Ukrayna ordusunun Kursk’a saldırısıyla ilgili Zaharova, Kiev’in bölgede sivillere karşı işlediği “suç ve terör eylemlerini” Batılı liderlerin desteklediğini savundu.

Zaharova, ülkedeki terör saldırılarının özellikle de Kursk’taki yabancı paralı savaşçılar ve yabancı askeri teçhizatın Batı’nın Kiev’e destek verdiğini ispatladığını belirterek, “Kursk bölgesi topraklarının işgali Batı’nın kapsamlı desteğiyle gerçekleşiyor ve onun tarafından da onaylanıyor.” dedi.
Batı medyasında, NATO ülkelerinin Rus topraklarındaki hedeflere ilişkin istihbarat bilgilerini Kiev ile paylaşmadıkları yönünde haberler yapıldığına işaret eden Zaharova, “Elbette bunların hiçbiri doğru değil.” diye konuştu.
Sözcü Zaharova, bu yolla NATO üyesi ülkelerin yetkililerinin Kiev tarafından gerçekleştirilen “terör eylemlerinin” sorumluluğundan kendisini kurtarmaya çalıştığını ileri sürdü.

Ukrayna yönetiminin Kursk bölgesine yaptığı saldırıya bahane aradığını ve her geçen gün “saçma ve uydurma argümanlar bulduğunu” ifade eden Zaharova, Ukraynalı yetkililerin Kursk bölgesinde sivillere yönelik yaptıkları saldırılardan sonra onlarla kimin anlaşmaya varacağı sorusunu cevapsız bıraktıklarını belirtti.
Zaharova, “Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin topraklarımızı işgal etme girişimi, haydut cuntasıyla herhangi bir müzakere olasılığını apriori olarak ortadan kaldırdı.” ifadelerini kullandı.
“GAZZE’DE DURUM İÇİN BMGK VE BM KARARLARI UYGULANMALI”
Sözcü Zaharova, Gazze Şeridi’ndeki insani duruma da dikkati çekerek, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve BM Genel Kurulunun ateşkes talep eden ve bölgeye engelsiz insani erişim sağlanması yönündeki kararlarının derhal uygulanması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” dedi.


“ERİVAN KENDİ HATALARINDAN DOLAYI BAŞKALARINI SUÇLUYOR”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, Sünik bölgesi üzerinden ulaşım bağlantılarına ilişkin Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında yapılan üçlü anlaşmayı Erivan’ın sabote ettiğine yönelik açıklamasını hatırlatan Zaharova, Erivan yönetiminin Batı’nın emriyle hareket ettiğini söyledi.
Zaharova, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının bu yöndeki tepkisine yönelik, “Bu, Erivan’ın kendi hatalarından, kendi stratejik yanlış hesaplarından dolayı başkalarını suçlama tarzının bir başka örneğidir.” diye konuştu.

“TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞMESİNİ DESTEKLİYORUZ”
Türkiye ve Suriye’nin ilişkileri normalleştirme yönündeki girişimlere ilişkin de yorum yapan Zaharova, Ankara ve Şam’ın bu hususa önem verdiğini anımsattı.
Zaharova, Moskova’da, ilişkilerin yeniden tesisi için farklı formatlarda toplantı yapıldığına işaret ederek, “Türkiye-Suriye ilişkilerinin en yüksek ve üst düzeyde geliştirilmesine yönelik tüm konuların tartışılmasıyla, diyaloğun geliştirilmesi için çok iyi bir temel atıldı. Etkinliğini ve geçerliliğini defalarca kanıtlamış olan Astana formatı başta, Ankara ile Şam arasında ilişkilerin sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla yakın koordinasyonu daha da ilerletmeye kararlıyız. Genel olarak iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi destekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, çatışmaların devam ettiği Gazze’de durumun siviller açısından felaket derecesinde olduğunu söyledi. DiCarlo, “Gazze’de güvenli yer yok. Buna rağmen sivillere, giderek daha da daralan bölgelere tahliye emri veriliyor” dedi.

“BU DAHA NE KADAR BÖYLE DEVAM EDEBİLİR?”
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) İnsanı Yardım Finansman ve Kaynak Nakil Birimi Direktörü Lisa Doughten ise “Sadece iki hafta içinde 250 binden fazla insan, bulundukları yeri terk etmeye zorlandı. Sivillerin güvenliğini sağlaması gereken tahliye emirleri, net bir şekilde tam tersi sonucu ortaya çıkarıyor. Siviller, sürekli olarak yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli olan temel ihtiyaçlarını karşılama imkanları bulunmayan yerlere tahliye ediliyor. Kendilerine güvenli olduğu söylenen yerlerde, devamlı bir şekilde öldürülmeye ve yaralanmaya devam ediliyorlar.” dedi.
Daughten, “Bu daha ne kadar böyle devam edebilir? Harekete geçilmesi için El-Tabin okulundaki gibi daha kaç trajedi yaşanması gerekiyor? Bu Konsey, Gazze’de savaşın etkilediği çocukların gözlerinin içine bakıp, yaşadıkları acıları dindirmek için hiçbir çabanın eksik bırakılmadığını söyleyebilir mi?” diye konuştu.

BM GÜVENLİK KONSEYİ’NE KARARLI HAREKET ETME ÇAĞRISI
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, toplantıda BM Güvenlik Konseyi’ni Filistinlileri destekleme konusunda kararlı hareket etmeye çağırdı. Bendjama, okul saldırısı konusunda atılacak kararlı adımların, uluslararası barış ve güvenliği koruma yükümlülüğü olan Güvenlik Konseyi’nin yasal ve ahlaki sorumluluğu olduğunu söyledi. Bendjama, Gazze’de derhal ateşkesin uygulamaya konulması çağrısında bulundu ve Katar, Mısır ve ABD tarafından gerçekleştirilen arabuluculuk çalışmalarına Cezayir’in desteğini açıkladı.
Konuşmasında Bendjama, “İsrail işgal güçleri Gazze’nin Daraj bölgesindeki okulu kasıtlı bir şekilde hedef aldı. Bu, son iki gün içerisinde hedef alınan üçüncü okul oldu. Sivil bir yapı hedef alındı. Uluslararası toplumdan gelen açıklamayla sabit olduğu üzere, bu yapı sivilleri barındırıyordu. Genel Sekreterimiz, bu okulun yüzlerce yerlerinden edilmiş Filistinli aileyi barındırdığını net bir şekilde ifade etmişti” dedi.
Bendjama, “Daraj’daki bu korkunç katliam ve diğer katliamlar, İsrail’e yapılan cömert finansal ve askeri yardımlar olmadan mümkün olmazdı” dedi.


ABD: “ENDİŞELERİMİZİ İSRAİL’E İLETTİK”
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield ise 10 Ağustos’ta İsrail ordusunun Gazze’deki bir okul ve camiyi içeren komplekse düzenlediği saldırı nedeniyle yaşanan sivil kayıplara ilişkin raporlardan endişe duyduklarını söyledi.
Thomas-Greenfield, “Endişelerimizi İsrail’e ilettik. Hamas ve Filistin Cihadı’nın üst düzey yetkililerini hedef aldıklarını belirttiler. Uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde, sivilleri korumak için ellerinden gelen her şeyi yapmaları gerekiyor” dedi.
İsrail’in Hamas ile mücadele etmeye hakkı olduğunu ifade eden Thomas-Greenfield, “Fakat bunu nasıl yaptığı önem arz ediyor. Defaatle ve tutarlı bir şekilde ifade ettiğimiz üzere, İsrail’in sivil kayıpları minimize etmek için tedbir alması gerekiyor” dedi.
ABD’nin Orta Doğu’da başlıca hedefinin gerginliği düşürmek ve bölgesel bir çatışmadan kaçınılmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Büyükelçi Thomas-Greenfield, “Bunun yolu, Gazze’de acil bir ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamaktan geçiyor” dedi.

ÇİN: “GAZZE’DE HİÇBİR YER GÜVENLİ DEĞİL”
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong, “Sivillerin sığındığı okulu defaatle bombalamak korkunç bir eylemdir. Son 10 ay içerisinde Gazze’de milyonlarca insan, evlerinin yıkıldığını gördü, sevdiklerinden ayrılmak zorunda kaldı ve huzurlu bir köşe arayışıyla yer değiştirmek zorunda kaldı. Fakat her seferinde, ayrım gözetmeyen bombardımanlarla karşı karşıya kaldılar. Şu anda, Gazze’de hiçbir yer güvenli değil” dedi.
Çin’in İsrail’i tüm illegal yerleşim faaliyetlerini derhal durdurmaya çağırdığını da vurgulayan Büyükelçi Fu Cong, İsrail’i iki devletli çözümü zedeleyecek adımlara son vermeye davet etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>