Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyada kentleşmenin olduğu ilk yerlerden Çatalhöyük’teki kazıda 8 bin 600 yıllık “ekmek” bulundu.
Konya’nın Çumra ilçesinde yer alan, Neolitik dönemde yaklaşık 8 bin kişinin bir arada yaşadığı Çatalhöyük’te, üstten girilen, birbirlerine bitişik kerpiç evlerin bulunduğu “Mekan 66” olarak adlandırılan alanda fırın yapısı keşfedildi.
Büyük ölçüde tahrip olan fırının çevresinde, buğday, arpa, bezelye tohumlarıyla yiyecek olabileceği değerlendirilen avuç içi büyüklüğünde bir buluntuya rastlandı.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezinde (BİTAM) yapılan analizlerde, süngerimsi kalıntının, milattan önce 6600’e tarihlendirilen mayalanmış ekmek olduğu belirlendi.
Analiz çalışmaları titizlikle yürütüldü
Kazı Heyeti Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Umut Türkcan, AA muhabirine, “arkeoloji” denilince akla yapılar, anıtlar, buluntuların geldiğini söyledi.
Bugün modern arkeolojinin, gıdanın da arkeolojisine çalıştığına işaret eden Türkcan, “Gıda arkeolojisinin başlangıç noktasının yine Anadolu olduğunu söylememiz gerekiyor. Çatalhöyük burada çok önemli duraklardan biri. 2021’de keşfettiğimiz bir bulgu. Türk kazılarında artık çok hassas belgeleme ve detaylı çalışmalarla beraber bu tür organik kalıntıları tespit edebildiğimizi gösterdik.” dedi.
Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin bu alanda önemli yeri olduğunu belirten Türkcan, şunları kaydetti:
“Fırının köşesinde küçük ve yuvarlak süngerimsi buluntunun, dikkatli bir belgelemeyle ekmek olduğu anlaşıldı. Yapının üzerinin ince bir kille kaplı olması, hem ahşap hem de ekmek, bu organik kalıntıların tümünün günümüze kadar saklanmasına olanak sağladı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinde (MAM) yapılan radyo karbon testleri, numunemizin milattan önce yaklaşık 6 bin 600’e kadar gidebileceğini gösterdi.”
Dünyanın en eski ekmeği
Türkcan, mayalanmış ekmeğin ilk örneklerine Mısır’da rastlandığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:
“Çatalhöyük’teki bu buluntunun dünyanın en eski ekmeği olduğunu söyleyebiliriz. Bu organik kalıntının, gözlem, analizler ve tarihlendirmesini de göz önüne alarak yaklaşık 8 bin 600 senelik bir ekmek olduğunu söyleyebiliyoruz. Somun ekmeğin küçültülmüş hali. Ortasına parmak basılmış, fırına girmemiş ama mayalanmış, içindeki nişastalarla beraber günümüze gelmiş. Bugüne kadar böyle bir örnek yok. Çatalhöyük zaten birçok ilklerin merkeziydi. Daha kazıldığı yıllarda dünyanın ilk dokumaları Çatalhöyük’teydi. Ahşap eserler yine Çatalhöyük’teydi. Duvar boyaları, resimler buna eklendi. Konya ve Türkiye bu anlamda çok şanslı.”
Bulguların analiz çalışmalarının önemine işaret eden Türkcan, “Necmettin Erbakan Üniversitesinin laboratuvarlarında tam teşekküllü bütün analizleri yapabilmek büyük bir şans. İlk defa Türkiye’deki laboratuvarlarda ortaya konulduğu için önemliydi.” diye konuştu.
Tahıl kalıntıları heyecanlandırdı
“Çatalhöyük Mekan 66 Neolitik Dönem Ekmek Buluntusu Analizleri ve Değerlendirmesi”ne katkı veren akademisyenlerden Gaziantep Üniversitesi öğretim görevlisi Salih Kavak da arkeobotanik alanında bugüne kadar en heyecan verici çalışmanın içinde olduğunu dile getirdi.
Laboratuvarda bitkisel kalıntıları incelerken kendisine organik buluntu haberinin verildiğini anlatan Kavak, “Getirdiklerinde çok şaşırdım. Çünkü bu formda, ‘Hamur, ekmek, organik bir kalıntı olabilir mi?’ diye düşündüm. Çıplak gözle bir morfolojik teşhis, daha sonra hemen mikroskop altında içeriğine baktım. En heyecanlandıran şey, tahıl kalıntılarının olması. Arpa, buğday ve bezelye gibi bitkilere ait öğütülmüş, kırılmış parçaların olması, zaten ilk başta hemen düşündüğümüz şey, ‘Bu acaba ekmek mi? ihtimalini güçlendirdi.” ifadelerini kullandı.
Kavak, daha sonra buluntuya ilişkin kimyasal ve fiziksel analizlerin yapılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Öne sürdüğümüz hipotezimizi doğrulamak için bu analizler gerekliydi. Prof. Dr. Oğuz Doğan hocamız, analiz için BİTAM’a yönlendirdi. Orada yapılan analizde özellikle SEM görüntülerinde, detaylı baktığımızda numunenin içinde hava boşlukları çok belirgindi. Bitkilere ait tohum ve doku parçaları, yaprak kalıntıları olması… Daha da detayına inildiğinde nişasta taneleri artık şüphelerimizi ortadan kaldırıyordu. Yapılan diğer analizlerinde de kimyasal içeriklerine baktığımızda, hem bitkilerde bulunan kimyasal maddelerin olması hem de mayalanma göstergeleri var. Bu buluntunun suyla unun karıştırılıp bir süre bekletildiğini, mayalandığını, pişmediğini yapılan analizler gösterdi. Fırının yanında hazırlanmış ama pişirilememiş ya da pişirilememiş, o formda olduğunu görmüş olduk. Heyecan verici bir buluştu. Şu ana kadar bulunan ekmek benzeri bu formda hiçbir buluntu yok. Şu an bilinen en eski ekmek diyoruz. Türkiye ve dünya için heyecanlandıran bir buluş.”
BİTAM Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yasin Ramazan Eker ise merkezde arkeolojik buluntuların da analizlerini yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“BİTAM’da ileri teknoloji, analiz, karakterizasyon cihazlarımız bulunduğundan, bu numuneleri analiz edip, özellikle kimyasal, fiziksel yapılarını belirledikten sonra tanımlayabildik. Artık daha önceki yıllarda yurt dışına yollanan bu numuneler Türkiye’de kalıyor. Bunları karakterize edebiliyoruz. Hem malzeme alanında yorumlayabiliyoruz hem de bulguların arkeolojik açıdan ne anlam ifade ettiğini veyahut ne zenginlikler kazandığını yorumlayabiliyoruz. Dolayısıyla hem arkeoloji alanında hem karakterizasyon alanında Türkiye’de yetkin insanlar var. Konya’da Necmettin Erbakan Üniversitesi BİTAM merkez laboratuvarında bunları yapabiliyoruz. Ekmeğin en önemli özelliğinden biri, ısıttığımız zaman kütlesi devamlı kayboluyor. Bu da şu demektir, bu numune o sıcaklığı daha önce görmemiş. Görmediği için de ekmek şeklinde olan bu numunenin pişirilmemiş olduğunu anlıyoruz. Hocalarımız gözenekli, süngerimsi yapıdan dolayı anlıyor. Dolayısıyla bizim ve onların bilgileriyle birlikte bu noktaya geldik. Daha isabetli teşhis etmemizi sağlıyor. Numunenin ekmek şüphesi vardı, bu şüpheleri doğruladık.”
Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Doğan da BİTAM’da arkeolojik numunelerin kimyasal ve fiziksel yapılarının tanımlanabildiğini söyledi.
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Fırıncılık Sektörü Güç Birliği Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Öğütülmüş Tahıl ve Unlu Mamuller Sektörü Başkanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mehmet Umur, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız”
İstanbul’un her mahallesinde mobil ekmek fırınları kuracaklarını belirten Kurum, “Ben, 81 ili 550 kez ziyaret etmiş bir kardeşinizim. Fırıncı esnafımızla bu gittiğim tüm ziyaretlerde kucaklaştık. İnanın gittiğim her yerde, esnafımız bizi bir kardeşi gibi bağrına bastı. 5 yıllık bakanlığım döneminde fırıncı esnafımızın fikrine, görüşüne hep çok değer verdim. Biz, hep birlikte çalıştık, şehirlerimizi de bugünlere hep birlikte getirdik. Bizim fırıncı esnafımız, COVİD salgını döneminde kahramanlaşmıştır. Depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimiz için; yeri geldiğinde kendi hayatını unutmuştur. Sıcak ekmeğini çıkarmış, milletin zor zamanında yanına koşmuştur. Hele hele asrın felaketinde ilk zamanlar ekmek çıkaramadık. Deprem sebebiyle doğalgaz ve elektrik hatlarını kestik. Asrın felaketinde gösterdiğiniz özveriyi, insanımızın yanına koştuğunuz o anları asla unutamayız. Afete hazırlık noktasında önemli bir çalışma yürütüyoruz. Şehrimizi her alanda afete hazır hale getirebilmek için bir tarafta kentsel dönüşüm, diğer tarafta afete hazırlık ve müdahale noktasında çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu şehirde deprem tehlikesini bilerek yaşamak zorundayız. Afete hazırlık bizim en önemli gündemimiz. Afete hazırlık noktasında afetin ilk anında vatandaşımıza her türlü hizmetleri verebileceğimiz bir anlayışla çalışacağız. İBB olarak İstanbul’un her mahallesine ilk zamanlarda sıcak ekmek çıkaracak mobil ekmek fırınlarını sizlerle birlikte kuracağız. Bu sistem çok önemli. Afet esnasında vatandaşımıza sıcak bir çorba ve ekmek verebilmek çok kıymetli. İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız. Ben, yetersiz bir yönetim nedeniyle 5 yıldır yaşadığınız biriken sorunlarınızı çok iyi biliyorum. İstanbul’un gittiğim her ilçesinde, fırıncı kardeşlerimi dinledim. Başkanlarım bu sorunları bize aktardılar. Biz 22 yıldır, insanımızın derdini hep kendi derdimiz olarak gördük. Hiçbir soruna sırtımızı dönmedik. Sorun üreten değil, daima çözümün tarafta olduk. Fırıncılık sektöründe de hem çalışanlar hem de vatandaşımız için çözümlerimiz de, projelerimiz tamamen hazır. Sizler, İstanbul gibi devasa bir metropole hizmet ediyorsunuz. Bu büyüklükteki bir şehirde de doğal olarak bazı olumsuzluklar olabiliyor. Esnafımıza sözümüzü veriyoruz. Sizin yanınızda durarak emekçiye sırt dönülen bu 5 yılı çabucak unutturacağız” dedi.
“Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz”
Fırıncı esnaflara yönelik müjdelerini açıklayan Kurum, “Bizim fırınlarımız her gün milyonlarca insanımızın yararlandığı dükkanlardır. Biz fırınlarımızda; yetersiz denetim ve kontrollerle hiçbir yere varamayız. İstanbul’un mührünü aldığımızda ekmeğimizin her zaman aynı yüksek kalitede çıkaracağımız ve ekmek fiyatında standardı sağlayacağız. İstanbul’umuzun bazı bölgelerinde başına buyruk şekilde çalışan fırınları tek tek biliyorum. Fırıncılar odamızın denetimi dışında, ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteren bu işletmelerden hepiniz şikayetçisiniz. Daha fazla mağdur olmanıza İBB olarak asla izin vermeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’da tek bir denetimsiz, sağlıksız, ruhsatsız fırın işletmesi kalmayacak. İşletme kayıt belgesi olmayan dükkanların, bu belgeyi almaları hususunda da teşvik edici girişimlerimizi süratle yapacağız. Fırıncılık sektöründeki rekabetin adil bir zeminde sürdürülmesi için kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Fırıncılık sektöründe yaşanan insan gücü sıkıntısının da farkındayız. İstanbul ekmeği bir marka olacak. Bu anlamda da; meslek eğitimleri, mesleki rehberlik hizmetlerimizi arttıracağız. Bu problemi de süratle çözeceğiz. Buradan iki müjdemi de vermek istiyorum. Birincisi merhum Kadir Topbaş ağabeyimiz döneminde açılan Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz. Orada yeni fırıncılarımızı yetiştireceğiz. Burada yetişen ustalarımıza sertifika vermek suretiyle yeni fırınlarda eleman, usta ve iş yeri sahibi olarak yetişmelerine imkan sağlayacağız. Fırıncılık sektöründe çalışan işçi kardeşlerimizin şikayetlerini biliyoruz. Yeterinde dinlenemiyorlar, yavrularına vakit ayıramıyorlar. Buna dair de planımız hazır. Pazar Tatili uygulamasını aşamalı olarak, uygulamaya geçeceğiz. Kentsel dönüşümde biz 650 bin yeni yuva yaparken; siz fırıncı esnafımızın da; varsa eski dükkanlarını hemen dönüşüme alacağız. Bu süreçte de bin bir emekle kazandığınız ruhsat haklarınızı sonuna kadar koruyacağız. Bunun için de gerekli düzenlemeleri yapacağız. Yine sektörümüzün dengesiz fiyatlardan etkilenmemeleri için de fiyat tarifelerinin zamanında yapılması dijital uygulamalar geliştireceğiz. Fırıncımızın hakkını, hukukunu koruyacağız, baş tacı edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız”
Fırıncı esnaflara çeşitli müjdeler veren Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ticarette hedef kitle, doğrudan milletimizdir. Biz vatandaşımızın en iyi şartlarda hizmet alması için çalışıyoruz. Ekmek fiyatlarının tüketiciyi zorlamayan bir aralıkta olmasını temin edeceğiz. Tarife dışı fiyat uygulaması yapanların; yavrularımızın kursağındaki ekmekle oynamasına asla izin vermeyeceğiz. Biz yola çıkarken halkın başkanı değil, halkın dostu, halkın evinin evladı olmaya talibiz dedik. O zaman bir evladın ne yapması gerekirse, biz de onu yapacağız. Fırıncılar odamızla el ele vereceğiz. İstanbul’da ekmeği beraberce ucuzlatacağız. Ekmeğin maliyeti düşecek ki, esnafımız ve milletimiz mutlu olacak. Tarladan sofraya kadar ekmeğin tüm sürecini masaya yatıracağız. Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek. Bu süreçleri tarladan İstanbul’a genelen kadar takip edeceğiz. 5 yıldır tek bir emaresi bile görülmeyen emek, ekmek ve esnaf dostu yönetime; İstanbullu kardeşlerimizle yeniden buluşturacağız”
“Bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz”
Vatandaşların seçimde doğru bir tercih yapacağına inandığını belirten Kurum, “Bugün İstanbul’u yönetenler 5 yıldır bu şehrin insanına bir kabusu yaşatıyorlar. Bu güzel İstanbul’umuzun 571 yıllık kazanımlarından her geçen gün biraz daha kaybediyoruz. Halbuki İstanbul’u yönetmek aşk ister, sevda ister, proje ister, yatırım ister. Biz de bu şuurla; İstanbul’u yeniden medeniyet yürüyüşüne sokacak projelerle; daima insanımızın yanı başındayız. Projeler hazır, yatırım planları hazır, çözümler hazır. Seçim atmosferi çok güçlü bir hal almıştır. Vatandaşımızın ilk günlerde hissettiği bıkkınlık, bezmiştik hali yerini artık umuda ve heyecana bırakmıştır. Vatandaşımız gerçek belediyecilikle CHP belediyeciliğinin farkını 5 yılda çok iyi görmüştür. 31 Mart’ta milletimiz eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında tarihi bir tercih yapacak. Biz bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceğiz. ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da kenti ve Bağcılar için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurarak hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı seçecektir. Son 5 yılda esnafın derdiyle dertlenmeyen, millet adına tek bir adımı olmayan bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>
Evinde çeşit çeşit meyvelerden sirke yapıyor
Evde ekşi mayalı antik ekmek üreten Kavak, tarhana, erişte, marmelat, simit, cevizli sucuk, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı ve gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisi üretiyor
ÇORUM – Çorum’un Osmancık ilçesinde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı ve organik olarak temin ettiği meyvelerden çeşit çeşit sirke yapıyor.
Osmancık İlçesi Koyun Baba Mahallesi’nde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı alıç başta olmak üzere, organik olarak temin ettiği elma, ayva, armut, nar, mandalina ve birçok meyvenin sirkesini yapıyor.
İsmail Kavak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlangıcında virüse karşı önlem almak için ailesiyle birlikte gıda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini belirterek fermente ve ekşi mayalı ürünler hakkında araştırmalar yaptığını söyledi.
Ağırlıklı olarak annesinin tariflerini kullanan Kavak, sağlıklı beslenmek için doğanın nimetlerinden de faydalandığını belirterek; “Ekşi maya ekmek ve fermente ürünler hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Bilimsel olarak sirke nasıl yapılır bunların araştırmasına girdim. İlk yaptığım alıç sirkesiydi. Sonra sirkelerin en zoru olan hünnap ve vişne sirkesi yaptım. Bu sezon ise fermente olarak yapımına başladığım sirkeler, ayva, elma, armut, nar ve mandalina. Steril ve hijyen gibi kurallara uyulması gereken değerle sirkelerdir.
Her gün sirkeleri kontrol etmek gerekiyor. Parafensin, tanıdığımız üreticiden ilaçsız olarak yetişen meyvelerden sirkeler yapmamız gerekiyor. Bir numara diyebileceğimiz nar sirkesidir. Doktorlar ve bu işin doğal gıda uzmanları nar sirkesini özellikle ön plana çıkarmaktalar. Tansiyon ve şeker hastalıklarında tedavide etken olduğu ispat edilmiştir. Bu ürünleri kullanırken de doktorumuza danışmalıyız. Sirke oluşumu 8 ila 12 hafta arasında gerçekleşir. Temiz şişelerde karanlık serin bir ortamda durması gerekiyor. “dedi.
‘Antik ekmek yapıyor’
32 yıl kamuda görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Kavak, ekşi mayalı antik ekmek yaptığını da belirterek; “Eski medeniyetler özellikle Hititliler ekmek konusunda çok ilerideydi. Ekmek yapımı da kutsallık arz ediyordu.
10 çeşit atalık buğdayda yaklaşık 70 tane mineral ve protein var. Buda vücudumuzun daha aktif ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Antik ekmekte 10 çeşit atalık taş değirmen buğdayı var. Bunlar ilaç ve kimyasal gübre katılmamış, bin rakımlı dağlık alanlarda yetiştirilip taş değirmene götürülen buğdaylarımız.
Ekmek yapımında kullandığım unlar Osmancık Sarılan Köyünde yetişen çavdar, üveyik ve siyez, Karakılçık, Kars Kavılca, Kızılbuğday. Dünyada genetiği değişmemiş en eski 3 çeşit buğdaydan birisi Kızılbuğday, siyez ve kavılca. Bu buğdaylar yüksek rakımlı yerlerde yetişir, kalın kabuk yapısı ve yoğun lif dokusu vardır. Mineral ve protein açısından da çok değerli bir hale gelmiştir. Köse buğday, Sunter, Bezosta da atalık buğdaylar. Sunter ve Bezosta Rus atalık buğdayladır. Antik ekmekler, Asur, Babil, Mısır gibi bin, iki bin yıl öncesinde eski uygarlıkların tükettiği ekmeklerdir.
Deneme yanılma yolu ile tükettiği gıdaları üretmeye başlayan İsmail Kavak bugüne kadar, tarhana, erişte, alıç sirkesi ve marmeladı, elma, nar, armut, ayva, mandalina gibi çeşitli meyvelerden sirke, zerdeçallı, yumurtalı, sebzeli makarna, cevizli sucuk, ekşi maya ekmek, gresini, simit, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı, gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisinin yaptığını ve ailecek tükettiklerini sözlerine ekledi.
]]>
Çorum’un Osmancık ilçesinde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı ve organik olarak temin ettiği meyvelerden çeşit çeşit sirke yapıyor.
Osmancık ilçesi Koyun Baba Mahallesi’nde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı alıç başta olmak üzere, organik olarak temin ettiği elma, ayva, armut, nar, mandalina ve birçok meyvenin sirkesini yapıyor.
İsmail Kavak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlangıcında virüse karşı önlem almak için ailesiyle birlikte gıda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini belirterek fermente ve ekşi mayalı ürünler hakkında araştırmalar yaptığını söyledi.
Ağırlıklı olarak annesinin tariflerini kullanan Kavak, sağlıklı beslenmek için doğanın nimetlerinden de faydalandığını belirterek; “Ekşi maya ekmek ve fermente ürünler hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Bilimsel olarak sirke nasıl yapılır bunların araştırmasına girdim. İlk yaptığım alıç sirkesiydi. Sonra sirkelerin en zoru olan hünnap ve vişne sirkesi yaptım. Bu sezon ise fermente olarak yapımına başladığım sirkeler, ayva, elma, armut, nar ve mandalina. Steril ve hijyen gibi kurallara uyulması gereken değerle sirkelerdir.
Her gün sirkeleri kontrol etmek gerekiyor. Parafensin, tanıdığımız üreticiden ilaçsız olarak yetişen meyvelerden sirkeler yapmamız gerekiyor. Bir numara diyebileceğimiz nar sirkesidir. Doktorlar ve bu işin doğal gıda uzmanları nar sirkesini özellikle ön plana çıkarmaktalar. Tansiyon ve şeker hastalıklarında tedavide etken olduğu ispat edilmiştir. Bu ürünleri kullanırken de doktorumuza danışmalıyız. Sirke oluşumu 8 ila 12 hafta arasında gerçekleşir. Temiz şişelerde karanlık serin bir ortamda durması gerekiyor. “dedi.
‘Antik ekmek yapıyor’
32 yıl kamuda görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Kavak, ekşi mayalı antik ekmek yaptığını da belirterek; “Eski medeniyetler özellikle Hititliler ekmek konusunda çok ilerideydi. Ekmek yapımı da kutsallık arz ediyordu.
10 çeşit atalık buğdayda yaklaşık 70 tane mineral ve protein var. Buda vücudumuzun daha aktif ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Antik ekmekte 10 çeşit atalık taş değirmen buğdayı var. Bunlar ilaç ve kimyasal gübre katılmamış, bin rakımlı dağlık alanlarda yetiştirilip taş değirmene götürülen buğdaylarımız.
Ekmek yapımında kullandığım unlar Osmancık Sarılan köyünde yetişen çavdar, üveyik ve siyez, Karakılçık, Kars Kavılca, Kızılbuğday. Dünyada genetiği değişmemiş en eski 3 çeşit buğdaydan birisi Kızılbuğday, siyez ve kavılca. Bu buğdaylar yüksek rakımlı yerlerde yetişir, kalın kabuk yapısı ve yoğun lif dokusu vardır. Mineral ve protein açısından da çok değerli bir hale gelmiştir. Köse buğday, Sunter, Bezosta da atalık buğdaylar. Sunter ve Bezosta Rus atalık buğdayladır. Antik ekmekler, Asur, Babil, Mısır gibi bin, iki bin yıl öncesinde eski uygarlıkların tükettiği ekmeklerdir.
Deneme yanılma yolu ile tükettiği gıdaları üretmeye başlayan İsmail Kavak bugüne kadar, tarhana, erişte, alıç sirkesi ve marmeladı, elma, nar, armut, ayva, mandalina gibi çeşitli meyvelerden sirke, zerdeçallı, yumurtalı, sebzeli makarna, cevizli sucuk, ekşi maya ekmek, gresini, simit, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı, gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisinin yaptığını ve ailecek tükettiklerini sözlerine ekledi. – ÇORUM
]]>
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ” İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak” dedi.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayı boyunca satılacak ramazan pidesi fiyatlarını açıkladı. Balcı, Federasyonun Genel Merkezinde yaptığı konuşmada Türkiye genelinde iller bazında uygulanması düşünülen Ramazan pidesi ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı ülke genelinde pidenin kilogram fiyatının 60 lira geçemeyeceğini dile getirirken geçen yıl Türkiye’de pidenin kilogram fiyatının azami 33 buçuk lira olduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin hiçbir yerinde pidenin kilogram fiyatı 60 liranın üzerinde olmayacak”
Balcı geçen yıl un fiyatının 360 lira seviyesinde olduğunu bu yıl ise 800 lira bandında çıktığını hatırlatarak, “Undaki artışın yüzde 110 olduğunu görüyoruz. Geçen sene tüm Türkiye’de uygulanan tek pide fiyatı ise 33 buçuk lira. Bu sene odalarımızla yapmış olduğumuz genelge ve görüşmeler neticesinde azami kilogram fiyatı 60 lira olacak. Dolayısıyla geçen sene 33 buçuk lira olan pide fiyatı bu sene 60 lira olarak uyguladığımızda yüzde 80 artış olduğunu görüyoruz. Giderlerimize baktığımızda yüzde 100’ün üzerinde bir artış varken yüzde 80 artışın vatandaşlarımızın da makul karşılayacağını ümit ediyorum. Ankara ilinde 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak. Yine Antalya’da 250 gram pide 15 lira. İstanbul’da da 250 gram pide 15 lira. Fakat her ilçede ve her ilde odalarımız kendi maliyet hesabını yaparak ilgili olan esnaf odaları birliğinden fiyat alacak. Dolayısıyla o coğrafi yapıya göre vatandaşımızın arzusuna göre değişik gram ve fiyatlarla pide üretilecektir. Ama Türkiye’de hiçbir yerinde kilogramı 60 liranın üzerinde olmayacak. İstanbul’da bir yerde veya herhangi bir işletmede 250 gram 15 liraya satılırken aynı şekilde iki 330 gram pide 20 liradan satılabilecek. Geçen senenin oranlarına baktığımızda aradaki farkın yüzde 80 olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
2002 yılında asgari ücret alan biri 920 adet ekmek alınırken 2024 yılında bu sayı 2 bin 125
Ekmek fiyatlarını da değerlendiren Balcı, “2023 yılında asgari ücret 8 bin 506 lira 6 kuruş iken 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olmasıyla birlikte asgari ücrette yüzde 100 artış olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde un fiyatı 380 liradan 700 lira bandına geldiğinde yüzde 84 bir artış var un fiyatında. İşletme giderlerimiz 4 bin 500 lirayken 7 bin lira bandına geldiğinde yüzde 55 bir artış söz konusu. 2023 yılında ekmeğin kilogram fiyatı 35 buçuk lirayken 2024 yılında ekmeğin ocak ayında kilogram fiyatı 40 lira. Ekmekteki artışında yüzde 14 ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Bütün bunları değerlendirdiğimizde bakacak olursak 2002 yılında asgari ücret 184 lirayken bir kilogram ekmek 1 liraymış. Yani 184 kilo ekmek alıyorsunuz. Bu da 200 gram üzerinden 920 adet ekmek yapıyor. 2002 yılında asgari ücret alan vatandaşımız aldığı asgari ücretle 920 adet ekmek alıyor. 2024 yılında asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu düşünecek olursak, ekmeğin kilogramı 40 lira olduğunda 425 kilogram ekmek alınıyor. 200 gram üzerinden baktığımızda 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Yani 2002 yılında 920 adet ekmek alınırken asgari ücretle, bugünkü asgari ücretle 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Aradaki ekmek farkı da bin 205. Dolayısıyla burada ekmek fiyatının çok makul olduğunu görmek mümkün” diye konuştu. – ANKARA
]]>