
Yabancı yatırımcıları çekmek için önemli
Entertech Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu; Gamenter oyun kümelenmesinin, Türkiye’yi küresel oyun endüstrisinin önde gelen bir oyuncusu haline getirmek için gerekli altyapıları sağlayan ve iş birliğine teşvik eden ağları oluşturarak sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren bir platform olduğunu belirtti. Gamenter’da yürütülen Uluslararası Hızlandırıcı Programlarının önemine dikkat çeken Kasapoğlu, bu programların yabancı yatırımcıları ülkemize çekme konusunda çok önemli olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın önde gelen oyun ekosistemi sağlayıcılarından Spielfabrique iş birliği ile yürütülen Gamenter Uluslararası Hızlandırıcı Programında Türk oyun stüdyolarına, kapsamlı eğitim, mentorluk ve danışmanlıklar verilerek iş ağı oluşturma etkinliklerine katılım imkanı sağlanıyor.
Programa katılan Türk oyun stüdyoları
Tiplay Studio: Denizli merkezli Tiplay, küresel olarak sürdürülebilir bir oyun ekosistemi oluşturma vizyonu ve sektör tecrübesine sahip kurucuları ile daha ilk yılında 20 Milyon indirme gibi etkileyici bir rakama ulaşmıştır.
Umuro Game: Çanakkale merkezli Umuro Game, Türk ve Avrupa tarihinden karakterleri baz alan oyunlar başta olmak üzere her türden oyun yayınlama kapasitesine sahip olup oyunları 22 Milyon’dan fazla tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
NoExit Games: Ankara merkezli NoExit Games, yapay zekayı oyun mekaniğinin merkezine yerleştiren yenilikçi ve yaptığı oyunlar ile insanların kalplerine dokunarak günlerini güzelleştirmeyi hedefleyen bir mobil oyun stüdyosudur.
Negentra: Eskişehir merkezli Negentra, VR, blockchain ve yapay zeka teknolojilerini kullanan, son derece etkileşimli ve rekabetçi oyunlarda uzmanlaşmış uçtan uça bir stüdyodur.
Core Game: İstanbul merkezli Core Game, verilere, kullanıcı deneyimine ve sektör trendlerine dayalı, güçlü bir ekip ile desteklenen yenilikçi mobil oyunlar geliştiren özel bir oyun stüdyosudur.
Compactive: İstanbul merkezli Compactive, hayal gücünü gerçeğe dönüştürme misyonuyla sanatsal detaylara önem veren mobil oyunlar ve oyun teknolojileri geliştirmektedir.
Çeşitli etkinlikler sergilenecek
30 Ekim’den 3 Aralık’a kadar sürmesi planlanan program, Almanya’nın Köln kentindeki ESL ofisinde oryantasyon eğitimleri ile başladı. Oyun içi reklam, oyunda büyüme stratejileri, Avrupa’da girişimcilik, şirketleşme ve yatırım ortamı gibi eğitimlerin yanı sıra 3 Kasım Cuma günü Hollanda Rotterdam’daki Cambridge Innovation Center (CiC) ziyaret edilerek iş ağları genişletildi. Katılımcılar ayrıca Ubisoft ve EA Games gibi sektör devlerini ziyaret etme fırsatına da sahip olacak. Ayrıca, Türk oyun ekosistemi, Game Zone Dortmund, NRW Games Developer Meet Up ve Deutsche Entwickler Preis gibi çeşitli etkinliklerde sergilenecek. Program, Türk oyun stüdyolarının eserlerini Avrupalı yatırımcılara, yayıncılara ve müşterilere sunacağı ve 7 Aralık 2023’te düzenlenmesi planlanan Demoday etkinliği ile taçlanacak.
Armağan YILMAZ-SABAH
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘GEÇMİŞTE YÜZDE 14 CİVARINDA OLAN OKULLAŞMA ORANI BUGÜN YÜZDE 51’LERDE’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yükseköğretim, özenle ele aldığımız ve en yoğun yatırımlar yönlendirdiğimiz alanların başında gelmeye devam ediyor. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, tüm illerimize üniversiteleri yaygınlaştırdık ve destekledik. Bugün 81 ilimizin hepsinde üniversiteye sahibiz. Fırsat eşitliği bizim için çok kıymetli. Yine genç kızlarımızın, kadınların eğitime erişimi, son 22 yılda, iktidarımız döneminde en fazla önem verdiğimiz şeylerden biri oldu. Okul öncesinden yükseköğretime kadar kızlarımızın, kadınların okuma oranlarında okullaşma oranlarında çok ciddi bir gelişme sağladık. Yükseköğretimde geçmişte yüzde 14 civarında olan okullaşma oranı bugün yüzde 51’lerde. Bu çok önemli, ben de her gittiğim yerde görüyorum; kızlar çok daha azimli, gerçekten çok daha odaklanmış vaziyette çalışıyorlar. Eğitimdeki bu dönüşümün toplumsal etkilerini, önümüzdeki dönemlerde çok daha net göreceğiz. Bir taraftan üniversitelerimize yatırım yaparken, çocuklarımıza yurt imkanlarını da geliştirdik. Bundan 20 yıl kadar önce 182 bin civarında olan yurt yatak kapasitesini, bugün 993 bine çıkarmış durumdayız. 1 milyonu da yakında geçeceğiz. Dünyada en fazla örgün öğrenci başına yurt sayısı olan, oda sayısı olan ülkelerden biri biziz. Üstelik eski yurtlar gibi de değil” dedi.
‘BÜTÇEMİZİN YÜZDE 14,8’İNİ EĞİTİME AYIRMIŞ DURUMDAYIZ’
Yılmaz, bütçenin önemli kısmının eğitime ayrıldığını belirterek, “Bir taraftan da krediler ve burslar sağlıyoruz. Öğrencilerimize, imkanı kısıtlı olanlara burs, ama her talep edene kredi imkanı sunuyoruz. Bu tür imkanlarla da fırsat eşitliğine destek oluyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütçemizi sunduk geçtiğimiz günlerde. Yine en büyük payı eğitime ayırdık. Bütçemizin yüzde 14,8’ini eğitime ayırmış durumdayız. Bu anlamda eğitim, iyi eğitim özellikle bir numaralı başlık olarak bütçemizde de yer alıyor. Öğretim elemanı sayımız da bu dönemde çok arttı. 20 yıl kadar önce 64 bin civarında öğretim elemanı varken, bugün 185 bin öğretim elemanına ulaşmış durumdayız. Ve OECD ülkeleri arasında 8’inci sırada ülkemiz. Bilimsel yayınlar ve gelişmeler de yine memnuniyet verici. Dünya sınırlamasında 29’uncu sıradan 17’nci sıraya yükselmiş durumdayız. İnşallah 2053 vizyonumuz tabi ilk 10 ülke arasına girmek. Bilimsel yayınlarda da bunu hedeflemek durumundayız. Yüksek Öğretimimizin başarısı, uluslararası raporlarda da tescil ediliyor. İstanbul Üniversitemiz, ARWU (Academic Ranking of World Universities) sıralamasında ilk 500 üniversite arasında, birçok dalda ilk 500 üniversite arasında yer alıyor. Ve bu başarısını daha yükseklere taşımayı bekliyoruz. Özellikle bu tür üniversitelerimizde genişlemeden çok, artık daha fazla derinleşmenin önemli olduğuna inanıyorum. Kalite artışının, nitelik artışının önemli olduğuna inanıyorum. Üniversitelerle ilgili yine özel sektörle iş birliğini de vurgulamak isterim. Kamu-özel iş birliği gibi üniversite iş dünyası iş birliği de çok çok kıymetli. Bu kapsamda İstanbul üniversitemizin bünyesindeki Teknokent’ler, AR-GE Merkezleri hem akademik bilginin üretilmesi hem de ticarileşmesi, yenilikçiliğin geliştirilmesi bakımından çok değerli. Teknoloji Transfer Ofisi yine çok çok önemli. İstanbul Üniversitemizin bu konularda da çok daha etkili bir şekilde gelecekte yoluna devam edeceğine inanıyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doç. Dr. Keskindemirci, “3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası” dolayısıyla koruyucu sağlık hizmetlerinde neler yapıldığına ve toplum sağlığı için aşılamanın önemine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Aşılamanın son 100 yılda gelişen modern teknolojinin bir ürünü olduğunu belirten Keskindemirci, “Aşılama en iyi halk sağlığı uygulamalarından birisidir. Aşı önemlidir çünkü çocuğu hastalıktan koruyorsunuz. Aşıyla önlenebilir hastalıklara neden olan mikroorganizmalarla karşılaşmadan çocuklara hastalık varmış gibi bağışıklık sağlayıp koruyarak, hastalıklar oluşmadan ölümlerin önüne geçmiş oluyoruz.” diye konuştu.
Aşının mümkün olan en erken yaşta yapılmasının önemine vurgu yapan Keskindemirci, “Ülkemizde de doğumdan itibaren Hepatit B aşısıyla aşılamaya başlanıyor. Toplumlarda en kırılgan gruplar çocuklar ve yaşlılar olduğu için öncelikli olarak onları korumamız gerekiyor. Çocuklarda özellikle bir yaşında hastalık görülmesi, burada çocuklardaki sekelleri ve ölümleri daha da arttırıyor. Bu yüzden mümkün olan en erken korumayla aşı uygulamalarını yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Keskindemirci, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında aşıların takvimine uygun olarak ücretsiz yapıldığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Hepatit B, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, menenjit, pnömokok, Hepatit A, su çiçeği, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları gibi 13 farklı antijen/mikroorganizmaya karşı bağışlamayı sağlayan bir programımız mevcut. Türkiye’de aşılama kapsayıcılık hızlarının yükselmesine bağlı olarak aşıyla korunabilir hastalıkların görülmesinde ve ölüm hızında belirgin düşüşler oluyor. Bu konuda ülkemizdeki aşılanma oranları yüksek. Bu konuda Sağlık Bakanlığının çok iyi çalışmaları var. Aşılanma oranlarını yükseltmek için ailelerle görüşülüyor, kararsız ebeveynlerle konuşularak aşılanma konusunda çocuklarının iyilik halinin devamı açısından ortak fikir ve kararla beraber çocuklarını aşılatıyorlar.”
Aşıları aile ve topluma daha iyi anlatmak gerektiğini ifade eden Keskindemirci, “Örneğin; ülkemizde difteri artık görmüyoruz. Hepatit B enfeksiyonu 5 yaşın altında daha öncelerde yüz binde 6,2 görülürken, şu an yüz binde 0,1’lerde görüyoruz. 2000’li yıllarda ülkemizde başarılı bir gebe tetanoz aşılaması sayesinde anne-çocuk tetanozundan arındırılmış ülke olarak ilan edildi. Bunların hepsi aşılamanın başarıdır.” bilgisini paylaştı.
Doç. Dr. Keskindemirci, çocuklarda aşılamanın en kırılgan grubu oluşturduğunu, özellikle ilk bir yaşta aşılamanın olmaması durumunda menenjit, zatürre, kızamık hastalığının daha fazla görüldüğünü, aşılamanın hastalıkların önüne geçerek ölümleri de engellediğini dile getirdi.
“Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir”
Aşı reddinin sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olacağına işaret eden Keskindemirci, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) gelecekteki 10 tehditten birini aşı reddi olarak gördüğünü vurguladı.
Keskindemirci, aşı reddinin ise sanıldığı kadar fazla olmadığının altını çizerek, “Aşı kararsızları ise konuşmayla, bilimsel kanıtlarla beraber çocukların aşılarını uygulatıyor. Eğer aşılanma oranları, toplumsal bağışıklığı olan bir ülkede düşerse o toplum içinde enfeksiyonları daha fazla görmeye başlarız. Bu durum enfeksiyon yayılımı artıracak ve bu süreçte yine hastalıkları göreceğiz.” diye konuştu.
Herhangi bir nedenle aşısı yapılamayan (kronik hastalığı nedeniyle) çocukların da olduğuna dikkati çeken Keskindemirci, “Örneğin; bağışıklık sistemi genetik olarak yetersiz, zayıf çocuklar var. Bunlara herhangi bir durumda aşı yapamadığınız oluyor. Biz aslında aşılama sayesinde onları da koruyoruz. Toplumu koruyarak enfeksiyon etkenin topluma yayılmasını engelleyerek bu toplumda o enfeksiyonun görülmesini azaltıyoruz, hatta yok ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Keskindemirci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocukluk çağındaki aşı retleri toplum sağlığını tehdit ediyor. Eğer bir toplumda aşı retleri artarsa, toplumun aşılama oranları düşerse, enfeksiyonları görürüz. Bunu en sık kızamık enfeksiyonu açısından görüyoruz. Çünkü kızamık bulaştırıcılığı çok çok yüksek bir hastalıktır. Eğer ortamda bir çocuk varsa bunu herkese bulaştırabilir. Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir. Eğer aşı retleri ile bu oran düşerse toplumlarda enfeksiyonları görmeye başlarız. Sağlıklı çocuk, sağlıklı toplum demek. Bizler çocuk sağlığını koruyan çalışmalar yürütüyoruz. Çocuğun sağlığı için anne sütü ne kadar önemliyse çocuğun sağlığını korumak açısından da aşılanma o kadar önemlidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>