Kat – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 09:00:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı Olduğu İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları Başladı https://www.akittvhaber.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/#respond Sat, 03 Aug 2024 09:00:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11334

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, 9. Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları’nın (İstanbul Publishing Fellowship) açılışı Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın Birliği Derneğinin desteğiyle Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından organize edilen program, çok sayıda ulusal ve uluslararası yayımcıyı bir araya getirdi.

TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç, açılışta yaptığı konuşmada İstanbul’un kültür ve sanatın başkenti olduğunu belirterek, Türkiye’nin yayıncılık açısından çok canlı ve dinamik bir ülke olduğunu söyledi.

Kitap üretimine dair veriler aktaran Genç, üretimleri üç başlıkta topladıkları bilgisini vererek, “Birincisi bandrollü dediğimiz özel sektör tarafından üretilen kitap adedi, ikincisi Milli Eğitim Bakanlığının okullar için ürettiği ders ve yardımcı kitaplarımız, üçüncü grupta da 48 sayfa altında bandrol zorunluluğu taşımayan daha ziyade çocuk kitapları.” ifadesini kullandı.

Genç, Türkiye’de 2023’te yaklaşık 750 milyon kitap üretildiğini aktararak, “İlk baskısı yapılan 58 bin yeni kitap üretildi. İkinci ve sonraki baskıları yapılmış 159 bin kitap çeşidi söz konusu. Geçtiğimiz yıl ülkemizde toplam 271 bin farklı başlık altında kitap yayımlandı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Etkin bir telif hakları sistemi için çalışıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Fatoş Altunç, gelişen teknolojinin yayıncılığa etkilerine işaret ederek, “Geleneksel üretim süreçlerinin ülkelerin kalkınmasında belirleyici olmaktan çıktığı bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle yayıncılık sektörünün içinde bulunduğu fikri üretime dayalı sektörler kültür sanatı şekillendirmekle kalmıyor, ekonomik kalkınmayı ve daha da önemlisi toplumsal adaleti sağlıyor.” dedi.

Yayıncılığın güçlenmesi ve toplumsal adaletin sağlanması açısından iyi işleyen bir fikri mülkiyet sisteminin önemli olduğunu dile getiren Altunç, şunları kaydetti:

“Telif Hakları Genel Müdürlüğü olarak, ülkemizde etkin bir telif hakları sistemi oluşturulması amacıyla, idari uygulamaların yürütülmesi, kültür sanat sektörünün güçlendirilmesi ve bu alanda ihtiyaç duyulan mevzuat düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ihtiyaçlara cevap veren uygulamalar için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu da etkinliğin, Türk edebiyatının ve yayımcılığının dışa açılımında, uluslararası kültürel ve ticari ilişkilerin gelişmesinde kurmaya çalıştıkları sistemin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı.

Bu sene etkinliğin dokuzuncusunu gerçekleştirdiklerini sözlerine ekleyen Beyoğlu, “Başladığı noktayı düşündüğümüzde, katılımcı sayısı ve katılım içeriği bakımından değerlendirdiğimizde büyük bir yol kat ettiğimiz hepinizin de yakından müşahede ettiği gibi çok net.” açıklamasını yaptı.

Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) Başkan Yardımcısı Gvantsa Jobava, programa katılmanın her zaman çok heyecan verici olduğunu belirterek, “Gürcü bir yayıncı olarak, komşu ülke Türkiye’ye gelmek bana kendimi dostlarımın arasında hissettirdi.” diye konuştu.

Jobava, odak ülke Meksika ile diğer ülkelerden katılanlara ve organizasyona katkıda bulunanlara teşekkür etti.

“Gazze’de değil kitap okumak, bir kitaba ulaşmak bile mümkün değil”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, oda olarak bu tip etkinliklere diğer bağlı kuruluşlarla beraber destek vermeye çalıştıklarının altını çizerek, “Bugün de burada hem İTO hem de kurumumuza bağlı Turizmi Geliştirme Vakfımızla beraber katkı veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu tip etkinliklerin daha bilinçli, eğitimli ve daha güzel bir toplum için umut verdiğini kaydeden Avdagiç, “Gerçekten en fazla umuda ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü insanlık olarak çok önemli bir sınavla karşı karşıyayız. Maalesef insanlık beş aydır devam eden bir soykırımla, katliamla karşı karşıya.” değerlendirmesini yaptı.

Avdagiç, Filistin halkına büyük bir zulüm yapıldığını vurgulayarak, “Beş aydır Gazze’de değil kitap okumak, bir kitaba ulaşmak bile mümkün değil. İnsanlar orada sadece hayatta kalmaya çalışıyorlar. Yaşanan bu faciayı, katliamı şahsım, kurumum ve Türk iş dünyası adına çok şiddetli bir şekilde kınıyorum.” dedi.

Meksika Yayıncılar Birliği (CANIEM) Başkanı Hugo Setzer, Meksika’yı odak ülke olarak İstanbul’da ağırlayan program ekibine teşekkür etti.

Meksikalı yayımcıların önemli bir delegasyonla programa katıldıklarını belirten Setzer, katılımcıları aralıkta Meksika’da düzenlenen etkinliğe beklediklerini kaydetti.

“Kalemimin bende bir sorumluluk olduğunu hissediyorum”

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. İskender Pala ise her gün yazıhanesinde 10 saat okuyup yazdığını, son 10 yıldır “Kaç kitaplık ömrüm kaldı? Gençlere, iyi insanlara kaç tane daha kitap bırakabilirim?” düşüncesiyle çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.

Yazdıklarından dolayı kendisinde bir sorumluluk hissettiğinin altını çizen Pala, şöyle devam etti:

“Kalemimin bende bir sorumluluk olduğunu hissediyorum. ‘Dünyada pek çok insanın benim söyleyeceklerime ihtiyacı var.’ diye hiç durmadan okuyor ve yazıyorum. 102 kitap yazdım, akademik kitaplarımı bir kenara bırakırsak herhalde 40 tanesi hiç durmadan her yıl yeniden basılıp okunuyor. Şunun için mutluyum. Sabah uyanıyorum, ofisime gidiyorum, orada bir şeyler yazıyorum. Akşam geri döndüğümde o gün en az bin kişiye benim bir kitabım ulaşmış oluyor.”

Prof. Dr. Pala, senede 365 bin kitabının okuyucuyla buluştuğunu vurgulayarak. “Her gün bin okuyucu bana belki iyi niyetlerini gönderiyor, enerjilerini hissediyorum. Dünyanın herhangi bir yerinden Sinop’tan, Azerbaycan’dan, Çin’den, Antalya’dan, Mısır’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, Hollanda’dan birisi okuyor benim kitabımı. Diyor ki, bu adam şöyle söylemiş, bak ne güzel söylemiş. Onun o taşıdığı iyi niyet, bana ağız tadı, moral, sağlık, sıhhat oluyor ve ben daha çok çalışıyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Bir romanı 250 günde, 2 bin 500 saat çalışarak yazdığını aktaran Pala, şunları kaydetti:

“Ben her sene, 2 bin 500 saati sadece bir romana harcamak için misafir kabul etmiyorum, gezmeye gitmiyorum. Çocuklarıma ayırdığım zamandan alıyorum ve o 2 bin 500 saati bir araya getiriyorum. Türkiye’de benim gibi pek çok yazar böyle çalışıyor. Dünyanın her yerinde yazarlar böyle çalışıyor. Yani siz fellowship, yayımcılık gibi mesleklerle uğraşırken aslında sizin için iş gücü oluşturan insanların dünyasını anlayın diye bunları söylüyorum. Biz o kadar alın teri, emek, göz nuru, hastalık, koşturmaca, geçim sıkıntısı vesaire içerisinde bir şeyler üretmeye gayret ediyoruz. Sizlerin burada bulunmanız, benim yazdıklarımın daha fazla insana ulaşması demek. 102 kitabımın belki 365 bin değil, üç milyon kişiye de ulaşması demek. Onun için burada bulunmanızdan çok bahtiyarlık duyuyorum.”

Konuşmaların ardından İTO Başkanı Şekib Avdagiç, CANIEM Başkanı Hugo Setzer’e plaket takdim etti ve kurdele kesilerek programın açılışı yapıldı.

Etkinlik, Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden yayımcıların telif ve çeviri görüşmeleriyle devam etti.

İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi amaçlanıyor

İstanbul Fellowship Publishing Programı’nda bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işleneceği “odak ülke” etkinliğinde 2024’ün odak ülkesi olarak Meksika belirlendi.

Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları ile dünya yayımcılarının iş birliğinin artırılması, İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi ve sektörel gelişmelerin yakından takip edilmesi amaçlanıyor.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncının bir araya gelmesine olanak sağlayan program, 2021’den itibaren hibrit bir modelde gerçekleştirilerek katılımcılarına hem fiziki hem de çevrim içi ikili görüşme imkanı sunuyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/feed/ 0
Amasra Belediye Başkanı ve CHP’nin Belediye Başkan Adayı Recai Çakır’ın Seçim Ofisi Açıldı https://www.akittvhaber.com.tr/amasra-belediye-baskani-ve-chpnin-belediye-baskan-adayi-recai-cakirin-secim-ofisi-acildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/amasra-belediye-baskani-ve-chpnin-belediye-baskan-adayi-recai-cakirin-secim-ofisi-acildi/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:33:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10733

Amasra Belediye Başkanı ve CHP’nin Belediye Başkan Adayı Recai Çakır’ın seçim ofisi düzenlenen törenle açıldı.

Açılışa, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, CHP İl Başkanı İsmail Cem Akyol, Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, Amasra Belediye Başkan Adayı Recai, Çakır, CHP’li belediye başkan adayları, Belediye ve İl Genel Meclisi Üyesi adayları ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılışta konuşan CHP Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, “Amasra tarihini, kültürünü ve güzelliğini koruyarak modern ilçe haline getirme vizyonuyla çalışan Başkanımızı yeniden seçmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını indirmemek için çok çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi demokrasi; birlikte yönetme sanatıdır. Bizler Amasra’da demokrasi sanatını en iyi şekilde icra etmeye çalışırken bazıları Amasra’yı tek adamdan alınan emirlerle yönetme arzusu içine girmişler. Bizler ‘güzel şeyler birlikte yapılır’ derken bazıları ‘büyüklerimiz yaptı’ demenin ötesine gitmiyorlar” dedi

Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ise konuşmasında, ‘İlk mart ayını görmeden başlayan pandemiyle uğraştık. Yine ekonomik krizin sonucunu hala hep birlikte yaşıyoruz. Bölgemizde yaşanan fırtınaya sele, canımızı acıtan maden faciası katliamında kaybettiğimiz 43 kardeşimizin acısına rağmen Amasra’da imkansız denilenleri birlikte başarmanın yolunu açtık. Emekten, doğadan ve demokrasiden yana tavrımızdan ödün vermeden, devraldığımız yüz yıllık Cumhuriyet mirasını halk için halk ile beraber yeniden yorumlayarak oluşturduğumuz Amasra modeli ile bunları başardık. Belediye, Merkezi hükümet, özel sektör, kardeş belediyelerimiz, Büyükşehir Belediyeleri destekleriyle ranttan uzak ve hizmete dayalı bu modelin misyonu, devraldığımız ağır borç yükü ve hizmet gerçekleştirmekte güçlük çeken dar bütçeli belediyemizin kaynaklarını verimli kullanarak mümkün oldu” ifadelerine yer verdi.

“Borcu yüzde 65 azalttık”

Başkan Çakır, 2019 yılında ağır borç yükü bulunan ve dar bütçeli bir belediye devraldığını belirterek, 5 yılda ödemelerin düzenli hale getirildiğini ve borcun ise yüzde 65 oranında azaltıldığını kaydetti. Enflasyonun ve giderlerin arttığı süreçte borçlarında önemli kısmını ödemeyi başardıklarını vurgulayan Çakır, ’17 ay birikmiş maaş alacakları olan personelimizin, kendi dönemimdeki maaşlarını ödediğimiz gibi, geçmiş alacaklarından da 10 maaş alacaklarını ödemiş olduk. 2019’da göreve geldikten sonraki süreçte enflasyon nedeniyle giderlerimizin 6 kat arttığını gördük. Mazot fiyatları 7 kat, elektrik 8 kat arttı. Diğer masraflarımızda da 10 katı aşan maliyet artışları ile yüz yüze geldik. Buna rağmen Amasra belediyesinin borç yükünü neredeyse yerinde tutarak, yüzde 60’a yakın borç azalmasını sağladık. Bu borç Amasra halkımızın, çocuklarımızın, torunlarımızın borcu. Biz çocuklarımızı, torunlarımızı borçlandırmak istemedik. Bugün sefa sürüp, yarın acısını onlara yaşatmamak için çaba verdik, borcumuzu azalttık” dedi.

Mazot yolsuzluğu iddialarına sert tepki

İsimsiz ve sahte bir adresin yer aldığı mektup ile hakkında başlayan soruşturma ile ilgili de konuşan Çakır, “Biz Amasra’nın sorunları ile boğuşup, kılı kırk yararak, tabiri caizse sinekten yağ çıkarırcasına çalışırken, bazıları bizi sahte isim ve adres ile ihbarda bulunup, kara çalmaya çalışıyor. Amasra halkı bize çocuklarını emanet etti. Bizimle beraber, bu kentin geleceği için yürüttüğümüz termik santral mücadelesinde bizimle beraber yürüdü, emekçilerin çadırlarında bir araya geldik. Bunun bize yapışmayacağını herkes biliyor. İlgi çekici olan şu, biz 43 kardeşimizin acısını yaşamak bir yana, hesabını sormak için davaları gün gün takip ediyoruz. Bir yılı geçti halen çözülmüş değil, bazı kamu çalışanlarına bir yılı geçtikten sonra ancak soruşturma izni verilebildi. Bizimle ilgili açılan soruşturma tahmin ediyorum, dünya rekoru. 3 gün içerisinde ifadeden sevke, ağır cezadan dava tarihi belirlenmesine uzanan süreç yaşandı. Amasra bir Türkiye rekoru daha kırdı. Ama bu bir utançtır, Amasra için. Bu utancı yaşatanlarla da, hem sandıkta hem de hukuk yoluyla hesaplaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Görev süresinde yaptığı çalışma ve projeler hakkında da bilgi veren Çakır, yeniden seçilmesi halinde yapacağı çalışmalar hakkında da bilgiler verdi.

“Hizmetlerin iyi olduğu yerlerde insanlar daha mutlu oluyor”

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’a ilçede yürüttüğü çalışmalar için teşekkür ederek, kendisine başarı diledi. Bankoğlu, “Ama sadece Bartın için değil, Batı Karadeniz için değil, tüm Türkiye’de hatta dünyada örnek bir kent olma yolunda ilerliyor Amasra. Tüm dünyanın göz bebeği olacak Amasra inanıyorum ben buna. Büyük bir potansiyeli var Amasra’mızın. Biz ne şanslıyız ki aslında Amasra’nın güzelliğini daha da parlatan, potansiyelinin farkında olup hak ettiği değeri bulması için gece gündüz çalışan bir belediyemiz var. ve yine ne şanslıyız ki Amasra’ya tek önceliğim hizmet diyen, işine, görgüsüne, bilgisine, ahlakına ve dürüstlüğüne güvendiğimiz bir Recai Başkanımız var. Biliyorsunuz iş ve hizmet kadar aslında insanların hafızasında iyi bir iz bırakmak ve iyi anılmakta çok önemli. Belediyemizin aslında 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerle iyi bir iz bıraktığını burada yaşayan hemşerilerim olarak hem siz görüyorsunuz ama aynı zamanda şehir dışından Amasra’mıza gelen herkes bunu görüyor ve bunu biliyoruz. Belediye hizmetlerinin iyi olduğu şehirlerde biliyorsunuz insanlarda daha mutlu ve daha huzurlular. Her ne kadar ekonomik gidişat herkesi bir darboğaza sürüklemiş olsa da sokağa çıktığımız zaman iyi hizmetleri görmek en azından insanlarımızın yüzünü güldürüyor” ifadelerini kullandı.

“Seçim sonucunu tahmin etmekte uğraşacağımız son seçim olabilir”

Açılışa katılan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak da, Belediye Başkanı Recai Çakır’ın Amasra’ya değer kattığını ifade ederek, “Amasra’mız gerçekten Türkiye’nin gözbebeği olan kentlerimizden bir tanesi ve Amasra Belediye Başkanımız Recai Çakır da Amasra’nın değerine değer kattı. Amasra’ya her geldiğimde burada bir şeylerin değiştiğini, Amasra’ya hizmet geldiğini görüyorum. Zaten Amasralılar da ‘kendisinden çok memnunuz, bir dönem daha bu hizmetlerini bir dönem daha istiyoruz’ dediler.’ ifadelerine yer verdi.

Amasra’da Çakır’ın farkla kazanmasını beklediğini ifade eden Öztrak, “Geçtiğimiz yıl bir seçim yaşadık ve seçimden sonra olan biteni de hepimiz görüyoruz. İnsanların yaşam standartları ve geçim şartları her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. Bu seçim belki de sonucunu tahmin etmekle uğraşacağımız son seçim. Bu seçimde Amasra’dan yüzde 75 oy istiyoruz. ‘Dur ‘demenin yolu da sizin o tertemiz oylarınızdan geçiyor” diye konuştu.

Kurdelenin kesilmesi ile hizmete açılan seçim ofisinde katılımcılara yemek ikramında bulunuldu. – BARTIN

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/amasra-belediye-baskani-ve-chpnin-belediye-baskan-adayi-recai-cakirin-secim-ofisi-acildi/feed/ 0
Erdoğan: Artık sözler eyleme dökülmeli, Gazze’de garantörlüğe hazırız https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-artik-sozler-eyleme-dokulmeli-gazzede-garantorluge-haziriz/ https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-artik-sozler-eyleme-dokulmeli-gazzede-garantorluge-haziriz/#respond Tue, 09 Jul 2024 09:00:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9756

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda katılımcılara hitap etti. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan konuşmasında, Gazze’de katliam yapan İsrail’e tepkisini bir kez daha dile getirdi.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;

“Antalya Diplomasi Forumu’nun 3’üncü buluşması münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bilindiği gibi 6 Şubat 2023’te yaşadığımız asrın felaketi nedeniyle forumumuzu geçtiğimiz yıl iptal etmek durumunda kalmıştık. Ülkemizin 11 ilini ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz deprem felaketinin yaralarını hızla sarıyoruz. Bu zorlu süreçte dost ve kardeş ülkelerden gördüğümüz maddi manevi desteği burada özellikle ifade etmek isterim. Dünyanın neresinde olursa olsun acımızı yürekten paylaşan dayanışma ve desteklerini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Anadolu’nun manevi mimarlarından Hz. Mevlana’nın çağları aşan şu sözünün hikmetine bir kez daha şahitlik ettik; Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır. Karanlığın ardında nice güneşler vardır. Millet olarak destekleriyle, dualarıyla, katkılarıyla en zor günümüzde bizlere umut aşılayan dostlarımızın kadirşinaslığını asla unutmayacağız. Rabbim ülkemiz ve milletimizle birlikte tüm insanlığı bu tür tabii afetlerden korusun diyorum. Depremlerde vefat eden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.

İŞ İNSANLARINDAN AKADEMİSYENLERE YAKLAŞIK 4 BİN KATILIMCI AYNI ÇATI ALTINDA OLACAK

Turizmin başkenti Antalya’mız forum ile birlikte küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden biri haline geliyor. Bugünkü toplantımızın etkileyici katılım düzeyi bu tespitimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Üç gün boyunca, günümüz liderlerinden geleceğin liderlerine, iş insanlarından akademisyenlere yaklaşık 4 bin civarında katılımcı, burada aynı çatı altında bir araya gelecek. Yapılacak fikir teatilerinin ve tartışmaların bizleri doğruya, iyiye, adalete ve gerçekliğe bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum. Forumumuzun bu yılki temasını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik durumuna şöyle bir göz attığımızda, Forumun temasının ne kadar isabetli seçildiği anlaşılacaktır.

İnsanlık olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı ve biteviye krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil; üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki; bu değişim insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin; açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz.

“21. YÜZYIL GİDEREK ‘BUHRANLAR ÇAĞI’NA DÖNÜŞMEKTE”

Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor. Savaşlar, eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçiyor. Sömürgecilik, yeni yöntemlerle, ne yazık ki, devam ettiriliyor. Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik şudur: Refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olmasını umduğumuz 21’inci yüzyıl; beklentilerin tam aksine giderek bir “buhranlar çağına” dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği “kural temelli uluslararası düzen”, anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir. Dayanışma, adalet ve güven gibi temel kavramlardan yoksun olan cari uluslararası sistem ise asgari mesuliyetlerini bile yerine getiremiyor.

“DEAŞ İLE GÖĞÜS GÖĞÜSE MÜCADELE EDEN YEGANE NATO ÜLKESİYİZ”

Tüm bunları, olayların uzağında bir ülkenin lideri olarak söylemiyorum. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerek beşeri ve kültürel bağları, gerekse beynelmilel ilişkileri itibarıyla krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biridir. İnsanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, risklerin kahir ekseriyeti bizim yakın coğrafyamızda yaşanıyor. Örneğin, pek çok ülkenin son 5-10 yılda yüzleştiği terör tehdidiyle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. DEAŞ’la sahada göğüs göğüse mücadele edip bu örgütü bozguna uğratan yegâne NATO müttefikiyiz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında bizim yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor. Son dönemde protesto eylemi kılıfı altında Avrupa’da mukaddes kitabımız Kur’an’ı Kerim’e yönelik yapılan saldırıların çoğu, Türk Büyükelçiliklerinin önünde gerçekleştirildi. Türkiye ve Avrupalı Türkler bu süreçte özellikle provoke edilmek istendi.

Düzensiz göç meselesinde zaten 12 yıldır ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durum farklı değildir. Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür.

“TÜRKİYE’NİN HİÇBİR HADİSEYİ UZAKTAN SEYRETME LÜKSÜ YOKTUR”

Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak; doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek, hem kendi insanımıza, hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa, gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.

Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif, çok yönlü, dikkatli ve soğukkanlı bir politika izliyoruz. Girişimci, insanı ve diplomasiyi öne çıkaran dış politikamızın temelinde kadim değerlerimizle çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Prensiplerimizden taviz vermeden, ülkemizin menfaatlerini her alanda güçlü bir şekilde savunmanın gayretindeyiz.

Yakın dönemde yaşadığımız hadiseler ve tecrübeler bize şunu öğretti: Diplomasi, krizlerin barışçıl çözümünde elimizdeki en büyük araçtır. Yeter ki; diplomasiye şans tanıyalım, alan açalım. Yeter ki, maksimalist hedefler peşinde koşmayalım. Her zaman söylediğimiz gibi; sıkılı yumruklarla musafaha olmaz. Hüsnüniyet, irade ve kararlılığın olduğu her yerde, diplomasi ve diyalogla mesafe almak pekâlâ mümkündür. Elbette tüm bunları dillendirirken, gerçeklerden kopuk bir romantizmden bahsetmiyorum. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de, jeopolitik rekabetin kıran kırana geçtiği bir coğrafyada yer aldığımızı asla unutmuyoruz.

“SAHADA VARLIK GÖSTERMEDEN MASADA KAZANIM ELDE EDİLEMEZ”

İçeride güçlü olmadan, dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini de çok iyi biliyoruz. Nitekim bu hakikatleri göz önüne alarak, son 21 yılda ekonomiden ticarete, savunmadan ihracata her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Diklenmeden dik durabilmek için, milli onurumuzu, bekamızı, milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için her türlü adımı attık.

Ekonomide ülkemizi yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan, tam 5 kat artışla, 1 trilyon 118 milyar dolara yükselttik. Ülkemizi satın alma paritesine göre milli gelir sıralamasında dünyada 11’inci sıraya çıkarttık. İhracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 13 milyar dolardan yaklaşık 54,5 milyar dolara getirdik. En stratejik alanlardan biri olan savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 20’lerden bugünkü yüzde 80’ler seviyesine ulaştırdık. Silahlı-Silahsız İnsansız Hava Araçları teknolojisinde Türkiye’nin yazdığı başarı hikâyesi herkesin malumudur.

“KAAN İLE FARKLI BİR LİGE YÜKSELDİK”

Geçtiğimiz hafta 5’inci nesil savaş uçağımız KAAN’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla, artık bu alanda farklı bir lige yükseldik. Dışişlerinde 163 olan temsilcilik sayımız, bugün itibarıyla 261’e çıktı. Dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip üçüncü ülkesiyiz. Böylece ülkemizi her alanda yakından takip edilen; sözü, duruşu ve tavrı dikkate alınan, krizlerin ve çatışmaların çözümünde anahtar rol üstlenen bir konuma getirmeyi başardık. Bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye; Hem Batı’yla, hem Doğu’yla kazan-kazan temelinde ilişkiler kurabilen… Ukrayna-Rusya arasındaki savaşta hakkaniyetli bir tutum benimseyen… Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği içinde olup, dünyanın dört bir yanıyla güçlü ticari ilişkiler geliştirebilen… Hiçbir ayrım yapmadan mazluma, mağdura ve ihtiyaç sahibine el uzatan… Bekası tehlikeye girdiğinde sahada her türlü tedbiri süratle alabilen… Velhasıl her alanda güçlü, dirayetli, vicdanlı “müessir bir aktör” olarak öne çıkmaktadır. İnşallah önümüzdeki dönemde de hakkı haykırmaya, adaleti savunmaya, tüm dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya devam edeceğiz.

“KURAL TEMELLİ ULUSLARARASI DÜZENİN İFLAS BAYRAĞINI ASIL ÇEKTİĞİ YER GAZZE”

Suriye, Yemen, Libya ve son olarak Ukrayna’daki çatışmalar, bize mevcut küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini göstermiştir. Ülkemizin gönül coğrafyasında patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası kurum ve kuruluşlar; kanı, gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadılar. Üçüncü yılına giren Ukrayna krizinde, Antalya’daki buluşmayla başlayan, İstanbul Süreci’yle bir üst seviyeye çıkan barış umutları, maalesef, gerekli destek verilmediği için âkim kaldı. On binlerce insanın hayatını kurtaracak, yaşanan acının, yıkımın önüne geçecek tarihi bir fırsat heba edildi, daha doğrusu sabote edildi. Ancak kural temelli uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer, Gazze olmuştur.

7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları, hepimiz içimiz kanayarak takip ediyoruz. İsrail’in, sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeli şehit edildi, 70 binden fazla Filistinli yaralandı ve 1,9 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim: Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi… Aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. Söz konusu İsrail olunca; İnsan hakları evrensel beyannamesinin… Görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’nin… Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının… Tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın-yayın organlarının… Hâsılı yıllardır bize örnek gösterilen, güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük.

Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir; bir soykırım girişimidir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlâkı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkûm eden; hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan bir barbarlıktan bahsediyoruz.

“İNSANLIK OLARAK 6 YAŞINDAKİ BİR KIZ ÇOCUĞUNUN HAYATINI KURTARMAYI BAŞARAMADIK”

Ailesiyle güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb’in trajik hikâyesi, aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikâyesidir. İnsanlık olarak “Beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum” diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını, 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef, Hind’le birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı tam manâsıyla yerine getiremedik. Saldırıların ilk gününden itibaren ortaya koyduğumuz çabalara…

Bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan insani yardımlara… Küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara… Refakatçileri dâhil 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen, bunun mahcubiyetini iç dünyamızda halen yaşıyoruz. Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı apaçık ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise “tazıya tut, tavşana kaç” diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. Sözler eylemle desteklenmedikçe, ne Filistin’deki zulmü durdurmak, ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmek mümkündür.

“GARANTÖRLÜĞÜ DE İÇERECEK ŞEKİLDE SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ”

Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu, ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin teşekkülü şarttır. Bu maksatla, garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya hazır olduğumuzu belirttik. Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği verecek, Gazze’nin yeniden toparlanmasına da elimizden gelen katkıyı sağlayacağız.

Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Gazze’ye ve Filistin davasına sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Forumumuzun, bir daha benzer katliamların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz noktasında verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

“TÜRK DÜNYASI’NIN BİRLİKTE GÜÇLÜ KILINMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR”

Dünya genelinde etkili olan olumsuzluklara rağmen, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Balkanları bölgesel sahiplenme ve işbirliği temelinde, barış, istikrar ve refahın hâkim olduğu bir coğrafya olarak görüyoruz. Kıbrıs Türk Halkı’nın müktesep hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı yoğunlaştırdık. Orta Asya’daki kardeşlerimizle ekonomiden enerjiye, eğitimden kültüre, ulaşımdan savunma sanayiine işbirliğimiz güçleniyor. Türk Devletleri Teşkilatımız aracılığıyla Türk Dünyası’nın birlikte daha güçlü kılınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Karabağ’ın 30 yıllık işgalinin sona ermesiyle Ermenistan’la başlattığımız normalleşme sürecini, Azerbaycan’la yakın eşgüdüm içerisinde yürütmeye devam edeceğiz.

Köklü bağlarımızın olduğu Afrika kıtasıyla ve Latin Amerika ülkeleriyle işbirliğimizi karşılıklı saygı temelinde inşallah daha da ilerleteceğiz. “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” şiarlarıyla çalışmaktan geri durmayacağız. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Antalya Diplomasi Forumu’nu teşrifiniz için bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Dışişleri Bakanımızın şahsında tüm Bakanlık mensuplarımızı ve Forumun başarıyla icra edilmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bizlere yeniden ev sahipliği yapan güzel ilimiz Antalya’nın tüm sakinlerine teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erdogan-artik-sozler-eyleme-dokulmeli-gazzede-garantorluge-haziriz/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremde 35 kişinin öldüğü Ezgi Apartmanı’na ilişkin davanın görülmesine başlandı https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:33:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9429

“Asrın felaketi” olarak nitelenen 6 Şubat 2023’teki depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta, 35 kişinin yaşamını yitirdiği 10 katlı Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin ikisi tutuklu, biri tutuksuz, ikisi firari 5 sanığın yargılanmasına başlandı.

4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Tekin, tutuksuz sanık Yakup Aktaş, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık Ertan Danacı ise bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.

Tutuklu sanık Ertan Danacı, iç mekan tasarımcısı olarak binada dekorasyon işi yaptığını, kolon kesilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, yaptığı çalışma sonrasında ilgili kurumların herhangi bir aykırılık olmadığına dair rapor verdiğini savundu.

Binanın altında bulunan pastanedeki tadilatlar ile bu binanın yıkımının hiçbir ilgisinin bulunmadığını öne süren Danacı, “Pastanede tadilat yapılmasa dahi o binanın ayakta kalma şansı yoktur. Binanın beton dayanımı ve demirleri oldukça kalitesizdir. Bu yüzden pastanede yapıldığı iddia edilen tadilatlarla ilgili analiz yapılırsa, bu iddia edilen tadilatların yıkıma etkisinin olmadığı görülecektir.” dedi.

Danacı, binanın projesinde bulunan ancak uygulamada yapılmayan yerler olduğuna değinerek, mimari statik projede olmamasına rağmen binanın en statik bölgesine kaçak kat yerleştirildiğini, 8 metre uzunluğundaki taşıyıcı perdenin yapılmadığını ve binanın zemin etüdünün olmadığını savundu.

Kim tarafından ne zaman kesildiği bilinmeyen bir kolonun kepçe ile kazılarak çıkarıldığını belirten Danacı, şöyle devam etti:

“Sadece zemin ile asma kat arasında bulunan ama diğer 9 katta bulunmayan kolonun kesildiği görülmüş ve bunun yıkıma etkisinin araştırılması gerekmektedir. Ancak bu raporda dikkate alınmamış, herhangi bir akstan geçmiyor ve temelle bağlantısı yok. Bu kolona yükleme yapılmadığı için taşıyıcı olma özelliğe de yoktur. Bu direğin asma kat dışında düşey olarak yük taşımasına olanak yoktur. Bu raporların daha uzman bir yere gösterilmesi gerekmektedir.”

Fenni mesul tutuklu sanık Mehmet Tekin de hakkındaki iddiaları reddederek sürekli raporların konuşulduğunu ancak mühendislikten bahsedilmediğini söyledi. Tekin, “Burada her kolonda ve kirişin iki ucunda yükler sıfırlanır. Bir önceki kolon diğerine yük aktarmaz. Eğer oradaki bir kolon kaldırılırsa, o zaman kiriş kendisini imha etmeye çalışır.” dedi.

“İlk başta ‘kolon yok’ dediler ama statikte gözüküyor”

Binanın 1978 yönetmeliğine göre yapıldığını ancak 2018 yönetmeliğine göre ele alındığını belirten Tekin, binaya hazır beton dökmelerine rağmen kendilerine hala içinden çıkan kağıt parçalarından bahsedildiğini, bu konunun fizik kuralları çerçevesinde ve mühendislik açısından bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tekin, “İlk başta ‘kolon yok’ dediler ama statikte gözüküyor. Daha sonra ‘bu kolon buraya hiç yapılmamış’ dediler, var olduğunu nasıl kabul ettiniz? Şimdi hangi güç ile ‘bu kolonun kesilmesi binanın yıkımına etki etmez’ diyorsunuz? Burada binanın hasar gören yeri belli ama hala neden yıkıldığını tartışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

60 yıllık mühendis olduğunu dile getiren Tekin, Ezgi Apartmanı’nda donatı ve betonun kalitesiz olduğu iddia edilse de o dönemde aynı ekiple yaptıkları Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi, Vali Konağı, Kahramanmaraş Müzesi gibi binaların hala sağlam olduğunu kaydetti.

Tutuksuz sanık Yakup Aktaş ise Ezgi Apartmanı’nı 8 şiddetindeki depreme dayanıklı olarak yaptıklarını savunarak, şöyle konuştu:

“O dönem bunun projesi Kahramanmaraş’ta 1 liraya yapılıyorken, ben bunu Ankara’da 10 liraya yaptırdım çünkü burada yapacak statikçi yoktu. Binanın projesini nervürlü demire göre yaptırdım. O dönem bu demir bulunmuyordu, yurt dışına ihraç ediliyordu gittim Hatay’dan getirttim. Kültür Sitesi’ndeki şantiyeme indirdim. Ben malzemeden çalmam, beni herkes bilir.”

Binaya torununun adını vermiş

4 defa vergi rekortmeni olduğunu, 1996 ile 1999 yıllarında Cumhurbaşkanı’ndan plaket aldığını anlatan Aktaş, ilk torunu Ezgi’nin adını binaya verdiğini, bu binayı saygın bir insan olarak eksik yapmayacağını savundu.

Aktaş, “2003 yılında yaşanan ekonomik krizde iflas ettim. Binanın alt tarafı iki ayrı büroydu, birisi bana ait diğer taraf Lütfi Bilir’e aitti. Ben iflas edince burası bankaya geçti, onlar da pastaneye sattılar. Binanın aradaki taşıyıcı perdeyi kırıp birleştirdiler ve 400 metrekare yaptılar. Benim yaptığım 23 tane bina var sadece ikisi yıkılmış. İki binada da kat malikleri tarafından kolon kesme ve dükkan genişletmeyle ilgili şikayetler var.” diye konuştu.

Binada 1999’dan beri apartman görevlisi olarak çalışan müşteki Mulla Kenger, kapıcı dairesinin iş yerine dahil edildiğini, kendisinin de 4. kata apartman yönetimiyle yapılan anlaşmayla yerleştirildiğini, 2017’de pastanede geniş çaplı tadilat yapıldığını, aynı iş yerinin daha önce boyacıyken gördüğü kolonu tadilat sonrası görmediğini söyledi.

Müştekilerin dinlendiği duruşma bugün devam edecek.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya, Üsküdar’da esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi https://www.akittvhaber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-uskudarda-esnaf-ve-vatandaslarla-bir-araya-geldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-uskudarda-esnaf-ve-vatandaslarla-bir-araya-geldi/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:57:55 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9187

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Üsküdar’daki Antikacılar Çarşısı’nda esnaf ve vatandaşlar ile kahvaltı programında bir araya geldi. Bakan Yerlikaya, “Mala ve kişilere karşı işlenen suçlarda 9 aylık dönemimizde olaylar süratle aşağı doğru iniyor. Var olan olayları aydınlatma oranlarımız da hep daha yukarıya gidiyor” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Üsküdar’da bir dizi ziyarette bulundu. İlk olarak Antikacılar Çarşısı avlusunda düzenlenen kahvaltı programına katılan Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı ve Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in de katıldığı programda konuşan

Bakan Yerlikaya, “Türkiye’nin huzuru” mottosuyla göreve başladıklarını belirterek, polisi, jandarması, sahil güvenliğiyle beraber milletten almış oldukları destekle, duayla, azimle, kararlılıkla ve cesaretleriyle tüm suç türlerine karşı sahada gayret gösterdiklerini belirtti. Birinci görevlerinin “önlemek”, ikinci görevlerinin ise bir suç işlendiyse bir an önce bunu yakalayıp adalete teslim etmek olduğunu kaydeden Yerlikaya, “Mala ve kişilere karşı işlenen suçlarda 9 aylık dönemimizde olaylar süratle aşağı doğru iniyor. Var olan olayları aydınlatma oranlarımızda hep daha yukarıya gidiyor” diye konuştu.

Kolluk gücünün bütün hırsızlık türlerinde kendi kendisiyle yarıştığını söyleyen Yerlikaya, geçen yıl ocak-şubat döneminde Türkiye ortalaması günlük 160 olan “evden hırsızlık” suçunun bu yıl 101’e düştüğünü aktardı. Babasının da esnaf olduğunu, bazı tatil günlerinde gittiği babasının iş yerini besmele çekerek açtığını anlatan Yerlikaya, “Esnaf babam derdi ki; ‘Bu kapı Hakk kapısı, bu kapı rızkımızın kapısı. İçeriye giren herkesi güler yüzle karşılayacaksın. Fikri, zihniyeti, yaşı, rengine bakmayacaksın. Her zaman onların emniyeti bizim baş tacımızdır. Haklı da olsa, haksız da olsa bunu hiçbir zaman söyleyemeyiz. Onu memnun edebilmek için her zaman müşteri haklıdır, baş tacımızdır.’ İlk hayat mektebini orada öğrendim. Esnafın herkesle geçimli olduğunu, herkesin ona selam verdiğini ve esnafın herkesin gönlünde bir yeri olduğunu gördüm” dedi.

“Gerçek belediyeciliği 1994’te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da gösterdi”

Bakan Yerlikaya, “Arkadaşlar, eğer Hilmi Türkmen’le beraber yürüyorsak her zaman yanınızdadır. Her zaman aynı Hilmi Türkmen’dir. Gerçek belediyeciliği 1994’te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da gösterdi. Onun açmış olduğu ufuk tüm Anadolu’da bütün belediyelere örnek oldu. O yoldan, o izden gidiyoruz. Nasıl 14 ve 28 Mayıs’ta merkezi hükümeti, cumhurbaşkanlığını, parlamentomuzu taçlandırdıysanız İstanbul Büyükşehir’de Murat Kurum kardeşimizi, Üsküdar’da Hilmi Türkmen’i Allah’ın izniyle şehrin emini yapacağız” diye konuştu.

Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ise, “Bir müjde ile sözlerimi bitiriyorum. Biliyorsunuz biz geçtiğimiz 1-2 ay içerisinde Üsküdar’ımızın merkez mahalleleri ile alakalı bir imar planı çalışması yaptık. 11 mahallemizde biliyorsunuz en az 800 metrekarelik bir alan, bir tapu alanını toparlarsanız buraya ilave 1-1.5 katlık yeni imar hakları getirdik. Bunları mahallelerimizde, bütün mahallelerde ben özellikle gezdiğim kahvelerde, derneklerde hemşehrilerimize anlattım. Şimdi bu imar planı asıl sizi ilgilendiriyor. Asıl merkez mahallelerimizi, bu çarşımızı ilgilendiriyor. Bu ilave 1 kat konusu, hatta 1.5 kat konusu o buçuk dediğimin üsteki katın parapentlerinin yüksekliğini 80 santimetreden 220 santimetreye çıkartıyoruz. Bakın bu önemli bir konu, özellikle burada kapalı çarşı, arkadaki çarşılar, eski adıyla Yunus Emre Hastanesinden devam eden alanlar, Ahmediye bölgesi, Hakimiyet-i Milliyet Caddesi yani Üsküdar’ımızdaki tüm merkezdeki ticari alanlardaki bu alanların hepsi bu ilave imarlardan yararlanıyor” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-uskudarda-esnaf-ve-vatandaslarla-bir-araya-geldi/feed/ 0
İletişim Başkanı Fahrettin Altun: “İsrail’in pervasızca hareket etmesinin sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir” https://www.akittvhaber.com.tr/iletisim-baskani-fahrettin-altun-israilin-pervasizca-hareket-etmesinin-sebebi-uluslararasi-sistemin-adaletsizligidir/ https://www.akittvhaber.com.tr/iletisim-baskani-fahrettin-altun-israilin-pervasizca-hareket-etmesinin-sebebi-uluslararasi-sistemin-adaletsizligidir/#respond Wed, 15 May 2024 21:18:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7700

İletişim Başkanı Fahrettin Altun: ” İsrail’in pervasızca hareket etmesinin sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir”

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İslam İşbirliği Teşkilatı Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda konuştu

İSTANBUL – İslam İşbirliği Teşkilatı Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “İsrail’in pervasızca hareket etmesinin sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir. Bu sistemin revizyonu elzemdir” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı Beşiktaş’ta bir otelde gerçekleşti. Saat 16.00’da başlayan programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un yanı sıra teşkilata üye ülkelerin enformasyon bakanları da katıldı. Toplantıda konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in Filistin toprakları üzerindeki saldırılarının artarak devam ettiğini ve İsrail’in bu denli pervasızca hareket etmesinin arkasında uluslararası sistemin adaletsizliğinin olduğunu söyledi. İsrail’in Gazze’de gazetecileri de hedef alarak hakikati örtbas etmek istediğini ve çeşitli dezenformasyon çalışmaları yürüttüğünü belirten Altun, Türkiye olarak İsrail dezenformasyonları ile sonuna kadar mücadele edeceklerini ve İsrail’in hakikati susturmasına müsaade etmeyeceklerini söyledi.

“İsrail, Gazze’de bu saldırılarda insanlığa karşı apaçık bir suç işlemiştir”

İsrail’in işlediği savaş suçlarını uluslararası hukuk kurallarındaki maddelerden örneklerle anlatan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Bugünkü müzakerelerimizi en temelde iki ana başlık altında gerçekleştireceğiz. İsrail’in artan dezenformasyonları ve hakikatin sözcüleri gazetecilere yönelik katliam girişimleri. 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail, zulümlerini kat be kat artırmış, dünyanın gördüğü en büyük katliamları, soykırımı Gazze’de, Filistin topraklarında hayata geçirmiştir. İsrail’in zulüm tarihi söz konusu olduğunda 7 Ekim’i bir milad, nevzuhur bir hadise olarak görmek bir illüzyondur, bir yanılsamadır. 7 Ekim ne bir milattır, ne nevzuhur bir zulümdür ne de sebeptir. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de devam eden İsrail zulmü bir sonuçtur. İsrail, uluslararası hukuk ve teamüllere aykırı olarak zorla toprak kazanma, etnik temizlik, sivillerin kasten öldürülmesi gibi çok çeşitli savaş suçları işlemiştir, işlemeye de devam ediyor. Bu kapsamda İsrail, 7 Ekim’den bu yana açık ve net şekilde gözlemlenebileceği üzere; Ambulansları ve hastaneleri bombalamak suretiyle Roma Statüsü’nün 8’inci maddesinde savaş suçu olarak tanımlanmış olan “sağlık ve ulaşım birimlerine kasten saldırı düzenlemek” suçunu işlemiştir. Sivilleri ve sivil altyapıyı bombalayarak Lahey Sözleşmesinin 25. Maddesini ihlal etmiştir. Dini mekanları, ibadethaneleri, mimari yapıları bombalayarak yine Lahey Sözleşmesinin 4. Maddesini ihlal etmiştir. Uluslararası insancıl hukuk normları su, yiyecek ve ilaç gibi sivil halkın temel ihtiyaçlara erişiminin temin edilmesi, engellenmemesi gerektiğini söyler. İsrail, Gazze’ye gıda, elektrik ve yakıt akışını keserek ve bölgeye giden insani yardımları engelleyerek 4 No’lu Cenevre Sözleşmesinin 23. Maddesini yine ihlal etmiştir. Bu, aynı zamanda Roma Statüsü 7’inci maddede de yer alan ve “insanlığa karşı suçlar” bölümünde kendisine yer bulan cürümlerden biridir. Bunların yanı sıra, İsrail’in, yine Roma Statüsü Madde 8’de savaş suçları arasında sayılan, fosfor bombası gibi çeşitli sözleşmelerle yasaklanmış bulunan birtakım silahları kullandığı da sabittir. İsrail, Gazze’de yaklaşık 30 bin masumu katlettiği bu saldırılarda, bu savaş suçları ile insanlığa karşı apaçık bir suç işlemiştir” dedi.

“İsrail’in pervasızca hareket etmesinin sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir”

Altun, Filistin konusunda BM başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun üzerine düşen vazifeleri yerine getirmediğini belirterek, “İsrail’in suçlarını teşhis ederken elbette onun arkasındaki karanlık mahfilleri de teşhis etmeliyiz. İsrail’in bu denli pervasızca hareket etmesinin başlıca sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun sorun ve çatışmalardaki işlevsiz yapısı İsrail’in hak ettiği cezayı henüz alamamış olmasının temel müsebbibidir. İsrail suç işlemekte, katliamlar yapmakta ve fakat Batı dünya düzeni tarafından adeta dokunulmaz kılınmaktadır. Bunu kabul edemeyiz. Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı katliamlara engel olamadığı gibi ateşkes kararı dahi alamamaktadır. İsrail’in onca ihlale rağmen bir yaptırımla karşılaşmaması, BM Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının sorumsuzca ve kötücül bir şekilde kullanılmasının bir neticesidir. Bu durum bizzat uluslararası sistemin içinde bulunduğu çaresizliği de göstermektedir. ve bu sistemin revizyonu elzemdir. Bu sebeple, Türkiye olarak küresel kriz ve çatışmaların çözümünde öncü rol alabilecek uluslararası bir sistemin inşasını ısrarla vurguluyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” ve “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” anlayışı uluslararası sistemdeki revizyon ihtiyacının en veciz ifadeleridir. Bu şiar doğrultusunda 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin Devleti’nin kurulması hepimizin Filistin konusundaki duruşumuzun temelini oluşturmaktadır. Bağımsız bir Filistin devleti kurulmadığı müddetçe İsrail’in katliamlarını durdurmak ve bölgede, küresel alanda kalıcı bir barışı tesis etmek mümkün değildir” diye konuştu.

“Gazetecileri katleden İsrail’in aslında temel hedefi gerçekleri örtbas etmektir”

Uluslararası sistemdeki adaletsiz ve hakkaniyetsiz yapı ve uygulamaların iletişim ve medya alanında da kendisine yer bulduğunu ifade eden Altun, “İsrail’in katliamlarına sözde meşru gerekçeler sunarak uluslararası kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan bir yayıncılık anlayışı söz konusudur. Özellikle birtakım Batılı medya kuruluşlarının, haber kaynaklarını seçerken İsrail’in anlatısını tekrar eden, seçmeci bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz. Saldırıların başladığı ilk günlerde Filistinlilerin tanıklığına istisnai olarak başvurulurken, Batılı medya organlarında sıklıkla İsrailli yetkililerin demeçleri dolaşımda tutulmuştur. Birçok medya kuruluşu, bu tutum ve politikasıyla İsrail savaş makinesinin hizmetçisi konumuna düşmüştür. Bütün bunlar bir yana, karşımızda çok daha acı, insanlık için utanç verici bir başka tablo vardır. İsrail, Gazze’de sistematik bir şekilde gazetecileri katletmektedir. Bu süreçte 130 gazeteci katledilmiştir. Gazetecilerin evleri bombalamıştır. Gazetecilerin aile efradından 1000’den fazla çocuk öldürülmüştür. Sahada gazetecileri katleden İsrail’in aslında temel hedefi gerçekleri örtbas etmektir. Allah bize bu masum gazeteci kardeşlerimizin hesabını İsrail’den sorabilmeyi ve İsrail’in hak ettiği cezayı almasına vesile olmayı bize nasip etsin. İsrail hakikati katletmek için gazetecileri katletmektedir. İsrail’in bu amaçla kullandığı bir diğer yöntem ise dezenformasyondur. İsrail bu dezenformasyonunu bizzat devlet eliyle gerçekleştirmektedir. 7 Ekim’den bu yana İsrail’in dolaşıma soktuğu yalan ve kurgu haberler, dezenformasyonun sadece ülkelerimiz için bir ulusal güvenlik sorunu olduğunu göstermiyor, aynı zamanda insanlık için, hakikat için de bir tehdit olduğunu da gözler önüne sermektedir. İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve Anadolu Ajansı’nın “Teyit Hattı” birimi, bu tehditleri bertaraf etmeye yönelik önemli çalışmalar yürütmektedir. Çıkardığımız uluslararası yayınlarla, düzenlediğimiz yenilikçi sergilerle, yaptığımız filmlerle İsrail’in ve İsrail yanlısı medya kuruluşlarının dezenformasyonlarını ifşa ediyor tarihe hakikat adına not düşüyoruz. Anadolu Ajansımızın ortaya koyduğu görsellerin Uluslararası Adalet Divanı’nda delil olarak kullanılması, bu yönde atılacak her türlü adımın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.

“İsrail yaptığı zulümlerle hakikati asla susturamayacaktır”

İletişim Başkanı Fahrettin Altun konuşmasını, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında kötücül faaliyetleri delilleriyle ortaya koymaya devam edeceğiz. İsrail yaptığı zulümlerle hakikati asla susturamayacaktır. Birkaç yıl evvel kaybettiğimiz şairimiz Sezai Karakoç’un dediği gibi; “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak.” Biz İslam ülkeleri olarak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Filistin davasının gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. İsrail’in suçlarını örtmek için büyüttüğü bu karanlığa ışık tutmaya devam edeceğiz” ifadeleriyle sonlandırdı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/iletisim-baskani-fahrettin-altun-israilin-pervasizca-hareket-etmesinin-sebebi-uluslararasi-sistemin-adaletsizligidir/feed/ 0
İzmir’de Meslek Eğitimine Katılanların Yüzde 95’i Kadın https://www.akittvhaber.com.tr/izmirde-meslek-egitimine-katilanlarin-yuzde-95i-kadin/ https://www.akittvhaber.com.tr/izmirde-meslek-egitimine-katilanlarin-yuzde-95i-kadin/#respond Thu, 09 May 2024 21:00:35 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7494

İzmir’de, dezavantajlı bölgelerde yaşayan gençlerin meslek sahibi olmaları için hazırlanan baristalık, garsonluk, aşçı yardımcılığı ve kat hizmetleri eğitimine katılanların yüzde 95’i kadın oldu.

İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi işbirliğinde, iş sahibi olmak isteyen ve bunun için mesleki eğitime ihtiyacı olan 18-29 yaş aralığındaki gençlere yönelik çalışma başlatıldı.

Çalışmalar sonunda gençlerin baristalık, garsonluk, aşçı yardımcılığı ve kat hizmetleri eğitimi alması için hazırlanan projeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Avrupa Birliği de destek verdi.

Hedef kitleye ulaşmak amacıyla dezavantajlı bölgelerde çalışma yapan proje ortakları, mesleki eğitim almak isteyen 95’i kadın 100 gencin başvurusunu kabul etti.

Geçen yıl kasım ayından itibaren eğitim almaya başlayan gençler, Karabağlar’daki İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneği’nde oluşturulan mutfaklarda haftanın 5 günü tercih ettikleri mesleklerin inceliklerini öğreniyor.

Gençlere, 6 ay sürecek eğitim sonrası sertifika verilecek, iş sahibi olmaları için farklı sektörlerin temsilcileriyle görüşmeler sağlanacak.

İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği Kurucu Üyesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Şentürk, AA muhabirine, gençlerin hayatına pozitif yönde etki ederek sosyalleşmelerini ve iş hayatına katılmalarını amaçladıklarını söyledi.

Kursiyerlerin eğitimlerden ücretsiz yararlandığını belirten Şentürk, şunları anlattı:

“Gençlerimiz son derece mutlu. İyi planlanmış, hibe destekleriyle altyapısı sağlam bir şekilde kurulmuş mesleki eğitimlerin çok faydalı olduğunu görüyorlar. Sadece uygulamalı eğitimler değil aynı zamanda farklı eğlenceli yöntemleri de içine dahil ederek onlara psikolojik destekler de veriyoruz. Böylece hayata bakışlarının olumlu yönde etkilendiği, zamanlarını mutlu geçirdikleri ve aynı zamanda sosyalleştikleri bir ortam kazanıyorlar.”

Gençlere yapılan yatırımın önemine vurgu yapan Şentürk, şöyle devam etti:

“İzmir’in ekonomik gerçekliğinin üzerine inşa edilmiş bir proje. İzmir, Antalya ile Türkiye’nin en büyük turizm ve gastronomi ekonomisi üreten illerinin başında geliyor. Dolayısıyla muazzam iş açığı var. Bu anlamda turizm ve gastronomi sektöründe uzman personelin yetiştirilmesi çok önemli. Olabildiğince uygulamalı olduğu için gençlerimizin de mesleki hayata hazırlanmaları çok daha profesyonelce oluyor.”

“Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim”

Baristalık kursuna katılan 28 yaşındaki Çiğdem Deniz Çetin, iş deneyiminin olmadığını, meslek sahibi olmak için kursa katıldığını söyledi.

Kursun kendisi için çok faydalı olduğunu anlatan Çetin, “Baristalık kursunda sıcak ve soğuk kahveler yapıyorum. Aldığım sertifikayla çalışmayı çok istiyorum. Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim. Bu kurs sayesinde sosyalleştim, yeni ortamlar gördüm. Beni pozitif yönde etkilediğimi düşünüyorum.” diye konuştu.

Aşçı yardımcılığı kursuna katılan 21 yaşındaki Feray Aslan, gençlik merkezinde kursun afişlerini gördüğünü, ardından katılma kararı aldığını aktardı.

Yemek pişirmeyi çok sevdiğini anlatan Aslan, “Bu kurs sayesinde mutfağın önemini anlamış olduk. Kendimi daha da geliştirerek alanımla ilgili bir iş yeri açmayı planlıyorum. Gençler böyle kurslara katılsınlar, çünkü sosyal çevrelerini geliştiriyorlar. Onlara yeni yeni kapılar açılıyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/izmirde-meslek-egitimine-katilanlarin-yuzde-95i-kadin/feed/ 0
Adana’da Tutar Apartmanı davası devam ediyor https://www.akittvhaber.com.tr/adanada-tutar-apartmani-davasi-devam-ediyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/adanada-tutar-apartmani-davasi-devam-ediyor/#respond Sat, 04 May 2024 21:21:50 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7342

Adana’da 6 Şubat 2023’teki depremlerde yıkılan, 63 kişinin öldüğü ve 12 kişinin yaralandığı Tutar Apartmanı’nın C Bloğunun firari teknik uygulama sorumlusu ve inşaat mühendisi Cüneyt Akkaya’nın “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapisle yargılandığı davanın duruşmasına devam edildi.

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tanıklar ve müşteki taraf avukatları katıldı.

Duruşmada ilk olarak mahkeme başkanı, firari sanık Cüneyt Akkaya’nın Karadağ adli makamlarınca yakalandığını ve Türkiye’ye iade işlemlerinin sürdüğünü söyledi.

Duruşmada beyanı alınan müşteki Ş.K, depremde kızı, torunu ve damadını kaybettiğini belirterek, “Deprem öncesinde kızım bana ‘apartmanda tadilat yapıyorlar ve tadilatı bizim görmemize izin vermiyorlar’ demişti. Ben kızımın evine gittiğimde asansör bozuk olduğu zaman yukarı kata çıkarken balyoz sesi duydum. Tadilat sesi duyunca oraya doğru yöneldim fakat daireye bakmama izin vermediler. Arama kurtarma sırasında da beton elimizde ufalanıyordu.” ifadesini kullandı.

Tanık K.A. da deprem tarihinde Adana dışında olduğunu ve yargılamaya konu olan tadilatın, karşı dairesinde gerçekleştiğini söyledi.

Tadilat yapan işçilerin kendisinden su istediği için o daireyi görme şansı olduğunu aktaran K.A, şöyle devam etti:

“Ben tadilat yapılan daireye gittiğimde kocaman bir salon ile karşılaştım. İçeri girdiğimde zeminin kesilerek merdiven yapıldığını gördüm. Ev koca bir mağazaya dönüşmüştü. Zemin kattaki bu tadilatı B.B. ve O.B. isimli kişiler yaptırmıştı. Ben tadilat sırasında balyoz ve yıkım sesleri duydum. Daha sonra bu seslerden rahatsız olduğumda tadilat yapılan dairenin kapısını çaldım. Kimse cevap dahi vermedi. Moloz yığınlarının dışarı çıktığını gördüm. O dairede kolon kesilmişti.”

Mahkemede ayrıca tanık olarak dinlenen Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü Arama ve Kurtarma Birliği (AKUB) ekip görevlisi E.A. ise olay yerine geldiğinde binanın yıkıldığını bildirerek şunları söyledi:

“Bizler arama kurtarma ekibi olarak bu tür olaylarda ilk önce binanın yıkılma şeklini kafamızda tasavvur ederiz. Kendi aramızda istişare ederiz. Enkaz altındakileri bulabilmek için bu gereklidir. Öncelikle deprem gece olduğu için yatak odalarını tespit ettik. Kuzey bloğun alt taşıyıcıları önce patlamıştı. Apartmanda 8 ve 9. kattan itibaren toptan göçme olmuştu. Üstteki 12 ve 13. kat ise yola doğru savrulmuştu. Binada yaşam üçgenine denk gelmedim.”

Duruşmada beyanları alınan müşteki avukatları, sanık Cüneyt Akkaya’dan şikayetçi olduklarını belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.

Cumhuriyet savcısı da sanık hakkında çıkarılan kırımızı bülten infazının beklenmesi ve eksikliklerin giderilmesi yönünde mütalaasını sundu.

Mahkeme heyeti, sanık Cüneyt Akkaya hakkında çıkarılan kırmızı bülten infazının beklenmesine, depremde yıkılan Tutar Apartmanı ile ilgili Karadeniz Teknik Üniversitesinden (KATÜ) istenilen bilirkişi raporunun beklenmesine, tanık anlatımlarında adı geçen ve zemin kattaki dairede tadilat yaptırdıkları öne sürülen B.B. ve O.B. hakkında yeterli şüphe oluştuğundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve bloklar arasında kot farkının tespit edilmesi için olay yerinde keşif yapılmasına karar vererek, diğer eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Adana’da depremde yıkılan binalardaki yapım kusurlarıyla ilgili soruşturma kapsamında 63 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin yaralandığı Tutar Apartmanı’nın C Bloğunun teknik uygulama sorumlusu ve inşaat mühendisi Cüneyt Akkaya hakkında 16 Şubat 2023’te tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı. Kolon betonlarından yapı uzmanlarınca alınan karotlar incelenmek üzere yapı ve zemin denetimi laboratuvarına gönderilmiş, çalışmalar sonucunda Tutar Apartmanı’nın C Bloğunun deprem dayanıklılık testini geçemediği belirlenmişti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/adanada-tutar-apartmani-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Hızlı treni Cumhurbaşkanımız buluşturdu https://www.akittvhaber.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-hizli-treni-cumhurbaskanimiz-bulusturdu/ https://www.akittvhaber.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-hizli-treni-cumhurbaskanimiz-bulusturdu/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:54:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7088

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Biz hızlı treni sadece filmlerde ve fotoğraflarda görüyorduk. Hızlı trenle bizi kim buluşturdu? Cumhurbaşkanımız buluşturdu.” dedi.

Bakan Uraloğlu, kentteki temasları kapsamında Haliliye Belediyesi Konferans Salonu’nda partisince düzenlenen mahalle toplantısına katıldı.

AK Parti hükümetleriyle ve AK Partili belediyelerle Allah rızası için yılmadan, bıkmadan hizmet etmeye çalıştıklarını, Şanlıurfa’nın da her zaman kendilerinin yanında durduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sonuna kadar destek verdiğini aktaran Uraloğlu, kente birçok hizmeti hayata geçirdiklerini belirtti.

Kentten İzmir’e uçak seferlerinin mart ayının ilk yarısında başlayacağını, kente 1700 kişilik hastane yaptıklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:

“Ama bir taraftan da artık bize daha modern ulaşım sistemleri lazım. Böyle çevreci ulaşım sistemleri lazım. Nedir onlar? Raylı sistemlerdir. Büyükşehir Belediyemiz Urfa Ray’ın ön projesini bitirdi, kesin projesi devam ediyor. İnşallah önümüzdeki sene kesin projeyi bitirecek. Biz de Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliği ile Cumhurbaşkanımızın onayı, takdiri ile inşallah o projeyi hayata geçirmeyle ilgili programımızı yaptık, hayırlı uğurlu olsun. Biz hızlı treni sadece filmlerde ve fotoğraflarda görüyorduk. Hızlı trenle bizi kim buluşturdu? Cumhurbaşkanımız buluşturdu. Hiç yoktan 2 bin 200 kilometre hızlı tren ağı yaptık Türkiye’de. Sivas’tan tutun Konya’dan, Karaman’dan tutun İstanbul’a, Eskişehir’e kadar. Bakın İzmir’e yüksek hızlı trenini yapıyoruz. Yine biz İstanbul’dan Kapıkule’ye hızlı treni yapıyoruz. Bunlara devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımız talimat verdi, biz de gereğini yapıyoruz. Kim taş üstüne taş koymuşsa Allah razı olsun. Urfa’nın hızlı treni nerede? Urfa’nın hızlı treni Mersin’den yola çıktı. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep burada başladık, devam ediyoruz. Gaziantep’ten Şanlıurfa’ya kadar olan bölümünde projesini bitirdik. Şimdi ne yapacağız? Biz buranın projesini alacağız, bakanımla belediye başkanımızla, Sayın Cumhurbaşkanımıza getireceğiz. İnşallah yatırım programına aldırarak buranın ihalesini de yapacağız. Hızlı trenimiz şimdiden hayırlı uğurlu olsun.”

“Gece gündüz çalışarak Şanlıurfa’ya borçlarımızı ödeyeceğiz”

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ da Bakan Uraloğlu’na Şanlıurfa’ya yaptığı ziyaretten dolayı teşekkür ederek, bu ziyarette kentte yapılan çalışmaların ele alındığını ve bazı projelerin yerinde görülerek çözüm üretildiğini söyledi.

Bozdağ, Şanlıurfa’nın yolunu ve istikametini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kabine üyeleri, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerle açacaklarını vurgulayarak şöyle devam etti:

“Şanlıurfa için yürüyecek daha çok yolumuz var. Bu yolu da yürüyerek bitiremeyiz. Onun için bütün başkanlarımızla konuşuyor ve diyoruz ki koşa koşa bu mesafeleri kat edeceğiz. Geceyi gündüze kata kata bu mesafeleri kat edeceğiz ve Şanlıurfa’nın gücüne güç katacağız. İşte Galatasaray, Fenerbahçe Türkiye’nin ve dünyanın saygın iki takımı, güzide takımlarımız kupa maçını Şanlıurfa’mızda oynayacak. Onun için de buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza da Futbol Federasyonu başkanımıza da emek ve karar veren herkese de şükranlarımı sunuyorum. Urfa’nın sesi her yerden geliyor, her yerden Allah’ın izniyle gelmeye devam edecektir. Durmak yok diyoruz. Gece gündüz çalışmaya, kapı kapı dolaşmaya, gönüllere girmeye, milletin emrinde koşmaya devam edeceğiz. Şanlıurfa’da patron millettir. Şanlıurfalı hemşehrilerimizdir. Bizim belediye başkan adaylarımız da onların hizmetkarlarıdır, bu anlayışla çalışacaklar. Biz de hepinizin hizmetkarı anlayışıyla vekiller olarak gayret edeceğiz. Gece gündüz Şanlıurfa için çalışmak, bizim Şanlıurfa’ya olan borçlarımızı ödemenin bir yolu, çalışarak borçlarımızı ödeyeceğiz. Çalışarak aldığımız oyların hakkını helal ettireceğiz. Çalışarak bir bir projeleri hayata geçirerek Şanlıurfa’yı bulunduğu noktadan daha ileri bir noktaya taşıyacağız.”

Toplantıya, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, AK Parti İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu ile ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-hizli-treni-cumhurbaskanimiz-bulusturdu/feed/ 0
Türk Eximbank’ın yeni genel müdürlük binasının açılışı yapıldı https://www.akittvhaber.com.tr/turk-eximbankin-yeni-genel-mudurluk-binasinin-acilisi-yapildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/turk-eximbankin-yeni-genel-mudurluk-binasinin-acilisi-yapildi/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:48:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6576

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Ticaret Bakanlığıyla yürüttükleri çalışmalar kapsamında Türk Eximbank’ın sermaye yapısını güçlendirdiklerini belirterek, “7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirdik. Böylece bankamızın sermayesini 13,8 milyar liradan, ödenmiş sermayesini şubat ayı itibarıyla 35,7 milyara çıkarmış durumdayız.” dedi.

Türk Eximbank’ın Ümraniye’deki yeni genel müdürlük binasının açılışı gerçekleştirildi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katıldığı açılış programında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Türkiye’nin son 20 yılda güçlü büyüme performansı gösterdiğini vurguladı.

Çelik, geçmiş dönemin kazanımlarını her alanda daha da ileriye taşıyacakları “Türkiye Yüzyılı”nda da katma değerli üretim ve ihracat olarak büyümeyle vatandaşların refah seviyesini artırmak ve küresel değer zincirinde de daha da yükseltmek için durmaksızın çalışacaklarını ifade etti.

“7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirerek, sermayeyi 35,7 milyara çıkardık”

Osman Çelik, Orta Vadeli Program’daki (OVP) hedefler doğrultusunda Türk Eximbank’ın yüksek teknoloji ve katma değerli ihracatın finansmanına yönlendirecek mekanizmalar kurarak önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.

Çelik, Ticaret Bakanlığıyla birlikte yürüttükleri çalışmalar kapsamında Türk Eximbank’ın sermaye yapısını güçlendirdiklerini kaydederek, “7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirdik. Böylece Sayın Genel Müdürümüzün de ifade ettiği gibi bankamızın sermayesini 13,8 milyar liradan, ödenmiş sermayesini şubat ayı itibarıyla 35,7 milyara çıkarmış durumdayız. 6 ayda 3 kat bir nakdi sermaye artışı. Bu bakanlık olarak, hükümet olarak Eximbank’a verdiğimiz değerin de bir göstergesidir.” diye konuştu.

Bankanın ihracatçılara teminat kolaylığı sağlayarak kredi maliyetlerini azaltacak çalışmaları da sürdürdüğüne dikkati çeken Çelik, “Bu stratejik dönüşümün en önemli yönlerinden bir tanesi, ihracatçıların maliyetlerini azaltacak, teminat ihtiyaçlarını azaltacak şekilde bir çalışma içine girme noktasındaki gayretlerdir. Bu sermaye artışının ana sebeplerinden biri de sermaye ihtiyacı duymadan, sermaye yeterlilik sorununda sıkıntı yaşamadan tedbirli bir şekilde kredibilitesi yüksek firmalarımızdan başlamak üzere teminat ihtiyacını azaltmak dolayısıyla hem krediye ulaşımı kolaylaştırmak hem de kredi maliyetlerini azaltmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“TCMB ile çalışmalar neticesinde reeskont kredi limitini 10 katına çıkardık”

Osman Çelik, ihracatçıların finansmana erişimini artırmak amacıyla da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini anımsatarak, “Çalışmalar neticesinde geçtiğimiz temmuz ayında 300 milyon lira olan günlük reeskont kredi limitini önce 1,5 milyar liraya daha sonra da 3 milyar liraya yükselttik ve böylece günlük limitleri 10 katına çıkarmış durumdayız. Önümüzdeki günlerde de yine bu noktada yapılabilecek iyileştirmeler konusunda ilgili kurumumuzla görüşmelerimiz devam ediyor.” dedi.

Çelik, Türk Eximbank’ın güçlenen sermaye yapısıyla ihracat ekosistemine sağladığı destekleri, katma değerli ihracata dönüştürmeyi hedeflediklerini aktardı.

Hükümetin ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda, ihracatçılara olan desteklerini artırarak sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Çelik, “Bu kapsamda 7456 sayılı kanunla ihracat gelirlerine uygulanan kurumlar vergisi avantajında değişikliğe gidilmiş olup, kurumlar vergisi mükellefleri için uygulanacak yüzde 25’lik kurumlar vergisi oranı, ihracat gelirleri özelinde 5 puanlık indirimle yüzde 20 olarak uygulanmaya başlanmıştır. Diğer bir deyişle ihracatçılarımızın münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançtan bir puan olarak uygulanan kurumlar vergisi indirim oranı 5 puana yükseltilmiştir.” diye konuştu.

“Yeni genel müdürlük binası, başlattığımız stratejik dönüşümün bir vitrini”

Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney de faaliyete başladıkları 1987’den beri mal ve hizmet ihracatı yapan firmaların en büyük destekçisi olduklarını ve bankanın tarihi bir dönemine hep birlikte şahitlik edildiğini söyledi.

Güney, yeni genel müdürlük binasının, bankada başlattıkları stratejik dönüşüm ve yeniden yapılandırma çalışmalarının bir vitrini olduğunu vurgulayarak, Eximbak’ın nakdi kredi desteklerine erişimi kolaylaştırmak adına teminat mektubunun yanı sıra Türk bankacılık sektöründe kabul görmüş olan diğer kredi teminatlarıyla da çalışmaya başladıklarını belirtti.

Bunu sağlamak üzere bankada kredi izleme ve erken uyarı sistemlerini hayata geçirdiklerini kaydeden Güney, “Yine kredi tahsis süreçlerini hızlandırmak adına otomatik kredi karar destek sistemlerin uygulamaya aldık. Yine finansal kapsayıcılığımızı artırmak adına özellikle faiz hassasiyeti olan ihracatçılarımızın Eximbank desteklerine erişimini sağlamak üzere bankamız içerisinde faizsiz bankacılık pencere sistemini kurduk. Faizsiz bankacılık danışma komitemizin uygunluğu ile hem sigorta tarafında, alacak sigortası tarafında hem de kredi tarafında faizsiz bankacılık ilke ve standartlara uygun birçok ürünü ihracatçılarımızın kullanımına sunmuş bulunmaktayız.” dedi.

“İhracatçılarımızın yeşil dönüşüm projelerini desteklemek üzere 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik”

Ali Güney, sınırda karbon vergisi düzenlemesine de değinerek, bu kapsamda Eximbank’ta sürdürülebilirlik süreçlerini oluşturduklarını ve kredi tahsis politikalarının ana unsuru haline getirdiklerine dikkati çekti.

Güney, “İhracatçılarımızın yeşil dönüşümle ilgili yapmış olduğu projeleri desteklemek üzere yurt dışı sermaye piyasalarından ve uluslararası finansal kuruluşlardan 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik ve bu kaynağı da ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. Bu sene içerisinde çok ciddi anlamda yeni kaynaklar, sürdürülebilir temalı yeni kaynakların arayışı içerisindeyiz. Buradaki çalışmalarımız son aşamaya geldi. Önemli bir miktarda kaynak girişi sağlamayı hedefliyoruz. Yine ihracatçımızın yeşil ve dijital dönüşümle ilgili projelerini desteklemek üzere Ticaret Bakanlığımızla beraber uygun maliyetli, uzun vadeli kredi paketleri konusundaki çalışmalarımızla son aşamaya geldik.” şeklinde konuştu.

Gelecek dönemde bu paketlerle ilgili de açıklamalar yapacaklarını dile getiren Güney, Eximbank’ın desteklerinin tabana yaygınlaştırılmasında özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini önceliklendirdiklerinin altını çizdi.

“2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşti”

Türk Eximbank Genel Müdürü Güney, KOBİ’lerin finansman erişimindeki en büyük sorunu olan teminat sorununa kalıcı bir çözüm oluşturmak adına İhracatı Geliştirme AŞ’nin kuruluşuna katkıda bulunduklarını ve yüzde 5 hissedarı oldukları bilgisini paylaştı.

Güney, “İhracatı Geliştirme AŞ, faaliyetine başladığı süreden bu yana yaklaşık yüzde 93’ü KOBİ olan 6 bin ihracatçıya 40 milyar lira kredi kullandırdık. Türk Eximbank desteklerinden faydalanan ihracatçılar içerisinde KOBİ’lerin payı 2019’da yüzde 70’lerdeydi. Bugün bu oran yüzde 85’lere ulaşmış durumda. Yine KOBİ’lerin kredi desteklerinden almış olduğu pay aynı dönemde yüzde 12’lerdeydi. Geçen yıl sonu itibariyle bu oran yüzde 28’e ulaşmış durumda.” ifadelerini kullandı.

Eximbank olarak 2023’te ihracatçılara 19,6 milyar dolar kredi desteği sağladıklarını dile getiren Güney, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Yine Türkiye’nin en büyük alacak sigortası kuruluş yolu olarak sigortalamış olduğumuz vadeli ihracat alacakları 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bakanlığımızın yapmış olduğu nakdi sermaye girişleriyle, ödenmiş sermayemiz 35,7 milyar seviyesine öz kaynaklarımızla 60 milyar lira seviyesine ulaşmıştır. Güçlü öz kaynak ve sermaye yapımızla önümüzdeki dönemde bunun kaldıraç etkisiyle ihracatçımıza 2024’te 24 milyar dolar nakdi kredi desteği ve 26 milyar dolar da alacak sigortası desteği olmak üzere 50 milyar dolarlık bir destek sağlamayı hedefliyoruz.”

Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanı sıra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı ve bazı bankaların genel müdürleri katıldı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turk-eximbankin-yeni-genel-mudurluk-binasinin-acilisi-yapildi/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Savunma Sanayisi Prestij ve Saygınlık Kazandırıyor https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:24:40 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5299

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Savunma sanayisi diplomaside, savunma alanında ve uluslararası alanda çok büyük bir prestij, saygınlık kazandırıyor.” dedi.

Bakan Bolat, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın açılışında, 8,5 aylık bakanlık görevinde 25 ülkede toplantılara katıldığını, 100’e yakın başka ülkelerin bakanlarının ziyaretlerinin olduğunu söyledi.

Savunma sanayisinde yapılanların Türkiye’ye sadece 5,4 milyar dolarlık ihracat geliri ya da 12 milyar dolarlık üretim anlamına gelmediğini ifade eden Bolat, şöyle konuştu:

“Savunma sanayisi diplomaside, savunma alanında ve uluslararası alanda çok büyük prestij, saygınlık kazandırıyor. Türkiye ile iyi geçinme, yakınlaşma ve işbirliğinden istifade etme arayışlarını da beraberinde getiriyor. Yani çarpan etkisi çok yüksek. O nedenle savunma sanayiini başlatanlardan Cumhurbaşkanı’mızın, son 20 yılda büyük azim ve kararlılıkla bu büyük başarılara liderlik etmesinden gerçekten ülkemiz olarak çok büyük kazanç elde ettik. Bunun dış politikaya, genel ihracata etkisi çok büyük oldu. Savunma sanayi sadece savunma araçları üretimi ya da ihracatı anlamına gelmiyor. Türk sanayisinin, ihracatının kalitesi ve başarısı anlamına geliyor. Bunun diplomasideki yansımaları anlamına geliyor. Diplomaside söz var, ‘Sizin gücünüzün gölgesi masaya düşmedikçe müzakere başlamaz’ derler. İşte böylesine güçlü savunma sanayiine sahip olduğunuz zaman sizin gücünüzün gölgesi masanın üstüne düşer ve müzakereler başlar. Başlayan müzakerelerde de eliniz yüksek olur, görüşlerinizi kabul ettirme noktasında avantajlı duruma geçersiniz.”

“Milli gelirin üçte biri sanayiden sağlanıyor”

Batı’nın ve Rusya’nın sanayide ve teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında ve sonrasında gerçekleştirdiklerini belirten Bolat, “Savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü savunması olmayan bir ekonominin, bir ülkenin bizim coğrafyamızda ayakta kalması çok zordur.” diye konuştu.

Bolat, güçlü savunma sanayinin ihracat yeteneği, savunma ve diplomatik güç kazandırdığını, halkın refahını ve ülkenin zenginliğini artırdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“1973’te 1 milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık 1 milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük 1 milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük 1,5 milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki 12. Kalkınma Planı döneminde, 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var. 2002’de yola çıktığımızda AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda yedi buçuk kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştı. 1980’de Türkiye’de 25 bin şirket, bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek. Bu yıl ilk defa 10 bine yakın ihracatçı firma, ihracatçı ailesine katıldı. Toplam 6,6 milyar dolarlık bir katkı yaptılar. Bazen ‘Türkiye’de sanayi yok. Türkiye ekonomisi az gelişmiş.’ diye söyleniyor. Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 sonunda 4,5 kat artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor.”

Sanayinin gelişip büyüdüğünü ve ülkeye büyük katma değer getirdiğini aktaran Bolat, “Üretimi, milli geliri, ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor. 70 ülkeye yaptığımız ihracatta, 2023’te o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 2023 sonunda 54 fasılda 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 39 fasılda ihracat rekoru kırdık.” değerlendirmesinde bulundu.

Bolat, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payının yüzde 30 olduğunu, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğini hatırlatarak, 2028’de yüzde 50’ye yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.

Kilogram ihracat birim değeri 2002’de 55 sent civarındayken 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttiklerine işaret eden Bolat, savunma sanayiinde bu rakamın 65 dolar, kimi ürünlerde 10 bin doları geçtiğini bildirdi.

“Türkiye çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

Küresel üretimin 2023’te patinaj yaptığını, özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk yaşandığını aktaran Bolat, “Küresel fiyatlardaki köpük azalırken Türkiye’nin mal ihracatı arttı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz.” dedi.

Bakan Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde 80 bin kişinin istihdam edildiğini ve 12 milyar dolarlık üretimin, 180 ülke ve bölgeye ihraç edildiğini belirtti.

Savunma sanayisinde 2022’deki 4,4 milyar dolarlık ihracatın, 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:

“Türkiye savunma sanayiinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son bir ay içinde üç, dört önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır. NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriter vardı. ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası, Afrika, Orta Doğu, Asya, ön Asya ve Uzak Doğu açısından Türkiye artık çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi.”

“10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı”

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise özellikle son yıllarda savunma sanayi sektörünün uluslararası rekabetin çok yüksek olduğu pazarlarda hem ekonomik hem teknik üstünlükleriyle tercih edilebilir duruma geldiğini söyledi.

Kara, deniz, hava platformlarının artık birden fazla ülkeye ihraç edildiğini anlatan Görgün, bu platformların içinde var olan alt sistemlerin, faydalı yüklerin, mühimmatların her birinin ayrı ayrı alıcısının olmasının kendilerini memnun ettiğini aktardı.

Görgün, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son 10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı. Sektörümüzde, ihracatın ithalatı karşılama seviyesi yüzde 250. Kilogram başına ihracat değerimiz 65 doları buldu. Tabii bazı ürünlerimiz var ki kilogram başı ihracatı 10 bin doların üzerinde. Yüksek teknolojiyle çalışan, yüksek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi özellikle dost ve müttefik ülkelerimizle de paylaşarak, sadece teknolojik bağımsızlığımıza değil, ekonomik bağımsızlığımıza da katkı sağladığımızı bilerek onurla ve gururla çalışan bir sektörüz. Geçtiğimiz sene 5,4 milyar dolar olan ihracatımız bir önceki seneye göre yüzde 27’lik bir artış göstermişti. En az bu kadar bizi memnun eden ise yaptığımız sözleşmelerin, teslim ettiğimiz ürünlerin iki katı olması.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/feed/ 0
ASO Başkanı: Yüksek enerji fiyatları sektörü olumsuz etkiliyor https://www.akittvhaber.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:42:26 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5074

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, yüksek enerji fiyatlarının sektörü olumsuz etkilediğini belirterek, “Sanayinin hane halkını sübvanse ettiği tek ülkeyiz. Konutların kullandığı elektrik fiyatı ile sanayicinin kullandığı elektrik fiyatı arasında üç kat fark var. Şirketlerin enerji maliyetleri düşürülürse, TL’deki reel değerlenmenin ihracat üzerindeki etkisi bir nebze de olsa telafi edilebilir” dedi.

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından Cam Sektörü Çalıştayı düzenlendi. Sektörün ihracatını artıracak stratejilerin ele alındığı çalıştaya ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Kimya, Toprak ve Sağlık Endüstrileri Daire Başkanı Alper Eriten, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Tansu Kumru ve sektörde faaliyet gösteren firmaların temsilcileri katıldı.

ASO Başkanı Seyit Ardıç, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada teknolojik gelişmeleri takip eden, yeniliklere odaklanan Türk cam sektörünün uluslararası pazarda kalitesiyle öne çıkarak birçok ülkede tercih edilen bir marka haline geldiğini belirtti. Cam üretiminde enerjinin yoğun kullanıldığına dikkat çeken Ardıç, “Ülkemizdeki enerji fiyatları rakiplerimize göre yüksektir. Adil rekabet koşullarının sağlanması için elektrik fiyatının ucuzlatılması, sektörel bazda teşvik sisteminin uygulanması gerekmektedir” dedi.

Ardıç, konut ve sanayide kullanılan elektrik fiyatı arasında üç kat fark olduğunu belirterek, “Sanayinin hane halkını sübvanse ettiği tek ülkeyiz. Konutların elektrik fiyatı ile sanayicinin kullandığı elektrik fiyatı arasında üç kat fark var. Şirketlerin enerji maliyetleri düşürülürse, TL’deki reel değerlenmenin ihracat üzerindeki etkisi bir nebze de olsa telafi edilebilir. Sektörümüz mevcut makroekonomik gelişmelerden son dönemde olumsuz etkilenmekte, rekabet avantajı zayıflamaktadır. Asgari ücretin işverene maliyetinin bin dolar seviyesine yaklaşması, işçisizlik problemi ve kur baskısı nedeniyle adil değerlenmeyen kur başlıca sorunlarımız” açıklamasında bulundu.

“Teşvik politikaları uygulanmalı”

Cam sektörünün dinamizminin artması için uygun ihracat ya da teşvik politikalarının uygulanması ve üretim maliyetlerini azaltıcı vergi düzenlemelerine gidilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, “Sektörün yüksek enerji fiyatlarından etkilenmemesi için önlemler alınmalıdır. Özellikle son dönemde firmalar için önemli bir sorun olan ara malı ve girdi maliyetleri konusunda kapsamlı politikalar üretilmelidir” diye konuştu.

Mevcut sorunlara rağmen sektörün üretmeye ve ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ettiğini vurgulayan Ardıç, güçlü üretim ve ihracat kapasitesiyle stratejik öneminin her geçen gün artığını söyledi. Gelişen üretim teknolojilerine uyum sağlayan ve önemli bir potansiyele sahip olan Türk cam sektörünün ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ettiğini belirten Ardıç, “Ankaralı bir firma Türkiye’de ilk defa büyük ölçekli projelerin ihtiyaçlarına cevap verebilmek, estetik ve fonksiyonellik açısından yeni standartlar belirlemek amacıyla 12 metrelik mimari cephe cam işleme tesisini hizmete açtı. Bunlar sektörümüzün önemli başarılarından sadece bir örnek” dedi.

Ardıç, sektörün daha da güçlenmesi için Ar-Ge çalışmalarına ve inovasyona daha fazla yatırım yapılarak ürün çeşitliliğinin artırılması, daha sürdürülebilir üretim yöntemlerine odaklanılması gerektiğini vurguladı.

“Uluslararası düzeyde rekabet edebilecek marka firmalar oluşturmaya önem vermemiz gerekiyor”

Markalaşma konusuna da değinen Ardıç, “Uluslararası düzeyde rekabet edebilecek, sektöründe marka firmalar oluşturmaya önem vermemiz gerekiyor. Türkiye’nin cam sektöründeki gücünü tüm dünyaya duyurmak ve marka değerini güçlendirmek amacıyla Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği çatısı altında ‘TurkishGlass’ markasının kurulması önemli bir adım” dedi.

Ardıç, görüş ve önerilerin değerlendirileceği çalıştayın cam sektörünün potansiyelini arttırmaya katkı sağlayacağını belirterek, çalıştayın düzenlenmesinde katkısı olanlara teşekkür etti. – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/feed/ 0
Gebze Engelsiz Yaşam Merkezi’nde Çalışmaların Yüzde 50’si Tamamlandı https://www.akittvhaber.com.tr/gebze-engelsiz-yasam-merkezinde-calismalarin-yuzde-50si-tamamlandi/ https://www.akittvhaber.com.tr/gebze-engelsiz-yasam-merkezinde-calismalarin-yuzde-50si-tamamlandi/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:12:30 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4493

Gebze Engelsiz Yaşam Merkezi’nde çalışmaların yüzde yüzde 50’si tamamlandı. 6 bin 751 metrekare alana inşa edilen iki katlı merkezde, özel bireyler hem eğlenip öğrenecek hem de fiziksel gelişimlerine katkı sunacak.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Engelsiz Yaşam Merkezi, Gebze Millet Bahçesi’nde engelli vatandaşların ve ailelerinin kolay ulaşabileceği bir noktada konumlandırıldı. Özel bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hidroterapi havuzu, derslikler, spor salonu, kütüphane, konferans salonu ve kafeterya gibi sosyal donatı alanlarına yer verildi.

Gebze Engelsiz Yaşam Merkezi, Yapı Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın gözetiminde hızla yükseliyor. Eş zamanlı yürütülen imalatlarda yapının ilerleme oranı yüzde 50 seviyesine yükseldi. Bu bağlamda tüm blokların betonarmesini tamamlayan ekipler, diğer imalatların yerine getirilmesi noktasında yoğun bir mesai harcıyor. Yan ve arka cephe perde beton imalatları, E blok harici tüm blokların dolgu imalatları, G ve H blok hariç bütün blokların kenet çatı imalatları ile A, B, C, D ve F bloğun zemin kat tuğla imalatlarını tamamlayan ekipler, F blokta ise zemin betonu ile 1. kat döşeme betonunu döktü.

Şu an F bloğun 2. kat döşeme kalıp imalatlarına başlayan ekipler bir yandan da yapının mekanik ve elektrik imalatlarına devam ediyor. C blok 2. katın tuğla imalatının tamamladığı projede A, C, D ve F blok zemin kat sıva imalatlarına başlanıldı. A blokta demir imalatına, zemin katta ise döşeme kalıp imalatına devam eden ekipler, C blokta zemin kat ile 1. kat döşeme betonunu, D ve F blokta zemin döşeme betonu ile 1. kat döşeme betonunu atarak projeye hız verdi.

Eğitim odaları, atölyeler yer alacak

Özel bireyler merkezde hem eğlenip öğrenecek hem de fiziksel gelişimlerine uzman eğitmenler gözetiminde katkı sağlayacak. Buna göre yapının 2 bin 930 metrekare olarak planlanan zemin katında engelli bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri, ilgi duydukları ve yetenekli oldukları alanlarda eğitim almalarını sağlayabilecek atölyeler yer alacak. Bu kapsamda 5 otizm grup eğitim odası, 7 otizm bireysel eğitim odası, duygu bütünleme odası, psikiyatri, oyun odası, uygulama evi, bilişim ve resim atölyesi, el sanatları atölyesi, okuma ve oyun atölyesi, dans atölyesi, müzik-mutfak atölyesi, erkek-kadın hidroterapi havuzu (2 havuz güvertesi), 2 gündüz bakım odası, 3 erken çocuk bireysel odası, oyun odası, duyu bütünleme odası, erken çocuk grup odası ve 2 uyku odası özel bireylere hizmet verecek.

2 bin 594 metrekareden oluşan 1. katta ise spor salonu, bay-bayan engelli soyunma duş, mescit, aile danışmanlığı, psikiyatrı, toplantı odası, arşiv, 4 bireysel derslik, yemekhane, mutfak atölyesi, idari personel, aile eğitim birimi, idari sorumlu, elektrik odası, öğretmenler odası, akıl ve zeka oyunları atölyesi, 5 derslik, çok amaçlı salon, kütüphane ve bireysel derslikler yer alacak. – KOCAELİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/gebze-engelsiz-yasam-merkezinde-calismalarin-yuzde-50si-tamamlandi/feed/ 0
Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarının 2024 bütçeleri TBMM Genel Kurulunda https://www.akittvhaber.com.tr/kultur-ve-turizm-ile-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanliklarinin-2024-butceleri-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.akittvhaber.com.tr/kultur-ve-turizm-ile-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanliklarinin-2024-butceleri-tbmm-genel-kurulunda/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:15:09 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1298

AK Parti Tokat Milletvekili Cüneyt Aldemir, “Göreve geldiğimiz 2002 yılına göre en düşük memur maaşını 54 kat, net asgari ücreti 61 kat artırarak enflasyon karşısında çalışan kesimin yanında olduk.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri söz aldı.

AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık, turizmde başarılı bir yılın geçtiğini söyledi.

Bu yılın Ocak-Ekim ayları döneminde 50 milyon turistin geldiğini ifade eden Kocacık, turizm gelirinin de yıl sonunda 55 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini dile getirdi.

Kocacık, 200’den fazla ülkede tanıtılan Türkiye’nin, etkili tanıtım yaptığını belirtti.

AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Manavgat’taki ziyareti sırasında Ulualan Projesiyle ilgili partilerine karşı ağır ithamlarda bulunduğunu kaydetti.

Manavgat Belediyesinin, ilçedeki mesire alanını katletmeyi amaçladığını ifade eden Çokal, bu alanda belediyenin çok sayıda beton yapıyı inşa etmek istediğin söyledi.

Çokal, hükümetin Manavgat’taki yangınlar dolayısıyla yangın bölgesine 350 milyon liraya ulaşan destek verdiğini belirtti.

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, turizmde önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Turizm gelirini artırmak için dağ ve kış turizminin stratejik önem taşıdığını vurgulayan Cıngı, kayak merkezlerinin uluslararası standartlara yükseltilmesiyle Türkiye’nin kış turizm destinasyonu olarak ön plana çıkacağını dile getirdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları, Türkiye’nin bütün dünya mazlumlarının hasreti, “Türk’ün beklenen” olduğunu vurguladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bestecileri güncel konulara yönlendirmesini isteyen Hacıoğulları, “Bakanlığımız sanatçılara bugünü, günceli tanımlamaları adına ‘Gazze katliam operası’, ‘şehit bebekler oratoryosu’, ‘katil İsrail modern balesi’ yaptırsın.” diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, vakıfların, insanlığın ortak yararına çalışma anlayışı üzerine kurulduğunu ifade etti.

Vakıfların toplumsal barışın, huzurun sağlanmasına katkıda bulunduğunu belirten Erdem, şöyle devam etti:

“Ülkemizde 2002’den önce 46 tarihi eserin onarımı yapılırken, hükümetlerimiz döneminde 5 bin 800 vakıf eserinin restorasyon ve onarımı tamamlanmıştır. Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde bölgede bulunan 678 vakıf ve kültür varlığının, depremin hemen ardından tespitleri yapılarak restorasyon ve onarım çalışmaları başlatılmıştır. 2002’den önce 4 vakıf kültür ve varlıkları müzesi varken bugün rakam 10’a çıkarılmıştır.”

AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, Türkiye’nin sessiz devrimlerle çağ atladığını vurguladı.

Türkiye’nin takip eden değil, takip edilen bir ülke konumuna ulaştığının altını çizen Göka, milletin ve gençlerin, çarpıtmalarla Türkiye’yi kötüleyen muhalefetin söylemine maruz kalmak istemediğini belirtti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu, Atatürk’e sahip çıkmak adına, Atatürk’ün ölümü, hastalığı, tedavisiyle ilgili bazı gerçekleri anlatmak istediğini belirterek, “Bunu, goygoycu Atatürkçülük yerine, eylemsel Atatürkçülük ve Atatürk’e sahip çıkmanın bir nişanesi olarak kabul etmenizi isterim.” ifadelerini kullandı.

Atatürk’e hastalığı sürecinde yanlış tedavi uygulandığını savunan Cevizoğlu, doktorların Atatürk’ü Yalova kaplıcasına gönderdiğini ancak siroz olan bir hastanın bir kaplıcada hiç işi olamayacağını vurguladı. Cevizoğlu, “Atatürk’ün ölümünden iki yıl önce Atatürk’e gerçek teşhisi koyan Doktor Asım Arar tedaviyi söyler ama yanındaki insanlara anlatamaz” diye konuştu.

“Kapadokya Alan Başkanlığı, bölgenin sorununa çözüm üretecektir”

AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, Kapadokya Alan Başkanlığının, Kapadokya’nın tarihi ve turistik değerlerinin tanıtılması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalar yürüttüğünü aktardı.

Kapadokya Alan Başkanlığının gelecek yıl da önemli çalışmalar yapacağını bildiren Çalışkan, “Bölgenin kültürel ve doğal kaynak değerlerinin korunması, geliştirilmesi amacıyla 5 çevre düzenleme projesi, 3 tescilli yapının restorasyonu, 9 peri bacasının onarımı ve Kapadokya alanı nazım imar planlarının yapılması işleri Kapadokya Alan Başkanlığınca 2024 Yatırım Planına alınarak bölgenin birçok önemli sorununa çözüm üretecektir.” şeklinde konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, Uludağ Milli Parkı’nın turizme katkı sağlayan önemli hazineler arasında yer aldığını belirtti.

Uludağ Alan Başkanlığının kurulduğunu hatırlatan Aydın, yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlanarak alanda yürütülecek iş ve işlemlerdeki yetki karmaşası giderildiğini, iş ve işlemlerin hızlıca yürütülmesinin sağlandığını anlattı.

“Sosyal güvenlik yaygınlaştırılmaktadır”

AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, sosyal güvenlik açığının gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki payının 2002’de yüzde 2,2 olduğunu, bu oranın 2022’de yüzde 0,26’ya düştüğünü bildirerek, şöyle konuştu:

“Sosyal Güvenlik Kurumunun performans göstergesi olan prim gelirlerinin emekli aylıklarını ve sağlık giderlerini karşılama oranı 2002 yılında yüzde 60,9 iken 2022 yılında yüzde 76,1 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oranın 2023 yılı sonunda yüzde 74,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu bağlamda, SGK gelirlerinin giderleri karşılama oranının 2023 yılı sonunda yüzde 95 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir. Çalışma hayatında uygulanan politikalarla istihdam ve iş gücüne katılım oranları arttığı gibi nitelikli insan kaynağı oluşturmaya da gayret edilmekte, sosyal güvenlik yaygınlaştırılmaktadır.”

AK Parti Tokat Milletvekili Cüneyt Aldemir, Türkiye’yi daha güçlü, adil ve kucaklayıcı bir geleceğe taşımaya devam ettiklerini belirtti.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından iş gücü piyasasındaki olumsuz etkileri aza indirmek amacıyla çeşitli tedbirler alındığını ifade eden Aldemir, afet bölgesi ilan edilen illerde işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan vatandaşlar için nakdi ücret desteğinin başlatıldığını aktardı.

Cüneyt Aldemir, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmeme konusundaki kararlığıyla birlikte göreve geldiğimiz 2002 yılına göre en düşük memur maaşını 54 kat, net asgari ücreti 61 kat artırarak enflasyon karşısında çalışan kesimin yanında olduk. Ayrıca tarihi bir reformla asgari ücret vergi dışı bırakıldı. Bu sayede, çalışan kesimi enflasyona ezdirmediğimiz gibi refah artışından ciddi bir pay vermiş bulunuyoruz. İstihdamın korunması için de önemli çalışmalar yapmaktayız. İşverenlerimize, kayıtlı sigortalılar ile kadınlar, gençler ve engelliler gibi grupların istihdamının artırılması, bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılması, bölgesel büyük ölçekli ve stratejik yatırımların özendirilmesi gibi amaçlarla 17 ayrı prim, teşvik, destek ve indirimlerden yararlanma imkanı sağlamaktayız.”

“EYT gibi sorunlar da iktidarımızca çözülmüştür”

AK Parti Bingöl Milletvekili Zeki Korkutata, iktidarları döneminde sosyal güvenlik ve çalışma hayatında reformların hayata geçirildiğini dile getirdi.

Türkiye’nin genel sağlık sigortasının diğer ülkeleri kıskandıracak düzeyde olduğunu söyleyen Korkutata, “Bugün birçok gelişmiş Batı Avrupa ülkesinde dahi bizim genel sağlık sigortamız şeklinde yaygın, kaliteli ve ulaşılabilir bir kamu sağlık sigortası bulunmamaktadır. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından ve AK Parti’nin en büyük devrimlerinden biri de kuşkusuz genel sağlık sigortasıdır. İktidarlarımız boyunca çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmediğimiz gibi, yıllardır talep edilen asgari ücretin vergiden istisna tutulması, 3600 ek gösterge ve EYT gibi sorunlar da bizim iktidarımızca çözülmüştür.” diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kultur-ve-turizm-ile-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanliklarinin-2024-butceleri-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0