HABER: ECE AZAK/ KAMERA: KERİM UĞUR
Türkiye’nin dört bir yanından emekli astsubaylar, özlük hakları için İzmir Gündoğdu Meydanı’nda bir araya geldi. Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Jandarma Emekli Astsubay Tamer Cihan, haklarını alıncaya kadar inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “İstendiğinde bir gecede geçen kanunlar varken, astsubaylarla ilgili çalışmalarınız 5 yıldır bitmedi mi? diye sordu.
Emekli Astsubayların İzmir Gündoğdu Meydanı’ndaki basın açıklamasına, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İYİ Parti İl Başkanı Ülkü Doğan, İYİ Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale ve partililer de katıldı. Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Jandarma Emekli Astsubay Tamer Cihan, şunları söyledi:
“ASTSUBAYLARLA İLGİLİ ÇALIŞMALARINIZ 5 YILDIR BİTMEDİ Mİ?”
“Biliyoruz ki ülke kaynaklarının kimlere, nerelere ve nasıl kullanılacağının tespiti tamamen siyasi iktidarın tasarrufundadır. Siyasi iktidar politikaları, bazı harcama kalemlerini öncelerken, bazı harcama kalemlerini öteleyebiliyor. İstenilen yerlere ödenek bulunurken, ülke savunmasında en önde yer alan, şehit Astsubay Ömer Halis Demir örneğindeki gibi bir emirle ölümü göze alıp şehadet şerbetini içen, ülkenin kaderini değiştiren, ordunun bel kemiği astsubayların verilen sözlere rağmen ısrarla haklarının verilmiyor olması ve bu durumun da diğer emekli vatandaşlarımızı emsal gösterilerek ve onları kullanarak yapılıyor olması, sorumluluğu üzerinden atma çabasından başka bir girişim değildir.”
Emekli astsubayların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını söyleyen Cihan, “Yılmayacağız, bıkmayacağız, yorulmayacağız, haklarımızı alıncaya kadar tüm azim, inanç ve kararlılığımızla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ise konuşmasında şunları kaydetti:
“HAKLARINIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM”
“Bu parlamentoda Murat Bakan oldukça bu parlamentoda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gazi Meclis’te Cumhuriyet Halk Partisi oldukça sizin astsubayların hakkını kürsüden ben bir başçavuş çocuğu olarak savunmaya, mücadele etmeye devam edeceğim. Bugün Manisa’da bizim aday tanıtım törenimiz var. Genel Başkanımızı aradım Özgür Özel’i. “Sayın genel başkanım bugün astsubayların mitingi var” dedim. Aklı burada kaldı. “Benim selamımı tüm astsubaylara ilet” dedi. Benimle beraber beş sene o grup başkan vekili ben grup yönetim üyesi olarak biz astsubay haklarının mücadelesini sayın genel başkanımla beraber yürüttük2015’ten 2020’ye kadar. Astsubay haklarında, asker haklarında, uzman çavuşların, polislerin haklarında çok katkıları vardır. Büyükşehir belediye başkan adayımız Cemil Tugay şu an Foça’da yetişemedi buraya. Onun da sizlere selamını getirdim. Onlara bir de şu sözü verdim. İzmir Cumhuriyet’in kalesidir. İzmir Cumhuriyetçilerin kalesidir. İzmirliler Mustafa Kemal’in askeridir. İzmir’deki bu cumhuriyet bayrağını kimseye bırakmayacağız. Bunun da sözünü verdim. Sizler adına bir astsubay çocuğu olarak. Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Askeri olmaya devam edeceğiz.”
“TAZMİNAT HAKKINIZIN VERİLMEMESİNE İTİRAZ EDİYORUZ”
İYİ Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale, konuşmasında şunları söyledi:
“Burada ben binlerce Mustafa Kemal’in askerini görüyorum. ve nasıl Atatürk’ümüz ve silah arkadaşları haksızlığa, hukuksuzluğa, işgale ülkemizin elden gitmesine itiraz ediyorsa biz bugün aynı şartlarda bir sürü şeye hep beraber binlerce bu kalabalık olarak itiraz ediyoruz. Neye itiraz ediyoruz? Tazminat hakkınızın verilmemesine itiraz ediyoruz. Sonuna kadar hak etmenize rağmen 5400 ek gösterge verilmemesine itiraz ediyoruz. Bu vatanı canınız pahasına korurken, ailenizle, Türkiye’mizin her bir tarafına hiç düşünmeden, bayrağımızın gölgesi altında giderken külfette aynılaşıp nimette ayrılaşmasına itiraz ediyoruz. Buradan da söz veriyorum. İzmir milletvekili Ümit Özlale olarak İYİ Parti milletvekili olarak ve büyükşehir belediye başkanı adayı olarak ben, biz, sizi başımızın üstünde taşımaya dünden razıyız. Bu haklı mücadelenizde sonuna kadar arkanızdayız.”
“BİZ ONURUMUZU KORUMAK İSTİYORUZ”
Emekli Deniz Astsubay Namık Karaca, “Çok büyük bir emekli astsubay kitlesini burada toplamayı başardık. Astsubaylarımız para istemiyor. Para isteyenler bu kadar çok ve büyük bir miktarda bir araya gelmez. Biz onurumuzu korumak istiyoruz. Çünkü biz aşağılanıyoruz. Artık öyle aşamaya geldi ki bize yapılanlar, aşağılanıyoruz. Onurumuzu korumak için bu kadar emekli astsubayı bir araya getirmeyi başarıyoruz. Bundan da çok sevinçliyiz. Umarım bizi yönetenler, bizi aşağılamaktan, horlamaktan vazgeçer ve adaletli bir ücretlendirme sistemi bize uygularlar” diye konuştu.
]]>
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, millet iradesini yok sayan silahlı cuntanın 27 yıl önce gerçekleştirdiği 28 Şubat Post Modern Darbesini yayınladığı basın açıklaması ile kınadı.
Başkan Davut Gürkan açıklamasında; “28 Şubat’ta siyasete, demokrasiye ve insan haklarına “balans ayarı” vermeye çalışanlar, Aziz Milletimiz tarafından kısa sürede balans ayarına uğradılar. Milletimizden aldığımız güç ve tarihin bize yüklediği sorumluluk ile millet iradesini egemen kılma, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“28 Şubat Darbesi kara bir lekedir”
28 Şubat 1997 darbesinin insan haklarına saldırı ve demokrasi düşmanlığının yıldönümü olduğuna dikkat çeken AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “27 yıl önce silahlı cunta tarafından, sözde irtica tehdidi ile bütün bir ülkeyi çevrelemeye çalışmak, toplumun çeşitli kesimlerini vesayet ideolojisinin elinde rehin tutmak, insanlık onuruna, akıl ve mantık ilkelerine deli gömleği giydirmek üzere gerçekleştirilen 28 Şubat Darbesi insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” diye konuştu.
Failleri tarafından “1000 yıl sürecek” yaklaşımı ile savunulan bu karanlık girişimin değil bin, on yıl bile sürememiş olmasının, vesayetçilerin hukuksuzluğunun, kirli hesaplarının net bir göstergesi olduğunu belirten Başkan Gürkan; “İslami kimliğe duydukları derin öfkeyi, sistematik ve kanun dışı vahşi bir militarist dayatma ile dışa vuran darbeciler, aldıkları anti-demokratik MGK kararları ile dönemin iktidarına darbe vurmuşlardı. Yaşanan darbe süreci ile birlikte İslami kimliğe sahip olan toplumun büyük bir kesimi türlü yollarla kısıtlandı. Genç kızlar üniversitelere başörtüleri ile giremedi, kılık-kıyafetleri nedeniyle gençler eğitim haklarından mahküm bırakılarak ikna odaları eliyle inançlarından vazgeçmeye zorlandılar. Katsayı adaletsizliğiyle gençlerin istedikleri okulda eğitim almalarının önü kapatıldı. Kamu görevlileri eşleri başörtülü olduğu için fişlendi. Siyasi görüş ve inancından dolayı insanların; çalışma, eğitim, ibadet, düşünce ve ifade özgürlükleri gibi temel hakları engellendi. Ülkesi için, milleti için çalışan ve üreten sermaye dahi “yeşil sermeye” adı altında kategorize edildi, ötekileştirilmiştir” dedi.
“Asıl balans ayarını milletimiz vermiştir”
Demokrasi ve insan haklarını, millet iradesini hiçe sayan darbeye en güzel cevabın, yine bu aziz millet tarafından verildiğine vurgu yapan AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, “28 Şubat’ta siyasete, demokrasiye ve insan haklarına “balans ayarı” vermeye çalışanlar, Aziz Milletimiz tarafından kısa sürede balans ayarına uğradılar. Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletimizin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemleri, milletimizin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele ile bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldü. Milletimizden aldığımız güç ve tarihin bize yüklediği sorumluluk ile millet iradesini egemen kılma, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz.
Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Türkiye Yüzyılı yolunda daha emin adımlarla yürüyor, 21 yıldır her şartta ve koşulda darbeler karşısında yanımızda olan milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Tabip Odası ve Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, “Bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
Samsun Tabip Odası ve Samsun Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine ilişkin dün basın toplantısı düzenledi. Samsun Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, şunları söyledi:
“GÜVENCELİ İŞ BİR ÖDÜL DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞIDIR”
“TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye devam edilen sağlıkla ilgili bazı kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ilgili Meclis komisyonuna geldiğinden beri hem Meclis’te hem de bugünkü gibi alanlarda itirazımızı dile getiriyoruz. Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlanmış bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen, yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gaspının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE OLAN DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR”
Aynı zamanda teklif ile oluşturulması önerilen Hastane Koordinasyon Kurulu tarafından ikaz edilen iş birliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de Anayasa’ya aykırıdır. Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır. Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.
“SAĞLIK SİSTEMİNİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması, ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması, üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması, dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesidir. Beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması, altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>
Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Muhsin Uysal, TBMM’de görüşülen ve sağlıkçıları ilgilendiren kanun teklifinin, sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları doğrultusunda olduğunu söyledi. Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
TBMM’de görüşülen Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı SES’in Şişli Şubesi’nde bugün basın toplantısı düzenlendi. “Sağlık torbaya sığmaz” sloganıyla düzenlenen toplantıya Şube Eş Başkanı Fadime Kavak Sevim ile Yönetim Kurulu üyeleri Muhsin Uysal ve Ferdane Çakır Doğan katıldı.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE DÜZENLEMELER VAR”
Hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Uysal, kanun teklifinin derhal geri çekilmesi çağrısı yaparak özetle şunları dile getirdi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. Kanun teklifinde, ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56’ncı maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.”
“NÖBET ÜCRETLERİ DÜZENLENMELİ”
Uysal, taleplerini de şöyle sıraladı:
“Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretlerinde iyileşmeye gidilmesi; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması gerçekleştirilmelidir.”
“MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğuna vurgu yapan Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
“YASALAŞTIKTAN SONRA DAVA AÇACAĞIZ”
Fadime Kavak Sevim de şunları söyledi:
“Öncelikle iktidar partisine, Sağlık Bakanlığı’na seslenmek istiyoruz. Daha sonra Meclis’te bulunan tüm partilerin, özellikle de sağlık emekçisi, hekim, hemşire olan milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Bu yasa tasarının Meclis’ten geçmemesi için elinizden gelen her şeyi yapın lütfen. Biz sağlık emekçileri olarak bu yazı tasarısına karşı çünkü var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceğiz. O nedenle bu yasa tasarısının geri çekilmesini istiyoruz. Yasalaştıktan sonra yine sendikamız dava açarak bu sürecin iptaline dair bir çalışma yürütecek ama bu noktaya gelmeden önce Meclis’ten geçmemesi için özellikle de muhalefet partilerin milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Biz sağlık emekçilerinin sesini duyun lütfen.”
]]>