Saadet Partisi’nin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan sorunlara yönelik araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, çocuk işçilerin iş kazalarında hayatını kaybettiğine değinerek, “2023 yılında 1932 kişi iş cinayetlerine kurban gitti. İş sağlığı güvenliği ile ilgili çok ciddi bir yapılanmamız ve kanunsal açıklarımız var. İşverenin maaşını ödediği iş güvenliği uzmanından siz ne bekleyebilirsiniz” dedi.
Saadet Partisi’nin Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan sorunlara yönelik Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin öne alınarak TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesi önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklayan Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, “Kütahya ilinin yüzde 90’nı maden ruhsatı almış bir il. Bu ilde 3-4 tane altın madeni var. İliç siyanür ve arsenik tehlikesi altında. İş cinayetleri Türkiye’de çığ gibi büyüyor. 2023 yılında 1932 kişi iş cinayetlerine kurban gitti. Bu sayı gün geçtikçe de artıyor. En son İliç’te 9 işçimiz diri diri gömüldü. Meslek hastalıkları hastanesi çok yakınımızda şu anda dolup taşıyor ve buralarda da yatacak yer yok. Burada zafiyet nerede? İş sağlığı güvenliği ile ilgili çok ciddi bir yapılanmamız ve kanunsal açıklarımız var. İşverenin maaşını ödediği iş güvenliği uzmanından siz ne bekleyebilirsiniz? Maaşını patronun ödediği ve sisteminde iş katip üzerinden değil yazılı olarak üç nüshalık raporla düzenlendiği bir sistemde siz iş cinayetlerinin iş kazalarının önüne geçemezsiniz” dedi.
“NEREDE DENETİM DEMEKTEN KENDİMİZİ ALAMIYORUZ”
Saadet Partisi’nin önerisi hakkında söz alan İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, şunları söyledi:
“Daha 15 gün önce, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen kazayı hala yüreğimizde hissediyoruz. Toprak altında kalan madenci kardeşlerimizin akıbetlerinin ne olduğu hakkında fikir sahibi bile değiliz… Avrupa Birliği’nin resmi istatistik kurumu EUROSTAT ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre Avrupa ülkeleri arasında iş kazalarında en çok hayatını kaybeden işçiler maalesef Türkiye’de… Türkiye’de 2022 ve 2023 yıllarında iş kazalarında 2 bin kişiye yakın insanımız hayatını kaybetmişti… Maalesef nerede denetim demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.”
“EL KALDIRIP İNDİREN MİLLETVEKİLLERİ YÜZÜNDEN İŞ CİNAYETLERİ ARAŞTIRILMIYOR”
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise “Ülke sizin sayenizde büyük bir işçi mezarlığına dönmüş durumda. Her yıl yüzlerce iş kazası meydana geliyor. Muhalefet her hafta iş cinayetlerini gündeme getiriyor ama AKP’nin sadece el kaldırıp indiren milletvekilleri yüzünden iş cinayetleri araştırılmıyor. Eğer bu Meclis bir irade ortaya koysaydı bu iş cinayetleri engellenebilirdi. Tüm bu iş cinayetlerinin sebebi AKP iktidarının ciddiyetsiz yaklaşımıdır. O kadar ciddiyetsiz bir yaklaşımınız var ki… Meclis’in vekillerine o maden sahalarından zeytinyağı dağıttınız” diye eleştirdi.
İLİÇ’TE KAZANIN YAŞANDIĞI SAHA KİMİN?”
CHP adına konuşan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp de İliç’te yaşanan maden kazasında iktidarın tutumunu eleştirerek şunları söyledi:
“İliç’te maden kazasının yaşandığı saha kimin? Sizin uluslararası sermayeye peşkeş çektiğiniz Kanadalı şirketlerin… Peki bunların yerli işbirlikçileri kim? Sizsiniz… Sizin milletvekiliniz, sizin partinizin besleyip büyüttüğü şirketleriniz. Genel müdürlüğünü kim yaptı o şirketin? Damat Berat Albayrak yaptı. Sahibi kimdi? Sizin milletvekilinizdi… Peki o milletvekili o ihalaeyi kaptığında ne yaptı biliyor musunuz? ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ diye tweet atıyordu. Ne zaman? İhaleyi kazandığı günün hemen ertesinde.”
]]>
ZEHRA DEĞİRMENCİ/SİBEL KAHRAMAN
Bursa Su Kolektifi üyeleri, İliç’teki maden faciasının sorumluları hakkında bugün suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan kolektif üyesi Figen Ovat, “Her zaman dediğimiz gibi, sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum, ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.
Bursa Su Kolektifi ile CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Erzincan’ın İliç ilçesinde13 Şubat tarihinde meydana gelen maden kazasıyla ilgili suç duyurusunda bulundu.
“İŞÇİLER, VAHŞİ MADENCİLİK YÜZÜNDEN HAYATINI KAYBETTİ”
Suç duyurusu öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan Bursa Su Kolektifi üyesi Figen Ovat şöyle konuştu:
“İliç Çöpler Altın Madeni’nde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma sonucunda büyük bir ekolojik yıkım yaşandı ve 9 işçi bugüne kadarki ihlaller ve ihmaller sebebiyle vahşi madencilik yüzünden hayatını kaybetti. İktidar şirketler lehine maden kanununda değişiklikler yapma derdindeyken yaşanan bu facia maden yasasını şimdilik askıya aldırdı. Son maden tasarısına göre UMREK koduna göre raporlama zorunluluğu 4. Grup madenler dışındaki diğer madenler için kaldırılıyor. Böylece mermer, taş ocağı vb faaliyetler için şirket maliyetini önceleyen değişiklik hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bugüne kadar çeşitli kanunlarda ve yönetmeliklerde yapılan değişiklikler sayesinde maden firmalarının istedikleri her yerde ve her şeye rağmen madencilik yapabilmelerinin önü açılmış ve adına ‘kamu yararı’ denmişti. İliç’te yaşanan felaket tüm uyarılara rağmen önlem alınmaması ve daha fazla kar için kapasite artışlarına göz yumulması, gerekli denetimin yapılmaması sebebiyle göz göre göre geldi.
“FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”
10 milyon metreküp siyanür dahil ağır metal içerikli kimyasal atık işçilere mezar oldu. UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, ‘Dünya literatüründe, maksimum 150 metre olan liç yığınının burada 257 metreye ulaştığını tespit ettiklerini, kontrol edilemeyen bir liç yığınında su içeriğinin fazla olduğunu ve üretim sahasındaki patlatmalara çok yakın yığıldığını, felaketin göz göre göre geldiğini’ belirtiyor. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise, ‘siyanür dışında yüksek derecede tehlikeli toksik kimyasallar Fırat’a eninde sonunda karışacak, uluslararası boyutta bir skandala doğru gidecek’ diyor. Yaşanan felaketin ekolojik boyutunu ve halk sağlığı kısmını yönetemeyen iktidar krizi kendi adına yönetmeye çalışmaktadır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği eski Bakanı Murat Kurum daha da ileriye gitmiş ve ‘ÇED raporuyla heyelanın ne ilgisi var, faaliyet raporunu biz vermiyoruz’ gibi bakanlığın ve kendisinin sorumluluğunu yok sayan açıklamalarda bulunmuştur. Bu zihniyet Bursa Orhaneli’de, Eskişehir’de, Fatsa’da yeni oluşacak suç mahallilerinin de işaretini vermektedir. Her zaman dediğimiz gibi; sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum’la ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz. Birazdan konu ile ilgili dilekçemizi savcılığa teslim edeceğiz.”
“ÇOCUKLAR İÇİN YÜKSEK KANSER RİSKİ SÖZ KONUSU”
Bursa Su Kolektifi üyesi Habib Göbelez ise şunları söyledi:
“Yeryüzünü yok oluşa sürükleyen, canlı yaşamını umursamayan sadece belli azınlığın çıkarı için hareket eden sistemin sonucudur İliç’te yaşananlar ve bu yaşananlar ilk değildir. 2021 yılında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde, Yedikardeş köyü yakınlarında Yıldızlar Holding’e ait Nesko Maden’in işlettiği Kurşun, Çinko, Bakır Ocağı’nda yaşanan atık barajı duvarında çökme gerçekleşti. 4 bin 500 ton ağır metal içerikli kimyasal atık önce Darabul Deresi’ne ardından da Kelkit Vadisi’ne yayılarak Kılıçkaya Barajı’na ulaştı. 9 ay sonra 30 Ağustos 2022’de TEMA Vakfı tarafından alınan numunelerin analizinde görüldü ki, bakanlıkça yapılan tüm çalışmalara rağmen doğal varlıklar üzerindeki kirlilik sınır değerlerin altına indirilememiştir. Ağır metaller, limitlerin çok üzerindedir ve yetişkinler için dikkat çekici, çocuklar için ise yüksek kanser riski söz konusudur. Üstelik bölgedeki kirlilik ve kanser riski uzun yıllar boyunca devam edecek düzeydedir.
“HALKI ÖNCELEYEN YASALAR KONULMALIDIR”
TEMA’nın Şebinkarahisar’daki numunelerden elde ettiği analiz sonucu yaşanan felaketin yıllarca süren etkisini göz önüne sermiştir. Firma ise çevre izin ve lisans belgesinin iptali ve idari para cezası gibi ceza bile sayılamayacak uygulamalar hayata geçirilmiştir. 3 ay sonra ise sanki felaket yaşanmamış gibi firma tekrar çalışmaya başlamıştır. Şimdi Erzincan İliç’te de benzer şekilde süreç yaşanıyor. Firmanın çevre izin ve lisans belgesinin iptal edilmesi yeterli değildir. İliç’te tüm madencilik faaliyetleri durdurulmalı maden derhal kapatılmalıdır. Kapatılacak madende çalışan işçilere emeklerinin sömürülmeyeceği yeni istihdam alanları yaratılmalıdır. Etkin bir yargı süreci başlatılmalı, sadece şirket yetkilileri değil, işletme ve kapasite artırımına izin veren mülki amirler ve bürokratlar da yargılanmalıdır. Vahşi madencilikten vazgeçilmeli; halkı ve ekosistemi önceleyen yasalar konmalıdır.”
]]>
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesine yönelik düzenlemeye ilişkin, “CHP olarak en azından asgari ücret kadar, 17 bin 2 lira bayram ikramiyesi verilmesini istedik.” dedi.
Başarır, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin döviz kurundaki farktan dolayı sadece ocak ayındaki borç tutarının 101 milyar lira daha fazla olduğunu, bu durumun sadece bir ayla sınırlı kalmadığını belirtti.
İktidarın ekonomi politikalarının ülkeyi ve ekonomiyi bu hale getirdiğini savunan Başarır, “Bu borcu sadece bugün yaşayanlar ödemeyecek, doğmamış çocuklarımıza ve torunlarımıza da bu borç kalacak.” diye konuştu.
Türkiye ve Almanya’daki emeklilerin ekonomik koşullarını karşılaştıran Başarır, Almanya’daki bir emeklinin maaşı 1700 avroyken, Türkiye’deki en düşük emekli maaşının 298 avroya denk geldiğine işaret etti.
Emekli bayram ikramiyesinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltilmesine yönelik düzenlemeyi eleştiren Başarır, “Fark bin lira. Çocuğuna, torununa bu bin liralık farkla emekli bayramda kıyafet, ayakkabı, pantolon alabilir mi? Alamaz. CHP olarak en azından asgari ücret kadar, 17 bin 2 lira bayram ikramiyesi verilmesini istedik. Çok şey istemedik. Açlık sınırı 22 bin lira, en düşük emekli maaşı 10 bin lira, emekli ikramiyesi 3 bin lira. Utanç verici bir tablodur bu.” ifadelerini kullandı.
Ali Mahir Başarır, 8. Yargı Paketi’nin yargıdaki hiçbir sorunu çözmediğini söyleyerek, “Türkiye’de bir adalet sorunu vardır, bu adaletsizliğin sebebi tek adamdır, yargıyı kendisine bağlamasıdır. Ondan aldığı yüzle yerel mahkeme ve Yargıtay, Anayasa ve Anayasa Mahkemesini tanımamaktadır. Ama paket olarak bize yargı değil, sarayın paketi gelmektedir. Önümüzdeki hafta tüm milletvekili arkadaşlarımız, Adalet ve Anayasa komisyonu üyelerimiz, Hukuktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, hukukçu milletvekilleri uzun uzun bu konuyu konuşacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.
Yerel seçimlerin 31 Mart’ta gerçekleşmesi durumunda 4,5 yıl seçim olmayacağına dikkati çeken Başarır, “Eğer bu iktidara bir uyarıyı sandıkta yapmazsak, yapılan bu zulmün hesabını 31 Mart’ta sormazsak, tüm haksızlıklara rağmen insanları açlığa terk eden Erdoğan’a bir şans daha verirsek 4,5 yıl geçmez. Hemen seçimden sonra iğneden ipliğe kadar her şeye katbekat zam gelecek. 31 Mart’ta sandığa gidelim. Sefalete, açlığa olan tepkiyi sandıkta verelim.” dedi.
“Tüm işletmeleri, yapıları kontrol edeceksin, fay hattı nerede bakacaksın”
CHP Grup Başkanvekili Başarır, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye Erzincan İliç’teki maden sahasının fay hattı üzerinde yer aldığı iddiasının sorulması üzerine, Özhaseki’nin bu konuyu araştıracağını söylediği aktarılarak, Başarır’a değerlendirmesi soruldu.
Başarır, “Beyefendi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, fay hattının geçtiğinden haberi yokmuş. Sen, Türkiye’de bırak bir madeni, tüm işletmeleri, tüm yapıları hepsini kontrol edeceksin, fay hattı nerede diye bakacaksın.” ifadesini kullandı.
Bakan Özhaseki’nin, İliç’teki maden ocağında yaşanan toprak kayması sırasında ameliyat geçirdiğini belirttiğini anlatan Başarır, Özhaseki’nin 8 gün sonra İliç’e gelmesini eleştirdi.
Ali Mahir Başarır, İliç’teki maden ocağına ÇED raporu verilmesine ilişkin bir soruya da, “Acı bir şey söyleyeyim, İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor. ‘ÇED raporundan mı oldu?’ Tabii ki ÇED raporundan oldu. Sen ÇED raporunu vermeseydin, tehlikeyi görseydin, o toprağın kat kat birikeceğini, siyanürün karışacağını, Fırat Nehri’nin tehlikede olacağını görseydin bu olmayacaktı.” yanıtını verdi.
Başarır, CHP’nin İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkan adaylarının tanıtım fotoğraflarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel bulunmazken, AK Parti’nin bu illerdeki adaylarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile karelerinin yer aldığını belirterek, “Bu bir tercih mi?” sorusuna, “İstanbul’da şöyle bir karışıklık var; Recep Tayyip Erdoğan mı, Murat Kurum mu aday belli değil. Kurum’u öne sürmüş Erdoğan ‘Asıl aday benim.’ diyor. Hele hele şu açıklamalardan sonra, İliç faciasından sonra Erdoğan sadece kendi resmini paylaşsa daha hayırlı bir iş yapmış olur.” yanıtını verdi.
]]>
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, “Erzincan İliç Çöpler köyündeki altın madeninde meydana gelen heyelanın faturasını İBB Başkan adayımız Murat Kurum’a kesmek istediler. Gündem İliç’ten, altın madeninden İstanbul’a geldi. İBB’nin kampanyasına İliç’i alet ettiler, utanmazlar, edepsizler.” dedi.
MHP Tuzla İlçe Başkanlığında parti teşkilatıyla bir araya gelen Yönter, birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde İstanbullulara el uzattıklarını ve burada taş üstüne taş koyacaklarını kaydetti.
Son 5 yılda İstanbul’da yalandan başka bir şey yapılmadığını söyleyen Yönter, “Sadece yalan, riya, aldatma. İBB Başkanı, İstanbul’u sukutuhayale uğrattı. Şehremini, şehri emanet edeceğimiz kişi demek. Bu adam emin değil. Emin olmayan birisine biz İstanbul’da ikinci 5 yılı nasıl verebiliriz?” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun “İsrafa son verdik” sözlerini eleştiren Yönter, “İmamoğlu’nun kendisi, varlığı israf. CHP kongresine İBB kaynaklarını aktardı mı, aktarmadı mı? Delegelere para verdi mi, vermedi mi? Tuzla’da yapılacak yolları, ulaştırma hizmetlerini keserek parti içi hesaplaşmaya bu devletin kaynağını haksız yere aktardı mı?” diye sordu.
Yönter, İstanbul’da 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğunun bugün yüzde 69’a çıktığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ekrem İmamoğlu, senin yönettiğin İstanbul bu hale gelmiş. Görüyorum billboardlarda ‘61.5 kilometrelik metro yaptık’ diye. Daha 4-5 gün önce o rakam farklıydı, birdenbire güncellediler, yeni bir uzunluk ilan ettiler. Metro yaptığı da yok. Daha geçen ayın sonunda Gayrettepe-Kağıthane hattı havalimanına bağlandı, 37.5 kilometre. Bunu yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Cumhur İttifakı, Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan.”
“İBB’nin kampanyasına İliç’i alet ettiler”
İstanbul’un trafik çilesini bitirmek istediklerini kaydeden Yönter, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’un bu konuda umut verdiğini, ikna edici projeler ortaya koyduğunu belirtti.
Yönter, Kurum’un seçim çalışmalarının iyi gitmesinin ardından İmamoğlu’nun maskesinin düştüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:
“Gittiği pazarda birdenbire Erzincan İliç Çöpler köyündeki altın madeninde meydana gelen heyelanın faturasını İBB Başkan adayımız Murat Kurum’a kesmek istediler. Acı var ortada, milyonlarca metreküp toprak istiflendiği yerden tıpkı sel gibi vadiye kaymış, 9 canımız kalmış orada. ‘ÇED raporu, kapasiteyi kim artırdı, siyanür yer altı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirletti, kirletecek.’ bunları işittik. Gündem İliç’ten, altın madeninden İstanbul’a geldi. İBB’nin kampanyasına İliç’i alet ettiler, utanmazlar, edepsizler. Bunların hayatları, işleri güçleri istismar. ‘Tam yol ileri.’ diyor ya İmamoğlu, o tam yol ilerinin sonunda uçurum ve afet var. CHP’yi bekleyen afet var. Maalesef kendisiyle beraber İstanbul’u da o felakete çekmeye çalışıyorlar. Buna izin veremeyiz. Buna demokratik olarak direnmek, mücadele etmek zorundayız.”
Yönter, İstanbul’un genelinde Murat Kurum’un öne geçtiğini, sokağın, İstanbul’un kalbinin ve geleceğinin Kurum ve Cumhur İttifakı dediğini söyledi.
“Dünyanın en büyük Türk kenti hak ettiği zirveye çıkacak”
Yönter, birlik ve beraberlik içerisinde zilleti hak ettiği yere göndereceklerini, bu yerin sandığın dibi olduğunu ve bir daha oradan çıkamayacaklarını kaydetti.
Devrin, Türk devri, Cumhur İttifakı, Devlet Bahçeli, MHP ve Recep Tayyip Erdoğan devri olduğunu vurgulayan Yönter, “Devletimizi devretmeyeceğiz, hakkımızı yedirmeyeceğiz. Biz DEM’lenmiş CHP’yle bir gelecek olmayacağına inanıyoruz. MHP olarak Tuzla ve diğer 38 ilçemizde bütün teşkilatlarımız sahada. Dava arkadaşlarımız inanmış şekilde çalışıyorlar. Biz 39 ilçemizin 39’una da talibiz, bütün belediye meclis üyeliklerine ve İstanbul’un tamamına talibiz. Dünyanın en büyük Türk kenti artık yeni dönemde hak ettiği zirveye çıkacak.” diye konuştu.
]]>
Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde yaşanan zehirli liç kaymasının ardından gözaltına alınan sorumlular, İliç Hükümet konağına getirildi. Konağın önünde toplanan işçi ve işçi aileleri yöneticilerinin yerine madende çalışan personelin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında yaşanan zehirli liç yığını kaymasına ilişkin gözaltına alınan, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 8 şüpheli adliyeye sevk edildi. İliç Hükümet Konağı’nın önünde bir araya gelen işçiler ve göçük altında işçilerin yakınları, şirket yöneticilerinin yerine madende çalışan personelerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Madende çalışan işçiler, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
“BİZİM İÇERİDE 9 CANIMIZ VAR. ÖNCE BUNLARA BİR ULAŞALIM, SONRASINI HESAPLAŞACAĞIZ İLLA Kİ”
Göçük altında kalan ve 18-20 yıldır madende çalışan bir işçinin yakını, “Emekli olmuştu, tekrar çalışıyordu. Daha önce sorun varmış, durdurulmuş sabahleyin diye duyduk. Duyduğumuz o. Belki de onlar ilk fırsatta duruma bakmaya giden kişiler olabilir. O anda zaten kopuyor, yoksa diğer işçileri hep çıkarmışlar” dedi.
Hüseyin Dursun isimli bir işçi yakını, “Bizim içeride 9 canımız var. Önceliğimiz budur. Önce bunlara bir ulaşalım, sonrasını hesaplaşacağız illa ki. 5 tanesi akrabamız. Bilgilendirmeler var ama sizin de gördüğünüz gibi çok ciddi bir toprak kayması var. Ulaşılmakta zorluklar var. Yer tespiti çok zor” ifadelerini kullandı.
“301 MADENCİ ÖLDÜ DE NE OLDU? BENİM GİBİ KONUŞUYOR DİYE ADAM TEKME YEDİ, BELKİ BEN DE TEKME YİYECEĞİM”
Uğur Yıldız isimli işçi yakını ise şöyle konuştu:
“Yetkililer bunun olduğunu bildiği halde bile bile yaptılar. Zaten bizim hükümetimizin her yaptığı aynıdır. Madende göçük olur, bilirler onun ne olduğunu ama bir şey yapmazlar. Son safhaya getirirler, orada nasıl olsa ölen olsun onların değil. Keşke onlar da yakınlarını kaybetseler de empati kursalar. Bu ne kadar acı bir şey biliyor musunuz? Şu an toprağın altından çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Kimyasal madde. İnsanları kandırıyorlar.
Amcamın torunu, gencecik çocuk. Önlemini almayan bir hükümete bu soruların sorulması lazım. Bu madeni verdiyse önlemini de o alacak. 2 yıldır bu kaymanın olduğu söyleniyor. 2 ay önce profesörün biri uzaktan kamerayla çekmiş, ‘Burada yarıklar var, buraya önlem alın’ demiş, adamı kovalamışlar. Bile bile insanları ölüme gönderiyorlar. O toprağın oraya konulup da bir gün aşağı ineceği herkes tarafından bilinir. Şimdi amcamızın oğlunu geri getirsin bakalım. Ben inanıyorum ki onun ölüsünü bile bulamayacağız. Kimyasal madde bu, ölüm saçıyor. Çıkana kadar buradayız, çıkıp çıkmayacağı da belli değil. Kuşadası’ndan geliyorum, hepimiz perişanız. Bizim perişanlığımız önemli değil, onlardan bir haber alsak. Ölüyse en azından mezarını yaparız.
Polis ve jandarmalar bırakmadılar. Neden? Görüntü alınmasın, bilinmesin diye. Bu hep böyle olmuştur. Önlem alınmaz, olay olur, ondan sonra kimseyi bırakmazlar, barikat çekerler. Gidemiyoruz, orada yatıyor ama ulaşamıyoruz. O alanı bir görebilsek yine içimiz soğuyacak, diyeceğiz ‘Tamam burada.’ Ama öyle bir şey de yok. Hukuki süreci başlatacağız. Başlatacağız da ne olacak? Bu ülkede hukuki süreçler hep olmuş, kime ne oldu? 301 madenci öldü ne oldu? Adam tekme yedi. Böyle benim gibi konuşuyor diye tekme yedi, belki ben de şimdi tekme yiyeceğim. Bu ülkede mağduru o hale getirenler yükseliyor.”
“İNSANLARI İŞLERİYLE, TİCARETİYLE TEHDİT EDİYORLAR. SİYASİ BASKI VAR”
Gözaltına alınan bir ustabaşının kuzeni, “İdari ve teknik sorumlular öne çıkmıyor. Oradaki ustabaşının bu konuda verebileceği etkisi ve yetkisi nedir ki acaba? Aynı cenderenin içinde dönüp dolaşıyoruz. Bu konuda yetkililerin açıklama yapmasını biz istiyoruz, en çok biz bunu istiyoruz ama kimse öne çıkıp bir açıklama yapmıyor” diye konuştu.
Faciada yakınları göçük altında kalan İliç’te esnaflık yapan bir yurttaş, insanların sessizliğine dikkat çekerek ANKA’ya şunları söyledi:
“Kimisi işinden korkuyor, kimisi akrabasından korkuyor kimse konuşmuyor ki. Göçük altında akrabalarımız var şu anda sadece acıları paylaşıyoruz. Başka bir şey yok. Konuşan hep dışarıdan gelen yabancılar buranın yerlisinden konuşan, madeni suçlayan kimse yok. İşlerinden korkuyorlar. İnsanları işleriyle, ticaretiyle tehdit ediyorlar. Siyasi baskı var.”
İliç’te yaşayan bir yurttaş da facia sonrası sessiz kalanlara ilişkin, “Sebze, meyve yok. Maden bitirdi burayı. Para seni kurtarmaz. Hayatım gidiyor, haberleri yok bunların. Ne Binali Yıldırım ne diğerleri hiçbiri görünmedi bana. Öldü gittiler, cenazeleri de bulunmuyor. Evlerine gidemiyorum, onlar ağlıyor, ben ağlıyorum. Ben İliç’te yaşıyorum, maden ve baraj aldı benim evimi, yurdumu. Evim falan kalmadı, maden ve baraj batırdı beni. Benden başka kimse konuşamaz, para derdindeler” ifadelerini kullandı.
Facianın olduğu madende işçi olarak çalışan Sabri Kılıç, yaşananlara dair; “İhmal olmasaydı 10 milyon metreküp malzeme çöker miydi? Fark edildiğinde işi durdurma olsaydı bu kadar olmazdı. Siyanürlü alanda çalışmayı kim ister. Şu anda sızıntı her yere yayılmış. İçeriden öyle bilgi geliyor. Şu anda beklemede kalın diyorlar. AFAD lüzum görürse sizi çalışma alanına alırız’ diyorlar” dedi.
]]>
Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen ve 9 işçinin liç göçüğü altında kaldığı maden faciası ile ilgili Meclis Araştırması açılmasına dair siyasi parti gruplarının ortak önergesi TBMM Genel Kurulu’nda oylanarak kabul edildi. Bu kapsamda 22 kişilik komisyon kurulacak ve çalışma süresi 3 ay olacak.
Önerge görüşmesi sırasında CHP’li Mustafa Adıgüzel “Savcıları İliç’e değil, Murat Kurum’a, Binali Yıldırım’a gönderin” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanürlü liç kayması sonucu meydana gelen kazanın araştırılarak tetkik edilmesi ve oluşabilecek kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması amacıyla siyasi parti gruplarının ortak verdiği Meclis Araştırması açılması önergesi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.
Önergeler üzerine ilk olarak Saadet-Gelecek Partisi Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, şunları dile getirdi:
“ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMUŞ OLMASI İYİDİR AMA TEPKİLERİ AZALTMAK ADINA YAPILMAMALIDIR”
“Bu Türkiye’nin adeta kaderi haline dönüşmüştür. Elbette ki Türkiye zengin olsun, bunları ithal etmesin hata ihraç etsin. Denetim mekanizmalarının çok zayıf olduğunu görüyoruz biz buralarda. Özellikle Erzincan’daki altın madeninin çıkarılmasıyla ilgili çok fazla feveranlar var, ÇED raporlarının verilmesiyle ilgili şaibeler var. Bu madende yaşanan facia ilk değil daha öce Soma’da da oldu. Bunun üzerine Meclis bir araştıra komisyonu kuralım dedi, kurduk. 7 ay boyunca görmüş olduğumuz tüm yanlışların raporlarını yazdım TBMM Başkanlığı’na teslim ettik. Bizim vermiş olduğumuz rapordaki önerilerimize hiç kimsenin kulak vermediğini gözlemliyoruz. Eğer kulak vermiş olsaydınız, 2022 yılında Amasra’da 42 vatandaşımız öldü. Altın madenlerinde zehirlenmelerinden tutun da kömür madenlerinde göçüklere kadar, kaçak ruhsatla çalışmalara kadar denetimsiz şekilde bunlar yapılıyordu. Siz 10 yıl içerisinde neden bunlarla ilgili doğru dürüst çözüm önerisi bulmadınız, bulamadınız. Çünkü meseleyi samimi olarak incelemiyorsunuz. Buralarda denetimin, denetlemenin olmadığını görüyoruz. İliç’te kaç kişinin göçük altında olduğunu bilmiyoruz. Burada ÇED raporlarını veren Murat Kurum, kalkıp özür dilemesi gerekiyor. Bu araştırma komisyonu kurulmuş olması iyidir ama tepkileri azaltmak adına yapılmamalıdır. 10 yıl önceki raporun açıklanmasını ve tepkilerimizi burada kanun olarak geçmesi gerekiyordu. Şimdi niye getiriyorsunuz böyle bir şeyi demek ki başarısızsınız, iyi denetleyememişsiniz.”
İYİ Parti Grubu adına Manisa Milletvekili Şenol Sunat da şunları ifade etti:
“MUNZUR DAĞI’NIN YÜZDE 70’I ALTIN MADENİNE TAHSİS EDİLMİŞ VAZİYETTE”
“Siyanür ve sülfürik asit maddeleri akıyor. Milyonlarca ton zehirli atık Fırat Nehri’ne doğru ilerliyor. Fırat’a ulaşırsa milyonlarca insan ve hayvan zehirlenebilir, bölge için çok büyük bir tehlike. Dua edelim önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın. Madende çıkarılan altın, gümüş, bakır belki çok daha değerli madenler büyük bir kısmı ABD’ye götürülüyor. Türk ekonomisini kalkındıracak yer altındaki çok değerli serveti alıp yurtdışına götüren bu maden gelecek nesillerin temiz doğasını da zehirle katlediyor. Munzur Dağı’nın yüzde 70’ı altın madenine tahsis edilmiş vaziyette. Devletten 25 yıllığına işletme hakkını aldığı çok değerli soy metalleri siyanür dahil 23 farklı zehir kullanarak çıkartan şirketin Türkiye’ye ödediği paranın azlığı ise milli servetimizin nasıl heba edildiğinin boyutunu ortaya koyması açısında trajikomik.”
MHP Grubu adına Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan da şunları kaydetti:
“SIRF EKONOMİK RANT UĞRUNA ÇEVRENİN HARAP EDİLMESİNE KARŞI DURURUZ”
“Burada ruhsat vermekten ziyade asıl mesele verilen ruhsatın ve maden çıkarılan sahanın düzenli olarak denetlenmesi, denetim esnasında tespit edilen eksiklerin giderip giderilmediği, daha hassas şekilde denetlenerek gerekli yaptırımların en ağır şekilde uygulanması gereklidir. İş güvenliği ve iş sağlığı her şeyin önündedir, Hiçbir ekonomik bedel insan sağlığından ve canından önemli değildir. Çevre hassasiyeti yüksek olan ve tatlı su kaynaklarımızın mutlaka korunması gerektiğine inanan ve bu çerçevede mutlaka siyaset yapan bir hareketiz. Kimse endişe etmesin ki sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz ve ihmaller varsa bu ihmallerin ortaya çıkarılması adına ne gerekiyorsa yapacağımızdan kimse endişe duymasın.”
DEM Parti Grubu adına İzmir Milletvekili İbrahim Akın da şunları belirtti:
“İLİÇ’TEN DERS ÇIKARILMALIDIR, MECLİS’İMİZİN SORUMLULUĞU BU KONUDA AĞIRDIR”
“Bugün ülkenin 4 bir tarafı talan edilmektedir ve ruhsatı veren Çevre ve Şehircilik Bakanıdır, şu anda da İBB Adayıdır. Buradan savcılara sesleniyorum, Murat Kurum hakkında acilen soruşturma açılmalıdır. Gerekli işlemler yapılmalıdır, yapılmıyorsa bu ülkede hukuk, anayasa yoktur, hukuksuzluk vardır, gözaltına alınmalıdır. İnsanların bu kadar yok sayıldığı, değersizleştiği durumu kabul etmemiz mümkün değildir. İnsanlar yer altında kalmış durumda, burada insanlar gülüyorlar. Bu mudur milletvekili sorumluluğu, bunu kabul etmek mümkün değildir, İliç’ten ders çıkarılmalıdır. Bu ülkede yaşanmış olan ekonomik, sosyal, toplumsal kriz, anayasasızlık hali her yerde vardır ama doğa talanında kuralsızlık vardır. Meclis’imizin sorumluluğu bu konuda ağırdır, bu ağır sorumluluğu yerine getirmesi konusunda duyarlı olmasını, bütün milletvekillerinin ayrımsız gereğini yapmasını ve sorumlulukları yerine getirmesini özellikle rica ediyoruz.”
CHP Grubu adına söz alan Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel de şu ifadeleri kullandı:
“SAVCILARI İLİÇ’E GÖNDERMEYİN DOĞRUDAN AKP GENEL MERKEZİ’NE GÖNDERİM ÇÜNKÜ BÜTÜN BU SORUMLULAR ORADA DURUYOR”
“İliç’te olan bir kaza değil cinayettir. Onlarca milletvekili arkadaşımız gitti, öneriler verdi, medya konuştu ama sen hiçbir uyarıyı dinlememişsin. Artık bu bir kaza değil cinayettir. Tüm Fırat havzası şu anda risk altında. Türkiye, siyanür ve sülfürik asit çetelerinin işgali altındadır. Biliriz ki hiçbir işgal içeride işbirlikçi olmadan mümkün değildir. Kim ki bu altın madenlerini savunuyorsa, ondan bir menfaati var ve bu işgalin tarafıdır. İşte Binali Yıldırım da bu şirketi savunuyor işte Murat Kurum da kurumsal olarak geçmiş bakanlığında buna destek vermiş. Şimdi 4 tane savcı görevlendirmişler, savcıları İliç’e göndermeyin Murat Kurum’a, Binali Yıldırım’a gönderin. Siz savcıları İliç’e göndermeyin doğrudan AKP Genel Merkezi’ne gönderim çünkü bütün bu sorumlular orada duruyor.”
Önerge üzerine milletvekillerinin konuşmasının ardından Meclis Araştırması açılması önergesi kabul edildi. Buna göre İlgili Meclis Araştırması için 22 üyeden oluşan komisyon kurulacak ve komisyon 3 ay süreyle, gerektiği takdirde de Ankara dışında çalışacak.
]]>