Edirne Valiliğinin organizasyonuyla kentte bulunan Balkan ülkelerinden 25 ressam, şehrin güzelliklerini resmediyor.
Vali Yunus Sezer’in yürütme kurulu başkanlığında, Balkan ülkeleriyle yapılan işbirliklerinin daha etkin, verimli olması ve tek elden yürütülmesi amacıyla Edirne Valiliği Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu kuruldu.
Platform, Trakya Üniversitesi işbirliğinde 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu düzenleyecek. 7-8 Mart’ta gerçekleştirilecek sempozyumda Balkanlar’ın kültürel ve sanatsal yönleri ele alınacak.
Organizasyon kapsamında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan 25 ressam da kente davet edildi.
Şehri resmeden ressamların eserleri, sempozyum kapsamında 7 Mart’ta Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezinde “Balkan Ressamlarının Fırçalarından Edirne” adlı sergide beğeniye sunulacak.
Ressamlar tarihi ve turistik alanlarda
Ressamlar Selimiye Meydanı, Meriç Köprüsü, Karaağaç Mahallesi ve Devecihan Kültür Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Hatipler, gazetecilere yaptığı açıklamada, ressamların Vali Sezer’in misafiri olarak 10 gündür Edirne’de olduğunu söyledi.
Sanatçıların çalışmalarını stüdyo olarak hazırlanan Devecihan Kültür Merkezi ve kentin tarihi, turistik alanlarına sürdürdüğünü belirten Hatipler, “Balkan coğrafyasının hemen hemen her köşesinden gelen ressamlarımız Edirne’de. Onların gözüyle, fırçasıyla oluşturduğu eserlerde kentimizi göreceğiz. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melihat Tüzün ve akademisyen ressamlarımızı da bu çalışmaya dahil ettik.” dedi.
Hatipler, sempozyuma Balkan ülkelerinden katılacak akademisyenlerin ise Balkanları edebiyattan tarihe, musikiden mimariye, ekonomiden kültüre, sanattan spora birçok yönüyle ele alacağını kaydetti.
Organizasyon konserle sona erecek
Kültür ve Turizm İl Müdürü Kemal Soytürk de platformun kısa süre önce çalışmalarına başladığını, bu çalışmalardan ilkinin Balkanların anahtarı Edirne’de gerçekleşecek 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu olduğunu vurguladı.
Resim sergisi için ressamların çalışmalarının devam ettiğini anlatan Soytürk, “Etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğu tarafından 7 Mart’ta Altay’dan Tuna’ya konseriyle bu sempozyum taçlandırılacak.” dedi.
“Edirne Balkanların başkentidir”
Kosova’nın Prizren şehrinden gelen ressam Ethem Baymak ise Edirne’yi çok sevdiğini ve bu şehirde resim yapmanın güzel bir duygu olduğunu ifade etti.
Edirne’nin ressamlara ilham veren bir kent olduğunu dile getiren Baymak, şunları kaydetti:
“Edirne Balkanlar’ın başkentidir. Bir derdim varsa Edirne’ye giderim, bir zevkim varsa Edirne oyun havasını oynamak bizim için bir güzelliktir. Tek kelimeyle Rumeli insanı, Balkanlar’da yaşayan Müslümanlar, Türkler Edirne’yi hem samimi bulmaktadır hem de başkent olarak kabul etmektedirler. Ne İstanbul ne Ankara ama ‘Edirne’ deyince içimizde bir kıpırtı mevcuttur. Edirne her yeri tarihi eserlerle dolu, köprüsüyle, camisiyle, kervansarayıyla Rumeli insanının böbürleneceği bir ilham kaynağıdır, bundan beslenerek güzel eserler ortaya koyacağız.”
Bulgaristan’ın Mestanlı şehrinden Kamber Osman Kamber ise platformun Balkan ülkeleri arasındaki kardeşliği artıracağını ve Balkan ressamlar olarak bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.
Bulgaristan’ın Süzebolu bölgesinden Anjeline Nedin de Edirne’de ressamlara konu olacak birçok eserin ve mekanın yer aldığını dile getirdi.
]]>
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce bu yıl 11’incisi düzenlenen Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali başladı.
Vali Mahmut Demirtaş, Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde düzenlenen açılış töreninde, tiyatronun, insanın her halini estetik bir biçimde anlattığını, festivallerin ise bir kenti kültür ve sanatla buluşturan, zenginliğini ortaya çıkaran özel zaman dilimleri olduğunu ifade etti.
Demirtaş, Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali’nin de yerli ve yabancı katılımcılarıyla Bursa kültür ve sanat dünyasını aydınlatan, ülkenin önde gelen tiyatro festivallerinden biri olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Festivalimizde bu yıl Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan gelen tiyatro grupları 9 ayrı sahnede 19 oyunla temsillerini gerçekleştirecekler. Bugün dünyanın hiçbir döneminde olmadığı kadar sevgiye, saygıya, barışa ve karşılıklı anlayışa ihtiyacımız var. İnsanlık dünyanın dört bir yanında akan kanı ve gözyaşını dindirmeye yönelik adımlar atmak mecburiyetinde. Bu adımların başında hiç kuşkusuz sanatın birleştirici ve bütünleştirici gücü, sınırları ortadan kaldıran etkisi geliyor.
İşte Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali, Bursa’da Balkan coğrafyasını aynı sahnede birleştirecek. Tiyatro eserleri kalplerimizin aynı ritimde çarpmasını sağlayacak, hep birlikte gülecek, hep birlikte duygulanacak, hep birlikte gözyaşı dökeceğiz. Sahnelenen eserler hayatlarımıza dokunacak, doğaya, insana, hayata, bugüne ve geleceğe bakış açımızın değişmesine vesile olacak. Böylece Balkan ülkeleri arasındaki kardeşlik, birlik ve beraberlik köprüsü daha da güçlenmiş olacak.”
“Bursa, tiyatronun Anadolu’yla Balkanlar arasında başlayan geçmişinin tanığıdır”
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı da her yıl mart-kasım ayları arasında gerçekleştirdikleri festival sezonunu bu yıl yeşil Bursa’da açıyor olmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.
Yenilenen vizyonlarının temel ilkesi olan “tiyatro her yerde” prensibiyle festivali bu yıl ilk kez şehrin farklı noktalarına yaydıklarını belirten Karadağlı, kentiyle bütünleşen bir festivali hayata geçirdiklerini vurguladı.
Devlet tiyatrolarının, yüzlerce oyuncu, rejisör, dekor kostüm, ışık tasarımcısı, müzisyen ve tiyatro emekçisinden oluşan büyük ve özverili bir aile olduğuna dikkati çeken Karadağlı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tek hedefimiz kalitesinden asla ödün vermediğimiz farklı, çağdaş ve geleneksel oyunlarımızla her yıl daha fazla insanın hayatına dokunabilmek. Tarihin zamanla sınırlı olmayan yanına vurgu yapar gibi hem Anadolu hem de Balkan coğrafyasındaki insanın nabzını tutuyor Bursa. Festivalimiz yoluyla bir kez daha tarihe ve sanata yön veriyor çünkü Bursa, tiyatronun Anadolu’yla Balkanlar arasında başlayan geçmişinin tanığıdır. İşte tüm bu güzelliklere sahip bu şehir 11 yıldır kendi tiyatrosunun festivaline sahip çıkıyor çünkü biz sizin tiyatronuzuz, çünkü biz halkın tiyatrosuyuz, çünkü biz devlet tiyatrosuyuz.”
Konuşmaların ardından Karadağlı, Devlet Tiyatrolarının ilk kadın sanat yönetmeni, Bursa Devlet Tiyatrosundan emekli Feyha Çelenk’e, “Tiyatro Emek Ödülü”nü takdim etti.
10 Mart’a kadar devam edecek festival, Henry Lewis, Jonathan Sayer ve Hery Shields’in yazdığı, Mehmet Ergen’in Türkçeye çevirdiği, Ferdi Dalkılıç’ın yönettiği Antalya Devlet Tiyatrosu yapımı “Yoldan Çıkan Oyun”un sahnelenmesiyle başladı.
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile birlikte ilçe turu attı. Türkiye Bosna Sancak Derneği’nde Boşnak vatandaşlarla buluşan İmamoğlu, “Sizin hem enerjiniz hem yetenekleriniz bu kente iyi geldiği gibi, bizim de bu yolculuğumuza iyi geliyor; iyi de gelecektir. Bu duygularla, desteğinizle, iddia ediyorum ki; 2014, 1 Nisan sabahı, tahmininizden çok daha güzel günlere uyanacağız ve hep birlikte, her şeyin çok güzel olacağı bir döneme başlayacağız” dedi.
İmamoğlu, Bulgur Palas açılışının ardından Bayrampaşa’ya geçti. Öğle yemeğini, CHP milletvekili Yunus Emre ve CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile birlikte, İsmetpaşa Mahallesi Tuna Caddesi’ndeki bir esnaf lokantasında yiyen İmamoğlu, ilk ziyaretini aynı cadde üzerindeki Giresun Gönüllüleri Derneği’ne yaptı. Ardından esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İmamoğlu ve Mutlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Daha sonra Yıldırım Mahallesi’ne geçen İmamoğlu ve Mutlu, “Türkiye Bosna Sancak Derneği”nde Boşnak vatandaşlarla bir araya geldi. Derneğin etkinlik salonunu dolduran vatandaşlar, İmamoğlu ve Mutlu’ya sevgi gösterilerinde bulundu.
PROF. ZİYADE: “BUNDAN ÖNCE EN COŞKULU HALK KATILIMI SİZİN BİR ÖNCEKİ ZİYARETİNİZDİ”
Buluşmada ilk konuşmayı yapan Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Prof. Dr. Sedat Ziyade’nin, “Yaklaşık 10 yıldır dernekteyim. Birçok organizasyonu burada icra ediyoruz Başkanım. Bundan önce en aktif, coşkulu halkı ne zaman bir araya getirdiklerini sorduklarında; sizin bir önceki ziyaretinizdi. O heyecanı nasıl egale ederiz diye düşünüyordum, yine sizle egale ettik” sözleri salondan büyük alkış aldı.
Yakın geçmişte büyük acılar yaşayan Boşnak yurttaşların, ‘vatan’ kavramını en iyi bilen insanlar olduğunun altını çizen İmamoğlu şunları söyledi:
“SİZLERİ ÇOK ÖZEL SEVİYORUM”
“Geçmişinde bir kısım acılar yaşayan, bir kısım trajedileri yaşayan ve vatansızlığı da gören, bilen insanlar, vatanı daha iyi hissederler ve daha iyi savunurlar. Bunu temsil eden, ülkemizde bizimle birlikte bu topraklarda, hep beraber yaşadığımız, Boşnak hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız da bu duyguyu en yoğun hisseden, en yoğun yaşayan, vatan duygusu, millet duygusu, birlikte yaşam duygusu, barışın ne kadar değerli olduğunu bilme noktasında; bazen gözü nemli, bazen içten, kalben, vicdanen en iyi anlatan insanlarımız, vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz olmuştur. ve gerçekten bu duyguyla sizleri çok özel seviyorum; öyle seven bir insanım.
“İSTANBUL, BALKANLAR’I DA EN YÜKSEK SEVİYEDE TEMSİL EDEN BİR ŞEHİR”
Balkanlar’ı da en yüksek seviyede, en yüksek nüfusta, en yüksek duyguyla temsil eden şehir İstanbul. O bakımdan ben kendimi, sadece burada bir belediye başkanı olarak görmüyorum. Aynı zamanda, örneğin; Balkanlar’a hizmet etmesi gereken, Balkanlar’a sağlıklı ve iyi duyguları taşıması gereken de bir belediye başkanı olarak görüyorum. Onun için ilk ziyaretimi belediye seçimlerini kazandıktan sonra Bosna Hersek’e yaptım ve Saraybosna ziyaretini gerçekleştirdim. Çok da mutlu oldum. O günden bugüne çok iyi gelişen dostluklarımız var. Ama belediye başkanlarıyla ama farklı kimlikler üzerinden ve çok iyi iş birlikleri oluşturduk. Hele ki; üç-beş belediye başkanımızla tartıştığımız, ‘Acaba olur mu’ dediğimiz, Saraybosna olsun, işte o dönem Sofya, Atina gibi, Tiran gibi belediye başkanlarıyla yaptığımız sohbetle, şu anda 60’ın üstünde Balkan şehirlerinin bir arada olduğu, muhteşem B40 Balkan Şehirleri Ağı, Balkan Şehirleri Zirvesi şeklinde, işbirliği ortamını kurduk, devam ediyoruz. İstanbul, bunun kurucu şehri oldu. Bizim kurucu şehir olmamız ve ilk dönem başkanlığımızdan sonra, Atina bir dönem başkanlığı yaptı. Şimdi ocak ayında Tiran’a devrettik. Seneye ocak ayında da dönem başkanlığını Saraybosna yapacak. İnşallah el ele kol kola yapacağız.
“B40 BALKAN ŞEHİRLERİ AĞI, ACILARA KARŞI BARIŞIN TEMİNATI OLACAKTIR”
B40 Ağı’nın, geçmişte Balkanlarda yaşanan acılara karşı barışın teminatı olmasını dileyorum. İnşallah görevimiz, sizlerin desteği olursa, zaten devam edecektir. Buna yürekten inanıyorum. Daha iyi, daha güçlü bir işbirliği zeminini sağlayarak, sizlerle birlikte, göreceksiniz Balkanlar’da yaşayan bütün soydaşlarımıza, her birisine ama Bosna Hersek’te ama Bulgaristan’da, Yunanistan’da, onların oradaki mutluluğunu, huzurunu, oradaki çağdaş bir ortamda varlıklarını eğitimden birçok konuya kadar desteklenmeleri hususunda da güçlü işbirliklerine ve programlara imza atacağız. ve her zaman kulağımız, gözümüz Balkan coğrafyasında olacak. Bu hem Türkiye’nin asla vazgeçilmez dış politika prensibidir hem de İstanbul halkının, 16 milyon insanın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de asla vazgeçmeyeceği ve mutlak üzerinde duracağı işbirliği ve diyalog prensibi olacaktır. Bu noktada da bizim en önemli rehberimiz, en önemli ışığımız ya da masadaki ortak aklımızın önemli bir parçası, elbette ki Bosna Sancak gibi köklü bir dernek olacaktır.
“SİZLERİN EMEK VE HİZMET VERMEK İSTEDİĞİ NE VARSA, BENİM DE EMEK VE HİZMET VERECEĞİM SAHA OLACAKTIR”
Yönetim katını ziyaretinde Başkan Prof. Ziyade bana, ‘Biz sizi bir Boşnak ve kendimizden bir parça olarak görüyoruz’ demişti. Bu konumlanma, elbette ki benim 16 milyon insanımıza karşı sorumluluğumuzu, elbette ki bir eşitlik içerisinde yürütme sözümün olduğunu asla unutmuyorum, ama içimde de vicdanımı ısıtan sıcacık bir pozitif ayrımcılık sahası oluşturmadı değil. Buradan elbette popülist cümlelerle sizi ayağa kaldıracak değilim. Ben öyle birisi değilim. Ama göreceksiniz; icraatlarımla, bugün burada kalbimde, vicdanımda hissettiğim sıcaklığı, önümüzdeki beş yılda ve ondan sonraki zaman diliminde, konumun, makamım ne olursa olsun, buradaki sözümü hiçbir zaman unutmayacağım. Duyarlılıklarınız, duyarlılığım; değer verdiğiniz projeleriniz, projelerim ve sizlerin emek ve hizmet vermek istediği ne varsa, benim de emek ve hizmet vereceğim saha olacaktır. Bu duygularla sizleri selamlıyorum.
“BAYRAMPAŞA ŞEHRİN GÖBEĞİNDEDİR, AMA SANKİ DIŞINDA KALMIŞTIR”
“Bayrampaşa’nın çok özel bir konumda olduğunu, İstanbul haritasına baktığımızda zaten görürüz. Aslında göbeğindedir, ama sanki dışında kalmıştır. Hatta köhneleşmiş bir kısım sahaları, burayı da çok değersizleştirmektedir. Bunun farkındayız. Buraya gelir gelmez, Bayrampaşa sınırları içerisinde bir suç merkezine dönüşmüş olan otogarı, 2-2,5 yıllık çalışmayla rehabilite etmemizin, düzenlememizin o bölgedeki birtakım adli sorunların, birtakım emniyet güçlerini ilgilendiren sorunların ne denli azaldığını bize yaşatmıştır. Bu ve buna benzer çalışmalarımız devam etmekte.
“SİZİN ENERJİNİZ VE YETENEKLERİNİZ BU KENTE İYİ GELDİĞİ GİBİ, BİZİM DE BU YOLCULUĞUMUZA İYİ GELİYOR; İYİ DE GELECEKTİR”
Günün sonunda, 31 Mart akşamı, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin, ileriye umutla bakan milletinin, 1 Nisan sabahına uyandığında demokraside, adalette daha güçlü nefes alabildiği, kendini çok değerli hissettiği ve asla baskı altında hissetmediği bir dönemin, özgür ve özgün bir dönemin başladığı bir sabaha uyanmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Biz o soluğu, bu şehre 2019’da sizlerle birlikte aldırdık. Şimdi daha güçlü, daha derin bir rahatlama ve geleceğe daha umutla bakabilme yolculuğuna hep birlikte çıkalım istiyoruz. ve desteğiniz, bizim için inanılmaz değerli. Sizin hem enerjiniz hem yetenekleriniz bu kente iyi geldiği gibi, bizim de bu yolculuğumuza iyi geliyor; iyi de gelecektir. Bu duygularla, desteğinizle, iddia ediyorum ki, 2014, 1 Nisan sabahı, tahmininizden çok daha güzel günlere uyanacağız ve hep birlikte, her şeyin çok güzel olacağı bir döneme başlayacağız.”
]]>
Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı AK Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’ni ziyaret etti. BAL-GÖÇ Başkanı Emin Balkan, göçmen camiası olarak 31 Mart yerel seçimlerinde, yeniden belediye başkanı seçilmesi için Mustafa Dündar’a tam destek verdiklerini söyledi.
Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı AK Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, MHP Osmangazi İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi ile birlikte BAL-GÖÇ Derneği’ni ziyaret ederek dernek başkanı Emin Balkan ve yönetim kurulu üyeleri ile biraraya geldi. Oldukça samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, yeni dönem için yapmayı planladığı çalışmaları anlatan Dündar, 31Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimler için göçmen camiasından destek istedi. Kendisinin de Batı Trakya göçmeni olduğunu hatırlatan Dündar, “Nereden gelmiş olursak olalım, Bursa bizim vatanımız. Bu şehre ve bu şehirde yaşayanlara hizmet etmek de bizim için onurdur” dedi.
“Göç etmek demek, zorluklar ve sıkıntılar yaşamak demek” diyen Dündar, “İşte göç ile doğan tüm zorluk ve sıkıntılar, çalışan üreten insanları meydana getiriyor. Göçmen şehri Bursa’da vatandaşlarımız çalışıp ürettiği için bu kent ihracat noktasında Türkiye ikincisi oldu” diye konuştu.
“Balkanlardaki kardeşlerimizin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır”
Balkanlardaki soydaşların kültürlerini sürdürmelerin çok önemli olduğuna vurgu yapan Başkan Dündar, “Vatandaşlarımızın, oradaki egemen yönetimin altında kendi varlıklarını sürdürebilmeleri, kendi inançlarını yaşayabilmeleri çok önemli. Derneklerin ve belediyelerin oralara giderek vatandaşlarımızla bir araya geliyor olması, soydaşlarımızın kültürlerini yaşatması adına önemli fayda sağlıyor. Biz belediye olarak soydaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak, Balkanlarda ve her ülkede varız. Anma programları, iftarlar, toplu sünnet törenleri düzenliyoruz. Bizim amacımız Balkanlardaki vatandaşlarımız ile daha yakın ve sıkı olmak. Bizim orada olmamız vatandaşlarımıza huzur ve güven veriyor. Balkanlardaki vatandaşlarımızın sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Takip etmeye de devam edeceğiz” diye konuştu.
“Balkanlarda varız ve olmaya da devam edeceğiz”
Dündar, konuşmasında şu ifadeler ile devam etti: “BAL-GÖÇ’ün ve diğer derneklerimizin Balkanlardaki soydaşlarımızın sıkıntılarının giderilmesi için ne kadar çok mücadele verdiğini ve bu doğrultuda uluslararası baskı oluşturduğunu görüyoruz. Özellikle Bulgaristan başta olmak üzere çeşitli Balkan ülkelerinin vatandaşlık hakkı tanıması bu baskının ve çalışmanın sonucu. Sizlere, soydaşlarımız için yapmış olduğunuz çalışmalar için teşekkürlerimi sunuyorum. Hem kurumsal olarak hem de şahıs olarak önemli işler yürütüyorsunuz. Balkanlar bizlere uzak olmayan bir coğrafya. Kültürümüzü yaşatmak, soydaşlarımıza sahip çıkmak adına bizler Balkanlar coğrafyasında varız.”
Hem Bursa ve Osmangazi halkına hem de Balkanlardaki soydaşlar için hizmet üretmek, huzur ve refahı içerisinde bir yaşam sunabilmek için bir kez daha başkan adayı olduğunu belirten Dündar, “Önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. Sizlerin desteğini istiyoruz. Benim herkese sempatim var. Her insanı severim. Hizmeti de herkese ulaştırırız. Beraber olmak ve destek olmak lazım. Bu desteği de sizlerden istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Evlad-ı Fatihan’ın torunlarıyız”
BAL-GÖÇ Başkanı Emin Balkan da yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Bizler, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği olarak Evlad-ı Fatihan’ın torunlarıyız. Biz, bir kültür ve dayanışma derneğiyiz. Derneğimizin iki ana öğesi var. Kendi kültürümüzü korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Balkanlarda yaşayan 10 milyonun üzerindeki Türk ve akraba topluluğu var. Bunlar bulundukları ülkelerdeki yönetimler dolayısıyla kültürel değerlerini kaybetmek tehlikesi altındalar. Onların yanında olmak istiyoruz. Ana dilimizi ve dinimizi korumak bizim vazifemiz. Balkanlardaki kardeşlerimizin bu kültürel değerlerinin yanında hukuksal haklarını da savunun bir sivil toplum kuruluşuyuz” dedi.
“Vatan haini partilerle yan yana olmayız”
Konuşmasına dernek ve göçmen camiası olarak taşıdıkları siyasi önceliklere değinerek devam eden Balkan, “Biz partiler üstü duruyoruz. Ancak partiler üstü dururken de bizim felsefemiz belli. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşehrisi olarak O’nun ilke ve inkılaplarına gönülden bağlıyız. Vatan haini olan bazı siyasi partiler ile hiçbir zaman yan yana olmayız” diye konuştu.
“Göçmen camiası olarak Mustafa Başkanımızın yanındayız”
BAL-GÖÇ olarak bir Balkan göçmeni olan Mustafa Dündar’ın her zaman yanında olduklarına vurgu yapan Balkan, “Mustafa Dündar başkanımız, bizim bir üyemiz. Ben BAL-GÖÇ’te görev aldığım yıllarda Mustafa Başkanımız da Batı Trakya Derneği başkanıydı. Birlikte Balkanlardaki vatandaşlarımıza fayda sağlamak adına yan yana mücadele verdik. Milletvekilliği döneminde parlamentoda bizlerin sıkıntılarını dile getirdi. Göçmen kardeşlerimizin sorunlarının giderilmesi adına her zaman öncü oldu. 3 dönemdir de göçmenlerin yoğun yaşadığı bir ilçede belediye başkanlığı görevini başarıyla yerine getiriyor. Önümüzdeki yeni dönemde de nüfusunun yarısından fazlasını Balkan göçmenlerinin oluşturduğu Bursa’daki hemşehrileri olarak bizler kendisinin yanındayız. Göçmen vatandaşlarımızın, hemşehrilerine sahip çıkması adına rehber olacağız. Çıktığınız yolda sizlere başarılar diliyoruz. Bursamıza, ülkemize ve Balkan Türkleri adına da hayırlı uğurlu olsun. Umut ediyorum ki 1 Nisan’dan itibaren coşkumuz sizinle birlikte daha da katlanır” ifadelerini kullandı.
MHP Osmangazi İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi de konuşmasında şunları söyledi: “Ben de bir Balkan göçmeniyim. Sivil toplum kuruluşlarının öneminin farkındayız. BAL-GÖÇ’ün bir sivil toplum kuruluşu olarak ne kadar güçlü olduğunu biliyor ve çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Göçmenler Evlad-ı Fatihan’dır. Dernekçilikte aktif oldukları gibi siyasette de aktif olmalarını bekleriz. Bir Balkan göçmeni olan Batı Trakya Türkü Cumhur İttifakı Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar başkanımızın her zaman yanındayız. Destek veriyoruz, sizlerin de desteklerine talibiz.” – BURSA
]]>
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde, İzzet İbrahimsoylu’nun hazırladığı ve Kuzey Makedonya’da yaşayan Yörükleri konu alan “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı kitabın tanıtımı yapıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, TÜRKSOY Genel Sekreterliğindeki tanıtım programında, yarı göçebe yaşam tarzını tecrübe etmiş bir Anadolulu olarak kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi.
Yörük hayatını yaşayan ve özleyen insanların bu değerleri korumaya çalıştığını anlatan Yıldız, “Değişim kaçınılmaz ama hakikaten bunlar sadece araştırmada kalmamalı. Unuttuğumuz birçok kelime aslında o eşyalarla, bu yaşam tarzıyla ilgili.” dedi.
Yıldız, Türk dünyasının ortak kurumlarına destek olmanın vazifeleri olduğunu belirterek, bu eser için TÜRKSOY’a teşekkür etti.
“Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız”
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev de Balkan coğrafyasında yaşayan Türk soydaşların tarihinin oldukça eskiye dayandığına işaret ederek, Balkan halkları ve Türklerin, Türk hoşgörüsü altında yüzyıllar boyunca barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşadığını hatırlattı.
Yüzlerce görselin yer aldığı “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı fotoğraf albümünün, Balkan coğrafyasında yurtlarına ve Türk kültürüne sahip çıkmak için Aktaş Dağı eteklerinde yaşamlarını sürdüren Balkan Türklerini konu aldığını kaydeden Raev, “Büyük bir özveri ile hazırlanan bu çalışma sayesinde atalarımızın tarih boyunca arşınladığı coğrafyayı görme, Türk kültürüne ait somut ve somut olmayan unsurları keşfetme ve böylece Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız.” ifadelerini kullandı.
Raev, bugün Balkan Türklerinin bazı kültürel ögelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, “Bu sebeple, değerli araştırmacımız Sayın İzzet İbrahimsoylu’nun kadrajından bizlere yansıyan bu görüntülerin her biri tarihsel bir belge değeri taşımaktadır.” diye konuştu.
“Balkan Türkü soydaşlarımız, gelecek nesillere aktarmamız için atalarımızın bizlere bıraktıkları kutsal bir emanettir.” diyen Raev, bu mirasa sahip çıkmak için TÜRKSOY olarak bütün imkanlarıyla çalıştıklarını vurguladı.
“Bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onur”
Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski ise “Ülkemizde özellikle Makedonya’nın doğusunda yaşayan Türk toplumunun yüzyıllardır yaşadığı kadim değerleri yansıtan bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onurdur. Makedonya’nın bu eşsiz, çok etnikli ve çok kültürlü bir arada yaşamımızla gurur duymaktayız.” ifadelerini kullandı.
Yörük Türklerinin çok eskiden beri Kuzey Makedonya’ya yerleşmeye başladığını, bu toprakları kadim kültürleriyle harmanlayarak Makedon kültürünü de zenginleştirdiğini aktaran Manasijevski, kitabın okuyucularının Kuzey Makedonya Türklerinin ve Yörük Türklerinin görsel müzesini doyasıya yaşama fırsatını elde edeceğini dile getirdi.
Manasijevski, benzer araştırma ve çalışmaların iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
350 sayfadan oluşan kitapta yüzlerce fotoğraf yer alıyor
Açılış konuşmalarının ardından, eserin tanıtım paneline geçildi.
Panelin oturum başkanlığını yapan, Kuzey Makedonya’da yayımlanan Yeni Balkan Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mürteza Sulooca, TÜRKSOY’un 30. yılında Makedonya Türkleri olarak gurur duydukları bir eseri tanıttıklarını söyledi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil de kitap hakkında bilgiler paylaştı.
350 sayfadan oluşan eserde yüzlerce fotoğrafın yer aldığını anlatan İbrahimgil, özellikle Kuzey Makedonya’nın doğu bölgesindeki Radoviç, Valandola, Gevgeli, ve Ustrumca arasındaki Yörük köylerinden bahsedildiğine dikkati çekti.
İbrahimgil, kitabın alt başlıklarında bölgedeki Yörüklerin örf, gelenek görenek, yerel kıyafet ve gündelik işlerinin anlatıldığına işaret etti
Ülkenin doğu ve batısında yaşayan Yörüklerin farklılıklarına da dikkati çeken İbrahimgil, bölgede daha önce çalışma yapan araştırmacıların isimlerine de değindi.
“Değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Çakıcı, kitabın içeriğinin çok zengin olduğunu, bugünün yaşam koşullarına ilişkin birçok arşiv malzemesi içerdiğini söyledi.
Eserin Türkleri ve Anadolu’yu yansıtan değerleri içerdiğini ifade eden Çakıcı, “Bu kitap basit bir fotoğraf albümü değil. Gerçekten kolayca hazırlanabilecek bir kitap değil. Hayatımızda kaybolan, kaybolmaya yüz tutan değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Balkanların huzuru orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür”
Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Gürel ise “Balkan” kelimesinin “yüksek dağ” anlamına geldiğine değinerek, Rumeli yerine bu kelimenin kullanılmasında fayda olduğunu söyledi.
“Tarihe bir not düşmesi açısından bu kitap bence önemli bir çalışmadır.” diyen Gürel, Balkanlardaki Türk varlığını, “Osmanlı öncesi, Osmanlı asırları ve Osmanlı sonrası” olmak üzere üç başlık altında incelemeleri gerektiğini belirterek, kitapta üç dönemin izlerinin görüldüğünü aktardı.
Gürel, şöyle devam etti:
“Bu kitap yüzlerce yıllık köklü Balkan Türklüğünün taşınmaz varlığının kıymetli bir kanıtı olma niteliğindedir. Balkanlar’da Türkler dengenin, huzurun, kardeşliğin ve barışın garantisidir. Onun için Balkanlarda Türk kimliğinin yaşatılması lazım. Balkanların huzuru, dünyanın huzurudur. Balkanların huzuru, orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür.”
“Bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm”
Eseri hazırlayan İbrahimsoylu da Türklerin sosyolojik olarak inançları, kültürleriyle Balkanlardan Altaylara anlaşılması için Türk hanedanları, Türk boyları ve Türklerin yaşam biçimleri olmak üzere 3 konuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Konargöçer hayat tarzını ifaden eden sıfatlardan birinin de “Yörük” olduğunu kaydeden İbrahimsoylu, yazılı kaynaklarda bu sıfatın ilk kez 1423-1430 yıllarında Anadolu’da geçtiği bilgisini paylaştı.
Balkan Yörüklüğünün merkezinin Vardar Boyu olduğunun altını çizen İbrahimsoylu, “Ancak Balkanlar’da Balkan Slav kaynaklarında, Bulgarcada, Makedoncada, Sırpçada, Hırvatçada Yörük kelimesi Anadolu’dakilerin aksine yer adı olarak kullanılmaktadır.” ifadesini kullandı.
İbrahimsoylu, 2007’den beri Kuzey Makedonya’da alan araştırması yaptığını belirterek, “Bazen Yörüklerde şu kelimelere rastlıyordum. Orhun anıtlarında, Divanu Lugati’t-Türk’te, Codex Cumanicus’ta olan bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm. Dedim ki bu kelimeler yok olacak, unutulacak. Ben bunları derleyeyim, unutulmasın.” şeklinde konuştu.
Daha sonra Yörüklerin tarım ve hayvancılıkta kullandığı aletlerin fotoğraflarını çekmeye başladığını kaydeden İbrahimsoylu, bu fotoğrafların kitaplarda yaşamasını sağlamak istediğini ifade etti.
]]>