CHP’nin Esenyurt’ta başlattığı kayyum nöbeti sürerken, Habertürk Muhabiri Mahir Kılıç’ın bildirdiğine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yarın Ankara’daki parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel ve Grup Başkan vekilleri ile bir araya gelecek.
İmamoğlu, görüşmede aynı zamanda başkanı olduğu Türkiye Belediyeler Birliği’nin kayyumlarla ilgili çalışmasını sunacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karabat, CHP İstanbul milletvekilleri Enis Berberoğlu, Gamze Akkuş İlgezdi, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP’li belediye meclis üyeleri ile kayyum atanan Esenyurt Belediyesine geldi.
Özgür Karabat, burada yaptığı açıklamada, Esenyurt Belediyesini ziyaret etmek istediklerini, ancak polis tarafından engellendiklerini söyledi.
Belediye meclis üyelerinin denetleme görevlerini yapmak üzere kimliklerini ibraz ederek belediyeye gitmek istediğini belirten Karabat, “Ancak polis bariyerlerini aşamadık. Sormak istiyoruz, kimi kimden korumak istiyorsunuz? Seçilmiş belediye meclis üyelerimizin kanuni haklarını engelleyerek mi Esenyurt’ta kayyumu korumak istiyorsunuz?” diye konuştu.
Karabat, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan ve Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer’in, hukuksuz bir şekilde gözaltına alındığını savunarak, “Kuvvetli hiçbir ciddi dayanağı olmadan tutuklanan belediye başkanımızın arkasındayız ve şunu söylemek isteriz ki; kayyum gidecek Ahmet Özer gelecek.” ifadesini kullandı.
CHP’li Karabat, ilçede her iki kişiden birinin oyunu alan Özer’in hukuksuz şekilde tutuklandığını ileri sürerek, “Gücünü milletten alanların yenilmeyeceğini biliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Belediye meclis organlarının anayasayla tarif edildiğini hatırlatan Karabat, “Dolayısıyla anayasada tarif edilmiş organların görevinin yapılmasını engellemek anayasal bir suçtur ve gerekli suç duyurusunda bulunacağımızı bir kez daha buradan belirtmek istiyorum. Kayyum kendisi aynı zamanda anayasada da tartışmalı olan anayasaya aykırı olan bir kanun hükmünde kararnameyle atanmıştır.” görüşünü paylaştı.
Karabat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Öncelikle Sayın Ahmet Özer tarafından yapılan aşevini ziyaret edeceğiz. Daha sonra muhtarlarımızı ziyaret edeceğiz ve yine daha sonra da gazilerimizin derneğini ziyaret edeceğiz ve onlara şimdi size sabah giden arkadaşlarımız geldiler cezaevinden. Buradan ‘Silivri’ye, Silivri’deki Ahmet Özer’e ve demokrasi tutuklularına, diğer demokrasi tutuklularına selam olsun’ diyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU UTANÇ VERİCİ UYGULAMANIN ALTINDA KALACAKLAR”
Ahmet Özer’in tutuklanmasına sert ifadelerle tepki gösteren gösteren İmamoğlu, “Ne yazık ki her gün bir başka bir karanlık hamlenin peşinde koşan bir iktidarla karşı karşıyayız. Benim uzun yıllardır tanıdığım bu memleketin yetiştirdiği bir profesörü uyduruk sebeplerle tutuklayıp Esenyurt’u kayyuma emanet ettiler. 31 Mart gününden bugüne hep aynı uygulamaları, sandıkta kaybettiklerini yargı aracılığıyla geri almadılar mı? Önümüzdeki seçimi bugünden kazanmak için şimdiden milleti baskı altına almak istiyorlar. Yapamayacaksınız. Hukuk görüntüsü altında yaptıkları bu utanç verici uygulamanın altında kalacaklar” dedi.
“HER GÜN BİR YALAN”
İmamoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
Çözüm süreci heyeti arasında gerçekleşen konuşmada İmralı’da yapılan toplantıda Ahmet başkanımızın adı geçiyormuş, demek ki teröristmiş. Çözüm sürecine katkı sağlamak için çabalayan teröristse, o süreci başlatan kamu görevlilerini ne yapacağız? Neymiş; o gün başka bugün başkaymış. Kendi işlerine geldiği gibi evirip çevirip kıvırıp her gününü bir yalanla geçiren akılla karşı karşıyayız. Aklını vicdanını başkasına kiraya vermemiş hiç kimse bunun bir siyasi operasyon olduğunu bilir.
“ALLAH AŞKINA AHMAK DAVASI NEDİR?”
Hak kiminse o hakkı savunmak Ekrem İmamoğlu’nun boynunun borcudur. Bu kardeşiniz 6 yıldır bunların iftiralarıyla, uydurma teftişlerle uğraşmıyor mu? Allah aşkına ahmak davası nedir? Böyle hukuk olmaz. Siz önce milletin sandıktan çıkan iradesine saygılı bir iktidar olduğunuzu kanıtlayın. Dünyada sevgiden büyük bir şey var mı? ‘Biz yaradılanı severiz yaradandan ötürü’ demiyor muyuz? Bu topraklardaki öğretilere bunlar uzaklar.
“BEN SİZİNLE UĞRAŞACAĞIM”
Buradan söz veriyorum ben sizinle uğraşacağım. Bu kötülükle mücadeleyi büyüteceğiz. Cumhuriyet’in ve demokrasinin çürütülmesine asla seyirci kalmayacağız. Bu bileği görüyor musunuz? Seçimlerde bükemediğiniz bu bileği yasaklarla ve kayyumlarla bir milim bile bükemeyeceksiniz. Biz meselelerimizin çözümünü gizli saklı hesaplarla aramıyoruz, ortak değerlerimizde arıyoruz. Herkesin hakkını ona teslim etmekte arıyoruz. Esenyurt’ta biz iki elimizi de saklamadan açtık kardeşlerimize. Sadece Kürt vatandaşlarımızla değil bütün kardeşlerimizle biz bir elimizde gizli bir sözleşmeyi diğerinde de tehdidin şantajın sopasını saklamadık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TACETTİN DURMUŞ
Bağımsız Kars Belediye Başkan Adayı Ayhan Bilgen, “Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin, bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim” dedi. Bilgen, o dönem HDP yönetiminin ‘kayyum atanırsa atansın’ modunda hareket ettiğini ileri sürdü.
Bağımsız Kars Belediye Başkan adayı Ayhan Bilgen, bugün basın toplantısı düzenledi. Bilgen, şunları söyledi:
“Türkiye’de başka bir örneği olmayan 5 partinin temsil edildiği bir belediye meclisinde oy birliği ile kararlar alınabiliyor olması Kars için bir gurur vesilesidir. Buna katkı yapan geçtiğimiz dönem birlikte çalıştığımız 5 farklı partiden bütün belediye meclis üyelerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizden dolayı onlar da cezalandırılırlar. Ne yazık ki Türkiye siyasetindeki gerilim, kutuplaşma, güvenlik politikaları, terörle mücadele ne derseniz deyin bütün bu alanın bizim dışımızdaki alanın sonucu olarak Kars’a kayyum atandı. Ben kayyum atanmaması için elimden gelen çabayı sarf ettim. Değerli arkadaşlar bunu belki kamuoyuna çok açıklamadık ama artık bunları bu bir ay boyunca konuşacağız. Başkanı olduğum Kars Belediyesi’ne kayyım atanacağı hemen hemen belli olunca; yani HDP’li bütün belediyelere kayyum atanıp geriye sadece birkaç ilçe ve Kars kaldığında ben ‘Kars’a kayyum atanmasın. Kars farklı bir sosyolojiye sahip, geçmişte Türkiye Cumhuriyeti’nden önce Cumhuriyet kurmuş neredeyse tek şehirdir. Kars geçmişte şura ile yönetilmiş bir şehirdir. Dolayısıyla Kars’ı böyle bir kimliğin diğer kimliğe baskı yaptığı, dışladığı bir şehir haline getirmeyelim, buna izin vermeyelim’ diye partilerin meclis üyeleriyle görüşmeler yapmıştım. Bu meclis üyeleri hala hayatta bu şehirde yaşıyor. İsterseniz teyit için sorabilirsiniz. Yani dedim ki; evet belli ki her yere kayyum atanıyor, muhtemelen bir süre sonra da Kars’a da atanacak. Kars’a kayyum atanmamasının bir yolu var, bir formülü var. Kanun çok açık ve kanun diyor ki; Belediye başkanı istifa ederse belediye meclisi ilk toplantısında önce belediye başkanını seçer. Gündemin ilk maddesi bu olmak zorundadır.’
“SİYASETİN GÖREVİ SADECE SİYASETİ AĞLAMA DUVARINA ÇEVİRMEK DEĞİLDİR”
Ben feragat ederek gözaltına alınabileceğimi ve tutuklanacağımı bile bile daha önce TBMM grup başkan vekilliğinden feragat edip; nasıl bu şehre hizmet için bu göreve talip olduysam aynı şekilde belediye başkanlığı da bırakmayı da bilirim. Yeter ki bu şehre kayyum atanmasın. Belediye Başkanı evet en çok temsil edilen parti HDP ise meclis üyesi hem de o partiden yine HDP’li olsun ama belediye başkan yardımcıları da aldıkları oy oranında kabul eden diğer partilerin meclis üyelerinden oluşsun. Dolayısıyla 5 grup her birisi bir şekilde belediyede temsil edilsin, şehir birlikte yönetilmeye devam etsin ama ne yazık ki benim bu çağrımı bunun altını çizerek söylüyorum; o zaman mensubu olduğum parti HDP dahi kulak tıkandı. Yani sanki kayyum atanırsa atansın modunda hareket edildi. Elbette ki kayyum atanmasının sorumlusu biz ya da mensubu olduğumuz parti değildir ama belli ki Türkiye’de bir kayyum politikası varsa biz bunun önüne geçmek için çözüm üretmek zorundaydık. Siyasetin görevi sadece siyaseti ağlama duvarına çevirmek değildir. Sadece ülkeyi yönetmek değildir. Sadece tepkiyi manipüle etmek değildir. Siyasetin görevi gerilimi bitirecek çözüm üretmektir. Biz kendimizce böyle bir çözüm bulmuştuk ama bu çözümü gözaltına alınmadan önce uygulamaya çalıştığımda da ne yazık ki diğer partilerin olumlu birtakım mesajlarına rağmen kendi partimiz içerisinde bir karar çıkartmadık. Bunu yalanlayacak birisi varsa, partinin genel merkez yöneticileri de ortada bu ildeki yöneticiler de ortada. Çıksınlar ‘hayır’ desinler, böyle olmadı.
“KARS’A KAYYUM ATANMASIN DİYE ELİMDEN GELENİ YAPTIM”
Değerli arkadaşlar gözaltına alınışımın son gününde yani 7 gün geçmişti artık 8. gün cuma günüydü. Bir kez daha cezaevinden denedim. Avukatlar aracılığıyla hem HDP Genel Merkezi’ne haber gönderdim, hem de Kars’a haber gönderdim. Dedim ki ‘Bakın ben bugün perşembe akşamı yarın cuma sabahı muhtemelen mahkemeye çıkarılacağım. Mahkeme muhtemelen bizi tutuklayacak. Tutuklandıktan sonra zaten kayyum atanacak. Uygulama belli yani görevinin başında olmadığı için yerine kayyum atanıyor, uygulama her yerdeki gibi Kars’ta da böyle olacak. Bunun önüne geçebiliriz. Perşembe akşamı ya da cuma sabahı ben istifamı vereyim. Cuma günü öğleden sonra saat 2’de belediye meclisinin rutin toplantısı var. Cuma günü saat 14.00’da belediye meclisi daha önce konuştuğumuz üzere diğer partilerin meclis üyelerin de kabul ettiği biçimde Kars yereldeki HDP yöneticileri ve belediye meclisinde birlikte çalıştığımız eş başkanımız ve diğer meclis üyesi arkadaşlarımızın da bilgisi dahilinde uzlaşarak bir yeni yönetim oluştursun. Dolayısıyla da belediyenin ilk meclis toplantısında eğer yeni başkan, yeni bir başkan yardımcıları belirlenirse kayyum atanmanın koşulları ortadan kalkmış olur çünkü benimle ilgili özel bir durum. Yani belediye başkanının kendisi tutuklandığında kayyum atanıyordu çünkü HDP’ye kayyum atanıyor ki, şehre kayyum atanıyor ki, belediye meclisine kayyum atamıyor ki. Ben kendi haklarımdan vazgeçmiş olayım, belediye başkanlığından feragat edeyim. Yani Kars’a çok net biçimde bir yeni şura rolü oynayabilecek, bütün partilerin temsil edildiği bir yönetimi armağan edelim. Hiç olmazsa Türkiye’nin şu kadar şehrinde bu sorunun 30 yıldır çözülmesinden dolayı kayyum atanırken bari Kars’a kayyum atanmasının diye elimden geleni yaptım. Yine avukatlar bana parti genel merkezinden olumsuz görüş getirdiler ve ‘Hayır, böyle bir şey yapılamaz bu mümkün değil, biz bunu doğru bulmuyoruz siz asla istifa etmeyin’ dediler.
“YÜRÜTÜLEN KARALAMA KAMPANYASINDAKİ HİKAYE BUDUR”
Benimle ilgili yapılan sosyal medyada yürütülen karalama kampanyasındaki istifa hikayesinin aslı astarı budur. Utanmadan yüzsüzce, bir de ‘sanki ben keyfim için kendi koltuğum için istifa etmişim gibi Kars’ı bıraktın kaçtın, yok istifa ettin’ gibi bir karalama kampanyası yürütüyorlar. HDP’nin o zamanki yönetimi de ortada, genel merkez yönetimi de ortada. Benim istifayla ilgili bütün niyetim bütün çabam bu şehre kayyum atanmasının diyeydi ama bu konuda üzerine düşeni yapmayanlar gerekli yapıcı sorumluluğu üstlenmeyenler şimdi sanki ben ‘Başka bir niyetle bir istifa süreci işletmişim’ gibi kampanya yürütüyorlar. Biz herkesle her konuyu tartışmaya açığız. Cesareti olan varsa, yüreği olan varsa ister belediyeciliği konuşuruz ister Türkiye siyasetindeki kutuplaşmayı kamplaşmayı ve siyasi partilerin bu ateşe odun taşımasını konuşuruz. Biz bu şehri en azından bu şehri değerli arkadaşlar bu yangından korumak istiyoruz. Bu partilerin kendi hırslarıyla sadece oylarını yüksek çıkartma hesabıyla ve kişilerin şahsi çıkar, şahsi menfaatini şehrini çıkarının, ülke çıkarının önüne üzerine koymasına karşı yola çıktık. Dolayısıyla da bu ateşi Kars’tan yakacağız Türkiye görecek Kars bir örnek ortaya koyacak 31 Mart akşamı bu şehir nasıl birçok şeye öncülük yaptıysa; bağımsız bir il belediye başkanlığı konusunda da bu örneği ortaya koyacak.”
]]>
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda; iktidarın belediyelere yaptığı kayyum atamalarını eleştirerek, “31 Mart’ta seçimler var. Eğer bir cumhuriyette, bir demokraside, bir coğrafyada kendisini hakim olan kimlikten farklı hisseden bir topluluk varsa, halk varsa bunların kendisini serbest seçimler yoluyla ifade etme hakkı var. Bunun yolu da yerel seçimlerdir, genel seçimlerdir. Eğer siz yerel seçimlerde kendisini hakim topluluktan farklı hisseden insanlara kimliklerinden dolayı yolu kapatırsanız başka şeylerin yolunu açarsınız. Kayyum yasası bu Parlamento’dan geçmedi, yasa geçmedi. Peki, Diyarbakır’dan darbe mi oldu? Van’dan darbe mi oldu? Mardin’den darbe mi oldu? 15 Temmuz Darbesini bu belediyeler mi yaptı? 15 Temmuz darbesini Diyarbakır Belediyesi mi yaptı? Ama ne oldu? Bu Meclisten OHAL nedeniyle çıkardığınız yetki yasasıyla, bakın, bugüne kadar, Cumhuriyet’ten bu zamana kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen, şeytanın bile aklına gelmeyen bir düzenleme aklınıza geldi, şeytanın bile aklına gelmeyen; kayyum yasasını icat ettiniz” dedi.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda AKP iktidarının kayyum uygulamasını eleştirdi. Tanrıkulu şunları söyledi:
“SELÇUK MIZRAKLI HAKKINDA HİÇBİR SORUŞTURMA YOKTU, MUHTEMEL SEÇİLECEĞİ BİLİNDİĞİ İÇİN DE HAKKINDA DÜZMECE DOSYALAR HAZIRLANDI”
“Önümüzde yerel seçimler var tabii. Sayın Cumhurbaşkanı Diyarbakır’ı istiyormuş, öyle ifade etmiş Diyarbakır milletvekili arkadaşlarımıza. Ben de Diyarbakır Milletvekiliyim. Diyarbakır kadim bir kenttir, tarihi bir kenttir, bir kimlik kentidir. Diyarbakır’ın bütün sokaklarını ve tarihini bilirim ama Diyarbakır ne istenir ne alınır. Diyarbakır boyun eğmez, Diyarbakır biat etmez, Diyarbakır diz çökmez, onurundan da vazgeçmez hiçbir zaman; onuru da kendi oylarıdır, kendi seçtikleridir aynı zamanda, bundan da vazgeçmez. 2019 Seçimleri oldu; dostum, arkadaşım Selçuk Mızraklı bu Parlamentonun üyesiydi kendisi, hakkında hiçbir soruşturma yoktu, muhtemel seçileceği bilindiği için de hakkında düzmece dosyalar hazırlandı ve daha 1 Nisan’da kendisiyle ilgili olarak görevden alınmasıyla ilgili yazı yazıldı. Şimdi, bir daha 31 Mart’ta seçimler var.
“YEREL SEÇİMLERDE KENDİSİNİ HAKİM TOPLULUKTAN FARKLI HİSSEDEN İNSANLARA KİMLİKLERİNDEN DOLAYI YOLU KAPATIRSANIZ BAŞKA ŞEYLERİN YOLUNU AÇARSINIZ”
Ben Adalet ve Kalkınma Partisi grubuna soruyorum: Gerçekten ne yapacaksınız? Ne yapacaksınız? Yani bu halkın iradesini nasıl yok sayacaksınız? Bakın, şimdi, siyaset biliminde şu var, demokrasinin ölçütünde şunlar var: Eğer bir cumhuriyette, bir demokraside, bir coğrafyada kendisini hakim olan kimlikten farklı hisseden bir topluluk varsa, halk varsa bunların kendisini serbest seçimler yoluyla ifade etme hakkı var. Bunun yolu da yerel seçimlerdir, genel seçimlerdir. Eğer siz yerel seçimlerde kendisini hakim topluluktan farklı hisseden insanlara kimliklerinden dolayı yolu kapatırsanız başka şeylerin yolunu açarsınız. O nedenle, biraz sonra burada konuşacak AK Partili arkadaşımız gelip burada kayyumu savunmasın, ayıptır. Bu kürsü demokrasi kürsüsüdür, kayyum yasası burada çıktığı zaman buradaydık, bakın, bu Parlamentodan geçmedi, yasa geçmedi. Peki, Diyarbakır’dan darbe mi oldu? Van’dan darbe mi oldu? Mardin’den darbe mi oldu? 15 Temmuz Darbesini bu belediyeler mi yaptı? Sizlere soruyorum Değerli Arkadaşlar: 15 Temmuz Darbesini Diyarbakır Belediyesi mi yaptı? Ama ne oldu? Bu Meclisten OHAL nedeniyle çıkardığınız yetki yasasıyla, bakın, bugüne kadar, Cumhuriyet’ten bu zamana kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen, şeytanın bile aklına gelmeyen bir düzenleme aklınıza geldi, şeytanın bile aklına gelmeyen; kayyum yasasını icat ettiniz ya.
“DİYARBAKIR’IN RANTINI KAYYUMLARA, VALİLERE, İŞ BİRLİKÇİLERİNE BU KADAR SATMAK AK PARTİ GRUBUNA YAKIŞIR MI?”
Bir kez daha söylüyorum, 15 Temmuzdan sonra OHAL’le aldığınız yetkiyle bunu yaptınız. Parlamentodan bu yasa geçemedi, geçemedi, AK Parti o maddeleri geri çekmek zorunda kaldı bu Parlamentoda, 15 Temmuz’dan sonra. Evet, böyle yaptınız. Bakın, elimde rüşvetle ilgili olarak, yapılan sınavlarla ilgili olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin ve kayyum yönetiminin bir sürü yolsuzluğu var. Şimdi, arkadaşımız, gelecek diyecek ki: ‘Arsa satılır.’ Yahu, arsayı kim satar? Nasıl satar? Bir kişinin iradesiyle satılır mı? Pazarlık yoluyla satılır mı? Rüşvetle satılır mı? Değerinden, onda 1 değere satılır mı arkadaşlar ya, satılır mı? İmar düzenlemesi sadece kaymakamın, valinin imzasıyla yapılır mı? Bu kadar çok rantı Diyarbakır’ın, bölgenin, o coğrafyanın rantını kayyumlara, valilere, iş birlikçilerine bu kadar satmak AK Parti grubuna yakışır mı? Ama 31 Mart sonuçta bu iradenin sandıkta yeniden tecelli edeceği yer olacaktır.”
]]>