GENÇLİK dönemindeki düzensiz uykunun yaşlılıkta beyin sağlığı için ciddi riskler oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Vedat Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” dedi.
Uyku düzensizliğinin hayatın her anını etkilediğini ifade eden Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Vedat Göral, “Kalitesiz bir uyku gençlikte anlaşılmasa da yaşlılık döneminde ciddi hastalıkları da beraberinde getiriyor. Beyinde bulunan glimfatik sistem, uykusuz kalan kişilerde yeteri kadar çalışmadığı için beynin fonksiyonlarının bozulmasını, beynin küçülmesini, demansı ve hafıza kaybını tetikliyor. Uyku düzenine genç yaşlarda özen göstermenin, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı için kritik önem taşıyor” diye konuştu.
‘UYKU KALİTESİ BEYİN SAĞLIĞINI KORUYOR’
Sağlıklı bir beyin için düzenli uyku süresinin ideal seviyede olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.
GLİMFATİK SİSTEMİN ETKİSİ VE UYKU ÖNERİLERİ
Uyku düzeninin beyindeki glimfatik sistemin sağlıklı çalışmasını desteklediğini ve bu sistemin uyku sırasında toksinleri temizlediğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, ideal uyku süresinin 7 saat olduğunu belirtti. Prof. Dr. Göral, “Gereğinden fazla veya eksik uyku, beyin sağlığı açısından zararlı. Oda sıcaklığı, ışık koşulları gibi etkenler de uyku kalitesini artırmak için dikkate alınmalıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Opr. Dr. Koparan: “Her yürüme bozukluğu demans veya normal basınçlı hidrosefali değildir”
ELAZIĞ – Her yürüme bozukluğu ve idrar kaçırma olayının demans veya normal basınçlı hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) olmadığını belirten Op. Dr. Mehmet Koparan, “Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” dedi.
Elazığ Medilines Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan, demans, hidrosefali, alzheimer ve parkinson hakkında önemli bilgiler verdi.
Demansın nörolojiyi ilgilendiren bir olay olduğunu aktaran Op. Dr. Koparan, “Beyin cerrahisini ilgilendiren kısmı ise demans yapan nedenlerden bir tanesinin yüzde 20 bir oranda normal basınçlı hidrosefali tablosu ortaya çıkıyor. Vakanın serüvenine bakıldığı zaman yüzde 21.9’luk bir oran söz konusu. Beyne genel olarak bakıldığı zaman total vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 2’si, kan akımının yüzde 15’ini ve oksijenin ise yaklaşık olarak yüzde 20’sini kullanıyor. Kuru ağırlığı 1400 gram. Fakat beyin günde 3 kez olmak üzere her seansta 150 cc ve toplam yarım litre kadar su üretimi söz konusudur. Bu sular ventrikül dediğimiz yapıların içerisinde toplanıyor. 3 tane ventriküler yapıdan geçiyor. Beyin içerisinde dolaşan bu su sayesinde 1400 gram olan ağırlık yaklaşık 50 gramlara kadar düşüyor. Eğer bu suyun yapımında artma veya emiliminde bir azalma gibi durum olursa beyinde su toplanma başlanıyor. Bu tablo özellikle çocuklarda çok daha belirgin oluyor. Fakat yaşlanmaya birlikte beyinde küçülmelerle ventiküler yapılarda genişlemeler ortaya çıkıyor” dedi.
Çocuklarda su toplamasının yüksek basınca neden olurken erişkinlerde böyle bir durum gözükmediğini dile getiren Koparan, “Çünkü beyin yapı olarak daha küçülmüş olduğu için çok belirgin fark edilmiyor. Bu hastalara alzheimer, demans veya Parkinson tanısı konuluyor. Bu hastalar demans tedavisi altına alınıyor. Halbuki bu hastanın normal basınçlı hidrosefali olduğu anlaşılsa uygulanacak bir şant ile su, karın içerisine verilebilecek. Böylece hastalar normal yaşantılarına dönebilirler. Normal basınçlı hidrosefali hastalarında genellikle ilk bulgu yürüme bozukluğu ile ortaya çıkıyor. Daha sonra demans tablosu ortaya çıkıyor. Diğer alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklardan en önemli ayırıcı tanısı budur. Nörolojik olarak demansın önce çıkıp yürüme bozukluğu sonra çıkıyorsa biz bunlarda alzheimer ve Parkinson gurubu hastalıkları düşünürüz. Hastalığın ileri safhalarında idrar tutamama gibi şikayetler orta çıkıyor. Bunlar yaşlı hastalar olduğu için erkeklerde prostatla ve kadınlarda rahim sarkması gibi nedenlerle bağdaştırılıp ona yönelik işlemler yapılıyor. Halbuki bu hastalar normal basınçlı hidrosefalidir. Tedavi yaklaşımları da normal basınçlı hidrosefaliye göre yapılırsa tedaviden fayda görürler. Her yürüme bozukluğu, idrar kaçırma ve demans, normal basınçlı hidrosefali veya demans gurubu değildir. Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” diye konuştu.
]]>