Baz – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Fri, 05 Jul 2024 21:54:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 BIST 100 endeksi yılın ilk iki ayında dünya endekslerini geride bıraktı https://www.akittvhaber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/ https://www.akittvhaber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:54:33 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9567

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, şubatta yüzde 8,20 artışla ayı 9.193,69 puandan tamamlayarak, tüm zamanların en yüksek aylık kapanışını gerçekleştirirken, endeks yıl başından bu yana da yüzde 23,07 değer kazancıyla küresel pay piyasalarını geride bıraktı.

Dünya genelinde önemli merkez bankalarının politika faizini ne zaman indirmeye başlayacaklarına yönelik belirsizliklerin devam etmesine karşın özellikle yarı iletken çip ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin beklentileri aşan finansal sonuçlarının ardından dünya borsalarında zirveler yenilendi.

Kaliforniya merkezli çip üreticisi Nvidia’nın son çeyrekte beklentilerin üzerinde kar açıklaması sonrası ABD, Avrupa ve Japonya pay piyasalarında yeni zirveler görülürken, yurt içinde BIST 100 endeksi de küresel ralliye eşlik ederek rekorunu tazeledi.

BIST 100 endeksi, yıl başından bu yana gösterdiği performans ile dünya çapında önemli endeksleri geride bıraktı

Yıl başından bu yana önemli merkez bankalarının faiz indirimlerine başlama zamanına ilişkin belirsizliklerin günden güne artmasına karşın özellikle büyük teknoloji şirketlerinin beklentilerin üzerinde gelen karları küresel pay piyasalarında risk iştahını artırdı.

Söz konusu şirketler öncülüğünde New York borsasında başlayan ralli, Avrupa’ya oradan da Japonya pay piyasalarına taşınırken, endekslerin tarihi yüksek seviyeleri de yenilendi.

Yılın ilk iki aylık performansına bakıldığında, ABD’de New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 7,20, S&P 500 endeksi yüzde 6,84 ve Dow Jones yüzde 3,47 değer kazanırken, Avrupa tarafında Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 5,53, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 5,09 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 7,34 artış kaydetti. Avrupa bölgesinde tek gerileyen ise yüzde 1,33 ile İngiltere’de FTSE 100 endeksi oldu.

Asya’da ise Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 17,04, Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 0,36 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,35 artarken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,48 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 3,14 değer kaybetti.

Aynı dönemde, BIST 100 endeksi yüzde 23,07 yükselerek söz konusu önemli endeksleri geride bırakırken, dolar bazlı bu süreçte yüzde 16,1 artış kaydetti.

Yıl başından bu yana tüm sektör endeksleri yükselirken, en çok kazandıran yüzde 103,07 ile Bilişim oldu. Ana endekslere bakıldığında ise yüzde 67,66 artışla Teknoloji endeksi dikkati çekiyor.

Bu süreçte, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 98’i yükselirken, 2’si değer kaybetti. En çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Türkiye İş Bankası (C), Yapı Kredi ve Akbank oldu.

Söz konusu dönemde en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında Mia Teknoloji yüzde 116,90, Kocaer Çelik yüzde 97,82 ve Akfen Yenilenebilir Enerji yüzde 90,10 artışla ilk üç sırayı paylaşırken, Qua Granite yüzde 24,74 ve Hektaş yüzde 4,98 gerileyerek yatırımcısını üzen hisseler oldu.

BIST 100 endeksi, şubatta aylık bazda da dünya endeksleri arasında zirvede

BIST 100 endeksi şubatta yüzde 8,20 yükselerek ayı 9.193,69 puandan tamamlarken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu da 9.450,48 puana taşıdı. Endeks, aynı dönemde dolar bazlı incelendiğinde yüzde 5,13 değer kazanarak 294,41 puan oldu.

Dünya endekslerinin şubat performansı incelendiğinde BIST 100 endeksinin söz konusu endeksleri aylık bazda da geride bırakarak zirvede yer aldığı görülüyor.

BIST 100’ün ardından Asya pay piyasalarının şubat performansı dikkati çekiyor. Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 8,13 artışla ikinci sırada, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 7,94 yükseliş kaydederek üçüncü sırada yer alıyor.

Aynı dönemde New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 6,12, S&P 500 endeksi yüzde 5,17, Dow Jones endeksi yüzde 2,22 artış kaydederken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 4,58, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 3,54 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 3,48 değer kazandı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,01 geriledi.

Borsa İstanbul’da yılın ikinci ayında, bankacılık endeksi yüzde 5,12 ve holding endeksi yüzde 11,70 artış kaydetti. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 53,97 ile bilişim olurken, tek kaybettiren yüzde 2,26 ile iletişim oldu.

Şubatta, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 85’i yükselirken, 15’i değer kaybetti. Bu dönemde en çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Türkiye İş Bankası (C), Tüpraş ve Sasa Polyester oldu.

Aynı dönemde, en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında Mia Teknoloji yüzde 78,77, Borusan Yatırım yüzde 65,61 ve Ege Endüstri yüzde 58,58 artışla yatırımcılarını sevindirirken, en fazla gerileyen hisseler arasında ise Akcansa Çimento yüzde 8,19, İzdemir Enerji yüzde 7,40 ve CW Enerji yüzde 6,85 azalışla dikkati çekti.

Türkiye’nin 5 yıllık CDS’si şubatta tekrar 300 baz puanın altına indi

Yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin yayınladıkları olumlu raporlar silsilesinde Türk varlıklarına olan ilginin de arttığı görülürken, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) düşüş eğilimi de devam ediyor.

Geçen yılın mayıs ayında 700 baz puanda bulunan Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i, genel seçimlerin ardından yeni ekonomi yönetiminin iş başı yapması ve enflasyonla mücadele kapsamında sıkılaştırıcı para politikası adımlarının atılmasıyla birlikte şubatta 284 baz puana kadar geriledi.

Aralık 2023’te Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 282,5 baz puana kadar inerek 19 Şubat 2020’den bu yana en düşük seviyesine gerilemesinin ardından yeni yılın ilk ayında 331 baz puana çıkmıştı.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, yıl başından 23 Şubat haftasına kadar toplamda 115,4 milyon dolarlık net hisse senedi alımı gerçekleştirdi.

Öte yandan, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından risk iştahını ölçmek için oluşturulan Risk Eğilim Endeksi (REKS) verilerine göre 23 Şubat itibarıyla yabancı yatırımcıların risk iştahı 63,2 ve yerli yatırımcıların risk iştahı 65 seviyesinde bulunurken, tüm yatırımcıların risk iştahı 56,4 oldu.

REKS’in 50 seviyesinin üzerinde olması risk iştahının fazla olduğuna işaret ederken, bu seviyenin altı risk iştahının düşük seyrettiği şeklinde yorumlanıyor.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Açıklaması https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-aciklamasi/ https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-aciklamasi/#respond Sat, 23 Dec 2023 09:00:16 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=1402

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2022 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, büyümeye değinerek, “Son 20 yıl içinde Türkiye siyasi istikrar içinde yüksek büyüme sağlamış bir ülke. Son 20 yılda yüzde 5.4 büyüme sağlamış. Dünya son 20 yılda yüzde 3.6 büyümüş. Küresel finans krizi sonrası dönemine baktığımızda büyüme hızımızın yüzde 6 çıktığını görüyoruz. Son üç yılda dünya kümülatif yüzde 7 büyümüş. Türkiye bu son üç yılda kümülatif yüzde 20 civarında olmuş. Bugün baktığımızda nominal bazda Türkiye bir trilyon doları geçen bir ekonomik büyüklüğümüz olacak. 12 ay geriye gittiğimizde nominal dolar bazında bir triyon 70 milyar doları aşmış durumdayız. Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği aşmış durumda. Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumundayız. Satın alma paritesine göre dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. 2023 yılında büyüme devam ediyor. 3 çeyreklik, 9 aylık büyüme performansımız yüzde 4.7. Yıl sonu itibarıyla 4.4 büyümeye yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.

Yılmaz, şöyle konuştu:

“İstihdamda 2023 yılı Ekim ayında mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.5 azalarak yüzde 8.5 gerçekleşmiş durumdadır. En son 2012 yılında bu civarda bir rakam görmüştük. Son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız. Genç işsizliğin bir önceki yıla göre 5 puan düşüş söz konusu. İstihdama arttırma dönük politikalarımızı devam ettireceğiz. İstihdam dostu büyüme politikasıyla devam edeceğiz. Önümüzdeki yıllarda her yıl yıllık ortalama ilave 900 bin istihdamla istihdamımızı çok daha yukarılara taşımak istiyoruz.”

Yılmaz, yıl sonunu daha olumlu kapatacaklarını söyleyerek, “Ocak-Kasım bütçe açığı 532.4 milyar TL. Orta Vadeli Programın öngördüğümüz bir bütçe açığı altında kalmış olacağız. Enflasyonla mücadele kapsamında bir taraftan para politikaları bir taraftan mali politikalar ile hareket ediyoruz. 15 Aralık tarihi itibarıyla tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 1.5 ile tarihi ortalamaların altında gerçekleşmektedir. Sektörün yeterlilik rasyosu 18.4 ile kanuni oranların oldukça üzerindedir. Mali sistem içinde TL mevduatların oranı yüzde 60 civarında. Geçen yılın aynı dönemine göre CDS’lerde yüzde 257 baz puan düşüş var. Son 2.5 yılın en düşük oranlarına geldiğimizi ifade edebilirim. 20 Aralık tarihi itibarıyla 284 rakamını görmüş durumdayız. Bütçe açığının kontrol altında olması, rezervlerimizdeki artış etkili politikalarımız, siyasi güven istikrarın pekişmiş olması gibi nedenlerle düşüş var” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, açıklamalarına şöyle devam etti:

“15 Aralık haftasında brüt döviz rezervimiz 95,4 milyar dolara, brüt altın rezervimiz ise 47,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Dolayısıyla toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda, mayıs ayında 98,5’lara kadar inmişti, şimdi geldiği nokta çok önemli bir artış, yedi aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu; bu da ülkemize ilişkin risk algılarını yine oldukça etkileyen, olumlu yönde etkileyen bir durum. Enflasyona gelecek olursak, halkımızın gündemi neyse bizim de gündemimiz o, halkımız neyi sorun olarak görüyorsa bizim için de sorun o, halkımız neye öncelik vermemizi istiyorsa biz onu öncelikli görüyoruz. Dolayısıyla reel ekonomide, büyümede, ihracatta, birçok istihdamda yüksek performansımız var, şimdi içinden geçtiğimiz dönemde ise bunu istikrarla, özellikle fiyat istikrarıyla tamamlamaya kararlıyız, bu yönde de planımızı, programımızı yapmış durumdayız. Orta vadeli programımızın en temel önceliği enflasyonu düşürmek, bunun için para politikaları, maliye politikaları, gelirler politikaları, yapısal reformlar, bütün bunları kuşatan bir çerçeveyi oluşturmuş durumdayız ve yolumuza devam ediyoruz. Orta vadeli programda öngördüğümüz, bu yıl için öngördüğümüz yüzde 65 civarında bir enflasyon oranıydı ve bu oran civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Tabii, henüz son aya ilişkin rakam çıkmış değil, o çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Aylık bazda politikalarımızın etkilerini görmeye başladık. Özellikle kasım ayı itibarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinde ciddi bir yavaşlama var ve öte yandan, tabii, jeopolitik gerilimler, hizmet fiyatlarındaki katılıklar gibi unsurlar da bu mücadelemizi elbette zorlaştırıyor, sorun oluşturuyor. Ancak aylık bazda geçen yaz dönemindeki artışlar ile sonbahardaki aylık artışları mukayese ettiğinizde enflasyonda ciddi bir ivme kaybı olduğunu görüyoruz, bunun yıllığa yansıması tabii ki zaman alacak. Çünkü yaz aylarındaki o yüksek artışlar bazımıza, hesabımıza girmiş durumda. Bunu bir yıl taşımak zorundayız. Geçti, gerimizde kaldı ama yıllık hesaplar içinde bir yıl boyunca o yüksek artışlar kalmak durumunda. Gelecek yılın ortaları gibi baz etkisi nedeniyle oluşan bu yükseklik ortadan kalkmış olacak ve gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü, yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz.”

Enflasyonla ilgili olarak Yılmaz, “Enflasyonda beklentileri kırmak gerçekten çok önemli. On iki aylık enflasyon beklentilerinde Aralık ayı itibarıyla Ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu da sevindirici, giderek enflasyonda daha olumlu beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Otomotiv gibi, işte, dayanıklı birtakım tüketim malları gibi bazı piyasalarda bunun yansımalarını görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz. Dış ticaret açısından da oldukça iyi bir performans gösteriyoruz. Belki geçen yılla mukayese ettiğinizde ‘Bakın, ihracat çok artmamış’ diyeceksiniz ama dünyanın büyüme performansının düştüğünü, özellikle de temel ihraç pazarımız olan Avrupa Birliğinin çok ciddi anlamda ekonomik durgunluk yaşadığını dikkate aldığımız zaman ihracattaki performansımız da takdire şayan bir performans. Pandeminin yoğun yaşandığı 2020 yılında ihracatımız 170 milyar doların altına düşmüştü. Geçtiğimiz yıl itibarıyla 254 milyar doların üstüne yükseldi. Bu sene 255 milyar doları aşacağımızı öngörüyoruz, geçen yılın üstünde bir rakamla bu yılı kapatacağız. Yine, son yirmi yıla baktığımızda, uzun vadeli baktığımızda da şunu rahatlıkla ifade edebilirim: 2000’li yılların başlarında dünya ihracatından, mal ticaretinden aldığımız pay 0,4 civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 1’i aşmış durumdayız” şeklinde konuştu.

Cari açık konusunda ise Yılmaz, “Cari açığı her zaman için kalkınmamızın önünde bir engel olarak yaşadık biz tarihimizde çeşitli dönemlerde. Dolayısıyla ihracat performansımızı artırarak, turizm gelirlerimizi artırarak, ihracatı sadece miktar olarak değil nitelik olarak da artırarak, katma değeri daha yüksek bir üretim ve ihracat yapısı oluşturarak cari açığımızı aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. Bu sene milli gelire oranla yüzde 4 civarında kapatmayı öngörüyoruz, Orta Vadeli Program’ımızdaki hedefimiz bu. Dönem sonunda ise yüzde 2’ler civarına düşen bir cari açık, dolayısıyla kalkınmamız önünde engel teşkil etmeyen bir cari açıkla bu dönemi, orta vadeli dönemi tamamlamak için gayret ediyoruz. Bu çerçevede, şunun da altını çizmek isterim: Bir taraftan enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırma politikası izlerken ve belli finansal koşullarda maliyet artışları yaşanırken diğer taraftan yatırımlar ve ihracat için özellikle, bu iki kalem için daha nitelikli, seçici bir şekilde buralarda finansman maliyetlerini düşürücü tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Bunlardan bir tanesi, YTAK dediğimiz yatırım taahhütlü avans kredisi, bunun başvurularını 20 Aralık itibarıyla başlatmış durumdayız. En az bir milyar lira büyüklüğünde, teknolojik, stratejik içeriği belli kriterlerle tespit edilmiş projelere Merkez Bankamızın kaynaklarından ve aracı bankaların finansal değerlendirilmesiyle birlikte düşük faizlerle finans desteği vereceğiz, yüzde 15’le 30 arasında alınan puana göre değişen faiz oranlarıyla ve on yıla kadar varan vadelerle kredi imkanı sağlayacağız. Bu da ülkemizin teknolojik atılımını ve cari açığı düşürme perspektifini güçlendiren bir yaklaşımla oluşturduğumuz bir program” ifadelerini kullandı.

Depremin Orta Vadeli Programa ve bütçeye damga vurduğunu kaydeden Yılmaz, “Tarihimizin en büyük afetini yaşadık; 11 ilimizi, 14 milyon nüfusumuzu etkileyen çok derin bir afet hadisesi yaşadık. Dolayısıyla bütçemiz içinde bu yıl deprem harcamaları için 762 milyar ödenek ayırdık. Gelecek yıl için bu rakamı bir trilyon 28 milyar liraya çıkardık. Çok ağırlıklı bir kalem bütçelerimiz içinde; bu yılki ödeneğin milli gelire oranı yüzde 3, gelecek yılki ödeneğin gelecek yılki milli gelire oranı yüzde 2,5 civarında. Dolayısıyla oldukça önemli harcamalar yapıyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl ağırlıklı bu harcamalar, 2025’te ve 2026’da da devam edecek ama azalan bir ivmeyle. Dolayısıyla bu yıl ve gelecek yıl depremin yaralarını kalıcı bir şekilde, büyük oranda sarmış olacağız. Şöyle bir özelliği var deprem harcamalarının: Bunlar aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar ve bütçede yapısal bozulma oluşturmayan tek seferlik harcamalar. Dolayısıyla bütçemizde yapısal bir bozulma oluşturmadan şehirlerimizi, ülkemizi daha dirençli hale getiriyoruz. Belki bir-iki yıl bütçe açığımızı normalden daha yukarıya taşıyacak bu harcamalar ama ülkemizi daha dirençli hale getirecek ve bu birkaç yıl sonrasında da bütçe açığımız yine normal seyrine geri dönmüş olacak” diye konuştu.

Deprem konusuna ilişkin de Yılmaz, “Deprem bölgesi yerinde dönüşüm kampanyası için, kendi evini yerinde dönüştürene hibe ve hibe içeriği olan krediler veriyoruz biliyorsunuz, bunlar için 135 milyar lira ödenek ayırdık. İstanbul’da bu daha önce ‘yarısı bizden’ diye ifade edilen, şimdi yeniden gündeme getirdiğimiz proje için 78,9 milyar lira gelecek yılın bütçesine para koymuş durumdayız. Bunu özellikle İstanbul’daki dönüşüm için değerlendireceğiz. Kamu kurumlarının hizmet binaları ve tesislerine ilişkin yapım ve onarım giderleri için ise 164,7 milyar lira olmak üzere toplam bir trilyon 28 milyar lira ayırmış durumdayız. Kentsel dönüşümün detaylarına çok girmek istemiyorum ama bir iki tane genel bilgi vereyim: Bugüne kadar 2 milyon 200 bin bağımsız konutun dönüşümünü gerçekleştirmişiz. İyi ki de gerçekleştirmişiz. Değerli arkadaşlar, kentsel dönüşümü karalama, gölgeleme kampanyası yapanlar da var. Kentsel dönüşüme ‘rantsal dönüşüm’ diyen kesimler de var. Bence bunlar insanımızın canıyla oynuyorlar. Yanlış varsa, bakın, bir yanlış varsa, noktasal bir hata varsa onu elbette söylersin; hep birlikte mücadele edelim. Ama Türkiye bir afet bölgesi, kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Bunu sağlamadığımız sürece insanımızın canıyla oynamış oluruz. Bundan sonra -az önce bahsettim- yeni kurumsal yapımız ve yeni yasamızla daha hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme devam edeceğiz” şeklinde konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-aciklamasi/feed/ 0