BEİJİNG, 8 Mayıs (Xinhua) — Çin’in başkenti Beijing, ağustosta 2025 Dünya Robot Konferansı’nın yanı sıra ilk kez düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’na ev sahipliği yapacak.
Çarşamba günkü basın toplantısında 8-12 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Dünya Robot Konferansı ile 15-17 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’nda robotik alanındaki en son gelişmelerin sergileneceği ve küresel sektör işbirliğinin teşvik edileceği belirtildi.
Organizatörlerin verdiği bilgilere göre 2025 Dünya Robot Konferansı’nda forum, sergi, yarışma ve ağ oluşturma etkinlikleri yer alacak ve yaklaşık 200 robotik şirketi en son yeniliklerini sunacak.
Konferansın küresel ölçekte büyüyen etkisine dikkat çeken Çin Elektronik Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Chen Ying, bu yılki etkinliğe 30’dan fazla uluslararası kuruluş, 30’un üzerinde tanınmış küresel uzman ve 100’ü aşkın uluslararası takımın katılmasının beklendiğini belirtti. Katılımcıların en az yüzde 20’sininse uluslararası firmalardan oluşacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan robotlar arasında birçok spor dalında düzenlenecek ilk yarışma etkinliği olan Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında robotlar, atletizm, futbol, dans, malzeme taşıma ve tıbbi sınıflandırma gibi alanlarda hem atletik hem de işlevsel becerilerini sergileyecek. Oyunlar sırasında badminton, masa tenisi ve basketbol gibi branşlarda düzenlenecek etkinliklerle de eğlence ve izleyici etkileşimi ön plana çıkarılacak.
Beijing Belediyesi Ekonomi ve Bilişim Teknolojisi Bürosu Direktörü Jiang Guangzhi, “Oyunlar, robotların insan benzeri yeteneklere ulaşmaya ne kadar yakın olduğunu gösterecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Büyükşehir Belediyesi bir yandan üreten kadınları daha geniş tüketici kitlesi ile buluştururken, diğer yandan da ekonomik kazançlarını büyütmelerine destek oluyor. Kadınların iş dünyasında daha çok yer alabilmek amacıyla sürdürdüğü mücadelede yanlarında olan Büyükşehir Belediyesi, kadınların kariyer yolculuklarında karşılaştıkları engelleri aşmalarında yardımcı olurken, sosyal ve ekonomik açıdan da güçlenmelerine destek oluyor. Evde üretim yapan kadınların ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesi ile buluşturan Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesindeki üretici stantları, kadınların hayatlarında fark oluşturmaya devam ediyor. Ürettikleri pek çok ürünü stantlarda tanıtma ve sergileme imkanı bulan kadınlar, zamanla işlerini daha da büyütme fırsatı yakalıyor.
Markasının ürünlerini üretmeye başladı
Daha önce Suntaka markası ile anne bebek ürünleri satan ve küçük bir butik işletmeye sahip olan Çağır’ın hikayesi, girişimci kadınlara da örnek oluyor. Büyükşehir Belediyesi ile yolları kesişen ve sık sık üretici kadın stantlarında yer alan Çağır, stantlar sayesinde işletme reklamını daha çok yapma fırsatına sahip olurken, yerel pazarda kendine yer edinmeyi başarıyor. Büyükşehir Belediyesinin eğitim programları ile iş dünyasında pek çok yeniliği takip etme imkanı bulan ve kendini geliştiren Çağır, yeni markası olan Mamaluv ile yerel pazarda başlattığı üretim serüvenini cesur adımlar atarak hızla global pazara taşıyor. Zamanla işlerini daha da büyüten ve yeni bir atölye kurarak kendi markasının ürünlerini üretmeye başlayan Çağır, bir yandan yurt dışına ürün göndermeye başlarken, diğer yandan da kurduğu atölyede kadınlara gelir kapısı oluşturmayı amaçlıyor.
“Üretici stantları sayesinde çok güzel reklamımız oldu”
Sürdürülebilir anne bebek ürünleri satan Çağır, daha önce küçük bir butik işletme sahibiyken, Büyükşehir Belediyesinin üretici stantları ile yolunun kesişmesiyle değişen başarı hikayesini anlattı. Hem üretici stantlarında yer aldığını, hem de Büyükşehir Belediyesinin verdiği pek çok eğitim programından faydalandığını dile getiren Çağır, “Büyükşehir Belediyesi ile yollarımız kesiştiğinde, çok yeni bir markaydık. Yılbaşı ve özel günlerde kurulan pek çok stantta yer aldık. Özellikle yerelde üretici stantları sayesinde çok güzel reklamımız oldu ve müşteri kitlemiz arttı” dedi. Üretici stantlarının Mersin’in en yoğun, kalabalık ve insan sirkülasyonunun en fazla olduğu yerlerde kurulduğunu belirten Çağır, stant açan kişilerin daha çabuk ve daha çok insana ulaşmasının kolaylaştığını kaydetti.
“Bütçesi olmayan kadınlara destek veriliyor”
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde girişimcilik alanında verilen eğitim programına da değinen Çağır, kadın girişimcilerin bilgi ve donanımlarının bu sayede artırıldığını belirtti. Gerçekleştirilen programları oldukça verimli bulduğunu dile getiren Çağır, “Bu işi evden yapan ancak bütçesi olmayan kadınlar, Büyükşehir Belediyesine ulaştığı takdirde destek veriliyor. Ücretsiz stant desteği veriliyor. Hemen sizi o ekibin içine alıyorlar, eğitimlere ve birçok programa dahil ediyorlar. Sizi o toplumun bir parçası haline getiriyorlar” diye konuştu. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Nükleer güçler arasında doğrudan bir çatışma istemiyoruz” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nde konuştu. Washington’ın nükleer silahlara sahip Moskova ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalıştığını kaydeden Blinken, ABD’nin Ukrayna’yı desteklemeye devam ettiğini fakat bunu çatışmanın tırmanması yönündeki mevcut riskleri göz önünde bulundurarak yaptığını aktardı.
Blinken ayrıca Ukrayna’nın NATO üyesi olması gerektiğini fakat Kiev’in askeri kurumlarda reformlar yapmaya ve demokrasiyi güçlendirmeye devam etmesi gerektiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yemen’deki Husilerin İsrail’e yönelik son saldırısından saatler sonra, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) günün erken saatlerinde Yemen’deki Husi hedeflerine birçok hava saldırısı düzenledi. Husi Medya Ofisi Başkan Yardımcısı Nasruddin Amer, sosyal medya hesabında yaptığı bir paylaşımda, İsrail’in, başkent Sana yakınlarındaki bir liman ve petrol tesisine düzenlediği hava saldırılarında dokuz kişinin öldüğünü ve üç kişinin de yaralandığını belirtti.
Husilerin saldırısının ardından günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İsrail ordusunun Yemen’den fırlatılan bir füzeyi engellemesinden sonra İsrail’in merkezinde siren seslerinin duyulduğunu, saldırıda Ramat Gan’daki bir okulun hasar gördüğünü ve yaralanan olmadığını ifade etti. IDF, hava saldırılarının Husilerin geçtiğimiz yıl İsrail’e düzenlediği ve çoğu engellenen füze ve insansız hava aracı saldırılarına misilleme olduğunu söyledi.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Dün gece Yemen’de Husilere saldırdık. Husi terör örgütü liderlerini uyarıyorum: İsrail’in uzun eli size de uzanacaktır. Her kim İsrail devletine el kaldırırsa eli kesilecek, her kim zarar verirse yedi kat zarar görecektir. Kuvvetle saldıracağız ve İsrail devletine karşı ateş açılmasına ve tehditlere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı İsrail’in Yemen’e yönelik saldırılarını şiddetle kınadı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Sana enerji santrali, Ras Al-Eisa yakıt tankları ve Yemen’in Hudeyde limanı da dahil olmak üzere Yemen’in altyapısına yönelik saldırılarını şiddetle kınadı. Bekayi, Yemen’deki sivil altyapının tahrip edilmesine yol açan bu saldırıları, uluslararası hukuk ilke ve standartlarının ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ağır bir ihlali olarak nitelendirdi.
Bekayi, “Siyonist rejimin suçları ABD’nin koşulsuz desteği altında gerçekleşmektedir ve Washington, Tel Aviv’i yöneten suç çetesinin ihlallerine ve suçlarına ortaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OSCAR ödüllü yönetmen Christopher Nolan’a ve filmlerinde birlikte çalıştığı yapımcı eşi Emma Thomas’a şövalyelik ünvanı verildi.
Hollywood dünyasının enlerinin seçildiği Oscar Ödülleri’nde Christopher Nolan’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Oppenheimer 7 ödül kazanarak zirveye yerleşti. Nolan, kariyeri boyunca süper kahraman filminden bilim kurguya pek çok farklı türde filme imza attı. İngiliz yönetmen ilk Oscar’ını Oppenheimer filmi ile kazandı.
Buckingham Sarayı’nda gerçekleşen törende ünlü çifte ünvanlarını kanser tedavisi gören Kral Charles verdi. Nolan bundan sonra ‘Sir Christopher Nolan’ olarak anılacak. Emma Thomas’a da sinema sektörüne katkıları nedeniyle ‘dame’ ünvanı verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezinde etkili olan sis bulutu, zaman zaman yoğunluğunu artırıyor.
Görüş mesafesinin yer yer 30 metreye kadar düştüğü kentin üzerini kaplayan sis tabakası, havadan güzel görüntüler oluşturuyor.
Sis, kent trafiğinde de aksamalara neden oluyor.
Bölgede etkili olan sis bulutu, dronla görüntülendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aralarında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de bulunduğu Gazze’ye destek veren 5 bağımsız milletvekilinin parlamentoda kurduğu “Bağımsız İttifak” grubu milletvekillerinden Khan, parlamento binası önünde AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Khan, uluslararası toplumun, Filistin halkının yarım asırdan fazla süredir yaşadığı büyük acılara şahit olduğuna değinerek, geçen eylülde parlamentoda kurulan “Bağımsız İttifak” grubunun, Filistin halkının yanında olduğunu ve Filistin yanlısı duruş sergilediğini söyledi.
Siyasetçilerin, artık hizmet ettikleri toplulukların görüşlerini temsil etme yeminlerine sadık kalma zamanı geldiğini vurgulayan Khan, “İngiliz halkının büyük çoğunluğu, Filistin devletinin tanınması gerektiğine inanıyor. Bu, hem ahlaki hem de yasal zorunluluktur.” dedi.
İngiltere’nin Filistin devletini resmen tanıması için kurulan “Bağımsız İttifak” grubunun kurucuları arasında yer alan Khan, şu ifadeleri kullandı:
“Gelecek yılın ilerleyen dönemlerinde, Filistin devletinin tanınması için parlamentoda bir tartışma yürüteceğiz. Meslektaşım Shockat Adam, (Filistin devletinin tanınmasını talep eden) yasa tasarısı sundu ve bu tasarının kabul edilmesi gerektiğini savunacağız. Parlamentodaki diğer milletvekillerinden bu yasa tasarısını onaylamaları için mümkün olduğunca fazla destek toplamaya çalışıyoruz.”
“Bu yaşananlarda suç ortağıyız”
Khan, İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de süregelen vahşete herkesin tanıklık ettiğini ve bu vahşetin durdurulmasına odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Gazze’de ateşkes çağrısının yanı sıra, F-35 savaş uçaklarının bileşenleri dahil İngiltere’den İsrail’e tüm silah ihracatının yasaklanmasını istediklerini söyleyen Khan, “Bunun, hükümetin alması gereken önemli bir karar olduğunu düşünüyoruz çünkü bu yaşananlarda suç ortağıyız.” dedi.
Khan, avukat olarak, İngiltere’nin İsrail’e silah satışının uluslararası hukuk ihlali olduğunu düşündüğüne işaret ederek şunları söyledi:
“Soykırım yasası ve bunun ne anlama geldiği konusunda çok donanımlıyım ve Uluslararası Adalet Divanı’nın sadece şimdi değil, daha önce nisan ayında verdiği kararlara da aşinayım. İngiliz hükümetinin (İsrail’e) siyasi ve diplomatik kalkan sağlaması, bu suçlara ortak olmaktır. Bu nedenle, hükümetin, bakanların ve kamu hizmetindeki kişilerin karar alma süreçlerini gözden geçirmeleri gerekiyor çünkü hesap verebilir durumda olacaklar. Parlamenterlerin işlevlerinden biri de onları bu konuda sorumlu tutmaktır.”
“Hükümetimizin soykırımda suç ortağı olduğuna inanıyoruz”
Milletvekili Khan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, “Gazze’de yaşananların soykırım olmadığını” savunduğu ifadelerine de tepki gösterdi.
Başbakanın bu konuda oldukça yanlış bilgilendirildiğine inandığını söyleyen Khan, “(Başbakan) Bir insan hakları avukatı olarak, daha önce (Srebrenitsa) soykırımıyla ilgili argümanları sunmuş biri olarak, onun bu duruşunu son derece kafa karıştırıcı buluyorum.” diye konuştu.
Khan, kendisi ve farklı siyasi partilerden milletvekillerinin Başbakan Starmer’ı hesap vermeye zorlamakta kararlı olduklarını vurgulayarak, “Her mücadelede savaşmaya devam edeceğiz çünkü bunun soykırım olduğuna ve hükümetimizin bu konuda suç ortağı olduğuna kesinlikle inanıyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAVUZ KEYFİ KABUSA DÖNÜYORDU
İsmi açıklanmayan bir kadın, metrelerce yükseklikteki havuzda şişme yatağın üzerinde keyif yaparken bir anlık dikkatsizlik sonucu dengesini kaybetti. Şişme yataktan kayarak havuzun kenarına sürüklenen kadın, düşmekten son anda kurtuldu. Ancak şişme yatak metrelerce yükseklikten aşağı düştü.

“AZ DAHA ÖLECEKMİŞ”
Olayın kayıt altına alındığı görüntüler, sosyal medyada çok sayıda yorum ve beğeni aldı. Bir sosyal medya kullanıcısı, “Gerçekten ucuz atlatmış,” yorumunu yaparken, başka bir kullanıcı ise, “Keyif yaparken az daha ölecekmiş,” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’nın Hint Okyanusu’ndaki denizaşırı toprağı Mayotte Adası’nı geçtiğimiz hafta vuran Chido Kasırgası’nda can kaybı artıyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, kasırgada hayatını kaybedenlerin sayısının 31’e yükseldiği, 200’ünün durumu ciddi olmak üzere bin 500’den fazla kişinin ise yaralı olduğu belirtildi. Arama ve kurtarma ekipleri kayıpları bulmak için çalışmalarını sürdürürken, kasırgadan etkilenenlere yiyecek ve su dağıtımı yapılıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kasırganın yol açtığı yıkımı incelemek ve yetkililerden bilgi almak üzere adaya geldi. Macron’un ziyareti çerçevesinde adaya 4 tonluk gıda ve tıbbi malzeme yardımı getirildi.
Mayotte’deki kasırgada can kaybı sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. – PARİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANA – İsrail ordusunun Yemen’deki Husilere yönelik hava saldırılarında 9 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.
İsrail ordusu, Yemen’deki Husilere ait hedeflere sabah saatlerinde hava saldırıları gerçekleştirdi. Yemen medyası, Hudeyde’deki Salif Limanı’na düzenlenen saldırıda 7 kişinin hayatını kaybettiğini, Ras Issa Petrol tesisine yönelik iki saldırıda ise 2 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı. Saldırılarda başkent Sana’nın güneyinde ve kuzeyinde bulunan iki merkezi elektrik santralinin de hedef alındığı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şampiyon Türkiye, Gürcistan’dan galip döndü
BURSA – Gürcistan’da düzenlenen Alpagut Turan Savaş Sanatı Dünya Kupası’nda Türk sporcular, 159 madalya ile yurda döndü. En çok madalya alan Türkiye, turnuvanın galibi oldu.
Gürcistan’ın Kutaisi kentinde düzenlenen Alpagut Turan Savaş Sanatı Dünya Kupası’na, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 15 ülke katıldı. Türkiye’den katılan 112 sporcu, 5 sistemin tamamında mücadele ederek 73 altın, 49 gümüş ve 37 bronz olmak üzere toplam 159 madalya kazanarak turnuvayı 1. olarak tamamladı.
“Alpagut dövüş sporlarının aslen Türklere ait olduğunu kanıtlamıştır”
Bilinen uzak doğu dövüş sporlarının Türkler tarafından geliştirildiğini kaydeden Türkiye Alpagut Federasyonu Genel Başkanı Metin Karadeniz, “Alpagut Azerbaycan’da kurulan Türk savaş sanatıdır. Tarihçesi 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Türkçenin ilk ansiklopedisi olarak kabul edilen Divan-ı Lügat-ı Türk’ten çıkartılmış. Terminolojisi Türkçe ve Göktürkçe’den sportif sahaya entegre edilmiş bir Türk dövüş sanatıdır. Bütün savaş sanatları birbirlerine benzer ama Alpagut’un asıl amacı dövüş sporlarının aslen Türklere ait olduğunu kanıtlamaktan ibaret. Bizim diğer milletlere ait olduğunu zannettiğimiz diğer sistemler aslında savaşçı bir toplum olan Türklerden alındığını Alpagut ispatlamış” şeklinde konuştu.
Şampiyon Türkiye oldu
Turnuvada galip gelmekten mutluluk duyduğunu söyleyen Karadeniz, ” Bursa’da Sabakido Spor Kulübü olarak Gürcistan’da gerçekleşen Dünya Şampiyonası’na 8 sporcumuzla katıldık. 7 sporcumuz şampiyonada derece elde etti. 10 madalya ile döndük. Türkiye genelinde 112 sporcu ile katıldık. Türkiye Milli Takımı olarak toplamda 159 madalya elde ettik. 73 altın, 49 gümüş, 37 tane de bronz olmak üzere Alpagut’un 5 branşında da mücadele ettik. Genel klasmanda 15 ülke arasında 1.’lik kupasını alarak şampiyonanın galibi olduk” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB KAYNAKLARINDAN YALANLAMA
Bu iddia sonrası bir açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, “Türkiye olarak herhangi bir terör örgütü ile görüşmemiz söz konusu değildir. Yapılan açıklamayla ilgili bir dil sürçmesi olduğunu düşünüyoruz” dedi.

SURİYE’DEKİ RUS VARLIĞI
Bakanlık kaynakları, Suriye’deki Rus unsurlarının Libya’ya kaydırıldığına dair basında çıkan haberlere ilişkin, “Rusların Suriye’deki varlığıyla ilgili şuan için belirsizlik var. Ama bir Rus yetkilinin Suriye’deki yeni yönetimle görüştüklerine dair açıklamaları mevcut. Bazı Rus gemilerinin ve sistemlerinin Libya’ya götürüldüğüne ilişkin haberleri biz de yakından takip ediyoruz. Bunların kalıcı mı yoksa geçici olarak mı Libya’ya intikal ettiklerini zaman gösterecek” ifadelerine yer verdi.
FIRAT’IN DOĞUSUNA OPERASYON YAPILACAK MI?
Bakanlık kaynakları, TSK’nın veya SMO’nun Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG’ye operasyon hazırlığı içerisinde olduğuna dair haberle ilgili şunları söyledi: “Terör örgütünün sınırlarımıza ve Suriye’deki harekât bölgelerimize yönelik tehdit durumu devam etmektedir. PKK/YPG terör örgütü silah bırakana, içindeki yabancı savaşçılar Suriye’yi terk edene kadar terörle mücadele kapsamında hazırlıklarımız ve tedbirlerimiz devam edecektir. Suriye’deki yeni yönetim ve onun ordusu olan Suriye Milli Ordusu’nun Suriye halkı ile birlikte terör örgütü PKK/YPG tarafından işgal edilen bölgeleri kurtaracağına inanıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MSB kaynakları, Bakanlık’ta düzenlenen basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Suriye’deki son duruma ilişkin soruları yanıtlayan kaynaklar, Suriye’de artık yeni bir döneme girildiğini, Türkiye’nin en başından beri Suriye halkının yanında olduğunu ifade etti.
Kaynaklar, şöyle devam etti:
“Türkiye, rejimin ve savaşın zulmünden kaçan milyonlarca Suriyeliye kapısını açmıştır. Gelinen noktada, rejim muhalifleri kendi kaderlerini tayin etmişlerdir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de Suriye halkının yanındadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, güvenlik ve istikrarının sağlanması için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Ülkemizin ve Suriye’nin güvenliğine tehdit oluşturan terörist grupların sahada attıkları her adım takip edilmekte, önleyici ve yok edici tedbirler alınmaktadır. Bölgedeki terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklaması
Bakanlık kaynakları, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG/SDG arasında ateşkes konusunda uzlaşı sağlandığına dair açıklamasına ilişkin, “Türkiye olarak herhangi bir terör örgütü ile görüşmemiz söz konusu değildir. Yapılan açıklamayla ilgili bir dil sürçmesi olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Suriye’deki Rus varlığı
Bakanlık kaynakları, Suriye’deki Rus unsurlarının Libya’ya kaydırıldığına dair basında çıkan haberlere ilişkin şunları söyledi:
“Rusların Suriye’deki varlığıyla ilgili şu an için belirsizlik var. Ama bir Rus yetkilinin Suriye’deki yeni yönetimle görüştüklerine dair açıklamaları mevcut. Bazı Rus gemilerinin ve sistemlerinin Libya’ya götürüldüğüne ilişkin haberleri biz de yakından takip ediyoruz. Bunların kalıcı mı yoksa geçici olarak mı Libya’ya intikal ettiklerini zaman gösterecek.”
Fırat’ın doğusundaki son durum
Türk Silahlı Kuvvetlerinin veya Suriye Milli Ordusunun (SMO) Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG terör örgütüne operasyon hazırlığı içerisinde olduğuna dair iddialara ilgili şunları söyledi:
“Terör örgütünün sınırlarımıza ve Suriye’deki harekat bölgelerimize yönelik tehdit durumu devam etmektedir. PKK/YPG terör örgütü silah bırakana, içindeki yabancı savaşçılar Suriye’yi terk edene kadar terörle mücadele kapsamında hazırlıklarımız ve tedbirlerimiz devam edecektir. Suriye’deki yeni yönetim ve onun ordusu olan Suriye Milli Ordusunun Suriye halkı ile terör örgütü PKK/YPG tarafından işgal edilen bölgeleri kurtaracağına inanıyoruz.”
ABD ile GKRY anlaşması
Bakanlık kaynakları, ABD’nin Akdeniz’de yapacağı tatbikatlara Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) de dahil edeceğine dair sorular üzerine şu bilgileri verdi:
“ABD daha önce Ada’da var olan hassas dengeyi bozacak şekilde GKRY’ye silah ambargosunu kaldırmıştı. Şimdi de savunma işbirliği planlaması yaptılar. Biz bu gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. KKTC’nin güvenliği için her türlü tedbiri aldık ve almaya devam ediyoruz. Kıbrıs Türk’ünün güvenliğini ve haklarını her ne pahasına olursa olsun korumak korusunda kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.”
ABD’nin Suriye’de hala DEAŞ’ı gerekçe göstererek terör örgütü PKK/YPG’yi desteklemesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan kaynaklar, şunları kaydetti:
“Biz uzun yıllardır ABD’ye aynı şeyleri söylüyoruz. DEAŞ terör örgütü ile mücadele konusunda ortak mücadele için kendi kuvvetlerimizi tahsis edebileceğimizi ifade ediyoruz. Ama şu ana kadar bu konuda duymazlıktan geldiler. Sayın Bakan’ımızın da ifade ettikleri gibi son yıllarda DEAŞ terör örgütünün Suriye’de bir saldırısı veya faaliyeti ne görüldü ne de duyuldu. ABD’nin terör örgütü DEAŞ ile mücadele söylemlerini, bir diğer terör örgütü olan PKK/YPG ile işbirliğini sürdürebilmenin bir kılıfı olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ABD’nin de pozisyonunu tekrar değerlendirmesini bekliyoruz.”
(Bitti)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terme Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Avrupa’da yerel ve bölgesel yönetimlerin temsilcilerinin, sorunlarını tartıştıkları, deneyimlerini paylaştıkları ve görüşlerini hükümetlere ifade edebildikleri Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) toplantısı Almanya’nın Karlsruhe kentinde yapıldı.
Türkiye’yi Almanya’da Türk heyeti ile birlikte temsil eden Terme Belediye Başkanı Kul, 2 gün süren kongrede delegasyon üyeleri, Karlsruhe Belediye Başkanı Dr. Frank Mentrup ve CEMR Genel Sekreteri Fabrizio Rossi ile bir araya geldi.
47 üye devletten, 150 binin üzerinde yerel ve bölgesel yönetimi temsil eden Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi toplantısında ulaşım, toplu taşımada dijitalleşme, akıllı ulaşım çözümleri, sosyal kapsayıcılık gibi konular işlendi. Türkiye heyetinde 2’si büyükşehir belediye başkanı olmak üzere toplam 7 belediye başkanı ve TBB temsilcileri yer aldı.
Ukrayna’da erkek belediye başkanlarının savaşta olmasından dolayı toplantıya Ukrayna’yı temsilen sadece kadın belediye başkanları katıldı.
Belediye Başkan Kul, yaptığı konuşmada, “Daha iyi bir dünya için insanlık için barış için adalet ve vicdan olmazsa olmazdır. Hiçbir acının dili, dini, ırkı olmadığını bilmek zorundayız. Ukrayna’nın yaşamış olduğu zulme karşı tam desteğiz. Rusya’nın yapmış olduğu zulme karşı çıkıyoruz. Ama lütfen bizim her birimizin çocukları var. Her bir anne evladının acısını yaşıyor. Onların gözyaşında farklılık yok. Ukrayna’ya destek olduğumuz gibi İsrail’in zulmüne karşı Filistin’e de destek olmak gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmalar ve sunumların ardından, belediye başkanları karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. Kurulda son derece önemli konuların değerlendirildiğini belirten Kul, 2 günlük süreçte tüm delegasyonu en iyi şekilde ağırlayan CEMR yetkililerine teşekkür etti.
Karlsruhe kentinde düzenlenen toplantının ardından Almanya’da bir dizi ziyaret gerçekleştiren Başkan Kul, Alman-Türk Ticaret Birliği’nin (DTGB) Frankfurt’ta düzenlenen toplantısına katılarak burada önemli temaslarda bulundu. Kul, ayrıca Avrupalı İş Adamları Derneği(EUBA) Başkanı Halil Kaya ve BerlinTurizm Ateşesi Ahmet Alemdar ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İNSANLI UZAY UÇUŞUNUN AMACI BAYRAK YARIŞIDIR”
Astronotlardan ikisi, Wenteyn Laboratuvar Modülü’nden güvenlik kabloları ile uzaya çıkış yaptı. Bir astronot ise uzay istasyonunda kalarak teknik destek verdi. Mutluluklarını teşekkürlerle dile getiren astronotlar şunları söyledi: “Uzay yürüyüşü yapma şansı elde etmemizi sağlayan sıkı çalışmanız için hepinize teşekkür ederim. İnsanlı uzay uçuşunun amacı bir bayrak yarışıdır ve biz her adımda bunun içindeyiz. Çabalamaya devam edelim ve birlikte geleceğe doğru ilerleyelim.”
2025 MAYIS’A KADAR GÖREVDELER
Ekim 2023’te Tiangong Uzay İstasyonu’na ulaşan Shenzhou-19 mürettebatı, 2025 yılı Nisan veya Mayıs ayına kadar görevde kalacak. Ekip, yeni uzay yürüyüşleri ve bilimsel deneyler yapacak. Görev sonunda İç Moğolistan’a iniş gerçekleştirecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASKERLERİ DE ESAD GİBİ KAÇTI
Rejimin devrilmesinin ardından ülkeden kaçan Beşar Esad gibi askerlerinin de üniformalarını fırlatıp Rusya’ya kaçtıkları iddia ediliyor.
YERLERE FIRLATILAN ÜNİFORMALAR DİKKAT ÇEKTİ
Rus medyası, Rusya’nın Suriye’deki Lazkiye Hmeymim hava üssünde kaydedilen görüntüleri servis ederken videoda yerlere fırlatılmış üniformalar ve terk edilmiş bir üs yer aldı.
RUS ASKERLERİYLE BİRLİKTE GİTMİŞLER
Üniformaların büyük çoğunluğunun Esad rejimi askerlerine ait olması dikkat çekerken, bu kişilerin Rus askerleriyle birlikte uçağa atlayarak Rusya’ya kaçtıkları tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’nın yenileme çalışmalarını tamamlayarak modern bir altyapıya kavuşturduğu Ulusal Basın Kulübü konferans salonunun açılışına Türkiye’nin İslamabad Büyükelçisi İrfan Neziroğlu, TİKA Doğu ve Güney Asya, Pasifik ve Latin Amerika Daire Başkanı Dursun Ali Yaşacan, TİKA İslamabad Koordinatörü Muhsin Balcı, İslamabad Basın Kulübü Başkanı ve basın mensupları katıldı. Törende konuşan Büyükelçi Neziroğlu, Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin son derece güçlü olduğunu vurgulayarak, TİKA’nın 2010 yılından bu yana 700’den fazla proje ve faaliyet gerçekleştirdiğini belirtti. Neziroğlu, bu iş birliğinin iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin pekişmesine ve medya alanındaki iş birliklerinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
İslamabad Ulusal Basın Kulübü
Pakistan’ın en büyük basın meslek birliği olan İslamabad Ulusal Basın Kulübü’ne yerel ve uluslararası medya kuruluşlarında görev yapan yaklaşık 3 bin 500 medya mensubu üye. Başbakan ve bakanlar gibi üst düzey kamu görevlilerinin basın toplantılarına da ev sahipliği yapan kulüp, aynı zamanda üyelerinin mesleki gelişimlerini desteklemek için çeşitli etkinlikler düzenliyor. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Münbiç’in kontrolünü kaybeden terör örgütü PKK/YPG’li teröristler, Suriye Milli Ordu (SMO) güçlerinden kaçarak Fırat Nehri’nin doğu tarafına geçti. Kaçan teröristler, M4 Karayolu üzerinde yer alan Fırat Nehri’ndeki köprü girişine bomba yüklü kamyon bıraktı. Kamyonu etkisiz hale getiren SMO güçleri, kamyonu köprü girişinden kaldırarak, PKK/YPG terör örgütünün kaçtığı Fırat Nehri’nin doğusuna geçmek için büyük bir engelden de kurtulmuş oldu. – MÜNBİÇ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de bir evin bahçesinde yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesinin fosili keşfedildi.
ABD’nin New York kentinde yaşayan bir kişi evinin bahçesinde toprak arasından çıkan dişleri fark etmesi üzerine yetkililere haber verdi. Uzmanlar fosilin yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesi olduğunu ifade etti. New York eyalet Müzesi tarafından yapılan açıklamada, mastodonun yaşını, beslenme şeklini ve yaşam alanını belirlemek incelemeler yapılacağı ifade edildi.
Mastodonlar, günümüzden 5,3 milyon ila 10 bin yıl önce arasında yaşamış, modern fillerin ortak atalarına dair önemli evrimsel izler taşıyan canlılardır. Mastodonlar, mamutlardan ve fillerden belirgin şekilde farklıdır. Mastodonlar, mamutlardan daha düz ve uzun dişlere sahip ve yanak dişleri koni benzeri sivri uçluydu. Ayrıca, mastodonların dişleri mamutlarınkinden farklı olarak daha az kavisliydi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel bir okulun kütüphane açılışı için Kocaeli’nin İzmit ilçesine gelen spiker ve yazar Seda Öğretir, öğrencilerle bir araya geldi. Açılış öncesinde imza ve söyleşi programı düzenleyen ünlü spiker, söyleşi sırasında minikler ve velileriyle interaktif oyunlar oynadı. Oyunu kazanan velilere ve öğrencilere hediyeler veren Öğretir, söyleşi sonrasında miniklerin kitaplarını imzaladı. İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Süleyman Özdemir’in de katıldığı etkinlikte öğrenciler ve veliler keyifli anlar yaşadı.
“Gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum”
Gazeteciliğe başlamak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Seda Öğretir, “Öncelikle dünyanın meselelerine ilgi duymaları gerekiyor ama gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum. Sadece Ortadoğu, Avrupa coğrafyasında, komşularımızda olan bitenler değil. Uzak mesafelerde ülkelerde olan bitenlerle de ilgilenmeleri gerekiyor. Dünya meselelerinin hepsiyle ilgilenmeleri gerekiyor. Ayrıca ülkemizin yakın tarihini de bence iyi bilmeleri gerekiyor. Özellikle cumhuriyet kurulduktan sonraki siyasi tarihi çok iyi bilmeleri gerekiyor. Çünkü hepsi üst üste gelen ve hepsi birbirinin parçası geriye dönük referansları anlayamadığınız zaman, referansları doğru yerlerde veremediğiniz zaman gazeteci açısından iyi olmuyor. Meraklı olmak, soru sormak ve bu yetenekleri kaybetmemek işimizin olmazsa olmazlarından” dedi.
Eşi Cem Öğretir ile aynı meslekte olmanın zorluktan ziyade kolaylık sağladığını da dile getiren Seda Öğretir, “Arada bir rekabet yok, anlayış ve iş birliği var” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçenin Karaşar, Ahlatlık ile Nallıkaşı bölgelerindeki yılkı atları, karla kaplı arazide yiyecek ararken görüldü.
Bölgede yaşayanlardan Hasan Kaya, atları sürekli arazilerde gördüğünü belirterek, “Gerçekten çok güzel bir manzara. Atları karda otlarken, ya da ot bulmaya çalışıyken görüyorsunuz.” dedi.
Yılkı atlarına sahip çıkılmasını isteyen Kaya, hayvanların aç kalmamak için doğada yiyecek aradığını, bunlar için araziye ot ve saman bırakılması gerektiğini anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, ilçe açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisinin alınması üzerine bölgeye Sahil Güvenlik Botu görevlendirildi.
Ekipler tarafından lastik bottaki 13’ü çocuk 21 düzensiz göçmen kurtarıldı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SURİYE’Yİ YÖNETME NİYETİMİZ YOK”
İşgal altındaki Golan Tepeleri’nde konuşlu birlikleri ziyaret eden Halevi, burada yaptığı konuşmada Suriye’de yaşanan gelişmelere müdahale etmediklerini savunarak, “Suriye’yi yönetme niyetimiz yok” dedi.
“DÜŞMAN BİR ÜLKE VARDI VE ORDUSU ÇÖKTÜ”
İsrail vatandaşlarının güvenliği için Suriye’de “profesyonel ve doğru” adımlar attıklarını iddia eden Halevi, “Burada düşman bir düşman ülke vardı ve ordusu çöktü. Biz de terör unsurlarının buraya gelme riskini engellemek için ilerledik. Radikal terör unsurları bizim sayemizde sınıra yakın bölgelere yerleşemeyecek” ifadelerini kullandı.
İSRAİL’İN SURİYE’YE SALDIRILARI
Suriye’de 27 Kasım’da şiddetlenen çatışmaların ardından 8 Aralık’ta 61 yılık Baas rejiminin çökmesiyle eş zamanlı, İsrail ordusunun Suriye’ye saldırıları arttı. Rejim ordusundan kalan askeri altyapı ve imkanları imha etmeye başlayan İsrail ordusu, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti.
Golan Tepeleri civarındaki tampon bölgeye giren İsrail ordusu, işgali daha ileriye taşıyarak başkent Şam’ın 25 kilometre yakınlarına kadar sokuldu. İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. İsrail ile Suriye arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’da yaşayan Suriyeli Naver İsmail (41), ağabeyi ve kardeşinin, Esad rejimi tarafından tutuklanarak kapatıldığı Sednaya Cezaevi’ndeki ağır işkence sonucu öldüğünü söyledi. Kardeşlerinin cenazesini bile alamadıklarını belirten İsmail, Türkiye’deki işini toparlayıp, ülkesine döneceğini söyledi.
Suriye’deki iç karışıklığın yaşandığı 2016 yılında ülkesini terk ederek Reyhanlı ilçesine yerleşen muhasebeci Naver İsmail, kardeşlerinin yaşadığı dramı anlattı. Ağabeyi Samet’in (44) 2011’de Lazkiye’de, kardeşi Usame’nin (36) ise 2012’de hürriyet ve özgürlük eylemine katıldığı için tutuklandığını söyledi. Ağabeyi ve kardeşinin nerede olduğunu uzun süre öğrenemediklerini anlatan İsmail, tutuklandıktan 1,5 yıl sonra önce Adra Cezazaevi’nde olduklarını sonrasında da Beşar Esad rejiminin işkence merkezi olarak bilinen Sednaya Cezaevi’ne nakledildiklerini söyledi. Annesinin birkaç kez Sednaya Cezaevi’nde ağabeyi Samet ile çok kısa süre görüşebildiğini, işkence nedeniyle perişan halde olduğunu kaydeden İsmail, 2015 yılında ağabeyinin öldüğüne dair belge verildiğini, kardeşi Usame’nin de 2013’te ölüm belgesiyle nüfus kaydından düşürüldüğünü sonradan öğrendiklerini kaydetti.
‘CENAZELERİ BİLE TESLİM EDİLMEDİ’
Kardeşlerinin cenazesini bile teslim alamadıklarını kaydeden Naver İsmail, “Annem her ziyaretinde ağabeyimin sağlık durumunun daha kötüye gittiğine tanıklık etti. Ağabeyim ağır işkence gördüklerini anlatmış. İki kardeşim de Beşar Esad rejiminin işkence merkezi Sednaya Cezaevi’nde işkenceyle öldürüldü. Bize sadece ölüm belgeleri ulaştı. Cenazeleri bile teslim edilmedi. Suriye özgürlüğüne kavuşunca Sednaya Cezaevi’nden çıkarılan tutuklulara kardeşlerimizi sorduk, tanıyan çıkmadı. Biz de artık öldüklerine kanaat getirdik” dedi.
‘EN KISA SÜREDE GİDECEĞİZ’
Naver İsmail, ülkesine dönmek için hazırlıklarına başladığını belirterek, “Türkiye’den memnunuz, halkından, devletinden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan memnunuz. Allah razı olsun, bize insanlık yaptınız. Çok teşekkür ederiz. En kısa sürede kurduğumuz işimizi, düzenimizi ayarlayıp, toparlanacağız ve gideceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bodrum açıklarında içerisinde düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu öğrenildi. Gelen ihbar üzerine Sahil Güvenlik Botu bölgeye hareket etti. Lastik bot içerisindeki 18 düzensiz göçmen ile beraberinde 13 çocuk ekiplerce kurtarıldı. Diğer olayda ise Sahil Güvenlik Mobil Radarı tarafından tespit edilen hareketli lastik bot durdurularak içerisindeki 3 düzensiz göçmen yakalandı. Limana getirilen toplam 34 düzensiz göçmen, işlemlerinin ardından Muğla İl Göç İdaresi’ne gönderildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FRANSA’nın kuzeyindeki Dunkerque kenti yakınlarında, aralarında göçmenlerin de bulunduğu 5 kişi silahla vurularak öldürüldü.
Dunkerque yakınlarında yerel saatle 16.00 sularında öldürülen 5 kişiden 2’sinin göçmen, 2’sinin ise güvenlik görevlisi olduğu bildirildi. Cinayetlerin 4’ünün Loon-Plage kasabasında, birinin ise Wormhout kasabasında meydana geldiği açıklandı.
‘Utopia 56’ isimli yardım kuruluşunun sorumlusu Salome Bahri, yerel saatle 16.15’te Loon-Plage’da göçmenlerin olduğu bir kampta silah sesleri duyulduğunu belirtti. Bahri, silah seslerinin ardından ekibine kamp alanını terk etmeleri talimatı verdiğini, dernek çalışanlarının bölgeden tahliye edildiğini, olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibinin geldiğini söyledi.
Göçmen kampındaki saldırıda yaralananların da olduğu ve bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerinin yaralılara ilk müdahaleyi yaptığı bildirildi.
Loon-Plage’daki saldırının faili olduğunu düşünülen 22 yaşındaki şüphelinin jandarmaya teslim olduğu aktarılırken, ifadesi alınan şüphelinin arabasında 3 silah bulunduğu bilgisi paylaşıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail güçleri, Suriye’nin güneybatısındaki Kuneytra bölgesinde işgali genişletiyor.
Marriye ve Kodana köylerini işgal eden İsrail ordusu, Kodana’ya girmeden önce havadan attığı bildiride, köy sakinlerini evlerinde kalması konusunda uyardı.
Bildiride, bölgedeki çatışmaların İsrail ordusunu harekete geçmeye zorladığı iddia edildi.
İsrail’in Suriye’ye saldırıları ve işgali
Suriye’de 27 Kasım’da şiddetlenen çatışmaların ardından 8 Aralık’ta 61 yılık Baas rejiminin çökmesiyle eş zamanlı, İsrail ordusunun Suriye’ye saldırıları arttı.
Rejim ordusundan kalan askeri altyapı ve imkanları imha etmeye başlayan İsrail ordusu, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti.
Golan Tepeleri civarındaki tampon bölgeye giren İsrail ordusu, işgali daha ileriye taşıyarak başkent Şam’ın 25 kilometre yakınlarına kadar sokuldu.
İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. İsrail ile Suriye arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanatçının farklı dönem ve serilere ait heykellerini bir araya getiren sergi, Ariş’in heykel pratiğine figür, ten, tını, hareket ve denge gibi, yapıtlarındaki merkezi kavramların merceğinden bakıyor.
Küratörlüğünü Selen Ansen’in yaptığı sergide 300’e yakın eser ve nesne yer alıyor.
Serginin ön izlemesinde konuşan sanatçı Ariş, görülebilen ve kendisinden bir şeyler alınabilen işler ürettiğini belirterek, hayatının en güzel sergisini açtığını söyledi.
Koray Ariş, eleştirinin sanatçı için önemine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Eleştirmenizi beklerim. Eleştiri bizleri ileriye götürüyor ama bizde eleştiri kültürü maalesef çok yok. ‘Elinize sağlık’ deyip geçiyorlar. Arter’e ve bütün ekibine çok teşekkür ediyorum. Beni burada keyifle karşıladılar ve onurlandırdılar. Benim için anılabilecek en güzel olay bu. Çok teşekkür ederim.”
Sergi, 3 Ağustos 2025’e kadar görülebilecek
Sergi küratörü Selen Ansen ise Ariş’in dünyasına heykeltıraş Francesco Albano vesilesiyle ulaştığını ifade ederek, “2021 yılında, Koray Ariş’i, 1982’den beri sanatını sürdürdüğü Çatalca’daki atölyesinde ziyaret ettim. Atölyesine adım atar atmaz, mesafe üzerine kurulu yeni dünya düzeninin geçerli olmadığı bir alemde buldum kendimi. Coşkuyla yüzeyleri deriyle kaplı eserlerinin tepesine vurup, gövdelerimizi titreten betimler doğuruyor, durağan görünen cüsseli cisimleri harekete geçiriyordu.” dedi.
Sanatçının, soyutlama yoluyla harmanlayarak ve maddeyle kopmuş bağları onararak heykeller ürettiğinin altını çizen Ansen, serginin adını ise Pedro Almadovar’ın 2011 yapımı filminden aldığını dile getirdi.
Sergi, 3 Ağustos 2025’e kadar görülebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAKANLIK, TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALDI
Daily Mail’de yer alan habere göre; Bakanlık, benzer bir olayın tekrarlanmaması için önlemler aldığını açıkladı. Personel eğitimi, laboratuvar prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve izinlerin denetlenmesi bu önlemler arasında yer alıyor. Yetkililer, materyallerin doğru şekilde saklanmasını ve kaydının eksiksiz tutulmasını sağlamak için laboratuvar çalışanlarına yönelik denetimleri artıracak.
KAYIP ÖRNEKLER İMHA EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ?
Queensland Baş Sağlık Yetkilisi John Gerrard, kayıp virüs örneklerinin halk için minimal bir risk oluşturduğunu belirtti. Dr. Gerrard, “Düşük sıcaklıklı bir dondurucu dışında saklanan virüs örnekleri hızla bozulur ve enfekte edici özelliklerini kaybeder” dedi. Ayrıca, kayıp örneklerin büyük olasılıkla rutin laboratuvar prosedürü olan otoklavlama yöntemiyle imha edilmiş ancak bu işlemin kaydedilmemiş olabileceğini vurguladı.
İNSANLARDA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEYEN VİRÜS
Dr. Gerrard, Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirus enfeksiyonuna rastlanmadığını ve Hantavirus’un Avustralya’da insanlarda hiç görülmediğini söyledi. Bu durum, kamuoyundaki endişeyi hafifletmek için bir güvence olarak sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle her ay tedaviye alınan çocuk sayısının 4 bini geçtiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dujarric, Gazze’deki insani yardım ortaklarının un dağıtımı yaptığını belirterek, her aileye stoklar yenilendikçe 25 kilogram un vermeye çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, Deyir Balah’da 25 kilogram unun fiyatının 280 dolar civarına çıktığını ve Gazze’ye daha fazla gıda yardımı yapılmasının derinleşen açlıkla müdahale için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gazze’de 5 yaş altı 346 bin çocuktan 151 bininin yetersiz beslenme için sağlık taramasından geçirildiğini aktaran Dujarric, temmuz ayından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye alınan çocuk sayısının her ay 4 bini geçtiğini bildirdi.
BM ve ortaklarının çocuklara tamamlayıcı besin ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Dujarric, tüm engellemelere rağmen 146 bin çocuğa ulaşabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi, 5 Aralık 1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıldönümü ve Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.
Delikliçınar Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkanvekili ve Kent Konseyi Başkanı Ali Marım, Kadın Meclisi Başkanı Meral Alten, Büyükşehir Belediyesi kadın çalışanları, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Kadın Meclisi Başkanı Alten’in Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra basın açıklamasında bulunan Kadın Meclisi Başkanı Alten, Atatürk önderliğinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının kadınlar için taşıdığı önemi bir kez daha anlatmak istediklerini söyledi. Alten, “Atatürk’ün vizyoner liderliği ile kadınlarımıza verilen bu hak sadece seçmen olarak değil, aynı zamanda karar alma mekanizmalarının bir parçası olarak da topluma katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Adil bir gelecek için kadınlarımızın her alanda seslerini duyurmalarını desteklemeliyiz. Ata’mız sayesinde pek çok Avrupa ülkesinden önce, 1934 yılında bu hakkı kadınlarımız almıştır. Bugünü, bu önemli hakkın kazanılmasında emeği geçen tüm kadınlarımızı ve Atatürk’ü onurlandırmak, eşitlik mücadelesini devam ettirmek için bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından kadınlarla bir süre sohbet eden Başkan Çavuşoğlu, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıldönümünü ve Dünya Kadın Hakları Gününü kutladı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de 27 Kasım’dan bu yana rejim güçleriyle muhalif silahlı grupların çatışmaları devam ederken, Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) Özgürlük Şafağı Operasyonu çerçevesinde terör örgütü PKK/YPG’den kurtardığı Tel Rıfat’ta askerlerin ilerleyişi sürüyor. SMO ilerleyişini sürdürürken Beyaz Baretliler tarafından Tel Rıfat’a giden yollarda bomba araması gerçekleştiriliyor. Ekipler tarafından tespit edilen bombalar işaretlenerek temizleniyor.
Duvarın yıkılmasıyla yolun açıldığını ifade eden SMO askeri, “Normalde burada duvar vardı. PKK’nın yapmış olduğu duvar birçok kişiye mezar oldu. Biz duvarı yıktık ve yolu açtık. Şu an çok şükür bir şey yok” dedi. – TEL RIFAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van Valiliğinden yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün yaptığı açık kaynak araştırması sonucunda Erciş ilçesinde kayıt dışı telefonlara IMEI klonlaması yaparak satışa sunulduğunun tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, “Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile yapılan operasyonda, şüpheli G.A. isimli şahsın iş yeri ve ikametinde çok sayıda cep telefonu ve dijital materyaller ele geçirilmiştir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Erciş İlçe Jandarma Komutanlığı KOM Timi ve Erciş Merkez Jandarma Karakol Komutanlığının ortak çalışmalarıyla yüklü miktarda vergi kaybına yol açan şüpheli G.A. isimli şahsın iş yeri ve ikametinde 28 Kasım 2024 tarihinde yapılan aramalarda ülkemize yasa dışı yollarla getirilen çok sayıda cep telefonu ve dijital materyallere el konulmuştur. Operasyon sonucunda 1 şüpheli gözaltına alınmıştır” denildi. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜRCİSTAN’ın başkenti Tiflis’te 28 Kasım’da başlayan ve devam eden gösterilerde 298 kişinin gözaltına alındığı, 143 polisin de yaralandığı açıklandı.
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te günlerdir devam eden gösterilerde 298 kişi gözaltına alındı, 143 polis memuru yaralandı. Başbakan Irakli Kobakhidze ise muhalefeti ve onları destekleyenleri bir kez daha istikrarsızlık yaratmakla suçladı. Başbakan Kobakhidze, 28 Kasım’da AB ile müzakereleri askıya aldığını söyledi. Açıklama sonrası başlayan protestolar 6’ncı gününde de devam etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“GENÇ VE DİNAMİK YAKLAŞIMLA TRENDLERE UYUM SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Buz Ajans’ın sektördeki geçmişinden bahseden Gümrükcü, “Ayşenur Aydın Gümrükcü Buz Agency Ajans Başkanıyım. 2008 yılında kurulan ve klasik reklamcılık faaliyetleri ile hayata başlayan ajansımız, o zamandan bu yana büyüyerek ve genişleyerek sektörde kendine sağlam bir yer edindi. Ajansımız, markaların hedef kitlelerine yaratıcı ve etkileyici bir şekilde ulaşmalarını sağlamak için dijital pazarlama, içerik üretimi, sosyal medya yönetimi hizmetleri sunmakta, etkinlik ve organizasyon faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Özellikle genç ve dinamik bir yaklaşımla markaların günümüz trendlerine uyum sağlamalarına destek veriyoruz.”
“KOTLER AWARDS DÜNYA ÇAPINDA PRESTİJLİ BİR ÖDÜL TÖRENİ”
Buz Agency’nin 2024 itibarıyla Kotler Awards ve The World Marketing Summit organizasyonlarının Türkiye temsilcisi olması ile ilgili konuşan Ayşenur Aydın Gümrükcü, “Bu bizim için büyük bir gurur ve sorumluluk. Kotler Awards gibi dünya çapında prestijli bir ödül töreni ve The World Marketing Summit gibi küresel bir zirveyi Türkiye’ye getirerek, ülkemizi pazarlama dünyasında daha güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyoruz. Bu etkinlikler sadece ulusal değil, küresel çapta pazarlama profesyonellerini buluşturacak.” dedi.
“ADINI MODERN PAZARLAMANIN KURUCUSU PHİLİP KOTLER’DEN ALIYOR”
Kotler Awards ve World Marketing Summit hakkında bilgiler veren Gümrükcü, “Kotler Awards, pazarlama dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olup, sektörde başarılı olmuş pazarlamacılara, markalara ve kampanyalara verilmektedir. Adını, modern pazarlamanın kurucusu olarak bilinen Philip Kotler’den alır.” İfadelerini kullandı.
“WORLD MARKETİNG SUMMIT 18 NİSAN 2024’TE GERÇEKLEŞECEK”
The World Marketing Summitzirvesi ile ilgili konuşan Gümrükcü, “World Marketing Summit (WMS) ise, dünya çapında pazarlama liderlerini, akademisyenleri ve iş dünyasını bir araya getiren bir etkinliktir. Etkinlikte pazarlamanın geleceği, sürdürülebilirlik, yenilikçi stratejiler ve dijital dönüşüm gibi konular ele alınır. Zirve, 18 Nisan 2025 tarihinde düzenlenecek bu etkinlikte yapay zeka, yeşil pazarlama, sürdürülebilirlik ve yeni nesil pazarlama çözümleri gibi sektörün geleceğini şekillendirecek başlıklar ön planda olacak. Bu, Türkiye’deki pazarlama profesyonelleri için küresel bir sahnede yer alma fırsatı sunacak.” dedi
“22 FARKLI KATEGORİDE ÖDÜL VERİLECEK”
Ödül töreninde 22 farklı kategoride ödül verileceğini söyleyen Gümrükcü, “Öne çıkan kategorilerimizden bazıları; “Pazarlamada Mükemmellik/ Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, “Yılın En Başarılı Dijital Pazarlama Kampanyası”, “Yılın En Başarılı Sürdürülebilir Pazarlama Ödülü” , “Yılın En Başarılı İnovasyon ve Yaratıcı Fikri”, ”360 derece pazarlama kampanyası ödülü” ki bunda 9 ayrı sektörümüz olacak; bunlar inşaat, e ticaret, taşımacılık ve lojistik, moda ve tekstil, otomotiv, sağlık ve güzellik, fmcg, bankacılık, kozmetik, kuyumculuk” başlıklarından oluşuyor. Ayrıca, “Genç Kotler” ödülü ile de genç pazarlamacıları desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
JÜRİLER KİM OLACAK?
Kotler Awards’ın, global ve ulusal çapta önemli isimlerden oluşan bir jüri tarafından değerlendirileceğini söyleyen Gümrükcü, “Prof. Philip Kotler’in onursal başkanlığında Sadia Kibria ( CEO, Kotler Awards), Prof. Dominique M. Hanssens (UCLA Anderson School of Management, ABD), Prof. Luiz Moutinho (Martech & Futurecast Guru, İngiltere), Özgül Özkan Yavuz (27. Dönem Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı, Türkiye), Prof. Jagdish Sheth (Emory Üniversitesi, ABD), Gabriele Carboni (CEO, Weeva, İtalya), Prof. Omar Usman (CEO, University of Automotive, Malezya), Prof. Mark Oliver Opresnik (CRO, Kotler Impact, Almanya), Dr. Linden Brown (Chairman, MarketCulture, Avustralya), Martha Rogers ( Don Peppers’ın Kurucu Ortağı), Prof. Christian Fairoli (CEO, ESD Dubai), Prof. Aung Tun Thet (Başkanlık Ekonomi Danışmanı, Myanmar), Elia Guardiola (CEO, Serendipa, İspanya),Prof. Dr. Elif Akagün Ercin (Ostim Teknik Üniversitesi, Türkiye), Doç. Dr. Edin Güçlü Sözer (İstanbul Okan Üniversitesi, Türkiye), Doç. Dr. Duygu Aydın Aslaner (İstanbul Kent Üniversitesi, Türkiye), Serdar Keskin (Kurucu, Future Experience Studio), Ömer Şengüler (Marka Stratejisti, Türkiye), Nuray Ergül (Workhaus Board Member, Türkiye), Doç. Dr. Gülşah Tolunay ( Yeditepe Üniversitesi, Türkiye), Fügen Toksü (Stratejik İletişim/Girişim/Sivil Toplum, Türkiye), Necdet Kara (Marka Konseyi Başkan Yardımcısı/Marka Danışmanı/Grafik Tasarımcı, Türkiye). Bu kadar çeşitli ve uzman bir jüri ekibiyle kazananları belirleyeceğimiz için oldukça heyecanlıyız.” dedi
“BAŞVURULAR 10 MART 2025’TE SONA ERECEK”
“Zirveye ve ödül törenine katılmak isteyenler ya da ödül başvurusunda bulunmak isteyenler detaylı bilgiye www.kotlerimpactturkiye.org adresinden ulaşabilirler. Başvuru süresi ise 10 Mart 2025 tarihinde sona erecek. Bu organizasyon, pazarlama dünyasına ilgi duyan herkes için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) ‘Küresel İnsani Yardıma Genel Bakış 2025’ başlıklı raporunu açıkladı. Fletcher, dünya genelinde, 305 milyon kişinin gelecek yıl insani yardıma ihtiyaç duyacağı tahminini paylaşarak, BM ve insani yardım ortaklarının, dünya genelinde 190 milyon kişiyi desteklemek için 2025’te 47 milyar dolar tutarında yardım çağrısı başlattığını ifade etti.
150 MİLYON KİŞİ YARDIMLARDAN MAHRUM KALACAK
Dünyanın yangın yeri olduğunu söyleyen Fletcher, en savunmasız olan kadın, çocuk ve engellilerin, en büyük bedelleri ödediğine dikkat çekerek, ihtiyaç sahibi diğer 150 milyon kişiye ulaşmayı çok istediklerini fakat mevcut fonla bunun mümkün olmadığını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖSTERİ NASIL YAPILIYOR?
V11 yazılım sürümünün kullanıma sunulmasıyla Tesla Noel 2021 için “Işık Gösterisi” işlevini başlattı. Bu özellik Tesla’nızın ışıklarını müziğin ritmine göre yakmanızı mümkün kılıyor. Sadece iç ve dış ışıklar değil, aynı zamanda Model X üzerindeki pencereler, aynalar ve hatta kapılar da koreografiye dahil ediliyor.
TESLA’DAN ÇOK KONUŞULAN IŞIK YETENEĞİ
2021 Noel Güncellemesi ile Tesla, elektrikli otomobillerinde Light Spectacular’ı (Tesla LightShow olarak da bilinir) tanıttı. Işık gösterisi, Tesla’daki tüm ışıkların müzik eşliğinde yanmasını sağlar ve hatta bagajı ve pencereleri açar. Tüm Tesla Model 3 ve Model Y, bu özelliği oyun kutusu aracılığıyla etkinleştirebilir ve yeni Model S ve Model X (muhtemelen 2022’de Avrupa’ya gelecek) de bu yetenekleri sunuyor. Işık gösterisi, Tesla’nın yazılım güncellemeleriyle neler yapabileceğine dair bir resim sunuyor. Standart gösterinin yanı sıra Tesla, kendi gösterilerinizi oluşturma imkanı da sunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DÜNYA DIŞI VARLIKLAR GÖRÜLECEK”
Davis’e göre iklim değişikliği yoluyla gezegeni yok etmeyi bırakmamıza yardımcı olmaya çalışan dünya dışı varlıklar olarak daha fazla Tanımlanamayan Hava Olayı (UAP) veya UFO görmemiz mümkün.
“UZAYLILAR ARTIK BİZDEN SAKLANMAYACAK”
Dailystar’a açıklamalarda bulunan Davis, “2025’te daha önce UFO olarak bilinen UAP’lerde büyük bir artış görülecek. Uzaylılar artık bizden saklanmayacak, iktidardaki insanlar tarafından yakalanıp esir alındıklarını biliyorlar, bize zarar vermek istemiyorlar. Tıpkı yıllar önce medeniyet kurmamıza yardım ettikleri gibi, bir kez daha gezegenimizi yok etmeyi bırakmamıza yardım edecekler. Yani uzaylıların göklerimizde büyük bir artışını göreceğiz ancak 2025’in sonlarına doğru iktidardaki insanların sessiz kalma çabalarına rağmen onlarla fiziksel temasta büyük bir artış göreceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜNEY Kore’de muhalefet partileri, Devlet Başkanı Yoon’un azli için meclise önerge verecek.
Güney Kore’de muhalefet partileri, sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Seuk Yeol’ün görevden alınması için meclise önerge vereceğini duyurdu. Önergenin 6-7 Aralık’ta görüşülmesinin beklendiğini duyurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVİL GİRİŞİNİ YASAKLADILAR
Muhalifler Halep’in kontrolünü o kadar hızlı ele geçirdi ki, Esad rejimi askerleri ve İran gibi ülkelerden savaşmak için bölgeye gelen binlerce milis, halen şehir içinde saklanıyor. Muhalifler asayişi sağlayana kadar Halep’e sivil girişini yasaklarken, akşam 19.00’dan sonra da genel sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

GERGİN BEKLEYİŞ SÜRÜYOR
Muhalifler şehirdeki bütün kamu binalarına yerleşiyor. Halep’te fırınlar kapalı olduğu için ekmek bulmak en büyük sorun. Bölgede çalışan STK’lar Halep’e ekmek taşıyor. Elektrik, içme suyu, akaryakıt, internet, sıkıntısı da var. Dükkanların neredeyse tamamı kapalı. Konuştuğumuz siviller, belirsizliğe işaret ederken, bir şeyler söylemek için çok erken olduğunu ifade ediyor. Muhaliflerin kontrolüne geçen Halep Uluslararası Havalimanı’nda ise temizlik yapılıyor. Rejimden sonra 2 gün terör örgütü YPG’nin kontrolüne geçen alandaki sivil uçaklar, 20 gün önce Şam’a yollanmış. Hangarlardaki hurda savaş uçakları kalmış.

CİDDİ BİR ANLAŞMAZLIK VAR
Tüm bunlarla beraber Halep’in alınmasına öncülük eden HTŞ ile Suriye Milli Ordusu arasında şehrin nasıl yönetileceği konusunda bir anlaşmazlık yaşanıyor. HTŞ’nin Halep’te Suriye Milli Ordusu’nun kontrolündeki bazı yerleri silah zoruyla aldığı söyleniyor. Anlaşmazlığın HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani’nin “Her şeyi ben yöneteceğim” şeklindeki tutumundan kaynaklandığı söyleniyor.

HALEP KAYBEDİLEBİLİR
Bu anlaşmazlığı gidermek için müzakereler sürüyor. Eğer bu iki grup arasındaki sorun çözülemezse Halep kaybedilebilir. Halep’in kaybedilmesi de kelebek etkisi yapar ve Suriye’deki yeni süreç tersine döner.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, teröristlere nefes aldırmıyor! Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi. Terörü kaynağında kurutmakta azimliyiz, kararlıyız, muktediriz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un “muhalefetin devlet aleyhinde faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla sıkıyönetim ilan etmesinin ardından başlayan siyasi kaos sürüyor. Sıkıyönetim kararı yaklaşık 6 saat sonra yürürlükten kaldırılırken, Devlet Başkanı Yoon’a tepkiler sürüyor. Ana muhalefetteki Demokrat Parti ile diğer 5 parti, Yoon’un görevden alınması için bir önerge sundu. Güney Koreli Yonhap haber ajansına göre azil önergesinin yarın parlamento genel kuruluna sunulması, oylamanın 6 veya 7 Aralık’ta yapılması bekleniyor.
Yoon’un görevden alınabilmesi için 300 sandalyeli parlamentonun en az üçte ikisinin oyu gerekiyor. Demokrat Parti, küçük muhalefet partileri ve bağımsızların toplam 192 sandalyeye sahip olduğu parlamentoda önergenin geçmesi için Yoon’un Halkın Gücü Partisi’nden en az 8 ismin de desteği gerekiyor. Önergenin parlamentodan geçmesi halinde Yoon’un yetki ve görevleri derhal askıya alınacak ve başbakan geçici devlet başkanı olacak. Anayasa Mahkemesi’nin görevden alma kararını onaylaması durumunda devlet başkanı görevden alınacak ve 60 gün içinde seçim yapılması gerekecek.
Parlamento önünde protesto
Başkent Seul’de muhalefet milletvekilleri ve sivil toplum örgütü üyeleri, parlamento önünde toplanarak Devlet Başkanı Yoon’a istifa çağrısında bulundu.
“Özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum”
Devlet Başkanı Yoon, dün akşam saatlerinde yaptığı konuşmada, “Özgür Kore Cumhuriyeti’ni Kuzey Kore komünist güçlerinin tehdidinden korumak, halkımızın özgürlüğünü ve mutluluğunu yağmalayan aşağılık Kuzey Kore yanlısı devlet aleyhindeki güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” ifadelerini kullanmıştı. Sıkıyönetimin ilan edilmesinin ardından Güney Kore Kara Kuvvetleri Komutanı Park An-su, sıkıyönetim komutanı olarak atanmış, meclis ve siyasi partilerin faaliyetleri yasaklanmıştı.
Parlamento sıkıyönetimin geçersiz olduğuna karar vermişti
Devlet Başkanı Yoon’un sıkıyönetim ilan etmesinin ardından parlamento, sıkıyönetim kararına yönelik oylama gerçekleştirmişti. Parlamentodaki 300 milletvekilinden 190’ının katıldığı oylamada, Yoon’un partisinden bazı milletvekilleri de dahil olmak üzere 190 milletvekilinin tamamı sıkıyönetimin kaldırılması yönünde oy kullanmıştı. Parlamento Başkanlığı, yapılan oylama ile sıkıyönetim kararının geçersiz olduğunu ilan etmişti. Bunun üzerine Devlet Başkanı Yoon, Bakanlar Kurulu toplantısıyla sıkıyönetim kararının kaldırılacağını duyurarak ordunun geri çekildiğini belirtmişti. Yoon’un açıklamasının ardından parlamento dışında toplanan kalabalık kutlama yapmıştı. Muhalefetteki Demokratik Parti’den yapılan açıklamada, Yoon’un sıkıyönetim ilan etmesine sert tepki gösterilerek, “derhal istifa etmemesi halinde Yoon hakkında azil işlemlerinin başlatılacağı” vurgulanmıştı.
Ülkede sıkıyönetim kararını gerektiren bir kriz ortamı olmadığını belirten muhalifler, Yoon’un hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle sıkıyönetim ilan ettiğini savunuyor.
Güney Kore’de anayasaya göre sıkıyönetim, parlamento çoğunluğunun talebi üzerine kaldırılabiliyor. Ülkede Nisan ayında yapılan seçimlerin ardından parlamentodaki çoğunluk, muhalefete geçmişti. – SEUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAMİBYA’da, 27 Kasım genel seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre, 34 yıldır iktidarda bulunan Güney Batı Afrika Halkları Organizasyonu’nun (SWAPO) adayı Nandi-Ndaitwah, ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı seçildi.
Namibya Seçim Komisyonu’nun (NEC) verilerine göre, SWAPO’nun adayı Nandi-Ndaitwah, oyların yüzde 57,6’sını aldı. Mevcut Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nandi-Ndaitwah, böylece Namibya’nın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna üyelik konusunu 3-4 Aralık’ta Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde ve sırasında bir kez daha gündeme taşıdı.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, NATO dışişleri bakanlarına gönderdiği mektupta, toplantı sırasında Ukrayna’ya üyelik daveti yapılmasını istedi.
Konu, Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında, çalışma yemeği formatında toplanan NATO-Ukrayna Konseyi’nin de gündemindeydi.
Ukrayna bu yönde bir davetin üyeliğin geri çevrilemez olduğunu göstereceği ve Rusya’ya karşı doğru cevap olacağı görüşünde.
NATO’nun tüm üyelerinin aynı görüşte olduğunu söylemek ise oldukça zor.
NATO liderleri, Ukrayna’nın bir gün İttifak’a katılacağının kararını, herhangi bir tarih belirtmeksizin, 2008’deki Bükreş Zirvesi’nde aldılar.
Savaşın başlamasının üzerinden geçen bin günde NATO’nun üyelik konusundaki söyleminde geldiği en ileri nokta ise bu yıl 9-11 Temmuz’da yapılan Washington Zirvesi’nin sonuç bildirisindeki ifadeler: “Müttefiklerin mutabık kalması ve şartların karşılanması halinde Ukrayna’yı İttifak’a katılmaya davet edecek konumda olacağımızı bir kez daha teyit ediyoruz.”
Üyelik daveti için olmazsa olmaz şart NATO üyelerinin oybirliği. İttifak üyeleri henüz bu aşamaya gelemedi.
Hangi ülkeler karşı çıkıyor?
Ukrayna’nın üyeliğine sıcak bakmadığı bilinen ülkeler arasında ilk akla gelen Macaristan.
Toplantı sonrasında açıklama yapan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, “Bu ülke savaşta ve savaştaki bir ülke İttifak’ın güvenliğine katkı sağlayamaz” dedi.
Macaristan, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunda son ana kadar itirazını kaldırmamıştı.
NATO’nun en güçlü üyesi ABD ise olası bir üyelik daveti için zamanlamanın doğru olmadığı görüşünde. Aslında çoğu ülkenin bu görüşte olduğunu söylemek mümkün.
Kağıt üstündeki şartlar bir yana NATO’nun şu an Ukrayna’ya üyelik davetinde bulunması pratikte pek mümkün gözükmüyor.
Bunun nedeni Ukrayna’nın savaşta olması.
Ukrayna’ya üyelik daveti yapılması savaşı daha da tırmandırma riski içeriyor.
Savaş bitmeden olası bir üyelik ise tüm İttifak’ın doğrudan savaşa taraf olması anlamına gelir ki şu aşamada çoğunluk bundan yana değil.
Ukrayna’nın savaşta olduğu ülkenin, NATO’nun, müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdit olarak gördüğü Rusya olması olası bir davet konusunda aceleci ve duygusal hareket edilmesini engelliyor.
Bu risklere karşın Letonya, Çekya gibi üyelik daveti yapılmasında pek sakınca görmeyen ülkeler de var.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, önceliğin üyelik davetinden ziyade, Ukrayna barış görüşmelerine girmeye karar verdiğinde bunu güçlü bir pozisyonda yapmasının nasıl sağlanacağına yoğunlaşmak olduğu mesajını verdi.
Türkiye’den bekle gör yaklaşımı
Türkiye, Ukrayna’nın NATO üyeliğine ilke olarak karşı değil.
Bununla birlikte öne çıkan bir pozisyon almamayı tercih eden Türkiye, kararını diğer ülkelerin adımlarını da dikkate alarak atmaktan yana.
NATO üyesi ülkeler arasında uzlaşı bulunmaması Türkiye’nin net pozisyon almasını frenleyen etkenlerden biri.
Rusya’yla ilişkileri ve Ukrayna’daki savaşın devam ediyor olması Ankara’nın pozisyonunu şekillendiren diğer unsurlar.
Türkiye, Ukrayna konusunda savaşa müdahil olmaksızın elinden gelenin en fazlasını yapma çabası içinde ve diplomasiye şans verilmesini istiyor.
Ukrayna’nın olası üyeliği konusunda şartların henüz oluşmadığı ve bu adım için doğru zaman olmadığı görüşü şu aşamada daha ağır basıyor.
Toplantı için Brüksel’de bulunun Hakan Fidan’ın bugün Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ile bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
Trump’ın tavrı merak konusu
ABD Başkanı Joe Biden’dan görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Donald Trump’ın Ukrayna konusundaki tavrı NATO’daki dengeleri de etkileme potansiyeli içeriyor.
Bazı ülkelerin pozisyon belirlemek için yeni Amerikan yönetimini beklediği biliniyor.
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze toplantı öncesinde, “Herkes yeni ABD yönetiminin çalışmaya başlamasını bekliyor. Bu söylenen ya da söylenmeyen bir husus ama bir gerçek” dedi.
Trump, henüz bunu nasıl yapacağına ilişkin detaylar net olmasa da göreve geldiğinde savaşı bir günde bitireceği iddiasında.
NATO’daki genel görüş, barış masasına ne zaman ve hangi şartlarla oturacağına karar verecek olanın Ukrayna olduğu yönünde.
Trump, ilk görev dönemindeki çıkış ve hamleleriyle zaman zaman NATO’nun geleneksel işleyişini zorlamıştı. Şimdi de “Ukrayna’yı zorda bırakacak bir adım atar mı?” sorusu soruluyor.
Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi olarak atadığı Keith Kellog, geçtiğimiz aylarda ortak imzayla kaleme aldığı bir makalede, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin uzun bir süre ertelenmesi karşılığında güvenlik garantileri içeren bir barış anlaşması yapılması çağrısında bulunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLÜ SAYISI 135’E YÜKSELDİ
İnsan hakları örgütleri tarafından yapılan açıklamaya göre olayda 135 kişi hayatını kaybetti. Açıklamada, güvenlik güçlerinin çatışmaya müdahale sırasında çok fazla göz yaşartıcı gaz kullandığı ve seyircilerin değil yetkililerin korunmasına öncelik verdiği ifade edildi.
Pazar günü Gine Geçici Devlet Başkanı Mamady Doumbouya onuruna düzenlenen yerel bir turnuva sırasında hakemin tartışmalı penaltı kararının ardından taraftar birbirine girmiş ve izdiham yaşanmıştı. Yüzlerce kişinin sahaya indiği olaylarda polis göz yaşartıcı gaz ile müdahale etmişti. Gine Başbakanı Amadou Bah Oury, olayın sorumlularının tespit edilmesi için soruşturma başlatıldığını ifade etmişti. Resmi açıklamada izdiham sonucu aralarında çocukların da bulunduğu en az 56 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİJİTAL BİYOPSİ KAVRAMI İLE LİTERATÜRE GİRMİŞTİ
Ekibiyle geliştirdiği ‘DISCO Transparency’ adlı özel tekniği ile memeli bir hayvan olan deney faresinin tamamı ile kalp, göz, pankreas gibi bazı insan organ ve dokularını şeffaflaştırıp, dijital olarak haritalandırmayı başaran, ‘dijital biyopsi’ kavramını literatüre sokarak tıp dünyasında çığır açan Prof. Dr. Ali Ertürk, ses getiren yeni bir araştırmaya daha imza attı. Almanya’nın Münih eyaletinde, Ludwig Maximillian’s Üniversitesi Helmholtz Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Direktörü olarak çalışmalarını yürüten Genetik ve Nörobilim Uzmanı Prof. Dr. Ertürk ve ekibi, önce kafatasının sadece beyni koruyan sert bir kask olmadığını, beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdi. Kafatası ile beyin arasında yer alan ‘gizli geçitlerde’ bulunan yüzbinlerce savunma hücresinin, birdenbire beyne girebildiğini keşfeden Prof. Dr. Ertürk’ün araştırması, geçtiğimiz yıl dünyanın en saygın bilim dergilerinden Cell’de yayınlandı. Prof. Dr. Ertürk, koronavirüsün, bu mekanizmayı kullanarak beyne sızabileceği hipotezinden hareketle yeni bir çalışma daha başlattı ve bunun için yüzlerce hastanın verisi incelendi. Uzamış Covid (Long Covid) hastaları ile uzamış Covid yaşamayan hastaların beyin sıvılarından alınan örnekler karşılaştırıldı, Covid’den ölen onlarca hastanın kadavrası, kafatası ve beyin örnekleri DISCO Transparency yöntemiyle dijitalleştirilerek incelendi. Geçtiğimiz hafta Cell Host & Microbe dergisinde yayınlanan araştırma, ürkütücü bir gerçeği ortaya çıkardı. Koronavirüsün insan hücresine girebilmek için kullandığı spike proteinleri, kafatasındaki bu gizli geçitlerde ‘çöp gibi’ birikiyor, hatta yıllarca burada gizlenerek beyin yüzeyine sızabiliyor.

VİRÜSÜN VÜCUTTAKİ FOTOĞRAFINI ÇEKTİ
Helmholtz Enstitüsü’ndeki laboratuvarlarının kapılarını Demirören Haber Ajansı’na açan ve yeni araştırmanın detaylarını ilk kez DHA’ya anlatan Prof. Dr. Ertürk, virüsün spike proteininin, hastalık atlatılsa bile yıllarca beynin koruyucu katmanlarında, kafatası kemik iliğinde kalabildiğini vurguladı. Ertürk ayrıca DISCO Transparency tekniği ile virüsün vücutta nerelere yerleştiğini en ince ayrıntısına kadar fareler üzerinde göstermeyi başardı. Üç boyutlu haritalandırma sayesinde Wuhan’da ilk çıkan orijinal virüsün sadece akciğerlere yerleştiği, daha sonraki varyantların ise mideden kalbe, akciğerden böbreklere, hatta testis ve yumurtalıklara kadar neredeyse her organa yerleşebildiği görsel olarak da ortaya konuldu. İnfluenza yani grip virüsü sadece akciğere yerleşirken koronavirüsün neredeyse tüm vücuda yayıldığını kaydeden Prof. Dr. Ertürk, Covid’in sadece beyin ve kalp hastalıklarını değil, böbrek, karaciğer gibi başka organları da etkileyen pek çok hastalığın artmasına da yol açacağını vurguladı.

UZAMIŞ KOVİD’İN SIRRI, ÇÖP GİBİ BİRİKEN PROTEİNLER
Prof. Dr. Ertürk, şunları söyledi: “Kafatasını bu zamana kadar hep bir kasket gibi, sadece beyni koruyan bir görevi olduğu düşünülüyordu. Bu konudaki ilk çalışmamızda bunun böyle olmadığını, kafatasının beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdik. Çünkü kafatasında küçük küçük kapılar var. Kafatasındaki hücreleri beyne bağlayan kapılar. Bunu şeffaflık ve üç boyutlu taramalar sayesinde gösterdik. Bu araştırmamız Cell dergisinde yayınlanmıştı. Bu çalışmanın ardından bu kapıların başka hastalıklarda da etkili olup olmayacağını araştırmak istedik. Özellikle koronavirüsü merak ettik. Acaba oralarda toplanıp beyne girebiliyor mu diye bir hipotezi araştırmaya başladık. Yüzlerce hastanın verisi ile çalıştık. 50’nin üzerinde Covid sonrası hayatını kaybetmiş hastanın kadavrasında kafatasını inceledik. 60’a yakın hala hayatta olan Long Covid (uzamış Covid) hastası ile uzamış Covid yaşamayan hastalara göre bu tür inflamasyon ve nöronlara zarar veren proteinlerin arttığını fark ettik. Bu çalışma gerçekten önemli çünkü koronavirüsün spike proteininin vücutta bu kadar uzun süre kaldığı bilinmiyordu, bunu kesin olarak kanıtlamış olduk. Long Covid dediğimiz korona sonrası oluşan hastalıkların belki de yüzde yüzünün vücutta artmış, çöp gibi etrafta kalan proteinler nedeniyle oluştuğunu gösterdik.”

‘YILLARCA YOK OLMAYIP SAKLANMASI ÜRKÜTÜCÜ’
Prof. Dr. Ertürk, “İşin ürkütücü kısmı, buralardaki spike proteinler yok olmuyor. Seneler boyunca kafatasının o bölgelerinde saklı duruyor ve beyne geçiş yapabiliyorlar. Beyne geçtikleri zaman da hem inflamasyon hem de damar bozukluklarına, parçalanmalarına neden oluyor. Bu da ne demek? Beynin sağlıklı halini (bağışıklığını) aşağı çekiyor. Beynin dış kısmı, korteks dediğimiz bölgenin, iç kısımlarına göre daha çok etkilendiğini gördük. Çünkü kafatasına daha yakın bu bölge. Beyin yüzeyi bizim düşüncemizi, hafızamızı, karakterimizi, birçok şey kontrol eden bölgelerin olduğu bir yer. Bu etki hem yeni nörolojik hastalıkların sıfırdan ortaya çıkmasına neden olabilir hem de var olan yatkınlıkları tetikleyebilir. Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla depresyon, şizofreni gibi nöropsikiyatrik hastalıklarda artış yaşanabilir” diye konuştu.

‘UZAMIŞ COVİD’İN, PANDEMİDEN DAHA BÜYÜK ETKİSİ OLABİLİR’
Hayvan modellerinde yine şeffaflığı kullanarak virüsün vücutta nerelerde yayıldığını da çalıştıklarını kaydeden Ertürk, şu bilgileri verdi: “Burada da gördük ki influenza virüsü sadece akciğerde kalıyor. Aynı şekilde ilk çıkan koronavirüs tipi olan Wuhan virüsü de akciğeri tutuyor. Ama Delta ve Omicron’dan sonraki varyantlar bütün vücuda yayılıyor. Aslında korkutucu bir resim bu bilgiye baktığınızda. Çünkü virüs bir şekilde varyantlarla hem vücuda daha çok yayılma hem de beyne daha çok ulaşma şeklinde bir hedef oluşturmuş durumda. Varyantlar çeşitlendikçe vücutta değişik dokulara ulaşma kapasitesi de artıyor. Gençler bile artık çok erken yaşlarda bazı hastalıklara yakalanabilir vücutta biriken bu spike proteinleri yüzünden. Kalp hastalıklarındaki artışın muhtemelen sebebi de vücuda yayılan koronavirüs spike proteinleri aslında, çalışmamızda bunu net olarak gösterdik. Şu an dünyanın yaklaşık yüzde 60’ı Covid geçirmiş durumda. 4 milyardan fazla insan demek bu. Bunların da yüzde 10 ila 15’inde uzamış Covid olduğu düşünülüyor. Yani 400 ila 600 milyon kişi, Long Covid olabilir. Long Covid’in etkisi maalesef artacak. Belki Covid’den çok daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALEZYALI yetkililer, ülkede yaklaşık bir haftadır etkili olan selde 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ülkenin doğu kıyılarına 5 günde son 6 aydaki kadar yağış düşmesi nedeniyle bazı eyaletlerde geniş pirinç tarlalarının da sular altında kaldığını ve çiftçilerin milyonlarca dolar zarar ettiğini belirtti. Kelantan ile Terengganu eyaletlerinde yolların ve evlerin hasar gördüğünü söyleyen Enver, 6 kişinin hayatını kaybettiği selde altyapıyı onarma maliyetinin 224 milyon doları bulabileceğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son olarak TOKİ tarafından yeni projeler adeta ardı ardına sıralandı. Açıklanan projeler çerçevesinde, 2+1 ile 3+1 dairelerin satışları yapılacak.
Satış listesinde yer alan en uygun konuta peşinat ve aylık 7 bin 789,50 TL taksitten başlayan fiyatlarla sahip olunabilecek.
TUNCELİ’DE 54 DAİRE SATIŞA ÇIKARILACAK
TOKİ; Tunceli ve Mazgirt’te 118 adet konut ve 2 dükkanlı ticaret merkezi kapsamında, stokta bulunan 43 adet dairenin satışa çıkartılacağını açıkladı.
TOKİ tarafından Tunceli’de satışa çıkarılacak konutlar arasında en uygun dairenin; 155 bin 790,01 TL peşinat, 180 ay vade ve 7 bin 789,50 TL taksitten başlayan fiyatlarla alıcısını beklediği görüldü.
Ayrıca başvuru tarihleri, 27 Kasım 2024 – 03 Aralık 2024 olarak duyuruldu.
Söz konusu dairelerin listesi şu şekilde:


EkonomiFinansEmlakYaşamDünyaToki
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GAZİANTEP PLAKALI ARAÇLAR HALEP KALESİ’NDE
Gaziantep plakalı ve çakarlı çok sayıda lüks araç, kentin simge yerlerinden Halep Kalesi’ne geldi. Ayrıca kalede Türk bayrağının dalgalandığı görüldü.
8 YIL SONRA HALEP’E DÖNDÜLER
Öte yandan 2016’da Rusya’nın müdahalesiyle kentten ayrılmak zorunda kalan muhalif güçler, sekiz yılın ardından Halep’e dönmüş oldu. Rejim karşıtı gruplar, kısa sürede valilik ve emniyet müdürlüğü binalarının yanı sıra kentin simgesi olan Halep Kalesi’nde kontrolü sağlayarak ‘Özgür Suriye Bayrağı’nı (ÖSO) göndere çekti.

GaziantepGüncelSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde piyasaya yüklü miktarda 50’lik ve 100’lük sahte doların piyasaya sürüldüğü haberleri üzerine dün Kapalıçarşı başta olmak üzere çok sayıda yerde döviz büroları dolar alımını durdurdu. Sahte dolarların gerçeğinden ayrılmasının oldukça güç olduğu belirtilirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıldığını açıkladı. Açıklama şöyle:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında gündeme getirilen İstanbul merkezli sahte para basımı ve dağıtımı konuların araştırılması amacıyla Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Büromuzca re’sen soruşturma başlatılmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEUL, 28 Kasım (Xinhua) — Güney Kore’nin başkenti Seul kasım ayında 16 santimetreyi aşan kar yağışıyla rekor kırdı. Bu, 1972’de kaydedilen 12,4 santimetrelik önceki kasım ayı rekorunu geride bıraktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Sosyal medyada yasakçı bir zihniyette değiliz”
Komisyonda sosyal medya platformları ile ilgili açıklamada da bulunan Bakan Uraloğlu, Avrupa Birliği’nin Facebook, YouTube, Twitter, TikTok ve Instagram gibi büyük sosyal medya platformları kullanıcılarının güvenliğini sağlama amacıyla önlemler aldığını belirtti. Bakan Uraloğlu, bahsi geçen tedbirlilerin yasa dışı içerikleri önlemeyi hedeflediğini bildirdi.
Amerika, Birleşik Krallık, Avustralya gibi ülkelerde sosyal medyaya ilişkin alınan tedbirler hakkında bilgi veren Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:
“Sosyal medyada biz gerçekten yasakçı bir zihniyette değiliz; ama herkesin de gerçekten haddini bilmesi lazım. Oraya koyulan her şeye susacak mıyız? Bütün milli manevi değerlerimize hakaret eden hiçbir disiplini olmayan bir mecraya hiç müdahale etmeyelim mi? Ama ben size şunu söyleyeyim sosyal medya platformları sağlayıcılarından kesinlikle çok daha özgür yaklaşımımız var.”
“Gerekirse Rekabet Kurumu ile bu konunun üzerine gideceğiz”
Bakan Uraloğlu, Google’ın algoritma değişikliğinin bazı haber sitelerinin görünürlüğünü düşürdüğü sorusu hakkında da açıklamada ve değerlendirmede bulundu. Bakan Uraloğlu, “Google Türkiye ile bu konuyu takip ediyoruz, gerekirse Rekabet Kurumu ile bu konunun üzerine gideceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’daki haber kurumlarına göre merkezdeki sekiz katlı bir bina beş füze ile vuruldu.
Cumartesi yerel saatle sabaha karşı saat 04:00’te gerçekleşen saldırılar şehri sarstı.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili bir yorum yapmadı.
Merkezdeki Basta mahallesinde arama ve kurtarma ekipleri karanlıkta çalışmalarını yürütmek zorunda kaldı.
Son aylarda İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere örgütün çok sayıda lideri öldürüldü.
Hizbullah, Filistin’deki Hamas’a destek olmak için attığı füzeleri sıklaştırmasıyla İsrail’in hedefi oldu.
Lübnanlı yetkililere göre çatışmalarda şimdiye kadar 3.500 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin gerçekleştirilmesi için ABD bölgeye bir arabulucu gönderse de henüz görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı kod uyarısının ardından İstanbul’da sağanak yağış başladı. Taksim’de etkili olan yağış nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşadı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 49 il için gönderdiği sarı kod uyarılarının ardından İstanbul’da sağanak yağış etkili oluyor. Taksim Meydanı’nda etkili olan yağmur vatandaşları olumsuz etkilerken, yağmura hazırlıksız yakalananlar ise zor anlar yaşadı.
Etkili olan yağışta bazı vatandaşların ve turistlerin şemsiyeleri ile ilerlediği, şemsiyesi olmayanlar ise saçakların altında bekledikleri görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Bandırma ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan yoğun sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Şiddetli yağmur, cadde ve sokakları göle çevirdi.
Meteorolojinin günler öncesi yaptığı uyarılar, Güney Marmara Bölgesinde özellikle Bandırma’da da etlili oldu. Sabah üzeri bağlayan sağanak yağış rüzgazla birlikte şiddettini hızla arttırdı. Yağmurdan kaçanlar kapalı mekanların tentelerine sığınırken, trafikte ciddi aksamalar yaşandı. Yollarda biriken su, sürücülere zor anlar yaşatarak trafik akışını yavaşlattı.
Bandırma’nın en işlek caddesi olan Cumhuriyet Caddesi’nde de aşırı yağışlar nedeniyle alt yapının yetersizliği nedeniyle rögar kapaklarından sel suları yola aktı. Araçların ve yayaların her türlü risklere tedbir amaçlı, Bandırma Belediyesi Trafik Zabıta birimleri duba koyarak önlem aldı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamalara göre, gün boyu Bandırma’da şiddetli sağanak yağış etkili olacak. Gün içerisinde toplamda 30 mm kadar yağış düşmesi bekleniyor. Ayrıca, yağışla birlikte rüzgarın hızını artıracağı tahmin ediliyor.
Yetkililer, vatandaşların su baskınlarına karşı tedbirli olmalarını ve yapılan uyarıları dikkate almalarını önerdi. Özellikle sürücülerin, su birikintilerine karşı dikkatli olması gerektiği vurgulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Balık ve Vahşi Yaşam Enstitüsü (USFWS), zürafaların ‘Nesli Tehlike Altındaki Türler Sözleşmesi’ (Endangered Species Act) kapsamında kanunla koruma altına alınması için çağrıda bulundu.
USFWS’den yapılan açıklamada, zürafaların nesillerinin tehlike altında olduğu belirtilerek ilk kez koruma çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada yapılan çağrının, Afrika’daki zürafa popülasyonlarının büyük oranda azalması ve türün doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yasa dışı avlanma, hastalıklar ve iklim değişikliği gibi tehditler sebebiyle yapıldığı belirtildi.
Bilim insanları, son 30 yılda zürafa popülasyonlarının yüzde 40 oranında azaldığını belirtiyor. Koruma önerisi, kamuoyunun 60 günlük bir değerlendirme sürecine katılmasını içeriyor. ABD’de bu süreçte bilimsel veriler toplanacak ve türün korunmasına yönelik daha somut adımlar atılacak.
Açıklamada bu çağrının, zürafaların yaşam alanlarının korunmasından yasa dışı ticaretin önlenmesine kadar birçok alanda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çektiği vurgulandı. USFWS, bu süreci kamuoyu, bilim insanları ve çevre kuruluşlarının katkılarıyla yürütmeyi planladığını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇİN SOKAĞI DAHİL YENİ BİR YAŞAM ALANI KURACAĞIZ”
BYD’nin yatırımına ilişkin Egedesonsöz’e açıklamalarda bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “İçinde Çin sokağının da olduğu yeni yaşam alanları oluşturmaya çalışıyorum. Ben mimarım ve tam da çözüme ulaşabilecek mesleğe sahibim” ifadelerini kullandı.
“BİR TANE DAHA VESTEL GELİYOR”
Zeyrek ayrıca “BYD’nin parasını Manisa’da tutmam lazım benim. Aslında bir tane daha Vestel geliyor Manisa’ya. Yaklaşık 20 bin kişinin çalışacağı alandan bahsediyoruz. Burada onunla birlikte yan sanayiler gelmeye başlıyor. Yeni OSB bölgelerine yönlendiriyorum gelen sanayicileri. Soma, Kırkağaç gelişsin diye.
Bununla ilgili bir lojistik merkezi kurmaya çalışıyoruz. Alsancak Limanı da artık limitlerini doldurdu. Biz Soma üzerinden Aliağa ve Çandarlı limanlarına inmeyi düşünüyoruz. TCDD’den bir tane rayla birlikte yeni lojistik merkezine şehri yaymamız gerekiyor bizim” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs ayında 2016 seçimlerinden önce yetişkin film yıldızı Stormy Daniels’a yapılan “sus payı” ödemeleriyle ilgili olarak 34 ticari kaydı tahrif etmekten suçlu bulunmuştu.
New York Mahkemesinde görülen davanın Başkanı Yargıç Juan Merchan, Trump’ın “sus payı” davasında suçlamaların düşürülmesi amacıyla dilekçe sunma talebini kabul ederek, nihai ceza kararının açıklanacağı duruşmayı üçüncü kez süresiz olarak erteledi.
Davaya bakan New York yargıcı Juan Merchan, Trump’ın avukatlarına davanın tamamen düşürülmesini talep eden bir dilekçe sunmaları için 2 Aralık’a kadar süre verirken, davayı takip eden Başsavcı Alivn Bragg’in de cevap vermesi için 9 Aralık tarihini belirledi. Trump’ın Sözcüsü ve Beyaz Saray’ın yeni İletişim Direktörlüğüne atanan Steven Cheung karara ilişkin açıklamasında, “Başkan Trump’a karşı açılan sahte Manhattan Davası, kesin bir galibiyetle artık tamamen durduruldu ve ceza ertelendi” dedi.
Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, Merchan’a gönderdiği mektupta cezanın ertelenmesine karşı olmadıklarını ancak davanın düşürülmesine yönelik her türlü çabayla mücadele edeceklerini belirtmişti.
Trump’ın avukatları son taleplerini bu hafta Merchan’a gönderdikleri bir mektupla iletmişlerdi. Trump’ın avukatları gönderdikleri mektupta, “Nasıl ki görevdeki bir Başkan herhangi bir cezai süreçten tamamen muafsa, seçilmiş Başkan olarak Trump da muaftır” diyerek Trump’ın yemin etmesinden bir ay önce, 20 Aralık’a kadar argümanlarını sunmak için izin istemişlerdi. Avukatlar, yaptıkları açıklamada, Trump başkan seçildiği için mahkumiyet kararının iptal edilmesi ve davanın düşmesi gerektiğini belirterek, davanın devam etmesinin anayasaya aykırı olacağını savunmuşlardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAR YAĞIŞI BEKLENEN İLÇELER AÇIKLANDI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı (AKOM), kentteki hava durumuna ilişkin uyarılarda bulundu.
Hava sıcaklığının öğle saatlerinde 5’ye kadar düşeceğini belirten AKOM, gün içerisinde kentte kar yağışının beklendiği ilçeleri de açıkladı.
AKOM’un tahminlerine göre, Çatalca, Silivri, Arnavutköy, Sarıyer, Beykoz, Çekmeköy ve Şile gibi yüksek noktalarda kalan ilçelerde karla karışık yağmur ve kısa süreli kar görülecek.
DENİZ ULAŞIMI KİLİT
Etkisi arttıran fırtınadan deniz ulaşımı da olumsuz etkilendi. İstanbul Deniz Otobüsleri’nin (İDO) internet sitesindeki duyuruya göre, kötü hava koşulları sebebiyle saat 07.45’deki Yenikapı- Yalova, 08.00’deki Pendik-Yalova, saat 08.30’daki Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı- Kadıköy, 08.30’daki Bandırma-Yenikapı-Kadıköy, saat 09.00’daki Pendik-Yalova, 09.05’teki Kabataş-Kadıköy-Yenikapı- Bursa, 09.45’teki Yalova-Yenikapı ve Yenikapı-Yalova seferleri ile saat 10.30’daki Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı-Kadıköy seferleri gerçekleştirilemeyecek.
Şehir Hatları AŞ’den yapılan duyuruda ise aynı sebeple, Bostancı-Moda-Karaköy-Kabataş Hattı seferlerinin Moda uğraması, Büyükada- Sedef Adası, Ortaköy-Beşiktaş- Eminönü hatları ile Paralel Hat seferlerinin Ortaköy uğramasının gerçekleştirilemediği bildirildi.
UÇAKLAR PİSTE İNEMİYOR
Hava ulaşımında da benzer bir durum söz konusu. İstanbul Havalimanı’na gelen bazı uçaklar iniş yapamayınca pisti pas geçerken, bazıları da bir süre havada tur atmak zorunda kaldı. Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş yapmak isteyen uçaklar da bir süre havada tur atmak zorunda kaldı. Kalkış seferlerinde ise kısa süreli gecikmeler yaşandığı bildirildi.
Ayrıca Türk Hava Yolları, 38 uçuşun İstanbul’da beklenen fırtına nedeniyle iptal edildiğini açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dün akşam şiddetli lodosun etkisine giren Adalar bugün saat 08.30 sularında rüzgarın değişmesiyle birlikte Karayel fırtınasının etkisine girdi. Fırtınanın şiddeti 80 km’ye kadar çıktı.
Şiddetli rüzgar Adalar’da kıyı şeridinde etkili oluyor. Bir çok sahil kesimi su altında kaldı. Kıyıdaki çakıl taşları iç kesimlere doğru sürüklendi. Hava sıcaklığı yaklaşık 8 derece düştü. Adalar’da kıyı şeridinde göletler oluştu. Şehir hatları vapurları ve yolcu motorları seferlerinde zorluklar yaşamaya başladı.
İstanbul Şehir Hatları A.Ş yapılan açıklamada, Büyükada- Sedef Adası Hattı, Maltepe-Büyükada-Heybeliada-Burgazada-Kınalıada Hattı, Adalar- Beşiktaş hattı seferlerinin ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağını duyurdu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ‘listeria’ bakterisi nedeniyle bir bebeğin hayatını kaybettiğini duyurdu.
CDC, listeria bakterisi nedeniyle ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bir bebeğin hayatını kaybettiğini, dört eyalette 9 kişinin hastaneye kaldırıldığını ifade etti. Açıklamada, Kaliforniya, New York, Illinois ve New Jersey’de toplam 11 vakanın bildirildiği ifadeleri kullanıldı. CDC, bakterinin ‘Yu- Shang Food’ isimli markanın şarküteri ürünlerinden bulaşmış olabileceğini incelemelerin sürdüğünü belirtti.
LİSTERİA BAKTERİSİ NEDİR?
Listeria bakterisi, özellikle gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabilen bir bakteri türüdür. En yaygın türü Listeria monocytogenes’dir. Bu bakteri, genellikle süt ürünleri, çiğ etler ve işlenmiş etler gibi gıdalarda bulunabilir. Listeria’nın neden olduğu enfeksiyon, listeriyoz olarak bilinir. Listeriyoz, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, hamile kadınlar, yaşlılar ve bebekler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hamile kadınlarda bu enfeksiyon, düşük doğum yapma, erken doğum veya bebekte ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1300 HEKTAR BÜYÜKLÜĞÜNDE
Kovada Gölü Milli Parklar Şefi Bahaddin Uysal, kasnak meşesinin doğal yolla meşcere veya orman kurduğu dünyadaki tek alan olması nedeniyle bölgenin ‘tabiatı koruma alanı’ statüsüyle koruma altına alındığını ve 1300 hektar büyüklüğe sahip olduğunu söyledi. Kasnak meşesi ormanının Eğirdir Gölü ve Kovada Gölü sulak alanlarının bulunduğu havzada ardıç, çam ve sedir gibi ormanlarla komşuluk ettiğini belirten Uysal, “Ülkemize has bir tür olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan kasnak meşesi gerek saf gerekse sedir ve ardıç ile karıştığı en güzel örneklerinin yer aldığı eşsiz bir ekosistemdir” dedi.

İZİN İÇİN DİLEKÇE YAZILIYOR
Ormanın 1987 yılında tabiat koruma alanı ilan edildiği ve koruma altında olması nedeniyle girişlerin de belli izinler çerçevesinde yapılabildiği, izinsiz girişlerin kesinlikle yasak olduğunu söyleyen Uysal, “Sadece bilimsel çalışmalar ve eğitim amaçlı alana girişlere izin verilmektedir. Bu ormandaki kasnak meşesi endemik bir tür. Farklı bölgelerimizde ülkemizin bu ağaçtan münferit bireyler olmasıyla birlikte orman kurabildiği doğal tek alan burasıdır. Eşsiz sonbahar görseli ise ekimin son haftasıyla kasımın ortası arasında yaşanıyor. Bu iki- üç haftalık sürede alanda güzel bir sonbahar görseli oluyor ama alana gezmek için girişler yasak. Sadece bilimsel ve eğitim amaçlı ayrılmış bir alan olduğu için sadece bilimsel ve eğitim amaçlı girebiliyoruz. Bunun için de Isparta Şube Müdürlüğümüze ya da Kovada Gölü Milli Parkı Şefliği’ne bilimsel ya da eğitim amaçlı alana gelmek istedikleriyle ilgili bir dilekçe yazılması gerekiyor. Uygun görülmesi durumunda alana şefin ya da görevlendireceği bir personelin eşliğinde girişlere izin veriliyor” diye konuştu.
67 ENDEMİK TÜR BULUNUYOR
Üniversiteler veya DKMP uzmanlarının bölgede yaban hayatı ve bitki türleriyle ilgili bilimsel çalışmalar yaptığını anlatan Bahaddin Uysal, alanda okullara yönelik sunumlar da yapılabildiğini dile getirdi. Araştırmalara göre alanda 23 memeli, 442 bitki türünün tespit edildiğini ifade eden Uysal, “Bunların 67’si endemik tür. Amacımız doğal olarak oluşmuş bu değerli alanı koruyup, gelecek nesillere aktarmak. Bunun için de sürekli bilimsel çalışmalar yapılıyor, ekosistemi daha iyi anlamaya ve ona zarar vermeden koruma statüsünün daha da güçlenmesi ve dünya çapında tanınan bir doğal miras alanı haline gelmesini hedefliyoruz” dedi.
İKİNCİ EN KALIN KASNAK MEŞESİ
Diğer yandan endemik kasnak meşesi ormanında ölçümleri 2021 yılında yapılan çapı 1,37 metre, çevresi 4,30 metre ve boyu 33,5 metre ölçülen Türkiye’nin bilinen ikinci en kalın çaplı kasnak meşesi de bulunuyor. ‘Koca kasnak’ adı verilen ağaç ormanın Beşbahçe mevkisinde özel koruma altında.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus haber ajansı TASS ve Diyalog Bölgeleri Merkezinin Moskova’daki Rus Realizm Sanat Enstitüsü’nde düzenlediği foruma, 65 ülkeden 1000’i aşkın uzman katıldı.
Foruma, Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Sergey Nalobin, eski Avusturya, Avrupa ve Uluslararası İlişkiler Bakanı ve Rusya’daki Önemli Konulara İlişkin Jeopolitik Gözlemevi Merkezi (G.O.R.K.I.) Başkanı Karin Kneissl, TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov ile Anadolu Ajansı (AA) Teyit Haberleri Müdürü Ömer Faruk Görçin de iştirak etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, forumun açılışına görüntülü mesaj gönderdi.
Zaharova, mesajında, ABD’nin Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta ve Google aracılığıyla son 10 yılda kavramları değiştirdiğini belirterek, “Bunlar, kamu bilincini manipüle etme aracı haline geldi.” ifadesini kullandı.
Wikipedia’da da sahte bilgilerin yer aldığını söyleyen Zaharova, “Wikipedia’da siyaset ve tarihle ilgili yazılarda aşırı derecede taraflılık ve ön yargı görmek mümkün.” dedi.
Sözcü Zaharova, tüm bunların insanoğlunun güvenliği ve refahını tehlikeye attığını, bu nedenle de yalan haberlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
G.O.R.K.I. Başkanı Kneissl, yalan haberlerin uluslararası ilişkileri de etkilediğini belirterek, “Son zamanlarda dünyada yalan bilgilere dayanılarak oluşturulan birkaç çatışma yaşandı. 2002-2003’te Irak’taki savaş da büyük bir yalan üzerine inşa edildi. Bu nedenle haberleri okurken dikkatli olmak gerekiyor.” diye konuştu.
TASS Genel Müdürü Kondraşov da bazı ülkelerin Rus medyasını engellemeye çalıştığını dile getirerek, “Bu ülkeler, kendi egemenliğiyle ilgili sorunlar yaşıyor.” ifadesini kullandı.
“AA, sahte bilgilerle mücadele ediyor, okuyucuları karşısında sorumluluk üstleniyor”
Forum kapsamında yalan haberlere karşı alınan önlemlerle ilgili panel düzenlendi.
AA Teyit Haberleri Müdürü Görçin, buradaki konuşmasında, modern dünyada sosyal medya araçlarının insanlar için ana bilgi kaynağı haline geldiğine işaret ederek, “Dünya nüfusu 8 milyara ulaştı. Sosyal ağ kullanıcı sayısı 5 milyara yaklaştı. Televizyon ve yazılı basını bilgi aracı olarak kullanan kişi sayısı ise gittikçe azalıyor. Dolayısıyla insanlar artık sosyal medya araçlarını kullanarak bilgi sahibi oluyor.” dedi.
Bu nedenle sosyal medyada yer alan haberler, fotoğraflar ve görüntülerin denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Görçin, AA’nın, sahte bilgilerle mücadele ettiğini ve bu konuda okuyucular karşısında sorumluluk üstlendiğini, özellikle İsrail’in Filistin konusundaki haberlerini denetlediğini ve sahte olanları ortaya çıkarmaya çabaladıklarını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Nalobin de sahte haber ve bilgilerle mücadele ettiklerini dile getirerek, “Ekiplerimiz, haberlerin kaynaklarını denetleyerek analiz yapıyor ve haberin doğru olup olmadığını tespit ediyor, sahte haberin antitezini oluşturuyor.” diye konuştu.
Yalan haberlerin birçoğunun Batılı ülkeler tarafından yapıldığını kaydeden Nalobin, “Bu yalan haberleri de Batı basını yayıyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Filistin’deki kitlesel katliamlarına bir yenisini daha ekledi. Yerel yetkililerden edinilen bilgilere göre, İsrail ordusu bu kez Gazze Şeridi’ndeki Kemal Advan Hastanesi yakınlarında bulunan bir yerleşim bölgesini hedef aldı. Saldırıda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 66 kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, 100’ü aşkın kişinin yaralandığı kaydedildi. Devam eden İsrail saldırılarının arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı belirtilirken, İsrail’den saldırının amacına dair açıklama yapılmadı. – GAZZE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, karara ilişkin X’ten paylaşımda bulundu. Ghebreyesus, DSÖ’nün M çiçeği virüsüne karşı “LC16m8 aşısını” acil kullanım listesine eklediğini belirterek, bunun salgın bölgelerinde 1 yaş üstü çocuklar için listelenen ilk aşı olduğunu kaydetti.
“HAYATİ BİR ADIM”
“Bu, M çiçeği virüsü yayılmaya devam ederken özellikle çocuklar olmak üzere savunmasız popülasyonları korumak için hayati bir adımdır.” ifadelerini kullanan Ghebreyesus, son iki ayda, salgının merkezi olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki şüpheli tüm M çiçeği vakalarının yarısının 12 yaş altındaki çocuklar olduğunu hatırlattı. Ghebreyesus, “Bu yıl görülen şüpheli M çiçeği vakalarının toplam sayısı 40 bini aştı ve 1200 ölüm bildirildi. Burundi ve Uganda’daki salgınlar da genişliyor. 22 Kasım Cuma günü epidemiyolojik durumu ve devam eden müdahaleyi incelemek üzere Mpox Acil Durum Komitesini yeniden toplayacağım.” ifadelerini kullandı.
DSÖ, 13 Eylül’de M çiçeği virüsüne karşı ön yeterlilik alan ilk aşının Bavarian Nordic’in ürettiği “MVA-BN” olduğunu duyurmuştu. DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti. M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİNLİ BAKAN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi 10 ülkenin savunma bakanlarının yanı sıra ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Çin’den temsilciler, ASEAN Plus Savunma Bakanları Toplantısı için Laos’un başkenti Viyentiyan’da bir araya geldi. Çin Savunma Bakanı Don Jun, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in toplantı çerçevesinde görüşme talebini reddetti.
“TALİHSİZ BİR DURUM VE BÖLGEYİ ETKİLİYOR”
Austin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu talihsiz bir durum ve bölgeyi etkiliyor. Çünkü bildiğiniz üzere bölge, iki önemli aktörün, bölgedeki iki büyük gücün birbiriyle görüşüyor olmasını gerçekten görmek istiyor” dedi. Austin, “Bunun geleceğe yönelik herhangi bir yansıması olacağını düşünmüyorum. Bunun sadece şu an için yapmayı tercih ettikleri bir şey olduğunu ve niçin böylesine iyi bir fırsatı değerlendirmemeyi seçtiklerini ancak onların açıklayabileceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İKİ BAKAN EN SON MAYIS AYINDA BİR ARAYA GELMİŞTİ
Austin, Çinli mevkidaşı Dong ile geçtiğimiz mayıs ayında uluslararası savunma forumu Shangri-La Diyalogu marjında bir araya gelmişti. İki bakan, ABD ve Çin’in Tayvan konusunda anlaşmazlıkları olduğunu yinelemiş fakat askeri iletişim kanallarının açık tutulmasının önemine vurgu yapmıştı.
Tayvan’ın bağımsızlığını tanımayan ve kendi toprakların bir parçası olarak kabul eden Çin, üç hafta önce Tayvan’a 2 milyar dolarlık silah satışına onay veren ABD’yi sert bir şekilde eleştirmiş ve “egemenliğini savunmak için kararlı karşı tedbirler alacağını” açıklamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünce yasadışı silah ticareti suçunun önlenmesi ile ilgili yapılan çalışmalarda, 16 Kasım’da Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bulunan ikamete operasyon düzenlendi. Operasyonda, 100 adet tabanca, 100 adet şarjör, 16 adet uzatmalı şarjör, 3 adet pompalı tüfek ve 4 bin 882 adet tabanca fişeği ele geçirildi.
Olayla ilgili gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, nüfus sayımı öncesi Erbil ve Süleymaniye kentlerinden çok sayıda ailenin Kerkük’e getirildiğini gözlemlediklerini belirtti.
Turan, “Türkmenler, Irak’taki nüfus sayımını destekliyor. Kerkük 2003 sonrası demografik değişikliğe uğradı. Sayım öncesi de 260 bin kişi kent dışından getirilerek Kerkük nüfus kütüğüne yazdırıldı.” dedi.
“Kerkük’ün demografisini etkilemeye ve Türkmen kimliğini bozmaya yönelik ciddi girişimler var.” diyen ITC Başkanı Turan, Kerkük nüfus sayım sonuçlarının ilanının 1957 yılı nüfus sayımı kütükleri incelenene kadar ertelenmesini talep ettiklerini bildirdi.
Irak’ta tüm ülkeyi kapsayan nüfus sayımı sokağa çıkma yasağının olduğu 2 gün boyunca elektronik ortamda 120 bin görevli tarafından gerçekleştiriliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Dışişleri Bakanlığı, Yemen açıklarında bir Türk firmasına ait Anadolu S adlı kuru yük gemisine Husiler tarafından füze saldırısı düzenlenmesine tepki gösterdi.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Bir Türk firmasına ait Panama bandıralı Anadolu S adlı kuru yük gemisine Yemen açıklarında seyrederken Husiler tarafından düzenlenen füze saldırılarını kınıyoruz. Benzer bir hadisenin tekrar yaşanmamasını teminen gerekli girişimlerde bulunulmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetiminde gerçekleştirilen idmanda ısınmanın ardından kuvvet ve çabukluk çalışmaları yapıldı. Daha sonra taktik varyasyonlar üzerinde duruldu. Son bölümde 3 takıma ayrılan futbolcular, turnuva şeklinde düzenlenen maç yaptı ve kazanan yeşil ekip oldu.
Öte yandan sol arka adalesinde gerilme ve ödem olan Ahmed Kutucu çalışmada da yer almazken, yüksek ateş nedeniyle iki gündür idmanlara çıkamayan Emirhan Topçu, bugünkü antrenmana katıldı. Hakan Çalhanoğlu ise takımdan ayrı bireysel antrenman yaptı.
Ay-yıldızlıların bu akşamki çalışmasını TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, TFF Başkan Vekili Ceyhun Kazancı ve Genel Sekreter Abdullah Ayaz da tribünden takip etti.
Ay-yıldızlılar, yarın saat 16.30’da basına kapalı olarak yapacağı antrenmanla Galler maçının hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesi belli oluyor. Trump, yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı için Florida Senatörü Marco Rubio’yu aday gösterdi. Trump, “Marco son derece saygın bir lider ve özgürlük için çok güçlü bir ses. Ulusumuzun için güçlü bir savunucusu, müttefiklerimiz için gerçek bir dost ve düşmanlarımıza karşı asla geri adım atmayacak korkusuz bir savaşçı olacaktır” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülkemizde kurdaki hareketlerin etkisiyle yükselen enflasyon veya fiyat artışlarıyla sonuçlanan ekonomik sıkıntılar elbette vardır. Fiyatlardaki düzenli artışı ifade eden enflasyonun olduğu yerde yatırım olmayacağı, üretim azalacağı, istihdam düşeceği için dengeler bozulur. Buna karşılık sadece kurdaki yükselişe bağlı olarak kimi ürünlerdeki fiyat artışı yatırımı, üretimi, istihdamı doğrudan etkilemez. Tam tersine kurdaki rekabet gücü yatırımda, üretimde, istihdamda artışa yol açar.
Dünya borsalarındaki şişkinlik, basılan fazla paranın kendisine gidecek yer bulamamasından kaynaklanıyor. Karşımızdaki bu tablo bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizde eskiden beri hâkim olan anlayışı sürdürerek yatırımdan, üretimden, büyümeden ve istihdamdan vazgeçecektik ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Her zamanki gibi biz mücadeleyi tercih ettik. Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına uygun bir politikayı izleme fırsatı elde etti.
Dünyanın içinden geçtiği kritik dönemin önümüze açtığı fırsatları değerlendirmekte kararlıyız. Ülkemizi eskiden yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyor, kendi oyun planımızla devam etme irademizi ortaya koyuyoruz.

Ülkemizi bunca tuzaktan, badireden nasıl çıkardıysak, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız. İstihdamı artırmanın yolunun yatırımdan, üretimden, ihracattan, büyümeden geçtiği konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin uzak tutulmaya çalışıldığı her kalkınma hamlesinin önünün darbe, vesayet, krizle kesilerek IMF, Dünya Bankası, mandacı iktisatçılarımız tarafından aksi istikamette yönlendirilmeye çalışıldığı gerçek işte budur.
Biz geçmişte denenmiş yüksek faiz, düşük kur kısırdöngüsü yerine yatırım, ihracat, büyüme odaklı politikamızda ülkemiz için en doğru olanı yapmakta kararlıyız. Politika faizinin düşük tutulmasını bunun için memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini bunun için takipte özellikle kararlıyız. Yatırım, üretim, ihracatı bunun için teşvik ediyoruz. İstihdamı gözümüz gibi koruyoruz. Büyümeyi bunun için önemsiyoruz. Felaket tellallarının gürültülerini bunun için dikkate almıyoruz. Mandacı iktisatçıların reçetelerine bunun için itibar etmiyoruz.
Kurdaki yükselişi izah ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine tepesine bineceğiz.
İhracatımızı dünyanın dört bir yanına yayarak, şirketlerimizin bu alana girmesini sağladık. Küresel para cambazlarıyla işbirliği yaparak kendi ülkelerini soymayı alışkanlık haline getirenlerin önünü kestik.
Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu tespitimiz ülkemizin yaşadıklarından çıkardığımız derslere dayanıyor. Ekonomi politikalarının aracı olan faizin seviyesini belirleyecek olan ülkenin ihtiyaçlarıdır.
Mandacı iktisatçıların ülkemizi açlığa, yoksulluğa mahkûm edecek politikalarını reddediyoruz. Bu reddimizi yeni değil uzunca süredir ortaya koyuyoruz. Bunun yerine sorunlarımızı kendi çözümlerimizle aşacak adımları atıyoruz.
Kamu işçileri, memurların ücretlerindeki artışlarla başlattığımız çalışanlarımızı fiyat artışına karşı koruma politikamızı, asgari ücrette de sürdüreceğiz.

CİDDİ DÖVİZ VARLIĞI VAR
Ülkemizde bireylerin döviz borcu değil, bankalarda, yastık altında ciddi bir döviz varlığı vardır. İhracat ve ithalat dışı olanlar dışında kayda değer döviz borcu olan şirketimiz yoktur. Bankalarımızın açık pozisyonları bulunmuyor. Önemli olan burası. Bütçe performansımız oldukça yüksek seviyededir. Büyük altyapı projelerimizi önemli ölçüde bitirdiğimiz için yatırımlarda kullanmak için acil finansal ihtiyacımız kalmadı. Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz, önemli döviz giderimiz olan enerji sorununun çözümü konusunda umutlarımızı güçlendirdi.
İZMIRLİ DEPREMZEDELERE KONUTLARI CUMA GÜNÜ TESLİM EDİLİYOR
BAŞKANErdoğan, cuma günü İzmir’de bizzat yerinde sevincini paylaşacağı bir müjde vereceğini belirterek şöyle konuştu:
Elazığ ve Malatya’da olduğu gibi İzmir’de de hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Yaşanan depremin ardından Elazığ’da 23 bin 677 konut ve 2 bin 515 köy evi, Malatya’da 6 bin 287 konut ve 1555 köy evi yaparak 1 yıl geçmeden vatandaşlarımıza teslim etmeye başlamıştık. İzmir’de de aynı hızla konutlarımızı inşa ettik. Bu süreçte İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşüm, deprem dönüşüm çalışmalarını yürüttük. Hazırlıkları hızla tamamlayarak yıkılan evlerin yerine vatandaşlarımıza sıcak birer yuva olacak konutların temellerini 22 Şubat’ta attık.
Depremden en çok etkilenen Bayraklı’nın 3 mahallesindeki toplam büyüklüğü 75 bin metrekareyi bulan 7 ayrı bölgede yatırım bedeli 750 milyon lira olan 1391 konut ve 302 dükkân inşa ettik. Bunlardan 596’sı konut ve 145’i dükkân olmak üzere toplam 741 bağımsız bölümün yapımını tamamladık. İnşallah bu konut ve dükkânları 26 Kasım’da, yani önümüzdeki cuma günü vatandaşlarımıza bizzat teslim edeceğiz.
Geri kalan 795 konut ve 157 dükkânı da en kısa sürede tamamlayarak hak sahiplerine vereceğiz. Bayraklı’da 3 milyon 800 bin metrekare büyüklüğündeki rezerv alanda depremzedeler için yatırım değeri 1.5 milyar lira olan 3 bin 649 konut ve 51 dükkân yapıyoruz. Bu alanın ilk etabında inşa edilen 397 konutu yılbaşında tamamlayarak İzmirli vatandaşlara teslim edeceğiz.
Kabine toplantısında hak sahibi vatandaşların yapacakları ödemelerle ilgili kararı da verdik. İzmir’de inşa ettiğimiz konutlarımızı ilk 24 ayı ödemesiz, 216 ayı ödemeli olmak üzere 20 yıla yayılan bir vade ile vatandaşlarımıza takdim edeceğiz. Aylık ödemeler 2 artı 1 konutlarda 740 liradan, 3 artı 1 konutlarda ise 1020 liradan başlayacak. Bir başka ifadeyle İzmirli depremzede vatandaşlarımızı, 2 artı 1 konutları 160 bin lira ile 180 bin lira, 3 artı 1 konutları 220 bin lira ile 260 bin lira arasında maliyetinin çok altında fiyatlarla ev sahibi yapıyoruz. Öte yandan Başkan Erdoğan, Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde bir araya gelen Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) yöneticilerine seslendi. İngiltere’de bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın telefon bağlantısıyla katılımcılara hitap eden Erdoğan, “2023 için çok farklı adımların atılacağı bir dönem içerisinde olacağız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Vestel, Türkiye’nin güneş enerjisi ve enerji depolama sektörlerine yönelik tek fuar organizasyonu konumundaki Solar+Storage NX’te yer alıyor. Bugün başlayan ve 9 Kasım’a kadar sürecek olan fuarda 88 metrekarelik bir alanda, hall 11/A5 standında enerji depolama için geliştirdiği ürün ve teknolojiler, ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, dünya genelinde güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik depolama çözümlerinin hızla yaygınlaştığını kaydetti.
Kutlu, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede gündüz güneş panelleri aracılığıyla depolanan enerjinin akşam evlerde kullanıldığını belirterek, “Bu kullanıcılar batarya çözümleri sayesinde enerji maliyetlerinde önemli tasarruf elde ediyorlar. Vestel olarak biz de bu bakış açısıyla dünya kaynaklarını daha verimli kullanmayı sağlayacak çözümler üretiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Vestel Mobilite’nin bugün konut, ticari ve endüstriyel alanlarda, yenilenebilir güneş ve rüzgar enerjisi santrallerinde, ayrıca telekomünikasyon sektöründe kullanılan enerji depolama sistemleri geliştirdiğini ve ürettiğini vurgulayan Kutlu, “Güneş ve rüzgar gibi kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretmediği durumlarda, bu kaynakların enerji depolama teknolojileri ile desteklenmesi gerekiyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak 3 ila 5 MWh kapasiteli konteyner boyutunda enerji batarya depolama üniteleri tasarlayıp üretiyoruz.” açıklamasında bulundu.
Kutlu, çalışmaları kapsamında yakın zamanda Türkiye’nin ilk yerli batarya enerji depolama sistemini devreye aldıklarını kaydederek, ” Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bulunan SARAR Outlet tesislerinde kurduğumuz ticari ve endüstriyel işletmeler için çözüm sunan enerji batarya depolama sistemi 400 Kilowatt (kW) gücündeki dört adet EVC’ye aynı anda kesintisiz enerji sağlıyor.” bilgisini paylaştı.
Dünyada çok az EVC arkası kullanım örneği olduğunu belirten Kutlu, şunları kaydetti:
“Vestel mühendisleri tarafından geliştirilen sistemimiz 300 Kilowatt saat (kWh) kapasite ve 200 kW maksimum çıkış gücüne sahip. Enerji yönetim sistemi (EMS) ile uzaktan kontrol edilebilen enerji batarya depolama sistemi, tesiste bulunan 400 kW gücündeki EVC’lere aynı anda aynı performansla enerji sağlıyor. Batarya enerji depolama sistemi, hibrit olarak solar panelleri vasıtasıyla şarj oluyor, solar panellerin kullanılamadığı durumlarda ise şebekeden şarj olabiliyor.”
Kutlu, EVC-batarya-solar-şebeke entegrasyonu sağlanan sistemde, güneş panelleri üzerinden depolanan enerjinin, ihtiyaç duyulduğu anda şebekeye destek vererek elektrikli şarj istasyonlarının kullanılmasını sağladığını aktararak, “NextGen Mobility Expo & Summit kapsamında gerçekleştirilen Solar+Storage NX, güneş enerjisi ve enerji depolama teknolojilerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla düzenleniyor. Fuar, yatırımcılarla proje geliştiricileri, tüketicilerle tedarikçileri, karar vericilerle enerji sektörünü aynı ağda buluşturarak uzun vadeli kalıcı işbirlikleri ve ticari anlaşmalar yaratan fırsatlar sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusuna bağlı işgalci askerler, yerinden edilmiş Lübnanlı kadınların kıyafetlerini giyerek kameralara poz verdi. Fotoğrafa binlerce kullanıcıdan tepki yağdı.
Öte yandan bölgede ateşkes yapılacağı konuşulurken, İsrail ordusu dün Lübnan’ın Baalbek kenti ve çevresindeki köyleri vurdu. İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda 8’i kadın 19 kişi hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk- Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın ardından Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile birlikte Balıkesir’in Manyas ilçesindeki bir dizi ziyaretin ardından AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililerle bir araya gelen Akar, çeşitli konularda açıklamalarda bulundu. Akar, yaptığı konuşmada, “Dünden itibaren değerli arkadaşlarımızla birlikte Manyas, Bandırma ve şimdi de Balıkesir merkezde incelemelerde bulunduk. Vatandaşlarımızla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduk, ihtiyaçlarını belirledik” dedi.
Halkın beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayan Akar, “Partimize karşı büyük bir teveccüh var. Bu çalışmalara devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Uluslararası gelişmelere de değinen Akar, terörle mücadele konusunda kararlılık mesajı vererek, “Tek mücadelemiz teröristlerle. Amacımız sadece terörü ortadan kaldırmak. Türk devleti olarak tarihimizle gurur duyuyoruz ve dostluğumuzu pekiştirmek için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Akar, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Türkler, Kürtler, Zazalar kardeştir. Sorunların çözüleceğine inanıyorum” dedi. Ayrıca, yeni anayasa çalışmaları hakkında da bilgi veren Akar, geleceğin inşası için toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak projeler geliştireceklerini belirtti.
Ziyarette, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, AK Parti Balıkesir MilletvekiliMustafa Canbey, ilçe başkanları ve partililer de hazır bulundu. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Meclis Başkanlığının 2025 yılı bütçesine ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan gelişmelerin TBMM’ye yüklediği önemli sorumluluklar olduğuna işaret eden Kurtulmuş, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesine yönelik saldırının, zamanlaması ve mekan seçimi itibarıyla Türkiye’nin, yeni bir dönemin başlangıcında, Cumhuriyet’in ikinci asrında yeniden terör sarmalının içerisine girmesi için planlandığını belirtti. Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bu terör karşısında hem milletimiz birlik beraberlik içerisinde bütünleşmiş hem de gerekli tepkiyi ortaya koymuştur. Özellikle siyonizmin arz-ı mevud planlarının adım adım gerçekleştirilmeye çalışıldığı, bunun sonuçlarının da alınmaya başlandığı bu dönemde, Türk milleti olarak hep beraber güçlü bir şekilde birlik beraberlik tablosunu ortaya koymak zorundayız. Terörün olmadığı, terörün tamamıyla Türkiye’nin gündeminden kalktığı bir Türkiye’yi kurmak da TBMM’nin vazifesidir. Bunun için siyasi farklılıklarımızı bir tarafa bırakarak, bu konudaki ortak zemini tahkim etmek mecburiyetindeyiz.”
” Türkiye Cumhuriyeti’ni çok daha kuvvetli bir noktaya hep beraber taşıyacağız”
Meclis Başkanı Kurtulmuş, terörün ortadan kalkması için önemli bir görevin de siyasi partilerin üzerine düştüğünü vurgulayarak, “Dünyanın hiçbir yerinde bir eli sandıkta bir eli silahta siyaset olmaz.” dedi.
Siyasi partilerin tamamının terörle arasına mesafe koyması; Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne ve milletin geleceğine kast eden terör örgütlerine, onların arkasındaki siyasi zihniyete karşı da ortak bir zeminde buluşulması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, ülkelerin terör örgütlerine destek vererek nasıl siyasi dizaynlar yaptıklarını bildiklerini belirtti. Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bizim, bu oyunu çevirmemiz, tersine döndürmemiz ve kendi içimizde birliği bütünlüğü sağlamamız gerekir. Bunun yolu da Türkiye’de etnik mezhebi, siyasi, felsefi ve yaşam tarzı bakımından bütün farklılıkları bir tarafa bırakmak ve aynı milletin fertleri olduğumuz, aynı medeniyetin, aynı coğrafyanın insanları olduğumuz bilinciyle Türkiye Cumhuriyeti’ne sıkı sıkıya sarılmamızdır.
Terör örgütlerinin sırtını sıvazlayanlar, terörü bir dış politika kartı haline getirenler esasında bu memlekette ve birçok çevre ülkede iki fay hattı üzerinden hareket etmeyi kendileri için bir siyasi hedef olarak görüyorlar. Bunlardan birincisi, etnik farklılıklar üzerinden ayrışmaların sağlanması, ikincisi ise mezhep farklılıkları üzerinden ayrışmaların ortaya konulmasıdır. Her kim mezhep ya da etnik farklılıklar üzerinden ayrışmayı ortaya koyuyorsa, hiç şüphesiz emperyalizmin ekmeğine yağ sürüyor demektir. Bu bakış açısı içerisinde gerçekten önümüzdeki hassas dönemde, milli birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmek için farklılıklarımızı zenginlik aracı olarak görecek ve inşallah Türkiye Cumhuriyeti’ni ikinci asrında çok daha kuvvetli bir noktaya hep beraber taşıyacağız.”
Komisyonda, görüşmelerin ardından yapılan oylamada TBMM, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştayın 2025 yılı bütçeleri kabul edildi.
(Bitti)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALGININ NEDENİ KIYILMIŞ SOĞANLAR MI?
Baird analisti David Tarantino salgının tüketici duyarlılığı ve ABD’deki satışlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardı. Tarantino sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve medyanın ilgisinin sonuçları belirleyeceğini belirtti. Colorado Tarım Bakanlığı salgının muhtemel nedeni olarak hamburgerlerde kullanılan kıyılmış soğanları gösterdi. Soğanların, Taylor Farms tarafından tedarik edildiği bildirildi.
ÜRÜNÜN SATIŞI DURDURULDU
McDonald’s, 23 Ekim’den itibaren bazı restoranlarında Quarter Pounder satışını durdurdu ve bu hafta ürünü menüye yeniden eklemeyi planlıyor. Wedbush analistleri, salgının etkilerinin sınırlı ve kısa süreli olmasını beklerken, diğer analistler ise McDonald’s’ın önceki E. coli vakalarından daha az etkileneceğini öngörüyor.
SATIŞLARIN YENİDEN CANLANMASI ZORLAŞABİLİR
Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, McDonald’s’ın küresel mağaza satışlarının yüzde 0,72 düşmesi ve hisse başına kazancın 3,20 dolar olması bekleniyor. Haziran ayında başlatılan 5 dolarlık yemek kampanyası, müşteri trafiğinde toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak salgın nedeniyle olumsuz tanıtımın uzaması, satışların yeniden canlanmasını zorlaştırabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkenin doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek ve çevresi, AA tarafından görüntülendi.
İsrail’in, Lübnan’ın güneyinin ardından başkenti ve diğer bölgelerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarının başladığı 23 Eylül’den bu yana Baalbek, onlarca kez İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.
Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında yaşanan savaştan da etkilenen bölgede, Zahli’den Baalbek’e uzanan ana cadde üzerindeki ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” kabul edilen Baalbek antik kenti çevresindeki çok sayıda bina, hava saldırıları sebebiyle yıkıldı.
Bu şiddetli saldırıların yol açtığı patlamalar, antik kentin çevresindeki, onun uzantısı bazı tarihi yapıların da tahribata uğramasına sebep oldu.
Lübnan Türkmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Duris köyünde bulunan ve Eyyübiler döneminde devşirme Roma malzemesiyle yapılan Duris Kubbesi bu yapılardan biri.
Çok yakınındaki binaları hedef alan şiddetli hava saldırılarının ardından 13. yüzyılda inşa edilen tarihi yapının sütunları hasar görürken kubbesindeki taşlar dökülmeye başladı.
Lübnanlı yöneticiler, İsrail’in tarihi yapılara zarar vermesinden endişeli.
“İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz”
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’den Baalbek Kalesi ve diğer arkeolojik alanları bombalamayacağına dair taahhütte bulunmasını istemedik, zira İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz.” dedi.
İsrail’in doğrudan ya da dolaylı olarak arkeolojik alanları hedef aldığını ve bu saldırıların arkeolojik yapıların hasar görmesine sebep olabileceğini belirten Bakan Murtaza, saldırıların kentteki arkeolojik alanlara şu ana kadarki etkisine dair, “Henüz bir araştırma yapmadığımız için bilmiyoruz, saldırıların durmasından sonra inceleme yapacağız. Ancak uzun vadede kent yakınlarındaki saldırıların kent üzerinde mutlaka etkisi olacağı biliniyor.” diye konuştu.
Lübnan’ın başta Sur ve Baalbek olmak üzere Dünya Mirası Listesi’nde yer alan arkeolojik sahalara ev sahipliği yaptığını dile getiren Murtaza, UNESCO’nun bu eserleri korumak için önlem alması gerektiğini vurguladı.
Lübnan makamları UNESCO’yu harekete geçmeye çağırmıştı
Baalbek ile birlikte İsrail’in en yoğun saldırıları düzenlediği bölgelerden birinde yer alan Lübnan’ın güneyindeki Sur Antik Şehri de İsrail saldırıları sebebiyle tehdit altında bulunuyor.
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza’nın ofisinden bu hafta yapılan açıklamada, İsrail’in arkeolojik alanlara yönelik saldırı tehditlerinin ardından, Lübnan’ın UNESCO Büyükelçisi Mustafa Adib ile temasa geçilerek UNESCO listesinde yer alan ve olağanüstü küresel değere sahip arkeolojik alanların korunması için derhal harekete geçilmesinin talep edildiği duyurulmuştu.
Murtaza, başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları kentin kültürel mirasını ve Lübnan’daki sivilleri devam eden İsrail saldırılarından koruma çağrısında bulunmuştu.
Baalbek antik kenti
Lübnan’ın doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan Baalbek, doğudan batıya giden ticaret yolunun önemli bir merkezi olması, antik çağın Roma’dan sonraki en önemli dini merkezi kabul edilmesi ve tarih içerisinde savaşlar nedeniyle pek çok kez el değiştirdi.
Sami ırkından Akdenizli kavim olan Fenikeliler ile Roma inanç kültürünün iç içe geçtiği kent Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlukler ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş, her medeniyet şehre yeni bir unsur eklemiştir.
Kentin adı, Fenikelilerin inanç sisteminde en güçlü tanrı kabul edilen “Baal”den gelmektedir.
UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan kent, dünyanın “en büyük”, “en eski” ve “en gizemli” tapınak şehri gibi nitelemelerle anılmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞANLIURFA, UNESCO MÜZİK ŞEHİRLERİ TOPLANTISI İÇİN GÜÇLÜ ADAY!
UNESCO Müzik Şehri unvanını alarak Türkiye’yi gururlandıran Şanlıurfa, 2026’da düzenlenecek dünya müzik şehirleri toplantısına ev sahipliği yapma hedefiyle uluslararası bir yarışa girdi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu büyük hedefin tanıtımı için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gülpınar, “Temennimiz, 2026’da yaklaşık 300’den fazla şehrin temsilcilerini burada ağırlayıp bu organizasyonu Şanlıurfa’da gerçekleştirmek” dedi.

“UNESCO DÜNYA MÜZİK ŞEHRİ UNVANI SONRASI HEDEF 2026”
2026 hedeflerinden bahseden Başkan Gülpınar, “UNESCO tarafından müzik şehri unvanıyla onurlandırılan Şanlıurfa, artık 2026 Dünya Müzik Şehirleri Toplantısı’na ev sahipliği yapmak için güçlü adaylardan biri. Gülpınar, adaylık sürecinde yapılan çalışmaları anlatarak, “Biz şu anda o yarıştayız, adaylığımızı ilan ettik, başvurumuzu Portekiz’de yapılan yaz toplantısında sunduk. Şimdi 2026 için bu adaylığı tescillemek istiyoruz,” dedi. Toplantının Şanlıurfa’da düzenlenmesinin Türkiye’nin ve Şanlıurfa’nın tanıtımı açısından önemli bir katkı sağlayacağını belirten Gülpınar, bu süreçte yoğun bir çaba göstereceklerini vurguladı.
“ŞANLIURFA, BENZERSİZ KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE TURİZM MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYOR”
Başkan Gülpınar, Şanlıurfa’nın sadece müzik değil, kültürü, inanç turizmi ve gastronomisi ile de bir turizm merkezi olmayı hak ettiğini ifade etti. “Şanlıurfa, dünyada bir arada bulamayacağınız özelliklere sahip ve bunların hepsini barındıran nadir şehirlerden biri,” diyen Gülpınar, tanıtım çalışmalarına daha fazla yoğunlaşacaklarını belirtti. “Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak, kentin turizminin gelişmesi ve dünyanın tanıdığı bir destinasyon haline gelmesi için yoğun bir çaba sarf edeceğiz,” diye konuştu.
“DÜNYA ŞANLIURFA’YI TANIYACAK”
UNESCO Müzik Şehri unvanı sonrası Şanlıurfa’nın sesini daha geniş bir kitleye duyurmayı hedefleyen Gülpınar, kentin turizmdeki potansiyelini artırmak adına yeni projelerle tanıtımı güçlendireceklerini belirtti. “Önümüzdeki dönemde Şanlıurfa’nın şu andaki noktasından çok daha ileriye gideceğine, dünyanın bildiği ve tanıdığı bir destinasyon olacağına inanıyoruz” diyerek hedeflerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAYIMLANMIŞ en çok tercüme edilen çocuk kitaplarından biri olan Küçük Prens’in daktilo ile yazılmış bir kopyası 1,25 milyon dolara satışa çıkarılacak.
Küçük Prens kitabının yazarı Antoine de Saint- Exupery tarafından 1940’larda saklanan üç metinden biri olduğu ifade edilen kopya, Kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Abu Dabi Sanat Festivali’nde satışa sunulacak. Saint-Exupery, İkinci Dünya Savaşı sırasında New York’ta sürgünde yaşarken çocuklar için orijinal Fransızca Küçük Prens’i yazdı. Kitap 1943’te yayımlandı. Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana dünya çapında milyonlarca kopya sattı. Küçük Prens’in dünyada en çok tercüme edilen kitaplardan biri olarak ‘küresel edebi mirasın’ bir parçası olduğunu söyleyen uzmanlar, “Kasım ayında Avrupa dışındaki bir müze veya kütüphanenin daktilo metnini satın alma olasılığının kitabın küresel statüsünün tanınması anlamına gelebileceğini” ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından 2022 yılında dalışa açık hale getirilen Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında 1’inci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan HMS Triumph’a ait ahşap kapı kolu ve bir alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Bu yıl 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç, Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk yapmak değil, aynı zaman içerisinde bir tarihi yolculuk yapmak, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. Hedefimiz, burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak” dedi.
Tarihi Gelibolu Yarımadası’nın derinliklerinde bulunan savaş gemileri, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı olarak 2022 yılında dalış turizmine açıldı. Derinliklerinde pek çok hikaye saklayan Çanakkale’nin savaş batıkları, 1’inci Dünya Savaşı temalı ilk sualtı parkı özelliğini taşıyor. 109 yıl önce Seddülbahir Kalesi açıklarında batırılan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait ‘HMS Majestic’in de aralarında bulunduğu 14 batık gemi dalış meraklılarını ilgisini çekiyor. 14 dalış noktası ve 150 kilometrelik alanda dalışa imkan veren Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı dalış noktaları; ‘HMS Majestic’, ‘Ertuğrul Koyu Massena ve Saghalien gemi kalıntıları’, ‘Helles Barçları’, ‘Tekke Koyu (W Beach) batıkları’, ‘Arıburnu Barç’, ‘Küçükkemikli Barçları’, ‘Arıburnu Layter’, ‘Lundy’, ‘HMS Louıs’, ‘S.S. Milo’, ‘Tuzla’, ‘Denizaltı Mania Ağı’, ‘Bebek Kayalıkları’ ve HMS Triumph’tan oluşuyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Gelibolu Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında savaşın izlerini taşıyan HMS Triumph zırhlısına ait ahşap kapı kolu ve bir adet alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı.
‘BU YIL GELİBOLU SUALTI PARKI’NA 5 BİN CİVARINDA YERLİ VE YABANCI DALIŞ YAPTI’
Gelibolu Sualtı Parkı’nın hem Türkiye’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinden çok önemli ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini belirten Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’nı oluşturduğumuzda bir hayalimiz vardı. Burayı dünyanın en önemli dalış merkezlerinden ve su altı parklarından birisi yapmaktı. Çok kısa bir zaman içerisinde hem Türkiye’de hem de dünyanın değişik yerlerinden su altı meraklıları, dalgıçlar, Gelibolu Sualtı Parkı’na gelmeye başladı. Bu yıl yaklaşık 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk değil aynı zaman içerisinde bir tarihe, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. O da ilgiyi ve merakı arttırıyor. Çünkü Çanakkale’deki suyun altındaki batıkların hem tarihi hem de kültürel miras anlamında farklı bir hikayesi var. Bu hikayeler insanların dikkatini çekiyor. O nedenle Gelibolu Sualtı Parkı’na şu anda bir yöneliş var. Umudumuz çok kısa bir zaman içerisinde burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak. Dalış dendiği zaman akla Gelibolu’yu, Çanakkale’yi, Türkiye’yi getirmek var” dedi.
‘HMS TRİUMPH ZIRHLISI’NIN BİRTAKIM PARÇALARINI KEŞFETMİŞ OLDUK’
Gelibolu Sualtı Parkı’nda devam eden çalışmaları anlatan Alan Başkanı Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’ndaki faaliyetlerimiz esnasında Çanakkale Deniz Savaşı’nın önemli figürlerinden HMS Triumph Zırhlısı’nın birtakım parçalarını keşfetmiş olduk. Yapılan dalışlar sonrasında Triumph Zırhlısı’na ait parçalar bulundu ve envantere kaydedildi, müzemize kaldırıldı. Biz halen Gelibolu’da, Çanakkale’de suyun altını keşfetmeye devam ediyoruz. Suyun altındaki o bizi bekleyen mirası keşfetmeye, korumaya ve kollamaya devam ediyoruz. Gerçekten Çanakkale’de suyun altında büyük bir servet, hazine, bir kültürel miras yatıyor. Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu suyun altındaki kültürel mirasları, batıkları hem koruyacağız hem de gelecek kuşaklara aktaracağız. Burayı da bir dalış merkezi, bütün dalış meraklarının uğradığı bir durak haline getireceğiz. Bütün dalış meraklılarını Çanakkale’ye, Gelibolu Sualtı Parkı’na zaman tünelinde bir yolculuk yapmaya, bir tarihi yolculuk yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİ Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı.
Mal varlığını beyan etmeme, yolsuzluk ve kara para aklama iddialarıyla hakkında soruşturma yürütülen ve 21 Ekim’de gözaltına alınan eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Arnavutluk Yolsuzluk ve Organize Suçlara İlişkin Özel Mahkemesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Meta’nın soruşturma süresince tutuklu kalmasına karar verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Otuzlu yaşlarındaki beş çocuk annesi Emma, Shakespeare Towers adlı apartmanın 10. katından düştü. Olayın ardından hemen hastaneye kaldırılan Emma kurtarılamadı, ancak doktorlar bebeği acil sezaryenle kurtarmayı başardı.
Beş hafta erken doğan ve Posie adı verilen bebek şu anda yoğun bakımda tedavi görüyor. Paylaşılan ilk fotoğrafında, kuvözde ağız ve burnunda tüplerle yatarken görülüyor. Ablası Demi’nin bebeğin göğsüne sevgiyle elini koyduğu fotoğraf, sosyal medyada duygu dolu anlar yaşattı.
Emma’nın ölümünden sadece bir ay önce sosyal medyada paylaştığı son gönderi yürekleri burktu. Karnını gururla gösterdiği fotoğrafın altına “Bir kız bebeğim olacak, daha mutlu olamazdım” yazmıştı.
Büyük kızı Demi, annesinin ölümünün ardından sosyal medyada: “Eve gel anne, sana çok ihtiyacım var. Sadece seni öpmek ve sesini duymak istiyorum. Seni hayattan çok seviyorum” mesajını paylaştı.
Olay yerinde yaşayan bir görgü tanığı, önce yüksek bir ses duyduğunu, ardından çığlık sesleri geldiğini anlattı. Bölgede oturan Mandy Shires, “Bu yükseklikten düşen birinin hayatta kalma şansı yoktu, ama bebeğin yaşaması tam bir mucize. Hepimiz küçük kızın iyileşmesi için dua ediyoruz” dedi.
Polis, olayda şüpheli bir durum olmadığını açıkladı. Olay yerinin çevresine çiçekler ve balonlar bırakıldı. Emma’nın arkadaşları ve ailesi, sosyal medyada paylaştıkları mesajlarla onu andı.
Leeds Belediye Meclisi üyesi Luke Farley, olayın bölgedeki genç aileleri derinden etkilediğini söyledi. 1960’larda inşa edilen ve yakın zamanda yenilenen bina Leeds belediyesine ait. Belediye, olayla ilgili tüm soruları polise yönlendiriyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYANIN dört bir yanından temsilcilerin seyahat sektörünü tanıtmak üzere bir araya geldiği AntalyaTurizm Fuarı’na Mısır katıldı. İstanbul’dan Kahire’ye yapılan direkt uçuşlarla Mısır’ın başkentinin, tarihi ve kültür zenginliğini keşfetmek isteyen Türk gezginler için destinasyon haline geldiğini söyleyen Mısır Turizm Otoritesi Uluslararası Turizm Genel Müdürü Mohamed Atta Elsherbeiny, “Kahire, ailelere, macera arayanlara ve lüks gezginlere hitap eden, küresel turizm haritasında önde gelen bir destinasyon olarak kendini kanıtlıyor. Antik harikalar ve modern cazibe merkezlerinin eşsiz karışımı, ziyaretçilere gelişmiş bir deneyim sunarak burayı mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer haline getiriyor” dedi.
“İlişkileri güçlendiren, deneyimleri paylaştıran ve artan sayıda uluslararası gezgine hitap eden pazarlar geliştirmeye olanak tanıyan Türk turizm fuarına katılmaktan memnuniyet duyuyoruz” diyen Mohamed Atta Elsherbeiny, “Geçtiğimiz hafta Büyük Mısır Müzesi, titizlikle seçilmiş on iki sergi salonunun özel bir ön gösterimini sunarak deneme faaliyetleri için kapılarını açtı. Bu adım, dünyanın tek bir medeniyete adanmış en büyük müzesi olacak ve Mısır’ın kültürel ve tarihi önemini daha da vurgulayacak olan müzenin merakla beklenen açılışından önce geldi. Mısır ve Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan ortak bir tarihi ve uluslararası ziyaretçilerin keşfedebileceği zengin bir kültürü paylaşıyor. 2023 yılında 15 milyonun üzerinde uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir artış kaydettik. Turizm sektörümüzün artan dinamizmini teyit eder şekilde, bu yılda küresel varışlarda yüzde dörtlük bir artış bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘MISIR YENİ BİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNEMİNE GİRİYOR’
Birçok otel ve tur operatörünün yeşil uygulamaları benimsediğini ifade eden Elsherbeiny, “Mısır, Luksor gibi önemli destinasyonlara yeni tatil köyleri ve gelişmiş, daha hızlı ve çevre dostu ulaşım imkanları sunarak, gelişmekte olan destinasyonları aktif bir şekilde tanıtıyor ve gezginlerin arkeolojik alanlardaki deneyimlerini artırıyor. Mısır’ın turizm endüstrisi için yeni bir dönemin başlangıcına işaret eden ülke, sürdürülebilir turizm girişimlerini iki katına çıkarıyor. Mısır, çevresel etkilerini azaltmayı ve çevre dostu turizmi desteklemeyi amaçlayan çok sayıda yeşil projeyi hayata geçirdi. Önemli girişimler arasında enerji tasarruflu binalar ve sürdürülebilir ulaşım seçenekleri gibi çevre dostu altyapı yatırımları yer alıyor. Ayrıca, Mısır’ın doğal ve tarihi alanlarını korumak için koruma programları uygulanmakta ve turizmin kültürel mirasın ve çevrenin korunmasına olumlu katkıda bulunması sağlanmaktadır. Birçok otel ve tur operatörü de çevresel etkilerini daha da azaltmak için atık azaltma ve kaynakların korunması gibi yeşil uygulamaları benimsiyor” diye konuştu.
‘TURİZM OLANAKLARINI ÇEŞİTLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ’
Kahire’nin şehir yaşamıyla ziyaretçileri çekmeye devam ettiğini belirten Elsherbeiny, “Mısır’ın sağlıklı yaşam turizmine olan bağlılığı gezginlere doğayla bağlantı kurma ve gençleşme şansı sunuyor. Uzak Batı Çölü’nde yer alan Siwa Vahası bu eğilimi örneklendiriyor. Sakin manzaraları ve doğal iyileştirici özellikleriyle tanınan Siwa, şehir hayatının koşuşturmasından kaçmak isteyenler için aranan bir yer haline geliyor. Canlı şehirleri ve sakin vahalarının yanı sıra Mısır, Akdeniz kıyısında tarihi önemi ve modern lüks olanaklarıyla bilinen büyüleyici bir şehir olan El Alamein’e de ışık tutuyor. Bir zamanlar İkinci Dünya Savaşı’nda önemli bir savaş alanı olan El Alamein, Mısır hükümetinin turizme ayırdığı 4,464 milyar Avro da dahil olmak üzere son dönemde yaptığı yatırımlarla cazip bir tatil beldesine dönüşüyor. Güzel plajlara, lüks otellere ve giderek artan kültürel cazibe merkezlerine sahip olan şehir, hem dinlenmek hem de tarihle anlamlı bir bağ kurmak isteyen gezginler için mükemmel bir kaçış noktasına dönüşüyor. Mısır turizm olanaklarını çeşitlendirmeye devam ederken, El Alamein geçmişle bugünün keyifli bir karışımı olarak öne çıkıyor ve ziyaretçileri gündüzleri tarihi mekanlarını keşfetmeye, akşamları ise lüks olanaklarının tadını çıkarmaya davet ediyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdüren İsrail bu kez Suriye’yi hedef aldı. Resmi Suriye basınında yer alan haberlere göre, İsrail ordusunun başkent Şam’ın merkez mahallesi Kafr Sousa’daki bir konuta ve Humus kenti yakınlarındaki bir askeri bölgeye saldırı düzenlediği bildirildi. Saldırılarda 1 askerin öldüğü, 7 askerin yaralandığı, ayrıca maddi hasar meydana geldiği kaydedildi. İsrail ise saldırılarla ilgili açıklama yapmadı. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yürütülen çocuk felci kampanyasına ara verilmesinden endişe duyduğunu bildirdi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, daha fazla çocuk felç olmadan salgının durdurulması gerektiğini belirtti.
Gazze’nin kuzeyinde artan şiddet ve erişim engelleri nedeniyle aşı kampanyasının ertelendiğini vurgulayan Guterres, “Bundan derin endişe duyuyorum” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARDAHAN – Kırmızı Listesi’nde koruma altında bulunan Kızıl Akbabalar sürü halinde cep telefonu kamerası ile anbean kaydedildi.
Türkiye’de yaşayan en nadir akbaba türü olan ve leşlerin kemik parçalarıyla beslendiği için ‘doğa çöpçüsü’ olarak da seçilen kara akbaba, Ardahan- Çıldır karayolunda görüntülendi. Ardahan-Çıldır karayolunun eski Beyrehatun köyü mevkiinde Dünya Doğayı Koruma Birliğinin Kırmızı Listesi’nde koruma altında bulunan Kara Akbabalar sürü halinde cep telefonu kamerası ile anbean kaydedildi.
Karayolunu kullanan vatandaşlar, yol kenarında sürü halinde akbabaları cep telefonu ile görüntüledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in plajları, festivalleri ve eşsiz Ege lezzetlerinin yer aldığı Çeşme’de Veloturk Gran Fondo rüzgarı esecek. Çocukları karne hediyesi olarak bisikletleriyle buluşturabilmeyi amaçlayan amatör yol bisiklet yarışı, spor ile sosyal farkındalık oluşturacak. “Bir Çocuk Gülerse Dünya Güler” projesine destek olmak için bisikletseverleri bir araya getiren Veloturk Gran Fondo Çeşme, bu sene 8. kez Çeşme’de 2-3 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek.
Çeşme Kaymakamlığı ve Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek yarış; Gençlik ve Spor Bakanlığı, İzmir Valiliği ve Bisiklet Federasyonu destekleri ile gerçekleşecek. Gran Fondo World Tour takvimine dahil edilen ve dünya şampiyonalarına puan veren Veloturk Gran Fondo Çeşme bu yıl da yerli ve birçok ülkeden yabancı sporcu katılım sağlayacak.
Nefesleri kesen parkurlar olacak
Üç ayrı güzergahtan oluşan amatör yol bisikleti yarışı Veloturk Gran Fondo Çeşme’de katılımcılar 91K, 67K ve 41K’lık parkurlarda kıyasıya mücadele verecek. Organizasyon UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu yönetmeliklerine göre düzenlenecek.
Çeşme merkezden başlayarak adayı turlayan 91K’lık Salcano parkuru, saat 08.00’de start alacak. 1500 metrenin üzerinde bir tırmanışla pedal basacak sporcular kıyasıya mücadelenin ardından Çeşme merkezde finişi görecekler.
67K’lık Hybrid parkuru Çeşme merkezden start alacak ve aynı yerde son bulacak. 777 metrenin üzerinde bir tırmanışa sahip olan parkurda saat 08.30’da başlayacak.
41K’lık Çeşme parkurunda ise yine Çeşme merkezden start alacak. 382 metrenin üzerinde toplam tırmanışın ardından yarış, Çeşme şehir merkezinde sona erecek.
Kategoriler
Veloturk Gran Fondo Çeşme, 4 ayrı kategoride koşulacak. Yarışta erkeklerde; Genç Erkek (16-17) (Hybrid ve Çeşme parkurunda) Elit Erkek (18-34), Master Erkek (35-39), Master Erkek (40-44), Master Erkek (45-49), Master Erkek (50-54), Master Erkek (55-59), Master Erkek (60-64), Master Erkek (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), kadınlarda; Genç Kadın (16-17) (Yalnızca HYBRID parkurunda), Elit Kadın (18-34), Master Kadın (35-39), Master Kadın (40-44), Master Kadın (45-49), Master Kadın (50-54), Master Kadın (55-59), Master Kadın (60-64), Master Kadın (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), pro kategoride son 2 yıl içerisinde UCI puanı kazanmış sporcular ile bisiklet ya da triatlon federasyonu milli takımında ya da UCI’a kayıtlı bisiklet takımında yer alan sporcular, Hybrid parkurunda yer alan paralimpik kategorinin B – Genel Klasmanında görme engelli sporcular 2 kişilik tandem bisikletleri ile önde gören arkada ise görme engelli sporcunun katılımı ile C – Genel Klasmanında normal bisiklet kullanabilen ampute, uzuv kısalığı veya fonksiyonunu tam olarak yerine getiremeyen uzuv, hafif serebral palsi gibi engeli olan sporcular yer alacak.
41K’lık Çeşme parkuru ise sadece genel klasmanda koşulacak. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırgan şoför, direksiyondayken kendini videoya çekti. Görüntülerde “Komünist Parti yaşamama izin vermeyecek, insanları öldüreceğim” diye bağırarak diğer araçlara çarptığı görülüyor. Sosyal medyada paylaşılan videolarda, tankerin karşı şeride geçerek rastgele araçlara çarptığı ve bir otobüsü kullanılamaz hale getirdiği anlar yer alıyor.
Görgü tanıklarının kaydettiği görüntülerde bazı araçların tamamen ezildiği görünüyor. Polis, iş tulumu giyen saldırganı kısa sürede yakaladı.
Olay Çin sosyal medyasında büyük tepki topladı. Kullanıcılar, masum insanlara zarar veren bu saldırının kabul edilemez olduğunu belirterek yetkililerin olayı aydınlatmasını istedi.
Yetkililerin başlattığı soruşturma devam ederken, olayda can kaybı olup olmadığı henüz açıklanmadı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de zirveye katılan isimler arasında ancak bu katılım Ukrayna’nın tepkisini çekti. Rusya, ABD ve Avrupa’ya Moskova’yı yalnızlaştıramayacağını göstermeyi amaçlıyor.
Fakat zirveye katılan diğer ülkelerin Kremlin’inkinden bağımsız kendi gündemleri var. BBC gazetecileri, büyük güçlerin zirveye katılma amaçlarını anlattı.
Putin’in sembolik zaferi
Grigor Atanesian, BBC Rusça
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için bu zirve Batı’ya ve kendi halkına dünyanın geri kalanından dışlanmadığını göstermek için bir fırsat.
Küresel Güney içerisindeki 30 ülkeden diplomatlar ve bakanlar da zirveye katılarak aynı fikirde olduklarını gösterdi.
Bu ülkelerin arasında Çin, Hindistan, İran, Türkiye, Güney Afrika’nın yanı sıra Mısır ve Etiyopya da var.
Rusya gibi bu ülkelerden bazıları Batı’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya olsa da aralarında Türkiye gibi ABD’nin müttefiki ve NATO üyesi ülkeler de var.
Bu ülkelerin liderlerinin Rusya’yı ziyaret ederek Putin ile el sıkışmaktaki – ya da Narendra Modi’nin yaptığı gibi ona sarılmaktaki – istekliliği, Moskova’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin Küresel Güney’in çoğunda, Washington ya da Avrupa’nın genelinde olduğu gibi uluslararası bir tehdit olarak algılanmadığını, yalnızca bölgesel bir çatışma olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Fakat Kremlin’e sembolik bir destek vermenin haricinde BRICS Zirvesi’nden hangi somut sonuçların çıkacağı net değil.
ABD dolarının küresel hakimiyetine meydan okumak için alternatif para birimlerinin kullanılması ve dolarizasyonun kaldırılmasıyla ilgili tüm konuşmalara rağmen zirvenin internet sitesinde katılımcılara Mastercard ya da Visa kartları Rusya’da kullanılamadığı için nakit para getirmeleri hatırlatılıyor, “Rusya’nın çoğu bankasında sadece ABD doları ya da euro rubleye çevrilebilir” deniyor.
Çin BRICS’i dünya düzenini değiştirmek için bir araç olarak görüyor
Chen Yan, BBC Çince
Son olaylardan sonra Rusların, ne kadar yakın görünürse görünsün özellikle güvenlik meselelerinde Çin’in Rusya’nın yanında yer almak istemediğini anlamaları zor değil.
Örneğin ABD’nin ısrarlı talepleri sonrası Çin, askeri amaçlarla kullanılabilecek malların Rusya’ya ihracatına sınırlama getirdi.
Ancak konu Batı olduğunda Rusya ve Çin sıklıkla aynı çizgide yer alıyor, bunun en iyi örneği de BRICS grubu. Peki Çin gerçekte ne istiyor?
2. Dünya Savaşı’nın bitişinden beri, dünya ufak ülkelerin haklarını ve insan haklarını garanti altına alan bir kurallar sistemi geliştirdi, bu sistem sıklıkla sarsılsa da, halen ayakta.
Çin’in son yarım yüzyıldaki hızlı yükselişi bunun yerine çıkarlarına hizmet eden bir düzen arayışını da beraberinde getirdi.
Peki Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor? Açıkça ifade etmek gerekirse, Şi Cinping dünya düzenini otoriter yöneticiler için daha uygun bir hale getirme hevesinde. Çin diğer ülkeleri kendine benzetme arayışında değil ancak insan hakları konusunda aynı standartlara sahip olmayan egemen devletlere daha az müdahale eden bir uluslararası sistem istiyor.
Basitçe söylemek gerekirse, Çin ‘öncelikle insan hakları’ değil, ‘öncelikle egemenlik’ anlayışının yerleşmesini istiyor.
Çin bunu nasıl mümkün kılabilir?
Çin’in planı aynı fikirde olan ülkeleri mümkün olduğunca bir arada toplamak. Pekin’in büyük ekonomik gücü ve insan haklarını çok da önemsememesi, ABD tarzı uluslararası sistemi benimsemeyen pek çok ülke tarafından olumlu karşılanıyor.
BRICS grubu bu ülkelerle bir araya gelmek için bir fırsat haline geldi ve üye sayısı arttıkça bu niyeti daha da görünür oluyor.
Hindistan lider ve arabulucu olmak istiyor
Raghvendra Rao, BBC Hintçe
Bu yılın BRICS Zirvesi Hindistan açısından özellikle önemli çünkü ülke grubun iki etkin gücüne yakınlaşmış durumda: Çin ve Rusya
Başbakan Narendra Modi beş yıldır ilk kez Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili görüşme gerçekleştiriyor.
Görüşme, Hindistan’ın Çin ile Himalayalar sınırındaki 3400 kilometrelik Fiili Kontrol Hattı’nda (LAC) devriye gezme konusunda anlaşma sağladığını duyurmasından günler sonra geliyor. Tartışmalı sınır bölgesi 2020’den beri iki ülke arasında ilişkilerin bozulmasında rol oynamıştı.
Modi-Şi görüşmesiyle Hindistan son dört yıldır Çin ile ilişkilerine gölge düşüren sınır gerilimine nokta koymayı umuyor.
Hindistan, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu olarak da kendini ortaya koyma arayışında.
Kazan’a indikten sonra Modi Rusya Devlet Başkanı Putin’e Hindistan’ın çatışmanın çözümü için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Modi’nin çatışmayla ilgili hem Putin hem de Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ile görüşmesi ve yardım önermesi, Hindistan’ın çatışmanın çözümünde daha büyük ve aktif bir rol üstlenmek istediğini gösteriyor.
Hindistan BRICS ülkeleri arasında stratejik ve ekonomik işbirliği için çabalarken kendini gelişmekte olan ülkeler arasında da lider pozisyonunda konumlandırmaya çalışıyor.
Hem Rusya hem de Batı’yla iyi ilişkiler kurarak ama iki tarafla da mesafesini koruyarak dış politikada bağımsızlığını sürdürmeyi istiyor.
Türkiye: BRICS AB’ye alternatif değil tamamlayıcı
Emre Temel, BBC Türkçe
Eylül ayında BRICS’e katılmak için başvuruda bulunan Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başını çektiği büyük bir delegasyonla temsil ediliyor.
Zirve Türkiye için çok önemli çünkü Ankara BRICS üyeliğini tıkanan AB’ye katılım süreci üzerinden değerlendiriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede bir araya geldi.
Yüz yüze görüşme öncesi açıklama yapan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Türkiye’nin NATO üyesi olmasının, BRICS üyeliği önünde engel oluşturmadığını söyledi.
Türkiye, BRICS ile işbirliğinin Avrupa Birliği (AB) ile yürüttüğü gümrük birliği anlaşmasına alternatif değil tamamlayıcı olduğunu vurguluyor.
Ankara, birçok farklı uluslararası örgüte katılım göstererek kendi ekonomik çıkarlarının peşinden gittiğini kaydediyor.
İran’ın kulağına hoş geliyor
Kayvan Hosseini, BBC Farsça
BRICS ile ilgili her şey İran’ın kulağına hoş geliyor.
Batılı olmayan iki nükleer gücün önderliğinde, Batı’nın egemen olduğu dünya düzenine meydan okumayı hedefleyen jeostratejik bir blok, İran’ın dini liderinin vizyonuyla yakından örtüşüyor.
Aslında Ayetullah Ali Hamaney ABD’nin doların piyasalara hakimiyeti üzerinden geliştirdiği küresel hegemonyasını BRICS daha ortaya çıkmadan önce sorguluyordu.
İran’daki İslam rejimi yönetimde olduğu sürenin çoğunda ABD’nin ve daha az ölçüde de olsa AB’nin ağır yaptırımları, varlıklarının dondurulması ve diğer ekonomik baskılarıyla karşı karşıya kaldı.
ABD dolarının küresel finans dünyasındaki merkezi rolü sebebiyle Amerikalılar işlem yapmasını zorlaştırarak İran’ın etrafında finansal bir duvar ördü.
BRICS küresel piyasaları ve serbest ticareti Batı’nın kontrolünden çıkarmayı şimdilik başarmamış olsa da, İran Cumhurbaşkanı’nın masada oturuyor oluşu rejimin Batı ideolojisine karşı kazandığı bir zaferi sembolize ediyor.
Brezilya: Etki alanını genişletiyor
Julia Brown, BBC
Brezilya birliğin kurucu ülkelerinden ve şu an gruptaki tek Latin Amerika ülkesi. 2024’te BRICS’e katılmayı planlayan Arjantin fikrini değiştirdi.
BRICS’in kuruluşundan beri bazı konular Brezilya’nın gündemindeydi, BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden şekillendirilmesi gibi… Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın üçüncü görev dönemi başladığından beri Brezilya’nın dünyadaki etki alanını genişletmek için diğer konular da hükümetin planlarında yer aldı.
Küresel Güney’de liderlik rolü üstlenmek her zaman Lula’nın gündemindeydi ve buna ulaşmak için hükümetinin BRICS ve onun Yeni Kalkınma Bankası’na güvendiği anlaşılıyor. Bu amaçla Brezilya’nın asıl hedefi ABD dolarına olan küresel bağımlılığı azaltmak, iklim değişikliği tartışmalarına önderlik etmek ve uluslararası çatışmalarda arabulucu olmak.
Ancak 2024’te Brezilya Kazan’daki zirveye, yeni ülkelerin bloğa dahil edilmesi için temel gereklilikleri tanımlamak gibi daha somut bir hedefle katılıyor.
Brezilya hükümeti, yeni üyelerin daha dengeli coğrafi temsili ve mevcut BRICS üyeleriyle dostane ilişkiler için çabalıyor.
Bu önemli çünkü Brezilya Venezuela ve Nikaragua’nın ortak üye adaylığını veto edeceğini açıkladı. Lula’nın eski müttefikleri olan bu iki Latin Amerika ülkesiyle ilişkiler son dönemde bozuldu.
Afrika: Yeni küresel kulüpte bir yer edinmek için bir şans
Bruno Garcez, BBC Afrika
Afrika BRICS’te üç ülkeyle temsil ediliyor: 2010’da katılan Güney Afrika ve 2024’te üye olan Mısır ve Etiyopya
Güney Afrika 2010’da BRICS’e katıldığında, kıtada bu önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Dönemin dört üye ülkesine göre ekonomisi, nüfusu ve coğrafi büyüklüğü daha küçük olsa da, üyeliği sembolik olarak önemliydi – üyeliğinin 24 Aralık’ta resmen ilanı apartheid’ı yenen milletin bir Noel hediyesi aldığı izlenimini yarattı.
Nispeten küçük bir ülke olmasına rağmen kıtadaki en iyi altyapı sistemlerinden birine sahipti, minerallere erişim sağlıyordu ve ırkçılığa ve sömürgeciliğe karşı mücadeleyi içeren eşsiz bir tarihi vardı.
Bunun karşılığında Çin’in bankacılıktan madenciliğe farklı sektörlerde yatırım yapmasını umuyordu ve umduğu da oldu. Dünya sahnesinde de önemli yeni bir role sahip oldu.
Kıtadaki bazı kişiler ekonomisinin büyüklüğü düşünüldüğünde Nijerya’nın üyeliğinin daha mantıklı olacağı görüşündeydi. Bu durum grubun genişlemesiyle çözülebilir.
Geçen yıl Afrika, BRICS’e iki yeni üye sağladı – Mısır ve Etiyopya. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, ülkesinin üyeliğini “kapsayıcı ve müreffeh bir dünya düzenine katılma şansı” olarak değerlendirdi.
Ancak bu iki yeni üyeyle birlikte BRICS bir aile kavgasına da sahip doğdu. Etiyopya ve Mısır, Etiyopya’nın Nil Nehri’ndeki baraj projesi konusunda anlaşamıyor ve kıta içerisinde birbirine karşıt olan ittifaklar oluşturdular.
İkili çekişmeler olsa bile BRICS’e katılım Afrika içerisinde ve dışarısında değerli bulunuyor.
Gelişmekte olan ekonomiler için BRICS üyesi olmak, ticaret ve ekonomik ilişkileri artırmak, daha ucuz kredi marjı elde etmek ve Batı düzeninin sorgulandığı bir dönemde uluslararası sahnede ilgi görmek için bir fırsat.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ABD, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınamak için bir mesaj yayımladı. Mesajda “ABD olarak bugün meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyelerimizi iletiyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız.” ifadeleri yer aldı.
BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES’TEN KINAMA
BM Genel Sekreteri Guterres, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını kınadı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, saldırıya ilişkin detaylı bilgi edinmeye devam ettiklerini belirterek, “Genel Sekreter sivillere yönelik bu saldırıyı kınıyor.” ifadesini kullanan Haq, Genel Sekreter’in hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini ilettiğini aktardı. Haq, Genel Sekreter’in aynı zamanda yaralılara acil şifa dilediğini kaydetti.

NATO’DAN DESTEK
TUSAŞ’a terör saldırısı sonrası Türkiye’nin müttefiki NATO’da destek açıklaması yapıldı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenen terör saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, “NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır” dedi.
Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ. (TUSAŞ) tesislerine düzenlenen terör saldırısının ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Türkiye’ye destek mesajı yayınladı. Rutte, “Ankara’dan gelen ölü ve yaralı haberleri endişe verici. Mesajımız net: NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır. Terörizmin her türlüsünü şiddetle kınıyor ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
AVRUPA BİRLİĞİ: DERİN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Ankara Kahramankazan TUSAŞ’a yönelik saldırıya ilişkin, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz” dedi.
Ossowsk, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine, tüm Türkiye’ye ve halkına en içten taziyelerimizi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Avrupa Birliği, terörün her türlüsüne karşı yürütülen mücadelede Türkiye’nin yanındadır. Bu iğrenç şiddet eylemini ve bu tür eylemleri destekleyen ya da mümkün kılanları kesin bir dille kınıyoruz. Terörizmin toplumlarımızda yeri yoktur” ifadelerini kullandı.

YUNANİSTAN’DAN KINADI
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis saldırıyı kınayarak, “Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyorum, kurbanların ailelerine en içten taziyelerimi sunuyorum” açıklaması yaptı.
İRAN’DAN SALDIRIYA KINAMA
İranDışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınadı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını şiddetle kınadıklarını belirterek, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine, Türk halkına ve hükümetine başsağlığı dileklerini iletti ve yaralılara acil şifalar diledi. Terörizmin her türlüsüne karşı olduklarını belirten Bekayi, İran’ın özellikle komşu ülkeler başta olmak üzere diğer ülkelerle bu insanlık dışı olguya karşı iş birliği yapmaya ve önlemeye hazır olduğunu vurguladı.
AZERBAYCAN’DAN KINAMA
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, TUSAŞ’a yapılar terör saldırısını kınadı. Açıklamada, “Kardeş Türkiye’de, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Şirketi’ne (TUSAŞ) düzenlenen terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu hain saldırıda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Azerbaycan her zaman kardeş Türkiye’nin yanındadır” ifadeleri kullanıldı.
MACRON: TÜRK HALKIYLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, TUSAŞ’ın yerleşkesine yönelik terör saldırısına ilişkin X hesabından Fransızca ve Türkçe açıklama yaptı.
Terör saldırısını en güçlü şekilde kınadıklarını belirten Macron, “Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını paylaşıyor, kendilerine taziyelerimizi sunuyoruz. Teröre karşı Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

VENEZUELA’DAN KINAMA MESAJI
Venezuela, Meksika, Kolombiya ve Küba, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesine yönelik terör saldırısını kınayarak, başsağlığı diledi.
Venezuela hükümeti, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada terör saldırısını şiddetle kınadı. “Venezuela, kardeş Türkiye halkının huzurunu bozmak amacıyla gerçekleştirilen bu saldırının cezasız kalmaması için Türk hükümetine desteğini teyit ediyor.” ifadesine yer verildi.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilenen açıklamada, “Venezuela hükümeti, terörizmi ve sivil halk arasında korku ve endişe yaratmayı amaçlayan her türlü şiddet eylemini kararlılıkla reddettiğini bir kez daha vurguluyor.” denildi.

MEKSİKA’DAN KINAMA MESAJI
Meksika Dışişleri Bakanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada da TUSAŞ’a yapılan terör saldırısının kınandığı bildirildi.
Meksika’nın, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden her türlü şiddet eylemini kınadığı vurgulanan açıklamada, “TUSAŞ’ta meydana gelen saldırıda hayatını kaybedenler için Türkiye halkına ve hükümetine taziyelerimizi sunar, yaralılara ise acil şifalar dileriz.” ifadesine yer verildi.

KOLOMBİYA’DAN KINAMA MESAJI
Kolombiya Dışişleri Bakanlığının X platformundan yapılan açıklamada, TUSAŞ’a düzenlenen “alçakça” saldırı şiddetle kınandı. Açıklamada, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifa dileğinde bulunuldu.
KÜBA’DAN KINAMA MESAJI
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, sosyal medya platformu X’teki paylaşımında, “Küba, Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyor ve Türkiye halkıyla dayanışma içindedir. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dilerim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON’da karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede Hasan O.’nun (64) karnından 26 kiloluk tümör çıkarılan ameliyatta yer alan Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik, “Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey” dedi.
Kentte 2 hafta önce Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne karın ağrısı ve yürüme güçlüğü şikayetiyle giden Hasan O. tedaviye alındı. Genel Cerrahi Polikliniği’nde yapılan tetkiklerde hastanın karın içi organlarını baskılayan kitle tespit eden hekimler Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Aydın Aktaş, ekibi ile ameliyat kararı aldı. Yaklaşık 1,5 saat süren operasyonla, hastanın karnının sol kısmından 26 kilo ağırlığında tümör çıkarıldı. Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlem altında tutulan hastanın durumunun iyi olduğu bildirildi.
‘DEV BİR TÜMÖR OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Dev bir kitle ile karşılaştıklarını söyleyen Dr. İsmet Çelik, “Hastamız yaklaşık 15-20 gün önce bize müracaat etti. Hastanın müracaatının sebebi, karında gerginlik, karın ağrısı, karın şişkinliği ve yürümede zorluk nedeniyle bize başvurdu. Muayenesini yaptığımızda karına aşırı bir distansiyonu vardı; şüphelendik. Ultrasonla değerlendirdiğimizde, dev bir tümör olduğunu gördük. Kaynağını tespit etmek açısından, tomografiyle durumu değerlendirdik ve yaklaşık 55-60 santim civarında 26 kiloluk dev kitle olduğunu gördük” dedi.
‘AMELİYATI ÖYLE KOLAY OLMADI’
Hastanın riskli bir ameliyat geçirdiğini kaydeden Çelik, “Beyne pıhtı atmış olması, kalp damarının tıkanık olmasından ötürü, hastanın kalbinin yüzde 15’i çalışıyor olmasını çok yüksek riskli bir hastalık olarak değerlendirdik. Gerekli anestezi hazırlıkları yaptık ve uygun şartlarda ameliyata almaya karar verdik. Ameliyata aldığımızda da gördüğümüz, düşündüğümüz şeyle karşılaştık, kocaman, dev bir kitle. Tabii ameliyatı öyle kolay olmadı. Tabiricaizse, yüreğimiz ağzımızda ameliyat yapmak zorunda kaldık. Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey; kaynaklarda rastlamadım. İlk olması da çok değerli bir şey” diye konuştu.
‘BİR ERKEK BEDENİNDE YOK’
Dr. Aydın Aktaş da genelde bu tür büyük kitleye kadın hastalarda rastladıklarını belirterek “Bu kitle, karın arka duvarlarından, yağ dokularından kaynaklanan bir kitle. Zamanla müdahale edilmezse daha büyük boyutlara ulaşabilir. Genelde küçük boyutlarda bu hastalıklara rastlıyoruz. Ameliyat esnasında kitlenin karın arka duvarını, bütün bağırsak yapılarını ve mideyi arkaya doğru ittiğini, karaciğeri ise yukarıya doğru ittiğini gördük. Bu yapılardan ayrıldıktan sonra ana damarını bağlayıp, kitleyi çıkardık. Bu ameliyatta da önemli olan şey, bu kitlenin sağlam sınırlarla çıkartmasıydı. Hastamızdaki kitleyi sağlam sınırlarla çıkarttık. Türkiye’de bu boyutta bir kitleyle literatürde karşılaşmadım; dünyada buna bakmak lazım. Bir erkek bedeninde yok; genelde kadınlarda böyle devasa boyutlarında oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyarette bulunmak üzere gittiği Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kapadokya’nın tepelerinde ve vadilerinde gerçekleşecek Salomon Cappadocia Ultra Trail’e, dünyanın dört bir yanından 2 bin 368 patika koşucusu kayıt yaptırdı. Bu yıl 11. kez düzenlenecek Cappadocia Ultra-Trail, 19-20 Ekim tarihlerinde koşulacak. Cappadocia Ultra Trail; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Nevşehir Valiliği, Ürgüp Kaymakamlığı, Ürgüp Belediyesi, TürkiyeTurizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye Atletizm Federasyonu katkılarıyla yapılacak.
Bu sene yarışa 73 ülkeden 2 bin 368 sporcu kayıt yaptırırken, yarın ise katılımcılara geç kayıt imkanı sunulacak. 119K’lık parkura 233, 63K’lık parkura 565, 38K’lık parkura 1147 sporcu kayıt yaptırdı.
Ayrıca kadın ve erkek sporculardan oluşan, kurumsal takımların yer aldığı Team Games yarışlarında ise toplam 423 sporcu mücadele edecek.
9 Ekim Çarşamba gününe özel kayıt yaptırmak isteyenler geç kayıttan faydalanırken, elde edilecek gelirler de Lösemili Çocuklar Vakfı’na (LÖSEV) bağışlanacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasra Kalesi ile 2015’te UNESCO DünyaMiras Geçici Listesi’ne eklenen ilçe, el değmemiş koyları, temiz kumsalları, az dalgalı denizi ve doğayla bütünleşen güzelliklerinin yanı sıra balık ağırlıklı mutfak kültürüyle yerli ve yabancı turistler için çekim alanı oluyor.
Hava sıcaklığının 29 derece ölçüldüğü ilçeye gelen vatandaşlar, Küçük Liman ve Büyük Liman plajında denize girdi, çay bahçeleri ve parklarda vakit geçirdi.
Büyük Liman, Küçük Liman, Çekiciler Çarşısı, Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü ve Kültür Parkı’nı da gezen tatilciler, mendirek ve kayalıklarda fotoğraf çektirdi.
Amasra’yı denizden görmek isteyenler tekne turlarına yoğun talep gösterirken, balıkçı lokantalarında da yoğunluk oluştu.
“Sıcak havanın da etkisiyle ilçemizde yoğunluk oluştu”
Amasra Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Mete Ayyıldız, AA muhabirine, ilçede önceki günlerde halk arasında “kestane karası” olarak adlandırılan şiddetli yağış ve fırtına yaşanmasına karşın yazdan kalma bir gün yaşandığını söyledi.
İlçede ciddi turist yoğunluğu gözlendiğini, Ankara ve çevre illerden çok sayıda ziyaretçinin ağırlandığını aktaran Ayyıldız, şunları kaydetti:
“Ekim ayının ilk günlerinde şiddetli fırtına yaşadık ancak hemen ardından doğa bize çok güzel günler verdi. Sıcak havanın da etkisiyle vatandaşlar ilçemizde yoğunluk oluşturdu. Bugün de yaz sezonunda olduğu gibi ciddi kalabalık var. Denize giren vatandaşlar da var. Hafta sonu gayet güzel, keyifli geçiyor. İnşallah havalar bu ay ve kasım ayında böyle gider, esnafımızın yüzü güler, hareketli sezon devam eder.”
Ayyıldız, ilçenin özellikle bahar mevsiminde daha sakin ve dingin görsellik sunduğunu dile getirerek, “Balığın da en taze olduğu böyle günlerde tüm misafirlerimizi Amasra’mıza bekliyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALDIRIYI ENGELLEYEMEDİLER
Görüntülerde, gemideki güvenlik personelinin bomba yüklü uzaktan kumandalı insansız deniz aracına ateş ettiği ama saldırıyı engelleyemediği görüldü. Gemideki, hasarın boyutu henüz bilinmezken, can ve mal kaybına ilişkin açıklama yapılmadı.

KIZILDENİZ’DEKİ DURUM
Yemen‘deki İran’ın desteklediği Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı. ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023’te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu. Avrupa Birliği (AB) Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliği için 19 Şubat’ta Aspides misyonunu başlatırken İtalya da 5 Mart’ta parlamento kararıyla bu misyona katılarak taktik komutayı üstlendi. Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HİNTLİ BİR GURU OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Mağarada bulunan yaşlı adamın Hintli bir guru olduğu ortaya çıktı. Hindistan’ın Khargone bölgesinde yaşayan guru halk arasında Siyaram Baba olarak tanınıyor.
YAŞININ 100 CİVARINDA OLDUĞU SÖYLENİYOR
Siyarma Baba’nın 100-101 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Siyaram Baba, sadece Hindistan’dan değil, aynı zamanda yurtdışından da birçok ziyaretçi çeken önemli bir dini figür olarak tanınıyor.

VİDEOLARINI PAYLAŞAN SAYISIZ HESAP VAR
Siyaram Baba adına açılmış ve videolarını paylaşan sayısız hesap bulunuyor. Kısa sürede viral olan videonun da onlardan birinden alındığı ortaya çıktı.
DÜNYANIN EN YAŞLI İNSANI KİM?
uinness Dünya Rekorları’na göre, 117 yaşındaki Maria Branyas’ın vefatının ardından, “dünyanın en yaşlı kişisi” unvanı 116 yaşındaki Tomiko Itooka’ya geçti. Japon kökenli olan Itooka, bu yeni unvanı ile dünyanın en yaşlı insanı olarak tanındı.
23 Mayıs 1908 doğumlu olan Tomiko Itooka’nın yaşı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Gerontoloji Araştırma Grubu tarafından doğrulandı. Bu onayla birlikte, 110 yaş ve üzerindeki en yaşlı insanların sıralandığı listenin zirvesine yerleşti.
Dört çocuk annesi olan Tomiko Itooka, Japonya’nın Ashiya şehrindeki bir huzurevinde yaşamını sürdürüyor. Her zaman bakıcılarına minnettarlığını dile getiren Itooka, dünyanın en yaşlı insanı olduğunu öğrendiğinde de teşekkür ederek bu haberi karşıladı. Yıllar boyunca kazandığı nezaketi hiçbir zaman kaybetmediğini bir kez daha gösterdi.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlar birçok nedenden dolayı içki içerler.
Kutlamak, sosyalleşmek ve hatta stresi azaltmak yaygın alkol tüketim nedenleri arasında gösterilir.
Bazı araştırmalar, kırmızı şarap gibi bazı alkollü içeceklerin sınırlı tüketiminin sağlığa iyi gelebileceğini de öne sürüyor.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı bir alkol tüketim seviyesi bulunmuyor.
BBC Dünya Servisi’nin The Food Chain isimli programı içki içmenin risklerini ve faydalarını inceledi.
DSÖ’nün araştırması
DSÖ’nün yakın tarihli bir raporuna göre, yılda 2,6 milyon kişi alkol tüketimine bağlı nedenlerle ölüyor.
Alkol, bağırsak ve meme kanseri de dahil olmak üzere en az yedi kanser türünün nedenleri arasında gösteriliyor.
DSÖ tarafından yapılan ayrıntılı bir çalışma; hafif ve orta düzeyde tüketime karşılık gelen 1,5 litreden az şarap, 3,5 litreden az biranın dahi tehlikeli olduğunu açıklıyor.
DSÖ’nün yeni kılavuzunda, güvenli bir tüketim miktarının olmadığı, “herhangi bir alkollü içeceğin ilk damlasıyla sağlık riskinin başladığı” belirtiliyor.
Tüketimde düşüş
DSÖ verileri, dünya genelinde kişi başına toplam alkol tüketiminin 2010’da kaydedilen 5,7 litreden, 2019’da 5,5 litreye hafif bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor.
Alkol tüketiminde erkekler kadınların önünde geliyor. Ortalama olarak kadınlar yılda 2,2 litre, erkekler 8,2 litre alkol tüketiyor.
İngiltere’nin Berkshire bölgesinde yaşayan Anna Tait (44) alkolü tamamen bıraktı.
Tait, “Genel olarak çok fazla içtiğimi söyleyemem ama cuma olduğunda çok fazla alkol tüketiyordum. İşten sonra birkaç bira, birkaç cin içip sonra kocamla bir şişe şarabı paylaşmayı dört gözle bekliyordum” diye anlatıyor.
Tait Cumartesi günü de alkol tüketiyordu. Sonra Perşembe ve Pazar günleri de içtiğini fark etti.
Ancak bu yılın başlarında katılacağı maraton için antrenman yapmaya başladı ve antrenörü onu alkolü bırakmaya teşvik etti.
Kocası da spor yapıyordu ve ikisi de alkol tüketimini kesti.
Tait, “Çok büyük bir değişim oldu. Kendimi daha güçlü veya daha iyi hissediyorum” diyor.
Ancak sosyal ortamlarda çiftin alkol almayacağını anlayan arkadaşlarının bundan mutlu olmadığını da aktarıyor.
Almanya’nın Bavyera eyaletinden 22 yaşındaki Amelie Hauenstein, içkiyi bırakmak için arkadaş desteğini aldı.
Hauenstein, “İçmediğim zaman eğlenceli bir gece geçirmediğimi fark ettim” diyor ve devam ediyor:
“Bırakmak istedim çünkü pazar günü uyandığımda bir önceki gün ne yaptığını bilmemek çok kötü bir histi”
Hauenstein da Tait gibi yaşadığı gelişimden dolayı çok mutlu hissediyor.
Bilim yanılıyor mu?
Programa konuşan iki kadının deneyimleri, alkolü bırakmanın onlar üzerindeki sağlık faydalarını açıkça gösteriyor.
Kanada’da madde bağımlılığı üzerine çalışan Dr. Tim Stockwell, Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırma sonuçlarına katılıyor.
Stockwell, “Alkol esasen riskli bir maddedir ve risk bunu içmeye başladığınız anda başlar” diyor.
Stockwell, düşük seviyelerde alkol tüketimi ile ölüm oranları arasındaki bağlantıyı anlamak için 107 makaleyi analiz etti.
British Medical Journal isimli tıbbi yayın, yüzde bir ölüm riskini orta, binde bir ölüm riskini düşük seviye olarak tanımlıyor.
Bu seviyeler ülkeden ülkeye farklı konumlandırılıyor.
İngiltere hükümeti haftada on dört üniteden fazla içilmemesini öneriyor, bu da yaklaşık altı orta boy bardak şarap veya biraya karşılık geliyor.
Stockwell, ölçülü alkol kullanımının sağlığa iyi gelebileceği fikrinin araştırma metodolojisinin zayıf olmasından kaynaklandığını savunuyor.
Soruların olması gerektiği seviyede olmadığını, geçmiş alkol tüketimlerinin hesaba katılmadığını, bazı önemli faktörlerin göz ardı edildiğini söylüyor.
Stockwell, “Orta seviye içki tüketenler daha yüksek gelir grubundaydı. Daha iyi besleniyor, egzersiz yapıyor ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşıyorlardı. Daha iyi işleri ve daha ince bir bel ölçüleri vardı” diyor.
Fayda-zarar dengesi’Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok’
Ancak herkes alkol ile ilgili risklerin endişe verici seviyede olduğunu düşünmüyor.
Profesör Sir David Spiegelhalter, “Günde bir veya iki bardak alkol tüketiminin risklerini anlamaya çalışma saplantısını gerçekten anlamıyorum” diyor.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde istatistik profesörü olan Spiegelhalter, riski nasıl anlamlandırabileceğimizi açıklıyor:
“Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok. Güvenli bir yaşamın da öyle. Ancak bunları kesmeyi kimse önermiyor. Fayda-zarar dengelerine bakmamız gerekiyor.”
Dr. Spiegelhalte, riskleri doğru bir şekilde belirleme kapasitemiz konusunda şüpheci ve “Bence insanların sadece keyif almak için içtiğini kabul etmeliyiz.” diyor.
Spiegelhalte, ne içki firmaları için çalışan bir lobinin de ne de ölçülülük lobisinin (alkole karşı bir hareket) parçası olduğunu vurguluyor ve BBC’ye neden alkol içmekten hoşlandığını anlatıyor:
“Burada risk, ortalama yaşam süresini yüzde bir oranında azalttığı zaman anlamlı oluyor. Elli yılı aşkın süre, günde bir bardak içki içmek hayatınızdan altı ay götürebilir.
Dr. Spiegelhalte, günde bir saat televizyon izlemenin veya haftada iki kez pastırmalı sandviç yemenin de sağlık riskleri taşıdığını ekliyor.
Doktor, yetişkin bireylerin kendileri için neyin iyi olduğuna kendilerinin karar vermesi tavsiyesini yapıyor.
Dr. Tim Stockwell de içki içmekten hoşlanıyor ve alkolü kesmeyi savunmuyor:
“Eğer alkolü hayatınıza renk katan bir şey olarak görüyorsanız, bunun küçük riskler getireceğini bilerek değerlendiriyorsunuzdur”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVRUPA Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, öneri sistemlerinin tasarımı ve işleyişi hakkında detaylı bilgi istedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, algoritmalarının kullanıcılara içerik önerirken kullandığı parametreler ve seçim süreci ile ruh sağlığı ve küçüklerin korunmasıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere bazı sistemik riskleri artırmadaki rolleri hakkında bilgi istedi.
AB, teknoloji firmalarının talep edilen bilgileri 15 Kasım’a kadar sunmaları gerektiğini, yanlış veya eksik yanıt verilmesi halinde şirketlere para cezası kesebileceği belirtildi. AB’nin teknoloji kuralları kapsamında Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şirketler ve dijital platformların katı kurallara uyması gerekiyor. AB, kurallarını ihlal eden firmalara yüksek para cezası uygulayabiliyor. Daha önce, Facebook, Instagram, AliExpress ve TikTok gibi platformları etkileyen DSA kapsamında uyumsuzluk soruşturmaları başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>85 FÜZEYLE YAKLAŞIK 80 TON PATLAYICI ATILDI
İsrail, Cuma günü Lübnan’ın başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiyeh semtinde Hizbullah’ın ana karargâhını hedef alan bir dizi saldırıda bulunmuştu. İsrail Savunma Kuvvetleri, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiyeh’teki sivil binalara, altında Hizbullah’a ait silahlar bulunduğu iddiasıyla saldırıldığını açıklamıştı. İsrail basını, saldırılarda Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve kızı Zeynep’in de öldürüldüğünü yazmış, ancak doğrulama gelmemişti.

Ancak dün sabah İsrail ordusu, Cuma günkü hava saldırısında Nasrallah’ı öldürdüğünü ve Lübnanlı gruba en önemli darbeyi vurduğunu açıkladı. Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen 140 hedefin vurulduğu ifade edilen açıklamada, “Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın bulunduğu yere her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atıldığı” kaydedildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de, ordunun Nasrallah ve Hizbullah karargâhını vurma planını uzun hazırlıklardan sonra hayata geçirdiğini ifade etti, “Doğru zamanda ve çok hassas bir şekilde yapıldı. Alet çantamızdaki son şey bu değil. İleri gitmek adına daha fazla kabiliyetimiz var” dedi.
“DİRENİŞ KIRILMAYACAK, SAVAŞÇI RUH DAHA GÜÇLENECEK”
Ardından Lübnan Hizbullahı’ndan açıklama geldi ve Nasrallah’ın ölümü doğrulandı. Hizbullah açıklamasında, “Hizbullah düşmanla mücadeleyi, Gazze ve Filistin’e desteği, Lübnan ile kararlı ve onurlu halkını savunmasını sürdürecek” denildi. Irak’ta 3 günlük yas ilan edilirken, Hamas da, Nasrallah’ın öldürülmesinin direnişi daha da güçlendireceğini vurguladı. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı İsrail’de ise 1000 kişiden fazla kalabalığın toplanması yasaklandı. Hizbullah’ın müttefiki olan Yemen’deki İran destekli Husiler de, “Direniş kırılmayacak, Lübnan’daki ve tüm cephelerdeki kardeşlerin savaşçı ruhu daha da güçlenecek ve büyüyecek” açıklamasını yaptı.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise, Müslümanlara yönelik çağrısında, “sahip oldukları her türlü imkânla Lübnan halkının ve onurlu Hizbullah’ın yanında durmalarını, İsrail’in kötü niyetli rejimine karşı onlara yardım etmelerini” istedi. İsrail’in saldırıları, önceki gece ve dün sabah da devam etti. Hizbullah da, bu saldırılara füzelerle karşılık verdi. İsrail’den yapılan açıklamada, “Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın füze birimi komutanı Muhammed Ali İsmail ve yardımcısı Hüseyin Ahmed İsmail, savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırıda öldürüldü. Onlarla birlikte Hizbullah’ın diğer mensupları da ortadan kaldırıldı” ifadeleri kullanıldı.
TUĞGENERAL ABBAS NİLFURUŞAN DA ÖLDÜRÜLDÜ
Nasrallah’ın hayatını kaybettiği saldırılarda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun komutanlarından Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın da öldürüldüğü bildirildi. Nilfuruşan, Nisan’da İsrail’in İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlediği saldırıda öldürülen Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi’nin yerine geçmişti. İsrail, bu yıl içinde Hizbullah’ın diğer bazı üst düzey komutanlarını da öldürmüştü. Bunlar arasında Visam et-Tavil, et-Tavil’in yerine merkezi eğitim birimi denetleme görevine gelen Ahmed Mahmud Vehbi, Nasır Birimi komutanı Talib Sami Abdullah, Aziz Birliği komutanı Muhammet Nimet Nasır, Nasrallah’ın askeri işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Fuad Şükür, Şükür’ün yerine gelen İbrahim Akil bulunuyor.

İsrail merkezli Jerusalem Post, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesine ilişkin operasyonun ayrıntılarını yazdı. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan habere göre, Nasrallah’a suikast için gerekli siyasi, istihbarat ve operasyonel koşullar çarşamba günü oluştu. Askeri istihbaratın önerisi üzerine kanlı operasyon için hazırlıklar başlatıldı ve Hizbullah liderliğinin toplanacağı zaman beklendi. Bu arada Netanyahu, ateşkes süreciyle ilgili daha önceki açıklamalarının aksine farklı sinyaller verdi ve ABD’ye Amerikan başkanlık uçağının benzeri olan “Siyon Kanadı” ile gitmeyi kararlaştırdı. Bu kararın, Hizbullah liderlerini aldatma manevrası olduğu belirtiliyor. Tersi olsaydı, belki de Hizbullah liderliği Dahiya’daki yeraltı karargahında toplantı yapmayacaktı.
OPERASYON TALİMATI ABD’DEN GELDİ
Operasyon konusunda istişareleri devam etti. Milliyet’te yer alan habere göre perşembe günü de Netanyahu’nun ve beraberindekilerin telefonla katıldığı bir kabine toplantısı düzenlendi, Başbakan ve Savunma Bakanı Yoav Gallant operasyon için yetki aldı. Netanyahu, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile cuma sabahı BM konuşması öncesi bir toplantı daha yaptı ve son istihbarat bilgileri paylaşıldı. Bir toplantı daha yapılarak Netanyahu’dan onay alındı.
Operasyonu yürüten heyet, Tel Aviv’deki Israil Savunma Gücü’nün yeraltı üssü olan “çukur”a indi. Bu sırada havalanan uçaklar, Beyrut’taki Hizbullah ana karargahını vurdu. Nasrallah ve Hizbullah’ın güney cephesinin komutanı Ali Karaki, diğer üst düzey isimlerle birlikte olay yerinde öldürüldü.
– İsrail’in saldırıları nedeniyle ülke içerisinde yerinden edilenlerin sayısı 200 bine yaklaştı.
– Hizbullah üyelerinin de bulunduğu binlerce kişi, Suriye’de Esad rejiminin boşalttığı Humus, Halep, Şam ve Hama illerine kaçıyor.
– En az 5 bin aile, Suriye’ye geçti.
– Debbusiye ve Cusiyye kapılarından girenler genellikle Humus’un güney ve doğu bölgelerine gelirken, Masnaa ve Telkelah kapılarından girenler Şam ve Hama’daki köylere yöneldi.

HASAN NASRALLAH KİMDİR?
Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 30 yılı aşkın süredir Hizbullah’ın liderliğini yürütüyor, örgüte lider olduğundan bu yana da sürekli olarak muhtemel bir İsrail saldırısına karşı gizleniyordu. 31 Ağustos 1960’da başkent Beyrut’ta dünyaya geldi. İç savaşın başladığı 1975’te 15 yaşında olan Nasrallah, ailesiyle Sur kentine bağlı el-Bazuriye köyüne döndü ve Şiî Emel Hareketi’ne katıldı. İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgalinden sonra Hizbullah’a katıldı. Abbas Musevi’nin 1992’de İsrail tarafından bir helikopter saldırısıyla öldürülmesinin ardından 12 Şubat 1992’de Hizbullah’ın genel sekreteri seçildi. Nasrallah’ın gelmesinden sonra da Hizbullah, gevşek siyasi sisteme sahip Lübnan’da “devlet içinde devlet” haline geldi ve silahlı kapasitesini artırmanın yanı sıra ülkedeki sivillere de hizmet veren bir yapı haline geldi. Hizbullah’ın 2000’de Güney Lübnan’ın İsrail işgalinden kurtarılması ve Temmuz 2006 savaşında İsrail’e karşı oynadığı rol, Nasrallah’a prestij kazandırdı. Ancak Hizbullah, 2011’deki Suriye devriminin bastırılmasında Beşar Esad rejiminin yanında yer aldı, ülkedeki katliamlara katıldı. Bununla birlikte Nasrallah, Filistin direnişini desteklemek amacıyla Lübnan’ın güneyinde İsrail’e karşı bir cephe açtı.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞI LÜBNAN’A YAYDILAR
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’yi kan gölüne çevirip on binlerce sivili katleden İsrail’in savaşı Lübnan’a yayma planı devam ederken, Hizbullah mensuplarına yönelik operasyonlar sırasında Nasrallah da hedef alındı.

KOMUTA MERKEZİ DEV BİR ÇUKURA DÖNÜŞTÜ
72 saatlik kanlı bir planın sonunda her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atlatılan komuta merkezi dev bir çukura dönüşürken bölgeden servis edilen videolarla saldırının vahameti gözler önüne serildi.

CESETLER BİN BİR GÜÇLÜKLE ÇIKARILIYOR
Görüntülerde Hizbullah lideri Nasrallah’ın öldürüldüğü komuta merkezinde oluşan çukurdan cesetlerin bin bir güçlükle çıkarıldığı ve Nasrallah ile arkadaşlarının öldürüldüğü noktanın tonlarca bombanın etkisiyle korkunç bir hal aldığı görülüyor.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte Bakanlıktan yapılan o paylaşım:

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde 2 PKK/ YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 1 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gücünü asil milletimizden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörist temizliğine ara vermeden devam ediyor. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 1 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleye devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Yavuz, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İlimizde orta hasarlıyken güçlendirme müracaatı yapılmayan binaların yıkımı hızla devam ediyor. Bugün itibarıyla yıkılması gereken orta hasarlı binaların yüzde 40’ını yıktık. Devletimizin desteğiyle şehrimizin yapı stokunu yeniliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Rezerv alanlardaki çalışmaları da inceleyen Yavuz, “Kaynarca Mahallesi Merkez 1. Etap’ta temel kazısı ve zemin etüdü çalışmaları başladı. Yıkım çalışmaları da devam ediyor. Niyazi Mısrı Mahallesi’nde inşaat çalışmaları başlıyor. Şehrimize hayırlı olsun.” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, pazartesi günü Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Lübnanlı yetkililer saldırılarda en az 492 kişinin öldüğünü, binin üzerinde vatandaşın yaralandığını ve on binlerce kişinin güvenli bölgelere kaçmak üzere yer değiştirmek zorunda kaldığını bildirdi. Saldırının İsrail’in 2006’dan bu yana Hizbullah’a karşı gerçekleştirdiği en ölümcül saldırı niteliğinde olduğu belirtildi.
İsrail’in Hizbullah’a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısı geçen hafta Hizbullah üyelerinin telsiz ve çağrı cihazlarının patlatıldığı ve binlerce kişi yaralayıp en az 37 kişiyi öldüren gizli operasyonların ardından gerçekleşti.
İsrail ordusu, hava kuvvetlerinin dün Lübnan’da yaklaşık 1600 Hizbullah hedefini vurduğunu ve saldırılarına Hizbullah, İsrail-Lübnan sınırından çekilene dek devam edeceğini ifade etti. Hizbullah da dün İsrail’e yönelik karşı bir saldırı başlattı, bunların çoğu İsrail’in füze savunma sistemi tarafından engellendi. Hizbullah yetkilileri, İsrail ve Hamas, Gazze’de ateşkes konusunda uzlaşana dek saldırılarına devam edeceklerini belirtiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş yaptığı açıklamada, “Resmi temaslarımız dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, parlamento heyetimizle birlikte Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktık” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzeydeki Cibaliya Mülteci Kampı sakinlerinden Muhammed, İsrail’in saldırıları nedeniyle annesi ve kız kardeşiyle birlikte Nusayrat Mülteci Kampı’nda Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı okullardan birine sığındı.
Babası kuzeyde kaldığı için ailesinin su ve yiyecek ihtiyacını temin etme görevini üstlenen Muhammed, Temmuz 2014’te Nusayrat Mülteci Kampı’ndaki Sirac Okulunun hedef alındığı saldırıda şarapnel isabet etmesi sonucu elini kaybetti.
Saldırı öncesinde okulda ud eğitimi alan Muhammed, sağ elini kaybettiği için udu bırakmak zorunda kaldı ancak yılmadı ve zoru başararak keman çalmaya başladı.
Kemanla yeniden hayata tutunan Muhammed, şimdilerde protez ele kavuşmak, Gazze dışına çıkmak ve okumak istiyor.
Muhammed’in elini kaybetmesi son değil başlangıç oldu
Edward Said Enstitüsünde müzik eğitmenliği yapan, keman çalan ve şarkı söyleyen 16 yaşındaki Sema Rami Necm, Muhammed’in keman çalmaya başlamasında en büyük etken oldu.
Kendisi de 2 milyon Gazzeli gibi evini terk ederek güneye göç eden Necm, göç sırasında geri dönecekleri umuduyla kemanını yanına aldı ancak dönemedi.
Kemanın çadırda bir süre hiç kullanılmadan durduğunu söyleyen Sema, “Bir gün neden keman çalmadığımı ve çocuklara bunu öğretmediğimi düşündüm. Sonrasında çadır kentlere ve sığınma merkezlerine gidip çocuklara eğitim vermeye başladım. Bu çocuklardan biri de Muhammed Ebu Iyda’ydı.” dedi.
Muhammed’in başlangıçta ud eğitimi aldığını ancak okulun vurulmasından sonra eğitiminin yarıda kaldığını kaydeden Sema, şöyle devam etti:
“Umudumuzu yitirmemek adına Muhammed’in yeniden bir müzik aleti çalmasını istedim. Muhammed’in elinin ampüte edilmesi her şeyin sonu değil bilakis başlangıcıydı. Kemanın arşesini Muhammed’in ampüte edilmiş eline bağlamayı düşündüm. Ud için iki ele de ihtiyaç var ancak kemanda böyle bir yöntem kullanarak başarabileceğimizi düşündüm.”
Uzuvlarını kaybetmiş nice önemli şahsiyeti örnek aldılar
Muhammed başlangıçta çok zorlandığını ve eli yeni ampüte olduğu için çok acı çektiğini ifade eden Sema, daha sonra aleti sevdiğini ve kemanla arasında bir dil oluştuğunu ve şimdilerde kemancı olmak istediğini aktardı.
Çocuklara ilk defa eğitim verdiği için biraz zorlandığını anlatan Sema, “Muhammed’e elinin ampüte edilmesinin dünyanın sonu olmadığını göstermek ve ona umut aşılamak istedim. Bu şekilde uzuvları ampüte edilmiş ancak önemli yerlere gelmiş bilim adamları ve şahsiyetler olduğunu söyledim.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANCAKTEPE Belediyesi, dünya genelinde düzenlenen ’21 Eylül Dünya Temizlik Günü’ dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikle gönüllüler Fatih Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda katı atık topladı.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte belediye ekipleri ve çevre gönüllüleri ormanlık alandaki insandan kaynaklı atıkları temizlendi. 50 ton torba içerisinde
yaklaşık bin 250 kilogram atık toplandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOĞU Avrupa’da etkili olan Boris fırtınası sonrası hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya yükseldi. Çekya polisi, 16 sivilin sel bölgesinden helikopterlerle tahliye edildiğini duyurdu. Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, selden etkilenen bölgedeki halkı ziyaret etti.
Doğu Avrupa’da Boris fırtınası sonrası meydana gelen sel, başta Avusturya, Polonya, Romanya, Çekya ve Macaristan olmak üzere birçok ülkeyi etkiledi. Selde hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya yükselirken, birçok kişinin hala kayıp olduğu aktarıldı. Çekya polisi, ülkenin doğusundaki Ostrava kentinde 16 sivilin helikopterle tahliye edildiğini duyurdu. Ayrıca polis, Ostrava kentinin sular altında kalan görüntülerini de paylaştı.
Avusturya Başbakanı Nehammer, selden etkilenen sivilleri ziyaret ederek, acil servis ekiplerine çabaları için teşekkür etti. Nehammer, açıklamasında, “Fırtına bölgelerindeki acil servisler arasındaki işbirliği etkileyici. Federal hükümet, eyalet, belediye, itfaiye ve federal ordu, insanları kurtarmak ve selle mücadele etmek için el ele çalışıyor. Tüm ülkenin saygı ve minnettarlığına sahipsiniz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FİLİSTİN Sağlık Bakanlığı 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden ve kimliği tespit edilen 34 binden fazla Filistinlinin isimlerini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, hayatını kaybeden çocukların 710’unun bir yaşının altında olduğuna dikkat çekildi.
Filistin Sağlık Bakanlığı dün 7 Ekim – 31 Ağustos tarihleri arasında hayatını kaybeden ve kimlikleri tespit edilen 34 bin 344 Filistinlinin isimlerinin olduğu bir liste yayımladı. Listede, 60 yaş üstü 2 bin 734 Filistinlinin ismi yer alırken, saldırılarda bir yaşının altında 710 bebeğinde hayatını kaybettiği kaydedildi. Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, ” Gazze’de devam eden savaş sırasında İsrail güçleri tarafından öldürülen 710 Filistinli bebeğin isimleri Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Bu bebekler, 7 Ekim soykırımının başlangıcından bu yana İsrail tarafından öldürülen 16 bin 700’den fazla Filistinli çocuk arasında yer alıyor” denildi. Listede, hayatını kaybeden ve kimliği tespit edilen kadınların sayısının 6 bin 297 olduğu ifade edilirken, hayatını kaybedenlerin yüzde 60’ını kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oluşturduğuna vurgu yapıldı.
ARAŞTIRMADA SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİNİN GERÇEĞİ YANSITTIĞI BELİRTİLMİŞTİ
İngiltere’nin başkenti Londra merkezli Airwars şirketi tarafından Temmuz ayında paylaşılan raporda, savaşın ilk 17 gününde hayatını kaybeden 3 bin sivilin isimleriyle, Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan paylaşılan verilerin eşleştiği belirtilmişti. İsrailli yetkililer, Filistin Sağlık Bakanlığı’nın verilerinin doğru olmadığına ilişkin demeçler veriyordu.
Airwars, verilen rakamların genel anlamda güvenilir olduğunu ancak Gazze sağlık altyapısında savaş nedeniyle oluşan tahribin bu rakamlarda doğruluğu etkilediğini vurgulamıştı. Airwars’tan yapılan açıklamada, “İsrailli yetkililer, Filistin Sağlık Bakanlığı’nın Hamas bağlantılarını vurgulayarak ve rakamların yanlış olduğunu açıkça iddia ederek sivillerin sayısına defalarca itiraz etti. ABD Başkanı Joe Biden da başlangıçta ölü sayılarına ‘güvenmediğini’ söyledi. Buna karşılık bakanlık periyodik olarak öldürülen Filistinlilerin isim ve kimlik listelerini yayınladı. Sağlık Bakanlığı verilerinin şimdiye kadarki en büyük ve en derinlemesine kamu analizinde Airwars, savaşın ilk 17 gününde öldürülen sivil kurbanların yaklaşık 3 bininin ismini bağımsız olarak belirlemek için açık kaynak izleme yöntemini kullandı. Bu mağdurların isimlerini Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ilk liste ile karşılaştıran bu araştırma, resmi Sağlık Bakanlığı verileri ile Filistinli sivillerin internet üzerinden bildirdikleri arasında yüksek bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Kamuya açık olarak bildirilen isimlerin yüzde 75’i Sağlık Bakanlığı listesinde de yer almaktadır” ifadeleri kullanılmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PORTEKİZ’İN kuzeyindeki Porto kentinde dün başlayan ve bölgeye yayılan orman yangınları sebebiyle biri itfaiye görevlisi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti. Avrupa Birliği (AB), bölgeye 8 yangın söndürme uçağı göndereceğini duyurdu.
Portekiz’in kuzeyindeki Porto kentinin güneyinde yer alan Aveiro bölgesinde devam eden ve hızla yayılan orman yangınlarından dolayı, biri itfaiye görevlisi 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, toplamda 30’dan fazla noktada aktif olan yangınlarda üçü ağır 20 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro yangında hayatını kaybeden itfaiye görevlisi için paylaştığı mesajında, “Oliveira de Azemeis’teki yangınla mücadele ederken ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden itfaiyeci Joao Silva’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendim ve Hükümet adına ailesine, dostlarına ve itfaiyeci arkadaşlarına en derin taziyelerimi sunarım” dedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yangınlarla mücadele için Portekiz’in yanında olduklarını vurgulayarak, “AB, büyük orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz’in yanındadır. Yerel ilk müdahale ekiplerine yardımcı olmak üzere Sivil Koruma Mekanizmamız aracılığıyla 8 yangın söndürme uçağını acilen harekete geçiriyoruz. Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya gösterdikleri hızlı tepki için teşekkür ediyorum. Bu, AB dayanışmasının en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler”
“Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir”
İSTANBUL,
A Milli Basketbol Takımı ve Yunanistan’ın Panathinaikos ekibinin Başantrenörü Ergin Ataman, İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla oynanan hazırlık maçında açılan siyasi pankart ile ilgili, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın” dedi.
Ergin Ataman yönetimindeki Panathinaikos, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Lefkoşa’daki Eleftheria Sports Arena’da İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımıyla hazırlık maçında karşı karşıya geldi. Dün oynanan karşılaşmanın son periyodunda Panathinaikos taraftarlarının bulunduğu tribünde, “Yıllar süren yasa dışı işgal. Unutmuyoruz” yazılı pankart açıldı. Bunun üzerine pankarta tepki gösteren Ergin Ataman sahaya girdi ve sinirli bir şekilde hakemlere kendisinin oyundan atılmasını talep etti. Ardından hakem tarafından diskalifiye edilen Ataman, soyunma odasına gitti. Ataman’ın diskalifiye edilmesinin ardından mücadele devam etti ve Maccabi parkeden 88-75 galip ayrıldı.
Konuyla ilgili Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan tecrübeli başantrenör, “Bu pankart, Panathinaikos yönetiminin bilgisi dışında gelişen bir durum. Sadece bir grup tarafından açılan bir pankart. Kulüp yönetimi de bu duruma çok kızgın. Panathinaikos, Avrupa’nın en büyük basketbol kulüplerinden biri ve her türlü siyasi pankartın spora karıştırılmasının karşısında olmuştur. Ayrıca takımı, Türk Milli Takımı’nın koçuna emanet edip, bu sezon da kadrolarına 2 milli oyuncumuzu dahil etmişlerdir. Türk halkı ile ilişkileri çok iyi olan bir kulüp” dedi.
Ataman ayrıca, Panathinaikos’un Atina’daki ‘Gate 13’ adlı taraftar grubunun da kendisini telefonla arayarak özür dilediğini belirterek, “Panathinaikos’un Atina’daki en büyük taraftar grubu ‘Gate 13’ telefonla arayarak bizzat özürlerini dile getirdiler. Bu pankartın, sadece bir grup Kıbrıs Rumları tarafından habersiz açıldığını ilettiler. Ayrıca tüm hafta boyunca salonda ve şehirde halkın bana gösterdiği ilgili ve sevgi müthişti. Bu da Yunan medyasına fazlasıyla yansıdı. Sonuç olarak hepimiz biliyoruz ki dünyanın her yerinde bu tip gruplar çıkabiliyor” şeklinde konuştu.
Ergin Ataman, bu sabah da sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Ataman şu ifadeleri kullandı;
“Panathinaikos Kulübü’nün geçen sezon yaşadığı “efsanevi” başarılardaki başantrenörü olarak takımımın burada oynayacağı turnuvayı, “dostluk ve barışa” katkı yapacağını düşündüğüm için çok destekledim ve buraya çok güzel duygularla geldim.
İlk gün havaalanında çok güzel karşılandık. İnsanların gözündeki gerçek sevgi beni çok mutlu etti. Otelde düzenlediğimiz imza gününde yüzlerce basketbolseverle bir araya geldim. Bu dostluk ve barış ortamı hepimiz için çok umut vericiydi.
Ama dün sporun ve dostluğun hakim olması gereken salonda, bir grup tarafından burada gördüğümüz misafirperverliğe yakıştıramadığım bir siyasi pankart açıldı. Ben de bu duruma dikkat çekmek için tepkimi en sert şekilde gösterdim.
Spor salonları siyasetin değil, dostluğun ve barışın yeridir. Bu pankartı açan insanların, ilk günden bu yana burada bana ve takımıma sevgi gösteren binlerce insanın duygularını etkilemeyeceğini biliyorum. Bizim onlarla aramızda her zaman çok özel bir sevgi olacak.
Yine aynı şekilde yaşanan ne olursa olsun, buradaki gerçek basketbolseverlere olan sevgim her zaman aynı kalacak. Çünkü bizi onlarla bir araya getiren en güçlü şey basketbol sevgimiz.
İnanıyorum ki kazanan hep spor ve dostluk olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin geri getirilmesi için anlaşma imzalanması ve Netanyahu hükümetinin istifası için her hafta cumartesi günü protesto düzenleniyor.
İsrail genelinde bu hafta da yüz binlerce kişi, Gazze’deki esirlerin geri getirilmesi amacıyla imzalanacak ateşkes anlaşması için isteksiz siyasi iradeyi eleştirdi, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifası ve erken seçim taleplerini yineledi.
Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin çeşitli noktalarında hükümetin istifası ve esirlerin geri getirilmesi talep edildi.
Protestoların merkezi, organizatörlerin açıkladığı rakamlara göre yüz binden fazla İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı binasının çevresi oldu.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler taşıdı.
İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak”, “Sen baştasın, sen suçlusun” şeklinde sloganlar attı.
İsrail hükümetini ateşkes anlaşmasına yanaşmamakla suçlayan esir aileleri, yaptıkları açıklamada, basındaki Netanyahu’nun Gazze’ye saldırılarını kuzeyde Lübnan’a çevireceği haberleri üzerine bunun “Gazze Şeridindeki İsrailli esirleri feda etmek anlamına geldiği” eleştirisini yöneltti.
İsrailli esirlerin aileleri, Netanyahu “iktidarda kaldığı sürece Gazze’de saldırıların durmayacağını” vurguladı.
Göstericiler yürüyüş yaptı
İsrailli göstericiler, toplandıkları Savunma Bakanlığının önündeki Begin Caddesi’nden yürüyüşe geçmek istedi. Gruba, polis atlı birliklerle müdahale etti. Polis, yürüyüşe devam etmek isteyen bazı göstericileri gözaltına aldı.
Batı Kudüs’te de hükümetin istifa etmesini ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, protesto gösterilerini sürdürdü.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzun süredir müzakereler devam ediyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda, siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in anlaşma taslağına eklediği maddelerin ve özellikle de Mısır-Gazze sınır hattı “Philadelphi Koridoru’nda” kontrolünü sürdürme ısrarının müzakereleri zora soktuğu vurgulanıyor.
Masada anlaşma varken İsrail’in Gazze’ye saldırıları sürüyor
Öte yandan, İsrail, müzakerelere varan ve bunların tıkandığı süreçte Gazze Şeridi’ndeki şiddetini sürdürüyor.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda son 10 günde 321 Filistinli hayatını kaybetti.
Yaklaşık 2,3 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde, İsrail’in saldırıları ve tehditleri nedeniyle Filistinlilerin zorunlu göç çilesi bitmiyor.
Bombaların hedefi olmamak için bölgeden bölgeye savrulan Filistinliler, güvenli yerin olmadığı Gazze Şeridi’nde nereye gideceklerini bilmiyor.
Zira, İsrail ordusu, “güvenli olduğunu” iddia ettiği yerlerin daha sonra boşaltılmasını istiyor hatta buralara da saldırılar düzenliyor.
BM verilerine göre, Gazze’de yaşayan her 10 kişiden 9’u İsrail saldırıları nedeniyle en az bir kere zorla yerinden edildi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 715’i çocuk, 11 bin 308’i kadın olmak üzere 41 bin 182 Filistinli öldü, 95 bin 280 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi işlemleri tamamlanan Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi, Didim Devlet Hastanesi’ne geldi.
Hastane önünden cenaze aracından indirilen Eygi’nin Türk bayrağına sarılı tabutu, polis mangasında taşınarak morga götürüldü.
Bu esnada Eygi’nin yakınları gözyaşı döktü. Fenalaşan Eygi’nin annesi Rabia Birden’e sağlık ekipleri müdahale etti.
Ayakta durmakta güçlük çeken baba Mehmet Suat Eygi’yi ise ilçe kaymakamı Can Kazım Kuruca teselli etti.
Eygi’nin cenazesi, yarın Didim Merkez Camisi’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
İsrail askerlerinin aktivist Eygi’yi öldürmesi
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların üzerine ateş açmış, Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan ve ABD vatandaşlığı da bulunan Eygi, başından vurularak ağır yaralanmıştı.
Filistinlilere ait bir hastaneye kaldırılan Eygi, 6 Eylül’de tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerin ardından Eygi’nin naaşı, Tel Aviv’den Bakü’ye getirilmişti.
Eygi, Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline karşı barışçıl ve sivil yöntemlerle Filistinlilere destek veren Uluslararası Dayanışma Hareketi gönüllüsü bir insan hakları aktivistiydi.
2003’te İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen ABD vatandaşı Rachel Corrie de aynı harekete mensuptu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vucic, başkent Belgrad’da düzenlediği basın toplantısında, Kosova meselesinde son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin ülkesinin almayı planladığı tedbirleri açıkladı.
Kosova meselesinde Sırbistan’ı memnun edecek bir çözümün olmadığını dile getiren Vucic, AB arabuluculuğunda devam eden Belgrad-Priştine Diyalog Süreci’nde Kosova Başbakanı Albin Kurti’nin eylemlerinin ortadan kaldırılması amacıyla “statüko ante”ye geri dönülmesini talep edeceklerini belirtti.
Diyalog sürecinin devam edebilmesi için taleplerinin yerine getirilmemesi halinde kriz öncesi duruma dönülmesi için diplomatik bir kampanya başlatacaklarını kaydeden Vucic, Kosovalı Sırplara meclisten geçecek bir yasayla sosyal korunma sağlayacaklarını ifade etti.
Vucic, Kosova’nın kuzeyindeki Sırp kurumlarının kapatılmasına izin vermeyeceklerini, Kosova’nın kuzeyinde özel bir savcılık bürosu açacaklarını aktardı.
Kosova’daki eğitim kurumlarını tanımayacaklarını belirten Vucic, “İlhak durumu gibi bir şey de yok zira bu Kosova’yı ülke olarak tanımak anlamına gelirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Vucic, tüm bu tedbirlere ilişkin AB ve ABD temsilcileriyle de görüşeceğini ve kasım sonuna kadar 60’dan fazla liderle bir araya gelmeyi planladığını sözlerine ekledi.
Kosova’nın son adımları yeni gerginliği tetikledi
Son dönemde Kosova’nın kuzeyinde faaliyet gösteren Sırbistan’a ait 5 belediye binası ile Sırbistan Postanesi ve Sırbistan’a ait “Posta Tasarruf Bankası”nın şubeleri Kosova kurumlarınca düzenlenen operasyonla kapatılmıştı.
Ayrıca Kosova Merkez Bankasının ülkede nakit ödeme işlemlerinde kullanılabilecek tek para biriminin avro olduğunu düzenleyen yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle, ülkede Sırp dinarının kullanımı sonlandırılmıştı.
Kosova-Sırbistan diyalog süreci
İki ülkenin sık sık karşı karşıya gelmesindeki ana nedenin, Sırbistan’ın 2008’de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı kendi toprağı olarak görmesi olduğu ifade ediliyor.
AB arabuluculuğunda 2011’de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci kapsamında ilişkilerin normalleşmesi ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanıması için ortak bir yol aranıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi Temas Grubu’nun diğer üyeleriyle beraber, İspanya, Slovenya, Norveç, İrlanda ve Avrupa Birliği’nin de katıldığı Filistin konulu toplantıya katıldığını bildirdi. Toplantıda, Gazze’de devam eden ateşkes görüşmeleri ve Gazze’ye yönelik insani yardım çabaları konuşuldu.
Dışişleri Bakanlığı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Bakan Fidan’ın, 13 Eylül 2024 tarihinde, İİT ve Arap Ligi Temas Grubu’nun diğer üyeleriyle beraber, İspanya, Slovenya, Norveç, İrlanda ve Avrupa Birliği’nin de katıldığı Filistin konulu toplantıya katıldığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Toplantıda, ” İsrail’in Gazze’de gerçekleştirmekte olduğu soykırımın ve Batı Şeria’da işlediği suçların durdurulması için atılabilecek adımlar ele alınmış; Gazze’de devam eden ateşkes görüşmeleri ve Gazze’ye yönelik insani yardım çabaları değerlendirilmiş; Filistin’in tanınması ve iki devletli çözüme ulaşılabilmesi için yapılması gerekenler görüşülmüştür.”
Toplantı sonunda kabul edilen bildiride, Filistin’in bir an önce tanınması ve iki devletli çözüme destek verilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulunulmuş; artan uluslararası hukuk ihlallerine değinilerek, Gazze’de bir an önce ateşkes ilan edilmesi ve Batı Şeria’da Filistinlileri hedef alan saldırılara son verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bildiride ayrıca, Gazze’ye acil ve kesintisiz insani yardım ulaşması gerektiği belirtilmiş ve BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) çalışmalarına destek beyan edilmiştir. Eylül ayı sonunda yapılacak olan BM Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası vesilesiyle New York’ta yeni bir toplantı yapılması kararı alınmıştır.
Sayın Bakanımız katıldığı toplantılarda, Filistin Devleti’nin BM’ye tam üye olması ve daha fazla ülke tarafından tanınmasına yönelik ortak girişimlerin artırılması gerektiğini kaydetmiş, bu adımların karşısında duran ülkeler üzerinde baskı kurulmasının önemine değinmiştir.
Sayın Bakanımız ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına daha fazla ülkenin müdahil olması yönünde çağrıda bulunmuştur.
Bildiride ” Türkiye, Filistin’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz bir şekilde Gazze’ye ulaşması, Filistin’in tanınması ve iki devletli çözüm yolunda gerekli adımların atılması yönünde çalışmaya devam edecektir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emniyet MüdürlüğüSiber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, X (Twitter) isimli sosyal medya platformu üzerinden “İncel sohbet odası” başlıklı açık kaynaklarda yer alan canlı sohbet odasında toplumun genel ahlakına ve genel değer yargılarına uygun olmayan konuşmalar yapan “Rockerpuck_Evil” kullanıcı isimli “Pungent 666” rumuzlu X hesabı kullanıcısının E.K. ve Twitch isimli sosyal medya platformunda yaptığı canlı yayında benzer içerikli konuşmalar yapan “Jahrein” rumuzlu kullanıcının A.S. olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan E.K. ve A.S., sevk edildikleri adli makamlarca Türk Ceza Kanunu’nun 226. Maddesi’ne göre “müstehcenlik” suçundan tutuklandı. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, karanlık ve yağmurlu bir sabah, kadın ineklerini otlatmaya çıktığında gerçekleşti. Kadın, “İneğim birden huzursuzlandı ve beni çekmeye başladı. Dengeyi kaybettim ve çubuklardan birinin üzerine düştüm. Her şey bir anda oldu,” diye anlattı.
Mucizevi bir şekilde, paslı ve gübreyle kaplı çubuk hiçbir hayati organa zarar vermedi. Kadın, komşusu tarafından hastaneye götürüldü ve daha sonra uzman bir merkeze nakledildi. Burada Kasturba Tıp Fakültesi’nden doktorlar tarafından muayene edildi.
Acil ameliyatta doktorlar, çubuğu dikkatlice çıkardılar. Operasyon iki saat sürdü. Ameliyat sonrası kadına antibiyotik ve fizyoterapi uygulandı. Tetanos aşısı yapıldı ve 10 gün sonra taburcu edildi.
Doktorlar, vakanın nadir olduğunu belirtti: “Nesne rektumu delip doğrudan retroperitona girdiği için, tüm ana iç organlar ve damar yapıları zarar görmedi. Bu, saplanma vakalarında çok nadir görülen bir durum.”
Üç ay sonraki kontrolde kadının tamamen iyileştiği görüldü. 65 yaşındaki kadın, “Şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum. Tüm doktorlara ve hemşirelere minnettarım,” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botu ‘KB-119’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 2’si çocuk toplam 21 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde gece yarısı kaçak göçmenlerin denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum’da uçuş yasağı sona erdi
ERZURUM – Erzurum’a acil iniş yapan Hindistan uçağındaki bomba ihbarının asılsız çıktığı açıklandı.
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi yaptığı açıklamada, “Malumlarınız bugün Hindistan’ın Mumbai şehrinden havalanan Vistara Hava Yolları’na ait yolcu uçağı saat 16.30 sıralarında elimizde zorunlu acil iniş yapmıştı. Uçağın havaalanına inmesiyle beraber, biz gerekli bütün tedbirleri almıştık. Hem AFAD müdürlüğümüz, emniyet müdürlüğümüz, OMKE ekiplerimiz, sağlık müdürlüğümüz, Büyükşehir Belediye’miz, itfaiye ekiplerimizle beraber tüm tedbirleri almış bir şekilde uçağa karşıladık. Ardından bütün yolcular, toplamda 247 yolcu ve mürettebat güvenli bir şekilde uçaktan tahliye edildi. Bomba arama ekiplerimiz uçağın ilk önce içerisinde gerekli arama tarama çalışmalarını yürüttüler. Ardından da uçağın bagaj kısmındaki bütün yolculara ait bavullar, bagajlar indirildi. Onların da hem X-ray cihazından hem de arama köpeği marifetiyle arama çalışmaları tamamlandı. Saat 23.30 itibariyle bütün arama tarama çalışmalarını sonlandırmış olduk. Yaptığımız çalışmaların neticesinde bomba ihbarının asılsız olduğunu tespit ettik. Bunun neticesinde de ilimiz havaalanında uygulanan uçuş yasağı kaldırılmış oldu. Artık ilimize gelecek olan veya ilimizden gidecek olan bütün uçaklar rahatlıkla havalanabilecek durumda. Yalnız Hindistan menşeili uçak şu anda hala havaalanımızda durmaya devam ediyor. Çünkü uluslararası uçuş kurallarına göre pilotların belli bir süre uçuş imkanları var. Onlar da bu süreyi tamamladıkları için şu anda istirahate çekilmiş durumdalar. Yolcular havalarımızın dış hatlar terminalinde istirahat ediyorlar. Onların da bütün ihtiyaçları karşılanmış durumda. Yarın saat 7.25 gibi Hindistan’ın Mumbai şehrinden yeni bir uçak gelecek. O uçakla yolcular tekrar yollarına devam edecekler. Frankfurt’a devam edecekler. Şimdilik söyleyebileceğim bunlardan ibaret.’ diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’NİN Georgia eyaletinde yaşayan Colt Gray (14), eğitim gördüğü Apalachee Lisesi’ne silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda 2 öğrenci ve 2 öğretmen hayatını kaybetti, 8 öğrenci ve 1 öğretmen de yaralandı. Gray, saldırı sonrası güvenlik güçlerine teslim oldu.
Silahlı saldırı, Georgia eyaletindeki Atlanta kentinin doğusunda bulunan Apalachee Lisesi’nde düzenlendi. Lisede eğitim gören 14 yaşındaki Gray, Mason Schermerhorn (14), Christian Angulo (14) adlı öğrencileri ve Richard Aspinwall (39), Christina Irimie (54) adındaki öğrencileri vurarak öldürdü. Georgia Soruşturma Bürosu, saldırıda ayrıca 8 öğrenci ve 1 öğretmenin de yaralandığını açıkladı.
4 Eylül’de yerel saatle 10.20 sıralarında Apalachee Lisesi’ne silahlı saldırı düzenlendiği konusunda ihbar alan güvenlik güçleri, okula intikal etti ve Gray’in yerini belirledi. Gray, güvenlik güçlerine teslim oldu ve gözaltına alındı. Gray, cinayetle suçlanacak.
MAYIS 2023’TE SALDIRGAN VE BABASI İFADE VERMİŞ
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Mayıs 2023’te okula yapılan bazı tehditler sonucu o zaman 13 yaşında olan Gray’i ve babasını ifadeye çağırdığını belirtti. FBI’dan yapılan açıklamada, “Jackson County Şerifleri 13 yaşında bir erkek olan olası bir şahsın yerini tespit etmiş ve kendisiyle ve babasıyla görüşmüştür. Baba evde av silahları olduğunu ancak şahsın bunlara denetimsiz erişimi olmadığını belirtmiştir. Şahıs tehditleri internet üzerinden yaptığını reddetmiştir. Jackson County, şahsın izlenmeye devam edilmesi için yerel okulları uyardı. O sırada, tutuklama ya da yerel, eyalet ya da federal düzeyde herhangi bir ek kolluk kuvveti eylemi için olası bir neden yoktu” denildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber-Kamera: Kaan ULU-Celal ATALAY/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Motoru sökülmüş lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botları ‘KB-111’ ve ‘KB-4510’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 11’i çocuk toplam 26 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA’NIN ‘casus balinası’ olarak bilinen Hvaldimir, Norveç’in Risavika Körfezi’nde ölü bulundu. Kar amacı gütmeyen kuruluş Marine Mind, Hvaldimir’in ölüm nedeninin henüz bilinmediğini belirtti.
Marine Mind’dan Hvaldimir’in ölümüne ilişkin yapılan açıklamada, “Hvaldimir’in ölüm haberini büyük bir üzüntüyle paylaşıyoruz. Bu sabah, bir yerel halktan aldığımız ihbar üzerine olay yerine ulaşan ekibimiz, Hvaldimir’in artık aramızda olmadığını gördü. Ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılacaktır. Hvaldimir sadece bir beluga balinası değildi; o bir umut ışığı, bir bağlantı sembolü ve insanlar ile doğal dünya arasındaki derin bağın bir hatırlatıcısıydı. Geçtiğimiz beş yıl boyunca on binlerce insanın hayatına dokundu ve insanları doğanın harikaları karşısında huşu içinde bir araya getirdi. Onun varlığı bize okyanusların korunmasının önemini öğretti ve bunu yaparken de bize kendimiz hakkında daha fazla şey öğretti. Hvaldimir, insanlar ve vahşi hayvanlar arasında çok az kişinin yapabileceği bir şekilde köprü kurdu. Pek çok kişi için özeldi ve onunla karşılaşma ayrıcalığına sahip olan herkes üzerinde silinmez bir iz bıraktı” denildi.
Casus balina olarak bilinen Hvaldimir, 2019’da bir mekanizmaya bağlanmış kamerayla Norveç açıklarında yüzerken görülmüştü. Batı medyası ve sosyal medyada balinanın ‘Rus casus’ olabileceği hakkında iddialar yer almıştı. Norveççe’de ‘hval’ balina anlamına gelmektedir. Balinaya Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de ismi verilerek ‘Hvaldimir’ adı verilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Japonya’da akıllara durgunluk veren bir intihar olayı yaşandı. Polis ve görgü tanıklarından edinilen bilgilere göre olay Cumartesi günü 18.00 sıralarında Yokohama şehrinde meydana geldi. Bir alışveriş merkezinin 12. katındaki terastan atlayan 17 yaşındaki kız lise öğrencisi, o sırada yolda yürüyen 32 yaşındaki bir kadının üzerine düştü. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, ağır yaralanan 2 kişi hastaneye kaldırıldı. İntihar eden genç ve yayanın hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği bildirildi. Olayla ilgili detaylı soruşturma başlatıldı. – TOKYO
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık bir ay önce gerçekleşen olay, görüntülerin sosyal medyada yayılmasıyla kamuoyunun dikkatini çekti ve büyük tepki topladı. Videodaki erkek, morgun temizlik görevlisi Sher Singh olarak tespit edildi ve tutuklandı. Videoyu çeken Parvendra ve olay sırasında orada bulunan Bhanu adlı iki çalışan da gözaltına alındı.
Noida Baş Tıp Görevlisi (CMO) Sunil Sharma, durumla ilgili endişelerini dile getirdi ve acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Güvenlik görevlilerinin sayısının artırılması ve güvenlik kameralarının kurulması planlanıyor.
Olay üzerine CMO ofisi, polis karakoluna resmi bir şikayette bulundu. Tutuklamalar, Hint Ceza Kanunu’nun 296. Maddesi ve Bilgi Teknolojileri Yasası’nın 67. ve 67A. Maddeleri kapsamında gerçekleşti.
Sher Singh’in işine son verildi ve olayı araştırmak üzere üç kişilik bir soruşturma komitesi kuruldu. Komitede, yardımcı CMO’lar Dr. Jaisalal ve Dr. R.P. Singh ile adli tıp uzmanı Dr. Rishabh Kumar Singh yer alıyor.
Olay, tesisin güvenliği ve yönetimi hakkında ciddi endişelere yol açtı. Polis, morgda başka videoların çekilip çekilmediğini belirlemek için soruşturmayı sürdürüyor. Bu olay, sağlık kurumlarında güvenlik ve etik standartların önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’dan Gürcistan’a seyir halinde olan Panama bayraklı 81 metre boyundaki “FG SEFA” adlı kuru yük gemisinde, Çanakkale Boğazı Karanlık Liman Demir Sahası’nın kuzeyinde makine arızası meydana geldi.
Gemi kaptanının durumu telsizle Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğüne bildirmesi üzerine, bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı “TÜRKELİ” römorkörü ve kılavuz kaptan sevk edildi.
Gemi, Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinin koordinasyonunda, kılavuz kaptan ve “TÜRKELİ” römorkörü refakatinde götürüldüğü Karanlık Liman Demir Sahası’na emniyetle demirletildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde yapımına başlanan caminin temel atma törenine Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, İlçe Müftüsü Muhammed Aydın, hayırsever iş adamları ve vatandaşlar katıldı.
Toplam bin 400 metrekarelik alanda 3 katlı olarak inşa edilecek olan yeni cami, hayırsever iş adamları tarafından hayata geçirilecek. Temel atma töreninde hayırlı olması temennisinde bulunan Başkan Şener Söğüt, “Hayırsever vatandaşlarımızın desteğiyle hayata geçirilecek camimizin temelini attık. Rabbim hayırlısıyla bitirmeyi nasip etsin, emeği geçenlerden Allah razı olsun” dedi. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Merkez Demiryolları, güvenlik nedeniyle 140’tan fazla tren seferini iptal etti, 97 seferin rotasını değiştirdi. Binlerce yolcu istasyonlarda mahsur kaldı. Yetkililerin hızlı müdahalesiyle bu yolculara yiyecek ve içecek sağlandı. Ayrıca alternatif ulaşım imkanları sunuldu.
Meteoroloji uzmanları, bölgede oluşan alçak basınç sisteminin bu şiddetli yağışlara neden olduğunu açıkladı. Önümüzdeki günlerde hava durumunun iyileşmesi bekleniyor, ancak yetkililer halkı tetikte olmaya çağırıyor.
Afet yönetimi ekipleri, sel sularının çekilmesiyle birlikte hasar tespit çalışmalarına başladı. Altyapı hasarlarının onarımı ve temizlik çalışmaları için geniş çaplı bir operasyon planlanıyor. Eyalet yönetimleri, afetzedelere barınma ve gıda yardımı sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fridenau semtindeki Breslauer Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etmek ve Filistinlilerle dayanışma göstermek için toplanan yüzlerce kişi daha sonra yürüyüş gerçekleştirdi.
Filistin bayrakları taşıyan göstericiler Rathaus Steglitz metro istasyonuna kadar yürüdü.
Almanya’nın İsrail’e verdiği desteği eleştiren göstericiler “Almanya finanse ediyor, Netanyahu katliam yapıyor, Scholz alkışlıyor”, “İsrail’i silahlandırmayı durdurun”, “Biz binleriz, milyonlarız, hepimiz Filistinliyiz”, “Soykırımı durdurun” ve “Siyonizm öldürür” sloganları attı.
Yürüyüş güzergahı üzerinde Walter Schreiber Platz metro istasyonu yakınlarında, İsrail bayrakları açan bir grup, gösteriyi provoke etmeye çalıştı.
Gösteri bittikten sonra polis çok sayıda göstericiyi gözaltına aldı.
Zaman zaman polisle göstericiler arasında gerginlik yaşanırken, polis göstericilere sert müdahalede bulundu.
Bir göstericinin yere yatırılarak tedavi edildiği, ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“UZMAN YERİNE NEDEN DİZİLERDE PADİŞAHI OYNAYAN AKTÖR TEMSİL EDİYOR?”
Zirvede Engin Altan Düzyatan’ın Türkiye’yi temsil edecek olması tepkileri de beraberinde getirdi. Kısa sürede adı trend listesine giren oyuncu için ilk yorumlardan biri Özgür Demirtaş’tan geldi. Düzyatan’ın bu etkinlikte olmasını eleştiren Demirtaş, “Çok net bir sorum var: Engin Altan Düzyatan’ın iklim değişikliği hakkında:
1) Bir eğitimi var mı?
2) Bir uzmanlığı var mı?
3) Bir liyakati var mı?
Neden ülkemizin bu alandaki bir uzmanı bizi temsil etmiyor da, dizilerde padişah canlandıran Aktör temsil ediyor?” ifadelerini kullandı. Engin Altan Düzyatan ise eleştirilerle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Engin Altan Düzyatan daha önce de birkaç kez Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen etkinliklerde yer almıştı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu diploma alma ve sancak devir teslim törenine katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin’e Türkiye’nin sırtını dönemeyeceğinin altını çizdi.

ERDOĞAN: ANADOLU’YU VATAN YAPMAK KADAR MUHAFAZA ETMEK DE ZORDUR
Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Türkiye coğrafya olarak bir köprü, kültürel olarak bir merkezdir. Böyle bir coğrafyada başı dik yaşamak öyle bir babayiğidin harcı değildir. En basit zafiyet milletimizi çok büyük tehditlerle karşı karşıya bırakır. Gabar’da teröristleri gömdüysek. Besler’de teröristleri gömdüysek bundan sonra da aynı karar ve imanla gömmeye devam edeceğiz. Anadolu’yu vatan yapmak kadar muhafaza etmek de zordur. Burası tembelliği boş vermişliği kaldırmaz. neme lazımcılığı asla kaldırmaz. Her kim Türkiye’nin ufkunu 782 bin kilometrekareye hapsetmeye çalışıyorsa, gafil değilse bu toprakların yabancısıdır.
“KUDÜS’E BİZ SIRTIMIZI NASIL DÖNEBİLİRİZ”
Azerbaycan ile nasıl birsek Türk devletlerindeki kardeşlerimiz ile kalplerimiz bir atmaktadır. Kudüs’e biz sırtımızı nasıl dönebiliriz. İstanbul ile Kudüs-ü Şerif’i kim ayırabilir, Gazze’yi Gaziantep’ten kim ayırabilir. Kim Kudüs’ten bize ne diyorsa bu milletin tarihini bilmiyor demektir.

Yan yana şehit olduğumuz kardeşlerimizle aramıza kim duvar örebilir. Gazi Mustafa Kemal’in, düşman postalı değdirmemek için mücadele ettiği Filistin topraklarına biz gözlerimizi nasıl kapatabiliriz. Gazi, niçin Bingazi’deydi, oraya niye gitmişti, mücadele etmişti? İşte bu vatan aşkı ile bu ruhun adımıydı.
Kahraman ordumuzun saflarına yeni çelikten bilekler ekliyoruz. Toplam 989 öğrencimiz mezun oluyor. Diplomalarını alarak ordumuzun saflarına katılan teğmenlerimizi tebrik ediyor tek tek alınlarından öpüyorum. Mezunlarımızı yetiştiren hocalarımızı ve komutanlarımızı da tebrik ediyorum. 15 Temmuz’dan sonra yeniden yapılandırdığımızı okullarımızın başarı grafiği sürekli yükseliyor. Bu dönemde 9 bin 909 kardeşimiz Kara Harp Okulundan mezun oldu. 15 Temmuz ihaneti gibi bir devletin başına gelebilecek felaketi en az hasarla atlattık. Tahribatı kısa sürede telafi ettik. Personel, eğitim, imkan ve yetenekler bakımından eksikleri giderdik.

“ORDUMUZA YÜK OLAN SIKINTILI DURUMLARA SON VERDİK”
Hayata geçirdiğimizi reformlarla ordumuza yük olan sıkıntılı durumlara son verdik. Yeni eğitim öğretim sistemi ile milli iradeye bağlı, sadece milletine hizmet eden bir Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sahip olduk. Bu adımların bırakın zayıflatmayı odumuzun üçüne nasıl güç kattığını sahada elde edilen başarılarda görüyoruz. Suriye’den Libya’ya ordumuz görevini alnının akı ile yerine getiriyor. Başarı grafiği ile eski Türkiye artıklarının hazımsızlığı da artmakta. Buna imkan vermeyeceğiz. Onları rahatsız etmeyi sürdüreceğiz.
Tarihimiz boyunca devlet komutan millet de asker olmuştur. Her Türk asker doğar… Bu sözü milletimizin bu topraklarda yürüttüğü varlık yokluk mücadelesi ile eşleşmiştir. Askerlik meslekten ziyade din için, devlet ve vatan için namus borcu görülmüştür. TSK’nın kodlarında bu anlayış hakimdir. Milletin kendisi olan TSK, bağımsızlığımızın, bölünmez bütünlüğün, milli birliğimizin güvencesidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sütlüce bölgesi Baldan köyünde meşe ağaçlarıyla kaplı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye, Orman İşletme Müdürlüğü, itfaiye, jandarma ve Munzur Arama Kurtarma Derneği ekipleri sevk edildi.
Ekipler, iş makinelerinin yanı sıra tırmık, kazma ve küreklerle yangına müdahale ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NORVEÇ Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, İsrail’in Batı Şeria’daki geniş çaplı operasyonlarıyla ilgili olarak, “İsrail’in askeri operasyonları, bölgedeki istikrar için öngörülemeyen sonuçlar doğurarak zaten gergin olan durumu daha da tırmandırıyor” dedi.
İsrail ordusu Çarşamba günü Batı Şeria’nın kuzeyinde Cenin, Tulkarim ve Tubas mülteci kamplarını hedef alan askeri operasyonlara başladığını duyurmuştu. İsrail saldırılarında şu ana kadar 17 Filistinlinin öldüğü, çok sayıda kişinin yaralandığı, yaralılardan bazılarının durumunun kritik olduğu ifade edildi. Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, Batı Şeria’daki saldırılara ilişkin açıklamasında, “Filistinli sivillerin artan şekilde ölümcül savaş taktiklerine maruz bırakılmasından kaygı duyduklarını” belirtmişti. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise açıklamasında, ” Gazze’de devam eden dehşetin ortasında, işgal altındaki Batı Şeria’daki durum son derece tehlikeli. Jenin, Tulkarem ve Tubas’ta ve çevresinde gerçekleşen büyük İsrail askeri operasyonları, bölgedeki istikrar için öngörülemeyen sonuçlar doğurarak zaten gergin olan durumu daha da tırmandırıyor. İnsani yardım görevlileri ihtiyaç sahibi herkese ulaşabilmelidir. Yerleşimci şiddeti Filistinlilerin hayatlarını ve geçim kaynaklarını daha da tehlikeye atmaktadır. Silahlı, aşırılıkçı yerleşimciler Filistinlileri terörize etmeye ve onlara zarar vermeye devam etmektedir ve bu neredeyse tamamen cezasız kalmaktadır. Bu tür saldırılar derhal sona ermelidir. İşgalci güç olarak İsrail, uluslararası hukuk gereği Filistinli sivilleri korumakla yükümlüdür. Norveç, Batı Şeria’daki aşırılıkçı yerleşimcilere yönelik AB yaptırımlarına katılıyor ve uygun gördüğü takdirde önlemleri değerlendirmeye devam edecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak oğlu Yankhoba göç yolculuğunda ölen Amina’nın içini rahatlatmak için artık çok geç.
BBC’ye yaşadığı Senegal’den konuşan anne, “Oğlumun öldüğünü sosyal medyadan öğrendim” diyor.
50 yaşındaki anne, “Sürekli konuşuyorduk ve bana Fas’a gitmek istediğini söylüyordu” diyor.
Yankhoba, annesine bir tekneye binmeyi planladığından hiç bahsetmedi.
Acılı anne, son olarak Ocak ayında haber aldığı 33 yaşındaki oğlunu altı ay bulmaya çalışmıştı.
Yankhoba’nın cesedi Ağustos ayının başlarında, Atlantik Okyanusu’nun diğer yakasında, Dominik Cumhuriyeti kıyılarına 18 km mesafede balıkçılar tarafından bulundu.
Dominik polisi, sürüklenir haldeki ahşap teknede 14 çürüyen ceset olduğunu açıkladı.
Cesetlerden çıkan cep telefonları ve kişisel belgeler, Senegal, Moritanya ve Malililere ait olduklarını gösteriyordu.
Gemideki eşyalar arasında Yankhoba’nın kimlik kartı da vardı.
Dominik yetkilileri tekneden ayrıca 12 paket uyuşturucu madde içeren paket çıktığını da duyurdu.
Bu teknenin Afrika’nın batı kıyısındaki Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken kaybolduğu varsayılıyor.
Tekne, bu rotada sıklıkla kullanılan ahşap balıkçı tekneleri ile benzerdi.
Yankhoba, annesinin ilk çocuğu ve tek oğluydu. Bu onun omuzlarına, Senegal toplum gelenekleri nedeniyle büyük bir sorumluluk yüklüyordu.
33 yaşındaki terzi, geride karısını ve birini henüz görmediği iki çocuğunu bıraktı.
Anne Amina, oğlunun ölümünü öğrenmeden önce Facebook’taki kayıp şahıs sayfalarında yardım aradı.
Çok sayıda takipçisi olan sosyal medya fenomenlerinden de arayışını duyurmalarını istedi.
BBC’ye o süreci anlatan anne, “Yankhoba’nın Fas’ta ya da belki Tunus’ta bir hapishanede olabileceğine inanıyordum” diyor sesi titreyerek…
Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Batı Afrikalı göçmenler, Akdeniz rotası yerine alternatifi olarak daha fazla Kanarya Adaları rotasını seçiyor.
Atlantik Okyanusu’ndaki bu rota, hem Sahra Çölü hem de Akdeniz’i geçmeye çalışmaktan daha az tehlikeli görülüyor.
Avrupa Birliği sınır ajansı Frontex’e göre sadece geçen yıl bu rotayı tercih edenlerin sayısı yüzde 161 arttı.
Kanarya Adaları kendi toprağı olan İspanya, en fazla göçmen alan Avrupa ülkelerinden biri.
Batı Afrikalıların alternatif göç yollarına yönelmeye başlamasına karşın halen çoğu göçmen, Avrupa’ya Akdeniz üzerinden ulaşmaya çalışmayı tercih ediyor.
BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü, son on yılda 28 binden fazla göçmenin Akdeniz’de boğularak öldüğünü değerlendiriyor.
Siyasi vaatlere karşın süren göç
Göç uzmanı Aly Tandian, Batı Afrikalıların, güvenlik, kurumsal yapı, hijyen ve ekonomi gibi sorunlarla karşı karşıya oldukları için evlerini terk etme yoluna gittiklerini söylüyor.
Özellikle Senegal’i terk edenlerin sayısı, gençlere istihdam sözü veren bir yönetime ve nispeten barışçıl bir ülke olmasına rağmen artıyor.
Yeni hükümet Mart ayındaki seçimden bu yana, petrol, ekmek ve pirinç gibi bazı temel ihtiyaçların fiyatını düşürmeyi başardı.
Ancak bu yeterli değil.
Göçmenler için çalışan sivil toplum örgütü Horizon Without Borders’ın direktörü Boubacar Sèye, “Yeni yönetimin yarattığı umudun göç akışını durduracağını düşündük, ancak ne yazık ki durum böyle olmadı” diyor.
Seye, “Umutsuzluk ve şüphe, topluma öyle bir nüfuz etti ki, insanlar artık hayallerinin burada gerçekleşebileceğine inanmıyor” diyor.
Sèye, Senegal yetkililerine, Dominik Cumhuriyeti açıklarında bulunan tekneye ne olduğunun belirlenmesi konusunda bir soruşturma yapılması için talepte bulunan bir mektup da yazdı.
Temmuz ayında Moritanya kıyılarında bir teknede 89 ceset bulunmasının ardından, Senegal Başbakanı Ousmane Sonko, gençlere tehlikeli Atlantik rotasını kullanmamaları yönünde çağrıda bulundu.
Sonko, “Dünyanın geleceği Afrika’da ve siz gençler bunun farkında olmalısınız” mesajını verdi.
Yine de, Avrupa ve ABD’ye ulaşmak için hayatlarını riske atan çok sayıda genç Afrikalı geleceklerini evlerinin dışındaki ülkelerde arıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak oğlu Yankhoba göç yolculuğunda ölen Amina’nın içini rahatlatmak için artık çok geç.
BBC’ye yaşadığı Senegal’den konuşan anne, “Oğlumun öldüğünü sosyal medyadan öğrendim” diyor.
50 yaşındaki anne, “Sürekli konuşuyorduk ve bana Fas’a gitmek istediğini söylüyordu” diyor.
Yankhoba, annesine bir tekneye binmeyi planladığından hiç bahsetmedi.
Acılı anne, son olarak Ocak ayında haber aldığı 33 yaşındaki oğlunu altı ay bulmaya çalışmıştı.
Yankhoba’nın cesedi Ağustos ayının başlarında, Atlantik Okyanusu’nun diğer yakasında, Dominik Cumhuriyeti kıyılarına 18 km mesafede balıkçılar tarafından bulundu.
Dominik polisi, sürüklenir haldeki ahşap teknede 14 çürüyen ceset olduğunu açıkladı.
Cesetlerden çıkan cep telefonları ve kişisel belgeler, Senegal, Moritanya ve Malililere ait olduklarını gösteriyordu.
Gemideki eşyalar arasında Yankhoba’nın kimlik kartı da vardı.
Dominik yetkilileri tekneden ayrıca 12 paket uyuşturucu madde içeren paket çıktığını da duyurdu.
Bu teknenin Afrika’nın batı kıyısındaki Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken kaybolduğu varsayılıyor.
Tekne, bu rotada sıklıkla kullanılan ahşap balıkçı tekneleri ile benzerdi.
Yankhoba, annesinin ilk çocuğu ve tek oğluydu. Bu onun omuzlarına, Senegal toplum gelenekleri nedeniyle büyük bir sorumluluk yüklüyordu.
33 yaşındaki terzi, geride karısını ve birini henüz görmediği iki çocuğunu bıraktı.
Anne Amina, oğlunun ölümünü öğrenmeden önce Facebook’taki kayıp şahıs sayfalarında yardım aradı.
Çok sayıda takipçisi olan sosyal medya fenomenlerinden de arayışını duyurmalarını istedi.
BBC’ye o süreci anlatan anne, “Yankhoba’nın Fas’ta ya da belki Tunus’ta bir hapishanede olabileceğine inanıyordum” diyor sesi titreyerek…
Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Batı Afrikalı göçmenler, Akdeniz rotası yerine alternatifi olarak daha fazla Kanarya Adaları rotasını seçiyor.
Atlantik Okyanusu’ndaki bu rota, hem Sahra Çölü hem de Akdeniz’i geçmeye çalışmaktan daha az tehlikeli görülüyor.
Avrupa Birliği sınır ajansı Frontex’e göre sadece geçen yıl bu rotayı tercih edenlerin sayısı yüzde 161 arttı.
Kanarya Adaları kendi toprağı olan İspanya, en fazla göçmen alan Avrupa ülkelerinden biri.
Batı Afrikalıların alternatif göç yollarına yönelmeye başlamasına karşın halen çoğu göçmen, Avrupa’ya Akdeniz üzerinden ulaşmaya çalışmayı tercih ediyor.
BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü, son on yılda 28 binden fazla göçmenin Akdeniz’de boğularak öldüğünü değerlendiriyor.
Siyasi vaatlere karşın süren göç
Göç uzmanı Aly Tandian, Batı Afrikalıların, güvenlik, kurumsal yapı, hijyen ve ekonomi gibi sorunlarla karşı karşıya oldukları için evlerini terk etme yoluna gittiklerini söylüyor.
Özellikle Senegal’i terk edenlerin sayısı, gençlere istihdam sözü veren bir yönetime ve nispeten barışçıl bir ülke olmasına rağmen artıyor.
Yeni hükümet Mart ayındaki seçimden bu yana, petrol, ekmek ve pirinç gibi bazı temel ihtiyaçların fiyatını düşürmeyi başardı.
Ancak bu yeterli değil.
Göçmenler için çalışan sivil toplum örgütü Horizon Without Borders’ın direktörü Boubacar Sèye, “Yeni yönetimin yarattığı umudun göç akışını durduracağını düşündük, ancak ne yazık ki durum böyle olmadı” diyor.
Seye, “Umutsuzluk ve şüphe, topluma öyle bir nüfuz etti ki, insanlar artık hayallerinin burada gerçekleşebileceğine inanmıyor” diyor.
Sèye, Senegal yetkililerine, Dominik Cumhuriyeti açıklarında bulunan tekneye ne olduğunun belirlenmesi konusunda bir soruşturma yapılması için talepte bulunan bir mektup da yazdı.
Temmuz ayında Moritanya kıyılarında bir teknede 89 ceset bulunmasının ardından, Senegal Başbakanı Ousmane Sonko, gençlere tehlikeli Atlantik rotasını kullanmamaları yönünde çağrıda bulundu.
Sonko, “Dünyanın geleceği Afrika’da ve siz gençler bunun farkında olmalısınız” mesajını verdi.
Yine de, Avrupa ve ABD’ye ulaşmak için hayatlarını riske atan çok sayıda genç Afrikalı geleceklerini evlerinin dışındaki ülkelerde arıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA’nın Bodrum ilçesi açıklarında lastik botla Yunan adalarına geçmeye çalışan 21 kaçak göçmen ile 2 göçmen kaçakçısı, Sahil Güvenlik tarafından yakalandı.
Sahil Güvenlik Komutanlığı, 24 Ağustos’ta saat 15.00 sıralarında Bodrum açıklarında lastik bot içerisinde kaçak göçmen olduğu bilgisini aldı. Harekete geçen ekipler, Yunan adalarına geçmeye çalışan 5’i çocuk 21 kaçak göçmen ile 2 göçmen kaçakçısını yakaladı. Kıyıya çıkarılan kaçak göçmenler, İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muaythai, kick boks, wushu ve boks branşında çalışmalarını sürdüren LeonSpor Kulübü sporcusu Hamza Eren, antrenörü Eldar Elizade eşliğinde 7 yıldır sporla uğraşıyor. Hamza, 4 farklı branşta 10 Türkiye, 3 Balkan, 1 Avrupa ve 3 dünya şampiyonluğuyla dikkati çekiyor.
Şampiyonluklarına bir yenisini eklemek isteyen genç sporcu, 23 Ağustos’ta Macaristan’da başlayacak olan Kick Boks Gençler Dünya Şampiyonasına hazırlanıyor.
Hamza Eren Göksu, AA muhabirine muaythai, kick boks, wushu branşlarında 10 Türkiye şampiyonluğu bulunduğunu hatırlattı.
Kick boksta 2 dünya şampiyonluğu ve 1 Avrupa şampiyonluğu bulunduğunu aktaran Hamza Eren Göksu, “Geçen yıl ülkemizin 100. yıl dönümünde kick boksta Avrupa, muaythaide dünya şampiyonu oldum. Wushuda 3 Balkan şampiyonluğum var.” dedi.
Hedeflerinin olduğunu vurgulayan Göksu, “Macaristan’da yapılacak şampiyonlukta unvanımı koruyup, yeni bir dünya şampiyonluğunu ülkemize getirip, ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum.” diye konuştu.
Leon Spor Kulübü antrenörü Eldar Elizade ise Hamza ile uzun yıllardır birlikte çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Hamza’nın önemli başarıları var. Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonlukları var. Kendisi muaythai, kick boks, wushu ve boks branşlarında çalışıyoruz. O dönem hangi şampiyona varsa çalışmalarımızda ona ağırlık veriyoruz. Çok yetenekli ve özel bir çocuk. Çok sayıda rakibini yenerek Macaristan’daki dünya şampiyonasına gitmeye hak kazandı. Zorlu bir şampiyona olacak ama bizi en iyi şekilde temsil edeceğine inancım tam.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“72 YANGININ 69’U KONTROL ALTINDA”
Orman yangınlarında son duruma ilişkin bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Toplam 72 yangın vardı şuan itibarıyla bunlardan 69’u kontrol altına alınmış durumda. Bir önceki günden gelen üç tane ile dün çıkan üç tane halihazırda 6 tane aktif yangın var. Dünden gelen Aydın Didim ve İzmir Ödemiş’in kontrol altında olduğunu söylemek istiyorum” dedi.
Bakan Yumaklı, “Aktif olan yangınlardan Bolu Göynük yangını. Burada enerjisi düşürüldü. Hem arazi yapısının çok sarp olması, dik yamaçlar, kanyonlar olması sebebiyle hava araçlarımızın ve karadan arkadaşlarımızın müdahalesi zorlukla yürüyor. Burası şu an için rüzgarın da olmaması sebebiyle bu bizim için iyi bir şey. Ancakduman var görüş alanını da düşürüyor. Bir süre böyle devam edecek. Yani arkadaşlar söndüre söndüre ve soğuta soğuta devam edecekler” sözleriyle son durumu aktardı.
“ŞEHRİ TEDİRGİN EDECEK BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİL”
İkinci yangının Karabük Ovacık’ta devam ettiğini ve buranın da enerjisinin düşürülmüş vaziyette olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Burada da arkadaşlar yine hem söndürme hem de soğutma çalışmalarına devam edecekler. Üçüncü yangın içinde bulunduğumuz şu anda İzmir Yamanlar. Buranın da enerjisi düştü. Ben burayla ilgili birkaç bilgi vereyim. Sancaklı Köyü yakınında burada da yine dik vadiler ve bir özellikle sarp alan var. Oraya hava araçları müdahale edemiyor. Karadan arkadaşlarımız bütün gece boyunca müdahalelerini yaptılar. Şu anda orası devam ediyor. Şehri ilgilendiren herhangi bir husus kalmadı. Yani halihazırda yangınla ilgili şehri tedirgin edecek herhangi bir husus söz konusu değil. 2 uçak ve 11 helikopter bu bahsetmiş olduğumuz tek bir hat halinde gelen yerlere müdahale etmeye devam ediyorlar” sözlerini kullandı.
“YOĞUN MÜCADELE VAR”
Muğla Milas’ta devam eden yangının da enerjisinin düştüğünü ve gün içerisinde bölgeden güzel haber vereceklerini kaydeden Yumaklı, “Karabük Ovacık’ı bahsetmiştim. Dün akşam bahsettiğim Aydın Bozdoğanlar, burası çok inanılmaz bir rüzgar şiddetiyle başladı. Çok kısa zamanda yayıldı. Yani bizim arkadaşlarımız müdahale etmiş olmasına rağmen onları da aşarak gitti hep. Ama gece hem rüzgarın düşmesi hem de nemin bir miktar yüzde 10’un üzerine çıkması ki biliyorsunuz yani yüzde 30’ların altına düştüğü zaman en büyük tehlike arz ediyor. Burada yüzde 9’lara 8’lere inmişti bir ara. Yüzde 10’un üzerine çıkmasıyla arkadaşlar müdahale ettiler ve yangının yayılmasıyla alakalı gidiş yönünü tuttular. Şimdi geriye doğru kapata kapata gidiyorlar. Ancak o yoğun enerjiyle başladığı için başlangıç noktasında halihazırda bir güçlük var. Yangın kendisini tekrar kuvvetlendirmek istiyor. Burada da arkadaşlarımızın yoğun mücadelesi var” dedi.
Aydın’a geçeğini belirten Yumaklı, herhangi bir yerleşim yeri tehdidinin olmadığını belirterek “Bir ekosistemin içerisindeki ki yani bizimle aynı dünyayı paylaşan canlıların maalesef ki ve de maalesef bunu hep söylüyoruz etkilenmesinin dışında herhangi bir can kaybımız yok. İzmir’de bu bahsetmiş olduğumuz soğutma çalışmaları devam edecek. Biraz süre alabilir. Ancak dediğim gibi yangın anlamında ya da tehdit oluşturacak çok olağanüstü bir meteorolojik koşul olmadığı takdirde herhangi bir husus yok” ifadelerini kullandı.
“ORGANİZE KÖTÜLÜKLE MÜCADELE EDİYORUZ”
“Gece boyu hem yangınlarla mücadele ederken hem de bir organize kötülükle mücadele ediyoruz” diyen Bakan İbrahim Yumaklı, “Bu da enteresan. İnsan ülkesine bunu niye yapar anlayabilmiş değilim. Uluslararası çağrılar var mesela. Hep söylüyoruz bizim uluslararası çağrıyı gerektirecek herhangi bir hususumuz yok ki. Bu neden yapılıyor? Panik oluşturmak için yapılıyor maalesef. Lütfen ilgili arkadaşlarımın, valiliklerin açıklamalarını baz alalım.
İkincisi de başka tarihler, başka ülkeler, başka şehirlerdeki yangın sanki İzmir yangınıymış gibi servis edildi. Yani organize kötülük demekten başka aklıma bir şey gelmiyor açıkçası. Buradan tekrar bütün vatandaşlarımıza bu tür dezenformasyonlara kanmamalarını, bizlerin açıklamalarını takip etmelerini özellikle rica ediyorum.
Pazar gününe kadar hepimizin son derece dikkatli olması gereken bir periyottayız. Burada çok düşük nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli rüzgar adeta yanmak için sebep arayan ortamlar oluşturuyor. Lütfen bizler de gerekli ihtimamı gösterelim, hassasiyeti gösterelim. Eylül’ün 15’ine kadar bizim alarm durumumuz devam ediyor” sözleriyle yaşananları özetledi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Yaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fouga Magister adı verilen jet, önce deniz üzerinde gösterişli bir uçuş sergiledi. Ancak kısa süre sonra, seyircilerin şaşkın bakışları altında aniden suya daldı.
Uçağın pilotu, ne yazık ki kendini kurtaramadı. Çünkü bu eski model jette, modern savaş uçaklarında bulunan fırlatma koltuğu yoktu. Pilotun cansız bedeni, daha sonra kıyıya yakın bir bölgede bulundu.
Bu elim kaza, Cuma günü akşam saatlerinde, saat 17:00’ye yaklaşırken meydana geldi. Fouga Magister, aslında 1960’larda Fransız Hava Kuvvetleri’nde kullanılmış, şimdilerde ise daha çok koleksiyoncuların ilgisini çeken tarihi bir uçak modeli.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, jetin suya çarpma anı net bir şekilde görülüyor. Uçak, çevredeki teknelere çarpmadan denize düşmeyi başardı, bu da olası daha büyük bir faciayı önledi.
Olayı gören bir vatandaş şöyle anlattı: “Uçak önce havada bir gösteri yaptı, sonra aniden alçalmaya başladı ve limanın ucundaki iskeleye yakın bir yerde suya çakıldı.”
Başka bir görgü tanığı ise şaşkınlığını şu sözlerle dile getirdi: “Akrobasi hareketleri yapıyordu. Suya doğru alçaldı, tekrar yükseleceğini sandık ama yükselmedi. Herkes şok içinde kaldı.”
Bu kaza, Fransız Hava Kuvvetleri’nin ünlü akrobasi ekibi Patrouille de France’ın gösterisi sırasında gerçekleşti. Ekip, o gün öğleden sonra halka açık bir gösteri yapmak üzere hazırlanmıştı.
Düşen uçak, gösteride yer alacak ikinci uçaktı. Fouga Magister jetleri, bir zamanlar bu ünlü akrobasi ekibinin gözde uçaklarıydı. Bu uçaklar, pilot eğitimi için tasarlanmış olup saatte 850 kilometre hıza ulaşabiliyordu.
Yerel yetkililer, kaza sonrası hemen arama kurtarma çalışmalarına başladıklarını ve bölgeye itfaiye ile jandarma ekiplerinin sevk edildiğini açıkladı.
Bu üzücü olay, hava gösterilerinin hem pilotlar hem de izleyiciler için taşıdığı riskleri bir kez daha gözler önüne serdi.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın farklı noktalarında aynı anda mpox salgınları yaşanıyor. Buradaki vaka artışlarına virüsün geçtiğimiz Eylül’de tespit edilen “Clade 1b” adlı daha ölümcül bir alt türü yol açıyor.
Sağlık Bakanlığı, 15 Ağustos’ta Türkiye’de 2024’te mpox vakasına rastlanmadığını duyurdu.
Açıklamada Türkiye’de “herhangi kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacı” bulunmadığı belirtildi:
“Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte, bilim kurulumuz ve sağlık altyapımızla süreç hassasiyetle takip edilmektedir. Güncel bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.”
BBC Türkçe‘ye konuşan Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları’ndan Profesör Doktor Esin Şenol, Türkiye’de maymun çiçeğine karşı şu ana kadar “aktif tarama” yapılmadığını ancak münferit “sağlık kurumu ya da personelin çabasıyla şimdiye kadar 10-12 vaka tespit edildiğini” söyledi.
Şenol, maymun çiçeği virüsünün 2022’den bu yana farklı türlerinin etkili olduğunu vurguladı ve ekledi:
“Türkiye’de daha önce görüldüğünden eminiz. Ama bu sayı, 2023’e kadarki türden Türkiye’de görülen vaka sayısı. 2023’ten sonra 2. küresel acil ilanına yol açan tür Avrupa’da ilk defa İsveç’te görüldü. Henüz Türkiye’de görülmedi. Vakaların %70’i Afrika’da, Avrupa ve Amerika %30’unu karşılıyor. Şu an Avrupa’daki toplam vaka sayısı 26 bin, ülkelerdeki vakalar yüzlü sayılarda ama biraz daha artmakta.”
Şenol, virüsün alt türünün daha hızlı bulaştığını ve hastalığın daha şiddetli geçmesine yol açtığını söyledi ve “Ortak eşya kullanımı, tokalaşma, dokunma, öpüşme dışında yakın temaslar bulaşmaya yol açabiliyor. Yüz yüze yakın mesafede uzun süreli konuşma ve nefes nefese değecek bir temasın olması örneğin. Yakın temasta damlacık yoluyla bulaşma olduğu düşünülüyor” dedi.
Şenol, maymun çiçeği salgınının yakından takip edilmesi gerektiğini, ancak şu an için “korkacak bir şey olmadığını” ifade etti ve şunları kaydetti:
“Küresel bir salgın tehdidi demek, eğer biz gerekli önlemleri almazsak süreç kontrolden çıkabilir demek. Yapmamız gerekenler: tüm hekimlerin bildirilmesi, sahanın koordine edilmesi, bir salgın hazırlık stratejisi planının ortaya konulması, aşı ve ilaç tedariğinin sağlanması ve aktif taramanın yapılması.”
‘Hastalığın Türkiye’de olmama şansı düşük’
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan ise Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasındaki “Rastlanmadı” ifadesine dikkat çekti.
BBC Türkçe‘ye konuşan Ceyhan, “Bunu dediğiniz zaman size böyle bir hasta başvurmadı, vuranlarda da test negatif çıktı demektir. Kimse Türkiye’de vaka yoktur diyemez. Çünkü Afrika’da başlayan, 13 Afrika ülkesine yayılan ve Avrupa, ABD, Asya ve Rusya gibi neredeyse bütün bu coğrafyalara yayılan bir salgın var. Biz o ülkelerden farklı bir önlem almadık, dolayısıyla Türkiye’de vaka varsa da şu an bilmiyoruz. Ama bu kadar yayılmış bir hastalığın Türkiye’de olmama şansı biraz düşük” dedi.
Ceyhan, maymun çiçeğine karşı koronavirüs salgını döneminde olduğu gibi toplu kapanma ya da maske zorunluluğu gibi önlemler gerekmediğini vurguladı:
“Benim gördüğüm, alınmış bir önlem yok. Önlem deyince zaten COVID gibi solunum yoluyla bulaşan büyük pandemilerden farklı bir hastalık bu. Maske kullanımı ya da iş yerlerinin vs. kapatılmasına gerek yok. Çünkü bu, temasla bulaşan bir hastalık. Erken dönemde tanı koyup, hastanın toplumla temasını kesmek yeterli.”
Ceyhan, maymun çiçeği virüsü için aşı dışında etkin bir koruma olmadığını, bunun için Türkiye’deki risk gruplarının belirlenip aşılanması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Risk grupları özellikle Demokratik Kongo ve etrafındaki Somali, Nijerya, Gine gibi ülkelerden gelen insanlar. En büyük riski onlar taşıyor. Bu insanlar İstanbul’u Batı ülkelerine giden uçuşlar için çok sık kullanıyor. Afrika’dan Türkiye’ye gelen öğrenciler var.
“Diğer taraftan da Türk vatandaşları için düşünürseniz, hemen hemen tüm Afrika ülkelerine THY’nin günlük uçuşları var. İş insanları sıkça gidip geliyor. Birçok yaygın derneğin kıtada faaliyetleri var. Belli ülkelerde Türk askerleri var. Bu grupların hepsini riskli kabul edip, ona göre önlem almak lazım.”
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan, maymun çiçeğinin solunum yoluyla yayılan virüslere kıyasla daha yavaş yayıldığını ve can kaybının da daha az olduğunu söyledi.
Ceyhan, “Şu an içinde bulunduğumuz pandemide ölüm oranı yüzde 4. 2022’de daha az tehlikeli bir tipini görmüştük, orada yüzde 1’di” diye konuştu.
İlgili haberler
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Haber-Kamera: Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>İran'ın Nur şehrinde 31 yaşındaki Kolej Escort Arezoo Badri isimli kadın, bir arkadaşıyla birlikte evine giderken başörtüsü takmadıkları gerekçesiyle polis memurları tarafından durdurulmak istendi. Polisin hoparlör aracılığıyla durmalarını istediği kadınlar, korkuya kapılarak yollarına devam etti.
Bu esnada silahına davranan polis, önce aracın Kuzey Ankara Escort tekerleğine sonra da kapısına ateş etti. Bu esnada seken kurşunlardan biri Badri'nin sırtına isabet etti. Yaralanan kadın, çevredekiler tarafından apar topar hastaneye kaldırıldı.
Tahran'daki Vali-i Asr Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kadının akciğer ve omuriliğinde ciddi hasarlar oluştu. Talihsiz kadının durumu ciddiyetini Maltepe Escort korurken, İran polisi hastane çevresinde ciddi önlemler aldı.
İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ailesiyle birlikte ziyaret ettiği başkent Tahran'da "örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle" gözaltına Yenimahalle Escort alındıktan sonra şüpheli bir biçimde yaşamını yitirmesi o dönem büyük yankı uyandırmıştı.
]]>Herkesin etrafında, ruh eşini arayan Elvankent Escort birileri vardır. Sosyal medyada sürekli kullanılan "Ruh eşi" teriminin sözlük anlamını merak ediliyor. Peki, Ruh eşinin anlamı nedir? "Ruh eşi" ne demektir? Ruh eşinizi Eryaman Escort bulduğunuzu nasıl anlarsınız? sorularının cevaplarını haberin devamında bulabilirsiniz.
"Ruh eşi" terimi genellikle bir kişinin başka Esat Escort bir kişiyle derin bir duygusal ve zihinsel bağ kurduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu bağ, karşılıklı anlayış, benzer değerler, ilgi alanları ve duygusal uyum gibi faktörlere dayanabilir. Ruh eşi kavramı, kişinin kendini tamamladığını, birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğu ve birlikte zaman geçirmekten keyif aldığı birini ifade etmek için kullanılır. Ancak bu terim, farklı kültürel ve kişisel inançlara göre farklı anlamlar taşıyabilir ve bazıları için daha derin ve spiritüel bağlantıları da ifade edebilir.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle derin duygusal ve zihinsel bir bağa dayanır. Ruh eşinizi bulduğunuzu düşündüren bazı işaretler vardır. Bunlar;Ruh eşinle zaman geçirirken kendini derin bir bağlantı içinde hissedersin. Onunla konuşurken, hislerini ve düşüncelerini paylaşırken anlamlı ve özgün bir ilişki hissedersin. Ruh eşinle ilişkin doğal bir şekilde gelişir ve birbirinize uyum sağlarsınız. Birlikte olduğunuzda kendini rahat, huzurlu ve kabul görmüş hissedersin. Ruh eşinle Etimesgut Escort benzer değerlere sahip olduğunu ve aynı ya da benzer ilgi alanlarını paylaştığını fark edersin. Ortak noktalarınız ve ortak değerleriniz varsa, ilişkinizin derinleştiğini hissedersin. Ruh eşin seni anlar ve duygusal olarak destekler. Birbirinizin duygularını anlama yeteneğiniz yüksektir ve birlikte zor zamanlarda bile birbirinize destek olursunuz. Ruh eşinle aranızda karşılıklı saygı ve sevgi dolu bir ilişki vardır. İlişkinizde güven duygusu ön plandadır ve birbirinize saygı gösterirsiniz. Ruh eşinle birlikte olmak, hem kişisel hem de ilişkisel olarak büyümenizi sağlar. Birbirinizi destekleyerek ve cesaretlendirerek daha iyi insanlar olmanıza yardımcı olursunuz.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle zamanla olgunlaşan bir farkındalık ve içsel bir his olarak ortaya çıkar. Bu hislerin doğru ve sağlam temeller üzerine oturduğundan emin olmak için zaman vermek ve ilişkinizi dikkatle gözlemlemek önemlidir. Herkesin ruh eşi tanımı farklı olabilir, bu nedenle kişisel deneyimlerinize ve hislerinize güvenmek en doğrusudur.
]]>İncelediği araştırmalardan hareketle internet başta olmak üzere, gün boyunca bilgiye maruz kalmanın, zamanla psikolojik yük haline geldiğine işaret eden B2Press, bilgi yükünün etkilerini ve bununla mücadele etmenin yollarını açıkladı. B2Press’in aktardığı bilgilere göre, 2023 itibarıyla küresel nüfusun üçte ikisinin internet kullanıcısı olduğu bir çağda, her yaştan kişinin interneti kullanmasının en yaygın nedeninin bilgi edinmek olduğu görülüyor. Ancak, dijital çağın en büyük güçlerinden biri olan bilgi, aşırı yüklenmeye yol açtığı zaman, yalnızca duygusal ve bilişsel olumsuz etkilerin yanı sıra ekonomiyi de sarsıyor.
Akıllı telefonlarla birlikte milyarlarca bilgi parmaklarımızın ucundayken, bunca veriye maruz kalmanın hem bireysel hem de sosyal açıdan etkileri de giderek artıyor. Online PR Servisi B2Press’in incelediği bilimsel araştırmalardan hareketle, gün boyunca bilgi edinmenin zamanla psikolojik yük haline geldiğini belirterek bilgi yükünün etkilerini, bununla mücadele etmenin yollarını açıkladı.
BİLGİ YÜKÜ, ROMANYA’NIN BİR YILLIK GELIRI KADAR ZARARA NEDEN OLUYOR
PR servisinin analiz ettiği araştırmalar kapsamında “Ekonomistler, kişisel ve toplumsal düzeyde oluşan bilgi yükünün dünya çapında yaklaşık 1 trilyon dolarlık zarar yarattığını öne sürüyor. Bu rakam, Romanya’nın 2023’te 962,83 milyar dolar olan GSYİH’sına eşit. Bunun temelinde bireylerin psikolojisindeki negatif duygulardan farklı alanların dolaylı olarak etkilenmesi bulunuyor. Bilgi yükünden duygusal sağlığı bozulan bireylerin iş performansının düşüşe geçtiği izlenirken, uzmanlar disiplinlerarası bu etkileşimin incelenmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Öyle ki aşırı bilgi yükünün her zamankinden daha fazla ciddiye alınması gerektiği, çünkü dönemin en büyük sorunu olduğu iddia ediliyor.”
“BİLGİ YÜKÜ ÖĞRENCİLERDE UNUTKANLIK VE KARARSIZLIKLA DOĞRUDAN BAĞLANTILI”
“Bireylerin çok fazla bilgi aldıklarını hissettikleri, görevlerini yerine getirme yeteneklerini engelleyen olumsuz bir psikolojik durum” şeklinde tanımlanan aşırı bilgi yüklenmesinin çıktılarını araştıran Online PR Servisi, “Dijitalleşmenin odağında gelişen böylesi bir durum pek çok başka sonucu da beraberinde getiriyor. İş ve çalışma ortamlarında verimliliğin, üretkenliğin azalması ilk sıralarda yer alırken; öğrencilerde de benzer bulgulara rastlanıyor. Bilgi yükünün öğrencilerde unutkanlık, kararsızlık ve konsantrasyon eksikliği ile doğrudan bağlantılı olduğu kaydediliyor. Üstelik, tüm bu sonuçlarla birlikte bireylerin olay ya da durumlara karşı öfke gibi aşırı tepki içeren davranışlarda bulunma eğilimi sergilediği görülüyor. Bilgi yüküyle başa çıkmak için ise yeni bilgilerle karşılaşıldığında filtrelemek, bilgi kaynakları konusunda seçici olmak, önemli bilgilere öncelik vermek gibi adımların psikolojik ya da bilişsel olumsuz etkilerin engelleyebileceğine işaret ediliyor. Ayrıca, maruz kalınan bilgileri sınıflandırmak, zihin haritaları oluşturmak gibi yöntemlerin de iyileştirici gücü olabileceği belirtiliyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük edenlerden ve geleceğin teknolojilerine yönelik yatırımlarını gerçekleştiren Türk Telekom, Türk Telekom Ventures PİLOT girişim hızlandırma programı ile Türkiye’nin teknoloji ihraç etme vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor. Türk Telekom Ventures PİLOT girişim hızlandırma programının yeni dönemine seçilen girişimler, Atatürk Kültür Merkezi’nde yer alan Türk Telekom Ventures Girişimcilik Merkezi’nde Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ile bir araya geldi.
“Girişimler, Türk Telekom Ventures ile yükseliyor”
Konu hakkında değerlendirmede bulunan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Şirket olarak yarına ışık tutan teknolojileri ve bu teknolojileri besleyen girişimleri 10 yılı aşkın zamandır destekliyoruz. Türk Telekom Ventures ve girişim hızlandırma programı PİLOT ile geleceğimiz için fark oluşturacak ve ülkemizi dünyada teknoloji alanında öne çıkaracak inovatif girişimlerin büyümelerine katkı sunuyoruz. Türk Telekom Ventures PİLOT girişim hızlandırma programı ile bugüne kadar girişimlere 32 milyon TL’lik nakit desteği sağladık. Türk Telekom Ventures kurumsal girişim sermayesi ve Türk Telekom Ventures GSYF ile yatırım yaptığı 21 girişimin portföy değeri 190 milyon doları bulurken, söz konusu rakam; girişimcilik ekosisteminin Türkiye ekonomisindeki değerine ve kaldıraç özelliğine işaret ediyor. Ülkemizin ürettiği teknolojiyi dünyaya ihraç eden bir ülke olması motivasyonuyla, PİLOT programımıza dahil olan girişimlerimize teknoloji alanındaki bilgi birikimimizi aktarıyor, finansal desteğin yanı sıra yurt dışına açılmalarını sağlayacak stratejik iş birlikleri ve olanaklar oluşturuyoruz. Girişimlerimize yaptığımız her yatırımı Türkiye’nin geleceğine yönelik bir yatırım olarak görüyoruz. Amacımız, desteğimizle büyüyüp küresel başarılara imza atacak çok daha fazla girişime destek olarak ülkemizden yeni dünya markalarının ve unicorn’ların çıkmasını sağlamak. Yenilikçi teknolojileri desteklemeyi ve geliştirdiğimiz çözümlerin tüm dünyada kullanılması adına girişimlerimizin küresele uzanan yolculuklarında köprü görevi üstlenmeyi sürdürüyoruz. Türk Telekom Ventures ile ABD’de kurduğumuz şirketimiz, stratejik iş birliklerimiz ve yatırımcıları arasında bulunduğumuz küresel yatırım fonları ile hem portföyümüzdeki girişimlerin hem de Türk Telekom ve grup şirketlerinin uluslararası pazarlarda iş geliştirmelerini, yatırım süreçlerini desteklemeye devam edeceğiz” dedi.
Önal, Türk Telekom Ventures PİLOT kapsamında 150 bin TL nakit desteği alan girişimlerin, program sonunda 30 bin USD yatırım desteği ve Stanford Üniversitesi’nde PİLOT girişimleri için özel tasarlanan global girişimcilik programına katılma fırsatına sahip olacaklarını hatırlattı.
“Yaay ile yerli sosyal medya deneyimi, TahtApp ile geleceği iyileştiren teknoloji deneyimi sunuyoruz”
Teknoloji alanında Türkiye’nin kendine yeten bir ülke olması için öncü çalışmalar yürüttüklerini belirten Önal, “Tüm faaliyet alanlarımızda yerli iş birliklerini ön plana alıyor, yerli ürünlerin geliştirilmesine ve kullanılmasına liderlik ediyoruz. Şirketimizin çatısı altında hayata geçirdiğimiz yerli sosyal medya platformumuz Yaay, kullanıcılara farklı deneyimler sunuyor. Yaay platformumuzun şu an 2 milyona yakın kullanıcısı var. Kurumumuz teknoloji birikimini yaşamın her alanına aktararak değer oluşturmaya odaklanan bir kültüre sahip. Bu anlayışımız ile teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürecek çalışmalar gerçekleştiriyor, geleceği yeni nesil teknolojilerle şekillendiriyoruz. Türk Telekom Ar-Ge ekibi tarafından geliştirilen TahtApp uygulaması ile az gören çocukların, sınıf arkadaşları ile bir arada eğitim alabilmesine olanak sağlıyoruz. Şirket olarak, geleceği iyileştiren teknoloji yaklaşımımızla çalışmalarımıza devam ederken, tarihin bize yüklediği misyon ile bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde, ülkemize değer katacak ve ileriye taşıyacak her projenin öncüsü olmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
” Silikon Vadisi’ndeki büyümemizi hızlandırmayı ve kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz”
Türk Telekom PİLOT’un 12’nci dönemine seçilen girişimlerden From Your Eyes Kurucusu ve CEO’su Zülal Tannur, “Yapay görme ve biyolojik görme arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik, insanlardan otomobillere uzanan geniş bir spektrumda çözümler geliştiriyor ve işletmeler için lisanslıyoruz. Araç görüşü olarak adlandırılan VehicleVision, havalimanlarında kullanılan AeroVision ve görme engelli insanların hayatlarını XR teknolojileriyle kolaylaştıran FYE Mobile Vision geliştirdiğimiz bazı çözümlerimizin başında geliyor. Türk Telekom Ventures PİLOT sayesinde ABD’deki merkez şirketimiz olan NeuroVision AI Tech’in, Silikon Vadisi’ndeki büyümesini hızlandırmayı ve kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz. PİLOT programındaki mentörlükler ve eğitimler sayesinde büyümemizi doğru stratejiyle kurguluyoruz” dedi.
Sensed AI Kurucu Ortağı Emre Dirican, “Girişimimiz, yapay zeka ve uzaktan algılama teknolojilerini kullanarak binaların ve kritik altyapıların fiziksel ve çevresel sağlığını sürekli izliyor ve dünya genelinde herkes için güvenli ve sürdürülebilir yaşam koşulları sağlamayı amaçlıyor. Türk Telekom Ventures PİLOT programı ile Türk Telekom’un yurt içi ve yurt dışındaki değerli ağlarına ve iş birliklerine erişme fırsatı yakalayacağız. PİLOT’un sunduğu imkanlar, hedeflerimize daha hızlı ve daha doğru bir stratejiyle ulaşmamızı sağlayacak” diye konuştu.
Mistikist Kurucusu ve CEO’su Buğra Karahan ise “Temeli MIT, Harvard, Stanford, Johns Hopkins gibi üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmalara dayanan; beyin dalgası regülasyonu yöntemini herkesin erişebileceği bir uygulamaya dönüştürerek, dünyanın ilk dijital stres azaltma asistanı olarak Mistikist’i geliştirdim. Sadece 2-8 dakika içinde stres seviyesinde yüzde 90’a varan azalma, odaklanma seviyesinde yüzde 95’a varan bir artış sağlayabiliyoruz. 12’nci dönemine kabul aldığımız PİLOT programı ile birlikte, hem uluslararası pazarda büyüme hızımızı artırdık hem de B2B ve B2C müşteri ediniminde önemli bir yol kat ettik. PİLOT programı birçok alanda kendimizi daha ileriye taşıyıp geniş kitlelere ulaşmamız için benzersiz fırsatlar sunuyor” dedi.
Türk Telekom Ventures PİLOT’un 12’nci dönem girişimleri şöyle:
Archi’s Academy – Kişiselleştirilmiş eğitim platformu
Yazılım geliştirme alanında proje tabanlı ve kişiselleştirilmiş çevrim içi bir eğitim platformu olan Archi’s Academy, teknoloji alanında kariyer hedefleyenlere, esnek, taahhütsüz ve aylık abonelik ile eğitmen liderliğinde eğitimlere katılma ve bire bir mentorluk alma imkanı sunuyor.
Finsmart AI – Yapay zeka destekli CFO hizmetleri
Hızla büyüyen şirketler için otomatik finansal raporlama sistemleri ve yapay zeka destekli CFO hizmetleri veren Finsmart AI, şirketlerin sürdürülebilirliklerini, karlılıklarını ve fonlara erişimlerini arttırmaya yardımcı olarak finansal performanslarını analiz ediyor, eyleme geçirilebilir bilgiler sunuyor, yatırımcıların da portföy şirketlerinin performansını kolaylıkla takip etmelerini sağlıyor.
From Your Eyes – Yapay görme çözümleri
İnsanlardan makinelere kadar uzanan geniş bir spektrum için yapay görme çözümleri tasarlayan From Your Eyes, video görüntü işleme ve anlık görüntü işlemenin kişiselleştirilebilmesini, edge computing’le çalıştırılıp eğitilmesini, kendi eğittiği yapay zeka modelleriyle biyolojik görmeye en yakın yapay görme sistemleri geliştiriyor.
Hardal – Serverside ölçümlemenin en hızlı yolu
Hardal, web sitesi veya mobil uygulamalarda birincil taraflı veri analitiği için gerekli olan sunucu taraflı pazarlama ölçümlemesi ve analitiği hizmeti sunuyor. Bu kapsamda, şirketler sunucu taraflı ölçümleme ve pazarlama, şirket içi geliştirme, projelendirme ve sunucu maliyetlerini yapay zeka destekli algoritma ile minimize edebiliyor. Ayrıca Hardal, çerezsiz reklam kampanya optimizasyonu ve ölçümlenmesi için gerekli altyapıyı uçtan uca sağlıyor.
Mistikist-Yapay zeka destekli nörobilim uygulaması
Görsel, işitsel uyaranlarla stres ve anksiyeteyi azaltan, odaklanma ve iş performansını artıran, yapay zeka destekli bir nörobilim uygulaması olan Mistikist, günlük hayatın ve yoğun iş hayatının stresinden olumsuz etkilenenler için beyin dalgalarını regüle ederek zihinsel esenliğe ulaşmalarını sağlıyor.
QDelivery – Akıllı teslimat platformu
Teslimat ve saha operasyonları yürüten firmaların tüm bu süreçleri dijitalleştirmesini, optimize etmesini ve en etkili şekilde yönetmesini sağlayan SaaS platformu olan QDelivery ile firmalar tüm teslimat ve saha operasyonlarını optimize edip kolayca yönetirken aynı zamanda operasyonel maliyetlerini düşürerek müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşıyor.
Sensed AI – Binaların ve kritik altyapıların fiziksel sağlığını düzenli izleme platformu
Kentsel ve tarımsal izleme konusunda uzmanlaşmış yenilikçi bir yer gözlemi girişimi olan Sensed AI, sentetik açıklıklı radar (SAR) verileri ve ileri yapay zeka algoritmaları ile binaların ve kritik altyapıların fiziksel bütünlüğü ve sağlığı hakkında düzenli bilgiler sunarak uzaktan algılama tabanlı yapısal ve çevresel sağlık analizlerini herkes için erişilebilir kılıyor.
Some Carbon-Yeni nesil karbondioksit azaltım ve yönetimi
Some Carbon, fabrikaların bacasından çıkan karbondioksit emisyonlarından metanol gibi katma değerli ürün üretilmesine ve karbon yönetiminin gerçekleştirilmesine yönelik başta demir-çelik, çimento gibi karbon kaçağı yüksek sektörler olmak üzere risk altındaki bütün endüstrilere karbon azaltım servisi sunuyor. Ayrıca, firmaların hem emisyon azaltım risk ve fırsatlarını değerlendirerek regülasyona dayalı mali yükümlülüklerden daha az etkilenmesine hem de metanol gibi katma değerli sürdürülebilir bir ürün elde edilmesine olanak sağlıyor.
T4 People Analytics – Yapay zeka ile çalışan verilerini değere dönüştürme
Kurumların farklı sistemlerinde bulunan tüm çalışan verilerini bir araya getirerek veriye dayalı yüksek etkili aksiyonlar alınmasını sağlayan ve yapay zeka çözümleri sunan T4 People Analytics’in geniş kapsamlı çalışan analitiği çözümleri arasında İK veri ambarı, yapay zeka tabanlı istenmeyen işten ayrılmaları tahminleme, aday skorlama, metin madenciliği gibi makine öğrenme modelleri bulunuyor.
VenueX – Bütünleşik dijital pazarlama platformu
Markaların mağaza verilerini Google, Meta, Yandex, TikTok, Apple gibi global platformlarla entegre ederek, müşteri trafiğini ve satışlarını artıracak dijital reklamlar oluşturup yayınlamalarını sağlayan VenueX, firmaların reklamlarının etkisini ölçerek hem reklam harcamalarının mağaza ziyaretlerine ve satışlara dönüşümünü belirliyor, hem de markaların reklam performansını ve gelirini maksimize ediyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jonquetta Winbush, araç kullanırken aniden nöbet geçirip bayıldı. Ayağı gaz pedalına basılı kalınca, kendisi ve iki çocuğuyla birlikte gölete girdi. Dwight ve 16 yaşındaki kız kardeşi hızlı düşünerek arabadan çıkmayı başardı, ancak anneleri bilinçsiz halde suda mahsur kaldı. Araba giderek daha derine batarken, durumun ciddiyeti her saniye artıyordu.
Şans eseri yakında devriye gezen polis memuru Charles Cobb, çocukların yardım çığlıklarını duydu. Cobb’un hızlı müdahalesi ve iki iyi niyetli vatandaşın da yardımıyla, Winbush sudan çıkarıldı. Cobb’un uyguladığı kalp masajı sayesinde kadının nabzı geri geldi ve hayata tutundu.
Olay sonrası üç hafta yoğun bakımda kalan Winbush’un durumu giderek iyileşti ve doktorlar tam bir iyileşme beklediklerini açıkladı. Bu süreçte, ailenin yaşadığı korku dolu anlar yerini umut ve minnettarlığa bıraktı.
Olayda gösterdikleri cesaret ve hızlı düşünme yeteneği için Cobb ve iki vatandaş resmi bir törenle ödüllendirildi. Bu olay, toplum birlikteliğinin ve anlık kararların önemini bir kez daha gözler önüne serdi ve herkesin bir kahraman olabileceğini hatırlattı.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüntülere göre, öfkeli bir yolcu, uçağını kaçırdığını öğrendikten sonra Chicago‘daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’nda Frontier Havayolları çalışanlarına bilgisayar monitörü fırlattı.
Geçen ay paylaşılan şok edici video, kızgın kadının bagaj kontrol masasını aşıp havayolu personeline bağırmaya ve onları tutmaya başladığını gösteriyor.
Bir çalışan onu geri itince, kadın bir bilgisayar monitörünü kapıp personele fırlatıyor ve içlerinden birini karnından vuruyor. Görüntülerde ayrıca ikinci bir bilgisayarı alıp yere çarptığı görülüyor.
Çılgına dönen kadın daha sonra geri tırmanırken Frontier çalışanlarına “Aptal!” diye bağırıyor.
Olayı filme alan yolcu, Storyful’a kadının az önce uçağını kaçırdığını ve uçağa binmesine izin vermediklerinde “çıldırdığını” söyledi.
Frontier Havayolları, Çarşamba günü The Post tarafından iletişime geçildiğinde yorum yapmayı reddetti ve tüm soruları Chicago Polis Departmanı’na yönlendirdi.
Polis, WGN-TV’ye kimliği belirsiz 31 yaşındaki kadının ayrıca bir cep telefonu fırlattığını ve 40 yaşındaki bir mağduru vurduğunu söyledi. Polise göre kadın, ayrıca 24 yaşındaki bir kadını bacağından vurdu.
Polis, yolcunun daha sonra havalimanından kaçtığını söyledi.
O’Hare ve Midway Uluslararası Havalimanlarını işleten Chicago Havacılık Departmanı da olayla ilgili yorum yapmayı reddetti.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çin ve İran’dan diplomatların da katıldığı törende, Taliban güçleri Sovyet yapımı tanklar ve ABD yapımı zırhlı araçları sergiledi. Ayrıca, geçmişte el yapımı bomba taşımakta kullanılan sarı bidonlarla donatılmış motosikletler de geçit törenine katıldı.
Taliban, 15 Ağustos 2021’de ABD destekli hükümetin çöküşünün ardından başkenti ele geçirmişti. Şu anda hiçbir ülke tarafından resmi olarak tanınmayan Taliban yönetimi, özellikle kadınlara yönelik kısıtlamalarıyla BM tarafından “cinsiyet apartheid’i” olarak nitelendirilen politikalar uyguluyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Taliban üzerinde kadınlara yönelik kısıtlamaların kaldırılması için baskı yapılması çağrısında bulundu. BM Afganistan İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett ise uluslararası toplumu Taliban yönetimini ve insan hakları ihlallerini normalleştirmeme konusunda uyardı.
Taliban yetkilileri güvenliği öncelik olarak görüyor ve İslam’ın katı yorumuna dayalı yasalar uyguluyor. Ancak IŞİD’in saldırıları hala bir tehdit oluşturuyor.
Ekonomik durgunluk ve insani kriz devam ederken, birçok Afgan yaşam koşullarının kötüleştiğini belirtiyor. Uluslararası sivil toplum kuruluşları, Afganistan’da 23.7 milyon insanın insani yardıma ihtiyaç duyduğunu ve yardım fonlarının azaldığını vurguluyor.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için çalışmalar sürüyor.
Kilis’in içme suyu problemini çözmek için başlatılan projede ise sona gelindi.
Günde 52 bin metreküp su sağlayacak tesisin işletmeye açılmasıyla birlikte, Kilis’te 2050 yılına kadar dünya standartlarında içme suyu sağlanacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Seve Barajı kaynağından alınarak Kilis şehir merkezine verilen içme suyunun yetersiz kalması nedeniyle, Yukarı Afrin Barajı’dan alınarak 43 kilometre uzunluğundaki isale hattı vasıtasıyla Kilis şehir merkezine ulaştırılan ham suyu arıtmak için inşa edilen ikinci kademe İçme Suyu Arıtma Tesisinin işletme testlerinin başarıyla tamamlandığını bildirdi.
Kilis’e Yukarı Afrin Barajı’ndan yılda 18 milyon 980 bin metreküp su sağlandığını belirten Balta, “Seve Barajı’ndan ise 5 milyon 800 bin metreküp olmak üzere toplam 24 milyon 780 bin metreküp ham suyu arıtarak içme suyu olarak verileceği hedeflenmektedir.” bilgisini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Afrika paylaşımını yanıtladı. Erdoğan paylaşımında, “Sayın Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin günümüz şartlarıyla uyumlu ve adil bir şekilde bir reforma tabi tutulması hakkındaki görüşlerinizi samimiyetle ve yüksek sesle ifade etmeniz, dünyanın yeniden adil bir sisteme sahip olması açısından oldukça kıymetlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“‘DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR’ DEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Afrika kıtasının ve tüm Afrikalıların da bu adil sisteme katkı sunabilmesine mutlaka fırsat verilmesi gerektiğini belirten Erdoğan,”Dünyamızda savaşlar etrafımızı daha fazla sarmadan, daha fazla insan ve toplum acı çekmeden, daha fazla masum kanı dökülmeden, küresel barış ve güvenliği temin etme görevini yerine getirmekten uzak olan BM Güvenlik Konseyi’nin yapısının kökten değiştirilmesi gerekmektedir. İnsanlığın bizden beklentisi budur. Biz, bu beklentilerin bir karşılığı olarak ‘ Dünya 5’ten büyüktür’ demeyi, ‘Daha adil bir dünya mümkün’ anlayışıyla hareket etmeyi sürdüreceğiz. Türkiye olarak, adil bir uluslararası sistem ve günümüz şartlarına uygun bir BM Güvenlik Konseyi’nin oluşması için samimiyetle uğraş veren tüm dostlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
GUTERRES’İN AÇIKLAMASI
BMGK oturumunda konuşan Guterres, Afrika’nın Konsey’deki temsiliyetine ilişkin açıklamalarda bulunmuş, Konsey’de Afrika’nın temsil edildiği bir reforma acil ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştı. Konsey’in “İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından tasarlandığını ve o dönemin güç yapılarını yansıttığını” kaydeden Guterres, 1945’ten beri dünyanın önemli ölçüde değiştiğini ve Konsey’in yapısının buna “ayak uyduramadığını” söylemişti.
Guterres, 1945’te, şu anki Afrika ülkelerinin çoğunun sömürge yönetimi altında olduğunu ve uluslararası konularda söz hakkının olmadığını hatırlatarak “Dünya’nın önde gelen barış ve güvenlik organında, 1 milyarı aşan nüfusa sahip bir kıta olan Afrika’nın daimi olarak temsil edilmemesini kabul edemeyiz.” ifadelerini kullanmıştı. Guterres, konuşmasını sosyal medyadan da paylaştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“VAKA SAYISINDA İSTİKRARLI ARTIŞ YAŞANIYOR, 524 KİŞİ ÖLDÜ”
Ghebreyesus, Maymun çiçeği virüsünün Afrika ve diğer bölgelerde daha fazla uluslararası yayılma potansiyeli olasılığı karşısında DSÖ tarafından düzenlenen Acil Durum Komitesi toplantısının ardından değerlendirmelerde bulundu.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde M çiçeği virüsüyle ilgili vakaların 10 yıldan uzun süredir bildirildiğini kaydeden Ghebreyesus, her yıl bildirilen vaka sayısında istikrarlı artışın yaşandığını kaydetti.
Ghebreyesus, “Geçtiğimiz yıl bildirilen vaka sayısı önemli ölçüde arttı. Bu yıl şu ana kadar bildirilen vaka sayısı 14 binden fazla. Hastalıkla ilgili 524 ölüm yaşandı ve geçen yılın toplamını çoktan aştı.” dedi.
Ghebreyesus, komitenin tavsiyesinin, Afrika Birliği’nin dün Afrika ülkelerinde hızla yayılan M çiçeği virüsüne karşı kıta çapında halk sağlığı için acil durum ilan etmesiyle uyumlu olduğunu da kaydetti.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus
SAĞLIK BAKANI’NDAN “ALARM SÖZ KONUSU DEĞİL” AÇIKLAMASI
Maymun çiçeği virüsü ve COVID-19’a ilişkin soruları yanıtlayan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ise “Maymun çiçeği ve COVID ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. Ancak şu anda herhangi bir alarm durumumuz söz konusu değil” dedi.

VİRÜS KEMİRGENLERDEN VEYA ENFEKTE KİŞİLERDEN BULAŞIYOR
M çiçeği virüsü fareler ve sincaplar gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.
İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Özel bir tedavi yöntemi olmayan hastalığın tedavisi antiviral ilaçlarla yapılıyor. Vakaların büyük bir kısmı hastalığı hafif geçiriyor ve birkaç hafta içinde sağlığına kavuşuyor.
Dünya Sağlık Örgütü, “Maymun çiçeği hastalığı (Monkeypox)” ismini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla “mpox” olarak değiştirdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katar’ın başkenti Doha’da yarın Gazze Şeridi’nde ateşkese ve esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin müzakereler yeniden başlayacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, müzakerelere heyet gönderdiklerini doğrulayarak, heyete “müzakereleri yürütme yetkisi” verdiğini açıkladı. İsrail heyetinde kimlerin yer aldığı ise resmi olarak açıklanmadı.
İsrail basınında yer alan haberlerde, MOSSAD Başkanı David Barnea, Shin Bet Başkanı Ronen Bar, İsrail ordusundan General Nitzan Alon’un ve Netanyahu’nun kıdemli danışmanı Ophir Falk’ın heyette yer alacağı ifade edildi.
Ateşkes anlaşması için yeni müzakereler yerine daha önceki müzakerelere dayalı bir plan talep eden Hamas’ın, müzakereye bir heyet gönderip göndermeyeceği henüz bilinmiyor.
ABD, Mısır ve Katar’dan çağrı gelmişti
ABD Başkanı Joe Biden, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Thani, İsrail ve Hamas’a 15 Ağustos’ta Katar’ın başkenti Doha veya Mısır’ın başkenti Kahire’de müzakerelere yeniden devam etme çağrısında bulunmuş, ateşkes anlaşmasının daha fazla geç kalınmadan uygulanmasını istemişti. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fethiye ilçesi açıklarında görevli Sahil Güvenlik Botu tarafından tespit edilen hareketli fiber karinalı lastik bot durduruldu. Lastik bot içerisindeki 17 düzensiz göçmen (beraberinde 9 çocuk) ve 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Sağlık Tüzüğü Acil Durum Komitesi, maymun çiçeği (mpox) virüsünün Afrika’da yayılmaya başlayarak vakaların tehlikeli boyutta artmaya başlaması sebebiyle acil olarak toplandı.
Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) dün son durumla ilgili yaptığı açıklamada halk sağlığı açısından acil durum ilan ettiğini açıklamıştı. DSÖ bugün mpox virüsünün yayılması ve uluslararası acil durum ilan edip etmemek konusunda görüşmek için acil olarak toplandı. Yapılan açıklamada şu ana kadar bildirilen 14 binden fazla vaka ve 524 ölümün olduğu kaydedildi. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus açıklamasında, ” Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde on yıldan fazla bir süredir mpox rapor ediliyor ve her yıl bildirilen vakaların sayısı bu dönemde istikrarlı bir şekilde arttı. Geçen yıl bildirilen vakalar önemli ölçüde arttı ve bu yıl şu ana kadar bildirilen vakaların sayısı şimdiden 14 binden fazla vaka ve 524 ölümle geçen yılın toplamını aştı. Esas olarak cinsel ağlar yoluyla yayıldığı görülen 1b sınıfının tespit edilmesi özellikle endişe vericidir ve bu Acil Durum Komitesini toplama kararımın ana nedenlerinden biridir. Geçen ay, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne komşu olan ve daha önce mpox bildirmemiş dört ülkede yaklaşık 90 klad 1b vakası rapor edildi: Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda.
DSÖ, bu salgınların etkenlerini anlamak ve ele almak için etkilenen ülkelerin hükümetleri, Afrika CDC’si, STK’lar, sivil toplum ve diğer ortaklarla birlikte çalışmaktadır. DSÖ, sürveyans, hazırlık ve müdahale faaliyetlerini desteklemek için başlangıç olarak 15 milyon ABD Doları gerektiren bölgesel bir müdahale planı geliştirmiştir. Bu müdahaleyi finanse etmek için DSÖ Acil Durumlar Acil Durum Fonu’ndan 1,45 milyon ABD Doları tutarında fon sağladık ve önümüzdeki günlerde daha fazlasını serbest bırakmayı planlıyoruz. Ayrıca bağışçılardan müdahale planının geri kalan kısmını finanse etmeleri için çağrıda bulunuyoruz” dedi.
“İNSANLARIN AŞI VE DİĞER TIBBİ HİZMETLERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Acil durum toplantısında ayrıca virüs için aşı çalışmaları ve temini konusunda ise, “Bildiğiniz gibi, mpox için iki aşı, DSÖ’nün Bağışıklama Konusunda Stratejik Danışma Uzmanları Grubu tarafından tavsiye edilmektedir ve ayrıca, Nijerya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti dahil olmak üzere, DSÖ listesinde yer alan ulusal düzenleyici otoriteler tarafından da onaylanmaktadır. Geçen hafta, henüz kendi ulusal düzenleyici onayını vermemiş olan düşük gelirli ülkeler için aşıya erişimi hızlandıracak olan mpox aşıları için Acil Kullanım Listesi sürecini başlattım. Acil Durum Kullanım Listesi ayrıca Gavi ve UNICEF gibi ortakların dağıtım için aşı tedarik etmesine de olanak tanır. DSÖ, aşı bağışları konusunda bizimle birlikte çalıştıkları için Üye Devletlere ve aşı üreticilerine minnettardır. Teşhis, aşı, klinik bakım malzemeleri ve diğer araçlara adil erişimi kolaylaştırmak için tüm ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz. Doğu ve orta Afrika’da yayılan salgının ve Afrika içinde ve dışında uluslararası yayılma potansiyelinin ışığında, salgının uluslararası önemi haiz bir halk sağlığı acil durumunu temsil edip etmediği konusunda bana tavsiyelerde bulunmak üzere Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamındaki bu Acil Durum Komitesini topladım.
Geçen yıl önceki mpox PHEIC’in sona erdiğini ilan ettiğimde, UST kapsamında önümüzdeki hafta sona erecek olan daimi tavsiyelerde bulundum. Ülkelerin kronik mpox riskine yanıt vermelerini desteklemek amacıyla bu sözleşmeleri bir yıl daha uzatmaya karar verdim” açıklaması yapıldı.
HEM HAYVANLARDAN HEM İNSANLARDAN BULAŞIYOR
Mpox virüsü, fiziksel temas ve enfekte olmuş hayvanlardan bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaşma nedenleri arasında yer alıyor.
İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağcılar Belediyesi’nde görevli Klinik psikolog?Şengül?Yarımoğlu?Çakıcı, şiddet içerikli sanal oyunların saçtığı tehlike konusunda aileleri uyardı. Özellikle çocukların gerçek dünya ile bağlarını koparıp oyundaki karaktere büründüğüne dikkat çeken Çakıcı, “Teknoloji çağında olduğumuz için onları bilgisayardan tamamen uzaklaştırmak olmaz ama kullanım sınırlandırması getirmeli ve kontrol etmeliyiz” dedi.
Teknoloji bağımlılığının özellikle çocuk ve gençleri sanal dünyaya hapsedip, gerçek dünyadan uzaklaştırdığını söyleyen uzmanlar, aileleri yaşanabilecek tehlikeler öncesi uyardı. Ekran karşısında çok zaman geçiren çocukların bir süre sonra gerçekle sanalı ayırt edemediğini belirten Bağcılar Belediyesi Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi’nde görevli Klinik Psikolog Şengül Yarımoğlu Çakıcı, “Kullanıcılar, bu oyunlarla aileyle ve çevresiyle ilişkilerini kesiyor. Kendini o dünyaya kaptırıyor ve oyundaki karakterin yerine koyuyor. O karaktere bürünüyor. Asıl büyük tehlike de bundan sonra başlıyor. Şiddete meylettirtici oyunlar, şiddetin de kapısını açmış oluyor” diye konuştu.
KULLANIM SINIRLANDIRMASI GETİRMELİYİZ
Bilgisayar başında fazla zaman geçiren çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve otistik yapılanma gibi sıkıntıların da yaşanabileceğini söyleyen Çakıcı ailelerin çocuklarına gereken zamanı ayırmasının önemli olduğunu vurguladı. Çakıcı, ebeveynlere şu uyarılarda bulundu:
“İnternet ile birlikte bilgisayar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Teknoloji çağındayız onları tamamen bilgisayardan uzaklaştırmak olmaz ama kullanım sınırlandırması getirmeli ve neler yaptıklarını kontrol etmeliyiz. Çok küçük çocuklar için de filtreleme yapmalıyız. Ayrıca çocukların ilgisini ve yeteneğini keşfedip onları spora, müziğe, sanata yönlendirmeliyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Matematik Yarışması, (World Mathematics Invitational) Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bu yıl 12’nci düzenlenen yarışmaya 22 ülkeden 936 öğrenci katıldı. Türkiye’yi temsilen Kanguru Matematik Derneği ile Dönüşüm 350 Matematik Derneği ev sahipliğinde aralarında Mersin Yenişehir İlkokulu öğrencisi Ezel Ali Altın’ın bulunduğu 9 öğrenci, grup lideri Alinda Akarsu başkanlığında katıldı. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrencilerin dereceye girmek için ter döktüğü Kuala Lumpur’daki Dünya Matematik Yarışması sonunda ilkokul 4’üncü sınıf öğrencisi Ezel Ali Altın, gümüş madalya alarak dünya ikinci oldu. Sonuçların açıklamasının ardından arkadaşları ile birlikte Malezya’da Türk bayrağı açan Ezel Ali Altın, yarışma sonrası memleketi Mersin’e döndü.
‘ASLA PES ETMEYECEĞİM’
Güney Kore’de geçen yıl düzenlenen Dünya Matematik Yarışması’nda başarı madalyası kazanan Ezel Ali Altın, matematiği çok sevdiğini belirterek, “Bundan sonraki sınavlara katılmaya devam edeceğim. Asla pes etmeyeceğim. Büyüyünce hedefim, bilim insanı olmak istiyorum. Çünkü benim matematiğim iyi. Matematiği iyi olan, bilim insanı olabilir. Kendime rol model olarak ünlü fizikçi ve kozmolog Stephen Hawking’i seçtim. Onun gibi başarılı bir insan olmak istiyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zuckerberg, 40 yaşında, Salı günü Instagram‘da paylaştığı gönderide “Roma’nın eşinizin heykelini yaptırma geleneğini canlandırıyoruz” diyerek, hayat arkadaşının bahçelerinde duran devasa ve ayrıntılı heykelin yanındaki fotoğrafını paylaştı.
39 yaşındaki Chan, pembe bir bornoz giymiş halde, rüzgârda uçuşan gümüş renkli, adeta melek kanatlarını andıran bir kıyafet içinde tasvir edilmiş dev turkuaz heykelin yanında duruyor. Heykelde Chan, heykelin soluk ama canlı mavi-yeşil rengine uyumlu bir kupadan içecek içerken görülüyor.
Facebook‘un kurucusu, dünyaca ünlü heykeltıraş ve sanatçı Daniel Arsham’a eseri sipariş ettiğini açıkladı. Arsham, daha önce Tiffany & Co. ve Pokémon gibi markalarla ünlü işbirlikleri yapmıştı.
Zuckerberg, “Yıllardır onun heykelini yaptırmakla şaka yapıyordum ve Arsham ile çalışma fırsatı çıkınca sonunda bunu gerçekleştirdim!” dedi.
Arsham’ın Meta CEO’sunun eşi için yarattığı eser, sanatçının Eylül ayında Venedik’teki Chiesa di Santa Caterina kilisesinde sergilenen bir heykelinde olduğu gibi kristal ve volkanik külden yapılmış gibi görünüyor.
Salı sabahından bu yana 170 binden fazla beğeni alan fotoğrafın paylaşılmasından sonra, birçok kişi Zuckerberg’i eşine bu düşünceli hediyeyi verdiği için takdir etti.
Bir Instagram kullanıcısı “Tüm kocalar şaşkınlık içinde” yorumunu yaptı.
Başka bir kullanıcı “Tüm kocalar için çıtayı yükseltin markiepoo” diye yazdı.
Bir diğeri ise espriyle “Tam da eşime aynı şeyi almak üzereydim. Şimdi planımı değiştirmem gerekecek” dedi.
Roma İmparatorluğu Zamanları’na göre, özellikle eşlerin heykellerini yapmak, aileye, tanrılara ve devlete karşı görev, sadakat ve bağlılığı vurgulayan Roma “pietas” idealine dayanıyordu.
Kaynak, bir eşin heykelinin genellikle bu erdemleri temsil ettiğini ve “ahlaki bütünlüğünü, doğurganlığını ve kocasına ve ailesine olan bağlılığını” kamuoyuna gösterdiğini belirtti.
Roma’daki en zengin aileler bu heykelleri yaptırabiliyordu ve bu, erdem, alçakgönüllülük ve fiziksel güzellik gibi Roma toplumunda değer verilen özellikleri vurguluyordu.
Eserin fiyatı Zuckerberg ve Arsham arasında bir sır olarak kaldı.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>7 Eylül 2012’de Trump Tower’da gerçekleşen defilede, Miss USA seçilen Culpo ve yarışmanın eski sahibi Trump ön sırada oturuyordu. Jenner, Mercedes-Benz Moda Haftası kapsamında Sherri Hill için yürüdü.
Trump takım elbise giyerken, Culpo muhafazakâr bir elbise ve Miss USA kuşağı takmıştı. Bir fotoğrafta, Trump’ın Culpo’nun kulağına bir şeyler fısıldadığı görülüyor.
Çalkantılı İlişki
Bu defile, Trump’ın Jenner’a olumlu baktığı son zamanlardan biri oldu. Jenner daha sonra eski başkan hakkındaki düşüncelerini açıkça dile getirdi.
2018’de Jenner, Trump karşıtı bir ceket giyerek protestoya katıldı. Cekette “Tanrı bizi korusun… o benim başkanım değil” yazıyordu.
Aynı yıl bir TV programında, “Çılgın bir partide kimin gelmesini istemezdiniz?” sorusuna “Donald Trump” diye cevap vererek herkesi güldürdü.
Jenner ayrıca, Trump’ın sınır politikalarını eleştiren sosyal medya paylaşımları da yaptı.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UZATMADA 4 GOL ATTILAR
Sahasında oynadığı ilk maçı 2-1 kaybeden Azerbaycan ekibi, Gradski Dianko Stefanov Stadı’nda oynanan rövanş müsabakasının 90 dakikasını 3-2 önde tamamladı ve karşılaşma uzatmalara gitti. Uzatma dakikalarında tam 4 gol bulan Karabağ, 7-2’lik galibiyetle geceye damgasını vurdu.
YASSINE BENZIA’DAN ŞOV
Bir dönem Fenerbahçe ve Hatayspor’da da forma giyen Karabağ’ın Cezayirli futbolcusu Yassine Benzia 2 gol, 1 asistle oynayarak yıldızlaştı.
Azerbaycan takımına galibiyeti getiren golleri 6. dakikada Juninho, 45+2 ve 118. dakikalarda Yassine Benzia, 45+6 ve 112. dakikalarda Patrick, 93. dakikada Tural Bayramov ve 110. dakikada Redon Xhixha’dan geldi. Ludogorets’e ise 14 ve 23. dakikalarda Kwadwo Duah’ın attığı goller yetmedi.
RAKİP DİNAMO ZAGREB
Karabağ, Şampiyonlar Ligi play-off turunda Hırvatistan’ın Dinamo Zagreb takımıyla karşı karşıya gelecek. İlk maç 20 ya da 21 Ağustos’ta Hırvatistan’da, rövanş ise 27 ya da 28 Ağustos’ta Azerbaycan’da oynanacak. Bu eşlemeden galip gelen takım Şampiyonlar Ligi’nde grup aşamasına kalacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KALDIRILAN HER İKİ PAYLAŞIMDAKİ ORTAK NOKTA…”
Orhan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Skandalın en ilginç tarafı 3 ay önce yapılan uluslararası ‘Dünya İslam Bilginleri İstişare Zirvesinde’ sayın başkanımız tarafından kamuoyuna duyurulan Filistin’deki katliamı kınayan sonuç bildirisinden yapılan paylaşımın silinmiş olması yine daha yakın zamanda Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde yapılan uluslararası toplantıda İsrail terörünü eleştiren konuşmasını içeren paylaşım da dün silindi. Kaldırılan her 2 paylaşımdaki ortak nokta Siyonist kelimesi” ifadelerine yer verdi.

“HESABINI ELBET BİR GÜN VERECEKLER”
Açıklamasının devamında “Instagram’da siyonist demek yasak sanırım” diyen Orhan, şöyle devam etti: “Ama katil İsrail’i her şekilde savunmak serbest Instagram’ın paylaşımları kaldırması siyonist İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımını gizlemeye yetmeyecek, ne yaparsa yapsın insanlığa karşı işlediği suçların hesabını elbet bir gün verecektir.”
Olgun KızıltepeHaberler.com – Teknoloji
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramış, bu suikastın ardından İran, İsrail‘e karşı misilleme tehditlerinde bulunmuştu. İran, suikasttan İsrail‘i sorumlu tutarken, İsrail ise sorumluluğu üstlenmemişti.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, İran’ın İsrail’e olası misillemesinin bu hafta gerçekleşebileceğini söyledi. Fox News ise “Tahran 24 içinde vurabilir” iddiasında bulundu.
“İRAN’I GERİLİMİ AZALTMA KONUSUNDA İKNA ETMELERİNİ İSTİYORUZ”
Türkiye Büyükelçiliği görevi yakında sona erecek olan Flake İstanbul’da gazetecilerle düzenlediği toplantısında, “İran ile ilişkisi olan tüm müttefiklerimizden, İran’ı gerilimi azaltması konusunda ikna etmelerini istiyoruz ve bu ülkelerin arasında Türkiye de bulunuyor” dedi.
Flake Washington’un Türk muhataplarına atıfta bulunarak, “Gerilimin tırmanmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Gerilimin tırmanmayacağı konusunda bizden daha emin görünüyorlar” dedi.
ESİR TAKASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Flake, Ağustos ayı başında Ankara‘da gerçekleşen ve Soğuk Savaş’tan bu yana ABD ile Rusya arasındaki en büyük çaplı esir takasında Türkiye’nin oynadığı “faydalı role” dikkat çekti.
Flake, “Müzakere tarafında yer almadılar ancak lojistik tarafta önemli bir rol oynadılar” dedi.
Gazze’deki durumun “çok zor” olduğunu belirten Flake, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İsrail karşıtı söylemlerinin Türkiye’nin arabulucu rolü oynamasını zorlaştırdığını ifade etti.
Flake ayrıca Washington’un “Aktif olarak” ateşkes çağrısı yapmaya başlamasından sonra Ankara ile Washington arasındaki görüş ayrılıklarının azaldığını ancak sürtüşmenin devam ettiğini söyledi.
ABD’nin, Türkiye’den Rusya’ya gönderilen askeri bağlantılı donanım konusunda endişeli olmaya devam ettiğini belirten Flake, Ankara’dan ihracatı önlemeye yönelik işbirliğini artırmasını istedi.
Flake “Bu durum bizim için endişe verici olmaya devam ediyor ve sık sık ve tutarlı bir şekilde gündeme getiriyoruz. Buradaki muhataplarımızla yaptığımız görüşmelerde, amacımızın Rusya’nın savaş kabiliyetini elinden almak olduğuna dikkat çekeceğiz” dedi.
Flake, “Türkiye’den önemli miktarda ürün geldiğini görüyoruz. Bu nedenle daha iyi bir iş birliği yapmak istiyoruz ve birçok yönden bunu başarıyoruz. Rusya’nın şikayet ettiğini biliyorum, bu iyiye işaret” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunan basınındaki haberlere göre, yüzlerce itfaiyecinin müdahalesine rağmen kontrol altına alınamayan başkent Atina’nın kuzey kesimlerinde çıkan yangın nedeniyle birçok yerleşim yeri tahliye edildi. Sabah saatlerinde tahliye edilen Penteli Çocuk Hastanesi ile 414. Askeri Hastanesi’nin ardından, şimdi de Amalia Felming Hastanesi’nin tahliye edildiği belirtildi.

TÜRKİYE’DEN KOMŞUYA HELİKOPTER VE UÇAK DESTEĞİ
Türkiye’nin yangınla mücadele eden Yunanistan‘a destek amacıyla iki yangın söndürme uçağı ve bir helikopter gönderilmesi için çalışmaları başlattığı bildirildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Atina’yı etkisi altına alan yangınlarla mücadele eden komşumuz Yunanistan‘a destek amacıyla iki yangın söndürme uçağı ve bir helikopter gönderilmesi için gerekli çalışmalar başlatılmıştır.” ifadesini kullandı.

“TEHLİKELİ BİR YANGINLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
1960’tan beri kaydedilen en sıcak haziran ve temmuz ayının yaşandığı Yunanistan‘da yetkililer, şiddetli rüzgar nedeniyle yayılmaya devam eden yangında çok sayıda evin kül olduğunu duyurdu. Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Vassilis Kikilias “20 saattir dramatik koşullar altında mücadele ettiğimiz olağanüstü tehlikeli bir yangınla karşı karşıyayız.” dedi.

“TAHLİYE KARARLARINA UYUN” ÇAĞRISI
Yunanistan İtfaiye Teşkilatı Sözcüsü Vasilyos Vathrakoyannis de ekiplerin zor şartlar altında çalıştığını ifade ederek, vatandaşların tahliye kararlarına uymalarını istedi. Tahliye emirlerine uymayı reddedenlerden bazılarının evlerinde mahsur kaldığını belirten Vathrakoyannis, “İtfaiye ekipleri kurtarma operasyonları sırasında hayatlarını tehlikeye atıyor. Vatandaşların tahliye emirlerine uyması gerekir.” dedi.

2’Sİ İTFAİYECİ 15 KİŞİ YARALANDI
Vathrakogiannis, şu ana kadar 2 itfaiyeci ve 13 vatandaşın hafif yaralandığını söyledi. Atina Tabipler Birliği, yangın bölgelerinde yaşayan kronik rahatsızlıkları olan bireyleri, yaşlıları, hamile kadınları, küçük çocukları ve solunum ile kalp problemleri yaşayan vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Haberlerde, yangın söndürme çalışmalarına katılmak üzere Avrupa Birliği Sivil Koruma Mekanizması çerçevesinde Fransa, İtalya ve Çekya’dan ekiplerin Yunanistan’a geleceği bildirildi.

YANGINA MÜDAHALE SÜRÜYOR
Dün öğleden sonra çıkan yangına bugün 500’den fazla itfaiyeci, 152 itfaiye aracı, çok sayıda gönüllü, 17 yangın söndürme uçağı ve 15 helikopter müdahale ediyor. Çok sayıda evin zarar gördüğü yangında polis ve itafaiye ekipleri, çoğunluğu yaşlı ve uyarıları dikkate almayan 200’den fazla kişiyi tahliye etmişti. Meteoroloji uzmanları ve hükümet yetkilileri, perşembe gününe kadar hava koşulları nedeniyle vatandaşları artan orman yangınları konusunda uyarmış, İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Vassilis Kikilias da ülkenin yarısının “kırmızı alarm” altında olacağını belirtmişti.

Öte yandan 2023 yılında Yunanistan’da çıkan orman yangınlarında en az 28 kişi ölmüş ve 20’den fazla kişi de yaralanmıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARADA SIKIŞIP KALMIŞ
Murillo-Moncada’nın süpermarketteki soğutucuların üzerine çıktığını, ancak oradan soğutucunun arkasına kazara düşerek yaklaşık yarım metre olan soğutucu ve duvar arasına sıkıştığı düşünülüyor.
ANTİDEPRESAN İLAÇ KULLANIYORDU
Larry Ely Murillo-Moncada, kaybolduğunda 25 yaşındaydı. No-Frills adındaki süpermarket zincirinde çalışırken 28 Kasım 2009 yılında kaybolan Murillo-Moncada dosyasını araştıran polis memuru o sırada bir fırtına olduğunu ve Murillo-Moncada’nın ayakkabısını, çorabını, anahtarını ya da arabasını almadan izini kaybettirdiğini söyledi.

Murillo-Moncada’nın annesi Ana Moncada, o zamanlar yerel bir gazeteye verdiği röportajda kaybolmasından iki gün önceki Şükran Günü’nde oğlunun işten kafası dağınık bir halde geldiğini söylemişti.
Oğlunu götürdüğü doktorun bir antidepresan ilaç yazdığını anlatan anne, oğlunun bir süre sonra sesler duymaya başladığını söylemiş; “bu seslerin kendisine şeker yemesi gerektiğini söylediğini ve şeker yerse kalbinin bu kadar hızlı atmayacağını düşündüğünü” anlatmıştı.
Anne, oğlunun kendisini birinin takip ettiğinden şüphelendiğini ve korktuğunu da söylemişti.
O zamanlar civardaki hapishaneler araştırılmış, göçmenlik ofisi tarafından Honduras’a geri gönderilip gönderilmediği araştırılmış ancak hiçbir sonuca ulaşılamamıştı.

SOĞUTULARIN SESİ YÜZÜNDEN DUYULMAMIŞTIR
Cesedin bulunmasının ardından yapılan araştırma sırasında No-Frills’in eski çalışanları, depo olarak da kullanılan soğutucuların üzerine gözlerden uzak bir şekilde mola vermek için çıktıklarını anlattı. Dedektifler, Murillo-Moncada’nın evden çıkıp sonra süpermarkete gittiğini, soğutucunun üzerine çıktıktan sonra bir şekilde 3,5 metre yükselikte bulunan bir alandan duvarla soğutucu arasında düşerek can verdiği sonucuna ulaştı.
Soruşturmayı yürüten polis memurlarından Brandon Danielson, soğutucuların motorlarının yüksek bir sesle çalışmasından ötürü muhtemelen Murillo-Moncada’nın sesinin duyulmadığını aktardı. Otopsi raporunda da bir travma bulgusuna ulaşılamazken Murillo-Moncada’nın dosyası ‘kazara ölüm’ sonucuyla kapatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALMANYA’YA İLTİCA ETTİ
Suriye‘nin Paris Olimpiyatları’na gönderdiği judocu Hasan Al-Bayan, oyunların ardından ülkesine geri dönmeyerek Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu.
ÜLKESİNE GERİ DÖNMÜYOR
Al-Bayan’ın, siyasi ve kişisel nedenlerle Suriye’ye dönmeyi reddettiği belirtiliyor. Olay, spor camiasında ve Suriye’de geniş yankı uyandırdı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TERÖRİSTLER KENDİLERİNİ BEKLEYEN SONDAN KURTULAMAYACAK”
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hudutlarımızın güvenliği, bölgenin huzuru ve emniyeti için Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarına aralıksız devam ediyor. Pençe-Kilit bölgesinde unutulmayacak kahramanlıklar sergileyen, en tehlikeli ve en zorlu arazilerde teröristlerin inlerini yerle bir eden korkusuz Mehmetçik, terör örgütü PKK’yı bölgeden silip atmak için mücadele veriyor.
MSB’den yapılan açıklamaya göre; Pençe-Kilit harekat bölgesine gerçekleştirilen başarılı hava harekatıyla 17 PKK’lı terörist daha etkisiz hâle getirildi.
Operasyondan görüntülerin yer aldığı açıklamaya “Şehitlerimiz için, milletimiz için, aziz vatanımız için durmadan, yorulmadan tüm gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz! Teröristler kendilerini bekleyen sondan kurtulamayacak!” notu düşüldü.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jamaika doğumlu futbolcu Akeem, Madonna‘nın Ağustos 2022’deki Paper dergisi kapak çekiminde de yer almıştı.
Çift, Madonna‘nın 16 Ağustos’taki 66. doğum günü öncesinde İtalya’da bulunuyor.
Bu görüntüler, Akeem’in bir ay önce Madonna ile 4 Temmuz’u geçirmesinden ve Madonna’nın bunu Instagram sayfasında paylaşmasından kısa bir süre sonra geldi.
Madonna, siyah bir elbise giyiyordu. Elbise, kalça hizasında düz siyah bir kısım ve üzerinde dramatik, ayak bileklerine kadar uzanan dantel bir katmandan oluşuyordu ve bir pelerin içeriyordu.
Üzerine, aralarında bir haç da bulunan birçok kolye ve bilezik takmıştı.
Madonna, taş döşeli sokaklarda terlik tarzı sandaletlerle yürürken, sarı saçları hafif dalgalıydı.
İkon, görünümünü tamamlamak için siyah dantel eldivenler ve güneş gözlüğü takmıştı.
Tarihi şehirde dolaşırken Akeem’in koluna tutunuyordu.
Akeem ise yeşil yakalı örme bir üst ve beyaz şort giymiş, güneş gözlüğü takmıştı.
Çift daha sonra arkadaşlarıyla açık havada öğle yemeği yemek için oturdu.
Madonna ve Akeem ilk kez 2022’de tanışmış görünüyor – Akeem, Madonna’nın Ağustos 2022 Paper Dergisi kapak sayısında yer almıştı.
4 Temmuz’da Madonna, kendisi ve Akeem’in cesur pozlarını içeren müstehcen bir fotoğraf dizisi paylaştı. Bunlardan birinde, birlikte bir kanepeye uzanmışken Akeem’in eli Madonna’nın göğüslerinin üzerindeydi.
Madonna yazısında, geçen yıl hayatı tehdit eden bir hastalıktan kurtulduğunu ve mucizevi bir iyileşme yaşadığını belirtti.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında kaçak göçmenler olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye ekip sevk edildi. Sahil Güvenlik botu ‘KB-119’ tarafından lastik botun arızası nedeniyle sürüklenen ve yardım talebinde bulunan lastik bot içindeki 17 kaçak göçmen kurtarıldı.
Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mahmud Abbas ile yapılacak görüşmelerde Hamas’ın yeni yönetimi ile El Fetih’in birlik hükümeti kurmaları, İsrail-Hamas savaşı ve Gazze’deki insani sorunların çözümü konularının ele alınması bekleniyor.
Dün Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Abbas’ın Ankara’da Filistin sorunu ve İsrail-Hamas savaşının gidişatına ilişkin önemli mesajlar vermesi bekleniyor.
Erdoğan ve Abbas’ın bugün yapacakları görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulunmaları öngörülüyor.
TBMM’de yarın gerçekleşecek program ise Abbas’ın Meclis BaşkanıNuman Kurtulmuş ile görüşmesiyle başlayacak. Meclis Genel Kurulu’na hitap edecek olan Abbas, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Şeref Holü’ndeki Filistin temalı fotoğraf sergisini gezecek.
Sergide 31 Temmuz’da Tahran’da suikast sonucu ölen Hamas’ın eski siyasi lideri İsmail Haniye’in geçmişte Türkiye’ye yaptığı ziyaretler sırasında çekilen fotoğrafların da yer alacağı kaydediliyor.
Hamas ve İran suikasttan İsrail’i sorumlu tutmuş, İsrail ise Haniye’yiş öldürdüğünü resmen ne doğrulamış ne yalanlamıştı.
Erdoğan, Abbas’ı eleştirmişti
Filistin liderinin Ankara ziyareti, Erdoğan’ın Abbas’ı hedef alan eleştirilerinin ardından geliyor olması açısından da önemli.
Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türk yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ABD Kongresi’ne davet eden ve konuşmasını ayakta alkışlayan Amerikalı Kongre üyelerini sert dille eleştirmişti.
Türkiye’de bazı muhalefet partileri ise Erdoğan’ı “eleştirmekten başka bir şey yapmamakla” suçlamış ve bugüne kadar niçin Mahmud Abbas’ı ve İsmail Haniye’yi TBMM’de konuşma yapmak için çağırmadığını sorgulamışlardı.
Temmuz ayı sonunda Rize’yi ziyareti sırasında yaptığı bir konuşmada muhalefetin eleştirilerine “Size davet etmediğimizi kim söylüyor?” yanıtını veren Erdoğan, “Davet ettiğimiz hâlde gelmeyen Sayın Abbas, kusura bakmasın önce bizden ayrıca özür dilemesi lazım. Davet ettik ama gelmedi. Bekliyoruz, bakalım gelebilecek mi? Gelir veya gelmez ama biz Filistin halkının, Filistinli kardeşlerimizin adına zaten söylenmesi gerekenleri her yerde her toplantıda dile getiriyoruz” demişti.
Erdoğan, Ağustos ayı başında yaptığı bir başka konuşmada, Abbas’ın yanı sıra Haniye’yi de Ankara’ya davet etmeyi planladıklarını şu ifadelerle kaydetmişti:
“Biz ayın 15’inde Meclisimizde Mahmud Abbas’ı konuşturmanın planı içindeydik. İsmail Heniyye kardeşimizi de aynen burada yine konuşturalım demiştik. Hatta Meclis mi olsun yoksa bu salonumuz mu olsun diye de Meclis Başkanımızla onun planlarını yapıyorduk. O planı yaparken, hemen ertesi gün maalesef şehadeti duyduk.”
Abbas kritik dönemde Ankara’da olacak
Abbas’ın Ankara ziyaretinin zamanlaması son dönemde yaşanan üç önemli gelişme nedeniyle önem kazanıyor. Bunların başında Haniye’nin öldürülmesi ve onun yerine Hamas’ın başına sertlik yanlısı olarak bilinen ’ın geçmesi geliyor.
Haniye ile yakın ilişki içinde olan Ankara, Hamas ile El Fetih arasında birliğin sağlanması konusunda uzun süredir çaba göstermişti. Uzun süredir anlaşmazlık içinde olan Hamas ve El Fetih, 23 Temmuz’da Çin’in arabuluculuğunda ulusal birlik hükümeti kurulması konusunda uzlaştıklarını açıklamışlardı.
Haniye’nin ardından bu sürecin nasıl evrileceği bilinmiyor. Abbas’ın Meclis’teki konuşması sırasında Filistinlilerin birlik ve bütünlüğü konusunda nasıl bir mesaj vereceği merak ediliyor.
İkinci önemli gelişme, İran’ın Haniye’nin Tahran’da öldürülmesinden sorumlu tuttuğu İsrail’e misilleme yapacağını açıklaması oldu.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, 13 Ağustos’ta bir araya geldiği gazetecilere, “İran ile ilişkisi olan tüm müttefiklerimizden, İran’ı gerilimi azaltması konusunda ikna etmelerini istiyoruz ve bu ülkelerin arasında Türkiye de bulunuyor” dedi.
Müzakereler yeniden başlayacak mı?
Abbas’ın Meclis’te konuşma yapacağı gün, Haniye’nin öldürülmesi nedeniyle kesintiye uğrayan İsrail-Hamas ateşkes görüşmelerinin yeniden başlaması için hedeflenen tarih olması açısından da büyük önem taşıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 12 Ağustos’ta telefonda görüştüğü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Hamas’ın müzakerelere yeniden dönmesinin önemini dile getirmişti.
Fidan da dün müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar ve Mısır’ın dışişleri bakanlarıyla telefonda görüşmüş ve süreci ele almıştı.
Türkiye uzun süredir ateşkes çağrısında bulunuyor ve sorunun çözümünün Filistin devletinin kurulması olduğunu kaydediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATEŞKES OLURSA MİSİLLEME YOK
Reuters Haber Ajansı’na bilgi veren üç İranlı yetkili, Hamas Siyasi Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da suikaste uğramasına karşı İran’ın, İsrail’e saldırı planından ancak İsrail ve Hamas arasında ateşkes olması halinde vazgeçilebileceğini söyledi.

DOĞRUDAN BİR SALDIRI BAŞLATACAKLAR
İsmi açıklanmayan İranlı üst düzey yetkililerden biri, İran’ın Hizbullah gibi müttefikleriyle birlikte ateşkes görüşmelerinin başarısız olması ya da İsrail’in müzakereleri sürüncemede bıraktığının düşünülmesi halinde doğrudan bir saldırı başlatacaklarını söyledi. Kaynaklar, İran’ın karşılık vermeden önce görüşmelerin ne kadar ilerlemesine izin vereceğine dair herhangi bir yorum yapmadı.

İSİMLERİNİN GİZLİ KALMALARINI İSTEDİLER
Konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, Haniye ve Hizbullah komutanı Fuad Şükr’ün art arda öldürülmesinin ardından Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş riskinin artmasıyla birlikte İran’ın, son günlerde Batılı ülkeler ve ABD ile İsrail’e yönelik misillemenin nasıl olacağı konusunda yoğun bir diyalog içinde olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Deponun tam yeri, içindeki nesnelerden bazılarının çok değerli olması nedeniyle gizli tutuluyor ancak ABD’nin Georgia eyaletinin başkenti Atlanta’da konumlandığını söyleyebiliriz.
Deponun içinde, ters dönmüş bir küvet ve çökmüş bir lombozdan (gemi kamaralarındaki yuvarlak pencere), yüzeyi aşınmış cam eşyalar ve küçük düğmelere kadar binlerce nesne bulunuyor.
İşte bu eşyalardan bazılarının ve sahiplerinin gizli kalan hikayeleri:
Trajik bir hikayeye sahip timsah derisi çanta
Timsah derisinden yapılmış çanta Atlantik Okyanusu’nun kuzeyinde suyun derinliklerinde on yıllar boyunca bozulmadan durdu. Çantanın içinde muhafaza edilen bazı hassas objeler, sahibini bulmayı kolaylaştırdı.
Çanta, geminin en ucuz bölümde yolculuk eden Marian Meanwell adlı kadına ait.
Bu değerli nesneleri enkazdan çıkaran RMS Titanik şirketinin koleksiyonlardan sorumlu yöneticisi Tomasina Ray, “Bu güzel ve şık çanta 63 yaşındaki bir şapkacıya ait. Kadın, daha yeni eşini kaybeden kızı ile beraber ABD’ye yolculuk ediyordu” diyor.
Çantanın içindeki hatıralar arasında, Marian Meanwell’in annesine ait olduğu düşünülen solmuş bir fotoğraf da var.
ABD’de başlayacağı yeni yaşama hazırlık olarak yanına aldığı bazı belgeler de Meanwell’in çantasının içinde bulundu.
Londra’daki eski ev sahibinin referans mektubunda, “Bayan Meanwell kirayı zamanında ödeyen, iyi bir kiracıydı” ifadeleri yer alıyor.
Üçüncü sınıf bölümünde yolculuk edenlerin ABD’ye herhangi bir hastalık taşımayacağını kanıtlamaları için getirmeleri istenen sağlık teftişi kartı da çantadaydı.
Sudan zarar gören bu belge, Meanwell’in trajik hikayesini de gözler önüne serdi.
Meanwell, aslında White Star Line’a ait başka bir gemi olan Majestic’e binmek için listedeydi ancak bu gemi denize açılmadı. Meanwell’in kartındaki Majestic isminin üstü çizildi ve Meanwell Titanik gemisine transfer edildi.
Kaderi değişen Meanwell, Titanik’in batması sonucu hayatını kaybeden 1.500 kişiden biri oldu.
Tomasino, “İşte bu yüzden Meanwell’in ve bu nesnelerin hikayelerini anlatabilmemiz çok önemli. Aksi takdirde bu kadın, listedeki herhangi bir isimden ibaret olacaktı” diye vurguluyor.
Hâlâ güçlü bir koku yayan parfüm şişeleri
Derinlerden çıkarılan eşyalardan bazıları, gemiden kurtulanlara ait.
Tomasina içinde küçük parfüm şişeleri olan plastik kabı açtığında, güçlü ve tatlı bir koku yayılıyor.
On yıllar boyunca deniz yüzeyinde kalmış olan, kapakları kapalı bu şişelerden yayılan kokular hâlâ çok keskin.
Tomasina, “Gemide, yanında 90’dan fazla bu küçük parfüm şişelerinden taşıyan bir parfüm tüccarı da vardı” diyor.
İsmi Adolphe Saalfeld olan adam, ikinci sınıf kamaralarda yolculuk ediyordu.
Saalfeld hayatta kalan 700 kişiden biriydi.
Ancak geminin tahliyesi sırasında kadın ve çocuklara öncelik verilirken, kurtulan bazı erkekler bundan üzüntü duyuyorlardı. Tomasina, eşyaları bulduklarında zaten ölmüş olan adamın “kurtulduğu için vicdan azabı duymuş” olabileceği yorumunu yapıyor.
Şampanya şişesi
Koleksiyonda içi dolu ve üstü mantar tıpayla kapatılmış bir şampanya şişesi de bulunuyor.
Tomasina, mantardan bir miktar suyun içeri sızmış olabileceğini söylüyor.
Titanik buz dağına çarparak 1912’de battığında gemi bölünmüş ve içindekiler etrafa dağılarak büyük bir enkaz alanı yaratmıştı.
Tomasina, “gemi mutfak kısmından bölündüğü için okyanus dibinde çok sayıda şişe ve mutfak tenceresi bulunduğunu” söylüyor.
Gemide o sırada binlerce şişe şampanya taşınıyordu.
Yolcu gemisinin sahibi birinci sınıf yolcuların gösteriş içinde, en iyi yiyecekler ve içeceklerle, zenginlik içinde bir deneyim yaşamasını istiyordu.
Tomasina, “Gemi yüzen bir saray gibiydi ve Titanik’in en lüks yolcu gemisi olması isteniyordu” diye açıklıyor.
Perçin çivileri
Dönemine oranla gelişmiş güvenlik unsurlarına sahip olan ve “batmaz” denilen Titanik buz dağına çarptığında, Southampton’dan ABD’ye ilk seferini yapıyordu.
Tomasina’nın gösterdiği koleksiyonda, çelik levhaları bir arada tutan kalın metal çiviler yani perçinler de dikkat çekiyor.
Gemide 3 milyondan fazla perçinin kullanıldığı düşünülüyor.
Tomasina, “Titanik battığında standartların altında malzeme kullanıldığı ve bu yüzden daha hızlı battığına dair bir teori ortaya atılmıştı” diyor.
Bu perçinlerden bazıları saf olup olmadıklarını tespit etmek için test edildi.
“Soğuğa karşı malzemenin dayanıklılığını biraz daha azaltabilen cam gibi bir madde olan cüruftan perçinlerin içinde yoğun olarak bulunduğunu” söyleyen Tomasina, daha hassas oldukları takdirde bu perçinlerin başlarının daha kolay çıktığını, buz dağının çarptığı yerde kırığın bu yüzden bu kadar büyük olabileceğini belirtiyor.
Ancak Tomasina’ya göre geminin tam olarak neden battığını anlamak için öğrenilmesi gereken daha çok şey var.
Sınıf ayrımı
Gemide yaşam, sınıflar arasında farklılık gösteriyordu.
Yolcuların yiyip içtiği bardak ve tabaklar dahi birbirinden ayrıydı.
Üçüncü sınıftakiler için basit ama sağlam bir beyaz fincan kullanılırken, ikinci sınıftakiler için üstünde mavi ve zarif çiçek motifleri olan daha narin tabaklar kullanılıyordu.
Birinci sınıftakiler daha da zarif, kenarlarında altın çizgi ve üstünde ışıkta parlayan süslemeler olan porselen tabaklarla yemek yiyordu.
ABD’de bir mahkemenin 1994’te verdiği izinle RMS Titanik AŞ, yasal olarak enkazdaki eşyaları çıkarma hakkı kazanan tek şirket oldu.
Ancak ayrı ayrı satılmalarını önlemek için çıkarılan eserleri bir arada tutmak ve düzgün bir şekilde muhafaza etmek gibi çok sıkı kurallara uymaları talep ediliyor.
Bu zamana dek eserler enkaz alanında toplanıyordu.
Şirket kısa süre önce geminin batığına gidip buradan bir eşyayı suyun yüzeyine çıkarma arzusunda olduğunu açıklayarak tartışma yarattı. Bu eşya, Titanik’in battığı gece imdat çağrılarını ulaştırmak için kullandığı Marconi marka telsizdi.
Bazıları, gemi batığının bir mezarlık olduğunu ve rahat bırakılması gerektiğini savunuyor.
Buna karşılık Tomasina, “Titanik’e saygı duyuyoruz. Anısını korumak istiyoruz. Herkes Titanik’e dalıp oraya ulaşamıyor ve onu halkla buluşturmayı istiyoruz” diyor.
Şirket batığın bulunduğu noktada gerçekleştirdiği son keşiflerde milyonlarca fotoğraf çekerek ayrıntılı bir üç boyutlu tarama yapmaya çalıştı.
Dolayısıyla gizli depodaki raflarda daha fazla boş yer açılması gerekebilir.
Ekip sadece Marconi telsiz odasının durumunu incelemekle kalmıyor, aynı zamanda gelecekte yapılacak dalışlarda çıkarmak istedikleri nesneleri de tespit ediyor.
Belki de bu eşyalar sayesinde, Titanik ve yolcuları hakkında hiç anlatılmamış başka hikayeleri ortaya çıkarabilecekler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YÜZDE 75’LİK ONAY ORANI AŞILDI
Johnson & Johnson’ın, ikonik bebek pudrası da dahil olmak üzere talk bazlı ürünlerinin kansere neden olduğunu iddia eden çok sayıda davayı çözmek için yaptığı 6,5 milyar dolarlık teklif için yeterli desteği topladığı bildirildi. Şirket, gerekli davacı desteğini sağlayarak, bir yan kuruluşunu iflas korumasına alma planıyla ilerlemek için gereken %75’lik onay oranını aştı.
Johnson & Johnson sözcüsü Clare Boyle, oy sayımı henüz sonuçlanmadığı için şirketin şu anda yorum yapamayacağını belirtti. Anlaşmanın onaylanması halinde, şirket tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri olacak ve talk ürünleriyle ilgili bir dizi yasal mücadelenin bir bölümünü kapatmayı hedefleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Fethiye ilçesi açıklarında görevli sahil güvenlik botunca hareketli fiber karinalı lastik bot durduruldu.
Lastik botta 9’u çocuk 26 düzensiz göçmen ile göçmen kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle 1 kişi yakalandı.
Bodrum ilçesi açıklarında ise içinde düzensiz göçmenlerin olduğu fiber teknenin motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu sevk edildi.
Ekipler, teknedeki 2’si çocuk 12 düzensiz göçmeni kurtardı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere’nin Southport bölgesinde 29 Temmuz’da bir dans okuluna düzenlenen ve 3 kız çocuğunun ölümüyle sonuçlanan bıçaklı saldırı sonrası yayılan yanlış bilgiler sonucu sokaklarda patlak veren şiddet olaylarında gözaltı sayısı arttı. Polis, şiddet olaylarına karıştığı için gözaltına alınanların sayısının bin 24’e yükseldiğini belirterek, 575 kişiye çeşitli suçlamalar yöneltildiğini açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında 69 yaşında bir kişi ile 11 yaşında bir çocuk da yer alıyor.
Ne olmuştu?
Southport’ta 3 çocuğun öldürüldüğü saldırının ardından bazı sosyal medya hesapları ve haber siteleri, saldırganın Müslüman bir sığınmacı olduğu iddiasını yaymıştı. Polisin, saldırganın Galler’in başkenti Cardiff doğumlu 17 yaşında bir erkek olduğunu açıklamasına rağmen aşırı sağcılar, Müslümanlara ve göçmenlere karşı eylemler gerçekleştirmişti. Eylemler İngiltere’nin birçok kentine yayılmıştı. – LONDRA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLETİŞİM Başkanı Fahrettin Altun, “Bütün gücünü dünyanın sessizliğinden alan İsrail polisinin gözleri önünde binlerce siyonistin Mescid-i Aksa’nın avlusuna girmesini, saldırmasını şiddetle kınıyoruz” dedi.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bütün gücünü dünyanın sessizliğinden alan İsrail polisinin gözleri önünde binlerce siyonistin Mescid-i Aksa’nın avlusuna girmesini, saldırmasını şiddetle kınıyoruz. Müslümanların ilk kıblesine yönelik alçak saldırıları kabul etmiyoruz. Kan ve provokasyondan beslenen İsrail’e karşı tüm insanlığı güçlü bir ses vermeye, ahlak ve vicdan sahibi herkesi Aksa’nın çığlığını duymaya davet ediyoruz. Sessiz kalamayız, kalmamalıyız. Yüreklerimizi birleştirip, barbarlığa ‘dur’ demeliyiz. Öte yandan bilinmesini isteriz ki insan haklarını, uluslararası hukuku hiçe sayarak yaşlı, kadın, çocuk on binlerce Filistinli kardeşimizi şehit eden işgalci İsrail, er ya da geç hesap verecek. Yaptıkları asla yanına kar kalmayacak. Şartlar ne olursa olsun Filistin halkının yanında duracağız, haklı davalarına sonuna kadar destek olacağız” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 21.39 sıralarında Yamanlar Dağı’nda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen sebepten dolayı çıkan orman yangını ihbarı üzerine adrese İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı; 25 arazöz, 4 su ikmal aracı, 3 dozer ve 6 yer ekibi sevk edildi. Ekiplerin alevlerle mücadelesini sürdüğü öğrenildi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ayvacık ilçesi Adatepe köyü yakınlarındaki orman alanında, saat 16.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 2 ilk müdahale aracı, 10 arazöz, 3 dozer, 4 uçak, 4 helikopter ve toplam 104 personel sevk edildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’Lİ ASKERİ ANALİSTTEN DİKKAT ÇEKEN “TÜRKİYE” İTİRAFI
Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da suikastla öldürülmesinin ardından Orta Doğu’da yeni savaş kapıya dayandı. İran ve Lübnan Hizbullahı’nın İsrail’e yönelik misilleme saldırısı beklenirken, ABD’li emekli albay ve Savunma Bakanlığı eski danışmanı Douglas McGregor Türkiye ile ilgili dikkat çeken itirafta bulundu.

“ERDOĞAN TÜRKİYE’Yİ SAVAŞTAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik çok sert çıkışlar yapsa da Türkiye’yi savaştan uzak tutmaya çalıştığını belirten askeri analist McGregor, ABD’nin Türkiye’ye saldırmaları için Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’yi hazırladığını söyledi.
“İSRAİL, PKK’YI KULLANARAK TÜRKİYE’YE SALDIRI PLANI HAZIRLIĞINDA”
MacGregor, ABD’nin daha önce PKK’yı Türkiye’ye saldırmak konusunda desteklediğini kabul ederken şimdi ise İsrail’in Suriye üzerinden PKK’yı kullanarak Türkiye’ye saldırı planı hazırlığında olduğu iddiasını da dile getirdi. McGregor şunları söyledi:
“TÜRKİYE’YE SALDIRMALARI İÇİN PKK/YPG’Yİ EĞİTİYORUZ”
“Türkiye’ye saldırmaları için Suriye’de güçlerimizi hazırlıyoruz şu anda. Kimleri mi kastediyorum? PKK, YPG ve onlarla birlikte hareket eden diğer bazı örgütleri Türkiye’ye saldırmaları için teşvik ediyor ve silahlandırıyoruz.
“BÜYÜK BİR SAVAŞA DOĞRU GİDİYORUZ”
Türkler de bunun farkındalar ve bundan çok rahatsızlar. Bunu geçmişte de düzenli bir şekilde yaptık. Ama bu sefer iş çok ciddi. Ruslar da kuzey Suriye’de yeni bir üs kurdular. Onlara karşı doğrudan eylemde bulunacağımız bir pozisyonda olmamızı istemiyorlar. Yani Türkiye ve İsrail’in de parçası olduğu büyük bir savaşa doğru gidiyoruz. Biz ABD olarak zaten bunun bir parçasıyız.”
ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’yı Suriye’de eğitip-donattığı ve tırlarla silah ve mühimmat gönderdiği biliniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ama Kiev yine de bugün zorlu bir tercih yapmak zorunda – Moskova’ya maksimum baskı yapmak için güçlerini orada mı tutacak yoksa geri mi çekecek.
Rusya’nın insansız hava araçları, füzeleri ve kanatlı bombalarıyla her gün darbe alan Donbas’ta ön cephedeki yorgun güçleri yavaş yavaş geri çekilen Ukrayna, bu yaz iyi bir habere fazlasıyla ihtiyaç duyuyordu.
Ve Rusya’nın Kursk bölgesine yapılan bu olağandışı, iyi şekilde uygulanan sınır ötesi taarruzla, istediği iyi haberi aldı.
İsmini açıklamamızı istemeyen üst düzey bir İngiliz askeri kaynak, “Bu istilanın en çarpıcı yanı; hava savunmasından elektronik harbe, zırhlı birliklerden piyadelere kadar, Ukraynalıların silahlı harbi ne kadar iyi öğrenmiş oldukları. Bu etkileyici” diyor.
Ukraynalılar saldırıda Alman Marder’ler ve diğer zırhlı araçlar da dahil, Batı’nın gönderdiği bazı modern silahları da geçen yazdan çok daha etkili kullanıyor gibi görünüyor. Geçen yaz Rus ordusunu Ukrayna’nın güneydoğu bölgelerinden çıkarmakta başarısız olmuşlardı.
Peki Ukrayna’nın Rusya’ya yaptığı bu baskın, buradan nereye gidecek?
Daha temkinli tarafta yer alanlar, Ukrayna’nın vermek istediği mesajı – Putin’in seçimi olan savaşın artık Rusya’ya da acı getiriyor olduğu mesajını Rusya’ya vermiş olduğunu söyleyecektir. Donbas’taki cephede yaşadığı gerilemelere rağmen Ukrayna modern muharebe tekniklerini kullanarak, sofistike bir bileşik silahlı saldırı düzenleyebildiğini gösterdi.
Bir diğer deyişle temkinli taraftakiler, ‘Kremlin’in burnunu kanattıktan sonra, Putin Ukrayna güçlerini yakalayıp öldürecek daha fazla güç göndermeden önce Ukrayna’nın şerefli bir şekilde geri çekilmesini’ savunacaktır.
Ama geri çekilmek Ukrayna’nın bu sınır ötesi saldırısının iki bariz hedefini boşa çıkarabilir; Rusya’yı bazı güçlerini Donbas’tan geri çekmek zorunda bırakacak bir baskı uygulamak, ve gelecekteki barış müzakerelerinde pazarlık kozu olarak kullanabileceği kadar Rus toprağını elinde tutmak.
İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nden Dr David Blagden “Kiev elinde Rus toprağı tutarsa, kendi topraklarını geri alabilmek için daha güçlü bir pozisyonda olur. Kiev ayrıca Ruslar’ın Putin rejiminin ‘tam muktedir’ olduğuna dair algısını zedeleyerek, Kremlin’i iktidarını tehlikeye atmamak için bir anlaşma aramaya itmeyi de amaçlıyor olabilir” diyor.
Burada net olan bir şey var: Rusya lideri Putin’in bağımsız bir ülke olarak bile var olmaması gerektiğini düşündüğü Ukrayna’nın askerlerinin Rusya topraklarında olması, Rusya için katlanılamaz bir durum.
Putin bu sorunun üstüne bulabildiği her şeyi fırlatacak ve aynı zamanda Ukrayna’ya Donbas’ta yaptığı baskıyı artıracak, buradaki sivilleri daha fazla drone ve füze saldırılarıyla cezalandıracaktır.
Putin’in duyduğu rahatsızlığı, dün Moskova’da düzenlediği acil durum toplantısının televizyona yansıyan karelerde görmek çok kolaydı.
Yani Ukrayna’nın kumarı işe yaradı mı?
Bunu söylemek için hâlâ çok erken. Ukrayna güçleri Rusya toprakları içinde kalmayı sürdürürse, Moskova’nın vites artırmasıyla birlikte gittikçe şiddetlenen saldırılara hedef olabilirler.
Dr Blagden “Sınır ötesi saldırıyı sürdürüp, ele geçirilen toprakların kontrolünü sağlamaya çalışmak; personel, ekipman ve lojistik anlamında çok talepkar bir iş, özellikle de tedarik hatları uzadıkça” uyarısını yapıyor.
Bu şüphesiz Ukrayna’nın bu yılki en cesur adımıydı, ve de en risklisi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları 312 gündür devam ediyor. Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den sonra Gazze Şeridi’nde doğan 115 bebeğin saldırılarda hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, İsrail saldırılarında en son hayatını kaybeden bebeklerin, 9 Ağustos’ta doğan 4 günlük Aysal ve Ayser adlı ikizler olduğunu ifade etti.
Filistin basınında yer alan haberlerde, Aysal ve Ayser’in babalarının sabah saatlerinde ikizlerin doğum belgelerini almak için yanlarından ayrıldığı ve geri döndüğünde ikizler ile eşinin İsrail bombardımanında öldüklerini öğrendiği aktarıldı. – GAZZE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Çeşme açıklarında lastik botta bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu sevk edildi.
Ekiplerce durdurulan lastik bottaki 5’i çocuk 25 düzensiz göçmen yakalandı, göçmen kaçakçılığı iddiasıyla 3 zanlı gözaltına alındı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de Urla ilçesinden sonra Karşıyaka ilçesinde de orman yangını çıktı. Bölgeye sevk edilen ekipler söndürme çalışması başlattı.
İzmir’in Urla ilçesinde çıkan orman yangınına müdahale devam ederken, saat 21.45 sıralarında Karşıyaka ilçesinde Yamanlar Dağı’nda ikinci yangın çıktı. Ormanlık alandan yükselen alevleri gören vatandaşların ihbarıyla bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Yangına, Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 25 arazöz, 4 su ikmal, 3 dozer ve 6 yer ekibi ile müdahale devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Dakka’da haftalarca süren iç karışıklığın ardından önceki hükümetten altı üst düzey isme daha soruşturma açıldı.
170 milyon nüfuslu Bangladeş’te, devlet memurluğuna alımlarda liyakat ilkesine uyulması talebiyle başlayan protestolar hükümet karşıtı eylemlere dönüşmüştü.
İstifa etmesi yönündeki çağrıların ardından eski Başbakan Hasina, bu ayın başlarında istifa ederek komşu Hindistan’a kaçmıştı.
Kendisine karşı soruşturma başlatılmasında sadece birkaç saat sonra, istifasına yol açan protestolarla ilgili bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.
Hasina ülkeden ayrılışından bu yana kamuya yaptığı ilk açıklamada, olaya karışanların “belirlenerek cezalandırılmasını” istedi.
Haftalarca süren ve ve Hasina’nın istifasını talep eden öğrenci gösterilerinde 400’den fazla kişi öldürüldü. Birçoğu onun emriyle polis tarafından vuruldu.
Eski Başbakan’a kim, neden dava açtı?
Eski başbakana bir vatandaş adına dava açan avukat Mamun Mia, Dakka’daki mahkemenin polise davayı kabul etme emri verdiğini söyledi.
Bu, Bangladeş yasalarına göre cezai soruşturmanın ilk adımı.
İş insanı Amir Hamza, Temmuz ayında bakkal Ebu Said’in yoldan geçerken başından vurulmasının ardından dava açmak için başvuruda bulundu.
Hamza 19 Temmuz’da katıldığı mahkemede, öğrencilerin barışçıl bir protesto düzenlediği sırada polisin kalabalığa ayrım gözetmeksizin ateş açtığını iddia etti.
Hamza, Said ile akraba olmadığını ancak bakkalın ailesinin davayı açacak maddi güce sahip olmaması nedeniyle mahkemeye kendisinin başvurduğunu belirtti.
Reuters haber ajansına “Suçlarından dolayı Şeyh Hasina’ya karşı bu yasal adımı atma cesaretini gösteren ilk sıradan vatandaş benim. Bu davanın sonuçlandığını görmek istiyorum” dedi.
Hakim Rajesh Chowdhury, protestoların başından beri Hasina’ya açılan ilk dava kapsamında polise soruşturma yürütmesi emrini verdi.
Eski Ulaştırma ve Köprüler Bakanı Obaidul Quader de soruşturulanlar arasında.
15 yıldır iktidarda olan Hasina’nın hükümeti, yaygın insan hakları ihlalleriyle ve yolsuzlukla suçlandı.
Bangladeş’te son durum ne?
Öğrenci protestoları, Temmuz başında, devlet memurluğuna alımlardaki kotaların kaldırılması talebiyle barışçıl bir şekilde başladı, daha sonra hükümeti deviren geniş çaplı bir harekete dönüştü.
Hasina, polise sert müdahaleyle protestoları bastırma çağrısı yaptı ve protestoculardan “öğrenci” değil, “ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışan teröristler” şeklinde bahsetti.
Kurulan yeni geçiş hükümetinde protestocular da yer alıyor ve hükümete öğrenci liderleri tarafından desteklenen Nobel Barış Ödüllü ekonomist Muhammad Yunus liderlik ediyor.
Hasina, oğlu Sajeeb Wazed Joy’un söylediğine göre seçimler ilan edildiğinde Bangladeş’e dönmeyi planlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KALDIRILAN HER İKİ PAYLAŞIMDAKİ ORTAK NOKTA…”
Orhan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Skandalın en ilginç tarafı 3 ay önce yapılan uluslararası ‘Dünya İslam Bilginleri İstişare Zirvesinde’ sayın başkanımız tarafından kamuoyuna duyurulan Filistin’deki katliamı kınayan sonuç bildirisinden yapılan paylaşımın silinmiş olması yine daha yakın zamanda Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde yapılan uluslararası toplantıda İsrail terörünü eleştiren konuşmasını içeren paylaşım da dün silindi. Kaldırılan her 2 paylaşımdaki ortak nokta Siyonist kelimesi” ifadelerine yer verdi.

“HESABINI ELBET BİR GÜN VERECEKLER”
Açıklamasının devamında “Instagram’da siyonist demek yasak sanırım” diyen Orhan, şöyle devam etti: “Ama katil İsrail’i her şekilde savunmak serbest Instagram’ın paylaşımları kaldırması siyonist İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımını gizlemeye yetmeyecek, ne yaparsa yapsın insanlığa karşı işlediği suçların hesabını elbet bir gün verecektir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA’nın Şehzadeler ilçesinde orman yangını çıktı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Yangın, saat 18.07’de Şehzadeler ilçesi Çobanisa Mahallesi’ndeki ormanda çıktı. Alevlere ilk müdahale, ihbar üzerine gelen ekipler tarafından 18.20’de yapıldı. İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 2 uçak, 8 helikopter, 20 arazöz, 5 su ikmal, 3 dozer ve 3 yer ekibi ile alevlerin kontrol altına alınması için çalışma başlatıldı. Orman ekiplerine itfaiye ekipleri de destek veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçeye bağlı Adatepe köyü yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
4 helikopter, 4 yangın söndürme uçağı, 2 ilk müdahale aracı, 10 arazöz, 3 dozer ve 104 personelle müdahale edilen yangın kontrol altına alındı.
Yangında ilk belirlemelere göre 2,5 hektar ormanlık, 1 hektar ziraat alanı zarar gördü.
Ekiplerin bölgedeki soğutma çalışmaları sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bugün saat 17.00’de Urla ilçesi Demircili Mahallesi yakınlarında orman yangını çıktı. Bölgeden yükselen dumanları görenler orman ekiplerine bildirdi. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 2 uçak, 4 helikopter, 12 arazöz, 3 su ikmal aracı, 1 dozer ve 3 yer ekibi yangına müdahale etti. Havadan ve karadan müdahale ile yangın saat 19.00’da kontrol altına alındı. Soğutma çalışmaları sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Netanyahu kabinesinin bakanlarının da içerisinde yer aldığı İsrailli aşırılık yanlılarının Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonuna ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
Çelik, “Soykırımcı Netanyahu kabinesinin bakanlarının da içerisinde yer aldığı İsrailli aşırılık yanlılarının Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonunu lanetliyoruz. Netanyahu yönetimi, bu provokasyon ile İslam dünyasını, tüm dinleri ve insanlığın ortak mirasını hedef aldığını göstermiştir. Netanyahu yönetimi, bölge ve dünya barışı için bir tehdit olmanın yanı sıra insanlık için de tehdittir. Uluslararası toplum, bu insanlık dışı ve insanlık düşmanı yaklaşıma karşı net bir duruş sergilemelidir. İnsanlık ve barış düşmanı soykırımcı Netanyahu şebekesinin üyeleri hak ettikleri gibi yargılanacaklardır” ifadelerini kullandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evkafçiftliği Mahallesi’ndeki ormanlık alandan henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, 3 söndürme helikopteri, 20 arazöz ve 5 su tankı yönlendirildi.
Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında, 250 dönüm ormanlık alanın zarar gördüğü öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAMAS, İSRAİLLİ ESİRİ ÖLDÜRDÜ
İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Telegramda yayımlanan açıklamasında, konuya ilişkin bilgi verdi. Ebu Ubeyde, iki ayrı olayda, İsrailli esirleri korumakla görevlendirilen iki Kassam üyesinin, bir esiri ateş açarak öldürdüğünü, iki kadın esiri de ağır yaraladığını belirtti.

“TÜM SORUMLULUK İSRAİL HÜKÜMETİNDE”
Yaralı esirlerin hayatlarını kurtarmaya yönelik çabaların devam ettiğini kaydeden Ebu Ubeyde, Gazze’deki katliamların ve bunun sonucunda ortaya çıkan tepkilerin tüm sorumluluğunun İsrail hükümetine ait olduğunu dile getirdi. Ebu Ubeyde, olayın ayrıntılarını öğrenmek için bir komite oluşturulduğunu ve daha sonra yeni bir açıklama daha yapılacağını aktardı.

Görüntü infial yaratmıştı! Putin, intikam yemini etti

Para yüzünden birbirlerine girdiler: İntihar edeceğim

Bahçeli’nin takımından Amedspor’a özel karşılama
İSRAİL’DEN AÇIKLAMA GELDİ
Öte yandan, İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada Hamas’ın açıklamasına atıfta bulunuldu. Kassam üyelerinin iki ayrı olayda İsrailli bir esiri öldürdüğü ve iki kadın esiri yaraladığı bilgisine işaret edilen açıklamada, “henüz olayı doğrulayan veya yalanlayan herhangi bir istihbarat bilgisinin bulunmadığı” ifade edildi. Açıklamada, konuya ilişkin araştırma başlatıldığı kaydedildi.
NETANYAHU’YA “ATEŞKES ANLAŞMASINA İMZA AT” ÇAĞRISI
İsrail güvenlik bürokrasisi Başbakan Binyamin Netenyahu’ya Gazze’deki esirler için “zamanın daraldığı ve esir takasını içeren bir ateşkes anlaşmasına yanaşması” yönünde çağrı yapıyor. Hamas’ın son açıklamasının ardından İsrailli esir yakınlarının Netenyahu üzerindeki baskısı artabilir.
Hamasın açıklamasının ardından İsrailli gazeteci Barak Ravid, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “(İsrailli) Güvenlik teşkilatının yöneticileri haftalardır Netanyahu’ya, kaçırılanların (Gazze’deki İsrailli esirler) zamanının olmadığını ve hayatlarının tehlikede olduğunu söylüyordu. (Netanyahu) Pazarlık yapmayı bilmedikleri için onları azarladı. Bugün olan oldu” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye, komşu ülkeler Etiyopya ve Somali arasındaki husumetin son bulması için harekete geçti. Etiyopya ve Somali’den gelen talebin üzerine Ankara’da görüşmeler başladı. Diplomatik kaynaklar, Etiyopya ve Somali heyetleri arasındaki görüşmelerin Dışişleri Bakanlığında devam ettiğini belirtti.
TÜRKİYE’DEN “MEKİK DİPLOMASİSİ”
Tarafların karşılıklı olarak görüşmediğini aktaran kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın koordinasyonunda, Türkiye heyetinin mekik diplomasisi yürüttüğünü ifade etti. Kaynaklar, taraflarla ayrı ayrı görüşüldüğünü belirterek, tarafların ortak bir anlayış çerçevesinde uzlaştırılmaya çalışıldığını ve bunun ‘uzun bir süreç’ olduğunun altını çizdi.
ERDOĞAN “KRİZİ ÇÖZÜN” TALİMATI VERDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Krizi çözün’ talimatıyla harekete geçen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ilk girişimini temmuz ayında yaptı. Bilindiği gibi Fidan, 1 Temmuz’da Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie ile Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi’yi Ankara’da ağırladı.

İzlediği oyunlara özenen genç, çay bahçesinde katliama kalkıştı: Çok sayıda yaralı var

Bahçeli’nin takımından Amedspor’a özel karşılama

“Seni seviyorum” diyen hayranını pişman etti
GÖRÜŞME ÖNE ALINDI
İki ülkenin Dışişleri Bakanları, Bakan Fidan’ın ev sahipliğinde aynı fotoğraf karesinde yer alırken, toplantı sonucunda taraflar, aralarındaki meseleyi barışçıl şekilde çözme yönündeki niyetlerini ortak açıklamayla kayda geçirdi ve 2 Eylül tarihinde Ankara’da yeniden bir araya gelmeyi taahhüt etti. Somali tarafıyla en üst düzeyde yürütülen temaslar sonucunda, ikinci tur görüşmelerin 2 Eylül yerine bugün Ankara’da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Yürütülen diplomatik sürecin devamı olarak, iki ülke heyetleri bugün Ankara’da masaya oturdu.
Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
UZLAŞMAYA VARILMASI HEDEFLENİYOR
Görüşmelerde, iki ülkenin ihtiyaç, endişe ve yaklaşımları dikkate alınarak bir uzlaşmaya varılması hedeflenirken, Ankara’nın, 1 Temmuz tarihinden bu yana bölge ülkeleriyle de temaslarını sürdürdüğü ve onların da sürece desteğini istediği öğrenildi.
Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie Amde ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
“GERİLİM BİTSİN”
Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile telefonda görüşerek Türkiye ile Etiyopya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeler ele almıştı. Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da güçlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali ile Etiyopya arasındaki gerilimin sonlandırılması için Türkiye’nin gayretlerini sürdürdüğünü, Etiyopya’dan Somali’nin birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik endişelerini giderecek adımlar atılmasının süreci kolaylaştıracağını söylemişti.
MAHMUD İLE GÖRÜŞTÜ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede, Somali ile Etiyopya arasındaki gerginlik, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Erdoğan, Somali’nin Etiyopya ile yaşadığı gerginliğin çözümü için Türkiye’nin gayretlerine devam edeceğini, uzlaşının tesisi için Türkiye’de gerçekleşecek ikinci tur görüşmelerinde somut sonuçlar beklendiğini belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen Çolak, basın mensuplarına yaşadıklarını anlattı.

“İLK 2 GÜN BOYUNCA FİDYEDEN BAHSEDİLMEDİ”
Gaziantep’ten tatil için gittiği yurt dışında Afgan olduğunu iddia ettiği bir grup tarafından kaçırıldığını söyleyen Çolak, grubun elinde kaçırılan başka kişilerin de bulunduğunu aktararak, şöyle dedi: “İlk 2 gün boyunca fidyeden bahsedilmedi. Sadece yürüdük, dağları aştık. Hırvatistan sınırında fidye için ailemizi aramamızı istediler. Ailemizi aradıktan sonra da ağır şiddetlere maruz kaldık. Ailemiz fidyeyi gönderdikten sonra darp uygulanmadı.”

Sıfır diye aldığı aracı ekspertize sokunca dünyası başına yıkıldı

Komşu alevler içinde kaldı! 40 ayrı yangın başkent sınırına dayandı

Görüntü infial yaratmıştı! Putin, intikam yemini etti

“BAKANLIK DEVREYE GİRİNCE KORKUDAN DAĞ YOLUNA BIRAKIP KAÇTILAR”
Dağlık bölgedeyken fidyecilerin elinden kaçmaya çalıştığı sırada düştüğünü, gruptaki 2 kişinin kendisini yukarıya çıkardığını belirten Çolak, “Bakanlık devreye girince korkudan dağ yoluna bırakıp kaçtılar. Dışişleri Bakanlığımız sayesinde Türkiye’ye sağ salim gelebildim.” diye konuştu. Yurda dönmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Çolak, ailesi tarafından 4 bin avro fidye ödendiğini, fidye alındıktan sonra daha fazla fidye talep edileceğini ancak Dışişleri Bakanlığının çabasıyla korkan grubun kendilerini bir dağ yolunda bıraktığını kaydetti.

Çolak, 5-6 gün rehin kaldığını, yaşadıklarını çok net hatırlayamadığını belirterek, vücudunda oluşan darp ve yara izlerini gösterdi. Kurtarıldıktan sonra ailesiyle telefonla duygusal bir görüşme yaptığını anlatan Çolak, akşam uçağıyla da ailesinin yanına Gaziantep’e gideceğini söyledi.

NE OLMUŞTU?
Hırvatistan’da kaçırıldığına dair sosyal medyada haberler çıkan Muhammed Çolak için Dışişleri Bakanlığı devreye girmişti. Bakanlık yetkilileri, Hırvatistan ve Bosna Hersek makamlarıyla temasa geçmiş kurtarılan Çolak’ın Saraybosna üzerinden yurda dönmesi için harekete geçilmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail‘in, İran’ın başkenti Tahran’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ve Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Hizbullah komutanı Fuad Şükür’e yaptığı suikast sonrası İran ile İsrail arasındaki tansiyon yükseldi. İran Devrim Muhafızları’nın İsrail’e misilleme saldırısı beklenirken ABD’den de açıklama geldi.

“İRAN’IN SALDIRISI BU HAFTA OLABİLİR”
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, bölgede yaşananlarla ilgili açıklama yaptı. İran’ın İsrail’e bu hafta misilleme saldırısı düzenleyebileceğini belirten Kirby, “Hazırlıklı olmalıyız.” dedi. “Avrupalılar İran’dan gelecek herhangi bir saldırıda nasıl bir rol üstleneceklerine karar vermeliler.” diyen Kirby, “Herhangi bir saldırı, Gazze’deki ateşkes görüşmelerini etkileyebilir.” ifadelerini kullandı.

Düğünde sinirlendiği çocuğunu yere vurdu

Komşu alevler içinde kaldı! 40 ayrı yangın başkent sınırına dayandı

Suriye’de şiddetli deprem
“İSRAİL ORDUSU YÜKSEK ALARM DURUMUNA GEÇTİ”
İran’ın misilleme saldırısının beklendiği İsrail’de ise hava savunma sistemleri aktif hale getirildi. Bölgeden haber aktaran kaynaklar, “İran veya Hizbullah’tan gelecek bir misilleme beklentisiyle ordusunu yüksek alarm durumuna geçirdi.” ifadelerine yer verildi.

“İRAN HAZIRLIK YAPIYOR”
İsrail, yaklaşık iki haftadır, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye Tahran’da düzenlenen suikasta yanıt olarak İran’dan gelecek bir saldırıyı bekliyor. Axios’un Orta Doğu muhabiri Barak Ravid, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrailli ve ABD’li yetkililerin kendisine İran’ın nisan ayında İsrail’i yüzlerce füze ve SİHA ile hedef alan saldırı öncesine benzerlik taşıyan önemli hazırlıkların ordunun ilgili birimlerinde gözlemlendiğini söylediğini yazdı. Ayrıca paylaşımda, İsrail ve ABD’nin saldırının zamanlamasına ilişkin bilgisinin olmadığı da kaydedildi.
İRAN MEDYASINDA “KUM SAATLİ” PAYLAŞIM
Öte yandan İran medyasında bu gece saat 02.00’a işaret eden bilgiler paylaşıldı. Kum saatli bir paylaşımda saat 02.00’a dikkat çekildi.
HANİYE SUİKASTI
Hamas lideri İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 31 Temmuz’da sabaha karşı yaptığı açıklamada, Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutuna saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran ve Hamas Hareketi alçak suikasttan İsrail’i sorumlu tuttu.
İsmail Haniye
1962 yılında Gazze’deki bir mülteci kampında doğan İsmail Haniye, Hamas’ın kuruluşundan bu yana önemli bir isimdi. İsrail tarafından birçok kez hapse atılan Haniye, 2003 yılında İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştu. 3 yıl sonra Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından kısa bir süre Filistin Başbakanı olan Haniye, 2017 yılında Hamas’ın siyasi büro başkanlığına seçilmişti. Haniye, Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Hamas heyetine liderlik ediyordu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında bulunan Zaporijya Nükleer Santrali’nin bulunduğu bölgede çıkan yangına ilişkin Ukrayna tarafından açıklama geldi. Nikopol Bölgesi Askeri İdaresi Başkanı Yevhen Yevtushenko, santral bölgesinde bir yangın çıktığını ancak bunun Zaporijya Nükleer Santrali’nin çalışmasını tehdit etmediğini belirtti.
“Yangın Zaporijya Nükleer Santrali’nde değil”
Yevtushenko, “Lütfen sakin olun. Yangın Zaporijya Nükleer Santrali’nde değil. Belki de bu bir provokasyon ya da eski rezervuarın sağ kıyısındaki yerleşim yerlerinde panik oluşturma girişimidir. Şu anda Zaporijya Nükleer Santrali işgal şartları altında mümkün olduğunca normal bir şekilde çalışmaktadır” ifadelerini kullandı. Yevtushenko, yapılan son gözlemlerin radyasyon seviyesinin izin verilen normlar dahilinde olduğunu açıkladı.
“Rus işgalciler Zaporijya Nükleer Santrali topraklarında yangın çıkardılar”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Nikopol’den aldığımız bilgiye göre Rus işgalciler Zaporijya Nükleer Santrali topraklarında yangın çıkardılar. Şu anda radyasyon seviyeleri normal düzeyde. Ancak Rus teröristler nükleer santralin kontrolünü ellerinde tuttukları sürece durum normal değil ve olamaz. Rusya, ele geçirdiği ilk günden bu yana Zaporijya Nükleer Santrali’ni sadece Ukrayna’ya değil, tüm Avrupa’ya ve dünyaya şantaj yapmak için kullanmaktadır. Dünyanın tepki vermesini, UAEA’nın tepki vermesini bekliyoruz. Rusya bundan sorumlu tutulmalıdır. Sadece Ukrayna’nın Zaporijya Nükleer Santrali üzerindeki kontrolü normale dönüşü ve tam güvenliği garanti edebilir” dedi.
Ukrayna basınında yer alan haberlerde, Rus güçlerinin Zaporijya Nükleer Santrali’nin soğutma kulesinin içindeki lastik yığınını ateşe verdiği öne sürüldü. – ZAPORİJYA
Haber Kaynak: SONDAKIKA.COM
]]>
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, yılın 67. gününü Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istediklerini ve tavsiye ettiklerini açıkladı. Çağlayan, yılın 67. gününde 372 tam saha programı ile halkla bir araya geleceklerini bildirdi.
Parti binasında basın toplantısı düzenleyen Çağlayan, “Bizler teşkilat olarak, geçmişten günümüze, çalışmalarımızda bir farkındalık oluşturmak, sizlere daha fazla ulaşabilmek adına birtakım programlar uygulayarak sizlerle bir araya gelmiştik. Kentimize karşı sorumluluklarımızı anlatmak ve halkımız ile hemhal olmak amacıyla yaptığımız programlara yenilerini ekliyoruz. Yılın 67’nci gününde 372 tam saha programı ile her beldemizde her ilçemizde ve İlimizde; 372 esnaf 67 dezavantajlı birey 372 hane STK, meslek örgütleri ziyaretleri yaparak, halkımızın tüm kesimleri ile bir araya geleceğiz” dedi.
Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istediklerini ve tavsiye ettiklerini kaydeden Çağlayan, “Bundan sonra yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak etkinliklerle kutlanmasını öneriyoruz. Zonguldak genç Cumhuriyetin ilk vilayeti olarak enerji yükünü çekerken, geçen yıllar içinde bu önemi unutulmuştu. Sadece emekli kenti olarak anılan Zonguldak, Türkiye Yüz Yılının başlangıcında Karadeniz Doğalgazı ile tekrar enerji üssü olarak anılmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın ilgileri ile Zonguldak sadece Karadeniz’in değil Türkiye’nin gözbebeği haline geldi. Ülkemiz için stratejik önemi olan enerji için Zonguldak’tan daha çok şehit vermiş bir vilayet daha yoktur. Bu nedenle Zonguldak’ımız gönüllerimizde çok müstesna bir yerdedir. Öte yandan taşkömürü ile Birinci Dünya Savaşında bile stratejik hedef olan, işgale uğrayan Zonguldak, bu özelliği ile dünya tarihinde yer edinmiştir. ‘Yüz karası değil, kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası’ dizeleri ile şairlerin bile methiyeler düzdüğü kentimizin yılın 67. gününde onurlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak günü olarak kutlanmasını istiyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki Zonguldak Derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının her yılın 67’nci gününde kutlayacağımız Dünya Zonguldak Gününe katkı vermeye davet ediyoruz. Dünya Zonguldak Günü şimdiden kutlu olsun” şeklinde konuştu.
“Yaptığımız işlerin anlatılmasını engelleyemeyeceksiniz”
Bir siyasi partinin İlçe Seçim Kurulu’na bazı pankartların kaldırılması yönündeki itirazına ilişkin yönelik soruyu cevaplayan Çağlayan, “İlçe Seçim Kuruluna başvuru yapmışlar. Yapılan hizmetlerin pankartların kaldırılmasını talep etmişler. Yasal çerçevede yapılması gerekeni yaparız. Nereye başvurursunuz vurun biz propaganda sürecini yapacağız. Yaptığımız işlerin anlatılmasını engellemeyeceksiniz. Fakat milletimizin gönlünden bunları silemeyeceksiniz” dedi.
Muhalefet yöneticilerinin eleştirilerine de cevap veren Çağlayan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“3 Mart’la ilgili aynı tarihte 500 kişilik katılımla program icra ettik. Program yaptık. 3 Mart’ta kendileri düğünde boy boy oynadılar. Bir başkasının başına geldiğinde yaygara koparanlar Kozlu’da sözlü şiddete maruz kalan hanımefendi için sus pus oldular. Fakat şu anda 3 maymunu oynuyorlar. Orada bir insanlık var. Sadece giyiminden kuşamından hakarete uğrayan bir kişinin yanında olmalarını beklerdik” dedi. – ZONGULDAK
]]>
Panama Dışişleri Bakanı Janaina Tewaney Mencomo, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’de ortaya çıkan sorunlardan dolayı bazı firmaların rotasını değiştirerek Panama Kanalı’nı kullandığını, bu nedenle buradaki trafiğin arttığını söyledi.
Panama Dışişleri Bakanı Mencomo, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
ADF hakkındaki izlenimlerinin çok iyi olduğunu ifade eden Mencomo, forumun, ülkelerin uluslararası toplumla iletişim kurması için mükemmel bir ortam yarattığını kaydetti.
Türkiye’nin, bulunduğu konum itibarıyla kıtalar arasında çok önemli bir görevi üstlendiğini vurgulayan Mencomo, Panama’nın da konumunun, Türkiye’ye benzer önemli bir sorumluluk yüklediğini belirtti.
Mencomo, son 4 yıldır Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Panama arasındaki işbirliğinin oldukça geliştiğini aktararak Türkiye’nin, ADF ile kıtalar arası bir köprü oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye ve Panama’nın, bölgelerinde üstlendikleri birleştirici rolleri sebebiyle dünyaya bakış açısının daha geniş kapsamlı olduğunu ve cazibe merkezleri haline geldiğini ifade etti.
“Türkiye, kesinlikle farklı kıtaları birbirine bağlayan bir köprü rolü oynuyor.” diyen Mencomo, Panama’nın da Amerika ve Karayipler’i birbirine bağlayan köprü rolünü üstlendiğini söyledi.
Panama Kanalı’nın trafiği artıyor
Mencomo, Panama Kanalı’nın muhtemel bir kuraklık nedeniyle işlevselliğini yitireceği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Dışişleri Bakanı olarak özellikle bu forumda, Panama Kanalı’nın çok iyi çalıştığını söyleyebilirim.” dedi.
Dünya ticaretinin yüzde 6’sının Panama Kanalı’ndan geçtiğini kaydeden Mencomo, “Dünyanın farklı bölgelerindeki, örneğin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki sorunlar doğrudan bizi etkiliyor. Çünkü bazı firmalar rotasını değiştiriyor ve Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı yerine Panama Kanalı’nı kullanıyor. Bu nedenle trafiğimiz artıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Mencomo, tüm ülkelerin birbirinden etkilendiğini vurgulayarak, “Dünya’nın bir köşesinde olan her şey başka bir köşeyi de etkiliyor, hepimizi birbirimize bağlıyız. Büyük veya küçük her ülkelerin birbirine bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
2023’te 500 bin düzensiz göçmen Panama’yı geçiş rotası olarak kullandı
Panama’nın da bölgesindeki ülkeler arasındaki konumu nedeniyle düzensiz göçmenler için bağlantı noktası olduğuna işaret eden Mencomo, geçen yıl ABD’ye gitmek üzere yola çıkan 500 bin düzensiz göçmenin Panama’yı geçiş rotası olarak kullandığını kaydetti.
Mencomo, “Daha geçen yıl kuzeye, ABD’ye gitmeyi planlayan 500 bin (düzensiz) göçmen (Panama’dan) transit geçti.” dedi.
Düzensiz göçmenlerin Panama’ya 7 ila 12 gün süren çok zorlu bir yolculuğun ardından geldiğini anlatan Mencomo, “Onlara yiyecek, barınak, sağlık hizmeti sağlamamız gerekiyor. Bu çok fazla çaba gerektirir. Dolayısıyla kuşkusuz buna yatırım yapıyoruz. Kaynaklarımızı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mencomo, düzensiz göç sorunuyla ilgili Türkiye’nin tecrübelerine başvurduklarını belirterek, “Türkiye’nin bize bu konuda yardımcı olabileceğini ve bu sorunla nasıl baş ettiğini paylaşabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Panama’daki artan göç ve ticaret olanakları sebebiyle uluslararası camiayla iletişimlerinin artması gerektiğini ifade eden Mencomo, bu forumun gerekli bağlantıların kurulması için önemli bir araç olduğunu kaydetti.
Mencomo, Türk Hava Yollarının Panama’ya Türkiye’den haftada 11 sefer yaptığını belirterek, bunun artacağından emin olduğunu söyledi.
Öte yandan Panama’nın her yıl ticaret fuarı düzenlediğini kaydeden Mencomo, Türkiye’den bu fuara büyük katılım olduğunu dile getirdi.
]]>
Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar, Kayseri’nin ev sahipliği yapacağı Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda ilk kez 2 Türk sporcuyla yarışacaklarını, bunun kar motosikletinde yetiştirecekleri sporcular için önemli bir adım olduğunu söyledi.
Bekir Yunus Uçar, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 8-10 Mart tarihlerinde Erciyes Kayak Merkezi’nde Türkiye’nin ilk kez organize edeceği şampiyonayı AA muhabirine değerlendirdi.
Motor sporlarının gözde organizasyonlarından ve dünya çapında popülaritesi olan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı Kayseri’de gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Uçar, “Erciyes de dünyanın sayılı kayak merkezlerinden bir tanesi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirilecek organizasyon, ülkemizin, Kayseri’nin ve Erciyes Kayak Merkezi’nin tanıtımı anlamında çok büyük bir katkı sağlayacak. Özellikle beklentimiz, sporcularımızın kar motosikletinde performansının gelişmesini sağlamak.” diye konuştu.
Türkiye’nin uluslar arası organizasyonları başarılı bir şekilde düzenlemeye devam ettiğini belirten Uçar, şöyle konuştu:
“Kayseri’de ev sahipliği yapacağımız organizasyonda sporcularımızdan Galip Alp Baysan ve Şakir Şenkalaycı mücadele edecek. Türkiye’de kar motosikleti kullanan ve Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda yarışacak sporcularımızın yetişmesi açısından önemli bir kriter olacak. Çünkü Şakir Şenkalaycı, motokros branşında 500’ün üzerinde öğrencisi olan, yıllardır ülkemizi başarıyla temsil eden bir sporcumuz. Şenkalaycı’nın bizim açımızdan yeni bir branş olan kar motosikletinde yeni sporcular yetiştirmesine de inşallah vesile olacak.”
“150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak”
Türkiye için yüksek dağları, kar kalitesi ve kayak merkezlerinin profesyonelliği göz önüne alındığında, böyle bir organizasyonun geç kalmış bir faaliyet olduğunu belirten Uçar, “Bu güne kadar kayak merkezlerini sadece turistik tesis anlamında kullanıyorduk ama Türkiye’de şu anda Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yapabileceğimiz, kar üzerinde motor sporları organizasyonları düzenleyebileceğimiz çok popüler ve dünya standartlarının üzerinde 7 ayrı merkezimiz var.” ifadelerini kullandı.
Erciyes’te bu organizasyonu düzenledikten sonra Türkiye’nin diğer kayak merkezlerinin de sırayla ev sahipliği yapması yönünde çalışacaklarını dile getiren Uçar, şöyle devam etti:
“Çünkü 170 milyonun üzerinde canlı televizyon izleyicisi olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Erciyes’teki organizasyonumuz, 150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak. Toplamda da 2.8 milyar insana sosyal medya kanalları ve farklı iletişim kanallarıyla ulaşacak. Dolayısıyla dünyanın herhangi bir ülkesinde ‘Kayseri Erciyes’ diye internette bir arama yapıldığı zaman, Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası yarışları, Erciyes veya Uludağ, Sivas Yıldızdağ, Kartepe, Kartaltepe ismiyle görünüyor olacak. Bu organizasyon aynı zamanda hem kayak merkezlerimizin turistik manada tanıtımına hem de ülkemizin sportif organizasyon gücünün tanıtımına büyük katkı sağlamış olacak.”
“Kişiyi geliştiren rakibidir”
Türkiye’nin kar motosikletinde de şampiyon sporcu çıkarması için çalışmalarını sürdüreceklerini aktaran Uçar, “Şimdi hem Şakir Şenkalaycı’nın hem de Galip Alp Baysan’ın bu şampiyonadaki performanslarını göreceğiz. Devamında da Dünya Şampiyonası’nın diğer etaplarında yarışmalarını sağlayacağız. Böylece Dünya Şampiyonası’nda bir yerimiz olacak. Mesela 6 senedir Dünya Motokros Şampiyonası’nı Afyonkarahisar’da gerçekleştiriyoruz. Baktığımızda motokros yarışçılarımızın yüzde 51’inin çocuk dediğimiz sürücülerden oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu da şu anlama geliyor; uluslararası bir organizasyonu ülkenizde gerçekleştirdiğiniz zaman, o noktada altyapı hızlıca gelişiyor, emsal sağlıyor. Zaten kişiyi geliştiren rakibidir. Rakiplerin Türkiye’ye gelip yarışmasıyla, buradaki Türk sporcularımızı da geliştirmiş olacağız inşallah” şeklinde konuştu.
Kayseri’de dünyanın önde gelen kar motosikleti sporcularının yarışacağını dile getiren Uçar, “Şu anda kayıtlarımız devam ediyor. Şampiyonaya 30’un üzerinde ülkeden sporcu bekliyoruz. Zaten parkur itibarıyla sınırlı sayıda sporcuyu kabul edebileceğiz. Yani kalifikasyonları geçebilen sporcular arasında kayıtlar devam ediyor.” açıklamasını yaptı.
Uluslararası bu organizasyonu kış festivaliyle taçlandıracaklarını belirten Uçar, “Çünkü sadece bir spor organizasyonu yetmiyor. Mutlaka yanına sosyal, sanatsal, kültürel bir etkinlik de koymak gerekiyor. Kayseri ve civar illerden gelecek binlerce izleyiciyi, sanatsal bir organizasyonla da karşılamış olacağız. Ülkemizin saygın sanatçılarından Ferhat Göçer ve İrem Derici de sahne performanslarıyla sportif performanstan sonra çok güzel hatıralar yaşatacak.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle “Akademideki Kadınların Yolcuğu: Deneyimler, Sorunlar ve Çözüm Önerileri “adlı program düzenlendi.
ETÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAUM) öncülüğünde akademideki kadınların sorunlarını konuşmak ve toplumsal değişimde üstlendiği rolü değerlendirmek amacıyla düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ve Eşi Behtiye Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, EKAUM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Bahtinur Möngü ve ETÜ’de çalışan kadın personeller katıldı.
Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Behtiye Çakmak, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün anlam ve önemine değinerek: “Bugün, sivil farkındalık günü, anti cinsiyetçilik günü, ayrımcılıkla mücadele günü ve kadınlar günü başlıkları altında değerlendiriliyor. İçeriği bu kadar güzel ve kapsayıcı olan bir günün bütün dünya coğrafyasını içine almasını beklerdim. Maalesef ki başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın mazlum coğrafyalarında insan hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış durumda. İnsanlar öldürülüyor veya ölüme terkediliyor. Allah’ın bize bir süreliğine bahşettiği hayat yolculuğunda bizler istek ve arzularımıza yetenek ve gayretlerimize binayen tercih ettiğimiz yollar üzerinde yürüyoruz. Bu yolda karşılaşacağımız her insan ve her durum ister iyi olsun isterse kötü bizler için bir kazanımdır. Bu yolu imar edip güzelleştirmek bizlerin elindedir. Bugün burada akademide çeşitli görevler üstlenen kıymetli konuşmacılar var. Bizlerle deneyimlerini sorunlarını ve önerilerini sunacaklar. Onları zevkle dinleyecek ve söylediklerinden kazanım elde edeceğiz. Hepinize bir ömür boyu başarılar diliyorum” diye konuştu.
Programda konuşan Rektör Çakmak ise dünyada yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek: “Konuşmama dikkatimi çeken bir Kadın Dayanışma ve Demokrasi Derneği (KADEM) çalışanının ifadeleriyle başlamak istiyorum. “Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün 2 eşit yarısı olduğuna inanan ilk gelenekten geliyoruz cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz” Bu sözler günün özeti olabilecek niteliktedir. Bizler nihayetinde bu dünyayı kadın ve erkek olarak birlikte imar etmekle mükellefiz. Çünkü kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadının dikkate alınmadığı bir toplum aklın yarısından mahrum kalacaktır. Bu durum toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Kadın ve erkeğin birlikte bu toplumu inşa etmesi, inşa sürecinde her birinin kendi sorumluluk ve yetenekleri ölçüsünde katkı sunması oldukça kıymetli değerlidir. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından devam eden programda toplumsal cinsiyet, karar alma mekanizmalarında kadının yeri, kadın akademisyen olmak, idari hayatta kadın olmak ve hizmet sektöründe kadın olmak konuları ele alındı.
Programın sonunda ise günün anısına ETÜ Kampüsünde kurulacak olan Kadınlar Korusu için hazırlanan fidan sertifikaları personellere takdim edildi. – ERZURUM
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, “İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum.” dedi.
Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, sözlerine, Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına, İSİPAB dönem başkanlığı için başarılar dileyerek başladı.
Konferansın, iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini anımsatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin, dünyaya uzun bir süredir hakim olan modern düşüncenin, dünyadaki bütün imkanları sömürmesi ve onun üzerinden kar elde etme hırsı olduğunu söyledi.
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin, kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yerkürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti.
İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde, yeryüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının, geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında, bu kadar büyük bir güce, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusu bulunmasına rağmen, bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz.” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olması gerektiğini hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım.”
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım.”
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararası finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız.” şeklinde konuştu.
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüz binlerce hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır.”
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda, gelecek dönemde yeni, barışçıl, hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında, katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında da yer aldı.
Kurtulmuş, daha sonra, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.
“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”
Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.
“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”
Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.
“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”
Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayii ihracat rakamları
“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.
“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”
Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>
Talas Belediyesi tarafından yapılan Türkiye’nin tek sabit arenalı e spor merkezi olan ‘Espor ve İnovasyon Merkezi’ açıldı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “Yenilikçi fikirleri çocukların ortaya koyabilecekleri ortamlar oluşturacağız” dedi.
Kiçiköy Mahallesi’nde yapılan açılışa, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, siyasi parti ilçe başkanları, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “Espor Arena ve İnovasyon Merkezi’ni açarken, biraz daha farklı bir teknolojik olaya şahit olmanın ve onun kıvılcımını çakmanın heyecanı ile buradayız. Bizim çocukluğumuzda ve talebeliğimizde hocalarımız bize vasiyet ederken, ‘büyük balık, küçük balığı yutar’ derlerdi. Şimdi o değişti. ‘Hızlı balık yavaş balığı yutuyor.’ Bilgiye kim daha çabuk gidiyor, bilgiye ne kadar çabuk ulaşılıyor ve o bilgi hayatımızı kolaylaştırmakta ne kadar çabuk kullanılıyorsa o kadar güçlü oluyoruz. Küresel güçlerin üzerimize gelmesiyle savaşlardan ve bazı zorluklardan gözümüzü açamadık. Ancak son yıllarda biliyoruz ki birçok bilim insanımızla ortaya çıktık. Bizim insanımızın dehası ve zekası diğer dünya milletlerinin insanlarının zekasında aşağı değil. Hatta çok fazla. Ancak teknolojiyle birlikte bu gençlerimizi, çocuklarımızı bu sahalarda ya da başka sahalarda değerlendirmek üzere mekanlara ihtiyaç vardı. Elektronik spor, online oyunlar üzerine kurulu bir spor dalı. Ancak sadece spor değil, aynı zamanda bir zekayı geliştirme uğraşısı” şeklinde konuştu.
Çocukların yenilikçi fikirlerini ortaya koyabileceği yerler oluşturacaklarını dile getiren Yalçın, “Dünyanın dört bir yanında insanlar bilgisayarlarının başında oturuyorlar. İnternet aracılığıyla online sistemle birbirleriyle maç yapıyorlar. Şu anda bizim buradaki kurmuş olduğumuz bu mekan içerisinde bizimde Kayseri’de ilk, Türkiye’de de tek kadınlardan ve erkeklerden kurmuş olduğumuz espor takımımız lisanslıdır. Lisanlı 150 tane takım burada oturup, karşılıklı oyunlar oynayıp, dünya çapında müsabakalara katılıyorlar. Biz burada ev sahipliği yapıyoruz. Espor turnuvaları milyonlarca dolarlara varan gelirler elde eden bir spor. Gençlerimiz bunu yaptığı zaman bizde bunu gördükçe daha büyük bir etkinlik olarak Türkiye’de ve dünyadaki etkinlik büyüklüğünü görmüş olacağız. Bizim burada organize edilen resmi ve özel turnuvaların sayısını da her geçen gün artıracağız. Bir sonraki aşamada da kısmet olursa inovasyonumuzu yani yenilikçi fikirleri çocukların ortaya koyabilecekleri ortamlar oluşturacağız. Madde bağımlılığı gibi dijital bağımlılıkta günümüzün bir çıkmazı. Bunun karşısında durmak, çocukların elinden bilgisayar veya tableti almak çözüm değil. Onları o zekasını ve yeteneğini doğru yöne yönlendirmek icap ediyor” ifadelerini kullandı.
Kaymakam Yaşar Dönmez de, “Zaman geçtikçe çağ değişiyor. Teknoloji gelişiyor. Toplum değişiyor ve spor gelişiyor. Bizim de gelişmemiz gerekiyor. Tabi ki gençlerimizin bu gelişime hızlı bir şekilde adapte olmaları ve kendilerini de aynı ölçüde geliştirmeleri gerekiyor ki dünyanın diğer ülkeleriyle diğer toplumlarıyla entegre olalım. Onların gerisinde kalmayalım. Onları geçelim” diye konuştu.
Espor ve İnovasyon Merkezi edilen duanın ardından kurdelenin kesilmesiyle açıldı. – KAYSERİ
]]>
Srı· Lanka Dışişleri Devlet Bakanı Tharaka Balasurıya, İkinci Dünya Savaşı sonrası galipler tarafından kurgulanan uluslararası mimarinin değişme zamanının geldiğini söyledi.
Balasurıya, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sağlanan imkanlar dolayısıyla ADF’yi organize eden ekibi takdir ettiğini belirten Belasurıya, “Diplomasi forumlarını her zaman ilgi çekici bulmuşumdur. Özellikle de gerilimin yüksek olduğu bu gibi zamanlarda, dünya liderlerinin bir araya gelmesi, mevcut meseleleri tartışması ve ileriye dönük bir yol araması kesinlikle zorunludur.” ifadelerini kullandı.
Belasurıya, “Diplomasi başarısız olduğunda savaş başlar ve dünyanın mevcut durumu göz önüne alındığında, bu tür forumların düzenlenmesi ve dünya liderlerinin siyasi meseleler, ekonomik meseleler ve teknoloji gibi konulara bağlı olarak bir dizi konuyu geniş şekilde tartışabilmesi gerekir. Bence tüm bu alanlar ele alındı, bu nedenle ADF’yi kesinlikle ilgi çekici buldum.” dedi.
“Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz”
Türkiye-Sri Lanka ilişkilerine de değinen Belasurıya, iki ülkenin çok iyi siyasi ilişkilere sahip olduğunu söyledi.
Belasurıya, iki millet arasındaki ilişkilerin çok köklü bir tarihe sahip olduğunu ve 11. yüzyıla kadar dayandığını kaydetti.
Türkiye’nin bağımsızlığını ilan eden Sri Lanka’yı tanıyan ilk ülkelerden olduğuna dikkati çeken Belasurıya, buna karşın mevcut ekonomik ilişkilerin köklü siyasi geçmişe uygun olmadığını ve geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Belasurıya, hem Türkiye hem de Sri Lanka’nın çok stratejik konumlarda yer aldığını, Sri Lanka’nın 2022’deki ekonomik krizin ardından mevcut yönetimin yaptığı reformlarla önemli bir virajı döndüklerini aktardı.
Ülkesi Sri Lanka’nın lojistik, yenilenebilir enerji, teknoloji, imalat ve tarım gibi alanlarda gelişme kaydettiğini vurgulayan Belasurıya, şunları söyledi:
“Ekonomi diplomasisi söz konusu olduğunda Sri Lanka ve Türkiye’nin görüşüp müzakere edebileceği pek çok potansiyel alan olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Türkiye’nin turizm açısından Avrupa’da önemli bir nokta olduğunu biliyoruz. Sri Lanka’nın da turizm endüstrisi bu yıl hızla büyüyor ve yılın ilk iki ayı harika geçti. Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz. Örneğin Sri Lankalı yatırımcılar Maldivler’e yatırım yaptı ve bu şirketler oldukça iyi durumda, Türkiye’deki otelciler de engin deneyimiyle Sri Lanka’ya yatırım yapabilirler ve zamanla yatırımlarından harika geri dönüşler alabilirler.”
Belasurıya, 2022’de döviz krizi yaşanan Sri Lanka’da ilaç ve yakıt gibi bazı ürünlerin alımı için uzun kuyruklar oluştuğunu, gıda güvenliğiyle ilgili sorunlar yaşandığını hatırlatarak artık her şeyin normale döndüğünü dile getirdi.
1948’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana bazı Sri Lanka hükümetlerinin sosyalizme yaklaştığını ve sübvansiyonları teşvik ettiğini kaydeden Belasurıya, mevcut hükümetin yakıt, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarda maliyete dayalı fiyatlandırmaya gittiğini, vergileri artırdığını ve 2022’de yaklaşık 750 milyar rupi zarar eden Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 2023’te 313 milyar rupi kar ettiğini aktardı.
“Ne yazık ki ekonomik krize girdiğimizde almamız gereken ilaç acıdır.” diyen Belasurıya, söz konusu tedbirleri almasalar Sri Lanka’nın ekonomik istikrara kavuşamayacağını, bu süreçte başta Hindistan olmak üzere uluslararası toplumun da kendilerine yardımcı olduğunu belirtti.
“Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz”
Belasurıya, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak “Sri Lanka’da birbirini izleyen tüm hükümetler Filistin davasını destekledi. Hatta Filistin halkının davasına verdiği güçlü destek nedeniyle Filistin’de eski devlet başkanlarımızdan birinin adını taşıyan bir cadde bulunmaktadır.” dedi.
Bölgede kalıcı barışın sağlanması için 1967 sınırlarına dayalı iki devletli bir çözüme ihtiyaç olduğunu savunan Belasurıya sözlerini şöyle tamamladı:
“Uluslararası mimarinin değişmesinin zamanının geldiğini düşünüyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından tasarlanan uluslararası mimariye sahip olmanın adil olmadığını düşünüyoruz. Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz. Hindistan, Türkiye, Endonezya, Nijerya gibi bazı ülkeler muazzam bir ekonomik ilerleme kaydediyor. Birleşmiş Milletlerde veto yetkisi açısından Afrika ülkelerinin temsil edilmediği, Hindistan gibi ülkelerin temsil edilmediği, Latin Amerika ülkelerinin temsil edilmediği bir sistem var. Uluslararası mimaride hem siyasi mimaride hem de dünyanın finansal mimarisinde bir değişiklik olması gerektiğini düşünüyoruz.”
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Ortak Geleceğimiz: Küresel Barış için Gençlik” başlıklı panelde gençlerin sürdürülebilir barış ve kalkınmada oynadığı rol ele alındı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan’ın üstlendiği panelde akademisyen Talha Köse, Filipinler Hükümeti Barış Müzakerecisi Miriam Coronel-Ferrer, Bangsamoro Gençlik Komisyonu Başkanı M. S. Mimbantas Macasalong, Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi (SDA) Milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Haris Sabanovic, Burj al Luqluq Toplum Derneği Yöneticisi Muntaser Edkaidek, Somali Ulusal İstatistik Bürosu Danışmanı Amal Abubakar, Genç Atlantik Antlaşması Derneği Başkanı Selin Yılmaz, “Talk For Education” Kurucu Ortağı ve Başkanı Yaya Dama ve ICYF Proje Koordinatörü Yunus Çolak konuştu.
Akademisyen Köse, dünyadaki krizlerle başa çıkma konusunda uluslararası sisteme yönelik güvenin sarsıldığını belirterek, gençlerin çatışmalardaki en kırılgan ve savunmasız grup olduğuna dikkati çekti.
Çözüm süreçlerinde dikkate alınması gereken en önemli ilkenin kapsayıcılık olduğunu ifade eden Köse, genç nüfusun ve kadınların barış süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmaları gerektiğini vurguladı.
Köse, gençlerin siyasete daha fazla dahil edilmeleri gerektiğine dikkati çekerek, “Gazze’de ve başka birçok yerde çatışmalara denk geliyoruz. Çatışmaların gençleri daha fazla etkilediğini biliyoruz. Çatışmaların sonuçları, onların geleceğini şekillendirecek. Bu nedenle gençlerin daha fazla harekete geçmesi, gelecekleri için siyasi alanları kullanarak fikirlerini belirtmeleri oldukça önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
“Barış istiyorsan barışa hazırlan”
Dünya genelinde genç nüfusun giderek daha büyük sorumluluklar üstlendiğini söyleyen Filipinler Hükümeti Barış Müzakerecisi Coronel-Ferrer, insanların öldürülmesini ve şiddeti durdurmak için gençlerin harekete geçmeleri gerektiğini dile getirdi.
Coronel-Ferrer, Romalıların “Barış istiyorsan savaşa hazırlan” sözüne atıfta bulunarak, “Pek çoğumuz bunun tersini yani ‘Barış istiyorsan barışa hazırlan’ sözünü duymuştur. Hep birlikte çalışalım ve bunu başaralım.” dedi.
“Genç nüfus, barışın inşasında oldukça etkili olabilir”
Bangsamoro Gençlik Komisyonu Başkanı Macasalong da gençlerin diplomasi ve diyaloğa katılımının çatışmaların önlenmesi ve barışın teşviki için önemli olduğunu vurgulayarak, genç nüfusun barışın inşasında oldukça etkili olabileceğini belirtti.
Genç nüfusun hoşgörü, işbirliği, insan hakları gibi ilkelere önem ve öncelik verdiğini ifade eden Macasalong, “Gençleri sorun çözmeye ve çözüm bulma sürecine dahil etmiyoruz. Gençleri, sadece hükümetin sunabileceği hizmetlerin alıcısı olarak değil aynı zamanda ulus inşasında ortak olarak düşünmeye başlamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Barış olmadan başka hiçbir şeyin önemi yok”
Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi Milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Sabanovic, ilk anılarının savaşla ilgili ve bunun bir çocuk için oldukça zor olduğunu söyledi.
Genç aktivistlerin dünyadaki adaletsizliklere karşı harekete geçmeleri gerektiğini ifade eden Sabanovic, “Barış, nihai hedef. Barış olmadan başka hiçbir şeyin önemi yok. Son 4 aydır uyuyamıyorum çünkü birileri masum çocukları katlediyor.” diye konuştu.
“Gazze’deki durum her geçen gün kötüleşiyor”
Gazze’deki durumun giderek vahim bir hal aldığına dikkati çeken Burj al Luqluq Toplum Derneği Yöneticisi Edkaidek, “Gazze’de evi, yiyecek yemeği, giyecek kıyafeti, eğitim hakkı ve geleceği olmayan bir milyon çocuk, genç kız ve erkek var.” ifadesini kullandı.
Edkaidek, “Dünya, Gazze’de olanları izliyor. Birçok ülkenin diplomasi ya da farklı yollarla Gazze’ye yardım etmeye ve destek olmaya çalıştığını biliyoruz. Bunu takdir ediyoruz ancak barış, güç olmadan gerçekleşmez. İsrail’in Birleşmiş Milletlerden ve dünyanın dört bir yanından gelen kararları dinlemesini sağlamanın bir yolunu bulmalıyız.” dedi.
“Gazzelilerin, Ukraynalı ve Afrikalı çocukların sesi olmalıyız”
Sürdürülebilir barış ve kalkınma konusunda genç nüfusa diyalog yaratma sorumluluğunun düştüğünü belirten Genç Atlantik Antlaşması Derneği Başkanı Selin Yılmaz, “Eğer birbirimizi dinlemezsek ve fikirlerimizi birbirimize dikte edersek nasıl diyalog kurabiliriz?” diye sordu.
Yılmaz, gelecekte karşı karşıya kalınabilecek tehlikeler konusunda farkındalık yaratmanın önemine dikkati çekerek, “Aynı değerleri paylaşmak zorunda değiliz ama aynı dünyayı paylaşıyoruz.” dedi.
Gençlerin dünyadaki sorunlar konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunan Yılmaz, “Genç neslin insani yardımlara ulaşamayan Gazzelilerin, savaşta ailesini kaybeden Ukraynalı çocuğun ve temiz suya erişimi olmayan Afrikalı çocukların sesi olması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
“Gençler, barışın sağlanması sürecinde ciddi rol oynuyor”
Talk For Education Kurucu Ortağı ve Başkanı Dama da genç nesle karar alma sürecinde yer verilmediğini ve fikirlerinin yeterince dikkate alınmadığını ifade ederek, gençlerin barışın sağlanması sürecinde ciddi katkı sağlayabileceğinin altını çizdi.
Barışçıl bir dünya için işe okul ve aileden başlanması gerektiğini vurgulayan Dama, aileler ve okulların da barışın inşası sürecine dahil olmalarının önemini vurguladı.
Dama, “Hükümete ve karar alıcılara gençleri desteklemelerini öneriyorum. Böylece gençler olarak enerjimizi ve yaratıcılığımızı kullanarak dünyada barışı teşvik edecek bir çözüm bulabiliriz.” dedi.
Gençlerin sürdürülebilir barışa katkıda bulunabileceğini ifade eden Somali Ulusal İstatistik Bürosu Danışmanı Abubakar da onları desteklemenin dünyanın daha kapsayıcı ve barışçıl hale gelmesine yardımcı olacağını söyledi.
Abubakar, hükümetleri, özel sektörü ve diğer tüm kuruluşları, gençlerin görüşlerini paylaşabileceği alanlar yaratmaya çağırdı.
ICYF, barışın sağlanması için sürdürülebilir projeler yürütüyor
Panelin kapanışında söz alan ICYF Proje Koordinatörü Çolak, barışın tesisinde gençlerin söz sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Sürdürülebilir barışın sağlanması için hayata geçirdiğimiz projeler, gençlere fikirlerini ve düşüncelerini paylaşma şansı veriyor.” dedi.
Çolak, gençlerin ICYF’nin projeleriyle birbirlerini daha iyi anlama olanağı bulduklarını belirtti.
]]>
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’de ilk kez “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını belirterek, “Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik.” dedi.
Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, heyetine gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti.
Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine vurgu yapan Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadele’mizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir.” diye konuştu.
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir.”
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de ilk defa yapıldı
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına işaret eden Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olması bekleniyor.” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını bildiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırması’nda çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin alt yapısını oluşturacağız.”
Araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceklerini bildiren Mahinur Özdemir Göktaş, “Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız.” değerlendirmesini yaptı.
Bakan Göktaş, konuşmanın ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
]]>
8 Mart, 1977’de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın işçiler, daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında 8 Mart 1857’de grev başlattı. Grev sırasında fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 100’den fazla işçi hayatını kaybetti.
Kopenhag’da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde 8 Mart, New York’taki tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına “Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.
Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda 8 Mart 2012’de oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.
Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.
Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.
Belli başlı öteki olaylar:
3 Mart
1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.
1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.
1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.
1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.
1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.
1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.
1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.
2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev yüzde 70,28 oy alarak kazandı.
2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.
2013 – Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.
2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.
2017 – Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.
2018 – Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.
2018 – Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.
2020 – Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.
2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.
4 Mart
1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.
1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.
1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934- Ankara Radyosu yayına başladı.
1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.
1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.
2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.
2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.
2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.
2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.
2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.
2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.
2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.
2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.
5 Mart
1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.
1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.
1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.
1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.
1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.
2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.
2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.
2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.
2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.
2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.
2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.
2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.
6 Mart
1920- “Kaşağı”nın yazarı, ünlü öykücü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesi’nde öldü. Ömer Seyfettin, 12 Mart 1884’te Gönen’de doğmuştu.
1925- Takriri Sükun Kanunu’na dayanılarak İstanbul’da altı gazete ve dergi, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Kapatılan yayın organları şunlardı: Tevhidi Efkar, İstiklal, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç.
1927- İstanbul Radyosu yayına başladı.
1948- Anadolu Ajansında 1925’te şirket kurucuları arasında yer alan ve “Başyazar” olan ünlü şair, yazar ve gazeteci Kemalettin Kamu 47 yaşında Ankara’da öldü.
1961- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye üzerinden geçerken Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel tarafından karşılanan II. Elizabeth, Gürsel ile 40 dakika görüştükten sonra Türkiye’den ayrıldı.
1989- Şarkı sözü yazarı ve şovmen Fecri Ebcioğlu öldü.
1995- Avrupa Birliği üyesi on beş ülkeyle Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.
2002- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gazeteci yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun ile İran rejim muhalifi Ali Akbar Gorbani’nin öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütünün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağırıcı hakkındaki idam cezasını onadı.
2013- Venezuela’nın uzun süredir kanserle mücadele eden Devlet Başkanı Hugo Chavez, 58 yaşında hayatını kaybetti.
2016- Irak’ın Babil kentinde kontrol noktasına yönelik intihar saldırısında 52 kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
2016- İran’da yolsuzluktan yargılanan iş adamı Babek Zencani, idama mahkum edildi.
2016- Ankara’da düzenlenen Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda Makaralı Yay Genç Kız Milli Takımı altın madalya kazandı.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülkenin vatandaşlarına 3 ay yeni vize sınırlaması getiren düzenlemeyi imzaladı.
2018- “Ayla” filmi, ABD’de düzenlenen 24. Sedona Uluslararası Film Festivali’nde, “En İyi Yabancı Film” ve izleyici oylarıyla belirlenen “En İyi Film” ödüllerini kazandı.
2018- FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 73 sanığın yargılandığı davada hükmü açıklayan mahkeme, eski Harekat Başkan Vekili tuğamiral İrfan Arabacı ile eski İstihbarat Daire Başkanı tuğamiral Murat Şirzai’nin de aralarında bulunduğu 47 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 18 sanığa müebbet hapis cezası verdi.
2021 – Müzik dünyasında çığır açan kasetlerin mucidi, Hollandalı mühendis Lou Ottens, 94 yaşında öldü.
2023- Danimarka Savunma Bakanlığı, siber güvenlik tedbirleri kapsamında çalışanlarına resmi hizmette kullanılan cihazlarda TikTok’u kullanmasına yasak getirdi.
7 Mart
1917- Nick Larocca’nın “Original Dixiland Jazz Band” adlı orkestrası, ilk caz plağını New Jersey’deki Victor Co. plakçılık şirketi için doldurdu.
1927- İstiklal Mahkemelerinin görevi sona erdi.
1954- Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan Petrol Yasası kabul edildi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu.
1969- Golda Meir, İsrail’in ilk kadın başbakanı oldu.
1977- Pakistan’da seçimleri Zülfikar Ali Butto kazandı.
1979- ABD uzay aracı Voyager I, Jüpiter ve Uranüs’ün Satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. Voyager I, Jüpiter’in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1983- Zonguldak Ereğli Kömür İşletmelerinin Kandilli üretim havzasındaki Armutçuk Ocağı’nda meydana gelen patlamada 102 kişi öldü, 86 kişi yaralandı.
1989- Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde “dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını” serbest bırakan yasayı iptal etti.
1990- Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan, uğradıkları silahlı saldırıda yaşamlarını yitirdi.
2016- Rus tenisçi Maria Sharapova, Avustralya Açık’taki doping testinin pozitif çıktığını açıkladı.
2017- Fransa’da 7-12 Mart’ta düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ilk kez 8 kategorinin tamamında 24 sporcuyla mücadele veren Milli Takım’da klasik yay genç erkeklerde Erdal Meriç Dal Avrupa şampiyonu oldu.
2018- Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO’dan davet alan Sivaslı halk ozanı ve şair Ayten Gülçınar, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
2019- İstanbul’un en yüksek tepesine yapılan ve inşaatı 6 yıl süren Çamlıca Camisi’nde ilk ezan sabah namazında okundu.
2021- Ekvator Ginesi’nin Bata kentinde, askeri kışladaki cephanelikte meydana gelen 4 büyük patlamada, 105 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
2022- Bilim insanları, ilk defa Güneş’ten 10 kat daha büyük kırmızı üstdev bir yıldızın patlayarak supernovaya dönüşmesini gözlemledi.
2023- AFAD’ın Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin yayımladığı raporda, yıkılan binalarda kolon, kiriş ve perdelerde düz donatının kullanıldığı, hassas bölgelerde iri çakıl ve tahta gibi yabancı unsurlara rastlandığı tespitleri yer aldı, yönetmelik kurallarına ve esaslara uyulmadan inşa edilmiş yapıların ciddi hasar gördüğü vurgulandı.
2023- Hindistan ile Fransa orduları ilk kez “FRINJEX-23” adlı ortak askeri tatbikat yaptı.
8 Mart
1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir’de yaşamını yitirdi.
1857- New York’ta tekstil işçisi kadınlar, “16 saatlik çalışma süresi, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları” sebebiyle greve çıktı. Polisin müdahalesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Kopenhag’da 1910’da toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde, kadın işçilerin grevine atıfla bu gün “Emekçi Kadınlar Günü”, 8 Mart 1977’de ise BM tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.
1948- Tanımladığı deri hastalığı “Behçet Hastalığı” adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu öldü.
1952- ABD’nin Philadelphia eyaletinde ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.
1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM’den geçti.
1963- Suriye’de, darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak’ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.
1972- Eski Başbakan Adnan Menderes’in oğlu Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara’da intihar etti.
1984- 8 ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili “Olağanüstü Hal Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC’ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya’ya, ardından da Münih’e indirildi.
2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.
2008- Hollanda’nın Lahey kentindeki Artistik Buz Pateni Uluslararası Aegon Kupası’nda, kadınlarda Tuğba Karademir 2. oldu ve Türkiye’ye bu spor dalında tarihte uluslararası bir yarışmada büyükler kategorisindeki ilk madalyayı kazandırdı.
2010- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 41 kişi öldü.
2012- Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edildi.
2017- İsrail’de ezanın 23.00-07.00 saatlerinde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı mecliste (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.
2017- Guatemala’da bir yetiştirme yurdunda çıkan yangında 13-17 yaşlarındaki 40 kız çocuğu hayatını kaybetti.
2018- Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı burçların 94 yıldır yeri bilinmeyen kitabesi, Antalya Kaleiçi’nde bir evin duvarında bulundu.
2019- Şanlıurfa’da bulunan dünyanın en eski anıtsal tapınağı olarak kabul edilen, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.
2021 – Tiyatro ve sinema sanatçısı Rasim Öztekin, İstanbul’da kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede 62 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – Sırp tenisçi Novak Djokovic, tek erkekler dünya sıralamasında toplam 311 hafta zirvede yer almayı garantileyerek, İsviçreli Roger Federer’in rekorunu kırdı.
9 Mart
1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camisi ibadete açıldı.
1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.
1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucunda konuşma yeteneğini kaybetti.
1929- İstanbul’da Matbaacılık Mektebi açıldı.
1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları’na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios’un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.
1957- Türkiye’nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1967- Gazeteci, yazar Vala Nureddin (Va-Nü), 66 yaşında İstanbul’da öldü.
1967- Gölcük Tersanesi’nde “Berk” adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.
1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü’nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul’da yakalandı.
2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere’de 104 yaşında öldü.
2003- Siirt’te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde üç milletvekilliğini alan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.
2007- İsviçre’de, Ermeni çevrelerinin “soykırım” iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Lozan Mahkemesince 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Bu ceza, mahkemece iki yıl tecil edildi.
2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.
2019- Japonya’da yaşayan 116 yaşındaki Kane Tanaka, Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi seçildi.
2020- Eski bakanlardan Şevket Kazan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında hayatını kaybetti
2021 – Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davada 3 sanık ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. 8 sanık 3 yıl 9 ay ile 10 yıl 6 ay arasında hapse mahkum edildi, 6 sanığın beraatine hükmedildi. Gülen’in arasında bulunduğu 9 firari sanığın dosyaları ayrıldı.
2021 – ABD merkezli düşünce kuruluşu Newlines Strateji ve Politika Enstitüsünün raporunda, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı eylemlerinde, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin tüm maddelerini ihlal ettiği ve bu halkı “yok etmeyi” amaçladığı ortaya konuldu.
2022 – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, T129 Atak Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri’nin yurt dışındaki ilk teslimatını Filipinler’e yaptı.
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Barış için Yeni Gündem: Barışa Doğru Paradigma Değişimi” başlıklı panelde Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçen yıl temmuzda yayımlanan, üye ülkeleri barış için yeniden taahhütte bulunmaya davet eden “Barış İçin Yeni Gündem” başlıklı politika belgesi ele alındı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü ABD Barış Enstitüsü Başkanı Lise Grande’nin üstlendiği panele Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Marko Stucin, BM Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Robert Floyd ile BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu katıldı.
Panelde konuşan Uganda Dışişleri Bakanı Odongo, BM Genel Sekreteri’nin temmuzda tüm dünyada küresel bir barışın oluşturulabilmesi için ne yapılması gerektiğiyle alakalı kendi şahsi görüşlerini paylaştığını belirtti.
“1,4 milyarlık Afrika, BM Güvenlik Konseyinde temsil edilmiyor”
Barış İçin Yeni Gündem belgesindeki temel prensiplerin, özellikle barış ve güvenliği sağlamak açısından BM’nin görev tanımı içinde geçtiğine dikkati çeken Odongo, BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) özellikle de karar alma noktasında bazı zorluklarla karşılaştığını anımsattı.
Bakan Odongo, “Kısmen bunun sebebi, buradaki rakipler ve bazı tarihi adaletsizliklerin gerçekleşmiş olması, örnek olarak BMGK’de 240 milyon insan, 2 kişi tarafından temsil ediliyor. 1,4 milyar nüfuslu Afrika ise hiç kimse tarafından temsil edilmiyor. Bu, zaten kendi içerisinde karar alınması gereken bir nokta.” ifadelerini kullandı.
Güvenlik sorunlarının devam ettiğini ve süreceğini kaydeden Uganda Dışişleri Bakanı, Afrika kıtasındaki tecrübelerine dayanarak bu tür krizlerle başa çıkmak için öncelikle ulusal yetkililere, bölgesel ve alt bölgesel kurumlara yetki vermek ve uzmanları devreye sokmak gerektiğini söyledi.
Odongo, ihtilaf ve savaşların nihai olarak diyalog ve sebeplerin ortadan kaldırılmasıyla çözüleceğini belirterek, bu tür krizlerle karşı karşıya kalan Afrika kıtası olarak tüm dünyayla deneyimlerini paylaşmaya hazır bulunduklarını ifade etti.
Küresel barışın mümkün bir “ütopya” olduğunu söyleyen Odongo, bunun için insanların bir olmaları, bağ kurarak “ütopya” dedikleri noktaya hareket etmeleri gerektiği görüşünü paylaştı.
“Dünya değişiyor, BM değişmiyor”
Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Stucin, ADF’nin kendi içinde barışa büyük katkıda bulunan bir süreç olduğunun altını çizdi.
“Birbirimizle, birçok paydaşla bir araya gelmek, birçok farklı konuda konuşmak, dünyanın farklı yerlerinde olup bitenlerden haberdar olmak çok önemli ve aslında tüm dünyada kalıcı barışı sağlamak bundan geçiyor.” diyen Stucin, Uganda Dışişleri Bakanı ile BMGK konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi.
Stucin, şunları söyledi:
“BM Güvenlik Konseyinde bir reforma ihtiyaç var. Daha önce de söylenmişti bu. Dünya değişiyor ama BM değişmiyor ve son geçen yılda 56 tane ihtilaf sivillerin ölümüne sebep oldu. Bu, aslında son yüzyıldır en yüksek rakam.
Biz, şuna şahit oluyoruz, burada bir paradigma değişimi var ve barışa doğru değil ihtilafa, savaşa doğru bir paradigma değişimi var. Bunu tamamıyla tersine çevirmemiz gerekiyor. BM reformu da aslında yapılması gereken en kilit reformlardan biri.”
Bu paradigmanın herkesin kazançlı çıkacağı duruma çevrilmesi gerektiğini belirten Stucin, barış için gerçekten çalışılması, barışı oluşturacak farklı faktörler üzerinde çalışılarak uluslararası toplumun birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Stucin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin yıllık bütçesinin 180 milyon avro olduğuna, bunun Slovenya Tarım Bakanlığının bütçesinin üçte birine tekabül ettiğine dikkati çekerek, “Uluslararası hukuk, insan hakları hukuku, suç hukukunu savunmak istiyorsanız bunun için bir şeyler yapmanız gerekiyor. Şu anki kurumlar yeterli değil kurumlar mevcut ama yeterince kaynağa sahip değiller etkili şekilde harekete geçebilmeleri için.” değerlendirmesinde bulundu.
Moderatör Grande’nin, Ukrayna savaşını ve Gazze’deki insanlık trajedisini hatırlatarak, “BM Güvenlik Konseyi, neden işini daha iyi yapamıyor, burada neler oluyor?” sorusuna Stucin, çok taraflılıkla ilgili bir kriz yaşandığı cevabını verdi.
Stucin, BMGK içinde iş yapılmaya çalışıldığını ancak başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, “Şu an karşı karşıya olduğumuz şey, Ukrayna’da olsun, Gazze’de olsun, medeni dünyanın hareket etmemesi, inanılır gibi değil ama hareket etmiyoruz.” dedi.
Ana sorunun BM sisteminin reforme edilmemesi olduğuna dikkati çeken Stucin, “Bu sistem yaklaşık 70 yıl öncesinde o dönemki şartlara göre yapıldı. Şimdi farklı durumlar var ve eski bir sistemle, bununla başa çıkmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyaç var”
BM Lübnan Özel Koordinatörü Wronecka da her gün BM’nin somut katma değerini sorguladığını ifade etti.
Lübnan özelinde kurumsal reformlar sonrası somut olarak uluslararası toplulukların özellikle parlamento seçimleri esnasında bu ülkeyi nasıl desteklediğini gördüklerini anlatan Wronecka, bölgesel kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin çok önemli olduğunun altını çizdi.
Wronecka, Lübnan’ın bu seçimlerde ortaya çıkan parlamentoyla son iki yıldır yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, güneyindeki İsrail ile deniz sınırları konusunun ekonomik teşvikle ve kazan-kazan senaryosuyla çözümünün mümkün olduğunu anlattı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyacımız var.” diyen Wronecka, Lübnan’da inovatif yaklaşımın söz konusu olduğunu dile getirdi.
Wronecka, çatışmaların, savaşların önlenmesi ve güven teşkil edilmesinin küresel barışın mümkün olduğuna inanmakla başlayacağına dikkati çekti.
“Nükleer bombaların kapasitesi aşırı arttı”
Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Floyd da Barış için Yeni Gündem belgesinin ilk maddesinin nükleer silahların eliminasyonundan söz ettiğini belirterek, ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye bıraktığı iki bombanın yüz binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğunun altını çizdi.
“Tek başına bu örnek bile nükleer silahların neden yok edilmesi gerektiğini gerekçelendiriyor.” diyen Floyd, o bombaların bugün üretilebilecek nükleer silahlara göre gerçekten “minicik” olduğunu söyledi.
Floyd, Hiroşima’daki bombanın 15 bin ton TNT’lik patlamaya eş değer olduğunu, o zamandan beri gerçekleştirilen nükleer testlerin 15 milyon ton TNT’ye eş değer bombaların yapılabileceğini gösterdiğine dikkati çekerek, şu yorumu yaptı:
“Neden kullanılması gerektiğine dair bir gerekçe yok ama neden kullanılmaması gerektiğini bu şekilde görebiliriz. Her ne mantık kullanılırsa kullanılsın, sayılar ortada.”
Dinleyicilerin “Gündemde ne eksik?” sorusu üzerine Floyd, “bazı şeyleri eyleme dökmek ve tüm dünyanın buna katılımının sağlanması gerektiği” cevabını verdi.
Floyd, bazı uluslar için barışın kökten gelen, elzem, asli bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, barış çabalarının iki katına çıkarılması, her halka uyabilecek bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti.
“BM, İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildi”
BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu da 40 yıldır BM’de görev almasına rağmen şu andakinden daha fazla “güçlü bir cepheye” ihtiyaç bulunduğunu düşünmediğini söyledi.
Sultanoğlu, BM’nin İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildiğini anımsatarak, “Şu anda gözlemlediğimiz şey şu ki maalesef inşa ettiğimiz ve üzerinde çalıştığımız her şeyin çöküşü demek istemiyorum ama bence çok yakındayız. Ben kalkıp da felaket tellallığı yapmak istemem ama Guterres’in de söylediği gibi, ‘Bu, gerçekten mükemmel bir fırtınanın başlangıcı.'” ifadelerini kullandı.
Geçen 10 yılda insani yardıma büyük paralar harcandığını ancak 2020’de sadece global askeri harcamaların 2 trilyon dolara eriştiğine dikkati çeken Sultanoğlu, barıştan ziyade savaş kaynaklarının beslendiğini vurguladı.
Sultanoğlu, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan zamanında, 32 yıl önce 1992’de de bir kalkınma gündeminin olduğunu dile getirerek, Berlin Duvarı yıkıldıktan, Sovyetler dağıldıktan sonra Soğuk Savaş’ın bitimiyle çok büyük bir ümit olduğunu ancak şu an tamamen farklı bir dünyadan söz edildiğini söyledi.
Küresel barıştan başka alternatifin olmadığının altını çizen Sultanoğlu, daha fazla güven inşa edecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu, sadece BM’nin değil tüm uluslararası sistemin reforme edilmesi gerektiğini savundu.
Ayşe Cihan Sultanoğlu, en azından veto haklarını kullandıkları zaman BMGK üyelerinden daha fazla hesap verilebilirlik istenebileceğini sözlerine ekledi.
]]>
Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyatları’nın (Deaflympics) resmi açılışı yapıldı.
Erzurum’da düzenlenen olimpiyatlara, Türkiye ile birlikte 36 ülkeden 596 sporcu ve 408 teknik adam olmak üzere 1004 kişi katılım sağlıyor.
Satranç, alp disiplini, curling, snowboard, futsal ve kayaklı koşu olmak üzere 6 branşta madalya mücadelesinin verildiği olimpiyatlar, 12 Mart’ta sona erecek.
Organizasyonun Yenişehir 2000’lik Buz Pateni Salonu’nda düzenlenen resmi açılış töreni, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı’nın gösterisi eşliğinde sporcu ve teknik heyetlerin seremonisiyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden programda, olimpiyat meşalesinin kentte yakılma videosu gösterildi.
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, törende yaptığı konuşmada, dünyanın önemli spor organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmanın gururu içerisinde olduklarını söyledi.
Katılımcıları kentin kültürüne ortak olmaya davet eden Çiftçi, şunları kaydetti:
“Erzurum, sporun dilini en iyi kavrayan şehirlerden bir tanesidir. Bugüne kadar 2011 Universiade ve 2017 EYOF Kış Sporları Oyunları başta olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok spor organizasyonunu başarıyla tamamlamış olan Erzurum, sporun ortak dilini ve kültürünü kavramış ender şehirlerdendir. Bu dil, sosyal ve kültürel ayrım yapmadan tüm insanları ilgilendiren, insanları bir araya getiren, farklı toplumlar arasında iletişimi sağlayabilen evrensel bir dildir. Spor alanındaki rekabet gücün değil, estetiğin, zarafetin, inceliğin rekabetidir. Sporcularımız bu organizasyonlar sayesinde arkadaşlıklarla pekiştirecek ve toplumdaki diğer engelli vatandaşlarımızın cesaretlendirilmesi için aydınlatıcı bir ışık olacaktır.”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu ise Erzurum’un kış sporları ve turizminde sadece Türkiye’nin değil dünyanın önce gelen şehirlerinden birisi olduğunu söyledi.
“Türkiye, tekrar dünya işitme engelli sporunun odak noktasındadır”
Dünya İşitme Engelliler Federasyonu (ICSD) Başkanı Adam Kosa ise işaret diliyle yaptığı konuşmada, 2024’ün birçok açıdan özel bir yıl olduğunu belirterek, “Bu kış işitme engelliler olimpiyatları, katılan ülkelerin ve sporcuların sayısı açısından bir rekor. 36 ülke ve neredeyse 600 sporcu.” dedi.
Kosa, Samsun’da 2017 yılında gerçekleştirilen Yaz İşitme Engelliler Olimpiyatları’nın ardından yedi yıl sonra Türkiye’nin tekrar dünya işitme engelli sporunun odak noktası olduğunu söyledi.
Olimpiyatlara katılanlara seslenen Kosa, “Sayın antrenörler, spor liderleri ve en önemlisi sporcular. Dünyanın gözleri sizin üzerinizde. İşitme engelli olabiliriz, belirli engellerle mücadele ediyoruz ancak aynı zamanda toplumun eksiksiz bir parçasıyız. Bunun gösterilmesinin en iyi yollarından biri de spordur. Alp disiplini, kayaklı koşu, curling, snowboard, satranç ve futsal gibi branşlarda saf spor ve adil oyun anlayışı içinde bunu kanıtlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
“Erzurum, aynı zamanda bir cazibe merkezidir”
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise sporun kardeşlik, dostluk ve sevgi ruhunun, dünya barışına katkı sunacağına inandığını belirterek, “Erzurum, günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır. İnanç, doğa, kış ve yaz turizm başta olmak üzere dünyanın görünmeye değer en önemli şehirlerinden biri olarak sporun başkenti Erzurum, aynı zamanda bir cazibe merkezidir. 2011 Kış Üniversite Oyunları ile 2017 Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali’ne ev sahipliği yapan şehrimiz şimdi de bu olimpiyata ev sahipliği yapmaktadır. Emeği olanlara teşekkür ediyor ve sporculara başarılar diliyorum.” diye konuştu.
Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Kerim Vural da Türkiye’nin ikinci kez İşitme Engeliler Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “2017’de Samsun’da 86 ülkenin katılımıyla 21 branşta yaklaşık 6 bin kişilik sporcu, teknik heyet ve yabancı misafirin katılımıyla başarıyla gerçekleştirdiğimiz 23. Yaz Olimpiyatları’nın ardından bugün burada uluslararası arenada birçok önemli faaliyete ev sahipliği yapmış, gerek tesisleri gerek alt yapı ve konaklama imkanlarıyla bir marka haline gelmiş Erzurum’da 20. Kış Olimpiyatları’nı gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından ICSD bayrağı 4 sporcu tarafından alana getirilerek, ICSD marşı eşliğinde göndere çekildi.
Acılış töreni, ışık şov, meşalesinin yakılması ve havai fişek gösterisiyle sona erdi.
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı “ADF Round”da uluslararası ticarette bağlantısallık ve birbirine bağımlılık konuşuldu.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği “ADF Round”a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.
Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak’ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak’ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı.”
Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı’yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, “Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz.” diye konuştu.
Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız.” ifadelerini kullandı.
“Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke”
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, “Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda.” şeklinde konuştu.
Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük.”
“Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var”
Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika’nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Şu anda Kızıldeniz’de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa’nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi.”
Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:
“Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi’nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle.”
“Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor”
Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, “Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var.” değerlendirmesinde bulundu.
Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, “Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor.” dedi.
“Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor”
Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği’nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, “Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz.” ifadelerini kullandı.
Gelecek 5 yılda ABD ve Çin’in, Avrupa’ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun “Avrupa için intihar” demek olduğunu söyledi.
Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, “Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız.” dedi.
“İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor”
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, “Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var.” dedi.
Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, “Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor.” ifadelerini kullandı.
Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor.”
“Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor”
AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, “Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna’da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa’da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030’da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak.” diye konuştu.
Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, “İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor.” dedi.
“Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir”
Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.
Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:
“Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz.”
Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, “Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir.” ifadelerini kullandı.
“Ticaret, en büyük barış kaynağıdır”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996’da Gümrük Birliği’ne geçişin, Türkiye’yi pozitif etkilediğini söyleyerek, “Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır.” diye konuştu.
İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli”
Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı ???????Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, “Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz.” diye konuştu.
Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:
“Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya’ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya’nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk’ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya’da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli.”
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor”
Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.
Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok.” dedi.
Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>
Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Antalya Diploması Forumu kapsamında UCLG ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” paneline katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışına katıldığı 3. Antalya Diplomasi Forumu; 19 devlet başkanı, 73 bakan, 57 uluslararası temsilci ve 147 ülkeden temsilciyi ağırlıyor. UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da forum kapsamında düzenlenen “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” paneline katıldı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen forumun Türkiye’nin marka değerlerinden birisi haline geldiğini belirten Başkan Altay, Konya Büyükşehir ve UCLG olarak bu yıl ilk kez yerel yönetimlerle ilgili bir panelle programa dahil olduklarını dile getirerek, diplomasinin yerelleşmesinin çok önemli ve kıymetli olduğunu forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Başkan Altay’dan dirençli şehirler vurgusu
Forumda yaptığı konuşmada şehirlerin dirençli hale getirilmesi vurgusu yapan Başkan Altay, “Yerel yöneticilerin bir dezavantajı var. Biz dünyada oluşan krizlerin aslında karar vericileri değiliz. Savaşlara biz karar vermiyoruz, iklim değişikliğinin oluşma nedenlerine biz karar vermiyoruz ama buradan çıkan sonuçlar şehrimizde yaşayan insanları doğrudan etkiliyor. Global dünyada aslında şehir yöneticileri olarak zorluğumuz bu yaşanan olayların karar vericileri olmadığımız halde şehrimizde yaşanan krizlere karşı şehrimizi dirençli hale getirmek. Onun için yerel yönetimlerin diplomaside yer almasının çok kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Dirençli şehirler oluşturabilmenin şehirlerin en önemli gündemlerinden birisi olması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Çünkü ülkemiz ve dünya birçok sıkıntıyla karşı karşıya. Depremler, iklim değişikliğinin şehirlerimiz üzerindeki etkileri, yaşanan savaşlar ve bunların bütün etkilerini şehirler olarak bizler yaşıyoruz. Özellikle 11 ilimizi etkileyen depremde fark ettik ki yerel yöneticilerin en önemli gündemi şehirleri dirençli hale getirmek. Çünkü bu şehirde yaşayan insanların bütün sorumluluğunu biz taşıyoruz. Onun için her tülü afete karşı öncelikle şehirlerimizi dirençli hale getirmemiz gerekiyor” dedi.
“Şehirlerimizin finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler bulmalıyız”
Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben bu dirençli şehirler meselesini iki bağlamda incelememiz gerektiğini düşünüyorum. Bir, afet öncesinde yapmamız gerekenler, iki, afet sırasında yardımlaşma ve dayanışma. Afet öncesi yapılması gerekenler her şehrin kendine göre risk haritalarını oluşturarak en sorunlu alandan başlayarak çözümler üretmemiz gerekiyor. Bazı şehirlerin depremle ilgili öncelikleri olurken bazı şehirlerin tsunamiyle ilgili, bazı şehirlerin kuraklıkla, bazı şehirlerin aşırı yağışlarla ilgili sorunları var. Dolayısıyla bunun için hızlıca çözümler üretmemiz gerekiyor. Şehirlerin buna hazır olması için aslında ulaşmamız gereken şey, finans kaynağı. Bence hepimizin yapması gereken şey, şehirlerimizin bu finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler ve yollar bulmak. Çok güzel fikirleriniz olabilir, çok güzel projeleriniz olabilir ama bunu eğer gerçekleştirmek istiyorsanız finansa ihtiyacınız var. Dolayısıyla özellikle şehirlerin afetlere hazırlanması konusunda global sistemin ekonomik olarak şehirleri desteklemesi konusunda çok daha fazla inisiyatif ve rol alması gerekiyor.”
“Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmek zorundayız”
Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmeyi, sorunları birlikte çözmeyi de başarmak zorunda olduklarını kaydeden Başkan Altay, “Afet öncesi yapmamız gerekenlerin listesi her şehir için belki farklı farklı ama afet sırasında büyük bir dayanışmayı dünyanın gösterdiğini de mutlulukla izliyoruz. Özellikle Türkiye’de yaşanan depremde dünyanın birçok ülkesinden ve birçok şehirden arama-kurtarma başta olmak üzere çok sayıda yardım aldık, bunun da büyük bir mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü bir problem yaşadığınızda dostlarınızı yanınızda hissetmek çok önemli. Onların sadece varlığı bile önemli. Onun için şehirlerin bu konuda da birbiriyle iletişim halinde olması ve bu tür durumlara hazırlıklı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Umuyorum ki birlikteliğimiz artarak devam edecek”
Dünyanın savaşların yaşandığı bir dönemde olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Rusya-Ukrayna arasında yaşananlar Ukrayna’nın birçok şehrini neredeyse haritadan sildi. Yine Gazze’de yaşananlar. Hem Filistinlilere duyduğumuz saygıyı, onların mücadelesine desteğimizi, yaşanan katliamın insanlık tarihi için kara bir leke olduğunu ifade etmek hem de diğer konularda şehirlerin gündemini taşımak zorundayız. Bu anlamda bu tür platformların çok önemli ve kıymetli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bu birlikteliğimiz artarak devam edecektir” açıklamalarını yaptı.
Moderatörlüğünü UCLG Genel Sekreteri Emilia Saiz’ın yaptığı panelde; Filistin Ramallah Belediye Başkanı İssa Kassis, Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Belediye Başkanı Kabelo Gwamanda, Güney Afrika Yerel Yönetim Birliği (SALGA) ve UCLG Eş Başkanı Bekhe Stofile ile Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Genel Sekreteri Fabrizio Rossi de panelde konuşmalar yaptı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim ve AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka da Başkan Altay’ın konuşma yaptığı “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” panelini takip etti.
“Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz”
Panel sonrası toplantıyı değerlendiren Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi ve UCLG olarak forumda ilk kez bu yıl yerel yönetimlerle ilgili bir gündem oluşturduklarının altını çizerek, “Burada belediye başkanlarımızla yerel gündemin küresele gündeme aktarılmasıyla ilgili ciddi bir panel gerçekleştirilmiş oldu. Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz. Ayrıca Antalya Diplomasi Forumu’nu, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak partnerliğini bu yıl gerçekleştirerek, Rumi Dreams’i tüm dünyadan gelen misafirlerimize Hazreti Mevlana’nın öğretilerini tanıtılması konusunda bir tanıtım aracına dönüştürdük. Herhalde en çok ziyaret edilen alanlardan birisi oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda şehrimizi temsil etmeye devam edeceğiz” açıklamalarını yaptı.
Başkan Altay, Emine Erdoğan hanımefendi ile görüştü
Başkan Altay, Antalya Diploması Forumu’na konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendi ile de bir görüşme gerçekleştirdi. Başkan Altay, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni de gezerek sergiyi inceledi.
“Rumi Dreams” sergisi en çok ilgi gören alanlardan oldu
Öte yandan, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Sanatçı Refik Anadol’un Mevlana’nın hayatından esinlenerek hazırladığı “Rumi Rüyaları” (Rumi Dreams) sergisi de Antalya Diplomasi Forumu’na renk katıyor. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan “Rumi Dreams” sergisi foruma katılan yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği alanlardan birisi oluyor. – KONYA
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” başlıklı panelde, dünyada artan göç sorunu ve buna ilişkin çözümler tartışıldı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” paneli düzenlendi.
Panele, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi Genel Direktörü Michael Spindelegger, Akdeniz için Birlik (AiB) Genel Sekreteri Nasser Kamel, Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Francisco Jose Coy Granados, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Mültecilerden Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Raouf Mazou ve Uluslararası Göç Teşkilatı (ICPMD) Yönetim ve Reformdan Sorumlu Geçici Genel Direktör Yardımcısı Irena Vojackova-Sollorano katıldı.
Spindelegger, dünya nüfusunun yüzde 3,6’sının göç halinde olduğunu ve bunun artmakta olduğunu, yerinden edilenlerin ve mültecilerin sayısının yükseldiğini vurguladı.
Filistin, Suriye, Sudan ve Ukrayna gibi yerlerdeki çatışmalara işaret eden Spindelegger, bunların daima mülteci krizlerini tetiklediğini söyledi.
Spindelegger, siyasi partilerin göçle ilgili farklı yaklaşımlarının ortaya çıktığını belirterek, Avrupa’da göçle ilgili katı kurallar içinde ilerleyen tartışmalar olduğunu dile getirdi.
Çalışan göçmenlerin daha kolay entegre olduğunu vurgulayan Spindelegger, göçmenlerin gittikleri ülkeye ekonomik olarak katkıda bulunduğunun altını çizdi.
“Göç sorunu artacak”
Kamel, Akdeniz’in göç konusunda en sıcak noktalardan biri olduğuna vurgu yaparak, Suriye, Yemen ve Filistin’deki çatışmaların, göçün sebepleri arasında yer aldığına işaret etti.
İklim değişikliğinin de Akdeniz’deki göç trafiğini tetiklediğine dikkati çeken Kamel, “Akdeniz çevresinde yaşayan 250 milyon kişi, BM’nin belirlemiş olduğu su ihtiyacı standartlarının altında suya erişime sahip.” dedi.
Kamel, göç sorununun 20 yıl boyunca artacağını belirterek, bunu önlemenin tek yolunun yeni politikalar belirlemek olduğunu vurguladı.
Özellikle Avrupa’da siyasi kampanyalarda göçmen karşıtı söylemlerle karşılaşıldığına dikkati çeken Kamel, “Bu bağlamda göçmenlerin getirebileceği faydaları göz ardı etmiş oluyorlar.” ifadesini kullandı.
Kamel, rüzgar ve güneş enerjisi gibi fırsatların istihdam sağlayabileceğine işaret ederek, bunun güneyden göçmen akışını azaltabileceğini belirtti.
Dünyada artan yabancı düşmanlığıyla ilgili konuşan Kamel, “Göç, artık bir enstrümana dönüştürülmüş ve çeşitli siyasi organların siyasetinin bir parçası haline gelmiştir. Bununla beraber, İslam karşıtlığı ve diğer tür ayrımcılık örnekleri artmaktadır.” diye konuştu.
“Göç sorunun çözümünde beraber hareket edilmeli”
Granados, Latin Amerika’da, güneyden kuzeye doğru çok büyük göç yaşandığına işaret ederek, 2018’den beri komşu ülkelerden milyonlarca kişinin siyasi ve iktisadi sorunlardan ötürü Kolombiya’ya göç ettiğini anımsattı.
Ülkesine gelen göçmenlerin ABD’ye gitmeye çalıştığını gözlemlediklerini belirten Granados, bunun çok tehlikeli bir geçiş bölgesi olduğunu söyledi.
Granados, göç sorununun çözümüyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini aktararak, krizin çözümünde beraber hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
Göçün daha düzenli şekilde ele alınabileceği değerlendirmesinde bulunan Granados, ülkesinde pek çok entegrasyon merkezi olduğunu kaydetti.
Savaşlar ve iklim değişikliği, göçü tetikliyor
Mazou, 117 milyon kişinin yerinden olduğunu aktararak, “Ülkelerinden ayrılma sebepleri sadece çatışmalardan kaynaklanmıyor, aynı zamanda doğrudan ve dolaylı olarak iklim değişikliği ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanıyor.” diye konuştu.
Göçmenlerin, gittikleri ülkelerde, topluma entegre olmasını sağlamanın gerekliliğine dikkati çeken Mazou, onların, gittikleri ülkede ekonomiye katkıda bulunmasının önemine vurgu yaptı.
Mazou, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Sudan’daki çatışmalara işaret ederek, savaştan kaçanların komşu ülkeler tarafından cömertçe kabul edildiğini belirtti.
Herkesin bir gün evini mecburen terk etme ihtimali bulunduğunu kaydeden Mazou, bu yüzden göç konusunda dayanışmanın gerekli olduğunun altını çizdi.
Göç konusunda yasal çerçeve vurgusu
Vojackova-Sollorano, insanoğlu yürümeye başladığından bu yana göç meselesinin var olduğunu ifade ederek, “Göç, son derece doğal bir süreç. İnsanlar, fırsatlar arıyorlar ve bu fırsatlarla beraber yeni alanlar keşfediyorlar. Günümüz dünyasında, oldukça global ve birbiriyle bağlantılı bu dünyada, bütün bunların bir karmasını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Göçü durdurmanın bir illüzyon olduğu değerlendirmesinde bulunan Vojackova-Sollorano, göç meselesinin gerçekçi şekilde yönetilmesi gerektiğine işaret etti.
Vojackova-Sollorano, her ülkenin göçmenler için daha şeffaf ve yasal çerçeveler çizmesinin önemli olduğunu söyleyerek, toplumun, göçmenlerin entegrasyonu konusunda açık görüşlü olması gerektiğini kaydetti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ukrayna ve Rusya çatışması için barışçıl bir çözüm bulunabilirse Gazze’deki felakete bir çözüm bulunabilirse Afrika’da istikrar sağlanabilirse bu tarz çeşitli bölgelerdeki bu jeopolitik sorunlar çözülebilirse bunun ticarete ve ekonomiye yansımalarının da olacağı aşikar.” dedi.
Cevdet Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu’nda “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, küresel ticaretin yavaşladığını belirterek, pandemi ve jeopolitik gerilimlerin bunda rol aldığını, dünya genelinde ise refahın olumsuz etkilendiğini söyledi.
İkinci dünya savaşından sonra dünyada yeni gelişmelerin ortaya çıktığını, küresel yapıların değiştiğini, üretimin batıdan doğuya kaymaya başladığını ifade eden Yılmaz, uluslararası kurumların yeni gerçeklere göre kendini güncelleyemediğini, dünyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesinden, ekonomik olarak da ise yediden büyük olduğunu kaydetti.
Yılmaz, bu sorunların ikili ve bölgesel işbirlikleriyle ele alınabileceğini dile getirerek, “İnsanlık olarak her zaman elimize fırsatlar geçiyor, bu sorunları çözme anlamında. O yüzden de olumsuz bakmamak, kötümser olmamak gerekiyor. Geleceğe bakmamız ve bu sorunları ele almaya yönelik yenilikçi yöntemlerin peşinden koşmamız gerekiyor. Bu yüzden de ikili ve bölgesel ilişkilerin bu anlamda önemli bir gündem maddesi olacağını düşünüyorum. Türkiye olarak da bizler komşuluk ilişkilerimizi geliştirmeyi bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu bağlantısallığı artırmak adına fiziksel altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra aynı zamanda düzenlemelerin de basitleştirilmesi, kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Yasamaya yönelik düzenlemelerin de daha basit hale getirilmesi gerekiyor ki böylelikle ikili ve bölgesel işbirliği potansiyelini değerlendirebiliriz. Bu ikili ve bölgesel işbirliklerinin, yeni bir küresel ortamın peşinde koşmamızı da engellememesi gerekiyor. Dünyanın bağlantısallığının arttığı bir dönemdeyiz. O yüzden de bu ikili ve bölgesel işbirlikleri devam ederken yeni bir küresel ortamın, yeni bir küresel çerçevenin oluşturulması için de çalışmaya devam etmek durumundayız. Burada daha dengeli, daha adil bir ortam yaratılması için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Çünkü küresel sorunların içerisinde iklim değişikliğinin de bulunduğu pek çok sorunla karşı karşıyayız.”
“Diplomasi ekonomi için de çok önemli”
Yılmaz, ülke içinde politik istikrar ve inanılırlık olmadan ulusal, bölgesel ve küresel anlamda başarılı olunamayacağını vurgulayarak, Türkiye son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyürken, dünya ekonomisinin yüzde 3,6 büyüdüğünü, bunun siyasi istikrar, öngörülebilir politikalar, yurt içindeki güvenlik ve emniyet sayesinde başarıldığını kaydetti.
Enflasyonla mücadele politikalarının, sadece ekonomik öngörülebilirlik anlamında değil kalıcı ve sürdürülebilir bir sosyal refah için de önemli olduğuna işaret eden Yılmaz, uygun politikalarla hem enflasyonla mücadele edilip hem de kalıcı büyümenin sağlanabileceğini ifade etti.
Yılmaz, bunun için politik ekonomi görüşünün olmasını gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü politika ekonomi ve ticareti etkiliyor. Ticaret ve ekonomi de siyaseti etkiliyor. Dolayısıyla bu ikisi arasında sürekli bir etkileşim var. Ukrayna ve Rusya çatışması için barışçıl bir çözüm bulunabilirse Gazze’deki felakete bir çözüm bulunabilirse Afrika’da istikrar sağlanabilirse bu tarz çeşitli bölgelerdeki bu jeopolitik sorunlar çözülebilirse bunun ticarete ve ekonomiye yansımalarının da olacağı aşikar. Tabii bu arada diplomasiye ihtiyacımız var, savaşa değil. Çünkü savaş hiç kimseye bir şey kazandırmaz ama barış herkese kazandırır. O yüzden biz bunu Kafkasya’da da görmek istiyoruz. Afrika’da da Orta Doğu’da da dünyanın her yerinde görmek istiyoruz. Hem insani nedenlerden ötürü hem de ekonomik büyüme ve bütün dünyanın refahı için. Dolayısıyla diplomasi sadece siyaset için değil aynı zamanda ekonomi için de çok önemli. Bu çünkü ikili bir etkileşim.”
Türkiye ile ABD ve Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde fırsatlar bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye’nin Gümrük Birliği üyesi olduğunu, ama çok ciddi vize problemleri yaşadığını vurgulayarak, “Eğer ticareti ve ekonomiyi desteklemek istiyorsak insanların hayatını kolaylaştırmamız gerekiyor. Özellikle iş insanlarının, öğrencilerin, kültür sanat sektörlerindeki kişilerin.” şeklinde konuştu.
Yılmaz, Gümrük Birliği anlaşmasının da yenilenmesi gerektiğine dikkati çekerek, bunun yenilenmesi durumda AB’nin geleceğine ve Türkiye-AB ilişkilerine fayda sağlayacağını dile getirdi.
Dünyadaki teknolojik gelişmelerin çok hızlı yaşandığını aktaran Yılmaz, artık sadece ürünlerin değil, hizmetlerin ve soyut varlıkların ticaretinin de söz konusu olduğunu, birbirlerinden çok uzakta olan ülkelerin, dijital altyapılarla aralarındaki ticareti geliştirebildiğini, bunu destekleyecek bir takım akıllı kanunların yapılması gerektiğini kaydetti.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Unutmamalıyız ki, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış, kimsenin geride bırakılmadığı bir süreçten doğar. Toplumun temel ve dönüştürücü bir parçası olan kadınların dahil edilmediği bir barış sürecinin başarıyla sonuçlanması beklenemez.” dedi.
Emine Erdoğan, Nest Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun Kadın, Barış ve Güvenlik Oturumu’nda lider eşleri ve katılımcılara hitap etti.
Lider eşlerini ve uluslararası kuruluş temsilcilerini, kadim tarihi, doğası ve kültürüyle, gözde bir şehir olan Antalya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Emine Erdoğan, forumun bu seneki ana temasının “krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak” olduğunu anımsattı.
“Yanan bizim evimiz, ailemiz, ortak değerlerimiz”
Bugün dünya olarak, hiçbir ülkenin tek başına bertaraf edemeyeceği boyutta krizlerle karşı karşıya olduklarını vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizi insanlık olarak bir arada tutan değerlerin ve kurumların temelleri, yakın tarihte hiç bu kadar sarsılmamıştı. Bu buluşmayı, huzurlu bir barış ortamında değil; ne yazık ki, savaşın karanlık gölgesi altında gerçekleştiriyoruz. Savaşlar ve çatışmalar, adeta adım adım ilerleyen bir yangın gibi dünyamızı kuşatmaya devam ediyor. Yanan bizim evimiz, yanan bizim ailemiz, yanan bizim ortak değerlerimiz. Kutuplaşma ve ırkçılığın arttığı, tahammülsüzlük ve tamahkarlığın nefreti körüklediği bir çağda, barışı ve düzeni korumak git gide daha da zorlaşıyor. Adil ve güçlü bir iradenin, diplomasiyle çözebileceği ihtilaflar, hızla sıcak çatışmaya evriliyor.”
Erdoğan, Suriye, Irak, Yemen, Sudan Filistin ve daha birçok çatışma bölgesinden, aynı acı feryatların yükseldiğini söyledi.
Yaşayabilmek için evini ardında bırakan masum canların sığındıkları yerde zalimce katledildiğine dikkati çeken Erdoğan, şiddetin her türlüsü ile örselenen çocukların minik yüreklerinde tamiri mümkün olmayan yaralar açıldığını ifade etti.
“Dünyanın adil, cesur ve hakkaniyetli liderlere hiç olmadığı kadar ihtiyacı var”
Dünyanın tüm vicdanlı insanlarının yekpare bir sesle, “hemen ateşkes, hemen barış” diye haykırdığına işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Artık öyle bir noktadayız ki, söylenebilecek tüm sözleri tükettik. Söylenebilecek son sözü, 6 yaşındaki Filistinli kız çocuğu Hind Recep, çapraz ateş altındayken yaptığı yardım çağrısında söyledi. ‘Lütfen beni kurtarın’ demişti. Ne onu ne ailesini ne canı pahasına ona yardıma giden sağlık ekiplerini kurtarabildik. Soykırımın bir parçası olma ihtimali, insanca var olma onuruna fazla gelen Erın Bruşnel, söylenebilecek son sözleri haykırarak hayata veda etti. ‘Bu soykırıma ortak olmayacağım’ dedi, yapılan zulüm vicdanına ağır geldiği için. İsrail’in yıkım araçlarının altında can veren Raşel Kori ile aynı yaşta, ömrünün baharındaydı. Sözün tükendiği bu noktada, barış umudunu canlı tutmak ve barışa yönelik gayretimizi artırmak zorundayız. Dünyanın adil, cesur ve hakkaniyetli liderlere, hiç olmadığı kadar bugün ihtiyacı var. Barışa inanan cesur insanlar güçlerini birleştirdiğinde, girilen şiddet sarmalını kıracağımıza, barış ve huzurlu bir düzeni, bu güç birliği ile elde edeceğimize inanıyorum.”
“Kadınların karar verici noktalarda olduğuna emin olmalıyız”
Emine Erdoğan, savaşta her kesim zarar görse de bilhassa kadınların orantısız biçimde etkilendiğini dile getirdi.
Savaşın derinden etkilediği kadınların, barış için söyleyecek çok sözünün olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Büyük bir incelikle inşa ettiği yuvası yanıp küle dönen, canından parça evladının acısını gören, kök saldığı toprakları terk etmek zorunda kalan kadınlar, barışın kıymetini herkesten çok daha iyi bilir. Bu konuda, 24 yıl önce, küresel bir irade ortaya konmuş; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı ile kadınların, barış süreçlerine katılımı güvence altına alınmıştı. Ancak ne yazık ki çatışmanın birincil mağduru, toplumların inşasının ana aktörü olan kadınların, arabuluculuk ve barış süreçlerine etkin bir şekilde dahil edilmediğini görüyoruz. Oysa araştırmalar, kadınlar sürece dahil olduğunda uzlaşma olasılığının yükseldiğini ve barışın daha uzun soluklu hale geldiğini gösteriyor. Kadınların, farklı gruplarla işbirliği yapma ve birlikte çalışmaya yatkın tabiatı ve sosyal meselelere olan duyarlılıkları, barış süreçlerindeki başarı şansını artırıyor. Unutmamalıyız ki kalıcı ve sürdürülebilir bir barış, kimsenin geride bırakılmadığı bir süreçten doğar. Bilhassa, toplumun temel ve dönüştürücü bir parçası olan kadınların dahil edilmediği bir barış sürecinin başarı ile sonuçlanması beklenemez. Bu nedenle, diplomasiyi öne çıkarırken, kadınların karar verici noktalarda olduğuna emin olmalıyız.”
Erdoğan, savaş yorgunu bir çağda, kadın bakış açısıyla tesis edilecek barışın, daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve hakkaniyetli olacağına, bütün kalbiyle inandığını vurguladı.
Filistin, Ukrayna, Suriye ve Yemen’de barış hedefiyle öne çıkan hareketlerin kadınlardan güç aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Lider eşleri olarak bizlere ve karar alıcı düzeyde bulunan tüm kadınlara, bu anlamda sorumluluklar düşüyor. Bu çerçevede, Ukrayna Devlet Başkanının eşi Olena Zelenska hanımefendi ile işbirliği halinde Ukraynalı 1500’e yakın savaş mağduru çocuğu ve refakatçilerini ülkemizde misafir ediyoruz. Bu grup arasından bugün aramızda bulunan Kırım Tatarı çocuklarımız, söyleyeceği şarkılarla sevginin ve umudun tek dil olduğunu bize yeniden hatırlatacak. Benzer şekilde, yakın zamanda Gazze’den tedavileri için getirdiğimiz savaş mağduru çocukları ülkemizde misafir ediyoruz. İnanıyoruz ki insanlığın zulümle bükülen belini, mazlumlar arasında ayrım gözetmeyerek doğrultabiliriz.”
“İsrail’in sözde mağduriyetinin giderilmesi için daha kaç can feda edilecek”
“Büyük bedeller ödenerek kazanılan uluslararası hukuk ve adalet sistemini, ruhundan kopararak, yazılı birkaç ifadeye indirgemeye çalışanlara asla boyun eğmeyeceğiz.” diyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Birlikte insanca yaşamamızın teminatı olan bu kaidelerin, suçu işleyen ülkeye ve mazlumun milliyetine göre eğip bükülmesine nasıl sessiz kalabiliriz? Buradan sormak istiyorum, 25 kişi öldürüldüğünde, Paris’te kol kola yürüyüş düzenleyen dünya liderleri, bugün ekseriyeti kadın ve çocuk olan 30 bin insan vahşice katledilirken, hangi gerekçeyle sessiz kalabiliyor? Çocukları, kadınları, masum insanları kurtarması beklenen medeni ülkeler, ateşkes çağrısı dahi yapamayacak kadar bu korkunç karanlığa teslim olmuş durumda. İsrail’in sözde mağduriyetinin giderilmesi için daha kaç can feda edilecek? 25 Avrupalının hayatını kaybetmesinin vicdanlarda oluşturduğu öfke ve acıyı uyandırmak için, kaç bin Filistinlinin ölmesi gerekecek? Tarih sayfaları, bu utanç verici soykırım yaşanırken, karşısında cesaretle duran barış neferlerini de yazacak.”
“Çocukların ölüme terk edilmediği, adil bir dünya diliyorum”
Emine Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti başta olmak üzere, hak ve adaletin tecellisi için adım atan tüm ülkelere minnettarlığını ifade etti.
Geçen kasım ayında, 20 lider eşi ve ülke temsilcisiyle “Filistin için Tek Yürek Zirvesi” kapsamında aynı amaçla bir araya geldiklerini anımsatan Erdoğan, “Davetime icabet ederek gelen, mazlumların haklı davası için güçlü bir duruş sergileyen kız kardeşlerime, buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son vermeden, başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere, bu kıymetli organizasyonda emeği geçen herkesi kutluyor, oturumumuza katılımlarınız için hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Savaşların, yerini kapsayıcı bir barış düzenine bıraktığı, her şeyden önemlisi, çocukların ölüme terk edilmediği, adil bir dünya diliyorum.” dedi.
Oturumda, aktivist Tevekkül Karman, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkan Yardımcısı ve Türkiye’den Sorumlu Bölge Müdürü Ivana Zivkovic, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı’nın Kadın, Barış ve Güvenlik Özel Temsilcisi Bineta Diop, Bulgaristan Cumhurbaşkanı eşi Desislava Radeva ve Sırbistan Cumhurbaşkanı eşi Tamara Vucic de katılımcılara hitap etti.
Emine Erdoğan’ın konuşmasının ardından, Türkiye’nin misafir ettiği savaş mağduru Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklardan oluşan folklor topluluğunun dans gösterisi izlendi. Emine Erdoğan ve lider eşleri daha sonra, Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi ve Afrika standını da ziyaret etti.
Emine Erdoğan ve lider eşleri, folklor gösterisi sunan Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>
Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, garantörlük meselesini, İsrail’i verdiği sözleri tutmaya yönlendirecek bir mekanizma olarak düşündüklerini belirtti.
Yılmaz, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
ADF’nin önemine dikkati çeken Yılmaz, “Antalya Diplomasi Forumu, dünyadaki diğer benzerlerinden, kendisini ‘konuşulamayan konuları konuşan, mazlumların, mağdurların sesi olan ve şu anda özellikle kuzey ülkelerinin kendi içinde oluşturduğu bir yankı odasında konuşulmasına izin verilmeyen konukların ve konuların ağırlandığı bir yer olarak’ öne çıkaran bir platform.” dedi.
Yılmaz, ADF’de, Münih, Halifax, Berlin, Londra ya da Washington’da görülmeyecek tartışma konularının ve katılımcıların bulunduğunu dile getirdi.
ADF’de Afrika, Latin Amerika, Asya ve Avrupa’dan gelen çok değerli isimlerin bulunduğunu aktaran Yılmaz, ADF’nin, Türkiye’nin sorunlarına ülkenin bulunduğu yerden bakan bir misyonla yeniden yapılandırıldığını ve konumlandırıldığını ifade etti.
Forumun “bölgesel sahiplenmeyi öne çıkaran bir platform” olmaya devam edeceğini belirten Yılmaz, dünyanın farklı yönlerinden gösterilen teveccühün memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Dünya düzeninin gittiği yönün ve dünyada yaşanan diğer sorunların yeterince gündeme gelmediğini anlatan Yılmaz, ADF’nin bu sorunların gündeme getirileceği bir platform olarak formüle edildiğini bildirdi.
Garantörlük mekanizması
Yılmaz, üç farklı panelde üç konuya odaklandıklarını, bunlardan birincisinin “garantörlük mekanizması” olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü Gazze konusundaki en temel sorun, İsrail’in üzerine herhangi bir yaptırım ya da herhangi bir ağırlık konulamaması, İsrail’in belli hareket tarzlarına yönlendirilememesidir. O yüzden de garantörlük meselesini, biz Türkiye olarak, Türk Dışişleri olarak, bu soruna çözüm olabilecek, İsrail’in verdiği sözleri tutmak için üzerinde etki oluşturabilecek, bir şekilde İsrail’i verdiği sözleri tutmaya yönlendirecek bir mekanizma olarak düşünüyoruz.”
Garantörlük mekanizmasını tartışmak üzere dünyadan 8 ayrı uzmanı bir araya getirdiklerini söyleyen Yılmaz, ortaya çıkacak görüşlerin gelecek süreçte nasıl daha detaylı işlenebileceğini değerlendireceklerini belirtti.
Yılmaz, ikinci panelde, Gazze’de devam eden katliamlardan sonra dünyada nasıl bir Filistin vizyonu olması gerektiğini ve bu sorunun alışılmış çerçevenin dışında nasıl tartışılabileceğini konuştuklarını bildirdi.
Güney Afrika’dan katılan panelistin “apartheid rejim” tecrübesini anlattığını kaydeden Yılmaz, panelistin Güney Afrikalı lider Desmond Tutu’ya referans vererek Gazze’deki durumun Güney Afrika’dakinden çok daha kötü olduğunu dile getirdiğini aktardı.
“Filistin sorunu, özellikle İsrail’in 1948’de kurulmasından beri yeni dünya düzeninin tam olarak üzerine kurulduğu sistemdir.” diyen Yılmaz, bu sebeple söz konusu soruna çözüm üretilemediğini söyledi.
Yılmaz, “Bir başka panelimiz de yine dünyanın önde gelen akademisyenlerinden oluşan bir panel olacak. Bu da şu andaki dünya düzeninin neden adalet üretemediğini, neden mazlumların, mağdurların hakkını koruyamadığını, daha adil bir dünyanın nasıl mümkün olabileceğini, dünya düzeninin nasıl dönüşebileceğini anlatan farklı bir panel olacak.” ifadelerini kullandı.
“(Kanıt) Görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip”
AA’nın, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, “Öncelikle bu konunun son derece önemli olduğuna elbette inanıyorum.” dedi.
Yılmaz, görsel teoride bir fotoğrafın “sanat”, “belge” ve “delil” işlevine sahip olduğunu kaydetti.
Fotoğrafın, hukuki anlamda bir dava yürürken delil olma durumunun teorik olarak tartışıldığını ve bunun çok az örneği bulunduğunu belirten Yılmaz, “Anadolu Ajansı şu yaptığı çalışmayla aslında diğer iki işlevin yanında, belki de en önemlisi olan, hem bizim için hem hayatımız için hem dünya için, insanlık için en önemli fonksiyonlarından biri olan fotoğrafın delil olma işlevini, hukuki bir delil olma işlevini burada inanılmaz iyi bir şekilde kanıtladı.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bence Anadolu Ajansının bu yaptığı iş, Kanıt kitabı ve bunun işlevi sadece hukuk alanında, sadece uluslararası ilişkiler anlamında değil, aynı zamanda görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip. Onun için de Anadolu Ajansını tebrik ediyorum, teşekkürlerimi, şükranlarımı iletiyorum.”
]]>
Samsun’un Alaçam İlçesinde köy çocuklarının oluşturduğu bocce takımı 98 lisanslı, 17 milli sporcusuyla başarıya doymuyor. Branşlarında Türkiye Şampiyonası’nda birçok başarıya imza atan ve Avrupa şampiyonluğu yaşayan sporcuların hedefi dünya şampiyonluğu.
Alaçamspor Bocce Takımı sporcuları, Türkiye Şampiyonası’nda elde ettikleri başarılar ile adından söz ettiriyor. Genç Milli Takımı’nın 4 sporcusundan 3’ünün Alaçamspor Bocce Takımı’nın oluşturduğu Genç Kız Milli Takımı, Avrupa şampiyonu olarak isimlerini tarihe yazdırdı. Alaçam Şadiye Muzaffer Turhan Anadolu Lisesi’nde öğrenim gören milli sporcuların hedefi dünya şampiyonluğu. Okul bahçesinde Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir nezaretinde hazırlıklarını sürdüren sporcular, çim topu ve boccenin dalları raffa, volo ve petank dallarında katıldıkları Türkiye şampiyonalarında birçok başarı elde ederek, gözlerini dünya şampiyonluğuna dikti.
Türk Milli Takımı’nı, Dünya Şampiyonası’nda temsil ettiğini ifade eden milli sporcu Pınar Kapusuz, “Gökhan Bozdemir’in başarıları ve öğrencilere verdiği değerleri gördükçe bu spora daha çok ilgimiz arttı. 2023 Mayıs ayında Avusturalya’da dünya şampiyonasına katıldım. Çin topu dünya şampiyonasında tek bayanlarda ülkemizi temsil ettim” dedi.
Demet Şahin: “Avrupa şampiyonu olduk, hedef dünya şampiyonluğu”
Avrupa şampiyonu olarak yurda döndüklerini dile getiren Genç Kız Milli Takım sporcusu Demet Şahin de, “2023 yılında ülkemizi temsil ettiğimiz İspanya’da Avrupa şampiyonluğunu getirdik. Tarihte bir ilk olarak. 4 yılda bir olan dünya şampiyonluğuna hazırlanıyoruz ve dünya şampiyonluğunu da ülkemize getirmek istiyoruz. Buna inanıyor ve kendimize güveniyoruz. 2018 yılında Cumhurbaşkanımızın huzuruna çıktığımızda bizden Avrupa ve dünya dereceleri istemişti. Biz sözümüzü tutuk Avrupa şampiyonu olduk. Hedefimiz dünya şampiyonluğu. Şu anki arzumuzda Cumhurbaşkanımızla tekrar bir araya gelmek” diye konuştu.
Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Melek Ünlü ise, “Bu sene bowling yarışmasında Türkiye birinciliği aldık. Haftada bir gün Samsun’a antrenman yapmaya gittik, çok emek verdik” şeklinde konuşurken, Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Eda Nur Kır de, “Bowling salonumuz olmadığı için haftada bir gün Samsun’a gidip geldik. Şampiyona için Ankara’ya gittiğimiz de bize ‘bowling salonunuz var mı’ diye sormuşlardı ama bizim Alaçam’da bowling salonumuz yoktu. Biz bocce ile uğraştığımız için bowlingi daha rahat yapabiliyoruz. Biz her branşta başarılı olabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Gökhan Bozdemir: “Boccede ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik”
Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir, “Bizim asıl branşımız bocce. Boccede de ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik. Bizim çocuklarımızın hepsi köy çocuğu. Alaçam’ın köylerinde yetişen çocuklar. Birçoğu da yurtlarda kalıyor. Sırf bu sporla uğraşabilsin, antrenmanı rahat yapabilsin diye. Çünkü çocuklarımız Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde öğrenim görüyorlar. Saat 16.00’da bizim okul kapanır, taşımalı olduğu için çocukların hepsi köylerine gider. Çocuklar burada çalışabilmek için kendi ailelerinden, kendi zamanlarından feragat edip bizimle beraber antrenman yapıyorlar. Hepsiyle gurur duyuyoruz, bize çok dereceler getirdiler, getirmeye de devam edecekler. En son bowling şampiyonluğu aldık. Bowling Türkiye şampiyonu olduğumuzda rakiplerimiz bize ‘Topunuz var mı?’ ya da ‘Alaçam’da bowling sahanız var mı?’ diye sorduklarında ‘Yok’ dedik ama bizim çocuklarımız haftada bir sefer Samsun’a kadar gidip, antrenman yapıp o antrenmanlar sonucunda çok uzun uğraşlarla bir şampiyonluk elde etti. Hepsiyle de gurur duyuyoruz. Amacımız yeni milli sporcular çıkartmak, Alaçam’ın gençlerine faydalı olmak, daha fazla gence dokunmak, onları meslek sahibi yapılmasını sağlamak. Milli olan ve bizden mezun olan çocukların hepsi üniversiteli. En büyük kazancımız o. Tek bir ricamız var, özellikle Cumhurbaşkanımızdan bizim Alaçam’da kapalı bir Bocce sahamız yok. Buraya kapalı bir bocce sahası yapılırsa daha fazla çocuğa, gence ulaşmak ve onları da bir meslek sahibi yapmak, topluma kazandırma en büyük arzumuz. Nice şampiyonluklar alarak ülkemizi en iyi şekilde temsil ederiz” açıklamasında bulundu.
Okul Müdürü Namık Kocabaş ise şunları söyledi:
“2019’dan beri Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde müdür olarak görev yapmaktayım. Geldiğimiz günden beri sporcularımızı destekliyoruz. Okulumuzun sportif başarıları birçok alanda, birçok branşta var. Hem Türkiye şampiyonlukları hem Balkan şampiyonlukları hem de uluslararası şampiyonluklar yaşadık. Öğrencilerimizin bu bocce, bowling ve voloya ilgileri oldukça fazla. Başarılarının artarak devam etmesi için onlara elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz.” – SAMSUN
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Krizler Döneminde Yenilikçi Arabuluculuk” başlıklı panelde savaş, çatışma ve kriz bölgelerinde arabuluculuğun önemi vurgulanarak uzlaşı ve güven sorunları nedeniyle sistemin işlemez hale getirildiği belirtildi.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te m?oderatörlüğünü Avrupa Barış Enstitüsü Direktörü Michael Keating’in üstlendiği panele Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Başpiskopos Paul Richard Gallagher, eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor, Avrupa Birliği (AB) Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Miroslav Lajcak ve ABD Barış Enstitüsü Başkanı Lise Grande katıldı.
Eski Slovenya Cumhurbaşkanı Pahor, ciddi sorunlar yaşanan arabuluculuğun zayıflık olarak görülmeye başlandığını anlattı.
Çatışan taraflar arasında güven ve diyalog oluşmadığından arabuluculuk faaliyetlerinin sekteye uğradığını dile getiren Pahor, “Eskiden arabuluculuk bir güç göstergesi olarak görülüyordu fakat şu anda uluslararası siyaset tamamen değişti. Ülkeler arasında diyaloğun ortadan kalkması, güvensizliğe neden olurken ortak bir gelecek inşa etme olasılığını da yok ediyor.” şeklinde konuştu.
Pahor, diyalog, uzlaşı ve güven sorunları yaşanmasının başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluşun varlığının sorgulanmasına yol açacağına dikkati çekti.
Dünyanın birçok bölgesinde çatışma ve felaketlerin yaşandığını dile getiren Pahor, “BM ve diğer uluslararası kuruluşların kendilerini yeniden inşa etmeleri, yeniden etkin hale gelmeleri için yeni bir felakete ihtiyaç yok. Halihazırda yeterince felaket var.” dedi.
Pahor, kriz bölgelerinde çözümün sağlanması amacıyla arabuluculuk dahil her türlü uzlaşma yolunun açılması için klasik diyalog yöntemlerine dönülmesi gerektiğini belirtti.
Dünyadaki savaşların, çatışmaların ve krizlerin çözüme kavuşturulması amacıyla herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Pahor, arabuluculuk ve barışçıl uzlaşma çabalarına sivil toplum kuruluşlarının da mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
“Barış için çabalarımız sonuçsuz kaldı”
Sudan Dışişleri Bakan Vekili Sadık, iç savaşın devam ettiği Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin sonuca ulaşmadığını söyledi.
Sudan hükümetinin tüm müzakere çağrılarına rağmen milislerin anlaşmaya yanaşmadığını belirten Sadık, “Hiçbir devlet, topraklarında iki ordunun varlığına izin vermez. Milisler, orduya ve hükümete yönelik ayaklanma başlattı. İç çatışmalardan bir ay sonra müzakere kanallarını açtık ve milislerin orduya entegre olması çağrısında bulunduk. Barış için gösterdiğimiz çaba ve müzakere çağırılarımız da maalesef sonuçsuz kalıyor.” diye konuştu.
Her türlü askeri çatışmanın müzakere masasında ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine inandıklarını ifade eden Sadık, ülkede barışın bir an önce tesisi için uluslararası arabuluculuk kanallarını açık tuttuklarını söyledi.
Sadık, “Biz ülkenin normale dönmesi, iç savaşın bitmesi için Suudi Arabistan, ABD ve birçok Afrika ülkesiyle arabuluculuk yöntemi ile müzakereler yürüttük. Barış görüşmeleri defalarca sekteye uğradı ve sonuç alınamadı. Alınan bazı kararları ise milisler reddetti. Eğer müzakerelerde alınan kararlara uyulsaydı belki bugün farklı şeyler konuşuyor olacaktık.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası aktörlerin Sudan’daki iç çatışmayı bitirmek için yeterince çaba sarf etmediğini vurgulayan Sadık, hükümetin ve ordunun barış müzakereleri için açık bir yol bıraktığını dile getirdi.
“Gazze’de acil bir müdahale gerekiyor”
Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Başpiskopos Gallagher, kriz bölgelerinde arabuluculuğun müzakerelerin kolaylaştırılmasında önemli bir etken olduğunu söyledi.
Gallagher, çatışan tarafların müzakere istediklerini ancak gereken ödünleri vermekten kaçınmaları sonucu birçok görüşmenin sonuçsuz kaldığını anlattı.
Arabuluculukta tarafların bunu içtenlikle gerçekleştirmediğini ifade eden Gallagher, “Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar, daha çok karşıdakinin pozisyonunu aşındırmaya çalışıyor çünkü taraflar devletleri, hükümetleri ya da grupları adına bir noktaya odaklanıyor ve kendi taleplerinden vazgeçmiyor ya da fedakarlıkta bulunmuyor. Dolayısıyla bir konuda müzakere sağlanması isteniyorsa taraflar karşılıklı olarak tutarlı olmalı ve ödün vermeye hazır olmalıdır.” diye konuştu.
Gallagher, çatışma bölgelerinde krizlerin çözülmesi için müzakere masasına çok sayıda uluslararası düzeyde arabulucunun katılması gerektiğine dikkati çekti.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılardaki görüntülerin korkunç gerçekliği gözler önüne serdiğini belirten Gallagher, “Gazze’de tüm bu yaşananlar bizi ciddi bir kayıtsızlığa sürüklüyor. Bu savaş aylardır devam ediyor. Mutlak ve acil bir şekilde müdahale edilmesi gerekiyor.” dedi.
“Dünya genelinde kabul edilebilir kuralları müzakere etmeliyiz”
AB Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Lajcak, dünyanın tek kutupluluktan çok kutupluluğa doğru gittiğini, bunun da birtakım riskler barındırdığını söyledi.
Evrensel değerler doğrultusunda bir model inşa edilmediği takdirde dünyanın felakete doğru gideceği uyarısında bulunan Lajcak, şunları dile getirdi:
“Bir felaket beklememeliyiz. Masa başına dönmek ve muhtemel felaketten sağ kurtulmak için dünya genelinde kabul edilebilir kuralları müzakere etmeliyiz. Bu konuda siyasi liderlere baskı uygulamalıyız. Uluslararası kurumları yeniden güçlendirmemiz lazım.”
Lajcak, kriz ve savaş bölgelerinde arabuluculuğun kesin sonuç vermesi için diyalog ve uzlaşının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Türkiye, çatışma bölgelerinde arabuluculuk için liderlik yapıyor”
ABD Barış Enstitüsü Başkanı Grande, savaş ve kriz bölgelerinde sorunların çözümü için bölge ülkelerinin önemli bir rolünün olduğunu söyledi.
Türkiye’nin çatışma bölgelerinde arabuluculuk ve uzlaşı için ciddi temaslar yürüterek liderlik yaptığını ifade eden Grande, bu bölgelerde çözüm konusunda tüm dünyanın ısrarcı olması gerektiğini dile getirdi.
Grande, dünyada savaş türlerinin değiştiğini, farklı silahların kullanılmaya başlandığı bir süreçte barışın sağlanması için çok daha inovatif çözümler üretilmesi gerektiğini belirterek, şunları ifade etti:
“Son 60 yıldır ilk defa nükleer güçlerin karşı karşıya gelme ihtimali bu kadar yükseldi. Bunu göz ardı edemeyiz. Sanırım en büyük önceliğimiz bu olmalı. Çatışmaların seviyesini indirmeye yönelik mekanizmaları hayata geçirmek zorundayız.”
Çok kutuplu bir dünyaya giderken sorumluluk üstelenecek mekanizmalara ciddi ihtiyaç olduğunu söyleyen Grande, mevcut mekanizmaların dünyadaki sorunları çözmeye yönelik yaptırım gücünün yetersiz olduğunu anlattı.
]]>
Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Artan Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı ve İslam Karşıtlığı” başlıklı panelde dünya genelinde yükselen İslam karşıtlığı ve bu sorunun çözümüne yönelik atılması gereken adımlar ele alındı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Maria Ramos’un üstlendiği panele Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı (UNAOC) Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Evren Dağdelen Akgün, AGİT bünyesinde yer alan Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) Direktörü Matteo Mecacci ve eski Ürdün Başbakanı Avn Şevket el-Hasavne katıldı.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Buric, Avrupa başta yer almak üzere dünya genelinde yükselen İslam karşıtlığıyla mücadelenin ilk adımının “bir sorun olduğunu kabul etmek”ten geçtiğine dikkati çekerek, ayrımcılığı önlemek için mağdur merkezli yaklaşım benimsenmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.
İslam karşıtlığıyla mücadele için çabaların artması gerektiğini vurgulayan Buric, “Mağdurlar cezalandırılmayacaklarını hissetmeli, bu yüzden kovuşturma da önemlidir.” dedi.
Buric, İslam karşıtlığının küresel sorun olduğuna, hiçbir ülke veya kuruluşun bu sorunla yalnız başa çıkamayacağına dikkati çekerek, bu nedenle kolektif sorumluluk almanın ve işbirliğinin önemine değindi.
“Kesinlikle çok zor zamanlar geçiriyoruz. Genel olarak hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarında bir gerileme söz konusu.” diyen Buric, İslam karşıtlığı başta gelmek üzere ayrımcılığı önlemek için çeşitli araçların olduğunu ancak bunların uygulanmadığını savunarak, bu noktada siyasi iradeye yönelik ihtiyaca işaret etti.
Birlik halinde yaşamak için insanların birbirinden korkmaması gerektiğini söyleyen Buric, “Nefretin ortaya çıkmasına izin verirsek toplumlarımız yok olur ve bir gelecek olmaz.” dedi.
“Siyasi liderler de nefret söylemlerinde bulunuyor”
UNAOC Yüksek Temsilcisi Moratinos, İslam karşıtlığının temelinde nefretin olduğunu ve nefretin de tarih boyunca çatışma ve savaşlara yol açtığını anlattı.
Moratinos, şunları kaydetti:
“Nefretin geri dönmüş olmasından dolayı çok üzgün olduğumu söylemeliyim. Düşmanlarımız olabilir, muhaliflerimiz olabilir, rakiplerimiz olabilir ama nefretin derecesi bugünün dünyasında son derece tehlikeli bir ivmeye ulaştı.”
Moratinos, İslam karşıtlığıyla mücadele için kınamanın yeterli olmadığını söyleyerek, asıl yapılması gereken şeyin insanların bilinçlerini değiştirmek olduğunu dile getirdi.
Bugün nefretin 11 Eylül saldırılarından sonra ulaştığı seviyeden daha kötü olduğuna dikkati çeken Moratinos, “Kişisel, siyasi ve profesyonel hayatımda ayrımcılığın, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, İslam karşıtlığının, antisemitizmin, Hıristiyan fobisinin bu derece artığını hiç görmemiştim. Çılgın bir dünyanın içindeyiz.” dedi.
Avrupa’da artan İslam karşıtlığına işaret eden Moratinos, kıtada İslam’a yönelik saldırılar söz konusu olduğunda ifade özgürlüğü ile din ve inanç özgürlüğü arasında hangisinin önemli olduğuna yönelik tartışmanın gündeme geldiğini söyledi.
Moratinos, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi ifade özgürlüğü, 18. maddesi din ve vicdan özgürlüğüdür. 19. madde mi, 18. madde mi ağır basmalı? İkisini etkileşimli hale getirmeliyiz. İfade özgürlüğü, diğer özgürlüklerin üzerinde ya da altında diyemeyiz.”
Moratinos, siyasi liderlerin de nefret söylemlerinde bulunduğuna işaret ederek, “Beni asıl endişelendiren siyasi liderlerin de nefret söyleminde bulunuyor olması. Bu, çok tehlikeli. İslam karşıtlığını, antisemitizmi, ayrımcılığı ve ırkçılığı teşvik edenler de onlar.” eleştirisinde bulundu.
İslam karşıtlığı ve ırkçılık gibi sorunların yayılmasına engel olmak için ülkelerin gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerektiğini anlatan Moratinos, şunları kaydetti:
“Yakın zamanda İsveç ve Danimarka’da buna şahit olduk. Her cuma bir adamın caminin önüne gidip Kur’an’ı Kerim’i yakması konusunda hiçbir şey yapamayacaklarını söylediler. Nasıl bir şey yapamazsınız? Kamuoyunu, uluslararası ilişkilerinizi etkileyeceğini, kendi toplumuzda ve uluslararası toplumda kutuplaşma yaratacağını bilirken bir şeyler yapılmalı.”
“Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz”
AGİT Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Dağdelen Akgün de dünyanın bir çok zorlukla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu sorunlarla baş edilmesi için ortak çabanın gerektiğini dile getirdi.
Birlikte yaşamanın temelinin karşılıklı saygıya dayandığını vurgulayan Dağdelen Akgün, İsrail’in Gazze’ye saldırılarından itibaren İslam karşıtlığının artığını kaydetti.
Dağdelen Akgün, ırkçılığın temelinde saldırganlığın olduğunu söyleyerek, “Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz ve her şey bir nevi sarmal oluşturup kartopu gibi büyüyor.” dedi.
Ülkelerde yaşanan ekonomik sorunların nedeni olarak göçmenlerin “günah keçisi” ilan edildiğini belirten Dağdelen Akgün, toplumdaki ayrımcılığın aşırı sağcı politikacılar tarafından körüklendiğini savundu.
Dağdelen Akgün, İslam karşıtlığıyla mücadelede çabaların sürekli ve tutarlı olması gerektiğini vurguladı.
“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir”
ODIHR Direktörü Mecacci, nefret suçlarıyla mücadele için bu suçların tespit edilip raporlanmasının önemine değinerek, devletlerin “nefret suçunu” bir şiddet olarak kabulünün gerektiğini söyledi.
“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir.” diyen Mecacci, emniyet güçlerinin ön yargıya sahip olduğu ülkelerde vatandaşların karşılaştıkları nefret suçunu bildirmekten çekindiklerini anlattı.
Mecacci, Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarında eksik raporlama yapıldığının tespit edildiğini dile getirerek, nefret suçlarıyla ilgili sahip olunan verilerin gerçek durumun çok altında olduğunu belirtti.
Medyada İslam karşıtlığının sıklıkla yapıldığını kaydeden Mecacci, bu nedenle Avrupa’daki Müslümanların tehlike altında olduğunu ifade etti.
Mecacci, dünya genelinde yapılacak seçimlerdeki kampanyaların kutuplaştırıcı olduğuna ve bunların en çok azınlıkları etkilediğine dikkati çekerek, “Irkçı hakaretler ve klişeler daha fazla kullanılmaya başlıyor çünkü gittikçe daha çok işe yarıyor. Peki bunu nasıl bitireceğiz? ‘Yeter, bunun demokratik bir toplumda yeri yok.’ diyecek siyasi liderlere ihtiyacımız var.” dedi.
“İfade özgürlüğü, İslam’a düşmanca hakarete izin vermez”
Eski Ürdün Başbakanı Hasavne, İslam karşıtlığının dünyada yükselişte olmasının nedeninin Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından “yeni düşman arayışı” olduğunu kaydetti.
Uluslararası hukukta yaşanan gerilemenin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi fenomenleri artırdığını savunan Hasavne, “Gazze’deki mevcut çatışmaya ve BM Güvenlik Konseyinin ve büyük ölçüde de Genel Kurulun etkisizliğine bakın.” eleştirisinde bulundu.
Hasavne, demokrasilerde de düşüş olduğunu dile getirerek, “Demokrasi, çoğunlukçuluğa dönüşüyor.” dedi.
Tarih boyunca yabancıya yönelik korkunun her zaman var olduğunu anlatan Hasavne, Avrupa’daki İslam karşıtlığını da bu nedene bağladı.
Hasavne, “Sözleşmelerle güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının, insanların İslam’a ve Müslümanların duygularına düşmanca hakaret etmelerine izin veren bir hak olduğuna inanamıyorum. Bu özgürlük, her istediğinizi söyleyebileceğiniz bir açık çek değildir. Hiçbir zaman böyle olmamıştır.” dedi.
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda katılımcılara hitap etti. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan konuşmasında, Gazze’de katliam yapan İsrail’e tepkisini bir kez daha dile getirdi.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;
“Antalya Diplomasi Forumu’nun 3’üncü buluşması münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bilindiği gibi 6 Şubat 2023’te yaşadığımız asrın felaketi nedeniyle forumumuzu geçtiğimiz yıl iptal etmek durumunda kalmıştık. Ülkemizin 11 ilini ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz deprem felaketinin yaralarını hızla sarıyoruz. Bu zorlu süreçte dost ve kardeş ülkelerden gördüğümüz maddi manevi desteği burada özellikle ifade etmek isterim. Dünyanın neresinde olursa olsun acımızı yürekten paylaşan dayanışma ve desteklerini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Anadolu’nun manevi mimarlarından Hz. Mevlana’nın çağları aşan şu sözünün hikmetine bir kez daha şahitlik ettik; Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır. Karanlığın ardında nice güneşler vardır. Millet olarak destekleriyle, dualarıyla, katkılarıyla en zor günümüzde bizlere umut aşılayan dostlarımızın kadirşinaslığını asla unutmayacağız. Rabbim ülkemiz ve milletimizle birlikte tüm insanlığı bu tür tabii afetlerden korusun diyorum. Depremlerde vefat eden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.

İŞ İNSANLARINDAN AKADEMİSYENLERE YAKLAŞIK 4 BİN KATILIMCI AYNI ÇATI ALTINDA OLACAK
Turizmin başkenti Antalya’mız forum ile birlikte küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden biri haline geliyor. Bugünkü toplantımızın etkileyici katılım düzeyi bu tespitimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Üç gün boyunca, günümüz liderlerinden geleceğin liderlerine, iş insanlarından akademisyenlere yaklaşık 4 bin civarında katılımcı, burada aynı çatı altında bir araya gelecek. Yapılacak fikir teatilerinin ve tartışmaların bizleri doğruya, iyiye, adalete ve gerçekliğe bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum. Forumumuzun bu yılki temasını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik durumuna şöyle bir göz attığımızda, Forumun temasının ne kadar isabetli seçildiği anlaşılacaktır.
İnsanlık olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı ve biteviye krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil; üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki; bu değişim insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin; açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz.

“21. YÜZYIL GİDEREK ‘BUHRANLAR ÇAĞI’NA DÖNÜŞMEKTE”
Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor. Savaşlar, eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçiyor. Sömürgecilik, yeni yöntemlerle, ne yazık ki, devam ettiriliyor. Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik şudur: Refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olmasını umduğumuz 21’inci yüzyıl; beklentilerin tam aksine giderek bir “buhranlar çağına” dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği “kural temelli uluslararası düzen”, anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir. Dayanışma, adalet ve güven gibi temel kavramlardan yoksun olan cari uluslararası sistem ise asgari mesuliyetlerini bile yerine getiremiyor.
“DEAŞ İLE GÖĞÜS GÖĞÜSE MÜCADELE EDEN YEGANE NATO ÜLKESİYİZ”
Tüm bunları, olayların uzağında bir ülkenin lideri olarak söylemiyorum. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerek beşeri ve kültürel bağları, gerekse beynelmilel ilişkileri itibarıyla krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biridir. İnsanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, risklerin kahir ekseriyeti bizim yakın coğrafyamızda yaşanıyor. Örneğin, pek çok ülkenin son 5-10 yılda yüzleştiği terör tehdidiyle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. DEAŞ’la sahada göğüs göğüse mücadele edip bu örgütü bozguna uğratan yegâne NATO müttefikiyiz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında bizim yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor. Son dönemde protesto eylemi kılıfı altında Avrupa’da mukaddes kitabımız Kur’an’ı Kerim’e yönelik yapılan saldırıların çoğu, Türk Büyükelçiliklerinin önünde gerçekleştirildi. Türkiye ve Avrupalı Türkler bu süreçte özellikle provoke edilmek istendi.

Düzensiz göç meselesinde zaten 12 yıldır ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durum farklı değildir. Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür.
“TÜRKİYE’NİN HİÇBİR HADİSEYİ UZAKTAN SEYRETME LÜKSÜ YOKTUR”
Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak; doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek, hem kendi insanımıza, hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa, gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.

Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif, çok yönlü, dikkatli ve soğukkanlı bir politika izliyoruz. Girişimci, insanı ve diplomasiyi öne çıkaran dış politikamızın temelinde kadim değerlerimizle çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Prensiplerimizden taviz vermeden, ülkemizin menfaatlerini her alanda güçlü bir şekilde savunmanın gayretindeyiz.
Yakın dönemde yaşadığımız hadiseler ve tecrübeler bize şunu öğretti: Diplomasi, krizlerin barışçıl çözümünde elimizdeki en büyük araçtır. Yeter ki; diplomasiye şans tanıyalım, alan açalım. Yeter ki, maksimalist hedefler peşinde koşmayalım. Her zaman söylediğimiz gibi; sıkılı yumruklarla musafaha olmaz. Hüsnüniyet, irade ve kararlılığın olduğu her yerde, diplomasi ve diyalogla mesafe almak pekâlâ mümkündür. Elbette tüm bunları dillendirirken, gerçeklerden kopuk bir romantizmden bahsetmiyorum. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de, jeopolitik rekabetin kıran kırana geçtiği bir coğrafyada yer aldığımızı asla unutmuyoruz.

“SAHADA VARLIK GÖSTERMEDEN MASADA KAZANIM ELDE EDİLEMEZ”
İçeride güçlü olmadan, dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini de çok iyi biliyoruz. Nitekim bu hakikatleri göz önüne alarak, son 21 yılda ekonomiden ticarete, savunmadan ihracata her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Diklenmeden dik durabilmek için, milli onurumuzu, bekamızı, milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için her türlü adımı attık.
Ekonomide ülkemizi yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan, tam 5 kat artışla, 1 trilyon 118 milyar dolara yükselttik. Ülkemizi satın alma paritesine göre milli gelir sıralamasında dünyada 11’inci sıraya çıkarttık. İhracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 13 milyar dolardan yaklaşık 54,5 milyar dolara getirdik. En stratejik alanlardan biri olan savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 20’lerden bugünkü yüzde 80’ler seviyesine ulaştırdık. Silahlı-Silahsız İnsansız Hava Araçları teknolojisinde Türkiye’nin yazdığı başarı hikâyesi herkesin malumudur.

“KAAN İLE FARKLI BİR LİGE YÜKSELDİK”
Geçtiğimiz hafta 5’inci nesil savaş uçağımız KAAN’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla, artık bu alanda farklı bir lige yükseldik. Dışişlerinde 163 olan temsilcilik sayımız, bugün itibarıyla 261’e çıktı. Dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip üçüncü ülkesiyiz. Böylece ülkemizi her alanda yakından takip edilen; sözü, duruşu ve tavrı dikkate alınan, krizlerin ve çatışmaların çözümünde anahtar rol üstlenen bir konuma getirmeyi başardık. Bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye; Hem Batı’yla, hem Doğu’yla kazan-kazan temelinde ilişkiler kurabilen… Ukrayna-Rusya arasındaki savaşta hakkaniyetli bir tutum benimseyen… Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği içinde olup, dünyanın dört bir yanıyla güçlü ticari ilişkiler geliştirebilen… Hiçbir ayrım yapmadan mazluma, mağdura ve ihtiyaç sahibine el uzatan… Bekası tehlikeye girdiğinde sahada her türlü tedbiri süratle alabilen… Velhasıl her alanda güçlü, dirayetli, vicdanlı “müessir bir aktör” olarak öne çıkmaktadır. İnşallah önümüzdeki dönemde de hakkı haykırmaya, adaleti savunmaya, tüm dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya devam edeceğiz.
“KURAL TEMELLİ ULUSLARARASI DÜZENİN İFLAS BAYRAĞINI ASIL ÇEKTİĞİ YER GAZZE”
Suriye, Yemen, Libya ve son olarak Ukrayna’daki çatışmalar, bize mevcut küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini göstermiştir. Ülkemizin gönül coğrafyasında patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası kurum ve kuruluşlar; kanı, gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadılar. Üçüncü yılına giren Ukrayna krizinde, Antalya’daki buluşmayla başlayan, İstanbul Süreci’yle bir üst seviyeye çıkan barış umutları, maalesef, gerekli destek verilmediği için âkim kaldı. On binlerce insanın hayatını kurtaracak, yaşanan acının, yıkımın önüne geçecek tarihi bir fırsat heba edildi, daha doğrusu sabote edildi. Ancak kural temelli uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer, Gazze olmuştur.

7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları, hepimiz içimiz kanayarak takip ediyoruz. İsrail’in, sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeli şehit edildi, 70 binden fazla Filistinli yaralandı ve 1,9 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim: Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi… Aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. Söz konusu İsrail olunca; İnsan hakları evrensel beyannamesinin… Görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’nin… Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının… Tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın-yayın organlarının… Hâsılı yıllardır bize örnek gösterilen, güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük.
Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir; bir soykırım girişimidir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlâkı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkûm eden; hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan bir barbarlıktan bahsediyoruz.

“İNSANLIK OLARAK 6 YAŞINDAKİ BİR KIZ ÇOCUĞUNUN HAYATINI KURTARMAYI BAŞARAMADIK”
Ailesiyle güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb’in trajik hikâyesi, aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikâyesidir. İnsanlık olarak “Beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum” diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını, 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef, Hind’le birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı tam manâsıyla yerine getiremedik. Saldırıların ilk gününden itibaren ortaya koyduğumuz çabalara…
Bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan insani yardımlara… Küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara… Refakatçileri dâhil 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen, bunun mahcubiyetini iç dünyamızda halen yaşıyoruz. Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı apaçık ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise “tazıya tut, tavşana kaç” diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. Sözler eylemle desteklenmedikçe, ne Filistin’deki zulmü durdurmak, ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmek mümkündür.

“GARANTÖRLÜĞÜ DE İÇERECEK ŞEKİLDE SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ”
Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu, ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin teşekkülü şarttır. Bu maksatla, garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya hazır olduğumuzu belirttik. Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği verecek, Gazze’nin yeniden toparlanmasına da elimizden gelen katkıyı sağlayacağız.
Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Gazze’ye ve Filistin davasına sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Forumumuzun, bir daha benzer katliamların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz noktasında verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

“TÜRK DÜNYASI’NIN BİRLİKTE GÜÇLÜ KILINMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR”
Dünya genelinde etkili olan olumsuzluklara rağmen, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Balkanları bölgesel sahiplenme ve işbirliği temelinde, barış, istikrar ve refahın hâkim olduğu bir coğrafya olarak görüyoruz. Kıbrıs Türk Halkı’nın müktesep hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı yoğunlaştırdık. Orta Asya’daki kardeşlerimizle ekonomiden enerjiye, eğitimden kültüre, ulaşımdan savunma sanayiine işbirliğimiz güçleniyor. Türk Devletleri Teşkilatımız aracılığıyla Türk Dünyası’nın birlikte daha güçlü kılınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Karabağ’ın 30 yıllık işgalinin sona ermesiyle Ermenistan’la başlattığımız normalleşme sürecini, Azerbaycan’la yakın eşgüdüm içerisinde yürütmeye devam edeceğiz.
Köklü bağlarımızın olduğu Afrika kıtasıyla ve Latin Amerika ülkeleriyle işbirliğimizi karşılıklı saygı temelinde inşallah daha da ilerleteceğiz. “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” şiarlarıyla çalışmaktan geri durmayacağız. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Antalya Diplomasi Forumu’nu teşrifiniz için bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Dışişleri Bakanımızın şahsında tüm Bakanlık mensuplarımızı ve Forumun başarıyla icra edilmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bizlere yeniden ev sahipliği yapan güzel ilimiz Antalya’nın tüm sakinlerine teşekkür ediyorum.”
]]>
GÖKHAN ÇELİKER/MUHAMMET TARHAN – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel, “Doğu Akdeniz’in güvenli hale gelmesi, sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olanları ilgilendiren bir mesele değil, küresel bir meseledir.” dedi.
Üstel, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Antalya Diplomasi Forumu’nda, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve uzman bir heyetle bulunduklarını kaydeden Üstel, forumun “her geçen gün dünyada adından daha fazla söz ettirmeyi” başardığını vurguladı.
Üstel, ADF’nin dünya genelinde barış, güvenlik ve işbirliğini güçlendirmek amacıyla liderlerin ve uzmanların önemli bir buluşma noktası haline dönüştüğünü ve bunun kendilerini mutlu ettiğini belirterek, “Bu forum, aynı zamanda Türkiye’nin dünya siyaseti üzerinde her gün artan gücünün ve etkisinin de açık göstergesi olarak karşımızda duruyor.” diye konuştu.
Dünyanın “giderek daha karmaşık” hale geldiğini ve zorlukların tek boyutlu olarak kalmadığını söyleyen Başbakan Üstel, “Bu nedenle, küresel barış ve istikrarı sağlama konusunda artık ortak hareket etmeli, çabalarımızı bir araya getirerek koordine etmeliyiz. ADF’nin bu yılki konusu ‘Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak.’ işte tam da bu öneme atıfta bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Üstel, ADF’de farklı ülke ve disiplinlerden gelen uzmanların bir araya getirildiğini aktararak, forumun, ana başlığına uygun bir anlayışın geliştirilmesi ve ortak çözümler bulması için dünyaya önemli fırsat sunduğunun altını çizdi.
ADF’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve vizyonuyla şekillendiğine dikkati çeken Üstel, “Bu foruma davet almak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin görünürlüğünün artırılması, sürekli şekilde engellemelere maruz bırakılan uluslararası temas eksikliklerinin giderilmesi ve haklı davamızın dünyaya duyurulması adına da son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Üstel, kendilerinin de “bu misyonla” burada olduğuna işaret ederek, “Sesimizi duyurabileceğimiz, gerek siyasi, gerek medya, hangi seviyeden olursa olsun herkese derdimizi, sıkıntılarımızı ve halkımızın uluslararası camiadan beklentilerini aktarmak için buradayız.” dedi.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan gördüğü ambargoları anlatma fırsatı bulacağız”
Böyle bir forumda bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını kaydeden Üstel, KKTC olarak uluslararası temas konusunda büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti.
Öte yandan Üstel, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan yaşadığı izolasyonları, dünyadan gördüğü ambargoları anlatma fırsatı bulacağız. Onun için, bizim için önemi büyüktür.” şeklinde konuştu.
Üstel, bu fırsat nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
KKTC’nin bağımsızlığından bu yana bu ülkenin dünyadaki hak ettiği yere gelmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile canla başla çalıştıklarını vurgulayan Üstel, “Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti ile bizim ilişkilerimiz kardeşten öteye bir ilişkiye dayanır ve bu ilişkiler neticesinde de dünyada ne kadar sıkıntılar olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti ile biz bu sıkıntıların önünü açıyoruz.” dedi.
Üstel, “Bizim ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz en üst seviyededir ve en üst seviyede de devam edecektir.” diye konuştu.
“Doğu Akdeniz’in güvenli hale gelmesi küresel bir meseledir”
Yaşadıkları coğrafyanın “barışa hasret duyan, ateşler içinde yanmaya devam eden” bir coğrafya olduğunu aktaran Üstel, “Doğu Akdeniz’in güvenli hale gelmesi, sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olanları ilgilendiren bir mesele değil, küresel bir meseledir.” diye konuştu.
Başbakan Üstel, Doğu Akdeniz’in güvenliği konusuna ilişkin, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye önemli bir jeopolitik güce sahiptir. Bu gücü küresel barışa hizmet için kullanmaya da hazırız.” değerlendirmesinde bulundu.
“İki devlete dayalı çözümün Doğu Akdeniz jeopolitiğine yapacağı katkıları ortaya koyacağız”
Yapacakları tüm görüşmelerde muhatapları ile bölgesel işbirliği fırsatları ve küresel barışın ele alınacağını vurgulayan Üstel, şöyle devam etti:
“60 yıldır devam eden Kıbrıs sorununa ilişkin, adil, kalıcı ve iki devlete dayalı çözümün Doğu Akdeniz jeopolitiğine yapacağı katkıları ortaya koyacağız. Halkımıza uygulanan haksız ambargoların ve insan hakları ile bağdaşmayan uygulamaların kaldırılmasına yönelik girişimlerimizi sürdüreceğiz.”
Üstel ayrıca forumda sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve diğer küresel sorunlarla mücadele konularında uluslararası uzmanların ortaya koyacağı görüş ve önerileri dinleme şanslarının olacağını kaydetti.
Bu hedeflere ulaşmak için tek bir ülkenin veya kuruluşun çabasının yeterli olmadığını bildiren Başbakan Üstel, ADF’nin dünya barışına ve istikrarına katkıda bulunmasını diledi.
]]>
“Rachmaninoff’un Kraliçesi” adıyla tanınan dünyaca ünlü piyanist Valentina Lisitsa, “Dünyanın bittiği yerde müzik başlar diye bir söz var. Bu çok doğru. Çünkü müzik, ruhtan ruha bir iletişimdir.” dedi.
İstanbul’da sanatseverlerle buluşan Ukrayna asıllı ABD’li piyanist, AA muhabirine yaptığı açıklamada, en son 2021’de Türkiye’de konser vermeyi planladığını fakat Kovid-19’den ötürü organizasyonun iptal edildiğini belirterek, uzun bir aranın ardından burada hayranlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.
Lisitsa, Türklerin çok sıcakkanlı ve coşkulu olduğunu, sadece konser salonunda değil, sokakta dolaşırken bile bazı öğrencilerin yanına gelerek konserden habersiz olmalarına karşın kendisini tanıdığını ve fotoğrafını çektiğini anlatarak, “Burada insanlar beni tanıyor ve takip ediyor. Böylesine coşkulu bir kalabalığın önünde performans yapmak harika.” dedi.
Lisitsa, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani dramların müziğini etkilediğini söyleyerek, “Savaş bölgelerinde çok konser verdim. Oraya geldiğimde izleyici çok farklı duygular yaşıyor. Müzik o insanlar için bir eğlence değil, bir oksijen gibi. Sadece savaş halinde değil, her zaman içimizde bir gerginlik yaşıyoruz. Bu zorlu zamanlarda müzik, insanları bir araya getirme görevi görmeli. ‘Dünyanın bittiği yerde müzik başlar’ diye bir söz var. Bu çok doğru. Çünkü müzik, ruhtan ruha bir iletişimdir. İnsanlık olarak iletişim sağlamamız çok önemli, çünkü sıradan iletişim yolları tahrip olmuş durumda.” diye konuştu.
Konser verdiği savaş bölgeleri arasında Ukrayna’nın da yer aldığını kaydeden sanatçı, Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde Rusya ile çatışmaların başladığı 2015’te sığınaklarda ustalık dersi verdiğini aktardı.
“İyi müzisyen olmak, seyirciyi daha iyi dünyaya taşımaktır”
Lisitsa, yakın zamanda gerçekleştirdiği müzik projelerine de değinerek, şunları kaydetti:
“Geçen yıl Sergei Rachmaninoff’un 150. doğum yılı dolayısıyla Rachmaninoff Terapisi adı altında bir program başlattım. Bu kapsamda ünlü bestekarın 24 prelütünü aralıksız çaldım. Rachmaninoff bu çalışmaları 100 küsur yıl önce, tüm dünyada medeniyetlerin yıkılma aşamasında olduğu bir dönemde, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yazmış. Ben yıllar sonra bu müziği yeniden seslendirdim ve 100’ün üzerinde yardım amaçlı konser düzenledim. Beni çağıran her yere gittim.”
İnsanların Rachmaninoff’un müziğini dinlediğinde ağladığını söyleyen Lisitsa, “Hep beraber ağladık. Müziğin böyle bir sihri var. Mesela geçen sene Lübnan Beyrut’ta bir festivale davet edildim. Festivalin ardından bir hastanede kanser hastası çocuklar için çalmamı rica ettiler. ‘Küçük bir piyano var. 10 dakika da olsa piyano çalar mısın? Daha önce hiç piyano dinlemediler.’ dediler. Etrafta çok fazla acı vardı. Aileler ve çocuklar stresliydi. Yüzlerinde yaşam ve ölüm vardı. ‘Tabii.’ dedim. Orada da Rachmaninoff’un prelütlerini çaldım. Piyano duvara dönük olduğu için seyircilere arkam dönük çalmak durumundaydım. Doktorlar çok şaşırdı çünkü bütün ağlamalar, koşturmalar bitti. Her şey durdu. O anın videosunu çekmişler. Eğer onu görmesem, müziğin bunu yaptığına inanmazdım. Bu benim için yıllar boyunca verdiğim emeklerin en büyük ödülü gibiydi. Benim için iyi bir müzisyen olmak, insanlara piyanoyu çok hızlı çalıyorsun dedirtmek değildir. Seyirciyi daha iyi bir dünyaya taşımaktır.” dedi.
“İlk fırsatta Filistin’de konser vermek isterim”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da tepki gösteren Lisitsa, “Daha önce İsrail’de konser verdim ve çok eğlenceli geçti. Aynı zamanda Ramallah’ta bir konservatuvardan çağrıldım ustalık dersi vermek için. Bu yılın ilkbaharında düzenleyecektik, fakat geçen yıl başlayan savaştan ötürü sınırı geçemeyeceğimi söylediler. İlk fırsatta orada konser vermek isterim. Bölgedeki çocuklarla ailelerinin zarar görmesi çok feci bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
Lisitsa, Ukrayna’da Rusya ile devam eden savaştan ötürü de üzüntüsünü dile getirerek, “Ben Ukrayna’da doğdum. Maalesef orada kardeş kardeşle anlamsızca savaşıyor ve bu şiddet sarmalı sürüyor. Umuyorum müzik ve sanatla orada yaşananları durdurabiliriz.” diye konuştu.
Kiyev’de 1973’te dünyaya gelen Valentina Lisitsa, 2012’de YouTube kanalındaki bir performansının 50 milyonun üzerinde izlenmesinin ardından dünyaca tanındı.
Konserlerinde Sergei Rachmaninoff ve Charles Ives gibi bestecilerin eserlerini seslendiren Lisitsa, çok sayıda ülkede büyük övgü alan performanslara imza attı.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz” dedi.
Sakarya’da bir dizi ziyaretler gerçekleştiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ‘Darbeler ve Dersler’ programının ardından Serdivan ilçesindeki bir restoranda sivil toplu kuruluşları (STK) ve iş insanlarıyla bir araya geldi. Programda konuşma yapan Sakaya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 28 Şubat darbesinin tarihe postmodern darbe olarak geçtiğini ve sürecin en büyük ayrımcılığı ile psikolojik şiddetin kadınlara yönelik yapıldığını söyledi. Sakarya Valisi yaşar Karadeniz ise Türkiye’de olan darbeleri hatırlatarak Türk milletinin Cumhuriyet ve demokrasiyle özleştiğini söyledi.
“28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik”
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bizim derdimiz, gayemiz geçmişte takılıp kalmak değil. Geçmişte yaşanan olayların şahıslar üzerinden müzakere etmekti. Geçmişi bir masal okuyup anlatmak değil, tam tersine geçmişte yaşanan yanlışlıklardan kurtulma, ders almak ve ileriye bakmak için bir daha böylesine dönemler yaşamamak ve tecrübe etmek gayesiyle 28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik. Bunları sadece bir hatıra olarak sadece geçmişi yad etmek geçmişteki şahıslar üzerinden olayları tartışmak ve hatta o olayların bizzat kendisini tartışmak için değil oralardan ders çıkartarak, çok ağır bedellerle bu demokratik kazanımları daha iyi ileriye götürebilmek için müzakere etmemiz lazım. Bu anlamda Türkiye’nin 74 yıllık çok partili siyasi hayatındaki yaşadığı bu antidemokratik müdahaleleri de hiç unutmadan esas gayemiz olan yeniden güçlü bir Türkiye istikametinde yürüyeceksek böyle bir Türkiye’nin en temel direklerinden birisi olan demokraside güçlü hale getirilmesini de hep birlikte tesis edeceğiz. Bu çerçevede şunu çok rahat söyleyebiliriz. Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türkiye’deki demokrasidir Bu demokrasiye gözümüzün içi gibi bakmak bunu kendi en ön varlığımız olarak telakki etmek daha da ileriye taşımak mecburiyetindeyiz” dedi.
“Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir”
Türkiye Yüzyılı’ndan bahseden Kurtulmuş, “Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir. Hele bizim gibi bir ülkenin hele bizim gibi bir milletin gününü gün eden ve vakit geçiren sağdan soldan esen rüzgarlara göre istikametine tayin eden bir şekilde özgür değildir. Eğer öyle yürüseydi ecdadımız, bugün bize miras olarak bırakılan bir Anadolu’dan bir vatandan bahsedemedik. Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Eğer gücümüzü artırırsak gücümüzü dış politikada da hissettirebilmeniz mümkündür. Uluslararası camiada gücü olmayan bir devletin sözünün tesirli olması mümkün değil. Ama Türkiye’nin şöyle bir avantajı var. Hem bölgesel büyük bir gücümüz var Hem de çok şükür artık Türkiye her alanda daha ileri noktalara doğru gidiyor” diye konuştu.
“Türkiye ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor”
Dünya ülkelerinin Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Dolayısıyla yeni dönemde Türkiye her alandaki gücünü kullanarak sözünü çok daha etkili bir hale getirecektir. Bu istikamette yürüyoruz. Allah nasip etti bir çok ülkenin meclis başkanlarıyla uluslararası platformlarda görüşmek, ikili görüşmeler yapma imkanımız oldu. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ister Batı Ülkeleri, ister Doğu ülkeleri olsun dünyanın her tarafındaki ülkeler ve halklar Türkiye’yi çok dikkatle izliyor. Türkiye’de bizim için sıradan bir haber maliyeti oluşturan herhangi bir sorun dünyadaki farklı ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor. Örneğin Türkiye’nin milli savunma sanayinde gerçekleştirdiği hamleler arka arkaya atmış olduğu hamleler, yüksek teknolojilerle kazanımları bu alanda ortaya koyduğu çabaları Türkiye’nin içten İHA’larıyla SİHA’larıyla milli muhalif gemileriyle milli muhalif uçaklarıyla inanın ki dünyanın dört bir tarafında bütün ülkeler ve halka lehine geliyor. ANKA’nın uçması ya da TCG gelişiminin denize indirilerek faaliyetlerine başlaması sadece Türkiye’de Türk kamuoyu tarafından takip edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde ben bütün bu görüşmelerde de görüyoruz. Dostlarım Türkiye’nin güçlenmesi dolayısıyla büyük memnuniyet duyuyor, sizin öne geçmenizi ve dünya masum milletlerine öncülük yapmanızı bekliyoruz diyerek güzel temennilerini ifade ediyor, Türkiye’nin gelişmesinden hoşlanmayanlar da Türkiye’ye nasıl çelme takarız çalışmaları içerisinde oluyor. Bunu önlemenin yolu millet olarak bir, beraber bütünleşik bir şekilde hareket etmemizdir. Bütün bu alanları güçlü bir ekonomi, sağlam bir demokrasi, güçlü bir toplumsal yapı Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmek için iyi bir altyapının hazırlanmasıyla önümüzdeki dönem Allah’ın izniyle Türkiye’nin yüzyılı olacaktır. Buna gayretle bu dönemi hep birlikte aşacağız” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>
Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen 65 sporcunun 6 farklı kategoride yarıştığı Dağ Kayağı Türkiye Şampiyonası, Rize’nin İkizdere ilçesinde düzenlendi.
İkizdere ilçesinde bağlı Cimil Yaylası’nda bu yıl 3. kez düzenlenen şampiyonada Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen 65 sporcu 6 farklı kategoride yarıştı. Start noktasından başladıktan sonra belli bir mesafe tırmanan sporcular, tırmandıkları yerden kayarak en kısa sürede yarışı bitirmeye çalıştı. Kıran kırana görüntülere sahne olan yarışların sonucunda dereceye giren sporcular, madalyalarını aldı. Aynı zamanda bugün düzenlenen yarışma ile Cimil Yaylası’nın Dünya Dağ Kayağı Şampiyonası’na ev sahipliği yapıp yapamayacağı belirlenecek.
“Dünya Dağ Kayağı Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya aday olacağız”
İlerleyen yıllarda Cimil yaylasında dünya dağ kayağı şampiyonasına ev sahipliği yapmak için aday olacağına vurgu yapan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, “Bu yarışmanın bugün yapılabiliyor oluşu bizim için bir akreditasyon çalışmasının da neticesi olacak. İnşallah önümüzdeki yıllarda burada Dünya Dağ Kayağı Şampiyonasına ev sahipliği yapmaya aday olacağız. Olimpiyatlarda da puan müsabakalarını yapıldığı yer haline gelecek. Kış şenliklerini yavaş yavaş spor organizasyonlarına çevireceğiz. Kış sezonunu turizm sezonuyla ayrılmaz bir parça haline getirmeye gayret edeceğiz. İnşallah bu organizasyonlar uluslararası olarak düzenlenmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.
“2025 Dünya Kayak Şampiyonası heyecanını inşallah burada yaşayacağız”
Dünya şampiyonasının Rize’de gerçekleştirilmesiyle beraber bölge turizmine destek verileceğini ifade eden Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, “2025 Dünya Kayak Şampiyonası heyecanını inşallah burada yaşayacağız. Çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bulunduğumuz arazi çok kıymetli. Bu çalışmalar yapıldıktan sonra dünya şampiyonasının burada yapılması hem Rize’mizi hem de bölgemizi turizm açısında da uluslararası kamuoyunda yer alacak. Ülkemize çok ciddi değer katacaktır” şeklinde konuştu.
“Burası en uygun yerlerden bir tanesi”
Şampiyonaların yapılacağı en iyi alanlardan birinin Cimil yaylası olduğunu belirten dağ kayağı sporcusu Emirhan Kabarto, “Bugün burada hız yarışması için geldik. Eleme etabını geçtim bir sorun olmadı. İnşallah iyi bir sonuçla buradan döneceğim. 2019 yılından beri yarışmalara katılıyorum. Son 3 yıldır birincilikle bitiriyorum. 2 yıldır da burada gerçekleştiriliyor. Bu yıl da birinci olarak seriyi devam ettirmek istiyorum. Buranın karı daha iyi. Bizim sporumuzda pist dışında bol karda yapıldığı için burası en uygun yerlerden bir tanesi. Bu yıl üçüncüsü yapıldı ama bunun devamı gelecektir” ifadelerini kullandı.
“Bu sene tekrardan şampiyonluk alacağım”
Önceki senelerde şampiyonluk yaşayan Burhan Karadayı, tekrardan birinci olmak için yarıştığını söyleyerek, “Yarışmalar çok güzel. Pisti de çok güzel yapmışlar. Kar kalitesinde hiçbir sıkıntı yok. Üçüncüsü düzenlenen dağ kayağı şampiyonasında geçen sene birinci oldum. Ondan önceki sene üçüncü olmuştum. Bu sene tekrardan şampiyonluk alacağım” derken, sporculardan Berfin Karakaya ise “Bugün Türkiye şampiyonası var. Elimizden gelen her şeyin en iyisini yapacağız. Parkur yeri gayet iyi. İnşallah birinciliği alacağım” dedi. – RİZE
]]>
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, “Hedefimiz ne? Birinci hedefimiz, Türk özel sektörü olarak müthiş başarı hikayesi yazdık ve yazmaya da devam ediyoruz. Dünyada en çok ülkeye ihracat yapan ülke biziz. Küçümsemeyin. Amerika var, Çin var, şu var, bu var aklınıza kim gelirse gelsin. Demek ki kaliteli üretiyoruz, fiyat rekabetinde dünyayla rekabet edebilir hale gelmişiz.” dedi.
Bursa Sanayi ve Ticaret Odası (BTSO) Müşterek Komiteler ve Şubat Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde, çeşitli illerin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanları eşliğinde gerçekleştirildi.
Hisarcıklıoğlu, burada yaptığı konuşmada, yerel seçimler bittikten sonra TOBB ve iş dünyasının gündeminde, ekonomi odaklı bir süreç olduğunu aktardı.
Türk iş dünyasının önünde 4 sene seçimsiz bir dönem olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “Yapısal reformların yapıldığı dönemler de seçimlerin olmadığı dönemler. Çünkü yapısal reformlar yapıldığı zaman ilk başta kimi ilgilendiriyorsa biraz canımızı acıtır ama daha sonrasında aydınlık.” diye konuştu.
TOBB olarak el ele verip Türkiye’yi hak ettiği yerlere getirmeyi hedeflediklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Hedefimiz ne? Birinci hedefimiz, Türk özel sektörü olarak müthiş başarı hikayesi yazdık ve yazmaya da devam ediyoruz. Dünyada en çok ülkeye ihracat yapan ülke biziz. Küçümsemeyin. Amerika var, Çin var, şu var, bu var aklınıza kim gelirse gelsin. Demek ki kaliteli üretiyoruz, fiyat rekabetinde dünyayla rekabet edebilir hale gelmişiz. Burada inşallah hedefimiz, ülkemizi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında görmek.”
Hisarcıklıoğlu, TOBB’un en büyük görevinin Türkiye’deki illerin ticaret ve sanayi odalarının sıkıntılarını siyasi iradeye aktarmak ve çözüm yollarını göstermek olduğunu vurgulayarak, çözüp çözmemek ve nasıl icraat yapılacağını da belirlemenin ise siyasi iktidarın işi olduğunu kaydetti.
Bursa’nın, otomotivde Türkiye’nin lider şehri haline geldiğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Bütün kümelenme kendiliğinden burada olur. Neredeyse yan sanayiniz, ana üreticinin üstüne çıktı ihracatta rakam itibariyle. Dünya otomobillerine bütün parçalar Bursa’dan gidiyor neredeyse. Gurur duyacağız. Eskiden bunları hayal bile edemezdik ama bugün dünyada dolaşan arabalarda bizim Bursa’nın izi var. Makinede, tekstilde, Türkiye’nin üretim merkezi olan Bursa’mız, yüksek teknoloji sektörlerinin üretim merkezi olması yolunda da hızla ilerlemektedir. Bu vizyoner anlayışlarından dolayı başkanımıza, yönetimine, meclisine, genel sekreterimiz ve tüm kadrosuna huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.”
BTSO Başkanı İbrahim Burkay ise Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan savaşlar, küresel ticaretin önündeki engeller ve test edilen yüksek enflasyon ortamının, reel sektörün omuzlarındaki yükü her geçen gün arttırdığını dile getirdi.
Üretimde yüksek maliyetler, ihracat pazarlarında ise yaşanan durgunluk ve değişen rekabet koşullarının, firmaların hareket kabiliyetini her geçen gün gittikçe zorlaştırdığını anlatan Burkay, “Buna karşın ekonomi politikaları, geçen yılın ikinci yarısından itibaren rasyonel bir zemine taşınmıştır. Devletimiz, iş dünyamızla birlikte çok daha güçlü ve sağlıklı bir iletişim kurmaya başlamıştır. Bulunmuş olduğumuz noktada, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın tesisi, makro ekonomik öngörülebilirliğin sağlanması bu dönemde öncelikli beklentilerimiz arasında bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “İslam toplulukları arasındaki işbirliği, karşılıklı kardeşlik ruhu içerisinde geliştirilmelidir. Eğitimde, kültürde, teknolojide, sanatta, uluslararası ilişkilerde, toplumsal yardımlaşmada her alanda biz bu işbirliğimizi en üst seviyeye çıkarmak mecburiyetindeyiz.” dedi.
Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Kanada Diyanet Teşkilatı ve Kanadalı Müslüman kanaat önderlerini Meclis’te kabul etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, kabulde yaptığı konuşmada, Kanada’da 2,5 milyona yakın bir Müslüman toplumu olmasının fevkalade önemli olduğunu dile getirerek, dünyadaki Müslüman toplulukların her bakımdan daha ileriye gitmesi için mücadele edeceklerini belirtti.
Kurtulmuş, Türkiye olarak Kanadalı Müslümanlara her türlü desteği vereceklerini ifade etti.
6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bir seferberlik halinde Türkiye’ye yardımlarını ulaştıran Kanadalı Müslümanlara teşekkür eden Kurtulmuş, zor bir süreçte dünyanın diğer ucunda dost ve kardeş bir toplumun olduğunu bilmenin çok değerli olduğunu söyledi.
Dünyanın siyasi, ekonomik, toplumsal olarak zor bir süreçten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, bu çerçevede İslam dünyasının ve Müslüman topluluklarının varlığını küresel bir değere dönüştürmenin vaktinin geldiğini söyledi.
İslam’ın dünyanın her yerinde en hızlı büyüyen, gelişen ve çoğalan bir din olmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Müslümanların sayısal olarak bu kadar çoğalmalarına rağmen etkilerinin yeterli düzeyde olmadığını söyledi.
Kurtulmuş, “Filistin meselesinde, İsrail’in Gazze’ye bu saldırıları sırasında bir kere daha görüyoruz ki İsrail’in en büyük gücü topu, tüfeği, silahları, teknolojisi, finansal gücü değildir. Uluslararası Siyonizm’in onlara sağlamış olduğu medya desteği değildir. Amerika başta olmak üzere bazı büyük devletlerin onların yanında, arkasında olması değildir. Üzülerek ifade ediyorum ki İsrail’in en büyük gücü; İslam dünyasının dağınık, parçalanmış, iradesiz ve inisiyatifsiz olmasıdır. Dolayısıyla insanların İslam’a ilgisi artarken Müslüman toplulukları olarak bizim üzerimize düşen; aramızdaki bu dağınıklığı ortadan kaldırmaktır.” diye konuştu.
Müslümanların saflarını birleştirerek, aralarındaki boşluğu doldurmak zorunda olduğuna işaret eden Kurtulmuş, “İslam toplulukları arasında işbirliği, karşılıklı kardeşlik ruhu içerisinde geliştirilmelidir. Eğitimde, kültürde, teknolojide, sanatta, uluslararası ilişkilerde, toplumsal yardımlaşmada her alanda biz bu işbirliğimizi en üst seviyeye çıkarmak mecburiyetindeyiz. Bu çerçevede Kanada’daki Müslümanların varlığı, özellikle Batı dünyasının önemli bir gücü olan Kanada’nın üzerinde büyük etkiler oluşturacağı kanaatindeyim.” ifadesine yer verdi.
“İslamofobiyi üreten merkezler, İslam düşmanlığını bir araç olarak kullanıyorlar”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu dönemde İslam dünyasının karşılaştığı en temel sorunlardan birisinin İslamofobi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“İslam’a karşı önemli bir ilgi var ama aynı zamanda İslam düşmanlarının, bilinçli bir şekilde oluşturdukları kategorik bir İslam düşmanlığı da var. Bunu da böyle ‘İslamofobi’ diye bir tabirle daraltmanın doğru olmadığını düşünürüm. Bu çerçevede Müslüman toplulukların üzerine düşen sorumluluklarından birisi de uluslararası İslam karşıtı çevrelerin ürettiği bu İslam düşmanlığının, İslamofobinin ürküttüğü geniş kitlelere İslam’ı sevdirecek çalışmaları yapmamız lazım. Bunun yolu; doğru İslam’ın en iyi şekilde anlatılabilmesidir. Kanada’da bulunan İslam topluluklarının en temel vazifelerinden birisi de budur. Ne yazık ki İslamofobiyi üreten merkezler, İslam düşmanlığını bir araç olarak kullanıyorlar ama ne yazık ki bir taraftan da İslam’ın kötü temsilcisi olan ya da İslam’a zarar veren bazı akımlar da onların ekmeğine yağ sürüyor. Boko Haram’dan İŞİD’e, DAEŞ’e kadar birtakım aşırı örgütlerin ve onların arkasındaki bazı aşırı fikirlerin aslında İslam dünyasına da Müslüman topluluklara da ciddi şekilde zarar verdiğini biliyoruz. Bu anlamda istikamet sahibi ve İslam’ın ana akım fikriyatını oluşturan toplulukların işbirliğini arttırması gerektiğini düşünüyorum.”
Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığının Kanada’daki İslam topluluklarıyla ve dünyanın birçok yerindeki Müslüman topluluklarla yakın ilişkiler geliştirmesini önemsediklerini belirtti.
FETÖ ile mücadele
FETÖ’nün, Kanada İslam toplumunun içerisinde yer alması ya da Kanada İslam toplumuna nüfuz etmesini önlemek gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bunlar kendilerini bir kamufle içerisinde; sanki sosyal faaliyetler yapıyorlar, sanki eğitim faaliyetleri yapıyorlar gibi lanse edebilirler. Bunlara karşı tedbirli olduğunuzu biliyorum ama uyanık olmayı sürdürmenizi de sizlerden temenni ediyoruz.” dedi.
Filistin meselesinin bütün Müslümanların bir numaralı meselesi olduğunu belirten Kurtulmuş, Filistin davasının hiçbir şekilde unutturulmayacağını anlattı.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonucu 30 bini aşkın insanın öldüğünü, yıkıntıların altında kalanların olduğunu aktaran Kurtulmuş, son 4-5 gündür ise Gazze’de açlıktan ölümlerin kaydedilmeye başladığını aktardı.
Kurtulmuş, “Bu açık bir insanlık suçudur. Soykırıma varan büyük bir katliamdır. Ne yazık ki bunun önlenmesi için uluslararası camia bir şey yapamamıştır.” şeklinde konuştu.
Filistin davası açısından insanlık cephesini tahkim etmek gerektiğini belirten Kurtulmuş, “Batıda yaşayan Müslüman kardeşlerimizden beklentimiz, bu insanlık cephesini çoğaltmanız, bunu tahkim etmeniz. Dini diyaneti, rengi, dili ne olursa olsun İsrail’de işlenen bu suçlara karşı olan, insanlığın vicdanının harekete geçirilmesini isteyen bu kitlelerle ilişkimizi artıracağız ve bunların sesinin daha fazla çıkması için bizler de elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız.” şeklinde konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Kanada’nın çeşitli bölgelerinden gelen imam ve kanaat önderini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, 21 Şubat-1 Mart tarihlerini kapsayan bu ziyaretlerin verimli geçtiğini söyledi.
Kanada İmamlar Konseyi Başkanı Refaat Mohamed Abdelhak Mohamed ise TBMM’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Mohamed, dünya çapında Müslüman alemi için çok büyük işler yapan ve yapmaya da devam eden Türkiye’nin, özellikle Gazze ve Filistinliler için büyük bir mücadele yürüttüğünü kaydetti.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kanada hükümeti arasında işbirliği olduğunu ve Kanada Diyanet Teşkilatının Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştığını ifade eden Mohamed, Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerini, Türkiye’nin yol göstericiliğiyle Kanadalı Müslümanların selameti için pek çok işe imza atılabileceğini ifade etti.
Görüşmenin sonunda, TBMM Başkanı Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ve Kanadalı Müslüman kanaat önderleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, 2023’te dünyanın en fazla yabancı ziyaretçi çeken şehirleri arasında 4’üncü sırada olan Antalya’nın küresel standartların üzerinde bir destinasyon olduğunu kaydetti.
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Euromonitor araştırmasına göre 2023’te dünyanın en fazla yabancı ziyaretçi çeken şehirleri arasında İstanbul’un ilk sırada yer aldığını, Londra ve Dubai’den sonra Antalya’nın 4’üncü sırada geldiğini belirtti. 2023 yılında Antalya turizminin 16 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını hatırlatan Başkan Bahar, “Tesislerimiz, doğal güzelliklerimiz, ören yerlerimiz ile küresel standartların üzerinde bir destinasyon olmamızın yanında, sürekli gelişim gösteren insan kaynağımız ile bu gücümüzü destekliyoruz” dedi.
“Nitelik önemli”
Euromonitor International Araştırma Şirketi’nin dünyada, sektörler, ülkeler ve tüketiciler ile ilgili global stratejik istihbarat sağlayan, önde gelen bağımsız kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, “Euromonitor’ün son olarak yaptığı araştırmada Antalya’nın, İstanbul, Londra ve Dubai’den sonra yabancılar tarafından ilgi gören şehir olduğu ortaya çıktı. Antalya sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği. Turizm, Antalya ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Son yıllarda resort turizmi yanında spor ve sağlık turizmi alanında atılım içindeyiz. 2023 yılı turizm verilerine baktığımızda, nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu görüyoruz. 2024 hedeflerimizi belirlerken, sadece turist sayısı değil, gelen turistlerin kişi başı gecelik harcamasını artırmamız gerekiyor. Spor turizmi ve sağlık turizmi de bu hedefe ulaşmada bize katkı sağlayacak alanlardır” diye konuştu.
Spor ve sanatın önemi
Antalya’da gerçekleştirilen spor organizasyonları başta olmak üzere kültür ve sanat etkinliklerinin kentin dışa açılan penceresi olduğunu hatırlatan ATSO Başkanı Ali Bahar, “Son bir ay içinde üç büyük uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptık. Odamız tarafından desteklenen, Tour of Antalya uluslararası bisiklet yarışı, bu ayın başında 16 ülkeden 25 takım ve 175 sporcunun katılımıyla beşinci kez Antalya’da gerçekleştirildi. Aynı şekilde Dünyanın en büyük bisiklet yarış serisi Cycling Races In Türkiye 2024 Winter Series Antalya’da düzenlendi ve başarıyla tamamlandı. Mart başında bu defa Türkiye’nin en büyük özel girişimli spor organizasyonu olan Uluslararası Runtalya Maratonu koşulacak. Antalya’mızın kültürel ve sportif alanda güçlenmesi iş dünyası olarak bizleri oldukça memnun ediyor” dedi.
Sağlık turizmi
Antalya’ya olan yabancı ilgisinin önemli nedenlerinden birinin de sağlık turizmi olduğunu belirten Başkan Ali Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlık turizmi için ‘marka olma’ yolunda adımlar attık. Antalya’nın dünya ölçeğinde tanınan prestijli sağlık turizmi destinasyonlarından biri olmasına yönelik olarak yürüttüğümüz ‘Vizyon-Strateji-Eylem’ projesi çalışmaları kapsamında geçtiğimi günlerde yurt dışından aracılar getirerek üyelerimizle buluşturduk. Bu alanda gidecek daha çok fazla yolumuz olduğuna inanıyorum. Sağlık turizmi bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Antalya iş dünyası olarak katma değeri yüksek alanlarda genişlemeyi sürdürüyoruz ve şu ana kadar bu alanda iyi bir yol kat ettik.”
“Türkiye’nin en hızlı büyüyen ili”
Antalya’nın 2021 ve 2022’de Türkiye’nin en hızlı büyüme gösteren ili olduğunu sözlerine ekleyen Bahar, “2024 turizm açısından daha iyi bir yıl olacak. Yabancı ziyaretçi sayısının 2 milyona yakın artışla 18 milyon kişiye ulaşmasını bekliyoruz. 2023’te dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü şehir olduk ama mevcut büyümemizi sürdürebilirsek önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda yer alacağız” diye konuştu.
“Katma değere dönüştürülmeli”
“Turizmdeki gelişimimizi ülkemiz adına daha fazla katma değere dönüştürmek için Antalya’nın birtakım alanlarda desteklenmesi gerekiyor” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Bahar, “Ancak giderek artan yerleşik nüfus, çevre kirliliği, artan trafik sıkıntısı, yolların ve toplu taşımanın yetersizliği gibi sorunları beraberinde getiriyor. Antalyalılar olarak kendi çalışmalarımızı yapıyoruz. Merkezi yönetime yönelik öneri ve beklentilerimizi ilgili Bakanlarımıza iletiyoruz. Antalya’nın gelişimi ve sorunları sadece Antalya’yı değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>
Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek
Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor
Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı
ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.
“20 yılda 80 kat büyüdük”
Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.
Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.
]]>
Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.
“20 yılda 80 kat büyüdük”
Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.
Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su Ürünleri Mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı. – ŞANLIURFA
]]>
Fransa’da düzenlenen 2024 Virtus Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda 18 madalya kazanan özel sporcular, İstanbul’a geldi.
Fransa’nın başkenti Paris’ten kalkan uçakla İstanbul Havalimanı’na gelen ay-yıldızlı kafile, federasyon yetkilileri ve aileleri tarafından çiçeklerle karşılandı.
Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli sporcuların bir tarih daha yazdığını belirterek “Dünya rekoru kırarak altın madalya aldılar. İlk kez milli takımımıza katılan Aysel sporcumuz, 400 metrede rekor kırarak altın madalyanın sahibi oldu. Bütün dünya ayakta alkışladı. 18 madalyayla Türkiye’ye döndük. Tarihi bir başarı kazandık.” ifadelerini kullandı.
Elde edilen başarıdan dolayı çok mutlu olduğunu aktaran Birol Aydın, “Yıllar önce evlere kapatılan, bir şey yapamaz denen çocukların antrenörler, aile ve devletin kucaklaşmasıyla neler başarabildiğini, Aysel, Fatma Damla, Esra gibi sporcular Fransa’dan göstermiş oldu. Şırnak’taki anneye de Elazığ’daki babaya da Ankara’daki anneye de şunu söylüyoruz; ‘biz sporla engelleri aşıyoruz.” diye konuştu.
Devletin sporculara bütün imkanları sağlamasıyla bu başarının geldiğini vurgulayan Birol Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En büyük destekçimiz olarak bütün madalyaları, bütün sporcularım adına Sayın Cumhurbaşkanıma hediye ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bütün kafiledeki sporcuları tek tek tanıyor. Aysel’in dünya rekoru kırarak aldığı madalya, ülkemizde engelli sporlarına ne kadar önem verildiğini gösteriyor. Biz çok güçlü bir ekibiz. Engelleri sporla aşıyoruz. Bizde ümitsizlik asla yok. Buradan Şırnak’taki anneye sesleniyorum; ‘sen de çocuğunu spora gönder.’ Onlar da bir gün rekorlar kıracak. Bu başarıya inanmıştık ama rekorlarla altın madalyanın geleceğini biz de bilmiyorduk. Gençlik ve Spor Bakanımıza teşekkür ederiz. Altın madalyamızı Sayın Cumhurbaşkanımıza götüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteklerine bütün aileler ve camiam adına teşekkür ediyorum.”
Hedefleri hakkında da konuşan Birol Aydın, “Bundan sonra 2024 Paris Paralimpik Oyunları’nda masa tenisi ve atletizmde Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kardeşlerim o madalyayı kazanacak. O madalyayı Türk milletine armağan edeceğiz. Bütün ekibime teşekkür ediyorum. Bundan sonra özel sporcular, Türk milletinin gururu olmaya devam edecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
Dünya rekoru kırarak 400 metrede birinci olan Aysel Önder de “Çok mutluyum. Avrupa’da, dünyada nerede olursa olsun ülkemizi temsil etmeye devam edeceğim. Söz konusu bizim ülkemiz. Antrenörüm Damla hocaya bana verdiği emekler için teşekkür ederim. Cumhurbaşkanımıza, başkanlarıma, emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.
Üç madalya kazanan milli sporcu Fatma Damla Altın ise “Takım halinde dünya şampiyonu olduk. Ülkemize bunun mutluluğuyla döndüm. Başkanımıza ve antrenörüme çok teşekkür ederim.” yorumunu yaptı.
Gülle atmada bronz madalya kazanan Muhammet Atıcı, “Başkanıma çok teşekkür ederim. Dünya üçüncüsü oldum. 2024 olimpiyatlarında da madalya alacağıma inanıyorum.” diye konuştu.
Şampiyonada 4 madalya kazanma başarısı gösteren Mustafa Yıldırım ise “Başkanıma ve hocalarıma teşekkür ediyorum. Çok emekleri var bende. Azimle çalıştık ve sırıkla atlamada dünya birincisi olduk. Bunu Türkiye’de ilk kez yapan ben oldum. Olimpiyatları da inşallah garantileyeceğim. Cumhurbaşkanımıza ve federasyon başkanı Birol Aydın’a destekleri için teşekkür ederim.” değerlendirmesinde bulundu.
İki dünya rekoru ve 18 madalya
Milli takım, iki dünya rekoru kırdığı şampiyonada 4 altın, 9 gümüş ve 5 bronz olmak üzere 18 madalya kazandı.
Aysel Önder, Esra Bayrak, Fatma Damla Altın ve Reyhan Taşdelen’den oluşan kadınlar 4×200 metre bayrak takımı, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı.
Kadınlar 4×400 metre bayrak yarışında da Fatma Damla Altın, Aysel Önder, Reyhan Taşdelen ve Eda Yıldırım’ın yer aldığı milli takım, gümüş madalya elde etti.
Aysel Önder, 400 metrede dünya rekoru kırarak altın ve 200 metrede gümüş, Reyhan Taşdelen de 800 metre ve 60 metre engellide gümüş, 200 metrede ise bronz madalya aldı.
Fatma Damla Altın, pentatlonda altın, uzun atlamada gümüş ve yüksek atlamada bronz, Esra Bayrak ise 60 metre ve üç adım atlamada gümüş, uzun atlamada bronz madalyanın sahibi oldu.
Mustafa Yıldırım, sırıkla atlamada altın, 60 metre engelli ve 5 bin metre yürüyüşte gümüş, pentatlonda bronz, Muhammet Atıcı ise gülle atmada bronz madalyayı boynuna taktı.
]]>
Bugün, İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Kuluçka Merkezi Açılış Töreni’nde, İslam dünyasının ve küresel girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimleri bir araya geldi. Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik, geleceğin girişimcileri için umut dolu bir yolculuğun başlangıcını işaret etti.
Bakan Kacır, konuşmasında katılımcılara hitaben dünyanın hızla değişen dinamiklerine ve bu değişimin uluslararası düzen üzerindeki etkilerine dikkat çekerek başladı. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilikte atılan adımların, küresel rekabette öncü rol oynamak için elzem olduğunu vurguladı.
Dünya genelinde yaşanan değişim ve dönüşüm sürecine vurgu yaparak konuşmasına devam eden Bakan, teknoloji ve inovasyon odaklı ülkelerin küresel düzeni yeniden şekillendirdiğini belirtti. Ülkenin teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik kararlı adımlar atıldığını vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır şunları söyledi:
” Dünya büyük bir değişim yaşıyor. Uluslararası düzen; dönüşümün neden olduğu sınamalara bilgi ve yenilikçilik odağında cevap üretebilen ülkeler tarafından yeniden şekillendiriliyor. Teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendiren ülkeler küresel rekabetin öncüleri haline geliyor.
İşte bu nedenle, teknoloji ve inovasyon ekosistemimize güç katacak adımları kararlılıkla atıyoruz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarma çabamızda bizlere güç çarpanı olacak dev bir Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi inşa ediyoruz.
Girişimcilik kültürümüzü yediden yetmişe yayıyor, destek mekanizmalarımızla, kurduğumuz altyapılarla girişimcilerimizin ürüne, üründen pazara yolculuğunu hızlandırıyoruz. Sadece 4 yılda ülkemizden çıkan 7 Turcorn ve robotikten sağlığa, finansal teknolojiden yapay zekaya sayısız başarı hikayesi, ülkemizin teknoparklarıyla, kuluçka merkezleriyle, TEKMER’leriyle, girişim sermayeleriyle, hızlandırıcı programlarıyla teknoloji girişimciliğinde bir marka olduğunun ispatı niteliğindedir.
Bizler için bu başarılar, yalnızca buzdağının görünen yüzünü temsil ediyor. Biliyor ve inanıyoruz ki ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yapmaya devam edersek, girişimlerimizi finansman kaynaklarıyla, nitelikli altyapı ve programlarla buluşturursak 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimciliği hedefini gerçeğe dönüştüreceğiz.
İşte bu anlayışla, TEKNOFEST’le gençlerimizin hayallerinin peşinden koşmasına fırsat sunuyor ve fikirlerini girişimlere dönüştürmelerini teşvik ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında; İstanbul, Ankara ve İzmir’de dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i gerçekleştirdik.
Takeoff Uluslararası Girişimcilik Zirvesi ve TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Girişim Yarışmalarıyla gençlerimizin yanlarında yer aldık. Tech-InvesTR programı, Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu başta olmak üzere farklı fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.
Turcorn 100 programımızla da unicorn adayı başarılı teknoloji girişimlerimizin küresel pazarlara açılarak daha hızlı ölçeklenmesi için destekler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde ülkemiz girişimcilik ekosisteminin ve bu ekosistemin kalbi konumundaki İstanbul’un marka değerini artıran çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.
İstanbul’u teknoloji girişimlerinin global buluşma noktasına dönüştürerek girişimcilikte dünyanın ilk 20 merkezinden biri haline getireceğiz. Yakın zamanda yürürlüğe alacağımız Tech Visa da bu amaç için tasarladığımız bir program. Program ile teknoloji alanında kritik uzmanlıklara sahip yetenekler ile yenilikçi iş modelleri ve teknolojiye dayalı çalışmaları olan uluslararası teknoloji girişimlerini ülkemize davet edeceğiz.
Özellikle dost ve kardeş ülkelerden, gönül coğrafyamızdan girişimcileri, Türkiye teknoloji ekosisteminin sunduğu fırsatlar ve avantajlarla buluşturacağız. Yine İslam coğrafyasıyla birlikte tüm gönül coğrafyamızın gençlerine girişimcilik dünyasının kapılarını aralayacağız. Coğrafyamız sahip olduğu düşünce zenginliği ve bilimsel kapasite ve öncü şahsiyetlerimizle insanlık tarihinde silinmez izler bıraktı.”
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin istikrarlı ve güçlü bir yönetim sayesinde son 20 yılda dünyadan çok daha hızlı şekilde büyüdüğünü söyledi.
Yılmaz, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Dimes Fabrikası ve Beymetal Alüminyum-Linea Rossa üretim tesislerini ziyaret etti.
Daha sonra Alsancak Gençlik Merkezi’nde “Gençlerle Buluşma” programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gençlere yönelik her alanda çok önemli adımlar atıldığını söyledi.
Eğitime büyük yatırım yaptıklarını ifade eden Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığını anlattı.
Yılmaz, yüz binlerce derslik yaptıklarını ve çok sayıda öğretmeni istihdam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün eğitimde farklı bir yerdeyiz. 81 ilde üniversite açtık, şu anda 200’ün üzerinde üniversitemiz var. Artık erişim problemi büyük oranda çözülmüş durumda. Yurtlar yaptık. Şu anda 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var. Bu sene duydunuz mu bir şikayet? Dünyada öğrenci sayısına oranla en fazla yurt inşa eden ülkelerden biri Türkiye. Yine Cumhurbaşkanımız çok tarihi bir adım attı. Üniversiteler paralıydı biliyorsunuz. Belli bir ücret ödeniyordu. Dünyada da birçok ülke bu durumda. Bunu kaldırdı Cumhurbaşkanımız, artık paralı eğitimden parasız eğitime geçirmiş oldu. Burslar, krediler, hem sayı olarak hem de miktar olarak çok çok arttırıldı. İşte bütün bu adımlarla eğitimde özellikle gençlerimizin yetişmesinde çok farklı bir yere gelmiş bulunuyoruz.”
-“Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin istihdam edilmesiyle ilgili de önemli işler gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, istihdamın ekonomideki büyümeyle sağlandığının altını çizdi.
Ekonominin gelişmesi için de siyasi istikrar gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Son 20 yılda biz dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdük, istikrarlı, güçlü bir yönetim sayesinde. Bazen eleştiriyorlar bizi, olabilir ama başarıyı neye göre ölçeceğiz? Dünyayla mukayese edeceğiz değil mi? Son 20 yılda dünya ortalama yüzde 3,6 büyüdü, bütün dünyanın ortalamasını söylüyorum. Biz ne kadar büyümüşüz? 5,4. Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz. Bir zamanlar toplam istihdamımız 19 milyonmuş, şimdi 32 milyonu geçtik. Bakın 13 milyonu aşan bir istihdam oluşturmuşuz bu dönemde. Buna da devam ediyoruz. Sadece bu makro politikalarla değil, daha özel teşviklerle de genç istihdamını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, istihdamda gençler ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, gençlerin siyasette etkin olması noktasında gerçekleştirdikleri reformları anlattı.
Katılım anlamında sadece siyasette değil, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetleri de desteklediklerini belirten Cevdet Yılmaz, “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan uzak dursun diye elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Ama bir taraftan da özgür düşünen, eleştiren, kendini iyi ifade eden, öz güveni olan, dünyayla rekabet edebilecek bir gençliğimiz olsun istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz.” dedi.
Yılmaz, AK Parti’nin gençlerin partisi olduğunu, bunu da icraatlarıyla ortaya koyduklarını ifade etti.
Her zaman değişimci olduklarını dile getiren Yılmaz, statükocuların gençlerin partisi olamayacağını söyledi.
Yılmaz, Cumhuriyet’in yüzyılının geride bırakıldığını, önemli bir birikim bulunduğunu kaydederek, bu mirası temel alarak geleceğe baktıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz programın ardından İzmir Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz’ı Valilik önünde, programları dolayısıyla kentte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ karşıladı.
]]>
İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla İstanbul’da bir otelde düzenlenen “Filistin Sempozyumu”nda “Apartheid ve Siyonist İşgale Eleştirel Yaklaşımlar” paneli düzenlendi.
TRT World Araştırma Merkezi’nde Tarek Cherkaoui’nin moderatörlüğünü yaptığı oturumda Filistin’in İngiltere’deki Misyonunun Başkanı Büyükelçi Hüsam Zomlot, yazar ve insan hakları aktivisti Miko Peled ve İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul Direktörü Jeff Halper konuşmacı olarak yer aldı.
“Tanık olduğumuz şey küresel dünya için bir dönüm noktasıdır”
Panele çevrim içi olarak katılan Filistin’in İngiltere’deki Misyonunun Başkanı Büyükelçi Zomlot, “Filistin’deki vaziyet korkunç, her anlamda korkunç. Halkımıza yönelik bir soykırımla karşı karşıyayız. Benden öncelikli olarak meselenin uluslararası boyutu hakkında konuşmam istendi. Sembolik olarak ne kadar önemli olurlarsa olsunlar, yapısal olarak anlamlı ve doğrudan bir müdahalede bulunmaktan aciz bir dünya ve küresel kurumlar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Filistin, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın başarısızlıklarına ve eksikliklerine ışık tutmaktadır. Benim inancım odur ki tanık olduğumuz şey küresel dünya için bir dönüm noktasıdır.” ifadelerini kullandı.
Filistin’de yaşananların küresel sistemin ahlaki temellerinin sınanması olduğunu söyleyen Zomlot, bu sınamanın başarısız bir şekilde devam etmesi durumunda kimsenin uluslararası araçlara inanmadığı bir dünyada, daha derin bölünmelere tanık olunacağını işaret etti.
Zomlot, İsrail’in 76 yıl önce yaptığının aynısını yaparak Gazze’yi boşaltma planı çerçevesinde hareket ettiğini, bunun için on binlerce insanı öldürdüğünü, 1,7 milyon insanı yerinden ettiğini, Gazze Şeridi’nin alt yapısını tamamıyla tahrip ettiğini, açlığın ve bulaşıcı hastalıkların her geçen gün daha fazla yayıldığını anlattı.
Uluslararası hukuktaki tüm savaş suçlarının işlendiğinin ve tüm dünyanın telefonlarından, ekranlarından, bilgisayarlarından canlı olarak izlediğinin, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararına rağmen devam eden bir soykırım olduğunun altını çizen Zomlot, ABD’nin istese bunu anında durdurabileceğini, diğerlerinin ise ABD öne geçmeden bunu yapmaya cesaret edemediği bir uluslararası sistemin hakim olduğunu dile getirdi.
Zomlot, şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası sistem çalışmıyor, işe yaramıyor. Artık uluslararası bir sistemden söz edemiyoruz. Bu sadece dünyanın en güçlü ülkeleri ve onların emirleri çerçevesinde kullanılabilen ve istismar edilebilen bir yapıdır. Bu nedenle sadece ülkeler tarafından değil, özel çıkar grupları tarafından da suiistimal edilmeye açıktır. ABD gibi ülkelerin içinde de çok özel çıkar grupları var. Eğer bu özel çıkar grupları, bir avuç güçlü insan, ülkedeki güç mekanizmalarını ele geçirebiliyorsa uluslararası bir sistemimiz yok demektir. Eğer durum buysa ne anlamı var? Uluslararası kuralların anlamı nedir?”
Aslında Filistin meselesinin hiç de karışık olmadığını ve üzerine konsensüsün oluştuğu bir konu olduğunu belirten Zomlot, herkesin bağımsız bir Filistin devletine ihtiyaç olduğunun farkında olduğunu ama çözüm üretilemediğine dikkati çekti.
“Kınamaları kınanması gereken yerlere saklayın”
Yazar ve insan hakları aktivisti Miko Peled, ayrımcılığa, diktatörlüğe ve işgale karşı savaşanların kahramanlıklarını duyarak büyüdüğünü, fakat söz konusu Filistinliler olana kadar hiçbir zaman direnişçilerin kınandığını görmediğini kaydetti.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Filistinlileri kınayanlara seslenen Peled, “Kınama ihtiyacına saplanıp kalmak yerine, insanları öncelikle başlarını öne eğmeye davet ediyorum. Filistin halkının ilk kez değil, belki de çok uzun zamandır görmediğimiz kadar büyük bir cesaret ve fedakarlık göstermesi karşısında başlarını öne eğmeye davet ediyorum. Kınamaları kınanması gereken yerlere saklayın, 75 yıldır devam eden bir soykırımı kınayın, 75 yıldır devam eden bir apartheid rejimi kınayın, bir etnik temizlik kampanyasını kınayın.” diye konuştu.
Peled, “Kınama şiddetin kaynağına, ırkçılığın kaynağına yönelmelidir. Bu da İsrail devleti, siyonist hareket, siyonistler ve dünyanın dört bir yanındaki İsrail destekçileridir.” şeklinde konuştu.
Öldürdükleri Filistinlilerin, işledikleri insan hakları ihlallerinin, sebep oldukları yıkımın listesinin İsrailliler tarafından bir başarı listesi olarak görüldüğünü aktaran Peled, sebep oldukları durumdan sadece İsrailli devlet yetkililerinin ve askerlerin değil, İsrail halkının da memnuniyet duyduğuna işaret etti.
Peled, “Dünyanın en fakir ve en mazlum bölgelerinden birinden gelen küçük bir grup adanmış savaşçı, İsrail devletinde işlevsizlik ve kaos oluşturmayı başardı.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in bu sebeple savunmasız insanları hedef aldığını belirten Peled, bunu “meşru müdafaa” ile açıklamaya çalışmanın tamamen “saçmalık” olduğunu vurguladı.
Peled, Filistin’de barış için tek seçeneğin “nehirden denize özgür Filistin” devletinin kurulmasından geçtiğini kaydetti.
“Bütün çatışma Filistinlileri yok etme durumuna kilitleniyor”
İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul Direktörü Halper, “Soykırımla yüzleştiğimizde hepimiz içimizde bir şeyler hissediyoruz ama aynı zamanda bu konferans, en başta da vurgulandığı gibi, gelecekle ilgili. Başka bir deyişle, olanları görmezden gelemeyiz, yanından geçip gidemeyiz ama aynı zamanda gözlerimizi gelecekten de ayırmamalıyız.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesinin nihai olarak siyasi çözüme kavuşturulması gereken bir mesele olduğuna vurgu yapan Halper, İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul olarak sorunun çözümüne ilişkin bir siyasi program oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
Halper, Filistin’in özgür Filistin devleti kurulduğunda da 1948’deki ya da 1918’deki haline geri dönmeyeceğini, neticede miras olarak kalacak bir yerleşimci-sömürgeci gerçekliği olduğunu ve eğer tek bir Filistin devleti kurulsa dahi yüzde 40’ını İsrailli Yahudilerin oluşturacağını aktardı.
Yerleşimci sömürgeciliğin önemli bir kavram olduğunu ifade eden Halper, “Bu bir sömürge sistemidir. Siyonist hareketin niyeti, geri dönmek ve miraslarını almak. Bunun için kaç mülteci geri gelebilir; diğerlerinin özgürlüğüne ve kültürel yaşamlarına ne tür sınırlamalar getirebilirler? Başka bir deyişle, bütün çatışma Filistinlileri yok etme durumuna kilitleniyor.” dedi.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Burada Türkiye ekonomisine yönelik son durum hakkında bilgiler paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik büyümede Avrupa’nın da önünde olduğunun altını çizdi. Yılmaz, “Dünyada malum zor bir dönem yaşanıyor. Ticaretteki artış hızı tarihi ortalamaların altında. Diğer taraftan tarihimizin en büyük afetlerinden birini yaşadık. En büyük afetini yaşadık aslında geçen yıl. Tekrar Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz bütün kaybettiğimiz canlarımız için. Depremin yaralarını sardığımız bir dönem. Bir yandan da gerek kuzeyimizde gerek güneyimizde çok farklı jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen büyümemizi, ekonomik gelişmemizi devam ettiriyoruz. Türkiye ekonomisi 2022’de 5,5 büyümüştü. Son 20 ortalamamıza baktığımızda 5,4. Dünya 3,6 büyürken biz yıllık ortalama 5,4 büyümüşüz. Dünyanın 1,8 puan üstündeyiz. İlk üç çeyrek yani ilk 9 ay yüzde 4,7 büyüme kaydetti Türkiye ekonomisi. Dünya yüzde 3 civarında bir ülke. Yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir büyüme performansımız var. Son çeyrekte yüzde 3,7 dahi büyüsek orta vadeli programımızdaki hedefimiz olan dört nokta dördü yakalayacağımızı düşünüyoruz” dedi.
“1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz”
Ekonominin 2023 yılında 1 trilyon dolar seviyesini geçtiğini söyleyen Yılmaz, “İlk defa bu geçen 2023’te 1 trilyon dolar seviyesini geçti ekonomimiz. Bunun geçtiğini artık görüyoruz ama tam rakamı yine ay sonunda göreceğiz. 1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimizin de 2022 10 bin 600 dolarlar seviyesinden 13 bin dolara yakın bir seviyeye geleceğini düşünüyoruz. Şu anki tahminlerimiz bu yönde. Ay sonunda bunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. Reel ekonomide son derece iyi bir performans sergiliyoruz ama enflasyon dünyada da bizde de temel öncelik, temel mesele. Bir taraftan tabii resesyona düşmeden, büyümeyi tamamen etmeden enflasyonu düşürmek. Ana gündemimiz bu. Fiyat istikrarı enflasyonla mücadele. Vatandaşımızın da önceliği bizim de önceliğimiz. Dolayısıyla son dönemdeki programlarımızı buna odaklamış durumdayız. Geçen yıl yüzde 64,27 gerçekleşti. OVP’de 65 diye tahmin etmiştik. Bir miktar altında gerçekleşti. Bu yıl ocak ayında biraz yükseliş var. Bunu geçici olarak görüyoruz. Ocak ayları genelde yıllık fiyat ayarlamalarının yapıldığı diğer bir takım ücret ve fiyat ayarlamalarından dolayı 6,7 gibi geldi. Bundan sonraki aylarda kademeli bir şekilde düşmesini bekliyoruz. Özellikle yıl ortasından itibaren daha belirgin bir düşüşü göreceğimizi düşünüyoruz. enflasyonda bunun için gerekli planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Bir taraftan para politikalarımız, bir taraftan maliye politikalarımız, yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşürme gayreti içindeyiz. Bunun da özünün şu oluşturuyor. İç tasarruf oranlarımızı arttırmak tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Kaynaklarımızı tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin önünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz. Bir taraftan da cari dengemizi iyileştirme gayreti içindeyiz. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı cari açık. 2023 yılını 45,2 milyar dolarla kapattık. Yani oldukça önemli bir iyileşme var cari açıkta” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var”
Hizmet sektöründe Türkiye olarak başarılı bir performans sergilendiğini söyleyen Yılmaz, “Hizmet ticaretinde daha iyiyiz. Hizmetlerde geldiğimiz noktaya baktığımız zaman 100 milyar dolar seviyelerine gelen bir hizmet gelirimiz söz konusu. Bunun için de tabii en ağırlıklı olan turizm gelirleri. Turizm gelirimiz 2023’te 54,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Bu rakamı az önce bahsettiğim bütün o olumsuzluklara, jeopolitik gelişmelere rağmen başardık. Kişi başı gecelemelerdeki getirinin de arttığını görüyoruz. Bu da olumlu. Yani sadece turist sayısı artmıyor. Turist başına katma değer de yükseliyor” diye konuştu.
“İhracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl”
Dünyadaki talep şartlarının olumsuzluğuna rağmen ihracatta başarıyı yakaladıklarını söyleyen Yılmaz, “Sermaye hareketlerine baktığımız zaman. Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece” dedi.
“Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim”
Dış ticaret dengesinde iyileşmenin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Ocak ayında da ihracatın yüzde 3,6 arttığını görüyoruz bu yılın ocak ayında. İthalatın ise yüzde 26,2 azaldığını görüyoruz. Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim. Biraz geçen yıl ticaretimizde altın ithalatının fazla olduğunu görüyoruz. Bu cari açıkta da önemli bir paya sahip. Bu yıl burada da bir yavaşlamaya bekliyoruz. İş gücü piyasalarına baktığımızda, istihdama baktığımızda en son aralık verisi açıklandı biliyorsunuz. Yüzde 8,8 aylık bazda. Yıllık veriyi yani hesaplamak biraz zaman alıyor. Henüz belli değil. Ama aralıkta gelen bu rakamla birlikte şunu artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz. 2023 yılını tek haneli bir işsizlikle kapatmış olduk. 32 milyonu ilk defa aştı istihdamımız. İyi bir performans sergiliyoruz yine istihdamda. OVP’de 10,1 olacak demiştik. Burada pozitif bir şey var. Tek haneye düşmüş oldu. Ocak ayında da yine istihdam üretmeye devam ediyor ekonomimiz. Katılım oranı da yükseldi, 53,5’e çıktı. Kadın ve genç işsizliğinde azalma var. Özellikle genç işsizliğinde yıllık bazda 4 puanlık düşüş bizim için son derece sevindirici” diye konuştu.
Merkez bankası rezervlerinin güçlendiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervleri güçlendi. Geçen yılın ortalarında 198,5 milyar dolarlardayken bugün 134 milyar doların üzerinde bunun da daha üzerindeydi. Son dön emde bir miktar bir azalma var ama yine artmaya devam edecek inşallah rezervlerimiz. Bu rezervlerle ilgili KKM dediğimiz kur korumalı mevduatın çözülme süreci de etkili oluyor burada. Ocak ayında biraz daha yüksekti bu çözülme. KKM’de de önemli bir azalış olduğunu ifade etmek isterim. En yükseldiği dönem ağustos 2023 3,4 trilyona yükselmişti. 16 şubat itibariyle 2 trilyon 343 milyara düşmüş durumda yani 1 trilyonu aşan bir azalış söz konusu. Yaklaşık 50 milyar dolar burada bir düşüş söz konusu. Bunu da finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı bir şekilde, dikkatli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bir taraf bu çözümler süreci devam ediyor” dedi.
Son 20 yılda en önem verdikleri konunun bütçe disiplini olduğunu belirten Yılmaz, “Bütçe disiplini anlamında da kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılın en önemli özelliklerinden biri nedir derseniz bütçe disiplinine verilen önemdir. Gerçekten bu konuda Cumhurbaşkanımız son derece titiz bir yaklaşım sergiledi. Avrupa’dan birçok ülkeden çok daha iyi bir performans sergiledik son 20 yılda. Geldiğimiz noktada bir miktar bütçe açığımızda artış var. Onun da temel sebebi deprem depreme yaptığımız harca Geçen yıl OVP’de bütçe açığının milli gelire oranını 6,4 diye tahmin etmiştik. Gerçekleşme bundan çok daha iyi oldu doğrusu. 5,4 gerçekleşti. Yani düşündüğümüzden daha düşük bir bütçe açığıyla kapattık. Bu 5,4’ün 3,8 puanı sadece deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Geriye kalan sadece 1,6’sı normal diyelim bütçe açığı. Bu da master kriteri denen Avrupa Birliği’nin en fazla yüzde 3 olmalı kriterinin oldukça altında. Dolayısıyla bütçede de disiplinli bir şekilde devam ediyoruz. Bu sene yine depreme önemli bir kaynak ayırmış durumdayız. 1 trilyonun üzerinde bütçemizde gerek deprem yaralarının sarılması, gerekse şehirlerimizin afetlere, depreme daha hazırlıklı hale getirilmesi noktasında yatırımlarımız var. Bunlar bütçe açısından yapısal bozulma oluşturmayan açıklardır. Çünkü belli bir süre bu harcamaları yaparsınız. Sonra devam edersiniz yolunuza. Dolayısıyla bunlar yapısal bozulma oluşturmazlar. Bir de şunun altını çizmek lazım. Deprem harcamaları yatırım niteliğinde harcamalar sonuçta ülkemizi geleceğe daha güvenli daha dirençli şehirlerle hazırlayan harcamalar. Bunlar konusunda gerekli adımları atıyoruz. Depremle ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Konutları teslim etmeye başladık biliyorsunuz ama sadece konutlardan ibaret değil. Bir taraftan kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Diğer yandan altyapıyı tamir ediyoruz. İşte yolu, suyu, doğal gazı, eğitim, sağlık tesisleri. Bunları tamir ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik sosyal hayatı canlandırıcı harcamalar yapıyoruz. Sanayinin, tarımın, istihdamın artması için gayret ediyoruz. Bunu da devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasının ardından iş dünyasıyla basına kapalı toplantısına devam etti.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç Arınç, MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi Doç. Dr. Ayşe Nevin Sert, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi katıldı. – MANİSA
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık.” dedi.
Gezeravcı, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerle birlikte olmaktan büyük heyecan duyduğunu ifade etti.
Uzay yolculuğunun başladığı günlere ilişkin anısını paylaşan Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık. Yüz yıllık tarihimizde bu alanda herhangi bir tecrübe imkanı bulamamış olmamıza rağmen insanlı uzay görevlerinde ilk defa gittiğimiz ve vatanımızda insanımızın tecrübelerinden faydalanma imkanımızın olmadığı bir alanda alnımızın akıyla hedef koyduğumuz bütün deneyleri, bütün hedefleri gerçekleştirerek, çok şükür hakkını vererek bu görevi tamamlayıp ülkemize döndük.” diye konuştu.
Ayağının tozuyla sonrasındaki çalışmalara hazırlık talimatı almış
Gezeravcı, bilim misyonları sonuç aşamalarının tahlil ve analiz sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Yıllardır fazlasıyla hak ettiğimiz, bünyemizde bulunan potansiyel gücümüzü tetikleyecek, özgüvenimizin ayağa kaldırmasına vesile olması açısından artık tereddütsüz, kuşkusuz istediğiniz şekilde yürüme şansınız var. 19 Ocak’ta başlattığımız görevi 9 Şubat tarihinde tamamladık. 3 gün sonrasında Türkiye’ye ulaştık. Daha bir haftası geçmeden ayağımız tozuyla girdiğimiz ilk toplantıda verilen talimat, bir an önce bundan sonra yapılacak görevlerin de planlaması yönünde işlem adımlarına başlamamız yönünde oldu.” ifadelerini kullandı.
“Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor”
Gezeravcı, bir öğrencinin, uzay yolculuğu sürecinde yaşadıklarını sorması üzerine, “Atmosfere geliş aşaması, dönüş kısmındaki en riskli bölüm. Gidişte de fırlatma gerçekleştikten sonra maksimum dinamik basıncın yakalandığı bir nokta var. En kritik bölümü teşkil ediyor. Roketin üzerinde yanma ve hızlı katediş ve farklı reaksiyonların gerçekleşmesi neticesinde, üzerine gelen fiziksel şartların maksimum seviyeye ulaştığı an. Yaklaşık 3 ila 55 kilometre arasında bir kısım var. ‘Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor. Eğer tabire karşılık edecek bir şey varsa orası bir kara delik. Bu bölüm kontrolsüz bir bölüm. Hiç kimsenin oraya müdahale etmeye gücü yetmiyor. Kontrollü bir şekilde giriyorsunuz. Kontrolsüz bir bölgenin içinden geçiyorsunuz. O alan içerisine girdiğiniz andan itibaren her türlü dışarıdan iletişim kesiliyor. Hiçbir komut alamıyor, iletişim kurulamıyor.” diye cevap verdi.
Kapsülden kendi çıkmak istemiş
Dünyaya ayak bastığında yaşadıklarına ilişkin Gezeravcı, “Kapsülün dışına çıkmak için normalde iki kişi eşlik ediyor. Diğer iki arkadaşımız onların eşliğinde alındıktan sonra sıra bana geldiğinde, ‘Müdahale etmeyin. kendim çıkmak istiyorum’ dedim. Önce biraz tereddüt ettiler. Rahat bir şekilde çıktığımı gördüler. Dışarıda iki doktorumuz karşıladı.” dedi.
Gezeravcı, astronotluğun zorlu taraflarının sorulmasına ise her mesleğin kolay veya zorlu yanları olduğunu söyledi.
Her meslek dalının biraz daha emek sarf edilmesi gereken yerleri olduğuna işaret eden Gezeravcı, “Niyet ettikten ve bir yola başvurduktan sonra herkes bu işi yapabilir. Hayallerimi bugüne kadar hep engellemiş olmam sebebiyle olmaması gereken en son kişi belki bendim. Yani hayallerime bile almamış bir insan olarak, devletimiz buna imkan verdi, bize yürüyecek bir yolu açtıktan sonra ben olduysam, şu anda bu yaşta sizin hayallerinizi engellemenize gerek yok. Dolayısıyla astronot olmak birçok zor meslek dalını icra eden başka insanlarımızın meslekleriyle eş değer zorluklara sahip. Fiziksel şartları farklı ama nihayetinde uzaydan gelen insanlar değil. Uzaya geçici, gidip dönen insanlar. İçinizden çıkmış insanlar.” diye konuştu.
En keyifli zamanı dünyayı izlemek olmuş
Gezeravcı, görevin en keyifli anlarının ne olduğu sorusuna, “Bize de verilen ödevler, oraya götürdüğünüz 13 tane deneyin tamamlanmasıydı. Çok şükür planlı takvim dahilinde ödevlerimizi, deneylerimizi tamamladık. Kalan zamanda Türkçe’de ‘kubbe’ anlamına gelen, içi de camlarla bezenmiş bütün dünyayı gözleyebildiğim, geceyle gündüzü her 90 dakikada rüya aleminde gibi izleyebildiğimiz bir ortam vardı. Orada geçirdiğimiz zaman dilimi de en keyifli zamandı.” karşılığını verdi.
ISS, 2-3 günde bir Türkiye’nin üzerinden geçmiş
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) dünyayı gözlemlediğindeki duygularının sorulmasına da Gezeravcı, “Yeryüzündeki gördüğünüzde büyülendiğiniz mekanlar oluyor. Bu mekanların tamamını bir arada olduğunu, hepsini aynı anda gördüğünüz anı düşünün. O anın cazibesi, mükemmel bir şey. ISS’nin üzerinden geçtiği bir noktada ülkemizin dünya haritasında bile yerini gördüğümde her zaman heyecanlanmışımdır. Arkadaşlardan ülkesinin üzerinden geçmediği için üzülenler vardı. Ülkemizin üzerinden her 2-3 gün içinde geçiş yaptık. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Kendi ülkesini, güzelliklerini aynı anda tek bir karede görebilmek müthiş bir tecrübeydi.” diye konuştu.
]]>
– TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ihtiyacımız var”
BAKÜ – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Azerbaycan’da düzenlenen Asya Parlamenter Asamblesi 14. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız var” dedi.
APA 14. Genel Kurulu Azerbaycan Milli Meclisi ve Asya Parlamenter Asamblesi yeni Dönem Başkanı Sahibe Gafarova’nın ev sahipliğinde Bakü’de başladı. “Asya’da sürdürülebilir kalkınma için bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi” temasıyla düzenlenen genel kurula başta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, APA Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi, Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova ve APA üyesi 40 ülkeden parlamento heyetleri katıldı.
“Asya yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşamaktadır”
APA 14. Genel Kurulu’nda yapılacak müzakerelerin Asya ülkeleri arasında dayanışma ve iş birliğini sağlayacak önemli sonuçlar ortaya çıkarmasını umduğunu belirten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bildiğiniz gibi dünyanın fevkalade zor bir dönemden geçtiğine hep beraber şahit oluyoruz. Bu çerçevede tarihsel olarak Asya ülkelerinin arasında da Asya’da da önemli bir tarihi fırsat penceresi açılmıştır” ifadelerini kullandı.
Asya’nın yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşadığını kaydeden Kurtulmuş, “Bu çerçevede, Asya Parlamenter Asamblesi’nin yükselişe geçen Asya’da yeni fırsatların yakalanması, güven ve istikrar içerisinde iş birliklerinin ve ortak çalışma zemininin temin edilmesi bakımından fevkalade değerli bir platform olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede Türkiye olarak 2019 yılından itibaren gerçekleştirmeye devam ettiğimiz yeniden Asya yaklaşımımız dolayısıyla gelişmekte olan ve fevkalade büyük fırsatları ve riskleri aynı zamanda bünyesinde taşıyan yeni uluslararası ilişkiler zemininde Türkiye’nin Asya ile irtibatını, Asya ile ilişkisine fevkalade büyük önem atfetmekteyiz” dedi.
“Asya ülkelerinin dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız”
Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’nın başkanlığı döneminde APA’nın daha da yükseleceğine, ülkeler ve parlamenterler arasında iş birliğinin artacağına emin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Hep birlikte kendisine destek olarak bu faaliyetlerin daha ileriye götürülmesi için yardımcı olacağız ve önümüzdeki dönemde Asya ülkelerinin iş birliği ve dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız. Özellikle yaşadığımız dönemde bölgemiz başta olmak üzere Asya’nın da önemli birçok yerlerinde maalesef çatışma alanlarının var olduğu bu çatışma alanları üzerinden hem bölgesel çatışmaların hem de bunların üzerinden küresel rekabetleri ve düşmanlıkların fitilini ateşlenmesi müsait olduğu bir dönemdeyiz” şeklinde konuştu.
Bölgedeki ve dünyanın birçok yerindeki çatışmalara değinen Kurtulmuş, “Çatışma alanları eğer sorunlar çözülemez, karşılıklı rıza ve müzakereye bağlı olarak bu sorunların çözümü için adımlar atılamazsa, korkarım ki önümüzdeki dönem dünyada çok daha büyük türbülansların var olacağı yeni bir dönemi de işaret etmektedir” diye konuştu.
“Karadeniz’de tahıl koridoru ile Türkiye hayati bir rol oynamıştır”
Yakın coğrafyada yaşanan iki önemli çatışmanın altını çizen Kurtulmuş, “Bunlardan birisi Rusya ile Ukrayna arasındaki devam etmekte olan savaş. Şimdiye kadar on binlerce insanın öldüğü, şehirlerin yıkıldığı, köylerin, kasabaların yerle bir edildiği, büyük bir insani felaketin yaşandığı Rusya-Ukrayna krizi. Öyle görünüyor ki sadece Rusya ile Ukrayna arasında bir savaş değil, Rusya ile topyekun Batı arasında bir savaş olma niteliği taşımaktadır. Bu özellikleri ile eğer Rusya ve Ukrayna krizi çözüme kavuşturulamazsa bunun bir küresel çatışmanın da fitilini ateşleyecek aşikardır” ifadelerini kullandı.
Türkiye olarak başından itibaren Rusya-Ukrayna krizinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunduklarını vurgulayan Kurtulmuş, “Hem de bir an evvel her iki tarafın kabul edebileceği adil ve kalıcı bir barışın temin edilmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirdik. Bu sorumlulukları yerine getirmeye de devam ediyoruz. Esir takasının gerçekleştirilmesi ve Karadeniz’de tahıl koridoru ile dünya gıda piyasalarında olağanüstü fiyat artışlarının önlenmesinde Türkiye hayati bir rol oynamıştır. Bu çerçevede Rusya Ukrayna savaşının ümit ederiz ki, temenni ederiz ki en kısa sürede kalıcı ve adil bir barış yoluyla çözülmesi insanlığın hayrınadır” dedi.
“Gazze’de devam eden insanlık suçu insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından birisidir”
Beş aya yakın bir süredir Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaşandığını ifade eden TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Esasında söylenildiği gibi mesele 7 Ekim’de başlamış değildir. 1948’den itibaren ve hatta 1967’den itibaren maalesef bu meselenin içten içe yandığı, içten içe büyütüldüğü bir süreç yaşanmıştır. Filistinliler köylerinden, kentlerinden uzaklaştırılmış, birçok yere işgalci Yahudiler yerleşimci olarak yerleştirilmiş, köyleri, kentleri yok edilen insanların bir kısmının da hayat ile irtibatı koparılmıştır” diye konuştu.
Gazze’de devam eden saldırıların insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından birisi olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “30 bini aşkın insan, bunların yüzde 75’inin kadın ve çocuk olduğunu bildiğimiz 30 bini aşkın insan, göz göre göre dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Dahası Gazze Şeridi’ni tamamı ile kuşatan Netanyahu ve çetesi orayı kuşatmak ve kalmamış, canlı hareket eden ne varsa hepsini ateş edip yok ederek büyük bir insanlık suçunu işlemeye devam etmiş ve etmektedir” ifadelerini kullandı.
“Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz”
APA başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşların Gazze’deki insanlık dramına sessiz kalmamasını temenni ettiğini söyleyen Kurtulmuş, “Hükümetlerin bir kısmı Gazze’de işlenen soykırıma varan büyük katliama sessiz kalsa da dünya halkları sessiz kalmamış. Washington’dan Londra’ya, Paris’ten Brüksel’e kadar birçok başkentte milyonlarca insan sokağa dökülmüştür. Artık insanlar bu canavarın durdurulmasını, insanlık suçlarını bilerek, isteyerek işleyen bu mekanizmanın durdurulmasını talep etmektedir. Bunun için her türlü fırsatı ortaya koymak ve Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz. Ne yazık ki bunu önlemek için mücadele eden başta Birleşmiş Milletler’in mültecilere yardım kuruluşları başta olmak üzere birçok kuruluş da yine Netanyahu ve çetesini destekleyen ülkeler tarafından güçler tarafından engellenmiştir” şeklinde konuştu.
“Çok daha güçlü mücadele etmemiz lazım”
İsrail’in Başbakanı Netanyahu’nun Refah kapısına sıkıştırılan 1,5 milyona yakın Filistinlinin üzerlerine bombalar yağdırdığını belirten Kurtulmuş, “Dünyaya meydan okuyarak diyor ki, bunları oradan da silip atacağız. Böylece yeni bir insanlık suçunu işlemeye devam edeceğini dünyanın gözünün içine baka baka ifade ediyor. Buna karşı insanlığın ortak vicdanı harekete geçmiştir ama sonuç almak için çok daha güçlü mücadele etmemiz lazım. Bu Uluslararası Adalet Divanı’nda ki ara kararla birlikte ortaya çıkan durum yeni bir fırsattır ve ümit ederiz ki arkasından Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ndeki yargılamanın başlamasıyla insanlık bu ayıptan hiç olmazsa bir miktar kurtulabilecektir” dedi.
“Bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız”
Dünyadaki küresel sistemin hiçbir sorunu çözebilme yeteneğine sahip olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Dünyadaki uluslararası sistem sadece güçlünün sözünün geçtiği, zayıfın ise ezilmeye devam ettiği bir uluslararası yapıyı oluşturmaktadır. İşte önümüzdeki dönemde hep beraber çalışarak inşa etmemiz gereken yeni bir alan ise yeryüzünde barışı, adaleti, insanlığı, ülkelerin eşit egemenliğini ve halkların arasında hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin hiçbir insani hiyerarşiyi göz önünde bulundurmaksızın bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız. Açıkçası yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız vardır” diye konuştu.
Kurtulmuş konuşmasının ardından APA Dönem Başkanlığını Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya devretti.
Kurtulmuş, yarın Aliyev ile görüşecek
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan temasları kapsamında yarın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından da kabul edilecek. Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov’la bir araya gelecek olan Kurtulmuş, TÜRKPA Genel Sekreterliğini ve Bakü’deki şehitlikleri de ziyaret ettikten sonra Azerbaycan’dan ayrılacak.
]]>
Kick boks dünya şampiyonu Kadir Yıldırım, dövüş sanatları kampı SENSHI’nin gala gecesinde çıkacağı maçta kendini gösterdikten sonra, branşının önemli profesyonel organizasyonlarından Glory’de yer almak istediğini söyledi.
Portekiz’in Albufeira kentinde geçen kasım ayında düzenlenen Kick Boks Dünya Şampiyonası’nda +91 kiloda altın madalya kazanan milli sporcu Kadir Yıldırım, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
Dünya Şampiyonası’na çok iyi hazırlandığını belirten Yıldırım, “Çok önemli 3 kamp yaptım. Dünya Şampiyonası’nda seri başı olduğum için ilk turu bay geçtim. İkinci ve üçüncü turlarda da rakiplerimi mağlup ettim. Finalde Hırvat rakibimi yenerek şampiyonluğa ulaşabildim.” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’ın Varna kentinde 22-25 Şubat tarihlerinde düzenlenecek dövüş sanatları kamp organizasyonuna katılacağını aktaran ay-yıldızlı sporcu, “SENSHI, Glory’den önceki en prestijli kick boks organizasyonu. Burada çok büyük sporcular var. Katılacağım bu organizasyon, dünyadaki Glory ve One Championship gibi büyük organizasyonların da basamağı. Yunan bir rakibim vardı. Onunla müsabakaya çıkacaktım ama sakatlığından dolayı maçtan çekildi. Yeni rakibim de Belçikalı Asdren Gashi oldu. 24 Şubat’ta karşılaşacağız. O da Glory için bir basamak. Bence Gashi’yi yendikten sonra diğer büyük spor organizasyonlarından teklif alacağım.” diye konuştu.
“Profesyonel anlamda gerideyiz”
Kick boksun Türkiye’deki durumunu değerlendiren Yıldırım, “Milli takımlar düzeyinde dünya şampiyonluğu yaşadık. 10 dünya şampiyonu çıkardık. Kick boks tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Milli takımlar düzeyinde zirvede olsak da profesyonel anlamda gerideyiz. Yine de gelecekte Türk sporcular adından söz ettirecektir.” ifadelerini kullandı.
Kick boksa profesyonel bir şekilde baktığını belirten Kadir Yıldırım, “Bu branşın çok önemli püf noktaları var. Benim de hiç değişmeyen 4 kuralım var. Antrenman, dinlenme, beslenme ve uyku. Beslenme ve antrenman için maddi desteğe ihtiyaç var. Bu yüzden sponsorluklar, bu işin başka bir püf noktası. Şampiyonluklarım, maddi destekler sayesinde gerçekleşti. Dünyanın en iyi isimleriyle Sırbistan’da antrenman yaptım. Kapçak Emlak bu konuda bana çok destek oldu. Bu tarz maddi destekler, bizim gibi sporcular için çok önemli.” şeklinde konuştu.
“Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım”
Kick boks gibi zor bir sporu yaparken motivasyonun önemli olduğu dile getiren milli kick boksçu, şunları kaydetti:
“Kızım maça çıkarken beni arıyor ve ‘Senin için namazımı kıldım, duamı ettim.’ diyor. Benim bu sözleri duyduktan sonra kaybetme lüksüm yok. Maça hazırlanırken ve ısınırken aklıma hep kızım geliyor. Bir maçımda da kızımla beraber ringe çıkmıştım. Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım. Bu röportajı, kızımın üniversite yıllarında izlemesini istiyorum. Kendisi iki buçuk yaşından beri yüzüyor. Eminim ki gelecekte bayrağımızı göndere çekecek başarılar gösterecek.”
Başarının maddi güçle geldiğini dile getiren Yıldırım, “Kapçak Emlak’a desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Onların desteğini boşa çıkarmak istemiyorum. Şu anda hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmek istiyorum. Dünya şampiyonluğu yaşadım. Milli takımlar düzeyinde de bu başarıya ulaştım. Eminim ki Glory’de veya One Championship’te bu başarılar gelecektir.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Kadir Yıldırım’ın antrenman partnerliğini de yapan altın kemerli kick boksçu Muhammed Dursun ise Yıldırım’ın tecrübelerinden faydalandığını belirterek, “Kadir, 2023 yılında dünya şampiyonu olarak kendisini dünyaya kanıtladı. Çok büyük bir organizasyonda dövüşecek. İnşallah şampiyon olacak ve Glory’de de mücadele edecek. Kadir, diğer ağır sıklet sporcularından ayrılıyor. Güçlü ve vücudunu çok iyi kullanıyor. Başarılarının devamını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda düzenlenen Ege Kariyer Fuarı, Pamukkale Üniversitesi ev sahipliğinde başladı.
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki fuarın açılışında, insanı kaynak olarak görmekten ziyade her bir insanı yetenek olarak gören bir zihniyeti temsil ettiklerini söyledi.
Düzenledikleri etkinliğin dünyada örnek gösterildiğini belirten Atay, şöyle konuştu:
“Bir şeyi ciddiyetle, samimiyetle, hiçbir ön yargıya fırsat vermeden bu ülkenin her bir bireyini, -en doğusundan en batısına- fırsat eşitliği çerçevesinde görüp o kapsayıcılıkta bir hizmet ürettiğiniz zaman sadece ülkemizde değil, dünyaya da örnek olabilecek başarılı çalışmaları yapmış oluyoruz. Bu ülkenin her bir bireyi yetenektir. Dünyanın her yerinde her türlü işi yapma hakkına, yetkisine, becerisine, yetkinliğine sahip bir nesil üretiyoruz, Allah’ın izniyle.”
İzmir’de, dünyanın pek çok ülkesinden katılım olabilecek bir fuar yapmayı planladıklarını dile getiren Atay, şöyle dedi:
“Bölgesel kariyer fuarlarımız devam edecek. Pek çok alanda nasıl ülkemizin gençleri temayüz ettiler, ön plana çıktılar, dünyada rekabete katıldılarsa sağlık alanında da çok büyük bir rekabetin içindeyiz. Sağlıkçılarımızın ne kadar nitelikli, mesleklerinde ne kadar başarılı ve idealist insanlar olduğunu bütün dünya artık görüyor. Bu bakımdan sağlığın da doğduğu bölge, belde olarak İzmir bölgesini, Uluslararası Sağlık ve Estetik Kariyer Fuarı yapmak üzere konumlandırdığımızı huzurlarınızda belirtmek istiyorum.”
“Büyük bir heyecan var”
Açılışın ardından TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Millet olma bilinci ve terörle mücadele” başlıklı bir konferans verdi.
Akar, konferans sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, etkinliğin önemli ve anlamlı olduğunu söyledi.
Birçok ilde yapılan ve başarılı sonuçlar alınan etkinliğin mutlaka devam etmesi gerektiğini belirten Akar, şunları kaydetti:
“Bu panellerde arkadaşlarımız fikirlerini ortaya koyuyorlar, sorularını soruyorlar. Gördüğünüz gibi büyük bir heyecan var, yüksek bir moral, yüksek bir motivasyon, istek var. İnsanımızın ne kadar dinamik olduğunu, ne kadar güçlü olduğunu, insan potansiyelimizin ne kadar zengin olduğunu burada görmüş bulunuyoruz. Biz büyük ve güçlü Türkiye’nin, 2500 yıllık büyük Türk Hakanlığı’nın mensuplarıyız. Dolayısıyla kişilikli ve kimlikli politikalarla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı çalışmalar, büyük ve Türkiye için büyük bir azimle devam ediyor. Gençlerimizin de kişilik ve kimlikleriyle bu konuda yer almalarını ve hiçbir şekilde eğilmeden, bükülmeden, güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürmeleri ve ülkemize, milletimize ve kendilerine, ailelerine katkı sağlamaya devam etmelerini istiyoruz.”
Açılışa, Vali Ömer Faruk Coşkun, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli Milletvekili Nilgün Ök, CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan ile öğrenciler katıldı.
200 firmanın katılım gösterdiği fuarda, Anadolu Ajansı (AA) da stant açan kurumlar arasında yer aldı. AA yayınlarının tanıtıldığı stantta, ziyaretçilere staj ve kariyer programlarına ilişkin bilgi veriliyor.
Fuar, yarın sona erecek.
]]>
HAK-İŞ Filistin ve Kudüs’e Destek Sendikal Dayanışma Komitesi Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, 23 Şubat Cuma günü düzenlenecek “Filistin’e özgürlük için Manisa’da buluşuyoruz” etkinliği öncesi gerçekleştirilen basın toplantısında “Oradaki barış dünyanın barışıdır. Yoksa gerginlik devam etti, çatışma uzun sürdü işte o zaman dünya sürekli diken üstündedir. ve bir kıvılcım, üçüncü dünya savaşını patlatır” dedi.
Manisa’da HAK-İŞ öncülüğünde sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de desteğiyle 23 Şubat Cuma günü düzenlenecek “Filistin’e özgürlük için Manisa’da buluşuyoruz” etkinliği ile ilgili basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda sivil toplum kuruluşlarından Cuma günü gerçekleştirilecek etkinliğe destek verilmesi ve vatandaşları etkinlik hakkında bilgilendirilmesi talep edildi.
Toplantıda konuşan HAK-İŞ Filistin ve Kudüs’e Destek Sendikal Dayanışma Komitesi Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, Filistin’de soykırım yapıldığına dikkat çekerek “Ben insanım diyen herkes insanlık duyarlılığı olan bütün herkes Filistin davasını sıcak bakmak sorunlu bakmak hassasiyetle yaklaşmak zorundadır. Çünkü çağımızda bir soykırımla karşı karşıyayız. Çoluk çocuk demeden, kadın, erkek demeden, kilit insanlar katledilmekte. Sağlık binaları, eğitim bin Konutlar, işletmeler, iş yerleri bombalanmaktadır. Şu an benim kendi bilgilerim kendilerinden aldığımız bilgilerdir. Bu bilgiler doğrultusunda hala yer altında 20 bine yakın direnişçi hazır bulunmaktadır. Onun içindir ki İsrail tankıyla, topuyla, fosfor bombasıyla, bilmem şu bombasıyla, bu silahıyla bütün son model silahlarıyla aradan dört buçuk ay geçiyor çok şükür sonuca gidemiyor. Karşımızdakinin tankı yok, tüfeği yok. Sadece direniş yapabileceği birkaç parça malzeme” dedi.
“Bir kıvılcım, üçüncü dünya savaşını patlatır”
Bölgede barışın bir an önce tesis edilmesinin dünya gündemi açısından da önemli olduğunu belirten Tanrıverdi, “Global bir dünyada yaşıyoruz. Uluslararası ilişkiler var, kurallar var, kavramlar var, bağlantılar var. Dolayısıyla hiçbir ülke kendi bağımsız bir ülke değil. Bu anlamda bu anlamda Türkiye gerçekten devlet olarak üzerine düşen bütün görevi getirmekti. ‘İnsani boyutuyla, maddi boyutuyla, diplomatik boyutuyla her boyutuyla dünyada görevini ifa eden tek devlet Türkiye’ dediğimiz zaman bir doğruyu ifade etmiş oluruz. Cumhurbaşkanımızın hassasiyetini biliyoruz. Gece gündüz uykusunu sırf bu nedenle kaçırdığını biliyoruz. ve bir an önce oranın barışa hem bölge için barışı hem dünya için barışa huzura ve olması için gayretlerini biliyoruz. Ülkeler arası görüşmelerini biliyoruz. En son Mısır’daki zirveyi biliyoruz. Sadece Filistin’de Gazze meselesi çözülsün diye orada bu görüşmelerini yaptı. Hala görüşmeler devam ediyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı dün ilk ziyaretini Ankara’ya yaptı. ve Ankara’da ikili ilişkilerden ziyade konu gene Gazze, Filistin konusu. Oradaki barış dünyanın barışıdır. Yoksa gerginlik devam etti, çatışma uzun sürdü işte o zaman dünya sürekli diken üstündedir. ve bir kıvılcım, üçüncü dünya savaşını patlatır. O açıdan bu konuda Cumhurbaşkanımız, devlet kademelerimiz, diplomasimiz üzerine düşen görevi yapıyor” dedi.
Filistin’e destek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösterilerin bölge halkına umut ve moral olduğunun altını çizen Tanrıverdi, “Türkiye; AFAD aracılığıyla, Kızılay aracılığıyla gerekli belki tam ihtiyaçlarını karşılayabilen değil ama zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilecek sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak imkanlarını göndermektedir. ve bu anlamda özellikle Filistin Gazze’den gelen önceki Sağlık Bakanı olan kardeşimizi geçen hafta Ankara’da dinlediğinde bu soruyu ben kendisine yönelttim. ‘Bizim yürüyüşlerimizin, bizim salon toplantılarımızın size bir katkısı, size bir faydası oluyor mu?’ Adamcağızın söylediği söz şu. Dedi ki ‘Hüseyin Bey siz burada ve dünyanın değişik yerlerinde net verdiğiniz zaman, bir eylem ortaya koyduğunuz zaman bize büyük bir moral oluyor. Büyük bir heyecan oluyorsunuz. Aman ne olur Bunları eksik etmeyin’ diyor. ve bu nedenle de işte Filistin’le ilgili bir sivil toplum platformu oluşturuldu. Bu platform işte sizlerin genel merkezler seviyesindeki kurumlarımız aracılığıyla aşağıdaki şubeleri marifetiyle tüm Türkiye’de hala bu eylemlerimizi sürdürme kararını aldı ve bu karar çerçevesinde 81 vilayetin her bir şehrinde sürekli dinamik bir şekilde hareket devam ediyor. İşte 23 Şubat 2024, saat 17.00’de Manisa Yunus Emre Belediyesi salonunda Manisa’nın buluşması da bu ama. Onun içindir ki buradan sesimiz çok yüksek çıkmalı. Onun içindir ki burada her bir hemşehrimize vatandaşımıza, davetiyemize ulaştırmalıyız. ve o salon evet dolsun. Dışarı meydan da doğsun. Çarşının içinde insanlar bir sel olsun. Sokaklara nasıl olsa dolar maksadıyla değil, ben görevimi nasıl ifa ederim? İfa etmek zorundayım anlayışıyla arkadaşlarımız oraya geldiğinde safını belli etmiş olacak. ve desteğini ortaya olacak. Filistinli kardeşlerimize moral vermiş olacak. Bu noktada hakkın hakim olması için mücadele edecek. İnsanlık ölmediğini ortaya koyacak. ve orada şu kış kıyamet günü ilaçsız, aşsız, susuz, imkansız yaşayan insanların ölümüne göz yummayacak soykırıma göz yummayacak” diye konuştu.
Toplantıya HAK-İŞ Kudüs Komitesi Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Hamdi Abdullah Koçoğlu, HAK-İŞ/Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Remzi Karataş ve HAK-İŞ Manisa İl Başkanı Okan Polat başta olmak üzere Filistin’e Destek Platformu ve Manisa Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katıldı. – MANİSA
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı ortak açıklamada, “Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz” dedi. Aliyev de “Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bugün Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Aliyev, 7 Şubat’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın toplantısı yaptı.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“İlham kardeşimin cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bildiğiniz üzere 7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi bir öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
“AZERBAYCAN’A DESTEĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.
“15 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİMİZE ULAŞMAK İÇİN GAYRETLERİMİZİ ARTIRACAĞIZ”
Aziz kardeşim ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili ilişkilerimizin tüm yönlerini gözden geçirdik, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdik. Azerbaycan ile işbirliğimizin Umum Milli Lider merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği ‘tek millet, iki devlet’ temelinde ilerlediğini görüyoruz. Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi artırma kararlılığındayız.
“TANAP’IN KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI VE HAZAR DOĞAL GAZININ TÜRKİYE’YE VE AVRUPA’YA AKTARILMASI BU KULVARDAKİ ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDADIR”
Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmek gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars demir yolu hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Sayın Aliyev ile birlikte Kars-Nahçıvan demir yolu projesine ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin artırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattı projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.
“AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA KALICI BARIŞ ANLAŞMASININ İMZALANMASININ BÖLGEMİZ VE DÜNYADA BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR İÇİN YENİ BİR UMUT KAYNAĞI OLACAĞI ŞÜPHESİZDİR”
Görüşmelerimiz sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldık. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.
“İSRAİL’İN GAZZE’DE BÜTÜN İNSANLIK DEĞERLERİNİ VE ULUSLARARASI HUKUKU AYAKLAR ALTINA ALAN KATLİAMLARINI VE BÖLGEMİZİ İLGİLENDİREN DİĞER İHTİLAFLARI DA DEĞERLENDİRDİK”
Görüşmelerimizde İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgemizi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdik. Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz.
Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimiz ile sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan, Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Maraş’a yaptığımız ziyarette Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”
İlham Aliyev ise şöyle konuştu:
“Türkiye ve Azerbaycan birliği sadece bölge için değil Avrasya için önemli etkendir. Türkiye bugün dünya çapında söz sahibidir. Türkiye, bölgemizde barışın, istikrarın ve işbirliğinin garantörüdür. Türkiye’nin güçlü sanayi potansiyeli, iktisadı her bir Türk dünyasına mensup olan insanı sevindirir.
“AZERBAYCAN YALNIZ DEĞİL, TÜRKİYE AZERBAYCAN’IN YANINDADIR”
Azerbaycan yalnız değil, Türkiye Azerbaycan’ın yanındadır. Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak. 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra bize gösterilen destek, bu ilişkileri yeni, yüksek zirveye taşıdı. Türk dünyasının birleşmesi, ortak kültürlere sahip halkların bir arada olması, her bir Türk Devletleri Teşkilatı üyesinin gücüne güç katacak. Şuşa’da yapılacak zirvede KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.”
]]>
Sabancı Üniversitesi, Birleşmiş Milletler (BM) Üst Düzey Arabuluculuk Danışma Kurulu Üyesi ve Columbia Üniversitesi Profesörü Jean-Marie Guehenno’yu konuk etti.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 2000-2008 yılları arasında BM’ye bağlı en önemli barışı koruma operasyonunu yöneten Columbia Üniversitesi SIPA Kent Global Liderlik Programı Profesörü Jean-Marie Guehenno, Sabancı Üniversitesi Tuzla kampüsünde özel bir konuşma gerçekleştirdi.
“Çatışmaların Dönüşümü ve Barış İnşasının Geleceği” başlıklı etkinlikte Guehenno, uluslararası ilişkiler alanında 21. yüzyılda yaşanan dönüşüme ve bu dönüşümde gelişen yeni teknolojilerin etkisine ışık tuttu.
Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Prof. Guehenno, dünyada yaşanan çatışma sayısının soğuk savaştan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığına dikkati çekerek, “Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, 2022 yılında, ortalama 8 ila 11 yıldır devam eden 55 aktif çatışma yaşandı. Bunun 10 yıl öncesinde ise ortalama süresi 7 yıl olan 33 aktif çatışma söz konusuydu. Dünyada durumun kötüleştiği ve soğuk savaşın sona ermesiyle beliren iyileşmenin ardından çatışmaların arttığı açık bir şekilde görülebilir.” ifadelerini kullandı.
Savaş ile barış arasındaki ayrımın giderek görünmez hale geldiğini ve dünyadaki denge politikasından çıkarı bulunan birçok aktör bulunduğunu kaydeden Guehenno, “Çatışmaların önlenmesi, bugünün dünyasında mutlak öncelik olmalı. Devletler ve uluslararası örgütler tek başlarına bunu başaramaz. Çatışmayı önlemenin başarılı olabilmesi için, iş dünyası ve sivil toplumun da çözümün bir parçası olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kendine güvenin olduğu bir çağda değiliz”
Guehenno, bugünün baskın klişesinin, dünyanın yeni bir soğuk savaş döneminin başlangıcında olduğu ve dünya ekonomisinin, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar çok kutuplu ama aynı zamanda bütünleşik hale geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Soğuk savaş büyük ölçüde ideolojik bir karşılaşmaydı. Her kamp, ideolojisinin meşruiyetine ikna olmuştu. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Batı ülkeleri, dünya çapında algıları şekillendirmeyi amaçlayan ‘batı evrenselciliği’ anlatısını dayatmak için büyük çaba harcadı. Bu, demokratikleşmenin, barış ve refaha öncülük eden bir anlatısıydı. Üçü de el ele gitmeliydi ve bu, geri kalan dünya için çekici bir modeldi. Bu anlatı, demokratik görünen ülkelerin demokratik olmayan bir şekilde saldırgan davranması ve demokratik olmayan Çin’in istikrarlı ekonomik ilerleme sağlamasıyla, anlamını yitirmeye başladı. Batı’nın zafer kazanan anlatısının sona ermesi, yerini alternatif bir anlatıya bırakmadı. Artık kendine güvenin olduğu bir çağda değiliz. Akışkan, çok katmanlı, kararlaştırılmış bir yapısı ve tanımlayıcı bir prensibi olmayan bir çağdayız.”
Guehenno, teknolojinin gelişimiyle yaşanan veri devriminin, önceki yüzyıllarda matbaanın keşfi ve sanayi devriminin yarattığı toplumsal dönüşümden çok daha büyük ve hızlı bir etkiye sahip olabileceğini, bireyler, bilimsel kurumlar, işletmeler, devletler gibi veri devriminden potansiyel olarak fayda sağlayan birçok farklı çıkar grubu olması nedeniyle taraflar arasında yaşanabilecek güçlenmenin risk teşkil ettiğini belirtti.
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi Muhtar Kent ise Columbia Üniversitesi SIPA Kent Global Liderlik Programı Uluslararası Çatışma Çözümü Merkezinin “Altın Üçgen” anlayışıyla hareket ettiğine işaret ederek, “Devletlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun bir araya gelerek son 20-30 yılda yaşadığımız toplumsal sorunları çözmeye çalışmasını yansıtan ‘Altın Üçgen’ anlayışına gerçekten inanıyorum. Çünkü biliyoruz ki, bu sorunları devletler, iş dünyası ya da sivil toplum tek başına çözemez.” açıklamasında bulundu.
]]>
Dünya Etno spor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, “Uluslararası geleneksel Etnospor organizasyonlarında kullanılacak ortak kural setlerinin belirlenmesinde Dünya Etnospor Konfederasyonunun bir otorite konumuna gelmesiyle ilgili bir niyet belgesi imzaladık.” dedi.
Antalya’da Belek Turizm Merkezi’ndeki Calista Luxury Resort Hotel’de yapılan 6. Etnospor Forumu son gün oturumlarının ardından sona erdi.
Erdoğan, kapanış programının ardından foruma ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Geçen yıl Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla forumun iptal edildiğini hatırlatan Erdoğan, “6 Şubat’ta çok büyük bir deprem yaşadık. Hem forum için hem de her baharda yaptığımız festival için ayırdığımız bütçeleri deprem bölgesinde yapacağımız faaliyetlere sarf ettik. Hatay’da ve Kahramanmaraş’ta Kazak, Kırgız, Özbek ve Azerbaycan’dan birçok kardeşlerimizin de katkılarıyla dayanışma obaları kurduk. Buralarda aileleri konaklattık. Hala kısmen Kahramanmaraş’ta yaklaşık 200 ailenin konakladığı bir obamız var. Buralarda hem bir gelenekle bağlantı yaşatmış, ama aynı zamanda bu kıl çadırlarda bugünün şartlarında dahi yaşamanın mümkün olduğunu göstermiş olduk. Konteynerlerden daha konforlu olduğunu söyleyen birçok aile ile karşılaştık” diye konuştu.
Erdoğan, barındırma desteğinin yanında özellikle çocuklara yönelik geleneksel spor ve oyun faaliyetleri yürüttüklerini, forumun yerine yaptıkları çalışmaların oldukça kıymetli olduğunu söyledi.
“Geleneksel sporlarda renkliliğin kaybolmasını istemiyoruz”
Bu yıl forumun yaklaşık 60 ülkeden katılımcılarla gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, forumda uluslararası geleneksel Etnospor organizasyonları için de önemli adımlar atıldığını dile getirdi.
Erdoğan, 60 federasyonla bir mutabakat imzaladıklarını belirterek, “Uluslararası geleneksel Etnospor organizasyonlarında kullanılacak ortak kural setlerinin belirlenmesinde Dünya Etnospor Konfederasyonunun bir otorite konumuna gelmesiyle ilgili bir niyet belgesi imzaladık. Geleneksel sporlarda renkliliğin kaybolmasını istemiyoruz. Sporların birbirine benzeştirilmesini tercih etmiyoruz. Oradaki zenginliğin korunmasını istiyoruz. Bunu yaparken federasyonları bir araya getirip kural anlaşmazlıkları gideren bir mekanizmayı ortaya çıkarmak istiyoruz. Bugüne kadar bazı spor dallarında çalışmalarımız olmuştu. Bundan sonra hem Dünya Göçebe Oyunları gibi büyük organizasyonlar, hem de bölgesel organizasyonlar için artık konfederasyonun onayladığı kural setinin kullanılabileceğini göreceğiz. Önümüzdeki dönemde hakem, antrenör eğitimleri, bunların lisanslanması ve akreditasyonla ilgili de çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“10 binlerce çocuğumuza at bindirdik”
Forumda katılımcı bakanlarla eğitimde geleneksel sporların yer almasıyla ilgili görüş alışverişleri yapıldığını aktaran Erdoğan, geleneksel sporun kültürün önemli bir taşıyıcısı ve unsuru olduğunu ve genç yaşlarda çocukların hayatına girmesi gerektiğini savunduklarını dile getirdi.
Erdoğan, okullarda yürütülecek çalışmaları oldukça önemsediklerinin altını çizerek, “Bu nedenle bir şekilde okullarda geleneksel spor ve oyunlara bir pencere açılması, beden eğitimi derslerinde ya da diğer derslerde bunlarla ilgili gündemlerin olmasını savunuyoruz. Katılımcılarla da bunun yollarını ve bugüne kadar yapılanları da konuştuk, paylaştık. Dünya Etnospor Konfederasyonu olarak Türkiye’deki çalışmalarımızda okul etkinliklerini bugüne kadar önemsedik. Her yıl 100’ün üzerinde ortaokul düzeyinde okulu ziyaret ederek 10 binlerce çocuğumuza at bindirdik, ok attırdık, mangala oynattık. Bunlarla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, gelecek yıl forumun Türkiye dışında bir üye ülkede gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.
]]>
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Türkiye’de üretilen dizilerin Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya genelinde 170’ten fazla ülkede yayımlandığını ve yaklaşık 750 milyon kişiye ulaştığını söyledi.
Almanya’nın başkenti Berlin’de devam eden 74. Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale) kapsamında temaslarda bulunan ve Türkiye standının da bulunduğu Avrupa Film Pazarı’nı (EFM) ziyaret eden Mumcu, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Mumcu, Berlinale’nin ve Avrupa Film Pazarı’nın dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olduğunu belirtti.
“Bakanlığımız destekli sinema filmleri ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor”
Tüm dünyanın takip ettiği ve binlerce sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu organizasyonda yer almanın ve Türk sinemasını ve Türkiye’yi burada başarıyla temsil etmenin önemini vurgulayan Mumcu, şöyle konuştu:
“Daha önce Berlinale’de büyük ödül olan Altın Ayı dahil birçok ödül kazanmıştık. Bakanlığımız destekli sinema filmleri Berlin, Cannes, Venedik, Toronto, Tokyo gibi dünyanın en önemli uluslararası film festivallerinde yer alarak Türk sinemasının ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor. Biz de bunu çok önemsiyoruz ve hem film üretiminin hem de uluslararası temsiliyetin artırılması için desteklerimizi sürdürüyoruz.”
Mumcu, festival kapsamında açılan Türkiye standında Türk filmlerini yabancı sektör temsilcilerinin beğenisine sunduklarını aktararak, “Sinemacılarımızın ortak yapım ve diğer işbirliği görüşmelerine ev sahipliği yapıyoruz. Bu görüşmeler yeni ortak yapımların ve işbirliği olanaklarının geliştirilmesi için çok önemli. Ayrıca burada filmlerimizin yurt dışı satışı geçekleşiyor ve bu da bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.
Türk dizilerinin dünyanın dört tarafında izlendiğine işaret eden Mumcu, “Dizilerimiz bugün Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya genelinde 170’ten fazla ülkede yayımlanıyor ve yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşıyor. Türk dizi-film sektörü ihracatta dünyada ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Türk dizileri satıldığı bölgelerde Türkiye’nin, Türk kültürünün tanıtılması anlamında büyük bir etkiye sahip.” değerlendirmesinde bulundu.
“2025 yılında İstanbul’da bir “Dizi ve TV içerik Fuarı” düzenleyeceğiz”
Dizilerin Türkiye’nin dünya nezdindeki bilinirliğine de önemli katkı sağladığını belirten Mumcu, “Dolayısıyla biz de etkisi böylesine büyük olan dizi sektörümüz ile işbirliğinde önemli çalışmaları hayata geçiriyoruz. Dünyanın en önemli dizi ve içerik fuarları arasında yer alan MIPCOM, MIPTV, ATF Singapur, Content Amerika ve Dubai Dizi ve İçerik Fuarı gibi etkinliklerde ülke standı açılmasına destek veriyoruz ve dizilerimizi tüm dünyaya sunuyoruz.” dedi.
Mumcu, bunun yanında dizi içeriği alanında dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’de bu konuda bir fuar yapılması gerektiği düşüncesiyle çalışmalara başladıkları bilgisini paylaşarak, “İnşallah 2025 yılında İstanbul’da bir Dizi ve TV içerik Fuarı düzenleyeceğiz. Bu organizasyonun alanındaki en önemli etkinliklerden birisi olacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Geçen yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz”
Sinema salonlarının salgın sürecinde uzun süre kapılarını kapatmak zorunda kaldığını ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de izleyici sayısında büyük düşüş yaşandığını anımsatan Mumcu, “Bu süreçte salonlarımızın faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla sinema salonlarına 32 milyon TL destek sağladık. Bunun yanında yüzde 10 oranındaki ‘Eğlence Vergisini’ Hazine ve Maliye Bakanlığımız işbirliğinde yüzde 0’a indirdik ve bu sayede 2023 yılında sektöre 278 milyon TL destek sağlamış olduk.” dedi.
Mumcu, bunun yanında sinema izleyici sayısının artırılması amacıyla bir mevzuat değişikliğine gittiklerine ve iki yeni indirimli bilet türü ihdas ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bu sayede özel kurumların indirimli bilet almasının önünü açtık. Bu düzenlemenin 2024 yılı izleyici sayısına önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Sinema sektörümüz bu yıla çok iyi başladı. İzleyici sayısı, Şubat 2024 tarihi itibarıyla geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34 artış gösterdi. 2024 yılında önceki yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz. İnşallah sektörümüzle birlikte güzel bir yıl geçireceğiz.”
“Önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız”
Bakan Yardımcısı Mumcu, Berlinale kapsamında yabancı film yapımlarının Türkiye’de çekilmesi ile ilgili çalışmalara da değinerek, Türkiye’nin zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle baştan başa doğal plato özelliğine sahip olduğunu vurguladı.
Mumcu, şunları kaydetti:
“300’e varan güneşli gün sayısı, çeşitli çekim mekanları, rekabetçi fiyat avantajı, gelişmiş teknik altyapısı, tecrübeli ve nitelikli işgücü ve teşvik sistemiyle film yapımcılarına çok önemli avantajlar sunuyor. Biz de bu avantajların yanında ülkemizin rekabet gücünü artırmak amacıyla ülkemizde film çekecek olan yabancı film yapımcılarının Türkiye’de harcadıkları tutarın yüzde 30’una kadarını iade alabileceği ‘Yabancı Film Yapım Desteği’ni hayata geçirdik.”
Guy Ritchie, Jason Statham, Hugh Grant, Josh Hartnett, Henry Cavill, Salman Khan gibi dünya starlarının yer aldığı çok önemli yapımların Türkiye’de çekildiğine dikkati çeken Mumcu, “Çok sayıda Hollywood filmi çekimlerini ülkemizde geçekleştirmek istiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız.” diye konuştu.
Öte yandan, Mumcu, festival kapsamında düzenlenen ve uluslararası film ve medya endüstrilerinden yaklaşık 10 bin temsilcinin bir araya geldiği EFM direktörü Dennis Ruh ile uluslararası alandaki işbirliği olanakları ve gelecek dönemde gerçekleştirecekleri çalışmalar hakkında istişarelerde bulundu.
Bu arada, Mumcu, temasları sırasında ceketine taktığı Filistin bayrağı renklerinden oluşan mendille bu konudaki duyarlılığını da ortaya koydu.
]]>
Mersin’de konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “IMF’nin tahminlerine göre 17. büyük ekonomi olduk. Satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomi konumundayız. Daha da iyi noktaları inşallah kamuyla özel sektörde hep birlikte yürüyeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Mersin İş Dünyası Buluşması’ programında iş insanlarıyla bir araya geldi. Öncelikle bir küresel ekonomi, makro politikalarla ilgili kısa bir değerlendirme yapacağını belirterek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Daha sonra Mersin’le ilgili, Mersin ekonomisi, yatırımlarıyla ilgili değerlendirmelerim olacak. Gerek makro politikalarımızın oluşturulmasında ve kurgulanması gerekse her gün görevimize ilişkin yaptığımız çalışmalarda ilgili taraflarla bir araya gelmeye istişare etmeye büyük önem veriyoruz. On ikinci planımızda hazırlarken orta vadeli programımızı hazırlarken neredeyse tüm toplumsal kesimlerle katılımcı toplantılar icra ettik ve oradaki fikirler bize gerçekten çok önemli katkılar sunduk. Ortak akılla istişareyle, politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Hem planlamaya hem uygulamaya devam edeceğiz. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Küresel ekonomiye baktığımızda maalesef çok olumlu bir dönemden geçmiyoruz. Salgın sonrası dönem hala devam ediyor. Bir takım etkileriyle devam ediyor. Diğer taraftan jeopolitik maalesef birtakım gerginlikler, hadiseler, ekonomiyi de, dünya ekonomisini de etkiliyor. Ukrayna savaşından Orta Doğu’daki yaşanan gelişmelere varıncaya kadar. Bunların büyüme üzerinde, ekonomik aktivite üzerinde de etkileri var. Son 20 yıllık tarihsel ortalamalara baktığımızda dünya ekonomisi son 20 yılda ortalama 3,6 yıllık ortalama üç nokta altı bir büyüme kaydetti. Ancak geçen yıl itibariyle 3 civarına düştü. Önümüzdeki yıllarda da işte 3.1, 3.2 gibi beklentiler var. Dolayısıyla dünya ekonomisinin tarihi ortalamalarının altında bir büyüme seyri içinde olduğunu görmemiz lazım. Bu dünya ticaretini de etkiliyor. Geçmişte dünya ticareti genelde büyümeden daha fazla olurdu. Ancak gerek ekonomik büyümedeki bu ivme kaybı gerekse diğer birtakım faktörler, dünyada artan rekabet, özellikle batıyla uzak doğu arasındaki rekabet, bir takım siyasi gelişmelerle, korumacılığın daha bir arttığını, bölgesel ittifakların biraz daha ön plana çıktığını ve ticaretin eskisi kadar büyüme kaydetmediğini de görmemiz gerekiyor. Bu bu şartlar içindeyiz” şekline konuştu.
“Orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz”
Konuşmasında devam eden Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim açımızdan en önemli hususlardan özellikle ihracatçı illerimiz açısından ihraç pazarlarımızdaki gelişmeler, büyümeler. Bu açıdan da baktığımızda geçen yıl Avrupa bizim tabii en önemli ihraç pazarımız. Avrupa’daki büyüme, dünya büyümesinin de oldukça altında. İşte yüzde 1’ler civarında, bazı ülkelerde sıfır büyüme, eksi büyüme gibi rakamlarla karşılaştık. Önümüzdeki dönemde de ihraç pazarlarımızdaki büyümenin yüzde iki, iki buçuk civarında olmasını bekliyoruz. Geçmişe göre bir miktar daha iyi ama tarihsel ortalamaların yine maalesef altında. Dolayısıyla dünyada zorlu koşulların olduğu, rekabetin arttığı bir dönemdeyiz bunu hep birlikte görmemiz, analiz etmemiz ve buna göre politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye’deki makro ekonomik politikalara baktığımızda ise kısaca özetlerken büyüme tarafında oldukça iyi bir performansımızdır. Pandeminin etkilerinin yoğun olarak yaşandığı 2020, 2022 döneminde dünya ekonomisi bu 3 yıllık dönemde sadece yüzde 7 büyürken Türkiye ekonomisi yüzde 20 büyümeyi gerçekleştirdi. Tüm milletin olarak önemli bir performans sergiledi. İhracatımıza istihdamız arttı. Geçen yılın büyümesi henüz tam çıkmış değil. 3 çeyreklik büyümeyi biliyoruz ancak 4’üncü çeyrek biliyorsunuz bu ayın sonunda istatistik kurulumuz tarafından ilan edilecek. 2023 yılının büyümesini hep birlikte görmüş olacağız. İlk 3 çeyreklik dönemde Türkiye ekonomisi yüzde 4.7 bir büyüme kaydetti. Son 20 yıllık yine performansımıza baktığımızda yıllık ortalama yüzde 5.4 büyüme kaydetmişiz. Geçen yılki geçen yıl büyümemizin orta vadeli programa göre 4.4 olmasını öngörüyoruz. Son çeyrekte yüzde 3.7 bir büyüme kaybetmemiz bu hedefi gerçekleştirmemize yetecek. Onu hep birlikte göreceğiz. Ama biz orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz. Önce birtakım göstergelerde. Büyümemiz iyi gidiyor. Dünya şartlarını da dikkate aldığımızda yine dünya büyümesinin üzerinde bir büyüme performansı sergiliyoruz. Bu olumlu bir durum.”
“17’nci büyük ekonomi olduk”
Türkiye’nin ekonomik durumu ile ilgili bilgi veren Yılmaz, “IMF’nin tahminlerine göre 17’nci büyük ekonomi olduk. Satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomi konumundayız. Daha da iyi noktaları inşallah kamuyla özel sektörde hep birlikte yürüyeceğiz. Bir taraftan büyümemizi, istihdamımızı sürdürmeye çalışırken diğer taraftan enflasyonla mücadele ediyoruz. Enflasyonu düşürmek için kararlı bir şekilde ilan ettiğimiz politikaları hayata geçiriyoruz. Para politikamızı güncelledik. Maliye politikamızla kara politikalarımızı bir bütünlük içinde hayata geçiriyoruz. Diğer taraftan önümüzdeki dönem yapısal reformlara yoğunlaşacağız. Verimliliği arttırıcı rekabet gücünü arttırıcı, yapısal reformlarla programımızı çok boyutlu değişik unsurlardan oluşan programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da bu programa verdiği güçlü siyasi destek son derece önemli. Dünyanın en iyi planlı programını da hazırlasanız arkasında güçlü bir siyasi irade yoksa bir anlam ifade etmez, raflarda bir doküman olarak kalır. Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle orta vadeli programı bizzat ilan ederek toplumla paylaşarak çeşitli vesilelerle bunun arkasındaki siyasi desteğini ortaya koyarak bizlere büyük bir güç veriyor. Plan altında enflasyonumuz gerçekleşti. Bu yılın Ocak ayında bir miktar yüksek geldi enflasyon. Bunu da geçici bir durum olarak görüyoruz. Genelde Ocak ayında yıllık fiyat ayarlamaları yapılır malum. Bir takım ücret fiyat ayarlamaları da yapıldığı için bunun bir etkisi var. Önümüzdeki aylarda giderek bunun ivme kaybettiğini aylık fazla göreceğiz. Yıllık etkisini ise 2024’ün ortalarından itibaren daha net bir şekilde görmüş olacağız. Program etkisini, yıldız etkisini yıllık bazda yansımasını net bir şekilde görmüş olacağız. Kararlı bir şekilde mücadelemiz sürüyor. Tabii ki bunu yaparken restorasyona da düşmek istemiyoruz. Dünyanın da problemi bu. 2025’te bunun etkileri çok daha net ortaya çıkacak. Yüzde 15’ler civarında orta vade programımızda öngördüğümüz enflasyon 2026’da ise yeniden tek haneli rakamları yakalayacağız . Bunun planını, programına yol haritasını ortaya koymuş durumdayız. Adım adım hedefimize gideceğiz. Bu bir süreç. Bir günde hemen çok kısa vadede beklememek gerekir. Adım adım bu sonuçları elde edeceğiz ve hep birlikte bunları göreceğiz” ifadelerini kullandı.
“2024 yılına iyi başladık”
Cari işlemlerin temel sorun olduğuna da dikkat çeken Yılmaz, “Aslında cumhuriyet tarihi boyunca baktığımızda kalkınmamız yönündeki en büyük tarzlardan bir cari açıkla çalışır. Malum enerjiye bağımlı bir ülkeye ithal ediyoruz. Ama başka bir takım tedbirlerle hem enerji sektöründeki politikalarımızda hem de genel olarak döviz kazandırdığı faaliyetleri teşvik ederek bu yapısal sorunumuzun da üstesinden gelme gayreti içindeyiz. Orta vadeli programımızı yaparken bunu en temel meselelerden biri olarak ortaya koyduk. Yılın geçen yılın ikinci yarışında bu yönde olumlu sonuçlar almaya başladık. Yıl ortasında 60 milyar dolarlar seviyesinde çıkan cari açığımız yıl sonu itibariyle 45.2 milyar gibi bir rakama geriledi. Bu gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz. Burada tabii ihracatçılarımıza ben tebriklerimi iletmek istiyorum. Şükranlarımı sunmak istiyorum. Bu sonucun elde edilmesinde ihracatçılarımız ve turizmcilerimizin çok ciddi katkısı var. Turizm gelirlerimizde 54. 3 milyarı yakaladık. Bu yıl hedefimiz 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm geliri. Bu da cari açığımıza ciddi katkılar sunacak. Portföy yatırımlarında yine olumlu bir gelişme görüyoruz. 2022’yılında 13,7 milyar dolar çıkış varken 2023’te nette 8,34 milyar dolar değerinde bir giriş gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyadaki konjonktüre de baktığımızda özellikle yılın ikinci yarışında gelişmiş ülkelerin para politika değişimle de birlikte gelişmekte olan ülkelere dönük sermaye hareketlerinin artması bekleniyor. Uluslararası kurumlar da bunu bekliyorlar. İnşallah izlediğimiz politikalarla Türkiye bu artan sermaye hareketinden hak ettiği payı alacaktır. Dış ticaretimizden, ihracatımızda baktığımız zaman yine tarihi bir seviyeyi yakaladık. Bu orta vadeli programdaki tahminimizin bir miktar üstünde.2024 yılına da ocak ayında iyi başladık. İhracatımız 3.6 bir artış gösterdi. İthalatımız ise yüzde 22 oranında bir azalış gösterdi. Buda cari işlemler dengemize ticaret kanalıyla önemli bir katkı oluştuğunu gösteriyor. Merkez Bankamızın rezervleri güçleniyor. Yine geçtiğimiz Mayıs ayında 98 milyar dolarlara kadar düşmüştü. 145 milyar dolarlara kadar yükseldi. Son dönemde bir düşüş var. Yine de 135 milyar dolar seviyelerini koruyor. Burada bu konuları mevzuattaki çözülmenin özellikle ocakta yoğun olmasının bir miktar etkisi var. Ama rezervlerimizi biz güçlendirmeye önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Kur korumalı mevzuatta ciddi bir çözülme var gerçekten. Rakamlarda da bunu görüyoruz. O günün ihtiyaçlarına göre yapıldı. 9 Şubat’tan itibaren rakamları söyleyebilirim. 2 trilyon 368 milyar TL’ye kadar geriledi” diye kaydetti.
“Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz”
Mersin’in ihracat açısından tebrik ve teşekkür ettikleri bir il olduğuna değinen Yılmaz, “Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. Bendeki rakamlara göre 2018 yılında 2.8 milyar dolarken 2023 yılında 7.7 milyar dolara yükselmiş durumda. Çok ciddi bir yükseliş. Hele hele az önce saydım şartların yaşandığı bir ortamda. İhracatımızın öncü illerinden biri sürükleyici illerinden biri olduğunu Mersin rakamlarla ortaya koymuş durumda. Tebrik ediyoruz gerçekten. Önümüzdeki dönemde de inşallah yeni politikalarımızın öncü illerinden biri olmaya merhum devam edecek. Bu bölgemiz Mersin, Adana ekseninde baktığımızda lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara sahip bir bölge. Rekabet potansiyeli çok yüksek. Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bu da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşınacak diye inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Lifke, Taşucu, Ortayolu Projesi’ni hayata üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için. Yine en öne çıkan projelerden biri. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresini 2 saat 15 dakikaya düşürecek. İşte bu projeler bölgemizin kendisini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olmasının ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra körfezine kadar inen Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar ve yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz. Hava yolu alanında da nihayet Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’mız tamamlandı diyebiliriz. Artık gün sayıyoruz açılışı için. Bu havalimanımızın devreye girmesinde, havayolu anlamında da bölgemiz farklı bir üstünlük kazanmış olacak. Merkezi idare olarak toplam 98 milyar liralık son 20 yılda yatırım gerçekleştirmişiz. Türkiye yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah” diye konuştu.
“Kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var”
Döviz kurlarıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Yılmaz, “Kurla ilgili şunu ifade etmek isterim. Biz serbest kur rejimi uyguluyoruz. Dolayısıyla kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var. Serbest piyasa da oluşur diyoruz kur. Sadece Merkez Bankamız kanundan da gelen yetki ve sorumlukla spekülatif hareketliliklere müdahale ediyor. Piyasa bozucu bir takım faaliyetler olduğu zaman bunun önüne geçmek için çaba sarf ediyor elindeki araçlarla. Bunun ötesinde kur piyasa da belirlenir diyoruz. Arz ve taleple belirlenir diyoruz. Ama son dönemlerde hepiniz yaşayarak görüyorsunuz ciddi bir istikrar oluşmuş durumda. Kurdaki hareketliliği değerlendirirken nominal ve reel kuru ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Enflasyonun olduğu bir ortam da nominal kurun belli bir oranda artışı normal karşılanmalı. Real anlamda baktığımız da son dönemde TL’nin bir miktar değer kazandığını görüyoruz. Bunu da tespit etmemiz lazım. Biz şunu düşünüyoruz. İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Talep geliştikçe, yeni pazarlara girildikçe ihracatçılarımızı farklı desteklerle destekledikçe kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı arttıracağımıza inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN
]]>
Dünya Etno spor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, “Batı otoriteleri Rusya’yı cezalandıracağım diye genç sporcuları cezalandırıyor. İsrail apaçık soykırıma imza atarken İsrailli sporcularla ilgili benzer bir tavrı Batı ve uluslararası spor otoritelerinden göremiyoruz.” dedi.
Erdoğan, “Geleneksel sporların ihyası” parolasıyla Antalya’da gerçekleştirdikleri 6. Etnospor Forumu kapsamında, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sporun birleştirici gücüne inanmak istediklerini belirten Erdoğan, bir yandan Ukrayna’daki savaş bir yandan Filistin’deki İsrail soykırımının olduğunu dile getirdi.
Çifte standardın ortasında kaldıklarını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:
“Rus sporcular uluslararası etkinliklere kabul edilmiyorlar. Batı otoriteleri Rusya’yı cezalandıracağım diye genç sporcuları cezalandırıyor. İsrail apaçık soykırıma imza atarken İsrailli sporcularla ilgili benzer bir tavrı Batı ve uluslararası spor otoritelerinden göremiyoruz. Bu etkinliğimiz davetler itibarıyla maalesef bu tür gelmeler, gelmemeler noktasında bizi de etkiledi. Sporu bu tür tartışmaların dışında tutacağız herkesin birbiriyle konuşabildiği bir araya gelebildiği gençlerin fiziksel etkinlikleri için kötü alışkanlıklardan uzak durmak için korunduğu, korunaklı bir alan olduğunu düşüneceğiz. Eğer sporu siyasi bir araç haline getirecekse Batı, o zaman bunda uyguladığı çifte standartları biz dünyaya haykırmak zorundayız. Bugün eğer bir soykırımdan dolayı sporcular cezalandırılacaksa İsrailli sporcuların ülkelerinde çıkamaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu da Batı’nın çifte standartlarının bir göstergesi. Biz yine de davet edebildiğimiz kadar çok ülkeden bakan davet ediyoruz. İrtibata geçebildiğimiz kadar çok üniversiteyle geleneksel spor federasyonuyla irtibat kurmaya çalışıyoruz.”
Erdoğan, dünyanın kültürel zenginliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayarak, toplumların kendi kültürlerini öz güvenle yaşayıp, yaşatabilmelerini, toplumlararası karşılıklı saygının oluşması için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu düşünerek bunu yaptıklarını aktardı.
Mücadeleye devam edeceklerini bildiren Erdoğan, “Umuyorum bu kültürel bilinçlenme öz güvene katkı sağlayacaktır. Dünyanın küçük ülkelerinin bile kendilerine has kültürleri, özellikleri var. Bunları yaşatabilirlerse saygı görebileceklerini düşünüyorum. Yani illa dünyadaki saygı görmek bir yere gelmek için Batı’ya yaranmak, Batı gibi olmak, Batı’ya benzemek gerekmediğini artık tüm dünyanın öğrenmesi gerektiğinin zamanın geldiğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Katılımcı bakanlarla iyi niyet belgesi imzalanması
Her forumda katılan bakanlar iyi niyet belgesi imzaladıklarına değinen Erdoğan, imza atan bakan sayısının her geçen yıl arttığına dikkati çekti.
Erdoğan, diğer yandan forumda 60 federasyonla Dünya Etnospor Konfederasyonunun branşlarındaki uluslararası müsabaka kurallarının belirleyicisi olacağına dair belge imzalayacaklarını kaydetti.
Dolayısıyla uluslararası etkinlik yapıldığında Dünya Etnospor Konfederasyonundaki kural setinin kullanılacağına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bu konfederasyonumuzun dünya geleneksel sporlarına başka bir katkısı olacaktır. Bunu yaparken de branşın bütün federasyonlarını bir araya getiriyoruz. Kural setinde olması gereken konularda hepsinin söyleyeceklerini alıyoruz. Üzerinde anlaştıklarını kayda geçiriyoruz. Üzerinde anlaşamadıklarını da anlaştırma konusunda elimizden geleni yapıyoruz. Hatta bunun da ötesinde belki bugüne kadar düşünülmemiş yönlerini de yani hakem eğitiminden antrenör eğitimine varıncaya kadar standardizasyonda neler eksikse bunları da kapatmaya, boşlukları doldurmaya çalışacağız. Bu da geleneksel sporların dünyada kurumsallaşması, seyir zevkinin artması, kişi ve canlı sağlığına daha saygı içerisinde gerçekleşmesini teminat altına alacaktır.”
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları
İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlara spor üzerinden çağrı yaparak, buradaki değerlerin, saygı, barış, dayanışma ve gelenek olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz geleneği yaşatarak karşılıklı saygının ve dayanışmanın oluşabileceğini ve bunun da dünya barışına katkı sağlayacağının mesajını vermeye çalışıyoruz. Ama bugün Gazze’de, Filistin’de, Batı Şeria’daki katliamları es geçmemek gerekiyor. Tüm dünya sisteminin barışa yönelik teminatların ayaklar altına alındığını görüyoruz. Hatta sporun barışa hizmet etmesine yönelik hayallerin suya düştüğünü görüyoruz. Bir taraftan Ukrayna Savaşı’nda Rus sporculara yapılanlar bir tarafta İsrailli sporculara yapılmayanlar. Eğer yapılacaksa İsrailli sporculara da yapılması gerektiğini, bu çifte standartların Batı’nın tüm saygınlığını değer verdiklerini söyledikleri tüm değerlerin aslında onlar için kullanışlı birer araç olduğunu göstermiş oluyor. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz.”
]]>
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ailesini kaybeden Al Jazeera Gazze Büro Şefi Vail ed-Dahduh, “İsrail, basının sesini kısmak için gazetecileri öldürüyor.” dedi.
İsrail ordusunun 25 Ekim’de Gazze’nin kuzeyine düzenlediği saldırıda eşi, oğlu ve kızı dahil ailesinden çok sayıda kişiyi, 7 Ocak’ta Han Yunus’ta bir araca düzenlediği saldırıda da kendisi gibi gazeteci oğlu Hamza’yı kaybeden Al Jazeera muhabiri Dahduh, her şeye rağmen görevini yapmaya devam eden Filistinli gazetecilerden biri olarak Gazze’deki direnişin sembol isimlerinden biri haline geldi.
Dahduh, tedavi için getirildiği Katar’ın başkenti Doha’da, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
“Bir gün bile mesleğimi bırakmayı asla düşünmedim”
Ailesinin ölümünden hemen sonra sahada haber yapmaya geri dönen Dahduh, mesleği bırakmayı düşünmediğini belirtti.
Dahduh, “Biz burada (Gazze’de) kalmaya devam edeceğiz ve bu bölgeden asla çıkmayacağız. Bu, üyesi olduğumuz tüm Arap ve Müslüman halklara haykırdığımız asil bir çağrıdır. Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin halkının özgürlük davasını omuzlarımızda hissediyoruz. Biz bu sorumluluğu yerine getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz. Bir gün bile mesleğimi bırakmayı asla düşünmedim. Bu Müslümanların davasıdır, bu insanlığın davasıdır.”
“İsrail, basının sesini kısmak için gazetecileri öldürüyor”
Dahduh, İsrail’in, Gazze’de gerçekleştirmiş olduğu soykırımın duyulmaması için gazetecileri de öldürdüğünü söyledi.
İsrail’in Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde işlediği katliama dikkati çeken Dahduh, şöyle konuştu:
“İsrail, gözünü kırpmadan sivilleri hedef alıp çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürüyor. Hedef ayırt etmeksizin yaptığı saldırılarda gazeteciler de hedef haline geliyor. İsrail, basının sesini kısmak için gazetecileri öldürüyor. Savaşın başından bu yana 123 gazeteci öldürüldü. Bu, gerçekten çok büyük bir sayı. Bu, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir hakikat.”
” Türkiye, savaşın başından bu yana Gazze halkının yanında yer aldı”
Dahduh, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulması konusunda Türkiye’nin oynadığı rolü de değerlendirdi.
Türkiye’nin Gazze’deki savaşın bir an önce sona ermesi için elinden gelen tüm diplomatik ve insani çabayı ortaya koyduğunu vurgulayan Dahduh, “Türkiye, savaşın başından bu yana Gazze halkının yanında yer aldı.” dedi.
“AA’nın hazırladığı ‘Kanıt’ kitabı İsrail’in savaş suçlarını gözler önüne seriyor”
Anadolu Ajansının (AA) İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabını inceleyen Dahduh, şu ifadeleri kullandı:
“Anadolu Ajansının büyük bir gayretle ortaya koyduğu bu eser, Gazze’de kurban edilen çocukları, kadınları, tüm sivilleri ve özellikle İsrail’in Gazze’de işlemiş olduğu savaş suçlarını gözler önüne seriyor. Ümit ediyorum ki uluslararası mahkemelere sunulacak olan bu fotoğraflar ve kanıtlar Filistin’in özgürlüğü yolunda atılan adımlar olacak.”
Küresel boykot ve protestolar çok önemli
Gazze Şeridi’nde 29 bine yakın Filistinliyi öldüren ve bölgede derin bir insani felaketin yaşanmasına neden olan İsrail’e karşı dünya genelinde yapılan boykot ve protestoların oldukça etkili olduğunu belirten Dahduh, şunları kaydetti:
“Dünyada İsrail’e destek veren firmaların ürünlerine yapılacak boykot hiç şüphesiz İsrail’e karşı atılacak en önemli adımlardandır. Bazıları bunu yapmaya çalışmanın gereksiz olduğunu düşünebilir oysa bu İsrail’e karşı atılacak en etkili adımlardan biridir. Aynı şekilde dünyada İsrail zulmüne karşı küresel protestoların devam etmesi, Gazze halkının sesinin duyurulması açısından çok önemli.”
Dahduh, Gazze’de sembol isimlerden biri oldu
İsrail’in saldırılarında her şeye rağmen görevini yapmaya devam eden Gazzeli gazetecilerden biri olan ve sembol haline gelen Al Jazeera muhabiri Dahduh, ilk olarak 25 Ekim’de Gazze’nin kuzeyindeki saldırıda eşi, oğlu ve kızı dahil ailesinden çok sayıda kişiyi kaybetti.
Eşi ve çocuklarının öldürüldüğü saldırının üzerinden saatler geçmesine rağmen Dahduh, görevine devam ederek bölgedeki saldırıları aktarmayı sürdürdü.
Dahduh, 15 Aralık’ta Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen saldırıda elinden ve karnından yaralandı, kameramanı Samir Ebu Dakka ise yaşamını yitirdi.
Yaralı olmasına rağmen görevine devam eden Dahduh, 7 Ocak’ta Han Yunus’ta bir araca düzenlenen saldırıda kendisi gibi gazeteci olan oğlu Hamza ed-Dahduh’u kaybetti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacim, 10 bin 659 dolar kişi başı gelir olduğuna işaret ederek, “Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor.” dedi.
Yılmaz, Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması’nda, iş dünyasıyla her fırsatta bir araya geldiklerini söyledi.
Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçmediğini, belirten Yılmaz, geçen yıl henüz rakamlar tam çıkmamakla birlikte dünya ekonomisinin yüzde 3 civarında büyüdüğünü dile getirdi.
Son 20 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Yılmaz, tarihsel ortalamalarının altında giden bir dünya büyümesiyle karşı karşıya olunduğunu, bunun da ticarete de başka alanlara da yansıdığını ifade etti.
Türkiye’nin ihraç pazarı olan ülkelerin büyümesinin daha önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Orada da geçen yıl yüzde 1,5 civarında bir büyüme gerçekleşti. Bu yıl ve önümüzdeki iki yılda yüzde 2-2,5 gibi bir büyüme bekleniyor. Dolayısıyla dünyada ekonomik büyümenin, ekonomik şartların çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Malum pandemi yaşandı. Ardından birçok jeopolitik gelişmeler oldu. Dünya ekonomisi hala arzu edilen düzeyde değil. Bir taraftan da dünyada sıkı para politikaları, talebi kontrol eden politikalar izleniyor. Enflasyonla mücadele ediliyor. Bunun da büyümeye yansımaları var. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.” ifadesini kullandı.
“Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada”
Yılmaz, şubat sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin rakamların ortaya çıkmasını beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“İlk 9 aylık veriler itibarıyla Türkiye ekonomisi, geçen yıl itibarıyla dünya yüzde 3 civarında büyürken 4,7 gibi bir büyüme performansı gösterdi. Yıllık bazda da Orta Vadeli Programımızda yüzde 4,4 olarak tahmin etmiştik. Son çeyrek yüzde 3,7 civarında dahi gelse bu hedefimizi yakalayacağız gibi görünüyor. Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada. Son 20 yıllık dönemde de bunu başardı Türkiye. Dünya yüzde 3,6 hızla büyürken, yıllık ortalama büyümeden bahsediyorum 20 yıllık bir dönemde Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti, dünyadan aşağı yukarı yılda 1,8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya getirdi. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz, 10 bin 659 dolar kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor. Bu artık kesinleşmiş gibi ama seviyesini göreceğiz. Bu rakamla birlikte kişi başına gelirimizin de 13 bin dolara yakın bir seviyelere gelmesini yine nominal dolar bazında bekliyoruz. Bu rakamlarla IMF’nin tahminlerine göre, Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumunda. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha iyi noktalara kamusuyla özel sektör birlikte yürüyeceğiz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadeleye önem verdiklerini, güncellenmiş para politikaları ve yapısal reformlarla bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi.
Aşamalı şekilde enflasyonu düşüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Aylık bazda politikamızın etkisini görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu düşündüğümüz bir yükseliş var. Ocak aylarında hep yükseliş olur doğrusu. Yıllık ayarlamalar yapılır. Dolayısıyla ocak ayları biraz istisnai aylardır. Bundan sonraki dönemde kademeli bir şekilde yine bir düşüş göreceğiz. Yaptığımız tahminlere göre, yılın ortalarından sonra ikinci yarısında enflasyonun düştüğünü daha belirgin şekilde görmüş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cari işlemler dengesinin “Türkiye ekonomisinin klasik problemi” olduğunu belirten Yılmaz, “Hükümetimiz, Cumhur İttifakı’mız, Meclis’imiz hep birlikte uyguladığımız politikalarla Türkiye’de yerli, milli üretimi, ihracatımızı, hizmet gelirlerimizi turizm başta olmak üzere artırarak, cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde bir engel olmaktan çıkarmak istiyoruz.” diye konuştu.
2024’te 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi
Geçen yıl ilk yarısında 60 milyar dolara kadar yükselen cari açığın alınan tedbirlerle seneyi 45 milyar dolar civarında bitirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Orta Vadeli Programda öngördüğümüz oranın biraz üstünde ama çok fazla değil. Yaşadığımız birtakım jeopolitik gelişmelerin de etkisi oldu ama 4,2 civarında bir milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda tabi altının payı da yüksek. Geçen yıl 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Onu düştüğünüz zaman çok daha düşük düzeylerde cari açığımız. Bunu kalıcı şekilde aşağılara düşürmek istiyoruz. Burada turizm gelirlerimizin önemli, olumlu bir katkısı var. Geçen yıl 50 milyonu aşan turist sayımız var. 54,3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.”
“Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz”
Yılmaz, ülke ihracatının dünyadaki sıkıntılara, talep daralmalarına, jeopolitik olumsuz gelişmelere rağmen 256 milyar dolarla tarihi seviyesine ulaştığını, bunun her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.
İhracat rakamlarını çok daha yüksek seviyelere çıkaracaklarını vurgulayan Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dörtlü bir formülü var. ‘Yatırım, istihdam, üretim, ihracat’. Sıralama da rastgele değil. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç. İşte bizim bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz. Tüketim tabi ki kıymetli ama aşırı tüketim çok da olumlu değil. İthalatı tetikleyen, cari açığı arttıran bir mesele. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp asıl büyümemizi yatırımlar, ihracat üzerinden sürdüren bir anlayışla hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Aralık ayı istihdam rakamlarına da değinen Yılmaz, Türkiye ekonomisinin ilk defa 32 milyonun üzerinde bir istihdam ortaya koyduğunu ve bunun rekor seviye olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarına girişimci kadınlar ve gençlerin dahil olmasını önemsediklerini vurguladı.
Türkiye’nin kredi risk primi hızlı şekilde düştü
Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) değinen Yılmaz, “CDS’ler, ülkemizin risk primi mali piyasalarda aşağıya gelmiş durumda. Bütçe açığını disiplinli şekilde yürüttüğümüz, cari işlemler açığını düşürdüğümüz, riskleri azalttığımız, öngörülebilirliği artırdığımız, siyasi güven ve istikrar iklimini pekiştirdiğimiz için Türkiye’nin ülke risk primi de hızlı şekilde düştü. Geçen yılın mayıs aylarında 700’lere kadar çıkmıştı. Son dönemlerde 300 civarına gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. Türkiye bu politikaları ısrarla güçlü şekilde devam ettirdikçe ‘CDS’ dediğimiz ülke risk primimizi düşürmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın geçici bir düzenleme olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O dönemin şartları içerisinde bir ihtiyacı karşıladı. Şimdi aşama aşama yine finans piyasalarında bir istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz. En son geçen yıl ağustosta en yüksek rakamına ulaşmıştı, 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine gelmişti. 126,4 milyar ediyor dolar bazında. 9 Şubat itibarıyla 2 trilyon 368 milyar liraya düşmüş durumda yani Kur Korumalı Mevduat’ta 1 trilyondan lira fazla gerileme söz konusu. Toplam seviyesi 77,7 milyar dolara inmiş durumda. Aşağı yukarı 49 milyar dolar burada bir çözülme oldu ve bunun da çok büyük kısmı, hemen hemen tamamına yakını, Türk lirasını destekleyici politikalarımızın da etkisiyle Türk lirası mevduatına geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan aşama aşama farkı bir çerçeveye doğru gidiyoruz.”
Bütçe ve mali disiplinine çok önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bunun AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en başarılı alanlarından biri olduğunu anlattı.
Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Bir taraftan da yerel yönetim, merkezi yönetim hep birlikte afete dönük çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız, riskleri azaltmamız, kriz yönetmek istemiyorsak risk yönetmemiz lazım. Riskleri iyi tespit edip özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yoğun bir çalışmayla bu riskleri azaltmamız lazım. Geleceğimiz için çok daha dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bu konuda Adana’da da yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Depremler nedeniyle bütçeden yapılan harcamalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin, siyasi istikrarla ve güvenle yönetildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde sağlam zemin oluşturduğu için büyük afeti “omuzladığını” dile getirdi.
“Deprem harcamaları yapısal bozulmaya yol açmaz”
Yılmaz, deprem harcamalarının kalıcı olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Orta Vadeli Program’da bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak tahmin etmiştik. Çok şükür bu konuda olumlu yönde bir sürpriz yaşadık. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5,4 ile kapatmış olduk. Bunun 3,8 puanı deprem harcamasından kaynaklanıyor. Bunu düştüğünüz zaman bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6 civarında aslında. Bütçe süreçlerinde yapısal harcama vardır, bir de tek seferlik harcamalar vardır. Bazı harcamalara bir başlarsanız her yıl devam eder onlar yapısal açık oluştururlar. Deprem harcaması öyle değil. Birkaç yıl süren, daha çok geçici diyebileceğimiz nitelikte harcamalardır, yapısal bozulmaya yol açmazlar. İnşallah bu deprem harcamalarını yaptıktan sonra bütçe açığımız, yine Maastricht Kriterleri dediğimiz Avrupa Birliğinin o kriterinin altında olmaya devam edecek. Orta Vadeli Program’ımızda da bunun çerçevesini çizmiş durumdayız. Bu yıl yüksek bir harcamamız var, 2025-2026 dönemlerinde de kısmen devam edecek ama Türkiye, bu yaraları kamusuyla, özeliyle saracak inşallah.”
Son dönemde yatırım ve istihdam gibi kritik alanlarda destekleyici çalışmalar yaptıklarını belirten Yılmaz, Merkez Bankasının ihracatçıları destekleyecek politikalar takip ettiğini söyledi.
Toplumsal yatırım notu üzerine çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu konuyla ilgili gelinen noktayı ele alacaklarını belirtti.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı başlattıklarını anımsatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı aşağıya çekecek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi sağlanacağını ifade etti.
Yılmaz, Adana ve Mersin ile Çukurova Bölgesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçlerde hem merkezi hem de yerel idare olarak bu perspektifle bölgemize farklı bir ivme katacağımıza yürekten inanıyorum. İş dünyamızın da burada büyük rolünün olacağına inanıyorum. Diğer taraftan Orta Anadolu-Akdeniz aksı dediğimiz vizyonumuz, perspektifimiz var. Ulaşım hatlarını iyileştirerek Orta Anadolu ile Akdeniz’i daha entegre şekilde planlamamız gerekiyor. Afet risklerine karşı bu bölgelerimizde belli, stratejik sanayilerin gelişmesi önemli. Turizm, hizmet, sanayide Orta Anadolu-Akdeniz entegrasyonunun, Türkiye’ye büyük rekabet gücü katacağına inanıyorum. Bütün bu konularda Adana’mızın, Adana iş dünyamızın çok ciddi katkıları olacaktır.”
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, milletvekilleri ile iş insanları katıldı.
]]>
Ev tekstili sektörü temsilcilerinin yer aldığı 5. ve 30. Meslek Komitesi Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TETSİAD ve BTSO’nun iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla 21-25 Mayıs 2024 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek HOMETEX Fuarı’nın Türk ev tekstili sektörünün dünyada söz sahibi olmasına ciddi katkı sağladığını söyledi.
BTSO 5. ve 30. Meslek Komitesi Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlendi. Toplantıda komitelerin yaptığı çalışmaların yanı sıra KFA Fuarcılık şirketinin sektörlere dönük organizasyonları hakkında brif verildi. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, BTSO olarak her meslek grubuna yönelik genişletilmiş sektörel analiz toplantıları yaptıklarını ve bu programlarda birçok önemli projenin temellerinin atıldığını söyledi.
“Dünya örneklerinden iham alındı”
Kirazlıyayla Sanatoryumu’nu iş dünyasının aktörleri için güçlü bir dönüşüm merkezi olarak yeniden planladıklarını belirten Başkan Burkay, Harvard Business School, INSEAD, Wilton Park gibi yaşam boyu eğitim alanında dünya örneklerinden ilham aldıklarını söyledi. Merkezde gerçekleştirilen üst düzey organizasyonlar çerçevesinde Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversiteleri ile eğitimde stratejik ortaklık anlaşmaları yaptıklarını ifade eden Burkay, “Şirketlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, Bursa Business School’un altyapısını kullanacaklar. Burada gerçekleşecek üst düzey toplantılarla iş dünyası temsilcilerimiz yeni ekonominin şifrelerine hakim olacak, güncel bilgilerle rekabete daha hazır hale gelecek. Kazandıkları vizyon ve sahip olacakları iş ağıyla yeni ticaret fırsatlarına odaklanacak” dedi.
“HOMETEX fuarı sektörü dünyaya açıyor”
Fuarların pazarlama faaliyetlerinin olmazsa olmazı olduğunu söyleyen Başkan Burkay, üretilen ürünlerin mutlaka doğru alıcılarla buluşması gerektiğini ifade etti. İbrahim Burkay konuşmasında TETSİAD ve KFA Fuarcılık işbirliğiyle 21-25 Mayıs 2024 tarihlerinde düzenlenecek HOMETEX Fuarı’nın sektörün ihracatına önemli bir katkı sunduğunu söyledi. HOMETEX Fuarı’nın Türk ev tekstili sektörünün dünyada söz sahibi olması adına ciddi bir katkı sunduğunu belirten Başkan Burkay, “Bu fuarın kalitesini artırarak devam etmek zorundayız. Bir fuarın en önemli zenginliği ziyaretçi profilidir. Bu profilin zenginleştirilmesi, fuarın başarısı adına en önemli çıktıdır. Bu noktada ihracatçı birliklerimizle birlikte herkes bu fuara odaklandı. Fuar çerçevesinde alım heyetleri düzenliyoruz, yurt dışındaki networkümüzü fuarın gelişimi için seferber ettik. Mayıs ayındaki fuar sektörümüz adına ciddi mesajlar verecek ve yol gösterecek” dedi.
“Dış ticarete odaklanmalıyız”
“İç piyasaya çalışan sektör temsilcilerinin bu dönemde dış ticarete yoğunluk vermesi lazım” mesajı veren Başkan Burkay, firmaların BTSO’nun dış ticaret hacmini artıran çalışmalarından faydalanmasını istedi. Küresel Fuar Acentesi Projesi çerçevesinde geçtiğimiz sene dünyanın farklı coğrafyalarına yurt dışı programları düzenlediklerini ifade eden Burkay, şöyle konuştu: “Her sektöre yönelik yurt dışı programları düzenliyoruz. Fakat bu iş gezileri yapıldıktan sonra istikrarlı bir şekilde o pazarlarda var olunması gerekiyor. Dış ticarete odaklanmalıyız. Bugün Türkiye ekonomisinin yüzde 24’ü dış ticaretten geliyor. En büyük önceliğimiz KOBİ’lerin dünyaya açılmasını sağlamak.”
TETSİAD olarak Bursa’ya büyük değer verdiklerini söyleyen TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram, TETSİAD’ın İstanbul, Bursa ve Denizli başta olmak üzere 30 ilde bin 300’den fazla üyesi bulunan büyük bir sivil toplum kuruluşu. Bir otel salonunda başlayan HOMETEX’in sektöre yön veren dünya markası bir yapıya kavuştuğunu vurgulayan Bayram, “Fuarımızı, bugün 11 holde gerçekleştiriyoruz. Fuar alanının büyümesi için gerekli çalışmaları da yapıyoruz. HOMETEX, sektörümüzün dış ticaret hacmine katkı sağlamaya devam edecek” dedi. TETSİAD olarak dijital bir platform oluşturduklarını anlatan Bayram, “Bizler TETSİAD olarak dijital bir uygulama geliştirdik. Bu uygulama ev tekstil sektörü için oldukça önemli. Ev tekstili firmalarımız mutlaka bu platformun avantajlarından faydalanmalı” dedi.
“Ev tekstili sektörü ülke ekonomisinin vazgeçilmezi”
BTSO 5. Meslek Komitesi Başkanı Davut Gürkan, Türkiye’ye ve Bursa’ya BBS gibi önemli bir merkezi kazandırdığı için BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a teşekkür etti. Ev tekstili sektörünün ülke ekonomisinin vazgeçilmez bir değeri olduğunu belirten Gürkan, “Türk ev tekstili sektörümüz 200’e yakın ülkeye yıllık 3 milyar doların üzerinde ihracat yapan, kilogram başı ortalama ihracat değerini 8 doların üzerine çıkarmayı başararak, milli gelire en fazla katma değer sağlayan güçlü bir sektör kimliği kazandı. Devletimizin iş dünyamız ile istişare içinde gerçekleştirdiği proaktif politikalarla firmalarımızın ülkemizin ihracat odaklı kalkınma hedeflerine en yüksek düzeyde katkı sağlamayı sürdüreceğine inanıyorum” dedi.
“Tüm talepler ilgili kurumlara iletiliyor”
30. Meslek Komitesi Başkanı Burak Anıl, toplantıya katılan tüm komite üyelerine teşekkür etti. Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini dile getiren Anıl, tekstil sektörünün de bu süreçten etkilendiğini ifade etti. BTSO çatısı altında sektörün sorunlarının çözülmesi adına önemli adımlar atıldığını kaydeden Anıl, “Komite üyelerimizin fikirleri bizim için önemli. BTSO bu noktada çok proaktif çalışmalar yürütüyor. Tüm talepler ilgili makamlara ulaştırılıyor” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Önümüzdeki döneme çok daha iyi yürüyeceğiz. Aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentte bir otelde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması programına katıldı.
“Türkiye, dünya ekonomisine göre daha fazla büyüdü”
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, kamu ve özel sektörün bir arada planlama yaptığını söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ekonomik büyümelere göre daha pozitif yönde büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektör bir arada hem planlama yapıyoruz hem de istişareyi birlikte sürdürüyoruz. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçtiğini söyleyemeyiz. Dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüdü. Bu şekilde büyümeye devam edeceği gözüküyor. Son 20 yılda ortalama dünya ekonomisi yüzde 3.6 büyümüş. Bu ticarete de başka alanlara da yansıyor. Özellikle bizim ihraç pazarımız olan ülkelerin büyümesi bizim açımızdan daha önemli. Bu yıl ve önümüzdeki 2 yılda yüzde 2 büyüme bekleniyor. Dünyada ekonomik büyümenin çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisi halen arzu edilen düzende değil. Halen dünyada sıkı para politikaları izleniyor, enflasyonla mücadele ediliyor. Türkiye ekonomisine gelecek olursak ilk 9 aylık verilerde dünya yüzde 3 büyürken ülkemiz 4.7 büyüdü. Orta vadeli programda da büyümemiz yüzde 4.4 hedeflenmişti. Son çeyrek yüzde 3.7 civarında büyüme gelirse bu hedefi yakalayacağız. Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1.8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz vardı. Bu yıl rakamlar ay sonu çıkacak ama bizim tahminlerimize göre 1.1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz trilyon dolar seviyesini geçmiş oluyor. Bu rakamla birlikte kişi başı gelirimizin de 13 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyoruz. Türkiye ekonomisi dünyanın 17., satın alma gücüne göre ise 11. ekonomisi konumunda. Önümüzdeki döneme de çok daha iyi yürüyeceğiz.”
“Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek”
Türkiye’nin enflasyonla mücadele ettiğini ve kısa sürede bu etkilerin enflasyon rakamlarına yansıyacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “En önemli uğraştığımız alan enflasyonla mücadele. Enflasyon konusunda son dönemlerde güncellenmiş para politikalarıyla mücadele yürütüyoruz. Ülkeyi durgunluğa düşürmeden enflasyonu düşürmeniz lazım. Bütün bunlar çerçevesinde aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz. Aylık bazda etkileri görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu beklediğimiz bir yükseliş var. Bundan sonraki dönemde kademeli düşüş göreceğiz. Yılın ortalarından sonra enflasyonun düştüğünü hep birlikte görmüş olacağız. Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek ama aylık etkilerini düşüşlerini göreceğiz” dedi.
“Birçok olumsuz gelişmeye rağmen bu performans takdiri hak ediyor”
Türkiye’de yerli üretimi arttırıp cari açığı kapatmak için çalışmaların yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Cari işlemler dengemiz bizim tartıştığımız bir konudur ve. Ekonomi tarihinde bu hep böyle olmuştur. Biz hükümetimiz, cumhur ittifakımız ve meclisimiz Türkiye’de yerli üretimi arttırarak cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde engel olmaktan çıkarmak istiyoruz. Geçen yılın ilk yarısında 60 milyar dolarlara kadar yükselen cari açığın yılı 45 milyar dolarla bitirdiğini görüyoruz. Yaşadığımız gelişmelerin etkisi oldu. 4.2 civarında milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda altının payı da yüksek. 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Bunu kalıcı bir şekilde azaltmak istiyoruz. Turizm gelirlimizin önemli katkısı var. 54.3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. Hizmet gelirlerinde Türkiye iyi bir noktada. İhracatımız önemli bir performans gösteriyor. 256 milyar dolar seviyesiyle geçen yıl tarihin en yüksek rakamı oldu. Birçok olumsuz gelişmelere rağmen bu performans takdiri hak ediyor. İnşallah bu rakamları çok daha yüksek seviyelere çıkartacağız” dedi.
“İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz”
Türkiye’de istihdam sayısının her geçen gün arttığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hep söylediği 4’lü sistem var. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç bu. Bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Aşırı tüketim çokta olumlu değil. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp, asıl büyümemizi ihracat üzerinde yapmaya çalışıyoruz. Bu politikalarımızın yardımıyla istihdam da ciddi bir gelişme var. Türkiye ekonomisi ilk defa 32 milyonun üzerinde istihdam ortaya koydu. Aylık bazda baktığınızda 8.8’e düştü işsizlik oranımız. Yıllık olarak da tek haneli kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Yakın bir tarihte tam çıkmış olur bunun sonucu. 10.1 diye tahmin etmiştik ama bunun altında kapattık. İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz. İş gücü piyasalarına kadınların, gençlerin girmesi çok önemli. Kadınsız kalkınma da olmaz, demokrasi de olmaz. Bu konuda desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz”
Kur korumalı mevduat sisteminin yavaş yavaş azaldığını aktaran Yılmaz, “Bankacılık sektörümüzün sermaye yapısı güçlü. Takipteki alacaklar oldukça düşük. Ülkemizin risk durumu oldukça aşağılara gelmiş durumda. Riskleri azalttığımız, siyasi güven ve istikrarı yükselttiğimiz için bu seviye de düştü. 700’den 300’e kadar gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. CDS’i azaltmaya devam edeceğiz. Kur korumalı mevduat ülkenin önemli bir meselesi. Geçici bir düzenlemeydi. O dönemin şartları içinde bir ihtiyacı karşıladı. Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz. Ağustos ayında 124 milyar dolar seviyesine gelmişti. 9 Şubat itibariyle rakamlar elimde. 2 trilyon 360 milyon TL’ye gelmiş durumda. 77,7 milyar dolar seviyesinde. Bununda çok büyük bir kısmı TL mevduata geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan farklı bir çerçeveye gidiyoruz. Mali disiplin çok önemli” şeklinde konuştu.
“Bütçe disiplinine önem veriyoruz”
6 Şubat merkezli depremlerin ülke ekonomisini etkilediğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Deprem yaşadık maalesef. Riskleri azaltmamız lazım. Riskleri çok iyi tespit edip yoğun bir çalışmayla geleceğimizde çok dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bütçe disiplinine önem veriyoruz. Geçen yıl sırf merkezi idareden 900 milyarın üzerinde harcamamız oldu. Bu yıl deprem ödeneklerin payı 1 trilyon liranın üzerinde. 20 yılda bütçemiz iyi yönetilmemiş olsaydı, mali yapımız kötü olsaydı çok zor duruma düşürdük. Ancak Türkiye siyasi olarak iyi yönetildiği için bu büyük afeti omuzlamış durumdayız. Depremin yaralarını sarmış olacağız. En güçlü ekonomileri bile etkileyen deprem bizleri de etkiledi ancak bunun da üstünden geleceğiz. Bütçe açığının milli gelire oranı 5.8 olarak kapattık. İnşallah deprem harcamalarımızı yapınca bütçe açığımız daha da azalacak. Burada sadece konutlardan bahsetmiyoruz, altyapının iyileştirilmesi çok önemli” dedi.
“İhracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”
İhracatı ve ihracatçıları destekleyen politikaların sürdüğünden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son dönemde kritik bazı alanlarda yatırım yapıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızı destekleyecek şekilde merkez bankamız politikalar uyguluyor. Bu politikalara devam edeceğiz. Şuanda toplumsal yatırım notu dediğimiz çalışma var. Yatırıma, ihracata toplumun daha fazlasına katkı sunan bankalara yüksek not vereceğiz. Buna göre de merkez bankası o bankalara belli avantajlar sağlayacak. YİTAK dediğimiz bir program başlattık. Teknolojik içeriği yüksek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere daha düşük faizle kredi sağlıyoruz. Burada bir komite ulaştırdık. Kriterler çok net, ağırlıkları belli. Uygun projeler YİTAK’tan kredi alacaklar. Bütçemizde alan oluştukça burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Sanayi bakanlığımız proje tekliflerini almış durumda” diye konuştu.
“Adana ve Mersin çok önemli bir bölge”
Adana ve Mersin’in İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra çok önemli bir konuma sahip olduğunu aktaran Yılmaz, “Çok önemli bir bölgedeyiz. Çukurova bölgesi çok önemli. Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir konuma sahip. Diğer taraftan geçmişte biz planlama teşkilatında yapılan çalışmalarda bu bölgenin potansiyelini vurgulardık. İstanbul, Ankara ve İzmir dışında metropol olma potansiyeli olan bölge burası. Ancak şimdiye kadar çok değerlendirdik mi bunu kendimize sormalıyız. Bu bölgemize farklı bir ivme katacağımıza ben yürekten inanıyorum. Orta Anadolu Akdeniz aksı dediğimiz bir ulaşım hattı planlamamız gerekiyor. Afet riskine karşı belli sanayilerin gelişmesi gerekiyor. Deprem döneminde burayı gördük. Buna uygun projeler yapmalıyız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından program basına kapalı soru-cevap ile devam etti. Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra oda ve borsaların başkanları ve iş insanları katıldı. – ADANA
]]>
TUNCAY TÜRKGÜLÜ
Adana’da Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı ve Konferansı yapıldı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, “Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede” dedi.
Adana’da bugün Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı başladı. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi destekleriyle gerçekleştirilen etkinlik TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Geri dönüşüm sektöründe önemli bir yere sahip olan Adana’nın atık yönetimi konusundaki çalışmalarını sergilemeyi amaçlayan etkinlikte, açılış konuşmasını Fuarda Adana Valisi Yavuz Selim Köşger gerçekleştirdi.
Fuar alanında gerçekleştirilen konferansta iş adamlarının katılımıyla geri dönüşümde yaşanan zorluklar ve Avrupa’nın istediği şartlar ele alındı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç şöyle konuştu:
“Fuarımızın açılışının ardından Tekrar Sürdürülebilir Bir Ekonomi Sıfır Karbon Ayak İzi ve Geri Dönüşüm Konulu Başlıklı Panelde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Dünya artık eskiden olduğu gibi geri dönüşüm işine çok önem veriyor, bizim artık atıklarımız yok, hepsinin bir hammadde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede. Tekstil sektöründe geri dönüştürülmüş hammadde kullanmaz iseniz ürettiğiniz ürünü kesinlikle ve kesinlikle markalar artık almıyor. Avrupa’nın 2030 yılına kadar kararları var, ya geri dönüştürülmüş ürünü, ya da organik hammaddeden yapmanız gerekiyor. Bu bizim için olmazsa olmaz kuralı oldu. Avrupa’da karbon salımını ile ilgili gelişmeler var, önümüzde sanayiciyi çok sıkıntıya düşürecek işler var. Onun için biz bugünden sanayi devrimini atladık. Ama en azından yeşil dönüşü de atlamayalım avantajlı bir duruma geçelim istiyoruz.
“SU TASARRUFUNDA BULUNMAMIZ, SUYUMUZU İYİ KULLANMAMIZ GEREKİYOR”
İklim değişikliğinde aşırı sıcaklıklar kuraklıklar, seller, orman yangınları, gibi çok tabiat olayları gerçekleşiyor, bunların gerçekleşmemesi için bizim iklim değişiminde karbon salınımında biz mümkün olduğunca doğayı ısıtmadan, enerjiyi sarfetmeden, mamul yapmamız gerekiyor. Bunları yapmak içinde bizim öyle veya böyle enerji tasarrufunda bulunmamız, su tasarrufunda bulunmamız, suyumuzu, enerjimizi iyi kullanmamız gerekiyor, hammadde kaynaklarını iyi tüketmemiz gerekiyor, geri dönüştürülmüş hammaddeyi kullanmamız gerekiyor. Bununla ilgili tekstil sektörü 5-6 yıldır çok meidillerle karşılaşarak, tekstil sektöründeki firmalar en hazırlıklı firmalar oluyor, karbon ayak izini ölçtürmüş, karbon salınımını ölçtürmüş, su kullanımını düşürmüş, enerji tüketimini düşürmüş, bir çok yaptırımlara maruz kalmamak için elinden geldiğince bizim sanayicimiz çaba gösteriyor. Bunun aslında tüm sektörlerde olması gerekiyor. Biz diyoriz ki bu bir olmazsa olmaz. Karbon salınımını düşürecez ama aynı zamanda bu müeyyideler ticari alanda Avrupalılar ticari yaptırımlar uyguluyor. Bunların neticesinde siz yapmazsanız Avrupalılar iyi bir vergi koyuyorlar. Bu nedenle başarılı olmak için Avrupa standartlarında imalat yapmak zorundayız.”
Adana’da plastik alanında geri dönüşüm firma yöneticisi Bilal Nadir Gök ise yaptığı açıklamada, ambalaj atıklarını geri dönüştürüp dünya’da 18 ülkeye ihraç ettiklerini belirterek, “Bugün niye buradayız. Türkiye’nin geri dönüşümünün kayıt altına alınan -yüzde 70’i ama kayıt dışı- yüzde 80 olan Adana’da, bu fuarı düzenliyoruz. Biz bu işi üretiyoruz ve burada bu fuarın da Adana’da olmasını istedi. Ana katılımcılardan biriyiz, Adanamızın kalkınması ve Adana’nın dünyaya açılan gelecekte atık savaşlarının olacağı bir dönemde yani endüstrinin ana maddesi olan atıkları ülkeler birbirine vermek istemiyor, bununla ilgili çalışmanın alt yapısını yapıyoruz” diye konuştu.
]]>
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, “Küresel Sistemlerde Yeni Dönem, Güç Savaşları ve Güney Kafkasya” başlıklı panel düzenlendi.
Türkiye Yüzyılı İş Birliği ve Dayanışma Platformu’nun Azerbaycan İktisat Üniversitesi’nde (UNEC) düzenlediği panelin açılışına Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, UNEC yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Şehitlerin saygı duruşu ile anıldığı programın açılışında milli marşlar okunduktan sonra konuşan Büyükelçi Bağcı, küresel düzeyde bozulmanın olduğunu, kural temelli sistemin çöktüğünü ve uluslararası düzeyde güven aşınmasının olduğunu söyledi.
Bağcı, Birleşmiş Milletler’in (BM) acil reforma ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Küresel mekanizmaların bölgesel ihtilafların çözümünde gerekli kapasite ve araçlara sahip olmadığı pek çok kez görülmüştür. Bu durumun en çarpıcı örneklerini Filistin ve Karabağ’ın işgalinde, Kıbrıs davasında, Minsk ve Annan planlarında gördük.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ifade ettiği, “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkündür” sözlerinin günümüzde daha iyi anlaşıldığını belirten Bağcı, “Bölgemizde Filistin ve Kıbrıs ile başlayan işgal, zulüm ve adaletsizlikler, Karabağ, Kırım ve Ukrayna ile devam etmiştir. Yaklaşık 50 yıldır, 4 ayrı krizin etkilerini, yansımalarını, sancılarını, diplomatik ve jeopolitik yorgunluğunu ve yükünü hissediyoruz. Türkiye başta Güney Kafkasya, Filistin ve Ukrayna olmak üzere bölgesinde kalıcı barışın tesis edilmesi için büyük çaba sarf etmektedir. Türkiye ve Azerbaycan doğunun en batısında ve batının en doğusunda kardeş ve müttefik iki ülke olarak, kilit konumdadır.” ifadelerini kullandı.
Bağcı, Zengezur Koridoru’nun bölgesel bağlantıları arttıracağını, sağlanacak barış, huzur ve istikrara yararlı olacağına inandıklarını vurgulayarak, “Türkiye olarak Türk devletleri arasındaki kardeşliğin kurumsallaşmasına imkan tanıyan Türk Devletleri Teşkilatı’nın siyasi, kültürel, ekonomik ve stratejik hedefleri olan bir birlik olduğuna, keza gücümüzün kaynağının da birliğimiz olduğuna yürekten inanıyoruz. Bu uğurda her seviyede çalışmalarımızı siyasi, diplomatik, akademik, kültürel ve ticari düzeyde sürdürerek Türk birliğini, birlikte el ele, omuz omuza, sırt sırta vererek tesis edeceğiz.” diye konuştu.
UNEC Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov, Türk dünyasının geleceğini ilgilendiren bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Tarih bize gösterdi ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yemin töreninde yaptığı konuşmada ‘Azerbaycan’ın ailesi Türk dünyasıdır’ mesajını verdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Muradov, Türk dünyasının geleceğinin eğitim ve bilime bağlı olduğunu belirterek bu alanlardaki potansiyelini daha hızlı geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Panel, açılış konuşmalarının ardından Hazar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Telman Nusretoğlunun moderatörlüğünde, Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Abdullah Ağar ve gazeteci Sevil Nuriyeva’nın görüşlerini paylaştığı müzakerelerle devam etti.
“Ermenistan, yasalarını değiştirmelidir”
Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Azerbaycan’ın 1. Karabağ Savaşı’nın ülkedeki istikrarsızlık, ekonomik açıdan kötü durumda olması ve Rusya’nın Ermenistan’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiğini söyledi.
Şefiyev, o zamanlar Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasının henüz tam şekillenmediğini fakat son 15 yılda Türkiye’nin bölgedeki rolünün arttığını hatırlatarak, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın elde ettiği başarıda Türkiye’nin payının büyük olduğuna dikkat çekti.
Ermenistan’la yürütülen barış müzakerelerine de değinen Şefiyev, “Ermenistan yasalarında Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı toprak iddiaları bulunuyor. Barış elde etmek için Ermenistan her şeyden önce kendi yasalarını değiştirmelidir. Çünkü bugün imzalanacak bir barışı yarın Ermenistan’da bu yasaları gerekçe göstererek iptal edebilirler.” görüşünü paylaştı.
“Dünya güvenlik bunalımıyla savruluyor ve çareye ihtiyaç var. Çare bizdedir”???????
Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ağar, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusunun kahramanlıklarına değindi.
Ağar, “2. Karabağ Savaşı sadece Azerbaycan, Türkiye için, Güney Kafkasya için değil insanlık ve gelecek için değerli bir savaştı. Hakkın nasıl alınacağının insanlığa öğretilmesi açısından örnek olması için önemli bir savaştır. 2. Karabağ Savaşı Türkmençay Antlaşması’ndan beri bölünen Azerbaycan’ın bölünme ve geri çekilmeyi durdurduğu savaştır.” diye aktardı.
Dünyadaki savaşlara ve risklere de dikkati çeken Ağar, “Dünya, güvenlik bunalımıyla savruluyor ve bir çareye ihtiyaç var. İnsanlığa ve geleceğe bu çareyi kim sunabilir. Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikteliği ve rolü bu anlamda çok değerlidir. Çare bizdedir. Hamaset yapmıyorum.” görüşünü paylaştı.
“Türkiye’nin açılımları gelecek için yatırımdır”
Gazeteci Nuriyeva ise konuşmasında Türkiye ile Azerbaycan’ın ittifakının Türk dünyasında ve daha geniş bölgede oluşturduğu etkinin öneminden bahsetti.
Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki rolü ve potansiyeli, Orta Asya’daki etkileşimi, Ortadoğu’ki varlığı, Afrika’daki atılımlarının önemine değinen Nuriyeva, “Türkiye’nin açılımları ve uzun vadeli düşünce sistemi gelecek için yatırımdır.” ifadelerini kullandı.
]]>
Arkeoloji Müzesi neolitik döneme ait 81 eser ile kapılarını açtı
Sel felaketinin vurduğu müze 11 ay sonra yeniden kapılarını açtı
ŞANLIURFA – Geçtiğimiz yıl sel felaketinde büyük hasar alan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Haleplibahçe Mozaik müzesi kapılarını yeniden ziyaretçilere açtı. Göbeklitepe ve Karahantepe kazılarında ortaya çıkarılan 81 yeni eser, ilk kez sergilendi.
Geçtiğimiz yıl 15 Mart’ta yaşanan sel felaketinde sular altında kalan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Haleplibahçe Mozaik Müzesinde bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı. Türkiye’de en çok eserin bulunduğu Şanlıurfa Arkeoloji Müze Kompleksinde, neolitik döneme ait 81 yeni eser ilk kez teşhir edildi. Dünyanın ilk gerçek boyutlu “insan heykeli” gerçek boyutlu “yaban domuzu” ve “kızıl akbaba” heykelleri ve boncuklardan yapılmış süs eşyalarından oluşan eserler, Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıktı.
2015’te açılan ve 30 bini kapalı olmak üzere 60 bin metrekarelik alana sahip müzede, “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe ile Karahantepe gibi kazılarda çıkarılan eserler de sergileniyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür yardımcısı Bülent Gönültaş, sel felaketi sonra yedinden ziyaret açılan müzelerin misafirlerini ağırlamaya başladığını söyledi. Gönültaş, “2023 yılı Mart ayında Şanlıurfa’da çok büyük bir sel felaketi meydana geldi. Bu sel felaketinde hem Şanlıurfa Arkeoloji Müzemiz hem de Haleplibahçe Mozaik Müzemiz etkilendi. 11 ay içerisinde müzelerimizin bodrum katlarında yer alan elektrik sistemlerimiz, soğutma sistemlerimiz tamamen yenilendi süreç içerisinde bakanlık çok hızlı hareket etti. Tüm personellerimizle birlikte gerekli çalışmalar hızlıca tamamlandı ve bir yıl dolmadan 11 ay içerisinde her iki müzemizi de ziyarete açtık. Bu süreç içerisinde teşhirimizde yenileme yaptık. 2023 yılında özellikle Karahantepe’de ortaya çıkarılan ve dünya neolitik tarihi açısından çok önemli sonuçlar ortaya çıkaran bu arkamda gördüğünüz heykelde dahil olmak üzere birçok eserimizi de bu müzemizde teşhire çıkardık. Yılsonunda Kasım ayı itibarı ile Harran Üniversitesi ve Bakanlığımız işbirliği ile Dünya neolitik kongresini de Urfa’da toplayacağız. Bu vesile ile dünyanın birçok yerinde bu alanda çalışma yapan Anadolu neolitiki ve Mezopotamya neolitiki üzerine çalışma yapan birçok bilim adamı ülkemize gelecek, Urfa’ya gelecek. Ziyaretçilerimizi bekliyoruz hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Müzeyi ziyaret eden Turizm rehberi Erhan Yıldırım ise, “Bir yıldan kısa bir sürede müzelerin tekar açılması bizleri mutlu etti. Gerçekten çok büyük bir iş yapmışlar ve yeni eserler gelmiş. Dünyanın sayılı müzeleri arasında ve Türkiye’nin en büyük arkeoloji müzesinin içindeyiz. Hemen önünde durduğum dünyanın bilinen domuz ebatındaki figürünün önünde duruyoruz, inanılmaz bir şey gerçekten çok mutluyum. 11 ay aradan sonra müzenin açılması bizleri çok mutlu etti. Tüm tarih severleri ve arkeoloji dostlarını müzelere bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Müzeyi ziyaret eden ziyaretçiler de, yeni eserlerle müzenin çok daha güzel olduğunu belirterek, açılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
]]>
Van’da yetenekleri keşfedilerek kazandırıldıkları atletizmde çeşitli başarılar elde eden 6 kız atlet, Kenya’da düzenlenecek Dünya Liseler Arası Kros Şampiyonası’nda altın madalya alabilmek için çalışmalarını sürdürüyor.
Kentteki başarılı sporcuların tespit edilmesine yönelik çalışmalar sayesinde atletizm takımına kazandırılan 6 kız sporcu, antrenörleri nezaretinde çalışarak birçok madalya kazandı. Son olarak 11 Şubat’ta Isparta’da düzenlenen Okullar Arası Türkiye Kros Şampiyonası Genç Kadınlar 3000 metrede takım halinde Türkiye şampiyonu olan milli atletler, 10-14 Mayıs’ta Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenecek Dünya Liseler Arası Kros Şampiyonası’nda katılmaya hak kazandı.
Özel Van Bilim Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitimlerini sürdüren Van’ın yarışçı kızları, Kenya’dan da takım olarak madalyayla dönmeyi hedefliyor.
“İkinci olan takıma 46 puan fark attık”
Tuşba Gençlik ve Spor Müdürü Hüseyin Esen, AA muhabirine, daha önce atletizm milli takım antrenörü olduğunu, şu anda da takıma öncülük ettiğini söyledi. Kazanılan başarıların ekip işi olduğunu ifade eden Esen, şunları kaydetti:
“Sporcularımızın bir çoğunu öğretmenleri ve antrenörleri keşfetti. Hepsi aynı okulda eğitim alıyor ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün atletleri. Ekip olarak planlı çalışıldığında başarı kaçınılmaz oluyor. Kenya’da düzenlenecek şampiyonaya sıkı çalışıyoruz. Türkiye şampiyonasında ikinci olan takıma 46 puan fark atarak şampiyon olduk. Ülkemizi ve ilimizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz.”
Milli takım antrenörü Münir Akkoyun ise başarıları geleneksel hale getirerek uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etmek istediklerini belirterek, “Diğer takımlardan farkımız sporcularımızın hepsi ilimizden olması ve altyapıdan yetişmeleri. Uzun süredir büyük emekler vererek bugünlere geldik. Dünya Liseler Arası Kros Şampiyonası için antrenmanlarımız devam ediyor. Hedefimiz milli takıma başarılı sporcular yetiştirmek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz”
Milli atlet Edibe Yağız da antrenörlerinden ve ailesinden büyük destek gördüğünü söyledi.
Şampiyonluk için sıkı çalıştıklarını aktaran Yağız, “Bu yıl ki hedeflerimden biri de Okullar Arası Türkiye Kros Şampiyonası’nda birinci olmaktı. İlk hedefimi gerçekleştirdim ve sırada dünya şampiyonası var. Kenya’da ülkemizi en iyi şekilde temsil edip, bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Atlet Havva Efe ise hedeflerinden birinin de olimpiyat kadrosunda yer almak olduğunu bildirerek, “Isparta’da düzenlenen yarışmaya katıldığımız için ailelerimiz çok mutlu olmuştu. Şimdi ise Kenya’daki dünya şampiyonasına katılım sağlamaya hak kazandık. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğimize inanıyoruz. Kendimizi tüm dünyaya kanıtlamayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Atletizme, dünya şampiyonu olan ablası Nevin İnce sayesinde başladığını anlatan İran İnce, “Ablamın izinde gidip başarılar elde etmek istiyorum. Ablamda Okullar Arası Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanmıştı. biz de Kenya’dan dereceyle dönmek istiyoruz.” dedi.
Ülkesini yurt dışında temsil edeceği için heyecanlı olduğunu belirten Şilan Yağız da her zaman yanında olan antrenörlerine ve ailesine teşekkür etti.
Takımın en küçük sporcusu olan 14 yaşındaki Ayten Yobaş ise takım arkadaşlarıyla sıkı bir bağları olduğunu, sürekli birbirlerine yardım ettiklerini dile getirdi.
Sporculardan Viyan Adar da takımda yer almaktan mutluluk duyduğunu ve ülkesini en iyi şekilde temsil etmek için elinden geleni yaptığını vurguladı.
]]>
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde meydana gelen toprak kaymasında toprak altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları halen devam ediyor.
Uzmanlar maden ocağıyla ilgili yıllardır pek çok uyarı yapıldığını, böyle bir kazanın meydana gelebileceğinin bilindiğini ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtiyor.
Altın madenciliği dünyada oldukça yaygın bir madencilik türü.
İstatistik sitesi Statista’ya göre 2022 yılında dünyada yaklaşık 3 bin ton altın üretildi.
Dünya Altın Konseyi verileri, 2022 yılında dünyanın en büyük altın üreticisinin, küresel üretimde yaklaşık yüzde 10’luk bir pay ile Çin olduğunu gösteriyor.
Çin’i Rusya, Avustralya, Kanada ve ABD izliyor.
En çok altın üreten madencilik şirketleri ise ABD ve Kanada ortaklığındaki Newmont ile merkezi Toronto’da bulunan Barrick Gold.
Peki altın madenciliği dünyada nasıl yapılıyor? Siyanür her yerde kullanılıyor mu? Kazalar ne kadar yaygın?
Altın madenciliği yöntemleri
Altın madenciliği, 10 yıla kadar sürebilen bir araştırma süreciyle başlayan, daha sonra geliştirme ve sondaj aşamalarıyla devam eden çok aşamalı bir süreç.
Üretimin yapıldığı madenler 30 yıla kadar aktif kalabiliyor.
Altın madenciliğinin farklı yöntemleri var:
Altını ayrıştırma
Altın, çıkarılan kayaçların arasında gözle görülür büyüklükte ise siyanür kullanmadan ayrıştırılabiliyor.
Düşük maden potansiyeline sahip yataklarda ise siyanür kullanılıyor.
Bu işlemde kayaçtan elde edilen cevher siyanür ile işleniyor ve siyanür altını çekiyor.
Geriye kalan siyanürlü atık, su ile arındırılıyor ve bir havuzda tekrar kullanılmak üzere tutuluyor.
Birçok uzman siyanürün en etkili ve ekonomik yöntem olduğunu söylerken bazıları bu sürecin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.
Cıva da altını ayrıştırmak için kullanılan bir kimyasal.
Cıvanın beyin hasarına, ağır hastalıklara ve doğumda komplikasyonlara yol açtığı gerekçesiyle 2013 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla ülke, cıva kullanımını küresel çapta ortadan kaldırmayı taahhüt etmişti.
Büyük ölçekli madenlerde cıva kullanımı sona erse de dünyanın birçok yerinde küçük ölçekli madencilikte kullanımının devam ettiği bildiriliyor.
Siyanür her yerde kullanılıyor mu?
Maden Mühendisleri Odası’na göre dünyada altın üretiminin yaklaşık yüzde 85’inde siyanür kullanılıyor.
Dünyanın en büyük şirketlerine bakıldığında siyanürün yaygın bir şekilde kullanıldığı görülüyor.
Ancak bazı ülkelerde siyanür kullanımına yönelik çeşitli kısıtlamalar var.
Avrupa Parlamentosu, 2010 yılında Avrupa Komisyonu’nu siyanür madenciliğinin tamamen yasaklanması için harekete geçmeye çağıran bir karar tasarısını oyladı.
Ancak Komisyon böyle bir yasağı uygulamak için mevzuat önermeyi reddetti.
Güney Afrika Madencilik ve Metalurji Enstitüsü’ne (SAIMM) göre ABD’de altın işlemede siyanür kullanımı Montana ve Wisconsin eyaletlerinde yasak.
Arjantin’de de bazı eyaletler siyanür madenciliğini yasakladı, ancak federal düzeyde bir yasak bulunmuyor.
2002 yılında Çekya Parlamentosu, altın madenciliğinde siyanürü yasaklama kararı aldı.
Macaristan’da da 2009 yılında siyanür ile madenciliğin tamamen yasaklanmasına karar verildi.
Geçmişte yaşanan kazalar
Maalesef altın madenciliğinde de insanları ve çevreyi olumsuz etkileyen kazalar oldukça yaygın.
Romanya’da 2000 yılında yaşanan maden kazası, Çernobil’den sonra Doğu Avrupa’daki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçti.
Baia Mare siyanür sızıntısı olarak anılan olayda nehre karışan zehirli madde büyük bir çevre felaketi yarattı.
Macaristan ve Sırbistan’a da ulaşan sızıntı nedeniyle Tuna Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı.
Yakın geçmişte altın madenlerinde yaşanan diğer büyük kazalarsa şöyle:
1971: Romanya’daki Certej adlı altın madeninde yaşanan bir kazada atık suyun depolandığı barajın patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi hayatını kaybetti.
1984: Papua Yeni Gine’deki Ok Tedi madeninde 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık su maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği düşünülüyor.
Aynı yıl Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanılması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık suyun biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti, atık suyun temizlenmesi için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.
1995: Kanadalı Omai Gold Mines şirketinin Guyana’da işlettiği madende büyük bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atık suyun bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.
1996: Filipinler’deki Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine taşmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, çok sayıda köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.
1998: Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.
2000: Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malzeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü.
2006: Avustralya’da Beaconsfield Madeni çöktü. Bir madenci hayatını kaybetti ve iki madenci iki hafta boyunca yer altında mahsur kaldı.
2009: ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akar sulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.
2014: Güney Afrika’da 2009’dan bu yana meydana gelen en kötü maden kazalarından birinde Johannesburg’da Harmony Gold’un Doornkop adlı madeninde yer altında çıkan yangında mahsur kalan sekiz maden işçisi ölü bulundu.
2015: Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık su Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını söyledi. İlerleyen günlerde siyanürlü suyun beş nehre ulaştığı tespit edildi.
]]>
İller Bankası’nca (İLBANK) Ankara’daki bir otelde ‘Çevresel ve Sosyal Yönetim Sistemi (ÇSYS) Toplantısı’ düzenlendi. Dünya Bankası iş birliğinde düzenlenen toplantıya, Bakan Özhaseki ile İLBANK Genel Müdürü Recep Türk, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Sürdürülebilir Kalkınma Bölge Direktörü Sameh Wahba ve çok sayıda davetli katıldı.
‘DEPREM TEHDİDİNDEN DOLAYI GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUZ’
Özhaseki, bugün İLBANK’ın yeni bir dönem başlattığını belirterek, bu konuda İLBANK ile beraber hareket eden Dünya Bankası’na teşekkürlerini iletti. Özhaseki, bakanlığın isminden de anlaşılacağı üzere epeyce yoğun bir iş yüküne sahip olduklarını işaret ederek, “Çevre konusunda mücadelemiz hızla sürüyor. Bir taraftan şehircilik var, dünyanın en eski şehirlerine sahibiz; onların altyapısı, üstyapısı gerek finansal gerek altyapı konusunda destekte bulunan İLBANK ile birlikte yürüttüğümüz müthiş bir faaliyet zinciri var. Bir de elbetteki iklim değişikliği konusu var. İklim değişikliğinin getirdiği her türlü sıkıntıdan, beladan, musibetten kurtulmak için mücadele veriyoruz. Ancak son dönemde bakanlığımızı biraz daha meşgul eden, tüm dikkatimizi o bölgeye toplamamıza sebebiyet veren 2 gelişme var. Birincisi 6 Şubat depremleri, ikincisi de yaklaşan ve bütün bilim adamlarının gelmekte olduğunu söylediği, umarım, dua edelim ki gelmez, gelirse de düşük bir şiddette olur ama; Marmara’da olabilecek olan büyük bir kırılma, deprem tehdidi. Bundan dolayı da işlerimizi bu konuda yoğunlaştırıyoruz, bu konuda daha sorumlu hissediyoruz ve gece gündüz çalışıyoruz” dedi.
‘DEPREM ZARARININ EN AZA DÜŞÜRÜLEBİLMESİ AMACIYLA ÇALIŞIYORUZ’
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde 680 bin konut ve 170 bin civarında iş yerinin yıkıldığını ve bunları gidermek için 1 senedir gece gündüz demeden bakanlık ve tüm koordineli birimlerle çalıştıklarını aktaran Özhaseki, hak sahiplerine verilecek 390 bin konut bulunduğunu ve 307 binin ihalesinin yapıldığını söyledi. Ayrıca köylerde 50 bin çelik ev yapıldığını bildiren Özhaseki, “46 bin konutu teslim ettik. 1,2 aya 30 bin konut daha teslim edeceğiz. Marmara Denizi ve çevresi bizim için önemli; tam 7 şehir, 20 milyon insan yaşıyor, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yüzde 47’sini o bölge oluşturuyor. Böyle bir bölgede depremin oluşturabileceği zararın en aza düşürülebilmesi amacıyla çalışma yürütüyoruz. Depreme karşı dirençli şehirler oluşturmanın bir yolu var; o da kentsel dönüşüm. 2012’de yasa çıkardık; bugüne kadar 2 milyon 250 bin konutu değiştirdik, dönüştürdük. Şu an 425 bin civarında konutun da inşaatları devam ediyor; değişecek, dönüşecek. İnşallah bütün hızımızla buna devam ettiğimizde İstanbul’umuzu da Marmara bölgesindeki şehirlerimizi de depreme karşı dirençli hale getiririz diye düşünüyoruz” diye konuştu.
‘İKLİM KRİZİ YÜZÜNDEN 216 MİLYON İNSAN GÖÇEBİLİR’
İklim değişikliğinin Türkiye üzerinde oluşturabileceği negatif etkiler için de her sektörde yeşil dönüşümü desteklediklerine vurgulayan Özhaseki, bilim insanlarına göre dünyanın son 100 yıl içinde 1.1 derece ısındığını ve eğer bu derece 2 olursa gıda krizlerinin başlayacağını, 3 derece olursa dünyanın yaşanmayacak bir yer olacağını söyledi. Özhaseki, Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre 2050 yılına kadar bu şekilde giderse iklim değişikliğinden kaynaklı olarak 216 milyon insanın yer değiştirebileceğini belirtti. Özhaseki, korunan alanları, çevreye duyarlı iklim dostlu konutları, katı atık depolama tesislerini, kirli su artıma tesislerini, yeşil alanları çoğalttıklarını ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Sıfır Atık kampanyasının dünyada artık öncü bir hareket olduğunu söyledi.
]]>
Bu yıl, 30’uncusu düzenlenen Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (ANFAŞ Food Product) yüksek bir katılım ile gerçekleşti.
Türkiye ve dünyadan 300’ü aşkın firmanın bir araya geldiği ANFAŞ Food Product ev dışı tüketim grubunun en keyifli buluşma noktası oldu.
Fuarcılık sektörünü Antalya’dan dünya pazarı ile buluşturan Antalya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi (ANFAŞ), Anadolu Aşçılar Federasyonu (ANFED) Tamer Özkan, Türkiye Gastronomi Platformu Yöneticileri Özlem Mekik, Akif Budak, partnerliğinde 30’uncu defa kapılarını açtı.
ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, fuara gösterilen yoğun ilgiden dolayı büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, “Bu yıl açılışımızda bir müjdeyi de kamuoyu ile paylaştık. Dünyanın en büyük fuar şirketlerinden Köln Messe Anuga ile 2025 yılı itibarı ile bir yola giriyoruz. Almanya ve Türkiye pazarını dünya ile buluşturacağız” dedi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan ve 11 ilimizi etkileyen büyük depremlerde binlerce insanımızı kaybettiğimize de vurgu yapan Ali Bıdı, “Binlerce insanımız da yaralanırken, ülkemiz tarifi imkansız acılar yaşadı. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Ülkemizin başı bir kez daha sağ olsun. Fuarın ilk günü tüm katılımcı ve ziyaretçilere siyah kurdele vererek deprem acısını yüreğimizde hissettik” diye konuştu.
“Şehrin tanıtımına ve ekonomisine katkısı büyük”
Fuara gezen ziyaretçiler ile katılımcıları, gıda ve içecek sektöründe bir amacın etrafında buluşturduklarını da dikkat çeken ANFAŞ Başkanı Ali Bıdı, “Fuarımız, sektör profesyonellerini bir araya getirirken, tüm paydaşlarımıza yeni sezon öncesi hazırlıklarını tamamlama fırsatı da sunuyoruz. Katılımcı firmalarımıza yeni ihracat kapılarını açıyoruz. Fuarlar ihracatın görünmeyen kapısıdır. Şehrin tanıtımına ve ekonomisine katkısı çok büyük. Tüm dünyayı buraya davet ettik, bu fuarlar bizim değil Antalya’nın. Antalya’yı tüm dünyaya tanıtıp alıcıyla satıcıyı bir araya getirdik” dedi.
Fuar bünyesinde, Türkiye Gastronomi Platformu desteği ile düzenlenen workshoplarda Türkiye’nin önemli şefleri; Özlem Mekik, Hazer Amani, Doğa Çitçi, Eyüp Kemal Sevinç, Rafet İnce, Murat Aslan, Yıldız Öz Samaha, Soner Kesgin, Selim Yeşilpınar, Bedrettin Aydoğdu, İzzettin Oral, Erkan Yeşil, Hamza Alkan yer alarak, Türk mutfağının lezzetli menülerinin tariflerini katılımcılar ile paylaştı.
‘Akdeniz Bölgesi Tedarik Yönetimi’, ‘Küresel Dünyada Atıksız Mutfak Yönetimi’, ‘Geleneksel Markaların Başarı Hikayeleri’, ‘Gastronomide Yeni Akım İşletmecilik Anlayışı’, ‘Türk Markalarının Ulusal Pazardaki Konumlanma Serüvenleri’, ‘Küresel Düşün Yerel Hareket Et’, ‘Altın Portakal Belgeseli’, ‘TV Dünyası ve Gastronomi İlişkisi’, ‘Gastronomi Turizmine Değer Veren Medya Mensupları’, ‘Turizm Sektöründe Sağlıklı Yeme- İçme Standartları’, ‘Türk Turizminde Gastronominin Yeri’, ‘Unesco’ya Giren Şehirlerin Başarılı Şefleri’, ‘KKTC Mutfağı ve Türk Mutfağı Arasındaki İlişki’, ‘Anadolu’da Gastronomi ve Aşçılık Eğitimi’ başlıklı oturumlarda 100’e yakın sektör profesyoneli bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunuldu. Fuar katılımcılarının büyük ilgi gösterdiği, “Turizm Sektöründe Yeme İçme” başlıklı panelde konuşma yapan Prof. Dr. Ünsal Aydın, sağlıklı olmanın ön şartının sağlıklı beslenmek olduğunu dile getirerek, gıda sektörü profesyonellerinin daha sağlıklı ürünleri insanlarla buluşturmak için çabalamaları gerektiğini söyledi.Aydın, “30’uncu yılını kutlayan ANFAŞ Fuarı’nda teknolojinin beslenme ile ne kadar yakından çalıştığını ve ne kadar ilerlediğini, dünyanın her yerinden katılan kıdemli şeflerin birbirine destek verdiği ve kaynaştığı, deneyimlerini ve dostluklarını paylaştıkları, rekabetten çok ANFAŞ’ı büyütmek için çalıştıklarını görmek çok güzel, burada olmak mutluluk verici” dedi.
Fuarda, Türkiye’nin dünyaya açılmış başarılı Gastronomi markalarının yöneticileri bu başarılarının sırrını paylaşırken, ülkemizin önemli şefleri, sektörün dünyadaki konumunu değerlendirerek daha başarılı ve güçlü olmak için neler yapılması gerektiğini tartıştı. Farklı üniversitelerden fuara katılan öğrenciler, etkinlikler boyunca sektörü çok daha yakından tanırken, ünlü şefler ile bir araya gelerek alana dair birçok bilgiler edindi.
Sadece gıda sektörünün değil, kültür ve sanat dünyasından da isimlerinin yer aldığı fuarda, moderatörlüğünü sunucu Merve Akıncı’nın yürüttüğü “Altın Portal” panelinde, gazeteci, yazar Nebil Özgentürk konuşmacı olarak yer aldı. Türk sinemasının önemli isimlerinden Coşkun Göğen ve Ümit Okur’un da katıldığı, “TV Dünyası & Gastronomi İlişkisi” konulu panel, izleyiciler tarafından yoğun ilgi ile karşılandı. – ANTALYA
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayarak, “Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye’nin nüfusu ise 105 milyon olacak. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak” dedi.
Bakan Yumaklı, Mersin’de düzenlenen ‘topraktan geleceğe’ ana temalı, ‘Türkiye Yüzyılında Üretim Zirvesi’ne katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Yumaklı, tarımın avantajlı ya da dezavantajlı durumu olduğunu belirterek, “Şöyle bir gözlerimizi kapatalım ve tarımsal üretimin olmadığını düşünelim bir an. 3 gün olsun, 5 gün olsun, 1 hafta olsun, 1 ay olsun. Yok, yani tahayyül bile edemiyorsunuz. ya da suyu düşünelim. Suyla alakalı konularda şu anda problemiyle ilgili bizlerin de özellikle su verimliliğiyle alakalı çalışmalarımızı da dikkate alarak, suyun olmadığını düşünelim. Her ikisinde de belli bir süre sonra adeta hayatın yok olduğunu görmek mümkün. Peki bereketli hilalin merkezindeki Anadolu coğrafyasında, bizlere önemli zenginlikler sağlayan tarım arazilerimizi biz nasıl değerlendiriyoruz ya da nasıl değerlendirmeliyiz. İşte çok farklı toplantılarda, çok farklı konuşmacılar bunlara değinirken, biraz önce dedim ya tarımsal üretimin avantajları veya dezavantajları var zaman zaman. Maalesef çok zorlukla karşılaşma potansiyeli olmadan bunları konuşmuyoruz. Halbuki hayatın kaynağı olan bu hususları çok daha öncesinde konuşmalıyız. Geleceğe matuf bütün unsurları dikkate almalıyız ve hem kendi ülkemizin, hem de bizim ihracatını yaptığımız ülkelerin ihtiyacını karşılamak üzere planlamamızı tamamlamalıyız” diye konuştu.
“Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır”
2023 yılında planlı tarımla ilgili bütün yasal düzenlemeleri bitirdiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “O dönemden itibaren bunun alt çalışmalarını da yaptık. Şu anda bütün arkadaşlarımız nisan ayı itibariyle kendi iç süreçlerini de bitirecekler ve sahada konuşmaya, anlatmaya başlayacağız. Tarımsal üretim planlaması, sadece toplantılarda konuşulan, tartışılan ondan sonra da bakalım nasıl olacak diyeceğimiz bir husus değil. Katılımcılığı gerektirir. Biz ne kadar iyi yasal düzenlemeler yaparsak yapalım, siz paydaşların mutlak surette desteğine ve omuz omuza olunmasına ihtiyacımız var. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır, bir disiplin manzumesidir. Eğer biz bunu yapar isek, bundan sonraki dönemde tarımsal üretimimizle alakalı hem kendi nüfusumuzu, hem gelecek olan misafirlerimizi hem de bu yıl 31 milyar dolar civarında tamamlanmış olan ihtiyacımızı çok daha yukarı rakamlara taşımız olacağız” ifadelerini kullandı.
“9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, daha fazla gayret göstermeliyiz”
Bu topraklarda yaşıyor olmanın çok önemli avantajları olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Bu topraklarda aynı anda 4 mevsim ve 7 iklim yaşanıyor. Anadolu’nun, Avrupa’dan kat kat daha fazla bitki ve hayvan türleri barındırmasına sebep oluyor. ve hepsinden önemlisi sadece 4 saatlik bir uçuşla dünyanın 67 ülkesine ulaşacak Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın kesişim noktasında olan bir coğrafi pozisyonumuz var. Bizim bu bahsetmiş olduğumuz enerji kaynaklarına da yakın olmamızı gösteren veya bize önemli bir avantaj sağlayan bu coğrafi üstünlük, 9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, bizim çok daha fazla gayret göstermemizi de bize ortak akılla hareket etmeyi de getiriyor” şeklinde konuştu.
“Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak”
Dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti; “Bunu zaten hem burada hem de buna benzer toplantılarda konunun tarafları dile getiriyor. Örneğin çeyrek yüzyıl önce gelecekte savaşların gıda ve su nedeniyle olacağı söyleniyordu, yazılıyordu. Ancak şöyle bir husus var. Bunun biz bu kadar da yakın olacağını tahmin etmiyorduk. Ama geldiğimiz noktada bu gerçeğe bizzat şahit oluyoruz. Artık enerji için olan dünya ülkelerinin arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. Bunun da altını çizmek gerekir. 2050 yılındaki dünya nüfusundan bahsedelim; 10 milyar olacak. Türkiye’nin 2050 nüfusu ise 105 milyon olacak. Gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek, 2050 yılında 210 milyonluk en azından, en temel itibariyle bir nüfusun gıda ve su ihtiyacını karşılamamız gerektiği ortaya çıkıyor. Demek ki nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliği gibi, göç gibi birtakım daha önce hiç adını duymadığımız hastalıklar gibi hususların bizi kısıtlayacağını da düşünürsek buradaki risk faktörünü görmüş oluruz. Biz bunların hepsini yeni normal olarak niteledik ve bakanlığımız bütün çalışmalarını buna göre dizayn etmeye başladı ve devam ediyor. Şöyle bir veri var. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak.”
Tarım politikalarını, hem bugüne hem de gelecek kuşaklara bırakacak bir vizyonla oluşturduklarını ve 2024-2028 stratejik planını yayınladıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Elbette son 21 yılda güçlü bir tarım ve orman altyapısı kurulmak için birçok çalışmalar yapıldı. Daha önce herhangi bir kurala bağlı olmayan konular, yasal mevzuata kavuştu. Ülke tarımının rekabeti için, dünya rekabeti için gerekli referansları oluşturuldu. Tarımsal desteklerle alakalı geçtiğimiz yıl bu rakam 64 milyar lira civarındaydı ki, bu yıl yaklaşık 91,5 milyar olacak bu. Aynı zamanda çiftçilerimizin finansman ihtiyaçları, kırsal kalkınma programları ile birlikte ülke tarımına getirilen modern boyut. Tarsim uygulaması ile yani sigorta kavramının ortaya konulması ile artık bundan sonra da bizleri çok daha fazla etkileyeceğini gördüğümüz dış etkenlerden üretimimizin, alın terimizin, emeğimizin yok olmasının bir şekilde tazminini sağlayacak sigorta konusu yine gündeme getirildi ve uygulanmaya başlandı” dedi.
“Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi”
Dünyada uygulanan bir endeks olduğunu, bu endekse göre suyun eğer kişi başına miktarı 1700 metreküp ve üzeri ise ülke olarak zengin bir ülke olunduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı; “Ancak 1000 metreküpün altında ise siz fakir bir ülkesiniz. Peki Türkiye nerede? Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi. Eğer bizler hiçbir şeye dokunmayıp, bu şekilde devam edersek, suyun yüzde 77’sini kullanan tarımı, geri kalan yüzde 11’ni kullanan sanayisini, kentsel ve diğer oranlarda hiçbir şey yapmayıp bu şekilde bırakırsak, 2030 yılında bin metreküpün altına düşüyoruz. O yüzden böyle geniş bir perspektifi anlattım. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bütün şehirlerde o şehrin dinamiklerinin, üreticilerinin, üretici birliklerinin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının bu üretim planlamasının ilk safhasında çalışması üzerine bir model kuruldu. Daha sonra bütün bunlar Türkiye bazında konsolide edilerek, Türkiye’nin üretim planlaması tamamlanacak.”
Arazi toplulaştırma konusunun da son derece önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Bütün hızıyla devam ediyor. ve ormanla alakalı da yeşil vatanımızı koruma adına 7 milyar fidanı da toprakla buluşturarak tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada olmasını sağladık. Bütün bunların hepsi, bu genel değerlendirmelerde, bizler ülkemizin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada da 10. sırada yer almasını sağlamış olduk” ifadelerini kullandı.
“Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz”
Kendilerine verilen sorumluluk kapsamında millete en iyi hizmeti yapma gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Bakan İbrahim Yumaklı, şöyle devam etti; “Sektörümüz altyapısı itibariyle, üst yapısı itibariyle, kurumları itibariyle güçlü bir yapıya sahip. Bizlerin gerekli altyapı çalışmaları ve teşvikleriyle, sizlerin, sizler gibi ülkesini seven üreticilerimiz ve girişimcilerimiz sayesinde üstesinden gelemeyeceğimiz herhangi bir sorun olmadığını düşünüyorum. Ama tekraren altını çizmek istiyorum. Tarımsal üretim konusuna yaklaşım, çok önemli, her şeyden daha önemli, milli güvenlik sorunu diyerek konunun önemini anlatıp, ona mütenasip değeri vermemekle sonuçlanmamalıdır. Altını çizerek tekrar ediyorum. Teorik olarak değil pratik olarak. Devletiyle milleti, yani üreticisi ile girişimcisi omuz omuza vererek, bizim etki edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz birçok gelişmenin, bizi neden hangi yöne götüreceğine hep birlikte karar vermemiz gerekiyor ki, öyle yapacağız inşallah. Bizler Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz.”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD Mersin Başkanı Mehmet Sait Kayan, AHBİB Başkanı Veysel Memiş ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve MÜSİAD Gıda Tarım Hayvancılık Sektör Kurulu Başkanı Cemal Özen’in konuşma yaptığı toplantıya, Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak ile Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serdar Soydan ve sektör temsilcileri katıldı.
Konuşmaların ardından ihracatçılara ödül verilirken, MÜSİAD Başkanı Asmalı, Bakan Yumak’a Filistin müzayedesinden aldıkları çalışmayı hediye etti. – MERSİN
]]>
DİYARBAKIR’da, 2020’de başladığı kick boksta, milli takıma seçilen lise öğrencisi Sudenaz Karabulut (16), bu yıl Antalya’daki Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda ‘Türkiye Şampiyonu’ oldu. Karabulut, yıl sonunda Macaristan’da düzenlenecek olan ‘Dünya Şampiyonası’nda ‘Gençler’ kategorisinde birinciliği hedefliyor.
Diyarbakır’da 2020 yılında annesi Havva Karabulut’un teşvikiyle kardeşi Süleyman Karabulut ile kick boks sporuna başlayan Spor Lisesi 2’nci sınıf öğrencisi ve Yenişehir Belediyespor Kulübü sporcusu Sudenaz Karabulut, 2022’de Ordu’da düzenlenen Türkiye Kick Boks Turnuvası’nda ‘Yıldız kızlar’ kategorisinde birinci oldu. Ardından milli takıma seçilen Sudenaz, bu yıl da 22-29 Ocak tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen ‘Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda ‘Light Contact’ branşında ‘Gençler’ kategorisinde altın madalya alıp Türkiye şampiyonu oldu, ‘Kick Light’ branşında da gümüş madalya kazandı.
‘ANTRENÖRÜMÜ ÖRNEK ALDIM’
Macaristan’da yıl sonunda dünya şampiyonasına katılacak olan Sudenaz Karabulut, “5 kardeşiz. Kardeşim Süleyman ile yaz spor kursuyla bu spora başladık. Türkiye şampiyonlukları getirdik. 2020’de katıldığım ilk Türkiye şampiyonasında birinci oldum. 2023’te milli takıma girdim ve Avrupa şampiyonalarına katıldım ama çeyrek finalde elendim. En son 23-29 Ocak tarihleri arasında Antalya’da Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 2 branşta toplam 10 maç yaptım. Birinde birinci, diğerinde de 2’nci oldum. Antrenörüm Bilgin Erol’u örnek alarak milli sporcu oldum. Avrupa şampiyonalarına birlikte katıldık. 2024’ün sonunda Macaristan’da dünya şampiyonası var. Gençler kategorisinde birinci olmayı hedefliyorum” dedi.
‘HEDEFİMİZ DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU’
Milli sporcu ve antrenörü Bilgin Erol da Sudenaz’ın azmiyle birçok başarı elde ettiğini belirterek, “Henüz 16 yaşında ve 5 çocuklu bir ailenin 2’nci çocuğu. Bir yaz okulunda erkek kardeşiyle benimle tanıştılar ve yetenekli olduklarını gördüm. 2020 Türkiye Şampiyonası’na götürdüm ve Sudenaz, erkek kardeşi ile birlikte Türkiye Şampiyonu oldu. Sonra Sudenaz, erkek kardeşini geçti ve bayağı ilerledi. Düzenli, disiplinli çalışarak daha da ilerledi ve yenilgi görmedi. En son 2023 yılında ‘Yıldızlar’ kategorisinde Avrupa şampiyonasına katıldık. Sudenaz çeyrek finale kadar yükseldi. Çeyrek finalde İngiliz rakibimize elendik. Sonuna kadar mücadele etti. Şimdi ‘Gençler’ kategorisindeyiz. Katıldığımız ilk gençler kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Sene sonunda Macaristan’da yapılacak Dünya Gençler Şampiyonası var. Şimdiki hedefimiz, o dünya şampiyonaya katılmak ve dünya şampiyonu olmak” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİZİN BAŞARILARIYLA GURUR DUYUYORUZ’
Diyarbakır Spor Lisesi Müdürü Çerkez Selimoğlu ise öğrencileriyle gurur duyduklarını söyleyerek, “Öğrencimiz Sudenaz, büyük bir başarı elde etmiştir. Kendisini tebrik ediyoruz. Bizi gururlandırdı. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyoruz. Okulumuzun 18 kategoride, çeşitli branşlarda başarıları mevcut. Bütün öğrencilerimize her konuda destek oluyoruz. Aynı zamanda İl Milli Eğitim Müdürümüzün bize katkıları da çok fazla. Kendilerine de teşekkür ediyoruz. Kızımızın Macaristan’da katılacağı dünya şampiyonasında kendisine başarışlar diliyorum. Diyarbakır’daki bu tarz öğrencilerimizin başarıları bizi ayrıca gururlandırıyor” ifadelerini kullandı.
]]>
Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat, “2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
7-10 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Connection Fuarı” açılış töreni gerçekleşti. Açılış törenine Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, TİM ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe de katıldı. Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat fuarın açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
“REKOR KIRDIK”
Konuşmasına 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başlayan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Bu fuarın ortaya koyduğu bu muhteşem tablo, Türkiye ekonomisinin 21 yıldan bu yana nasıl güçlü temeller üzerinde ilerlediğinin ve geliştiğinin açık bir göstergesi. Türkiye olarak bunun en açık delili üretimdeki büyüme rakamlarımız. 2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. Bunun en önemli faktörlerinden birisi ihracattaki başarıdır. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
“DÜNYANIN YEDİNCİ BÜYÜK İHRACATÇISI KONUMUNDAYIZ”
Türkiye’nin ithalat ve ihracattaki başarı oranlarını paylaşan Bakan Bolat, “Tekstil ve giyim sektörü bizim için çok önemli bir yer oluşturuyor. Türkiye sanayisini ilk ateşleyen sektör tekstil sektörü olmuştur. Daha sonra hazır giyim sektörü, metal sektörü, otomotiv sektörü, makine sektörü, inşaat malzemeleri, bilişim gibi diğer sektörlere yansımalar olmuştur. Pamuk üreticisi bir ülke olmamızın verdiği avantajla tekstilde bundan yüz yıl önce başladığımız yolculukta bugün dünyada Avrupa’nın üçüncü büyük ihracatçısı, dünyanın ise yedinci büyük ihracatçısı konumuna ulaşmayı sizlerin sayesinde başardık. Hazır giyimde geçen yıl 20.6 milyar dolar ihracat, tekstilde de 12.3 milyar dolar ihracat ile toplamda yaklaşık 33 milyar dolar ihracatı bu sektörlerden elde ettik. Pamuk üreticisi olmamız, hızlı pazarlara, hedef pazarlara olan yakınlığımız, iki günde mal teslim edebilmemiz, geniş ürün yelpazemiz, hızlı teslimat, özgün tasarım ve müşterilerin beğenilerini dikkate alan ürün yelpazesi bu başarıda çok önemli bir rol oynamıştır. Biz Ticaret Bakanlığı olarak yıllık bütçemizin yüzde 60’ını ihracat desteklerine tahsis ediyoruz. Bundan sonra da devam edeceğiz. 2024 yılı bütçemizde ihracata verdiğimiz destekleri yüzde 110 arttırdık. Bu yıl inşallah Orta Vadeli Program’da yer alan 267 milyar dolar mal, 110 milyar dolar hizmet ihracat hedeflerini başaracağız. Avrupa’nın, Avrupa Birliği’nin ana ülkelerinin ithalatı yüzde 15 civarında azaldı. Biz Türkiye olarak Avrupa Birliği’ne ihracatımızı arttırabildik. Bizim dünya mal ihracatından aldığımız pay yüzde 1,02’den yüzde 1,06’ya çıktı. Hedef 2028’de yüzde 1,30. Hizmet ihracatındaki payımızı da arttırmaya devam ediyoruz. Yüzde 1,30’luk payımız var. 2028 yılında bunu yüzde 2’ye çıkaracağız” şeklinde konuştu.
“SİZLERLE BİRLİKTE GERÇEKTEN MODANIN BAŞKENTİ OLABİLİRİZ”
Programda İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Biz sizlerle birlikte gerçekten modanın başkenti olabiliriz. Tekstilin, hazır giyimin şu üç konudan uzaklaşması lazım; kur rekabeti, enerji ve ucuz işçilik. Bunlardan kurtularak, marka değeri yüksek ürünler üreterek, dünyanın her tarafında özellikle yeşil dönüşümün avantajlarından faydalanarak, farklı farklı ürünler geliştirerek kurum ve işçilik fiyatı ne olursa olsun rekabet edebilir bir duruma gelmemiz gerekiyor. Bunu da yapabileceğinizi biliyorum” diye konuştu.
]]>
Burak Kızılhan: Adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin
Mustafa AKIN-Sezer AFŞAR/İSTANBUL,(DHA) – Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, “Olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir” dedi.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Olağan Şubat ayı toplantısı başladı. Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıya Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyeleri, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar ve üyeler katıldı. Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, yönetim kurulu faaliyet raporunu okudu. Burak Kızılhan, rekabetçi kimliğin ortaya konulduğu 3 aylık dönemi geride bıraktıklarını dile getirerek, “3 Temmuz 2011’de başlayan direnişimiz 27 Aralık 2021’de onurlu bir zafere dönüştü. ‘Futbolda Sözde Şike’ davası olarak bilinen kumpasla alakalı beraat kararının onaylanması Fenerbahçemizin hem vicdanlarda hem de hukuk önünde bir kez daha temiz olduğu kanıtlandı. Kararlı mücadelemizde geri adım atmadık. 3 Temmuz sürecini kurgulayanlar ise şimdi ortada yoklar. Fenerbahçe haklı temiz duruşunu sürdürüyor. 10 yıllık süreçteki maddi ve manevi zararlar giderilene kadar dik duracağız” diye konuştu.
“EN ÖNEMLİ UNSUR, BAŞARIMIZIN ARKASINDAKİ EN BÜYÜK GÜÇ, BİRLİK VE BERABERLİKTİR”
Futbol takımının başarılarını ifade eden Burak Kızılhan, “Süper Lig, kupa ve Avrupa Konferans Ligi’ndeki başarıları hepimizi gururlandırıyor. İsmail hocamıza teknik ekibe ve futbolcuları tebrik ediyor başarılarını diliyorum. Aslında buradaki en önemli unsur, başarımızın arkasındaki en büyük güç, birlik ve beraberliktir. Ara transferde kadroya kattığımız oyuncular, dünya çapındaki oyuncular takımımıza olan güvenimizi daha da arttırdı. Doğru planlama, ihtiyaç duyulan bölgelere zamanında takviyelerle transfer dönemine çok verimli geçiş yaptık. Bonucci, Krunic gibi yıldız oyuncuları takviye etmek şampiyonluk hedefimiz adına önemli adımlar oldu. Bu süreç içinde emekleri geçenlere teşekkür ediyorum. Kontenjan sebebiyle takıma dahil olan oyuncuların yanı sıra ayrılan oyuncular da oldu. Takımımız da taraftarımız da şampiyonluk yolunda yüreğini ortaya koyuyor. Hedeflerimiz yolunda sonuna kadar mücadele edeceğiz. İstediğimiz sonuç olan şampiyonluğa ulaşabilmek için sizlerin destekleri çok önemlidir. Takım ve camia olarak olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir. Bu şartlar sağlandığında şampiyonluk kupasını müzemize getireceğiz inşallah” şeklinde konuştu.
“GÖZLERİMİZİ PARİS OLİMPİYATLARI’NA ÇEVİRDİK”
Fenerbahçe olarak her zaman en tepeye oynadıklarını kaydeden Burak Kızılhan olimpik branşlar için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi. Kızılhan, “Gururla sahiplendiğimiz bir kimliğimiz var. Fenerbahçe en büyük spor kulübü diyoruz. Bu başarıların daha da pekiştiği bir dönemden geçiyoruz. Ülkesinin emrinde Atatürk’ün izinde misyon belirledik. Birçok branşta elde ettiğimiz madalyalar ile kulübümüzü dünyada temsil ettik. Gözlerimizi Paris Olimpiyatları’na çevirdik. Sporcularımız ülkemiz ve bayrağımız için mücadele edecekler. Bugün 4 yılda 3 dünya şampiyonluğu, 1 dünya 2’nciliği ve toplamda 4 rekor elde eden Derin Atakan bizimle. Dünya U15 ekibimiz buradalar. Geçtiğimiz günlerde su üzerinde rekor kıran ekibimiz buradalar. Kahramanmaraş merkezli depremden sonra takımımıza dahil ettiğimiz ve milli takıma kadar yükselen Mert Durkal da bizimle. Başarılarınızdan dolayı tebrik ediyorum, iyi ki varsınız” ifadelerini kullandı.
“FENERBAHÇE, TÜRK SPORUNDA VE ÜLKESİNİN GELECEĞİNDE BAMBAŞKA BİR YERDE”
Galatasaray Divan Kurulu Üyesi Sami Çölgeçen’in, “Neredeyiz biz, hiçbir yerde yokuz. Sadece futbolda Fenerbahçe’yle yarışıyorsunuz, amatör şubelerde yoksunuz, Fenerbahçe’yi kıskanıyorum” sözlerini hatırlatan Burak Kızılhan, “Fenerbahçe, Türk sporunda ve ülkesinin geleceğinde bambaşka bir yerde” dedi.
Burak Kızılhan’ın ardından kulüp şube sorumluları ilgilendikleri branşlar ile ilgili gelişmeler hakkında bilgiler aktardı.
]]>
Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, “Olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir” dedi.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Olağan Şubat ayı toplantısı başladı. Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıya Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyeleri, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar ve üyeler katıldı. Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, yönetim kurulu faaliyet raporunu okudu. Burak Kızılhan, rekabetçi kimliğin ortaya konulduğu 3 aylık dönemi geride bıraktıklarını dile getirerek, “3 Temmuz 2011’de başlayan direnişimiz 27 Aralık 2021’de onurlu bir zafere dönüştü. ‘Futbolda Sözde Şike’ davası olarak bilinen kumpasla alakalı beraat kararının onaylanması Fenerbahçemizin hem vicdanlarda hem de hukuk önünde bir kez daha temiz olduğu kanıtlandı. Kararlı mücadelemizde geri adım atmadık. 3 Temmuz sürecini kurgulayanlar ise şimdi ortada yoklar. Fenerbahçe haklı temiz duruşunu sürdürüyor. 10 yıllık süreçteki maddi ve manevi zararlar giderilene kadar dik duracağız” diye konuştu.
“EN ÖNEMLİ UNSUR, BAŞARIMIZIN ARKASINDAKİ EN BÜYÜK GÜÇ, BİRLİK VE BERABERLİKTİR”
Futbol takımının başarılarını ifade eden Burak Kızılhan, “Süper Lig, kupa ve Avrupa Konferans Ligi’ndeki başarıları hepimizi gururlandırıyor. İsmail hocamıza teknik ekibe ve futbolcuları tebrik ediyor başarılarını diliyorum. Aslında buradaki en önemli unsur, başarımızın arkasındaki en büyük güç, birlik ve beraberliktir. Ara transferde kadroya kattığımız oyuncular, dünya çapındaki oyuncular takımımıza olan güvenimizi daha da arttırdı. Doğru planlama, ihtiyaç duyulan bölgelere zamanında takviyelerle transfer dönemine çok verimli geçiş yaptık. Bonucci, Krunic gibi yıldız oyuncuları takviye etmek şampiyonluk hedefimiz adına önemli adımlar oldu. Bu süreç içinde emekleri geçenlere teşekkür ediyorum. Kontenjan sebebiyle takıma dahil olan oyuncuların yanı sıra ayrılan oyuncular da oldu. Takımımız da taraftarımız da şampiyonluk yolunda yüreğini ortaya koyuyor. Hedeflerimiz yolunda sonuna kadar mücadele edeceğiz. İstediğimiz sonuç olan şampiyonluğa ulaşabilmek için sizlerin destekleri çok önemlidir. Takım ve camia olarak olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir. Bu şartlar sağlandığında şampiyonluk kupasını müzemize getireceğiz inşallah” şeklinde konuştu.
“GÖZLERİMİZİ PARİS OLİMPİYATLARI’NA ÇEVİRDİK”
Fenerbahçe olarak her zaman en tepeye oynadıklarını kaydeden Burak Kızılhan olimpik branşlar için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi. Kızılhan, “Gururla sahiplendiğimiz bir kimliğimiz var. Fenerbahçe en büyük spor kulübü diyoruz. Bu başarıların daha da pekiştiği bir dönemden geçiyoruz. Ülkesinin emrinde Atatürk’ün izinde misyon belirledik. Birçok branşta elde ettiğimiz madalyalar ile kulübümüzü dünyada temsil ettik. Gözlerimizi Paris Olimpiyatları’na çevirdik. Sporcularımız ülkemiz ve bayrağımız için mücadele edecekler. Bugün 4 yılda 3 dünya şampiyonluğu, 1 dünya 2’nciliği ve toplamda 4 rekor elde eden Derin Atakan bizimle. Dünya U15 ekibimiz buradalar. Geçtiğimiz günlerde su üzerinde rekor kıran ekibimiz buradalar. Kahramanmaraş merkezli depremden sonra takımımıza dahil ettiğimiz ve milli takıma kadar yükselen Mert Durkal da bizimle. Başarılarınızdan dolayı tebrik ediyorum, iyi ki varsınız” ifadelerini kullandı.
“FENERBAHÇE, TÜRK SPORUNDA VE ÜLKESİNİN GELECEĞİNDE BAMBAŞKA BİR YERDE”
Galatasaray Divan Kurulu Üyesi Sami Çölgeçen’in, “Neredeyiz biz, hiçbir yerde yokuz. Sadece futbolda Fenerbahçe’yle yarışıyorsunuz, amatör şubelerde yoksunuz, Fenerbahçe’yi kıskanıyorum” sözlerini hatırlatan Burak Kızılhan, “Fenerbahçe, Türk sporunda ve ülkesinin geleceğinde bambaşka bir yerde” dedi.
Burak Kızılhan’ın ardından kulüp şube sorumluları ilgilendikleri branşlar ile ilgili gelişmeler hakkında bilgiler aktardı.
]]>
İstanbul’da bulunan bazı medya kurumlarının yöneticileri, Anadolu Ajansının (AA) gözünden 2023’e damga vuran olaylara ait fotoğrafların yer aldığı “Yılın Kareleri” oylamasına katıldı.
Genel yayın yönetmenleri, AA foto muhabirleri ile muhabirlerinin 2023 yılı boyunca yurt içi ve dışında çektiği, “Haber”, “Çevre ve Yaşam” ve “Spor” ile bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” ve “Gazze: Kanıt” kategorilerindeki toplam 147 fotoğrafı inceledi.
Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, “Deprem: Umut” kategorisinde Aytuğ Can Sencar’ın “Hayata Tutunan” fotoğrafına, “Gazze: Kanıt” kategorisinde Ashraf Amra imzalı “Yanımda Ol Anne” isimli kareye oy verdi.
Öztürk, “Haber” kategorisinde Osmancan Gürdoğan’ın “Dolunay ve Akıncı”, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde Alper Tüydeş imzalı “Kimler Gelmiş?” ve “Spor” kategorisinde Ömer Sercan Karkuş’un çektiği “Mete’nin Nişanı” fotoğraflarını seçti.
Öztürk, bu yılki fotoğraflarda, fotoğraf sanatçısının ve muhabirinin ana odaklanması üzerinden tercihlerini yaptığını, mümkün olduğu kadar insan hikayelerinin öne çıktığı fotoğrafları tercih ettiğini söyledi.
Hayatın odağında insanın olduğunu belirten Öztürk, “İnsanın her hali, mutluluğu, spordaki başarısında örneğin Mete Gazoz, hüznü ve acısında; Gazze’deki o annenin ve kız çocuğunun hali, korku ve ümitte, depremde kurtarılan bebeğimizin fotoğrafını seçmeyi tercih ettim.” dedi.
Öztürk, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde “Yaren” isimli leyleğe yarenlik eden balıkçının fotoğrafını tercih ettiğini kaydederek, “Haber kategorisinde Türkiye’nin insansız hava araçlarındaki geldiği noktayı gösteren bir tane fotoğrafımız var. Bizim için ay sadece dünyanın bir uydusu değil. Ay, aynı zamanda bizim felsefi dünyamızda başka anlamlar da içerir. Aya yansıyan suretiyle Bayraktar’ın çekilen fotoğrafını tercih etmeyi uygun gördüm.” ifadelerini kullandı.
AA’nın “Yılın Kareleri” oylamasının artık yerleşik bir gelenek haline geldiğini, her kategoride çok geniş bir yelpazede insanların tercihte bulunduğunu aktaran Öztürk, şunları kaydetti:
“Anadolu Ajansı kurulduğu günden bu yana bizim medarıiftiharımız. Mustafa Kemal, o meşhur sözüyle ‘Türk’ün, Anadolu insanının haberini dünyaya yaysın’ diye kurulan bir Anadolu Ajansından bahsediyor. AA, sürekli kendini yenileyerek sadece Türkiye’de abonelerine haber geçmek değil dünyada da saygın bir haber kuruluşu olarak yer alıyor. Anadolu Ajansını Türkiye’nin marka değerlerinden biri olarak tanımlıyorum. Haberciliği önceleyen, haber dilini klasikleştiren bir kurum olarak hayatına devam etmesini umuyorum.”
Albayrak, “Haber” kategorisinde “Eksi’de Operasyon” karesini seçti
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, “Haber” kategorisinde Özkan Bilgin’in “Eksi’de Operasyon” karesini seçtiğini belirterek, fotoğrafın bütünsel bir kompozisyon içerisinde Mehmetçiklerin fedakarlıklarını gözler önüne serdiğini, foto muhabirinin de bu zorlu şartlarda işini özveriyle yaptığını söyledi.
Albayrak, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde bulunan Sergen Sezgin imzalı “Kaçış” fotoğrafının çevre felaketlerinin tüm vahametini net şekilde ortaya koyduğunu kaydetti.
“Spor” kategorisinde AA foto muhabiri Emin Sansar imzalı, MKE Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın Trendyol Süper Ligi’nin 15. haftasında 1-1 berabere kaldıkları Çaykur Rizespor maçından sonra hakem Halil Umut Meler’e yumruk attığı anı gösteren “Yumruk” başlıklı fotoğrafına oy veren Albayrak, şöyle devam etti:
“Engelli sporcunun karesi anlam olarak beni etkilemişti. Çünkü engel tanımayan bir kare, tek koluyla halter kaldırıyor. Fakat devam ederken yumruk karesini görünce işin haber kısmı daha ağır bastı. Çünkü bize gazeteciliği öğretirken hep ‘Fotoğraf haberdir.’ demişlerdi. O anda aklıma başlangıçta -fail diyelim- yumruk atmadığını sadece tokat attığını söylemişti. Sonra bu kare ortaya çıkınca bir daha öyle bir şey söyleyemedi çünkü çok net ortada. Hakikaten fotoğrafın haber olduğunu yakinen gördük. Dolayısıyla bu kardeşimizin bu emeğinin gereğini yerine getirmek bakımından bu tercihimi değiştirdim.”
Albayrak, bu yılın özel seçkilerden “Deprem: Umut” kategorisinde Murat Şengül’ün “Hoş Geldin” isimli fotoğrafına oy verdi.
Karenin umudu tam olarak yansıttığına dikkati çeken Albayrak, “Hem kurtulan hem de kurtaranlar gülüyorlar. Çok güzel bir kare. Dolayısıyla tam umudu yansıtmış. Daha sonra ileride aslında devam eden karelerden birinde yanlış hatırlamıyorsam 177 saat sonra kurtarılan bir kardeşimiz daha var. Çok daha önemli belki bana göre ama bu karede o umut meselesi daha çok yansıyor. Depremlerde hep hemen sonrasında insanlar umut arıyor, enkaz altındakilerin sağ çıkarılması konusunda hep umut ihtiyacı oluyor. ” diye konuştu.
“Gazze: Kanıt” kategorisinde Mustafa Hassona’nın “Tarifsiz” fotoğrafını seçen Albayrak, Gazze’yle ilgili konularda her karenin anlamlı olduğunu söyledi.
Yaşanan trajedide meydana gelen çocuk ölümlerini vurgulayan Albayrak, “Daha hayatının, ömrünün baharında ve yanlışlıkla veya işte terör mücadelesi ederken değil, bile bile özellikle çocuklar hedef alınarak tıpkı firavunun Hazreti Musa’nın doğmasını veya büyümesini önlemek için yaptığı gibi özellikle çocuklar hedef seçilerek dünyadaki savaşlarda pek rastlamadığımız bir vahamet var. Onu tam ve bütün acılığıyla tabiri caizse vurgulayan bir kare. Onun için bunu seçtim.” diye konuştu.
Albayrak, fotoğraf çekimine olan ilgisini anlatarak, şunları belirtti:
“Görüntünün yeri ayrı ama fotoğraf başka bir şey. Onu da burada görüyoruz hakikaten. Bu, çok klasik bir değerlendirme. Hep yapılmıştır, yapılıyor ama ben de aynı şeyi söyleyeceğim. Önemli çünkü. Bazen bir kare fotoğraf sizin sayfalarca yazacağınız haberi veya anlatacağınız şeyi anlatmaya yetebiliyor. Fotoğrafın böyle bir kabiliyeti var. Anadolu Ajansı da her yıl daha çıta yukarıya taşıyarak bu şeyi devam ettiriyorlar.”
“Hiçbir fotoğrafı diğeriyle mukayese etmek mümkün değil”
Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, “Haber” kategorisinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in yer aldığı Mustafa Kamacı’nın”Yalnızlığın Resmi” karesini seçti.
Likoğlu, “Batılılar aslında içlerine dönüp kendi dünyalarında mutlu bir fotoğraf tablosu verirken Zelenskiy orada yapayalnız kaldı. Hem Batı’nın ikiyüzlülüğünü hem de Zelenskiy’nin Batı’ya güvenerek yaptığı karşı duruşun ne anlama geldiğini çok iyi anlatan bir kare.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çevre ve Yaşam” kategorisinde Gerald Anderson imzalı “Çöpler Arasında” fotoğrafının dünya kaynaklarının israfı açısından bütün kompozisyonu anlatan bir kare olduğunu söyledi.
Likoğlu, “Spor” kategorisinde ise Emin Sansar’ın “Yumruk” başlıklı fotoğrafını seçmesine ilişkin, “Böyle bir anda bu kareyi yakalamak büyük bir başarı, büyük bir sezgi. Dolayısıyla herhalde 2023’ün spor açısından en önemli karesi diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” kategorisinde ise Arif Hüdaverdi Yaman’ın “Geriye Bakmadan” isimli fotoğrafını seçtiğini aktaran Likoğlu, şöyle devam etti:
“Şüphesiz fotoğrafların tamamı çok kıymetli ve olayı anlatan fotoğraflardı. Hepimiz o fotoğraflardan etkilendik. Bu açıdan baktığımız zaman her bir fotoğraf kendi başına çok ciddi anlamlar ifade ediyor. Hiçbir fotoğrafı diğeriyle mukayese etmek mümkün değil. Burada aslında biraz gazeteci gözüyle olaylara baktım. Fotoğraf 20-30 yıl sonra önüme geldiği zaman bu bir olay yeri fotoğrafı, bu bir olay. Dolayısıyla olayı bütün boyutlarıyla anlatan bir kare. Birincisi depremden etkilenen evler, ikincisi ayakta kalan ilginç bir bina ve bunun da nedeni muhtemelen daha sonra yapılmış biraz daha betonu, demiri farklı, kaliteli olan ilginç bir yapı. Depremi anlatıyor, yıkımın nedenini anlatıyor.”
Hüseyin Likoğlu, “Gazze: Kanıt” kategorisinde Mohammad Fayq’ın “Toplu Mezar” fotoğrafına oy verdiğini ancak bu kategoride çok zorlandığını belirterek, AA’nın orada yaşananları kayda almasının ve kanıt olarak bütün dünyada kullanılacak olmasının önemli olduğunun altını çizdi.
Anadolu Ajansı foto muhabirlerini tebrik eden Likoğlu, “Bakış açısı, göz, herkesin göremediği açıdan bakabilmek ve farklı bakış açıları ortaya koyabilmek… Bir sanattır fotoğraf.” ifadelerini kullandı.
“Anadolu Ajansından fotoğraf ya da görüntü gelmiş mi?”
TVNET Genel Müdür Yardımcısı Serhat İbrahimoğlu, “Haber” kategorisinde Mustafa Kamacı’nın “Yalnızlığın resmi” karesinden birkaç ciltlik kitap çıkabileceğini dile getirdi.
Avrupa’dan Ukrayna’ya sürekli destek mesajları geldiğini anımsatan İbrahimoğlu, “Ama o mesajların ne denli samimi olduğu, Zelenskiy’nin arkasında ne kadar durulduğu, durulabildiği Anadolu Ajansının foto muhabirinin kadrajına bu şekilde yansımış ve aslında o dönemde dünya çapında bir favori fotoğraf haline gelmişti. Ben de bu fotoğrafı seçtim.” dedi.
İbrahimoğlu, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde Hamit Yalçın imzalı “Masal Ülkesi” fotoğrafını dünyanın masallara hasret kaldığını gösterdiği için seçtiğini söyledi.
“Spor” kategorisinde ise Annika Hammerschlag’ın çektiği “Çöplük Topçuları” başlıklı karesinin ibretlik bir fotoğraf olduğunu kaydeden İbrahimoğlu, bunun zulme uğrayan, işkence altında büyüyen ve bunlara tanıklık eden çocukları gösterdiğini belirtti.
İbrahimoğlu, bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” kategorisinde seçtiği Halil Fidan’ın “Bekleyiş” fotoğrafına deklanşöre basıldığında bir yandan hüznün bir yandan umudun yansıdığını kaydetti.
“Gazze: Kanıt” kategorisinde Ali Jadallah’ın “Çaba” fotoğrafına oy veren İbrahimoğlu, “İsrail’in zulmünün biz bu süreçte ortaya çıktığına dair birçok haber gördük. Sanki ekim ayında başlamış da daha önce o topraklarda hiçbir şey yaşanmamış gibi. Aslında vatanlarından edilmek istenen, toprakları çalınan, sürekli zulme maruz bırakılan bir halktan bahsediyoruz, bir devletten bahsediyoruz.” diye konuştu.
İbrahimoğlu, AA’nın geçtiği haberlerle ilgili olarak şunları kaydetti:
“Ben çocuklara, arkadaşlara şunu söylerim. ‘Anadolu Ajansından fotoğraf ya da görüntü gelmiş mi?’ Yani öncesinde birçok fotoğraf çekilmiş olabilir, birçok görüntü gelmiş olabilir ama bu bize AA’nın öncelikle güvenilir bir kurum olduğunu, köklü bir kuruluş olduğunu hatırlatır. Yeni neslin de bunu iyi bilmesi gerekir. Bu sadece fotoğraf ya da görüntü anlamında değil, bilgi olarak da böyledir. Biz, Anadolu Ajansının geçtiği haberin resmileştiğini, teyit edildiğini, herhangi bir dezenformasyona yol açmayacağını iyi biliriz. Dolayısıyla bu anlamda bence AA’nın misyonu çok önemli.”
]]>
Ömrünü Batı Trakya Türklerinin hakları için mücadeleye adayan Gümülcine doğumlu tıp doktoru ve siyasetçi Sadık Ahmet’in hayatının ele alındığı, TRT ortak yapımı “Sadık Ahmet” filminin gala gösterimi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen galaya Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırklareli Valisi Birol Ekici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadıkahmet ve Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadıkahmet, kızı Funda Sadıkahmet, film ekibi ve kültür sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
“Sadık Ahmet, Türk milletinin yok sayılamayacağını dünyaya haykırdı”
Gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin lideri konumunda olduğunu belirterek, “Yayıncılık faaliyetinin yanı sıra TRT’nin özellikle önem atfettiği alanların başında sinema geliyor. TRT ortak yapımları hem Türk hem dünya sinemasına çok katkı sunuyor ve verdiği desteklerle TRT, birçok projenin beyaz perdeye aktarılmasına öncülük ediyor.” dedi.
Sobacı, TRT’nin ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde ettiğini vurgulayarak, “Bunun en önemli göstergelerinden birisi TRT’nin dünyaca ünlü festivallerden ödüllerle dönüyor olmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.
TRT’nin ortak yapımlarda bir derdi ve misyonu olan işler yapmaya gayret ettiğinin altını çizen Sobacı, şu bilgileri verdi:
“O misyon yüklü işlerden sonuncusu Sadık Ahmet filmimizdir. Çünkü Sadık Ahmet, Batı Trakya davasını dünyaya duyurmak için hayatını vakfetmiş bir mücadele insanı. Sadık Ahmet özellikle Batı Trakya Türklerinin asimile edilmeye çalışıldığı bir dönemde, onların insanca yaşama hakkını savunma sorumluluğunu üstlenmiş bir karakter. Bu amaç doğrultusunda yargılanmış, hapis cezasına çarptırılmış bir kişi. Ama son nefesine kadar milletine, davasına, inancına sadık kalmış bir karakter. Mücadelesiyle örnek teşkil etmiş ve Türk milletinin asla yok sayılmayacağını dünyaya haykırmış bir karakter.”
Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in hayatının beyaz perdeye aktarılmasının gurur verici olduğunu söyleyerek, “Sadık Ahmet filmi aynı zamanda kimliğimizin gölgelenmesine, bağımsızlığımızın kısıtlanmasına asla izin verilmeyeceğinin TRT açısından bir ilanıdır.” diye konuştu.
“Yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını beyaz perdeye aktardık”
AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Hakan Yonat, filmde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek, “Muhteşem bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. O bize ayrı bir konfor verdi. Yapımcılarımızın bize sağladığı destekler de muhteşemdi.” ifadelerini kullandı.
Yonat, filmi Edirne’de çektiklerini aktararak, “Edirne halkının hassasiyeti ve yardımları çok güzeldi. Zor bir projeydi çünkü yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını ve kişiliğini beyaz perdeye aktarmaya çalıştık. Onun cümlelerini elimizden geldiğince doğru kurmaya çalışarak bir film çıkardık ortaya.” dedi.
Filmde Ali Müminoğlu’nu canlandıran Ozan Akbaba ise çok güzel bir proje yaptıklarını kaydederek, “Değeri, kıymeti, zamanında yanında bulunduğu insanlar tarafından bilinen fakat Türkiye ve Türk coğrafyasında maalesef çok bilinmeyen bir insanın hayatına ışık tuttuk. Umuyorum ki bu filmle hak ettiği değerin bilinmesini sağlayacağız.” açıklamasını yaptı.
“Sadık Ahmet bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman”
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’i oynayan Taner Rumeli de “Çok önemli bir hikayenin parçasıyız. Sadık Ahmet davasıyla, mücadelesiyle, hayat hikayesi ve hayata bakış açısıyla bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman.” diye konuştu.
Rumeli, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için verdiği mücadeleyi ise “Çok önemli ve bütün dünya halklarına örnek olabilecek türden bir mücadele gerçekten. Yaşamı, davası, davasını ele alış biçimi ve davası uğruna yaptığı şeyler çok önemli. O açıdan ilham verici bir film olacağını düşünüyorum.” sözleriyle aktardı.
Başrollerinde Turgay Aydın, Nur Fettahoğlu, Erkan Can, Erdal Beşikçioğlu, Uğur Yücel ve İlker Aksum gibi isimlerin rol aldığı film, 2 Şubat’ta vizyona girecek.
]]>
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) sürdürdüğü çalışmalara ilişkin, “Mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.” dedi.
Gezeravcı, Samsun Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleriyle canlı yayın bağlantısı gerçekleştirerek, merak edilen soruları yanıtladı.
“Uzayda olmak nasıl bir duygu?” sorusuna Gezeravcı, şu cevabı verdi:
“Ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşımak şerefine nail olmak, tarif ötesi bir duygu. Sizlerin de benim his ve düşüncelerime paydaş olduğunuzu bilmek, mutlulukların aileyle paylaşıldığında çoğalması gibi deneyimlerimi daha da değerli hale getiriyor. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığıyla bu büyük adımı atan devletimizin, milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Hatta yer çekimsiz ortamda olmasam, ayaklarımın yerden kesildiğini söylerdim ancak bu deyimin mevcut ortamda fiziki bir karşılığı yok.”
Gezeravcı, “Türkiye’nin ilk astronotu olmak sana neler hissettiriyor?” sorusu üzerine, “Çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan ve gelecek nesillerimizin hayallerini, gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan son derece mutluyum. Benim buradaki varlığımdan ziyade, ülkemizin buradaki varlığını temsil etmenin sorumluluğu ağır basıyor. Kendimi milletimizin uzaya erişen eli olarak görüyorum. Ben, aslında geri kalanı yerde olan çok büyük bir ekibin parçasıyım. Biz ekip olarak, siz değerli gençlerin ve gelecek nesillerin göklere baktığında, Türkiye’nin orada da var olduğunu bilmesi için çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
ISS ile ilgili merak edilenleri ise Gezeravcı, şöyle anlattı:
“Dünya yüzeyinden ortalama 400 kilometre yükseklikte, saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla hareket eden bu uzay üssü, düşük yer çekimi ortamında bilimsel deneyler yapılmasına imkan veren bir laboratuvar görevi görüyor. Eş zamanlı dünyayı gözleyebildiğimiz insanlı yapay bir uydu niteliği de taşıyor. İstasyon yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. 74 metreye 110 metrelik ölçüleriyle bu istasyon, insanoğlu tarafından bugüne kadar uzayda inşa edilmiş en büyük yapı. Ağırlığı yaklaşık 420 ton. Burada devletler bilimsel alanda çalışmalar gerçekleştiriliyor. İnsanlığın barışçıl ve iş birliği içinde geleceğini şekillendirdiği bir anıt niteliğinde diyebiliriz.”
Uzaya uyum eğitimleri
ISS’e uyum sağlayabilmek için hangi aşamalardan geçtiği sorusu üzerine Gezeravcı, “Öncelikle, görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç odası ve santrifüj eğitimleri aldık. Ardından, fırlatmanın gerçekleştirileceği Falcon-9 roketi ve üzerindeki Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve olası acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri tamamladık. Bu kısım çok önemliydi. Nitekim, olası acil durum senaryolarının çeşitlendirilebileceği yüzlerce farklı senaryo kombinasyonu mevcuttu. Uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini, Türk bilim insanlarının da katılımlarıyla kendi ülkemizde tamamladık. Son olarak, görevin sonunda dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryolarını çalıştık. Bu tür durumlarda hayatta kalma eğitimleri aldık.” ifadelerini kullandı.
Yer çekimsiz ortamda “bir konumda sabit şekilde durabilme”nin zor olduğunu ancak “havada uçarcasına hareket ederken kendisini çok rahat hissettiğini” vurgulayan Gezeravcı, “Çelik kanatlarım olmaksızın, bir kuş gibi gerçekten serbest ve özgür hissediyorum.” dedi.
Dünyaya dönüş rotası
Gezeravcı, görev sonrası nereye iniş yapacaklarına ilişkin de şu bilgiyi verdi:
“Dragon kapsülü, görev dönüşü suya iniş yapmak üzere tasarlanmış bir uzay aracı. Planlı inişimiz, Florida eyaletinin doğusundaki Atlas Okyanusu ve batısındaki Meksika Körfezi’nde yer alan toplam 7 potansiyel iniş noktasından birisine olacak. İnişe karar verilen gün ve saate ilişkin fırlatma öncesinde yapılan istatistiki değerlendirmeler güncel bilgiler ışığında gözden geçirilerek karar veriliyor. Meteorolojik bilgiler, dalga yükseklikleri ve bunun gibi iniş planlamasında etkili olan birçok faktörün, planlanan iniş zamanındaki durumuna göre iniş noktasına karar vermek gerekiyor. Tüm bu bahsettiğim detaylar, planlı iniş için geçerli. Bir de plansız inişler var ki bu beklenmeyen durumlarda, acil durum senaryoları devreye giriyor. Bu tür bir durumda, dünya üzerinde meteoroloji ve arama-kurtarma şartları açısından değerlendirmesi yapılmış, risk faktörleri minimize edilmeye çalışılmış herhangi bir noktaya iniş gerçekleşebilir.”
Yer çekimsiz ortamın deneylere faydası
ISS’de yaptığı deneyleri değerlendiren Gezeravcı, deney konularının malzeme bilimi, biyoloji, fizik, tıp ve genetik alanlarında farklı disiplinlerde araştırma konularını içerdiğini bildirdi.
Gezeravcı, “gMetal” deneyinde kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklarla akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yer çekiminin etkisini, radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisini, yer çekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkilerini araştırdıklarını anlattı.
MİYOKA deneyinde ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretimi teknolojisini test edeceklerini aktaran Gezeravcı, PRANET deneyinde ise propolis maddesinin etkilerini inceleyeceklerini söyledi.
Gezeravcı, tüm bu deneylerden elde edilen verileri dünyaya geri getirerek, bilim insanlarına teslim edeceğini, değerlendirme sonrası Türkiye’nin uzaydaki ilk bilimsel araştırmalarının sonuçlarının elde edileceğini dile getirdi.
Dünyadaki yer çekiminin biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçlere etkisine değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Bu etkiyi ortadan kaldırdığımızda, hücrelerin iletişim şekilleri ve maddeleri oluşturan kristal yapıların oluşumu gibi hassas süreçler de farklılaşıyor. Bilim insanlarının kanser, virüsler, genetik bozukluklar ve kalp hastalığıyla bağlantılı anahtar proteinlerin kristal yapılarını incelemelerini zorlaştırıyor. Oysa bu istasyondaki mikro yer çekimi ortamında bu kristalleri incelemek, bir tümörün nasıl geliştiğini analiz etmek ve bununla mücadele edecek yeni bir ilaç yapmak için araştırma yapmak mümkün. Dolayısıyla, mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.”
Yeni fotoğraflar paylaşacak
Gezeravcı, “Uzaydan dünyayı izlemek nasıl bir duygu?” sorusuna yönelik de şu değerlendirmede bulundu:
“Tek kelimeyle harika. Bu görüntü, uzay boşluğundaki yaşam alanımızın eşsiz değerini derinden hissetmeme ve bu güzelliği muhafaza etmek için elimden geleni yapmam gerektiğini bir kere daha idrak etmeme vesile oluyor. Gezegenimizi korumak için biz de ülke olarak yeşil ve temiz enerji üretimi projelerine odaklanmalıyız. Buradan uzaya baktığımda Güneş’in sınırsız kaynağını görüyorum. Bu kaynağı dünya üzerinde çok sınırlı bir şekilde kullanabiliyoruz. Yeterince uzaklaştığınızda, tüm dünya sizin yuvanız oluyor. Şehirleri, ülkeleri, dağları, okyanusları ve üzerindeyken sanki birbirinden ayrı ve farklıymış gibi görünen tüm ayrıntılarıyla onun aslında tüm insanlığın yuvası olduğunu fark ediyorsunuz.”
Karanlık evrene baktığında uçsuz bucaksız bir boşluğa bakıyormuş gibi hissettiğini belirten Gezeravcı, “Galaksiler ve yıldızlarla süslenmiş bir boşluk bu. Galaksilerin ve yıldızların büyüleyici görüntülerini gördükten sonra, evrenin sırlarının keşfinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Gezeravcı, uzaydan fotoğraf paylaşmanın da görevinin bir parçası olduğunu belirterek, öncelikle bilim insanlarının ihtiyaç duyduğu, deneylerle ilgili fotoğraf ve videoları çektiğini ifade etti.
Uzay istasyonu içinde çekimler yapmaya çalıştığını vurgulayan Gezeravcı, “Sizler için dünyanın fotoğraflarını çekiyorum. Dünya’mız okyanuslarının maviliğiyle, bulutlarının beyazıyla ve daha birçok rengiyle çok fotojenik bir gezegen, bunların fotoğrafları sizinle yakın bir süreçte buluşacak.” diye konuştu.
]]>
Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te evinin önünde, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Uğur Mumcu’nun uğradığı suikast, tüm yurtta büyük üzüntü yarattı. Mumcu’nun cenazesi, yüz binlerin katıldığı törenle toprağa verildi.
Mumcu, 1942 yılında Kırşehir’de dünyaya geldi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” makalesiyle “Yunus Nadi Ödülü”nü aldı.
Aynı fakültede 1968’de idare hukuku asistanı olan Mumcu’nun inceleme yazıları, Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı.
Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı, tutuklandı ve 7 ay hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, bu cezayı bozdu.
Mumcu, askerliğini tamamladıktan sonra 1974’te üniversiteden ayrılarak Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 1975’te Cumhuriyet gazetesine geçen Mumcu, yaşamı boyunca çok sayıda araştırmaya dayalı yapıt verdi.
Güldal Mumcu ile 1976’da evlenen Uğur Mumcu’nun Özgür ve Özge adını verdikleri iki çocuğu oldu.
Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üstüne giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.
Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla 51 yaşında hayatını kaybetti. Mumcu’nun ölümünden sonra kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, bütün eserlerini yayımladı.
Polis teşkilatının unutulmayan kahramanı
Sakarya’nın Hendek ilçesinde 1952’de dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, 1970’te Polis Kolejini, 1973’te Polis Akademisini bitirdi.
Okkan, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandıktan sonra emniyet amirliği rütbesi alana kadar çeşitli birimlerde görev yaptı. Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne 1993’te terfi eden Okkan, Kars Emniyet Müdürü olarak atandı.
Ali Gaffar Okkan’ın adı, 18 Kasım 1997’de Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başladıktan sonra kentte ilklere ve önemli başarılara imza atmasıyla gündeme geldi.
Okkan, görev yaptığı süre içinde kentteki huzuru en üst seviyeye çıkardı, şehirde küçükten büyüğe herkesle kurduğu iyi diyalogla Diyarbakırlıların sevgi ve saygısını kazandı.
Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001’de makam aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu olay yerinde şoförü ve 4 korumasıyla şehit oldu.
Belli başlı öteki olaylar
22 Ocak
1517- Osmanlı ordusu, Ridaniye Savaşı’nda Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından halifelik Osmanlılara geçti.
1561- İngiliz devlet adamı, filozof Francis Bacon dünyaya geldi.
1842- Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1901- Britanya Kraliçesi Victoria, 82 yaşında öldü.
1905- Birinci Rus Devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray’a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmalarıyla “Kanlı Pazar” diye anılan günde, 500 işçinin öldürülmesi üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1949- Çin’de Mao Zedung, Kızıl Ordu ile Pekin’e girdi.
1972- Brüksel Antlaşması imzalandı. Antlaşma İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç’in, 1 Ocak 1973’ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) üye olmalarını öngörüyordu.
1987- Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye’de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1989- Sovyetler Birliği’nde ilk kez “Uluslararası Güzellik Yarışması” düzenlendi. Yarışmada Türkiye’yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1996- Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu.
2000- Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümüyle ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı beraat etti.
2006- Eski SHP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 65 yaşında vefat etti.
2008- “Ergenekon” soruşturması kapsamında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol ve Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.
2013- Galatasaray Üniversitesinin Ortaköy’deki 142 yıllık binasında çıkan yangın, itfaiyenin 4,5 saat süren müdahalesiyle söndürüldü. Binanın büyük bölümü kullanılamaz hale geldi. Elektrik kontağından çıktığı belirlenen yangında çok sayıda tarihi öneme sahip eser ve kitap kül oldu.
2014- Suriye’deki iç savaşa çözüm bulmayı amaçlayan Cenevre-2 Konferansı, İsviçre’nin Montrö kentinde başladı.
2014- Dünya Ekonomik Forumu’nun 44. Davos yıllık toplantısı başladı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e barışa, ekonomiye, teknolojiye yaptığı katkılar dolayısıyla “Davos’un Ruhu” ödülü verildi.
2015- Somali’nin başkenti Mogadişu’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yakınlarında bulunan ve Türk heyetinin kaldığı Atfeya Oteli’ne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi.
2015- TÜSİAD’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes oldu.
2016- Bir süre pankreas kanseri tedavisi gören eski CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 76 yaşında Ankara’da hayatını kaybetti.
2016- Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden 16 Ekim’de gönderilen Türksat 4B uydusu Türksat AŞ’ye yörüngede teslim edildi.
2017- Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, tedavi gördüğü hastanede 82 yaşında hayatını kaybetti.
2018- Eski Devlet Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.
2018- NATO, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü YPG/PKK’nın işgal ettiği Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin “Tüm ülkelerin kendini savunma hakkı bulunmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.
2018- Yönetmen Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği “Kelebekler”, dünya prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde uzun metraj drama kategorisinde “Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü”ne layık görüldü.
2021 – Birleşmiş Milletler, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın yürürlüğe girdiğini duyurdu.
2022- Çinli bilim insanları, 833 kilometrelik fiber optik kablo üzerinde kuantum anahtar dağılımını gerçekleştirerek bu alanda rekor kırdı.
23 Ocak
1896- Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, adının verildiği cihazı icat etti.
1913- Kamil Paşa Hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi, yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1941- I. Türk Karikatür Sergisi, İstanbul’da açıldı.
1961- Dolandırıcılık olaylarıyla ünlenen Sülün Osman, Zeytinburnu’nda kumar oynarken yakalandı.
1973- 1968’de başlayan Vietnam İç Savaşı’nda ateşkes ilan edildi.
1978- Türkiye 1. Kömür Kongresi, Zonguldak’ta yapıldı.
1989- Ressam Salvador Dali, 84 yaşında İspanya’da öldü.
1990- Kızıl Ordu, 41 yıl sonra Macaristan’dan ayrıldı.
1995- Posta ile Yeni Şafak gazeteleri yayına başladı.
2005- Edebiyat tarihçisi, yazar Atilla Özkırımlı 63 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2007- Yapımına 16 yıl önce başlanan Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul’a gidiş yönü ulaşıma açıldı.
2008- Kostas Karamanlis, 49 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Yunanistan Başbakanı oldu.
2012- Fransa Senatosu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa teklifini kabul etti.
2015 – Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz, Riyad’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.
2017- Olağanüstü hal kapsamında hazırlanan 682, 683, 684 ve 685 sayılı 4 yeni kanun hükmünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlandı. 685 sayılı KHK ile “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” kuruldu.
2017- Türkiye, Rusya ve İran öncülüğünde Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlayan görüşmelerin ilk toplantısında, Suriye’deki ateşkes ihlallerinin üçlü ortak mekanizmayla izlenmesi ve uygulanmasının sağlanması konusunda uzlaşmaya varıldı.
2018- Kanada’nın British Columbia eyaletinde bilim insanları tarafından 508 milyon yıllık solucan fosilleri bulundu.
2019 – Tiyatro ve sinema oyuncusu, Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybetti.
2020- Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın engellenmesi için gerekli tedbirleri almasına hükmetti.
24 Ocak
1921- Ankara-Sivas demir yolunun inşasına ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi. Hattın inşaatı 1930’da tamamlandı.
1921- Çerkez Ethem’in güçleri dağıtıldı.
1946- CHP Sanat Ödülü’nü “35 Yaş” şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1946- BM, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu kurdu.
1955- Zonguldak’ta, Ereğli Kömür İşletmelerine ait Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 işçi öldü, 19 işçi yaralandı.
1958- Türkiye’de modern cerrahinin kurucusu, eski İstanbul Belediye Başkanı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Topuzlu, 90 yaşında vefat etti.
1959- İstanbul Küçükyalı’da Neşe Sineması çöktü, 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1962- Yazar, şair Ahmet Hamdi Tanpınar, 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.
1965- İngiliz siyasetçi Winston Churchill öldü.
1980- Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve “24 Ocak Kararları” olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1993- Gazeteci yazar Uğur Mumcu, evinin önünde, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 51 yaşında hayatını kaybetti.
1994- Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001- Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi.
2006- Tiyatro ve sinema sanatçısı Mümtaz Sevinç 54 yaşında, Üsküdar’daki evinde bıçaklanarak öldürüldü.
2007- Eski Dışişleri ve Kültür Bakanlarından İsmail Cem, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 67 yaşında yaşamını yitirdi.
2010- İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı vefat etti.
2011- Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara gemisine saldırısıyla ilgili Birleşmiş Milletlere sunduğu ara raporda, zararların tazminini istedi.
2011- Rusya’nın başkenti Moskova’daki Domodedovo Havaalanı’nda terörist saldırı düzenlendi. Saldırıda 35 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı.
2013- Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Barolar Birliğinin meslek kurallarında yer alan, avukatların “başları açık” görev yapacaklarına ilişkin düzenlemesinin yürütmesini durdurdu. Kararın ardından avukatlar başörtülü olarak duruşmalara katılmaya başladı.
2013- Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) tarafından geliştirilen “ANKA” İnsansız Hava Aracı Sistemi, kabul test sürecini tamamladı.
2015- DEAŞ’lı teröristler, Suriye’de kaçırdıkları iki Japon rehineden Haruna Yukava’yı öldürdü.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, Meksika sınırına duvar örülmesini öngören kararnameyi imzaladı.
2020- Elazığ’da merkez üssü Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde, Elazığ ve Malatya’da 41 kişi hayatını kaybetti.
2022- Pakistan’da ilk kez bir kadın yargıç, Pakistan Yüksek Mahkemesine atandı.
2022- ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) 25 Aralık 2021’de fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu yörüngesine yerleşti.
2022- Yerli Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ın iki doz BioNTech aşısının ardından hatırlatma dozu olarak uygulanacağı çalışma, 5 merkezde başlatıldı.
2022- Yeşilçam’ın usta oyuncusu Fatma Girik, Kovid-19’a bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul’daki hastanede, 79 yaşında hayatını kaybetti.
2023- Kırgızistan’da çocuklara cinsel istismara “hadım edilme” cezası öngören yasa teklifi kabul edildi.
25 Ocak
1363- Sırpsındığı Zaferi kazanıldı.
1919 – Paris Barış Konferansı’nda Milletler Cemiyeti’nin kurulmasına karar verildi.
1926- Şeker, petrol ve benzin inhisarı (tekeli) hakkında kanunlar kabul edildi.
1936- İstanbul’da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.
1938- İzmir Telefon İşletmesinin hükümetçe satın alınmasına dair sözleşme, Ankara’da imzalandı.
1939- Celal Bayar hükümeti istifa etti. Yeni hükümet Refik Saydam başkanlığında kuruldu.
1952- Liseler 4 yıla çıkarıldı.
1970- Necmettin Erbakan, 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisini kurduğunu açıkladı.
1987- 30 milyon dolara sigortalanan “Muhteşem Süleyman Sergisi”, ABD’nin başkenti Washington’da Ulusal Sanat Müzesi’nde açıldı.
1988- Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi’ni imzaladı.
1990- ABD’li aktris Ava Gardner, 67 yaşında öldü.
2006- İlk kez seçimlere katılan Hamas, Filistin’de düzenlenen genel seçimlerin galibi oldu ve 10 yıllık El Fetih hakimiyetine son verdi. İsmail Heniyye, 19 Şubat’ta başbakan oldu ancak İsrail, Hamas hükümetiyle bütün müzakereleri durdurdu ve ekonomik yaptırım başlattı.
2017- Türkiye’nin ilk şehir hastanesi Yozgat’ta açıldı.
2018- Türkiye’nin terörle mücadelesine destek için aralarında yazar, akademisyen, bürokrat, gazeteci ve sendikacıların bulunduğu 126 kişinin öncülüğünde yayınlanan bildiri, internet üzerinden imzaya açıldı. 5 dilde yayınlanan bildiriye imza verenlerin sayısı ilk gün 3 bini aştı.
2018- Çinli bilim adamları dünyada ilk defa bir maymunu klonladı.
2022- Avustralya hükümeti, Aborjin bayrağının özgürce kullanılabilmesi için 14 milyon dolar karşılığında bayrağın telif haklarını satın aldı.
26 Ocak
1905- Güney Afrika Pretoria’da 3,106 kırat değerindeki dünyanın en büyük elması bulundu. Elmasa “Cullinan” adı verildi. 9 parçaya bölünen elmastan elde edilen “Afrika’nın Büyük Yıldızı” adındaki 530,2 kıratlık 74 yüzlü dünyanın en büyük pırlantası, Britanya tacına yerleştirildi.
1948- Milli Mücadele kahramanı ve siyaset adamı Kazım Karabekir, Ankara’da 66 yaşında yaşamını yitirdi.
1950- Hindistan’da cumhuriyet ilan edildi.
1974- Bülent Ecevit başkanlığında CHP-Milli Selamet Partisi koalisyon hükümeti göreve başladı.
1992- 12 Eylül’den sonraki ilk memur eylemi İstanbul’da yapıldı.
2000- İstanbul Devlet Konservatuvarının kurucusu Fuat Türkay, İstanbul’da 93 yaşında vefat etti.
2008- Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, avukat Kemal Kerinçsiz ile Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da aralarında bulunduğu kişiler tutuklandı.
2013- Adana’da konuşlandırılan Patriot Hava Savunma Sistemleri, harekat yeteneğini kazanarak operasyonel hale geldi.
2013- Mısır’ın Port Said Stadyumu’ndaki futbol karşılaşmasında önceki sene 74 kişinin ölmesinin ardından açılan davada, 21 sanık hakkında idam kararı verildi.
2014- Filipinler hükümetiyle isyancı Moro İslami Kurtuluş Cephesinin, ülkenin güneyinde yıllardır süren ve 10 binlerce kişinin yaşamını yitirdiği çatışmalara son vermeyi hedefleyen belge üzerinde anlaştığı bildirildi.
2015- Filipinler’in güneyinde güvenlik güçleriyle silahlı örgütler arasında çıkan çatışmada 50 polis öldü.
2016- İran Cumhurbaşkanı, 17 yıl aradan sonra ilk defa Katolik dünyasının merkezi Vatikan’ı ziyaret etti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus ile bir araya geldi.
2016- “Tahşiyecilere Kumpas” davası kapsamında tutuklu bulunan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY’ye ilişkin ana soruşturması kapsamında da tutuklandı.
2017- Yunanistan Yüksek Mahkemesi, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçan 8 darbeci askerin Türkiye’ye iade edilmemeleri yönünde karar verdi.
2018- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Türkiye’nin Afrin operasyonuyla ilgili açıklama yaparken, bölgedeki PYD/PKK unsurları için “YPG” yerine doğrudan “PKK” ifadesini kullandı.
2020- Amerikalı ünlü basketbolcu Kobe Bryant ve 13 yaşındaki kızı Gianna, California’da geçirdikleri helikopter kazasında hayatını kaybetti. Kazada 7 kişi daha yaşamını yitirdi.
2020- Türkiye’nin ilk profesyonel milli boksörü “Demir Yumruk” lakaplı Garbis Zakaryan, 90 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2022- Avustralya’da bilim insanları, gökyüzünde 20 dakika aralıkla yanıp sönen yeni bir ışın türü keşfetti.
2022- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın, Cezayir’in başkenti Cezayir’deki Isly Caddesi’nde Fransız askerlerinin 26 Mart 1962’de yaptığı katliamı kabul ettiğini belirterek, “Açık ve net söylüyorum, bu katliam Cumhuriyet (Fransa) için affedilemez.” açıklamasında bulundu.
27 Ocak
1880- Thomas Edison elektrik ampulünün patentini aldı.
1918- ABD’li romancı Edgar Rice Burroghs’un yarattığı “Tarzan”ı konu alan ilk film, “Tarzan of the Apes (Gorillerin Tarzanı)” adıyla ABD’de gösterime girdi. Aktör Elmo Lincoln, beyaz perdenin ilk “Tarzan”ı oldu.
1937- Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi.
1945- Sovyetler Birliği’nin Kızıl Ordu birlikleri, Polonya’da Almanya’nın kurduğu Auschwitz ve Birkenau kamplarını ele geçirdi.
1947- Öğretim kurumları dışında din eğitimine izin verildi.
1948- İlk teyp satışa çıktı.
1954- Köy Enstitüleri kapatıldı.
1967- ABD’nin Ay programı kapsamındaki Apollo 1 uzay aracı, deneme aşamasında yandı; astronotlar Grissom, White ve Chaffee öldü.
1973- ABD ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.
1973- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile yardımcısı Bahadır Demir, bir Ermeni teröristin saldırısında şehit edildi.
2010- Apple’ın patronu Steve Jobs, aylardır beklenen taşınabilir bilgisayar ve akıllı telefon arası çok fonksiyonlu tablet bilgisayarı “iPad”i tanıttı.
2013 – Brezilya’nın Santa Maria kentindeki bir gece kulübünde çıkan yangında 245 kişi yaşamını yitirdi, 120 kişi yaralandı.
2014- Google ile Samsung, 10 yıl geçerli olacak uluslararası patent lisans anlaşması imzaladı.
2016- Gökbilimciler, bugüne kadarki en büyük güneş sistemini keşfetti. Avustralya Ulusal Üniversitesinden bir grup bilim adamının yürüttüğü araştırmada, uzun süredir yalnız olarak tanımlanan dev gaz gezegenin, kendisine 1 trilyon kilometre uzakta bir yıldıza sahip olduğu görüldü.
2018- Afganistan’ın başkenti Kabil’de bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 95 kişi hayatını kaybetti, 158 kişi yaralandı.
2019- Filipinler’in güneyindeki bir Katolik kilisesini hedef alan iki ayrı bombalı saldırıda 20 kişi öldü, 81 kişi yaralandı.
2022- ABD’de ilk kez bir robot, insan yardımı olmadan ameliyat gerçekleştirdi.
2022- Necip Hablemitoğlu suikastinin katil zanlılarından, kırmızı bültenle aranan Nuri Gökhan Bozkır, MİT tarafından yurt dışından Türkiye’ye getirildi.
28 Ocak
1517- Yavuz Sultan Selim’in başında bulunduğu Osmanlı ordusu, Kahire’ye girdi.
1854- Mülkiye Mektebi açıldı.
1920- Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli oturumunda Misakı Milli kabul edildi.
1953- Ney üstadı ve ünlü hiciv şairi Neyzen Tevfik Kolaylı 74 yaşında öldü.
1958- Kıbrıs’ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu 8 kişi öldü. TBMM, 31 Ocak’ta İngiltere’yi kınama kararı aldı.
1982- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan şehit edildi. Saldırıyı “Ermeni Katliamı Adalet Komandoları” adlı terör örgütü üstlendi.
1983- 8 kişinin öldüğü, 72 kişinin yaralandığı, 7 Ağustos 1982’deki Esenboğa Havalimanı terör saldırısına katılanlardan Levon Ekmekçiyan, Ankara Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.
1986- Amerikan uzay mekiği Challenger kalktıktan 72 saniye sonra patladı, 7 kişi öldü.
1997- Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlar dışında promosyon yapmasını engelleyen Promosyon Yasası yürürlüğe girdi.
2012- Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece Tamer, kalp yetmezliği nedeniyle İstanbul’da 99 yaşında hayatını kaybetti.
2013- Sanatçı Ferdi Özbeğen, tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 72 yaşında vefat etti.
2013- İran, içinde maymun bulunan “Öncü” adlı araştırma uydusunu başarıyla uzaya gönderdi.
2015- Öğretmenliğe ilk kez atanacaklar için 40 yaş sınırı kaldırıldı.
2017- Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden oyuncu Engin Cezzar, 82 yaşında yaşamını kaybetti.
2020- ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, tek taraflı Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıkladı.
2021- MİT, İçişleri Bakanlığı, KOM Daire Başkanlığı ve KKTC polisinin koordinasyonuyla KKTC’de yakalanan FETÖ’nün “mahrem imamı” Ahmet Yiğit, Türkiye’ye getirildi.
2022- Türkiye’de günlük Kovid-19 vaka sayısı, salgının başından beri ilk kez 90 binin üstüne çıktı.
]]>
Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde, ağır sınıfı Akya torpido, Atmaca füzesi ve Sapan’ın sözleşmeleri imzalandı.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlatılan ‘Deniz Torpido ve Füze Sistemleri İmza Töreni’ düzenlendi. Savunma Sanayi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen törene, Milli Savunma Başkanı Yaşar Güler, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri ve sektör temsilcileri katılım sağladı.
İmza töreni kapsamında açıklamalarda bulunan Bakan Güler, Türkiye’nin, son yıllarda savunma sanayinde çok büyük ve kapsamlı atılımlar gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Bu atılımların arkasındaki temel etken, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan güçlü irade ile savunma sanayi kuruluşlarımızın, Türk mühendislerinin ve girişimcilerinin azmi ve kararlılığıdır” diye konuştu.
Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik altyapısı, üretim kapasitesi, mühendislik yetenekleri ile kritik teknolojilerin üretim üssü konumunda olduğunu vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi:
“İbn-i Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir. Denizlerimiz de bu kaderin, koruyucusu ve kuvvet çarpanıdır. Dolayısıyla üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Deniz Kuvvetlerine sahip olmamız bir tercih değil, zorunluluktur. Bu bilinçle, şanlı Türk donanmasını daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için deniz savunma sanayisinde de büyük aşamalar kat ettik, ediyoruz. Bugün, seri üretimine yönelik önemli bir adım attığımız, yerli ve milli denizaltı torpidomuz Akya, milli seyir füzemiz Atmaca ile yüksek etkilere sahip Sapan Füzemiz de bu alandaki çalışmalarımızın en yeni ürünleri arasında yer almaktadır. Bu ürünler, kara sularımız ve uluslararası sulardaki görevlerinde donanmamıza büyük katkılar sağlayacaktır.
“Deniz Kuvvetlerimiz dünyanın önde gelen deniz kuvvetleri arasındaki seçkin yerini pekiştirecektir”
Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayinin geldiği seviyeyle deniz kuvvetlerinin daha da güçleneceğini belirterek, “Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızdaki harekat kabiliyetini daha da artıracak, uluslararası güvenlik ve barışı destekleme faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürecek, dünyanın önde gelen deniz kuvvetleri arasındaki seçkin yerini pekiştirecektir. Savunma sanayisinde hayata geçirdiğimiz bu projelerin, ne kadar ehemmiyetli olduğu, bölgemizde ve dünyada yaşanan hassas gelişmelerin ortaya çıkardığı tehdit ve tehlikeler karşısında daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu bakımdan yerli ve milli savunma sanayimizi, bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyor; bu anlayışla başta Savunma Sanayi Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla güçlü iş birliğimizi sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda savunmanın ve üretimin yüzyılı olacaktır”
Şu ana kadar elde edilen başarıların, yeni başarıların öncüsü olarak kabul ettiklerini dile getiren Güler, “İnanıyorum ki Cumhuriyetimizin ikinci asrı; “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda savunmanın, kalkınmanın, üretimin de yüzyılı olacaktır. Bu vesileyle başta Akya, Atmaca ve Sapan olmak üzere birbirinden değerli sistemlerin üretilmesinde emeği geçen başta Savunma Sanayi Başkanlığımız ve ROKETSAN olmak üzere tüm paydaşlara, kıymetli mühendislerimize, emek veren kardeşlerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Tasarladığımız hava savunma sistemlerinin bir alternatifi bulunmamakta”
SSB Başkanı Görgün ise, Hava Savunma alanındaki ürünlerin, hatta birçok yönden dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyleyerek, “Fayda analizi olarak dünyada tasarladığımız hava savunma sistemlerinin bir alternatifi bulunmamaktadır. Sistemler sistemi olan hava savunma; mühimmatların aynı anda güdülmesi, en optimum anda fırlatılması ve hedefle buluşması ile tüm bu faaliyetlerin koordinasyonu, güdümü ve diğer hava savunma unsurlarıyla koordineli çalışmasını içeren bir sistemler sistemidir” ifadelerine yer verdi.
Görgün, şu şekilde devam etti:
“Envanterde yer alan, su altı ve su üstü platformların Akya Torpidosu, Atmaca ve Sapan Silah Sistemleri ile donatılması sayesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’mızın Mavi Vatanın en uç köşesinde dahi gücünü ispat edebilecek, bölgedeki caydırıcı gücü olarak sahada kendisine yer bulmasını sağlayacak ve bu doğrultuda denizlerdeki menfaatlerimizi korumamıza, bölgedeki barışı tesis etmemize çok önemli ölçüde katkılar sağlayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle bugün imza töreni gerçekleşen projelerimizin ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.” – ANKARA
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü belirterek, “Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir ve 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bu alanların kayıt altına alınması için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz, yüzde 40 az bir rakam değil” dedi.
Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki bir otelde düzenlenen Seracılık Çalıştayı’na katıldı. Tarımsal üretim denilince genelde akla bitkisel üretimin geldiğini dile getiren Bakan Yumaklı, Türkiye’nin su ürünleri ihracatı son dönemde önemli bir ivme kaydettiğini bildirdi.
Antalya’nın seracılığın başkenti olduğunu ve bu alanda gelişmeyi Türkiye’ye ve tüm dünyaya duyurduğunu dile getiren Yumaklı, “Bizler 365 gün üretim yapan, hem kendi ülkemizdeki nüfusu hem ülkemize turistleri diğer misafirleri besleyen bunun dışında da geçtiğimiz yıl 30 milyar dolardı, bu yıl öyle tahmin ediyorum ki bu rakam 1 milyar dolar daha artacak. Bütün dünyayı besleyen bir ülkeyiz. Bunun da en önemli noktalarından bir tanesi Antalya’dır. Bitkisel üretim alanında sorunları konuşmanın yanında aslında çok önemli ve kıymetli olanlar geleceği değerlendirmektir. Biz buna yeni normal diyoruz. Dolayısıyla geleceğe dönük neler var, bizi bekleyen, bunlara nasıl hazırlıklı olabiliriz. Üretimimizi en verimli ve kaliteli nasıl arttırabiliriz. Elbette bu sadece toplandık, konuştuklarımızın ibaret olmayacak. Bizler buradan gelecek olan sonuçları raporları mutlaka bundan sonraki karar karar alma mekanizmalarında mihenk taşı olarak önümüzde tutacağız” diye konuştu. Bakan Yumaklı, kararları şekillendirmede mutlak suretle sektörle ve paydaşlarla birlikte hareket etmek istediklerinin altını çizdi.
“8.6 trilyon dolardan payımızı almalıyız”
Türkiye’nin coğrafi konum olarak önemli bir noktada olduğunu işaret eden Bakan Yumaklı, “4 saatlik, bir uçuşla 67 ülkeye ulaşabiliyoruz. Bu şekilde de dünyanın nüfusunun yüzde 20’sine ulaşabiliyoruz. Avrupa, Asya, Afrika arasında her türlü ulaşım yollarının, ulaşım vasıtalarını kullanabiliyoruz. Bu coğrafyada dönen ticaretin hacmi 8.6 trilyon dolar. Yani içinden pay almak zorunda olduğumuz büyüklüğü dikkat çekmek istiyorum. Bölgenin nüfusu da yıldan yıla artıyor. Avrupa’nın en çok yolcu geçişi olan havalimanı İstanbul Havalimanıdır. Bu yoğunluktan en fazla nasibi tarım sektörü alacaktır. Dünya nüfusu son 25 yılında üçte bir artmış, 8 milyara yükselmiş. Ülkemizin nüfusu aynı oranda 85 milyona yükselmiş. 2050 yılı dünya nüfusu projeksiyonu 10 milyar kişi ülkemizin nüfusunun 105 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Buda artan gıda ve su ihtiyacını beraberinde getiriyor” ifadelerine yer verdi.
“130 milyon tonluk bitkisel üretime ulaştık”
Deprem bölgesinin tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 15 civarında önemli olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı,” 11 şehrimiz etkilendi. Ama ülkemizde gıda eksiliği hissedilmedi. Tarımsal bitkisel sektörü dirençli hale getirenler neler, tarımsal destekler, kırsal kalkınma destekleri, kamu bankalarının sağladığı krediler, TARSİM, lisanslı depoculuk, yapısal reformlar sektörlerin dayanıklı olmasının önünü açtı. Bu ana başlıkların dışında bir çok husus var. Bu yıl toplamda 137 milyon tonluk bitkisel üretime ulaşmış olduk. 20 yıldaki gelişim yaklaşık yüzde 40. Üretim yelpazemiz bütün dünyada hitap etmeyecek bir nokta bırakmamak kaydıyla gelişti. Bugün Türkiye tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci Dünyada ise ilk 10 arasında yer alıyor” dedi.
“Yüzde 40 kayıp”
Son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü kaydeden Bakan İbrahim Yumaklı, ” Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Örtü altı üretim alanları olarak Avrupa’da 2. Dünyada ise 4. sıradayız. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir. 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bunun için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz. Yüzde 40 az bir rakam değil. Jeotermalde Dünyada 7. Avrupa’da ise 1. sıradayız” ifadelerine yer verdi.
“Organize tarım bölgelerinin kendi mevzuatı olacak”
Organize tarım bölgelerine çok önem verdiklerinin altını çizen Bakan Yumaklı, “Aydın, Denizli’deki Tarım Bölgelerinde üretime başlandı. 12 Organize Tarım Bölgesi yatırım aşamasında. Balıkesir Gönen’de dünyanın en büyük bölgesi faaliyete geçmek için çalışmaları devam ediyor. Organize Tarım Bölgelerinin ayrı bir mevzuatı olacak. Ziraat Bankası kredilerinde faiz indirimleri de devam edecek. Sadece söylenmiş olmak için değil bizler üretici bakanlığız. Üretim yapmak isteyen, üretimini geliştirmek isteyen herkese bakanlığımız emrindedir. Üreticilerimiz yanındayız. Yarın dünden daha fazla gıda üretmek zorundayız. Birincisi üretim alanlarımızı verimli kullanarak ikincisi teknolojinin bütün nimetlerini kullanarak. Bu bahsetmiş olduğum iki yöntemden bir tanesini seçmek zorunda değiliz. İkisini birbirine entegre etmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı. Tarımsam üretim planlamasının sadece bir cümle olmadığının altı çizen Bakan Yumaklı, bunun bir ülkenin geleceği olduğuna dikkat çekti.
“Üretim planlamasının önemi”
Hangi ürünün nerede nasıl üretilmesinin yanında gelecek vizyonunda ortaya konularak bir üretim planlaması yapılması gerektiğine değinen Bakan Yumaklı, “Herkesin bir sene öyle bir sene başka türlü bir üretimle ne dünya ile boy ölçüşebilirsiniz, nede gıda güvenliğini sağlayabilirsiniz. Bunun örtü altı üretim içinde konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Buradan çıkacak olan sonuçlar bizler için üretim planlaması anlamında önemli olacaktır. Ülkemizin markalaşma olma yolunda ilerleyen avantajlı konumda olan seracılık sektörünün uluslararası alanda genişlemesi ve söz sahibi olması adına paydaşların verdikleri desteğe teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Gıda güvenliği”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentteki seracılığın tüm dünya tarafından kabul gördüğünü, büyüdüğünü ve geliştiğini söyledi.
Seracılığın geniş bir sektör olduğunu dile getiren Vali Şahin, “Geçtiğimiz günlerde en büyük tarım fuarına ev sahipliği yaptık. Orada seracılığın bir sanayi sektörü olduğunu gördük. Antalya 2023 yılında 1.2 milyar dolar tarımsal ürün ihracatı yaptı. Yaşananlar dünyada gıdanın ne kadar önemli bir rolü olduğunu gösterdi. Pandemi, Ukrayna krizi çıktı, önümüzdeki günlerde olumsuz günler muhtemeldir. O riskler gıda güvenliğini etkiliyor. Kendi gıdamızı kendimiz üretmeli ve musluğu, vanayı elimizde bulundurmamız son derece kritik” açıklamasında bulundu. – ANTALYA
]]>
“Yazı kalır” sloganıyla yola çıkan ve bugüne kadar binin üzerinde kitap yayımlayan Ketebe Yayınları, Ketebe Genç markası altında gençlik kitapları projesine başladı.
Espressolab Roastery’de düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan proje danışmanı Güray Süngü, genç edebiyat ve gençlik dizisinin neler olduğundan bahsederek, “Gençlik edebiyatı altında kategorileştirebileceğimiz eserlerin, son yıllarda yayıncılık sektöründe çok daha net çizgilerle ayrıldığını, kendisini hem çocuk hem de yetişkin edebiyatından başka bir dille, görünüşle, biçimle konumlandırdığını biliyoruz. Muhakkak böyle de olmalı, bambaşka ihtisas gerektiren bir alan bu. Gençlerin duyguları, düşünceleri ve beklentileri çocuklardan da, yetişkinlerden de farklı.” dedi.
Genç okurlar için iyi edebiyatın yazılması ve sunulmasının önemli bir mesele olduğunu altını çizen Süngü, şöyle devam etti:
“Gençlerin duygu dünyalarını dikkate alan, onların düş gücünü ve merak duygusunu tetikleyecek ama her şeyden de önemlisi estetik ve yazınsal bir değer taşıyan, kendi kültürel ve tarihsel kodlarımızı içeren eserler yayımlamayı planlıyoruz. Esası ortaya koymak en kolayı, zaten yayıncıyız, yayıncılığı bir bütün olarak hangi saikle yapıyorsak, genç edebiyatı da aynı saikle yapacağız. Yazarlarımıza gençlik edebiyatı için romanlar, hikayeler yazdırıyoruz. Çağdaş dünya edebiyatının önemli ve gençlerimizin ilgisine değer olanlarını dilimize kazandırmak istiyoruz. Klasiklerin gençler için hazırlanmış halleri, Batı klasikleri için çokça yapıldı. İslam ve Türk klasiklerini bu türden edisyonlarla yayımlamak için çalışmalarımız var.”
Süngü, gençlerin önünde kitap dışında filmler, diziler, sosyal medya platformları, bilgisayar oyunları, süper kahramanlar ve vatpad romanlar gibi çok fazla oyuncak tarzı şeyler olduğuna işaret ederek, “Zengin bir kültürümüz, tarihimiz var. Orada anlatılacak çok hikaye, peşine düşülecek çok imge var. Dünya bir bahçedir diyelim, ne ekersen elbet onu biçersin, öte yandan ektiğin tohum bahçenin değişmesine dönüşmesine de bir vesiledir, bu sadece senin biçmen ve biçtiğinle doymandan daha büyük bir şeydir.” değerlendirmesini yaptı.
“Bu yolculuğun gençlerin düşüncelerini, hayallerini ve yaratıcılıklarını besleyecek bir serüven olduğuna inanıyoruz”
Ketebe Genç Editörü Zeynep Tuğçe Noyan ise “Ketebe Genç, gençlerin sesine kulak veren, onların hayallerini, heyecanlarını ve hatta endişelerini sayfalarına taşıyan bir proje. Genç yetişkinlerin dünyasına adım atarken, onların gözünden dünyayı görmeyi, onlarla birlikte büyümeyi ve öğrenmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
Noyan, proje ile genç okurların kendilerini keşfetmelerine, düşünce ufuklarını genişletmelerine ve toplumda aktif birer birey olarak yer almalarına imkan tanımaya çalıştıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu yolculuğun, sadece bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda gençlerin düşüncelerini, hayallerini ve yaratıcılıklarını besleyecek bir serüven olduğuna inanıyoruz. Çıkış yaptığımız ilk kitaplardan biri olan ‘Minik Kızıl Gezgin’, Newbery Onur Ödüllü yazar Margi Preus tarafından yazıldı ve gezgin olmak isteyen minik bir sincabın büyük macerasını konu ediyor. Furkan Çalışkan’dan ‘Cabi’nin Kulesi- Uzun Yürüyüşlerin Kısa Kitabı’ ise korkuya karşı cesareti, çirkinliğe karşı güzelliği, rüzgara karşı yürümeyi tercih eden cesur ve genç okurları, Aliya İzetbegoviç’in hikayesine davet eden kurgu bir eser. ‘Ahmed Aziz’in Destansı Yılı’, ailesiyle birlikte Amerika’da yeni bir eyalete taşınan 12 yaşındaki Ahmed Aziz’in okula ve çevresine uyum sağlama sürecini konu ediniyor. Arkadaşlık, akran zorbalığı, hastalık, aile bağları, kitap okuma sevgisi ve empati, kitapta işlenen temalar arasında.”
]]>
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı.
1992’de kurulan TİKA, bugüne kadar 30 binin üzerinde proje ve faaliyet yürütürken projelerinin yüzde 93’ünü, 2002’den sonra hayata geçirdi.
TİKA, bu faaliyetler ile Türkiye’nin dost elini Filistin’den Arakan’a, Bosna-Hersek’ten Güney Afrika’ya, Moğolistan’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya uzattı ve Türkiye’nin uluslararası işbirliği alanındaki çalışmalarına da katkı sağladı.
Dünya genelinde 2002’de 12 Program Koordinasyon Ofisi bulunan TİKA, 2023 itibarıyla bu sayıyı 63’e yükseltti, faaliyet gösterdiği ülke sayısını 28’den 170’in üzerine çıkardı.
2023’te 3 binden fazla yabancı uzman TİKA’nın eğitimlerinden faydalandı
İnsan kaynağı kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapan TİKA; sağlık, tarım, hayvancılık, yargı, medya ve bilişim gibi birçok alanda mesleki eğitimler düzenliyor. Bu programlardan, 2023’te 3 bin 200’e yakın yabancı uzman faydalandı, 2002’den bu yana mesleki eğitimlerden yararlanan yabancı uzman sayısı ise 50 bine yaklaştı.
TİKA, dünyanın farklı bölgelerindeki insani krizlerin hafifletilmesine yönelik acil ve insani yardım projeleri gerçekleştirirken 2023’te Afganistan ve Pakistan’daki deprem, Bosna-Hersek ve Libya’daki sel felaketlerinin ardından ihtiyaç sahibi insanlara Türkiye’nin yardım elini ulaştırdı.
TİKA, 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı.
” ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız”
Kurumunun çalışmalarıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan TİKA Başkanı Serkan Kayalar, 2023’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olması sebebiyle bu sevinci yurt dışına taşıyan proje ve faaliyetler yürüttüklerini, bu kapsamda 18 ülkede toplam 35 proje ve faaliyet gerçekleştirdiklerini söyledi.
“TİKA, Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin de küresel anlamda uygulanması noktasında ülkemizin samimi işbirliği çabalarına önümüzdeki dönemde de destek vermeye devam edecektir. 2024’ün çok daha verimli ve bereketli geçeceğini düşünüyoruz. Bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız.” diyen Kayalar, kültürel hayata katkı alanında 2023’te 200’e yakın projeyi tamamladıklarını kaydetti.
Kayalar, son 20 yılda TİKA’nın restorasyonunu tamamladığı eser sayısının 40 ülkede 140’a ulaştığını dile getirerek 2023 yılında da ortak kültürel mirasımızın korunmasına yönelik projelere devam edildiğini ve önemli eserlerin restorasyonunu tamamladıklarını, aynı zamanda 6 restorasyon projesinin devam ettiğini belirtti.
TİKA’nın desteğiyle Bilge Tonyukuk Müzesi, 2024’te ziyarete açılacak
“Türk dünyasının bağlarının kalkınma işbirliği alanında güçlenmesine katkı vermeye devam ediyoruz.” diyen Kayalar, Türk Devletleri Teşkilatı ile çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasını içeren “İş Birliği Mutabakat Zaptı”nı Aralık 2023’te imzaladıklarını, Türk dünyası için çok önemli ve Türk tarihine ışık tutan Orhun Yazıtları projesi kapsamında arkeolojik kazı çalışmalarına destek vermeye devam ettiklerini ve 2022’de temelini attıkları Bilge Tonyukuk Müzesi’nin çalışmalarına devam edildiğini, müzeyi bu yıl ziyarete açacaklarını söyledi.
Kayalar, Kuzey Afrika’da yaptıkları çalışmalara değinerek “Trablus Fatihi” olarak bilinen ünlü Türk denizci Turgut Reis’in kabrinin bulunduğu; Libya’nın başkenti Trablus’ta yer alan Külliye’nin restorasyon çalışmalarına da bu yıl başlayacaklarını aktardı.
Meksika Ulusal Dünya Kültürleri Müzesi’nde bir Türkiye Salonu kurduklarını belirten Kayalar, bu salonun Orta ve Latin Amerika’da bu anlamda ilk olması bakımından önem taşıdığını belirterek şunları kaydetti:
“TİKA, Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımın merkezlerinden biri olan Potoçari Eski Akü Fabrikası’nın Srebrenitsa Potoçari Soykırım Kurbanlarını Anma Müzesi olarak kapsamlı tadilat çalışmalarına 2023 başında başlamıştır. Bu müzenin, yaşanan acıların unutulmaması adına son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz.
Filistin’de yaşanan acılar hepimizi derinden etkilemektedir. TİKA aracılığıyla da bugüne kadar Filistin’de 1100’e yakın proje gerçekleştirilmiştir. Malumunuz 7 Ekim tarihinden bu yana İsrail tarafından Gazze’ye yönelik saldırı ve katliamlar karşısında ülkemiz, tüm imkanlarıyla kardeş Filistin halkının yanında yer almaktadır. TİKA olarak biz de bu süreçte çeşitli insani yardım projeleriyle; gıda paketi, battaniye, uyku seti, kışlık giysi ve tıbbi malzeme seti gibi ihtiyaç duyulan malzemeleri ulaştırmaya gayret ediyoruz.”
]]>
Pandemiden sonra dünyada her sektörde büyük dönüşüm yaşandı. Dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki eden Çin’e karşı batı Hindistan ve Vietnam’ı koz olarak kullanıyor. Qlux Ideas Genel Müdürü Burak Onder, yeni yılda birçok belirsizliğin olmasına rağmen ihracatta en kötünün geride kaldığını ve bu yıl bir büyümenin beklendiğini belirterek, “Pandemi sonrası her sektörde büyük dönüşüm yaşandı. İhracatta yol haritaları dönüşüme göre planlandı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum” dedi.
Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.
Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 2023 yılının son saatlerinde, vatandaşların huzuru ve güvenliği ile can ve mal emniyetini sağlayan kolluk kuvvetlerini nöbet yerlerinde ziyaret etti.
Şehrin girişlerinde bulunan Karskapı ve Aşkale Emniyet uygulama noktaları ile Dumlu Jandarma Karakolu ve Jandarma uygulama noktalarındaki ekipleri ziyaret eden Vali Mustafa Çiftçi, görevi başındaki personelin yeni yılını kutladı. Yılbaşı akşamı çalışan personele baklava ikramında bulunan Vali Çiftçi’ye, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz ve İl Emniyet Müdürü Kadir Yırtar eşlik etti.
Vali Mustafa Çiftçi, yayınladığı yeni yıl mesajında ise şunları söyledi, “Tüm Erzurumlu hemşerilerimi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Asrın felaketinin ve Filistin topraklarında yaşanan zulmün üzüntüsüyle 2023 senesini uğurlarken, 2024 yılını barışa, kardeşliğe, refaha ve muhtelif coğrafyalarda yaşanan katliamların son bulmasına vesile olması; taze başlangıçlar eşliğinde dünya üzerinde yaşayan tüm mazlumların gözyaşlarının dinmesi umuduyla karşılıyoruz. Herkesin hayat hakkının kutsal olduğu ilkesinden yola çıkarak, 2023 yılında derin krizler içinde insanlık dışı olaylara maruz kalan mazlumların hunharca katledildiğini, en güvenli yer bildikleri annelerinin kucağına kıvrılan çocukların acımasızca yok edildiğini görmek, milletimizin vicdan sahibi her ferdinin sabır ve tahammül sınırlarını tahrip etmiştir. Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimsenin sürdürülebilir barış ve refah içinde olamayacağına olan inancımızla tüm dünya ülkelerinin meselelere adil ve eşit yaklaşması beklentileriyle 2024 yılına giriyoruz. Maalesef 2023 yılında yaşanan ve “asrın felaketi” olarak nitelendirdiğimiz Kahramanmaraş merkezli deprem, çok büyük kayıplara sebep olmuştur. On ilimizi etkilemiş gibi görülse de 85 milyon vatandaşımızın hepsini derinden yaralayan bu imtihandan devletimizin iradesi ve milletimizin dayanışma irfanıyla bihakkın çıkmayı başardık. Bu zorlu günlerde milletimizin hakiki karakterini ortaya çıkaran tarihi dayanışma, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlamış ve asrın dayanışması tüm dünyaya örnek olmuştur. Aynı dayanışmayı teröre karşı duruşuyla da veren aziz milletimiz, yakın zamanda on iki vatan evladını ülkemizin bekası için vatan toprağına emanet bırakmıştır. Asırlardır bu toprakları vatan kılmak için gösterilen kutlu mücadele, devletimizin ikinci asrına adım attığı Türkiye Yüzyılı’nda da terörün karşısında dimdik durmak suretiyle bertaraf edilecektir. 2024 yılının aydınlık bir geleceğe adım atılması yolunda milletçe bağlarımızı güçlendirmesi, umutlarımızın gerçekleşmesi için azim ve gayretlerimizi daha da artırması; ülkemize, aynı coğrafyada yaşadığımız komşularımıza ve bütün dünyaya huzur ve istikrar getirmesi en büyük temennimdir. Başta tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere, yerel yönetimlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve toplumun tüm kesimleri ile birlikte; ilimizin gelişip kalkınması, vatandaşlarımızın refahı ve müreffeh yarınlara ulaşılması yönünde çalışmalarımız 2024 yılında da aynı kararlılıkla devam edecektir. Miladi yıl değişiminin, ilimizdeki, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” – ERZURUM
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl nedeniyle yayınladığı video mesajında ” 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl dolayısıyla video mesaj yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında “Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce asırlardır sömürülen ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor. Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor” dedi.
HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajının devamında “Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.
Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.
Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz” diye konuştu.
TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUNU HAYATA GEÇİRDİKÇE ALLAH’IN İZNİYLE AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZIN YÜKSELİŞİ HEP SÜRECEKTİR.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir. Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini taşın altına koymaktan çekinmedi.
Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.
Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye niyetimiz de yok.
BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ
Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır. Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten, istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı .
]]>
2023 yılı, birbirinden renkli, coşkulu spor organizasyonlarına sahne oldu. Birçok spor dalında başarılı bir yıl geçerken, amatör branşlarda alınan madalyalar seneye damga vurdu. 6 Şubat’ta meydana gelen depremler ise spor camiasını da deriden etkiledi.
Sporda 2023 yılı işte böyle geçti:
Galatasaray 23. şampiyonluğuna ulaştı
2022-2023 sezonunda Teknik Direktör Okan Buruk yönetiminde başlayan ve yaptığı transferlerle dikkat çeken bir kadro oluşturan Galatasaray, sezon başında inişli çıkışlı grafik sergiledi. Ligde 12. haftada Fatih Karagümrük maçıyla birlikte galibiyet serisi yakalayan Galatasaray, bu süreçte ezeli rakipleri Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi de mağlup ederek 14 maç üst üste kazandı. Sarı-kırmızılılar, bu performansla ligde üst üste en fazla maç kazanma rekorunun yeni sahibi oldu. 30 Mayıs’ta MKE Ankaragücü’nü deplasmanda 4-1 mağlup ederek ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray, 4 yıl sonra sezonu zirvede tamamladı. Aslan 88 puan toplarken, ikinci Fenerbahçe 80, Beşiktaş da 78 puanla sezonu üçüncü sırada bitirdi.
Fenerbahçe, 10 yıl sonra Türkiye Kupası’nı kazandı
Ziraat Türkiye Kupası finali, yarı finallerde Sivasspor’u eleyen Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü’nü eleyen Başakşehir arasında oynandı. İzmir Gürsel Aksel Stadyumu’nda yapılan finalde sarı-lacivertliler, Michy Batshuayi’nin ilk yarıda attığı 2 golle rakibini 2-0 mağlup etti. Bu sonuçla Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunun ardından 10 yıl sonra bu organizasyonda şampiyonluk sevinci yaşadı.
Süper Kupa oynanmadı
2022-2023 sezonu Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası’nın sahibi Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa Finali’nde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da karşılaşacaktı. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Atatürk tişörtleri ve pankartlarla ısınmaya çıkmasına Suudili yetkililerin izin vermemesinden dolayı iki kulüp mücadeleyi oynamama kararı aldı. Galatasaray ve Fenerbahçe kafilesi daha sonra Türkiye’ye döndü.
A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Şampiyonası bileti aldı
Almanya’da düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi A Milli Futbol Takımı, elemelerde D Grubu’nda; Ermenistan, Hırvatistan, Letonya ve Galler ile mücadele etti. Grupta tek yenilgisini Hırvatistan karşısında alan ay-yıldızlılar, grubu 5 galibiyet ve 2 beraberlikle 17 puanla lider olarak tamamladı. Dünya üçüncüsü Hırvatistan ile 12 Ekim’de oynanan maçta sahadan galibiyetle ayrılan milliler, 3 gün sonra da evinde Letonya’yı mağlup etti ve finallere gitmeye hak kazandı. Son karşılaşmada Galler deplasmanında alınan beraberlik, tarihte ilk kez eleme grubunu lider bitirmeyi sağladı.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya’nın Hamburg kentindeki Elbphilharmonie Konser Salonu’nda 2 Aralık’ta grup kuraları için tören düzenlendi. Kura çekimine 2. torbadan katılan A Milli Futbol Takımı, F Grubu’nda Portekiz, Çekya ve play-off’tan gelecek takımla eşleşti.
A Milli Futbol Takımı’nda Montella dönemi
A Milliler, Avrupa Şampiyonası Elemeleri’ne Alman Teknik Direktör Stefan Kuntz ile başlarken, grubun 5. maçında Ermenistan ile alınan beraberlik ve 4 gün sonra Japonya ile oynanan hazırlık maçındaki mağlubiyet, teknik adam değişikliğine neden oldu. Kuntz ile 20 Eylül’de yolların ayrıldığı açıklandı. Federasyon, kısa süre sonra takımın başına İtalyan Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın getirildiğini duyurdu. Ay-yıldızlılar, Montella döneminde 3 maçta 7 puan toplarken, özel maçta Almanya’yı deplasmanda 3-2 mağlup etmeyi başardı.
Deprem sonrası spor organizasyonları ertelendi
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler, ülke genelinde birçok sektörü etkilerken, spor organizasyonları da askıya alındı. Süper Lig’in 2022-2023 sezonu 23. haftası da deprem haftasına denk gelince, ertelenen 3 maç 20 gün sonra oynandı. Depremin yaşandığı gün dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, tüm ulusal spor organizasyonlarının ikinci bir açıklamaya kadar durdurulduğunu açıkladı. 3 büyük kulüp başta olmak üzere spor kulüpleri depremden etkilenen şehirlere yardım seferberliği düzenledi. Taraftarlarına çağrıda bulunan kulüpler, stadyumlarda toplanan yardım malzemelerini bölgeye gönderdi. Bakanlık ve federasyonun aldığı kararla tekrar başlatılan spor organizasyonlarında müsabakalar öncesi seremonide depremde hayatını kaybedenler anılırken, tribünlerde de pankartlarla birlik – beraberlik mesajları verildi. Başta Türkiye’de olmak üzere yurt dışında da geliri deprem bölgesine bağışlanan özel karşılaşmalar düzenlendi.
Hatayspor ve Gaziantep FK ligden çekildi
Depremden etkilenen şehirlerin takımları Hatayspor, Gaziantep FK, Adanaspor ve Yeni Malatyaspor ligden çekildi. Süper Lig’de Hatayspor, Gaziantep FK ile 1. Lig’de Adanaspor ve Yeni Malatyaspor’un hakları saklı kalarak oynanan müsabakalar 3-0 aleyhine sonuçlandı. TFF’nin aldığı karar sonrası bir sonraki sezon ise takımlar bulundukları ligde mücadele etmeye devam etti. Hatayspor ve Gaziantep FK’da birçok futbolcu, devre arasında diğer takımlara kiralık olarak transfer oldu. Bu takımlardan transfer edilen futbolcular için de TFF kararıyla yerli statüsünde oynama izni verildi.
Faruk Koca, Halil Umut Meler’e saldırdı
2023 yılının son günlerinde Türk futbolunda sahalarda istenmeyen bir olay yaşandı. Süper Lig’in 15. haftasında oynanan MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçının ardından söz konusu dönemin Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler’e yumruk attı. Yaşanan bu olayın ardından dünyanın her yerinden Meler’e destek mesajları gelirken, Faruk Koca da tutuklandı. Koca, ayrıca başkanlıktan da istifa etti. Yaşanan olayın ardından hakemler maça çıkmazken, liglere 1 hafta ara verildi. Faruk Koca ise 27 Aralık’ta tahliye edildi.
İstanbulspor sahadan çekildi
Süper Lig’in 17. haftasında İstanbulspor, sahasında Trabzonspor ile karşılaşırken, müsabaka tamamlanamadı. Bordo-mavililerin 2. golü öncesinde faul olduğu gerekçesiyle itirazlarını sürdüren ev sahibinde Başkan Ecmel Faik Sarıalioğlu, saha kenarına gelerek oyuncuların soyunma odasına gitmesini söyledi. Yapılan görüşmeler sonrası takımlar soyunma odasına giderken, hakem Ali Şansalan da müsabakayı tatil etti. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, sahadan çekilen İstanbulspor’a 3-0 hükmen mağlubiyet ve 3 puan silme cezası verdi.
Futbolda ülke puanı yükselişte
Türk takımları, UEFA organizasyonlarında aldıkları başarılı sonuçlarla ülke puanına da önemli katkı verdi. Ülke puanı klasmanında uzun süre 10 ile 12. basamaklarda yer alan Türkiye, 2021-2022 sezonunda 20. sıraya kadar gerilemişti. 2023 yılında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Adana Demirspor ve Başakşehir’in elde ettiği başarılı sonuçlar, Türkiye’yi yeniden üst sıralara taşıdı. Türkiye, sıralamada 9. sırada bulunuyor.
Mehmet Büyükekşi, 4 yıl daha TFF Başkanı
Mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi, 191 delegenin oy kullandığı, tek aday olarak girdiği seçimde 169 oy alarak yeniden TFF Başkanı seçildi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yönetim kurulu üyeleri, tüm faaliyetlerinden dolayı da oy çokluğuyla ibra edildi.
Beşiktaş’ın yeni başkanı Hasan Arat
Beşiktaş Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu sonunda siyah-beyazlıların 35. başkanı Hasan Arat oldu. 21 sandığın tümünde rakibi Serdal Adalı’dan daha fazla oy alan Arat, toplam 7 bin 271 oy ile Beşiktaş’ın 35. başkanı oldu. Serdal Adalı ise 4 bin 557 oyda kaldı.
Arda Güler, Real Madrid’e transfer oldu
Fenerbahçe forması altında performansıyla dikkatleri üzerine çeken genç futbolcu Arda Güler’i transfer etmek için dünya devleri sıraya girdi. 18 yaşındaki futbolcu, 7 Temmuz’da 20 milyon Euro + 10 milyon Euro bonus ve bir sonraki satıştan yüzde 20 pay karşılığında İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer oldu.
Fatih Terim, Panathinaikos’un teknik direktörü oldu
Yılın son günlerinde Teknik Direktör Fatih Terim’in yeni takımı da belli oldu. Terim, Yunan ekibi Panathinaikos’un başına geçti. Panathinaikos, deneyimli teknik adamla 1.5 yıllık sözleşme imzaladı.
Kadın futbolunda şampiyon FOMGET
2022-2023 sezonu Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi play-off finalinde normal süresi 1-1 eşitlikle biten karşılaşmanın uzatma bölümünde Fenerbahçe Petrol Ofisi’ni 4-2 yenen Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET, ligde ilk şampiyonluğuna ulaştı.
Erkeklerde şampiyon Efes oldu
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi play-off final serisinde, P. Karşıyaka’yı 82-78, 85-68 ve 83-74’lük skorlarla mağlup eden A. Efes, 3-0’lık üstün tamamladığı serinin ardından şampiyon oldu. Lacivert-beyazlılar, 16. kez kupayı müzesine götürdü.
Fenerbahçe, kadın basketbolunda kupaları topladı
Fenerbahçe, kadın basketbolunda başarılı bir sezon geçirdi. Sarı-lacivertliler, Kadınlar Basketbol Süper Ligi, Kadınlar Euroleague ve Kadınlar Süper Kupa’da şampiyonluğa ulaştı. Fenerbahçe, ligde final serisinde ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni 3-0’la geçerken, 17. kez şampiyonluğunu ilan etti. Kanarya, Euroleague finalinde yine ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni yenerek ilk kez kupa kaldırdı.. Sarı-lacivertliler, Kadınlar FIBA Süper Kupa’da da ASVEL’i yenerek şampiyonluk kazandı.
Filenin Sultanları 3 kupa kazandı, voleybolun zirvesine çıktı
Türk voleybolu, bu yıl tarihi günlerini yaşadı. Milli takım düzeyinde hem kadınlar hem de erkeklerde birçok başarı kazanıldı.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, ilk olarak FIVB Milletler Ligi’nde finalde Çin’i 3-1 yenerek şampiyon oldu ve ilk kez bu kupayı kazandı. Milliler, daha sonra 2023 CEV Avrupa Şampiyonası’nın finalinde de Sırbistan’ı 3-2 mağlup etti ve tarihinde yine ilk kez bu kupaya uzandı. 2024 Paris Olimpiyatları Elemeleri’nde oynadığı 7 maçı da kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2023 Dünya Kupası’nın da sahibi oldu. Filenin Sultanları bu başarılarıyla dünya sıralamasında ilk kez birinci sıraya yükseldi.
Filenin Efeleri, Avrupa Altın Ligi ve Challenger Kupası’nı kazandı
A Milli Erkek Voleybol Takımı da FIVB Challenger Kupası’nda final maçında Katar’ı 3-2 mağlup etti ve şampiyon oldu. Filenin Efeleri, bu sonuçla tarihinde ilk kez Voleybol Milletler Ligi’ne katılma hakkı kazandı. Ay-yıldızlılar, Hırvatistan’da yapılan 2023 CEV Avrupa Altın Ligi Dörtlü Final organizasyonunun finalinde Ukrayna’yı 3-2 yenerek şampiyonluk kazandı.
Dünyanın en büyüğü Eczacıbaşı Dynavit
Çin’in ev sahipliğinde düzenlenen 2023 FIVB Kadınlar Kulüpler Dünya Şampiyonası finalinde Eczacıbaşı Dynavit ile V. Bank ile mücadele etti. Son sete giden müsabakayı Eczacıbaşı 3-2 kazandı. Turuncu-beyazlılar, tarihinde 3. kez kupanın sahibi oldu.
CEV Şampiyonlar Ligi finalinde ise V. Bank, Eczacıbaşı’nı 3-1 mağlup etti.
Ligde kadınlar voleybolda şampiyon Fenerbahçe
Sultanlar Ligi final etabında Fenerbahçe ile Eczacıbaşı Dynavit karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertliler seriyi 3-0 ile geçerek sezonu şampiyon tamamladı. Fenerbahçe bu sonuçla, ligde 6. kez şampiyonluk kazandı.
Erkeklerde kazanan Ziraat Bankkart
Efeler Ligi final serisinde ise Ziraat Bankkart ile Halkbank karşılaştı. Ziraat Bankkart rakibini 3-0 yenerek şampiyonluk ipini göğüslerken, tarihindeki 2. şampiyonluğu elde etti.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda zafer Alexey Lutsenko’nun
58. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 11 ili etkileyen asrın felaketi depremler nedeniyle 18 Mart’ta ertelendi. 8-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bisiklet turunu, Kazak sporcu Alexey Lutsenko kazandı.
Kırkpınar’da şampiyon Yusuf Can Zeybek
Edirne’de düzenlenen 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Sarayiçi Er Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleşti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne bu yıl 14 boyda 53’ü başpehlivan olmak üzere 2 bin 141 pehlivan kayıt yaptırdı. Başpehlivanlık müsabakaları finalinde İsmail Balaban ile Yusuf Can Zeybek karşılaştı. 40 dakikalık normal sürede yenişemeyen pehlivanlar için ‘altın puan’ bölümüne geçilirken, İsmail Balaban’ı yenen Yusuf Can Zeybek ilk kez başpehlivan oldu.
97. Gazi Koşusu’nu Urfa Aslanı kazandı
Türk yarışçılık tarihinin en büyüğü olan ve Mustafa Kemal Atatürk adına koşulan 97. Gazi Koşusu, İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda yapıldı. Yaklaşık 40 bin yarışseverin izlediği, 2 bin 400 metre çim pistte koşulan yarışta 22 safkan mücadele etti. Gazi Koşusu’nu Mehmet Kaya’nın jokeyliğini yaptığı Urfa Aslanı isimli safkan, 2.30.35’lik derecesiyle ilk sırada bitirdi. Mehmet Kaya, kariyerinde ilk kez Gazi Koşusu’nu kazandı.
45. İstanbul Maratonu’nda 45 bin kişi koştu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen ve World Athletics (Dünya Atletizm Birliği) tarafından Elite Label kategoride gösterilen İş Bankası İstanbul Maratonu’nda heyecan 45. kez yaşandı. Erkekler kategorisinde 2: 10.35 derecesiyle Kenyalı atlet Panuel Mkungo kazanırken, kadınlarda ise Kenyalı atlet Beatrice Cheptoo, 2.27.09’luk derecesiyle birinci oldu.
Milli güreşçilerden Dünya Şampiyonası’nda 7 madalya
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda Türk güreşçiler 2’si altın toplam 7 madalya elde ederken, 6 milli güreşçi, Paris 2024 Olimpiyat kotası aldı. 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 87 kiloda Ali Cengiz altın madalya; 92 kiloda Feyzullah Aktürk, 125 kiloda Taha Akgül, 72 kiloda Selçuk Can ve 63 kiloda Enes Başar bronz madalya kazandı.
Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda dünya ikincisi olarak gümüş madalya elde etti.
Milli güreşçilerden Taha Akgül, İbrahim Çiftçi, Buse Tosun Çavuşoğlu, Evin Demirhan Yavuz, Ali Cengiz ve Rıza Kayaalp, olimpiyat kotası almaya hak kazandı.
Grekoromen Milli Takımı, Avrupa şampiyonu oldu
Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de organize edilen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Grekoromen Mili Takımı, takım halinde şampiyon, kadınlarda ikinci, serbest stilde ise üçüncü oldu. Grekoromen Güreş Milli Takımı, 3 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya kazanarak topladığı 155 puanla takım halinde Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Büyükler Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ay-yıldızlılar, grekoromen stil, serbest stil ve kadınlarda topladığı 6 altın, 3 gümüş ve 8 bronz olmak üzere 17 madalya ile turnuvaya damgasını vurdu. Hırvatistan’da 9 milli güreşçi finalde mücadele ederken; Taha Akgül, Feyzullah Aktürk, Yasemin Adar Yiğit, Rıza Kayaalp, Adem Burak Uzun ve Burhan Akbudak, altın madalya kazandı. Rıza Kayaalp 12, Taha Akgül 10, Yasemin Yiğit Adar 6. kez Avrupa şampiyonluğuna imza attı.
Milli cimnastikçilerden, Avrupa Şampiyonası’nda 2 altın, 2 gümüş madalya
Antalya’da düzenlenen Artistik Cimnastik Avrupa Şampiyonası’nda milli sporcular 2 altın, 2 gümüş madalya kazandı. Ferhat Arıcan, Adem Asil, Ahmet Önder, Mehmet Ayberk Koşak, Kerem Sener ve Hasan Bulut’tan oluşan Erkek Milli Takımı bireysel alet elemeleri sonucunda takım sıralamasında ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Halka aleti finalinde Adem Asil 14.933 puanla altın madalya ve genel tasnif finalinde 84.965 puanla altın madalya, paralel bar aleti finalinde Ferhat Arıcan 14.933 puan alarak gümüş madalya elde etti.
3. Avrupa Oyunları’nda 38 madalya ile rekor
Polonya’nın ev sahipliğinde yapılan 3. Avrupa Oyunları’nda milli sporcular, 9’u altın toplamda 38 madalya kazandı. Oyunlarda 103’ü kadın, 90’ı erkek olmak üzere 193 sporcuyla rekor sayıda katılım sağlayan ay-yıldızlılar, 19 branşta mücadele ederken, 9’u altın, 9’u gümüş, 20’si bronz olmak üzere 38 madalya elde etti. Boksta 6, atıcılıkta 1 sporcu olmak üzere toplamda 7 sporcu 2024 Paris Olimpiyatları’na kota aldı.
Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu’ndan altın madalya
3. Avrupa Oyunları’nda milli boksörler Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu başarıları burada da sürdürdü. 66 kiloda ringe çıkan Busenaz Sürmeneli, finalde Belçikalı rakibini yenerek altın madalya kazandı. 50 kiloda mücadele eden Buse Naz Çakıroğlu da finalde Fransız rakibini mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.
Mete Gazoz dünya şampiyonu
Dünya Okçuluk Şampiyonası, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Turnuvada Türkiye’yi temsil eden Mete Gazoz, erkekler klasik yay kategorisi finalinde Kanadalı Eric Peters ile karşı karşıya geldi. Rakibini 6-4 mağlup eden Gazoz, altın madalyayı boynuna taktı. Dünya 1 numarası olan 24 yaşındaki milli okçu, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları kotası da elde etti. Gazoz bu başarılarıyla Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından klasik yay kategorisinde 2023 yılının en iyi okçusu seçildi.
Merve Dinçel dünya şampiyonu
26. Dünya Tekvando Şampiyonası, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Milli tekvandocu Merve Dinçel, altın madalya kazanarak dünya şampiyonu oldu.
Kadınlar 49 kiloda mücadele eden Dinçel, finalde Tayland’dan Panipak Wongpattanakit’i 2-1 yenerek şampiyon oldu.
Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Crystall Holl’de düzenlenen 26. Dünya Tekvando Şampiyonası’nda, milli tekvandocu Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı. Turnuvada erkekler 63 kiloda mücadele eden Hakan Reçber, finalde Tayland’dan Banlung Tubtimdang’i 2-1 yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Kadınlar 63 kiloda mücadele eden Nafia Kuş da finalde Özbekistan’dan Svetlana Osipova’yı da 2-1’le geçerek altın madalya aldı.
Şahika Ercümen’den rekor
Milli sporcu Şahika Ercümen Hatay Yayladağı ilçesinde paletsiz değişken ağırlık kategorisinde dünya rekoru kırdı. Ercümen, paletsiz değişken ağırlık kategorisinde Lena Balta’nın elinde bulundurduğu 105 metre dünya rekorunu 106 metrelik performansıyla geliştirdi.
Şampiyonlar Ligi’ni İstanbul’da Manchester City kazandı
İstanbul’da düzenlenen UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde Inter ile Manchester City karşı karşıya geldi. Manchester, müsabakadan 1-0 galip ayrıldı ve kupayı kazandı. Tarihinde ikinci kez final oynama başarısı gösteren İngiliz ekibi, bu organizasyonda ilk şampiyonluğunu elde etti. 2005 yılında Liverpool’un, Milan’ı eleyerek ulaştığı şampiyonluğun ardından Atatürk Olimpiyat Stadyumu da ikinci kez bu organizasyona ev sahipliği yaptı.
Manchester City, 2023’ü 5 kupayla kapattı
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen FIFA Kulüpler Dünya Kupası finalinde UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu Manchester City ile Copa Libertadores şampiyonu Fluminense karşı karşıya geldi. Rakibini 4-0 mağlup eden İngilizler, 2023 yılında 5. kupasını kazandı. Maviler, yıl içerisinde İngiltere Premier Lig, FA Cup, UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve UEFA Süper Kupa’yı müzesine götürmeyi başardı.
Sevilla, 7. kez Avrupa Ligi’nde şampiyon
UEFA Avrupa Ligi finalinde İspanyol ekibi Sevilla ile İtalyan temsilcisi Roma, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 eşitlikle biten müsabakada Sevilla, seri penaltı atışları sonunda rakibine üstünlük sağlayarak kupayı 7. kez müzesine götürdü. UEFA Avrupa Ligi’nde 7 kez final oynayan İspanyol ekibi, hepsinde de kupa sevinci yaşamayı başardı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi şampiyonu West Ham
UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’nde İtalya ekibi Fiorentina ile İngiliz temsilcisi West Ham United, Çekya’nın Başkent’ti Prag’daki Eden Arena’da mücadele etti. İlk yarısında gol sesinin çıkmadığı müsabakayı West Ham United, 90. dakikada Jarrod Bowen’ın kaydettiği golle 2-1 kazandı ve bu yıl ikincisi düzenlenen kupayı müzesine götüren takım oldu.
Ballon d’or ödülü Messi’nin
2023 Ballon d’Or (Altın Top) ödülünün sahibi Arjantinli yıldız Lionel Messi oldu. 36 yaşındaki futbolcu, 2022 Dünya Kupası’nda elde ettiği şampiyonluğun ardından, bu ödüle kariyerinde 8. kez ulaştı. Arjantinli futbolcu, daha önce 2009, 2010, 2011, 2012, 2015, 2019 ve 2021 yıllarında da bu ödülü kazanmayı başarmıştı.
Kadınlar Dünya Kupası’nda şampiyon İspanya
Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde 20 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında yapılan 2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nın finali İspanya ile İngiltere arasında oynandı. Avustralya Stadyumu’ndaki finali 1-0’lık sonuçla kazanan İspanya şampiyon oldu. Dünya Kupası’nı kazanan İspanyollar, tarihinde ilk kez bu sevinci yaşadı.
Real Madrid Euroleague’i kazandı
THY Euroleague Final-Four finalinde Yunanistan ekibi Olympiakos ile İspanya temsilcisi Real Madrid karşı karşıya geldi. Maçın bitimine 3.1 saniye kala Sergio Llull’un basketi ile öne geçen Madrid, maçı 79-78 kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Real Madrid, bu galibiyetle Euroleague’deki 11. şampiyonluğunu kazandı.
NBA’de Denver Nuggets şampiyon oldu
NBA finalinde Denver Nuggets ile Miami Heat karşı karşıya geldi. Final serisini 4-1 yapan Denver, 2022-2023 sezonunu şampiyon olarak tamamladı. NBA’de 47. sezonunu geçiren Denver, ilk kez şampiyonluğa ulaştı. Denver’in yıldız oyuncusu Nikola Jokic de finallerin en değerli oyuncusu ödülünün (MVP) sahibi oldu.
Basketbolda dünya şampiyonu Almanya
Filipinler, Japonya ve Endonezya’nın ortaklaşa düzenlediği 2023 FIBA Dünya Kupası’nda final karşılaşması Almanya ile Sırbistan arasında Mall of Asia Arena’da oynandı. Almanya, parkeden 83-77’lik skorla galip ayrıldı ve bu sonuçla tarihinde ilk kez Dünya Kupası’nı kazandı.
Kadınlarda kazanan Belçika
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki Arena Stozice’de yapılan 2023 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası finalinde Belçika ile İspanya karşılaştı. Belçika müsabakayı 64-58 kazanarak tarihindeki ilk Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. Belçika’da Emma Meesseman, turnuvanın En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi.
Formula 1’de şampiyon Max Verstappen
Formula 1’de Red Bull’un Hollandalı pilotu Max Verstappen üst üste 3. kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Şampiyonayı açık ara önde götüren Hollandalı sürücü, 2021 ve 2022 yıllarından sonra üst üste 3. kez şampiyon oldu.
Fransa Açık’ta şampiyon Novak Djokovic
Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen sezonun ikinci grand slam tenis turnuvası Roland Garros’da (Fransa Açık) şampiyon Sırp raket Novak Djokovic oldu. Djokovic, finalde Norveçli Casper Ruud’u 3-0 ile geçti. Sırp raket, 23. şampiyonluğuna ulaşarak grand slam turnuvasını en fazla kazanan tenisçi rekorunu kırdı.
Wimbledon erkeklerde Carlos Alcaraz, Kadınlarda Marketa Vondrousova
sezonun 3. grand slam tenis turnuvası Wimbledon’ın tek erkekler finalinde Sırp Novak Djokovic ile İspanyol Carlos Alcaraz karşı karşıya geldi. Alcaraz, Sırp tenisçiyi 3-2 yendi ve ilk şampiyonluğunu ilan etti. Turnuvanın tek kadınlar finalinde ise Tunuslu raket Ons Jabeur’ü 2-0 ile geçen Çek raket Marketa Vondrousova şampiyon oldu. 24 yaşındaki sporcu, rakibini 6-4, 6-4’lük setler sonunda 2-0’la yenerek kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu elde etti.
2023 yılında spor camiasının acı kayıpları
2023 yılı, spor camiasından birçok önemli ismi hayatını kaybetti. Futboldan, basketbola, güreşten boksa kadar birçok alanda adını tarihe kazıyan ünlü sporcular hayata gözlerini yumdu.
Depremde birçok sporcu hayatını kaybetti
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da enkaz altında kalan Hatayspor’un Ganalı futbolcusu Christian Atsu vefat etti. Atsu’nun cenazesi 12 gün sonra enkazdan çıkartıldı.
Hatayspor Sportif Direktörü Taner Savut, Yeni Malatyaspor kalecisi Ahmet Eyüp Türkaslan’ın da enkazda cansız bedenlerine ulaşıldı.
Turnuvaya katılmak için Adıyaman’da bulunan Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin kız ve erkek voleybol takımından 12-14 yaşlarında 25 öğrenci, 9’u veli, 2’si antrenör, 3 öğretmenden oluşan 39 kişilik kafilenin tamamı hayatını kaybetti.
Depremde hayatını kaybeden diğer sporcular şöyle:
Cemal Kütahya (Hentbol A Milli Takımı kaptanı), Nilay Aydoğan (Çankaya Üniversitesi), Uğur Kurt, Taner Kahriman, Hakan Doğan, Saruhan Bolat ve Burhanettin Sever (Kahramanmaraş İstiklalspor), Mehmet Can Ağırbaş (Malatya Büyükşehir Belediyesi) Milli voleybolcular Emincan Kocabaş ve Murat Çiloğulları, Gizem Harmankaya (Turgutlu Belediyesi Espor), Halil İbrahim Ölmez (İskenderunspor atletik performans antrenörü), Gözde Öztürk, Dilek Mucuk, Ahsen Baş (Hatay Voleybol Takımı), Merinos voleybolcusu Betül Çoban Çakır ve eşi Bedrettin Çakır, Onur Akdeniz (Hatayspor malzemecisi), Mustafa Abak (Şanlıurfa Gençlikspor’un antrenörü, TÜFAD Şanlıurfa 2. Başkanı), Yağız Uçurum ve Yağmur Uçurum (Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü), Burak Duraltı (İskenderunspor U18), Bedir Terlik, Hasan Ekşi (Üzumdalı Gençlik ve Spor Kulübü) Semanur Baysal (Türkiye Binicilik Federasyonu lisanslı sporcusu), Eray Şimşek, Mehmet Emin Eskisarılı, Ali Gürsoy, Ahmet Taş ve Aslan Ekiz (Kahramanmaraş BB Güreş Takımı), Verda Demetgül (Hatayspor Kadın Futbol Takımı), Elif Berra Uzun (5 Ocak Demirspor), Buse Coşkun (Beykentspor), Eda Püsküllü, Nurgül Özdemir (Hatayspor altyapı futbolcusu), İranlı Mehdi Saedavi, Hamed Matroudi, Muhammed Rıza Mir Ahmadi ile Kamerunlu Elvis Nkam Teneng (Malatya Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı), Mehmet Akan (Adıyaman Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Arif Özdemir (Hatay Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Adem Şahan (B Klasman Yardımcı Hakemi, TFFHGD Kahramanmaraş Şube Başkanı) Furkan Kürşad Demir (Kahramanmaraş il hakemi), Cevdet Karakurt (İl gözlemcisi), Cevher Çakmak ve Ceren Çakmak (Hatay aday hakemi), Hasan Bihan (Hatay il hakemi) Eyyub Saydam (Bölgesel yardımcı hakem), Nuri Gülen (Hatay il gözlemcisi), Yakup Yel (Kahramanmaraş eski il hakemi), Cemil Can (Hatay eski il hakemi), Kemal Torun ve Soner Koyuncuoğlu (Hatay ili eski gözlemcileri), Uğur Fırat Karaca (Hatay eski il temsilcisi), Mehmet Öztürk (Hatay ASKF Başkanı ve TFF Amatör Kurul Üyesi)
Julia Ituma otelde ölü bulundu
CEV Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçında Eczacıbaşı Dynavit ile Burhan Felek Spor Salonu’nda karşılaşan İtalyan ekibi Igor Gorgonzola Novara’yı, Julia Ituma’nın ölümü sarstı. Takımın 18 yaşındaki oyuncusu Julia Ituma, maçın ardından konakladıkları otelin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski milli futbolcularından Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski futbolcularından ve sarı-lacivertlilerin Süper Lig’de ilk golünü kaydeden ‘Puşkaş Ergun’ lakaplı Ergun Öztuna, 85 yaşında hayatını kaybetti.
Türk futbolunun efsanevi isimlerinden olan ve ‘Dünya Kupası’nda hat-trick yapan ilk Türk futbolcu’ unvanını elinde bulunduran Burhan Sargın, 94 yaşında hayatını kaybetti.
Eski futbolcu ve teknik direktör Sakıp Özberk, 78 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Atletizm Milli Takım Antrenörü Çağrı Oflaz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu Başkanı Mustafa Artuç hayatını kaybetti.
A Milli Futbol Takımı’nın eski futbolcularından Galip Haktanır, 102 yaşında hayatını kaybetti.
Trabzonspor’un eski teknik direktörlerinden Ahmet Suat Özyazıcı 87 yaşında hayatını kaybetti.
Beşiktaş Futbol Özkaynak Düzeni İdari Menajeri ve eski futbolcu Suat Taştan hayatını kaybetti.
Bir dönem MHK ve TFF Yönetim Kurulu üyesi olan efsane hakem Özcan Gürkaynak hayatını kaybetti.
Fenerbahçe ve Samsunspor formaları giyen eski futbolcu Ümit Birol, geçirdiği kalp krizi sonucu 60 yaşında yaşamını yitirdi.
Eski olimpik atlet ve milli voleybolcu Yıldırım Pağda, 85 yaşında hayatını kaybetti.
2023 yılında spor dünyasında hayatını kaybeden isimler şu şekilde:
İngiliz futbolu ve Manchester United’ın efsane isimlerinden Sir Bobby Charlton, 86 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
İtalyan efsane futbolcu ve Teknik Direktör Gianluca Vialli, 5 yıldır mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 58 yaşında hayatını kaybetti.
İsveç’teki 1958 FIFA Dünya Kupası’nda 13 gol atan Fransız efsane futbolcu Just Fontaine, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Barcelona ve İngiltere Milli Takımı eski teknik direktörü Terry Venables, 80 yaşında hayata gözlerini yumdu.
İngiliz ekibi Tottenham’ın altyapısından yetişen ve son olarak ABD’de Charlotte FC forması giyen 25 yaşındaki İngiliz futbolcu Anton Walkes, geçirdiği tekne kazasında hayatını kaybetti.
Fransız futbolunun ve Nantes kulübünün efsanesi Robert Budzynski 83 yaşında hayatını kaybetti.
Bir dönem Barcelona forması giyen ve Brezilya lig tarihinin en çok gol atan oyuncusu unvanına sahip olan efsane futbolcu Roberto Dinamite, 68 yaşında vefat etti.
İskoçya’nın köklü ekiplerinden Glasgow Rangers’ın efsanevi isimlerinden olan Jim Forrest 79 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Formula 1’de iki zaferi bulunan Fransız sporcu Jean-Pierre Jabouille hayatını kaybetti.
İhlas Haber Ajansı (İHA) Spor Servisi’nin belirlediği yılın enleri şöyle:
Türkiye’de yılın sporcuları ve yılın takımı
Yılın Erkek Futbolcusu: Mauro Icardi
Yılın Çıkış Yapan Futbolcusu: Arda Güler
Yılın Erkek Takım: Galatasaray
Yılın Kadın Takımları: A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Fenerbahçe Kadın Basketbol Takım
Yılın Kadın Sporcuları: Buse Tosun Çavuşoğlu ve Nafia Kuş
Yılın Federasyon Başkanı: Mehmet Akif Üstündağ
Yılın Antrenörü: Daniele Santarelli
Yılın Engelli Sporcusu: Kübra Korkut
Yılın Özel Takımı: Down Sendromlu Futsal Milli Takımı ve Golbol Kadın Milli Takımı
————————————————————————————-
Dünyada yılın sporcuları ve yılın takımı:
Yılın Erkek Sporcusu: Erling Haaland
Yılın Kadın Sporcusu: Aitana Bonmatí Conca
Yılın Takımı: Manchester City
Yılın Antrenörü: Pep Guardiola
Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Alperen Şengün – İSTANBUL
]]>
BURSA’da, Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan milli atıcı Oğuzhan Tüzün (41), Katar’ın Doha kentinde düzenlenen ve dünya sıralamasındaki ilk 15 sporcunun katıldığı Trap Süper Final Şampiyonası’nda altın madalyanın sahibi oldu. 27 yıllık spor hayatında, uluslararası müsabakalarda Türkiye’ye 33 madalya kazandıran Tüzün, “Tek eksiğimiz madalya sıralamasında olimpiyatımız kaldı. İnşallah Paris Olimpiyatları’nda da onu alıp seriyi tamamlamak istiyorum” dedi.
Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni, milli atıcı Oğuzhan Tüzün, Katar’daki Plak Atışları Dünya Kupası’nın ardından ilk kez düzenlenen Trap Süper Final Şampiyonası’nda altın madalyanın sahibi oldu. 18-26 Kasım 2023’te Doha kentinde yapılan, sporcuların yıl boyunca dünya kupalarındaki başarılarına göre davetle katıldığı ISSF Tüm Dallar Dünya Kupası Finali Trap Süper Finali’nde yarışan Tüzün, Türkiye Atıcılık Federasyonu’na bağlı milli takım sporcusu olarak Türkiye’ye altın madalyayı getirdi. Şampiyonaya, dünya sıralamasındaki ilk 15 sporcunun katıldığını söyleyen Tüzün, “Bu müsabakamız yine Katar’ın Doha şehrinde Dünya Kupası final müsabakasının ardındaki, Trap Süper Final Şampiyonası’ydı. Onda 1’inci oldum. Bu sene 6 tane Dünya Kupası’na katıldık. Bunun da ilki Doha’daydı, onda 1’inci oldum. Ülkemize altın madalya kazandırmıştım. Sonra 2’nci müsabakamız Kazakistan’daydı. Orada baraj atışıyla kaybetmiştik, finale giremedik. Sonra diğer 2 müsabakada da yine finali birer puanla kaçırdık. En son burada topladığımız puanlarla Dünya Kupası finaline katılmaya hak kazandım. Bu kupa finalinin özelliği şu; yapılan 6 tane müsabakanın içerisinde puanlar toplanıyor ve en yüksek puan, dünya sıralamasındaki en üst olan 15 sporcuyu çağırıyorlar. 15 sporcudan biri olarak katıldık. Bunu da Dünya Kupası finali müsabakasının arkasındaki Süper Kupa, yeni olimpiyatlardan sonra, önümüzdeki olimpiyatlarda atılacak. Final sisteminin yeni deneme müsabakası olan müsabakada 1’inci oldum. Ülkemize altın madalya kazandırdım. Çok mutluyum” diye konuştu.
‘OLİMPİYAT MADALYASI İLE SERİYİ TAMAMLAMAK İSTİYORUM’
Yaşamının merkezine oturan plak atıcılığı sporuna, eski atıcı olan babasını örnek alıp 14 yaşında başlayan ve 27 yıllık spor hayatına 33 madalya sığdıran milli atıcı, “33 tane benim kazandığım uluslararası madalya var. Bu yüksek bir ortalama tabii. Akdeniz Oyunları, Avrupa şampiyonluğu, Gençler Dünya şampiyonluğu, Büyükler Dünya 3’üncülüğü, 5 defa Dünya Kupası şampiyonluğu, 2 defa Dünya Kupası final şampiyonluğu, şimdiki Süper Kupa final şampiyonluğu olmak üzere. Bir tek eksiğimiz madalya sıralamasında olimpiyatımız kaldı. İnşallah Paris Olimpiyatları’nda da onu alıp seriyi tamamlamak istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘AVRUPA’DA 4’ÜNCÜ ÜLKEYİZ’
Türkiye’nin atıcılık sporunda büyük ilerleme kaydettiğini anlatan milli sporcu Tüzün, “Türkiye son 7-8 yılda geldiğimiz nokta çok ileride. Çünkü Avrupa’da şu anda 4’üncü ülke durumundayız. Dünyada da ilk 8’in içindeyiz. 7 oluyoruz, 8 oluyoruz. Tabii rakiplerimiz de çok kuvvetli. İtalya, İspanya, İngiltere, bunlar kuvvetli ülkeler. Avustralya, Amerika. Ama Türkiye de artık bunların içerisinde yer alan bir ülke. Bundan 10 sene önce Türkiye nerede deseydiniz, Türkiye evet çok aşağılardaydı. 15’inci, 16’ncı sıralarda olduğumuz zamandı takım olarak. Ama şu anda dünyanın en iyi 8 takımı dediğin zaman çok iyi bir yer. Rakiplerimiz kuvvetli ama biz de çok kuvvetliyiz ve başarılıyız. Gerek ülke olarak, gerek bakanlığımız, gerek federasyonumuzun verdikleri desteklerden dolayı üst sıralara çıktık. Yeni sistemler, yeni sportif alandaki yaptığımız çalışmalarla, daha da ileriye gideceğimize inanıyoruz. Olimpiyatlarda da artık madalya peşindeyiz” diye konuştu.
‘BU BİR SPOR VE HİÇBİR TEHLİKE YOK’
Atıcılık sporunun, silahla yapıldığı için ailelere soğuk geldiğini ancak branş olarak, en az riske sahip olduğunu belirten Tüzün, son yıllarda artan kadın sporcu sayısına da dikkat çekti. Beden eğitimi öğretmeni olarak görev yaptığı okulundaki öğrencilerin ebeveynlerine de tavsiyelerde bulunan Tüzün, şunları söyledi:
“Atıcılığımızın en önemli özelliği şu, yaş sınırımız yok. Yani çok uzun yıllara kadar yapılabiliyor. Ama başlangıç yaşı 14 yaş. 20 yaşına kadar gençler kategorisi. 20’den sonra da büyükler kategorisinde yarışmalar yapılıyor. Özellikle kızlarda, 2012 olimpiyatlarından sonra hızla atıcı sayımız arttı. Şu anda da skeet branşımızda 1 tane kota alındı. Bu da bayan branşımız. Skeet bayan branşımızda, bizim de amacımız bayan atıcıların sayısını arttırmak, bulunduğum kurumda, okulumda genç yetenekli çocukları keşfedip sporumuza kazandırmaktır. Aileler silahtan tabii ki ilk başta korkuyorlar. Diyorlar ki bu silah, işte atıcılık. Ama öyle değil. Bu bir spor ve bunda hiçbir tehlike yok. Bu zamana kadar kazalar olmamış. Yani hiç duymadık. Bildiğimiz yok, kayda geçen hiç yok. Poligonda vurulan veyahut da kendine zarar veren hiç kimse yok. Şimdi bu çok büyük bir ortalama. Yani insanlar bir sürü branşta spor yapıyor, kalp krizi geçirip vefat ediyor. Ama bizim atıcılık branşımızda böyle bir şey yok. Yani vücudun zorlanması, insanların kendi limitlerini öğrenmesi tabii ki var ama atıcılık denince, bir silahla yapıldığı için insanlara soğuk geliyor. Halbuki çok daha sıcak bir spor, çok daha eğlenceli, çok daha keyifli ve çok daha uzun süre yapabildiği için, çok güzel bir hobi olarak bile yapılabilir.”
‘YENİ ŞAMPİYONLAR İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADIK’
Tüzün’ün şampiyonluklarının, görev yaptığı Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde coşkuyla karşılandığını belirten okul müdürü Erdem Yıldırım (38), öğrencilerinin de bu spora ilgisinin arttığına dikkat çekerek, “Oğuzhan hocamız okula geldikten sonra, ciddi anlamda okulumuzda atıcılık üzerine çalışmalar ve ilgi artmaya başladı. Oğuzhan hocamın da desteğiyle, okulumuzda kız öğrencilerimize yönelik bir çalışma başlatılması, onlara uygun bir alanın oluşturulması için ilk çalışmalarımıza, görüşmelerimize başladık. Okulumuzda uygun bir alan belirleyerek atıcılıkla ilgili spor müsabakalarına hazırlık için, en azından bir yetenek tespiti için çalışmalara başlamayı planlıyoruz. Ben yeni şampiyonlar çıkacağına inanıyorum. Çünkü okulumuzda 905 öğrenci var şu anda ve tamamı kızlardan oluşuyor. Ben çok daha iyi şampiyonların çıkacağına inanıyorum şahsen” dedi.
]]>
CEVDET YILMAZ: SON 20 YILDA ORTALAMA YÜZDE 5,4 BÜYÜME
Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının, 2024 yılı bütçeleri üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son 20 yıl Türkiye’nin istikrar içinde, siyasi istikrar içinde, güven ortamı içinde yüksek büyüme oranı sağlamış bir ülke olduğunu söyledi. Son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlandığına dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Dünya son 20 yılda ortalama yüzde 3,6 büyümüş, 20 yıllık bir süreçte dünyanın 1,8 puan üstünde, yüksek büyüme gerçekleştirmişiz. Küresel finansal kriz sonrası döneme baktığımızda yani 2008- 2009 dönemi sonrasına baktığımızda, bu büyüme hızımızın yüzde 6’lara çıktığını görüyoruz, oldukça önemli bir performans sergilediğimizi, küresel finansal krizin etkilerinin oldukça sınırlı kaldığını görüyoruz” dedi.
‘NEREDEYSE DÜNYANIN 3 KATI DAHA FAZLA BİR BÜYÜME PERFORMANSI SERGİLEMİŞİZ’
Kovid- 19 salgınının Türkiye ekonomisine nispi olarak diğer ülkelere göre, dünya ortalamalarına göre daha az etkide bulunduğunu anlatan Yılmaz, “Dünya performansı ile Türkiye performansını mukayese ettiğimizde 2020, 2021, 2022’yi; son 3 yılı dikkate aldığımızda dünya ekonomisinin kümülatif olarak büyümesi yüzde 7 civarında baktığınızda yani bu 3 yılın toplam büyümesi yüzde 7 olmuş. Türkiye’nin bu süreçte, bu son 3 yıldaki kümülatif birikimli büyümesi ise yüzde 20 civarında olmuş, neredeyse dünyanın 3 katı daha fazla bir büyüme performansı sergilemişiz. Bütün bunlar Türkiye ekonomisinin doğru yolda olduğunu gösteren, dünyadaki konumunu yükselttiğini gösteren göstergeler” diye konuştu.
‘1 TRİLYON DOLARI GEÇEN BÜYÜME OLACAK’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonominin iyiye gittiğini kaydederek, şöyle dedi:
“Bugün baktığınızda, bu yıl itibarıyla nominal dolar bazında ilk defa 1 trilyon doları geçen bir ekonomik büyüklüğümüz olacak, bundan 20 yıl önce 230 milyar dolar civarındayken 1 trilyon doları geçecek. Bugünden 12 ay geriye gittiğimizde 1 trilyon 70 milyar doları aşmış durumdayız, yılsonu itibarıyla 1,1 trilyon dolara yakın büyüklükte bir ekonominin hesap edileceğini tahmin ediyoruz. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği de bu şekilde aşmış durumda. İlk defa nominal dolar bazında 1 trilyon doları aşacağımız bir yıl olacak. Nominal dolar bazında dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundayız IMF’nin yaptığı tahminlere göre.”
‘BÜYÜME PERFORMANSI DEVAM EDİYOR’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2023’te büyüme performansını devam ettirdiklerini kaydederek, “3 çeyreklik döneme baktığınız zaman 9 aylık performansımız yüzde 4,7 civarında. Son dönemlerde dünya ekonomisinde de bir yavaşlama var, ticarette bir daralma var. Bir taraftan jeopolitik gelişmeler, olumsuzluklar bölgemizi ve dünyayı etkiliyor, deprem var, bir de bize özgü yaşanan. Bütün bu şartlar altında 4,7 büyüme ilk 9 ayda oldukça tatminkar bir büyüme. Yılsonu itibarıyla da orta vadeli programımız çerçevesinde 4,4 büyümeyi bu durumda yakalayacağımıza, hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz” açıklamasında bulundu.
‘YÜZDE 4 BÜYÜMEYİ SAĞLAMAK İSTİYORUZ’
Büyümede sevindirici hususların da olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu büyümede sevindirici olan bir husus makine, teçhizat yatırımlarının sabit sermaye yatırımlarının içinde gösterdiği performans; yüksek bir büyümeyle artıyor makine, teçhizat yatırımlarımız. Bu da potansiyel büyümemizi, geleceğe dönük büyümemizi, perspektifimizi güçlendiren unsurlardan bir tanesi. Enflasyonla mücadelemiz kapsamında tüketim harcamalarında gözlenen ivme kaybı olmakla birlikte büyümemizin kompozisyonunda özellikle yatırım ve ihracat odaklı bir şekilde büyümeyi devam ettirme, sürdürme kararlılığı içindeyiz. 2024 yılında hem üretim hem talep yönüyle dengeli bir görünüm içinde büyümemizi devam ettirip yüzde 4 büyümeyi sağlamak istiyoruz” dedi.
‘ENFLASYONLA MÜCADELE’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonla mücadele hedeflerine ilişkin, “Enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda geçmiş ortalamalarımızdan bir miktar daha düşük bir büyüme var. Dünyada da aslında geçmiş ortalamalarının daha gerisinde bir büyüme ortalaması söz konusu. Ancak, sürdürülebilir büyüme, istikrar içinde büyüme anlamında da 2024 yılı kazançlı çıkacağımız bir yıl olacak diye ifade etmek istiyorum” dedi.
‘İSTİHDAM DA BÜYÜME KADAR ÖNEMLİ’
Yılmaz, istihdamın da büyüme kadar önemli olduğuna dikkat çekerek, “Büyüme ve istihdam temel 2 gösterge. İstihdama baktığınızda, 2023 yılı ekim ayında mevsimsel etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 8,5 olarak gerçekleşmiş durumda. En son 2012 yılında bu civarda bir rakam görmüştük dolayısıyla son on bir yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız, bu da çok sevindirici. Bir taraftan enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda diğer taraftan işsizlikte bir kazanım elde etmiş olmak gerçekten son derece sevindirici” diye konuştu. Yılmaz, genç işsizlikte de bir önceki yıla göre 5 puan civarında bir düşüşün söz konusu olduğunu da sözlerine ekledi.
‘İSTİHDAM PROGRAMLARI DEVAM EDECEK’
İstihdamı artırmaya dönük politikaların devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, “İstihdam dostu bir büyüme politikasıyla yolumuza devam edeceğiz. Aynı büyüme oranıyla farklı istihdam oranları üretmeniz mümkün dolayısıyla büyümeyi istihdam dostu bir şekilde organize etme yönünde yine bir yaklaşımımız söz konusu. Önümüzdeki yıllarda her yıl, yıllık, ortalama 900 bin ilave istihdamla istihdamımızı çok daha yukarılara taşımak istiyoruz” dedi.
‘GELİR TARAFINDA DAHA OLUMLU BİR PERSPEKTİFİMİZ VAR’
Ocak- kasım dönemi bütçe açığının 532,4 milyar lira olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bizim, orta vadeli programda bu yıl için tahminimiz 1,6 trilyon liralık bir açıktı, bugün itibarıyla 532 milyar lira görünüyor. Yalnız, bu yanıltmasın bizleri. Son ay, son haftalar birçok hesabın kapandığı dolayısıyla harcamaların yükseldiği dönemlerdir. Bu ay itibarıyla özellikle depremle ilgili yapılan harcamalardaki birtakım hak edişler, kesinleşmeler, ödemeler, diğer birtakım harcama kalemlerindeki ödemelerle bütçe açığımız daha yüksek bir seviyede gerçekleşecek. Ancak şunu da rahatlıkla söyleyebilirim; orta vadeli programda öngördüğümüz açık oranının altında kalmış olacağız. Bir taraftan da gelir tarafında da daha olumlu bir perspektifimiz var, gelirlerimiz de artmaya devam ediyor ve orta vadeli programda öngördüğümüz gelirin üzerinde bir gelirle bu yılı kapatacağız. Bütün bunlarla baktığınızda 6,4 olarak öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranı bunun altında gerçekleşecek.”
‘ENFLASYONLA MÜCADELE KAPSAMINDA PARA VE MALİYE POLİTİKALARIYLA HAREKET EDİYORUZ’
Yılmaz, enflasyonla mücadele kapsamında bir taraftan para politikaları, bir taraftan maliye politikalarıyla hareket ettiklerini belirterek, “Diğer taraftan sağlam bir bankacılık yapısını da sürdürüyoruz. 15 Aralık tarihi itibarıyla tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 1,5’la tarihi ortalamalarının altında seyretmektedir, dolayısıyla sağlam bir bankacılık sistemimiz var. Sektörün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 18,4’le kanuni oranların oldukça üzerindedir, dolayısıyla belli risklere karşı güvenceli bir yapı içinde olduğumuzu rahatlıkla ifade edebilirim. Yine, mali sistem içinde Türk Lirası mevduatların payının hızla arttığını ifade etmek isterim. Bugün geldiğimiz noktada TL mevduatlarının payı yaklaşık yüzde 62 civarındadır” diye aktardı.
Yılmaz, rezerv artışlarına ilişkin verileri paylaşarak, “7 aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu; bu da ülkemize ilişkin risk algılarını yine oldukça etkileyen, olumlu yönde etkileyen bir durum” dedi.
‘HENÜZ SON AYA İLİŞKİN RAKAM ÇIKMIŞ DEĞİL’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, orta vadeli programda bu yıl için öngördükleri enflasyon oranın yüzde 65 civarında olduğunu kaydederek, “Henüz son aya ilişkin rakam çıkmış değil, o çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü, yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.
‘4 PUANLIK BİR DÜŞÜŞ’
12 aylık enflasyon beklentilerinde aralık ayı itibarıyla ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu da sevindirici, giderek enflasyonda daha olumlu beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Otomotiv gibi, işte, dayanıklı birtakım tüketim malları gibi bazı piyasalarda bunun yansımalarını görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz” diye konuştu. Yılmaz, dış ticaret açısından da oldukça iyi bir performans gösterdiklerini söyledi.
Yılmaz, orta vadeli program ile ilgili hedeflere ilişkin ise şöyle dedi:
“Orta vadeli dönemi tamamlamak için gayret ediyoruz. Bir taraftan enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırma politikası izlerken ve belli finansal koşullarda maliyet artışları yaşanırken diğer taraftan yatırımlar ve ihracat için özellikle, bu iki kalem için daha nitelikli, seçici bir şekilde buralarda finansman maliyetlerini düşürücü tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Bunlardan bir tanesi, YTAK dediğimiz yatırım taahhütlü avans kredisi, bunun başvurularını 20 Aralık itibarıyla başlatmış durumdayız. En az 1 milyar lira büyüklüğünde, teknolojik, stratejik içeriği belli kriterlerle tespit edilmiş projelere Merkez Bankamızın kaynaklarından ve aracı bankaların finansal değerlendirilmesiyle birlikte düşük faizlerle finans desteği vereceğiz, yüzde 15’le 30 arasında alınan puana göre değişen faiz oranlarıyla ve on yıla kadar varan vadelerle kredi imkanı sağlayacağız.”
‘DEPREM HARCAMALARI’
Yılmaz, deprem bölgesine ilişkin yapılan ve yapılacak olan harcamalara ilişkin, “Bütçemiz içinde bu yıl deprem harcamaları için 762 milyar ödenek ayırdık. Gelecek yıl için bu rakamı 1 trilyon 28 milyar liraya çıkardık. Çok ağırlıklı bir kalem bütçelerimiz içinde; bu yılki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yılki ödeneğin gelecek yılki milli gelire oranı yüzde 2,5 civarında. Dolayısıyla oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar, 2025’te ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Dolayısıyla bu yıl ve gelecek yıl depremin yaralarını kalıcı bir şekilde, büyük oranda sarmış olacağız. Şöyle bir özelliği var deprem harcamalarının; bunlar aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan tek seferlik harcamalar. Dolayısıyla bütçemizde yapısal bir bozulma oluşturmadan şehirlerimizi, ülkemizi daha dirençli hale getiriyoruz” diye konuştu.
KENTSEL DÖNÜŞÜM
Yılmaz, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek şöyle dedi:
“Kentsel dönüşüm konusunda da son dönemde çok önemli bir inisiyatif geliştirdik. Bütçe ve bütçe dışı imkanlarla kentsel dönüşümü hızlandırmak ve deprem, afet risklerini genelde aşağıya çekmek istiyoruz; bu konuda önemli bir çalışma içindeyiz. 2024 yılında, afet konutları yapımı ve altyapı giderleri için 649,8 milyar lira ödenek ayırdık. Deprem bölgesi yerinde dönüşüm kampanyası için kendi evini yerinde dönüştürene hibe ve hibe içeriği olan krediler veriyoruz biliyorsunuz, bunlar için 135 milyar lira ödenek ayırdık. İstanbul’da bu daha önce ‘yarısı bizden’ diye ifade edilen, şimdi yeniden gündeme getirdiğimiz proje için 78,9 milyar lira gelecek yılın bütçesine para koymuş durumdayız. Bunu özellikle İstanbul’daki dönüşüm için değerlendireceğiz.”
‘SİSTEMİN EKSİKLERİ VARSA GİDERİLEBİLİR’
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilere cevap verdi, sistem de varsa aksaklıkların giderilebileceğini söyledi. Yılmaz, bütün sistemlerde mutlaka bir zaaf olduğunu ifade ederek, “Eksiklik vardır, iyileştirilecek taraflar vardır, tecrübeyle oluşacak, geliştirilecek hususlar vardır. Bunlar, elbette her zaman konuşulabilir, tartışılabilir ama milletimiz yeni sistemi onaylamıştır. Yeni sistem de aslında çeşitli testlerden geçmiştir. Milletimizin testinden geçtiği gibi, kovidin testinden de geçmiştir, dünya da yaşanan ekonomik krizlerin testinden de geçmiştir, terörle mücadele testinden de geçmiştir, dış politika testinden de geçmiştir; başarılı bir sistem olarak yoluna devam etmektedir” diye konuştu.
KABUL EDİLDİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kuruluşların tek tek tanımını da yaptı. Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının bütçeleri kabul edildi. Ardından bütçenin maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
]]>













