Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.
Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA
]]>
28 Şubat darbesinin ardından mağdur olan sağlık personellerinden olan Şerife Kaya, “Yetkililer ‘çocuklar istediğiniz yerde istediğiniz imkanlarla istediğiniz şartlarda ve istediğiniz konumda çalışacaksınız, yeter ki başınıza açın’ diye bize açık çek verdi” dedi.
Türk siyasi tarihinde 28 Şubat 1997’de “Post modern darbe” olarak gerçekleşen darbede mağdur olan Şerife Kaya, darbenin 27’inci yıl dönümünde yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na anlattı. O dönemde sağlık personeli olarak çalışırken mobbing uygulanan ve işi elinden alınan Kaya, yaşadıkları mağduriyetlerin yıllar sonra telafi edilmeye başlandığını belirtti.
Aynı zamanda 28 Şubat Gönülleri Platformu Başkanı olan Şerife Kaya, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde çalışan ve içlerinde kendisinin de bulunduğu 10 sağlık personeline, başörtülü çalışmaları sebebiyle soruşturma açılmasıyla birlikte mağdur olduğunu dile getirdi. Kaya, 11 yıllık devlet memuru olarak görev yaptığı esnada işten uzaklaştırıldığını söyleyerek, “28 Şubat döneminde ben sağlık alanında yetiştirilmiş ve memuriyetinin 11’inci yılında, en verimli dönemimdeyken başörtülü çalışmaya devam ettiğim için işten uzaklaştırıldım. Daha sonra sürgün gibi bir takım sıkıntılarımız oldu, aylıktan kesme gibi cezaları da aldım. Ayrıca 1988’in Haziran ayında Orman Fakültesine bir sürgün yapıldı” diye konuştu.
“Bize ‘başınızı açarsanız istediğiniz yerde çalışacaksınız’ dediler”
Kaya, 28 Şubat döneminde bir ikna odaları varlığından da söz ederek, “Aslında 28 Şubat döneminde Nur Sertel’in üniversite kazanan öğrenciler için oluşturulan özel bir mekanı vardı, ikna odaları diye. Ama aslında bulunduğunuz her yer bir ikna odasına dönüşebiliyordu. Orman fakültesinin o dönemdeki Dekanı bize şöyle bir ikna yoluna gitti, ‘çocuklar istediğiniz yerde istediğiniz imkanlarla istediğiniz şartlarda ve istediğiniz konumda çalışacaksınız, yeter ki başınıza açın’ diye bize böyle açık çek verdi. Bu okulların açılmasıyla birlikte bu defa Gökçeada’da Su Ürünleri Fakültesinin bir birimi vardı. Biz oraya sürüldük. Ondan sonra da yaklaşık 2 ay sonunda da ihraç kararımız geldi” ifadelerini kullandı.
“1 lira bulamadığım için dışarı çıkamadığım zamanlar oldu”
Kaya, yaşanan mağduriyetlerin sonucunda uzun yıllar işsiz ve parasız kaldıklarını söyleyerek, “13 yıl sürdü devlet memuriyetim. 13 yıl boyunca ayakları üzerinde duran eve ekmek parası götüren bir şahısken, birdenbire parasız pulsuz kaldım. O dönemler 1 milyon liraydı bir abonman bileti, bugünün parasıyla bir lirayı bulamadığım için dışarıya çıkamadığım çok zaman oldu. 8 yıl doğru düzgün işim olmadı. Çok farklı sektörlerde çalışmak zorunda kaldım.
“Rahşan Affı’ndan yararlanamadık”
Yaşanan mağduriyetlerin ardından haklarını savunmak için mahkemeye başvurup davalar açtıklarını da sözlerine ekleyen Kaya, “2000 yılında bir Rahşan affı çıkmıştı. Rahşan affından o dönem içerisinde terörle iltisaklı onlar tecavüzcüler, katiller herkes yararlandı. Fakat biz o genel aftan bizde yararlanıp kendi görev kurumumuza geri dönmek için başvuruda bulunduğumuzda, kurumumuz ‘siz af kapsamında değilsiniz’ dedi. Biz de Danıştay’a dava açtık. Danıştay tabi ki af kapsamında değildir demedi sonuçta devletin bir kurumuyuz, çelişecek. Ama başka bir hukuku ayaklar altına alan bir karar imza attı, ‘siz ah kapsamındasınız fakat idare takdir yetkisini kullanmıştır’ dedi” açıklamasında bulundu.
Kaya, bağlı oldukları idarenin takdir yetkisini 14 yıl sonra kullandığını söyleyerek, 2012 yılının aralık ayında işine yeniden kavuştuğunu dile getirdi. – ANKARA
]]>
Gaziantep’te kuyumculuk yapan iki kardeş, 30’dan fazla vatandaşı ve yakın arkadaşlarını yaklaşık 150 milyon TL dolandırarak kaçmak isterken yakalandı. Kardeşler tutuklanırken iş yeri önünde toplanan mağdurlar ise kayıp paralarının bulunmasını istedi.
Olay, geçtiğimiz ay Şehitkamil ilçesi Karşıyaka Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, mahallede 19 yıldır kuyumculuk yapan Mustafa Taner Ş. ve Halil İbrahim Ş. isimli iki kardeş, 2024 Ocak ayının başında iş yaptıkları 30 kişiyi arayarak ellerindeki altınları yatırım için getirmelerini ve bunun karşılığında da kısa sürede karla fazla altın vereceklerini söyledi. Vatandaşların altınları getirmesinin ardından kuyumcu kardeşler ortadan kayboldu.
Kaçmak üzereyken yakalandılar
Kardeşlere uzun süre ulaşamayan vatandaşlar dolandırıldıklarını fark ederek şikayetçi oldu. Olayla ilgili çalışma yapan polis ekipleri, dolandırıcılık olayıyla ilgili 2 kardeşi yurt dışına kaçmak üzereyken yakalayarak gözaltına aldı. Tamamlanan yasal işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen 2 kardeş tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Mağdurlar kayıp para ve altınlarının bulunmasını istiyor
Kuyumculuk yapan iki kardeşe kendilerinden çok güvendiklerini söyleyen mağdur vatandaşlar ise dolandırıldıkları için üzgün ve şokta olduklarını ifade ederek paralarının geri almak için yardım istedi. Kuyumcu kardeşlerin iş yeri önünde toplanan mağdurlar, kayıp para ve altınlarının bulunmasını istiyor.
“Bu kuyumcular benim 15 yıldır arkadaşım”
30’dan fazla mağdurdan biri olduğunu söyleyen Mehmet Alkan, “Bu kuyumcular benim 15 yıldır arkadaşım. Devamlı alışveriş yaptığımız bir yer. Güvendiğimiz bir insandı. 1 yıldır onunla iş yapıyorum. Son olarak Ocak 2024’te benden para istedi. ‘Nakit paranı getir bende sana daha fazla para kazandırayım’ dedi. Ben de getirip 50 tam altın parası verdim. 16 Ocak’ta benim paramı tekrar yatırdı. 2 gün sonra tekrar aradı ve dedi ki, ‘para hala duruyorsa getir sana 26 Ocak’ta 3 tane fazla altın vereyim’. Ben de tekrar verdim. Yaklaşık 3 haftadır iş yeri kapalı. Aradığımızda bize babasının rahatsız olduğunu ve İstanbul’da olduğunu söyledi. Fakat öyle bir şey yokmuş bizi dolandırıp kaçmış. 30 kişiden fazla vatandaş toplam 150 milyon TL dolandırıldı. Benim kaybım 750 bin TL. Ben polise şikayette bulundum” dedi.
“Bana baba derlerdi, 2 kilograma yakın altınımı dolandırdılar”
20 yıldan fazladır tanıdığı kuyumcuları oğlu gibi sevdiğini belirten bir diğer mağdur Mehmet Kaplan ise “Ben 20 yıldır bu insanlarla tanışıyorum. 4 yıldır beraber iş yapıyoruz. Evladım gibilerdi. Her zaman verdikleri sözde dururlardı. Bana kredi çek dediler. Bende kredi kartlarımı verdim onları kullandılar. En son bir şeylerin ters gittiğini anladığımda onlara benim kredi borçlarımı ödeyin ben hükümetle uğraştırmayın dedim. Ama hiçbir şeyi ödemeden kaçıp gittiler. Benim 2 kilograma yakın altınımı dolandırdılar. Yetkililerden hakkımızın onlardan alınıp bize tekrar verilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bu para onun için harçlık olabilir ama fakirin serveti”
Dolandırıcı kuyumcunun ailesine seslenen mağdur Gülseren Kaplıca, “Oğlumun sadece 35 tane altını vardı. Kardeşimin de 14 altını vardı. Bu kuyumcu dedi ki, ‘o altınları bana verin, biz size daha fazla para kazandıralım, 1 ay içerisinde size tüm paranızı veririm’ diye söyledi. Ama paralarımızı aldı ve kayıplara karıştı. Çevreden duyduğumuza göre bu sadece bizi değil 30’dan fazla kişiyi dolandırmış. Bu para onun için harçlık olabilir ama fakirin serveti. Bunu ailesi duysun ve vicdanlarının sesini dinleyip parayı geri getirsin” şeklinde konuştu.
“Kendimden şüphe ederdim o insandan şüphe etmezdim”
Kendinden şüphe edeceğini fakat dolandırıcı kuyumculardan şüphe etmeyeceğini söyleyen mağdur Vakkas Aksoy, “Bu kuyumcu kardeşimizi ben 15 yıldır tanıyorum. Uzun zamandır alışveriş yaptığım bir yer. Neden buraya getirip mallarımızı verdik. Piyasadan daha uygun sayıyordu. Buranın en az 19 yıllık esnafı. Kardeşiyle beraber yapıyorlar bu işi. Biz de inandık güvendik. Çok efendi, çok dürüst bir tavırları vardı. Kendimden şüphe ederdim o insandan şüphe etmezdim. Çıksın ve bizim mağduriyetimizi karşılasın. Onun içeride tutuklu kalması bizim hiçbir işimize yaramaz. Biz sadece kayıplarımızı geri istiyoruz. Benim mağduriyetim toplam 670 gram altın” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>
HABER-KAMERA: HAKAN KAYA
TOKİ konutlarının 5 senedir teslim edilememesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olan vatandaşların AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde açıklama yapmasına polis izin vermedi. Yaşanan tartışmaların ardından TOKİ mağdurları Maltepe Meydanı’nda açıklama yaptı. Üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak meydana koyan TOKİ mağdurları TOKİ için gıyabi cenaze namazı kıldı.
İstanbul’da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) 2019 yılında başlattığı “100 bin alt gelir grubu sosyal konut projesi” kapsamında hak sahibi olan, ancak konutlarının 5 yıldır teslim edilmemesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olduklarını söyleyen TOKİ mağdurları tepkilerini dile getirmek için AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi.
POLİSLERLE MAĞDURLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
AKP binası önünde toplanan TOKİ mağdurlarına polisler engel oldu, açıklamanın Maltepe Meydanı’nda yapılmasını istedi. Bunun üzerine TOKİ mağdurlarıyla, polisler arasında tartışma çıktı.
“O ZAMAN BU İNSANLARI KELEPÇELEYİN GÖTÜRÜN”
Polise tepki gösteren mağdurlar, “Bu kadar polise ne gerek var. Biz sadece bize verilen hakları istiyoruz. Buradaki insanlar ve vurur, ne döker, hepsi aklı başında insanlar. Sayın müdürüm o zaman bu insanları kelepçeleyin götürün. Biz burada ne yapıyoruz yani” tepki gösterdi.
“HAKKIMIZ NEYSE BİZ ONU ARAMAYA GELDİK”
Başka bir mağdur da tepkisini “Biz mağdur hak sahipleri olarak her hafta farklı farklı yerlerde toplanıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın, Murat Kurum’un, TOKİ’nin vermiş olduğu sözler, vaatler ifşa edildiği takdirde eylem hakkımız doğmuştur. Biz burada sesimizi duyurmaya geldik. Bize verilen sözlerin, vaatlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Biz hibe istemiyoruz, sadaka istemiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Bu kadar insan burada toplandıysa, hakkımız neyse biz onu aramaya geldik. Burada emniyet güçleri bize engel oluyor” sözleriyle dile getirdi.
TOKİ mağdurları daha sonra açıklama yapmak için 600 metre ilerideki Maltepe Meydanı’na doğru yürüyüş yaptı.
TOKİ TABUTU TAŞIYIP GIYABİ CENAZE NAMAZI KILDILAR
Sık sık “Mağdurlar burada, Murat Kurum nerede”, “Sabit taksit hakkımız söke söke alırız” sloganları atan TOKİ mağdurları, üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak Maltepe Meydanı’na koydu. Mağdurlar daha sonra TOKİ işletmesi için gıyabi cenaze namazı kıldı.
TOKİ mağdurları adına konuşan Fırat Balta, “Geleneksel eylemimize hoş geldiniz. Geleneksel diyorum, haftalardır buradayız sahadayız hakkımızı arıyoruz. 2019 yılında kavuştuğumuz dediğimiz TOKİ’yi maalesef aslında kaybetmişiz. 5 yıldır arıyoruz, 5 yıldır bulunamayan bir kişi artık ölmüş sayılır kanun önünde. Varisleri Sayın Cumhurbaşkanı ve Murat Kurum’a da sorduk onlar da ulaşamadılar. Biz de artık merhumun gıyabi cenaze namazını tertip ettik. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur. 2019 yılından beri 5 senedir beklediğimiz TOKİ evlerine ulaşamamanın zorluğuyla yine buradayız. Merhum gitmeden sizden bir helallik alacağız” dedi.
HELALLİK İSTEDİ
Fırat Balta, mağdurlara “1990 yılında doğan 2019 yılında kaybettiğimiz TOKİ işletmesini nasıl bilirdiniz. Hakkınızı helal ediyor musunuz” diye sordu. Mağdurlar ise hep birlikte “haram olsun” dedi. Açıklamanın ardından TOKİ mağdurları eylemi sonlandırdı.
]]>
Boşanma davası süren Benan Saraç’tan olan 13 yaşındaki oğluna cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen ve soruşturma aşamasında çocuk ve annesinin geri aldığı “istismar” iddialarına yönelik ünlü diyetisyen ve beslenme uzmanı Ender Saraç 22,5 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Yaklaşık 4 aydır çocuklarının göremediğini, çok özlediğini söyleyen Ender Saraç gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç savunmasında, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>
Rize’nin Derepazarı ilçesinde mahalleye giden 2 ayrı yolda da doğalgaz çalışması olunca mahalle sakinleri mağdur oldu ve belediyeye tepki gösterdi.
İlçeye bağlı Eriklimanı Mahallesinde belediye tarafından hizmet getirme amaçlı doğalgaz çalışması başlatıldı. Başlatılan çalışmayla mahalleye giden bir yol kapandı. Mahalle sakinleri ise alternatif yolu kullanmak zorunda kaldı. Bu kez çalışma yapılan tamamlanmadan alternatif yolda da doğalgaz çalışmaları başlatılınca mahalle sakinleri evlerine yürüyerek gitmek zorunda kaldı. Evlerinde hasta olan vatandaşlar acil durumlarda yoldan arabaların geçmesinde sıkıntı yaşamaya başladı. Bu durumun üzerine mahalle sakinleri de olaya tepki gösterdi. Derepazarı Belediyesi’ne tepki gösteren mahalle sakinleri bitmek bilmeyen çalışmaların bir an evvel tamamlanarak trafiğe açılmasını bekliyor.
“Hastamızı doğru düzgün götürüp getiremiyoruz”
Yolların kötü durumda olmasından ötürü mağdur olduklarını söyleyen Abdullah Demir “Biz mağduruz, yollarda sıkıntı çekiyoruz, yağmur yağdığı zaman çocuklar okula gidemiyor. Yolumuz kapandı. Hastamız var, hastamızı doğru düzgün götürüp getiremiyoruz. Benim annem hasta ve annemi, yeğenimin evine gönderdim. Ne olur ne olmaz oradan gidip gelmesi kolay olur diye. Burada yatalak hastamız var ve ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi.
“Bir tarafı düzeltmeden öbür tarafa geçmişler”
Mevcut yoldaki çalışma bitmeden yeni yolda çalışma başlatıldığını altını çizen Demir “İki taraftan yol kapatılmış. Bir tarafı düzeltmeden öbür tarafa geçmişler. En azından bir tarafı bitirip öbür tarafa başlasaydı ki kimse mağdur olmasaydı. İki tane yol var ikisi de iki taraftan kapanmış, iki tarafta da çalışma var. Burada şimdi yarım yamalak beton döktüler. Ambulans şoförü geliyor üstten zorla ve bir daha buraya gelmem diyor. Yatalak hastamız var ve eşi burayı kazmayın dedi. Yağmurlu havada hastamız rahatsızlandı. Ambulans geldi oradan aşağıya inemedi, zorlandı. Hep sıkıntı yaşıyoruz. Hemen hemen yedinci aydan beri buralar böyle” ifadelerini kullandı.
“Karmaşık işler yapmanın manası yok”
Doğalgazın getirilmesinin mahalle için büyük bir hizmet olduğunu da hatırlatan Demir kendilerini iki yolda da peş peşe yapılan çalışmaların mağdur ettiğini sözlerine ekleyerek “Tamam hizmet güzel ama en azından bir yeri bitir öyle diğer tarafa başla. Burayı kazıp, orayı kazıp, buradan girip, oradan çıkmak. Karmaşık işler yapmanın manası yok. İnsanları mağdur etmeye gerek yok. Hizmet veriyorlar hizmete lafımız yok. Eve erzak alacaksın caminin oradan 500 metre sırtında taşıyacaksın, odun yapıyorsun getireceksin eve yolu yarmışlar. Odunu dizdim yola, beş gün sonra iş makinasıyla beraber eve götürdüm. Hep bize eziyet. Gerekenin yapılmasını istiyorum” şeklinde konuştu.
“Vatandaş bir yerden hastasını götürecek”
Bir yolun çalışmasının bitirilmeden diğerine başlandığını ve mağduriyetin buradan doğduğunu ifade eden Nihal Çakır, “Bizim iki tane yolumuz var. Yukarıdan gelen yol ve aşağıdan gelen yol. Aşağıdan gelen yolu yapıyorsan yukarıdan gelen yola dokunmayacaksın. Buradaki hizmeti bitireceksin, öyle yukarıdaki yola geçeceksin. Vatandaş nitekim bir yerden hastasını götürecek. Ben evime erzak alıyorum ve caminin oradan yürüyerek evime geliyorum. Aşağı yolu yaparken yukarı yolu bırakmış olsaydı ben evimin önünde inecektim arabayla. Haliyle bu yolu yapınca o yolu da yapmaya başladı” dedi.
“Yapılan hizmete karşı değiliz ama hizmeti doğru düzgün yapmak gerek”
Hizmetin yapıldığını ama doğru bir şekilde yapılmadığını sözlerine ekleyen Çakır “Hizmet yapılıyor ama hizmeti doğru bir şekilde yönlendiremiyorlar. Ben altı aydır evime araba ile gidemiyorum. Zamanında bu bölgeye çekiyordum arabayı. Şimdide caminin oraya çekiyorum. Arabayla evime geldiğim yok. Bir çay fabrikasının arabası buraya devrildi. Çay zamanı da bu yol böyleydi. Şimdi hala böyle. Diyeceksiniz ki evine doğalgaz gelecek bu bir hizmet. Yapılan hizmete karşı değiliz ama hizmeti doğru düzgün yapmak gerek. Bu yolu yapıyorsan yukarısı açık kalsın, yukarı yolu yapıyorsan bu yol açık kalsın. İleride yatalak hastamız var. Her gün ambulans ile gidip geliyor. Burası kapalı, orası kapalı. Ben geçen gün evime dozerin kepçesi ile gittim” dedi. – RİZE
]]>