Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen “Barış ve Kalkınmanın Teşvikinde Parlamentoların Rolü” başlıklı “ADF Round”da, bölgesel ve küresel krizlerde parlamenterlerin önemine işaret edildi.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World uluslararası haber sunucusu ve muhabiri Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Barış ve Kalkınmanın Teşvikinde Parlamentoların Rolü” başlıklı “ADF Round”a, Parlamentolar Arası Birlik (IPU) Başkanı Tulia Ackson, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Rıfat Çubarov, Arnavutluk Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Mimi Kodheli, eski Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasan, Avrupa Parlamentosu (AP) Avrupa için Liberaller ve Demokratlar İttifakı (ALDE) Eş Başkanı İlhan Küçük, Finlandiya Parlamentosu Üyesi Jouni Ovaska ve Yunanistan’da milletvekili olan Hüseyin Zeybek ve Özgür Ferhat katıldı.
Ackson, IPU olarak Orta Doğu’da meselelerin ele alındığı özel bir komite kurduklarını ve Gazze’de hayatını kaybeden insanlardan dolayı endişeli olduklarını belirtti.
Komite kapsamında toplantılar yaptıklarını, orada barış ve güvenlik meselesini ele aldıklarını aktaran Ackson, kendisinin bizzat bölgeye ziyarette bulunarak hem Filistinlilerle hem İsraillilerle görüşmeler yaptığını dile getirdi.
Ackson, IPU olarak diyaloğa önem verdiklerini ve bu kapsamda tarafların parlamento üyelerinin kendi aralarında diyalog kurabilmesi için bir platform sunduklarını söyledi.
Parlamento üyelerinin sorunları tartışmasının önemli olduğuna dikkati çeken Ackson, bu çerçevede onların barışın tesis edilmesi konusunda ciddi rolünün bulunduğunu ifade etti.
Hajiyev, KEİPA’nın bölgede barışı ve refahı temsil etmek zorunda olduğunu söyledi
Hajiyev ise KEİPA olarak bölgede barışı ve refahı temsil etmek zorunda olduklarını vurgulayarak, bunu yaparken ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini kaydetti.
Karabağ konusunda KEİPA’nın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki görüşmelere katkı sağlayacağını belirten Hajiyev, tartışma ortamının yaratılması adına KEİPA’nın önemli bir rolü olabileceğine işaret etti.
Çubarov, toprak bütünlüğünü tanımayan parlamentoların bir araya gelemeyeceğini belirtti
Çubarov, demokratik yöntemlerle seçilenlerle otoriter yönetimlerce gösterilen parlamenterler arasında diyalog kurulamayacağını söyledi.
Ukrayna’da seçimlerin yaklaştığını ancak savaş zamanı seçimlerin olmayacağını vurgulayan Çubarov, toprak bütünlüğünü tanımayan parlamentoların bir araya gelemeyeceğini kaydetti.
Kodheli, barışın bir “ütopya” olmadığını vurguladı
Kodheli, parlamenterlerin sorun çözülmesi için ortak bir akılda buluşmasının önemine dikkati çekerek, parlamentolar arası diplomasinin yanı sıra kadınların da bu görüşmelerin bir parçası olması gerektiğinin altını çizdi.
Barışın bir “ütopya” olmadığına işaret eden Kodheli, “Barışa şans vermeliyiz geç olmadan.” dedi.
Kodheli, çatışmalar ve küresel meseleler konusunda parlamenterlerin daha fazla rol alabilmesi gerektiğini vurguladı.
Hasan, 21. yüzyılın milletvekillerinin barışı tesis etme görevine sahip olduğunu söyledi
Hasan, 21. yüzyılın milletvekillerinin barışı, sürdürülebilir kalkınmayı, cinsiyet eşitliğini ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi tesis etme konusunda önemli bir göreve sahip olduğunu kaydetti.
Diyaloğun ön planda tutulması gerektiğini söyleyen Hasan, parlamenterlerin dünya barışını tesis etmek konusundaki rolünün önemli olduğunu ifade etti.
Hasan, Karabağ konusunda parlamentolar arası diplomasinin çok büyük bir rolünün bulunduğunu ve her iki ülkenin parlamento üyelerinin de barış görüşmelerine katılmak konusunda istekli olduğunu aktardı.
Küçük, AB’nin tek bir ses olması taraftarı
Küçük, Avrupa Parlamentosunun Kuzey Makedonya konusunda çok önemli bir rol oynadığını kaydetti.
Parlamenterlerin “önleyici bir görev” üstlenebileceğini dile getiren Küçük, Avrupa Birliğinin (AB) bütün kuruluşlarıyla tek bir ses olması taraftarı olduğunu söyledi.
AB ve mevcut kuruluşların 20. yüzyıl şartlarına göre kurulduğunu belirten Küçük, o dönemdeki küresel sorunlara müdahale edebilme konusunda “belki” yeterli olduğunu ancak şu anda şartların değiştiğini belirtti.
Küçük, bu kapsamda AB’nin ancak bütün kurumlarıyla bir araya gelebilmesi durumunda “ahlaki ve siyasi” yükümlülüklerini yerine getirebileceğini vurguladı.
Ovaska da barışın tesisi konusunda parlamenterlerin daha aktif rol alabileceğini ve barışın korunmasında da önemli olduklarını kaydetti.
Sorunların çözülmesi konusunda parlamenterlerden daha fazla faydalanılması gerektiğini anlatan Ovaska, bu kapsamda parlamenterlerin daha aktif olması için platformlar oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.
“Gözümüzün önünde bir soykırım söz konusu ve BM yaptırım bile yapamıyor İsrail’e karşı”
Birleşmiş Milletler (BM) gibi kurumların krizlerin çözülmesinde daha aktif rol alması gerektiğine işaret eden Zeybek ise, “Orada da görüyoruz ki güçlü ülkeler kendi lehine kararlar çıkartıyor. Bir Ukrayna savaşı, bir Filistin katliamı. Gözümüzün önünde bir soykırım söz konusu ve Birleşmiş Milletler yaptırım bile yapamıyor İsrail’e karşı.” ifadelerini kullandı.
Zeybek, “ben”den “bize” geçilmesi ve bugüne değil yarın için çalışılması gerektiğini dile getirdi.
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’in, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine yönelik saldırılarına ilişkin, “Bölgeye yapılacak bir karadan müdahalenin daha fazla sivil katliamına ve kaybına yol açacağı konusunda uluslararası camia tek ses olmuş durumda. Bütün ülkeler bütün siyasi liderler teker teker beyanatlarda bulunuyorlar ve İsrail’e uyarı veriyorlar. İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz.” dedi.
Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı İlia Darçiaşvili ile Bakanlık’taki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Fidan, Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin ekonomik ayağını daha da ileri götürmek için her iki tarafın da elinden geleni yaptığını ve iş insanlarının olağanüstü performans sergilediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretin “tarihi bir ziyaret” olduğunu aktaran Fidan, bunun, iki ülke arasında hem ikili hem de bölgesel ilişkilerin niteliğini, olumlu yönde derinden etkileyen bir ziyaret olduğunu belirtti.
Fidan, Mısır-Türkiye arasında ekonomik, bölgesel ve savunma sanayisindeki ilişkilerin ön plana çıktığını, liderlerin bu konuda her türlü adımı beraber atma, yoğun bir şekilde çalışma konusunda kararlılıklarını ve iradelerini ortaya koyduğunu bildirdi.
“Özellikle geçtiğimiz yıllarda ihmal edilen ikili ilişkilerdeki alanlardaki açıkların bir an önce kapatılmasını konusunda iki lider tarafından büyük bir irade ortaya kondu. Biz bu olumlu iradenin bölgeye ve bölge istikrarına son derece ciddi katkılarının olacağını öngörüyoruz şimdiden.” diyen Fidan, Gazze meselesi, Filistin-İsrail barışı ve Filistin devletinin kurulması meselesinin de çok yoğun tartışılan bir konu olduğunu aktardı.
Fidan, Libya konusunda da yakından çalışılması gerektiği hususunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin prensip kararında mutabık kaldığını belirterek şöyle devam etti:
“Öteden beri zaten Mısır’ın hem diplomasi hem istihbari kurumlarıyla karşılıklı bu konuda görüş alışverişlerimiz oluyordu ama Libya’ya daha fazla nasıl olumlu katkı görebiliriz, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Afrika’da çatışmaların önlenmesi konusunda genel bir mutabakat var. Başta Sudan olmak üzere, iki ülkenin yakından çalışabileceği buradaki çatışmaların durdurulması sona erdirilmesi konusunda ne türden bir yaklaşım sergilenebilir, ona da değinildi. Aynı zamanda Somali’nin son günlerde biraz tartışmaya açılan detayına da girmek istemediğim toprak bütünlüğüyle ilgili problemler var. İki ülke bu konuda kendi ortak yaklaşımlarının benzerliği üzerinden nasıl bir ortak hareket tarzı geliştirir, bu konuyu da görüşme imkanları oldu liderler arasında.”
Bakan Fidan, son günlerde 2 milyona yakın Filistinlinin Gazze’nin güneyinde Refah bölgesine sıkıştırmasıyla çok yeni ve daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dram seviyesine, trajedi seviyesine ulaşıldığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mısır ziyareti öncesinde Dubai’de olduğunu, bu kapsamda bölge liderleriyle görüşme imkanı olduğunu söyledi.
“İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz”
Fidan, Mısır’da da bu konunun gündeme geldiğini belirterek şunları kaydetti:
“Şu anda Refah bölgesi ağırlıklı olarak havadan bombalanmakta. Bölgeye yapılacak bir karadan müdahalenin daha fazla sivil katliamına ve kaybına yol açacağı konusunda uluslararası camia tek ses olmuş durumda. Bütün ülkeler bütün siyasi liderler teker teker beyanatlarda bulunuyorlar ve İsrail’e uyarı veriyorlar. Yani özellikle Refah bölgesine bir saldırı olmaması, artık dayanacak hiçbir gücü kalmamış aç ve sefil durumda olan sivil nüfusun daha fazla baskı altına ve katliama maruz bırakılmaması konusunda çok ciddi uyarılar var. İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz.
Özellikle Uluslararası Adalet Divanının almış olduğu ihtiyati tedbir kararının bir an önce uygulanması, bu konuda elzemdir diye düşünüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’da Gazze’ye ilişkin devam eden ateşkes görüşmeleriyle ilgili de bilgi aldığını, oradaki kendi gözlemlerini ve yorumlarını da aktardığını belirten Fidan, taraflar arasında Mısır’ın ve Katar’ın kolaylaştırıcı ve arabuluculuğuyla bir ateşkes sürecinin devam ettiğini fakat henüz bir anlaşmaya ulaşılamadığını ve bunun için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Fidan, “Bunun bir an önce hayata geçmesini ve özellikle insan katliamının bir an önce durmasını, Filistinli kardeşlerimizin başta kuzeydeki evler olmak üzere bütün yerlerinden edilmiş kardeşlerimizin yerlerine dönmesini umut ediyoruz.” dedi.
(Sürecek)
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretinin tarihi bir görüşme olduğuna dikkat çekerek, “Geçtiğimiz yıllarda ihmal edilen bütün ilişkilerdeki alanlardaki açıkları bir an önce kapatılması konusunda iki lider tarafından büyük bir irade ortaya kondu. Biz bu olumlu iradenin bölgeye ve bölge istikrarına son derece ciddi katkılar olacağını öngörüyoruz” dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile bakanlıkta bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Bakan Fidan, Gürcistan’da yeni seçilen hükümet ile tekrar Dışişleri Bakanı olarak atanan Gürcü mevkidaşı Darchiashvili’nin ilk ziyaretini Ankara’ya gerçekleştirdiğini belirterek, mevkidaşına başarılar dileklerini iletti.
“Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin mevcut durumu memnuniyet verici bir düzeyde”
Türkiye ve Gürcistan arasındaki ilişkilere değinen Bakan Fidan, Gürcistan’ın coğrafi konumu sebebiyle enerji ve ulaştırma konularında önemli bir paydaş olduğunu ve siyasi ilişkilerin ikili düzeyde ilerlediğini dile getiren Fidan, “Ülkelerimiz arasında tarihi, insani ve kültürel bağlara dayanan özellikle siyasi alanlarda güçlü ilişkiler bulunmaktadır. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketinde yardım ve kurtarma ekibi gönderen ilk ülkelerden birisi Gürcistan olmuştur. Bu vesileyle Sayın Bakan’a bir kez daha teşekkür ederim. Bugün kıymetli mevkidaşım ile yaptığımız görüşmelerde ikili ilişkilerimizin tüm vehçelerini kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye-Gürcistan Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi’nin mutakip toplantısını hazırlıklarını ele alma imkanımız oldu. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin mevcut durumu memnuniyet verici bir düzeyde. Son 15 yıldır Gürcistan’ın en büyük ticaret ortağıyız. Daha önce belirlenen 3 Milyar Dolarlık ticaret hacmine geçen yıl itibariyle ulaşılmıştır, şimdi yeni hedef 5 Milyar Dolara ulaşmak. Karma Ekonomik Konseyi’nin bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılması konusunda talebimizi kendilerine ilettik” ifadelerini kullandı.
“Gürcistan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümü savunuyoruz”
Ahıska Türklerinin vatanlarından sürgün edilmelerinin 80. senesinde olunduğuna hatırlatan Bakan Fidan, bölgesel istikrara dikkati çekerek, “Bugün mevkidaşımla birlikte düzenlemek istediğimiz anma etkinliklerini ele alma imkanımız oldu. Ahıskalı soydaşlarımızın Gürcistan’daki vatanlarına geri dönüşleri konusunda kendilerinden beklediğimiz desteği yineledik. Kendileri de bu konuda yaptığı yasal mevzuat çalışmalarını hükümet olarak yapacaklarını ifade ettiler. Ayrıca Sayın Bakan’la Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki gelişmeleri de değerlendirdik. Bu bölgelerdeki sorunların Gürcistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırlar çerçevesinde çözümünü savunuyoruz. Bu konudaki kararlı tutumumuzu bugün bir kez daha teyit ettik” değerlendirmesinde bulundu.
Görüşmede Azerbaycan-Ermenistan ve Rusya-Ukrayna gibi bölgesel sorunların da ele alındığını bildiren Fidan, Karadeniz’in güvenliğinin Türkiye ve Gürcistan için aynı zamanda bir hayat alanı olduğuna vurgu yaptı. Fidan ayrıca, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün, egemenliğine olan destek ve adil bir barışın sağlanması hususunda iki ülkenin hemfikir olduğunu dile getirdi.
“Mısır ile ihmal edilen ilişkilerin canlandırılmasında büyük bir irade ortaya kondu”
Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyareti hakkındaki soruyu, “Cumhurbaşkanımızın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret tarihi bir ziyaretti. Gerçekten iki ülke arasında özellikle hem ikili ilişkilerin hem de bölgesel ilişkilerin niteliğini derinden olumlu yönde etkileyen bir ziyaret diyebiliriz. İki ülke arasındaki ilişkilerin başında biliyorsunuz ekonomik ilişkiler gelmekte. Bölgesel ilişkiler ön plana çıkmakta. Savunma sanayindeki ilişkiler ön plana çıkmakta. Bu konuda her türlü adımı beraber atma, yoğun bir şekilde çalışma konusunda her iki lider de kararlılıklarını ve iradelerini ortaya koydular. Özellikle geçtiğimiz yıllarda ihmal edilen bütün ilişkilerdeki alanlardaki açıkları bir an önce kapatılması konusunda iki lider tarafından büyük bir irade ortaya kondu. Biz bu olumlu iradenin bölgeye ve bölge istikrarına son derece ciddi katkılar olacağını öngörüyoruz. Özellikle Mısır’la Türkiye arasında bölgesel konular olarak söylediğiniz gibi birinci konu Gazze meselesi. Filistin-İsrail barışı ve Filistin Devleti’nin kurulması meselesi. Bu çok yoğun zaten tartışılan bir konu. Aynı zamanda Libya konusunda tabii yakından çalışmamız gerekiyor. İki lider bu konuda da prensip kararında mutabık kaldılar. Öteden beri zaten Mısır’ın hem diplomasi hem de istihbarat kurumlarıyla karşılıklı bu konuda görüş alışverişlerimiz oluyordu ama Libya’ya daha fazla nasıl olumlu katkı verebiliriz, bu konuda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Diğer bir konu da özellikle Afrika’da çatışmaların önlenmesi konusunda genel bir mutabakat var. Başta Sudan olmak üzere iki ülkenin yakından çalışabileceği ve buradaki çalışmaların durdurulması, sona ermesi konusunda getirilen bir yaklaşım sergilenebilir. Aynı zamanda Somali’nin son günlerde biraz tartışmaya açılan detaylarına girmek istemediğim toprak bütünlüğüyle ilgili problemler var. İki ülke bu konuda kendi ortak yaklaşımlarının benzerliği üzerinden nasıl bir ortak hareket tarzı geliştirilir, bu konuyu da görüşme imkanları oldu liderler arasında” şeklinde yanıtladı.
“İsrail’in bir an önce uyarıları dikkate almasını bekliyoruz”
İsrail-Filistin çatışmalarındaki güncel durum ve Gazze’de yaşanan insani kriz hakkında da konuşan Fidan, Refah Kenti’nde yaşanan son gelişmelerin meseleyi başka bir boyuta taşıdığını belirterek, “Bildiğiniz gibi şu anda Refah bölgesi ağırlıklı olarak havadan bombalanmakta. Bölgeye yapılacak karadan bir müdahalenin daha fazla sivil katliamına ve kaybına yol açar konusunda uluslararası camia tek ses olmuş durumda. Bütün ülkeler, bütün siyasi liderler teker teker beyanatlarda bulunuyorlar. İsrail’e uyarı veriyorlar. Özellikle Refah bölgesine bir saldırı olmaması artık dayanacak hiçbir gücü kalmamış aç ve sefil durumda olan sivil nüfusun daha fazla baskı altına ve maruz bırakılmaması konusunda çok ciddi uyarılar var. İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz özellikle Uluslararası Adalet Divanı’nın almış olduğu ihtiyati tedbir kararının bir an önce uygulanması, bu konuda elzem diye düşünüyoruz. Cumhurbaşkanımız ayrıca Gazze’yle ilişkin devam eden ateşkes görüşmeleriyle ilgili de bilgi aldılar. Oradaki kendi gözlem yorumlarını da aktardılar. Şu anda biliyorsunuz taraflar arasında Mısır’ın ve Katar’ın kolaylaştırıcılığı ve ara buluculuğuyla devam eden bir ateşkes süreci devam etmekte. Fakat henüz bir anlaşmaya ulaşılmadı. Bunun için çalışmalar devam ediyor. Bir an önce hayata geçirilmesi ve özellikle insan katliamının durmasını Filistinli kardeşlerimizi başta kuzeydeki evleri olmak üzere bütün yerlerinden edilmiş kardeşlerimizin yerlerine dönmesini umut ediyoruz. Türkiye özellikle yardım konusunda elinden geleni büyük bir hassasiyetle ve dikkatle yapıyor. Mısır’la bu konuda yoğun bir işbirliği içerisindeyiz. Kızılay, AFAD, sivil toplum örgütlerimiz, diğer kurum kuruluşlarımız, bakanlığımızın koordinesinde muazzam bir insani yardım faaliyeti içerisindeler. Ama maalesef refahtan içeri alınabilen günlük yardım miktarı sınırlı olduğu için istediğimiz miktarda veya gönderdiğimiz miktarda bir orantı da içeriye yardım maalesef giremiyor. Bunun artırılması hususunda uluslararası toplumla beraber çalışıyoruz. Önümüzdeki iki hafta içerisinde çok önemli üç tane uluslararası platformda görüşmeler olacak. Buranın şüphesiz ki bir numaralı maddesi Gazze meselesi olacak. Önümüzdeki hafta sonu biliyorsunuz Münih Güvenlik Konferansı var. Buraya çok sayıda ülke geliyor. Buraya biz de gideceğiz ve özellikle Gazze konusundaki gelişmeleri küresel güvenliğe, bölgesel güvenliğe, olumsuz etkilerini ve yapılması gereken konuları ciddi şekilde gündeme getireceğiz. Arkasından Brezilya’da G20 üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları toplantısı var. Onun da arkasından bildiğiniz gibi 1-3 Mart tarihleri arasında Antalya Diplomasi Formu var. Bu önümüzdeki iki hafta içerisinde çok yoğun bir şekilde Türkiye olarak ve diğer benzer düşüncede olduğumuz ülkeler ile yoğun bir diplomasi faaliyeti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Diplomasinin bütün sınırlarını son limitine kadar kullanarak bu vahşetin bir an önce durmasını, İsrail’in Sadece insanlık vicdanında lekelenmekle kalmayıp aynı zamanda hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz” dedi.
“Türkiye, Gürcistan’ın en büyük ticari partneri”
Gürcistan Dışişleri Bakanı Darchiasvili ise, Türkiye ve Gürcistan’ın kadim iki dost ve stratejik partner olduğunu belirterek, kendisi için burada bulunmanın bir şeref olduğunu, görüşmelerde iki ülkedeki güncel ve hareketli gündeme yönelik fikir alışverişinde bulunduklarını ve iş birliğini arttırmaya yönelik neler yapılabileceği hususunda somut adımların belirlendiğini söyledi. Darchiashvili, “Türkiye Cumhuriyeti, Gürcistan’ın en büyük ticari partneri olarak yerini korumaktadır. İki ülke arasındaki potansiyeli tam kapsamlı bir şekilde kullanmak için çalışmalar devam edecektir. Bunun yanı sıra kültür, eğitim ve halklar arası bağların güçlendirilmesi için de iş birliği imkanlarımız ele alındı. Sizlerin Gürcistan’a ziyaretinizi sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>