
“BURASI BİZİM KURALLARIMIZLA YÖNETİLİYOR”
Bu durumun kabul edilemez olduğunu söyleyen İzmirlioğlu, görevlilerin teklifini kabul etmeyip Dernek Başkanı Oğuz Tongsir’le konuşmak için Levent’te bulunan derneğin genel merkezine gitti. Dernek Başkanı ile konuşan İzmirlioğlu, skandal olayın yakışıksız olduğunu söyledi.
Eşinin giyimi nedeniyle dışlanmasını kabul edemeyen İzmirlioğlu’na Dernek Başkanı Tongsir ise havuzun dernek tarafından işletildiğini, derneğin de kendilerinin belirledikleri kurallarla yönetildiğini aktardı. Skandallar silsilesi karşısında şaşkına dönen İzmirlioğlu, dernek üyesi olarak yaşananları kabul etmediğini kaydetti.

‘EŞİMİ KAPIDAN ÇEVİRMİŞLERDİ’
Başından geçenleri sosyal medya hesabından paylaşan İzmirlioğlu’na ise yoğun destek geldi. Paylaşımın ardından skandal olayın daha önce de Gazeteci İrfan Yirmibeş’in de başına geldiği ortaya çıktı. Mehmet İzmirlioğlu’nun paylaşımını alıntılayan Gazeteci Yirmibeş, “Benim eşim de tesis kapısından çevrildi, tesise alamayız denildi. Ben buna tepki gösterince başkan kararı olduğu söylendi. Kendisiyle görüştüm sonra kapalı havuzu başörtülüler için açalım dedi. Eşimden de TSYD yetkilisi özür dilemişti, içeri davet etti, eşim kabul etmemişti. Ben bu sorunun çözüldüğünü düşünmüştüm, ancak yasakçı zihniyet halen devam ediyormuş” ifadelerini kullandı.


İZMİRLİOĞLU A HABER’E KONUŞTU
Konuyla ilgili A Haber’e özel açıklamalarda da bulunan Mehmet İzmirlioğlu, “Tesise hayatımda ilk defa eşimle gittim sonra havuz görevlisi geldi eşiniz açık havuza giremez dedi kapalı havuza alalım sizi açık havuza kapalı şekilde alamayız dedi. Sonra başkanın yani Oğuz Tongsir’in yanına gittim gayet lakayıt şekilde ‘Burası özerk kurum burada benim kurallarım geçerli’ dedi.
TSYD havuzunda çağ dışı başörtüsü yasağı! İzmirlioğlu A Haber’e konuştu
AİLESİ DE 28 ŞUBAT MAĞDURU
Daha önce de 28 Şubat sürecine ailesinin mağdur edildiğini hatırlatan İzmirlioğlu şu ifadeleri kullandı:
“Ben orada resmen aynı süreci yaşadım. Ablamın zorla başını açtırmaya çalıştılar, o dönem öğretmen babamın da görev yeri değiştirildi ablamın başörtüsü nedeniyle. Aynı duyguları yaşadım. Ben de bu olayın üstüne gitmek için olayın sıcaklığıyla Twitter’a yazdım ve olay bu noktalara geldi. Bu olayın arkasında duruyorum ve bu olayın üstüne gitmek için ne gelirse elimden yapacağım. Üyesi olduğum TSYD’nin başında bu kişinin olmasını kabullenemiyorum. Bu insanın da istifa etmesini istiyorum. Pazartesi itibarıyla savcılığa başvuracağım.”

O HAVUZ BAKANLIK DESTEĞİYLE AÇILMIŞTI
Öte yandan, Oğuz Tongsir’in başında olduğu TSYD havuzunun 2019’da bir yıl kapalı kaldıktan sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle tekrar açıldığı da öğrenildi.

TONGSİR’İN İLK VUKUATI DEĞİL!
Ayrıca, TSYD Başkanı Oğuz Tongsir, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe girişimine ilişkin de daha önce tepki çeken bir paylaşımda bulunmuştu.
“Yahu bu millet 5 lira için gelin arabasının önüne atlar, tank mank vız gelir” şeklinde çirkin ifadeler kullanan Tongsir’in bu paylaşımı büyük tepkiye neden olmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’a yönelik FETÖ ile ilgili sözlerine TBMM’de grubu bulunan partiler tepki gösterdi. Bozdağ, “Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir” dedi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ ve AK Parti milletvekilleri hakkında FETÖ’yle ilgili iddialarda bulunması üzerine tartışma yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Bozdağ, şahsına dönük iftirayı reddettiğini dile getirdi.
“FETÖ ile mücadele eden adamım”
Bozdağ, şunları kaydetti:
“Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fetullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.”
Partilerden Mahmat Tanal’a tepki
Yaşanan tartışmaların ardından Bozdağ, birleşime ara verdi. Meclis Genel Kurulu’nda aranın ardından partilerin grup başkanvekilleri söz alarak TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a destek verdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “15 Temmuz darbe gecesi 2016 tarihinde, 100 civarında, 100’ü aşkın, 110 milletvekili partilerden ki, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Özgür Özel, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olarak ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımı AK Parti grubundan çok sayıda arkadaşlarımız burada hep birlikte bu FETÖ alçak darbesi karşısında direnirken, bu dirence karşı daha bombalar tepemize yağarken siz kürsüdeydiniz Sayın Başkan. ve o darbeye karşı direncinizi kararlı bir şekilde nasıl gösterdiğinizin en yakın tanıklarından birisi de benim, işte Sayın Özgür Özel’dir, Sayın Mehmet Muş’tur, Sayın Levent Gök’tür ve arkadaşlarınız; kararlı, kahramanca bir tutum sergiledik ve ayrıca yine, siz Adalet Bakanı sıfatıyla konuştunuz ve bu darbe öncesi devletin kurumlarına sinsice sızmış bu alçak teröristlerin tespiti konusunda sizin Adalet Bakanı olarak Adalet Bakanlığı ve adalet kurumunun, adliye müesseselerinin içerisindeki FETÖ’cülerle nasıl mücadele ettiğinizi de millet olarak da biliyoruz” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’a tepki göstererek, “Meclis Başkan Vekilini tartışmanın içine siyasi olarak katmanın herhangi bir anlamı yoktur ve doğru da değildir. Şüphesiz, bugün açılışta olduğu gibi, tutumunuzu uygun bulmadığımız zaman usul tartışması açarız, söyleyeceğimiz sözleri dibine kadar söyleriz ama bunu uygun bir üslupla söyleriz; Meclis Başkan Vekillerini siyasi tartışmanın içine almayacak bir etkinliği hep beraber sağlarız” diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ise, “Kaldı ki sizin şahsınızda zamanında söylenmiş ama sizin daha sonra bunun üzerine çok laf söylediğiniz bir konuda hadiseyi tekrar tekrar gündeme getirmek amacından saptırmaktadır mevzuyu çünkü siz -bu Gazi Meclis demokrasi hiçe sayılan o askeri ihtilal, kalkışma neticesinde- Türk demokrasisini savunmak için burada, şu kürsüde cansiperane bar bar bağıran bir bakanımızsınız ve bir saygın milletvekilimizsiniz. Dolayısıyla sizin bu konudaki hassasiyetinizi ve duruşunuzu bütün Türkiye Cumhuriyeti biliyor ve malumumuzdur ama zaman zaman sürekli olarak bu tip hususları sizin şahsınızda ya da diğer Meclis Başkan Vekillerimiz ve Meclis Başkanımız hakkında dile getirmek ki siz bağımsız bir noktada oturuyorsunuz, asla kabul edilebilir bir davranış değildir, amacından sapmaktadır. Bütün partilerin bu konuda bütün Meclis Başkan Vekillerine karşı aynı hassasiyeti gösterme mecburiyetleri vardır” diyerek Bozdağ’a destek verdi. – ANKARA
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, kürsüde hitap ederken AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’le tartıştı. Gökçek’e “Sen FETÖ’cünün daniskasısın.” diyen Tanal, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a da eski sözleri üzerinden yüklendi. Bozdağ, Tanal’ın sözlerine yanıt verirken Osman Gökçek de hitap etmek için söz istedi. Gökçek’in Tanal’a cevap vermesi ve CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’a da laf atması sonrası Meclis’te tansiyon yükseldi.
TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçilmeden önce AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
“SEN FETÖ’NÜN DANİSKASISIN”
Kürsüde Genel Kurul’a hitap eden CHP Şanlıurfa Milletvekili Tanal, AK Parti Ankara Milletvekili Gökçek’e yönelik olarak “FETÖ’nün okullarında okuyan sen değil misin? Gırtlağına kadar haram yiyen sen değil misin? Sen FETÖ’nün daniskasısın! FETÖ’cü arıyorsan bak, bakan burada. Bekir Bey, FETÖ için ‘O muhteremdir’ diyordu. Hepiniz Bekir Bey gibi değil misiniz?” dedi.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal“BEN O SÖZLERİ LAĞIMA ATTIM, ORADAN ELİNİZİ SOKTUKÇA ELİNİZ DE AĞZINIZ DA KİRLENİR”
Bunun üzerine Bozdağ, şahsına dönük iftirayı reddettiğini dile getirerek, “Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fethullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.” ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ“SAMANYOLU TV’NİN ÖNÜNDE ZIRLADIN”
AK Partili Osman Gökçek de söz alarak Tanal’a cevap verdi. Gökçek, “FETÖ’ye operasyon yapıldıktan sonra Samanyolu TV’nin önünde zırlayan kişi sizsiniz Sayın Mahmut Tanal. Orada kapılarda hüngür hüngür ağlarken, insanlar size geldiklerinde onları savunan sizdiniz. Geçmişi yargılamaya kalkarsak, Özgür Özel Yahyalar Koleji’nden kızına ödül almıştır. Fethullah Gülen’in bir terörist olduğu devlet tarafından ilan edildikten sonra Adem Yavuz Arslan gibi insanlar Sayın Kılıçdaroğlu’nu desteklerken sizler tek bir kelime dahi etmediniz. PKK terör örgütü sizi destekledi, ses çıkarmadınız. FETÖ sizi destekledi, ses çıkarmadınız.” dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek“ESKİDEN UCUZ BİR ARABAYA BİNERDİN”
CHP’li Gökhan Günaydın’a da laf atan Gökçek, “Sen kendi sekreterine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden hangi arabaları aldın Gökhan Günaydın. Eskiden ucuz bir arabaya binerdin. Ekrem İmamoğlu’yla aran iyi olduktan sonra hangi arabalara biner oldun.” ifadelerini kullandı.
“SİZİN ÇÖPE ATTIĞINIZ SÖZLER VE EYLEMLER YÜZÜNDEN BİR SÜRÜ İNSAN HAPİS YATIYOR”
Tartışmaya katılan Günaydın, söz alarak “Sayın Meclis Başkanı da, buraya çıkan milletvekilleri de diyorlar ki, ‘Geçmişe ilişkin sözlerimizi çöpe attık.’ Valla Türk Ceza Kanunu insanların ne zaman hangi maddeyi çöpe attığına bakmıyor. Sizin çöpe attığınız sözler ve eylemler yüzünden bu memlekette bir sürü çorbacı, boyacı yıllarca hapis yatıyor. Kendinizi böyle kurtaramazsınız. Arkadaşlarımız söyledi, teker teker söyleyin hanginiz FETÖ’nün okulunda okumadınız? Hanginiz Bank Asya’ya para yatırmadınız? Hanginiz teker teker Pensilvanya’ya gitmediniz? Gerçeğin ne olduğunu biliyoruz.” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın“BU MEMLEKETTE HUKUK OLSA SEN DIŞARI ÇIKAMAZSIN”
Gökçek’e de cevap veren Günaydın, “Ya bu ne biçim kader ki Melik Gökçek’in oğlu Osman Gökçek bana dürüstlük dersi vermeye çalışıyor. Osmancığım ben senin gibi laftan kaçmam. Bu memlekette hukuk olsa sen dışarıya çıkamazsın. Şimdi de söylediğin soruya cevap vereyim. Benim bir tane arabam var, 2006 model. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü Kadriye Hanım benim sekreterim değil. Benim mecliste çalışan sekreterim dışında bir sekreterim yok.” dedi.
BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
AK Partili ve CHP’li milletvekilleri arasındaki tartışmanın büyümesi sonrası Meclis Başkanı Bekir Bozdağ, birleşime yarım saat ara verdi.
]]>
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Danıştay 5. Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısında konuştu. Bahçeli,geçtiğimiz günlerde Erzincan İliç’teki maden kazasına ilişkin devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirterek, “İlgili bakan ve bürokratlarımız kısa süre içinde maden sahasına giderek arama-kurtarma faaliyetlerine refakat etti. Bir haftadır AFAD ekipleri, gönüllü yardım kuruluşları, hatta yöre insanımız çalışmalarını fedakarlıkla yürütmektedir. İşçilerimize ulaşmak ve gün ışığına çıkarabilmek amacıyla maden alanına yığılan devasa toprak kütlesinin tahliye ve temizlik işlemi dikkatle ve kararlılıkla sürdürülmektedir. Ancak heyelan bölgesinde hala riskli alanların varlığı, bu kapsamda yeni toprak kaymalarının zaman zaman yaşanıyor olması ister istemez arama kurtarma ekiplerini zora sokmakta, çalışmalarını da aksatmaktadır. Üstelik bölgenin yağışlar sebebiyle çamur ve balçıkla kaplanmış olması araştırma ve incelemelerin metal dedektörlerle yapılmasını mecburi hale getirmektedir. Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, müteakiben kalan siyanürlü atıkları suyla arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan, yani çok zor şartlarda damla damla dökülen alın terlerinin bereketiyle helal lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir. Ümitlerimizi diri tutarak bölgeden gelecek müjdeli haberlere kulağımızı çevirmiş durumdayız. Nitekim Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla; Anayasa’nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis Araştırması Komisyonunun kurulmasını isabetli bir karar olarak görüyor ve yanında duruyoruz” diye konuştu.
“Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın maden kazasının yaşandığı yere maske ve özel koruyucu kıyafetle gitmesine değinen MHP lider Bahçeli, “Adeta uzaya çıkar gibi, özel koruyucu kıyafetlerin üstüne dehşet uyandıran maskeler takan ve ikinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı Deresi’ne akıtıldığını ve bu atıkların yağışla beraber yeraltı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla. Ağzıyla değil de karnıyla konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarından taşmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının konuyla ilgili kamuoyuyla paylaştığı, toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri’ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla Sabırlı Deresi’nin Fırat Nehrine ulaştığı menfezin kapaklarının kapatıldığına dair açıklama ortadayken, halen dedikodu üretmenin, halen kaygıları diri tutmanın ahlaken tutarlı bir yanı var mıdır? 9 canı, 9 hayatı kurtarma çalışmaları sürüyorken, kayan toprak kütlesinin içinde hangi ağır metallerin bulunduğuyla ilgili resmi ağızlardan bir açıklama yapılmadığını eleştirenlerin amacı bize göre üzüm yemek değil, bağcı dövmek için mevzi almaktır. Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır, izansızlıktır, pis bir fırsatçılıktır” ifadelerini kullandı.
“ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir”
Erzincan İliç’teki maden kazasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un hedef alındığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:
“İliç’i konuşuyorken konunun Sayın Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması, nihayetinde haksız ve hayasız eleştirilerin sökün etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Sayın Kurum’u yıpratmak için devreye girmişlerdir. Bir defa madenin yüklenici firmasına ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir. Söz konusu bakanlık yalnızca çevresel etkileri değerlendirip denetlemektedir. Bunun yanında altın madeninin çevreye zarar verip vermediğini incelemektedir. Bahsi geçen altın madeni geçmişte defalarca denetlenmiş, 21 Haziran 2022 tarihinde de 20 metreküplük siyanür sızıntısı nedeniyle sorumlu görüldüğünden bu madeni işleten firmaya Çevre Kanunu’nda belirlenmiş en üst sınırdan para cezası verilmiştir. Dahası ilgili firmanın faaliyetleri geçici süreyle durdurulmuştur. Anlaşılacağı üzere, Sayın Murat Kurum görevini layıkıyla yapmıştır. Verilemeyecek bir hesabının olmadığı ortaya çıkmıştır. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır. Menfur ve melun emel sahiplerinin çabaları boşuna, çırpınışları beyhudedir; Allah’ın izniyle, Türk milletinin teveccühüyle Ankara altın çağına ulaşacak, İstanbul Muradına kavuşacak, yerel yönetimler zilletin ayak bağlarından mutlaka kurtarılacaktır.”
“Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir”
“Dış politikada doğası gereği, ülkeler arası gerginlikler veya yakınlıklar zaman zaman farklılaşıp şekil değiştirmektedir” diye konuşan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası ilişkiler akışkan ve dinamik bir süreçtir; tarihin, kültürün, coğrafyanın, jeo-politik ve jeo-stratejik müktesebatın, aynı şekilde milli hedeflerin bileşkesinde hakiki mana ve muhtevasını bulmaktadır. Şayet uluslararası ilişkiler statükonun çekim alanına sabitlenip diyalog ve diplomasi kanalları tıkanırsa sıcak çatışmalar tetiklenecek, bölgesel ve küresel savaşlar ortaya çıkacaktır. Devletlerarası ilişkilerde kalıcı dostluktan, kategorik düşmanlıktan bahsetmek mümkün değildir. Esas olan mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde değerlerle pekişmiş karşılıklı anlayış ve çıkarlara saygıdır. Türkiye’miz böylesi çalkantılı ve fırtınalı bir ortamda yüksek öngörü, manevra kabiliyeti, milli ve manevi değerlerle zenginleştirilmiş diplomasi gücüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Hem sahada hem de masada muktedir bir Türkiye gerçeği elbette taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamaktadır. Çok yönlü ve tesirli diplomasi demek, farklı zaman ve dönemlerde, farklı taraflarla aynı anda görüşmek, konuşmak ve temas kurmak demektir. Türkiye’nin yaptığı da budur. Bu sayede milli güvenliğimize, milli varlığımıza ve egemenlik haklarımıza yönelik tehdit ve sınamalar etkisiz hale getirilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Mefluç ve mahvı perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibariyle çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. İnanıyorum ki Türkiye-Mısır ilişkileri olması gereken mevkie tırmanacak, kurulan dostluk ve kardeşlik bağları iki ülkenin de çıkarına hizmet edecektir. Mısır ile asırlara dayanan tarihi, kültürel ve inanç temelli köklü bir ortak geçmişimiz vardır. Bu geçmişin kutlu bir geleceğe köprü olması iyi niyetli temennimizdir. Daha düne kadar İstanbul ile Kahire’nin yazgısı çizgisi bir ve aynıydı. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. İki ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Ekonomi, ticaret, enerji, turizm, eğitim, kültür ve savunma sanayi alanlarında Türkiye ile Mısır’ın yakın temas ve irtibatı iki ülkenin stratejik avantaj ve kazancını tahkim edecektir. Muhalefet partilerinin koro halinde “dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun” çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudunu yapay zekaya bağlaya dursunlar, Cumhur İttifakı Türk milletinin muazzam zekasıyla daha çok işleri başaracak, çağın alnına Türk ve Türkiye Yüzyılının mührünü inançla basacaktır.”
“DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş”
“Bölücü terör örgütü PKK’yla DEM’lenerek bağ kurmak, FETÖ’yle taşeronlar eliyle bağlantıya geçmek ülkemize ve milletimize yapılabilecek en vahim kötülüktür” diyen Bahçeli, “CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. CHP ile DEM iç içe geçmiş, birisini diğerinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Cumhur Bizim Türkiye Hepimizindir. Aziz Atatürk’ün adını ve anılarını hiçe sayanları, elleri öpülesi ecdadımıza hakaret edenleri, Türklüğü rafa kaldıranları, İstanbul’u Ermenilerin şehri olarak gösterenleri Türk milleti affetmeyecektir. Bu zillete aziz milletimiz müstahak değildir ve olmayacaktır. Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığımızı tartışmaya açmak, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamak düşman dilidir, milliyetsizlerin ağzıdır. CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır. CHP kayış koparmış, dingil kırmış, dengeyi kaybetmiştir. DEM’lenmiş CHP sakat ve skandal bir siyasetin pençesinde kıvrana kıvrana tükenişe ve inişe geçmiştir. Nihayet yerel yönetimleri Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleriyle buluşturma vakti gelip çatmıştır” dedi.
Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliği ruhuna zarar verdiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
“Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür. Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır? 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, hain örgütle ilişki ve iltisakı belirlenen yaklaşık 4 bine yakın hakim ve savcı meslekten ihraç edilmişti. FETÖ’cüler diğer alanlarda olduğu gibi, yıllar içinde adalet müessesine de yuvalanmışlardı. Türk hukuk sistemi zehirlenmiş, haksızlık ve hukuksuzluk habis bir ur gibi yayılmıştı. Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? FETÖ’cüleri göreve iade etmek cinayet değil midir? FETÖ’ye merhamet şehitlerimize hakaret değil midir? Danıştay 5. Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir. Allah’tan Hakimler ve Savcılar Kurulu devreye girmiş ve mesleğe iadesi yapılan 387 kişi hakkında yeni bir inceleme başlatmış, aynı zamanda Danıştay İdari Davalar Genel Kuruluna da gerekli itirazlar yapılmıştır. Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki; ‘Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu’ şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, iş birlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Eğer yanılıp yenilip üstümüze gelen olursa, tavsiyem boy ölçüsüne uygun kefen biçtirmesidir, çünkü yatacağı yer sadece mezardır, hesabı da Yüce Allah’a verecektir.” – ANKARA
]]>
Aydınlık Gazetesi’nin yüksek yargı kaynaklarından öğrendiğini iddia ettiğine göre, İsmailağa cemaatinin liderlerinden Seyfettin İnanç’ın kardeşi Mehmet Bahadır İnanç, FETÖ soruşturmasından dolayı aranıyor. 2018 yılında FETÖ’nün, üyelerini deşifre olmamaları için “renklendirme” yöntemiyle tarikatlara ve bazı partilere sızdırıp kamufle etmeye çalıştığı belirlenmişti.
RENKLENDİRME YÖNTEMİ NEDİR?
FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından örgütün mahrem yapılanmasında yer alan “Garson” isimli gizli tanık, savcılığa bir SD kart verdi. Polis ekipleri SD karttan elde ettiği bilgileri “FETÖ Silahlı Terör O¨rgütü Emniyet Mahrem Yapılanması” başlığıyla raporlaştırdı.
Rapora göre, deşifre edilen FETÖ üyeleri, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in talimatlarıyla kamufle olup tarikat ve bazı partilere sızdı.

Örgütün bu yöntemi, “kamufle olarak kuvvet kazanmak, yeniden devlet kurumlarına sızmak ve sosyal medyada provokasyonlar üreterek hükümete karşı halk ayaklanması gibi huzursuzluklar yaratmak” için geliştirdiği tespit edildi.
Renklendirmenin örgüt stratejisinin “namusu” olarak gösterildiği dosyada, siyaset ve cemaat boyutları için ayrı planlamalar yapılacağı ve görevli örgüt mensuplarının renklenerek katıldığı grubun basın-yayın organlarını ve sosyal medya hesaplarını bilmesi gerektiği anlatıldı.
“BAĞLANTILARI SAYESİNDE KORUNUYOR” İDDİASI
Bahadır İnanç’ın, kendisi ile ilgili İstanbul 11. Sulh Ceza Mahkemesinin ‘arama’ kararından sonra ortadan kaybolduğu iddialar arasında yer alıyor. Aydınlık’ın haberine göre, Ankara’da yargı kulislerinde Bahadır İnanç’ın, ağabeyi Seyfettin İnanç’ın AK Parti içindeki bağlantıları sayesinde korunduğu konuşuluyor.

AĞABEYİ, İSMAİLAĞA VAKFI’NIN KURUCULARI ARASINDA
İsmailağa cemaatine bağlı İsmailağa Vakfı’nın kuruluş senedi Resmi Gazete’de 4 Aralık 2020 tarihinde yayımlanmıştı. Vakfın kuruluş senedinde FETÖ soruşturmasından dolayı aranan Bahadır İnanç’ın ağabeyi Seyfettin İnanç’ın ismi de yer alıyor.
VAKFIN KASASI SEYFETTİN İNANÇ
Seyfettin İnanç’ın vakfın tüm para organizasyonunu yönettiği de iddialar arasında yerini koruyor. Seyfettin İnanç’ın ismi 2008 yılında Erzincan Sulh Ceza Mahkemesi’nin aldığı kararla telefonunun dinlenmesi sonucu oluşturulan iletişim tespit tutanaklarından duymuştu. Mehmet Faruk Bürüngüz isimli kişiyle konuşan İnanç, erkek ve kız çocuklarının birlikte okumasından şikayet ediyordu.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MEDRESELERE BASKINA GELİYOR”
İnanç, iletişim tespit tutanaklarına da geçen bir başka konuşmasında da kendisine ‘Genelkurmay’da gece yarılarına kadar toplantıdaydım’ diyen Mehmet isimli şahsa ‘Milli Eğitim Bakanlığı medreselere baskına geliyor, çok sıkıştırıyor.’ diye yakınıyordu.
İsmailağa cemaati son olarak cemaate bağlı Hiranur Vakfı’na ait Kur’an kursunda 11 yaşındaki erkek çocuğun 15 yaşındaki bir erkek çocuk tarafından cinsel tacize uğramasıyla gündeme gelmişti.
İSMAİLAĞA CEMAATİ KİMDİR?
İsmailağa Cemaati, Mahmut Ustaosmanoğlu’nun İstanbul Fatih’te Çarşamba semtindeki İsmailağa Camii merkez olmak üzere oluşturduğu, Nakşibendiliğin Halidî koluna bağlı bir cemaattir. Ehl-i Sünnet İslam anlayışını benimsediğini iddia eden cemaatte tasavvufî söylemler ağırlıklıdır.

Manevi olarak cemaatin lideri, 2022 yılındaki ölümüne kadar cemaat üyeleri tarafından Efendi Hazretleri olarak anılan, 1954 yılından emekli olduğu 1996 yılına kadar İsmail Ağa Camii’nin imamlığını yapmış olan Mahmut Ustaosmanoğlu’ydu.

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun ölümünün ardından yerine vekil olarak Hasan Kılıç seçildi. Cemaat, kendini Sünni Müslümanların bir ilim ve kardeşlik cemiyeti olarak tanımlamaktadır.
]]>
Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, “FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
Ocak Partisi lideri Kadir Canpolat, partisinin Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ‘Adnan Oktar’ suç örgütü ve FETÖ ile bağlantısı olduğunu öne sürerek konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmalarına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Kadir Canpolat, “FETÖ Türkiye’nin başına büyük bir beladır. Bu anlamda bugün de Yeniden Refah Partisi kullanılmaya çalışılmaktadır. FETÖ’yü siyasi alanda yeniden gün ışığına çıkarmaya çalışan yapılar bilmeniz lazım; Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları da bu işin öncülüğünü yapmaktadır. Çünkü Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bir dava anlayışıyla bağımsız Türkiye için mücadele eden, gerçekten vatanı ve milleti için her türlü fedakarlığa müdafaa erliğini yapmaya çalışan ciddi dava adamlarından meydana gelen bir anlayışla görev ve faaliyetlerini yürütmektedir. FETÖ ve PKK gibi bölücü tüm unsurlarla ilgili diğer siyasi partiler uyuyorsa uyusunlar. Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bu mücadelede kararlıdır. FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin” diye konuştu.
‘MİLLETİMİZ NEYİN NE OLDUĞUNUN FARKINDA’
Başkan Canpolat, sözlerini şöyle sürdürdü, “Biz yıllardır FETÖ ile mücadele ediyoruz. Biz darbeden önce Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV’nin önüne siyah çelenk bıraktık, basın açıklaması yaptık. ‘FETÖ darbe yapacak’ diye bağırdık. Şimdi yine bağırıyoruz; ‘FETÖ yeniden gelmeye çalışıyor, devletimiz gerekeni yapmalıdır.’ Milletimiz zaten neyin ne olduğunun farkında. Zamanı geldiğinde yine ‘Kadir Canpolat haklı çıktı’ diyecekler. O zaman yine iş işten geçmiş olacak. Sayın Erbakan öyle taşıma suyla değirmen dönmez. Bastırıp parayı otobüslerle adam toplamayla da bu iş olmaz. FETÖ iltisaklı kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmesi neyin nesidir? Hırs ve siyasi menfaat uğruna ülkenin hükümetini düşürmeye çalışmak, milleti aldatmaya çalışmak, FETÖ’ye siyasi alan açmaya çalışmak hiç kimsenin haddi değildir. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
‘GERÇEKLERİ İFADE ETMEK İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK’
Canpolat, “‘Niye şimdiye kadar söylemediniz’ diye bize soruyorlar. Osmanlı Ocakları olarak zaten biz çok geçmiş tarihlerde FETÖ ile mücadeleyi başlattık ama bir siyasi parti hakkında eğer suç duyurusunda bulunacaksanız bu Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile olmaz, partini kuracaksın o partiyle gidip Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edeceksin. Bizim de artık bir siyasi partimiz olduğu için mantık çevresinde gidip bir siyasi parti hakkında suç duyurusunda bulunabildik. Biz hakkın ve haklının yanındayız. Siyaset yaparak güzel görünmeye çalışanlardan olmayacağız. Oy almak isteyenler gibi çeşitli entrikalara bürünerek bu işi yapmayacağız. Gerçekleri ifade etmek için suç duyurusunda bulunduk, arkasındayız. Ülkemizde bölücülük yapmaya çalışan, terör faaliyetleri yürütmeye çalışan bütün kirli odaklara seslenmek isterim; FETÖ’nün damatlığıyla, Türkiye’ye gelinlik giydiremeyeceksiniz. Ülkemizde artık size alan yok” ifadelerin kullandı.
]]>