Hasta – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Thu, 25 Jul 2024 21:24:12 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, çocuklarda gen tedavisini başarıyla uyguladı https://www.akittvhaber.com.tr/gazi-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-cocuklarda-gen-tedavisini-basariyla-uyguladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/gazi-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-cocuklarda-gen-tedavisini-basariyla-uyguladi/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:24:12 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10868

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi, kalıcı beyin hasarına yol açabilen fenilketonüriye karşı gen tedavisini dünyada ilk kez, çocuklarda hayati risk yaratan GM1 Gangliosidosis’te ameliyatsız beyin içi gen tedavi yöntemini de Türkiye’de ilk kez başarıyla uyguladı.

Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Ezgü, yaklaşık 1 yıl önce faaliyete geçirilen merkezde yürütülen çalışmalara ilişkin, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Merkezin özellikle yeni ve kalıcı tedavilere ihtiyaç duyulan çocukluk çağı genetik hastalıklarında, Türkiye’nin ilk ileri tedavi yöntemleri ve ilaç geliştirme çalışmalarına odaklandığını vurgulayan Ezgü, farklı tedavileri içeren 20’nin üzerinde klinik araştırmanın merkezde yürütüldüğünü anlattı.

Ezgü, bu kapsamda dünyada sadece nitelikli birkaç merkezde yapılabilen gen tedavi uygulamalarının da alınan uluslararası izinler doğrultusunda başlatıldığını belirterek, “Fenilketonüri (PKU) hastalığında yürüttüğümüz üç klinik araştırma var. Bunlardan sonuncusu hastalığın kesin, kalıcı tedavisini hedefleyen gen tedavisi.” bilgisini paylaştı.

“Dünyada tek merkez olarak başladık”

PKU’nun özel bir beslenme uygulanması gerektiren, aksi halde çocuklarda zeka geriliği ve kalıcı beyin hasarına yol açan kalıtsal bir hastalık olduğuna dikkati çeken Ezgü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün genetik hastalıklar gibi fenilketonüride de kalıcı bir tedavi oluşturabilme hedefiyle dünyada gen tedavisi çalışmaları başlatıldı. Bu konuda farklı bir ülkede üretilen ilacın laboratuvar çalışmaları, hayvan denemeleri gibi aşamaları başarıyla tamamlandı. Ardından tedavinin ilk kez insanlar üzerindeki uygulamaları gündeme geldi.

Merkezimiz, yapılan araştırmalarda belirlenen kriterleri fazlasıyla karşılaması nedeniyle, gen tedavisinin fenilketonüri hastaları üzerinde dünyadaki ilk uygulamasını yapmak üzere seçildi. Bu çalışmaya, uluslararası bir merkez hüviyetinde dünyada tek merkez olarak başladık, ilerleyen aşamada 2-3 merkez katılabilir. Sadece ülkemizdeki değil, dünyadaki birçok hasta için de önem taşıyor. Gen tedavisini şu an 2 fenilketonüri hastamıza başarıyla uyguladık, yakın zamanda üçüncü hastamıza da yapılacak. İlerleyen günlerde sonuçlarını hep birlikte gözlemleyeceğiz.”

Prof. Dr. Ezgü, gen tedavisinin Faz 1 çalışmalarının, üçer hastaya farklı dozların uygulandığı üç ayrı hasta grubunu kapsadığını, sonuçlarını uluslararası bir doktor ekibinin değerlendirdiğini söyleyerek, buradan çıkacak sonuçlara göre bir sonraki aşamaya geçileceğini ifade etti.

İki hastada beyin içine ameliyatsız gen tedavisi uygulandı

Çocuklarda beyin ve farklı organlarda ciddi hasara yol açan, ölümle sonuçlanabilen bir tür enzim eksikliği bozukluğu GM1 Gangliosidozis’e ilişkin de dünyada üçüncü, Türkiye’de ise ilk olan bir tedavi yöntemini klinik çalışma kapsamında başlattıklarını bildiren Ezgü, şunları kaydetti:

“Bu hastalıkta da yabancı bir sponsor tarafından gen tedavisi geliştirildi ve dünyada bunu uygulayabilecek, bizim de içinde olduğumuz üç merkez seçildi. Bu hastalıktaki gen tedavisi uygulamasını damardan değil, doğrudan beyin içine yapıyoruz. Ameliyatsız olarak, bir iğneyle tomografi altında direkt beyne ilaç uygulamasını içeriyor.”

Dünyada çok yeni olan bu yöntemi sınırlı sayıda ekibin uygulayabildiğini, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesindeki ekibin de ABD’de bu konudaki eğitimleri aldığını aktaran Ezgü, “Hocalarımız, gen tedavisini iki hastamıza tomografi altında, ameliyatsız, kısa bir anesteziyle doğrudan beyin içine başarıyla uyguladı. Ülkemizde ilk kez yapıldı bu uygulama. Hastalarımız da tedavinin uygulandığı dünyadaki 5. ve 6. hastalar oldu.” dedi.

“Yerli gen tedavisi ilacını üretebilmek için çabalıyoruz”

Prof. Dr. Fatih Ezgü, iki klinik araştırmanın farklı genetik hastalıkların tedavisine de ışık tutabileceğinin altını çizerek, “Önümüzdeki dönem, yurt dışında geliştirilen ilaçların yanı sıra kendi laboratuvarımızda geliştirdiğimiz bir ilacın ileri süreçlerini başlatmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Ezgü, üre döngüsü bozuklukları ve lizozomal hastalıklara ilişkin de iki ayrı gen tedavisi çalışmaları başlatacaklarını söyleyerek, “Bunların yanında kendi laboratuvarımızda farklı bir hastalığa ilişkin yerli gen tedavisi ilacını üretebilmek için çabalıyoruz. Eğer başarı sağlanabilirse ilerleyen yıllarda ürettiğimiz ilacın klinik araştırmasını da merkezimizde yapacağız.” açıklamasında bulundu.

“Hedefimiz bu tedavilerin tüm hastaların kullanabileceği şekilde geliştirilmesi”

Faz 1 klinik araştırmaların çok kısıtlı sayıda hastayla yürütüldüğünü, ilerleyen aşamalarda daha fazla insanın çalışmaya dahil edildiğini anlatan Ezgü, gen tedavisi çalışmasına da hastaların, yaş durumunun içinde olduğu yaklaşık 20 farklı kriterin değerlendirilmesi sonucu kabul edildiğini söyledi.

Ezgü, “Hedefimiz bu araştırmaların başarıyla sonuçlanması ve tedavilerin bütün hastaların kullanabileceği bir şekilde geliştirilmesi. Şunu özellikle belirtmek isterim; tüm genetik hastalarımız geleceğe umutla bakabilir. Elbette bir miktar sabretmeleri gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.

Yeni geliştirilen birçok ilacın yıllar içerisinde gelişme kat ettiğine dikkati çeken Ezgü, Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve TÜSEB’in bu çalışmalara ciddi destek sağladığını vurguladı.

Klinik çalışmaların çocuk beyin cerrahisi, anestezi, kulak burun boğaz, radyoloji gibi birçok bölümle işbirliğinde yürütüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Fatih Ezgü, merkezdeki klinik araştırmaların hastaların ileride daha iyi sağlık hizmetine kavuşabilmeleri için ellerinden gelen her şeyi yapabilecek, profesyonel bir ekiple yürütüldüğünü sözlerine ekledi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/gazi-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-cocuklarda-gen-tedavisini-basariyla-uyguladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şehir hastanelerindeki eksiklikleri en kısa sürede gidereceğiz https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sehir-hastanelerindeki-eksiklikleri-en-kisa-surede-giderecegiz/ https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sehir-hastanelerindeki-eksiklikleri-en-kisa-surede-giderecegiz/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:39:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10395

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışında konuştu. Erdoğan, “Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Sağlam girenin hasta çıktığı köhne düzeni değiştirdik. Şehir hastaneleri, sistem olarak ülkemize mahsus ve yeni bir sağlık hizmetidir. Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri ve aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışında konuştu. “Eğitim ve sağlık alanlarında 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“EKSİKLİKLER AKSAKLIKLAR ELBETTE ÇIKABİLİR”

“Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Sağlam girenin hasta çıktığı köhne düzeni değiştirdik. Şehir hastaneleri, sistem olarak ülkemize mahsus ve yeni bir sağlık hizmetidir. Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri ve aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini eşi benzeri olmayan bir şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız. Eskiden bizim insanımız yurt dışına teşhis ve tedavi için giderdi. Şimdi ise Türkiye hemen her branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldi.

“HERKESİN BAŞKANI ANTALYA’DA NE YAPTI?”

Hamdolsun milletimiz Türkiye’nin nereden nereye geldiğini iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyor. 31 Mart’ta Antalya, ‘artık yeter, yeni bir adım atalım’ diyecek. Birilerinin dediği gibi ‘herkesin başkanı’…’Herkesin başkanı Antalya’da ne yaptı? Hiçbir şey yok. Tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi… Kusura bakmayın bunlar yalan ve çarpık ifadeler. Dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımlar 21 yılda Türkiye’nin bir başından diğer başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.

“HAYIRLI PROJELERİ TAKDİR ETMEK KİMSEYİ KÜÇÜLTMEZ”

Antalya bir turizm kenti. Ama bu turizm kentinde doğru dürüst havalimanlarımız, terminallerimiz var mıydı? Yoktu… Bizimle birlikte terminal binalarından tutunuz, pistlerine varıncaya kadar hepsi bir başka oldu. Şimdi hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmete etmemiş olanların bu tür yatırımları değersizleştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Sağlıkta, enerjide, savunmada, turizmde, diğer alanda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez. Ama bugün Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa, ve sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa, işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir.

“BİZİM HASTANELERİMİZ KADAR MODERN ESERLERİ DÜNYADA ZOR BULURSUNUZ”

Bizim hastanelerimiz kadar modern, bizim okullarımız kadar yeni, bizim yollarımız kadar konforlu, bizim havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz. Hastanelerle ilgili rahmetli Savaş Ay’ın programlarını izlemişsinizdir. Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan, üretken nüfusumuzu eklediğimizde ortaya başka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladığı altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Açılışını yaptığımız bu muhteşem şehir hastanemizin bir kez daha, sadece Antalya’nın değil, buraya gümbür gümbür turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olsun diyorum. Emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sehir-hastanelerindeki-eksiklikleri-en-kisa-surede-giderecegiz/feed/ 0
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışını yaptı https://www.akittvhaber.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-antalya-sehir-hastanesinin-acilisini-yapti/ https://www.akittvhaber.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-antalya-sehir-hastanesinin-acilisini-yapti/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:39:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=10327

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerinde verdiklerini belirterek, ” Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir.” dedi.

Koca, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Kepez ilçesindeki Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolları açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” hedeflerinden birine daha ulaşmanın, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

“Çok sayıdaki hastaneyi tek çatı altında toplayan şehir hastanelerimizle 2013’te, Türkiye olarak, sağlıkta yeni bir dönem açmıştık. Bugün bu hastanelerin sayısı 24’e ulaştı. Sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerimizde vermekteyiz.” diyen Koca, bu muazzam gelişmenin geçmişle kıyaslanamayacak bir güç ve konfor olduğunu anlattı.

Koca, 2002 yılından bu yana Antalya’da 26 hastane, 2 ağız ve diş sağlığı merkezi, 38 birinci basamak sağlık tesisi olmak üzere 66 sağlık tesisini hizmete açtıklarını bildirdi.

Antalya’da Bakanlık olarak sağlık kuruluşlarında hizmet veren sağlık çalışanı sayısını 4 kat artırdıklarını vurgulayan Koca, “Uzman hekim sayısını ise 450’den 2 bin 110 uzman hekim sayınına çıkardık. Yani uzman hekim sayısını, sadece Bakanlığımız sağlık kuruluşlarında yaklaşık 5 kat artırdık. Bugün Bakanlığımız, Antalya’da yaklaşık 23 bin personeliyle hizmetinizde.” diye konuştu.

Her atılımın devamı olduğuna işaret eden Koca, şunları kaydetti:

“300 yataklı Manavgat Devlet Hastanesi, 300 yataklı Aksu Devlet Hastanesi, 200 yataklı Alanya Devlet Hastanesi, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Döşemealtı Devlet Hastanesi’nin aralarında bulunduğu yatırım değeri 7 milyarı aşan, 9 sağlık tesisimizi süratle hizmete açacağız. Buradan müjdelemek istiyorum. Döşemealtı Devlet Hastanemizin inşaatı bitti, altyapı çalışmaları devam ediyor. Çok yakında hasta kabulüne başlayacağız. Öte yandan, yeni yatırım programımızda ihale, proje ve arsa tahsisi aşamasında olan 38 yeni sağlık tesisimiz daha bulunuyor. Bizim için hiçbir hizmet final değildir. Tamamlanan yatırım, yenisi için başlangıçtır. Şehir Hastanesi dahil. Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz, 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Hastanemizde, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Kalp Damar Hastalıkları Hastanesi, Genel Hastane ve Onkoloji Hastanesi bulunmaktadır. Şehir Hastanemiz, 300 poliklinik ve 43 ameliyathane yanında, Yanık Merkezi, Uyku Laboratuvarı, İnme Merkezi, Organ Nakli Merkezi, Perinatal Merkezi ve Genetik Hastalıklar Merkezi gibi özellikli birimlere sahiptir. Antalya Şehir Hastanesi, şuna yeni örnektir: Sağlık yatırımlarında gerçek, hayali aştı.”

Ulaşılan her hedefin yerini, yenisinin aldığını aktaran Koca, hizmet yolunda aldıkları güç sayesinde bir gün bile mola vermeyerek hizmet ettiklerini vurguladı.

130 bine yakın hasta muayene edildi

Yeni eserler, daha da gurur verici günler olacağına dikkati çeken Koca, Antalya Şehir Hastanesi’nin 4 Aralık’ta hasta kabulüne başladığını, bugün resmi açılışını yaptıklarını hatırlattı.

Koca, üç ayda 130 bine yakın hastanın muayene, 1500’e yakın hastanın ameliyat edildiğini vurgulayarak, şu anda 2 bin 150 personelle sağlık çalışanıyla hizmet ettiklerini bildirdi.

Hastanede, 400’ü aşan uzman hekim ve akademisyen kadrosuyla hizmet verdiklerinin altını çizen Koca, “Günlük bakılan poliklinik hasta sayısı 4 bine ulaştı. Acilde verilen hizmetle birlikte 5 bin hasta. Hastanemiz tam devreye girdiğinde günlük 20 bin hastanın muayene edildiği hastane olacak. Hastanemiz 32 ayda hizmete açılmış oldu.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-antalya-sehir-hastanesinin-acilisini-yapti/feed/ 0
Erciyes Üniversitesi’nde Pediatri ve Çocuk Nörolojisi Kongreleri Gerçekleştirildi https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:24:22 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9718

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Erciyes Üniversitesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı ve Kayseri Çocuk Sağlığı Derneği tarafından düzenlenen ’10. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’ ve ‘2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’ Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleşti.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile kongre tanıtım filmi izlendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, yapılan kongrenin hem bilim hem de Kayseri adına büyük katkı sağlamasını temenni ederek, “Biz birlikte anlam ifade ederiz. Biz birbirimize ve değerlerimize sahip çıkmalıyız. Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor. Güç bilimle olur. Biz önce kendi alanımızda, sonra diğer alanlarda günün şartlarına, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmalı, bilimin ışığında ‘Dünyada biz de varız’ diyeceğimiz konuma gelmeliyiz” şeklinde konuştu.

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, üniversitelerin sağlamış olduğu bilimsel katkılarla, ortaya koymuş olduğu yeni gelişmeler, yöntem ve metotları bilim dünyasına sunmasının büyük bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Erciyes Üniversitesi özellikle bu konularda fakülteleriyle etkin bir şekilde araştırma ve çalışmalarını sürdürmekte, ihtiyaç olduğunda aşı geliştiren bir üniversite olarak da tarihte yerini almaktadır. Üniversitemiz, yapay zeka alanındaki etkin çalışmalarıyla da bundan sonraki süreçlerde özellikle üniversite hastanelerinin ihtiyacı olan ve bütün kurum hastanelerinde yaygınlaşacak olan yapay zeka temelli tedavi yöntemleri ile çok etkin araştırma ve çalışmaları içerisinde bulunduran bir üniversitedir. Ben kongreye gönül coğrafyasının bildiri ve makaleleri ile yer almasını, çok önemli bir etkileşim içerisinde olunmasını oldukça önemli buluyorum” dedi.

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Erciyes Üniversitesi’nin emek veren bilim insanları sayesinde Türkiye’deki ilk 10 üniversite arasına girdiğini belirterek, bunun gurur verici olduğunu söyledi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, 50 yılı aşkın süredir bölgesine hizmet eden, devlet üniversiteleri arasında ilk 10’da yer alan, akredite bir tıp fakültesi olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak böyle bir kongrede birbirinden değerli bilim insanlarını ağırlamaktan onur ve şeref duyduğunu ifade ederek, çocuk nöroloji alanındaki son bilimsel gelişmelerin ele alınacağı kongrenin, Türk Dünyası’nın iş birliğini ve dayanışmasını artırmak gibi manevi bir amacının da olduğunu ifade etti.

Pediatri Anabilim Dalının Erciyes Üniversitesi’nin en köklü anabilim dallarından biri olduğuna işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Kongre Onursal Başkanı Prof. Dr. Musa Karakükcü; bilime aç, gözleri parlayan insanları kongrede görmenin çok keyif verici olduğunu vurgulayarak, “Bu camianın, bu bilim kurulunun üyesi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

Erciyes Pediatri Akademisinin köklü geçmişi ve birikimi ile güçlü bir akademik kimliğe sahip olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Canpolat; bu yıl 10.’su gerçekleştirilen Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nin ana temasının kritik hasta yaklaşımı, 2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’nin ana temasının ise nöroimmünoloji olduğunu belirterek, kongrede alanında yetkin bilim insanları tarafından son bilimsel gelişmelerin ele alınacağını söyledi.

Konuşmaların ardından program, sunumlarla devam etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/feed/ 0
Çocuklarda tedavi edilmeyen influenza böbrek tıkanmasına neden olabilir https://www.akittvhaber.com.tr/cocuklarda-tedavi-edilmeyen-influenza-bobrek-tikanmasina-neden-olabilir/ https://www.akittvhaber.com.tr/cocuklarda-tedavi-edilmeyen-influenza-bobrek-tikanmasina-neden-olabilir/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:33:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9499

Çocuklarda tedavi edilmeyen influenza böbrek tıkanmasına neden olabilir

Uzmanından uyarı: Çocuğunuzda kas ağrısı varsa böbrek tıkanmasına neden olabilir

İSTANBUL – Bahar aylarında ‘B’ tipi influenza hastaları oranında artış yaşanacağını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bekir Muhsin Arpaözü, çocuklu aileleri uyardı. İnfluenzanın genellikle hafif seyretmesine rağmen bazı durumlarda ağır atlatılabileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Arpaözü, “Çocuğunuzda kas ağrısı var ve yürümesinde aksaklık varsa mutlaka doktora başvurun. Çünkü kas iltihaplanması tedavi edilmezse sonucu böbrek tıkanmasına kadar gidebilir. Bu da ‘çocuğunuzun diyalize girmek zorunda kalması’ demektir” dedi.

İnfluenza(Grip) A ve B tipi olarak 2 farklı grupta görülmektedir. Bunların salgın zamanları ise değişmektedir. Kış döneminde özellikle A tipi görülürken bahar başlangıcında B tipini görmeye başlarız. Şuanda hastaneye başvuran hastalarının yaklaşık yüzde 20-30’unda influenza tespit ettiklerini belirten Çakmak Erdem Hastanesi’nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bekir Muhsin Arpaözü, “Ama bu oran zannediyorum ki önümüzdeki birkaç hafta içinde artacaktır. ‘B’ patlaması yaşayacağız. Hasta sayımız normalinden kat kat fazla olacaktır. Bu yüzden ailelerin böyle olmadan bu konuda uyanık olup önlem alması oldukça önemli” açıklamasını yaptı.

“Bol su içilip istirahat edilirse kas hasarı iyileşir”

İnfluenzanın kendini öksürük, yüksek ateş, kusma, genel durumda bozukluk olması gibi belirtilerle gösterdiğini söyleyen Uzm. Dr. Arpaözü şunları söyledi:

“Çocukların çoğu influenzayı ayakta atlatır. Bazı çocuklarda ise çok ağır seyredebilir. Buna bağlı zatürreler görülebilir. Bazen beslenme bozuklukları nedeniyle serum tedavisi alması için yatırdığımız hastalar da olur. Aileler influenza dönemlerinde sıklıkla korku içinde ‘çocuğum yürüyemiyor’ diyerek bizlere başvurur. En sık bacak ağrıları olur. Uyluk ve baldırdaki kaslar tutulur. İnfluenza bu kaslarda yoğun şekilde iltihaplanma yapar. Çocukların kaslarında harabiyete sebep olur. Çoğunlukla iyi seyirlidir. Bu durum 1-5 gün içinde atlatılabilir. Ailelerin bu konuda dikkat etmesi gereken şey çocukların bol sıvı almasıdır. Kas hasarı olduğunda ortaya çıkan zehirli maddeler, kandan böbrek yoluyla atılır. Bu çok fazla olursa böbreklerde tıkanmaya sebep olur. Bu tıkanmanın olmaması için istirahat yani kasları kullanmaması ve bol sıvı alması çok önemlidir.”

“Böbrekleri hasar görmemesi için hastanede sıvı tedavisi veriyoruz”

Tedavi yöntemlerini anlatan Uzm. Dr. Arpaözü, “Hastaya ağrı kesici ve ateş düşürücü veriyoruz. Gerekli çocuklarda böbrekleri hasar görmemesi için hastanede sıvı tedavisi veriyoruz. Bazen influenzaya bağlı beslenme bozuklukları da olabilir. Çocuklarda da yatarak serum tedavisi uyguluyoruz. Böbrek hasarı olmaması için olabildiğince erken dönemde çocuğun böyle bir hastalığı olduğunu tespit edip o yönde tedavisinin başlanması lazım. Böbrek hasarı gördüğümüz çocuklar genellikle doktora geç başvuranlardan çıkıyor” açıklaması yaptı.

“Lütfen çocuğunuzu ıhlamur ve bitki çayı ile tedavi etmeye çalışmayın”

Uzm. Dr. Arpaözü, “Ailelerden özellikle istediğim bir şey var; çocuklarıyla ilgili bir rahatsızlık varsa evde kendileri bunu tedavi etme yönüne gitmesinler. Çok ağır gribal enfeksiyonlar geçiren çocuklar, sadece ıhlamur, bitki çaylarıyla evde tedavi edilmeye çalışıldığı için kötü durumlar yaşayabiliyorlar. Dolayısıyla ailelerin çocuklarıyla ilgili bir şikayetleri varsa doktora başvurunlar” şeklinde konuştu.

“En iyi PCR testiyle saptanıyor”

İnfluenzayı yapılan iki ayrı test ile tespit edebildiklerini belirten Uzm. Dr. Arpaözü, “Bunlardan birisi hızlı testtir. Bunun sonuçları bir saat içinde çıkar. Ancak güvenilirliği biraz daha düşüktür. Diğeri ise PCR testidir. PCR testinin sonuçlanması biraz daha uzun sürer. 6-12 saatte kesin tanıyı koyar” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cocuklarda-tedavi-edilmeyen-influenza-bobrek-tikanmasina-neden-olabilir/feed/ 0
Güney Kore’de Asistan Doktorlar Grevde: Tutuklama Tehdidi ve Lisans İptali https://www.akittvhaber.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/ https://www.akittvhaber.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:42:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8907

Güney Kore hükümeti, Perşembe günü işe dönmemeleri halinde grevde olan binlerce asistan doktorun tutuklanacağını ve tıbbi lisanslarının iptal edileceğini açıkladı.

Ülkedeki asistan doktorların yaklaşık dörtte üçü geçtiğimiz hafta greve çıktı ve bu da büyük eğitim hastanelerindeki ameliyatlarda aksamalara neden oldu.

Stajyer doktorlar, hükümetin doktor sayısını artırmak amacıyla üniversitelere her yıl daha fazla tıp öğrencisi kabul etme planını protesto ediyorlar.

Güney Kore, gelişmiş ülkeler arasında en düşük doktor-hasta oranlarından birine sahip ve hızla yaşlanan nüfus nedeniyle hükümet, on yıl içinde ciddi anlamda doktor eksikliği yaşanacağı konusunda uyarıyor.

Greve katılan 25 yaşındaki doktor Ryu Ok Hada BBC’ye haftada 100 saatten fazla, çoğunlukla da 40 saat uykusuz olarak çalışmaya alışkın olduğunu söyledi.

“Bu kadar az maaşa bu kadar çok çalışmamız inanılmaz” dedi.

Güney Kore’de doktorların maaşları nispeten yüksek olsa da Ryu, çalışma saatleri göz önüne alındığında kendisinin ve diğer asistan doktorların asgari ücretten daha az kazanıyor olabileceklerini savunuyor.

Daha fazla doktorun, az maaşa çok fazla çalışmasına yol açan sağlık sistemindeki yapısal sorunları çözemeyeceğini söylüyor.

Güney Kore’de sağlık hizmetleri büyük ölçüde özelleştirilmiş durumda ancak fiyatlar karşılanabilir seviyede.

Doktorlar acil servis hizmetleri, hayat kurtaran ameliyatlar ve uzman bakımının fiyatlarının çok düşük belirlendiğini, estetik ameliyatlar gibi daha az gerekli tedavilere ise çok fazla para ödendiğini söylüyor.

Bu, doktorların büyük şehirlerde giderek daha kazançlı alanlarda çalışmayı tercih etmesine, kırsal bölgelerde ise personel yetersizliğine ve acil servislere aşırı yük binmesine neden oluyor.

Bir yıldır çalışan Ryu, stajyer ve asistan doktorların ucuz işgücü olarak üniversite hastaneleri tarafından sömürüldüğünü söylüyor. Bazı büyük hastanelerde personelin % 40’ından fazlasını oluşturuyorlar ve bu hastanelerin ayakta kalmasında kritik rol oynuyorlar.

Sonuç olarak bazı hastanelerdeki ameliyat kapasitesi geçtiğimiz hafta yarı yarıya azaldı. Grev nedeniyle genellikle önceden planlanmış prosedürler erteledi.

Grevden yalnızca az sayıda kritik hasta etkilendi. Ancak geçen Cuma, kalp krizi geçiren yaşlı bir kadının yedi hastane tarafından reddedildikten sonra ambulansta hayatını kaybettiği bildirildi.

Hem halkın hem de ekstra iş üstlenmek zorunda kalan sağlık çalışanlarının doktorlara karşı sabrıysa tükeniyor. Hemşireler, ameliyathanelerde normalde doktor meslektaşlarının sorumluluğunda olan prosedürleri yapmaya zorlandıklarını söylüyor.

Hükümet gelecek yıl üniversiteye kabul edilen tıp öğrencilerinin sayısını 3.000’den 5.000’e çıkarmak istiyor. Grevdeki doktorlarsa, daha fazla hekim yetiştirmenin bakım kalitesini düşüreceğini, çünkü bunun daha az yetkin pratisyenlere tıbbi lisans verilmesi anlamına geleceğini savunuyorlar.

Ancak doktorlar, daha fazla doktorun olumsuz durumlara yol olacağı konusunda halkı ikna etmekte zorlanıyor. Salı günü Seul’deki bir hastanede 74 yaşındaki Lee kolon kanseri tedavisi görüyordu ve hastaneye varmak için bir saatten fazla yol yapmıştı.

“Şehrin dışında, yaşadığımız yerde doktor yok” dedi.

Lee’nin eşi Soon-dong, “Bu sorun uzun süredir erteleniyor ve düzeltilmesi gerekiyor” dedi. “Doktorlar çok bencil davranıyorlar. Biz hastaları rehin alıyorlar.”

Çift, greve daha fazla doktorun katılmasından endişeli ve eğer anlaşmazlığın çözülmesi anlamına geliyorsa, daha fazla para ödemekten memnuniyet duyacaklarını söylüyorlar.

Ancak Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’a verilen destek, grevin başlamasından bu yana arttı, bu da hükümetin Nisan ayındaki seçimlerden hemen önce sistemi gözden geçirmeye ve prosedürleri pahalılaştırmaya isteksiz olacağı anlamına geliyor.

İki taraf da sıkışmış durumda. Sağlık Bakanlığı doktorların istifasını kabul etmeyi reddetti ve bunun yerine, gün sonuna kadar hastanelere dönmemeleri halinde yasayı ihlal etmekten tutuklanacaklarını söyledi. Sağlık Bakan yardımcısı Park Min-soo, gün sonuna kadar hastanelere dönmeyenlerin lisanslarının da en az üç ay süreyle askıya alınacağını belirtti.

Ancak greve çıkanların bazıları hükümetin sert yaklaşımının kamuoyunda desteği artırabileceğine inanıyor. Pazar günü Kore Tabipler Birliği, kıdemli doktorların stajyer doktorlara katılıp katılmaması gerektiği konusunda oylama yapacak. Meslektaşlarının bir kısmı tutuklanırsa harekete geçme olasılıkları daha yüksek görünüyor.

Bu habere Jake Kwon katkıda bulunmuştur.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/guney-korede-asistan-doktorlar-grevde-tutuklama-tehdidi-ve-lisans-iptali/feed/ 0
ODTÜ’lü Bilim İnsanları, Tükürükten Yapılan Testle Alzheimer Riskini Tespit Eden Yapay Zeka Geliştirdi https://www.akittvhaber.com.tr/odtulu-bilim-insanlari-tukurukten-yapilan-testle-alzheimer-riskini-tespit-eden-yapay-zeka-gelistirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/odtulu-bilim-insanlari-tukurukten-yapilan-testle-alzheimer-riskini-tespit-eden-yapay-zeka-gelistirdi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:21:41 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8531

ODTÜ’lü bilim insanları, tükürükten alınan örnek üzerinden yapılan genetik testi yorumlayarak erken evre Alzheimer riskini tespit eden yapay zeka temelli teknoloji geliştirdi.

TÜBİTAK 1003 – Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı kapsamındaki destekle tamamlanan projede, ilk prototip hayata geçerken, klinik aşamanın da dahil olduğu ileriki aşamaları, beynin şifrelerinin araştırıldığı Nörobilim ve Nöroteknoloji Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezinde (NÖROM) yürütülecek.

NÖROM Yönetim Kurulu Üyesi ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yeşim Aydın Son, AA muhabirine, projeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

Aslen tıp doktoru olan ve ABD’de biyoenformatik alanında doktora eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Aydın Son, ODTÜ’de açılan bu alandaki ilk lisansüstü programının eğitime başlamasına katkı vermesinin üzerinden 14 yıl geçtiğini ve son 10 yıldır tıp ve yapay zekayı birleştiren araştırmalar yaptığını anlattı.

ODTÜ Enformatik Enstitüsünün bu alanda çalışan diğer üniversitelerden farklılığına işaret eden Son, bu kapsamda, laboratuvar ortamında veri üretimi, analizi ile yapay zeka modellerinin moleküler testler ile doğrulamasını yapabildiklerini söyledi.

Sağlık bilişimi alanında MR, PET gibi radyolojik görüntülerin bilgisayar ortamında modellemesine dayalı tanı sistemleri geliştirmeye dönük çalışmaların ilerlediğini ifade eden Son, “Böylece klinikte, doktorların hastalığın ayırıcı tanısına destek olabilecek ön araştırmalar yapılıyor.” diye konuştu

Biyoinformatik bölümünde ise son 10 yıldır Alzheimer hastalığı üzerine yoğunlaştığını dile getiren Son, bu hastalığa karşı klinikte “erken tanı” için özelleşmiş testlerin bulunmadığını vurguladı.

Genom araştırmalarının son yıllarda pek çok hastalığın teşhisindeki önemine işaret eden Son, çalışmalarında genom araştırmaları ile makine öğrenmesini birleştirdiklerini belirterek, şu bilgileri verdi:

“Uluslararası çalışma grupları tarafında oluşturulmuş 3 büyük veri seti alt yapısını yapay zeka kullanarak analizi ile erken evrede risk göstergesi olabilecek genetik profilleri tespit ediyoruz.

Bu genetik profilleri doğrulamak için geliştirdiğimiz teknikte, katılımcıların yanak içinden tükürük örneklerini alıyoruz ve DNA’larını izole ediyoruz. Hastalık riskini 1,5-2 kat artıran genetik değişiklikler tespit ettik, ayrıca koruyucu olabilecek çeşitlilikler gözledik. TÜBİTAK projemiz kapsamında, tüm bunları yapabilen bir moleküler tanı kiti prototipi geliştirdik. Bu analizler ile hastalığın en erken aşamasında, sadece yanak içinden alınan bu örneğin yapay zeka modeline dayanarak kişilerin riskli olup olmadığını veya Alzheimer’a karşı koruyucu bir genetik yapı taşıyıp taşamadığını doktorlarımıza bilgi olarak sunmayı hedefliyoruz.”

“Hedef test kiti geliştirmek”

Yöntemin doğrulamasını Hacettepe Üniversitesi Geriatri Bölümünün ortaklığıyla 100 kişilik Alzheimer hasta grubu üzerinde yaptıklarını aktaran Aydın Son, “Projemiz, prototip aşamasına geldi. Projenin ikinci fazını da büyük ihtimalle bir TÜBİTAK projesiyle, klinik araştırma projesiyle desteklemek istiyoruz. Tüm bu çalışmalarda temel hedefimiz bir tanı kiti veya bir test geliştirmek. Bu testlerin temelini oluşturmuş durumdayız.” dedi.

NÖROM’da klinik araştırmalar başlatılacak

Elde ettikleri sonuçların optimize edilmesi için geniş çaplı bir klinik çalışmayı NÖROM merkezinde gerçekleştireceklerini ifade eden Son, şunları kaydetti:

“Doktorların tanılarına destek olmayı hedefliyoruz. Klinik araştırmalarımız başladığında, örneğin 65 yaş üstünde ‘hatırlayamama’ gibi semptomlar gösteren kişiler bize yönlendirilecek. Biz de bu genetik analizlerini yaparak hastanızda ‘risk arttıran ya da koruyuculuk sağlayan faktörlere dayalı değerlendirmesi buradadır, klinikte gördüğünüz tablo ile bunu birleştirerek karar verebilirsiniz’ diyeceğiz. Aynı zamanda klinikten hasta gönderen doktorlara tanıda yardımcı olurken bu hastaları uzun süreli yani 2-3 sene sonra takip edeceğiz. Böylece geriye dönük testimizin güvenirliği de daha iyi test edebileceğiz.”

“Hastalıkta erken tanı çok önemli”

Yeşim Aydın Son, Alzheimer’da ayırıcı tanının yanında erken tanının da önemine işaret ederek, “Beyinde oluşan dejeneratif olguları engelleyemesek bile yavaşlatmak için bazı yöntemler literatüre girmiş durumda. Bu noktada erken tanıda bizim araştırmamız büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/odtulu-bilim-insanlari-tukurukten-yapilan-testle-alzheimer-riskini-tespit-eden-yapay-zeka-gelistirdi/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay: “Aile Gibi Çalışacağız” https://www.akittvhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/ https://www.akittvhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/#respond Sat, 25 May 2024 21:33:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8063

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, seçim çalışmalarını sürdürüyor. Bugün Urla’da muhtarlar, sivil toplum örgütleri, meclis üyeleri ve yurttaşlarla buluşan, Tugay, “1 Nisan’dan itibaren sizin söylediğiniz, toplumun söylediği her şey duyulacak. Bir aile, bir takımın üyesi gibi çalışacağız” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Dr. Cemil Tugay, seçim çalışmalarını sürdürüyor. Tugay, bugün Urla’yı ziyaret etti. İlçede mahalle muhtarları, meclis üyeleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile buluşan Tugay’a, CHP Urla İlçe Başkanı Pelin Karasakal ve CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan da eşlik etti. Programda projelerine değinen Tugay, 29 Şubat Perşembe günü yapılacak proje tanıtım toplantısını hatırlatarak, “Nasıl bir İzmir hayal ettiğimizi, neler yapmak istediğimizi anlatacağız. CHP’li belediye başkan adayları olarak bugüne kadar bu kentin kültürünün, kimliğinin, değerlerinin korunması için nasıl dik durduysak yine aynı şekilde davranacağımızı ifade etmiş olacağız” dedi.

İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINA GÜVENCE

İlçe belediye başkanlarının tüm zorluklara rağmen hizmet üretmek için çabaladığını anlatan Tugay, “Karşıyaka Belediye Başkanlığı görevim esnasında yaşanan sorunlara hakim oldum. Bu sorunları yaşadığım için hiçbir ilçe belediye başkanı arkadaşımın benim yaşadığım zorlukları yaşamasını, sorumluluğu olmadığı halde suçlanan insanlar olmasını istemiyorum. Bir aile, bir takımın üyesi gibi çalışacağız. Planlama, alt yapı, şehrin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için yapacağımız işler olacak. Örneğin, her 100 bin kişiye mutlaka bir spor salonu, her 200 bin kişiye bir yüzme havuzu olsun dedik. Nüfusu daha aşağıda olan ilçelerimizde bu sayıyı gözetmeden eğer yoksa mutlaka yapalım. 5 yıl içinde öncelik sırasına göre yapalım dedik. Metropol ilçelerini de en uzak ilçesini de aynı gözle görerek donatalım. Sanat, spor, gençler, yaşlılar için yapacağımız tesislerde ve sosyal işler için gözetelim dedik. Böyle bir bakış açısı ile bakacağız” diye konuştu.

PLANLI ŞEHİRLERİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ

Şehrin doğasını ve tabiatını koruyacaklarını belirten Tugay, şunları söyledi:

“Bazı alanlar bu şehrin akciğeri, bazı alanlar çok önemli tarım alanı, bazı alanlar Urla’nın da olduğu gibi çok önemli deniz kıyıları. Bunların hepsinin yok olmadan, yıpranmadan korunması lazım. Urla Devlet Hastanesi’nde görev yaptım. 1 Nisan’dan itibaren sizin söylediğiniz, toplumun söylediği her şey duyulacak. Mutlaka değerlendirme altına alınacak. Öyle bir sistem kurmalıyız ki problemleri derhal fark etmeli, en hızlı şekilde müdahale etmeli ve çözmeliyiz. Ondan sonraki süreçte önümüze problemler çıktıkça değil kendi planladığımız şekilde hayatın devam etmesini sağlamalıyız. Şehrin büyümesi, gelişmesi, olabilecek afetleri de göz önüne alarak bizim planlarımız olmalı.”

“KÜÇÜK ÜRETİCİ BU ÜLKENİN HAZİNESİDİR”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tugay, tarımın ve küçük üreticinin önemine de dikkat çekerek, şöyle dedi:

“Küçük üretici bu ülkenin hazinesidir. Ama öyle bir sistem kurdular ki küçük üreticinin kazanmasını, o kazançla yaşamasını istemiyorlar sanki. İş büyük ölçekli işletmelere ve endüstriye gidiyor, küçük üretici yavaş yavaş yok oluyor. Devletin küçük üreticiyi koruması lazım. Korumuyor, Tarım ve Orman Bakanlığı bunu yapmıyor. Belediye o boşluğu dolduracak bir konumda. İzmir’de Aziz Kocaoğlu Başkan zamanında tarım ve üretici desteklenmeye başlandı. Tire, Bayındır, Ödemiş, Bergama gibi pek çok yerde üreticinin ürettiğini kooperatif üzerinden iyi fiyatlarla alan bir sistem kurdular, destekler sağladılar. Birçok insan ayakta kaldı ve üretime devam etti. Bugün de şehrimizin ekonomisine katkıda bulunuyor. Bu çok değerli bir hareketti. Ben bunu büyüterek devam ettirmek istiyorum. Yem, tohum, gübre, mazot desteği ile çiftçilerimizin tarım, hayvancılık yapmasını, üretim potansiyelini artırmasını istiyorum. Önümüzdeki yıllarda bu üretime çok ihtiyacımız olacak. Bunu görmemiz ve planlamayı yapmamız gerekiyor.”

“SAĞLIK HİZMETİ KÖTÜYE GİDİYOR”

Türkiye’nin genel sağlık hizmeti kalitesinde de düşüş olduğunu söyleyen Tugay, şöyle konuştu:

“Ben Tabip Odası’nda yıllarca toplum sağlığı ile ilgili çalışma yaptım. Hocalarımız tıp fakültesinde bizi yetiştirirken; ‘Sizin asıl göreviniz insanların hasta olmamasını sağlamaktır’ derdi. Koruyucu hekimlik hizmeti yapmak önemli. Bunun için kendi alanımızdaki her türlü problemle ilgili olarak insanları sürekli eğitmemiz, önlemler almamız, toplumda o hastalığın artamamasını sağlamak gerekiyor. Ben plastik cerrahi uzmanıyım, bizler deri kanseri ameliyatlarını yapardık. Deri kanseri belirli cilt tiplerinin fazla güneşe maruz kalmasıyla olur. Erken teşhis ile ameliyatla alınır, insanlar iyileşir. Ama bunu bilmeyen bir sürü insan, güneşten kendini korumuyor ya da hastalığın erken evresinde tedavi olmuyor. Deri kanserinden ölen binlerce, on binlerce insan var. Eğer insanları doğru zamanda, doğru şekilde bilgilendirirsek, erken dönemde hastalığı için gideceği merkezler oluşturursak o insanlar hasta olmaz ve hayatlarını kaybetmezler. Bugün Türkiye’de verilen sağlık hizmeti de öyle. İnsanları hastalıktan korumak için değil, hasta olsunlar da gidip hastanelere müşteri olsunlar diye bir sistem var. Açıyorlar özel hastane dünya para kazanıyorlar.”

“ŞEHİR HASTANESİ İÇİN YÜZDE 70 DOLULUK GARANTİSİ”

Bayraklı Şehir Hastanesi için yüzde 70 doluluk garantisi verildiğini ifade eden Cemil Tugay, ” Sahibi devlet değil yapan firma. Yapan firmaya bir sürü işletme verilmiş durumda, ayrıca çok yüksek kira veriliyor. İnanılmaz büyük bir zarar, devlete verdiği zararın tarifi yok o kadar kötü bir sistem. O sistemin en can alıcı yanı şu o hastane yüzde 70 dolu olmak zorunda. Eğer olmazsa devlet farkını veriyor para olarak. O hasta nereden gelecek, işte sizler hasta olacaksınız ki oraya gidin. Bir siyasetçinin, kamu yöneticisinin, devlet adamının bu topluma Atatürk gibi bakması gerekir. Ülkesini, insanlarını sevdiği saydığı anlayışla bakması gerekir” ifadelerini kullandı.

“ÇANTADA KEKLİK” ELEŞTİRİLERİNE YANIT

CHP’ye “İzmir garanti, çantada keklik” eleştirilerinin yöneltildiğini anımsatan Tugay, şunları söyledi:

“Böyle değil arkadaşlar. İzmir gerçekten, Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin, vatanseverlerin, bu ülkenin kıymetini bilenlerin, zamanında bu ülke için burada ilk kurşunu atıp düşmanı buradan düşmanı denize dökenlerin şehri. Buradan kimse halka, devlete, Cumhuriyete zarar verecek karar beklemesin. İşin doğrusu bu. CHP bu anlayışa sahip olduğu için insanlar destekliyor. Biz bunu biliyoruz, biz İzmirliyiz, biz bu toplumun içerisinde bu nefesi alarak, buradan beslenerek yaşadık ve büyüdük. Ben başka partide de siyaset yapabilirdim. Kimse beni zorla CHP’ye üye yapmadı. Ama benim yetiştiğim şehir, beni yetiştiren insanlar, benim gibi düşünen insanlar, babamdan öğretmenlerime, arkadaşlarımdan meslektaşlarıma bu şehrin bütün insanları, biz buna inanarak yetiştik. Dedik ki kendimizi siyasi olarak nerede en doğru konumlandırırız. İşte bu altı oklu bayrağın altında. Mesele bu. Yoksa böyle falanca tüccar gelip de Cumhuriyet Halk Partisi’nde kendi kişisel kazancını artırmak için ya da kariyer yapmak için bu partide siyaset yapmıyor.”

“RÜYALARIMIZDA BİLE BU İŞLE İLGİLENİYORUZ”

Tugay, şehirlerin ve ülkenin sorunlarını çözmeye talip olduklarını da belirterek, “Hepimiz mesleği olan, işinde gücünde, büyük başarıları olan ayrıca kariyere ihtiyacı olmayan insanlarız. Güzel şeyler yapmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Rüyalarımızda bile bu işle ilgileniyoruz. Derdimiz var, sorunumuz var. Birileri bu ülkeyi sömürüyor, insanları kandırıyor, çalıyor, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Bunun karşısında siz, biz duracağız. Gün gelecek başka arkadaşlarımız alacak bu bayrağı. Biz bu mücadeleyi vatan için yapıyoruz” dedi.

“GENEL BAŞKANIMIZ TÜRKİYE’DE DEVRİM YAPTI”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Yükümüz ağır ama gençliğimiz var, heyecanımız var” sözlerine atıfta bulunan Tugay, “Bu işleri yapmak bize keyif verecek. Ben de büyükşehirde çalışmanın heyecanını yaşıyorum. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, öyle bir şey yaptı ki; çok dinamik, özel insanları aday gösterdi. Elbette deneyimli tecrübeli insanlar da var. Ama Genel Başkanımız Türkiye’de bir devrim yaptı. Arkadaşlarımız başarılı olacak. Ben de ağabeylik yapacağım onlara. Çağdaş bir yerel yönetimle teknolojiyi kullanacağız. Ne yaparsak bilinçli yapacağız. Yol yapmak var, yol yapmak var. Yaptığımız şeyin 3 ayda bozulması var, ömürlük olması var” dedi.

“URLA HAK ETTİĞİ HİZMETE KAVUŞACAK”

CHP Urla İlçe Başkanı Pelin Karasakal da “2019’dan bu yana bir kayyum süreci ile Urla’da karşı karşıyayız. 31 Mart’ta rekor oyla ilçede yeniden CHP’nin iktidarını kuracağız” dedi. CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan ise “5 yıldır kayyum yönetiminde olan ve unutulan ilçemizi unutmadığınız için teşekkür ediyorum. Urla’nın hak ettiği hizmetleri getirmek için Cemil Başkanımızla, altyapı, üstyapı, kanalizasyon, sinyalizasyon, otopark, trafik hizmetleri, 11 mahalledeki alt yapı hizmetlerine dair çalışmalarımızı tamamlıyoruz. Sadece mahalle mahalle gezip oy istemiyoruz, sorunları da dinliyoruz” diye konuştu.

CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan ve CHP Urla ilçe başkanı Pelin Karasakal ile birlikte Urla Sanat Sokağı esnafını gezip esnafa hayırlı işler dileyen, Urlalılarla konuşan Tugay, sorunları dinledi ve çözüm önerilerini paylaştı. Eski Urla Pratik Kız sanat Okulu olup yenilenmiş haliyle Yılay Hakan Çeken Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi uygulama kafe restoranını gezen Başkan Tugay, öğrencilerin uygulamalı eğitimi hakkında bilgi aldı. Bir esnaf “Doğma büyüme Elazığlıyım. MHP’lilerin içinde büyüdük ama ben CHP’ye oy veriyorum. Sizi destekliyorum yolunuz açık olsun” dedi. Tugay, gezisini Urla Seçim Ofisi ziyaretiyle tamamladı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/feed/ 0
Kızından yapılan ilik nakli ile yaşama tutundu https://www.akittvhaber.com.tr/kizindan-yapilan-ilik-nakli-ile-yasama-tutundu/ https://www.akittvhaber.com.tr/kizindan-yapilan-ilik-nakli-ile-yasama-tutundu/#respond Wed, 08 May 2024 09:00:41 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7459

Kızından yapılan ilik nakli ile yaşama tutundu

MEÜ Onkoloji Hastanesi Kemik İliği Nakil Merkezi sorumlusu Doç. Dr. Pelin Aytan:

“Hastanın tam uyumlu akraba vericisi ya da tam uyumlu Türk kök vericisi bulunmamaktaydı, bu nedenle alternatif bir nakil seçeneğimiz olan haploidentik kemik iliği naklini yaptık”

Nakil olan Ayşe Değirmenci:

” Şu anda çok iyiyim, sonuç çok güzel”

MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar:

“Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verirken, 59 kişiye de kök hücre tedavisi uygulandı”

MERSİN – Mersin’de kanser hastası kadın Ayşe Demirci, Mersin Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Kemik İliği Nakil Merkezinde kızından yapılan nakille hayata tutundu.

Geçen yıl Mayıs ayında Akut Miyeloid Lösemi tanısı konulan 53 yaşındaki Ayşe Değirmenci, aldığı üç kemoterapinin ardından durumunda düzelme olmayınca MEÜ Onkoloji Hastanesine başvurdu. Kemik İliği Nakil Merkezi sorumlusu MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Hematoloji Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Pelin Aytan’ın tedavisine başladığı Değirmenci’ye uygun kök hücre bulunması için önce kardeşlerinden örnek alındı. Sonucun olumsuz çıkması üzerine 3 kızından da örnek alınan Değirmenci, en büyük kızı 35 yaşındaki Elif Değirmenci’nin ‘yarı uyumlu’ olması üzerine umutlandı. Yapılan naklin tam uyum sağlamasıyla ilk 90 günü atlatan Değirmenci’yi eşi İbrahim Değirmenci tedavi sürecinde yalnız bırakmadı.

Kızından yapılan nakille hayata tutunan Ayşe Değirmenci de geçen yıl mayıs ayının sonlarında konulan teşhisin ardından yaşadığı süreci anlattı. 3 kez kemoterapi aldığını belirten Değirmenci, “İlik nakli oldum. Büyük kızımınki yarım uyumlu oldu. Kızımdan bulunması iyi hissettirdi. Bulunmasaydı ne olurdu bilmiyorum. Şuanda çok iyiyim, sonuç çok güzel” dedi.

“Yarı uyumlu ilik nakli yaptık”

MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Hematoloji Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Aytan, Değirmenci’nin tedavi sürecini anlattı. Hastanın ilk 90 günü atlattığını belirten Doç. Dr. Aytan, şöyle devam etti: “Hastamız Ayşe Değirmenci, Akut Miyeloid Lösemi tanısı almış olup aylar süren kemoterapiler ve uzun kemoterapilere bağlı yatışlar sonrası tam yanıt durumundayken kızından ‘yarı uyumlu’ dediğimiz bir nakil tipi olan haploidentik kemik iliği (Anne, baba, yarı uyumlu kardeş veya evlatlardan yapılan nakil) nakli yaptık. Neden bu nakli tercih ettik. Aslında bu bizim tercihimizde olan bir durum değil. Çünkü hastanın tam uyumlu akraba vericisi ya da tam uyumlu Türk kök vericisi bulunmamaktaydı. Bu nedenle alternatif bir nakil seçeneğimiz olan haploidentik kemik iliği naklini yaptık. Bu yarı uyumlu bir nakil ve komplikasyonları tam uyumlu nakillere göre daha ağır olan ve süreci yönetmek de biraz sancılı. Ancak biz tüm ekibimizle birlikte hasta ve hasta yakınlarımızın da özverileriyle bugüne geldik. 90’ıncı günümüzü bitirmiş bulunuyoruz. Bu çok kolay olmadı.”

“İlk 90 gün bizim için çok değerlidir”

Doç. Dr. Aytan, bu tedavi sürecinde ilk 90 günün kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı. Bu süreçten sonra da takiplerin devam ettiğine değinen Aytan, “90’ıncı günden sonra da takiplerimiz haftalık 10 günde bir, 15 günde bir, 20 günde bir devam eder. Ama en azından içimiz şu an da biraz daha rahat. Hastamızın en son yapılan kemik iliği biyopsi değerlendirmesiyle tam yanıt durumundadır. ve en son yapılan genetik incelemesinde, vericisiyle tam uyumlu, yüzde yüz kimerik dediğimiz tam uyumlu durumdadır. İlk 90 günü atlattık” dedi.

“Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verildi”

MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da 2020 yılında açılışı gerçekleştirilen Onkoloji Hastanesi hakkında bilgi verdi.

Hastanenin toplam 14 bin 500 metrekare kapalı alana sahip olduğunu ifade eden Yaşar,”Hastanemizde Radyoloji, Hematoloji, Tıbbi Onkoloji, Çocuk Hematoloji, Çocuk Onkoloji ve Kemik İliği Nakil Merkezi olmak üzere toplamda 6 ünitede hastalarımıza hizmet sunuyoruz. Bu ünitelerimizde 15 öğretim elemanımız görev alırken, 92 sağlık personelimiz de hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hastanemizde geçen yıl 83 bin 143 kişiye hizmet verirken, 59 kişiye de kök hücre tedavisi uygulandı. Tüm bu sağlık hizmetlerimizin yanında refakatçilerimizi de unutmadık. Onkoloji Hastanemizin hemen yanında yer alan ve içerisinde klima, banyo, tuvalet, yatak ve televizyonu bulunan 40 kişi kapasiteli 20 odalı misafirhanemizde refakatçilerimiz ücretsiz bir şekilde kalabiliyorlar” diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kizindan-yapilan-ilik-nakli-ile-yasama-tutundu/feed/ 0
İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan sorunlara dikkat çekildi https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/#respond Sun, 05 May 2024 21:36:33 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7377

Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) Başkanı Ahmet Doğruyol, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “Doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz” dedi.

Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) İzmir Şubesi, bugün sendika binasında düzenlenen basın açıklamasında, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan güvenlik sorununa ve yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarının yaşanmasına tepki gösterdi. Birlik Sağlık Sen İzmir Şubesi adına basın açıklamasını yapan Birlik Sağlık-Sen İzmir Şube Başkanı Berna Boran, şunları söyledi:

“İzmir Bayraklı’da açılan şehir hastanesinin en büyük sorunu personel eksikliği olmasına rağmen, Yap-Kirala-İşlet-devret sistemiyle yani Kamu- Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastanesinin yüklenici firması güvenlik, temizlik, taşıma, yemek, sterilizasyon gibi pek çok hizmetin sunucusu olup, yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarına sebep olmaktadır.

“YETERLİ GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN OLMAMASI, GÜVENLİK KONUSUNDA BÜYÜK ZAFİYETLER GETİRMEKTEDİR”

Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından İzmir Şehir Hastanesi’ne atanması beklenen 1040 civarında hemşire ve 80 civarında atanacak ebeyle birlikte 1500 sayısına ulaşılmaya çalışılan İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde, hastanenin özellikle acil bölümünde yeterli güvenlik görevlisinin olmaması, güvenlik konusunda büyük zafiyetler getirmektedir. Önümüzdeki süreçte hepimizi üzecek sağlıkta şiddet olaylarının olması olasılığı öncelikle hastanede görev yapan sağlık çalışanlarımızı ve bizleri endişelendirmektedir.

Yeterli sayıda yemekhanenin ve yeterli sayıda yemekhane personelinin olmaması da yemek hizmetleri konusunda da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Personelin yemek sırasında uzun süre beklemesi zaman kaybına sebep olmakta, bazen de görevine dönmek zorunda kalan personelin yemek yemeden görev yerine dönmesiyle aç kalmasını da beraberinde getirmektedir.

Sterilizasyon hizmetlerini de veren yüklenici firma, yeterli sayıda tıbbi malzemenin olmaması ve sterilizasyona gönderilen malzemenin 12 saat gibi uzun sürede steril edilmesi ameliyatların aksamasına ve hastaların mağdur olmasına sebep olmaktadır.”

“DOKTOR AMELİYATHANE TEMİZLİĞİ YAPIYOR”

Hasta taşıma personellerinin eksik olması nedeni ile de hastaların 3-4 saat gibi sürelerde taşıma personeli beklemesinin insani bir durum olmadığını söyleyen Boran, sözlerine şöyle devam etti:

“Yüklenici firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturasını doktorundan hemşiresine, teknisyeninden memuruna tüm çalışanlarımız ödemektedir. Hemşire hasta taşıyor, teknisyen malzeme taşıyor, doktor ameliyathane temizliği yapıyor.  Personel eksikliğinde yaşanan sıkıntının temelinde de maalesef sözleşme gereği hastanenin açılışından itibaren 6 aylık sürede ilgili şirketin bir sorumluluğunun olmamasından kaynaklanmaktadır. İlk 6 ayda yeteri kadar personel bulundurması yönünde ki sözleşme, il sağlık müdürlüğü yetkililerimizin de elini kolunu bağlamaktadır. Bu demektir ki 17 ekim 2023 – 17 nisan 2024 arası ilgili şirkete bu konularda hesap soramayacağız. İlgili firma bir an önce sorumluluklarını yerine getirmeli. Çalışanlarımızın da, vatandaşlarımızın da mağduriyetlerinin önüne geçilmelidir.”

‘SAĞLIKTA ŞİDDET’ VURGUSU

Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise sağlıkta şiddet konusuna dikkat çekerek, “İzmir şehir Hastanesi çok büyük bir alana yayılmış durumda. Bundan dolayı 5-6 acil servis yan yana. Bu acil serviste personelimiz diyor ki ‘Biz güvenlik çağırdığımızda güvenlik 4-5 dakikada buraya gelemiyor.’ Bu 4-5 dakikada sağlıkta şiddet olayı zaten olur. Ondan sonra güvenlik gelmese de olur. Hastanede bir polis memuru var. Hastanedeki polis memurunun görevi zaten adli vakaları raporlama. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın zaten bu konuda iş birliği yapması lazım ama bir türlü yapamadılar. Biz hala beyaz kod, gri kod diye oyalamayla geçmekteyiz. Bu yüklenici firmaya bu altı aylık sürede hesap sorulamıyor. Çünkü; açıldığı tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde yeteri kadar personel bulundurur diyor. Yeteri kadar personel bulundurur deyince Sağlık Müdürlüğü de ‘buraya 100 tane güvenlik koyman lazım’ diyemiyor. Firma ben yeteri kadar personelimi koydum diyor. Bu şekilde bir yönetim şekli var.

“PERSONELİMİZ SEDYE TAŞIYOR”

Bundan dolayı, doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/feed/ 0
Uzun Covid Hastalarında Yüksek İnterferon-Gama Seviyeleri Tespit Edildi https://www.akittvhaber.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:15:38 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6753

İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’ndeki bilim insanları, interferon-gama adı verilen bir bağışıklık molekülünün sürekli olarak yüksek seviyelerde bulunmasının, uzun Covid hastalarının bir alt grubuyla ilişkili olduğunu buldu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde en az 65 milyon insan hala uzun Covid ile yaşıyor. Bu Covid-19’a yakalanan her 10 kişiden biri demek.

Uzun Covid, WHO tarafından ilk Covid enfeksiyonundan üç ay sonra yeni semptomların devam etmesi veya gelişmesi ve bu semptomların başka bir açıklama olmaksızın en az iki ay sürmesi olarak tanımlanıyor.

Bilim insanları ise uzun Covid’in farklı yönlerini araştırmayı sürdürüyor. Ancak aradıkları ana şeylerden biri ölçülebilir bir biyogösterge.

Uzun Covid biyogöstergesinin keşfinin, hastaların teşhis edilmesi ve tedavilerinin izlenmesinde ve uzun Covid’in psikolojik bir hastalık olduğu teorisinin çürütülmesinde önemli bir ilerlemeyi temsil edeceği düşünülüyor.

Uzun Covid’in tanımlanması

İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları Klinisyeni olarak görev yapan Dr. Nyarie Sithole, Mayıs 2020’de ilk uzun Covid kliniklerinden birini kurdu.

Cambridge’deki dünyaca ünlü Addenbrooke Hastanesi’ndeki klinik, uzun Covid’den muzdarip kişilerde veya bunların bir alt grubunda potansiyel biyogöstergeleri belirlemeye çalıştı. Klinik, Science Advances dergisinde yayımlanan bir makalede, çalışmalarında bu hafta önemli bir gelişme olduğunu .

Dr. Mark Wills ve Dr. Benjamin Krishna ile birlikte çalışan Dr. Sithole, uzun Covid’in çeşitli sendromları olan bir hastalık olduğuna inanıldığı için çalışmaları alt küme gruplarına ayırdı.

Bu hastalığın tek bir süreçte değil, birçok koşul altında değerlendirmesi anlamına geliyor. Böylelikle tüm uzun Covid hastaları tek bir biyogösterge altında toplanmıyor.

Bilim insanları, bir alt grup hastada, bağışıklık sisteminizin mikroplarla savaşmasına ve sizi hastalıklardan korumasına yardımcı olmak için bir tür beyaz kan hücresi tarafından üretilen interferon-gama (IFN-?) olarak bilinen bir protein keşfetti.

Bu protein, bir hasta Covid’e ilk yakalandığında bağışıklığın verdiği bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Covid-19 ile enfekte olan hemen hemen tüm hastalar interferon-gama ve diğer bağışıklık molekülleri veya sitokinleri üretiyor.

Araştırmacılar, Covid’den birkaç hafta içinde kurtulan hastalarda interferon-gamma seviyesinin enfeksiyondan önceki seviyeye geri döndüğünü tespit etti.

Bununla birlikte, uzun Covid hastalarında, interferon-gama seviyesi 12 haftadan sonra ve hatta bazı hastalarda iki yıl sonra bile normal seviyelerin üzerinde seyretti.

Ortalama olarak, uzun Covid hastalarının, bu hastalığın teşhisi konmamış kontrol grubundan en az 10 kat daha yüksek interferon-gama seviyelerine sahip olduğu ortaya çıktı.

Dr. Sithole, uzun Covid hastalarının bağışıklık sisteminde bir düzensizlik olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Bağışıklık sistemi Covid sonrası normal seviyelere veya normal işlevsel duruma yeniden dönmüyor ve sanki hala tehdit altındaymış gibi yüksek bir alarm durumunda kalıyor.”

Bu artan protein seviyeleri iltihaplanmaya da neden olabiliyor. Kan dolaşımına salındıkları için bu iltihaplanma çeşitli organlara da yayılabiliyor.

Dr. Sithole’e göre artan interferon-gama seviyeleri için ortaya atılan hipotez, uzun Covid hastalarının vücudunda viral parçalar veya viral proteinler olabileceğini öne sürüyor.

“Bu bölgelerdeki virüsü tespit edip edemeyeceklerini görmek için kalın bağırsak ve vücudun diğer bölgelerinden alınan biyopsilere bakan araştırma grupları var.

“Bunlar çok düşük bir seviyede olabilir, hala çoğalıyor olabilir veya bu proteinler dolaşımda olabilir ve bağışıklık sisteminin sürekli olarak vücutta bir patojen (mikrop) olduğunu düşünmesine neden oluyor olabilir”

Bir başka hipotez de sonuçların otoantikorlardan kaynaklanabileceği yönünde.

Normalde insanların bağışıklık sistemleri hastalıklarla savaşmak için antikorlar oluşturur. Ancak bazen vücut kendi kendine dönerek sağlıklı hücrelere saldıran otoantikorlar da yaratır.

Yüksek interferon-gama seviyeleri uzun Covid için bir biyogöster mi?

Glandüler ateş gibi diğer bazı hastalıkların ardından kalıcı interferon-gama salınımının meydana geldiğine dair mevcut kanıtlar söz konusu. Diğer hastalıklarda interferon-gammanın yorgunluk, eklem ağrısı ve kas ağrıları ve ateş gibi semptomlara neden olduğu da biliniyor.

Dr. Sithole ve meslektaşları, İngiltere’de aşıların yaygınlaştırılmasından önce hastaların kanlarındaki çeşitli sitokinleri (bağışıklık molekülleri) analiz edip ve bunu da insanların aşı olduktan sonraki kanlarıyla karşılaştırabildiler.

Hepsi olmasa da interferon-gamma yüksekliği olan hastaların bir kısmı aşılamadan sonra normal başlangıç seviyelerine döndü.

Ayrıca, uzun Covid’li hastaların önemli bir kısmında aşılamadan sonra semptomlarında azalmalar gözlemlendi.

Daha büyük grupları içeren daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Ancak bu çalışma interferon-gammanın azalması ile semptomların iyileşmesi arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle söz konusu çalışma da, interferon-gammanın bazı uzun Covid hastalarını teşhis etmek ve izlemek için kullanılabileceğine dair umutları artırıyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/feed/ 0
Almanya’da yaşayan genç bir adam, İngiliz doktorun hayatını kurtardı https://www.akittvhaber.com.tr/almanyada-yasayan-genc-bir-adam-ingiliz-doktorun-hayatini-kurtardi/ https://www.akittvhaber.com.tr/almanyada-yasayan-genc-bir-adam-ingiliz-doktorun-hayatini-kurtardi/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:03:40 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6466

Almanya’da yaşayan Marius Werner, isimsiz bir kök hücre bağışıyla bir İngiliz doktorun, Nick Embleton’ın hayatını kurtardı. Genç Alman, bu durumun intihara meyilli hissetiği bir zaman diliminde kendisini de hayatta tuttuğunu söylüyor.

Dr. Embleton, nadir görülen bir kan kanseri türüne yakalanmıştı. Tek umudu da kemik iliği nakliydi.

İngiltere’de ona uygun bir ilik bulunamadı. Arayış sonra dünya çapında genişletildi. En nihayetinde de işe yaradı.

Nakilden iki yıl sonra BBC News ve Anthony Nolan isimli hayır kurumu iki “kan kardeşin” ilk kez birbirlerini bulmalarına yardımcı oldu.

‘Ölecektim’

Nick, yirmi yılı aşkın bir süredir İngiltere’nin Newcastle şehriden yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışıyordu ve dünyanın en küçük hastalarından binlercesinin kurtarılmasına yardımcı oluyordu.

Ancak 2021’de bu kez kendisi bir doktora ihtiyaç duydu.

Hastane koridorlarında yürürken “başına geleceklerden habersiz olduğunu” söylüyor.

“Ölebileceğimin tamamen farkındaydım, bu yüzden bir vasiyet de hazırladım” diyor.

“Bu haberi karıma ve çocuklarıma verdim. En çok çocuklarım için üzüldüm. Hayatlarının geri kalanında babaları olmadan büyümelerini istemedim.”

Bu tür nakillerde, hasarlı kan hücreleri sağlıklı olanlarla değiştiliyor. Ancak eşleşme olmazsa vücut, otomatik olarak reddediyor.

Anthony Nolan yardım kuruluşundan Charlotte Hughes, “Önce İngiltere’deki kayıtları araştırıyoruz ve burada bir eşleşme bulmayı umuyoruz” diyor ve takip ettikleri yöntemlerini şöyle anlatıyor:

“Eğer ülke içinde bulamazsak, o zaman dünya çapında arama yapıyoruz. Uygun donör herhangi bir yerden gelebiliyor.”

‘Çok duygulandım’

Naklin işe yaradığı bilinene kadar ise hem donör hem de hasta anonim kalıyor.

BBC’nin konuştuğu Nick, naklin işe yaradığını öğrenir öğrenmez iki yıl sonra donörünün izini sürmek istediğini söylüyor.

BBC News, Anthony Nolan’la birlikte çalıştı ve Almanya’nın Dresden şehri yakınlarındaki Chemniz’de yaşayan 24 yaşındaki Marius’un genç yaşlarından beri donör kayıtlarında yer aldığını tespit etti.

Ve Marius İngiltere’ye uçmayı ve Nick’le, naklin yapıldığı Freeman Hastanesi’ndeki Maggie’s Newcastle kanser destek merkezinde buluşmayı kabul etti.

İki adam birbirlerine sarılırken Marius, “Çok duygulandım. Elim ayağım titriyor” diyor.

‘Bir şey değil’

Nick, Marius’a “kanser hücrelerinin hepsinin yok olduğunu” söylüyor.

“Kanımı kontrol ettiklerinde, tüm bu kan hücrelerinin sana ait olduğunu gördüler. Sen olmasaydın ölürdüm.

“Dört çocuğum var, babaları olmazdı. Sana gerçekten ama gerçekten teşekkür etmek istiyorum.”

Oldukça duygulanan Marius ise ne diyeceğini bilemez halde, “Rica ederim, bir şey değil” diyor.

İkisi de gözyaşları içindeyken, Nick de ona “Çok teşekkür ederim” diye fısıldıyor.

‘Sadece ağladım’

Marius daha sonra naklin işe yaradığını ve hastanın hayatta kaldığını öğrendiğini hatırlatıyor.

“Bu bilgiden sonra gözyaşlarımı tutamadım. Sadece ağladım” diyor.

“İşe gidiyordum. Arabamı park edip dışarı çıkmam ve temiz hava almaya ihtiyacım vardı. Ağladım durdum.”

Ardından Marius, daha önce kendisini öldürmeye çalıştığını ve Nick’in bir bakıma onu nasıl da hayatta tuttuğunu açıklıyor.

“13 yaşımdan beri tüm hayatım boyunca zihinsel sorunlarla mücadele ettim” diyor.

“Hayatta yolumu ve hayattaki anlamımı bulmak benim için çok zor oldu. Şimdi ‘Bir şeyi doğru yaptım’ diyebiliyorum.”

Damarlarında aynı kan dolaşan bu iki yabancı şimdi “kan kardeşi” olarak iletişim halinde kalmayı planlıyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/almanyada-yasayan-genc-bir-adam-ingiliz-doktorun-hayatini-kurtardi/feed/ 0
Sağlıkla İlgili Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde 3 Maddesi Daha Kabul Edildi https://www.akittvhaber.com.tr/saglikla-ilgili-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifinde-3-maddesi-daha-kabul-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/saglikla-ilgili-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifinde-3-maddesi-daha-kabul-edildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:21:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6432

Sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3 maddesi daha kabul edildi.

Teklifin ikinci bölümünde yer alan 3 maddenin daha kabul edilmesiyle toplam kabul edilen madde sayısı 17’ye yükseldi.

Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.

Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.

Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.

Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.

Norm kadro sayısı, Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek

İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.

Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.

Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.

Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.

Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.

Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.

Görüşmelerden

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.

Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.

MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.

DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.

Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/saglikla-ilgili-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifinde-3-maddesi-daha-kabul-edildi/feed/ 0
Balıkesir’de Organ Nakli Bekleyen Kadın Sağlığına Kavuştu https://www.akittvhaber.com.tr/balikesirde-organ-nakli-bekleyen-kadin-sagligina-kavustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/balikesirde-organ-nakli-bekleyen-kadin-sagligina-kavustu/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:06:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6193

Balıkesir’de organ nakli bekleyen böbrek hastası kadın, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi’nde yapılan operasyonla sağlığına kavuştu.

Gömeç ilçesinde yaşayan 40 yaşındaki Mevlüde Talan’a, 2013’te başvurduğu hastanede polikistik (her iki böbrekte yer alan çok sayıda kistle kendini gösteren, karaciğer, pankreas gibi diğer organlarda da kistlere neden olabilecek genetik geçişli bir hastalık) böbrek hastalığı teşhisi konuldu.

Haftanın üç günü diyalize girerek yaşamını sürdüren Talan, 7 yıl önce organ nakli için ÇOMÜ Organ Nakli Merkezine başvurdu.

Nakil sırası 3 yıl önce kendisine geldiğinde telefon aramasına cevap veremediği için bulunan organ başkasına nakledilen ve beklemeye devam eden kadın, kısa süre önce ikinci kez arandığında hemen eşiyle hastaneye gitti.

Bilecik’te 22 yaşındaki gencin trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşince ailesi tarafından bağışlanan böbreği, Talan’a operasyonla nakledildi.

Mevlüde Talan, AA muhabirine, 11 yıl sonra rahatlıkla su içebildiği ve ağrılarından tamamen kurtulduğu için mutlu olduğunu söyledi.

Böbrek hastalığının kendisini bu süreçte çok etkilediğini, hayatını sürdüremez hale geldiğini belirten Talan, 3 yıl önce nakil sırasının geldiğini ancak telefonu duymadığını, çağrıyı cevaplayamayınca bir sonraki hastaya nakil yapıldığını anlattı.

Nakil bekleyen hastalara telefonlarını yanlarından ayırmamalarını tavsiye eden Talan, “Nakil işleminin ne zaman olacağı belli değil. Ben ilk hakkımı kaybettim, sonra telefonumu yanımdan hiç ayırmadım. Bavulumu hazırladım bekledim.” dedi.

Diyaliz sürecinin çok zor geçtiğini vurgulayan Talan, cihaza girdikten sonra birkaç gün kendisine gelemediğini dile getirdi.

Talan, su içemediğini, bazı gıdaları yiyemediğini aktararak, “Nakilden sonra çok mutluyum. Çok rahatım. Hayatım normale döndü. Nakilden sonra ilk yaptığım şey su içmek oldu. Sağ olsun hemşireler su verdiler. Rahat rahat su içtim. 11 yıl sonra yeniden hayata döndüm. Herkesi organ bağışına davet ediyorum.” ifadesini kullandı.

Kazada yaşamını yitiren gence Allah’tan rahmet dileyen Talan, organlarını bağışlayıp hayata tutunmasına vesile olan aileye teşekkür etti.

Eşi Cemil Talan da hastanede kendileriyle çok yakından ilgilenildiğini ifade ederek, tedavi sürecinde yanlarında olan nakil ekibine teşekkürlerini iletti.

“3 günde bir diyalize giriyordu”

ÇOMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan ise böbrek hastalığının insanları en çok etkileyen rahatsızlıklardan olduğunu belirtti.

Kazada yaşamını yitiren gencin, bağışlanan organlarıyla 5 kişiye umut olduğunu vurgulayan Alan, şunları kaydetti:

“Nakil bekleyen hastalar için bu haberler yeni bir hayat demek. Mevlüde Talan, 11 yıldır neredeyse hiç idrara çıkamamış, idrarın ne olduğunu unutmuş. Nakilden hemen sonra, birinci gün itibarıyla 1 litreye yakın idrar çıkardı. Diyalizde hastaların en büyük sıkıntısı sıvı alımıyla alakalı çünkü böbrek çalışmadığı için içtikleri sıvı vücutta birikim yapıyor. Bu da ödem ve nefes problemi yapıyor. Bu hastalarımız daha önce suyu yudum yudum içerler. Mevlüde Hanım da sıvı almadığı için idrar çıkışı sıfır noktasındaydı. 3 günde bir diyalize giriyordu. Kendisinin en çok özlediği şey kana kana su içmekti. 11 yıldır bir bardak bile su içemiyordu. Artık bundan sonra rahat rahat su içebilecek ve gezebilecek.”

Türkiye’de yaklaşık 28 bin hastanın nakil beklediğini dile getiren Alan, Kovid-19 salgınından sonra organ bağışının durma noktasına geldiğine dikkati çekti.

Prof. Dr. Alan, 100 hasta böbrek yetmezliği sürecine girdiğinde yaklaşık yüzde 50’sinin ilk yılın sonunda yaşamını yitirdiğine işaret ederek, “10’uncu senenin sonunda hayatta kalan kişi sayısı ise 10’dur. Bu hastaların tek yaşama tutunma şekli nakildir. Diyaliz sadece geçici bir süreçtir. Bu nedenle vatandaşlarımızdan organ bağışı konusunda destek olmalarını, bu insanlara yardımcı olmalarını talep ediyorum.” diye konuştu.

ÇOMÜ Organ Nakli Merkezi’nde 2017’den bu yana 200 nakil operasyonu gerçekleştirdikleri bilgisini veren Alan, başarı oranlarının yüzden 90’ın üzerinde olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/balikesirde-organ-nakli-bekleyen-kadin-sagligina-kavustu/feed/ 0
Giresun’da Sağlık Projesi Vatandaşlardan Büyük Beğeni Topladı https://www.akittvhaber.com.tr/giresunda-saglik-projesi-vatandaslardan-buyuk-begeni-topladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/giresunda-saglik-projesi-vatandaslardan-buyuk-begeni-topladi/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:30:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=5661

Örnek sağlık projesi vatandaşlardan büyük beğeni topladı

GİRESUN – Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sürdürülen “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi kapsamında Giresun merkeze yaklaşık 90 km uzaklıktaki Doğankent ilçesinde aynı gün içerisinde 9 ayrı branşta 816 hastaya muayene, tetkik ve tedavi uygulaması gerçekleştirildi.

Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut başkanlığında, alanında uzman hekimlerden oluşan ekiple; çocuk sağlığı ve hastalıklarında 40, çocuk ve ergen ruh sağlığı hastalıklarında 27, kadın doğumda 63, kulak, burun, boğazda 110, kardiyolojide 127, gastroenterolojide 58, fizik tedavi ve rehabilitasyonda 90, göz hastalıklarında 165 ve dahiliyede 136 olmak üzere toplam 9 branşta 816 hasta muayene edilerek tedavileri yapıldı.

Giresun’daki çeşitli hastanelerde görev yapan uzman hekimlerin, gönüllülük esasıyla hayata geçirdikleri “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi vatandaşlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut yaptığı açıklamada projenin temel amacının merkeze uzak ilçelerde uzman hekim bulunmayan branşlardaki ihtiyacın karşılanması olduğunu belirterek, “Her Ay Bir İlçedeyiz adlı örnek sağlık projemizi ilk olarak Çamoluk ilçemizde, ardından Alucra ve üçüncüsünü de Doğankent ilçemizde yapıyoruz. Özellikle merkeze uzak ilçelerde branş eksikliği olan, daha küçük, güçlendirilmiş hastane olmayan ilçelerimizde vatandaşlarımıza nitelikli sağlık hizmetini ulaştıralım diye başlattık. Bugün Doğankent ilçemizdeyiz. Gün içerisinde yaklaşık bine yakın hasta muayene ettik. Buradaki temel amacımız; merkezi hastanelerimize ulaşamayan, sağlık hizmetlerine ya da rapora ihtiyacı olan hastalarımıza, kronik hastalık takibi olan ve bir hastaneye gitme imkanı olmayan hastalarımıza yerinde ulaşmak. Tabii çok çeşitli hastalar geliyor. Kulak, burun, boğaz, birkaç kanser hastası, göz hastalıklarında özellikle katarak, fizik tedavide kemik erimeleri, çocuklarda yine kronik hastalıklar, çocuk psikiyatri hastaları ve daha bir sürü hastanın burada yerinde tetkiklerini ve tedavilerini yapıyoruz. Ultrason ve eko gibi görüntüleme, tetkik ve tedavi hizmetlerini yine burada Doğankent ilçemizde bugün vatandaşlarımıza sunduk” ifadelerini kullandı.

Bulut, sunulan hizmetin ardından vatandaşlardan çok olumlu geri dönüşler aldıklarını vurgulayarak; “Önümüzdeki aylarda yine merkeze uzak olan Çanakçı ve Yağlıdere gibi biraz daha iç kesimlerdeki ilçelerimizde bu hizmeti vatandaşlarımıza sunmaya devam edeceğiz. Tabii vatandaşlarımızdan çok olumlu geri dönüşler oluyor. Özellikle daha önceden hastalığı olan takibi olmayan, sağlık raporu çıkaramayan, ilaç raporu alamayan hastaların yerinde tedavilerini ve tetkiklerini yapmış olduk. Bunlar bizim için aynı zamanda tedavi öncesinde, hastalık oluşmadan önceki aşamalarda bir halk sağlığı taraması gibi oluyor. Her ne kadar bir poliklinik hizmeti olsa da, daha çok bir halk sağlığı organizasyonu da oluyor. Çünkü birçok hastamız tarama amaçlı da geliyor. Biz burada gelen her hastanın rahatsızlığı olsun olmasın tetkiklerini yapıyoruz” dedi.

Uyguladıkları projenin ülkemizde ilk olma niteliği taşıdığını sözlerine ekleyen Bulut, “Başhekimlerimiz ve bazı branşlardaki hekim arkadaşlarımızla bunu istişare edip, güzel bir uygulama olacağını düşünerek başladık. Güzel sonuçlar aldık. İnşallah diğer illerimiz için de özendirici olur ve oralarda da başlar. Açıkçası hem hekimlerimiz, hem bizler vatandaşlarımızla buluştuğumuz için çok mutluyuz. Çünkü gerçekten gönüllü hizmet için bir araya geliyoruz. Sabah bir bölgede bir araya gelip toplanıp, kendi araçlarımızla ilçemize geliyoruz. Vatandaşlarımız mutlu oluyorlar, bizlerde onların hayır duasını alıyoruz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/giresunda-saglik-projesi-vatandaslardan-buyuk-begeni-topladi/feed/ 0
Beyin kanaması geçiren 112 yaşındaki hasta riskli operasyon sonrası sağlığına kavuştu https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:03:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4791

Beyin kanaması geçiren 112 yaşındaki hasta riskli operasyon sonrası sağlığına kavuştu

GÜMÜŞHANE – Gümüşhane’de 112 yaşındaki Gülhanım Nas isimli hasta, ilerlemiş yaşına rağmen Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde geçirdiği başarılı beyin ameliyatıyla sağlığına tekrar kavuştu.

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yaşayan Gülhanım Nas (112), geçen hafta Cuma günü yakınları tarafından vücudunun sağ tarafında kuvvet kaybı ve bilinç bulanıklığı şikayetiyle Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Beyninde kanama olduğu tespit edilen 112 yaşındaki Nas daha sonra Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Burada Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Beyin Cerrahı Op. Dr. Bedrettin Özsoy tarafından muayene edilen yaşlı kadının beyin zarının altında yaklaşık 3 santimetre kalınlığında büyük bir kanama tespit edildi.

Ameliyat gerektiren ve 112 yaşındaki bir hasta için çok riskli olabilecek operasyon için hasta yakınlarını bilgilendiren Op. Dr. Özsoy, anestezi ekibinin çalışmasıyla hastayı tamamen uyutmadan sadece kafa derisinin uyuşturulmasıyla ameliyata aldı.

Yaklaşık 1 saat süren başarılı operasyonun ardından yoğun bakım servisine alınan Gülhanım Nas, hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 1 gün sonra servise alındı. Vücudunun sağ tarafındaki kuvvet kaybı ve bilinç bulanıklığı şikayeti gerileyen hastanın yakınları da başarılı ameliyat nedeniyle doktor ve sağlık ekibine teşekkürlerini iletirken, yaşlı kadının hafta sonu taburcu edileceği öğrenildi.

“112 yaşındaki bir hasta için oldukça riskli bir ameliyattı”

Ameliyatın ardından 112 yaşındaki hastanın şikayetlerinin gerilediğini ifade eden Op. Dr. Bedrettin Özsoy, “Teyzemiz geçen hafta Cuma günü sağ tarafında kuvvet kaybı, bilinç bulanıklığı şikayetleriyle Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı. Daha sonra Salı sabahı hastanemize geldiler. Beyin zarının altında yaklaşık 3 santimetre kalınlığında büyük bir kanaması vardı. Hastamız 112 yaşında. Bu yaş bu ameliyatlar için özellikle anestezi alması için çok ileri bir yaş. Bu ameliyat daha genç yaşlarda daha az riskli bir ameliyat ama 112 yaşındaki bir hasta için oldukça riskli bir ameliyattı. Hasta yakınlarını bu konuda bilgilendirdikten sonra ameliyatın yapılmasını istediler. Salı günü ameliyatını gerçekleştirdik, hastanemizde deneyimli bir anestezi ekibimiz var onlar hastayı entübe etmeden sadece kafa derisi uyuşturularak yapılan bir anestezi tekniğiyle yaptık. Bu şekilde hayatını daha az riske sokacak bir ameliyat yapmaya çalıştık. Sonrasında yoğun bakıma aldık orada da Murat hocamız vardı çok ilgilendi hastayla, ertesi gün hastamız toparlayınca servise aldık. Hastamızla ilgileniyoruz bu süreçte hem yakınları hem de biz, ameliyattan sonra konuşmasında açılma oldu, güç kaybı da geriledi. Zor bir ameliyattı ama şu an ameliyatı kaldırdı ve daha iyi oldu. Önümüzdeki günlerde de taburcu edeceğiz” dedi.

“İlerleyen yaşına rağmen hocamız ve sağlık çalışanları sayesinde ameliyat başarılı geçti”

Başarılı operasyondan dolayı doktor ve sağlık ekiplerine teşekkürlerini ileten Gülhanım Nas’ın torunu Barış Nas, “Yoğun bakıma kaldırıldığında beyin kanaması geçirdiğini söylediler. Biz de akrabalarımızın yurtdışında olması sebebiyle onları bekledik daha sonra hocamızla konuşarak Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne getirdik. Daha sonra ameliyat olmasına karar verdik. Çok şükür ameliyattan başarıyla çıktı, gözlerini açtı. Eğer ameliyat olmasaydı ölüme terk edebileceğimizi söyledi biz de riskleri göze alarak ameliyat olmasına karar verdik. Hocamıza ve ekibine teşekkür ederiz. Şu anda gayet iyi konuşabiliyor, kendini ifade edebiliyor ve hareket edebiliyor. İlerleyen yaşına rağmen hocamız ve sağlık çalışanlarının emekleriyle birlikte ameliyatı başarıyla atlattık. Teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Engellilere ve Gazilere Fizik Tedavi Merkezi Açtı https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-engellilere-ve-gazilere-fizik-tedavi-merkezi-acti/ https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-engellilere-ve-gazilere-fizik-tedavi-merkezi-acti/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:42:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4773

Eşrefpaşa Hastanesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’ndeki poliklinikte engelli bireylerin ve gazilerin de kullanımına uygun fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezini hizmete açan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Nerede yardıma ihtiyacı olan bir hemşehrimiz varsa orada olduk. Hiçbir İzmirliyi belediyemizin sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmadık. Bugün, bu gurur tablosunu bir adım daha ileriye taşıyan çok değerli bir uygulamayı daha İzmir’e kazandırıyoruz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü Semt Polikliniği içerisinde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi hizmete girdi. Başkan Soyer’in ev sahipliğinde düzenlenen açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Yavuz Uçar, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile yurttaşlar katıldı.

En büyük dileğinin törene katılarak Başkan Soyer’i dinlemek olduğunu söyleyen Buca Sosyal Yaşam Kampüsü bünyesindeki huzurevinin sakinlerinden 69 yaşındaki Ayfer Demir de hasta yatağıyla birlikte açılışta yer aldı. Demir, “Beni ameliyat ettirdiniz, yardım eli uzattınız. Çok büyük sevap kazandınız” diye konuştu.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi’nin sağlık hizmetlerinde dönüşümün en son halkası olduğuna dikkat çeken Soyer, şunları kaydetti:

“Modern tıbbın temellerinin atıldığı, binlerce yıllık sağlık kenti olan İzmir’de, bu görkemli mirasa sahip çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sağlık hizmetlerine erişimin eşit olmadığı bir toplumda, ne adaletten ne demokrasiden ne de özgürlükten bahsedebiliriz. Sağlık hakkı, insan onuruna yakışır bir yaşamın en temel ilkesidir. Bu ilkeyle, 5 yılda İzmir’in 30 ilçesinde sağlık hizmetlerine eşit erişim için büyük bir seferberlik başlattık. Nerede yardıma ihtiyacı olan bir hemşehrimiz varsa orada olduk. Hiçbir İzmirliyi belediyemizin sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmadık. Bugün, bu gurur tablosunu bir adım daha ileriye taşıyan çok değerli bir uygulamayı daha İzmir’e kazandırıyoruz. Fizik Tedavi Birimimizde, uzman hekimlerimiz ve özel eğitimli tecrübeli fizyoterapistlerimiz tam donanımlı sağlık hizmeti sunacak. Burada tamamen ücretsiz hizmet vereceğiz ve dileyen vatandaşlarımıza ücretsiz servis hizmeti sunacağız. Eşrefpaşa Hastanemiz bünyesinde, böylesine değerli bir sağlık hizmetini daha İzmir’e kazandırdığımız için çok mutluyuz. Çok gururluyuz. Sizlere yöneltilen her türlü haksızlığa karşı mücadeleye devam edeceğiz. En zor anlarımızda yanımızda olan siz değerli sağlık emekçilerimizi, hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Bırakmayacağız.”

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında hidroterapi yani su içi tedavi ve rehabilitasyonun da olduğu tam donanımlı bir sağlık merkezi olarak faaliyet gösterecek. Merkez engelli bireyler ile gazilere de hizmet verecek. Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin yapılacağı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu ile masaj üniteleri yer alıyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-engellilere-ve-gazilere-fizik-tedavi-merkezi-acti/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Merkezi’ni Hayata Geçiriyor https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:45:27 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4643

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, çok anlamlı ve özel bir proje olan Alzheimer Merkezi’ni hayata geçireceklerini belirterek, “Yapacağımız önemli ve anlamlı proje ile alzheimer konusunda gerekli çalışmalarımızı hayata geçireceğiz” dedi.

Bir doktor başkan olarak Kayseri’de sağlık alanında yapılan hizmetleri önceleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, bu alanda yeni projelere imza atmaya hazırlanıyor.

Başkan Büyükkılıç, sağlık projeleri ile dua alıyor

Bu anlamda Başkan Büyükkılıç, sağlık alanında Hasta ve Hasta Yakınları Misafirhaneleri, Engelsiz Yaşam Merkezi, Hospis Projesi gibi birbirinden önemli ve anlamlı projeleri hayata geçirerek, hem vatandaşların hayatını kolaylaştırıp hem de dua alırken, bunlara bir yenisini daha ekleyecek.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Bir hekimim, nöroloji uzmanıyım. Şehrim için insanlık için önemli bir alan, yakınları alzheimer olanlar bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilir” dedi.

Alzheimer Merkezi projesinden bahseden Başkan Büyükkılıç, şunları söyledi:

“Yaşlı sayısının arttığı toplumumuzda, yapılan araştırmalar alzheimer hasta sayısının 650 bini aştığı ve hastalığın gün geçtikçe hızla yaygınlaştığını göstermektedir. Özellikle evlerinde yaşayan hastaların ve ailelerin desteklenmesi hayati bir ihtiyaçtır. Alzheimer hastalığının bakımı özeldir. Alzheimer hastaları ile iletişim kurmak, anlaşabilmek ayrı bir bilgi ve eğitim gerektirmektedir. Yapacağımız önemli ve anlamlı proje ile alzheimer konusunda gerekli çalışmalarımızı hayata geçireceğiz. Hem sosyal yönünde, hem bu hastalığa yakalanan hemşehrilerimizin hayat kalitesini iyileştirme yönünde çalışma yapacağız.”

“Sabah evlerinden alıp, akşam evlerine teslim edeceğiz”

Büyükkılıç, özellikle bakım desteği almak isteyen hastalara sosyal projeler bağlamında fırsat vereceklerini vurgulayarak, “Sabah evlerinden alıp, akşam yine evlerine teslim ederek bu canlarımıza hizmet vereceğiz. Bu vakaların 50 yaş altına indiğini hatırlatırım. Gençler başta olmak üzere dijital bağımlılığa saplanmayın, dijitalizasyonun esiri olmayın, siz onu esir alın, ihtiyacınız kadar ile muhatap olun. Buna bulaşmamanın yolu, zihinsel egzersiz, Kur’an öğrenmek, bulmaca çözmek olacak” ifadelerini kullandı.

Alzheimer Merkezi’nde neler olacak?

Unutkanlıkla başlayan bu hastalığın her evresinde pek çok sorun oluştuğunu ve bu sorunların çözümlerinin de kişiye göre farklılıklar gösterdiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Alzheimer hastalarında depresyon, kaygı, uyku bozukluğu, huysuzluk, hayaller, ajitasyon, kafa karışıklığı, kişileri tanıyamama ve yolunu kaybetme gibi yoğun birçok sorunlar görülmektedir. Ayrıca bu sorunlarla baş etmeye çalışan hasta yakınlarının da maddi ve manevi olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Özellikle bakım desteği almak hem hastalar hem de hasta yakınları için çok önemlidir. Sosyal sorun olarak karşımıza çıkan, bu tablo ile yaşayan insan, yaşamanın farkında olmadığı gibi o hastaya hizmet eden için de sosyal yönüyle hayatı zindan olur, bunun farkındayız” diye konuştu.

Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Alzheimer Merkezi’nin amacını şöyle açıkladı:

“Gündüz bakım hizmeti vererek yapılacak etkinliklerle alzheimer hastalığı bulunan bireylerin kaliteli zaman geçirmelerini sağlamak, zihinsel rehabilitasyon çalışmaları ile onları yaşama bağlamak ve yaşam kalitelerini arttırarak hastalığın evre atlamasını geciktirmektir. Aynı zamanda alzheimer hastalarına bakım veren bireylere ve yakınlarına bir nebze olsun nefes aldırmak ve omuzlarındaki ağır yüklerini biraz olsun hafifletmektir. Merkezde, zihinsel aktiviteler, psiko-motor aktiviteleri, müzik aktiviteleri, sanat aktiviteleri, sosyo-duygusal aktiviteler, özel gün kutlamaları, gezi programları, bedensel egzersizler gibi faaliyetler yapılacaktır.” – KAYSERİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/feed/ 0
Trakya’da Sağlık Turizmi Yükselişte https://www.akittvhaber.com.tr/trakyada-saglik-turizmi-yukseliste/ https://www.akittvhaber.com.tr/trakyada-saglik-turizmi-yukseliste/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:54:43 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4599

Trakya Kalkınma Ajansının (TRAKYAKA) bölge illerinde sağlık turizmini artırmak için yaptığı çalışmalar karşılığını vermeye başladı, yöredeki sağlık kuruluşlarına yurt dışından gelenlerin sayısı 7 yılda 7 binden 48 bine yükseldi.

TRAKYAKA, sağlık turizmi geliştirme çalışmalarında bölgesel ortak hareket etme kültürü yaygınlaştırılacak strateji eylem planını bir süre önce uygulamaya koydu.

Plan kapsamında Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği kuruldu, paydaşlarla toplantıları düzenlendi, bölge üniversitelerinde bulunan turizm bölümlerinin, sağlık turizmi çalışmalarına aktif olarak katılmaları teşvik edildi, sağlık turizm zirveleri ve konferansları gerçekleştirildi, hedef pazar analizleri yapıldı, dijital pazarlamaya ağırlık verildi, yurt dışı sağlık turizmi fuarlarına katılım sağlandı.

Çalışmalar kapsamında yurt dışından gelen hasta sayısında büyük artış kaydedildi, bölgede sağlık turizmi yetki belgesi bulunan 46 kuruluşta eylem planının uygulanması sonrası çok sayıda yabancı hasta tedavi oldu.

TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin, AA muhabirine, sağlık turizminde Trakya’nın kısa sürede büyük mesafeler katettiğini söyledi.

Şahin, TRAKYAKA olarak 2017’den beri sağlık turizmiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını, son yıllarda yurt dışı pazarı çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade etti.

Bölgedeki sağlık turizmini geliştirme çalışmaları sayesinde Trakya’ya gelenlerin her yıl katlanarak arttığına dikkati çeken Şahin, “Strateji eylem planının ilk yıllarında bölgeye sağlık turizmi için yurt dışından 7 bin kişi gelirken bu sayı geçen yıl 48 bine çıktı, bunu artırmak için çalışıyoruz.” dedi.

Şahin, Trakya’ya tedavi olmak için Balkanlar, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nden hastaların geldiğini dile getirdi.

“Hasta sayısını yıllık 60 bine çıkarmayı hedefliyoruz”

Geçen yılın sağlık turizmi açısından bölge için verimli geçtiğini, bu yılın da daha verimli olması için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Şahin, şunları kaydetti:

“Trakya’ya sağlık turizmi için gelecek hasta sayımızı özellikle diş, göz gibi alanlarda daha fazla artırarak, pazarlamalarımızı da bu yönde yaparak hasta sayımızı artırıp yıllık 60 bine çıkartmayı hedefliyoruz. Hastanelere gerekli destekleri sağlayarak kurumların altyapılarını sağlık turizmine hazırladık. Uluslararası kalitede hizmet verecek şekilde hastanelerimiz hizmetlerini yürütmektedirler. Ticaret Bakanlığı sağlık turizmi kapsamında 90 milyon liralık destek verecek. Bu destekle de hedef pazar Balkanlar, Avrupa ve Orta Asya’da açılacak fuarlara yeniden katılacağız, dijital pazarlama yapacağız. Bu çalışmalarla hizmet sunduğumuz hasta sayısını yıllık 60 bine çıkarmayı hedefliyoruz.”

Sağlık turizmi için Trakya’ya gelen kişilerin sadece tedavi olup dönmediklerini dile getiren Şahin, bu kişilerin aynı zaman çeşitli ziyaret ve geziler yaparak şehirlerin ekonomilerine de katkı sağladıklarını belirtti.

Tekirdağ Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan da Trakya’nın sağlık turizminde daha çok obezite cerrahisi, plastik cerrahi, kulak-burun-boğaz, göz ve diş tedavileri alanlarında tercih edildiğini söyledi.

Türkiye’nin sağlıkta yakaladığı yükselişin sağlık turizmine de olumlu yansıdığını ifade eden Kalkan, şöyle konuştu:

“Hastanelerin konforu, teknolojik donanım ve hekimlerin özverileri sağlık turizmi için bölgenin tercih edilmesini sağlıyor. Bu yüzden Trakya sağlık turizminden çekim merkezi oluyor. Avrupa’dan, Afrika ülkelerinden, Orta Asya’dan birçok hasta tedavi için bölgeye geliyor. Gelen hastalar istedikleri tüm branşlarda hizmet alabiliyor. Özellikle Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde de onkoloji ve kardiyoloji bölümleri sıkça tercih edilen alanlar. Hastane imkanlarının istenilen seviyede olması sağlık turizmi için ilgi oluşturuyor.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/trakyada-saglik-turizmi-yukseliste/feed/ 0
Lösemi Hastası Çocuk, Babasından Aldığı Kök Hücreyle Hayata Tutundu https://www.akittvhaber.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/ https://www.akittvhaber.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:18:36 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4567

Bilecik’in Söğüt ilçesinde, geçen yıl yakalandığı lösemi hastalığını, babasından alınan kök hücreyle yenerek hayata tutunan 10 yaşındaki Emir Eymen Dönmez, okuluna ve arkadaşlarına kavuşacağını günün hayalini kuruyor.

Hesna ve Hikmet Dönmez çiftinin 18 yaşındaki Gülsüm’den sonraki ikinci çocukları Emir Eymen’e, Şubat 2023’te öksürük ve burun kanaması şikayetiyle başvurdukları Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinde lösemi teşhisi konuldu.

Hastanenin Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Servisine yatırılan, kemoterapi görmeye başlayan Emir Eymen’in doktorları, tedaviden olumlu sonuç alınamaması nedeniyle kök hücre nakli yapılmasına karar verdi.

Geçen yıl haziranda baba Hikmet Dönmez’den alınan kök hücrenin vücuduna uyum sağlamasıyla kontrol aşamasına giren, tedavisine evinde devam edilen Emir Eymen, gözetim sürecinde evden sadece hastaneye gitmek için ayrılıyor.

Orhangazi İmam Hatip Ortaokulunun 5’inci sınıfına kayıtlı Emir Eymen, gözetim sürecinin haziranda tamamlanmasının ardından okuluna ve arkadaşlarına yeniden kavuşacağı, yaşıtlarıyla özgürce oynayacağı günleri sabırsızlıkla bekliyor.

Emir Eymen Dönmez, AA muhabirine, bir yıl önce başlanan tedavisinin ilk döneminde hareket güçlüğü çektiğini söyledi.

Yürümekte bile zorlandığını belirten Dönmez, şöyle konuştu:

“İlk ameliyat olacağım zaman bayağı korkuyordum ama ilerleyen zamanlarda hiçbir şey kalmıyor. En çok saçım döküldüğünde üzülmüştüm. Mesela hasta olduğunuzda spor yapamıyorsunuz ama iyileştikten sonra yapabiliyorsunuz. Koşamıyorsunuz ama ilerleyen zamanlarda daha çok koşabiliyorsunuz. Sabahları kahvaltı ettikten sonra ilaçlarımı içiyorum. İyileştikçe ilaçlar azalıyor. Arkadaşlarımla en çok saklambaç ve ebelemece oynamayı özledim.”

Dönmez, lösemi hastası çocukların güçlü olmaları halinde bu hastalığı yenebileceklerini dile getirdi.

“Hiçbir anne bu durumu yaşamasın”

Anne Hesna Dönmez de daha önce kırtasiye dükkanı işlettiğini ancak tedavi sürecinde oğluyla ilgilenebilmek için çalışmaya ara verdiğini anlattı.

Dükkanı, iş makinesi operatörlüğünü bırakan eşinin işlettiğini kaydeden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğlumun rahatsızlığı yoğun burun kanamasıyla başladı. Kanaması 30-40 dakika sürüyordu. 20 gün kadar teşhis konulması sürecini geçirdik. Zaten en kötü dönem bu. Kabullenme süreci bunun bir tık daha ağırı oluyor. İster istemez ‘Neden’ diyorsunuz. Bir anne, baba en çok evladına kıyamıyor. ‘Ne yapabilirim’ aşamasına geçtiğinizde biraz daha rahatlamaya başlıyorsunuz. Çocuktan kemik iliği alınıyor. Orada diğer annelerle çok güzel bir dayanışma var. Bu süreçte onlardan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfını (LÖSEV) öğrendim. O dönemde beyaz ve kırmızı kana çok ihtiyaç oluyor. LÖSEV’i ilk bunun için aramıştım.”

Dönmez, başta panik halinde olduklarını ancak eşinden alınan kök hücrenin kendilerine umut olduğunu vurguladı.

Nakilden sonra zaman zaman hastanede kaldıklarını aktaran Dönmez, “Şimdi 15 günde bir kontrole gidiyoruz. Bir senenin tamamlanmasının ardından yasaklar kalkacak. Gerçekten çok mutluyum. Geriye dönüp baktığımızda ‘Ne kadar çok şey yaşamışız’ diyorum. İnşallah oradaki herkes bu aşamaya gelir. Hiçbir anne bu durumu yaşamasın.” ifadesini kullandı.

Dönmez, oğlunun tedavisinde LÖSEV’in her alanda yanlarında olduğunu ifade ederek, desteklerinden dolayı vakıf yetkililerine teşekkür etti.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/feed/ 0
Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran kadının midesinden 2 kilo saç çıktı https://www.akittvhaber.com.tr/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-basvuran-kadinin-midesinden-2-kilo-sac-cikti/ https://www.akittvhaber.com.tr/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-basvuran-kadinin-midesinden-2-kilo-sac-cikti/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:33:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4510

Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran kadının midesinden 2 kilo saç çıktı

OSMANİYE – Osmaniye’de mide bulantısı, kusma ve karın ağrı şikayeti ile özel bir hastaneye başvuran 40 yaşındaki kadın hastanın midesinden ve ince bağırsağından toplam 2 kilo ağırlığında kıl kütlesi çıkarıldı.

Osmaniye’de uzun süre devam eden karın ağrısı ve mide bulantısı şikayeti ile defalarca başka sağlık merkezlerine başvuran ve şikayetleri devam eden bayan hasta daha sonra özel bir sağlık kuruluşuna başvurdu. Burada İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Turgay Güler tarafından muayene edilen hastanın yapılan tetkikler sonucunda midesinde yabancı bir cisim olduğu tespit edildi. Ameliyata alınmasına karar verilen hastanın cerrahi müdahalesi Genel Cerrahi Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Seçkin Akküçük tarafından yapıldı. Yapılan ameliyatta 40 yaşındaki bayan hastanın midesinden 2 adet 12-13 santimetrelik ve ince bağırsağında 10 santimetre uzunluğunda 3 adet toplam 2 kilogram kıl kütlesi çıkarıldı. Yapılan ameliyatın ardından hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve önümüzdeki günlerde taburcu edileceği bildirildi.

Nadir görülen bir vakanın ameliyatını gerçekleştirdiğini söyleyen Yardımcı Doç. Dr. Seçkin Akküçük,” Hastamız 40 yaşında kadın hasta yaklaşık bir bir buçuk aydır sürekli sıklıkla olan kusma şikayetiyle daha önce başka merkezlere de başvuruyor. Sonrasında hastanemiz dahiliye kliniğine başvuruyor. Burada genel durum bozukluğu olması sebebiyle ki uzun zaman kusması olduğu için tabii ki vücudun yeterli gıda, mineral vitaminleri alamaması ya da aldıklarını kaybetmesi sebebiyle genel durum bozukluğu ortaya çıkıyor dahiliyedeki hocamız sayın Turgay Güler hocamızla hastamızı genel durum bozukluğu ile yatırıp tetkiklerine başladık. Bu sırada tetkiklerinde bizim de dahil olduğumuz tetkiklerinde mide ve ince bağırsaklarında tıkanıklığa yol açan midesini tamamına yakını dolduran ince bağırsakta tıkanmaya yol açan büyür kıl yumakları bizim Trikobezoar dediğimiz sindirilmemiş gıdalardan ya da kıl yumaklarından ya da bazı ilaçlardan oluşan bezoarın olduğunu tespit ettik. Hastamızın genel durumunun toparlanmasını biraz daha bekledik gerekli destek ve tedaviyle hastamız genel durumu artık ameliyata uygun hale geldikten sonra dün ameliyatımızı gerçekleştirdik. Midesinden 2 adet yaklaşık 12-13 santimetrelik ve ince barsağını tam tıkayan yaklaşık 10-11 santimetrelik 2 adet bezoar çıkardık. Şu an hastamızın genel durumu gayet iyi kusmaları ortadan tabii ki kalktı. Bundan sonra iyileşme safhasındayız. Hastamız inşallah birkaç gün içerisinde sağlıklı şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz ‘dedi.

-Hastamızda nadir gördüğümüz Trikobezoar(Rapunzel) sendromu vardı

Hastada nadir görülen rapunzel sendromu tespit ettiklerini belirten Yardımcı Doç. Dr. Seçkin Akküçük, “Bezoarlar çok nadir görülür, çok sık görülmez sindirilmemiş bazı sebze gıda artıkları birikebilir midede buna Phytobezoar diyoruz. Saç yeme alışkanlıkları olabilir, bazı psikolojik rahatsızlıklardan dolayı Trikobezoar diyoruz. Hatta literatürde bu rapunzel sendromu olarak da geçer. Rapunzelin özel masalı vardır, kuleden saçlarını uzatarak kurtulmaya çalışan bir prensesin hikayesi buradan esinlenilmiş bir rapunzel sendromu adı verilmiş. Çoğunlukla mide ne görülür, nadiren ince bağırsaklarda görülür. Bu hastamızı ilginç kılan özelliklerden bir tanesi hem midede hem de ince bağırsakta ayrı ayrı izole bezoarlarının olmasıydı. Bazen de çok çok daha nadiren de verilen ilaçların erimemesi sonrasında oluşabilir hatta ve hatta yeni doğan ya da sonrasındaki bebeklik aşamasındaki çocuklarda sütün sindirilememesine bağlı olabilir ama onları çok çok nadir görüyoruz. En çok gördüğümüz Phytobezoar’dır sonrasında Trikobezoar yani saç yeme alışkanlığıyla ortaya çıkan bizim hastamızdaki de Trikobezoar vardı. Umuyoruz ki bundan sonra o alışkanlığından da kurtulması üzerinde gerekli desteği alacaktır. Bezoarlar çoğunlukla geç fark edilirler çünkü belirli bir boyuta gelene kadar klinik vermezler. Eğer hastaya yakınları da bu alışkanlığından dolayı bir şeyden şüphelenmemiş hekime gitmemişlerse de bu hastamızda da olduğu gibi artık ilerlemiş tıkanıklıklara yol açmış durumda olurlar. Bazen kanamaya yol açabilirler hastamızda kanama yoktu ama midesi kanamaya yakın derecede iltihaplanmıştı. İlaçla tedavisi pek mümkün değildir maalesef dediğimiz o Phytobezoar sebze artıkları ya da çocuklarda görülen laktobezoarlar belki eritici enzim ya da asitli gıdalarla içeceklerle eritilmeye çalışılsa da çoğu zaman cerrahi gerekir. Trikobezoar zaten ilaç tedavisinin yeri yoktur. Dolayısıyla ameliyat gerekiyor ve bizde ameliyatımızı başarıyla gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-basvuran-kadinin-midesinden-2-kilo-sac-cikti/feed/ 0
Epilepsi, her yaşta ortaya çıkabilen bir hastalıktır https://www.akittvhaber.com.tr/epilepsi-her-yasta-ortaya-cikabilen-bir-hastaliktir/ https://www.akittvhaber.com.tr/epilepsi-her-yasta-ortaya-cikabilen-bir-hastaliktir/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:27:11 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3955

Medicana Sağlık Grubu Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Aydın, erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülen ve her yaşta ortaya çıkabilen epilepsinin, sıklıkla 18 yaş altı ve 65 yaş üstü kişileri etkisi altına aldığını bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aydın, Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.

Aydın, epilepsi hastasının nöbetinde çeşitli bulgular olduğunu, yere düşme, tüm bedenin titremesi, kasılması, bilinç kaybı gibi durumların görülebildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Aydın, “Erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülen ve her yaşta ortaya çıkabilen epilepsi, sıklıkla 18 yaş altı ve 65 yaş üstü kişileri etkisi altına alıyor. Kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlı olan ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkan epilepsi, epileptik nöbetlerle kendi göstermektedir.” bilgisini verdi.

Dışarıdan anlaşılması zor olan bu duruma, beyindeki sinir hücrelerinde geçici olarak meydana gelen anormal aktivitenin neden olduğunu aktaran Aydın, şunları kaydetti:

“Epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitleri mevcuttur. Kırkın üzerinde nöbet tipi tanımlanmıştır. Basitçe nöbetler parsiyel (beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak başlayanlar) olarak iki çeşitte sınıflandırılmaktadır. Yaygın başlayan nöbetler, daha kötü ve şiddetli bir nöbet anlamına gelmez. Buradaki gruplama sadece nöbeti oluşturan nedenin farklılığıyla bağlantılıdır ve tıbbi nedenlerle bu isimler verilmiştir. Nöbet anında yaşananlar beyin aktivitesindeki değişikliğin nereden başladığına ve ne kadar hızla yayıldığına bağlıdır.”

“İlaçların düzenli kullanımı tedavinin seyrinde önem taşıyor”

Prof. Dr. Zeynep Aydın, epilepsi tedavisinde en önemli noktanın nöbetleri durdurmaya yönelik olarak seçilen ilaçların düzenli ve planlı kullanımı olduğunu aktardı.

Her beş hastadan dördünde uygun ilaçlar seçildiğinde ve yeterli dozda alındığında nöbetler durduğunu vurgulayan Aydın, şu değerlendirmede bulundu:

“Hekimler genellikle tek bir epilepsi ilacı ile tedaviye başlamayı tercih etmektedir. Eğer bu ilaçla nöbetler yeterince kontrol altına alamıyorsa, o zaman ilaç değişimi yapılabilir veya ikinci bir ilaç eklenebilir. Epilepsi hastaları ilaçlarını doktorunun söylediği şekilde düzenli olarak almalıdır. İlaçların düzensiz alınması veya almaya ara verilmesi bu ilaçların nöbetler üzerinde sağladığı olumlu etkiyi ortadan kaldıracaktır.”

“Epilepsi meslek sahibi olmaya engel değil”

Halk arasında epilepsi hastalığına dair merak edilen ve zaman zaman yanlış bilinen konuların başında hastaların meslek sahibi olup olamayacağının geldiğini anlatan Prof. Dr. Aydın, epilepsi hastalarının sorumluluk alabileceklerine, eğitimlerine devam edebileceklerine ve meslek sahibi olabileceklerine işaret etti.

Aydın, nöbet geçiren bir epilepsi hastasıyla karşı karşıya kalınan durumlar için şu önerilerde bulundu:

“Öncelikle sakin olunmalıdır. Hastanın yanından ayrılmamak gerekir, yardıma gerek varsa bir başkasından destek istenmelidir. Hastanın hareketleri durdurulmaya ve/veya engellenmeye çalışılmamalıdır. Hastayı güvenli bir yere yatırılmalı, yaralanmasına sebep olacak ucu sivri veya sert eşyalara yönelik korumaya alınmalıdır. Sıkı giysileri varsa giysileri gevşetilir. Sabit ve rahat olacak şekilde hastayı bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlanmalıdır. Asla hastanın ağzına bir şey sokmaya veya koymaya çalışılmamalıdır, çenesi açılmaya zorlanmamalıdır. Hasta nöbet geçirdiği sırada ilaç vermeye çalışılmamalıdır. Soğan, kolonya ve benzeri şeyler koklatılmamalı, başına su dökülmemelidir. Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve/veya öyle ise sizin neler yapmanız gerektiğini açıklayan bir kart veya sağlık karnesi olup olmadığına bakılmalıdır. Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğuna dair hiçbir bilgi yoksa veya hastanın bu nöbetinin bir epilepsi hastalığı nedeniyle geçirilip geçirilmediği bilinmiyorsa, hızlıca ambulans çağırılmalıdır.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/epilepsi-her-yasta-ortaya-cikabilen-bir-hastaliktir/feed/ 0
Heimlich Manevrası Hayat Kurtarır https://www.akittvhaber.com.tr/heimlich-manevrasi-hayat-kurtarir/ https://www.akittvhaber.com.tr/heimlich-manevrasi-hayat-kurtarir/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:36:22 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3805

Heimlich manevrası doğru yapılırsa hayat kurtarır

Hayat kurtaran manevrayı yaparken bunlara dikkat

ESKİŞEHİR – Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Ünal Tetik, son zamanlarda sıkça gündeme gelen ve hayat kurtaran Heimlich manevrasının hakkında bilgi verdi.

Son zamanlarda gündeme sıkça gelen basit Heimlich manevrası ile kişilerin hayatı kurtulabiliyor. Kişinin bilincinin açık ancak soluk borusuna kaçan cisim sonrası, boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı durumlarda uygulanan Heimlich manevrasının doğru yapılmasının yaşamsal öneme sahip. Manevranın saniyeler içinde ve soğukkanlılıkla yapılması önem arz ediyor. Konula ilgili konuşan Özel Ümit Batıkent Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Ünal Tetik, uygulamanın doğru ve yerinde yapılması için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

“5 yaş altı ve üstünde yapılışı farklı”

Manevranın 5 yaş altı ve üstü kişilerde farklı uygulandığını aktaran Acil Servis Uzmanı Tetik, “Özellikle solunum yollarına bir cisim tıkanması sonucunda nefes darlığı, hatta ölüme kadar gidebilen bir süreç bu. Bu durumlarda basit bir manevrayla aslında hayat kurtarılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç husus var. Bunlar tabii yaş gruplarına farklı davranışlar sergiliyoruz. 5 yaş ve üstü için, öncelikle kişinin arkasına geçilir ve kollar karnın etrafına dolanır. Daha sonra Göğüs kafesiyle göbek deliğinin arasına (iman tahtasının bittiği yerden karın boşluğunun olduğu yere) yatay yumruk yapın ve baskı uygulayarak 5 kez içeri ve yukarı ittirme işlemi yaparak, nefes yolundan o tıkayan cismi çıkartmaya çalışırız. Bu işlemi yaparken kişinin bilincinin açık olmasına dikkat edilmelidir. 5 yaş altındaki küçük çocuklarda ayakta değil de çökerek yani onun hizasına gelerek aynı şekilde manevra yapmaya devam edilir. Ancak bebeklerde durum farklıdır; bebeklerin yapıları farklı olduğu için zarar verebiliriz. Bu nedenle onları ters çevirerek, baş aşağı ters tutup sırtına yine 5 kere çok hızlı olamamak kaydıyla vurarak yaparız.”

“Nefes alabiliyorsa önce öksürme”

Kişinin nefes alamadığı bu tür durumlarda paniğe kapılmamanın çok önemli olduğunu belirten Dr. Ünal Tetik, şöyle devam etti;

“Nefes alamayan kişiye soğukkanlı bir şekilde müdahale etmek gerekir. Bir cisim tıkanması söz konusuysa kişi hemen Heimlich manevrası ile değil öncelikle öksürmeye teşvik etmek gerekir. Eğer hasta öksürüyor, nefes alabiliyorsa heimlich manevrasına gerek yoktur. O şekilde hastanın bir acil servise getirilmesi sağlanabilir. Ama hastanın eğer solunum yolu tamamen tıkandıysa, öksüremiyorsa, nefes alamıyorsa Heimlich manevrası yapılması gerekir. Heimlich manevrası yapılmaya başlandıktan sonra hastanın nefes yolu açılana kadar devam edilir.”

“Eğitimlerle öğrenmek mümkün”

Hayat kurtaran Heimlich manevrasını vatandaşların çok kolayca öğrenebileceğine değinen Acil Servis Uzmanı Dr. Ünal Tetik, “Bunu güvenilir internet sitelerinde doktorların anlattığı videolardan öğrenilebileceği gibi birçok kurumda da bu konuda eğitimler verilebilmekte. Özellikle bazı kurumlarda, fabrikalarda bunlar eğitimleri zaten ilkyardım içerisinde yer alıyor” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/heimlich-manevrasi-hayat-kurtarir/feed/ 0
KOÜ Akademisyenleri, Koronavirüs Tedavisinde Kullanılmak Üzere Yeni Bir Cihaz Geliştirdi https://www.akittvhaber.com.tr/kou-akademisyenleri-koronavirus-tedavisinde-kullanilmak-uzere-yeni-bir-cihaz-gelistirdi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kou-akademisyenleri-koronavirus-tedavisinde-kullanilmak-uzere-yeni-bir-cihaz-gelistirdi/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:42:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3562

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) akademisyenleri, koronavirüsün yol açtığı akciğer komplikasyonlarının tedavisini, yoğun bakımdaki hastaların uyutulmadan solunum desteği almasını ve göğüs kafesi içinden kalp masajı yapılmasını sağlayacak cihaz geliştirdi.

KOÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Karadeniz ile Teknoloji Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Mutlu tarafından 2 yıllık AR-GE çalışması sonucu geliştirilen “İntrapleural Basınç Ayar Cihazı”nın teknik altyapısını Dr. Umut Mayetin yaptı.

Koronavirüs tedavisinde ciğerlerdeki suyun vücuttan atılmasına, yoğun bakımdaki hastaların uyutulmadan solunum desteği almasına ve göğüs kafesi içinden kalp masajı yapılmasına imkan sağlayacak cihaz, laboratuvar deneylerini başarıyla geçti. Hayvan ve klinik çalışmalarda test edilecek cihaza uluslararası patent alınması için başvuru yapıldı.

Doç. Dr. Emre Karadeniz, AA muhabirine, omurga cerrahının akciğerle ilgili komplikasyonları yönetme sorumluluğunun bulunduğunu söyledi.

Koronavirüse yakalanan hastaların su dolan akciğerlerindeki durumu yönetmede bulunan çözümlerin başarılı olmadığına dikkati çeken Karadeniz, buna ilişkin KOÜ’den akademisyenlerle fikir alışverişi yaptığını anlattı.

Karadeniz, “İntrapleural Basınç Ayar Cihazı”nı ekip arkadaşlarıyla ortaya çıkardıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Cihazla ilgili iddialı olduğumuz hastalık koronavirüs tedavisi. Koronavirüste akciğerde keseciklerin içinde su var. Bu su insanın oksijen alışverişine engel oluyor. Şu anda kullanılan tedavi yöntemlerinde içeriye daha basınçlı oksijenli hava basmaya çalışıp, orayı daha fazla şişirmeye çalışıyoruz. Bu cihaz, akciğerlerin içindeki sıvıyı önce vücuttan atıp, sonrasında akciğerlerin gaz değişimine izin verir hale getiriyor. Bu, cihazın birinci iddialı olduğu dal.”

Cihazın ikinci fonksiyonuna ilişkin, yoğun bakımda solunum fonksiyonunu kaybeden hastaların tedavisinde ağzından ve burundan giriş yapıldığını anımsatan Karadeniz, bu durumda kişinin uyutulması gerektiğine değindi.

Karadeniz, uyutulan kişinin konuşamadığını, yemek yiyemediğini, hareket edemediğini dolayısıyla yatalak hale geldiğini vurgulayarak, “Dolayısıyla yatalak olmasına ilişkin ve yeme, içmeye ilişkin komplikasyonlarla mücadele edecek. Bu cihazın solunumu destekleme özelliğiyle kişi uyutulmadan konuşurken, yemek yerken, yatalak hale gelmeden tıbbi olarak solunum desteği verecek.” şeklinde konuştu.

Kalp masajında geleneksel tekniklerde, göğüs kafesinin dışından basınç uygulanarak kalbin alanının azaltılmaya çalışıldığını anlatan Karadeniz, “Bu cihazın perspektifi sayesinde, içeriye ani basınçlı hava vererek kalp masajını dışarıdan yapacak. Bir şey görmüyorsunuz, hasta yatıyor gibi gözüküyor ama solunum desteği ve kalp masajını alabilecek.” dedi.

“ABD, AB, Hindistan, Çin’e patent başvuruları yapıldı”

Cihazın, testlerde tanımlanan verilere uyum sağlama yeteneğini geliştirmek istediklerini dile getiren Karadeniz, gerekli elektronik devrelerin üretilmesinin ardından insan fizyolojisini taklit ettiklerinden bahsetti.

Karadeniz, cihazın verilerinin bağımsız kaynak üzerinden bilimsel olarak test edildiğini, laboratuvar deneylerinden başarıyla geçtiğini, bundan sonra hayvan deneyleri aşamasına gelindiğini bildirdi.

Patent çalışması kapsamında uluslararası patent (PCT) müracaatını yaptıklarını belirten Karadeniz, şunları kaydetti:

“PCT raporu olumlu geldi. Dünyada böyle bir ürün tanımlaması şimdiye kadar yapılmamış, yani ticari tekel yaratma şansımız var. Bu çerçevede ABD, AB, Hindistan ve Çin’e patent başvuruları yapıldı. Süreç devam ediyor. Burada başarılı olursak ki PCT raporu bizi olumlu düşünmeye itiyor, dünya nüfusunun üçte ikisinde tekel olma şansını elde ediyoruz. Bu ürünü yüksek katma değerle AR-GE, ülke kalkınma maliyetiyle ücretlendirme ve insanlığın hizmete sunma şansına sahip olacağız.”

Karadeniz, hayvan deneylerinin çok zaman almayacağına işaret ederek, “Hayvan deneyini yapıyorsunuz aynı gün sonucu alıyorsunuz. Bunu yayınladıktan sonra Helsinki kriterleri çerçevesinde uzun bir yolumuz var. En erken 2 yıl içerisinde insanlığın hizmetine ticari olarak sunma şansımız olur. Tabii ki maddi ve politik güç olursa bu süreç hızlanabilir, çok daha etkin kullanılabilir bu tekelleşme süreci.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kou-akademisyenleri-koronavirus-tedavisinde-kullanilmak-uzere-yeni-bir-cihaz-gelistirdi/feed/ 0
Okulların Tatil Olmasıyla Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Azaldı https://www.akittvhaber.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/#respond Mon, 05 Feb 2024 21:12:16 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3445

TEKİRDAĞ Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, üst solunum yolları enfeksiyonları hastalıklarında yaşanan artışın, okulların sömestir tatiline girmesiyle birlikte düşüşe geçtiğini söyledi. Hastane aciline günlük başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini belirten Doç. Dr. Doğan, “Viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, aralık ayından itibaren influenza virüs, respiratuar sinsityal virüs, adenovirüs, rinovirüs ve koronovirüsün de aralarında bulunduğu bir virüs potpurisi yaşandığını belirterek, hastalığın pik sevisine ulaştığını ve hastaneye başvuran hasta sayısını günlük 1750 kişiyle iki katına çıktığını söyledi. Okulların sömestr tatiline girmesiyle üst solunum yolları hastalıklarındaki artışın azaldığını, hastaneye başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini kaydeden Doç. Dr. Doğan, “Özellikle aralık ayının ilk haftasında başlayan çoklu viral etkenlere bağlı olarak bir üst solunum yolu enfeksiyon sıklığında bir artış trendi başladı. Bu etkenlerde de en sık olarak gördüğümüz enflüanza virüsüydü. Adenavirüs, linevirüs, koronovirüs bunlarda bunlara eşlik eden diğer etkenlerdi bir artış trendi girdik. Özellikle ocak ayının ilk haftasında bunun zirve noktasına ulaştık. Yani viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

‘BULAŞ ZİNCİRİNDE KIRILMA YAŞANDI’

Yaşanan virüs potpurisinde okulların tatil edilmesiyle bulaş zincirinde kırılma yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Doğan, “Okulların tatil olmasıyla birlikte bulaş zincirinde bir kırılma yaşandı. Ayrıca diğer sosyal alanlarda da aileler tatile gitti ve sosyal alanlarda da bir boşalma, azalma bunu devam ettiren nedenlerden biri. Birçoğumuz bu etkenleri gördüğümüz için yüksek bir pik beklemeyiz. Fakat okulların açılmasıyla beraber yine enfeksiyon hızında bir artış gözlemleyebiliriz” diye konuştu.

‘YOĞUN BAKIMLARDA AZALMA VAR’

Doç. Dr. Doğan, hastalığın pik döneminde acil servislerde yaşanan yoğunluğun, yoğun bakım bölümlerinde de yoğunluğa sebebiyet verdiğini şimdi servislerde de azalmanın söz konusu olduğu belirterek şöyle konuştu:

“Her kış mevsiminde olduğu gibi bu kış mevsiminde de yoğun bakım kullanımında bir doluluk var. Zaman zaman yatak erişiminde de sorunlar yaşanabilmekte. Fakat yine yoğun bakımda yatışlarda da bir azalma gözlemlemekteyiz. Şimdi yoğun bakıma yatışlar ya da hastaneye üst solunum yolu enfeksiyonunu tetiklediği işte alt solunum yolu enfeksiyonları, pnömoni veya diğer durumlar yetişkinlerde daha fazla görünmekte, çocuklarda buna bağlı yatışlar daha az. Özellikle yetişkinler için önerebileceğimiz eşlik eden hastalığı olan kişilerin, semptomu olan bireylerle aralarında sosyal mesafeleri korumaları, ayrıca semptom başlangıçlarında başlanacak tedavilerin etkinliği daha yüksek, bu nedenle bir aile sağlığı merkezine başvurup tedavi edilmelerini öneririz. Maske tabii ki özellikle yetişkinlerde, sosyal ortamlara girilecekse, çoklu insanlarla temasta bulunacaksa koruma açısında maske kullanımını öneririz.” (DHA)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/feed/ 0
Depremzede Tütün İşçisi: Ankara’da Tedavi Olacak, Param Yok ki Göndereyim https://www.akittvhaber.com.tr/depremzede-tutun-iscisi-ankarada-tedavi-olacak-param-yok-ki-gondereyim/ https://www.akittvhaber.com.tr/depremzede-tutun-iscisi-ankarada-tedavi-olacak-param-yok-ki-gondereyim/#respond Sat, 03 Feb 2024 21:09:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3366

Haber: MAHİR BAĞIŞ – Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

6 Şubat depremlerinin 1. yılında ANKA Haber Ajansı, Adıyaman’da… Depremzede tütün işçisi Suna Polat, çocuğunun tedavisi için para bulamadığını belirterek, “Ankara’da tedavi olacak, param yok ki göndereyim. Akşam beni arıyor, diyor ki; ‘para gönder ilaç alayım.’ Param yok ki göndereyim” dedi. Polat, seçim dönemi siyasi partilerin oy için yaptıklarını anlatarak, “Bir oy için bizi evden kaldırırlar demezler ki bu engellidir bu hastadır bizi götürürler ama oğlum için belki bin defa devletin kapısına gittim bir işe katmadılar. Devletten hiçbir şey beklemiyorum, biz de deprem bölgesinde ölelim devlet de sevinsin. Biz bu rezilliğin içindeyiz. Sahipsiziz” diye konuşuyor. Kent merkezindeki mezarlıkta, tahta mezar taşlarına hırkaların, montların, ceketlerin sarıldığı görülüyor.

Türkiye’de, 6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Ardından saat 13.24’te merkez üssü Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi olan 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha meydana geldi. Depremler, 11 ilde yıkıma neden oldu. Yaklaşık 13 milyon yurttaşın etkilendiği depremlerde Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde resmi açıklamalara göre; 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi, depremlerden 11 ilde 14 milyon kişi etkilendi.

ANKA Haber Ajansı, depremin 1. yılında deprem bölgesini gözlemledi, depremzedelerle görüştü, 1 yıl önce olduğu gibi onların sorunlarını dinledi.

Adıyaman’da tütün işçiliğiyle yaşamlarını idame ettirmek zorunda kalan kadınlar sorunlarını aktardı. 50 yaşındaki tütün işçisi Suna Polat, tütünü “Kilo ile yapıyoruz, 8 liraya” diyerek günde ancak 20 kilo yapabildiğini belirtti.

Polat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bize 1 yıl müsaade verin” sözlerine ise “Toplamadılar” yanıtı verdi. “Biz devletten öyle bir şey bekliyoruz ama yok hiçbir desteği olmuyor sadece bir engelli maaşım var. Bin 800 lira. Şimdi 2 bin 500’e çıkardı sanki ne yapmış” diye serzenişte bulunan Polat, oğlunun hasta olduğunu ve parası olmadığı için tedavi ettiremediği belirterek şunları söylüyor:

ANKARA’DA TEDAVİ OLACAK, PARAM YOK Kİ GÖNDEREYİM”

“Ankara’da tedavi olacak, param yok ki göndereyim. Akşam beni arıyor diyor ki para gönder ilaç alayım, param yok ki göndereyim. 26 yaşında daha işi yok…Devletten bekliyorum benim oğluma sahip çıksınlar. Çalmadığım kapı yok hiçbiri yardım etmiyor…Müdürün (Adıyaman İŞKUR) yanına gittim dedim oğlumu bir işe katın ne olursun Allah rızası için yine yapmadılar. ‘Tamam yenge sen eve git yaparız.’ Böyle devletten hiçbir şey beklemiyorum.”

BİR OY İÇİN BİZİ EVDEN KALDIRIRLAR DEMEZLER Kİ BU ENGELLİDİR BU HASTADIR BİZİ GÖTÜRÜRLER… DEPREM BÖLGESİNDE ÖLELİM DEVLETTE SEVİNSİN”

Polat, seçim dönemleri siyasi partilerin kendilerinden oy istedikleri için her şeyi yaptıklarını ancak kendilerinin ihtiyaçları olduğunda kimseyi bulamadıklarını belirterek, “Bir oy için bizi evden kaldırırlar demezler ki bu engellidir bu hastadır bizi götürürler ama oğlum için belki bin defa devletin kapısına gittim bir işe katmadılar. Devletten hiçbir şey beklemiyorum, biz de deprem bölgesinde ölelim devlette sevinsin. Biz bu rezilliğin içindeyiz. Sahipsiziz” dedi.

HASTAYIM AKŞAMA KADAR BURADA ÇALIŞIYORUM BU SOĞUKTA, KIŞTA KOLAY DEĞİL. BİR OĞLUM OKULA GİDİYOR DOĞRU DÜRÜST PARA YOK Kİ BEN CEBİNE KOYAYIM”

63 yaşındaki ikinci tütün işçisi Saadet Yılmaz, hasta olduğunu ancak çalışmaya mecbur olduğunu ifade ederek, “Tütün yapıyorum kilosu 8 lira. Kazanamıyoruz. Durumlar kötü, üzüntü vardı evde bir şey yoktu. Oğlum da kaza yaptı Allah yardım etsin, geldi bizimle oturdu iş güç yok. İki aileyiz zorla geçinebiliyoruz. Her şey pahalandı geçim zor. Hastayım akşama kadar burada çalışıyorum bu soğukta, kışta kolay değil. Bir oğlum okula gidiyor doğru dürüst para yok ki ben cebine koyayım” diye konuştu.

HEPSİ GİTTİLER, DEPREMDEN BAHSETMEYİN”

68 yaşındaki Hatice Sadık; depremde oğlunu, gelinin, torununu ve gelinin kardeşini kaybettiğini anlatırken göz yaşlarına hakim olamayıp, “Hepsi gittiler, depremden bahsetmeyin” dedi.

HER GÜN HER GÜN AYNI O DAKİKAYI YAŞIYORUM. O DEPREMİ YAŞIYORUM”

“65 yaş aylığı” aldığını belirten Sadık, “2 bin lira ne eder?” diye sordu. Depremin yarattığı etkiyi unutamadığını vurgulayan Sadık, “Her gün her gün aynı o dakikayı yaşıyorum. O depremi yaşıyorum. Çocuğumu hatırlıyorum. Başımı yastığa koyamıyorum” dedi.

Tütün işçiliği yaparken gözlerinin mikrop kaptığını söyleyen depremzede, “Bıraktım. 7 liradan 8 liradan kilosu, pisliği çoktur, ilaçlıydı ben de hastalandım” dedi.

MEZARLIKLARA SARILMIŞ MONTLAR, HIRKALAR…

Adıyaman’daki deprem gerçeğini gösteren bir başka yer ise kent merkezindeki mezarlık. Depremzedeler, yaşamını yitiren yakınlarının defnedildiği mezarlığı, günün farklı saatlerinde ziyaret ediyor. Ailelerin, yakınlarının tahtadan yapılmış mezar taşlarına mont, hırka, ceket veya kazak sardıkları görülüyor. Bazı mezar yerlerine ise Türk bayrağı asılmış. Adıyamanlı birçok depremzede bunun artık bir ritüele dönüştüğünü ver günün her saatinde mezarlıkta ziyaretçi bulunduğunu söylüyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/depremzede-tutun-iscisi-ankarada-tedavi-olacak-param-yok-ki-gondereyim/feed/ 0
Kalp Hastası Ferhat Şengün, Nadir Yöntemle Sağlığına Kavuştu https://www.akittvhaber.com.tr/kalp-hastasi-ferhat-sengun-nadir-yontemle-sagligina-kavustu/ https://www.akittvhaber.com.tr/kalp-hastasi-ferhat-sengun-nadir-yontemle-sagligina-kavustu/#respond Sat, 03 Feb 2024 21:06:20 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3363

İZMİR’de, çocukken yaşadığı kalp romatizmasının ardından iki kez kalp kapağı değiştirilen Ferhat Şengün (34) kapak fonksiyonlarının yeniden bozulması üzerine 3’üncü kez ameliyat kararının eşiğine geldi. Ancak üçüncü açık kalp operasyonunun riskli bulunması üzerine Şengün, dünyada nadir yapılan bir yöntemle, kasıktan bir iğneyle girilip çalışmayan mitral kalp kapağının üzerine yeni bir biyoprotez kapak takılarak sağlığına kavuştu.

İzmir’in Buca ilçesinde aşçılık yaparak geçimini sağlayan Ferhat Şengün, 7 yaşındayken geçirdiği kalp romatizmasının ardından iki kez mitral kapak ameliyatı oldu. Beynindeki balonlaşma nedeniyle kan inceltici ilaç kullanamayan ancak protez kapağın fonksiyonunun bozulması nedeniyle yeniden ameliyat olması gereken Şengün, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyatsız yöntemle sağlığına kavuştu. Üçüncü kez açık kalp ameliyatı olması riskli bulunan Şengün’ün çalışmayan mitral kapağının yerine kasıktan girilerek yeni bir biyoprotez kapak takıldı.

‘ÇOCUKKEN KAPAKTA ÜFÜRÜM VARDI, HASTALIK BÖYLE BAŞLADI’

Hastalığının ilkokula giderken ortaya çıktığını anlatan Ferhat Şengün, uzun süredir belli aralıklarla hastanede yatarak tedavi gördüğünü söyledi. Hastalığı nedeniyle boş oturmaktan hoşlanmadığı için aşçılık yaptığını belirten Şengün, “Çocukken kapakta üfürüm vardı. Hastalığım böyle başlamıştı. Kalp romatizması yaşadım. İlk kapak ameliyatımı 17 yaşında oldum. Üfürüm kalp kapaklarını bozmuş. Mitral yerine metalik kapak takıldı. Top bile oynayıp, normal hayatıma devam ettim. Kendime çok iyi bakmadım. Bilinçsizdim. Sonra aradan yıllar geçti. Tekrar rahatsızlandım” dedi.

‘EN AZ 10 YIL KAZANDIM’

Katar’da yaşamaya ve çalışmaya başlayan Şengün, orada geçirdiği beyin kanamasının ardından Türkiye’ye döndüğünü söyleyerek, “Kalpte iltihaplanma nedeniyle uzun süre kardiyoloji servisinde yatarak tedavi gördüm. Unutkanlıklarım var. 31 Ocak’ta İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan işlem sonrası şu an çok mutluyum. Yaşamımı kurtardılar. En az bir 10 yıl daha kazandım. Bana annem bakıyor, Bundan sonra kendimi yormayacağım. Asitli içecek içmem, zararlı alışkanlıklarım yok. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum” diye konuştu.

‘BİRŞEY OLUR KORKUSUNDAN ‘HEP YANINDA YATIYORUM’

Anne Lütfiye Şengün (64) de üçüncü ameliyatının kendisini çok korkuttuğunu belirterek, oğlunun bu operasyona gerek kalmadan sağlığına kavuşmasının onu çok mutlu ettiğini söyledi. Şengün şöyle devam etti: “Üçüncü ameliyat riskliydi. Ben de çok korkuyordum. Ama bu işlemde hiçbir korkum olmadı. Önce yüce rabbime sonra doktorlarımıza sığındık. Yurt dışındayken yürüyemiyordu. Yanına gidemedim. O geldi fizik tedavilere başladı. Sadece başparmağında hasar kaldı. Evde tekrar fenalaşınca hemen ambulans çağırdık. Yeniden beyin kanaması geçirdi. 4 yaş büyük ablası bir var ama yine de Ferhat’ın durumu nedeniyle geceleri uyuyamıyorum. Ona bir şey olur korkusuyla hep yanında yatıyorum. Onun sağlık durumuna çok dikkat ediyorum. Ancak o pek söylenenleri dinlemiyor. Bundan sonra dinlesin istiyorum çünkü bu son şansımızdı. Takılan kapağın da ömrü az. İyi bakarsa 10 seneyi geçer.”

‘7 SENE İÇİNDE KAPAK ENFEKSİYON YÜZÜNDEN İYİCE BOZULMUŞ’

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görev yapan ve Ferhat Şengün’ün sağlığına kavuşmasını sağlayan, Prof. Dr. Mustafa Karaca, Doç. Dr. Tuncay Kırış ve Uzm. Dr. Fatma Esin, hastanın operasyondan bir gün sonra taburcu olabileceğini söyledi. Başarılı işlem sonrası kapak fonksiyonları normale dönen hasta hakkında bilgi veren Prof. Dr. Karaca, “Hastamız çocuk yaşta kalp kapağında tutulma yaşamış. Mitral kapakta ciddi daralma olmuş, ameliyatla metal kapak takılmış. Yıllar içerisinde beyin damarlarında bir balonlaşma olmuş ve beyin kanaması geçirmiş. Bu kanama nedeniyle kan inceltici ilaç kullanamıyordu. 7 yıl önce ikinci ameliyatla bu metal kapak çıkartılıp yerine biyoprotez dediğimiz yani insan dokusu içeren kalp kapağı yerleştirilmiş. Bu kapaklar metal kapaklara göre daha çabuk bozulabiliyor. 7 sene içinde kapak enfeksiyon yüzünden iyice bozulmuş. Kapak fonksiyonlarını yapamadığı için yeni bir kapak gerekti. Bu kapak için üçüncü kez kalbin açılıp ameliyat yapılması riskliydi” ifadelerini kullandı.

‘ÜÇ DERECE KAÇAĞI VARDI, ŞU AN HİÇ YOK’

Şengün’ün operasyondan bir gün sonra taburcu edilmeye hazır olduğunu belirten Prof. Dr. Karaca, “Başarılı şekilde işlem gerçekleştirildi. Hastamızın göğsü açılmadı ve bu işlem için kalbi durdurulmadı. Kasıktan bir iğneyle girip çalışmayan kapağın içine yeni bir kapak takılarak kapak fonksiyonları normal hale getirildi. Kapağında 3 derece kaçağı vardı. Şu an hiç kaçağı yok. İnşallah mikrop kaptırmaz, kendine iyi bakar, ilaçlarını düzenli kullanırsa ömür boyu kullanır. Bu işlemi ilk kez yaptık. Girişimsel işlemleri sık yapıyoruz ama normalde aort kapak için yapıyoruz. Mitral kapak için dünyada da nadir yapılan bir uygulamadır. Ülkemizde de sadece birkaç uygulama var. Sonuçların güzel olması bizi memnun etti. Hastamız normal hayatına devam edebilir. Her kapak hastasında olduğu gibi uzun dönem takipleri bizim için önemli. Kapak fonksiyonları takip edilerek, kaçak var mı darlık oluşmuş mu 6 ayda bir bakmamız gerekir” dedi. (DHA)

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kalp-hastasi-ferhat-sengun-nadir-yontemle-sagligina-kavustu/feed/ 0
Diz Önündeki Ağrılar İçin Diz İçi Enjeksiyonlar Öneriliyor https://www.akittvhaber.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/#respond Wed, 31 Jan 2024 09:09:23 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3233

Gündelik yaşam içinde merdiven inip çıkarken ya da çömeldikten sonra diz önünde ağrı yaşanması çoğu kişinin başına gelebilen yaygın bir durum. Ancak ağrı hastanın hayatını ciddi şekilde etkilemediği için genelde hekime başvurmak için geç kalınabildiğini söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Budak Akman, “Dizin önündeki ağrı birkaç günde düzelmezse, dizi hareket ettirmede zorluk yaşanırsa zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı” dedi. Prof. Dr. Akman, özellikle son yıllarda çok daha yaygın olarak kullanılan diz içi enjeksiyonlar ile bu ağrıların kontrol altına alınabileceğine işaret etti.

Her yaştaki kişiyi etkilemekle birlikte daha çok orta yaşlı kişilerde daha sık karşılaşılan diz önü ağrısı çok fazla ciddiye alınmasa da hastanın hayat kalitesini düşüren bir sorun. Hastanın bu ağrıyı tam olarak tarif edemediğini söyleyen Prof. Dr. Akman, “Özellikle merdiven inip çıkma, yere çömelmek veya yokuş yukarı yokuş aşağıya yürümek gibi dizimizin kıvrılmaya başladığı durumlarda ağrı yaşanıyor ve bu ağrı 2-3 gün içinde kendiliğinden geçmiyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” dedi.

“ZAMAN GEÇTİKÇE AĞRI DAHA KALICI VE BASKIN HALE GELİR”

Herhangi bir travma yaşanmadan ortaya çıkan diz önü ağrısının müphem şekilde başladığını anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Budak Akman, “Bu durumda hasta ağrıyı hisseder ama hayatını çok etkilemediği için doktora başvurmaz. Zaman geçtikçe ağrı biraz daha kalıcı ve baskın hale gelir. Dolayısıyla hasta hekime ulaştığında ağrı yoğunlaşmış ve aradan zaman geçmiş olur” ifadelerini kullandı.

Bu durumu ortaya çıkaran farklı nedenlerin olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Akman, şu uyarılarda bulundu:

“Basit zorlamayla oluşan ağrıların 2-3 günde geçmesi gerekir. Bu sürenin üzerindeki ağrılarda çözümü hastanın kendi aramaması ve mutlaka bir hekime başvurması önemlidir. Gecikme ağrının kalıcı ve baskın hale gelmesine neden olabileceği unutulmamalı.”

“YAŞ İLERLEDİKÇE KİREÇLENME DE BAŞLIYOR”

Yaş ilerledikçe eklemlerdeki dejenerasyonun arttığını ve 30 yaşındaki bir insanın eklem yapısıyla 60 yaşındaki bir insanın eklem yapısının aynı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Akman, “Yaşımız ilerledikçe eklemlerdeki kıkırdak, menisküs ve bağ yapılarında bir dejenerasyon başlıyor. 30 yaşındaki bir insanın diz önü problemiyle 60 yaşındaki bir insanın diz önü problemi arasında fark var. Yaş ilerledikçe kireçlenme de başlıyor. Sorun farklı bir boyut kazanıyor. Hareketle oluşan ağrı yani çömelip kalkmak, ibadet yapmak, merdiven inip çıkmak veya mesleği gereği uzun süreli ayakta kalmak gibi durumlar her seferinde eklemde ağrı hissettiriyorsa ve kişinin aklı oraya takılıyorsa beklenmemeli” şeklinde konuştu.

“DİZ İÇİ ENJEKSİYONLAR HASTANIN SEMPTOMLARINI GİDERMEYE YARDIM EDİYOR”

Diz önü ağrısında kıkırdak kökenli dokuyla ilgili ağrıları daha sık gördüğünü söyleyen Prof. Dr. Akman, “Diz önü ağrısında hastalar en çok menisküs yırtığı veya bağda kopmanın olup olmadığını merak eder. Ancak diz önü ağrısı menisküs yırtığı demek değildir” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Akman, hastaların bu ağrılarla yaşayarak hayat kalitelerini düşürmemelerini bu noktada tedavide birçok alternatifin olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Bazen sadece dinlenmek yeterli olabilirken, çeşitli nonsteroid ilaçlar, ağrı kesiciler, buz uygulamaları ve fizik tedavi hastalarımızın büyük bir kısmını rahatlatabilir. Bunların yanı sıra son zamanlarda sık başvurduğumuz diz içi enjeksiyonları var. Hastanın semptomlarını gidermede oldukça başarılı sonuçlar alındığı için diz içi enjeksiyonlar, sık başvurulan yöntemler arasında yer alır.”

“HASTANIN DURUMUNA GÖRE FARKLI DİZ İÇİ ENJEKSİYONLAR KULLANILIYOR”

Diz içi enjeksiyonlarında hastanın durumuna, soruna yönelik farklı alternatiflerin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Akman, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Bunlardan bir tanesi kortizon enjeksiyonları. Kortizon enjeksiyonlarının tedavi edici özelliği olmasa da hastanın semptomlarını giderici ve ağrısını dindirici bir özelliği var. Diğer bir enjeksiyon çeşidi ise hyalüronik asittir. Bu diz eklem sıvısının bir benzeridir. Bir diğeri ise halk arasında da çok duyulan ve merak edilen PRP ve kök hücreler. Bu hastanın kendi kanından elde ettiğimiz kan ürünleridir. PRP ve kök hücrelerin rejeneratif yani bozuk dokuyu iyileştirici özelliklerinden faydalanıyoruz. Son zamanlarda ortaya çıkan bir enjeksiyon çeşidi daha var. Bu hidrojel tedavisidir. Ameliyatlık durumu olan ancak çeşitli nedenlerle ameliyat olamayan, anestezi almaya uygun olmayan hastalarda hidrojel tedavisi uygun bir seçenek olabilir. Pratikte daha sık kullandığımız hyalüronik asit ve PRP benzeri kan ürünleridir. Bu tedavilerle hastalarımızda genellikle başarılı şekilde ağrıyı dindirebiliyoruz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/feed/ 0
İstanbul’da yoğun bakım doluluk oranı yüzde 70 ila 80 arasında https://www.akittvhaber.com.tr/istanbulda-yogun-bakim-doluluk-orani-yuzde-70-ila-80-arasinda/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbulda-yogun-bakim-doluluk-orani-yuzde-70-ila-80-arasinda/#respond Sun, 28 Jan 2024 09:09:17 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3127

İSTANBUL İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, İstanbul’da üst solunum yolu enfeksiyonları ve yoğun bakım doluluk durumuyla ilgili son durumu anlattı. Prof. Dr. Memişoğlu, İstanbul’daki hastanelerde yoğun bakım doluluk oranlarının yüzde 70 ila 80’ler arasında seyrettiğini, mevsimsel grip, RSV ve Kovid 19 başta olmak üzere viral enfeksiyonlar nedeniyle meydana gelen üst solunum yolu şikayetlerinin yoğunlukta olduğunu, influenza hastalarının daha ağırlıkta olduğunu söyledi. Yoğun bakımlarda viral enfeksiyonlara bağlı hastalardan çok, dolaşım bozuklukları, diyabet, kanser gibi kronik hastaların yattığına da dikkat çeken Memişoğlu, “Mevsimsel salgınlardan çok, bu hastalıklardan çekinin” mesajı verdi.

Kış mevsimi ile birlikte pek çok virüsün dolaşıma girmesiyle artan viral salgınlar, hem acillerde hem de yoğun bakımlarda hasta artışına neden olsa da bu durumun beklenen mevsimsel bir artış olduğunu söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Geçen senelerden farklı bir sayı var mı derseniz, çok anlamlı bir farklılığımız yok. Klinik süreçler belki biraz farklı olabilir. Biraz daha uzun sürüyor olabilir hastalığın belirtileri. Kovid ile kıyaslayanlar var; bunun kıyaslanması mümkün değil. Çünkü bu, mevsimsel bir artış, beklediğimiz bir durum. Kovid mevsimsel bir salgın değildi. 2019-2020-2021 senelerinde aralıksız bir salgın şeklinde sürdü” dedi. İstanbul’daki yoğun bakım doluluk oranlarının yüzde 70 ila 80’ler civarında seyrettiğini söyleyen Prof. Dr. Memişoğlu, damar tıkanıklığı, kalp hastalığı ya da inme gibi dolaşım sistemi bozukluğu olan hasta sayısının, üst solunum yolu enfeksiyonu hastalarından daha fazla olduğunu kaydetti.

“HER YIL YAŞADIĞIMIZ MEVSİMSEL YOĞUNLUK”

Aslında her yıl Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarının üst solunum yolu enfeksiyonu mevsimi olarak geçtiğine dikkat çeken Prof. Dr. Memişoğlu, “Kapalı ortamlarda daha çok bulunmaya bağlı olarak ağırlıkla influenza dediğimiz grip virüsüne bağlı enfeksiyonlarda mevsimsel artışların olduğu, rutin olarak yaşadığımız bir dönem. Yüzyıllardır da böyle bu aslında. Yoğun bakımlarımızı yatak sayısı ve nüfusa oranladığımız zaman Avrupa ve OECD’nin çok üstünde bir kapasiteye sahibiz. Burada yatan hastalar sadece üst solunum yolu enfeksiyonları değil; inme hastaları, ameliyat sonrası hastalar, düşkün hastalar, ağır şeker hastaları ya da koma halindeki her hastaya burada bakıyoruz. Diğer hastalıklar da var tabii. Onun için de yoğun bakım yataklarımızda ortalama yüzde 70 ila 80 arası doluluk oluyor bu mevsimlerde. Yaz dönemlerinde daha düşük oluyor bu oranlar” diye konuştu.

“DOLAŞIM HASTALIKLARI GRİPTEN DAHA TEHLİKELİ”

Dolaşım hastalıklarının üst solunum yolu enfeksiyonu ya da bulaşıcı hastalıklardan çok daha fazla ölüme sebebiyet verdiğini belirten Prof. Dr. Memişoğlu, şunları söyledi: “Damar hastalığı der bazıları, bazıları dolaşım hastalığı der; bugün inmeye, kalp krizine baktığımızda, bu hastalıklardaki ölüm oranları, viral enfeksiyonlara bağlı üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ölüm oranlarından çok daha yüksektir. Şu anda yoğun bakımlarımızda solunum yolu hastalıklarından daha fazla, bu tür hastaların takip edildiğini, bunların sayısının daha yüksek olduğunu görüyoruz. İnsanlar tabii ki kendilerini bulaşıcı hastalıklardan korumalı. Ama gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük sorun, dolaşım hastalıkları, inme, kalp krizi, diyabet gibi hastalıklar ve bunlar bir de genç iş gücü sahibi insanlarda çok daha riskli bir haline geliyor.”

“ACİLE DEĞİL, AİLE HEKİMLERİNİZE GİDİN”

“İnsanlarımızın hasta olmaması için de önlemler alması lazım” diyen Prof. Dr. Memişoğlu, sözlerini şu uyarılarda bulunarak bitirdi: “Kendini kötü hissettiği zaman maske kullanmasını tavsiye ediyoruz. Kapalı ortamlara girdiklerinde daha dikkatli olmasını, kırgınlık varsa ya da yaşlı, kronik hastalıkları, ek hastalıkları varsa; kapalı, kalabalık ortamlara girmemesini, girmek zorunda kalırsa da maske kullanmasını özellikle istiyoruz. Kırgınlığı, hafif ateşi olan, solunum yolu enfeksiyonu belirtileri yaşayan hastalarımızda erken aşamada tedavi verdiğimizde etkili olabiliyoruz. Bu nedenle bu vatandaşlarımız, kendilerine en yakın olan aile hekimlerine gitmeli bu tip durumlarda. Özellikle yaşlı ya da yandaş hastalığı olanların, aile hekimlerine gitmesi çok daha önemli. Çünkü erken dönemde çok daha rahat tedavi alabilirler ve hastalığı daha hafif geçirebilirler. Kalabalık olan acillere gitmektense kendi aile hekimlerine gitmeleri çok daha etkili. Ayrıca acillerde her zaman, kalp krizi, trafik kazası ya da travma hastalarına her zaman öncelik verilmek zorunda. Ondan sonra grip vb. hastalara bakılır. O kalabalık ortamda bir süre beklemek zorunda kalırsınız. Mevsimsel yoğunluğumuz bizim bahsettiğimiz Kasım, Aralık, Ocak Şubat aylarında olduğu için önümüzdeki haftalarda yavaş yavaş düşme eğilimine gireceğini düşünüyoruz. Mart’a kadar devam edip, bu mevsimden sonra da artık yoğunluk, alerjik hastalıklara yönelik olacak.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbulda-yogun-bakim-doluluk-orani-yuzde-70-ila-80-arasinda/feed/ 0
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde solunum yolu enfeksiyonu vakaları arttı https://www.akittvhaber.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/ https://www.akittvhaber.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:12:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2878

AKDENİZ Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’ne solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle başvuran günlük ortalama hasta sayısı, son 1 ayda yüzde 80 arttı. Yoğun bakım ünitesindeki yoğunluğun kış aylarında arttığını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz, “Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz” dedi.

Türkiye’de kış aylarının gelmesiyle birlikte solunum yolları enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’nde erişkin bölümüne son 1 ayda solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen günlük ortalama hasta sayısı yüzde 70-80 oranında arttı. Çocuk Acil Servisi’ne üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen hasta sayısındaki artış yüzde 50’ye, alt solunum yolu enfeksiyonu şikayeti ise yüzde 30’a dayandı. Acil servise başvuran günlük yaklaşık 140 hastanın, örnek alınan yüzde 7-8’inin Covid test sonucu pozitif çıktı. Üst solunum yolu enfeksiyonu ilerleyen hastaların alt solunum yolu hastalıklarına çevrilmesiyle birlikte yoğun bakım ünitelerinde yoğunluk yaşanmaya başladı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’ne giren DHA ekibi, buradaki hasta yoğunluğunu kayıt altına aldı.

YOĞUN BAKIMDA 65 YAŞ ÜZERİ KRONİK HASTALAR

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Cengiz, yılın 12 ayı boyunca yoğun bakım ünitelerinin dolu olduğunu belirterek, kış aylarında yoğunluğun arttığını anlattı. Yoğun bakım ünitesine genellikle solunum yetmezliği şikayeti ilerleyen hastaları aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz, “İnfluenza, Covid veya Rinovirüs gibi tipi ne olursa olsun çok sık bulunan virüsler şu an izole ediliyor. Bunlar genellikle basit enfeksiyon olarak atlatılabiliyor. Hastalar tedavilerle evlerine gönderiliyor ama özellikle bağışıklık sistemiyle ilgili sorunu olanlarda, diyabet ve kanser hastalarında, 1 yaşının altındaki çocuklarda, 65 yaş üzeri bireylerde ya da bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçları kullanan kişilerde gribal enfeksiyonlar hafif atlatılamayabiliyor. Bu kişilerde alt solunum yollarını virüsün etkilemesi nedeniyle solunum yetmezliği ya da halk arasında bilinen zatürre meydana gelebiliyor. Eğer kandaki oksijen basıncı çok düşecek olursa, bu hastalara ek oksijen tedavileri ve daha da olmazsa solunum cihazında kullanılan tedavileri uygulamamız gerekiyor. Bunları da yoğun bakımlarda yapıyoruz. Nadiren gençlerde de görülüyor fakat genellikle 65 yaş üzeri bireylerde ya da sahip oldukları hastalıklar veya kullandıkları ilaçlara bağlı risk grubunu oluşturan kişilerde yoğun bakım ihtiyacı daha fazla” dedi.

MASKE KULLANIMI VE HİJYENE DİKKAT

Bu dönemde maske takmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Melike Cengiz, “Özellikle zatürreler için şu dönemde maske takmak çok önemli. Hem kendimizi korumak için hem de gripsek etrafımızdaki insanları koruyabilmek için çok önemli. Kapalı alanlarda çok fazla durmamaya özen göstermeliyiz. Kapalı alanda duruyorsak, bu alanların sık sık havalandırılması önemli. Tabii ki el hijyeni yine önemli. Grip olma ihtimali olan kişilerde mesafeyi korumamız gerekiyor. Bunun dışında genel vücut izi hijyeni de önem taşıyor” diye konuştu.

‘GENEL ZATÜRRE TEDAVİSİ YAPIYORUZ’

Yoğun bakımda sadece Covid hastalarının olmadığını belirten Prof. Dr. Melike Cengiz, “Covid dışında farklı virüsler de izole edilebiliyor. Sonuçta Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Rutin olarak her hastaya virüs tipiyle enfekte olduğuyla ilgili eskisi gibi test yapılamıyor. Dolayısıyla bize yatan hastalara bir test yapıldıysa bununla ilgili olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Yapılmadıysa da zaten tedavisinde çok büyük değişiklik yok. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz. Solunum yetmezliğinin ağırlığına göre de hastalığı tedavi ediyoruz” dedi.

‘HASTA YAKINLARININ RİSKLİ GRUBA YAKLAŞMAMALARI GEREKİYOR’

Risk grubunda olanların muhakkak kendisini korumaya çalışması gerektiğini belirten Prof. Dr. Cengiz, “Yaşlılarımıza dikkat etmemiz lazım. Diyabet hastaları, kanser hastalarının mümkün olduğunca toplu alanlara çıkmaması ya da bu kişilerin hasta olan yakınlarının bu riskli grupların yanına hasta oldukları süre içerisinde yaklaşmamaları lazım. Çünkü sonuçta hayatı tehdit eden bir hale gelebiliyor ve hastaları kaybedebiliyoruz. Özellikle bu kış dönemi geçene kadar bu konuda dikkatli olunmasını rica ediyoruz. Riskli grubun evinden sürekli maskeyle çıkmasını tavsiye ediyoruz. Riskli gruba sahip olan yakınları olan kişilerin de yakınlarının yanına maskeyle girmesini tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/feed/ 0
5 Yaşındaki Çocuk, Kendi Kalbiyle Nakil Olarak Yeniden Doğdu https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/ https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:00:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2793

HENÜZ anne karnındayken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar, “İleride kalp naklinden başka çaresi olmayacak” dedi. O büyürken, tümör de büyüdü ve kalbiyle aynı boyuta ulaştı. Ekin Ada Işık, 5 yaşına geldiğinde mucizevi bir ameliyatla yeniden doğdu. Adı, “Yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ile Opr. Dr. Yılmaz Zorman, ameliyat sırasında Ekin’in ‘kalbini yerinden söktü’, ameliyathane masasında iğneyle kuyu kazar gibi kalpteki tümörü temizledi ve 8 saat boyunca göğüs boşluğunda kalbi olmadan yaşatılan Ekin’e, kendi kalbi tekrar nakledildi. Doktorları, dünyada “bu kadar küçük yaşta” kardiyak oto-transplantasyon (kendinden kalp nakli) ile hayata dönen başka vakaya rastlamadıklarını söyledi.

Balıkesir’de yaşayan Mustafa ve Fahriye Işık çiftinin tek çocuğu Ekin Ada’nın, anne karnında 32 haftalıkken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeği alalım dese de anne Fahriye Karaca Işık, onu doğurmak istedi. Daha doğmadan başvurdukları her doktor “Tek çare kalp nakli olur” dedi. 5 yaşına kadar, tümörü kalbiyle birlikte büyüdü, 8 santimlik minik kalbi, kendi büyüklüğünde bir tümörü de taşımak zorunda kaldı. Ekin Ada, geçtiğimiz Ekim ayında Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ve dünya tıp literatürüne girecek bir ameliyatla yeniden doğdu. 8 saat süren ameliyat sırasında Ekin Ada’nın kalbini “yerinden söküp” tümörü ameliyat masasında temizledikten sonra tekrar nakleden, “yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ve Opr. Dr. Yılmaz Zorman, bu eşi benzeri olmayan operasyonu, “O kadar riskli bir ameliyattı ki nefesimizi tutarak yaptık. Kadavradan kalp nakli olsa, elinizde sağlam başka bir organ var. Oto-transplantasyon, yani hastanın kendinden nakilde ise en ufak bir hatada tekrar yerine takabileceğiniz başka bir organ yok” şeklinde anlattı.

“İKİNCİ DOĞUMUNA ŞAHİT OLDUM”

“Bu çocuğun ben ikinci doğumuna tanık oldum” diyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatrik ve Konjenital Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekin Ada kızımızla 32 haftada anne karnındayken ilk olarak tanıştım. Fetal EKO’sunda bir kalp tümörü tespit edilmişti. Kızımız doğdu, ondan sonra 3 ila 6 aylık aralarla izlemeye başladık. Kalp içindeki tümör yaşı büyüdükçe, kalple beraber büyüyordu. Bu tümörlerin bir kötü tarafı da ritim düzensizlikleri yaratmaları. Ani ölüm riskinin çok yüksek olduğu vakalar bunlar. Tümörün büyüklüğü neredeyse kalp kadar olmuştu. 7 santimlik bir tümör, Ekin Ada’nın kalbi 8 santim uzunluğundaydı zaten. Sol karıncıktaki tümörün bir büyük tehlikesi daha vardı. Önemli bir koroner arter damar, tümörün içinden geçiyordu.”

“SOĞAN KABUĞU SOYAR GİBİ TÜMÖRÜ KALPTEN AYIRDIK”

Tümörün içinden hayati bir damarın geçmesi nedeniyle kalp yerindeyken ameliyat etmenin imkansız olduğunu anlatan Prof. Dr. Kalangos, çok büyük bir riske girerek kalbi yerinden çıkarıp ameliyat etme yolunu seçtiklerini vurguladı. Prof. Dr. Kalangos, “Çok dikkatli çalışmamız gerekiyordu o nedenle kalbi yerinden söktük, damarlarından ayırdık ve masanın üzerine yatırarak (kalp vücuttan ayrıyken) ameliyata devam ettik. Göğüs boşluğu tamamıyla boş kaldı, ‘kalpsiz’ bir durumda makineye bağlı takip edildi. Kalbi masanın üzerinde sol karıncığa hasar vermeden, hem kasları hem arterleri koruyarak açtık. Dr. Yılmaz Zorman ile beraber nefesimizi tuttuk, ince ince, soğan kabuğu soyar gibi kalp kasından tümörü ayırdık. Tümörün içinden geçen o ince, bir milimetrelik koroner damarı bulduk ve onu da titiz bir şekilde tümörden ayırarak kalbi tamamen temizledik. Onarılmış kalbi tekrar yerine taktık” dedi.

KALBİ TAKTIKTAN SONRA GÖZÜ EKRANDA, İLK ATIŞINI BEKLEDİ

Kalbi Ekin Ada’ya geri naklettikten sonra ilk yaptığı şeyin monitöre bakmak olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kalangos, sözlerini şöyle noktaladı: “O anda ilk yaptığınız şey tabii ki monitöre gözünüz takılıyor. Kalp tekrar çalışmaya başladı ve büyük bir rahatlama yaşadık.  Ben özellikle yurt dışında Cenevre’deyken çocuklarda kalp akciğer transplantasyonunu rutin olarak yapan bir cerrahtım. Kalp naklinde oldukça tecrübesi olan bir cerrah olmama rağmen oto-transplantasyon yani hastanın kalbini yerinden çıkarıp tekrar takma tecrübesini ilk defa yaşadım. Dolayısıyla benim için de özel bir andı bu. Ekin Ada’nın başka alternatifi yoktu. Düşünün ölüme mahkum olan bir insanın, mucizevi bir şekilde tekrar hayata dönmesi, bu ikinci doğuş değil de nedir?”

“EN UFAK BİR HATADA BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTU”

Prof. Dr. Kalangos ile birlikte ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Yılmaz Zorman ise 8 saat süren ameliyat sırasında defalarca nefeslerini tuttuklarını söyleyerek şunları anlattı: “Çok uzun süren bir ameliyattı. Hocayla kaç kere göz göze geldik, kaç kere nefesimizi tuttuk gerçekten hatırlamıyorum. Ekin Ada, her şeyiyle çok özel bir çocuk. Ben bu tür bir ameliyatla meslek hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Literatür taraması da yaptık hocamızla birlikte. Böyle bir tanıyla, başarılı bir şekilde ameliyat olmuş bu yaşta bir hasta literatürde bulamadık. Bazı denemeler olmuş ama bu yaştaki bir çocukta başarılı bir ameliyat ve oto-transplantasyon, bence bu ameliyatı nadir kılan unsurlar.”

Ritim bozuklukları nedeniyle ani ölüm riski yaşamaya başlayan Ekin Ada’nın kendi yaşı, boyu ve kilosuna uygun kalp bulunana kadar nakil bekleyecek durumda olmadığını da anlatan Dr. Zorman, “Diyelim ki kalp nakli ameliyatı yapıldı, elinizde bir alternatifiniz olurdu o anda. Çünkü orada sağlam bir kalp dokusu var ve yerine taktığınızda çalışacak. Ama bizim ikinci bir alternatifimiz yoktu. Hatta biz Ekin’i ameliyata almadan önce neden yapıyorsunuz sorusuyla da çok muhatap olduk. Çünkü annesinin kucağından alıp ameliyathaneye götürüyorsunuz ama işler yolunda gitmezse onlara kötü bir haber vermek zorunda kalabilirsiniz.  Bu, çok yıkıcı olurdu hepimiz için. Şimdi bizi ziyarete geliyor, bu mutluluğun tarifi inanın yok” diyerek sözlerini noktaladı.

“BİRİLERİ RİSK ALMALI DEDİ VE ONU KURTARDI”

Hamileliğinin son haftalarında aldığı korkunç teşhisle yüzleşmenin çok zor olduğunu anlatan anne Fahriye Işık Karaca ise duygularını şu şekilde ifade etti: “Her şey 32 haftaya kadar çok güzel giderken bir anda bizi alt üst eden bir haberle sarsıldık. Gezdiğimiz hastanelerde, kızımız için hiçbir şey yapılamayacağı söylendi. Doğumdan sonra 10 gün yoğun bakımda kaldı, ancak 10 gün sonra kucağıma alabildim. Herkes çocuğunu alıp çıkıyor ama siz hastaneden boş çıkıyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ben kızımda yaşadım. Allah’a şükürler olsun ki Kalangos hocamızla tanıştık. O bize hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceğini, birilerinin risk alması gerektiğini söyledi. Denenecek başka bir yöntem de yoktu. Onun için gözünüzü karartıp kabul ediyorsunuz. İlk gittiğimiz hastanede anne karnında çocuğun hayatını sonlandırıp bana doğum yaptırmaktan bahsedilirken, öyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki çocuğunuzu sizin elinize sağlığına kavuşturup veriyor, onunla bir ömür geçirebileceğinizi size gösteriyor. Dünyalar benim oldu desem az kalır yanında.”

“KAHRAMAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Baba Mustafa Işık ise kızının doğumundan önce başvurdukları her hastanede kalp naklinden başka şansının olmadığını söylediklerini kaydederek, “Ameliyat tamamlandığında hocamız bizi ameliyathanenin kapısını çağırdı. Ellerini açtığı anda ameliyatın iyi geçtiğini anladık ve bütün dünyalar bizim oldu. Hocama sarılıp ağladım” diye konuştu. Minicik bedeniyle böylesine zor bir hastalığa direnen ve geçirdiği mucizevi ameliyatla sağlığına kavuşan minik ekin Ada ise kendini kahraman gibi hissettiğini söyleyerek, “Ameliyata girmeden önce ne olacağını çok merak etmiştim. Kahraman gibi bekliyordum. Daha önce iki kez yoğun bakımda yatmıştım. Günler çok uzun geçmişti o zaman. Artık korkmuyorum çünkü büyüdüm. İleride veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum. Onları iyileştirmek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/feed/ 0
5 Yaşındaki Çocuk, Kendi Kalbiyle Nakil Olarak Yeniden Doğdu https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/ https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/#respond Sun, 21 Jan 2024 09:24:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2790

HENÜZ anne karnındayken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar, “İleride kalp naklinden başka çaresi olmayacak” dedi. O büyürken, tümör de büyüdü ve kalbiyle aynı boyuta ulaştı. Ekin Ada Işık, 5 yaşına geldiğinde mucizevi bir ameliyatla yeniden doğdu. Adı, “Yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ile Opr. Dr. Yılmaz Zorman, ameliyat sırasında Ekin’in ‘kalbini yerinden söktü’, ameliyathane masasında iğneyle kuyu kazar gibi kalpteki tümörü temizledi ve 8 saat boyunca göğüs boşluğunda kalbi olmadan yaşatılan Ekin’e, kendi kalbi tekrar nakledildi. Doktorları, dünyada “bu kadar küçük yaşta” kardiyak oto-transplantasyon (kendinden kalp nakli) ile hayata dönen başka vakaya rastlamadıklarını söyledi.

Balıkesir’de yaşayan Mustafa ve Fahriye Işık çiftinin tek çocuğu Ekin Ada’nın, anne karnında 32 haftalıkken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeği alalım dese de anne Fahriye Karaca Işık, onu doğurmak istedi. Daha doğmadan başvurdukları her doktor “Tek çare kalp nakli olur” dedi. 5 yaşına kadar, tümörü kalbiyle birlikte büyüdü, 8 santimlik minik kalbi, kendi büyüklüğünde bir tümörü de taşımak zorunda kaldı. Ekin Ada, geçtiğimiz Ekim ayında Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ve dünya tıp literatürüne girecek bir ameliyatla yeniden doğdu. 8 saat süren ameliyat sırasında Ekin Ada’nın kalbini “yerinden söküp” tümörü ameliyat masasında temizledikten sonra tekrar nakleden, “yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ve Opr. Dr. Yılmaz Zorman, bu eşi benzeri olmayan operasyonu, “O kadar riskli bir ameliyattı ki nefesimizi tutarak yaptık. Kadavradan kalp nakli olsa, elinizde sağlam başka bir organ var. Oto-transplantasyon, yani hastanın kendinden nakilde ise en ufak bir hatada tekrar yerine takabileceğiniz başka bir organ yok” şeklinde anlattı.

“İKİNCİ DOĞUMUNA ŞAHİT OLDUM”

“Bu çocuğun ben ikinci doğumuna tanık oldum” diyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatrik ve Konjenital Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekin Ada kızımızla 32 haftada anne karnındayken ilk olarak tanıştım. Fetal EKO’sunda bir kalp tümörü tespit edilmişti. Kızımız doğdu, ondan sonra 3 ila 6 aylık aralarla izlemeye başladık. Kalp içindeki tümör yaşı büyüdükçe, kalple beraber büyüyordu. Bu tümörlerin bir kötü tarafı da ritim düzensizlikleri yaratmaları. Ani ölüm riskinin çok yüksek olduğu vakalar bunlar. Tümörün büyüklüğü neredeyse kalp kadar olmuştu. 7 santimlik bir tümör, Ekin Ada’nın kalbi 8 santim uzunluğundaydı zaten. Sol karıncıktaki tümörün bir büyük tehlikesi daha vardı. Önemli bir koroner arter damar, tümörün içinden geçiyordu.”

“SOĞAN KABUĞU SOYAR GİBİ TÜMÖRÜ KALPTEN AYIRDIK”

Tümörün içinden hayati bir damarın geçmesi nedeniyle kalp yerindeyken ameliyat etmenin imkansız olduğunu anlatan Prof. Dr. Kalangos, çok büyük bir riske girerek kalbi yerinden çıkarıp ameliyat etme yolunu seçtiklerini vurguladı. Prof. Dr. Kalangos, “Çok dikkatli çalışmamız gerekiyordu o nedenle kalbi yerinden söktük, damarlarından ayırdık ve masanın üzerine yatırarak (kalp vücuttan ayrıyken) ameliyata devam ettik. Göğüs boşluğu tamamıyla boş kaldı, ‘kalpsiz’ bir durumda makineye bağlı takip edildi. Kalbi masanın üzerinde sol karıncığa hasar vermeden, hem kasları hem arterleri koruyarak açtık. Dr. Yılmaz Zorman ile beraber nefesimizi tuttuk, ince ince, soğan kabuğu soyar gibi kalp kasından tümörü ayırdık. Tümörün içinden geçen o ince, bir milimetrelik koroner damarı bulduk ve onu da titiz bir şekilde tümörden ayırarak kalbi tamamen temizledik. Onarılmış kalbi tekrar yerine taktık” dedi.

KALBİ TAKTIKTAN SONRA GÖZÜ EKRANDA, İLK ATIŞINI BEKLEDİ

Kalbi Ekin Ada’ya geri naklettikten sonra ilk yaptığı şeyin monitöre bakmak olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kalangos, sözlerini şöyle noktaladı: “O anda ilk yaptığınız şey tabii ki monitöre gözünüz takılıyor. Kalp tekrar çalışmaya başladı ve büyük bir rahatlama yaşadık.  Ben özellikle yurt dışında Cenevre’deyken çocuklarda kalp akciğer transplantasyonunu rutin olarak yapan bir cerrahtım. Kalp naklinde oldukça tecrübesi olan bir cerrah olmama rağmen oto-transplantasyon yani hastanın kalbini yerinden çıkarıp tekrar takma tecrübesini ilk defa yaşadım. Dolayısıyla benim için de özel bir andı bu. Ekin Ada’nın başka alternatifi yoktu. Düşünün ölüme mahkum olan bir insanın, mucizevi bir şekilde tekrar hayata dönmesi, bu ikinci doğuş değil de nedir?”

“EN UFAK BİR HATADA BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTU”

Prof. Dr. Kalangos ile birlikte ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Yılmaz Zorman ise 8 saat süren ameliyat sırasında defalarca nefeslerini tuttuklarını söyleyerek şunları anlattı: “Çok uzun süren bir ameliyattı. Hocayla kaç kere göz göze geldik, kaç kere nefesimizi tuttuk gerçekten hatırlamıyorum. Ekin Ada, her şeyiyle çok özel bir çocuk. Ben bu tür bir ameliyatla meslek hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Literatür taraması da yaptık hocamızla birlikte. Böyle bir tanıyla, başarılı bir şekilde ameliyat olmuş bu yaşta bir hasta literatürde bulamadık. Bazı denemeler olmuş ama bu yaştaki bir çocukta başarılı bir ameliyat ve oto-transplantasyon, bence bu ameliyatı nadir kılan unsurlar.”

Ritim bozuklukları nedeniyle ani ölüm riski yaşamaya başlayan Ekin Ada’nın kendi yaşı, boyu ve kilosuna uygun kalp bulunana kadar nakil bekleyecek durumda olmadığını da anlatan Dr. Zorman, “Diyelim ki kalp nakli ameliyatı yapıldı, elinizde bir alternatifiniz olurdu o anda. Çünkü orada sağlam bir kalp dokusu var ve yerine taktığınızda çalışacak. Ama bizim ikinci bir alternatifimiz yoktu. Hatta biz Ekin’i ameliyata almadan önce neden yapıyorsunuz sorusuyla da çok muhatap olduk. Çünkü annesinin kucağından alıp ameliyathaneye götürüyorsunuz ama işler yolunda gitmezse onlara kötü bir haber vermek zorunda kalabilirsiniz.  Bu, çok yıkıcı olurdu hepimiz için. Şimdi bizi ziyarete geliyor, bu mutluluğun tarifi inanın yok” diyerek sözlerini noktaladı.

“BİRİLERİ RİSK ALMALI DEDİ VE ONU KURTARDI”

Hamileliğinin son haftalarında aldığı korkunç teşhisle yüzleşmenin çok zor olduğunu anlatan anne Fahriye Işık Karaca ise duygularını şu şekilde ifade etti: “Her şey 32 haftaya kadar çok güzel giderken bir anda bizi alt üst eden bir haberle sarsıldık. Gezdiğimiz hastanelerde, kızımız için hiçbir şey yapılamayacağı söylendi. Doğumdan sonra 10 gün yoğun bakımda kaldı, ancak 10 gün sonra kucağıma alabildim. Herkes çocuğunu alıp çıkıyor ama siz hastaneden boş çıkıyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ben kızımda yaşadım. Allah’a şükürler olsun ki Kalangos hocamızla tanıştık. O bize hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceğini, birilerinin risk alması gerektiğini söyledi. Denenecek başka bir yöntem de yoktu. Onun için gözünüzü karartıp kabul ediyorsunuz. İlk gittiğimiz hastanede anne karnında çocuğun hayatını sonlandırıp bana doğum yaptırmaktan bahsedilirken, öyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki çocuğunuzu sizin elinize sağlığına kavuşturup veriyor, onunla bir ömür geçirebileceğinizi size gösteriyor. Dünyalar benim oldu desem az kalır yanında.”

“KAHRAMAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Baba Mustafa Işık ise kızının doğumundan önce başvurdukları her hastanede kalp naklinden başka şansının olmadığını söylediklerini kaydederek, “Ameliyat tamamlandığında hocamız bizi ameliyathanenin kapısını çağırdı. Ellerini açtığı anda ameliyatın iyi geçtiğini anladık ve bütün dünyalar bizim oldu. Hocama sarılıp ağladım” diye konuştu. Minicik bedeniyle böylesine zor bir hastalığa direnen ve geçirdiği mucizevi ameliyatla sağlığına kavuşan minik ekin Ada ise kendini kahraman gibi hissettiğini söyleyerek, “Ameliyata girmeden önce ne olacağını çok merak etmiştim. Kahraman gibi bekliyordum. Daha önce iki kez yoğun bakımda yatmıştım. Günler çok uzun geçmişti o zaman. Artık korkmuyorum çünkü büyüdüm. İleride veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum. Onları iyileştirmek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/feed/ 0
Siirt Üniversitesi Hayvan Sağlığı Hastanesi’nde 969 Hayvan Tedavi Edildi https://www.akittvhaber.com.tr/siirt-universitesi-hayvan-sagligi-hastanesinde-969-hayvan-tedavi-edildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/siirt-universitesi-hayvan-sagligi-hastanesinde-969-hayvan-tedavi-edildi/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:12:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2761

Teknolojiyle donatılan Siirt Üniversitesi (SİÜ) Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete başladığı Haziran 2023’ten bu yana 969 hayvan tedavi edildi.

Üniversitenin Kezer Yerleşkesi’nde geçen yıl 8 bin 300 metrekarelik alanda kurulan ve kentin yanı sıra çevre illere de cerrahi, iç hastalıkları, doğum ve jinekoloji, suni tohumlama ve döllenme klinikleriyle hizmet sunulan hastanede, inek, koyun, keçi, at gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra sahipli ve sahipsiz kedi, köpek ve egzotik hayvanların da tedavileri yapılıyor.

Hastanede ultrasonografi, radyoloji ve ekokardiyografi gibi teknolojilerle tanı konuluyor, gelişmiş laboratuvarlarda mikrobiyolojik, patolojik ve parazitolojik analizler gerçekleştiriliyor.

SİÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak, AA muhabirine, geçen yıl kurulan ve 8 ay önce hasta kabulüne başlayan hastanede her türlü hizmetin verilebildiğini söyledi.

Hastanede ameliyat sonrası hasta bakım, karantina ve izolasyon ünitelerinin yer aldığını bildiren Şındak, son teknoloji cihazlarla donatılan hastanede iç hastalıklar, cerrahi ve doğum alanlarındaki kliniklerde tedavilerin yapıldığını belirtti.

“Türkiye’de sayılı hayvan hastaneleri arasında yer almaktadır”

Hastanede 7 gün 24 saat esasına göre hizmet verildiğini dile getiren Şındak, şöyle konuştu:

“Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi, bütün hayvan türlerinin tedavi edilmesi için uygun koşullar taşımakta. Burada muayene, hasta tanısı için laboratuvar tetkikleri, ameliyatlar gerçekleştiriliyor. Türkiye’de sayılı hayvan hastaneleri arasında yer almaktadır. En yüksek teknolojik donanıma sahip ülkemizin en iyi hayvan hastanelerinden biridir.”

“Sahipli ve sahipsiz hayvanlara elimizden geldiğince hizmet veriyoruz”

Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ali Gülaydın, hastanede 5’i idari, 3’ü tekniker olmak üzere 9 destek personeli ve 30 öğretim üyesinin görev yaptığını bildirdi.

Hastanenin acil servisinde her türlü hayvana hizmet verildiğini ifade eden Gülaydın, bölgedeki illerden de hayvanların getirildiğini, klinik muayene, tedavi, teşhis ve hospitalizasyon hizmeti verildiğini söyledi.

Hastanenin bölgede tek, ülkede sayılı hastaneler arasında yerini aldığını kaydeden Gülaydın, şöyle devam etti:

“Hastane tam teşekküllü ve personel açısından tedavi hizmeti veren ekipmanlardan oluşmaktadır. Hastanede Pet Polikliniği, Büyükbaş ve Küçükbaş Poliklinikleri, Egzotik Hayvan ve Acil Polikliniği mevcut. Polikliniklerimizde Cerrahi Ana Bilim Dalı, Doğum ve Jinekoloji Ana Bilim Dalı, İç Hastalıklar Ana Bilim Dalı ile Suni Tohumlama ve Döllenme Ana Bilim Dalı olarak hizmeti vermektedir. Radyoloji ünitemizde, son teknolojiye sahip röntgen cihazı, ultrasonografi cihazı, endoskopi cihazlarımız mevcuttur. Bu şekilde sahipli ve sahipsiz hayvanlara elimizden geldiğince hizmet veriyoruz. Son 8 ayda 969 hayvan tedavi edildi.”

Gülaydın, Siirt Belediyesinin yanı sıra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüyle yapılan protokol ile ortak çalışmalar da gerçekleştirildiğini aktardı.

Özellikle nesli tükenmekte olan hayvanların tedavi rehabilitasyonunun hastanede gerçekleştirildiğini aktaran Gülaydın, “Tedavinin ardından bu hayvanlar, doğal yaşam alanlarına bırakılıyor. Bakımları ve detaylı ameliyatları hastanede sürdürülmekte.” dedi.

Hayvan hastalıklarına yönelik bilimsel araştırma yapılıyor

Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özgül Gülaydın, hastanede hayvan hastalıklarına yönelik bilimsel araştırma da yapıldığını anlattı.

Gülaydın, “Mikrobiyoloji laboratuvarında hayvanlarda hastalıklara neden olan bakteriyel etkenlerin konvansiyonel ve moleküller yöntemleri kullanarak laboratuvar teşhisini gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda antimikrobiyal duyarlılık testlerini yaparak bu bakteriyel etkenlere karşı hangi antibiyotiklerin kullanılması gerektiğine yönelik önerilerde bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/siirt-universitesi-hayvan-sagligi-hastanesinde-969-hayvan-tedavi-edildi/feed/ 0
Ankara Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yüzde 90 dolu https://www.akittvhaber.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/ https://www.akittvhaber.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:27:14 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2681

Ankara Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yüzde 90 dolu

TÜRKİYE’nin en büyük hastanelerinden Ankara Şehir Hastanesi’nde son dönemde artan viral salgın hastalıklar nedeniyle yoğun bakımlarda doluluk oranı yüzde 90’a ulaştı. Hastanenin Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Sema Turan, 250 yataktan oluşan genel yoğun bakımda doluluk oranının yüzde 90 seviyesinde olduğunu söyleyerek, “Çoklu viral etkenlerle mücadele ediyoruz. Aynı anda hem influenza pozitifliği, hem Covid-19 pozitifliği olan hastalarımız var” dedi.

Ankara Şehir Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Sema Turan, kış döneminde artan viral salgın hastalıklarla mücadele ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Turan, “Özellikle viral enfeksiyonları ek hastalığı olan bireyler geçirdiğinde yoğun bakım ihtiyaçları özellikle oluyor. Biz de onlara hizmet vermeye devam ediyoruz. Acil servislerimize çok sayıda viral enfeksiyonlu hasta geliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonu oluyor çoğunlukla. Bu, mevcut hastalık özellikle birey yaşlıysa ya da ek hastalığı varsa onları daha ağır etkiliyor. O durumda da yoğun bakım ihtiyacı duyabiliyorlar. Şu anda aslında diğer Covid-19 salgın döneminden farklı olarak ileri yaş grubunda viral enfeksiyonlar ağır seyrediyor. Tek başına bir viral enfeksiyondan bahsetmek doğru olmaz. Çünkü şu anda yaygın olarak aslında influenzayı görüyoruz, RSV’yi görüyoruz. Yine Covid-19’u da beraberinde görebiliyoruz. Aslında çoklu viral etkenlerle mücadele ediyoruz. Aynı anda hem influenza pozitifliği, hem Covid-19 pozitifliği olan hastalarımız var. Gelen 10 hastamızdan 1 ya da 2 hastamızda durum bu şekilde gerçekleşiyor. Tek başına değil, 2’li halde karşımıza gelebiliyorlar. Tabloyu bazen Covid-19 kötüleştiriyor, bazen de influenza kötüleştiriyor. Ama altta yatan hastalık burada çok önemli bir belirleyici. Diyelim ki hasta KOAH’lı ya da kalp yetmezlikli ya da kontrolsüz bir diyabeti var, bu grupta tablo daha ağır seyredebiliyor” diye konuştu.

‘HIZLI BİR TEMPODA ÇALIŞIYORUZ’

Prof. Dr. Turan, her yıl ocak- şubat- mart aylarında yoğun bakım hasta sayısının arttığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Bu dönemde pandemi öncesi viral enfeksiyonlarda yaşadığımız durumu yaşıyoruz. Evet; sayılar arttı ama mevcut yataklarımızla bu hastalara hizmet verebilir durumdayız. Biz Covid-19 durumunda var olan yatak sayımızı özellikle yoğun bakım adına çok arttırmıştık. Onlar pandemi döneminin izleriydi. Ama şu anda eski kış aylarında yaşadığımız durumu yaşıyoruz. Kış ayları enfeksiyonların yaygın olduğu aylar. Bu aylarda yoğun bakıma ihtiyaç duyan hastalar olabilir. Sonbahara göre yüzde 50’den fazla artış söz konusu yoğun bakımlarda. Çünkü sonbahar aylarında aslında etkenler kendini göstermeye başlar; ama kış aylarına girdiğimizde havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen vakitler, bireylerin birbirine çok yakın teması hastalığı bulaştırıyor. Şu an bizim genel yoğun bakıma adına 250 yoğun bakım yatağımız var. Yoğun bakımlarımız yüzde 85-90 oranında dolu zaten. İyileşen hastalarımızı gönderiyoruz. İhtiyaç duyanları alıyoruz. Böyle bir hızlı tempoda çalışıyoruz. Ayrıca bu dönemde Covid-19 halen yaşlı hastalarımızı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Eğer Covid-19 PCR pozitifse ve akciğer tutulumu varsa bu hastalar yoğun bakım ihtiyacı duyuyorlar. Nadir de olsa Covid-19 virüsüne bağlı olarak genç hastalarımızın yatışı da olabiliyor.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/feed/ 0
Diyalizle komadan çıkan Şevket, onlarca bebeği de kurtardı https://www.akittvhaber.com.tr/diyalizle-komadan-cikan-sevket-onlarca-bebegi-de-kurtardi/ https://www.akittvhaber.com.tr/diyalizle-komadan-cikan-sevket-onlarca-bebegi-de-kurtardi/#respond Sun, 14 Jan 2024 21:21:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2533

Diyalizle komadan çıkan Şevket, onlarca bebeği de kurtardı

ANKARA’da Şevket Balbay (9), 8 günlük bebekken yakalandığı 200 bin kişide bir görülen ‘Akçaağaç şurubu’ hastalığı nedeniyle girdiği komadan, o dönem sadece çocuk ve yetişkin hastalara uygulanan diyaliz (kanın vücut dışında bir makine aracılığıyla temizlenmesinin ardından tekrar dolaşım sistemine verilmesi yöntemi) tedavisi ile çıktı. Şevket Balbay, 2 yaşından beri 6 ayda bir hastanede uygulanan diyaliz ile sağlıklı bir şekilde yaşamına devam ederken, o tarihten bu yana hastanede benzer metabolik hastalığı bulunan onlarca bebek aynı tedaviyle sağlığına kavuştu.

Eskişehir’de 9 yıl önce dünyaya gelen ve doğduktan hemen sonra belirlenemeyen rahatsızlığı sebebiyle yoğun bakıma alınan özel eğitim öğrencisi Şevket Balbay, durumunun ağırlaşması üzerine 8 günlükken Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi’ne sevk edildi. Koma halinde olan Şevket Balbay’a, ‘Akçaağaç şurubu’ tanısı konuldu. Balbay, tedavinin ardından gözlerini açtı ve hayata tutundu. Şevket Balbay, 2 yaşından bu yana aynı hastanede 6 ayda bir uygulanan diyalizle sağlıklı bir şekilde yaşamına devam ediyor. Hastanede, o tarihten sonra benzer metabolik hastalığı bulunan onlarca bebek de aynı tedavi uygulanarak, sağlığına kavuştu.

‘ÇOK AZ MERKEZDE YAPILAN BİR TEDAVİ’

Şevket Balbay’ın doktorlarından Prof. Dr. Begüm Atasay, şu anda 9 yaşında olan Şevket Balbay’ın 9 yıl önce bir cuma günü Eskişehir’den hastanelerine geldiğini söyleyerek, “Eskişehir Devlet Hastanesi’nden arandık. Hastanın genel durumu kötü, bilinci kapalı, 8 günlük bir bebek olduğu söylendi. Biz bu hastayı kabul ettik. ve hasta bize entübe bir şekilde, bilinci kapalı bir şekilde komada geldi. Çok hızlı bir şekilde ekip olarak yeni doğan yoğun bakım ve metabolizma ekibi bir arada hastayı yönettik. 8 saat içinde hasta teşhis aldı. Aslında burada teşhis dışında o komada olduğu dönemi yönetmek çok önemliydi. Bu yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde yapılmayan bir şey. Daha çok çocuklarda yapılır. Bu işlem metabolik hastalıkta kanda biriken ve bebekte bilincin kapalı olmasına, koma tablosuna neden olan maddenin kandan uzaklaştırılabilmesi için bir tür diyaliz metodudur. Bu uygulama dünyada yeni doğan yoğun bakım ünitesinde çok az merkezde yapılabilecek bir uygulamadır. Ama biz hızla karar vererek kandaki o toksik maddeyi hemodiyaliz yöntemlerinden biri olan bir uygulama ile başarıldı. ve sabah saatlerinde o toksik madde hastanın kanından uzaklaştırılarak bilinci açıldı” dedi.

‘DÜNYADA 200 BİNDE BİR GÖRÜLÜYOR’

Şevket Balbay’ın diğer doktoru Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Çocuk Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuba Eminoğlu ise bu hastalığın 200 binde bir canlı doğumda gözlemlendiğini belirtti. Prof. Dr. Eminoğlu, “Ülkemiz gibi akraba evliliği oranlarının yüksek olduğu ülkelerde bu ve benzeri kalıtsal hastalıkları daha sık görmekteyiz. Hastamız bebeklik döneminden itibaren özel diyet aldı ve büyümenin çok hızlı olduğu ilk 3 ayda haftalık, 6-12 aylıkken 2 haftada bir, sonrasında 2 yaşına kadar 3 ay, 2 yaşından sonra da 6 ayda bir aralıklarla polikliniğimize geliyor. Bu hastalıklarda kalıtsal olarak vücutta proteinleri parçalayan enzim eksikliği olmakta, bu nedenle de bu hastalar et, süt, tavuk, balık gibi hayvansal ürünleri, yine baklagiller gibi protein içeriği yüksek besinleri ve tahılları tüketememekte. Fakat gelişimlerini sağlamak için özel mamalarla ve meyve sebze gibi düşük proteinli besinlerle beslenebilmekteler. Ayrıca sürekli takip ve tedavileri olması gereken bir hastalık grubu. Eğer hastalar protein içeriği yüksek besin gruplarını tüketirse ya da enfeksiyon dönemlerinde tekrar atakla geliyorlar” dedi.

?Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tanıl Kendirli de Türkiye’de bu tedaviyi bebeklerde ilk yapan merkezlerden biri olduklarını, daha sonra da aynı tedaviyi onlarca bebeğe uygulayarak, onların da sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmesini sağladıklarını söyledi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/diyalizle-komadan-cikan-sevket-onlarca-bebegi-de-kurtardi/feed/ 0
Rize’de doğalgaz çalışması mağduriyet yarattı https://www.akittvhaber.com.tr/rizede-dogalgaz-calismasi-magduriyet-yaratti/ https://www.akittvhaber.com.tr/rizede-dogalgaz-calismasi-magduriyet-yaratti/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:00:28 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1736

Rize’nin Derepazarı ilçesinde mahalleye giden 2 ayrı yolda da doğalgaz çalışması olunca mahalle sakinleri mağdur oldu ve belediyeye tepki gösterdi.

İlçeye bağlı Eriklimanı Mahallesinde belediye tarafından hizmet getirme amaçlı doğalgaz çalışması başlatıldı. Başlatılan çalışmayla mahalleye giden bir yol kapandı. Mahalle sakinleri ise alternatif yolu kullanmak zorunda kaldı. Bu kez çalışma yapılan tamamlanmadan alternatif yolda da doğalgaz çalışmaları başlatılınca mahalle sakinleri evlerine yürüyerek gitmek zorunda kaldı. Evlerinde hasta olan vatandaşlar acil durumlarda yoldan arabaların geçmesinde sıkıntı yaşamaya başladı. Bu durumun üzerine mahalle sakinleri de olaya tepki gösterdi. Derepazarı Belediyesi’ne tepki gösteren mahalle sakinleri bitmek bilmeyen çalışmaların bir an evvel tamamlanarak trafiğe açılmasını bekliyor.

“Hastamızı doğru düzgün götürüp getiremiyoruz”

Yolların kötü durumda olmasından ötürü mağdur olduklarını söyleyen Abdullah Demir “Biz mağduruz, yollarda sıkıntı çekiyoruz, yağmur yağdığı zaman çocuklar okula gidemiyor. Yolumuz kapandı. Hastamız var, hastamızı doğru düzgün götürüp getiremiyoruz. Benim annem hasta ve annemi, yeğenimin evine gönderdim. Ne olur ne olmaz oradan gidip gelmesi kolay olur diye. Burada yatalak hastamız var ve ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi.

“Bir tarafı düzeltmeden öbür tarafa geçmişler”

Mevcut yoldaki çalışma bitmeden yeni yolda çalışma başlatıldığını altını çizen Demir “İki taraftan yol kapatılmış. Bir tarafı düzeltmeden öbür tarafa geçmişler. En azından bir tarafı bitirip öbür tarafa başlasaydı ki kimse mağdur olmasaydı. İki tane yol var ikisi de iki taraftan kapanmış, iki tarafta da çalışma var. Burada şimdi yarım yamalak beton döktüler. Ambulans şoförü geliyor üstten zorla ve bir daha buraya gelmem diyor. Yatalak hastamız var ve eşi burayı kazmayın dedi. Yağmurlu havada hastamız rahatsızlandı. Ambulans geldi oradan aşağıya inemedi, zorlandı. Hep sıkıntı yaşıyoruz. Hemen hemen yedinci aydan beri buralar böyle” ifadelerini kullandı.

“Karmaşık işler yapmanın manası yok”

Doğalgazın getirilmesinin mahalle için büyük bir hizmet olduğunu da hatırlatan Demir kendilerini iki yolda da peş peşe yapılan çalışmaların mağdur ettiğini sözlerine ekleyerek “Tamam hizmet güzel ama en azından bir yeri bitir öyle diğer tarafa başla. Burayı kazıp, orayı kazıp, buradan girip, oradan çıkmak. Karmaşık işler yapmanın manası yok. İnsanları mağdur etmeye gerek yok. Hizmet veriyorlar hizmete lafımız yok. Eve erzak alacaksın caminin oradan 500 metre sırtında taşıyacaksın, odun yapıyorsun getireceksin eve yolu yarmışlar. Odunu dizdim yola, beş gün sonra iş makinasıyla beraber eve götürdüm. Hep bize eziyet. Gerekenin yapılmasını istiyorum” şeklinde konuştu.

“Vatandaş bir yerden hastasını götürecek”

Bir yolun çalışmasının bitirilmeden diğerine başlandığını ve mağduriyetin buradan doğduğunu ifade eden Nihal Çakır, “Bizim iki tane yolumuz var. Yukarıdan gelen yol ve aşağıdan gelen yol. Aşağıdan gelen yolu yapıyorsan yukarıdan gelen yola dokunmayacaksın. Buradaki hizmeti bitireceksin, öyle yukarıdaki yola geçeceksin. Vatandaş nitekim bir yerden hastasını götürecek. Ben evime erzak alıyorum ve caminin oradan yürüyerek evime geliyorum. Aşağı yolu yaparken yukarı yolu bırakmış olsaydı ben evimin önünde inecektim arabayla. Haliyle bu yolu yapınca o yolu da yapmaya başladı” dedi.

“Yapılan hizmete karşı değiliz ama hizmeti doğru düzgün yapmak gerek”

Hizmetin yapıldığını ama doğru bir şekilde yapılmadığını sözlerine ekleyen Çakır “Hizmet yapılıyor ama hizmeti doğru bir şekilde yönlendiremiyorlar. Ben altı aydır evime araba ile gidemiyorum. Zamanında bu bölgeye çekiyordum arabayı. Şimdide caminin oraya çekiyorum. Arabayla evime geldiğim yok. Bir çay fabrikasının arabası buraya devrildi. Çay zamanı da bu yol böyleydi. Şimdi hala böyle. Diyeceksiniz ki evine doğalgaz gelecek bu bir hizmet. Yapılan hizmete karşı değiliz ama hizmeti doğru düzgün yapmak gerek. Bu yolu yapıyorsan yukarısı açık kalsın, yukarı yolu yapıyorsan bu yol açık kalsın. İleride yatalak hastamız var. Her gün ambulans ile gidip geliyor. Burası kapalı, orası kapalı. Ben geçen gün evime dozerin kepçesi ile gittim” dedi. – RİZE

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/rizede-dogalgaz-calismasi-magduriyet-yaratti/feed/ 0