Marmara Denizi’nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında gözlemlenen müsilaj oluşumu, deniz ekosistemini bu yıl da tehdit ediyor. Deniz salyası olarak bilinen müsilaj, Anadolu Yakası’nda bulunan Maltepe sahil şeridinde yeniden görüldü. Denizin yüzeyinde tabaka halinde yayılan ve kıyıya yakın bölgelerde etkili olan müsilaj oluşumu havadan görüntülendi.
“Bu sorunun temeli, duyarsızlık ve eğitim eksikliği”
Ercan Kumru isimli bir vatandaş, “Akıntının yoğun olduğu yerlerde deniz bir şekilde kendini temizleyebiliyor. Ama akıntının olmadığı, insanların teknelerini bağladığı ve vakit geçirdiği yerlerde kirlenme daha hızlı oluyor. Denizlerdeki yararlı bakteriler azalıyor, ekosistem bozuluyor. Bu, kendi kendini hasta eden bir deniz demek. Üzücü olan, bu hastalığın sebebinin biz insanlar olması” dedi. Çevre bilincinin toplumda yeterince oluşmadığına dikkat çeken Kumru, “Bu sorunun temeli insanlarımızın duyarsızlığı ve eğitim eksikliği. Bizde çevre eğitimi yeterince önemsenmiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAGİDER’den yapılan açıklamaya göre, kadın girişimciliği ve toplumsal kalkınmayı destekleyen dernek, doğayla bağını güçlendirecek ve sürdürülebilirliği destekleyecek yeni bir projeyi hayata geçirdi.
Ege Orman Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen projeyle Gebze’de 2 bin fidan dikildi. Oluşturulan “KAGİDER Ormanı” ile hem çevresel hem de toplumsal miras bırakılması hedefleniyor.
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada, dernek olarak 22. yıllarını kutladıkları bu dönemde sürdürülebilirlik yolculuklarında bir adım daha ileriye gitmenin gururunu yaşadıklarını belirtti.
Yakın zamanda yayımladıkları “Sürdürülebilirlik Raporu”nun, bu vizyonun somut göstergesi olduğunu aktaran Bezircioğlu, şu ifadelere yer verdi:
“Raporumuzla Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan 9’una doğrudan katkı sağladığımızı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu katkıları hem doğaya hem de geleceğin kadın liderlerine karşı sorumluluk ve borç olarak görüyoruz. Doğanın kalbinde bir araya gelerek KAGİDER Ormanı’na yeni fidanlar dikmek, bizler için yalnızca bir başlangıç değil, aynı zamanda sürdürülebilir geleceğe olan inancımızın güçlü bir ifadesidir. Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezine koyuyoruz. Biliyoruz ki sürdürülebilir bir dünya, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha fazla yer almasıyla mümkün olabilir.”
Bezircioğlu, kadın girişimciliğini desteklerken yalnızca ekonomik büyümeyi değil, toplumsal kalkınmayı, eşitliği ve yaşanabilir bir geleceği de şekillendirdiklerini vurgulayarak, bugün diktikleri her bir fidanın, geleceğe bıraktıkları kalıcı bir iz olduğunu söyledi.
Ege Orman Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Yasemen Bilgili de işbirliğinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, KAGİDER’e katkılarından dolayı teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçenin Karaşar, Ahlatlık ile Nallıkaşı bölgelerindeki yılkı atları, karla kaplı arazide yiyecek ararken görüldü.
Bölgede yaşayanlardan Hasan Kaya, atları sürekli arazilerde gördüğünü belirterek, “Gerçekten çok güzel bir manzara. Atları karda otlarken, ya da ot bulmaya çalışıyken görüyorsunuz.” dedi.
Yılkı atlarına sahip çıkılmasını isteyen Kaya, hayvanların aç kalmamak için doğada yiyecek aradığını, bunlar için araziye ot ve saman bırakılması gerektiğini anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra Devlet Hastanesi bahçesinin inşaat çalışmaları sonrası güzel bir görünüme kavuşması için düzenleme ve ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi.
Bafra ve Alaçam Orman İşletme müdürlüklerinin katkılarıyla temin edilen fidanlar, Bafra Devlet Hastanesi bahçesinde toprakla buluşturuldu.
Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, diktikleri fidanlarla gelecek nesillere daha yeşil bir çevre bırakmayı amaçladıklarını kaydetti.
Etkinliğe Bafra Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, Alaçam Orman İşletme Müdürü Ali Hakan Çelik ile hastane personeli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖSTERİ NASIL YAPILIYOR?
V11 yazılım sürümünün kullanıma sunulmasıyla Tesla Noel 2021 için “Işık Gösterisi” işlevini başlattı. Bu özellik Tesla’nızın ışıklarını müziğin ritmine göre yakmanızı mümkün kılıyor. Sadece iç ve dış ışıklar değil, aynı zamanda Model X üzerindeki pencereler, aynalar ve hatta kapılar da koreografiye dahil ediliyor.
TESLA’DAN ÇOK KONUŞULAN IŞIK YETENEĞİ
2021 Noel Güncellemesi ile Tesla, elektrikli otomobillerinde Light Spectacular’ı (Tesla LightShow olarak da bilinir) tanıttı. Işık gösterisi, Tesla’daki tüm ışıkların müzik eşliğinde yanmasını sağlar ve hatta bagajı ve pencereleri açar. Tüm Tesla Model 3 ve Model Y, bu özelliği oyun kutusu aracılığıyla etkinleştirebilir ve yeni Model S ve Model X (muhtemelen 2022’de Avrupa’ya gelecek) de bu yetenekleri sunuyor. Işık gösterisi, Tesla’nın yazılım güncellemeleriyle neler yapabileceğine dair bir resim sunuyor. Standart gösterinin yanı sıra Tesla, kendi gösterilerinizi oluşturma imkanı da sunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, soğuk kış günlerinin başlaması nedeniyle özellikle şehir merkezinden uzak ve soğuk havanın etkisini daha çok gösterdiği yüksek rakımlı bölgelerde sokak hayvanlarının beslenme ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışma yürütüyor.
Bu kapsamda ekiplerce belirlenen noktalara, kedi ve köpekler için mama bırakılıyor.
Ayrıca ekipler, sokak hayvanlarının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde gerekli denetim ve kontrolleri sürdürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Rosatom’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, nükleer farkındalığı küresel düzeyde artırmak amacıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 100 ülkede Global Atomic Quiz ve belgesel gösterimi etkinlikleri düzenledi.
Dünya Bilim Günü kapsamında yapılan Atomic Quiz’e 25 bin kişi katılırken, Türkiye katılan ülkeler arasında katılımcı sayısı ve ilgi düzeyi açısından 3’üncü sırada yer aldı. Rosatom’un, Türkiye’de düzenlediği etkinlik kapsamında Hacettepe Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Tarsus Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitede öğrencilerle bir araya gelindi. Üniversitelerde dünyaca ünlü yönetmen Oliver Stone’un “Nuclear Now” belgesel gösterimi ile akademisyen ve uzmanların katılımıyla söyleşiler yapıldı.
Hacettepe Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nde çoğunluğu geleceğin nükleer enerji mühendislerinden oluşan 150’den fazla öğrenci, Atomic Quiz’de yer alan farklı zorluk ve kategorilerdeki 25 soruyu yanıtladı. Nükleer enerji hakkındaki bilgilerini test etmelerinin yanı sıra yeni şeyler öğrenmelerine olanak sağlayan testi çözen öğrenciler, etkinlik kapsamında soruların doğru yanıtları üzerine tartışma fırsatı da buldu.
Nükleer İletişim Uzmanı ve Nükleer Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Sevimli moderatörlüğünde öğrencilerle buluşan Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, Atomic Quiz’de yer alan soruların doğru yanıtlarını nedenleri ve ayrıntılı açıklamalarıyla katılımcılara aktardı. Öğrenciler, Ergün’ün anlatımıyla hem nükleer enerji hakkında yeni şeyler öğrenme hem de kendi yanıtlarını değerlendirme fırsatı buldu.
Tarsus Üniversitesi
Tarsus Üniversitesi’nde farklı mühendislik fakültelerinden 110’u aşkın öğrenciyi bir araya getiren etkinlik çerçevesinde öğrenciler Atomic Quiz’de yer alan soruları yanıtladı. Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Özen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Deran ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Murat Özkendir’in de katıldığı etkinlikte soruları cevaplayan öğrenciler, yanıtlarının doğruluğunu Akkuyu Nükleer AŞ Ticari Operatörler Grubu Baş Uzmanı Ahmet Yasin Öner’le değerlendirme fırsatı buldu. Öner, bazı sorular için detaylı açıklamalar yaptı.
NIATR Yönetim Kurulu Üyesi Sevimli’nin yönettiği söyleşide, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Rusya’da eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu’da görev yapan Türk mühendisler arasında yer alan Öner, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu projesi hakkında da bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Panelin ardından Tarsus Üniversitesi öğrencileri de nükleer enerjinin dünyadaki yolculuğunu benzersiz bir şekilde aktaran Nuclear Now belgeselini izledi.
Sinop Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’ne ev sahipliği yapan Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe 80’e yakın öğrenci katıldı. Etkinliğe, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Bayrak ve Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meryem Seferinoğlu’nun da aralarında olduğu pek çok öğretim görevlisi de katıldı. Etkinlikte belgesel gösteriminden önce Seferinoğlu ve Öner’in katılımıyla söyleşi yapıldı.
Öğrencilerle Akkuyu NGS’de görev yapmak için Rusya’da aldığı eğitimin ayrıntılarını paylaşan Öner, kendisiyle aynı yolu izlemek isteyen öğrencilere deneyimlerini aktardı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Nuclear Now belgeselinin gösterildiği ve söyleşi yapılan bir diğer durak oldu. Belgesel, İletişim Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından büyük ilgiyle izlendi. Belgeselin ardından Ergün, katılımcılara nükleer enerji hakkında bilgi verdi, soruları yanıtladı. Ergün, geleceğin iletişimcileri, gazetecileri ve sinemacıları tarafından ilgiyle dinlendi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Güven Akdoğan da belgeseli sinematografik açıdan ele aldı ve Stone’un belgeselciliği hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, yönetmenin karmaşık bir konuyu basit bir dil kullanarak ele aldığını, böylece izleyici ile kolayca iletişim kurduğuğunu belirterek, “‘Nuclear Now’ hem nükleer enerjinin günümüzde geldiği noktayı göstermeyi vadediyor hem de insanlığın nükleer enerjiye ihtiyacı olduğuna dair bir eylem çağrısında bulunuyor. ‘Yeniden düşünme vakti’ sloganı, izleyicileri, özellikle günümüzün çevresel zorlukları ve aşırı enerji tüketimi bağlamında, nükleer enerjiyi temiz bir enerji alternatifi olarak yeniden düşünmeye teşvik ediyor. İzleyicilerin belgeseli izledikten sonra bu bakış açısını benimseyeceklerini umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal belediyecilik anlayışıyla takdir toplayan çok sayıda projeyi kısa sürede hayata geçiren Ataşehir Belediyesi, bütçesinde de vatandaşın menfaatlerini gözetecek sürdürülebilir adımlar atıyor. İlçe genelinde daha hızlı ve etkin hizmet sunabilmek için araç filosunu güçlendiren belediye yönetimi, kiralama modeli yerine 59 yeni aracı doğrudan bünyesine katarak bütçesindeki yükleri hafifletiyor. Bu stratejik hamle ile belediye bütçesinde uzun vadeli büyük bir tasarruf elde edilmesi planlanırken, belediyenin öz kaynaklarının da çeşitlendirilmesi hedefleniyor.
Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı alanda sergilendi
Belediye filosuna katılan 59 yeni aracın tanıtımına ilişkin Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in ev sahipliğinde, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin’in de katılımıyla ‘Kiralamadık Filomuza Kattık’ sloganıyla bir lansman düzenlendi. Lansmanda, kiralama yerine satın alma modeliyle filoya katılan yeni araçlar Ferhatpaşa Mahallesi’ndeki Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı alanda sergilendi. Belediye bütçesine ciddi anlamda tasarruf sağlayacak modelle bünyeye dahil edilen araçlar, altyapı hizmetlerinden çevre sağlığına kadar pek çok alanda büyük kolaylık sağlayacak. Aralarında çok sayıda otobüs, minibüs, kamyon ve kamyonet ile iş makinesinin de yer aldığı araçlar ilçedeki çeşitli faaliyetlerin etkinliğini artırmak ve vatandaşlara daha hızlı ve verimli bir şekilde hizmet verebilmek için tasarlandı.
“Bir yıllık kiralama maliyetleriyle araçları filomuza kattık”
Lansmanda konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sürdürülebilirlik ve ekonomik yönetim odaklı projelerle halkın güvenini kazanmaya devam ettiklerini belirtti. Yeni araç filosunun da bu anlayışın somut bir göstergesi olduğunu ifade eden Başkan Adıgüzel, “Hizmet kalitesini artırmak için her alanda sürdürülebilir çözümler üretiyoruz. Kiralama yerine satın alma modeline geçerek, halkımızın vergilerini en verimli şekilde kullanmayı hedefledik. Bu adım, hem maliyetleri düşürdü hem de belediyemizin operasyonel gücünü artırdı. Göreve geldiğimiz ilk günden beri akıllı belediyecilik anlayışıyla daha kaliteli, daha verimli hizmetleri Ataşehir’e nasıl sunarız diye çalışıyoruz. Kaynaklarımızı israf etmeden Ataşehir’de şeffaf, hesap verebilir, katılımcı belediyeciliği ayağa kaldırmak için ciddi bir tasarruf ediyoruz. Bu kapsamda bir yıllık kiralama maliyetleriyle bu araçları filomuza kattık” dedi.
Çöp toplamada yapay zekalı çözüm
Öte yandan “Akıllı Belediyecilik” vizyonuyla projelerini hayata geçiren Ataşehir Belediyesi faaliyetlerini teknolojik yeniliklerle buluşturmaya da devam ediyor. Bu kapsamda verimli atık yönetimini sağlamak amacıyla yeni bir teknolojik sistemi devreye alan Ataşehir Belediyesi, lansmanda ‘Akıllı Atık Toplama Sistemi’nin entegre edildiği araçları da tanıttı. Kısa adı ÇAÇA olan Çok Amaçlı Çöp Aracı’na entegre edilen sistem, atık türlerini ve yoğunluklarını izlemek için konteyner ve atık tankına kolayca monte edilebilen sensörler aracılığıyla çalışıyor. Sistem, yapay zeka ile rota optimizasyonu sağlayarak çok sayıda alanda tasarrufun da önünü açıyor.
Maliyetleri yüzde 50 azaltacak
Çöp konteynerlerine yerleştirilen sensörler sayesinde, hangi konteynerin dolu hangisinin boş olduğunun anlık olarak belirlenebildiği yenilikçi teknoloji sayesinde, Ataşehir Belediyesi’nin temizlik ekipleri, trafikte harcadıkları zamanı önemli ölçüde azaltarak daha hızlı ve etkili bir hizmet sunabilecek. Ayrıca, sistemin sağladığı operasyonel verimlilik, ekiplerin performansını artırırken, yakıt tüketimini de yüzde 50’ye düşürecek ve bu sayede karbon emisyonlarını da azaltarak çevreye duyarlı bir atık yönetimi sağlamış olacak.
300 konteynerden sensörlerle veri toplanıyor
Ataşehir Belediyesi Akıllı Atık Toplama Sistemi’nde yer alan sensörleri, ilçe genelindeki 300 konteynere yerleştirerek, aldığı veriler üzerinden denetlemelerini sürdürüyor ve dolum sınırına ulaşan konteynerleri takip ederek, atıkları topluyor. Bu projeyle yerleştirilen sensörlerden alınan sinyaller sayesinde; ekipler, daha az zaman kaybıyla daha fazla atık toplama kapasitesine ulaşarak temizlik faaliyetlerini daha etkin kılmayı, doğal kaynakları ise daha verimli kullanmayı başarıyor.
‘Teknolojik belediyecilik anlayışını bir adım daha ileri taşıyoruz’
Akıllı Atık Toplama Sistemi ile çevreye duyarlı teknolojik belediyecilik anlayışını bir adım daha ileri taşıdıklarını vurgulayan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Ataşehir Belediyesi olarak, çevreyi koruma ve kaynaklarımızı verimli kullanma konusunda yenilikçi adımlar atıyoruz. Akıllı Atık Toplama Sistemi, bu anlayışımızın en güzel örneklerinden biri. Bu sistem sayesinde atık toplama süreçlerini gerçek zamanlı olarak takip ediyor, doluluk oranlarına göre hareket ederek hem maliyetleri azaltıyor hem de karbon salınımını düşürüyoruz. Bu proje, yalnızca çevre dostu bir uygulama olmakla kalmıyor; aynı zamanda şehir genelinde daha düzenli, temiz ve yaşanabilir bir ortam sağlıyor. Amacımız, Ataşehir’i hem bugünün hem de geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir şehir haline getirmek” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Bandırma ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan yoğun sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Şiddetli yağmur, cadde ve sokakları göle çevirdi.
Meteorolojinin günler öncesi yaptığı uyarılar, Güney Marmara Bölgesinde özellikle Bandırma’da da etlili oldu. Sabah üzeri bağlayan sağanak yağış rüzgazla birlikte şiddettini hızla arttırdı. Yağmurdan kaçanlar kapalı mekanların tentelerine sığınırken, trafikte ciddi aksamalar yaşandı. Yollarda biriken su, sürücülere zor anlar yaşatarak trafik akışını yavaşlattı.
Bandırma’nın en işlek caddesi olan Cumhuriyet Caddesi’nde de aşırı yağışlar nedeniyle alt yapının yetersizliği nedeniyle rögar kapaklarından sel suları yola aktı. Araçların ve yayaların her türlü risklere tedbir amaçlı, Bandırma Belediyesi Trafik Zabıta birimleri duba koyarak önlem aldı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamalara göre, gün boyu Bandırma’da şiddetli sağanak yağış etkili olacak. Gün içerisinde toplamda 30 mm kadar yağış düşmesi bekleniyor. Ayrıca, yağışla birlikte rüzgarın hızını artıracağı tahmin ediliyor.
Yetkililer, vatandaşların su baskınlarına karşı tedbirli olmalarını ve yapılan uyarıları dikkate almalarını önerdi. Özellikle sürücülerin, su birikintilerine karşı dikkatli olması gerektiği vurgulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Balık ve Vahşi Yaşam Enstitüsü (USFWS), zürafaların ‘Nesli Tehlike Altındaki Türler Sözleşmesi’ (Endangered Species Act) kapsamında kanunla koruma altına alınması için çağrıda bulundu.
USFWS’den yapılan açıklamada, zürafaların nesillerinin tehlike altında olduğu belirtilerek ilk kez koruma çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada yapılan çağrının, Afrika’daki zürafa popülasyonlarının büyük oranda azalması ve türün doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yasa dışı avlanma, hastalıklar ve iklim değişikliği gibi tehditler sebebiyle yapıldığı belirtildi.
Bilim insanları, son 30 yılda zürafa popülasyonlarının yüzde 40 oranında azaldığını belirtiyor. Koruma önerisi, kamuoyunun 60 günlük bir değerlendirme sürecine katılmasını içeriyor. ABD’de bu süreçte bilimsel veriler toplanacak ve türün korunmasına yönelik daha somut adımlar atılacak.
Açıklamada bu çağrının, zürafaların yaşam alanlarının korunmasından yasa dışı ticaretin önlenmesine kadar birçok alanda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çektiği vurgulandı. USFWS, bu süreci kamuoyu, bilim insanları ve çevre kuruluşlarının katkılarıyla yürütmeyi planladığını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözcüler Konteyner Kent sakini Acip Fahracı, Gözcüler Mahallesi’nde bitkin haldeki yavru karacayı fark etti.
Karacayı konteynerine getiren Fahracı, hayvanı besleyerek, durumu mahalle muhtarı Züher Ekenel’e ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüne bildirildi.
Ekiplerin yaptığı tıbbi müdahale ve sağlık kontrolünde durumunun iyi olduğu belirlenen karaca, doğaya salındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Kurum, körfezde balıkların öldüğünü ifade ederek İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni elinde bulunduran CHP’ye yüklendi.
TUGAY’DAN YANIT GELDİ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yaşananlara ilişkin açıklama yaparak Bakan Kurum’a yanıt verdi. İzmir Körfezi’ni kirlilikten arındırmak için çabaladıklarını dile getiren Tugay, bakanlığa bazı sorular yöneltti.
“KİRLİLİĞİN TEMİZLENMESİ GÖREVİ BAKANLIĞA AİT DEĞİL Mİ?”
Tugay’ın soruları şu şekilde:
İklim DeğişikliğiMurat KurumCemil TugayPolitika3-sayfaKörfezÇevreYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Whittaker, AA muhabirine Dünya Bankası’nın Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisi alanındaki potansiyelini değerlendirmek amacıyla hazırladığı “Türkiye için Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bankanın, küresel deniz üstü rüzgar enerjisini geliştirmeye yönelik bir programının olduğunu, kendisinin de bu programın kurucu ortağı ve eş lideri olduğunu belirten Whittaker, “Türkiye için deniz üstü rüzgar enerjisi yol haritasını da bu program çatısı altında geliştirdik.” dedi.
Whittaker, Vietnam, Filipinler, Sri Lanka, Kolombiya, Brezilya, Romanya ve Azerbaycan’da gerçekleştirilen programın sekizinci ülkesinin Türkiye olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Deniz üstü rüzgar enerjisini finanse etmeyi çok istiyoruz. Şu anda Çin dışında hiçbir gelişmekte olan pazarda deniz üstü rüzgar enerjisi yok. Dolayısıyla bu programı ülkelerin finanse edilebilir projelere sahip olmaları adına gereken süreyi hızlandırmalarına yardımcı olmak için kurduk. Şu ana kadar 24 ülke ile çalıştık.”
Söz konusu yol haritasında, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi alanını geliştirirken takip etmek isteyebileceği 2 yolun ortaya konulduğunu aktaran Whittaker, “Bu yol haritası, ‘işte fırsatlar, işte zorluklar, bunlar ise gerekecek finansman’ diyor. ‘Üretim maliyeti, tedarik zinciri geliştirme ve altyapı gelişimi açısından sonuçları bunlar’ diyor. Çünkü deniz üstü rüzgar enerjisi çok karmaşık. Dolayısıyla tüm bunları bir arada değerlendirmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Whittaker, yol haritasının Türkiye’nin yapması gerekenleri söylemediğini ancak önündeki 2 seçeneğe işaret ettiğini belirterek, “Yüksek büyüme senaryosuna göre, Türkiye 2050 yılına kadar 27 gigavat kurulum, düşük büyüme senaryosuna göre de 16 gigavat kurulum yapabilir. Yol haritasının amacı hükümetin karar alma sürecinde bilgilendirmek.” diye konuştu.
“Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisi için uygun koşullara sahip”
Yol haritasının Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi için uygun koşullara sahip olduğunu gösterdiğini vurgulayan Whittaker, ülkenin deniz üstü rüzgar enerjisini takip etmek istemesinin birkaç motivasyonu olduğunu anlattı.
Whittaker, bunlardan birinin büyük ölçekli enerji üretimi ya da karbonsuzlaştırma olduğunun altını çizerek, “Türkiye çok fazla enerji ithal ediyor. Türkiye enerjide bağımsız olmayı ve bunu yenilenebilir enerji kaynaklarıyla temiz bir şekilde yapmayı amaçlıyor. Büyük ölçekli yenilenebilir enerji kaynakları açısından çok fazla seçenek yok. Dolayısıyla deniz üstü rüzgar enerjisi harika bir seçenek.” değerlendirmesinde bulundu.
Tedarik zincirinin geliştirilmesinin de Türkiye için başka bir motivasyon kaynağı olduğunu kaydeden Whittaker, “Türkiye’nin karasal rüzgar enerjisi tedarik zinciri oldukça sağlam. Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisine geçmesi, bu tedarik zincirini geliştirmesine olanak sağlayacaktır. Bu da istihdam ve doğrudan yatırım getirecektir.” dedi.
Whittaker, bir diğer motivasyon kaynağının ise bu alandaki ihracat potansiyeli olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’nin bu alandaki kapasitesini artırması diğer piyasalarda da lider olmasına fırsat sunacaktır. Türkiye’nin bazı yüzer rüzgar çiftlikleri geliştireceğini ve yüzer rüzgar endüstrisi büyüdükçe bu alandaki uzmanlığını ihraç etmek için iyi bir konumda olacağını düşünebiliriz. Türkiye, dünyanın en büyük 12. karasal rüzgar pazarıdır. Çok fazla kanat yapıyor, kule yapıyor. Gerçekten iyi bir endüstrisi var ve çok rekabetçi. Türkiye’nin ürettiği bileşenlerin çoğu ihracata yönelik. Dolayısıyla deniz üstü rüzgar enerjisinde de aynı rekabet avantajına sahip olması mantıklı.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alibeyköy, Kazandere ve Papuçdere barajlarındaki doluluk oranı yüzde 10’un altına geriledi. Yüzde 8,56 ile dip seviyeyi gören Kazandere’nin kuruyan bölümlerinde hayvanlar otluyor. Yüzde 50 doluluk oranının üzerindeki tek baraj ise Elmalı Barajı oldu. Elmalı Barajında doluluk oranı yüzde 51,93 olarak ölçüldü.
ALİBEYKÖY BARAJI SON 10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE
Alibeyköy Barajı’nda 2024 yılının Ocak ayında yüzde 76,6 olarak ölçülen doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 6,07 olarak ölçüldü. Baraj gölünün büyük bölümü kururken, eskiden suyla dolu alanlarda büyükbaş hayvanların otladığı görüldü. Suyun çekilmesiyle tarihi su kemerleri de ortaya çıktı. Alibeyköy Barajı’nda ölçülen doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.
SON 10 YILIN EN AZ YAĞIŞI
İSKİ verilerine göre bu yıl barajların aldığı yağış miktarı da geçen yılların oldukça gerisinde kaldı. 2023 yılında metrekareye 852 kilogram yağış düşen İstanbul barajlarında bu yıl, metrekareye sadece 480 kilogram yağış düştü. Bu rakamın son 10 yılın en düşük yağış miktarı olduğu belirtildi. İstanbul barajlarına 2021 yılında metrekareye 901,3 kilogram yağış düşmüştü.
DOLULUK ORANI EN YÜKSEK ELMALI, EN DÜŞÜK ALİBEYKÖY
İstanbul barajlarında en yüksek doluluk oranı yüzde 51,93 ile Elmalı Barajı’nda ölçülürken, en az doluluk oranı ise yüzde 6,07 ile Alibeyköy Barajı’nda kayıtlara geçti. İstanbul’un barajlarındaki bugünkü doluluk oranları şöyle:
Ömerli yüzde 26,83, Darlık yüzde 32,24, Elmalı yüzde 51,93, Terkos yüzde 40,67, Alibeyköy yüzde 6,07, Büyükçekmece yüzde 32,46, Sazlıdere yüzde 41,93, Istrancalar yüzde 34,14, Kazandere yüzde 8,27, Papuçdere yüzde 7,95
“ALARM VERİYOR”
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, yaz aylarının aşırı sıcak ve yağışsız geçmesiyle oluşan kuraklığın ardından bölgede İstanbul’u besleyen barajlarda ciddi düşüş yaşandığını söyledi. Tecer, “İstanbul’u besleyen barajlardaki doluluk oranları yüzde 30’lara kadar düştü. Bu şu anlama geliyor; İstanbul’da evsel, kentsel ve endüstriyel su tüketimini hesap ettiğimiz zaman günlük yaklaşık 3 milyon metreküp yani ton su tüketimi var. Mevcut barajlardaki doluluk seviyesiyle bugün hesap yaptığımız zaman, 264 milyon metreküp şu anda barajlarda su miktarı var. Günlük tüketimi hesap ettiğimiz zaman önümüzde 85 günlük bir suyumuzun kaldığı anlamına geliyor ki bu gerçekten alarm veriyor anlamına geliyor. Bu bir gerçek, yani iklim değişikliğiyle beraber yağış ortalamalarının düşmesi, sıcaklıkların artarak buharlaşmanın fazla olması bu barajlardaki doluluk seviyelerini düşürüyor. Bu hayatımızın bir gerçeği. İklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz belki ama daha önemlisi yapmamız gereken şey; suyu tükettiğimiz alanları, suyu tükettiğimiz sektörleri gözden yetiştirmemiz gerekiyor. Nerede kullanıyoruz? Evsel ihtiyaçlarımız için, kentsel ticarethanelerde ve endüstriyel faaliyetlerimiz için buz suyu tüketiyoruz. Dolayısıyla burada bu gerçeği göz önünde bulundurarak suya dayalı yaşam biçimimizi artık biraz sorgulamamız ve biraz tasarruflu suyu kullanmamız gerekiyor” dedi.
“YAĞMUR HASADI YAPMAMIZ GEREKİYOR”
Barajların doluluklarının yağışlara bağlı olduğunu söyleyen Tecer, “Bu da iklim değişikliğinden etkilendiği için burada yapacağımız; iklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz, ona adaptasyon içeren bir hayat biçimine geçebiliriz ama daha önemlisi suyu tüketirken almamız gereken önlemler var. Kişisel olarak da tükettiğimiz suyu tasarruflu bir biçimde sarf etmemiz gerekiyor. Evsel ve endüstriyel su tüketimlerini azaltmamız lazım. Daha az su, yoğun sektörlere geçilmesi lazım özellikle bu bölgede. Suyun da geri kazanımını sağlamamız lazım. Yani yağmur hasadı yapmamız gerekiyor. Tarımsal sulamada, vahşi sulamadan vazgeçmemiz, damlama ve yağmurlama sulamaya geçmemiz gerekiyor. Belediyelerin özellikle park bahçe sulamalarında şebeke suyu yerine, gri su dediğimiz arıtılmış ve tekrar geri dönüştürülmüş suyu kullanması gerekiyor. Ama biz bunları bir hayat biçimi haline getiremedik. Ne bireysel olarak suyumuzun tükendiğinin farkındayız, ne ilgili kurumlar nezdinde bu önlemleri hayata geçirecek bir zihniyete kavuşmadık henüz. Bizim bir eksikliğimiz zaten temel olarak burada. Bu zihniyet dönüşümü gerekiyor. Yani artık sularımızın kısıtlı olduğu, su stresi yaşayan bir ülke olduğumuzu bütün hücrelerimizle, bütün düşünce yaptığımızla idrak etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Namık Kemal ÜniversitesiHava DurumuTekirdağİstanbulGüncelTarımÇevre
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez İlkokulu Bisiklet ve Değerler Kulübü öğrencileri danışman öğretmenler Muhittin Çapacı ve İlknur Atalay önderliğinde Atatürk Haftası kapsamında Gökçehüyük Barajında doğa yürüyüşü ve çevre tanıma etkinliğinde buluştu.
Öğrencilere çevre temizliği konusunda bilinçlendirme çalışmalarının yapıldığı kaydeden Okul Müdürü Cemal Şahin, “Doğayı sev yeşili koru anlayışının öğrencilerimizde oluşması için Atatürk Haftası kapsamında bu etkinliği düzenledik. Öğrencilerimiz Gökçehüyük barajında yaşadıkları doğayı tanıma ve doğada yaşayan canlıların bazılarının yaşamsal hareketleri gözlemleme fırsatı buldu. Etkinliğimizin gerçekleştirilmesinde desteklerini esirgemeyen İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Tahir Kibar Bey olmak üzere katkıda bulunan Seydişehir Belediyemize ve velilerimize teşekkür ederiz.” dedi.
Öğrencilerin Gökçehüyük Barajında gerçekleştirdiği etkinliğe İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahir Kibar da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’ın Arsuz ilçesinde dün çıkan orman yangını, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle 20 saat sonra kontrol altına alındı. Yangında 95 hektar alan zarar gördü.
Arsuz ilçesi Kozaklı Mahallesi’ndeki ormanda, dün saat 11.00 sıralarında bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman bölge müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Alevlere 2 helikopterle havadan, 152 araç ve 479 personelle karadan müdahale edildi. Güvenlik amacıyla yangın bölgesindeki evler tahliye edildi. Alevler, Harlısu mevkisinde 4 eve sıçradı. Alınan önlemler sayesinde ölen ya da yaralanan olmadı. Adana, Osmaniye, Kilis ve Gaziantep’ten de bölgeye takviye ekipler sevk edildi. Dün havanın kararmasıyla helikopterle müdahale durdu.
Bugün sabahın ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı. Ekiplerin yoğun çabası sonucu yangın, 20 saat sonra, saat 07.00 sıralarında kontrol altına aldı. Yangında 95 hektar alan zarar görürken, bölgedeki soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Zigana Dağı eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı adını aldığı krater gölü, çevresindeki sarıçam, ladin ve köknar ormanları yağışla birlikte beyaza büründü.
Karın ardından adeta görsel şölen sunan tabiat parkına, yerli ve yabancı ziyaretçi ilgisinin artması bekleniyor.
Limni Gölü Tabiat Parkı’ndaki tesisin işletmecisi Mustafa Eroğlu, AA muhabirine, karla birlikte tabiat parkının farklı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.
Mevsimin ilk karının yağdığını aktaran Eroğlu, karın önceki yıllara göre daha yoğun olduğunu ifade etti.
Eroğlu, “Gölün karlı görüntüsü farklı bir boyut. Misafirlerimizi, odun ateşindeki çayımızla ısıtarak alanı gezmelerini sağlıyoruz. Yiyecek ve içecek bölümümüz açıktır, hizmetimize devam ediyoruz.” dedi.
Karın ardından ziyaretçi sayısında artış beklediklerini vurgulayan Eroğlu, tabiat parkına ulaşımı sağlayan yolların açık olduğunu sözlerine ekledi.
Ziyaretçilerden Muhammet Öztürk, “Kar ile suyun buluşması çok güzel. Donmamış bir göl ve etrafında kar olması gayet güzel. Herkesin gelip görmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Öztürk, Limni Gölü Tabiat Parkı’nın sessiz ve sakin ortamının insanın dinlenmesini sağladığını da kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın konuya ilişkin ilanı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, 3’ü Antalya’nın Gazipaşa ilçesi, 3’ü Muş’un Merkez, Bulanık, Korkut ilçeleri ve 6’sı da Van’ın Özalp ve Başkale ilçelerinde olmak üzere toplam 12 yeni YEKA, Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği kapsamında ilan edildi. İlanda, söz konusu alanların sınırları ile köşe koordinatlarına ilişkin krokiler ve listeler paylaşıldı.YENİLENEBİLİR ENERJİ NEDİR?
Yenilenebilir Enerji, sürekli devam eden doğal süreçlerdeki var olan enerji akışından elde edilen enerjidir. Günümüzde küresel enerjinin yüzde 80’i fosil yakıtlardan elde ediliyor. Yenilenebilir enerji kaynakları kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmada en önemli rolü üstlenmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaları Güneş, Rüzgar, Biyokütle, Jeotermal, Hidrolik, Hidrojen ve Okyanus Enerjisi (Dalga ve Gel-Git) olarak sıralanabilir. Güneş, su, rüzgar,dalga gibi kendileri bitmeden diğer enerji kaynaklarının üretiminde kullanılan kaynaklara yenilenebilir enerji kaynakları diyebiliriz basitçe. Yenilenebilir enerji kaynakları doğal kaynaklardan sağlanır ve sürdürülebilirliği mümkün olan enerjilerdir. Yenilenebilir enerji kaynakları, fosil enerji kaynakları gibi zamanla bitmez, tükenmez. Kömür, petrol, doğalgaz gibi kaynaklarımız yenilenemez enerjilere örnektirler.
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI:
Temel yenilenebilir enerji kaynakları sınıfları aşağıdaki gibidir. Aşağıda her bir kaynak için detay bilgi bulabilirsiniz.
Güneş Enerjisi
Rüzgar Enerjisi
Biyokütle Enerjisi
Jeotermal Enerji
Hidroelektrik Enerji
Hidrojen Enerjisi
Dalga Enerjisi

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’de çöplükte çıkan yangın, ormana sıçradı (3)
Foça Kaymakamı Mehmet Türköz, Foça ilçesinde çıkan orman yangınının, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındığını açıkladı. Türköz, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Foça ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Çöplük mevkiinde 05.10.2024 günü saat 11.00 sıralarında çıkan yangın rüzgarın etkisiyle ormanlık alana ilerlemiştir. İlk belirlemelere göre 340 hektar alanın yandığı tespit edilmiştir. Yangına 2 yangın söndürme helikopteri, 2 askeri helikopter, 2 uçak, çok sayıda arazöz yangın söndürme aracı ve su tankeri ile müdahale edilmiş olup, yangının enerjisi azalmıştır ve kontrol altına alınmıştır. Meydana gelen yangın olayda herhangi bir can kaybı yaşanmamıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzungöl‘de 1974’ten bu yana otel ve restoran işleten Dursun Ali İnan‘ın, bölgede topladığı ağaç köklerinden yaptığı hayvan figürleri, sandalye, masa, avize ve çeşitli dekoratif eşyaların yer aldığı Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi’nde oluşturulan yaban hayatı bölümü ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Araç çarpması ve çeşitli nedenlerle ölen yaban hayvanları, çeşitli kimyasal işlemlerle içlerinin doldurulmasının ardından müzede sergileniyor.
Kurt, geyik, ayı, vaşak, dağ keçisi, tilki, atmaca ve su samuru gibi yörede yaşayan hayvanların yer aldığı bölüm müzenin en çok ilgi gören alanlarının başında geliyor.
Müze aynı zamanda göçler, işgaller, düğünler, sivil ve dini mimari, tarım ve hayvancılık ürünleri gibi çok sayıda tarihi eşyaya da ev sahipliği yapıyor.
Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi yöneticisi Mehmet İnan, AA muhabirine, toplanan çok sayıda eserin daha doğru bir yerde sergilenmesi amacıyla açılan müzeye ilginin her geçen yıl arttığını söyledi.
Müzenin kuruluş aşamasında Karadeniz Teknik Üniversitesinden jeoloji, arkeoloji, yaban hayatı ve tarih bölümlerinden ciddi destekler aldıklarını vurgulayan İnan, “Küratörlerle sanat yönetmenleriyle grafik tasarımcılarla iç mimarlarla beraber bir komisyon oluşturduk. Ondan sonra onlarla beraber yaklaşık bir yıllık çalışmanın sonucunda dizaynını, toparlanmasını ve sergilenmesini yaptık.” dedi.
“Kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz”
Müze açıldığından bu yana her yıl ziyaretçi sayısının arttığını aktaran İnan, şöyle devam etti:
“Bu yıl son rakamlarımız henüz çıkmamasına rağmen 20 bini aştığını düşünüyoruz ziyaretçi sayısının. Tabii yabancı misafirler, özellikle yurt dışından gelen misafirler bizim için daha önemli. Ne anlamda daha önemli? Kültürümüzü yurt dışına tanımaktan bir onur duyuyoruz. Biz bugün aynı zamanda bunu bir memleket meselesi olarak görüyoruz. Yoksa bizim insanımız elbette daha kıymetli fakat biz bir kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz bu şekilde. Gelen misafirlerimize tarihimizi, yaşantımızı anlattığımızda ve bunu doğayla bütünleştirdikleri zaman daha kalıcı olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da gurur duyuyoruz.”
İnan, ziyaretçilerin müzeyi gezdikten sonra verdikleri olumlu tepkiden büyük mutluluk duyduklarına işaret ederek, kültüre ve tarihe merakı olanların müzeyi gezerken duygulu anlar da yaşadıklarını sözlerine ekledi.
Bölgede yaşayan çocukların müzeyi ücretsiz gezebildiklerine değinen İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kültürümüzü bu çocuklarımız taşıyacak. Çünkü biz burada savaşları da anlatıyoruz. Çekilen sıkıntıları da her şeyi anlattığımızdan dolayı bu vatanın kolay kazanılmadığını, bu müzede çocuklar görecek çünkü kılıçları görecekler.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zhao, Karasal ve Deniz Üstü Rüzgar Etkinliği (WindEnergy Hamburg) kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin enerji dönüşümü için gerekli kapasite artışında her yıl ortalama 1 gigavat hacim yarattığına işaret eden Zhao, “Bu dönüşümü hayata geçirmek için 1 megavatı bile hesaba katmalıyız. Kapasite artışında Avrupa’da sadece birkaç ülke Türkiye ile yarışabiliyor. Bunlar Almanya, İspanya gibi uzun yıllardır rüzgar enerjisi sektöründe olan ülkeler.” diye konuştu.
Zhao, Türkiye’nin küresel rüzgar enerjisi kurulu gücüne sağladığı kapasite artışı ve ekipman üretimi ile kattığı değerle Avrupa’da ilk 10’da bulunduğuna işaret etti. Zhao, şöyle devam etti:
“Türkiye ekipman üreten bir ülke. Daha da önemlisi tedarik zinciri güvenliği ve bu zincirin devamlılığını sağlayabilen bir ülke konumunda. Coğrafi olarak doğu ile batının birleştiği eşsiz avantajlara sahip. Bu durumda özellikle Kovid-19 salgını sonrası oluşan tedarik zinciri sıkıntılarında Türkiye’nin rolü ortaya çıktı. Çin kadar büyük kapasiteli olmasa da ekipman talebine cevap verebilen bir ülke oldu. Üretim kapasitesini belki 3’e katlayarak ve Avrupa ile rüzgarda daha fazla işbirliği yaparak sektörün gelişimi desteklenebilir. Rüzgar enerjisi ekipman tedarikinde Türkiye özellikle Avrupa için vazgeçilmez bir pazar. Ekipman üretiminde Avrupa büyük oranda Çin’e bağımlı ancak tedarik zinciri değişiminde yumuşak geçiş gerekiyor, Türkiye sahip olduğu imkan ve potansiyelle avantajlı konumda bulunuyor.”
Türkiye’de yatırımcıların ilgi duyduğu yenilenebilir enerji kaynaklı yeşil hidrojen üretimi konusunda da bilgi veren Zhao, “Yeşil hidrojen ve amonyak üretimi konusu Kovid-19 salgınından önce çıkmıştı. Bu iki konu da şu an enerji sektörünün anahtar konuları halinde geldi. Bu teknoloji hala çok yeni olsa da birkaç yıl içinde küçük ölçekli yeşil hidrojen projelerinin hayata geçeceğini öngörüyoruz. Yüksek maliyetler sebebiyle beklenenden biraz daha yavaş ilerlese de gerçekleşecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düşüyor”
GWEC Endüstri Üst Yöneticisi (CIO) Stewart Mullin de enerji dönüşümü için gerekli yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düştüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Rüzgar enerjisinin enerji dönüşümüne anlamlı katkısı için mevcut kapasite artışının iki katına çıkması gerekiyor. Türkiye dahil tüm ülkelerin buna katılımı oldukça önemli. Dünyada yeni rüzgar enerjisi kurulumları için yeterli ekipman var mı, yeterli elaman var mı, yeterli kapasite açılacak mı? Sektörde odaklandığımız konular bunlar.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANCAKTEPE Belediyesi, dünya genelinde düzenlenen ’21 Eylül Dünya Temizlik Günü’ dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikle gönüllüler Fatih Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda katı atık topladı.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte belediye ekipleri ve çevre gönüllüleri ormanlık alandaki insandan kaynaklı atıkları temizlendi. 50 ton torba içerisinde
yaklaşık bin 250 kilogram atık toplandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik Merkezi öncülüğünde yapılan etkinlikte, gönüllüler ile öğretmenler çöp topladı.
Gençlik ve Spor İlçe Müdürü İlhan Yılmaz, temiz çevreye dikkat çekmek istediklerini söyledi.
Farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirten Yılmaz, “Vatandaşların en çok uğradığı Mevlana ve Millet Parkını gönüllü gençler ve öğretmenlerle temizledik. Amacımız, insanların gelişigüzel çöplerini sokağa atmalarını engellemek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek. Piknik yapılan alanların temiz tutulmasını sağlamak gerekiyor. Tüm paydaş kurumlarımıza, gençlere ve gönüllülere teşekkür ederim.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi, İsrail’in Gazze’de yok ettiği zeytin ağaçlarına dikkat çekmek amacıyla Filistin ve Doğa İçin Dayanışma Etkinliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda ilçede eğitim gören bir grup ortaokul öğrenci, Filistin bayraklarıyla süslenen alanda ‘Zeytin Çekirdeğinden Tespih Yapım Atölyesi’nde bir araya geldi. Tespihlerin satışından elde edilecek gelir Gazze’deki Filistinlilere bağışlanacak.
Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, sanatçı Turan Erdiren ve öğrenciler birlikte zeytin çekirdeklerinden tespih yaptılar. Bu tesbihlerin satışından elde edilen gelir, Filistin’deki zeytin ağaçlarının korunmasına ve tahribata uğrayan tarım alanlarından kaynaklanan gelir kaybını telafi etmeye yönelik olarak Filistinlilere bağışlanacak.
‘TESBİHLERİMİZ, ONLARIN HATIRASINI YAŞATMAK İÇİN BİRER SİMGE OLACAKTIR’
Etkinliğin sadece bir doğa koruma hareketi değil, aynı zamanda bir dayanışma olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir yandan Filistinli kardeşlerimizin katledilmesini protesto ederken diğer yandan da katledilen doğanın, zeytin ağaçlarının durumunu tüm dünyaya ilan etmek ve bu duyarlılığı ortaya koymak maksadıyla bir aradayız. Çok kıymetli bir çalışma. Fabrikalardan alınan zeytin çekirdeklerinden tespih yapıyoruz. Tesbihlerimiz, hem bu ağaçlara olan saygımızı ifade etmek hem de onların hatırasını yaşatmak için birer simge olacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PORTEKİZ’İN kuzeyindeki Porto kentinde dün başlayan ve bölgeye yayılan orman yangınları sebebiyle biri itfaiye görevlisi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti. Avrupa Birliği (AB), bölgeye 8 yangın söndürme uçağı göndereceğini duyurdu.
Portekiz’in kuzeyindeki Porto kentinin güneyinde yer alan Aveiro bölgesinde devam eden ve hızla yayılan orman yangınlarından dolayı, biri itfaiye görevlisi 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, toplamda 30’dan fazla noktada aktif olan yangınlarda üçü ağır 20 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro yangında hayatını kaybeden itfaiye görevlisi için paylaştığı mesajında, “Oliveira de Azemeis’teki yangınla mücadele ederken ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden itfaiyeci Joao Silva’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendim ve Hükümet adına ailesine, dostlarına ve itfaiyeci arkadaşlarına en derin taziyelerimi sunarım” dedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yangınlarla mücadele için Portekiz’in yanında olduklarını vurgulayarak, “AB, büyük orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz’in yanındadır. Yerel ilk müdahale ekiplerine yardımcı olmak üzere Sivil Koruma Mekanizmamız aracılığıyla 8 yangın söndürme uçağını acilen harekete geçiriyoruz. Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya gösterdikleri hızlı tepki için teşekkür ediyorum. Bu, AB dayanışmasının en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alüvyal set gölüyken DSİ tarafından 1945 yılında setlerle rezervuar alanına dönüştürülen Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasındaki Marmara Gölü, zamanla 320 milyon metreküp su kapasitesine geldi.
Gölde su seviyesi, kuraklığın ve kaçak sulamaların da etkisiyle her geçen yıl azaldı.
Tepeli pelikan, küçük karabatak gibi nesli tehlike altında olan kuş türleri de dahil yaklaşık 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan, çevresindeki mahalle sakinlerince sazan avlanan ve bu özelliğinden dolayı 2017 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen göl, geçtiğimiz senelerde tamamen kurudu.
Regülatöre Gediz Nehri’nden gelen su, kuşlarına umut oldu
Marmara Gölü’nde su kuşları için biten yaban hayatı, bu bölgeye yaklaşık 7 kilometre uzaklıktaki DSİ tarafından Gediz Nehri’nden gelen suyun tarımsal sulama kanallarına yönlendirilmesi, yükseltilmesi ve su akışını düzenlemesi amacıyla inşa edilen regülatörün çevresindeki sulak alanda yeniden başladı.
Su kuşları ile göç yolundaki pek çok tür, Ahmetli Regülatörü’nün kenar kısımlarında görülmeye başlandı. Regülatör ve çevresi; balıkçıl, gri balıkçıl, saksağan, leylek ve kumru gibi kuşlar için doğal yaşam alanı oluşturdu.
Senelerdir Marmara Gölü’nde yaşamlarını sürdüren kuşlar artık rotalarını bu sulak alana çevirmiş durumda.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da, 12-15 Eylül’de düzenlenecek “2. Tour Of İstanbul” için Saraçhane’deki Başkanlık binasında tanıtım toplantısı düzenlendi.
Burada konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, turun isminin bile kendisini heyecanlandırdığını söyledi.
Sporun her yönüyle çarpanı yüksek bir organizasyon olduğunu dile getiren İmamoğlu, “İstanbul’u sporla, özellikle uluslararası organizasyonlarla bir araya getirdikçe hem dünyada milyonlarca insana İstanbul’umuzu tanıtıyoruz hem de onlara en güçlü mesajları daha itibarlı bir şekilde ulaştırıyoruz.” diye konuştu.
“Yabancı bir kişi geliyor, mülkiyet alıyor, izin alıyor.”
İBB Başkanı İmamoğlu, programın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Üsküdar Vaniköy’deki kaçak inşaatın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekiplerince yıkılmasıyla ilgili soru üzerine İmamoğlu, yapıyla ilgili 1994-2018 yılları arasında 24 yıllık bir süreç olduğunu söyledi.
Bu süreçte suç örgütü suçundan yargılanan Adnan Oktar’ın hapse girdiğini aktaran İmamoğlu, “Sonra burada malum süreç… Yabancı bir kişi geliyor, mülkiyet alıyor, izin alıyor. Usulsüz süreçler işliyor. Büyükşehir Belediyesi zaten tutanakları tutuyor. Garip olan zaten yıkımı programda olan yere bugün İBB sokulmuyor ve orada Büyükşehir Belediyesine hiçbir haber vermeden işlem yapma gayretindeler.” ifadesini kullandı.
Bu şehrin muhafızının belli olduğunu dile getiren İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Biz, Allah’ın izniyle o Boğaz’a bakan askeri alanlarda yaptıkları kuleleri bilen birisi olarak, açtığımız davaları bilen birisi olarak, tek bir metrekareye, tek bir imar rantı çıkartmayan birisi olarak, yüzlerce noktada imar çıkartan parsel bazlı küçücük parsellere bile hala Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında imar tasarlayan akla karşı mücadele etmeye, muhafız olmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Emet ilçesinde bir dönem halk sağlığı için büyük tehlike oluşturan şebeke suyundaki arsenik miktarı, yeni kaynaklarla yıllar içerisinde büyük oranda azaltılırken, ilçenin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde, ‘sağlıklı şebeke içme suyu’ açılışı yapıldı. İlçe halkı, 12 yıllık çalışmanın ardından ‘arseniksiz’ içme suyuna kavuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından tehlike sınırı litrede 10 mikrogram kabul edilen arsenik miktarı, yaklaşık 22 bin kişinin yaşadığı Emet ilçesindeki şebeke suyunda geçmiş yıllarda 600 mikrograma kadar ulaştı. Emet Belediyesi, arsenikli su sorununa çözüm bulmak için 2005 yılında yaptığı çalışmalarda, ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Köprücek mevkisindeki arsenikli su çıkan kuyuları kapatarak, yine aynı bölgede yeni kaynaklardan getirilen suyun ilçede kullanılmasını sağladı. İlçe Halk Sağlığı ekiplerince her ay yapılan biyolojik ve kimyasal ölçümlere göre, içme suyundaki arsenik miktarı mevsim şartlarına bağlı olarak 20 ila 25 mikrogram arasında değişirken, 2012 yılında Yeniceköy’deki Sorgun mevkisinde yapımına başlanan göletin yanına kurulan arıtma tesisi ile ilçe halkı, 12 yıl sonra sağlıklı içme suyuna kavuştu.
‘3 EYLÜL 2024, ARSENİKLİ SUDAN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAK’
Emet’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü kutlamaları ve ‘arsenikli su’ sorununun çözülmesi dolayısıyla, Hükümet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende konuşan Emet Belediye Başkanı Mustafa Koca, ilçe için büyük öneme sahip ‘arsenikli su’ sorununu çözmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Koca, ilçedeki arsenik oranı yüksek olan içme suyu sorununu çözmek için 12 yıl önce çalışma başlattıklarını dile getirerek, “12 yıl önce Emet’imize sağlıklı içme suyu kazandırmak için dağ tepe gezdik. Yüksek rakımlarda su aradık. Şu an göletimizin olduğu yerde, 957 metre rakımda ölçümler yapıldı. Gölet yapımı başlarken; ilçede içme suyu, kanalizasyon, yağmur kanalları yenilenmesi ve su depoları, isale hatları yapımı için proje ihalelerini gerçekleştirdik. Gölet yanına yapılan arıtma tesisimizde, 15 gündür test uygulamaları gerçekleştirildi. Bugün de ilçemize göletten ilk suyu akıtıyoruz. 3 Eylül 1922 Emet’imizin düşman işgalinden kurtuluşu, 3 Eylül 2024 ise Emet’imizin arsenikli sudan kurtuluş günü olacak. Belediye olarak 3 vardiya ekip kurarak, 2-3 ay içerisinde yeni hattan tüm Emet halkına, sağlıklı içme suyunu vermek için çalışacağız. Daha sağlıklı nesiller için hayırlı olsun Gazi Emet” diye konuştu. Konuşmaların ardından, gölet suyu vanası açılarak ilçeye ilk su verildi.
Haber-Kamera: Ercan KOLKU/EMET (Kütahya),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA’NIN ‘casus balinası’ olarak bilinen Hvaldimir, Norveç’in Risavika Körfezi’nde ölü bulundu. Kar amacı gütmeyen kuruluş Marine Mind, Hvaldimir’in ölüm nedeninin henüz bilinmediğini belirtti.
Marine Mind’dan Hvaldimir’in ölümüne ilişkin yapılan açıklamada, “Hvaldimir’in ölüm haberini büyük bir üzüntüyle paylaşıyoruz. Bu sabah, bir yerel halktan aldığımız ihbar üzerine olay yerine ulaşan ekibimiz, Hvaldimir’in artık aramızda olmadığını gördü. Ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılacaktır. Hvaldimir sadece bir beluga balinası değildi; o bir umut ışığı, bir bağlantı sembolü ve insanlar ile doğal dünya arasındaki derin bağın bir hatırlatıcısıydı. Geçtiğimiz beş yıl boyunca on binlerce insanın hayatına dokundu ve insanları doğanın harikaları karşısında huşu içinde bir araya getirdi. Onun varlığı bize okyanusların korunmasının önemini öğretti ve bunu yaparken de bize kendimiz hakkında daha fazla şey öğretti. Hvaldimir, insanlar ve vahşi hayvanlar arasında çok az kişinin yapabileceği bir şekilde köprü kurdu. Pek çok kişi için özeldi ve onunla karşılaşma ayrıcalığına sahip olan herkes üzerinde silinmez bir iz bıraktı” denildi.
Casus balina olarak bilinen Hvaldimir, 2019’da bir mekanizmaya bağlanmış kamerayla Norveç açıklarında yüzerken görülmüştü. Batı medyası ve sosyal medyada balinanın ‘Rus casus’ olabileceği hakkında iddialar yer almıştı. Norveççe’de ‘hval’ balina anlamına gelmektedir. Balinaya Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de ismi verilerek ‘Hvaldimir’ adı verilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DENİZLERDE 15 Nisan’da başlayan av yasağı 1 Eylül itibariyle sona erdi. Yaklaşık 4 buçuk aylık aranın ardından balıkçılar gece yarısı itibarıyla ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açıldı.
2024-2025 su ürünleri av sezonu, 1 Eylül itibarıyla başladı. 15 Nisan’da ara verilen denizlerde gırgır ve trol yöntemiyle balıkçılık faaliyetleri, yaklaşık 4 buçuk aylık aranın ardından tekrar başladı. Denize açılan balıkçılar ağlarını büyük bir heyecanla denize bıraktı.
YENİ SEZON PALAMUT BOLLUĞUYLA BAŞLADI
Arnavutköy’de av yasağının sona ermesi ile Karaburun Limanı’ndan denize açılan balıkçılar, sezona palamut bolluğu ile başladı. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu da, balıkçı esnafı ile bu heyecana ortak oldu. İlk tutulan palamutlar vatandaşlara dağıtıldı.
Balıkçılık sezonunun hayırlı ve bereketli olmasını dileyen Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, “Karaburun’umuzda ve Arnavutköy’ümüzde balıkçılıkla uğraşan tüm esnafımıza hayırlı, bol kazançlar diliyorum. Çapari balıkçılığında son on beş gündür bereketli mahsuller oldu. İnşallah ağ ile de balıkçılarımız, denize gönül vermiş dostlarımız bereketli bir sezon geçirecekler, ben de yasakların kalktığı ilk günde reislerimizle denize çıktım, ayağımız bereketli geldi. Bu sene palamut bol olacak gibi duruyor. İnşallah böyle devam eder. Tüm vatandaşlarımızın balığa doyduğu bir sezon olmasını temenni ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Rumelifeneri Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen 2024-2025 Balık Av Sezonu Açılış Programı’na katıldı. Burada konuşan Özel, “Biz iktidar olduğumuzda ne yapacağımızı biliyoruz. Birinci iş Denizcilik Bakanlığı kuracağız. Denizcilik olur adı, su ürünleri ve balıkçılık olur ama bir Denizcilik Bakanlığı kuracağız” dedi.
Sarıyer Belediyesi tarafından bu gece yarısı itibarıyla başlayan deniz av sezonu dolayısıyla 2024-2025 Balık Av Sezonu Açılış Programı düzenlendi. Rumelifeneri Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek, CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Sarıyer Belediye Başkanı Mustafa Oktay Aksu, partililer, balıkçılar ve vatandaşlar katıldı. Etkinlik, özel horon gösterisi sunumuyla başladı. Ardından Özgür Özel kendisine hediye edilen Sarıyer Spor Kulübü atkısı ve madalyasıyla sahneye çıktı.
‘DÜNYANIN 3 GÜZEL DENİZİ ÜLKEMİZİ ÇEVRELİYOR’
Burada konuşan Özel, “Memleketimiz 200 tane doğal gölü olan, 300 tane baraj gölü olan, 33 tane büyük akarsuyu ve nehri olan ancak hem bu akarsuların rejiminin doğru kullanılmadığı, hem de bir yandan göllerimizden ve denizlerimizden yeterince yararlanamadığımız bir memleketteyiz. Dünyanın 3 güzel denizi ülkemizi çevreliyor, bir diğeri de bir iç deniz olarak Marmara Denizi gibi bir hazineye sahibiz veya sahiptik. Bu konuda yapılabilecek geriye kalan ne varsa bunun araştırılması ve Marmara Denizi’nin olması gerektiği gibi temiz, gözümüz gibi bakılan, bizi doyurduğu gibi bizim de onun yarınlarını düşündüğümüz bir iç deniz olarak korunmaya devam edilmesi, son dönemlerdeki boş vermişliğin mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi.
‘İKTİDAR OLDUĞUMUZDA BİRİNCİ İŞ DENİZCİLİK BAKANLIĞI KURACAĞIZ’
Özel, “Biz iktidar olduğumuzda ne yapacağımızı biliyoruz. Birinci iş Denizcilik Bakanlığı kuracağız. Denizcilik olur adı, su ürünleri ve balıkçılık olur ama bir Denizcilik Bakanlığı kuracağız. Bakanlığın kurulmasının yanında sadece ÖTV’siz değil KDV’siz mazotun da verilmesi gerektiği önemli bir tespit olarak öneri olarak duruyor. Resmiyette bir meslek olarak tanımlanmasının, balıkçılığın kanunla tanımlanmış meslekler arasında olmamasının bir sorun olduğu ortada. Yapılar var, dernekler var, kooperatifler var ama belki bir oda, bir birlik anlamında Ankara’da temsil edilecek kamu yararına bir meslek odasına dönüştürülmesi gerekiyor. Çalışanların sosyal güvencesi gerçekten sorumlu sosyal güvenceye sahip olmaları lazım. Ama sektör bu haldeyken, devletin bu sosyal güvenlik primlerinin önemli bir kısmını karşılaması gerekiyor” diye konuştu.
‘HEP BİRLİKTE ‘VİRA BİSMİLLAH’ DİYORUZ’
Törenin ardından Özgür Özel ve beraberindekiler ‘Bakarlar’ isimli balıkçı teknesiyle birlikte denize açıldı. Özel, balıkçı tayfasıyla sohbet edip yeni sezon için iyi temennilerde bulundu. Yağmurluk giyip eline ağ alan Özel, güverte üzerinde fotoğraf çektirdi. CHP lideri Özel, “31 Ağustos’u 1 Eylül’e bağlayan gece saat 00.00’ı geçti ve av yasakları bitti. Bütün bir yazı bu geceye ve bundan sonrasına hazırlıkla geçiren, ekmeğini denizden çıkaran kardeşlerimizle birlikte denize açıldık. Şimdi hep birlikte ‘Vira Bismillah’ diyoruz. Rast gelsin inşallah” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özel, Rumelifeneri Mahallesi Balıkçı Barınağında “Balık Av Sezonu Açılışı”na katıldı.
Açılışta konuşan Özel, balıkçıların sorunlarını bildiklerini ve iktidara geldiklerinde bu sorunları çözeceklerini söyledi.
Bilinçli avlamanın önemine dikkati çeken Özel, Mecliste balıkçılık araştırma komisyonu kurduklarını ve bu komisyonun çok önemli çalışmalar yaparak, bir rapor hazırladığını belirtti.
Özel, bu rapor sayesinde balıkçıların sorunlarına ilişkin çok önemli bir adım atıldığını aktararak, balıkçılığın resmiyette bir meslek olarak tanımlanmamasının önemli bir sorun olduğunu kaydetti.
Balıkçıların da sosyal güvenceye sahip olmaları gerektiğine işaret eden Özel, “Balıkçılara yapılan destekler var ama çok yetersiz, bu desteklerin arttırılması gerekiyor. Yine liman ve iskelelerin fiziki sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Türkiye’de çözülmesi gereken birçok sorun var ama kimse üzülmesin hepsinin çaresi var. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin aradığı güvenli limandır. Zor günlerden kurtulmak için ve yeniden çok daha güçlü bir şekilde yelkenlere rüzgarı doldurmak için Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisi’ne ihtiyacı var. Sezonun açılışı hayırlı olsun. Vira bismillah diyoruz. Bereketli olsun.” diye konuştu.
Dualarla yeni av sezonun açılışının ardından Özel, bir balıkçı teknesiyle denize açıldı.
“Çare bir denizcilik bakanlığının kurulması”
Dönüşte gemide gazetecilere açıklama yapan Özel, “Av yasakları bitti. Bütün bir yazı bu geceye hazırlıkla geçiren, ekmeğini denizden çıkaran kardeşlerimizle birlikte denize açıldık. Hep beraber vira bismillah dedik. Bundan sonra kazançlarının bol ve bereketli olmasını diledik. Geçen sene burada 8-9 metrelik dalgaların yarattığı büyük bir yıkım olmuştu. ‘Onarılmaması durumunda gelecek sene büyük bir felaket olur.’ diyorlar. Artık balıkçı, kendisine gerçekten sahip çıkılmasını bekliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Özgür Özel, balıkçıların birçok sorunu olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Barış Karadeniz milletvekilimizin önerisiyle Mecliste kurulan komisyon aslında neler yapılması gerektiğini tek tek sıraladı. İş bunları uygulamakta. Maalesef hükümet bunları uygulamadığı için ciddi sıkıntılar var. Çare bir Denizcilik Bakanlığının kurulması. Üç tarafı denizlerle çevrili ve Marmara Denizi gibi dünyanın en kıymetli iç denizine sahip ülkemizde Denizcilik Bakanlığı yok. Denizcilik Bakanlığı olmadığı için balıkçıların sorunlarını dinleyen, çözüme kavuşturacak mekanizmalar çok zayıf ve hantal kalıyor. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk atanan bakanlar kurulunda Denizcilik Bakanı olacak. Balıkçıların sorununu her daim birinci gündemi yapacak. Biz bu ülkede balıkçıların yüzünü güldürürsek onlar da hepimizin yüzünü güldürür. “
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“UZMAN YERİNE NEDEN DİZİLERDE PADİŞAHI OYNAYAN AKTÖR TEMSİL EDİYOR?”
Zirvede Engin Altan Düzyatan’ın Türkiye’yi temsil edecek olması tepkileri de beraberinde getirdi. Kısa sürede adı trend listesine giren oyuncu için ilk yorumlardan biri Özgür Demirtaş’tan geldi. Düzyatan’ın bu etkinlikte olmasını eleştiren Demirtaş, “Çok net bir sorum var: Engin Altan Düzyatan’ın iklim değişikliği hakkında:
1) Bir eğitimi var mı?
2) Bir uzmanlığı var mı?
3) Bir liyakati var mı?
Neden ülkemizin bu alandaki bir uzmanı bizi temsil etmiyor da, dizilerde padişah canlandıran Aktör temsil ediyor?” ifadelerini kullandı. Engin Altan Düzyatan ise eleştirilerle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Engin Altan Düzyatan daha önce de birkaç kez Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen etkinliklerde yer almıştı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sütlüce bölgesi Baldan köyünde meşe ağaçlarıyla kaplı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye, Orman İşletme Müdürlüğü, itfaiye, jandarma ve Munzur Arama Kurtarma Derneği ekipleri sevk edildi.
Ekipler, iş makinelerinin yanı sıra tırmık, kazma ve küreklerle yangına müdahale ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tomarza ilçesinden geçen ve kent merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Böke Mahallesi’nde, ağaçların arasından kuş cıvıltıları eşliğinde akan Zamantı Irmağı, kenti ziyaret edenlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.
Doğal parkuruyla kano ve rafting tutkunlarına ev sahipliği yapan ırmak, diğer yandan da yüzlerce yıllık ağaçlarının altında dinlenme imkanı sunuyor.
Bozkırın ortasında yemyeşil doğasıyla ziyaretçilerine nefes aldıran ırmakta, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı talimatıyla temizlik çalışması yapılması için 30 kişilik ekip oluşturuldu.
Yaklaşık 11 kilometrelik mesafedeki temizlik çalışmasında plastik şişe, ambalaj atıkları, cam şişeler, tarım ilaçlarının yanı sıra ağaçlardan düşen kütük parçalarından oluşan 10 tonluk çöp yığını ırmaktan çıkarıldı.
Kabakcı, AA muhabirine, kentte hem spor hem de turizm için önemli çalışmalara imza attıklarını söyledi.
Irmağın Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in talimatıyla turizme kazandırılması için kano ve rafting alanı ilan edildiğini anımsatan Kabakcı, 25 yıldır Zamantı Irmağı’ndaki mevcut akarsuyun çevresinin temizlenmediğini belirtti.
“5 gün boyunca sabah 8’den akşam 8’e kadar çalıştılar”
Kabakcı, temizlik çalışmayla ilgili şu bilgileri verdi:
“Irmakta dallar, çöpler, yığıntılar ve yıldırım sonucu düşen tomruklardan kaynaklı büyük göletler ile yıkıntılar vardı. Temizlik yapılması gereken yerler vardı. Geçişler mümkün değildi. Mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Spor eğitimi uzmanından tesis amirine, Yamula Barajı’ndaki cankurtaranlardan diğer antrenörlerime kadar bir görev bilinciyle can yeleklerini giyinip, teknik aparatları aldılar. Bölgeden de aldığımız desteklerle yaklaşık 5 günde Şıhbarak ile Böke bölgesini tamamen temizledik. Gerçekten akarsuyun hem debisi hem de rengi değişti. Nihai amacımız insan ve çevremize duyarlılık. Mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum, 5 gün boyunca sabah 8’den akşam 8’e kadar çalıştılar ve sudan hiç çıkmadılar.”
Temizliğin ardından doğanın güzelliğinin tekrar ortaya çıktığını vurgulayan Kabakcı, ırmakta sportif faaliyetlerin bundan sonra daha aktif hale geleceğini ifade etti.
Bünyan ilçesinde hafta sonu yaşanan sel felaketine de değinen Kabakcı, “Eğer ırmaktaki o göletleri açmasaydık büyük bir birikintiyle birlikte vatandaşlarımızın tarlalarındaki mahsuller zarar görecekti. Oralara da bilmeyerek yardımcı olduğumuz kanaatindeyim.” diye konuştu.
Türkiye’nin dört bir yanında bulunan doğal güzelliklerin ortaya çıkartılması için duyarlı olunması gerektiğini vurgulayan Kabakcı, farklı su havzalarında da ilerleyen dönemde yeniden çalışma yapılabileceğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Giresun Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ilaçlama ekipleri, özellikle vatandaşların şikayetçi olduğu dere yatakları, su birikintileri, kanalizasyon çıkışları ve haşere üreme alanları olarak bilinen bölgelerinde faaliyetlerini artırdı. Belediye yetkilileri, vatandaşların sağlığını tehdit eden haşerelere karşı etkili bir mücadele verdiklerini ve bu çalışmaların yaz sezonu boyunca aralıksız devam edeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(BALIKESİR) – Burhaniye Su İnisiyatifi, musluklardan akan suyun kirli olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Burada yapılan açıklamada, “Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor” denildi.
Burhaniye Su İnisiyatifi, artan su kesintileri ve su kalitesinin kötü olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. İnisiyatif adına açıklama yapan avukat Filiz Sonsuz, şunları söyledi:
“Musluklardan akan su acı, paslı, yağlı”
“Su, bildiğimiz su değil. Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor. Bazı mahallelerimize günün bazı saatlerinde su verilmiyor ya da suyun basıncı düşüyor. Bu duruma çoğunlukla habersiz yakalanıyoruz.
“İshal, kusma vakaları artıyor”
Sadece Burhaniye merkez mahalleleri değil, kırsal mahalleler de susuzlukla adeta sınanıyor. Çallı, Kuyucak ve Avunduk mahallelerine tankerlerle su taşınıyor. Daha düne kadar çeşmelerinden su akan bu mahalleler artık tankerle gelecek suyu bekliyor. Uzun yıllardır ya tadı kötü olduğu ya da güvenilir olmadığı için içemediğimiz şebeke suyuyla artık bazı mahallelerimizde diş fırçalayamıyoruz. Sabun köpürmüyor, el yıkanmıyor, duş alınamıyor, bulaşık, sebze meyve yıkanamıyor, yemek yapılamıyor, çay demlenemiyor, çamaşır, bulaşık makineleri, kombiler bozuluyor ve ishal, kusma vakaları artıyor. Yapılan yüzlerce, binlerce şikayete rağmen ne ilgili bakanlıklardan, ne İl Sağlık Müdürlüğü’nden, ne Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nden, ne belediyelerden hiçbir tatmin edici resmi cevap yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA – Antalya Büyükşehir Belediyesi, Aslan Balığı Yakalama Yarışması ve Tadım Etkinliği düzenledi. Konyaaltı Varyant Ekdağ Tesisi önünde düzenlenen yarışmada 3 kilo 640 gr. ağırlığında 18 adet balık yakalayan Kaan Selçuk Kara, Samet Alabacak ve Murat Uysal’ın takımı şampiyon oldu.
Büyükşehir Belediyesi, deniz ekosistemine zarar veren istilacı aslan balığına karşı farkındalık amacıyla düzenlediği “Aslan Balığı Yakalama Yarışması ve Tadım Etkinliği”ni bu yıl da gerçekleştirdi. Etkinlik, Konyaaltı Varyant Ekdağ Sosyal Tesisi önünde yapıldı ve katılımcılar sabah saat 8.30’da denize açılarak 11.30’da yarışmayı tamamladı. Yarışmaya 7 takım katıldı ve denizden toplam 7 kilo 370 gram ağırlığında 37 adet aslan balığı çıkarıldı. Yarışmanın birincisi, 3 kilo 640 gram ağırlığında 18 balık yakalayan Kaan Selçuk Kara, Samet Alabacak ve Murat Uysal’ın takımı oldu. Yakalanan aslan balıkları, Ekdağ A.Ş. tarafından kurulan alanda pişirilerek halka ikram edildi.
“Deniz ekosistemini korumak için çalışıyoruz “
Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in deniz turizminin geliştirilmesine ve biyoçeşitliliğin korunmasına büyük önem verdiğini belirterek şunları söyledi: “Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin deniz ekosistemini korumaya yönelik en önemli çalışmalarından biri, denizlerimizdeki yabancı istilacı türlerle ilgili yaptığımız çalışmalardır. Burada sadece aslan balığı yarışması olarak değil, aslan balığının nereden geldiğini, etkilerini ve neden bu balığı yakalamamız ve sofralarımızda tüketmemiz gerektiğini anlatan bir farkındalık çalışması yapıyoruz. Bu etkinlik, Türkiye’ye örnek olan bir çalışma. Bu türle mücadelenin en etkin yolu, onun ekonomik değerini artırmak ve sofralarımıza taşımaktır. Aslan balığı, protein değeri yüksek ve lezzetli bir balık. Tadım etkinliğinde de vatandaşlarımıza bunu sunacağız” dedi.
“Aslan balığı salı günleri düden balıkta”
Ekdağ A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Aydın ise aslan balığını Ekdağ Sosyal Tesisleri’nin menüsünde sunduklarını belirtti ve bu lezzeti daha fazla kişinin tatmasını amaçladıklarını ifade etti. Aydın, “Aslan balığı yakalama yarışmalarını Finike, Adrasan ve Kemer’de de devam ettireceğiz. Haftada içi Salı günleri Düden Balık Tesisimizde aslan balığı menümüz olacak. Vatandaşlarımızı bu lezzetle buluşturmayı sürdüreceğiz” dedi.
Şampiyonlar mücadeleye devam edecek
Yarışmada birinci olan Kaan Selçuk Kara, uzun yıllardır zıpkınla dalış yaptığını ve aslan balığıyla mücadele ettiğini belirterek, bu yarışmaya üçüncü kez katıldığını ve yine dereceye girdiğini söyledi. Takım arkadaşları da aslan balığının lezzetli olduğunu, ancak zehirli oklarından dolayı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Etkinliğe katılan tüm yarışmacılara kupa, madalya ve kamp sandalyesi hediye edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA Büyükşehir Belediyesi, Aslan Balığı Yakalama Yarışması ve Tadım Etkinliği düzenledi. Konyaaltı Varyant Ekdağ Tesisi önünde düzenlenen yarışmada 3 kilo 640 gr ağırlığında 18 balık yakalayan Kaan Selçuk Kara, Samet Alabacak ve Murat Uysal’ın takımı şampiyon oldu.
Büyükşehir Belediyesi, deniz ekosistemine zarar veren istilacı aslan balığına karşı farkındalık yaratmak amacıyla düzenlediği ‘Aslan Balığı Yakalama Yarışması ve Tadım Etkinliği’ni bu yıl da gerçekleştirdi. Etkinlik, Konyaaltı Varyant Ekdağ Sosyal Tesisi önünde yapıldı. Katılımcılar saat 08.30’da denize açılarak 11.30’da yarışmayı tamamladı. Yarışmaya 7 takım katıldı ve denizden toplam 7 kilo 370 gram ağırlığında 37 aslan balığı çıkarıldı. Yarışmanın birincisi, 3 kilo 640 gram ağırlığında 18 balık yakalayan Kaan Selçuk Kara, Samet Alabacak ve Murat Uysal’ın takımı oldu. Yakalanan aslan balıkları, Ekdağ A.Ş. tarafından kurulan alanda pişirilerek halka ikram edildi.
‘DENİZ EKOSİSTEMİNİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ’
Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in deniz turizminin geliştirilmesine ve biyoçeşitliliğin korunmasına büyük önem verdiğini belirterek şunları söyledi:
” Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin deniz ekosistemini korumaya yönelik en önemli çalışmalarından biri, denizlerimizdeki yabancı istilacı türlerle ilgili yaptığımız çalışmalardır. Burada sadece aslan balığı yarışması olarak değil, aslan balığının nereden geldiğini, etkilerini ve neden bu balığı yakalamamız ve sofralarımızda tüketmemiz gerektiğini anlatan farkındalık çalışması yapıyoruz. Bu etkinlik, Türkiye’ye örnek olan bir çalışma. Bu türle mücadelenin en etkin yolu, onun ekonomik değerini artırmak ve sofralarımıza taşımaktır. Aslan balığı, protein değeri yüksek ve lezzetli bir balık. Tadım etkinliğinde de vatandaşlarımıza bunu sunacağız.”
ASLAN BALIĞI SALI GÜNLERİ DÜDEN BALIKTA
Ekdağ A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Aydın ise aslan balığını Ekdağ Sosyal Tesisleri’nin menüsünde sunduklarını belirtti ve bu lezzeti daha fazla kişinin tatmasını amaçladıklarını ifade etti. Aydın, “Aslan balığı yakalama yarışmalarını Finike, Adrasan ve Kemer’de de devam ettireceğiz. Hafta içi salı günleri Düden Balık Tesisimizde aslan balığı menümüz olacak. Vatandaşlarımızı bu lezzetle buluşturmayı sürdüreceğiz” dedi.
Yarışmada birinci olan Kaan Selçuk Kara, uzun yıllardır zıpkınla dalış yaptığını ve aslan balığıyla mücadele ettiğini belirterek, bu yarışmaya üçüncü kez katıldığını ve yine dereceye girdiğini söyledi. Takım arkadaşları da aslan balığının lezzetli olduğunu, ancak zehirli oklarından dolayı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Etkinliğe katılan tüm yarışmacılara kupa, madalya ve kamp sandalyesi hediye edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘FAYIN HAREKETLİLİĞİ ARTMIŞ OLABİLİR’
İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Ufuk AKTUĞ/HATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Haber-Kamera: Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 53 yılın en sıcak temmuz ayının yaşandığını söyledi.
Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün verilerine göre son 53 yılın en sıcak Temmuz ayını yaşadık. En yüksek sıcaklık 45.9 derece ile Cizre’de, en düşük sıcaklık 5.2 derece ile Erzurum’da tespit edildi. Önümüzdeki hafta Pazartesi gününden itibaren de hava sıcaklıkları artmaya devam edecek. Bu nedenle vatandaşlarımızdan daha tedbirli olmalarını rica ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’de elektrikli araç şarj istasyonu operatörlerinin çatı kuruluşu olan E-MOD, elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için önemli bir adım atıyor. Dernek adına görüşlerini dile getiren Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar, ülkemizdeki şarj istasyonlarının birbirleriyle yüksek düzeyde entegre olması gerektiğini vurgulayarak, bu bağlamda roaming sisteminin hayata geçirilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Murat Pınar, açıklamalarının devamında, “Şarj istasyonları arasındaki uyum, yalnızca sektörel bir gereklilik değil, aynı zamanda elektrikli araç kullanımını teşvik edecek kritik bir unsurdur. Bu sistem sayesinde kullanıcılar, farklı operatörlere ait istasyonlardan kesintisiz hizmet alabilecekler. Bu adım, ulusal şarj istasyonu ağı stratejisine de önemli bir katkı sağlayacaktır. Özellikle Avrupa Komisyonu’nun benzer yaklaşımlarla sürdürülebilir mobiliteyi desteklediği bir dönemde, Türkiye’nin de bu küresel eğilimi takip etmesi önemlidir” dedi.
Yol haritası önerisi sunulacak
Roaming sisteminin hayata geçirilmesi için sektör temsilcileri ile yoğun bir iş birliği sürecinin yürütüldüğünü aktaran Pınar, yakın gelecekte bu konuda somut adımlar atılacağını ve paydaşlara sunulacak bir yol haritasının hazırlandığını, ilgili düzenleyici kurumlara da başvuru yapılacağını belirtti. Bu sistemin, elektrikli araç sahiplerinin şarj istasyonlarına erişimini kolaylaştırarak, sektörün genel hizmet kalitesini artıracağına dikkat çekti.
Bu yeni adım, E-MOD’un ulusal stratejiyle uyumlu hareket etme kararlılığını ve elektrikli araç ekosisteminin gelişimi için sektörel iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu sürecin Türkiye’de emobilite sektörünün hızlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesine ivme kazandıracağına inanan Dernek, tüm paydaşları bu sürece aktif katkıda bulunmaya davet ediyor.
Bu gelişmeler ışığında, E-MOD’un liderliği altında atılan adımların, Türkiye’deki emobilite ekosisteminin Avrupa’daki benzer sistemlerle rekabet edebilir seviyeye gelmesini sağlayacağı öngörülüyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Cihad Terzioğlu, nükleer enerjinin ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) enerji arz güvenliğine önemli katkılar yapacağını söyledi. İlk ünitesinin tamamlanmasına yaklaşılan santralin enerji çeşitliliğinden, iklim değişikliğinin etkilerinin önlenmesine kadar pek çok alanda Türkiye’yi ileri taşıyacağını belirten Terzioğlu, “Başta Akkuyu NGS olmak üzere Türkiye’ye kurulacak nükleer santrallerle ekonomik ve teknolojik kazanımların yanı sıra tersine beyin göçüne de katkı sağlanacağını düşünüyorum” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalara göre Türkiye’de nükleerde hedef 2035’te 7,2, 2050’de ise 20 gigavat üretime ulaşmak olacak. Bu kapsamda Sinop ve Trakya’da inşa edilecek 4’er reaktörün yanı sıra toplamda 5 gigavat civarında üretim yapacak küçük modüler reaktörlerin de (SMR) inşa edilmesi planlanıyor. Bu uzun vadeli hedeflerinin ilk adımı ise uzmanların “Türkiye’nin enerji yolculuğunda bir dönüm noktası” olarak tanımladıkları Akkuyu NGS ile atılıyor. İlk ünitesinin tamamlanması için çalışmaların hızla devam ettiği santralin Türkiye’ye büyük avantajlar sağlayacağını belirten Cihad Terzioğlu, “Cari açık içerisindeki enerji faturasını düşündüğümüzde, tek başına elektrik ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 10’unu karşılayacak olan Akkuyu NGS’nin ekonomik katkısı büyük önem taşıyor. Tüm bu avantajlarının ötesinde nükleer enerji sektörünün Türkiye’ye teknoloji alanında da büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum” diye konuştu.
TERZİOĞLU: NÜKLEER ENERJİ SANTRALLERİ İLE TÜRKİYE TERSİNE BİR BEYİN GÖÇÜNE DE EV SAHİPLİĞİ YAPABİLİR
Terzioğlu, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Nükleer enerji teknolojisi başta tıp olmak üzere, kimya ve makine gibi imalat sektörlerine de katkı sunacaktır. Bu katkının nükleer teknoloji sayesinde artan nitelikli iş gücü ve istihdam ile sürdürülebilir olacağı kanaatindeyim. Yıllardır nükleer enerji ve fizik mühendislerinin yurt dışı olanaklarını daha çok değerlendirdiğini düşünürsek, nükleer enerji santralleri ile Türkiye tersine bir beyin göçüne de ev sahipliği yapabilir. Akkuyu ile nükleer enerji santrali teknolojisi ile tanışacak olan Türkiye aynı zamanda enerji arz çeşitliliğini de artırmış olacak. Zamanla devreden çıkacak olan fosil yakıtlı santralleri ve karbon düzenleme mekanizmaları nedeniyle ihtiyaç duyulacak temiz enerji ihtiyacının artacağı gerçeklerini de dikkate aldığımızda; Akkuyu ile 10-15 GW’lık nükleer enerji kurulu gücü, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve iklim değişikliği ile mücadele hedefleri için gerekli olacağını düşünüyorum. Türkiye 2016 yılından bu tarafa hassasiyetle takip ettiği Milli Enerji ve Maden Politikası gereği, enerji arz güvenliğini sağlamaya çalışırken yerlileştirmeyi de önemsiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar ve güneş teknolojileri için Türkiye’de kurulan fabrikalar, üretim hatları ve gelişen yan sanayi bunun güzel örneklerindendir. Nükleer enerji santralinin bu yönden de olumlu yansımalarını yaşayacağız. On binlerce ekipmanın kullanıldığı, yüzlerce hizmet sağlayacağının tedarik zincirinde yer aldığı bu teknolojinin kendi ekosistemini oluşturacağını söyleyebiliriz. Bu ekosistem imalat sektöründen yan sanayiye, mühendislik hizmetlerinden idari hizmetlere kadar geniş yelpazeyi kapsayacaktır. Bu ekosistemde tecrübe kazanacak olan firma ve kurumlarımızın, yurt dışında kurulacak/kurulan nükleer enerji santrallerine hizmet verebilecek olması da ihracat gücümüzü artıracak bir potansiyel taşımaktadır. Bunun yanında nükleer enerji teknolojisinin ileride daha sık konuşacağımız, elektrikli araçlar, depolama ve hidrojen alanlarındaki gelişmeleri güçlendireceğini de söyleyebiliriz.”
“SMR TEKNOLOJİSİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
Nükleer sektör içerisindeki yeni gelişmeleri de takip etmek gerektiğini belirten Terzioğlu, “Konvansiyonel nükleer enerji teknolojisini takip eden küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisi ticarileşme aşamasına gelmiş durumda. Kolay kurulabilir ve devreden alınabilir olmaları, atık ve yakıt süreçlerinin avantajları nedeniyle önümüzdeki yıllarda tercih edileceğini düşünüyorum. Özellikle ağır sanayi endüstrisinin 30 MW ile 300 MW arasında değişen SMR çözümlerine ilgi duyacağı kanaatindeyim. SMR teknolojisinin yatırım hızı artışında finansman imkanlarının da geliştirilmesinin altını çizerek, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında küresel teşvik mekanizmaları içerisinde yer alması gerektiğini hatırlatmak isterim” ifadelerini kullandı.
KARATAŞ: AKKUYU NGS BİR DÖNÜM NOKTASI OLACAK
Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş da Türkiye’nin nükleer enerji santralleri inşasında kazanacağı üretim tecrübesinin SMR kurmada ciddi avantaj sağlayacağını belirtti. Dünyanın karbonsuz enerjiye geçişte yeni bir üretim kaynağı olacak olan SMR’ler konusunda hızlı bir gelişim gösterdiğini söyleyen Karataş, “Akkuyu NGS’yi inşa eden Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom başta olmak üzere sektördeki pek çok önemli oyuncunun oluşturduğu bu yeni pazar ülkelerin gerçekleştireceği mevzuat alt yapısı ve uygun ekosistemin oluşması ile enerji sektöründe yepyeni bir üretim modeline geçişi hızlandırabilir. Türkiye’nin nükleer enerji santralleri inşasında kazanacağı üretim tecrübesi de SMR’ye geçişte de ciddi avantaj sağlayacaktır” dedi.
Türkiye’nin 2053 karbon nötr hedefini yakalaması için emisyon oluşturucu enerji kaynaklarından uzaklaşması gerektiğini, bunu yaparken de enerji arz güvenliğini sağlamasının şart olduğunu söyleyen Karataş, bu iki sebepten ötürü nükleerin en iyi çözümlerden biri olduğunu aktardı.
Karataş Türkiye’nin Rusya, Fransa ve ABD gibi ülkelerin başı çektiği ‘Nükleer enerji kullanan ülkeler’ arasındaki yerini almaya hazırlandığını hatırlatarak şunları söyledi:
“COP28 zirvesinde alınan en önemli kararlardan ve geçtiğimiz yıl Avrupa’nın nükleeri geçiş dönemi temiz yakıtı sayması ile nükleer enerjiye yatırım artmaya başladı. Türkiye de ilk santrali ile bu ülkeler arasındaki yerini alıyor. Akkuyu NGS ile Türkiye bu konudaki ilk adımı atmakla kalmıyor, farklı alanlarda nükleerle ilgili çalışmalar da başlatarak sektöre yönelik yan sanayisini de geliştiriyor. Artan üretimle birlikte enerji arz güvenliğinin karbon nötr bir yakıttan sağlanacak olması Türkiye’ye gelecek yatırımcıları da cezbedecektir. Çünkü karbon vergisi üretim maliyetlerini artıracak ve karbonsuz enerji arayışlarını hızlandıracaktır. Karbonsuz enerji, yatırımcıları da Türkiye’ye çekebilir. Bu anlamda Akkuyu NGS Türkiye’nin karbonsuz enerjide atacağı büyük bir adım ve bir dönüm noktası olacaktır.”
HEDEF İHRACATÇI KONUMA GELEBİLMEK
Türkiye’nin nükleer enerji santrallerin konusunda yan sanayisini ve standartlarını geliştirmesinin pek çok avantaj sağlayacağını belirten Karataş, Türkiye’nin ilerleyen dönemlerde nükleerde bir hizmet ve ürün ihracatçısı konumuna gelebileceğini vurguladı. Karataş, “Nükleer santral standartları güvelik açısından dünyada en katı standartlardır ve her üretici bu standartları sağlayamayabilir. Türkiye Akkuyu NGS’de yaptığı anlaşma ile %20 yerlilik, ikinci santralde ise %40 yerlilik oranına ulaşacaktır. Türkiye üretim gücü ile şu anda bu standartları sağlayacak yan sanayiye kavuşmaktadır. Ülkemizin Akkuyu NGS ile yaratacağı, 2’nci ve 3’üncü santrallerle de pekiştireceği tecrübe dünyada inşa edilmekte olan ve edilecek nükleer santral işlerinde de hizmet ve ürün ihracatı imkanını doğuracak ve Türk sanayisi için yeni bir ekosistem oluşmasını sağlayacaktır. Ayrıca nükleer alanda yetişmiş yetkin kalifiye insan gücü de artacağından yeni istihdam alanları doğacaktır” diye konuştu.
“ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN EN ÖNEMLİ ALTERNATİF KAYNAKLARDAN BİRİ NÜKLEER ENERJİDİR”
Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede hem sanayi hem de evlerde enerji tüketiminin artmaya devam edeceğine dikkati çeken Karataş, “Aynı zamanda yenilenebilir enerjini yatırımlarının da artacağı göz önüne alınırsa oluşacak dengesizliği arz güvenliği açısından nötrleyecek en önemli kaynaklardan biri nükleer enerjidir. Ayrıca dünyada oluşabilecek enerji krizlerinde enerji ithalatı imkanının ortadan kalkması durumunda enerji arz güvenliği için alternatif en önemli kaynaklardan biri de nükleer enerjidir. Akkuyu NGS ile elektrik üretiminin yüzde 10 unu karşılamayı hedefleyen Türkiye, enerji arzında çeşitliliği artırarak risklerini minimize edecektir. Bu sebeple enerji çeşitliliği Türkiye’nin devlet politikasıdır. Avrupa yeşil mutabakat ve Paris iklim anlaşması ile birlikte karbonsuz enerji ihtiyacı da Türkiye’nin nükleer enerji hedefinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Fırat Görgel öncülüğünde sosyal belediyecilik çerçevesinde toplumun tüm kesimlerine yönelik faaliyetlerini durmaksızın sürdüren Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin kadınlara yönelik kursları da devam ediyor.
Gülsüm Hanım Gümüşer Sosyal Tesisi’nde kadınlara yönelik düzenlenen kurslardan bir tanesi de geri dönüşüm. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığınca düzenlenen kursta alanında uzman eğitmenler tarafından katılımcılara, geri dönüşümden kullanılabilir araç gereç yapımı eğitimi veriliyor.
Kursta bir yandan el becerilerini geliştiren ve sosyalleşen kadınlar bir yandan da yeni meslek ediniyor. Kadınlar, atölyelerde aldığı eğitimler neticesinde oluşturdukları ürünlerin satışını yaparak aile ekonomisine katkı sağlama fırsatı da buluyor. Geri dönüşüm atölyesinde oluşturulan ürünler, 9 – 31 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Geleneksel Ağustos Fuarı’nda da katılımcıların beğenisine sunulacak.
Kurs eğitmeni Nuray İrem Yavuz, “Atölyemizde kursiyerlerimiz bir yandan geri dönüşümden yeni ürünler oluştururken bir yandan da depremin getirdiği psikolojik travmaları bir nebze de olsa geride bırakma fırsatı buluyor. Atölyemizde geri dönüşümden faydalanarak supla, sepet, abajur ve kapı süsü gibi çeşitli ürünler oluşturuyoruz. Atık kağıt ve cam gibi maddeleri atölyemizde daha kullanılabilir hale getiriyoruz. Kadınlar burada hem sosyalleşme hem de el becerilerini geliştirme imkanı buluyor. Ayrıca burada aldıkları eğitimle ürettikleri ürünlerin satışını yaparak aile ekonomisine de katkı sağlıyorlar” diye konuştu. – KAHRAMANMARAŞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kosova Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, gerekli görülmesi halinde hafta içerisinde çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına yönelik tedbirler alınacağı bildirildi.
Açıklamada, halka yüksek sıcaklıklar nedeniyle Sağlık Bakanlığı ve Kosova Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsünün tavsiyelerine uyması tavsiye edildi.
Kosova Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü de yüksek sıcaklıklardan korunmaya yönelik tavsiyelerde bulundu.
Özellikle güneşin dik açıyla geldiği 11.00 ila 17.00 saatleri arasında dışarıda fazla zaman geçirilmemesi, bol sıvı tüketilmesi gibi uyarılarda bulunan enstitü, kronik rahatsızlıkları olanların, sağlıkları açısından aşırı sıcağın etkili olduğu öğle saatlerinde güneşli ortamda bulunmamalarını önerdi.
Hava sıcaklığının 39 dereceye ulaştığı Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde halk, serinlemek için nehir ve parklarda zaman geçirdi.
Sıcaklıkların artması nedeniyle ülkenin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınlarıyla mücadele de devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 21.39 sıralarında Yamanlar Dağı’nda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen sebepten dolayı çıkan orman yangını ihbarı üzerine adrese İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı; 25 arazöz, 4 su ikmal aracı, 3 dozer ve 6 yer ekibi sevk edildi. Ekiplerin alevlerle mücadelesini sürdüğü öğrenildi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ayvacık ilçesi Adatepe köyü yakınlarındaki orman alanında, saat 16.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 2 ilk müdahale aracı, 10 arazöz, 3 dozer, 4 uçak, 4 helikopter ve toplam 104 personel sevk edildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, merkeze bağlı Kayalı köyü yakınlarında henüz belirlenemeyen sebeple anız alanında yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, ve Orman İşletme ekipleri sevk edildi. Rüzgarın etkisiyle yangın kısa sürede büyüyerek otluk ve ağaçlık alanlara sıçardı.
Yangına TOMA, AFAD, İl Özel İdare, BOTAŞ ile çevre ilçelerden gelen itfaiye ekipleri sevk edildi. Ayrıca bölgede 112 Acil Sağlık ekipler de hazır bulundu.
Ekiplerin yaklaşık 4 saatlik müdahalesi ile yangın kontrol altına alınırken yaklaşık 600 dekar alan zarar gördü.
Öte yandan köylüler de kendi imkanlarıyla yangın müdahalesine destek oldu. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayalı Barajı yakınlarında henüz bilinmeyen nedenle anız yangını çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle yayılırken, yangın ağaçlık alana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye, Orman İşletme Müdürlüğü, BOTAŞ, AFAD ekipleri ile İl Özel İdaresinin iş makineleri yönlendirildi.
Toplumsal Olaylara Müdahale Aracının (TOMA) da kullanıldığı, yaklaşık 4 saat süren çalışmalar sonucu yangın söndürüldü.
Yangında 600 dekar tarım arazisi ve ağaçlık alan zarar gördü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarıçam ilçesine bağlı Kargakekeç Mahallesi’nde tarlada henüz belirlenemeyen bir nedenle anız yangını çıktı. Alevler, rüzgarın etkisiyle çevredeki ormanlık alana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile söndürme helikopteri, uçak, arazözler ve su tankları yönlendirildi. Yangına 49 arazöz, 2 uçak, 2 helikopter ile çok sayıda orman işçisi ile müdahale edildi. Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı.
Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçeye bağlı Adatepe köyü yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
4 helikopter, 4 yangın söndürme uçağı, 2 ilk müdahale aracı, 10 arazöz, 3 dozer ve 104 personelle müdahale edilen yangın kontrol altına alındı.
Yangında ilk belirlemelere göre 2,5 hektar ormanlık, 1 hektar ziraat alanı zarar gördü.
Ekiplerin bölgedeki soğutma çalışmaları sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe köyü yakınlarında ziraat ve ormanlık alanda saat 16.40 sıralarında yangın başladı. Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüdü. İhbar üzerine ekipler 16.48’de yangına ilk müdahaleyi yaptı. Yangına havadan 4 uçak ve 4 helikopter, karadan ise 2 ilk müdahale aracı, 10 arazöz-su ikmal aracı, 3 dozer, 3 treyler ve 104 personelle müdahale edildi.
Yangın, ekiplerin yoğun müdahalesi sonrası kontrol altına alındı. Yangında 2,5 hektar orman ve 1 hektar ziraat arazisi zarar gördü. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, komşuların kötü kokular gelmesi nedeniyle şikayet ettiği 3 katlı binada belediye temizlik ekipleri tarafından yapılan temizlik çalışmasında 3 kamyon çöp çıkartıldı.
Yıldırım ilçesi Arabayatağı Mahallesi Akdere Sokakta bulunan bir evde 3 katlı binadan yayılan kötü kokular nedeniyle mahalle sakinleri şikayetçi oldu. İhbar sonrası adrese belediye ekipleri geldi. Savcılık izni ile binaya giren ekipler, kapıyı açtıklarında dağ gibi çöp ile karşılaştı. Ekiplerin 4 saat yaptığı çalışmadan binadan 3 kamyon çöp çıkarıldı. Binadaki temizlik çalışmalarının devam edeceği ve ardından ilaçlama yapılacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çobanisa Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Bölgeye, İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 2 uçak, 8 helikopter, 20 arazöz, 5 su ikmal aracı, 3 dozer ve 3 yer ekibi sevk edildi.
Yangının kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kargakekeç Mahallesi’ndeki bir tarlada henüz belirlenemeyen nedenle anız yangını çıktı.
Alevler, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile 163 personel, 2 helikopter, 2 söndürme uçağı ve 49 araç yönlendirildi.
Ekiplerin, havadan ve karadan müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evkafçiftliği Mahallesi’ndeki ormanlık alandan henüz belirlenemeyen nedenle duman yükseldi. İhbar üzerine bölgeye Mersin, Silifke, Erdemli, Mut ve Gülnar Orman İşletme Müdürlüklerinden 20 arazöz, 5 su tankı, 3 helikopter ve Mersin Büyükşehir İtfaiye ekipleri yönlendirildi. Yaklaşık 5 saat süren çalışma sonucu yangın kontrol altına alındı. Yangın nedeniyle 250 dönüm ormanlık alan zarar gördü.
Ekiplerin soğutma çalışması devam ediyor. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evkafçiftliği Mahallesi’ndeki ormanlık alandan henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, 3 söndürme helikopteri, 20 arazöz ve 5 su tankı yönlendirildi.
Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında, 250 dönüm ormanlık alanın zarar gördüğü öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yaz Fransa’nın başkenti Paris’te 33’üncüsü düzenlenecek Olimpiyat Oyunları için tasarlanan olimpiyat köyü, bu zamana kadar yapılmış en sürdürülebilir ve çevre dostu tesislerden biri olarak duyurulsa da çevrecilerin eleştirileri de sürüyor.
Ahşap malzemeyle yapılan Olimpiyat Köyü klima yerine rüzgarla serinletilecek. Sporcuların idrarı geri dönüştürülerek gübre olarak kullanılacak.
Ancak olimpiyat köyünün sürdürülebilirlik iddiasına rağmen, çevreciler birkaç farklı açıdan Olimpiyat Komitesi’ni eleştiriyor.
Seine Nehri’nin kirliliği: Macron’da yüzme sözü
Olimpiyatların suyla ilgili bazı yarışlarının çoğu zaman kirli olan Seine Nehri’nde gerçekleştirilecek olması eleştiri konularından birisi.
Geçen Ağustos ayındaki birçok su sporu, nehir suyunun çok kirli olması nedeniyle iptal edilmişti.
Özellikle ciddi bir dışkı kirliliğiyle karşı karşıya olan nehrin sularının, sporcular açısından ciddi sağlık sorunları yaratacağı öne sürülüyor.
Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, çevrecilerin tepkisine karşılık, olimpiyatlar başlamadan Seine Nehri’nin yüzülebilir hale getirileceğini savunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da 29 Şubat’ta Olimpiyat köyünün açılışında yaptığı açıklamada, Seine Nehri’nin nasıl temizlendiğinin bir ispatı olarak nehirde yüzeceği yönünde bir söz verdi.
AFP’nin aktardığına göre Macron, “Yüzeceğim ama şimdiden bir tarih vermiyorum” dedi.
Hidalgo da Oyunlar öncesinde nehre girme sözü verdi. Belediye, Olimpiyatlardan sonra Seine’de üç halka açık yüzme alanı oluşturmayı ve 1923’te yasaklanmasından bu yana ilk kez nehirde yüzmeyi yasal hale getirmeyi planlıyor.
Tahiti eleştirileri
Fransa’nın denizaşırı bölgelerini Olimpiyat Oyunları’na dahil etmek amacıyla Paris’ten 15 bin kilometre uzaklıktaki Pasifik adası Tahiti’yi tarihteki ikinci olimpiyat sörf yarışması için seçmesi çevrecilerin tepkisine neden oldu.
Özellikle sörf yarışmaları için tasarlanan alüminyum hakem kulesi yoğun bir şekilde tartışılıyor..
İşlevsiz olduğu için ahşap kulenin alüminyumla değiştirilmesine yönelik protestolar düzenlendi.
Yeni kule ve ek tesis inşaatı nedeniyle bölgedeki mercanların zarar görmesi nedeniyle çevreciler ve yerel halk tepki gösterdi.
Tahiti’deki Teahupo’o plajındaki kule çalışmaları, işçiler tarafından kullanılan bir dubanın bölgedeki mercanlara zarar vermesi üzerine Aralık ayında askıya alınmıştı.
Yaklaşık 200 bin kişi inşaatın durdurulması için bir imza kampanyası da düzenlemişti. Ancak projeye 11 Mart’ta kulenin inşasıyla yeniden başlanacak.
Çalışmaya karşı çıkan derneklerden biri olan Vai Ara o Teahupoo’nun başkanı Cindy Otcenasek, AFP’ye yaptığı açıklamada, “yasanın sınırları dahilinde mümkün olan her şeyi” yaptıklarını söyleyerek “Artık havlu attık” dedi.
Olimpik sörf etkinliğinin 27-30 Temmuz tarihleri arasında yapılması, dalgaların gecikmesi halinde 5 Ağustos’a kadar uzatılması planlanıyor.
Mimarına göre, Olimpiyat Köyü’nün sporcuların kalacağı alanlar en sürdürülebilir ve çevre dostu olarak tanımlanıyor.
Paris’te Belçikalı mimar ve şehir plancısı Anne Mie Depuydt liderliğindeki beş mimarlık şirketi tarafından tasarlanan 6 bin evin bulunduğu olimpiyat köyü 2,5 yılda tamamlandı.
Anne Mie Depuydt, Perşembe günü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından açılışı yapılan ve sürdürülebilir olarak tasarlanan tesisin özelliklerini Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye anlattı.
Depuydt’un verdiği bilgiye göre, 14 bin olimpik ve 9 bin paralimpik sporcuya ve onların çevresindekilere ev sahipliği yapacak olan köy, 52 hektarlık eski bir sanayi tesisi üzerinde inşa edildi.
Olimpiyatlar sonrası paralimpik oyunlar içinde kullanılması için binalar, engelli sporculara uygun olacak biçimde tasarlandı. Örneğin tüm koridorlar normalden daha geniş yapıldı, banyolar özel yüzeylerle kaplandı.
Toplam 6 bin binanın bulunduğu olimpiyat köyündeki evlerin tamamı ahşap malzemeyle inşa edildi.
Yaz dönemi Paris’te havanın sıcak olmasına rağmen, olimpiyat köyündeki hiçbir tesiste klima bulunmuyor.
Sürdürülebilirlik amacıyla klima yerine Seine Nehri’nden esen rüzgar kullanılacak. Doğal havalandırma sağlamak için rüzgarın yönü hesaplanarak, bütün binalar Seine Nehri’ne dik olarak inşa edildi.
Özellikle klima bulunmaması nedeniyle eleştirildiklerini belirten Belçikalı mimar, “Ama böylesi daha iyi” diyor.
Sporcuların kalacağı binalar ile ofis bölümleri jeotermal enerji ile ısıtılacak.
Paris’teki sıcaklık artışının 2050 yılına kadar aşırı artacağı yönündeki tahminler dikkate alınarak, binalar buna uygun düzenlendi. Her binada, güneşlikler ve ısıyı önleyici sistemler bulunuyor.
Olimpiyat köyünde, sporcuların idrarı gübreye dönüştürülecek. Köyde, gübre yapmak için idrarın geri kazanıldığı bir tesis oluşturuldu.
Sürdürülebilirlik açısından en önemli çalışmalardan biri de su yönetimi oldu.
Tesisteki yükseklik farkları nedeniyle suyu yerçekimine göre emmesi gereken 220 ağaçtan oluşan bir orman oluşturuldu.
Olimpiyat köyündeki binaların çatıları kuş göçüne uygun şekilde uyarlandı. Kuşlar için yuvalar yapıldı ve evlerin cephesine kondu.
Olimpiyat köyünün, bölge sakinlerine yönelik bir proje olduğunu belirten Debuydt, etkinlik alanından yerleşim alanına dönüşüm projesi olarak inşa edilen tesisin, olimpiyatlardan sonra da hizmet vereceğini söyledi.
]]>
31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nde Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkanı olarak seçilen Şeyma Döğücü, yeni dönemde de tekrar aday gösterildi. Aradan geçen 5 yılda hizmete aldığı projelerle takdir toplayan Döğücü, yeni dönemde yapmayı planladıkları projelerini düzenlenen lansmanda duyurdu. Sancaktepe’ye Millet Bahçesi ve Şehir Hastanesi açılacağını müjdeleyen Şeyma Döğücü, çevre projeleri, eğitim projeleri ve sosyal projeler üzerinde duracaklarını ifade etti.
“EN BÜYÜK YATIRIMIMIZI İNSANA YAPTIK”
Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Proje Lansman Toplantısında özellikle sürdürülebilir çevreye dair projeler ve eğitim projeleri büyük beğeni topladı.
Eğitimde fark yaratan projeleri ile Sancaktepe’nin son 5 yılına damga vuran Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, tanıttığı vizyon projeleriyle Sancaktepeli’lerden tam not aldı. Döğücü, “En büyük yatırımımızı insana yaptık. Sancaktepe sizlerin desteğiyle yine emin ellerde olacak.” dedi.

“SANCAKTEPE EMİN ELLERDE”
“Sancaktepe Emin Ellerde” mottosuyla projelerini tanıtan Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, “Şehri yönetirken merkeze insanı aldık. Merkezde her zaman insan var, insanla şehir arasındaki bağın sağlıklı olmasını şehrin sağlıklı olmasıyla eş değer gördük. Yaptığımız her projenin insanın mutluluğuna, geleceğine, zamanına birikimine duygu ve düşünce dünyasına dönük olsun istedik. En büyük yatırımımızı insana yaptık.” sözleriyle vizyonunu ortaya koydu.
7/24 Belediyecilik anlayışıyla geçtiğimiz 5 yılda 268 projeyi tamamladıklarını anlatan Döğücü, nitelikli eğitim, donanımlı okullar noktasında büyük mesafe kat ettiklerinin ve bu sayede öğrencilerin başarı ortalamasını arttırdıklarının altını özellikle çizdi.Kültür- sanat, çevre, sosyal alanlar, spor alanları dahil birçok hizmeti vatandaşa sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Döğücü, pandemi döneminde ve 11 şehrimizi etkileyen deprem felaketi sonrası afet bölgelerinde de vatandaşın yardımına koştuklarını hatırlattı.

“KAZANIMLARIMIZIN ÜZERİNE YENİLERİNİ EKLEME ZAMANI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyecilik diğerlerinin nazarında bir rant kapısı olabilir ama bizim nazarımızda sadece millete hizmet kapısıdır diyoruz” sözüne atıf yapan Döğücü, 5 yıllık yeni dönemin heyecanını yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim vizyonumuz teknoloji ile bütünleşirken kaynaklarını koruyan çevreci bir Sancaktepe… Bizim vizyonumuz kimliğini koruyarak geleceğini kuran bir Sancaktepe… Nitelikli eğitim, erişilebilir sağlık hizmeti bir yaşam tarzı olarak benimsenen spor alışkanlığı, sosyal ve kültürel imkanlarda çeşitliliğin artmasıyla Sancaktepe yaşayan dinamik bir şehre dönüşürken ihtiyaçlarınız ve beklentilerinizin de en üst seviyede karşılanması bizim bu şehir için önceliklerimiz… Burada yaşarken içiniz rahat olsun istiyoruz. Sizi sizden daha çok düşünen birilerinin olduğunu bilmenizi istiyoruz. Şimdi bu anlamlı noktayı sağlamlaştırma ve kalıcı hale getirme zamanı… Şimdi yeri geldiğinde nezaket ve şefkat, yeri geldiğinde cesaret ve irade ile Sancaktepe’deki kazanımlarımızı koruma ve onun üzerine de yenilerini ekleme zamanı.”

SANCAKTEPE’YE MİLLET BAHÇESİ VE ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Konuşması sık sık alkış ve coşkulu tezahüratlarla kesilen Döğücü, yeni dönemde Sancaktepe Millet Bahçesi ve Şehir Hastanesinin açılacağı müjdesini verdi. Döğücü hayata geçirilecek söz konusu projelerle ilgili şunları söyledi:
“Çevrenin insanın ve hayatın parçası olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Çevre ile ilgili güçlü bir değişimi de zaten başlatmıştık. Şimdi bu değişimi bir adım daha öne alıyoruz. Daha öteye taşıyoruz. 75 bin metrekare içerisinde aromatik bitki bahçeleri, tema parkında olduğu Sancaktepe Millet Bahçemizi önümüzdeki dönem açarak Sancaktepe’nin kişi başına düşen yeşil alan miktarını da artırıyoruz. Ülkemizin sağlık alanındaki yüz akı olan uluslararası ölçekteki milli markamız şehir hastanelerinden birini yine Sancaktepe’de açacağız. Sancaktepe’de 2 bin 100 yataklı olarak bu ilk etabı olacak şekilde Şehir Hastanemiz İstanbul’umuzun en büyük ikinci sağlık kompleksi olacak, inşallah hastane yatak kapasitemiz de bu vesileyle 3 katına çıkıyor. İddia ediyorum bu sağlık standartlarına sahip olan ilçelerin tüm Türkiye’de eğer sayarsanız sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Sancaktepe’de ‘sağlığı koruma’ önceliğiyle attığımız bu adımlarla öncelikle yaşlı ve çocuklarımız için güvence oluyoruz.”
Döğücü, maddi imkanları yetersiz vatandaşlara nitelikli sağlık ve konaklama imkanı sunacak İlhan Varank Şifahanesi’ni de yeni dönemde Sancaktepe’ye kazandıracaklarını da sözlerine ekledi.

“ÇEVRE PROJELERİYLE FARK YARATACAĞIZ”
Sürdürülebilir çevre ve kaynakların tasarruflu kullanılması için yeşil kalkınmayı önemsediklerini ifade eden Şeyma Döğücü, çevre projelerindeki iddiasını ortaya koyarken, özellikle genç nesil için bu yatırımları önemsediklerini vurguladı.
Döğücü, güneş enerjili ücretsiz araç şarj istasyonları, Paşa Köy Yenilenebilir Enerji ve Doğa Park Projesi ile Sancaktepe’nin havasını ve suyunu koruyacaklarını, çevre konusunda farkındalık yaratırken Emine Erdoğan’ın sıfır atık projesine de destek olacaklarını belirtti.
ŞEHRE DİNAMİZM GELECEK
Çocuklar ve gençlerin zamanını nitelikli geçirmesi, fikirlerini özgürce hayata geçirmeleri ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi noktasındaki projelerini de açıklayan Döğücü, özellikle Sancaktepe Kültür ve Sanat Kampüsü’nün şehre dinamizm getireceğini söyledi.
Döğücü, kampüsün içerisinde sanat, galerileri, performans alanları, tiyatro salonu, konser salonu, eğitim ve atölye alanları, mimari tasarım atölyeleri, kütüphane ve araştırma merkezi, teknoloji ve inovasyon atölyeleri, çok amaçlı salonlar ve sosyal ve rekreasyon alanları olacağını dile getirirken, geçmişle gelecek arasında köprü kuracak Damatris Kültür Yolu projesini gençlerin çizdiğine de ayrı bir parantez açtı.

“EĞİTİM HER ZAMAN BİRİNCİ ÖNCELİĞİM”
Yeni dönemde eğitim projelerinin ilk sırada olacağını vurgulayan Şeyma Döğücü, eğitime verdiği önemi şu sözlerle sıraladı:
“Sancaktepe’de büyük eğitim atılımını devam ettireceğiz, başlattık, devam ettireceğiz. Bir kere benim her şeyden önce kendime bir sözüm var. Çocuklarımız bize emanet ve Sancaktepe’de çocuklarımızı şehrin en iyi, en iyi okul eğitimini alabilecekleri okullara kavuşturmak zorundayız. Ben bunu kendime bir söz ve bir görev olarak belirledim. Yeni hizmet dönemimizin en önemli başlıklarından birisi eğitim olacak. Çünkü Sancaktepe’de yaşarken evlatlarınızın aldığı eğitimden gözü kapalı emin olabilmeniz için eğitime desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Ben bir anne olarak evlatlarımın en iyi okullarda okumasını nasıl istiyorsam bütün anneleri de çok iyi anlıyorum ve annelerin bunu yaşayabilmesi de benim en büyük vazifem… Gece yastığa başımı koyduğumda ben bu işi halletmemiş olursam, rahat uyuyamam, gece rahat uyuyabilmem için ‘eğitim, eğitim, eğitim’ diyeceğiz ve Sancaktepe de okullarımızı, kalitesini ve her koşulunu artırmak için çalışacağız.”
7’DEN 70’E HER KESİME YÖNELİK PROJELER
Sancaktepe’de mahalleliler arasında bağları güçlendirecek Mahalle Konakları, şehri engelsiz hale getirecek engellilere özel projeleri olan Sancaktepe Otizm İletişim ve Etkileşim Merkezi, Engelsiz Yaşam Merkezi, evlenecek gençler için evlilik destek paketi, Sancaktepe Bilimbüsü, Tarımpark Hobi Bahçeleri de Döğücü’nün dikkat çeken diğer projeleri arasındaydı.
ENGELLENEN METRO HATTI MURAT KURUM İLE İNŞA EDİLECEK
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ulaşım projelerine de değinen Döğücü, bu sayede Sancaktepe’nin engellenen metro çalışmasının da tekrar başlayacağını ve birlikte Sancaktepe’yi de depreme hazırlayacaklarını ifade ederek Kurum’a destek istedi.
Programa katılan eski Başbakan Binali Yıldırım da programda yaptığı konuşmasında “Sancaktepe sadece emin ellerde değil, hanım ellerde” ifadesini kullanırken, “Şeyma Başkan çevre duyarlılığı olan bir başkan, tüm canlıların geleceğine yatırım yapan, yeşil alan miktarını arttıracak bir Başkan” sözleriyle de desteğini ifade etti.
Lansman programı hep birlikte sahnede Türk bayrakları ile söylenen şarkı ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
]]>
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Sivil Toplum Platformu (ANSTOP) yönetimi ve üyeleriyle buluştu. Hizmet ve projeleriyle ilgili katılımcıları aydınlatan Başkan Böcek, “Gazipaşa’dan Kaş’a kadar yarım kalan projeleri tamamladık. Ranta dönük değil halka dönük olan bütün projelerimizi bitirdik. Benim en büyük rakibim, kendim” dedi.
Başkan Böcek, ANSTOP yönetimi ve üyeleriyle bir araya geldi. ANSTOP Kurucu Üyesi ve Sözcüsü Reşat Güney, Kurucu Üyeler Ekonomi İş Geliştirme Derneği Başkanı İzzet Ünlü, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Antalya Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Funda Yörük, Türkiye Spor Yazarları Derneği Antalya Şube Başkanı Şifa Çiçek, Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği Başkanı Mehmet Gem’in katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, Antalya’nın sorunları konuşuldu, talep ve öneriler dile getirildi.
Ulaşımdan altyapıya, turizmden kültür ve çevreye pek çok konunun görüşüldüğü toplantıda, yapılacak projeler ile ilgili birlik ve beraberlik içinde hareket edileceği vurgusu yapıldı. Böcek toplantıda hizmet ve projeleri, şöyle anlattı:
“GAZİPAŞA’DAN KAŞ’A KADAR YARIM KALAN PROJELERİ TAMAMLADIK”
“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar yarım kalan projeleri tamamladık. Ranta dönük değil halka dönük olan bütün projelerimizi bitirdik. Benim en büyük rakibim, kendim. Sen ben yok, biz birlikte yaparız anlayışı içerisinde borç edebiyatı yapmadık. Bütçesine göre en borçlu belediyeyi aldık ve yürüdük. 30 Büyükşehir Belediyesi içerisinde çalışanlara en yüksek zammı yaptık. Hiçbir kurum kuruluşa günü geçmiş borcumuz yoktur. Antalya turizm kenti yerli nüfusu ile birlikte sayı 26 milyonu buluyor ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte 26 milyona ev sahipliği yapıyoruz. Bize 2 milyon 686 bin nüfusa göre para geliyor. Ama buna rağmen hizmet ediyoruz.
“DEPREM MASTER PLANI’NI BAŞLATTIK”
İmar yönetmeliğini değiştirdik. Deprem Master Planı’nı 22 Mayıs 2022 başlattık. Türkiye’de 30 büyükşehir içerisinde en ucuz suyu Antalya’da yaptık. Sur Yapı’da 3 bin 500 daireyi sahiplerine teslim ettik. 570’i de hazır olmak üzere. Güneş Mahallesi’nde kentsel dönüşüm gerçekleştirdik. 545 dairenin kura çekimini yaptık yakında teslim edeceğiz. Oraya cami de yapıyoruz. Korkuteli’nde 110 milyon liraya mal olan kurutma tesisi tamamlandı. Şimdi 250 kişiyi istihdam edeceğiz. Yazları bu sayı 500’e çıkacak.
“ÇEVRECİ ALTYAPI PROJELERİNDE KULLANMAK ÜZERE FİNANSMAN ANLAŞMASI İMZALADIK”
Fransız Kalkınma Ajansı ile Antalya’nın geleceğini kurtaracak çevreci altyapı projelerinde kullanılmak üzere ortak finansman anlaşması imzaladık. Hazine garantisiz 59 milyon 850 bin euro bütçeli krediyle öncelikli olarak Hurma’da atıksu arıtma çamuru yakma ve enerji geri kazanma tesisini yapacağız. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne konu geldiğinde AK Parti grubu ret verdi. ASAT tarafından yıllık 500 milyon lira çamur bertarafına gidiyor. Şimdi çamur yapma tesisini kuruyoruz. Lara arıtmasının kapasitesine de iki kat artıracağız.”
Böcek, kentteki nüfus artışının yanı sıra araç sayısında da ciddi artış yaşandığını kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“‘ALTIN ÇAĞ’ DİYORLAR, İNSANLAR KURU SOĞANA MUHTAÇ OLDU”
“Pandemi öncesi toplu taşımada 386 bin kişiyi taşıyordu pandemi sonrası 40 bine düştü. Ulaşımla ilgili 2019 yılından itibaren merkezde 186 bin nüfus artışı oldu. 381 bin araç trafiğe girdi. Rus-Ukrayna Savaşı’ndan gelenler, depremden gelen vatandaşlarımız var bunları saymıyorum. 127 tane akıllı kavşak yaptık. Cırnık Köprüsü’nü 4-5 şerite çıkardık yollar genişledi. Batı Çevre Yolu’yla ilgili 5.2 kilometre sorunu çözen bir kardeşinizim. Batı Çevre Yolu’nun mimarı biziz. İktidar olalı 22 yıl olacak, çevre yollarını yapmadığınız sürece trafiği çözemezsiniz. Alanya’ya gittim 71 trafik lambasından geçtim. Altın çağ diyorlar, insanlar kuru soğana muhtaç oldu. Bu altın çağları biz çok gördük.”
BÖCEK’E TEŞEKKÜR
ANSTOP Kurucu Üyesi ve Sözcüsü Reşat Güney, düzenlenen toplantı dolayısıyla Muhittin Böcek’e teşekkür ederek, “Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antstop olarak projeler üretmek ve çözümün bir parçası olma yolunda da görev almak isteriz. Kentin turizminden, şehir planından, iş hayatından, engelli gençlerimizden oluşan ciddi bir kompakt bir sivil toplum yapısı olarak kentimizde sorunları çözüme kavuşturmak istiyoruz” diye konuştu.
]]>
HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR
Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurulması planlanan jeotermal elektrik santraline Alamut Köylüleri karşı çıkıyor. Tarım arazileri ile incir bahçelerinin yanı başında inşa edilmesi hedeflenen santrale karşı köylüler mücadele etme kararı aldı.
Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde tarım arazileri yakınına Zorlu Holding tarafından jeotermal elektrik santrali kurulması (JES) planlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi’nin Nazilli Diracık (50 MWm/50 MWe) JES Projesi ile ilgili ‘çevresel etki değerlendirme’ süreci başlattığını duyurdu.?Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi planlıyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.
Zeytinlikler, incir bahçeleri ve tarımsal üretime zarar verdiği gerekçesiyle Alamut Köylüleri kurulması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı çıkıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED süreci başlatılan proje için endişelenen köylüler projeye karşı mücadele başlatıyor.?
“MENDERES OVASININ RİSKE ATILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ”
jeotermal Enerji Santralinin çevreye ve topraklarına zarar vereceğini ifade eden Aydın Yenipazar Belediye Başkanı Mehmet Yüsran Erden,
“Türkiye’nin enerji tüketiminde yüzde bir payı olmayan bir enerji yatırımı için bu koca büyük menderes ovasın riske atılmasını doğru bulmuyoruz. Dağımızın üstü dağın altından daha değerli diyoruz. Onun için bu mücadeleyi başından beri omuz veriyorum, destek veriyorum. Sonuna kadar da bu konuda mücadele etmeye gayret edeceğiz. Yani biz aynı zamanda yerel yöneticiler, hane halkı gelirlerinin artmasına ve zenginleşmeye de sebep olmak zorundayız. Dolayısıyla belediye yasaları aynı zamanda bize bulunduğumuz bölgede ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi için görevler de yüklemiş. Ama eğer ekilebilir arazideki bitkilerimiz, ekinlerimiz, ağaçlarımız yok olacak olursa, zarar görecek olursa zenginleşme değil, fakirleşme olgusu öne çıkacak. O yüzden bu jeotermal yatırımlarının fakirleşmeye sebep olacağını ve topraklarımızı kirleteceğini ifade ediyorum” dedi.
KÖYLÜLERDEN JES’E TEPKİ
Çevre köylerle birlik olup mücadeleyi yükselttiklerini belirten Alamut Köyü sakini Birtan Kulakoğlu “Burada yaşamak istiyoruz ama yaşamamıza müsaade edecekler mi? Edecekler, ettireceğiz biz buna kararlıyız. Geçmiş tecrübelerden yola çıkarsak bunlar çok güzel, çok şaşalı böyle projeler hazırlıyorlar. Bizimki de bunlardan birisi. Sanki çevreye bu kadar duyarlı, bu kadar önem veren bir proje gibi çalışıyorlar. Biz bunların daha önceki projelerinden, Akbelen’den, Kaz Dağları’ndan, Kastamonu’dan, Giresun’dan, Cerattepe’den ve en son da Erzincan İliç’ten çevreye ne kadar zarar verdiğini gördük, biliyoruz. Bunun için bizim buradaki jeotermale müsaade etmeyeceğiz. Çevre köylerimizle beraber birlik olduk. Mücadeleyi yükseltiyoruz” dedi.
Bozdoğan’a yapılacak Jeotermal Elektrik Santralinin insan yaşamına zarar vereceğine dikkat çeken Alamut Köylüsü “Bizim ölmemizi mi istiyorlar? Köy dediğimiz zaman bizim aklımıza doğal yaşamak gelirdi. Nedir bu JES? Nedir bu kıyım? Nedir bu insanlara yapılan zulüm. İşkencedir bu. Yavaş yavaş ölümdür bu. Biz buna karşıyız istemiyoruz değil mi? Evet JES’e hayır diyoruz” dedi.
Jeotermal Elektrik Santralinin Alamut Köyü’ne zarar vereceğini söyleyen Ayşe Türkmen, “Köyümüzde yaşamak istiyoruz. Köyümüzü vermek istemiyoruz. Çoluğumuz çocuğumuz var, torunlarımız var. Kimseyi köyümüze sokmak istemiyoruz. Köyümüze zarar verecek şeyi istemiyoruz” şeklinde konuştu.
“ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
“Çocuklarımıza ileride güzel bir yeşil alan bırakmak için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullanan Alamut Köyü sakini Derman Süslüoğlu, “Doğayı, canlıları, insanlarımızı, çocuklarımızı her şeyi seven köy. Bizim köyümüz, çocuklarımızın sağlığı, geleceği için mücadele edecek. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz. JES’e hayır diyoruz. Bizim köyümüz çiftçilikle, zeytinlerle, darıyla, buğdayla, ekmeğini kazanan köydür” dedi.
66 Yaşındaki Meryem Er ise “Torunlarımız var. Köyümüzün temiz havasından memnunuz biz. Biz bu jeotermali istemiyoruz. Zehirlenmek istemiyoruz. Biz incirimiz, zeytinimizi, yoncamızı, mısırımızı temiz, zehirsiz istiyoruz. Hayvanlarımız, yoncamızı yiyor, mısırı yiyor. Buğdayımız, arpamız temiz olsun istiyoruz. Biz jeotermale karşıyız” ifadelerini kullandı.
“BU OVAYA BUNU YAPMAK VATANA İHANETTİR”
Zorlu Holding’in Bozdoğan Jeotermal Elektrik Santrali projesinin yalnızca Alamut Köyünü etkilemeyeceğini dile getiren 23 yaşındaki Mehmet Melih Pehlivan “Türkiye’nin en verimli topraklarından birinde yaşıyoruz. Yani jeotermal demek buranın bitmesi demek, tarımın bitmesi demek. Bütün Türkiye’yi besleyecek bir ovamız var, Menderes Ovası olarak. Bu ovaya bunu yapmak vatana ihanettir. Bu ovanın dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor. Yani sadece bizim köyü etkileyen bir şey değil bu. Tüm tarımı bitirecek. Asit yağmurları olarak bütün çevremize zarar verecek” diye konuştu.
“BEN BURADA YAŞAMI GÖRDÜM”
Azerbaycan’dan gelen Aydın’da yaşamını sürdüren Gönül yürek “Ben Azerbaycan’dan geldim, dağları aşıp geldim. Ben böyle bir ne toprak, ne temiz hava, ne yaşam görmedim. Ben burada yaşam gördüm. Temiz havayı gördüm ben buraya zehir bırakmamalarını, zeytinliğimize, ağaçlarımıza, tabiatımıza, ormanımıza, sağlığımıza, sahibiz hala evimizde elimizden almalarını istemiyoruz. Ben çocuklarımın zehir yutmasını istemiyorum” dedi.
Geçimini tarlalarından sürdürdüklerini ifade eden iki çocuk annesi Aysel Uyar “Bizim bir tek tarlamız var. O da elimizden giderse biz ne yiyeceğiz? Biz bu jeotermali istemiyoruz. Bizim köyümüz kendi arazisiyle, karnını doyurmaya uğraşıyor. Herkes çabalıyor. Bizim köye değmesinler, bizim köy hiçbir şey istemiyor kimseden. Biz burada hep birlikte mutlu geçiniyoruz. Herkesin üçer beşer tarlası var. Onunla geçim kaynağı yapıyoruz. Biz onlarla doyuyoruz. Bizim bu elimizden giderse benim iki tane çocuğum var. Ben bu bir tarlam da elimden giderse ben çocuklara neyi emanet vereceğim” diye konuştu.
]]>
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana yoğun saldırı altında tuttuğu Gazze’de imkansızlıklardan ötürü biriken çöp ve atıklar, zor şartlarda hayatta kalmaya çalışan Filistinlilerin sağlığını tehdit ediyor.
Yıllardır İsrail ablukası altında olan ve 4 ayı aşkın süredir de hava, kara ve denizden saldırılara sahne olan Gazze’de, açlık krizi derinleşirken, belediye hizmetlerinin sağlanamaması sonucu çevrede çöp ve çeşitli atıkların neden olduğu kirlilik de artıyor.
Gazze Şehri’nin batısında Filistinli mültecilerin kaldığı Sahil Kampı’nda yaşayan gençlerden Bilal Abdullatif, AA muhabirine yaptığı açıklamada karşılaştıkları sorunları anlattı.
“Acımasız saldırıların devam etmesi belediyenin çalışmalarını sekteye uğrattı ve sokaklarda ve mahallelerde dayanılmaz atık birikmesine neden oldu.” diyen Abdullatif, Gazze şehrinin merkezindeki el-Vahde Caddesi’ndeki geçici Yermuk çöplüğünün yanından olabildiğince çabuk geçmek için aceleyle yürüdüğünü dile getirdi.
Çöp depolama alanının yanından geçerken, büyük miktarlarda katı atığın birikmesi sonucu çevreye yayılan kötü kokular sebebiyle baş ağrısı ve dönmesi hissettiğini aktaran Abdullatif, “Atık her yere yayıldı ve kokusu havaya yayılıyor. Sadece bu da değil, böceklerin, kemirgenlerin ve bulaşıcı hastalıkların da yayılmasına neden oldu.” dedi.
Abdullatif, Gazze Şehri’ndeki çevre ve sağlık felaketinin genişlemesiyle birlikte insani koşulların ve yaşam koşullarının daha da kötüleşmesinden endişe ettiğini vurguladı.
Atıklar Filistinlilerin sağlığını tehdit ediyor
Gazze’nin doğusundaki eş- Şucaiyye Mahallesinde yerinden edilen 45 yaşındaki Siham el-Kıta, yaşananların büyük bir sağlık ve çevre felaketinin habercisi olduğunu ifade ederek, “Saldırılardan önce toplanan, taşınan ve ayrıştırılan atıklar, şimdi Filistinliler arasında birikerek çeşitli hastalıklarla sağlıklarını tehdit ediyor. Atıklar, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarına ve birçok hastalığa neden oluyor.” diye konuştu.
Gazze’de ilaç yokluğu ve okulların çevresinde atıkların birikmesi nedeniyle küçük çocukların birçok bağırsak ve cilt hastalığına yakalandığına dikkati çeken Kıta, yaşanan atık krizine acil bir çözüm bulunması çağrısında bulundu.
“80 bin ton çöp ve atık birikti”
Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsni Muhenna, belediye ekiplerinin katı atıkları, Cuhr ed-Dik depolama sahasına aktaramaması nedeniyle Yermuk depolama sahası ve çevresinin artık herhangi bir ilave katı atık miktarını alamayacağını belirtti.
Gazze kentindeki koşulları “felaket” olarak niteleyen Muhenna, İsrail saldırılarının başlangıcından bu yana şehrin doğu sınırında bulunan ana atık depolama alanına taşıma işleminin durdurulması nedeniyle yaklaşık 80 bin ton çöp ve atık biriktiğini kaydetti.
Bölgedeki atık krizinin, İsrail’in yoğun saldırıları sebebiyle güvenlik koşulları, atıkları toplamak için kullanılan araç ve kamyonlar için gereken yakıtın tükenmesi ve bu araçların saldırılarda yok edilmesinden kaynaklandığı vurgulayan Muhenna, yıkıcı İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusunun, Gazze belediyesine ait çeşitli sektörlerde hizmet veren 90 aracı imha ettiğini aktararak, bu durumun temel hizmetlerin neredeyse tamamen aksamasına neden olduğunu vurguladı.
Belediye yetkilisi Muhenna, İsrail’in yıkıcı saldırılarını durdurarak, vatandaşlara temel hizmetleri sunmaya devam etmek için makine, teçhizat ve yakıt sağlanması için uluslararası kurum ve kuruluşlara, acil müdahale çağrısında bulundu.
]]>
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye, “Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır” diye sordu.
CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Kayıhan Pala, Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan toprak kaymasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’a soru önergesi verdi. Kaya, akarsu sistemlerindeki kimyasalların ekolojik risk değerlendirmesinin çevrenin korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu belirttiği önergesinde Bakan Özhaseki’ye şu soruları yöneltti:
“BAKANLIĞINIZ TARAFINDAN ÜLKEMİZDE HANGİ SU HAVZALARINDA ‘EKOLOJİK RİSK DEĞERLENDİRMESİ’ YAPILMIŞTIR”
“Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınız tarafından ‘Olasılıksal Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılan herhangi bir su havzası ve/veya akarsu sistemi var mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Maruziyet Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Etki Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Risk Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır’Bakanlığınız tarafından su havzaları ve akarsulara ilişkin, kirlenme olasılığı bulunan su sistemi üzerinde yaşayan türlerin potansiyel olarak etkilenen kısım açısından riskini değerlendirmek amacıyla hem maruz kalma hem de etki bilgilerini analiz etmek ve entegre etmek için kullanılan herhangi bir karar destek sistemi var mıdır?
“ÜLKEMİZDEKİ SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARTILAN 20 MADENİN ETKİLEDİĞİ SU KAYNAKLARINDA ÇEVRESEL SİYANÜR KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜLMEKTE MİDİR”
Ülkemizdeki mevcut siyanürle altın çıkartılan 20 madenin etkilediği su kaynaklarında çevresel siyanür konsantrasyonları ölçülmekte midir? Eğer ölçülüyorsa, söz konusu madenlerin faaliyete geçtiği tarihten itibaren siyanür konsantrasyonları ölçüm sonuçları aylara ve yıllara göre nedir? Söz konusu 20 altın madeninin çevresindeki yer üstü ve yer altı sularının, toprağın veya çökeltilerin kirliliğini izlemek amacıyla ve arzu edilen çevresel kalite hedeflerine ulaşmak için kullanılan herhangi bir ekotoksikolojik izleme/değerlendirme prosedürü var mıdır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır?”
]]>
OKTAY YILDIRIM
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultangazi Cebeci Yatırımları tanıtımı ve halk buluşmasında konuştu. İmamoğlu: “Hükümet, belediye, şu, bu fark etmez yeter ki sorunları hızlı çözmek adına aklın, kanunun, yasanın öngördüğü ne varsa işbirliği içerisinde, hızlı ve çözümleri birlikte tasarlayalım. Ama bunun için illa herkes aynı partiden olacak, herkes şu olacak, herkes bu olacak diye bir kaide yok. Bu memleketin, bu milletin gündemine böyle lüzumsuz işleri taşıyanlar gerçekten bu milletin kalitesinin farkında değil. Milletimiz 86 milyon insanımız 16 milyon hemşerimiz bu süreçleri en nizami şekliyle anlayıp işlerin yapılma biçimine bakıp yeter ki hizmet alalım bakışıyla hareket ettiğinin hepimiz farkındayız. Ne gerekir açıkçası milletçe bütün kurumlarda partizanlığı bırakmak, partizanlıktan arınmak ve herkesin işine odaklanması gerekir” dedi.
İmamoğlu, Sultangazi Cebeci Yatırımları tanıtımı ve halk buluşmasında konuştu. Cebeci köyünde gerçekleştirilen yatırımlar hakkında vatandaşlara bilgi veren İmamoğlu şunları söyledi:
“İSTANBUL’UN DÖRT BİR YANINDA ÇOK ÖZENLİ İŞLER YAPTIK: Bugün havayı güzel görünce bizim arkadaşlarımız bizi otobüsün üstüne çıkartmaya karar vermiş. Tabi esas olan bu güzel çevrede, bu güzel ortamda tarihi Cebeci Köyü’nde güzel köyümüzün güzel insanlarıyla ve Sultangazi’nin kıymetli bireyleriyle birlikte elbette sizleri selamlamak ve gerçekten buraya yapılan güçlü yatırımları sizinle paylaşmak. İstanbul’un dört bir yanında çok özenli işler yaptık. Bu özenli işlerden bir tanesi de burada. Ama bu işe inanın kelimeler yetmez. Burada yaptığımız işin parayla ölçülecek tarafı yok. Yani bu sadece Cebeci Köyü meselesi değil. Cebeci’deki bu büyük taş ocaklarının çevresinin, ortamının, köylerinin düzeltilmesi meselesi. Burada insanca yaşamı sağlarken bir yandan da burada oluşan çevre kirliliği, çevreyle ilgili sıkıntılar, derenin ıslahından tutun, atık sudan, temiz suya varıncaya kadar, doğal gaz yatırımlarından tutun, birçok konuya varıncaya kadar bu sürecin derlenip, toparlanıp insanca yaşam koşullarının buraya sağlanması meselesi. O bakımdan buradaki buluşmayı çok ama çok önemsiyorum. Ben buraya bu yaklaşık dört buçuk yıl içerisinde en az 20-25 kez geldim. Bu köye iki üç defa geldim ama çevreyi 20 – 25 kez dolaştım. Neredeyse İstanbul’un her yönünde temeller atıyoruz veya çalışmalar yapıyoruz ama burayı da ayrı önemsiyoruz.
HİÇBİR AYRIM YAPMADAN HERKESİN SORUNUNU ÇÖZMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ: Bu manada her gün yeni bir temel atmanın, yeni bir açılış yapmanın gururunu yaşıyorum elbette ve hiçbir ayrım yapmadan herkesin sorununu çözmek için çalışıyoruz. Burada bu konuda özellikle az önce bahsettiğim sorunlarla boğuşan bu alanda maden bölgesindeki plansızlık, denetimsizlik yüzünden 40 yılı aşkındır, çözümsüz hale gelmiş sorunlar olduğunu tespit ettik. Tabi bu madenin çalışmaları belli sebeplerle bakanlık tarafından durdurulmuştu. Ama çözüm içinde bir yolculuk net olarak tariflenmemişti. İki şeyi aynı anda yapmamız gerekiyordu. Hem bu madenin çevreyi olumsuz etkilerini gidermek hem de bu madenden çıkartılan kaliteli kalker madenini de İstanbul’a sağlıklı bir şekilde eriştirmek. Biz bunu başardık. Buradaki ocaklardan çıkarılacak kalker madenini İstanbul için de önemini biliyorduk. Bu manada kalker, metro tünelleri, otoyol tünelleri, köprüler, kamu binaları gibi çok kritik yerlerde kullanılan kaliteli beton üretimi için olmazsa olmaz bir maden. ve bu kalitede buradaki ocağın dışında çıktığı bir başka yerde yok. İstanbul için konuşuyorum. Bu manada ulaşımdan depreme hazırlık kadar pek çok açıdan hayati bir ham madde olduğunun farkındaydık. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi doğaya saygılı, çevreye uyumlu bir madencilik faaliyetini sağlamak üzere arkadaşlarımla harekete geçtik. Çevre ve Altyapı Projesi kapsamında otoyol ile maden bölgesi bağlantısı. Sağlayan bin 800 metre uzunluğundaki kavşak bölgesi bağlantı yolunu tamamladık. Sultangazi ilçesindeki kamyon trafiğini de ortadan kaldırmak açısından ilçeye ulaşımı rahatlatarak bu trafik ulaşımını tümden iç ulaşım yollarından arındırdık. A-1 bağlantı yolunu yani Habipler Mezarlık yolunda bitirerek Habipler Mahallesi trafiğinin yoğunluğunu da rahatlatmış olduk. Cebeci Köyü ve Gazi Mahallesi’ni birleştiren yolu tamamlayıp mahallenin yolu ile maden sahası yolunu tümden birbirinden ayırmış olduk. Böylece maden yolu trafiğini, mahallenin dışına taşıyarak insanlarımızın sağlığını, can güvenliğini ve mal güvenliğini sağlamış olduk.
40 HEKTARLIK ALANA PEYZAJ ÇALIŞMASI YAPTIK: Bölgede yolları yaparken sadece yolları, altyapısını dere ıslahını ve diğer hususları tamamlamakla yetinmedik yeşillendirmeyi de ihmal etmedik. Yolların çevresine 14 bin 500 adet ağaç ve fidan diktik. Ayrıca 40 hektarlık bir peyzaj çalışması yaptık. Aynı zamanda mahallenin ve diğer köylerin yağmur suyu ve atık su sorunlarını da İSKİ marifetiyle çözüme kavuşturduk. Mahallenin içinden geçen derenin ıslahını tamamlayarak burada oluşabilecek taşkın riskini de bertaraf ettik. Köyün içindeki bir kısım metruk yapıları yıkarak mahalle içerisindeki yeşil alanlar ve parklar ile mahallemizi hak ettiği yere taşıdık. Bu bölgede ve yakın çevresinde az önce ifade ettiği gibi 17 yıldır doğalgaz olmasına rağmen bu mahallemizde doğalgaz hattı yoktu. Tam beş bin 600 metre doğal gaz boru hattı çekerek mahalleyi 17 yıl sonra doğalgaza kavuşturduk. Şu an mahallede 160 hane doğalgaz kullanıyor. Bundan sonrasında maden sahasıyla ilgili süreçleri elbette bırakmıyoruz. Hem düzgün işletilmesi hem nitelikli işletilmesi hem de şeffaflığıyla birlikte kurumumuzun burayla ilişkili kurumlarının da sürecin içerisinde en güçlü şekilde var olduğu bir şekiliyle bu bölgeyi nizami bir biçimde sürdürülebilir bir maden işletmesine dönüştürmenin de gururunu yaşayacağız.
BU BÖLGEDE YAŞAYAN YURTTAŞLARIMIZI MUTLU EDECEK ÇÖZÜMÜ HEP BİRLİKTE HAYATA GEÇİRECEĞİZ: Bu anlamda maden sahası içerisinde entegre tesisler oluşturarak özellikle şehir içine dağılmış beton santrallerini, asfalt, plent üreticilerini bu entegre tesislerinde çevreci yatırımlarla aynı bölgede buluşturup toplu halde kamyonların şehir içerisinde taş ocaklarından taşları taşıyacak bir biçimde çevre kirliliğini ve özellikle yolların bozulmasını insanların can güvenliğini tehdit edecek bir süreci ortadan kaldıracağız. Ayrıca buradaki işletmeler denetimli maden alanının içerisinde çevreye uyumlu şekliyle çalışacaklar. Böylece hem işletmecileri hem de bu bölgede yaşayan yurttaşlarımızı mutlu edecek çözümü hep birlikte hayata geçireceğiz. Burada üretilecek kaliteli kalkerle de İstanbul’un kentsel dönüşümünü daha da güvenli bir biçimde gerçekleştirebileceğiz. Bir sorun nasıl topyekün ele alınır, nasıl herkesin katkısı ve işbirliği ile kalıcı biçimde çözülür burada inanın bu işin en güzel örneklerinden birisini hep birlikte sergiledik. Bu önemli projeye destekleri olan ve katkıları olan, emeği geçen bakın tüm kamu kurumları ve kuruluşları Sultangazi’den belediyesinden bakanlığa, valilikten diğer kurum kuruluşlara da hepinizin huzurunda yetki, belge, izin vesaire hususlarında birlikte çalıştığımız emniyet güçleri dahil herkese yürekten teşekkür ediyorum.
NE GEREKİR, AÇIKÇASI MİLLETÇE BÜTÜN KURUMLARDA PARTİZANLIĞI BIRAKMAK: Bu örnek şunu gösteriyor. Hükümet, belediye, şu, bu fark etmez yeter ki sorunları hızlı çözmek adına aklın, kanunun, yasanın öngördüğü ne varsa iş birliği içerisinde, hızlı ve çözümleri birlikte tasarlayalım. Ama bunun için illa herkes aynı partiden olacak, herkes şu olacak, herkes bu olacak diye bir kaide yok. Bu memleketin, bu milletin gündemine böyle lüzumsuz işleri taşıyanlar gerçekten bu milletin kalitesinin farkında değil. Milletimiz 86 milyon insanımız 16 milyon hemşerimiz bu süreçleri en nizami şekliyle anlayıp işlerin yapılma biçimine bakıp yeter ki hizmet alalım bakışıyla hareket ettiğinin hepimiz farkındayız. Ne gerekir açıkçası milletçe bütün kurumlarda partizanlığı bırakmak, partizanlıktan arınmak ve herkesin işine odaklanması gerekir. Bu anlamda tam da bu bahsettiğim işim prensipleri ve biz yaklaşık beş yıldır sadece çözüme, icraate, hizmete odaklanmış bir belediyecilik yapıyoruz. Bu sayede yıllarca ihmal edilmiş içinden çıkılmaz hale gelmiş sorunları çözüyoruz. Bundan sonra da yolumuza aynı şekliyle devam edeceğiz. Halkımızdan alacağımız destekle sizlerin oylarıyla daha da hızlanarak daha da güçlü işleri bütün şehrimizde harekete geçireceğiz. İstanbul’umuzun dört bir yanına hizmet ve yatırım götürmeye devam edeceğiz.
GÜÇLÜ BİR MİLLET İTTİFAKINI KURACAĞIMIZDAN KİMSENİN KUŞKUSU OLMASIN: Sultangazi’de, Cebeci’de yaptığımız birçok çalışma altyapıdan üstyapıya, kreşten sosyal yardımlara, sosyal tesisler hizmetlerinden parklara ve burada yaptığımız bütün işlerin daha iyilerini yapmak için yolculuğumuza en güçlü şekliyle devam etmek istiyoruz. Bu kapsamda özellikle yola çıktığım değerli yol arkadaşım Ferhat Epözdemir Belediye Başkan adayımıza da hem Sultangazi’de hem de bütün İstanbul yolculuğundaki bütün belediye başkan adayı arkadaşlarıma yürekten başarılar diliyorum. Tabi bu iş örgütlü mücadele hem ilçe başkanımla beraber buradaki Cumhuriyet Halk Partililer ama daha da ötesi biz milletin ittifakını temsil eden, milletiyle birlikte düşünen, konuşan insanlar olarak bu şehirde bulunan herkesin bizimle bu yönetimde var olduğunu, birlikte düşündüğümüzü, birlikte yol yürüdüğümüzü hissettiği güçlü bir millet ittifakını kuracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Biz bu şehirde yaşayan herkesle konuştuk bizim sözümüz, bizim yüreğimiz, bizim gözümüz, bizim yüzümüz inanın iyiliğin dışında güzel duygunun dışında milletimizin çıkarının dışında hiçbir konuyu muhatap almayacak. Bizim tek yolumuz var milletimize hizmet. Milletimize hizmet o bağlamda yolumuz açık olsun. Hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
]]>
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold firmasına ait Çöpler Altın Madeni’ne Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporu verilmesiyle ilgili eleştirilere, “Faaliyet iznini biz vermiyoruz. ÇED raporuyla, toprak kaymasının ne alakası var?” yanıtını verdi.
“135 KEZ DENETLEMİŞİZ VE BU İLETMEYİ DE KAPATMIŞIZ”
Murat Kurum, Neler Oluyor Hayatta programında açıklamalarda bulundu. İliç’teki maden faciası sonrası kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt veren Kurum, şunları söyledi; “İliç’teki kaza sonrasında dönemin çevre bakanı ÇED raporu verdi, bundan oldu diyorlar. Çevre bakanlığı çevre faaliyetini, çevreye olan etkisi var mı yok mu buna bakar. Her şey kuralına göre olur bozan varsa da gereği yapılır. Bakanlık bu işletmenin sorunu var mı yok mu buna bakar. Faaliyet izni veremez. 135 kez denetlemişiz, ve bu iletmeyi de kapatmışız 3 ay.
“HALKALI’DA SEL BASTI, SEN ÖLDÜRDÜN MÜ DİYECEĞİZ?”
2008’den beri ÇED’i var buranın. Birim artırmak istiyorum demiş, sorun olup olmadığının bildirilmesini istemiş. 21 kuruldan görüş aldık ve şu tedbirleri alırsanız çevresel açıdan sorunu yoktur demişiz. İlgili bakanlıktan da faaliyet izni almış. Şimdi oraya siz ÇED verdiğiniz için burası kaydı diyorlar ÇED raporu ile toprak kaymasının ne ilgisi var? Metrobüsler bozuluyor, otobüsler yanıyor neden görevinizi yapmıyorsunuz diye sormak lazım o zaman. Halkalı’da sel bastı, Başakşehir’de sel oldu. Sen öldürdün mü diyeceğiz, böyle bir şey olabilir mi?”
“TAKSİ SORUNUNDA BİR İRADE ORTAYA KONULMUŞ DEĞİL”
İstanbul’daki taksi sorunu ile ilgili de konuşan Kurum, “Bir irade ortaya konulmuş değil” dedi. Göreve gelmesi durumunda bazı düzenlemeler hayata geçireceklerini söyleyen Kurum, şu ifadeleri kullandı; “Taksi sorununda da bir irade ortaya konulmuş değil. Merkezi taksi sistemini hayata geçirelim istiyoruz. Durakların bile uygulaması var. Tek çatı altında toplamalıyız. Hangi taksiyi istediğimiz, arabanın durumuna kadar dijitalden bunu çağırabileceksiniz. İstanbul taksisi marka haline gelecek. Yurt dışına gittiğinizde şehrin turizm elçileridir taksiler. Önce merkezi taksi uygulamasında hepsini birleştireceğiz. Bilimsel verilerle nerede nasıl ihtiyaç var taksi plakası ihalesine çıkacağız. Plaka sayısını artıracağız. Vatandaşın beklentisi hizmet. Taksicinin de güvenliği söz konusu.
“MEVCUT YÖNETİM KENDİSİ TAKSİCİLİK YAPMAK İSTİYOR”
İnsanları karşı karşıya getirmeye gerek yok. Sonuçta masanın etrafında doğruyu ortaya koyacağız. Mevcut yönetim kendisi taksicilik yapmak istiyor. Kanun diyor ki yönetim taksicilik yapamaz diyor. 8+1’ler de rahatsız şimdi. Tek bir doğruyu uygulayacak süreci işleteceğiz. Önüne gelen de taksici olamayacak. Taksi durakları İstanbul ruhuna uygun yenilenecek. Havalimanına 18 milyon turist geliyor, bu kişiler taksiye biniyor. Taksici ile iletişim kursa, 1 gün daha fazla kalsa şehrin istihdamı ve ekonomisi hareketlenir. Denetim ve ödül yöntemi getireceğiz. Yanlış bir şey olduğunda hemen yazacak vatandaş. Trafikten mene kadar ceza olacak. Taksicilerimizin can güvenliği için taleplerine yönelik adımları atacağız.”
“650 BİN KONUTUN DÖNÜŞÜMÜNÜ HEDEFLİYORUZ”
Kurum, ayrıca 10 başlıkta projeler hazırladıklarını söyledi. Olası İstanbul depremi ile ilgili de konuşan Kurum, 650 bin konutun dönüşümünü hedeflediklerini söyledi.
]]>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasının yaşandığı sahada şu ana kadar tehlike oluşturacak zehirli bir atığa rastlanmadığını bildirdi.
Özhaseki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile maden ocağı sahasında açıklamalarda bulundu.
Olayın olduğu andan itibaren bakanlığın ilgili birimlerinin, 10 bilim insanı ve bakanlık uzmanlarının donanımlı mobil cihazlarla bölgeye gittiğini bildiren Özhaseki, olayları yakından takip ettiklerini vurguladı.
Bölgeye geldikten sonra heyelan alanında uçan, biriken toprağın nehir ile buluşmasını kesmek için menfez kapaklarının kapatıldığını aktaran Özhaseki, sonrasında bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli arama çalışmaların yapıldığını söyledi.
Özhaseki, şöyle devam etti:
“Bu toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap bulabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda incelettiriyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz, sonuna kadar sürdüreceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizde ne geliyorsa onu yapacağız.”
Özhaseki, toprağın taşınması aşamasında taşınabilecek yerlerin tespiti dahil üzerlerine düşeni yapacaklarını vurgulayarak, “Çok şükür burada bir tehlikenin oluşmaması bizim için son derece önemliydi, bundan sonra da inşallah olmaz diye ümit ediyorum. Ama bu hiçbir zaman bizim yapacağımız çalışmalara mani değil, burada biz bu çalışmaları titizlikle sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Her gün topraktan numune alınıp, havadaki ölçümleri yapacaklarını bildiren Özahseki, “Ayrıca yer altındaki suların nehre ulaşma konusundaki tehdidini de göz önünde bulundurarak, ne yapılması icap ediyorsa bilim adamlarımızın tavsiyeleriyle, uzmanlarımızın bu konudaki görüşleriyle istişareyle bakanlıklar arasındaki bir koordinasyonla üzerimize düşen de yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özhaseki, bölgeye geç gitmesine yönelik tepkiler olduğunun belirtilmesi üzerine, “Özellikle kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim ancak bir ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim ve buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de devamında 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum.” dedi.
Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun etkisinden kurtulmasıyla, çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü ve bilim insanlarından oluşan ekipten anbean olayları takip ettiğini anlatan Özhaseki, “Buradaki olayların hepsinden de sonuna kadar tabii ki haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri, o yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar tutanaklara yansıyan tam 135 denetim yapılmış”
Özhaseki, bölgedeki denetimlere ilişkin soruyu yanıtlarken, ÇED raporlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alındığını anımsattı.
Kirleticilik vasfı bulunan herhangi bir işletmeyi açacak olan her kim varsa Bakanlığa müracaat ettiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Kirleticilik vasfı yüksekse Bakanlık yetkilidir bu konuda, değilse biraz düşük oranda ise onda valiliklerimiz, çevre il müdürlükleri yetkili. Buradaki hadise ÇED çıkmadan önce başlamış ama 2008’de ilk raporu alınmış. Yani neredeyse tam 16 sene kadar önce bu rapor alınmış, aradan geçen zaman ve süre içerisinde 2-3 bazen 4 yıl gibi aralıklarla ya genişletme ya alandaki değişik proseslerin uygulanması ile ilgili de bir takım ÇED raporundaki yenilenmeler söz konusu olmuş, arkadaşlarımız titizlikle tabii bu işi takip ediyorlar.”
Özhaseki, bir ÇED raporu için müracaat edildiğinde 2 yılı bulabilen uzun bir süreç yaşandığını belirterek, oradaki birçok bakanlık, kamu kuruluşu, yereldeki idarelerle yazışmalar yapıldığını bildirdi.
Rapor verildikten sonra belli aralıklarla tüm bakanlıkların kendi alanına düşen denetimleri yaptığını aktaran Özhaseki, “Arkadaşlarımız bugüne kadar burayla ilgili tutanaklara yansıyan tam 135 tane denetim yapmışlar. En çok denetim 2022 yılı ortalarında meydana gelen bir borunun patlaması üzerine olmuş. Burada kapatma kararı vermişler, en ağır para cezasını vermişler, ayrıca da savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Daha sonra ilgili firma bunları giderdiğini ispat ederek, yeniden müracaat ettiğinde de tabii ki çalışmasına izin vermişler.” diye konuştu.
Özhaseki, denetimlerin büyük çoğunluğunun 2022 ortasından itibaren başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Burada çevreye bir zarar veriliyor mu, verilmiyor mu? Nihayetinde oradaki madende üretim şartlarından dolayı tabii olarak bir tehlike oluştuğu için bunun çevreye etkisi noktasında arkadaşlarımız ölçümler yapmaya da devam etmişler. Şu ana kadar bizim raporlarımızda söylüyorum bu konuda tehlike oluşturacak bir şey olmadığı hususunda da bilgiler var. Yığının ne kadar olduğu, kaç metre yükseklikte olduğu, bunların ÇED raporlarına nasıl yansıdığı, sınırların aşılıp aşılmadığı bunların hepsi hem idari hem adli hem de hukuki boyutlarıyla inceleniyor.”
Bütün bakanlıkların kendi müfettişlerini gönderip, kendi bakanlıkları açısından ilgili genel müdürlüklerin bir kusuru olup olmadığını incelediklerini dile getiren Özhaseki, “Bizim de baş müfettişlerimiz buradalar, ilgili birimlerimize düşen tarafta bir kusur var mı yok mu, biz de onu inceliyoruz. Varsa zaten gereğini yaparız. Öbür taraftan da adli olarak da savcılarımız burada serbestçe çalışıyorlar. Nihayetinde kusur kimde niye böyle bir olay meydana geldi, bu da ortaya çıkacaktır, diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSTAÇ, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamladı. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İnsana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar” dedi.
İSTAÇ, kapasite fazlası çöp sızıntı suyunun, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile Şile’deki tesisten diğer arıtma tesislerine taşınması uygulamasına son verdi. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin kapasitesi, 2.000 m3/günden 4.000 m3/güne çıkarıldı. 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan Şile Karakiraz Mahallesi’ndeki Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı’nın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninde, İmamoğlu ve İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay birer konuşma yaptı. Konuşmasında, tesisin yapılış sürecinin detaylarını paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ASLINDA GÖREVİ İHMAL ANLAŞIYIDIR: Buradaki çöp sızıntı suyu meselesi, önemli bir mesele. Etkisi sadece burada değil, buranın yakın çevresinde değil, -ne ilgisi var, diyeceksiniz- ta Tuzla’ya kadar uzayan bir çevre etkisi söz konusu. ve bu çöp sızıntı suyu meselesinin hem Silivri’de hem burada çözüme kavuşmasında, bizim dönemde atılan adımlarla sonuçlanması, gerçekten düşünmeye değer bir konudur. Yani bu kadar önemli bir çevre etkisi olan çöp sızıntı suyu meselesini düşünmeyen ya da buna dönük hızlı bir adım atmayan yönetim anlayışı, aslında görevini ihmal anlayışıdır.
ÇEVRE FACİALARINDAN SONRA YÖNETİCİ BULAMADIĞIMIZI GÖRÜYORUZ: Çevre duyarlılığını yitirmiş yönetimlerin nesiller boyu sürecek çok acı kayıplara yol açıyor. Bu vesileyle, bunu ülkemizin dört bir yanında gördüğümüzü ve çevre facialarından sonra ne yazık ki, mercekle arasak, sorumlu yönetici bulamadığımızı da görüyoruz. Çok acı bir durum. Özellikle insana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar. Ben, son günlerde sahada gözü yaşlı insanların, Erzincan İliç’teki meseleyi benimle paylaşmalarının duygusallığı içerisindeyim. Bizim insanımız o kadar değerli ki; bazen tahmin edemeyeceğiniz noktada, tahmin edemeyeceğiniz duyarlılıkta insanlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin; dün Esenler’de, semt pazarında 4-5 teyzemizin gözü nemli nemli İliç’i sormasından bunu anlıyorum. ya da birkaç gün önce Bağcılar’da ya da Beykoz’da, farklı coğrafyaların insanları.
HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANANLAR VE BUNUN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEYENLER: Geleceğin sıkıntısını, korkusunu, endişesini ilk hissedenler; kadınlar, anneler. Onların o gözü yaşlı halleriyle bunu dile getirmeleri, benim içimi bir yönetici olarak, çok derinden burkmuştur. Hiçbir şey olmamış gibi davrananlar ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyenler, bu sürece dair açık ve net konuşmayıp ortadan kaybolanlar, sadece seçim sürecine dair seçmeni tehdit edenler, o gözü yaşlı, gözü nemli annelerimizin hakkı, hukuku adına, bu sandıkta milletimizden hak ettiği cevabı alacak, dersi alacaktır diye düşünüyorum. 31 Mart’ı, milletimizin bu anlamda iple çektiğini düşünüyorum. Buradan şunu ifade etmek isterim: Biz, asla onlardan olmadık, onlardan değiliz ve olmayacağız. İstanbul, 2019’dan bu yana, çok yüksek bir çevreci hassasiyetle yönetiliyor. Çevre yatırımlarına, tam 945 milyon dolar bütçe ayırarak, İstanbul’u çevre felaketlerine karşı güçlendirdik; güçlendirmeye devam ediyoruz. Avrupa’nın en büyük atık yakma ve enerji üretim tesisini açtık. ve özellikle yeni açtığımız 4 tesisle birlikte, İstanbul’un çöpten elektrik üretim kapasitesini tam 3 katına çıkardık sadece 4,5 yılda.
BİZİ DİNLEYEN VATANDAŞLARIMIZIN ŞAŞIRMAYACAĞI GİBİ: Avrupa yakasında açmış olduğumuz atık yakma tesisinin aynı kapasitede olanını ve yine yılda 1 milyon ton çöp yakacak olan, 85 megavat elektrik üretecek kapasiteye sahip, 1,5 milyon ton karbon emisyonu azaltımı olacak olan böylesi faydalı bir tesisin her aşamasını bitirdik. Özellikle bizi dinleyen vatandaşlarımızın şaşırmayacağı gibi, ülkemizin yatırım planına alınmasını bekleyen bu projemiz, 2024 yatırım planına alınmadı. Yani İstanbul’da çöp yığını oluşmasını değil, çöpten enerji üretme tesisini hızlıca başlatıp bitirme hedefinde olduğumuz, kredisini hazırladığımız, ihaleye hazır olan bir tesisin yatırım planına alınmaması, yine görüyorsunuz ki, az önce çevre felaketi oluştuğunda ortadan kayboldukları gibi, Ekrem İmamoğlu’ndan ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminden faydalı bir iş geldiğinde, yine ortadan kayboluyorlar. Az önce o söylediğim sandık dersi, onları öyle bir silkeleyip kendine getirecek ki, milleti için takır tukur bunları imzalamak zorunda kalacaklar. Hem tehdidin karşılığındaki cevabı alacaklar hem de kalan sürelerinde millet ve memleket lehine, hükümet olarak yapması gerekenleri yapmak zorunda kalacaklar. Onun için herkesin oyu çok değerli.
BAZILARI ÇOKÇA SORUYOR, ‘İMAMOĞLU NE YAPTI Kİ’ DİYE: Bu dönemde kazandırdığımız birkaç çevre projesini sizlere hatırlatmak isterim. Seymen Çöp Suyu Arıtma Tesisi. Haliç’teki Dip Çamuru Tarama ve Susuzlaştırma Tesisi. Kaynağında ayrı toplanan organik atıklardan enerji ve kompost üreten Biyometanizasyon Tesisi. Yenikapı Biyolojik Arıtma Tesisi. Beykoz Riva İleri Biyolojik Arıtma Su Arıtma Tesisi. Baltalimanı Biyolojik Arıtma Tesisi. Başakşehir Katı Atık Aktarma İstasyonu. Eyüpsultan Hasdal Katı Atık Aktarma İstasyonu. ve bugün de Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin sizlerle birlikte açılışını yapıyoruz. Hani bazıları çokça soruyor, ‘İmamoğlu ne yaptı ki’ diye. Yaptıklarımızı yok saymaya kalkıyorlar. Onlara tavsiyem; sadece hayata geçirdiğimiz projelerimizi bile oturup saysalar, göreceksiniz kendileri bile, -eğer vicdanları var ise- bu tarz iddiaları ortaya koyanların kendileri bile üzülecekler söylediklerine. Bunlara baksınlar, öyle çıksınlar karşımıza. Biz, İstanbul’un tarihinde hiç görülmediği kadar, bu kadar kısa zamanda, çok büyük işler yaptık. Bizim özellikle 5 yıla yakın zaman dilimi içinde yaptıklarımızı, geçtiğimiz 20-25 yıllarıyla kıyaslamalarını da açıkçası önemli bir veri olarak kabul ediyorum.
ÇEVREYE ZARAR VERECEK HİÇBİR YATIRIMI YAPMADIK: Tabi bizim yaptığımız kadar, yapmadıklarımızın da önemli olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü biz, 5 yıla yakın bu sürede, çevreye zarar verecek hiçbir yatırımı yapmadık. Bilim insanlarının, uzmanların, halkın onay vermediği hiçbir işe imza atmadık. Bizim çevreyi korumak için yaptıklarımız, gerçekten saymakla bitmez. Aramızdaki fark; insana, doğaya, şehre, vatanına değer verenle, paradan başka hiçbir şeye değer tanımayanlar arasındaki farktır. Bizim icraat hızımızla yarışamayacaklarını anlayanlar, yaptıklarımızı küçültmek için, ‘İmamoğlu bizim başlattığımız projeleri tamamlıyor’ diyerek, sözüm ona projelerimizi küçük görmeye gayret ediyorlar. Tabii ki tamamladığımız projeler vardır. Tamamlayacağız da. Bunda hiçbir tuhaflık yok. Ama acaba başlattıkları projeleri, biz ne safhada aldık? veya nasıl o projeleri bitirdik? Hangi aşamada, projeler niçin durdu? İşin bu boyutuyla ilgili hiç sesleri çıkmıyor. Örneğin; geçen sene açılışını yaptığımız Silivri Seymen Çöp Sızıntı Arıtma Suyu Tesisi projesi, bizden önceki dönemde başlatılmış bir projeydi. Sözleşmeye göre, 32 ay içerisinde bitirilmesi gereken bir projeydi. Fakat biz göreve geldiğimizde, sözleşme süresinin yarısı bitmiş olmasına rağmen, ne kadar yapılmıştı işin biliyor musunuz? Yüzde 1’i yapılmıştı.
HIZLI HIZLI, SORGUSUZ, SUALSİZ, BAZEN USULSÜZ, BAZEN EKSİKLERİYLE, BOLCA İHALE YAPTILAR: İktidar kanadının “Biz başlattık” dediği birçok projeyi, çok düşük ilerleme yüzdeleriyle aldık. ‘Yüzde 3’ü, 4’ü ben yaptım’ demek, oraya bir konteyner koymak ya da şantiyeyi kurmak anlamına geliyor. Evet, şunu yaptılar: Hızlı hızlı, sorgusuz, sualsiz, bazen usulsüz, bazen eksikleriyle, bolca ihale yaptılar. Bu doğru. Ama biz öyle yapmadık. Biz bu süreçte ihaleleri de öyle yapmıyoruz. Sadece sürenin yüzde 50’si geçmiş, yüzde 1’i yapılmış bir işin, bizden önceki devraldığımız dönemden bize bırakılan projelerde tamamıyla gördüğümüz bir durum olduğunu ifade etmek isterim. İnanın metroda da böyle, altyapı yatırımlarında da böyle. Niye biliyor musunuz? Çünkü onlar için projenin uzaması, iyidir. Uzadıkça, birilerine yeni ve bir kısım kazançlar sağlanır. Bunlar, işlerine böyle bakıyorlar. ve ne yazık ki her işe bu şekilde baktıkları için, biraz daha ranta, paraya duyarlı bir halleri var. Bizim ise, insanımıza ve çevreye duyarlı bir halimiz var. Aramızdaki fark bu. Onlar sadece bir kişiye saygı duymakla her şeyi yeterli görüyorlar; biz ise, kocaman milletimize saygı duyma konusunda duyarlı davranıyoruz. Bugün hizmete açtığımız Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, insana ve çevreye duyarlılığımızın değerli bir sonucudur.
NE O BİR KİŞİ NE DE DİĞERLERİ, PAZARLARA GİDEMEZLER, AMA BİZ, PAZARDAN ÇIKMAYIZ: Seçime kısa bir süre kala hem şantiye ziyaretleri hem açılışlar gerçekleştiriyoruz ve vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Ne o bir kişi ne de diğerleri, pazarlara gidemezler, ama biz, pazardan çıkmayız. Vatandaşımızla buluşur, hesap da veririz. Önerilerini de dinleriz. Şeffaflığımızın gösterisi olarak, onlarla yürekli buluşmalarımızı yaparız. Ama en güzeli ne biliyor musunuz? Her gün şantiyeleri ziyaret ediyorum. Görünen, görünmeyen birkaç şantiyeyi gururla geziyorum. Hemen hemen her gün de bir açılış yapıyoruz; katıldığım ya da katılamadığım. ve seçime doğru giderken. Bu, müthiş bir şey. ve biz, daha dün, bu şehrin 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık, 5 yıllık bütçesini konuştuk. Bütçesi üzerinden tasarımlarımızı, yatırımlarımızı konuştuk. Biz ise, 2019 seçimlerinde, 23 Haziran seçimlerine giderken, 15 gün öncesinde hesaba parayı yatırıp, o ay sonu gelmesi gereken parayı, 15 gün önce hesaba yatırıp, seçimi kaybedeceğiz korkusundan ‘Parayı istediklerimize bir an önce dağıtalım’ endişesine düşen bir yönetimden süreci devraldık. Biz, kamu kurumuyuz. Kamucuyuz, halkçı belediyeyiz. Halkını düşünen ve halkının kurumunu yönettiğini bilen kişileriz. Bu ahlaktan da asla vazgeçmeyeceğiz.
EKİP ARKADAŞLARINA, ‘BUYRUĞUMU YERİNE GETİRİN’ DİYEN DEĞİL: Her günümüz seçim heyecanıyla geçmeli. Her arkadaşımdan, bizi seven her insanımızdan, sürece en doğruyu, en iyiyi, en dürüstü, en şeffafı, en başarılıyı, en becerikliyi, en çalışkanı, ekibiyle birlikte seçmelerini tavsiye ediyorum. Milletine had bildiren değil, milletine talimat veren değil, ekip arkadaşlarına, ‘Buyruğumu yerine getirin’ diyen değil… Ekip arkadaşlarıyla, ortak akılla bir arada çalışmayı bilen kişileri seçin. Bir kişiye değil, milletine sorumlu olduğunu bilen insanları seçmenizi çok önemli bulduğumu ifade etmek isterim. Bu bağlamda biz, İstanbul İttifakı’nın, bu şehirde yaşayan her insanın temsilcisi olarak, göreve talibiz. ve bu manada, sadece siyasi parti olarak, partimin bireylerini, fertlerini göreve çağırmıyorum. Onlarla elbette koşacağız. Ama ben, bütün İstanbul halkını bu sürecin bir gönüllüsü olmaya, birlikte iş üretmeye, birlikte çalışmaya davet ediyorum. Hep birlikte başaracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü biz, bu şehrin çocuklarını, gençlerini, kadınlarını, geleceğini düşünüyoruz. Biz, bu şehrin çevresini, doğasını, denizini, havasını, suyunu düşünüyoruz. Biz, bu şehrin tarihini, mirasını geleceğe emanet edilmesi gereken değerlerini; biz bu şehrin maneviyatını; biz bu şehrin inançlarını; biz bu şehrin her insanını, her etnik kökenini düşünüyoruz. Bu bakımdan güçlü bir yolculuk yürüdüğümüzü bilmenizi isterim. Elbette ki, halkımızın da takdiriyle, İstanbul’u güzel ve mutlu bir geleceğe daha hızlı ve daha güçlü adımlarla taşıyacağız. Hedefleri büyüterek, hepimiz için, hep birlikte yürüyeceğiz. Birliğimizi bozmadan, ‘Tam yol ileri’ diyerek yürüyeceğiz. Yolumuz açık olsun.
TOGAY: “TÜRKİYE’NİN VE AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KAPASİTELİ, DÜNYANIN İSE İKİNCİ BÜYÜK KAPASİTELİ BİR ARITMA SIZINTI SUYU TESİSİNİ, 11 AY GİBİ REKOR BİR SÜREDE TAMAMLAMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”
İSTAÇ Genel Müdürü Togay da özetle şu bilgileri paylaştı:
“Bugün burada, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kapasiteli, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Atık bertarafından oluşan çöp sızıntı suyu, normal evsel atık suya oranla, 55 kat daha zehirli bir içerik arz ediyor. O yüzden, bu suyun zamanında ve yerinde çevreye zarar vermeden arıtılması, çok büyük önem taşıyor. 2019 yılında, İstanbul’un fiili çöp sızıntı suyu arıtma kapasitesi, 4.000 bin metreküptü. Bugün hizmete aldığımız tesisimizle beraber, bu rakam 3 katına çıkarak, 12 bin metre küpe ulaşıyor. Bu kapasite, İstanbul’un 2050 yılına kadar bu konudaki ihtiyacını karşılayacaktır. Bugün İstanbul’da, günde 18 bin ton evsel atık ortaya çıkıyor. ve bunun 5.500 tonunu, katma değeri yüksek teknolojilerle geri dönüştürüyoruz ve elektriğe, enerjiye dönüştürüyoruz. Geri kalan kısmını ise, Avrupa ve Asya’da bulunan iki depolama alanımızda, çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf ediyoruz.” Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile tesis resmen İstanbul’un hizmetine girmiş oldu. İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış sonrasında tesiste incelemelerde bulundu.
“TUZLA’NIN KOKU SORUNUNU ŞİLE GİDERECEK”
İBB iştiraki İSTAÇ A.Ş., Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin temelini 29 Mart 2023’te attı. Tuzla’da kronik hale gelen koku sorununu da ortadan kaldıracak 31 metrekarelik alan üzerine kurulu tesis, 11 ayda tamamlandı. Membran Biyo Reaktör (MBR) + Nano Filtrasyon (NF) prosesi ile çalışan tesis; evsel atıkların depolanması sonucu oluşan, kirlilik yükü oldukça yüksek çöp sızıntı suyunu arıtacak. İstanbul’da, 7 bini Anadolu yakasında, 12 bin tonu da Avrupa yakasında olmak üzere, günde toplam 18 bin ton evsel atık oluştuğu hesaplandı. Mevcut arıtma tesisi, 2009 yılında 1.200 m3/gün kapasite ile devreye alınmıştı. 2012 ve 2019 yılında kapasite artışı yapılarak, tesis kapasitesi 1.700 ve 2.000 m3/güne çıkarılmıştı. 11 ay gibi rekor bir sürede devreye alınan yeni tesis ile birlikte, günlük arıtma kapasitesi, 4.000 m3/güne çıkarılmış oldu.
“KAPASİTE FAZLASI ÇÖP SIZINTI SUYU, 25 YILDIR KARA TANKERLERİ İLE DİĞER TESİSLERE TAŞINIYORDU”
Tesiste, “İleri Seviye Membran Teknolojisi” kullanılarak, “Alıcı Ortam” deşarj standartlarına uygun arıtım yapılacak. Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, Silivri’deki Seymen Sızıntısuyu Arıtma Tesisi ile birlikte, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çöp sızıntı suyu arıtma tesisi olarak hizmet verecek. Mevcut durumda, sahada oluşan kapasite fazlası sızıntı suyu, herhangi bir çevresel riske sebebiyet vermemesi adına, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile diğer arıtma tesislerine taşınmaktaydı. Bu tesis ile ekonomik tasarruf yanında, yerinde çözüm de sağlanmış olacak.
]]>
ESMA TURAN
Muğla’nın Ula ilçesinde yaşayan vatandaşlar, beton santraline karşı eylem yaptı. Eyleme destek veren Ulalı Yönetmen Yüksel Aksu, “Ben bir yönetmen olarak Dondurmam Gaymak’tan İftarlık Gazoz’a kadar, buralarda beton santrali, kireç santrali yapsınlar diye değil, burada kültür turizminin, belde turizminin altyapısını nasıl oluşturabilirim, diye uğraşırken 10 kişilik istihdam için bu görsellik reva mıdır” dedi. AKP’li Ula Belediye Başkanı Özay Türkler ise “Burada bizim sıkıntımız, bu tesis yeni olmamasına karşın yıllardan beri bizim de içinde olduğumuz bir mücadelenin karşısında belediye tarafından mühürlü olmasına rağmen Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından ruhsat verilmesinde saklıdır” dedi.
Ula ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi Bakla Gediği mevkisinde Ayfa Beton’a ait beton santraline karşı çıkan vatandaşlar, geçen günlerde “Ula’da beton santrali istemiyoruz” başlıklı imza kampanyası başlattı. Dün ise bölgede AKP’li Ula Belediye Başkanı Özay Türkler, Ula Bağımsız Belediye Başkan Adayı Yunusemre Arapoğlu, yönetmen Yüksel Aksu, eski AKP Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu, çevre dernekleri ve bölge sakinleri beton santraline karşı eylem yaptı.
“ULA’YI VE ULALIYI KANSER EDECEK”
Kampanyaya ilişkin yapılan açıklamada, “Bu santralin faaliyete geçmesi halinde, Ula Ovası’nın tarım ürünleri, özellikle de coğrafi işaretli olan Ula sarımsağı, Ula kirazı ve Memecik zeytinleri gibi yerel ürünler büyük zarar görecektir. Ayrıca, biliyoruz ki santralin çevreye zarar vermesi ve sağlık sorunlarına yol açması aşikar. Suyumuza, havamıza zehir salacak, tarımı imkansız kılacak, ormanı ve dağı içindeki on binlerce can ile beraber yok edecek bu girişim, Ula’yı ve Ulalıyı kanser edecek. Toprağımızı değersizleştirecek, çocuklarımızı içinde yaşadığımız cennetten mahrum bırakacaktır” ifadeleri kullanıldı.
“TOPRAĞINI SAVUNMAYAN, HİÇBİR ŞEYİNİ SAVUNAMAZ”
İnşaat bölgesi karşısında çiftlik evi bulunan Yönetmen Yüksel Aksu, şunları söyledi:
“Bu bir su, toprak, yurt, oksijen savunması. Topraktan kutsal ne var ki bu hayatta? Ben bir yönetmen olarak Dondurmam Gaymak’tan İftarlık Gazoz’a kadar, buralarda beton santrali, kireç santrali yapsınlar diye değil, burada kültür turizmini, belde turizmini nasıl alt yapısını oluşturabilirim, nasıl beldemi Türkiye ve dünyada tanıtırım diye uğraşırken 10 kişilik istihdam için bu görsellik reva mıdır? Arkadaki bina benim, tarla da benim. Bütün sektörüm Bodrum’da, yazlıklarda yaşarken, eğlence sektörlerinde biriktirdiğim parayla bir çiftlik evi yaptım ve çiftçilik yapmak için hayal kurdum. Bir yaz geldik eşimle karşımda bir beton santrali. Sen, benim uyanıp sabah kalktığım yere şu ucubeyi yap, ondan sonrada ‘Yüksel Aksu’nun orada kaçak inşaatı var.’ Yok kaçak inşaatı, plaza o. Ali Ağaoğlu’yla ortak girdik, bu havzada büyük bir site düşünüyorduk, kısmet olmadı betona döndü. Hamasete ve acitasyona ihtiyaç duymuyorum ama sinirleniyorum. Toprağını savunmayan, hiçbir şeyini savunamaz.”
“MÜHÜRLÜ OLMASINA RAĞMEN RUHSAT VERİLMİŞ”
AK Partili Ula Belediye Başkanı Özay Türkler ise, “Burada bizim sıkıntımız, bu tesis yeni olmamasına karşın yıllardan beri bizim de içinde olduğumuz bir mücadelenin karşısında belediye tarafından mühürlü olmasına rağmen Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından ruhsat verilmesinde saklıdır. Bu konuda giden Orhan Valimiz, bu tesisin açılması ile ilgili söz vermese de Valimizin bilgisi dahilinde ya da haricinde buna ruhsat verildiğini görmekteyiz. Vali yerine de Menteşe Kaymakamı Mehmet Eriş, Vali Vekili olarak imza atmış bulunmakta. Bilmiyorum bunun sonucunda valilik bu ruhsatı geri alabilir mi? Ama biz mutlaka takipçisiyiz” ifadelerini kullandı.
“HALKIN SAĞLIĞINI CİDDİ ANLAMDA TEHDİT ETMEKTEDİR”
Ula Bağımsız Belediye Başkan Adayı Yunusemre Arapoğlu ise tesisin yerinin yanlış olduğunu söyledi. Arapoğlu, “Burada bizim karşı durduğumuz beton santrali yapılması değil burada yapılması meselesidir. Burası hem tarım arazisinde zeytinliklerin, ormanın ortasında. Ula merkeze çok yakın mesafede bulunmasından dolayı, halkın sağlığını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Sadece tarımı, endemik hayvanları ve bitkileri değil aynı zamanda da suyu, havayı ne kadar kirleteceği, kanser riskini ne kadar artıracağı bağımsız akademik çalışmalar ile belgelenmiştir. Bunun yanı sıra da beton santrali buraya geldikten sonra da Ula’ya emlak endeksinde çok ciddi zararlar olacaktır. Hiç kimsenin ne turistik olarak ne yatırım olarak, ne ev olarak bir daha beton santralinin dibini değerlendirmeyeceği için Ula halkına hiçbir faydası olmayacak. Bir kuruşu geçmeyecek bir iştir. Burada yapılmasının asıl sebebi anladığımız kadarıyla tepenin arka yamacında Kızılağaç’ta taş ocağı var. Santralin burada olması sahibi beyefendiye lojistik karlılık dışında hiçbir fayda da sağlamıyor” diye konuştu.
“ÇEVREDE BİZ EMANETÇİYİZ”
Eski AKP Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu da “Çevrede biz emanetçiyiz, 100 yıl 1000 yıl sonrasını düşünmek mecburiyetindeyiz. Sonra çocuklarımız, biz onlara temiz çevre bırakmazsak onlar bize ihanet ettiklerimizi hatırlatır ve beddua okurlar” dedi.
Ulalı emekli öğretmen “Buradaki topluluğa ve görevlilere bir şey soracağım, bu kadar devletin bakanların, milletvekilleri, valileri, kaymakamları bunun çevreye zararını bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa ayrı bir şey. Bilerek yapıyorlarsa yine ayrı bir şey” diye konuştu.
“BURASI TAMAMEN KANUNİ AMA MAALESEF ETİK DEĞİL”
Emekli öğretmenin konuşması üzerine söz alan Belediye Başkanı Özay Türkler, “Her kanuni şey etik olmayabilir. Burası tamamen kanuni ama maalesef etik değil. Yani yeri burası değil. Gerekirse valiyi buraya çağırıp, attığı imzanın neresi olduğunu gösterip başka bir yere taşımasını sağlayacağız. Ben belediye başkanı olarak söz veriyorum, neye mal olursa olsun. Bu tesis burada işlemeyecek” dedi.
]]>
Türk Toraks Derneği (TTD), 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te meydana gelen ve 9 işçini altında kaldığı zehirli liç kaymasına ilişkin, “Bölgede akut siyanür zehirlenmesine karşı uyarılarda bulunulması gerekmektedir. Bölgede hava, su ve toprakta siyanür ölçümlerine ek olarak kurşun, bakır, civa gibi diğer ağır metallerle ilgili gerekli ölçümler de yapılmalı ve halka bilgi verilmelidir. Siyanürün uzun etkileri için bölgeden örnekler alınmalı düzey belirlenmeli tüm canlıların maruziyeti için eylem planı oluşturulmalı ve önlem alınmalıdır. Ayrıca siyanür yarılanma ömrü 1-3 yıla kadar uzayabildiği için uzun dönem ölçümleri ve sağlık kontrolleri de yapılmalıdır” açıklamasını yaptı. Açıklamada hidrojen siyanürün solunum yoluyla da zehirleyebileceğine dikkat çekildi.
TTD, 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te Anagol Madencilik’e ait Çöpler Maden Ocağı’nda meydana gelen zehirli liç kayması sonucu yaşanan faciaya ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. TTD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Aykaç ve TTD Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Sebahat Genç’in ortak yaptığı çıklamada şunlar ifade edildi:
“OLUŞAN GÖÇÜK NEDENİYLE SİYANÜR VE KURŞUN, CİVA GİBİ SAĞLIĞA ZARARLI AĞIR METALLER İÇEREN ATIKLARIN NEHRE ULAŞMA TEHLİKESİ VAR”
“3 Şubat 2024 Salı günü öğleden sonra yine bir facia haberiyle sarsıldık. Haziran 2022’de Fırat Nehri’ne sızıntı nedeniyle gündeme gelen Anagold Madenciliğe ait Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni yine acı bir olayla gündemde. Madende siyanür ve ağır metallerin bulunduğu toprağın istiflendiği yığında göçük olduğunu, 9 madencinin göçük altında kaldığını üzülerek öğrendik. Maalesef felaket yine geliyorum dedi. Şirketin olması gerekenden daha fazla yığın yapmasının göçük oluşmasına zemin hazırladığı haberler arasında yer alıyor. Türkiye’nin ikinci büyük madeni olan Çöpler Madeni, Fırat Nehri’ne 350 metre mesafede ve fay hattı üzerindedir. Uzmanların uyarılarına, açtıkları davalara rağmen maden yıllardır çalışmaya, kapasite artırmaya devam ediyor. Oluşan göçük nedeniyle siyanür ve kurşun, bakır, çinko, civa ve kadmiyum gibi sağlığa zararlı ağır metaller içeren atıkların (liç) nehre ulaşma tehlikesi vardır. Nehre ulaşmasa bile yağmurlarla havaya, toprağa-yeraltı sularına karışabilir ve tüm canlıların sağlığına zarar verebilir.
“MADENDE KULLANILACAK KİMYASALLARIN HEMEN HEPSİ İNSAN SAĞLIĞI VE ÇEVRE İÇİN ZARARLI”
2017’de Çöpler Kompleks Madeni Kapasite Artışı Projesi Nihai ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) Raporu ile ilgili olarak, raporda yer alan kimyasallar ve olası sağlık etkileri konusunda derneğimize yapılan başvuruya istinaden hazırlanan görüş raporunda, madende kullanılacak kimyasalların (başta sülfürik asit ve siyanür olmak üzere) hemen hepsinin insan sağlığı ve ekoloji için zararlı olduğu konusunda uyarı yapılmış ve kaza/afet durumunda oluşabilecek olumsuz etkilerin, nehir havzasındaki tüm coğrafyayı ve ekosistemi etkileyebileceği belirtilmiştir.
Madencilikte açığa çıkabilecek atıkların kontrolünü sağlamak üzere 15.07.2015 tarihli Resmi Gazete’de ‘Maden Atıkları Yönetmeliği’ yayınlanmış, Madde-5 Genel Hükümler başlığı altında, maden atıklarının tanımı, miktarı, bertaraf yöntemleri ve gerekli bütün hükümler açıkça belirtilmiştir. Kullanılan siyanürün ve işlemler sırasında açığa çıkan ağır metallerin bu işletmelerdeki patlatma, deprem, yağmur ve diğer etkilerle sızma veya taşma yoluyla etrafa dağılması doğal ortam için ciddi bir potansiyel tehdittir. 2000 yılında Romanya’da meydana gelen maden kazası sonucunda nehirlere karışan baraj atıkları su canlılarının ölümüne neden olmuş, Çernobil nükleer kazasından sonraki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçmiştir. Ülkemizde de daha önce Kütahya (2011) ve Giresun Şebinkarahisar’da (2021) benzer kazalar yaşanmıştır.
“ATIK SUYUNUN EVAPORATÖRLERLE HAVAYA VERİLMESİ DE HAVADAKİ HİDROJEN SİYANÜR MİKTARINI ARTIRARAK SOLUNUM YOLUYLA ZEHİRLENMELERE YOL AÇABİLİR”
Daha önce toprak yapısının geçirgenliği, gerekli kontrollerin eksikliğiyle atık barajları çevresinde çeşitli sızıntılar yaşanmıştır. Ayrıca açık havuzlardaki siyanürün hidrojen siyanür olarak havaya salınımı da belirli derişimlerde ciddi tehdit oluşturarak hem işletmede çalışanlar hem de atık barajlarına yakın yaşayan her canlı için ciddi bir tehdit oluşturmasına rağmen, baraj etrafında ve belirli yerleşim yerlerinde serbest hidrojen siyanürü izleyen herhangi bir ölçüm ve değerlendirme yönteminin olmayışı, bu etkinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Atık suyunun evaporatörlerle havaya verilmesi de havadaki hidrojen siyanür miktarını artırarak solunum yoluyla zehirlenmelere yol açabilir.
“BÖLGEDE AKUT SİYANÜR ZEHİRLENMESİNE KARŞI UYARILARDA BULUNULMASI GEREKMEKTEDİR”
Bölgede akut siyanür zehirlenmesine karşı uyarılarda bulunulması gerekmektedir. Siyanür solunum ya da ağız yoluyla vücuda girer ve belli değerlerin üzerinde zehirlenme etkileri ortaya çıkar. Akut zehirlenmede solunum zorluğu, hızlı ve derin solunum, sara nöbetleri, bilinç kaybı, öksürük, burunda tıkanıklık, kanama, deride hassasiyet, ağrı, çarpıntı, bulantı-kusma, koma ve ölüm görülebilirken, uzun süreli maruziyete bağlı tiroid hormon bozuklukları, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kulak çınlaması, davranış bozuklukları, hafıza kaybı, görme bozuklukları, bayılma, kollarda-bacaklarda uyuşma gibi şikayetler ortaya çıkabilir.
“SİYANÜRÜN UZUN ETKİLERİ İÇİN BÖLGEDEN ÖRNEKLER ALINARAK DÜZEY BELİRLENMELİ, TÜM CANLILARIN MARUZİYETİ İÇİN EYLEM PLANI OLUŞTURULMALI”
Bölgede hava, su ve toprakta siyanür ölçümlerine ek olarak kurşun, bakır, civa gibi diğer ağır metallerle ilgili gerekli ölçümler de yapılmalı ve halka bilgi verilmelidir. Siyanürün uzun etkileri için bölgeden örnekler alınmalı düzey belirlenmeli tüm canlıların maruziyeti için eylem planı oluşturulmalı ve önlem alınmalıdır. Ayrıca siyanür yarılanma ömrü 1-3 yıla kadar uzayabildiği için uzun dönem ölçümleri ve sağlık kontrolleri de yapılmalıdır.
“ÜLKEMİZDE BİLİMSEL, HALKI, EKOLOJİYİ VE ÇEVREYİ ÖNCELEYEN ÇED RAPORLARI HAYATA GEÇİRİLMELİ”
Eski Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un onayladığı ÇED raporunda, proje alanında toprak kayması riski bulunmadığı belirtilmiş olması ve ardından bu felaketin ortaya çıkması dikkat çekicidir. Bu durum ÇED raporlarının bilimsel ve kamu yararına alınmadığının bir göstergesi olduğunu düşündürmektedir. Ülkemizde bilimsel, halkı, ekolojiyi ve çevreyi önceleyen ÇED raporları hayata geçirilmeli ve ÇED yanında Sağlık Etki Değerlendirme (SED) mutlaka yürürlüğe konulmalıdır.
Türk Toraks Derneği, sürdürebilir gelecek ve yaşamı temel hedefe koymaktadır. Kalkınma öncelikli ve çevreyi, doğayı, ekosistemi öncelemeyen yatırımların karşısındadır. Göçük altında kalan işçilerimizden iyi haberler almak yüreğimizi biraz olsun ferahlatacaktır. İnsan hayatına rağmen bir ekonomik faaliyet yapılamaz.”
]]>
Prof. Dr. Erdem: “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük”
ERZİNCAN – Erzincan’ın İliç ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen toprak kayması olayının ardından bölgede sağlıkçılar incelemede bulundu. Prof. Dr. Onur Erdem, “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük” dedi.
Olayın yaşandığı sahada incelemelerde bulunduktan sonra Doç. Dr. Sermet Sezigen ile birlikte gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Dr. Onur Erdem, “Bilim alanımız anlamında bizim kendi alanımıza baktığınızda ve insanların şu anda en çok sorusunu ya da cevabını merak ettiği siyanürle ilgili tartışmaları tabii burada yerinde görme imkanımız oldu. Araziye gittik bugün. Oraya da 2 sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar elbette ki normal. Ancak şu anda sahada gerek Çevre Bakanlığımız gerekse diğer bakanlıkların ölçüm cihazları AFAD’ın özellikle yaptığı sahada ölçümler var. ve biz bunları tek tek kontrol ettik. Daha da devam ediyor. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu anki değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Tabii ki bu burada kalmayacak. Ölçümler devam noktasal ve bölgesel anlamda farklı yerlerde tabii koruyucu tedbirler gerekiyor. Buradaki sağlık personeli ve arama kurtarma ekipleri açısından. Onları da biraz gözlemledik. Aynı zamanda bu konudaki bilgi gerekliliklerini tamamlamaya çalıştık. Malzeme eksiği yok şu anda. Onu da gördük. İşin insan ve çevre sağlığı boyutuna bakarsanız özetle tabii çok büyük bir olay. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkililerine sunduk. Zaten bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Gerekli desteği de vermeye devam edeceğiz, biraz sabırlı olmak lazım. Şu anda çevre sağlığı açısından da, insan sağlığı açısından da benim gördüğüm tablo verilere bakarak şu an çok acil bir risk oluşturmadı. Ama tabii izlemeye devam etmekte fayda var. Bunu da zaten yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Doç. Dr. Sermet Sezigen ise, “Bizim önceliğimiz olayın sağlık boyutu açısından bir ilk müdahalecinin güvenliğini korumak. İkincisi de yakın çevrede halkın sağlığını koruyacak tedbir almak. Bu noktada öncelikle mevcut gönül noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede müdahale görevli personelinin detektörleri var. Bunun dışında kurumda görev yapan şirket personeli kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Çevre Bakanlığı’nın düzenli olarak her gün periyodik olarak su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığına bildirdiği bir istasyonu var. Yerleşim yerine yakın. O da diğer kilitçilerle birlikte ölçüm yapıyor. AFAD’daki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte hani şu an için biz burada değeri tespit etmemekle birlikte müdahalecilerimizin olası bir arzu ettiğinde sıkıntı yaşamaması için kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları da dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar. Bunun dışında il sağlık müdürlüğümüzle olası bir marufiyet olursa diye buradan Erzincan’daki referans saatine kadar her türlü tanı tedavi ve tahliye tedbirlerini aldı. Bununla birlikte olası bir maruziyeti olursa da tıbbi olarak buna müdahale etmek için gerekli ekipmanlar ve personel burada mevcut. Burada pek çok farklı deistinden bilim insanı bir arada çalışıyor. Yaşam sağlık bilimleri olmak üzere. Bu noktada amacımız bu olayın en iyi şekilde müdahale edilerek sonlandırılması. İlk müdahaleciler başta olmak üzere hiçbirimizin burnu kanamadan bu olayın yönetilmesi” şeklinde konuştu.
]]>
Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler köyünde liç yığını kayması meydana gelen maden ocağı sahasında incelemelerde bulunan bilim insanları, siyanür ölçümleriyle ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, “Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük” dedi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, şunları söyledi:
“İnsanların şu anda en çok cevabını merak etiği siyanürle ilgili tartışmaları yerinde görme imkanımız oldu. Araziye de gittik bugün iki sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar normal elbette ki. Şu an sahada AFAD’ın, Sağlık Bakanlığı’nın ölçüm cihazları var. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu an değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Bu ölçümler işin insan sağlığı ve çevre boyutuna bakarsanız çok büyük bir olay. Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkilerine sunduk zaten. Bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Şu anda çevre ve insan sağlığı açısından da benim gördüğüm verilere bakaraz şu an çok acil bir risk oluşturmadığı…”
Bölgedeki zehirli gazlara ilişkin maske takmayı gerektiren bir durum olmadığını söyleyen Erdem, “Aldığımız veriler uluslararası limitlerin oldukça altında. Şu anda öyle bir risk görülmüyor. Şu anda kütlenin hareketlerinden hava değerleri gayet iyi gidiyor hava ölçümleri anlamında” dedi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eczacılık Fakültesi Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sermet Sezigen ise “İnsan sağlığını tehdit edecek bir siyanür miktarı ölçülmedi” dedi.
Sahada çalışan personelin olası siyanüre maruz kalmamaları için gerekli tedbirlerin alındığını vurgulayan Sezigen, şunları kaydetti:
“Siyanür noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede görevli personelinin dedektörleri var. Bunun dışında, kurumda görev yapan şirket personelinin kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Sonrasında, Çevre Bakanlığı düzenli olarak her gün, su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak, bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığı’na bildirdiği bir istasyonu var yerleşim yerine yakın. Şu ana kadar, Çevre Bakanlığı’na kurduğumuz koordinasyon neticesinde, insan sağlık edilecek düzeyde bir siyoner tespit edilmedi. AFAD’taki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları, dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte, şu an için biz burada bir değeri tespit etmemekle birlikte, ilk müdahalecilerimizin olası bir siyanür maruziyetinde sıkıntı yaşamaması için, kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar.
“BİZ DE MASKE OLMADAN GÖREVİMİZİ YAPIYORUZ”
“Ama şu aşamada özellikle siz de görüyorsunuz biz de kişisel koruyucu donanımı maskesi olmadan görevimizi yapıyoruz. Ama sahadaki arkadaşlarımız kesinlikle kişisel koruyucu donanımı kullanarak işlerini yapıyorlar. Olay sahasındaki arkadaşlarımızda tüm koruyucu donanımlar mevcut. Onlar zaten öyle çalışıyorlar. Çünkü risk var. Biz de bugün sahanın yakınında bulunduk. Onlarda her türlü donanım var zaten. Fakat orada da aslında siyanur düzeyi anlamında korkutucu bir seviyenin olmadığını biliyoruz ama… Onların takması gerekiyor.”
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum Sarıyer’de katıldığı programda Erzincan’da yaşanan maden faciası hakkında konuştu. Kurum, ’21 Haziran 2022’de işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildi. İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle; işletme men edildi ve 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp; işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle; Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Özet olarak; biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sarıyer’de bulunan Karadeniz Vakfı’nı ziyaret etti. Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan maden ocağında yaşanan toprak kayması ile ilgili konuştu. Kurum, ‘Şunların altını çizerek söylemek istiyorum. Bakanlığım döneminde, söz konusu bu işletmeye verilen ÇED raporunu dile getiriyorlar. Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme; çevreye, doğaya zarar veriyor mu Vermiyor mu Buna bakar. Bakanlığımız döneminde, bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı bir şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi. 21 Haziran 2022’de, işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildi. İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle; işletme men edildi. 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp, işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle; Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Özet olarak; biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı diye konuştu.
‘ÇEVRE BAKANLIĞI İŞLETME ÇEVREYE, DOĞAYA ZARAR VERİYOR MU VERMİYOR MU BUNA BAKAR
İşletmenin kapasite artırmasına yönelik kararın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan alınmasının mümkün olmadığını belirten Kurum, ‘Bir de bizi işletmenin kapasitesini artırmakla suçluyorlar. Bize iftira atanlar şunu da bilir ki; Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez, çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece ve sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz. Yine, ÇED raporlarına ilişkin buradaki kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakılır. İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da; 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır ifadelerini kullandı.
‘HANGİ VİCDANLA, HANGİ DUYGUYLA BU KONUYU İSTANBUL’A VE İSTANBUL SEÇİMLERİNE GETİRDİNİZ
Kurum, ‘İşte bu gerçekler tüm açıklığıyla ortadayken dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen, nereden geldiği hepimizce bilinen, sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propaganda başlatıldı. Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadisede bu konu, siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola her yere servis edildi. Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, çok iyi de tanıyor. Bu kötü niyetli arkadaşlara soruyoruz. Biz vicdan sahibi herkese soruyoruz. Siz hangi vicdanla Hangi duyguyla Bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz. Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur şeklinde konuştu.
BU MİLLET AFFETMEYECEKTİR
Kurum, ‘İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var. O da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır. Ben tekrar ailelerimize, Erzincan’ımıza, milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum dedi.
]]>
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasıyla ilgili algı operasyonu ve kara propaganda başlatıldığını, milleti yasa boğan hadisede konunun siyasi istismara dönüştürüldüğünü söyledi.
Kurum, Sarıyer’deki Karadeniz Vakfı’nı ziyaretinde yaptığı konuşmada, dün Erzincan İliç’teki maden ocağında toprak kayması yaşandığını, devletin olayın ilk dakikalarından itibaren seferber olduğunu ve kurtarma faaliyetlerinin sürdüğünü anlattı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yaptığı dönemde söz konusu işletmeye verilen ÇED raporunun dile getirildiğini belirten Kurum, “Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme, çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar. Bakanlığımız döneminde bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı tam 135 kez denetlendi. 21 Haziran 2022’de işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildi. İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle 3 ay kapısına mühür vuruldu.” diye konuştu.
Kurum, bununla da kalınmayıp, işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunun altını çizerek, “Biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı. Bir de bizi işletmenin kapasitesini artırmakla suçluyorlar. Bize iftira atanlar şunu da bilir ki Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz.” ifadelerini kullandı.
ÇED raporlarına ilişkin kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakıldığını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır. Bu gerçekler tüm açıklığıyla ortadayken dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen, nereden geldiği hepimizce bilinen, sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propaganda başlatıldı. Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadisede bu konu siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola, her yere servis edildi.
Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, tanıyor. Bu kötü niyetli arkadaşlarımıza vicdan sahibi herkese soruyoruz? Siz hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz? Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada, bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur? İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını her zaman olduğu gibi yine boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanlarıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var, o da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır.”
“‘Biz 85 milyonu kucaklıyoruz’ deyip Alevi, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirdiler”
İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediyesi tarafından kaderine terk edildiğini kaydeden Kurum, söz verilen 10 projeden 9’unun yerine getirilmediğini söyledi.
“İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşinde koştular, hala koşmaya devam ediyorlar” diyen Kurum, “Bugün baktığınızda birbirlerine düşmüş durumdalar. Bir taraftan Sarıyer’de problemleri, sıkıntıları görüyorsunuz. Burada hizmet etmiş, ‘başarılı’ diye addettikleri kendi adlarına belediye başkanlarını şimdi saf dışı bıraktılar. Öbür tarafta yıllardır yol yürüdükleri ‘mesai arkadaşımız’ dedikleri arkadaşlarını kapı dışarı bıraktılar. ‘Biz 85 milyonu kucaklıyoruz.’ deyip Alevi, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirdiler. Bunların anlayışı net bir şekilde ortaya düştü. Şimdi tutuştular. Ne yapacaklarını bilmeyerek sağa sola saldırıyorlar. Bunların hizmet diye bir anlayışı yok.” değerlendirmesinde bulundu.
“Asrın Felaketi”nde kendilerinin gece gündüz milletle el ele, gönül gönüle koştuklarını vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. Ey Büyükşehir Belediyesi, sen İstanbul gibi büyük, kadim bir şehrin belediyesisin. Ne olurdu sen de gidip Maraş’a, Adıyaman’a, Hatay’a, Gaziantep’e, Kilis’e, Osmaniye’ye, Adana’ya depremzede kardeşlerimiz için bin konut yapsaydın. Hani seçim zamanı ağzınız dolu dolu konuşuyordunuz ya, bir sürü vaatler verdiniz. Niye gerçekleştirmediniz, elinizden tutan mı vardı? Sorsanız, ‘Engellediler, yaptırmadılar…'”
“Çayırbaşı-Ayazağa-Levazım-Dolmabahçe etabını yine biz başlatacağız”
Sarıyer’de hiçbir şekilde imar ve mülkiyet problemi kalmayacağının altını çizen Kurum, göreve geldiklerinde Sarıyer’in her mahallesinde, İBB mülkiyetindeki her bir vatandaşın mülkiyet sorununu, tapu sorununu tamamen çözeceklerini aktardı.
Kurum, Maslak Ayazağa Hadımkoru kavşak projesiyle sıkışan trafiğe nefes aldıracaklarını belirterek, “Beşiktaş-Sarıyer ve İstinye-İTÜ-Ayazağa arasındaki raylı sistem hattını 2,5 yılda tamamlayıp armağan edeceğiz. Yine yapmadıkları, bir tarafta hafriyat doldurdukları, bir tarafta inşaatını durdurdukları işlerden bir tanesi olan Çayırbaşı-Ayazağa-Levazım-Dolmabahçe etabını yine biz başlatacağız ve hem Büyükdere Caddesi hem de Boğaz Sahil Yolu trafiğini azaltmış olacağız.” şeklinde konuştu.
Toplantıya, Vakıf Genel Başkanı Yusuf Cevahir ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sarıyer’de bulunan Karadeniz Vakfı’nı ziyaret etti. Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan maden ocağında yaşanan toprak kayması ile ilgili konuştu. Kurum, “Şunların altını çizerek söylemek istiyorum. Bakanlığım döneminde, söz konusu bu işletmeye verilen ÇED raporunu dile getiriyorlar. Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme; çevreye, doğaya zarar veriyor mu? Vermiyor mu? Buna bakar. Bakanlığımız döneminde, bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı bir şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi. 21 Haziran 2022’de, işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildi. İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle; işletme men edildi. 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp, işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle; Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Özet olarak; biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı” diye konuştu.
“ÇEVRE BAKANLIĞI İŞLETME ÇEVREYE, DOĞAYA ZARAR VERİYOR MU? VERMİYOR MU? BUNA BAKAR”
İşletmenin kapasite artırmasına yönelik kararın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan alınmasının mümkün olmadığını belirten Kurum, “Bir de bizi işletmenin kapasitesini artırmakla suçluyorlar. Bize iftira atanlar şunu da bilir ki; Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez, çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece ve sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz. Yine, ÇED raporlarına ilişkin buradaki kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakılır. İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da; 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır” ifadelerini kullandı.
“HANGİ VİCDANLA, HANGİ DUYGUYLA BU KONUYU İSTANBUL’A VE İSTANBUL SEÇİMLERİNE GETİRDİNİZ?”
Kurum, “İşte bu gerçekler tüm açıklığıyla ortadayken dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen, nereden geldiği hepimizce bilinen, sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propaganda başlatıldı. Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadisede bu konu, siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola her yere servis edildi. Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, çok iyi de tanıyor. Bu kötü niyetli arkadaşlara soruyoruz. Biz vicdan sahibi herkese soruyoruz. Siz hangi vicdanla? Hangi duyguyla? Bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz. Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur?” şeklinde konuştu.
“BU MİLLET AFFETMEYECEKTİR”
Kurum, “İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var. O da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır. Ben tekrar ailelerimize, Erzincan’ımıza, milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.
]]>
AK Parti İBB Adayı Murat Kurum, Erzincan İliç’teki maden sahasındaki toprak kaymasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığının 135 kez denetlendiğini belirten Kurum, “İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle; 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp; işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle; Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Karadeniz Vakfı’na ziyarette bulundu. İliç’te maden sahasında yaşanan toprak kaymasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Kurum, “Milletçe derin bir hüzün içerisindeyiz. Erzincan İliç’teki maden ocağında bir toprak kayması yaşadık. İşçilerimiz şu anda göçük altında. Devletimiz, olayın ilk dakikalarından itibaren bir seferberlik ruhuyla çalışıyor. Kardeşlerimizin kurtarılması için arkadaşlarımız, canla başla arama kurtarma faaliyeti yürütüyor. En büyük temennimiz hiçbir can kaybının olmaması. İnşallah buradan gelecek güzel haberleri bekliyoruz. Ben ailelerimize, Can Erzincan’ımıza, aziz milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.
“İşletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi”
Madene verilen ÇED raporu ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Şunların altını çizerek söylemek istiyorum. Bakanlığım döneminde, söz konusu bu işletmeye verilen ÇED raporunu dile getiriyorlar. Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme; çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar. Bakanlığımız döneminde, bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı bir şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi” dedi.
“İşletmenin 3 ay kapısına mühür vuruldu, çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu”
21 Haziran 2022’de, işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildiğinin altını çizen Kurum, “İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Özet olarak biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı” ifadelerini kullandı.
“Çevre Bakanlığı işletme çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar”
İşletmenin kapasite artırmasına yönelik kararın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alınmasının mümkün olmadığını belirten Kurum, “Bize iftira atanlar şunu da bilir ki Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez, çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece ve sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz. Yine, ÇED raporlarına ilişkin kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakılır. İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da; 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır” dedi.
“Hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz?”
Dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propagandanın başlatıldığını belirten Kurum, “Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadise, siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola servis edildi. Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, çok iyi tanıyor. Biz vicdan sahibi herkese soruyoruz? Siz hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz? Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada; bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlık, insafsızlık değil de nedir? Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur?” ifadelerini kullandı.
“İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir”
Kurum, “İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var. O da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır. Ben tekrar ailelerimize, Erzincan’ımıza, milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>
MELTEM KARAKAŞ
Erzincan’da meydana gelen maden faciası ile ilgili açıklama yapan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, “Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır” dedi.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) tarafından Erzincan İliç’teki altın madeninde yaşanan facia ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Eskişehir’in Sarıcakaya-Mihalgazi ilçelerine yapılmak istenen altın gümüş maden ocağını örnek gösteren Filiz Fatma Özkoç, “Erzincan İliç’te yaşanan olay; Kaymaz ve Atalan’da yaşanmayacağını kim garanti edecek?” dedi.
“EYLÜL 2022’DE TEKRAR ÜRETİM İZNİ ALDI”
ESÇEVDER Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, açıklamasında şunları söyledi:
“Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde yaşanan siyanürlü pasa dağında çökme meydana geldiğini, işçilerin toprak altında kaldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Siyanürlü toprağın altında kalanların bir an önce kurtarılmasını umuyoruz. Aynı işletmede 21 Haziran 2022 yılında siyanür çözeltisi taşıyan boru patlamış ve 210 metreküp siyanür çözeltisi toprağa karışmıştı. Daha sonra eylül 2022’de tekrar üretim izni aldı. Çevre Aktivisti Sedat Cezayirlioğlu uluslararası ceza mahkemesine (UCM) başvurmuş idi. Ayrıca Türk Mimar Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) biri kapasite arttırımı ile ikincisi ÇED gerekli değildir ile ilgili olarak 06 Aralık 2023’te iki adet dava açılmıştı. Ayrıca Anayasa Mahkemesine işletilen altın madeninin özel yaşamı ve sağlığı tehdit ettiği iddiası ile yapılan başvuruda yurttaşı haklı bularak ihlal ve yeniden yargılanması kararı vermişti.
“İLİÇ’TE OLAN BİR KAZA DEĞİL ÇEVRE VE YAŞAM KATLİAMIDIR”
Çöpler Altın Maden İşletmesi Anagold ve Çalık Holdingin ortaklarından olup, Anagold’un 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği hafızalardadır. Son yıllarda Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, Eskişehir’imiz de kar etmek dışında hiçbir amacı olmayan madencilik şirketlerinin hedefindedir. Bu şirketler, bitmek bilmez kar hırslarıyla milyonlarca insanımızın yaşam alanını, suyunu, toprağını, doğasını ve nihayet yaşamlarını hiçe saymaktadırlar. İliç’te olan bir kaza değil çevre ve yaşam katliamıdır.
“ATALAN, ALPAGUT, TEKECİLER’DE AYNI KATLİAM ER YA DA GEÇ YAŞANACAKTIR”
Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır. Yine Cengiz Holding tarafından 713 hektarlık yani 941 futbol sahası büyüklüğünde, 180 milyon ton kazı yaparak, patlatmalı ve açık alan işletmeciliği, siyanürlü yığın liç yöntemi ile altın-gümüş çıkartacak olan Atalan, Alpagut, Tekeciler’de aynı katliam er ya da geç yaşanacaktır. Kaldı ki siyanürlü pasa, dik yamaçlı araziye sahip olan Sarıcakaya ve çevresi ile Sakarya Nehrini siyanürlü toprak ile er ya da geç zehirleyecektir. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği özel kişilerin karlarına tahsis edilmediği ve kamusal ihtiyaçlar dışında bir amaca hizmet etmediği müddetçe maden çıkartılmasına karşı olmayıp, maden sahalarının ülkemize ve şehrimize vereceği zararlar göz önüne alınırsa bir avuç kişinin çıkarlarının ülke çıkarlarının önüne geçmemesi için mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna gururla açıklıyoruz.”
]]>
Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, 5 yıllık görev sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu. Karagöl; “İnsanlarımızın bugün mutlu, yarına da umutlu bir şekilde bakması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” dedi.
Erbaa mevcut Belediye Başkanı ve ve MHP’den Erbaa Belediye Başkan Adayı Ertuğrul Karagöl, 5 yıllık görev sürecine dair İhlas Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu. Altyapısından, üstyapısına, yolundan, yenilemeye, çevre düzenlemesinden, çevre sağlığına, enerjiden, rekreasyon alanlarına, kültür sanattan, etkinliklere kadar birçok alanda ilklere imza attıklarının altını çizen Başkan Karagöl, aday olduğu yeni dönemde de aynı başarılı profille çalışacaklarının sözünü verdi.
“Erbaa’ya çevre bilinciyle birçok hizmeti kazandırdık”
Yenilenen altyapı çalışmalarıyla göreve hızlı bir şekilde başladıklarını ifade eden Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, “Altyapısından, üstyapısına, yolundan, yenilemeye, çevre düzenlemesinden, çevre sağlığına, enerjiden, rekreasyon alanlarına, kültür sanattan, etkinliklere, biz şehrimizdeki eksik ve devamını istediğimiz konuların hepsini bu beş yılda sürdürmeyi amaçlamıştık. Özellikle ciddi anlamda altyapı çalışması yaptık. 110 kilometreye yakın bir altyapı çalışması yaptık. Yaklaşık 350 bin metrekareye yakın asfalt çalışması yaptık. Yaklaşık 250 bin metrekare yine ciddi anlamda parke yol çalışması yaptık. Tabii bunlar insanların günübirlik ihtiyaçları ama biz özellikle bu dönemde enerjiyi de düşünerek bölgedeki en büyük güneş enerji santralini kurduk. Bir megavatlık enerji santrali kurarak belediyemize ciddi anlamda bir kaynak sağlamış olduk. Çevre bilinciyle hareket ettik. Bölgedeki en büyük, en modern 2 bin metrekare kapalı alanda modern kesimhane Erbaa’nın hizmetine sunduk. Bölgeye hizmet eder hale geldik. Teknolojik aletleriyle, hijyenik ortamıyla çok güzel bir kesimhane edindirdik” dedi.
“Yaşam alanlarını geliştirmeyi amaçlıyoruz”
Erbaa’nın hızlı bir şekilde büyüdüğüne vurgu yapan Karagöl, şehrin merkezin dışındaki alanlarda dönüşümü sağlayarak yaşam alanlarını geliştirmeyi amaçladıklarını ve bu sayede şehrin her bölgesini daha işlevsel hale getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Karagöl, “Ben göreve geldiğimde organize sanayi bölgemizde 3 bin 200 çalışanımız vardı. Bugün baktığımda 6 bin 500’ü geçen sayıdan bahsediyoruz ve yeni yaptığımız tahsisleriyle beraber bu sayı büyük ihtimal yakın zamanda 10 bin rakamını bulacak. Bu da demek oluyor ki şehir büyüyor. Şehrin ticari hayatı büyüyor. Şehrin merkezdeki yoğunluğu, hareketi büyüyor, artıyor. Yeni yaşam alanları ve şehirlerin merkezin dışında kalan alanlarının dönüşümü gerekiyor. Biz merkezin dışındaki bu alanlarda bu dönüşümü yaparak nedir? Altyapısını, yolunu aydınlatmasını, parkını düzenleyerek insanların bulunduğu alanlarda dönüşüme girerek, yeni yerleşim alanlarının, yeni evlerin yapıldığı ve herkesin kendi mahallesinde yaşamak istediği bir süreç olsun istiyoruz gelecekte. Mesela düzenlediğimiz bir alanla alakalı bir bölgeyle alakalı bir teyzemiz şöyle bir şey söyledi. Onu da böyle anlatmak istiyorum. Bir düzenlediğimiz alanla alakalı. ya bir orası çarşı gibi oldu dedi. Tamam mı? Şimdi biz o teyzeyi alıp çarşıda oturtturamayız belki. Çarşıda yaşatamayız. Ama biz onun yaşadığı yeri çarşı gibi yaparız onun deyimiyle. Biz bunu amaçlamıştık. Bu amacımızın da karşılığını, bu teyzemizin bu sözünü duyunca ha dedik ki biz doğru yapmışız ve yaptığımız işin de anlaşılabilir ve anlaşıldığını görmüş olduk. O yüzden mutluyuz. Şehrimizin her bölgesini merkez haline, şehrimizin her bölgesini teyzemizin deyimiyle çarşı gibi yapmaya çalışıyoruz. İnşallah bu süreci hiçbir kuytuda köşede nahoş görüntüsü olan bölgemiz kalmayacak şekilde hizmetlerimize devam edeceğiz. İnsanlarımızın bugün mutlu, yarına da umutlu bir şekilde bakması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” ifadelerini kullandı. – TOKAT
]]>
ÇEVKO Vakfı tarafından bu yıl 12. kez verilen Yeşil Nokta Basın Ödülleri ve 2. kez verilen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.
Yeşil Nokta Basın Ödülleri, 2023 yılı boyunca çevre haberlerine öncelik veren ve geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilgilendiren basın-yayın kuruluşlarına, habercilere veriliyor. Bu yıl GCA’nın ana sponsorluğu, Coca-Cola İçecek ve Uludağ İçecek’in bronz sponsorluk desteğiyle düzenlenen Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri ile ise, üniversite öğrencilerinin ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanında özgün çevre dostu ürün, uygulama ve proje geliştirmelerinin teşvik edilmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanması hedefleniyor.
“HER 3 KİŞİDEN 1’İ SATIN ALDIĞI ÜRÜNÜN YEŞİL NOKTALI OLMASINA DİKKAT EDİYOR”
ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Yeşil Nokta”nın genişletilmiş üretici sorumluluğunun bir göstergesi olduğunu, ekonomik işletmelerin; piyasaya sürdükleri ürünlerin ambalajlarının geri kazanımı ile ilgili sisteme mali bir katkı sağladığı anlamına geldiğini ve markanın Türkiye’deki tek yetkilisinin ÇEVKO Vakfı olduğunu paylaştı. Yeşil Nokta’nın 540 milyonu aşkın tüketiciyi kapsadığını ve her yıl Yeşil Nokta markasıyla işaretlenen ambalaj adedinin 400 milyarı aştığını belirten İmer Türkiye’de ÇEVKO Vakfı’ndan Yeşil Nokta lisansı almış şirket sayısının da 2023 yılı itibarıyla bin 335’e ulaştığını açıkladı. İmer, “Yeşil Nokta ile ilgili yapılan tüketici araştırmaları, her 10 kişiden 7’sinin Yeşil Nokta işaretini tanıdığını, Yeşil Nokta’yı tanıyan her 3 kişiden 1’inin satın aldığı ürünün Yeşil Noktalı olmasına dikkat ettiğini ortaya koyuyor. Sanayi, Basın ve Öğrenci ana başlıklarında verdiğimiz ve gelenekselleşen Yeşil Nokta Ödüllerimizle, çevre dostu sorumlu üretim ve tüketim alanında örnek çalışmaları ödüllendirmeyi ve teşvik etmeyi amaçlıyoruz” dedi.
İmer sözlerini, “Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri, özveriyle ve titizlikle çalışan, değerli jüri üyelerimizin katkılarıyla belirlendi. Jüri üyelerimiz Doç. Dr. Füsun Servin Tut Haklıdır, Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan Feyzioğlu, Prof. Dr. Gürbüz Güneş, Dr. Hakan Ertem, Hülya Ataman, Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya ve Dr. Öykü Özden Gül’e değerli çalışmaları için teşekkürlerimi sunar Yeşil Nokta Öğrenci ve Yeşil Nokta Basın ödülü alan tüm öğrenci ve basın kuruluşlarımızı kutlarım” şeklinde tamamladı.

“TOPLUMDA DA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK YARATMAK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri ana sponsoru GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret de konuşmasında şunları dile getirdi: “Gürok Grubu ve GCA olarak, topluma, çevreye ve gelecek nesillere duyduğumuz sorumluluk ile sadece iş dünyasında değil, toplumda da sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de geri dönüşüm kültürünün oluşmasında ve sürdürülebilir çevre için çok daha fazla değer üretilmesinde büyük bir emeği olan ve bizim de GCA olarak yönetim kurulunda yer aldığımız ÇEVKO Vakfı, hem dönüşüme hem de ekonomiye katkıları açısından önemli değerlere imza atmaya devam ediyor. Yeşil Nokta Öğrenci Ödüllerinde ödül alan tüm öğrencilerimizi kutluyoruz.”

YEŞİL NOKTA ÖĞRENCİ ÖDÜLLERİ
ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri töreninde, 17 farklı üniversiteden 12 proje, 3 farklı kategoride Yeşil Nokta Öğrenci Ödülüne layık görüldü.
Ambalaj Eko-tasarımı Kategorisi’nde birincilik ödülünü “E-turn” projesiyle On Dokuz Mayıs Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Hacer Karateke, ikincilik ödülünü “Tudi” projesiyle Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Yüksek Lisans öğrencisi Ekin Yüksel, üçüncülük ödülünü “Lutri” projesiyle İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Endüstriyel Tasarım bölümü öğrencisi Fatma Akkan ve teşvik ödülünü İstanbul Aydın Üniversitesi, Tekstil ve Moda Tasarımı öğrencileri Elif Elvan Atagün ile Hatice Kübra Büyükbaş “Yap-Boz-As” projesiyle aldı.
Atık Yönetim Sistemi ve Uygulamaları Kategorisi’nde birincilik ödülünü “Attık” projesi ile Erciyes Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Kaan Kalaycı, Beyza Nur Özdamar ve Ege Üniversitesi öğrencisi Anıl Aladağ kazandı. İki tane ikincilik ödülü verilen kategoride, “E-dönüşüm” projesi ile Mersin Üniversitesi Mimarlık öğrencileri Rabia Akgül ve Bilal Erin ve “Phytocycle” projesi ile Altınbaş Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Çağrı Budak, Serdar Karaca ve Nisa Merve Demircan, bu dereceyi paylaştı. “Bito” projesi ile Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Yüksek Lisans öğrencisi Ekin Yüksel üçüncülük ödülünü alırken, teşvik ödülünü “Tekstil Atıklarının Geri Kazanımı Projesi” ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Çevre Mühendisliği öğrencileri Mehmetali Andaç Beylikçi ve Nargül Kübra Taşyıldız aldı.
Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları Kategorisinde ise “Acugençlik Sosyal Sorumluluk Projesi” ile Acıbadem Üniversitesi Eczacılık öğrencileri Ezgi Sevim, İdil Işıkay, Şevval Günbay ve Zülal Özmaden birincilik, “Suyun Gözyaşları” projesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencileri Özlem Çolapkulu, Zeliha Sude Doğan, Osman Dündar, Sıla Karabulut ve Buğra Bayır ikincilik, “Her Çocuk Bir Tohumdur” projesi ile Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencileri İrem Özçelik, Begüm Görücü ve Duru Selin Yılmaz üçüncülük ödülünü kazandı.

YEŞİL NOKTA BASIN ÖDÜLLERİ
Yeşil Nokta Basın Ödülleri, 2023 yılı boyunca çevre haberlerine öncelik veren ve geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilgilendiren basın-yayın kuruluşlarına, habercilere ve toplumun takdirini kazanmış kişilere veriliyor.
“HABERLER.COM OLARAK ÇEVRE KONULARINI GÜNDEMDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
2023 yılında gazete dalında “Nasıl Bir Ekonomi”, televizyon dalında “NTV”, internet haber sitesi dalında “Haberler.com”, haber ajansı dalında “İhlas Haber Ajansı”, dergi dalında “Para” Dergisi, radyo dalında “ST Endüstri Radyo” ödül kazandı. Haberler.com adına ödülü alan Yazı İşleri Müdürü Ayça Elal, “ÇEVKO Vakfı tarafından ödüle layık görülmek bizim için çok kıymetli. Haberler.com olarak, Dünya’nın tüm canlılar için daha yaşanılır bir yer olması için çevre konularını gündemde tutmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>