Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Beş yıldır yüzü gülmeyen İstanbullu hemşerilerimizin yüzünü güldürmeye, annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin duasını almaya geliyoruz. 31 Mart’tan sonra her gencimiz, evladımızın geleceğe dair umudu biz olacağız.” dedi.
Kartal Soğanlık meydanda düzenlenen mitingde konuşan Kurum, kararını veren meydanların tıpkı 28 Mayıs’ta olduğu gibi zaferlerini müjdelediğini söyledi.
İlçenin seçimlerde sandıkları patlatacağını, yeniden rekorlar kıracağını, 1 Nisan’da algı belediyeciliğini bitireceğini belirten Kurum, “Bugün İstanbul’umuz, bu aziz şehrimiz emin ellerde değil. Bu aziz şehir, liyakatsizliğin kurbanı olmaktadır. Bu aziz şehir, beceriksizliğe mahkum edilmektedir. Oysaki İstanbul’umuz, ihmale gelmez, yarı zamanlı belediye başkanlığını asla kabul etmez.” diye konuştu.
“Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz”
Murat Kurum, gerçek belediyeciliğin önce vatandaşın gönlünde, hanesinde, yanı başında olmak anlamına geldiğini vurgulayarak, “Belediyecilik, onun dertleriyle dertlenmek, sorunlarını çözmektir. Çözünceye kadar da yanı başından ayrılmamaktır. 1 Nisan’da da 5 yıldır yüzü gülmeyen İstanbullu hemşerilerimizin yüzünü güldürmeye, annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin duasını almaya geliyoruz. 31 Mart’tan sonra her gencimiz, evladımızın geleceğe dair umudu biz olacağız. İstanbul’un yeniden dirilişine yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
CHP’li mevcut İBB yönetimi ve Kartal Belediyesi’nin kente tek bir çakılı çivilerinin olmadığını aktaran Kurum, şöyle devam etti:
“Biz diyoruz ki, 650 bin konutu dönüştüreceğiz. Onlar, ‘Ne gerek var, olmazsa da olur, yapmasanız da olur. Nasıl yapacaksınız?’ diyor. Bal gibi de yapacağımızı çok iyi biliyorlar. Bu yüzden endişe ediyorlar, korku yaşıyorlar. Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz. Bunlar merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamıza da eleştirmişlerdi. ‘Sen bu motor fabrikasını nasıl kuracaksın, yapamazsın.’ demişlerdi. Ama o, ‘İman varsa imkan da vardır.’ dedi ve bu gayesine ulaştı. Biz söz verdik mi, o sözü tutarız. Sizin evladınız, bu kardeşiniz Murat Kurum verdiği sözü tutar.”
“CHP belediyeciliği sorumsuzluk, ilgisizlik, liyakatsizlik, beceriksizlik demek”
AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın yönettiği ilçelere gidildiğinde eser ve hizmet siyasetinin en güzel örneklerine şahit olunduğuna dikkati çeken Kurum, CHP yönetimindeki belediyelerde en temel belediyecilik vazifelerinin bile yapılmadığını şu sözlerle öne sürdü:
“Milletimizin sağlıklı bir hizmet alamadığını görürsünüz. CHP belediyeciliği; sorumsuzluk, ilgisizlik, liyakatsizlik, beceriksizlik demek. İşte burası, Kartal… Maalesef Kartal’ın tüm mahallelerindeki vatandaşlarımız 5 yıldır dağ gibi biriken sorunlar yüzünden dertli, ihmalden şikayetçiler, adeta bezmiş durumdalar.”
Kartal’ın bütün sorunlarını teker teker çözeceklerini vadeden Kurum, “Biz nasıl ki Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanı’nda olduğu gibi sizlerin yanında olduysak, bir an bile yanınızdan ayrılmadıysak, bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizleri, CHP’nin insafına, belediyecilik anlayışına asla teslim etmeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçimden sonraki gün Kartal için dev yatırımları hızlıca başlatacakları sözünü veren Kurum, Aydos-Pendik yolu ile Kartal sahil düzenlemesini yapacaklarını, Hasan Ali Yücel Sanat Merkezi’ni yenileyeceklerini ve 100 dönüm üzerindeki Aydos Kent Parkı’nı düzenleyeceklerini dile getirdi.
Kurum, “Kartallı kardeşlerim iyi bilir. Biz Yeşilyurt Apartmanı yıkıldığı vakit, geldik, günlerce oralarda vakit geçirdik. Bu bölgede büyük bir kentsel dönüşüm başlattık. Vatandaşlarımıza güvenli, huzurlu, konforlu yuvalarını teslim ettik. Kartal Stadı zemin altı otoparkı ve üstüne inşa edeceğimiz pazar yeriyle stadımızın çevresi değişecek.” diye konuştu.
“2 bine yakın konutun dönüşümünü gerçekleştirdik”
Programın ardından Kurum, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine Kartal’daki Yeşilyurt Apartmanı’nın kendiliğinden göçtüğünü belirten Kurum, “Biz hızlı bir şekilde hem apartmanın olduğu yeri hem de etrafını, 6 ay gibi kısa bir sürede dönüşüme tabi tuttuk. Sonra o dönüşüm, dalga dalga Orhantepe’de büyüdü. 2 bine yakın konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. Sadece Orhantepe’de yaptığımız dönüşüm sayısı bu rakamlara ulaştı.” dedi.
Kartal’ın dönüşüm beklentisi olduğunu ve göreve geldikleri anda milletle el ele vererek dönüşüm seferberliği başlatacaklarını kaydeden Kurum, “Orhantepe’de, Pendik’te, Üsküdar’da, Bağcılar’da, Bahçelievler’de nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’umuzun 39 ilçesi için yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>
Bağcılar Belediye Başkanı ve başkan adayı Abdullah Özdemir, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi ilçede yapacağı yeni projelerini tanıttı.
Bağcılar Olimpik Spor Salonu’ndaki “Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Özdemir, başkanlığı döneminde yaptığı çalışmaları ve yeni projelerini anlattı.
Bağcılar’dan yeniden aday gösterildiği için mutlu olduğunu belirten Özdemir, ilçeye 5 yıl daha hizmet ederek şehri daha ileri bir noktaya taşımak istediğini söyledi.
Bağcılar’la ilgili kapsamlı projeler hazırladıklarını anlatan Özdemir, “İlk önceliğimiz ilçemizin yeniden yerinde dönüşümünü sağlayarak kentsel dönüşüm çalışmalarına hız vermek. Vatandaşımızın yaşadığı konutları güvenli, dirençli binalar haline getirdiğimizde deprem anında yaşayacağımız acı reçeteleri ortadan kaldırmış olacağız. Göreve geldiğimiz 21 aylık süreç içerisinde ruhsatını vermiş olduğumuz 13 bin bağımsız birimle dönüşüm sürecini hızlandırdık. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte de tüm riskli yapıların dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
Özdemir, kentsel dönüşümü kolaylaştırmak için kuracakları kentsel dönüşüm ofisleriyle vatandaşlara hukuki ve teknik destek sağlayacaklarını kaydetti.
Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan BAĞ-KART’la büyük başarı sağladıklarını ifade eden Özdemir, “BAĞ-KART ile bugüne kadar 100 bin vatandaşımıza, 1100 farklı üye esnafımızla, 3 milyondan fazla indirim sağladık. Gelecek dönemde, BAĞ-KART sahibi hemşehri sayımızı 300 bine, üye iş yeri sayımızı 10 bine çıkartmayı hedefliyoruz.” bilgisini paylaştı.
Çocuk ve gençleri önceleyen bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını dile getiren Özdemir, bugüne kadar 60 bin öğrencinin kırtasiye ihtiyacının karşılandığını, 3 yeni bilgi evi ile 7 etüt merkezini hizmete açtıklarını anlattı.
Kadınlarla ilgili çok sayıda projeye imza attıklarını vurgulayan Özdemir, kadınlar için 1374 kurs açılıp 56 bin kadına istihdama yönelik eğitim verildiğini ifade etti.
Üniversiteyi kazanacak her öğrenciye 10 bin lira başarı ödülü
Eğitimle ilgili projelerine değinen Özdemir, “Lise son sınıf öğrencilerimize tek seferlik 20 bin lira değerindeki online dershane desteğiyle üniversiteye hazırlık çalışmalarını rahatlatıyoruz. Sınava girecek gençlerimizin sınav ücretlerini de Bağcılar Belediyesi olarak biz üstleniyoruz, buna devam edeceğiz. İlçemizde üniversite kazanan her gencimize tek seferlik 10 bin lira başarı ödülü vereceğiz. Mevcut kütüphane ve kitap kafelerimizin kapasitesini tam 5 katına çıkarıyoruz.” dedi.
Bağcılar’daki ulaşım problemine de çözüm üreteceklerini belirten Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basın Ekspres yoluna bağlantı köprülerinde yaşanan sıkışıklığın giderilmesi için İkitelli ve Güneşli köprülerinde geometrik düzenlemeler ve ilave şeritleri Bakanlığımızla birlikte oluşturacağız. İlçe içerisinde raylı sistem erişimi olmayan en önemli meydanlarımızdan Güneşli ve Çiftlik meydanları raylı sistemlere kavuşacak. Otopark kapasitesini yeni dönemde arttıracağız. 11 yeni otopark inşa edeceğiz. Özellikle aktarma merkezlerine yakın otoparklar inşa ederek, ‘park et devam et’ uygulamasının yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. Metro istasyonlarımıza bağlı bisiklet yollarımızı planlayarak, ülkemizin sıfır emisyon hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.”
Bağcılar’a 3 yeni millet bahçesi
Bağcılar’ın yeşil alanlarını artırmak için yeni projeler üzerinde çalıştıklarını söyleyen Özdemir, “65.000 metrekare toplam alanıyla 15 Temmuz, Göztepe ve Molla Gürani ismiyle 3 yeni millet bahçemizi bu dönem halkımızın hizmetine sunacağız. Seçkin mimarlar tarafından hazırlanmış olan 150 bin metrekare alana sahip 17’si tematik park olmak üzere 34 Bağcılar bahçesini, Bağcılar’ımıza armağan edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Özdemir, sporun ilçede daha aktif olması için 30 yeni spor tesisi inşa edeceklerini, yürüyüş ve bisiklet yollarını artıracaklarını vurguladı.
Bağcılar’ın daha güvenli bir ilçe olması için “Semtim Güvende Projesi”ni hazırladıklarını anlatan Özdemir, “İçişleri Bakanlığımızın da destekleriyle ilçemizde bulunan emniyet saha ekiplerini 5 katına çıkartırken, MOBESE noktalarımızı da tam 4 katına çıkartacağız.” bilgisini paylaştı.
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “31 Mart akşamı en önemli şey şu; bir tarafta dönüşüm yapmak isteyen bir irade, diğer tarafta ise bu dönüşümün yapılmaması gerektiğini düşünen bir irade var. Bir tarafta da İstanbul’un deprem gerçeği var. Bunu bilim insanları söylüyor, hocalarımız söylüyor. Dolayısıyla biz milletimizle el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da E-Spor Merkezi’ni ziyaret edip, gençlerle PlayStation oynadı. Kurum’a ziyareti sırasında eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ve AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz eşlik etti. Kurum, evlerinin dönüşüme girmesini isteyerek “Senden ricam, binalarımızı yap. Oyumuz senin için” diyen vatandaşa, “Sen hiç merak etme, nisanda onların hepsine teker teker başlayacağız” cevabını verdi. Gençler tarafından ilgiyle karşılanan Kurum, onlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. E-Spor Merkezi’nin ardından Bağcılar’daki Bağ Kafe’yi de ziyaret eden Kurum, gençlere çay ve kahve ikramında bulundu.
“Gençlerle bu tesislerin sayısını artıracağız”
İstanbul’daki E-Spor Merkezleri’nin sayısını artıracağını belirten Kurum, “Burası gençlerimizin spor yaptığı, PlayStation oynadığı, yazılım kursu aldığı güzel bir tesisimiz. Gençlerimiz burada mutlu oluyorlar, sporla iç içeler, bilgisayar oyunlarını oynuyorlar. Burada huzurlu, güvenli bir ortam var. Bunların sayısını artıracağız. İstanbul’da E-Spor turnuvalarını uluslararası turnuvalar haline getirmek için bu mücadeleyi yapacağız. Gençlerimiz geleceğe daha güvenli bakacakları bu adımları burada atabilsinler. Gençlerimiz sadece yarının gençliği değil, bugünün de gençliği, bugünün karar vericileri. O yüzden gençlerle bu tesislerin sayısını artıracağız. Hem ofis alanları kuracağız hem iş kurabilmeleri için onlara imkan sağlayacağız. Böylesi güzel gençliğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
“İBB olarak bizler 1 Nisan itibarıyla ‘Yarısı Bizden’ kampanyamızı yürüteceğiz”
Güncel ev fiyatlarının yükselmesiyle birlikte vereceği desteklerin artıp artmayacağını soran gazeteciye cevap veren Kurum, “Tabii artacak. Yarısı Bizden kampanyası ile ilgili süreci Sayın Cumhurbaşkanımız onayladı, yönetmelik yayınlandı. Gerek bakanlığımız, gerekse İBB olarak bizler 1 Nisan itibarıyla ‘Yarısı Bizden’ kampanyamızı yürüteceğiz. Nisan itibarıyla başlayacağımız en önemli işlerden biri kentsel dönüşümdür. Vatandaşımızla el ele verip İstanbul’un dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’un dönüşümünü hep birlikte gerçekleştireceğiz”
31 Mart akşamı İstanbul’un dönüşümü için çalışanlar ile dönüşümün yapılmaması gerektiğini düşünenlerin karşı karşıya geleceğini belirten Kurum, “Deprem bu şehrin bir gerçeği, bu gerçekle mücadele etmek zorundayız. 31 Mart akşamı en önemli şey şu; bir tarafta dönüşüm yapmak isteyen bir irade, diğer tarafta ise bu dönüşümün yapılmaması gerektiğini düşünen bir irade var. Bir tarafta da İstanbul’un deprem gerçeği var. Bunu bilim insanları söylüyor, hocalarımız söylüyor. Dolayısıyla biz milletimizle el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü hep birlikte gerçekleştireceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu. İstanbul’da 1 milyona yakın konutu bakanlık vasıtasıyla dönüştürmeyi düşünüyoruz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odasının düzenlediği kentsel dönüşüm istişare toplantısına katıldı. Fatih Eminönü’nde bulunan İstanbul Ticaret Odasında gerçekleşen toplantıya kentsel dönüşüm ile ilgili detaylar konuşuldu.
“Sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız”
Yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun tamamlanacağını söyleyen Bakan Özhaseki, “Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kişi var. Devlet bir o kadar aileye de kira yardımı yapıyor. Böyle olunca bizim çok hızlı olmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz her zeminlerde bakanlık olarak uygun olan her yerde çalışmalara başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugünlerde yapılan havaalanında imzaladım, ihale sürecine giriyor. veya başlamış, temeli atılan veya kaba inşaatı biten bitme aşamasına gelen sürece girmiş olan 307 bin konut var. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine arada taş yünü olan beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz. Bu hazirandan başlayarak 1 yıl sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, yağmur suları gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Belediyeleri de borçlandırmayacağız. Onların işi de olsa, biz ilgilenmiş olacağız. Şu ana kadar 30 bine yakın konutu teslim ettik. önümüzdeki ay sonuna kadar 75 bin konutu teslim edeceğiz. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin, anlatmıştım. Şimdi biz diyoruz ki? İnşallah sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız. Bu çok kolay durumlar. Bizim çevreyi kirletme oranımız çok düşük. Ama biz inanarak, bilerek çevreye saygılı asla bir kirliliğe izin vermeden hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Önce evimizden ayrıştırmaya başlıyoruz. Onları değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
“Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş”
Yarısı bizden kampanyasına 1 milyondan fazla kişinin başvuru yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş. İçinde yüzde yüzü sağlayanlar var. Yüzde 90’ı tamamlayanlar var. Yüzde 50’yi geçip sağlaması da yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket olarak açıkladık. Evini yıkıp yapmak istiyorsa içinde oturan kiracı ya da ev sahibi tahliye için 100 bin lira, 700 bin lirası hibe, 700 bini de 2 sene sonra başlamak üzere 10 sene vadeli. Bundan dolayı da müthiş bir rağbet var. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bin konut üretiyoruz. Bir taraftan yarısı bizden kampanyasıyla 350 – 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuta orta vadeli bütçeye 485 milyar para koyduk” dedi.
“İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu”
İstanbul’da kentsel dönüşüm için 385 milyar paranın kenara koyulduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu. İstanbul’da 1 milyona yakın konutu bakanlık vasıtasıyla dönüştürmeyi düşünüyoruz. Sen ne yapacaksın kardeşim desinler? 10 senedir, 5 senedir buradaydın, ne yaptın desinler? Hesap sorsunlar, sonrada eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorlarsa destek çıksınlar. Bu bizim için bir vazife, elzemdir. Bir taraftan deprem bölgesindeki hasarları sararız, vatandaşlarımızı o dirençli konutlarda oturturuz. İstanbul’umuzu depreme hazırlarız. Hiç olmaz ama olursa da uzun vadede çok düşük şiddette en kolay şekilde bitiririz diye düşünüyorum” diye konuştu.
Bakan Özhaseki, maden sahasındaki olayla ilgili, “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada haliyle 9 tane kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>
EGİAD ve ESİAD iş birliğinde düzenlenen Dijital Dönüşüm Zirvesi’nde dijital dönüşümün önemi, sunduğu fırsatlar ve verimlilik artışı, özellikle yapay zeka gibi konular ele alındı.
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ve Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından ortak düzenlenen Dijital Dönüşüm Zirvesi, İZQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezinde gerçekleşti. “Yapay Zeka ile Akıllı Yarınlar” sloganıyla yapılan ve dijital dönüşümün önemi, sunduğu fırsatlar ve verimlilik artışı, özellikle yapay zeka gibi konular ele alındığı zirveye İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci katılım göstererek açılış konuşmaları gerçekleştirdi.
Vali Elban: “Dijital dönüşüme mecbur olduğumuzu hepimiz biliyoruz”
İzmir Valisi Süleyman Elban, programda yaptığı konuşmada, öncelikle insanları dijital dönüşüm çerçevesinde dönüştürmek gerektiğini söyledi. Vali Elban, “Dijital dönüşüme mecbur olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Ülke olarak, işletmeler olarak mecbur olduğumuzu biliyoruz. Bu dönüşümü sağlayamazsak rekabet, verimlilik şansını yakalayamayacağız. Sonuçta işletmemiz yok olmakla karşı karşıya kalacak. Ülke olarak henüz endüstri devriminde 2 buçuğu geçemedik. Bu yarışta da geri kalmamalıyız. Dijital dönüşümde asıl konuşmamız gereken konuların başında insan geliyor. Dijital dönüşümü konuşurken, nesnelerin interneti, veri analizi ve benzeri birçok konudan söz ediyoruz. İnsan dönüşümü, dijital dönüşümün en önemli parçası. İnsanlarımızı dijital dönüşüm çerçevesinde dönüştürmemiz gerekiyor. İnsanımızın dijital dönüşümünü sağlayamazsak, bu alana hazırlayıp yetiştiremezsek, dijital dönüşümde yaptığımız çalışmalar yarım, eksik kalacak. Dijital dönüşümün, insan dönüşümü ile birlikte tüm kurum işletmelerde bir an önce gerçekleşmesi gerekiyor. Eğer bunu başaramazsak, kurum, işletme, üniversite, STK’ların birbirinden ayrı şeyler yaptığı ama ülkenin ortak amacına hizmet edemeyecek. Eğer insan dönüşümünü başaramazsak, tıpkı endüstri devrimi ve diğer dönüşümlerde olduğu gibi ilerleme şansımız yok. Paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Başta insan kaynağımızın doğru planlanması yetiştirilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Yelkenbiçer: “Gençler yapay zekaya hazır”
Toplantıda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, 7 sene sonra 2 kurum bir araya gelerek teknolojide ve sanayide dönüşümü konuştukları için heyecanlı olduklarını söyledi. Yelkenbiçer, “Özellikle yapay zekanın son dönemdeki adaptasyonu ile iş dünyasında neler yapılır diye tartışacağız. Yapay zekaya gençler hazır ancak bizler hazır değiliz. Dolayısıyla gençlerin teknolojileri hızlı adapte olabilmelerinden iş dünyasının istifade etmesi gerekiyor. Bu anlamda iş gücümüzün de teknoloji olarak değişmesi gerekiyor. Gençler bu anlamda bir itici güç olabilir. Öte yandan da belli eğitim ve eğitimini aksatmış ya da iş gücünden uzaklaşmış gençlerimizle ilgili de önümüzdeki dönemde bir hazırlık içerisindeyiz. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlere özel bir rapor hazırlayacağız. Böylelikle gençlerin hangi yetkinliklerle donatılırsa istihdam edilebileceğini ve çağımıza adaptasyonu sağlayabileceğini ve şirketlerimizde dönüşümde öncü olabileceğini bizlere öğretecek” dedi.
“Raporlarla çözüm önerimiz olacak”
Zirve sonunda oluşturacakları bir rapor ile çözüm önerisi sunacaklarını aktaran Yelkenbiçer, “Yüzde 27 oranında gençlerimiz ne istihdamda ne de eğitimde bulunuyorlar. OECD ülkeler arasında zirvedeyiz. Bu durumu önümüzdeki dönemde bir tehlike olarak görüyoruz. Bu sebeple zirvenin çıktıları ve devamında raporlarla da bir çözüm önerimiz olacak. Mutlaka dönüşeceğiz ama dönüşürken lider kolumda mı olacağız? Bu cevap belirleyici olacak” sözlerine yer verdi.
Zorlu: “Zirvemizi çok önemli buluyorum”
Zirvede yaptığı açıklamada 7 yıl önce EGİAD ile ESİAD birliğiyle sanayide dönüşüm 4.0 etkinliği yaptıklarını hatırlatan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, bu zirveyi çok önemli bulduğunu dile getirdi. Zorlu, “2024’e geldiğimizde özellikle yaşadığınız pandemiden sonrasında ve sınamalarla beraber teknolojideki gelişimin çok hızlı bir şekilde ilerlediğini gördük. Bizler de kendi içimizde baktık. 2017’de neredeydik 2024’e giderken nereye doğru gidiyoruz? Dünya nereye doğru gidiyor? Nelere ihtiyaç var? diye bu soruları kendimize sormaya başladık. Dernek olarak hem dijital yeşil dönüşümü ve bunun getirdiği toplumsal dönüşümüyle ilgili konularda çalışma yaparken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için rekabet gücümüzün yükseltilmesi adını da çalışmalar yapıyoruz. Buradaki en önemli etmenlerden bir tanesi Türkiye’nin dünya ticaretini aldığı yüzde 1’lik oranı yukarıya doğru çıkarmak. Bunun da en önemli aşamalarından bir tanesi öncelikle verimliliği attırmak, teknolojik ve inovatif alanlara kayaraktan yaptığımız işlerin süreçlerini iyileştirmek. Nasıl daha farklı şeyler üretebiliriz? diye hep kafa yorduğumuz alanlar bunlar. Tabi ki dijital dönüşüm bunun en önemli araçlarından bir tanesi. Zirvemizi çok önemli buluyorum ve bunun da sürekli bitmeyen bir çaba ve gelişim olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. – İZMİR
]]>
Hakan KAYA
Şahintepe Halk Dayanışması’nın çağrısıyla AKP’li Başakşehir Belediyesi önünde bir araya gelen Şahintepeliler, mahallelerinin rezerv alan kapsamından çıkarılması için eylem yaptı. Şahintepe Halk Dayanışması tarafından yapılan açıklamada, “Bu mahalleyi biz inşa ettik, yaşanacak yer haline biz getirdik. Biz 40 yıldır bu mahalledeyiz hiçbir yere gitmiyoruz Üzerinde on binlerce yoksul emekçinin yaşadığı mahallemiz ‘rezerv alan’ olmaktan çıkartılsın diyoruz” denildi.
Şahintepe Halk Dayanışması’nın çağırısıyla AKP’li Başakşehir Belediyesi önünde bir araya gelen Şahintepeliler, rezerv alan kapsamına alınan mahallelerinin bu kapsamdan çıkarılması için ses yükseltti. Mahalleliler, “Deprem bahanesiyle rantsal dönüşümü kabul etmiyoruz”, “Rezerv alanı oldu rant alanı”, “Mahalleme dokunma”, “Direne direne kazanacağız” pankartları açtı. Şahintepe Halk Dayanışması tarafından yapılan açıklamada, Başakşehir Belediyesi’ne dava açıp, yürütmeyi durdurma ve iptal kararı almalarına rağmen belediyenin kararı meclisten aynen geçirdiği belirtilerek, “Bizler, Başakşehir Belediyesi’nin bu tutumunu rantsal dönüşümde ısrar olarak tanımlıyoruz. Bu usulsüzlükten vazgeçmesi için uyarıyoruz. Muhalefetteki meclis üyelerinin itirazlarına rağmen Başakşehir Belediyesi Meclisi’ni dingonun ahırına döndüren anlayışa karşı bugün burada olduğumuzu hatırlatıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“MAHALLEMİZ REZERV ALAN OLMAKTAN ÇIKARILSIN”
Açıklamada, Şahintepe Mahallesi’nin, rezerv alan yasası olarak bilinen 6306 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden 5 ay sonra, 8 Eylül 2012’de Bakanlık “Olur”u ile rezerv yapı alanı olarak kararlaştırıldığı anımsatıldı. Açıklamada, “Yasa yürürlüğe girdiğinde ‘rezerv yapı alanı’ tanımında ‘yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere’ ibaresi mevcuttu. Mahallemiz, üzerinde yaşayan 10 binlerce insana rağmen, yerleşim alanı sayılmayarak ‘rezerv alan’ ilan edildi. Bu karara göre bakanlığın bu dönüşüm sürecinde olağanüstü yetkileri vardır. Bakanlık ise bu yetkileri, örneğin; polis zoruyla sabahın köründe ev yıkma yetkisini belediyeyle paylaşmaktadır. Belediye ise bunu Başakkent AŞ ile… Böylece zincirleme şekilde mahallemize saldırmaktadırlar. Bu nedenlerle; üzerinde on binlerce yoksul emekçinin yaşadığı mahallemiz ‘rezerv alan’ olmaktan çıkartılsın diyoruz” denildi.
“2020 İMAR UYGULAMASIYLA BİRLİKTE RANTSAL DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜ AÇILDI”
2020’de mahalle için hazırlanan imar uygulaması ile rantsal dönüşümün son hazırlığı da tamamlandığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Başakşehir Belediyesi, 2020 imar uygulamasıyla birlikte rantsal dönüşümün önünü açmıştır. ve mecliste aldığı kararlarla mahallemizdeki 36 adada bakanlığın dönüşüm yetkilerini Başakkent AŞ’ye devretmiştir. Bizler Başakşehir Belediyesi’nin bütün yetki devirlerine dava açtık; yürütmeyi durdurma ve iptal kararları aldık. Buna rağmen aynı adaların dönüşüm yetkileri meclisten tekrar geçirildi. Hem de hiçbir madde değiştirilmeden. Bizler, Başakşehir Belediyesi’nin bu tutumunu rantsal dönüşümde ısrar olarak tanımlıyoruz. Bu usulsüzlükten vazgeçmesi için uyarıyoruz. Muhalefetteki meclis üyelerinin itirazlarına rağmen Başakşehir Belediyesi meclisini dingonun ahırına döndüren anlayışa karşı bugün burada olduğumuzu hatırlatıyoruz. Bunu nedenlerle; Başakkent AŞ’ye verilen yetkiler iptal edilsin diyoruz.”
“KANAL İSTANBUL’UN PLANLARI İPTAL EDİLSİN”
Mahallenin büyük bir kısmının Kanal İstanbul güzergahında, Kanal İstanbul’un yeşil alanı olarak ilan edildiği belirtilen açıklamada, “2022’nin Ocak ayında yapılan imar uygulamasıyla bu bölgede oturan komşularımız Arnavutköy Hacımaşlı’ya sürgün edilmek istendi. Açtığımız davalarda, mahkemeler “Çevre Şehircilik Bakanlığı yeni bir uygulama hazırlığındadır” demesine rağmen bu imar uygulaması halen askıya çıkmamıştır. Gerçekleştirilmesi; doğanın katliamı, bizim ise mahalleden sürgün edilmemiz anlamına gelen bu projeye karşı mahalle halkı olarak bir aradalığımız devam etmektedir. Bizler; hem Kanal İstanbul’un planlarının iptal edilmesini hem de bizim Hacımaşlı’ya sürgünümüzü öngören 2022 Ocak ayı imar uygulamasının iptal edilmesini istiyoruz” denildi.
]]>
Uşak ile Finladiya’nın Paimio kenti arasında işbirliğini hedefleyen “Sürdürülebilir Gelecek için İş Birliği Ortaklıklar Yoluyla Tekstil Sektörünün Yeşil Dönüşümünü Hızlandırmak” adlı projenin açılış toplantısı yapıldı.
Uşak Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Uşak Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya, Uşak Valisi Turan Ergün, Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, Finlandiya’nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkan Vekili Barbaros Murat Köse, sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.
Vali Turan Ergün, Uşak’ın sanayisini küresel pazarda daha etkin bir konuma getirmek ve uluslararası yeşil değer zincirine entegre etmek için yürütülen tüm çalışmalara destek verdiklerini belirtti.
Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın da “Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Şehir Eşleştirmesi-II (Yeşil Bir Gelecek için Eşleştirme) Hibe Programı kapsamında sunmuş olduğumuz ‘Sürdürülebilir Gelecek için İş Birliği Ortaklıklar Yoluyla Tekstil Sektörünün Yeşil Dönüşümünü Hızlandırmak’ isimli projemiz 1 Kasım 2023 tarihi itibarıyla uygulamaya geçmiş bulunmaktadır. 12 ay süreyle çeşitli faaliyetlerin hayata geçirileceği, işbirliklerinin yeşil dönüşüme katkı sunacağı projeye Avrupa Birliği’nden 108 bin 780 avro destek sağlanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Projenin temel hedefinin farkındalık oluşturarak deneyim paylaşımı sağlamak olduğunu aktaran Çakın, şunları kaydetti:
“Yerel düzeyde iklim değişikliği ile mücadeleye katkıda bulunmak ve her iki katılımcı belediyenin kentindeki yeşil üretim kapasitesini artırmaktır. Proje faaliyetleri kapsamında, Uşak ve Paimio şehirleri arasında karşılaştırmalı tedarik zinciri analizi yapılacak, İzmir ve Uşak illerindeki üretim ve geri dönüşüm tesislerine saha ziyaretleri gerçekleştirilecek. Bunların yanı sıra Uşak’ta bulunan 75 lise öğrencisine günlük pilot eğitimler verilecek, Paimio, Finlandiya’daki tekstil üretim ve geri dönüşüm tesislerine saha ziyaretleri düzenlenecek. Paimio’da sürdürülebilir tekstil, moda ve geri dönüşüm konferansı yapılacak ve Uşak Belediyesi Yerel Yeşil Eylem Planı oluşturulacaktır.”
Finlandiya’nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen de projeyle birlikte Uşak ile Paimio arasında döngüsel ekonomi hakkında deneyimlerin ve iyi uygulamaların paylaşılmasının hedeflediğini dile getirdi.
Hamalainen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“‘Sürdürülebilir Gelecek için İş Birliği Ortaklıklar Yoluyla Tekstil Sektörünün Yeşil Dönüşümünü Hızlandırmak’ adlı projenin Uşak ve Paimio şehri arasında yapılmış güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Eşleştirme projeleri aslında ortakların birbirlerinin çalışma stillerinden ders almasına fırsat veriyor. Uşak ve Paimio arasında ileride de çok fazla işbirliğinin gerçekleşeceğine inanıyorum.”
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan da Uşak’ın geri dönüşümde tecrübeli bir kent olduğunu belirtti.
Uşak’ın elinde bulunan değeri yurt dışına taşıyarak işbirliklerini artırmayı hedeflediklerini aktaran Özcan, “Bu proje aslında Uşak’ı bir toplama merkezi yapmaya endeksli. Çünkü bu projeyle Paimio ile yaptığımız işbirliğini daha ileriye taşımayı ve daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2022 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, büyümeye değinerek, “Son 20 yıl içinde Türkiye siyasi istikrar içinde yüksek büyüme sağlamış bir ülke. Son 20 yılda yüzde 5.4 büyüme sağlamış. Dünya son 20 yılda yüzde 3.6 büyümüş. Küresel finans krizi sonrası dönemine baktığımızda büyüme hızımızın yüzde 6 çıktığını görüyoruz. Son üç yılda dünya kümülatif yüzde 7 büyümüş. Türkiye bu son üç yılda kümülatif yüzde 20 civarında olmuş. Bugün baktığımızda nominal bazda Türkiye bir trilyon doları geçen bir ekonomik büyüklüğümüz olacak. 12 ay geriye gittiğimizde nominal dolar bazında bir triyon 70 milyar doları aşmış durumdayız. Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği aşmış durumda. Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“İstihdamda 2023 yılı Ekim ayında mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.5 azalarak yüzde 8.5 gerçekleşmiş durumdadır. En son 2012 yılında bu civarda bir rakam görmüştük. Son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız. Genç işsizliğin bir önceki yıla göre 5 puan düşüş söz konusu. İstihdama arttırma dönük politikalarımızı devam ettireceğiz. İstihdam dostu büyüme politikasıyla devam edeceğiz. Önümüzdeki yıllarda her yıl yıllık ortalama ilave 900 bin istihdamla istihdamımızı çok daha yukarılara taşımak istiyoruz.”
Yılmaz, yıl sonunu daha olumlu kapatacaklarını söyleyerek, “Ocak-Kasım bütçe açığı 532.4 milyar TL. Orta Vadeli Programın öngördüğümüz bir bütçe açığı altında kalmış olacağız. Enflasyonla mücadele kapsamında bir taraftan para politikaları bir taraftan mali politikalar ile hareket ediyoruz. 15 Aralık tarihi itibarıyla tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 1.5 ile tarihi ortalamaların altında gerçekleşmektedir. Sektörün yeterlilik rasyosu 18.4 ile kanuni oranların oldukça üzerindedir. Mali sistem içinde TL mevduatların oranı yüzde 60 civarında. Geçen yılın aynı dönemine göre CDS’lerde yüzde 257 baz puan düşüş var. Son 2.5 yılın en düşük oranlarına geldiğimizi ifade edebilirim. 20 Aralık tarihi itibarıyla 284 rakamını görmüş durumdayız. Bütçe açığının kontrol altında olması, rezervlerimizdeki artış etkili politikalarımız, siyasi güven istikrarın pekişmiş olması gibi nedenlerle düşüş var” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, açıklamalarına şöyle devam etti:
“15 Aralık haftasında brüt döviz rezervimiz 95,4 milyar dolara, brüt altın rezervimiz ise 47,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Dolayısıyla toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda, mayıs ayında 98,5’lara kadar inmişti, şimdi geldiği nokta çok önemli bir artış, yedi aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu; bu da ülkemize ilişkin risk algılarını yine oldukça etkileyen, olumlu yönde etkileyen bir durum. Enflasyona gelecek olursak, halkımızın gündemi neyse bizim de gündemimiz o, halkımız neyi sorun olarak görüyorsa bizim için de sorun o, halkımız neye öncelik vermemizi istiyorsa biz onu öncelikli görüyoruz. Dolayısıyla reel ekonomide, büyümede, ihracatta, birçok istihdamda yüksek performansımız var, şimdi içinden geçtiğimiz dönemde ise bunu istikrarla, özellikle fiyat istikrarıyla tamamlamaya kararlıyız, bu yönde de planımızı, programımızı yapmış durumdayız. Orta vadeli programımızın en temel önceliği enflasyonu düşürmek, bunun için para politikaları, maliye politikaları, gelirler politikaları, yapısal reformlar, bütün bunları kuşatan bir çerçeveyi oluşturmuş durumdayız ve yolumuza devam ediyoruz. Orta vadeli programda öngördüğümüz, bu yıl için öngördüğümüz yüzde 65 civarında bir enflasyon oranıydı ve bu oran civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Tabii, henüz son aya ilişkin rakam çıkmış değil, o çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Aylık bazda politikalarımızın etkilerini görmeye başladık. Özellikle kasım ayı itibarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinde ciddi bir yavaşlama var ve öte yandan, tabii, jeopolitik gerilimler, hizmet fiyatlarındaki katılıklar gibi unsurlar da bu mücadelemizi elbette zorlaştırıyor, sorun oluşturuyor. Ancak aylık bazda geçen yaz dönemindeki artışlar ile sonbahardaki aylık artışları mukayese ettiğinizde enflasyonda ciddi bir ivme kaybı olduğunu görüyoruz, bunun yıllığa yansıması tabii ki zaman alacak. Çünkü yaz aylarındaki o yüksek artışlar bazımıza, hesabımıza girmiş durumda. Bunu bir yıl taşımak zorundayız. Geçti, gerimizde kaldı ama yıllık hesaplar içinde bir yıl boyunca o yüksek artışlar kalmak durumunda. Gelecek yılın ortaları gibi baz etkisi nedeniyle oluşan bu yükseklik ortadan kalkmış olacak ve gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü, yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz.”
Enflasyonla ilgili olarak Yılmaz, “Enflasyonda beklentileri kırmak gerçekten çok önemli. On iki aylık enflasyon beklentilerinde Aralık ayı itibarıyla Ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu da sevindirici, giderek enflasyonda daha olumlu beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Otomotiv gibi, işte, dayanıklı birtakım tüketim malları gibi bazı piyasalarda bunun yansımalarını görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz. Dış ticaret açısından da oldukça iyi bir performans gösteriyoruz. Belki geçen yılla mukayese ettiğinizde ‘Bakın, ihracat çok artmamış’ diyeceksiniz ama dünyanın büyüme performansının düştüğünü, özellikle de temel ihraç pazarımız olan Avrupa Birliğinin çok ciddi anlamda ekonomik durgunluk yaşadığını dikkate aldığımız zaman ihracattaki performansımız da takdire şayan bir performans. Pandeminin yoğun yaşandığı 2020 yılında ihracatımız 170 milyar doların altına düşmüştü. Geçtiğimiz yıl itibarıyla 254 milyar doların üstüne yükseldi. Bu sene 255 milyar doları aşacağımızı öngörüyoruz, geçen yılın üstünde bir rakamla bu yılı kapatacağız. Yine, son yirmi yıla baktığımızda, uzun vadeli baktığımızda da şunu rahatlıkla ifade edebilirim: 2000’li yılların başlarında dünya ihracatından, mal ticaretinden aldığımız pay 0,4 civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 1’i aşmış durumdayız” şeklinde konuştu.
Cari açık konusunda ise Yılmaz, “Cari açığı her zaman için kalkınmamızın önünde bir engel olarak yaşadık biz tarihimizde çeşitli dönemlerde. Dolayısıyla ihracat performansımızı artırarak, turizm gelirlerimizi artırarak, ihracatı sadece miktar olarak değil nitelik olarak da artırarak, katma değeri daha yüksek bir üretim ve ihracat yapısı oluşturarak cari açığımızı aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. Bu sene milli gelire oranla yüzde 4 civarında kapatmayı öngörüyoruz, Orta Vadeli Program’ımızdaki hedefimiz bu. Dönem sonunda ise yüzde 2’ler civarına düşen bir cari açık, dolayısıyla kalkınmamız önünde engel teşkil etmeyen bir cari açıkla bu dönemi, orta vadeli dönemi tamamlamak için gayret ediyoruz. Bu çerçevede, şunun da altını çizmek isterim: Bir taraftan enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırma politikası izlerken ve belli finansal koşullarda maliyet artışları yaşanırken diğer taraftan yatırımlar ve ihracat için özellikle, bu iki kalem için daha nitelikli, seçici bir şekilde buralarda finansman maliyetlerini düşürücü tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Bunlardan bir tanesi, YTAK dediğimiz yatırım taahhütlü avans kredisi, bunun başvurularını 20 Aralık itibarıyla başlatmış durumdayız. En az bir milyar lira büyüklüğünde, teknolojik, stratejik içeriği belli kriterlerle tespit edilmiş projelere Merkez Bankamızın kaynaklarından ve aracı bankaların finansal değerlendirilmesiyle birlikte düşük faizlerle finans desteği vereceğiz, yüzde 15’le 30 arasında alınan puana göre değişen faiz oranlarıyla ve on yıla kadar varan vadelerle kredi imkanı sağlayacağız. Bu da ülkemizin teknolojik atılımını ve cari açığı düşürme perspektifini güçlendiren bir yaklaşımla oluşturduğumuz bir program” ifadelerini kullandı.
Depremin Orta Vadeli Programa ve bütçeye damga vurduğunu kaydeden Yılmaz, “Tarihimizin en büyük afetini yaşadık; 11 ilimizi, 14 milyon nüfusumuzu etkileyen çok derin bir afet hadisesi yaşadık. Dolayısıyla bütçemiz içinde bu yıl deprem harcamaları için 762 milyar ödenek ayırdık. Gelecek yıl için bu rakamı bir trilyon 28 milyar liraya çıkardık. Çok ağırlıklı bir kalem bütçelerimiz içinde; bu yılki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yılki ödeneğin gelecek yılki milli gelire oranı yüzde 2,5 civarında. Dolayısıyla oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar, 2025’te ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Dolayısıyla bu yıl ve gelecek yıl depremin yaralarını kalıcı bir şekilde, büyük oranda sarmış olacağız. Şöyle bir özelliği var deprem harcamalarının: Bunlar aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan tek seferlik harcamalar. Dolayısıyla bütçemizde yapısal bir bozulma oluşturmadan şehirlerimizi, ülkemizi daha dirençli hale getiriyoruz. Belki bir-iki yıl bütçe açığımızı normalden daha yukarıya taşıyacak bu harcamalar ama ülkemizi daha dirençli hale getirecek ve bu birkaç yıl sonrasında da bütçe açığımız yine normal seyrine geri dönmüş olacak” diye konuştu.
Deprem konusuna ilişkin de Yılmaz, “Deprem bölgesi yerinde dönüşüm kampanyası için, kendi evini yerinde dönüştürene hibe ve hibe içeriği olan krediler veriyoruz biliyorsunuz, bunlar için 135 milyar lira ödenek ayırdık. İstanbul’da bu daha önce ‘yarısı bizden’ diye ifade edilen, şimdi yeniden gündeme getirdiğimiz proje için 78,9 milyar lira gelecek yılın bütçesine para koymuş durumdayız. Bunu özellikle İstanbul’daki dönüşüm için değerlendireceğiz. Kamu kurumlarının hizmet binaları ve tesislerine ilişkin yapım ve onarım giderleri için ise 164,7 milyar lira olmak üzere toplam bir trilyon 28 milyar lira ayırmış durumdayız. Kentsel dönüşümün detaylarına çok girmek istemiyorum ama bir iki tane genel bilgi vereyim: Bugüne kadar 2 milyon 200 bin bağımsız konutun dönüşümünü gerçekleştirmişiz. İyi ki de gerçekleştirmişiz. Değerli arkadaşlar, kentsel dönüşümü karalama, gölgeleme kampanyası yapanlar da var. Kentsel dönüşüme ‘rantsal dönüşüm’ diyen kesimler de var. Bence bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar. Yanlış varsa, bakın, bir yanlış varsa, noktasal bir hata varsa onu elbette söylersin; hep birlikte mücadele edelim. Ama Türkiye bir afet bölgesi, kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Bunu sağlamadığımız sürece insanımızın canıyla oynamış oluruz. Bundan sonra -az önce bahsettim- yeni kurumsal yapımız ve yeni yasamızla daha hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme devam edeceğiz” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>