“SENİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM”
Türkiye’nin kilitlendiği davada Diyarbakır barosu avukatları da Nevzat Bahtiyar’a çeşitli sorular yöneltti. Soruların çoğunu “Hatırlamıyorum”, “Bilmiyorum” diyerek geçiştiren Nevzat Bahtiyar’ın sözlerine öfkelenen baba Arif Güran, mahkeme salonunda “Seni Allah’a havale ediyorum” diye bağırdı.
İşte Diyarbakır barosu avukatları ile Nevzat Bahtiyar arasında geçen diyaloglar;
O sırada Arif Güran “Seni Allah’a havale ediyorum” diye bağırdı.

Narin GüranDiyarbakırMahkeme3-sayfaGüncelHukukHakimYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HİNTLİ BİR GURU OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Mağarada bulunan yaşlı adamın Hintli bir guru olduğu ortaya çıktı. Hindistan’ın Khargone bölgesinde yaşayan guru halk arasında Siyaram Baba olarak tanınıyor.
YAŞININ 100 CİVARINDA OLDUĞU SÖYLENİYOR
Siyarma Baba’nın 100-101 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Siyaram Baba, sadece Hindistan’dan değil, aynı zamanda yurtdışından da birçok ziyaretçi çeken önemli bir dini figür olarak tanınıyor.

VİDEOLARINI PAYLAŞAN SAYISIZ HESAP VAR
Siyaram Baba adına açılmış ve videolarını paylaşan sayısız hesap bulunuyor. Kısa sürede viral olan videonun da onlardan birinden alındığı ortaya çıktı.
DÜNYANIN EN YAŞLI İNSANI KİM?
uinness Dünya Rekorları’na göre, 117 yaşındaki Maria Branyas’ın vefatının ardından, “dünyanın en yaşlı kişisi” unvanı 116 yaşındaki Tomiko Itooka’ya geçti. Japon kökenli olan Itooka, bu yeni unvanı ile dünyanın en yaşlı insanı olarak tanındı.
23 Mayıs 1908 doğumlu olan Tomiko Itooka’nın yaşı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Gerontoloji Araştırma Grubu tarafından doğrulandı. Bu onayla birlikte, 110 yaş ve üzerindeki en yaşlı insanların sıralandığı listenin zirvesine yerleşti.
Dört çocuk annesi olan Tomiko Itooka, Japonya’nın Ashiya şehrindeki bir huzurevinde yaşamını sürdürüyor. Her zaman bakıcılarına minnettarlığını dile getiren Itooka, dünyanın en yaşlı insanı olduğunu öğrendiğinde de teşekkür ederek bu haberi karşıladı. Yıllar boyunca kazandığı nezaketi hiçbir zaman kaybetmediğini bir kez daha gösterdi.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay gece yarısı Büyükbölcek Mahallesi Mehmet Ali Demir Caddesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde bekçilerle birlikte uygulama yapan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi ekipleri şüphe üzerine Büyükbölcek Caddesi istikametine seyreden 68 AAP 030 plakalı minibüsü durdurdu. Ehliyet ve ruhsat kontrolünden geçirilen sürücünün ehliyetiz ve 14 yaşında çocuk olduğu tespit edildi. Polis ekipleri çocuğa kimlik bilgilerini sorarken, çocuk ne ismini söyledi, ne de kimlik bilgilerini bilmiyorum diyerek vermedi. Telefonla babasından yardım isteyen çocuk babasını olay yerine çağırdı. Babası gelene kadar polis memurlarına talimatlar veren çocuk, “Yapmayın, işlem yapmayın” dedi. Polis Merkezi Amirinin “Birine çarpsan öldürsen ne yapacağız?” demesi üzerine çocuk “Ya niye çarpayım ben adam akıllı gidiyorum” derken, amirin “Ehliyetin yok” demesi üzerine ise çocuk “Ehliyet mi sürüyor arabayı ya” diye cevap verdi. Bir süre sonra çocuğun kimliği tespit edilirken, çocuğun 14 yaşındaki Y.C.Ö. olduğu belirlendi. Bir süre sonra olay yerine gelen babası K.Ö. ise Polis Merkezi Amiri ile görüştü. Görevli amir çocuğun babasına çocuğa araç vermemesi konusunda bilgiler verirken, gülerek amiri dinleyen baba konuşmanın ardından oğlunun boynunu sıvazlayıp, “Canın sağ olsun paşam, hiç şey yapma. Canın sağ olsun koçum” dedi. Ardından olayı görüntüleyen basın mensubuna yaklaşan baba K.Ö., “Çekiyorsan da çek bu erkek evladı, hiçbir şey yapmaz, çek. Bu erkek evladı. Ben Kadir Özkanlı’yım. Beni tanıyorsun sen, bende seni tanıyorum” diyerek tehditvari sözler sarf etti. Çocuk sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 900 TL, araç sahibi babasına da 12 bin 900 TL olmak üzere toplam 25 bin 800 TL para cezası kesildi. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKSARAY – Aksaray’da 14 yaşında minibüs kullanırken polise yakalanan çocuk sürücünün savunması ve olay yerine gelen babanın çocuğuna teselli sözleri herkesi şoke etti. Çocuk sürücü önce polise “İşlem yapmayın” talimatı verip, “Ehliyet mi sürüyor arabayı” diye polise tepki gösterirken, olay yerine gelen baba ise “Erkek evladı bu” deyip oğlunun boynunu sıvazlayıp, “Canın sağ olsun koçum” dedi.
Olay gece yarısı Büyükbölcek Mahallesi Mehmet Ali Demir Caddesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde bekçilerle birlikte uygulama yapan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi ekipleri şüphe üzerine Büyükbölcek Caddesi istikametine seyreden 68 AAP 030 plakalı minibüsü durdurdu. Ehliyet ve ruhsat kontrolünden geçirilen sürücünün ehliyetiz ve 14 yaşında çocuk olduğu tespit edildi. Polis ekipleri çocuğa kimlik bilgilerini sorarken, çocuk ne ismini söyledi, ne de kimlik bilgilerini bilmiyorum diyerek vermedi. Telefonla babasından yardım isteyen çocuk babasını olay yerine çağırdı. Babası gelene kadar polis memurlarına talimatlar veren çocuk, “Yapmayın, işlem yapmayın” dedi. Polis Merkezi Amirinin “Birine çarpsan öldürsen ne yapacağız?” demesi üzerine çocuk “Ya niye çarpayım ben adam akıllı gidiyorum” derken, amirin “Ehliyetin yok” demesi üzerine ise çocuk “Ehliyet mi sürüyor arabayı ya” diye cevap verdi. Bir süre sonra çocuğun kimliği tespit edilirken, çocuğun 14 yaşındaki Y.C.Ö. olduğu belirlendi. Bir süre sonra olay yerine gelen babası K.Ö. ise Polis Merkezi Amiri ile görüştü. Görevli amir çocuğun babasına çocuğa araç vermemesi konusunda bilgiler verirken, gülerek amiri dinleyen baba konuşmanın ardından oğlunun boynunu sıvazlayıp, “Canın sağ olsun paşam, hiç şey yapma. Canın sağ olsun koçum” dedi. Ardından olayı görüntüleyen basın mensubuna yaklaşan baba K.Ö., “Çekiyorsan da çek bu erkek evladı, hiçbir şey yapmaz, çek. Bu erkek evladı. Ben Kadir Özkanlı’yım. Beni tanıyorsun sen, bende seni tanıyorum” diyerek tehditvari sözler sarf etti. Çocuk sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 900 TL, araç sahibi babasına da 12 bin 900 TL olmak üzere toplam 25 bin 800 TL para cezası kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın İznik ilçesinde 50 yıllık İznik Gazetesi’nin sahiplerinden ve basın kartı sahibi 2 çocuk babası Ertan Tetik’in üniversite son sınıf öğrencisi oğlu Mert Tetik (21) 2.5 aydır hastanede böbreklerinden tedavi görüyordu. 2 böbreği de iflas eden Tetik’in böbrek nakline ihtiyacı vardı. Babası Ertan Tetik’in böbreği uyum sağladı ve bugün özel bir hastanede nakil gerçekleşti. Ameliyatın başarılı geçtiği öğrenildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere'de akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. 14 yaşındaki Scarlett Vickers isimli bir kız çocuğu, baba Simon Vickers (48) ve anne Sarah Hall (44) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Ülkede büyük yankı uyandıran olay sonrası anne ve baba gözaltına alınırken, talihsiz kızın öldürülmeden saatler önceTikTok paylaşımında aynı odada ayna karşısında bir selfie çekilerek TikTok'tan paylaştığı görüldü. Siyah-beyaz paylaşımına Vickers'in "Lütfen dağınıklığı görmezden gelin" dediği ifade edildi.
Anne ve babası tarafından katledilen kızın arkadaşları, sosyal medya hesaplarından "En iyi arkadaşım seni özlüyor, zavallı bebeğim", "Orada rahat uyu, Scarlett gitti ama asla unutulmayacak", "Rahat uyu güzel kız, bunların hiçbirini hak etmedin" paylaşımlarıyla arkadaşlarına veda ettiler.
]]>
Okul müdürünün darp ettiği çift İHA’ya konuştu
Darp edilen çiftlerden Hamdiye Polat: “Şimdi beni suçluyorlar, ben sanığım şimdi”
MERSİN – Mersin’de bir okul müdürü ve oğlunun, otobüste tartıştıktan sonra darp ettiği yaşlı çift İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Darp edilen Hamdiye Polat, şu anda karşı tarafın da kendilerinden davacı olduğunu belirterek, “Neymiş? Ben çocuğu dövmüşüm. Nasıl yapabilirim? Ben çocuğu nasıl dövmüşüm? Ben çocuğu dövemem ki” dedi.
Merkez Toroslar ilçesinde 15 Aralık 2023’te Mersin Şehir Hastanesine giden otobüste darp edilen çiftten Hamdiye Polat, eşinin yüzde 88 engelli ve bakıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Olay gününü anlatan Polat, şöyle devam etti:
“Aralık ayının 15’inde hastaneye kontrole gittik. Hem benim hem de eşimin kontrolü vardı. Kontrol olduktan sonra sonuçlar geldi. Hastanenin içinden otobüs durağına kadar yarım saatte ben bunu götürdüm. Çünkü arabayla yürütemiyorum. Oraya gittik otobüse bindik. Engelli koltukları var 4 tane, ona yöneldik, bunlar oturuyormuş. Dediler ‘biz de engelliyiz.’ Ben de eşime, ‘bunlar da engelliymiş’ dedim. Hatta yazık da dedim yani. Genç baba- oğulmuş, tanımıyoruz etmiyoruz. Eşim dayanacağı bir şey olmazsa otobüs hakaret ettiğinde düşüyor. Biz diğer tarafa yöneldik. Ondan sonra gelip ‘sen nasıl benim oğluma kalk diyorsun’ dedi. Biz çocuğuna ‘kalk demedik, bir tarafına da bu otursun’ dedik. Bir tarafı boştu çünkü.”
Daha sonra başka bir yere oturduklarını anlatan Polat, baba ile oğlunun kalkıp yanlarına gelerek kendilerini darp etmeye başladıklarını, bu sırada da yolcuların araya girdiklerini ifade etti. Yolcular indikten sonra baba ile oğlunun yine yanlarına geldiklerini vurgulayan Polat, “Beni yere düşürdü. Benim üstüme çıktı. Babası arkada oğlu önde yumrukluyor bunu. Engelli adam zaten konuşamıyor, dili çok dönmüyor. Ondan sonra hiç dönmüyor şimdi. Yataklık oldu tamamıyla. Oğlanla babasının bize ettiği küfürleri anlatamam” ifadelerini kullandı.
“Ben şu anda sanığım şimdi”
Olaydan sonra otobüs şoförünün çağırdığı ambulansla hastaneye gittiklerini aktaran Polat, darp raporu aldıktan sonra karakola giderek şikayetçi olduklarını anlattı. Şu anda karşı tarafın da kendilerinden davacı olduğunu dile getiren Polat, “Neymiş? Ben çocuğu dövmüşüm. Nasıl yapabilirim ben? Ben çocuğu nasıl dövmüşüm? Ben çocuğu dövemem ki. Ben nasıl erkek çocuğu ve adamı döverim? Biri 52 yaşında, diğeri 17 yaşındaymış. Biz bilmiyoruz, tanımıyoruz, etmiyoruz. Şimdi beni suçluyorlar. Ben sanığım şimdi. Oğlan beni dövüyor, babası beni dövüyor ama şimdi ben suçluyum” şeklinde konuştu.
Otobüs şoförünün de şimdi olayı inkar ettiğini, bir şey görmediğini ve duymadığını söylediğini öne süren Polat, ondan da şikayetçi olduklarını kaydetti. Felçli olan Ramazan Polat da güçlükle konuşarak yediği yumruktan sonra gözünün şiştiğini anlatmaya çalıştı. Öte yandan, olaydan sonra müdürün açığa alındığı ve hakkında idari soruşturma başlatıldığı, görüntülerin ortaya çıkmasının ardından müdürün oğlu A.O.T’nin de tekrar gözaltına alındığı öğrenildi.
Otobüsteki darp anı sosyal medyaya yansıdı
Diğer yandan, okul müdürü ve oğlunun, otobüste yaşlı çifte saldırarak darp ettiği anlara ilişkin görüntüler sosyal medyaya da yansıdı. Büyük tepki çeken görüntülerde, müdür ve oğlunun koltukta oturan çifte tekme- tokat saldırdıkları anlar yer aldı.
]]>
Mersin’de bir okul müdürü ve oğlunun, otobüste tartıştıktan sonra darp ettiği yaşlı çift İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Darp edilen Hamdiye Polat, şu anda karşı tarafın da kendilerinden davacı olduğunu belirterek, “Neymiş? Ben çocuğu dövmüşüm. Nasıl yapabilirim? Ben çocuğu nasıl dövmüşüm? Ben çocuğu dövemem ki” dedi.
Merkez Toroslar ilçesinde 15 Aralık 2023’te Mersin Şehir Hastanesine giden otobüste darp edilen çiftten Hamdiye Polat, eşinin yüzde 88 engelli ve bakıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Olay gününü anlatan Polat, şöyle devam etti:
“Aralık ayının 15’inde hastaneye kontrole gittik. Hem benim hem de eşimin kontrolü vardı. Kontrol olduktan sonra sonuçlar geldi. Hastanenin içinden otobüs durağına kadar yarım saatte ben bunu götürdüm. Çünkü arabayla yürütemiyorum. Oraya gittik otobüse bindik. Engelli koltukları var 4 tane, ona yöneldik, bunlar oturuyormuş. Dediler ‘biz de engelliyiz.’ Ben de eşime, ‘bunlar da engelliymiş’ dedim. Hatta yazık da dedim yani. Genç baba- oğulmuş, tanımıyoruz etmiyoruz. Eşim dayanacağı bir şey olmazsa otobüs hakaret ettiğinde düşüyor. Biz diğer tarafa yöneldik. Ondan sonra gelip ‘sen nasıl benim oğluma kalk diyorsun’ dedi. Biz çocuğuna ‘kalk demedik, bir tarafına da bu otursun’ dedik. Bir tarafı boştu çünkü.”
Daha sonra başka bir yere oturduklarını anlatan Polat, baba ile oğlunun kalkıp yanlarına gelerek kendilerini darp etmeye başladıklarını, bu sırada da yolcuların araya girdiklerini ifade etti. Yolcular indikten sonra baba ile oğlunun yine yanlarına geldiklerini vurgulayan Polat, “Beni yere düşürdü. Benim üstüme çıktı. Babası arkada oğlu önde yumrukluyor bunu. Engelli adam zaten konuşamıyor, dili çok dönmüyor. Ondan sonra hiç dönmüyor şimdi. Yataklık oldu tamamıyla. Oğlanla babasının bize ettiği küfürleri anlatamam” ifadelerini kullandı.
“Ben şu anda sanığım şimdi”
Olaydan sonra otobüs şoförünün çağırdığı ambulansla hastaneye gittiklerini aktaran Polat, darp raporu aldıktan sonra karakola giderek şikayetçi olduklarını anlattı. Şu anda karşı tarafın da kendilerinden davacı olduğunu dile getiren Polat, “Neymiş? Ben çocuğu dövmüşüm. Nasıl yapabilirim ben? Ben çocuğu nasıl dövmüşüm? Ben çocuğu dövemem ki. Ben nasıl erkek çocuğu ve adamı döverim? Biri 52 yaşında, diğeri 17 yaşındaymış. Biz bilmiyoruz, tanımıyoruz, etmiyoruz. Şimdi beni suçluyorlar. Ben sanığım şimdi. Oğlan beni dövüyor, babası beni dövüyor ama şimdi ben suçluyum” şeklinde konuştu.
Otobüs şoförünün de şimdi olayı inkar ettiğini, bir şey görmediğini ve duymadığını söylediğini öne süren Polat, ondan da şikayetçi olduklarını kaydetti. Felçli olan Ramazan Polat da güçlükle konuşarak yediği yumruktan sonra gözünün şiştiğini anlatmaya çalıştı. Öte yandan, olaydan sonra müdürün açığa alındığı ve hakkında idari soruşturma başlatıldığı, görüntülerin ortaya çıkmasının ardından müdürün oğlu A.O.T’nin de tekrar gözaltına alındığı öğrenildi.
Otobüsteki darp anı sosyal medyaya yansıdı
Diğer yandan, okul müdürü ve oğlunun, otobüste yaşlı çifte saldırarak darp ettiği anlara ilişkin görüntüler sosyal medyaya da yansıdı. Büyük tepki çeken görüntülerde, müdür ve oğlunun koltukta oturan çifte tekme- tokat saldırdıkları anlar yer aldı. – MERSİN
]]>Norveç'te Tone Haldorsen, terapistliğini yaptığı bir hastasının kendisine OnlyFans adlı sayfadan içerik satın aldığını ve içeriğin kızına ait olduğunu öğrendiğinde intihar etmeyi istediğini açıkladı. Terapist Haldorsen, bu durum karşısında baba-kız ilişkisinin zedelendiğini açıkladı.
Terapistine itirafta bulunan adam, adına OnlyFans'tan içerik escort bodrum satın aldığını ve içerikteki kişinin 23 yaşındaki kızına ait olduğunu belirtti. Terapiste başvurarak durumu anlattı. Şaşkına dönen terapist, adamın travma geçirdiğini ortaya çıkardı.
Adam arkadaşlarının tavsiyesi üzerine satın aldığı içerikle tanışarak sohbet etmeye başladı. Tanıştığı kişinin bodrum escort bayan öz kızı olduğunu öğrenince dünyası başına yıkılan baba, terapistiyle durumu paylaşarak intihar etmeyi istediğini söyledi. Terapist Haldorsen, "Babanın kızıyla ilgili cinsel bir şey yapma düşüncesi onu fiziksel olarak hasta etti. Şimdi onun bedeni, fantezilerinin ve sadakatsizliğinin kaynağı olmuştu" ifadelerini kullandı.
]]>
Dron korkusuyla traktörün altına saklanan baba: “İlaçla virüs yayacak sandım, canlı yayından yardım istedim”
Babaya dron şakasının tarafları o anları anlattı
Oğlunun ‘İlk köylülere saldırıyorlar, görürsen saklan’ uyarısı sonrası dronu yanı başında gören çiftçi, izleyenleri gülme krizine soktu
Şakayı yapan çiftçinin oğlu Hilmi Tunahan Karakaş:
“Babam korkutan yere yatmıştı, ben de gülmekten yerlerdeydim”
ANTALYA – Antalya’da tarlada çalıştığı sırada, daha öncesinden ‘Dron ilk köylülere saldırıyor’ diyerek kendisini uyaran oğlunun yanına gönderdiği dronu görünce traktörün altına saklanan baba, yaşadıklarını anlattı. Sosyal medya hesabından canlı yayın açarak yardım istediğini belirten baba, “İlaç sıkıp virüs bulaştıracak sandım, canlı yayından yardım istedim” derken, oğlu da o anları, “Babam korkutan yere yatmıştı, ben de gülmekten yerlerdeydim” diye anlattı.
Alanya ilçesinde yaşayan Hilmi Tunahan Karakaş (22), yeni aldığı dron ile Elmalı ilçesinde çiftçilik yapan 55 yaşındaki babası Mehmet Karakaş’a şaka yapmak istedi. Dron aldığını bilmeyen babasına, ‘Dron saldırıları oluyor ve ilk köylerden başlıyorlar. Onları görürsen iyi geçin’ diye uyarıda bulunan Karakaş, ardından annesiyle birlikte ziyaret için Elmalı’ya gitti.
Teslim olur gibi yere yattı, traktörün altına saklandı
Karakaş, çalıştırdığı dronu tarlada çalışan babasının yanına yolladı. Dronu yanı başında görünce neye uğradığını şaşıran baba, bir süre adeta donakaldı. Oğlunun dedikleri aklına gelince yavaşça yere yatan baba, ardından traktörün altına saklandı. Bu sırada yanında bulunan akrabası yaşlı adam da Mehmet Karakaş’ın yaptıklarını görünce aynı şekilde yere yattı.
Derin bir ‘oh’ çekti
Genç, dronu bu sefer traktör altında gizlenen babasının yanına kadar gönderdi. Korkusu daha da artan baba, cep telefonuyla yanına gelen dronu çekmeye başladı. Bu sırada dron traktöre çarpıp yere düştü. Oğlunun şaka yaptığını anlayan baba ise derin bir ‘oh’ çekti. O anları sosyal medyada paylaşan gencin videosu viral oldu.
“İlaçla virüs atar demişlerdi, canlı yayından yardım istedim”
Baba Mehmet Karakaş, oğlunun yaptığı şaka esnasında yardım istemek için sosyal medya hesabından canlı yayın açtığını belirterek, “Bana öncesinden, dron görürsen saldırı anında yere yat demişti. Bahçede çalışırken dronun nereden geldiğini anlayamadım. Bir baktım karşımda. İlaçla virüs salıyor da demişlerdi. Traktörün römorkunun altına girip görsünler ve beni kurtarsınlar diye canlı yayın açtım. Çünkü çok korkmuştum. Duruş amcaya da yere yat dedim” dedi.
Mehmet Karakaş, oğluyla sürekli şakalaştığını ve bunu bir saygısızlık olarak görmediğini de sözlerine ekledi.
“O korkudan yerdeydi ben gülmekten”
Şakanın mimarı Hilmi Tunahan Karakaş ise, şunları söyledi:
“Dronu görünce şok oldu. Sonra benim söylediklerim aklına geldi ve direk yere yattı. Ona ‘dron görürsen yere yat ve seni görmesin. Görürse drona da vurma, yoksa ilaç sıkıp seni öldürür ya da bayıltır’ demiştim. Bunların hepsi aklında canlanmış. O yerdeydi ben de gülmekten yere yattım çünkü çok komikti.”
“Herkesin yüzünü güldürdü”
Babasıyla arkadaş gibi olduklarını da belirten Karakaş, “Sürekli bir birimizle konuşuyoruz ve arkadaş gibiyiz. Babam bundan rahatsız olmadığı için saygısızlık olarak görmüyorum. Babam şuan çok mutlu ve ‘çok güzel olmuş’ diye telefonlar alıyor. Herkesin yüzünü güldürdü. Keşke her baba oğul böyle olsa” diye konuştu.
]]>
Kağıthane’de bir kadının evi, eski eşiyle oğlu arasındaki küfür meselesi yüzünden görümcesinin çocukları tarafından kurşunlandı. Saldırı anı kameralara yansırken, evine 8 kurşun isabet eden kadın ve çocukları yara almadan kurtuldu. Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri saldırgan iki kardeşi yakalarken, olayda kullanılan tabanca ise 14 yaşındaki çocuğun üzerinden çıktı.
Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 06.30 sıralarında Kağıthane Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 2.5 yıl önce şiddetli geçimsizlik yüzünden eşinden ayrılan 4 çocuk annesi Yasemin Uzunsoy (46) çocuklarıyla yaşamaya başladı. İddiaya göre bir süre önce Uzunsoy’un oğlu, babasını arayarak “annem hakkında küfürlü konuşma” diye uyardı.
Evde uyurken dehşeti yaşadılar
Baba ve oğul arasında yaşanan tartışma sonrasında Uzunsoy’un eski görümceleri iddiaya göre onu tehdit etmeye başladı. Tehditler ve tartışmalar sürerken olay günü sabah saatlerinde çocuklarıyla uyuyan Yasemin Uzunsoy’un evine ateş açıldı. Büyük bir korkuyla uyuyan ve neye uğradığını şaşıran kadın dışarıya baktı. Sokaktaki bir kişinin söylemesi üzerine mutfağa geçen kadın, camı 8 kurşunun delip geçtiğini gördü. Saldırı anı ise kameralara anbean yansıdı.
“Silah sesleri duyduk, büyük kızım kendini yere attı”
Olayla ilgili konuşan Yasemin Uzunsoy, “Sabah uyuyorduk. Su içmek için mutfağa gittim. Tam ışığı kapattım, yatacakken silah sesleri duyduk. Benim büyük kızım kendini yere attı. Ondan sonra tam cama çıktım, ‘ne oluyor’ dedim. Yoldan geçen çocuk, ‘abla sizin eve sıktılar’ dedi. Camı açtım, hiçbir şey yok. Arka odanın camına baktım orada da yoktu. Mutfağa bakayım dedim, bir baktım berbat halde. Toplamda 8 el sıkmışlar. Sonra polisi aradık. Acil gelin evimize silahlı saldırı oldu dedik. Geldiler ifademi aldılar. Şikayetçi misin dediler, şikayetçi olduk. Ondan sonra polisler kim bunlar deyince, görümcemin çocukları dedim. Çünkü hep tehdit ediliyordum” dedi.
“Çocuklarım korkudan okula gidemiyor”
Uzunsoy, “Bunun sebebi de oğlumla babasının tartışmasıydı. Kısacası oğlum babasına, ‘annemle düzgün konuş’ demesi o kadar. Babası da korkuyor, kız kardeşinin oğluna söylüyor. Olay bundan ibaret. Saldırganlar yakalandı diye biliyorum. Adliyeye gittim, çocuklarıma koruma kararı aldıracağım. Sonra karakola gittim, gözaltına alındıklarını ve adliyeye sevk edildiklerini öğrendim. Tehditler aldık. Kızımın namusuna çok dil uzatıldı. Küçük kızıma da çok küfürler edildi. Kız kardeşleri ve görümcem bana karşı ‘sizi öldüreceğiz, vurduracağız. Evinizde rahat uyuyacağınızı mı sanıyorsunuz’ dediler ve dediklerini de yaptılar. Evimize 8 el kurşun sıktılar. 2.5 sene önce boşandım. Öncelerde hiçbir şey yoktu, bu olay yeni oldu. Tamamen oğlumun babasına ‘annemin hakkında neden böyle konuşuyorsun’ tartışması yaşamasıdır. Hakkımda neden böyle konuştuğunu bilmiyorum. Sürekli olarak ona ‘benim namusuma dil uzatma’ diyorum. Ben namusumu koruyorum, namussuz bir kişi de değilim. Kendileri de çok iyi biliyorlar. Neden bana iftira attığını bilmiyorum. Başıma ilk kez böyle bir şey geldi ve çocuklarım korkudan okula gidemiyor” ifadelerini kullandı.
Kağıthane polisi kıskıvrak yakaladı
Olayın ardından kadının ihbarı üzerine olay yerine polis ekibi sevk edildi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrasında polis ekipleri, kadının ifadesini alarak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemede sonucunda evin önüne gelen bir araçtan ateş açıldığı tespit edildi. Olayla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri, saldırganların Ö.Ç.(14) ve ağabeyi Hüseyin Ç. (24) olduğu belirlendi.
14 yaşındaki çocukta tabanca bulundu
Devam eden çalışmalar iki kardeş, Çağlayan’da kıskıvrak yakalandı. 14 yaşındaki çocuğun üst aramasında olayda kullandığı tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen iki saldırganın ifadeleri alınarak adli işlemleri yapıldı. “Mala zarar verme” suçundan adliyeye sevk edilen iki kardeş, adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. – İSTANBUL
]]>
Marmara Denizi’nde kuru yük gemisinin batması sonucu hayatını kaybeden Hüseyin Tutuk son yolculuğuna uğurlandı. Baba Mahmut Tutuk, “Gitme diye ısrar ettim” dedi.
Olay, 15 Şubat’ta İmralı açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Batuhan A. isimli kuru yük gemisi fırtına sebebiyle battı. Bölgede arama çalışmalarını sürdüren Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı balık adamlar geçtiğimiz günlerde asansör yardımıyla 51 metre derinliğe inerek, aşçı Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşmıştı. Daha sonra dün Sualtı Savunma Grup Komutanlığı (SAS) komandoları tarafından yapılan dalışta ise kazan dairesinde bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Ulaşılan cesedin gemi batarken eşine video gönderen Hüseyin Tutuk’a ait olduğu öğrenildi. Tutuk’un cansız bedeni, otopsi işlemleri için Bursa Adli Tıp Kurumu’na getirildi.
“Oğlum ilk seferine çıktı”
Geminin battığı bölgede çok fırtınalı bir havanın olduğunu söyleyen Baba Mahmut Tutuk, “Oğlum ilk seferine çıktı. Gemiye yağcı olarak başladı. Orada gece saat 23.30 sıralarında gemi arızalanıyor. Oğlum sabaha karşı 6’da hanımına video atıyor. Güverteye çıkıp ‘şu anda batıyor gemi’ diyor. Daha sonra Sahil Güvenlik’e alarm verilmiş. Alarmı geç vermişler. Tabi onlar da batan gemiye hemen ulaşamaz. İlk önce dalış yapılamadı. Çok fırtınalı bir hava vardı. Dalış yapmanın imkanı yoktu. Perşembe ve Cuma günü hiçbir müdahale yapılamadı. Cumartesi günü iki tane ayakkabı bulundu. Biri 38 numara diğeri de 44 numara ayakkabı. Pazar günü ise aşçı kadını buldular. Daha sonra dün aramalar devam etti. Devletimiz aramaları hiç aksatmadı. Dün benim oğlumu buldular. Biz de Sahil Güvenlik’ten tespitini yaptık” dedi.
“Benden çekindiği için gittiğini söyleyemedi”
Oğlun ile en son yaklaşık 20 gün önce görüştüğünü belirten baba Tutuk, “Önce İstanbul’a daha sonra da Kahramanmaraş’a arkadaşının yanına gitmiş. Oğlumla son temasım bu şekilde oldu. Benden çekindiği için ‘baba ben gidiyorum’ diye bana söylemedi. Çünkü ben ona ‘gitme’ diye ısrar ettim. Her şey Allah’ın takdiri. Ben ona çok ısrar ettim çalışma diye. Sadece ben değil ailecek ısrar ettik. Fakat bizi dinlemedi, ‘gideceğim’ dedi” diye konuştu.
Geminin her an batma tehlikesinin bulunduğunun altını çizen baba Tutuk, şu ifadelere yer verdi:
“Ben orada ikinci kaptanın oğlu ve eşleri ile görüştüm. Babası ‘gemi bugün veya yarın batar’ diyormuş. Bu gemileri denizlerden arındırsınlar. İnsanlar başka acılar yaşamasın. Benim oğlum gemiciliği bilmez birkaç ay önce sertifika almıştı ondan sonra gemiye yağcı olarak başladı.”
Son yolculuğuna uğurlandı
Öte yandan, hayatını kaybeden Hüseyin Tutuk’un cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu’ndan yakınları tarafından alınarak toprağa verilmek üzere Manisa’nın Turgutlu ilçesine gönderildi. Tutuk, öğle namazını müteakip Urganlı Mahallesi Çarşı Camii’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı. Tutuk’un cenazesi Turgutlu ilçesinde bulunan Urganlı Yeni Mezarlığı’na defnedildi.
Cenazeye Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya ve Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın katılarak Tutuk ailesine taziyelerini iletti. – MANİSA
]]>
ANTALYA’da eniştesi Zeynel Boyacı (33) tarafından öldürüldükten sonra boş araziye gömülen Zeynep Ece Aksay’ın (26) cenazesi, yakınları tarafından gözyaşlarıyla alındı. Aksay’ın babası Mustafa Aksay, şüphelinin eşi olan diğer kızı İlknur Boyacı’ya ev hapsi verilmesine tepki göstererek, “İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” diye konuştu. Aksay, kızı Zeynep’in cesedi daha önce bulunsaydı belki de Ali Diken cinayetinin işlenmemiş olabileceğini de söyledi.
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den (32) 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunduktan sonra bir televizyon programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, kurye Ali Diken’i (32) öldürdüğünü itiraf etti. Ağır küfür ve hakaretler etmesi nedeniyle Diken’i öldürdüğünü dile getiren Boyacı, polis ekiplerince gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği ‘Obert’ ve kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı.
Boyacı, aynı noktaya yaklaşık 30 metre mesafede battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin ise bir süredir haber alınamayan baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu söyledi. Cenazeler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, Zeynel Boyacı ifade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından çıkarıldığı mahkemece ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Boyacı’nın eşi İlknur Boyacı hakkında ise ‘konutu terk etmeme’ şartıyla denetimli serbestlik kararı verildi.
DNA TESTİNDE BELİRLENDİ
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testte cesedin Aksay’a ait olduğu kesinleşti.
‘KIZIM İLKNUR’UN DAHA ÇOK CEZA ALMASINI İSTİYORUM’
Zeynep Ece Aksay’ın babası Mustafa ve annesi Fatma Aksay ile yakınları cenazeyi almaya geldi. Burada gazetecilere konuşan Mustafa Aksay, cinayetin aydınlatılmayan noktaları olduğunu belirterek, “Zeynep Ece Aksay cinayetinde biz emniyet mensuplarından rica ediyoruz. Bunun aydınlatılmayan tarafları var. Çünkü Zeynep Ece’nin ablası yanında mıydı? Yanındaysa niye kardeşini kurtarmadı? Zeynep Ece Aksay’ın cinayet gecesi eve geldiğinde battaniyesini Zeynel ‘çöpe attım’ demiş. Çöpe attı da madem kızımın bilgisi var mıymış? Biz kızımız İlknur’un bilgisi olduğunu düşünüyoruz. Kardeşine sahip çıkmamış. Niye kardeşini korumamış? İlknur’un ev hapsi nedir? Daha çok ceza almasını istiyoruz” dedi.
‘HEM KIZIMDAN HEM DAMADIMDAN ŞİKAYETÇİYİM’
Olaya inanamadıklarını belirten Mustafa Aksay, “İnanamadık. Yani konduramadık. Şimdi şu anda cenazeyi almaya geldik ama DNA testiyle yüzde yüz olduğunu anladık. Yaşanan olaylardan dolayı hem kızım İlknur’dan hem damadım Zeynel Boyacı’dan şikayetçiyim. Bu olayın açık olmayan yerleri var, bu konuyu emniyet mensuplarının araştırmasını istiyorum” diye konuştu.
‘BABA SANA SÖYLEMEDİM Mİ ECE İYİYMİŞ’
Kızı Zeynep Ece Aksay’dan haber alınamamasının ardından diğer kızı İlknur’un kardeşinin kendisini gizli numaradan aradığını söylediğini ifade eden Mustafa Aksay, “Kızım Zeynep kaybolduktan 5- 10 gün geçtikten sonra biz köyden İlknur’un evine gittik. Gelirken telefon ettik kızıma ve dedik ki ‘Kızım biz eve geliyoruz’ deyince ‘Tamam baba ben de geliyorum’ dedi. Biz eve geldikten sonra İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” dedi.
‘BELKİ DE ALİ DİKEN CİNAYETİ İŞLENMEYECEKTİ’
Yaşanan olaylar sırasında damatları Zeynel Boyacı’dan hiç şüphelenmediklerini belirten Mustafa Aksay, “Zeynep Ece’yi öldürdükten sonra bu şahıs bizimle geldi, oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi. Gitti, geldi bize yardım etti. Kızım İlknur bizi yanlış yönlendirmeseydi, kızım Zeynep’in cesedi bulunsaydı belki de Ali Diken cinayeti işlenmemiş olabilirdi. Ölmeyecekti” diye konuştu.
ANNE AKSAY: YÜREĞİM PARÇALANIYOR, ÖMÜR BOYU HAPİS GÖRSÜN
Fatma Aksay ise “Kızım ile damadımın sadece cezalandırılmasını istiyorum. Yüreğim parçalanıyor. Ömür boyu hapis görsün. Kızım bizi oyaladı. ‘Gelecek anne, telefon açtı’ diyerek bizi oyaladı. İlknur’u da evlatlıktan reddediyorum. Öyle benim evladım yok. Kardeşine nasıl böyle bir şey yapar? Bir anneye, bu babaya yapılır mı? En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.
ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
İşlemlerin ardından Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi ailesine teslim edildi. Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan cenaze alındığı sırada Aksay çifti gözyaşlarını tutamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken Fatma Aksay, büyük kızına yaslanarak ağladı.
Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi, defnedilmek üzere Aksu ilçesinin Karaöz Mahallesi’ne götürüldü.
]]>
İngiltere milli takımı ve Premier Lig ekiplerinden Liverpool’un eski forvet oyuncusu Michael Owen, görme kaybı yaşayan oğlunun yeniden görebilmesi için “Mümkün olsa gözlerimi onunla değiştirirdim” dedi.
Babasının izinden gitmeyi uman ve kendisi de bir futbolcu olan 17 yaşındaki James Owen’a 8 yaşındayken dejeneratif bir göz rahatsızlığı olan Stargardt hastalığı teşhisi kondu.
BBC’ye konuşan Michael, “Eğer ona gözlerimi verebilseydim verirdim. James’in tekrar görebilmesi için sahip olduğum her kuruşu verirdim” dedi.
James üst düzey futbolculardan oluşan bir aileden geliyor. Babası Michael, Liverpool ve Real Madrid gibi kulüplerde hücum oyuncusu olarak oynadı ve daha sonra biraz tartışmalı bir şekilde Liverpool’un rakibi Manchester United forması giydi.
Michael’ın babası Terry Owen ise futbol kariyerine 1966 yılında Everton’da başladı.
Futbol James’in kanına işlemişti ancak Owen ailesi küçük oğullarında alışılmadık bir şeyler olduğunu yavaş yavaş fark etti.
Top ayağındayken James iyi bir oyuncuydu, ama sık sık pasları takip edemiyor ya da sahanın ilerisindeki oyuncuların hareketlerini anlayamıyordu.
James, daha büyük sahalarda oynamakta zorlandığında ve her şey çok hızlı gelmeye başladığında bu durumun endişe verici olduğunu anladığını söylüyor.
Öte yandan Michael, evde ya da tatilde aile fotoğrafları çekmeye çalışırken oğlunun fotoğraf makinesine bakmak yerine hep yana baktığı için bir süre zorluk yaşadığını anlatıyor.
Michael göz uzmanının teşhisini ise bir “darbe” diye niteliyor.
James, Stargardt hastalığı nedeniyle “merkezi görüşü bulanık”.
“İyi bir çevresel görüşe” sahip olmasına rağmen “farklı renkleri ve ışıkları görmekte zorlanıyor”.
Kraliyet Ulusal Görme Engelliler Enstitüsü’ne göre Stutgardt hastalığı, retinanın merkezi kısmı olan makulayı etkileyen ve görmenin azalmasına neden olan kalıtsal bir göz hastalığı.
Michael, “Bir ebeveyn olarak her şeyin mükemmel olmasını istersiniz ama tabii ki üzücü bir dönemdi” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Geleceği düşünüyorsunuz. Araba kullanabilecek mi? Çalışabilecek mi? Tüm bunlar aklınızdan geçiyor.”
James, diğer görme engelli insanların da uyguladığı bazı taktiklerle hastalığıyla mücadele etmeyi öğrendiğini söylüyor.
James, “Babamın kazağının ne renk olduğunu fark ediyorum. Böylece eğer dışarı çıkarsam onu yüzünden değil renginden tanıyabilirim çünkü ayrıntıları çıkarmakta zorlanıyorum” diyor.
Baba ve oğul, James’in görme kaybını ve futsalı (salon futbolunu) inceleyen ilk belgeselleri, Futbol Herkes İçin’i yayımlamaya hazırlanıyor.
İkili, Birmingham’da düzenlenen 2023 Görme Engelliler Dünya Kupası’nda oynayan görme engelli İngiltere futsal takımını takip ediyor.
Futsal daha küçük, kapalı bir sahada, çok fazla sekmeyen daha ağır bir topla oynanıyor.
Oyuncular görme engellerine göre sınıflandırılıyor ve oyuncu sayısı sınırlanıyor. Kaleciler görme engelli değil, ancak kaleyle sınırlılar.
Futbolu bir kenara bırakmış olsa da James “bir sürü hayalim var” diyor.
İşletme okuyan James, bunu çok severek yaptığını ve gelecekte kendi işinin sahibi olmayı umduğunu, ancak bunun ne olabileceği konusunda seçeneklerini açık tuttuğunu söylüyor.
Michael ise gülerek, “30 yıl sonra ben emekli olduğumda, muhtemelen ‘aile imparatorluğunu’ o devralacak,” diyor.
]]>
Türkiye şehitlerine ağlıyor. Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen kahramanlarımızın kimlikleri açıklandı. Piyade Sözleşmeli Er Kemal Batur, Piyade Uzman Çavuş Serkan Sayın, Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir, Piyade Sözleşmeli Er Emrullah Gülmez, Piyade Üsteğmen Gökhan Delen, Piyade Uzman Çavuş Hakan Gün, Piyade Uzman Çavuş Ahmet Köroğlu, İstihkam Sözleşmeli Er Muhammed Tunahan Evcin ve Sözleşmeli Er Murat Atar’ın ailelerine şehadet haberi verildi.
15 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada dokuz askerimizin şehit olduğunu, dört askerin yaralandığını duyurdu. Bakanlıktan, “Yaralılarımız hastaneye sevk edilmiş ve tedavilerine başlanmıştır. Temasta ilk belirlemelere göre 15 terörist etkisiz hale getirilmiştir” açıklaması yapıldı.
MSB ŞEHİTLERİN İSİMLERİNİ AÇIKLADI
Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen kahramanlarımızın isimlerini açıkladı.

NİĞDE: KEMAL BATUR
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Sözleşmeli Er Kemal Batur, şehit oldu. Şehidin acı haberi, Vali Yardımcısı Resul Özdemir ve beraberindeki askeri heyet tarafından Niğde merkeze bağlı İlhanlı Mahallesi’nde yaşayan baba Cuma ve anne Hatice Batur’a ulaştırıldı. Oğullarının şehadet haberini aldıktan sonra fenalaşan Batur çiftine hazırda bekletilen sağlık ekibi müdahale etti. Şehidin baba evine Türk bayrakları asılırken, yakınları ve komşuları da taziye için eve akın etti. Bekar ve 4 kardeşin en büyüğü olduğu öğrenilen Şehit Batur, memleketindeki törenle son yolculuğuna uğurlanacak.

AKSARAY: GÖKHAN DELEN
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Üsteğmen Gökhan Delen, şehit oldu. Üsteğmen Delen’in, memleketi Aksaray’ın Ereğli Kapı Mahallesi’nde oturan babası Bayram Delen’e acı haber, askeri yetkililer tarafından verildi. 2’si kız 4 kardeş olan Şehit Delen’in bekar olduğu öğrenildi. Acı haberin ardından baba evine Türk bayrağı asıldı.

GAZİANTEP: HAKAN GÜN
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Uzman Çavuş Hakan Gün, şehit oldu. Gün’ün şehadet haberi, Gaziantep’in Fatih Mahallesi’nde oturan ailesine askeri yetkililer tarafından verildi. Şehidin babası Süleyman Gün ve diğer aile üyeleri acı haberle gözyaşlarına boğuldu. Şehidin evine ve sokağa Türk bayrakları asıldı. Acı haberin ardından yakınları ve komşuları taziye için şehit evine akın etti. Bekar olan Şehit Hakan Gün’ün cenazesi, düzenlenecek törenle toprağa verilecek.

ADIYAMAN: SERKAN SAYIN
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Uzman Çavuş Serkan Sayın, şehit oldu. Şehidin acı haberi, Adıyaman’ın Bahçelievler Mahallesinde oturan ailesine İl Jandarma Komutanı Albay Hikmet Uz, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimler Derneği Başkanı Hacı Erdengi ve askeri yetkililer tarafından verildi. Şehit ailesi acı haberle üzüntüye boğulurken, baba evine Türk bayrakları asıldı. Emine ve Hacı Ali Sayın çiftinin 6 çocuğundan ortancası olan Uzman Çavuş Serkan Sayın’ın bekar olduğu öğrenildi.

KAHRAMANMARAŞ: MÜSLÜM ÖZDEMİR
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir, şehit oldu. Şehit Özdemir’in acı haberi, Merkez Dulkadiroğlu ilçesinin Şerefoğlu Mahallesi’ndeki çadırda yaşayan baba Ali- Ümmihani Özdemir çiftine Dulkadiroğlu kaymakamı Fatih Çelikkaya ve yetkililer tarafından verildi. 3 çocuklarından tek oğlu olan bekar Müslüm’ün şehadet haberiyle Özdemir çifti gözyaşlarına boğulurken, ailenin yaşadığı çadır bölgesine Türk bayrakları asıldı.

KAHRAMANMARAŞ: EMRULLAH GÜLMEZ
Diğer şehit ateşi ise Göksun İlçesi Hacıkodal mahallesindeki Şehit Piyade Sözleşmeli Er Emrullah Gülmez’in baba ocağına düştü. Yine askeri yetkililerce verilen acı haberin ardından iki şehidin baba ocağı Türk bayraklarıyla donatıldı.

İSTANBUL: AHMET KÖROĞLU
Irak’ın kuzeyinde sürdürülen Pençe- Kilit Harekatı bölgesinde, bir üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada Piyade Uzman Ahmet Köroğlu, şehit oldu. Köroğlu’nun şehadet haberi, Tuzla, Şifa Mahallesi’nde oturan ailesine askeri yetkililer tarafından verildi.

ORDU: MURAT ATAR
Pençe Kilit Harekatı Bölgesi’nde üs bölgesine sızmaya çalışan bölücü terör örgütü mensupları ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) arasında çatışma çıktı. Terör örgütü ile çıkan çatışmada şehit olan askerlerden biri de Ordulu İstihkam Sözleşmeli Er Murat Atar oldu. Şehit Atar’ın acı haberi İkizce ilçesi Bolluk mahallesi nüfusuna kayıtlı baba ocağında ailesine haber verildi.
]]>
Bursa’nın Mudanya ilçesinde yıllardır eczacılık yapan dedesi ve annesinin izinden giden genç, üniversiteyi bitirerek büyüklerinin açtığı yolda mesleğe başlamanın gururunu yaşıyor.
Eczacılığa 44 yıl önce Yozgat’ta başlayan 74 yaşındaki Adem Solak, 1990’da Mudanya’da iş yerini açtı. Solak, kendisine küçük yaşlardan itibaren yardım eden ve baba mesleğini seçerek kendi iş yerini açan kızı Derya Solak Cansever’in oğlu Necip Furkan Cansever’le dede torun aynı eczanede mesai yapıyor.
Adem Solak, AA muhabirine, Yozgat’ta çalıştığı 10 senenin ardından Mudanya’da 34 yıldır mesleğini sürdürdüğünü söyledi.
Kızının 1995 yılında Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun olduktan sonra yanında bir sene çalıştığını, daha sonra kendi eczanesini açtığını belirten Solak, “Torunum da geçen sene İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Kızım ve torunumun meslek seçiminde katkım mutlaka olmuştur. Onlar çalışmamı görünce hoşlarına gitti ve bu mesleğe başladılar, hevesle yapıyorlar.” dedi.
Torununu beyaz önlükle görmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Solak, emekliye ayrılınca iş yerini ona devredeceğini ifade etti.
24 yaşındaki Necip Furkan Cansever de 6 ay önce başladığı eczacılıkta dedesinin kendisine çok yardımcı olduğunu bir arada olmanın çok farklı bir his olduğunu vurguladı.
Dedesinden çok şey öğrendiğini kaydeden Cansever, “Dedemle beraber çalışmak çok farklı bir his gerçekten. Herkes çok şaşırıyor. Kimseye herhalde nasip olmaz böyle bir şey. Dedem aşırı derecede deneyimli, bana çok yardımcı oluyor.” diye konuştu.
???????Dede torun çalıştıklarını ilk kez görenlerin şaşırdığını kaydeden Cansever, şöyle devam etti:
“Küçükken annemin bazen ihtiyacı oluyordu. Küçük yaşta geliyordum gidiyordum, destek oluyordum. Yani çok bir şeyler yapamıyordum ama ilaç dizmede yardımcı oluyordum. Okulda öğrenmekle dedemden öğrenmek çok çok farklı yani. Üniversitede akademik bilgiler öğrendim ama eczanede ise dedemden kimin neye ihtiyacı olduğunu öğreniyorum. Ben de onu örnek alıyorum. Çok güzel bir meslek, benden sonraki kuşakların da bu mesleğe devam etmesini isterim.”
“Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz”
Mesleğini 29 yıldır sürdüren 50 yaşındaki Derya Solak Cansever ise meslek seçimindeki en büyük faktörün babası olduğunu anlattı.
Gençlik yıllarında eczacı olmayı düşünmediğini ancak babasının eczacılığın mizacına uygun olduğunu söylemesi üzerine üniversite tercihlerini buna göre yaptığını aktaran Cansever, şöyle konuştu:
“Sonradan fark ettim ki gerçekten bana uygun bir meslekmiş. İyi ki öyle yapmış. Nasip oldu, benden sonra da oğlum üniversite tercihlerinde eczacılık fakültesini yazdı ve o da kazandı. Şu anda 3 nesil eczacılık mesleğine devam ediyoruz. Babam ve oğlum Güzelyalı’da, benim eczanem de Kurşunlu’da. Mezun olduktan sonra ilk yıl birlikte çalıştık, sağ olsun yetişmeme, işi öğrenmeme yardımcı oldu. Sonrasında da elini hiç üstümden çekmedi. Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz. Aynı meslek grubunda olmak güzel oluyor. Ben de bildiklerimi elimden geldiğince oğluma aktarmaya çalışıyorum.”
Cansever, eczacılığa 3 nesil aktif devam etmeleri dolayısıyla çevrelerinden olumlu tepkiler aldıklarını belirtti.
Babasıyla alakalı en büyük öğretisinin işinin başında durmak olduğunu söyleyen Cansever, “Bu yaz oğlumun mezuniyetine gittik. Mezuniyeti çok gurur verici bir şeydi. Yani hiç öyle hissedeceğimi düşünmedim ama orada en çok babam aklıma geldi. ‘Demek ki ben de mezun olduğumda babamın yanına geldiğimde, önlüğümü giydiğimde babam bunları hissetmiş’ dedim. Çok gurur vericiydi.” ifadesini kullandı.
]]>
Olay, yeni yıla girerken saat 23.30 sıralarında, Fatih’te meydana geldi. Ailenin iddiasına göre; 17 yaşındaki Melek Nur Özgener, yılbaşını kutlamak üzere Nisa A.(17) ve Ercan D.(32) ile buluştu. Otomobilin içinde oturdukları sırada Ercan D., yanındaki silahı çıkararak iki kız arkadaşına doğrultup, “Seni mi vurayım? Yoksa seni mi?” dedi. O sırada Ercan D., tetiğe basarak arka koltukta oturan Özgener’i başından vurarak yaraladı. Ardından korkuya kapılan şüpheli, Özgener’i otomobili ile en yakındaki hastaneye bırakıp kayıplara karıştı. Yaralı Melek Nur Özgener ameliyata alınırken, polis ekipleri 4 yıl önce benzer bir suçtan yargılanıp serbest bırakılan Ercan D.’yi yakalamak için çalışma başlattı. Çalışmalar sırasında gözaltına alınan Nisa A. serbest bırakılırken, ağır yaralanan Melek Nur Özgener ise yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Öte Yandan, Nisa A.’nın sosyal medya hesabından tabanca fotoğrafı paylaştığı görüldü.
“HANGİNİZE SIKAYIM DİYOR, BENİM KIZIMDA PATLIYOR”
Hastane kapısında, kızından gelecek güzel haberi bekleyen baba Bülent Özgener, “Geçtiğimiz yılbaşı günü, ben kızımı çağıracağım sırada memurlar aradı. ‘Acile gelir misiniz’ dediler. Ben sandım ki biri şaka yapıyor. Sonra Melek Özgener’in babası olup olmadığımı sordu. ‘Acil hastaneye gelir misiz’ dedi. Ben de gittim. Memur bey anlatmaya başladı. İki kız, bir erkek varmış arabada. Erkek ‘Hanginize sıkayım’ demiş. Benim kızımın kafasında patlıyor. Eli tetiğe değmiş. Arka taraftan girip ön kulak arkasından çıkıyor. Bu adam daha önce de cinayet işlemiş. Denetimli serbestlikten salmışlar” şeklinde konuştu.
“HASTANENİN ÖNÜNE ATIP KAÇIYOR”
Güçlükle konuşan baba Özgener, “Geldiğimde gördüm ki yoğun bakımda. Kızım şu an ölümle pençeleşiyor. Arabanın içerisinde mermi patladıktan sonra hastaneye getiriyor. Önüne atıp, bırakıp kızımı kaçmaya başlıyor. Memur arkadaş o sırada görüp plakasını alıyor. Araştırıyorlar. Çocuk yurt dışına da kaçabilir. Memur arkadaşlara da söyleyeceğim. Yurt dışına kaçarsa bulamazlar. Böyle kişilere adalet lazım. Hiç salmamaları lazım” dedi.
“UYUŞTURUCU VE SİLAH KAÇAKÇILIĞI VAR”
Baba Özgener, “Bu yanlarındaki Nisa isimli kızla uzun süredir beraberler. Ama kız ailesinden kopuk. Benim kızımla tanıştıktan sonra iş patlıyor. Kız uyuşturucu satıyordu. Benim kızıma da sattırmaya çalışmışlardır. Vuran çocukta uyuşturucu satıcılığı ve silah kaçakçılığı yapıyor. İlk gördüğümde her tarafı şişmişti. Boynunda yaralar vardı. Belki de kızıma başka şeyler de yapacaklardı bunlar” ifadelerini kullandı.
“BENİM KIZIMLA NE İŞİ OLABİLİR”
Fotoğrafları gösterirken isyan eden baba Bülent Özgener, “Benim kızım 17 yaşında. Bu adamın iki tane çocuğu var. Benim kızımla ne işi olabilir? Bu adam zaten uyuşturucu satıyor. Silah kaçakçılığı var. Ne işi olabilir benim kızımla” dedi.
]]>
Özden ATİK/ İSTANBUL, İSTANBUL’da üç kardeş, 20 yıl önce babalarının 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla beraber yetkililere haber vermeden gömdüğünü iddia etti. Şimdilerde her biri 20’lerinde üç gencin olayı 2016 yılında polise ihbar etmesiyle baba Hüseyin K. hakkında soruşturma açıldı. Hüseyin K. polis ifadesinde çocuğun neden öldüğünü bilmediğini söylerken, savcılık ifadesinde hasta olduğu için öldüğünü ve mezar yeri parası olmadığı için kendisinin gömdüğünü ileri sürdü. Babanın çelişkili ifadeleri karşısında eşi ve baldızının da birbirleriyle tutarsız ifadeleri tespit edildi. Savcılıkça bebeğin gömüldüğü yerde ‘fethi kabir’ (cenazenin incelenmek üzere mezarının açılması) yapıldı. Bebeğe ait bulguların DNA’sı sanık babayla uyumlu çıktı. Savcılık, baba Hüseyin K. hakkında ‘Olası kastla çocuğunu öldürme’ suçundan müebbet hapis istemiyle dava açtı.
Olay, 14 Temmuz 2016 tarihinde V.K. (25), Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbarla ortaya çıktı. Üç kardeş babalarının 2003 tarihinde o sırada 15 aylık olan kardeşleri Armağan’ı eziyet edercesine dövdüğünü, uğradığı şiddet sonucu sabaha kadar ağlayan kardeşlerinin öldüğünü, babalarının bu olayı gizlemek için bir arkadaşıyla birlikte küçük kardeşlerini Arnavutköy Mezarlığı’na gömdüğünü iddia ettiler. Korkunç iddia üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Kardeşlerin ayrı ayrı ifadeleri alındı.
“SİZ ÖLSENİZ NE OLUR, BİZİM BAŞKA ÇOCUĞUMUZ OLUR”
Olay sırasında 3 yaşında olan ve baba şiddeti nedeniyle evden kaçan Ö.K. ifadesinde “Ben 3-4 yaşlarındayken babamdan şiddet görmeye başladım. Eline ne geçerse onunla bizi döverdi. 2001 yılında doğan kardeşim Armağan için babam ‘Şeytan çocuk’ derdi. Bir gece babam kardeşimi kötü dövdü. Çocuk sabaha karşı öldü. Annem ve babam bizden gizli bu çocuğu götürüp Arnavutköy Mezarlığına gömdüler. Biz, sonraki konuşmalardan bunu anladık. 5-6 yıl sonra okul kaydı çıktığından nüfus müdürlüğüne öldüğünü belgelemek için başvuruda bulundular. Tanık olarak teyzemi gösterdiler” dedi. Ö.K. ayrıntılı ifadesinde de babasının kardeşlerini ve kendisini kabloyla dövdüğünü, Armağan’ı kabloyla dövdükten sonra tekme ve yumruk attığını, duvara fırlattığını söyleyerek yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Babam bizi döverken, ‘Siz ölseniz ne olacak, siz ölürsünüz bizim başka çocuğumuz olur. Şuraya bir çukur kazar üstünüze iki toprak atarız olur biter’ derdi. Armağan’ı döverken, ‘Bu çocuk bir ölse ben öldürmüş olmam eceli gelmiş, ölmüş olur. Allah bana günah yazmaz. Dinimizde çocuk 7 yaşına kadar namaz kılmazsa döverek öldürebilirsiniz. Ben cennetliğim’ derdi. O gece Armağan’ı döverken, Armağan bizden yardım istedi. Bize bakarak ‘aba uf’ diyordu. Babam bunun üzerine Armağan’ı alarak başka bir odaya götürdü ve kapıyı kapattı. Biz kapının arkasından sadece çığlık seslerini duyduk. Daha sonra babam odadan çıktı, gidip uyudu. Armağan teyzemin yanındaydı. Teyzem Armağan’a mama ve su vermeye, susturmaya çalışıyordu. Armağan sürekli ‘uf, uf’ diye ağlıyordu. Teyzem susturmaya çalışıyordu, ancak ateşi yükseliyordu. Armağan iyice kötüleşince teyzem, annem ve babamın odasına gidip ‘Armağan ölüyor’ dedi. Ancak ikisi de umursamadı. Armağan’ı babamın öldürdüğünü kimseye söylemiyorlardı.”
“ANNEM DE TEYZEM DE BABAMA MÜDAHALE ETMEDİ”
Olay sırasında 5 yaşında olan V.K. ise babasının küçük kardeşinin doğduğundan beri dövdüğünü, ölümünden bir gün önce de babasının çok dövmesi yüzünden kardeşinin yürüyemediğini söyledi. V.K. ifadesinde “Olay günü babam, Armağan’ı yanına çağırdı. Armağan, babamın yanına gitmeyerek teyzemin arkasına saklandı. Bunun üzerine babam Armağan’ı dövmeye başladı. Annemin eşarbını boğazına dolayıp havada sallandırdı. Çocuğu duvara vurdu. Eli yüzü mosmor kesilmişti. Annem de teyzem de babama müdahale etmedi. Babam onları da dövüyordu. Saat 04.30-05.00 sıralarından teyzem telaşla, ‘Bu çocuğun nefesi gelmiyor’ dedi. Saat 6’ya doğru annemle babam evden çıktılar. Babamın arkadaşı geldi. Teyzem, ‘Kardeşiniz öldü, babanlar gömmeye götürdüler’ dedi
SANIK BABA ÇELİŞKİLİ İFADELER VERDİ
Sanık baba Hüseyin K. 28 Kasım 2016 tarihinde polise verdiği ifadesinde, Armağan’ın neden vefat ettiğini bilmediğini, herhangi bir sağlık sorunu olmadığını söyledi. Baba 14 ay sonra savcılıkça alınan ifadesinde ise, işten geldiğinde Armağan’ın hasta olduğunu öğrendiğini, ertesi gün hastaneye götürmeyi düşündüğünü, ancak gece vefat ettiğini, mezar yeri satın alacak parası olmadığı için Armağan’ı Arnavutköy mezarlığına defnettiğini, ölümden sonra nüfus müdürlüğüne başvurduğunu ancak görevlilerin ölüm kaydı düşmediğini söylediği, memleketten muhtarın araması üzerine Aydın Söke’de tekrar öldüğünü bildirdiğini söyledi.
ANNE: “MERDİVENLERDEN DÜŞTÜ”
Anne Ceyhan K. de olay günü Armağan’ın merdivenlerden düştüğünü, kafasının şiştiğini, ancak maddi durumları olmadığı için hastaneye götüremediklerini, acılarından dolayı kocasının ölüm olayını yetkililere bildirmediğini, kocasının arkadaşıyla birlikte bebeği defnettiğini anlattı.
BİRLİKTE GÖMDÜĞÜ ARKADAŞI DA İFADE VERDİ
Sanık baba ile birlikte bebeği gömen arkadaşı Ahmet Ç. ifadesinde, Hüseyin K’nin bebeğinin ölmeden önce hasta olduğunu, ancak doktorlara güvenmediği için bebeği hastaneye götürmediğini, olay günü sabah Hüseyin’in evine gittiğinde Armağan’ın öldüğünü öğrendiğini, Hüseyin bebeği tek başına defnedeceğini, onu yalnız bırakmamak için yanında gittiğini, sabah saat 08.00 sıralarında cenaze namazını kılarak bebeği defnettiklerini söyledi.
İKİ KARDEŞİN DAHA İFADESİ ALINDI
Soruşturma sürecinde baba Hüseyin K’nın yaşayan 9 çocuğundan biri olan E.K. ile D.K’nin de ifadesine başvuruldu. E.K. kardeşlerinin aksine babasının kardeşlerini darp etmediğini, kardeşinin olay öncesinde herhangi bir kaza da geçirmediğini, rahatsızlığının da olmadığını söylerken; D.K. babasının Armağan’ı dövdüğünü, susmayınca eşarpla boynunu sıkıp susturmaya çalıştığını, sabah uyandıklarında anne ve babasının kardeşlerinin öldüğünü söylediğini anlattı.
MEZAR AÇILDI
Savcılıkça, 9 Haziran 2022 tarihinde sanık babanın gösterdiği yerde,’fethi kabir’ (cenazenin incelenmesi için mezarın açılması) işlemi yapıldı. Açılan mezarda iki farklı bebek cesedi bulundu, yapılan DNA incelemesinde bulunan bebek kemiklerinden birinin sanık babanın DNA’sıyla uyumlu olduğu saptandı.
20 YIL SONRA DAVA AÇILDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına fezlekeyle gönderilen soruşturma sonucunda 27 Ekim 2023’te iddianame hazırlandı. İddianamede baba, anne ve teyzenin ifadelerinin birbiriyle çeliştiği, ayrıca babanın savcılık ve polis ifadelerinin de tutarsız olduğu belirtildi. İddianamede, sanık babanın bebeğin ölümünü ilk kez 7 yıl sonra 1 Haziran 2010 tarihinde Aydın, Söke Kaymakamlığına bildirdiği belirtildi.
CENAZE MERASİMİ DÜZENLEMEMESİ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI
İddianamede, İlahiyat Fakültesi mezunu baba Hüseyin K’nın İslam dininin gereği üzerine cenaze merasimi düzenlemeden bebeğini erken saatlerde arkadaşıyla defnetmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.
MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ
İddianamede, 2003 yılının kış aylarında, kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte öz oğlu olan 2001 doğumlu Armağan’ı kablo ile başına vurarak, tekme ve yumrukla, eşarpla boğazını sıkarak ve duvara fırlatarak darbederek bebeğin ölümüne neden olduğu belirtildi. Sanığın “Olası kastla nitelikli kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması istendi.
İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen ilk duruşmaya, üç kardeşin yanı sıra kardeşlerden D.K de şikayetçi olarak katıldı. Karısıyla Aydın’da yaşayan sanık Hüseyin K. ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.
Sanık Hüseyin K. savunmasında, suçlamaların asılsız olduğunu ve üzerine tiyatro oynandığını ileri sürdü. Suçlamaları anlamakta zorlandığını söyleyen sanık baba, “İddialara konu olan bebeğim 6 kilo doğmuştur. Her çocuğumuza kendi özelliklerine göre ilgi gösterdik. Vefat öncesi eşim bebeğin merdivenden yuvarlandığını söyledi. Kontrol ettim herhangi bir bulgu yoktu. Eşimin anlattığına göre o gün biraz ateşlenir gibi olmuş. Akşam bir şeyi yoktu. Sabaha karşı eşim beni kaldırdı. Çocuk hareketsizdi. Nabzı atmıyordu. Vefat ettiğini anladım” dedi.
Sanık Hüseyin K. maddi imkanlarının yetersiz olduğunu, daha önceden vefat eden bebeğinin cenaze masraflarını karşılayamadığını ve aynı sıkıntıları yaşayacağı düşüncesiyle defin işlemlerini kendisinin yaptığını belirterek beraatini istedi.
Şikayetçi kardeşler de babalarından gördükleri eziyet nedeniyle cezalandırılmalarını talep ettiler. Mahkeme, bir sonraki duruşma anne ve teyzenin dinlenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>
Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı’ndan konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 askerimizi şehit verdiğimiz hain saldırıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
“HESABI MİSLİ İLE SORULMUŞTUR”
Şehitlerimizin kanının yerde kalmadığını ifade eden Erdoğan, “Dün Irak’ın kuzeyinde hainler tarafından gerçekleştirilen şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailesine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Mehmetçiklerimizin kanı yerde kalmamış, hesabı misli ile sorulmuştur. 12 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Son terörist bertaraf edilene kadar sürdüreceğiz. Irak’ın ya da Suriye’nin kuzeyinde terör yapılanmasına müsaade etmeyeceğiz. Eli kanlı caniler ve örgüte destek verenler teröre yer olmadığını er yada geç anlayacak. Rabbim kahraman askerlerimizi muzaffer eylesin” dedi.
6 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜ
Milli Savunma Bakan Yaşar Güler, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Piyade Teğmen Ramazan Günay, Piyade Uzman Çavuş Mehmet Serinkan, Piyade Uzman Onbaşı İsmail Yazıcı, Piyade Sözleşmeli Er Yasin Karaca, Piyade Sözleşmeli Er Çağatay Erenoğlu ve Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşın. Kahraman silah arkadaşlarımız 22 Aralık 2023 tarihinde şehit olmuşlardır. Kahraman şehitlerimize şahsım ve Milli Savunma Bakanlığı mensupları adına Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve asil milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim” ifadelerine yer verdi.
EMRE TAŞKIN: MALATYA
Saldırıda şehit düşen 3 askerden biri olan Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşkın’ın (22) acı haberi Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yaşayan aileye ulaştı. İlçe Kaymakamı Erkan Savar, Alacakapı Mahallesinde bulunan aileye acı haberi ulaştırırken şehidin anne ve babasının Umre için Mekke’de oldukları öğrenildi. Geçtiğimiz yıl göreve başladığı belirtilen şehidin bir kardeşinin de TSK’da görevli olduğu öğrenildi. Aslen Bingöl’ün Karlıova ilçesi nüfusuna kayıtlı olan şehidin cenazesi ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde defnedilecek.
Acı haberi duyan şehidin yakınları gözyaşlarına boğulurken sokak itfaiye ekiplerince Türk bayrakları ile donatıldı. Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşkın’ın bir süre önce sosyal medya hesabında yayınladığı “Şehit olursam bunu paylaşın” ifadesi ise yürekleri buruktu.
MEHMET SERİNKAN: DENİZLİ
Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü tarafından yapılan saldırı sonucu Piyade Uzman Çavuş Mehmet Serinkan şehit düştü. Şehit Piyade Uzman Çavuş Serinkan’ın şehadet haberi askeri yetkililer tarafından Denizli’nin Tavas ilçesi Yorga Mahallesinde yaşayan ailesine ulaştırıldı. Şehidin evine Türk bayrağı asılırken, baba Ali ve anne Rabia Serinkan ile yakınlarını protokol üyeleri ve askeri yetkililer sakinleştirmeye çalıştı. Ayrıca şehit Serinkan’ın ağabeyi Hüseyin Serinkan’ın da 2016 yılında Suriye El-Bab bölgesinde meydana gelen bir çatışmada yaralanarak gazi olduğu öğrenildi.
İSMAİL YAZICI: ZONGULDAK
Piyade Uzman Onbaşı İsmail Yazıcı’nın şehadet haberi Zonguldak’ın Kdz. Ereğli ilçesindeki baba ocağına ulaştı. Şehidin şehadet haberini annesi Miyase Yazıcı ve eşi Seda Yazıcı’ya Kdz. Ereğli Kaymakamı Mehmet Yapıcı, Garnizon Komutanı Tuğamiral Niyazi Uğur verdi. Şehidin evinin bulunduğu sokak ve evine Türk bayrakları asıldı. Şehidin 4 ay önce evlendiği ve eşinin hamile olduğu aynı zamanda 10 kardeşi olduğu öğrenildi. Şehidin cenaze töreninin ise nüfusa kayıtlı olduğu Gümüşhane’nin Şiran İlçesi’ne bağlı Telme Köyü’ne defnedileceği öğrenildi.
RAMAZAN GÜNAY: AFYONKARAHİSAR
Hain saldırıda şehit düşen, Afyonkarahisar-Sinanpaşa İlçesi Güney Beldesi Çalışlar Mahallesi nüfusuna kayıtlı olan ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı/Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında görev yapan Piyade Teğmen Ramazan Günay’ın şehadet haberi, şehidin İzmir Buca ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan ailesine yetkililer tarafından ulaştırıldı. Şehit Ramazan Günay’ın şehadet haberinin annesi Firdes Günay ve babası Ahmet Günay’a verilme anında, adreste sağlık görevlileri de bulundu. Acı haberi alan aile bireyleri yasa bürünürken, şehidin cenaze programının henüz netleşmediği öğrenildi.
YASİN KARACA: TOKAT
Saldırıda şehit düşen Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Ormandibi köyü nüfusuna kayıtlı olan Sözleşmeli Piyade Er Yasin Karaca’nın şehadet haberi baba ocağına ulaştı. Şehidin şehadet haberini babası Ahmet Karaca ve annesi Zahide Karaca’ya Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Almus Kaymakamı Emre Çömen, Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, Tokat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sabri Küyük verdi. Şehidin baba ocağına Türk bayrakları asıldı. Şehidin evli olmadığı ve 7 kardeşi olduğu öğrenildi. Şehidin cenaze töreninin yeri ve tarihi hakkında ailesinin karar vereceği öğrenildi.
ÇAĞATAY ERENOĞLU: SİNOP
Saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Çağatay Erenoğlu’nun şehadet haberi, Sinop’un Boyabat ilçesinde yaşayan ailesine ulaştı. Evli ve iki çocuk babası Erenoğlu’nun Yeşilyurt köyündeki babaevine gelen askeri ve mülki yetkililer, aileye şehadet haberini iletti. Şehadet haberinin duyulmasının ardından Erenoğlu ailesinin yakınları ve mahalle sakinleri, evin önünde toplanarak aileye taziyelerini sundu.
]]>
Irak’ın kuzeyinde, bölücü terör örgütü tarafından yapılan saldırı sonucunda 6 askerimiz şehit oldu. Gelen bu haberler tüm Türkiye yasa boğulurken Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Irak’ın kuzeyinde teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan 6 askerin kimliğini açıkladı.
6 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜ
Milli Savunma Bakan Yaşar Güler, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Piyade Teğmen Ramazan Günay, Piyade Uzman Çavuş Mehmet Serinkan, Piyade Uzman Onbaşı İsmail Yazıcı, Piyade Sözleşmeli Er Yasin Karaca, Piyade Sözleşmeli Er Çağatay Erenoğlu ve Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşın. Kahraman silah arkadaşlarımız 22 Aralık 2023 tarihinde şehit olmuşlardır. Kahraman şehitlerimize şahsım ve Milli Savunma Bakanlığı mensupları adına Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve asil milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim” ifadelerine yer verdi.
EMRE TAŞKIN: MALATYA
Saldırıda şehit düşen 3 askerden biri olan Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşkın’ın (22) acı haberi Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yaşayan aileye ulaştı. İlçe Kaymakamı Erkan Savar, Alacakapı Mahallesinde bulunan aileye acı haberi ulaştırırken şehidin anne ve babasının Umre için Mekke’de oldukları öğrenildi. Geçtiğimiz yıl göreve başladığı belirtilen şehidin bir kardeşinin de TSK’da görevli olduğu öğrenildi. Aslen Bingöl’ün Karlıova ilçesi nüfusuna kayıtlı olan şehidin cenazesi ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde defnedilecek.

Acı haberi duyan şehidin yakınları gözyaşlarına boğulurken sokak itfaiye ekiplerince Türk bayrakları ile donatıldı. Piyade Sözleşmeli Er Emre Taşkın’ın bir süre önce sosyal medya hesabında yayınladığı “Şehit olursam bunu paylaşın” ifadesi ise yürekleri buruktu.
MEHMET SERİNKAN: DENİZLİ
Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü tarafından yapılan saldırı sonucu Piyade Uzman Çavuş Mehmet Serinkan şehit düştü. Şehit Piyade Uzman Çavuş Serinkan’ın şehadet haberi askeri yetkililer tarafından Denizli’nin Tavas ilçesi Yorga Mahallesinde yaşayan ailesine ulaştırıldı. Şehidin evine Türk bayrağı asılırken, baba Ali ve anne Rabia Serinkan ile yakınlarını protokol üyeleri ve askeri yetkililer sakinleştirmeye çalıştı. Ayrıca şehit Serinkan’ın ağabeyi Hüseyin Serinkan’ın da 2016 yılında Suriye El-Bab bölgesinde meydana gelen bir çatışmada yaralanarak gazi olduğu öğrenildi.

İSMAİL YAZICI: ZONGULDAK
Piyade Uzman Onbaşı İsmail Yazıcı’nın şehadet haberi Zonguldak’ın Kdz. Ereğli ilçesindeki baba ocağına ulaştı. Şehidin şehadet haberini annesi Miyase Yazıcı ve eşi Seda Yazıcı’ya Kdz. Ereğli Kaymakamı Mehmet Yapıcı, Garnizon Komutanı Tuğamiral Niyazi Uğur verdi. Şehidin evinin bulunduğu sokak ve evine Türk bayrakları asıldı. Şehidin 4 ay önce evlendiği ve eşinin hamile olduğu aynı zamanda 10 kardeşi olduğu öğrenildi. Şehidin cenaze töreninin ise nüfusa kayıtlı olduğu Gümüşhane’nin Şiran İlçesi’ne bağlı Telme Köyü’ne defnedileceği öğrenildi.

RAMAZAN GÜNAY: AFYONKARAHİSAR
Hain saldırıda şehit düşen, Afyonkarahisar- Sinanpaşa İlçesi Güney Beldesi Çalışlar Mahallesi nüfusuna kayıtlı olan ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı/ Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında görev yapan Piyade Teğmen Ramazan Günay’ın şehadet haberi, şehidin İzmir Buca ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan ailesine yetkililer tarafından ulaştırıldı. Şehit Ramazan Günay’ın şehadet haberinin annesi Firdes Günay ve babası Ahmet Günay’a verilme anında, adreste sağlık görevlileri de bulundu. Acı haberi alan aile bireyleri yasa bürünürken, şehidin cenaze programının henüz netleşmediği öğrenildi.

YASİN KARACA: TOKAT
Saldırıda şehit düşen Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Ormandibi köyü nüfusuna kayıtlı olan Sözleşmeli Piyade Er Yasin Karaca’nın şehadet haberi baba ocağına ulaştı. Şehidin şehadet haberini babası Ahmet Karaca ve annesi Zahide Karaca’ya Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Almus Kaymakamı Emre Çömen, Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, Tokat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sabri Küyük verdi. Şehidin baba ocağına Türk bayrakları asıldı. Şehidin evli olmadığı ve 7 kardeşi olduğu öğrenildi. Şehidin cenaze töreninin yeri ve tarihi hakkında ailesinin karar vereceği öğrenildi.

ÇAĞATAY ERENOĞLU: SİNOP
Saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Çağatay Erenoğlu’nun şehadet haberi, Sinop’un Boyabat ilçesinde yaşayan ailesine ulaştı. Evli ve iki çocuk babası Erenoğlu’nun Yeşilyurt köyündeki babaevine gelen askeri ve mülki yetkililer, aileye şehadet haberini iletti. Şehadet haberinin duyulmasının ardından Erenoğlu ailesinin yakınları ve mahalle sakinleri, evin önünde toplanarak aileye taziyelerini sundu.

