Bir dönemin en popüler oyuncularından Yasemin Özilhan, evlendikten sonra mesleğini bırakmış zamanını ailesine adamıştı.
Son olarak Mucize Doktor dizisinde konuk oyuncu olarak yer alan Özilhan, uzun zamandır ekranlardan uzak bir yaşam sürüyordu.
FİZİĞİ HP FORMDA
Ünlü isim son dönemde sosyal medya paylaşımlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Yıllar içindeki değişimiyle de adından söz ettiren Özilhan, formda fiziği ile büyük beğeni topluyor.
Özilhan bir öğünü paylaştı sosyal medyada gündem oldu. Ünlü ismin tabağını görenler gözlerine inanamadı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinde evcil hayvanlara yönelik beslenme danışmanlık hizmeti sunacak Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi kuruldu.
Sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için doğru beslenmeye ve uygun diyetlere ihtiyaç duyan evcil hayvanlar, verilen ev yemekleri nedeniyle sağlık sorunları yaşayabiliyor.
Evcil hayvanların beslenme sorunlarına çözüm üretmek amacıyla AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde kurulan “Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi”nde hem sağlıklı hem de hastalıkları olan evcil hayvanların doğru beslenmesi için özel programlar hazırlanacak, sahiplerine beslenme danışmanlığı hizmeti verilecek.
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saçaklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye’de ilk kez” evcil hayvanlara yönelik böyle bir birim kurulduğunu söyledi.
Saçaklı, evde beslenen hayvan sayısındaki artışa paralel olarak, beslenmeye karşı bilinç ve ilginin de arttığını belirtti. Hayvan sahiplerinin herhangi bir hastalık, obezite ve yaşlılık durumunda “patili dostlarını” nasıl besleyecekleri hakkında bilgi eksikliği olduğunu dile getiren Saçaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kedi ve köpekler için böyle bir hizmetin verildiği bir bölüm bu zamana kadar kurulmamıştı. Beslenmeye ilişkin sorunlara uzman çözümü sunmak için bu bölümü kurduk. Hayvan sahipleri doğru besleme konusunda tereddüt yaşayabiliyor. Medyadan ya da birbirlerinden duydukları bilgileri sentezleyip doğrulara yönelemiyorlar. Hayvanseverlerin kafaları çok karışık. ‘Nasıl besleyeceğim, ne kadar besleyeceğim, hangi mamayı vereceğim?’ gibi o kadar çok sorun var ki normal sağlıklı hayvanlar için de biz burada bir beslenme modeli oluşturabileceğiz.”
Hayvanlardaki, böbrek hastalığı, diyabet, obezite gibi rahatsızlıklarda ilgili klinik birimlerdeki takibin yanı sıra beslenmenin de düzene sokulması gerektiğini vurgulayan Saçaklı, iyileşme süreçleri, hastalığın şiddetinin azalması, hatta hayvanların ömürlerinin uzaması için doğru beslemenin çok önemli olduğunu anlattı.
“Hayvanlar bireysel olarak değerlendirilecek”
Birime getirilen sağlıklı hayvanların öncelikle genel sağlık durumunun kontrol edileceğini, altta yatan bir hastalık yoksa günlük hayatı için gerekli enerji, mineral ve vitamin ihtiyacına göre program hazırlanacağını ifade eden Saçaklı, şöyle konuştu:
“Altta yatan başka önemli hastalıklar varsa o zaman burada mutlaka ilgili klinik birimlerde takibi yapılacak. Klinik tedavinin yanı sıra beslenme desteği de sağlayacağız. Çünkü bu tip hayvanların beslenmesinde özel olarak dikkat edilecek şeyler var. Hayvanlar bireysel olarak değerlendirecek. Örneğin bir böbrek hastası geldiğinde, onun klinik tedavi süreci devam edecek, fakat beslenmesine ilişkin o hayvanın durumuna özel program verilecek.”
Saçaklı, evcil hayvan sahiplerinin beslenme konusunda yaptıkları hatalara ilişkin de şunları kaydetti:
“Hayvanları ev yemekleriyle beslemenin doğru, hazır mamaların sakıncalı olduğu yönünde düşünceleri var, bu böyle değil. Eğer hayvanı, ihtiyacına uygun kaliteli mamayla besliyorlarsa başka hiçbir takviyeye gerek yok. Ev yemekleriyle beslediğiniz zaman o dengeyi sağlayamıyorsunuz. Sadece, hazır bir mamayı alıp vermek sahipleri için çok duygusal gelmiyor. İster istemez kendileri, çocukları gibi evde de bir şeyler vermek, beslemek istiyorlar. Bu yapılamaz değil ama mutlaka bir veteriner diyetisyen kontrolünde, uygun bir ev mama formülasyonuyla yapılmalıdır. Ondan sonra evde bunu hazırlayarak devam ederler. Ama çok sık kontrollerinin de yapılması lazım. Çünkü bizim ‘marjinal eksiklik’ dediğimiz durumlar oluşuyor. Bunu tespit edemezsek, gözden kaçarsa bu marjinal eksiklik veya fazlalık nedeniyle ileri dönemlerde çok ciddi problemlerle karşılaşabiliyoruz.”
]]>
Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu, bileşenleriyle birlikte Ankara’da okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptı. Öğrencilerin açlık ve ciddi beslenme sorunları yaşadığı ifade edilen basın açıklamasında, “Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir” ifadelerine yer verildi.
Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aliye Özenoğlu, bilgisayar, tablet ve telefonda gece geç saatlere kadar vakit geçiren çocukların uyku düzeni ve beslenme alışkanlıklarının bozulduğunu belirtti.
Özenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanabilmek için çocuklarda uyku düzeni ve beslenmenin önemli olduğunu vurguladı.
Çocukların okula gitmeden önce kahvaltı yapmaları gerektiğini ancak günümüzde çocukların genellikle akşam geç saatlere kadar bilgisayar, telefon ve tablet gibi cihazlarla vakit geçirdikleri için uyku saatlerinde aksamalar olduğuna işaret eden Özenoğlu, şöyle devam etti:
“Geç saatlere kadar uyanık kalan çocuklar bu süre zarfında sıklıkla bir şeyler yeme ve içme eğilimindedirler. Bu düzensizlik, çocukların sabahları tok bir şekilde uyanmalarına neden olmakta ve yaşamın biyolojik dengesinde bozulmaya yol açmaktadır. Kahvaltıya erken başlamak, okula giden bir çocuk için zihinsel performans açısından son derece önemlidir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri ile birlikte ruh ve zihin sağlıkları için zamanında ve yeterli süre uyumaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle okul çağındaki çocukların akşam saat 22.00 civarında yatmaları ve 8 saat uyumaları önerilir. Çocuklar büyürken, sağlıklarını koruyacak şekilde beslenmelerini ve yaşam tarzlarını planlamak ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürmeleri için desteklemek önemlidir.”
“Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda ne tüketildiği de önemli”
Kahvaltı öğünü kadar kahvaltıda tüketilen besinlerin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özenoğlu, “Düzenli kahvaltı yapmanın yanı sıra, kahvaltıda tercih ettiğimiz besinler de sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sağlıklı gıdalar tükettiğimizde, bağırsaklarımızdaki iyi bakterilerin çoğalmasıyla bağışıklık sistemimiz güçlenir ve beyin fonksiyonlarımız gelişir. Ancak şekerli, işlenmiş ve doymuş yağ içeren yiyeceklerin tüketimi bağırsak sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar, bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla ruh halimizi ve zihinsel faaliyetlerimizi etkilerler. Sağlıklı beslenme, beyin fonksiyonlarını ve ruh halimizi olumlu yönde etkiler. Özellikle okul çağındaki çocuklar için kahvaltıda protein kaynaklarına ek olarak tam tahıllı ekmek, mevsim yeşillikleri ve taze sıkılmış meyve suyu veya süt tercih edilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“Beslenme şeklimiz yaşamsal fonksiyonlarımızı etkiliyor”
Çocukların büyümesi için alması gereken enerji ve besin maddelerinin yetersiz olması durumunda gelişiminin yavaşlayacağına işaret eden Özenoğlu, “Ergenlik döneminde, büyüme hızlanır ve besin ögeleri ihtiyacı artar. Bu dönemde kemikler için maksimum yatırım yapılır. Yetersiz beslenme, boyun kısalmasına ve zihinsel performansın azalmasına neden olabilir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve öğrenme zorlukları da görülebilir, bu da akademik başarıyı olumsuz etkiler. Yetersiz beslenme ayrıca ruh halini, motivasyonu ve sosyal ilişkileri de etkiler. Beslenme, sadece fizyolojik değil aynı zamanda ruh halini, zihinsel fonksiyonları ve sosyal ilişkileri de etkileyen temel bir ihtiyaçtır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çocuğun, ne yediğinin farkına varması gerekiyor”
Çocuktaki iştahsızlıkla baş edemeyen ebeveynlerin mutlaka bir uzmandan yardım alması gerektiğinin altını çizen Özenoğlu, şunları kaydetti:
“Günümüzde sıkça karşılaşılan çocuğun telefon, tablet veya televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığı, tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir. Bu durumda çocuğun yemeğe odaklanması zorlaşır ve doyup doymadığını anlamak güçleşir. Açlık ve tokluk merkezleri, ne zaman ve ne kadar yemek yiyeceğimize karar vermekte önemli rol oynar. Ancak, bu alışkanlıkla beslenen çocuklar bu sinyalleri doğru bir şekilde öğrenemezler. Ebeveynlerin çocuğu yemeğini bitirmeye zorlaması da bu durumu daha da karmaşık hale getirir. Sonuç olarak, çocuklar kendi açlık-tokluk sinyallerini doğru bir şekilde algılayamazlar ve ileride yeme bozuklukları, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına yatkın hale gelirler. Çocuğun yeme alışkanlığını ve davranışlarını sağlıklı hale getirmek için yemeğe odaklanması ve yeme farkındalığı kazanması önemlidir.”
]]>