yapanın iki dünyasını da kurtaracağına iliklerimize kadar inanırız. Bizler, günübirlik siyasi hesap ve mevzi kazanımlarının peşinde değiliz. Bizim için vatandaşlarımızın huzuru, refahı ve güvenliği her şeyden önceliklidir çünkü milletimiz huzursuz ve memnuniyetsizse geleceğe umutla bakamayız. Milletin desteği olmadan hiçbir siyasi hedef başarıya ulaşamaz.”
“Ne destek olursa, omuz omuza bu gayreti göstereceğime söz veriyorum”
AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir de Cumhur İttifakı olarak birlik ve beraberlik içinde bulunduklarını vurguladı.
Cumhur İttifakı’nın adaylarının projeleriyle konuştuğunu ifade eden Eldemir, şunları dile getirdi:
“Başkanımız burada göreve başladığından itibaren milletvekiliniz olarak, Söğüt’e ne yapmam gerekiyorsa, Söğüt Belediye Başkanı’nın benden istediği, bizden talep ettiği projeleriyle ilgili ne destek olursa, onunla birlikte, omuz omuza bu gayreti göstereceğime söz veriyorum. MHP’nin, AK Parti’nin, Sayın Devlet Bahçeli’nin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın adayı Ferhat Durgut’tur. Sayın Cumhurbaşkanı’mızı ve onun her ortamda yol arkadaşı Sayın Devlet Bahçeli’yi bu konuda mahcup etmeyeceğinize inanıyorum.”
Programlara AK Parti İl Başkanı Serkan Yıldırım, MHP İl Başkanı Talha Özkan, Merkez İlçe Başkanı Önder Çakır, MHP Bozüyük Belediye Başkan adayı Bahadır Çetin, Cumhur İttifakı’nın Söğüt Belediye Başkan adayı Ferhat Durgut, AK Parti ve MHP’nin il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile partililer katıldı.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Cumhuriyet Halk Partisinin seçime ittifaksız girdiğini kimse kabul etmesin. Biz bir ittifakın parçasıyız, bileşeniyiz, içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Partimizin bayrağı var mı var ama Türkiye ittifakının bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Türkiye ittifakının renkleri kırmızıyla beyazdır.” dedi.
Özel, partisinin aday tanıtımı ve seçim bildirgesinin açıklanması için Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen programda, parti kültürü gereği önceki genel başkanlarına büyük bir vefa ve saygıyı gösterdiğini belirterek, “Önceki genel başkanlara vefa göstermek onlardan alınan emaneti, onların partisini, Cumhuriyet Halk Partisini iktidar yapmakla olur. Bunu başaracağız. Bugün huzurunuza en doğru isimlerle çıkmak için çok çalıştık, ince eledik, sık dokuduk.” ifadelerini kullandı.
Aday belirleme süreçlerinde 3 bin anket yaptırdıklarını ve Türkiye genelinde 1127 adayı belirlediklerini vurgulayan Özel, şöyle konuştu:
“1127 adayımızdan, 196 tanesi genç adayımız. Bu konuda da çok önemli, çok büyük bir adım attık. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de aday tanıtım toplantısındaydım. Hepsi seçilecek yerden 9 kadın adayı İzmirlilerin önüne çıkardık. Yine 40 yaş altında 14 belediye başkan adayımızla İzmir’in huzurundaydık. İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisinde kadın ve genç aday sayısıyla ilgili talep ve örgütün motivasyonu çok kıymetliydi. Ben 9 kadın adayımızı, 12 genç adayımızı İzmirlilere emanet edip geldim. Şimdi, Atatürk’ün istediği ve onun açtığı yolda ilerleyebilmeleri için adaylarımızı siz değerli örgütümüze emanet ediyorum. “
Bazı partilerde aday belirleme süreçlerinin kapalı kapılar ardında olduğunu dile getiren Özel, şu bilgileri paylaştı:
“Cumhuriyet Halk Partisinde bu dönem daha fazla objektif kriterleri ve farklı yöntemleri benimsedik. Adaylarımızı belirlerken seçmenimizi, örgütümüzü dinledik. Aday adaylarımızı dinledik. Sokağın sesine kulak verdik. Kanaat önderleriyle görüştük. Parti Meclisi üyelerimizi ve milletvekillerimizi görevlendirdik. Onların detaylı raporlarını aldık. 3 bin araştırma yaptırdık ve sonuçta 339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik. Mevcut belediye başkanlarımız hakkında memnuniyet anketlerinin olumlu olması durumunda adaylığa devam sürecini gerçekleştirdik. Ardından aday değişikliği olan yerlerde bir, iki, üç hatta bazı özel durumlarda beş ankete kadar sahadan veri toplamayı, seçmenin beklentilerini, taleplerini okumayı tercih ettik.”
“Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum”
Özel, aday gösterilmemelerinin ardından partiden istifa eden ya da parti yönetimine yönelik eleştirilerde bulunan isimlere de değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Son günlerde bazı televizyonlarda, gazetelerde üç, beş, on memnuniyetsiz arkadaşımızın partiden ayrıldığını ya da başka taraflardan aday olmak istediklerini ve eleştiren açıklamalarını görüyoruz. Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum. Hiç kötü bir söz söylemeyeceğim. Ama esas konuşulması gereken, benim gönlümde manşette olan, benim gönlümün kahramanları, kendisi aday olmadığı günün ertesi sabahı adaya telefonu açıp, ‘Çok istedim olmadı, sizi belirlediler, ben çalışmaya hazırım’ diyenler, kendisi için giydirdiği aracı aday olan arkadaşına teklif edenler, kampanyanın koordinasyonunu üstlenenler, kampanya için kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına teslim edenler. Yani üç beş kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseye tartıştırmayan adayımızın arkasında duran, partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var.”
“İlk kez yapılan uygulamaları hayata geçiren partiyiz”
Özel, toplumun her kesimine kendilerini borçlu hissettiklerini dile getirerek, bundan dolayı seçimleri kazanmak zorunda olduklarını vurguladı.
CHP’nin Türkiye’ye sosyal belediyecilik ve sosyal demokrasi anlayışını getiren, sosyal devlet anlayışını taşıyan parti olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:
“Bir büyük mirasın sahibiyiz. Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez yapılan pek çok uygulamayı hayata geçiren partiyiz. Kentsel dönüşüm, toplu konut, metro, metrobüs, hafif raylı sistem, biyolojik arıtma ve daha pek çok projeyi hayata geçirenlerin mirasçılarıyız. Biz belediyeciliği İstanbul’da ilk tercihli yol uygulamasını hayata geçiren Aytekin Kotil’den, 1992 yılında ilk doğal gaz projesini yapan Nurettin Sözen’den, halk ekmek fabrikasını kuran Ahmet İsvan’dan, bugün aramızda bulunan bir yerel yönetim efsanesi olan önceki genel başkanımız Murat Karayalçın’ın ilk metro temeli atmasından, metrolardan, tramvaylara, üretim merkezlerinden, öğrenci yurtlarına, kooperatiflerden kreşlere, Türkiye’yi sosyal belediyecilik örnekleriyle tanıştıran Vedat Dalokay’dan Celal Altınay’a, Yüksel Çakmur’dan Ali Dinçer’e, Ahmet Piriştina’dan Anadolu’da bozkırın ortasında bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşen’den öğrendik.”
“Hizmette ayrıcalık yapmıyoruz”
Özel, tüm seçmenlerin oyuna talip olduklarını vurgulayarak, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak oyunuzu bize verin diyoruz ama bize vermeyeni cezalandırmakla asla tehdit etmiyoruz. Asla ve asla oy vermeyenlere hizmet etmeyip, hizmette bir ayrıcalık yapmıyoruz. Çünkü biz belediyecilik hizmetinin bir kamu hizmeti olduğunun ve bu hizmeti yapmanın Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin vatan borcu olduğunun farkındayız.” dedi.
Partilerinin seçim bildirgesinin kalkınma, refah ve dayanışma belediyeciliğini önceleyen üç bölüm ve 15 alt başlıktan oluştuğunu bildiren Özel, doğaya zarar vermemek için seçim bildirgesini kağıda basmayıp, dijital olarak paylaşacaklarını söyledi.
Özel, seçim kampanyalarının sloganın “İşimiz Gücümüz Türkiye” olduğunu duyurarak, bu sloganın yerelde il ve ilçelerin isimleriyle kullanılacağını bildirdi.
“Milletin parasını millet için harcadık”
İktidara yönelik eleştirilerde bulunan Özel, şöyle konuştu:
“Bu iktidar 25 yıl boyunca ülkeyi kötü yönetti. Şehirlerimizin tarihi dokularını tahrip etti. Şehirlerimizi düzensizliğe, karmaşaya, kötü yapılaşmaya teslim etti. Doğal afetlere karşı dirençsiz hale getirdi. Şehirlerimiz; depremlerde yıkılan, sellerde boğulan, yangınlarda korunamayan, güvensiz ortamlara dönüştü. Belediyeler yıllarca toplumun tamamının değil, belli çıkar gruplarının faydalandığı kurumlar haline getirildi. Ankara’nın nasıl parsel parsel satıldığını, İstanbul’a nasıl ihanet edildiğini, şehirlerimize bu kötülükleri yapanların bizzat kendi ağızlarından dinledik. Biz 2019 seçimlerine sosyal demokrat belediyeciliğin mirasıyla şehirlerimizdeki kötü yönetimlere son vermek için girdik. Hep birlikte çok önemli başarı elde ettik. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i hep birlikte kazandık. Beş yılın sonunda daha net görüyoruz ki bu hepimize iyi geldi, şehirlere iyi geldi, Türkiye’ye iyi geldi. Belediyelerde yaptığımız en önemli hizmet şudur; milletin parasını millet için harcadık. Biz milletin parasını millete yönlendirdik. İsraf etmedik, tasarruf ettik. Doğal afetlerde, yangınlarda, sellerde, depremlerde tüm belediyelerimizin gücüyle vatandaşlarımızın yanında durduk.”
“Muhalefete muhalefetin iktidara yaradığının bilincindeyiz”
Özel, 2019 seçimlerinden farklı olarak bu yılki seçimlere herhangi bir partiyle ittifak halinde girmediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Beş yıl önce Cumhuriyet Halk Partisinin içinde bulunduğu ittifak bugün aynı isimle seçimlere girmiyor. Bu ittifak ortaklarımızın verdiği, bizim de saygı duyduğumuz bir karar. Bizim işimiz, genel siyasette iktidara muhalefet etmek. Muhalefete muhalefetin iktidara yaradığının bilincindeyiz. O yüzden muhalefetle uğraşmayız. Bugün geçmişle beraber olduklarımız ayrı adaylarla ayrı listelerle karşımızda olabilirler. Buna da saygı duyacağız. Ama gücümüzü aldığımız, yetkimizi aldığımız, hizmet yaptıklarımız değişmedi. Aksine o günden bugüne yeni oy kullanacak çok sayıda seçmenimiz var.”
Özel, Cumhur İttifakı’na karşı seçmenlerle Türkiye ittifakını kurduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Geçen seçimin muhafazakar demokratları yine burada kendi değerlerine saygılı belediye başkanlarımızın arkasında. Geçen seferin bizim belediye başkanlarımıza destek veren milliyetçi demokratları onların vatan, millet, bayrak sevgisine beş yıl boyunca şahit oldu. O yüzden buradan sonra hep birlikte Cumhuriyet Halk Partisinin seçime ittifaksız girdiğini kimse kabul etmesin. Biz bir ittifakın parçasıyız, bileşeniyiz, içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Partimizin bayrağı var mı var ama Türkiye ittifakının bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Türkiye ittifakının renkleri kırmızıyla beyazdır.”
Lütfü Savaş programa katılmadı
CHP Genel Başkanı Özel, salona aralarında belediye başkan adayları, kadın ve gençlik kolları yöneticilerinin de olduğu bir grupla girip, tüm salonu selamladı.
Şehitler için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda, partinin seçim şarkısı “İşimiz Gücümüz Türkiye” çalındı.
Özel’in konuşmasının ardından, tüm adaylar illerine göre sahneye çıkarak Özel ile fotoğraf çektirdi.
Programa Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş katılmazken, sahneye davet edilen Hatay adaylarının arasında Savaş’ın adı anons edilmedi, ekrana ismi ve fotoğrafı yansıtılmadı.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “3-5 kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseyle tartışmayan, adayımızın arkasında duran ve partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var” dedi. Özel’in konuşması sırasında salonda boş kalan çok sayıdaki koltuk dikkat çekti.
Özgür Özel, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Salonda yer alan partilileri selamladıktan sonra bir konuşma yapan Özel, 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olarak gösterilecek isimlerin en doğru isimler olması için çok çalıştıklarını belirterek, “11 Parti Meclisi (PM) toplantısı yaptık. Neredeyse kurultaydan bugüne kadar her hafta bir PM toplantısı yaptık. Toplamda bin 127 aday belirledik. Belediye başkanlıkları için 100 kadın adayımız, 2019’a göre tam iki katına çıkmış kadın aday sayımız var. Bu, CHP ve Türkiye için önemli bir adımdır ama asla yeterli değildir” ifadelerini kullandı.
“339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik”
Aday belirlerken seçmeni, örgütü, aday adaylarını dinlediklerini; PM üyelerini ve milletvekillerini görevlendirdiklerini belirten Genel Başkan Özel, “Onların detaylı raporlarını aldık. 3 bin anket yaptırdık ve sonuçta 339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik. Mevcut belediye başkanlarımız hakkında memnuniyet anketleri; anketlerin olumlu olması durumunda adaylığa devam sürecini gerçekleştirdik. Ardından aday değişikliği olan yerlerde 1, 2, 3, hatta bazı özel durumlarda 5 ankete kadar sahadan veri toplamayı, seçmenin beklentilerini ve taleplerini okumayı tercih ettik. Sonunda adaylarımız var. Aday adayı olan 16 bin başvurudan 3 bin 500’ün üzerindeki başvuru, doğrudan belediye başkanlığı içindi” açıklamalarında bulundu.
“Partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var”
Yerel seçimler için bazı isimlerin aday olarak gösterilemediğine değinen Özel, “Son günlerde bazı televizyonlarda, gazetelerin manşetinde, ilk sayfasında 3, 5 ve 10 memnuniyetsiz arkadaşımızın partiden ayrıldığını ya da başka taraflardan aday olmak istediklerini ve eleştirel açıklamalarını görüyoruz. Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum. Hiç kötü bir söz söylemeyeceğim ama esas mesele, benim gönlümde manşet olan, altyazılardan geçen ve benim gönlümün kahramanları; kendisi aday olmadığı günün ertesi sabahı adaya telefon açıp, ‘çok istedim, olmadı, sizi belirlediler, ben çalışmaya hazırım’ dediğinde daha adayın kahvaltısını yapmadığı aday adayı arkadaşının telefonuyla güne başlayanlar var. Kendisi için giydirdiği aracı aday olan arkadaşına teklif edenler var. Kampanyanın koordinasyonunu üstlenenler var. Kampanya için kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına teslim edenler var. 3-5 kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseyle tartışmayan, adayımızın arkasında duran ve partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Özel; 30’u büyükşehir, 51’i il olmak üzere belediye başkan adaylarını partilileri selamlamak üzere tek tek sahneye çağırdı. Tanıtım toplantısına Özel’in yanı sıra eski genel başkanlar Hikmet Çetin ile Murat Karayalçın, 81 il belediye başkan adayları ve 81 il ve ilçe teşkilatları katıldı.
Özel’in konuşması sırasında ise salondaki yüzlerce koltuğun boş kalması dikkat çekti. – ANKARA
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yakın bir tarihte ikinci astronotu da uzaya göndereceklerini belirterek, “Artık Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar uzaya gidecek.” dedi.
Erdoğan, partisinin Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Siyasete kazandırdıkları istikrar ve güven iklimi sayesinde Türkiye’yi her alanda 3,5,10 kat büyüttüklerini belirten Erdoğan, ihracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turist sayısını 13 milyondan 57 milyona çıkardıklarını belirtti.
Milli geliri 238 milyar dolardan bir trilyon dolar seviyesine getirdiklerini dile getiren Erdoğan, istihdamı 19 milyon kişiden, 32 milyon kişiye taşıdıklarını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayinde yüzde 80’leri dışa bağımlılığını yüzde 20’lere indirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Bugün insansız hava araçlarında dünyanın ilk 3 ülkesinden biriyiz. Kızıl Elma ve ANKA-3 ile artık bu alanda farklı bir lige yükseliyoruz. TCG Anadolu’nun ardından geçen ay en büyük ikinci gemimiz olan TCG Derya’yı da donanmamıza teslim ettik. Kendimiz yaptık, dışarıdan değil.” diye konuştu.
İlk insanlı uzay misyonunun geçen hafta başarıyla tamamlandığını anımsatan Erdoğan, “İnşallah, yakın bir tarihte ikinci astronotumuzu da uzaya göndereceğiz. Artık Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar uzaya gidecekler.” ifadelerini kullandı.
Azmedince yapılacağını vurgulayan Erdoğan, azmedip, gayret edip, çalıştıklarını ve başardıklarını aktardı.
“Şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda büyük bir atılım ve çok büyük bir gelişme içinde olunduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bundan 10, 15, 20 sene önce tohumlarını attığımız projelerin hamdolsun bugün meyvelerini topluyoruz. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız. Hayat pahalılığı ve enflasyon başta olmak üzere şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz. Son 21 yılda pek çok başarıya imza atmış bir hükümet olarak, bugünkü sorunları da çözecek olan yine biziz. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum.”
“Dünyada böyle bir muhalefet yok”
Sayılmaya çalışıldığında günler sürecek nice başarıya, reforma, kalkınma ve teknoloji atılımına imza attıklarının altını çizen Erdoğan, “Ancak ülkemizde muhalefet anlayışı öyle bir berbat ki ne yaparsan yap anlamazlar. Onu değiştirmeye muvaffak olamadık. İşte kendi içlerinde nasıl birbirlerine düştüklerini görüyorsunuz değil mi? Üzülerek de olsa şu gerçeği ifade etmek durumundayım, Türkiye’nin en büyük talihsizliği vizyonsuz, beceriksiz, tembel ve değişime ayak direyen, tutucu muhalefete sahip olmasıdır. Dünyada böyle bir muhalefet yok.”
Türkiye’de son 21 yılda pek çok şeyin değiştiğini, dönüştüğünü ve kendini yenilediğini ancak CHP’nin başını çektiği muhalefette hiçbir köklü değişim yaşanmadığını söyleyen Erdoğan, “Pek istemeseler de genel başkanlık koltuğunda oturanları değiştirdiler. Bundan her seferinde standardı düşürdüler, çıtayı iyice aşağı çektiler.” dedi.
CHP’de her gelenin mutlaka bir öncekini mumla arattığını vurgulayan Erdoğan, “Gelen gideni aratıyor. Son genel başkan değişikliğinde de bu gelenek bozulmadı. ‘Değişim’ dediler, ‘yenilenme’ dediler, bir sürü cafcaflı kavram kullandılar ancak günün sonunda sabık genel başkanlarını bir iç darbeyle siyasetten tardedip, aynı tas aynı hamam yollarına devam ettiler. Bay Kemal, güya 13. Cumhurbaşkanı olacaktı, hatırlıyorsunuz değil mi? Bir anda kendini CHP’nin istenmeyen adamı olarak buldu.” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı vefasızlığı altılı masada beraber oldukları diğer ortaklarına da sergilediklerini anlatan Erdoğan, “Altılı masadan şu anda parlamentoda kimse kaldı mı? Hepsi gitti, hepsi dağıldı. Ne oldu? Nerede bu altılı masa? Ben ne demiştim, ‘altılı masadan kimseyi bulamayacaksınız’ demiştim. Bak parlamentoda şimdi kimse yok. Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara, bugün demediklerini bırakmıyorlar. Ankara’da bir ofis tutmuşlar. Her birinin Ankara’da birer ofisi var. Güle güle kullanın.” diye konuştu.
“Siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıktıkları yolda aynen yürüdüklerini vurgulayarak, burada asıl hayal kırıklığını CHP’lilerin yaşadığını söyledi.
CHP’lilerin partilerine ve siyaset kurumuna dair beklentilerini giderek kaybettiklerini gördüklerini ifade eden Erdoğan, “Gazi’nin emaneti diyerek halen CHP’ye oy veren vatandaşlarımız, maalesef bir umutsuzluk sarmalına sürüklenmektedir. Her ne suretle olursa olsun siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir.” dedi.
Türkiye’nin bu konuda çok acı tecrübeleri bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Geçmişte özellikle de 1970’lerde siyaset müessesesinin umut olma, ülkenin sorunlarına çözüm üretme vasfını yitirdiği durumlarda başımıza neler geldiğini hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötelenmiş, yok sayılmış hissetmesine rıza gösteremeyiz. 85 milyonun tamamının mesuliyetini taşıyan bir kadro olarak, her kesimden vatandaşımıza ulaşmak, onlara da kulak vermek boynumuzun borcudur.”
Erdoğan, yerel seçimlere dikkati çekerek, “43 gün sonra sandıklara gidiyor muyuz? Sandıklara giderken ana kademe, hanım kardeşlerim, gençler gümbür gümbür gideceksiniz, gitmemek yok. ve sandıklara giderken de yanınıza kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı alıp beraber gideceksiniz. 43 gün boyunca durmak yok. Cumhur ittifakı olarak sandıkları patlatmaya var mıyız?” diye sordu.
Alandakilerden “evet” yanıtını alan Erdoğan, CHP yönetimini eleştirirken, CHP’li vatandaşların siyaset kurumundan umut kesmelerinin önüne geçeceklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı tek tek anlatarak, bu kardeşlerimizin de oylarına talip olduğumuzu ifade edeceğiz. Buradan siyasi parti fark etmeksizin tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, muhalefete bakıp da asla yeise kapılmayın. Asla alternatifsiz değilsiniz. Hele hele CHP’nin iş bilmez, beceriksiz, sadece kendi kariyerini düşünen idarecilerine mecbur ve mahkum değilsiniz. Şayet siyasetten beklentiniz, hizmet ve eser görmekse hiç uzağa gitmenize gerek yok AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işte biz buradayız.”
“Hür iradenizin kimsenin tapulu mülkü olmadığını bu kibir abidelerine gösterin”
Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı’yla hizmet, eser, yatırım ve projede yarışabilecek hiçbir siyasi hareket olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kendi iktidarları uğruna size dayatmalarda bulunanlara, sizin kaygılarınızı istismar edenlere, size ‘bizim istediğimiz adaya tıpış tıpış oy vereceksiniz’ diyenlere… Kim diyordu bunu biliyorsunuz değil mi? Belediye başkanı olarak ‘kimi görmek istersiniz’ sorusunu bile millete değil de yapay zekaya soranlara, sizin fikrinize, taleplerinize, hassasiyetlerinize saygı göstermeyenlere, kendi şahsi ikballeri için kapalı kapılar ardında bölücü örgütün uzantılarıyla demlenenlere… Anladınız değil mi bizim çayın demlenmesi değil, DEM diye bir parti var ya onlarla demlenenler var. Hasılı size rağmen siyaset yapanlara bu seçimde esaslı bir ders vermeye hazır mıyız? Hür iradenizin hiç kimsenin tapulu mülkü olmadığını gelin, bu kibir abidelerine gösterin.”
(Sürecek)
]]>
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin önderliğinde AK Parti ve MHP’nin yerel yönetim deneyimlerini başarılını, bütün bu birikimi milletimize anlatarak, desteklerini onaylarını alıp çok daha güzel bir Türkiye, çok daha güzel bir Antalya, çok daha güzel bir Alanya için bir kez daha kolları sıvayacağız” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Alanya’da MHP İlçe Başkanlığı Seçmen İletişim Ofisi’nin açılışına katıldı. Bakan Ersoy, açılış töreninde yaptığı konuşmada, yerli ve milli anlayışla Cumhur İttifakı çatısı altında birleşildiğini ifade etti. Antalya ve Alanya için bir kez daha kolları sıvadıklarını ifade eden Bakan Ersoy, şunları söyledi:
“Cumhur İttifakı seçimlerde her defasında milletimizin çoğunluğunun onayını alarak güven ve istikrarın buluşma adresi oldu. Bu kararlılık 2023 Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir kez daha ortaya konuldu. Milletimizin çoğunluğu cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanlığı görevine seçerken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de Cumhur İttifakı çoğunluğu sağladı. Yerli ve Milli anlayış cumhur ittifakı çatısı altında seferber oldu. Şimdi yeni bir seçimin arifesindeyiz. Gün gün 31 Mart Mahalli İdare seçimlerine yaklaşıyoruz. Cumhur İttifakı yine millete hizmet için yan yana, yine kaya gibi sapasağlam. İnşallah başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülke çapında gerçekleşecek en yüksek bir seçim başarısıyla milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Allah’ın izniyle Antalya Büyükşehir’de de 19 ilçemizde de milletimizin teveccühüyle desteğiyle sandıkları patlatacağız. Milletimizden yetki aldıktan sonra da eser ve hizmet belediyeciliğini vatandaşlarımızın hayatına dokunan projeleri birer birer uygulayacağız. Hizmet ve eser belediyeciliği Antalya’mızın, güzel şehrimizin, güzel insanlarımızın emrinde olacaktır. Bu süreçte hep beraber güzel neticeler almak için canla başla çalışacağız. Cadde cadde, sokak sokak, kapı kapı dolaşacak hemşehrilerimizle olan gönül bağımızı daha da güçlendireceğiz. Daha güzel bir Antalya, daha güzel bir Alanya hayallerimizi, projelerimizi, planlarımızı anlatacağız. Cumhur ittifakından bütün arkadaşlarımızla omuz omuza, gönül gönüle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin önderliğinde AK Parti ve MHP’nin yerel yönetim deneyimlerini başarılını, bütün bu birikimi milletimize anlatarak, desteklerini onaylarını alıp çok daha güzel bir Türkiye, çok daha güzel bir Antalya, çok daha güzel bir Alanya için bir kez daha kolları sıvayacağız.”
“Hedefimiz Cumhur İttifakında olan belediyeleri tekrar kazanırken, bunların üzerine yenilerini katmak”
Oyu cepte görmenin en hafif tabiriyle siyaseten nezaketsizlik olduğunu söyleyen Bakan Ersoy, özlerine şöyle devam etti:
“Türkiye Yüzyılı vizyonumuzda merkezi idare ile genel yönetimin uyumunun potansiyelini Antalyamızın her yöresine, her beldesine taşıyacağız. Siyaseti sadece ve sadece halka hizmet olarak gören bir anlayışın mensupları olarak ayrımcılıkla, ideolojik takıntılarla işi olmayan bir ekip olarak, gündemini sadece hizmeti alan bir ekip olarak Antalya’mıza çağ atlatmaya hazırız. Biz birilerinin yaptığı gibi partisine gönül bağını mecburiyet gibi gören bir anlayışa sahip değiliz. Oyu cepte görmek en hafif tabiriyle siyaseten nezaketsizliktir. Biz oyu cepte değil sevgisi gönlümüzde diyoruz. Aynı şekilde şurası kalemiz, burası kalemiz yaklaşımı problemli bir yaklaşım diyoruz. Her ilimiz, her ilçemiz, her beldemiz kıymetli, göz bebeğimiz. Hangi siyası yaklaşıma sahip olursa olsun her bir vatandaşımız, kendisine hizmetle mükellef olduğumuz bir kıymetlimiz. Milletimizin takdiri her zaman baş göz üzerine. Hedefimiz Cumhur İttifakında olan belediyeleri tekrar kazanırken, bunların üzerine yenilerini katmaktır. Alanya’da da Antalya’da da tüm Türkiye’de de Cumhur İttifakı hazır ve nazırdır. Siyasi hayatımızın köklü partisi Milliyetçi Hareket Partisi, ittifakımızın diğer kıymetli partileri, belediyeciliğin 30 yıllık parlak geleneğin temsilcisi, 20 yılı aşkın süredir de merkezi yönetimde devrim niteliğinde icraatlara sahip Adalet ve Kalkınma Partimiz, kısacası hepimiz buradayız, birlikteyiz. Geleceğe ümitle bakıyor, insanımızın hayatını kolaylaştıracak yaşadıkları çevreyi daha güzel mamur kılacak projelerimizi hayat geçirmek için sabırsızlanıyoruz. 31 Martta inşallah büyükşehirde Hakan Tütüncü, Alanya’da Adem Murat Yücel, diğer ilçelerimizdeki değerli aday arkadaşlarımızla birlikte hazırız, hazırlıklıyız. Cumhur İttifakı kazanınca biliyoruz ki herkes kazanacak.” – ANTALYA
]]>
Memleket Partisi’nin İstanbul’da düzenlediği aday tanıtım toplantısında İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayları tanıtıldı. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce tarafından açıklanan aday tanıtım toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Berk Hacıgüzeller olurken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Oğuz olarak açıklandı.
Memleket Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere toplam 63 belediye başkan adayının açıklanacağı tanıtım programı düzenlendi. Eyüpsultan’da bir otelde düzenlenen aday tanıtım toplantısına Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, parti yöneticileri ve belediye başkan adayları katıldı. Aday tanıtım programında İstanbul başta olmak üzere 3 Büyükşehir, 1 il, 56 ilçe ve 2 belde olmak üzere 63 belediye başkan adayını açıklandı.
“7 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olmaz”
28 Mayıs seçimi öncesinde 6’lı masayı uyardığını söyleyen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Belediye başkan adayı yapay zeka ile seçilmez. Belediye başkan adayını yapay zeka seçmez, örgüt seçer, örgüt, üye seçer. Bu ülkenin sadakate değil liyakate ihtiyacı var. İşinin ehli insanlar olacak. İyi mühendis, iyi doktor, iyi öğretmen olacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde uyardık: dedik ki yanlış yapıyorsunuz, bu yaptığınız doğru değil. 7 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olmaz. Bu doğru değil. 6’lı masa bu doğru değil dedik. Yok doğru dediler. 39 milletvekilini verdiler. Yüzde 1 oyu olmayan partilere 39 milletvekili verdiler. Onlardan bir tanesi İstanbul Milletvekili Saadet Partisinden, şimdi Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, CHP listesinden seçilmiş Saadet Partisi İstanbul Adayı, İstanbul’un 5 yılı boşa geçti diyor” dedi.
“Şimdi adayları belirlerken eş, dost, ahbap diye belirlediler”
CHP’yi eleştiren İnce, “Ne yaptığınızı gördünüz mü? Ben uyardım sizi. Başka biri Gelecek Partisi’nden CHP listelerinden seçilmiş, milletvekili Selim Temurci, ben Murat Kurum’u destekleyeceğim diyor. Utanmazlıkta zirve. Şimdi adayları belirlerken eş, dost, ahbap diye belirlediler. Bakın CHP’de bir gelenek var. CHP’de bir parti içi iktidar var, bir de parti içi muhalefet var. Parti içi iktidar 40 yıldır benim bildiğim seçim gününü düşünür. Seçimi kazanmak için uğraşır. Parti içi muhalefet ise seçimden bir gün sonrayı düşünür. Bu hep böyleydi” şeklinde konuştu.
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce tarafından açıklanan İstanbul ilçelerinde başkan adayları ise şu şekilde;
Arnavutköy: Ruhi Tuncel, Ataşehir: Reşat Şahin Öztürk, Avcılar: Çiğdem Eriş, Bağcılar: Bülent Uygur, Bahçelievler: Kerem Usta, Bakırköy: Ümit Yaşar Demir, Başakşehir: Nejdet Alavi, Beykoz: Ufkun Doğan, Beylikdüzü: Cihan Avcı, Beyoğlu: Yavuz Fırıldak, Büyükçekmece: İbrahim Dönmez, Çatalca: Gökhan Çavuşdağ, Çekmeköy: İbrahim Biçer, Esenyurt: Tanju Karakuş, Eyüpsultan: Ali Yeditepe, Fatih: Ayşegül Sevinmiş, Gaziosmanpaşa: Ahmet Hızlı, Güngören: Tunca Tuncer, Kadıköy: Fahrettin Eroğlu, Kağıthane: Hasan Söyler, Kartal: Murat Dal, Küçükçekmece: Mikail Yılmaz, Maltepe: Orhancan Subaşı, Pendik: Kağan Tangör, Sancaktepe: Adem Kaya, Silivri: Zülfiye Güneş, Sultanbeyli: Murat Dönmez, Şişli: Mehmet Göğerçin, Tuzla: Sait Terzi, Üsküdar: Lale Özel – İSTANBUL
]]>
CHP’den aday olarak gösterilmedikten sonra kendisini partisinden bir kişinin dahi arayıp verdiği hizmetler dolayısıyla teşekkür etmediğini ifade eden Tolga Tosun, “Yedi eller aradı ama bizimkiler aramadı,” dedi ve ekledi; “Ben bölen, ayrıştıran, kaybettiren pozisyonda olmayacağım.”
CHP’den Bandırma Belediye Başkan aday adayı olan ancak aday gösterilmeyen mevcut Bandırma Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, sessizliğini bozdu. Bir basın toplantısı gerçekleştiren Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, partisindeki vefasızlıktan dolayı kırgın olduğunu dile getirdi. Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, “Biz 5 yıl boyunca başarılı bir şekilde hizmet ettik ama bir teşekkürü bile çok gördüler. Ahmet Akın, Ensar Aytekin ve Serkan Sarı bir kere arayıp teşekkür etmedi. Genel merkezimizden de arayan olmadı,” ifadelerinde bulundu.
Bandırma Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, “Aday gösterilmediğim bu süreçte o kadar çok telefon aldım ki, herkes bu nasıl oldu diye soruyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, ben kendi işimde bile böyle çalışmadım. Neden mi? Çünkü burası hizmet makamı. Ben hep daha çok hizmet etmek için uğraştım. Bu konuda içim rahat. Bandırma’ya hizmet ettiğim için çok gururluyum ve mutluyum. Kimseye kızgın değilim. Sadece son 1 haftada üzüldüğüm noktalar oldu ve herkesin kafasında neden aday gösterilmediğimize yönelik sorular var. Çünkü bizim bağlı olduğumuz Balıkesir İl Başkanlığımızın 4 yıldır yaptırdığı anketlerde benim aleyhime bir durum yok. Bir sıkıntı yok. Memnuniyetle ilgili sıkıntı yok. Tabi ki bu süreçte sürekli olarak asparagas, karalama haberler yapıldı. En son ben de kendim bir anket yaptırdım. Ben ona göre aday olup olmamaya karar verecektim. Anket objektif olacaktı. Bunu özellikle istedim. Çünkü kaybedeceğim bir seçime girmek istemem, Bandırma’da CHP’ye kaybettiren adam olarak anılmak istemem. Anketten yüzde 58-65 civarında memnuniyet çıktı. Veriler böyle çıkınca ben de aday oldum. Ankara’ya hep gittik, geldik. Problem yok. Tabi ki her gelen genel başkan kendi ekibiyle çalışmak ister. Buna bir şey diyemezsin, çok doğal. Bu ekip işi ama benim kırıldığım nokta bunun bana söylenmesi lazımdı. Bize adaylığımız noktasında bir problem olmadığı söylendi. Bizimle çalışmak istemeyebilirsiniz ama bu söylenmeliydi. Ankara’ya gittik, geldik ama adaylığımız gelmedi. Hem Bandırma’da hem Ankara’da aleyhimize kampanya yürütüldü ama ben kimsenin arkasından iş çevirmedim. Her zaman herkesin yanında oldum. Ne istenirse onu yaptım. Yeri geldi abi, yeri geldi kardeş oldum. Hizmetlerimi gösterdim, kimseye saygısızlığım olmadı. Herkese hep destek olduk. Kırıldığım nokta şu. Bu iş bize söylenmediği gibi benim aday gösterilmediğim sonraki süreçte de bir kez bile aramadılar. Bir teşekkürü çok gördüler. Ahmet Akın, Ensar Aytekin ve Serkan Sarı bir kere arayıp teşekkür etmedi. Genel merkezimizden de arayan olmadı. Bizi arayıp emeklerimiz için bir teşekkür etmediler. Bunu bile çok gördüler. Bugün basın toplantım var diye dün akşam arayanlar oldu. 5 gündür kimseden ses çıkmamıştı. Dün akşam Ahmet Akın ve İl Başkanımız Erden Köybaşı aradı. Tek istediğim bir teşekkürdü. 5 günlük süreçte bir kişi aramadı. Aynı şey Tancan Barçın için de geçerli. Onu da aramamışlar. Bandırma’da bize destek olanların kalbi kırıldı. Bir de tabi ki Büyükşehir için yarışılacak. Benim kalbimi almanız gerekmez mi?” diye konuştu
Kalbinin değer verilmemekten dolayı kırgın olduğunu kaydeden Tosun, “Dün Balıkesir’de bir toplantı yapıldı. Biri, “Tolga’nın kalbini almamız lazım” diye konuşmuş. Benim kalbim sadece değer verilmemekten kırık. Almak lazım ama neredesiniz? Ben kinci bir adam değilim, gönlüm alınır. Sorun değil. Dursun abi beni ilk gün arasaydı telefonu açardım. 5 yıl önce ben onu aramıştım ama telefonumu açmamıştı. Bir daha aramıştım, yine açmamıştı. Dursun abi, bizden randevu istediğini söylemiş. Bizden randevu istemedi. Hepsinin kaydı bizde var. İşler artık değişti. Belediyede hiçbir şey 2019’daki gibi değil. Randevu isteyen herkesin kaydı tutuluyor. Ses kaydı yapılıyor. Randevu isteyen kişinin hangi konu ile ilgili aradığı bile bana önceden bildiriliyor. Dursun abi, sana soruyorum bir kere aramak zor muydu? Sen benden randevu istesen, zaten ilk baş sen gelirdin. Randevu istemedi, aramadı. İnanır mısınız, acaba ben mi arayım Dursun abiyi diye bile düşündüm. Yedi eller aradı ama bizimkiler aramadı. Bizi, diğer partilerden de arayan oldu. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal benim çok yakın arkadaşım. O aradı, hatta teklifte de bulundu. Memleket Partisi’nden de aradılar ama benim öyle bir niyetim yok. Benim başka bir partiye gitme ya da bağımsız aday olma gibi bir niyetim yok. Bandırma’da iki seneden bu yana, alternatif ofis adı altında karalama kampanyası yürütülüyor. Ben başka partiye gideceğim diye tehdit etmem, kapalı kapılar ardında gizli anlaşmalar yapmam. Size kaybettiririz demem. Ben CHP’nin neferiyim. Ben bölen, ayrıştıran, kaybettiren pozisyonda olmayacağım,” dedi. – BALIKESİR
]]>
Bergama halk buluşmasında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, emekli için belirlenen 3 bin TL’lik bayram ikramiyesine tepki gösterdi. Özel, “Biz 17 bin lira olmasını savunuyoruz, ’17 bin lira yapamayız, 5 bin lira yapacağız’ diyorlardı. Az önce açıklamış, 3 bin lira yapmış. Yani bu kadar yoksulluk, enflasyon, hayat pahalılığı varken, 1 kilo et 600 lira olmuşken, yapa yapa bayram ikramiyesine yaptığı zam 3 bin lira. Yazıklar olsun Recep Tayyip Erdoğan. Yazıklar olsun” dedi. Seçmenin sandığa küsmemesi gerektiğini de vurgulayan Özel, “Eşinizi, dostunuzu şimdiden yoklayın. ‘Oy vermeye gitmem’ diyen varsa, ikna edin. Koluna girin, sandığa götürün. Hem Bergama’yı kurtarın, hem memleketi kurtarın” ifadesini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Bergama ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Bergama’nın rant anlayışıyla yönetildiğini vurgulayan Özel, şöyle konuştu:
“Güzel Bergama’nın güzel, temiz yürekli, yüreğinde vatan, millet, bayrak sevgisi olan, Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlı, kalbide Atatürk’ten başkasına yer olmayan güzel insanları. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Bergama’da yerel seçimlerde içimiz buruldu, yüzümüz asıldı, 5 sene sabrettik. 5 senedir Bergama halkçı belediyecilikten uzak. Maalesef Bergama 5 senedir rantçı belediyeciliğe teslim. Ben burada, bu meydanda eyleme geldim eyleme. AK Partili belediye geldi, 2014 yılında çıkan kanunla köylümüzün alın teri ile emek emek artırdığı, biriktirdiği, birlikte edindiği mallarını, taşınmazlarını, tarlalarını belediyeye devrettiler, ücretsiz. Bizim başkanlar bu işleri yapmazken AK Parti’nin belediye başkanı geldi, deyim yerindeyse Bergama’yı, köylünün malını, tarlasını parsel parsel sattı, parsel parsel. 2,5 milyon metrekare köylünün tarlasını çatır çatır sattı. Bugün geliyorum, baktım. Başkan adayı değişik, dışarıdan bir tane ithal aday getirmişler. Bergamalının seçtiği adaya sanki kayyum atamışlar gibi.”
“BERGAMA TAYYİP BEY’İN KAYYUMUNA GEÇİT VERECEK Mİ?”
Bergama’da AK Parti’nin başkan adayının toplu iş sözleşmesi görüşmesi yapmasına tepkisini dile getiren Özel, şunları söyledi:
“Seçime 45 gün var, dün belediyede toplu iş sözleşmesi vardı. HAK-İŞ’i çağırmışlar. Mevcut başkan ortada yok, AK Parti’nin başkan adayı toplu iş görüşmesi yapıyor. Yahu kardeşim o koltukta kimin oturacağına kimse karar veremez. Bergamalılar karar verir, Bergamalılar. Bergama, Tayyip Bey’in kayyumuna geçit verecek mi? Sandıkta, ‘O koltuk benim, kime emanet edeceğime ben karar veririm’ diyecek misiniz? Bakın, yeni aday slogan yazmış. Diyor ki ‘Bergama kalkınacak, Bakırçay kalkınacak.’ Kardeşim bundan önceki belediye başkanını da seni de gönderen aynı kişi. Ne oldu son 5 yılda? Başkan kendisi kalkındı. Vallahi ben söylemiyorum, kız kardeşi söylüyor. ‘Malına bakın’ diyor mal varlığına. Kız kardeşi diyor ki, ‘Bizim böyle bir malımız yoktu.’ O yüzden temiz belediyeciliğe ihtiyacımız var. Dışarıdan gelen ithal adaya değil Bergama’nın bir evladına ihtiyacımız var. 25 günlük Bergamalıya değil 25 yıldır emek veren birine ihtiyaç var. Bergama’nın evladı burada. Tanju Başkan. İşte Başkan. Seviyor musunuz Tanju Başkanı? 25 yıl boyunca Bergama’da köy demedi, yayla demedi, ev ev gitti. Hasta çocukları iyi etti. Siz koşup geldiniz, şifayı onda buldunuz. Evladının ateşi olunca ondaki, annedeki, babadaki duyguyu biz biliriz. Onu iyileştirene de minnetimiz çoktur. Şimdi Bergama’yı iyileştirmeye geliyor. Doktor Tanju Çelik Bergama’ya iyi gelecek.”
“EL ELE VERMİŞLER, BERGAMAYI KURTARACAKLAR”
Parti içi görev değişimine de değinen Özel, şöyle devam etti:
“Biz halkçı belediyeciyiz. Biz gitmeden bir yere hemen AK Parti’nin yalanı ulaşıyor. Diyor ki ‘Sosyal yardımları kesecekler.’ Bakın bakalım Bergama’da geçmişte yapılanları bir kefeye koyun, son 5 yılda yapılanlara bir bakın. Ben bundan önce kendisi aday olmayıp, görevi teslim eden değerli kardeşim Mehmet Gönenç, ona yürekten teşekkür ederim. İşte partililik bu, eskisi burada, yenisi burada, aday adayı burada. El ele vermişler, Bergama’yı kurtaracaklar inşallah. Helal olsun hepinize. Herkes şunu bilsin, partide herkese yer var. Herkes görev yapacak. Ali Bor kardeşimi de en güzel görevlerde göreceksiniz. Mehmet Gönenç, CHP siyasetine genç yaşta katkı sağladı, çok daha güzel yerlerde göreceksiniz. Selim Başkan mutlaka en güzel yerlerde partimize katkı sağlayacak. Bu parti hepimizin baba evidir. Herkes baba evine doğar. Bunu sadece buradakiler söylemiyorum. Uzaktan beni dinleyenlere söylüyorum. AK Partili, MHP’li kardeşlerime söylüyorum. Sonuçta hepimiz Bergamalıyız. CHP, sizin babanızın evi, dedenizin evi. CHP, herkesin içine doğduğu baba evidir. Gün gelir, kimi uzağa taşınır, kimi yakında oturur. Kimi daha büyüğünü arar, kimi küçüğüne razı olur. Ama herkes bilir ki ‘Başım sıkışırsa, dara düşersem eğer baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir.’ Kozak Yaylası’ndaki mağdur köylü, ama çiftçi, ama asgari ücretle geçinemeyen emekçi, ama 10 bin lira emekli maaşına mahkum edilmiş emekli artık canına tak ettiyse baba evi burada, kapısı ardına kadar açık, senin yerin başımızın üzeridir. Bu baba evi kimindir, vallahi tapusu bende değil. Kemal Bey’de de yoktu, ne Ecevit’te vardı, ne rahmetli İnönü’de. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu yüzden, bu baba evi hepimizin. Mağdur kim varsa, mazlum kim varsa, itiraz eden kim varsa baba evine gelmeye, burada birleşmeye davet ediyorum.”
“İTTİFAKI SANDIK BAŞINDA KURACAĞIZ”
Özel, Bergama’daki bütün demokratları birleşmeye davet ederek, şunları kaydetti:
“Bu seçim ittifaklar yok. Bu seçim Ankara’da çok istedik, Genel Merkezlerde çok istedik ancak ittifak yapamadık. Başkaları yaptı. Kendine göre gerekçelerle, saygı duyduğumuz şekilde eski ittifak ortaklarımız ittifak yapmak istemediler. Ama geçtiğimiz seçimlerde bir arada duran, Millet İttifakı’nı oluşturanlar, hepsi burada. Onlar bir yere gitmedi. İyi insanlar burada, güzel insanlar burada. Biz kimseyi uzakta tutmak istemiyoruz. Biz, ittifakı masa başında kuramadıysak, Bergama’da sandık başında kuracağız. Ben Bergama’daki bütün demokratları birleşmeye davet ediyorum. Sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın talan belediyeciliğine karşı burada doktorun arkasında buluşalım, Bergamalıyı bu zulümden kurtaralım. Parti olarak birlik ve beraberlik içinde olmalıyız, ülke olarak birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Sürekli insanları korkutarak, tehdit ederek, kandırarak oy toplayanlar var. İnsanların karnı aç, diyor ki ‘Ezanı dindirecekler, insanlar geçinemiyor.’ Diyor ki ‘Bayrağı indirecekler.’ ‘İşsizlik var, umutsuzluk var’ diyorsun, diyor ki ‘Ülkeyi böldürecekler.’ Kardeşim bu ülkenin bir bölünme tehlikesi ortaya çıkarsa, bir işgal ve beka sorunu ortaya çıkarsa öyle Tayyip Erdoğan çağırınca havaalanına koşturup, kot üstüne yalandan perdelik kumaştan kefen çekenler değil dedeleri Çanakkale’de kefensiz yatanlar var, onlar sahip çıkar bu memlekete. Biz varız, biz buradayız. Şehidimiz olur, gider tabutun ucunu tutar, elde mikrofon, camide siyaset yapar. Afrin bölgesine gider, bir kamuflaj, buraya Cumhurbaşkanlığı forsu, 8 gazetede birden ‘Erdoğan’a kamuflaj çok yakıştı.’ Yahu bu kamuflaj yakışacaktıysa, Burak Erdoğan’a, Bilal Erdoğan’a yakışsaydı. Niye gitmedi onlar askere? Kendi evlatları bedelli, vatan evlatlarının şehadeti üzerinden siyaset yapmak son. Bundan sonra kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak. Mazlumlar, garibanlar uzun adamdan hakkını alacak. Lamı, cimi yok.”
“10 LİRAYLA EMEKLİNİN GEÇİNMESİNİ BEKLİYOR”
Emekli için belirlenen 3 bin TL’lik bayram ikramiyesine de değinen Özel, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Biraz önce Tayyip Erdoğan açıkladı, emekliye bayram ikramiyesi. Sene 2015, CHP emekliye bayram ikramiyesi vereceğini söyledi. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. ‘Veremezsin’ dediler, ‘7 Haziran’da veremezsin’ dediler, baktılar seçim gitti, ‘1 Kasım’da biz de vereceğiz’ dediler. Biz ‘Bir asgari ücret’ demiştik emekli ikramiyesi. Bugün 17 bin lira. Bunlar 3 sene emekliyi kandırıp, ta 2018 seçimlerinden önce bin lira verdiler. Sonra o para 2 yıl öyle kaldı, üçüncü yıl bin 500 lira yaptılar, sonra 2 bin lira yaptılar. Şimdi biz 17 bin lira olmasını savunuyoruz, ’17 bin lira yapamayız, 5 bin lira yapacağız’ diyorlardı, az önce açıklamış 3 bin lira yapmış. Yani bu kadar yoksulluk, enflasyon, hayat pahalılığı varken, 1 kilo et 600 lira olmuşken yapa yapa bayram ikramiyesine yaptığı zam bin lira. Yazıklar olsun Recep Tayyip Erdoğan. Yazıklar olsun. 10 bin liraya emeklinin geçinmesini bekliyor. 10 bin lira ile geçinilmez. 17 bin lira asgari ücret, onunla da geçinilmez. Bakın memlekette açlık sınırı 15 bin lira. Sen 17 bin lira verince asgari ücretlin bile açlık sınırında. Yoksulluk sınırı 52 bin lira. Maalesef, bu memlekette insanlardan oy alırken ‘Milletim milletim’ diyenler, sandığı arkada bırakınca milleti bırakıyorlar. Soru şu, Bergama’daki AK Partili, MHP’li kendisine 2 bin lirayı 5 bin lira bile yapmayan, ikramiyesini bin lira artırmayı reva görene 31 Mart’ta oy verirse bunlar böyle devam eder. Ama sarı kartı gösterirse, ‘Patron benim’ derse, ‘Artık bıçak kemikte’ derse görün bakayım sizin sesinizi dinliyorlar mı, dinlemiyorlar mı?”
“KOLUNA GİRİN, SANDIĞA GÖTÜRÜN”
Alanı dolduran kalabalığa “Bunlara 31 Mart’ta bu hayat pahalılığının, bu yoksulluğun, işsizliğin, enflasyonun hesabını sormaya var mıyız?” diye soran Özel, konuşmasını şöyle tamamladı:
“O zaman sadece kendimiz değil, bakın yerel seçimde katılım oranı çok önemli. Eşinizi, dostunuzu şimdiden yoklayın. ‘Oy vermeye gitmem’ diyen varsa, ikna edin. Koluna girin, sandığa götürün. Hem Bergama’yı kurtarın, hem memleketi kurtarın. Tabii, 4 sandık var. Bir tanesi muhtarlara, hangi partiden olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun yakasında rozeti olmadan, arkasında parti gücü olmadan, medeni cesaret gösterip aday olan bütün adaylara başarılar diliyoruz. Bütün muhtarlara. Şimdi muhtarlar seçilecekler, ondan sonra iki tane kapıya gidecekler. Bir tanesi doktor Tanju’nun belediyedeki ardına kadar açık olacak kapısı, başımızla beraber. Bir de Tanju Beyin konusu olmayan işlerde nereye gidecekler, büyükşehre. Büyükşehirde kararlı, duruşu sakin ama işinde hızlı olan, yatırımları hızlı yapan, bütün dünyadan kaynak bulan, sorunları gören ve hızla çözen, benim çok güvendiğim bir adayım var. Aday burada, Cemil Tugay. Cemil Tugay’ın elini büyükşehir belediye başkanı olarak kaldırıyorum. Allah söyletti, bu arkadaşın da elini bir gün kaldıracağım böyle. Cemil Başkan bizim çok güvendiğimiz, inandığımız, işinde titiz, aldığı kararları hızlı alan ve ekibi ile birlikte uygulayan, kendi belediyesinde, yönettiği belediyede, 30 belediye içinde en yüksek memnuniyet oralarımızı yakalayan, büyükşehri emanet ettiğimizde en iyi sonucu alacağını, İzmir’i bir dünya kenti yapacağını, Bergama’nın sorunlarını teker teker çözeceğini ve sizin yüzünüzü güldüreceğini hepimiz biliyoruz. Onu size emanet ediyorum.
“CUMHUR İTTİFAKI HİÇBİR ŞEY YAPMADI”
Şimdi, bütün Türkiye gözü kulağı İliç’teki faciada. Bakın bir altın madeni, yıllarca üst üste yığılmış toprak, toprakta siyanür ve şimdi kaydı gitti, 9 canımızı aldı götürdü. İnşallah geri gelsinler ama Allah’tan ümit kesilmez ama her geçen dakika artık ümitlerimiz tükeniyor. Aldı götürdü. Belki yağan yağmurla bütün bir coğrafya siyanür ile zehirlenecek. Burada, Bergama’da altın madenine karşı biz mücadele ederken, CHP mücadele ederken bize laf söyleyenler şimdi sus pus oturuyorlar. Ben Bergama altın madeni mücadelesine emek veren herkesi bir kez daha alınlarından öpüyorum, hayatta olmayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Bundan sonraki süreç artık seçim sath-ı mailindeyiz. Bir yanda rantın peşinde olanlar, bir yanda atadığı belediye başkanını 5 yıl boyunca nasıl zenginleştiğini kardeşinden duyanlar, ilçe belediyesine geçen köylünün mallarını çatır çatır satanlar. Bir yanda halkçı belediyecilik yapan, aldığı belediyede sosyal yardımları 5 katına çıkaranlar, veresiye defterlerini kapatanlar, yoksulun çocuğuna da kendisine de sahip çıkanlar. Sosyal belediyeciliği yapanlar var. Bakın Mehmet Gönenç, gitmeden önce kendi imkanları ile buraya arıtma yaptı. Doğru mu? Katı atık bertaraf yaptı, olimpik yüzme havuzu, sosyal tesisler, sosyal donatı alanları yaptı. Doğru mu? Daha taziye evleri yaptı. Hayvan barınağı, hayvan pazarı yaptı. Doğru mu? Ayrıca büyükşehirden istedi ve getirdi. Mis gibi mezbahayı da yaptırdı. AK Parti ne yaptı kardeşim? Ne yaptı bunlar? Cumhur İttifakı ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı. Hizmet istiyor musunuz? O zaman nerede birleşeceğiz? Doktur Tanju’da, doktor Cemil’de birleşeceğiz. Doktor Cemil Tugay ve doktor Tanju Çelik el ele omuz omuza çalışacaklar, Bergama’yı kalkındıracaklar. Biz onlara güveniyoruz, ben onlara güveniyorum. Bu iki temiz ve dürüst insanı Bergamalılara emanet ediyorum. Onlara sahip çıkın.”
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ordu mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan, tek amaçlarının eser ve hizmet siyaseti olduğunun altını çizerek, “Eser ve hizmet siyasetinde bizimle yarışacak kimse yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, binlerce kişiye hitap ettiği Ordu mitinginde eser ve hizmet siyasetinde kendileriyle yarışacak kimseni olmadığını söyledi. Erdoğan, “Eser ve hizmet siyasetinde bizimle yarışacak kimse yok. Kara kaşımıza kara gözümüze millet bizi sandıktan çıkarmıyor değil mi? Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda programda projede yarışacak rakip tanımıyoruz. Karşımıza çıkanların bir kısmının kendilerine bile hayrı yok” dedi.
“Muhalefet kazanmak değil kaybettirmek üzerine siyaset yapıyor”
Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes zaten görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil, bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının, bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı, kendilerine bile hayrı yok. Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Yine ülkeye ve millete herhangi bir faydası olmayan partilerin bazıları da tüm stratejilerini kazanmak değil, kaybettirmek üzerine kurmuş durumdalar. Yahu senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bile bir izin yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu, kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır”
“Hüsnü niyetle çıktığımız hiçbir yolda yaya kalmadık”
Bugüne kadar hüsnü niyetle çıktıkları hiçbir yolda yaya kalmadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları kırk tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiçbirinin de sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerinin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar. Biz, ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
“Ülke gündemi bizim gündemimizdir”
Depremden teröre hiçbir başlıkta en küçük bir zafiyete izin vermediklerini, kalkınma programlarından insan ve şehir meselelerine kadar her şeyi yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçilen zorlu dönemin milleti yorduğunun farkında olduklarını kaydetti.
Erdoğan şöyle devam etti:
“Bunun üzerine 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor. Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime, ihracata verdik. Böylece vatandaşlarımızın çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladık. İnsanımızı mağdur edecek acı reçeteler yerine, tedrici düzelmeyi sağlayacak dengeli politikaları yeğledik. Bilhassa hayat pahalılığıyla mücadele hepimiz için oldukça zorlu geçiyor. Bu mücadelenin bedelini beraberce ödüyoruz. Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken, çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedefledik. Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri de ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz”
Emekli ikramiyesi 3 bin liraya çıkıyor
Emekli ikramiyelerini arttıracaklarını da kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
“Mesela, sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin liralık ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin liraya çıkartmanın, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır. Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz; emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram, emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de, bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına, bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz, eskiden emeklinin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Bu uygulamayı ilk defa 2018 yılında biz getirdik. Önce bin lira olan bayram ikramiyesini, evvela bin 200 liraya, sonra 2 bin liraya çıkardık. Önümüzdeki bayramda bu rakamı yüzde 50 artışla, 3 bin liraya yükselteceğiz. Tabii ülkemizde emekli maaşı alan, vefat edenlerin hak sahipleriyle birlikte 16 milyon kişi var. Yapılan her bir iyileştirmenin bütçeye maliyetini buna göre düşündüğümüzde, karşımızdaki tablo çok daha doğru anlaşılacaktır.”
“Aday olduğun partiye sadakat göstermen gerekir”
AK Parti’den aday yapılmayınca başka partiden aday olanlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu’dan örnek verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce AK Parti’de siyaset yaparken muhalefet partilerine geçip aday olanlara yönelik şöyle konuştu:
“Ordu’nun bu sevgisine layık olmak için çalışacağız. Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Biz, bizimle bir olan, diri olan, kardeş olanlarla yürüdük. Bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, kifayetsiz muhteristir. Ordu hokkabazlıklara değil esere ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim cumhur ittifakımız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Aday olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne şehirlerine hayır gelir. Biz yola çıktıklarımızla yolumuza devam ederiz. Ordu vizyonu ile, projesi ile 31 Mart’a hazırdır. Hilmi Güler’i ile, tüm ilçe belediyeleri ile geleceğe yürüyor mu? İki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimiz ile bütünleşirsek Ordu’nun tarihi sıçramasını hiçbir engel durduramaz”
Miting alanındaki pankartlara dikkat çeken Erdoğan, “Pankartları görüyor musunuz; ‘Kim dönerse dönsün, biz dönmeyiz bu yoldan’ eyvallah. ‘Dava adamlığı önemli mülktür, ihanet edenlerde bulunmaz’, ‘Ordulu bilir işini, durmak yok yola devam’. 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonuna sıkı sıkıya sahip çıkıyor muyuz? Rabbime hamdediyorum, bana böyle yol arkadaşları lütfettiği için. Bizim siyasetimiz eser siyasetidir. Bizim CHP gibi ne tek parti utancı var ne de yalan üzerine kurulu siyaset utancı var. Hasret gidermek, vatandaşın desteğini istemek için her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz. Dün Samsun’dayız, bugün Ordu’dayız. Buradan da Giresun’dayız” – ORDU
]]>
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor; ‘Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim.’ Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz.” dedi.
Erdoğan, partisinin Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasına, “Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var, Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var” dizelerini okuyarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakılmakla doyulmayan, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına, gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarıiftiharımız Ordu. Senin her ilçeni, her mahalleni, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.
Ordululara, Mayıs 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığında kendisine verilen yüzde 62’yi aşan, milletvekilliği seçimlerinde de Cumhur İttifakı’na verilen yüzde 61’in üzerindeki destek için teşekkür eden Erdoğan, “Bu rekor sonuçlarla Ordu, Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu, safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.” diye konuştu.
Kendilerinin de bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de Ordu’nun sevgisine layık olmak için var güçleriyle çalışacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar, sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhteristir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var, Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var.
Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor; ‘Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim.’ Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz.”
“Yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz”
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazır olduğunu belirten Erdoğan, “31 Mart akşamı Ordu, Hilmi Güler ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu. Siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.” dedi.
Erdoğan, alandaki, “Kim dönerse dönsün biz dönmeyiz bu yoldan”, “Dava adamlığı pahalı bir mülktür ihanet edenlerde bulunmaz” ve “Trenden inenler bir daha bu trene binemeyecekler” yazılı pankartları okuduktan sonra “Şimdi öyle bir ses vermenizi istiyorum ki ucuz numaralarla Ordu’yu kandırmaya kalkanların yürekleri titresin” diyerek alandakilere şu sözlerle seslendi:
“Ordu, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Ordu ile Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
“Ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın gayreti içindeyiz”
Her fırsatta, siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu vurguladıklarını belirten Erdoğan, “Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dün Samsun mitingini yaptıklarını, Ordu’dan sonra, Giresun’a gideceklerini ifade eden Erdoğan, yarın da Trabzon ve Rize’de miting yapacaklarını söyledi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok.”
“Mesela herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü?” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz. ya burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’li Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Parti’li bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız.”
(Sürecek)
]]>
CHP Genel Başkanı Özel, halk buluşmasında İzmirlilere seslendi
Genel Başkan Özel’in ilçe mitinginde belediye başkanı yer almadı
İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabağlar ilçesinde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, yerel seçimlerde partisinin adaylarına destek istedi. Programda, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’nun bulunmaması dikkat çekti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında, Karşıyaka ilçesinde gerçekleştirdiği aday tanıtım toplantısının ardından Karabağlar’daki halk buluşmasına katıldı. Uğur Mumcu Parkı’nda yapılan açık hava toplantısına CHP Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, milletvekilleri, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, ilçe belediye başkan adayları ile partililer katıldı. Yeniden aday gösterilmeyen Karabağlar belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’nun buluşmaya katılmaması ise dikkat çekti.
“9 adayımız kadın”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, buluşmada yaptığı konuşmada İzmir’de oy anlarının yüksek olduğu 9 ilçeye kadın aday belirlediklerini söyledi. Özel, “Adaylarımızın yaş ortalaması 45, 9 tanesi de kadın. Kent suçlarıyla mücadelede başarılı, ranta, talana direnen, mücadele eden, sizin aranızda koşarak her sabah başka mahallede kahvaltı edip, her akşam başka taksi durağında günü sonlandıracak adayımız Helil Kınay’ı size emanet etmeye geldik. Bir bütün olarak adaylarımız son derece inançlı, kararlı, iyi eğitimli. Biz bu adaylarla bir niyet ettik, İzmir’de yaptığımız tüm ölçümlerde, beklenti anketlerinde, profil çalışmalarında bizden daha çok kadın ve genç aday istedi. Kadınlar ve gençler için Cumhuriyetin önemini bilen İzmir seçmenine kadın ve genç adaylarımızı emanet etmeye geldim” dedi.
“Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor”
Konuşmasında ilçe belediye başkan adaylarıyla birlikte önemli bir yol yürüyeceklerine vurgu yapan Özel, “Mesleğinde başarılı, son derece önemli görevleri yapmış, yöneticilik vasıfları yüksek, kent sorunlarını gören bir adayımız var. Bugüne kadar söyledi bugünden sonra bunları yapacak, Karabağlar’ın yüzünü güldürecek Helil Kınay. Bu büyük yürüyüşü birlikte başlatıyoruz. Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor, yüksek lisans yapmış arkadaşlar. Bunlar İzmir’e iyi gelecek, 20 yıl sonra da Türkiye’deki en önemli görevlerde de onları ve kadrolarını göreceğiz. Biz Cumhuriyetin ilk yüzyılında yokluğu, açlığı bitirdik, salgın hastalıkları bitirdik. Toplu iğnesi olmayan ülkeye uçak, motor fabrikası yapar, üretir hale getirdik. Cumhuriyetin ilk yüzyılının son 25 yılında CHP yoktu. Değişim sloganıyla yola çıktık. Şimdi yeniden Cumhuriyetçilerin, Atatürk milliyetçilerinin, halkını sevenlerin damgasını vurmak için yola çıktık. Bu yürüyüşte var mısınız. Bu partiyi iktidar yapacağız diye yola çıktığımızda, önceki genel başkanlara vefa borcuyla yüklüyüz. Vefa partiyi iktidar yaparak gösterilir. Vefamızı Cumhuriyetin ikinci yüzyılında partilerini, ilkelerini iktidar yaparak göstereceğiz” sözlerine yer verdi.
“Sütte leke var onda yok”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay hakkında övgüyle söz eden Özgür Özel, “Bu yola çıktığımda inançlı, kararlı, cesur, makam mevki endişesi duymayan, doğrunun arkasında duran, duyarlı bir siyasetçi, yol arkadaşım, iftiralara rağmen üstüne leke yapışmayan, sütte leke var onda leke yok arkadaşımızı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaptık” diye konuştu.
Soyer açıklaması
Aday gösterilmeyen mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile ilgili açıklama yapan Özel, “Tunç Soyer ile önce ve sonra konuştum. Onun İzmir’in, partinin bir değeri olduğunu konuştuk. Tüm emekleri için sizlerden Tunç Başkan’a da teşekkür alkışı rica ediyorum. Bu partinin yürüyüşü Cumhuriyet, demokrasi, kalkınma yürüyüşüdür” dedi.
“İzmir’i çocuğuyum ben”
Programda konuşan CHP İzmir Büyükşehir belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise, “Her geçen gün birbirimizi biraz daha tanıyoruz. Birbirimize ısınıyoruz. İzmir’in çocuğum ben. Bir olduğumuzu anlatmak istiyorum. Hayatımdan bir anekdot vereceğim. İzmir’in 30 ilçe belediye başkanını tanıttık. Bu görevlere aday olmak büyük bir onur. Sizlerin desteği ile seçildikten sonra büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluktan korkmuyoruz. Ben doktorum, uzman cerrahım. Burada 5 sene çalıştım. 80’lerin başları, babam öğretmen. Pazarlarda limon satıyordum. Asla utanmıyorum o günlerden. Bir gün bir akşam babam yanında bir öğretmen arkadaşıyla Yeşilyurt Pazarı’nda pazarcılık yaptı. Daha fazla gelir elde etmek için çalışıyordu. Türkiye’yi düşündüm, Atatürk’ü düşündüm. Atatürk’e milletvekili maaşı ne kadar olsun dediklerinde öğretmen maaşını geçmesin dediğini hatırladım. Bu süslü kıyafetlere bakmayın, sokaklarda büyüdük biz. Her sokağını biliriz buranın. Mutlaka bizleri başkanlık görevine seçeceksiniz. ‘Siz bir takımsınız’ dedi genel başkan. Bu halkın yanında yer alacaksınız dedi. Kimsenin size haksızlık yapmasına karşı yalnız bırakmayacağız. İhtiyacımız olan tek şey sizden gelecek sevgi ve saygı. Her zaman yanımızda olacağınızı biliyoruz” sözlerine yer verdi.
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: “İspatlarsanız politikayı bırakırım”
“Yamuğu olan bizim partimizde olamaz”
AYDIN – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendisinin ve birinci derece akrabalarının hiçbir şekilde herhangi bir belediye ile iş veya para ilişkisi olmadığını belirterek, “Yurtdışında şirketimiz yok, belediye ve bakanlarla ilişkilerimiz yok. İspatlarsanız politikayı bırakırım. Şantajın dışında olabilmek çok önemli” dedi.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine sayılı günler kalırken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin adaylarının tanıtımı için Aydın’a geldi. Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen aday tanıtım toplantısında konuşan Genel Başkan Akşener, adaylara seslenerek “Çalmayacaksınız, çaldırmayacaksınız, israfı önleyeceksiniz” dedi.
Siyasette şantajın dışında olabilmenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akşener, “Bu seçim şımarıklığın, her şartta bu insanları parmağımın ucunda oynatırım diyenleri durdurabileceğiniz bir seçim. Ailemden, birinci derece yakınım olan herhangi bir şahsın, her hangi bir belediye ile iş ya da para ilişkisini ispatlayan olursa politikaya bırakırım. Erdoğan veya belediyeleri, bakanlarıyla da ailemin herhangi bir ferdinin ahbaplığı var ise ortaya koysunlar. Şantajın dışında olabilmek çok önemli bir işmiş. Benim ailemin ne Ankara anlaşmasıyla ne başka bir anlaşmayla ne de Amerika’da Avrupa’da şirketi yok. Benim yok. Beni kim tehdit edebilir. O yüzden siyaset yaparken çoluğuna çocuğuna şirket kuranlara soracaksınız. Türkiye dururken niye diyeceksiniz. Türkiye için siyaset için en önemli soru budur. Dünyanın en dürüst siyasetçisi dümenini çevirip, çoluğunun çocuğunun üzerinden şirket açar, oralara para gönderirsen, sen hırsızsın demektir. Bunlara dikkat edeceksiniz. Siz temiz, dürüst ve cesur insanlarsınız” şeklinde konuştu.
“Her iki taraftan ok yağmuruna tutulmuş bir partiyiz”
Yoğun katılımın olduğu toplantıda kürsüye çıkan Akşener, “Seçmen, veli nimet olmalıdır. Seçimler seçmenin düğünüdür, bayramıdır ve yanlışları değiştirmek bu seçim de hepimizin görevidir. Biz, siyasetçiyi karşısında ‘Hazır ol’da durdurduğu projeler üzerinden rekabetin yapıldığı, vatandaşların sorunlarına çare üretildiği bir Türkiye’yi inşa etmek üzere yola çıkmış ama tam anlamıyla kendimizi anlatamamış bir siyasi hareketiz. Dolayısıyla hakkın, haklının yanında olmak ve de temiz kalmak çok zor olan bir dönemde bugün adaylarımızı açıklayacağız. Karşımda büyükşehir adayımız var. Adayımız inşallah belediye başkanımız olacak. Daha evvel belediye başkanlığı yaptı. Eğer yamuğu olsaydı, bize gelme cesaretini bulabilir miydi? Bulamazdı. Ben aynı zamanda cesurlar hareketi dediğim bu hareketin, onurunun ve şerefinin önemli olduğu insanların bir araya geldiği bir siyasi partiyiz. Adaylarımız temiz, dürüst olmamış olsa, her iki taraftan da ok yağmuruna tutulmuş bir partide olamazdılar. İki taraf da gıcık olmuş durumda. Biz, sizin sesinizi duyurmak istiyoruz. Bizim bu yolculuğumuzun ana hedefi bu” dedi.
Toplantının sonunda partisinin adaylarını tanıtan Akşener, Aydın Büyükşehir’de Özer Kayalı’nın, Efeler’de Mehmet Fatih Atay’ın, Buharkent’te Hasan Akyol, Kuşadası’nda Behçet Alp’in, Karacasu’da Zeki İnal’ın, Sultanhisar’da Cihan Demirel’in, Germencik’te Aydın Bircan’ın, İncirliova’da Nadir Mıstık, Nazilli’de Cüneyt Korkmaz’ın, Köşk’te Nilgün Baş’ın, Didim’de Atilla Avlayıcı’nın, Karpuzlu’da Veysel Kalfa’nın, Bozdoğan’da Erhan Algan’ın, Çine’de Erkan Bozkurt’un, Söke’de Mehmet Koyuncu’nun, Kuyucak’ta Fahrettin Kemik ve Yenipazar’da İlknur Karaduman’ın, belediye başkan adaylığını açıkladı. Toplantıda Koçarlı Belediye Başkanlığı için herhangi bir aday açıklanmaması dikkat çekti.
Konuşması sırasında zaman zaman eşi Tuncer Akşener’e seslenen Meral Akşener, solonun en arka tarafında ayakta kendisini dinleyen eşi için “Ben seçim çalışmalarında çok gezdiğim için sürekli ayakkabı eskitiyorum. Kocam kalp krizi geçirecek ayakkabı parasından” diyerek adayların da seçim çalışmaları sırasında ve seçildikten sonra kapı kapı dolaşmasını istedi.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabağlar ilçesinde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, yerel seçimlerde partisinin adaylarına destek istedi. Programda, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’nun bulunmaması dikkat çekti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında, Karşıyaka ilçesinde gerçekleştirdiği aday tanıtım toplantısının ardından Karabağlar’daki halk buluşmasına katıldı. Uğur Mumcu Parkı’nda yapılan açık hava toplantısına CHP Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, milletvekilleri, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, ilçe belediye başkan adayları ile partililer katıldı. Yeniden aday gösterilmeyen Karabağlar belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’nun buluşmaya katılmaması ise dikkat çekti.
“9 adayımız kadın”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, buluşmada yaptığı konuşmada İzmir’de oy anlarının yüksek olduğu 9 ilçeye kadın aday belirlediklerini söyledi. Özel, “Adaylarımızın yaş ortalaması 45, 9 tanesi de kadın. Kent suçlarıyla mücadelede başarılı, ranta, talana direnen, mücadele eden, sizin aranızda koşarak her sabah başka mahallede kahvaltı edip, her akşam başka taksi durağında günü sonlandıracak adayımız Helil Kınay’ı size emanet etmeye geldik. Bir bütün olarak adaylarımız son derece inançlı, kararlı, iyi eğitimli. Biz bu adaylarla bir niyet ettik, İzmir’de yaptığımız tüm ölçümlerde, beklenti anketlerinde, profil çalışmalarında bizden daha çok kadın ve genç aday istedi. Kadınlar ve gençler için Cumhuriyetin önemini bilen İzmir seçmenine kadın ve genç adaylarımızı emanet etmeye geldim” dedi.
“Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor”
Konuşmasında ilçe belediye başkan adaylarıyla birlikte önemli bir yol yürüyeceklerine vurgu yapan Özel, “Mesleğinde başarılı, son derece önemli görevleri yapmış, yöneticilik vasıfları yüksek, kent sorunlarını gören bir adayımız var. Bugüne kadar söyledi bugünden sonra bunları yapacak, Karabağlar’ın yüzünü güldürecek Helil Kınay. Bu büyük yürüyüşü birlikte başlatıyoruz. Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor, yüksek lisans yapmış arkadaşlar. Bunlar İzmir’e iyi gelecek, 20 yıl sonra da Türkiye’deki en önemli görevlerde de onları ve kadrolarını göreceğiz. Biz Cumhuriyetin ilk yüzyılında yokluğu, açlığı bitirdik, salgın hastalıkları bitirdik. Toplu iğnesi olmayan ülkeye uçak, motor fabrikası yapar, üretir hale getirdik. Cumhuriyetin ilk yüzyılının son 25 yılında CHP yoktu. Değişim sloganıyla yola çıktık. Şimdi yeniden Cumhuriyetçilerin, Atatürk milliyetçilerinin, halkını sevenlerin damgasını vurmak için yola çıktık. Bu yürüyüşte var mısınız. Bu partiyi iktidar yapacağız diye yola çıktığımızda, önceki genel başkanlara vefa borcuyla yüklüyüz. Vefa partiyi iktidar yaparak gösterilir. Vefamızı Cumhuriyetin ikinci yüzyılında partilerini, ilkelerini iktidar yaparak göstereceğiz” sözlerine yer verdi.
“Sütte leke var onda yok”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay hakkında övgüyle söz eden Özgür Özel, “Bu yola çıktığımda inançlı, kararlı, cesur, makam mevki endişesi duymayan, doğrunun arkasında duran, duyarlı bir siyasetçi, yol arkadaşım, iftiralara rağmen üstüne leke yapışmayan, sütte leke var onda leke yok arkadaşımızı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaptık” diye konuştu.
Soyer açıklaması
Aday gösterilmeyen mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile ilgili açıklama yapan Özel, “Tunç Soyer ile önce ve sonra konuştum. Onun İzmir’in, partinin bir değeri olduğunu konuştuk. Tüm emekleri için sizlerden Tunç Başkan’a da teşekkür alkışı rica ediyorum. Bu partinin yürüyüşü Cumhuriyet, demokrasi, kalkınma yürüyüşüdür” dedi.
“İzmir’i çocuğuyum ben”
Programda konuşan CHP İzmir Büyükşehir belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise, “Her geçen gün birbirimizi biraz daha tanıyoruz. Birbirimize ısınıyoruz. İzmir’in çocuğum ben. Bir olduğumuzu anlatmak istiyorum. Hayatımdan bir anekdot vereceğim. İzmir’in 30 ilçe belediye başkanını tanıttık. Bu görevlere aday olmak büyük bir onur. Sizlerin desteği ile seçildikten sonra büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluktan korkmuyoruz. Ben doktorum, uzman cerrahım. Burada 5 sene çalıştım. 80’lerin başları, babam öğretmen. Pazarlarda limon satıyordum. Asla utanmıyorum o günlerden. Bir gün bir akşam babam yanında bir öğretmen arkadaşıyla Yeşilyurt Pazarı’nda pazarcılık yaptı. Daha fazla gelir elde etmek için çalışıyordu. Türkiye’yi düşündüm, Atatürk’ü düşündüm. Atatürk’e milletvekili maaşı ne kadar olsun dediklerinde öğretmen maaşını geçmesin dediğini hatırladım. Bu süslü kıyafetlere bakmayın, sokaklarda büyüdük biz. Her sokağını biliriz buranın. Mutlaka bizleri başkanlık görevine seçeceksiniz. ‘Siz bir takımsınız’ dedi genel başkan. Bu halkın yanında yer alacaksınız dedi. Kimsenin size haksızlık yapmasına karşı yalnız bırakmayacağız. İhtiyacımız olan tek şey sizden gelecek sevgi ve saygı. Her zaman yanımızda olacağınızı biliyoruz” sözlerine yer verdi. – İZMİR
]]>
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, “İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İzmir Belediye Başkan Adayları Tanıtım Töreni’ne katıldı, CHP’nin seçim filmini izletti. Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, şunları söyledi:
“İZMİR CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA CUMHURİYETÇİ VE SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYE BAŞKANLARIYLA GELİŞMİŞ VE KALKINMIŞTIR”
“İzmir bize geçmişin görkemli medeniyetlerinden mirastır.Bize bırakılan en değerli miras ise çağdaş bir cumhuriyet şehri olma kimliğidir. İzmir’imiz bilindiği üzere Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkemizin işgale karşı mücadelesinde direnişin, kurtuluşun ve kuruluşun simge şehri olmuştur. 9 Eylül 1922’den beri özgürlüğün adıdır İzmir. Savaşın yıkımına uğramış, ekonomik bakımdan çökmüş olan Anadolu, siyasi bağımsızlığını, ekonomik bağımsızlıkla tamamlama felsefesiyle yola çıktığı günlerde yapılan İktisat Kongresinin de İzmir’de toplanmış olması İzmir’e biçilmiş bir başka rolün göstergesidir. İzmir cumhuriyet tarihi boyunca Cumhuriyetçi ve sosyal demokrat belediye başkanlarıyla gelişmiş ve kalkınmıştır. İzmir’i yanmış yıkılmış halinden modern bir kente dönüştüren, şehri planlayan, İzmir Fuarı’nın da kurucusu Dr. Behçet Uz, Cumhuriyet döneminin aydınlanma neferlerindendi. Kendisi bir Mustafa Kemal Atatürk fedaisiydi.
İhsan Alyanak, dürüst olduğu kadar cesurdu. Bireye değil topluma hizmete öncelik verdi. Rahmetli Bülent Ecevit kendisine ‘Halkçı Alyanak’ lakabını boşuna vermedi. Yüksel Çakmur Başkanımız, bu kentin geleceğine sahip çıktı. Halk için ucuz marketleri kentin dört bir yanına yaydı. Rahmetli Ahmet Piriştina, Büyük Kanal Projesi, Kordonboyu, İzmir Metrosu gibi büyük projelerin yanı sıra Eşrefpaşa Hastanesi’ni dar gelirlilere açtı. Aziz Kocaoğlu Başkanımız, 15 yıl örnek bir belediyecilik ortaya koydu. İzmir modelini tarifledi. Kente ve İzmirliye dokunan süt kuzusu, tarımsal kalkınma kooperatifleri gibi örnek projeleri hayata geçirdi.
Tunç Soyer başkanımız, görevi süresince sadece İzmir’e hizmet vermedi. 11 ilde yıkıma neden olan 6 Şubat Maraş depremlerinden etkilenen kentlere gitti, İzmir’in dayanışmasına öncülük etti ve oralarda İzmir’i hep var etti. Hepsine ayrı ayrı minnet duyuyor ve teşekkür ediyorum. Onların yaptıklarının üzerine yeni şeyler koyarken, miraslarını başımızın üzerinde taşıyacağımıza, bu anlayışın sürdürüleceğine, bu kentin değerlerinin korunacağına söz veriyorum. Bu aynı zamanda bizim tarihe olan borcumuz. Biz İzmir’in tarihsel kimliğine her zaman sahip çıktık ve koruduk. Bu dönemde üzerine yeni roller ekleyerek yola devam edeceğiz. Aslında İzmir’in zaten var olan potansiyelini, gücünü ortaya çıkaracağız. Sağlam sosyokültürel dokusunun yanında, çok değerli akademisyenleri, güçlü iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla bu kenti mutluluk ekonomisinin başkenti yapacağız.
“ARKADAŞLARIMLA KENTİMİZİN PARLAK GELECEĞİNİ BİRLİKTE YAZMAK İÇİN HAZIRIZ”
Kıymetli yol arkadaşlarım, 2010 yılında CHP üyesi oldum. Geçen yıllarda partimizde pek çok görev üstlendim. Bir Tıp doktoru, uzman bir cerrah iken neden siyasete girdiğim hep soruldu. Cevabım hep aynı oldu; Ülkemiz böyle sıkıntılı zamanlar yaşıyorken sadece kendimi düşünüyor olamazdım. Elimden geleni yapmalı, bana düşen bir görev olursa yerine getirmeliydim. Parti üyeliğim boyunca yaşadıklarım, bana iyi ki siyasete girmişim dedirtti. Yerel yönetimde her insana el uzatan siyasetin nasıl iyileştirici ve birleştirici olduğunu yaşayarak öğrendim.
Bugün Atatürk’ümüzün emaneti Cumhuriyet Halk Partimizin İzmir Büyükşehir belediye başkan adayı olarak huzurlarınızdayım. Yaşamımla ait olduğum, sokaklarında büyüdüğüm ve yönetmeye talip olduğum bu mükemmel şehir için çalışacak olmanın kıvancını yaşıyorum. Bu şehrin geleceğe yolculuğunda imzam olacağını düşünmek bile çok heyecan verici, büyük bir onur. Beni bu onurlu temsiliyete layık gören Saygıdeğer Genel Başkanım Özgür Özel başta olmak üzere Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi’mizin her üyesine, tüm partili yoldaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Bugün burada İzmir’e hizmet etmek için heyecan ve heves dolu, birbirinden yetenekli, pırıl pırıl 30 arkadaşımla bir yola çıkıyoruz. Bu yolda, onlarla birlikte olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyuyorum. Burada gördüğünüz tablo, İzmir’in geleceğidir sevgili yoldaşlarım. Arkadaşlarımla kentimizin parlak geleceğini birlikte yazmak için hazırız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerinin izinde, İzmir’i hak ettiği yere birlikte çıkaracağız. Bayrağı bizlere devredecek olan görevdeki tüm belediye başkanlarımıza, zor şartlarda vermiş oldukları başarılı hizmetler için huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Şimdi hepinizden onlar için kuvvetli bir alkış rica ediyorum. Herkesin şunu bilmesini istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi köklerine ve kuruluş ilkelerine bağlılığından ödün vermez. Ancak gerektiğinde halkının beklentilerini karşılamak için kendini yenilemeyi, değiştirmeyi bilir. İzmir için Türkiye için partimiz değişir ama hiçbirimiz İzmir’i hiçbir şeye değişmeyiz.
“ARTIK ANLAMALARI LAZIM Kİ İZMİR’İ HİÇBİR ZAMAN ALAMAYACAKLAR”
Bugün İzmir’in çıkarlarını, İzmir’in önceliklerini, vatandaşlarımızın haklarını, adaleti korumak için mücadele etmenin zamanıdır. Gerek seçim dönemi boyunca, gerekse seçimden sonra örgütümüzle hep beraber çalışacağız ve hep beraber başaracağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 30 ilçe belediyesini, Cumhuriyetimizin 100. yılından yeni çıkmış ülkemize, bir umut ışığı olarak armağan edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir’de, modern, özgür, birbirine saygı ve sevgi dolu bir yaşam tarzının, demokrasinin, eşitliğin, adaletin teminatıdır. İzmir, nefret dilinden, parmak sallayan siyasetten her zaman uzak durmuştur. Şunu kimse unutmasın; İzmir’i siyasi dillerinde küçümseyen, ayrıştıran, bölen, öfkeli dile İzmirli’nin tertemiz oyları gitmez. İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar.
“GELİN, BU HİKAYEYİ BİRLİKTE YAZALIM”
Göreve geldiğimizde sevgiyi, güveni, aklı egemen kılacağız. Hesap vereceğiz, şeffaf olacağız. Kimseyi ayrıştırmadan, ‘önce insan’ diyerek kentin her mahallesinde hizmet üreteceğiz. Bitmeyecek bir hizmet aşkıyla tüm hemşehrilerimizin her sorununa ve her ihtiyacına koşacağız. Birlik, beraberlik, dostluk, kardeşlik tohumlarını daha çok ekip, daha bol sulayacağız. İzmir’i durdurmaya, istismar etmeye çalışanlara karşı, mutluluğun, özgürlüğün, kardeşliğin başkenti olacağız. Bu partinin her kademesinde alın teri döken, emek harcayan değerli yoldaşlarım! Biz, akla ve bilime dayalı, yenilikçi yöntemlerle, liyakate dayalı görevlendirmelerle, tüm sosyal demokrat değerleri sahiplenerek, aynı zamanda çevreci ve kalkınmacı belediyecilik anlayışlarımızı uygulamaya koyarak İzmir’de yeni bir hikaye yazmak istiyoruz. Sizlere şu çağrıyı yapmak istiyorum; Gelin, bu hikayeyi birlikte yazalım. Omuz omuza, kol kola, yürek yüreğe bir beş yıl yaşayalım. Daha güçlü, daha huzurlu, daha üretken, daha dirençli, daha özgür, daha mutlu bir İzmir’i birlikte kuralım.”
]]>
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından gözaltına alınanların sayısının 9’a yükseldiğini; adli ve idari soruşturmaların derinleştirilerek sürdüğünü belirtti.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kuvvetler ayrılığı ilkesinin terk edildiğini, Cumhur İttifakı’nın Anayasa Mahkemesi kararlarını hükümsüz kılmaya çalıştığını öne sürdü.
Kadroya alınan taşeron işçilerin meslek kodlarıyla ilgili sorunlar yaşandığını dile getiren Kaya, bu durumda olanların görevleri olmayan yerlerde istihdam edildiğini söyledi. Bülent Kaya, tayin başvurularının cevapsız bırakıldığını ve aile bütünlüğünün bozulduğunu dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasını hatırlatarak, bazı illerde siyanürle maden arama faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Erhan Usta, hükümetin doğayı, çevreyi zehirlemekten vazgeçmediğini savundu.
Maden firmalarının denetlenmesini isteyen Usta, “Siyanür, sülfürik asit ve onlarca kanserojen madde içeren atıkların ülkemize ve doğamıza, insanlarımıza zarar vermesine müsaade etmeyin. Konunun takipçisi olmaya, maden işçilerimizin, bölge halkının ve gelecek nesillerin huzur ve refahı için konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorunundaki çözümsüzlük kader değildir. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm ve müzakere süreci bunu bize çok açık ve net gösterdi. O dönem olan iradenin doğru olduğunu, bu deneyimden yola çıkarak orada yapılan hataları görerek ve telafi ederek yeni bir sürecin başlamasının tam da zamanı olduğunu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
“Türkiye için büyük acı kaynağıdır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, maden ocağında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalanların halen kurtarılamadığını hatırlattı. Günaydın, “Bu Türkiye için büyük acı kaynağıdır. TBMM’nin de bu acıyı hissetmesi ve muhalefet partileriyle iktidarın bu konuyu ele alması hayatın olağan akışına uygundur.” değerlendirmesinde bulundu.
Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulduğunu anımsatan Günaydın, iktidarın ve muhalefetin bu konunun üzerine gitmesi gerektiğini vurguladı. Gökhan Günaydın, şöyle devam etti:
“Oradaki saha görevlilerini gözaltına alarak, tutuklayarak bu meselenin altından kimse çıkamaz. Orada, AKP’nin 21 yıldır uyguladığı madencilik politikası sorgulanacaktır. Orada, bu madenlerin gizli açık ortakları kim, onlar sorgulanacaktır. Orada, helikopterlerle yurt dışına kaçırılan altının miktarı sorgulanacaktır. Orada, çıkarılan altının yüzde 98’i neden yabancılara peşkeş çekiliyor, bunlar sorgulanacaktır. Rapor ortaya çıktığında, bugün bu facianın yalnızca bir doğa olayı, madencilik faciasından öte aynı zamanda ekolojik ve iktisadi yıkım olduğunun farkına varacağız.”
Kanal İstanbul Projesi’ni eleştiren Günaydın, iktidarın 2011’den bugüne kadar projeyi gündem yaptığını, ancak adım atmadığını belirtti.
“Konu derinlemesine değerlendirilecektir”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü anımsattı. İlgili bakanların bölgede bulunduğunu aktaran Gül, şunları kaydetti:
“Gözaltına alınanların sayısı 9’a yükselmiş durumda. Adli ve idari soruşturmalar derinleştirilerek devam etmektedir. Sorumluluğu, ihmali olanların adalet önünde en ağır şekilde hesap vereceğine olan inancımız tamdır. Dün de Gazi Meclisimizde tüm siyasi partiler olarak ortak komisyon kurduk. Milletimizin değerli vekilleri tarafından da bu konu derinlemesine değerlendirilecektir. Yerinde incelemeler yapılacaktır.”
Seçim beyannamesindeki vaatleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini dile getiren Gül, Aile ve Gençlik Fonu’na ilk başvuruların alınmaya başlandığını belirtti. ???????Abdulhamit Gül, gençlerin yanında olmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
]]>
İYİ Parti Ordu Teşkilatı’nda aralarında kurucu üyelerin de bulunduğu 4 ilçeden 117 partili, büyükşehir belediye başkan adayına tepki göstererek partiden istifa etti.
Ordu’da bir araya gelen İYİ Parti üyeleri, büyükşehir belediye başkanlığına Enver Yılmaz’ın aday gösterilmesine tepki göstererek, partiden istifa ettiklerini duyurdu. Altınordu ilçesi Tahıl Pazarı mevkiinde bir araya gelen 117 kişi, hiçbir zorlamayı kabul etmediklerini belirtti. Partililer adına basın açıklaması yapan İYİ Parti Ordu İl Kurucu üyelerinden Vedat Karaman, “Çıkar için bir araya gelmedik. Bu süreçte asla şahsi bir menfaatin peşinde olmadık. Yüce Allah en büyük şahidimizdir. İkbal davasında olmadık. Sadece inandığımız yolda yürüdük. Sizleri bugün burada şahsiyetimiz, şehrimiz ve memleketimiz için topladık. 31 Mart yerel seçimlerine doğru ilerlediğimiz bugünlerde siyasi hayatımız boyunca görmediğimiz, duymadığımız, emsaline şahit olmadığımız hadiselerle karşı karşıyayız” diye konuştu.
“Bizans yıkıldı ancak oyunları bitmemiş”
Karaman, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bizans yıkıldı fakat oyunları hala bitmemiş. Görüyoruz ki doğduğumuz büyüdüğümüz şehrimiz üzerinde ahlak yoksunu oyunlar oynanmaktadır. Fakat biz biliyoruz ki zor oyunu bozar ve biz hemşehrilerimizin aleyhine olan hiçbir oyunun içinde yer almayacağız. Bu şehirden kovularak giden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan düşmanlığı herkesçe bilinen, Karadeniz’in incisi Ordu’muza kavga ve nefret tohumlarından başka bir şey ekmeyen, ardında dizi dizi şaibeler bırakan, adli merciler ile sayfa sayfa dosyaları olan, dün karşı karşıya olduğumuz, bugün mecburi bir şekilde yan yana getirilmek istendiğimiz hiçbir zorlamayı kabul etmiyoruz. Biz boynumuza tasma takmadık, biz aklımızı kiraya vermedik, biz haysiyetimizi sokakta bulmadık.”
“Geldiğimiz nokta ise bizi yok sayan, bizi değersiz gören ve bizden kul olmamızı isteyen bir süreçtir”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Enver Yılmaz’ın parti hakkındaki sözlerine de tepki gösteren Karaman, “Kurulduğu günden bugüne İYİ Parti ile olan münasebetimiz kurumsal yapıya zarar vermeyecek şekilde ilerledi. Ne biz zarar verdik, ne biz zarar gördük. Hep fedakarca davrandık. Geldiğimiz nokta ise bizi yok sayan, bizi değersiz gören ve bizden kul olmamızı isteyen bir süreçtir. Bu şehirden kovulan, kendi partisinden dahi ciddi şaibelerle uzaklaştırılan, il ve ilçe teşkilatlarımızın hiçbirinin fikri sorulmadan 31 Mart yerel seçimleri için Ordu Büyükşehir Belediyesi adaylığına Enver Yılmaz seçilmiştir. Enver Yılmaz ‘ben olmasam Ordu’da İYİ Parti’nin kapısına kilit vurulacaktı. Ben aday olmasam İYİ Parti ilçelerde ilçe belediye başkan adayları dahi çıkartamayacaktı. Ben olmasam seçim çalışmaları yapacak paraları dahi yoktu. Onlar bana mecburdular, ben de onları değerlendiriyorum’ sözleriyle İYİ Parti ile olan bağını her yerde hiç çekinmeden dile getirmiştir” ifadelerine yer verdi.
117 kişi istifa etti
4 ilçede toplam 116 kişinin istifa ettiğini, kendisinin de destek için partinin kurucu üyeliğinden istifa ettiğini söyleyen Karaman, “İYİ Parti’den çıkan Enver Yılmaz’ın efsane Ordu spor’umuzun başkanlığı döneminde yok edilmesine, tesislerin yıkılmasına, spor kamuoyunu ikiye bölmesi de bizim istifa sebebimizdir. Ordu ilinde turizmde marka olmuş tesisleri de başkanlığı döneminde yok etmesi de istifa sebebimizdir. Ordu’da yaşayan ve alın teri ile para kazanan Alucralılara ‘Bir avuç Alucralı’ demesi ve aşağılaması da bizim istifa sebebimizdir. İstifa merciimizi Altınordu, Perşembe, Fatsa ve Ünye’de üye olan arkadaşlar da 116 kişi olarak harekete geçirdik. Ben de istifa eden arkadaşlarıma destek olarak, İYİ Parti kurucu üyeliğimden istifa ediyorum” şeklinde konuştu. – ORDU
]]>
Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU
İYİ Parti’de, aralarında Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu (GİK) eski üyesi Binnur Karadağlı’nın da bulunduğu 16 kişi, istifa etti. Karadağlı, “Sayın Akşener, televizyon televizyon gezip ‘kazanacak aday’ tarifi yaptı fakat seçimlere bir ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘Adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi. Aldığı oy oranı sıfır virgül bilmem kaçlarla ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi” açıklamasını yaptı.
Aralarında Kurucular Kurulu ve GİK eski üyesi Binnur Karadağlı ile partinin üst kademesinde görev alan, ilçe başkanlıkları yapan, milletvekili adayı olan 16 kişi, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bir otelde düzenlenen basın toplantısıyla istifa ettiklerini duyurdu. Grup adına konuşan Karadağlı, Genel Başkan Meral Akşener’in politikasını eleştirerek şunları söyledi:
“PARTİMİZİN SAVRULUŞUNA TANIKLIK ETMEK ZORUNDA KALDIK”
“Kuruluşundan bugüne, yaklaşık 6 yıldır vatanımıza ve milletimize hizmet etmek gayesiyle burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte İYİ Parti’de siyaset yapmaktayız. Bugüne kadar yaptıklarımız; inandığımız değerleri, hiçbir karşılık beklemeden savunmak ve bu uğurda mücadele etmekten ibaretti. Bugün burada ‘milli merkez’ iddiasıyla yola çıkan partimizi, vatansever yürekleri kullanarak kendi ikbal ve ihtirasları uğruna heba edenlerin ipliğini pazara çıkarmak ve gür bir sesle ‘kral çıplak’ demek için bulunuyoruz. Maalesef vatansever Türk milliyetçileri olarak bizler uzun süredir partimizin savruluşuna, bizlerin ve dava arkadaşlarımızın emeklerinin heba edilişine tanıklık etmek zorunda kaldık. Şimdi bu siyasi trajedinin gelişimini sizlerle kısaca paylaşmak istiyoruz. Partinin kuruluş aşamasında emek veren, şehir şehir gezip maddi manevi destek olan birçok arkadaşımız dururken listeler açıklandığında paraşütle indirilmiş, kim oldukları ve kime hizmet edecekleri kestirilemeyen birçok ismin parti kademelerine getirildiğini gördük.
“ATATÜRK’LE PROBLEMİ OLANLARA ÜST KADEMEDE GÖREV VERİLDİ”
Türklükle, Atatürk ve Cumhuriyet ile problemleri olan bazı isimlere üst kademelerde görevler verildi. Kuruluşun akabinde girdiğimiz ilk seçimde yine harmanda izi olmayan birçok isim, seçilecek sıralardan vekil listelerine yerleştirildi. Milli merkez olma yolunda demeçler veren, kürsülerde konuşan dava arkadaşlarımız aforoz edildi. ‘Söylemlerinden CHP rahatsızlık duyuyor’ diye toplumun teveccüh gösterdiği yol arkadaşlarımız pasifize edildi, partiden uzaklaştırıldı. Genel Başkanın bizzat kendisinin ‘ağabey’ diye hitap ettiği, milliyetçi camianın saygı duyduğu büyüklerimizin birçoğunun partideki ikbal ve geleceği ‘özel kalem’ denilen bir sekreterin iki dudağının arasına terk edildi. Yerel seçimlerde ülke sathında CHP ile iş birliği yapıldı. CHP başta İstanbul ve Ankara olmak üzere son 20 yılda kazanamadığı birçok büyükşehri, il ve ilçe belediyelerini İYİ Parti oyları sayesinde kazandı.
“İYİ PARTİLİLERE BELEDİYELERDE GÖREV VERİLMEDİ”
Buna karşın kazanılan belediyelerde İYİ Partililere doğru düzgün bir görev verilmediği gibi ‘Siz kimsiniz? Biz HDP sayesinde kazandık’ sözleriyle karşılık verildi. Bütün bunlara rağmen bizlere ‘Yerel seçimlerde yaşanan acemilik 2023 seçimlerinde yaşanmaz, siyasi duruşumuza uygun bir aday belirlenerek ilkeli bir ittifak yapılır’ düşüncesiyle mücadeleyi sürdürdük. Aylarca, hatta neredeyse 2 yıl boyunca başta CHP olmak üzere 5 farklı siyasi partinin liderleriyle görüşmeler sürdürüldü. Masalar kuruldu, yemekler yendi ancak Altılı Masa’nın gizli ortağı HDP ile üstü kapalı ittifak yapılmadığı konusunda kamuoyunu ikna edemediler. Sayın Akşener, televizyon televizyon gezip ‘kazanacak aday’ tarifi yaptı fakat seçimlere bir ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘Adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi. Aldığı oy oranı sıfır virgül bilmem kaçlarla ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi. İlk girdiği seçimde yüzde 10 oy almış bir partiyi, vatanperver teşkilat mensuplarını ve vatansever seçmenlerini ‘Sifonu üstlerine çekin’ diyen namertlere karşı kepaze etti.
“GENEL BAŞKAN SÖZÜNDE DURMADI”
Zehir zemberek masadan kalkıldı, esilip gürlendi. Sonra hangi gizli ilişkiler ağı ve menfaatler devreye girdi, bilinmez, tekrar masaya dönüldü. Başını öne eğip çalışmaya devam eden teşkilat mensuplarımıza son darbe milletvekili listeleriyle vuruldu. Temayül sonuçlarına uyacağını söyleyen Genel Başkan, bir kez daha sözünde durmadı; üyelerin desteğini alıp ilk sıralarda yer alan birçok isme vekillik listelerinde yer vermedi. Buna karşın hiçbir teşkilat mensubumuzun, hatta neredeyse hiçbir seçmenimizin adını sanını duymadığı isimler ön sıralardan milletvekilliğine aday gösterildiler. Bu parti sizin aile şirketiniz mi ki hesap verme gereği duymadınız? Yapılan bu alakasız tercihlerinizle ilgili açıklama yapmak yerine bu durumu sorgulayan parti mensuplarının gözlerinin içine baka baka Kongrede ‘Defolun’ diye bağırıp çağırmak, hakaret etmek nasıl bir pişkinliktir? ‘Ailemi emanet ederim’ denilip sonrasında sıtma ve ölüme benzetilenler, yüzlerinde ‘Rabbi Yessir’ görülüp birden savaş ilan edilenler… Dibinden ayrılmayan, partinin kasası emanet edilenlerin bir günde hain ilan edilmesi… Bu liste uzayıp gider.
“‘KRAL ÇIPLAK’ DİYEREK İSTİFA EDİYORUZ”
Herkes kötü, herkes hain olabilir ama Genel Başkan bunca tutarsızlığa ve beceriksizliğe rağmen hep olduğu yerde kalır. Genel Başkanın eşinin, oğlunun ve sekreterinin hükümranlık sürdüğü bu ortamda biz artık olmayacağız. Bizim ve vatanseverliğinden zerre şüphe duymadığımız bütün parti mensuplarımızın emeklerinin sömürülmesine daha fazla katlanmayacağız. Dün grup kürsüsünde timsah gözyaşları döken Sayın Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği aşikardır. Bugün burada İYİ Parti Kurucular Kurulu üyeliği, Kurucu İl Yöneticiliği ve hala aktif İl Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini sürdüren bu topluluk hep bir ağızdan ‘kral çıplak’ diyerek istifa ediyoruz. Tüm dava arkadaşlarımıza bir çağrı yaparak yaşatılan bunca kepazeliğe tepki göstermeleri çağrısında bulunuyoruz.”
]]>
Aralarında Kurucular Kurulu Üyesi Binnur Karadağlı ve il yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu 16 kişi İYİ Parti’den istifa etti. Partiden ayrılanlar adına konuşan Karadağlı, “Timsah gözyaşları döken Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği aşikardır. Kral Çıplak diyerek istifa ediyoruz” dedi.
İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Eski Genel İdare Kurulu Üyesi Binnur Karadağlı ile birlikte, parti yönetiminde bulunan 16 kişi basın açıklaması düzenleyerek istifa ettiklerini açıkladı. Beşiktaş’ta bir otelde gerçekleşen açıklamada, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği, timsah gözyaşları döktüğü söylendi. İstifa eden partililer adına konuşan Binnur Karadağlı, parti içinde yaşanan tüm olumsuz durumlara rağmen yıllarca partiye hizmet etmeye devam ettiklerini ancak son gelişmelerden sonra, “Kral Çıplak” diyerek istifa etmenin vaktinin geldiğini belirtti.
“Paraşütle indirilmiş, kim oldukları kestirilemeyen birçok ismin parti kademelerine getirildiğini gördük”
İstifa eden partililer adına açıklama yapan Binnur Karadağlı, “Bugün burada ‘Milli Merkez’ iddiasıyla yola çıkan partimizi; vatansever yürekleri kullanarak, kendi ikbal ve ihtirasları uğruna heba edenlerin ipliğini pazara çıkarmak ve gür bir sesle ‘Kral Çıplak’ demek için bulunuyoruz. Partinin kuruluş aşamasında emek veren, şehir şehir gezip maddi manevi destek olan birçok arkadaşımız dururken; listeler açıklandığında paraşütle indirilmiş, kim oldukları ve kime hizmet edecekleri kestirilemeyen birçok ismin parti kademelerine getirildiğini gördük. Kuruluşun akabinde girdiğimiz ilk seçimde yine harmanda izi olmayan birçok isim, seçilecek sıralardan vekil listelerine yerleştirildi. Milli Merkez olma yolunda demeçler veren, kürsülerde konuşan dava arkadaşlarımız aforoz edildi. ‘Söylemlerinden CHP rahatsızlık duyuyor’ diye toplumun teveccüh gösterdiği yol arkadaşlarımız pasifize edildi, partiden uzaklaştırıldı. Genel Başkanın bizzat kendisinin ‘Ağabey’ diye hitap ettiği, milliyetçi camianın saygı duyduğu büyüklerimizin birçoğunun partideki ikbal ve geleceği ‘Özel Kalem’ denilen bir sekreterin iki dudağının arasına terk edildi” dedi.
“CHP birçok büyükşehri İYİ Parti sayesinde kazandı ama ‘Biz HDP sayesinde kazandık’ denildi”
Binnur Karadağlı, CHP ile yapılan ittifak sonrasında kazanılan belediyelerde İYİ Partililere doğru düzgün görevler verilmediğini söyleyerek Akşener’i eleştirdi. Karadağlı, “Yerel seçimlerde ülke sathında CHP ile işbirliği yapıldı. CHP başta İstanbul ve Ankara olmak üzere son 20 yılda kazanamadığı birçok büyükşehir, il ve ilçe belediyelerini İYİ Parti oyları sayesinde kazandı. Buna karşın kazanılan belediyelerde İYİ Partililere doğru düzgün bir görev verilmediği gibi, ‘Siz kimsiniz? Biz HDP sayesinde kazandık’ sözleriyle karşılık verildi. Bütün bunlara rağmen bizlere ‘yerel seçimlerde yaşanan acemilik 2023 seçimlerinde yaşanmaz, siyasi duruşumuza uygun bir aday belirlenerek ilkeli bir ittifak yapılır’ düşüncesiyle mücadelemizi sürdürdük. Aylarca, hatta neredeyse 2 yıl boyunca başta CHP olmak üzere 5 farklı siyasi partinin liderleriyle görüşmeler sürdürüldü. Masalar kuruldu, yemekler yendi. Ancak, Altılı Masa’nın gizli ortağı HDP ile üstü kapalı ittifak yapılmadığı konusunda kamuoyunu ikna edemediler. Akşener, televizyon televizyon gezip ‘Kazanacak Aday’ tarifi yaptı. Fakat seçimlere 1 ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi. Aldığı oy oranı sıfır virgül oranlarında ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi. İlk girdiği seçimde yüzde 10 oy almış bir partiyi, vatanperver teşkilat mensuplarını ve vatansever seçmenlerini ‘sifonu üstlerine çekin’ diyen namertlere karşı kepaze etti. Zehir zemberek masadan kalkıldı, esilip gürlendi. Sonra hangi menfaatler devreye girdi bilinmez, tekrar masaya dönüldü. Başını öne eğip çalışmaya devam eden teşkilat mensuplarımıza son darbe milletvekili listeleriyle vuruldu. Temayül sonuçlarına uyacağını söyleyen genel başkan bir kez daha sözünde durmadı. Üyelerin desteğini alıp ilk sıralarda yer alan birçok isme vekillik listelerinde yer vermedi. Buna karşın hiçbir teşkilat mensubumuzun, hatta neredeyse hiçbir seçmenimizin adını sanını duymadığı isimler ön sıralardan milletvekilliğine aday gösterildiler” diye konuştu.
“Kral Çıplak diyerek istifa ediyoruz””
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediğini söyleyen Karadağlı açıklamayı, “Bu parti sizin aile şirketiniz mi ki hesap verme gereği duymadınız? Yapılan bu alakasız tercihlerinizle ilgili açıklama yapmak yerine bu durumu sorgulayan parti mensuplarının gözlerinin içine baka baka kongrede ‘defolun, defolun’ diye bağırıp çağırmak, hakaret etmek nasıl bir pişkinliktir? ‘Ailemi emanet ederim’ denilip sonrasında sıtma ve ölüme benzetilenler, Yüzlerinde “Rabbi Yesir” görülüp birden savaş ilan edilenler, dibinden ayrılmayan, partinin kasası emanet edilenlerin bir günde hain ilan edilmesi; bu liste uzayıp gider. Herkes kötü, herkes hain olabilir ama genel başkan bunca tutarsızlığa ve beceriksizliğe rağmen hep olduğu yerde kalır. Genel başkanın eşinin, oğlunun ve sekreterinin hükümranlık sürdüğü bu ortamda biz artık olmayacağız. Bizim ve vatanseverliğinden zerre şüphe duymadığımız bütün parti mensuplarımızın emeklerinin sömürülmesine daha fazla katlanmayacağız. Dün grup kürsüsünde timsah gözyaşları döken Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği aşikardır. Bugün burada İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyeliği, Kurucu İl Yöneticiliği ve hala aktif il yönetim kurulu üyeliği görevlerini sürdüren bu topluluk hep bir ağızdan ‘Kral Çıplak’ diyerek istifa ediyoruz. Tüm dava arkadaşlarımıza bir çağrı yaparak yaşatılan bunca kepazeliğe tepki göstermeleri çağrısında bulunuyoruz” ifadeleriyle sonlandırdı.
16 kişi istifa etti
İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Eski Genel İdare Kurulu Üyesi Binnur Karadağlı ile birlikte istifa eden 16 kişinin, İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeleri Ufuk Ünal, Murat Köse, Onur Hanlıoğlu ve Çağrı Alp Gönen, Eyüpsultan Eski İlçe Başkanı Hatice Gürbulak, İstanbul Eski Teşkilat Başkan Yardımcısı Özay Alabaş, İstanbul Eski İl Yöneticileri Barış Tavlaşoğlu, Gökhan Kargı ve Sedat Erdem, Fatih İlçe Kurucusu Mücahit Erkuş, Eyüpsultan İlçe Başkan Yardımcısı Lütfü Büyüksüren, Eyüpsultan İlçe Başkan Danışmanı Alper Güleç, Eyüpsultan İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatmagül Uzundere, Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Eski İl Başkan Yardımcısı Müjde Hamza ve YİK üyesi Arif Tevetoğlu olduğu öğrenildi. – İSTANBUL
]]>
SARIYER Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki göstererek ’18 Şubat gününe kadar kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, ‘Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.
Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur dedi.
BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI
Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, ‘Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur diye konuştu.
18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ
Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, “Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.
Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum: Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur?” dedi.
“BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI?”
Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, “Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur” diye konuştu.
“18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, “Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak? Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, “Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.
Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum: Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur?” dedi.
“BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI?”
Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, “Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur” diye konuştu.
“18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, “Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak? Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>
Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, “FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
Ocak Partisi lideri Kadir Canpolat, partisinin Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ‘Adnan Oktar’ suç örgütü ve FETÖ ile bağlantısı olduğunu öne sürerek konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmalarına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Kadir Canpolat, “FETÖ Türkiye’nin başına büyük bir beladır. Bu anlamda bugün de Yeniden Refah Partisi kullanılmaya çalışılmaktadır. FETÖ’yü siyasi alanda yeniden gün ışığına çıkarmaya çalışan yapılar bilmeniz lazım; Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları da bu işin öncülüğünü yapmaktadır. Çünkü Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bir dava anlayışıyla bağımsız Türkiye için mücadele eden, gerçekten vatanı ve milleti için her türlü fedakarlığa müdafaa erliğini yapmaya çalışan ciddi dava adamlarından meydana gelen bir anlayışla görev ve faaliyetlerini yürütmektedir. FETÖ ve PKK gibi bölücü tüm unsurlarla ilgili diğer siyasi partiler uyuyorsa uyusunlar. Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bu mücadelede kararlıdır. FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin” diye konuştu.
‘MİLLETİMİZ NEYİN NE OLDUĞUNUN FARKINDA’
Başkan Canpolat, sözlerini şöyle sürdürdü, “Biz yıllardır FETÖ ile mücadele ediyoruz. Biz darbeden önce Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV’nin önüne siyah çelenk bıraktık, basın açıklaması yaptık. ‘FETÖ darbe yapacak’ diye bağırdık. Şimdi yine bağırıyoruz; ‘FETÖ yeniden gelmeye çalışıyor, devletimiz gerekeni yapmalıdır.’ Milletimiz zaten neyin ne olduğunun farkında. Zamanı geldiğinde yine ‘Kadir Canpolat haklı çıktı’ diyecekler. O zaman yine iş işten geçmiş olacak. Sayın Erbakan öyle taşıma suyla değirmen dönmez. Bastırıp parayı otobüslerle adam toplamayla da bu iş olmaz. FETÖ iltisaklı kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmesi neyin nesidir? Hırs ve siyasi menfaat uğruna ülkenin hükümetini düşürmeye çalışmak, milleti aldatmaya çalışmak, FETÖ’ye siyasi alan açmaya çalışmak hiç kimsenin haddi değildir. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
‘GERÇEKLERİ İFADE ETMEK İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK’
Canpolat, “‘Niye şimdiye kadar söylemediniz’ diye bize soruyorlar. Osmanlı Ocakları olarak zaten biz çok geçmiş tarihlerde FETÖ ile mücadeleyi başlattık ama bir siyasi parti hakkında eğer suç duyurusunda bulunacaksanız bu Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile olmaz, partini kuracaksın o partiyle gidip Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edeceksin. Bizim de artık bir siyasi partimiz olduğu için mantık çevresinde gidip bir siyasi parti hakkında suç duyurusunda bulunabildik. Biz hakkın ve haklının yanındayız. Siyaset yaparak güzel görünmeye çalışanlardan olmayacağız. Oy almak isteyenler gibi çeşitli entrikalara bürünerek bu işi yapmayacağız. Gerçekleri ifade etmek için suç duyurusunda bulunduk, arkasındayız. Ülkemizde bölücülük yapmaya çalışan, terör faaliyetleri yürütmeye çalışan bütün kirli odaklara seslenmek isterim; FETÖ’nün damatlığıyla, Türkiye’ye gelinlik giydiremeyeceksiniz. Ülkemizde artık size alan yok” ifadelerin kullandı.
]]>
Deniz Baykal’ın 1’inci ölüm yıl dönümü nedeniyle Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında tören düzenlendi. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Deniz Baykal’ın ailesi, partililer ve vatandaşlar katıldı. Baykal’ın kabrine çelenk bırakıldıktan sonra saygı duruşunda bulunuldu ve dua edildi. Törenden sonra basın mensuplarına açıklamada bulunan Muharrem İnce, Baykal’ın bir devlet adamı olduğunu belirterek, “Partinin oyu önemli değil, ‘önemli olan memleket’ dediğini çok kez duymuşumdur. Allah rahmet eylesin, benim üstadımdı. Mekanı cennet olsun” dedi.
‘KENDİSİNDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK’
CHP Genel Başkanı Özel de Deniz Baykal’ın sosyal demokrasiye ve CHP’ye emek değil; ömür vermiş bir genel başkan olduğunu vurgulayarak, Baykal’ın ailesinin acısını ve onurunu paylaştıklarını ifade etti. Özel, şunları kaydetti:
“Her birimiz kendisinden çok şey öğrendik. Bundan tam 15 yıl önce Sayın Baykal, Manisa’da Belediye Başkan adayı olmam için seçimlere kısa bir süre kala beni aradı. Ankara’da Türk Eczacıları Birliği’nde görevliydim. Kendisine benim bu görev için çok erken yaşta olduğumu ve hazır olmadığımı söylediğimde, ‘Sen iyi bir CHP’lisin, partililer bazı günlerde partileri için görev yaparlar, o görev hiçbir zaman unutulmaz, bu görevi yapman için aradım. Sana Belediye Başkanlığı teklif etmiyorum. Partinin bayrağını yere düşürmemeni teklif ediyorum’ demişti. Onun üzerine görevi kabul ettim. Aktif siyasetteki hikayem, tam 15 yıl önce o telefonla başladı.”
‘İKTİDAR OLDUĞUMUZDA VEFAMIZI GÖSTERECEĞİZ’
Baykal’ın kendisinin hayatında çok farklı izler bıraktığını dile getiren Özel, “Bugün huzurunda, 1’inci ölüm yıl dönümünde partinin genel başkanı olarak var olmak; benim açımdan büyük bir onur. Hem omuzlarımda çok büyük bir yük; çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz; bunun bir yolu var; iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda, önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz” diye konuştu.
‘ERDOĞAN BİZİ KAVGAYA ÇEKMEK İSTİYOR’
Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da ve Zonguldak’taki açıklamaları ile DEM Parti ve Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul’da aday çıkarmasına ilişkin, “Dün Zonguldak’ta, daha önce Hatay’da yaptığı açıklamanın devamını getirdi; ‘Cumhurbaşkanının eli, Zonguldak’ın üzerinde olursa hizmet gelir’ diyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın milli iradenin üzerinden elini çekmesi lazım. Bu yaptığı iş tamamen milli irade gasbıdır. Hatay’da yaptığı taş yürekliliğe devam ediyor. Aslında Hatay’da söylediği ifadeleri idame ettiriyor, hatırlatıyor. Eğer Erdoğan’ın söylediğinin bir karşılığı varsa, yerel seçimler niye var? Niye belediye başkanı seçiyoruz? Bu anayasa tanımamazlık hali sonunda oraya mı gelecek? En sonunda; siz birini seçin, geri kalan her şeyi o seçsini nasıl merkezi yönetimde uyguluyorlarsa; siz bir Cumhurbaşkanına oy verin, geri kalan her şeyi iğneden ipe o belirlesin, en son belediye başkanlarını da o belirlesin. Niye o zaman bu aziz milletin önüne sandık koyuyoruz?” dedi.
Milli iradenin kutsal olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Bugün Recep Tayyip Erdoğan’a en sert cevapları vermek, onun istediği bir şey. Bizi kavgaya çekmek istiyor. Dün sesleniyor; ‘Daha önceki genel başkanlarla kavga ederdik. Özgür Efendi’nin sesi çıkmıyor, kavga etmiyoruz diyor’. Oysaki Özgür Efendi ona 10 bin liralık en düşük emekli maaşını hatırlatıyor. Ona 17 bin liralık sefalet asgari ücretini hatırlatıyor. Geçim sıkıntısını, enflasyonu hatırlatıyor. Türkiye’de bunu konuşuyoruz. O istiyor ki hakaretine hakaret edelim ve mesele konuşulmasın. Onun düzeyine inmemeye çok kararlıyım.”
‘MİLLET ONA 31 MART’TA EĞRİYİ DE DOĞRUYU DA GÖSTERECEK’
Erdoğan’a cevap verme niyetinde olmadıklarını söyleyen Özel, “Sizin 31 Mart günü kalkıp, sabahleyin evden çıkıp kiminiz bastonla, kimi tekerlekli sandalyeyle, kimi gencecik yaşında heyecanla ilk kez koşup gideceği sandığı önemsizleştirmeye, ‘Oyu bana verirseniz olur, vermezseniz pişman olursunuz’ diye milleti tehdit etmeye, vatandaşa şantaj yapmaya kalkışıyor. Sandık tam da bunun için var. Millet ona 31 Mart’ta eğriyi de doğruyu da gösterecek” diye konuştu. Özel, diğer partilerin aday çıkarmasına ilişkin de “Aday çıkarmak, her partinin en demokratik hakkıdır. Kimsenin adayını çıkarmasına, çıkarmamasına karışmayız. Bir partinin aday çıkarması kendisiyle ilgili bir hesaptır. Bir parti aday çıkarmazsa demlenip, aday çıkardığında demlenmemiş iftirasını bu sabah höpürdete höpürdete demli çay içenlere, Devlet Bahçeli’yle Erdoğan’a sorun. Şunu söyledik; bütün siyasi partilerle açık iletişim halindeyiz. Bizim DEM’le yaptığımız görüşme, gözünüzün önündedir. Ama bazı görüşmelerin hangi mecralarda, kimlerin ne şekilde ne vaatlerle yürüttüğünü millet sormaktadır. Bizim kimsenin çıkaracağı adaya da çıkardığı adaya da lafımız da minnetimiz de yoktur” dedi.
Özel ayrıca hem DEM Parti’nin hem Yeniden Refah Partisi’nin adaylarına başarılar dileyerek, dün saldırıya uğrayan AK Parti belediye başkan adayını dakikalar içinde aradığını ve demokrasiye yapılmış bir saldırı olduğunu, kendi adaylarına yapılmış bir saldırı olarak gördüklerini söyledi.
‘ANKETLERDE BİR ŞEY GÖRÜRSEK MÜDAHALE EDERİZ’
Yerel seçimler için Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ittifakıyla, ‘Türkiye İttifakı’yla yola çıktıklarını söyleyen Özel, CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Lütfü Savaş hakkındaki soruya ise “Tabii Hatay’da protestolar yaşandı. Hepinizin gözünün içine bakarak söylüyoruz ki yüz protesto vardıysa 99’u hükümete yönelikti. Evet, Lütfü Bey’e yönelik cümleleri de hep birlikte duyduk. Siyaset, vatandaşın söylediğini duyma sanatıdır, verdiği mesajı alma sanatıdır. CHP olarak bütün bölgelerde adaylarımızı çok yoğun anketlerle belirledik” diye konuştu. Adaylık açıklamasından sonra yapılan anketlere de önem verildiğini ifade eden Özel, “Anketler bize bir şehirde yanlış yaptığımız sinyalini veriyorsa ya da verirse bu değerlendirilir. Milletin sesini duymak elbette meydanda yükselen bazı sesleri duymak da önemlidir. Fikir verir ama milletin sesini duymak sandıktan önceki en önemli gösterge, çok yüksek örneklerle yapılan anketlerdir. Anketlerde bir şey görüyorsak müdahale ediyoruz, görürsek müdahale ederiz” dedi.
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevde bulunan 14 milletvekili, partileri tarafından belediye başkan adayı olarak gösterildi.
Siyasi partilerin 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin aday belirleme süreci devam ediyor. Buna göre, belediye başkan adaylarının bir kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerinden oluşuyor. Partileri tarafından belediye başkan adayı olarak gösterilen milletvekilleri, seçilmeleri durumunda milletvekilliğinden istifa edecek. Bu durum ise Meclis sandalye dağılımı aritmetiğini etkileyecek.
AK Parti 4 milletvekilini belediye başkan adayı gösterdi
AK Parti, yerel seçimlere ilişkin 4 milletvekilini belediye başkanı olarak aday gösterdi. AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ve AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir Konak’ta Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.
AK Parti’nin Meclis’te 264 milletvekili bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda AK Parti’nin sandalye sayısı 260’a düşecek.
En fazla aday gösterilen milletvekili İyi Parti’den
Milletvekillerini en fazla belediye başkan adayı olarak gösteren parti İyi Parti oldu. İyi Parti yerel seçimlere ilişkin 5 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi. Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Balıkesir Milletvekili Turhan Özmez aday olarak gösterildi.
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde Meclis’te 43 sandalye kazanan İyi Parti’nin istifalar ve ihraç sonrasında an itibarıyla 38 sandalyesi bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda İyi Parti’nin Meclis’te 33 milletvekili olacak.
Saadet Grubu’nun milletvekilleri seçilirse Meclis Grubu düşecek
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerin ardından 10’ar milletvekili kazanan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi birleşerek Saadet Grubu’nu oluşturdu. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, geçtiğimiz aylarda Meclis Genel Kurulunda fenalaşarak hastanede hayatını kaybetti. Ardından Saadet Grubu’nun düşmemesi için CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap Saadet Partisine geçti.
Saadet Grubu yerel seçimlere ilişkin 3 milletvekilini aday gösterdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Gelecek Partisi Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan aday gösterildi. Milletvekillerinin seçilmesi durumunda Saadet Grubu’nun milletvekili sayısı 17’ye düşerek Meclis’teki grubu düşecek.
CHP 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi. Afyonkarahisar Belediye Başkan Adaylığına Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ve Kastamonu Belediye Başkan Adaylığına ise Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı aday oldu. CHP’nin Meclis’te 128 milletvekili bulunuyor.
MHP, milletvekillerini aday göstermedi
Milletvekillerini aday göstermeyen tek parti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu. Meclis’te 49 milletvekili bulunan MHP’nin şu ana kadar açıkladığı belediye başkan adayları arasında milletvekili bulunmuyor.
Öte yandan, Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin seçim takvimi işliyor. Siyasi partiler, aday listelerini en geç 20 Şubat Salı saat 17.00’ye kadar teslim edecek. – ANKARA
]]>
İstanbul’da düzenlenen istişare toplantısında konuşan Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, “10 bin lira maaşı emeklimize uygun gördüler. Lütfen emekli maaşını tekrar gözden geçirin. En azından bizim çözüm önerimiz yeni göreve başlayan memurun aldığı 32 bin lirayı emeklinin de almasıdır” dedi.
Yerli ve Milli Parti, İstanbul teşkilatlarıyla istişare toplantısı düzenledi. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan toplantıya Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, Genel Başkanvekili Uğur Aksöz, Genel Başkan Yardımcısı Sabri Erbakan, İstanbul İl Başkanı Av. Ahmet Barut, ilçe başkanları ve çok sayıda parti üyesi katıldı.
Toplantıda konuşan Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçti. Unutmuyoruz ve unutmayacağız. Bu konudan dolayı kırgın ve kızgınız. Kulaklarını tıkayarak kutu kutu pense oyunu oynayan iktidar ve muhalefet bunu iyi dinlesin. Büyük hatalar yaptılar ve depremzedeler yetim kaldı. 50 binin üzerinde canımız gitti ve gerçekten bu canların karşısında yapılmış hiçbir şey yok. Asla ve asla yardım bölgesindeki yardımları çekmeyeceklerini söylüyorlar. Ama çadır ve konteynerlarda yaşayan vatandaşlarımız var. Yapılan yardımlar yeterli değil. Yeterli olsaydı her platformda bundan bahsetmezdik” dedi.
“10 BİN LİRA MAAŞI EMEKLİMİZE UYGUN GÖRDÜLER”
Mutlu, “Diyanet İşleri Başkanlığı, fitreyi 130 lira olarak açıkladı. 4 kişilik bir ailenin günde en az 520 liraya ihtiyacı var. 10 bin lira maaşı emeklimize uygun gördüler. Diyanet’e göre 4 kişilik bir ailenin gıda ihtiyacı 15 bin 600 lira tutuyor. ya emekli maaşını belirleyen kadrolar yanlış hesap yapıyor ya da Diyanet hatalıdır. Lütfen emekli maaşını tekrar gözden geçirin. En azından bizim çözüm önerimiz yeni göreve başlayan memurun aldığı 32 bin lirayı emeklinin de almasıdır” diye konuştu.
AKSÖZ: İKTİDARI DEVRALMAK ÜZERE ÖZEL KURULMUŞ BİR PARTİYİZ
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanvekili Uğur Aksöz de “Laf salatası yapmıyoruz. İktidarı devralmak üzere özel kurulmuş bir partiyiz. Memleket işgal edilmişse ordularımızı hazırlar, ata biner İngiliz ve Fransız’ı kovarız biz böyle bir partiyiz. Şu anda ülke yönetilemiyor. İktidar veya muhalefet hangisi kabadayıysa çıkalım televizyona tartışalım. Adalet, ekonomi var mı? Bir hanımefendi gece saat 00.00’da sokakta yürüyebiliyor mu? Güvenliğiniz var mı? O zaman bize düşen iktidarı devralmak üzere orduları hazırlamaktır. İşte onlar sizsiniz” ifadelerini kullandı.
“HALKIN ÇAĞRISIYLA KURULDUK”
Aksöz, “7 lider var hepsi 80 yaşını geçmiş beyin eskimiş. Gidip torun baksınlar. Bize genç, enerjik, lisan bilen, bayrağı görünce ağlayan Teoman Mutlu lazım. Yerli ve Milli Parti halkın çağrısıyla kurulmuş, gerçekten yerli ve milli bir partidir. Sadece 3 buçuk ayda 54 il başkanlığını kurmuş, halktan büyük teveccüh görmüş bir partidir. Şu anda seçime girmek üzere teşkilatlarını tamamlamış, kurultaya yönelmiştir. Yerel seçime girmiyoruz çünkü Kenan Evren’in yaptığı bir siyasi partiler yasası var ağzınızla kuş tutsanız 6 ay geçmeden seçime giremiyorsunuz. Uyduruk bir kanun hiçbir lider de değiştirmemiş” dedi.
ERBAKAN: ÖNEMLİ OLAN TEŞKİLATLARIN AYAKTA KALMASIDIR
Yerli ve Milli Parti Genel Başkan Yardımcısı Sabri Erbakan ise “Siyasette bazı gerçekler var. Bunları şimdi sırasıyla da yaşıyoruz. Eğer teşkilatlarınız düzgün değilse, parti içerisinde disiplin yoksa ilerleyemezsiniz. İki örnek vereyim; birinci AK Parti, 23 senedir iktidar, disiplinli bir yürüyüş var. Diğeri ana muhalefet partisi şu anda darmadağınık vaziyettedir. Bir aday bile belirleyemiyorlar. Önemli olan teşkilatların ayakta kalmasıdır. Eğer baştan itibaren iyi organize edebiliyorsanız hiç arkanıza bakmadan yürüyebilirsiniz” diye konuştu.
]]>
Bodrum Belediye Başkan Adayı olan Tamer Mandalinci, Ankara dönüşü Bodrum’da kalabalık bir grup tarafından karşılandı.
Bodrum Belediye Meydanı’nda ellerinde Türk bayrakları ve CHP bayrakları ile toplanan partililer ve vatandaşlar, Mandalinci meydana gelirken meşaleler yaktı, sloganlar attı. Partililer “Bodrum’un gururu hoş geldin” pankartı açtı. Genç Başkan Adayı Tamer Mandalinci’yi tebrik edenler arasında geçmiş dönem Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon da vardı. Yüzlerce kişiyle parti binasına yürüyen Mandalinci’ye parti binasında çiçek takdim edildi.
Parti binası önünde yaptığı konuşmada “Haydi bismillah” diyerek sözlerine başlayan Tamer Mandalinci, Kuzey Irak’ta şehit olan Uzman Çavuş Kadir Dingil ve yaralanan askerleri anarak “Şehitler ölmez vatan bölünmez” dedi. Meclis üyesi seçildiği 4,5 yıldan bu yana Bodrum’un her yerinde hiçbir ayrım yapmadan çalıştığını dile getiren Mandalinci, şöyle devam etti;
“Bizim partimiz, Dünya’nın en büyük ve en güçlü siyasi partisidir. Bu siyasi partide benim yaşlarımda olan arkadaşlarım zamanında Cumhuriyet için büyük mücadele vermişlerdir. Onlar bunu Cumhuriyet ve laiklikle taçlandırdı. Bizler, bize emanet ettiği, açtıkları yolda, gösterdikleri hedefe durmadan yürüyeceğimize ant içiyorum. Bodrum Belediye Başkan Adayı olarak yüklendiğim tarihi misyonun son derece farkındayım. Burada doğmuş ve büyümüş, eğitim hayatı dışında buradan ayrılmamış bir kardeşiniz olarak bu bölgenin bizler için maddi ve manevi olarak ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Bir gün Bodrum Belediye Başkanlığı koltuğuna oturursam o koltuğun ne ifade ettiğini asla unutmayacağım. Sizlerin cebinden belediyeye aktardığı bütçeyi sizlerin lehine kullanmaktan, sizlerin memnun kalacağı güzel işler yapmaktan asla ve asla taviz vermeyeceğim. Lütfen şunu bilin değerli partililerim, Bodrum’u ben değil biz kazanacağız, Bodrum’u ben değil biz yöneteceğiz. Bunu kadınlarımızla, beyefendilerimizle, gençlerimizle, memurlarıyla yapacağız. Emeklisiyle, emekçisiyle yağacağız. Bunu Bodrum’un yerel değerleri ile yerlileriyle yapacağız.”
Seçimi rekor oyla kazanacaklarını söyleyen Tamer Mandalinci, “En az 24 meclis üyesi ile CHP’yi Bodrum Belediyesi’nde temsil edeceğiz. Amacımız, hedefimiz sadece seçim kazanmak değil, bizlerin amacı, hedefi rekor kırmak. Sizlerle birlikte yurttaşlarım, Bodrum’da rekor kıracak mıyız? CHP’yi yüzde 60 oy oranı ile Bodrum’da yeniden, Muğla’da yeniden oy oranlarımızı katlamış bir şekilde iktidara taşıyacak mıyız? Hedefimiz önce 2024 yerel seçimleri, ardından 2028 genel seçimlerinde altı oku Türkiye’de dalgalandırmak ve Türkiye’yi tam bağımsız bir hale getirmektir. Atatürk, ‘Bütün ümidim gençliktedir’ diyor. Bizler, Atamızın partisiyiz. Bizler Atamıza verdiğimiz sözü tutmak üzere bugün ilçe örgütümüzle size sesleniyoruz. İlçe başkanım kararlı, ilçe örgütüm kararlı, benim hemşehrilerim kararlı, daha ne olsun arkadaşlar. Ancak rehavete kapılmak asla yok. Çok büyük bir söz verdik, çok kararlı geliyoruz. Verdiğimiz sözün arkasında duracağız. Siz 31 Mart’tan sonra Bodrum’da bayram kutlamayı görün” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Mandalinci ve beraberindekiler Turgutreis’e doğru yola çıktı. – MUĞLA
]]>
Çin sarımsağına, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde eline aldığı Taşköprü sarımsağı ile savaş açan 22. Dönem CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım, 2 yıldır akciğer kanserine karşı verdiği mücadele sırasında CHP Milletvekili ve Kastamonu Belediye Başkan adayı Hasan Baltacı ve CHP İl Başkanlığı yönetiminin kendisini telefonla dahi arayarak ‘geçmiş olsun’ dileğinde bulunmadığını söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kastamonu Milletvekili olarak 22’nci Yasama Dönemi’nde görev alan ve görev süresi boyunca Taşköprü Sarımsağı ve Kastamonu’nun yöresel ürünlerini Türkiye gündemine taşıyarak üreticiye destek sağlamak amacıyla seferber olan Mehmet Yıldırım, 2 yıldır kanser hastalığı ile mücadele ediyor. Kastamonu’daki evinde tedavisi devam eden Yıldırım, İHA muhabirine konuştu. 44 yıllık siyaset hayatı boyunca Kastamonu’nun gelişmesi için mücadele verdiğini ve siyasi hayatının bu amaç doğrultusunda şekillendiğini söyleyen Yıldırım, Kastamonu ve Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Milletvekilliği görevi sırasında Çin sarımsağına savaş açan ve memleketinin dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağını eline alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çıkması ile yıllarca gündemde kalan Yıldırım, 2 yıldır gördüğü kanser tedavisi sırasında ise tam 40 yıl hizmet verdiği partisi tarafından yalnız bırakıldığını ifade etti.
“Seçim zamanı ile geçim zamanını birbirine karıştırmadık”
Siyaset hayatı boyunca öğretmeninin verdiği görevleri yerine getirmeye çalıştığını belirten Yıldırım, “Ben milletvekili adayı olduğumda öğretmenim, Taşköprü’de, ‘öğrencim geliyor, öğrencim. Elime sarımsağı, sırtına kendirin bağını bağlayıp meclise göndereceğim. Eğer onların hakkını hukukunu, üreticinin hakkını hukukunu korumazsa ona öğretmenlik hakkımı helal etmem demişti. Ben de o görevi mecliste yerine getirdim. 1983 yılından itibaren aktif siyasete girdim ve 2002’ye kadar 40 yıllık emek var. SODEP’in il başkanlığı görevini üstlendiğim zaman 80 darbesi olmuştu ve kimse siyasi görüşünü açıklayamıyordu. Ben cımbızla eski Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini toplayarak harekete geçtim. Mücadele ettik. Dönemin belediye başkanı Ali Köse ile karşı karşıya mücadele ettik, birbirimizi hiç kırmadık, saygısızlık etmedik. O seçimi kazandı, benim de projem olan toplu konut projesi ile Kuzeykent’i beraber yaptık. Seçim zamanı ile geçim zamanını birbirine karıştırmadık. Şimdi aynı partinin milletvekilleri birbirini yiyor. Bırakın aynı bölgenin milletvekillerini, aynı partiden milletvekilleri birbiriyle çekişiyor” dedi.
“İktidarı paylaştık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Taşköprü sarımsağı için verdiği destekten dolayı teşekkür eden Yıldırım, “Ben milletvekili olduğumda 5’inci oturumda elimde kürsüye sarımsakla çıktım. O gün o sarımsaktaki mücadele farklıydı. Ben Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum. O da bana destek verdi. Hemşehrimiz dönemin bakanlarından Murat Başesgioğlu, o günün diğer milletvekilleri de destek verdiler. Beraber çalıştık. İktidarı paylaştık. Ben dile getirdim, Murat Başesgioğlu, Cumhurbaşkanı onay verdi” diye konuştu.
“Ben bu hastalığa yakalanalı bir gün geçmiş olsun dileğini duymadım”
2 yıl boyunca kanser tedavisi görmesine rağmen CHP Milletvekili Hasan Baltacı ve CHP Kastamonu İl Başkanlığı yöneticilerinin kendisini telefonla dahi aramadıklarını belirten Yıldırım, “Ben kimseye dargın değilim. Hasan Bey ile karşılaştığımızda selam veriyorum, lakin bunların kafasında başka şeyler var, evimin 100 metre uzağında oturuyor. Ben bu hastalığa yakalanalı bir gün ‘geçmiş olsun’ dediğini duymadım. Benim bir kırgınlığım yok ama üzüldün” şeklinde konuştu.
“Şu an parti bütünlüğü var mı, bence yok”
CHP’nin Afyon’daki genel kurulu sırasında CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, CHP Kastamonu eski il başkanı Hikmet Erbilgin ile Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal arasında yaşanan ve Türkiye gündemine oturan tartışmayı da değerlendiren Yıldırım, “Misafir olarak gelmiş olan milletvekili ve il başkanına o şekilde davranılması bardağı taşıran son damladır. Ama aralarında ne yaşandı bilmiyorum. İncelemeyi bile kayda almam. Ama doğru değil. Beni incitti. Orada, ‘çıkın dışarı, hırsızlar dışarı ‘demek Kastamonuluları kovalamaktır, beni, Hasan Beye oy veren herkesi kovalamaktır. Ama doğru bulmam, orada sizin ne işiniz var? Davet edilmediğiniz yeri karıştırmaya ne hakkınız var. Sen önce kendi evinin önünü süpür. Sen partiyi burada darmadağın etmişsin! Şu an parti bütünlüğü var mı, bence yok, ben bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
“Diyelim ki muhalefetin adayı kazandı, belediye işçisinin maaşını ödeyemez”
CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın Kastamonu Belediye Başkan adayı olması ile ilgili de konuşan Yıldırım, “Hasan Bey belediye başkan adayı oldu, hayırlı olsun. Yerel seçimlerde bir adayın niteliği, niceliği, mensup olduğu siyasi parti, siyasi partinin Türkiye içerisindeki konumu ve durumu, göz önüne alınmalı. Şimdi AK Parti 2028 yılına kadar iktidar mı? Farz edelim, belediye başkanlığını muhalefetin adayı kazandı, belediye işçisinin maaşını ödeyemez. Şu an İller Bankasından gelen payla bin 350 belediye işçisinin maaşını ödeyemez. Emlak Vergileri ile altyapı gibi çalışmalar yapılamaz. Bunun için bizim Ankara’nın desteğine ihtiyacımız var, kaynağa ihtiyacımız var” dedi.
“Deniz Baykal’dan sonra marjinaller, CHP’ye sığınma evi olarak daldılar”
CHP’de marjinal kesimlerin yönetimi ele geçirdiğini ifade eden Yıldırım, “Deniz Baykal’dan sonra marjinaller, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sığınma evi olarak daldılar ve CHP’ye doldular. Bunlar yönetimleri, Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da, hatta Kastamonu’da ele geçirdiler. Kendilerinden başkalarına yaşam hakkı vermiyorlar” diye konuştu.
“Hasan Baltacı burada EMEP’in il başkanıydı”
CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın daha önce EMEP Kastamonu il başkanı olarak görev yaptığını kaydeden Yıldırım, “Hasan Baltacı burada Anayasa Mahkemesi tarafından teröre yardım ve yataklık tan kapatılan EMEP’in il başkanıydı, onu biliyorum. Ben milletvekili oldum. Hasan Baltacı ve Hasan Akkün’ün kızı o dönemde beni ziyarete geldi. Sayınız ne kadar dedim, ‘400 civarında’ dediler. Benim adaylığımda oy verdiniz mi dedim, ‘vermeyiz’ dediler, vermediklerini itiraf ettiler” diye belirtti.
“Bunlar bir üçgen kurmuşlar, üçgenin içine kimseyi koymuyorlar”
CHP’de Kastamonu Belediye Başkan adaylığı için farklı alternatiflerin olmasına rağmen değerlendirilmediğini kaydeden Yıldırım, “Ben Kastamonu Belediye Başkanlığı adaylığı için Ender Karahasan’la konuştum, aday olmasını tavsiye ettim. Burada bir alternatif olsun dediğim de Ender Karahasan, CHP il başkanı, Hasan Baltacı ve Hikmet Erbilgin ile görüştü. Geçit vermediler. Bunlar bir üçgen kurmuşlar, üçgenin içine kimseyi koymuyorlar. Bunlar hem parti için hem de ülke için iyi şeyler değil” şeklinde konuştu.
Siyasette pek çok hayalini gerçekleştirdiğini, ancak ikisini gerçekleştiremediğini kaydeden Yıldırım, “Siyasi hayatım boyunca iki şeyi başaramadım. Bunlardan birincisi Özel Uğurlu Hastanesi’nin yeniden hizmete girmesiydi. Diğeri de kapatılan Taşköprü Sigara Kağıdı Fabrikası’nın(SEKA) yeniden hizmete girmesiydi. Amacım kamulaştırmak ve geri almak suretiyle hastane ile fabrikayı faaliyete geçirerek bin kişiye istihdam sağlamaktı” dedi. – KASTAMONU
]]>
Eski AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Avukat Nihat Çiftçi, Yeniden Refah Partisi’ne katılarak Şanlıurfa Karaköprü Belediye Başkan adayı oldu.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine geri sayım devam ederken ittifak kararı en çok merak edilen Yeniden Refah Partisi, 45 belediye başkan adayını daha açıkladı. Bugüne kadar 447 belediye başkan adayını açıklayan Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’de ittifak yapıp yapmayacağı pazartesi Genel Başkan Fatih Erbakan tarafından yapılacak basın toplantısı ile açıklanacak.
Eski Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi Yeniden Refah’tan aday oldu
Açıklanan listede en çok dikkat çeken isim 2015-2019 arası Şanlıurfa’da Ak Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Avukat Nihat Çiftçi oldu. Çiftçi’ye partiye katılım rozetini eski bakan ve Yeniden Refah Partisi’nin Başkan Vekili Sacit Günbey taktı. Çiftçi aynı zaman partinin Şanlıurfa Karaköprü İlçe Belediye Başkan adayı oldu.
Gültekin Ayantaş, Yeniden Refah Ankara Akyurt Belediye Başkan adayı
Açıklanan bir diğer önemli isim ise Ankara’nın Akyurt ilçesinde Ak Parti’den 3 dönem belediye başkanlığı görevini yürüten Gültekin Ayantaş oldu. Ayantaş Yeniden Refah Partisi’nin Akyurt İlçe Belediye Başkan adayı oldu.
Açıklanan diğer belediye başkan adayları ise şöyle:
“Adıyaman Gölbaşı/Balkar Belde Belediye Başkan Adayı Cuma Özdemir.
Afyonkarahisar Emirdağ/Davulga Belde Belediye Başkan Adayı Hakan Gülaç, Emirdağ/Gömü Belde Belediye Başkan Adayı İsa Şahbaz.
Antalya Manavgat İlçe Belediye Başkan Adayı Fatma Su Bilecik, Pazaryeri İlçe Belediye Başkan Adayı Nuri Kara.
Diyarbakır Yenişehir İlçe Belediye Başkan Adayı Semih Yıldırım.
Düzce Cumayeri İlçe Belediye Başkan Adayı Akif Keleş.
Elazığ Palu İlçe Belediye Başkan Adayı Muhammed Septioğlu, Sivrice İlçe Belediye Başkan Adayı Ebubekir Irmak.
Gaziantep Yavuzeli İlçe Belediye Başkan Adayı Mehmet Kaya.
Giresun Doğankent İlçe Belediye Başkan Adayı İsmail Hakkı Karagöl.
İzmir Bayındır İlçe Belediye Başkan Adayı Muammer Sarıbaş, Kemalpaşa İlçe Belediye Başkan Adayı Alaettin Yılmaz.
Kahramanmaraş Çağlayancerit İlçe Belediye Başkan Adayı Uzeyir Kızıleski, Ekinözü İlçe Belediye Başkan Adayı Muhammet Arıcı, Pazarcık İlçe Belediye Başkan Adayı Bilal Oğuz Ballı.
Karaman Merkez/Akçaşehir Belde Belediye Başkan Adayı Yasin Demirbaş, Merkez/Sudurağı Belde Belediye Başkan Adayı Muzaffer Aslan, Ermenek/Güneyyurt Belde Belediye Başkan Adayı Veli Tıraşçı, Ermenek/Kazancı Belde Belediye Başkan Adayı M. Raşit Cengiz, Sarıveliler/Göktepe Belde Belediye Başkan Adayı Servet Ümit Saydam.
Kastamonu Küre İlçe Belediye Başkan Adayı Mustafa Çağır, Taşköprü İlçe Belediye Başkan Adayı M. Ali Topcu.
Kayseri Talas İlçe Belediye Başkan Adayı Selver Boztaş.
Kırşehir Çiçekdağı/Köseli Belde Belediye Başkan Adayı Veli Çakır.
Konya Çumra İlçe Belediye Başkan Adayı Alaattin Özçelik, Derbent İlçe Belediye Başkan Adayı Yılmaz Taşlıbel, Doğanhisar İlçe Belediye Başkan Adayı Ali Öztoklu, Sarayönü İlçe Belediye Başkan Adayı Necati Koç, Taşkent İlçe Belediye Başkan Adayı Fatih Karabay.
Kütahya Simav/Akdağ Belde Belediye Başkan Adayı Haşim Bacaksız, Simav/Demirci Belde Belediye Başkan Adayı Hüseyin Ünsal, Simav/Güney Belde Belediye Başkan Adayı Ali Okumuş, Tavşanlı/Tepecik Belde Belediye Başkan Adayı Veysel Tekin.
Muğla Bodrum İlçe Belediye Başkan Adayı M. Alp Dündar.
Muş, Hasköy/Düzkışla Belde Belediye Başkan Adayı Hüseyin Kasak.
Niğde Altunhisar İlçe Belediye Başkan Adayı Fatih Taş, Bor İlçe Belediye Başkan Aday Mehtap Temeltaş.
Tokat Merkez/Çat Belde Belediye Başkan Adayı Ali Pelit, Başçiftlik/Hatipli Belde Belediye Başkan Adayı Murat Cengiz, Erbaa/Gökal Belde Belediye Başkan Adayı Mehmet Demir, Erbaa/Karayaka Belde Belediye Başkan Adayı Sebahattin Şenel.
Yozgat Sorgun İlçe Belediye Başkan Adayı Hasan Çelik, Sorgun/Gülşehri Belde Belediye Başkan Adayı Tevfik Şahiner, Sorgun/Yeniyer Belde Belediye Başkan Adayı Adem Çağlayan”. – ANKARA
]]>
Müslüman Doğu’nun ilk demokratik cumhuriyeti kabul edilen ve 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, doğumunun 140. yılında anılıyor.
Modern Azerbaycan milli kimliğinin oluşmasında büyük rol oynayan, basın ve siyasi faaliyetleriyle hayatı boyunca ülkesinin bağımsızlığı ve toplumun aydınlanması için çalışan Resulzade’nin anısı, hem Azerbaycan’da hem de hayatının bir kısmını geçirdiği Türkiye’de yaşatılıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Resulzade’nin ülke için yaptığı hizmetleri göz önünde bulundurarak yıl boyunca çeşitli etkinliklerle anılması için kararname imzaladı.
Azerbaycanlılar için bağımsızlığın sembolü olan bir slogan haline gelen “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözlerinin sahibi Resulzade, 31 Ocak 1884’te Bakü’nün Novhanı köyünde doğdu.
Genç yaşından itibaren siyasetle ilgilenen Resulzade, Çarlık rejimi aleyhtarı bazı siyasi parti ve örgütlerde çalışmalar yürüttü, çeşitli gazete ve dergilerde yazdı.
Çar rejiminin baskıları karşısında 1909’da İran’a giderek burada gazetecilik yapan, siyasetle uğraşan Resulzade, meşrutiyet rejimi feshedildikten sonra İran’da da baskılarla karşılaşınca 1911’de Türkiye’ye gitmek zorunda kaldı.
Resulzade, daha sonra Bakü’ye dönerek Müsavat Partisine üye oldu ve 1917’de bu partinin Genel Başkanı seçildi.
Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını ilan etti
Resulzade, 1918’de Azerbaycanlı aydınların oluşturduğu Milli Konseyin Başkanı seçildi ve 28 Mayıs 1918’de Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını resmen ilan etti.
Resulzade, 4 Haziran 1918’de Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı.
18 Haziran 1918’de Resulzade başkanlığındaki bir heyet, yeni kurulan Kafkasya devletlerinin tanıtılması için düzenlenen konferansa katılmak üzere İstanbul’a geldi. 15 Eylül 1918’de, “Kafkas İslam Ordusu” ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi.
Bakü’ye dönen Resulzade, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.
Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti ve Türk vatandaşı oldu
Bolşeviklerin, Azerbaycan’ı işgalinin ardından tutuklanarak Moskova’ya götürülen Resulzade, Stalin’in ısrarlarına rağmen işbirliği yapmayı kabul etmeyerek Sovyetler Birliği’ni terk etti.
Fransa, Finlandiya, Polonya ve Almanya’da yaşayan Resulzade, Sovyet karşıtı yayımlar yaptı, Azerbaycan’ın işgal altında olduğunu dünyaya duyurmaya çalıştı.
Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu.
Ankara’da 1949’da Azerbaycan Kültür Derneğini kuran Resulzade, kitaplar yazarak, konferanslar düzenleyerek ülkesinin durumunu anlatmayı sürdürdü.
Resulzade, 6 Mart 1955’te Ankara’da vefat etti ve cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.
Resulzade’nin kurduğu ve merkezi Ankara’da bulunan Azerbaycan Kültür Derneği, Türkiye’de faaliyet gösteriyor.
Türkiye’de birçok il ve ilçede sokak ve caddelere ismi verilen Resulzade’nin anısı, Ankara Çankaya’daki Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi’nde de yaşatılıyor.
“Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdürdü”
Resulzade konusunda çok sayıda kitap kaleme alan Çapar Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr. Dilgam Ahmad, Resulzade’nin sadece Azerbaycan ve o dönemki tabirle Rusya Müslümanları için değil tüm Türk dünyası için çok önemli şahsiyet olduğunu söyledi.
Ahmad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Resulzade’nin Azerbaycan’da kurulan ilk siyasi partinin lideri olduğunu belirterek “Resulzade, demokratik, çağdaş ve laik bir devlet kurmuştur. Çağdaş Azerbaycan Anayasası’nda, ülkenin, Resulzade’nin kurduğu cumhuriyetin hukuki varisi olduğu belirtiliyor. 7 Aralık 1918’de Azerbaycan Parlamentosunun açılışında söylediği ‘Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez’ sözü bugün tüm Azerbaycanlıların ön önemli şiarıdır.” dedi.
Azerbaycan’ın Sovyet Rusya tarafından ilhak edilmesiyle Resulzade’nin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Ahmad, “Resulzade, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini muhaceret hayatında da yaşamının sonuna kadar sürdürdü.” diye konuştu.
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında önemli mesajlar verdi. Konuşmasına İstanbul, Ankara ve İzmir’de hazırladıkları afişlerin belediyelerin baskısı nedeniyle asılamadığını söyleyen Akşener, “Bizi engellemek isteyen Beştepe değil Saraçhane. İstanbul’dan şirkete bir telefon gelmiş ve ‘Bunları asmayacaksınız’ denmiş. Üstelik, sadece İstanbul’da değil; Ankara ve İzmir’de de asılmayacakmış… Sonra da eş başkanlık deyince alınıyorlar” ifadelerini kullandı.
Akşener’in açıklamaları şu şekilde:
“İYİ Parti olarak, haftaya; ilginç, ve bir o kadar da, manidar bulduğum bir olayla başladık… Gerçekten ibretlik bir manzarayla karşı karşıyayız… Görünen o ki; görüşleri fark etmeksizin; siyasetteki herkes, bizden çok rahatsız. İktidar, kurulduğumuz günden beri, bizden çok rahatsızdı; zaten biliyorduk… Eski HDP’liler, yeni DEM’liler, zaten ezelden beri, bizden çok rahatsızdı; onu da biliyorduk… Son dönemdeyse; artık açıkça görmeye başladık ki; meğer, ana muhalefet partisi de bizden, çok rahatsızmış!… Hal böyleyken; ittifak sisteminden beslenen, bu kadar çok aktörü; aynı anda, rahatsız ediyorsak; bu ne demektir, biliyor musunuz? Milletimiz için, çok doğru şeyler yapıyoruz demektir.

“BİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞAN SARAÇHANE”
Bugüne kadar, karşımıza; nice engeller, iftiralar, yalanlar çıktı. Türlü baskılarla, tehditlerle, linçlerle mücadele ettik. Defalarca durdurulmak, sindirilmek, susturulmak istendik. Hepsini, teker teker aştık. Durmadık, yılmadık, yorulmadık ve rabbime şükürler olsun bugünlere geldik. Yolumuza, çöp kamyonları dizdiler sokaklarda yürüdük! Elektriklerimizi kestiler ışıksız salonlarda buluştuk! Sesimizi kısmak istediler megafonla konuştuk! Hatta yeri geldi sırf birilerinin tekerine, çomak sokuyoruz diye; sahipsiz kurşunlarla karşılaştık. Ve nitekim, bugün de önümüzde, yeni bir engel var. Bugün de; birileri istiyor ki; bilbordsuz, seçim kampanyası yapalım! Ama bu defa, öncekilerden farklı ve ilginç olarak; önümüze bu engeli çıkartan iktidar değil, ana muhalefet. Bizi sansürlemek isteyen; saray değil belediye! Bizi engellemeye çalışan; Beştepe değil, Saraçhane! Yaa, ne kadar da ilginç değil mi? ‘Hadi canım, o kadar da olur mu?’ dediğinizi duyar gibiyim… Heyhat, oluyor. Maalesef oluyor…

“BELEDİYE SANSÜRÜNE DE MECBUR DEĞİLSİN”
Şimdi gelin size, olayın detaylarını anlatayım. Gördüğünüz görseller; yerel seçim kampanyamızın, ilk aşaması için hazırladığımız; bilbord görselleri… 4 sloganımız var: Birincisi; “Tek adam baskısına da; eş başkan kavgasına da; mecbur değilsin!” İkincisi; “Cumhuriyete savaş açana da; teröre alan açana da; mecbur değilsin!” Üçüncüsü; “Yandaş medyaya da; yoldaş medyaya da; mecbur değilsin!” Dördüncüsü; “Hain diyene de; cahil diyene de; mecbur değilsin!” Muhteremlerin, büyük karın ağrısının sebebi, işte bunlar… Bir tane de benden olsun; beşinciyi de ben eklettim; “Saray sansürüne de; belediye sansürüne de mecbur değilsin!”
“İSTANBUL’DAN ŞİRKETE TELEFON GELMİŞ”
Her siyasi parti gibi biz de; seçim kampanyamızın hazırlıklarını, tamamladıktan sonra bir şirketle anlaşarak; Ankara, İstanbul ve İzmir’de, bilbordlar kiraladık. Şirketle yaptığımız, anlaşmaya göre; standart bir uygulamayla belediyelerden, onay alındıktan sonra; billboardlarımız, geçtiğimiz pazar akşamı asılacak, pazartesi sabahı da sokaklarda görünür olacaktı… Ama ne oldu, biliyor musunuz? Bilbord görsellerimiz baskıya gitti. Ancak ne hikmetse basımı yapılan bilbordlarımızın, fotoğrafları çekilip; birilerine gönderilmiş. Sonra da; “İstanbul’dan”, şirkete bir telefon gelmiş… Peki telefonda, ne denmiş, biliyor musunuz? “Bunları asmayacaksınız.” Üstelik, sadece İstanbul’da değil; Ankara ve İzmir’de de asılmayacakmış… Sonra da eş başkanlık deyince alınıyorlar… Gelen bu telefonun üzerine; şirket de haliyle, korkmuş, tedirgin olmuş…
“KEPAZELİK”
Uygulanan bu korkutma taktiği size de bir yerden tanıdık geliyor mu? Referandum sürecinde toplantılarımız için kiraladığımız, salonları hatırlayın… Partimizin, kuruluş lansmanı için anlaştığımız; ama sonra, anlaşmayı iptal eden, ünlü oteli hatırlayın… Hatta, genel merkezimiz için kiralayacak bina aradığımız, günleri hatırlayın… Ne kadar da nostaljik değil mi?…
Bu tip durumlarda, prosedür gereği; eğer belediye onay vermiyorsa sebebiyle beraber, bir ret yazısı kaleme alıp imzalı ve kaşeli şekilde, şirkete dolayısıyla, bize iletmesi gerekir. Ama ne hikmetse; lafa gelince, kapsayıcılık ve şeffaflık abidesi kesilen, bu belediyeden bize gönderilen ne bir ret ne de bir onay yazısı olmadı. Sadece şirket, gelen bu telefon sebebiyle bilbordlarımızın, asılamayacağını söyledi. İşte o nedenle çok yakın bir gelecekte, bu kepazeliğin ihalesini; şirketin üzerine yıkarlarsa, hiç şaşırmayacağız.
“BİZ ONLARI İŞ İCRAATE GELDİĞİNDE CESARET EDEMEYİŞLERİYLE TANIYORUZ”
Çünkü biz, zaten şirkete telefon açan, bu fevkalade cabbar arkadaşları, kapalı kapılar ardında, aslan kesilip iş icraata geldiğinde ise meydana çıkmaya, cesaret edemeyişleriyle tanıyoruz. Ama belli ki, bunlar karşılarında kimlerin olduğunu unutmuş. Ben hatırlatayım; 15 yıllık bir iktidarın en güçlü, en acımasız ve en baskıcı zamanında hiç kimsenin, kafasını kaldırmaya bile, cesaret edemediği bir dönemde sadece milletimizi arkamıza alarak tek adam rejimine karşı cesurlar hareketini başlatan, İYİ Partiyiz! Biz; haksızlıkla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle, mücadele etmek için mağdurun kim olduğuna bakmaksızın yeri geldiğinde, Pınarhisar’a, yeri geldiğindeyse Saraçhane’ye en önde koşanlarız! Biz; Türk milletine dayatılan, tüm kalıpları yıkan tüm prangaları kıran, alıştırılıp, kabullendirilen bir esaretin karşısında “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet!” diye haykıran hür ve müstakil, yepyeni bir siyasetin yolunu açanlarız!
Şimdi buradan, sizlere sormak istiyorum; yıllardır, ceberut bir iktidar karşısında, dimdik duran bizler; şimdi onun, kötü bir taklidine mi, boyun eğeceğiz? Türlü engelleri, dikenli telleri, yüksek duvarları aşan bizler; şimdi bir çakıl taşına mı takılacağız? Ateşten çemberlerden geçip, bugünlere gelen bizler; şimdi bir kibritle mi yanacağız?
“BUNLAR BİZE VIZ GELİR TIRS GİDER”
Elbette hayır. Bunlar bize, vız gelir, tırıs gider! Varsın onlar sırf doğruları söylüyoruz diye bizi, 9 köyden kovmaya kalksınlar. Biz, milletimizle beraber evelallah, 10’uncu köyü inşa ederiz! Varsın onlar; Saray gücünü de belediye gücünü de üzerimize salsınlar! Biz şerbetliyiz; evelallah, ikisiyle de mücadele ederiz! Varsın onlar; iktidar-ana muhalefet el ele kendi çalıp kendi söyledikleri kazananı da kaybedeni de kendi belirledikleri bir kayıkçı düzenini, korumak için bizi susturmaya çalışsınlar. Biz, milletimizin sesi olmaya aynen devam ederiz! Kimse merak etmesin varsın onlar, tüm köşeleri tutsunlar, tüm yolları kessinler. Biz yepyeni bir yolu, milletimizle birlikte yürümekten asla vazgeçmeyiz.
“BİZ GURURLA TEK BAŞINAYIZ”
Bugün hep birlikte; siyaseti teslim almış, derin bir hakikat krizinin pençesinde; sürüklenip gidiyoruz. Sürekli, “-mış gibi” yapanların sahnelediği, oyunları izliyoruz. Birbirinden farklı gözüken ama aslında, aynı kurtlu elmanın, iki yarısı olanların sürekli olarak ürettiği, yalanları, dolanları, masalları dinliyoruz… Mesela bunlar, lafa gelince; en büyük Atatürkçü, kendileriy-“miş” gibi yaparlar… Ama bir taraf; Atatürk’ümüze düşman, hangi onursuz varsa onunla birlikte yol yürürken; diğer taraf ise malum şer odağına, şirin gözükmek için ismini, bizzat Atatürk’ün verdiği vilayetimizin adını bile söyleyemez!
Mesela bunlar, lafa gelince; Cumhuriyet’imize, sahip çıkıyor-“muş” gibi yaparlar… Ama bir taraf; Federasyon ve özerkliği, dilinden düşürmeyen; HÜDAPAR’la, el ele tutuşurken; diğer taraf ise; Cumhuriyeti, 100 yıllık yıkım ve zulüm olarak gören DEM’li kafaların, kuyruğundan ayrılmaz!
Mesela bunlar, lafa gelince; demokrasiyi, savunuyor-“muş” gibi yaparlar… Ama bir taraf; tek adam vesayetini, demokrasi üzerinden, meşrulaştırmaya çalışırken; diğer taraf ise; milletin ve memleketin, birliğine yönelen, tüm kötülükleri; Kandil’e, İmralı’ya, Edirne’ye giden selamları; teröre açılan alanları; Türksüz Türkiye hezeyanlarını demokrasiyle örtmeye çalışır.
“KİBİRDEN KENDİNİ KAYBEDEN SADECE AK PARTİ DEĞİLMİŞ”
İşte Türk siyasetinin, içerisine düşürüldüğü; bu vahim tablodan da anlaşılıyor ki; maalesef, bugün geldiğimiz noktada; sözde düşmanlıklar, özde süt kardeşliğine dönüşmüş. Sözde mücadeleler, özde dayanışmaya dönüşmüş. Sözde değişimler de, özde izdüşümlere dönüşmüş…
Nitekim; iktidarın, yıllardır pazarladığı “AK Parti işi demokrasi” trenine de, bine bine; hem de birinci sınıf bilet alıp ana muhalefet partisi binmiş! Hak, hukuk, demokrasi hassasiyetleri aynı iktidarınki gibi; sadece, kendileriyle aynı fikirde olanlar içinmiş. Sansüre ve baskıya karşı, özgürlüğü savunmaları tıpkı iktidarınki gibi kuyruklarına basılana kadarmış! Ez cümle; milletin verdiği yetkiden aldığı gücün, kibriyle kendini kaybeden sadece AK Parti değil; bizzat ana muhalefeti yönetenlermiş!
“GURURLA TEK BAŞINAYIZ”
Özünde, birbirinden hiçbir farkı olmayan, bu iki zihniyetin dayattığı; kirli siyaset düzenini, reddettiğimiz için; onların hepsine karşı; biz, gururla, tek başınayız! Kürsülerden birbirine, bağırıp çağırarak; iktidar alanlarını, korumaya çalışan; bu riyakârlığı reddettiğimiz için; onların tamamına karşı; biz, gururla, tek başınayız!
Kavga, gürültü ve hamasetten başka bir şey üretmeyen; milletimizin birliğinden değil; ayrışmasından beslenen; bu goygoy siyasetini, reddettiğimiz için onların, topuna karşı biz, gururla, tek başınayız. Milletin derdinin, konuşulmadığı; milletin sesinin, duyulmadığı milletin taleplerinin, karşılanmadığı hangi taraf, kazanırsa kazansın; kaybedenin, daima milletimizin olduğu; bu kayıkçı kavgasını, reddettiğimiz için onların, “alayına” karşı biz, gururla, özü başınayız!”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Havalimanı Metrosu Kağıthane- Gayrettepe Etabı Açılış Töreni’nde konuştu. Yerel seçimlere de değinen Erdoğan, “Neymiş, illerde farklı partilerden adayların olması oyunmuş, tezgahmış. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle bir beyana rastlayamazsınız.” dedi.
“PAÇALARI TUTUŞMAYA BAŞLADI”
Yerel seçim öncesi maskelerin düştüğünü belirten Erdoğan, “31 Mart seçimleri ile ilgili takvim işlemeye başladıkça maskeler düşüyor. Herkesin gerçek niyeti ortaya çıkıyor. Kimi şehrine aşkla hizmet ettiği, kimin de 5 yıl boyunca 3 dönüm bostan yan gel yat Osman misali vaktini boşa geçirdiği netleşiyor. Sandıkta millete hesap verme günü yaklaştıkça görüyoruz ki birilerinin dizleri titremeye, paçaları tutuşmaya başladı.” dedi.
“NEYMİŞ FARKLI PARTİLERDEN ADAYLARIN OLMASI TEZGAHMIŞ”
Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkenin ikinci büyük partisinin acemi genel başkanının birkaç gün önce belediye başkan adayları ile ilgili yaptığı skandal açıklama muhalefette yaşanan panik havasının bir işaretidir. Neymiş, illerde farklı partilerden adayların olması oyunmuş, tezgahmış. Bakınız çok açık ve net söylüyorum. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle bir beyana rastlayamazsınız. Milli iradeye saygı duyulan hiçbir ülkede muhalefet partisinin çoğulcu demokrasinin gereği olan yarıştan korktuğunu, ürktüğünü, rakiplerinin sayısı karşısında hırçınlaştığını göremezsiniz.
“TAM BİR SİYASİ BASİRETSİZLİK ÖRNEĞİ”
Meselenin çok daha vahim tarafı suçladığı partilerin daha 8 ay öncesine kadar beraber Türkiye’yi yönetmeye talip olduğu siyasi yapılar olması. Bunlar 6’lı masada beraber değiller miydi? Gerekirse 16’lı masa kurarız diyenler bunlar değiller miydi? Ne oldu şimdi olay bu. Birkaç gün öncesine kadar işbirliği görüşmeleri yaptığı partileri daha içtikleri çayın dumanı kalkmadan ihanetle suçlamak, beraber siyaset yaptığı insanları ihanetle itham etmek tam bir siyasi basiretsizlik örneğidir. Üzerinde kurulan vesayetin zincirlerini kırma iradesi göstermek yerine sağa sola sataşarak rüştünü ispat peşinde koşandan kendi partisine de, ülkeye de hayır gelmez.
“HÜKMÜ, MİLLET VERECEK”
Halbuki ortak adayla seçime gitmek nasıl demokratik yöntemse her partinin kendi adayını çıkarması da gayet tabiidir. Biz de Cumhur İttifakı bünyesinde diğer siyasi partilerle ortak belediye başkan adayı belirleme noktasında görüşmeler yürüttük. Halen görüşmelerimizin devam ettiği partiler var. Anlaştığımız illerde beraber yol yürüyor, anlaşamadığımız il ve ilçelerde demokratik bir yarış için hazırlığımızı yapıyoruz. Ama hiçbir şekilde kimseyi ihanetle, oyun bozanlıkla, gafletle, oyuna gelmekle, şuursuzlukla suçlamıyoruz. Çünkü seçime nasıl girilirse girilsin nihayetinde hükmü millet verecek.
“GENEL BAŞKAN DEĞİŞSE DE DEMOKRASİYE TAHAMMÜLSÜZLÜKLERİ DEĞİŞMİYOR”
Onun için ne diyoruz yeniden İstanbul. Millet vaatlere bakacak, bunları gönül ve fikir terazisinde tartacak hangi belediye başkanı tarafından şehrinin yönetilmesini istiyorsa tamamen hür iradesiyle seçimini yapacak. Biz de her zaman olduğu gibi sandıktan çıkan iradeyi baş tacı edeceğiz. Tüm bunlar ortadayken milletin iradesine şimdiden ipotek koymak demokrasinin değil ancak dikta hevesinin bir tezahürü olabilir. Aslında bu ifadeler bunların çarpık zihin dünyalarında nasıl bir Türkiye ve nasıl bir demokrasi hayal ettiklerini de göstermektedir. Bunlar halen açık oy gizli sayımla milletin iradesinin gaspedildiği tek parti faşizminin özlemiyle yaşıyorlar. Maalesef bu partide genel başkan koltuğunda oturanlar değişse de demokrasiye tahammülsüzlükleri değişmiyor. Yıllar gelip geçiyor ama bunların faşizan kodlarında gerileme olmuyor. İnşallah 31 Mart’ta sandıktan çıkacak güçlü irade ile İstanbul başta olmak üzere her yerde demokrasiden ürken, çoğulcu demokrasiden korkan bu kibirli zihniyet hak ettiği dersi alacaktır.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 8’i büyükşehir, 13’ü il belediye başkan adayı olmak üzere toplam 209 seçim çevresi adayları belli oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkez binasında düzenlenen Parti Meclisi (PM) toplantısına başkanlık etti. Yaklaşık 4 buçuk saat süren PM toplantısında 8’i büyükşehir, 13’ü il olmak üzere toplam 209 seçim çevresinde belediye başkan adayı yapılan yazılı açıklama ile duyuruldu.
PM’de 8 büyükşehir belediye başkan adayı belirlendi
Antalya’da Muhittin Böcek, Denizli’de Bülent Nuri Çavuşoğlu, Diyarbakır’da Cafer Pekdemir, Erzurum’da Atlıhan Atila, Muğla’da Ahmet Aras, Sakarya’da Azize Çeroğlu, Trabzon’da Hasan Süha Saral ve Van’da Şükrü Şahar aday olarak gösterildi.
13 ilin belediye başkan adayı belli oldu
PM toplantısı sonrası açıklanan listede Ağrı’da Erkan Bulut’un, Batman’da Hasan Sünük’ün, Burdur’da Ali Orkun Ercengiz’in, Çorum’da Hasan Levent Çöphüseyinoğlu’nun, Düzce’de Sedat Çelikel’in, Hakkari’de Cüneyt Özbek’in, Isparta’da Atakan Yazgan’ın, Karabük’te Bayram Karadağ’ın, Kastamonu’da Hasan Baltacı’nın, Kırıkkale’de Ahmet Önal’ın, Rize’de Necati Topaloğlu’nun, Sivas’ta Tacettin Kepenek’in ve Tokat’ta Murat Yazıcı’nın isimleri belediye başkan adayları olarak öne çıktı.
İstanbul’da 14 ilçe belediye başkan adayı belirlendi
Öte yandan listede İstanbul’un 14 ilçe belediye başkanının ismi yerini buldu. Bu çerçevede, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, Ataşehir Belediye Başkan adayı oldu. Mevcut Başkan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ise bugün partisinden istifa etmişti. İstanbul’un Şişli ilçesinde Resul Emrah Şahan, Arnavutköy’de Tekin Aras, Bağcılar’da Cem Kılıç, Bahçelievler’de Emine Gülizar Emecen, Beşiktaş’ta Rıza Akpolat, Beylikdüzü’nde Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece’de Hasan Akgün, Esenler’de Hasan Dalkıran, Kartal’da Gökhan Yüksel, Küçükçekmece’de Kemal Çebi, Maltepe’de Esin Köymen, Sultanbeyli’de Ayhan Koç, Sultangazi’de Ferhat Epözdemir aday oldu.
Ankara’da 11 ilçe belediye başkan adayı belli oldu
Ankara’da da Ayaş’ta İzzet Demircioğlu, Bala’da İsa Kaplan, Beypazarı’nda Özer Kasap, Evren’de Arif Güçlü, Gölbaşı’nda Yakup Odabaşı, Haymana’da Levent Koç, Kalecik’te Satılmış Karakoç, Kızılcahamam’da Coşkun Ünal, Mamak’ta Veli Gündüz Şahin, Nallıhan’da Ertunç Güngör ve Polatlı’da Mürsel Yıldızkaya aday olarak gösterilen isimler oldu. Ankara’nın Çankaya İlçe Belediye başkan adayının da önümüzdeki günlerde yapılması planlanan PM toplantısında belirlenmesi bekleniyor.
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde Abdurrahim Sönmez, Çınar ilçesinde Halit Kaya ve Lice ilçesinde Sıddık Bayram, Muğla Milas’ta Fevzi Topuz, Datça’da Aytaç Kurt, Adana’nın Kozan ilçesinde de Sudiye Gizem Aksoylu aday oldu.
Deprem bölgesi Hatay’da 3 ilçe belirlendi
Hatay’ın Dörtyol ilçesinde Bahadır Amaç, Payas ilçesinde Cabbar Aslan, Yayladağı ilçesinde de Mehmet Kalabaş CHP’nin adayları olarak ön plana çıktı.
Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı ile ilçe belediye başkan adaylarının önümüzdeki günlerde yapılacak olan PM toplantısında belirlenmesi bekleniyor.
Daha öncede 622 seçim çevresinin açıklandığı partide, böylelikle toplam 831 seçim çevresinde belediye başkan adayı açıklanmış oldu.
Bir sonraki PM toplantısının ise 29 Ocak Pazartesi günü yapılacağı kaydedildi. – ANKARA
]]>
KUZEY Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, ‘Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif görüşmeleri dahilinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Koray Aydın, iktidarın, siyasi parti gruplarını ve Türk milletini İsveç hakkında doğru bilgilendirmeden ve ikna etmeden bu protokolü Genel Kurul’a getirmesinin doğru olmadığını kaydederek, “Bugün yapılması gereken, bu teklifin geri çekilmesi, Genel Kurul’a Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan davet edilerek bizleri bilgilendirmesi ve taleplerimizin yerine gelip gelmediğini anlatmasıdır. Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak biz, İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız” diye konuştu.
‘PROTOKOLÜN ONAYLANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ’
MHP grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, İsveç’in NATO üyeliği konusunda yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerini ilettiğini belirtti. Türkiye’nin beklentileri ve taleplerinin karşılık bulduğunu ve bulmaya da devam ettiğini ifade eden Aydın, “Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Savunma sanayisi ürün taleplerimize yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve dahası, savunma sanayisi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması da etkinleştirilmiştir. Öte yandan, yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak karşılıklı ziyaretlerin yapılıp hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve iş birliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyondaki tavrımızın süreceğini belirtir, ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağımızı ifade eder, yüce heyetinizi en kalbi duygularımla, saygıyla selamlarım” dedi.
‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’
Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını desteklediklerini ve bu nedenle partisinin İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklife ‘evet’ diyeceğini aktardı. Salıcı, Türkiye’nin İsveç’ten meşru talepleri olduğunu belirterek, “İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemek de Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç, NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir” ifadesini kullandı.
‘İSVEÇ’İN ÖZEL GÖREVLİ SAVCI ATADIĞINI TESPİT ETTİK’
AK Parti adına söz alan Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise İsveç’in NATO’ya katılımı konusunun Meclis komisyonunda görüşüldüğünü ve İsveç’in üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi konusunda çalışmaların yapıldığını söyledi. İsveç’in süreç içerisinde olumlu adımlar attığını dile getiren Oktay, şunları söyledi:
“Bu çerçevede İsveç’in anayasasında terör örgütlerine destek sağlanmasında yaptırımlar getiren bir değişiklik yaptığını, terörizmle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör örgütüne katılımın ilk kez İsveç’te suç haline getirildiğini, PKK’nın İsveç’teki ana finansman kaynaklarından sözde ‘Kürt Kızılayı’nın banka hesabının kapatıldığını ve söz konusu oluşumun İsveç’teki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, bir PKK terör örgütü mensubunun terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarından hapse mahkum edildiğini, bunun İsveç bakımından bir ilki teşkil ettiğini, ülkemizde silahlı terör örgütüne üyelikten cezasının infazı amacıyla hakkında arama kaydı olan PKK’lı bir şahsın ülkemize iade edildiğini, İsveç’in PKK’yla iltisaklı olduğu anlaşılan kişilerin ülkeye girişlerini engellediğini, bazı kişilerin de İsveç’i terk etmelerinin sağlandığını, PKK iltisaklı çevrelerin artık İsveç’te eskiden olduğu şekilde rahat bir hareket alanı ve temas imkanı bulamadıklarını, savunma sanayisi alanında ülkemize yönelik kısıtlamaların tamamının kaldırıldığını, İsveç’in ülkemizin AB üyelik sürecine açık destek verdiğini, kutsal değerlerimize yönelik saldırıların engellenmesini sağlamak üzere İsveç yasalarında gerekli değişikliklerin hızla yapılması için bir çalışma başlatıldığını, İsveç Hükumeti ve İsveç halkının çoğunluğunun da bu saldırıları tasvip etmediğini, İsveç’in bizim makamlarımızla, Türkiye’nin makamlarıyla yakın iş birliği sağlamak için özel görevli bir savcı atadığını tespit ettik.”
‘OLUMLU OY KULLANACAĞIMIZI BELİRTİYORUZ’
İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımları sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını kaydeden Oktay, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından NATO Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atandığının açıklanmasının da bu çerçevede olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Tüm NATO müttefiklerine de terörle mücadelede işbirliği konusunda çağrıda bulunan Oktay, “Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla iş birliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz. Biz AK Parti Grubu olarak söz konusu kanun teklifi çerçevesinde olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.
KANUN TEKLİFİ ONAYLANDI
Yapılan konuşmaların ardından kanun teklifine ilişkin elektronik oylamaya geçildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada, 287 kabul oyu, 55 ret oyu ve 4 çekimser oy kullanıldı. Oylama sonucunda Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
]]>
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, 31 Mart seçimleri kapsamında açık hava toplantıları yapacaklarını açıkladı. Yalçın, bu kapsamda ilk toplantının 28 Ocak’ta Mersin’de, ikincisinin ise 4 Şubat’ta Manisa’da düzenleneceğini duyurdu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, bugün yaptığı yazılı açıklamada; “MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir” dedi.
Semih Yalçın’ın açıklaması şöyle:
“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçmiş, milletimiz ciddi imtihanlarla sınanmıştır. Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir. Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur. Milletimizin gösterdiği bu yüksek direnç ve varlık refleksi; daima ilham kaynağımız olmuş, yolumuzu aydınlatmıştır. Milletimizi tarih sahnesinden silmek ve yaşadığımız coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısı hala açık tutulmaktadır. Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir. Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır.
MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir. Bugün; bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır. Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur.
Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur. Bu gerçekten hareketle denilebilir ki Cumhur İttifakını var eden siyasi ilkeler, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümüdür. Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından biriside, aynı anlayışa paralel olarak ‘Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin’ şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir.”
]]>
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partisinin ilk açık hava toplantısının 28 Ocak günü Mersin’de, ikincisinin ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirileceğini bildirdi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partisinin düzenleyeceği açık hava toplantılarına dair açıklamalarda bulundu. Yalçın, 31 Mart 2024 yerel seçimlere hazırlık mahiyetindeki ilk açık hava toplantısının 28 Ocak günü Mersin’de, ikinci açık hava toplantısının ise 4 Şubat günü Manisa’da gerçekleştirileceğini aktardı.
Yalçın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçtiğini, milletin ciddi imtihanlarla sınandığını dile getirerek, “Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir. Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur” ifadelerini kullandı.
“Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır”
Türk milletini tarih sahnesinden silmek ve yaşadığı coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısının hala açık tutulduğunu vurgulayan Yalçın, “Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir. Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır. MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir” açıklamalarında bulundu.
“Türkiye’de siyaset yapan her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir”
Yalçın şu şekilde devam etti:
“Bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır. Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur. Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur.”
“İlk açık hava toplantımız 28 Ocak’ta Mersin’de, ikincisi ise 4 Şubat’ta Manisa’da yapılacak”
Cumhur İttifakı’nı var eden siyasi ilkelerin, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümü olduğunu söyleyen Yalçın, “Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından birisi de aynı anlayışa paralel olarak ‘Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin’ şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli yerel seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>
CHP’de 6’sı büyükşehir belediye başkan adayı olmak üzere 242 aday belli oldu
ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi’nde 6’sı büyükşehir belediye başkan adayı olmak üzere toplam 242 seçim çevresi adayları belli oldu. Bu çerçevede Zeydan Karalar Adana’dan, Vahap Seçer Mersin’den, Özlem Çerçioğlu Aydın’dan, Lütfü Savaş Hatay’dan, Ayşe Ünlüce Eskişehir’den ve Candan Yüceer Tekirdağ’dan aday oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi toplantılarının ardından partisinin Genel Merkez binasında basın açıklamasında bulundu. Yücel, PM toplantısında 6’sı büyükşehir olmak üzere 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarının kesinleştiğini ifade ederek, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Zeydan Karalar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Vahap Seçer, Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Özlem Çerçioğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Lütfü Savaş, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Ayşe Ünlüce ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Candan Yüceer olduğunu açıkladı.
15 ilin belediye başkan adayı belli oldu
Öte yandan Yücel, Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar, Bilgehan Erdem’in Artvin, Melek Mızrak Subaşı’nın Bilecik, İlhan Tekin’in Çankırı, Fuat Köse’nin Giresun, Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun Kırklareli, Hakan Bilecen’in Kilis, Hulus Özen’in Niğde, Serkan Karayiğit’in Osmaniye, Mehmet Gürbüz’ün Sinop, Ali Mustafa Çelik’in Tunceli, Özkan Yalım’ın Uşak, Mehmet Gürel’in Yalova, Özkan Şengül’ün Yozgat ve Tahsin Erdem’in Zonguldak’tan aday olduğunu ekledi.
Ayrıca Yücel, kadının siyasetteki, toplumdaki ve hayatın her alanındaki sorumluluklarını hayata geçirecek görevler alması amacıyla 242 seçim çevresinde 23 kadın aday çıkarıldığına dikkati çekti.
Parti Sözcüsü Yücel, daha sonra ise basın mensuplarının sorularını cevapladı.
“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur”
Bir gazeteci tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun Etimesgut Belediye Başkan Adaylığına karşı çıktığı iddialarının sorulması üzerine Yücel, şu cevabı verdi:
“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz söz konusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı çeşitli iddialarla aday adayı olmuşlardır. Bugün belirlenen 242 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK ve PM’nin süzgecinden geçerek, örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları ve kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararı ile adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla, herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler.”
Ayrıca Yücel, Antalya’nın bir kısım merkez ilçeleriyle birlikte yapılacak olan değerlendirmeler sonucu Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayının önümüzdeki günlerde yapılacak toplantıların ardından açıklanacağını belirtti.
“Mersin Milletvekilimiz, PM salonuna girerek görüşünü ifade etmek istedi”
PM toplantısının devam ettiği esnada yaşanan gerginliğin sorulması üzerine Yücel, “Bizim herhangi bir gerginliğimiz yok. PM’miz gayet keyifli, gayet demokratik bir ortamda gerçekleşti ve kararlarımız parti geleneklerine uygun bir şekilde alındı. Mersin Milletvekilimiz, PM salonuna girerek görüşünü ifade etmek istedi. Biz de kendisini uygun bir şekilde dışarı davet ettik. Olay, bundan ibaret.” dedi.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 6’sı büyükşehir belediye başkan adayı olmak üzere toplam 242 seçim çevresi adayları belli oldu. Bu çerçevede Zeydan Karalar Adana’dan, Vahap Seçer Mersin’den, Özlem Çerçioğlu Aydın’dan, Lütfü Savaş Hatay’dan, Ayşe Ünlüce Eskişehir’den ve Candan Yüceer Tekirdağ’dan aday oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından partisinin Genel Merkez binasında basın açıklamasında bulundu. Yücel, PM toplantısında 6’sı büyükşehir olmak üzere 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarının kesinleştiğini ifade ederek, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Zeydan Karalar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Vahap Seçer, Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Özlem Çerçioğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Lütfü Savaş, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Ayşe Ünlüce ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Candan Yüceer olduğunu açıkladı.
15 ilin belediye başkan adayı belli oldu
Öte yandan Yücel, Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar, Bilgehan Erdem’in Artvin, Melek Mızrak Subaşı’nın Bilecik, İlhan Tekin’in Çankırı, Fuat Köse’nin Giresun, Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun Kırklareli, Hakan Bilecen’in Kilis, Hulus Özen’in Niğde, Serkan Karayiğit’in Osmaniye, Mehmet Gürbüz’ün Sinop, Ali Mustafa Çelik’in Tunceli, Özkan Yalım’ın Uşak, Mehmet Gürel’in Yalova, Özkan Şengül’ün Yozgat ve Tahsin Erdem’in Zonguldak’tan aday olduğunu ekledi.
Ayrıca Yücel, kadının siyasetteki, toplumdaki ve hayatın her alanındaki sorumluluklarını hayata geçirecek görevler alması amacıyla 242 seçim çevresinde 23 kadın aday çıkarıldığına dikkati çekti.
Parti Sözcüsü Yücel, daha sonra ise basın mensuplarının sorularını cevapladı.
“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur”
Bir gazeteci tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun Etimesgut Belediye Başkan Adaylığına karşı çıktığı iddialarının sorulması üzerine Yücel, şu cevabı verdi:
“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz söz konusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı çeşitli iddialarla aday adayı olmuşlardır. Bugün belirlenen 242 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK ve PM’nin süzgecinden geçerek, örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları ve kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararı ile adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla, herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler.”
Ayrıca Yücel, Antalya’nın bir kısım merkez ilçeleriyle birlikte yapılacak olan değerlendirmeler sonucu Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayının önümüzdeki günlerde yapılacak toplantıların ardından açıklanacağını belirtti.
“Mersin Milletvekilimiz, PM salonuna girerek görüşünü ifade etmek istedi”
PM toplantısının devam ettiği esnada yaşanan gerginliğin sorulması üzerine Yücel, “Bizim herhangi bir gerginliğimiz yok. PM’miz gayet keyifli, gayet demokratik bir ortamda gerçekleşti ve kararlarımız parti geleneklerine uygun bir şekilde alındı. Mersin Milletvekilimiz, PM salonuna girerek görüşünü ifade etmek istedi. Biz de kendisini uygun bir şekilde dışarı davet ettik. Olay, bundan ibaret.” dedi. – ANKARA
]]>
Suat Kılıç’tan ittifak açıklaması
YRP Genel Başkan Yardımcısı Kılıç: “İttifak için AK Parti tavrını daha net ortaya koymalı”
ANKARA – Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, ” AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var diye düşünüyorum. AK Parti böylesi bir ittifakta mutabakatı sağlamak için yapabileceği fedakarlığı net bir şekilde ortaya koyduğunda çerçeve netliğe kavuşacaktır” dedi.
YRP Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gündem ve yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulundu.
Kılıç, Türkiye’de son günlerde bazı sosyal ve toplumsal provokasyonlarla karşı karşıya kalındığını belirterek, “Son olarak İstanbul Fatih Camisi imamı ve cemaatinden bir kardeşimize dün akşam yatsı namazı sırasında yapılan bıçaklı saldırıyı esef verici buluyoruz. Saldırganı, saldırının ardındaki hedef ve odağını kınıyor ve lanetliyoruz. İç İşleri Bakanlığımız İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı mutlaka saldırıyla ilgili gereken tahkikatı yapacaktır. Bir an evvel meselenin açıklığa kavuşturulmasını saldırganın sorgulanmasını niyetin be odağın ortaya çıkarılmasını devletimizden bekliyoruz. Bu meseleye kayıtsız kalınamaz bu hadise provokatif bir girişim ise devletin de toplumun da benzer provokatif girişimler karşısında dikkatli ve uyanık olması zaruret halini almış bulunmaktadır” diye konuştu.
10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle her bir gazetecinin gününü kutladığını aktaran Kılıç, “Sağlık sıhhat içinde nice meslek yıllarınızın olmasını diliyorum. Gazetecilere sağlanan haklar önemlidir. Gazetecilik mesleği yıpratıcı bir meslektir. Bu konuyla ilgili gazetecilik mesleğinin daha rahat icra edilmesi için son günlerde gündeme alınmış bulunan, gazetecilik mesleğini belirli bir süre icra edenlere yeşil pasaport hakkını biz de Yeniden Refah Partisi olarak destekliyoruz. Gazeteciliğin doğasında seyahat var dolayısıyla gazetecilerin yaptığı görevlerin kamu görevi olduğuna göre bu haktan kamu görevlileriyle eş değer koşullarda yararlanmaları en tabi durumdur” ifadelerini kullandı.
28 Ocak tarihinde Ankara’da yapacakları tanıtım toplantısıyla tüm belediye başkan adaylarını ve partisinin yerel seçim beyannamesini açıklayacaklarını dile getiren Kılıç, “Seçim beyannamemiz açıklandığında Türkiye’de çok ses getirecek. Birçok siyasi partinin seçim beyannamesi ile topluma esaslı vaatler vermek yerine maalesef havanda su dövmekte olduğunu görüyoruz. Kötü sorunda dokunamadıklarını, farkında bile olamadıklarını güvenli şehirler, ahlaklı belediyecilik için esaslı bir duruş ortaya koyamadıklarını görüyoruz. YRP bu yönde çok ciddi bir hazırlıkla yola devam ediyor” şeklinde konuştu.
AK Parti heyeti üçüncü görüşmenin ertelenmesi talebinde bulundu
Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
“Dün üçüncü görüşme AK Parti ve YRP heyetleri arasında gerçekleşecekti fakat AK Parti heyeti zaman talebinde bulunarak görüşmenin tehir edilmesi yönünde bir rica iletti. Biz de bu yaklaşımı olumlu karşıladık. Önümüzdeki günlerde son görüşme gerçekleştirilebilir. Bir ittifak talebi olduğuna göre bir mutabakat zeminin de olması gerekir. Her ittifak bir mutabakat zemini üzerine inşa edilir. YRP ile AK Parti arasında devam eden görüşmelerin bir ittifaka bir mutabakat üzerinden dönüşüp dönüşmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek.
İstanbul’da yeninden bir İmamoğlu döneminin yaşanmasını istemiyoruz ama kendi seçmenimizin iradesine de her zeminde her şekilde sahip çıkma niyet ve irademizi de sergilemekten, açıkça ifade etmekten geri durmuyoruz. YRP yaklaşımları olan görüşleri olan esaslı duruşu olan bir siyasi partidir. Beyannamemiz açıklandığında da bu görülecektir.
İttifak oluşması için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var diye düşünüyorum. Bizim şu büyükşehir bu il, şu ilçeler gibi bir ne alırsan kardır yaklaşımı içerisinde olmadığımızı ifade etmem lazım. Daha ziyade biz ahlaki temelli, ilkeler temelli, duruş temelli bir anlayışı burada temsil ediyoruz. AK Parti böylesi bir ittifakta mutabakatı sağlamak için yapabileceği fedakarlığı net bir şekilde ortaya koyduğunda çerçeve netliğe kavuşacaktır.”
]]>
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır. Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Kılıç, şunları söyledi:
“Emekli maaş artışları ile ilgili adaletsizliğin çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz. Bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı başkanlığında bir toplantı yapılacağından haberdar olduk. Bu toplantıdan ivedi bir netice alınması ve emeklilerin bu probleminin çözüme kavuşturulması kaçınılmazdır. Memur emeklisi ile SSK ve BAĞ-KUR emeklisi arasında meydana getirilen uçurumu anlamak mümkün değil. Akılla, mantıkla, vicdanla bağdaştırmak da mümkün değil. Enflasyon herkes için aynı enflasyon değil mi? Memur emeklisi enflasyon oranında yüzde 49,25 maaş artışı alırken, işçi ve BAĞ- KUR emeklisinin enflasyonun dışında yüzde 37,57 oranında bir maaş artışı alması kabul edilebilir değil. Daha doğrusu memur emeklisinin maaş artışına bir toplu görüşme, toplu sözleşme farkı yansıtılırken, işçi emeklisinin, BAĞ-KUR emeklisinin bundan mahrum bırakılması kabul edilebilir bir durum değil. Emekliler arasında da nihayetinde bir ihtilaf, vukua getirilmiş oldu. Bunun düzeltilmesini bekliyoruz.”
“SEÇİM BEYANNAMEMİZ ÇOK SES GETİRECEK”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıç, İzmir, Ankara ve İzmir’de Yeniden Refah Partisi’nin büyükşehir belediye başkan adaylarına ilişkin şunları söyledi:
“Temelde Yeniden Refah Partililer olarak hepimizin gönlünden geçen bütün illerde Yeniden Refah Partili adayları desteklemektir. 200’e yakın adayımızı ilan ettik ve her gün genel merkezimizde büyükşehir ve iller başta olmak olmak üzere yeni adaylarımızın kamuoyuna tanıtımı yapılıyor. 28 Ocak’ta da Ankara’da tüm büyükşehir il ilçe belde belediye başkanı adaylarımızı kamuoyuna tanıtacağımız yerel seçim beyannamemizi de halkımızla paylaşacağımız toplantımızı icra edeceğiz. Seçim beyannamemizi açıklandığında Türkiye’de çok ses getirecek bunu şimdiden ifade ediyorum.
Dün üçüncü görüşme AK Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında gerçekleşecekti fakat AK Parti heyeti zaman talebinde bulunarak görüşmenin tehir edilmesi yönünde bir rica iletti. Biz de bu yaklaşımı olumlu karşıladık. Önümüzdeki günlerde son görüşme gerçekleştirilebilir. Bir ittifak talebinin olduğuna göre bir mutabakat zemininin de bulunması gerekir. Yeniden Refah Partisi ile AK Parti arasında devam eden görüşmelerin bir ittifaka bir mutabakat üzerinden dönüşüp dönüşmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek. Tabii ki değişik zeminlerde biz bunu ifade ettik. İstanbul’da yeniden bir İmamoğlu döneminin yaşanmasını istemiyoruz. Ama kendi seçmenimizin iradesine de her zeminde sahip çıkma niyet ve irademizi de sergilemekten açıkça ifade etmekten geri durmuyoruz.
“BİR İTTİFAK SÖZ KONUSU OLACAKSA BİR MUTABAKATIN SAĞLANMASI LAZIM”
Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır. Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var. Bizim şu büyükşehir, bu il şu ilçeler gibi ‘ne alırsan kardır’ yaklaşımı içerisinde olmadığımızı ifade etmemiz lazım.”
]]>
CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, kamuoyunda ‘kentsel dönüşüm’ yasası olarak da bilinen ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduklarını belirterek, “Biz kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, konut stokumuzun dayanıklı hale getirilmesi, kentlerimizin dirençli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Ancak buralardan birilerinin rant üretmesini istemiyoruz” dedi.
CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Günaydın, AK Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Murat Kurum’un aday gösterilmesiyle ilgili, “Murat Kurum, 2018 ile 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum’un 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini ve bu imar affı içinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri hepimiz hatırlıyoruz. Böyle bir sicilden sonra ‘İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında dirençli bir kent haline getireceğiz’ diyorlar. 25 yıldır neden yapmadınız? Bu saatten sonra ne yapacaksınız? Soru bu kadar açıktır. Gelelim ulaşım meselesine; Murat Kurum dün Ulaştırma Bakanı ile beraber bir fotoğraf veriyor. Haritanın başına geçmişler, adeta haritaya bakarak İstanbul’un sorunlarını çözüyorlar. 2017 yılında merkezi hükümet AK Parti’deyken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de AK Parti tarafından yönetilmekteyken finansmanını ve yönetimini halledemediğiniz için metro inşaatlarının tamamını durduran ve çürümeye terk eden Mevlüt Uysal yönetiminde sizin belediyeniz değil miydi? ve şimdi tüm engellemelerinize rağmen o metroların inşaatı devam ediyor” diye konuştu.
‘KONUT DOKUNULMAZLIĞI İHLAL EDİLMİŞ OLUYOR’
Kentsel dönüşümün Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydeden Günaydın, “Çünkü ülkenin yerleşim yerlerinin neredeyse yüzde 80’inin deprem riski altında olduğu bir memleketten söz ediyoruz. Burada kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, yapı stokunun dayanıklılığının arttırılması, kentlerin dirençli hale getirilmesi hayati bir sorumluluktur. Ancak bunu yaparken hem hukuka bağlı kalmak hem vatandaşın mülkiyet hakkına, etkili başvuru hakkına saygılı olmak gerekmektedir. Peki ne yaptılar? 9 Kasım 2023 tarihinde 6306 sayılı kanunda bazı değişiklikler yaptılar. Bu değişikliklerle, örneğin mevcut yapılaşmanın bulunduğu alanları rezerv alanı olarak ilan etme yetkisi ‘Cumhurbaşkanlığı’na tanındı, yani ‘Yürütme’ye tanındı. Eskiden rezerv alanları boş alanlara, uygun alanlara ilan ediliyordu. Şimdi sizin evinizin bulunduğu alanı rezerv alanı olarak Cumhurbaşkanı bir gece yarısı Resmi Gazete’de ilan edebiliyor. Arkasından size 90 gün içerisinde konutunu tahliye etmenize yönelik bir yazı geliyor, üstelik de o Tebligat Yasası’nın emredici hükümlerine uyulmadan yapılıyor. Polis zoruyla buralar tahliye edilebiliyor ve bunun plan süreleri, askı süreleri, itiraz süreleri, tümü genel hukuk ilkelerinden ayrıştırılan, yurttaş aleyhine olan bir yapıya dönüştürülüyor. Böylece konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, orantılılık ilkesi, etkili başvuru ilkelerinin tamamı ihlal edilmiş oluyor. Arkadaşlar; 9 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış bu yasaya karşı 4 Ocak 2024 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesi başvurusunu yapmıştır. Bir kez daha söylüyorum; biz kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, konut stokumuzun dayanıklı hale getirilmesi, kentlerimizin dirençli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Ancak buralardan birilerinin rant üretmesini istemiyoruz” diye konuştu.
‘KURTULMUŞ’UN YANITINA GÖRE TAVRIMIZI BELİRLEYECEĞİZ’
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Günaydın, CHP’nin Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin, “İç tüzüğün hükmü Meclis Başkanlığı’nın bu çağrıya 7 gün içerisinde bir yanıt vermesine amirdir. Bugün konuştuğum Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, yarın yazılı bir yanıtın tarafımıza iletileceğini söylemiştir. O yanıtı bekleyeceğiz. O yanıta göre Meclis’in toplanıp toplanmayacağını göreceğiz ve biz de kendi tavrımızı belirleyeceğiz” dedi.
‘BAKANLAR TARAFSIZ KALMALI’
Günaydın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, Murat Kurum’u desteklemesine ilişkin soruya da “Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı; bunların tamamı seçimlerde tarafsız kalması gereken bakanlardır. Oysa bunlar şimdiden taraflarını belli etmektedirler. Taraflarını ilan etmelerinde bir sakınca görmemektedirler. Bu ne anlama gelecek; devletin araçları, devletin yakıtı, devletin personeli, kolluk kuvvetleri ve yargı kuvvetleri AK Parti’nin seçimi kazanması için bir tek parti devletinde görülebilecek ölçüde çalışmaya devam edecekler” diye cevap verdi. (DHA)
]]>
BURSA’da Ak Parti’den yeniden Büyükşehir Beledi Başkanlığa ada gösterilen mevcut başkan Alinur Aktaş, kente gelişinde partililer tarafından coşku ile karşılandı. Aktaş, Bu 5 yıl inşallah ‘Kentsel dönüşüm yılı’ olacak. Son 2 yıldır çok iyi bir hız aldık. Deyim yerindeyse gaza bastık. Efsane kentsel dönüşümler yapacağız dedi.
AK Parti’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde, 11 büyükşehir ve 15 il belediyesinde başkanlığa aday göstereceği isimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. İstanbul Haliç Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına, mevcut başkan Alinur Aktaş aday gösterildi. Törenin ardından Bursa’ya dönen Başkan Aktaş, Gemlik girişinde partililer tarafından coşkulu şekilde karşılandı. Davul zurnalı ve meşaleli karşılamada partilileri selamlayan Aktaş, daha sonra Merinos Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’na gelerek Cumhur İttifakı partililerle buluşma gerçekleştirdi.
Burada açıklamalarda bulunan Alinur Aktaş, Bildiğiniz gibi yerel seçim süreci başladı. CHP, İYİ Parti ve diğerleri eskiden Millet İttifakıydılar. 14-28 Mayıs’ta foyaları döküldü. Artık bir araya gelemiyorlar. Birbirlerine laflar söylüyorlar. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim bu vatanın birliği ve beraberliği ile rengini şehitlerin kanından alan ay-yıldızlı bayrağımıza sahip çıkmayla, bu zor coğrafyada bekamızı sağlamak için canımızı dişimize takmak gibi bir derdimiz var ifadelerini kullandı.
‘BU DÖNEMDE BİRLİK BERABERLİK ÇOK ÖNEMLİ’
Yapılan istişarelerin ardından kendisinin aday gösterildiğini belirten Aktaş, Türkiye’de hepimizin bildiği gibi bin 392 tane belediye var ve biliyoruz ki bizim yaşadığımız şehir en önemli belediyelerden bir tanesi. Türkiye’nin 4’üncü büyük şehri. Her bir ilçemizin ayrı bir kıymeti var. Gerçekten zor dönemlerden geçiyoruz. Dolayısıyla bu dönemde birlik ve beraberlik çok önemli. Yapılan istişarelerle şahsımla alakalı Cumhur İttifakı’nın adayı olarak belediye başkan adaylığıma karar verildi. Bir kere bana bu emaneti teslim eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve tabi ki olurlarıyla bu sürece destek veren Sayın Dr. Devlet Bahçeli’ye yürekten teşekkür ediyorum diye konuştu.
‘TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİŞMİN HAKKINA TENEZZÜL EDEN EVLADIM OLSA TANIMAM’
20 yıldır belediye başkanlığı yaptığını hatırlatan Alinur Aktaş, Bugün konuştuğum bir kaç büyüğüme de dün akşam beni telefonla arayıp bilgilendiren Cumhurbaşkanıma da ifade ettim. Bu bir emanettir. Bakmayın o BUSKİ’deki bir kaç olaylarla alakalı bir kaç gün içerisinde basın açıklaması yapacağım. İlk gününden itibaren mali polisini de hepsini de devreye koyduk. Maşallah rakamı atıp atıp kendilerine göre büyütenler ve buradan gelen müdürüme, bana ve partime de laf söylemeye çalışanlara buradan bir şeyi ifade etmek istiyorum. Bu millet bizi de biliyor, sizi de biliyor. Allah’a hamdolsun tüyü bitmemiş yetimin hakkına asla ve asla tenezzül etmedik, bundan sonra da tenezzül etmeyiz. Tenezzül edenler de olursa huzurunuzda söylüyorum; babamın oğlu olsa, kendi evladım olsa vallahi tanımam, billahi tanımam. Dolayısıyla yapılanlar kanun nezdinde bir bir takip edilecek. Gerekli detayı size bir kaç gün içerisinde açıklayacağım. Bundan sonra aday olarak ben 31 Mart gününe kadar, 83 gün boyunca minimum uykuyla, en az dinlenmeyle sizlerle beraber inşallah Cumhur İttifakı Bayrağı’nı tekrar Bursa’nın gönderine çekeceğiz dedi.
‘ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL KENTSEL DÖNÜŞÜM YILI OLACAK’
Yeni dönemle ilgili projelerine değinen Aktaş, Ortak akılla, yeni projelerimizle ki çok güzel projeler hazırladık, bu 5 yıl inşallah ‘Kentsel dönüşüm yılı’ olacak. Son 2 yıldır çok iyi bir hız aldık. Deyim yerindeyse gaza bastık. İnşallah Bursa’da paket olarak da açıklayacağız, efsane kentsel dönüşümler yapacağız. Ulaşımla alakalı çok özel projelerimiz olacak. Güçlerimizi birleştireceğiz. Ay sonunda ilçe belediye başkan adaylarımız da belli olduğunda her bir kardeşimizle birlikte gerek AK Parti’den, gerek Milliyetçi Hareket Partisi’nden, akabinde meclis üyelerimizle birlikte Bursa’mızın her bir köyünü her bir ilçe merkezini şehir merkezi olmak üzere tarayacağız, derdimizi heyecanımızı anlatacağız. Artık çalışma zamanı. Artık kenetlenme zamanı. Olası varsa kırgınlıklar küskünlükler, dargınlıklar onları bir tarafa bırakıp el ele kol kola hem AK gençlik kardeşlerimiz, hem ülkücü kardeşlerimiz omuz omuza, kol kola girdiyse 31 Mart akşamına kadar tekrar aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz açıklamasında bulundu. (DHA)
]]>
BURSA’da Ak Parti’den yeniden Büyükşehir Beledi Başkanlığa ada gösterilen mevcut başkan Alinur Aktaş, kente gelişinde partililer tarafından coşku ile karşılandı. Aktaş, “Bu 5 yıl inşallah ‘Kentsel dönüşüm yılı’ olacak. Son 2 yıldır çok iyi bir hız aldık. Deyim yerindeyse gaza bastık. Efsane kentsel dönüşümler yapacağız” dedi.
AK Parti’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde, 11 büyükşehir ve 15 il belediyesinde başkanlığa aday göstereceği isimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. İstanbul Haliç Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına, mevcut başkan Alinur Aktaş aday gösterildi. Törenin ardından Bursa’ya dönen Başkan Aktaş, Gemlik girişinde partililer tarafından coşkulu şekilde karşılandı. Davul zurnalı ve meşaleli karşılamada partilileri selamlayan Aktaş, daha sonra Merinos Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’na gelerek Cumhur İttifakı partililerle buluşma gerçekleştirdi.
Burada açıklamalarda bulunan Alinur Aktaş, “Bildiğiniz gibi yerel seçim süreci başladı. CHP, İYİ Parti ve diğerleri eskiden Millet İttifakıydılar. 14-28 Mayıs’ta foyaları döküldü. Artık bir araya gelemiyorlar. Birbirlerine laflar söylüyorlar. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim bu vatanın birliği ve beraberliği ile rengini şehitlerin kanından alan ay-yıldızlı bayrağımıza sahip çıkmayla, bu zor coğrafyada bekamızı sağlamak için canımızı dişimize takmak gibi bir derdimiz var” ifadelerini kullandı.
‘BU DÖNEMDE BİRLİK BERABERLİK ÇOK ÖNEMLİ’
Yapılan istişarelerin ardından kendisinin aday gösterildiğini belirten Aktaş, ” Türkiye’de hepimizin bildiği gibi bin 392 tane belediye var ve biliyoruz ki bizim yaşadığımız şehir en önemli belediyelerden bir tanesi. Türkiye’nin 4’üncü büyük şehri. Her bir ilçemizin ayrı bir kıymeti var. Gerçekten zor dönemlerden geçiyoruz. Dolayısıyla bu dönemde birlik ve beraberlik çok önemli. Yapılan istişarelerle şahsımla alakalı Cumhur İttifakı’nın adayı olarak belediye başkan adaylığıma karar verildi. Bir kere bana bu emaneti teslim eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve tabi ki olurlarıyla bu sürece destek veren Sayın Dr. Devlet Bahçeli’ye yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.
‘TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİŞMİN HAKKINA TENEZZÜL EDEN EVLADIM OLSA TANIMAM’
20 yıldır belediye başkanlığı yaptığını hatırlatan Alinur Aktaş, “Bugün konuştuğum bir kaç büyüğüme de dün akşam beni telefonla arayıp bilgilendiren Cumhurbaşkanıma da ifade ettim. Bu bir emanettir. Bakmayın o BUSKİ’deki bir kaç olaylarla alakalı bir kaç gün içerisinde basın açıklaması yapacağım. İlk gününden itibaren mali polisini de hepsini de devreye koyduk. Maşallah rakamı atıp atıp kendilerine göre büyütenler ve buradan gelen müdürüme, bana ve partime de laf söylemeye çalışanlara buradan bir şeyi ifade etmek istiyorum. Bu millet bizi de biliyor, sizi de biliyor. Allah’a hamdolsun tüyü bitmemiş yetimin hakkına asla ve asla tenezzül etmedik, bundan sonra da tenezzül etmeyiz. Tenezzül edenler de olursa huzurunuzda söylüyorum; babamın oğlu olsa, kendi evladım olsa vallahi tanımam, billahi tanımam. Dolayısıyla yapılanlar kanun nezdinde bir bir takip edilecek. Gerekli detayı size bir kaç gün içerisinde açıklayacağım. Bundan sonra aday olarak ben 31 Mart gününe kadar, 83 gün boyunca minimum uykuyla, en az dinlenmeyle sizlerle beraber inşallah Cumhur İttifakı Bayrağı’nı tekrar Bursa’nın gönderine çekeceğiz” dedi.
‘ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL KENTSEL DÖNÜŞÜM YILI OLACAK’
Yeni dönemle ilgili projelerine değinen Aktaş, “Ortak akılla, yeni projelerimizle ki çok güzel projeler hazırladık, bu 5 yıl inşallah ‘Kentsel dönüşüm yılı’ olacak. Son 2 yıldır çok iyi bir hız aldık. Deyim yerindeyse gaza bastık. İnşallah Bursa’da paket olarak da açıklayacağız, efsane kentsel dönüşümler yapacağız. Ulaşımla alakalı çok özel projelerimiz olacak. Güçlerimizi birleştireceğiz. Ay sonunda ilçe belediye başkan adaylarımız da belli olduğunda her bir kardeşimizle birlikte gerek AK Parti’den, gerek Milliyetçi Hareket Partisi’nden, akabinde meclis üyelerimizle birlikte Bursa’mızın her bir köyünü her bir ilçe merkezini şehir merkezi olmak üzere tarayacağız, derdimizi heyecanımızı anlatacağız. Artık çalışma zamanı. Artık kenetlenme zamanı. Olası varsa kırgınlıklar küskünlükler, dargınlıklar onları bir tarafa bırakıp el ele kol kola hem AK gençlik kardeşlerimiz, hem ülkücü kardeşlerimiz omuz omuza, kol kola girdiyse 31 Mart akşamına kadar tekrar aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
]]>
AK Parti Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da maalesef hep CHP oldu. Şimdilerde her ne kadar oy oranları düşük de olsa kimi başka partilerin de bu sinsi oyunda rol almak için adeta can attığını görüyoruz. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rolünü kimseye bırakmadığı, toplum ve siyaset mühendisliği senaryoları aynı kalıyor. Puslu dönemlerin, kadrolu provokatörlerine yeniden iş başı yaptırılırken 30 yıl öncesinin senaryolarının güncellemeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığımızdan itibaren siyasi hayatımızın her safhasında biz bunlarla karşılaştık, bunlarla mücadele ettik. Bu kibirli cehaletin nerelere varabileceğini 28 Şubat döneminde iktidarımızın ilk yıllarındaki müessif hadiselerde hep birlikte gördük. Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da maalesef hep CHP oldu. Şimdilerde her ne kadar oy oranları düşük de olsa kimi başka partilerin de bu sinsi oyunda rol almak için adeta can attığını görüyoruz. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rolünü kimseye bırakmadığı, toplum ve siyaset mühendisliği senaryoları aynı kalıyor. Puslu dönemlerin, kadrolu provokatörlerine yeniden iş başı yaptırılırken 30 yıl öncesinin senaryolarının güncellemeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır. Cumhuriyetimiz ve onun kurucu Gazi Mustafa Kemal her zamanki gibi yine istismara, en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Oysa bu milletin ne Cumhuriyetle ne de Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’le bir sorunu, sıkıntısı, derdi, problemi vardır. Şunu çok açık ve net ifade etmek istiyorum. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak, hassasiyet emaresi asla değildir. Tam tersine olur olmaz bahanelerle, yalan yanlış söylemlerle bu yönde yapılan çıkışlar, siyasi tükenmişliğin kirli senaryolarda rol alma gayretkeşliğinin işaretidir. Türkiye bu tuzağa düşmeyecek kadar demokrasisini derinleştirmiş, kalkınmasını ilerletmiş, bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Yine de tedbiri elden bırakmadan bu çirkin senaryoları ve oyuncularını izlemeyi gerçek niyetleri ve yüzleri milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.
“ÖZGÜR EFENDİ’Yİ DE ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Her karışı terle ve kanla sulanmış vatan toprakları üzerinde ameliyat yapmaya kalkanlara meydanın boş olmadığını, milletimizin İstiklaline ve İstikbaline sıkı sıkıya sarıldığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmaz. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak, size bir şey kazandırmaz. Samimiyseniz, dürüstseniz bunu ülke genelinde milli ve yerli olarak ifade edin. İpleri emperyalist güçlerin elinde olan terör örgütleriyle, milletimizle ve devletimizle meselesi olan marjinal kesimlerin bize yönelik husumetlerini anlayabiliyoruz. Bunların hepsi de var oluşlarının gereğini yapıyorlar. Bizi üzen ülkemizin ikinci büyük siyasi partisi hüviyetine sahip CHP’nin Türkiye düşmanlığına kuyruk olmasıdır. Açıkçası CHP uzunca bir süredir siyaseten iflas etmiş durumdadır. Ne millete umut verebiliyorlar, ne de proje ve vizyon namına ortaya bir fikir koyabiliyorlar. Bu partinin emanetçi genel başkanı milleti tahkir ve tahrik ederek parti içi iktidar kavgasını unutturmaya, bundan başka hiçbir işe yaramıyor. Özgür Efendi’nin genel başkanlık macerası daha başlamadan vesayet gölgesi altında bitmeye yüz tuttu. İnşallah 31 Mart seçimlerinde sadece şehirlerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmakla kalmayacağız, bu seçimlerle elde edeceğimiz zaferle aynı zamanda Özgür Efendi’yi de özgürleştireceğiz” diye konuştu.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhur İttifakı açısından esas olan Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesidir. Bunun dışındaki bir yönetim modelini ya da talebini doğru bulmuyoruz.” dedi.
Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Kamuda torpil yapıldığı iddialarına ilişkin soruya Çelik, “Bakan Yardımcısı arkadaşımız Ramazan (Can) Bey’e haksızlık ediliyor. Çünkü hepimizin elinde yüzlerce not vardır her gün. Hepimizin görevlendirdiği bir arkadaşımız sadece bu işe bakar. Yani bu notların değerlendirmesi… Belli bir kesimden not gelmiyor sadece. Hangi toplantıya gitsek, nerede bulursak vatandaşımız haklı olarak bunu iletiyor. Bu da demokrasinin iletişim kanallarından bize özgü olanlarından bir tanesi. Partimizde sadece vatandaşlarımızın taleplerini alan ilgili bir ofis var. Torpil şikayetlerinin bize iletilmesi, bunları takip etmemizi kolaylaştırır.” diye konuştu.
Federasyon ve yerel yönetimle ilgili açıklamaların sorulması üzerine Çelik, “Cumhur İttifakı açısından esas olan, Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesidir. Bunun dışındaki bir yönetim modelini ya da talebini doğru bulmuyoruz. Bu tartışmalar Türkiye’de yapıldı ve yapılıyor. Bu, ayrı bir mesele ama ben aynı zamanda şunu söylemek isterim; dünyanın başka ülkelerinde demokrasi geliştirmek için gündeme getirilmiş olan federasyon, özerklik, bölgesel yönetim gibi prensipler Türkiye’de demokrasiyi zehirleyen ve aslında demokrasi karşıtı bir mekanizma olarak gündeme geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de ikinci sınıf vatandaşın olmadığını, bütün vatandaşların birinci sınıf olduğunu vurgulayan Çelik, “Dolayısıyla federasyon ya da bölgesel yönetimi Türkiye için iyi bir şey olarak önermek son derece yanlıştır. Bu, Türkiye’de olmayan bir bölünmeyi beraberinde getirir. Olmayan bir ayrışmayı beraberinde getirir.” ifadelerini kullandı.
“Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız”
Çelik, AK Parti’nin İstanbul ve Ankara adaylarınızın belli olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız. Cumhurbaşkanı’mız bugün ifade etti. Büyükşehir ve il adaylarımızın açıklanacağı için büyük oranda bu çalışmalar şu anda tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanı’mız bir konuşma yapacaklar. İstanbul ve İstanbul’a mücavir iller açıklanmış olacak. Daha sonraki hafta seçim beyannamemizi açıklayacağız ve kalan adaylarımızı açıklamış olacağız. Seçim beyannamemizi açıkladıktan sonra resmen yerel seçim çalışması için sahaya inmiş oluyoruz.” dedi.
Çelik, genel seçimlerden önce bir araya gelen altılı masadaki partilerin artık birbirlerini ihanetle suçladıklarını söyleyerek “Bu altılı masanın, yedili masanın bileşenlerinin hepsinin milletten özür dilemesi lazım. Şimdi ‘Bilseydim onu desteklemezdim, bunu desteklemezdim.’ diyorlar. Mayıstan bugüne kadar geçen 7-8 ayda bu kadar ağır yanılgı ortaya koyanların millete ciddi bir özür borcu var.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi?”
CHP’nin yeni yönetiminin, şiddeti destekleyen tavır ortaya koymaları dolayısıyla eskisinden geriye düştüğünü ifade eden Çelik, “Bir siyasi parti şiddeti destekler mi? Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi? Böyle bir saçmalık, barbarlık olabilir mi?” diye konuştu.
Çelik, “Ekonominin, yerel seçimi etkileyeceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Biz, bugünkü şartlardan çok daha iyi şartlarda da Türkiye’yi yönettik, çok daha kötü şartlarda da Türkiye’yi yönettik. Dolayısıyla kötü şartlardan iyi şartlara, daha az elverişli şartlardan daha iyi şartlara Türkiye’yi dönüştürme konusunda yüksek siyasi kapasitemiz var. Bugün bir türbülansın içinden geçiyoruz ama çok az bir sabırla, seçimlerden sonra bir sene içinde Türkiye hem yabancı sermayeye ulaşma konusunda hem yatırımlar konusunda büyük bolluğa, refaha ve daha geniş perspektife kavuşacak.” yanıtını verdi.
Ömer Çelik, ekonomide izlenen politikanın kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Çelik, “İsveç’in NATO üyeliği konusu TBMM Genel Kuruluna ne zaman gelir?” sorusu üzerine İsveç’in teröre karşı aldığı çeşitli tedbirlerin, komisyon aşamasında yeterli bulunduğu, bundan sonraki sürecin de Meclis’in iradesinde olduğunu belirtti.
Bu durumun, F-16 konusuyla bağlantılı gibi değerlendirilmesine ilişkin Çelik, “Bu konunun F-16 ile ilgili bir şey olmaması lazım. NATO müttefikimizin, bizim savunmamıza katkı sağlaması gerekirken bütün NATO’nun savunmasında eksiklik yaratacak bir tutum içine girmemesi gerekir.” dedi.
Ömer Çelik, NATO’da bazı kafa karışıklıkları olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili bir ambargonun uygulanması, bir silah sisteminin Türkiye’ye verilmemeye çalışılması ortak NATO güvenliğini tehlikeye düşüren bir durum olur. Türkiye, kendi ulusal egemenliği açısından hiçbir zaman zora düşmez, dünyanın her yerinden bir tedarikle ihtiyaçlarını karşılar ama bu yaptıkları NATO anlayışına karşı bir şey.”
“Türkiye ve ABD birbirine güvenmiyor mu?” sorusuna Çelik, “Türkiye’ye müttefiklerimizin güvenmesi için milyon tane sebep var, Türkiye’nin bazı müttefiklerine güvenmemesi için milyon tane sebep var. Bir tanesi PKK/YPG meselesi.” diye cevap verdi.
Çelik, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye’ye ziyaretinin nedenlerinin sorulması üzerine ise Gazze başta olmak üzere görüşülmesi gereken konular olduğunu ifade etti.
“Topraklarımızda istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz”
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yapanlara yönelik operasyonlara ilişkin Çelik, “Bugün Türk istihbarat ekolü, dünyadaki önemli istihbarat ekollerinden bir tanesidir. Bugün görülmüştür ki, topraklarımızda herhangi bir şekilde egemenliğimize halel getirecek şekilde herhangi bir istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz.” diye konuştu.
Çelik, Lübnan’ın başkenti Beyrut ve İran’ın Kirman şehrinde yaşananlarla savaşın bölgeye yayılmak istendiğini söyleyerek “Birileri sanki İran’ı ya da başka bir devleti, İsrail’e saldırma gibi bir pozisyona düşürerek büyük resimde ABD’nin İsrail’in yanında bu savaşa dahil olmasını istiyor gibi bir planlama resmi ortaya çıkıyor. Bunun olmaması gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, bölgede siyasi denklem değişiklikleri yapmaya çalıştığını kaydeden Çelik, “Gazze’den, Türkiye’nin dikkatini uzaklaştırmaktan sevinecek tek kişi Netanyahu’dur, siyonistlerdir.” dedi.
Çelik, İsrail’de olası bir yönetim değişikliğinde Türkiye ile İsrail ilişkilerinin nasıl olacağı sorusuna ilişkin, “Netanyahu ve hükümeti baş suçludur. Karambole getirmemek lazım, suçlular belli burada. Bunun ötesinde Netanyahu’nun zihniyetini paylaşan pek çok siyasetçi de var. Buradaki sorun, bu nasıl bir zihniyettir ki ‘vadedilmiş topraklar’ diyerek cinayet işlemeyi, çocuk öldürmeyi mazur görebiliyor.” ifadelerini kullandı.
(Bitti)
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>
YENİDEN Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Yeniden Refah Partisi için öncelik kendi adaylarını çıkarmak, kendi adayları ve bayrağıyla yarışmak, oy oranlarını sandığa yansıtmaktır” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrası parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Kılıç, Irak’ın kuzeyinde şehit olan 12 askere Allah’tan rahmet, aileleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sabır dileklerini ileterek, “TBMM’de terör örgütlerini ve terörist faaliyetleri lanetleyen bildiriye imza koyma konusunda ortaya net tavır koyamayan CHP’yi de bu vesileyle kınıyoruz. CHP, DEM Parti ile birlikte demlenmeye devam etmektedir. Bu tavır doğru bir tavır değildir. Türkiye’nin tek meselesi iktidar meselesi değil, Türkiye’nin tek problemi iktidarın eksikleri, yanlışları, kusurları değildir. Bir diğer problem CHP’nin ana muhalefet görevini ihya edemiyor olmasıdır. Böylesi acı bir günde vatandan, milletten, Anayasa’dan yana tavır koyan parti grupları bildiriyi imzalarken CHP’nin bunun dışında kalması anlaşılabilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’dan ‘Sayın’ diye bahseden milletvekillerinin TBMM çatısı altında bulunmasını kabul etmediklerini kaydeden Kılıç, “Daha trajik bir durum ise DEM Parti, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren devletten seçim yardımı olarak 658 milyon TL alacak. Bu paranın ne kadarı dağa, ne kadarı kampanyaya gidecek bilmiyoruz. Devletin kesesinden, milletin kesesinden millete düşmanca faaliyetler içerisinde olanların finanse edilmesini istemiyoruz” dedi.
‘İSVEÇ’İ NATO’DA İSTEMİYORUZ’
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması protokolüne olumlu bakmadıklarını bildiren Kılıç, “İsveç’i NATO’da görmek istemiyoruz. Biz TBMM’de İsveç’in üyeliğine ret oyu vereceğimizi şimdiden ifade ediyoruz. PKK ve FETÖ’nün sığınağı, terör örgütlerinin para kaynağı olan, Kur’an-ı Kerim yakanların ana kucağı İsveç’in bir savunma birlikteliği olan NATO’da yeri yoktur” diye konuştu.
‘ASGARİ ÜCRET, AÇLIK SINIRININ ÜSTÜNE ÇIKSIN’
Bu hafta açıklanması beklenen asgari ücrete de değinen Kılıç, “Rakama ilişkin belirsizlik artık son bulmalı, asgari ücret istisnai bir ücret olmaktan çıktı. Asgari ücret bir kısım çalışanın doğrudan aylık geliri. Aralık ayı itibariyle ülkemizde 4 kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gerekli olan harcama 15 bin TL, bu rakamın teknik adı açlık sınırı. Türkiye’de bugün 4 kişilik ailenin açlık sınırı 15 bin TL’nin üzerine çıktı. Hükümetin asgari ücretin belirtilen açlık sınırının altında hiçbir şekilde kalmayacak bir rakamı baz almasını ve üstüne çıkmasını bekliyoruz. İnsanlarımızın açlık sınırına mahkum kalmaması için bu kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” dedi.
‘MİLLİ YAS İLANI DOĞRU OLURDU’
Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. 12 şehidin ardından muhalefet partilerinin milli yas çağrısı ile ilgili soruya Kılıç, şu yanıtı verdi:
“Ulusal milli yas ilan edilebilirdi. Yeniden Refah Partisi olarak sadece Meclis’te yapılmış olan mutabakatı yeterli görmüyoruz. Bu mutabakatın ötesinde millete daha kapsamlı açıklamaların yapılmasında elbette yarar olacaktı. Terörle mücadele eden TSK’nın moralini yüksek tutmak adına TBMM’de bir mutabakatın ortaya konulmuş olmasını değerli buluyoruz. Bu mutabakatın Meclis’te temsil edilen parti gruplarıyla sınırlandırılmasını yanlış buluyoruz. Allah bir daha bu millete böyle bir şehit acısı yaşatmasın. Benzer bir durumun yaşanmaması için iktidar grubunu uyarıyoruz. Sadece gruplarla sınırlı tutmayın. Bireysel olarak da böylesi mutabakatları milletvekillerine açık hale getirin. Eğer bu olmuş olsaydı Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan ve TBMM’de bizi temsil eden milletvekillerinin imzaları o mutabakatın altında olacaktı. Her ne kadar CHP kurumsal olarak o mutabakata imza atmamış olsa bile CHP içinde biliyoruz ki imza atmaya gönüllü nice milletvekili arkadaşlarımız var. Milli yas ilan edilmiş olsaydı esasında çok doğru olurdu. Hele ki önümüz yılbaşı. Böyle bir acının haftası dolmadan yılbaşı ekranı çıkacak önümüze. Herkesin samimiyetini, ilkesini bekliyoruz. Belediyeler yılbaşı etkinliklerini iptal etmelidir. Milli yas kararını halkımız vicdanında almalıdır.”
‘AK PARTİ’NİN İADEİZİYARETİNİ BEKLİYORUZ’
Dün AK Parti ve Yeniden Refah Partisi heyetlerinin İstanbul, Ankara ve İzmir’de yerel seçimde iş birliği yapıp yapmama hususunda gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendiren Kılıç, “Genel Başkanımız Sayın Fatih Erbakan ile AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu görüşmeler sonrasında heyetlerimizin görüşmelerine karar verilmişti. AK Parti’den gelen davet üzerine arkadaşlarımız görüşmeye gitti. Ön görüşmeyi yaptılar. Bu hafta içinde olması kaydıyla AK Parti heyetinin Yeniden Refah Partisi’ne iadeiziyarette bulunmasını bekliyoruz. Yeniden Refah Partisi gücünün farkındadır. Yaklaşmakta olan yerel seçim sürecinde hangi partinin ne önemde olduğunun da farkındadır. Biz siyasetin felsefesini de matematiğini de biliyoruz. Neyin neye yarayacağının elbette ki farkındayız. Farklı siyasi partilerin benzer söylemler ya da yaklaşımlar üzerinden yakınlaşmaları, seçim iş birlikleri yapmasını esasında yerinde ve gereğinde doğru da buluyoruz. Yeniden Refah Partisi için öncelik kendi adaylarını çıkarmak, kendi adayları ve bayrağıyla yarışmak ve oy oranını sandığa yansıtmaktır. Eğer bizimle iş birliği yapmak isteyen siyasi partiler eşit ve adil koşullarda, dengeli bir iş birliği teklifinde bulunacak olurlarsa, Yeniden Refah Partisi olarak iş birliğine hazır olduğumuzu; Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak kaydıyla ifade ettik. İş birliği teklifi Yeniden Refah Partisi’nin gücünü görmezden gelmek, önemsememek, eksik ya da küçük görmek şeklinde tezahür ederse en baştan açıkladığımız gibi kendi adaylarımızla tüm illerde yarışma kararlılığımızın da arkasındayız” ifadelerini kullandı. (DHA)
]]>
İsveç’in NATO’ya katılım protokolünün uygun bulunduğuna ilişkin yasa teklifi TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Komisyondaki oylamada, AKP, CHP ve MHP, teklifin kabulü yönünde oy kullanırken, İYİ Parti ve Saadet Partisi “hayır” oyu kullandı. NATO’ya karşı tutumuyla bilinen DEM Parti ise oylamaya katılmadı.
İsveç’in NATO’ya üyeliğinin uygun bulunduğuna dair protokolün yürürlüğe girmesi için, TBMM Genel Kurulu’nda da kabul edilmesi gerekiyor.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti ve onay sürecinin “bir an önce” tamamlanması çağrısı yaptı.
İktidar Partisi, teklifin Genel Kurul’daki görüşme sürecine ilişkin net bir takvimleme yapmadı. AKP sözcüleri, İsveç’in terörle mücadele konusunda attığı adımlar ve işbirliği çabalarını olumlu bulurken, Genel Kurul’daki görüşme sürecinin, ABD Kongresi’nin, F-16’ların modernizasyonu konusunda atacağı adımlara göre şekilleneceğini ifade ediyorlar.
AKP Ankara Milletvekili Fuat Oktay’ın başkanlığında toplanan TBMM Dışişleri Komisyonu, ilk olarak 16 Kasım’da komisyon gündemine alınan ancak görüşmeleri ertelenen İsveç Krallığı’nın NATO’ya katılımına ilişkin protokolün onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin yasa teklifini bugün, gündemin 10’uncu sırasına aldı. Toplantı öncesinde, Komisyon Başkanı Fuat Oktay, siyasi partilerin komisyon sözcüleri ile bir araya gelerek bilgilendirme yaptı.
AKP’li üyeler de sözleşmenin onaylanması yönünde komisyonda “olumlu bir hava” olduğunu ifade ettiler. BBC Türkçe’ye konuşan AKP kaynakları, Genel Kurul’daki görüşme takvimine ilişkin, ABD’nin atacağı adımların belirleyici olacağına işaret ederek, “Artık bu yıl sona eriyor, 2023 içinde Meclis gündemine gelmez. 2024’de hemen görüşülebilir de hiç gündeme alınmayabilir de. Bu tamamen atılacak adımlara bağlı” yorumunu yaptılar.
Komisyon Başkanı Fuat Oktay da görüşmelerin tamamlanması sonrasında yaptığı açıklamada, “Bugün TBMM Genel Kurulu’na sevk edilmesi kararı verilmiştir. Genel Kurul aşamasında aynı hızla onaylanacak diye bir şey yok” görüşünü dile getirdi.
Biden-Erdoğan görüşmesi sonrasında süreç hızlandırıldı
Kulislerde, İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin protokolün, komisyon gündemine alınıp görüşülmesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Joe Biden’le 14 Aralık’ta yaptığı görüşmenin etkili olduğuna dikkat çekiliyor.
Görüşmede İsveç’in NATO üyeliğinin de gündeme geldiğine işaret eden Erdoğan, ABD Başkanı’nın kendisine, F16 modernizasyonuna ilişkin onay süreci ile İsveç üyeliği sürecini eş zamanlı yürütmeyi önerdiğini açıklamıştı.
“Somut sonuçları beklediğimiz ölçüde görebilmiş değiliz”
Toplantının başında söz alan Komisyon Başkanı Fuat Oktay, İsveç’in son aylarda attığı adımların memnuniyet verici olduğunu belirterek, “İsveç’in anayasa ve yasalarında meydana getirdiği değişiklikleri uygulamaya geçmesi uzun bir zaman aldı. Bu değişikliklerin özellikle terörle mücadele alanındaki somut sonuçlarını beklediğimiz ölçüde görebilmiş değiliz” dedi.
İktidarın İsveç’in verdiği taahhütler konusunda yeterince ikna olduğunu kaydeden Oktay, ancak esas karar vericinin komisyon üyeleri olduğunu ifade etti.
“Uygulamaların takipçisi olacağız”
Katılım protokolünün uygun bulunduğuna ilişkin yasa teklifi hakkında hükümet adına bilgi veren Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar, İsveç’in terörle mücadele konusunda attığı adımları olumlu bulduklarını, “hayal bile edilemeyecek” mevzuat değişikliklerini hayata geçirdiğine işaret etti.
Mevzuat değişikliklerinin uygulamaya geçmesinin takipçisi olacaklarını ifade eden Akçapar, şu görüşleri dile getirdi:
“Vilnius’da kabul edilen ortak açıklamayla Türkiye ve İsveç arasında ihdası öngörülen ikili güvenlik iş birliği mekanizması da terörizmle mücadele dâhil ilgili konuların ele alınacağı ilave bir mecra teşkil edecek. Son birkaç haftada ülkemizle bağlantılı kararlarda bir irtibat savcısı atanması, sözde Kürt Kızılayının İsveç’teki faaliyetlerini sonlandırma kararını açıklaması, doğru yönde olduğumuzu göstermektedir.
“İsveç’in NATO’ya katılımının Avrupa Atlantik Bölgesi’ni daha güvenli hâle getireceğini, ikili ilişkilerimizin müttefiklik bağı ve sorumlulukları temelinde daha da geliştirilmesine hizmet edeceğini, özellikle bizim için kritik önemde olan savunma sanayisi alanında iş birliğimizin gelişmesine katkı sağlayacağını, diğer bazı müttefiklerimizin uyguladıkları kısıtlamaları kaldırmak noktasında kullandıkları bir bahanenin de böylece ellerinden alınacağını değerlendiriyoruz.
“Bu hususlar ışığında İsveç’in katılım protokolünün onaylanması hususunu Dışişleri Komisyonunun yüksek takdirine saygıyla sunuyoruz.”
İYİ Parti: Teklif gündemden çekilsin, yeniden tartışılsın
Komisyonda söz alan İYİ Parti Ankara Milletvekili ve parti sözcüsü Kürşad Zorlu, 16 Kasım’dan bu yana İsveç’in, karar değişikliğini gerektirecek yeni bir adım atmadığını belirterek, teklifin gündemden geri çekilip, ayrıntılı olarak tartışılmasını istedi.
İktidarın seçim öncesinde bu konuyu siyaset malzemesi haline getirdiğini kaydeden Zorlu, muhalefetin milli güvenliği ilgilendiren konularda uzlaşması gerektiğini söyledi.
NATO’nun gelişmesine prensip olarak karşı olmadıklarını söyleyen Zorlu, “Güvenliğimizi önce kendi sınırlarımızda sağlamakla sorumluyuz” ifadelerini kullandı.
CHP: F-16’lar konusunda bir gelişme var mı?
CHP adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da 16 Kasım’dan bugüne neyin değiştiğini sordu, o günden bugüne yeni bir gelişme olmadığını ifade etti. Terör örgütü mensuplarının iadesi konusunda yeni bir gelişme olmadığını belirten Salıcı, şu görüşleri dile getirdi:
“Dolayısıyla bizim parti olarak şimdiye kadar NATO’nun genişlemesine dair kategorik olarak bir karşı çıkışımız hiç olmadı ama şunu da ortaya koymak lazım:
“İktidarın kullandığı ifadelerde, dilde bir çelişki var ise ve 16 Kasımdan bu yana kadar değişen bir şey yok ama bir tavır değişikliği var ise bunun arkasında yatan ana nedeni de sorgulamak ihtiyacı duyuyoruz. Daha somut sorayım: F-16’lar konusunda bir gelişme var mı?”
Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar ise bu soruya, “En son telefon görüşmesinde ABD Başkanı İsveç üyeliği gerçekleştikten sonra kongre üzerinde etkisini kullanarak girişimde bulunacaklarını sayın cumhurbaşkanına çok açık ifadelerle teyit etti” yanıtını verdi.
“İsveç ikinci planda, süreç ABD ve Türkiye arasında”
AKP’li Komisyon Üyesi Ali Şahin de F-16 konusunda ABD ile yürüyen sürece dikkat çekerek, “Artık İsveç’in ikinci planda olduğunu” vurguladı. Şahin, protokolün onay sürecinin bundan sonra büyük ölçüde ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilere göre ilerleyeceğine vurgu yaptı.
İsveç’in kısa sürede attığı bu adımları olumlu bulduklarını kaydeden Şahin, “Strateji son derece pozitif ilerliyor. Her platformda İsveç konusundaki Türkiye’nin yaklaşımlarının sorulması, Türkiye’nin önemli bir pozisyona oturması açısından önemliydi” görüşüne yer verdi. Şahin, PKK’nın bu süreçten rahatsızlık duyduğunu söyledi.
Komisyonda gerginlik: “Sakın Kandil’e gitme”
Komisyonda söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Cupolu, Türkiye’nin İsveç’ten istediği Ragıp Zarakolu’nun, partisinin siyaset okulunun öğretmenlerinden biri olduğunu ifade etti.
Ülkeden çok sayıda Kürt’ün Avrupa’ya sığındığını belirten Cupolo, bu komisyondaki görüşmelerin tüm Kürtleri ilgilendirdiğini söyledi. F16’larla Roboski’nin bombalandığını anımsatan Cupolo’ya MHP, İYİ Parti ve AKP’li milletvekilleri tepki gösterdi.
MHP Milletvekili Kamil Aydın, Cupolo’ya “Son terörist öldürülünceye kadar sakın Kandil’e gitme” diye laf atınca komisyonda hava gerildi.
Komisyon başkanı Fuat Oktay, “PKK’nin sözcüsü olarak burada konuşuyorsanız sizi anlarız” deyince Cupolo, “Ben barışın sözcüsü olarak konuşuyorum” dedi. Tartışmanın ardından Cupolo komisyonu terk etti.
MHP “ülke menfaati” diyerek protokole destek verdi
İsveç’teki Kuran’ı Kerim yakma eylemlerine en sert tepkiyi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli göstermişti. O nedenle protokol konusunda MHP’nin izleyeceği tutum merak ediliyordu.
Komisyonda partisi adına söz alan komisyon üyesi Kamil Aydın partisinin “önce ülke ve millet, sonra parti” anlayışını benimsediğini belirterek, konunun iç siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini ve ülkenin “ali menfaatleri” çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini savundu. MHP teklifin oylamasında “evet” oyu kullandı.
İsveç: Memnuniyetle karşılıyoruz
Teklifin TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, kabulünün ardından İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, karardan memnuniyet duyduklarını bildirdi.
Billström, X hesabından, “İsveç’in NATO’ya üyelik başvurusunun Türkiye’deki Dışişleri Komisyonunda onaylanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bir sonraki adım Parlamentonun bu konuyu oylaması olacak. NATO üyesi olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, geçirdiği iç kanama nedeniyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
HASTANEYE KALDIRILMIŞTI
Okuyan, geçtiğimiz günlerde sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Okuyan’ın kızı Ülkü Okuyan, babasının durumuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Babam Yaşar Okuyan, tedavi gördüğü Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde, dün sabah geçirdiği iç kanama sonrası müdahale edilerek yoğun bakıma alınmış ve entübe edilmiştir.” ifadelerini kullanmıştı.

YAŞAR OKUYAN CHP’DEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ
Eski Bakan Yaşar Okuyan, İYİ Parti lideri Meral Akşener hakkında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir yıl önce bir dosya halinde bazı bilgiler verdiğini öne sürmüş, Akşener’in ‘bu bilgiler sebebiyle cumhurbaşkanı adayı olamayacağını’ iddia etmişti.
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Okuyan, ‘Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına engel çıkaranın Akşener olduğunu’ da iddia etmişti. Okuyan, CHP içinden veya CHP’ye yakın çevreler tarafından yürütülen ‘Kılıçdaroğlu karşıtı kampanyaların arkasında da İYİ Parti ve Akşener’in bulunduğunu’ öne sürmüştü. Kılıçdaroğlu söz konusu iddiaları yalanlamıştı. Okuyan 2019 yılında katıldığı CHP’den ihraç edilmişti.
YAŞAR OKUYAN KİMDİR?
Yaşar Okuyan 1949 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Rizeli olan Okuyan, Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulundan mezun oldu. Bir dönem gazetecilik yaptı. 21 yıl çeşitli gazete, dergi ve ajansta muhabir, foto muhabir, istihbarat müdürü ve köşe yazarı olarak görev yapmış ve sürekli Basın Kartı almaya hak kazanmıştır. İmbat Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Aktif siyasete 1970’li yılların başında MHP’de başladı. O sıralar Hergün gazetesinin köşe yazarı ve Ülkücü Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Yaşar Okuyan da gözaltına alındı.
Eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu – Yaşar OkuyanÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI YAPTI
1982 yılında hapisten çıkar çıkmaz işadamı kimliği ile İmbat Fuarcılık ve bilahare Türker İnanoğlu ile Ulusal Video şirketlerini kurdu. Türkiye’nin ilk ciddi kitap fuarı organizasyonlarını İmbat Fuarcılık yaptı. ANAP kurulurken de Turgut Özal’ın yanında yerini aldı.1991 yılında Mesut Yılmaz’ın ANAP Genel Başkanlığı’na seçildiği kongrede aktif rol oynadı. Daha sonra da partide Genel Başkan Danışmanlığı, Basın ve Propaganda Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Yalova’nın il olmasından sonra 20. dönem 21. Dönemde Yalova Milletvekili seçildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı.
2004’TE DEMOKRAT TÜRKİYE PARTİSİ’NİN BAŞINA GEÇTİ
Mesut Yılmaz’la ters düşünce bakanlık görevinden ve ANAP’tan ayrıldı. ANAP’tan istifa etmesinin ardından 2002 yılında eski partisi MHP’ye girdi. 2004 yılında 28 Şubat sürecinde Hüsamettin Cindoruk ve ekibi tarafından kurulmuş olan Demokrat Türkiye Partisi’nin başına geçti. Mayıs 2005 olağan kongresinde partinin ismini Hürriyet ve Değişim Partisi olarak değiştirtti. Partinin amblemi de ‘yeşil zemin üzerinde güneş’ oldu.
2008 yılında genel başkanlığını yaptığı Hürriyet ve Değişim Partisi’ni kapatarak, kadrosuyla birlikte Halkın Yükselişi Partisi’ne katıldı. Daha sonra Yaşar Nuri Öztürk tarafından partiden ihraç edildi. 2011 yılında Yalova’dan bağımsız milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Siyasete MHP’de başlayan ve ANAP’ın kurucuları arasında yer alan Okuyan 2019 yılının şubat ayında CHP’ye katılmıştı.
Yaşar Okuyan, 1989 yılında peyzaj mimarı ressam Öcal Hanım’la evlendi. Eşinden boşandı. Üç kız çocuğu olan Okuyan, 2012 yılında kendisinden 27 yaş genç maden mühendisi Özlem Hanım ile evlendi.
]]>
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, milletçe herkesin yüreğinin yandığını belirterek, “Siyasi partiler görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp ortaklaşıyor ama ‘Atatürk’ün partisiyiz’ diyen CHP gidiyor utanmadan, sıkılmadan bölücü örgütün uzantıları yanında konumlanıyor. İçine düştükleri sefalet karşısında çıkıp milletten özür dilemek yerine bir de sağa- sola saldırarak suçlarını bastırmaya çalışıyor. Bunun adı yüzsüzlüktür” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congressium’da Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günleri’nde konuştu. Erdoğan, Akif’in ideallerini kendi ideali, kavgasını kendi kavgası olarak gören, Asım’ın nesli olduğuna yürekten inandığını ifade ederek, “Tüm genç kardeşlerime, tüm genç yüreklere, buradan selamlarımı gönderiyorum. AK Parti Genel Merkez Gençlik Kollarımıza, Eyüp Kadir başkan ve ekibine, bu salona teşrif eden siz genç kardeşlerime programımıza destek veren yazarlarımıza, şairlerimize, edebiyatçılarımıza teşekkür ediyorum. Bugün gerçekten çok önemli bir anma programı vesilesiyle bir aradayız. Ülkemizin bekası, milletimizin istikbali uğrunda can veren kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Çanakkale’den İstiklal Harbine, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan 15 Temmuz’a, terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlarımıza kadar zalime ve haine karşı yürütülen hak mücadelesinde adlarını tarihe şanla yazdıran tüm kahramanlarımızı şükranla yad ediyorum” dedi.
‘KALEMİ İLE MEHMET AKİF DOĞRULUK TİMSALİYDİ’
Erdoğan, Mehmet Akif’in cenazesinin gençler tarafından taşındığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Naaşını kabrine kendi elleriyle bizzat gençler koydu. Akif’in 63 yıllık çileli hayatının çoğu sürgünle, zorlukla, mücadeleyle geçti. Merhum Akif yaşantısıyla, duruşuyla, dirayetli kişiliği, derin ilmi ve örnek ahlakıyla ‘İstiklal Şairi’ sıfatını ziyadesiyle hak eden bir abidevi bir karakterdir. İnandığı gibi yaşamaktan, yaşadığı gibi yazmaktan hiç vazgeçmedi. Akif hayatını şiirine, şiirini de hayatına nakşetmiş büyük bir ustadır. Akif’te olmayan hiçbir duygu onun eserlerine girmemiş, gönül ilmiğinden geçirmediği hiçbir sözü söylememiştir. Kavli ve kalemi ile Mehmet Akif doğruluk ve cesaret timsaliydi. İnandığı değerler uğruna bedel ödemekten asla çekinmedi. Milletin hissiyatıyla birlikte hayallerine de tercüman olmuştu. Merhum Akif varlık yokluk mücadelemizin ruhi ve fikri cephesini inşa eden en önemli münevverlerimizdendir. Yalnızca kalemi ve mısraları ile değil, maddi ve manevi tüm varlığıyla da milletimizin yanında yer almıştır. Balıkesir’den Ankara’ya, Konya’dan Kastamonu’ya pek çok yerde, verdiği hutbeler ve yaptığı konuşmalarla ile milletimizi kıyama çağırmıştır.”
‘ONU İYİ TANIMADAN HANGİ UÇURUMLARIN KIYISINDAN DÖNDÜĞÜMÜZÜ ANLAYAMAYIZ’
Erdoğan, konuşmasında gençlere seslenerek, “Mehmet Akif’i anmanın yanında anlamaya da çalışan siz gençlerimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Mehmet Akif Anma Günleri kapsamında tertiplenecek etkinliklerin milli şairimizin mirasının daha iyi anlaşılmasına vesile olacağına inanıyorum. Akif bir şair olmanın yanında kendi döneminin bütün sosyal meselelerine kafa yormuş, tembellikle, yoksulluk ve yoksunlukla, ümitsizlikle sonuna kadar mücadele etmiş bir fikir ve dava adamıdır. Onu iyi tanımadan, hangi badireleri atlattığımızı, hangi uçurumların kıyısından döndüğümüzü anlayamayız, kavrayamayız. İdrak edemeyiz. Onun hayatını ve yazdıklarını kısa olarak görüp hissemizi çıkarmak gibi bir mesuliyetimiz var. Şiirlerini, nesirlerini çevirilerini okumak yanında; ona dair Süleyman Nazif’in, Mithat Cemal’in, Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’nun biyografi ve monografilerini de tetkik etmeliyiz” diye konuştu.
‘TERÖRİSTLE AYNI DİLİ KONUŞAN TERÖRİST GİBİ MUAMELE GÖRMEKTEN KAÇAMAZ’
Erdoğan, yaşanılan her hadisenin ‘önce milletim ve memleketim’ diyenlerle ‘önce çıkarım ve ideolojim’ diyenler arasındaki farkı biraz daha netleştirdiğine işaret ederek, şunları söyledi:
“Bu dönemlerde Türkiye ortak paydasında buluşmaya daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Önceki gece Meclisimizdeki 4 siyasi parti grubunun bir araya gelerek PKK’yı lanetleyen ortak bildiriye imza atmasını çok önemsiyoruz. Siyaset kurumunu, milli meseleler ve acılar karşısında kendisinden beklenen olgun tavrı açıkça göstermiştir. Siyasi rekabetin yeri geldiğinde birleşmeye engel teşkil etmediği böylece bir kez daha ortaya çıkmıştır. Buradan ortak hareket etmek suretiyle bu zor günlerde milletimize umut aşılayan, 85 milyonun yıkılmaz bir kale olduğunu tüm dünyaya gösteren siyasi partiler ve milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. 4’lü bildiriye desteğini açıklayan siyasi aktörlere de teşekkür ediyorum. Milletin temsilcisi olmak yerine bölücü örgütün siyasi uzantısı gibi davrananları zaten muhatap almıyoruz. Bunlar bizim gözümüzde kendi özgür iradeleri olmayan siyasi kuklalardır. Kimi Kandil’den, kimi Silivri’den, kimi yer altından, kimi yurt dışından uzaktan kumandayla yönetilen bu şahısların irapta mahalli yoktur. Tabii bunların terörü öven, şiddeti meşrulaştıran beyanatlarını da göz ardı edemeyiz. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim; teröristle aynı dili konuşan terörist gibi muamele görmekten kaçamaz.”
‘ATATÜRK’ÜN PARTİSİYİZ’ DİYEN CHP, BÖLÜCÜLERİN YANINDA YER ALIYOR’
Erdoğan, demokrasinin imkanlarını kullanarak devlete, millete ve milli iradeye pusu kurulmasına asla müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Milletvekili dokunulmazlığı zırhına bürünerek teröre destek verenlerle mücadelemizi siyaset ve hukuk zemininde sürdürmekte kararlıyız. Katranı kaynatmakla nasıl şeker olmazsa Kandil güdümlü kuklalardan da asgari düzeyde de olsa insani bir duruş beklenemez. Burada asıl sorgulanması gereken CHP’nin halidir. Sevgili gençler elinizi vicdanınıza koyun ve şu tabloyu lütfen objektif olarak değerlendirin. Milletçe hepimizin yüreği yanıyor. Siyasi partiler görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp ortaklaşıyor ama ‘Atatürk’ün partisiyiz’ diyen CHP gidiyor utanmadan, sıkılmadan bölücü örgütün uzantıları yanında konumlanıyor. İçine düştükleri sefalet karşısında çıkıp milletten özür dilemek yerine bir de sağa- sola saldırarak suçlarını bastırmaya çalışıyor. Bunun adı yüzsüzlüktür, utanmazlıktır, gaflet çukurunda debelenmektir. Terörü adıyla ve sanıyla kınayamamanın adı hassasiyet değil korkaklıktır. Daha düne kadar ağızlarını doldura doldura Hamas’a ‘terör örgütü’ iftirası atanların bugün bölücü terör örgütü PKK’nın adını zikretmemek için 40 dereden su getirmeleri sadece korkaklığın, sadece teslimiyetin değil, kurnazlığında daniskasıdır, riyakarlığın daniskasıdır” dedi.
]]>
ÇANAKKALE Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aday Adayı olan mevcut Belediye Başkan Yardımcısı İrfan Mutluay, CHP Parti Meclisi’nce (PM) belediye başkanı adayı olarak Muharrem Erkek’in gösterilmesine tepki gösterdi. Erkek’in adaylığını ön seçim yapılmadığı için ‘atama’ olarak niteleyen Mutluay, Çanakkale’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. Mutluay, “Çanakkale İl Belediye Başkanlığı için üye iradesini hiçe sayan atama kararının düzeltilmesini, üyelerin tam katılımıyla örgüt gözetiminde ön seçim yapılmasını talep ediyor; ön seçim, demokrasi ve değişim için Ankara’ya yürüyorum” dedi.
CHP Parti Meclisi, 21 Aralık’ta Çanakkale Belediye Başkan adayı olarak eski Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek’i gösterdi. Bunun üzerine belediye başkanı aday adayı olan mevcut belediye başkan yardımcısı İrfan Mutluay, karara tepki gösterdi. Mutluay, bugün Truva Atı önünde yaptığı basın açıklamasının ardından Çanakkale’den Ankara’ya ‘Demokrasi ve Değişim’ adı altında yürüyüş başlattı. 32 yıldır demokrasi ve doğa haklarını, yaşamı savunduğunu söyleyen İrfan Mutluay, “Demokratik düzen içerisinde, tüm hakların korunduğu, özgür, eşit, adaletli ve çağdaş bir Türkiye özlemiyle mücadele ettim ama inanın, Cumhuriyeti kuran, çok partili hayata geçerek demokrasi adına ilk adımı atan partimde; demokrasi için demokratik değişim için seçme ve seçilme hakkının korunması için mücadele edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Çıktığım bu yolu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş ilkelerine ve devrimlere yürekten bağlı bir partili olarak kendime görev sayıyorum” dedi.
‘EN DOĞRU ANKET, CHP’NİN SANDIĞIDIR’
Mutluay, “Büyük kurultayda ‘değişim’ sloganıyla yola çıkan, ön seçim için ‘namus ve şeref’ sözü veren genel başkanımız, Cumhuriyet Halk Partili üyelerde ve kamuoyunda parti içi demokrasi ve ‘demokratik değişim’ adına büyük bir inanç ve güven oluşturmuştur. Çanakkale, demokrasi kültürünün ve geleneğinin en gelişmiş olduğu kenttir; barışın ve özgürlüklerin kentidir. Partimiz 2019 yerel seçimleri öncesinde eğilim yoklaması yaparak belediye başkan adayını belirlemiş, eğilim yoklamasında yüzde 60 oy alan adayımız yerel seçimlerde de aynı oranda oy almış, Türkiye’deki en yüksek oyla seçilen il belediye başkanı olmuştur. Bu durum göstermektedir ki; en doğru anket, CHP’nin sandığıdır. Ortada büyük bir başarı deneyimi varken, ‘değişim’ sloganıyla yönetime gelenler, partiyi demokratikleştirmek bir yana, il belediye başkanlığı için 4 aday adayının bulunduğu kentimizde üye iradesi hiçe sayılarak, atama ile aday belirleme yöntemini seçmiştir. Soruyorum; 4 bin 500 üyenin iradesinin yok sayıldığı bu karar hangi demokratik değişim anlayışıyla örtüşür” diye konuştu.
‘ANKETİN SONUÇLARINI GÖRMEK EN DOĞAL HAKKIMDIR’
Parti Meclisi’nin bu kararı neye dayanarak aldığını soran Mutluay, “Anket sonuçlarına göre, değerlendirme yapıldığı söylentileri var. Çanakkale kamuoyunda yaptığımız araştırmalarda bir şirket dışında başka bir anket çalışmasının yapılmadığı gerçektir. Bu araştırma ise yalnızca 2 adayın sorulduğu, aday olmamasına rağmen mevcut belediye başkanının anket soruları arasında yer aldığı, mezhep, inanç, farklı bir ana dil gibi parti tüzüğümüz ve ilkelerimizle örtüşmeyen provokatif soruların yer aldığı anket mi kastedilmektedir? Parti yetkililerince en az 6-7 firmayla bağımsız ve güvenilir anket çalışmaları yapılacağı söylemi bir kandırmaca mıydı? Eğer genel merkezimizce yaptırılan anketler var ise bu anketlerin hangi şirketler tarafından yapıldığı, hangi soruların sorulduğu, yaş, cinsiyet, eğitim, gelir, hata payı gibi hangi kriterlere ve örneklemelere göre yapıldığı tüm şeffaflığıyla kamuoyuyla paylaşılmalıdır. En azından içinde adımın geçtiği anketin sonuçlarını görmek bir aday adayı olarak benim en doğal hakkımdır. Bu hakkımı da sonuna kadar arayacağım” açıklamalarında bulundu.
‘DEĞİŞİM İÇİN ANKARA’YA YÜRÜYORUM’
“Ön seçim isteyen üyelerimizin iradelerinin yok sayıldığı, ön seçim yerine, İstanbul ve Ankara’da, lobi ve kulis siyaseti peşinde koşan adayın tepeden atandığı bu anlayışı tümüyle reddediyorum” diyen Mutluay, “Adaylıkların yolu, İstanbul vizeli Ankara kuşatmasından geçiyor ise bunun adı demokratik değişim olamaz. Bugüne değin emeği, demokrasiyi, toprağı, suyu, ağacı, hayatı nasıl savunduysam; parti üyelerimin ve Çanakkale halkının seçme hakkını, kendimin de seçilme hakkını sonuna kadar savunacağım. Bu amaçla; partimizin 21 Aralık 2023 tarihinde yapılan Parti Meclisi’nde toplantısında, Çanakkale İl Belediye Başkanlığı için üye iradesini hiçe sayan atama kararının düzeltilmesini, üyelerin tam katılımıyla örgüt gözetiminde ön seçim yapılmasını talep ediyor; ön seçim, demokrasi ve değişim için Ankara’ya yürüyorum” diye konuştu.
]]>
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış, küresel ekonomik verilerin parasal sıkılaşmanın bir süre daha devam edeceğini gösterdiğini belirterek, “Buna rağmen Türkiye Yüzyılı bütçesi insan ve bilim odağından ayrılmamıştır. Geçen dönem bütçesinde olduğu gibi, 2024 bütçesinde de aslan payı Milli Eğitim Bakanlığına ayrılarak bilimin sönmeyecek olan ışığının güçlendirilmesi hedeflenmiştir.” dedi.
Milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin maddeleri üzerinde söz aldı.
Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, 2024 yılı bütçesinin denk bütçe olmadığını, iktidarın bugüne kadar 21 bütçe hazırladığını, hiçbirinde denk bütçe oluşturulamadığını öne sürdü.
İşsizlik sayısının 8 milyonu geçtiğini, Türkiye’de insanların borç batağında olduğunu belirten Karaman, vatandaşın alım gücünün de düştüğünü söyledi. Karaman, “İktidara geldiğinizde beğenmediğiniz o asgari ücret ile 6,5 çeyrek altın alınırken, bugün ‘Cumhuriyet tarihinin en yükseği’ diye övündüğünüz 11 bin lirayla 3,5 çeyrek altın alınabiliyor.” dedi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, 2024 yılı bütçesinde faiz ödemesi için ayrılan1 trilyon 277 milyar lira olduğunu söyledi. Beyaz, bu rakamın Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesinin yaklaşık 4,5 katı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bütçesinin yaklaşık 16 katı olduğunu öne sürdü. Beyaz, “Bu faiz ödemesiyle 4 İstanbul Havalimanı, Çanakkale Köprüsü gibi 13 köprü yapabilirdik.” dedi. Beyaz, 2024 yılı bütçesinin faiz bütçesi olduğunu savundu.
DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, bütçede gelir kalemini vergilerin oluşturduğunu söyledi. Çubuk, “Bunca holding, banka yüzde 500, 600 kar açıklarken bütçeden doğrudan vergilerin payı ise azalacak. Doğrudan verginin büyük kısmını vermesi gereken patronlar, teşvik, yatırım adı altında yapılan harcamaların vergiden düşülmesi gibi nedenlerle vergi vermiyorlar. Sermaye için her şey yolunda.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış, partisinin iktidarlarının hazırladığı bütçelerin tecrübelerinin ve istikrarının 2024 yılı bütçesinde görüldüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:
“Küresel ekonomik veriler parasal sıkılaşmanın bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Buna rağmen Türkiye Yüzyılı bütçesi insan ve bilim odağından ayrılmamıştır. Geçen dönem bütçesinde olduğu gibi, 2024 bütçesinde de aslan payı Milli Eğitim Bakanlığına ayrılarak bilimin sönmeyecek olan ışığının güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Buna paralel olarak depremin etkisini azaltmak için bütçede yine en büyük pay afetzedelerimize ayrılmıştır.”
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da 2024 yılı bütçesinin emekçinin bütçesi olmadığını vurguladı. Bayhan, “Bu bütçe, adaletin kırıntısını taşısa, asgari ücretle geçinen milyonlar, her gün evdeki tencerelerinin nasıl kaynayacağını düşünmek zorunda kalmayacak.” dedi.
“Katillerin kökleri kazanıncaya kadar mücadelemiz sürecek”
MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, bölücü terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucu şehit düşen 12 askere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve Türk milletine başsağlığı, yaralılara acil şifa diledi. Kaşlı, “Öfkemiz ve acımız, kinimiz kadar büyük. Hiç şüphe yok ki şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak, katillerin kökleri kazanıncaya kadar mücadelemiz sürecektir.” diye konuştu.
Gabar Dağı’nda günlük 35 bin varil petrol ve Karadeniz’de günlük 7 milyon metreküp doğal gaz üretildiğini anlatan Kaşlı, “Türkiye, ortaya koyduğu bu iradeyle savunma ve güvenlik alanında olduğu gibi enerji tedarikinde de yakın gelecekte bağımsız hale gelecek. İnovasyon, teknoloji, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat gibi tüm büyüme alanlarında daha da güçlenecektir.” dedi.
MHP’li Kaşlı, Cumhur İttifakı ile yerel seçimlerde de istikrarın sürdürüleceğini ifade ederek, şunları söyledi:
“MHP olarak tüm gayemiz, gayretimiz ve uğraşımızla ‘Önce ülkem ve milletim.’ diyen siyasi ahlak ve erdemin simgesi liderimizin önderliğinde mücadelemizi sürdürecek, her türlü terörün ve siyasi krizlerin önüne geçecek, Cumhur İttifakı’nı istikrarın teminatı yapacağız.”
“TBMM reddetse bile hiçbir hukuki karşılığı yok”
CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, deprem bölgesinin çığlıklarının duyulmadığını öne sürerek, Osmaniye’de her 10 hak sahibinden sadece birinin yıl sonu itibarıyla konut sahibi olacağını, kalan 9’nun konteynerde donmaya devam edeceğini iddia etti. Kaya, “Bir deprem ülkesinde çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini geçirmiş, 21 yıllık iktidarsınız ama hala deprem politikanız yok.” görüşünü savundu.
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi fiilen anayasasız yönetmeye çalıştığını” iddia ederek, milletvekillerine “Bırakın anayasal devleti, bugün kanun devletinden dahi bahsedebilir miyiz?” sorusunu yöneltti.
Ülkeyi, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükler konusunda dünya sıralamasının en sonuna düşüren iktidarın, ekonomide şampiyonlar ligine çıkarmasının mümkün olmadığını ileri süren Yeneroğlu, “Hodri meydan; hukukun üstünlüğü ilkesine dönün, kuvvetler ayrımı ilkesine riayet edin, hak ve özgürlüklere saygı duyun, ehliyeti ve liyakati esas alın, emaneti ehline verin, aklın ve bilimin gereğini yapın; biz de doğrularınızı alkışlayalım.” diye konuştu.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Mehmet Salih Uzun, akademisyenler ve mühendislerin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde bu personelin ülkede kalmayacağını savundu.
İktidarın, ödenek üstü harcama yaptığını da söyleyen Uzun, şu eleştirileri yöneltti:
“Hukuk devletlerinde bütçede ödenek yoksa harcama da olmaz, ödenek bitmişse harcama da biter ama bizde harcamışlar. Bunun hesabını vereni gördük mü? Bir mahcubiyet hissettiniz mi? Onlar mahcup olmadı ama biz onlara bunun hesabını sorabilecek durumda mıyız? Öyle bir yaptırımımız maalesef yok. Bu kesin hesap, bütçe teklifini, parlamento reddetse de bunun hiçbir hukuki karşılığı maalesef yok.”
“Bu bütçenin en acı tarafı faiz bütçesi olmasıdır”
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, terör örgütü PKK’nın saldırılarına işaret ederek Meclis’in çalışmalarına ara verip sadece şehitlere odaklanmasını ve milli yas ilan edilmesini arzuladıklarını ancak bu beklentilerinin yerine getirilmediğini kaydetti.
Bütçenin bütününde geleceğe dönük bir yatırım programı görmediklerini dile getiren Çalışkan, “Bütçede rutin, cari giderlerin olduğu, gelir-gider dengesi, bakanlıklara ayrılan giderler, personel giderleri var. Bütçeyle ilgili taraflara gönderilen binlerce sayfalık kitapçığın içerisinde borçlarla ilgili bilgi de yok. Bu bütçenin en acı tarafı faiz bütçesi olmasıdır. Biz geçen yılki toplam gelirimizin yarısından daha fazlasını 2024 yılında yalnızca faizcilere vereceğiz. Bu bütçede küçük esnaf, alın teri yok ama rantiyeciler var.” diye konuştu.
MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, savunma sanayisinde başlatılan büyük teknolojik hamlelerin sonuç vermeye başladığını belirtti.
Türkiye’nin dış politikasına değinen Küçük, “Türkiye’nin özellikle son günlerde en yoğun mücadele alanlarından biri de şüphesiz dış baskılardır. Türkiye’nin gerek Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarını korumaya yönelik olumlu ve dirayetli çalışmaları gerekse Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan terör yönetimine karşı somut mücadelesi tarihe birer not olarak düşmüştür.” diye konuştu.
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, bu bütçede büyük ekonomik sıkıntılar yaşayan milletin sorunlarına çare olacak reçeteler görmediklerini belirtti. Vatandaşların yüksek enflasyon karşısında çaresizlik içinde olduğunu dile getiren Gezmiş, “Gençler umutsuz, çocuklar geleceksiz, anneler babalar çaresiz, yaşlılar büyük bir sessizlik içinde. Yatırımcılar güven duymadıkları ülkemizden yatırımlarını çekti. Bizim o kıymetli gençlerimizin binlercesi Meksika sınırından Amerika’ya gidiyorlar çaresizce. Büyük bir beyin göçü yaşıyoruz.” dedi.
AK Parti Hatay Milletvekili Kemal Karahan, bütçenin dengeli ve ihtiyaçları karşılayacak şekilde hazırlandığını, deprem bölgesindeki hasarların giderilmesi ve afet risklerinin azaltılması için ayrılan bütçenin çok önemli olduğunu dile getirdi. Deprem yaralarının sarılması için yapılan hizmetleri anlatan Karahan, TOKİ konut yatırımları başta olmak üzere bölgede farklı alanlardaki yatırım ve projelerin devam ettiğini söyledi.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime ara verdi. Ara sırasında bazı milletvekillerinin kulislerde Trendyol Süper Lig’in 18. haftasındaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini izlediği görüldü.
]]>
TBMM Genel Kurulunda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Genel Kurulda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin 14, 15, ve 16. maddeleri görüşüldü.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’nin ekonomisinin son 3 yıldır gerilediğini söyledi. Fakıbaba, vatandaşın 2002 yılında aldığı asgari ücretle 7 çeyrek altın alabildiğini ancak 2023 yılında alınan asgari ücretle sadece 3,5 çeyrek altın alabildiğini ifade etti. Fakıbaba, Türkiye’de üç harfli market zincirleri nedeniyle küçük esnafın bittiğini savundu.
MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun da Türkiye’nin önemli bir tarım ülkesi olduğunu, lisanslı depoculuk sisteminin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Üreticilerin en kısa zincirle pazara ulaşmasının önemine işaret eden Durgun, üreticilerin daha çok kazanmasının, tüketicilerin daha ucuza gıda temininin sağlanmasını istedi. Durgun, gıda sevk zincirinde fiyatların maliyet kaynaklı olmayan, kontrolsüz yükselişinin önüne geçecek mekanizmalar oluşturularak tarladan sofraya tüm süreçlerin kontrol edilmesinin gerektiğini de sözlerine ekledi.
DEM Parti Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, milletvekili olarak 6. bütçeye katıldığını, teknik alandaki değişiklikler dışında bu bütçenin de diğer bütçelerden hiçbir farkının olmadığını, daha önce olduğu gibi bu yıl da muhalefetin önerilerinin dikkate alınmadığını savundu.
Tiryaki, eğitim, adalet ve ekonomi konusunda, Türkiye’nin durumuna ilişkin eleştirilerde bulundu.
“Kara bir leke olarak kalacak”
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mevlüt Kurt, Genel Kurulda AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisinin, Irak’ın kuzeyinde 12 askerin şehit olduğu terör saldırılarıyla ilgili yayımladığı ortak bildiriyi hatırlattı. İki siyasi partinin grup başkanvekillerinin bildiriye imza atmaktan imtina ettiğini belirten Kurt, “Bu bildiriye imza atmayanlar, tarih önünde kara bir leke olarak kalacaktır.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç da bildiriyi imzalamama nedenlerini anlattıklarını, “kara leke” sözünü kabul etmediklerini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, yerinden söz alarak, partisinin 12 askerin şehit olduğu hain terör saldırısıyla ilgili açıklamalarda bulunduğunu kaydetti.
Başarır, “Bizim tarihimize bakmak istiyorlarsa, üçüncü Genel Başkanımız Sayın Bülent Ecevit, bu terör örgütünün başındaki haini İmralı’ya attı ve yargılanmasını sağladı. Onunla görüşen, iş çeviren parti de sağda oturan AKP Grubu’dur. Bize hiç kimse milliyetçilik dersi vermesin.” diye konuştu.
Partisinin bu konudaki bildirisinde de 4 partinin imzaladığı bildiride de sorun olmadığını ifade eden Başarır, “Ama oradaki sorun bu partiler değil, sağdaki AKP’dir; terörü yaratan, bu ülkeyi bu hale getiren bu partiyle ortak imza atmak istemiyoruz.” dedi.
“Terörü lanetlemeyenlerin bu parlamentoda işi yok”
Saadet Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, Irak’ın kuzeyinde şehit olan 12 askeri rahmetle andı; ailelerine, sevenlerine ve bütün Türkiye’ye başsağlığı diledi. Özbudun, Genel Kurulun bugünkü görüşmelerinde milletvekillerinin alkışlamaması önerisinde de bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ardından bakanların “karar verici aktörler” olmadığını savunan Özbudun, “Ülke düzeyinde alınan bütün kararlar yani biz 85 milyonun kaderini tayin eden bütün kararlar tek bir kişi tarafından alınmaktadır. Bu ise yönetimde keyfiliğe yol açmaktadır ve TBMM’nin frenleyici ve dengeleyici yetkilerinden yoksun olması, bu mutlak keyfiyetin hangi sınırlara ulaştığını bize göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, gelişmiş hiçbir ülke parlamentosunda binlerce kişinin katili olan canilere özgürlük istenemeyeceğini, istemeye kalkanların ise güneş yüzü dahi göremeyeceğini belirterek, “Bu duruma kayıtsız kalınması vatanseverlerin kanına dokunuyor. Terörü kınayıp lanetlemeyenlerin, terörle arasına mesafe koyamayanların bu parlamentoda işi yoktur. Türk milletinin bizden asıl beklentisi budur.” dedi.
Şahsı adına söz alan Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, 12 vatan evladının şehit olması nedeniyle milli yas ilan edilmemesini eleştirdi. Sözleşmeli vatan görevi olamayacağını söyleyen Enginyurt, “Kuzey Irak’ta karlı bir havada kancıkça bir pusuda şehit olmayı kendisine yakıştırdığımız insanları Ankara’da orduevlerine almıyoruz. Vicdanlarımız sızlamıyor mu, kalplerimiz bu kadar mı karardı?” diye konuştu.
Enginyurt, öte yandan terörle mücadele sırasında bazı uzuvlarını kaybeden 20 bin güvenlik personeli bulunduğunu anlatarak, “Sakatlanmaları yüzde 40’ın altında diye gazi sayılmadılar. Vatan için can vermeyi göze aldıklarından kurşun yemişler, şarapnel parçasıyla yaralanmışlar; MHP’nin, İYİ Partinin ve Demokrat Partinin kanun teklifi var, ‘Gazi sayalım.’ diyoruz ama hala görmezden gelip nutuk atılıyor.” ifadelerini kullandı.
TBMM’de dört partinin imzasının yer aldığı bildiriye işaret eden Enginyurt, partisi ile DEVA Partisi’nin bu konuda görmezden gelindiğini de söyledi.
“Türkiye’nin savunması Gazze’den başlar”
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, üçüncü dünya savaşının çoktan başladığını iddia etti. Terör örgütlerinin de üçüncü dünya savaşının bir parçası olduğunu dile getiren Kaya, “Terör örgütlerinin ana görevi, bulundukları bölgelerde gücü elinde bulunduranların hareket alanlarını genişletmektir. PKK terör örgütünün de yapmaya çalıştığı şey, bölgedeki dengeleri küresel güçlerin hedeflediği noktaya taşımaktır.” diye konuştu.
“Türkiye’nin savunması Gazze’den başlar” diyen Kaya, “Gazze’ye kendi topraklarımız gibi bakmamız gerekiyor. Bu bölgede eğer aktif rol almak istiyorsak sınırlarımızın güvenliğinin dışarıda başladığını bilmemiz gerekiyor. Sınırlarımızın Saraybosna, Tahran, Kahire, Şam, Bağdat ve Bakü’den başladığını bilerek hareket etmek durumundayız. Günü kurtarma çabası nafiledir, günü kurtarmaktan ziyade geleceği kurtarmamız gerekir.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, bu bütçe görüşmelerinin verimli olmadığını, hükümet ve bakanların özeleştiri yapmadığını, denetim görevi olan muhalefetin önerilerinin dikkate alınmadığını söyledi.
Asgari ücret tartışmalarına değinen Usta, “Açlık sınırının altında bir ücreti kabul etmek mümkün değil. Asgari ücretin yılda iki defa belirlenmesi gerekir. Aradaki refah kaybının da telefi edilmesi lazım.12 ay boyunca açlık sınırının üzerinde kalan bir asgari ücreti çalışanlarımıza verilmesini istiyoruz.” dedi.
MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Türkiye’nin demokrasisini daha fazla güçlendirmek için anayasa başta olmak üzere yasal ve idari düzenlemeleri gerekli gördüklerini kaydetti.
Daha önce 100 maddelik anayasa önerilerini açıkladığını hatırlatan Yıldız, “Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun milli ve manevi değerlerden ilham alan, bize özgü yeni bir anayasaya kavuşmalıdır. Bu milletimize ve gelecek nesillere karşı ertelenmeyecek bir görevdir. Türkiye’nin yakaladığı siyasi istikrar, demokrasi tecrübesi ve tüm toplumsal kesimlerin yaklaşımı yeni bir anayasa yapmaya uygundur.” şeklinde konuştu.
Yıldız, siyasetin ahlaki değerlere dayanması, siyasi partilerin gelir kaynakları ve harcamalarının etkin bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti.
Milletvekili dokunulmazlığının kamuoyunun kabul edeceği makul esaslara bağlanmasını isteyen Yıldız, “Milletvekillerinin işlediği suçlar nedeniyle hazırlanan ve Karma Komisyonda bekletilen fezlekelerin gündeme alınıp sonuçlandırılması gerekir.” ifadelerini kullandı.
Yıldız, bazı kamuoyu araştırma firmalarının manipülasyon yaptığını, “araştırma” adı altında kamuoyunu olumlu veya olumsuz etkilemek için gerçek dışı bilgiler paylaşan bu firmaların sorumlularına caydırıcı yaptırımlar getirilmesi gerektiğini kaydetti.
DEM Partisi Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, hiç kimsenin kayyımlar kadar Diyarbakır’a zarar vermediğini iddia ederek, “Kayyımlar, belediyelere ait taşınmazları değerinin çok altında ya satıyor ya da kiralıyor. İhalelerde hukuksuzluklar yapılıyor.” dedi.
“ABD’nin amacı kaos oluşturmak”
AK Parti Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak, terör örgütü PKK’nın eylemlerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Bu tür terör eylemlerinin başı, sonu ve ortası hepsi ABD’dir. Yeryüzünde hiçbir terör örgütü, ABD’nin silahı olmadan bir gün bile yaşayamaz. ABD’nin amacı kaos oluşturmaktır. Çünkü kaos çıkararak ülkeleri kontrol altında bulunduruyor. ABD’nin kaos oluşturmak istediği en önemli ülkelerden birisi Türkiye’dir. Çünkü Türkiye dinamik bir devlettir. Çünkü dinamik ülkeler ayağa kalktığında çevresindeki diğer ülkeleri de etkileyecek ülkelerdir. Dinamik ülkelerin en önemli özelliği imparatorluk geçmişlerinin olmasıdır. İmparatorluk aklı olan ülkelerin tekrar geri gelme kabiliyetleri var. Herhangi bir ülkenin büyümesinden her yıl yüzde 3 kesmek istiyorsanız terör örgütünü o ülkeye bela edebilirsiniz.”
İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, terör örgütü PKK’nın saldırılarına işaret ederek, TBMM kürsüsünden Türkçe dışında başka dillerde hitap edilmesini eleştirdi.
Toktaş, “Bu kürsüde Kürtçe terör propagandası yapılsın diye mi ‘sayın Öcalan’ denilsin diye mi askerler şehit oldu? Bu konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Terörü ve teröristi açıkça övmek suç değil mi? Genel Kurulda ana dili farklı olan herkes, kendi diliyle konuşursa nasıl olur?” dedi.
Genel Kurulda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.
]]>
Kuzey Irak’ta PKK terör örgütünün saldırılarında 12 askerimizin şehit düşmesinin ardından TBMM’de AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ortak bildiri imzaladı. Terör örgütünün kınandığı bildiriye imza atmayan iki partiden biri olan CHP ise ayrı bir bildiri yayımlayarak “Terörün hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bunu yaparken de sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz. Terörü kınamıyor lanetliyoruz! Milletimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.
KUZEY IRAK’TA 12 ASKERİMİZ ŞEHİT
Kuzey Irak’ta Pençe Kilit Harekat bölgesinden üst üste Türkiye’yi yasa boğan haberler geldi. 23 Aralık akşamı PKK’lı teröristlerin düzenlediği saldırıda 6 askerimiz şehit oldu. Dün de yine Kuzey Irak’da 6 askerimizin şehit düşmesinin ardından TBMM’de siyasi partiler bir araya geldi.
4 PARTİDEN ORTAK BİLDİRİ
Bütçe kanunu teklifi görüşmelerinin sürdüğü sırada Ak Parti, Mhp, İYİ Parti ve Saadet Partisinin grup başkanvekillerinin imzasıyla Irak’ın kuzeyindeki terör saldırılarıyla ilgili ortak bildiri yayımlandı. TBMM Genel Kurulunda bildiriyi AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ve Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, yerlerinden söz alarak okudu. Bildiride, şunlar kaydedildi: “Bölücü terör örgütü PKK tarafından iki gündür gerçekleştirilen hain terör saldırıları neticesinde 12 vatan evladımızı kaybetmiş bulunmaktayız. Milletimizin başı sağ olsun. Bu menfur saldırılarda şehit düşen kahraman askerlerimize Cenabıallah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz.
“TERÖR HİÇBİR ZAMAN HEDEFİNE ULAŞAMAYACAK”
Bizler, TBMM’de, bildiride imzası bulunan siyasi parti grupları olarak, birlik ve bütünlüğümüze, huzur ve güvenliğimize yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Terör ve şiddet hiçbir zaman hedefine ve amacına ulaşamayacaktır. Aziz milletimizin teröre asla boyun eğmeyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle tavizsiz bir şekilde mücadele edecek güç ve kudrete sahip olduğunu kararlılıkla ilan ediyoruz.”
TBMM CHP GRUP BAŞKANLIĞI’NDAN AYRI BİLDİRİ
Yayımlanan ortak bildiriye CHP ve DEM Parti imza atmazken, TBMM CHP Grup Başkanlığı, son 2 günde 12 askerin terör saldırılarında şehit düşmesi sonrası bir ayrı bildiri yayımladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekilleri Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın imzasının yer aldığı bildiriyi Özel, sosyal medya hesabından şu ifadelerle paylaştı:
“TERÖRÜN HEDEFLERİNE ULAŞMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
“Terörün hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bunu yaparken de sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz. Terörü kınamıyor lanetliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”

“ULUSAL YAS İLAN EDİLMESİ BÜTÜN TOPLUMUN ORTAK TALEBİDİR”
TBMM CHP Grup Başkanlığı’nın yayımladığı bildiri şöyle; “Ülkemiz 22-23 Aralık 2023 geceleri gelen kara haberlerle sarsılmıştır. 12 vatan evladının şehit düştüğü alçak saldırılar terörün kirli yüzünü bir kez daha göstermiştir. Terörü, hain terör örgütünü ve insanlık dışı yöntemlerini lanetliyoruz. Bu menfur saldırıları planlayan, azmettiren ve gerçekleştiren teröristler hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaktır.
“MEHMETÇİKLERİMİZİN GÜVENLİĞİNİN SAĞLANDIĞINA İLİŞKİN…”
Askerlerimizin can güvenliği ve yaralılarımızın sağlık durumu en başta gelen endişe kaynağımızdır. İki gece üst üste aynı bölgede 12 şehit verilmesi yanında, halen bölgede bulunan Mehmetçiklerimizin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, milletimizin acısını ve üzüntüsünü daha da artırmaktadır. Bu nedenle, bu geceden tezi yok, TBMM’nin hiç zaman kaybetmeden derhal bir kapalı oturum yapması ve Milli Savunma Bakanı’nın Gazi Meclis’e gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi zorunludur. Ancak bu oturum sonrasında bölgeden ve gelişmelerden kapsamlı ve doğru şekilde bilgi alan siyasi parti gruplarının ortak bir metin çalışması yapabileceğini düşünüyoruz.
“ULUSAL YAS İLAN EDİLMESİ TOPLUMUN ORTAK TALEBİDİR”
Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz. Bunun yanında, milletimizi tarifsiz bir üzüntüye ve eleme gark eden böylesine acı ve elim olayın ardından ‘Ulusal Yas’ ilan edilmesi bütün toplumun ortak talebidir. İktidarı, daha fazla gecikmeksizin bu yönde tutum almaya davet ediyoruz. Terörün hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Milletimizin başı sağ olsun.”

TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Celal Adan ve siyasi partilerin grup başkanvekilleri, Pençe-Kilit Harekatı Bölgesi’nde şehit olan askerler için taziyelerini dile getirdi.
Genel Kurulda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 9 ve 10. maddeleri kabul edildi.
Maddeler üzerinde söz alan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, çalışanların, emeklilerin geçinemediğini söyledi.
Bütçenin “yamalı bohçaya” benzediğini ifade eden Kılıç, Kur Korumalı Mevduat dolayısıyla bütçede yeni bir delik oluşturulduğunu savundu.
İsraf ve yolsuzlukların bulunduğunu öne süren Kılıç, Türk lirasının değer kaybetmeye devam ettiğini dile getirdi.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, partili cumhurbaşkanı sistemiyle ekonomik kriz dönemine girildiğini ileri sürdü.
Ekonomi üzerinde akıl, mantık ve bilimle izah edilemeyecek bir deney yapıldığını ileri süren Ergun, “İktidarın bu deneyinin faturasını vatandaş yoksullaşarak ödüyor.” dedi.
Metin Ergun, millete refahı ve zenginliği değil yoksulluğu paylaşmanın vadedildiğini savunarak, “Başta iktidar mensupları olmak üzere herkesin şunu iyi anlaması gerekir: Enflasyon sadece parasal bir olgu değildir. Enflasyon, her zaman ve her yerde kötü yönetimin bir sonucudur. Vatandaşlarımızın ödediği onca acı bedele rağmen iktidarın halen gerçek bir enflasyonla mücadele politikası yoktur.” diye konuştu.
“Hainlere karşı mücadelemiz bakidir”
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Türkiye’nin teröristlerin ve onların destekçilerinin karşısında olduğunu ifade ederek, “Hainlere karşı mücadelemiz bakidir. Her hain, bir gün mutlaka hainliğin bedelini ödeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Halil Öztürk, Cumhur İttifakı’nın, Türkiye’nin güvenli ve huzurlu geleceği için mücadele ettiğini belirtti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Kobani davasında adil bir yargılamanın olmadığını” ileri sürdü. Beştaş, delil ve ifade taleplerinin kabul edilmediğini iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, bütçenin, vatandaşın mutluluğunu ve huzurunu hedeflemesi gerektiğini dile getirdi.
İktidarın vatandaşların umudunu aldığını söyleyen Gökçek, hazırlanan bütçenin insan odaklı olmadığını öne sürdü.
Ali Gökçek, gelir adaletinin her gün bozulduğunu, yüksek öğretimine devam eden gençlerin barınma ve geçim sıkıntısı yaşadığını iddia etti.
“Mevcut hükümet 54. hükümetin gerisinde”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan, bütçe müzakerelerinde, hükümetin kıyaslamalarını 2002 verilerini dikkate alarak yaptığını belirtti.
Milli görüşünün ekonomi modelinin uygulandığı 54. Hükümet döneminde işsizlik oranının yüzde 6,8, şu anda yüzde 8,5 olduğunu aktaran Erbakan, şöyle devam etti:
“Kendinizi kriz dönemi olan 2002 yılındaki yüzde 10,5’luk işsizlikle kıyaslarsanız başarılı görünmeniz gayet normaldir. Ayrıca bugün yüzde 5,9 olan büyüme, 1996 yılında yüzde 7, 1997 yılında yüzde 7,5 seviyesindedir. Yani büyüme bakımından da mevcut hükümet, 54. hükümetin gerisindedir. Kişi başı milli gelirin 54. hükümetin icraatları sayesinde, 1996-1998 yılları arasında 2 senede yüzde 52 oranında artış gösterdiğini de hatırlamamız gerekmektedir.”
Fatih Erbakan, 54. Hükümet döneminde dar gelirlinin alım gücünün arttığını, hiçbir hükümetin 54. Hükümetin başarılarını gösteremediğini belirterek, “Gerçekçi bir kıyaslama yapılmak isteniyorsa 54. hükümetin 11 ayda ortaya koyduğu başarılı ekonomi icraatlarıyla kıyaslama yapılmalıdır. 2002 yılının kriz verileriyle yapılacak kıyaslamaların yanıltıcı olacağı ortadadır.” diye konuştu.
Meclis Başkanvekili Adan ve gruplardan şehitler için taziye
Meclis Başkanvekili Celal Adan, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı Bölgesi’nde 6 askerin şehit olmasıyla ilgili, “Milletimizin başı sağ olsun. Askerlerimize rahmet diliyoruz. En kısa zamanda bu şehadete öncülük yapanların bütün dünyada yok olduğu günleri Cenabıallah nasip etsin.” değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, “Üzüntümüz çok büyüktür. Vatan sağ olsun, şehitlikleri mübarek olsun. Bizim evimize ateş salanların da en kısa sürede yakılıp yok olacağı zamanı görmeyi iple çekiyoruz. Memleketimize, milletimize, ailelerine başsağlığı diliyoruz.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP olarak bu eylemi gerçekleştiren PKK’yı ve benzerlerini lanetlediklerini belirterek, “Ülkemize, şehitlerimizin ailelerine sabır, başsağlığı, Allah’tan rahmet diliyorum.” diye konuştu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, dünkü haberden sonra bir başka acıyla sarsıldıklarını dile getirdi. Şehitlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa dileyen Şahin, “Bu topraklarda son terörist etkisiz hale getirilene kadar, terörün bataklığı kurutulana kadar terörle etkin mücadele devam edecektir. Biz de bu mücadelenin yanında olacağız.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Askerlerin ailelerine içtenlikle sabır, başsağlığı diliyorum. Bu olayların daha fazla yaşanmaması için daha çok konuşmamız gerektiğini ve bu ülkeye barışı, huzuru hakim kılmak için daha çok çalışmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum.” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, şehitlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diledi.
Dervişoğlu, “Bütün bu olaylara sebep olan kanlı terör örgütlerini lanetliyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu terör örgütleriyle vereceği mücadeleye sonuna kadar katkı sağlayacağımız hususunun da altını çizerek büyük milletimize tekrar başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Allah şehitlerimizin mekanlarını cennet etsin; kabirleri nur, ruhları şad olsun.” diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, dün yaşanan olayın devamında aynı acıyı hissettiklerini söyleyerek, şunları kaydetti:
“Son terörist bertaraf edilene kadar terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Terörle de teröristle de bu teröristlere destek olanlarla da ister içeride ister dışarıda olsun, nerede olursa olsun sonuna kadar mücadelemizi hep birlikte vereceğiz. Başaramayacaklar, kazanamayacaklar. Kardeşliğimizi bozmaya çalışan bu hain terör örgütünü lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.” dedi.
]]>
TBMM Genel Kurulunda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 7. ve 8. maddeleri kabul edildi.
Genel Kurulda milletvekilleri, maddeler üzerinde söz alarak görüşlerini dile getirdi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bazı gazete kupürleri ve sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının olduğu dövizlerle kürsüye geldi.
Bazı gazete manşetleri üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunan Ağbaba, “Fakir fukaranın çocuğu mülakat kaldırılacak diye size oy verdi, mülakat kaldırılmadı. Çocuklarımızın geleceğini, umudunu yok ettiniz.” diye konuştu.
Tedbir alınınca ekonominin, enflasyonun düzelebileceğini, faizin düşebileceğini ifade eden Ağbaba, “Bu memlekette ahlak, utanma duygusu yok olursa bunu düzeltmek zor olur. Anadolu topraklarının ortak değerleri vardı, bunları yok ettiniz.” dedi.
Ağbaba, sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının yapıştırıldığı dövizi işaret ederek, “Bunlar, sizin siyasi akrabalarınız.” ifadesini kullandı. Ağbaba’nın sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, konuşmalar yapılırken sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının kullanılmasının, reklama ve kötü örneklerin çoğalmasına sebep olabileceğini belirterek, “Buna vesile olmamak lazım. Bu, kötü ve yanlış bir şey, buna kimse ‘Doğru’ demiyor ama bunların burada milletin kürsüsünden sergilenmesi, reklamının yapılmasına sebeptir. Veli Ağbaba, bu fenomenlerden bir kaynak mı elde ediyor bilmiyorum ama bunların reklamını yapmakla yanlış yapıyor.” diye konuştu.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın başladığını belirterek, uzun vade için koydukları hedefleri yerine getirmenin zamanının geldiğini söyledi.
Türkiye’nin koyduğu hedeflere ulaşmak için kaybedilecek bir saniye, boşa harcanacak bir kuruş dahi bulunmadığını ifade eden Dora, “2023 yılı bütçesinin öngörülemez kalemlerinin önemli bir miktarını, Kahramanmaraş başta olmak üzere depremden etkilenen illere ve kişilere yapılan yardım harcamaları oluşturmaktadır. Yaraların büyük çoğunluğu sarılmış olsa da insan doğası ve gündelik yaşamın tabiatı nedeniyle çok sayıda ihtiyaç henüz giderilememiştir.” diye konuştu.
Dora, 2024 yılı bütçesinin bilinçli şekilde depremin kayıplarını telafi etmeyi amaçladığına dikkati çekerek, “Başta Kahramanmaraş olmak üzere depremi yaşayan tüm illerimiz için artık yardım değil yatırım zamanıdır.” dedi.
“Bu bütçe milletin bütçesi değil”
İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, bütçede insanların refah seviyesini artırmaya yönelik planlamalar ile devletin kalkınmasını sağlayacak yatırım planlamalarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Kırkpınar, “Bu bütçede ne yazık ki her iki konuda da aldatmaya yönelik algı yaratmaktan başka bir şey bulunmuyor. Biz isterdik ki bu bütçe, toplumun her kesimine hitap etsin ve insanımıza biraz umut olsun.” ifadelerini kullandı.
Yeni bütçenin gelirleri artırması ve hayatı kolaylaştırması gerektiğini ancak sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğunu öne süren Kırkpınar, “Bu bütçe, milletin bütçesi değil milletin yoksulluk bütçesidir. İktidarın bulduğu çözümler bankada veya cebinde parası olanlar için, oysa bu bütçeye itiraz edenler dar gelirliler ve faturalarını dahi ödeyemeyecek durumda olan insanlardır.” dedi.
Saadet Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Türkiye’nin büyük bir yıkımın eşiğinde olduğunu, adım adım bir felakete doğru gittiğini iddia etti. Aile kurumunun günden güne çöktüğünü, toplumsal bağların çözüldüğünü savunan Ün, “Her gün bir şehirden gelen cinnet ve cinayet haberleri artık ülkemizin normali haline gelmiş durumda.” dedi.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, katılımcı, çoğulcu, bütün dezavantajlı grupları içine alan ve herkesin kendini ana dilinde ifade edebildiği bir sistemi arzuladıklarını söyledi.
Kaya, belediyelere kayyum atanmasını eleştirdi.
“Halkımız ister hızlı trenle isterse Togg ile seyahat edecek”
AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, milletin desteğiyle art arda 22. bütçeyi yaptıklarını, bugüne kadar hayal edilen işleri Türkiye’ye kazandırdıklarını söyledi.
“Hayaldi gerçek oldu” projeleriyle Türk milletinin hayallerinin peşinden koşmaya gayret ettiklerini belirten Karaman, şunları kaydetti:
“11 ilde yüksek hızlı trenler çalışıyor. İnşallah, bu hızlı tren ağları genişleyecek, diğer illerimiz de hızlı trene kavuşacak. Halkımız ister hızlı trenle isterse Togg ile seyahat edecek. Sadece yüksek hızlı trenlerde değil savunma sanayisinde, ulaşımda, sağlıkta, enerjide, uzayda yapılan yatırımlar sayesinde şimdi gençlerimizin öz güveni var, ‘Türkiye Yüzyılı’nda her projede biz de varız, biz de yaparız.’ diyorlar. Hedefimiz, Türkiye Yüzyılı’na girerken dünyaya lider ülke Türkiye’yi kazandırmaktır.”
]]>
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçimler öncesi, partilerinin kurulduğu günkü heyecan, şevk ve iradeyle yeni bir yolculuğa başladıklarını söyledi.
Akşener, partisinin bir düğün salonunda düzenlenen Nevşehir Teşkilat Buluşması ve Aday Tanıtımı Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş ilçesine gelişinin 104’üncü yıl dönümünde Nevşehir’de bulunmanın heyecanını yaşadığını belirtti.
Akşener, Türkiye’nin tüm şehirlerinde kendi adaylarının yerel seçimleri kazanabilmesi için iyi belediyecilik uygulaması ile 2028 genel seçimlerinde Türkiye’yi yönetme iddiası kapsamında yeniden yollara düştüklerini kaydetti.
Partilerini 25 Ekim 2017’de kurduklarında Türkiye’de gergin bir siyasi atmosfer olduğunu kaydeden Akşener, şöyle konuştu:
“Türkiye’de iki yumruk arasında sıkıştırılmış bir siyasi atmosfer vardı. O siyasi atmosferde değerlerimiz üzerinden o kadar derin bir kavga vardı ki bu kavga siyasetçilerin işine geliyordu. Seçmenimizin, milletimizin hiçbir derdinin konuşulmadığı ve seçmenin velinimet sayılmadığı bir siyasi atmosferi yıkmak, o siyasi atmosferden milletimizi velinimet ve patron yapmak üzere bir yolculuğa çıktık. Bugün o yolculuğun 7 sene sonra bir başka safhasındayız. Kurulduğumuz günkü heyecan, şevk, direnç ve iradeyle yeni bir yolculuğa başlamış durumdayız. Biz bu ülkeyi canından, istikbalinden ve geleceğinden çok sevenleriz. Bu ülkenin her bir ferdi bu ülkeyi, bu milleti canından çok sevmektedir. Biz de onların içinden birileriyiz. Biz bu ülke için büyüklerimizin yaptığı gibi bu ülkenin kadim bir uygarlık olarak ilelebet yaşayabilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirenleriz.”
Türkiye’nin dünyaya mahkum olduğunu öne süren Akşener, dış politikayı eleştirdi.
İki farklı ülkenin büyükelçilerinden tehdit aldığını ifade eden Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin gri listede olduğu ve Gazze’de çocuklar, kadınlar öldürülürken, Gazze’de soykırım uygulanırken, katil Netanyahu canı istediği gibi davranırken, para istemek zorunda kaldığımız için katil Netanyahu’yu destekleyen hiçbir ülkeye posta koyamadığımız alengirli bir dış politikayla karşı karşıyayız. Katil Netanyahu dediğim için İsrail Büyükelçisi beni tehdit etti ama bu ilk değil. Uygur Türkleriyle ilgili de orada yapılanların ne kadar çirkin bir soykırım olduğunu, kampların kurulduğunu, o kamplardaki çocukların bir Çinli gibi yetiştirilmek üzere alındığını, dininden, aidiyetinden koparıldığını, erkeklerin hapse alındığı bir ortamda bütün kadınların bulunduğu evlere Çinli erkeklerin konulduğu Doğu Türkistan’ı dillendirdiğim için açık bir şekilde Çin Büyükelçisi de beni tehdit etti. Yani haksızlığın karşısında sizlerin desteği ile duran, grubu olan, milletin yüzde 10’luk teveccühüne mazhar olmuş bir siyasi partinin kadın genel başkanını iki katil devletin büyükelçileri rahat bir biçimde tehdit edebiliyorsa bizim dış politikamız iflas etmiş demektir.”
Asgari ücretin ne kadar olacağını merakla bekleyenlerin, asgari ücretle geçinmesinin mümkün olmadığını belirten Akşener, şunları söyledi:
“Dört kişilik bir aileyi asgari ücretle geçindirmeniz mümkün değil. Hele kiradaysanız hiç mümkün değil. Gıda fiyatlarının son derece artmış olmasının getirdiği bir sonuçla evlerde artık yemek iki öğüne düşmüşken, hele büyük şehirlerde bu iki öğünden de azken, çocuklarımız aç ve gelişme zorluğu çekerken, büyük şehirlerde evlatlarımızda bodurlaşma başlamışken biz bunları konuşmak yerine başka işlerle meşgulsek millet bu işten çırak çıkmış demektir. Biz ısrarla ve inatla sizin dertlerinizi, sizin problemlerinizi Meclis’te dile getirmeye, kanun teklifi vermeye, gerekirse araştırma önergesi, soru önergesi gibi o konuya dikkat çekmeye kararlıyız. Emekli maaşlarının en düşüğünün asgari ücretle eş değer olması gerektiğini söyleyen ben ve benim partimin milletvekilleri, il başkanları, belediye başkan adayları, belediye meclis üyeleriydi. İki yıl esnafımızı gezdik. Türkiye’de alım gücünün hızla düştüğünü ve kadınların akşam ne pişireceğinin derdini yaşadığını gündeme getirmeye çalıştık. Bazı konularda başarılı olduk. Bunu yapmaya devam edeceğiz.”
Akşener’in, konuşmasının ardından partisinin Nevşehir Belediye Başkan adayı olarak takdim ettiği Rasim Arı ise seçilmesi halinde hayata geçireceği projelerini anlattı.
Konuşmalardan sonra toplantı, basına kapalı devam etti.
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’a gelişinin 104. yılı kutlama programı çıkışında, gazetecilerin sorularını cevapladı. ” Meral Akşener’in savaş ilanını nasıl değerlendiriyorsunuz” şeklindeki bir soruya Özel, “Bizim anlayışımızda muhalefet iktidara karşı yapılır. Muhalefete muhalefet yapmayız. Muhalefet partileri ile tartışmayız” diye cevap verdi.
Özgür Özel bir gazetecinin Can Atalay hakkında verilen ikinci kararda ’13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle’ ifadesi vardı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna, “Şimdi dün verilen karar çok dikkatli okunduğunda şunu fark etmek gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’nde karar üç karşı oya karşı oy çokluğu ile alındığı halde uygulanması için yollanıldığı mahkemeye oybirliği ile gönderiliyor. Yani Anayasa Mahkemesi karar ne olursa olsun mutlaka uygulanmalı. Buradan sonra bu kararı uygulamamak Anayasayı tanımazlıktır. Bu kararı uygulamayanlar kendi varlıklarını inkar ediyorlar. Çünkü adı ne olursa olsun, cumhuriyet savcısı, Yargıtay üyesi, Anayasa Mahkemesi üyesi, Danıştay üyesi, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı, Meclis başkanı hepimiz yetkilerimizi Anayasa’dan alıyoruz. Anayasayı tanımayan devleti tanımaz. Devleti tanımayan bu ülkeye en büyük kötülüğü yapar. Bu yüzden bugüne kadar çok eksik yapıldı ama bu karardan sonra hataya direnmek ülkeyi felakete götürür. Bu konudaki duruşumuz, görüşümüz nettir değişmez” şeklinde cevap verdi.
Gazetecilerin ” AK Parti’de İstanbul ve Ankara için aday arayışı devam ediyor. Mansur Bey ve Ekrem Bey’in rakipleri henüz belli olmadı. Bir de sizin adaylarınız İzmir ve Aydın’da da bekleniyor. Bunlar gündeme ne zaman gelir” sorusuna ise Özel, İstanbul ve Ankara adaylarını açıkladıklarını söyleyerek, “Bütün Türkiye Recep Tayyip Erdoğan’ın onların karşısına bir aday çıkarıp çıkarmayacağını, onun aday arayışını izliyor. Hepiniz biliyorsunuz bütün Ankara konuşuyor. Birinin karşısına 15 kişi, birinin karşısına 12 kişiyi ölçtürdüler. Karşısına koyacak aday bulamıyorlar. Bu üzülecek bir durum değil. Bu bizim için övünülecek bir durum. Cumhurbaşkanı da bununla gurur duysun. Geçmişte şunu hatırlıyorum ‘ey Cumhuriyet Halk Partisi adayınız kim’ diye. Ben seslenmeyeceğim ‘ey Recep Tayyip Erdoğan adayınız kim’ diye. Hiç üzülme Recep Tayyip Erdoğan bu övünülecek bir şey karşısına rakip çıkaramayacağın kadar bu şehri iyi yönetiyoruz. Sadece İstanbul’u, Ankara’yı değil, elimizdeki diğer şehirleri de güzel yönetiyoruz. Halkın memnuniyetini anketler ile ölçüyoruz. Halkın gönlünde olan bizim de gönlümüzde. Önümüzdeki hafta ve devam eden haftalarda peyderpey açıklayacağız. Bakın başka yerlerde yaprak kıpırdamıyor. Cumhuriyet Halk Partisi her parti meclisi toplantısında beş gün arayla yedi gün arayla 150 aday açıklıyor. Adaylarımızı açıklamaya devam edeceğiz. İyi yönetiyoruz, iyi yönetmeye devam edeceğiz. 31 Mart’tan sonra bütün Türkiye’ye bundan beş yıl önce baharı getirmiştik, bundan sonra yazı getireceğiz” dedi.
Gazetecilerin, “Meral Akşener’in savaş ilanını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna da Özel, “Buradan sürekli siyasette bir gerilim bekleyenlere ve Cumhuriyet Halk Partisi muhalefetle kavga etsin isteyenlere şunu söyleyeceğim. Bizim anlayışımızda muhalefet iktidara karşı yapılır. Muhalefete muhalefet yapmayız. Muhalefet partileri ile tartışmayız. Buradan barışın başkentinden bütün muhalefete ve muhalefet partilerine, İYİ Parti’ye ve İYİ Parti’deki iyi insanlara şunu söylüyorum. Biz Hacıbektaş’tan Türkiye’deki herkese barış ilan ediyoruz” diye cevap verdi. – NEVŞEHİR
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesinin (AYM), Can Atalay hakkındaki ikinci “hak ihlali” kararıyla ilgili, “Bugüne kadar çok eksik yapıldı ama buradan sonra, bu karardan sonra hatada direnmek ülkeyi felakete götürür. Bu konudaki duruşumuz, görüşümüz nettir, değişmez.” dedi.
“Atatürk’ün Hacıbektaş’a Gelişinin 104. Yılı Programı”na katılmak üzere Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine gelen Özel, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir basın mensubunun, “Can Atalay’la ilgili verilen ikinci kararda ’13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle’ ifadesi vardı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Özel, dün verilen kararın çok dikkatli okunması gerektiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesinde kararın 3 karşı oya karşı oy çokluğuyla alındığı halde uygulanması için mahkemeye oy birliğiyle yollandığını ifade eden Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani Anayasa Mahkemesi üyeleri diyorlar ki karar ‘Ne olursa olsun, mutlaka uygulanmalıdır.’ Buradan sonra bu kararı uygulamamak, hukuk tanımazlık, Anayasa tanımazlıktır. Bu kararı uygulamayanlar kendi varlıklarını inkar ediyorlar. Çünkü adı ne olursa olsun, Cumhuriyet savcısı, Yargıtay üyesi, Danıştay üyesi, Anayasa Mahkemesi üyesi, milletvekili, bakan, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, hepimiz yetkilerimizi Anayasa’dan alıyoruz. Anayasa’yı tanımayan devleti tanımaz, devleti tanımayan bu ülkeye en büyük kötülüğü yapar. O yüzden bugüne kadar çok eksik yapıldı ama buradan sonra, bu karardan sonra hatada direnmek ülkeyi felakete götürür. Bu konudaki duruşumuz, görüşümüz nettir, değişmez”
“Halkın gönlünde olan bizim de gönlümüzde”
Yerel seçimde AK Parti’nin Ankara ve İstanbul için halen aday arayışının devam ettiğine ilişkin değerlendirmesi sorulan Özel, İstanbul ve Ankara adaylarını açıkladıklarını anımsattı.
Bütün Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onların karşısına bir aday çıkarıp çıkaramayacağını, onun aday arayışını izlediğini dile getiren Özel, şunları kaydetti:
“Hepiniz biliyorsunuz, bütün Ankara konuşuyor. Birinin karşısında 15 kişiyi ölçtürdüler, birinin karşısında 12 kişiyi, karşısına koyacak aday bulamıyorlar. Bu üzülünecek bir durum değil, bu bizim için övünülecek bir durum. Hiç üzülmesinler. Demek ki Türkiye’nin en büyük iki şehri İstanbul ve Ankara karşısına aday çıkarılamayacak, iktidar partisinin aday bulamayacağı kadar iyi yönetiliyor. Cumhurbaşkanı da bununla gurur duysun. Şunu hatırlıyorum geçmişte sesleniyordu bize, ‘Ey Cumhuriyet Halk Partisi, adayınız kim’ diye. Ben seslenmeyeceğim, ‘Ey Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da, Ankara’da adayın kim’ diye. Hiç üzülme Recep Tayyip Erdoğan. bu övünülecek bir şey. Karşısına rakip çıkaramayacağın kadar bu şehirleri iyi yönetiyoruz, iyi yönetmeye devam edeceğiz. Sadece İstanbul’u, Ankara’yı değil, elimizdeki bütün büyük şehirleri iyi yönetiyoruz. Memnuniyet anketleriyle ölçüyoruz. Halkın gönlünde olan, bizim de gönlümüzde. Önümüzdeki hafta ve devam eden haftalarda peyderpey, bakın başka yerlerde yaprak kıpırdamıyor, Cumhuriyet Halk Partisi her parti meclisi toplantısında beş gün arayla, yedi gün arayla 150 aday açıklıyor. Adaylarımızı açıklamaya devam edeceğiz. İyi yönetiyoruz, iyi yönetmeye devam edeceğiz. 31 Mart’tan sonra bütün Türkiye’ye bundan beş yıl önce baharı getirmiştik, bundan sonra yazı getireceğiz.”
“Aydın ve İzmir adayları yılbaşından önce açıklanır mı?” sorusu üzerine ise Özel, “Hemen önce açıklanabilir, hemen sonra açıklanabilir. Ama sonuçta Aydın zaten açıklanacak. Biz benzer kategorideki belediyelerimizden önce Aydın’ı açıklarsak, o belediyelerde ‘acaba açıklanmayacak mı’ kaygısı oluşmasın diye belediye başkanımızın da bilgisi ve rızasıyla Aydın’ı beklettik. Bir başka sebebi yok.” diye konuştu.
“Bizim anlayışımızda muhalefet iktidara karşı yapılır”
Bir gazetecinin, “Geçen hafta çok konuşuldu, savaş ilanının ardından hem siz hem de İYİ Parti lideri Meral Akşener bugün Nevşehir’de. Bu değerlendirmelerin gölgesinde aslında sizden de bir açıklama bekliyoruz. Sizden her seferinde taban ittifakına vurgu yapıldı. Daha ılımlı mesajlar verildi ama son bir değerlendirme alabilir miyiz?” sorusuna Özel, “Buradan bu işte sürekli siyasette bir gerilim bekleyenlere ve ‘Cumhuriyet Halk Partisi muhalefetle kavga etsin’ isteyenlere şunu söyleyeceğim, bizim anlayışımızda muhalefet iktidara karşı yapılır. Muhalefete muhalefet yapmayız. Muhalefet partileriyle tartışmayız. Buradan, barışın başkentinden bütün muhalefete, bütün muhalefetteki partilere, İYİ Parti’ye ve İYİ Parti’nin üyesi iyi insanlara şunu söylüyorum, biz Hacı Bektaş’tan Türkiye’deki herkese barış ilan ediyoruz.” yanıtını verdi.
]]>
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhur İttifakı yerelde işbirliği heyeti çalışmalarına ilişkin, “AK Parti’yle MHP arasındaki görüşmeyi yürüten iki heyet de son derece deneyimli arkadaşlarımız. Cumhur İttifakı’nın ilkelerini, ruhunu koruyacak, başarısını gözetecek şekilde bu çalışmaları yapıyorlar. Bizim açımızdan bu alanda herhangi bir sorun yok, gayet verimli bir işbirliği devam ediyor.” dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezi önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bir gazetecinin, MHP’nin hangi illerde belediye başkan adayı çıkaracağı ve Cumhur İttifakı ölçeğinde netleşen illerin olup olmadığına ilişkin sorusuna Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla oluşmuş heyetler arası görüşmenin verimli şekilde devam ettiğini söyledi.
Bu görüşmelerin yoğun bir emek ve tam bir işbirliği içerisinde gerçekleştirildiğini vurgulayan Çelik, “Bu bahsettiğiniz illerle ilgili bu müzakereler sona erip, liderler son kararı verdikten sonra bu zaten açıklanacaktır. Nihayetinde bütün bu komisyonlar çalışmalarını yapıyor, en son liderlere arz edilecek ve o şekilde gidecek.” dedi.
Çelik, “Şurada sorun var, burada sorun var” gibi zaman zaman haberlerin çıktığını belirterek, bunların müzakerenin doğasında olduğunu söyledi.
Devlet Bahçeli’nin, “AK Parti’yle MHP arasında çözülmeyecek sorun yoktur.” sözlerini anımsatan Çelik, “Dolayısıyla bu gayet verimli, karşılıklı anlayış içerisinde sorun alanlarını giderip, işbirliği alanını büyütecek şekilde yapılıyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’nın diğer bileşeni olan siyasi partilerin liderleriyle görüştüğünü ve ortaya çıkan sonuçlar olduğunu dile getiren Çelik, şöyle devam etti:
“Genel Merkezimiz o sonuçları değerlendiriyor, onlar da yakın zaman içerisinde şekillenecektir. Dolayısıyla burada Cumhur İttifakı açısından bir sorun yoktur. AK Parti’yle MHP arasındaki görüşmeyi yürüten iki heyet de son derece deneyimli arkadaşlarımız. Cumhur İttifakı’nın ilkelerini, ruhunu koruyacak, başarısını gözetecek şekilde bu çalışmaları yapıyorlar. Bizim açımızdan bu alanda herhangi bir sorun yok, gayet verimli bir işbirliği devam ediyor.”
Çelik, heyetlerin görüşme takviminde kaç tane konuları kaldığını bilemediğini belirterek, konu kalırsa “bir kere daha görüşelim, netleştirelim” derlerse görüşmelerin devam edebileceğini ama konular tamamlanırsa biteceğini söyledi. Çelik, “Yani orada katı bir tutum söz konusu değil.” dedi.
Büyükşehirler dışında 51 ilde ittifakın görülüp, görülmeyeceğine ilişkin soruya ise Çelik, “Müzakere heyetinin yaptığı çalışmaya saygı gösterelim. Müzakereler tamamlansın. Liderler son kararı versin. Onu ayrıntılı bir şekilde açıklarız.” dedi.
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Atatürk’ün aziz hatırasına saygı esastır”
Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Tuzla Piyade Okul Komutanlığı’nda yaşananlar ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e ilişkin “Ya aklını başına alacak ya da aklını başına getireceğiz.” şeklindeki açıklamalarının sorulması üzerine, “CHP Genel Başkanı’nın Milli Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler’e dönük ifadeleri gerçekten kınanacak ifadeler. Yani kendisinin CHP Genel Başkanı olarak ne kimseye akıl verecek bir hali var ne de kimsenin aklını başına getirecek bir tutumu olması gerekir. Son derece yakışıksız, yani CHP değil hiçbir siyasi partinin genel başkanına yakışmayacak bir değerlendirme biçimi bu.” dedi.
CHP’nin köklü bir parti olduğuna işaret eden Çelik, CHP’de üslubun bu noktaya gelmiş olmasının CHP’ye gönül verenleri de rahatsız edip inciten bir durum olduğunu söyledi.
Bu açıklamaya sebep olan konunun haberlerde, “Teğmenler arası tartışma” diye verildiğini aktaran Çelik, şöyle konuştu:
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) Atatürk’ün aziz hatırasına saygı esastır. Atatürk’ün hatırasına saygıdan asla taviz verilmez. Buna karşı bir durum olursa bu derhal cezalandırılır. Türk Silahlı Kuvvetleri açısından bu esastır. Atatürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ebedi başkomutanıdır. Tabii eğer istenmeyen, beğenilmeyen bir durum olmuşsa da buna herhangi bir teğmenin kendiliğinden müdahale etmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Emir komuta zinciri içerisinde TSK’nın gelenekleri, hukuk kuralları içerisinde birtakım emre itaatsizlik ya da yanlış bir konu varsa bunun nasıl düzeltileceği, hangi işlemlerden geçeceği bellidir. Dolayısıyla ne Atatürk’e saygısızlığa müsaade edilir ne de herhangi bir şekilde ‘biz buna müdahale ediyoruz’ diye bir disiplinsizlik ortaya çıkmasına müsaade edilir. Silahlı kuvvetlerin gelenekleri belli, ki yazılımının esası disiplindir. TSK, dünya orduları içerisinde disipliniyle övünen ve bunu da hak eden bir ordudur. Dolayısıyla orada emir komuta zincirinin dışına çıkan, ‘disiplinsizlik’ anlamına gelen herkesin kendi başına buyruk gibi davranacağı bir şey söz konusu olamaz.”
“Onlar önce parti içi meselelerini halletsinler”
Çelik, silahlı kuvvetler içerisinde birtakım gruplaşmaların olduğu, birtakım yapıların bazı oluşumlara girdiğine yönelik konulardan bahsedildiğine de değinerek, “Türk Silahlı Kuvvetleri bir bütün ve emir komuta zinciri içerisinde hareket ediyor, onun dışında hiçbir oluşuma, hiçbir yapıya hiçbir şekilde müsaade edilmez.” diye konuştu.
Elde bir bilgi veya belge varsa bunun Bakan’la paylaşılmasının iyi niyetli yaklaşım olduğunu belirten Çelik, “Bunun dışında biz ‘ya aklınızı başınıza alın ya da aklınızı başınıza getiririz.’ gibisinden böyle bir üslup, yakışıksız bir üsluptur. Bu üslup sadece sahibinin alnına yazılır. Başka kimse de bu üslubu ciddiye almaz.” dedi.
Çelik, Bakan Güler’in çekirdekten yetişmiş ve görevlerini başarıyla icra eden bir bakan olduğuna dikkati çekerek, “CHP Genel Başkanı’nın anlamadığı konularda konuşmaması gerekir. Kendilerini zaman zaman bu vesayet zamanlarından kalma şeklinde, memleketin sahibi herkese emir ve talimat verecek konumda görüyorlar. Onlar önce parti içi meselelerini halletsinler sonra diğer konulardaki üsluplarını düzeltmeye baksınlar.” ifadelerini kullandı.
“İYİ Parti’yle CHP arasındaki tartışma, Türk siyasi tarihi açısından ibretlik bir tartışma”
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diğer siyasi partilerin iç işlerine müdahil olduğu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önceki günlerde yaptığı “Savaşsa savaşa varım” açıklamasını da buna cevaben yaptığı aktarılarak görüşleri sorulan Çelik, “Tabii İYİ Parti’yle CHP arasındaki tartışma, Türk siyasi tarihi açısından ibretlik bir tartışma. Yani daha birkaç ay evvel Türkiye’yi yönetmeye talip oluyorlardı. Sayın Akşener’in, cumhurbaşkanı yardımcısı hatta cumhurbaşkanı adayı olarak önerdiği isimlerle bugün içine düştüğü durum karşılıklı olarak ya da onların cumhurbaşkanı yardımcısı olarak kendilerini öneren Sayın Akşener’e kullandıkları üslup gerçekten ibretlik bir üslup.” değerlendirmesini yaptı.
6’lı masa, 7’li masa, bu kadar cumhurbaşkanı yardımcısı gibi bir üslupla memleketin ve siyasi partinin yönetilemeyeceğini söylediğini anımsatan Çelik, masanın ne kadar işlevsiz bir masa olduğunun ortaya çıktığını belirtti.
İmamoğlu’nun İstanbul’a hizmet dışında her şeyle anıldığını dile getiren Çelik, “Daha düne kadar sandık sonuçları ortaya çıkmadan bile çıkıp seçim sonuçlarını ilan ediyorlardı. Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı ilan edip kendilerini cumhurbaşkanı yardımcısı olarak ilan ediyorlardı. Gençlere ‘seçimi kazandık’ diye video çekip sosyal medyada yayınlıyorlardı. Dolayısıyla böyle bir siyasetsizlik, böyle bir politikasızlık onların kendini bağlar.” dedi.
Ancak artık bunun millete saygısızlık aşamasına geldiğini belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Sonuç olarak siyaset millete yaslanarak yapılır, milletin desteğiyle yapılır ve millet için yapılır. Dolayısıyla demokratik bir tutum olmadan sadece ‘gibi’ yaparak sadece birtakım imajları bir araya getirerek ortaya çıkacak siyasi tablo, işte bu bahsettiğim siyasi tablodur. Konuşulan şey nedir? Bütün bu siyasi partilerin nasıl yönetildiği değil, nasıl yönetilemediğinin ibretlik bir durumudur. Bırakın siz siyasi partileri bir araya getirerek bir ittifak kurmalarını, kendi partilerinin içindeki tartışmaları toparlayamayan bir siyasi aşamaya gelmişlerdir. Bu da gerçekten siyasetin nasıl yapılmaması gerektiğine dair, siyasetin ne olmaması gerektiğine dair ibretlik bir durum olarak kayda geçmiştir.”
(Bitti)
]]>