Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BELÇİKA takımlarından KVC Westerlo Başkanı Oktay Ercan yeni sezon öncesi açıklamalarda bulundu. Altı yıl önce kulübü aldıklarını hatırlatan Ercan, bu süreçte tesisleşmeye ve gelişmeye önem verdiklerini vurguladı. İlk üç yıllık süreçteki hedeflerinin birinci lige çıkmak olduğunu ve bunu başardıklarını vurgulayan Ercan, “Süper ligdeki üçüncü yılımızda Avrupa hedeflemiştik. Bu yıl Avrupa hedefimiz geçerlidir. Lige de iyi başladık, inşallah böyle devam eder ve Avrupa’ya gideriz” dedi.
KVC Westerlo, ligin ilk beş haftasını 3 galibiyet, 1 mağlubiyet ve 1 beraberlik ile kapatıp, lider Anderlecht ile puanları eşitledi. Tarihinin birinci ligdeki en iyi başlangıçlarından birini yaparak dikkatleri üzerine çeken KVC Westerlo Başkanı Oktay Ercan takımının hedeflerine yönelik açıklamalarda bulundu.
‘YAPTIĞIMIZ PLANLARI TUTTURDUK’
KVC Westerlo kulübünü 6 yıl önce aldıklarını hatırlatan Ercan, “Kulübü aldıktan sonra Fenerbahçe’de uzun yıllar sportif direktörlük yapmış olan ve bana göre dünya çapında bu işi çok iyi bilen Hasan Çetinkaya beni kırmadı ve kulübün başına ikinci başkan olarak geldi. Hasan Çetinkaya ile üç yıllık bir planlama yaptık. KVC Westerlo’nun tesisleri yetersizdi. Birinci yıl tesisleşmeye başladık, ikinci yıl kadro ve tesis gelişimi, üçüncü yılda ise mutlaka süper lige çıkacak şekilde bir plan yaptık. Yaptığımız planı tutturduk” diye konuştu.
‘BU YIL HEDEFİMİZ AVRUPA’
Belçika ligindeki diğer takımların şehir takımı olduğuna dikkat çeken Ercan, birinci ligde tek kasaba takımının KVC Westerlo olduğunu söyleyerek “Westerlo olarak, ana hedefimiz kendi akademisinde yetiştirdiği oyuncular ile genç yetenekleri transfer ederek kendi kendine yeten bir kulüp profili oluşturmak istiyoruz” dedi.
Bununla birlikte, hedeflerinden birinin futbolu Westerlo kasabasında geliştirmek olduğunu vurgulayan Ercan, sözlerine şöyle devam etti.
“Amacımız sadece A takım değil, akademisinden altyapısına kadar önemli bir takım hizmetler yapmaktı. Bu amaçlarla hedeflerimize gidiyoruz. Altı yıl önce neyi planladıysak bunlara adım adım ilerliyoruz. Bizim hedefimiz bu yıl Avrupa. Üç yıllık planlamamızın üçüncü yılında Avrupa’yı hedeflemiştik. Bu yıl Avrupa hedefimiz geçerlidir. Lige de iyi başladık, inşallah böyle devam eder ve Avrupa’ya gideriz.”
‘RAHAT HİKAYE YAZILABİLECEK BİR ORTAM VARDI’
KVC Westerlo’yu satın alma süreci ve kulüp vizyonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Oktay Ercan, bu işe hobi olarak başladığını ifade ederek ” Türkiye’de daha önce Boluspor’da bir yöneticilik ve Başkan Vekilliği görevim olmuştu. Futbolu çok seviyorum ve en büyük hobim futbol izlemek. Boluspor’daki yöneticiliğimden sonra bu işle ilgili bir takımım olması konusunda heveslendim. Bunu Avrupa’da yapmak istediğim için Avrupa’da takım aramaya başladım. Potansiyeli olan KVC Westerlo ikinci ligdeydi ve kasaba takımıydı. Doğru strateji, profesyonel yönetim anlayışı ve vizyoner bakış açısı ile rahatlıkla başarı hikayesi yazılabilecek bir ortam vardı” ifadelerini kullandı.
‘KADIN FUTBOLUNA ÖNEM VERİYORUZ’
KVC Westerlo’daki stratejilerinden birinin de altyapıdan oyuncu yetiştirmek ve yetenekli genç oyuncular transfer etmek olduğunu aktaran Ercan, “Bu futbolcuları ligde oynattıktan sonra sürekli olarak Avrupa kupalarında oynayacak kapasitede bir takım yaratmak istiyoruz. Yani buradaki ana stratejilerimizden biri üst liglere futbolcu yetiştiren örnek bir kulüp olmak. Buna da altyapıdan itibaren başladık. Mesela geçen yıl bizim altyapımızdaki U21 takımımız ligde şampiyon oldu. Diğer bir takımımız olan Westerlo Woman Team geçen yıl şampiyon olarak süper lige çıktı. Burada kadın futboluna da önem veriyoruz. Onu da bir sosyal sorumluluk projesi olarak değerlendiriyoruz. O konuda da desteğimiz devam ediyor” dedi.
‘EMİN BAYRAM VE EMİR ORTAKAYA SCOUT EKİBİMİZİN LİSTESİNDEYDİ’
KVC Westerlo’nun futbolcu yatırımlarıyla da ilgili olarak açıklamalarda bulunan Ercan, Belçika’daki kural gereği kadrolarında minimum altı Belçikalı futbolcu bulunması gerektiğini söyledi. Türk futbolcular Emin Bayram ve Emir Ortakaya transferleriyle ilgili de konuşan Ercan, oyuncuları memleketine göre ayırmadıklarını ve sadece futbolcu gözüyle baktıklarını vurgulayarak “Bizim iki Belçikalı scout ekibimiz var. Emin ve Emir kendilerinin listesindeydi. Türk oyuncu da şu bakımdan gelmek istiyor bize; Emin Bayram geçen yıl KVC Westerlo’da çok iyi bir sezon geçirdi. Oynadı ve kendini gösterdi. Onun da bir hedefi var. O da bizde kalmak değil, hedefi buradan Avrupa’nın önemli liglerine gitmek. Emir’in de aynı hedefleri var. Emin ve Emir gibi bizim 30 tane oyuncumuz var. Herkesin aynı hedefleri var. O yüzden biz oyuncuları Türk oyuncu ya da yabancı oyuncu diye ayırmıyoruz, hepsi bizim futbolcumuzdur ve nereli olduğu önemli değildir” diye konuştu.
‘BAŞKANLIK VE YÖNETİCİLİK ANLAYIŞIM FARKLIDIR’
Kendi başkanlık tarzı ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Ercan, “Futbolun ana mantalitesini; başkan, yönetici, teknik direktör, futbolcu, taraftar ve medya oluşturmakta. Bir kulübün en başında olmak güzel bir duygu ama sorumluluk duygusunun, sorumluluk hislerinin çok yoğun yaşandığı bir duygu. Takım için kötü geçen bir haftadan sonra sizin de haftanız iyi geçmiyor. Galip geldiğimizde ise o hafta çok mutlu oluyorum. Ben bugüne kadar yaptığım başkanlık sisteminde görev dağılımını, hiyerarşiyi çok iyi şekilde paylaştığımı düşünüyorum. Ben futbolcularımla sadece selamlaşırım, merhabalaşırım. Teknik direktörüm ile de aynı şekilde. Benim başkan yardımcım vardır ve o kulüpte yaşar, bu konuyu benden çok iyi bilir ve ona inanırım. O yüzden bu yönetimi aslında o sağlıyor. Ben sadece onunla ileriye dönük stratejilerimizi veya sorunları görüşüyorum. Haliyle yönetimde bir zorluk çekmiyorum. Süreçte benim muhatabım sadece sayın Hasan Çetinkaya’dır. Diğer bütün işleri Hasan Çetinkaya hallettiği için benim başkanlık anlayışım ve yöneticilik anlayışım biraz farklıdır diyebilirim” ifadelerini kullandı.
‘KENDİME AYIRDIĞIM ZAMANLARI FUTBOLLA GEÇİRMEYİ SEVİYORUM’
Futbol ile içli dışlı bir hayatı olduğunu da söyleyen Ercan açıklamalarının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Futbol benim bir nevi dinlendiğim alan diyebilirim. Yoğunum, sürekli seyahatlerim oluyor ama hafta sonu veya hafta içi doksan dakikalık bir maç seyretmek beni rahatlatıyor. Mesela bu sene 15 günlük bir tatil yaptım onu da Belçika’da Westerlo’da yaptım. Bütün gün tesiste, kulüpte ve antrenmanlardayım. Bu beni dinlendiriyor. O yüzden kendime ayırdığım zamanları da futbolla geçirmeyi seviyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Konferans Ligi son 16 turunda Belçika’nın Union Saint-Gilloise takımıyla eşleşti. Sarı Lacivertliler, ilk maçı 7 Mart Perşembe günü Brüksel’de, rövanşı ise 14 Mart Perşembe günü İstanbul’da oynayacak.
Union Saint-Gilloise UEFA Avrupa Ligi’nde Lugano’yu eledikten sonra gruplara kalmış; Liverpool, Toulouse, LASK Linz’in de bulunduğu E Grubu’nu 3. bitirmiş, Konferans Ligi’nde play-off turunda kupanın iddialı takımlarından Almanya temsilcisi Eintracht Frankfurt’u elemişti.
Ülkesinin en köklü kulüplerinden biri olan Union Saint-Gilloise, 48 yıl aradan sonra 2020-2021 sezonunda yeniden Belçika Süper Ligi’ne (ProLeauge) yükseldi.
Brüksel ekibi, o günden bu yana Belçika futbolunda adından en fazla söz ettiren takım oldu.
Halen ProLeauge’de 62 puanla en yakın rakibi Anderlecht’in 8 puan önünde lideri olan Union Saint-Gilloise, şampiyonluğun en güçlü adayı.
Brüksel ekibi, oynadığı son 20 maçta sadece bir yenilgi aldı.
Brüksel’in Sint – Gillis semtinde 1897 yılında kurulan takım, 2. Dünya Savaşı’na kadar Belçika’nın en başarılı kulübüydü ve tam 11 kez Belçika şampiyonu oldu.
Daha sonra istikrarsız bir süreçten geçen Union Saint-Gilloise, sürekli olarak bir alt lige düşüp çıktığı için “asansör takım” olarak anılmaya başlandı.
“Belçika’nın Sarı Lacivertlileri”, 1960’larda zaman zaman adından söz ettirse de, 1973 yılında ProLeague’den düştü.
Tam 48 yıl alt liglerde mücadele eden Union Saint-Gilloise, 2018 yılından itibaren İngiltere Premier Ligi kulüplerinden Brighton’ın patronu Tony Bloom’un “sihirli dokunuşuyla”, eski başarılı günlerine yeniden geri döndü.
Tony Bloom, 2018 yılında Union Saint-Gilloise’yi satın aldı. Ancak geri olanda kalmayı tercih eden İngiliz patron, Union Saint-Gilloise Başkanlığına o zaman 34 yaşında olan Alex Muzio’yu getirdi.
Teknik Direktör Felice Mazzu öncülüğünde genç bir takım oluşturan Brüksel ekibi, 2020-2021 sezonunda 48 yıllık aranın ardından yeniden ProLeague’e yükselmeyi başardı.
Union Saint-Gilloise, aynı sezon Belçika Kupası’nda da yarı final oynadı.
Ertesi sezona da oldukça iyi bir başlangıç yapan Union Saint-Gilloise, Belçika Futbol Şampiyonası play-offlarında Club Brugge’e yenilerek ligi 2. sırada tamamladı ve UEFA Şampiyonalar Ligi elemelerine katıldı.
Ancak genç ve deneyimsiz ekip, İskoçya’nın Glasgow Rangers takımına elenerek Şampiyonlar Ligi’ne kalamadı.
Yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam eden Brüksel ekibi, çeyrek finalde Almanya’nın Bayern Leverkusen takımına yenilerek elendi.
Bu sezon da UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden Union Saint-Gilloise, E Grubu’nu Liverpool ve Toulouse’un ardından 3. sırada bitirerek, Konferans Ligi’ne kaldı.
Toplam kadro değeri 66,5 milyon euro olan takımın dikkat çeken oyuncuları arasında Mohamed Amoura, Cameroon Puertas, Kroki Machida, Amani, Lapaussin ve Castro Montes gibi isimler yer alıyor.
Bu sezon 20 gol atan Cezayirli forvet Mohamed Amoura, takımın en önemli silahı olarak görülüyor.
Union Saint-Gilloise maçlarını 9 bin 400 kişilik Joseph Marien Stadyumu’nda oynuyor.
Belçika medyası: Union, ‘Kırmızı Şeytan’ Batshuayi’nin takımıyla karşılaşacak
Union Saint-Gilloise, UEFA Konferans Ligi son 16 turunda Fenerbahçe ile eşleşmekten memnun değil.
Belçika medyasına göre de Brüksel ekibi, bir önceki turda elediği Eintracht Frankfurt’tan sonra bir başka zor kura daha çekti.
Bu sezon Fenerbahçe forması ile 17 gol atan Michy Batshuayi, Belçikalı futbolseverlerin ve Union Saint-Gilloise taraftarlarının en fazla çekindiği isim.
Belçika medyasına göre, “Kızıl Şeytan” lakaplı Batshuyai’nin yeniden kendi ülkesinde sahaya çıkacak olması güzel ama Union Saint-Gilloise açısından da olumsuz bir durum.
Belçikalı kamu yayıncısı VRT, Union Saint-Gilloise’nin, Alman ekibi Eintracht Frankfurt’a karşı elde ettiği zaferin ardından bir kez daha büyük bir isimle karşı karşıya geleceğini vurgulayarak, “Union, ‘Kırmızı Şeytan’ Michy Batshuayi’nin takımı Fenerbahçe ile karşılaşacak” dedi.
Belçika spor medyası, Konferans Ligi’nde grubunu lider tamamlayan Sarı – Lacivertlilerin, kupanın en dikkat edilmesi gereken takımlardan bir olduğunu vurguluyor.
]]>
Trabzonspor’un ara transferde kadrosuna kattığı Belçikalı sağ bek oyuncusu Thomas Meunier, bordo-mavili takıma transfer sürecinde teknik direktör Abdullah Avcı ile görüşme yaptıktan sonra karar vermesinin 5 dakikada bile sürmediğini söyledi.
Meunier, Yukatel Adana Demirspor maçı hazırlıklarını sürdüren bordo-mavili takımın antrenmanı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Ziraat Türkiye Kupası’nda Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’de Atakaş Hatayspor ve Pendikspor maçlarında 3 asist yapan 32 yaşındaki sağ bek, takıma katkı sağladığı için çok mutlu olduğunu belirterek, “Ben her zaman kendimden beklentilerimi yüksek tutup, omzuma bu yükü yüklerim. Direkt olarak gol ya da asist katkısı beklemiyordum ancak her zaman en iyi performansı sergileyip takımıma yardımcı olmayı hayal ediyordum. Bunun gol ve asistlerle sonuçlanması tabii ki ayrıca mutlu ediyor.” dedi.
Meunier, bu başarısında takım arkadaşlarının da payının olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Takımınıza böyle katkılar sunduğunuzda bunun tek sorumlusu ya da tek başarılısı siz olmuyorsunuz, takım arkadaşlarım da bu performansımda çok büyük pay sahibidir. Çok iyi takım arkadaşlarımın olduğunu ve onlardan katkı aldığımı söylemeliyim. Takım arkadaşlarımın nerede ne yapmaları gerektiğini bilip, uyguladığını görüyorsunuz. Onların hakkını vermem gerekiyor. Örneğin Pendikspor maçında attığımız ikinci golde zaten tüm arkadaşlarımızın bütün hareketlenmelerine baktığınızda koşuları ve diğer tüm detayları bilinçli olarak yaptığını görebiliyorsunuz. Burada övülmesi gereken bir şey varsa o da adanmışlık ve disiplindir. Kendi başarımı da takım arkadaşlarımın başarısı olarak görüyorum.”
Futbol hayatında daha önce hücumda görev yaptığını dile getiren Belçikalı oyuncu, “İçten içe içimde bir santrfor oyuncusu var. Ben aslında 24 yaşıma kadar bu şekilde oynamıştım. Hücumda her zaman olan bir oyuncuydum. 24 yaşımda Belçika’da oynarken hocam beni bir anda daha geride kullanmaya karar vermişti. Onlara da teşekkür ediyorum. Bu şekilde daha iyi katkı sağlayabileceğimi düşünmüşlerdi, o süreçlerde çok istemiyordum ama sonradan bu değişiklik sayesinde hem PSG’de hem Dortmund’da hem de Belçika Milli Takımı’nda oynadım. Şu anda da Trabzonspor’dayım. Mevkimi değiştirdikten sonra yeteneklerimi daha iyi kullanmaya başladım.” diye konuştu.
“Neleri iyi yapabildiğimizin farkındayız. Bunu devam ettirmek istiyoruz”
Meunier, transferinden önce teknik direktör Abdullah Avcı ile bir görüşme yaptığını belirterek, şunları kaydetti:
“Buraya gelmeden önce hocamızla görüşme yaptık. O görüşmeden sonra bu kararı almam 5 dakika bile sürmedi. Takımın neleri başardığını ve başarabileceğini gayet öz güvenli şekilde bana aktardıktan sonra çok düşünmeme gerek kalmadı. Hırsı ve hırslı olan insanları seven biriyim. Hocamızla konuşurken Süper Lig üçüncüsü olacağımızı ve Türkiye Kupası’nı kazanacağımızı konuştuk. ‘Çabalayacağız’ gibi kelimeler kullanmadan hemen ‘Kazanacağız’ dedi ve bu da beni çok etkiledi. Öz güven ve hırs beni çok etkiler. Neleri iyi yapabildiğimizin farkındayız. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Türkiye Ligi’nin gerçekten hak ettiği değeri görmediğini söyleyebilirim. Büyük liglerde de oynadım, o liglerin dışında kalan Türkiye, Yunanistan ve Belçika’nın da ne kadar iyi olduğunu hepimiz görüyoruz. Ne kadar yetenekli oyuncular çıktığını da görebiliyorsunuz.”
Belçikalı oyuncu, takıma adaptasyon süreciyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Takımda yabancı arkadaşlarımız var. Onlarla Fransızca, Almanca, İngilizce ve Felemenkçe dilleriyle konuşup anlaşabiliyoruz. Türk oyuncularımızla da İngilizce sayesinde her konuda anlaşabiliyoruz. Burada herkes iyi hissetmemize odaklanmış durumda. Türkçe de öğrenerek entegrasyonumu hızlandırıp daha iyi adapte olmak istiyorum. Gittiğim her ülkenin dilini öğrenmeye çalışıp, kendimi oranın bir parçasıymış gibi hissetmek isteyen bir insanım. Türkçe dersleri almamın da bu süreci hızlandırdığını söyleyebilirim. Ayrıca buraya geldikten sonra beklentimden çok daha iyi bir şehir ve kulüp gördüğümü ifade edebilirim. Batı şehirleri gibi. Hem modern hem de herkes yardımcı olmaya çalışıyor. Antrenman tesisleri ve genel tesis yapısı başta olmak üzere her şey çok iyi durumda. Böyle şartları bazen Dortmund’da bile görmüyorsunuz. Buraya geldiğimde her şeyin hazır olduğunu gördüm. Bana birisi bu anlamda soru sorsa aynen bu şekilde söylerdim.”
Bayern Münih gibi bir takımın olduğu Bundesliga’da başarılı olmaya çalışan Dortmund kulübünün işinin zor olduğunu ifade eden Meunier, “Dortmund’da başarılı olmak çok kolay değil. Bayern Münih gibi bir takım var. Onların gölgesinde başarılı olmaya çalışıyorsunuz. Bazen istediğiniz gibi gitmiyor. Dortmund ile beraber çok iyi takımlar kursak da işlerin iyi gitmediği zamanlar oldu.” dedi.
Meunier, Dortmund’da geçirdiği yılları “Gayet güzel zamanlardı.” ifadesiyle anlatarak, “Her zaman hatırımda kalacaklar. Bizim mesleğimizde işler bazen beklediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Bütün kararları doğru alsanız bile gitmeyeceği zaman gitmez. Aslında Dortmund’da olan da buydu. Yine de tekrardan söylemem gerekirse o günleri ve taraftarları her zaman hatırlayacağım.” diye konuştu.
Taraftara davet
Meunier, bordo-mavili takımın taraftarlarının tutkulu olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle tamamladı:
“Buraya geldiğim ilk günden itibaren bana bunu hissettirdiler. Taraftarlarımızın ne kadar tutkulu ve destek verdiklerinde neler yapabildiklerini takım arkadaşlarım da bana anlattı. Durağanı çok seven birisi değilim, bizimle beraber taraftarlarımızın da o anları yaşadığını görebilmek benim adıma çok önemli. Ben de tutkulu bir insanım. Taraftarları da öyle görmek beni mutlu eder. Dolu stadyum en büyük beklentimdir. Umarım pazar günü stadyum dolacaktır. Biz de onları hissederek maçı yaşayıp kazanacağız. Benim futbolcu olma sebeplerimden bir tanesi de budur. Sahada o enerjiyi almak istiyorum. Geriye dönük birçok görüntü ve maçları izledim. Kupa maçlarında, şampiyonluk zamanlarında ve önemli maçlarda taraftarlarımızın inanılmaz bir atmosfer oluşturduğunu biliyorum. Umarım pazar günü de bunlardan biri olur.”
]]>
Trabzonspor’un ara transfer döneminde kadrosuna kattığı Belçikalı futbolcu Thomas Meunier, bordo-mavililere gelme kararı almasının 5 dakika sürmediğini söyledi.
Trabzonspor’un devre arasında kadrosuna kattığı 32 yaşındaki Belçikalı sağ bek Thomas Meunier, bordo-mavili takımın gerçekleştirdiği antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Meunier, takıma gol ve asist katkısı sağladığı için çok mutlu olduğunu belirterek, “Ben her zaman kendimden beklentilerimi yüksek tutup, omzuma bu yükü yüklerim. Direkt olarak gol ya da asist katkısı beklemiyordum ancak her zaman en iyi performansı sergileyip, takımıma yardımcı olmayı hayal ediyordum. Bunun gol ve asistlerle sonuçlanması tabii ki ayrıca mutlu ediyor. Takımınıza böyle katkılar sunduğunuzda bunun tek sorumlusu ya da tek başarılısı siz olmuyorsunuz, takım arkadaşlarım da bu performansımda çok büyük pay sahibidir. Çok iyi takım arkadaşlarımın olduğunu ve onlardan katkı aldığımı söylemeliyim. Takım arkadaşlarımın nerede ne yapmaları gerektiğini bilip uyguladığını görüyorsunuz. Onların hakkını vermem gerekiyor. Örneğin Pendikspor maçında attığımız ikinci golde zaten tüm arkadaşlarımızın bütün hareketlenmelerine baktığınızda koşuları ve diğer tüm detayları bilinçli olarak yaptığını görebiliyorsunuz. Burada övülmesi gereken bir şey varsa o da adanmışlık ve disiplindir. Kendi başarımı da takım arkadaşlarımın başarısı olarak görüyorum. Ben aslında 24 yaşıma kadar hücum oyuncusu olarak oynadım. Hücumda her zaman olan bir oyuncuydum. 24 yaşımda Belçika’da oynarken hocam beni bir anda daha geride kullanmaya karar vermişti. Onlara da teşekkür ediyorum. Bu şekilde daha iyi katkı sağlayabileceğimi düşünmüşlerdi, o süreçlerde çok istemiyordum ama sonradan bu değişiklik sayesinde hem PSG’de hem Dortmund’da hem de Belçika Milli Takımı’nda oynadım. Şu anda da Trabzonspor’dayım. Mevkimi değiştirdikten sonra yeteneklerimi daha iyi kullanmaya başladım” dedi.
“Trabzonspor’a gelme kararı almam 5 dakika bile sürmedi”
Bordo-mavili kulübe transferinden önce Teknik Direktör Abdullah Avcı ile bir görüşme yaptığını ve 5 dakikada Trabzonspor’a transfer olmak için ikna olduğunun altını çizen deneyimli futbolcu, “Buraya gelmeden önce hocamızla görüşme yaptım. O görüşmeden sonra bu kararı almam 5 dakika bile sürmedi. Takımın neleri başardığını ve başarabileceğini gayet öz güvenli şekilde bana aktardıktan sonra çok düşünmeme gerek kalmadı. Hırsı ve hırslı olan insanları seven biriyim. Hocamızla konuşurken Süper Lig 3.’sü olacağımızı ve Türkiye Kupası’nı kazanacağımızı konuştuk. Çabalayacağız gibi kelimeler kullanmadan ‘Hemen kazanacağız’ dedi ve bu da beni çok etkiledi. Öz güven ve hırs beni çok etkiler. Neleri iyi yapabildiğimizin farkındayız. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Türkiye Ligi’nin gerçekten hak ettiği değeri görmediğini söyleyebilirim. Büyük liglerde de oynadım, o liglerin dışında kalan Türkiye, Yunanistan ve Belçika’nın da ne kadar iyi olduğunu hepimiz görüyoruz. Ne kadar yetenekli oyuncular çıktığını da görebiliyorsunuz. Takımda yabancı arkadaşlarımız var. Onlarla Fransızca, Almanca, İngilizce ve Flemenkçe dilleriyle konuşup anlaşabiliyoruz. Türk oyuncularımızla da İngilizce sayesinde her konuda anlaşabiliyoruz. Burada herkes iyi hissetmemize odaklanmış durumda. Türkçe de öğrenerek entegrasyonumu hızlandırıp daha iyi adapte olmak istiyorum. Gittiğim her ülkenin dilini öğrenmeye çalışıp kendimi oranın bir parçasıymış gibi hissetmek isteyen bir insanım. Türkçe dersleri almamın da bu süreci hızlandırdığını söyleyebilirim. Ayrıca buraya geldikten sonra beklentimden çok daha iyi bir şehir ve kulüp gördüğümü ifade edebilirim. Batı şehirleri gibi. Hem modern hem de herkes yardımcı olmaya çalışıyor. Antrenman tesisleri ve genel tesis yapısı başta olmak üzere her şey çok iyi durumda. Böyle şartları bazen Dortmund’da bile görmüyorsunuz. Buraya geldiğimde her şeyin hazır olduğunu gördüm. Bana birisi bu anlamda soru sorsa aynen bu şekilde söylerdim” diye konuştu.
“Tutkulu bir taraftarımız var”
Trabzonspor taraftarının tutkulu olduğunu dile getiren Meunier, “Tutkulu taraftarlarımız var. Buraya geldiğim ilk günden itibaren bana bunu hissettirdiler. Taraftarlarımızın ne kadar tutkulu ve destek verdiklerinde neler yapabildiklerini takım arkadaşlarım da bana anlattı. Durağanı çok seven birisi değilim, bizimle beraber taraftarlarımızın da o anları yaşadığını görebilmek benim adıma çok önemli. Ben de tutkulu bir insanım. Taraftarları da öyle görmek beni mutlu eder. Dolu stadyum en büyük beklentimdir. Umarım pazar günü stadyum dolacaktır. Biz de onları hissederek maçı yaşayıp kazanacağız. Benim futbolcu olma sebeplerimden bir tanesi de budur. Sahada o enerjiyi almak istiyorum. Geriye dönük birçok görüntü ve maçları izledim. Kupa maçlarında, şampiyonluk zamanlarında ve önemli maçlarda taraftarlarımızın inanılmaz bir atmosfer oluşturduğunu biliyorum. Umarım pazar günü de bunlardan biri olur” açıklamasında bulundu.
“O günleri ve taraftarları her zaman hatırlayacağım”
Geçmişte kadrosunda bulunduğu Borussia Dortmund ile ilgili de konuşan Belçikalı futbolcu, “Dortmund’da başarılı olmak çok kolay değil. Bayern Münih gibi bir takım var. Onların gölgesinde başarılı olmaya çalışıyorsunuz. Bazen istediğiniz gibi gitmiyor. Dortmund ile beraber çok iyi takımlar kursak da işlerin iyi gitmediği zamanlar oldu. Ne kadar iyi takımlar kurulsa da işler bazen istenildiği gibi gitmiyor ancak Dortmund’da geçirdiğim yıllar gayet güzel zamanlardı. Her zaman hatırımda kalacaklar. Bizim mesleğimizde işler bazen beklediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Bütün kararları doğru alsanız bile gitmeyeceği zaman gitmez. Aslında Dortmund’da olan da buydu. Yine de tekrardan söylemem gerekirse o günleri ve taraftarları her zaman hatırlayacağım” şeklinde konuştu.
Öte yandan Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında 25 Şubat Pazar günü oynayacağı Adana Demirspor karşılaşmasının hazırlıklarını sürdürdü. Hazırlıkların ilk 30 dakikası basın mensuplarına açık şekilde gerçekleştirildi. Geçen hafta oynanan Pendikspor karşılaşmasında arka adalesinde sorun yaşayan ve maça devam edemeyen Fernandez, kas spazmı yaşayan Berat Özdemir ve rehabilitasyon sürecinde olan Orsic aşil tendonunda ağrı bulunmasından ötürü antrenmana katılmadı. – TRABZON
]]>