Kabine toplantısı sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattım. Emeklilerin kafasını karıştırmak için vadettikleri rakam, ülkenin tüm yatırımları durdurulsa bile ödenmez. Sözü edilen artışları, ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak, kamu görevlilerine maaş vermesek bile karşılayamıyoruz” dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarında “En düşük emekli maaşı asgari ücret olmalı, bu sınırın altında hiçbir maaş kalmamalı.” demişti.
KABİNE TOPLANTISI SONRASI AÇIKLAMALARDA BULUNDU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. Türkiye’nin bugünüyle birlikte geleceğini de şekillendirecek tarihi bir ekonomik dönüşümden geçtiğini belirten Erdoğan, “Açıklanan her veri, ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. Geçtiğimiz yıl maruz kaldığımız ‘Asrın Felaketi’ 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdü. Dünya ortalamasının 1,5 katına tekabül eden bu büyüme oranı, yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen ekonomimizin direncini ve dinamizmini ispatlıyor.” diye konuştu.
Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanmasının ayrıca önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Milli gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması, fevkalade sevindirici bir gelişmedir.” dedi.

Erdoğan, satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye’nin, kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edeceğini aktardı.
“DAHA ÖNCE ÜLKEMİZİ NASIL ENFLASYONDAN KURTARDIYSAK, BU DEFA DA YAPACAĞIZ”
AK Parti iktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlandığını belirten Erdoğan, “İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran, 2023 yılının aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti.” diye konuştu.

Enflasyonla mücadelede henüz istenen yere gelinmediğini belirten Erdoğan, “Ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz.” dedi.
Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesinin, bu mücadeleye olan inancın işareti olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Aynı şekilde cari açıktaki düşüş de sürüyor. Bu yılın ilk 2 ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık.” bilgisini verdi.
“HEDEFİMİZ 60 MİLYAR DOLAR”
Yenilenebilir enerji yatırımları ve yüksek teknolojiye dayalı üretimlerin artmasıyla cari açığın gerileyeceğini kaydeden Erdoğan, küresel enerji noktasında fiyatlardaki gerilemenin de bu mücadeleye destek olduğunu söyledi.
Turizm gelirlerinin her yıl rekor kırdığına işaret eden Erdoğan, “Geçtiğimiz yılı 54,5 milyar dolarla kapattığımız turizmde, bu yılki hedefimiz 60 milyar dolardır. Tabii tüm bu programları uygularken hep yaptığımız gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI 66 LİRADAN 10 BİN LİRAYA YÜKSELTTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin risk priminin düşmesi, borçlanma maliyetlerimizin azalması, yatırımcıların ilgisinin artması, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesi, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olmamız, ekonomi programımızın doğru yolda ilerlediğini gösteriyor.” diye konuştu.
Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek isterim. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken, en olumlu gelişmeleri çalışanlarımızın, emeklilerimizin, dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla gerçekleştirdik. En düşük emekli maaşını 66 liradan 10 bin liraya, nereden, nereye. Asgari ücreti 184 liradan 17 bin liraya, engelli maaşını 25 liradan yaklaşık 4 bin liraya çıkarmış, her alanda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş bir hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız.”

“MUHALEFET, EMEKLİLERİN KAFASINI KARIŞTIRIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattım. Emeklilerin kafasını karıştırmak için vadettikleri rakam, ülkenin tüm yatırımları durdurulsa bile ödenmez. Sözü edilen artışları, ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak, kamu görevlilerine maaş vermesek bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak, devletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız.
Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum. Rabb’im birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum.”
Erdoğan, toplantının ve alınan kararların hayırlara vesile olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.
ÖZGÜR ÖZEL, “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRET OLMALI” DEMİŞTİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarda “En düşük emekli maaşı asgari ücret olmalı, bu sınırın altında hiçbir maaş kalmamalı.” demişti.
]]>
GAYE ŞEYMA CAN
Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek taleplerini sıraladı. Açıklamayı yapan sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle, “Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır” dedi.
Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan Sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle taleplerini sıraladı. Lüle’nin okuduğu açıklama ve talepler şöyle:
“YOKSULLUĞUN TEK SEBEBİ EMEKLİLERİ OY DEPOSU OLARAK GÖREN AKP İKTİDARIDIR”
“Ülkemizde 16 milyon emeklinin kaderi sadece bir kişinin iki dudağı arasındadır. Oysa ki olması gereken emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarının emekli örgütleriyle yani emekli sendikalarıyla toplu sözleşmelerle belirlenmesidir. Resmi verilere göre 4 kişilik bir ailenin milli gelirden hanesine giren pay 2024 yılı itibarı ile aylık 135 bin TL iken son açıklanan açlık sınırı 18 bin 973 TL. Emeklinin yaşamını idame ettirmesi için verilen emekli maaşı hazine yardımı ile birlikte sadaka gibi bir zamla 10 bin TL’ dir. Değerli emekli dostlar bizlere layık görülen hazine yardımı ile birlikte
10 bin TL maaş emekliye maaş değil ölüm ücretidir. Değerli emekli dostları bizler AKP’den önce orta derecede bir yaşam standardına sahipken bugün emekliler olarak ülkenin dilencileri durumuna getirildi. Emekliler eskiden yaşam koşulu olarak asgari ücretlilerin çok üzerinde maaş alırken AKP döneminde emeklilerin eline geçen ücret asgari ücretin yarısı oranına düşürülmüştür. Bu da gösteriyor ki 16 milyon emeklinin açlığının ve yoksulluğunun sebebi olanların emekliye vereceği boş vaatlerden başka bir şeyi kalmamıştır. Emeklileri açlığa ve sefalete teslim eden sonrada bizim aklımızla alay ederek ‘Emeklilere en iyi maaşı biz verdik’ diyerek 16 milyon emekliden oy isteyen AKP’nin ve Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın oy deposu olmayacağız. 16 milyon emekli adına Erdoğan’a hatırlatıyoruz. Sizin başında olduğunuz AKP iktidarından önce en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 40 fazlasıydı sizin iktidarınızdan önce en düşük emekli aylığı ile 13 adet çeyrek altın alınırken sizin döneminizde 3 adet çeyrek bile alınamıyor. Sizden önce emekli tazminatımızla bir ev alabilirken bugün kiralık bir ev tutmaya bile gücümüz yetmiyor. Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır.”
“KRİZİ BİZ YARATMADIK, FATURASINI BİZ ÖDEMEYECEĞİZ”
Emeklilerin talepleri şöyle:
-En düşük emekli aylığının taban ücretinin (kök maaşının) 17 bin 2 TL’ye yükseltilmesi. Cumhurbaşkanı bütçesine yapılan yüzde 85’lik artışın aynı oranda ayrımsız bütün emeklilere yapılması,
-Sağlıkta katkı payının kaldırılması,
-İki bayram verilen ikramiyenin asgari ücret oranına yükseltilmesi
-Emekli sendikaları ile görüşülerek emekli ücretlerinin toplu sözleşmeyle belirlenmesi,
-Eğer bu ülkede ekonomik kriz varsa bunun sebebi biz emekliler değiliz. Tasarrufa önce cumhurbaşkanlığı bütçesi, milletvekili maaşları, kamu harcamaları, yandaşlara getirilen vergi afları, köprülere, hastanelere, havaalanlarına verilen garantilerden ve en az 3-5 maaş alanların maaşlarının kesilmesinden tasarrufa başlanmalı.
Sonuç olarak bireysel zenginleşen seçtiklerimizin toplumsal yoksullaşan emeklileri olmayacağız. İktidarın yanlış politikalarının bedelini biz emekliler ödemeyeceğiz. Krizi biz yaratmadık, faturasını biz ödemeyeceğiz”
]]>Küresel ekonomik krizin etkileri Türkiye'de de yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı Erotik Shop gibi büyük sıkıntılara neden olurken, yaşanan sorunlar 31 Mart yerel seçimlerine de yansıdı.
İktidar kanadı ekonomik sıkıntıları gidermek adına art arda hamleler yaparken, Ankara kulislerine düşen son iddia da büyük ses getirdi.
Ekonomi yönetiminin haziran sonuna kadar zam yapmaması durumunda Kadıköy erotik Shop asgari ücretin reel alım gücünün 13 bin 558 liraya kadar düşeceğine işaret eden kaynaklar, asgari ücretin temmuz ayında yapılacak ara zamla birlikte en az 21 bin 320 lira seviyesine çıkarılacağını öne sürüyor.
2024 net asgari ücret 49 artışla 17.002 lira olmuştu. Böylece 2024 yılında asgari ücretin işverene maliyeti 7.741 lira artarak 23.502 lira oldu. Buna göre, brüt 20 bin 2 lira 50 kuruş olan asgari ücretin, 17 bin 2 lira 12 kuruşunu net asgari ücret, 2 bin 800 lira 35 kuruşunu SGK primi ve 200 lira 3 kuruşunu işsizlik sigortası primi oluşturdu. Brüt 20 bin 2 lira 50 kuruş olan asgari ücrete, 3 bin 100 lira 39 kuruş SGK primi (işveren payı) ile 400 lira 5 kuruş Seks shop işveren işsizlik sigorta primi kalemleri de eklenince yeni asgari ücretin bir işçi için işverene aylık maliyeti 23 bin 502 lira 94 kuruş oldu.
]]>
HABER-KAMERA: HAKAN KAYA
Emekli örgütleri, yaşadıkları sorunları ve taleplerini duyurmak amacıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda açıklama yaptı. Ortak basın açıklamasını okuyan EYT ve Emekliler Federasyonu Başkanı Arzu Lastikçi, “Hükumet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir. Yıllarca çalışan, vergi ve sigorta primi ödeyen emekliler sadaka değil, emeğinin ve alın terinin karşılığını istiyor! İnsanca yaşamak emeklilerin hakkı değil mi? Artık yeter! Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu ve müteahhit için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın” dedi.
İstanbul Emekliler ve EYT’liler Birliği, EYT ve Emekliler Federasyonu, DİSK Emekli-Sen Taban İnisiyatifi, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Özel Banka ve Sandık Emeklileri ve Tüm Emekliler Birleşim Platformu üyeleri yaşadıkları sorunları ve taleplerini duyurmak amacıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi.
“İnsanca yaşamak istiyoruz” yazılı pankart açan emekliler, “Mezarda emeklilik istemiyoruz”, AKP’den hesabı emekliler soracak” sloganları attı.
“EMEKLİLER AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM EDİLDİ”
Ortak basın açıklamasını okuyan EYT ve Emekliler Federasyonu Başkanı Arzu Lastikçi, 10 bin liralık emekli maaşıyla milyonlarca emeklinin açlığa ve sefalete mahkum edildiğini belirterek, “Emekli maaşı kiraya yetmiyor. Elektrik ve doğalgaz faturaları ödenemez miktarlara ulaşıyor. Emeklinin mutfağı alev alev yanıyor. Milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşıyor. Maaşı yetmediği için günlük gıda harcamalarını tüketici kredisi ve kredi kartıyla karşılamak zorunda kalan emekliler, banka kuyruklarında yaşam savaşı veriyor.” dedi.
“BOŞ LAFLARLA KARIN DOYMUYOR”
İktidarın emeklileri oyaladığını söyleyen Lastikçi, şöyle devam etti:
“Emekliler böylesine ağır ve zor şartlar altında yaşamaya çalışırken, milyonlarca emeklinin oyunu alarak işbaşına gelen siyasi iktidar, devlet bütçesinden karşıladığı üçer beşer maaş ve huzur hakkı ödemeleriyle yandaşlarına, dost ve akrabalarına ulufe dağıtıyor. İnsanca yaşanacak maaş isteyen milyonlarca emekliye sıra geldiğinde ise; ‘bütçe imkanlarını araştırıyoruz, biraz daha sabredin. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz inşallah’ diye aylardan beri oyalıyor. ‘2024 yılını emekliler yılı ilan ettik, Temmuz ayında emekli maaşlarını eşitleyeceğiz’ diyerek, emeklilerin umutlarını ve hayallerini seçim malzemesi olarak kullanmak istiyor. Oysa görünen köy kılavuz istemez. Rakamlar ve gerçekler ortada. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Boş laflarla karın doymuyor.”
“HÜKUMET EMEKLİLERİ DİLENCİ GİBİ GÖRMEKTEN DERHAL VAZGEÇMELİDİR”
“Hükumet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir” diyen Lastikçi, “Yıllarca çalışan, vergi ve sigorta primi ödeyen emekliler sadaka değil, emeğinin ve alın terinin karşılığını istiyor! İnsanca yaşamak emeklilerin hakkı değil mi? Artık yeter! Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu ve müteahhit için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın” ifadelerini kullandı.
TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Açıklamanın son kısmında hükumete ve TBMM’ye seslenen emekliler, “insanca yaşanacak maaş istiyoruz” diyerek taleplerini şu şekilde sıraladı:
“Halen 10 bin lira olarak ödenmekte olan en düşük emekli maaşı başta olmak üzere tüm emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarına Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere 12 bin lira seyyanen ek zam yapılsın.
Tüm emeklilerle dul ve yetim aylığı alanlara, yılda dört defa asgari ücret tutarında ikramiye ödensin. İkramiye ödemelerinde, çalışan emekli, çalışmayan emekli, özel sandık emeklisi şeklindeki ayrımcı, adaletsiz ve haksız uygulamaya derhal son verilsin. Bankalar Kanununda yer alan 58. Madde acilen değiştirilerek, “TBMM’de Ek Torba yasa teklifi ile “Özel sandık emeklileri de ikramiye ödemelerinden yararlanır” şeklinde kanuna ilave edilsin.
İntibak Yasası acilen çıkarılsın.
Aylık Bağlama Oranları yeniden yüzde 70’e yükseltilsin.
3 Mart 2023 tarih ve 7438 sayılı EYT kanununa rağmen hala emekli olamayan EYT’li emekçilerin yaşadığı mağduriyetlerin tamamen ortadan kaldırılması için, eksik bırakılan tüm hakları kapsayacak şekilde EYT Kanunu yeniden düzenlensin.
Bağkur kapsamı altında, tescil, prim eşitleme ve ihya mağduriyetlerinin giderilmesi,
Mevcut emeklilik sistemi, Ülkemiz şartlarına uygun değil. Mezarda Emeklilik istemiyoruz.
Emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısı düşürülsün.
Ağır işlerde çalışanlara yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı tanınsın.
Staj süreleri ve çıraklık sigortası SGK başlangıcı sayılsın.
Emekli maaşlarının, TÜİK’in açıkladığı sahte enflasyon oranlarına göre, hükümet tarafından tek yanlı olarak belirlenmesi uygulamasına son verilsin. Emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesi için, “Emekli Sendikaları Kanunu” çıkarılsın.
Herkes için eşit, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ilkesine göre, emekli maaşlarından yapılan tüm sağlık kesintileri iptal edilsin.
Konut sahibi olmayan Emeklilere TOKİ tarafından Sosyal Konut projelerinin hayata geçirilsin.
Ülkenin gelişme hızından Emeklilere % 100 pay verilsin.
Emekli yurttaşlara hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma ihtiyacı olan emekli ve yaşlı Vatandaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.
SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında 4a, 4b ve 4c olarak ayrıştırılan işçi, memur, esnaf ve çiftçi emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarındaki eşitsizlik ve adaletsizlik giderilsin.”
]]>
Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Evren’de Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Yavaş, “Emekliye biz destek oluyoruz. Onlar ‘Daha fazla vereceğiz’ diyorlar. Siz belediye başkanısınız, şimdiden versenize. Niye 31 Mart’tan sonra? Bunların 31 Mart’tan sonra anladıklarını ben size söyleyeyim. Simitçiler Odası, simit fiyatına zam yapmış, bakanlığa çağırdılar ‘1 Nisan’dan sonra yapın’ diye baskı yaptılar. Belli ki 1 Nisan’dan sonra zamlara boğulacağız anlaşılan. Onun için ben yerel seçimde hükümet değişmeyeceği için dört yıl artık seçim olmadığı için işte bu yerel seçimler bu kadar böyle zam yapan ama memurun maaşına, işçinin maaşına, emekliye zam da yapmayan hükümete ikaz dönemidir. İkaz edeceksiniz. İkaz edeceksiniz ki ‘Eyvah oy kaybına uğruyoruz’ deyip en azından zamları memura, işçiye, dar gelirli aileye değil de biraz bu vergilerini sildikleri büyük şirketlerden halletsinler öyle mi” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Evren Belediye Başkan Adayı Arif Güçlü ile Evren’de Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Burada beş yıl boyunca Ankara’da yapılanları anlatan Yavaş, şunları söyledi:
“BİZ SİZDEN ALDIĞIMIZ PARALARLA MAAŞLA GÖREV YAPAN İNSANIZ. HÜKMETMEK İÇİN DEĞİL, HİZMETMEK İÇİN GELDİK”
“Beş yıldır görev yapıyoruz. Hiçbir Allah’ın kulunu ayırmadan, hiçbir ilçeyi, köyü, mahalleyi ayırmadan herkese eşit bir şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Bu hizmeti yaparken beş yıl boyunca nereye gidersek gidelim yeminle söylüyorum nereden bize çok oy çıkmış az oy çıkmış hesabını yapmadık. Hep şöyle baktık; herhangi bir altyapıya ihtiyacı varsa, su ihtiyacı varsa, kanalizasyon ihtiyacı varsa oradan kime ne kadar oy çıktığının önemi var mı? Biz o problemi çözmek için çalıştık. ve inşallah Ankara’da yeni bir dönem başladığında yaptığımız tüm ihaleleri açık yapmak suretiyle Kent Konseyimiz vasıtasıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla iki bine yakın kuruluşlarla ortak karar almak suretiyle hizmet ettik. Beş yıl boyunca çakarlı araçlarla gezmedik. Bir minibüs, bir şoför, bir korumayla çakarlı araç olmadan her tarafı gezdik. Problemlerini yerinde dinledik. Eskiden büyükşehir belediye başkanı bir miting zamanı gelir, bir daha esamesi okunmazdı. Ama nerede bir problem varsa hemşerilerimizin elimize fırsat geçmişken bütün problemlerini çözmek için çalıştık. Bunları yaparken yaptığımız projelerin maliyetlerini her yere astık. İnternet sitemizden yayınladık. Tüm harcamalarımızın hepsini kuruşu kuruşunu orada görüyorsunuz. O yetmiyor Sayıştay raporlarını da inceliyoruz. Biz çünkü sizlerden aldığımız paralarla maaşla görev yapan insanız. Hükmetmek için değil, hizmet etmek için geldik ve çok uzun yıllar sonra Ankaralı bir hemşehriniz olarak göreve geldiğimiz için aradaki farkı da gösterelim istedik. Yani Ankara’nın en ücra köşesine kadar ne eksik varsa hizmet etmek için canla başla çalıştık.
“PEÇENEK BARAJI’NDAN SEKİZ KÖY VE MERKEZE SU VERİLDİ”
Artık Ankara’da şeffaf yaptığımız ihaleler nedeniyle ve herkese de hesap verdiğimiz için eskiden beri konuşulan ve bizi utandıran ‘çalıyor ama çalışıyor’ sözleri artık tamamıyla toprağın altına gömüldü. Bir diğer konu ikide bir şunu söylerlerdi. ‘Projen nedir?’ Ben buraya mitinge geldiğimde de Koçhisar’a mitinge geldiğimde de söyledim. Benim çılgın projem falan yok. Öncelikli olarak Ankara’daki bu altyapı sorunlarını ortadan kaldırıp Ankara halkını zengin etmek için desteklerde bulunacağız.
Evren’e yaptıklarımızı anlatayım. Peçenek Barajı’ndan sekiz köy ve merkeze su verildi. Merkeze de verilecek. Yakında su verdik. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Özellikle Ankara merkezde iki saat su kesilse herkes ASKİ’yi arar. Düşünebiliyor musunuz? Burada yıllardır su yok birçok yerde. Tankerlerle taşınıyor. Ondan sonra siz gidip proje yapacağım diye çöp projelerine para yatırıyorsunuz. Asıl proje bunlardır. Dokuz mahallede asbestli su borusu yenilendi. Dokuz tane köyümüzde ücretsiz internet var. Beldelerin birçoğu kapatıldığı için itfaiye sorunu var. İtfaiye gidinceye kadar Allah korusun yangın olunca ev küle dönüyor. Beş tane köye yangın söndürme tankeri verdik.
‘Sosyal yardımları kesecek’ dediler. Seçim öncesi hep karalamalarla muhatap oluruz. Ama beş yıl önce geldiğimizde kesmeyeceğiz diye sadece vaat etmiştik. Bakın Evren’de 225 aile bizden destek alıyor. Doğalgaz 37 kişi. İlk defa et desteği veriyoruz. 225 aileye. Kömür desteği 184 aile. Bir de biliyorsunuz son zamanlarda hükümet, emeklileri yok saydı. Önce 7 bin 500 lira sonra 10 bin lira verdi. Türkiye’de bizden başka yok. Emeklilere şu anda destek oluyoruz. 80 tane emeklimiz her ay bizden düzenli şekilde gelir desteği alıyor. Ayrıca Ankara’da öğrencilere servis, ulaşım desteği, kırtasiye desteği, kantin desteği gibi desteklerimiz devam ediyor. Derdimiz şu, destek ihtiyacı olan aileler de diğer yaşıtları gibi çocuklarının aynı şartlarda eğitimine devam etmesini istiyoruz. Onları okutacağız ki önce kendilerini kurtaracak sonra ailelerini kurtaracak ve ülkemize faydalı olacaklar. Destek alan ailelerin de çocuğunun destek almasını inşallah bu şekilde sonlandıracağız.
“EMEKLİYE BİZ DESTEK OLUYORUZ. ONLAR ‘DAHA FAZLA VERECEĞİZ’ DİYORLAR. ŞİMDİDEN VERSENİZE. NİYE 31 MART’TAN SONRA?”
İlk defa kırsal kalkınmada Türkiye’de bu destekleri gene biz başlattık sonra şimdi herkes başlattı. Rakiplerimizin de aklına geldi. Emekliye biz destek oluyoruz. Onlar ‘Daha fazla vereceğiz’ diyorlar. Siz belediye başkanısınız, şimdiden versenize. Niye 31 Mart’tan sonra? Bunların 31 Mart’tan sonra anladıklarını ben size söyleyeyim. Simitçiler Odası, simit fiyatına zam yapmış, bakanlığa çağırdılar ‘1 Nisan’dan sonra yapın’ diye baskı yaptılar. Belli ki 1 Nisan’dan sonra zamlara boğulacağız anlaşılan. Onun için ben yerel seçimde hükümet değişmeyeceği için dört yıl artık seçim olmadığı için işte bu yerel seçimler bu kadar böyle zam yapan ama memurun maaşına, işçinin maaşına, emekliye zam da yapmayan hükümete ikaz dönemidir. İkaz edeceksiniz. İkaz edeceksiniz ki ‘Eyvah oy kaybına uğruyoruz’ deyip en azından zamları memura, işçiye, dar gelirli aileye değil de biraz bu vergilerini sildikleri büyük şirketlerden halletsinler öyle mi?
“‘BU İKTİDAR OLMASA EMEKLİLERE DE MAAŞ ÖDEYEMEZLERDİ’ DİYE BÖBÜRLENİYORLAR”
Şimdi öyle üstten bakıyorlar ki artık yıllardır uzun süren bir iktidar olunca ‘Bu iktidar olmasa emeklilere de maaş da ödeyemezlerdi’ diye böbürleniyorlar. Bakın emekliler 25-30 yıl boyunca zaten prim ödediler ki ileride maaş alalım diye. Dolayısıyla ödediğiniz para sizin değil. Her şeyden evvel milletin vergileriyle toplanmış emeklilerin priminden ödenen para. ve inceledik. 2002 yılında emekliler asgari ücretin bir buçuk katı maaş alıyormuş. Şimdi on bin lira maaş alıyorlar. Hesap ettiğiniz zaman 23-24 bin lira maaş verilmesi lazım emekliye. Ama her şeye para bulan, çılgın projelere para bulan iktidarımız maalesef emeklilere bu desteği veremiyor.
Bizim yaptığımız projeleri ‘Şimdi arttırarak destek olacağız.’ Halbuki elinizde imkan var. Aynalarını şimdi yapın diyoruz. Ama maalesef 1 Nisan’ı bekliyorlar. Zaten yapamayacaklarını biliyorlar ve bu şekilde bizim yaptığımız projeleri ‘Biz yapacağız diyerek’ belediye ne olduğunu öğreniyorlar. Şimdiye kadar bunlar yoktu.”
]]>
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi (EBB) ile ESKİ Genel Müdürlüğü’nde çalışan kadrolu ve şirket işçilerine ek yüzde 65 zam içeren toplu iş sözleşmesi ek protokolü, EBB Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve Belediye İş Sendikası Şube Başkanı Kemal Azak tarafından imzalandı.
EBB ve ESKİ Genel Müdürlüğü’ndeki 3 bin 168 personeli kapsayan, en düşük net maaşın 24 bin 707 TL, ortalama net maaşın 28 bin TL, fazla mesai ile net maaşın 30 bin TL’nin üzerine çıkarıldığı ek protokolün imza töreni, EBB Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene Başkan Büyükerşen, Belediye İş Sendikası Şube Başkanı Kemal Azak, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Recai Erdir, bürokratlar ile işçiler katıldı.
Törende personele seslenen Başkan Büyükerşen, şunları söyledi:
“TOPLAMDA YÜZDE 65 ORANINDA İYİLEŞTİRME GERÇEKLEŞTİRDİK”
“Eskişehir sizlerin emeği ile uluslararası üne kavuştu. Öncelikle sizlere tek tek teşekkür ediyorum. Aldığımız uluslararası ödüller almaya devam ediyoruz. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Konseyi gibi pek çok yerden ödüller alıyoruz. Eskişehir artık tüm dünyada tanınıyor. Bu ödüller bize değil, sizlere veren ödüllerdir. Eskişehir sizlerin emeği ile ortaya çıktı.Büyükşehir Belediyemiz ve ESKİ Genel Müdürlüğü’nde 3 bin 168 personelimize yani kadrolu ve şirket işçisi emekçilerimize, toplu iş sözleşmesi gereği yapmamız gereken ücret artışlarına yaşanan ekonomik krizi göz önüne alarak ilave artış yapma kararı aldık. Toplamda yüzde 65 oranında iyileştirme gerçekleştirdik. Gönül isterdi ki, daha fazlasını yapalım ama imkanlar ölçüsünde elimizden geleni yaptık. Türkiye ortalamasının üzerinde bir artış oldu. Diğer yandan pek çok kamu kurum kuruluşunda maaşların taksitle ödenme durumu var. Ancak biz her türlü zorluğa rağmen bu konuda bir aksamaya mahal vermedik. Taksitle maaş verildiğini bir düşünün, ya da maaşların verilemediğini. Allah’a şükür sizlere hiçbir zaman böyle bir şey yaşatmadık. Bu artışa tam bir mutluluk diyemiyor olsam da keşke ülkemizde bu ekonomik tablo olmasaydı diyorum. Sizlere ve bizlere düşen en büyük görev, daha çok çalışıp üretmek, daha büyük refah yaratıp onu adil şekilde paylaşmayı sağlamaktır. Hayırlı uğurlu olsun. Hepinize sağlıklı ömürler diliyorum, başarılarınız daim olsun.”
Azak ise yapılan artış dolayısıyla Başkan Büyükerşen’e teşekkür ederek, şöyle konuştu:
“Gerçek enflasyonun en ağır hissedildiği bir dönemdeyiz. Biz Hocam Yılmaz Büyükerşen’e ne zaman gelsek en iyisini vermek ve sürdürülebilir olması için gerekeni yaptı. Biz sendika olarak hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Belediye İş Sendikası’nın bir partisi, bir lideri var. Partisi, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti, lideri de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kim emekten yanaysa, kim emeğin değerini vermek için çaba sarf ediyorsa biz onu baş tacı yaparız. Bu sözleşmede emeği geçen başta Yılmaz Büyükerşen Hocamıza ve sözleşmeler sürecinin olgunlaşmasını sağlayan dönemin Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce’ye, bürokratlarımıza ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”
Konuşmaların ardından Büyükerşen ve Azak protokolü imzaladı.
]]>
SERRA TAYLAN
Engelli oğlu Hasan Küçük ile birlikte 2014’te Mersin’den Elazığ’a gelerek yerleşen Nuran Küçük, vefat eden eşinden kalan evin miras paylaşımı nedeniyle nüfus kayıtlarının değiştirilerek “ölü” gösterildiklerini ve bu durumu geç fark ettiklerini söyledi. Elazığ’da mahalle muhtarının yardımı ve avukat desteği sayesinde kimliklerine yeniden kavuşan Nuran Küçük ve oğlu bu kez de geçim sıkıntısı ve hastalıkla mücadele ediyor. Yüzde 73 engelli olan oğluna 2 bin 800 lira engelli maaşı bağlandığını belirten anne Küçük, oğlunun bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.
Eşinin ölümü üzerinde 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a taşınan Nuran Küçük ve oğlu Hasan Küçük senelerce resmi kayıtlarda ölü olarak gösterildiklerini öğrendiler. İddiaya göre akrabaları tarafından resmi kayıtlarda “ölü” olarak gösterilen anne ve oğul; para çekmek için gittikleri bankada bu gerçeği öğrendiler. Bu olayın miras kavgası nedeniyle yaşandığını anlatan Nuran Küçük, muhtarın da desteği ile kimliklerine kavuştuklarını ancak oğlunun obezite, ileri derece tansiyon ve zihinsel hastalığının ise devam etmesi nedeniyle yetkililerden yardım istedi.
“MİRAS DAVASI GİBİ BİR NEDENLE ÖLÜ GÖSTERMİŞLER”
Konuyla ilgili olarak Mahalle Muhtarlığı Azası Celal Cirit şunları söyledi:
“Bunlar 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a gelmiş yoksul bir aile. Dışarda kalmışlar, köprü altında yatmışlar kimsesiz bir şekilde. Daha sonra muhtarımız sağ olsun kendilerini gördü mahallemizde yaşayabilecekleri 1-2 göz yer yaptılar. Ondan sonra burada yaşamaya başladılar. Daha sonra aileleri bunları Tarsus’ta miras davası gibi bir olay nedeniyle ölü göstermişler. Kadının kendi ailesi. Muhtarımız sağ olsun ailenin mağduriyetini gerekli yerlere bildirerek nüfusta kaydını tekrardan yaptırdı. Şu anda çok şükür bir maaşları da var artık. Muhtarımız yardımcı oluyor yardımlardan faydalanıyorlar. Maaşlarını alma konusunda da ben yardımcı oluyorum. Her ayın 26’sında taksi ile götürüyorum. İnsanlarımız sağ olsun yardımcı oluyorlar. Maaşlarını alıyorlar şu anda 5 bin 800 liralık maaşları var. Hasan Küçük’ün de engelli maaşı var, 2 bin 800 lira. Hasan Küçük rahatsız obezite hastası. İhtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Gün oluyor bisikletim var gidiyorum iki kere üç kere ihtiyaçları için. Miras davası konusunda bir avukat tuttular. Şu anda bir sıkıntıları yok. Olay çözüldü. Sürekli olarak korkuları var gelecekler falan diye. O aile geldi kapıdan görüşüp gittiler. Şu an en büyük mağduriyetleri çocuğun sağlık problemleri. Aynı zamanda çocuğun engelli maaşı sadece bir yıllık süre ile bağlandı. Korkuları, bu kesilirse ne yapacağız, nasıl geçineceğiz diye düşünüyorlar. Neden bu maaş bir yıllık bağlandı kendisine ben de anlamadım. Annesi orada kurula götürmüş hiç haberleri yoktu bize raporun yüzde 35 verildiğini söylediler. Bir gün hastaneye giderek araştırdık. Gidip görüştük kurulla raporu getirdik ki yüzde 73. Muhtarım sağ olsun dedi ki git al yoksa almasaydık o rapor da öyle giderdi belki. Kimseleri yok yani. Bizler burada yardımcı olmaya çalışıyoruz.”
“BEN ÖLÜRSEM ANNEM NE OLACAK?”
Hasan Küçük şunları söyledi:
“2016 yılında bizi öldü gösterdiler, Tarsus’ta oldu. Beni de annemi de ölü gösterdiler. Akrabalarımız bizi ölü gösterdiler. İkimize bir ev kalmış. Bize kalan miraslardan bir çöp vermediler. Ne bir yatak, ne bir eşya, ne bir şey. Mal almayalım diye yapılmış. Yaşadığımızı ispatlamak için dava açtık, bir şey olmadı. Yeni kimliklerimiz var ama mallarımızı alamadık. Allah razı olsun onun bunun verdiklerini yiyip içerek hayatımızı sürdürüyoruz. Obezite hastalığım var. Devletimizden yardım bekliyorum tedavim için. Zar zor kalkabiliyorum. Bana annem bakıyor. Bize mal düşüyordu en az 6-7 milyon değerinde mal vardı verselerdi bize. Beni hastaneye yatırsınlar. Ben kalkamıyorum sizler de gördünüz. Ben insanım. Geçen gün düştüm, çay dahi içemiyorum. Bir iki gün yatmak istiyorum hastanede. Randevu vermiyorlar. Anneme bir şey olsa ben ne yapacağım? Bana bir şey olsa annem ne yapacak?”
“EŞİMDEN KALAN MALI VERMEDİLER”
Nuran Küçük ise, “Eşimden kalan mal vardı ama vermediler. O yüzden bizi ölü gösterdiler. Kaynanam ve üvey kız kardeşim bir olarak benim mirastan pay almamam için beni ve oğlumu 2016 yılında ölü gösterdiler. Ben eşim öldüğünden beri burada yaşıyorum çocuğumla birlikte. Beni ölü gösterdiler. Kimliğimizi yeni çıkarttık” dedi.
]]>
Honaz Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında imzalanan protokol çerçevesinde, belediye çalışanlarına yapılacak olan zam oranı kararlaştırıldı. Belediye çalışanlarına yüzde 70 zam yaptıklarını müjdeleyen Başkan Yüksel Kepenek, “Tabi ki eksikliklerimiz olacak ama hayatında hiç temizlik yapmamış insanlar, ellerine süpürge almamış insanlar, sosyal mecralardan dolu çöplerin fotoğraflarını çekip atıyorlar. Bizi karalamaya çalışıyorlar” dedi.
Honaz Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında maaş zamlarına ilişkin protokol imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında belediye personeline yapılacak zamda belli oldu. Yapılan sözleşme çerçevesinde belediyede çalışan personelin alacağı en düşük maaş 21 bin 536 TL oldu. Düzenlenen programda konuşan Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, belediye işçilerinin nasırlı elleri ve alın teriyle hizmet verdiğini söyledi. Göreve geldiklerinde Honaz Belediyesinde çalışan personellerin sendikal haklarının olmadığını dile getiren Başkan Kepenek, sendikasız çalışanın olmadığı bir belediye haline geldiklerini ifade etti.
Maaşların zamanında ödendiği bir belediye haline geldiklerini vurgulayan Başkan Kepenek, çok çalışanı olması nedeniyle hedef olduklarını söyledi. Belediye personeline dönerek ‘Aranızda boş yatan var mı?’ sorusunu yönelten Başkan Kepenek, “Biz geldikten sonra Büyükşehir Belediyesi çeşitli mahallelerde 75 dönüm parkı bize devretti. Aynı zamanda Sağlıklı Yaşam Merkezi, kitap kafe, doğum merkezi, kreşler gibi pek çok birim açtık. 14 tane araç aldık, bunlara şoför aldık. Honaz Belediyesi her alanda hem yeni birim açtı hem de yeni personele ihtiyaç duydu. İşsizliğin en yoğun olduğu dönemde bizi fazla işçi çalıştırmakla suçluyorlar. Ne büyük tezat. Bizim böyle bir gücümüz olduktan sonra gelecekle ilgilim kaygımız yok. İnsanların kolaylıkla sağlık ve eğitime eriştiği, mutlu olduğu bir Honaz oluşturduk” dedi.
“O çöpü temizleyen işçiye hiç mi saygınız yok?”
Sosyal medya üzerinden kendilerini karalamaya çalışanların olduğunu ve bu girişimlerini saygısızlık olarak adlandırdığını söyleyen Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, “Tabi ki eksikliklerimiz olacak ama hayatında hiç temizlik yapmamış insanlar, ellerine süpürge almamış insanlar sosyal mecralardan dolu çöplerin fotoğraflarını çekip atıyorlar. Bizi karalamaya çalışıyorlar. Oysa biliyorlar ki 15-20 dakika sonra çöp kamyonumuz orayı temizleyecek. Bunları yaparak bizleri yıpratmaya çalışıyorlar. Ancak kendileri yıpranırlar. Benim çalışanımın alın teriyle alay etmek, onları yok saymak başta onlara saygısızlık ama en önemlisi kendilerine saygısızlık olarak adlandırıyorum. O çöpler mahallede yaşayanların çöpleri. O fotoğrafı çekenlerde o çöpleri atanlar. 10 dakika sonra gelip o çöpü temizleyen işçiye hiç mi saygınız yok?” ifadelerini kullandı.
“Maaşlar arkadaşlarınıza tam yüzde 70 zam yaptık”
Belediye personeline verilecek zam oranını da açıklayan Başkan Kepenek, “Maaşlar arkadaşlarınıza tam yüzde 70 zam yaptık. Bu size verilen değerin bir göstergesi. Aynı zamanda bu maaş büyük bir sorumluluk. Bu parayla çocuklarınıza ailenizin geleceğine yatırım yapacaksınız. Bir belediye düşünün yılda en fazla 2 ya da 3 prim verir. Biz yılda 5 kez prim veriyoruz. Bunu yapan başka belediye yok. Güle güle harcayın, çocuklarınızla mutluluk içinde harcayın. Bu zor şartlarda çalışarak evinize para götürüyorsunuz. Sizin bu aldığınız parada gözü olanlar, çok işçi çalıştırıyorlarmış, daha az işçi ile belediyeyi yöneteceklermiş. Buyursunlar gelsinler, bizim verecek belediyemiz yok. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. Sendika aidatı kesildikten sonra en düşük maaş net 21 bin 536 lira maaşınız olacak. Asgari ücretin maaş oranının yüzde 26,6 fazlası” şeklinde konuştu.
Sendikalarının hiçbir yerden talimat veya emir almadığı vurgusunda bulunan Belediye-İş Sendikası Denizli Şube Başkanı Uğur Cihan, “Kim bize bir adım atıyorsa, bize değer veriyorsa, bizim çocuklarımızı kendi çocukları gibi değerli görüyorsa biz onu başımızın üstünde taşırız. Yüksel Başkanımızın da yanındayız, başımızın üzerinde yeri var. 31 Mart seçimlerinden sonra daha güzel sözleşmelerin altına imza atacağız” ifadelerini kullandı. – DENİZLİ
]]>
Haber: CEYLAN SAĞLAM- Kamera: EYLEM LADİN DEĞER
Emekli astsubaylar, 2001 yılında astsubaylara Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile verilen, ancak kararnamenin süresi dolduğu için artık ödenmeyen, bugün yaklaşık 8 bin lira karşılığı olan 10 bin ek göstergenin maaşlarına yansıtılmasını bekliyor. Emekli astsubay Hüseyin Tunç, “Sorunumuz çok, bizi dağlarda teröristler öldüremedi ama açlık öldürecek. Yeter, sıkıldık” dedi. Engelli Komando Astsubay emeklisi Yılmaz Demir Özçelik ise, “Askerler geçinemiyor Sayın Cumhurbaşkanımız, maaşlarımızı size verelim. Engelli komando astsubayı ve silah arkadaşları geçinemiyor. On yıllarca önce bize tazminat sözü verildi, geçinemiyoruz. Sözler verildi, Meclis’e gönderildi, hala verilmedi. Ne olur maaşlarımızı size verelim, bizim yerlerimize evlerimizi siz geçindirin” dedi.
Emekli Astsubaylar İnisiyatifi Hareketi üyesi emekli astsubaylar, 2001 yılında astsubaylara KHK ile verilen, ancak kararnamenin süresi dolduğu için günümüzde 8 bin liranın karşılığı olan, yansıtılmamış 10 bin puanlık göstergenin sigortalarına yansıtılmasını ve kendilerine vaat edilen tazminatların ödenmesini talep ediyor.
Emekli astsubaylar, taleplerini dile getirmek için Ankara’da Ulus Meydanı’nda dün bir araya geldi. Emekli astsubaylar ANKA Haber Ajansı’na yaşadıkları sorunları şöyle anlattılar:
“BİZİ DAĞLARDA TERÖRİSTLER ÖLDÜREMEDİ AMA EMEKLİLİK, AÇLIK ÖLDÜRECEK”
Emekli astsubay Hüseyin Tunç: “26 yıllık astsubayım. Rahatsızlandım, yüzde 70 engelliyim ve personele geçtim. Silahlı kuvvetlerde çalışıp buradaki arkadaşların çoğu bedensel sorunları vardır. Herkes dağlarda, bayırlarda, o karın altında yaşadı, yattı. Ama hakkımız yendi, 23 yıldır astsubaylara bugün yarın söz veriyorlar, sözünde durmuyorlar. Biz, bu sözlerini tutmaları için öl, söz verme/ öl sözünde durma demeye, tazminat hakkımızı almaya geldik. Subaylara bir sürü tazminatlar veriliyor, görev tazminatı, makam tazminatı, kadrosuzluk tazminatı gibi bir sürü tazminat veriliyor. Astsubaylara bir tane verilmiyor. Sorunumuz çok, bizi dağlarda teröristler öldüremedi ama emeklilik, açlık öldürecek. Yeter, sıkıldık. Ne çocuğumuzun okulu ne eşimizin bir yuvası oldu. Oradan oraya gittik, hep ülkemiz için dağlarda, riskli bölgelerde görev yaptık. Yapmayın artık, sözünüzde durun. Artık dayanamıyoruz. Astsubaylar çıldırma noktasına geldi. Benim maaşım çok düşük, ben bunu hak etmiyorum. 14 bin 500- 15 bin 500 lira arasında. Biz bunu hak etmiyoruz. Biz dağlarda, ülkemiz için savaştık. 10 bin puanla 8 bin lira iyileştirme istiyoruz. Gençlerimiz şu anda dağlarda, bizim yerimizde. Bizler de oralardaydık. Oradan geldik. Benim üç tane çocuğum var. Bunları okutmak bir dert, ev bir dert. Ev alamadık.”
“ULUFE İSTEMİYORUZ, İCAZET İSTEMİYORUZ”
Emekli jandarma astsubay Necmi Kerimoğlu: “35 yıl bilfiil hizmet ettim ülkeme. Ülkemizin en ücra köşelerinde görev yaptım. 35 yılımın 17 yılını terörle mücadele bölgesinde geçirdim. Birçok meslektaşlarımızı kaybettik. Bizler bu ülke için hayatımızı seve seve veren insanlarız. Ben 3 tane üniversite bitirdim ama aldığım maaş 18 bin lira. 18 bin lira da kira veriyorum ve geçinemiyoruz. Bu mudur adalet? Bizlere yıllardır söz veriliyor, Cumhurbaşkanımız, Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız; ‘vatan size minnettar, hakkınız ödenmez’ deniliyor. Ama biz bunları göremiyoruz. Doğrudur, haklarımızı ödemiyorlar. Biz hakkımızı istiyoruz. Birilerine 6 tazminat, diğerine sıfır tazminat… Külfette varsa nimet de istiyoruz. Başka bir talebimiz yok. Ulufe istemiyoruz, icazet istemiyoruz. Biz çocuklarımıza, torunlarımıza harçlık veremiyoruz. Onun kederi içerisindeyiz, geçinemiyoruz. Bizi duymanızı istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum, Anayasal olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanıdır. Bizleri dinleyiniz. Biz her türlü zorlukta, meşakkatte bu ülke için feda ettik, canımızı koyduk. Bizim derdimiz para değil; insanca yaşamak istiyoruz.”
Emekli Hava Astsubay Hüseyin Alkan: “25 yıl hava kuvvetlerinde teknisyen olarak çalıştım. Bize söz verildi, kıdem tazminatlarımız verilmedi. Biz boğazımızdan kısıyoruz, giyimi falan bıraktık. Hele eviniz yoksa perişansınız. Çoğu arkadaşımız Temelli’ye gitti, Polatlı’ya gitti ev tutmak için.”
“SUBAYLARA VERİLEN TAZMİNATLAR, BURADAKİ İNSANLARA VERİLMİYOR. BİZ BU TAZMİNATIN PEŞİNDEYİZ”
Murat Demirkıran: “Biz buraya İzmir’den geldik. İki otobüs insan topladık. İstanbul’dan gelenler var, Antalya’dan kendi imkanları ile gelenler var. Bu meydanda gördüğünüz herkes birer kahraman, birer gazi. Arkadaşları şehit bu insanların. Bu insanlar şu anda açlık sınırının altında verilen bir maaş ile yaşıyorlar. Subaylara verilen tazminatlar, buradaki insanlara verilmiyor. Biz bu tazminatın peşindeyiz. Anamızın ak sütü kadar helalimiz bu, geçinemiyoruz. Bu tazminat sözü bize 2001’de veriliyor ama bir türlü gerçekleşmiyor. Bu Ulus eylemi bugün bunun gerçekleşmesinin birinci adımı olacak. Maaşımıza yansıtılması gereken 7 bin liradan 11 bine kadar gidiyor. Bugün yarbaylar tazminatı alıyor, albaylar alıyor, astsubaylara tazminat verilmiyor. Biz onlardan daha ağır görevler yaptık. Şu anda bu tazminatı talep ediyoruz.”
“NE OLUR MAAŞLARIMIZI SİZE VERELİM, BİZİM YERLERİMİZE EVLERİMİZİ SİZ GEÇİNDİRİN”
Emekli engelli Komando Astsubay Yılmaz Demir Özçelik: “Memurlara 8 bin 77 lira seyyanen zam verdiler. Biz emekliler bundan mahrum bırakıldık. Neden mahrum bırakıldığımızı bilmiyoruz. 2002 öncesi asgari ücretin üç katı emekli maaşı alırken, bugün itibariyle asgari ücretin altına da düştük. Askerler geçinemiyor Sayın Cumhurbaşkanımız, maaşlarımızı size verelim. Engelli komando astsubayı ve silah arkadaşları geçinemiyor. On yıllarca önce bize tazminat sözü verildi, geçinemiyoruz. Sözler verildi, Meclis’e gönderildi, hala verilmedi. Ne olur maaşlarımızı size verelim, bizim yerlerimize evlerimizi siz geçindirin. Engelli Komando Astsubayı olarak buraya kadar geldim; üç aile bir evde üç odada. Her biri yatak odası, bu şekilde kalıyoruz. Türk askeri bu duruma düşürülmemeliydi.
“17 BİN 500 LİRA MAAŞ ALDIM. BÖYLE BİR ŞEY OLMAZ”
Emekli jandarma astsubay Hasan Savaş: “32 sene bu memlekete kelle koltukta hizmet verdim. 10 sene terörle ilgili bölgelerde çalıştım, ben ayıp olmasın diye söylemek istemiyordum ama söyleyeceğim; 17 bin 500 lira maaş aldım. Böyle bir şey olmaz. Bir imama 40 bin lira veriyorsa bu devlet, bir bekçiye 35 bin lira veriyorsa… Şemdinli’nin dağlarında gezdim ben, eşim çocuklarım yanımda yoktu. Yıllarca doğru düzgün okul okuyamadılar; ev bulamadık, lojman yok. Bugün bizi bu hale sokamazlar bu mümkün değil. Çok büyük haksızlık var.”
Türk Silahlı Kuvvetleri bando mızıkasından emekli astsubay Ali Toker: “Evi olmayan, eşi çalışmayanların durumu gerçekten çok zor. Aldığımız en yüksek maaş, 37 yıllık hizmetim var 17 bin lira maaş alıyorum. Asgari ücret kadar bir maaş alıyorum. Çocuğumuz, eşimiz, gerçekten insanca yaşamı hak ettiğimizi düşünüyoruz. Bizim yaptığımız iş, diğer arkadaşlarımızın işinden aşağıda gibi görülse de bizim de gece gündüz 48 saat görev yaptığımız oldu. Doğudaki arkadaşlarımız o kış şartlarında bandoculuktan başka dağda görev aldılar, çatışmalara girdiler. Hatta Tunceli’de bir bandonun içinde bomba patlamıştı, o arkadaşlarımız da bandocuydu. Bu devlet için canlarını verdiler, tüm askerler gibi biz de hakkımızı hukukumuzu istiyoruz. Biz ekstra bir şey istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. Sesimiz duyuluyor. Tek başına sözler veriliyor, siyaset böyle bir şey, unutuluyor. Bu verilen sözlerin yüzde 10’u yapılmış bile olsa, şu anda Türkiye refah bir ülke konumuna gelecekti.
“CANI İLE KANI İLE BU ÜLKEYİ KORUYAN İNSANLARA YAPILAN BU EZİYET HAKSIZLIKTIR”
35 yıl boyunca bando astsubayı olarak görev yapan Nejdet Akyüz: “Ülkemizin her tarafında astsubay arkadaşlarımın özlük hakları, siyasi otoritelere söylenmesine rağmen, dosyalar verilmesine rağmen ötelendik. Canı ile kanı ile bu ülkeyi koruyan insanlara yapılan bu eziyet haksızlıktır. Bu haksızlığın giderilmesi için başta iktidarda olan Sayın Cumhurbaşkanımız ve diğer siyasi partilere buradan sesleniyoruz; lütfen bizlere sahip çıkın. Bub ordunun bel kemiğiyiz, emekçileriyiz. Her zaman ordumuzun yanında, elimizi taşın altına koyduk. Bizler artık belirli küçük maaşlar ile geçiniyoruz, torunumuza bir harçlık veremiyoruz. Ailemiz ile gezilere gidemiyoruz. Lütfen bugün bu sokaklara bizi toplamayın, biz bu ülkenin her zaman koruyucusuyuz. Çocukluk yaşlarda, 14 yaşında girmişiz buraya. Silahlı kuvvetlerin terbiyesini almış bir toplumuz biz. Atatürkçü düşünce ile yetişmiş bir toplumuz biz. Bugün Atatürk olmasaydı, biz bugün burada olmayacaktık. Onun için Türk milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin, siyasi partilerin bize sahip çıkmasını bekliyoruz.”
]]>