Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, uzman isimler ve akademisyenlerin katıldığı “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için yapılması gerekenler mercek altına alındı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için güç birliği ve kooperatifçiliğin önemi vurgulandı.
ASAT Toplantı Salonu’nda, gazeteci Meliha Okur’un moderatörlüğünü yaptığı panelin ilk oturumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, tarımsal üretimin en önemli unsurlarından olan kooperatiflerin yerelden kalkınma için itici güç olduğunun altını çizdi.
İklim krizinin başta tarım olmak üzere; tüm sektörleri olumsuz etkilediğini belirten gazeteci Meliha Okur, “Tarım ve turizm sektöründe tarımda dünyada önemli değişimler oluyor. Fransa’da başlayan çiftçi hareketi diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Tarım sektöründe dünyayı etkisi altına alan bazı şirketlere karşı çiftçiler örgütlü bir şekilde hareket ediyor. Güç birliğinin önemi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en önemli tarım havzalarının başında gelen Antalya, başarılı bir yerel kalkınma modeli uyguluyor. Çünkü çiftçi ve üreticiler kendine güvenmeli, daha cesur adımlar atmalı. Daha kurumsal olarak büyümeli. Bunları yaparken Türk tarımının ayrılmaz bir parçası olan kadınların katkısını ve önemini de bir kez daha vurgulamak istiyorum” diye konuştu.
“Kooperatif ve çiftçilere destek sürecek”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek de, tarım sektörünün içinden biri olarak göreve geldiği ilk günden beri çiftçi ve üreticilerin yanında olduklarını kaydetti.
Antalya’nın coğrafi konumu, iklimi ve köklü tarihi geçmişiyle çok önemli zenginliklere sahip olduğunu belirten Muhittin Böcek, “Antalya, turizm ve tarım konusunda ülkemizin başkenti. Çok önemli zenginliklere sahibiz. Biz büyükşehir belediyesinin ilgili tüm birimleri olarak üreticilerin sesine kulak verdik. Onlarla bir araya gelerek taleplerini dinledik. Antalya’da tarımda güç birliği için itici güç olan kooperatif sayısı da 53’e çıktı. Antalya’da üretici ve tarımsal kuruluşlarımızın el ele vermesiyle, yerelden kalkınma ve kooperatifçilik konusunda bir büyük başarı hikayesine hep birlikte imza attık. Bu model, Türkiye’de yerelden kalkınma hamlesine en iyi örneklerden birini oluşturuyor. Üretimde en büyük girdi maliyetlerinden biri olan elektrik giderinin yüzde 85’ini Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak karşılamaktayız. Bu rakamı 5 yılda yüzde 68’den yüzde 85’e yükselttik. Vahşi sulamaya karşı su israfını önlemek için adımlar attık, kapalı devre sistemi kullanmaya başladık. Arıtılmış suyu tarımda kullanarak tasarruf sağladık. Antalya olarak tarımda yerel kalkınmayı başarıyla en iyi uygulayan büyükşehir belediyesi konumuna el birliğiyle yükseldik. Önümüzde yerel seçimler var. Bundan sonra da daha iyilerini yaparak, kooperatif ve tarımsal işletmelere katkı ve desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.
“Tarım siyaset üstü bir konu olmalı”
Tarım sektörünün ülkenin bugünü ve yarınlarını ilgilendiren stratejik bir sektör olduğunu belirten Muhittin Böcek, tarımın siyaset üstü bir konu olduğunun altını çizdi.
Böcek sözlerine şöyle devam etti:
“Tarım sektörünün önemli paydaşları olan kooperatiflerle, ziraat odaları, mesleki birlikler, üreticilerimiz ve kadınlarla omuz omuza kentimiz ve ülkemiz için çalışıyoruz. Üstümüze düşen ne varsa da yapmayı sürdüreceğiz. Sizlerin de desteğiyle dünya tarımı başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin örtü altı tarım sektörünün yüzde 50’sini Antalya’da yapıyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi yönetimler arasında sıkıntı var. Tarım ve turizmin başkenti olan kentimizde nedense sürekli siyaset yapılıyor. Tarım çok stratejik bir sektör olması nedeniyle siyaset üstü bir konudur. Örgütlenme ve kooperatiflerimiz geliştikçe ve güçlendikçe hedeflerimiz de büyüyecek. Ülkemize de her anlamda daha çok katkı sağlamak istiyoruz.”
“Su yasası çıkmalı”
Özellikle pandemi sonrasında tarım sektörünün öneminin daha çok anlaşıldığını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise, üretimin sürdürülebilirliği için kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Tarımsal üretimde çiftçilere büyük sorumluluk düştüğünün altını çizen Yıldız, “Eğer sizler üretmezseniz insanlar ne yiyip ne içecek. Bunun sorumluluğunu tüm tarım sektörü ve buna bağlı kurumlar üstlenmeli. Enflasyon arttıkça gıda fiyatları da artıyor. İklim değişikliği de önümüzdeki en önemli risklerden birisi. Aslında iklim krizi demek su krizi demektir. Eğer su olmazsa yaşam biter vehiçbir şeyin anlamı kalmaz. Çünkü yaşamın en temel kaynağı sudur. Turizm, tarım ve buna bağlı tüm sektörler su sayesinde ayakta kalabilir. Eğer iklim ve su krizine hazır değilseniz, geleceğimiz karanlık olacak demektir. Bunun için önlemler alınmalı. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı. Su politikaları ve tasarruf bilinci geliştirilip yaygınlaştırılmalı. Bu konuda yalnızca yerel yönetimlere değil merkezi yönetime de büyük iş düşüyor. Bu konuda görevde olan herkesin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu var. Gerektiği zaman konuyla ilgili görüşlerimizi ve uyarılarımızı da yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Su yasası 10 yıldır konuşuluyor fakat hala çıkmadı. Kurulların değil, kurumların yetkili olduğu bir sistem getirilmeli. Çünkü kurullar geçicidir, ama kurumlar kalıcıdır. Bu nedenle 20 – 30 yıl sonra bile kalıcı olacak kurumlar ve politikalar yaşama geçirilmelidir” diye konuştu.
“Çiftçi ülkemiz için çok önemli”
Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ise panelde Mustafa Kemal Atatürk’ün de kooperatifçiliğin önemine inanan bir kişi olarak Türkiye’de tarım kredi kooperatiflerinin kurulmasını sağladığını hatırlattı.
Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Atatürk, tarımda kooperatiflerin birçok sorunu çözeceğine inanan bir liderdi. 70’li yıllarda ülkemizde köy kooperatifleri kuruldu. 12 Eylül darbesinde ise kapatıldı. Son yıllarda ise belediyelerin destekleriyle kooperatifler yeniden canlanmaya başladı. Tarım Bakanlığı’nın sitesine göre ülkemizde kurulu 14 bin civarında kooperatif bulunuyor. Çiftçiler olarak tarım kredi kooperatiflerinin asıl sahibi sizlersiniz. Buna sahip çıkmanız gerekiyor. Avrupa’da çiftçi birlikleri ve kooperatifleri çok güçlü. Yöneticiler sanayicilerden önce çiftçi birlikleriyle görüşerek oy talep ediyor. 2012 yılında kabul edilen büyükşehir yasasındaki değişiklikle beraber birçok köy mahalle statüsüne geçti. Ülkemizdeki köy sayısı bir gecede yüzde 22,7’den yüzde 8,7’ye düştü. Bu da tarım alanlarını ve üretimi olumsuz etkiledi. Bir gecede herkes mahalleli oldu. Halbuki köylü olmak çiftçi olmak dünyanın her yerinde değerlidir. Bizde ise sanki bunun tam tersi gibi bir algı var. Tarım ve köylünün ne kadar önemli olduğunu anlamak lazım.”
“Tarım fuarlarını takip edin”
Günümüzde tarımsal hizmetler daireleri kurularak belediyelerin tarımla daha fazla ilgilenmeye başladığını belirten Yıldırım, “Fakat bu da her belediyenin farklı uygulamalar yapmasına neden oldu. Tarımsal kalkınma için bu desteklerin planlı bir şekilde uygulanması gerekir. Tarımda siyaset olmamalı tarım her şeyin üstünde olmalı. Sürdürülebilirlik bu sektörde esastır. Ben hemen hemen her hafta Antalya’ya geliyorum. Çünkü tarım için çok önemli bir kent. İzmir’deki tarımda yerel kalkınma modelinin benzerini en iyi uygulayan kent son dönemde Antalya oldu. Antalya’da birçok tarım fuarı düzenleniyor. Bunların takipçisi olun. Fuarları bir avantaj olarak kullanın. Antalya tarım sektöründe gerilerse tüm ülke olarak aç kalırız. Tarımsal üretimi daha fazla anlatmak lazım kooperatifler ve birlikler coğrafi işaretleri kendileri başvurup almalı. Bunları daha çok belediyeler sanayi ve ticaret odaları alıyor. Halbuki bu ürünü üretenler siz çiftçilersiniz” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>
Uşak’a değer katacak ve yeni girişimcilerin yer sorununu önemli ölçüde çözecek 3. Sanayi Sitesi için Uşak Belediyesi tarafından uzun yıllardırdevam edenkamulaştırma sürecinde sona gelindi.
Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın bugün düzenlenen programla S.S. Uşak Bireylül Karma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Yönetimi’ne tapu devrini gerçekleştirdi. Programda konuşan Başkan Çakın, 3. Sanayi Sitesi tamamlandığında kentin ticari hacminin büyük oranda artacağını söyledi.
Kamulaştırmalarda Sona Gelindi
S.S. Uşak BireylülKarma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ile daha önce bir protokol imzalayan Uşak Belediyesi, kamu yararı kararı alarak kamulaştırma işlemlerini başlatmıştı. Başkan Çakın’ın itinalı çalışmaları sonucu alanın yüzde 95’inin kamulaştırılmasıyla bir adım daha atan belediye, kamulaştırılan alanların imar uygulamasını gerçekleştirerek süreci hızlandırmış oldu. Bir yandan kamulaştırma işlemlerine devam ederken bir yandan da imar planında gerekli revizeleri yapan Uşak Belediyesi; meslek lisesi, açık spor tesisleri, market ve ticari alanlar, cami ve kreş gibi sosyal donatıları da alanın içerisine ekleyerek bölgeye değer kattı. Bu sayede projeyle istihdama katkı sağlamayı planlayan Uşak Belediyesi, ekonomik kazanımların yanı sıra bölgenin sosyal anlamda da gelişmesini hedefledi.
Başkan Çakın Zorlu Süreci Başarıyla Atlattı
Zemin etüdü ve projelendirme aşamalarının ardından yolların da açılmasıyla inşaatların başlamasına imkan sağlanan çalışmalar kapsamında şimdi de yapılaşmaya uygun parsellerin devri gerçekleştirildi.
Tapu devirprogramında konuşan Başkan Çakın, “Bundan 5 sene önce göreve başladığımızda neredeyse durma noktasına gelmiş olan 3. Sanayi Sitemizi, şu anda inşaata başlama noktasına getirmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Öncelikle bu süre içerisinde buradaki parsellerin kamulaştırılmasında bizlere destek olan mülk sahiplerine teşekkür ediyorum. Sanayi sitemiz sayesinde, Uşak’ımıza kazandıracağımız katma değer konusunda mülk sahiplerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler nihayetinde alanın %100’e yakın bir bölümünü belediye mülkiyetine almış olduk. Ardından da çeşitli kurumlarla olan görüşmelerimizi yapmak adına zaman zaman İzmir’e zaman zaman da Ankara’ya gittik. Sonuç olarak yaşadığımız problemlerin tamamını yaptığımız görüşmeler ile çözüme kavuşturduk. Bir taraftan da bölgenin sanayi sitesi olarak imar planlarına işlenmesi için gerekli çalışmaları gerçekleştirdik ve bunların yanı sıra Fen İşleri Müdürlüğü’müz aracılığıyla bölgedeki yolların açılması ve altyapılarının hazırlanması konusunda da çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Geçtiğimiz ay ise belediye meclisimiz ile belediyemiz üzerinde bulunan bu mülklerin kooperatife devri konusunda karar aldık ve geçen hafta içerisinde gerekli işlemleri tamamladık. Sonrasındaysa tapularımızı S.S. Uşak Bireylül Karma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Yönetimi’ne devrettik. Böylelikle hak sahibi olan kooperatif üyeleri, burada tapusunu aldığı alanın ortağı oldu. Bunun yanı sıra, kooperatif yönetiminin yapacağı çalışmalar doğrultusunda başlayacak olan inşaatlar için belediyemizce imar durum belgesinin verilmesinin önündeki engelleri de kaldırmış olduk. İnşallah çok kısa süre içerisinde buradaki inşaatların başladığını ve yüzlerce kooperatif üyemizin dükkan sahibi olduğunu ve binlerce insanımıza istihdam sağlandığını göreceğiz. Geçirdiğimiz zorlu beş senelik sürecin bu noktaya gelerek böyle güzel sonuçlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, kooperatif üyelerimize ve şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.” dedi.
Tüm işlemler tamamlandığında 3. Sanayi Sitesi’nde mobilya, tekstil, otomotiv, pvc- demir doğrama, gıda, geri dönüşüm gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösterecek toplam 849 adet dükkan bulunacak. – UŞAK
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretimin çok büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz.” dedi.
Bolat, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’nda yaptığı konuşmada, iş dünyası temsilcileriyle istişareye önem verdiklerini ifade ederek, bakanlık görevine getirilmesinden bu yana sektörel meslek kuruluşları, odalar, esnaf kooperatifleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere yaklaşık 9 ayda bine yakın istişare toplantısı yaptıklarını söyledi.
Organize sanayi bölgelerinin düzenli bir sanayinin oluşturulması, şehirlerin bir plan dahilinde geliştirilmesine destek olunması, üretimde verimlilik ve kar artışı sağlanması, az gelişmiş bölgelerde üretimin yaygınlaştırılması, nitelikli bir altyapı oluşturularak çevre kirliliğinin önüne geçilmesi gibi konularda büyük katkılar sağladığını belirten Bolat, Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinin bu maksatların hasıl olmasında son derece önemli rol oynadığını vurguladı.
Bolat, organize sanayi bölgeleri arasında en önemlilerinden olan İOSB’nin 24 bin 864 aktif firmasıyla yıllık ortalama 5-6 milyar dolarlık bir katma değer ürettiğini belirterek, bu yönüyle, Türkiye’nin her şehrine ve dünya çapında neredeyse her ülkeye üretim gücü ile ulaşan önemli bir ekonomik güç merkezi olduğunu ifade etti.
İOSB’nin 32 bin aktif işletmenin faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, 380 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Bolat, İOSB ve içinde faaliyet gösteren 37 kooperatifle Türkiye’nin en büyük organize bölgesi olduğunu belirtti.
“İOSB’nin yenilenebilir enerji alanını dikkate almalarını tavsiye ediyoruz”
Ömer Bolat, son 21 yılda organize sanayi bölge sayısının 190’dan 355’e çıktığını, teknopark sayısının da 5’ten 96’yı aştığını ve hiç olmayan AR-GE ve teknoloji merkezlerinde de 1600’e ulaşıldığını kaydetti.
Ticaret Bakanlığı olarak Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile kooperatiflerin yanında olduklarını ifade eden Bolat, esnaf ve şirketlere özel destekleme programının da olduğunu söyledi.
Bolat, iki gün önce, esnaf ve sanatkarların Bakanlığa bağlı kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı genel işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 650 bin liradan 750 bin liraya yükseltildiğini hatırlatarak, makul maliyetlerle gerçekleşecek bu destek paketinin dünden itibaren kullanıma açıldığını kaydetti.
Esnaf ve kooperatiflere son 21 yılda yaptıkları destekleri anlatan Bolat, Türk Eximbank ile ihracatçıları desteklediklerini ve geçen yıldan bu yana Türk Eximbank’ın sermayesini 3 kez artırdıklarını belirtti.
Bir yandan üretip, bir yandan tüketirken, ortaya çıkan en önemli hususlardan birisinin de çevrenin korunması ve yeşil dönüşüm olduğuna dikkati çeken Bolat, şöyle devam etti:
“Bu anlamda, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretim çok büyük önem taşıyor. Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını da destekliyoruz. Mesela, Kayseri’de Cumhurbaşkanımızın açtığı böyle bir kooperatif vardı. İOSB ve ona bağlı 37 kooperatifin de bu alanı ciddiyetle dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatifleri hem üyelerine enerji maliyetlerini düşürme noktasında hem de gelir elde etme noktasında çok ciddi bir başarı sağlayacaktır. Ayrıca, karbon salınımını da engelleyecektir.”
“İthalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var”
Ticaret Bakanı Bolat, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI’nın şubatta 50,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, “Türkiye İmalat PMI 8 ay boyunca 50’nin altındaydı. Bunun anlamı pozitiftir arkadaşlar. 50 üstü olumluya geçti demektir. Firmalar üretim noktasında demek ki siparişler alıyor. PMI endeksinin yükselmesi sevindirici.” dedi.
Dün açıklanan büyüme performansıyla Türkiye’nin 37 üyeli OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığına dikkati çeken Bolat, geçen yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiğinin aşıldığını, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını aktardı.
Böylece kişi başına milli gelirin yüzde 23 artışla 13 bin 110 dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:
“Büyümede imalatın, sanayinin ve yatırımların payı önemli. Sevindirici olan bir husus da bu büyümede imalatın, üretimin, yatırımların ve ihracatın payının yüksek olmasıdır. İhracatta da Allah’a şükür iyi gidiyoruz. Geçen yıl dünya ticareti gerileme kaydetti. Dünya ekonomik büyümesi durgunluk gösterdi ama Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Türkiye’nin ihracatı geçen yıl artış gösterdi ve 255,8 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin mal ihracat rekorunu kırdık, 100 milyar dolarla da Cumhuriyet tarihimizin hizmetler ihracat rekorunu kırdık. Bu yıl hedefimiz sizlerle beraber 265 milyar dolar mal ihracatı ve 100 milyar dolar hizmet ihracatı rekorunu kırmak.
Güzel bir gelişme de ithalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var. Yarın sabah erkenden Adıyaman’a gidiyoruz. Adıyaman’da şubat ayının ihracat, ithalat, dış ticaret açığı ve ihracatı ithalatı karşılama oranları gibi önemli göstergeleri orada halkımızla, kamuoyuyla ve Adıyamanlılarla paylaşacağız. Oradan da size inşallah müjdeli haberler açıklayacağız. İnşallah bu olumlu gelişmeler ve iyimser beklentileri koruduğumuz takdirde, 2024 yılında da ekonomimizde halkımız için olumlu bilgiler vereceğiz.”
Bütün bu olumlu tablonun istihdam verilerine de yansıdığı belirten Bolat, ekonomi yönetimi olarak iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Yeni bir kaynakla esnaflarımızın kullanabileceği finansman limitini 750 bin liraya yükselttik. Yüzde 25-26’yı geçmeyen maliyetler ile esnaflarımıza bu destek paketi kullanıma açıldı. Kadın kooperatiflerimize makine ekipman ve demirbaş alımları için verdiğimiz desteği 200 bin liradan 400 bin liraya çıkardık” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İOSB Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’na katıldı. Bakan Bolat programda yaptığı konuşmada dün açıklanan büyüme rakamlarına dikkat çekerken, esnafa ve kadın kooperatiflerine verilen desteklerin artırıldığını ifade etti. Bakan Bolat, “Kooperatiflerimizin ve esnafların gelişmesi için mücadele veriyoruz. Yeni bir kaynakla esnaflarımızın kullanabileceği finansman limitini 750 bin liraya yükselttik. Yüzde 25-26’yı geçmeyen maliyetler ile esnaflarımıza bu destek paketi kullanıma açıldı. Kadın kooperatiflerimize makine ekipman ve demirbaş alımları için verdiğimiz desteği 200 bin liradan 400 bin liraya çıkardık” dedi.
2002 yılından bu yana Organize Sanayi Bölgesi (OSB), ve Ar-Ge merkezi sayılarının artırıldığını hatırlatan Bolat, “2002 yılından bu yana ülkemizde 190’a yakın organize sanayi bölgesi varken bu sayı bugün 350’ye çıktı. 5 kadar teknopark varken şimdi 96’yı aştık. Ar-Ge merkezi hiç yoktu, 1600’e ulaştık. Kooperatiflerimizin ve esnaflarımızın gelişmesi için mücadele veriyoruz” dedi.
“Esnafa finansman desteği 750 bin liraya yükseltildi”
Bakan Bolat, “2002’den önce esnaflara o yıla kadar kullandırılan toplam finansman desteği 152 milyar liraydı. 2002 yılından bugüne kadar esnafımıza 458 milyar lira tutarında faiz indirimli kredi kullandırdık. Yeni bir kaynakla esnaflarımızın kullanabilecekleri finansman limitini 750 bin liraya yükselttik. Yüzde 25-26’yı geçmeyen maliyetler ile esnaflarımıza bu destek paketi kullanıma açıldı” diye konuştu.
“Kadın kooperatiflerine destek: 200 bin liradan 400 bin liraya çıkarıldı”
Kadın Kooperatifler için verilen desteklerden de bahseden Bakan Bolat, “Bu kapsamda; makine-ekipman ve demirbaş alımları için sağladığımız desteği 200 bin liradan 400 bin liraya, sergi ve fuar desteğimizi ise 30 bin liradan 60 bin liraya çıkararak bu desteklerde yüzde 100’lük bir artış sağlamıştık. Kısa süre önce, kooperatiflerin nitelikli personel istihdam desteklerini ise 1 personel için 204 bin liraya, 2 personel içinse 408 bin liraya yükselterek kooperatiflerimiz için önemli bir avantaj sağladık. Bu sayede 2023 yılı Ocak ayına kıyasla, bu sene vereceğimiz desteklerde yüzde 98 ve yüzde 100’lük artışlar kaydetmiş olduk. Bu çalışmamızın kooperatiflerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Büyüme artış oranında 37 ülke arasında 2’inci sıraya ulaştık”
Türkiye’nin büyüme oranındaki yükselişi de hatırlatan Bakan Bolat, “Dün itibariyle büyüme oranımız da açıklandı. İlk defa 1 trilyon 100 milyar doları aşan milli gelire sahip olduk. Milli gelir kişi başına ise 13 bin 110 dolar olarak açıklandı. Ortalama büyüme oranımız yüzde 4,5 olarak gerçekleşti. 37 gelişmiş ülke arasında 2’inci sıraya ulaştık, büyüme oranı anlamında. Bu güzel haberleri özel sektöre borçluyuz. Doğru politikalar uygulamak, istikrarı sağlamak bizim görevimiz ama imalatı sanayicilerimiz yapıyor. İmalatın, üretimin, yatırımın ve ihracatın yüksek olması ile bu rakamlara ulaşıldı” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>
İzmir’de Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019’dan bu yana yeni yaşam alanları oluşturmak için yapılan çalışmaların ihale bedeli 4 milyar 513 milyon lirayı aştı. İzmir’de 6 bölgede 8 etap halinde devam eden yaklaşık 820 bin metrekarelik dev bir alanda depreme dayanıklı yeni mahalleler kuruluyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları 5 yıllık süreçte önemli bir aşamaya geldi. İzmir’de 2019’dan bu yana ihale bedeli 4 milyar 513 milyon lirayı aşan bedelle yeni yaşam alanları kuran Büyükşehir Belediyesi, 820 bin metrekarelik dev alanda depreme dayanıklı yeni mahalleler kurmayı sürdürüyor. 6 bölgede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yapım faaliyetlerine başlanan Karabağlar Uzundere, Gaziemir Emrez-Aktepe, Konak Ege ve Karşıyaka Örnekköy mahallelerinde bin 150 bağımsız birimin inşası tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. Yaklaşık 5 bin 560 bağımsız birimin yapımına yönelik faaliyetler sürdürülüyor.
İZMİRLİLERİN YATIRIMLARIYLA DAHA DA BÜYÜYOR
İzmir’de Türkiye’ye örnek olacak şekilde yerinde dönüşüm, yüzde yüz uzlaşı, belediye garantörlüğü ilkeleriyle yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kooperatifleşme modeliyle bir kat daha büyüdü. Örnekköy 3’üncü ve 4’üncü etap, Gaziemir Emrez/Aktepe 1’inci etap ve Uzundere 3’üncü ve 4’üncü etabın yükleniciliği Büyükşehir iştiraki İZBETON’a verildi. Bu 5 noktada, imalatların başlaması için 5 ayrı protokol imzalandı. İZBETON onlarca müteahhit ile görüştü. İzmirlilere en çok fayda sağlayacak, güvenli konutların inşaatı için kooperatif alt yükleniciliği formülü öne çıktı. Başkan Tunç Soyer’in kooperatifçiliğe verdiği önemle paralel olarak İzmirli iş insanlarının oluşturduğu kooperatifler ile protokoller imzalandı. Devasa projeler İzmirlilerin yatırımlarıyla daha da büyüyor.
BÖLGELERDE YAPILANLAR VE SON DURUM
Birinci ve ikinci etabı tamamlanan Örnekköy’de üç bloktan oluşan ve 611 bağımsız bölümü kapsayan 3’üncü etap çalışmaları sürüyor. A1 Blok’ta kaba imalatın yüzde 86,64’lük kısmı, A2 Blok’ta kaba imalatın yüzde 79,98’i, B Blok’ta kaba imalatın yüzde 9’u bitirildi. Yine üç bloktan oluşan ve 407 bağımsız bölümü kapsayan 4’üncü etap çalışmaları kapsamında bloklardan ikisinde kaba imalatlar tamamlandı, bir blokta da kaba imalatta 13’üncü kata kadar çıkıldı. 585 bağımsız bölümü kapsayan 5’inci etap çalışmalarında temel inşaatı ve kaba imalat çalışmaları sürüyor.
Gaziemir Kentsel Dönüşüm alanı 1’inci etapta 293 bağımsız bölümü kapsayan bazı bloklarda tabliye beton dökümleri ve bazı bloklarda ise temel imalatları devam ediyor. 2’nci etap kapsamında da 261 bağımsız bölüm için temel imalatları sürdürülüyor.
Karabağlar Uzundere’de 1422 bağımsız bölümü kapsayan 3’üncü etapta bazı blokların bodrum kat kaba imalatlarına başlandı. Diğer bloklar için temel kazı çalışmaları ve proje çalışmaları sürüyor. 4’üncü etap kapsamında ise yer teslimi yapılmış olan parseller üzerinde 1283 konut ve 24 işyeri için projelendirme çalışmaları devam ediyor.
Üç bloktan oluşan Ege Mahallesi 1’inci etapta 702 konut ve 4 işyeri yapımı çalışmaları da tüm hızıyla sürüyor. B1- B2 Blok temel beton dökümü yapıldı, T Blok zemin iyileştirme çalışmaları sürdürülüyor.
30 EKİP DEPREMİ SONRASINDA HALK KONUT PROJESİ HAMLESİ
Dirençli kent hedefiyle Halk Konut projesi de hayata geçirildi. İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen deprem sonrası orta hasarlı ve riskli yapı olduğu tespit edilen binaların yeniden inşası için geliştirilen projeyle vatandaşların kendi konutlarını inşa etmesi sağlandı. Kooperatif sistemine dayanan, sosyal, ekonomik ve teknik bir model olan Halk Konut projesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Egeşehir A.Ş, İZBETON ve Bayraklı Belediyesi iştiraki olan Baybel A.Ş.’nin her bina için kurulan bir kooperatif ile yaptıkları paydaşlıkla yürütülüyor.
15 Haziran 2022’de Halk Konut 1 (Dilber Apartmanı) Kooperatifi ile imzalanan ilk sözleşmeden sonra 17 ayrı kooperatif ile daha sözleşme yapıldı. Toplamda 18 kooperatif ile yapılan sözleşmeler çerçevesinde 110 bin metrekare yapı inşaat alanı ile 758 konut, 66 ticari birim olmak üzere 824 bağımsız birim inşa edilecek.
Yaklaşık 2 bin 500’den fazla depremzede barınma hakkına eski adresinde, eski mahallesinde tekrar kavuşacak. Pilot proje olan Halk Konut 1’de kaba inşaat süreci tamamlandı. İnce imalatlar ile ilgili yapım süreci devam ettiriliyor.
]]>
Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.
Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.
‘Hazine arazilerini kiraladılar’
Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.
“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”
Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.
‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’
İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.
Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi. – NEVŞEHİR
]]>
Bursa’nın Gürsu ilçesinde coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” cinsi armutları kurutup atıştırmalık üreten kadınlar, kurdukları kooperatifte hem kurutulmuş meyveleri hem de imal ettikleri onlarca ürünü kendi markalarıyla satıyor.
İlçede 3 yıl önce bir araya gelen kadınlar, Gürsu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini kurdu.
Özellikle Gürsu Ovası’nın bereketli topraklarında yetişen coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armutlarını katma değerli ürüne dönüştürmeyi hedefleyen 11 kadın, devlet desteğiyle aldıkları ekipmanlarla bunları kurutup pazarlamaya başladı.
Cips şeklinde atıştırmalığa dönüştürdükleri armutların ilgi görmesiyle farklı ürün arayışına geçen üyeler, butik pasta ve butik çikolata üretimi konusunda eğitim aldı.
Müşterilerin isteklerine göre butik pasta ve çikolata imal eden kadınlar, çölyak hastaları için glütensiz üretim yapıyor.
Gürsu’nun isim annesi olarak bilinen “Muazzez Ana” markasıyla patent alan kooperatif üyeleri, ürünlerini kendi sosyal medya hesapları ve internet sitelerinin yanı sıra büyük çaplı e-ticaret sayfalarında satışa sunuyor.
Kooperatif Başkanı Sümeyye Işık, AA muhabirine, Gürsu’nun ilk kadın kooperatifini kurduklarını söyledi.
Coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armudundan ürünler hazırlamak üzere yola çıktıklarını belirten Işık, “Armutlardan farklı atıştırmalıklar yaparak katma değer oluşturmaya çalıştık. Bölgemizde yetişen meyveleri kurutarak farkındalık oluşturmak istedik.” dedi.
Işık, kooperatifin kapılarını diğer Gürsulu kadınlara da açarak butik pastacılık ve butik çikolata eğitimlerinin ardından bu alanda üretim yapmaya başladıklarını anlattı.
Katma değerli üretimde çeşitliliği artırmaya devam ettiklerini vurgulayan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meyvelerden sağlıklı atıştırmalıklar yapabiliyoruz. Bir de glütensiz ürünler üretmeye başladık. Glütensiz tarhana, glütensiz kurabiyeler… Çünkü çölyak hastalarının bu ürünlere ulaşmakta zorluk yaşadığını biliyoruz. Tüm hijyen kurallarına uyarak ürünlerimizi imal ediyoruz. Çölyak hastaları ürünlerimizi gönül rahatlığıyla tüketebilirler. Diyetisyenler, gıda mühendisleri eşliğinde danışarak hata yapmadan ürün çıkartmaya gayret gösteriyoruz. Yöresel ekşi mayalı ekmek, butik pasta, butik çikolata gibi tüm ürünleri yapabiliyoruz. Tüm Türkiye’ye ürünlerimizi ulaştırabiliyoruz.”
“Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik”
“Muazzez Ana” markasının ilham kaynağı olan Hatice Muazzez Kutlay’ın tiyatrocu bir ailenin kızı olduğunu, 1922’deki Bursa ziyaretinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çiçek takdim ettiğini dile getiren Işık, “Gürsu’nun isim annesi” diye anılan Kutlay’ın adıyla markalaştıklarını belirtti.
Kooperatifi kurmalarından itibaren birçok zorluğun üstesinden geldiklerini, önemli mesafe katettiklerini anlatan Işık, “Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik ayrıca bizler ürettiğimiz meyve kurularıyla çocuklarımızın da atıştırmalık alışkanlıklarına değiştirmeye vesile oluyoruz. Ürünlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına göndererek ilçemizi tanıtıyoruz ve aile ekonomisine katkıda bulunuyoruz. Ürünlerimize ilgi yoğun. ‘Meyve kurusu nasıl olur?’ diye tereddüt ediyorlar ancak yedikten sonra tiryakisi oluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Sümeyye Işık, kooperatife desteklerinden dolayı Ticaret Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Gürsu Belediyesi yetkililerine teşekkür etti.
Kooperatifin Başkan Yardımcısı Mehtap Temizci Billor da daha önce farklı bir işte çalıştığını ancak çocukları dünyaya geldikten sonra uzun süre onlarla ilgilendiğini söyledi.
Evde sıkılmaya başladığı sırada yolunun kooperatifle kesiştiğini anlatan Billor, “Kendi kendime evde bir şeyler deniyordum ama bir tık bunu profesyonelliğe taşımak istiyordum. Özellikle pastacılıkta tekniği öğrenmek istiyordum. Sonra burada kurslar aldım ve kooperatife ortak oldum. Burayı çok sevdim. Üretmek, çalışmak çok güzel. Evde oturmak insanı bazen çok yoruyor. Burası hem maddi hem de manevi insana huzur veren bir yer.” diye konuştu.
]]>
KAHRAMANMARAŞ’ta depremde 96 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Siteleri F Blok’la ilgili 1’i tutuklu, 9 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada, binadan sağ kurtulanlar betonun çok kalitesiz olduğunu ve toz gibi dağıldığını söyledi. Depremde eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı, “Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık” dedi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde Ebrar Siteleri’nde yaklaşık 1400 kişi yaşamını yitirdi. 96 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan F Blok ile ilgili yürütülen soruşturma sonunda sitenin kurucusu Tevfik Tepebaşı (81), F bloku yapan Çetin Konut Yapı Kooperatif Başkanı Çetin Kurt (64), Tevfik Tepebaşı’nın damadı Ahmet Doğan (51), Atilla Öz (62), Berra Elbistanlı (48), Mehmet Akif Özgüler (73), Metin Kazancı (60), Mustafa Timurbanga (55) ve Tamer Kurtaran (60) hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralama neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına tutuksuz sanık Metin Kazancı, binadan sağ çıkanlar, ölenlerin yakınları ve tarafların avukatları katıldı. Tutuklu sanıklar Çetin Kurt ile başka dosyalardan tutuklu olan Tevfik Tepebaşı, Ahmet Doğan ve Atilla Öz, tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS sistemi ile duruşmaya bağlanırken, diğer tutuksuz 5 sanık duruşmaya katılmadı.
‘İNŞAATLA İLGİM YOK, YARDIMCI OLMAK İÇİN İMZA ATTIM’
Duruşmada ilk olarak Çetin Kurt savunma yaptı. Suçlamaları kabul etmeyen Kurt, Tevfik Tepebaşı’nın muhasebecisi olduğunu, kooperatifi Miraç Apartmanı’nı yapmak için kurduğunu belirterek, “Bizim inşaatta borçlar nedeniyle ilerleyemez hale gelmişti. Tevfik hoca da sevdiğim bir insan, dürüst insan. Bana geldi, ‘Bana bir kooperatif kur’ dedi. Ben de ‘Hocam bizim kooperatif bitmek üzere’ dedim. Metin Kazancı’nın yönetime geçmesinin sebebi Miraç Apartmanı’nın arsası kendilerinindi, yani hiçbir ilgisi yok arkadaşın, Tamer Kurtaran da öyle. Yani Ebrar’la ilgili, inşaat yapımıyla ilgili hiçbir alakamız yok. Arsayı, parayı kimden aldı bilmiyorum. Arsayı aldı mecburen imzaladık, Metin Bey de imzaladı. Yönetim kurulunda olduğu için yardımcı olmak maksadıyla. Bu inşaatı hangi mühendis yaptı, statikcisi kim bilmiyorum. Deprem anında öğrendim bunları. A’dan Z’ye hiçbir ilgim yok, sadece muhasebesine baktım. Kooperatifin yönetiminde olmak benim suçum. Bunun için vereceğiniz ceza müebbet ise de ben buna razıyım. İnşaatla hiçbir ilgim yok. Ben kooperatifi bitirdim, çevre düzenlemesi var, borcu olan üyeler var. Orayı bitirdikten sonra ben çıkarım sizin adınıza burayı alabilirsiniz dedim ve aldı. Kimden aldı arsayı bilmiyorum. Sonra G Blok’u da almış, G Blok’a da imza attım. Benim suçum bu. İddia ediyorum, oradan bir tane vatandaş çıksın beni tanıyan, bana aidat veren, bana para veren çıksın müebbet hapis verin cezama razıyım” dedi.
Çetin Kurt, “İnşaat yapımıyla ilgili hiçbir bağlantım yok diyorsunuz ama inşaat yapımıyla ilgili tüm sözleşmelere neden imza attınız?” sorusu üzerine ise, “Ben Tevfik Bey için canımı veririm. Yardımcı olmak istedim, hepsi bu. Ben evime ekmek götürmek zorundayım. Yaptık, tamam suç, o suçun cezasını çekmeye razıyım” diye cevap verdi.
‘ÇETİN KURT, ATTIĞI İMZADAN SORUMLUDUR’
Tevfik Tepebaşı ise binanın Çetin Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığını ve kendisinin kooperatif üyesi dahi olmadığını ve bu nedenle hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kooperatifin de görevinin binayı yapacak ekibi bulup malzemeleri temin etmek dışında hiçbir bir sorumluğu olmadığını söyledi. Binanın temelinden bitimine kadar belediye ekiplerince 15 defa denetlendiğini ifade eden Tepebaşı, kendisini şöyle savundu:
“İnşaatın yapım safhasından ve denetiminden benim hiçbir sorumluluğum yoktur. Bundan dolayı bana ve yönetime suç isnat etmek mümkün değildir. Çünkü yasada böyle bir görev yoktur, yasada olmayan görevden dolayı bir insanı suçlamak zaten mümkün değildir. Çetin Kurt’a bu bölgenin fay hattı olduğu, çürük olduğu, altından su çıktığı söyleniyor ve niye öngörmedin, tedbir almadın diye soruluyor. Yöneticinin bu hususta bir ilgisi yoktur. Belediyenin imar komisyonu incelemiştir, DSİ incelemiş, bayındırlık incelemiş burası uygun mu diye. Uygun görüldükten sonra şartlarını belirlemiş belediye meclisinde bu konular görüşülmüş, sonunda da bu başkan tarafından imzalanarak imara açılmıştır. Çetin Kurt teknik eleman değildir, inşattan anlamaz, yasada sen burayı inceleyeceksin diye bir sorumluluğu da yoktur. Ben de orada kooperatife üye değilim, kooperatif yöneticisi de değilim. Bundan dolayı da bana suç isnat etmek mümkün değildir. Benim orada resmi bir görevim yoktur ve hiçbir yerde de imzam yoktur. Çetin bey ‘Ben hatır için yaptım’ diyor ama yönetiyorsa, yönetimden, attığı imzadan sorumludur.”
‘YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLDUĞUMU DEPREMDEN SONRA ÖĞRENDİM’
Metin kazancı da suçlamaları kabul etmeyerek dava konusu binanın yapımıyla ilgili hiçbir bilgisi olmadığını söyledi. Miraç Apartmanı’nı 7 daire karşılığında Çetin Kurt’a verdiğini ve binanın daha iyi yapılması için kooperatife üye olduğunu belirten Kazancı, “Ben ayakkabıcıyım, inşaat işinden hiç anlamam, inşaatın İ’sini bilmem. Arsamı verdim, karşılığında Çetin’den 7 daire aldım. Benim Ebrar’la, F Blok’la uzaktan yakından hiçbir alakam yok. Deprem olduktan sonra yönetim kurulu üyesi olduğumdan haberim oldu. Orada da her şeyi yapan Çetin’di. Bizim inşaatı bize teslim ettikten sonra ne yaptı hiç bilmem. Orayla uzaktan yakından hiç alakam yok. Ben sadece Miraç’ta üye olduğumu biliyorum” diye konuştu.
Ahmet Doğan ile Atilla Öz de F Blok’la hiçbir alakaları olmadığını ifade ederek suçlamaları
reddetti.
‘BETON TOZ GİBİ ELİMDE DAĞILIYORDU’
Daha sonra duruşmaya katılan ölenlerin yakınlarına söz hakkı verilip şikayetçi olup olmadıkları soruldu. Binada 2 çocuğunu kaybeden Hilmi Çiftçi, sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Depremden 4 ay önce taşındım. 99 depreminden sonra yapıldığını ve güvenli olduğunu söylediler ama betonu toz gibi elimde dağılıyordu. Fazla demir kullanılmış tamam ama beton özelliği yoktu. Ben deprem anını ayakta yaşadım ve bina 8-10 saniye dayandı” dedi.
‘ASANSÖRÜN TABANINDAN SU ÇIKARDI’
Eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı da binanın 5-6 saniye içinde çöktüğünü ifade ederek, “Zaten dayanıksız olduğu oradan belliydi. Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık. Kimin yaptırdığını bilmiyorum ama Tevfik Tepebaşı’nın yaptırdığını söylüyorlardı. 7 gün boyunca cenazemizi bekledik. Kepçeler demirleri kaldırırken beton akıp gidiyordu” diye konuştu.
‘TABLAYI DEMİRLE KIRDIM’
Muhammed Çetinkaya ise ailesiyle birlikte enkaz altında kaldığını ve kızını kaybettiğini söyledi. 6-7 saniye içinde binanın yıkıldığını belirten Çetinkaya, “Binanın çok kötü dağıldığını betonların un ufak olduğunu gördüm. Enkazdan çıktıktan sonra ölü ya da diri çocuklarımı çıkarmak için balkondan aldığım bir demirle binanın tablasını kırdım başkanım. Ne kadar sağlam olduğunu siz hesap edin artık. Asansörün altından su çekildiğini birkaç defa gördüm. Yöneticimiz rahmetli oldu, binanın bahçesine beni araçla sokmadı. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ diye sorduğumda ‘Altı bataklık batarsın, arabayla çökersin’ dedi. Burayı Tevfik Tepebaşı yaptı olarak biliyoruz” diye konuştu.
‘TUZ GİBİ DAĞILIYORDU’
Binada babası ve yeğenini kaybeden Ömer Durna da betonun çok kalitesiz olduğunu belirterek, “Ben 04.30 da F Blok’un üzerindeydim. Canlı ve ölü en az 10 kişiyi çıkardım. Beton parçalarını birbirine vurduğumuz da tuz gibi dağılıyordu. Ebrar Sitesi’nde Tevfik Tepebaşı dışında hiç kimsenin ismini duymadık, orayı yapan Tevfik Tepebaşı’dır” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Mehmet Akif Özgüler ile Mustafa Timurbanga hakkında da yakalama kararı çıkartılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>