Olumsuz – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Wed, 17 Apr 2024 21:12:44 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Küresel Isınmanın Deniz Kestanelerine Verdiği Zarar Görüntülendi https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinmanin-deniz-kestanelerine-verdigi-zarar-goruntulendi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinmanin-deniz-kestanelerine-verdigi-zarar-goruntulendi/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:12:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6828

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ebru Caymaz, İskandinav Yarımadası’nın kuzeyinde yer alan Lofoten Adaları’nda suyun içindeki kelp (deniz yosunu) ormanlarında küresel ısınmayla çoğalan deniz kestanelerinin verdiği zararı görüntüledi.

Okyanus Vakfı ve Antarktik Bilimsel Araştırmalar Komitesince hazırlanan “Kutup Bilimlerinde 100 Kadın Projesi”ne giren ilk Türk kadın olan Caymaz, 2013’ten bu yana Norveç-Svalbard, Grönland, İzlanda ve Kuzey Kutbundaki Arktik bölgesinde sürdürdüğü çalışmalar kapsamında Norveç’in kuzeyinde bulunan Lofoten Adaları’na gitti.

Kuzey Kutup Dairesi’ndeki adalarda 15 gün kalarak özel izinle dalış yapan Caymaz, soğuk iklim dalışına dikkati çekmek isterken deniz habitatında küresel ısınmanın etkilediği kelp ormanlarında istilacı hale gelen deniz kestanelerinin verdiği zararı kamerasıyla kaydetti.

Kayıtlarda, deniz kestanelerinin boyutlarının sudaki ısınmanın etkisiyle büyüdüğü, deniz bitkilerinin yapraklarının büyük ölçüde yok olduğu ve sadece gövdelerindeki dalların kaldığı dikkati çekti.

Doç. Dr. Ebru Caymaz, AA muhabirine, 2013 yılından bu yana Arktik bölgelerde bazı faaliyetlere katıldığını, 2015’ten bu yana da aktif olarak ekstrem çalışmalarda bulunduğunu söyledi.

Lofoten Adaları’nın 68. kuzey enleminde yer aldığını belirten Caymaz, “Normalde kış dönemi orada dalışlar yok. Benim ziyaretim sezon dışındaydı ancak oradaki yetkililerle önceden görüşmeler yapıp izin aldım. Soğuk iklim dalıcısı olduğum için o bölgede kış döneminde de dalış yapmak istedim.” dedi.

Caymaz, dalıştaki amacının diğer ekstrem faaliyetlerinde olduğu gibi halkın ilgisini çekmek, o bölgede iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin günlük hayata ve genel olarak bölgeye etkileri ve potansiyel sonuçlarından bahsetmek olduğunu aktardı.

Grönland’da, Baykal Gölü’nde yaptığı buz altı dalışlardan farklı bir durumla karşılaştığını dile getiren Caymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lofoten Adaları’ndaki kelp ormanlarında artan su sıcaklığıyla beraber inanılmaz sayıda deniz kestanesi ile karşılaştım. Deniz kestaneleri kelplere çok ciddi ölçüde zarar vermişti. Bizzat yerinde gözlemledim. Burada dikkati çekeceğim konu aslında dalıştı fakat dalışta doğrudan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini kamerayla kaydettim. Burada bu şekilde görmek ve deneyimlemek benim için de açıkçası çok korkutucu bir tecrübeydi. Bu denli yoğun şekilde olumsuz etkiyi görmeyi beklemiyordum. O bölgede de artan su sıcaklığıyla deniz kestaneleri sayısındaki artış ve su altı yağmur ormanları dediğimiz, su döngüsünü, oksijen döngüsünü ayakta tutan kelp ormanlarının bu denli olumsuz etkilenmesini görmek benim için acı bir tecrübeydi.”

“30 yıl sonra biz bunu bir afet olarak konuşmaya başlayacağız”

Doç. Dr. Caymaz, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde küresel ısınmadaki artışın 2 derecede tutulmasının hedeflendiğini ancak her yıl yapılan ölçümlerde bu durumun daha kötüye gittiğini vurguladı.

Karbon emisyonlarındaki artışla dünyanın normalde kendini yenileyebilen bir kapasiteye sahip olduğuna değinen Caymaz, “Biz ona yerküre diyoruz ama aslında bahsettiğimiz şey su küre. Yani su küredeki olumsuzluklar, yaşanan bu döngüdeki olumsuzluklar su kürenin kendi adaptasyon becerisini de bozuyor ve su kürede meydana gelen bu dengesizlikler dünyamızın iklimini de oldukça olumsuz etkileme potansiyeline sahip.” ifadesini kullandı.

Caymaz, yerli halklarla faaliyetler yaparken bir yandan da iklim mültecileri (doğal afetler ve iklim değişiklilerinin sonucu olarak koruma talep eden insanlar) konusunda çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

Bu tür olumsuz etkiler nedeniyle 20-30 yılda iklim mültecilerinin ortaya çıkacağı yönünde öngörüler olduğunu anlatan Caymaz, “Bu işin afet yönetimi boyutu. Dolayısıyla biz buna aslında artık iklim değişikliğine yeni nesil afet diyoruz ve bu noktada artık 30 yıl sonra biz bunu bir afet olarak konuşmaya başlayacağız gibi görünüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Öncelikle somut adımlar atılması gerektiğini kaydeden Caymaz, “Biz burada aslında küresel ölçekte bir durumdan bahsediyoruz. Tüm dünyada mesela karbon emisyonlarını azaltmak için yeşil enerji örneği gibi pek çok yöntem var. Bu çok boyutlu ve çok katmanlı bir süreç. Yani sadece ‘şunu yapın’ ya da sadece ‘bunu yapın’ değil. Çok ciddi, önemli bir yönetim süreci gerektiriyor.” dedi.

Konuyla ilgili Tüm devlet kurumlarının ve ülkelerin eş zamanlı çalışabilmesi gerektiğini aktaran Caymaz, “Alınacak temel önlemler belli, bunların uygulanması noktasında halk tabanına da inilmesi gerekli. Toplumda bir karşılık bulmadığı sürece başarılı olamayız.” sözlerine yer verdi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinmanin-deniz-kestanelerine-verdigi-zarar-goruntulendi/feed/ 0
Küresel ısınma arıları da uyutmadı, tehlike kapıda https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinma-arilari-da-uyutmadi-tehlike-kapida/ https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinma-arilari-da-uyutmadi-tehlike-kapida/#respond Fri, 26 Jan 2024 09:18:24 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3046

Küresel ısınma arıları da uyutmadı, tehlike kapıda

Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fırat Canbay:

“Mevsimin sıcak gitmesi, iklim koşullarının olumsuz gelişmesinden kaynaklı arılar, kış uykusuna geçmedi”

“Arılarda zayıflama veya kovan ölümleri ile karşı karşıya kalıyoruz”

“Bu bölgede arıların en az 3 ay civarında salkımda olması gerekmekteydi. Ocak ayı sonu itibariyle salkıma düşmemiş”

” Eğer böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda bu düşük verim ile karşı karşıya kalacağız”

ELAZIĞ – Dünya genelindeki küresel ısınma, ekosistemin en önemli canlılarından biri olan arıları olumsuz etkiledi. Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde gitmesi sonucu 2 ay önce kış uykusuna geçmesi gereken arılar halen geçmedi. Tehlikenin kapıda olduğunu dile getiren Elazığ Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kimyager Fırat Canbay, en önemli olumsuzluklardan bir tanesinin kovan kaybıyla karşı karşıya kalınması olduğunu dile getirdi.

Küresel ısınmanın beraberinde getirdiği gelişmeler, dünya genelinde birçok canlıyı olumsuz etkiliyor. Küresel ısınmaya birlikte neredeyse artık 4 mevsim yaşanmazken, kış ayları ise kurak ve ılık geçmeye başladı. Bu çerçevede Elazığ ve bölgesinde sıcaklılar mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle arılar kış uykuna yatmadı. 3 ay kış uykusu geçirmesi gereken arılar, ocak ayının sona gelinmesi rağmen halen doğa ile temas halinde. Arılar kovan içerisinde kendilerine bırakılan balları tüketirken, polen ve nektar arayışı için uçuşa geçiyor. Bölgede arıların en az 3 ay civarında salkımda olması gerektiğini dile getiren Elazığ Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kimyager Fırat Canbay, en önemli olumsuzluklardan bir tanesinin kovan kaybıyla karşı karşıya kalınması olduğunu dile getirdi.

Arıcılığın devam edebilmesi için en önemli argümanlarından bir tanesinin iklimin normal koşullarda seyretmesi olduğunu aktaran Başkan Canbay, “O bölgeye ait meteorolojik hafızanın var olmasıdır. Şuanda ocak ayının sonundayız. Halen bölgemizdeki arılar, mevsimin sıcak gitmesi, iklim koşullarının olumsuz gelişmesinden kaynaklı, kış salkımı dediğimiz kış uykusuna geçmedi. Bundan dolayı arılarda olumsuz olarak etkileniyor. Arıcılıkta arıların tedarikinde bir problem çıktığı zaman bölgedeki arılarda yaşlanma olayı gelişir ve bahara çıkmada sıkıntılarla karşı karşıya kalırız. Bu sıkıntılar bize baharda olumsuz olarak yansıyacaktır. En önemli olumsuzluklardan bir tanesi bölgedeki arıcılarımızın kovan kaybıyla karşı karşıya kalmasıdır. Çünkü şuanda kış salkımına geçmeyen arılarımızda bal sarfiyatı söz konusudur. Doğaya baktığımız zaman şuanda polen ve nektar akımına uygun değil. Geldiğimiz noktada bu olumsuz gelişmeler arılarımızın kış salkımına geçmemesine sebep oldu” dedi.

“Arılarda zayıflama veya kovan ölümleri ile karşı karşıya kalıyoruz”

Kış ayının son bir ayına girmek üzere olduklarını dile getiren Başkan Canbay, “Son bir ayda arıların salkıma düşmesi olumsuzluklarla karşılayamayacağız anlamına gelmiyor. Bu bölgede arıların en az 3 ay civarında salkımda olması gerekmekteydi. Ocak ayı sonu itibariyle salkıma düşmemiş. Bunun olumsuzluklarını arıcılarımız son baharın çıkışında yaşamış olacak. Arıcılık sektöründe sıcaklık değişkenleri çok önemlidir. Özellikle bu bölgede kış mevsimi dediğimiz 3 ay içerisindeki sıcaklıkların 10 derece altında seyretmesi arıcılık için önemlidir. 10 derecenin üzerine çıktığı zaman arı kolonisi kış uykusuna yatmadığından dolayı, koloni içerisinde bir bal sarfiyatı söz konusu olur. Arı için ayrılan tedarik edilen balın ötesinde bir bal tüketimi olduğu zaman arı kolonisi açlık ile karşı karşıya kalır. Aynı zaman hava sıcaklığından dolayı kovan içerisinde yavru tedariki söz konusu olmadığından dolayı bahara çıkan arılarda zayıflama veya kovan ölümleri ile karşı karşıya kalıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu olumsuzluklar arıda strese, verimde düşüklüğe sebep oluyor”

Son 3 yılın verimsiz geçtiğini vurgulayan Canbay, “Elazığ bölgesi 12 kilogram bir rekolteye sahipken son 3 yıldaki meteorolojik hafızanın değişmesi, iklim değişikliğinin sektöre sirayet etmesinden dolayı 5 kilograma kadar düştü. Bu olumsuzluklar arıda strese, verimde düşüklüğe sebep oluyor. Eğer böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda bu düşük verim ile karşı karşıya kalacağız. Bu sadece aracılık sektörü için değil, ekolojik dengedeki olumsuz yansımalar diğer canlı hayatı için de önemlidir. Doğada uyanma noktasında olan bitkilerle karşı karşıyayız. Bu süreçten sonra eksilere düşen sıcaklıkla bitkiler varlıklarını korumayacaktır. Bu da baharda verim düşüklüğüne sebep olacaktır” diye konuştu.

“Arıcılıkta en önemli faktörlerden bir tanesi doğada tüm mevsimlerin yaşanmasıdır”

Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin tüm dünyada etkili olduğunu ifade eden Canbay, “Dünya özeline baktığımız zaman bu olumsuz gelişmeler yine dünyadaki birçok olumsuzlarda öncülük etmektedir. Sektörel bazda baktığımızda arıcılıkta en önemli faktörlerden bir tanesi doğada tüm mevsimlerin yaşanmasıyla ilgilidir. Geldiğimiz noktada bu olumsuzluklar, arıcılık sektörünü ve diğer canlı yaşamını tamamen olumuz etkileyecektir. Arıcık sektörüne Tarım Bakanlığı üzerinden bir takım destekler vardı. Geldiğimiz noktada bu destekler bu olumsuz gelişmeleri bertaraf etmemiz söz konusu değil. Özellikle Tarım Bakanlığı’nın iklim değişikliği üzerinde arıcılıkta sürdürülebilirlik noktasında farklı desteklerle öne çıkması lazım. Bu desteklerle öne çıktığı zaman en azından sektörün bu tür olumsuzlara karşın mukavemet gücü artar” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-isinma-arilari-da-uyutmadi-tehlike-kapida/feed/ 0