Toplam 753 kilometre uzunluğunda 495 tünelin hizmet verdiği Türkiye’de, 2003-2023 yıllarında 703 kilometre uzunluğunda 412 tünel yapıldı. Sadece geçtiğimiz yıl 42 bin 500 metre tünel yapıldı. İşte Türkiye’nin en uzun tünelleri.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre, Türkiye’de tünel yapım çalışmaları kapsamında 2003-2023 yılları arasında 703 kilometre uzunluğunda 412 adet tünel yapılarak yol ağımızdaki tünellerin sayısı 495’e, toplam uzunlukları 753 kilometreye ulaştı. 2023 yılında 42,5 kilometre uzunluğunda tünelin yapımı tamamlandı.
İşte Türkiye’nin en uzun karayolu tünelleri ve özellikleri
1 – Zigana Tüneli
Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan ve yüksek yoğunlukta trafik yükü taşıyan güzergahta inşa edilen Yeni Zigana Tüneli, 3 Mayıs 2023 tarihinde ulaşıma açıldı. 14,5 kilometre uzunluğunda çift tüpten oluşan Yeni Zigana Tüneli projesinin toplam uzunluğu bağlantı yolları ile birlikte 15,1 kilometreye ulaşıyor. Seyahat süresi otomobiller için 30 dakika, ağır tonajlı araçlar için 60 dakika kısaldı. Tünelin açılması ile kış şartlarında kesintiye uğrayan trafiğin kesintisiz ve konforlu akışı tesis edildi. Zigana Tüneli ve bağlantı yolarının yapımı, tasarımı ve kontrolünde yüzde yüz yerli ve milli kaynaklar kullanıldı ve proje Türk mühendisleri ve işçileri tarafından inşa edildi. Zigana Tüneli, sadece ülkemizin değil Avrupa’nın da en uzun tünelidir. Tünel ayrıca dünyanın 3’üncü en uzun çift tüp karayolu tünelidir. Tünel ile ayrıca mevcut yol 8 kilometre kısalmıştır.
2 – Ovit Tüneli
Ovit Tüneli, Rize’yi Erzurum’a bağlayan İkizdere-İspir Yolu’nun en önemli bölümünü oluşturan 2 bin 640 rakımlı Ovit Dağı geçişinde inşa edilerek 13 Haziran 2018 tarihinde hizmete girdi. Çift tüplü inşa edilen Ovit Tüneli 14 kilometrelik uzunluğu ile dünyada çift tüp olarak inşa edilen en uzun 3’üncü karayolu tünelidir. Ovit Tüneli, Rize – Erzurum arasındaki karayolunun İkizdere – İspir mevkinde bulunan Ovit Dağı Geçidi’nin tünel konforunda geçilmesini, kış mevsimi boyunca yoğun kar yağışı ve çığ düşmeleri nedeniyle 5 ay trafiğe kapalı olan Rize – İspir – Erzurum Yolu’nun yıl boyunca trafiğe açık kalmasını sağlandı. Tünel ile ayrıca mevcut yol 4 kilometre kısalmıştır.
3 – Levazım- Akatlar Tüneli
7 bin 720 metre uzunluğunda olacak tünel haya yapım aşamasında. Bittiğinde İstanbul trafiğini rahatlatacak.
4 – Vauk Tüneli
7 bin 480 metre uzunluğunda olacak olan Vaik Tüneli’nin yapımı hala devam ediyor. Tünel, Gümüşhane’yi Bayburt’a bağlayacak.
5 – Alacabel Tüneli
Konya-Antalya kara yolu üzerindeki, kış aylarında yaşanan olumsuzlukları bertaraf edecek Alacabel Tüneli’nin uzunluğu 7 bin 360 metre uzunluğunda olacak. Alacabel Tüneli’nde kazı ve destek imalatı tamamlandı, her iki tüpte de ışık göründü. Tünelin yakın zamanda bitirilmesi hedefleniyor.
6 – Kırık Tüneli
Kırık Tüneli, İspir-Erzurum kara yolunda yapımı devam eden Kırık Tüneli 7 bin 200 metre uzunluğunda olacak. Tünel tamamlandığında mevcut güzergahtaki yol 33 kilometre kısalacak. Hizmete alındığında Doğu Karadeniz’i Doğu Anadolu’ya bağlayacak ve transit taşımacılıkta önemli bir konuma sahip olacak tünel sayesinde, Gürbulak Sınır Kapısı’na kesintisiz ulaşım sağlanacak.
7 – Kop Dağı Tüneli
Erzurum’un Aşkale ilçesi ile Trabzon arasında bulunan akstaki mevcut yolu 32 kilometre kısaltacak yapımı hala devam eden Kop Dağı Tüneli’nin uzunluğu 6 bin 500 metre olacak.
8 – Eğribel Tüneli
Giresun’un iç kısımdaki Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk ilçeleri ile Sivas arasındaki güzergahta bulunan Eğribel Tüneli’nin uzunluğu 5 bin 905 metre. Tünel çift tüp olarak yapıldı. Tünelle yol 6,5 kilometre kısaldı. Güzergahta ayrıca 20 dakikalık zaman tasarrufu sağlandı.
9 – Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli
26 Aralık 2016 tarihinde hizmete sunulan Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli, 5 bin 488 ve 5 bin 480 metrelik çift tüpten oluşuyor. Ülke çapında hayata geçirilen en önemli tünel projelerinden Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli ile yol kotu 1850 metre rakımdan 1390 metreye indirilmiş. Tünelle kış aylarında sürücülerin korkulu rüyası olan Ilgaz Dağı geçişinde 12 ay boyunca yüksek standartlı ve güvenli bir ulaşımla seyahat imkanı sağlandı. Daha önce 34 dakika süren 17 kilometrelik Ilgaz Dağı Geçişi 5,6 kilometre kısalarak artık 8 dakikada geçiliyor. 2,5 saat süren Kastamonu-Çankırı arası 1,5 saatte kat edilebiliyor.
10 – Avrasya Tüneli
Avrasya Tüneli Asya ve Avrupa yakalarını, deniz tabanının altından geçen bir karayolu tüneli ile birbirine bağlıyor. Toplam tünel uzunluğu 5 bin 400 metre olan Avrasya’nın, Boğazın altında kalan kısmı 3 bin 340 metre. – İSTANBUL
]]>
Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayi hamlelerinden biri daha geçtiğimiz günlerde ilk testini tamamladı. Milli Muharip Uçak KAAN geçtiğimiz günlerde ilk test uçuşunu yaptı ve göklerle buluştu. Uçuşun ardından herkes MMU KAAN’ın boyutlarını sorguladı. Zira uçak bir F-35’e kıyasla oldukça büyük. Peki bu bir tasarım hatası mı yoksa olması gereken şey mi? İşte MMU KAAN tasarımı ve detayları…
MMU KAAN F-35’ten daha mı büyük? İşte MMU KAAN tasarımı!
Milli Muharip Uçak KAAN geçtiğimiz günlerde ilk uçuş testini tamamladı. Başarılı bir kalkış ve inişin ardından büyük beğeni toplayan uçak ilk kez tam anlamıyla tasarımını da göstermiş oldu. Gelen ilk tepkiler arasında “F-35’ten daha mı büyük?”, “Gereğinden daha büyük olmamış mı?” gibi ifadeler yer aldı. Peki bu iddialar ne kadar doğru?
Öncelikle “MMU KAAN mı daha büyük yoksa F-35 mi daha büyük?” sorusuna cevap vererek başlayalım. Evet MMU KAAN, F-35’ten daha büyük. Her iki uçağı da sizler için boyut olarak kıyasladığımız bir tablo hazırladık. İşte tablonun detayları:
Tablo üzerinde de görüldüğü üzere MMU KAAN, F-35A, B ve C uçaklarından yaklaşık 6 metre daha uzun ve kanat açıklığı olarak 1 ile 4 metre arasında daha büyük. Yükseklik bakımındansa yaklaşık 1.43 metre daha büyük diyebiliriz. Burada yapılan yorumlar “uçağın yanlış tasarlandığı” vb. yönünde. Konuyla ilgili olarak TUSAŞ tasarım ekibi uçağın tüm boyutlarının gerektiği ölçülerde olduğunu ve radar konusunda uçağın yeterli donanıma sahip olduğunu bildirmekte.
Milli Muharip Uçak KAAN uçtu! KAAN özellikleri (Video)
Peki F-35 mi daha iyi yoksa MMU KAAN mı? Bu sorunun cevabı olaraksa sizler için yine bir tablo hazırladık. İşte tablomuzun detayları:
Aviyonikler bakımından iki uçağın kıyaslandığı tablo:
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul’un hafızasında yer eden emektar banliyö tren hattının yenilendiğini, 8,3 kilometrelik Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın 26 Şubat Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla hizmete alınacağını bildirdi.
Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”ni tamamladıklarını belirtti.
Ulaşım ihtiyacının yanı sıra sosyokültürel, turizm, ekolojik, rekreasyon, spor, gezinti ve bisiklet gibi imkanları İstanbullularla buluşturacak projenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 26 Şubat’ta hizmete açılacağını bildiren Uraloğlu, tarihi, çevreyi, teknolojiyi ve sosyal yaşamı buluşturan önemli bir projeyi bitirmenin gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Uraloğlu, İstanbul’u, Avrupa’nın ve dünyanın en gelişmiş ulaşım altyapısına sahip şehirleri arasında zirveye taşımak için dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hayata geçirdiklerini belirtti.
İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donattıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Bu projemiz sadece bir raylı sistem işi değil, aynı zamanda yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesidir. İstanbul’da kentsel hareketliliği teşvik edecek, insanımızı aktif hareketliliğe, toplu taşıma ve diğer temiz, akıllı ulaşım çözümlerine yönlendirecek çalışmalara büyük önem veriyoruz.” ifadesini kullandı.
Bakanlık olarak öncülük edilen tüm proje ve yatırımların çevre hassasiyetiyle yapıldığına dikkati çeken Uraloğlu, “Bütünsel kalkınma esaslı vizyonumuz, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi AB’nin temel yaklaşımlarıyla da birçok ortak paydaya sahip. Kent içi raylı sistemlerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra karbon emisyonunu azaltıcı politikalar çerçevesinde yeni nesil yöntemlerle karbon emisyonunu azaltmayı hedefliyoruz. Bu konuda etkin, verimli ve çözüm odaklı bir mikro hareketlilik sistemi oluşturuyoruz.” bilgisini verdi.
“İstanbul’a şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırdık”
Bakan Uraloğlu, şehirlerde toplu taşımanın ve bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma projelerinin gelişmesine verdikleri öneme işaret ederek, Kazlıçeşme-Sirkeci Kentsel Ulaşım ve Rekreasyon Odaklı Dönüşüm Projesi’nin de bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.
Sirkeci ile Kazlıçeşme arasında atıl vaziyette duran 8,3 kilometrelik hattın gerekli iyileştirme ve değişimler yapılarak 8 istasyonla tekrardan kullanıma hazır hale getirildiğini bildiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“İstanbul’a şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırdık. Bu proje, bir raylı sistem projesi olmasıyla birlikte kapsamında yer alan 7 bin 300 metre bisiklet yolu, 7 bin 300 metre yaya yolu, 10 bin 120 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan, 3 yaya üst geçidi, 22 kara yolu ve yaya alt geçidi, Yedikule, Kocamustafapaşa, Yenikapı, Kumkapı olmak üzere 4 tescilli istasyonu, Sirkeci ve Cankurtaran olmak üzere 2 yenilenecek istasyonu ve Kazlıçeşme ile Cerrahpaşa’daki 2 istasyonu ile İstanbul halkına ulaşım ihtiyacının yanı sıra sosyokültürel, turizm, ekolojik, rekreasyon, spor, gezinti, bisiklet, scooter gibi imkanlarla da hibrit karakterde yeni nesil ulaşım projesi oldu. Ayrıca, Samatya ve Cerrahpaşa’da, sahil yolunu Samatya ve Cerrahpaşa hastanelerini bağlayan kavşak modernize edilerek alt geçit gabarisini de yükseltip yeniden inşa ettik.”
“215 bin metrekarelik alanın 122 bin 550 metrekaresi yaya kullanımı için planlandı”
Bakan Uraloğlu, 215 bin metrekarelik Sirkeci-Kazlıçeşme hattının çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini (yüzde 43) demir yolu ulaşımına, 122 bin 550 metrekaresini ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme, rekreasyon alanları olarak düzenlendikleri bilgisini vererek, “122 bin 550 metrekare alanı vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açılmak suretiyle şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırmış olduk.” ifadesini kullandı.
Projeyle sadece demir yolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayan insanların yaşam konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, proje kapsamında raylı sistem, yaya ve mikro mobilite araçları, sosyal aktivite alanları oluşturarak, yıllardır kronikleşmiş trafik ve güvenlik sorunlarına neden olan yaya ve kara yolu alt geçitlerini de rehabilite ettiklerini bildirdi.
“Sirkeci-Kazlıçeşme Hattı’nda tek yönlü sefer süresi 20 dakika olacak”
İstanbulluların hayatına kalıcı olarak dokunan büyük bir eseri daha tamamladıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Sirkeci liman bölgesindeki yeni demir yolu hattı sayesinde Sirkeci ve Haydarpaşa limanları arasında ulaşım ve koordinasyon sağlanacak. Projede tüm altyapı imalatlarını tamamladık. Tescilli istasyonlarda restorasyon işlerini bitirdik. Yeni yapılan Cerrahpaşa ve Kazlıçeşme istasyonlarında imalatları tamamladık. Yenilenen Sirkeci, Cankurtaran istasyonları da tamamlandı. Yine toplamda 26 sanat yapısındaki çalışmalar bitirildi. Sinyalizasyon ve elektrifikasyon imalatları ve bisiklet-yürüme yolu imalatı ve peyzaj işleri tamamlandı. Sirkeci-Kazlıçeşme Hattı tek yönlü sefer süresi 20 dakika olacak.”
Uraloğlu, projeyle 2053 yılına kadar ekonomik kazancın 785 milyon avro olacağını, Türkiye’nin dört bir köşesinde olduğu gibi dünyanın en önemli metropollerinden olan İstanbul’da da hizmet ve eser fırtınası estirmeye devam edeceklerini vurguladı.
]]>
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü akademisyenlerince, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasındaki toprak kaymasıyla ilgili hazırlanan ön inceleme raporunda, yaklaşık 112 metrelik yığın yüksekliğine sahip alanda 20 milyon 160 bin metreküplük bir kütlenin kaydığının değerlendirildiği belirtildi.
Üniversite tarafından paylaşılan raporda, Erzincan’daki altın madeni ocağında yaşanan durum incelendiğinde, olayın yığın liçi yapılan bölgedeki şevin (eğimli yüzey) kaymasıyla gerçekleştiğinin anlaşıldığı belirtilerek, “İliç’teki yığın liçi sahası, 2021 yılı Google Earth uydu bilgilerine göre, her biri 8 metre yüksekliğe sahip 31 basamaktan oluşmakta olup, genel şev eğimi 2,5Y: 1D şeklindedir. Sahada yığın liçi için oluşturulmuş olan şevin, şev kaymasına sebep olan kısmının ise yine aynı verilere göre 8 metre yüksekliğindeki 14 basamaktan oluştuğu anlaşılmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
???????Raporda, şunlar kaydedildi:
“2021 yılı uydu görüntüleri dikkate alınarak yapılan ilk incelemelere göre, ocak içerisinde 14 adet basamaktan oluşan bir liç yığınının olduğu ve basamak yüksekliğinin 8 metre olduğu düşünüldüğünde, yaklaşık 112 metrelik bir yığın yüksekliğine ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu da akmanın gerçekleştiği alanda çıkarılan ve liç işlemine tabi tutulan malzemenin yaklaşık 177 bin metrekarelik bir alanı etkilediği ve yaklaşık 20 milyon 160 bin metreküp hacimlik bir kütlenin kayarak ve akarak yaşanan sorunun meydana geldiğini göstermektedir. Kayma ve akma yaşanan bölge, yakında bulunan Fırat Nehri ve üzerinde bulunan HES barajına yakın olup, kayma sonrası akma da bu yöne doğru gerçekleşmiştir. Sahanın bulunduğu bölgede irili ufaklı fayların olduğu da anlaşılmaktadır.”
Bir mühendislik girişimi sonucu insan eliyle oluşturulan herhangi bir pasa (madenlerin arasında çıkan taş, toprak vb. yabancı nesneler) atık sahası, döküm sahası veya yığın liçi sahalarında oluşacak şev yenilmelerinin nedensiz ve habersiz olarak gelmeyeceğinin bilindiği aktarılan raporda, üstelik bu yığma materyaller kohezyonsuz, gevşek ve suya doymuş zayıf yapıda ise bu şev kütlesinin yenilme mekanizması, zaman deformasyon ilişkisi, topoğrafik değişmeler, şev geometrisi, yağış miktarları gibi birincil faktörlerin birlikte sorgulanarak önemle ve dikkatle izlenip değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Raporda, “Olası bir sabit hızlı deformasyon başlangıcında, zaman geçirmeksizin oluşan çekme çatlaklarının kapatılarak su girişinin önlenmesi, yüzey drenajı için kanalların oluşturulması, genel şev açısına uygun basamaklar oluşturulması, yığın şevlerinin üzerinde ve etrafında tepecik ve çukurların oluşumlarının engellenmesi gibi önlemler, bu tür riskli yığın ve atık şevlerinde ivedilikle alınması gereken önlemlerdir.” ifadelerine yer verildi.
Bütün kritik güvenlik katsayısı sınırlarında çalışılan işlerde olduğu gibi madencilik çalışmalarında da sürekli gözlem ve denetim ölçümlerinin yapılmasının zorunluluk olduğu belirtilen raporda, bu büyüklükteki bir yığının stabil olarak kalabilmesi için de maden mühendisliği disiplinine sıkı sıkıya bağlı kalınmasının, çevre koşullarının da dikkate alınarak konunun uzmanı kişilerce düzenli olarak takip edilmesinin önemi vurgulandı.
Raporda, bahsi geçen sahada, kazı yöntemleri ile üretilen malzemenin kırma eleme tesisinde boyutlandırılarak yığın haline getirildiği ve içerisindeki altın cevherini elde etmek amacıyla siyanür kullanılarak yığın liçi işlemi ile altın kazanımı gerçekleştirildiği aktarıldı.
Liç işleminin, “çözücü özelliği olan sıvı kimyasalların kullanılarak kıymetli metallerin kazanıldığı hidrometalurjik bir işlem” olarak tanımlandığı raporda, bu işlemin cevher hazırlama disiplininde yer alan boyut küçültme süreçleri sonrasında artırılan malzeme yüzeyinin kıymetli minerali kazanmak için bir çözücüyle muamele ettirilmesi prensibine dayandırıldığı kaydedildi.
]]>