Firma – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 21:00:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bursa Textile Show Başladı https://www.akittvhaber.com.tr/bursa-textile-show-basladi/ https://www.akittvhaber.com.tr/bursa-textile-show-basladi/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:00:30 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11343

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde düzenlenen Bursa Textile Show başladı. Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde yapılan fuar, Bursa tekstil sektörü temsilcilerini dünyanın dört bir yanından alıcılarla buluşturuyor.

Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda 80’den fazla firma son koleksiyonlarını sektör profesyonellerinin beğenisine sunuyor. BTSO ve UTİB ortaklığında koordine edilen alım heyetleri, Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yabancı alıcılar firmalarla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor. Fuarda ayrıca trend alanları ve seminerlerle katılımcılara sektördeki son yenilikleri keşfetme imkanı sunuluyor.

“Bursa Textile Show kısa sürede uluslararası fuar kimliği kazandı”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) projeleri çerçevesinde B2B formatında yapılan Bursa Textile Show’un kısa sürede uluslararası fuar kimliği kazandığını söyledi. Fuarın geçen yıl ilk kez Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlendiğini belirten Başkan Burkay, “Bu yıl iki salonda 80’den fazla firmamız son tasarımlarını dünyanın dört bir yanından gelen yabancı alıcılara sunma imkanı buluyor. Bu anlamda fuarımızı çok değerli buluyorum. Yine trend alanlarımızda firmalarımızın yenilikçi ürünleri ve modaya yön veren tasarımları sergileniyor. Burada alanında uzman trendsetter’lar ile çalıştık. Bursa tekstil ve konfeksiyon sektöründe yalnızca üretim ve dış ticaret ayağında değil aynı zamanda moda ve trendlerin de belirlendiği bir merkez konumunda. Bunu sürdürülebilir kılmamız çok önemli. Bu açıdan Bursa Textile Show’un hem kentimizin ihracatına hem de moda merkezi kimliğine değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, fuarımızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“Fuar yeni işbirliklerinin önünü açacak”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın tekstil sektöründe asırlar önce ipekle başlayan hikayesinin, gelişerek bugünlere kadar ulaştığını vurguladı. BTSO öncülüğünde Bursa’da sektöre yönelik önemli hamle ve yatırımlar yapıldığını ifade eden Başkan Aktaş, “Bu sene fuarda 80’den fazla firma 2024-25 tasarımlarını sergiliyor. Her firma stantlarını gelin gibi süslemiş. Bu fuarın çok güzel işbirliklerine aracılık edeceğine inanıyorum. Ekonomik aktivitenin canlı olması şehirler için çok kıymetli. Bu fuar aktiviteyi yükseltecek önemli platformlardan bir tanesi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“Fuar sektör için motive edici oluyor”

AK Parti Bursa İl Başkanı ve aynı zamanda BTSO 5. Meslek Komitesi Başkanı Davut Gürkan, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamıza teşekkür ediyorum. Onlarca ülkeden yabancı alıcının fuar vesilesiyle buraya gelmesi, sektörümüz için ciddi anlamda motive edici oluyor. Ulaşamadığımız birçok müşteriyle burada görüşme imkanı buluyoruz. Hem Bursa’nın sektördeki gücünün sergilenmesi hem de ihracat açısından fuarın son derece faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.

BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise fuarın sektör için hayırlı olması temennisinde bulundu. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret ederek, bereketli fuarlar diledi.

Nitelikli alıcılar firmalarla buluşuyor

Bursa Textile Show’da bu sene LPP S.A, O’STIN, Gloria Jeans, Melon Fashion Group, Marwa Folly Fashion, Tonickx ve Marjan gibi dünyaca ünlü markaların alıcıları da sektör temsilcileriyle bir araya geliyor. Fuar 7 Mart’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. – BURSA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/bursa-textile-show-basladi/feed/ 0
Türkiye’nin Deri ve Deri Mamulleri Sektörü İhracatta Önemli Rol Oynuyor https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:39:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8674

Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, “Türkiye’nin katma değerli sektörlerinden bir tanesi olan deri ve deri mamulleri sektörü, istihdama ve ihracata sağladığı etkiyle Türkiye ekonomisinde giderek artan öneme sahip.” dedi.

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde 70’incisi düzenlenen AYMOD Ayakkabı Moda Fuarı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca ve İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuz İnner’in katılımıyla açıldı.

Gürcan, buradaki konuşmasında, Türkiye’nin bu yılın ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,6’lık artışla 20 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirterek, “Bu başarıda emeği geçen sanayicilerimize, iş insanlarımıza çok teşekkür ediyoruz. İnşallah şubat ayında da rakamlar çok iyi gelmekte ve şubat ayında da yeni bir rekoru, belki bugüne kadarki en yüksek şubat ayı rakamını da inşallah yakalayacağımızı umut ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Gürcan, Türkiye’nin katma değerli sektörlerinden biri olan deri ve deri mamulleri sektörünün istihdama ve ihracata sağladığı etkiyle Türkiye ekonomisinde giderek artan öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Deri ve deri mamulleri sektörünün ocak ayı ihracatının 162,9 milyon dolar olduğunu söyleyen Gürcan, “Ayakkabı ihracatımız 2022 yılında bir önceki yıla nazaran yüzde 21 artarak 1,31 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2023 yılında ise küçük bir daralma yaşanarak 1,26 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.” diye konuştu.

Gürcan, “Pandemi sürecinde lojistik zincirinin kırılması ve Çin’in kapanması dolayısıyla Türkiye burada çok büyük bir avantaj yakalamıştı. Bu avantajı sürekli hale getirmekte bizim ve iş insanlarının üzerine büyük bir görev düşüyor. Bu fırsatı sürekli hale getirmemizde fayda var.” dedi.

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca da ayakkabının sadece temel bir ihtiyaç ürünü olmadığını, aynı zamanda küresel etkiye sahip bir moda ürünü olduğunu ifade etti.

Eyyüpkoca, “AYMOD, bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatmaktadır. Yılda iki defa böylesi güzel bir platformun kuruluyor olması sektörün sahip olduğu gücü gösterme açısından oldukça kıymetlidir.” diye konuştu.

Eyyüpkoca, fuarın 500’e yakın firmayı 30 binden fazla ziyaretçiyle buluşturacağını söyledi.

TASD Başkanı Berke İçten de Türkiye’nin yıllık 580 milyon çiftle dünyanın 6’ncı, Avrupa’nın en büyük ayakkabı üretim kapasitesine sahip ülkesi olduğunu ifade etti. Sektörün fiyat tutturamadığı için 2023’te pazar kayıpları yaşadığını dile getiren İçten, ihracattaki gerilemenin ocak ayında da devam ettiğini belirtti.

Ocak ayını geçen yılın aynı ayına göre miktar bazında yüzde 25, değer bazında yüzde 33 ekside tamamladıklarını söyleyen İçten, şöyle devam etti:

“AYMOD’u ayakkabı endüstrimizin ihracatında artış trendini yeniden yakalamak için bir fırsata dönüştürmek istiyoruz. Fuarımıza 400’ü aşkın seçkin firma katılıyor. Katılımcılar arasında İtalya, Yunanistan ve Çin’in de aralarında bulunduğu ülkelerden 50 civarında firma yer alıyor. Yabancı ziyaretçilerin AYMOD’a ilgisi artarak devam ediyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta olmak üzere 100’ü aşkın ülkeden 7 bin alıcı AYMOD için İstanbul’a geldi. Ziyaretçiler arasında 49 ülkeden alım heyetleri bulunuyor. İnanıyorum ki firmalarımızla ziyaretçiler arasında bir yandan mevcut ilişkiler derinleştirilirken diğer taraftan da yeni işbirliklerinin temelleri atılacak.”

“Çakma üretim ülke ekonomimize zarar veriyor”

İçten, kamuoyunda “çakma” olarak adlandırılan taklit üretim nedeniyle kurallara uygun çalışan firmaların ve genel olarak sektörün büyük mağduriyet yaşadığına işaret etti.

Türkiye’de yıllık 150 milyon çiftin üzerinde çakma ayakkabı üretildiğini belirten İçten, “İşin bir de ithalat boyutu var. Yurt dışından ülkemize her yıl milyonlarca çift çakma ayakkabı getiriliyor. Çakma üretim sadece sektöre değil ülke ekonomimize de büyük zarar veriyor. Vergi ve SGK primi ödemeyen bu firmalar, çalışanlarına sigorta yaptırmadıkları ve sosyal haklarını vermedikleri için iş gücünü daha ucuza mal ediyorlar. Bu durum vergisini ödeyen, SGK primini yatıran, yani kurallara uygun çalışan firmalar için haksız rekabete yol açıyor.” dedi.

“Vergi ve istihdam kayıplarını hesapladığımızda çakma ayakkabının Türkiye’ye yıllık maliyeti en az 30 milyar lirayı, başka bir ifadeyle 1 milyar doları buluyor.” diyen İçten, “Bütün bunlara ilave olarak çakma üretim, ülkemizin ve ayakkabı endüstrimizin yurt dışındaki imajını olumsuz etkiliyor. Markalaşmak isteyen yerli firmalarımızın önünde de büyük bir engel oluşturan bu sorun, 9-10 Şubat tarihlerinde Afyonkarahisar’da Ticaret Bakanlığı’mız ile düzenlediğimiz çalıştayın iki ana gündem maddesinden biriydi.” ifadesini kullandı.

İçten, ilgili bakanlıkların yanı sıra yargı ve meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştayda konunun tüm boyutlarıyla ele alındığını dile getirerek şunları kaydetti:

“Ticaret Bakanlığı’mızın ‘soruna sıfır tolerans ilkesiyle yaklaşılacak’ mesajı vermesi bizi son derece memnun etti. Biz olaya her zaman pozitif tarafından bakmaya çalışıyoruz. Öncelikle çakma üretim yapan firmaların mevzuata uygun çalışmaya teşvik edilmelerinin doğru olacağını düşünüyoruz. Kayıt altına alınamayanlara karşı ise ağır yaptırımlar getirilmeli. Perakendeden başlayarak geriye doğru bir denetim zinciri oluşturulmalı. Söz konusu ürünlerin sosyal medya kanallarından satışı ve reklamlarının yapılması yasaklanmalı. Online pazar yerleri bu ürünlerin satışına veya reklamının yapılmasına aracı olmamalı. Kargo firmalarının tıpkı uyuşturucu ve silah gibi çakma ürün taşımalarını önleyecek bir düzenleme yapılmalı.”

İçten, gerekli düzenlemelerin mümkün olan en kısa zamanda yapılacağına inandığını ifade etti.

İDMİB Başkan Yardımcısı Oğuz İnner de “Avrupa ve Amerika’da ciddi resesyon konuşuluyor. Bu da tüketimdeki azalmayla beraber üretimlerimizi etkileyen azalma sürecine bizi itti.” dedi.

Sektör açısından dünyada sadece Amerika’nın resesyondan çıkmayı başarabildiğini, Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu pazarlarının hala resesyonun etkisinde olduğunu söyleyen İnner, “Dünya ayakkabı pazarından aldığımız payın yüzde 0,7 olduğunu düşünürsek aslında bu daralmanın bizi etkilemesini minimum seviyeye çekecek önlemlerle artışa bile geçebileceğimizi değerlendirmemiz lazım.” diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/feed/ 0
Kocaeli’de Kozmetik Ürün Dolandırıcılığı Mağduru https://www.akittvhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/ https://www.akittvhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:54:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8506

Kocaeli’de ortağıyla birlikte internet üzerinden kozmetik ürün satışı yapan Emin Kırdudu, iletişime geçtiği firmadan 120 bin TL değerinde 800 maskara sipariş etti. Hem ürünleri hem de parasını geri alamayan genç, “Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum” dedi.

Yaklaşık 2 senedir internet üzerinden ortağı Mehmet Keskin ile kozmetik ürün satan Emin Kırdudu, geçtiğimiz günlerde Mondy Shop isimli firma ile iletişime geçti. Kırdudu, firmanın müdürü olduğunu öne süren şüpheliden ünlü bir markaya ait 800 maskara almak için anlaştı. İddiaya göre, şüpheli Gebze’de antrepo olduğunu, Kırdudu’nun 120 bin TL’yi belirtilen banka hesabına gönderdikten sonra buradan ürünleri teslim alabileceğini söyledi. Parayı gönderen Emin Kırdudu’ya firma tarafından fatura da gönderildi. Ürünleri teslim almak için Gebze’deki antrepoya giden Kırdudu, burada 4 saat bekledikten sonra adına ürün siparişi olmadığını öğrendi. 120 bin TL’den olan ortaklar, iddialara konu olan firma hakkında şikayetçi oldu.

“Dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar”

İnternet ortamında sık sık piyasa araştırması yaptığını söyleyen Emin Kırdudu, “Bir gün internette kozmetik ürünleri satan firma bulduk ve siteye ulaştık. İstediğimiz ürünü de bulduk ve toplu sipariş için anlaşmak istedik. Kendisini müdür diye tanıtan biriyle telefonla görüştüm. Kendileri dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar. Müdür olduğunu söyleyen kişiyle görüştüm. Ürünleri söyledim. Bu şekilde 800 maskara sipariş ettim. Onlar da Gebze’de antrepo olduğunu, parayı yatırdığım an oraya gidip ürünleri alabileceğimi söylediler. Bende parayı ortağıma gönderdim çünkü şirketimiz Mehmet Keskin’e ait. Bu yüzden yasal şekilde ilerlemek istedik” dedi.

“Beni oyaladılar”

Emin Kırdudu, Gebze’deki antrepoya gittiğinde burada 4 saat beklediğini ifade ederek, “Beni sürekli ‘Şu an yoğunluk var’ diyerek ertelediler. Kendini bana müdür olarak tanıtan kişi tarafından oyalandım. 4 saatin ardından depodaki arkadaş bana herhangi bir sipariş oluşturulmadığını söyledi. Onlara ait bir depo değil. Büyük firmaların ortak çalıştığı bir depo. Ben orada dolandırıldığımı anladım” diye konuştu.

“300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar”

Firmanın çok sayıda kişiyi mağdur ettiğini de söyleyen Kırdudu, “Biz kişiye ‘Nasıl güvenimizi kazanacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘Fatura kesiyoruz’ dediler. Parayı gönderdikten sonra da fatura kesip, tarafımıza gönderdiler. 300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar. Ben diğer mağdurlara da ulaştım” şeklinde konuştu.

“Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim”

Kırdudu, olaydan sonra kendisini müdür olarak tanıtan kişiye mesaj attığını ancak yanıt alamadığını, telefon çağrılarına da cevap verilmediğini dile getirdi. Emin Kırdudu, “İnternette yaptığım araştırmada, kendini müdür olarak tanıtan kişinin daha önce kuaförlük yaptığını, böyle şirketler ve e-ticaret siteleri açıp insanları mağdur ettiğini öğrendim. Bu şirketin sahibi olan kişinin eşi de bu işin içinde. Eşi kendisini müşteri temsilcisi olarak tanıttı. Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim” ifadelerini kullandı.

“Yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum”

Zor durumda olduğuna dikkat çeken Emin Kırdudu, “Ticaretim tamamen durmuş durumda. Ailemi de geçindiremiyorum, sıkıntılar yaşıyorum. O ürünleri alsaydım güzel bir kar oranı vardı. Ticaretimizi daha da büyütmek istiyoruz. Az bir meblağ da değil. Ben bu parayı kolay şekilde kazanmıyorum. Bu insanlar hem hayallerimizi elimizden alıyorlar hem de zor durumda bırakıyorlar. Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum. Adalet sistemi bu kadar olmamalı. Bu insanların daha fazla insanları dolandırmaması gerekiyor” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/feed/ 0
AK Parti Kırşehir İl Başkanı: CHP’li Belediye Kırşehir’in 5 yılını heba etti https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-kirsehir-il-baskani-chpli-belediye-kirsehirin-5-yilini-heba-etti/ https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-kirsehir-il-baskani-chpli-belediye-kirsehirin-5-yilini-heba-etti/#respond Fri, 24 May 2024 21:27:35 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8024

KIRŞEHİR (İHA) – AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal, CHP’li belediyenin şehirdeki 5 yılını değerlendirdi. Ünsal, “CHP’li Belediye Kırşehir’in 5 yılını heba etti” dedi.

AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal; şehirde her yerde AK Partili belediye başkanlarının eserlerinin görüldüğünü ve CHP’li belediyenin AK Parti döneminde temeli atılan şehir içi otobüs terminaline 5 yılda çivi çakamadığını söyledi. Başkan Ünsal, “Kırşehir’de nereye baksanız AK Parti belediyesinin eserlerini görürsünüz. Kent Park, Masal park, Ahi Külliyesi, terminal, Neşet Ertaş Kültür Merkezi, Cacabey Meydanı, Akıllı Şehir Sistemleri ve şehre kazandırılan belediye tesisleri hep AK Parti belediyesinin eseridir” dedi.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde belediyeyi devralan CHP’li Selahattin Ekicioğlu döneminde bir çok eserin yarım bırakıldığını aktaran Ünsal açıklamasında, “6 yıl önce AK Parti belediyesi tarafından inşaatı başlatılan ancak CHP’li belediye döneminde çürümeye terk edilen eserlerimizden birisi olan şehir içi minibüs terminali ne acıdır ki son 5 yıldır CHP’li belediye tarafından 1 çivi dahi çakılmadan kaldı. CHP’nin çeşitli yalanlar ile gizlemeye çalıştığı; iş bilmezliğin, basiretsizliğin, yolsuzluğun, yandaşa paslanan ihalelerin sadece bir tane örneğini teşkil ediyor. 5 yıldır hiçbir çalışmanın yapılmadığı şehir içi minibüs terminali hakkında Belediye Başkanı Ekicioğlu; kurumsal işleyiş ve yapılan resmi anlaşmalar adeta yok sayılarak yaptığı gayri ciddi açıklama ile ekonomik şartlar nedeniyle firmaların iflas ettiği ve bu yüzden 5 yıldır bu binaların yapılamadığını söylüyor. Biraz araştırma ve aklıselimle işin aslının öyle olmadığı, bu uydurulmuş birkaç cümle ile beceriksizliğin, basiretsizliğin, yönetememenin, yandaşa peşkeş çekmenin üzerinin örtüldüğü anlaşılıyor” diye konuştu.

İhaleler iflas ettiği duyurulan firmalar üzerinde dönmüş

AK Parti İl Başkanı Ünsal, şehir içi minibüs terminalinin bitirileme sürecini ve ihalelerin aynı firmalar üzerinde dönmesini ise şöyle iddia etti:

“Şehir içi Minibüs Terminali Yapım İşi 2021 yılında bir firmaya veriliyor. İhale tarihinde firmanın sahibi M.Ö., adresi ise Bayraklı/ İzmir olarak kayıtlara geçiyor. Ne tesadüftür ki şeffaf ve dürüstlüğü ağzından düşürmeyenler tarafından 2022 yılının Ağustos ayında organize edilen Küçük Ölçekli Hal Binası Yapım İşi ihalesi iflas ettiği söylenen firma ile daire numarasına kadar aynı olan Bayraklı/İzmir adresine kayıtlı olan M.A. firmasına veriliyor. İşin daha vahim durumu ise bu iki firmanın da iflas ettiği geçtiğimiz günlerde CHP’li başkan Ekicioğlu tarafından basın aracılığı ile duyuruluyor. Nasıl bir tesadüfse belediye; geçtiğimiz günlerde ihale ettiği Kılıçlı Köprü Deresi Peyzaj Düzenlemesi Yapım İşi, iflas ettiği duyurulan firmayla göbek bağı olan bir firmaya veriliyor. Bu firma da yine aynı adrese İzmir iline paslanıyor. İflas etti denilen firmanın akrabası olduğu anlaşılan aynı soy isme sahip M.Ö.’ye 64 milyon 500 bin liraya ihale verilmiş oluyor. 3 firma da son 5 yıl içerisinde farklı isimlerle yüksek meblağlı farklı ihalelere tekrar tekrar girmişler.” – KIRŞEHİR

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ak-parti-kirsehir-il-baskani-chpli-belediye-kirsehirin-5-yilini-heba-etti/feed/ 0
İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan sorunlara dikkat çekildi https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/#respond Sun, 05 May 2024 21:36:33 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7377

Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) Başkanı Ahmet Doğruyol, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “Doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz” dedi.

Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) İzmir Şubesi, bugün sendika binasında düzenlenen basın açıklamasında, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan güvenlik sorununa ve yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarının yaşanmasına tepki gösterdi. Birlik Sağlık Sen İzmir Şubesi adına basın açıklamasını yapan Birlik Sağlık-Sen İzmir Şube Başkanı Berna Boran, şunları söyledi:

“İzmir Bayraklı’da açılan şehir hastanesinin en büyük sorunu personel eksikliği olmasına rağmen, Yap-Kirala-İşlet-devret sistemiyle yani Kamu- Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastanesinin yüklenici firması güvenlik, temizlik, taşıma, yemek, sterilizasyon gibi pek çok hizmetin sunucusu olup, yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarına sebep olmaktadır.

“YETERLİ GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN OLMAMASI, GÜVENLİK KONUSUNDA BÜYÜK ZAFİYETLER GETİRMEKTEDİR”

Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından İzmir Şehir Hastanesi’ne atanması beklenen 1040 civarında hemşire ve 80 civarında atanacak ebeyle birlikte 1500 sayısına ulaşılmaya çalışılan İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde, hastanenin özellikle acil bölümünde yeterli güvenlik görevlisinin olmaması, güvenlik konusunda büyük zafiyetler getirmektedir. Önümüzdeki süreçte hepimizi üzecek sağlıkta şiddet olaylarının olması olasılığı öncelikle hastanede görev yapan sağlık çalışanlarımızı ve bizleri endişelendirmektedir.

Yeterli sayıda yemekhanenin ve yeterli sayıda yemekhane personelinin olmaması da yemek hizmetleri konusunda da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Personelin yemek sırasında uzun süre beklemesi zaman kaybına sebep olmakta, bazen de görevine dönmek zorunda kalan personelin yemek yemeden görev yerine dönmesiyle aç kalmasını da beraberinde getirmektedir.

Sterilizasyon hizmetlerini de veren yüklenici firma, yeterli sayıda tıbbi malzemenin olmaması ve sterilizasyona gönderilen malzemenin 12 saat gibi uzun sürede steril edilmesi ameliyatların aksamasına ve hastaların mağdur olmasına sebep olmaktadır.”

“DOKTOR AMELİYATHANE TEMİZLİĞİ YAPIYOR”

Hasta taşıma personellerinin eksik olması nedeni ile de hastaların 3-4 saat gibi sürelerde taşıma personeli beklemesinin insani bir durum olmadığını söyleyen Boran, sözlerine şöyle devam etti:

“Yüklenici firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturasını doktorundan hemşiresine, teknisyeninden memuruna tüm çalışanlarımız ödemektedir. Hemşire hasta taşıyor, teknisyen malzeme taşıyor, doktor ameliyathane temizliği yapıyor.  Personel eksikliğinde yaşanan sıkıntının temelinde de maalesef sözleşme gereği hastanenin açılışından itibaren 6 aylık sürede ilgili şirketin bir sorumluluğunun olmamasından kaynaklanmaktadır. İlk 6 ayda yeteri kadar personel bulundurması yönünde ki sözleşme, il sağlık müdürlüğü yetkililerimizin de elini kolunu bağlamaktadır. Bu demektir ki 17 ekim 2023 – 17 nisan 2024 arası ilgili şirkete bu konularda hesap soramayacağız. İlgili firma bir an önce sorumluluklarını yerine getirmeli. Çalışanlarımızın da, vatandaşlarımızın da mağduriyetlerinin önüne geçilmelidir.”

‘SAĞLIKTA ŞİDDET’ VURGUSU

Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise sağlıkta şiddet konusuna dikkat çekerek, “İzmir şehir Hastanesi çok büyük bir alana yayılmış durumda. Bundan dolayı 5-6 acil servis yan yana. Bu acil serviste personelimiz diyor ki ‘Biz güvenlik çağırdığımızda güvenlik 4-5 dakikada buraya gelemiyor.’ Bu 4-5 dakikada sağlıkta şiddet olayı zaten olur. Ondan sonra güvenlik gelmese de olur. Hastanede bir polis memuru var. Hastanedeki polis memurunun görevi zaten adli vakaları raporlama. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın zaten bu konuda iş birliği yapması lazım ama bir türlü yapamadılar. Biz hala beyaz kod, gri kod diye oyalamayla geçmekteyiz. Bu yüklenici firmaya bu altı aylık sürede hesap sorulamıyor. Çünkü; açıldığı tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde yeteri kadar personel bulundurur diyor. Yeteri kadar personel bulundurur deyince Sağlık Müdürlüğü de ‘buraya 100 tane güvenlik koyman lazım’ diyemiyor. Firma ben yeteri kadar personelimi koydum diyor. Bu şekilde bir yönetim şekli var.

“PERSONELİMİZ SEDYE TAŞIYOR”

Bundan dolayı, doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/izmir-bayrakli-sehir-hastanesinde-yasanan-sorunlara-dikkat-cekildi/feed/ 0
Gökhan Günaydın: Bu Kapasite Artırımlarının Sonrasında Orada O Felaket Meydana Gelmiştir. https://www.akittvhaber.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/ https://www.akittvhaber.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/#respond Sun, 18 Feb 2024 09:00:32 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4391

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. Günaydın, “Bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır? 10 milyon metreküp liç yığınından siyanür sıkıntısını nasıl önleyeceksiniz ” diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Günaydın, şunları söyledi:

“Erzincan’da, İliç’te Anagold firması tarafından işletilen altın madeninde meydana gelen maden kazasından daha çok aslında bir madencilik cinayeti sonrasında, 9 işçi kardeşimin liç yığınları altında kalmasından çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bütün ümidimiz onlarladır ki bir an evvel kendilerine ulaşılsın ve yine diliyoruz ki nefes alırken ve sağlıkla yaşama döndürülsünler, ailelerine, evlerine dönebilsinler. Bu facia, çok yönlü bir araştırmayı gerektiriyor. Çünkü göz göre göre gelen, tüm ikazlara rağmen, bu ikazlara aldırmaksızın yapılan faaliyetler sonrasında tablo bu noktaya geldi. Daha ilginç olan bir şey var ki TBMM’de bugün 2/1959 sayılı, madenciliği daha da liberalize eden, kamu yararından uzaklaştıran, çok daha fazla şirket karına odaklatan bir düzenleme TBMM gündemine gelecekti. Ancak bugün itibarıyla bunun görüşmelerini geri çektiler ve başlamamaya karar verdiler. Bugün Sağlık Bakanlı ile ilgili bir teklif görüşülecek. Çarşamba-perşembe görüşülecek, haftaya bu gelecek mi?

“KAMUOYUNUN HİSSİYATI, DUYARLILIĞI AZALINCA MADENCİLİKLE İLGİLİ BU LİBERAL DÜZENLEMEYİ BİR KERE DAHA GETİRMEYİ DENEYECEKLER”

Yapacaklarını söyleyeceğim: Kamuoyunun hissiyatı, duyarlılığı azalınca madencilikle ilgili bu liberal düzenlemeyi bir kere daha getirmeyi deneyecekler. O halde soruyu şöyle soralım mı? Mesele duyarlılığın arttığı zamanlarda dikkatli olma meselesi midir yoksa Türkiye’nin taşını, toprağını, ekosistemini, doğasını, insanını, işçisini koruma meselesi midir? Ben iktidarı bu alanda duyarlı olmaya çağırıyorum.

“2000 YILINDA ÇEK CUMHURİYETİ, 2002’DE ALMANYA, 2009’DA MACARİSTAN SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ FAALİYETLERİNE SON VERDİLER”

İliç’te meydana gelen altın madeni faciası neyle yapılan bir madencilikti? Siyanürle yapılan bir madencilikti. Bugün bize anlatabilirler, dünyanın her tarafında böyle yapılıyor. 20 yıl evvel bu böyleydi ama 2000 yılında Romanya’da meydana gelen bir siyanürün Tuna Nehri’ne karışması sonrasında neredeyse Sırbistan’ın, Macaristan’ın tatlı su kaynakları yok edildi. Yüzlerce ton su balığı yaşamını yitirdi ve bu, büyük bir çevre felaketine yol açtı. Bunun sonrasında 2000 yılında Çek Cumhuriyeti, 2002’de Almanya, 2009’da Macaristan siyanürle altın madenciliği faaliyetlerine son verdiler. 2010 yılından itibaren de AB, siyanürle altın madenciliğinin AB topraklarında yapılmamasına yönelik bir tavsiye kararı aldı ve yayınladı.

“TÜRKİYE’DE ÇED RAPORU DEMEK, ÇED FİRMASI SAHİPLERİNİ ZENGİN ETME DEMEK. ÇÜNKÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA VERİLEN ÇED RAPORLARININ YÜZDE 99’U OLUMLU RAPORLAR”

Bizde değişen bir şey oldu mu? Olmadı. 2010 yılından beri bu maden faaliyetlerine devam ediyor. Bir Kanadalı firma ve onun yerli ortağı var. Anagold. 2010 yılından sonra kapasite genişlemesine yönelik talepleri oldu mu? 2014 ve 2021 yılında iki kez kapasite artırımı söz konusu oldu. Bu kapasite artırımları sonucunda, 687 hektarlık alanda yapılan altın madenciliği, bin 746 hektara yükseltildi. Bununla ilgili ÇED raporları var mı? Türkiye’de ÇED raporu demek, ÇED firması sahiplerini zengin etme demek. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen ÇED raporlarının yüzde 99’u olumlu raporlar. Yani adeta dosyayı tamamlamak için kamu kaynaklarından ÇED firması sahipleri zengin ediliyor. Burayla ilgili verilen ÇED raporunda ne denmiş? ‘Toprak kayması riski genellikle kayalıkların çok çatlak olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Oysa çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireç taşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.’

“BU ÇED RAPORUNU YAZAN FİRMANIN, O FİRMADA BU RAPORA İMZA ATANLARIN BU İŞTE BİR SORUMLULUĞU VAR MIDIR, YOK MUDUR”

ÇED raporu diyor ki ‘TMMOB ve bazı çevreler buralarda toprak kayması olabilir. Liç yığınları kayabilir. Buradan siyanürler yeraltı sularına ve Fırat Nehri’ne karışabilir’ diyorsa da ‘Biz orada gözlem yaptık. Yağışlar azdır. Ayrıca bitki örtüsü de vardır. Dolayısıyla orada bir heyelan olmaz’ diyor. Oldu mu bir heyelan. Evet. Toplam 300 dekardan fazla alana 10 milyondan fazla metreküp liç yığını yığıldı. O halde bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? İlk sorum bu.

“9 İŞÇİ KARDEŞİMİZİN HESABINI MURAT KURUM VERMEYİ DÜŞÜNMEKTE MİDİR ACABA? BUNDAN DOLAYI ACABA UYKUSU KAÇMAKTA MIDIR”

TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır?

“TÜRKİYE’NİN DOĞASIYLA, İNSANIYLA HİÇ EDİLDİĞİ, RANTA KURBAN EDİLDİĞİ BİR MEMLEKETİN EVLATLARIYIZ”

Binali Yıldırım diyor ki ‘Bunlar birkaç kepçeyle alınabilecek şeyler değildir.’ Biz de biliyoruz, doğru. 10 milyon metreküp. Sonra, ‘Fırat’a gitmekte olan Sabırlı Deresi ile Fırat arasına menfez koyduk. Bir su karışması mümkün değildir.’ Membran koymuşlar. Membranlar bunları önleyecekmiş. Fırat’ın önüne menfez koydunuz. Peki 10 milyon metreküp liçli, siyanürlü topraktan sızan siyanürün toprak altı su kaynaklarına erişebilmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer burada bu kapasite artırımları verilmeseydi orada 300 metreyi bulan dev gibi yığınlar yığılır mıydı ve onlar bir toprak kütlesi halinde değil de adeta bir sel gibi vadiye böyle akabilir miydi? Türkiye’nin doğasıyla, insanıyla hiç edildiği, ranta kurban edildiği bir memleketin evlatlarıyız.

“TÜRKİYE’NİN ALTINI DİĞERLERİ TARAFINDAN PAYLAŞILIYOR. BİZE DE BUNUN DOĞA FELAKETİNİ ÇEKMEK KALIYOR”

AKP, altın madenciliği faaliyetiyle övünüyor. 2020’de 41 ton altın çıkartıldı. Şimdi de 30 tonlar civarında bir uygulamayla gidiliyor. Bu altın madenciliğinin bu memlekete bir kuruş faydası var mıdır? Benim memleketime gelecekler. Karadeniz’den Kaz Dağları’na, Erzincan’ın İliç’ine Bergama’sına, Uşak’ına kadar, Türkiye’nin her tarafını siyanürle liçleyecekler. Çıkartılan altının yüzde 98-99’unu götürecekler. Siyanürü, liçi ve doğa felaketi bize kalacak. Burada büyük bir rant ortaklığı vardır. Yabancı firmalar ve siyasetin durumuna göre onlara eşlik eden, geçen dönemin FETÖ’cü firmaları, bu dönemde onların yerine gelen iktidarın yandaşı firmalar, o yabancıların Türkiye’deki halkla ilişkiler faaliyetlerini, bürokrasideki izinlerini, siyasetle ilişkilerini düzenliyorlar. Rant hep beraber bölüşülüyor. Türkiye’nin altını diğerleri tarafından paylaşılıyor. Bize de bunun doğa felaketini çekmek kalıyor.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/feed/ 0
KVKK’da ‘arka kapı’ uyarısı https://www.akittvhaber.com.tr/kvkkda-arka-kapi-uyarisi/ https://www.akittvhaber.com.tr/kvkkda-arka-kapi-uyarisi/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:18:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2276

KVKK’da ‘arka kapı’ uyarısı

Bilişim Uzmanı Topuzoğlu: “Yazılımcı firma ile sözleşme yapılmazsa arka kapı üzerinden bilgilere ulaşmak mümkün olur”

“Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz”

KAYSERİ – Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, firmaların ve kurumların Kişisel Verileri Koruma Kanunu gereği bilgi saklamak için kullandıkları yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının sistemde ‘arka kapı’ denilen açığın oluştuğunu söyleyerek, “Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz” dedi.

Vatandaşların herhangi bir işlem için kimlik verirken üzerine ne için verdiklerini yazmaları gerektiğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, “Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; bu konuda yasal anlamda çok ciddi düzenlemeler yapıldı. Herhangi bir şekilde cirosu ve çalışan sayısı ne olursa olsun eğer kimlik bilgileri alınıyorsa mernis kaydı ve eğer bu kişilere de toplu şekilde ileti gönderiliyorsa İleti Yönetim Sistemi kaydının yapılması gerekiyor. Bununla birlikte eğer e-ticaret üzerinden satış yapılıyorsa da EGBİS kaydının yapılması gerekiyor. Biz de bu konuda firmaları uyarmak istiyoruz. Çünkü çok ciddi yaptırımları da var. Kişisel anlamda da bu verilerimizi verirken, mesela bir telefon aboneliği yapacağız diyelim kimlik veriyoruz. Kimliğin üzerine en azından ne için olduğunu yazarsak ileride yaşayabileceğimiz sorunların da önüne geçmiş olabiliriz” dedi. Topuzoğlu, firmaların ve kurumların yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının veri saklamada açık oluşturacağını söyleyerek, “Yine çok önemli bir konuya temas etmek istiyorum; herhangi bir yazılım alınıyor ve kullanılıyor. Bilgiler burada kayıt ediliyor. Derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde ya da şirketlerde yine aynı şekilde kurslar, okullar ve eğitimle ilgili kurumlarda bu bilgiler alınıyor ve bir programa kaydediliyor ama o programı yazan yazılımcı firmayla ilgili olarak gerekli sözleşmeler yapılmazsa ve onlar da gerekli önlemleri almazsa bu sefer arka kapı dediğimiz backdoor üzerinden girerek bu bilgilere ulaşmak ve bunları da çok rahat bir şekilde sızdırmak, dağıtmak ve satmak ne yazık ki mümkün olabilecektir. Şu anda herhangi bir denetim bu konuda da yok. Yani bir kişi ben yazılım yaptım deyip de bunu rahatlıkla satabiliyor. Bu konuda bir düzenlemenin faydalı olabileceği inancındayız” ifadelerini kullandı. Verilerin bilinmeyen yerlerde saklanmasının sonucunda daha sonra nereye gideceğinin de belirsiz olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Aslında devletin resmi kurumları bu yazılımları inceleyip bir arka kapı olup olmadığını çok rahat bir şekilde görebilir. Burada sorumluluk yazılım firmasına da eğer herhangi bir zafiyet varsa ait olarak kabul edilebilir. KVKK kaydı olan firmalarda veri sızdırılması durumunda 1 milyon 800 bin TL’den başlayan para cezaları verilebiliyor. Geçmişte yine çok ünlü sipariş firmalarında da bunlar yaşanmıştı. Ne yazık ki birçok kurumda da yine bununla karşılaşıyoruz ve şu anda böyle bir durum olduğu zaman saklama gibi imkanları da yok KVKK gereğince. Kendilerinin de bu konuyu açıklamaları gerekiyor ve KVKK’nın sitesinde de resmi bir şekilde yayınlanıyor. Bu konu çok önemli çünkü herhangi bir şekilde siz verilerinizi bir yerde saklıyorsanız ya da bilmediğiniz internetten indirdiğiniz ücretsiz olduğu için tercih ettiğiniz bir programda saklıyorsanız daha sonra verilerin nereye gideceğini de bilemezsiniz.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kvkkda-arka-kapi-uyarisi/feed/ 0
Zonguldak’ta 12 çiftin düğün videoları elektrik kesintisi sonrası silindi https://www.akittvhaber.com.tr/zonguldakta-12-ciftin-dugun-videolari-elektrik-kesintisi-sonrasi-silindi/ https://www.akittvhaber.com.tr/zonguldakta-12-ciftin-dugun-videolari-elektrik-kesintisi-sonrasi-silindi/#respond Sun, 07 Jan 2024 09:06:46 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2250

ZONGULDAK’ta 12 çifte ait kına ve düğün videoları, ani elektrik kesintisi sonrası hard disk bozulunca silindi. Mutlu günlerine ait videoları alamayan çiftler mağdur olurken, fotoğrafçı Nejat Kaskun (36), hard diskteki görüntüleri kurtarmak için belleklerin Rusya’da bir firmaya gönderildiğini söyledi.

Kozlu ilçesinde fotoğrafçılık yapan Nejat Kaskun 20 Temmuz akşamı düğün çekiminden gelip, görüntüleri aktardığı sırada iddiaya göre, ani bir elektrik kesintisi yaşandı. Elektrik kesintisi sonrası hard diskte arıza meydana gelince, 12 çiftin düğününün videolarına tekrar ulaşamadı. Çiftler ‘en mutlu günleri’ni hatırlatacak videolara erişemezken, fotoğrafları teslim edildi. Fotoğrafçı Kaskun, ardından hard diskteki verileri kurtarabilmek için İstanbul’da firmalarla görüştü. 3 firmadan ret cevabı alan Kaskun, daha sonra yurt dışı menşeili bir firmayla anlaşarak hard diski Rusya’ya gönderdi. Diskte ‘okuyucu kafa arızası’ ve ‘plakalarında metal tozlaşması’ tespit edildi. 5 aydır görüntüler için çaba harcanırken, şikayetçi olmayan çiftler için yine de güzel haber bekliyor.

‘EN MUTLU GÜNÜMÜZÜN VİDEOSUNU İZLEYEMEDİK’

Temmuzun 2’sinde kına, 3’ünde de düğün yapan madenci Yusuf ve eşi Yonca Akbıyık (26), ellerinde sadece yakınlarının cep telefonu ile çektiği dans videosu olduğunu söyledi. 6 aydır mağdur olduklarını belirten Yusuf Akbıyık, “Çok mağduruz, 6 aydan beri bekliyoruz. ‘Yurt dışına yolladık’ dediler, hala bekliyoruz. Fotoğrafçı, ‘Hard disk çizildi, yandı’ dedi. Hard disk arızası olmuş, şu an o yüzden de bekliyoruz Fotoğraflarımız var ama videolarımız yok. Çok kötü bir şey. Ailemiz de bekliyor, aşırı derecede mutsuzuz. En mutlu günümüz zaten ilk ve son oluyor. Mağduruz, sadece bekliyoruz. En mutlu günümüzün videosunu izleyemedik” dedi. GÖRÜNTÜLERİ KURTARMAK İÇİN 50 BİN LİRA HARCAMIŞ

12 düğün çekiminin görüntülerine henüz ulaşamayan ve kurtarmak için şimdiye kadar 50 bin lira harcadığını belirten fotoğrafçı Nejat Kaskun, “Önemli bir hard disk olduğu için bunu işin ehli olan veri kurtarma merkezine götürdük. İstanbul’da 3 farklı yere götürdük ama istediğimiz yanıtı alamadık. Çünkü Türkiye’de olmayan bir teknoloji ile bunun halledilmesi gerektiği söylendi. Yurt dışı menşeili çalışan bir firmaya teslim ettik. ‘Okuyucu kafa arızası’ olduğunu, ‘plakaların metal tozlaşması’ nedeniyle verileri bize göstermediğini, ani elektrik kesintisi nedeniyle ‘devresel problemi2 olduğunu söylediler. Veri kurtarma süreci normalde 36 saatte halledilebilen bir işlem olmasına rağmen bu durumun donanımsal olarak uzun sürebileceği söylendi” diye konuştu.

Başvurduğu 3 firmanın ‘veri kurtaramazsınız’ dediğini ancak çözüm aramayı bırakmadıklarını söyleyen Kaskun, “Çözüm bulmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Hard disk çok önemli olduğu için aynı üretim bandından çıkmış, ‘donör’ disklerle çözüm bulunabiliyor. Bu da ancak yurt dışından temin edilebilen bir markanın malzemeleri lazım. Bu yüzden de firma bize belli bir süre veremiyor. Şu an donanımsal problemleri çözüldü, yazılımsal problemleri kaldı. Bunu da çözebilmek için müdahaleler yapılıyor” dedi.

’12 ÇİFTİMİZ MAĞDUR OLDU’

Bir an önce düğün görüntülerini sahiplerine teslim etmek istediklerini belirten Kaskun, şöyle konuştu:

“12 çiftimiz mağdur oldu. Bu konuyla ilgili sürekli irtibat halindeyiz. Bize ne zaman soru sorduklarında, biz de hangi cevapları alıyorsak, onlara ilettik. Konuyla alakalı problem yaşadığımız bir çift yok. Fotoğrafların hepsini teslim ettik. Dış çekim ve düğün hikayelerini teslim ettik. Şu an bir tek düğün akşamına ait videolar veri kurtarma merkezinde düzeltilmeye çalışılıyor. Şu an için herhangi bir şikayet ve adli durum olmadı. Parasını isteyen çiftlere iade yaptık. Şimdilik 2 kişiye iade yaptık ama videolar geldiğinde kendilerine teslim edeceğiz. Beklemek isteyenler de oldu. ‘Her halükarda videoyu alınca parasını ödeyeceğiz. Sen hazır olduğunda bize haber ver’ diyerek flash belleklerini bırakan çiftlerimiz de var. Videolar bize teslim edilir edilmez, belleklere aktarıp kendilerine müjdeli haberi vereceğiz inşallah.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/zonguldakta-12-ciftin-dugun-videolari-elektrik-kesintisi-sonrasi-silindi/feed/ 0
Tohum Firması Çiftçileri Dolandırarak Yurt Dışına Kaçtı https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/ https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:00:23 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1951

Uzun süredir tarım sektöründe faaliyet gösteren bir tohum firmasının kurucuları yüksek kar vaadiyle çiftçilerden aldıkları mahsullerin bedellerini ödemeyerek 150 milyon TL ile vurgun yapıp yurt dışına kaçtığı öne sürüldü.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde faaliyet gösteren bir buğday tohum firması iddialara göre, birden fazla firma ve 100’ün üzerinde çiftçinin ürünlerinin parasını vermeden ortadan kayboldu. Toplamda piyasa değeri 150 milyon TL’nin üzerinde olan mahsullerinin tahsilatını alamayan çiftçiler durumdan şikayetçi oldu. Şikayet üzerine firmanın kapılarına polis ekipleri tarafından mühür vuruldu.

Ayrıca firma sahipleri, 2017 yılından beri güven oluşturarak çiftçilerden tarım ürünlerini topladıkları ve belli bir süre sonra karşılığında yüksek kazanç vaadiyle geri ödeme yapacaklarını iddia ettikleri belirtiliyor.

Çiftçilerin yaptığı şikayetler sonucunda Polatlı Cumhuriyet Savcılığına ulaşan 100’den fazla mağdur olduğu ve bazılarının ellerinde senet bile olmasına rağmen ürünleri gizlice ellerinden çıkardıkları için mağduriyet yaşadıkları ifade edildi. Firma sahibi S.C.’nin bu faaliyetler içindeyken aynı zamanda 1926 Polatlı Belediyespor Başkanı görevini de sürdürdüğü ortaya çıktı.

“Bürolarını kapatıp ortadan kayboldular”

Polatlı Devlet Hastanesi’nde 22 yıllık başhekimlik görevinin arından emekli olarak çiftçilik yaptığını aktaran mağdur Ali Rıza Koçoğlu, “Buğdayı kaldırdığımızda TMO’ya verecektim. Geldiler, ‘Buğdayı bize ver hocam, 6 Aralık’ta parasını vereceğiz’ dediler. 259 ton buğdayı onlara teslim ettik. Bunlar tohumluk yaptılar, millette sattılar. 6 Aralık’ta paramızı verecekti. 5 Aralık’ta bürolarını kapatıp ortadan kayboldular” ifadelerini kullandı.

Bir sene önce de aynı kişilere buğdayını teslim ettiğini ve borcunu geri alması ile güven sağladıklarını dile getiren Ali Rıza Koçoğlu, “Gübre ve tohum üretip satıyorlardı. Tohum ve gübre bayisiydi. Biz de bu sene hatta tohumu ve gübreyi oradan aldık. Ondan sonra gerisini alıp gittiler” dedi.

“Depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik”

Ailesi ile tarlalarında bu yıl 600 dönümlük bir araziye buğday ektiklerini dile getiren mağdur Edem Koçoğlu, “Buğday ekilişinden verim aldık. Gayet güzel bir yıldı. O bütün ürünümüzle birlikte Ahi Tohum’un sahipleri Sevgi Coşkun ve eşi Cihangir Coşkun’un işlettiği işletmeye ürünümüzü teslim ettik. Polatlı’da tanınıyorlardı. Bilindik bir aileydi. Bizler de güvendik. Dolayısıyla ürünümüzü verdikten sonra geri belli bir süre bekletip daha sonra da depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik. Sonra da belli bir karla birlikte o zamanın aralık ayının fiyatıyla bize verdiğimiz mahsulü sattıktan sonra parayı iade edeceklerdi. Ancak işte bu Ahi Tohum ürünümüzün parasını vermedi” diye konuştu.

“Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar”

Polatlı’da 100’ün üzerinde çiftçinin mağduriyetinin olduğunu belirten Koçoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Her gün birbirimizi arıyoruz, diğer çiftçilerle konuşuyoruz. Elimizde senet vardı. O senedi mahkemeye verdik. Haciz ve benzeri işlemler devam ediyor. Şu anda takip altında. Sevgi Demir Coşkun, biz bu şikayeti bulunmadan önce yurtdışına kaçtı. Onun yanında eşi Cihangir Coşkun da İstanbul’da yakalandı. Silivri Cezaevine konulmuş. Yüzün üzerinde kişi ve 150 milyon TL’nin üzerinde miktarı vermedikleri, alıp kaçtıkları söyleniyor ama üzerlerinde ne bir ev, ne bir arabada yok. Dolayısıyla haciz edilecek bir şey de bulamadık. Burası Ankara’nın ve Türkiye’nin tarım ambarı. Dolayısıyla güven esaslı biz depoya bıraktık. Ayrıca, Sevgi Coşkun 1926 Polatlı Belediyespor kulübünün başkanlığını da yapıyordu. Dolayısıyla tüm Polatlı güveniyordu. Onlara kulüp başkanlığını da emanet etmişlerdi. Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar. Herkesi yanıttılar, herkes mağdur. Dolayısıyla tarım, çiftçilikte bu nedenden dolayı her gün geriliyor ve gerilemekte. Dolayısıyla insanlar bundan sonra çiftçilik belki yapamayacak, bu kayıplarını karşılanmasını talep ediyorlar. Bu nedenle biz yasal hakkımızı da kullanıyoruz.” – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tohum-firmasi-ciftcileri-dolandirarak-yurt-disina-kacti/feed/ 0
Otobüslere Araç Takip Cihazı Zorunluluğu https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/ https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:21:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1913

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemesiyle 1 Ocak’tan itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere araç takip cihazı takılması zorunlu hale geliyor. Taşıtların konum bilgileri 2 dakikada bir Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) aktarılacak. Türkiye’nin en büyük otogarı olan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi otogarında takip cihazı takma hareketliliği yaşanıyor.  Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, “Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şehirlerarası otobüslerde yeni döneme geçildiğini duyurmuştu. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı açıklamada, “‘Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak” dedi. Uygulama 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. 1 Ocak’a kısa süre kala otogarlarda hazırlıklar devam ediyor. İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüslere takip cihazı takma  telaşı yaşanıyor.

“ŞU ANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE”

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım uygulamada oranın yüzde 30’lara ulaştığını belirtti.

Mustafa Yıldırım, “Araç takip sistemi araçların her türlü hareketini kontrol etmek için 2016 yılında Avrupa Birliği tarafından alınmış bir karardı. Türkiye bunu erteleye erteleye 2024 yılına kadar erteledi. 8 yıldan beri erteleniyor bu. Kazaları önlemede önemli bir etken olacağını düşünüyoruz. Aracın her türlü hareketini, sürücünün her türlü hareketini kontrol eden bir sistemdir. Uzun zamandır firmalarımızın, sorumluluk sahibi firmalarımızın birçoğu bunu araçlarına uyguladılar ve takip ediyorlar araçlarını. Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde. Kurumsal şirketler tamamını yapıyor. Diğer şirketlerimiz de buna uyacaklar. Kazaları önlemede önemli bir etken olacak. Firmalarımızın iç denetim sistemini kurarak tek merkezle akıllı sistemden bunları takip edip sürücüleri uyarması lazım. Trafik kurallarına uyuyorlar mı uymuyorlar mı trafik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etmeleri lazım.” dedi.

ARAÇLARI TEK MERKEZDEN KONTROL EDİYORLAR SÜRÜCÜLERİNİ UYARIYORLAR

Bütün otobüslere sistemin kurulmasının yeni yıla yetişemeyeceğini belirten Yıldırım, “Yarın öbür gün 1 Ocak. Onun için yetişmez. Yetişmeyenler için de zorunluluk devam etsin ancak yaptırımları 2025 yılının 1 Ocak’ına erteleyelim. Zorunluluğu kaldırmayalım.

Şöyle, sürücü yorgun mu değil mi, sürücü yasal limitlerde araç kullanıyor mu, trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, bütün bunları firma merkezden kontrol edebilecek, görebilecek. Onun için kazaların azalmasında önemli bir etken dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk işte araç direksiyonu telefon kullanmak mesaj çekmek gibi birçok konuyu görebilecekler. Bu konuda firma her şeyi polisten beklemeyecek kendi yaptırımını uygulayacak, sürücüyü uyaracak ve bu hataları yapan sürücülere de ceza uygulaması yapmaları lazım. Tabii ki şu anda piyasada bunları takip eden firmalarımız var. Şu anda bunu uygulayan firmalarımız var. Araçları tek merkezden kontrol ediyorlar sürücülerini uyarıyorlar” şeklinde konuştu.

Otobüs firması yetkilisi Kemal Soğancı ise, “Genel anlamda taktırmaya çalışanları görüyoruz. Bu sistemin faydaları araçlardaki kaptanın, personelinin, yani yolda yaptığı hareketlerin tamamını takip ediyorsunuz. 7/24 gece gündüz takip ediyoruz”  dedi.

Otobüs şoförleri de sistemin kazaları önlemede de katkı saylayacağını belirtti. Yolcu Burak İlhan ise, “Türkiye’nin her yerinde seyahat eden biri olarak söylemek gerekirse yakınlarımız da bu seyahate giriyor ve nerede olduklarını bilmek güzel olur. Kaza olabilir farklı konular olabilir yakınlarımızın takibi açısından geç kalınmış bir uygulama diyebiliriz zorunlu olması”  diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/feed/ 0
Otobüslere Araç Takip Cihazı Takılması Zorunlu Hale Geliyor https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:15:18 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1910

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemesiyle 1 Ocak’tan itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere araç takip cihazı takılması zorunlu hale geliyor. Taşıtların konum bilgileri 2 dakikada bir Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) aktarılacak. Türkiye’nin en büyük otogarı olan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi otogarında takip cihazı takma hareketliliği yaşanıyor.  Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, “Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şehirlerarası otobüslerde yeni döneme geçildiğini duyurmuştu. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı açıklamada, “‘Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak” dedi. Uygulama 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. 1 Ocak’a kısa süre kala otogarlarda hazırlıklar devam ediyor. İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüslere takip cihazı takma  telaşı yaşanıyor.

“ŞU ANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE”

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım uygulamada oranın yüzde 30’lara ulaştığını belirtti.

Mustafa Yıldırım, “Araç takip sistemi araçların her türlü hareketini kontrol etmek için 2016 yılında Avrupa Birliği tarafından alınmış bir karardı. Türkiye bunu erteleye erteleye 2024 yılına kadar erteledi. 8 yıldan beri erteleniyor bu. Kazaları önlemede önemli bir etken olacağını düşünüyoruz. Aracın her türlü hareketini, sürücünün her türlü hareketini kontrol eden bir sistemdir. Uzun zamandır firmalarımızın, sorumluluk sahibi firmalarımızın birçoğu bunu araçlarına uyguladılar ve takip ediyorlar araçlarını. Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde. Kurumsal şirketler tamamını yapıyor. Diğer şirketlerimiz de buna uyacaklar. Kazaları önlemede önemli bir etken olacak. Firmalarımızın iç denetim sistemini kurarak tek merkezle akıllı sistemden bunları takip edip sürücüleri uyarması lazım. Trafik kurallarına uyuyorlar mı uymuyorlar mı trafik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etmeleri lazım.” dedi.

ARAÇLARI TEK MERKEZDEN KONTROL EDİYORLAR SÜRÜCÜLERİNİ UYARIYORLAR

Bütün otobüslere sistemin kurulmasının yeni yıla yetişemeyeceğini belirten Yıldırım, “Yarın öbür gün 1 Ocak. Onun için yetişmez. Yetişmeyenler için de zorunluluk devam etsin ancak yaptırımları 2025 yılının 1 Ocak’ına erteleyelim. Zorunluluğu kaldırmayalım.

Şöyle, sürücü yorgun mu değil mi, sürücü yasal limitlerde araç kullanıyor mu, trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, bütün bunları firma merkezden kontrol edebilecek, görebilecek. Onun için kazaların azalmasında önemli bir etken dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk işte araç direksiyonu telefon kullanmak mesaj çekmek gibi birçok konuyu görebilecekler. Bu konuda firma her şeyi polisten beklemeyecek kendi yaptırımını uygulayacak, sürücüyü uyaracak ve bu hataları yapan sürücülere de ceza uygulaması yapmaları lazım. Tabii ki şu anda piyasada bunları takip eden firmalarımız var. Şu anda bunu uygulayan firmalarımız var. Araçları tek merkezden kontrol ediyorlar sürücülerini uyarıyorlar” şeklinde konuştu.

Otobüs firması yetkilisi Kemal Soğancı ise, “Genel anlamda taktırmaya çalışanları görüyoruz. Bu sistemin faydaları araçlardaki kaptanın, personelinin, yani yolda yaptığı hareketlerin tamamını takip ediyorsunuz. 7/24 gece gündüz takip ediyoruz”  dedi.

Otobüs şoförleri de sistemin kazaları önlemede de katkı saylayacağını belirtti. Yolcu Burak İlhan ise, “Türkiye’nin her yerinde seyahat eden biri olarak söylemek gerekirse yakınlarımız da bu seyahate giriyor ve nerede olduklarını bilmek güzel olur. Kaza olabilir farklı konular olabilir yakınlarımızın takibi açısından geç kalınmış bir uygulama diyebiliriz zorunlu olması”  diye konuştu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/feed/ 0